
33
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kırgız Türkçesinin kuzey ağzı (Isık-Köl ve Narın bölgeleri; ses bilgisi)
Bu çalışmamızda, öncelikli olarak Kırgız Türkçesinin kuzey ağızlarından olan Isık-Köl ve Narın ağızları ele alınmıştır. Tarafımızca yapılan saha çalışması sonucu elde edilen Isık-Köl ve Narın bölgelerine ait metinler ses bilgisi açısından incelenmiştir. Saha derlemesi sırasında diyalektolojik veri toplama yöntemlerine uygun olarak önceden hazırlanmış soruların yanı sıra konuşmanın doğal seyri içinde soruşturma ve gözlem metotları da tercih edilmiştir. Kaynak kişilerden elde edilen verilerin yazıya geçirilmesinde Isık-Köl ve Narın bölgelerinin köy ve kasabalarının haritadaki dağılım sırasına dikkat edilmiştir. Metinler çözümlendikten ve yazıya geçirildikten sonra her kaynak kişinin kendi bölgesine göre numaralar verilmiştir. Ayrıca Isık-Köl ve Narın ağızlarının ses bilgisini eş zamanlı ve art zamanlı, tarihî-karşılaştırmalı metotla analiz etmeye çalıştık. Metinlerin transkripsiyonu için TDK'nin Anadolu ağızları için önerilen alfabesini kullandık. TDK'de bulunmayan bazı ses ve ayırıcı işaretler için de IPA'nın belirli ayırıcı işaretler ve sesleri tercih edilmiştir. İnceleme sırasında Standart Kırgız Türkçesinde bulunmayıp Isık-Köl ve Narın ağızlarında görülen ses ve ses birimlerini bol örneklerle açıklamaya çalıştık. Eski Türkçede bulunan ünlü ve ünsüzlerin Kırgız Türkçesindeki kullanımının yanı sıra Isık-Köl ve Narın ağızlarındaki durumu, nicelik ve nitelik bakımından analize edilmiştir. Ses bilgisi incelemesinde önemli sayılan ses olayları bölümü de kapsamlı bir şekilde ortaya konmuş olup her iki ağız metinlerinin orijinali ve Türkçe tercümesi verilmiştir.
Hadi Taktaş ve seçme şiirleri (İnceleme-metin-aktarma)
Bu çalışmanın amacı XX. yüzyıl Kazan Tatar edebiyatında Hadi Taktaş'ın hayatının ve şiirlerinin incelenmesidir. Hadi Taktaş, Kazan Tatar edebiyatının şiir geleneğinde önde gelen isimlerden birisidir. Şiire yeni bir bakış açısı kazandıran Hadi Taktaş, eserlerinde romantizm anlayışını benimsemiştir. Kazan Tatar edebiyatında şiir türünün gelişmesinde büyük katkıda bulunmuş, yalnız kendi dönemi için değil gelecek nesiller için de yol gösterici nitelikte eserler kaleme almıştır. Hadi Taktaş'ın hayatı ve şiirleri incelenmeden önce şairi hazırlayan dönem olan XX. yüzyıl Kazan Tatar toplumunun ve edebiyatının sosyal, siyasal ve ekonomik durumu hakkında bilgi verilmiştir. İlerleyen bölümde Hadi Taktaş'ın hayatı ele alınmış ve şiirleri incelenmiştir. Kazan Tatar edebiyatında şiir geleneğinin önemli temsilcilerinden olan Hadi Taktaş hakkında ülkemizde yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada Tatar toplum yapısının aynası olarak değerlendirdiğimiz Hadi Taktaş ve eserleri incelenerek ülkemizde tanınırlığının sağlanması hedeflenmiştir.
Yeni Uygur Türkçesinde eş anlamlı kelime ve kelime grupları
Bu çalışmada Yeni Uygur Türkçesindeki eş anlamlı söz varlığı incelenmiş ve eş anlamlılığı oluşturan sebepler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın kapsam ve sınırlığı Uyğur Tilidiki Menideş Söz-İbariler Luğiti (1993) adlı çalışmanın 1-387. sayfaları arasındaki eş anlamlı kelime ve kelime grupları olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda Türkiye Türkçesine aktarılan eş anlamlılar kökenleri, yapıları ve kavram karşılama bakımından genel hatları ile sınıflandırılmıştır. İncelemenin sonucunda Yeni Uygur Türkçesindeki eş anlamlı söz varlığını yabancı dillerden yapılan ödünçlemeler, ağızlara özgü kelimelerin standart dile yerleşmesi, örtmeceler, çok anlamlılık ve deyimlerin oluşturduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda eş anlamlılar arasındaki anlam, kullanım ve duygu değeri farklılıklarıyla ilgili açıklamalarda bulunulmuştur.
Dilmac Dergisinin halk bilimi açısından değerlendirilmesi
Dergiler siyasi, sosyal ve kültürel bilgi alışverişini sağlayan önemli araçlardan biri olmakla birlikte aynı zamanda okuyucularına belli konular hakkında bilgiler veren, onları aydınlatan bir mektep görevi üstlenmektedir. Dilmac dergisi, Güney Azerbaycan'da yayım hayatını tamamlamış bir süreli yayımdır. Çalışmada, Dilmac dergisinde yer alan halk bilimi ile ilgili yazılar ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Çalışma; giriş, üç ana bölüm, sonuç, kaynaklar ve eklerden oluşmaktadır. Giriş kısmında tez hakkında bilgiler verildikten sonra İran Türklerinin tarihi, İran'da yaşayan Türk toplulukları, İran'da çıkan dergiler ve Güney Azerbaycan üzerine yapılan halk bilimi çalışmaları ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Dilmac dergisi hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Dilmac dergisinde bulunan halk bilimi yazıları ele alınarak değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde dergide yayımlanlanan makaleler üzerine istatistiksel bir çalışma yapılmış ve ardından dergideki makalelerin bibliyografyası verilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İran, Güney Azerbaycan, Dilmac, Dergi, Halk Bilimi.
Hemedan eyaleti Bahar ili Türk kültüründe geçiş dönemleri
Geçiş dönemleri, insanın dünyaya gözlerini açmasıyla başlayan bir süreç olup yaşamı boyunca bu süreci takip eden değişiklikleri geçirme, kabullenme ve kabul ettirme aşamalarını genel bir tanım içine sığdıran kavramdır. Bu geçiş basamakları bağlı olduğu topluluğun sosyolojisi, antropolojisi ve hatta psikolojisi hakkında ortaya koyduğu verilerle bilimsel bir kanıt değeri görebilir. Gelenekler, akraba topluluklar arasındaki benzerlikleri göstermesi açısından da son derece önem arz etmektedir. İran'ın Hemedan eyaletinin Bahar ilinde yapılan alan araştırmasında, Bahar ili ve bu ile bağlı ilçeler olan Lalecin, Salihabad ve Merkezî'de hayatın akışını bütünsel bir değişikliğe uğratan geçiş dönemleri ele alınmıştır. Çalışma; giriş, üç ana bölüm, sonuç, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Giriş kısmında Güney Azerbaycan, Hemedan ve Bahar bölgesi hakkında bilgiler verilmiştir. Akabinde Güney Azerbaycan üzerine yapılan halkbilimi araştırmaları ele alınmıştır. Çalışmanın ana bölümlerinden birinci bölümde doğum, ikinci bölümde evlenme ve üçüncü bölümde ölüm âdetleri ele alınmıştır. Bu üç bölümde de gözlem, mülakat ve anket yoluyla sahadan derlenen veriler deşifre edilmiştir. Bölgeden derlenen malzemeler ortaya koyulurken sadece Anadolu sahasıyla sınırlı kalınmayarak Türk dünyasının çeşitli bölgelerindeki aynilikleri üzerinde de durulmuştur. Çalışmanın sonuç kısmında ise elde edilen verilerden hareketle bu geleneklerin hâlen yaşatılıp yaşatılmadığı üzerine durum tespitinde bulunulmuştur.
