
2,554
Archived Theses
2
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin yeterlilikleri ile yaşadıkları sorunlar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi (Afyonkarahisar örneklemi)
Bu araştırma; sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin yeterlilikleri ve kaynaştırma uygulamalarında yaşadıkları sorunları belirlemek, kaynaştırma eğitimine ilişkin yeterlilikleri ile kaynaştırma uygulamalarında yaşadıkları sorunlar arasındaki ilişkileri incelemek ve öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin yeterlilikleri ile tanımlayıcı özelliklerinin kaynaştırma uygulamalarında karşılaştıkları sorunlar üzerindeki ortak etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda kişisel bilgi formu, Meral ve Bilgiç (2012) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılmış olan Kaynaştırmada Öğretmen Yeterliği Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Sınıf Öğretmenlerinin Kaynaştırma Uygulamalarında Yaşadıkları Problemleri Belirleme Ölçeği Afyonkarahisar merkez ilçede tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 300 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, sınıf öğretmenlerinin yüksek düzeyde kaynaştırma eğitimi yeterliliğine sahip oldukları ve kaynaştırma uygulamalarında yüksek düzeyde sorunlarla karşılaştıkları, ancak okul yönetimi kaynaklı sorunlarla, öğrenci ve aile kaynaklı sorunlara göre görece daha fazla karşılaştıkları belirlenmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin cinsiyetinin ve kaynaştırma eğitimine ilişkin yeterlilik düzeylerinin, öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin yaşadıkları sorun düzeyleri üzerinde ortak bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Araştırmada ele alınan diğer değişkenler olan kıdem, sınıf mevcudu, sınıftaki kaynaştırma öğrencisi sayısı, yükseköğretimde ve öğretmenlik sırasında kaynaştırma eğitimi alma durumu ve kaynaştırma eğitimi yeterlilik düzeylerinin, kaynaştırma uygulamalarında karşılaştıkları sorunlar üzerinde ortak etkilerinin olduğu saptanmıştır. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi yeterlilik düzeyleri ile kaynaştırma uygulamalarında karşılaştıkları sorunlardan sadece okul yönetimi kaynaklı sorunlar ile düşük düzeyde negatif yönlü ilişkilerin olduğu, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminde yaşadıkları sorunların, kaynaştırma eğitimi yeterlilik düzeylerinden bağımsız olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, yeterlilik, kaynaştırma eğitimi, sorunlar
Ortaokul matematik öğretim programlarının karşılaştırılması: 2009-2013-2017-2018
Bu araştırmanın amacı 2009, 2013, 2017 ve 2018 yıllarında yenilenen ve güncellenen ortaokul matematik dersi öğretim programlarının vizyonlarını, yaklaşım ve felsefelerini, amaçlarını, beceri/yetkinliklerini, değerlerini, ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını, öğrenme ve alt öğrenme alanlarını, kazanımlarını ve ders sürelerini karşılaştırılarak, programların benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Araştırmada örneklemin belirlenmesinde evreni doğru temsil etmesi açısından seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örneklemenin bir boyutu olan ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ölçüt olarak Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından basımı yapılan 2009, 2013, 2017, 2018 Ortaokul Matematik Öğretim Programları kitapçıkları baz alınmıştır. Verilerin toplanmasında doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılarak veriler çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda programın vizyonu ve felsefesi için ayrı bir bölümün sadece 2009 ortaokul matematik öğretim programında bulunduğu tespit edilmiştir. Programlar felsefeleri açısından incelendiğinde ise farklılaştığı tespit edilmiştir. Genel amaçlar bakımından ise 2009, 2013 ve 2017 Ortaokul Matematik Öğretim Programları benzerlik gösterirken 2018 Ortaokul Matematik Öğretim Programında amaçların farklı bir şekilde ele alındığı tespit edilmiştir. En fazla becerinin 2009 programında yer aldığı, 2009 ve 2013 programlarının becerilerinin büyük ölçüde benzerlik gösterdiği ve becerilerin sadeleştirilip en temel becerilerin 2017 ve 2018 programlarında yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. 2017 ve 2018 öğretim programlarında ilk kez değerler kavramından bahsedildiği sonucuna ulaşılmıştır. Yetkinlik bölümünün ilk kez 2018 öğretim programında yer aldığı saptanmıştır. Programlar öğrenme alanları bakımından ele alındığında ise her birinin 5 öğrenme alanına sahip olduğu fakat isimlerinde bazı değişiklikler olduğu belirlenmiştir. Kazanım sayılarının git gide azalırken, ders sürelerinin arttığı tespit edilmiş ve dört programda da hem süreç hem sonuç odaklı değerlendirme anlayışı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ortaokul matematik dersi, öğretim programı, karşılaştırma
İngilizce öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (İzmir örneklemi)
Bu araştırmada İngilizce öğretmenlerinin epistemolojik inançlar ve öğretme stilleri çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmada, İngilizce öğretmenlerine Epistemolojik İnanç Ölçeği (Deryakulu ve Büyüköztürk, 2002) ve Öğretme Stili Ölçeği (Sarıtaş ve Süral, 2010) kullanılmıştır. Araştırmaya 347 İngilizce öğretmeni katılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda İngilizce öğremenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme stilleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İngilizce öğretmenlerinin en fazla tercih ettikleri öğretme stilinin otoriter öğretme stili olduğu görülmüştür. İngilizce öğretmenlerinin öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna inanç boyutunda daha gelişmiş inanca sahip oldukları anlaşılmıştır. İngilizce öğretmenlerinin öğretme stilleri ve epistemolojik inançlarının cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği görülmüştür. 21-25 yıl kıdeme sahip İngilizce öğretmenlerinin, diğer alt gruplara göre daha gelişmiş inançlara sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca "süper lise"den mezun olan öğretmenlerin diğer okul türlerine göre daha yüksek düzeyde temsilci öğretme stiline sahip olduğu görülmüştür.
Reggio emilia yaklaşımı temelli fen ve doğa etkinliklerinin uygulanması: Bir eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı Reggio Emilia Yaklaşımı temelli hazırlanan fen ve doğa etkinliklerinin uygulanması ve uygulama sürecinde anasınıfı öğrencilerinin kavram gelişimi ve bilimsel süreç becerilerinin değişimini incelenmektir. Çalışma, bir devlet okuluna bağlı bir anasınıfında araştırmacı tarafından tasarlanmış olan Reggio Emilia yaklaşımı temelli fen ve doğa etkinliklerini kapsayan bir eylem araştırması şeklinde düzenlenmiştir. Çalışmada Ekmek Projesi, Ses Projesi ve Çiftlik Projesi olmak üzere üç eylem planı gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu ise bir devlet okulunun anasınıfında öğrenim gören 5 kadın ve 10 erkek olmak üzere toplam 15 okul öncesi öğrencisi oluşturmaktadır. Okul öncesi öğrencilerin kavram gelişimi ve bilimsel süreç becerilerini tespit edebilmek için "Boehm Okul Öncesi Temel Kavramlar Testi" ve "Bilimsel Süreç Beceri Testi" kullanılmıştır. Her iki test de tasarlanan fen ve doğa etkinliklerinin uygulanması öncesinde ön test ve uygulamanın gerçekleştirilmesi sonrasında da son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca çalışmalar süresince araştırmacı tarafından etkinlik günlükleri tutulmuştur. Çalışmaya katılan anasınıfı öğrencilerinin uygulanan her bir projenin sonunda ve velilerin projeler hakkındaki görüşlerini belirlemek üzere yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Sonuç olarak Reggio Emilia Yaklaşımı temel alınarak hazırlanmış proje uygulamaları okul öncesi çocukların öğrenmeleri ve beceri kazanmalarında oldukça etkili olmuştur.
Ergenlerde siber zorbalığın insani değerler açısından incelenmesi (Kocaeli örneklemi)
Bu araştırmanın amacı ergenlerde siber zorbalığın insani değerler açısından incelemektir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kocaeli İzmit ilçesinde 4 farklı okul türünde öğrenim görmekte olan 160 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Siber Zorbalık Ölçeği", ve "İnsani Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, insani değerler ve siber zorbalık arasında negatif yönde yüksek düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin siber zorbalık puanları ile cinsiyet, evde internet olup olmaması, günlük internet kullanım süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Öğrencilerin aldıkları İnsani değerler puanı ile cinsiyet, evde internet olup olmaması ve günlük internet kullanım süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmazken; okul türü ve insani değerler arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
2015 ve 2018 ilkokul dördüncü sınıf Türkçe öğretim programının CIPP program değerlendirme modeline göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2015 ve 2018 İlkokul Dördüncü Sınıf Türkçe Öğretim Programını CIPP program değerlendirme modeline göre değerlendirmeyi amaçlamıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemleri arasında yer alan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar'da çalışan 987 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden oransız küme örnekleme yöntemi ile seçilen 524 (2015 programı için 400, 2018 programı için 124) sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 31 maddeden oluşan İlkokul Dördüncü Sınıf Türkçe Öğretim Programını Değerlendirme Aracı kullanılmıştır. Ölçme aracının Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.90 olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin maddelere verdikleri cevaplar değişkenlere göre Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi ile Spearman korelasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin, 2015 ve 2018 ilkokul dördüncü sınıf Türkçe öğretim programının bağlam, girdi, süreç boyutunda yer alan tüm maddelere "katılıyorum" cevabını verdikleri görülmüştür. Araştırmaya dâhil olan öğretmenlerin 2015 Türkçe Öğretim Programı'nın ürün boyutunda yer alan maddelerden biri olan "öğrencilerin topluluk önünde konuşma becerisine yönelik gösterdiği gelişim tatmin edici değildir" ifadesine katılıyorum cevabını verdikleri ancak 2018 Türkçe Öğretim Programının değerlendirilmesinde fikir bildiren öğretmenlerin bu maddeye katılmadıkları görülmüştür. 2015 ve 2018 Türkçe Dersi Öğretim Programının bağlam, girdi ve süreç boyutlarında düşük düzeyde bir ilişki saptanırken ürün alt boyutunda ise anlamlı ve orta düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.
İşbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımının altıncı sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki problem çözme ve akademik risk alma düzeylerine etkisi: Afyonkarahisar Sinanpaşa ilçesi örneği
Bu araştırmada Afyonkarahisar İli Sinanpaşa İlçesinde 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 6. sınıfta öğrenim görmekte olan 45 öğrenci ile "Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri" tekniğiyle deneysel bir çalışma yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Serin, Saygılı ve Bulut Serin (2010) tarafından geliştirilen "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" ve İlhan ve Çetin (2010) tarafından geliştirilen "Matematik Odaklı Akademik Risk Alma Ölçeği" kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımlarından Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri tekniğinin deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında akademik risk alma düzeyleri ve problem çözme becerileri bakımından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Ayrıca Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri tekniği uygulandıktan sonra akademik risk alma düzeyleri ve problem çözme becerilerine cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerinin etki etmediği bulunmuştur.
Bilgisayar oyun bağımlılığının ailedeki koruyucu etkenler ve kişisel özellikler açısından incelenmesi(Bursa ili örneklemi)
Bu araştırmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin bilgisayar oyun bağımlılığı düzeylerini ailedeki koruyucu etkenler ve kişisel özellikler açısından incelemektir. Çalışmada betimsel araştırma modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Bursa il merkezinde yer alan resmi ortaokullarda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise belirtilen evren içerisinden seçilen 945 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak "Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği" (Horzum,2008) ve ''Ailedeki Koruyucu Etkenler Ölçeği''(Danışman ve Köksal, 2011) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, ortalama), Kruskal Wallis H- Testi, Mann Whitney U-Testi, Kolmogorov- Smirnov Testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin bilgisayar oyun bağımlılığı düzeylerinin düşük seviyede olduğu görülmüştür. Cinsiyet değişkeni açısından erkek öğrencilerin, kadın öğrencilere göre bilgisayar oyun bağımlılığı yüksek bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin bilgisayar oyun bağımlılığı düzeylerinde, anne-baba durumlarına (birlikte-ayrı-üvey), bilgisayar oynama sıklığı, tercih ettikleri oyun türüne göre anlamlı farklılıklar bulunmazken; sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, sosyoekonomik durum, günlük bilgisayar kullanım süresi, bilgisayar kullanımlarının ebeveynleri tarafından kontrol edilip edilmemesi, evlerinde internetin olup olmaması ve oyun oynama aracı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğrencilerin bilgisayar oyun bağımlılığı düzeyi ile ailedeki koruyucu etkenler ölçeği toplam puanı arasında [r=-.12**] negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ortaokul Öğrencileri, Bilgisayar Oyun Bağımlılığı, Ailedeki Koruyucu Etmenler.
