Yüksek LisansAçık Erişim

The poverty damage: The effect of household income on job searching behavior in Turkiye

2022
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Mustafa Ulus

Özet (TR)

İnsanlık dünyada hüküm sürmeye başladığı günden bu yana varlığını devam ettirebilmek adına şartlara uyum sağlamaya çalışmıştır. Hatta kendisi bu şartlar tarafından zaman zaman büyük ölçüde zorlansa bile bir şekilde hayatta kalmak için çaba göstermiş ve bunu asla bırakmamıştır. Zamanın ilerlemesi ve zorluklarla mücadelenin sonuç vermesi sonrasında insanlığın edindiği becerilerin doğayla bütünleştiği ve ihtiyaçlarının yanı sıra isteklerine de cevap bulduğu görülmüştür. Tüm bu süreç içerisinde ne yazıktır ki, topyekun kurtulamadığı bir sorunla karşı karşıyadır: Yoksulluk. Hem bireyin hem de toplumun ana sorunu olarak görülen bu mesele, yapısı gereği tek bir faktör üzerinden ele alınmamaktadır. Çünkü tanımının bile birçok disiplin tarafından farklı bakış açılarıyla ele alınması, yoksulluğun tek bir şek- ilde ifade edilmesini zorlaştırmaktadır. Ek olarak, insanlığa bu denli dokunan bir kavramın yüzeysel biçimde açıklanması beklenen bir durum değildir. O ne- denle kavram, iktisattan sosyolojiye, tarihten antropolojiye birçok alanın tartışma konusu olmuştur. Yoksulluğun tanımıyla başlayan süreç, onu etkileyen ve ondan etkilenen fak- törlerle devam etmektedir. Yoksulluğun etkilediği faktörlerin birkaç tanesine değinil- erek başlamak gerekirse; bireylerin maddi bağlamda hayatlarını sürdürebilmeleri, maddi kazanımlarını elde edebilmek adına kullandıkları yollar, bu yollara ulaş- mak için gösterilen çaba ve hayata karşı tutumları ile bakış açılarından bahsedilebilir. Tüm bunların yanında yoksulluğun etkilendiği açıya baktığımızda ise, toplumun ya da bireylerin davranışlarından ziyade kural koyucu mekanizmanın kararlarının daha belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Çünkü yoksulluğa dair bireylerin veya hanelerin yapabileceklerine bakıldığında, özellikle Türkiye gibi bürokrasi yoğun ülkelerde, mevcut girişimlerin karar mekanizmasıyla baş başa kalacağı açıktır. Ayrıca gelişmekte olan ülkeler perspektifi ile ele alındığında, insanların yoksullukla mücadele edebilmek adına yapabileceklerine devlet desteğinin sağlan- ması daha etkili bir yöntem olarak ele alınabilmektedir. Bireylerin bulundukları koşullar altında yoksullukla mücadele edebilmek adına yapabilecekleri durumlara bakıldığında ilk olarak, işgücü piyasasına katılmaya karar verdikleri görülmektedir. Bunun temel sebepleri arasında çalışmanın yarat- tığı maddi süreklilik ve manevi anlamda "bir şeyleri başarabilme" duygusu yer al- abilmektedir. Her ne kadar maddi süreklilik kıstası, her iş kolu tarafından sağlanamıyor olsa da verilen çabanın az da olsa maddi getirisi, bireylerin belirli açılardan tat- min olmalarını sağlamaktadır. Her ne kadar işgücü piyasası içinde bulunmanın bu şekillerde faydaları olsa da içinde bulunmak pek de kolay değildir. O nedenle iş arama davranışını gerçekleştirmek, kelimenin tam anlamıyla, hem maddi hem de manevi açıdan maliyetlidir. "Manevi açıdan oluşan maliyet" okuyucuya ilk etapta şaşırtıcı bir tamlama olarak gelebilir. Ancak burada anlatılmak istenen şey bireylerin, koşullarının her geçen gün zorlaştığı ve sonucunun belirsiz