Aksaray University
Discipline

Engineering Management

Aksaray University

27

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

27 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bir sağlık kurumunda tıbbi atık yönetimi yazılımı geliştirilmesi ve değerlendirilmesi (Aksaray ili örneği)

Bu çalışmada; Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi tıbbı atık yönetimi yerinde değerlendirilmiş ve tıbbı atık yönetim süreçlerinde iş takibinin yapılması, iş gücü kaybının önlenmesi, süreçlerde kullanılan basılı formların ve arşivleme kültürünün ortadan kaldırması için yeni bir yazılım programı geliştirilmiştir. Geliştirilen yazılım hastane çalışanlarının değerlendirilmesine sunulmuştur. Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki yazılımı kullanan ve kullanmayan kişilerden tıbbi atık yönetimi süreçlerini değerlendirmesi istenmiştir. Değerlendirme için 20 ifadeden oluşan veri toplama formu oluşturulmuştur. Veriler yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen sonuçlar; yazılımın atık yönetim süreçlerindeki iş gücünü, işlem süresini ve maliyeti azalttığını ayrıca basılı formlara göre işlemleri, kayıtlara ulaşmayı ve istatiksel rapor almayı kolaylaştırdığı saptanmıştır. Kullanıcılara yapılan değerlendirmede ise; basılı formlara göre yazılımın daha anlaşılabilir olduğu, verilerin güvenliğini artırdığını, tıbbi atık personelinin objektif değerlendirilmesine ve istatistiksel araştırmalar için veri olanağı sağlayabildiği saptanmıştır. Bu sonuçlara dayanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belirlediği tıbbi atıklar yönetmeliğine göre ülke genelinde tüm sağlık kuruşlarında geliştirilen programın kullanılmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Atık yönetimiTıbbi atık imhasıYazılım+1
Seda Sevindi
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinde çok kriterli karar verme yöntemleri ile ventilatör seçimi

Hastalıkların teşhis ve tedavisinde teknolojinin faydası göz ardı edilemez. Sağlık teknolojisi hastanelerin en fazla bütçe ayırdıkları kalemlerdendir. Bu nedenle sağlık kuruluşlarındaki karar vericilerin, farklı birçok açıdan en uygun olan tıbbi cihazı seçebilmeleri önemlidir. Tıbbi cihaz seçimi; dikkate alınması gereken çok sayıda karar kriterinin olması, bunların birbiriyle çelişmesi ve üst düzeydeki rekabet koşulları nedeniyle oldukça karmaşık bir karar verme sürecidir. Hastanelerdeki bu karmaşık ve önemli karar, çoğu zaman tek bir kişinin insiyatifine ve subjektif görüşüne bırakılmıştır. Bu nedenle tıbbi cihaz seçim sürecinin iyi yönetilmesini sağlayacak bilimsel yöntem ve çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Covid-19 pandemisi ile ortaya çıkan olağanüstü durumlarla birlikte; başta ventilatör olmak üzere birçok tıbbı cihaza duyulan ihtiyaç artarken, tıbbı cihaz seçimi ile ilgili kararların değişen dinamiklere uygun güncel analiz ve değerlendirmelere göre yapılması daha da zorunlu hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında; bir kamu hastanesinin yoğun bakım ünitesine alınması planlanan ventilatör cihazının seçimiyle ilgili karar problemi ele alınmış ve çözümü için "Çok Kriterli Karar Verme" (ÇKKV) yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, COVİD-19 pandemisinin değiştirdiği koşullara en uygun ventilatör cihazının hızlı, tutarlı ve sistematik biçimde belirlenebilmesi için karar vericilere yardımcı olmaktır. Problemde ele alınan alternatif ventilatör cihazlar ve seçim kriterleri, uzman görüşleri ve literatürdeki tıbbi cihaz seçimi ile ilgili benzer çalışmalardan yararlanılarak belirlenmiştir. Buna göre, 5 adet farklı markaya ait ventilatör cihazı, 5 ana kriter ve 10 alt kritere göre değerlendirilmiştir. Kriter ağırlıklarını belirlemek için konuyla ilgili farklı meslek grubundan kişilerin oluşturduğu 10 kişilik bir gruba anket uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler "Analitik Hiyerarşi Prosesi" (AHP) yöntemine girdi olarak kullanılmıştır. Daha sonra alternatif cihazlar arasından en uygun olana karar vermek için TOPSIS ve ELECTRE yöntemleri kullanılmıştır. Her iki yöntem sonucunda da aynı karar ortaya çıkmıştır.

COVID 19ELECTRE yöntemiTOPSIS+3
Habibe Tosun
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv sektöründe yalın yönetim yaklaşımı ile karbon ayak izinin azaltılması

Dünya nüfusunun artmasıyla şehirleşme ve sanayileşme ile çevresel problemler de hızla artmaktadır. Bu sorunlar arasında iklim değişikliği en önemli tehditlerden biri olarak öne çıkmaktadır. İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için öncelikle sera gazı emisyonlarını düşürmek gerekmektedir. Bu çalışmada, otomotiv yan sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin karbon ayak izinin (CFP) ölçülmesi ve azaltılması amacıyla Yalın Yönetim Yaklaşımı olan Kaizen kullanılarak vaka analizi gerçekleştirilmiştir. Hem yasal zorunluluklar hem de müşteri talepleri, kurumsal prestij ve pazarlama stratejileri, işletmeleri Kurumsal CFP hesaplamalarını yapmaya yönlendirmektedir. ABC işletmesinde gerçekleştirilen vaka analizinde, 2023 yılında 7.308 ton karbondioksit eşdeğer (t CO2 eşd.) olan karbon ayak izinin Kaizen uygulamaları sonucunda 5.351 t CO2 eşd. seviyesine düşürülerek %27 iyileşme sağlandığı görülmüştür. Kaizen uygulamaları kapsamında, üretim verimliliğini artırmak amacıyla fire, hurda ve tamir işlemlerinin hedeflenen değerlere ulaşması, bakım organizasyonunun yenilenmesi ve kesintisiz ürün akışının sağlanması gibi adımlar atılmıştır. Bu iyileştirmeler sonucunda, makine vardiya üretimleri %45 artış göstermiş ve enerji tüketimi optimizasyonu sağlanmıştır. Bu çalışmanın bulguları, otomotiv yan sanayi sektöründe karbon ayak izinin azaltılması için yalın yönetim yaklaşımlarının etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer iyileştirmelerin farklı firmalara uyarlanması durumunda hem ulusal hem de uluslararası düzeyde çevresel sorunların çözümüne katkı sağlanabileceği öngörülmektedir. Ayrıca, literatürdeki boşlukları doldurması açısından bu çalışma mevcut durum analizi ve sürekli iyileştirme faaliyeti ile önemli bir katkı sunmaktadır. Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları gelecekteki çalışmalarda yapılacak araştırmaların literatür ve endüstriyel uygulamalar için yararlı sonuçlarının olacağı gösterdiği söylenebilir.

