Adnan Menderes University
Anabilim Dalı

Zootekni Anabilim Dalı

Adnan Menderes University

189

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar yöresi manda yetiştiriciliği; Küçükçobanlı Köyü örneği

Bu çalışma Afyonkarahisar ilinde mandacılık işletmelerinin hangi alışkanlıklara sahip olduğunu, bu alışkanlıkları nasıl, ne zaman ve nereden edindiklerini ortaya koymak maksadıyla ele alınma ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu amaçla merkeze 4 Km mesafede bulunan ve ildeki manda populasyonunun önemli bir kısmını barındıran Küçükçobanlı köyü örnek olarak seçilmiştir. Seçilen bu köyümüzün Afyonkarahisar ilindeki manda yetiştiriciliği hakkında genel durumu ortaya koyacağı, bunun için de yeterli materyale sahip olduğu ve çevresindeki diğer yerleşim yerlerine örnek teşkil ettiği düşünülmüştür. Öncelikle köyde manda yetiştiren işletme sahipleri tespit edilmiş ve bu yetiştiricilerle kişisel görüşme yapılarak kendileriyle anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca kurum istatistiklerinden yararlanılmış ve gözlem yapılmıştır. Verilerin analizi EXCEL programında yapılmıştır. Yaptığımız görüşmeler neticesinde yetiştiricilerin geçmişten gelen bazı alışkanlıkları halen yaşattıkları ve uyguladıkları, bazı alışkanlıkları ise gelişen yaşam şartları, ekonomi, teknoloji karşısında terk ettikleri, zamana uymak açısından yeni tekniklere hemen adapte oldukları görülmüştür. Süt üretimi açısından birincil olarak inek besledikleri, mandayı ise geleneksel manda kaymağı üretimi için ellerinden çıkarmadıkları anlaşılmıştır. Afyonkarahisar yöresinde manda kaymağı, manda yoğurdu, kaymaklı lokum, kaymak şekeri, fermente sucukta kullanılan manda eti mandacılık işletmelerinin en önemli gelir kaynakları olduğu tespit edilmiştir.

Savaş Yılmaz
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli ili özel işletme koşullarında yetiştirilen holştayn ırkı sığırların süt verimi ve döl verimi özellikleri üzerine bazı çevresel faktörlerin etkisi

ÖZETBu çalışma, Denizli İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne bağlı beş farklı özel sığırcılık işletmesinde yetiştirilen Holştayn sığırların döl verimi ve süt verimi özelliklerinin düzeylerinin belirlenmesi ve bu verim özellikleri üzerindeki bazı çevresel faktörlerin etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini 2004-2012 yılları arasında işletmede yetiştirilen Holştayn sığır ırkı düve ve ineklerden elde edilen verim kayıtları oluşturmuştur. Araştırma döneminde, süt verimi özellikleri için 228 inek ve düveye ait 567 adet laktasyon, döl verimi özellikleri için ise 414 adet tohumlama kaydı değerlendirmeye alınmıştır.Holştayn düvelerde önemli döl verimi parametrelerine ait ortalama değerler sırasıyla; gebelik süresi 273,63 gün, ilk tohumlama-gebelik aralığı 31,73 gün, ilk gebelik yaşı 547,65 gün, ilk buzağılama yaşı 821,28 gün, ilk tohumlama yaşı 515,92 gün, gebelik başına tohumlama sayısı 1,49 olarak saptanmıştır.Holştayn ineklerde önemli döl verimi parametrelerine ait ortalama değerler ise sırasıyla; gebelik süresi 274,88 gün, doğum-ilk tohumlama aralığı 98,30 gün, ilk tohumlama-gebelik aralığı 135,28 gün, servis periyodu 163,22 gün, buzağılama aralığı 431,83 gün, gebelik başına tohumlama sayısı 2,18 olarak belirlenmiştir.İncelenen süt verimi özelliklerinden laktasyon süresi 305,27 gün, gerçek süt verimi 8140,73 litre, 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ortalaması 7892,67 litre ve kuruda kalma süresi 61,10 gün olarak bulunmuştur.Holştayn düvelerde işletmenin gebelik süresine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığı ve ilk buzağılama yaşına etkisi önemli (P<0,05), ilk gebelik yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemli (P<0,01), ilk tohumlama yaşına etkisi ise önemli (P<0,001); buzağılama yaşının gebelik süresine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığı, ilk gebelik yaşı, ilk buzağılama yaşı, ilk tohumlama yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemli (P<0,001); buzağılama yılının ilk gebelik yaşı, ilk buzağılama yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemsiz, gebelik süresine etkisi önemli (P<0,05), ilk tohumlama-gebelik aralığı ve ilk tohumlama yaşına etkisi önemli (P<0,001); buzağılama mevsiminin gebelik süresi, ilk tohumlama-gebelik aralığı, ilk gebelik yaşı, ilk buzağılama yaşı, ilk tohumlama yaşı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemsiz olarak bulunmuştur.Holştayn ineklerde işletmenin gebelik süresi, gerçek süt verimi ve kuruda kalma süresine etkisi önemsiz, doğum-ilk tohumlama aralığı, ilk tohumlama-gebelik aralığı, servis periyodu, buzağılama aralığı ve laktasyon süresine etkisi önemli (P<0,05), gebelik başına tohumlama sayısı ve 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ortalamasına etkisi önemli (P<0,01); laktasyon sırasının gebelik süresi, doğum-ilk tohumlama aralığı, servis periyodu, buzağılama aralığı, gebelik başına tohumlama sayısı, laktasyon süresi, gerçek süt verimi, 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ve kuruda kalma süresine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığına etkisi önemli (P<0,01); buzağılama yılının doğum-ilk tohumlama aralığı ve gebelik başına tohumlama sayısına etkisi önemsiz, servis periyodu ve buzağılama aralığına etkisi önemli (P<0,05), gebelik süresi, ilk tohumlama-gebelik aralığı, laktasyon süresi, gerçek süt verimi, 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimi ve kuruda kalma süresine etkisi önemli (P<0,001); buzağılama mevsiminin gebelik süresi, doğum-ilk tohumlama aralığı, servis periyodu, buzağılama aralığı, gebelik başına tohumlama sayısı ve 2×305 güne göre düzeltilmiş süt verimine etkisi önemsiz, ilk tohumlama-gebelik aralığı ve gerçek süt verimine etkisi önemli (P<0,01), laktasyon süresi ve kuruda kalma süresine etkisi önemli (P<0,001) olarak belirlenmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlar, Denizli İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne bağlı özel sığırcılık işletmelerinde yetiştirilen Holştayn ineklerin süt ve döl verimi özelliklerinin bu ırk için bildirilen norm değerlere yakın olduğunu, Holştayn düvelerin döl verimi parametrelerinin bazılarının ise istenilen düzeylerden düşük olduğunu göstermiştir. İşletmelerde, çevresel faktörlerin etkileri dikkate alınarak seleksiyon ve ayıklama programları uygulanabilir. Tüm bu değerlendirmelere bağlı olarak özel işletme koşullarında yetiştirilen Holştayn düve ve ineklerin döl ve süt verim özelliklerinin geliştirilmesi, saha çalışmalarının artırılması gerektiği ve bu teknik ve akademik çalışmalar doğrultusunda verim düzeylerinin yükseltilebileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Holştayn, döl verimi, süt verimi, çevre faktörleri

Holştayn sığırı
Mehmet Kaya
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yemlere katılan bor, zeolit ve bor-zeolit karışımının yaşlı yumurtacı tavuklar üzerine etkileri

Bu çalışmada bor, zeolit ve bor-zeolit karışımı içeren yemin yaşlı yumurtacı tavuklar üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırma 65 haftalık yaşta 576 adet beyaz yumurtacı tavukla (Süper nick) 15 haftalık boyunca yürütülmüştür. Deneme 6 tekerrürlü 4 gruptan oluşmuş olup, her bir grupta 144 adet tavuk ile yürütülmüştür. Çalışmada kontrol grubu (1. Grup) katkısız yemi tüketirken, 2. grup 100 mg/kg bor ilaveli yemi, 3. grup 8 g/kg zeolit ilaveli yemi, 4. grup ise 100 mg/kg bor ve 8 g/kg zeolit ilaveli yemi tüketmişlerdir. Yeme bor ve zeolit ilavesinin yumurta verimi üzerine etkisi önemsizken (P>0,05), yumurta ağırlığı üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0,01). Gruplar arasında yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı arasındaki fark önemsiz bulunmuştur (P>0,05). Yeme bor ve zeolit ilavesi ile kırık-çatlak yumurta oranı değişmezken (P>0,05), kabuksuz yumurta oranı ise yeme bor ilave edilen gruplarda önemli düzeyde artmıştır (P<0,01). Yeme bor+zeolit ilave edilen grupta yumurta kalite (iç-dış kalite) özelliklerinden kabuk kalınlığı önemli düzeyde artarken (P<0,01), muamelelerin diğer tüm özelikler üzerine etkisi önemsiz bulunmuştur (P>0,05). Sonuç olarak yaşlı yumurtacı tavukların yemlerine bor veya zeolit ilave etmenin verim parametrelerini etkilemediği, özellikle kabuk kalitesinde iyileşme sağlayarak hasarlı yumurta oranını azaltacağı yönündeki beklentileri yeteri düzeyde karşılamadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: Bor, Zeolit, Yaşlı Yumurtacı Tavuk, Yumurta Kalitesi

Erol Bintaş
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ege bölgesinde üretilen hayıt ve çam ballarında ısıtmanın ve depolama süresinin hidroksimetilfurfural miktarı ve diastaz sayısı üzerine etkileri

Bu çalışma, Ege Bölgesi?nde üretilen hayıt (vitex agnus-castus) balının TSE bal standardı açısından tanımlanması ve bölge çam balının genel özelliklerinin, farklı analitik parametrelerle belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ayrıca, bölge ve ülkemiz açısından önemli ballardan, çam ve hayıt ballarının hasat sonrası depolanması, işlenmesi ve paketlenmesi aşamalarında, bekletme ve ısıl işlem uygulamalarının balların niteliklerini belirleyen en önemli iki faktör olan 5-HMF ve diastaz enzimi değişimleri incelenmiştir. Çalışmada, Ege Bölgesi'nde, altı farklı arıcılık işletmesinde hasat edilen hayıt balı, yine altı farklı arıcılık işletmesinde hasat edilen ballar, Denizli İl Kontrol Laboratuarında analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre hayıt ballarının sırası ile ortalama pH değeri 3,75±0.033, brix 82,09±0.07, nem % 15.95±0.040, 5-HMF 9.96±0.098 mg/kg, diastaz sayısı 21.77±0.208, glikoz %33.23±0.729, fruktoz % 40.53±0.281, invertşeker (glikoz+fruktoz) %73,961±0,651, fruktoz/glikoz 1,223±0,025, kül % 0.220±0.006, serbest asitlik 26,561±0.3 meq/kg, elektriksel iletkenlik 0,423 ± 0.001 mS/cm-1 olarak belirlenmiştir. Çam ballarında ise, pH değeri 4.041±0.025, brix 80,5±0,10, nem 17.73±0.049, 5-HMF 3,45±0,094 mg/kg, diastaz sayısı 17.58±0.208, glikoz 26.7±0.338, fruktoz 35.4±0.184, invertşeker (glikoz+fruktoz) 62,0±0.65, fruktoz/glikoz 1,31±0.019, kül % 0.506±0.006, serbest asitlik 27.01±0.1meq/kg, elektriksel iletkenlik 1.177±0,001 mS/cm-1 olarak tesbit edilmiştir. Bu çalışmada her iki bal çeşidinde de başlangıç değerleri, oda sıcaklığında farklı bekleme sürelerinde ve 60 ºC `de 24 saat bekletilmesi sonucu 5-HMF ve diastaz sayısı limit değerleri içinde tespit edilmiştir. Ancak hayıt ve çam balı 72 ºC?de 24 saat bekletildiğinde, 5-HMF ve diastaz sayısı limit değerlerinin dışında belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Hayıt balı, Çam balı, 5-Hidroksimetilfurfural, Diastaz sayısı

Mustafa Doğan
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kesim öncesi etlik piliçlerin bilinçsizleştirilmesi için kullanılan farklı frekanslardaki alternatif akımın hayvan refahı, karkas kusurları ve et kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı, kesim öncesi elektrik akımıyla bilinçsizleştirmenin, etlik piliçlerin refahı, karkas kusurları ve et kalitesi üzerindeki etkilerini belirlemektir. Kesim öncesi elektrikle bilinçsizleştirmenin piliçlerin refahı üzerindeki etkilerini belirmek için üniversitenin kanatlı tesisinde (deneme 1) ve piliçlerin et kalite özelliklerine olan etkilerini incelemek için kanatlı kesimhanesinde ticari koşullar altında (deneme 2) iki deneme yürütülmüştür. Her bir denemede, 180 adet etlik piliç kullanılmıştır. Piliçler 9 gruba ayrılmıştır (Kontrol, 4 AC ve 4 DC). Piliçler, su banyosunda 4 s süresince 120 mA'lik, elektrik akımının (AC sinus ve pulslanmış kare DC) farklı frekansları (50, 200, 400 ve 1000 Hz) uygulanarak bilinçsizleştirilmiştir. Daha sonra piliçlerin refleksleri, solunumunun durması ve fibrilasyonlar belirlenmiştir. Kesimden sonra piliçlerden akan kan miktarı, karkaslar üzerinde karkas kusurları, piliç göğüs etlerinde pH, renk, tekstür, su kayıpları ve pişirme kayıpları ölçülmüştür. AC akımın 50 ve 200 Hz'lik frekans düzeyleri kanatlı refahı üzerine en olumlu etkiyi göstermiştir. AC akımın tüm frekans gruplarında DC akımdan daha fazla karkas kanaması ve spot lekeler meydana gelmiştir. Elektrikle bilinçsizleştirme piliçlerin göğüs etindeki su kaybını azaltmıştır. Fakat elektrikle bilinçsizleştirmenin diğer et kalite özellikleri üzerindeki etkisi önemli bulunmamıştır. Sonuç olarak, etlik piliçlerin kesim öncesi elektrikle bilinçsizleştirilmesinde 120 mA, AC akımın düşük frekanslarının (50 ve 200 Hz) kullanılması kanatlı refahı, karkas kusurları ve et kalitesi üzerinde daha olumlu etkiler ortaya koymuştur.

Etlik piliç
İhsan Bülent Helva
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mastitise karşı direnç sağlayan laktoferrin geni bakımından polimorfizmin bazı yerli sığırlarda araştırılması

Bu çalışma, Aydın ilinde yetiştirilen yerli sığırlarda Laktoferrin gen polimorfizminin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. DNA, farklı lokasyonlarda yer alan 6 sürüde bulunan 100 bireyden alınan kan örneklerinden elde edilmiştir.Genotiplerin belirlenmesi için PCR-RFLP metodu kullanılmıştır. Sığır Laktoferrin genine ait 1050 bç'lik bölge PCR ile çoğaltılmış ve ardından HinfI restriksiyon enzimi ile kesime tabi tutulmuştur. HinfI enzim kesimi sonucu 635, 480, 180, 120 bç'lik bantlardan oluşan bir karışım elde edilmiştir. Bu çalışmada, daha önce literatürde bahsedilmemiş farklı bant uzunluklarına sahip olan (480, 180 ve 120 bç) ve "C" olarak adlandırılan bir allel tanımlanmıştır. Çalışmada, gen frekansları A ve C allelleri için sırası ile 0.435 ve 0.565, genotip frekansları ise AA, AC ve CC genotipleri için sırası ile 0.17, 0.53 ve 0.30 olarak belirlenmiştir. Konuyla ilgili yapılan çalışmalarda yaygın olarak gözlemlenen B alleli bu çalışmada gözlenmemiştir. Daha somut bilgilerin ortaya konabilmesi amacıyla bu gen bölgesinin DNA dizi analizinin yapılması faydalı olacaktır. Bu çalışmadan elde edilen bulgular literatüre önemli katkı sağlayacak düzeydedir.

