Ankara Yıldırım Beyazıt University
Anabilim Dalı

İktisat Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

4.137

Arşivlenen Tez

9

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kırılganlık endeksi göstergelerinin döviz kuru üzerine etkileri: 1998-2022 panel veri analiz uygulaması

2008 Küresel Finansal Kriz sonrası krizleri öngörebilmek ve önlem alabilmek için Amerikan Merkez Bankası (FED) 2014 yılı Şubat ayında yayımladığı Para Politikası Raporunda riski yüksek ülkeler için ekonomik kırılganlık endeksi aracını bir ölçüm aracı olarak ifade etmeye başlamıştır. Bu kavram Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) arasındaki göreli kırılganlık derecesi ile finansal piyasa stresinin bir ölçüsü olarak GOÜ'ye ait para birimlerinin dolar karşısındaki değişimini gözeten, altı temel göstergenin içerisinde bulunduğu bir endeksi ifade etmektedir. Birçok GOÜ yaşanan krizlerin ardından dış finansman şoklarına karşı kırılganlıklarını azaltmak için ciddi şekilde çaba sarf etmektedir. Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkeler için döviz kurunu etkileyen ekonomik kırılganlık endeksi içerindeki makroekonomik değişkenlerin neler olduğunu ve ne düzeyde döviz kurunu etkilediğini analiz ederek politika önerilerinde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda 1998-2022 yılları arasında 18 ülkeden verilerine ulaşılan 16 gelişen / gelişmekte olan ülkenin verileri kullanılarak panel veri analizi yapılmıştır. Analizler, Ortak Kolerasyonlu Etkiler Ortalama Grup (CCEMG) tahmincisi ile gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda Reel Efektif Döviz Kuru (REER) ile Dış Borç / Toplam İhracat Oranı, Enflasyon ve Brüt Kamu Borcu / GSYİH oranı arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Reel Efektif Döviz Kuru (REER) ile Cari Açık / GSYİH Oranı ve Özel Sektör Kredi Borcu / GSYİH Oranı arasındaki ilişkinin negatif, Büyüme Oranı ile arasındaki ilişkinin ise pozitif ancak anlamsız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dış borcun toplam ihracata oranı, enflasyon ve brüt kamu borcunun GSYİH'e oranında meydana gelen bir artış reel efektif döviz kurunun azalmasına neden olurken büyüme, cari açığın GSYİH'e oranı ve özel sektöre ait kredi borcunun GSYİH'e oranındaki değişim reel efektif döviz kuru üzerinde anlamlı bir etki yaratmamaktadır.

Kerem Sezerer
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayıt dışı ekonominin gelir dağılımı üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, kayıt dışı ekonominin tanımı ve boyutları ele alınmış, ardından gelir dağılımı kavramı, ölçüm yöntemleri ve gelir dağılımını etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, ARDL modelini kullanarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kayıt dışı ekonominin gelir dağılımı üzerine olan etkisini ölçmeyi amaçlamıştır. Bu maksatla, Avustralya ve Uruguay ülke örnekleri üzerinde çalışılmıştır. Bu çalışmada, nicel araştırma yöntemi kullanılarak veriler toplanmış, DGE model yöntemi ile tahmin edilen kayıt dışı ekonomi verileri dikkate alınarak, kayıt dışı ekonominin etkilediği mali ve ekonomik değişkenler belirlenmiş ve modelin katsayıları ARDL sınır testi yöntemi ile tahmin edilmiştir. Her iki ülke örneğinde de kayıt dışı ekonomi ve gelir dağılımı arasında, istatistiksel olarak anlamlı bir uzun dönemli ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında Diagnostik test sonuçları, ARDL modelinin uygunluğunu ve geçerliliğini değerlendirmek maksadıyla kullanılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, Avustralya örneğinde; kayıt dışı ekonominin gelir eşitsizliği üzerindeki etkisinin pozitif olduğu, Uruguay'da ise kayıt dışı ekonominin gelir eşitsizliği üzerindeki etkisinin negatif olduğu görülmektedir.

Kadir Tezel
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between economic growth, development and education: 1990-2020 era

Economic development and growth are among the primary objectives of economic policies across all countries, regardless of their level of development. These elements are considered complementary for creating a sustainable economic system. Economic growth provides the necessary financing for development, while economic development ensures the sustainability of growth. Among the numerous factors influencing economic activities, the human factor is recognized as the most significant. In this context, the relationship between education, which enhances the productivity of the human factor, and economic development and growth is undeniable. Education improves labor skills, fosters entrepreneurship, and increases social welfare. This thesis aims to analyze the effects of education and its indicators on economic development and growth, and to propose potential solutions. The study utilizes annual data from 1990 to 2020 for Turkey. Six variables were employed, and three models were constructed. The Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Phillips-Perron (PP) Unit Root tests were applied to determine the stationarity of the variables. The Fourier Engle-Granger Cointegration test was used to analyze the existence of a long-run relationship between the variables. Upon confirming cointegration, the Fully Modified Ordinary Least Squares (FMOLS) method was employed to analyze the long-run relationships. The data analysis revealed a long-term relationship between education and education indicators and economic development and growth. The findings indicate that economic factors such as capital investments, labor force participation, and school enrollment rates positively affect the Human Development Index (HDI), while the effect of education expenditures on the HDI is insignificant. Consequently, education indicators and investments should be evaluated separately according to the level of education.

Zülal Çolak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reel döviz kurundaki değişimlerin sektörel ihracat üzerindeki etkisi Türkiye örneği

Çalışmamızın amacı reel döviz kuru değişimlerinin ihracat üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Bu doğrultuda Türkiye ekonomisinde ihracat yapan 100 üretici firmanın döviz kuruna karşı tepkisi ölçülmek istenmiştir. 2004-2018 dönemi için firmalara ait yıllık ihracat verileri kullanılmıştır. Panel GMM yönteminin kullanıldığı modelde bağımsız değişken olarak reel efektif döviz kuru yanında firma büyüklüğü göstergesi olarak toplam satışlar ve dış talep göstergesi olarak kabul edilen en çok ihracat yapılan ülkelerin büyüme rakamları kullanılmıştır. Ekonometrik analizden elde edilen bulgular reel efektif döviz kuru, satış rakamları ve ekonomik büyüme değişkenlerinde meydana gelen artışın ihracatı artırdığını göstermektedir. Çalışmada daha sonra 100 firma faaliyet gösterdiği sektöre göre en çok ihracat yapılan 6 farklı sektör şeklinde sınıflandırılarak reel efektif döviz kurunun sektörel bazlı ihracat etkisi test edilmiştir. Sektör bazlı analizden elde edilen bulgular neticesinde ulusal paranın değer kazanması, teorik olarak beklentiyle uyumlu olarak otomotiv ve demir çelik sektörü ihracatında azalışa neden olurken, gıda ve elektrik ve makine sektörleri ihracatında artışa neden olmaktadır. Tekstil ve kimyasal madde ve mamulleri sektörlerinde ise katsayı istatistiksel olarak anlamsız çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Reel Döviz Kuru, Firma İhracatı, Panel GMM

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıGenelleştirilmiş momentler yöntemi+3
Esra Marangoz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Stratejik ticaret politikası teorileri ışığında ihracat teşviklerinin performansı: Türkiye örneği

Dış ticaret politikaları kapsamında bir takım teşvik veya kısıtlamalarla serbest rekabetçi koşullar aksamaktadır. Her ülke kendi çıkarları çerçevesinde sürece müdahale ettikçe reaksiyon göstermeyen ülkeler aleyhine bazı kazanımlar elde edebilmektedir. Stratejik ticaret politikaları, oligopolistik piyasalarda oluşan aşırı karların daha yüksek seviyede ülkeye aktarılması için firmaların desteklenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu çalışma 2006-2020 yıllarını dikkate alarak, Türkiye'de uygulanan ihracat teşviklerinin küresel ihracat pazar payını nasıl etkilendiğini zaman serisi analizi ile açıklamaktır. Kurgulanan model sonucunda, ihracat teşviklerinin istatistiki olarak anlamlı ve iktisadi olarak pozitif yönde küresel ihracat pazar payını etkilediği tespit edilmiştir. Küresel ihracat pazar payı 2023 İhracat Stratejisi Belgesi'nde yer alan 2019 yılı ülke hedeflerinin altında gerçekleşmiştir. Bu durum belgedeki tedbirlerin tam olarak hayata geçmediği ve ihracat teşviklerinin miktarının artırılması gerektiği şeklinde yorumlanabilir. Ülkelerin çoğunluğunun yararına olacak uzun dönemli etkin çözüm; serbest ticaret ortamında, küresel rekabete ayak uyduracak makul tedbirlerin alınması şeklinde olacaktır.

Etki-tepki analiziEşbütünleşmeStratejik ticaret politikaları+5
Mehmet Sinay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of migrant remittances on the economic growth of the Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau

The Impact of Migrant REM on the Economic Growth of The Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau The paper aims to explore the impact of migrant workers' remittances (REM) on the growth in six West African countries punctiliously: Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau; we used balanced panel data from 2004 to 2019. The impact of REM is estimated using pooled OLS, FE, RE, and Dummy-variable Interaction models. In the six West African countries, empirical regression analysis reveals both a negative and positive impact of REM on economic growth; additionally, all West African countries except The Gambia have a positive effect of REM on growth.

West AfricanForeign exchangeEconomic growth+6
Basıru Camara
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli göçmenlere yardım yapan kuruluşlar ve yapılan yardımlar

İnsanlar tarih boyu çok çeşitli nedenlerle yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalmışlardır. Göç kavramı ile açıklanan bu ayrılık, insan ve mekân üzerinde çok yönlü etkiyi beraberinde getirmiştir. Suriyelilerin de kitlesel olarak göç etmesi Türkiye açısından farklı bir göç deneyimi olarak ifade edilebilir. Bu farklı göç deneyimi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Türkiye'ye göç eden Suriyeliler ekonomik, insani ve sosyal yardımlara ihtiyaç duymuşlardır. Türkiye kamu kurum ve kuruluşları ile Suriyeli göçmenler için tüm alanlarda yardım çalışmaları yapmıştır. Türkiye'ye maddi olarak büyük bir yük olmaya başlayan bu durum küresel çapta bir organizasyonu gerekli kılmıştır. Avrupa Birliği en büyük bütçeli yardım programını Türkiye'ye uygulamıştır. Hem ulusal hem de uluslararası STK'lar bu süreçte eksik kalan noktaları çözüme kavuşturmaya çalışmışlardır. Bu çalışmada Suriyeli göçmenlere yapılan yardımlar detaylandırılmış, yardım yapan kurum ve kuruluşlar sıralanmıştır. Ayrıca Suriyeli göçmenlere yönelik yapılan yardımlarda aktif rol alan ulusal ve uluslararası kaynaklardan haberdar olmayı ve takip etmeyi de kapsamaktadır. Anahtar Sözcükler: Göç, İnsani Yardım, Suriyelilere Yapılan Yardımlar

GöçlerGöçmenlerSivil toplum örgütleri+5
Ebru Deveciler
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stagflasyon kavramı, nedeni ve sonuçları Mısır örneği

OPEC üyelerinin 1973 savaşında İsrail'i destekleyen ülkelere karşı petrolü siyasi bir baskı aracı olarak kullanması, küresel ekonomik ortamda büyük etki yaratmıştı. O dönemde petrol fiyatlarında yaşanan önemli artışın ardından Phillips'in ünlü eğrisindeki işsizlik ile enflasyon arasında ters yönlü ilişki olduğu iddiası gözden düşmüştür. Sonuç olarak, işsizlik ve enflasyon ilk kez aynı anda arttığı için Keynesyen analiz önemli eleştiriler almıştır.Bu ekonomik duruma stagflasyon adı verilmiştir. Ekonomi okulları, stagflasyonun birleşik bir yorumu üzerinde anlaşmaya varmamış ve İktisatçılar arasında olguyu açıklanması, ortaya çıkış nedenleri ve ortadan kaldırma yöntemleri konusunda görüş ayrılığına varmıştır. Bu çalışmanın amacı, stagflasyon olgusunu kısaca teorik çerçevede açıklamak; ardından aynı olgunun Mısır Devleti'nde ortaya çıkışını teorik olarak incelemek vestagflasyonu, işsizlik ve enflasyonun toplamı alınarak büyüme oranı ile ilişkisi1973-2020dönemi için araştırmaktır.Çalışma,1998-2002 dönemi hariç, Mısır ekonomisinin 1979-2020 döneminde stagflasyon yaşamış olduğu sonucuna varmıştır. Mısır'da stagflasyon ilk kez 1979 yılında ortaya çıkmıştır. Bunu, 1976 yılında uygulanan ekonomik dışa açıklık politikası nedeniyle ve aynı yıl enflasyonla mücadele için faiz oranlarının yükseltilmesi yatırım ve istihdamı olumsuz etkilemiştir. Bu çalışmada, Johansen Eşbütünleşme analizine göre, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki gözlenmiştir. Mısır'da stagflasyon oranı ile ekonomik büyüme oranı arasında ters yönlü ilişki olduğu açıktır. Stagflasyon oranı %1 arttığında ekonomik büyüme oranı %0,326 azalmaktadır.Hata düzeltme modeli (ECM) hesaplanmıştır, buna göre modele bir şok geldiğinde ilişki zaman içinde tekrar dengeye gelebilmektedir.Son olarak CUSUM kare testi yapılmıştır. Ve model kurma hatasına restlenmemiştir.