Karbon ayak iziKarbon emisyonuKarbondioksit salınımı
Serdar Karaca
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel tutkal üretiminde sızıntı suyu değerlendirmesi

Belediye atıklarının yönetimi giderek daha karmaşık ve önemli bir küresel sorun haline gelmiştir. Çöplüklerdeki katı atıklar, yüksek konsantrasyonda organik maddeler içeren karmaşık yapısıyla tanımlanan son derece kirletici bir sıvı olan depolama sahası sızıntı suyunun (LL) oluşumuna yol açar. Bu çalışma, fenol-formaldehit (FF) reçinesinin sentezinde suyun kısmi bir ikamesi olarak depolama sahası sızıntı suyunun (LL) kullanılma potansiyelini araştırmıştır. LL katılımının reçine özellikleri, termal kararlılık ve bağlanma performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Sonuçlar, LL'nin varlığının artan viskozite, azalan pH, artan katı içeriği ve serbest formaldehit seviyeleri dahil olmak üzere birkaç önemli reçine özelliğini etkilediğini göstermiştir. Dahası, FF reçinelerinin termal kararlılığının, muhtemelen sızıntı suyundaki organik bileşiklerin varlığından dolayı, artan LL içeriğiyle azaldığı gözlemlenmiştir. Bağlanma performansı değerlendirmeleri hem kuru hem de ıslak koşullar altında, referans reçineye kıyasla LL modifiyeli PF reçineleriyle bağlanmış ahşap numunelerinin çekme dayanımında bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgulara dayanarak, reçine özellikleri ve bağlanma performansı üzerindeki olası olumsuz etkileri azaltmak için FF reçine sentezinde LL ile su ikamesinin maksimum %20 ile sınırlandırılması önerilmektedir.

Mahmut Göktaş
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe Kaizen; organizasyonlarda ve süreçlerde iyileştirme

Bu çalışmada, dijitalleşme sürecinin bankacılık sektörüne etkileri incelenmiş; özellikle fiziki banka şubelerinin geleceği, müşteri tercihleri ve süreç iyileştirme yaklaşımları bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel amacı, dijital kanalların yükselişi karşısında banka şubelerinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koymak ve bu dönüşümde Kaizen gibi sürekli iyileştirme felsefelerinin rolünü analiz etmektir. Bu doğrultuda, 400 katılımcı ile çevrim içi anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket bulguları, özellikle 18-34 yaş aralığındaki bireylerin büyük çoğunluğunun mobil bankacılığı tercih ettiğini; buna karşın kredi başvurusu ve hesap işlemleri gibi hizmetlerde fiziki şubelerin hâlen önemini koruduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, bankacılık hizmetlerinde tamamen dijitalleşmenin kısa vadede mümkün olmadığını, ancak dijital ve fiziksel kanalların birlikte var olduğu hibrit modellerin öne çıktığını ortaya koymaktadır. Araştırmada katılımcıların önemli bir kısmı, banka şubelerinin gelecekte daha az sayıda ama daha işlevsel ve danışmanlık temelli hizmet sunan merkezler hâline dönüşeceğini öngörmüştür. Bu dönüşüm, phygital bankacılık kavramıyla örtüşmektedir. Ayrıca, araştırma bulguları Kaizen yaklaşımının bankacılık süreçlerine uygulanabilir olduğunu, özellikle müşteri deneyimini iyileştirmede, hizmet kalitesini artırmada ve çalışan katılımını sağlamada önemli katkılar sunabileceğini göstermektedir. Bu tez, banka şubelerinin geleceğine ilişkin güncel bir bakış sunmakta; dijitalleşme sürecinde hem teknolojik adaptasyonu hem de insan odaklı süreçlerin sürekli geliştirilmesini esas alan bütünsel bir yaklaşımı önermektedir.

Lütfi Melih Dumlu
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri yönetiminde talep tahmini ve yerel bir tekstil işletmesinde uygulama

Günümüz piyasa koşullarında, tedarik zinciri sistemlerinde müşterilerin gelecekteki taleplerini tahmin etmek her zaman zorlu bir süreç olmuştur. Doğru talep tahminleri, tedarik zinciri yönetiminde daha gerçekçi kararların alınmasını ve operasyonel süreçlerde verimliliğin artırılmasını sağlamaktadır. Artan rekabet ortamında, tedarik zinciri yönetiminin önemi giderek artmış ve işletmeler açısından vazgeçilmez bir konu haline gelmiştir. Tedarik zinciri yönetiminin temel amacı, son tüketiciye doğru zamanda, doğru miktarda ve düşük maliyetle ürün veya hizmet ulaştırmaktır. Bu amaca ulaşmak, tedarik zincirindeki iç içe geçmiş süreçlerin etkin bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Ancak, tedarik zincirinin herhangi bir aşamasında yapılan tahmin hataları, zincirin genel performansını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, talep tahmini, tedarik zinciri yönetiminde kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, öncelikle tedarik zinciri kavramsal yapıları, amacı ve önemi ele alınmış; tedarik zinciri ile talep tahmini arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, talep tahmini ve talep tahmin yöntemlerine ilişkin genel bilgilere yer verilmiştir. Çalışma kapsamında erkek giyim sektöründe gömlek toptan satışı yapan yerel bir giyim tedarikçisinin geçmiş 10 yıla ait satış verileri kullanılarak Naive Yöntemi (NY), Hareketli Ortalama (HO), Üssel Düzleştirme Yöntemi (ÜDY), Holt & Winters Yöntemi (HWY) tahmin metotları uygulanmıştır. Bu yöntemlerin performansları karşılaştırılmıştır. Bir sistemde iyileştirmeler yapılabilmesi için öncelikle mevcut sistemin detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, işletmenin önceki yıllara ait satış verileri analiz edilmiş; beklenen satış miktarları ile gerçekleşen talepler arasındaki sapmalar değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, işletmenin geçmiş satış verilerini kullanarak, önceki tahmin yöntemlerinden farklı olarak Zaman Serisi Talep Tahmini yaklaşımlarını uygulayarak en isabetli tahmin yöntemini belirlemek ve bu doğrultuda mevcut tahmin sistemini iyileştirerek işletmeye katma değer sağlamaktır.

Betül Erva Berk
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray organize sanayi bölgesindeki endüstriyel simbiyoz olanaklarının incelenmesi

Günümüzde çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte, atıkların doğa, insan ve doğal kaynaklar üzerindeki etkileri daha da önemli bir hale gelmiştir. Bu farkındalık, doğal kaynakların korunması ve israfın önlenebilmesi adına yenilikçi yaklaşımların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Endüstriyel simbiyoz, bu yaklaşımlar arasında çevreci bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Bu yöntem, bir işletmeden çıkan atıkların başka bir işletmenin hammaddesi olarak değerlendirilmesine imkân tanımakta ve kaynakları daha verimli kullanmanın yanı sıra çevresel kirliliği de en aza indirgemeyi amaçlamaktadır. Endüstriyel simbiyoz ekonomik kazançların yanı sıra sürdürülebilir bir gelecek için iş birliğine de teşvik etmektedir. Aksaray ili, Türkiye'nin hızlı gelişen sanayi bölgelerinden biri olup, özellikle 6 Şubat'ta yaşanan deprem felaketinden sonra; Bölgesel Teşvik Kanunu kapsamında öncelikli yatırım bölgesi içerisinde yer alması, lojistik olanakları ve coğrafi konumu birlikte orta ve büyük ölçekli sanayi yatırımcılarının gözdesi haline gelmiştir. Büyümekte olan bu sanayi şehrinde, bu çalışma aracılığıyla Aksaray ilindeki endüstriyel faaliyetler incelenerek ve OSB içerisinde yer alan firmalar analiz edilerek, iş birliği potansiyelleri tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışma doğrultusunda, çevresel zararları azaltan ve katma değer oluşturan sürdürülebilir geri dönüşüm modelleri tespit edilmiştir. Bu modeller ile birlikte, Aksaray ilindeki bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak amacıyla çevresel sorunlara çözüm üretmek ve endüstriyel simbiyozun önemini vurgulamaktadır.

