
5
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
NATO'nun değişen Rusya tehdit algısı: Rusya'nın 2008 sonrası askeri müdahaleleri ile Ukrayna Savaşının etkileri
Soğuk Savaş Dönemi'nin en temel özelliği, ABD öncülüğündeki Batı dünyası ve SSCB liderliğindeki Doğu dünyası arasındaki ayrışma ve tehdit algılamaları olmuştur. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Doğu Bloku'nun çökmesiyle Batılı ilkelerin hâkim olduğu tek kutuplu yeni bir dünyanın kurulacağı değerlendirilmiş, Rusya dâhil olmak üzere eski Sovyet ülkelerinin Batıyla uzlaştırılması hatta birleştirilmesi süreci başlatılmıştır. Bu yıllarda Soğuk Savaş'tan miras kalan, Batı ilkeleri üzerine kurulu savunma ittifakı NATO, SSCB'nin ardılı Rusya'yı temel bir ortak olarak tanımlamak suretiyle konvansiyonel çatışma ihtimallerini ortadan kaldırmaya çalışmış, Rusya, 2000'li yıllarda küresel teröre karşı mücadelede önemli bir ortak olarak konumlandırılmıştır. Tehdit algısının zayıf olduğu 1990'lı yıllardan, 2004 sonrası politik ve askeri tehdit algılarının yükseldiği döneme karşılıklı adımlarla, aşama aşama gelinmiştir. Bu çalışmada, karşılıklı tehdidin azaldığı ve barışçıl bir Avrupa'nın kurulmaya başlandığı yıllardan, 30 yıl içerisinde Avrupa'da nasıl tekrar sıcak çatışma ortamına dönüldüğü incelenmiş, Avrupa'yı yeni savaş ortamına sürükleyen gelişmelerin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Çalışma, literatürdeki kaynaklar ile resmi belgeler, söylevler ve dokümanlar üzerinden teorik temellerin incelenmesi ve seçili örnek olayların analizine dayanmaktadır. Bu yolla, Rusya tarafında NATO'nun doğuya genişletilmemesi konusunda verilen sözler ve güvenliğin tehdit edildiği algısının gelişimi ile NATO tarafının hedefleri ve kararları anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde dünyayı Soğuk Savaş Dönemi Doğu-Batı gerilimi ve karşılıklı tehdit algılamalarının yükselip azalmaları incelenmiş, ikinci bölümde Soğuk Savaş sonrası ilişkilerde yaşanan barış ve iş birliği ortamı araştırılmıştır. Üçüncü bölümde tehdit algılarını tekrar inşa eden gelişmeler izlenmiş, dördüncü bölümde 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı'ndan başlayarak yükselen ve Avrupa'yı sıcak çatışma ortamına götüren karşıtlıklar açıklanmıştır.
Rusya'nın Gürcistan ve Suriye müdahaleleri çerçevesinde Rus dış politikasındaki değişim
Bu çalışma Soğuk Savaş sonrası Rus dış politikasındaki değişimi iki önemli müdahale üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki müdahaleden ilki Rusya'nın Soğuk Savaş sonrasında toprakları dışında giriştiği ilk askeri müdahale olan Gürcistan müdahalesi, diğeri ise Rusya'nın yakın çevresi dışındaki ilk askeri müdahalesi olan Suriye müdahalesidir. Her iki müdahale de sebepleri ve sonuçları itibariyle Rus dış politikasına dair önemli ipuçları vermektedir. Çalışmada bu iki müdahalenin ulusal, bölgesel ve küresel düzeydeki sebep ve sonuçları ele alınarak Rusya'nın dış politikasına dair temel gelişmeler ortaya konulacaktır. Bu amaçla, çalışmada öncelikle Soğuk Savaş sonrası Rus dış politikasının temel dinamikleri ele alınacak ve bu dönemde Rusya'nın Batı'ya karşı takip etmek zorunda kaldığı ılımlı politikanın ekonomik ve siyasi sebeplerine değinilecektir. Putin döneminde Rusya'nın elde ettiği ekonomik ve siyasi başarının yakın çevresine yönelik gelişmelere nasıl yansıdığı ele alınarak 2008 yılında Rusya'nın icra ettiği Gürcistan müdahalesinin Rusya'nın Batı ile ilişkileri açısından temsil ettiği önem vurgulanacaktır. Ardından Rusya'nın 2015 yılındaki Suriye müdahalesi ele alınarak bu müdahalenin bölgesel ve küresel sonuçları ve Rus dış politikası üzerindeki etkisi analiz edilecektir.