Semih Sevim
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sivas ili damızlık sığır yetiştiricileri birliğine üye süt sığırcılığı işletmelerinde hayvan besleme uygulamaları

Bu çalışmada Sivas İli ve ilçelerindeki (Merkez, Suşehri, Zara, Hafik, Yıldızeli) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine kayıtlı işletmelerin yapısal durumları, işletme sahiplerine ilişkin genel bilgiler, eğitim seviyeleri, barınak koşulları, yem bitkileri üretimine ve yem depolama koşullarına ilişkin bilgiler, yetiştiricilerin sosyo-ekonomik durumları ve hayvan besleme üzerine bilgi düzeyleri ve mevcut hayvansal üretim düzeyini artırmaya yönelik çözüm önerileri üretilmeye çalışılmıştır. Çalışmada örnekleme yöntemiyle seçilen 133 işletme sahibiyle yüz yüze yapılan anket verileri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada süt sığırcılığı işletmeleri genellikle küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinden oluşmaktadır. Yetiştiricilerin %97'sinin okuryazar olduğu tespit edilmiştir. Sivas ilinde sığırlar yaklaşık 5 ay meralatılmaktadır. İncelenen işletmelerin %23.3'ünde elle sağım yapılmakta, %60.9'unda seyyar makine ile sağım yapılmaktadır. İşletmelerin arazi varlıklarının müsait olmasına karşın yem bitkileri ekimi ve silaj yapımı konusunda yeterli girişimde bulunmadıkları görülmüştür. İşletmelerin %91.7'sinde öncelikli yem tercihleri arasında samanın ilk sırada geldiği görülmektedir. İşletmelerin %60.15'inde yüksek ve düşük süt verimli ineklere aynı oranda yem verildiği görülmüştür. Aynı zamanda işletmelerin %99.25'inde de laktasyon süresi boyunca hayvanlara aynı miktarda yem verildiği, süt sığırlarının uygun besleme programlarına tabi tutulmadığı belirlenmiştir. Sivas ili damızlık sığır yetiştiricileri birliğine üye işletmelere, süt sığırcılığı faaliyetlerindeki verimliliklerini artırmak için bakım, besleme, yetiştirme, silaj yapımı, yem bitkileri üretimi ve sürü yönetimi konularında gerek teorik ve gerekse pratik olarak eğitim çalışmalarının artırılmasının çiftçilerin bilgi düzeylerine ve üretimlerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Sivas, Süt Sığırcılığı, Hayvan Besleme Uygulamaları, Yemler

Hayvan beslemeSüt sığırcılığıSüt sığırcılığı işletmeleri+1
Sema Baş Hozman
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyah-alaca buzağılarda farklı sütten kesme yaşının büyüme performansı üzerine etkileri

Bu çalışmada Siyah-Alaca buzağılarda erken sütten kesim yaşının büyüme performansı üzerine etkileri incelenmiştir. Araştırmada toplam 36 baş buzağı kullanılmıştır. Kışın ve ilkbaharda doğan buzağılarda iki dönemde yürütülen bu çalışmada buzağılar Bireysel, Grup ve Bireysel+Grup olmak üzere 3 ayrı barındırma sisteminde barındırılmıştır. Buzağılara 5 ve 8 haftalık yaşlarda sütten kesme programı uygulanmıştır. İneklerin kuruda kalma süresinin yanında doğum sonrası ürettikleri ağız sütü kalitesi kolostrometre yardımıyla belirlenmiştir. Bunlara ilave olarak doğuma ve doğum sonrası dönemdeki inek ve buzağıya ilişkin bazı davranışlar da belirlenmiştir. Buzağıların doğum ve sütten kesime kadar haftalık canlı ağırlıkları ve vücut ölçüleri alınmıştır. Sütten kesimden sonra ise altıncı aylık yaşa kadar ayda bir kez canlı ağırlıkları ve vücut ölçüleri alınmıştır. İneklerden elde edilen ağız sütü kalitesi, doğum sonrasında buzağının ayağa kalkma süresi, buzağının anasından ayrılma süresi ve ineğin sonunu atma süresi ortalaması sırasıyla 95.44±3.74 g/ℓ, 101.3±10.30 dak, 170.56±8.57 dak ve 345.3±75.60 dak bulunmuştur. Kışın ve ilkbaharda doğan buzağıların doğum ağırlıkları sırasıyla 43.99±0.89 kg ve 40.90±0.91 kg iken, 6. ay canlı ağırlıkları aynı sırayla 99.83±2.07 kg ve 115.76±1.90 kg bulunmuş, ilkbaharda doğan buzağılar kışın doğanlara göre 19.1 kg daha fazla (P<0.05) ağırlık artışı sağlamışlardır. Buzağı doğum ağırlıkları sütten kesim grubuna göre 5. ve 8. haftalarda sırasıyla 43.14±0.90 kg ve 41.75±0.91 kg iken (P>0.05), 6. ay canlı ağırlıkları aynı sırayla 108.99±2.14 kg ve 106.60±1.89 kg' dır (P>0.05). Bireysel, Grup ve Bireysel+Grup bölmelerinde barındırılan buzağıların 6. aydaki canlı ağırlıkları aynı sırayla 105.77±2.35 kg, 107.94±2.56 kg ve 109.69±2.52 kg olarak bulunmuştur (P>0.05). Sonuç olarak, ineklerin ürettiği ağız sütü kalitesinin önemli değişiklik gösterdiği ve buzağıları erken sütten kesmenin daha sonraki dönemde performanslarında önemli bir sakınca yaratmayacağı belirlenmiştir. Buzağıların bireysel bölme yerine bireysel+grup bölmesinde barındırılması ise hayvan gönenci açısından önemli katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Erken sütten kesme, ağız sütü kalitesi, barındırma, doğum ağırlığı, ağırlık artışı, vücut ölçüleri

Zeynep Doğan
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Koyunlarda stresle ilgili bazı fizyolojik parametrelerin mevsimsel değişimi

Koyunlarda stresle ilgili fizyolojik özelliklerin ve tiroit hormonlarının (T3 ve T4) yıl boyunca değişimini belirlemek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bu amaçla 14 baş dişi ve 8 baş erkek olmak üzere toplam 22 baş Karya genotipi toklu kullanılmıştır. Yıl boyunca her ayın 10-15. günleri arasında toklularda sabah ve öğleden sonra rektal sıcaklık ile dakikada nabız ve solunum sayıları belirlenmiştir. Serum T3 ve T4 hormon seviyelerini belirlemek amacıyla her mevsimin ortasında olmak üzere yılda 4 defa öğleden sonraki ölçümlerde hayvanlardan kan alınmıştır. Otomatik sıcaklık ve nemölçer cihazı ile 12 ay boyunca ağılda iklimsel verilerin kayıtları tutulmuştur. Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında sırasıyla ortalama nabız sayısı 120.9, 133.8,127.8, 132.0, 108.4, 115.7, 115.8, 101.8, 83.2, 93.6, 97.7 ve 82.3 adet/dakika; ortalama solunum sayısı 51.2, 50.1, 54.2, 42.5, 42.3, 50.2, 60.8, 60.7, 66.9, 78.2, 68.3 ve 50.0 adet/dakika; ortalama rektal sıcaklık 39.40, 39.64, 39.47, 39.55, 39.57, 39.53, 39.39, 39.18, 39.23, 39.34, 39.24 ve 38.91 ºC olarak bulunmuştur. Sonbahar, Kış, İlkbahar ve Yaz mevsimlerinde serum ortalama T3 seviyesi 2.39, 5.06, 2.27 ve 2.09 ng/ml; T4 seviyesi ise 132.85, 161.55, 189.75 ve 204.97 ng/ml olarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Karya koyunlarda fizyolojik özellikler ve tiroit hormonlarının mevsimsel çevre sıcaklığına bağlı olarak değiştiğini göstermiştir. Solunum sayısı yazın sıcak aylarında yükselirken, nabız sayısı beklenenin aksine düşmüştür. T3 ve T4 hormonları için ortaya çıkan mevsimsel değişimler beklentilerle uyumlu bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Koyun, stres, fizyolojik parametreler, T3 ve T4 hormonları

Evcil koyunlarSıcaklık stresiTiroid hormonları
Elif Yorulmaz
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peletlenmiş zeytin küspesinin süt ineklerinde süt verimi ve süt kompozisyonu üzerine etkileri

Tarıma dayalı bir sanayi yan ürünü olan zeytin küspesi ile yapılan çalışmaların çoğu küçükbaş hayvanlarda gerçekleştirilmekte, süt sığırlarının beslenmesinde zeytin küspesinin kullanımı ile yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada zeytin küspesinin yüksek verimli süt sığırlarında süt verimi, süt kompozisyonu ve yem tüketimi üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırmada, 3 mm'lik elekten geçirilerek çekirdekleri ayıklanmış, peletlenmiş formdaki zeytin küspesi kullanılmıştır. Peletlenmiş zeytin küspesi (PZK) toplam rasyonda % 13 düzeyinde kullanılmıştır. Pamuk çiğidi içeren diğer rasyon kontrol (K) grubu olarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın hayvan materyalini erken laktasyondaki, çoklu doğum yapmış 12 baş Holstein ırkı süt ineği oluşturmuştur. Her iki grupta da 6 baş inek bulundurulmuştur. Araştırma 12 günlük alıştırma döneminden sonra 10 gün veri alma dönemi olmak üzere toplam 22 gün süre ile bireysel bölmelerde sürdürülmüştür. On günlük veri alma dönemi sonunda, PZK rasyonu ile beslenen inekler, K grubundan daha fazla (P<0.01) kuru madde tüketmişlerdir (32.8 ve 28.1 kg/gün, sırasıyla). Süt verimi (K 47.5; PZK 50.9 kg/gün) ve %3.5 yağa göre düzeltilmiş süt verimi (DSV, K 45.7; PZK 44.5 kg/gün) her iki grupta da benzer (P>0.05) belirlenmiştir. Kontrol rasyonu ile beslenen inekler daha fazla yağlı süt üretme eğilimine (P=0.08) sahip olmuşlar, ancak günlük üretilen süt yağı miktarı her iki grupta da benzer (P>0.05) olarak belirlenmiştir. Birim kuru madde tüketimine karşılık üretilen süt ya da DSV olarak belirlenen yemden yararlanma düzeyi PZK rasyonu ile beslenen ineklerde daha düşük (P<0.01) saptanmıştır. Sonuç olarak, az çekirdekli zeytin küspesinin yüksek verimli süt ineklerinin rasyonlarında başarıyla kullanılabileceği değerlendirilmiştir.

Mert Çıbık
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batı Anadolu dağ köylerinde geleneksel yerli sığır yetiştiriciliği: Manisa ili Akhisar ilçesi Akkocalı köyü örneği

Bu araştırmada, Batı Anadolu geleneksel sığır yetiştirme uygulamaları ve üretimin sürdürülebilirliğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma Manisa ilinin Akhisar İlçesinde geleneksel sığır yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Akkocalı köyünde gerçekleştirilmiştir. İşletmelerin hayvancılık faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgilerin elde edilmesi için gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Geleneksel sığır yetiştirme teknikleri ve ürün değerlendirme biçimleri ortaya konmuştur. Ortaya çıkan bilgilerin geleneksel yetiştirme sistemlerimize ilişkin literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.

Sığır besiciliği işletmeleri
Nilgün Yavuzer
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı alternatif yemlerin kimyasal kompozisyonunun tahmini için near ınfrared reflektans spektroskopinin (NIRS) kullanımı

Bu çalışmada; Aydın yöresinde hayvan beslemede kullanılan bazı alternatif yem kaynaklarının besin madde kompozisyonunun, kimyasal ve Spektroskopik (NIRS) yöntemlerle belirlenmiş ve metabolik enerji değerleri hesaplanmıştır. Materyal olarak; pamuk yaprağı, çiğiti, dut yaprağı, zeytin yaprağı, keçiboynuzu, enginar yaprağı ve anızlık tütün kullanılmıştır. Her iki yönteme göre analiz edilen yemlerin ham protein (HP) değerleri arasındaki fark, diğer besin madde değerlerine göre daha düşük bulunmuştur. Keçiboynuzunun ham selüloz içeriği her iki yöntemde de birbirine benzer (P>0.05) belirlenirken; ADF, ham kül (HK), ham yağ (HY), NDF (P<0.05) ve HP (P<0.01) değerleri birbirlerinden farklı belirlenmiştir. Buna karşın, zeytin yaprağı, dut yaprağı ve çiğitinin iki yönteme göre HK, HY ve HP değerleri arasında farklılık belirlenmemiştir (P>0.05). Yemlerin metabolik enerji içeriklerinin tahmininde pamuk yaprağı, dut yaprağı, zeytin yaprağı ve enginar yaprağının eşitlik 2'ye, çiğiti ve keçiboynuzunun eşitlik 1'e, anızlık tütün bitkisinin ise eşitlik 3'e göre değerlendirilmesinin daha uygun olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, Aydın bölgesinde ağırlıklı olarak yetişen ve yem niteliği bulunan bazı bitkisel materyallerin besin madde içeriklerinin belirlenmesinde NIR teknolojisinin kullanılabileceği belirlenmiştir. Ancak, konu ile ilgili bitkilerin değişik fizyolojik dönemlerini kapsayacak şekilde daha fazla sayıda çalışmaya gereksinim bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Alternatif yemler, Kimyasal analiz, Near infrared reflektans spektroskopi

Funda Pehlevan
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli ilinde yetiştirilen kıl keçilerinin morfolojik özelliklerinin tanımlanması

Denizli ili keçi yetiştiriciliği bakımından Ege bölgesi için önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Bu çalışma, Denizli ilinde de yetiştirilen yerli Kıl Keçisi ırkının morfolojik özelliklerinin canlı ağırlık, vücut ve baş ölçülerine dayalı olarak ortaya konması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın hayvan materyalini Denizli ilinin Babadağ, Çal, Honaz ve Pamukkale ilçelerinde bulunan 10 işletmede yetiştirilen 475 baş Kıl Keçisi oluşturmuştur. Çalışmada üzerinde durulan canlı ağırlık, cidago yüksekliği, sırt yüksekliği, sağrı yüksekliği, vücut uzunluğu, göğüs derinliği, göğüs genişliği, göğüs çevresi, baş uzunluğu, kulak uzunluğu ve alın genişliği ölçümlerine ait elde edilen en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 62.75 kg, 83.06, 77.75, 79.93, 75.60, 35.27, 19.72, 91.82, 17.51, 15.74, 13.47 cm olarak bulunmuştur. Buna ek olarak, Kıl Keçilerinde vücut örtüsü renk desenlerinin tanımlanmasına yönelik olarak yetiştirici isimlendirmeleri temel alınarak renk tanımlama tablosu oluşturulmuştur. Çalışma ile yetiştirici koşullarında bulunan Kıl Keçilerinin canlı ağırlık, vücut ve baş ölçüleri gibi morfolojik özellikleri bakımından önemli bilgileri ortaya konmuştur. Elde edilen bilgiler yetiştirme ve ıslah programları ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacaktır.

Mustafa Varol
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydın ilinde yetiştirilen yerli sığırlarda leptin gen polimorfizminin belirlenmesi

Bu çalışma, Aydın ilinde yetiştirilen yerli sığırlarda leptin gen polimorfizminin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. DNA, 5 farklı lokasyonda bulunan 117 bireyden alınan kan örneklerinden elde edilmiştir. Genotiplerin belirlenmesi için PCR-RFLP metodu kullanılmıştır. Sığır leptin genine ait 422 bç'lik bölge PCR ile çoğaltılmış ve ardından Sau3AI restriksiyon enzimi ile kesime tabi tutulmuştur. Sau3AIenzim kesimi sonucu 390, 303, 88 ve 32 bç'lik bantlardan oluşan bir karışım elde edilmiştir. Çalışmada, gen frekansları A ve B allelleri için sırası ile 0.803 ve 0.197, genotip frekansları ise AA, AB ve BB genotipleri için sırası ile 0.641, 0.325 ve 0.034 olarak belirlenmiştir. Daha somut bilgilerin ortaya konabilmesi amacıyla bu gen bölgesinin DNA dizi analizinin yapılması faydalı olacaktır. Bu çalışmadan elde edilen bulgular literatüre önemli katkı sağlayacak düzeydedir. Anahtar sözcükler: Yerli sığır, Leptin geni, PCR-RFLP,Sau3AI

LeptinPolimorfizm-genetikSığırlar
Zekai Çoban
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ilinde arıcılığın yapısı ve sorunların belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Diyarbakır ilinde arıcılığın sosyo-ekonomik yapısı, koloni yönetimindeki uygulamaları, hastalık ve zararlılarla mücadele yöntemleri, koloni kayıpları ve arıcılıkta yaşanan sorunların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Diyarbakır Arıcılar Birliği'nden, 432 arıcılık işletmesine ait bilgiler elde edilmiştir. Koloni sayısı bakımından işletmeler üç gruba ayrılmıştır. Buna göre; birinci grupta 1-99 koloniye sahip 19 arıcı, ikinci grupta 100-299 koloniye sahip 44 arıcı, üçüncü grupta 300 ve üzeri koloniye sahip 15 arıcı çalışmada yer almış, toplamda 78 arıcı ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Ankete katılan arıcıların yaş ortalaması 46.38 yıl olarak belirlenmiştir. Arıcıların %70.51'i tek gelir kaynaklarının arıcılık olduğunu belirtmiştir. Genel olarak grupların %52-63'ü ilkokul mezunu olduğunu, tüm arıcılar arıcılığa başlama nedeninin babadan kalma ve ek gelir kaynağı sağlamak olduğunu belirtmişlerdir. Gruplar genellikle koloni yönetimi, hastalık ve zararlılar, polen, arı sütü ve propolis üretimi konularında kendilerini geliştirmek istediklerini bildirmişlerdir. Arıcıların çoğunluğu kolonilerini oğul ya da güçlü kolonileri bölerek çoğalttığını belirtmişlerdir. Arıcıların %52'si genel olarak ana arının yaşını takip ettiğini, %69'u kolonilerin ana arılarını iki yılda bir değiştirdiklerini belirtmişlerdir. Arıcıların hemen tümü varroayı ve yavru hastalıklarını tanıdığını, yaklaşık %95'inin varroaya karşı kimyasal mücadele ettiğini belirtmişlerdir. Koloni başına bal verimleri ortalama 20.21 kg olarak belirlenmiştir. Yöredeki arıcıların sorunları arasında, konaklama, desteklemelerin miktarı, uygulama yöntemi ve arıcılığın örgütlü bir yapıdan uzak olmaları öne çıkan lar olarak belirlenmiştir Anahtar Kelimeler: Anket, Arıcılık, Bal verimi, Koloni kayıpları, Sorunlar, Diyarbakır