Onurcan Kaban
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişen teknolojinin otomotiv sektörüne etkisi IoT uygulamaları

Günümüzde otomotiv sektörü, dijitalleşme ve otomasyonun etkisiyle köklü bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olan Nesnelerin İnterneti (IOT), üretim süreçlerinden araç tasarımına, kalite kontrolden bakım süreçlerine kadar birçok alanda etkili şekilde kullanılmaktadır. Bu tezde, Nesnelerin İnterneti (IOT) teknolojilerinin otomotiv üretim süreçlerine entegrasyonu incelenmiş; montajlanabilir metal parçaların birleştirilmesi, lazer kaynak uygulamaları ve bu proseslere yönelik gerçekleştirilen testlerin, görüntü işleme teknikleriyle desteklenmesi gibi örnek uygulamalar üzerinden kapsamlı değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı, IoT destekli sistemlerin üretim süreçlerine katkılarını; verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik çerçevesinde ortaya koymaktır. Tezde ayrıca, bu uygulamaların Endüstri 4.0 kavramı içerisindeki yeri ile otomotiv sanayisinin geleceği açısından sunduğu fırsatlar ve karşılaşılan teknik ve yapısal kolaylıklar da ele alınmıştır. Literatür taraması, vaka analizleri ve güncel endüstriyel örnekler kullanılarak yapılan bu çalışma, IOT uygulamalarının otomotiv üretimindeki farkındalığını artırmayı hedeflemektedir.

Minel Can
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Teknoloji tahminleme modeli: Mobil telekomünikasyon endüstrisinde bir vaka çalışması

The evolution of 3G and Long Term Evolution (LTE, i.e. 4G) has brought a remarkable advantage to mobility-based digital solutions by providing ubiquitous Internet services to a plethora of users with various needs. Nowadays, the dramatic adoption of smart devices and increasing consumption of mobile Internet have been accelerating mobile technology development activities towards a 5G ecosystem. Therefore, industry players need to make managerial decisions and design strategies based on forecasts related to the introduction of 5G technology. The aim of this thesis is to enhance the understanding of technological forecasting and technology life cycle in the mobile telecommunication industry, based on a proposed research methodology. First of all, a literature review on the definition, techniques and applications of technological forecasting in the telecommunication industry was performed. Then, a case study was carried out in Turkey to contribute to the engineering management field on this topic. The outcome of this study is the forecasting of the ideal launch time of 5G services for a leading telecommunication company in the market, which has been integrating new mobile technologies and densifying its existing network at an unprecedented rate in recent years. Our findings reveal that the most appropriate time for the 5G deployment and launch of mobile telecommunication services in Turkey would be August 2020. This is the time when most of the forecast parameters used for making decisions on network investments are predicted to reach maturity.

Gökhan Kalem
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
10
DoctorateOpen AccessEN

Metasezgisel algoritmaların etkinliğini arttırmak için esin kaynağı fraktal geometri olan çözüm oluşturma

Real-life optimization problems are too complex to solve optimally. Therefore, numerous researchers work on more efficient solution methods which led metaheuristic algorithms to gain world-wide popularity since mid-90s. To improve the efficiency and effectiveness of a heuristic algorithm, the searching capability of the algorithm needs to be improved. Hence, the usual approach in improving the science of metaheuristics is to design a novel algorithm or improve an existing algorithm. However, a relatively less explored approach is to design a new neighbor generation mechanism. In this study, a novel neighbor generation mechanism for single solution-based heuristics which use permutation solution representation is presented. The proposed mechanism is called cantor-set based (CB) method. The inspiration for the mechanism is the recursive algorithm that constructs a cantor set which is a fractal shape. Simply, a solution representation is divided based on the recursive algorithm and the resulting pieces are permutated and then combined again to generate neighbors. CB method is embedded into the classical local search (LS) and simulated annealing (SA) algorithms to test its advantages and to compare it with classical swap and insertion neighbor generation mechanisms. Different types of applications are considered to design CB method to find the most effective and efficient design of the method. A set of benchmark problems of the traveling salesman problem (TSP) and quadratic assignment problem (QAP) are used in the experiments to test these applications. TSP and QAP have very different solution spaces considering their objective functions which is why they are chosen as test problems. More specifically TSP has a steep landscape and benefits from drastic changes in neighbor generation while QAP has a flat landscape and requires delicate changes in neighbor generation. Therefore, the aim in using TSP and QAP as test problems is to analyze sensitivity of CB method. In addition to analyzing CB applications, CB method is compared to swap and insertion mechanisms. Swap and insertion are chosen because they are the most used and basic mechanisms that are encountered in the literature. The computational tests show that different applications of CB solve TSP and QAP very efficiently. In the end, it is concluded that it is possible to design a general mechanism that gives consistently good results for both TSP and QAP. Keywords: Neighbor generation, local search, simulated annealing, cantor set, traveling salesman problem, quadratic assignment problem.

Melike Öztürk
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan şirket desteğini etkileyen faktörler ve algılanan şirket desteği ile çalışan bağlılığı arası ilişki

Rekabetçi dünyada, çalışanların yarattığı know-how şirketlerin rakiplerine göre önde olmalarına yardımcı olan ana maddelerden biri haline gelmiştir. Bu sebeple şirketler, son yıllarda çalışanlarını da birer müşteri gibi görmekte ve memnun etme ihtiyacı hissetmektedirler. Çalışan memnuniyetinin artırılması için, organizasyon genelinde yapılan analizler sonucu çalışanların istekleri anlaşılmaya çalışılmış, başta insan kaynakları uygulamaları olmak üzere çalışanların algısını olumlu yönde belirleyebilmek için stratejik uygulamalar geliştirilmeye çalışılmıştır. Şirketler, çalışan memnuniyetinin ölçülmesi için memnuniyet-tatmin seviyesi, çalışan bağlılığı, turnover gibi birçok kavramı irdelemişlerdir. Şirketlerin amacı, genel anlamda çalışan memnuniyetini artırarak çalışanın firmaya olan bağlılığını artırmak ve bu yolla da bilgili - deneyimli çalışanı firmada tutmaktır. Bu çalışanlar sayesinde hem kaliteli işler ortaya çıkarmayı hem de yeni personel eğitimi, işe alımı gibi maliyetlerin önüne geçebilmeyi hedeflemektedirler. Algılanan şirket desteği, kişinin içinde bulunduğu organizasyonu değerlendirerek, bu organizasyonun dinamiklerini dikkate alarak hissettiği desteği ifade eden bir kavramdır. Bu kavram da son yıllarda değeri daha çok ortaya çıkan, çalışan memnuniyeti veya aidiyetini ölçmek için kullanılabilecek bir kavramdır. Kişi, çalıştığı şirketin kendisini iş veya özel yaşamında ne kadar desteklediğine dair bir görüşe sahiptir. Algılanan şirket desteğini etkileyebilecek pek çok faktör bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, algılanan şirket desteğine etkidiği düşünülen boyutların incelenmesi, olası ilişkilerin ve bunların seviyesinin ortaya konmasıdır. Ayrıca, algılanan şirket desteği ile organizasyonel bağlılık arasındaki ilişki de bağımsız olarak inceleniyor olacaktır.

