Afyon Kocatepe University
Anabilim Dalı

Uluslararası Ticaret ve Finansman Anabilim Dalı

Afyon Kocatepe University

82

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Girişimcilik faaliyetlerinde kültürün ürün stratejisine etkileri

Bu çalışmanın amacı ürünleri tasarım aşamasında olan ya da pazara girmeyi hedefleyen girişimcilerin ürün stratejilerine bakış açılarını inceleyerek kültürün ürün stratejilerini belirlerken ne derecede etkili olduğunu araştırmaktır. Araştırmanın ilk iki bölümünde literatür taramasına yer verilmiş olup üçüncü bölümde ise anket çalışmasına yer verilmiştir. Araştırmada kullanılan yöntem veri toplama analizidir. Veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır ve anket üç bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde araştırmaya katılan bireylerin demografik özellikleri, ikinci bölümde kozmopolitlik ölçeği ele alınmıştır ve üçüncü bölümde Hüseyin Koca'nın Uluslararası Pazarlama da Standardizasyon ve Adaptasyon isimli çalışmasında kullandığı anketten yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuncunda kültür ve ürün stratejileri arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Girişimcilik faaliyetlerinde kültürün ürün stratejilerini belirlerken önemli derece rol oynadığı sonucuna varılmıştır.

GirişimcilikKültürKültürel etki+4
Rana Demirel
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgi teknolojilerinin tedarik zinciri entegrasyonu ve firma performansı üzerindeki etkisinin incelenmesi: Afyonkarahisar örneği

Hızla değişen çevre karşısında, işletmeler küresel pazarlarda rekabet edebilmek için teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek, bilgi teknolojilerine yatırım yapmak, yenilikçi kalmak, tedarikçileri ve müşterileri kapsayacak şekilde bütüncül ve işbirlikçi bir yaklaşım benimsemek ve küresel ağda mevcut olan bilgileri kullanma yeteneklerini geliştirmek zorundadırlar. İşletmeler, etkin bilgi paylaşımı sayesinde hem kendi içlerinde hem de müşterileri ve tedarikçileri ile daha koordineli hareket ederek tedarik zinciri süreçlerinde daha fazla optimizasyon sağlayabilmektedir. Doğru bilgi teknolojileri yardımıyla tedarik zinciri entegrasyonunu başarıyla gerçekleştiren işletmelerin iş süreçlerini daha verimli yönetebilecekleri için performanslarını artıracakları düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmada bilgi teknolojileri, tedarik zinciri entegrasyonu ve firma performansı arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz için Afyonkarahisar ilinde faaliyet gösteren 92 mermer firmasından anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizleri için IBM SPSS Statistics 26 paket programı kullanılmıştır. Anket sorularının geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış olup hipotez testleri için t-testi, varyans (one-way anova) analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre bilgi teknolojilerinin, tedarik zinciri entegrasyonu ve firma performansı üzerinde; tedarik zinciri entegrasyonunun da firma performansı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi teknolojisiBütünleşmeFirma performansı+3
Muhammed Karataş
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Büyümekte olan aile şirketlerinin marka tutundurma ve dış pazarlara açılma süreçlerinde karşılaşılan sorunlar: Samsun örneği

Tüm pazarlarda büyük rol oynayan büyümekte olan aile şirketlerinin başarılı olabilmesi için marka tutundurma faaliyetleri ile dış pazarlara açılma süreçlerinin etkin bir şekilde yönetilmesi oldukça önemlidir. Bu sebeple büyümekte olan aile şirketlerinin marka tutundurma faaliyetleri ile dış pazarlara açılma süreçlerinin araştırılması üzerine yapılan ya da yapılacak olan çalışmalar büyümekte olan aile şirketleri için büyük fayda sağlayacaktır. Bu sebeple bu çalışmanın amacı, büyümekte olan aile şirketlerinin marka tutundurma ve dış pazarlara açılma süreçlerinde karşılaştıkları sorunların ve bu süreçlerin incelenmesidir. Mevcut araştırmada ilk olarak literatür taramaları ile kuramsal çerçeve oluşturulmuştur. Daha sonra anket çalışması yapılarak aile şirketlerinin işletme yönetimi ile alakalı görüşleri alınmıştır. Elde edilen verilerin normallik testi, faktör analizi, güvenirlik analizi, yüzde, frekans ve aritmetik ortalama değerleri, t testi, varyans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yöntemleri ile çözümlenmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Büyümekte olan aile şirketleri, marka tutundurma faaliyetleri, dış pazarlara açılma faaliyetleri.

Kübra Nur Akkalın
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzellik sektöründe çalışan kadınlarda iş stresi ve Kraliçe Arı Sendromu

Çalışma hayatlarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalan kadınlar kendilerine iş hayatlarında yer bulmak için fazladan gayret göstermelerine rağmen karşılarına çıkan bazı engellerden dolayı arzuladıkları yönetici pozisyonlara ulaşamazlar. Çalışma hayatında yer alan kadınların önüne çıkan engellerden biri de kraliçe arı sendromudur. Karşısına çıkan zorlukları aşarak yönetici pozisyonuna gelmiş olan kadınlar hemcinslerine karşı yıpratıcı tutumlar benimseyerek birer kraliçe arıya dönüşebilirler. Bu tez çalışmasının amacı ise güzellik sektöründe çalışan kadınların yasadıkları iş stresiyle algıladıkları kraliçe arı sendromu arasındaki ilişkinin incelenmesi temel amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Afyonkarahisar ilindeki güzellik sektöründe çalışan 150 kadına online ve yüz yüze anket uygulanarak verilere ulaşılmıştır. Anket üç bölümden oluşmakta olup, ilk bölümde demografik ifadelere yer verilmiştir. İkinci bölümünde ise Kraliçe Arı Sendromu Algısı ölçeğine yer verilmiş olup, üçüncü bölümde ise çalışanların iş stresi düzeylerini ölçmek amacıyla iş stresi ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket aracılığıyla elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda iş stresi ve kraliçe arı sendromu arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.

Güzellik merkezleriGüzellik sektörüKraliçe arı sendromu+3
Büşra Usluer
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mikro ve makro etkileyici kişi güvenilirliğinin tüketici katılımı üzerindeki etkisi

Son zamanlarda etkileyici kişiler ile pazarlamaya ilgi ve önem artmaktadır. Etkileyici kişiler takipçileri tarafından güvenilir olarak algılandıklarında tüketicilerin kişisel ilgisi artmaktadır. Etkileyici kişi ile güvene dayalı bir bağ kuran tüketici, etkileyici kişinin tavsiyelerine katılım sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı mikro ve makro etkileyici kişi güvenilirliğinin tüketici katılımı üzerindeki etkisini araştırmaktır. 354 katılımcıdan oluşan bir örneklemden online anket yoluyla veriler toplanmıştır. Hipotezleri test etmek için tanımlayıcı istatistiksel analiz, çoklu yanıt analizi, doğrulayıcı faktör analizi (DFA), basit regresyon, T testi ve tek yönlü Anova analizleri yapılmıştır. Sonuçlar mikro ve makro etkileyici kişi güvenilirliğinin tüketici katılımını olumlu etkilediğini göstermektedir. Ayrıca her iki etkileyici kişi güvenilirliğinin bilişsel, duygusal ve davranışsal katılım üzerindeki etkisinde duygusal katılım nispeten daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bunlara ek olarak mikro etkileyici kişi güvenilirliğinin duygusal katılım üzerindeki etkisi makro etkileyici güvenilirliğinin duygusal katılım üzerindeki etkisine kıyasla nispeten yüksektir.

EtkilemeGüvenilirlikMüşteri katılımı+3
Feride Badikanlı
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Döviz, altın ve petrol fiyatlarının BİST sektör endekslerine etkisinin karşılaştırmalı analizi (2010-2022)

Yatırımcılar ile fon talep eden şirketlerin bir araya geldiği borsalar, finansal piyasaların en önemli yapı taşlarındandır. Ülkemizde de borsa faaliyetleri Borsa İstanbul'da sürdü- rülmektedir. Çalışmada Borsa İstanbul'da yer alan İmalat sektöründeki en çok işletmeye sahip beş sektörün döviz kuru, altın ve petrol fiyatları ile ilişkisi ele alınmıştır. Çalışmada değişkenlere ait 01.01.2010-31.12.2022 dönem aralığına ait günlük veriler Eviews 12.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre serilerin I(1) düzeyinde du- rağanlaştığı tespit edilmiştir. Daha sonra seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisini tespit edebilmek için, Johansen eşbütünleşme analizi ile test edilmiştir. Seriler arasındaki yapı- lan eşbütünleşme analizinde Metal Eşya, Makine, Elektrikli Cihazlar ve Ulaşım Araçları sektörü ve Tekstil, Giyim Eşyası ve Deri sektöründe eşbütünleşme ilişkisi bulunamamış- tır. Aralarında en az bir eşbütünleşme ilişkisi bulunan serilere Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre döviz kuru ile BİST Sektör endekslerinden Xkmya, Xgıda ve Xmana arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Petrol fiyatlarından Xkmya ve Xgıda endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi ol- duğu ve altın fiyatlarından Xkmya endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulun- duğu sonucuna ulaşılmıştır. Ardından seriler arasındaki etki düzeyini görebilmek için ya- pılan FMOLS testinde döviz kurunda yaşanabilecek %1'lik bir artışın Xkmya endeksinde %1,08, Xgıda endeksinde %0.43 ve Xmana endeksinde %1,22 oranında artışa neden ola- cağı görülmektedir. Altın fiyatlarında yaşanabilecek %1'lik bir artışın Xkmya endeksinde %0,19 oranında azalışa neden olacağı, Xgıda endeksinde %0,23 oranında artışa neden olacağı ve Xmana endeksinde %0,31 oranında azalışa neden olacağı tespit edilmiştir. Son olarak petrol fiyatlarında yaşanabilecek %1'lik bir artışın Xkmya endeksinde %0,20, Xgıda endeksinde %0,15 ve Xmana endeksinde %0,18 oranında artışa neden olacağı tes- pit edilmiştir.

Özlem Çiftçi
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kampanya dönemlerindeki onlıne alışverişlerde tüketici bilincinin X Y Z kuşaklarına göre incelenmesi

Son yıllarda tüketim alışkanlıklarının değişimi özellikle kampanya dönemlerindeki online alışverişin belirgin bir artışını beraberinde getirmiştir. Bu durum tüketicilerin çeşitli nedenlerle online platformlara yönlenmelerini ve bu dönemleri ekonomik açıdan verimli fırsatlar olarak görme eğilimlerini güçlendirmiştir. Teknolojik ilerlemelerin etkisiyle online alışverişin genel popülerliği artarken, tüketiciler arasında çeşitli kuşaklara özgü farklılıklar gözlemlenmektedir. X kuşağı, Y kuşağı ve Z kuşağı gibi farklı nesiller, online alışveriş deneyimlerine ve kampanya dönemlerine farklı perspektiflerle yaklaşabilmektedirler. Bu bağlamda, akademik bir bakış açısıyla incelendiğinde, kampanya dönemlerindeki online alışverişin gerçekleşmesinin temel dinamikleri arasında tüketici davranışları, satış geliştirme teknikleri ve teknolojik gelişmelerin etkisi öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında, kampanya dönemlerindeki online alışverişlerde tüketici bilincinin X, Y ve Z kuşakları arasında nasıl farklılık gösterdiği üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar incelenmiştir. Anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, kolayda örnekleme yöntemiyle 600 katılımcıdan veri toplanmış ve elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kuşaklar arasında kampanya dönemlerindeki online alışverişlerin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular aynı zamanda demografik faktörlerin kampanya dönemlerindeki online alışverişler üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Hacer Uzuntepe
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Markalı artırılmış gerçeklik filtreleri aracılığıyla tüketici deneyiminin marka itibarı üzerindeki etkisi

Artırılmış gerçeklik filtreleri gittikçe daha fazla tüketicinin dikkatini çekmektedir. Bu filtrelerin kullanımı arttıkça markalar da tüketicilerin bu ilgisine kayıtsız kalmamaktadır. Markalar için AR filtreleri, tüketici deneyimini zenginleştirip kişiselleştirmek ve etkileşimi artırmak için büyük bir fırsattır. Bu çalışmanın amacı tüketicilerin markalı AR filtre deneyiminin marka itibarı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Analize uygun 350 katılımcıdan oluşan bir örneklemden online anket yoluyla veriler toplandı. Hipotezleri test etmek için tanımlayıcı istatistiksel analiz, açıklayıcı faktör analizi, çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak duyusal ve düşünsel deneyimin hem e-WoM hem de marka itibarı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi vardır. Fakat duygusal, davranışsal ve ilişkisel deneyimin hem e-WoM hem de marka itibarı üzerinde bir etkisi bulunmamıştır. Ayrıca e-WoM'un marka itibarı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu görülmüştür.