Hamid Nutki'nin Varlık dergisindeki Türkçe yazıları (Türkiye Türkçesine aktarım ve değerlendirme)CİLT I
İran, birçok etnik unsuru bir arada barındıran bir ülkedir. Bu etnik farklılıklar ülkenin kültürel zenginliğini de oluşturmaktadır. Ancak Şahlık rejiminde Fars olmayan etnik unsurların kültürel varlığı bir kenara atılmıştır. Bu durumdan en çok etkilenen etnik unsurların başında Türkler gelmiştir. Şah yönetimi Türk kimliğini, kültürünü ve dilini devlete karşı bir tehdit olarak görmüştür. Devletin ulusal kimliğini Fars milliyetçiliği üzerine inşa etmeye çalışmışlardır. Eski Sasani ve Pers algısına dayalı yeni bir kimlik inşa ederken diğer kültürel kimlikler yok edilmeye, unutturulmaya çalışılmıştır. Yönetimin baskıcı politikasının yanı sıra ülkede ve dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik çekişmeler sonucunda 1979 yılında İran İslam devrimi gerçekleşmiştir. Devrimin ardından Şah ülkeyi terk etmiş ve yerine sürgündeki dini lider Ayetullah Humeyni geçmiştir. Bu dönemde İran İslam Cumhuriyeti kurulmuş, bir önceki yönetimin baskıcı politikası geçici bir süre için askıya alınmıştır. Varlık dergisi bu dönemde yayın hayatına başlamıştır. Derginin asıl amacı Türk dilini ve kültürünü yaşatmak olmuştur. Özellikle Hamid Nutki, Türkçenin dilbilgisi üzerine birçok yazı kaleme almıştır. Hamid Nutki yazılarında Türk dili ve millik kimlik kavramlarına sıkça değinmiştir. Onun yazılarının ana fikrini dil, kimlik, ana dilinde eğitim ve alfabe konuları oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Varlık, Ana Dili, Milli Kimlik, İran.
Orhun Abideleri'ndeki kelimelerin ses ve anlam bakımından Özbek Türkçesi ile karşılaştırılması
Bu çalışmada, Orhun Abideleri'ndeki kelimeler, Özbek Tilinin İzahlı Lügati'nde taranmış ve tespit edilen kelimeler ses ve anlam değişimi bakımından incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, Köktürk Türkçesindeki kelimelerin Özbek Türkçesinde uğradığı ses ve anlam değişimlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma, Giriş, Ses Değişimleri, Anlam Değişimleri, Özbek Türkçesinde Tespit Edilemeyen Kelimeler ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı, yöntemi, yöntemin uygulanışı hakkında bilgiler yer almaktadır. Bununla birlikte Giriş bölümünde, Köktürk Tarihi Hakkında Genel Bilgi, Orhun Abideleri Hakkında Genel Bilgi, Orhun Abideleri Üzerine Yapılan Çalışmalar, Köktürk Türkçesi, Özbek Türkleri Tarihi ve Günümüz Özbek Türkleri, Özbek Türkçesinin Tarihi Arka Planı ve Günümüz Özbek Türkçesi, Ses ve Anlam olmak üzere yedi alt başlık bulunmaktadır. Ses Değişimleri bölümünde, abidelerdeki kelimeler, Özbek Türkçesindeki görünümleriyle karşılaştırılmıştır. İlk olarak ses değişimine uğrayan kelimeler alfabetik sıra takip edilerek bu kelimelerde meydana gelen ses olayları açıklanmıştır. İkinci olarak ses değişimine uğramayan kelimeler gösterilmiştir. Anlam Değişimleri bölümünde, abidelerdeki kelimelerin anlamı yazıldıktan sonra Özbek Türkçesindeki anlamı yazılmıştır. Her iki lehçedeki anlamlar verildikten sonra kelimede gerçekleşen anlam değişimleri hakkında bilgi verilmiştir. Özbek Türkçesinde Tespit Edilemeyen Kelimeler Bölümünde, alfabetik sıra dikkate alınarak Özbek Türkçesinde bulunmayan Köktürkçe kelimeler listelenmiştir. Sonuç bölümünde, Orhun Abideleri'ndeki kelimelerin ne kadarının Özbek Türkçesinde korunduğu sayısal verilerle ortaya konmuştur. İncelenen kelimelerde tespit edilen ses ve anlam değişimleri açıklanmıştır. Ünlü ve ünsüz seslerde meydana gelen ses değişimleri örneklerle gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Orhun Abideleri, Köktürk Türkçesi, Özbek Türkçesi, Ses Değişimi, Anlam Değişimi
Başkurt destanlarındaki toponimler üzerine bir inceleme
Destanlar, toplumların hayatında derin izler bırakmış olaylardan kaynaklanan metinlerdir. Olaylar kişi, zaman ve yer unsurlarıyla beraber varlık bulurlar. Toponim yer adlarını inceleyen bilim dalıdır. Çalışmada, Başkurt destanlarında geçen toponimler incelenmiştir. Çalışma; Giriş, dört ana bölüm, sonuç ve kaynaklardan oluşmaktadır. Giriş kısmında tez hakkında bilgiler verildikten sonra Başkurtların tarihi ve Başkurt destanları ele alınmıştır. Akabinde onomastik ve onun alt dalı olan toponimi konusuna değinilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde destanlarda tespit edilen oykonimler, ikinci bölümünde horonimler, üçüncü bölümünde hidronimler dördüncü bölümünde ise oronimler sınıflandırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Başkurtlar, Destanlar, Onomastik, Toponimi
El bilimi dergisi üzerine bir inceleme
İran, bünyesinde en çok Türk nüfusunu barındıran ülkeler arasındadır. Farklı Türk boyları İran'da yaşadıkları uzun süre zarfında oldukça önemli bir kültürel birikime sahip olmuştur. Destan, masal, atalar sözü, alkış, kargış, ninni gibi edebî ürünler ve kendilerine özgü halk inançları, örf, âdet, gelenek ve görenekler canlı bir şekilde varlığını sürdürmektedir. El Bilimi Dergisi İran'ın Tebriz şehrinde bulunan El Bilimi Müessesesi adlı dernek tarafından yayınlanan bir halk bilimi dergisidir. Dergi İran'da yaşayan çeşitli Türk gruplarının halk bilgisi ürünlerini derleyip bunları yayımlamaktadır. Hem Türkçe hem de Farsça makaleleri ihtiva eden bu iki dilli dergide Türkiye'de çalışan araştırmacıların çalışmaları da tanıtılmaktadır. Tez çalışmaları kapsamında dergide yayınlanan makalelerin bibliyografyası hazırlanacak, bunlar içeriklerine göre sınıflandırılacak, değerlendirilecektir.onra doldurulacaktır
Geleneksel Çuvaş dininin terminolojisi üzerine bir inceleme
Orta İdil / Volga bölgesinde yaşayan Çuvaşlar hem yaşadıkları coğrafya hem de dâhil oldukları din açısından her zaman araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Ayrıca Eski Batı Türkçesinin (l/r dilinin) günümüzdeki tek temsilcileri olmaları, kültürel ve dilsel açıdan çok fazla etkileşim içerisinde olmaları Çuvaşları daha da özel bir topluluk hâline getirmiştir. Bu çalışmada, "Hıristiyanlaştırılan Türkler Çuvaşlar" kitabındaki geleneksel Çuvaş dinine ait terminoloji incelenmiştir. Çalışmanın amacı kaynak kitaptaki geleneksel Çuvaş dinine ait terminolojiyi tespit edip kelimeleri sınıflandırmak ve listelemek, kelimelerin sözlüklerde ulaşılan anlamlarını, etimolojilerini, diğer Türk lehçelerinde ve farklı dillerdeki art ve eş zamanlı görünümlerini betimlemek ve toplanan verileri sistematikleştirip yeni bütünlükler oluşturmaktır. Çalışma: Giriş, Geleneksel Çuvaş Dinine Ait Kelimelerin İncelenmesi, Geleneksel Çuvaş Dinine Ait Kelimelerin Listesi ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Çuvaş Dini, Çuvaşça, Geleneksel Din, Dini İnanışlar, Çuvaş Halk İnanışları.