Algılanan değerDuygusal bağlılıkÖrgütsel bağlılık
Seda Ulutaş
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim tesislerinin risk analizi için katmanlı BWM ve TOPSIS tabanlı bir yaklaşımın geliştirilmesi ve sektörde bir uygulama

Sürdürülebilir bir üretim ve ekonomi için işyerlerinde uygun makine, ekipman ve iş gücünün yanı sıra standartlar çerçevesinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ilkeleri de uygulanmaktadır. Bu nedenle mesleki risk değerlendirmesi (ORA) imalat endüstrileri için önemlidir. ORA 'da risklerin önceliklendirilmesine karar verirken, riski tanımlayan parametrelerin farklı olası durumlarda nasıl değişebileceğini analize eklemek, karar vermenin sağlamlığını olumlu yönde etkiler. Dolayısıyla bu çalışmanın temel motivasyonu, risk parametrelerinin önem düzeylerinde gelecekte meydana gelebilecek değişiklikleri ele alabilecek ve risk değerlendirme sürecindeki belirsizlikleri en aza indirebilecek bir ORA yaklaşımı önermektir. ORA'da risk parametrelerinin önem ağırlıklarının belirlenmesinde en iyi-kötü yöntemiyle (BWM) katmanlaşma kavramı kullanılmaktadır. Ayrıca BWM' nin Bayesyen versiyonu, bilgi kaybını azaltmak amacıyla birden fazla karar verme uzmanının değerlendirmelerini dikkate almak için kullanılır. Özetle, Katmanlı Bayesyen BWM' ye (SBBWM) dayalı bir hesaplama prosedürü izlenmektedir. Bayesyen BWM ve katmanlaşma felsefesinin birleştirilmesi literatürde henüz çalışılmamıştır. Çalışmada her bir tehlikenin öncelik puanları, ideal çözüme yakınlık mantığına göre çalışan, sıralama tabanlı bir MCDM yöntemi olan TOPSIS Sort yöntemi ile belirlenmektedir. Böylece her bir tehlikenin öncelik puanı ve sırası belirlenirken bu riskin sınıfı da tespit edilmiştir. Önerilen yaklaşım, un üretim sürecinin üretim, depolama, işleme ve laboratuvar süreçlerinde karşılaşılan otuz altı riski değerlendirmek için uygulandı. Ayrıca her bir risk için alınacak kontrol tedbirleri de belirlendi. Metodolojik olarak sonuçların farklı koşullarda nasıl değiştiğini ortaya koymak için çeşitli senaryo analizleri ve duyarlılık çalışmaları yapılmıştır. Önerilen yaklaşım, üretim tesisleri için geleneksel yöntemlere göre daha kapsamlı bir prosedür sunması ve geleneksel yöntemlerin eksikliklerini kapatması bu açıdan faydalıdır.

TOPSISİyi-en kötü yöntemi (BWM)
Coşkun Karcı
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pisagor bulanık küme tabanlı Topsıs ile risk değerlendirme: doğal gaz boru hattında bir uygulama

Ülkelerin kalkınma ve gelişmesindeki en önemli faktörlerden biri olan enerji, yaşamın devamı için temel gereksinimlerden biridir. Ülkeler de bu devamlılığı sağlamak adına enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olmak için, birbirleriyle siyasi ve ekonomik boyutta büyük bir mücadele içindedirler. Doğal gaz boru hattı projesi, doğal gazın çıkarıldığı ülkeden diğer ülkelere taşınmasını sağlayan sistemlerin yapımını hedefleyen geniş çapta büyük projelerdir. Bu tür büyük ve karmaşık projelerde temel amaç, işçi ve işveren sağlığını korumak, çalışanlara güvenli çalışma ortamı yaratmak, yapılan işten ve çalışma ortamından kaynaklı ortaya çıkan riskleri en aza indirmektir. Ortaya çıkan bu riskleri mümkünse bertaraf etmek için değilse riskleri en asgari seviyeye indirecek belirli iş sağlığı ve güvenliği standartlarına ve yapılacak işe uygun risk değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bu çalışmada, geçmişten günümüze alışıla gelmiş geleneksel risk değerlendirme metotlarından farklı olarak yeni bir metot geliştirilmesi amaçlanmıştır. Başlangıçta iki boyutlu (2B) risk matris yöntemi uygulanmış ve risk değerlendirmesinin ilk adımında tanımlanan tehlikeleri öncelikli olarak sıralamak için Pisagor bulanık küme tabanlı TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Bulanık model doğal gaz boru hattı yapım projesinin temizleme ve tesviye faaliyeti için kullanılmıştır.

Nurdan Ece Öz
Munzur University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi ile araç rotalama problemi için önce-kümele sonra-rotala yöntemlerinin incelenmesi

Araç rotalama, lojistik endüstrisinde dağıtım operasyonlarını optimize etmek, yakıt/elektrık tüketimini azaltmak ve teslimat sürelerini iyileştirmek için kullanılmaktadır. Ancak, karmaşıklık seviyesi arttıkça büyük ölçekli rotalama problemlerinin çözümü zor hale gelebilir. Günümüzde bir çok amaç için kullanılan vasıtaların bir noktadan diğer bir noktaya ulaşana kadar izlediği güzergahın üretilmesi kaynak ve zaman ihtiyacı bakımından oldukça maliyetli ve zor bir problem olarak bilinmektedir. Özellikle güzergah oluşturmak için kullanılacak nokta sayısı fazla ise karmaşıklık seviyesi artmakta ve çözülebilir olma özelliği azalmaktadır. Bu durumda, önce kümeleme sonra rotalama yaklaşımı önemli bir çözüm sunar. Bu yaklaşım, büyük ve karmaşık rotalama problemlerini ele almak için önce kümeleme algoritmalarını kullanarak karmaşıklık olan problemi daha küçük ve anlamlı kümelere ayırmak için kullanılan bir yaklaşımdır. Oluşan her bir kümenin içindeki teslimat noktaları arasında optimal rotalar belirlenir. Böylece büyük bir rotalama problemi daha küçük ve yönetilebilir alt problemlere bölünür. Kümeleri daha küçük parçalara ayırmak, alt kümelerin daha az teslimat noktası içermesini sağlamakla beraber, rotalama algoritmalarının daha hızlı çalışmasını ve daha optimize edilmiş rotaların bulunmasını sağlar. Bu çalışmada, farklı kümeleme algoritmaları (k-ortalama, DBSCAN, BIRCH, OPTICS) üç farklı veri seti üzerinde ayrı ayrı çalıştırılarak elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Vektör veri seti için elde edilen bulgulara göre k-ortalama en iyi sonucu ürettiği görülmüştür. Deneysel sonuçlar, önce-kümele sonra-rotala yaklaşımının hesaplama karmaşıklığını düşürerek araç rotalama problemlerinde yol mesafesini optimize edip seyahat maliyetini düşürdüğünü göstermektedir.