EnflasyonMısırPhillips eğrisi+2
Alı Alomar Albaklı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenilenebilir enerji cari açık ve tasarruf ilişkisi: Seçili AB ülkeleri ve Türkiye panel veri analizi

Günümüz dünyasında, artan enerji ihtiyacı ve bu ihtiyaç doğrultusunda büyük oranda kullanılan fosil yakıtların gerek çevreye verdiği zarar gerekse de orantısız dağılımı sebebiyle meydana gelen cari açık ve enerji krizleri, ekonomileri hem enerji tasarrufu hem de alternatif bir enerji üretimi arayışına itmiştir. Dolayısıyla, geçmişten günümüze kadar bu arayış doğrultusunda, alternatif enerji kapsamında yenilenebilir enerji türleri gündem oluşturmuştur. Bu alandan hareketle ülke grupları üzerine yapılan çalışmalarda çok sayıda enerji tüketimi ve üretiminin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ancak tasarruf üzerine nadir çalışmalara rastlanılmıştır. Bu çalışmada 1990-2015 yıllarını kapsayan dönem baz alınarak 20 AB ülkesi ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji tüketimi, yenilenebilir enerji üretimi ve fosil yakıt üretiminin tasarruf ve cari açık üzerindeki etkisi ve nedensellik ilişkisinin olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu doğrultuda serilerin durağanlığını test etmek için Pesaran (2007), 2. Nesil birim kök (CIPS) testi, çalışmada doğru modellerin tahmin edilebilmesi için Hausman testi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkilerin gözlemlenebilmesi için Rassal Etkiler GLS Regresyonu tahmin edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek için Kao (1999) eşbütünleşme testi ve değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığını ve yönünü test etmek için Dumitrescu-Hurlin (2012) nedensellik testi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar; DREC, DREP ve DFEP'ten DCİD ve DGSYT'ye doğru 2. Gecikme düzeyi dikkate alınarak tek yönlü nedensellik olduğu gözlemlenmektedir. Yani yenilenebilir enerji tüketimi, yenilenebilir enerji üretimi ve fosil enerji üretimi Cari İşlemler Dengesinin nedenidir. Yenilenebilir enerji üretimi, tüketimi ve fosil enerji üretimi 2. Gecikme düzeyinde birbirlerinin nedenidir. Dolayısıyla, analiz sonuçlarına göre yenilenebilir enerji üretimi ve tüketimi tasarruf ve cari açık üzerinde olumlu bir etki bırakmaktadır.

Enerji politikalarıTasarrufYenilenebilir enerji+1
Neriman Şaşoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gelişen ekonomilerde doğrudan yabancı yatırımlara dayalı teknoloji transferinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Standart neoklasik teoriye göre, ülkeler arasındaki uzun vadeli büyüme oranlarındaki farklılıklar, yalnızca dışsal olarak verilen TFV büyüme oranlarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, içsel büyüme teorisi, bir teknoloji transfer mekanizması olarak doğrudan yabancı yatırımın, sermaye birikimi üzerindeki etkisinden çok TFV üzerindeki etkisiyle uzun vadeli büyümeyi etkileyebileceğini savunmaktadır. İçsel büyüme teorilerinde, teknolojik ilerleme dışsal bir faktör olarak değil, araştırma, geliştirme ve yeniliğe yapılan bilinçli yatırımın bir sonucu olarak kabul edilir. Teknolojik gelişmeler, girdilerin daha verimli kullanılmasına ve mal ve hizmet üretmenin yeni yollarının yaratılmasına olanak sağlayarak TFV'yi artırmaktadır. Bu bilgiler ışığında, bu tezin amacı doğrudan yabancı yatırımların toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin gelişmekte olan ülkeler için incelenmesidir. Bu doğrultuda, doğrudan yabancı yatırımların, patent sayılarının, beşeri sermayenin, ticari açıklığın ve tüketici fiyat endeksinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkisi 1990-2019 periyodu ve 10 gelişmekte olan ülke (Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Malezya, Filipinler, Tayland, Türkiye ve Güney Afrika) için panel FMOLS katsayı tahmincisi aracılığıyla incelenmektedir. Daha sonra, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi panel VEC Granger nedensellik testi aracılığıyla incelenmektedir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, uzun dönemde, teknolojik gelişimin, beşeri sermaye birikiminin ve ticari açıklığın faktör verimliliğine katkılarının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Buna karşın, tüketici fiyat endeksindeki artışın faktör verimliliğini azalttığı tespit edilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın faktör verimliliğini arttırdığı görülmektedir. Son olarak, doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın, teknoloji transferi aracılığıyla faktör verimliliği üzerindeki etkisini gözlemlemek amacıyla, doğrudan yabancı yatırımlar ile teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki bütünleşik etkisi incelenmiştir. Buradan elde edilen bulgu, yabancı yatırımlardaki artışın, teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki pozitif etkisini tetiklediğine işaret etmektedir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıGelişmekte olan piyasalarGelişmekte olan ülkeler+4
Demet Oğuz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekolojik ekonomi üzerine üç makale: AB ülkelerinde ekonomik büyüme, çevresel regülasyonlar ve teknolojik inovasyon

Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir bir çevre için ülkeler çeşitli politikalar uygulamaktadırlar. Ancak gelinen noktada küresel ısınmanın artmasıyla birlikte çevre kirliliğini önleme konusunda uygulanan politikaların etkinliği tartışmalara yol açmaktadır. Çevre kirliliği dünyanın ekolojik dengesini bozarak küresel ısınma ve iklim değişikliğine yol açmaktadır. Dolayısıyla çevre kirliliğine yol açan etmenlerin araştırılıp, söz konusu bu etmenlere karşı önlem alınması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada ekonomik büyüme, çevresel regülasyonlar ve teknolojik inovasyonun çevre kirliliği üzerindeki etkileri 3 ayrı bölümde 3 ayrı model olarak incelenmiştir. İlk olarak ekonomik büyümenin çevre kirliliği üzerindeki etkileri Çevresel Kuznets Eğrisi çerçevesinde araştırılmıştır. Bunun için, 17 AB ülkesinin (Almanya, Belçika, Avusturya, Danimarka, Bulgaristan, İrlanda, Çekya, Finlandiya, Fransa, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Malta, Portekiz, Romanya, Yunanistan ve İspanya) 1993-2018 yılları arası baz alınarak elde edilen veriler ikinci nesil panel veri teknikleriyle analiz edilmiştir. Buna göre ekonomik büyümenin ilk aşamalarında çevre kirliliği artarken, ekonomik büyümenin ilerleyen aşamalarında çevre kirliliğinin azaldığı tespit edilmiştir. İkinci olarak, çevresel regülasyonların çevre üzerindeki etkileri araştırılmış olup; 17 AB ülkesi için 1995-2018 yılları arası baz alınarak elde edilen veriler, ikinci nesil panel veri teknikleriyle analiz edilmiş ve çevresel regülasyonların çevre kirliliğini azalttığı saptanmıştır. Son olarak, teknolojik inovasyonun çevre kirliliği üzerindeki etkileri 17 AB ülkesi açısından 1995-2018 yılları arası baz alınarak araştırılmıştır. Buna göre teknolojik inovasyonun çevre kirliliğini azaltacak düzeye henüz ulaşmadığı saptanmıştır.

Elif Koçak
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijitalizmin kadın istihdamı üzerindeki etkileri

İnsanlık tarihinde toplumsal ve evrensel hayata doğrudan etki eden birçok değişim meydana gelmiştir. Etkileri bakımından en önemlilerinden biri olan teknolojik gelişmeler, diğer bir anlamı ile dijitalleşme olmuştur. Bu çalışmada ülkemizde ve dünyada kadın istihdamının günümüze dek olan değişim ve süreçsel gelişimi incelenmiş, kadın istihdamının sosyal, ekonomik, bireysel ve toplumsal olarak dizitalizmin üzerindeki etkileri değişik etmen ve etkiler çevresinde değerlendirilmiş ve ortaya konulmuştur. Emek piyasasının anahtar kalemleri olan iş gücü ve istihdam gibi unsurlar, iletişim ve mobilite alanında sınırların kalktığı küreselleşme çağı ile birlikte her gün alan fark etmeksizin büyüyen teknolojinin gelişimi, artan nüfus ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar, toplumsal, çevresel, iklimsel, ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda yaşanan her türlü talepler, farklı yeni iş kollarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Emek faktöründe ortaya çıkan yapısal ve işlevsel değişimler, kadınlarında emek-iş yaşamında çeşitli sektörlere ve iş kollarına girmelerinin önünü açmıştır. Bu çalışmada, kadın istihdamının tarihsel olarak ortaya çıkışı, nedenleri, değişim ve etki süreçleri incelenmiştir. Son yüzyıldan günümüze, kadınların emek iş gücü piyasasında yaşadıkları sorunlar ortaya konulmuştur. Ülkemizde kadınların en çok yaşadığı sorunların başında gelen toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı olarak dijitalizmin kadın istihdamı üzerindeki etkileri olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alınmıştır.

Leyla Arslan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk mali sisteminin regülasyonu

Mali sistemin regülasyonu, mali sektörü oluşturan kurumların oluşumlarının, faaliyetlerinin yetkili otorite(ler)ce düzenlenmesi,denetlenmesi ve gözetimi fonksiyonlarını içermektedir. Mali sektörün kendi haline bırakıldığında krizlere açık yapısı ve reel sektör ile bağlantılı durumu nedeniyle sistemde oluşabilecek sıkıntıların reel kesimi ve tüm ekonomiyi etkileyecek boyuta ulaşabilmesi, sistemin regülasyonunu gerektirmektedir. Bu kapsamda, çalışmanın amacı, Türk Mali Sistemi'nin niçin, nasıl ve hangi kuruluşlarca regüle edildiğinin irdelenmesidir. Finansal regülasyonun mantığının kavranması için öncelikle oluşturulan regülasyon teorileri, mali piyasaların regüle edilmesine yönelik gerekçeler ve kullanılan araçlar incelenmekte, regülasyonun fayda ve maliyetleri gözetilerek uygulanmasına yönelik optimal regülasyon kavramı üzerinde durulmaktadır. Ardından, kurumları ile ülkemiz mali sisteminin yapısı, görünümü, sorunları incelendikten sonra; finansal regülasyonun gerekçeleri arasında yer alan finansal krizler, krizlere yönelik geliştirilen teorik çerçeve ile birlikte incelenmekte; son olarak Türk Mali Sistemi'ni regüle eden kuruluşlar ve uluslararası regülasyon düzenlemelerinin ülkemize yansımaları değerlendirilmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda görülmüştür ki, mali sistemimizin etkin bir regülasyona tabi olmadığı dönemde gerek ülkemiz yapısal sorunları kaynaklı, gerekse uluslararası piyasalar kaynaklı bir dizi finansal kriz yaşanmıştır. Bu krizlerin sonucu olarak finansal sistemin etkin bir regülasyona tabi tutulması ile birlikte tüm dünyayı ciddi boyutlarda etkisi altına alan 2008 global krizinden Türk Mali Sistemi'nin diğer ülkelere oranla daha az boyutta etkilendiği görülmüştür. Bu durum mali sistemin regülasyonunun önemini ortaya koyan bir bulgu olarak değerlendirilebilmektedir.

Finansal düzenlemeFinansal krizFinansal regülasyon+2
Seval Özkan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de teknolojik gelişimin ekonomik büyümeye etkisi

Ekonomik büyümeyi arttırmaya yönelik çeşitli eğilimler olsa da teknolojik ilerlemenin temel bileşeni olan ve Ar-Ge harcamalarının nihai sonucu kabul edilen patent sayısı ekonomik büyümenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. 1990'ların başında, Ar-Ge'ye dayalı içsel büyüme modelinin yapısıyla birlikte inovasyon kavramı büyümenin merkezi haline gelmiştir. Bu bağlamda, ekonomik büyümeyi sürdürmek ve uluslararası rekabet avantajını kullanmak isteyen ülkeler, kaynaklarının etkin ve rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla Ar-Ge harcamalarına ağırlık vermeye başlamıştır. Bu bilgiler ışığında bu tez çalışmasında Türkiye'de 1991-2020 dönemini kapsayacak biçimde, patent başvuru sayısı, sermaye ve işgücünün ekonomik büyüme üzerinde ki etkileri ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşik ilişkinin olduğu ve patent sayısının kısa ve uzun dönemde ekonomik büyüme katkı sağladığı, kısa dönemde ekonomik büyüme üzerinde herhangi bir anlamlı etkiye sahip olmayan iş gücünün uzun dönemde ekonomik büyümeyi arttırdığı ve son olarak sermaye miktarının uzun dönemde ekonomik büyümeyi anlamlı bir şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. İnovasyonu güçlendiren, insan sermayesini besleyen ve sermaye dağıtımını optimize eden dayanıklı bir yaklaşımın Türkiye'nin sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyüme hedeflerini gerçekleştirmede etkili olacağı söylenebilmektedir.