Derviş Kemal üzerine bir inceleme: Hayatı, sanatı ve şiirleri
Sözlü gelenek şiir sanatının ortaya koyduğu edebi birikimlerden biri de âşık edebiyatıdır. Sözlü gelenek şiir sanatının temsilcilerine; âşık, meydan şairi, çöğür şairi gibi adlar verilmektedir. Bunlardan bir tanesi de "ozan" dır. Tezimizin konusu olan Derviş Kemal de kendisine ozan adını veren bir edebiyat geleneğinin mensubudur. Çalışmamızda Derviş Kemal Özcan'ın hayatı, sanatı ve şiirleri giriş bölümü verilerek dört bölüm hâlinde incelenmiştir. Giriş bölümünde âşıklık geleneği hakkında bilgiler verilmiş ve Derviş Kemal'in âşıklık geleneği içindeki yeri tartışılmıştır. Birinci bölümde Derviş Kemal'in hayatı hakkında bilgiler verilmiş ve şiir yazmaya nasıl başladığı anlatılmıştır. Sanatsal kimliğine dair unsurlar açıklanmış ve Derviş Kemal'in sözlü gelenek şiir sanatındaki şöhreti ve etkisi anlatılmıştır. İkinci bölümde, şiirlerinin şekil bakımından incelemesi yapılmış ve sözlü gelenek şiir sanatının bir parçası olan eserlerinin nazım türleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Derviş Kemal'in şiirleri dini-tasavvufi şiirler ve dini-tasavvufi olmayan şiirler olarak ikiye ayrılmış, tespit edilen konular içerik bakımından incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Derviş Kemal Özcan'ın yazmış oluğu 125 şiire yer verilmiş ve çalışmamız sonuç bölümüyle nihayete erdirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Derviş Kemal, Âşıklık Geleneği, Ozan, Bektaşi, Âşık
Taganberdi Purmend'in "Arzuwlar" adlı eseri üzerine dil incelemesi (Ses-biçim)
İran Türk tarihî, genel bir ifadeyle Gazne Devleti'nden başlayarak 1925 Kaçar Hanedanlığının yıkılıp Pehlevi rejiminin kurulumuna kadarki yaklaşık bin yıl süren bir zaman dilimini kapsamaktadır. Özellikle Selçuklu Dönemiyle İran coğrafyası artık Türkler tarafından sistemli bir şekilde yönetilmeye başlanmıştır. Aynı zamanda Türkistan'dan Anadolu'ya yüzyıllar boyu bir göç güzergâhı olan bu coğrafyada bugün irili ufaklı birçok Türk topluluğunun bakiyeleri bulunmaktadır. Tarihî derinliğinde olduğu gibi bugün de yoğun bir Türk nüfusunu içinde barındıran İran coğrafyası, gerek akademik anlamda gerekse popüler anlamda birçok çalışmanın muhtevasını oluşturmuştur. Hassaten 1970'li yıllarda Doerfer ve ekibinin İran'a yapmış oldukları araştırma gezileri ve nihayetinde Orta İran'da Halaç Türkçesinin keşfi, gözleri bir kez daha İran coğrafyasına çevirmiştir. İlgili tezin konusunu bugün İran'da nüfusunun büyük bir kısmını Türkmen Türklerinin oluşturduğu Türkmensahra (Far. ترکمنصحرا) bölgesindeki çağdaş Türkmen şairi olan Taganberdi Purmend'in "Arzuwlar" adlı eseri oluşturmaktadır. Çalışma genel anlamda Giriş, Ses Bilgisi, Biçim Bilgisi, Sonuç, Kaynakça ve Metinler bölümlerinden oluşmakla birlikte her başlık kendi içerisinde kimi alt başlıklar altında detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe, İran Türkmen Türkçesi, Türkmensahra, İran.
Mehmet Türker'in hayatı, sanatı ve eserleri
Binlerce yıldır farklı coğrafyalarda varlığını sürdüren Türklerin kültürel birikimine, köklü geçmişine ve bugününe dair tarih, edebiyat, sosyoloji başta olmak üzere sosyal bilimlerin her dalında birbirinden kıymetli eserler verilmiştir. Türkoloji sahasında da gerek akademik gerekse popüler eserlerin ciddi bir yekûnu bulunmaktadır. Bu noktada genelde Balkan sahası özelde ise Bulgaristan Türk Edebiyatı üzerine akademik-popüler çalışmaların nicelik ve nitelik olarak son yıllarda arttığını görülmektedir. Kaleme alınan bu çalışma ile üzerine akademik bir çalışma yapılmamış olan, kökü o topraklarda bulunan yazar Mehmet TÜRKER'in hayatı hakkında bilgiler verilerek eserleri tahlil edildi ve incelendi. Çalışma sonucunda edebiyatın roman, hikâye ve hatırat türlerinde eserler veren yazarın tarihe not düşer mahiyette çoğu zaman gerçek mekân ve kişileri merkezine aldığı görülmektedir. Bu anlamda bazı edebî eserlerin tarihe yardımcı birer kaynak olduğu gerçeği de bir kez daha ortaya çıkmıştır diyebiliriz.
Bulgaristan Türk edebiyatında "Rumeli" dergisinin yeri
Bu çalışmada, Bulgaristan Türk Edebiyatına katkı sağlayan, 2008 ve 2020 yılları arasında yayımlanan "Rumeli" dergisi incelenmiştir. Çalışma; giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakça gibi ana kısımlardan meydana gelmekte. Çalışma kapsamında ve derginin asıl hitap ettiği kitleye bağlı olarak Bulgaristan tarihi, edebiyatı ve coğrafi bilgilerine kısaca değinilip konuya bir zemin hazırlandı. "1. Bölüm" olan "Bulgaristan Türk Edebiyatına Genel Bakış" başlığı altında Bulgaristan Türk Edebiyatını yazılı ve sözlü olarak iki koldan incelendi. Bunları da çeşitli kaynaklardan yararlanıp dönemlere ayırarak daha kolay incelenebilir konuma getirildi. Daha sonra yine bu başlık altında "Bulgaristan Türk Edebiyatında Basın Yayın Faaliyetleri" geçmişten-günümüze kronolojik sıraya uygun bir şekilde verildi. Bulgaristan Türklerini ortak bir kültür paydasında buluşturma amacı olan Rumeli dergisinin bugüne kadar çıkan 67 sayısının hepsi, eksiksiz olarak incelemeye tabi tutulmuştur. Dergiyi iki kısımda incelemek uygun görüldü. İlk kısımda yazarların dergideki yazıları, türlerine ayırıldı; ikinci kısmında ise bu türlerin bibliyografya çalışması yapıldı. Üçüncü bölüm olan "Rumeli Dergisinin Genel Değerlendirmesi" bölümünde görünüş ve sunuş olarak derginin genel değerlendirmesi yapılmıştır. "Rumeli Dergisindeki Edebî Türler" kısmında ise türler listelenip bunlardan örnekler verilerek türlerin genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu bağlamda Bulgaristan Türk Edebiyatında Rumeli dergisinin etkisi görülmektedir. Son olarak "Sonuç" bölümünde ise en çok yayımlanan türler ve türlerin özellikleri gibi elde edilen verilerin dökümü paylaşılmıştır. "Kaynakça" kısmında ise kullanılan kaynakların alfabetik sırası verilmiştir.
Türkiye'deki ilahiyat fakülteleri ve sosyal bilimler menşeli fakültelerde yapılan mitoloji konulu lisansüstü tezler üzerine mukayeseli bir araştırma
Mitoloji, insanoğlunun nereden geldiğini, evrenin nasıl yaratıldığını ve bu etrafında gördüğü yaratılmış tüm varlıklara bir anlam yüklemek ve köken arayışına girmesiyle yarattığı öyküleri inceler. Mitolojik düşünce, Türkler atlı-göçebe kültürden tarım kültürüne geçtiklerinde ve din değiştirdiklerinde de kendisini göstermeye devam etmiştir. Doğumda, loğusanın kendini kötü ruhlardan korumasında, düğünde, yeni evlenen çiftin bereketli bir evlilik yapması için yapılan bazı uygulamalarda, bir kişinin cenaze töreninde, daha sonrasındaki belirli günlerde yapılan uygulamalarda ve nazar, büyü ve uğursuzluğu yok etmeye yönelik uygulamalarda mitolojik döneme ait inanç ve uygulamaların etkisi açıkça görülmektedir. Mitolojik inançlar sosyoloji, tarih, din, felsefe, edebiyat, mimari gibi bilimsel alanların inceleme sahasına girmiştir. Bu çalışmada ise, İlahiyat Fakültelerinin Dinler Tarihi Anabilim Dalı adı altında mitoloji üzerine yapılmış tezler ve Fen ve Edebiyat Fakültelerindeki Tarih, Edebiyat, Sosyoloji, Felsefe, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Anabilim Dalları bünyesinde hazırlanmış mitoloji tezleri tespit edilmiş ve bu tezlerin içerikleri hakkında bilgi verilerek karşılaştırmalı bir şekilde incelemelerde bulunulmuştur.