Sedat Güzelşemme
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sürecinde bilgisayar destekli karar destek sistemleri ile alternatiflerin önceliklendirilmesi

İnsanın geleceğini şekillendirmesinde büyük payı olan, en önemli etkenlerden biri eğitimdir. Eğitim sürecinin en temel unsurları öğrenen, öğreten ve ortamdır. Teknoloji ve bilişim alanındaki gelişmeler bu üç unsuru da oldukça etkilemiş durumdadır. Bu gelişmeler bazı mesleklere gereksinimi kaldırırken, yeni meslek olanakları da doğurmaktadır. Eğitim ortamları olan okullar, üniversiteler ve kurslar kendi müfredatlarını ve ders içeriklerini; Öğreten ve öğrenen de öğretme ve öğrenme yöntem ve tercihlerini bu gelişmeler doğrultusunda ve bu gelişmeleri kullanarak güncellemeleri gerekmektedir. Aksi durumda, bu unsurlar kalitesini ve rekabet gücünü kaybetmeye mahkûm kalırlar. Bu durumda, gerekli güncellemelerin yapılabilmesi için yeni araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, bu ihtiyaçları giderebilecek bir öneri sistemi sunulmuştur. Önerilen sistem üç aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması veri toplama aşamasıdır. Bu aşamada, web kazıma yöntemleri kullanılarak internet ortamından veriler toplanmaktadır. İkinci aşamada ise toplanan bu veriler, doğal dil işleme yöntemleri ile anlamlı ve işlenebilir bilgiler haline getirilmiştir. Üçüncü aşamada, bilgisayarlı karar destek sistemleri kullanılarak tercihlerin önceliklendirilmesi sağlanmıştır. Önerilen sistem ile: eğitim ortamları hangi meslek grupları için yeni bölümler açması gerektiğine, ihtiyaç duyulmayan hangi bölümlerin kapatılması gerektiğine ve hangi meslek için hangi dersleri açması gerektiğine; öğretenler derslerin içerik ve öğretme yönteminin nasıl şekillendireceğine; öğrenenler de hangi ortamı, bölümü, mesleği ve dersleri seçeceğine daha kolay karar verebileceklerdir. Önerilen sistemin test edilmesi için bilgisayar mühendisliğine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bunun için, çeşitli iş ilanı sitelerinden sektörün çalışanlardan beklentilerinin ve üniversitelerin ilgili bölümlerinin ders içeriklerinin neler olduğuna dair veriler toplandı. Arz talep eşleştirmesi ile üniversiteler ve dersler ELECTRE, TOPSIS ve VIKOR yöntemleri ile sıralandı ve gerekli güncellemeler gösterildi. Yapılan sıralamaların, farklı kriterlere göre sıralama sunan ÖSYM ve URAP verilerine benzer sonuçlar sunması önerilen yöntemin uygulanabilirliğini ve güvenilebilirliğini göstermektedir.

Yiğit Alişan
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Güneş enerji santrali yer seçimi için iki aşamalı bir model önerisi: Tunceli örneği

With the developing industry over the world and in our country, the need for energy is increasing day by day. The importance of renewable energy sources is increasing day by day due to the great damage caused by fossil fuels to the environment. One of the most important of these is solar energy, which has a very high potential in our country. Due to the high cost of panels and the long return period of the solar power plant investment to be made, the location where the solar power plant will be established is of vital importance for the feasibility of the investment. This study aims to develop a two-stage multi-attribute decision-making (MADM) model for a solar power plant for Tunceli. In this context, initially, by searching the literature and taking expert opinions, the factors affecting the location selection were determined as soil structure and ground, fault line, recreation, landslide, slope, solar radiation, elevation, orientation and distance to power substations. These criteria were weighted by the Best-Worst Method (BWM). Although many MADM methods require a comparison matrix that includes all criteria, fewer comparison matrices are needed in BWM. Since the comparisons in BWM are based on the best and the worst criterion, it enables decision makers to make a more reliable pair wise comparison. Secondly, the most suitable location was selected among eight alternative locations (Tunceli Center, Pülümür, Ovacık, Mazgirt, Hozat, Çemişgezek, Nazımiye, Pertek) according to the weighted criteria. In the second stage, five different MADM methods were used. These are TOPSIS, VIKOR, SAW, GRA and ELECTRE. According to the BWM results; while solar radiation factor was the most important factor with a weight value of 0.334, the fault line factor was determined as the least important factor with a weight value of 0.038. According to the location selection results; Pertek district has been determined as the most suitable location with respect to all five methods. This study is expected to provide a useful guide for neighboring regions in solar power plant location selection and location selection problems in other areas.

Quantitative decision making techniquesSite selectionMulti criteria decision making
Yunus Emre Aykaç
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Katı atık düzenli depolama tesislerinde hata türü etkileri analizi yöntemiyle iş sağlığı ve güvenliği açısından risk analizi-Bingöl örneği

Yapılan araştırmalar neticesinde, Dünyada ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğine yeterince önem verilmemesi, çalışanların genelinde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin bulunmaması, uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu, kişisel koruyucu kullanmama, tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği, iş kazaların sebeplerin başında gelmektedir. İşgörenlerin uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu,tecrübesizlik ve eğitim/bilgi eksikliği gibi nedenlerden dolayı iş kazalarının yüksek oranda yaşandığı gözlemlenmiştir. Çalışma bu noktadan hareketle iş yerlerinde karşılaşılabilecek tehlikelerin belirlenerek risk değerlendirmesinin oluşturulması sonucu tehlikelerin kabul edilebilir seviyeye getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal çerçevesini, iş sağlığı ve güvenliğinin genel prosedürlerini Türkiye'deki uygulamalarını konu alan literatür taraması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerleme, Risk Analizi.

Mehmet Sıddık Baki
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Salgın parametrelerinin makine öğrenmesi yöntemleriyle tahmin edilmesi

Tarih boyunca farklı zamanlarda, çeşitli sebeplerle salgın hastalıklar meydana gelmiştir. Salgın hastalıklar can kaybı, sosyal ve ekonomik yapı bozulması gibi türlü sonuçlar doğurabilmektedirler. Bu nedenle, ülkeler salgının etkisini azaltmak için bir takım önlemler alırlar. Salgınla mücadelede alınan önlemlerin, potansiyel maliyetlerini ve faydalarını ölçmek için salgın modelleme yöntemleri ve optimizasyon algoritmaları kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında da günümüzde dünyayı etkisi altına almış olan COVID-19 salgınının modellenmesi ve parametrelerinin tahmin edilmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Çalışmalarda Mısır ve Güney Kore'deki COVID-19 salgınına ait veriler kullanıldı. Deneysel uygulamalarda, ilk önce salgın modelleme yöntemi olarak yaygın bir kullanıma sahip olan SEIR modeli üzerinden, L-BFGS-B, Powell, CG, COBYLA ve SLSQP yöntemleri ile optimizasyonlar gerçekleştirildi. Ardından, hesaplanan R0 değeri, ölüm oranı ve salgın parametreleri arasındaki geçiş oranları gibi değerler kullanılarak tahminler yapıldı. Aynı veri setleri kullanılarak makine öğrenmesi yöntemlerinden LSTM ve DVM yöntemleriyle de tahminler yapıldı. SEIR, LSTM ve DVM yöntemlerinden elde edilen sonuçların hem MAPE metriği kullanılarak tahmin başarıları karşılaştırıldı hem de grafiklerle desteklenerek sonuçları değerlendirildi. Yapılan 24 farklı tahmin sonucunun %79'unun MAPE değeri 10'nun altında çıkmıştır.

