
80
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İçmimarlıkta bir tasarım öğesi olarak tekstil ürünleri ve seçim ölçütleri
Tekstil ürünleri iç mekanın niteliğini etkileyen önemli tasarım öğeleridir. İç mekan tekstil ürünleri; mobilyalarda kullanılan döşemelik kumaşları, pencere çözümlemesi olarak kullanılan perdeleri, zeminde kullanılan halı ve kilimleri kapsamaktadır. Bu çalışma; iç mekan ile ilgili temel kavramları, genel tekstil bilgilerini, iç mekan tekstil ürünlerini, bu tekstil ürünlerinin temizlik ve bakımlarına ait ayrıntıları ve iç mekanda bu ürünlerin seçim ölçütlerini içermektedir. Çalışma, tekstil ürünlerinin içmimarlık disiplininde mekanın niteliğini, işlevini ve kullanıcı rahatlığını önemli derecede etkileyen bir öğe olması, bu konuda yeteri kadar Türkçe kaynak bulunmaması bakımından önemlidir. Çalışmanın sonucunda iç mekan tekstil ürünlerinin mekan- kullanıcı-işlev kurgusu kapsamında mekana ait önemli bir tasarım öğesi olduğu ve bu ürünlerin iç mekan tasarımındaki seçim ölçütlerinin neler olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İç mekan, tekstil ürünleri, seçim ölçütleri, mekan tasarımı.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında içmimarın hakları ve eserinin korunması
Geçmi te insanoğlunun, gereksinimlerini kar ılamak üzere yaratmı olduğu mekan kavramı bugün de varlığını devam ettirmektedir Çünkü ki i kendisini güvende ve rahat hissetme gereksinimi duymaktadır Bunu da sınırları belli, etrafı kabukla çevrelenmi mekanlarla çözümlemektedir Zamanın ilerlemesi mekan kavramının çok daha farklı ele alınmaya ba lamasına neden olmu tur. İnsanların gereksinim, istek ve beğenilerine en doğru ekilde ceva verebilmek için içmimarlık mesleği ortaya çıkmı ve geli me göstermi tir Bu tez kapsamında içmimarlık mesleği ve mesleği icra eden ki i olan içmimarın tanımları ya ılarak, tasarım sürecinin nasıl bir yol izlediği incelenerek, içmimarlıkta son ürün "eser" kavramı üzerinde durulacaktır Sonrasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ka samında eser sahibinin hakları ve eserlerinin korunması açıklanacaktır Eser ve eser sahibi haklarından yola çıkarak çalı manın merkezinde yer alan içmimarın ve eserinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ka samında hakları ve korunması anlatılarak bir sonuca ula ılmaya çalı ılacaktır Böylece içmimarın ve eserinin hakları ve korunmasının ne kadar önemli olduğunun farkına varılmasına olanak sağlamaktadır Anahtar Kelimleler : İçmimar, İçmimarlık, Son Ürün, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, İçmimar ve Eser Hakları
Apartman girişlerinin konut-kullanıcı etkileşiminde değerlendirilmesi ve Eskişehir Bahçelievler örneği
Tarihi süreçte konut; insanla birlikte ve insanın gereksinmeleri doğrultusunda şekillenerek evrilmektedir. Bir yerleşim bölgesinde konutlar, duvarlarla dış dünyadan ayrılıp kendi bütünlüklerini oluştururken; giriş mekanıyla dış dünyaya bağlanıp daha üst bir bütünün parçaları haline gelmektedir. Bu noktada, insanın gereksinmeleri doğrultusunda şekillenen ve bütünün parçası olarak varolan konutun giriş mekanı; gereksinimlerin karşılanması ve bütünle ilişki kurulması sürecinde önem kazanmaktadır. Konut-kullanıcı etkileşiminde insan gereksinmelerinin mekan tasarımı yoluyla karşılanmasının önemi üzerine vurgu getirmek amacıyla oluşturulan bu araştırmada, Eskişehir Bahçelievler Bölgesinde bulunan tek katlı bahçeli konutların ve apartmanların giriş mekanları değerlendirilmektedir. Birinci bölümde, giriş mekanı kavramı, anlamı ve tarihi süreçte gelişimi; ikinci bölümde bir konut türü olarak apartmanın giriş mekanının ilk örnekleri; üçüncü bölümde konutta giriş mekanı tasarımını etkileyen faktörler ve bu faktörlerden kullanıcı olarak insanın gereksinmeleri incelenerek kavramsal bir temel oluşturulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise Eskişehir Bahçelievler Bölgesinde yapılan alan çalışması oluşturulan kavramsal temel üzerinden değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: giriş mekanı, konut, apartman, Maslow, insan gereksinmeler
Restorasyon sürecinde yerin ruhu kavramı ve iç mimarlık ilişkisi üzerine bir değerlendirme - Eskişehir Kurşunlu Külliyesi Kervansarayı
Tarihi yapılar, yapıldığı dönemin bilimsel, sanatsal, teknolojik ve toplumsal mesajlarını günümüze iletebilen, geçmişin birer tanığıdır. Bu durumu yaratan ve onların özgün kimliğini açığa çıkaran güç, tarihi yapının "Yer"le kurduğu bağdan kaynaklıdır. Bu bağ restorasyon süreçlerinde, "Yerin Ruhu" nun korunması şeklinde ifade edilmekte ve günümüzde bu bakış açısının eksikliğiyle yapılan restorasyonlarda tarihi yapının vermek istediği mesaj yitirilmektedir. İç mimarlığın yerin ruhu kavramını bilerek, mekansal ilişkileri daha küçük ölçekte ve detay hakimiyeti katarak sorgulayan ve bugünkü çağdaş gereksinimleri öngörebilen yapısı sayesinde restorasyonda yerin ruhunun korunmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu amaçla; bu tez çalışması, birinci bölümünde iç mimarlık mesleği ve tarihi çevre koruma ilişkisini, ikinci bölümünde yerin ruhu kavramı ve yerin ruhunun korunmasında öne çıktığı düşünülen belli başlı kuramsal yaklaşımları, üçüncü bölümünde ise bu yaklaşımların yol göstericiliğinde Eskişehir Kurşunlu Külliyesi Kervansarayı restorasyonunu değerlendirmektedir. Tezin sonuç bölümü, örneklem alanı üzerinden değerlendirmelerle, iç mimarlığın restorasyon süreçlerinin neresinde yer aldığını ve restorasyonda yerin ruhunun korunmasına nasıl katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İç mimarlık, Restorasyon, Yer, Yerin Ruhu, Genius Loci, Eskişehir, Kurşunlu Külliyesi,Kervansaray
Varlık olarak mobilya ve endüstri devriminin mobilya üzerine etkileri
Varlığın ne olduğuna ilişkin soru felsefenin en eski problemlerinden biridir. Bu çalışma da en temelde varlık olarak mobilyayı sorgulamaktadır. Mobilyanın bir varlık olarak ele alınmasında çalışmanın ilk aşaması olarak mobilya için yapılmış tanımlara değinilmektedir. Devamında Aristoteles ve Heidegger'in varlık felsefelerinin temelleri aktarılarak mobilyayı varlık yapan unsurların neler olduğu ortaya koyulmaya çalışılmaktadır. Birinci bölümde elde edilen veriler doğrultusunda ikinci bölümden itibaren Endüstri Devrimi öncesinde Aristoteles'in varlık felsefesi ekseninde mobilya değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Endüstri Devrimine, bu devrimin toplum yapısında ve üretim biçimlerinde ne gibi değişimlere yol açtığına yer verilmektedir. Endüstri devriminin üretim ve tasarım alanlarında sebep olduğu değişimlerin mobilyaya yansımaları Heidegger'in varlık felsefesi ekseninde incelenmektedir. Sonuç bölümünde ise Aristoteles ve Heidegger'in varlık felsefeleri bir arada ele alınarak bir varlık olarak mobilya tanımlanmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mobilya, mobilya tasarımı, endüstri devrimi, varlık felsefesi, Aristoteles, Heidegger
İç mekanda kavram verilerini kullanma yöntemleri üzerine analitik bir inceleme
Bu tez çalışmasında iç mekan tasarımında kullanılan kavramlar ile bu kavramların gelişim sürecinde hangi aşamalardan geçtiği incelenmiştir. Kavramların, içmimarlar için önemini belirtmeden önce; iç mekan tasarımında sıklıkla karşımıza çıkan terimlerin anlamsal ve işlevsel farkının üzerinde durulmuştur. Ortaya çıkan karmaşanın çözümüne katkı sağladıktan sonra; tasarımda kavramların, yaratıcılıkla olan ilişkisi açıklanmıştır. Tasarımcının soruna yaklaşımı, kavramların düşünülme biçimine göre değişmektedir. İç mekan tasarım sürecinde varolan kavram verilerinin kaynağının incelendiği bölümde sadece içmimara ve kullanıcıya bağlı verilerin kaynağı incelenmiştir. Ortaya çıkan kavrama ait verilerin, içmimarın belleğinde geçirdiği süreci ile nasıl dışsallaştığı, literatür taramasına bağlı kalınarak gözlemlenmiştir. Birbirinden bağımsız olmayan bu zihinsel ve fiziksel süreç, farklı yaklaşımlarla iç mekanda biçimlenmektedir. Tasarımcıdan tasarımcıya değişen bu yaklaşımlar, iç mekan tasarımında sürecin ve sonucun göstergeleri olmakla birlikte, kullanıcı bu sürece daha çok dahil edilmektedir. İç mekanın kavramlaştırılması, fiziksel oluşumdan bağımsız; daha çok sözel ve görsel anlatımlarla gerçekleşir. Kavramlaştırma işlemini gerçekleştiren tasarımcı, bu süreçte kullanıcı ile sözel iletişime geçer. Arada geçen iletişimin boyutu sadece sözel olmamakla beraber, görsel anlatımlar de tasarım sorununa yaklaşımda belirleyicidir. Eskizler, maketler kavramlaştırmada görsel iletişimin gerçekleştiği evrelerdir. Sonsuz sayıda verilerin arasından, içmimar ve kullanıcıya bağlı belirgin kavramların seçimi, iç mekanın daha anlaşılır olmasını sağlayabilir. Mekanın kimliği, aynı zamanda kullanıcının profili olmakla beraber içmimarın dünya görüşü de olabilmektedir. Kavramlaştırma sürecinde; tasarımcı, farklı düşünme biçimlerine yer verir. Bu durum, tasarımcının kendi üslup yaklaşımın oluşmasına ve diğer tasarımlar arasından kolayca farkına varılmasına fırsat verebilir. Anahtar Kelimeler : İçmimarlık, İç mekan, Kavramlaştırma, Yaratıcılık , Soyutlama
Değişen sahne olgusu ve mekan tasarımına etkileri
Sahne mekânı, sahneleme olgusunun değişimi ile birlikte başlangıcından bugüne kadar çok çeşitli gelişim evrelerinden geçmiştir. Yirminci yüzyıla kadar bu gelişim ve değişim, tiyatro özelinde ve oyun metni çerçevesinde devam etmiştir. Atmosfer yaratmak ve mekânın değişimini sağlamak amaçlı dekor çözümlerinin gelişimi de sahneleme olgusuna bakışı değiştirmeye başlamış, sahne atmosferini yaratmada kullanılan öğelerin çeşitlenmesi, sabit-değişen öğeler arasında bütüncül bir tasarım yaklaşımın aranmasını zorunlu kılmıştır. Yirminci yüzyıl ile birlikte yaşanan gelişmeler bireyin yaşam algısını değiştirmiş, insana insanı, insan ile anlatan performans sahnelemeleri ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak mekân algısı değişmiş ve sahneye koyulan performansların çeşitliliğinin artması, sahne tasarımında da yeni arayışların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Seyirciyle oyuncuyu yakınlaştırma arayışları, performans mekânını deneysel çalışmalar için birer laboratuvara dönüştürürken, mevcut veya yeni olası mekânlar, bu konuda denemeler yapmaya yönelik olarak kurgulanmıştır. Sahne ve mekânı, kullanıcılar tarafından deneyimlenmeye yönelik gerçekleştirilen her bir yeni denemeden ve de önceki deneyimlerden ilham almış, mekânsal yaratılar olarak yeni ve yeniden ortaya çıkartılmıştır. Bu bağlamda, sahneleme yönelişleri ile paralel olarak ilerleyen performans mekânındaki biçim arayışları, günümüzde de devam ederken, farklı performansların gerçekleşmesine imkân sağlayacak esneklikte sahne tasarımlarına olan ihtiyaç da artmıştır. Peter Brook tarafından dile getirilen "Her Yer Sahne" söylemi bu bağlamda performans mekânı ve de sahne tasarımı için çıkış oluşturacak önemli bir yaklaşım önermektedir. Sonuç olarak, çeşitlenen ve değişen performansları sahneleme arayışları, performans mekânlarına ilişkin katı biçim arayışlarını ortadan kaldırarak, mekânın farklılaşmasına ya da farklı şekillerdeki mekân tanımlarına açık olabilen esnek düşünce ve uygulamalara olanak tanır hale getirmiştir. Bu çerçevede ele alınan çalışma, başlangıcından günümüze sahnenin geçirdiği evrimi, sahneleme ve mekân tasarımı açısından değerlendirerek, deneyime dayalı çağdaş sahne mekânının yaratılmasına ilişkin tasarım girdilerini, disiplinler arası bir ele alışla sorgulayarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Sahne Olgusu, Performans-Sahne İlişkisi, Esnek Sahne Tasarımı ve İnteraktif Sahne, Mekânsal Deneyim, İç Mekân Tasarımı.