Tuva Türkçesindeki ses yansımalı sözcükler
Bu çalışmada Tuva Türkçesinin söz varlığını haiz çeşitli çalışmalardan oluşturulan bir derlemden hareketle Tuva Türkçesinde yer alan yansıma sözcükler, teorik altyapısı ortaya konmak şartıyla incelenerek yapıları ele alınmıştır. Çalışma; Giriş, İnceleme, Sonuç ve Sözlük bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı, yöntemi, yöntemin uygulanışı hakkında bilgiler ve Tuva Cumhuriyeti, Tuva Türklerinde Din, Tuva Türkçesi, Tuva Türkçesinin Ağız Sistemi, Tuva Türklerinin Kullandığı Alfabeler ele alınmıştır. İnceleme bölümünde Dilin Doğuşu ve Yansıma Kavramı, Tuva Türkçesinde Yansımalar Üzerine Yapılan Çalışmalar, Ses Bilgisi Açısından Tuva Türkçesinde Yansıma Sözcükler, Yapıları Açısından Ses Yansımalı Sözcükler (Birincil ve İkincil Biçimler) alt başlıkları bulunmaktadır. Bu başlıklar altında dilbilimi açısından yansıma kavramı ve dilin doğuşuna ilişkin teorilerden bahsedilmiş, Tuva Türkçesi merkezli olarak yansıma sözcükleri konu alan çalışmalar incelenmiş, Tuva Türkçesinde yansıma sözcükler ses ve şekil bilgisi bakımından araştırılarak derlemimizden hareketle örneklendirilmiştir. Sonuç bölümünde, derlemimizde tespit ettiğimiz örneklerden elde ettiğimiz veriler ele alınmış; bu veriler ışığında Tuva Türkçesinde yansıma sözcükler hakkında vardığımız kanaatler dile getirilmiştir. Araştırmamızda incelediğimiz örnekler, alfabetik olarak Sözlük bölümünde araştırmacıların dikkatine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tuva Türkçesi, Yansıma, Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi, Ses Yansımalı Kelimeler.
Kuzey Makedonya Türk çocuk edebiyatında Necati Zekeriya'nın çocuk hikâyeleri üzerine bir değerlendirme
Türkiye dışındaki Türk edebiyatları arasında dikkati en çok çeken edebiyat Kuzey Makedonya Türk Edebiyatıdır. Verilen eserler arasında, Kuzey Makedonya Türk Edebiyatını evrensel hâle getiren unsur ise çocuk edebiyatı alanında verilen eserlerin başarısıdır. Kuzey Makedonya Türk Çocuk Edebiyatı denildiğinde ise akla ilk olarak Necati Zekeriya gelmektedir. Bu çalışmada, çocuk edebiyatının usta isimlerinden olan Necati Zekeriya'nın hayatı ve sanatı hakkında bilgiler verildikten sonra "Bizim Sokağın Çocukları", "Yeni Sokağın Çocukları", "Eski Sokağın Çocukları", "Güzel Nedir, Çirkin Nedir?" ve "Bizim Sokağın Romeo ve Jüliyet'i" hikâye kitapları incelenmiştir. Kitaplar içerisinde yer alan hikâyeler yapı, muhteva ve çocuğa görelik ilkesi açısından incelemeye tabi tutulmuştur.
Monguş Kenin Lopsan'ın Çitken Urug adlı eseri üzerine dil incelemesi (Giriş-metin-dizin)
Bu çalışmada Tuva Türklerinin en önemli araştırmacılarından ve edebiyatçılarından biri olan Monguş Kenin-Lopsan'ın Çitken Urug ''Yitik Kız'' adlı romanından hareketle, Tuva Türkçesinin ses ve şekil bilgisi özellikleri incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma; Giriş, İnceleme, Sonuç ve Sözlük bölümlerinden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde tezin kapsamı, amacı, yöntemi, yöntemin uygulanışı hakkında bilgiler verilmiş; Tuva Türkleri tarih, din, kültür ve dil cephesiyle tanıtılmaya çalışılmıştır. Monguş Kenin-Lopsan'ın hayat ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, Çitken Urug romanının özellikleri ele alınmış, romanın şahıslar kadrosu ve olay örgüsü incelenmiştir. Eseerin dil özellikleri Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi bölümlerinde ele alınmış ve ayrı ayrı bölümler altında değerlendirilmiştir. Bu bölümlerde eserden tespit ettiğimiz örneklerden hareketle Tuva Türkçesinin karakteristik ses ve şekil özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde, çalışmamızda Tuvaca grameri bakımından tespitlediğimiz veriler işlenmiş, Monguş Kenin-Lopsan'ın dil tanıklığı ve Tuva geleneksel kültürünün esere nasıl yansıdığı ifade edilmiştir. Türkiye Türkçesine aktardığımız Çitken Urug "Yitik Kız" romanının metni ve bu romandan hareketle hazırladığımız metin sözlüğü çalışmamıza dahil edilmiştir.
Çin'de Kazakça-Tuvaca dil ilişkisi
Tuvaca, Türk dilleri ailesinin Kuzeydoğu (Sibirya) grubuna mensup olup Karagasça, Hakasça, Şorca, Altay Türkçesi ve Çulım Türkçesiyle birlikte bu grubun alt kolu olan Güney Sibirya Türkçesini oluşturmaktadır. Güney Sibirya Türk halklarından biri olan Tuvalar, ağırlıklı olarak Rusya Federasyonu'na bağlı Tuva Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. Ayrıca Moğolistan'da ve Çin'de de bazı küçük Tuva grupları vardır. Çin'in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan Tuvalar, Jungar Tuvaları olarak adlandırılmakta ve toplam nüfusları yaklaşık 2.000'dir. Bu Tuva grubu, Jungar-Altay Bölgesinde, Kanas Gölü'nün kenarında yaşamaktadır. Bu bölge, Çinli, Kazak, Uygur, Dungan, Tuvalı başta olmak üzere 36 farklı halkın bir arada yaşadığı bir bölgedir. Bölgenin toplam nüfusu 660.000'dir ve bu nüfusun yüzde 50'sini Kazaklar oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Çin'de konuşulan iki Türkçe varyant olan Kazakça ve Jungar Tuvacası arasındaki dil ilişkisi ele alınmıştır. Burada Kazakça-Jungar Tuvacası dil ilişkisi, Lars Johanson'un Kod Kopyalama Modeli temelinde eşzamanlı bakış açısıyla incelenmiştir. Bu bağlamda bölgede sosyal açıdan baskın dil olan Kazakçadan (B dili) sosyal açıdan zayıf dil olan Jungar Tuvacasına (A dili) yapılan genel kopyalar (global copying), seçilmiş kopyalar (selective copying) ve karışık kopyalar(mixed copying) betimlenmiştir. Örneğin Kazakçadan A dili konumundaki Jungar Tuvacasına Arapça ve Farsça kökenli birçok öge (çoğu isim) kopyalanmıştır. Hâlbuki Güney Sibirya'da konuşulan Standart Tuvacada ise İslami dillerden kopya kelimeler neredeyse yok gibidir. Sözvarlığının yanı sıra fonetik, morfolojik ve sentaktik temelde de Kazakçadan Jungar Tuvacasına birçok unsur kopyalanmıştır. Bu Tez çalışması için, bizzat bölgeye giderek orada yaşayan değişik yaş grubundaki Jungar Tuvalarından ses kayıtları aldım ve daha sonra bu kayıtları çözümleyerek transkripsiyonlu metne dönüştürdüm. Bu çalışmada değerlendirilen malzemenin bir kısmını, işte bu alan araştırmasında derlediğim malzemeler oluşturmaktadır. Bunun dışında, Talant Mawkanulive Monika Rind-Pawlowski'nin bölgede yürüttükleri alan araştırmalarında derledikleri ve daha sonra yayınladıkları dilsel veriler de buradaki betimlemelerde kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler Güney Sibirya Türk dilleri, Tuvaca, Dil ilişkisi, Kazakça, Jungar Tuvacası
Güneybatı Anadolu ağızlarında şimdiki zaman ekleri
