Akdeniz University
Discipline

Akdeniz Göç Araştırmaları Anabilim Dalı

Akdeniz University

15

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

15 Theses
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç hareketliliği bağlamında göçmenlere yönelik sağlık hizmetleri ve politikaları: Türkiye ve İtalya karşılaştırması

Akdeniz Havzası, tarih boyunca göçmenlik olgusunun yoğun olarak yaşandığı bir bölge olmuştur. Bu bölge, göçmen kaynağı, hedef ve transit ülkeleri bir araya getiren bir coğrafyaya sahiptir. Günümüzde ise göç hareketlerinin ana hedefi genellikle Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmaktadır. 20. yüzyılda meydana gelen Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve İkinci Dünya (1939-1945) Savaşı ile soğuk savaşın neden olduğu nüfus hareketleri; Akdeniz'e kıyısı olan AB ülkelerine veya Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere doğru düzensiz göç hareketlerine yol açmıştır. Türkiye UNCHR verilerine göre dünya da en fazla göçmen nüfusuna ev sahipliği yapan ülkelerin başında gelmektedir. Ayrıca İtalya'da aynı şekilde binlerce düzenli ve düzensiz göçmeni çatısı altında barındırmaktadır. Bu durum ülkelerinin vatandaşlık, sağlık ve çalışma gibi birçok farklı noktada politika üretmelerine sebep olmuştur. Bu politikaların en başında da göçmenlere yönelik uygulanan sağlık politikaları yer almaktadır. Çünkü göçmenlerin sağlığı aynı zamanda o ülkenin toplum sağlığını çok yakından ilgilendirebilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada Türkiye ve İtalya'nın Düzensiz göçmenlere yönelik sunulan sağlık politikalarının analizi amaçlanmıştır. Çalışmanın sınırlılıklarını Akdeniz'in doğusunda yer alan Türkiye ile Orta Akdeniz bölgesinde bulunan İtalya'nın örneklem olarak seçilmesi oluşturmaktadır. Sağlık politikalarında, Türkiye; "Açık Kapı" politikası ve Suriyeli vatandaşlara "geçici koruma" statüsü verilmesini onaylamıştır. Bu kapsamda tüm göçmenlere ücretsiz birinci basamak sağlık hizmetleri sunmakta ve çeşitli projelerle geçici koruma altındaki Suriyelilerin sağlık durumlarını iyileştirmektedir. İtalya, düzensiz göçmenleri kapsayan evrensel sağlık hizmeti sunmakta, yasal statülerinden bağımsız olarak temel insan haklarını koruyan bölgesel idare ve kamu-özel sağlık hizmeti sağlayıcılarının entegrasyonunu içermektedir. Yapılan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemleri arasında yer alan literatür taramasına dayalı betimsel analiz yöntemini kullanılmıştır. Literatürde var olan araştırmalar, tez çalışmasının konusuyla ilgili olarak kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek incelenmiştir. Bu araştırma sürecinde, tezler, ilgili makaleler, kitaplar, raporlar ve diğer akademik kaynaklar taranarak uygun ve güvenilir veriler toplanmıştır. Ardından toplanan bu veriler betimsel analiz sürecinden geçilerek düzenlenip yorumlanarak tez çalışmasının hedeflediği olgularla ilişkilendirilmesi sağlanmıştır.

EntegrasyonGöç politikalarıGöç yönetimi
Gökhan Özcan
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Akdeniz'den Fransa'ya göç eden göçmenlerin karşılaştıkları sorunlar

Tarihin farklı dönemlerinde farklı dinamikler sonucu gerçekleşmiş göç hareketleri günümüzde de davam etmektedir ve gelecekte de devam edecektir. Akdeniz havzası ise uluslararası göç hareketlerinin yaşandığı önemli bölgelerden biridir ve bu havzadaki göç hareketleri tüm dinamikleriyle araştırılmayı gerekli kılmaktadır. Akdeniz havzasında gerçekleştirilen araştırmalarda yasa dışı göç, sınır güvenliği, göçmen kaçakçılığı gibi konular ön plana çıkmaktadır ancak göç sadece göç eyleminin gerçekleştiği andan ibaret değildir. Göçmenlerin hedef ülkeye göç ettikten sonra karşılaştığı sorunlar da göç sürecinin içerisinde bulunmaktadır. Bu çalışmada Kuzey Afrika'dan Fransa'ya göç eden göçmenlerin karşılaştığı sorunlar araştırılmış ve araştırma yapılırken nitel tekniklerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Doküman analizi yöntemiyle alan yazında gerçekleştirilmiş araştırmalar ivedilikle incelenmiş ve analiz edilmiştir. Literatür taraması sonucu çalışmanın konusuna uygun araştırmalar belirlenmiş ve Everett Lee'nin İtme-Çekme kuramı doğrultusunda Kuzey Afrika'dan Fransa'ya göç eden göçmenlerin göç eylemini gerçekleştirmesinde etkili olan itici ve çekici faktörler tespit edilmiş ve göçün gerçekleşmesinden sonra Fransa'da sağlık, eğitim, istihdam alanlarında ve sosyal alanda karşılaşılan sorunlar analiz edilmiştir. Avrupa Birliği'nin bir üyesi olan Fransa'nın göç politikaları, Avrupa Birliği göç politikalarıyla birlikte ele alınarak bu göç politikalarının birbirleriyle olan ilişkisi ve Kuzey Afrika'dan Fransa'ya göç eden göçmenler üzerindeki etkisi araştırılarak ayrımcı, ırkçı ve dışlayıcı tavır ve söylemlerin genel anlamda temel sorun olarak tespit edilmesine olanak sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Akdeniz, Entegrasyon, Fransa, Göç, Kuzey Afrika