Ergenlerde akıllı telefon bağımlılığının özdenetim açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ergenlerde akıllı telefon bağımlılığını özdenetim açısından incelemektir. Araştırma betimsel bir araştırmadır ve tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Kütahya ili Simav ilçesinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 868 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgiler Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu" ve "Özdenetim Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans ve yüzde, sıra ortalaması, Kolmogorov-Smirnov (K-S) Testi, Kruskal Wallis H-Testi, Mann Whitney U-Testi ve Spearman Brown Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı düzeyi ile özdenetim düzeyi arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ergenlerin akıllı telefon bağımlılığı düzeyi cinsiyet, sınıf düzeyi, baba eğitim durumu, akıllı telefon kullanımının ebeveyn tarafından kontrol edilme durumuna göre anlamlı farklılık göstermezken; anne eğitim durumu ve akıllı telefon kullanım süresine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Ergenlerin özdenetim düzeyi ve özdenetimin her bir alt boyutu cinsiyet, sınıf düzeyi, baba eğitim durumuna ve yaşantısal özdenetim düzeyi anne eğitim durumuna göre farklılık göstermezken; ergenlerin özdenetim düzeyi, özdenetim alt boyutları olan yenileyici ve onarıcı özdenetim düzeyleri anne eğitim durumu göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon, akıllı telefon bağımlılığı, özdenetim
Ergenlerin sosyal medya bağımlılığının akademik başarılarıyla ilişkisi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ergenlerin sosyal medya bağımlılığının akademik başarılarıyla ilişkisi ve çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırma betimsel bir araştırma olup; araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Afyonkarahisar ili, Çay ilçesinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan 810lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" (Tutgun-Ünal, 2015) kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans ve yüzdeler, sıra ortalaması, Kruskal Wallis H- Testi, Mann Whitney U-Testi ve Spearman Brown Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkları ile akademik başarıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ergenlerin sosyal medya bağımlılık düzeyi cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türüne göre değişmezken; akademik başarılarında cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı bir farklılık belirlenmiştir.
Lise öğrencilerinde siber zorbalık ve siber mağduriyetin internet için eleştirel okuryazarlık düzeyleri ile ilişkisi: (Afyonkarahisar ili örneklemi)
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeyleri ile internet için eleştirel okuryazarlık düzeylerini belirlemek, siber zorbalık/ mağduriyet düzeyleri ile internet için eleştirel okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca lise öğrencilerinin demografik özelliklerine göre siber zorbalık/mağduriyetve internet için eleştirel okuryazarlık düzeylerinde farklılaşma olup olmadığını incelemek de araştırmanın diğer amacıdır. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın örneklemini,2018-2019 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar ili meslek liselerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiş 400 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Siber Mağdur-Zorba Ölçeği" ve "İnternet İçin Eleştirel Okuryazarlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma istatistiklerinin yanında, Kruskal Wallis H- Testi, Mann Whitney U-Testi ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, lise öğrencilerinin siber zorbalık ve mağduriyetlerinin düşük düzeyde, internet için eleştirel okuryazarlıklarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Lise öğrencilerinin siber zorbalık/ mağduriyet düzeyleri ile internet için eleştirel okuryazarlık düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin bölümlerine göre,siber zorbalık/mağduruiyetve internet için eleştirel okuryazarlık düzeylerinde farklılıkolduğu belirlenirken, sınıflarına ve ailelerinin gelir düzeylerine göre farklılık olmadığı saptanmıştır.
Ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin matematik, fen bilimleri ve Türkçe dersleri kazanımlarına ulaşma düzeylerinin incelenmesi:Veri madenciliği çalışması(Afyonkarahisar örneklemi)
Bu araştırmanın temel amacı, 5. sınıf ortaokul öğrencilerinin matematik dersi, fen bilimleri dersi ve Türkçe dersi kazanım düzeylerini belirlemek ve bu üç dersin kazanımlarına ulaşma düzeyleri arasındaki ilişkilerin veri madenciliği yöntemi ile ortaya koyabilmektir. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar ilinde öğrenim gören ve bütün ortaokullardan seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen 4.564 adet beşinci sınıf öğrencilerinden oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, matematik fen bilimleri ve Türkçe dersleri kazanımları ile ilişkili başarı testi oluşturulmuştur. Oluşturulan başarı testi ile veriler toplanmış ve toplanan veriler veri madenciliği yöntemi ile WEKA programında analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin matematik dersi kazanımlarına ulaşma başarı düzeylerinin 100 üzerinden ortalama 49,52, olduğu, Türkçe dersi başarı düzeylerinin 54,95 olduğu ve fen bilimleri dersi kazanım düzeylerinin 52,3 olduğu saptanmıştır. Diğer bir ifade ile öğrencilerin Matematik, Türkçe ve Fen bilimleri dersleri kazanımları ulaşma düzeyleri düşük düzeydedir. Öğrencilerin matematik dersi başarı düzeylerinin en düşük olduğu kazanımlar; "Belirlenen bir alanı santimetrekare ve metrekare birimleriyle tahmin eder." kazanımının başarı yüzdesi 20,87, "Dikdörtgen, paralelkenar, eşkenar dörtgen ve yamuğun temel elemanlarını belirler ve çizer." kazanımının başarı yüzdesi 22,17' ve "Ondalık gösterimde tam kısım ve ondalık kısımdaki rakamların bulunduğu basamağın değeriyle ilişkisini anlar" kazanımının başarı yüzdesi 24,98'dir. Öğrencilerin Türkçe dersinde başarı düzeylerinin en düşük olduğu kazanımlar; 17,35 başarı yüzdesi ile "Kökleri ve ekleri ayırt eder" ve 28,47 başarı yüzdesi ile "Sayıları doğru yazar" kazanımlarıdır. Öğrencilerin Fen Bilimleri dersinde başarı düzeylerinin en düşük olduğu kazanımlar; 19,69 başarı yüzdesi ile "Yaptığı deneyler sonucunda saf maddelerin erime, donma, kaynama noktalarını belirler" ve 17,11 başarı yüzdesi ile "Maddeleri, ışığı geçirme durumlarına göre sınırlandırır" kazanımlarıdır.
Lise öğrencilerinde beden algısı ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesi (Akşehir ilçesi örneklemi)
Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin benlik saygısı ve beden algısı düzeylerine medya ve medya ürünlerinin etkisini incelemektir. Araştırma betimsel bir araştırma olup; ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemini Konya ili Akşehir İlçesinde öğrenim gören 385 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği' ve 'Vücut Algısı Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzdeler, toplam puanlar, sıra ortalaması, Kolmogorov-Smirnov Testi, Kruskal Wallis H-Testi, Mann Whitney U-Testi ve Spearman Brown Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin benlik saygısı ve beden algısı düzeyleri arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin benlik saygısı ve beden algısı ölçeklerinden aldıkları puanlar ile cinsiyet, okul türü, aile türü, algılanan sosyo-ekonomik durum, günlük telefon/tablet kullanımı, sahip olunan sosyal medya profil sayısı, düzenli takip edilen dizi sayısı, en çok izlenilen program türü değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanamamıştır. Öğrencilerin sosyo-ekonomik durumları ve günlük tablet/telefon kullanım süresi tek başlarına benlik saygısını yordamaktadır. Günlük tablet/telefon kullanım süresi arttıkça benlik saygısı azalmaktadır. Öğrencilerin diyet uygulama durumu ve vücuda estetiksel müdahalede bulunma durumu ile benlik saygısı ve beden algısı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırma bulgularına göre diyet uygulayan ve vücuduna estetiksel müdahalede bulunan öğrencilerin beden algıları daha olumsuz, benlik saygıları daha düşüktür. Anahtar kelimeler: Ergen, Benlik Saygısı, Beden Algısı, Medya, Sosyal Medya
Ortaokul matematik öğretmenlerinin oran ve orantı konusuna ilişkin pedagojik alan bilgilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin oran ve orantı konusuna ilişkin pedagojik alan bilgilerini (PAB) Ball, Thames ve Phelps (2008) tarafından geliştirilen, "Öğretim İçin Matematik Bilgisi'' (ÖMB) modeli kuramsal çerçevesinden yararlanarak incelemektir. Çalışmada nitel araştırmalardan karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar il merkezinde çalışan ve maksimum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen 90 gönüllü ortaokul matematik öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ÖMB modeli temel alınarak 14 sorudan oluşturulan anket öncelikle 90 öğretmene uygulanmış, ardından bu öğretmenler içinden gönüllü olan ve her bir kıdem düzeyinden en az birer tane olmak üzere belirlenen 13 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sonra bu 13 öğretmen içinden amaçlı örnekleme ile seçilmiş 6 öğretmenin oran ve orantı konusunu işledikleri dörder saatlik dersleri gözlemlenmiştir. Ders süreci gözlemlerinin ardından öğretmenlerle yapılandırılmamış görüşmeler yapılmıştır. Tüm gözlem ve görüşmeler video ve ses kayıtları ile kayıt altına alınmış ve bu kayıtlar bilgisayar ortamında birebir yazıya aktarılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre; öğretmenlerin oran ve orantı konusuna ilişkin PAB'larının ÖMB bileşenleri olan özel alan bilgisi (ÖAB) ile öğretim ve alan bilgisi (ÖtAB) bileşenleri bağlamında yeterli düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Genel alan bilgileri (GAB) ile öğrenci ve alan bilgilerinin (ÖğAB) yeterli düzeyde olmasına rağmen oran tanımında sıkıntılar olduğu, çok büyük bir kısmının ise oran tanımını bilmedikleri ve yanlış cevap veren öğrenciye kural temelli ve teorik açıklamalarla anlatmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki kıdem düzeyi arttıkça GAB, ÖğAB ve ÖtAB'lerinin azaldığı fakat ÖAB'lerinin arttığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Oran ve Orantı, Pedagojik Alan bilgisi, Ortaokul Matematik Öğretmenleri
FeTeMM uygulamalarının 7. sınıf öğrencilerinin FeTeMM'e yönelik tutumlarına, bilimsel süreç becerilerine ve meslek seçimlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı,7. sınıf Fen Bilimleri dersinde Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) uygulamalarının öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine ve FeTeMM'e yönelik tutumlarına etkisini incelemektir. Ayrıca, öğrencilerin yapılan FeTeMM uygulamalarına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu biri deney grubu (n=18), diğeri kontrol grubu (n=21) olmak üzere toplam 39 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubunda dersler, FeTeMM uygulamalarına yönelik olarak işlenirken kontrol grubundaki dersler, 2013 Fen Bilimleri dersi öğretim programında belirtilen yöntem ve teknikler kullanılarak işlenmiştir. Araştırmada nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden "İç İçe Desen" kullanılmıştır.Veri toplama araçları olarak Aydoğdu, Tatar, Yıldız ve Buldur (2012) tarafından geliştirilenBilimsel Süreç Becerileri Ölçeği, Faber, Unfried, Wiebe, Com, Townsend ve Collins (2013) tarafından geliştirilen ve Türkçeye Yıldırım ve Selvi (2015) tarafından uyarlanan Ortaokul Öğrencilerinin STEM'e Karşı Tutumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen FeTeMM Uygulamalarına Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda FeTeMM uygulamalarının öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin gelişimine ve FeTeMM'e yönelik tutumlarına olumlu yönde etki ettiği görülmüştür. Ayrıca, araştırmada deney grubundaki öğrenciler konuyu daha iyi yorumladıklarını, derslerin eğlenceli geçtiğini, el becerilerinin geliştiğini, Fen Bilimleri dersini diğer alanlarla ilişkilendirebildiklerini, derse ilgisi olmayan öğrencilerin bile ders ile oldukça ilgili olduklarını belirtmişlerdir. Anahtar kelimeler: FeTeMM, bilimsel süreç becerileri, FeTeMM'e yönelik tutum, ortaokul öğrencileri
Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile öz yeterlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve belli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanmasıdır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Afyonkarahisar ili ve ilçelerinde görev yapan 329 okulöncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla iki ölçme aracı ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu ölçme araçları, Okulöncesi Öğretmenleri Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyleri ve Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeğidir. Analiz sonuçlarına göre okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ve öz yeterlikleri arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Araştırmada okulöncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ve öz yeterliklerinin bazı değişkenlerle ilişkisine de bakılmıştır. Yaş, cinsiyet, çalışılan okuldaki görev süresi, öğrenim düzeyi ve sınıf mevcudu değişkenlerinin öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri ve öz yeterliklerini anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Hizmet içi eğitim alma durumu ve çalışılan okul türü değişkenlerinde ise anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Mesleki kıdem değişkeni ise öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinde anlamlı bir fark bulunmazken öz yeterlikleri ile arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir.
5. sınıf öğrencilerinin İngilizce dersi kazanımlarına ilişkin öz yeterliliklerinin ve akademik başarılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 5.sınıf öğrencilerinin İngilizce dersindeki kazanımlara ilişkin öz yeterliliklerinin akademik başarılarını farklılaştırıp farklılaştırmadığı belirlemek ve öz yeterlilikleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkileri incelemektir. Karabük ilindeki farklı ortaokullarda öğrenim görmekte olan 650 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Öğrencilerinin İngilizce öz yeterlilik algılarının akademik başarılarına etki edip etmediğini belirlemek için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizi için Betimsel İstatistikler, Bağımsız Örneklemler T Testi, Pearson Moment Çarpım Korelasyonu, İki Yönlü Varyans Analizi yapılmıştır. Bulgulara göre, öğrencilerinin İngilizce öz yeterlilik algı düzeyleri ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki vardır. Öğrencilerin cinsiyetleri, anne baba eğitim durumları açısından İngilizce öz yeterlilik algı düzeyleri ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki vardır. Öğrencilerinin İngilizce akademik başarıları üzerinde cinsiyetin ve İngilizce öz yeterlilik algı düzeylerinin ortak etkisi anlamlıdır. İngilizce öz yeterliliklerini belirlemek için geliştirilen ölçeğin ''dili anlama, dili kullanma ve yeterli hissetme'' alt boyutlarında öğrencilerin anne ve baba eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık vardır.