Elif Tapan
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makroekonomik faktörlerin konut fiyat endeksi üzerine etkisinin ekonometrik analizi

Konut fiyat endeksi, bir ülkede ya da bölgede konut fiyatlarının hareketlerini yansıtan önemli bir ekonomik göstergedir. Konut fiyat endeksi yatırımcılar ve bankalar tarafından verilecek kısa ve uzun vadeli yatırım kararlarında hayati bir rol oynamaktadır. Konut fiyat endeksini etkileyen birçok makroekonomik faktör bulunmaktadır. Makroekonomik faktörlerin konut fiyat endeksi üzerindeki etkisini araştırmak önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı seçilmiş makroekonomik faktörler ve konut fiyat endeksi arasında bir ilişki olup olmadığını ve faktörlerin endeks üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmada makroekonomik değişkenler olarak; dolar kuru, altın fiyatları, konut kredisi faiz oran, mevduat faiz oranı ve reel kira fiyat endeksi kullanılmıştır. Çalışmada değişkenlere ait 01/2010-06/2023 dönem aralığındaki aylık veriler Eviews 12.0 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre değişkenlerin I(1) düzeyinde durağan hale geldikleri belirlenmiştir. Ardından seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisini belirlemek için Johansen eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Eşbütünleşme analiz sonuçları, konut fiyat endeksi ve makroekonomik faktörler arasında uzun dönem denge ilişkisinin mevcut olduğunu ve en az iki eşbütünleşme vektörü olduğunu ortaya koymaktadır. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini görmek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre konut fiyat endeksi ile altın fiyatları ve döviz kuru arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Konut fiyat endeksinden Mevduat faiz oranına ve konut kredisi faiz oranına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Ayrıca reel kira fiyat endeksinden konut fiyat endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu görülmüştür. Makroekonomik değişkenlerin konut fiyat endeksi üzerindeki etki düzeyini tespit edebilmek için eşbütünleşme analizine dayalı en küçük kareler (FMOLS) tahmincisi kullanılmıştır. Bu analize göre altın fiyatları, mevduat faiz oranı ve reel kira fiyat endeksi konut fiyat endeksini pozitif etkilerken, dolar kuru ve konut kredisi faiz oranı konut fiyat endeksini negatif yönlü etkilemektedir.

Kübra Aydın
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobil artırılmış gerçeklik hizmet algısının tüketicilerin davranışsal niyeti üzerindeki etkisi

Akıllı cihazların yaygınlaşmasıyla birlikte artırılmış gerçeklik teknolojisi, mobil cihazlarda daha sık kullanılmaya başlanmıştır. Mobil artırılmış gerçeklik (AR) hizmetleri yeni bir teknolojidir. Bu çalışmanın amacı, kullanıcıların mobil AR hizmet algılarının tüketicilerin davranışsal niyeti üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu kapsamda hipotezleri test etmek için bir işletmeye gelen müşterilere ve ziyaretçilerden mobil artırılmış gerçeklik Marshall Gör&Boya uygulaması indirmeleri istendikten sonra anket soruları yönetilmiştir. Bu doğrultuda geçerli 343 adet anket formuna hiyerarşik regresyon analizi ile aracılık analizi yapılmış ve tüm hipotezler desteklenmiştir. Bulgular tüketicilerin mobil AR hizmet algılarının (algılanan etkileşim, algılanan canlılık, algılanan güçlendirme ve algılanan estetik) tüketicilerin davranışsal niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etki yarattığı görülmüştür. Ayrıca bulgulara göre akış deneyimi bu etkiyi pozitif yönde etkilemiştir.

İbrahim Eyüp Yaman
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni bir reklam türü olarak femvertising: Femvertising reklamların göstergebilimsel analizi

Femvertising reklamlar, giderek daha fazla tüketicinin dikkatini çekmekte ve hem pazarlamacıların hem de kadınların ilgisini kazanmaktadır. Bu reklamların izlenmesi arttıkça markalar da tüketicilerin bu ilgisine kayıtsız kalmamaktadır. Markalar için bu tür reklamlar, tüketici imajını zenginleştirip kişiselleştirmek ve etkileşimi artırmak için büyük bir fırsat yaratmaktadır. Femvertising reklamlar aynı zamanda eşitlik savunucusudur ve yalnızca markaların iyi satış yapmalarına değil aynı zamanda pazarlamada onların güçlenmelerini sağlayacak toplumsal sorumluluklar almalarına da öncülük eder. Ancak Femvertising üzerine yapılan araştırmalar yeterli değildir. Bu çalışma kadını güçlendiren toplumsal cinsiyet stereotipik reklamların cinsiyet tasvirine yönelik tutumlarının etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada 10 farklı markanın Femvertising reklamları, göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir.

Selin Elverir
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lojistik sektörünün dış ticaret hacmine etkisinin ekonometrik analizi

Ülkelerin ekonomik olarak iyi bir düzeye gelmeleri ve kalkınmaları açısından dış ticaret yapmaları gerekmektedir. Ülkedeki dış ticaret faaliyetlerinin arttırılmasında lojistik sektörü önemli bir yer tutmaktadır. Lojistik altyapılarına yapılacak olan yatırımlar ve lojistik sektörüne verilecek olan devlet teşvikleri ile lojistik sektörü gelişecektir. Bu gelişim sayesinde ülkenin yapmış olduğu dış ticaret faaliyetleri de etkilenecektir. Çalışmada Türkiye'deki lojistik sektörünün dış ticaret hacmine etkisi ele alınmıştır. Lojistiği temsilen taşımacılık gelirleri, ulaştırma depolama endeksi ve sanayi üretim endeksi değişkenleri kullanılırken; dış ticareti temsilen dış ticaret hacmi değişkeni kullanılmıştır. Çalışmada değişkenlere ait Ocak 2009 – Aralık 2022 dönemlerine ait aylık veriler Eviews 12.0 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre değişkenlerin I (1) düzeyinde durağan hale geldikleri belirlenmiştir. Ardından seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisini belirlemek için Johansen eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Eşbütünleşme analizine göre dış ticaret hacmi ile taşımacılık gelirleri, ulaştırma depolama endeksi ve sanayi üretim endeksi arasında en az bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Değişkenlerin dış ticaret üzerindeki etki düzeyini tespit etmek için eşbütünleşmeye dayalı regresyon testi olan tam düzeltilmiş en küçük kareler (FMOLS) tahmincisi kullanılmıştır. Regresyon testi sonuçlarına göre, taşımacılık gelirlerinin dış ticaret hacmini etkilediği görülmüştür. Taşımacılık gelirlerinde oluşabilecek %1'lik bir artışın dış ticaret hacmini %0,31 oranında arttıracağı belirlenmiştir. Dolayısıyla lojistiğin dış ticareti olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak Ulaştırma depolama endeksi ve sanayi üretim endeksinin dış ticaret hacmi üzerinde bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir.

Süleyman Sırrı Kamacı
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yöneticilerin kişilik özelliklerinin temettü dağıtım tercihleri üzerindeki etkisinde özgeciliğin aracılık rolü

Türkiye'de artan yatırımcı ilgisi, sermaye piyasalarının iĢleyiĢinde yöneticilerin karar alma süreçlerini daha kritik hale getirmiĢtir. Bu araĢtırmada, Borsa Ġstanbul Halka Arz Endeksi'nde yer alan Ģirket yöneticilerinin kiĢilik özellikleri ile temettü dağıtım kararları arasındaki iliĢkide özgecilik (altruism) eğilimlerinin rolü incelenmiĢtir. Bulgular, kiĢilik özellikleri ile temettü dağıtım tercihleri arasında doğrudan anlamlı bir iliĢki olmadığını; ancak kiĢilik özelliklerinin özgecilik üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ve özgeciliğin temettü politikaları üzerinde belirleyici rol oynadığını göstermiĢtir. Aracılık analizi sonuçları, özgeciliğin bu iliĢkide tam aracı değiĢken iĢlevi gördüğünü ortaya koymuĢtur. Elde edilen sonuçlar, yöneticilerin finansal kararlarının yalnızca rasyonel göstergelerle değil; aynı zamanda özgecilik (altruism), empati, sosyal sorumluluk ve paydaĢ odaklı tutum gibi değer temelli faktörlerle Ģekillendiğini ortaya koymakta ve hem yatırımcılar hem de politika yapıcılar açısından sermaye piyasalarında güven, sürdürülebilirlik ve kurumsal itibarın güçlendirilmesi için davranıĢsal unsurların önemine iĢaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: KiĢilik Özellikleri, Özgecilik (Altruism), Temettü Politikaları, Sermaye Piyasaları, DavranıĢsal Finans, Borsa Ġstanbul (BĠST), Aracılık Analiz

Davranışsal ekonomi
Zehra Sarıtaş
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mermer sektöründe ihracatta karşılaşılan problemlerin önem derecelerinin çok kriterli karar verme yöntemi ile belirlenmesi: Afyonkarahisar örneği

Bu tezde, Türkiye'nin dış ticaret sistematiği ile mermer sektörü arasındaki ilişki Afyonkarahisar örneği üzerinden incelenmiştir. Küresel ekonomik dönüşüm sürecinde ihracatın stratejik bir kalkınma aracı haline geldiği; doğal taş ihracatında önemli paya sahip olan mermer sektörünün ise hem bölgesel hem de ulusal düzeyde dikkat çeken bir konuma ulaştığı ortaya konulmuştur. Çalışmanın temel amacı, mermer ihracatında karşılaşılan sorunların belirlenmesi ve bu sorunların önem derecelerinin FUCOM yöntemiyle analiz edilmesidir. Araştırma sürecinde, literatür taraması ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle desteklenen saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Bulgulara göre enflasyon, fiyat-maliyet yapısı ve ürün kalitesi sektörün karşılaştığı en kritik sorunlar olarak belirlenmiştir. Üretim kapasitesi, finansal yapı, verimlilik, jeopolitik riskler ve teknoloji gibi unsurlar ise göreli olarak daha düşük öncelik düzeylerinde değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, firmaların ekonomik istikrarsızlık ve maliyet baskısı karşısında ciddi güçlükler yaşadığını; stratejik planlamada ise bu alanlara ağırlık verdiklerini göstermiştir. Bu doğrultuda, fiyat istikrarını destekleyici politikaların geliştirilmesi, dijitalleşme yatırımlarının artırılması, kalite standartlarına uyumun sağlanması ve alternatif finansman mekanizmalarına erişimin güçlendirilmesi önerilmiştir. Sonuç olarak, FUCOM yöntemiyle yapılan önceliklendirme sektörel strateji geliştirme süreçlerine katkı sağlamış; Afyonkarahisar özelinde gerçekleştirilen analiz ise yerel kalkınma perspektifini güçlendirmiştir. Anahtar Kelimeler: İhracat, Mermer Sektörü, Afyonkarahisar, FUCOM, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV)