ArıcılıkBal arısı
Hasan Demen
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Etlik piliçlerde refah kriteri olarak bacak sağlığı, korku ve stres parametreleri üzerine aydınlatma, yerleşim sıklığı ve tünek kullanımının etkileri

Bu araştırmada, etlik piliçlerde aydınlatma programı, yerleşim sıklığı ve tünek kullanım durumunun, refah belirleme kriteri olarak kullanılan bacak sağlığı ile bazı korku ve stres parametreleri üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada hayvan materyali olarak 180 adet erkek ve 180 adet dişi olmak üzere toplam 360 adet ticari etlik civciv (Ross 308) kullanılmış olup, çalışma süresi 42 gün olarak gerçekleşmiştir. Araştırmada aydınlatma programı, yerleşim sıklığı ve tünek kullanım faktörleri ile her faktörün iki seviyesi kullanılarak 2x2x2 deneme düzeni oluşturuldu. Araştırmada bacak sağlığı bakımından tibial diskondraplazi, valgus-varus deformasyonu, ayak tabanı yangısı, tarsal bölge yangısı, tibia kemiğine ait kortikal indeks, dayanıklılık indeksi, ağırlık-uzunluk indeksi, dış simetri özellikler, tibia ham kül, kalsiyum ve fosfor düzeyleri ile serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri incelendi. Stres ve korku ölçütleri olarak ise heterofil lenfosit oranı, serum glikoz, total protein, kolesterol ve trigliserit düzeyleri ile hareketsizlik süresi ele alındı. Sürekli aydınlatma uygulanan hayvanlarda %26,4, kısıtlı aydınlatma uygulanan hayvanlarda ise %11,1 oranında tibial diskondroplazi lezyonu görülmüş olup, aydınlatma programının tibial diskondroplazi oluşumu üzerine etkisi istatistiksel açıdan önemli (P<0,05), yerleşim sıklığı ve tünek kullanım durumunun etkileri ise önemsiz bulunmuştur. Ayak tabanı yangı derecesi üzerine aydınlatma programı ve yerleşim sıklığının etkisi önemsiz bulunurken, tünek kullanım durumunun etkisi ise önemli (P<0,01) olarak belirlenmiştir. Tarsal bölge yangı derecesi üzerine aydınlatma programının etkisi önemsiz iken, yerleşim sıklığının ve tünek kullanım durumunun etkileri ise istatistiksel olarak önemli çıkmıştır. Tünek kullanım durumunun tarsal bölge yangı derecesi üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli (P<0,001) bulunmuş olup, tünek kullanılan hayvanlarda tarsal bölge yangısının görülme oranı ve şiddetinin daha düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri bakımından, aydınlatma programının fosfor düzeyi, tünek kullanım durumu ve cinsiyetin ise kalsiyum düzeyi üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli (P<0,05) bulunmuştur. Kırkikinci gün kortikal indeks değeri üzerine aydınlatma programının etkisi istatistiksel açıdan önemli (P<0,01) çıkmış olup, kısıtlı aydınlatma uygulanan grupta 38,81, sürekli aydınlatma uygulanan grupta ise 36,28 olarak belirlenmiştir. Yirmibirinci ve kırkikinci gün tibia dayanıklılık indeksi ve ağırlık-uzunluk indeksi üzerine her üç faktörün de etkisi önemsiz çıkmıştır. Tibia genişliği FA düzeyi ve relatif FA düzeyi üzerine aydınlatma programı, yerleşim sıklığı, tünek kullanım durumu ve cinsiyetin etkilerinin istatistik bakımdan önemsiz olduğu belirlenmiştir. Ortalama tibia uzunluğu FA düzeyi 0,92 olarak bulunmuş olup, aydınlatma programının etkisi istatistiksel açıdan önemli (P<0,05) çıkmıştır. Aydınlatma programı, yerleşim sıklığı, tünek kullanım durumu ve cinsiyetin heterofil lenfosit oranı ve hareketsizlik süresi üzerine etkileri istatistik bakımdan önemsiz bulunmuştur. Serum glikoz düzeyi üzerine aydınlatma programı ve yerleşim sıklığının etkisi istatistiksel açıdan önemsiz, tünek kullanımı ve cinsiyetin etkisi ise istatistiksel bakımdan önemli (P<0,05) bulunmuştur. Serum total protein düzeyi üzerine aydınlatma programı ve yerleşim sıklığının etkisinin istatistiksel açıdan önemli (P<0,01, P<0,001), tünek kullanımı ve cinsiyetin etkilerinin ise önemsiz olduğu belirlenmiştir. Yerleşim sıklığı ve tünek kullanım durumunun serum kolesterol düzeyi üzerine etkilerinin istatistiksel açıdan önemli (P<0,05, P<0,01) olduğu tespit edilmiş olup, aydınlatma programı ve cinsiyetin etkisi ise önemsiz çıkmıştır. İlk üç haftalık dönemde canlı ağırlık üzerine aydınlatma programının etkisinin istatistiksel olarak önemli (P<0,001) olduğu ve sürekli aydınlatma programı uygulanan gruptaki piliçlerin canlı ağırlık ortalamasının, kısıtlı aydınlatma programı uygulanan gruptaki piliçlerin ortalamasından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İlk üç haftalık dönemde yerleşim sıklığının canlı ağırlık ortalaması üzerine etkisi önemsiz iken, 4., 5. ve 6. haftalarda ise önemlilik (P<0,05) tespit edilmiştir. İlgili dönemde tüm haftalarda 12 piliç/m2 grubunda canlı ağırlık ortalamaları, 18 piliç/m2 grubundan daha yüksek olarak elde edilmiştir.

AydınlatmaEtlik piliçKümes hayvanları+6
Solmaz Karaarslan
Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetiştirici koşullarında Karya koyunları süt verim ve kuzu gelişme özellikleri arasındaki ilişkiler

Bu çalışma, ekstansif yetiştirici koşullarında Karya koyunlarının süt verimleri ile kuzu gelişme özelliklerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkilerin ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın hayvan materyalini Aydın ilinin Söke ilçesinin Burunköy mahallesinde bulunan 2 işletmede yetiştirilen 112 baş Karya koyunu ve bunlardan doğan 139 baş kuzu oluşturmuştur. Koyunların süt verim denetimlerine doğumu izleyen 30. Günde başlanmış ve 21 gün aralıklarla günde 2 sağım yapılarak gerçekleştirilmiştir. Günlük ortalama süt verimi, laktasyon süresi ve laktasyon süt verimi için en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 615,11 g, 168,01 gün ve 103,08 kg olarak tespit edilmiştir. Kuzu büyüme özellikleri olarak incelenen doğum ağırlığı, sütten kesim canlı ağırlığı ve ortalama günlük canlı ağırlık artışı için ortalamalar ise sırasıyla 4.13 kg, 19.30 kg ve 197.35 g bulunmuştur. Koyunların süt verim ve kuzuların büyüme özellikleri arasında yapılan korelasyon analizleri sonucunda en yüksek fenotipik korelasyon katsayısı koyunların günlük ortalama süt verimleri ile kuzuların sütten kesim ağırlıkları arasında 0.361 olarak bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçlar kayra koyunun yetiştirme ve ıslahına yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara destek olacaktır. Anahtar sözcükler: Karya koyunu, ekstansif koşullar, süt verimi, büyüme özellikleri

KoyunlarKuzularSüt verimi
Orkun Orhan Bayar
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peletlenmiş zeytin küspesinin kuzu besi performansı, kan parametreleri ve bazı karkas kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, farklı düzeylerde zeytin küspesi içeren karma yemlerin kuzularda besi performansı kan parametreleri ve bazı karkas kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemede 27 adet 3-3.5 aylık erkek kuzular kullanılmıştır. Hayvanlar rastgele eşit sayıda 3 gruba ayrılmıştır. Her grupta 9 hayvan yer almıştır. Her hayvan bireysel bölmede barındırılmıştır. Her gruptaki kuzular, farklı karma yemler ile beslenmiştir. Gruplar; %0 (ZK0), 12.5 (ZK12.5) ve 25 (ZK25) düzeyinde zeytin küspesi içeren 3 farklı karma yem tüketmişlerdir. Her hayvan, karma yem ve içme suyunu ad libitum olarak tüketirken, kuru yonca otu 83.77 g KM/hayvan/gün tüketmişlerdir. Deneme 56 gün sürmüştür. Denemenin başında ve sonunda, tüm hayvanlardan kan örnekleri alınmıştır. Tüm hayvanlar, denemenin sonunda kesilmiştir. Denemenin 0-56 günlük besi süresinde, hayvanların canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, kuru madde tüketimi ve yemden yararlanma oranı, 2. dönem kuru madde tüketimi ve yemden yararlanma oranı hariç, istatistiksel olarak bir etkisi görülmemiştir. Ancak, besinin 2. döneminde ZK25 grubunda kuru madde tüketimi (yoğun yem ve rasyon/gün) artmış, yemden yararlanma oranı düşmüştür (P<0.05). Deneme sonu alkalen fosfotaz değerleri, ZK25 grubunda zeytin küspesi düzeyiyle arttığı görülmüştür (P<0.01). Kesim özelliklerine ise, zeytin küspesinin etkisi istatistiksel olarak önemli görülmemiştir. MLD kasının en düşük b renk değeri, ZK25 grubunda görülmüş (P<0.05), L ve a renk değerlerinde gruplar arasında istatistiksel bir fark ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: zeytin küspesi, kuzu, karkas, kan, et rengi

Hayvan beslemeKarkas kalitesiKarma yemler+1
Kenan Çakıcı
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydın'da yetiştirilen siyah-alaca, esmer ve simmental ırkı sığırlarda karkas ve et kalite özellikleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmada Siyah-Alaca (SA), Esmer (E) ve Simmental (Sim) ırkı tosunların besi performansı, kesim ve karkas özellikleri ile et kalite özellikleri üzerinde durulmuştur. Aydın ilinde özel bir besi işletmesinde yapılan araştırmanın hayvan materyalini, 148 gün (10 baş SA ve 8 baş E ırkı tosun, I. Grup) beside tutulan ile 177 gün (7 baş SA ve 10 baş Sim ırkı tosun) beside tutulan (II. Grup) oluşturmuştur. Besi performansı olarak besi başı ağırlığı (BBA), besi sonu ağırlığı (BSA), GCAA; kesim ve karkas özellikleri olarak karkas ağırlığı ve randımanı ile bazı organ ağırlıkları, soğutma kaybı, göz kas alanı, sırt yağı kalınlığı; et kalite özellikleri olarak ise göz kasından alınan et örneklerinden pH, renk (L*,a*,b*), sızıntı su kaybı, pişirme kaybı ve et tekstürü özellikleri belirlenmiştir. Birinci grupta yer alan, SA ve E ırkı tosunların BBA, BSA ve GCAA ortalamaları sırasıyla 347.17±9.80 ve 319.80±10.96 kg (P>0.05), 549.20±16.87 ve 512.62±16.86 kg (P>0.05); 1.34±0.05 ve 1.35±0.06 kg (P>0.05), bu ırkların sıcak karkas ağırlığı ve randımanı, göz kası alanı ve sırt yağı kalınlığı ortalamaları sırasıyla 279.44±3.28 ve 289.40±3.69 kg (P>0.05), %52.5±1.0 ve %54.4±1.0 (P<0.05), 66.82±2.83 ve 82.76±3.17 cm2 (P<0.01) ve 2.3±0.3 ve 2.9±0.3 mm (P>0.05) dir. İkinci grupta yer alan, SA ve Sim ırkı tosunların BBA, BSA ve GCAA ortalamaları sırasıyla 307.24±14.28 ve 292.36±11.95 kg (P>0.05), 579.14±16.60 ve 562.00±13.88 kg (P>0.05), 1.57±0.05 ve 1.62±0.04 kg (P>0.05), bu ırkların sıcak karkas ağırlığı ve randımanı, göz kası alanı ve sırt yağı kalınlığı ortalamaları sırasıyla 304.36±4.14 ve 309.25±3.45 kg (P>0.05), %53.5±1.0 ve %54.3±1.0 (P>0.05), 69.50±4.10 ve 76.50±3.43 cm2 (P>0.05), 4.9±0.8 ve 3.6±0.7 mm (P>0.05) dir. Sonuç olarak, bu ırklardan herhangi birinin tercih edilmesi besi performansı, kesim ve karkas özellikleri ile et kalite özellikleri bakımından önemli bir farklılık yaratmayacaktır. Anahtar sözcükler: Besi performansı, Kesim, Karkas özellikleri, Et kalitesi, Irk

Besi performansıEsmer sığırlarEt kalitesi+2
Eray Çatıkkaş
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bakteriyosin ve organik asitin Japon bıldırcınlarında büyüme performansı, ince bağırsak histomorfolojisi ve mikrobiyolojisi ile yemlerdeki mikroorganizma sayısı üzerine etkileri

Yapılan bu çalışmada; bakteriyosin ve organik asit ilavesinin Japon bıldırcınlarının büyüme performansı, ince bağısak mikroflorası ve histomorfolojisi ile yemlere bulaştırılmış Listeria monocytogenes in üremesi üzerine etkileri incelenmiştir. 600 adet günlük yaştaki Japon bıldırcın civcivi (Coturnix coturnix japonica); kontrol, 150 mg/kg bakteriyosin (nisin), 300 mg/kg bakteriyosin, 3 g/kg organik asit karışımı, 150 mg/kg bakteriyosin+3 g/kg organik asit karışımı ve 300 mg/kg bakteriyosin+3 g/kg organik asit karışımı içeren grup olmak üzere, her birinde 5 tekerrür bulunan 6 gruba ayrılmıştır. Her bir tekerrürde 20 hayvan bulundurulmuştur. Deneme 35 gün sürdürülmüştür. Deneme süresince, hayvanlara içme suyu ve yemler ad-libitum olarak verilmiştir. Listeria monocytogenes kültürü, steril poşetteki yem örneklerine spreylenmiştir ve 0, 7, 15, 21 ve 28. günlerde besi yerlerine ekilerek sayımı yapılmıştır. Deneme sonunda; katkı maddesi ilavesi ile birlikte hayvanların performans verilerinde istatistiksel olarak bir artış görülmemiştir. Ancak, hayvanların ince bağırsak mikrobiyolojisi, histomorfolojisi ve yemlerdeki Listeria monocytogenes üremesi üzerine 300 mg/kg bakteriyosin + 3 g/kg organik asit karışımı ilavesinin daha olumlu etkilerinin olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Sonuç olarak, bu katkı maddelerinin birlikte kullanılması ile daha başarılı sonuçlar elde edileceği anlaşılmaktadır. Ancak, konuyla ilgili yeterli çalışma olmadığından dolayı bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Ahmet Önder Üstündağ
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerli kıl keçilerinde büyüme hormonu gen polimorfizmi ve büyüme özellikleri ile ilişkisi

Kıl keçilerinde yapılan bu çalışmada, büyüme hormonu geni GH1 ve GH2 bölgeleri bakımından mevcut olan polimorfizmin tanımlanması ve oğlakların büyüme özellikleri bakımından genotipler arası farklılıkların ortaya konması amaçlanmıştır. Analizler Aydın ve Denizli illeri köylerinde bulunan 8 farklı işletmedeki 297 baş Kıl keçisi oğlağında yürütülmüştür. Oğlakların büyüme özelliklerinin genotiplere göre değişimini saptamak üzere doğum ağırlığı, 3.5 ve 5.5 aylık yaşlardaki canlı ağırlıklar ile doğumdan 3.5 ve 5.5 aylık yaşa kadar olan ortalama günlük canlı ağırlık artışları tespit edilmiştir. GH1 ve GH2 gen bölgelerine özgü tasarlanan primer çiftleri ile sırasıyla 422 ve 116 bç'lik PCR ürünleri elde edilmiştir. PCR ile çoğaltılan iki farklı bölgedeki nükleotid polimorfizmini ortaya koymak üzere PCR ürünleri HaeIII enzimiyle kesime tabi tutulmuştur. Enzim kesimi sonrası oluşan PCR-RFLP ürünü DNA bantları jel elektroforezinde boyutlarına göre ayrıştırılıp görüntülenmiştir. Görüntülerden elde edilen genotip verilerinin analizi sonucunda GHI gen bölgesine ait AA, AB ve BB genotiplerinin frekansları sırasıyla 0.19, 0.65 ve 0.16 olarak bulunmuş ve bunun sonucunda A ve B allelerinin frekansları sırasıyla 0.51 ve 0.49 olmuştur. GHII bölgesi bakımından ise belirlenen CC, CD ve DD genotiplerinin frekansları sırasıyla 0.16, 0.68 ve 0.16 olarak bulunmuş, C ve D allelelerinin frekansları ise 0.50 ve 0.50 olarak belirlenmiştir. Oğlak büyüme özelliklerine yönelik yapılan analizlerde ise incelenen iki gen bölgesi için elde edilen genotiplerin büyüme özellikleri üzerinde önemli fark yaratacak bir etkilerinin olmadığı tespit edilmiştir.