9. sınıf öğrencilerinin düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik bir araştırma
Lise 9. sınıf öğrencileriyle yürütülen bu araştırmada öğrencilerin eleştirel düşünme, yansıtıcı düşünme ve özenli düşünme becerileri ile ilgili uygulamalar yaparak öğrencilerin düşünme becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı gözlemleri sonucunda öğrencilerin düşünme becerilerinde eksiklikler olduğunu tespit ederek lise 9. sınıf öğrencileriyle düşünme becerileri üzerine bir eylem araştırması tasarlamıştır. Çalışma grubunu 9. sınıfta öğrenim gören 15 kız öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerle yarı-yapılandırılmış odak grup görüşmesi yapılmış ve aynı zamanda ön test-son test olarak değerlendirilmek üzere eleştirel düşünme becerisi testi, yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği ve özenli düşünme ile ilgili empati düzeyi belirleme ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda uygulanan eylem planlarının öğrencilerin eleştirel, yansıtıcı ve özenli düşünme becerilerine olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Düşünme eğitimi, eleştirel düşünme becerisi, yansıtıcı düşünme becerisi, özenli düşünme becerisi, lise öğrencileri
Yedinci sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler odaklı başarı yönelimleri, öğrenme stratejileri ile başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Afyonkarahisar örneklemi)
Bu araştırmada yedinci sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler odaklı başarı yönelimleri, öğrenme stratejileri ile ders başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Korelasyonel desene sahip bu nicel araştırmada veriler, uygun örnekleme ile belirlenen dokuz devlet ortaokulunda öğrenim gören gönüllü 440 yedinci sınıf öğrencisinden toplanmıştır. Araştırmanın verileri, Sosyal Bilgiler Dersi İçin Öğrenme Stratejileri Ölçeği (Didin & Kasapoğlu, 2017), Sosyal Bilgiler Odaklı Başarı Yönelimleri Ölçeği (Gezer & Şahin, 2016) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilerin Sosyal Bilgiler ders başarıları, dönem sonu karne notları ile belirlenmiştir. Veriler, betimsel ve çıkarımsal istatistikler hesaplanarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda yedinci sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersinde en çok kullandıkları öğrenme stratejisinin, "Sosyal bilgiler dersine çalışırken konuları yalnızca okuyup geçmek yerine, düşünerek neyi öğrenmem gerektiğine karar vermeye çalışırım."; en az kullandıkları öğrenme stratejisinin ise "Sosyal bilgiler dersinin konularını düzenlememe yardımcı olması için basit şemalar, tablolar ya da şekiller çizerim." olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Sosyal Bilgiler odaklı başarı yönelimlerinin en çok mutlak yaklaşma, en az bağıl yaklaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Yedinci sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler öğrenme stratejileri ile ders başarıları arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Sosyal Bilgiler odaklı başarı yönelimleri (bağıl yaklaşma hariç) ile ders başarıları arasında pozitif yönde, farklı düzeylerde anlamlı ilişkiler vardır. Sosyal Bilgiler öğrenme stratejileri ile Sosyal Bilgiler odaklı başarı yönelimleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçları, yedinci sınıf öğrencilerinin cinsiyetleri kontrol edildiğinde Sosyal Bilgiler öğrenme stratejilerinin; cinsiyetleri ve öğrenme stratejileri kontrol edildiğinde ise Sosyal Bilgiler odaklı başarı yönelimlerinden mutlak yaklaşmanın Sosyal Bilgiler ders başarılarını anlamlı ve pozitif yordadığını göstermiştir.
Okul öncesi öğretmen adaylarının iletişim becerileri ile empatik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Afyonkarahisar ili örneklemi)
Bu çalışma okul öncesi öğretmen adaylarının iletişim becerileri ve empatik eğilimlerini çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılının güz döneminde Afyon Kocatepe Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 375 okul öncesi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Betimsel Araştırma yöntemi kullanılmıştır. 375 adet okul öncesi öğretmen adayından toplanan veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda İletişim Becerileri ölçeğinden alınan puanlar ile Empatik Eğilim ölçeğinden alınan puanların ortalamaları arasında ilişki tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmen adaylarının iletişim becerileri ve empatik eğilimlerinin sınıf düzeyine göre incelendiğinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki gözlenirken, anne eğitim durumuna ve baba eğitim durumuna göre anlamlı ilişki görülmemiştir (p=0,001, p<0,05). Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmeni, empatik eğilim, iletişim becerisi.
7. sınıf öğrencilerinin çoklu zekâ alanlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Afyonkarahisar il örneklemi)
Bu çalışma, 2017 – 2018 eğitim – öğretim yılı içinde devlet okullarında okuyan 7.sınıf öğrencilerinin çoklu zekâ alanlarını ve bazı değişkenlere göre farklılıklarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Afyonkarahisar il ve ilçe sınırlarında devlet okullarında okuyan 7.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini, seçkisiz (random) örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiş olan 500 7. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri toplanma aracı olarak Saban (2005) tarafından geliştirilmiş çoklu zekâ envanteri kullanılmıştır. Çalışmada 7. sınıf öğrencilerinden elde edilen veriler ki kare testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada, 7.sınıf öğrencilerinin 1. Tür baskın ve 2. Tür baskın çoklu zekâ alanları dağılımlarında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Cinsiyet, baba öğrenim düzeyi, anne öğrenim düzeyi, okula geldiği yerleşim yeri, aile gelir düzeyi, kardeş sayısı değişkenleri açısından 7.sınıf öğrencilerinin 1. Tür baskın ve 2. Tür baskın çoklu zekâ alanlarında farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Zekâ, oklu zekâ kuramı, ortaokul öğrencileri
Argümantasyon tabanlı öğretimin 7. sınıf öğrencilerinin bilimsel süreç becerileri ve argümantasyon becerileri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Fen Bilimleri dersi Kuvvet ve Enerji ünitesi kapsamında ortaokul 7. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilen argümantasyon tabanlı öğretimin, öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve argümantasyon becerilerine etkisini araştırmaktır. Çalışmanın örneklemini, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kırıkkale ili, Karakeçili ilçesinde bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan iki farklı şubedeki 7. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma, deney grubunda 18, kontrol grubunda 18 olmak üzere 36 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiş, yaklaşık 12 hafta sürmüştür. Çalışmada yarı deneysel ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına "Bilimsel Argümantasyon Testi" ve "Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Süreç sonunda öğrencilerin ilgili testlerden aldıkları puanlar analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin bilimsel argümantasyon beceri düzeylerinin kontrol grubu öğrencilerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının bilimsel süreç beceri düzeyleri arasında ise anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Yabancı dil öğretiminde öğrenme amaçlı yazma tekniğinin öğrencilerin akademik başarı, tutum ve öz-yeterliklerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada yabancı dil öğretiminde öğrenme amaçlı yazma tekniklerinden mektup yazma etkinliğinin 10. sınıf öğrencilerinin İngilizce dersi akademik başarıları, öz-yeterlikleri ve tutumları üzerinde anlamlı bir fark gösterip göstermediği belirlenmeye çalışılmıştır. Nicel ve nitel desenlerle gerçekleştirilen araştırmanın nicel bölümünde yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Verileri toplamak için çoktan seçmeli "Simple Past Tense Başarı Testi", "İngilizce ile İlgili Öz-yeterlik İnancı Ölçeği ve "İngilizceye Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde ise deney grubuna yönelik görüşme soruları sorulmuştur. Sonuç olarak deney grubundaki öğrencilere öğrenme amaçlı yazma tekniği uygulandıktan sonra yapılan son testte, öğrencilerin başarılarının kontrol grubunda yer alan öğrencilere göre deney grubu lehine anlamlı bir fark meydana gelmiştir. Fakat deney grubu öğrencilerinin öz-yeterlik ve tutum ölçeklerinin sonuçlarında ise anlamlı bir fark meydana gelmemiştir. Ayrıca görüşme sorularından elde edilen verilere göre öğrenme amaçlı yazmanın etkili ve öğrenmeye katkı sağlayan nitelikli bir teknik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğrenme amaçlı yazma, mektup yazma, İngilizce.
6. sınıf Türkçe ders kitabının değerler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 6. Sınıf Türkçe ders kitabında hangi değerlerin yer aldığını ve bu değerlerin metin türlerine göre dağılımını belirlemektir. Araştırma için Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanan 2016 – 2017 eğitim öğretim yılında okutulan 6. Sınıf Türkçe ders kitabındaki toplam 30 metin incelenmiştir. Metinlerde hangi değerlerin işlendiğine ve bu değerlerin metin türlerine göre dağılımına bakılmıştır. Verilerin toplanmasında nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Bu yöntemle elde edilen verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak 6. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerde tespit edilen değerlerin oranları elde edilen bulgulara göre şu şekildedir: %13 ulusal değerler, %11 saygı, %10 sevgi, %9 duyarlılık, %6 vatanseverlik, %5 sorumluluk, %5 bilimsellik, %5 bağımsızlık, %4 çalışkanlık, %4 dayanışma, %4 dinî değerler, %4 adil olma,%3 barış, %3 yardımseverlik, %3 aile birliğine önem verme, %2 özgürlük, %2 hoşgörü, %1 dürüstlük, %1 misafirperverlik, %1 sağlıklı olmaya önem verme, %1 temizlik. Değerlere yer verme oranı en fazla olan metin türleri: hikâye (%24), biyografi (%14) ve deneme (%14) dir.
Ortaokul öğrencilerinin epistemolojik inançlarının eleştirel düşünme eğilimleri ile akademik özyeterlilikleri üzerindeki etkisi (Afyonkarahisar örneklemi)
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin epistemolojik inançlarının eleştirel düşünme eğilimleri ile akademik özyeterlilikleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırmada ortaokul öğrencilerin epistemolojik inançlarının eleştirel düşünme eğilimleri ile akademik özyeterlilikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni Milli Eğitim Bakanlığı Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ortaöğretim okullarında 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 678 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Aypay (2011) tarafından geliştirilen"Epistemolojik İnançlar Ölçeği", Ertaş Kılıç ve Şen (2014) tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği" ve Ekici (2012) tarafından geliştirilen"Akademik Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, Pearson Korelasyon testi, ilişkisiz örneklemler t-Testi ve Tek Yönlü MANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, akademik özyeterlilik ölçeği ile epistemolojik inançlar ölçeğinin "Öğrenme Süreci-Otorite/Uzman Bilgisine Şüphe" ve "Öğrenme Çabası" alt boyutları arasında pozitif yönlü orta düzeyde ve "Bilginin Kesinliği" alt boyutu ile pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki belirlenmiştir. Buna karşın "Doğuştan/Sabit Yetenek" alt boyutu ile akademik özyeterlilik ölçeği arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Eleştirel düşünme eğilimi ölçeği ile akademik özyeterlilik ölçeği arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Epistemolojik inanç ölçeğinin "Öğrenme Süreci-Otorite/Uzman Bilgisine Şüphe", "Öğrenme Çabası" ve "Bilginin Kesinliği" alt boyutları ile eleştirel düşünme eğilimi ölçeği arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki görülürken, "Doğuştan/Sabit Yetenek" alt boyutu ile eleştirel düşünme eğilimi ölçeği arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin epistemolojik inanç ölçeği alt boyut düzeylerinin, eleştirel düşünme eğilimleri ve akademik özyeterlilikleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Epistemolojik inanç, eleştirel düşünme eğilimi, akademik özyeterlilik.
Ortaokul öğretmenlerinin dijital içerik hazırlama özyeterlilikleri üzerine bir inceleme (Afyonkarahisar örneklemi)
Bu araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin dijital içerik hazırlama özyeterlilik düzeylerinin bazı değişkenler açısından belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada katılımcıların dijital içerik hazırlama özyeterlilik düzeylerinin belirlenmesi için nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Afyonkarahisar ilinde görev yapmakta olan ortaokul öğretmenleri, örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 440 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Ortaokul Öğretmenleri için Dijital İçerik Hazırlama Özyeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesi sürecinde çarpıklık, basıklık, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Scheffe testi ve Dunnet's T3 testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ortaokul öğretmenlerinin dijital içerik hazırlama özyeterlilik düzeylerinin "Bazen" aralığında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre erkek, uzaktan eğitime katılan, akıllı tahta kullanma sıklığı fazla olan, e-kitap, e-dergi veya e-gazete okuma sıklığı daha fazla olan ve özel ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin dijital içerik hazırlama özyeterlilik düzeyleri daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonuçlardan farklı olarak okulun bulunduğu yerleşim yeri değişkenine göre anlamlı fark bulunamamıştır.