Adnan Keçe
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Afet bölgesi yeniden inşa projelerinde sürdürülebilir mimarlık

Bu yüksek lisans tezi, Türkiye gibi yüksek düzeyde deprem riski taşıyan bir ülkede, Afet sonrası yeniden inşa süreçlerinin sürdürülebilir mimarlık ilkeleri doğrultusunda nasıl kurgulanabileceğini çok boyutlu bir yaklaşımla ele almaktadır. Doğal afetler, yalnızca fiziksel yıkıma neden olmakla kalmamakta; aynı zamanda toplumsal bütünlüğü, ekonomik sürekliliği ve çevresel dengeyi tehdit eden krizlere dönüşmektedir. Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, mevcut yapı stokunun yetersizliğini ve uygulanan konut politikalarının sürdürülebilirlik konusunda zayıf kaldığı somut biçimde ortaya koymuştur. Bu durum, afet sonrası yapılaşma süreçlerinin sadece hızlı ve maliyet odaklı çözümlerle değil; aynı zamanda uzun vadeli dayanıklılığı, sosyal uyumu ve çevresel bütünlüğü esas alan sürdürülebilir mimarlık anlayışıyla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin afet sonrası konut üretim süreçlerine entegrasyonunu teorik ve pratik düzeyde incelemek, mevcut uygulamaları analiz etmek ve sürdürülebilirlik temelli alternatif bir yeniden inşa modeli geliştirmektir. Araştırmanın ilk bölümünde sürdürülebilir mimarlığın kavramsal altyapısı oluşturulmuş; çevresel duyarlılık, enerji verimliliği, yerel malzeme kullanımı, iklimle uyumlu tasarım, toplumsal katılım ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi temel unsurlar detaylandırılmıştır. Türkiye'deki mevcut yeniden yapılaşma uygulamaları ise tarihsel gelişim süreciyle birlikte ele alınmış ve TOKİ'nin (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) Kahramanmaraş depremi sonrası gerçekleştirdiği kalıcı konut projeleri vaka çalışması olarak seçilmiştir. Bu projelerin detaylı analizi sonucunda, sürdürülebilir mimarlık ilkelerinin sahada daha az yer aldığı; özellikle kullanıcı ihtiyaçlarının, yerel coğrafi ve kültürel özelliklerin ve iklim koşullarının yeterince dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada, yalnızca ulusal düzeydeki uygulamalarla sınırlı kalınmamış; aynı zamanda Japonya, Yeni Zelanda ve Endonezya gibi ülkelerde afet sonrası sürdürülebilir yeniden yapılaşma konusunda benimsenen başarılı modeller karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu analiz, Türkiye bağlamına uygun, esnek ve yerel temelli çözümler geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Araştırmanın yöntemi; sistematik literatür taraması, doküman incelemesi, karşılaştırmalı analiz ve SWOT (Strengths-Weaknesses-Opportunities-Threats) değerlendirmesi gibi nitel tekniklerden oluşmaktadır. Bu yöntemler aracılığıyla sürdürülebilirlik kriterlerinin mevcut afet sonrası yapılaşma süreçlerine hangi araçlar ve stratejilerle entegre edilebileceği üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunulmuştur. Elde edilen bulgular, teknik yeterliliğin tek başına yeterli olmadığını; sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada politik irade, kurumsal koordinasyon, kullanıcı katılımı ve disiplinlerarası yaklaşımın belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, hem akademik literatüre kuramsal bir katkı sağlamayı hem de Türkiye'deki afet sonrası yapılaşma pratiklerinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede geliştirilen stratejik öneriler, kamu kurumları, yerel yönetimler, planlamacılar, mimarlar ve afet yönetimi uzmanları için yol gösterici nitelikte olup; yeniden inşa süreçlerinin sadece fiziksel barınmayı değil, aynı zamanda yaşam kalitesini, toplumsal dayanıklılığı ve çevresel bütünlüğü gözeten sürdürülebilir bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Doğal afetlerSürdürülebilir mimari
Mehmet Ali İçyeroğlu
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat bahçesi ekosisteminin scamper tekniği ile incelenmesi

Bu araştırma, doğa ile insan arasındaki dengeyi yeniden kurmayı amaçlayan sanat bahçesinin SCAMPER tekniği ile bir ekosistem tasarımı olarak ortaya konulmasını konu edinmektedir. Çalışma, sürdürülebilir, yenilikçi ve girişimci bir ekosistem tasarımını araştırmakta; sanat bahçelerinin yalnızca estetik ve rekreatif alanlar değil, aynı zamanda bilim, kültür ve sosyal etkileşim alanları olarak değerlendirilebileceğini öne sürmektedir. Bu bağlamda, SCAMPER tekniği ile sanat bahçesi tasarımı bir dönüşüm sürecine tabi tutulmuş, her adımda parkların geleneksel işlevlerinden farklı, çok katmanlı bir sistem önerisi sunulmuştur. Çalışmada, 21. yüzyıla uygun bir tasarım modeli olan "21B modeli" geliştirilmiş ve bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi modüller aracılığıyla bireylerin yalnızca kullanıcı değil, aynı zamanda üretici ve düşünce geliştirici bir özne haline gelmesi sağlanmıştır. Çalışmada SCAMPER metodu, sanat bahçesi tasarımına uyarlanarak, her bir adımıyla parkların dönüşüm süreci modellenmiştir. SCAMPER'ın "Yerine koy, birleştir, uyarlama, değiştirme, farklı amaçla kullanma, çıkarma ve yeniden düzenleme" adımları, sürdürülebilir yenilikçi girişimcilik ekosisteminin tasarımında kullanılmış ve kavramsal bir dönüşüm haritası oluşturulmuştur. Bu dönüşüm yaklaşımı kapsamında, 21B sistemi modülleri olan bağ, bahçe, barınak, böğürtlen, bostan ve baharat gibi alanlar, SCAMPER adımlarına karşılık gelecek şekilde yeniden kurgulanmıştır. Örneğin, beton yüzeylerin doğal taş ve geçirgen malzemelerle değiştirilmesi, geleneksel oturma elemanlarının bilgilendirici sergi modüllerine dönüştürülmesi ve kullanıcı rotasının tematik SCAMPER istasyonları ile yönlendirilmesi gibi uygulamalara yer verilmiştir. Uygulama alanı olarak, Tunceli'nin yerel coğrafi, ekolojik ve kültürel verileri esas alınmıştır. Çalışmada yerel flora (ispir meşesi, Ovacık sarımsağı vb.), üretim kültürü ve sosyo-kültürel pratikler değerlendirmeye dâhil edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, Tunceli'ye özgü ekolojik ve kültürel değerleri temel alarak, yerel kalkınmayı destekleyen, doğayla uyumlu, yaratıcı düşünmeyi teşvik eden ve toplumsal etkileşimi artıran bütüncül bir sanat bahçesi modeli önermektedir. Çalışma sonucunda, sanat bahçesinin doğayla bütünleşik ve sürdürülebilir bir yaşam modeli sunabileceği ve bunun gelecekteki mekânsal tasarımlara ilham verebilecek özgün bir çerçeve oluşturduğu ortaya konmuştur.