Genetik analizGenetik farklılıklarGenetik varyasyon+4
Özge Saniye Mete
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balarısı (Apis mellifera L.) kolonilerinin ana arı kabulünde, genotip, koloni ve mevsimin etkileri üzerinde bir araştırma

Teknik arıcılıkta, yaşamsal önem taşıyan ana arının kontrollü şartlarda yetiştirilmesi yanı sıra yetiştirilen ana arıların yeni koloniye kabulü de büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada, Kafkas (K), İtalyan (İ) ve Ege (E) ana arılarının ilkbahar ve yaz mevsimlerinde paket ve bölme kolonilerine kabul oranları ve ana arı yenileme oranlarına yönelik bilgiler üretilmiştir. Bu çalışmada, yaz döneminde kabul oranı (%96), ilkbahar döneminde saptanan kabul oranından (%86) yüksek ve farklı bulunmuştur (P<005). Bölme kolonilerinin kabul oranı (%94) paket kolonilerinin kabul oranına (%97) benzer bulunmuştur. E genotipi, İ ırkı ve K ırkı ana arıların kabul oranları benzer bulunmuştur (sırasıyla %92, % 95 ve % 95). Araştırmada, İlkbahar dönemi yenileme oranı (%36) yaz dönemi yenileme oranından (%0) yüksek ve farklı bulunmuştur (P<0.05). Bölme kolonilerinde yenileme oranı (%23), paket kolonilerinde yenileme oranına (%20) benzer bulunmuştur. Koloni yenileme oranı bakımından K ırkı kolonileri ile İ ırkı kolonileri arasındaki farklılık (sırasıyla %11 ve % 30) önemli ( P<0.05 ), bu iki genotiple E genotipi kolonileri (% 23) arasındaki farklılıklar ise önemsiz bulunmuştur. Bu sonuçlara göre döllenmiş ana arıların kabulünde ve yenilenmesinde çevre faktörlerinin etkili olduğunu saptanmıştır.

Abdülkadir Keskin
Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Afyonkarahisar'da yetiştirilen Anadolu Mandalarında beden ve ultrasonik karkas ölçülerinde varyans bileşenlerinin tahmini ve bu özellikler ile PLAG1, NCAPG, LCORL ve HMGA2 genlerindeki bazı SNP'ler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi

Bu çalışmada; Afyonkarahisar ilinde halk elinde yetiştirilen Anadolu Mandalarında büyüme, beden ölçüleri ve ultrasonik karkas özelliklerini etkileyen çevresel faktörlerin tespiti, bu özelliklere ilişkin varyans bileşenleri ile genetik ve fenotipik parametrelerin tahmini ve literatürde büyüme ve beden ölçüleri ile ilişkilendirilen PLAG1, NCAPG, LCORL ve HMGA2 genlerindeki bazı tek nükleotid polimorfizmlerinin (Single Nucleotide Polymorphism, SNP) mandalarda etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma; Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) koordinasyonunda gerçekleştirilen "Anadolu Mandasının Halk Elinde Islahı" kapsamında Afyonkarahisar ilinde yürütülen alt projede yer alan 118 işletmede 2019 yılında doğan malaklar üzerinden yürütülmüştür. Verisi alınan 740 malaktan yaşanan karantina (COVID-19) önlemlerinin izin verdiği ölçüde, bir yaş değerleri kaydedilmiş ve incelenen özelliğe göre 102 ile 309 arasında değişen bireylerin verileri analizlerde kullanılmıştır. Büyüme, beden ölçüleri ve ultrasonik karkas özelliklerini işletme, doğum mevsimi, cinsiyet, ana yaşı ve doğum ağırlığı gibi çevre faktörlerinin önemli (P<0,05) düzeyde etkileyebileceği ortaya konulmuştur. Malakların büyüme özelliklerinden doğum, altıncı ay ve bir yaş canlı ağırlıklarına ilişkin en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 32,70 ± 0,28; 101,80 ± 1,20 ve 175,41 ± 2,06 kg olarak tespit edilmiştir. Bir yaş değerleri tespit edilen beden ölçülerinden cidago yüksekliği, sağrı yüksekliği, beden uzunluğu, ön göğüs genişliği, ön sağrı genişliği, göğüs çevresi ve incik çevresine ilişkin en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 108,35 ± 0,34; 111,85 ± 0,37; 103,74 ± 0,41; 33,93 ± 0,23; 30,56 ± 0,23; 135,18 ± 0,60 ve 15,69 ± 0,08 cm bulunmuştur. Bir yaş değerleri tespit edilen ultrasonik karkas özelliklerinden longissimus (Musculus longissimus dorsi) kası alanı, longissimus kası derinliği ve deri altı yağ kalınlığına ilişkin en küçük kareler ortalamaları ise sırasıyla 19,36 ± 0,45 cm2; 3,086 ± 0,028 cm ve 0,655 ± 0,006 cm saptanmıştır. Doğum, altıncı ay ve bir yaş canlı ağırlıklarına ilişkin doğrudan kalıtım dereceleri sırasıyla 0,224 ± 0,019; 0,298 ± 0,025 ve 0,334 ± 0,032; anasal kalıtım dereceleri sırasıyla 0,003 ± 0,337; 0,525 ± 0,316 ve 0,646 ± 0,291 ve toplam kalıtım dereceleri sırasıyla 0,226 ± 0,169; 0,560 ± 0,154 ve 0,656 ± 0,140 bulunmuştur. Beden ölçülerinden cidago yüksekliği, sağrı yüksekliği, beden uzunluğu, ön göğüs genişliği, ön sağrı genişliği, göğüs çevresi ve incik çevresine ilişkin doğrudan kalıtım dereceleri sırasıyla 0,483 ± 0,044; 0,473 ± 0,043; 0,441 ± 0,041; 0,364 ± 0,034; 0,432 ± 0,040; 0,435 ± 0,040 ve 0,226 ± 0,021; anasal kalıtım dereceleri sırasıyla 0,000 ± 0,355; 0,035 ± 0,351; 0,292 ± 0,338; 0,235 ± 0,351; 0,256 ± 0,352; 0,416 ± 0,325 ve 0,761 ± 0,276 ve toplam kalıtım dereceleri sırasıyla 0,483 ± 0,178; 0,491 ± 0,175; 0,587 ± 0,166; 0,481 ± 0,173; 0,560 ± 0,173; 0,643 ± 0,159 ve 0,606 ± 0,133 saptanmıştır. Ultrasonik karkas özelliklerinden longissimus kası alanı, longissimus kası derinliği ve deri altı yağ kalınlığına ilişkin doğrudan kalıtım dereceleri sırasıyla 0,0001 ± 0,000; 0,300 ± 0,026 ve 0,539 ± 0,046; anasal kalıtım dereceleri sırasıyla 0,000 ± 0,704; 0,496 ± 0,326 ve 0,315 ± 0,277 ve toplam kalıtım dereceleri sırasıyla 0,001 ± 0,351; 0,547 ± 0,159 ve 0,697 ± 0,137 tespit edilmiştir. Bir yaş değerleri tespit edilen canlı ağırlık, beden ölçüleri ve ultrasonik karkas özellikleri arasındaki genetik ve fenotipik korelasyonlar 0,02 – 0,90 arasında değişmekte olup, ön göğüs genişliği ile ön sağrı genişliği dışında tüm özellikler arasındaki korelasyonlar önemli (P<0,01) bulunmuştur. Bu çalışmada belirlenen genetik ve fenotipik korelasyonlar 0,02 ile 0,90 aralığında değişmektedir. PLAG1 ve NCAPG genlerindeki SNP'lerin bu hayvan grubunda monomorfik oldukları belirlenmiştir. LCORL ve HMGA2 genlerindeki SNP'lerin ise özellikleri önemli düzeyde etkilemedikleri ancak en küçük kareler ortalamalarının bazı eğilimler gösterdikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak; büyüme, beden ölçüleri ve ultrasonik karkas özelliklerinin çeşitli çevre faktörlerinden önemli düzeyde etkilenebildiği ve bu özelliklerde tahmin edilen kalıtım dereceleri ile aralarındaki genetik ve fenotipik korelasyonların seleksiyon programlarında yararlı olacağı kanaatine varılmıştır.

AfyonkarahisarAnadolu mandasıBeden ölçüleri+3
Samet Çinkaya
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı yetiştirme sistemlerinin yumurtacı tavuklarda performansa etkisi

Bu araştırmada aynı işletmede konvansiyonel kafes ve free-range sistemlerde yetiştirilen aynı ırk ve yaştaki tavuklarda yetiştirme sisteminin performansa (tavuklarda canlı ağırlık, yumurta verimleri ve yem tüketimi vb) etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada hayvan materyali olarak Afyonkarahisar ilinde faaliyet gösteren özel bir yumurta tavukçuluğu işletmesinde konvansiyonel kafes ve free-range sistemlerde yetiştirilen ticari kahverengi yumurtacı bir hibrit olan Nick Brown kullanılmıştır. Araştırmanın verileri işletmede her kümes için ayrı olarak düzenlenmiş kümes kartlarından ve işletme sahibi ve bakıcılar ile yüz yüze görüşmeler yolu ile elde edilmiştir. Ayrıca çalışmada 30 ve 60 haftalık yaşlarda iki yetiştirme sisteminden de alınan 50'şer adet tavuğa ait canlı ağırlık ile 50'şer adet yumurtanın ağırlık verilerinden yararlanılmıştır. Free-range ve konvansiyonel kafes sisteminde yetiştirilen ve aynı yaştaki ticari kahverengi yumurtacı bir hibrit olan Nick Brown tavuklarda bazı haftalarda yumurta verimi ortalamaları arasında farklılıklar önemli (p<0.05) olsa da genel yumurta verimi ortalamasına bakıldığında bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Tavuklarda ölüm oranı özellikle 45. haftadan sonra free-range sisteminde konvansiyonel kafes sistemine göre önemli düzeyde yüksek (p<0.001) bulunmuştur. Kirli yumurta oranı 45 ve 65. haftalar arasında free-range sisteminde konvansiyonel kafes sistemine göre önemli düzeyde yüksek (p<0.01) olmuştur. Kırık/çatlak yumurta oranı son haftalarda her iki sistemde de artmakla birlikte 45 ve 65. haftalar arasında konvansiyonel kafes sisteminde free-range sistemine göre önemli düzeyde yüksek (p<0.01) olmuştur. 30 ve 60. haftalarda alınan tavuklarda canlı ağırlık ve yumurta ağırlığı ortalamalarının konvansiyonel kafes sisteminde free-range sistemine göre önemli düzeyde yüksek (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Hem toplam hem de aylara göre yem tüketimi ortalamaları free-range yetiştirme sisteminde konvansiyonel kafes sistemine göre önemli düzeyde (p<0.001) yüksek olmuştur. Sonuç olarak, kirli yumurta oranı, ölüm oranı ve yem tüketimi free-range yetiştirme sisteminde konvansiyonel kafes sistemine göre daha yüksek olmakla birlikte genel yumurta verimi ortalamasında farklılık olmadığı görülmüştür. Bu bilgilerin yanı sıra sistemler değerlendirilirken ekonomik yönünün de ele alınarak birlikte planlanmasının faydalı olacağı sonucuna varılmıştır.

Ahmet Dayılar
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emirdağ koşullarında yetiştirilen ramlıç sürülerindeki koyunlarda vücut ölçülerine ilişkin fenotipik ve genetik korelasyonların belirlenmesi

Bu araştırmada, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) koordinatörlüğünde "Ülkesel Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Projesi kapsamında yürütülen "Ramlıç Koyununun Halk Elinde Islahı" alt projesindeki Afyonkarahisar ili Emirdağ ilçesi koşullarında halk elinde yetiştirilen Ramlıç sürülerinde ergin dönem canlı ağırlık ve vücut ölçülerinin belirlenmesi ile bunların arasındaki fenotipik ve genetik korelasyonların tespiti hedeflenmiştir. Afyonkarahisar ili Emirdağ ilçesinde 3 farklı işletmede muhtelif yaşlarda Ramlıç ırkı 77 baş koç ve 615 baş koyunun kırkım sonrasında canlı ağırlık, cidago yüksekliği, sağrı yüksekliği, vücut uzunluğu, göğüs genişliği, göğüs çevresi, sağrı genişliği ve incik çevresi ölçümleri alınmıştır. Elde edilen veri setinin analizleri sonucunda genel ortalamalar canlı ağırlık için 92,59±0,52; cidago yüksekliğinde 78,49±0,18; sağrı yüksekliğinde 78,59±0,21; vücut uzunluğunda 82,16±0,20; göğüs genişliğinde 16,07±0,09; göğüs çevresinde 117,59±0,23; sağrı genişliğinde 17,63±0,11 ve incik çevresinde 10,53±0,03 olmuştur. İşletme ve cinsiyet faktörlerinin tüm parametrelerde yaşın ise canlı ağırlık, göğüs genişliği ve vücut uzunluğunda önemli olduğu tespit edilmiştir (P<0,05). Kalıtım dereceleri, genetik ve fenotipik korelasyonlar WOMBAT programı kullanılarak REML metoduyla analiz edilmiştir. Hesaplamalar sonucunda tespit edilen önemli (P<0,05) kalıtım dereceleri canlı ağırlık için 0,32±0,10; göğüs genişliği için 0,23±0,10; vücut uzunluğu için 0,24±0,12 olmuştur. Ayrıca canlı ağırlık ile göğüs genişliği ve vücut uzunluğu arasında 0,999±0,139 ve 0,951±0,314; göğüs genişliği ve vücut uzunluğu arasında ise 0,999±0,302 kuvvetli ve istatistiki öneme (P<0,05) sahip genetik korelasyonlar saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Ramlıç'ın, Türkiye koyun ırkları içerisinde yüksek yapılı bir koyun olduğu ve ırkın ıslahında önemli bulunan kalıtım derecesi ve korelasyonların değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.