Türkçenin takip edilebilen tarihi dönemlerinden bu yana çeşitli eklerle veya kelimelerle şimdiki zaman anlatılmıştır. Harezm Türkçesi dönemine kadar geniş zaman ekleri ̶ Ar/-(X)r şimdiki zaman anlatmak için de kullanılmıştır. Osmanlıcadan Modern Türkiye Türkçesine uzanan süreçte şimdiki zaman (-yor) standart bir varyant haline gelmiştir. Standart dilden farklı olarak ağızlar şimdiki zaman ekleri bakımından oldukça zengindir. Türkiye Türkçesinde şimdiki zaman ekinin yenilenmesinde ̶ A yorı-r kalıbı kullanılmıştır. Ağızlarda hem bu birleşik fiilden gelişen ekin hem de daha başka yapılardan gelişmiş şimdiki zaman eklerinin zenginliğinden bahsetmek mümkündür. Güneybatı Anadolu Ağızlarında konuşulan yerel varyantlar da şimdiki zaman ekleri bakımından çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitlilik tarafımızdan ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, genel bilgilerin verildiği Giriş bölümünde zaman ve şimdiki zaman konularından kısaca bahsedilmiştir. Daha sonra, Türkçede şimdiki zaman eklerinin tarihi dönemlerdeki kullanımları ve ağız terimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, mevcut kaynaklardan tespit edilen Güneybatı Anadolu Ağızları şimdiki zaman eklerinin envanteri çıkarılmaya çalışılmış olup eklerin dağılımı harita yoluyla da gösterilmiştir. Üçüncü bölümde, şimdiki zaman ekleri odaksıllık parametresi ile sınırlandırılmış olarak dilbilimsel bir yaklaşımla ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Şimdiki zaman, Türkçe, zaman, odaksıl şimdiki zaman, ağız, Güneybatı Anadolu Ağızları
Kırgızcada isim-fiil cümleleri ve Türkiye Türkçesindeki karşılıkları
Elinizdeki tez, Kırgızcadaki bitimsiz isim-fiil cümlelerini ve Türkiye Türkçesindeki karşılıklarını eşzamanlı bakış açısıyla ele alan betimsel bir çalışmadır. Fiil kök ve gövdelerine getirilen isim-fiil işaretleyicisinin fonksiyonu sayesinde isim özelliğine sahip olan, köken itibariyle fiil özelliğini koruyan gramer unsuruna isim-fiil denir. İsim-fiil cümleleri, cümlede hem ad hem fiil işlevinde bulunan belli morfemlerce oluşturulan bağımlı yapılardır. Bu yapılar, bağlı oldukları üst/temel cümlelerde farklı işlevlerde kullanılmakta olup temel cümle içinde özne, nesne, dolaylı tümleç ve yüklem gibi sentaktik görevler üstlenebilirler. Kırgızca, Türk dilleri ailesinin Kuzeybatı (Kıpçak) grubuna dâhil olup Tatarca, Başkurtça, Kazakça, Nogayca, Karakalpakça, Karaçay-Balkarca, Karayca ve Kumukça ile birlikte Aral-Hazar alt grubunu oluşturmaktadır. Diğer Türk dillerinde olduğu gibi Kırgızcada da belli isim-fiil ekleri (-UU/-OO, -mAk/-mOk, -(I)ş, -GAn, -Ar/Or, -GAndIK) ile oluşturulan adlaştırmalara dayalı olarak kurulan isim-fiil cümlelerin, yapısal ve morfolojik özelliklerinin yanı sıra, yüklendikleri değişik sözdizimsel ve semantik görevler de vardır. Bu çalışmada, bu özellikler ve görevler Aydemir'in (2017) teorik yaklaşımı temelinde ayrıntılı olarak betimlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada, isim-fiil cümlelerin zamansal yorumu, olgusal olup olmadıkları konusu ve kipsellik değerleri de detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Biz bu isim-fiil cümlelerini, öncelikle Kırgızcada ele alıp daha sonra Türkiye Türkçesindeki işlevsel karşılıklarına değindik. Böylece iki farklı Türk dilinde isim-fiil cümleleri bağlamında tipolojik bir mukayese yapılmış oldu.
Merkezi Türk dillerinde geçişsiz fiillerin edilgen yapılması
Tarihi gelişim seyri boyunca farklı coğrafyalara yayılmış ve farklı kültürlerle karşılaşarak çeşitli etkileşimlere uğramış olsalar da Türk dilleri sözdizimsel açıdan benzer özellikler göstermektedir; fakat bazen farklı eğilimler de gösterebilmektedir. Edilgenlik özellikle de geçişsiz fiillerle kurulan edilgenlik Türk dillerinde bazı farklılıkları olan sözdizimsel bir olaydır. Bu çalışmada Türk dillerinde, özellikle Merkezi Türk dillerinde, geçişsiz fiillerin edilgen yapılmasında ne gibi farklılıklar gösterdikleri incelenmiştir. Edilgenlik, cümledeki etkilenen (patient) rolündeki nesnenin özne pozisyonuna yükselmesi, gramatikal ilişkisini kaybeden öznenin ise cümleden atılması ya da seçimlik bir unsur olarak cümleye eklenmesidir. Diller geçişli fiillerin edilgen yapılmasına izin verirken, geçişsiz fiillerin edilgen yapılmasında farklı eğilimlere sahiptirler. Bu çalışmada öncelikle geçişli fiillerin edilgen yapılmasına değinilmiştir. Ardından Perlmutter'in Anakkuzatif Hipotezi doğrultusunda geçişsiz fiillerin anakkuzatif-anergatif ayrımı, bu ayrımın çeşitli açılardan dile yansımaları, edilgenliğe etkisi üzerinde durulmuştur. Geçişsiz fiillerin edilgen yapılmasında geçişsiz fiil sınıflarının ne dereceye kadar etkili olduğu üzerinde durulmuştur. Geçişsiz fiil sınıflandırması temelinde Türk dillerinde bu fiillerin edilgen yapılmasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerinde yoğunlaşılmıştır. Geçişsiz fiillerin özelliklerinden yola çıkılarak hangi geçişsiz fiillerin Merkezi Türk dillerinde edilgen yapılıp yapılmadığı incelenmiştir. Bunun sonucunda genel olarak Merkezi Türk dillerinde geçişsiz fiillerin edilgen yapılmasına Türkiye Türkçesinde olduğu kadar sık rastlanmadığı gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler Merkezi Türk dilleri, edilgenlik, geçişlilik, geçişsiz fiiller, anakkuzatif, anergatif
Yeni Uygurca gramerleşmiş fiillerin Türkiye Türkçesine çevirisi üzerine bir inceleme
Türk dili ailesi içerisinde önemli bir yere sahip olan ve Çağatay Türkçesi temelinde ortaya çıkıp XX. yüzyıl başlarından itibaren müstakil bir yol izleyen Yeni Uygurca, sahip olduğu birtakım özellikler yönüyle Türkiye Türkçesinden farklılık göstermektedir. Çalışmamızın ana konusunu oluşturan ve gramerleşmiş fiil yapıları olarak adlandırdığımız, birden fazla fiilden oluşan, yapılar da işte bu farklılıklardan biridir. Bu tezde, iki parçası da fiilden oluşan, fiil + fiil yapıları ele alınmış, ülkemizde yapılan çalışmalarda genel olarak aynı başlıkta incelenen, isim + fiil yapıları ise kapsam dışında tutulmuştur. Çalışma, temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Yeni Uygurca, Gramerleşme Teorisi, fiil birleşmeleri gibi konularda günümüze kadar yapılmış olan çalışmalar incelenerek çalışmamızın teorik temellendirmesi yapılmıştır. İnceleme bölümünde, 2015 yılından beri sürdürülen çeviri çalışmalarından elde edilen veriler yardımıyla, Yeni Uygurcanın sahip olduğu, gramerleşmiş veya gramerleşme süreci içerisinde olan fiil yapıları tespit edilmiş ve gramerleşme teorisi temelinde incelenerek fiil birleşmeleri sonucu ortaya çıkan yapının kazandığı yeni işlev ve anlamın çeviri sürecine olan yansıması irdelenmiştir. Sonuç bölümünde ise inceleme bölümünden ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilmiş, gramerleşmiş fiil yapılarının çevirisi sırasında göz önünde tutulması gerekenler olabildiğince açıklanmaya çalışılmıştır.