Ortaokul öğrencilerinin inovatif (yenilikçi) düşünme düzeylerinin çeşitli değişkenler açisindan incelenmesi (Afyonkarahisar il örneklemi)
Bu araştırmada, ortaokul 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin İnovatif (Yenilikçi) Düşünme düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmada büyük örneklem grubu oluşturarak katılımcıların yenilikçi düşünme düzeylerinin belirlenmesi için nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Afyonkarahisar il merkezindeki ortaokulda öğrenim gören 1493 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Sınıf düzeyleri tabakalar olarak belirlenmiştir. Her bir tabaka basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan İnovatif (Yenilikçi) Düşünme (İYD) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesi sürecinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Scheffe testi ve Dunnet's T3 testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ortaokul öğrencilerin yenilikçi düşünme düzeylerinin "Bazen" düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin alt boyutlardaki düzeyleri incelendiğinde; yaratıcılık alt boyutunda "Bazen", problem çözme alt boyutunda "Sık sık", merak alt boyutunda "Sık sık", girişimcilik alt boyutunda "Bazen" düzeyinde oldukları tespit edilmiştir. Ortaokul öğrencilerin yenilikçi düşünme düzeylerinin, cinsiyet değişkeni istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermezken, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile sosyo-ekonomik durumu, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, fen bilimleri dersi başarı notu, kendi fikrimin arkasından gitme düzeyi açısından anlamlı farklılık göstermiştir. Ortaokul öğrencilerinin yenilikçi düşünme düzeyleri altboyutlarında belirlenen değişkenler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin yeniliklere ve alışkanlıklarını değiştirmeye çok hazır olmadıkları, bozulan ya da daha kullanışlı hale getirilebilecek eşyalar için yeteri kadar yenilikçi düşünemedikleri, kendilerine ve kararlarına bazen güvendikleri ve fikirlerinin arkadaşlarından farklı olması durumunda fikirlerini söylemekten çekindikleri, girişimci, yenilikçi birey özelliklerini nadiren gösterdikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ortaokul, Öğrenciler, İnovatif, Yenilikçi, Düşünme
İlkokul öğrencilerinin ve öğretmenlerinin başarıya, başarısızlığa, başarı ve başarısızlık korkusuna ilişkin metaforik betimlemeleri
Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin ve öğretmenlerinin başarıya, başarısızlığa, başarı ve başarısızlık korkusuna ilişkin metaforik betimlemelerini ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemine sahip bu tezde olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Veriler, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kütahya'da bulunan dört ilkokulda görev yapan öğretmenler ve bu öğretmenlerin öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu sekiz ilkokul öğretmeni ve 48 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için, araştırmacı tarafından Öğretmen Görüşme Formu ve Öğrenci Görüşme Formu hazırlanmıştır. Literatüre dayalı geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formlarına, uzman görüşü alınarak ve pilot çalışma yapılarak son hâli verilmiştir. Araştırmada veri toplamak için öğrencilerle odak grup görüşmeleri, öğretmenlerle bireysel görüşmeler yapılmış ve ses kaydı alınmıştır. Yapılan görüşmeler sonrasında elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan içerik analizi sonucunda başarı olgusuna ilkokul öğretmenlerinin "mutluluk", "sorumluluk" ve "dikkat çekme", ilkokul öğrencilerinin ise "çabanın sonucu", "mutluluk" ve "süreklilik" anlamlarını yükledikleri; başarısızlık olgusuna ilkokul öğretmenlerinin "sorumluluktan kaçınma" ve "canlılık kaybının nedeni", ilkokul öğrencilerinin ise "akademik yetersizlik", "korkunun nedeni", "eksik hissetme", "derse ilgisizliğin/sorumsuzluğun sonucu", "mutsuzluğun nedeni" anlamlarını yükledikleri anlaşılmıştır. Başarı korkusu olgusu ilkokul öğretmenlerine göre "başarılı olmayı daha fazla istememe", "yüksek beklentilerin sonucu", "yanlış ebeveyn tutumlarının sonucu" ve "var olmayan bir duygu" anlamlarına gelirken ilkokul öğrencilerine göre "hata yapmaktan endişe duyma", "terk edilmekten ve yalnız kalmaktan korkma", "var olmayan bir duygu" ve "acı veren bir duygu" anlamlarına gelmiştir. İlkokul öğretmenleri ve öğrencileri, başarısızlık korkusunu, "aşağılık kompleksinin nedeni" ve "başarısızlıktan ve başarısızlığı sürdürmekten korkma" olarak anlamlandırmışlardır. İlkokul öğretmenlerinin başarı korkusuna ve başarısızlık korkusuna yönelik çözüm önerileri arasında daha çok psikososyal destek dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Başarı, başarısızlık, başarı korkusu, başarısızlık korkusu, metaforik betimleme, ilkokul
Gerçekçi matematik öğretiminin 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarı, motivasyon ve kalıcılıkları üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Öğretimi'nin (GMÖ) 5. sınıf "Veri işleme" öğrenme alanına ilişkin akademik başarı, motivasyon ve kalıcılık üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Afyonkarahisar ili Bayat ilçesinde iki ortaokulda, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde gerçekleştirilen araştırma, 19 kişi deney ve 22 kişi de kontrol grubu olmak üzere toplam 41 öğrenci ile yürütülmüştür. Uygulamalar deney grubunda GMÖ yaklaşımı ile düzenlenirken, kontrol grubunda ise Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ortaokul matematik dersi öğretim programında yer alan etkinlikler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Uygulama iki hafta sürmüştür. Çalışmada, veri toplama aracı olarak 18 maddelik "Veri İşleme Öğrenme Alanı Kazanım Değerlendirme Formu (VİKDF)" ve Aktan (2012) tarafından geliştirilen "Matematik Motivasyon Ölçeği (MMÖ)" kullanılmıştır. VİKDF ve "Matematik Motivasyon Ölçeği (MMÖ)" deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesi ön-test, uygulama sonrası son-test ve son-testten dört hafta sonra da kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t-testi, ilişkili örneklemler t-testi, Mann Whitney-U testi ve tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Analizler sonucunda deney ve kontrol grupları arasında başarı, motivasyon ve kalıcılık puanlarında anlamlı farklılık bulunmamıştır.
60-72 aylık çocukların dikkat yetisi ile geometri ve sesbilgisel farkındalık becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Afyonkarahisar ili örneklemi)
Bu araştırmanın amacı, 60-72 aylık çocukların dikkat yetisi ile geometri ve sesbilgisel farkındalık becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın ulaşılabilir evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar merkez anaokulları ve anasınıflarında öğrenim gören 60-72 aylık çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine ise tesadüfi olarak seçilen üst, orta ve alt sosyo-ekonomik düzeydeki okullara devam eden, araştırmaya katılmaya gönüllü, 60-72 aylık çocuklar arasından 347 çocuk alınmıştır. Araştırmada çocuklar ve aileler hakkında veri toplamak amacıyla "Genel Bilgi Formu", çocukların dikkat düzeylerini belirlemek için Raatz ve Möhling tarafından 1971 yılında geliştirilen Gözüm (2017) tarafından uyarlanan "Frankfurter Dikkat Testi", çocukların geometri becerilerini ölçmek için Sezer (2015) tarafından geliştirilen "Erken Geometri Beceri Testi" ve çocukların sesbilgisel farkındalık becerilerini ölçmek için Karaman ve Güngör Aytar (2016) tarafından geliştirilen ve beş alt testten oluşan "Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı"ndan Sesbilgisel Farkındalık Alt Testi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, çocukların dikkat yetisinin yüksek olduğu, geometri ve sesbilgisel farkındalık becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Çocukların dikkat yetisi geometri ve sesbilgisel farkındalık becerilerini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Çocukların sesbilgisel farkındalık becerileri ile erken geometri becerisi arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Cinsiyetin değişkenine göre çocukların geometri becerisi ile sesbilgisel farkındalık becerileri arasındaki ilişki erkek çocuklarında pozitif yönde ve yüksek düzeyde; kız çocuklarında pozitif yönde ve orta düzeyde olduğu görülmüştür. Anne-baba öğrenim düzeyi ile çocukların geometri becerisi ile sesbilgisel farkındalık becerileri arasında anne-baba öğrenim düzeyi ortaokul ve altı, lise ve üniversite olanların pozitif yönde ve orta düzeyde; anne-baba öğrenim düzeyi lisansüstü olan grupta ise pozitif yönde ve yüksek düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dikkat yetisi, geometri becerisi, sesbilgisel farkındalık becerisi, 60-72 aylık çocuklar, okul öncesi eğitim
Öğretmenlik mesleğindeki kariyer basamaklarına ilişkin öğretmen görüşleri ve bu görüşlerin bireysel değişkenlere göre incelenmesi
Arastırmanın amacı, ögretmenlik meslegindeki kariyer basamaklarına iliskin ögretmen görüslerini tespit etmek ve bu görüslerin; cinsiyet, kıdem, medeni durum, görev yapılan kurum, brans, egitim durumu ve katılınan hizmetiçi egitim çalısmalarının sayısı degiskenleri açısından farklılık gösterip göstermedigini belirlemektir. Arastırmanın evrenini zmir ili Bornova ilçesinde yer alan 74 resmi ilkögretim okulunda ve 23 lisede görev yapan 3385 ögretmen olusturmaktadır.2006- 2007 egitim ögretim yılında yapılan bu arastırmada evrende yer alan okullardan 14 ilkögretim okulu ve 5 lisede görev yapan ögretmenlerin % 33'ü örnekleme dahil edilmistir. Örneklemdeki ögretmenlerden veri toplamak için arastırmacı tarafından gelistirilen ?Ögretmenlik Meslegindeki Kariyer Basamaklarına liskin Ögretmen Görüsleri Ölçegi? isimli ölçek kullanılmıstır. Ölçek 3 bölümden olusmaktadır. Ölçegin birinci bölümünde ölçekle ilgili genel açıklamalar, ikinci bölümünde ögretmenlerin kisisel özellikleri ve üçüncü bölümünde ise ölçegin kendisini olusturan maddeler bulunmaktadır. Arastırmanın sonunda toplanan verinin istatistiksel analizinde SPSS paket programı kullanılmıstır. Verinin analizi frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi ve LSD analizi ile yapılmıstır. Arastırma sonucunda elde edilen veriler söyle özetlenebilir; 1. Genel olarak tüm alt boyutlardaki ögretmen görüsleri ?Katılmıyorum? ve ?Hiç Katılmıyorum? seçeneklerinde toplanmıstır. 2. Sınav alt boyutuna göre ise kadın ve erkek ögretmenler arasında anlamlı fark vardır. Sınav alt boyutuyla ilgili olarak erkek ögretmenlerin görüsleri kadın ögretmenlere göre daha olumludur. 3. Kıdem degiskenine göre sınav alt boyutunda yer alan ögretmen görüsleri arasında anlamlı farklılık vardır. 8-13 yıl ile 14-19 yıl kıdeme sahip ögretmenlerin, sınav alt boyutuyla ilgili 1-7 yıl kıdeme sahip ögretmenlere göre görüsleri daha olumludur. 4. Medeni durum degiskenine göre hiçbir alt boyutta evli ve bekar ögretmenlerin görüsleri arasında anlamlı fark yoktur. 5. Kurum degiskenine göre hiçbir alt boyutta ilkögretim ve ortaögretimde çalısan ögretmenlerin görüsleri arasında anlamlı fark yoktur. 6. Brans degiskenine göre hiçbir alt boyutta sınıf ve brans ögretmenlerinin görüsleri arasında anlamlı fark yoktur. 7. Fen-edebiyat ve lisansüstü mezunları KBY uygulamasında lisans tamamlama, egitim fakültesi ve diger mezunlarına göre daha olumlu görüslere sahiptirler. 8. Hizmetiçi egitim çalısmalarının sayısı degiskenine göre hiçbir alt boyutta ve hiçbir grup arasında anlamlı fark yoktur
İlköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin bilgisayar dersindeki akademik benlik kavramları ile başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırma İlköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin bilgisayar dersine ilişkin geliştirdikleri akademik benlik kavramları ile bilgisayar başarıları arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla yapılmıştır. Akademik benlik kavramı öğrencinin kendi kendisini okulda ve kendi sınıfındaki öğrencilere göre nasıl algıladığının bir göstergesidir. Akademik benlik kavramı gelecekteki başarıyı belirleme gücüne sahiptir. Bu araştırma tarama modelinde olup çalışmada belirtilen sınırlılıklar ve amaçlar çerçevesinde varolan durumu ortaya koyucu betimsel türde bir araştırmadır. Örnekleme alınan öğrencilere Yıldız Kuzgun tarafından geliştirilen akademik benlik kavramı ölçeğinin bilgisayar dersine yönelik maddeleriyle araştırmacı tarafından geliştirilen maddelerden oluşan akademik benlik kavramı ölçeği ve yine araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 11.0 istatistik programı aracılığıyla çözümlenmiş olup, çözümleme sırasında aritmetik ortalama, standart sapma ve cinsiyet değişkeni için t-testi, anne ve babanın öğrenim durumu, ailenin aylık geliri, not durumu ve başarı değişkenleri için varyans analizi kullanılmıştır. Gruplar arası ilişkinin anlamlılığını belirlemede Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgularda cinsiyete göre gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne ve babanın öğrenim durumu yükseldikçe akademik benlik kavramı puanlarınında yükseldiği görülmüştür. Aylık gelire göre durumu daha iyi olan öğrencilerin diğer gruplara göre en yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Not ile akademik benlik kavramı arasında ise pozitif bir korelasyon görülmüştür.
Erken yaşta yabancı dil öğretiminin bazı değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim Lkademede 4 ve 5.sımf yabancı dil öğretmenlerinin sınıf içi öğretmenlik davranışlarını gösterme derecelerini, b) öğretmenlik davranışlarını gösterme dereceleri ile öğretmenlerin eğitim durumu, deneyim süresi ve cinsiyeti arasındaki ilişkileri, c) 4 ve 5.sınıf öğrencilerinin yabancı dile yönelik tutumlarını, d) öğrencilerin tutumları ile öğretmenlerin eğitim durumu, deneyim süresi ve cinsiyeti arasındaki ilişkileri, e) öğretmenlerin sınıf-içi öğretmenlik davranışlarını gösterme dereceleri ile öğrenci tutumları arasındaki ilişkileri ve f) öğretmenlerin etkili/etkisiz olması durumu ile öğrencilerin tutumları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Öğretmenlerin sınıf-içi öğretmenlik davranışları ile ilgili verilerin toplanmasında yapılandırılmış gözlem metodu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri doğrultusunda düzenlenip, geçerlik ve güvenirliği saptanmış olan Sınıf-İçi Öğretmen Davranışlarını Gözlem Ölçeği, Tutum Ölçeği ve Öğretmenlere Yönelik Kişisel Bilgiler Anketi ile elde edilmiştir. Araştırmanın uygulaması, 2000-2001 öğretim yılı içinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem, ilköğretim 4 ve S.sınıflarda yabancı dil derslerini veren 72 yabancı dil öğretmeni ve bu öğretmenlerin ders verdiği sınıflarda öğrenim gören 2456 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde, yüzde oranları, ortalama, standart sapma, t-testi, varyans analizi ve Duncan testi kullanılmıştır.