İlkokul mekanlarının çocuk gelişimi ve mekan algısına etkilerinin değerlendirmesi
Çocuk, fiziksel olarak ilk kez eğitim gereksinimi için yuvasından ayrılır. Okul öncesi eğitimi ülkemizde zorunlu olmaması nedeniyle çocukların önemli bir bölümü bu fiziksel ayrılmayı ilköğretim eğitimine başlarken yaşar. Etkileşime girdikleri bu yeni çevre, çocukların gelişim süreçlerinde önemli karşılıklar bulur. Çocuğun yaşadığı bu deneyim, yalnızca okul binalarını değil, okulun bahçesini, yakın çevreyi ve çocuğun okula yaklaşım güzergahını kapsar. Çalışmada öncelikle çocuk gelişim süreçleri incelenerek, mekan tasarımcısı gözüyle, kullanıcı olarak çocuğu yakından tanımak amaçlanmıştır. İlköğretim eğitiminde kullanılan yenilikçi eğitim-öğretim yaklaşımları araştırılmış, bunların çocuk-mekan-mobilya ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın kavramsal alt yapısını çevre psikolojisi ve çocuğun mekan algısı oluşturur. Çocukların mekan algısını gözlemlemek ve değerlendirmek amacıyla sınıf içinde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada; tezde belirtilen ölçütlere göre Eskişehir'de seçilmiş olan dört farklı ilkokulda, ikinci ve üçüncü sınıf düzeyindeki çocuklardan okullarını resimler yoluyla anlatmaları istenmiştir. Çocukların resimleri üzerinden yapılan çalışma, ilkokul mekanlarının, onların algı süreçlerindeki karşılıklarını değerlendirmeyi amaçlar. Sonuç olarak ilkokul mekanlarının, çocuğun gelişiminde ve tüm yaşamında kalıcı etkileri olduğu vurgulanmış, tasarımcıların ve bu alanda çalışan kişilerin konu üzerine farkındalığını arttırmak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul Mekanları, İlkokul Çevreleri, Çocuk ve Okul, Çocuğun Mekan Algısı, Çocuk Gelişimi ve Okul, Mekan Psikolojisi, Çevresel Psikoloji.
Konutlarda yıkanma hacimlerinin yeri ve biçimlenişi, Gaziantep örneği
Bu çalışmada, konutlarda yıkanma hacimlerinin yeri, biçimlenişi ve biçimlenişi etkileyen faktörler incelenmiştir. Gaziantep ve çevresinde, dünyada bilinen en erken tarihli yıkanma mekanlarının olması ve bugüne kadar konuyla İlgili bilimsel çalışma yapılmaması sebebi ile çalışma kapsamı bu bölgeden belirlenmiştir. Gaziantep'te tarihsel süreç içinde yaşamış uygarlıklarda yıkanma hacimleri, konut yıkanma mekanları ve donatılan ele alınmıştır. Geleneksel Gaziantep Evleri'ndeki yıkanma mekanları incelenmiş, yapılan tespit ve analiz çalışmaları bulguları ile günümüz ihtiyaçları doğrultusunda görülen değişimler belirlenmiştir. Ayrıca, günümüz Gaziantep konutlarında kullanıcı yıkanma alışkanlıkları, kullanılan donatı elemanları tür ve boyutları, yıkanma hacimleri ile ilgili kullanıcı memnuniyeti, beklentileri ve istekleri anket çalışmaları ile belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda yıkanma hacimlerinin biçimlendirilmesini etkileyen tasarım kriterleri saptanmış ve mekan tasarımına veri oluşturacak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yıkanma, Yıkanma Hacimleri, Banyo, Gaziantep Evleri, Gaziantep
Konut mobilyasının gelişimi üzerine bir inceleme, Gaziantep örneği
Bu çalışmada, konutlarda yatma, dinlenme, yemek yeme mekanı ve bu mekan donatılarının biçimlenişi ve biçimlenişini etkileyen faktörler incelenmiştir. Geleneksel Gaziantep Evleri iç mekanları, konut tipleri, plan özellikleri ve oda kullanımına bağlı olarak belirginleşen özellikleri ile incelenmiştir. İç mekanlar içerisinde yatma, dinlenme, yemek yeme mekanı ve bu mekan donatıları incelenmiş, yapılan tespit ve analiz çalışmaları değerlendirilmiştir. Farklı gelir gruplarının mekan ve donatı elemanlarını nasıl kullandıkları ele alınmıştır. Ayrıca günümüz Gaziantep konutlarında yatma, dinlenme, yemek yeme mekan donatıları ile ilgili farklı gelir gruplarının donatı seçimi ve kullanımını etkileyen faktörler ele alınmıştır. Kullanıcıların memnuniyet, beklenti ve istekleri anket çalışmaları ile belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda yatma, dinlenme, yemek yeme mekan donatılarının biçimlenmesini etkileyen tasarım kriterleri saptanmış ve mekan tasarımına veri olacak öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Gaziantep Evleri, Konut Mobilyası, Yatma, Dinlenme, Yemek Yeme Mekan Donatıları
Ofis mobilyaları ve ofis mobilyalarının tasarımını etkileyen ergonomi faktörünün incelenmesi, Adana'da bir banka örneği
Bu çalışmada, bankaların tanımı, tarihsel gelişimi, banka mobilyalarının tanımı, tarihsel gelişimi ile ergonominin tanımı, tarihi, insan-araç ve insan-mobilya sistemi içerisindeki ergonomi faktörü ele alınmıştır. Bankalarda çalışanların verimliliğini etkileyen mobilyaların ve araçların ergonomik olarak nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Çalışmanın uygulamasına örnek olarak Adana'da yer alan Halkbank Adana Ticari Şube binası seçilmiştir. Bankanın iç mekân bölümleri ve bankada kullanılan mobilyalarının ergonomik olup olmadığı incelenmiştir. Bankada çalışanlar ve mobilyaların kullanımı hakkında anket çalışması yapılmıştır. Bu anket sonuçları değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, banka mobilyalarının tasarımını etkileyen ergonomi faktörü kriterleri doğrultusunda ergonomik mobilya tasarımına veri olacak öneriler sunulmuştur.
Islak mekân tasarımının ve bu tasarımda kullanılan donatı elamanlarının yaşam tarzı ve davranış biçimi bakımından incelenmesi, Adana örneği
Bu çalışmada, ıslak mekânların ve kullanılan donatı elemanlarının tanımı, tarihsel gelişimi, ıslak mekânda insan-ıslak mekân, insan-donatı elemanları arasındaki biçimlenişi, ergonomi faktörü, konut tipleri, plan özellikleri, yaşam tarzı ve davranış biçimine bağlı olarak ele alındı.Örnek olarak Adana'da farklı gelir grupları ve yaşam tarzlarına sahip olan kullanıcıların mekân ve donatı elemanlarını nasıl kullandıkları, ıslak mekân içerisinde yıkanma, boşaltım, kişisel bakım eylemi, memnuniyet, beklenti ve istekleri, kullanılan donatı elemanlarının ergonomisi anket ve saha çalışmaları ile belirlenerek değerlendirildiÇalışmanın sonucunda ıslak mekân ve ıslak mekân donatılarının biçimlenişini etkileyen tasarım ve ergonomi faktörleri saptanarak mekân tasarımına veri olacak öneriler sunuldu.
Mücevher mağazalarında ürün sergileme ve iç mekan tasarım sorunları üzerine bir inceleme, Çukurova Bölgesi örneği
Mücevher Sektörü ülkemizin hızla gelişmekte olan bir sektörüdür. Mücevher ürünleri diğer sektör ürünlerine göre daha çeşitlilik göstermektedir. Nüfus artışı, zevklerin ve moda tasarımlarının sürekli değişmesi, artan talep, tüketicilerin farklı beğenilere sahip olması pazarın sürekli değişim içinde olmasına neden olmakta, ve pazarlama faaliyetlerinde işletmelerin birbirleriyle yarışmaları kaçınılmaz hale gelmektedir. Bir ürünün güzelliği, kalitesi ve fiyatı yanında satış yapılan mağazanın konforu, görüntüsü de çok önem kazanmaktadır. Müşteriyi daha çok çekebilmek için mağaza dışı düzenlemeye ve mağaza içi yerleşime ve ürünlerin dikkat çekici bir şekilde sergilenmesine büyük önem verilmektedir. Bu çalışmada mücevher mağazalarının ürün sergileme sistemleri ve iç mekan biçimlenmelerindeki sorunlar araştırılmıştır
İç mimarlık eğitiminde bilişim sistemlerinin kullanımı ve tasarım sürecinde uzaktan eğitim
Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojileri her alanda olduğu gibi eğitim alanında da kullanılmaktadır. Mevcut tasarım eğitimi de bu teknolojilerden yararlanmakta, geleneksel stüdyo uygulamalarının yanı sıra tasarım eğitiminde yeni denemeler de gerçekleştirilmektedir.Uzaktan Eğitimin tasarım sürecinde kullanıldığı bu denemelerde, farklı disiplinlerden tasarımcıların zaman ve mekandan bağımsız olarak ortak bir tasarım problemi üzerinde çalışma yapabilmesi ve işbirliği kavramının geliştirilmesi, eğitimde kalitenin yükseltilmesi adına başarılı sonuçlar vermektedir.Bu çalışmada, İç Mimarlık eğitimi sürecinde interaktif paylaşımın sağlanarak tasarımcılar arasında bilgi aktarımının hızlandırılması, bilginin disiplinler arası tasarımcılar tarafından paylaşılarak tasarım verimliliğinin arttırılması hedeflenmektedir.İç Mimarlık Eğitim programı için geliştirilmeye açık üç farklı model planlanmış ve uygulanmak üzere önerilmiştir.
Hastane yatan hasta katlarının iç mekan analizi: Adana örneği
Artan hastalıklar, nüfus artışları ve gelişen teknolojiye bağlı olarak son yıllarda hastane yapılarının sayısında artış görülmektedir. Araştırmalarım sonucunda, tarihsel süreçler incelendiğinde insanlar ilkel ortamlarda ve ilkel şartlarda tedavi görürken, süreç ilerledikçe insanlar koğuş tipi (çok yataklı) mekanlarda tedavi görmeye başlamışlardır.Hastanelerin hasta katlarının mekan analizi, Adana örneği konulu araştırmamda Dünya Sağlık Standartları (AIA/HHS) ve Türkiye Sağlık Bakanlığı 2010 yılı sağlık standartları incelenerek, hasta katlarında bulunması gereken birimler ve bu birimlerde olması gereken standartlar tespit edilmiştir.Adana da bulunan hastanelerden Acıbadem Hastanesi, Metropark Hastanesi, Güney Toros Hastanesi, Başkent Hastanesi, Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Aşkım Tüfekçi Çukurova Devlet Hastanesi olmak üzere 6 hastanenin hasta katları üzerinde araştırma yapılmıştır. Hastanelerin hasta kat planları incelenmiş, kat içinde bulunan birimler saptanmış, hasta katları, aydınlatma, iklimlendirme, akustik yalıtım, malzeme?renk ve doku analizi yapılmıştır. Hastanelerin hasta katlarında bulunan mekanlar saptanarak bu mekanların tespit edilen sağlık standartlarına uygunluğu, renk, malzeme, aydınlatma, iklimlendirme, işlevsellik, mekan çözümleri, mekan boyutları, mobilya donatıları analiz edilmiştir. 6 hastanede yapılan incelemeler sonucunda 39 yıl önce hizmete alınan Aşkım Tüfekçi Çukurova Devlet Hastanesi incelenen hastaneler arasında kuruluş yılı, yapısı, kat planı çözümü ve tasarımı bakımından günümüzün şartlarına uyum sağlayamadığı tespit edilmiştir. Aşkım Tüfekçi Çukurova Devlet Hastanesini günümüzün şartlarına uygun hale getirebilmek için Çukurova Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümünde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucu hastahanenin acil kısmı ve hasta yatak katlarının günümüz yüksek teknolojisine ve sağlık örgütü standartlarına uygun, modern çizgilere sahip, renk ve mekan tasarımı bakımından hastaları rahatlatacak, fonksiyonel 18 değişik iç mekan tasarımı geliştirilmiştir.Türkiye'nin önemli sağlık turizm merkezlerinden biri olmaya aday Adana'da ihtisas hastane sayısının giderek artmakta olduğu ve işletmeye açılan yeni hastanelerin iç mekanlarında işlevsel mekan çözümleri, modern mekanlar, özel aydınlatma sistemleri, hijyen gerektiren malzemeler, akustik yalıtım gerektiren çözümler, akıllı iklimlendirme ve hasta kontrol sistemleri, hastayı psikolojik olarak rahatlatacak renkler ve iç mekan tasarımlarının yapıldığı saptanmıştır.1990 öncesi yapılan hastanelerin de modernize edilerek yeni teknolojiler ile donatılıp günümüzün gereksinimlerine cevap verebilecek düzeye ekonomik olarak nasıl getirilebileceği örneklerle anlatılmıştır.Anahtar Kelimeler : Hastane, hasta katları, hasta odaları, Hasta katlarının İç mekan Tasarımları, Hastane hasta katlarının tasarım standartları.