FUCOMTürkiye İhracatçılar Meclisiİhracat engelleri+2
Koulouthoune Anzidine
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

AR-GE ve inovasyonun pazarlama süreci üzerindeki etkileri ve teknolojiye katkısı

Küreselleşme pek çok yeniliği beraberinde getirmiştir. Bu yenilikleri elde eden ülkelerin izledikleri politikalar, çalışma ve araştırma yöntemleri, teknoloji bazlı araştırmaları, araştırmacılarının yetkinliği ve teknoloji kullanma becerileri refah seviyelerine göre değişiklik göstermektedir. Bu değişiklikler ülkelerin gelir durumlarını, yaşam kalitelerini ve pazar koşullarını etkilemektedir. Gelişmiş ülkelerin üst düzeyde olan teknolojileri gelişmekte olan ülkeler için rol model olma yolunda ilerlemektedir. Günümüzde inovatif düşünme ve inovatif çalışmanın önemi daha da hissedilmekte ve bu da rekabeti arttırmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı kavramlar arasındaki ilişkiyi inceleyerek mevcut günümüzdeki durumunu saptamak ve aynı zamanda belge tarama yöntemi ile incelenen verilerin neticesinde ülkemizin teknoloji düzeyindeki verimliliğini araştırmaktır. Yapılan tez çalışmasında geçmişten günümüze kadar gelen teknolojik değişim ve gelişimlerin üzerinde durulmuştur. Belge tarama yöntemi ile konu ile ilgili veriler incelenmiş ve literatür tarama yöntemi ile Ar-Ge, inovasyon, pazarlama kavramları üzerinde durulmuştur. Ar-Ge, inovasyon, pazarlama ve teknoloji kavramlarının birbirileri ile olan etkileşimleri ve bu süreçte birbirlerine olan etkileri incelemiştir. Pazarda rekabet koşulları ve pazarlama faaliyetlerinde ele alınan noktaların ve sektörde ayakta kalabilmeleri için bugün tüketicilere yönelik yapılan planlamaların daha etkili bir yöntem olduğu üzerinde durulmuştur. İlk bölümde Ar-Ge ve İnovasyon kavramları ele alınmış ikinci bölümde ise pazarlama alanında yapılan çalışmalar üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Ar-Ge faaliyetlerinin ülkemizde yapılan çalışmalarına yer verilmiş, TÜİK verileri, Avrupa Yenilik Puanı, Global İnovasyon İndeksi ve Marka ve Patent Kurumu verileri incelenmiş ve kalkınma planları üzerinde durulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre ülkemizin mevcut durumunu iyileştirmek için çalışmalar yapıldığı ancak yeterli teknoloji düzeyine sahip olunmamasından kaynaklı istenilen verimin tam olarak sağlanamadığı bunun neticesinde ise hala gelişmiş ülke seviyesi düzeyinde olmadığı kanısına varılmıştır. Anahtar kelimeler: Ar-Ge, İnovasyon, Teknoloji, Pazarlama

Araştırma-geliştirmePazarlamaTeknoloji+1
Ceylan Sezen
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemi döneminde Brent Petrol ve kripto paralar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Para; yerine getirdiği işlev, insanlık ve ticaret açısından önemli bir yere sahiptir. Tarihte paralar her zaman bir merkezi bir otorite etrafında oluşmuştur. Fakat 2008 Krizinden sonra ortaya çıkan Bitcoin paraya daha önce görülmemiş bir boyut kazandırmıştır. Kripto paralar ve Brent Petrol sürekli etkileşim içerisinde olup bu değişkenler arasındaki nedensellik ve nedenselliğin yönü önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışma 10.12.2019- 01.10.2020 dönemine ait veriler kullanılarak Bitcoin, Ethereum ve Brent Petrol arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Bu çalışmada, Brent Petrol, Bitcoin ve Ethereum arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda Brent Petrol ve Ethereum arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi saptanmıştır. Bununla birlikte Brent Petrol ve Bitcoin arasında tek yönlü bir nedensellik ilişkisi saptanmıştır. Buna karşın Ethereum ve Bitcoin arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi saptanmamıştır.

BitcoinBrent petrolEthereum+6
Abdulkadir Kurt
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afganistan dış ticaretinde 2001 yılı sonrasında yaşanan yapısal dönüşümün Afganistan-Türkiye arasındaki dış ticarete etkisinin incelenmesi

Afganistan devleti, 20. yüzyılın en çatışmalı ve istikrarsız ülkelerinden biri olarak bilinmektedir. Ancak 21. yüzyıl ülkede çatışmaların sona erdiği, barış ve istikrarın yeniden sağlanmaya çalışıldığı bir dönem olarak başlasa da ilerleyen yıllarda bu istikrar yeniden sekteye uğramıştır. Afganistan son 20 yılda kendi çabalarıyla ve aynı zamanda uluslararası toplumun yardım ve desteğiyle yapılan katkılar sonucunda birçok alanda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Ekonomik, siyasi, askeri ve sosyal alanlarına yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Özellikle ekonomik alana yönelik önemli adımlar atmaya çalışmıştır. Fakat Afganistan ekonomisinin büyük bir bölümü halen dış yardımların oluşturduğu mali yardımlara bağlı olup, kendi ulusal kalkınma sistemini hayata geçirene dek dış yardım ve yatırımlara bağlı bir ekonomik politikası izleme durumundadır. Bu amaçla Türkiye de Afganistan'a yardım ve yatırımda bulunan en baştaki ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye Afganistan'ın bağımsızlık, işgal ve özellikle yeniden yapılanma döneminde yardımlarını ve desteklerini esirgememiştir. Bu amaçla Afganistan'ın refaha ve istikrara kavuşması için ve gelişimi için Türkiye tarafından birçok alanda her daim desteklenmiştir. Afganistan'ın yeniden yapılanma süreci itibarıyla Türk-Afgan ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmıştır. Türkiye Afganistan'ın yeniden yapılandırılmasında aktif bir rol oynamakta olup, bu rollerden biri ekonomik ve ticari işbirliği alanlarında gerçekleşmektedir. Bu araştırmanın amacı Afganistan dış ticaretinde 2001 yılı sonrasında yaşanan yapısal dönüşüm, bu yapısal dönüşümün Afganistan ile Türkiye arasındaki dış ticarete etkisinin incelenmesi ve Afganistan ile Türkiye arasındaki dış ticaret ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sunulmasıdır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Türkiye, ekonomik, dış ticaret, dış ticaret ilişkiler.

AfganistanTicaretTicari ilişkiler+3
Biknazar Merzaı
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir gerilla reklam türü olarak ambient reklamların marka farkındalığına etkisi

Günümüzde reklamlar işletmeler için mal ve hizmetlerini tanıtmak amacı ile büyük önem arz etmektedir. Reklamlar sayesinde tüketiciler bilgilendirilir, ikna edilir ve satın alma davranışına yöneltilir. Bu nedenle işletmeler birçok reklam türünden yararlanmaktadırlar. Bu reklam türlerinden biri de gerilla reklamlarıdır. Gerilla reklamlar sayesinde tüketicide beklenmedik anlarda farkındalık oluşturulur. Gerilla reklam türlerinden biri de ambient reklamlardır. Reklamlar aynı zamanda tüketicilerde marka açısından farkındalık oluşturabilmektedir. Çalışmada bir gerilla reklam türü olarak ambient reklamların marka farkındalığına etkisi araştırılmış ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Farklı demografik özelliklere sahip 508 kişiye kararsal örnekleme yöntemi kullanılarak yapılan anket ile ambient reklamların marka farkındalığına etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Bulgular ve sonuç bölümünde bireylerin ambient reklamların marka farkındalığına etkisi konusunda benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Sonuç bölümünde gerek bundan sonraki akademik çalışmalara örnek teşkil etmesi, gerekse sektör temsilcilerine önerilerde bulunulmuştur.

Ambient reklamcılıkGerilla reklamcılıkMarka+1
Emel Burç Ak
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

VIX endeksi ve CDS primlerinin BİST-30 ve KAT-30 endekslerine etkisinin incelenmesi

2019`da başlayan küresel salgın olarak tüm dünyayı saran COVİD-19, ülkelerin ekonomilerinde büyük ölçüde zarara neden olmuştur. Buradan yola çıkarak, çalışmada pandemi öncesinde ve pandemi döneminde CDS primi ve VIX endeksinin BİST-30 ve Katılım-30 endeksi üzerine etkisini, etki var ise bu etkinin boyutlarını belirlemeyi yani CDS primi ve VIX endeksinin BİST-30 endeksini mi yoksa Katılım-30 endeksini mi daha çok etkilediğini bulmayı amaçlanmıştır. Pandemi öncesi ve pandemi döneminde bu endekslerin nasıl etkileşim içerisinde olduğunu bilmek ve çalışmadan çıkan sonuçların yatırımcılar için yol gösterici olacağını, böyle bir karşılaştırmanın henüz yapılmamış olması araştırmanın önemini artırmaktadır. Bu çalışmada CDS primleri, VIX, BİST-30 ve KAT-30 endeksleri kullanılarak değişkenler arasındakı ilişki üçer gruplar halinde, iki döneme ayrılarak pandemi öncesi ve pandemi dönemi olmak üzere incelenmiştir. Tarih aralığı ise pandemi öncesi dönemi 02.01.2018-10.03.2020 olarak, pandemi dönemi ise 11.03.2020-31.12.21 olarak belirlenmiştir. Değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisini Johansen Eşbütünleşme ve ARDL yaklaşımı ile etki oranlarını belirlemek için ise FMOLS regresyon testi kullanılmıştır. Eşbütünleşme testleri sonucunda pandemi öncesi ve pandemi döneminde CDS primleri ve VIX endeksi ile hem BİST-30 hemde Katılım-30 endeksleri arasında uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi belirlenmiştir.Etki düzeyinin belirlemek için yapılan FMOLS regresyon testi sonucunda pandemi öncesi ve pandemi döneminde CDS primi ve VIX endeksinin Katılım-30 endeksine etkisinin daha büyük olduğu görülmüştür.