Ayşenur Baysak
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenme yöntemleri ile Kahramanmaraş ilindeki trafik kazası sonuçlarının analizi ve tahmin edilmesi

Trafik kazaları insan yaralanmaları ve ölümlerinin en büyük nedenlerindendir. Dünya üzerinde her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası WEKA aracında makine öğrenme teknikleri ile analiz edildi. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, kümeleme, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmaktadır. Sınıflandırma yönteminde Naive Bayes, Destek Vektör Makinesi, K En Yakın Komşu, PART, AdaboostM1, J48 ve Rastgele Orman algoritmaları kullanıldı. Kümeleme yönteminde SimpleKMeans ve EM kümeleme algoritmaları kullanıldı. Birliktelik yönteminde Apriori algoritmaları kullanıldı. Sonuç olarak trafik kazalarının tahmininde sınıflandırma algoritmaların performans ölçütlerine bakıldığında karar ağaçlarından J48 algoritması en başarılı sonuçları elde ederken, NB algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.

Birliktelik analiziKümelemeMakine öğrenmesi+2
Hüseyin Bolat
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerin afete hazırlığına yönelik Bayesyen BWM ve VIKOR temelli bütünsel bir model önerisi

Hayatın günlük işleyişine engel olan ve insanların hem sağlıklarını hem de sosyal yaşantılarını tehlikeye atan felaketler karşısında güvenle başvurmak isteyecekleri yerlerdir hastaneler. Oluşabilecek en kötü şartları göz önünde bulundurarak tüm hazırlıklar yapılmalı ve verilecek hizmet aksamadan devam etmelidir. Bu çalışmada, ele alınan altı hastanenin afet sonrası karşılaşılan acil durumlara hazırbulunuşluk düzeyleri incelenmiştir. Öncelikle hastanelerin hizmetlerine sorunsuz devam etmesi için var olması düşünülen 6 ana 34 alt kriter belirlenmiştir. Alanlarında uzman 5 karar vericiyle bu kriterlerin ağırlıkları hesaplanmış ve ülkenin farklı bölgelerinden seçilen 6 hastanenin belirlenen bu kıstasları ne ölçüde sağladığı yöneticileriyle yapılan görüşmelerle öğrenilmiştir. Elde edilen tüm bu veriler Bayesyen BWM, VIKOR ve TOPSIS ÇKKV metotları kullanılarak geliştirilen bir karar modeliyle değerlendirilmiştir. Uzmanlar tarafından ikili kıyas mantığıyla değerlendirilen kriter ve alt kriterlerin ağırlıkları Bayesyen BWM ile hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre "Personel" en önemli kriter olarak belirlenmiştir. Onu çok az bir farkla "Ekipman" takip etmektedir. Bu da personel ve ekipmanın acil durumlarda birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceğinin göstergesidir. Daha sonra Bayesyen BWM ile hesaplanan ağırlık değerleri, hastanelerden alınan verilerle birleştirilerek VIKOR için girdi sağlanmıştır. VIKOR ile elde edilen sonuçlar neticesinde afetlere en hazır hastanenin Hastane-2 olduğu tespit edilmiştir. Bu hastaneye ait VIKOR Q değeri 0,000 olarak elde edilmiştir. Bu hastaneyi Hastane-4 (Q=0,5661) ve Hastane-5 (Q=0,7464) izlemektedir. Kalan sıralama ise Hastane-6, Hastane-3 ve Hastane-1 şeklinde olmuştur. Sonuçların tutarlılığı TOPSIS ile değerlendirilerek kontrol edilmiş ve Hastane-2 yine en hazır hastane olarak öne çıkmıştır. Bu çalışmada Bayesyen BWM'nin kullanılması, uzman grubun görüşlerinin bilgi kaybı olmadan birleştirilmesini ve olasılıksal bakışla kriter ve alt kriter ağırlıklarının daha az ikili karşılaştırma yükü ile belirlenmesini sağlamıştır. Bayesyen BWM'nin literatüre katkısı olan "Kredal Sıralama" ile her bir kriter arasındaki hiyerarşinin yorumlanması daha hassas bir şekilde yapılmıştır.

Afet hazırlığıTOPSISVIKOR yöntemi
Halit Serdar Saner
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Acil toplanma noktalarının önceliklendirilmesine yönelik aralıklı tip-2 bulanık küme tabanlı bir yaklaşım: Muş ili uygulaması

Her yıl 400'den fazla etki düzeyi yüksek doğal afet küresel nüfusu etkilemektedir. Ülkemizde de tarihi boyunca da pek çok sayıda afet yaşanmıştır. Ülkemizde en çok karşılaşılan ve en çok zarara sebebiyet veren afet türü depremdir. Bu tez kapsamında, özellikle deprem yaşandıktan sonra altın zamanlar olarak adlandırılan ilk 72 saat sürecinde afetten henüz etkilenmemiş veya az zarar ile etkilenmiş vatandaşların barınmalarını ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için afet yönetim sistemi kapsamında planlanmasının yapılması gereken acil toplanma alanları yer seçim kriterleri ve acil toplanma noktalarının önceliklendirmesi incelenmiştir. Öncelikle acil toplanma noktaları yer seçimi kriterleri kapsamında 5 ana kriter ve 13 alt kriter belirlenmiştir. Ana kriterler arazinin tercih edilebilirliği, elektrik altyapısı, sıhhi tesisat sistemi, güvenlik ve emniyet ve yakınlık olarak belirlenmiştir. Alanında uzman 20 farklı karar verici ile acil toplanma noktaları yer seçimi kriterlerinin ağırlıkları hesaplanmıştır. Bu aşamada literatürde En iyi-En kötü yaklaşımı kullanılarak her bir ana kriter ve alt kriterin ağırlıkları hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre Arazinin tercih edilebilirliği en önemli ana kriter olarak belirlenirken, Toprak kaymaları, su baskını, vb. ise önemli alt kriter olarak belirlenmiştir. Sonraki aşamada Muş ili için 16 acil toplanma noktası belirlenen kriterlere göre aralıklı tip-2 bulanık küme tabanlı TOPSIS yaklaşımı kullanılarak önceliklendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ATN-2 (Zafer 1-2 (Millet Bahçesi ve Parkı)) ve ATN-12 (15 Temmuz Parkı) en yüksek iki yakınlık katsayısına sahip acil toplanma noktaları olarak belirlenmiştir. Sonuçların tutarlılığı klasik TOPSIS ve MARCOS yaklaşımlarının sonuçları ile değerlendirilmiştir. Önerilen yaklaşımda aralıklı tip-2 bulanık kümeler kullanıldığından dolayı belirsizlik daha doğru dikkate alınmış ve daha doğru sonuçlar üretilmiştir.