Hazır ofislerin iç mekan tasarım yaklaşımları
Hazır ofisler, farklılaştırılmış ofis mekanlarının, sanal ofis sistemleri ve personel hizmetleri ile birlikte belirli süreler için paketler halinde farklı kullanıcılara kiralandığı çalışma mekanlarıdır.Türkiye'de son yıllarda yaygın bir sektör haline gelen hazır ofisler, belirli süreler için kullanıcılarına prestijli iş adresleri sağlamakta; kişilere ve kurumlara farklı yerleşim bölgelerinde faklı iş merkezleri açma olanağını ön maliyet bedelleri almadan gerçekleştirmektedir. Bu sebeple hazır ofislerin gelecekte de talep görmesi beklenmektedir.Günümüz iş kültürü ve sürekli değişim içinde olan çalışma hayatı,
Kafelerin tasarımında ahşap kompozit malzemelerin kullanımının irdelenmesi: Adana örneği
Malzeme, mimari tasarımda kütle ve yüzeylerin ifade edilmesinde temel unsurdur. Tarih boyunca, geleneksel malzemeler olan ahşap ve taş, mimari tasarımda etkin olmuş ancak içinde bulunduğumuz çağda yeni malzeme arayışı artmıştır. İç mekan tasarımıda bu arayış neticesinde geliştirilen kompozit malzemelerden oldukça etkilenmiştir. Günümüzde, kullanılan doğal ahşap, plastik, taş, tekstil ve metal malzeme türlerinin yanısıra ahşap kompozit malzemeler iç mekan tasarımında öne çıkmaktadır. Özellikle farklı özelliklerin tek bir malzeme üzerinde toplanabilmesi ve istenilen renk, doku, form ve biçim özelliklerinin üretim aşamasında karşılanabilmesi ahşap kompozit malzemelerin tercih nedenleri olmaktadır. Ahşap kompozitler, iç mekânda yüzey kaplama malzemesi olarak kullanımının yanısıra mobilya üretiminde etkin biçimde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın ikinci bölümünde ahşap kompozit malzemelerin tarihsel gelişimi, çeşitleri ve özellikleri incelenerek malzemelerin tanıtılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde kafe mekânlarının gelişim sürecine değinilmiştir. Dördüncü bölümde tasarım ilkelerine değinilerek dünyadaki bazı kafe örneklerinde ahşap kompozit malzemelerin kullanımı araştırılmıştır. Son olarak beşinci bölümde ise araştırma alanı olarak seçilen Adana ilinin belirlenen bölgesinde kafe mekânları incelenerek ahşap kompozit malzemelerin tasarıma olan etkileri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Ahşap kompozit malzeme, kafe, tasarım
Mekân tasarımında biyomimetik yaklaşımın irdelenmesi
Doğadan esinlenerek üretim yapmanın insanlık tarihi kadar eski olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İnsanlık asırlar boyunca barınaklarını geliştirirken, alet ve makinaları üretirken doğada var olan canlı-cansız varlıkların biçimlerinden ve davranış özelliklerinden esinlenmiştir. Geçmişten günümüze kadar doğa birçok disiplinde bir başvuru kaynağı olarak kullanılmaktadır. Genel olarak tasarım alanı doğa ile doğrudan ilişkilendirilebilen ve bu ilişkiyi en etkin şekilde kullanan alan olarak değerlendirilebilir. Doğada bulunan saf ve kusursuz geometri, kesintiye uğramadan sorunsuz bir şekilde devam eden işleyiş, ilk bakışta fark edilemeyen fakat hayati öneme sahip detaylar birçok tasarımcıya yol göstermiş ve tasarımın kimi zaman biçimini kimi zaman çalışma prensibini, kimi zaman da ana düşüncesini oluşturmuştur. Mimari tasarım alanında da malzeme, doku, strüktür, biçim, işleyiş anlamında doğa her zaman bir yol gösterici olmuştur. Termit yuvalarından esinlenilen havalandırma sistemleri, bitkilerden esinlenilerek oluşturulan kir tutmayan kaplamalar ve boyalar, kemik dokusunu taklit eden taşıyıcı sistem çözümleri, doğal dokulardan oluşturulan örüntüler gibi örnekler doğadan esinlenmede yenilikçi anlayışlar olarak gösterilebilir. Doğadan esinlenmenin ve doğayı taklit etmenin sistematiği olarak değerlendirebileceğimiz biyomimetik tasarım yaklaşımı bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Biyomimetik ve mimari tasarım ilişkisinin biyomimetik düzeyler üzerinden irdelendiği bu çalışma toplamda beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışma için problem tanımlanmış ve çalışmanın ana hatları belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde tasarım alanında biyomimetik yaklaşım ile ilgili araştırmalar ve kuramsal açıklamalar yer almaktadır. Ayrıca bu bölümde malzeme kavramı ve geçmişten günümüze malzemenin gelişimine de değinilmiştir. Dördüncü bölümde biyomimetik yaklaşım ile tasarlanmış mimari ve iç mimari eserler incelenerek biyomimetik düzeylerine göre analizleri yapılmıştır. İleriki akademik çalışmalarda biyomimetik tasarım yaklaşımına dair araştırmalara devam edilmek üzere tez çalışması sonlandırılmıştır.
Patrik Schumacher'in parametrisizm manifestosunun Zaha Hadid eserleri üzerinden irdelenmesi
Günümüzde dijital teknolojinin sürekli gelişim halinde olması, birçok alanda olduğu gibi mimari tasarımlarda da bilgisayar destekli tasarımları, sayısal tasarımları, ön plana çıkarmaktadır. Bilgisayara aktarılan tasarım aşamasındaki üründe ya da sistemde, değiştirilmesi istenilen noktalarda parametreler ile oynayarak en az hata ile en kısa sürede sonuca ulaşılmaktadır. Bu da tasarımcının ve üreticinin parametrik tasarım yaklaşımlarından faydalanmasına olanak sağlamaktadır. Parametrik tasarım, bilgisayar destekli tasarım programları aracılığı ile istenilen şekillerde sayısız tasarımlar elde edilmesine imkan tanımaktadır. Bu yaklaşım, bugünün tasarım anlayışı ve gelişmeleri ile birlikte mimari alanda önemli tasarım anlayışlarından birini temsil etmektedir. Zaha Hadid Mimarlık'ın parametrik tasarımlarının irdelendiği bu tez çalışmasında, genel tarama yöntemi ile literatür taraması yapılarak önceki çalışmalar incelenmiştir. Araştırmalar neticesinde Patrik Schumacher'in 2008 Venedik Bienali'nde sunduğu Parametrisizm Manifestosu yöntem belirlenmiştir. 5 bölümden oluşacak tezin ilk bölümünde problem, araştırmanın amacı-önemi ve sınırlılıklar, ikinci bölümünde ise parametrik tasarım, parametrik tasarımda kullanılan yazılımlar ve parametrisizm manifestosu hakkında bilgilendirme yapılmaya çalışılmıştır. Patrik Schumacher'in parametrisizm manifestosunda yer alan ilkelerin açıklandığı üçüncü bölümde manifestoda belirtilen uyulması ve kaçınılması gereken ilkeler irdelenmiştir. Tez kapsamında belirlenen mimari ve iç mimari tasarımlar, mobilya ve ürün tasarımları, manifestoda belirtilen ilkeler doğrultusunda dördüncü bölümde incelenerek değerlendirilmiştir. Son bölümde sonuç ve önerilerin yer aldığı tez çalışması ile mimari ve iç mimari alanda pek çok noktada karşılaştığımız parametrik tasarım yaklaşımına ve parametrisizm kavramına dikkat çekmek istenmiştir. Bugünün tasarım anlayışını daha iyi çözümleyebilmek ve uygulayabilmek adına, lisans ve lisansüstü eğitimlerinde sayısal tasarım yöntemlerinin öğrenciye aktarımına daha fazla önem verilmesi gerektiği düşünülmüştür. Belirli uygulamaların incelenmesi sonucu yapılan tespitlerin günümüz ve gelecek tasarımcılarına yol gösterici olabilmesi hedeflenmiştir.
Oturma elemanı örneğinde duygusal tasarım yaklaşımları üzerine bir analiz
Günümüzde, duygu ve tasarım araştırmaları kapsamında çeşitli duygusal tasarım yaklaşımları geliştirilmiştir. Bu tez, duygusal tasarım kavramını, günümüze kadar bu alanda yapılmış duygusal tasarım yaklaşımlarını ve ürün-kullanıcı etkileşimini, oturma elemanı özelinde ele almaktadır. Çalışma ile amaçlanan, bir mobilya tasarımının ilk bakışta kullanıcıda uyandırdığı duygu durumunu analiz etmektir. Mobilya tasarımı-kullanıcı arasındaki etkileşim duygusal tasarım literatüründe yer alan yaklaşımlardan Patrick W. Jordan memnuniyet yaklaşımı ve anket yöntemi ile ortaya konmaktadır. Çalışmada duygusal tepkilerin analizlerinin yapılacağı örneklem kümeleri, pratik işlev, estetik işlev ve sembolik işlev olarak farklılık gösteren özellikler göz önüne alınarak oluşturulmuştur. Araştırmada 60 psikolog ve 60 tasarımcı olmak üzere toplam 120 katılımcı tarafından, 6 farklı oturma elemanı tasarımının belirlenen sıfatlarla, internet üzerinden veya bire bir olarak bir anket uygulaması yapılarak değerlendirmeleri istenmiştir. Anket çalışması değerlendirme bulguları sonucunda iki meslek grubuna ait duygusal değerler karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde çalışmanın alana katkısı, kullanıcıların duygusal ihtiyaçlarına odaklanan tasarım yaklaşımlarına farkındalık yaratmaktır. Bu bağlamda, duygusal tasarım yaklaşımının, mobilya tasarımında bir yöntem olarak tasarımcılara yön verebileceği ortaya konmaktadır. Anahtar kelimeler: Duygusal tasarım, oturma elemanı, mobilya tasarımı, ürün tasarımı, memnuniyet yaklaşımı
Hiper gerçek yaratım aracı olarak distopik filmlerde mekânsal davranış incelemesi
Hiper gerçek; orijinali tükenmiş, kökenden yoksun bir gerçeğin, modellerle türetimidir. Özgün öncülden doğan ama paradoksal biçimde bağsız bu yeni gerçek, Postmodern sonrası gerçek bozumunun dökümüdür. Distopya ise ütopyanın zeminsiz iyimserliğine bir başkaldırıdır. Olası gelecek gerçeğine uyarı niteliği taşıyan bu karşı imge, toplumların özgü geleneklerinden koparıldığı, totaliter tutumla keskin sosyal sınıfların belirlendiği, her şeyin tüketim çarkına sokulup tek tipleştirildiği, insanın metalaştırıldığı, yerin bellek ve bağlamdan koparıldığı bir çerçeveyi örneklemektedir. Uyarı niteliğindeki distopya, geleceğin olası toplum ve mekân panoramasının ön izlemesini sunarak eleştirel bir ayna yaratmak ister. Bu iki olgunun ekseniyle birlikte tezde, hiper gerçek ve distopik mekân/ mekânsal davranış aralığı zemin olarak seçilmiştir. Bu bağlamda çalışma, gerçekliğin devinimlerinin distopik iziyle gelecek mekânına ve mekânsal davranışına atfedilmiş öngörülerin sorgusudur. Gerçeği tartışmayı ve nesnesi mekân/mekânsal davranış olan senaryoları bir çeşit simülakr oluşturan distopik filmler üzerinden okumayı amaçlayan tezde; •Gerçeğin yolculuğu ve hiper gerçeğin karşılığı, •Gerçek(lik)teki değişimin nasıl bir mekânsal veri sunacağı, •Mekânsal davranış ve onun dış etmenler eksenindeki değişimi, •Bir fikrin aktarımı amacıyla mekânı kullanan, sinema, edebiyat ve iç mimarlık disiplinlerinin distopik ideolojideki gelecek mekânı/ mekânsal davranışı öngörüsü, •Kurgu eserlerle simüle edilmiş olası gerçeğin yersizleşme/ yabancılaşma/ aidiyetsizlik gibi mekânsal davranış dökümleri sorgulanmıştır. Yöntem olarak nitel araştırma yaklaşımı içindeki betimsel analizi izleyen çalışmada, öncelikle gerçek- hiper gerçek olgularının kavramsal karşılığı, tarihteki yolculuğu ve mekânsal imgesi araştırılmıştır. Ardından davranışa mekân ekseninde bakılıp bilişsel harita ve mekânsal boyutta davranışın morfolojisi değerlendirilmiştir. Hiper gerçek yaratım amacıyla incelen distopik filmlerin değişim parametreleri olarak, bir mekânın anlamsal taşıyıcılığını yapan kavram ve davranışlardan "yersizleşme, yabancılaşma, aidiyetsizlik" nosyonları seçilmiştir. Distopyanın çerçevesinin daha iyi anlaşılması adına olgunun kuramsal araştırması yapılmış, süreci ve örnekleri incelenmiştir. Sınırlılık alanında ise distopyanın hiper gerçek mekân dökümü için Snowpiercer (Yönetmen: Bong Joon- ho), High Rise (Yönetmen: Ben Wheatley) ve Blindness (Yönetmen: Fernando Meirelles) filmleri irdelenmiştir. Gerçek/ hiper gerçek ekseninde yapılan analizlerden elde edilen mekânsal davranış bulguları, distopik film mekânlarıyla birlikte değerlendirilmiş, bu mekânlarda geleceğin olası gerçeği ve mekânsal davranış öngörüleri takip edilmiştir.