AkdenizUluslararası göç
Merve Saruhan
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin yeni medya iletişim pratikleri: Antalya örneği

Yeni medya kavramı iletişim teknolojilerinin yenilenmesi ve gelişmesiyle ortaya çıkmış olup geleneksel medya algısını kırarak kullanıcılara etkili bir iletişim ortamı sunmaktadır. İletişimdeki değişim ve dönüşümler, göç olgusunu deneyimleyen göçmen bireyleri de etkisi altına alarak yer ve mekâna bağlı kalınmaksızın kişilerin iletişim biçimlerini belirlemektedir. İlişki ve etkileşimlerini iletişim kanalları aracılığıyla gerçekleştiren göçmen bireyler, tüm insanlık gibi teknolojinin varlığından istifade ederek iletişim sağlamaya devam etmektedir. Nitekim 2011'de Türkiye'nin yakın coğrafyasında yaşanan Suriye'de gerçekleşen eylemler, kısa sürede çatışma ortamı yaratarak milyonlarca insanın göç sürecini deneyimlemesine sebep olmuştur. Bu araştırmanın amacı, göç deneyimine sahip olan Antalya ilinin Kepez ilçesine bağlı Güneş Mahallesi'nde yaşayan Suriyeli göçmen bireylerin göç öncesi ve sonrasında göç, göçmen ve yeni medya iletişimi bağlamında sosyal medya pratiklerini ortaya koymaktır. İlişkiler ağı (Network) kuramından yararlanılarak oluşturulan bu çalışmada Suriyeli göçmenlerin göç sürecinde ilişkiler ağını oluştururken sosyal medya uygulamalarının sürece olan etkisi irdelenmiştir. Nitel araştırma deseniyle tasarlanan bu araştırmada göçmen bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Görüşmeler 20 katılımcı ile yüz yüze gerçekleştirilmiş olup sosyal medya uygulamalarını kullanan göçmen bireylerle konuya ilişkin istenilen bilgilere ulaşıncaya dek görüşme sağlanmıştır. Araştırmada kartopu örneklem tekniği kullanılmıştır. Göçmenlerin sosyodemografik özelliklerine, sosyal medya kullanım pratiklerine ve göç sürecinde ilişkiler ağını yeni medya çerçevesinde nasıl kullandıklarına yer verilmiştir. Araştırma sonucunda sosyal medya uygulamalarının bireylerin göçe karar verme ve göç sonrasında iletişim kurma bağlamında bir köprü görevi üstlendiği görülmektedir. Bununla birlikte sosyal medya uygulamalarının göçü deneyimleyen Suriyeli göçmenler açısından aileleri ve akrabaları ile olan iletişim sürecinde ve bilgi edinmede kolaylık sağladığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kavramlar: Göç, Geleneksel Medya, Suriyeli Göçmenler, Yeni Medya, İletişim

Sosyal medyaSuriyeUluslararası göç+2
Merve Yılmaz
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

2017-2022 yılları arasında Türkiye'de insan ticaretine konu olan Suriye uyruklu kadınlar üzerine bir inceleme

Küreselleşme bağlamında dünya çapında artış gösteren insan hareketlilikleri birtakım suç ve sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Değişen dünya düzeni ile birlikte sürekli farklılaşarak devam eden insan ticareti suçu, çağımızın önemli, tespit edilmesi ve önlenmesi zor olan en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Dünya genelinde insanlar savaş, şiddet, doğal afet, siyasal, ekonomik istikrarsızlıklar ve insan hakları ihlalleri gibi durumlardan etkilenerek yaşadıkları yerleri terk edip başka ülkelere göç etmektedir. Bu göçlerin öncesi, sırası ve sonrasında da çeşitli sebeplerle insan ticareti suçu işlenebilmekte, göç eden bireyler bundan dolayı önemli mağduriyetler yaşayabilmektedir. Bu çalışmada, 2017-2022 yılları arasında insan ticaretine konu olan Suriye uyruklu kadınların göç etme eyleminin altında yatan sebepler, sosyo-demografik özellikleri, Türkiye'de insan ticareti mağduru olmalarına yol açan faktörler ve maruz kaldıkları istismar biçimleri gibi çeşitli durumlar incelenmiştir. Çalışma, nitel analiz yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiş, mağdurlara ait dosyalar üzerinden analizler yapılmıştır. Bu kapsamda Göç İdaresi Başkanlığı arşivinde yer alan, İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından mağdur olarak tanımlaması yapılan Suriye uyruklu kadınların mülakat tutanakları ve ihtiyaç duyulması halinde dosya içinde bulunan uzman raporlarına başvurulmuş ve veriler elde edilmiştir. Bu veriler, kadın göçünün, özellikle de zorunlu göçün feminist yaklaşım bağlamında tartışılmasına olanak sağlamıştır. Kadınların göç etme eylemleri, ataerkil toplum yapısı ve toplumsal cinsiyet gibi konular temelinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda insan ticareti mağduru olan Suriye uyruklu kadınların toplumsal cinsiyet bağlamında birtakım engellerle karşılaştıkları, dil bariyerini aşamadıkları, mağdur kadınların büyük çoğunluğunun Türkçe bilmediği ve bu anlamda ilgili toplumsal kurum ve kuruluşlara başvuramadıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca cinsel sömürü ve zorla evlendirilme sonucu toplumsal cinsiyet temelli şiddet ile karşı karşıya kaldıkları da görülmüştür. Bu anlamda toplumsal düzlemle farkındalık faaliyetlerinin artırılarak insan ticareti suçuna karşı önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınmasına, Suriyeli kadınların toplumla bütünleşmesinin sağlanmasına, cinsiyet temelli engellerin kaldırılması için kalıcı ve sürdürülebilir mekanizmaların oluşturulmasına ihtiyaç olduğu düşünülmüştür.