Borsa İstanbulCOVID 19Hisse senetleri+4
Javidan Bayramlı
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnstagram ile Youtube etkileyicilerinin marka bilinirliğini artırmak yönünden karşılaştırılması

Dijitalleşmenin artan önemiyle birlikte markalar, pazarlama ve reklam stratejilerinde sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başlamıştır. Markalar, bilinirliğini artırmak ve potansiyel tüketiciyi satın alma davranışına yöneltmek amacıyla takipçi ve aboneleriyle doğal bir bağ oluşturup, fikirleri bir toplululuğu etkisi altına alabilen kişilerle marka-etkileyici işbirlikleri yapmaktadır. Bu bağlamda en popüler sosyal medya platformlarından Instagram ile Youtube karşılaştırılmıştır. Markalar ve bu alanda hizmet veren işletmeler için konu üzerine yapılan tüm çalışmalar faydalı olacaktır. Çalışmanın amacı iki farklı sosyal medya platformunda yapılan işbirliklerini karşılaştırarak markayı bilinir kılmak konusunda hangisinin daha başarılı olduğunu saptamaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden netnografi kullanılmış ve veriler sosyal medya platformları olan Youtube ve Instagram'dan toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 5 Instagram ve 5 Youtube olmak üzere 10 adet marka-etkileyici işbirliği oluştururken paylaşılan içeriklere bırakılan toplam 1622 adet yorum değerlendirmeye alınmıştır. Toplanan veriler Maxqda 2020 programına aktarılmış; tek-vaka modeli (kod hiyerarşisi), kod matris tarayıcısı ve son olarak belge portreleri görselleştirilerek analizler tamamlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre Instagram ve Youtube'da yapılan etkileyici-marka işbirlikleri markanın bilinirliğini artırmak yönünden karşılaştırıldığında Instagram sosyal medya platformu bu alanda daha başarılı bulunmuştur. Markaya eğilim gösteren kitlenin daha fazla olmasıyla bu sosyal platformda gerçekleşen işbirliklerinin markayı daha bilinir kıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

MarkaMarka bilinirliğiSosyal medya+2
Gizem Gamze Satıcı
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici satın alma davranışına yönelik olarak bilinçaltı reklamlarda kullanılan korku ögesinin göstergebilimsel yöntemle incelenmesi

Tüketim insanoğlunun bir ihtiyacı ya da bir arzusu doğrultusunda gerçekleşen bir olgudur. İnsanlığın var olmasıyla tüketim olgusu avcılık ve toplayıcılıkla başlamış ve zamanla günümüzdeki şeklini almıştır. Tüketici satın alma kararı verirken birçok faktörün etkisi altında kalmaktadır. Bu faktörlerden biri de reklamdır. Reklam günlük yaşantımıza yön veren ve satın alma davranışımızı etkileyen en önemli etkenlerden biri olarak bilinmektedir. Bilgilendirme, ikna etme, destekleme ve hatırlatma fonksiyonlarıyla tüketicinin satın alma davranışını etkilemektedir. Canlı faaliyetlerinin olduğu her yerde reklam; dergi, televizyon, internet, radyo, açık hava, sosyal medya, billboard vb. mecralarla tüketicilerin karşısına çıkmaktadır. Tüketici satın alma davranışını etkileyen reklam faktörü birçok alt başlıkta incelenebilmektedir. Tezin konusu olan bilinçaltı reklam bu faktörlerden bir tanesidir. Bilinçaltı kişinin hükmedemediği bir yer olduğu için tüketici günlük yaşamda farkında olmadan birçok bilinçaltı reklama maruz kalmaktadır. Bilinçaltı mesajlarda sadece bilinçaltının algılayabileceği materyaller ve gizli simgeler tüketici satın alma davranışını etkilemek için kullanılmaktadır. Bilinçaltı reklamlarda kullanılan çekiciliklerden biri de korku çekiciliği olarak bilinmektedir. Bu çalışmada ''tüketici satın alma davranışına yönelik olarak bilinçaltı reklamlarda kullanılan korku ögesinin göstergebilimsel yöntemle incelenmesi'' araştırılmıştır. Reklamlarda tüketiciye aksedilen korku çekiciliği kullanılan bilinçaltı mesajların tüketiciler üzerinde nasıl etki bıraktığı göstergebilimsel yöntemle açıklanmıştır.

Bahar Başaran
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 döneminde döviz kuru oynaklığı ile hisse senedi endeks getirisi arasındaki ilişki

1973'de Bretton Woods Sistemi'nin sona ermesini takip eden yıllarda Türkiye dahil bir çok ülke dalgalı kur sistemini benimsemiştir. Bu gelişme döviz kurunda artan oynaklığa yol açarak yatırımcılar ve uluslararası ticaretle uğraşan firmalar açısından oldukça önemli hale gelmiştir. Ayrıca döviz kurunda meydana gelen dalgalanmaların ortaya çıkardığı riskten bir korunma yöntemi olarak döviz kurunda yaşanan dalgalanma ile hisse senedi endeks getirisi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi yer almaktadır. Bu çalışma 11.03.2020-30.12.2021 dönemine ait günlük verileri ele alarak döviz kuru oynaklığı ile hisse senedi endeks getirisi arasındaki ilişkiyi incelemeyi hedeflemiştir. Seriler üzerindeki durağanlığın analizi için Geliştirilmiş Dikey Fuller(Augmented Dickey Fuller-ADF) birim kök sınamasını takiben döviz kuru oynaklığını modellemek amacıyla doğrusal stokastik modellerden otoregresif hareketli ortalama modellerinden ARMA (2,2) modeli ve Üssel (Exponential) genelleştirilmiş otoregresif koşullu değişen varyans (GARCH) modellerinden EGARCH (2,2) modeli tahmin edilmiştir. Döviz kuru oynaklığı ile hisse senedi endeks getirisinin aralarındaki nedensellik ilişkisini belirlemek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda değişkenlerin düzeyde durağan olduğu belirlenmiş ve döviz kuru (USD/TRY) oynaklığı ile hisse senedi endeks getirisi (BİST100) arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

Bretton-WoodsCOVID 19Döviz kuru+5
Akile Kılıç
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bitcoin fiyatları ile borsa endekslerinin nedensellik ve eşbütünleşme testleri ile incelenmesi: NYSE, FTSE, HKSE ve BİST örneği

Para, tarih boyunca dönemin şartlarına ve ihtiyaçlarına bağlı olarak çok farklı formlarda bulunmuştur. Paranın son formu ise 2008 yılında hayatımıza giren türünün ilk örneği Bitcoin ile geliştirilmiştir. Bir kripto para olan Bitcoin yapısı gereği hiçbir merkezi otoriteye ihtiyaç duymadan işleyebilen ve üçüncü bir tarafa gerek kalmadan kişiler arasında transfer edilebilen bir sisteme sahiptir. Fiziki bir karşılığı bulunmayan Bitcoin'in zamanla dünyaya yayılmasıyla geleneksel paraların yerini tutacağı düşünülmeye başlanmıştır. Bu nedenle birçok alanda Bitcoin gerek yapısıyla gerek fiyatıyla analiz edilmiştir. Bu çalışma ise Bitcoin fiyatında meydana gelen hareketlenmeleri seçili borsa endeksleri analiz ederek, aralarında bir ilişkinin var olup olmadığını incelemek üzere tasarlanmıştır. Çalışmada, Bitcoin fiyatı ile NYSE US 100, FTSE 100, Hang Seng ve BİST 100'e ait endeksler ekonometrik yöntemlerle analiz edilmiştir. Zaman serileri şeklinde oluşturulan veriler durağanlık testiyle sınanmış ve analize uygun olduğu belirlenmiştir. Bitcoin ile endekslerin arasında uzun dönem ilişkisi olup olmadığını incelemek üzere Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış ve test sonucunda sadece Bitcoin ile NYSE US 100 endeksinin uzun dönem ilişkisi olduğu saptanmıştır. Analizin sonraki aşamasında eşbtünleşik serilerin nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testi ile sınanmıştır. Nedensellik testi sonuçlarına göre Bitcoin fiyatı ile NYSE US 100 endeksi arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.

Murat Tanyıldızı
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of exchange rate on firm performance: Evindence from Turkish listed firms

Firm performance is a subject that researchers have been working on for many years. The factors which determine the firm performance have been one of the issues emphasized in the studies. The exchange rate is a price. In other words, the exchange rate is the price of one currency in terms of another currency. A country's unstable currency leads to negative economic activities in that country. While the exchange rate is determined on the basis of international trade in goods and services, money markets became more effective in determining exchange rates as a result of the rapid development of technology. In this context, one of the most critical indicators in economy is the foreign exchange rate. This study aims to explain the effect of exchange rate on the financial performance of textile firms. In this context, 22 Turkish textile firms were selected for the period between 2005 and 2019. The Least Squares Dummy Variable Model was employed for analyses. In the study, Return on Asset (roa) was used as the dependent variable and the Real Effective Exchange Rate (reer) as the main independent variable. In addition, age, size, and lev were added as control variables in the study. Return on equity variable was also used to test the robustness of the main model. In conclusion, it was found that the change in the real exchange rate affected the roa and roe negatively and this effect was statistically significant.

İstanbul Stock ExchangeExchange rateFinancial performance+2
Berkay Canatar
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

How to decide the international franchising mode: A research study in the Turkish fast fashion retail sector

The purpose of this study is to reveal which mode of international franchising has been selected depending on the different formalization levels of franchising contracts, and the level of relationship developing between the franchisor and the franchisee. In the study, the amount of resource transfer from franchisor to franchisee, the level of communication between the parties, knowledge transfer and trust have been considered as the dynamics of the relationship level. In terms of formalization which is another dimension of the research, the level of franchisor's standardization to the franchisee and sanction levels may be applied to the franchisee when it is not complied have been examined. Accordingly, the study has been conducted on the franchising experiences of two companies operating in the Turkish fast fashion retail sector between 2005 and 2015 in the markets of Iran, Russia, Saudi Arabia, Dubai and Qatar. In this study, which followed the qualitative research method, the multiple case method has been used. The analyzed data has been obtained through document reviews and face-to-face interviews. Analyzes reveal that there is a link between the modes of international franchising that companies have been chosen and the level of relationship and the level of formalization. Thus it has been observed that when the level of formalization and relationship are low, single franchising is chosen, when they are both high, the master franchising is chosen and when the relationship level is high and formalization level is low, area franchising is chosen.

FormalizationFranchisingFrancishe agreement+3
Yalçın Köklü
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of exporting on capital structure: A firm-level investigation

Capital structure is a subject that researchers have been working on for many years. In this study, the effect of exports on capital structure decisions has been investigated at the firm-level. In this study, the 2005-2019 annual data of 208 companies exporting in Turkey has been used. Leverage has been used as the dependent variable, and the export intensity, calculated by dividing exports by total sales, as the main independent variable. In addition, asset structure, cash flow, and firm size variables has been added as control variables in the study. In order to test the estimation results of the model, the variables of current ratio, real gross domestic product, and real effective exchange rate has been added. Panel data regression analysis has been used in this study. According to the analysis results, a positive relationship has been found between export intensity and leverage, however this relationship is statistically insignificant. A positive and statistically significant relationship has been found between asset structure, firm size, and leverage, and a negative correlation has been found between cash flow and leverage. Among the variables added to the model for robustness checks, a negative but statistically insignificant relationship has been found between current ratio and leverage. It has been found a negative relationship between leverage and real effective exchange rate, and this is statistically significant. A positive but statistically insignificant relationship has been found between gross domestic product and leverage.

Leverage effectPanel data modelsCapital structure+1
Ersin İnal
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Markov Chains and an application on hotel businesses

Competition in the tourism sector is increasing day by day, and it is very important for hotel management to know the preference rates of hotels and the factors that affect the preferences, in terms of future marketing strategies. In this sense, determining the preference rates of hotels and their reasons is one of the issues that hotel managements prioritize strategically. The aim of this study is to determine the preference probabilities and the factors affecting preferences of 4 and 5-star hotels with beaches in Mersin province. Firstly, the data of the study were obtained from 410 randomly selected people. After the data were obtained, the study was divided into two parts. In the first part, the preference probabilities of the hotels for the next period and the preference rates of the hotels in the long term were estimated by using the Markov chain method. These estimates were based on considering the current hotel where the participants stayed or if any, the last hotel they stayed. In the second part of the study, the underlying reasons for hotel preferences were determined by using the Hidden Markov model. According to the empirical findings obtained from the first part of the study, the three most preferred hotels in the long term are Ulu Resort Hotel (5*), Liparis Resort Hotel & Spa (5*) and Wonasis Resort & Aqua Hotel (5*), respectively. According to the results of the analysis made in the second part, among the factors affecting the hotel preferences, it was observed that the most important factors affecting the hotel preferences are location, room and facility cleaning, availability of facilities for families with children, and the effectiveness of recommendations/advertisements. It is thought that the results obtained from the study will guide the marketing strategies of the hotels included in the study.