Kamu binalarında giriş hacminin biçimlenmesi
Mekânsal boyutta girişler, sınırdaş iki uzam arasındaki geçişken bağlantıyı kurmaktadır. Mimari yapının çevre ile ilişkisinde; dıştan içe - içten dışa bağlanmaya dair olan bu geçişken bağlantı, ayırıcı ve birleştirici nitelikte denetimli bir geçit yaratmaktadır. Bu denetimli geçit, yapının içinde ve dışında gelişerek geniş ölçekli bir "giriş mekânı" olarak ifade edilen, mimari bütünün işlevsel ve anlamsal düzeydeki iletilerinin önizlemesini sunan önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda; giriş mekânı, merkezi yönetime bağlı olarak yasal düzenlemelerin tanıdığı kamusal sorumluluğun yürütülmesine dayalı işlev gören kamu binalarının amacının, resmi kimliğinin ve kamuya açıklık derecesinin çevreye aktarımında rol oynamaktadır. Giriş mekânının bu rolleri üzerinden şekillenen tez çalışmasında, kamu binalarındaki girişlerin üstlendiği fonksiyon ve anlamsal içeriğin biçimsel yansımalarını irdelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda; nitel araştırma yöntemi kullanılarak mimarideki giriş mekânını tanımlayan kavramların kuramsal temelleri ve tarihsel izleği araştırılmıştır. Elde edilen bulguların takibinde, kamu binalarındaki giriş mekânının biçimlenişinde etkin olan ölçütler için nitel araştırma yöntemine dayalı betimsel analiz tekniğinin ana temaları belirlenmiştir. Temaların belirlenmesi, giriş mekânının "faydacı, koruyucu ve anlamsal" olarak nitelendirilen rollerinin kamu binaları özelinde değerlendirilerek "işlevsellik, erişilebilirlik ve anıtsallık" kavramları ile özdeşleştirilmesine dayanmaktadır. Belirlenen temaların altındaki giriş mekânının biçimlenişini etkileyen değerlendirme ölçütleri için yasal düzenlemelerden referans alınan ve mevcut örneklerle desteklenen literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın sınırlılık alanı çerçevesinde "Çukurova Kalkınma Ajansı Binası, Tatvan Belediyesi Hizmet Binası ve Bitlis İl Özel İdare Binası" olmak üzere seçili kamu yönetim ve hizmet binalarının giriş mekânlarının biçimlenişi irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Giriş mekânı, kamu binası, işlevsellik, erişilebilirlik, anıtsallık
Deneyim odaklı tasarım yaklaşımları ve iç mekân tasarımı ilişkisi üzerine bir değerlendirme
Geçmişte öznenin yaşadığı veya kazandığı bir gerçeklik olarak tanımlanan deneyim kavramı, günümüzde tasarlanan bir olgu hâlini almıştır. Tasarımcılar ve kuramcılar, deneyimin öznenin davranışları, ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda şekillendiğini göz önünde bulundurarak, deneyim tasarımı üzerine farklı yaklaşımlar getiren çalışmalar geliştirmiştir. Böylelikle "deneyim odaklı tasarım" olarak tanımlanan çok boyutlu bir tasarım alanı ortaya çıkmıştır. Öznenin yerini "kullanıcı" kavramı almıştır. Deneyim odaklı tasarım yaklaşımları ve iç mekân tasarımı ilişkisini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada, deneyim kavramı iç mekân tasarımı özelinde mekânsal bileşenler doğrultusunda irdelenmektedir. Çalışmanın kuramsal altyapısının oluşturulmasında deneyim odaklı tasarım yaklaşımlarından kullanıcı deneyimi tasarımı (user experience design), kullanıcı arayüzü tasarımı (user interface design), etkileşim tasarımı (interaction design) ve servis tasarımı (service design) disiplinleri çalışma kapsamına alınmıştır. İlgili disiplinler, literatür taraması ve doküman incelemesi yöntemleriyle derinlemesine irdelenerek, deneyim odaklı tasarım yaklaşımlarının boyutları ortaya koyulmuştur. Buradan hareketle, deneyim odaklı tasarım yaklaşımları ve iç mekân tasarımı ilişkisini değerlendirmek, bu yaklaşımların mekân ölçeğinde uygulama biçimlerini anlayabilmek üzere mekânsal analizler gerçekleştirilmiştir. Mekân analizleri, Türkiye'de deneyim odaklı tasarım yaklaşımlarıyla kurgulanmış, merkezine kullanıcıyı alan; •Özel Sezin Okulu, Açık Çatı İç Mekân Tasarımı •Özel Sezin Okulu, Anaokulu ve İlkokul Mekânları Tasarımı •ATÖLYE İstanbul İç Mekân Tasarımı • PTT Levent Şubesi İç Mekân Tasarımı •Turkcell Diyalog Müzesi Fuaye Mekânı Tasarımı örnekleri özelinde gerçekleştirilmiştir. Seçili örnekler, Mekânsal Kullanıcı Deneyimi Modeli'nde (Spatial Experience Model) yer alan, mekânsal kullanıcı deneyiminin tasarım sürecini oluşturan mekânsal kavrama, fiziksel özellikler ve çevresel özellikler parametreleri referans alınarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda ortaya çıkan bulgular, deneyim odaklı tasarım yaklaşımları ve iç mekân tasarım süreci bağlamında yorumlanarak okuyucuya sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Deneyim, kullanıcı deneyimi, deneyim odaklı tasarım, mekânsal deneyim, iç mekân tasarımı
Çağdaş kütüphanelerin yeni anlamı ve iç mekân tasarımı üzerine bir incelenme
Bu araştırma, çağdaş kütüphanelerin yeni anlamına ve günümüz çağdaş kütüphane mekânlarının rolünün anlaşılmasına odaklanmıştır. Çalışmada, kütüphaneler yeni kütüphanecilik anlayışı ile birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmanın kuramsal bölümünde kütüphanenin tanımı, tarihçesi, kütüphanelerin değişen anlamı ve çağdaş kütüphanelerde iç mekân tasarımlarını belirleyen faktörler incelenmiştir. Geleneksel ve çağdaş kütüphanelerin karşılaştırması yapılarak mekân niteliğini belirleyen faktörler saptanmıştır. Dünya'da ve Türkiye'de göreceli olarak diğer kütüphanelere göre daha fazla kullanıcıya ev sahipliği yapan altı kütüphanenin iç mekân tasarımları belirlenen faktörlerle analiz edilerek değerlendirme yapılmıştır.
Müzelerde iç mimari tasarımın teknolojik gerçeklik ile dönüşümü
Modern müzecilik ve post müzecilikte teknolojik ve sürdürülebilir dönüşüm sağlayan entegre sistemler arayışına girilmiştir. Dijital müze modeli geliştirilirken 2019'daki Covid-19 salgını toplumsal değerlerin, insan ilişkilerinin ve kültürlerin korunmasının farkına vardığımız bir dönüm noktası olmuştur. Kültürel bellek ve sanat eserleri müzelerin dijital veritabanlarına aktarılarak ve algoritmalarla imgelere dönüştürülerek ziyaretçilerin teknolojik gerçeklik ile deneyimine sunulmaktadır. Bu bağlamda miras (heritage) ve teknoloji (technology) kelimelerinin birleşimi olarak "HERItech" kavramı; teknolojik müze çalışmaları için kültürel değerlerin korunduğu, geçmişin teknoloji ile dijital olarak yeniden tasarlandığı modele karşılık gelen bir terminoloji olarak tanımlanmıştır. İlham, yaratmak ve düşünebilmek gibi Tanrısal yetiler için insanoğlunun zihinsel bir alete veya makineye ihtiyacı vardır ve bu 'makine' kendi hafızasıdır ve böylelikle hafıza sanatının varlığı söz konusu olmuştur. Araştırmada bahsedilen Mnemosyne, hafıza, yaratıcılık sözdizimsel değil konumsal bellekle ilgilidir. Konumsal bellek yaratacak olan dijital tasarımcı, mekân organizasyonunun tasarım ilkelerine uygun olarak tasarlaması gerektiğinin, öneminin farkında olmalıdır. Müzelerde muhafaza edilerek sergilenen kültürel mirasın, sanat eserlerinin, teknolojik gerçeklik (AR, VR, MR, IM) alt yapıları ile desteklenmesi ve öneminin farkına varılması açısından yeni çalışmalara katkı sunması amaçlanmıştır. Müze ve sergileme alanlarını da teknolojik dönüşümlerle deneyimlenebilen dijital mekanlar, arayüz müzeler olarak nitelendirilebilmektedir. Bu dönüşümü insan-mekan (müze)-teknoloji etkileşimi olarak ilişkilendirebiliriz. Arayüz mekan olan yeni dijital müzelerde; • Kültürel Miras ve Sanat Eserinin Orijinali, • Kültürel Miras ve Sanat Eseri - Orijinalin İlk Dijital Asıl Olanı • Yeni Dijital Üretimler: Yazılım Tabanlı Eserler, • Gelecekteki Uygulamalar: Özgün Dijital Sanat Çalışmaları (NFT) bulunmaktadır. Bu eserlerin dijital dönüşüm ile geldiği nokta kültürlere ait toplumsal değerlerden ve kültürel bellekten sanal ve göreceli olarak özgün, kültürel bağlamı olmayan sonsuz sayıda veritabanlarıdır. Arayüz olan mekanlar da her yerden ulaşılabilir ağ etkileşim alanları olmuştur. Teknoloji bilgiyi (nesneyi) "model" olarak görmekte ve ortak model haline getirmektedir. Temsilin temsili olan ortak model orijinal nesnedeki kadar duygu etkileşimi içeren nesne olmaktan uzaklaşmaktadır. Mekân artık müze mekânı değil teknolojinin yarattığı sürrealist hatta hiperrealist bir mekâna dönüşmektedir. İnsani duygularımızla deneyimlendiğimiz bağ kurduğumuz hafıza teknoloji ile düşsel deneyim halini almaktadır. Bu araştırmada akademik olarak yapılan çalışmalar, müze tanımı ve tarihsel süreci irdelenelerek, modern müzeciliğin öncülerinden olan Louvre Müzesi ile Sabancı Müzesi ve benzer diğer müzeler incelenmiştir. Temel tasarım ilkeleri ile sürdürülebilirlikleri, dijital dönüşüm sağladıkları uygulamalar araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : müze, covid19, teknolojik dönüşüm, kimlik, heritech, dijital veritabanı, artdatabase, sürdürülebilirlik, sergileme yöntemleri,
Arkeoloji müzelerinde mekansal özelliklerin ve malzemelerin tasarım açısından irdelenmesi
Müzeler tarih boyunca bulundukları toplumların sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik değerlerini aktarmakta araç olmuştur. Bu sebeple müzeler insanlık tarihi için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu durum mimarlık tarihi için de geçerlidir. Dünyanın birçok yerinde fazla sayıda farklı müze türleri bulunmaktadır ve bu sayı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan dört farklı arkeoloji müzesi özelinde müze mimarisinde kullanılan malzemelerin tasarıma etkisini üzerine araştırma yapılmıştır. Bu müzeler Adana Arkeoloji Müzesi, Zeugma Mozaik Müzesi, Antakya Arkeoloji Müzesi ve Malatya Arkeoloji Müzesidir. Kat planları, tasarım tercihleri, kullanılan malzemeler incelenmiş ve analiz yapılmıştır. Kullanılan malzemelerin uygunluğu dünya ve Türkiye yönetmeliklerin göre değerlendirilmiştir. İncelemeler sonucunda müzelerin yönetmeliklere uygunluğu ve tespit edilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: arkeoloji müzeleri, müzeler, sergileme alanları
Üniversite kütüphaneleri mekânlarında malzeme ve aydınlatma sistemlerinin seçili örneklerle incelenmesi: Çukurova Üniversitesi Kütüphanesi için bir tasarım önerisi
Günümüzde bilgi erişimi ve öğrenme süreçlerinin merkezi olan üniversite kütüphaneleri, öğrencilere geniş bir bilgi kaynağı sunmanın yanı sıra etkili bir çalışma ortamı sağlar. Üniversite kütüphanelerinin aydınlatma sistemleri kullanıcılara bilgiye erişimini ve öğrenme süreçlerini desteklemek için bir araçtır. Bu tez çalışması ile farklı üniversitenin kütüphanelerinde kullanılan iç mekân yapı malzemeleri ve aydınlatma sistemleri incelenmiş ve onların kullanılabilirlik özellikleri ele alınmıştır. Çünkü kütüphane ortamları öğrenme ve çalışma ortamlarında fonksiyonellik, estetik ve konforun dengeli bir şekilde bir araya getirilmesini gerektirir. Mevcut kütüphane ortamlarının ihtiyaçlarını karşılamak ve kullanıcı deneyimini geliştirmek için uygun malzeme seçimi ve aydınlatma tasarımı gibi unsurlar ele alınmıştır. Kütüphane iç mekanlarında kullanılan yapı malzemeleri ve aydınlatma sistemleri, kullanıcıların çalışma performanslarını artırmak ve konforunu sağlamak için önemli bir rol oynamaktadır. Doğru yapı malzemeleri seçimi ve etkili aydınlatma düzenlemeleri, öğrencilerin odaklanma yeteneklerini artırabilir ve çalışma verimliliklerini optimize edebilir. Araştırma, üniversite kütüphanelerindeki aydınlatma sistemlerinin mevcut durumunu ortaya koyarak gelecekteki geliştirmeler için yönlendirici bir rol oynar. Analizlere göre, incelenen tüm üniversitelerin kütüphane binalarında yer alan okuma salonları ve ortak dinlenme alanlarının aydınlatma sistemlerinin uygun olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kütüphane, malzeme, doğal ve yapay aydınlatma sistemleri
21. yy tasarım eğitiminde hibrit eğitim modeli ve tasarım eğitimi mekanlarında hibrit mekan anlayışının iç mekan kurgusuna etkisi
Tasarım eğitimi veren mekânlarda, ezber ve tekrara dayalı eğitim sisteminden farklı olarak tasarım eğitiminin ilk adımından itibaren hedeflenen düşünce, tasarımcı adaylarının yaratıcı yönlerini güçlendirebilecekleri eğitim metotları ile eğitim sürecine başlanması ve süreç boyunca farklı teknikler ile bu durumun desteklenmesine olanak sağlamaktır. Tasarım eğitimi verilen mekânlarda hem uygulamalı hem de teorik eğitimin verildiği stüdyo alanları, ders yürütücüsü- öğrenen, usta- çırak ilişkisinin etkin olduğu önemli birimlerdir. Teknolojik değişimler, yenilenen eğitim metotlarının yanı sıra pandemi süreci, deprem gibi afetlerden sonra ülkemizde ve dünyada yaygınlaşan online eğitim döneminin sonrasında geçiş yaptığımız hibrit eğitim modeli, eğitim sisteminde ve eğitim mekânlarının kurgusunda yeniliklerin gerekliliğini beraberinde getirmiştir. Tasarım eğitimi veren mekânlarda hibrit eğitim ve hibrit mekân anlayışının önemini aktarmayı hedefleyen bu çalışmada, hibrit mekân kavramı hibrit mekân anlayışını oluşturan fiziksel, sanal, siber ve hiper mekânlarının bileşenleri doğrultusunda irdelenmektedir. Çalışmanın kuramsal altyapısının oluşturulmasında, tasarım, tasarım eğitimi, hibrit ve mekân kavramlarının literatür taraması yöntemiyle derinlemesine irdelenerek, tasarım eğitiminde hibrit mekân anlayışı yaklaşımının boyutları ortaya koyulmuştur. Buradan hareketle, hibrit eğitim yaklaşımını ve bu yaklaşımın mekân ölçeğinde uygulanma biçimlerini anlayabilmek üzere mekânsal analizler gerçekleştirilmiştir. Mekân analizleri, Dünya'da hibrit eğitim modeli ile eğitim veren Massachusetts Institute of Technology (MIT), Rhode Island School of Design (RISD), Rochester Institute of Technology (RIT), Mississippi State University (MSU) örnekleri özelinde gerçekleştirilmiştir. Seçili örnekler, hibrit mekânın özelliklerinde yer alan bilgi, hareket, teknoloji ve simülasyon parametreleri referans alınarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda ortaya çıkan tasarım eğitimi mekânlarındaki hibrit mekân anlayışı bulguları okuyucuya sunulmuştur.