olduğu bir süreçte zihinsel ve fiziksel anlamda ayakta kalma çabasıdır. Literatürde iş arama davranışına, hem nasıl yapıldığına hem de onu etkileyen faktörlere bakmak üzere çeşitli açılardan bakılmış ve cevaplar bulmaya çalışılmıştır. Özellikle bireylerin iş arama davranışını etkileyen faktörlerin incelendiği çalış- malar arasında işsizlik sigortası, iş arama şekilleri, fertlerin kendilerine dair özel- liklerinin etkileri (yaş, cinsiyet, eğitim, vb.) ve oluşan krizler fazlasıyla yer al- maktadır. Ancak çalışmanın ana konusu, hanelerin sahip oldukları gelirlerin, iş arama davranışlarına nasıl bir etkide bulunduğudur. Bu konu çerçevesinden bakıldığında hane gelirlerini oluşturan etmenlerin neler olduğuna değinmek gerek- lidir. Aynı iş arama davranışında görülen çeşitlilik gibi haneler de mevcut gelir- lerini birbirinden farklı yollarla elde edebilmektedirler. Bu açıdan bakıldığında, işgücü piyasası içinde bulunarak elde edilen ücret-yevmiye gelirleri, girişimci olarak elde edilen gelir, menkul- gayrimenkul yatırım gelirleri ve kısa vadeli de olsa işsizlik ödeneği ile krediler, başlıca kategoriler olarak gösterilebilir. Hanel- erdeki gelir elde etme farklılıkları, fertlerin iş arama davranışının hem birbirleri arasında hem de kendi süreçlerinde değişime uğramasına neden olmaktadır. İşin getirmiş olduğu maddi gelirler bir yana, aynı zamanda çalışma koşulları, çalışma sürekliliği ve çalışmanın sağladığı imkanların da bu değişimin içindeki payı gö- zle görülebilecek düzeydedir. O nedenle iş arama davranışının başından sonuna kadar lineer bir süreç olmadığını belirtmek yerinde olacaktır. Hane geliri ile iş arama davranışı arasındaki bağlantıya geri dönecek olunursa burada yoksulluğu da denklemin içine yerleştirmek gayet makul görünmektedir. Yoksulluk, her ne kadar sadece maddi nedenlere indirgenemeyecek bir sıkıntı olsa da gelirle olan bağlantısı da yadsınamayacak düzeyde güçlüdür. O nedenle, hane gelirinin yoksullukla kurulan bağlantısı ile iş arama davranışının nasıl gerçek- leşeceğini incelemek, literatüre bir katkı sağlayabilir. Öte yandan, hane geliri kapsamında yukarıda belirtilen seçenekler arasındaki kredilerin, son zamanlarda yaşanılan Covid-19 Krizi nedeniyle de başvurulan ana kaynaklardan biri olması, krediler konusunda ayrı bir parantez açılmasına neden olmuştur. Faiz oranlarında yapılan düşüşlerle birlikte geri ödeme konusunda sağlanan kolaylıkların hem negatif hem de pozitif anlamda nasıl etkilere sahip olduğu çalışmanın yan hatlarından birisini meydana getirmektedir. Kredi piyasası konusundaki bu ilginin bir diğer nedeni ise iş arama davranışı ile işsizlik sigortası arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelik oluşturulan literatürdür. Buradaki en büyük neden, işsizlik sigortasının ele alınışının ülkeden ülkeye fark- lılık göstermesidir. Öyle ki gelişmiş olarak ifade edilen ülkelerde, işsizlik sigor- tası sisteminin daha sistematik bir yapıya sahip olması, bu konu hakkında daha detaylı çalışmayı mümkün kılmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki ben- zer sosyal harcamaların hem edinim koşullarının zor olması hem de konu hakkın- daki verilerin yetersiz olması nedeniyle iş arama davranışını farklı bir açıdan değerlendirmek daha yerinde olabilmektedir. Özellikle bazı ülkelerin