Niğde Altay Köyü'nde dil ilişkisi araştırması
Bugün Türkiye'de sayıları 20.000'e yakın Kazak Türkünün yaşadığı varsayılmaktadır. Bu Kazaklar yaklaşık yetmiş sene önce Altay'dan Anadolu'ya göç etmişlerdir. 1935 yılında 20.000 kişi ile başlayan Kazak göçüyle; savaş, hastalık, açlık nedeniyle 1952 yılında Türkiye'ye ancak 1.400 kişi ulaşabilmiştir. Bugün Kazaklar Türkiye'de İstanbul'un Zeytinburnu ilçesi, Manisa'nın Salihli ilçesi, Niğde'nin Ulukışla ilçesi, Konya'nın İsmil-Ereğli ilçesi, Kayseri'nin Develi-Yahyalı-Yeşilhisar ilçeleri ve Aksaray'ın Sultanhan Köyü'nde yaşamaktadır. Bunların önemli bir kısmı kendi dil ve kültürünü korumaya devam etmiştir, ama üst dil olan Türkçenin etkisi altında konuşma dillerinde standart Kazakçadan farklı değişikler ortaya çıkmıştır. Niğde'nin Ulukışla ilçesinde Kazakların toplandığı Altay Köyü Kazak nüfusun bir arada yaşadığı yerlerden biridir. Bugün köyde 25 aile, 125 civarında Kazak yaşamaktadır. Bu köy Türkiye'deki sadece Kazak nüfusun yaşadığı tek köydür. Yine de ana dilleri olan Kazakçayla olan ilişkileri farklılık göstermektedir. Bu çalışmanın odak noktası Türkiye Türkçesi ile Kazakça arasındaki ilişkinin araştırılması olmuştır. Bu nedenle tez çerçevesinde şu sorulara cevap aranmıştır: Altay Köyü Kazakçasının tipik özellikleri nelerdir? Toplum içinde dilin konuşulma durumu nedir? Türkiye Türkçesi arasında nasıl bir ilişki vardır? İki dil birbirlerini hangi açıdan, ne oranda etkilemektedir? Farklı nesiller arasında dil ilişkisinin izleri bakımından farklar var mıdır? Dil ilişkileri sonucunda Altay Köyü Kazakçası yok olma tehlikesi altında mıdır? Tez çerçevesinde bu sorulara cevap aranırken, dili ilişkileri Lars Johanson tarafından geliştirilen kopyalama modeli temelinde incelenmiştir. Dil ölümü ile ilgili olanlar ise konuyla ilgili literatür araştırmasıyla oluşturulan ölçütlere göre incelenmiştır. Bu tez çalışması için, bizzat köye giderek alan araştırması yapılmıştır. Orada yaşayan farıklı yaş gruplarından ses kayıtları alınmış, derlemeler üzerinde dil incelemesi yapılmıştır. Çalışma sonunda iki kardeş dilin bir arada yaşaması durumunda ortaya çıkan değişmeler ve Kazakçanın dil ölümü durumu hakkında genel bilgiler vermeye çalışılmıtır.
Kumukçada yancümle tipolojisi
Kumukçanın büyük bir kısmı Rusya Federasyonuna bağlı Dağıstan Özerk Cumhuriyetinde, geriye kalan kısmı Çeçen ve Osetya Cumhuriyetlerinde yaşayan Kumuk Türklerinin konuştuğu bir dildir. Kumuk Türkleri, Türk boylarının Kıpçak koluna; Kumuk Türkçesi de Kıpçak grubuna dahil edilmektedir. Çalışmamızda Kumukçanın yancümle yapıları eşzamanlı bir bakış açısıyla ve tipolojik bir temelde incelenecektir. Yancümleler, bütün Türk dillerinde genel olarak benzer şekillerde oluşmaktadır. Yancümleler sentaktik açıdan hiyerarşik olarak bir üst cümleye bağlıdır ve tek başlarına kullanılmazlar. Türkiye Türkçesinde de yancümleler; zarf-fiil, sıfat-fiil ve isim-fiillerden oluşan fiilimsilerle kurulurlar ve altasıralı olarak üst/temel cümleye bağlanırlar. Bu çalışmada, Kumukçada fiilimsilerle oluşturulan yancümle yapıları (zarf işlevli yancümleler, sıfat-işlevli yancümleler ve ad işlevli yancümleler) sentaktik, semantic ve tipolojik açıdan detaylıca betimlenecektir. Bu çalışma kapsamında öncelikle zarf işlevli yancümleleri oluşturmayı sağlayan {-(x)p}, {-A/-y/}, {-(A)GAndA}, {-GAnlI}, {-GAndoḳ}, {-GXnçA}, {-sA} ekleri sentaktik, semantik ve tipolojik açıdan irdelenmektedir. Daha sonra Kumukçada sıfat işlevli yancümleleri oluşturmayı sağlayan {-AGAn}, {-yGAn}, {-GAn}, {uw}, {-(A)cAk}, {-ar}, {-(I)r} ve {-mAs}, eklerinin oluşturduğu niteleme işlevli yancümleler, sentaktik, semantik ve tipolojik açıdan ele alınmaktadır. Kumukçada yancümlelerin üçüncü grubu olan ad işlevli yancümleleri oluşturmayı sağlayan {-GAn}, {-AGAn}, {-uw}, {-mA}, {-Iş}, {-AcAk} ekleri, temel cümle içinde değişik sentaktik görevler üstlenmektedirler. Ayrıca dolaylılık edatı olan{eken} yardımıyla Kumukçada belli ad işlevli yancümleler oluşturulmaktadır. Konunun bütünselliği anlamında bu gramer birimini de burada ele almayı uygun gördük. Kumukçanın yancümle yapıları, değişik metinlerden elde edilen örneklerle sentaktik, semantik, tipolojik açıdan betimlenecektir.Böylece Kumukçanın yancümle yapısı toplu olarak değerlendirilmiş olmaktadır.
Nikolay Baboglu'nun hikâyeleri üzerine bir inceleme
Nikolay Baboglu Çağdaş Gagauz edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. Yazar Gagauz toplumunun gelişmesi, kendinden sonra gelen nesillerin etnik kimliklerini, Gagauzluğu unutmamaları için çok sayıda çalışmada bulunmuştur. Bu bağlamda Nikolay Baboglu hikâye, gazete, ders kitapları, dergi, sözlük vb. birçok türde eser kaleme almıştır. Baboglu Gagauz edebiyatında daha çok kendine has üslubuyla kaleme almış olduğu hikâyeleriyle ve öğrenciler için hazırlamış olduğu ders kitaplarıyla, sözlüklerle tanınmaktadır. Hikâyelerini kaleme almaktaki asıl amacı, Gagauz toplumuna mesaj iletmektir. Baboglu bu amaca yönelik olarak hikâyelerine sıradan kahramanları ve onların gündelik hayatlarını konu etmiştir, oluşturduğu karakterler üzerinden verilmek istenen mesajı okuyucuya iletmektedir. Çalışmamızın amacı, Gagauz edebiyatında önemli bir yeri olan Nikolay Baboglu'nun "Uzak Yollarım" adlı eserinin içerisinde yer alan 25 hikâyesini yapı ve tematik açıdan incelemek, Gagauz toplumunun kültür yapısını, yaşayışını, yazarın dil ve üslubunu çözümlemeye çalışmaktır. Çalışma giriş, üç bölümden, sonuç, sözlük, ekler, dizin, kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde, tez çalışmasının esasları üzerinde durulmuş, birinci bölümde yazarın hayatı edebi kişiliği ve eserleri, ikinci bölümde Çağdaş Gagauz Edebiyatı hakkında bilgiler verildi. Üçüncü bölümde, 25 hikâyesinin; Olay örgüsü, ana fikri, kişiler, zaman, mekân, tema, anlatının bakış açısı ve anlatım teknikleri yapı unsurları ve dil-üslup bakımından incelenmektedir. Sonuç bölümde yazarın incelediğimiz hikâyeleri değerlendirilip, yazar ve hikâyeler arasında ilişki numaralandırılarak verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Nikolay Baboglu, Çağdaş Gagauz Edebiyatı, Metin İnceleme
Benim Adım Koca ve Şimdiki Çocuklar Harika adlı eserlerin biçim ve içerik açısından incelenmesi
Milletlerin kendi geçmişleri ve diğer medeniyetlerin geçmişi hakkında bilgi edinmek adına başvurabilecekleri pek çok farklı kaynak vardır. Bu kaynakların temel malzemesi dildir. Dilin kullanımı ise edebiyatı doğurmuştur. Edebi eserlerin varlığı ve çeşitliliği insanlığın ortak değerlerini ortaya koymaya hizmet etmektedir. Bu alanda karşılaştırmalı edebiyat bilimi çalışmalarının önemi büyüktür. Karşılaştırmalı edebiyat bilimi çalışmaları ile insanlığın sahip olduğu ortak değerlerin farklı kültürlerde tarihsel süreç boyunca geçirdiği evreler ortaya konur. Bu tür çalışmalar söz konusu eserlerle birlikte yazarını, eserin yazıldığı dönemi ve dönemin şartlarını ortaya koymak açısından değerli çalışmalardır. Bu çalışmada ele alınan Aziz Nesin'in Şimdiki Çocuklar Harika ve Berdibek Sokpakbayev'in Benim Adım Koca adlı eserleri karşılaştırmalı edebiyat bilimi kuralları kapsamında psikanalitik ve pozitivist yöntemden yer yer yararlanarak biçim ve içerik açısından değerlendirilmiştir. Bu eserler seçilirken yakın dönemde yaşamış yazarların eserlerinin seçilmesine dikkat edilmiştir. Seçilen eserler incelenirken yazarların yaşamlarına, yaşadıkları döneme ve eserleri etkileyen önemli kavram ve terimlere de yer verilmiştir. Seçilen eserlerin çocuk edebiyatı ürünleri olması sebebiyle çocuk edebiyatının ilkelerine uygunluk da başka bir karşılaştırma ve değerlendirme ölçütü olmuştur.