İç mekânda bitki kullanımının tasarıma etkilerinin irdelenmesi: Adana- Mersin alışveriş merkezleri örneği
İnsanın doğayla ve onun bir parçası olan bitkilerle olan ilişkisi hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. İç mekanda bitkinin kullanımı, eski çağlardan beri süregelmekte ve farklı uygarlıklara ait tarihi kanıtlar bunu destekler niteliktedir. Günümüzde bir tasarım gereksinimi olarak kullanımı ise olumlu psikolojik etkileri nedeniyle bilimsel bir nitelik kazanmıştır. Bu çalışmada, bitki kullanımının iç mekan tasarımına etkisi alışveriş merkezleri kapsamında değerlendirilmiştir. Örneklem kümesi olarak Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Adana ve Mersin illerinde sirkülasyonu en yoğun olan alışveriş merkezleri seçilmiştir. Alışveriş merkezleri yeme-içme alanları, sirkülasyon alanları, oturma-dinlenme alanları ve yakın çevrede bitki kullanımı başlıkları kapsamında değerlendirilmiştir. Bitki kullanımı, yaprak türlerine göre bitkiler, ağaçlar ve çalı türlerinin tasarımda kullanımı başlıkları altında değerlendirilmiştir. Değerlendirme görsel algıya dayalı olarak yapılmış ve her alışveriş merkezi için elde edilen sonuçlar genel değerlendirme tablosuna yansımıştır. Genel değerlendirmede ise yapılan inceleme neticesinde elde edilen verilen karşılaştırılarak sonucun ortaya çıkması sağlanmıştır. Bu kapsamda incelenen bazı örneklerde bitki kullanımının yüzeysel kaldığı ve etkili bir görsel algı oluşturmadığı görülmüştür. Bununla birlikte bazı örnekler de ise yakın çevreden başlayarak etkili ve çok çeşitli bitki kullanımının iç mekanda da devam ettiği tespit edilmiştir. Elde edilen tüm verilere dayanarak alışveriş merkezleri iç mekanlarında ve yakın çevresinde bitki kullanımının etkili bir görsel etki oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu görsel etkinin tasarımı güçlendirici bir unsur olarak görülmesi ve buna uygun yaklaşımların tasarıma yansıtılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
İç mimarlık lisans öğrencilerinin mekân algısının değerlendirilmesi – Çukurova Üniversitesi örneği
Mimari tasarımın unsurlarından olan mekân, kullanıcıların çeşitli eylemleri gerçekleştirebileceği tanımlı bir boşluktur. Mekânı oluşturan zemin, duvar, tavan ve mobilyalar gibi bileşenler mekânın işlevine, kullanıcının istek ve ihtiyaçlarına göre biçimlenir. Bu bileşenler arasındaki anlamlı ilişkilerin, kullanıcının zihninde oluşturduğu deneyim ise algı terimi ile ifade edilir. Bu deneyim öncelikli olarak duyular aracılığıyla şekillenir. Mekânı deneyimleme süresi ve kullanıcının mekân ile kurduğu bağ da algıyı etkileyen diğer faktörler arasındadır. Mekân ve algı ilişkisi iç mimari çözümlemelerde yaşanılır mekânlar yaratmak adına önem taşımaktadır. Algı ve algı kuramları sosyal bilimlerin önemli araştırma konularından çevre psikolojisinin bir alt başlığıdır. Bireyin çevresini ve mekânı nasıl algıladığına yönelik çalışmalar bu bağlamda ayrı bir önem taşımaktadır. Bu çalışmada amaç kullanıcının içinde yaşadığı mekânı nasıl algıladığı ve içinde yaşadığı süreye bağlı olarak algıdaki değişiklikleri bir örnek mekân üzerinden tespit etmektir. Buradan yola çıkarak Çukurova Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerinden gönüllü olan 104 kişi belirlenmiştir. Araştırmada bu öğrencilerden eğitim gördükleri mekânlar konusundaki deneyimlerinin bir anket yolu ile aktarılması istenmiştir. Seçilen mekânda, birinci sınıf öğrencileri henüz eğitim gördükleri mekân hakkında yeni bağ kurmaya başlamış, dördüncü sınıf öğrencileri ise uzun denilebilecek bir süre içinde zaman geçirmişlerdir. Dördüncü sınıf öğrencilerinin aldıkları iç mekân tasarımı eğitimi sonucu ve bulundukları mekân ile bağ kurmuş olmaları nedenleri ile birinci sınıf öğrencilerine göre algısal anlamda değişiklik olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, öğrencilerin eğitim düzeyine göre bu algıyı nasıl farklı yorumladıkları irdelenmiştir. Araştırma, karma yöntem yaklaşımıyla çalışılmıştır. Nicel veri toplama sürecinde, araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket formu kullanılmış ve bu formda katılımcılara, iç mimarlık bölümünün bulunduğu fakülte ve öğrencilerin deneyimledikleri mekân üzerinden algılarını yansıtmaları istenmiştir. Ankette yer alan likert ölçekli sorular, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Öğrencilerin belirli iç mekânlara (giriş holü, fuaye, koridor, atölye birimleri, sosyal alanlar vb.) dair değerlendirmeleri, istatistiksel olarak bağımsız örneklem t-testi ile sınıf düzeyine göre karşılaştırılmıştır. Ayrıca, öğrencilere bazı mekânların nasıl hissettirdiğine dair sorulan kavramlar doğrultusunda oluşturulan çapraz tablolar ve ki-kare analizi yardımıyla, öğrencilerin sınıf düzeyi ile fiziksel mekân bileşenlerine yönelik farkındalıkları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Verilerin analizinde gelişimsel araştırma yöntemlerinde yer alan kesit alma modeli kullanılmıştır. Bu yöntem ile belirlenen kavramların algısını ölçmeye yönelik bir geri bildirim elde edilmeye çalışılmıştır. Nitel veri sürecinde ise, anket formunda yer alan açık uçlu sorular aracılığıyla toplanan metinsel veriler, tematik analiz yöntemiyle sınıflandırılmış ve her sınıf düzeyinde öne çıkan temalar frekanslandırılarak tablo haline getirilmiştir. Analiz sonucunda, öğrencilerin ışık, biçim, ses, renk gibi mekânsal bileşenlere yönelik algılarında sınıf düzeyine göre belirgin farklılıklar tespit edilmiştir. Tez çalışmasının örnekleminin Çukurova Üniversitesi İç Mimarlık Bölümündeki birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri ile sınırlandırılması ve bu grupların incelenmesinde bazı esaslar mevcuttur. Bu iki sınıf özelinde sınırlandırılmasının temel nedeni sınıf düzeyleri arasındaki mekân algısı deneyiminin farklılığının en fazla olacağının düşünülmesidir. Birinci sınıf öğrencisi, herhangi bir mekân kavramını öğrenmeden, tasarım eğitimi almadan eğitim sürecine başlamaktadır. Ancak dördüncü sınıf öğrencisi, iç mimarlık eğitiminin son aşamasına yaklaşmış, yılların verdiği tasarım bilgisi birikimiyle mesleki olgunluğa erişmiş oldukları bilinmektedir. Bu kriterler değerlendirilirse, incelenmek istenen iki grup karşılaştırıldığında oluşan farkın daha belirgin biçimde okunması düşünülmektedir. Aynı zamanda kullanılacak yöntemlerin iki grubun analizlere uygunluğu söz konusudur. Mekân ve tasarımı üzerinden yürütülen bu çalışmada, öğrencilerin mekân duygusunu güçlendirdikleri, mekânı oluşturan farklı bileşen ve öğelere olan farkındalıklarını arttırdıkları, mekânı algılama becerilerini geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. SPSS analizi sonucunda elde edilen veriler, birinci sınıf öğrencilerinin mekâna dair değerlendirmelerinde daha yüzeysel ve genel kavramlara yer verdiklerini; dördüncü sınıf öğrencilerinin ise daha çok işlev, atmosfer, malzeme kalitesi ve duyusal özelliklere odaklandıklarını ortaya koymuştur. Bu durum, iç mimarlık eğitiminin mekânsal analiz, algı geliştirme ve tasarım farkındalığı açısından öğrenciler üzerinde olumlu ve geliştirici bir etki yarattığını göstermektedir. Aynı zamanda İç Mimarlık eğitiminin meslek sahibi bireyler yetiştirmekle birlikte bireyin algılama becerisini de geliştiren bir süreç olduğunu kanıtlar nitelikte olduğu yorumlanabilir. Bu çalışma; öğrencilerin mekânsal algılarının, aldıkları eğitim özelinde kazanımları ve bu kazanımları yorumlama becerileriyle birlikte ne şekilde değiştiğini tartışmaya açması yönünden önemlidir. Bu yönden çalışmanın, ilgili literatüre ve İç Mimarlık lisans eğitimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışma; öğrencinin, İç Mimarlık eğitiminde verilen mekâna yönelik derslerden edindiği bilgilerin, meslek hayatında ne şekilde değişeceği hususunda da önem taşımaktadır. Mekânsal algı sürecinin birey üzerinde değişimlerin gözlemlendiği bu çalışma ile alan araştırmacılarına yol gösterici olması umulmaktadır.
İlköğretim kurumları için salgın dönemlerinde hastalık riskini azaltacak iç mekân geliştirilmesi
Eğitim bir ülkenin kalkınmasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle ilköğretim, çocuk gelişiminin ve öğrenme eyleminin gerçekleştiği ilk kurumdur. Bu deneyim birey olarak çocuğun sosyal ve duygusal zekâ gelişimi açısından önemli bir sürecin başlangıcıdır. Küçük yaşlarda tanışılan ilköğretim okullarında öğrenciler için bir eğitim mekânı olmanın ötesinde çocuğun sosyal gelişimi açısından yeni ve deneyimlenmemiş önemli bir sürecin başlangıcıdır. Covid-19 salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte çocuklar üzerinde benzeri görülmemiş bir etkisi olmuştur. Bu süreçte yüzyüze eğitime ara verilmiş, uzaktan eğitim sistemine geçilmiştir. Her öğrenci teknolojik imkânlara sahip olamadığından ekonomik koşullar eğitime erişim konusunda ciddi sorunları beraberinde getirmiş, eğitimde fırsat eşitsizliği daha da derinleşmiştir. Geçmişten günümüze birçok salgın meydana gelmiş ve bunun sonucunda mekânsal ve mimari birçok değişime zorlamıştır. Yaşanılan pandemiden edindiğimiz bilgilerle mevcut ilköğretim yapılarında mekânsal analizler sonucunda sınıfların post-pandemiye karşı esnek kullanımına ilişkin bir tasarım çalışması gerçekleştirmek hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda pandeminin mekânsal etkileri ve Covid-19 pandemisine dikkat çekilmiş, mevcut okul yapılarında karşılaşılan zorluklar araştırılmış. Ardından pandemi döneminde ülkemizde ve yurtdışında yapılan çeşitli mekânsal tasarım çalışmalarına yer verilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada Covid-19 odaklı pandemi sonrası ilköğretim yapılarındaki mekânsal değişimi ortaya koyan tasarım ölçütleri ortaya konulmuş, pandemi sorununa mekânsal ve mimari tasarım açısından çözüm önerileri getirilerek geliştirilmiştir. Bu amaçla literatüre katkı sağlaması hedeflenmektedir. Okullarınpandemi ve post-pandemi döneminde sınıfların sağlıklı, güvenli, fonksiyonel ve esnek kullanımını sağlayarak eğitimin aksamadan devam edebilmesi amaçlanmaktadır.