Düzensiz göçKadın ticaretiKadınlar+3
Aysun Ocak
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'deki yahudi göçleri ve iskân politikaları bağlamında İsrail'in kuruluşu ve devletleşme süreci

Göç tarihi, insanlığın başlangıcı ile paralel olarak başlamış ve günümüze kadar süregelmiştir. Akdeniz bölgesi de tarih boyunca göç hareketliliğinin yoğun olarak yaşandığı bölge olarak kabul edilmiştir. Özellikle Doğu Akdeniz bölgesi veya diğer adıyla Levant bölgesi, birçok medeniyeti içerisinde barındırmıştır. Levant bölgesinin kadim medeniyetlerinden birisi de Yahudiler veya İsrailoğulları'dır. Akdeniz'in köklü medeniyetlerinden olan, tarihsel bir süreçten geçen ve günümüze kadar varlığını sürdüren Yahudiler, tez çalışmasının temelini oluşturmaktadır. Yahudilerin tarihte ortaya çıkışı, göç hareketleri, göçün kimlik, millet ve din oluşumuna etkileri, çalışmada ön plana çıkan konular olmuştur. Levant bölgesinde ortaya çıktıktan bu yana, sürekli var oluş mücadelesi içerisinde olan Yahudiler, geçmişte çeşitli krallıklar kurmuş, bölgedeki hâkim güçlere karşı isyan hareketlerine girişmiş ve neticesinde topraklarından sürgün edilmiştir. İki bin yıla yakın süreçte topraklarından uzakta yaşayan Yahudilerin topraklarına kavuşması ise 20.yüzyılın içerisinde gerçekleşmiştir. Çalışmada geçmişten yakın tarihe kadar olan Yahudilerin göç hareketleri ve neticesinde kendilerine vaat edilen topraklara dönüşü ile devletlerini kurmaları ele alınmıştır. Devleti inşa etme süreçleri, iskân ve yerleşim politikaları da ayrıca çalışmada incelenmiştir. Bugün İsrail ve Filistin arasında devam eden mücadele, toprakların aslen kime ait olduğu sorunsalı, uluslararası kamuoyunun bakış açısı ve güncel meseleler ile problemlere de değinilmiştir. Yaratıcı'nın atalarına, dolayısıyla kendilerine vaat ettiği topraklarda sonsuza kadar kalmak isteyen Yahudilerin ele alındığı çalışmada sistematik derleme yöntemi kullanılarak kaynaklar toplanmış ve tarafsız olarak değerlendirildikten sonra çalışmada kullanılmıştır. Tez çalışmasının oluşum ve yazım aşamasında, hem teolojik hem de bilimsel kaynaklar kullanılmıştır. Özellikle Yahudiler'in ilk dönemi ve milattan önceki dönemin tarihi incelenirken, Tanah, Kitab-ı Mukaddes ve Kuran-ı Kerim'den faydalanılmıştır. Milattan sonraki tarih ve yakın Yahudi tarihi incelenirken yalnızca bilimsel kaynaklara başvurulmuştur. Ayrıca tez çalışmamızın yazımı esnasında bilimsel etiğe uygun olarak, olaylara objektif bir şekilde yaklaşım sergilenmiştir. Neticesinde tez çalışması için uygun olan kaynaklar derlenmiş ve çalışmada uygun olan bölümlerde kullanılmıştır. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiği vakit, okuyucunun Yahudi tarihi ve İsrail Devleti hakkında fikir sahibi olması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimler: Yahudiler, Göç, Diaspora, İsrail, İskân Politikaları

Düzensiz göçGöç politikaları
Salman Baki
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz ülkeleri kapsamında göçmenlerin iş gücü piyasasına uyum politikaları: Türkiye ve İtalya örneği