tarihi süreç- lerinin de gösterdiği gibi işsizlik sigortası sisteminin yerini bulmasından önce ailelerin desteği, çokça rastlanılan bir yöntemdir. Bu anlamda hane gelirinin yeterli olmadığı durumlarda kredi destekleri, varsa alınan başka hibe ya da yardım- lar hanelerin ve fertlerin hayata tutunmalarını kolaylaştıran etmenler olarak görülebilmek- tedir. Burada hatırlatılması gerekilen bir nokta da kredilerin ediniminin ve geri ödemelerinin göründüğü kadar kolay olmadığıdır. Kastedilen durum sadece kısa vadede sağlanan destektir. O nedenle, işsizlik sigortasının vermiş olduğu bazı faydalara kredi sisteminde rastlanılmadığı aşikardır. Öte yandan şu da mühimdir ki, işsizlik sigortasını ele almak adına çalışma geçmişine sahip olmak önemli ve gereklidir. Ancak söz konusu, işgücü piyasasında yeni yer alacak fertler olduğunda gerekli maliyetleri karşılamak adına farklı yollar aranmaktadır. Çalışmanın bu bağlamda literatüre olan katkısı, yoksulluk ile iş arama davranışının sıklığı arsında görülen tek yönlü bakış açısını genişletmek ve aralarındaki ilişkinin bu tek yönden ibaret olmadığını açıklamaya yöneliktir. Zira yoksulluk ile iş arama davranışı arasındaki bağlantının genel anlamda yansıması, yoksulluktaki iş arama davranışının düşük olması ve hanelerin bu sebeple yoksul olmasıdır. Bununla birlikte, iş arama davranışının sık olmaması da yoksul hanelerdeki iş- siz sayılarının fazla olmasının başlıca nedeni olarak gösterilebilmektedir. An- cak işgücü piyasasının şartlarının, çalışma sürecinin zaman içinde değişen ve bir- birinden farklı etmenlere sıkıca bağlı olması bu bakış açısının değişmesi konusunda bir uyarı niteliğindedir. Özellikle günümüz dünyasında, çalışma süresini tamam- lamasına rağmen geçim derdi nedeniyle bu durumunu sürdürmeye çalışan ya da çalışma koşullarının yeterli düzeyde olmaması nedeniyle her türlü işi kabul ede- bilecek vaziyete gelindiği bir noktada, söz konusu yoksulluk ile iş arama davranışı arasındaki ilişki daha fazla sorgulanır hale gelmektedir. Bu bağlamda iş arama davranışının üzerinde durulmasının en temel nedeni de işsizlikle arasında kuru- lan ilişkinin, tahmin edildiği gibi stabil olmamasından kaynaklıdır. Zira böyle bir bakış açısı, işgücü piyasasındaki pürüzleri görmezden gelmek demektir. Dolayısıyla ilgili konuda yapılan araştırmaları da gerçeklikten uzaklaştırmaktadır. Dolayısıyla 2016-2019 yılları arasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafın- dan panel veri kapsamında oluşturulmuş SILC Veri Anketi ile oluşturulan veri analizleri ve ampirik model, hanelerdeki gelir düzeyinin, fertlerin bireysel birçok özelliği de dahil edilerek (yaş, cinsiyet, eğitim, sağlık ve medeni durum) iş arama davranışı üzerinde nasıl bir etkisinin olup olmadığı araştırılmaktadır. Özellikle yoksul hanelerdeki fert gelirine olan bağımlılık ile görece daha iyi gelir düzeyine sahip hanelerin bu etkiye nasıl cevap verebileceği hususu tartışılmaya çalışıl- maktadır. Ampirik modelin haricinde çalışma içerisinde, kişilerin ellerinde bu- lunan servetleri ve iş arama davranışları arasındaki ilişkiyi inceleyen teorik bir temellendirme de yer almaktadır. Bu açıdan bakıldığında özellikle Türkiye'deki eğitimli genç kuşakların ve ilk kez işgücü piyasasında yer alacakların, kendi şart- larına uygun iş