Aydın Arıkanlı
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar'da bulunan rahvan yürüyüşlü atların morfolojik özellikleri ve yetiştirme şartlarının incelenmesi

Afyonkarahisar'da Bulunan Rahvan Koşan Atlarda Morfolojik Özellikler ve Yetiştirme Şartlarının İncelenmesi Bu çalışma, Afyonkarahisar ilinde bulunan Rahvan yürüyüşlü atlarda vücut ölçüleri, don ve nişane ile atların yetiştirme şartlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 41 işletme ile 117 baş yerli, melez ve ithal rahvan yürüyüşlü at üzerinde yürütülmüştür. Rahvan yürüyüşlü atlarda, Cidago yüksekliği, Sağrı yüksekliği, Beden uzunluğu, Sırt uzunluğu, Sağrı uzunluğu, Göğüs derinliği, Göğüs çevresi, İncik çevresi, Baş uzunluğu ve alın genişliği genel ortalamaları sırasıyla; 142,42±0,83; 142,50±0,81; 145,15±1,06; 55,40±0,71; 49,77±0,44; 55,43±0,56; 161,44±1,39; 17,58±0,16; 51,94±0,33 ve 21,52±0,16 cm'dir. Atlarda doru (% 53,0), al (% 23,1), kır (% 18,8), yağız (% 4,2) ve alaca (% 0,9) don tespit edilmiştir. Atların % 43,6'sında baş, % 34,2 sinde bacak nişanesinin olduğu belirlenmiştir. İşletmelerde barınakların % 75,6'sı kapalı bağlıdır. At donatımı için işletmelerin çoğunda ithal eyer (% 73,2) ve damaklı gem (% 90,2 ) kullandıkları belirlenmiştir. Rahvan yürüyüşlü tayların eğitiminde başlık ve eyer eğitiminden sonra atın ayağına zincir takılarak devam edildiği ifade edilmiştir. Yaralanmalara ilişkin tespitlerde yetiştiricilerin en fazla bukağılık çukurluğu ve tarsus yaralanmaları, başlıktan kaynaklı ağız ve eyer kaynaklı yaralanmalar ile karşılaştıklarını belirtmiştir. At sahiplerinin rahvan yürüyüşlü atlarda geçmişine (% 71,1), mizacına (% 71,1), kondisyonuna (% 68,9) ve ayak-tırnak yapısına (% 62,2) daha çok dikkat ettikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak Afyonkarahisar ilinde bulunan rahvan yürüyüşlü yerli atların melez ve ithal atlara göre daha küçük yapılı oldukları, genotip, yaş ve cinsiyetin vücut ölçülerini etkilediği, yetiştirme şartlarının iyileştirilmesi, at sahiplerinin at eğitimi konusunda bilgilendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır Anahtar Kelimeler: At, rahvan, beden ölçüleri, don ve nişane, yetiştirme

Hüseyin Akyol
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar damızlık süt sığırı işletmelerinde buzağı bakımı ve yaşama gücünün değerlendirilmesi

Bu çalışma Afyonkarahisar İlinde bulunan damızlık süt sığırı işletmelerindeki buzağı bakımı, beslenmesi ve yönetimi bilgileri ile buzağılarda yaşama gücü ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Afyonkarahisar merkez ve ilçelerinde bulunan 25 adet damızlık süt sığırı işletmesinde yürütülmüş olup buzağılarda yaşama gücü için kayıtları düzenli olan 7 işletmenin 2016 ve 2017 yıllarında doğan 400 baş Simental ve 117 baş Holştayn buzağısı kullanılmıştır Simental buzağılarda yaşama gücü ortalamaları 30., 60., 75. ve 90. günde sırasıyla; 0,920±0,021, 0,896±0,023, 0,874±0,025 ve 0,857±0,025 olarak tespit edilmiştir. Simental buzağılarda yaşama gücüne 30., 60., 75. ve 90. günde işletme ve doğum mevsiminin, 60., 75. ve 90. günde ana yaşının ve 75. günde ise cinsiyetin etkisinin önemli (p<0,05; p<0,01) olduğu belirlenmiştir. Holştayn buzağılarda yaşama gücü ortalamaları 30., 60., 75. ve 90. günde sırasıyla; 0,918±0,027, 0,918±0,027, 0,918±0,027 ve 0,893±0,029 olarak hesaplanmıştır. Holştayn buzağılarda 30., 60., 75. ve 90. günde yaşama gücüne cinsiyetin, 30., 60. ve 75. günde ise doğum mevsiminin etkisinin önemli (p<0,05; p<0,01) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Simental ve Holştayn buzağılarda yaşama gücünün optimal verimlilik ve ideal değerler bakımından düşük olduğu, kolostrum kalitesi ve yönetimine önem verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

AfyonkarahisarBuzağılarDamızlık+3
Kemal Yıldırım
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pet hayvanı sahiplerinin hayvan refahına ilişkin algı ve tutumu üzerine bir araştırma

Pet hayvanlarında refahın yükseltilmesi için hayvan sahipleri kilit bir rol üstlenmişlerdir. Bu nedenle hayvan sahiplerinin hayvan refahına ilişkin algı ve tutumunun analizi ile elde edilecek bilgiler pet hayvanlarında refahın arttırılması için çok önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, pet hayvanlarında refahın arttırılması ve sokak hayvanı popülasyonunun kontrolü için geliştirilecek stratejiler için kullanılmak üzere temel veriler elde edilmesi ile pet sahiplerinin hayvan refahına ilişkin algı ve tutumlarının analiz edilmesidir. Refah değerlendirmesi yapılan kedi ve köpeklerin en fazla barınaktan ve tanıdık kişilerden edinildiği belirlenmiştir. Araştırmada, iyi besleme, iyi barınma ve iyi sağlık kriterleri yönünden kedi ve köpeklerin refah düzeylerinin iyi olmasına rağmen barınma alanlarında hayvanların önemli ölçüde kısıtlandığı görülmüştür. Araştırmaya katılan pet sahiplerinin hayvan refahına ilişkin algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Genel olarak, pet hayvan sahiplerinin eğitim düzeyinin yüksek olduğu ve yaş ortalamasının da düşük olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre pet sahiplerinin demografik özellikleri ile hayvan refahı algı ve tutumu önemli düzeyde ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte pet sahiplerinin yavru kedi ve köpek bakımı ile hayvan davranışlarının ve duygularının hayvan refahına etkileri konusunda kısmen daha düşük farkındalığa sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar pet hayvanı sahiplerinin yüksek hayvan refahı algısı ile "Tek sağlık tek refah" stratejisinin uygulanmasına katkı yapabileceğini göstermiştir. Ayrıca pet hayvanlarının refahının arttırılması için pet sahiplerinin hayvan davranışları, hayvan duyguları ve hayvan refahı arasındaki ilişkiyi daha iyi anlaması gerektiği görülmektedir. Bu kapsamda, eğitim ve farkındalık faaliyetlerine de ihtiyaç bulunmaktadır.

AlgıCanlı hayvanDavranış-hayvan+5
Gizem Sıla Sarıal Kubilay
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı büyüklükteki süt sığırı işletmelerinde bazı çevre faktörlerinin hayvan refahına etkisi

Bu araştırmada, İzmir ili süt sığırı işletmelerinin süt ineği refahı için minimum gerekliliklere uyum durumunun değerlendirilmesi ile işletme büyüklüğü, mevsim ve sağım tipinin süt ineklerinin refahına etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, İzmir İli Bayındır İlçesinde bulunan ve İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne üye olan küçük (1-50 baş), orta (51-100 baş) ve büyük (>101 baş) ölçekli işletmelerden oluşan toplam 30 ticari süt sığırı işletmesinde yürütülmüştür. Minimum hayvan refahı standartları yönünden süt sığırı işletmelerinin değerlendirilmesi için kaynağa ve hayvan idaresine dayalı parametreler ile işletmelerin yapısal ve sürü özelliklerini içeren ölçüm, gözlem ve değerlendirme formu geliştirilmiştir. Bu işletmelerde, toplam 229 süt ineğinde yapılan hayvana dayalı refah değerlendirmeleri Kış, İlkbahar, Yaz ve Sonbahar mevsimlerinde tekrarlanmıştır. Süt ineklerinin refahını değerlendirmede iyi besleme, iyi barındırma, iyi sağlık ve uygun davranış prensiplerine dayalı Welfare Qaulity Süt İnekleri Refahı Değerlendirme Protokolü kullanılmıştır. Ayrıca sağım tipinin (güğümlü seyyar sağım makinası, kilit Arkası sağım sistemi ve bağımsız sağım ünitesi) süt ineklerinin refahına etkisini değerlendirmek üzere, sağım öncesi ve sağım sonrası alınan kan serumlarında bazı fizyolojik stres yanıtları incelenmiştir. İyi besleme prensibi yönünden incelenen özelliklere işletme büyüklüğünün etkisi genel olarak önemsiz bulunmuştur. Bununla birlikte süt sığırı işletmelerinde yeni satın alınan yem veya yem hammaddelerinde mikrobiyolojik ve kimyasal kontrollerin yapılmadığı, tüm işletmelerde yemlik ve sulukların fonksiyonel ve hayvanların kolayca yem ve su alımına uygun olduğu belirlenmiştir. Ancak, suluk ve yemliklerin büyük bölümünün kirli veya çok kirli olduğu tespit edilmiştir. Işletme büyüklüğü artıkça grup suluk başına düşen hayvan sayısının da önemli düzeyde (P<0.001) arttığı belirlenmiştir. Çok zayıf beden kondisyonuna sahip süt ineği oranı en yüksek yaz mevsiminde tespit edilmiştir. İşletme büyüklüğünün beden kondisyon skoru üzerine etkisi ilkbahar ve yaz mevsimlerinde istatistiki düzeyde önemli (P<0.01; P<0,05) bulunmuş olup, çok zayıf süt ineği oranının ilkbahar mevsiminde küçük ölçekli işletmelerde, yaz mevsiminde ise orta ve büyük ölçekli işletmelerde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İyi barındırma prensibi bakımından değerlendirilen kaynak tabanlı özelliklere işletme büyüklüğünün etkisi genel olarak istatistiki düzeyde önemli bulunmamış ise de işletme büyüklüğü arttıkça ahır eni ve yüksekliği önemli seviyede (P<0,001; P<0,05) artış göstermiştir. Küçük ve orta ölçekli işletmelerde ahır içindeki dinlenme alanlarında yataklık bulunmadığı (P<0,05) tespit edilmiştir. İşletme büyüklüğü ahır zemininin kalitesi ve temizliği ile süt ineklerinin açık gezinti alanına çıkarılmasını önemli ölçüde etkilememiş, ancak hayvan başına düşen açık gezinti alanı miktarı işletme büyüklüğü arttıkça azalmıştır (P<0,05).Küçük ve orta ölçekli işletmelerde barınakta serinletme yapılmazken, büyük ölçekli işletmelerin sadece üçte birisinde fan ve yağmurlama ile serinletme yapıldığı tespit edilmiştir. İyi barındırma prensibi kapsamında değerlendirilen hayvan tabanlı özelliklerden alt bacak, üst bacak ve meme temizlik skorları işletme büyüklüğü ve mevsimden önemli ölçüde etkinmiş olup, kirli ve çok kirli skora sahip süt inekleri kış ve sonbahar mevsimlerinde (P<0,001; P<0,05) daha yüksek bulunmuştur. Küçük işletmelere kıyasla orta ve büyük ölçekli işletmelerde kirli ve çok kirli beden skoruna sahip süt ineği oranlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. İyi sağlık prensibi bakımından değerlendirilen management-based özelliklere işletme büyüklüğünün etkisi genel olarak anlamlı bulunmuştur. İşletmelerde son bir yıl içerisinde gerçekleşen mastitis vakaları ile ölüm veya acil kesim oranları işletme büyüklüğü ile önemli ölçüde etkilenmiştir (P<0,001; P<0,05). Küçük ve orta ölçekli işletmelerde mastitis oranı, orta ve büyük ölçekli işletmelerde acil kesim ve ölüm oranları yüksek bulunmuştur. Büyük ölçekli işletmelerde veteriner ve diğer hayvan sağlığı giderleri ile aylık gübre uzaklaştırma sıklığının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (P<0,001; P<0,05). İyi sağlık prensibi kapsamında değerlendirilen hayvan tabanlı özelliklerden baş lezyonları, ayak ve bacak lezyonları ile topallık skoru mevsim ve işletme büyüklüğü ile önemli ölçüde etkilenmiştir (P<0,05). Beden lezyonları ve topallık tespit edilen süt ineklerinin oranı kış mevsiminde, orta ve büyük ölçekli işletmelerde daha yüksek bulunmuştur. İşletme büyüklüğünün sütün bileşimi üzerine etkisi sadece süt laktoz düzeyi için önemli (P<0,001) bulunurken, genel olarak incelenen tüm süt özelliklerine mevsim ve mevsim ile işletme büyüklüğü etkileşiminin etkisi önemli bulunmuştur (P<0,05). Sütte somatik hücre sayısını işletme büyüklüğü etkilememiş ancak, sonbaharda büyük ölçekli işletmelerde süt somatik hücre sayısı diğer işletme gruplarına göre önemli ölçüde yüksek bulunmuştur (P<0,05). Doğal davranışların yapılabilmesi prensibi bakımından idare-tabanlı yapılan değerlendirmede, işletme büyüklüğü arttıkça süt ineklerine sağlanan otlama imkânının da arttığı (P<0,05) belirlenmiştir. Farklı büyüklükteki işletmeler arasında toplam personel sayısı ve hayvan refahı konusunda eğitimli personel sayısı bakımından belirlenen farklılıkların önemli olduğu belirlenmiştir (P<0,01; P<0,05). Kaçınma mesafesi üzerine işletme büyüklüğünün etkisi kış ve yaz mevsimlerinde istatistiki düzeyde önemli bulunmuş (P<0,05), değerlendiricinin başına dokunmasına veya kendisine yakınlaşmasına izin veren süt ineği oranı orta ve büyük ölçekli işletmelerde daha düşük bulunmuştur. İşletme büyüklüğünün süt ineklerinde kan serum kortizol, insülin ve glukagon düzeylerini etkisi önemli bulunmuş, işletme büyüklüğü arttıkça, sağım öncesi ve sağım sonrası serum kortizol ve glukagon seviyelerinde artış, serum insülin seviyesinde ise düşüş meydana gelmiştir (P<0,05). Serum insülin ve glukagon seviyeleri sağım tipi ile önemli derecede etkilenmemiştir ancak diğer ki sağım sistemi ile karşılaştırıldığında kilit arkası sağım sisteminde sağılan süt ineklerinde serum kortizol düzeyi daha yüksek (P<0,001) bulunmuştur.

Mustafa Mutlu
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Menemen koyun ırkına ait yapağıların morfolojik, fiziksel ve elementel olarak incelenmesi

Bu çalışma Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesi Karacaören beldesinde bulunan özel bir işletmeye ait Menemen koyun sürüsünde yapılmıştır. Çalışma da toplam da 120 koyun olmak üzere; 20 baş 6 aylık Menemen kuzusu, 20 baş 1-1,5 yaşlı, 20 baş 2-2,5 yaşlı, 20 baş 3-3,5 yaşlı, 20 baş 4-4,5 yaşlı, 20 baş 5 yaş ve üzeri Menemen koyunu kullanılmıştır. Çalışmada, toplam 118 koyunun omuz, kaburga ve but kısmından olmak üzere 354 adet yapağı örneği değerlendirilmiştir.Çalışmada yapağıların randıman, incelik, uzunluk, elastikiyet ve mukavemet özellikleri ile yapağının SEM görüntüleri ve SEM-EDX, XPS ve ICP-OES ile element analizi yapılmıştır.Çalışmada 1,5 yaş ve üzeri Menemen koyun yapağılarında; kirli yapağı verimi, kırkım sonu canlı ağırlığı, randıman, incelik, uzunluk, elastikiyet ve mukavemet sırasıyla; 1583,78 g, 51,68 kg, % 66,78, 30,91 µm, 36,35 mm, % 32,60 ve 20,69 cN/tex olarak bulunmuştur.Araştırmada randıman üzerine yaşın ve vücut bölgesinin etkisi önemli bulunmuştur. Bu iki parametre arasında yaşın etkisinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. İncelik üzerine yaşın ve vücut bölgesinin etkisi önemli bulunurken, bu kez de vücut bölgesinin etkisinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Uzunluk üzerine yaşın ve vücut bölgesinin etkisi aynı derecede önemli bulunmuştur. Elastikiyet ve mukavemet üzerine ise sadece yaşın etkisi önemli bulunmuştur. Çalışmada hiçbir yapağı özelliğinin üzerine yaş x vücut bölgesi interaksiyonunun etkisi görülmemiştir.Çalışmada Menemen koyun yapağılarında ICP-OES metodu ile Menemen koyun yapağılarında; kalsiyum (Ca), sodyum (Na), magnezyum (Mg), potasyum (K), demir (Fe), alüminyum (Al), silisyum (Si), mangan (Mn), çinko (Zn), kurşun (Pb), bakır (Cu), kobalt (Co), fosfor (P), selenyum (Se) elementlerinin genel ortalamaları sırasıyla; % 0,244±0,006, % 0,130±0,008, 353,863±13,369 mg/kg, 633,743±65,295 mg/kg, 46,323±7,847 mg/kg, 45,054±7,132 mg/kg, 152,630±17,626 mg/kg, 3,970±0,318 mg/kg, 92,690±2,073 mg/kg, 1,959±0,364 mg/kg, 5,626±0,289 mg/kg, 0,120±0,010 mg/kg, 150,033±3,728 mg/kg, 0,070±0,013 mg/kg olarak bulunmuştur.Menemen koyun yapağılarında SEM görüntülerini incelediğimizde; kütikül yüzeyi gayet düzgün sıralanmış kütiküler hücrelerin şekillendirdiği pulcuklardan oluştuğu ve kutikula hücrelerinin çok kenarlı taç şekli olduğu görülmüştür.Yapağı element içeriği, vücut mineral durumunu yansıtması ve hayvan refahı yönüyle bir indikatör niteliği taşıması bakımından özel bir öneme sahiptir. Türkiye'de yapağıda element konsantrasyonlarına ilişkin çalışmalar oldukça yetersiz düzeyde olması yapılan çalışmanın bu eksikliği az da olsa giderebileceği ve sahaya yararlı bilgiler sunacağı kanaatine varılmıştır.Menemen koyun yapağısı incelik bakımından İngiliz (Bradford) sınıflandırma sistemine göre 50'S-56'S düzeyinde, Alman sınıflandırma sistemine göre B ile C sınıfı arasında yer almaktadır. Alman sınıflandırma sisteminde uzunluk bakımından ise çuha yapağısı sınıfına girmektedir. Tüm özellikler birlikte değerlendirildiğinde, Menemen koyun yapağısının halı yapımı için ideal özellikte olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler: Menemen koyunu, SEM-EDX, ICP-OES, XPS, yapağı özellikleri

ElementlerKoyunlarKütle spektrometri+3
Günnur Peşmen
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pırlak kuzularında büyüme eğrilerini etkileyen genetik ve çevresel faktörlerin belirlenmesi ve eğri parametreleri yönünden baba koçların değerlendirilmesi