Lise yöneticilerinin ve öğretmenlerinin okulda yerinden yönetim ve merkezden yönetim yaklaşımlarına ilişkin görüşlerinin karar verme sürecine etkileri
ÖZET Bu araştırmanın amacı, okulların temel işgörenleri olarak yönetici ve öğretmenlerin Okulda Yerinden Yönetim yaklaşımı ile Merkezden Yönetim yaklaşımlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi, bu belirlemelere göre Türkiye eğitim sistemi içinde yer alan okullarımızın yönetiminde yeğlenmesi gereken yönetim yaklaşımının ne olması gerektiğinin açığa çıkarılması, okul yöneticileri ve öğretmenlerince okul yönetiminde katılımcı, demokratik bir sürecin ne kadar önemsendiğini, okul yöneticisi ve öğretmenlerinin çağdaş yönetim anlayışım ne kadar tamdıklarmın belirlenmesi, okul yönetimlerinde karar verme sürecine ne kadar katıldıklarım ve ne kadar katılmak istediklerinin ve bu katılma durum ve isteklerinin onların yeğledikleri okul yönetimi yönelimi ile ne kadar ilgili olduğunun saptanmasıdır. Araştırmada İzmir ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yer alan ilçelerdeki genel lise yöneticileri (70) ile öğretmenleri (403) örneklem olarak alınmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Yönetim Yönelimi Ölçeği ve Karara Katılma Ölçeği kullanılmıştır. Yönetim Yönelimi Ölçeği ile deneklerin okul yönetimi yaklaşımları açısından yönetim yönelimlerinin belirlenmesi ve yönetim yaklaşımlarına ilişkin görüşlerinin saptanmasına, Karara Katılma Ölçeği ile yine deneklerin okulda karara katılma durum ve isteklerinin saptanmasına çalışılmıştır. Ayrıca, her iki ölçekle elde edilen verilere dayanarak deneklerin okul yönetimi yönelimleri ile okulda karara katılma durum ve istekleri arasındaki ilişkilerin saptanmasına da çalışılmıştır. Araştırma süreci sonunda elde edilen sonuçlar özetle aşağıda sunulmaktadır: 1. Lise yöneticileri büyük çoğunlukla Merkezden Yönetim yönelimli, öğretmenleri ise daha çok Okulda Yerinden Yönetim yönelimlidir. 2. Hem lise yöneticileri hem de lise öğretmenleri kendileri için Okulda Yerinden Yönetim yaklaşımım "Pek Çok" düzeyde önemli olarak değerlendirmekte dirler. Lise yöneticileri Merkezden Yönetim yaklaşımını "Orta Düzeyde Önemli", lise öğretmenleri "Az" düzeyde önemli olarak değerlendirmektedirler. V3. Lise yöneticileri okulda öğretmenleri kararlara "Çok" düzeyde kattıklarını, "Pek Çok" düzeyde katmak istediklerini, lise öğretmenleri ise okulda karara "Az" düzeyde katıldıklarını, "Çok" düzeyde katılmak istediklerini belirtmektedirler. 4. Hem lise yöneticileri hem de lise öğretmenleri Okulda Yerinden Yönetim yaklaşımı ve Merkezden Yönetim yaklaşımına ilişkin görüşlerinde ve karara katma/katılma durumu ile karara katma/katılma isteği görüşlerinde bazı kişisel değişkenlerine göre anlamlı düzeylerde farklı görüş içindedirler. 5. Lise yöneticileri ile öğretmenleri okulda karara katma/katılma durumu ve karara katma/katılma isteği boyutlarında öğretim konulu kararlar üzerinde ortak görüşü paylaşmaktadırlar. 6. Lise yöneticilerinin yönetim yönelimleri, kendilerinin okulda öğretmenleri karara katma durumu ve karara katma isteğine ilişkin görüşlerini etkilemezken, lise öğretmenlerinin yönetim yönelimleri, kendilerinin okulda karara katılma durumu ve karara katılma isteğine ilişkin görüşlerini etkilemektedir. 7. Yönetim yönelimi OYY (Okulda Yerinden Yönetim) olan lise öğretmenleri, okulda karara katılma durumu ve karara katılma isteği boyutlarında yönetim yönelimi MY (Merkezden Yönetim) yönelimli olan lise öğretmenlerine göre daha istekli ve katılımcı oldukları görüşündedirler. VI
İlköğretim okulu öğretmen ve yöneticilerine dönük ödüllendirme uygulamalarının etkililiği ve öğretim performansına dayalı öğretmen ödüllendirme yaklaşımı önerisi (İzmir örneği)
Bu araştırmanın amacı ilköğretim okulu öğretmen ve yöneticilerine dönük ödüllendirme uygulamalarına ışık tutmak, öğretmen, yönetici ve denetici algılarına göre Öğretmenlere dönük ödüllendirme uygulamalarının etkililiğini ortaya koymak ve "öğretim performansına dayalı" bir ödüllendirme yaklaşımını öğretmenlerin, eğitim yönetici ve deneticilerinin görüşlerine sunarak öğretmen ödüllendirme sistemimize katkıda bulunmaktır. Araştırmanın evrenini İzmir Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde bulunan 9 ilçedeki toplam 399 ilköğretim okulunda görevli 399 müdür, 1026 müdür yardımcısı, 1 1621 öğretmen ve İzmir İl Milli eğitim Müdürlüğü bünyesinde çalışan 130 ilköğretim deneticisi; örneklemini ise bu ilçelerde ilköğretim okullarında görevli 71 müdür, 128 müdür yardımcısı, 528 öğretmen ve 52 denetici oluşturmaktadır. Yargısal türdeki veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Likert tipi beşli derecelemeye göre düzenlenen "İlköğretim Öğretmenlerinin Ödüllendirilmelerine Dönük Uygulamaların Etkililik Düzeyi Ölçeği" ve "Öğretim Performansına Dayalı Öğretmen Ödüllendirme Ölçütlerinin Türk Eğitim Sistemine Uygulanmasını Önerme Düzeyleri" Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, kikare (x~ ), t- testi, F.Testi, Çok Yönlü Varyans Analizi ve Scheffee Anlamlılık Testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları aşağıdaki gibi özetlenebilir: 1- Türk Eğitim Sistemi'nde müdür ve müdür yardımcıları, öğretmenlere göre daha sık oranda ve daha yüksek düzeyde ödül türleri ile ödüllendirilmişlerdir. 2- Ödül alma nedeni olarak "sınıf içi öğretim performansı" başlığı altında toplanan öğretmen oranı (%40.9), "okul ile ilgili etkinlikler" başlığı (%45.8) altında toplanan öğretmen oranından düşüktür. 3- Öğretmen, müdür ve müdür yardımcıları, ağırlıklı olarak (%80.1) içsel nitelikteki ödüllerden doyum sağlamaktadırlar. 4- Öğretmen, müdür ve müdür yardımcılarının ödül alıp almamaları (a) cinsiyete (b) bitirdikleri okullara (c) branşlarına göre önemli farklılık göstermemekte, kıdeme göre önemli farklılık göstermektedir.5- Öğretmenlerin ödül alıp almamaları, onların bulundukları okuldaki çalışma sürelerine göre önemli farklılık göstermektedir, müdür ve müdür yardımcılarında fark bulunmamıştır.. 6- Öğretmenlerin ödül alıp almamaları onların çalıştıkları okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyine ilişkin algılarına göre önemli farklılık göstermektedir. Müdür ve müdür yardımcılarında fark bulunmamıştır.. 7- Öğretmenlerin ve müdürlerinin ödül alıp almamaları onların hizmet içi eğitim etkinliklerine katılma durumlarına göre önemli farklılık göstermemektedir. Müdür yardımcılarında fark bulunmuştur.. 8- Öğretmen, yönetici ve deneticilerin Türk Eğitim Sistemi'ndeki ödül uygulamalarının etkililiğine ilişkin algılan onların görevlerine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Buna göre öğretmenler "az", yönetici ve deneticiler "orta" düzeyde bir algıya sahiptir. 9- Öğretmenler, yönetici ve deneticilere göre İlköğretim Öğretmenlerinin Ödüllendirilmelerine Dönük Uygulamaların Etkililik Düzeyi", ölçeğinde tüm alt boyutları, daha düşük bir ortalama ile değerlendirmişlerdir. Öğretmenler, en düşük algı düzeyine "ödüllendirmede açıklık ve adillik" alt boyutunda sahip bulunmaktadır. 10- Öğretmen ve yöneticilerin algıladıkları "İlköğretim Öğretmenlerinin Ödüllendirilmelerine Dönük Uygulamaların Etkililik Düzeyi" onların ödül alıp almamalarına göre önemli farklılık göstermemektedir. 1 1 - Öğretmenler, yönetici ve deneticiler, ödüllendirilecek öğretmeni belirleme sürecinde "Öğretim performansına dayalı öğretmen ödüllendirme ölçütlerinin, Türk Eğitim Sistemi'nde uygulanmasını önerme düzeyleri" onların görevlerine göre önemli farklılık göstermemektedir. Denekler, "tümüyle öneriyorum" düzeyinde bir algıya sahiptir 12- Öğretmen, yönetici ve deneticilerin, Ödüllendirilecek Öğretmeni Belirleme Sürecinde "Öğretim Performansına Dayalı Öğretmen Ödüllendirme Ölçütlerinin, Türk Eğitim Sistemi'nde Uygulanmasını Önerme Düzeyleri" Ölçeğin Alt Boyutları Arasında önemli farklılık göstermektedir. Öğretmenler ve yöneticiler, deneticilere göre öğretmenlerin, "öğrenci gereksinimlerine duyarlılık" ve "gelişmeye ve yenilenmeye açıklık" alt boyutlarını daha ağırlıklı önermektedir.