Kentsel iç mekân kavramı çerçevesinde ileri yaş kullanıcıların mekânla olan bağlılık düzeyleri üzerine bir değerlendirme
Mekânların, bireylerin yaşamı üzerindeki etkisi bazı zamanlarda ve durumlarda mekânsal bağlılık deneyimine evrilebilmektedir. Literatürde de mekânsal bağlılık sorgulaması farklı yaş gruplarında, çeşitli mekânlarda çalışılmış bir araştırma konusudur. Ancak bu sorgulama sırasında kullanılan yöntemlerde genellikle mekânsal bağlılığın ortaya çıkmasına sebep olan durumlar ve mekânsal ögelerden ziyade bağlılığın yalnızca derecesi tespit edilmiştir. Mekân ve kullanıcı ilişkisinde mekânsal bağlılık ve bu bağlılığın nedenleri önemli potansiyeller taşımaktadır. Bu doğrultuda, tez çalışması kapsamında ileri yaştaki bireylerin mekânsal bağlılığı ve bu durumu meydana getiren nedenler kentsel iç mekân (urban interior) çerçevesinde fenomenolojik yaklaşım ile çalışılmıştır. İlişki, etkileşim ve deneyim kavramları ile kullanıcı- mekân etkileşiminde potansiyeller taşıyan kentsel iç mekân kavramı tez kapsamında Hamamyolu aksı özelinde ele alınmıştır. Dünya'da ve Türkiye'de ortaya konan veriler, yaşam süresinin uzadığını ve nüfus popülasyonunda ileri yaştaki bireylerin önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla çalışmalar odak grubunu ileri yaştaki bireylere çevirmektedir. Bu tez çalışmasında da amaç, kentsel iç mekân potansiyeli çerçevesinde değerlendirilen Hamamyolu aksını kullanan ileri yaştaki bireylerin mekânsal bağlılığını ve bu durumu ortaya çıkaran sebepleri ve mekânsal ögeleri ile etkileşimini sorgulamaktır. Bu doğrultuda, Graham D. Rowles'un (1983) içerdenlik (insideness) teorisine paralel olarak oluşturulan görüşme soruları, yarı yapılandırılmış görüşme olarak uygulanmıştır. Alınan bilgiler doğrultusunda nitel veri analizi yapılmıştır.
Kendin yap kültürünün iç mekanda kullanıcı odaklı tasarım açısından irdelenmesi
Endüstri Devrimi, üretim ve tüketim alışkanlıklarında değişiklikler yaratarak tepki nitelikli akımların oluşmasına neden olmuştur. Günümüzde, bu akımlardan biri olan Kendin Yap Kültürü kullanıcının kendi mekanını, kendi tasarladığı amatör bir yaklaşım olarak varlığını sürdürmektedir. Bu kavramın birincil aktörü olan, kullanıcının hem üretici hem tüketici olduğu bu kesişim alanında, çeşitli motivasyonlar barındırdığı görülmekte, kullanıcının aidiyet ihtiyacı, kişisel istekleri, beğenileri ve tüm bunlara ekonomik çözüm arayışı gibi nedenlerle ilişkilendirmek mümkün olmaktadır. Post endüstriyel dönem irdelendiğinde, geleneksel tasarım yöntemlerinin kullanıcı katılımını ve dolayısıyla bireysel ihtiyaçları göz ardı ettiğini söylemek mümkündür. Geleneksel tasarım yöntemlerinde bulunan, kullanıcıyı yok eden ya da standartlaştıran bu gedik, çeşitli taktikler geliştiren kullanıcının, Kendin Yap Kültürünün ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden biridir. Kullanıcı katılımına odaklanan bir tasarım yöntemi olarak Kendin Yap yaklaşımının tüm etkilerini açmak amacıyla birbirini besleyen fenomenler olarak görülen Kendin Yap Kültürü ve Kullanıcı Odaklı Tasarımın oluşumu, tarihsel perspektiften aktarılmaktadır. Bu çalışma, bu birlikteliğin doğurduğu etkileri; kullanıcı, iç mekan-ürün ve çevre ölçeklerinde analizini yapmakta; bu etkilerin birbiriyle kurduğu ilişkiyi analiz etmektedir. Bu bağlamda, bir araştırma alanı olarak kendine, sanal ortamda, iç mekan ve donatım ölçekli Kendin Yap uygulamalarından oluşan bir seçkiyi seçmekte ve görsel odaklı içerik analizini hikayesel bir dille anlatarak yapmaktadır.
Mekân tasarımında hikâye anlatıcı sıralı temsiller: Gelenekselden dijitale storyboard'lar
Hikâye anlatıcılığı insanlık tarihi kadar geriye uzanmaktadır. İnsanlık, bilgisini, tecrübesini ve yaşadıklarını aktarabileceği, paylaşabileceği ortamları ve araçları yaratmıştır. İnsan doğasının ayrılmaz bir parçası olan hikâye anlatımı, gelişen teknolojinin olanakları ile farklı medyalarda, farklı biçimlerde yeniden hayat bulmaktadır. Bir yazın türü olan öykü anlatımından farklı olarak hikâye anlatımı; amacı ve biçimsel özellikleri ile farklı disiplinlerin ve alanların kullanımına açık hâle gelmiştir. Her alanda hikâye anlatım araçları sözlü kültürden, yazılı kültüre değişerek gelişmiş, elektronik kültürle birlikte yeni sentezlerle açığa çıkar hâle gelmiştir. Bu bağlamda hikâye anlatım araçları geleneksel, yeni-modern-dijital ve transmedya araçlar olarak nitelendirilir hâle gelmiştir. Bu araçlar ise, görsel, işitsel ya da çoklu duyulara dayanan melez bir yapıda olabilmektedir. Ele alınan çalışma ise özü hikâye anlatımına dayanan, yazılı kültürden elektronik kültüre farklı kültürleri bünyesinde barındıran ve gelenekselden dijitale farklı biçimlerde açığa çıkan storyboard'ları, mekân tasarımı için değerlendirmek üzere öne çıkarmaktadır. Bu doğrultuda mekân tasarımının ve üretiminin süreçleriyle ilişkilendirilebilecek, storyboard kullanımının temel alındığı, sinemadan reklamcılığa farklı disiplinlerden edinilen bilgiler incelenmiştir. Bu çerçevede ilk olarak hikâye kavramının açılımlarına, hikâye türlerine, hikâye anlatımı ve araçlarına yer verilmiştir. Ardından, hikâye anlatım aracı olarak öne çıkan storyboard'ların özellikleri ve oluşturulma yöntemleri ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler çalışmanın teorik kısmını oluştururken, mekân tasarımına yönelik az sayıda açığa çıktığı görülen uygulama örneklerinden biri örneklem olarak incelenmiştir. Böylelikle storyboard kullanımının, mekân tasarımı için sahip olduğu olanaklar, ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Hikâye, Hikâye anlatımı, Mekân tasarımı, Storyboard ve özellikleri
İç mimarlık eğitiminde kullanıcı araştırma metotlarının yeri: gelenekselden yenilikçiye kullanıcı araştırma metotları
Kullanıcılar; ihtiyaç ve isteklerinden kaynaklanan içsel bir motivasyonla, belirli bir amaca ulaşmak için bir ürünü kullanan, ürünle etkileşime giren ve ondan fayda sağlayan kişilerdir. Bu durum, kullanıcıları belirli konularda uzman ve bilgi kaynağı olarak görüşlerine başvurulan kişiler, tasarımcıları ise çeşitlilik gösteren kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren profesyoneller haline getirmektedir. Bu çerçevede çalışma kapsamında kullanıcı özelliklerini doğru bir şekilde belirlemek ve bu özelliklere uygun çözümler geliştirebilmek için kullanılan veri toplama yöntemleri incelenmiştir. Kullanıcı araştırmalarının iç mimarlık mesleğindeki yerini ortaya koymak, iç mimarlık eğitim kurgusunda ve öğretim yöntemlerinde konuya ilişkin genel tutumu görünür kılmak, konunun önemi ve ele alınış biçimi arasındaki paralellikleri vurgulamak çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Çalışma karma yöntem yaklaşımlarından yakınsak paralel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yakınsak paralel desende, farklı ancak tamamlayıcı verilerle tek bir araştırma sorusu yanıtlanmakta, nitel ve nicel veriler bağımsız ve eş zamanlı olarak toplanıp analiz edilmektedir. Bu doğrultuda üç basamak üzerine temellenen çalışmanın birinci adımında küresel ve yerel ölçekte faaliyet gösteren iç mimarlık bölümlerinin eğitim programlarında kullanıcı araştırmaları ile ilişkilendirilebilecek dersler doküman analizi yöntemi ile incelenmiş, ikinci adımında kullanıcı araştırma metotlarına ilişkin literatür verileri sistematik derleme yöntemi ile derinlemesine analiz edilmiş, üçüncü adımında ise deneyim yansıtma modellemesi yöntemi kullanılarak iç mimarlık öğrenci çalıştayı gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda gelenekselden yenilikçiye çeşitlenen araştırma yaklaşımlarının; tasarlama eyleminde yararlı bir araç olduğu, öğrencilerin iç mimarlık mesleğine ilişkin beceri ve uzmanlıklarını geliştirdiği, tasarım süreçlerini daha bilinçli, profesyonel ve duyarlı hale getirdiği görülmektedir. Bu farkındalıkla ele alınan çalışmanın konuya yönelik mevcut bilince yeni perspektifler ekleme noktasında yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Yeni medya ve yeni kültür aracılarının iç mekan tasarımı üzerindeki rolü ve etkileri
Dijital teknolojierin hızla ilerlemesi ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, iç mekan tasarımının tasarım süreci, uygulama ve iletilme biçimlerini kökten değiştirmiş, yeni medyanın ve yeni kültür aracılarının yaratıcı süreçleri, profesyonel uygulamaları ve kullanıcı tercihlerini şekillendirmede önemli bir rol oynadığı yeni bir dönemin habercisi olmuştur. İç mekan tasarımında yeni medya ve yeni kültür aracılarının etkisinin hissedildiği tasarım alanlarından biri olarak yeni medya ortamlarından birini oluşturan sosyal medya ile görsel ifadeler, yeni kültür aracıları sınıfına dahil olan içerik üreticileri ve influencerların etkisiyle başka bir uzam içerisine dahil olmuştur. Bu etkileşimi değerlendirmek adına iç mimarlık öğrencileri, iç mimarlar ile yapılan görüşmeler ve sosyal medyada yapılan gözlemler ile tasarımcı, kullanıcı ve etkileyen arasında bulanıklaşan ayrımların ne yöne evrildiği araştırılmış, iç mekan tasarım süreci ve uygulamasında yeni medya ve yeni kültür aracılarının rolü ve etkileri incelenmiştir. Yapılan araştırmalar, yeni medya ve yeni kültür aracılarının iç mekan tasarımı üzerindeki rolünün mevcut zaman ve koşullarda destekleyici, yönlendirici, teşvik edici olduğu yönünde; etkilerinin ise kapsamlı, sınırları aşan, korkutucu ama kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. İç mekan tasarımı için yeni medya da yeni kültür aracıları da potansiyel olarak hem kullanıcı hem de tasarımcı açısından doğru değerlendirildiğinde gelişimlerini sağlayıcı niteliktedir. Ancak doğru kullanılmadığında ya da sorgulanmadığında özgünlükten uzaklaştıracak, kimliksizleştirecek bir sorunsaldır.
Teknoloji odaklı uygulamaların tasarım eğitiminin öğrenme araçları olarak kullanılması: Tasarım stüdyosu dersi kapsamında gelecekçi öngörüler
Mekân, insan varoluşunun fiziksel ve bilişsel düzeyde biçimlenmesinde temel bir unsur olup, içmimarlık disiplini bu olguyu toplumsal, kültürel, psikolojik ve işlevsel boyutlarıyla bütüncül bir biçimde ele almaktadır. İçmimarlık eğitiminde merkezî bir yere sahip olan tasarım stüdyosu dersleri, çoğunlukla klasik yaklaşımlarla sürdürülmektedir. Ancak teknolojik gelişmeler, toplumsal dönüşümler ve kuşaklar arası farklılıklar doğrultusunda yeniden kurgulanma ihtiyacı doğmaktadır. Bu çalışmanın amacı, geleceğe yönelik bir eğitim modeli olarak "gelecekçi tasarım stüdyosu" yaklaşımının eğitim ve mekânsal boyutlarına ilişkin bir çerçeve ortaya koymaktır. Araştırma, karma yöntemle yürütülmüş; nitel aşamada akademisyenler ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler ile çalıştay sürecinde kelime–kavram çağrışımı ve kart sıralama teknikleri kullanılmıştır. Nicel aşamada ise nörometrik ölçümlerle öğrencilerin bilişsel tepkileri analiz edilmiştir. Bulgular; gelecekçi tasarım stüdyosunun teknoloji tabanlı, çoklu duyu aktarımına imkân tanıyan, disiplinler arası, deneyime dayalı ve sanal asistan destekli bir yapıda kurgulanacağını göstermektedir. Nörometrik veriler, geleceğe yönelik bakış açısı kazanmanın eğitim sürecine katkılarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, gelecekçi stüdyo bağlamında teknoloji odaklı uyarlanabilir modellerin geliştirilmesine olanak sağlanmış ve teknoloji tabanlı, işlevsel ile deneyim odaklı yaklaşımları bütüncül biçimde irdeleyen metodolojik bir çerçeve oluşturulmuştur.