Akdeniz Havzası, tarih boyunca göçmenlik olgusunun yoğun olarak yaşandığı bir bölge olmuştur. Bu bölge, dünya üzerinde önemli kıtaları birleştirmesi nedeni ile göçmenler için hedef ve transit ülkeleri bir araya getiren bir coğrafyaya sahiptir. Günümüzde ise göç hareketlerinin ana hedefi genellikle ekonomik ve iş gücü piyasası açısından gelişmiş olan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmaktadır. 20. yüzyılda meydana gelen Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve İkinci Dünya (1939-1945) Savaşı ile soğuk savaşın neden olduğu nüfus hareketleri; Akdeniz'e kıyısı olan AB ülkelerine veya Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere doğru düzenli veya düzensiz göç hareketlerine yol açmıştır. Türkiye UNCHR verilerinde dünya da en çok göçmen nüfusu içinde barındıran ülkelerin başında gelmektedir. Ayrıca İtalya'da aynı şekilde binlerce düzenli ve düzensiz göçmeni çatısı altında barındırmaktadır. Bu durum ülkelerin vatandaşlık, eğitim, sağlık, çalışma vb. gibi birçok farklı noktada politika üretmelerine sebep olmuştur. Bu politikaların en başında da göçmenlerin göç etmesindeki ana sebeplerinden biri olan iş gücü piyasasına uyum politikaları yer almaktadır. Bu nedenle çalışmamızda Türkiye ve İtalya'nın göçmenlere yönelik iş gücü piyasasına uyum noktasında uyguladıkları politikalarının analizi amaçlanmıştır. Çalışmanın sınırlılıklarını Akdeniz'in doğusunda yer alan Türkiye ile Orta Akdeniz bölgesinde bulunan İtalya'nın örneklem olarak seçilmesi oluşturmaktadır. İş gücüne uyum politikalarında, Türkiye ve İtalya; öncelikli olarak kayıtlı ve kayıt dışı çalışma üzerine yoğunlaşmış, ülkede bulunan göçmenlerin hangi iş kollarında daha çok yoğunlaştığını ve çalışan göçmenlerin ülkede bulunan yerli halk ile uyumunu göz önüne sererek politikalar üretmeye başlamışlardır. Yapılan bu çalışmada, literatür taramasına dayalı betimsel analiz yöntemini kullanılmıştır. Literatürde var olan araştırmalar, tez çalışmasının konusuyla ilgili olarak kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek incelenmiştir. Bu araştırma sürecinde, tezler, ilgili makaleler, kitaplar, raporlar ve diğer akademik kaynaklar taranarak uygun ve güvenilir veriler toplanmıştır. Ardından toplanan bu veriler betimsel analiz sürecinden geçilerek düzenlenip yorumlanarak tez çalışmasının hedeflediği olgularla ilişkilendirilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Düzensiz Göçler, İş Gücü Piyasası, Akdeniz Ülkeleri, Türkiye, İtalya.

Serdar Pak
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya'da yaşayan yerel halkın göçmenlere yönelik algılarının sosyal psikolojik kavramlar açısından incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Antalya'da yaşayan yerel halkın Suriyeli ve Ukraynalı göçmenlere yönelik algıları, sosyal psikolojik açıdan incelenmiştir. Çalışmaya 252 kişi (185 kadın, 67 erkek) katılım sağlamıştır ve yaş ortalaması 25.61'dir. Çalışmada tehdit algısı, olumsuz tutumlar, ulusal özdeşleşme, yabancı düşmanlığı, kültürleşme stratejileri ve sosyal mesafe değişkenleri ölçülmüştür. Kültürleşme stratejileri kabullenici ve reddedici stratejiler olarak ikiye ayrılmıştır. Sosyal mesafe değişkeni ise özel yaşamı paylaşma ve sosyal yaşamı paylaşma olarak ikiye ayrılmıştır. Temel bulgular incelendiğinde, Suriyelilerden algılanan tehdit, olumsuz tutumlar ve yabancı düşmanlığının Ukraynalılara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek olduğu görülmüştür. Buna karşılık, Ukraynalılara yönelik kabullenici stratejiler ve sosyal yaşamı paylaşma eğilimi daha güçlü bir biçimde ortaya çıkmıştır. Ayrıca tehdit algısının artmasıyla birlikte kabullenici stratejilerin azaldığı ve sosyal mesafenin arttığı saptanmıştır. Ulusal özdeşleşme ve yabancı düşmanlığının da sosyal mesafe üzerinde olumsuz etkiler yarattığı belirlenmiştir. Cinsiyet farklılıklarına bakıldığında ise erkeklerin Suriyelilere yönelik daha yüksek tehdit algısına sahip olduğu, kadınların ise Suriyelilere yönelik daha fazla reddedici strateji benimsediği bulunmuştur. Sonuç olarak, iki grup da savaş nedeniyle göç etmiş olmalarına rağmen, yerel halkın Suriyeli ve Ukraynalı göçmenlere farklı yaklaşımlar sergilediği anlaşılmaktadır. Bu durum, göçmen gruplarına yönelik algıların tek bir faktörle açıklanamayacağını ve çok boyutlu bir değerlendirme gerektirdiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Göç, Tehdit Algısı, Ulusal Özdeşleşme, Yabancı Düşmanlığı, Kültürleşme Stratejileri, Sosyal Mesafe

Kübra Güneş
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Metin madenciliği teknikleri ile Akdeniz'de göçün eğilimi: Göç Politikası Enstitüsü örneği