Taner Yiğit
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 perspektifinde dijital dönüşüm olgunluk modelleri: imalat işletmeleri örneği

İnsanlık tarihinin ilk devrimi olan tarım devriminden Endüstri 4.0 devrimine kadar tüm devrimler, toplumların kalkınmasında önemli katma değerler yaratmaktadır. Endüstri 4.0, genel olarak insanlar ve makineler arasındaki iletişim olarak tanımlanmakla birlikte, dijitalleşme, büyük veri, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve otomasyon anahtar kelimeleriyle birlikte anılmaktadır. Günümüz dünyasında teknolojik olarak yaşanan yenilikler ve değişim rüzgarları, hayatın her alanında özellikle de sanayi kuruluşlarında dijitalleşme ve süreklilik bağlamında dönüşüm anlayışları ortaya çıkartarak bu süreç içerisinde tutunmaya çalışan küçük, orta ve büyük ölçekli kuruluşlar için bir zorunluluğa dönüşmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, dijital dönüşümü şekillendiren temel teknolojileri, bu teknolojilerin imalat sanayine etkilerini ve dijital dönüşüm olgunluk modeli ile karar verme yaklaşımının imalat sanayindeki uygulamalarını ortaya koymaktır. Çalışmanın sonuçları, imalat sektöründe dijital olgunluk değerlendirme aracı geliştirmek adına yol haritası sunmaktadır. Olgunluk modellerinin Endüstri 4.0 kapsamında ele alınması, işletmelerin bu metodolojileri kültürlerine entegre etmelerine yardımcı olmaktadır.

Mehmet Cemal Deniz
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bulunan kamu web sitelerinin kullanılabilirlik yönünden standartlara ve rehberlere göre değerlendirilmesi

İletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı günümüzde özellikle bilgi edinme hakkını göz önünde bulundurarak kamu kurum web sitelerinin kullanılabilirliği ve bu standartlara uygun olarak web sitesi içeriklerinin düzenlendiğinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışma gelişen teknoloji içerisinde kullanıcıların web sitesini yoğun olarak kullanması sonucunda, yaşadıkları kullanıcı deneyimlerinin seviyesini ölçmeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında erişilebilirlik değerlendirme yöntemi olan manuel değerlendirme ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi "Kamu Web siteleri" kapsamında belirlenmiştir. "Kamu İnternet Siteleri Rehberi (KAMİS)"'e göre erişilebilirlik ve kullanılabilirlikleri değerlendirme yöntemi En İyi En Kötü Yöntem (Best Worst Method), Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve TOPSIS yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre Kamu Web siteleri görünürlük açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin sonucunca en başarılı alternatifin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Resmî Web Sitesi (aile.gov.tr) olduğu sonucuna varılmıştır. BWM ile belirlenen kriter ağırlıkları TOPSIS yöntemi ile değerlendirildiğinde, Sağlık Bakanlığı (saglik.gov.tr) ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (uab.gov.tr) web siteleri öne çıkmış, AHP kriter ağırlıkları TOPSIS değerlendirilmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (csgb.gov.tr) ve Millî Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr) sitelerinin sıralamada üst sıralarda yer aldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca karşılaştırılmalı çalışma kapsamında web siteleri değerlendirilmesi yapay zekâ modeli Chat GPT'ye yaptırılmış, ilgili modelin değerlendirmesinin TOPSIS sonuçları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. İlgili sonuçlarda BWM ve AHP yöntemlerinde kurumsal web sitelerinin ideale yakınlık sıralamalarında değişiklikler olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda bazı web sitelerinin her iki yöntemde de üst sıralarda yer alarak öne çıktığı, bazılarının ise daha alt sıralarda yer aldığı belirlenmiştir.

AHPKullanılabilirlikİyi-en kötü yöntemi (BWM)
Yusuf Uçar
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tek ve çift yönlü güneş panellerinin ve güneş enerji santrallerinin karşılaştırılmalı incelemesi

Dünya nüfusu hızla artmaktadır. Artan dünya nüfusunun gerek gıda olsun gerekse barınma faaliyetlerinden olan ısınma, iklimlendirme ve aydınlanma gibi temel ihtiyaçlarda gün geçtikçe hızla artmaktadır. Günümüzde bu enerji ihtiyaçlarının büyük bir bölümü fosil tabanlı yakıtlardan sağlanmaktadır. Mevcut enerji talebinin karşılanması ve fosil kaynakların yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması artık kaçınılmaz olmuştur.Fosil tabanlı kaynakların çevreye vermiş olduğu zararları minimum seviyeye indirmek için bu sistemler yerine çevreye daha az zararlı ve düşük maliyetli sistemlerden olan hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına olanak sağlayan sistemler ve enerji üretim yolları seçilmelidir. Gerek bireysel ve gerekse endüstriyel enerji üretimine uygun olan fotovoltaik panel sistemleri bunların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasında aktif olarak çalışmakta olan iki güneş enerji santrallerinde alınan bilgiler doğrultusunda proje değerlendirme yöntemlerinde net bugünkü değer yöntemi ve karlılık endeksi yöntemi ile projeler değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucunda % 20 iskonto ile net bugünkü değer yöntemi kullanılarak çift yönlü paneller ile kurulumu gerçekleştirilen GES'in beşinci yılında sonunda proje maliyetinin tamamına yaklaştığı belirlenmiş, tek yönlü panelde ise bu süre altıncı geçtiği belirlenmiştir. Karlılık endeksi yöntemi de net bu günkü değer yöntemini doğrulamaktadır. Sonuç olarak güneş enerji paneli uygulamalarında tek yönlü panellerin maliyetleri çift yönlü panellere nazaran daha düşük olmasına karşın, çift yönlü panellerin enerji üretme kapasitesi yüksek olması nedeniyle tek yönlü panellere nazaran daha kısa zamanda maliyetleri karşılamaktadır.

Fotovoltaik enerjiGüneş enerjisi santraliGüneş paneli+2
Talha Yücel
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 salgınının tüketici satın alma davranışı üzerine etkisinin incelenmesi: Perakende sektöründe bir uygulama

Covid-19 pandemisi genel olarak hayvan kaynaklı olduğu bilinen koronavirüsü grubunun mutasyon geçirerek ölümcül/bulaşıcı hal alması olarak ifade edilmektedir. 21. Yüzyılda bu koronavirüs ailesinin farklı mutasyonları sonucu MERS-CoV ve SARS-CoV gibi vakaları bilinmektedir. Mevcut çalışmanın ana amacı yerel bir marketten COVİD-19 pandemisi öncesi ve sonrası 16 günlük farklı ürün gruplarında müşteri memnuniyetin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu nedenle Covid-19 vakası öncesi ve sonrası 16 günlük ürün gruplarının toplam dağılımı müşteri başına kg/adet bazında değerlendirilmesi tek yönlü varyans analizi kullanılmış ve güven aralığı %95 olarak alınmıştır. Covid 19 vakası ilan edildikten sonra müşteri 16 gün önce toplam müşteri sayısı 70360 adet iken vakanın duyurulduğu tarih itibari ile 16 günlük toplam müşteri sayısı toplam 34507 adet olarak tespit edilmiştir. Özellikle farklı ürün grupları için pandemi sonrası genel dağılım azaldığı belirlense de genellikle pandemi duyurulmasından sonra kişi başına düşen kg/adet bazında ciddi artışlar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca pandemi öncesi ve sonrası tüm ürün grupları için hem toplamda hem kişi başına kg/adet bazında istatistiksel olarak farklı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak farklı ürün grupları için müşteri talebi Covid 19 pandemisine bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir.

COVID 19Müşteri davranışıPandemiler+1
Serap Sabancı
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2022
10