Pırlak kuzularında büyüme eğrilerini etkileyen genetik ve çevresel faktörlerin belirlenmesi ve eğri parametreleri yönünden baba koçların değerlendirilmesiBu çalışmada Pırlak kuzularda farklı matematiksel modeller ile büyüme eğrilerinin elde edilmesi, bu eğrilere etki eden çevre faktörlerinin ve genetik parametrelerin tespiti ve damızlık baba koçların belirlenmesinde bu parametrelerden yararlanma imkanlarının araştırılması hedeflenmiştir.Afyon Kocatepe Üniversitesi Hayvancılık Araştırma ve Uygulama Merkezi (KÜHAM)' nde 2008 ile 2009 yıllarında doğan 328 baş Pırlak kuzuya ait canlı ağırlık, cidago yüksekliği, vücut uzunluğu, göğüs derinliği, ön göğüs genişliği, sağrı genişliği, göğüs çevresi ve incik çevresi ölçüm verilerine Bertalanffy, Brody, Gompertz ve Logistic matematiksel modelleri uygulanmıştır. Bu modellerle eğri uyumu için doğrusal olmayan regresyon metodundan yararlanılmış ve uyum kriteri olarak belirleme katsayısı (R2) kullanılmıştır. En yüksek R2 değerleri sırasıyla canlı ağırlık için Brody (%95,58); cidago yüksekliği için Bertalanffy ve Brody (%93,00); vücut uzunluğu ve göğüs derinliği için Brody (%90,52 ve %91,28); ön göğüs genişliği ve sağrı genişliği için Bertalanffy (%89,84 ve %93,67); göğüs çevresi için Brody (%94,06) ve incik çevresi için Bertalanffy (%84,94) modellerinde bulunmuştur. Büyüme eğrilerine ve doğum, altı ay ve bir yaş ağırlıklarına doğum yılı, doğum ayı, doğum tipi, cinsiyet ve ana yaşının etkileri önemli olmuştur (P<0,05).Doğrudan, anasal ve toplam kalıtım dereceleri ile genetik ve fenotipik korelasyonlar WOMBAT programı kullanılarak REML metoduyla analiz edilmiştir. A katsayısına ilişkin en yüksek doğrudan, anasal ve toplam kalıtım dereceleri Logistic model ile tespit edilmiştir. Bu değerler sırasıyla canlı ağırlıkta 0,25±0,25; 0,16±0,1 ve 0,33±0,21; cidago yüksekliğinde 0,32±0,35; 0,24±0,16 ve0,45±0,28; vücut uzunluğunda 0,24±0,46; 0,19±0,19 ve 0,34±0,39; göğüs derinliğinde 0,37±0,39; 0,20±0,14 ve 0,47±0,33; ön göğüs genişliğinde 0,29±0,40; 0,15±0,17 ve 0,36±0,33; sağrı genişliğinde 0,36±0,41; 0,27±0,18 ve 0,49±0,33; göğüs çevresinde 0,22±0,02; 0,11±0,09 ve 0,27±0,04 ve incik çevresinde 0,32±0,83; 0,54±0,40 ve 0,58±0,65 bulunmuştur. B katsayısına ilişkin en yüksek doğrudan, anasal ve toplam kalıtım dereceleri Bertalanffy modeli ile belirlenmiştir. Bu değerler sırasıyla canlı ağırlıkta 0,02±0,04; 0,96±0,02 ve 0,50±0,03; cidago yüksekliğinde 0,27±0,32; 0,39±0,16 ve 0,47±0,27; vücut uzunluğunda 0,13±0,19; 0,53±0,10 ve 0,39±0,16; göğüs derinliğinde 0,14±0,22; 0,70±0,11 ve 0,49±0,18; ön göğüs genişliğinde 0,24±0,32; 0,58±0,14 ve 0,53±0,26; sağrı genişliğinde 0,31±0,53; 0,42±0,27 ve 0,52±0,44; göğüs çevresinde 0,23±0,29; 0,58±0,15 ve 0,52±0,24 ve incik çevresinde 0,30±0,58; 0,43±0,28 ve0,51±0,50 hesaplanmıştır. k katsayısına ilişkin en yüksek doğrudan, anasal ve toplam kalıtım dereceleri Brody modeli ile saptanmıştır. Bu değerler sırasıyla canlı ağırlıkta 0,30±0,49; 0,32±0,20 ve 0,47±0,41; cidago yüksekliğinde 0,28±0,33; 0,22±0,14 ve 0,39±0,28; vücut uzunluğunda 0,31±0,47; 0,21±0,18 ve 0,42±0,40; göğüs derinliğinde 0,30±0,35; 0,20±0,15 ve 0,40±0,30; ön göğüs genişliğinde 0,29±0,39; 0,15±0,16 ve 0,37±0,33; sağrı genişliğinde 0,29±0,49; 0,19±0,20 ve 0,38±0,42; göğüs çevresinde 0,32±0,39; 0,21±0,16 ve 0,43±0,32, incik çevresinde 0,32±0,42; 0,29±0,18 ve 0,47±0,35 olmuştur. Gompertz modeliyle A ve B katsayıları arasında cidago yüksekliğinde, ön göğüs genişliğinde, sağrı genişliğinde, göğüs çevresinde ve incik çevresinde 0,710±0,332 ile 0,888±0,081 arasında değişen önemli (P<0,05) genetik korelasyonlar bulunmuştur. Logistic modelde canlı ağırlık ve cidago yüksekliği için A ve k katsayıları arasında sırasıyla -0,642±0,318 ve -0,678±0,288 düzeyinde ve önemli (P<0,05) genetik korelasyonlar saptanmıştır. Bu modelde A ve B katsayıları arasında ön göğüs genişliği, sağrı genişliği, göğüs çevresi ve incik çevresinde bulunan genetik korelasyonlar 0,648±0,260 ile 0,998±0,002 sınırları arasında ve önemli olmuştur (P<0,05). Doğum, altı ay ve bir yaş ağırlıkları arasındaki genetik korelasyonlar önemli (P<0,05) ve 0,519±0,248 ile 0,864±0,120 sınırlarında değişmiştir. Farklı vücut ölçülerine ilişkin büyüme eğrisi katsayıları ve dönem ağırlıkları için 0,27±0,07 ile 0,54±0,23 arasında değişen ve önemli (P<0,05) veya önemliye yakın (P<0,10) bulunan toplam kalıtım dereceleri seleksiyon yoluyla bu özelliklerde gelişme sağlanabileceğini göstermiş ve damızlık koç seçiminde bu durumun göz önünde bulundurulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

BüyümeDamızlıkGenetik+4
Koray Çelikeloğlu
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyon koşullarında holştaynlarda süt verimi yönünden damızlık değer ve genetik yönelimin belirlenmesi

Bu çalışmada, Afyon koşullarında iki farklı işletmede 2001 - 2011 yılları arasında yetiştirilen Holştayn ırkı ineklerin birinci laktasyondaki 305 günlük süt verimini etkileyen çevre faktörleri, damızlık değerleri ve bu süre içinde ortaya çıkan genetik yönelimin belirlenmesi hedeflenmiştir.Varyans analizleri buzağılama yılı ve servis periyodunun 305 günlük süt verimini önemli (P<0,05) etkilediğini göstermiştir. Bu özelliğin kalıtım derecesi 0,331 ± 0,137 bulunmuştur. Ortalama damızlık değerlerin inek doğum yılına göre regresyonu ile bulunan genetik yönelim önemsiz olup - 4 kg/yıl olmuştur. Damızlık değerler -1,38 ton ile 1,053 ton arasında bulunmuştur.Sonuç olarak Afyonkarahisar koşullarında uygulanacak bir seleksiyon programında farklı çevre faktörlerine göre düzeltme yapmanın gerektiği tespit edilmiştir. Araştırmaya konu zaman dilimi içerisinde belirgin bir genetik yönelimin oluşmadığı ancak sürülerdeki genetik varyasyonun ilerleme için uygun bir fırsat meydana getirdiği ve bu sürülerde bilinçli bir yetiştiricilik ile süt veriminin yükseltilebileceği kanaatine varılmıştır.

AfyonkarahisarDamızlıkDamızlık değeri+6
Mustafa Şahin
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Koyunlarda nakil süresi ve yükleme yoğunluğunun refaha etkisi ile nakilde görevli personelin hayvan refahına ilişkin algı ve tutumu

Bu araştırmada ülkemizde yürürlüğe giren ?Yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakilleri hakkında yönetmelik? ile belirlenen en yüksek ve en düşük nakil yoğunluğu (0,3-0,4 m2/hayvan) ile 0,25 m2/hayvan nakil yoğunluğunda farklı süreler ile koçların taşınmasının refah üzerine etkilerinin araştırılması ve hayvan nakillerinde görevli personelin hayvan refahı algı ve tutumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Akkaraman ve melezi 90 baş koç, 3 farklı yoğunlukta (yüksek 0,25 m2/hayvan, orta 0,30 m2/hayvan, seyrek 0,40 m2/hayvan) ve 3 nakil süresinde (kan örnekleri 0. saat, 3. saat ve 15. saatte alınmıştır) karayolu ile taşınmıştır. Ayrıca Muş?ta hayvan nakillerinde çalışan 80 personel ile yüz yüze görüşülmüş, bu kişilere algı ve tutum ölçeği uygulanmıştır. Nakil süresi arttıkça koçlarda canlı ağırlık kaybı artmış ancak yükleme yoğunluğu canlı ağırlık kaybını etkilememiştir. Koçlarda beden sıcaklığı nakil süresi ile yükselmiştir. Yüksek ve orta yükleme yoğunluğunda taşınan koçlarda beden sıcaklığı artmış, ancak düşük yükleme yoğunluğunda taşınanlarda beden sıcaklığı düşmüştür. Koçlarda serum kortizol düzeyi nakil süresi ile doğrusal bir artış göstermiş; 0,25 m2/hayvan yükleme yoğunluğunda nakil uygulamasının serum kortizol düzeyini arttırdığı anlaşılmıştır. Serum insülin düzeyi nakil süresi, yükleme yoğunluğu ve nakil süresi x yükleme yoğunluğu interaksiyonu ile etkilenmiştir. Koçlarda insülin salınımı özellikle yolculuğun 3. saatinde en yüksek seviyeye ulaşmış ve daha sonra ise düşüş göstermiştir. En yüksek insülin değerleri yolculuğun 3. saatinde 0,25 ile 0,30 m2/hayvan yükleme yoğunluğu gruplarında belirlenmiştir. Benzer şekilde yolculuğun 3. saatinde en yüksek kan glikoz sonuçları tespit edilirken, bu değerler daha sonra düşüş göstermiştir. Nakil süresi ve yükleme yoğunluğu serum glukagon düzeyini etkilememiştir. Taşınan koçlarda serum total protein düzeyi yükleme yoğunluğuna göre değişmezken yolculuğun 3. saatinde bir miktar arttığı ve daha sonra azaldığı görülmüştür. Araştırmada koçlarda serum trigliserit düzeyleri yükleme yoğunluğundan etkilenmemiş ancak en yüksek yükleme yoğunluğunda taşınan koçlarda serum trigliserit düzeyi yolculuğun 3. saatinde artmış ve daha sonra ise düşmüştür. Genel olarak nakil işlemi uzadıkça ve yükleme yoğunluğu azaldıkça serum MDA, AOA ve GSH düzeylerinin arttığı görülmüştür. Nötrofiller de (lizozim aktivitesi) antioksidan yanıta katkı yapmıştır. Bu araştırmada koçlarda hemoglobin ve hematokrit düzeyleri nakil süresi ve yükleme yoğunluğundan istatistiki düzeyde etkilenmemiş, bununla birlikte nakil süresi ile akyuvar sayısında artış gözlenmiştir. Eritrosit bakımından herhangi bir etki görülmezken nakil süresi arttıkça MCV, MCH ve MCHC düzeylerinde hafif artışlar tespit edilmiştir. Yine, koçlarda nötrofil, lenfosit, monosit ve bazofil sayıları ile N/L oranı yapılan naklin süresinden ve yükleme yoğunluğundan etkilenmemişlerdir. Yükleme yoğunluğu arttıkça koçlarda monosit, lenfosit, eozinofil ve bazofil sayılarında düşüş olduğu gözlenirken, nakil süresi arttıkça monosit hariç lenfosit, eozinofil ve bazofil sayılarında artış belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar, hayvan nakillerinde görevli personelin hayvan refahı algı ve tutumunun idare ettikleri hayvan nakillerinde hayvanların refahını etkileyebileceğini göstermiştir. Çünkü bu kişiler hayvan refahı algıları ile sahip oldukları tutum arasında bazı çelişkili görüşler ifade etmişlerdir. Personelin hayvan refahı tutumunun duygusal boyutunda; hayvanların hissedebilen canlılar olması gibi olumlu düşünceler ifade etmesi ile birlikte; hayvanların insan için yaratılmış olduğu ve bir birey olarak kabul görmemesi gibi olumsuz yaklaşımlarda bulunması birbiri ile çelişmektedir. Sonuç olarak, karbonhidrat metabolizması ile ilgili parametrelerde genel olarak naklin başında ve naklin ilk 3 saatlik kısmında artış gerçekleşirken daha sonra bu değerlerin düştüğü görülmektedir. Bu sonuçlar taşıma işleminin koçlarda stres oluşturduğunu; stresin koçların yüklenmesi sırasında ve yolculuğun ilk saatlerinde en yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Nakil süresi ilerledikçe koçlarda nakil stresine karşı hormonal, biyokimyasal ve hematolojik adaptasyonun gerçekleştiği ve böylece belirli bir ölçüde stresin etkisine karşı uyum sağlandığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte hayvan nakillerinde görev yapan personelin hayvan refahına karşı tutumunun bilişsel, duygusal ve davranımsal öğeleri arasında tutarsızlığa açık bazı durumların olduğu tespit edilmiş; bu nedenle eğitim uygulamaları yoluyla nakilde görevli personelin tutum ve davranışlarında gelişmeler sağlayacak yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç bulunduğu sonucuna varılmıştır.

AlgıHayvanlarKoyunlar+3
Betül Çelik
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pırlaklarda bazı faktörlerin bir doğumdaki kuzu sayısı, sütten kesime kadar büyüme özellikleri ve yaşama gücüne etkisi

Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde altı farklı özel işletmede 2011-2012 yılları koç katımı ve kuzu doğum sezonlarında yürütülen bu çalışmada farklı çevre faktörlerinin Pırlak koyunlarında bir doğumdaki kuzu sayısı, doğum ağırlığı, günlük canlı ağırlık artışı, sütten kesim ağırlığı ve yaşama gücüne etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Varyans analizleri işletme, doğum tipi ve cinsiyetin doğum ağırlığı, günlük canlı ağırlı artışı ve sütten kesim ağırlığını önemli (P<0,05) etkilediğini göstermiştir. Bir doğumdaki kuzu sayısına koç katımındaki ana ağırlığı, yaşama gücüne de ana yaşı önemli (P<0,05) düzeyde etkili olmuştur. Sonuç olarak, koç katımı döneminde canlı ağırlığı yüksek olan Pırlak koyunlarda çoklu doğum oranın artacağı ve bunlardan doğan kuzuların daha hızlı gelişerek daha yüksek sütten kesim ağırlığına sahip olacakları kanaatine varılmıştır.