Occommodation enterprisesMarkov chainCustomer preferences+4
Havva Kocabaşa
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Fast-food marka tercihlerinin Markov Zincirleri ile tahmin edilmesi

Many factors such as living away from families, lack of interest in cooking, time constraints, curiosity, desire to try different tastes, desire to reward themselves and socialize lead students to adopt the habit of eating out. The food choices of the students outside have been fast foods. The characteristics of the places where these foods are consumed are of great importance for students. This situation has led to the phenomenon of making a choice among businesses where food is preferred. There are many factors such as decor, staff attitude, atmosphere, food quality, easy accessibility, service speed, variety in the menu, and the availability of special products in university students' preference for fast food establishments. The aim of this study is to determine the reasons why consumers prefer fast-food brands and to try to predict the future status of the brands. If the future situations of these brands are predicted, various risk factors will be eliminated and the brand will be able to make a profit by turning this situation into an opportunity. In the study, an online questionnaire about fast food brand preferences was applied to 455 students studying at various universities in Turkey. With the data obtained from the surveys, the next fast food brand preferences of university students were estimated by the Markov Chain Analysis method, and the reasons for their preference were examined using the Hidden Markov Model method. In addition, after the brand preferences were estimated, the transition probability matrix was created and the brand loyalty of university students was calculated by calculating the long-term equilibrium vectors. As a result of the analysis of the data, it is seen that the probability of choosing the Burger King brand has the highest rate with 25.9%. It is seen that the probability of choosing the none option is 4.73%. The most preferred brand, Burger King, is respectively 20.64% KFC, 17.61% McDonalds, 13.85% Dominos, 5.54% Popeyes, 3.44% Pizza Hut, 3.38% Sbarro, 3.32%. Arby's is followed by Subway with 0.94% and other brands with 0.64%. It seems that the most effective reason for choosing the Burger King brand is the hygiene option with the highest probability. It is seen that the "Hygiene" status, which is the hidden preference of the Burger King brand, is the underlying reason for the preference of brands such as Popeyes, KFC, Mc Donalds, Dominos, Pizza Hut, Sbarro and Arby's. The fact that the study was carried out during the Covid-19 process brought the hygiene option to the fore. In addition, it is seen that the underlying reason for choosing the Subway brand is "Campaigns" and the hidden situation underlying the preference of other brands is "Food Quality".

Fast foodFast food sectorBrand+4
Azize Gizem Fındıklı
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of personality characteristics on behaviors regarding adventure tourism: The case of cappadocia hot air balloon

Tourism is a set of activities and industries that provide a travel experience consisting of transportation, accommodation, catering businesses, entertainment businesses and etc. Adventure tourism activities have gained momentum in recent years. The aim of this study is to examine the behaviors of individuals participating in hot air balloon tourism, which is one of the adventure tourism activities, in terms of personal characteristics. During the study, 500 questionnaires were applied and 59 of them were eliminated. Analysis were made on the remaining 441 questionnaires. The statistical significance of the differences in behavioral intention and sensation seeking behavior according to the five factor traits in terms of demographic characteristics was tested with the "Independent Samples T-test" and "One-Way Analysis of Variance" (ANOVA). The relationship between sensation seeking behavior and behavioral intention and five factor traits was tested using the Pearson correlation test. The effect of five factor traits on sensation seeking and behavioral intention was analysed by path analysis which is an sub-part of structural equation modeling. In the results of the analysis, it was observed that all parameters of the five factor traits, sensation seeking, behavioral intention scales were statistically significant. When the effect of the five factor traits scale sub dimensions was examined, it was determined that the highest effect belonged to the extraversion. The neuroticism had a negative effect on the model. When the effect of the behavioral intention scale sub dimesions was examined, it was seen that the highest effect belonged to the behavioral intention towards the destination. When the path coefficients were examined, it was observed that the five factor personality traits had a positive and significant effect on the sensation seeking and behavioral intention.

Personality traitsAdventure tourismCustomer behavior+3
Güneş Akgül
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Effects of green fit on organizational identification: A comparison in the different organizational cultures

This study, in which quantitative and qualitative research paradigms are followed together, was conducted to show how environmental consciousness at the individual level, the internalization of green practices at the organizational level, and organizational identification reveal a pattern in the different organizational cultures. Data were collected using questionnaires in the quantitative research paradigm, and interviews where the qualitative research paradigm was followed. While quantitative research findings were analyzed with the independent samples test, qualitative research findings were subjected to content analysis. Quantitative research findings indicate that identification is higher in companies where the ownership structure consists of only domestic partners than in companies with foreign and domestic partners. Content analysis indicates that green fit, which develops in terms of environmentalism at the individual and organizational level, does not make a difference in terms of organizational identification. As a result of the analyzes carried out to reveal the relationship between the adaptation of green organizational practices and the organizational cultures defined by Trompenaar, it was concluded that there is a partial relationship between organizational culture types and green organizational practices. Green organizational practices were found to be below the moderate level in Company 1 with the Eiffel Tower culture. It has been observed that organizational practices are at a high level in Company 2, where Eiffel Tower and Family Type culture are adopted together, but employee-oriented is relatively higher. It was observed that the Eiffel Tower and Family Type culture, where being business-oriented came to the fore a little more, were adapted together in Company 3, and green organizational practices were adapted below the moderate level. Keywords: Environmentalism at the micro level, Green organizational practices, Organizational identification, Organizational culture, Green fit

International business organizationsInternational enterprisesGreen human resource management+5
Aysima Kurman
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Sustainable consumption behavior among young consumers: A gender-based perspective

The aim of this thesis study was to examine whether there are similarities/differences between males and female consumers in terms of sustainable consumption behavior and its dimensions. The data were obtained from young consumers aged 18-29 in Türkiye through an online survey. The main findings obtained in the thesis study revealed the behavioral similarities and differences between men and women in terms of sustainable consumption. More specifically, gender-specific differences were found in the context of unneeded consumption and reuse behavior. In this thesis, it was concluded that it is important to examine sustainable consumption with its sub-dimensions in order to understand more clearly and accurately whether consumers exhibit gender-specific behaviors in sustainable consumption. It is hoped to be useful to those interested in sustainability, global marketing and consumption of young consumers in emerging markets. Keywords: consumer behaviour, gender, sustainability, sustainable consumption behaviour, and young consumers

GenderYoungsSustainable consumption+4
Kübra Topcuoğlu Onat
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Environmental, social and governance (ESG) practices and financial performance, evidence from food producers of Southern African Development community (SADC)

The primary objective of this research is to investigate whether Environmental, Social and Governance (ESG) practices influence corporate financial performance, by emphasizing the Southern African Development Community (SADC) region often underrepresented in global ESG discussions and focusing on the food producer sector that is one of the critical industries for this region. In order to achieve this aim, after the theoretical background on the subject, the empirical section examined whether engagement in ESG practices contributes to financial performance as measured by mainly Tobin Q and alternatively market-to-book value. The panel data models are employed for 8-year panel data of 32 publicly traded food producer companies of the SADC region between 2015 and 2022. Additionally, for the robustness test, the estimates were repeated on a subsample of 14 listed food producers in South Africa. According to the analysis results, companies disclosing ESG practices and so having an ESG score operate with higher Tobin Q and market-to-book value ratio, across both the SADC and South Africa samples. The findings suggest that companies actively involved in social, environmental, and governance initiatives, alongside transparent disclosure of their responsible practices, tend to exhibit superior financial performance. This finding is consistent with stakeholder theory, suggesting that firms can only enhance their long-term financial performance by fulfilling their responsibilities to all stakeholders and ultimately to society. Keywords: Corporate Social Responsibility (CSR), Environmental, Social, Governance (ESG) Practices, Corporate Financial Performance (CFP), Tobin Q, Food Industry, Food Producers, Southern African Development Community (SADC)

Walıd Khalıd Mıtawa
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analysis of bilateral trade relations between Somalia and other East African community countriesa panel gravity model approach

The aim of this study is to examine the bilateral trade between Somalia and other East African Community (EAC) nations from 2015 to 2022 using the panel gravity model approach. The study investigates the factors and relationships that influence trade patterns between Somalia and its trade partners. The random effects method (REM) was employed to analyze Somalia's bilateral total trade with other EAC member states. Data was collected from the World Bank and Global Economy databases. Total trade was the dependent variable, while independent variables included gross domestic product, foreign direct ınvestment, trade openness, unemployment, population, and distance. Dummy variables such as common language, common border, and land border were also included in the analysis. The study found that the Gross Domestic Product (GDP) ratio between Somalia and its trading partners has a significant and positive impact on bilateral trade. The trade openness ratio also exhibited a strong positive relationship with trade, while the population ratio was positively correlated with the dependent variable, and the unemployment rate had a statistically significant negative effect. It was found that foreign direct ınvestment did not have a significant effect on bilateral trade. The presence of a common language was shown to significantly enhance bilateral trade flows. However, surprisingly, the existence of common borders had a significant negative impact on trade flows. This suggests that shared borders do not necessarily lead to increased trade, and highlights the need for further exploration of the economic, political, and institutional factors that shape cross-border trade dynamics.

Abdırahman Mohamed Alı
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarife dışı önlemlerin dış ticaret üzerindeki etkisi: Türkiye tekstil sektörü üzerine bir uygulama

Uluslararası ticarette korumacılık görüşünü savunan ülkeler tarafından genellikle geleneksel gümrük tarifeleri kullanılmaktaydı. Ancak 20. yüzyılda ortaya çıkan gelişmeler ve küreselleşme ile serbest ticareti savunan ülkeler bu önlemlerin ortadan kaldırılması savunulmaya başlanmıştır. GATT ve DTÖ gibi kurumların uluslararası ticarette önemli birer aktör haline gelmesi ile birlikte, ülkeler zamanla tarife önlemlerini azaltmaya başlamışlardır. Tarife önlemlerinin azaltılması ile birlikte ülkeler hem iç piyasalarını hem de uluslararası pazarlardaki çıkarlarını korumak adına yeni bir korumacılık anlayışı geliştirmişlerdir. Ülkelerin uluslararası ticarette çeşitli kısıtlamalar uygulamak için kullandıkları bu yeni korumacılık anlayışının ürünü tarife dışı önlemler olmuştur. Türkiye'nin tekstil sektöründe tarife dışı önlemlerden ek mali yükümlülük, önlemlerin etkisiz kılınması, anti damping ve ithalat kotalarını uygulamaktadır. Bu çalışmada, küreselleşen dünya ticaretinde tarife dışı önlemlerin Türk tekstil sektörünün ithalatında kısıtlayıcı bir etkiye sahip olup olmadığı analiz edilmektedir. Bu doğrultuda, Türkiye'nin en çok ithalat yaptığı 20 ülkeyi kapsayan ve 2005–2013 yılları arası dönemi içeren panel veri seti oluşturularak çekim modeli kurulmuştur. Oluşturulan panel çekim modelinin tek yönlü sabit etkiler yöntemi ile tahmini sonucunda, kısıtlayıcı özelliği ile bilinen tarife dışı önlemlerin Türkiye'nin tekstil ithalatında etkin bir dış ticaret politikası aracı olmadığı görülmüştür. Tarife dışı önlemlerden yalnızca ithalat kotaları ithalata olumsuz etkide bulunurken, diğer önlemlerin herhangi bir etkisi görülmemiştir. İthalat kotalarının yanı sıra, ülkelerin kişi başına milli gelirleri, Türkiye ile aralarındaki uzaklıkları, gümrük tarifeleri, DTÖ' ye üye olmaları ve Türkiye'nin enflasyon düzeyinin Türk tekstil ithalatı üzerinde etkili oldukları görülmüştür.

Dış ticaret mevzuatıDış ticaret politikalarıSerbest ticaret+5
Ayberk Şeker
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansman aracı olarak sukuk ve muhasebe sistematiği

Değişen bir dünya düzeninde ekonomik ve finans sistemleri de değişmektedir. Mevcut finans sistemi unsurları, ihtiyaçlara göre yeni kurumlar, piyasalar ve piyasa araçları gibi birimlerle bu değişime uyum sağlayarak gelişmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, faizsiz finans piyasasında son yıllarda hızla gelişerek artan önemli bir finansman aracı olan sukuku (yatırım sertifikaları), yapısı, işleyişi ve türleri açısından İslam dönemi sözleşmelerine dayalı, günümüz finansal sisteme entegre edilmiş sukuk türleriyle mevcut finans sistemi piyasa araçlarını karşılaştırmalı olarak incelemek ve araştırmaktır. Çalışmada, sukuk ihracı ile finans piyasasındaki gelişmeler ele alınmış olup ayrıca bir varlığı dayalı olarak çıkarılıp menkulleştirilen sukukun Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirme sistematiğine yer verilmiştir.