Akdeniz havzası, tarih boyunca göç hareketliliği açısından oldukça hareketli bir bölgedir ve son yıllarda yoğun göç akışına maruz kalmıştır. Artan göç hareketlilikleri beraberinde göç alanındaki araştırmalara da hız kazandırmıştır. Çok sayıdaki araştırmaların incelenmesi ve analiz edilmesinde geleneksel yöntemler yetersiz kalmaktadır ve analizi güçleştirmektedir. Bu nedenle araştırmaların etkin ve hızlı bir şekilde analiz edilmesinde metin madenciliği teknikleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Akdeniz bağlamında ele alınan göç konulu makaleler metin madenciliği teknikleri ile analiz edilerek makalelerin duyguları, hangi konuların öne çıktığı ve benzerliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Göç Politikaları Enstitüsü'nde alınan Akdeniz ülkeleri kapsamındaki "736" göç ile ilişkin makale çalışmanın kapsamına alınmıştır. İlgili makaleler üç bölümde analiz edilmiştir. Birinci bölümde, duygu analizi ile makalelerin polarite (pozitif/ negatif / nötr) ve polarite değerleri (0.0-1.0) tespit edilmiştir; ikinci bölümde gizli dirichlet ayrımı (LDA) ile makalelerin öne çıkan konuları ve ileriye yönelik konu tahmini yapılmıştır; üçüncü bölümde metin kümeleme ile makalelerin benzerliklerine göre gruplandırılması yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda Akdeniz bağlamında ele alınan makalelerin negatif duyguların baskın olduğu tespit edilmiştir. Makaleler, beş konu üzerinde temalandırılmıştır. Bu konular, uluslararası göç ve güvenlik; çalışma yaşamına katılım; göçmen sağlık politikaları; göç ve insan hakları; göç ve entegrasyon şeklindedir. Gelecekteki makalelerin daha çok uluslararası göç ve güvenlik konusundan gelmesi öngörülmektedir. Makaleler benzerlik durumlarına göre beş sınıfta kümelenmiştir ve makalelerin %18'i birbirine benzer olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Akdeniz'de Göç, Metin Madenciliği, Duygu Analizi, LDA, Metin Kümeleme

AkdenizAkdeniz bölgesiAkdeniz politikası+4
Dilan İpek
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin mevcut görünümleri ve gelecek beklentileri: Antalya ili örneği

"Antalya'daki Suriyeli Göçmenlerin Mevcut Görünümleri ve Gelecek Beklentileri" isimli bu tez çalışmasında; kuramsal anlamda göçün nedenleri, göçün sonuçları, göç türleri ve göç teorileri incelenmiştir. Bunun yanında göçmenlerin uyumu ve gelecek beklentileri ile 2011 yılından itibaren gerçekleşen Suriyeli göçü arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiden hareketle Suriyeli göçmenlerin uyum durumları, gelecek beklentileri, sosyo demografik ve sosyo-kültürel özellikleri anlaşılmaya ve analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemi kullanılarak Antalya'nın merkez ilçeleri olan Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa, Döşemealtı ve Aksu ilçelerinde yapılan uygulamalı bir alan araştırmasıdır. Alan araştırması 30.10.2021-30.12.2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Anket uygulamasında 95 kişilik bir örneklem gruba ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; ankete katılanların cinsiyet ve medeni durum değişkenleri birbirine yakındır. Bunun yanında araştırmadaki katılımcıların %85,5'lik kısmı ise 18-40 yaş aralığında genç nüfusu oluşturmaktadır. Antalya'ya göç eden Suriyelilerin göç etmeden önceki mesleki dağılımlarına bakıldığında ise genellikle niteliksiz mesleklerle ilgilendikleri görülmektedir. Yapılan araştırmadan elde edilen bulgular dâhilinde; Suriyeli göçmenlerin Antalyalı yerel halk ile tam olarak bir uyum sağlayamadığı, saha çalışmasının yapıldığı ilçelerde genellikle Suriyelilerin toplu halde birlikte yaşadıkları ve yerli halk ile pek fazla diyaloglarının olmadığı görülmektedir. Bu durum ilk başlarda 'misafir' olarak görülen ancak on yılı aşkın bir süredir Türkiye'de yaşayan Geçici Koruma Statüsündeki Suriyelilerin Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olma isteklerinin yanında toplumsal huzurun sağlanabilmesi adına uyum süreçlerine ağırlık verilmesi gerektiği sonucunu çıkarmaktadır.

AntalyaBütünleşmeGelecek beklentisi+7
Bilal Çelik
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İranlı göçmenlerin Türkiye'ye göç süreçleri ve deneyimleri: Antalya ili örneği