Öğretmen adaylarının farklı psiko sosyal değişkenlere göre karar verme stilleri
ÖZET Bu araştırmada öğretmen adaylarının karar verme stilleri farklı psikososyal değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde değişik bölümlerde öğrenim gören 451 (223 kız, 228 erkek) dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak uyarlama çalışması araştırmacı tarafından yapılan Karar Yerme Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca, öğretmen adaylarının psiko sosyal özelliklerine ait bilgiler hazırlanan kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, gerekli görülen istatistik çözümlemelerin yanında, veri gruplarının türüne göre, r, t, F çözümlemeleri yapılmış, F değerlerinin önemli olması halinde, farkın hangi gruplardan kaynaklandığım bulmak için Tukey Testi uygulanmıştır. Araştırma bulguları şu şekilde özetlenebilir: Karar verme stillerinin birbirleriyle olan ilişkilerine yönelik olarak, karar verme stilleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür: Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin birbirleriyle ilişkisine yönelik olarak aşağıdaki anlamlı ilişkiler saptanmıştır: Rasyonel karar verme stili; öğrenim görülen bölüm, kendi ile ilgili kararlarda etkili olan kişinin değerlendirilmesi, problemlerle başa çıkma düzeyinin değerlendirilmesi ile; Bağımlı karar verme stili sosyo-ekonomik düzey algısı, aile davranışlarının algılanması, kendi ile ilgili kararlarda etkili olan kişinin değerlendirilmesi, problemlerle başa çıkma düzeyi algısı ile;Kaçınma karar verme stili kendini algılama biçimi, çevre tarafından değerlendirme biçiminin algısı, kendi ile ilgili kararlarda etkili olan kişinin değerlendirilmesi, sahip olunan yenilikçi davranışın değerlendirilmesi, zeka ve yetenek açısından kendini yeterli algılama düzeyi, problemlerle başa çıkma düzeyinin değerlendirilmesi ile; Kendiliğinden-anlık karar verme stili aile davranışlarının algılanması, arkadaş davranışlarının algılanması, zeka ve yetenek açısından kendini yeterli algılama düzeyi ile; anlamlı ilişkiler içinde bulunmuştur. Sezgisel karar verme stili ise değişkenlerin hiçbiri ile ilişkili bulunmamıştır. Araştırmada, elde edilen bulgular, eğitimsel açıdan değerlendirilmiş ve eğitimcilere, danışmanlar, psikologlar, araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. IV
Okulöncesi eğitimi öğretmenliği öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerinin gelişiminin incelenmesi
ÖZET Bu araştırmanın amacı Okulöncesi Eğitimi Öğretmenliği öğrencilerinin yaratıcılık düzeyleri (akıcılık, esneklik, özgünlük) ve bu düzeylerle öğrencilerin yaşları, mezun oldukları lise türü, okulöncesi eğitim durumları, anne-baba meslekleri, anne- baba eğitimleri, bulundukları sınıf düzeyi arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırma Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Okulöncesi Eğitimi Anabilin Dalında öğrenim gören 116 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın verileri öğrenci Tanıtım Formu ve Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (Sözel A formu) ile toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde ortalama, Standart sapma, Frekans, Yüzde, t Testi, Varyans analizi, Scheffe Testi ve LSD Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğrencilerin yaratıcılık düzeyleri (akıcılık, esneklik, özgünlük) belirlenmiştir. Öğrencilerin yaşlarının ve okulöncesi eğitim durumlarının yaratıcı düşünmenin düzeylerinden akıcılıkta ve esneklikte önemli farklılıklar gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin bulundukları sınıfa göre yaratıcılıklarının akıcılık, esneklik ve özgünlük düzeylerinde önemli farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Öğrencilerin yaratıcı düşünmelerinin akıcılık, esneklik, özgünlük düzeylerinin mezun oldukları lise türüne, anne-baba mesleklerine, anne-baba eğitimlerine göre önemli farklılıklar göstermediği saptanmıştır. IV
Sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayara yönelik tutumları, bilgisayar kaygı düzeyleri ve bilgisayar dersine ilişkin değerlendirmeleri
ÖZET Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayara yönelik tutumları ve bilgisayar kaygı düzeylerinin bireysel özelliklerine göre değişip değişmediği, sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayar dersi aldıktan sonra tutumlarının ve kaygı düzeylerinin değişip değişmediği, sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayar dersi başarı düzeyleri ile bilgisayara yönelik tutumları ve bilgisayar kaygı düzeyleri arasında ilişki olup olmadığı ve bilgisayar dersine ilişkin değerlendirmeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, 2000-2001 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim dalı programında yer alan ve yürütülen bilgisayar dersini alan öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada bireysel özellikler anketi, Aşkar ve Orçun (1987) tarafından geliştirilen Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği, Preece (1979) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Bilgisayar Kaygısı Ölçeği ve Bilgisayar Dersine İlişkin Açık Uçlu Sorular Anketi kullanılmıştır. Bilgisayar Kaygısı ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik değerlendirmeleri için ön uygulamalar Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği ve Ege Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan uygulamalar sonucunda ön uygulamada 339, son uygulamada 287 ölçek geri dönmüştür. Araştırmada beş alt problem yanıtlanmaya çalışılmış ve verilerin analizinde frekans, yüzde değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, f testi, scheffe testi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada önem denetimi P=0.05 olarak belirlenmiştir. VAraştırmanın bulguları aşağıdaki gibi özetlenebilir: 1. Sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayar yönelik tutumlarında cinsiyet, gelir düzeyi, yabancı dil bilme düzeyi, kaldığı yerde bilgisayar olma durumu, daha önce bilgisayar dersi alma durumu, kullanım amacı, kullanım sıklığı ve öğrenim türü bakımından anlamlı bir farklılık bulunamazken; genel başarı, daha önce bilgisayar kursu alma durumu, ve bilgisayar deneyimi bakımından anlamlı farklılaşma bulunmuştur. 2. Sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayar kaygısında gelir düzeyi, yabancı dil bilme düzeyi ve daha önce bilgisayar dersi alma durumu bakımından anlamlı bir ilişki bulunamazken; cinsiyet, genel başarı, kaldığı yerde bilgisayar bulunma durumu, daha önce bilgisayar kursu alma durumu, bilgisayar deneyimi, kullanım amacı, kullanım sıklığı ve öğrenim türü bakımından anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 3. Sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayar dersi almadan ve dersi aldıktan sonra bilgisayar kaygısı düzeyleri arasındaki farklılaşma anlamlı bulunurken, bilgisayara yönelik tutumları arasındaki farklılaşma anlamlı bulunmamıştır. 4. Sınıf öğretmeni adaylarının bilgisayar dersi başarı düzeyleri ile bilgisayara yönelik tutumları ve bilgisayar kaygısı düzeyleri arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır. 5. Sınıf öğretmeni adayları genel olarak açık uçlu sorulara verdikleri yanıtlarda araştırmanın diğer bulguları ile örtüşür nitelikte olarak bilgisayar dersinin kaygılarını azaltıcı doğrultuda etkilediğini belirtmişlerdir. VI
İlköğretim okulu öğrencilerinin aile özellikleri, öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ve stresle başaçıkma yolları
ÖZET Bu araştırmada, ilköğretim okulu 6. sınıfta okumakta olan öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri, stresle başaçıkma yolları, aile özelliklerine ve bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ve stresle başa çıkma yolları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 2000-2001 öğretim yılında, İzmir il merkezinde 11 ilköğretim okulundaki 129'u kız, 128'i erkek olmak üzere toplam 257 öğrenci, 257 anne (256 öz, 1 üvey) ve 257 babadan (252 öz, 5 üvey) oluşmaktadır. Öğrencilerin, öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri çocuklar için Yükleme Biçimi Ölçeği (CASQ), stresle başaçıkma yolları Stres Yaşantılarında Kullanılan Başaçıkma Stratejileri Ölçeği (SYBSÖ) ile ölçülmüştür. Öğrencilere ait bilgiler Kişisel Bilgi Formu, anne-babalara ait bilgiler Aile Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde, ikili gruplar arasındaki farkı belirlemek amacıyla "t-testi", çoklu grup karşılaştırmalarında varyans analizi ve ölçekler arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla da "korelasyon analizi" tekniği kullanılmıştır. Anne ve babaların çocuklarının hatalı davranışlar karşısında gösterdikleri tutum ile öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri en yüksek öğrenciler anneleri tarafından davranış olarak cezalandırılan öğrencilerdir. Yine öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri en yüksek öğrenciler babaları tarafından sözel olarak cezalandırılan öğrencilerdir. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri en düşük öğrenciler anne ve babalar tarafından açıklayıcı bir tarzda konuşulan öğrenciler olduğu görülmüştür. Anne ve babaların çocuklarının hatalı davranışlar karşısında gösterdikleri tutum ile öğrencilerin stresle başa çıkmada kullandıkları stratejiler arasında anlamlı bir fark çıkmıştır. Anneleri tarafından fiziksel olarak cezalandırılan çocukların stresle başaçıkmada, kaçınma, hayal etme, kendini suçlama stratejilerini en çok kullanan çocuklar olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu sırasıyla davranış olarak, sözel olarak cezalandırılan ve ilgisiz kalınan ailelerin çocukları izlemiştir. Babaları tarafından davranış olarak cezalandırılan çocukların stresle başaçıkmada kaçınma ve kendini suçlama stratejisini en çok kullananlar oldukları belirlenmiştir.Cinsiyet, annelerin ekonomik durumları anne ve babaların yaşamlarının büyük bir bölümünü geçirdiği yer ile öğrencilerin stresle başaçıkmada kullandıkları stratejiler arasında anlamlı bir fark vardır. Buna göre stresle başaçıkmada kendini suçlama ve kaçınma yöntemlerini erkekler kızlara oranla daha fazla kullanmaktadırlar. Sosyo-ekonomik durumu düşük olan ailelerin çocukları orta olan ailelerin çocuklarına göre stresle başaçıkmada kendini suçlama stratejisini daha fazla kullanmaktadırlar. Yaşamlarının büyük bir bölümünü köyde geçiren annelerin çocukları ilçe, şehir ve büyük şehirde yaşayan annelerin çocuklarına göre stresle başaçıkmada daha çok kendini suçlama stratejisine başvurmaktadırlar. Yine yaşamlarının büyük bir bölümünü köyde geçiren anne babaların çocuklarında hayal etme stratejisi büyük şehirde yaşayanlara göre daha sık kullanılmaktadır. Ailelerin ekonomik durumları, anne ve babaların öğrenim durumları, annelerin çalışma durumu, öğrencilerin kardeş sayıları anne ve babaların anlaşamadıkları bir durumda birbirlerine gösterdikleri tutum, çocuklarının başarı ve başarısızlıklarını değerlendirme biçimi, annelerin eşleri tarafından dövülüp dövülmemeleri ile öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ve stresle başa çıkmada kullandıkları stratejiler arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır. Bunun yanı sıra yapılan Shefffe testi sonucunda, babaların alkol kullanım sıklığı ile öğrencilerin stres yaşantılarında kullandıkları sosyal destek arama davranışı arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Babaları hiç alkol almayan öğrencilerin babaları her gün alkol alanlara göre, stresle başaçıkmada sosyal destek aramayı daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ve stresle başaçıkma stratejileri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. VI
İlköğretim öğrencilerinin matematik ve Türkçe derslerindeki akademik başarıları üzerine bir araştırma
ÖZET Bu araştırma da, Matematik ve Türkçe eğitim programlarındaki amaçların öğrencilere ne derece kazandırıldığı ve öğrencilerin bu derslerdeki başarıları ile derslere karşı tutumları arasında nasıl bir ilişki olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma için hazırlanan 40' ar maddelik "Türkçe Başarı Testi" ve "Matematik Başarı Testi" ile 20'şer maddelik "Türkçe Tutum Ölçeği" ve "Matematik Tutum Ölçeği", 2000-2001 Eğitim-öğretim yılında İzmir ili'nin Gümüşpala İlçesindeki Şehit Nazım Bey İlköğretim Okulunda öğrenim gören 83, 8. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Matematik Tutum Ölçeğinin Alpha güvenirlik katsayısı 0.87, Türkçe Tutum Ölçeğinin Alpha güvenirlik katsayısı 0.90 olarak SSPS paket programı kullanılarak bulunmuştur. Madde analizi yöntemi ile Matematik Başarı Testinin KR20 güvenirliği 0.70 ve Türkçe Başarı Testinin KR20 güvenirliği 0.80 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin İlköğretim birinci ve ikinci kademedeki Matematik dersine ait ağırlıklı başarı ortalamaları arasında p<0.001 anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin İlköğretim birinci ve ikinci kademedeki Türkçe Ağırlıklı Başarı Ortalamaları arasında p<0.001 anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin İlköğretim birinci ve ikinci kademe Genel Ağırlıklı Başarıları arasında p<0,001 düzeyinde anlamlı bir fark bulunmuştur, Aylık Gelir Düzeylerine göre öğrencilerin Matematik Başarı Testinden aldıkları puanlar arasında p<0,05 düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Cinsiyetlerine göre öğrencilerin Türkçe Başarı Testinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. öğrencilerin İlköğretim Sekizinci Sınıf Genel Ağırlıklı Basan Ortalamaları ile Matematik Başarı Testinden aldıkları puanlar arasındaki Korelasyon katsayısı 0.268 bulunmuştur ve bu katsayı istatiksel olarak (p<0.005) anlamlıdır. Öğrencilerin İlköğretim Sekizinci Sınıf Genel Ağırlıklı Başarı Ortalamaları ile Türkçe Başarı Testinden aldıkları puanlar arasındaki Korelasyon katsayısı 0,489 bulunmuştur ve bu katsayı istatiksel olarak (p<0.001) anlamlıdır. Öğrencilerin Genel Ağırlıklı Başarı Ortalamaları ile Matematik dersi sınıf geçme notları arasında korelasyon katsayısı 0.815 bulunmuştur ve bu katsayı istatiksel olarak (p<0,001) anlamlıdır. VI
Eğitim fakültelerinde yeniden yapılanma ve öğretim hedefleri