Faizsiz bankacılıkFaizsiz finans kurumlarıFinansal sistem+7
Seyran Özcan
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk zeytinyağı için uluslararası pazar analizi: Türkiye – Japonya karşılaştırması

Japonya, dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip olup, Türkiye için önemli bir dış pazardır. Fakat bu pazardaki Türkiye'nin payı 2014'de sadece %0,046'dır. Aynı yıl, Türkiye'nin ihracatının sadece %0,24'ü bu pazara yapılmıştır. Türkiye'nin, Japonya pazarındaki payının bu kadar az olmasının nedenlerini anlamak önemli bir araştırma konusudur. Nedenler anlaşılıp çözüm üreterek, bu önemli pazardaki Türkiye'nin payının artıp, cari açığının azalmasına katkı sağlanabilir. Japon pazarındaki Türkiye'nin payının düşük olması nedenleri arasında, Türk ihracatçıların bu ülke pazarı hakkındaki yanlış algıları, potansiyel müşterilerinin beklentilerini yeterince anlamamaları olabilir mi? Bu alanda yapılmış yeterli çalışma bulunamamıştır. Bu tez çalışmasında, bu konuyu aydınlatacak iki ülkeyi de kapsayan detaylı saha araştırmasının, anket metodu kullanılarak yapılması planlanmıştır. Bu amaçla, araştırma için Türkiye'nin Japonya'ya önemli bir ihraç ürünü olan zeytinyağı sektörü seçilmiştir. Belirlenen sektör için, yapılandırılmış kapsamlı bir anket ile zeytinyağı tercih ve tedarikçi seçim kriterlerini öğrenmek için Japon endüstriyel pazarındaki alıcılar üzerine pazarlama araştırması yapılmıştır. Araştırma anketinde 66 farklı değişken yer almıştır. 150 Japon firması anketi yanıtlamıştır. Yanıtların SPSS istatistik yazılımı kullanılarak analizi yapılmıştır. Ki-Kare, ANOVA ve T-Testleri yapılarak, menşei ülke tercihi ve şirket türü faktör gruplarına göre bu kriterlerin farklılık gösterip göstermediği gibi pek çok konu araştırılmıştır. Şirket türü ve menşei ülke tercihine göre tercih edilen kriterlerin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Örneğin, Türkiye'yi tercih eden firmaların daha fiyat odaklı olduğu gibi pek çok önemli bilgiler elde edilmiştir. Kullanılan anketler, sadece literatürden değil, aynı zamanda sektördeki uzmanlarla yapılan mülakatlardan faydalanarak geliştirilmiştir. Anketin geçerliliğini test amacıyla, Japonya'nın en büyük uluslararası gıda fuarı olan Foodex fuarı ziyaret edilerek, pilot uygulaması yapılmıştır. Türk zeytinyağı ihracatçısı ve üreticilerinin, Japon pazarı hakkındaki algılarını ölçmek amacıyla, başka bir anket kullanılarak aynı kriterler sorulup, Japon firmaların bu kriterlere verdikleri önem düzeylerini tahmin etmeleri istenmiştir. Bu ankette 53 değişken kullanılmıştır. Ankete 40 Türk firması katılmıştır. Araştırmalar için toplam 35 ana hipotez ve bu hipotezlere bağlı (her kriter için ayrı) 315 alt hipotez tasarlanmıştır. İki ayrı saha uygulaması sonrasında, Japon (endüstriyel alıcı) firmaların talepleri ve beklentileri ile Türk (tedarikçi) firmaların algıları ve tahminleri karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonuçlarına göre, Türk firmalar, Japon firmaların tedarikçi seçim kriterlerinin %60'ını, zeytinyağı tercih kriterlerinin ise %90'ını Japon firmalardan farklı tahmin etmiştir. Bu sonuçlar, Türk firmaların Japon pazarı hakkında yanlış bilgi ve algıya sahip oldukları tezini doğrular niteliktedir. Araştırma sonucu elde edilen veriler, sadece sorunun tespiti değil, sorunun çözümüne de katkı sağlayacaktır. Tezin, analiz ve sonuç bölümlerinde, araştırma sonuçlarından faydalanılarak Japon pazarını hedefleyen ihracatçılara uygun pazarlama karması önerileri sunulmuştur.

JaponyaKarşılaştırmalı analizPazarlama araştırması+7
İbrahim Sabuncu
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de türev ürünlerin mevzuat açısından incelenmesi ve Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde muhasebeleştirilmesi

1970'li yıllardan sonra finansal sistemde meydana gelen değişimler sonucu Bretton Woods Uluslararası Ödemeler Sistemi'nin sona ermesiyle birlikte fiyat dalgalanmaları yaşanmaya başlamıştır. Finansal piyasalarda meydana gelen belirsizlik ve dalgalanmalar, yatırımcıları söz konusu kur ve faiz riskinden koruyabilmek için yeni finansal ürünlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yatırımcıları kur veya faiz riskinden korumayı amaçlayan finansal araçlar, türev ürün veya türev araç olarak isimlendirilmektedir. Türev ürünler yatırımcıları risklerden koruma veya risklerini yönetme açısından günümüzde büyük öneme sahiptir. Forward sözleşmelerle başlayan türev ürünler organize piyasaların oluşturulması ile futures, opsiyon ve swap sözleşmeler gibi türlerinin de ortaya çıkmasıyla çeşitlilik kazanmıştır. Finansal piyasalarda gelecek ile ilgili belirsizlik olması türev ürünlere olan talebi artırmaktadır. Türev ürünlerin en büyük avantajı ve riski, bu ürünler spekülasyon amacı ile kullanıldığında, kaldıraç etkisi ile, yatırımcıların büyük kazanç ya da kayıplarla karşılaşmalarına neden olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde oluşan risklere karşı türev ürün sözleşmeleri önem kazanmaktadır. Türkiye'yi incelediğimizde türev ürünlerin artarak gelişme gösterdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı vadeli işlem piyasaları ve bu piyasalarda işlem gören türev araçları tanıtmak; Türkiye'de kullanımı, Türkiye'deki gelişimi, işleyiş esasları, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi ile ilgili örneklerle uygulamalarını göstermektir. Anahtar Kelimeler: Türev Finansal Araçlar, Türev Piyasalar, Türkiye'de Türev Piyasaların Gelişimi, Türev Finansal Araçların Vergilendirilmesi, Türev Ürünlerin Muhasebeleştirilmesi

MuhasebeMuhasebe standartlarıTürkiye Muhasebe Standartları+2
Fatih Aygün
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Terör olaylarının turizme etkisi: Türkiye üzerine bir değerlendirme

İnsanlığın en önemli ortak sorunlarından olan terör, son yüzyılda şiddetini arttırmıştır. Artan terör olayları, turizm başta olmak üzere birçok sektör üzerinde olumsuz etkilere yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı, terör ve turizm kavramlarının literatürdeki yerinin incelenip, terörizm faaliyetlerinin ulusal ve uluslararası turizm endüstrisi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Türkiye'nin son 30 yıldaki en önemli sorunlarından biri olan terörizm, maddi manevi zararlara yol açmıştır. Dolayısıyla birçok sektörde oluşan ekonomik sorunlar, özellikle iç ve dış turizmde ciddi mali kayıplara neden olmuştur. Sonuç olarak, yapılan çalışmada terör olaylarının zaman zaman turizm ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri gözlemlenmişken, kimi zaman da anormal bir şekilde etkilenmediği görülmüştür.

Ekonomik etkiTerörTerör olayları+3
Hicran Çeken
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası pazarlarda fiyatlandırma stratejileri: Medikal sektöründe bir uygulama

Küreselleşen pazarda uluslararası işletmelerin rekabet edebilmesi ve aynı zamanda hedefledikleri karları elde edebilmesi her geçen gün zorlaşmaktadır. Bu nedenle işletmelerin uluslararası pazarları çok iyi analiz ederek uygun stratejileri belirleyebilmeleri gerekmektedir. Uluslararası pazarlama stratejilerinin en önemlilerinden birisi de hiç şüphesiz fiyatlandırma stratejileridir. Dolayısıyla küresel pazardaki hedeflerine daha hızlı ve etkin biçimde ulaşmayı hedefleyen firmalar için uluslararası pazarlama karmasının en önemlilerinden olan fiyatlandırma stratejilerinin çok iyi belirlenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, uluslararası faaliyet gösteren medikal işletmelerin uluslararası fiyatlandırmada kullandıkları stratejileri belirleyerek, bu süreçte karşılaşılan sorunları analiz edip çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu amaçla, çalışmanın ilk iki bölümünde uluslararası pazarlama kavramları ve fiyatlandırma stratejileri ile ilgili kavramlar teorik olarak açıklanmış, üçüncü bölümde medikal sektörü ile ilgili genel bilgi verilmiş ve daha sonra da dördüncü bölümde medikal sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde saha araştırması yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma verileri anketlerle e-postalar üzerinden toplanmıştır. Dört sayfa olan anketlerde yönetici ve çalışanlar ile ilgili bilgiler, işletmeler hakkında bilgiler, işletmelerin uyguladıkları fiyatlandırma kriterlerinin önem düzeyleri ve uluslararası fiyatlandırma yöntemlerine yönelik sorular yer almıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, t-testleri, ANOVA testi ve korelasyonla analiz edilmiş ve sonuçlar raporlanmıştır. Elde edilen sonuçlarda uluslararası faaliyet gösteren medikal işletmelerinin uluslararası fiyatlandırmada kullandıkları stratejiler arasında önemli derecede farkların olduğu görülmüş ve bu farklara ilişkin çözümler önerilmiştir.

FiyatlandırmaMedikal sektörUluslararası işletmeler+2
Mehmet Naci Sönmez
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dış ticarette ödeme şekilleri, şirketlerin uygulamada karşılaştığı sorunlar ve ticaret yapılan yere göre tercih edilme nedenleri: Bursa örneği

Günümüzde küreselleşme olgusuyla birlikte sürekli büyüyüp genişleyen dünya ekonomisi, teknolojik gelişmeler sayesinde sınırları ortadan kalkan dünya ülkeleri, kapalı pazar ve dışa kapalı ekonomi kavramlarını tamamen yok etmiş, uluslararası ticaret en önemli ekonomi dinamiği haline gelmiştir. Bu bağlamda, uluslararası ticarette ödeme şekilleri ve uygulaması konusu, uluslararası ticaret işlemlerinin akışı doğrultusunda büyük önem arz etmektedir. Türkiye'nin ihracat hacmi performansında ikinci sırada yer alan Bursa ilindeki büyük sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren şirketlere uygulanan anket çalışmasında, dış ticarette ödeme şekilleri konusunda şirketlerin sahada karşılaştığı sorunlar ve ticaret yapılan yere göre ödeme şekli tercihi ile kullanım nedenleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın detayında; şirketlerin ithalatçı ve/veya ihracatçı konumundayken en sık kullandığı ödeme şeklinin hangisi olduğu ve ihracatçı konumundayken güven arz etmeyen bir ödeme şekli olan mal mukabili ödeme şeklini niçin tercih ettikleri araştırılmıştır. Belirlenen kıtalara, ülkelere göre ödeme şekli kullanımı ile kullanım nedenleri analiz edilmiştir. Son olarak, ödeme şekilleri içerisinde güvenilirliği ve uygulama aşamaları bakımından en önemlisi olan akreditif işleminde, şirketlerin konuya hâkimiyetleri ve akreditif işlem akışı sırasında hangi açılardan rezerv kesintisi yaşadıkları irdelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın nihayetinde, elde edilen veriler hakkında ulaşılan bulgular, sonuçlar ve öneriler kısmında detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

AkreditifUluslararası ticaretÖdeme şekilleri+2
Aykut Alabayır
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği çerçevesinde lojistik faaliyetlerinin muhasebeleştirilmesi

Gelişen teknoloji ile birlikte artan rekabet koşullarında lojistik sektörünün etkinliği giderek artmıştır. Ham madde ya da mamullerin tedariki ile başlayan lojistik süreci; nakliye, depolama, paketleme, üretim planlama, satış tahmini, sipariş işleme, müşteri hizmetleri, elleçleme, stok yönetimi, gümrükleme gibi birçok faaliyetlerin birbirine entegre edildiği sistem olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı; lojistik işletmelerindeki lojistik faaliyetler hakkında bilgi verilerek Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT) çerçevesinde söz konusu lojistik faaliyetlerini muhasebe sistematiğine göre açıklamaktır. Çalışmada, lojistik işletmelerinde kullanılmak üzere örnek hesap planı oluşturulmuş, lojistik faaliyetler ve lojistik muhasebesinin önemli yönleri ele alınmış ve bu konular hakkında lojistik işletmelerinde uygulamaya yönelik özellik arz eden durumlara ilişkin örneklere yer verilmiştir.