Hakkı Kılıç
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sanayide dijitalleşme ve model fabrikalar

Dünya tarihine bakıldığında gelişmiş ve kalkınmış ülke olarak adlandırılan ülkelerin büyük bir çoğunluğu, sanayi alanında ciddi atılımlar ve yatırımlar yapmış ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Birinci Sanayi Devrim ile İngiltere'de başlayan sanayileşme; İkinci, Üçüncü ve günümüzde yaşanan Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkeler ile devam etmiştir. Tüm bu ülkelerin ortak özelliği, sanayide dijital dönüşümü yakalamış olmalarıdır. Türkiye ise 2011 sonrası dünyada yaşanan yeni sanayileşme akımını planladığı ve uyguladığı çeşitli politikalar ile takip etmeye başlamış ve dünya çapında rekabet edebilir hale gelmek için ulusal anlamda "Model Fabrika" modelini uygulamaya koymuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, tarihsel süreç olarak sanayi devrimlerinin oluşumu, gelişimi ve sonuçları ele alınarak sanayileşme üzerinde etkilerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, dünyada ve Türkiye'de sanayide dijital dönüşümün durumu irdelenerek, özellikle dünyada Dördüncü Sanayi Devrimi'ni yakından takip eden Çin, ABD ve Avrupa ülkeleri ele alınmıştır. Bunların dışında Türkiye'deki dijital dönüşümün devlet nezdinde güvenceye alınmasına ilişkin kanun ve mevzuatlar incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Türkiye'de sanayinin dijital dönüşümüne katkı sağlamak amacı ile Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Türkiye'nin çeşitli illerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde, birçok Sivil Toplum Kuruluşu ve Uluslararası Organizasyonlar iş birliği çerçevesinde kurulan Model Fabrikalar ve bu kuruluşların faaliyetlerine ilişkin birçok inceleme ele alınmıştır. Ancak inceleme sonucunda Türkiye'nin henüz yolun başında olduğu, yeterli düzeyde hedeflenen noktaya gelemediği fakat bu doğrultuda büyük adımlar ile ilerlediği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanayi Devrimleri, Sanayileşme, Dijital Dönüşüm, Model Fabrika, Türkiye

Yunus Caner Tanrıöver
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de 2000 yılı sonrasında bankacılık sektöründe değişim ve dönüşüm

Bu tez çalışması, Türkiye'de bankacılık sektörünün 2000 yılı ve sonrasındaki dönüşüm aşamaları detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu süreçte meydana gelen değişim ve geçiş sektörel bazda ve ayrı ayrı bankalar bazında incelenmektedir. Söz konusu dönem küreselleşme ve ekonomik krizlerin dünya genelinde yaygınlığı ve bulaşıcılığının arttığı bir dönemdir. Bu dönemde bankalar bu durumdan nasıl etkilendiği, sektörün yapısı nasıl değiştiği gibi sorulara cevap verme amacını taşıyan bu tez, sermayenin derinliğinin artması ve tabana yayılması konusunda bankacılık sektörünün rolünü de anlama amacı taşımaktadır. Bu dönemde kapanan ve devralınan bankalar ve ilgili sektör yapısı detaylandırılmaktadır. Özellikle banka görünümleri, gelir ve karlılık gibi değişkenlerin izlendiği atıf temelli bir literatürden yararlanılarak yansıtılmaya çalışılmaktadır. Küreselleşmenin finans sektöründeki ilk önemli yansımalarının görüldüğü 2000 yılı ve sonrasında, Türk bankacılık sektörü çok uluslu bir yapıya dönüşmüştür. Bu yapı daha sonraki yıllarda ortaya çıkan 2008 küresel finans krizi ve koronavirüs pandemisi gibi dalgalanmalarda sektörün daha dayanıklı bir hale gelmiş olduğunu işaret etse de yabancı ortaklı bankaların ağırlıklı olduğu görülmektedir. Buna ek olarak, yerleşik vatandaşların değer biriktirirken yerli para yerine yabancı para tercih etmesi olarak ifade edilen mevduat dolarizasyonu olgusu mevcuttur. 2000'li yıllardan günümüze dış kaynak ihtiyacı devam etmektedir. Türk finans sisteminde bankacılık sektörünün tasarruf ve yatırım verimliliğinin iyileştirilmesi gerekmektedir.

Mustafa Sağlam
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Merkez bankası bağımsızlığı ve dolarizasyon ilişkisi

Merkez bankacılığı kavramının içerisinde yer alan merkez bankası bağımsızlığı iktisat literatüründe oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlam doğrultusunda, iki ayrı kavram olan merkez bankası bağımsızlığı ve dolarizasyon ilişkisi ele alınarak betimsel bir yaklaşım çerçevesinde çalışma bir araya getirilmiştir. Çalışma üç bölüm şeklinde ele alınarak kavramlar çok yönlü bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu çalışmanın amacı, ele alınan iki ekonomik kavram arasındaki etkileşim ve ilişkiyi açıklamak elde edilen bulgu ve değerlendirmeler sonucunda merkez bankası bağımsızlığına ve dolarizasyona karşı sergilenen yaklaşımları ya da tutumları ortaya koyarak elde edilen bu gözlem ve bulguları iktisat literatürüne kazandırmaktır.

İbrahim Polat
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokratikleşme ve vergi gelirleri arasındaki ilişki

Bu çalışmada vergi yükü ve demokratikleşme arasındaki ilişki dünya ülkeleri ve Türkiye örneği üzerinden ele alınmıştır. Demokratikleşme, bir süreci ifade etmekte olup yalnızca seçimler üzerinden değerlendirilemez ve bir ülkede yaşayan bireylerin vatandaş olma bilincine sahip olması anlamına gelmektedir. Bu noktada ise temelde iki husus ortaya çıkmalıdır. Bunlardan ilki bireylerin kendi özgürlüklerinin yanında kamusal faydayı da gözetmesi, diğeri ise kamusal meselelere katılma konusunda istekli olmalarıdır. Vergilendirme ise burada önem kazanır. Vatandaşlar vergi verdiklerinde kamunun faaliyetlerini denetleme ve siyasal iktidarı dengede tutmak konusunda faal olurlar. Diğer yandan, adil bir vergi sistemi, vatandaşların vergi sistemine ve genel olarak anayasal sisteme güven duymaları bakımından önemlidir. Vergi adaleti, kamunun ihtiyacı olan mali kaynağın sermayeden ve gelir üzerinden alınan vergilerden temin edilmesini, dolaylı vergilerin ise asgari bir seviyede tutulmasını gerektirmektedir. Gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinde gelir adaleti bu açıdan yerleşmiş bir anlayıştadır. Bu ülkelerin demokrasi puanlarının yüksek olduğu gibi gelir ve sermaye üzerinden aldıkları vergilerin dolaylı vergilere kıyasla daha büyük oranda olduğu görülmektedir. Türkiye'de ise durum farklı olup gelir üzerinden alınan vergilerin genele oranı düşünüldüğünde, Türkiye'nin sonuçları oldukça düşüktür.

Murat Aslan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Din ve ekonomi; kuramsal bir yaklaşım

Dinin, bireylerin günlük ekonomik yaşantısı üzerindeki etkileri, din ve ekonomi arasındaki ilişkinin incelenmesinde önemli bir etken olmuştur. Hem din hem de ekonomi, toplumsal yaşamı oluşturan ve toplumda bireyin düşünce ve davranış kalıplarına yön veren dokular veya ortamlardır. Din; rekabetçi piyasada dini kurumlar ve din adamları tarafından üretilen, ona inanan cemaat üyeleri tarafından tüketilen farklılaşmış bir maldır. Din piyasası; dini grup ve cemaatlerin varlıklarını sürdürebilmesi için kaynak ve üye bulma mücadelesi verdikleri piyasalardır. Arz edenler, bunu gerçekleştirirken, dışsallık, bedavacılık gibi sorunlarla da başa çıkmak zorunda kalmaktadır. Dinin talep yönü; Beşeri Sermaye Teorisi, Rasyonel Seçim Teorisi ve Hane Halkı Üretim Modeli ile açıklanabilmektedir. Dini talep edenler, kulüp mallarını tüketmek ve üyeliklerini devam ettirmek için katı dinler ya da dini kulüpler tarafından uygulanan bazı maliyetleri, fedakarlık yaparak ve kendilerini bu uğurda kurban ederek ödemeye istekli olmak zorundadır. Bu gibi fedakarlık beklentileri, bedelsiz kullanıcıları azaltmada rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı; din ve ekonomi arasındaki bu ilişkiyi, kuramsal bir yaklaşımla incelemektir. Çalışmanın ileri safhalarında Max Weber'in öncü olduğu araştırmalar ışığında, Batılı Hristiyan ülkelerin ekonomik açıdan ileri seviyelerde olması, çoğu Müslüman ülkelerin ise ekonomik gelişmelerde geri kalmasında ki dinin rolü incelenmiş, dini farklılığın bu sonuca ulaştıran tek etmen olmadığı kanısına varılmıştır.

DinDin-ekonomi ilişkisiEkonomi+1
Nagihan Gönül Akdoğan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçiş ekonomilerinde yabancı sermaye yatırımları ve Kırgızistan örneği

Son 20 yıl içeresinde doğrudan yabancı sermaye yatırımların (DYSY) dünyada ve özellikle geçiş ekonomisi olarak adlandırılan ülkelerde ekonomik gelişme, büyüme ve kalkınma süreçleri üzerinde önemli bir etken haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, DYSY'ların ülke ekonomilerinin gelişmesini ne şekilde etkilediği ve özellikle geçiş ülke ekonomileri açısından, DYSY'ları çekmek için gerekli altyapının oluşturulması açısından ülke ekonomisinde ne tür reformların ve yeniliklerin yapılması gerektiği ile ilgili bilgi verilmeye çalışılmıştır.Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) geçmişte ve günümüzde birçok ülkenin iktisadi anlamda gelişme sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Bunun temel nedeni az gelişmiş (AGÜ) ve geçiş ekonomi ülkelerinin (GEÜ) hem gelişme süreçlerine başlayabilmeleri hem de istikrarlı kalkınmalarını sürdürebilmeleri için iç kaynakların yanında, dış kaynaklara da gereksinim duymalarıdır. Özellikle, yatırım kaynakların olmaması kısır döngüsünü kırarak dışa kapalı bir ulusal ekonomi modelinden çıkarak diğer dünya ekonomileri ile liberalleştiğinde, başka bir ifade ile dışa açık bir ekonomi haline dönüştügünde, ülke içi yatırımlar yabancı sermaye ile de finanse edilebilir konuma gelmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımları kapsamında geçiş ekonomi ülkeleri tanımı ve piyasa yapıları ile ilgili teorik tanımlar verilmiştir. DYSY'ların GEÜ'lerine girişin sağlanması için bu ülkelerin özellikleri çerçevesinde gerekli yasal altyapı, uygulanması gereken teşvik politikası ve bölgesel yapılanma gibi konularda gerekli çözüm tavsiyeleri tespit edilmiştir.Bir geçiş ekonomi ülkesi olan Kırgızistan örneğinde DYSY'ların ülke sektörleri bazında ve ülkenin makro ekonomik bazında analiz yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda DYSY'ların Kırgızistan örneğinde, bir geçiş ekonomi ülkesi olarak gelişmesi, büyümesi ve kalkınmasında önemli bir rol oynadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, geçiş ekonomi ülkeleri, mukayeseli sektöreler analiz ve ekonomik gelişme ve büyüme.