Uluslararası yaptırımların İran sosyoekonomisine etkileri
Yaptırımlar II. Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkisinin ardından daha az maliyet gerektirmesi sebebiyle en çok başvurulan dış politika araçlarının başında gelmiştir. Bir devleti yahut uluslararası aktörü istenmeyen davranışından vazgeçirmek veya cezalandırma maksadıyla kullanılan yaptırımlar uzun yıllardır İran İslâm Cumhuriyeti için de misilleme aracı olarak tercih edilmiştir. İran'ın devlet enstrümanlarını hedef alan yaptırımlar ülke ekonomisini önemli ölçüde sarsmış ve ülkeyi kronikleşen yüksek enflasyon ve işsizlikle karşı karşıya bırakmıştır. İran İslâm Cumhuriyeti'nin makro ekonomik değişkenleri üzerinde tahribata neden olan yaptırımlar İran'ın sosyo-ekonomik dinamikleri üzerinde de birtakım etkilere yol açmıştır. Tez çalışmamda; uluslararası yaptırımların İran'ın sosyo-ekonomik dinamikleri üzerinde ne tür etkilere yol açtığı; sağlık, eğitim, kadın hakları ve cinsiyet eşitliği, gıda güvenliği, turizm ve uçuş güvenliği gibi alanlar özelinde incelendi ve yaptırımların İran'ı sadece ekonomik olarak sarsmakla kalmadığı sosyo-ekonomik faktörlerini de önemli ölçüde olumsuz etkilediği sonucuna varıldı. Bu bağlamda, yaptırımlardaki insani muafiyetin sivil halkın mağduriyetini engellemek adına yeterli olmadığı anlaşılmış ve yaptırım mekanizmasının paradoksal etkisine dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaptırımlar, Sosyo-Ekonomi, Nükleer Program, İran İslâm Cumhuriyeti.
Meclis-i Mebusan'da Ermeni bir entelektüel: Krikor Zohrab
Krikor Zohrab, Osmanlı Devleti'nin son zamanlarındaki en fazla dikkat çeken Ermeni entelektüellerin başında gelmektedir. Zohrab, Osmanlı Devleti'nin yıkılışına doğru giden süreçte tüm baskılara rağmen toplumsal birliğin sağlanması ve yıkılışın önüne geçilmesi için çeşitli çalışmalarda bulunmuş bir yazar, hukuk ve devlet adamıdır. Bu çalışmaya konu olan Ermeni entelektüel Zohrab, Osmanlı topraklarında yaşamış, eğitim almış, Ermeni ve Türklerin bir arada yaşayabileceği ümidini ortaya koyan çalışmalar yapmış ve toplumsal sorunlar konusunda yeni fikirler ortaya koymuştur. Zohrab'ın bu fikirlerinin en önemli yansımalarını Meclis-i Mebusan'da yaptığı konuşma ve girdiği tartışmalarda görmek mümkündür. Literatüre kazandırdığı sayısız eserlerin yanı sıra Zohrab, Osmanlı Ermeni cemaati içinde de aktif görevler almış, üç dönem mebus seçilerek Osmanlı entelektüelleri arasında yer almıştır. Bu çalışmada Krikor Zohrab'ın hayatı ve kişisel gelişiminde rol oynayan gelişmeler Mebusan Meclis Zabıtları ışığında incelenmiş, eğitim hayatına da yer verilen Zohrab'ın başta Türk-Ermeni ilişkileri olmak üzere toplumsal sorunlar karşısındaki tutumları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelerde Zohrab'ın eserleri ve Meclis-i Mebusan'da yaptığı konuşmalar temel alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Krikor Zohrab, Ermeni, Osmanlı, Entelektüel, Meclis-i Mebusan
Kafkasya'da büyük güçlerin enerji rekabeti: Gürcistan örneği (2002-2016)
21. yüzyılda, devletlerin politikalarını belirleyecek en önemli unsurların başında enerji konusu gelmektedir. Bu noktada uluslararası güç mücadelesinin konusu olan enerjiye ulaşım ve enerji nakil hatları üzerinde hâkimiyet kurabilmek devletler için önem kazanmıştır. Gürcistan, Orta Asya ve Hazar enerji kaynaklarına yakınlığı ve bu kaynakların Avrupa'ya taşınması noktasında önemli jeopolitik konuma sahiptir. Bu bağlamda, gerek bölge güçlerinin gerek küresel güçlerin ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada, Gürcistan'da önemli bir kırılma tarihi olan 2003 Gül Devrimi ile başlayıp 2016 yılına kadarki süreçte enerji sektöründeki büyük güçlerin rekabeti ele alınmaktadır. Bir taraftan, ABD ve Avrupa ülkeleri, Hazar enerji kaynaklarının dünya pazarlarına nakli konusunda, Doğu-Batı Enerji Koridorunu desteklemektedir. Diğer taraftan Rusya ise, "yakın çevre" olarak tanımladığı eski Sovyet cumhuriyetlerinden biri olan Gürcistan'da, Kuzey-Güney hattı boyunca nüfuzunu artırmak istemektedir. Bu noktadan hareketle, bu çalışma, Gürcistan enerji (elektrik, petrol ve doğal gaz) sektöründe, büyük güçlerin enerji şirketleri eliyle yürüttüğü mücadeleyi incelemeye çalışacaktır.