Türkiye hem göç alan hem de göç veren bir ülke olarak göç konusunda önemli bir konuma sahiptir. Özellikle Ortadoğu, Asya ve Afrika kıtalarından gelen göçmenler için hem transit bir geçiş bölgesi hem de kalıcı bir yerleşim yeri olarak görülmektedir. Bu yüzden pek çok göçmen, mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Antalya da Türkiye'nin en çok göç alan şehirlerinden birisi olarak dikkat çekmektedir. Bu araştırma özellikle İran İslam Devrimi'nden (1979) sonra düzenli ya da düzensiz olarak ülkeye giriş yapan İranlı göçmenlerin Antalya'ya göç etme sebeplerini, Antalya'da yaşadıkları problemleri saptamayı ve uyum süreçlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma nitel bir araştırma desenine sahiptir. Farklı göç etme deneyimlerine sahip İranlı göçmenler ile yarı yapılandırılmış soru formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılmaya çalışılmıştır. Katılımcılar seçilirken farklı sosyodemografik özelliklere sahip kişiler olmalarına dikkat edilmiştir. Kartopu örneklem yöntemi 2 farklı noktadan başlatılarak uygulanmıştır. Sekiz kadın, dört erkek olmak üzere toplamda 12 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmada, İranlı bireylerin göç etme sebepleri olarak siyasi, ekonomik, eğitim ve dini sebepler olmak üzere 4 etmen belirlenmiştir. Katılımcıların bir kısmının Antalya'ya göç ederken herhangi bir tanıdıklarının olmadığı ancak göç kararı almalarında Türkiye'de kurdukları ilişkiler ağının etkili olduğu görülmüştür. Katılımcıların önemli bir kısmının Türkiye'de kalmayı düşünmekte olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla Türkiye'nin transit bir ülke olmadığı anlaşılmaktadır. Uyum süreçlerine dair İranlı göçmenlerin başlıca problemlerinden biri Türkiye'ye göç ettikten sonra yaşadıkları statü kaybıdır. Bunun yanı sıra ekonomik problemler, dil problemleri, bulunulan bölgeye uyum sağlayamama, bürokratik engeller de katılımcıların uyum sağlama süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Kültürel yakınlık, dil konusundaki yakınlık ve Türklerin cana yakın davranışları da uyum sağlama süreçlerine yardımcı olduğu belirlenmiştir.

AntalyaBütünleşmeGöçler+5
Seda İnanlı
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nefreti tweetle(me)mek: Suriyeli mültecilere yönelik çevrim içi söylemin Türkiye-Yunanistan bağlamında keşfi

Türkiye'nin başlattığı Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamındaki operasyonlar devam ederken 28 Şubat 2020 tarihinde yaşanan olaylarda 34 Türk askerinin şehit olduğu haberi resmi makamlar tarafından duyurulmuş ve peşi sıra çeşitli toplumsal olaylar cereyan etmiştir. Bu süreçte Türkiye, Avrupa'ya açılan sınır kapılarındaki denetim ve kontrolün kaldırıldığını bildirmiş ve akabinde göçmenler, Yunanistan sınırına doğru harekete geçmiştir. Yunanistan hükümetinin sınır güvenliğini arttırması ve geçişlere izin vermemesiyle iki sınır hattı arasında kalan göçmenler, günler süren kaos ve belirsizlik durumuyla yüzleşmiştir. Çevrim dışı ortamda yaşanan bu toplumsal olayların yansıması olarak Twitter platformunda çeşitli söylemler üretilerek dolaşıma sokulmuştur. Bu araştırma, göçmenlere yönelik çevrim içi söylemin Yunanistan ve Türkiye'deki kullanıcılar tarafından Twitter platformunda nasıl üretilmekte, dolaşıma sokulmakta ve yayılmakta olduğu soruları etrafında kurgulanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın amacını, Twitter mecrasında göçmenlere yönelik üretilen çevrim içi söylemin Türkiye ve Yunanistan bağlamındaki keşfi oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma deseni benimsenerek sosyal gerçekliğin bağlamı, kullanıcıların süreci anlamlandırması ve söylemin inşasındaki dinamikler açığa çıkarılmak istenmiştir. Çalışmada "hashtag etnografi" stratejisi kullanılarak dijital pratiklerin çevrim dışı kaynakları ve bağlamlarıyla ilişkisi kurulmakta, anahtar kavramlar ve hashtagler kullanılarak kullanıcıların kendi ifade ve algılarına ulaşılmaktadır. Çalışma verisi, Twitter'ın sunmuş olduğu Academic Research API uygulaması üzerinden Pyhton programı yardımıyla çekilmiş, depolanmış ve analize uygun olacak şekilde ayıklanmıştır. Bu doğrultuda belirlenen kriterler çerçevesinde amaçlı örnekleme yöntemi aracılığıyla Twitter'da iki dilde belirli kavramlar aratılmış ve Türkçe 94.186 adet Yunanca 53.079 adet olmak üzere toplam 147.265 tweet platformdan çekilmiştir. Her iki dilde en çok etkileşim alan ilk 500 tweet içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Veriler, MAXQDA 2020 programıyla kodlanmış ve belirli temalar altında çözümlenmiştir. Ayrıca Tableau programıyla veriler görselleştirilerek okuyucuya sunulmuştur. Çalışma kapsamında Türkçe ve Yunanca atılan tweetlerde negatif ifadelerin egemen olduğu ve bu ifadelerin yoğun olarak nefret söylemi içerdiği tespit edilmiştir. Çevrim içi söylemde göçmenler, kamusal düzen ve toplumsal huzura tehdit, ekonomik sorunların baş sorumlusu, siyasi hesaplaşmaların vazgeçilmez kozu ve nefret üreten bir korku kaynağı olarak yer etmektedir.