Ekonomik etkiGeçiş ekonomisiKırgızistan+2
Nurbek Karatalov
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşmenin Türkiye'de ücret ve gelir eşitsizliğine etkileri

Bu tez, Türkiye'de küreselleşmenin ücret ve gelir eşitsizliği üzerindeki etkilerini incelemektedir. Geleneksel ticaret teorisi, ticari serbestleşme sonucu gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) vasıfsız emeğin ücretinin olumlu yönde etkileneceğini ve vasıflı ve vasıfsız emek arasındaki ücret eşitsizliğinin azalacağını öngörür. Ancak yapılan çalışmalar birçok GOÜ'de ücret eşitsizliğinin arttığına işaret etmektedir.Bu çalışmada, neo-liberal dönemde Türkiye'de bölgesel ve sektörel eşitsizlik, bölgelerin ve sektörlerin eşitsizliğe yaptığı katkılar ayrıştırılarak analiz edilmiştir. Theil'in T istatistiğinden yararlanılarak yapılan sektörler ve bölgeler arası ücret eşitsizliği analizine göre bölgeler arası eşitsizlik 1980'li yıllarda artarken, 90'ların ortalarından itibaren düşüş trendine girmiştir. Bununla birlikte, 2009 yılındaki ücret eşitsizliği Türkiye'nin dışa açıldığı 1980 yılındaki ücret eşitsizliğine kıyasla daha yüksektir. Neo-liberal dönemde Türkiye'nin Batı ve Doğu bölgeleri arasındaki eşitsizlik azalmamıştır. Bir diğer bulgu, kriz yıllarında sektörler ve bölgeler arası ücret eşitsizliğinin artma eğiliminde olduğudur.Çalışmada ayrıca ticari serbestleşmenin bölgesel ücret ve gelir eşitsizliğine etkisi panel veri analizi ile araştırılmıştır. Ekonometrik model tahmin sonuçlarına göre, 2000'li yıllarda bölgenin dış ticaret hacmindeki artışın bölge içi imalat sanayi alt sektörleri arasındaki ücret eşitsizliği üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmazken, on bir ana sektör arasındaki ücret eşitsizliği üzerinde anlamlı pozitif etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca dış ticaret hacmindeki artış bölge içi gelir eşitsizliğini de artırmaktadır.

EşitsizlikGelir dağılımıGelişmekte olan ülkeler+2
Mürüvvet Akar
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ve dünyada çocuk işgücü

Çocuk işgücü, farklı türleri ile eski tarihlerden beri ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları içinde yer almaktadır. Günümüzde, çocuk işgücü istatistikleri doğrultusunda, Dünya çapında çalışan çocuk sayısının yaklaşık 306 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu bağlamda, her nekadar başta ILO olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş, çocukların çalışma hayatından uzaklaştırılmasına yönelik düzenlemeleri hayata geçirse ve bu konu üzerindeki çalışmalarını sürdürmeye devam etse de, gerek Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde gerekse de gelişmiş ülkelerde çocuk işgücü kullanımı hala devam etmektedir.Bu çalışmada, çocuk işgücü, hem Türkiye bazında hem de Dünya genelinde ele alınmıştır. Çalışmanın ekonometrik analiz bölümünde, çocuk işgücü, 20 ülkenin 1990-2005 dönemine ait verileri esas alınarak panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmada, birleştirilmiş en küçük kareler tahmini (POLS), sabit etkiler tahmini (FE), değişen varyans durumunda sabit etkiler tahmini (FE, robust), rassal etkiler tahmini (RE) ve Hausman model belirleme testi yapılmıştır. Panel veri analiziyle gerçekleştirilen bu dört farklı tahmin sonucunda, çocuk işgücü üzerine yapılan teorik ve ampirik çalışmaları büyük ölçüde destekler nitelikte bulgular elde edilmiş ve elde edilen bu bulgular yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çocuk İşgücü, Çocuk İşgücünün Boyutları, Panel Veri Analizi

Panel veri modelleriÇalışan çocuklarÇocuk iş gücü+1
Sezen Demir
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bankacılıkta risk yönetimi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı genel olarak, bankacılık'ta risk yönetiminin günümüzde gelmiş olduğu noktayı BDDK raporları, Basel II ilerleme raporları vb. raporlar, araştırmalar yardımıyla tespit etmek, Basel III hakkında fikir oluşturmak, özellikle çalışma esnasında eksikliğini çokça hissettiğim ve yol gösterici olarak bu çalışmaya koyduğum varlıkların tek tek piyasa risklerinin hesaplanmasında kullanılan, teorik temeli onlarca yıl evveline dayanan ancak riske maruz değer hesaplamalarında son dönemlerde kullanılmaya başlanan "Uç Değerler Yöntemi" yönteminin uygulaması hakkında açıklayıcı örnekler oluşturmak, kredi riski ve operasyonel risk uygulamalarına da genel bir bakış açısıyla yaklaşmaktır. Bu amaçla, çalışmada üç temel risk türü olan piyasa, kredi ve operasyonel risklerin hesaplamaları yapılmıştır. Piyasa riski ölçümünde, tarihsel simülasyon ve uç değerler yöntemleriyle ayrı ayrı riske maruz değerler bulunmuş ve mukayeseli olarak çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Kredi riski, ülkemizde faaliyet gösteren bir bankanın sermaye yeterliliği standart oranlarına ilişkin tablolardan yararlanarak hem sadece ana ortaklık olan banka için, hem de konsolide tablo yardımıyla bankanın finansal kuruluşları için hesaplanmış olup oransal değer tespit edilmiştir. Bankaların kullandığı, brüt geliri temel gösterge kabul eden, "Temel Gösterge Yöntemi" ile de operasyonel risk rakamı hesaplanmıştır.Sonuç olarak, piyasa riski hesaplamalarında bulduğumuz RMD'lere baktığımızda, üç varlık için de en büyük RMD'ler Uç Değerler Yöntemi ile bulunmuştur. Kredi riskine maruz değerin, beklendiği gibi operasyonel riske maruz değerden çok daha büyük çıktığı ve kredi riskinin büyük bölümünün, finansal kuruluşlarından ziyade bankanın kendisinden kaynaklandığı saptanmıştır.

Bankacılık sektörüBasel kriterleriRisk yönetimi+4
Engin Bekar
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madencilik sektörünün Türkiye'de sürdürülebilir kalkınmaya etkisi

Gelecek kus?akların ihtiyac?larını kars?ılayabilme olanag?ından o?du?n vermeksizin gu?nu?mu?zdeki neslin ihtiyac?larını kars?ılayabilecek bir kalkınma modeli olan su?rdu?ru?lebilir kalkınma, 20. yu?zyılın son c?eyreg?inde du?nya gu?ndemine, 1990'larda imzalanan anlas?malarla global anlamda uygulanan bir kalkınma stratejisi konumuna gelmis?tir. Madencilik sekto?ru?nu?n gu?c?lu? ve dog?rudan, sosyal, c?evresel ve ekonomik etkileri mevcuttur. Madencilik dog?ası gereg?i c?evre u?zerinde negatif etkiler olus?turması ve sonlu bir kaynag?ı tu?ketmesinden dolayı, su?rdu?ru?lemez bir aktivite olarak deg?erlendirilmektedir. Ancak madencilikten elde edilen gelir, yeni teknolojilerin gelis?tirilmesi, sosyal yapının gelis?tirilmesi ve yeni madencilik sahalarının aras?tırılması gibi alanlara yatırım yapılırsa, madencilik su?rdu?ru?lebilir kalkınmaya pozitif katkı sag?layabilmektedir. Bu c?alıs?manın amacı Tu?rkiye'de madencilik sekto?ru?nu?n su?rdu?ru?lebilir kalkınmaya pozitif katkı sag?layıp sag?lamadıg?ını VAR (Vector Auto Regressive) model kurularak test etmektir. Etki- tepki fonksiyonuyla madencilik gelirinin madencilik dıs?ı gelir u?zerine uzun do?nem c?arpanı hesaplanmıs?tır. Su?rdu?ru?lebilir kalkınma kriteri olarak elde edilen c?arpanın hesaplanan su?rdu?ru?lebilirlik kriterinin minimum oldug?u yıldan daha yu?ksek olması gerekmektedir. C?alıs?mamızda 1989-2010 yılları arasındaki veriler kullanılıp, veri seti Tu?rkiye I?statistik Kurumundan elde edilmis?tir.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Türkiye'de Madencilik Sektörü, VAR

Madencilik sektörüSürdürülebilir kalkınmaVektör otoregresyon modeli
Umut Ökten
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşmenin Türk kamu maliyesine etkileri

Küreselleşme süreci, 1980'li yıllardan sonra hız kazanarak tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri ekonomik bakımdan bir dönüşüme uğratmıştır. Bu dönüşümün sonucu olarak ulus devletlerin ekonomideki ağırlığı gün geçtikçe azalmış ve ülkeler ekonomi politikaları alanında karar verirken çeşitli kuruluşlara bağımlı hale gelmişlerdir.Devletler, ekonomik hayatta etkinliğini yavaş yavaş kaybederken mali istikrarı sürdürebilmenin çaresini aramışlardır. Bu nedenle maliye politikası aracı kullanılarak kamu bütçesinin etkinliğini artırmanın yolu aranmıştır. Kamu bütçesinin hazırlanmasında mali alanda sınırlandırmalara gidilerek mali disiplinin sağlanması amaçlanmıştır.Türkiye'de de kamu mali disiplini anlayışı AB ve IMF gibi uluslar üstü kuruluşların etkisiyle önem kazanmış ve bir takım anayasal düzenlemeler yapılarak devletin yeni ekonomik sisteme uyum sağlanmasına çalışılmıştır.Bu bağlamda, çalışmada küreselleşmenin Türk kamu maliyesine etkisi 24 Ocak kararları sonrasında tarihsel süreç içerisinde incelenmiştir.

Avrupa BirliğiFinansIMF+5
Emre Karabekir
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kalkınma iktisadına oyun teorik yaklaşım: Fakirlik tuzakları üzerine üç makale

Fakirlik tuzakları, bir ekonominin ısrarlı bir şekilde az gelişmişlik kısır döngüsüne yakalandığı, kendi kendini sürdüren mekanizmalardır. Koordinasyon başarısızlığı modelinde ekonominin potansiyel üstün dengesine göre daha düşük bir dengeye yapışması olarak modellenir. Bu mekanizmalarla kalkınmanın farklı bir resmi ortaya çıkar. Buna göre büyüme otomatik değil, başlangıçtaki küçük farklılıklar zamanla büyür ve çoğalır. Yani ülkelerin birbirine yakınsaması imkânsız hale gelir, fakir daha fakirleşerek, zengin daha da zenginleşir. Dolayısıyla, refaha giden yolun ilk adımı, fakirlik tuzaklarının neler olduğunu teşhis etmek ve bunlardan kurtulma yöntemlerini bulmaktır. Bu tez çalışması fakirlik tuzakları üzerine üç makaleden oluşur. Birinci makale ile fakirlik tuzaklarını yapısal, davranışsal ve kurumsal olmak üzere üç grupta toplayarak ve çeşitli ülkelerden örnekler vererek, oyun teorik yapılar ve modeller içinde analiz etmeyi amaçlamaktayız. İkinci makalede, kurumsal bir fakirlik tuzağı olan politik klientelizmi koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, bireylerin nasıl klientelizm dengesine tutunduğunu göstereceğiz. Daha sonra ise evrimsel oyun teorisiyle, toplumda tekrarlanarak oynanan bu koordinasyon oyununun sonucunda, toplumun klientelizme doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Üçüncü makalede ise başka bir kurumsal fakirlik tuzağı olan taşeronluk ilişkilerini, işçi ile işveren arasında oynanan bir koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, ajanların nasıl taşeronluk ilişkilerine tutunduğunu göstereceğiz. Sonrasında ise evrimsel oyun teorisiyle, emek piyasasının taşeron ilişkilerine doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Her iki makalenin sonuçları kurumsal fakirlik tuzakları olan politik klientelizmin ve taşeronluk sisteminin çekim bölgesinde olan bir ekonominin bu tuzaklardan kurtulması için yapılabilecek olan stratejik hareketleri analiz etmek açısından önemlidir. Böylece kalkınma iktisadında, oyun teorisi yaklaşımını kullanarak temel politikalar ve öneriler geliştirilebilir.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik kalkınma+5
Ü. Oya Cesur Demir
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Uluslar arası para sisteminin reformu: Dünya merkez bankacılığı mı yoksa serbest bankacılık mı