Ardahan ili Posof ilçesi ağzı söz varlığı
Bu çalıĢma, Türkiye'nin kuzey doğusunda, Gürcistan sınırında bulunan Ardahan ili Posof ilçesinin konuĢma ağzında geçmiĢten günümüze kullanılan kendine özgü söz varlığını temel almaktadır. Bahse konu ağızdaki lokal sözcüklerin tespiti için öncelikle tez yazarının saha ağız derlemeleri malzemeleri, Türk Dil Kurumu'nca yayımlanan "Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü" (HADS) taranmıĢ, Posof ilçesine ait kitaplar, makaleler, bildiriler, ulusal tez merkezinde kayıtlı doktora ve yüksek lisans tezleri olarak hazırlanmıĢ ağız çalıĢmaları gözden geçirilmiĢ, bunların sözlük bölümleri irdelenerek, ortaya konulan bulgular, kelimeler, kalıplaĢmıĢ yapılar köken bilgisi sözlükleriyle tipolojik bağlantıda araĢtırılmıĢtır. GiriĢ kısmında konunun güncelliği, literatürde yeri, bilimsel özgünlüğü, araĢtırmanın bilimsel önemi, amacı, yöntemi, çalıĢmanın kapsamı, sınırları, materyalleri, içeriği belirtilir. ÇalıĢma üç ana bölümden oluĢmaktadır. Birinci bölümde Posof ilçesi, ilçede sosyal toplumsal demografi, yaĢam geçim hususunda bilgilere yer verilir, Posof ağzının ses bilgisel özellikleri açıklanır. ÇalıĢmanın ana kısmı AraĢtırma ve Bulgular bölümüdür. Bu bölümde tespit edilen kelimeler ait oldukları, günlük yaĢamdaki kullanım alanlarına göre sınıflandırılarak, yaĢayan kelimeler, kullanıldığı metinler, ağız derlemelerinden cümleler, deyimler, söz kümeleri, sözlü halk edebiyatı, âĢık Ģiiri örneklemeleriyle açıklanmaktadır. Ġzleyen bölümlerde Posof sahası ağız derlemelerinden malzemeler, Posof ağzına özgü kelimeler dizelgesi, Posof ağzına özgü kelimelerin bilinirliğine iliĢkin anket yer alır. Anahtar Sözcükler: Ağız bilimi araĢtırmaları, Anadolu ağızları, Lokal kelimeler, Posof ağzı, Söz varlığı.
Karaçay-Malkar atasözleri üzerine dilsel bir inceleme
Bu çalışma, Karaçay-Malkar Türkçesine ait atasözlerinde geçen sözcüklerin fonetik, morfolojik ve söz varlığı açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Tez çalışmasının inceleme kısmı üç ana bölümden oluşur. Tezin Birinci bölümünde Karaçay-Malkar atasözlerindeki sözcüklerin fonetik analizi yapılmış ve bu dilsel malzeme üzerinden Karaçay-Malkarcanın ses özellikleri, ünlü ve ünsüz harflerin kullanım durumu ve ses olayları üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu veriler Eski Türkçe dönemine ait yazı dilleriyle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. İkinci bölümünde, Karaçay-Malkar atasözlerindeki dikkat çeken gramer ögeleri ele alınmış; atasözlerinde yer alan sözcüklerin morfolojik yapılarının analizi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Karaçay-Malkar atasözlerinin söz varlığı ele alınarak sözcüklerin gramatikal türü ve tematik durumu değerlendirilmiştir. Ardından çalışmanın atasözlerindeki sözvarlığının anlam ve gramatikal kullanımının daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla kapsamlı bir sözlük bölümüne yer verilmiştir. Çalışma Giriş kısmıyla başlayıp Sonuç ve Kaynakça bölümleriyle sonlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Karaçay-Malkar atasözleri, ses özellikler, morfolojik yapı, sözvarlığı.
Kırgızcadaki çiftçilikle ilgili araç ve gereç adları
Kırgız Türkleri, diğer Türk halkları gibi tarihte genellikle konargöçer bir yaşam tarzını benimsemiş olup avcılıkla başladıkları geçim uğraşılarına zamanla hayvancılık ve tarımcılık gibi uğraşıları da geliştirerek katmışlardır. Bu geçim uğraşıları, Kırgızların kültürel ve sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve özellikle dillerinde bu alanlardaki çeşitli araç ve gereç adlandırmaları meydana gelmiştir. Ancak günümüze kadar bu araç ve gereç adlarının dilbilimsel açıdan kapsamlı bir şekilde incelendiği söylenemez. Bu çalışma, Türkoloji alanındaki bu eksikliğinin giderilmesine katkıda bulunmak ve araştırmacıların dikkatini bu konulara çekmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. "Kırgızcadaki Çiftçilikle İlgili Araç ve Gereç Adları" başlıklı bu tez çalışması, Kırgızcanın söz varlığında önemli yer tutan tarım ve hayvancılıkla ilgili sözcükler üzerinde art zamanlı (diachronic) ve eş zamanlı (synchronic) karşılaştırma yöntemiyle yapılan filolojik bir çalışmadır. Öncelikle Kırgızcanın başlıca sözlüklerinden olan K. K. Yudahin'in "Kırgız Sözlüğü" (çev: Abdullah Taymas, 2011) ve E. Arıkoğlu, C. Alimova, R. Askarova ve B. K. Selçuk tarafından hazırlanan "Kırgızca-Türkçe Sözlük" (2018) adlı çalışmalardan tarım ve hayvancılıkta kullanılan araç ve gereç adlarıyla ilgili sözcükler tarama yöntemiyle tespit edilmiştir. Daha sonra bu sözcüklerin tarihi Türk yazı dillerindeki ve Türkiye Türkçesindeki karşılıkları belirlenerek ses, şekil ve anlam bakımından karşılaştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu tez çalışması, Giriş, İnceleme, Sonuç, Dizin ve Kaynakça olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, "Kırgızcadaki Çiftçilikle İlgili Araç ve Gereç Adları" başlıklı tezin konusu, amacı, önemi, kullanılan yöntemler, başvurulan kaynaklar, kapsam ve sınırlamaları ile Kırgızlardaki tarım ve hayvancılıkla ilgili genel bilgiler sunulmuştur. Tezin ana bölümü olan inceleme kısmında, ele alınan sözcükler Tarımcılık Alanında Kullanılan Araç ve Gereç Adları, Kırgızcadaki Hayvancılık Alanında Kullanılan Araç ve Gereç Adları olmak üzere iki bölüm altında incelenmiştir. Sözcükler, art zamanlı ve eş zamanlı karşılaştırma yöntemleriyle detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde ise, İnceleme kısmında elde edilen bulguların bir özeti verilmiş ve çalışmada yer alan sözcüklerin alfabetik sırayla düzenlenmiş bir dizini eklenmiştir. Çalışmamız Kaynakça kısmıyla son bulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Kırgızca, tarım, hayvancılık, araç ve gereç adları, Türk lehçeleri.