AfyonkarahisarAfyonkarahisar-ŞuhutDoğum sayısı+4
Veli Ağdacı
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar ili süt sığırcılığı işletmelerinde hayvan refahının barınak ve yetiştirme şartları yönünden değerlendirilmesi

Afyonkarahisar İli Süt Sığırcılığı İşletmelerinde Hayvan Refahının Barınak ve Yetiştirme Şartları Yönünden Değerlendirilmesi. Bu çalışma, sığırcılık işletmelerinde barınak ölçüleri, ekipman, sıcaklık, nem, gazlar ve bazı yetiştirme işlemlerinin hayvan refahı yönünden incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2013 yılında Afyonkarahisar ilinde bulunan 101 adet sığırcılık işletmesinde yürütülmüştür. İşletmelerde yapılan ölçüm, gözlem ve bildirimler inceleme formuna kayıt edilmiştir. İncelenen işletmelerde ahır tipinin kapalı bağlamalı (% 98), serbest dolaşımlı (% 1) ve yarı açık (% 1) olduğu tespit edilmiştir. Ahır, pencere ve baca alanı ortalamaları sırasıyla; 184.0, 5.3 ve 1.2 m2 'dir. Yemlik yüksekliği ve genişliği 59.4 ve 46.2 cm' dir. Otomatik suluk bulunduran işletmelerin oranı %18,8' dir. Barınak içi sıcaklık, nem, amonyak ve karbondioksit ortalamaları sırasıyla; 16.7 0C, % 59.3, 7.4 ppm ve 1049.7 ppm' dir. Buzağılar; kapalı grup (% 95), kapalı bireysel (% 3) ve buzağı kulübesinde (% 2) yetiştirilmektedir. Grup yetiştirmede buzağılara ortalama 4,9 m2 /baş alan ayrıldığı tespit edilmiştir. Buzağılarda sütten kesim yaşı ortalama 108,2 gündür. İşletmelerde kastrasyon ve kuyruk kesme yoktur. Tüm işletmelerde sağlık kontrolü ve aşı programı uygulanmaktadır. Sığırların normal kondisyonda ve çok kirli oldukları tespit edilmiştir. İşletmelerde çalışan personelin % 32,7'sinin sığırcılık, % 3'ünün ise hayvan refahı ile ilgili eğitim aldıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak incelenen işletmelerde; kapalı bağlı yetiştirme, suluk, gezinti alanı, durak, altlık, ahır temizliği ve personel eğitimindeki yetersizliğin hayvan refahını olumsuz yönde etkileyeceği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Hayvan refahı, işletme, sığır, barınak,

AfyonkarahisarHayvan barınaklarıHayvancılık+4
Ersen Şahanoğlu
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ramlıç kuzularda sütten kesim öncesi büyüme özelliklerine etki eden çevresel faktörler ve düzeltme katsayılarının hesaplanması

Eskişehir ilinde beş farklı işletmede 2012-2014 yılları arasında yetiştirilen 1495 baş Ramlıç kuzuda yürütülen bu çalışmada, farklı çevre faktörlerinin, kuzuların sütten kesim öncesi değişik ağırlık özelliklerine etkilerinin belirlenerek, Ramlıç ırkına özgü çarpımsal ve toplamalı düzeltme katsayıları hesaplanıp, yetiştiricilerin kullanımına sunulması amaçlanmıştır. Varyans analizleri, işletme, doğum yılı, doğum ayı, cinsiyet, doğum tipi, doğum ağırlığı, büyütme şekli, ana yaşı ve sütten kesim yaşının büyüme üzerinde önemli (P<0,05) etkilerinin olduğunu göstermektedir. Analizlerde doksan günlük canlı ağırlığa, doğum ayının etkisi önemsiz (P<0,05) bulunmuştur. Ramlıç kuzularda doğum, doksan gün ve sütten kesimde canlı ağırlıklar için saptanan en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 4,1853±0,0331; 22,444±0,233 ve 27,761±0,301 kg olmuştur. Kış aylarında doğan kuzuların, sütten kesim ve 90 günlük canlı ağırlığının daha yüksek olduğu ve ana yaşı ilerledikçe yavruların yeterince gelişemediği tespit edilmiştir. Farklı çevre faktörlerinin meydana getirdiği varyasyonun önemli (P<0,05) olması nedeni ile bu özelliklerde düzeltme faktörleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak yapılacak bir seleksiyonda etkisi önemli görülen çevre faktörleri bakımından mutlaka düzeltme yapılması gerektiği ve bu amaçla bu çalışmada elde edilen düzeltme faktörlerinin kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

BüyümeEskişehirKoyunlar+4
Abdullah Fıçıcı
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bolu şartlarında yetiştirilen saanen keçilerinde çeşitli beden ölçülerinden yararlanarak canlı ağırlığın tahmin edilmesi

Bu araştırmada, Bolu koşullarında yetiştirilen Saanen keçilerinde bazı bedenölçülerinden yararlanılarak canlı ağırlık istatistiki metotlarla tahmin edilmeyeçalışılmıştır. Özel bir işletmede yetiştirilen 70 baş dişi Saanen keçi bu çalışmanıncanlı materyalini oluşturmuştur. Keçiler bir kez doğum yapmış 2-2,5 yaşlı sağmalgrup ve ilk defa tohumlanacak 1 yaşlı grup olmak üzere ikiye ayrılmıştır.Hayvanlarda cidago yüksekliği, göğüs çevresi, beden uzunluğu, göğüs derinliği,incik çevresi ve canlı ağırlık parametreleri incelenmiştir. Elde edilen verilerde SPSS-11 Windows programı kullanılarak regresyon ve korelasyon analizi yapılmıştır.Birinci grup için canlı ağırlık, göğüs çevresi, incik çevresi, cidago yüksekliği,beden uzunluğu ve göğüs derinliğine ait ortalamalar sırası ile; 55,37 kg, 91,57 cm,9,32 cm, 66,94 cm, 109,75 cm ve 32,55 cm bulunmuştur. İkinci grup için aynıölçülere ait ortalamalar sırası ile; 41,03 kg, 84,00 cm, 8,86 cm, 62,07 cm, 101,55 cmve 30,27 cm olarak bulunmuştur.Birinci grupta canlı ağırlık ile göğüs çevresi, incik çevresi, cidago yüksekliği,beden uzunluğu, ve göğüs derinliği arasında yüksek derecede (P< 0.01) ilişki, ikincigrupta canlı ağırlık ile göğüs çevresi ve beden uzunluğu arasında yüksek derecede(P<0.01) ilişki tespit edilmiştir.Çalışmada Saanen keçilerinde beden ölçülerinden canlı ağırlığın tahmini içindenklem ele alınan beş beden ölçüsü kullanıldığında birinci grup için;y = -151,295+1,067*x1+3,262*x2+0,167*x3+0,604*x4+0,254*x5İkinci grup için;y = -64,753+0,863*x1+0,717*x2+(-0,029)*x3+0,207*x4+0,254*x5 şeklindebulunmuştur.Anahtar Sözcükler: Canlı ağırlık, korelasyon, regresyon, Saanen keçisi,beden ölçüleri.

Günnur Peşmen
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki farklı ticari yumurtacı tavuk genotipine ait yumurtalarda kalite kriterlerinin depolama süresine göre değişimi

Araştırmada, 24 haftalık Babcock300 (beyaz yumurtacı) ve Isa-Brown(kahverengi yumurtacı)'a ait 900 adet yumurta kullanılmıştır. B-1, Babcock300' e ait,K-1 ise Isa-Brown' a ait günlük yumurtaları tanımlamaktadır. B-2, Babcock300' e ait,K-2 ise Isa-Brown' a ait bir hafta 22 0C' de depolanmış yumurtalardır. B-3 ve K-3 iseilk hafta 22 0C' de ikinci hafta 27 0C' de depolamaya tabi tutuldu. Yumurtalar tartıldı,şekil indeksleri ölçüldü, kırıldıktan sonra ak ve sarı yükseklikleri ölçüldü, Haugh birimihesaplandı.Grup ortalamaları arasındaki farklılığın önemi varyans analizi, gruplar arasıfarkın önemlilik kontrolü ise Duncan testiyle belirlenmiştir. Depolama süreleri yumurtakalite parametre değerleri bakımından anlamlı farklılık ortaya koymuştur (P<0,05).Depolama süresi arttıkça yumurta kalite değerleri (şekil indeksi hariç) azalmıştır.Kullanılan yumurta kalite parametreleri bakımından iki genotip anlamlı farklılıkgöstermiştir (P<0,05). Şekil indeksi % 76,24 (B-1), % 76,21 (B-2), % 75,94 (B-3) ve %77,99 (K-1), % 78,50 (K-2), % 78,29 (K-3); yumurta ağırlığı 59,27g (B-1), 57,78g (B-2), 55,15g (B-3) ve 61,90g (K-1), 61,14g (K-2), 56,99g (K-3); ak yüksekliği 9,13mm(B-1), 4,87mm (B-2), 3,14mm (B-3) ve 7,77mm (K-1), 4,47mm (K-2), 2,91mm (K-3); sarı yüksekliği 17,30mm (B-1), 15,10mm (B-2), 11,64mm (B-3) ve 16,99mm (K-1), 14,62mm (K-2), 11,24mm (K-3); Haugh birimi 95,47 (B-1), 67,46 (B-2), 49,52(B-3) ve 87,32 (K-1), 62,14 (K-2), 45,38 (K-3) bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: Babcock300, depolama süresi, genotip, Isa-Brown, yumurtakalitesi.

Pınar Tunçer
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muş yöresi yerli kazlarında kesim ve karkas özellikleri

3ÖZETBu çalışma, Muş ili ve çevresinde yetiştirilen yerli ırk kazlarının kesim ve karkasözelliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada Muş yöresinde yetiştirilen 8-10 aylık yaşta toplam 41 adet kaz (14 erkekve 27 dişi) kullanılmıştır. Canlı ağırlık, sıcak karkas ve soğuk karkas ağırlığı, kan, tüy, baş,ayak, kalp, karaciğer, taşlık, dalak, boyun, kanat, but, göğüs, sırt, karın yağı ve yenmeyen içorgan ağırlıkları erkeklerde sırasıyla 3968.57, 2710.00, 2678.71, 371.42, 637.85, 172.14,131.42, 38.57, 69.29, 144.29, 2.28, 186.43, 506.43, 577.87, 781.43, 642.14, 86.07, 177.14 gve dişilerde sırasıyla 3212.22, 2084.44, 2047.59, 277.04, 518.15, 138.52, 112.96, 24.81,76.29, 142.22, 2.18, 143.70, 398.88, 464.07, 597.41, 455.55, 53.14, 189.26 g bulunmuştur.ncelenen özelliklere cinsiyetin etkisi (P<0.01) önemli bulunmuştur. Erkek kazlardasoğuk ve sıcak karkas randımanı; kan, baş, kalp, karın yağı ağırlıklarının canlı ağırlığa oranıve göğüs, sırt ağırlıklarının soğuk karkasa oranı daha yüksek (%67.45 ve 68.23; %9.48, 4.36,1.41, 3.19 ve %29.19, 23.89) bulunmuştur (P<0.01). Buna karşın tüy, ayak, karaciğer, taşlık,dalak, yenmeyen iç organ ağırlıklarının canlı ağırlığa oranı ve boyun, kanat, but ağırlıklarınınsoğuk karkas ağırlığına oranı ile fire oranının dişi kazlarda daha yüksek (%16.22, 3.54, 3.76,6.91, 0.106, 5,87 ve %7.06, 19.59, 22.72, %1.13) olduğu görülmüştür (P< 0.01).Karkas özellikleri ile canlı ağırlık, ayak ve baş ağırlığı (r=0.34, -0.93), göğüs ağırlığıile karkas randımanı (erkek ve dişide r= 0.59 ve 0.48) önemli (P<0.05, P<0.01) düzeydeilişkili bulunmuştur. Erkek kazlarda karkas özellikleri ile tüy, taşlık ve yenmeyen iç organağırlığı arasında (r=0.74, 0.54, -0.56); karaciğer ağırlığı ile yenmeyen iç organ ağırlığıarasında (r=0.54) ve canlı ağırlık ile ayak ağırlığı (r=0.63) arasında önemli (P<0.05, P<0.01)fenotipik korelasyonlar tespit edilmiştir. Dişi kazlarda ise karaciğer ağırlığı ile göğüs, sırtağırlığı, sıcak karkas ağırlığı, soğuk karkas ağırlığı arasında önemli ve negatif (r=-0.85 , -0.55, -0.45, -0.45) ve sırt ağırlığı ile sıcak karkas randımanı ve soğuk karkas randımanıarasında pozitif (r=0.64 ve 0.57) fenotipik korelasyonlar bulunmuştur (P<0.05, P<0.01).Sonuç olarak Muş yöresinde halk elinde yetiştirilmekte olan kazların besiperformansının arttırılması amacıyla yapılacak seleksiyon uygulamalarında ayak, baş vegöğüs ağırlıklarından yararlanılabileceği, ayrıca erkeklerde tüy ve taşlık ağırlığının dakullanılabileceği, dişi kazlarda ise karaciğer ağırlığının karkas özellikleri ile negatif ilişkiliolduğu sonucuna varılmıştır.4Anahtar Kelimeler: Kaz, cinsiyet, kesim özellikleri, karkas özellikleri

Betül Çelik
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afyonkarahisar koşullarında yetiştirilen siyah alaca sığırların bazı süt verim özellikleri

ÖZETAfyonkarahisar Koşullarında Yetiştirilen Siyah Alaca Sığırların Bazı Süt VerimÖzellikleriBu araştırmada Afyonkarahisar sınırları içindeki iki işletmeye ait 201 Siyah Alaca(Holştayn) ineğin 2004 yılı laktasyon kay›tlar›n›n incelenerek ilde, ›rk›n laktasyon özelliklerive bu özelliklere etki eden çevre faktörlerini belirlemek ve yapılacak ıslah çalışmalarına ışıktutmak amaçlanmıştır.En küçük kareler varyans analizlerinin sonucunda laktasyon süt verimi genelortalamas› 7057,705 ± 170,743 kg olurken pik süt verimi ve direnme gücü ölçüsü olarak sütkontrol verimlerinin varyasyon katsay›s› (CV) s›ras›yla 34,114 ± 0,537 kg ve 0,317 ± 0,012saptanmıştır. İncelenen özelliklerden laktasyon süt veriminine buzağılama mevsiminin etkisiyüksek düzeyde önemli (P<0,01) bulunurken; işletme, laktasyon sırası, ilkine buzağılama yaşıve buzağılama yaşı faktörlerinin etkileri önemsiz olmuştur. Pik süt verimi ve direnme gücüüzerine laktasyon sırasının etkisinin önemli (P<0,05) olduğu belirlenmiştir. Bu iki özelliğeişletme, buzağılama mevsimi, ilkine buzağılama yaşı ve buzağılama yaşının etkisinin iseönemsiz olduğu tespit edilmiştir.Sonuç olarak bu Siyah Alacalarda laktasyon süt veriminin Türkiye koşullarında iyidüzeyde olduğu ve yapılacak seleksiyon çalışmalarında laktasyon sırası ve buzağılamamevsimi gibi etkisi önemli olabilecek faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiğikanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Direnme gücü, laktasyon süt verimi, pik süt verimi, Siyah Alaca.

Meryem Toksoy
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stretch film ile paketlemenin sofralık yumurtalarda iç ve dış kalite özelliklerine etkisi

Bu arastırmada sofralık yumurtaların satısı sırasında ana yası, depolama süresi ve stretch film ile paketlemenin yumurta kalitesine etkisinin arastırılması amaçlanmıstır. Genç (28 hafta) ve yaslı (80 hafta) Lohman White genotipinden tavuklardan toplam 1680 adet yumurta kullanılmıstır. 840 adet yumurta stretch film ile paketlenmis ve tüm yumurtalar oda sıcaklıgı ve neminde (22 0C ve %45 nem ) 0, 2, 4 ve 6 hafta depolanmıstır. Yumurta agırlıgı, sekil indeksi, kırılma mukavemeti, ak indeksi, sarı indeksi, Haugh birim, sarı rengi, kabuk agırlıgı, kabuk kalınlıgı, kabuk yogunlugu, kabugun birim yüzey alanı basına düsen kabuk agırlıgı incelenmistir. Genç analara göre yaslı anaların yumurtalarının daha agır ve sivri oldugu tespit edilmistir. Bu yumurtalar ince ve zayıf kabuk yapısı nedeniyle hızlı agırlık ve iç kalite kaybına ugramıslardır. Yumurtaların depolanma süresi uzadıkça yumurtalarda daha fazla agırlık kaybedildigi, iç kalitenin hızla düstügü, sarı renginin soldugu ve stretch film ile paketlenen yumurtalarda albumin kalitesinin düstügü anlasılmıstır.

Ahmet Alper Yılmaz
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Burdur damızlık sığır yetiştiricileri birliğine kayıtlı holştayn ırkı sığırlarda bazı verim özellikleri

Bu çalısma Burdur li Merkezinde yetistirilen Siyah Alaca sıgırlara ait bazı süt ve döl verim özellikleri ile bu özellikler üzerine çevre faktörlerinin etkisini belirlemek amacıyla yapılmıstır. Arastırma gerecini Burdur Damızlık Hostayn Yetistiriciler Birligine kayıtlı 61 isletmeden tesadüfi olarak seçilen 255 bas Siyah Alaca sıgıra ait 2000-2005 yılları arasındaki veriler olusturmustur. ncelenen süt verim özelliklerinden 305 günlük Süt Verimi, Laktasyon Süresi ve Kuru Döneme ait ortalama degerler sırasıyla 5735,67 ± 70,49 kg, 330,45 ± 2,61 gün ve 81,21 ± 1,98 gün olarak bulunmustur. Döl verim özelliklerinden lk Tohumlama Yası, lk Buzagılama Yası, Servis Periyodu ve Buzagılama Aralıgı sırasıyla 572,43 ± 9,13 gün, 842,79 ± 8,54 gün, 124,37 ± 3,32 gün ve 398,47 ± 2,94 gün olarak gerçeklesmistir. Arastırmada, çevre faktörleri olarak mevsim, yıl, laktasyon sayısı ve yasın etkileri incelenmistir. Süt verim özelliklerinden 305 Günlük Süt Verimi üzerine mevsimin ve laktasyon sayısının etkisi önemli ( p<0.05 ), yıl ile yasın etkisi ise önemsiz çıkmıstır. Laktasyon Sayısı ve Kuru Dönem üzerine tüm faktörlerin etkisi önemsiz olarak tespit edilmistir. Döl verim özelliklerinden lk Tohumlama Yası ile lk Buzagılama Yası üzerine mevsimin ve yılın etkisi önemsiz olarak bulunmustur. Servis Periyodu ve Buzagılama Aralıgı üzerine tüm faktörlerin etkisi önemsiz çıkmıstır. Sonuç olarak Burdur ili için elde edilen verim degerleri Türkiye sartlarında makul olarak kabul edilebilir niteliktedir. Yetistiricilerin sıgırcılıkta sürü idaresi konusunda bilgi düzeylerinin artırılması, bakım ve besleme sartlarının yeniden gözden geçirilmesi ile zaman içinde Siyah Alaca sıgırlar için bildirilen optimum verim seviyesine ulasılabilecegi kanaatine varılmıstır.