Over the centuries we have not learned origins or symptoms of crises accurately. As a result of this, we have always had the crises and lastly the 2008 financial crisis (Great Recession). The Great Recession showed we have faulty economic theories and economic policies. Thus, we need theories that can detect the origins of any crises more accurately and then cancel them. Actually, we don't need economic models when crises have already arisen. Here we initially show the flaws of the current monetary system and then proposals to solve these flaws. In this case, we will introduce two type proposals. The first category of proposals is World Central Banking Models: proposals of J.M.Keynes (Bancor Plan), P.Davidson (International Monetary Clearing Union), J.Stiglitz and B.Greenwald (Global Greenback Plan), J.D'Arista (International Clearing Agency Plan), J.A.Ocampo (SDR-based Global Reserve System), P.Alessandrini and A.F.Presbitero (SDR-based International Monetary System). According to these writers the flaws of the current global reserve system are anti-Keynesian bias (deflationary bias), the Triffin Dilemma (the currency asymmetry problem) and the instability-inequality link.The second category is Free Banking Models: proposals of G.Selgin (Productivity Norm and Free Banking), F.Hayek (Denationalization of Money and Nominal GDP Targeting), L.von Mises(Gold Standard with Free Banking), and J.H.de Soto and M.Rothbard(Gold Standard with % 100 Reserves). These authors argue that any government intervention like regulations and bailouts in the production of money or any government based institutions like central banks or treasury cause instabilities (business cycles and thereby economic crises) in the free society. According to them we should create a world freed from governments. But they differ in three issues: the identity of the money issuer, the nature of the money substitutes, and the nature of the private property. These issues led them to propose different monetary reforms. Key Words: origins, the Great Recession, flaws of the current monetary system, proposals of World Central Banking and Free Banking Models

Banking systemIMFKeynesian economy+5
Nurbek Madmarov
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The economic causes of the collapse of the USSR

The economic causes of collapse of the Soviet Empire are one of the actual and controversial topics of the modern economics. Over the last 20 years there were made a lot of works and researches in this subject. The purpose of this thesis is detection and learning the main economic reasons of the dissolution of the Soviet Union. We develop our analysis in the three main directions. The first direction describes the work of Soviet economic policies, which was based on the administrative- command type of economic system. The main economic policies of the USSR were War Communism, New Economic Policy and Democratic Centralism. Each of these economic policies has its own characteristics. The second direction is related to the analysis of the Soviet economy, which encompassed the period from Stalin to Brezjnev epoch. This long-lasted period will be inspected based on the analysis of the soviet industrial, agricultural, financial and transport system. In this part we will concentrated on such economic reforms as industrialization and collectivization, reforms of Khrushchev, Kosygin's reforms and the process of intensification. The paper has recognized that the problems pertained to the Soviet economy is tensely connected with the agricultural sector, the shortage of Scientific Technical Progress in economy, super-industrialization and militarization of the economy and etc. The third part of the thesis examines the main economic causes of collapse of the USSR. During the research we found the four main factors of breakdown. Firstly, the Cold War characterizes the enormous defense expenditures of the Soviet economy, which adversely affected development of the other spheres of the economy. The second factor was the oil crisis of 1985 year which swiped by the budget and incomes of the Soviet government and led to the deep budget deficit and hard currency shortage in the country. The third factor is repressed inflation which gave push to such problems as shortage of goods, savings, input hoarding, supply diversion and hyperinflation. The last factor of the breakdown was Gorbachev's Perestroika (Restructuring). It was a series of laws aimed for the shifting of the economy to the market socialism. However these reforms were failed. All these factors forced the USSR in a deep economic, social and political crisis, from which it was unable to exit. Key Words: dissolution of the USSR, economic policies, analysis of the Soviet economy, the main factors of breakdown

Econometric analysisEconomyEconomic policies+2
Farıd Garayev
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal serbestleşme, finansal krizler ve Türkiye örneği

Gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin küreselleşme dalgası ile sermaye hareketlerinde serbestleşmeye gitmesi gelişmekte olan ülke ekonomilerini de özellikle 1980'lerden sonra finansal serbestleşme yönünde adımlar atmaya zorlamıştır. Sermaye piyasalarının tamamen kontrolden bağımsız hale gelmesi ve serbestleşmenin giderek önem kazanması ülkelerin bağımsız bir şekilde iktisat politikalarını uygulamasına izin vermemiş bunun yanı sıra ülkeler ekonomik krizle karşı karşıya kaldığında bile uluslararası fonlar tarafından kurtarılmaya çalışılmıştır. Türkiye ekonomisinde finansal serbestleşme sürecinin temelleri 24 Ocak 1980 Kararları ile atılmıştır. Finansal reformlara her geçen yıl yenileri eklenmiş ve 1989 yılında 32 Sayılı Karar'la birlikte dış finansal serbestleşmeye geçilmesi ile birlikte gelişmeye çalışan ülke ekonomisi pek çok finansal istikrarsızlık ve finansal krizle mücadele etmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde 1980 sonrasında uygulanan finansal serbestleşme politikalarının büyüme üzerindeki etkisini analiz etmektir. Çalışmanın ilk bölümünde finansal serbestleşmenin teorik çerçevede yaklaşımları ve çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Türkiye ekonomisinin finansal serbestleşme ile sınavı değerlendirilmiştir. Burada özellikle gerçekleşen finansal serbestleşmeye yönelik reformlar ve reformlar sonrası gerçekleşen önemli finansal krizler üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise finansal serbestleşme düzeyi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki Vektör Otoregresyon yöntemi aracılığıyla modellenmiş ve ulaşılan sonuçlar analiz edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda finansal serbestleşme ile ekonomik büyüme arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ulaşılan sonuç literatürdeki pek çok çalışma ile bu anlamda paralellik göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Serbestleşme, Finansal Krizler, Türkiye Ekonomisi,Ekonomik Büyüme

Ekonomik büyümeFinansal krizFinansal piyasalar+4
Gülin Sönmez
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimEN

Enerji ekonomisi üzerine üç deneme

This study examines the Turkish economy with respect to a number of energy related issues. It is comprised of three chapters, each utilizing a different methodology. Chapter One shows that Turkey has room for implementing energy efficiency policies without hampering economic growth. Chapter Two examines the level and the evolution of oil price pass-through over time. The findings indicate that oil price pass-through to domestic prices in Turkey increases over time. Chapter Three investigates the role of biofuels in commodity futures price linkages, which is relevant to energy policy issues in Turkey. The findings shows that a channel through biofuels has probably caused links between energy and agricultural commodities by increasing the correlation between them. Keywords: Granger Causality, Bootstrap, Turkey, Oil Prices, Domestic Prices, PassThrough, Wavelet analysis, Comovement, Energy futures, Agricultural Commodity Futures, Biofuels

Bootstrap methodsEnergyEnergy economy+7
Dinçer Dedeoğlu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortak mallar ve küreselleşme

Elinor Ostrom'un 2009 yılında Nobel İktisat ödülünü almasına kadar geçen sürede yapılan akademik çalışmalar, ortak mallar trajedisine 2 çözüm yolu ile yaklaşmaktaydılar. Bunlardan ilki devlet teorisi olarak adlandırılan devlet müdahalesi, ikincisi ise firma teorisi olarak adlandırılan özelleştirmedir. Ostrom, 1991 yılında yayınlanan "Governing The Commons" yani "Ortakların Yönetimi" isimli kitabında bu iki görüşe birden karşı çıkmaktadır. Ostrom bu çalışmasında ortak havuz trajedisine konu olan kaynakların kendi kullanıcıları tarafından nasıl etkin bir biçimde yönetilebilineceğini açıklamaya çalışmıştır. Ostrom'a göre ortak mallar trajedisi, geleneksel yöntemlerden ziyade kullanıcıların kendi kurallarını belirlediği bir ekonomik yönetişim kavramı ile önlenebilmektedir. Çalışmada ifade edilen ekonomik yönetişim kavramıyla, bireyler hükümet müdahalesi ve özelleştirme olmadan kendi kuralları ile ortak malların kullanımından yararlanmakta ve ekonomik verimliliği arttırmaktadırlar. Ostrom'un Nobel İktisat ödülünü Oliver Williamson ile paylaşması ile İktisat bilimine yeni bir yaklaşım kazandırılmıştır. Ortak mallar konusuna geleneksel anlayıştan çok daha farklı bir şekilde yaklaşmaları, Nobel İktisat ödülünü almaları konusunda önemli rol oynadığı söylenebilir. Başlıca 2 ana bölümden oluşan bu çalışma, ortak mallar trajedisi ile ilgili teorik tartışmalar ve geliştirilen çözüm yöntemlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Birinci bölümde, kamusal mallar ve ortak mallarla ilgili temel kavramsal çerçeve ele alınmaktadır. Ayrıca küreselleşme ile ortaya çıkan küresel kamusal mallara ilişkin açıklama ve örneklerin incelenmesine de yer verilmiştir. İkinci bölüm ise ortak mallar trajedisini ve Elinor Ostrom'un bu alanda yapmış olduğu katkıların analizini içermektedir. Son olarak ortak mallarda ekonomik yönetişim kavramı, John E. Romer'in öncülüğünü yaptığı Kantçı yaklaşıma göre oyun teorik olarak kurgulanmış ve işbirliğinin ortak mallar içerisindeki önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Ortak Mallar, Ortak Mallar Trajedisi, Ekonomik Yönetişim,Elinor Ostrom, Küreselleşme.

Kamu mallarıKüreselleşmeOrtak mallar+1
Berna Çetin
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küçük ve orta ölçekli işletmelere sağlanan devlet desteği üzerine bir araştırma

Avrupa TopluluğuDevlet desteğiDevlet yardımı+1
Berna Balcı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası Uzak Doğu Asya Ülkeleri ve Türkiye'de dış ticaretin serbestleştrilmesi

Bir ülkenin dış ticaretinde, genellikle, ithal ikameci-korumacı strateji veya ihracata yönelik sanayileşme stratejisi uygulanır. Merkantilizm, ithal ikameci strateji ve ihracata yönelik stratejinin bir arada uygulanmasından yana olup ithalatın mümkün olduğu kadar az, ihracatın da mümkün olduğu kadar fazla olmasına önem verir. Merkantilizme karşı şekillenen liberalizm ise dış ticarette serbestleşmeden yana olmuştur. Dış ticareti serbestleştirmenin ülke ekonomisi üzerinde olumlu etkiler olduğuna yönelik, liberal doktrinin ortaya çıkmasından günümüze kadar, iyimser bir yaklaşım sözkonusudur. Liberal doktrinde, dış ticareti serbestleştirmenin büyümeyi olumlu şekilde etkilediği düşünülür. İkinci Dünya savaşı'nın sona ermesinden günümüze kadar geçen otuz yıllık süre içerisinde, Uzak Doğu Asya ülkeleri dış ticarette uyguladıkları politikalarla, "Uzak Doğu Asya Mucizesi"ni yaratmışlardır. Çoğu gözlemciye göre, "Uzak Doğu Asya Mucizesi" dış ticarette serbestleşme sonucunda gerçekleşmiştir. Uzak Doğu Asya Ülkelerinde Dış Ticaretin Serbestleştirilmesini kapsayan bu çalışmanın amacı kısaca şöyle özetlenebilir. Uzak Doğu Asya ülkelerinin, dış ticareti serbestleştirme politikaları uygulayarak, ekonomik büyüme göstergelerini iyileştirmelerinin ardındaki "belirleyici koşulları" aydınlatmaya çalışmak. Diğer taraftan, bazı dönemlerde ara vermiş olmakla Uzak Doğu Asya ülkeleri ile hemen hemen aynı dönemde dış ticareti serbestleştirme politikası uygulayan Türkiye'nin ekonomik büyüme göstergelerini iyileştirememesine neden olan koşulları ve uygulama hatalarını belirlemeye çalışmak. Çalışmanın sonucunda, Uzak Doğu Asya ülkelerinin dış ticarette nispi anlamda bir serbestleşmeye sahip oldukları, ancak bunun yanında istikrarlı bir siyasi yapıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin ise çok partili sistem uygulamasına geçtiği 1950'den günümüze kadar siyasi istikrarı sağlayamadığı sonucuna varılmıştır.