LojistikLojistik hizmetlerMuhasebe+2
Tuğba Tüfekçi
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye muhasebe standartları çerçevesinde dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi

Günümüzde uluslararası ticaret ülkeler ve firmalar için çok önemli bir yere sahiptir. Dış ticaret ithalat ve ihracat açısından gün geçtikçe daha da artış göstermektedir. Ülkelerin birbirlerinden farklı kaynaklara sahip olması ve farklı ihtiyaçlarının olması dış ticareti zorunlu kılmaktadır. Dış ticaret tarafların birbirleri ile yaptıkları sözleşme ile başlamaktadır. Yapılan sözleşmede satılan ürünlerin ne şekilde teslim edileceği ve ödemenin nasıl gerçekleşeceği açık bir şekilde belirtilmektedir. Teslim ve ödeme şekilleri, dış ticareti oluşturan ve dış ticaret yapan firmaların bilmesi gereken önemli iki konudur. Dış ticarette seçilen teslim şekli, satıcının sorumluluklarının nerede bittiğini, alıcının sorumluluklarının ise nerede başladığını belirlemektedir. Seçilen ödeme şekline göre ödemenin zamanı değişmektedir ve bu durum alıcı ile satıcının sorumluluklarını belirlemektedir. Bu çalışmada öncelikle dış ticaret ve dış ticaret kavramları geniş çapta anlatılmıştır. Daha sonra teslim ve ödeme şekilleri farklı bölümlerde ele alınıp açıklanmıştır. Çalışmanın amacı, dış ticarette teslim ve ödeme şekillerinin Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde ele alıp incelenerek, dış ticaret işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartları açısından muhasebeleştirilmesini açıklamaktır. Çalışmada söz konusu standartlar TMS 18- Hâsılat Standardı, TMS 21- Kur Değişiminin Etkileri Standardı, TMS 2- Stoklar Standardı ve TMS 23- Borçlanma Maliyetleri Standardı ele alınmıştır. Bu standartlar ayrıntılı olarak açıklanarak daha sonra söz konusu standartlar çerçevesinde dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Teslim Şekilleri, Ödeme Şekilleri, Türkiye Muhasebe Standartları

MuhasebeMuhasebe standartlarıStandartlar+5
Hilal Bilgin
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilgi yönetimi uygulamalarının strateji formülasyonu yeteneğine ve işletme performansına etkisine ilişkin bir araştırma

Strateji kavramı, işletme literatüründe farklı tanımları bulunsa da günümüzde yönetim disiplinin ayrılmaz bir parçasıdır. Stratejisini uygun şekilde formüle eden ve disiplinli bir şekilde uygulayan işletmeler, sektördeki diğer işletmelere göre rekabet avantajları elde ederler, varlıklarını, büyümelerini ve etkinliklerini devam ettirirler. Diğer yandan, bilim insanları uzun süredir bilginin arkasındaki felsefeyi ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu bağlamda, bilginin sadece türünü, yönetim şekillerini, stratejilerini değil işletmelerin bilgi ile doğru orantılı olarak artan kabiliyetlerini de detaylı olarak incelemişlerdir. Ancak erişilebilen kaynaklar incelendiğinde, bilgi yönetimi uygulamalarının işletme stratejisi formülasyon yeteneğine ilişkin etkisinin ampirik yöntemlerle henüz araştırılmadığı görülmüştür. Bu çalışmanın maksadı; belirlenen ilişki modeli çerçevesinde bilgi yönetimi uygulamaları ile strateji formülasyon yeteneği ve işletme performansı arasında pozitif bir ilişkinin bulunup bulunmadığını, inceleme konusu olan işletmelerde yapılacak ampirik bir alan çalışması ile araştırmaktır. Araştırmada, daha önce uluslararası dergilerde yayımlanan bazı makalelerde yer alan ölçeklerin, bazı değişkenler ile bütüncül bir yaklaşımla bir araya getirilmesiyle bir anket oluşturulmuştur. Müteakiben İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu ve Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2014 (Toplam 1000) araştırmasındaki şirketlerden 233 tanesine bu anket uygulanmıştır. Anket yolu ile toplanan veriler YEM, regresyon ve Hayes prosedürleri ile analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan analizlerde; bilgi yönetimi uygulamalarının strateji formülasyon yeteneği ve işletme performansı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Daha da önemlisi bilgi yönetimi uygulamalarının, strateji formülasyon yeteneği ile beraber kullanıldığında, aralarındaki etkileşimin de işletme performansını daha da artırdığı görülmüştür. Bu durumda strateji formülasyon Yeteneğinin, bilgi yönetimi uygulamaları ile işletme performansı arasındaki ilişkide düzenleyici rol oynadığı söylenebilir. Sonuç bölümünde ise bilgi yönetim uygulamaları, strateji formülasyon yeteneği ve işletme performansı arasındaki ilişki, bu çalışmadan elde edilen bulgular ve literatür yardımıyla tartışılmıştır.

Bilgi yönetimiFirma performansıPerformans+2
Bozkurt Kağan Aktürk
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yinelemeli olayların analizinde genişletilmiş Cox modellerinin kullanımı: işlem bazlı manipülasyon ile finansal oranlar ilişkisi üzerine bir çalışma

İşlem bazlı nitelikte olan manipülatif faaliyetlere maruz kalan şirketlerin finansal tablolar analizi ve yaşam sürdürme analizi (survival analysis) ile incelenmesine yönelik olarak yapılan bu çalışmada; olanakları sınırlı olan yatırımcıların kendi çabaları ve hızlı bir şekilde ulaşabilecekleri finansal oranların, işlem bazlı manipülasyon açısından gösterge olarak kullanılabilirliği ve önem düzeyi Cox oransal hazard modeli çerçevesi kapsamında ölçülmüştür. Çalışmada; yinelemeli olayların analizinde genellikle tercih edilen ve genişletilmiş Cox oransal hazard modelleri olarak adlandırılan Andersen-Gill, Wei-Lin-Weissfeld ve Prentice-Williams-Peterson modelleri, hem istatistiksel anlamlılık ve temsil gücü açısından, hem de hisse senetleri piyasasında gerçekleşen manipülatif eylemlerin yapısal karakteristiklerinin açıklanabilmesi açısından test edilmiş ve incelenmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda; Toplam Borçlar-Aktifler oranı ile Piyasa Değeri-Aktifler oranlarınındaki artışların hisse senetleri açısından işlem bazlı manipülasyon gerçekleşme riskini artırdığı bulgusuna rastlanmıştır. Aynı şekilde, istatistiksel olarak yinelemeli olaylar olarak tanımlanan işlem bazlı manipülatif eylemlerin incelenmesinde Prentice-Williams-Peterson modelinin Toplam Süre (Total Time) spesifikasyonunun çalışmada kullanılan diğer modellere kıyasla temsil gücünün daha yüksek olduğu sonucuna da ulaşılmıştır.

Cox regresyon modeliDevinim olaylarıEtkin piyasa teorisi+5
Zakir Selim Karatepe
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiyenin ekonomik büyüme ve dış ticaret ilişkisi üzerine bir inceleme

Ekonomik büyüme her ülkenin temel makroekonomik hedeflerinden biridir. Ekonomik büyümenin göstergesi olan GSYH ve onun unsurlarının ekonomik büyümeye olan katkıları her dönem araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Bu araştırmada dış ticaretin ekonomik büyümeye katkısı araştırılmıştır. Çalışmamızın ilk iki bölümünde dış ticaret ve ekonomik büyüme teorileri incelenmiştir. Daha sonra 1998-2015 yılları arasında Türkiye'nin dış ticaret yapısı ortaya konmuştur. Son bölümde ise ampirik analiz yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin dış ticareti ile ekonomik büyümesi arasında bir nedensellik ilişkisinin olup olmadığını, ilişkinin varlığı durumunda ise ilişkinin yönünü tespit etmektir. Kullanılan yöntem Grenger Nedensellik Testi, araç ise E-views paket programdır. Çalışmann verileri Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasından elde edilmiştir. Ampirik analizde incelenen dönem 1998-2015 yıllarını kapsamaktadır. Modelde GSYH bağımlı değişken, ithalat ve ihracat bağımsız değişkendir. Ampirik analiz sonucuna göre ithalat ve GSYH arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir.

BüyümeEkonomik büyümeGranger Nedensellik Testi+3
Ümit Can Temel
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

E-ticarette tersine lojistik faaliyetlerinin müşteri memnuniyetine etkisi

"E-Ticarette Tersine Lojistik Faaliyetlerinin Müşteri Memnuniyetine Etkisi" isimli bu tez çalışmasında öncelikli olarak elektronik ticaret kavramı, tanımı ve tarihsel gelişim süreci, elektronik ticarette kullanılan ödeme sistemleri ve e-ticaretin faydaları ele alınmıştır. Daha sonra lojistik kavramının ortaya çıkışı, ve lojistiğin tarihsel süreci hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca tersine lojistik kavramının ortaya çıkışı, süreçleri, önemi ve uygulama nedenleri hakkında bilgiler aktarılmıştır. Günümüzde e-ticaretin gelişmesi ile birlikte sanal organizasyonlar ortaya çıkmıştır. Müşteriler bu sayede zamandan tasarruf, uygun fiyat ve yüksek hizmet kalitesi gibi avantajlara sahip olmaktadırlar. Ancak satın alınan ürünün beklendiği gibi çıkmaması birtakım sıkıntılara sebep olmaktadır. İade sürecinin iyi yönetilmesi müşteriler için büyük önem taşımaktadır. Sorunsuz bir iade süreci geçiren müşterilerin memnuniyeti artacak, e-ticaret sitesinin yeniden ziyaret edecektir. Bu çalışmanın amacı e-ticaret alışverişlerinde tersine lojistik faaliyetlerinin müşteri memnuniyetine etkisi ölçmektir. Bu amaç doğrultusunda son 1 yıl içerisinde internet alışverişlerinde iade işlemi gerçekleştirmiş 586 kişiye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde; güvenilirlik analizi, frekans ve yüzde tanımlayıcı analizleri, faktör analizi ve regresyon analizi testleri uygulanmıştır. Uygulanan ölçeğin iç tutarlılığı 0,874 bulunmuştur. Sonuç olarak; tersine lojistik bileşenlerinin (iade politikaları, biçimsellik, tüketici çabası, hizmet alımı)müşteri memnuniyeti üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca da tersine lojistik bileşenlerinin (iade politikaları, biçimsellik, tüketici çabası, hizmet alımı)e-ticaret sitesini yeniden ziyaret etme üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Elektronik ticaretMüşteri tatminiSanal işletmeler+2
Deniz Avarkan
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serbest bölgelerin dış ticarete etkisi: Bursa Serbest Bölgesindeki firmaların yatırım yapma nedenlerinin ölçülmesi