Aydınlatma/ optik laboratuvarlarının gelișimi ile kurulumve değerlendirme ölçütlerinin belirlenmesi
Bu tez çalışması, modern bilim ve teknoloji ekosistemindeki kritik rolüne rağmen, aydınlatma/ optik laboratuvarlarının tarihsel gelişim sürecinin sistematik olarak incelenmemiş olmasından ve bu alana özgü kapsamlı bir standardizasyon ile akreditasyon çerçevesinin bulunmayışından hareket etmektedir. Tezin amacı; aydınlatma/ optik laboratuvarlarının tarihsel gelişim sürecini incelemek; özelleşmiş bu laboratuvarlara özel ihtiyaçların karşılanmasında, mevcut uluslararası standart protokolleri ve akreditasyon düzenlemelerin yetersizliklerini tespit etmek ve nihayetinde disiplinlerarası ve sürdürülebilir bir kurulum ilke ve ölçütler bütünü önermektir. Üç ana hipotez üzerine kurgulanan araştırmada, kapsamlı literatür taraması, belge analizi ve meta analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan tez çalışmasının sonucunda, hem akademik bir boşluğu dolduracak tarihsel bir analiz hem de sektör paydaşları için rehber niteliğinde, verimliliği ve güvenilirliği artırmayı hedefleyen bir çerçeve sunulması hedeflenmektedir. Bu çaba, yalnızca aydınlatma/ optik laboratuvarları için değil; benzer konumda bulunan laboratuvarlar için de alana özelleşmiş metodolojik bir model teşkil edebilme kapasitesi bakımından önemli görülmektedir.
Kendin yap (DIY) tasarımın Airbnb deneyimlerine etkisi: Konuk algısı ve tercih kriterleri üzerine fenomenolojik bir inceleme
Airbnb gibi kısa süreli konaklama platformlarının yaygınlaşması, kullanıcıların mekânsal tercihleri ve konaklama deneyimlerinde önemli değişimlere neden olmuştur. Bu süreçte, iç mekân tasarımı kullanıcıların tercihlerini ve deneyimlerini şekillendiren temel etkenlerden biri haline gelmiştir. Bu tez, yüksek puanlı Airbnb konaklama birimlerinde iç mekân tasarımının kullanıcı deneyimine etkisini, özellikle alternatif bir tasarım yaklaşımı olarak öne çıkan DIY (Kendin Yap) uygulamalarının bu deneyim üzerindeki rolünü ve kullanıcı algısındaki yerini derinlemesine incelemektedir. İç mekân düzeni, görsel estetik, kullanıcı beklentileri ve deneyimleri arasındaki ilişki de bu bağlamda ele alınmıştır. Araştırma, turizm potansiyeli yüksek ve çok sayıda Airbnb ilanına ev sahipliği yapan Antalya bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Kullanıcı puanı yüksek üç farklı konaklama birimi seçilerek, ilan görselleri, kullanıcı yorumları ve bu alanlarda konaklamış kullanıcılar ile ev sahipleriyle yapılan yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler yoluyla veri toplanmıştır. Fenomenolojik yaklaşıma uygun olarak seçilen bu yöntemle elde edilen nitel veriler tematik analizle değerlendirilmiştir. Bulgular, kullanıcı tercihlerini etkileyen temel unsurların estetik, konfor ve görsel uyum olduğunu göstermektedir. DIY uygulamaların algılanışı ise farklılık göstermektedir. Bazı katılımcılar bu uygulamaları özgün ve samimi bulurken, bazıları tarafından fark edilmediği ya da önemsiz bulunduğu görülmüştür. Zaman zaman mekânda öne çıkan bu uygulamaların, amatör müdahalelerle işlevsellik sorunlarına yol açabildiği de gözlemlenmiştir. Bu çalışma, Airbnb konaklamalarında iç mekân tasarımı ve DIY unsurlarının kullanıcı deneyimine etkisini incelemekte; bu yaklaşımın kullanıcı algısındaki görünürlüğünü ve önemini tartışmaktadır. Ayrıca, alternatif bir konaklama biçimi olarak Airbnb'nin geleneksel sınıflandırmalar içindeki konumuna da değinilmektedir.
İstanbul mobilya fuarlarında özel tasarım stantlarının iç mekan açısından irdelenmesi
Sergileme insanlığın var oluşundan beri süre gelen bir eylemler dizisidir. Fuar organizasyonlarıyla sektör haline dönüşen sergileme eylemi ticari bir yapılanmaya bürünerek gerek katılımcılar gerekse müşteriler için gün geçtikçe artan oranda ilgi uyandırmaktadır. Artan bu talep doğrultusunda fuar organizasyonları aracılığıyla günümüzde pek çok disiplinin görev aldığı bir yapılanma ile profesyonel nitelikli bir hizmet ağı oluşturulmuştur. Bu disiplinler içinde önemli bir yere sahip olan İç Mimarlığın fuar organizasyonlarındaki rolüne dikkat çeken bu çalışmanın konusu ticari amaca hizmet eden mekansal bir yapılanmaya dönüşen sergileme ünitelerinin tasarım kararları üzerinedir. Bu düşünceden yola çıkılarak İstanbul'daki ulusal ve uluslararası mobilya fuarlarına (İmob ve İsmob) odaklanan bu çalışmanın amacı: özel tasarım stantlarının iç mekan açısından irdelenmesiyle, tasarıma etki eden parametrelerin yanı sıra imalat ve kurulum sürecine ışık tutacak bilgilerin açığa çıkarılmasıdır. Çalışmada genel bilgilerin yer aldığı giriş bölümünün ardından, kavramsal açıdan Türkiye'de fuar sektörünün gelişimine ve ticari bir sergileme ünitesi olarak fuarlardaki stant türlerinin açılımına ışık tutacak bilgiler yer almaktadır. Daha sonraki bölümlerde; "Mobilya Fuarlarında Özel Tasarım Stantları"na ilişkin bilgiler ışığında, örnek olarak İstanbul'daki ulusal ve uluslararası mobilya fuarlar (İmob ve İsmob) detaylı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma göstermektedir ki; mobilya fuarlarındaki özel tasarım stantlar, katılımcı ve tasarımcının yönlendirmesiyle müşterilere sergileme eylemi üzerinden geçici olarak farklı mekansal deneyimler kazandırmaktadır. Bu çalışma ile literatüre katkı sağlamanın yanı sıra katılımcı ve müşterinin beklentisini doğru kararlarla yönlendirerek fuar organizasyonlarında tasarımcının katkısını arttırıp İç Mimarlığın mesleki faaliyetlerine yönelik fayda sağlanması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstanbul Mobilya Fuarları, Özel Tasarım Stantlar, Fuar Stant Tasarımı, Sergileme Biçimleri.
Türkiye'de modern mobilya tasarımının gelişmi: Öncü mobilya tasarımcılar üzerine bir analiz
Bu tez çalışmasında Türkiye'de modern mobilya tasarımının gelişimi konu alınmıştır. İlk olarak Dünyada modern mobilya tasarımının gelişimi tarihsel zaman aralığında incelenmiş, elde edilen veriler ışığında Türkiye'de modern mobilya tasarımı etkileyen akımlar ve öncü tasarımcılar incelenmiştir. Tez kapsamında Türkiye'de mobilya tasarımında ?öncü birinci kuşak tasarımcılar? olarak tanımlanan Yılmaz Zenger, Aziz Sarıyer, Faruk Malhan ve Adnan Serbest'in tasarım anlayışları, tasarım süreç ve yöntemleri, Türkiye'de Mobilya Tasarımının Gelişimi ve Günümüz Mobilya Tasarımı başlıkları çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. Daha sonra da Türkiye'de geçmişten günümüze mobilya tasarımının gelişim süreci öncü mobilya tasarımcıları olarak tanımlanan birinci kuşak mobilya tasarımcıları üzerinden değerlendirerek durum tespiti yapılmıştır.
İçmimarlık programları temel sanat/tasarım dersi kapsamında öğrencilerin görsel algı beceri seviyelerinin değerlendirilmesi
Temel Sanat/Tasarım Eğitimi, görsel dilin ögelerinin ve ilkelerinin aktarıldığı ve uygulamalarla pekiştirildiği bir süreçtir. İçmimari tasarım kapsamında görsel çevrenin ve bu görselliği meydana getiren öge ve ilkelerin doğru biçimde algılanması, anlamlandırılması ve ifadesi önem taşımaktadır. Türkiye'de etkin olarak eğitim veren 36 içmimarlık programında yer alan Temel Sanat/Tasarım Eğitimi süreçleri; amaç, içerik ve öğrenim çıktıları bakımından benzerlik göstermektedir fakat bu içmimarlık programlarının öğrenci seçme süreçlerinin odaklandığı beceriler, dolayısıyla seçilen öğrencilerin nitelikleri bölümler arasında farklılık gösterebilmektedir. Bu noktada Temel Sanat/Tasarım Eğitimi'nin farklı nitelikte öğrenci gruplarının görsel algı beceri seviyeleri gelişimini ne oranda etkilediği bilgisi önem kazanmaktadır.Bu çalışmada, öğrencilerin olası nitelik farklılıkları göz önünde bulundurularak içmimarlık programları Temel Sanat/Tasarım Eğitimi dersi kapsamında görsel algı beceri seviyelerini bilimsel bir yöntem doğrultusunda karşılaştırmak ve bir gösterge sunmak hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, öğrencilerin görsel algı beceri seviyelerini ölçümlemek ve istatistiki değerlendirme olanağı sunan bir veri bütünü oluşturmak amacıyla, veri toplama aracı olarak bir anket/test geliştirilmiştir. Anket/test soruları, kuramsal altyapı doğrultusunda; hazırda var olan standartlaştırılmış görsel algı testleri, test takımları ve görsel algı konusunda araştırmacılar tarafından geliştirilmiş ölçme araçları temel alınarak oluşturulmuştur. Bu süreçte içmimarlık eğitimcileri, Temel Sanat/Tasarım eğitimcileri, eğitim bilimciler ve istatistikçilerden uzman görüşü alınmıştır. Anket/test sorularının ölçme başarımını en uygun düzeye getirmek amacıyla pilot çalışmalar gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın bulguları, genel başarı ortalaması bağlamında yetenek sınavıyla seçilen öğrencilerin ÖSYS (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi) ile seçilen öğrencilere göre daha yüksek başarı elde ettiklerine işaret etmektedir. Temel Sanat/Tasarım Eğitimi içeriği bağlamında ele alındığında yapay ögeler, biçim, doku, ışık-gölge ve üçüncü boyut konularında yetenek sınavıyla seçilen öğrencilerin daha yüksek başarı gösterdikleri saptanmıştır. Sonuçlar doğrultusunda yetenek sınavıyla ve ÖSYS ile seçilen öğrencilerin Temel Sanat/Tasarım Eğitimi süreçlerini daha verimli hale getirmek ve görsel algı bağlamında daha bağdaşık bir beceri seviyesi elde etmek için çeşitli öneriler sunulmuştur.
Havra, kilise ve cami iç mekanlarına ibadethane kimliğini kazandıran mekansal imge ve sembollerine ilişkin ortak kavramlar
İnsan ve mekân bağlamında doğrudan ve dolaylı etkileri ile önemli dini yapılardan olan ibadethaneler, ait oldukları inanç sistemlerinin inanç ve ibadet anlayışını temsil etmektedir. Bu çalışmanın konusu olan ve tektanrılı üç dine ait ibadethanelerden havra, kilise ve camiler, işlevsel oldukları kadar başlı başına birer sembol mekânlardır. İbadethane iç mekânlarında kullanılan mekânsal imge ve semboller, temsil ettikleri inanç sistemine özgü anlamların taşıyıcısıdır. Aynı zamanda düşünsel, kültürel ve estetik açıdan insana dair ortak değerleri temsil eden bu üç görüngü, yine mekânsal imge ve sembollerde anlatımını bulmaktadır. Bu nedenle iç mekân tasarımında bu yapılar, yalnızca işlevselliği değil, aynı zamanda mekânın atmosferine dayalı beklentileri de karşılamalıdır. Bu mekânların tasarımında işlevsel karakter, görsel nitelik ve sembolik değerler arasında bir denge kurmak, hem bu mekânlara ibadethane kimliğini kazandıran mekânsal imge ve sembollere ilişkin kavramsal boyutun bilinmesi hem de bir bütün olarak inanca yönelik bir anlamlandırmayla olanaklıdır. Bu amaçla, çalışmanın giriş bölümünde; amaç, önem ve araştırma yöntemi anlatılmıştır. Birinci bölümde araştırma konusuna ilişkin kavramsal çerçeve ortaya konmuştur. İkinci bölümde havra, kilise ve camilerdeki mekânsal imge ve semboller belirlenmiş, ortak kavramlar olgubilimsel bir yaklaşımla irdelenmiş ve yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde, mekânsal veriler ve analizlerden elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve bu değerlendirme ışığında öneriler getirilmiştir.