Yıldız Sağlam
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uluslararası finansman dış borç yönetimi ve Türkiye

Ill ÖZET ULUSLARARASI FİNANSMAN DIŞ BORÇ YÖNETİMİ VE TÜRKİYE Harun BAL Doktora Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Muammer TEKEOĞLU Ağustos 1999, 340 sayfa Bu çalışma, Gelişmekte olan ülke (GOÜ)'ler ve Türkiye ekonomisinin uluslararası finansman ilişkileri ile bu bağlamda ortaya çıkan dış borç yönetim sorunlarını inceleme ve araştırma amacını taşımaktadır. Sözkonusu bu amacın asıl olarak yoğunlaşma gösterdiği konu, ülkemiz açısından dış borçluluk sorunlarının ve dış borç yönetiminin kurumsal ve risk yönetimi eksenlerinde bir irdelemeye tabi tutularak ne tür ve hangi boyutlarda açılımlara ihtiyaç duyduğunun tespit edilmesidir. Bu amaçlar çerçevesinde hazırlanan ve beş bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü, uluslararası finansman-GOÜ'ler ilişkileri üzerinde odaklanmaktadır. Bu bölümde, GOÜ'lerin uluslararası finansman ihtiyaçlarının sebepleri, dış borçlanma mekanizmaları ve bu ülkelere yönelik uluslararası finansman hareketleri ile dış borçlanmada yaşanan gelişmeler ortaya konulmuştur. Birinci bölümün temel bulgusu, GOÜ'ler-uluslararası finansman ilişkilerinin pratikte yeterince ve istenilir türden sonuçların elde edilmesinde yetersiz kalmasıdır. İkinci bölüm, GOÜ'ler bağlamında dış borç yönetiminin pasif boyutlarının irdelemesini yapmaktadır. Dış borç yönetiminin önemi, kapsamı, organizasyonu, fonksiyonları ve kurumsal boyutları, yönetim birimleri ve bunlar arasındaki koordinasyon sorunları, dış borçların monitörü ve borç servis kapasitesi ölçümleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sözkonusu inceleme mukayese edilebilir detaylı bilgilerin verilebilmesi ve sorunların ortaya konulabilmesini sağlamak amacıyla sekiz GOÜ'deki dış borç yönetim uygulamalarını da teşhir etmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünün temel bulgusu, GOÜ'lerin büyük bir çoğunluğunun dış borç yönetiminin en temel ilkelerinden dahi uzakIV yapılara sahip olmasıdır. Son dönemlerde, özellikle uluslararası mali kurumların destekleri paralelinde bu ülkelerin önemli bir kısmında dış borç yönetim pratiklerini geliştirme çabalan da dikkat çekici gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Üçüncü bölüm, dış borç yönetiminin GOÜ'ler açısından son derece yeni sayılabilecek "Risk Yönetimi" boyutuna tahsis edilmiştir. Bu çerçevede faiz oranı, döviz kuru ve tarımsal ve metalurjik ürünler fiyat risklerinin dış borç yönetimi ile olan ilişkileri ele alınmış, bu alandaki zorluklar ve bu zorluklan aşmaya yönelik yeni açılımların gerekliliği ortaya konulmuştur. Aynca OECD üyesi beş öncü ülkenin "Bağımsız Dış Borç Yönetim Ofisleri" modelleri ele alınarak bu ülkelerdeki uygulamalann GOÜ'ler dış borç yönetimlerinin geliştirilebilmesindeki rolleri üzerinde durulmuştur. Bu bölümün temel bulgusu, dış borç yönetiminin halihazırda pasif boyutlannda dahi önemli sorunlar yaşayan GOÜ'lerin, sözkonusu riskleri yönetebilmek için aktif bir dış borç yönetimine olan ihtiyaçlannın vurgulanması olmuştur, öncü ülkelerde uygulanmakta olan Bağımsız Dış Borç Yönetim Ofisleri modelleri çerçevesinde olmasa dahi, GOÜ'lerin bu konuyla ilgili olarak özellikle risk yönetim teknikleri konusunda ve aşamalı eylem planlan çerçevesinde yeni açılımlara gitme ihtiyaçlan kaçınılmaz yeni gelişmelerdir. Dördüncü bölüm, Türkiye ekonomisi açısından uluslararası finansman ve dış borçlanmalar ile ilgili temel dinamikleri inceleme ve analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çeşitli dönemlerdeki gelişmelerin net kaynak transferleri ekseninde ele alındığı bu bölüm dış borçlardaki artışlann önemli bir bölümünün makro ekonomik yönetimle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir, özellikle 1980 ve 1990'lı yıllar bir yandan net kaynak transferlerinin pozitif halde tutulabilmesi, diğer yandan da borç servislerinin aksamadan yerine getirilebilmesini hedeflemesi sebebiyle dış borç stokunda önemli artışlara yol açmıştır. Bu süreç 1980'li yıllarda ağırlıklı olarak kamu sektörünün, 1990'lı yıllarda ise sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi ile özel sektörün belirleyiciliğinde bir gelişme göstermiştir. Sözkonusu süreç, Güneydoğu Asya ülkeleri dış borç krizinin neden olduğu olumsuz dış konjonktürün de etkilemesi sonucu 1998 yılından itibaren kesiklik göstermeye başlamıştır. Böylece, uzun yıllardır aksamadan sürdürülebilen net pozitif kaynak transferi süreci, giderek yerini net negatif kaynak transferi sürecine terk etmeye başlamıştır.Çalışmanın beşinci ve son bölümü, Türkiye ekonomisinde dış borçların kurumsal ve mali riskler eksenlerinde yönetimi, dış borç servis kapasitesinin sürdürülebilirliğinin incelenmesi ve dış borç yönetiminin geliştirilmesine yönelik olarak yeni açılımların nasıl sağlanabileceğine ilişkin irdelemelere tahsis edilmiştir. Bu bölümde pasif ve aktif dış borç yönetim yapıları açısından ülkemizdeki uygulamalar tespit edilmiş, dış borç yönetimi bağlamında hukuksal örgütsel ve kurumsal yapılar detaylı olarak analiz edilerek, özellikle borç yönetiminin koordinasyon ihtiyacım temin etmek üzere bir dış finansman komitesinin oluşturulmasının önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, borç servis kapasitesi ölçümlerinin cari durum tespitine gidilerek, başta likidite problemleri olmak üzere bu çerçevedeki bazı önemli sorunlar ortaya konulmuştur. öte yandan, dış borç artışlarının önemli sebeplerinden olmak üzere çeşitli finansal risklerin boyutları tespit edilerek, söz konusu risklerden korunmak amacıyla dış borçların optimal döviz komposizyonu (benchmark portfolio) incelenmiş ve bu süreçte çok önemli bir gelişme olarak değerlendirilmesi gereken Euro'nun rolü üzerinde durulmuştur. Beşinci bölüm, Türkiye ekonomisinde dış borç yönetimini geliştirmeye yönelik ayrıntılı bir eylem planı çerçevesinde yeni açılımların gerekliliğine dikkat çekerek tamamlanmaktadır. Çalışmanın sonunda konu ile ilgili genel bir değerlendirmenin yanısıra, dış borç yönetimi ile ilgili olarak bazı temel sorunların ve bunların aşılmasına yönelik irdelemelerin yer aldığı bir sonuç ve öneriler bölümü bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Finansman, Dış Borç, Dış Borç Yönetimi, Risk Yönetim Teknikleri.Türkiye Ekonomisi.

BorçlarDış borç yönetimiFinansman+4
Harun Bal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye`de bireysel emeklilik sistemi, fon yaratma kapasitesi ve sermaye piyasaları üzerine etkisi

ÖZETHemen hemen tüm ülkelerde kamu sosyal güvenlik sistemleri finansal sorunlarla karşıkarşıya bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü amacıyla, emeklilik ödemeleri azaltılmakta,emeklilik yaşı uzatılmakta ve prim oranları arttırılmaktadır. Fakat, bu önlemler, bireylerinemeklilik dönemlerindeki yaşam standartlarının düşmesine neden olmaktadır. Diğer taraftan,emek piyasası, sermaye piyasası ve genel olarak tüm ekonomi üzerinde etkisi olan özelemeklilik sistemleri uygulanmaktadır.Bu çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sosyal güvenlik sistemlerindeyaşanan sorunlar ve yeniden yapılanma çalışmaları incelenmiştir. Ve Türkiye'de sosyalgüvenlik sisteminin durumu analiz edilmiştir. Sonrasında, dünyadaki özel emeklilik sistemleriŞili, AB ve ABD'deki uygulamalara geniş yer verilerek incelenmiştir. Ve bir özel emeklilikuygulaması olarak Türkiye'de uygulanmakta olan bireysel emeklilik sistemi analiz edilmiştir.Ulaşılan başlıca bulgular ve sonuçlar şöyledir: Özel emeklilik sistemlerinin aslifonksiyonu kamu sosyal güvenlik sistemlerinin yükümlülüklerini azaltmak olsa da, ikincilfonksiyon olarak ekonomide tasarrufların arttırılması, yatırımlara kaynak sağlanması vefinansal piyasalarını gelişmesi konularında önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Türkiye'de27 Ekim 2003 tarihinden bu yana işlemekte olan Bireysel (Özel) Emeklilik Sisteminin,sağlam bir yapısının olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mayıs 2006 tarihine kadar elde edilenverilerden, sağlanan vergi teşvikleri ile katılımcı sayısının ve fon birikiminin beklentilerdahilinde gerçekleştiği görülmektedir. Fakat, Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizlik,sistemden ve vergi teşviklerinden düşük gelirlilerin yararlanmasını engellemektedir. Yenidenyapılanma çalışmalarının kamu sosyal güvenlik sisteminden sağlanan faydaları azalttığı dadüşünüldüğünde, düşük gelirlilerin sistemin kapsamına girebilmesi için önlemler alınmasıgerektiği, devletin de sistemde sorumluluk üstlenerek katkı payı ödemesinde bulunmasınınzorunlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, grup emeklilik sözleşmelerinin teşvik edilmesiveya 2. ayak mesleki emeklilik planlarının kurulması gerekli görülmektedir.Anahtar kelimeler : Sosyal güvenlik, kamu sosyal güvenlik sistemi, özel emeklilik, bireyselemeklilik sistemi, emeklilik fonları.

Fatih Arslan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de iktisadi büyüme stratejileri ve yoksulluk

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'deki büyüme stratejileri ile yoksulluk arasındakiilişkinin incelenmesidir. Yanıtı aranan öncelikli soru, farklı stratejilerle sağlananekonomik büyümenin hangi toplumsal kesimler lehine veya aleyhine ne gibi sonuçlardoğurduğu, bu sonuçların Türkiye'deki yoksulluğu nasıl etkilediğidir. Bu sorununyanıtını ararken 1940'lardan beri gelişmekte olan ülkelerde uygulanan iki modeleodaklanılması gerekecektir: İthal ikameci ve ihracata dayalı büyüme stratejileri.Devletin oluşturup uygulamaya koyduğu büyüme stratejileri o dönemin sermayebirikim sürecinin ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir. Her sermaye birikim süreci vebuna bağlı olarak belirlenen büyüme stratejileri de kendine özgü üretim tekniklerini vebölüşüm ilişkilerini beraberinde getirir. Bu yüzden Türkiye'de büyüme stratejileri veyoksulluk arasındaki ilişkiyi irdelerken üretimin ve bölüşümün değişen yapısınınyoksulluk üzerindeki etkilerinin araştırılması gerekmektedir.Bu araştırmayı yaparken, çalışma saati, iş güvencesi, işsizlik oranları, ücret düzeylerigibi temel işgücü piyasası göstergelerinin; sosyal hakların ve kamu hizmetlerinin gelişimdüzeyinin; konut piyasasındaki gelişmelerin; iç ticaret hadlerinin ve tarım kesimininyapısının, gelir dağılımının büyüme sürecinde ne yönde ve ne ölçüde etkilendiği mercekaltına alınmalıdır.Dünyada 1973 petrol krizi sonrasındaki yeni liberal dönüşüm süreci ile sağlananekonomik büyüme, toplumun geniş kesimlerinin yoksulluğunu azaltan, yaşamkalitelerini arttıran değil aksi yönde bir etki yaratmıştır. Bu süreç Türkiye'ye 1980sonrası uygulanan ekonomi politikaları ile yansımıştır. 1980 sonrasındaki dönüşümsürecinde piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi ve ekonominin dış rekabete açılması,sermaye birikiminin ve verimlilik artışının başlıca kaynağı olarak ele alınmış; kamununekonomideki rolünün küçültülmesi ve mali piyasaların serbestleştirilmesi 1980 sonrasıuygulanan iktisat politikalarının temelini oluşturmuştur. Bu politikalar ile yoksullarınyoksullukları ile baş edebilmelerini sağlayan ithal ikameci döneme has birçokmekanizma kademeli olarak zayıflamış veya yok olma aşamasına gelmiştir.Kısacası bu tez çalışmasında dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye'de yaşananiktisadi dönüşümlerin yoksulluğa etkileri yukarıda özetlenen perspektif içerisindesunulmaya çalışılacaktır.Anahtar kelimeler: Yoksulluk, büyüme, ithal ikameci sanayileşme, ihracata yönelikbüyüme, işçileştirme, küreselleşme, özelleştirme, güvencesiz çalışma, gecekondu, gelirdağılımı