Bu araştırma Türkiye' deki Eğitim Fakültelerinde görev yapan ve "öğretmenlik Meslek Bilgisi" derslerini okutan öğretim elemanlarının Yeniden Yapılanmaya ilişkin görüşlerini, derslerinde benimsedikleri öğretim hedeflerini ve bunlar arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak üzere yapılmıştır. Geçen beş yıllık sürede yaşanılan değişme ve gelişmeleri öğretim elemanlarının gözüyle değerlendiren bu çalışmanın örneklemi, Türkiye' de Eğitim Fakültesi bulunan üniversitelerden seçilmiş 20 üniversitenin Eğitim Bilimleri ve Sınıf Öğretmenliği bölümlerinde görev yapan 223 öğretim elemanım kapsamaktadır. Araştırmada öğretim elemanlarının Eğitim Fakültelerinin Yeniden Yapılanmasına ilişkin görüşlerini almak için "Yeniden Yapılanmaya İlişkin öğretim Elemanlarının Görüşleri Anketi" (YYÖEGA) ve derslerinde benimsedikleri öğretim hedeflerini belirlemek üzere "Öğretim Hedefleri Envanteri" (ÖHE) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Toplanan veriler frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, varyans analizi ve korelasyon gibi istatistik teknikler ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular aşağıda özetlenerek verilmiştir: 1. Eğitim Fakültelerinin Yeniden Yapılanma süreciyle gelen ders değişiklileri öğretim elemanlarına göre tatmin edici görünmemektedir. 2. Yeniden Yapılanma projesiyle ülkenin gereksinim duyduğu nitelik ve nicelikte öğretmen yetiştirilmesine ilişkin inancın yerleşmesi için biraz daha zaman gerektiği belirlenmiştir. 3. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanlarının pedagojik formasyon almaları sağlanmalıdır. 4. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanlarının "Alan Uzmanı" olmalarından çok "Alan Eğitimcisi" olmalarına önem verilmelidir.xvni 5. Eğitim Bilimleri lisans programlarının kapatılması yerinde bir uygulama değildir. 6. Öğretim elemanlarına göre Yeniden Yapılanma ile programda yer alan "Öğretmenlik Meslek Bilgisi" dersleri yeterli sayı ve içerikte değildir. 7. Öğretim elemanları altı hedef grubunu da yüksek ortalamalarla seçmişlerdir. 8. "Öğretmenlik Meslek Bilgisi" derslerim yürüten öğretim elemanları altı hedef grubundan "Öğrenci Gelişimini ve Kişisel Gelişimi Vurgulama" hedeflerini çoğunlukla (%43) seçmişlerdir. 9. Öğretim elemanlarının Yeniden Yapılanmaya ilişkin olumlu görüş bildirmeleri ile seçtikleri öğretim hedefi sayışırım artması, iki durum arasındaki pozitif ilişkiyi göstermektedir. Öğretim elemanlarının Eğitim Fakültelerinde Yeniden Yapılanmanın verdiği ivme ile söz konusu öğretim hedeflerinin tümünü gerçekleştirme istediğinde oldukları anlaşılmaktadır. Fakat Yemden Yapılanmanın çok yeni oluşu, öğretim elemanların bu hedefleri benimsemenin ötesinde gerçekleştirmelerine henüz olanak vermiyor görünmektedir. Eldeki araştırmanın da temel hareket noktasını oluşturan düşünce ile, eksiklerin ve aksayan yönlerin çok yönlü araştırma ve çalışmalarla giderilmesi, sürecin her an kontrol edilmesi Eğitim Fakültelerinde Yeniden Yapılanma projesinin amaca ulaşmasına kuşkusuz katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimler: 1. Öğretmen Eğitimi 2. Yeniden Yapılanma 3. öğretim Hedefleri 4. Eğitim Fakültesi 5. Öğretmenlik Meslek Bilgisi (Pedagojik Formasyon)
İşbirlikli öğrenmenin öğrencilerin yükleme, edim ve strateji kullanımları üzerindeki etkileri ve işbirlikli öğrenme gruplarındaki etkileşim örüntüleri
XI ÖZET İşbirlikli Öğrenmenin Öğrencilerin Yükleme, Edim ve Strateji Kullanımları Üzerindeki Etkileri ve İşbirlikli Öğrenme Gruplarındaki Etkileşim Örüntüleri Bu araştırmanın amacı, işbirlikli öğrenmenin ve geleneksel öğretimin öğrencilerin yüklemeleri, edimi ve öğrenme stratejisi kullanımı üzerindeki etkilerini ve işbirlikli öğrenme gruplarındaki etkileşim örüntülerini incelemektir. Araştırmada kontrol gruplu, öntest- sontest deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada Deney 1 ve Deney 2 olmak üzere iki uygulama yapılmıştır. Deney gruplarında işbirlikli öğrenme, kontrol gruplarında ise geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Araştırma orta sosyo-ekonomik düzeye sahip bir ortaöğretim kurumunda yapılmıştır. Araştırmanın denekleri çalışmaya gönüllü olarak katılan öğretmenin öğrencileri arasından seçilmiştir. Araştırmanın verileri basan testleri, Başarı/Başarısızlık Yüklemeleri Ölçeği, Biyoloji' de Kullanılan Öğrenme Stratejileri Ölçeği ve ses kayıtları ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, bağımlı t-testi, varyans analizi, Scheffe testi kullanılmıştır. Ses kayıtlan ise, kodlayıcılar tarafından kodlanıp kategorilere ayrılarak sınıflandırılmış ve analizleri yapılmıştır. Araştırma sonunda, işbirlikli öğrenme yöntemlerinin öğrencilerin biyoloji başarısını artırdığı saptanmıştır. Deney 1' de öğrenciler basanlarını öğretmene, başarısızlıklarını ise aileye yüklerken, Deney 2' de öğrenciler öğretmenden yardım alıp almamalarına bağlı olarak basan ya da başarısızlık yüklemelerinde bulunduktan saptanmıştır. Deney 1' de işbirlikli öğrenmenin öğrencilerin yüklemelerini etkilediği, Deney 2' de ise etkilemediği saptanmıştır. İşbirlikli öğrenmenin öğrencilerin öğrenme stratejilerini çok fazla değiştirmediğini, ancak bazı tekniklerin öğrenme stratejileri üzerinde etkili olabileceği görülmüştür. İşbirlikli öğrenme gruplarında öğrenciler genel olarak birbirlerine emir verdikleri ve grubu yönetme isteklerinin çok fazla olduğu görülmüştür. Bu davranışları dışsal öğrencilerin içsellere göre daha fazla yaptıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Başarı/Başarısızlık Yüklemeleri, Öğrenme Stratejileri, Biyoloji Öğretimi
İlköğretim okulu öğretmenlerinin okul müdürlerinin güdüleyici davranışları gösterme derecelerine ilişkin algı ve beklentileri
ÖZET ilköğretim okulu öğretmenlerinin kendi okul müdürlerinin güdüleyici davranışları gösterme düzeylerine ilişkin algı ve beklentilerinin belirlenmeye çalışıldığı bu araştırma üe, okul müdürlerinin gösterdigj güdüleme davranışlannın düzeyini ve etkili bir güdüleme politikasının izlenmesi için neler yapılması gerektiğini saptamak amaçlanmaktadır. Araştırmada "öğretmenlerin Bireysel ve Mesleki özellikleri ve Yöneticilerin Güdüleme Davranışlan" adlı anket veri toplama araa olarak kullanıldı. Toplam 82 yargı maddesinden oluşan anket beş dereceli Iikert ölçeği tipindedir. Araştırmanın evrenini, izmir ili metropol alanı içindeki ilköğretim okullarında çalışan öğretmenler oluşturmaktadır, örneklern seçiminde okulların bulunduktan sosyo-ekonomik çevre dikkate alınmış ve toplam 190 öğretmen anket yanıtlamıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde ortalama, standart sapma, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmış, varyans analizinde değişkenler arasındaki farkın kaynağı Scheffe anlamlılık testiyle bulunmuştur. Araşürmanın bulgulan şunlardır. 1. Okul müdürlerinin güdüleyici davranışlan gösterme derecelerine ilişkin öğretmenlerin algılan, cinsiyete göre önemli bir farklılık göstermektedir. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre okul müdürlerini güdüleyici davranışlar göstermeleri bakımından daha olumlu bulmaktadırlar. 2. Okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumuna göre, alt düzey okullarda çalışan öğretmenler, orta ve üst düzey okullarda çalışanlara göre okul müdürlerini güdüleyici davranışlan gösterme düzeyi açısından daha olumsuz değerlendirmektedirler. 3. Okul müdürlerinin güdüleyici davranışlan göstermelerine ilişkin 1. ve 2. kademe öğretmenleri farklı beklentilere sahiptirler. 2. Kademe öğretmenleri 1. kademe öğretmenlerine göre okul müdürlerinden daha fazla güdüleme davranışı göstermelerini istemektedirler. 4. Okul müdürlerinin güdüleyici davranış gösterme düzeylerine ilişkin öğretmenlerin algı ve beklentileri arasmda önemli bir farklılık vardır, öğretmenler okul müdürlerinin halen gösterdikleri güdüleme davranışlannın düzeyini düşük bulmaktadırlar. III
Çocukların öğrenilmiş çaresizlik davranışlarının depresyon düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, ilkokul 4. ve 5. sınıfta okumakta olan çocukların depresyon düzeyleri ve öğrenilmiş çaresizlik davranışları bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 404 normal çocuktan oluşmaktadır. Bunlardan 202fsi 4. sınıf, 202'si 5. sınıf öğrencisidir. Çocukların depresyon düzeyi, Çocuklar için Depresyon Ölçeği (CDI), öğrenilmiş çaresizlik davranışları Çocuklar için Yükleme Biçimi Ölçeği (CASQ) ile ölçülmüştür. Kişisel ve ailevi özelliklerini saptamak için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde varyans analizi (F), t-testi ve ki-kare (X2) kullanılmıştır. Araştırmanın en önemli bulgusu olarak, çocukların depresyon düzeyleri ile öğrenilmiş çaresizlik davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, depresyonun öğrenilmiş çaresizlik modelini desteklemektedir. Çocukların depresyon puanları artarken, buna bağlı olarak öğrenilmiş çaresizlik puanları da artmaktadır. Ayrıca, depresyon düzeyi ve öğrenilmiş çaresizlik davranışı ile anlamlı derecede ilişkili bulunan değişkenler, sosyo-ekonomik düzey, başarı durumu, arkadaş ilişkileri, kendini algılama biçimi, annenin öz yada üvey olması, ebeveynin öğrenim durumu ve ebeveynin çocuğun olumsuz davranışlarına tepkisi gibi değişkenlerdir. Çocukluk depresyonu ve öğrenilmiş çaresizlik üzerinde cinsiyet ve sınıf düzeyinin anlamlı derecede etkisinin olmadığı belirlenmiştir.
Lise öğrencilerinin okul başarısızlıklarının altında yatan, depresyonla ilişkili otomatik düşünme kalıpları
ÖZET Araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin olumsuz otomatik düşünceleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın diğer bir amacı da lise öğrencilerinin depresyon ve kaygıları ile akademik başarılan arasındaki ilişkiyi araştırmak ve buradan hareketle öneriler geliştirmektir. Araştırma, 1995-1996 öğretim yılında İzmir ilinde genel liselerde öğrenim gören, ders geçme ve kredili sisteme göre 3.,5.,ve 6. dönemlerde okuyan, 248' i kız, 237'si erkek olmak üzere toplam 485 öğrenci ile yapılmıştır. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geçerlik, güvenirlik çalışması yapılmış olan, Geliştirilmiş Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ-G) ile birlikte Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI A-Trait) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Sosyal BUimler İçin istatistiksel Paket Programı (SPSS- WIN) kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklara ilişkin karşılaştırmalar için Varyans Analizi (ANOVA), Scheffe testi ve t testi Ue %2 (Khi- Kare) test tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sürecinde elde edUen bulgular şunlardır: 1. Lise öğrencilerinde cinsiyet ile akademik başarı ve cinsiyet Ue depresyon arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. 2. Kız öğrenciler, erkek öğrencüere göre daha fazla olumsuz otomatik düşünce ve kaygıya sahip bulunmuştur. 3. Akademik başarı düzeyi Ue depresyon puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 4. Başarısız öğrencUer, başarılı öğrencUere göre daha fazla olumsuz otomatik düşünce, yüksek depresyon ve kaygı düzeyine sahip bulunmuştur. 5. Akademik başarı ve cinsiyete göre otomatik düşünceler, depresyon ve kaygı düzeyleri üzerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. 6. Depresif olmayan, orta derecede depresif ve depresif grupların, otomatik düşünceler, depresyon ve kaygı puanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. m7. Başarılı ve başarısız öğrencilerde, depresif olmayan, orta derecede depresif ve depresif grupların otomatik düşüncelerine ilişkin puanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Elde edUen bulgulara göre, lise öğrencilerinde, akademik başarı üe olumsuz otomatik düşünme, depresyon ve kaygı Ue anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Geliştirilmiş Otomatik Düşünceler Ölçeğinin (ODÖ-G) yapılacak olan yeni çalışmalarda, okullarda ve klinik ortamlarda kullanılması önerilmektedir. IV
İlkokul öğretmenlerinde kontrol odağı ve öğrencilerinin kontrol odağının oluşumuna etkileri
ÖZET Bu çalışmada ilkokul öğretmenlerinin bireysel, mesleki ve sosyo-ekonomik bazı özellikleri ile kontrol odağı düzeyleri arasındaki ilişkiler ve öğretmenlerin iç ya da dış kontrollü olmalarının öğrencilerinin kontrol odağı düzeyi üzerindeki etkileri incelenmektedir. Çalışmanın uygulaması 1993/1994 öğretim yılında İzmir il ve ilçe merkezlerinde görev yapan 586 ilkokul öğretmeni ile 491 öğrencide yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak Rotter iç-dış kontrol odağı ölçeği ve Nowicki- Strickland çocuklar için kontrol odağı ölçeği ile bireysel durum formları kullanılmıştır. Kontrol odağı kavramı ikinci bölümde tanımlanarak, kavramsal açıklamalarla, ilgili araştırma ve çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde araştırma evreni, örneklem ve veri toplama araçları ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Araştırmada izlenen işlem yolu ve verilerin analizleride bu bölümde yer almıştır. Veri analizlerinde "t" testi, tek yönlü varyans analizi ve ileri düzeyde anlamlılık testlerinden "LSD =Least Significiant Difference" testi lcuuanılmıştır. Buna göre elde edilen bulgular aşağıdaki şekilde özetlenebilir. 1. Öğretmenlerde kontrol odağı düzeyleri cinsiyet, en uzun süre yaşanılan yer, medeni durum, babanın öğrenim durumu, baba mesleği, ortaöğreniminde nerede yaşadığı, mesleğin yıpratıcılığına ilişkin değerlendirmeleri ve mesleki geleceklerine ilişkin düşüncelerine göre önemli düzeyde farklılaşmaktadır. 2. Öğretmenlerin uç boyutlarda iç ya da dış kontrollü olmaları öğrencilerinin kontrol odağının yönelimini aynı yönde etkilemektedir. 3. Araştırmada ayrıca ele alınan öğrenci kontrol odağı düzeyinin yaş, cinsiyet, kardeş sayısı ve sıralanımı, baba öğrenim durumu, baba mesleği, anne öğrenim durumu ve anne mesleğine göre önemli düzeyde farklılaştığı ortaya konmaktadır. İncelenen diğer değişkenlerin kontrol odağı üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bilgilerin öğretmen, öğrenci yetiştirilmesi, rehberlik ve psikolojik danışma alanlarında kullanılması ve yeni araştırmalar yapılması önerilmektedir. n
Üniversite öğrencilerinde ereksel ve araçsal değerler
ÖZET Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin değer hiyerarşileri saptanmaya çalışılmıştır. Bu genel çerçevede üniversite öğrencilerinin değer önceliklerinin; cinsiyet, öğrenim gördükleri bölüm, en uzun süre yaşadıkları yerleşim merkezi, politik görüşleri değişkenlerine bağlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Çalışmada üniversite öğrencilerinin değer hiyerarşilerini belirlemek amacıyla, Milton Rokeach'ın geliştirdiği Rokeah Değer Envanteri D Formu kullanılmıştır. Araştırmada, 1996 -1997 eğitim yılında Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesine devam eden öğrenciler araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Örneklem grubu 141 kız, 121 erkek olmak üzere 262 öğrenci tesadüfi örneklem yoluyla belirlenmiştir. Verilerin istatiksel analizlerinde "varyans analizi", "F testi" ve "korelasyon analizi" kullanılmıştır. Araştırmamızın verilerine göre üniversite öğrencilerinin, ereksel değerler de öncelikli tercihleri; "özgürlük, kendine saygı, barış içinde bir dünya, gerçek dostluk ve iç huzur", alt sıralarda ise; "heyecanlı bir yaşam, ulusal güvenlik, sosyal onay, zevk ve ahiret selameti" olarak sıralanmıştır. Araçsal değerlerde öncelikli değer tercihleri; "dürüst, bağımsız, cesaretli, geniş görüşlü ve mantıklı", alt sıralarda ise; "neşeli, muktedir, temiz, kibar ve itaatkar" olarak sıralanmıştır. Deneklerin cinsiyet ve en uzun süre yaşadıkları yerleşim merkezi değişkenlerinde, benzerlikler farklılıklardan; öğrenim gördükleri bölüm ve politik görüş değişkenlerinde ise, farklılıklar benzerliklerden daha dikkat çekici bulunmuştur.