Önder Akkaş
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rat ve farelerde doğumda yavru sayısı ve doğumda ana ağırlığının erken dönem büyüme üzerine etkisi

Araştırmada rat ve farelerde doğumda yavru sayısı ve doğumda ana ağırlığının erken dönem büyüme üzerine etkisi incelenmiştir. On dört haftalık yaşta 14 haftalık yaşta 17 adet rat (Spraque Dawley) ve 20 adet fare (BALB/c) kullanılmıştır.Ana ve yavrular 3 haftalık yaşa kadar beraber tutulmuş, yavruların ana sütü almaları sağlanmıştır. Doğan yavrular birinci gün, 1, 2, 3,4 ve 5 haftalık yaşlarda bireysel olarak tartılmıştır. Analar kafesten uzaklaştırıldıktan sonra yavru grupları aynı kafeste barındırılmıştır. Tüm hayvanlar aynı sıcaklık(23º C) ve neme (50% )sahip kontrollü odada tutulmuşlar, sabah 6.00- akşam 6: 00 arasında ışık almıştır. Hayvanlar standart pelet rodent yemi ile beslenmiştir (%18 ham protein ve 2600 kcal/kg metabolik enerji). Yem ve taze su ad libitum verilmiştirFaktörler ana etkileri ve birbirleri arasındaki interaksiyonlar için incelenmiş, modelde doğumda yavru sayısı ratta üç gruba ayrılmış (8, 9 ve 10'lu doğum) farede ise 4 gruba ayrılmıştır (7, 8, 9 ve 10'lu doğum). Doğumda ana ağırlığı ratta >169 g, 171?175 g 190?207 g olarak ve farede 33-53g, 36?38, 39?41 g olarak gruplandırılmıştır.Rat ve farede doğumdaki yavru sayısı ve ana ağırlığı etkisi arttıkça doğum ağırlığı ve 5 haftalık yaşa kadarki dönemde büyüme hızı düşmüştür.Doğumda yavru sayısının doğum ağırlığı, yaşama gücü ve büyüme üzerine etkisi rat ve farede farklı bulunmuştur. Doğumdaki ana ağırlığı arttıkça doğan yavruların doğum ağırlığı ve büyüme hızı da artış göstermiştir. Doğumda yavru sayısının yeni yavruların doğum ağırlığı ve erken dönem büyümesine etkisi ananın doğumdaki ağırlığı ile değişmiştir.Anahtar kelimeler: Doğumda yavru sayısı, ana canlı ağırlığı, büyüme, fare, rat

Numan Kocabaş
Afyon Kocatepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyah alaca ineklerin sütlerinde belirlenen somatik hücre sayısı üzerine depolama sıcaklığı ve süresinin etkisi

Bu araştırmada, farklı sıcaklık ve depolama süresinde depolanan Siyah Alaca ineklerin sütlerindeki somatik hücre sayıları DeLaval somatik hücre sayım cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Bu amaçla 54 baş Siyah alaca ineğin sütlerinden yararlanılmıştır. Süt örnekleri SHS'na göre düşük (≤215x103 hücre/ml) ve yüksek (>215x103 hücre/ml) olarak gruplandırılmıştır. Her bir süt örneği farklı sıcaklık (-20ºC, 4ºC, 21ºC, 36ºC) ve farklı depolama sürelerinde (taze süt, 2, 4, 6, 8, 10. saatler ve 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. gün) depolanmıştır. Birinci ve ikinci grup için logSHS ortalamaları 4.58±0,087 hücre/ml, 6.03±0.091 hücre/ml olarak belirlenmiştir. Çalışmada depolama sıcaklığı ile depolama süresinin (saat ve gün) logSHS üzerine etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur (P<0.01). Nitekim depolama sıcaklığının ve süresinin ilerlemesi ile birlikte logSHS artmıştır. Sonuç olarak, sütlerin SHS ve süt kalitesi bakımından -20ºC ve 4ºC'de depolanması gerektiği söylenebilir.

Abdullah Kıraç
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japon bıldırcınlarında (Coturnix coturnix Japonica) seleksiyon kriterlerinin faktör analizi ile belirlenmesi

Bu çalışma, Japon bıldırcınlarında (Coturnix coturnix japonica) yapılan seleksiyon kriterlerinin çok değişkenli istatistik yöntemlerinden biri olan faktör analizi ile belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma 2013-2014 yılında Ahi Evran Üniversitesi Zootekni Bölümü Kümes Hayvanları Yetiştirme Ünitesi'nde iki generasyon şeklinde yürütülmüştür. Birinci generasyon dördüncü hafta canlı ağırlığa yönelik seleksiyon uygulanmış hafif, orta ve ağır olarak üç gruba ayrılmıştır. Altı hafta boyunca bu gruplarda yer alan hayvanlara ilişkin morfolojik özellikler incelenmiştir. Buna göre; yerden yükseklik, tırnak uzunluğu, gaga uzunluğu, kafa çapı, kanat uzunluğu, kanat genişliği, gövde çapı, kafa-kuyruk arası uzunluk ve canlı ağırlık ölçüleri alınmıştır. İkinci generasyonda selekte edilen gruplardan düzenli olarak ölçümler alınmıştır. Japon bıldırcını gruplarından alınan verilere uygulanan faktör analizi sonucunda morfolojik özellikler genel olarak iki faktör altında toplanmış olup, bu faktörler toplam varyansın en az % 67'sini açıkladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak canlı ağırlık, yerden yükseklik ve kafa-kuyruk arası uzunluk en uygun seleksiyon kriteleri olarak tespit edilmiştir Anahtar Kelimeler: Coturnix coturnix japonica, Faktör analizi, Japon bıldırcını, Seleksiyon Tez Yöneticisi: Doç. Dr. Ufuk KARADAVUT Sayfa Adedi: 81

Nejla Kartal
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gökhöyük Tarım İşletmesinde yetiştirilen simmental sığırların süt döl verim özelliklerine ait varyans unsurları ve genetik parametrelerin tahmini

Bu araştırmada, Gökhöyük Tarım İşletmesinde yetiştirilen Simmental ineklere ait süt verimi kayıtları değerlendirilmiştir. Araştırmada Gökhöyük Tarım İşletmesinde yetiştirilen Simmental sürüsüne ait 2007-2014 yılları arasındaki süt verimi kayıtları kullanılmıştır. Süt ve döl verim özelliklerine etki eden faktörlerin ön analizleri "Minitab-Versiyon 12" istatistik programı ile yapılmıştır. Varyans bileşenleri ve genotipik parametreler "MTDFREML"ıslah programı kullanılarak tahmin edilmiştir. Verim özelliklerinden, gerçek süt verimi (GSV), 305 gün süt verimi (305 GSV), laktasyon süresi, buzağılama aralığı ve servis periyoduna ait genel ortalamalar sırasıyla 4363,01 64,790 kg, 4181,47 60,122 kg, 322,92 2,432 gün, 367,37 2,840 gün ve 116,45 3,433 gün olarak tespit edilmiştir. GSV, 305 GSV, laktasyon süresi, buzağılama aralığı ve servis periyodu ile ilgili kalıtım dereceleri sırası ile 0,17 0,080, 0,018 0,015, 0,02 0,035, 0,02±0,010 ve 0,01±0,0035 olarak tespit edilmiştir. Aynı özelliklere ait tekrarlanma dereceleri ise sırası ile; 0,19, 0,20, 0,03, 0,02 ve 0,02 olarak bulunmuştur. 305 GSV yönünden genetik ilerleme Simmental ineklerde 30,3 kg/yıl olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, belirlenen varyans unsurları, genetik parametreler ve damızlık değerlerinin Türkiye'de Simmental sığır sürülerinde yapılacak ıslah çalışmalarında seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği ve seleksiyondaki başarıyı arttırabileceği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Simmental, Kalıtım derecesi, Tekrarlanma derecesi, Genetik ilerleme,

FertiliteKalıtım dereceleriSüt verimi+1
Abdulhalik Demirgüç
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevresel zenginleştirmenin etlik piliçlerin bazı davranış, büyüme ve karkas özellikleri ile kan parametrelerine etkisi

Bu çalışmada çevresel zenginleştirmenin etlik piliçlerin canlı ağırlık, yem tüketimi, rektal sıcaklık, korku davranışı (Tonik İmmobilite), yürüme skoru ile bazı kan parametrelerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, 280 adet bir günlük yaştaki etlik civcivler kullanılmıştır. Haftalık canlı ağırlıklar, yem tüketimleri ve yemden yararlanma oranları belirlenmiş, 3. ve 6. haftalarda tonik immobilite (TI) testi yapılmış, rektal sıcaklıklar saptanmıştır. Aynı dönemde dalak, karaciğer ve bursa fabricius ağırlıkları saptanmıştır. Denemenin 6. haftalarında tüm gruplardan alınan kan örneklerinden elde edilen analiz sonuçlarına bakılmıştır. Ayrıca denemenin 6. haftasında yürüme skoru testi yapılmıştır. Deneme sonunda kontrol grubunun 42. gün ortalama canlı ağırlığı muamele gruplarından yüksek ancak istatistiksel olarak önemli olmadığı anlaşılmıştır (P>0.05). Muamele gruplarının yemden yararlanma oranı, kontrol grubundan daha iyi olduğu saptanmıştır. Denemenin 21. ve 42. günlerinde kesilen piliçlerin lenfoid organ ağırlıkları ve rektal sıcaklık değerleri bakımından istatistiksel olarak bir fark gözlemlenmemiştir (P>0.05). Deneme sonunda kontrol grubunun tonik immobilite değerlerinin ve yürüyüş skorunun muamele gruplarından önemli (P<0.05) düzeyde yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak çevresel zenginleştirmenin, performansı etkilemeden korku ve stresi azaltarak hayvan refahını arttırdığını söyleyebiliriz.

Etlik piliçKan parametreleriKarkas özellikleri
Mehmet Yıldırım
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hindi (Meleagridis gallopavo) semeninin dondurulmasında kullanılan farklı sulandırıcıların karşılaştırılması

Bu çalışma, farklı sulandırıcıların kullanılarak hindi spermasının uzun süreli muhafaza yöntemlerinin geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma boyunca 5 adet hindiden masaj yöntemiyle haftada ikişer kez ve toplamda 44 kez sperm alınmıştır. Elde edilen nativ spermaların ortalama ejekülat miktarı, sperm yoğunluğu, motilite ve vitalite değerleri sırasıyla 0,22±0,01 ml, 3,5±0,17 x109 sp/ml, % 77,0±1,44 ve % 86,2±0,95 olarak belirlendi. Çalışmada, % 5 DMSO kriyoprotektanı içeren Glikoz, Tris-Glikoz, Laktatlı Ringer ve Laktatlı Ringer-Glikoz sulandırıcıları kullanılmıştır. Hindilerden alınan spermalar birleştirilip 4 eşit parçaya bölünerek 1:3 oranında sulandırıldıktan sonra +4°C' de 90dk boyunca ekilibrasyona tabi tutulmuştur. Ekilibrasyon sonrası 5dk süreyle -80°C' ye kadar sıvı azot buharında dondurulmuş ve -196°C' lik sıvı azot içerisinde depolanmıştır. Dondurma-çözme sonrası motilite değerleri sırasıyla % 43,3±1,62, % 12,2±0,66, % 12,6±0,92 ve % 24,6±1,53 olarak bulunmuştur. Dondurma-çözme sonrası vitalite değerleri ise sırasıyla % 55,8±1,89, % 23,8±1,58, % 21,5±1,10 ve % 36,5±1,59 olarak tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre Glikoz sulandırıcısının hindi semeninin uzun süreli muhafazasında diğer sulandırıcılara göre daha etkili olduğu saptanmıştır (p<0.01).

HindilerMeniMeni saklanması+1
Mehmet Kuzlu
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TR71 bölgesindeki süt sığırı işletmelerinden toplanan çiğ sütlerin bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma, TR71 bölgesinden elde edilen sütlerin kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Kasım 2013 ve Eylül 2014 tarihleri arasında Kırşehir, Aksaray, Nevşehir ve Niğde illerinde bulunan 22 adet süt toplama tankından süt örnekleri alınmıştır. Süt bileşenleri üzerine işletme, il ve örnek alma mevsiminin etkisi incelenmiştir. Araştırmada ortalama yağ, protein, yağsız kuru madde (YKM), yoğunluk, refraktif indis, pH, asitlik (°SH), iletkenlik, su katılma oranı sırasıyla % 3.62±0.010, % 3.22±0.029, % 8.32±0.008, 27.47±0.035 g/cm3, 9.55±0.006, 6.45±0.009, 9.98±0.071, 2.90±0.007 ve % 1.55±0.057 olarak belirlenmiştir. Yağ (P=0.002), YKM (P=0.011), yoğunluk (P=0.014) ve refraktif indis (P<0.001) değerleri en yüksek Kırşehir ilinde belirlenmiştir. pH en yüksek Kırşehir, en düşük Nevşehir ilinde belirlenirken (P<0.001), buna bağlı olarak °SH ise en düşük Kırşehir, en yüksek ise Nevşehir ilinde tespit edilmiştir (P<0.001). Süte katılan su miktarı ise Kırşehir ilinde en az, Nevşehir ilinde ise en fazla belirlenmiştir (P<0.001). Protein ve iletkenlik değerleri için iller arasındaki fark istatistiki olarak önemsizdir. İncelenen özelliklerden yağ, protein ve refraktif indis değerleri Türk Gıda Kodeksi Çiğ Süt ve Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği'ne uygun olmasına karşın; YKM, yoğunluk, pH ve °SH değerleri ise ilgili tebliğde belirtilen sınırların dışındadır. Sonuç olarak süt bileşenleri bakımından en kaliteli sütlerin Kırşehir ilinden üretildiği söylenebilir.

Süt kalitesiSüt sığırlarıÇiğ süt
Kasım Tuncer
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Döllü etlik tavuğu (parent stock) yumurtalarına lizin ve metiyonin enjeksiyonunun etlik piliçlerin sindirim sistemi gelişimi ve büyüme performansına etkileri

Döllü Etlik Tavuğu (Parent Stock) Yumurtalarına Lizin ve Metiyonin Enjeksiyonunun Etlik Piliçlerin Sindirim Sistemi Gelişimi ve Büyüme Performansına Etkileri Bu çalışmada döllü etlik tavuk yumurtalarına in ovo lizin ve metiyonin amino asitlerinin enjeksiyonunun kuluçka randımanı, civciv ağırlığı, büyüme performansı, sindirim sistemi gelişimi, sekal toplam canlı bakteri, E.coli, Coliform, Enterobactericaea ve ileal histomorfoloji üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada 60 haftalık yaştaki damızlıklardan elde edilen 300 adet döllü yumurta kullanılmıştır. Çalışmadan önce optimal aminoasit dozunun belirlenmesi için 3 ön deneme yapılmıştır. Yapılan ön denemelerin sonucunda optimum doz her bir yumurta için 2 mg/0.2 ml olarak belirlenmiştir. Kuluçkadan önce, yumurtalar bireysel olarak tartılarak numaralandırılmıştır. Kuluçkanın 16. gününde yumurtalar 5 muamele grubuna ayrılmıştır. NK=negatif kontrol (enjeksiyonsuz grup), PK=pozitif kontrol (0.2 ml distile su enjeksiyonu ), L=lizin (2 mg/0.2 ml) M=metiyonin (2 mg/0.2 ml), LM=lizin metiyonin (1+1 mg/0.2 ml). Kuluçka çıkım aralığı 32 saat sürmüştür. Çıkım sırasında ilk 6 saat ve son 6 saat diliminde çıkan civcivler çıkım aralığını dengelemek için deneme dışı bırakılmışlardır. Kuluçkadan sonra 120 adet bir günlük yaşta sağlıklı civcivler 21 günlük deneme için her tekerrürde 8 adet karışık cinsiyette olacak şekilde 3 tekerrürlü 5 muamele grubuna yerleştirilmişlerdir. Bu civcivler deneme boyunca 3080 Kcal ME/kg ve %22 HP içeren etlik civciv başlangıç yemiyle beslenmişlerdir. Araştırma sonuçları in ovo lizin, metiyonin veya lizin-metiyonin karışımı enjeksiyonunun etlik civciv ağırlığı, yaşama gücü, büyüme performansı, bağırsak mikrobiyotası ve ileum histomorfolojisini etkilemediğini göstermektedir. İn ovo lizin enjeksiyonu kuluçka randımanını negatif kontrol ve metiyonin grubuna göre arttırdığı ve ayrıca sindirim sistemi uzunluğunu negatif kontrol grubuna göre artırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak; 2 mg/0.2 ml in ovo lizin enjeksiyonu, kuluçka randımanını arttırmak için kullanılabileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İn ovo besleme, amino asit, broiler, performans

Büyüme performansıEtlik piliçLizin+3
Ayşenur Akkan
Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00