Umar Karatepe
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

EURO 'nun uluslararası finansal piyasalardaki rolü

Bu tez Euro'nun, uluslararası finansal piyasalarda işlem görmeye başladığı 1999 yılındanbugüne uluslararası finansal ve aynı zamanda ticari piyasalarda aldığı rolü ve yaratığı temeletkileri incelemektedir. Çalışmada incelenmeye çalışılan diğer önemli iki alt konu da; Euro vedolar rekabeti ile Euro ve Euro alanının genişleme sürecinin yeni AB üyesi ülkeler ile Türkiyeaçısından değerlendirilmesidir.Çalışmanın teorik altyapısını, Robert Mundell'in 1961 tarihli ?A Theory of OptimumCurrency Areas? çalışmasına dayanan optimal para alanları teorisi oluşturmaktadır. Bubağlamda, konuyla ilgili literatürün genelinde de ifade edildiği gibi bu çalışmada da Euroalnının bir opimal para olmadığı belirtilmiş ancak bu durumun Euro alanının uluslararasıfinansal ve ticari piyasalardaki önemi açısından çok olumsuz bir etki yaratmadığıgözlemlenmiştir. Çalışmada Euro alanının ve AB'nin dünya ticaretindeki yeri ve payı bazıönemli ülkeler ile karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir. Benzer şekilde Euro'nun uluslararasıdöviz rezervlerindeki payı dolar ile karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Burada Euro'nun dünyagenelinde yaklaşık %25'lik bir paya sahip olduğu görülmüştür. Bunun yanında, Euro'nunEuro alanı dışındaki ülkelerde kur belirleme standardı olarak, işlem aracı olarak ve değersaklama aracı olarak da kullanılmaya başlandığı görülmüştür. Bu durum bize Euro'nun tamolarak, uluslararası para sıfatını kazandığını göstermiştir. Ayrıca uluslararası finansalpiyasalardaki genel eğilimlere bakıldığında, Euro kullanımının Euro alanı dışında daha çokDoğu Avrupa, Batı Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde belirgin şekilde artmayabaşladığı görülürken Amerika kıtasında ve özellikle Doğu Asya'da dolar egemenliğinindevam ettiği ve Euro'nun çok fazla kullanılmadığı görülmüştür. Bu durumun ise, Euro-dolarşeklinde iki kutuplu yeni bir uluslararası finansal sistemin işareti olarak görülebileceğidüşünülmüştür. Son olarak, Euro'nun Avrupa Birliği genişleme süreci içinde zamanla daha dagüçlenme ve uluslararası finansal piyasalarda daha önemli bir hale gelme potansiyeli taşıdığıbelirtilmiştir. Euro'nun Türkiye'de ise, Euro alanı ülkelerinin eski para birimleri yerinekullanımının tam olarak sağlanmasının yanında, gerek özel gerekse resmi kullanımdaEuro'nun hem Euro alanı dışındaki AB ülkelerinin paralarının hem de ABD dolarınınkullanımından pay aldığı görülmüştür. Ancak Türkiye'nin makroekonomik göstergelerindegenel olarak Euro'nun olumlu veya olumsuz bir etkisi görülmemiştir.Anahtar Kelimeler: Euro, parasal birlik, optimal para alanları, Euro alanı, uluslararasıfinansal piyasalar

Özgür Vurucu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enflasyon hedeflemesi: Ülke uygulamalarına örnekler ve Türkiye`de uygulanabilirliği

Ill ÖZET ENFLASYON HEDEFLEMESİ: ÜLKE UYGULAMALARINA ÖRNEKLER VE TÜRKİYE'DE UYGULANABİLİRLİĞİ Harun Uçak Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Mahir FİSUNOĞLU Eylül 2003, 119 sayfa İlk defa olarak 1990 yılında Yeni Zelanda da uygulanmaya başlayan enflasyon hedeflemesi para politikası, daha sonraki yıllarda birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Türkiye'de ise 1990'lı yılların sonlarında gündeme gelen enflasyon hedeflemesi, çeyrek yüzyıldır yüksek enflasyonun yaşandığı ülkemizde uygulanabilir bir para politikası olup olmadığı tartışılmaya devam edilmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde enflasyon hedeflemesinin kavramsal çerçevesi, önkoşulları ve uygulanma dönemindeki stratejik özelliklerine yer verilmektedir. İkinci bölümde, Yeni Zelanda ve İsrail enflasyon deneyimlerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde, enflasyon hedeflemesinin ülkemiz ekonomisi açısından uygun bir para politikası olup olmadığına yer verilmektedir. Enflasyon hedeflemesine geçiş öncesi merkez bankası yasalarında değişiklikler yapılarak, merkez bankasının daha bağımsız bir kurum haline gelmesi sağlanmıştır. Para politikasında nihai hedefin fiyat istikran olarak belirtildiği bu yasal düzenlemelerle birlikte, enflasyon hedefinin uygulanabilirliğinde kamu maliyesinde yapılacak düzenlemelerin de tamamlayıcı bir rolü olacaktır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, Para Politikası Hedeflemeleri, Merkez Bankası Bağımsızlığı, TCMB Bağımsızlığı, Türkiye'de Enflasyon.

EnflasyonEnflasyon hedeflemesiMerkez Bankası+1
Harun Uçak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal güvenlik sistemlerinin dünyadaki gelişimi, tasarruflar üzerindeki etkileri ve Türkiye'de durum

Geçtiğimiz son 15 yılda dünya genelinde, sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılması konusu ağırlıklı olarak tartışılmaktadır. Tartışmaların temelini; demografik etkiler, işsizlik, değişen ekonomik ve siyasal koşullar nedeniyle gücünü kaybetmekte olan kamu emeklilik sistemlerinin iyileştirilmesi konusu oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelere bakıldığında kamu emeklilik sistemleri yanında tamamlayıcı özel emeklilik programlarının ve vergi avantajlı bireysel gönüllü tasarruf planlarının yaygın olarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Ancak bunun yanısıra kamu emeklilik sistemlerinin de ağırlıklı olarak önemlerini korumaya devam ettikleri gözlenmektedir. Türkiye'de de bu kapsamda, "Sosyal Güvenlik Reformu" adı altında bir yeniden yapılanma söz konusudur. Bu kapsamda sermaye birikiminin ve finansal piyasalara fon akışının artması beklenmektedir. Çalışmamızın amacı, dünya genelinde sosyal güvenliğin finansmanı ve Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin durumunu izlemek ve Türkiye'de sosyal güvenliğin özel tasarruflar üzerindeki etkilerini araştırmaktır. İnceleme dönemi 1972-2003 arası olup, sonuca doğrusal regresyon ile ulaşılmıştır.Ülkemizde sosyal güvenlik kurumlan ile ilgili olarak elde edilebilen kesin veriler 1970 sonrasına rastlamaktadır. Bu nedenle günümüze dek oluşan özel tasarrufların nisbi olarak çok yüksek olmadığı görülmektedir. Yapılan tahmin sonuçlan sosyal sigorta primleri ve özel tasarruflar arasında olumlu ve anlamlı bir ilişki ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal güvenlik, özel tasarruflar, emeklilik fonları, dağıtım sistemi, fonlama sistemi, belirli katkı emeklilik planlan, belirli katkı emeklilik planlan.

Amerika Birleşik DevletleriEmeklilikEmeklilik fonları+7
Berna Balcı İzgi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomide devlet, rekabet politikaları ve düzenlemeler; Türkiye üzerine bir çalışma

Merkantalist sistem ve Ulus-Devletin doğuşuna tanıklık eden 16. ve 17. yüzyıldan itibaren devlet ekonomi içinde önemli görevler üstlenmektedir. Devletin ekonomi içindeki görevleri zamanın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarına uygun olarak değişim göstermektedir. Süregelen bu değişim 21. yüzyıl için de geçerliliğini korumakta ve devlet-ekonomi ilişkisi yeni bir yapı kazanmaktadır. İletişim teknolojilerinin hızlı gelişim ve yayılımı "küreselleşme" ve "Yeni Ekonomi" olgularının gelişmesine yol açmıştır. Bu gelişmeler sonucunda uluslararası düzeyde rekabet gücü nü arttırabilmek için devlet ve hükümetlerin üstlenmesi gereken görev, bilginin üretim ve kullanımını destekleyecek altyapıyı geliştirmek ve "işleyebilir rekabet" ortamını oluşturmak için piyasaları regüle etmektir. Ancak, devletin regülatörlük rolüne ilişkin iktisatçılar arasında görüş birliği sağlanamamış bu yüzden regülasyon teorileri iktisat literatüründe geniş yer kaplamıştır. Çalışmanın amacı, 21. yüzyılda ekonomide yaşanan değişimleri irdelemek, bu değişimlere uyum sağlayacak devlet yapısı ile görevlerini belirlemek amacıyla literatürdeki regülasyon teorilerini, piyasa yapısına ilişkin yaklaşımları, rekabet politikalarına ilişkin ülke örneklerini ve uygulamaları incelemek, bu bilgiler ışığında Türk imalat sanayiinin uluslararası düzeyde rekabet gücünü arttırıcı düzenlemelerin ne şekilde yapılması gerektiği konusunda katkı sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Ulus-Devlet, Yeni Ekonomi, Rekabet Politikaları, Regülasyon Teorileri, Türk Rekabet Kurumu.

Devlet politikalarıEkonomiEkonomi politikaları+5
Zeynep Ökten
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelişmekte olan ülkelerde finansal krizleri belirleyen faktörler ve uluslararası finans sistemi

m ÖZET GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE FİNANSAL KRİZLERİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER VE ULUSLARARASI FİNANS SİSTEMİ Tolga KABAŞ Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Murat DOĞANLAR Ocak 2004, 126 sayfa 1990'lı yıllarda yükselen piyasaların zayıf kurumsal ortamlarında gerçekleşen fınansal serbestleşirle ve sermaye hesabı açılışı, spekülatif kısa-vadeli sermaye hareketleri ve demokrasinin vazgeçilmez iki unsuru şeffaflık ve sorumluluğun yeteri kadar uygulanmaması fınansal krizleri belirleyen faktörler arasında sayılmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin zayıf bankacılık düzenleme/denetleme sistemleri bankaların aşırı risk almasına ve bilançolarında yıpranmalara yol açmıştır. Bu yıllarda ulusal paralara yapılan spekülatif saldırılar zayıf bilançoları olan bankaların ve firmaların iflasına yol açarak fınans krizlerini oluşturmuştur. Kurumsal yapıları farklı olan gelişmiş ülkeler finansal krizlerden gelişmekte olan ülkeler kadar etkilenmemektedirler. 1997 Asya krizinden sonra uluslararası finans sisteminde reform çalışmaları başlamıştır. G-7 tarafından başı çekilen reform çalışmaları gelişmekte olan ülkelerin zayıf kurumsal alt-yapılarına odaklanmış krizlerin oluşumunda önemli bir faktör olan spekülatif sermaye hareketlerine karşı bir önlem düşünülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Gelişmekte Olan Ülkeler, Finansal Krizler, Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri, Zayıf Kurumlar, Bankacılık Düzenleme/Denetleme Sistemleri.

Finansal krizGelişmekte olan piyasalarGelişmekte olan ülkeler+5
Tolga Kabaş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Para kurulu sistemi ve uygulamaları

ÖZET PARA KURULU SİSTEMİ VE UYGULAMALARI Omurzak JOLDOSHBAEV Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Nejat ERK Şubat 2004, 69 sayfa Geçirdiğimiz son seneler Para Kurulu Sistemine olan ilginin yeniden canlandığına şahit olmuştur. Bu çalışma başarılı Para Kurulu Sistemi için gerekli unsurların tartışmasını yapacaktır, uygun makroekonomik politika uygulamasına ek olarak, otoriteler Para Kurulu Sistemine geçiş döneminde gidişatın teknik yönlerini hazırlarken dikkatli olmalılar. Hazırlıkların boyutu ülkeden ülkeye değişmektedir, ama bununla birlikte gerekli olan genel değişiklikler; merkez bankası kanununun değişmesi, hükümetin nakit ve borç idare faaliyetlerinin yeniden organize edilmesi şeklinde sıralayabiliriz. Son zamanlarda bankacılık sektöründe problemler yaşamış olan ülkeler için ek hazırlıklar gerekecektir. Anahtar Kelimeler: Para Kurulu, Sabit Kur, Konvertibilite, Döviz Kuru.

Döviz kuruKonvertibilitePara Kurulu+2
Omurzak Joldoshbaev
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konteynerıze yük taşımacılığı ve Marmara Bölgesi projeksıyonu

Her geçen gün yoğunlaşarak dünya ekonomisine damgasını vuran uluslar arasırekabet, herhalde yüzyılın en belirgin özelliği olarak anılacaktır. 1960'lı yılların başındabaşlayan konteyner taşımacılığı birçok alanda klasik taşımacılığın yerini almaya başlamışve özellikleri itibariyle, uluslar arası rekabetin deniz yoluyla taşımacılık alanında çokönemli bir aşaması olarak göze çarpmaktadır. Konteynerleşmenin ve konteynergemilerinin başarısının sebebi, yük taşımacılığının standartlaştırmasındandır ve yine busebeptendir ki dünya çapında sanayi üretimi de bu yönelimle aynı paralelde artışgöstermiştir. Dolayısıyla konteynerleşme, taşımacılığa olan talebi arttırmış ve bu talep dekonteynerleşmeye eğilimi hızlandırmıştır. Gemi büyüklüğü ve kapasitesine hızfaktörünün de eklenmesiyle belirginleşen yüksek verimlilik ve karlılık oranı,konteynerlerin deniz yoluyla taşımacılıktaki yerini ortaya koymaktadır.Bu tez çalışmasının iki temel amacı vardır. Birincisi konteynerize yüktaşımacılığının ekonomik yapısını irdelemek ve Dünya ve Türkiye' de ki durumunubüyüteç altına almaktır.İkincisi; Marmara bölgesindeki konteyner trafiği potansiyeline ve büyümesinesomut bir şekilde dikkat çekmek istenmiş, bu bağlamada oluşturulan ekonometrik modelile 207-2010 yıllara ilişkin projeksiyon yapılmıştır.