Venturi'nin karmaşıklık ve çelişki yaklaşımı izleminde güncel tasarım kavramlarının yeniden yapılandırılması
Güncel tasarımın gelişimi için katılaşmış bir düzen önermek, topoloji sorularını öklidyen geometri yoluyla çözmeye çalışmak gibidir. Bu tür bir çaba yerine güncel ve çözüm odaklı arayışlar bir gelişimin tetikleyicisi olabilir. Bu düşünceyle bu çalışma, tasarımı kural, yöntem veya ilkelerle sınırlandırarak değil, esnek, değişebilen ve karma bir yaklaşımla tasarıma bakışın yeniden yapılandırılabileceği iddiasındadır.Tasarımda, önceden belirlenmiş üst ölçekli/makro bütünlüklerden, çözündürülmüş/mikro bütünlüklere; kural, yöntem ve ilkelerden, tasarımcının sorumluluk üstlendiği özgürlük alanına; bağımlı değişkenlerden kavramsala ve kesinlikten belirsizliğin kabulüne doğru gelişim yoluyla yeni ve zengin bir dil oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmanın odağında yer alan tasarım kavramları, bu dilin gelişimi için gerekli bir araç olarak önerilmektedir.Tasarım kavramlarının yeniden yapılandırılmasında ele alınan örnek kavram kaynağı Robert Venturi'nin Mimarlıkta Karmaşıklık ve Çelişki isimli kitabıdır. Bu kitabın çözümlemesi sonucu bir yoğun metin ve kavram iskeleti elde edilmiş ve bu kavramlar örnek olarak yeniden yapılandırılmıştır. Uygulama aşamasında Karmaşıklık ve Çelişki'nin üç kurucu kavramından (dualite, yönlenme, eş kombinasyonlar) üç türev kavrama (ikiz, yüzey-bükey, strüktürel süreklilik) ulaşılmış ve tasarım olanakları araştırılmıştır.Anahtar Sözcükler:Güncel Tasarım, Tasarım Kavramları, Mimarlıkta Karmaşıklık ve Çelişki.
Kültürel miras kapsamındaki yapıların çağdaş yaklaşımlarla müze işlevine adaptasyonları: Yeni mekânsal deneyimler
İnsanın varoluşundan bu yana yaşamın ve kültürlerin değişmeyen ilkesi değişim ve süreklilik olmuştur. Değişim ve süreklilik karşıt kavramlar olarak algılanmalarına karşın, süreklilik, değişim yoluyla gerçekleşmektedir. Değişimin temel olgu sayıldığı bir dünyada sürekliliğin sağlanması, değişimin doğasının ve hızının kontrol edilebilmesine bağlıdır. Hızlı değişimin yarattığı, niceliksel değerlerle tariflenen, gelip geçici, anlık etki arayışı, derinliğin yitirilmesine neden olmaktadır. Oysaki derinlik, özgün olanı yaratmaya yönelik, geçmişe, bugüne ve geleceğe dair değerlerin çoğulcu bir yaklaşımla ele alınmasını içermektedir. Bu noktada fiziksel çevrenin tasarlanmasında, insan ve toplum yaşamını zenginleştiren, yaşam deneyimlerini çeşitlendiren, derin ve eş zamanlı oluşumların birlikteliğinden doğan ?bütünleşik yaklaşımın? benimsenmesi, insanı fiziksel ve psikolojik doyuma taşıyacak özgün, yaratıcı mekânların, oluşturulabilmesi için önemlidir.Günümüzde eski ve yeni birlikteliğinden doğan, zorlayıcı olduğu kadar yaratıcılığın kışkırtıldığı bu ortamların en büyük göstergeleri, tarihi süreçte kültürel miras niteliği kazanmış ve çağdaş yaklaşımlarla müze işlevine adapte edilmiş yapılar üzerinden deneyimlenebilmektedir. Bugün dünyada deneyim ortamları olarak varoluşunu sürdürmeye çalışan müzeler bu yönleriyle yapılan çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çerçevede ele alınan çalışmada ilk aşamada, günümüzde ?kültürel miras kavramı? ve ?çağdaş koruma yaklaşımına? yönelik gelinen nokta ve uluslararası ve ulusal ölçekte ifade edilen ?yasal boyutlar, açılımlar? irdelenerek değerlendirmeye alınacaktır. Elde edilen veriler ışığında kültürel miras kapsamındaki yapılara, işlev değişikliği ve/veya işlev genişlemesi kapsamında yapılan müdahaleler, ?kullanım değişikliği? çatısı altında incelenecektir. İkinci aşamada ise, ?çağdaş müze? ve ?müze mekânı? kavramlarının açılımlarına bakılarak, kültürel miras kapsamındaki yapıların, çağdaş müze işlevine adapte edilebilmelerine yönelik yapılan mekânsal müdahaleler, Louvre müzesi örneği üzerinden değerlendirilecektir.
Yerleştirme (enstalasyon) sanatı ve yer-mekana özgü yerleştirme sanatı: Sanatçının yer-mekan tanımı üzerine bir irdeleme
Endüstrileşme süreciyle birlikte sanat, sanatçı, eser ve izleyici arasındaki ilişkide önemli değişimler yaşanmıştır. Bu değişimler, çağdaş sanatın getirdiği yeniliklerle birlikte sanat eserlerinin izleyici ile doğrudan etkileşime girmesine yol açmıştır. Bu durum, yerleştirme sanatının da gelişimini sağlamış ve sanat ile tasarım arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak eser ve yer-mekan tanımında da önemli bir değişime neden olmuştur. Sanatçılar, yerleştirme eserlerini üretirken yer-mekan kavramını yeniden sorgulamış ve bu konuda farklı perspektifler ortaya koymuştur. Bu bağlamda, sanatçıların yer-mekan düşüncesi ve eser üretim süreçlerindeki yaklaşımları üzerine odaklanan bu çalışma, yerleştirme sanatının niteliklerini ve yer-mekan kavramını tanımlamayı amaçlamıştır. Bu çalışma kapsamında, sanatçı görüşlerine odaklanılmıştır. Yerleştirme sanatının niteliksel özellikleri ile boşluk ve yer-mekan kavramı, "sanatçının yer-mekan düşüncesi" kapsamında ele alınmış ve tanımlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın kapsamı, en az bir adet sergilenmiş ve mekana özgü eseri olan sanatçılar ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri tercih edilmiş ve belirlenen amaçlı örneklem grubuna, derinlemesine görüşme yöntemi ile yarı yapılandırılmış sorular iletilmiş, çıkan verilerin çözümlemesi aşaması ise, nitel çözümleme tekniklerinden betimsel ve söylem çözümlemesi aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma ve bulgulardan elde edilen sonuçlarda, sanatçılara dair güncel ve detaylı bir yerleştirme sanatı tanımı elde edilmiş, sanatçının yer-mekan düşüncesinin ortaya koyduğu yeni bir yer-mekan tanımı ortaya çıkartılmış ve yerleştirme eserin yer-mekan ile etkileşimi detaylandırılmıştır.
Yalnız yaşayan yaşlılar için evin anlamı: Bir yapılandırmacı gömülü teori çalışması
Yaşlı bireylerin maruz kaldıkları sayısız probleme, kısıtlılığa ve hatta yalnız yaşıyor olmaya rağmen bile bir bakım kurumuna veya yakınlarının yanına taşınmak yerine mevcut yaşam koşullarına devam etmek istemeleri merak uyandırıcı bir fenomendir. Güncel nüfus projeksiyonları ise artan yaşlı nüfusu sebebiyle bu durumun gelecekte çeşitli barınma problemleri yaratabileceğini göstermektedir. İç mimarlık gibi insan-mekân etkileşimine odaklanan mesleklerin bu konuda çözüm önerileri üretebilmeleri için söz konusu bireylerin evleri ile kurdukları çok boyutlu anlamsal ilişkiye odaklanmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda Konstrüktivist (Yapılandırmacı) Gömülü Teori yöntemi uyarınca yalnız yaşayan 15 yaşlı birey ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve çıktıları analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında bireylerin evlerine çeşitli olumlu ve olumsuz anlamlar atfettikleri; olumsuz anlamları bertaraf etmek için de çeşitli başa çıkma stratejileri geliştirdikleri bulunmuştur. Bu bulgular ışığında yerinde yaşlanma kararının yalnızca pasif bir biçimde izlenen değil; aksine aktif bir biçimde yönetilen bir süreç olduğunu anlatan ve bu sürecin mekaniklerini açıklayan özgün bir teorik yaklaşım olarak Baskın Terazi Modeli ortaya çıkarılmıştır.
Türkiye'nin modernleşme hareketleri paralelinde salon mekânı ve mobilya tasarımları üzerine dönem sineması üzerinden bir analiz
Türkiye'de modernleşme hareketleri gündelik hayatı değiştirmiştir. Böylece gündelik mekân ve gündelik eşyalar da değişime uğramıştır. Bu değişimler toplumun tarihinde temsiller ve semboller yaratmıştır. Bunlar; gündelik hayat mekânı olarak iç mekân ve gündelik eşya olarak mobilya olmuştur. İç mekân ve mobilya, toplumsal değişimin bir yansıtıcısı olarak toplumun modernlik deneyimleri hakkında veriler sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında modernleşme sürecinin tanığı olarak salon iç mekânı ve mobilyaları, Türkiye modernleşmesinin temsili ve sembolü olarak ele alınmıştır. Bu tanıklık, modernleşme süreci ve gündelik hayat dinamikleri özelinde incelenmiştir. Bu süreci ve günlük hayatı yansıtan bir başka tanık Türk sinemasıdır. Türk sineması, iç mekân ve mobilya ilişkisinde gündelik olanın tanıklığına dair veriler sunmaktadır. Bu nedenle, modernleşme hareketleriyle birlikte gündelik hayatın değişimini yansıtan iç mekân ve mobilya iç mimarlık ve sinema disiplinleri ile birlikte karşılaştırmalı / eş zamanlı olarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemine bağlı olarak görselleştirme metodolojisi / analizi (visual methodology/analysis) kullanılmıştır.
Oyunlaştırma çerçevesinde iç mimarlık stajının iyileştirilmesine yönelik bir model önerisi
Bu tez çalışması iç mimarlık stajının oyunlaştırma yoluyla iyileştirilmesine dayalı bir model önerisi geliştirmektedir. Tezin birinci bölümünde, oyunlaştırma modelleri incelenmektedir. Buna göre oyunlaştırma modelleri oyuncu, ortam ve hedef merkezli olarak sınıflandırılmaktadır. Oyunlaştırma uygulamalarında sayısal ortam kullanılması, temel oyunlaştırma bileşenlerinin yer alması ve oyunlaştırma hedeflerinin takibinin yapılması gerektiği sonuçlarına ulaşılmaktadır. Bu değerlendirmelere göre oyunlaştırma yapımına yönelik bir oyunlaştırma model önerisi geliştirilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Türkiye'deki ve KKTC'deki üniversitelerin iç mimarlık staj yönergeleri doküman incelemesi yöntemiyle incelenmektedir. Aynı zamanda stajın anlamını, hedeflerini, sorunlarını ve çözüm önerilerini konu edinen katılımcıları öğrenciler, öğretim elemanları ve firmalar olan nitel bir araştırma yapılmıştır. Bölümün sonunda, iç mimarlık stajının iyileştirilmesine yönelik bir öneri geliştirilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, oyunlaştırma model önerisi ile iç mimarlık stajının iyileştirilme önerisi arasındaki ilişki, hipotez geliştirmeye yönelik yöntemlerden araştırma soruları oluşturma yöntemi ile değerlendirilmektedir. Sonucunda "Çevrimiçi Staj Sistemi" adı verilen bir model önerisi geliştirilmiştir. Çevrimiçi Staj Sistemi, stajyerin staj ortamında deneyimlediklerini sayısal ortamda denetleyen, stajyerler arası işbirliğine açık, stajyerlerin staj kazanımlarını arttırmasına ve pekiştirmesine yönelik iş bazlı stajı temel alan bir model önerisidir.
Özel amaçlı deniz araçlarının tasarımında çok disiplinli yaklaşım ve içmimarlığın yeri
Bu çalışmada öncelikle denizcilik kavramı ve tarihçesine değinilmiş, deniz araçlarının gelişim süreçleri incelenmiştir. Bu gelişim sürecinde ortaya çıkan özel amaçlı deniz araçlarının tasarımında görev alan disiplinler ve birbirleri ile olan ilişkileri ortaya konularak tasarım süreçleri açıklanmış, deniz araçlarında iç mekânların tasarım ölçütleri belirtilmiştir. Birinci bölümde; denizcilik kavramı ve tarihçesine ek olarak deniz araçlarının gelişim süreçleri ile beraber amaçlarına göre sınıflandırılması yapılmış ve bu sınıfların özellikleri açıklanmıştır. Ayrıca su üzerinde olma ve hareket halinde olma durumunun kullanıcılar ve mekânlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde; deniz araçlarının sınıflandırılmasında oluşan özel amaçlı deniz araçları daha detaylı olarak açıklanarak alt sınıflandırmaları yapılmıştır. Özel amaçlı deniz araçlarının kendi içerisindeki yapısal farklılıklarına ve birbirlerine karşı olumlu ve olumsuz yönlerine değinilmiştir. Bu çalışmanın da konusu olan özel amaçlı deniz araçları üzerine odaklanılmasının nedeni iç mekân tasarımı kavramının ilk olarak bu tip deniz araçları içerisinde gözlemlenmesi, iç mekânların kullanıcı istek ve gereksinim ve estetik algısı içerisinde şekillenmesidir. Üçüncü bölümde; deniz aracının tasarımında etkin olan disiplinler açıklanmıştır. Bu disiplinlerin bir deniz aracı tasarımında hangi süreçlerde etkin oldukları ve süreçler içerisinde birbirleri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Dördüncü bölümde; bir deniz aracının tasarım süreçleri detaylı olarak açıklanmıştır. Özel amaçlı deniz araçlarının tasarımında iç mekân tasarım ölçütleri ortaya konulmuştur. Yapısal tasarıma da değinilmesine karşın çalışmanın odak noktasını iç mekânlar oluşturmaktadır. Deniz aracı, iç mekân ve kullanıcı ilişkisinde, alanında uzmanlaşmış kişilerin tasarım aşamasında etkin olmasının önemi vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Deniz araçları, İç mekân tasarımı, Tasarım ölçütleri, Ergonomi