MültecilerNefret söylemiSuriyeliler+5
Mehdiye Apak
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik göçü kapsamında oluşan Rus-Türk karma aile yapılarının incelenmesi: Antalya örneği

Gelişen teknolojik alt yapılar ve ulaşım ağlarıyla birlikte uluslararası göçlerde artış yaşanmaya başlamıştır. Uluslararası göçler, birey ve toplumların yaşam biçimleri veya çevresel etkiler nedeniyle farklı çeşitlere ayrılmaktadır. Bu uluslararası göç çeşitleri içerisinde son yıllarda öne çıkan türlerden biri ise uluslararası evlilik göçleridir. Türkiye'de uluslararası evlilikler açısından Antalya önemli bir merkezdir. Antalya'nın farklı kültürel yapılara ev sahipliği yapması bu tür karma aile yapılarının toplum içerisine adapte olmalarını kolaylaştırmaktadır. Çalışmada, Antalya'da yaşayan Rus/Türk karma aile yapılarının genel görünümleri, günlük yaşam pratikleri, kültürel benzerlik ve farklılıkların neler olduğu, kadın ve erkeğin aile içerisindeki rollerinin nasıl olduğu gibi durumların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel analiz yöntemlerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kişilerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışma gerçekleştirilirken devam eden Rusya-Ukrayna savaşından dolayı özellikle Ruslar görüşmeye katılmak istememişlerdir. Bundan dolayı çalışma, görüşmelere 7 Türk erkek, 7 Rus kadın olmak üzere 14 kişi katılmıştır. Rus/Türk karma aile yapılarının kurulmasında bireylerin duygularının yanı sıra mantıklarının da ağır bastığı anlaşılmıştır. Eşler arasındaki uyumun ailenin devamlılığında etkili olduğu anlaşılmıştır. Bireyler farklı kültürlerde yetişmiş olsalar da eşlerinin kültürel yapısına karşı önyargı ile hareket etmemektedirler. Aile içerisindeki sorumluluklar, eşlerin yetkinlik durumuna göre paylaşılmaktadır. Rus/Türk karma aile yapılarında kadın, çocukların bakımı ve evin genel sorumluluğu noktasında güçlü bir görüntü çizmektedirler. Rus ve Türk aile yapılarının yaşamlarında farklılıklar tespit edilirken aynı zamanda benzerlikler de bulunmaktadır. Evlilik olgusu her iki kültürde de ailenin kurulması noktasında çok önemli bir yapıdır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Göç, Evlilik, Aile, Betimsel Analiz, Derinlemesine Görüşme,

AileAntalyaBetimsel analiz+6
Ali Etöz
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz ülkelerinde gerçekleştirilen göçmenlere yönelik Erasmus Plus projelerinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi odağında değerlendirilmesi

Akdeniz Havzası tarih boyunca tüm bileşenler açısından göçmenlik olgusunun yoğun yaşandığı bir bölge olmuştur. Akdeniz göç kaynağı ülkeler, göçün hedefi ülkeleri ve transit (geçiş) ülkelerinin tamamını havzasında barındırmaktadır. Günümüze doğru gelindikçe bu göç sürecinde hedef daha çok Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmuştur. Avrupa Birliği içerinde birçok program yer almakta olup bunlar arasında Erasmus Plus Programı AB'nin temel değerlerinin ve insanın varoluşsal özelliklerinin gelişimini hedefleyen amiral programlarının başında gelmektedir. Abraham Maslow'un İhtiyaç Teorisi (MİHT) motivasyon teorilerinin ilklerinden olmakla beraber birçok teori bu teorinin eleştirisi olarak yer almaktadır. Bu çalışma bu üç bileşenin etkileşimini ele almaktadır. Çalışmanın amacı Akdeniz ülkelerinin koordinatörlüğünü yaptığı göçmen odaklı Erasmus projeleri Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi bağlamında değerlendirmektir. Çalışmanın evrenini 2014-2020 yıllarında yapılmış tüm Erasmus Plus projeleri (n=155112) oluşturmaktadır. Akdeniz ülkelerinin koordinatörlüğünü yaptığı 370 göçmen odaklı Erasmus Plus projeleri rastgele örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme aracı ile projelerin MİHT kapsamında hangi ihtiyaca odaklandığı ve ihtiyaçlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda tüm Erasmus+ projeleri (n=155112) içerisinde Akdeniz ülkelerinin koordinatörlüğünde yapılan 6313 göçmen odaklı proje bulunmaktadır. En fazla göçmen odaklı proje yapan ülkeler sırasıyla İspanya, İtalya, Fransa, Türkiye ve Yunanistan'dır. Göçmenlere yönelik projeler sırasıyla; ait olma, güvenlik, saygı, kendini gerçekleştirme ve fizyolojik ihtiyaçların giderilmesine yönelik olduğu saptanmıştır.