Gürcistan Borçalı Türkleri âşıklık geleneğinde kadın âşık-şairler
Bu çalışma, Gürcistan'daki Türkler arasında yetişen kadın âşık-şairlerin edebi kimliklerini, hayatları ve eserleri üzerinden tarihsel ve kültürel açıdan bütüncül bir bakışla incelemeyi amaçlamaktadır. Borçalı adıyla bilinen bu bölgenin zengin kültürel ve folklorik yapısında yetişen kadınların âşıklık geleneğine ve halk edebiyatına kattıkları değerler, tematik tercihleri ve toplumsal işlevleri tarihsel süreklilik içinde ele alınmıştır. Tez, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Gürcistan'daki Azerbaycan Türklerine dair genel tanıtıcı bilgilere yer verilmiş, devamında çalışma üç döneme odaklanmıştır: 1920 öncesi, 1921–1991 arası ve 1991 sonrası dönemlerde yaşamış kadın âşık-şairlerin hayatları ve eserleri tematik bir bakış açısıyla analiz edilmiştir. Kadın âşık-şairler, hem toplumsal hem de bölgesel açıdan bu aktarımın önemli taşıyıcıları arasında yer almaktadır. Onların şiirlerinde vatan sevgisi, aşk, hasret, bireysel özgürlük ve toplumsal adalet gibi temalar aracılığıyla kültürel hafıza canlı tutulmakta ve gelecek kuşaklara aktarılmaktadır. Bu kapsamlı çalışma, bölgede gerçekleştirilen saha görüşmeleri, derlemeler ve yerinde gözlemler, konuya ilişkin bulgular aracılığıyla kadın şairlerin ve âşık şiiri tarzını devam ettiren kadınların edebi üretimlerini geniş bir perspektifle değerlendirmektedir. Bu tez, Borçalı kadın âşık-şairlerinin geçmişte kültürel hafızayı nasıl şekillendirdiğini ve bu hafızanın modern çağda nasıl yeniden üretildiğini ortaya koyarken, aynı zamanda âşık-şair kadınların sesini görünür kılarak, âşıklık geleneğinin, Borçalı yazılı edebiyat muhitinin bugünü ve yarını açısından vazgeçilmez bir toplumsal cinsiyet perspektifini merkeze taşımaktadır.
Kırgız tekerlemelerinin yapı ve anlam bakımından incelenmesi (Transkripsiyon-aktarma-inceleme)
Türk halk edebiyatının sözlü anlatım geleneği içerisinde önemli bir yer tutan tekerlemeler, genellikle hızlı, zor ve ritmik bir şekilde söylenen ifadeler olup eğlenceli yapılarıyla dikkat çeker. Özellikle çocuklar arasında yaygın olarak kullanılan tekerlemeler, çocukların dil gelişimini destekler ve aynı zamanda kültürel değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasına katkı sağlar. Kırgızcada "cañılmaç" olarak adlandırılan tekerlemeler, Kırgız halkının yaratıcılığını ve dilsel zenginliğini yansıtan halk edebiyatı örneklerinden biridir. Bu yönleriyle Türkolojinin önemli araştırma konularından olan Kırgızca tekerlemeler üzerine, edebi alanda yapılmış çalışmaların varlığının fazla olduğunu ancak dilbilimsel çalışmaların yeterli düzeyde olmadığını söylemek mümkündür. Bu çalışma, Türkoloji alanındaki eksikliğinin giderilmesine katkıda bulunmak ve araştırmacıların dikkatini bu konulara çekmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. "Kırgız Tekerlemelerinin Yapı ve Anlam Bakımından İncelenmesi (Transkripsiyon- Aktarma-İnceleme)" başlıklı bu tez çalışması, Kırgız halk edebiyatının türlerinden biri olan tekerlemelerin (cañılmaç) incelenmesini esas alan filolojik bir çalışmadır. Kırgızca tekerlemeler Oktyabr Kapalbaev ve Nurbek Kalıgulov'un "Akıl Kençi Kırgız El Cañılmaçtarı" (2016) adlı kitabı ve diğer kaynaklardan taranarak tespit edilmiştir. Tespit edilen tekerlemelerin Latin alfabesiyle transkripsiyonu yapılmış ve Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Kırgızca tekerlemeler, "belgesel tarama" ve "içerik analizi" gibi nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak incelenmiş; yapı ve anlam yönünden yapısal, sesbilimsel ve tematik çözümleme yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Bu tez çalışması, Giriş, Genel Türk Kültüründe Tekerleme (Türk Halk Edebiyatında Tekerleme ve Kırgız Halk Edebiyatında Tekerleme), Kırgız Tekerlemelerinin Transkripsiyonu ve Aktarması, Kırgız Tekerlemelerinin İncelenmesi (Kırgız Tekerlemelerinin Yapı Bakımından İncelenmesi, Kırgız Tekerlemelerinin Anlam Bakımından İncelenmesi), Sonuç ve Kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın Giriş bölümünde "Kırgız Tekerlemelerinin Yapı ve Anlam Bakımından İncelenmesi (Transkripsiyon-Aktarma-İnceleme)" adlı tezin konusu, amacı, önemi viii uygulanan yöntemler, kullanılan kaynaklar, kapsamı ve sınırlandırılması hakkında ayrıntılı bilgi verilip tekerlemeler üzerine yapılan çalışmalara değinilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde "Genel Türk Kültüründe Tekerleme (Türk Halk Edebiyatında Tekerleme ve Kırgız Halk Edebiyatında Tekerleme)" hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Kırgızca tekerlemelerin latin alfabesiyle transkripsiyonu yapılmış ve Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Tez çalışmasının ana bölümü üçüncü bölüm olup ele alınan tekerlemeler "Kırgız Tekerlemelerinin Yapı Bakımından İncelenmesi" ve "Kırgız Tekerlemelerinin Anlam Bakımından İncelenmesi" şeklinde iki bölüm altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde tespit edilen Kırgızca tekerlemelerin tamamı yapısal olarak incelenmiş, anlam olarak incelemede Kırgızca tekerlemelerin tamamı ele alınmamış sadece konu başlığına uygun olarak bazı tekerlemeler örnek olarak verilmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümündeki konuyla ilgili elde edilen bulgu ve bilgiler özetle sunulmuştur. Bu çalışma Kaynakça kısmıyla son bulmaktadır.
Tınıbek Capıyuulu'ndan Derlenmiş Semetey Destanından bir bölüm (Söz varlığı incelemesi-metin-aktarma-dizin)
Kırgız Türklerine ait ünlü Manas destanının devamı, diğer bir deyişle Manas üçlüsünün ikinci önemli kısmı Semetey destanıdır. Bu destanda Manas'ın oğlu Semetey'in vatanı, milleti için vermiş olduğu mücadeleleri ve kahramanlıkları anlatılmaktadır. Bu tez çalışmamızda ele alınan konu işte bu Semetey destanının Tınıbek Capıyuulu'ndan derlenmiş ve 1925 yılında Arap harfleriyle Moskova'da yayımlanmış olan Semetey Baatırdan Bir Bölüm. Tınıbek Comokçudan "Semetey Kahramandan Bir Bölüm. Tınıbek Destancıdan" kitabıyla ilgilidir. Bu bölüm hem Türkiye Türkçesine aktarılmış hem metinde geçen sözcükler söz varlığı açısından ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Çalışmamızın içeriği Giriş, İnceleme, Sonuç, Metin (Transkripsiyon ve Aktarma), Sözlük-Dizin ve Kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin konusu, amacı, kapsamı ve Semetey destanı ile iligili genel bilgiler yer almaktadır. İnceleme bölümünde de söz konusu destan parçası söz varlığı açısından ayrıntılı olarak incelenmiş, gramatikal ve tematik sınıflandırılması yapılmış ve ayrıca sözcüklerin kullanım sıklığı da belirtilmiştir. Çalışmanın Sonuç bölümünde ise, söz konusu tez çalışmasının inceleme bölümünde elde edilen bilgiler özetlenmiştir. Diğer Metin (Transkripsiyopn ve Aktarma) bölümünde söz konusu destan parçasının Kiril harflerinden Latin harflerine transkripsiyonu yapılmış ve metin Kırgızcadan Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Bu bölümün ardından gelen Sözlük-Dizin kısmında ise Türkiye Türkçesine yapılan çevirinin Kırgızca-Türkçe sözlük kısmı yer almaktadır. Çalışmamız Kaynakça kısmı ile son bulmaktadır.