İngilizce öğretimini geliştirmede bir öğretimsel denetim modeli
Bu araştırmada, Türkiye sınırları içerisinde bulunan Bakanlık Müfettişleri, İlköğretim müfettişleri ile Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde bulunan Müfredat Laboratuar Okulları (MLO)'nda görev yapan okul yöneticileri ve İngilizce öğretmenlerinin; İngilizce öğretiminin denetimini kim (ler)in yapması gerektiği, denetimin amaçları, öğretmen performansını değerlendirmede denetmen tarafından kullanılan bilgi toplama yöntemleri, denetmen tutum ve davranışları, denetimsel yaklaşımlar ve İngilizce öğretmeninin standart becerilerine ilişkin algı ve beklentileri karşılaştırılarak, İngilizce öğretimini geliştirmek için yeni bir öğretimsel denetim modeli geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen 82 maddeden oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Uzman görüşü doğrultusunda ve pilot uygulaması sonucunda geçerlilik ve güvenirliliği tespit edilen anket, tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen MLO'larda görev yapan 260 İngilizce öğretmeni, 80 yönetici ile 49 İlköğretim müfettişi ve 39 Bakanlık müfettişine uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şunlardır: Türkiye'deki İlköğretim Okulları, Liseler, Meslek Liseleri ile Anadolu/Anadolu Öğretmen Liselerindeki İngilizce derslerinin denetimi; İngilizce dersindeki öğretimsel hedef ve etkinlikleri ancak branşı İngilizce olan Bakanlık Müfettişinin denetlemesi hedef olmasına karşın, sadece % 29.7'lik bir oranla bakanlık müfettişleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Oysa, deneklerin hemen hemen yarısı, İngilizce öğretiminin denetiminin branşı İngilizce olan Bakanlık müfettişi tarafından yapılmasını istemektedir (% 47.0). İngilizce öğretiminin denetlenmesindeki amaçlara ilişkin denek algılarına göre, öğretmen hakkında soruşturma yapma, öğretmeni geliştirme, öğretimi geliştirme, öğretmen performansını kontrol etme ve öğretimi değerlendirmeye nadiren yer verilirken, öğretmeni değerlendirme amacına çoğu zaman yer Vverilmektedir. Bakanlık müfettişleri, bu denetsel amaçların gerçekleştirildiği konusunda diğer meslek gruplarına göre daha yüksek algılara sahiptirler. Deneklerin beklentilerine göre, bu amaçlardan öğretimi ve öğretmeni geliştirme, öğretmen performansını kontrol etme boyutları her zaman sergilenmeli, öğretmen hakkında soruşturma yapma boyutu ise hiç zaman sergilenmemelidir. Denetim amaçlarına ilişkin olarak denek algı ve beklentileri arasında anlamlı bir farklılık vardır. Deneklerin algılarına göre, denetmen, denetlenecek öğretmene çoğu zaman haber vermekle birlikte, öğretmenlere yönelik hizmet-içi eğitim olanakları araştırma, müfredat hedefleri ile öğrenci başarısı arasındaki ilişkiyi öğretmen ile birlikte değerlendirme, öğretmen gereksinimlerine göre denetim sürecini biçimlendirme gibi demokratik tutum ve davranışları nadiren sergilemektedir. Denekler, denetmenin izlemesi gereken denetimsel yaklaşımlara ilişkin olarak denetmenin, denetimsel uygulamalarda işbirlikli yaklaşımı her zaman izlemesi gerektiği düşüncesindedirler. Deneklerin öğretmen standart becerilerine ilişkin algılarına göre, İngilizce öğretmenleri, teknik, profesyonel, pedagojik ve insan ilişkileri becerilerini çoğu zaman sergilemektedirler. Bununla birlikte, deneklerin beklentilerine göre, öğretmenler, öğrencilerin düşünce ve yeteneklerine değer verme gibi insan ilişkileri becerilerini, her zaman sergilemelidirler. Deneklerin, ingilizce öğretmeninin sergilemesi gereken standart becerilere ilişkin algı ve beklentileri arasında anlamlı düzeyde farklılık vardır. VI
Öğretim elemanı stresi ve başarı güdüsü
Bu araştırmanın amacı öğrencilerin başarı güdüsü düzeylerini, bu düzeylerin cinsiyet, bölüm, anabilim dalı ve sınıf düzeyi ile ilişkilerini, öğretim elemanlarının stres kaynaklarına ilişkin algılarnı, bu algıların cinsiyet, unvan, kıdem, bölüm ile ilişkilerini ve öğrencilerin başarı güdüsü düzeyleri ile öğretim elemanlarının stres kaynaklarına ilişkin algıları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırma Buca Eğitim Fakültesinde 7 bölüm, 16 anabilimdalı'ndaki I. ve IV. sınıf öğrencileri ile bu sınıflara dersi olan öğretim elemanları üzerinde gerçekleşmiştir. Araştırmada 150 öğretim elemanı ve 1440 öğrenci yer almıştır. Bu araştırmanının verileri Başarı Güdüsü Ölçeği ve Öğretim Elemanı İş Stresi Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanının verilerinin analizinde Ortalama, Standart Sapma, Frekans ve Yüzde, t Testi, Varyans Analizi ve Scheffe Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin başarı güdüsü düzeyleri ile öğretim elemanlarının iş stresi kaynaklarına ilişkin algıları arasında çalışma isteği alt boyutunda ilişkiye rastlanmıştır. Öğrencilerin başarı güdüsü düzeylerinin cinsiyete, bölümlere, anabilim dallarına ve sınıf düzeylerine göre önemli farklılıklar gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğretim elemanlarının iş stresi kaynaklarına ilişkin algıları cinsiyete, unvna ve kıdeme göre önemli farklılıklar göstermiştir ancak bu algıların bölüme göre önemli farklılıklar göstermediği ortaya çıkmıştır. IV
Matematik öğretiminde, bilgisayar ve teknolojinin kullanımı üzerine bir inceleme
ÖZET Eğitim kalkınmanın en temel ve etkili öğelerinden biridir. Günümüzde öğretim sistemleri, her alanda teknik ve teknolojik aletlerin kullanımım zorunlu kılmaktadır. Elbette bu dalların içinde matematik öğretimi de vardır ve teknolojinin kullanımına burada da gereksinim duyulmaktadır. Ancak teknolojinin yeterince etkin ve amaca uygun biçimde kullanılıp kullanılmadığı konusunun araştırılması gerekir. Matematik öğretiminde, daha başarılı ve çocukların daha etkin kılınabilmesi için, bilgisayarın ve teknolojinin kullanılması zorunluluk göstermektedir. Çağdaş eğitimde bundan ödün vermek mümkün değildir. Özellikle gelişmekte olan ülkemizde matematik öğretiminin çok iyi olmayan koşullarda yapıldığı düşünülürse, teknik ve teknolojik donanımların bu alanda büyük kolaylıklar sağlayacağı açıkça görülebilir. Sunulan çalışma, matematik dersi alan öğrencilerle, dersin sorumluluğunu yüklenen öğretmenlerin, matematik öğretiminde, teknik, teknoloji ve bilgisayarı ne oranda kullandıklarını, matematik yazılımları hakkında ne denli bilgi sahibi olduklarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca teknoloji kullanımının matematik öğretimini ne yönde ve nasıl etkileyeceği, hangi tür bilgisayar destekli öğrenme uygulamaları ile matematik öğretiminin daha etkili hale getirilebileceği ve hangi etkenlerin teknoloji kullanımını etkileyebileceği konularında da görüş oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırmada "Matematik Öğretiminde Bilgisayar Teknolojileri Kullanımı" adlı anket veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ege (İzmir), Doğu Anadolu(Malatya) ve Karadeniz (Trabzon) Bölgelerinden seçilen denekler oluşturmuştur. Denekler 576 öğrenci ve 70 öğretmen ile sınırlıdır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayar programı (SPSS WIN) kullanılarak gerçekleştirilmiş ve Ki-Kare testi uygulanmıştır. Araştırma aşağıdaki bulgulara ışık tutmaktadır. 1. Öğretmen ve öğrencilerin Grafik Hesap makineleri ve Scanner konusunda bilgileri çok azdır. Buna karşın Normal Hesap makineleri ve Video-Tv'yi kullanımı her iki grupça bilinmektedir. Tepegöz, Slayt projektörü, Cd-Rom, İnternet gibi teknolojiler öğretmen ve öğrenci grupları tarafindan bilinmektedir, ama kullanılmamaktadır. Bir VIkesiminin okullarda olmasına karşın öğretim amaçlı kullanımları söz konusu değildir. Öğretim amaçlı kullanılan teknolojiler, sırasıyla Hesap makineleri, Tepegöz ve Bilgisayar programlandır. 2. Öğretmen ve öğrenci gruplarının büyük çoğunluğu, Hesap makinesi, Tepegöz, İnternet, Bilgisayar programlan ve Video-tv' nin matematik öğretiminde yararlı olduğu görüşünü benimsemektedir. Küçük bir grup, Hesap makinesinin öğretime yaran olmadığına inanmaktadır. Buna karşılık Grafik hesap makinesi, Scanner, Slayt projektörleri ve Cd-rom' un yararlı olup olmadığı konusunda, öğretmen ve öğrenci gruplan kararsız gözükmektedirler. 3. Öğretmen ve öğrenciler, matematik öğretiminde teknoloji kullanımı ile; öğrencinin aktif hale getirileceği, derse ilgisinin artacağı, yaratıcılığım geliştireceği, kendi kendine öğrenmeyi kolaylaştıracağı, görsel ve işitsel duyuların daha etkili hale getirileceği, öğrenmeyi sıkıcı olmaktan çıkaracağı ve zamandan kazanılacağı konulannda olumlu bir tutum içindedirler. 4. Öğretmen ve öğrenciler, bilgisayarla problem çözme, grafik çizme, simulasyonlar, çeşitli araştırma ve uygulamalar, hesap çizelgeleri ve internetin kullanımı ile matematik öğretiminin daha çekici hale getirileceğine inanmaktadır. Buna karşın büyük bir çoğunluğun, bilgisayar destekli uygulamalarda kullanılan kelime işlemciler ve veri tabam, elektronik posta ve oyunlann, matematik öğretimini olumlu yönde etkileyip etkilemediği konusunda düşüncesinin olmadığı anlaşılmaktadır. 5. Öğretmen ve öğrenciler, Mathcat, Mathematica, Maple, Sketchpad ve Derive Programlan hakkında bilgi sahibi değillerdir. Bunun yanında Excel, Lotus ve Logo programlan hakkında her iki grubun, az da olsa bilgisi vardır. Ancak bu programlann derste kullanım oram yok denecek kadar azdır. 6. Teknolojinin gerektirdiği alt yapı eksikliği, öğretmenin teknolojiyi kullanabilmek için yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayışı, okulda yeterli teknolojinin ve teknolojinin çalışmasını sağlayacak teknik elemanın bulunmayışı, öğretimde teknoloji kullanımının olumlu yönlerinin bilinmeyişi, teknoloji kullanımının çok zaman, para ve enerji gerektirmesi, teknoloji kullanımına ilişik hizmet öncesi ve sonrası eğitimi teşvik edici politikalann olmayışı, gibi etkenlerin, matematik öğretiminde teknoloji kullanımını etkilediği görüşü ağırlık kazanmaktadır.. vn7. Bilgisayar destekli matematik öğretimini uygulayan bir öğretmenin kazanmış olması gerekli beceriler hakkında, öğretmen ve öğrenciler çoğunlukla uyum içindedirler. Öğretmen ve öğrencilere göre, bir öğretmen bilgisayarın eğitimdeki yerini ve önemini, bir programlama dilini, bilgisayarın çalışma sistemini, bilgisayarı nerede ve nasıl kullanacağını bilmeli ve kendi dersi için programa uygun bir yazılım hazırlayabilmelidir. Ayrıca uygulamada çıkabilecek teknik sorunları giderecek yardımcı elemanın ve sınıfta yeterli sayıda bilgisayarın bulunması da önemle vurgulanmaktadır. 8. Matematik öğretiminde bilgisayar kullanımının öğretmene sağladığı yararlar konusunda, öğretmen ve öğrenciler olumlu bir tutum içindedirler. Öğretmen ve öğrenciler; öğretmenin kendi kendini yetiştirmesi, mesleki verimini artırması, yeni bilgi kaynaklarına ulaşabilmesi, daha tatmin edici bir öğrenme ortamı sağlanabilmesi, öğretmenin öğrenciyi daha iyi izleyebilmesi ve derste kullanılacak materyalin hazırlanmasını kolaylaştırması bakımımdan, matematik öğretiminde bilgisayar kullanılması görüşündedir. Her iki grup, matematik öğretiminde bilgisayar kullanmanın öğretmene bir çok yarar sağladığı konusunda birleşmektedir. VIII