Akdeniz ülkeleriAvrupa BirliğiErasmus+7
Beyza Nur Köroğlu
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ege adaları göçmen kamplarının biyopolitika ve insani güvenlik açısından değerlendirilmesi

Göç hareketleri, yüzyıllardır gerçekleşiyor olmasına rağmen savaşlar, ekonomik zorluklar, yaşanan insan hakları ihlalleri, çevresel etmenler, politik istikrarsızlık, ayrımcılık, iş fırsatları, eğitim imkânları, sosyal ağlar ve iletişim kolaylığı, artan küreselleşme ve teknolojik gelişmeler gibi çeşitli faktörlerin etkisiyle son yıllarda artış göstermiştir. İki dünya savaşından sonra yaşanan büyük kitlesel göç hareketleri 2011 yılında başlayan Arap Baharı etkisiyle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden batıya yani Avrupa ülkelerine doğru gerçekleşmiştir. Avrupa Birliği, gelen bu yoğun hareketlilik karşısında düzensiz göçmenleri güvenlikleştirerek göçmen karşıtı bir politika benimsemiştir. Göçmen karşıtı politikaların etkisiyle Avrupa'nın doğu sınırlarında bulunan Yunanistan'da Ege adalarında göçmen kampları oluşturulmuş, anakaraya girmeden adalarda düzensiz göçmen ve sığınmacıların geçici barınma ihtiyacı karşılanmış, temel haklarının sağlanacağı güvenli bir alan sunulmuştur. Ancak bu göçmen kampları zaman içerisinde Avrupa'nın uyguladığı katı ve göçmen karşıtı politikalarla yüksek güvenlik önlemleri altında göçmenlerin uzun süreler denetim ve tutukluluk altında bir tutsak gibi tutulduğu, temel insan haklarının ihlal edildiği yerlere dönüşmüştür. Diğer taraftan bir şekilde adalara ulaşmaya çalışan, yeni gelen göçmenlere karşı Akdeniz kıyılarında geri itmeler yaşanırken, göçmenler Avrupa'ya gitmeye çalıştıkları için neredeyse cezalandırılmıştır. Bu göçmen kampları göçmenlere yönelik bir biyopolitika aracı olarak kullanılmıştır. Oysaki Avrupa Birliği, kuruluşundan itibaren sığınma hakkı başta olmak üzere temel insan haklarının tüm insanlar için korunmasına yönelik antlaşmalara taraf olmuş, kendi bünyesinde üye devletlerin taraf olduğu hukuki düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Ege Adalarında kurulan ve zaman içerisinde daha ileri teknoloji ve askeri düzeyde güvenlik tedbirleri ile kuşatılan göçmen kampları aynı zamanda adaların en uzak noktalarında yerel toplumdan uzak yerlerde konumlandırılmıştır. Kamp alanlarının kurulması için bütçesinden büyük miktarlar ayırarak kaynak oluşturan Avrupa Birliği ve üyesi Yunanistan kampları biyopolitik bir araç olarak kullanmaktadır. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin göçmen ve mültecilere karşı gerçekleştirdikleri ve Akdeniz'i bir ölüm denizi haline getiren geri itme uygulamaları ve ölümcül sınır politikaları Ege adalarında tesis edilen göçmen kampları ile daha belirgin ve somut bir hal almaktadır. Anahtar kelimeler: Akdeniz, Avrupa Birliği, biyopolitika, Ege Adaları, göçmen kampları, insani güvenlik, Yunanistan

AkdenizAvrupa BirliğiBiyogüvenlik+7
Büşra Ateş
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesinde kayıt dışı göçmen istihdamı ve politikalarına sistematik bir bakış: Türkiye ve Lübnan perspektifi

Bu çalışma Doğu Akdeniz bölgesindeki uluslararası göç hareketlilikleri dolayısıyla meydana gelen göçmen emeği olgusunu göz önünde bulundurarak, Türkiye ve Lübnan perspektifinde göçmen emeğinin kayıt dışı istihdamını ve politikaları ortaya koymaktadır. Türkiye ve Lübnan'da mülteci emeğinin kayıt dışı sektöre etkisi ve bu bağlamda uygulanan politikalar ele alınmıştır. Aynı zamanda bu iki ülke arasındaki göçmen emeğinin kayıt dışı sektördeki farklılıkları ve benzerlikleri sistematik olarak derlenmektedir. Türkiye ve Lübnan özellikle Doğu Akdeniz bölgesinde en yüksek mülteci/göçmen nüfusuna sahip ülkeler olarak dikkat çekmektedir. Türkiye Orta Doğu'daki çatışma bölgelerinden kaçan milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Lübnan da Suriye'deki savaşın etkisiyle büyük bir mülteci krizi ile karşı karşıyadır. Bu bağlamda bu iki ülkenin göçmen emeği konusundaki deneyimleri ve sorunları ortaya konulmaktadır. Benzer sorunlara rağmen bu iki ülke arasında politika ve uygulama açısından farklılıklar göze çarpmaktadır. Bu bağlamda bu iki ülke açısından göçmen emeği politikalarının etkili bir şekilde uygulanması için karşılaşılan zorluklar ve yaklaşımlar sentezlenmektedir. Türkiye, Suriyeli mültecilere geçici koruma statüsü ve çalışma izni düzenlemeleri sunarak politikalar geliştirmiştir. Lübnan ise mültecilere sınırlı çalışma izni vermekle birlikte, bu izinlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Türkiye'de ve Lübnan'da da tarım, inşaat ve ev hizmetleri gibi sektörlerde kayıt dışı çalışma önemli sorunlar olarak öne çıkan ortak sektörlerdir. Göçmen istihdamı ve düzenlemeleri, sosyal koruma, insan hakları ihlalleri ve sosyal haklar Türkiye ve Lübnan açısından en çok farklılıklar barındıran sorunlar olarak dikkat çekmektedir.

GöçebelikGöçme güvenliği
Yusuf Kireççi
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00