Serbest Bölgeler, ülkelerin ticaret üzerine koymuş oldukları kotalardan ve kısıtlamalardan etkilenmeyen, aynı zamanda firmalar için çeşitli avantajlar sağlayan özel alanlardır.Serbest Bölgeler sağladıkları avantajlar ile ülkeleri dış ticarette üstün konuma getirebilirler.Ülkemizde 1980'li yıllara kadar serbest bölge kurma çalışmalarında bulunulmuş, ancak başarılı olunamamıştır. 1985 yılından sonra sanayileşme stratejisi ile birlikte serbest bölge kurma çalışmaları hız kazanmıştır. 1985 yılında çıkarılan kanunla serbest bölgelerin ilk temelleri atılmış belirli bölgelerde kurulan ve birçok vergi muafiyeti sağlanan gümrük mevzuatların geçersiz sayıldığı serbest bölgeler, ülke ticaretinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, serbest bölgelere ait tanım ve bilgiler incelenmiştir.İkinci bölümünde, serbest bölgelerin dış ticarete etkisi ve dış ticaret kavramına ilişkin tanım ve bilgiler verilmiştir.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise Bursa Serbest Bölgesindeki firmaların yatırım yapma nedenleri beklenti ve karşılama oranları üzerinden test edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara bakıldığında, firmaların vergisel avantajlardan yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların serbest bölgelerde uygulanan teşviklerden yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların hazır altyapı ve ulaşım imkanlarından yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların dış pazarlara açılmada avantaj elde etme konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların ucuz işgücü ve hammadde imkanlarından yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların, firmaya prestij sağlama konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların serbest bölgelerden yurtiçine satış imkanlarından yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Tüm bu sonuçlara baktığımızda firmaların yatırım yapma nedenlerinde beklenti oranlarının yüksek, karşılama oranlarının ise düşük olduğu görülmüştür.

BursaFirmalarSerbest bölgeler+2
Tolga Yıldırım
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası ticaret yapan KOBİ'lerin teknolojik hazır olma düzeyleri: İstanbul'da tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmalar üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, uluslararası ticaret yapan firmaların ihracatlarında teknolojiye hazır olma düzeylerini belirlemek, bu firmaların üretimde kullandığı makinelerin teknoloji seviyesini, firmaların Ar-Ge altyapısına verdiği önemi değerlendirmek, E-ticaret ile ilgili yürütülen çalışmaları, personelin teknolojiye uygunluğunu, etkilerini ve sonuçlarını incelemektir. Araştırma 2018 yılında faaliyet gösteren 9 KOBİ niteliği taşıyan firma için, istihdam ettiği personel nitelikleri ile piyasanın genelini oluşturan diğer firmaların teknolojik makine teçhizat ve personel niteliklerine sahip, tekstil firmaları üzerinde yapılmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak teknolojiye hazır olma düzeyi dökümanları incelendikten sonra çalışmanın yapılacağı örneklem belirlenerek görüşmeler standartlaştırılmıştır. Araştırma ana kütle içerisinden seçilen örnek kesim ile gerçekleştirilen kolayda örnekleme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öncelikle teknolojik hazır olma düzeyi ve KOBİ kavramı açıklanarak teknolojik hazır olma düzeyi ile ilgili yazın çalışması incelenmiştir. KOBİ'lerin önemi ve ihracatı üzerinde durulmuş, ihracatın teknolojik yönü rakamlarla ele alınarak KOBİ'lerin yaptığı ihracatta teknolojiyi kullanma düzeyleri ve teknolojiye hazır olma düzeyleri firmalarla gerçekleştirilen mülakatlar ile ortaya konmuştur. Bu bağlamda teknolojinin KOBİ'lerin ihracat performansına etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, görüşülen firmaların personellerinin teknolojiye iyimser ve güvenilir yaklaştığı, teknoloji ile adaptasyonunun hızlı olduğu ve firmaların E-ticaret'i pazarlama anlamında etkin kullanmadığı belirlenmiştir. Firmaların ithalat aşamasında ilk yurtdışı bağlantıyı edindikten sonra genişleme çabası göstermediği, bunun için genellikle işe başladığı aracı ile görüştüğü ve internet, katalog gibi yollarla diğer müşterilere ulaşmaya çalışıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Aracı kullanmadan dış pazarlara açılan firmaların ise aracılara gerek duymadan kendi pazarını büyütme isteği olduğu sonuçlarına varılarak araştırmada elde edilen bulgular sonucunda çeşitli önerilerde bulunulmaktadır. Aracı kullanmadan dış pazarlara açılan şirketlerin pazarlarını büyütme arzusu olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Araştırma-geliştirmeKOBİTeknolojik değişme+4
Oğuzcan Tufan
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Teknolojik ürün ticareti ve ekonomik büyüme ilişkisi

Günümüzde uluslararası ekonominin en önemli konusunu ülkelerin gelişmişlik düzeylerindeki farklılıklar ile ülkeler arasındaki ticaret hacimleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda özellikle 20. yüzyıl ile birlikte hızla gelişen teknoloji, ülkeler arasındaki gelişmişlik düzeylerini hızla farklılaştırmaktadır. Ülkeler arasında meydana gelen teknolojik farklılaşma, aynı zamanda bu ülkelerin hem ekonomik büyüme düzeylerini hem uluslararası ticaret hacimlerini hem de küreselleşen dünya ekonomisindeki rekabet gücünü etkilemektedir. Küreselleşen dünya ekonomisinde uluslararası ticaret hacminin giderek yükselmesi dikkate alındığında, teknolojik gelişmenin ülkelerin uluslararası ticaretlerinde ve ekonomik büyümelerinde önemli derecede etkiye sahip olacağı öngörülmektedir. Bu doğrultuda, ülkelerin teknolojik gelişmelerinin teknolojik ürün ihracatına olan etkisini ve hangi sektörlerdeki teknolojik ürün ihracatının ülkelerin ekonomik büyümelerine daha etkin şekilde katkı sağlayacağını ortaya koyacak çalışmalar önem arz etmektedir. Bu çalışma ile öncelikle Türkiye'de ve OECD ülkelerinde ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin teknolojik ürün ticareti üzerindeki etkisi ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Bu doğrultuda, yaşanan teknolojik gelişmelerin teknolojik ürünlerin ticareti ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi ne yönde etkilediği araştırılacaktır. Bununla birlikte çalışmanın ana hedefi, Türkiye'nin hangi sektörlerdeki teknolojik ürün ticaretinin ekonomik büyümeye daha fazla katkı sağladığının tespit edilmesidir. Böylelikle, Türkiye'de ve OECD ülkelerinde ekonomik büyümeye en çok katkı sağlayan teknoloji sektörleri belirlenecek ve Türkiye ile OECD ülkelerinin refah düzeylerini daha hızlı bir şekilde yükseltebilmesi için tespit edilen sektörlerde uzmanlaşarak teknolojik ürün ticaretini arttırması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında dört model kullanılmıştır. Bu modeller sırasıyla teknolojik gelişim modeli, teknolojiye dayalı (içsel) büyüme modeli, uluslararası ticaret ve teknolojik gelişme modeli ve ekonomik büyüme ve teknolojik ürün ticareti modelidir. İlgili modeller Türkiye ve OECD ülkeleri üzerinde test edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda üç önemli bulgu elde edilmiştir. Bunlardan ilki, teknolojik gelişme düzeyinin yüksek teknolojili ürün ihracatı üzerinde olumlu katkısının bulunması ve bu yüksek teknoloji sektöründeki ihracat seviyesinin de ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönlü etkisinin bulunmasıdır. Bu doğrultuda, Türkiye'nin yüksek teknoloji sektörlerinden elektrik makineleri ve aparatları endüstrisi ihracatında uzmanlaşması durumunda ekonomik büyüme düzeyinin daha fazla arttığı tespit edilmiştir. OECD gelir ortalamasının altındaki ülkelerin ise, bilgisayar ve ofis makineleri sektörünün ihracatında uzmanlaşması ve böylelikle daha fazla ekonomik büyüme sağlamalarının mümkün olduğu ortaya koyulmuştur. OECD gelir ortalamasının üzerindeki ülkelerin ise, bilgisayar ve ofis makineler endüstrisi ve elektronik ve haberleşme endüstrisindeki teknolojik gelişmelerin ihracatları üzerinde etkili olduğu fakat bu sektörlerin ihracatlarının ekonomik büyüme düzeyleri üzerinde anlamlı etkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, teknolojik gelişme düzeylerinin doğrudan ihracatları üzerinde etkisi olmamasına rağmen, yüksek teknoloji sektörlerinden havacılık ve uzay endüstrisi ve bilimsel araçlar endüstrisi ihracatlarının ekonomik büyümeleri üzerinde önemli katkıları olduğu ortaya koyulmuştur.

Araştırma-geliştirmeEkonomik büyümeEkonomik büyüme+6
Ayberk Şeker
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bankaların sahiplik yapısı ile finansal performans arasındaki ilişki: Türkiye için ampirik bir araştırma

Bu çalışmada bankaların sahiplik yapılarının finansal performans üzerindeki etkileri araştırılacaktır. Bu amaçla öncelikle sahiplik yapısı kavramı kurumsal yönetim çerçevesinde incelenecektir. Sahiplik yapısının temel kavramları sahiplik yoğunluğu ve sahiplik kimliği kavramlarıdır. Sahiplik yoğunluğu değişkeni olarak en büyük hissedarın sermaye payı ve en büyük üç hissedarın sermaye payı ele alınırken; sahiplik kimliği değişkenleri olarak aile sahipliği, yönetici sahipliği, yabancı sahipliği, kurumsal yatırımcı sahipliği ve halka açıklık oranı araştırmanın bağımsız değişkenlerini oluşturmuştur. Finansal performans göstergeleri olarak aktif kârlılık oranı (ROA), özkaynak kârlılık oranı (ROE), Tobin's Q oranı, hisse başına kâr ve fiyat kazanç oranı araştırmada yer almıştır. Bankaların sahiplik yapıları ile finansal performansları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Borsa İstanbul'da (BIST) faaliyet gösteren bankaların 2005-2017 dönemine ilişkin üçer aylık verileri kullanılmıştır. Değişkenler arasında ilişkileri incelemek için 5 ayrı model kurulmuş ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde sahiplik yapısının banka finansal performansları üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Türkiye'deki bankalar açısından sahiplik yoğunlaşması ve aile sahipliğinin finansal performans üzeride pozitif etkisi bulunurken özellikle yönetici sahipliğinin finansal performans üzerindeki negatif etkileri araştırmanın temel teorilerinden vekâlet teorisini destekler niteliktedir. Sahiplik yapısı değişkenlerinden kurumsal yatırımcı sahipliği ve halka açıklık oranının finansal performans göstergelerinden aktif kârlılık oranı (ROA), özkaynak kârlılık oranı (ROE) ve hisse başına kâr üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Ayrıca sahiplik yoğunluğu değişkenlerinden en büyük üç hissedarın sermaye sahipliği de Tobin's Q oranı ve hisse başına kâr ile negatif ilişkilidir. Kurumsal yönetim uygulamalarına bağlı olarak menfaat sahipleri, hissedarlar, yöneticiler ve düzenleyici kurumlar arasındaki ilişkiler ülkeden ülkeye göre farklılıklar gösterebilmektedir. Araştırma sonuçlarının Türkiye bağlamında değerlendirilmesi kurumsal yönetim kavramına, bankaların üst yönetimlerine, yatırımcılar ve akademisyenlere katkı sağlamaktadır.

BankacılıkBankalarFinansal performans+3
Mustafa Kevser
Yalova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00