Evren Öztürk
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital bölünme olgusu ve Türkiye üzerine bir uygulama

Enformasyon ve telekomünikasyon teknolojileri, yirminci yüzy l n sonlar nekillendiren en etkili güçlerden biridir. Bu teknolojiler; insanlar n ya ama, ö renme veçal ma ekilleri ve sivil toplum ile devletin etkile imini devrim yaratacak ekildeetkilemi tir. Bireysel ve toplumsal ya am kökünden de i tirmekte, çok ciddiekonomik, sosyal, kültürel ve politik sonuçlar do urmakta olan bu devrim,?Enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerine ve hizmetlerine e it eri ememe? adverilen ?Dijital Bölünme? ba ta olmak üzere pek çok soruna da sebep olmu tur.Bu çal mada; büyük ölçüde, enformasyon toplumlar n n üretti i enformasyonve telekomünikasyon teknolojilerini, kullanabilenler ile kullanamayanlar aras ndakiuçurum Türkiye ba lam nda incelenmektedir.Çal mada Türkiye'deki enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerindurumu sergilenmekte, Türkiye ile Avrupa Birli i ile aras ndaki dijital bölünmeyisergileyen bir endeks uygulamas yap lmaktad r. Uygulama ile dijital bölünmeninbüyüklü ü ve kapanmakta olup olmad n n belirlenmektedir. Buna ilave olarakTürkiye ile AB aras ndaki dijital bölünmeye neden olan en önemli faktörler tespitedilmektedir.Anahtar Kelimeler: Dijital Bölünme, Say sal Uçurum, Enformasyon,Telekomünikasyon, Enformasyon Toplumu, Bilgi Toplumu, Teknoloji, Bilgi.

Avrupa BirliğiBilgiBilgi teknolojisi+5
Cengiz Aytun
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçiş ekonomileri, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye

Hasan Bilgehan Yavuz
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Parasal aktarım mekanizmaları: Türkiye uygulaması

Türkiye Ekonomisi'nde 1980 sonrasında yaşanan dönüşümle beraber finansalkesimdeki kuruluşların, özellikle de finansal kesimin ana unsuru olan bankaların, sahipoldukları varlıkların milli gelire oranı artmıştır. Bu artışın kompozisyonu parasalaktarım mekanizmaları açısından önemlidir. Parasal aktarım mekanizmaları,ekonominin parasal şoklara karşı hangi değişkenlerle, nasıl tepki verdiğinigöstermektedir. Bu bilgi para politikası uygulamaları açısından son derece önemlidir.Bu nedenle bu tez çalışmasının amacı parasal aktarım mekanizmaları hakkında bilgivererek, parasal aktarımın banka kredileri kanalının Türkiye Ekonomisi'nde çalışıpçalışmadığını test etmektir. Bu amaca ulaşmak için VAR modeli oluşturulmuş ve etkitepki fonkisyonları ile varyans ayrıştırması tekniğine dayalı sonuçlar verilmiştir.Ekonometrik çalışmanın yanı sıra bankacılık kesimine ait bazı verilerle çalışmazenginleştirilmiştir. Elde edilen bulgular kredi kanalının varlığını desteklememektedir.Çalışma sonucunda, Türkiye Ekonomisi'nde 1980 sonrasında yaşanan süreçle beraberbankaların sahiplik yapısı, krediye ulaşma konusunda firmalar arasındaki asimetri,banka kredilerinin öneminin azalması ve finansal kesimden dışlanan reel sektörfirmalarının kendi aralarında yarattıkları ikinci bir kredi piyasasının varlığı gibisebeplerden dolayı, çalışmada tanımlandığı biçimiyle, kredi kanalı ile aktarım TürkiyeEkonomisi'nde bir öneme sahip olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Aktarım Mekanizmaları, Asimetrik Enformasyon, VAR Modeli,Kredi Kanalı, Dış Finansman Primi

Selim Çakmaklı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ab ve Türkiye'de bağımsız düzenleyici ve denetleyici ekonomik kurumların iktisat politikasına etkileri

Bu çalışmada, Bağımsız Düzenleyici ve Denetleyici Ekonomik Kurumların (BDK'lar) temel nitelikleri ve bunların gerek Türkiye gerekse Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki gelişim süreçleri tartışılmıştır. Bu çalışma birkaç değişik konu başlığı altında altında toplanmıştır. İlk olarak, uluslararası bir kavram olarak BDK ve onun temelini oluşturan fikirler belirlenmiştir. Devam eden bölümlerde ise, Türkiye ve AB ülkelerinde bağımsız birer kurum niteliğinde olan BDK'ların fonksiyonları tarihsel olarak incelenmiştir. Türkiye ve bazı AB ülkeleri içerisinde faaliyet gösteren ekonomik BDK'lar ile ilgili aydınlatıcı açıklamalara ilerleyen bölümlerde de yer verilmiştir. Literatür taramasıyla , çalışmada geniş yer verilmiş olan BDK'lar, düzenleme olgusu, yönetişim kavramı ve rekabet konularında öz bir bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde; BDK'ların işleyiş mekanizması ile ilgili genel tavsiyelerin yanı sıra, gösterdikleri faaliyetler sonucu ekonomi politikalarına etki eden BDK'lar hakkında çeşitli eleştiriler de yer almaktadır.

Bağımsız düzenleyici kurumlarDevlet dışı düzenleme sistemleri
Ayberk Nuri Berkman
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik entegrasyon ve endüstri içi ticaret Türkiye-AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticaretin eğilimi

ÖZET EKONOMİK ENTEGRASYON VE ENDÜSTRİ IÇI TİCARET: TURKIYE-AB ÜLKELERİ ARASINDAKİ ENDÜSTRİ İÇİ TİCARETİN EĞİLİMİ Yelda Bugay TEKGUL Doktora Tezi, İktisat Ânabilim Dalı Danışman : Prof.Dr.Nejat ERK Mayıs 2000, 148 sayfa Endüstri içi ticaret veya diğer bir anlatımla benzer malların ayna anda ihracat ve ithalatı, son yıllarda ayrı bir önem kazanmıştır. Bu ilginin temel nedeni, bu tip ticaretin geleneksel karşılaştırmalı üstünlükler ile açıklanamamasıdır. Endüstri-içi ticaret kavramı daha çok ölçek ekonomileri ve ürün farklılaşması ile anlam bulmaktadır. Bu çalışmada, ekonomik entegrasyonun endüstri içi ticaret üzerindeki teorik etkileri araştırılırken, Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki ticaretin eğilimi ve yapısı saptanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, entegrasyondan sonra ülkeler arasındaki ticaretin eğilimi yeni uluslararası ekonomideki gelişmeler de dikkate alınarak incelenmiştir. Teorik analizler, ekonomik entegrasyonun AB içindeki ticareti, endüstri içi ticaret yönünde geliştirdiği yönündedir. Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticareti ölçebilmek için Grubel-Lloyd indeksinin düzeltilmemiş şekli kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden sonra AB ülkeleri ile olan ticareti Gümrük Birliği öncesine göre, endüstri içi ticaret yönünde daha fazla artmıştır. Türkiye'nin en fazla endüstri içi ticarette bulunduğu ülke Yunanistan, daha sonra sırasıyla Portekiz, İtalya, İspanya ve İngiltere'dir. Sonuç olarak, AB ülkeleri ile Türkiye arasında, 1998 yılına gelindiğinde gözlenen ticaret şekli, dikey farklılaşmış mallarda iki-yönlü ticaretin artışı olarak tanımlanabilir. Anahtar Sözcükler: Endüstri-içi Ticaret; Ekonomik Entegrasyon; Dikey ürün farklılaşması; Yatay ürün farklılaşması ; Grubel-Lloyd indeksi

BütünleşmeEkonomik bütünleşmeEndüstri içi ticaret
Yelda Bugay Tekgül
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dışsallıklar, kamunun düzenleyici rolü: Enerji sektöründe bir uygulama

Bu çalışmada piyasa başarısızlıklarının nedenlerinden biri olan dışsallıklar konusu incelenmiştir. Üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan dışsalhklann nasıl düzenleneceği, olası sonuçlan piyasa çözümleri yanında kamusal düzenlemeleri de zorunlu kılmaktadır. Çalışma, giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması ve dışsallıklar literatüründeki değişik görüşlerin incelenmesi ile başlamaktadır. Daha sonra dışsallık türleri ele alınmıştır. Dışsallıklarda birbirini tamamlayıcı nitelikteki farklı sınıflamalar görülmektedir. Çalışmamızda dışsallıklar dört ana grup halinde sınıflandırılarak incelenmiştir. Dışsalhklann düzenlenmesinde bütün ekonomik sistemlerde mali, ekonomik, yasal ve idari düzenlemelere gerelcsinim duyulmaktadır. Çalışmamızda kamusal düzenleme türlerinden vergiler, sübvansiyonlar, harçlar, standartlar, pazarlanabilir kirlilik haklan incelenmiştir. Kamusal düzenlemelere alternatif olarak gösterilen piyasa çözümlemeleri kapsamında ise Couse yaklaşımı ve Tazminat Çözümlemelerine değinilmiştir. Çalışmamızın uygulama bölümünde ise, Türkiye'de kurulması öngörülen nükleer enerji santralleri ele alınmıştır. Nükleer enerji santrallerinin sermaye, yakıt ve balom işletme maliyetleri hesaplanmış ve özelliklede Akkuyu'da kurulması öngörülen nükleer enerji santrali baz alınarak nükleer santrallerin kumlması sonucu ortaya çıkabilecek çevresel dışsal etkiler tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dışsallıklar, Pozitif Dışsallık, Negatif Dışsallık, Çevre Sorunlan, Kamusal Düzenlemeler, Ekonomi ve Çevre; Nükleer Enerji, Akkuyu, Enerji; Maliyet Analizi

DışsallıkEnerji sektörüKamu düzeni+2
İsmail Güneş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası sermaye hareketleri ve Türkiye ekonomisi üzerine etkileri (1986-1998)

Ill O^ıL i ULUSLARARASI SERMAYE HAREKETLERİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ (1986-1998) Ali ACARAVCI Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Erhan YILDIRIM Eylül 2000, 126 sayfa Bu yüksek lisans tezinde, Gelişmekte Olan Ülkelere (GOÜ) ve Türkiye ekonomisine yönelik sermaye hareketleri (SH) incelenmiştir. Tez, GOÜ'e yönelik SH, SH'nin farklı tarihsel dönemlerdeki genel eğilimleri, SH'nin ulusal ekonomiler üzerine etkileri, Türkiye ekonomisinde SH ve ekonomi üzerine etkilerinin ekonometrik yöntemlerle araştırılması konulan kapsamıştır. "SH'nin toplam talep artışı üzerindeki etkisi nedir?" sorusu, SH'nin ekonomi üzerindeki etkilerinin araştırılmasında temel alınmıştır. Ekonometrik analiz, bu temel soruya göre hazırlanan hipotezlerinin sınanmasını içermiştir. Granger nedensellik testine göre, cari işlemler (CID) açıklan ile sermaye girişleri arasında çift yönlü bir nedensellik vardır. CID açıklanna en fazla duyarlı sermaye giriş türü, kısa vadeli sermaye hareketleridir (KVSH). Türkiye ekonomisinde CID açıklan, KVSH ile kapatılmakta; yoğun KVSH de CID'nde bir sapmaya neden olmaktadır. Vektör Otoregresyon (VAR) modelinde etkiye-tepki fonksiyonlanna göre reel ve parasal şoklar, toplam talebi uzun dönem dengesinden kalıcı olarak saptırmakta ancak sapma, küçük miktarlarda olmaktadır. Şoklar, SH üzerinde yüksek bir derecede değişkenliğe neden olmaktadır. Türkiye ekonomisinde sermaye girişleri, kamu harcamalannm ve ithalat harcamalannm fınansına yöneliktir. Kısa vadeli sermaye girişleri ile açıklann finanse edilmesi, ekonomik sorunlar için sadece geçici bir çözüm olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sermaye hareketleri, Kur krizleri, VAR model.

Ekonomik etkiSermaye hareketleriUluslararası sermaye hareketleri
Ali Acaravcı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00