bulabilme durumu, çoğunlukla beklenen süre içinde gerçekleşemediğin- den dolayı imkan olabildiği müddetçe, hane gelirine bağlı bir yaşam sürdürmek mümkün olabilmektedir. Öte yandan, kişisel şartlara uygun bir iş bulabilme halinin günümüz dünyasın- daki krizlerin derinleşmesi ve yaşam koşullarının her daim değişmesi nedeniyle eski dönemlerden daha zor olduğu belirtilmelidir. Çalışmaya istekli olan çoğun- lukların gerek çalışma şartlarından gerek kendi ideallerindeki işi bulamamaktan gerekse de sadece iş bulamamaktan ötürü mevcut eforunu iş arama davranışın- dan yana kullanmamayı tercih edebilmektedir. Öyle ki uzun zaman boyunca yaşanılan aksaklıkların, kişilerin iş bulmaya ve hatta iş aramaya dair motivasy- onunu kaybetmesi, işsizlikten bağımsız bir biçimde yeni bir kategorinin oluşu- muna neden olmaktadır. Bu kategori literatürde, "umudunu yitirenler" (discour- aged workers) olarak adlandırılmaktadır. O nedenle yapılan ölçümlerde çeşitli kıstaslar kendisini göstermektedir. Elde edilen verilerin model harici oluşturulan analizlerle yeniden düzenlenmesindeki yegane sebeplerden bir tanesi budur. Özellikle bu inceleme, yukarıda belirtildiği gibi, iş arama davranışı ile işsizlik arasındaki ilişkiye lineer bir biçimde bak- mak yerine farklı ihtimallerin de gerçekleşebileceğini belirtebilmektir. Verilerin sadece kendi aralarındaki ilişkiyi açıklayabilmek adına yapılan tanımlamaları dışında, literatürde kabul gören çeşitli ölçütler aracılığıyla yapılan hesaplamalara da çalışma içinde yer verilmektedir. Özellikle çeşitli disiplinlerce farklı biçimlerde ele alı- nan yoksulluk tanımı, yine aynı çeşitlilikte farklı ölçüm biçimleriyle de hesaplan- maya çalışılmaktadır. Birbirinden farklı ölçüm teknikleri arasından zamana bağlı olarak ele alınan Karekök Yöntemi baz alınarak, eldeki verilerle Yoksulluk Sınırı hesaplanmaya çalışılmaktadır. Aynı zamanda, 2016-2019 yılları arasında yayın- lanan Yoksulluk Sınırı ölçümleriyle çalışmada yer alan ölçümler karşılaştırılarak aralarındaki farklara da değinilmektedir. Sonuç olarak ele alınan bu çalışmada, yoksulluk ve iş arama davranışı arasın- daki temel yargıların haricinde aralarındaki ilişkinin farklı dinamiklere sahip olduğuna değinilmektedir. Yoksulluk üzerine yapılan değerlendirmelerde Yoksulluk Sınırı ve hanelerde yer alan işsiz oranı ile hane başına yapılan iş arama davranışlarının oranları incelenmektedir. Hane geliri üzerinde durulduğu esnada kredi piyasası ve işsizlik sigortası sistemi, tarihi bir perspektifle tüm dünyadaki örnekleriyle bir- likte ifade edilmeye çalışılmaktadır. Tüm bunların yanında, hane geliri ile iş arama davranışı arasındaki bağlantının niteliğini incelemek adına Logit- Probit Modeli temelli ampirik bir model oluşturulup değişkenlerin 2016-2019 zaman dilimi arasında ne şekilde bir ilişki içinde olduklarına bakılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İşsizlik, İşsizlik Sigortası, Yoksulluk, Hanehalkı Fi- nansmanı, İş Arama Davranışları, Kamu Politikaları

Yazar

Dr. Eylül Seren Kösel

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Eylül Seren Kösel (Yüksek Lisans Tezi). The poverty damage: The effect of household income on job searching behavior in Turkiye, 2022, Galatasaray University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası