Atatürk University
Discipline

İlahiyat Anabilim Dalı

Atatürk University

11

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

11 Theses
Master'sOpen AccessTR

Günümüz tefsirlerinde teori ve uygulama tutarlılığı araştırması: Mustafa Öztürk'ün "İlahi Hitabın Tefsiri" adlı eser örneği

Bu tezde tefsir ilminin günümüzde en temel sorunlarından olan yöntem tartışmaları ele alınmış olup, bu tartışmaların sonucunda önerilen teorilere değinilmiş ayrıca teori ve uygulama tutarlılığı araştırılmıştır. Bu araştırma gerçekleştirilirken teorik çalışmalarının yoğunluğu ve bir tefsir kaleme almış olması nedeniyle bize analiz imkanı sağlamış olan Mustafa Öztürk'ün "İlahi Hitabın Tefsiri" adlı eseri örnek alınmıştır. Ayrıca Mustafa Öztürk'ün Kur'an yorumunda dikkate aldığı ilkeler, tefsirinde kullandığı metot bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tez giriş ve 3 ana bölümden oluşmaktadır. Tezin girişinde araştırmanın konusu ve kapsamı, amaç ve hedefleri, literatür değerlendirmesi, yöntem ve kaynaklardan bahsedilmiştir. Birinci bölümde günümüz tefsir hareketleri ve genel karakteristiği ikinci bölümde Mustafa Öztürk'ün tefsir ve tefsir usulüne bakış açısı, üçüncü bölümde ise "İlahi Hitabın Tefsiri" adlı eser incelenip metot öneri tespiti yapılmış ardından uygulamaya yansımasındaki tutarlılığı araştırılmıştır. Diğer bir deyişle günümüz tefsirinin bir örneği olarak Mustafa Öztürk eserleri ve tefsirinin mukaddimesi çerçevesinde önerdiği tefsir usulü yöntemi ortaya çıkarılıp; tefsirinde bu metoda uyup uymadığı araştırılmıştır. Tezde Mustafa Öztürk'ün tefsirinde birçok farklı eser ve müelliften etkilenmesi nedeniyle çeşitli ve değişken yorumlar takip edildiği sonucuna ulaşılmış ve tutarlı olduğu ve olmadığı noktalar tespit edilmiştir. Günümüz tefsirlerinin yöntem ve uygulamada, geleneksel yöntemlere bağlılık ile yeni yöntemlere yönelişler arasında kalarak eklektik özelliği Mustafa Öztürk örneğinde tespit edilmiştir.

Kur'an-ı KerimTefsirÖztürk, Mustafa+1
Yasemin Özdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kidduş ha-Şem ve Hillul ha-Şem bağlamında Tanah'ın çıkış anlatısında yer isimleri sorunu

Bu çalışma Tanah'ta Mısır'dan Çıkış yolculuğunda yer alan bir takım Çıkış yer isimlerini, disiplinler arası bir bakış açısıyla Tarihsel Dilbilim verileri ve Yahudi sözlü kaynaklarıyla ele almaktadır. Çalışmada yer isimlerinin seçimi araştırma kapsamında belirtilen bir takım kriterlere göre yapılmıştır. Bu tercihin kapsamında Çıkış toponomileri Kızıl Denize kadar olanlarla sınırlandırılmıştır. Ayrıca kökensel olarak Mısırca ve Semitik diller arasında ihtilaflı olanlar seçilmiştir. Son olarak dini gelenek içinde dil oyunlarına konu olmayanlar elenmiştir. Araştırmanın birinci bölümü iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım Kutsal Kitap araştırmaları açısından toponominin tarihsel gelişimini Orta Çağ'dan, günümüze kadar olan evrelerini ortaya koyarak tarih içindeki gelişimini analiz etmektedir. İkinci kısım ise Tanah toponomilerinin tarihi ve arkeolojik kaynaklarda yer alan literatür ve akademik problemlerini ele alarak linguistik, tarihsel sorunlarını tartışmaktadır. İkinci bölüm seçili Çıkış toponomilerinin isim ve lokasyon sorunları üzerinde durmaktadır. Bu bölümde Greko-Romen, Mısırca kaynaklarda yer alan literatür ve teorik münakaşalara dair geniş bir yer ayrılmıştır. Üçüncü bölüm münhasıran Kidduş ha-Şem ve Hillul ha-Şem kavramlarını, mahiyet, tarihsel gelişim ve Yahudi geleneğindeki algısıyla Şem ha-Meforaş'ı ihtiva edecek şekilde ele almaktadır. Bu çalışmada Kidduş ha-Şem ve Hillul ha-Şem'in Çıkış toponomisinde dini söylem ve ikonik kullanımların açıklamasında seçili Çıkış toponomisiyle ilgili olarak Midraş ve Aggada'da etkin yorumsal rolleri olduğu sonucuna varılmıştır.

Dil bilimDinler tarihiKutsal kitaplar+5
Serdar Cihan Güleç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kureyşîzâde Mehmed Fevzi Efendi'nin "Tefrîcu'l-Kalak fî Tefsîri Sûreti'l-Falak" adlı eserinin muhteva ve üslup yönünden incelenmesi

Bu çalışmada, Osmalı'nın son âlimleriden ve dönemin Edirne müftüsü Mehmed Fevzî Efendi'nin Tefrîcu'l-Kalak Fî Tefsîri Sûreti'l-Felak olarak tesmiye ettiği ve muhtevası Felak sûresinin tefsiri olan eseri, muhteva ve üslüp açısından etraflıca değerlendirilmiş ve konuya dikkat çekilmek istenmiştir. Öncelikle birinci bölümde müellifin yaşadığı dönem, hayatı ve eserleri inceleme konusu yapılmıştır. İkinci bölümde Osmanlı'da yaygın olan sûre tefsir geleneği sorgulanmış ve müellifin nenden Felak sûresine dair bir tefsir yazma gereksimi içerisinde olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise Tefrîcu'l-Kalak Fî Tefsîri Sûreti'l-Felak eseri hem ihtiva ettiği konular hem de müellifin bu eserde takip ettiği üslüp açısından ele alınmıştır.

Felak suresiKur'an-ı KerimKureyşizade Mehmed Fevzi Efendi+1
Merve Huri
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eylem odaklı yaklaşımın imam hatip liseleri dinî mûsiki eğitimi ders kitaplarında uygulanması

Eylem odaklı yaklaşım Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni ile beraber ortaya çıkmış bir kavramdır. Bu metinde bu yaklaşıma ilişkin temel ilkeler sunulmuştur. Güncel dil öğretim konusunda uygulama alanı bulan bu yaklaşımdan genellikle yabancı dil öğretiminde ders kitapları, sınav ve program hazırlama konusunda faydalanılmaktadır. Bu yaklaşıma göre birey sosyal ortamda görevleri yerine getiren sosyal aktörler olarak görülmektedir. Sosyal aktör olan birey diğer bireyler ile etkileşim durumundadır. Bu etkileşim anında birey görevleri yerine getirmektedir. Böylelikle birey eylem odaklı bir sürece dahil olmaktadır. Bu çalışmada, genellikle dil öğrenimi aşamasında uygulanan eylem odaklı yaklaşımın, imam hatip liselerinde seçmeli ders olarak sunulan "Dinî Mûsiki" dersi öğretim materyallerinde uygulanması konu edinmektedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda kaynak ders kitabın hazırlanma amacına uygun şekilde hazırlandığı, bu noktada öğrenenlerin kendi alanlarıyla ilgili kurum ve kuruluşlarda görev yapmalarını sağlayacak, kolaylaştıracak ve üstlendikleri görevleri başarılı şekilde yerine getirmelerine destek olacak şekilde hazırlandığı görülmüştür.

Ders kitaplarıDin eğitimiDini musiki dersi+4
Tuğba Gülyeşil
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hadis tekniği açısından Câriye hadisi'nin değerlendirilmesi ve sonuçları

Bu çalışmaya konu olan rivâyet, mevzusu gereği hadis literatüründe "Câriye Hadisi" adıyla meşhur olmuştur. Bu rivâyet özellikle Hz. Peygamber ile câriye arasında geçen soru-cevap üzerine kurulu diyalog yönünden kelam ehlini ziyadesi ile ilgilendirmiştir. Söz konusu rivâyetin Allah'ın zâtı ve sıfatlarıyla ilişkili olması onun doğru anlaşılmasını gerekli kılmıştır. Nitekim Câriye Hadisi'nin hadis terminolojisindeki yerinin belirlenmesinin, rivâyeti anlama noktasında bizlere ışık tutacağı kanısındayız. Üç bölüm halinde değerlendirdiğimiz Câriye Hadisi'ne, konunun amacı ve öneminden bahsettiğimiz bir giriş bölümüyle kısaca değindikten sonra, yine aynı bölümde söz konusu hadiste sıklıkla karşılaştığımız; câriye, fal ve kâhin gibi kavramları, konunun anlaşılmasına yardımcı olması adına kısaca izah ettik. Tezimizin temelini teşkil eden birinci ve ikinci bölümde Câriye Hadisi'ni sened ve metin açısından değerlendirdik. Birinci bölümde konumuz olan hadisi ve ilişkili olduğunu düşündüğümüz diğer rivâyetlerini, Kütüb-i Tis'a'da incelerken, ikinci bölümde konumuz olan rivâyeti Kütüb-i Tis'a dışındaki hadis kitaplarında araştırmaya gayret gösterdik. Üçüncü bölümde Câriye Hadisi'nin İslamî ilimlere yansımasının ne şekilde gerçekleştiğine yer verdik. Bu bağlamda hadisi fıkıh ve kelam şeklinde iki başlığa ayırdıktan sonra, hadisin namazda konuşma ve kefaretlerde câriye âzâdıyla ilgili olan rivâyetlerini, fıkıh başlığı altında dört mezhebe göre ana hatlarıyla inceledik. Söz konusu hadisin hat çizme, tetayyur, kâhinlere gitme ve soru-cevap üzerine kurulu konuşma kısmını kelam başlığı altında değerlendirdik. Muhkem-müteşâbih ve te'vil kavramından söz ettikten sonra bazı müteşâbih nasların te'vil örneklerini paylaştık. Bütün bu değerlendirmeler neticesinde Câriye Hadisi hakkındaki kanaatimizi sonuç bölümünde zikrettik. Özetle vardığımız sonuca burada değinecek olursak, Hz. Peygamber ve câriye arasındaki soru-cevap kısmı, asla zahirine göre ele alınmamalıdır. Zira zahirine hamledilmesi halinde -haşa- Allah'ın bir mekânda olabileceği anlamı çıkacağından, bu hususun aklî ve naklî delillere ters düşeceği açıktır. Söz konusu bu rivâyet diğer tariklerinde de geçtiği gibi ya kelime-i şehadetin anlamına uygun olarak tercih edilmeli ya da müteşâbih hadislerden sayılarak İslam anlayışının özüne uygun bir şekilde te'vil edilmelidir.

CariyelerHadisKur'an-ı Kerim+2
Muhammed Mansur Balcı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kitabu Halli İşkâli'l-Efkâr Fi Hilli Emvâli'l-Küffâr ve Da'Vetu'n-Nefsi't-Taliha ile'l-a'Mali's- Saliha adlı eserleri bağlamında Şehzade Korkud'un fıkhi görüşleri

Şehzade Korkud'un fıkhi anlayışının izaha kavuşması sonucunda Osmanlı hanedanının fıkıh ilmine katkısı ve Osmanlı dönemi fıkıh tarihinin anlaşılması açısından büyük önem arz etmektedir. Şehzade Korkud'un kaleme aldığı eserlerden onun Şafii mezhebi çizgisini takip ettiği bu mezhep literatürüne yaptığı yoğun atıflar ve Şafii mezhebi çevresinden gösterdiği delillerden anlaşılmaktadır. Nitekim Şehzade Korkud, Osmanlı hanedan üyelerinden Şafii mezhebini benimseyen tek kişi olarak bilinmektedir. Bu çalışmada Şehzade Korkud'un mezhep değişikliğinin eserlerine ve fikirlerine yansımasının boyutları üç bölüm halinde incelenmiştir. İlk bölümde Şehzade Korkud'un hayatı ve eserleri üzerinde durulmuştur. Şehzade Korkud, saltanat makamından ve idari işlerden uzak durmak istediğini her fırsatta dile getirmiştir. Ancak yasa haline gelen kardeş katli teamülünün bir sonucu olarak da padişah olma yollarını denemekten geri durmamıştır. Şehzade Korkud, diğer Osmanlı sultanları gibi divanı olmakla beraber İslami ilimler alanında eser veren tek hanedan üyesidir. İkinci bölümde Şehzade Korkud'un Osmanlı dönemi ganimet ve cariye hukukuna dair eleştirileri meseleler halinde ele alınmıştır. Korkud, o dönemde ganimet ve cariyelik konusunda şer'i hükümlerin tatbik edilmediğini, Kitabu Halli İşkâli'l-Efkâr fî Hilli Emvâli'l-Küffâr adlı eserinde zikretmektedir. Üçüncü bölümde ise siyasete örf şüphesinin karışmasıyla siyasi ser'i hükümlerin terk edilmesi ve kardeş katli konusundaki Şehzade Korkud'un eleştirilerine meseleler halinde yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Şehzade Korkud, Şafii mezhebi, ganimet, cariyelik, kardeş katli.

BiyografiKur'an-ı KerimMezhepler+4
Sadık Yıltaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Niyazi Osmanpazarî (Ö. 1275/1858) hayatı, eserleri ve el-Umde Ale'l Bürde isimli eseri

İsmail Niyazi (ö. 1275/1858) Bulgaristan'ın Şumnu (Osmanpazarı)'na bağlı Karaahadlar (Vranikon) köyündedir. Tahsil hayatından sonra Osmanpazarı'nda bulunan medresede müderrislik yapmış ve genelde şerh olmak üzere ondan fazla eser kaleme almıştır. İsmail Niyazi, İslam toplumunda asırlardır okunan ve üzerine şerhler yapılan Kaside-i Bürde'nin el-Umde ale'l-Bürde adıyla şerhini yapmış sarf ve nahiv açısından inceleyerek beyitleri Arapçadan Osmanlıcaya çevirmiştir. Bu çalışma kapsamında, eserin tanıtımı ve kütüphanelerdeki nüshalarının tavsifleri ele alınmıştır. İsmail Osmanpazarî'nin hayatı ve eserleri detaylı olarak incelenmiştir. Tahkikle birlikte Kaside-i Bürde müellifi ve günümüze kadar yapılan diğer şerhleri hakkında bilgi verilerek, bu çalışmanın önemi ve gerekliliği üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kaside-i Bürde, Osmanpazarı, İsmail Niyazi, el-Umde.

ArapçaBiyografiBulgaristan-Şumnu+5
Ömer Faruk Kasadar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Klasikleşme sürecinde Hanefî fıkıh usûlünde akıl-vahiy ilişkisi (Cessas ve Debusî örneği)

Mezheplerin sistemleşmeye başladığı h. IV ve V. yüzyılda dinî alanda en önemli bilgi kaynağı olan vahiy, daha geniş bir ifade ile sem` olarak kabul edilmektedir. Dünyevî alanda bilgi kaynaklığı tartışmasız olan aklın, dinî alandaki bilgi kaynaklığı konusunda âlimler arasında görüş birliği oluşmamıştır. Bazı mezhepler bu alanda akla hiç söz hakkı tanımazken, birçok mezhep farklı derecelerde de olsa aklı konuşturmaktadır. Kabul edenler arasında ise akıl ile vahiy arasındaki hiyerarşiyi düzenlemek konusunda ihtilâf yaşanmaktadır.Akıl ile vahiy arasındaki hiyerarşi çatışması daha ziyade kelâmda gözlemlenmektedir. Fakat kelâm fıkıh usûlünün alt yapısını oluşturduğundan, burada gözlenen gerilim usûle de yansımaktadır. Sadece mükellef konumdaki insanların fiillerini konu edinen usûl, söz konusu tartışmayı başta vahiy gelmeden önce fiillerin aslen yasak mı yoksa serbest mi olduğu konusunda olmak üzere, içtihat, hükümlerin ta`lil edilmesi konularında gerçekleştirmektedir. Dinî alanda bilgi elde etmede akla öncelik verenler aklın, vahiy olmasa dahi fiiller hakkında hüküm belirteceğini savunmakta, bunun yanı sıra sem`î hitaptan sonra da dinî alanda aklın yetkinliğini geniş tutmaktadır. Bilgi elde etmede vahye öncelik verenler ise fiiller hakkındaki bu değerlendirmeyi vahiyle başlatmakta ve vahiyden sonra da akla mümkün olduğu kadar dinî meselelerde dar bir alan bırakmaktadırlar.Hanefî mezhebi, kurucu ismi Ebu Hanife (h.150) olmakla birlikte, gelişimini farklı ilim merkezlerinde ve farklı kelâmî görüşe sahip kişilerle devam ettirmiştir. Bu merkezlerden en önemlisi Bağdat ve Maveraünnehir'dir. Dördüncü yüzyılda, Mutezilî etkinin baskın olduğu Bağdat'ta Cessas tarafından sistemleştirilen usûlde, usûle konu olan fiilleri değerlendirmede aklın önceliği vardır. Aynı çizgi beşinci yüzyılda Debusî eliyle Sünnî ekolun etkin olduğu Maveraünnehir'de devam ettirilmeye çalışılmışsa da artık aklın, otoriterliği konusundaki görüşlerde Sünnî eğilime dönük bir kırılmanın yaşandığı gözlenmektedir.

Emine Yazıcıoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Fahrü'l-İslâm Pezdevî'nin usûlünde beyân anlayışı

Hüküm, Kur'ân ve sünnette var olan lafızlardan elde edilir. Ancak her dilde olduğu gibi dinin bu iki ana kaynağında var olan lafızların da farklı anlamlara gelmesi muhtemeldir. Bu da farklı anlamların doğmasına sebep olmaktadır. İşte beyân farklı anlamlara gelmesi muhtemel olan lafızların asıl maksatlarını tespit eder. Bizde bu amaca matuf olmak üzere Hanefi mezhebinde önemli bir yeri olan Fahrü'l-İslâm Pezdevî'nin usûl eserinde genişçe yer verdiği beyân anlayışını inceledik. Kısaca ifade etmek gerekirse; takrîr beyânı, kelamda mecaz ve tahsisin olmadığının beyânıdır. Tefsîr beyânı, mücmel, müşterek ve kinevi lafızları açıklayan beyândır. Tağyîr beyânı, sözün öncesinin gerektirdiğini ona bitişik olarak gelen bir başka söz ile değiştiğinin beyânıdır. Zaruret beyânı, söz ile olmayan bir beyandır. Tebdîl beyânı ise önceki hükmün geçerliliğinin bitip sonra gelen hükmün yürürlüğe girdiğinin beyânıdır. Çalışmamız bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan müteşekkildir. Anahtar kelimeler: İslam hukuku, Beyân

BeyanFahru`l-İslam Pezdeviİslam Hukuku
Kaya Karakaya
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kâdî Abdülcebbâr ve bilgide sonsuz geriye gidişler problemi

Öznenin bilmek amacıyla yöneldiği nesneyle kurduğu bağ sonucu meydana gelen, bilgiyi merak konusu haline getirip inceleyen bilgi felsefesi; "Herhangi bir şey bilinebilir mi?", "Bilmek mümkünse, neleri bilebiliriz?", "Bilinirleri nasıl bilebiliriz?" sorularını araştırma konusu haline getirmiş, bu sorular bağlamında bilgi felsefesinin dört ana başlıkta toplanabilecek; bilginin imkânı, doğruluğu, kaynağı ve sınırları problemleri ortaya çıkmıştır. Bilginin imkânını savunan filozoflar, bilgiyi "gerekçelendirilmiş doğru inanç" şeklinde tanımlamışlardır. Diğer yandan bilgi elde etmenin mümkün olmadığını düşünen şüpheci/sofist filozoflar eleştirilerini, "gerekçelendirme" kavramına yaparak bilginin gerekçelendirme sürecinin "sonsuz bir geriye gidiş" olduğunu ileri sürmüşlerdir. Dogmatik filozoflar bu eleştiriyi, kendilerinin gerekçelendirilmesine ihtiyaç duyulmayan temel inançlarda son bulduğu şeklinde cevaplandırmışlardır. Bu temel inancın kaynağı soruşturmasında iki ana akım meydana gelmiştir: akılcılık ve deneyimcilik. Bu çalışmada, Kâdî Abdülcebbâr'da bilginin imkânını reddedenlere yer verdiği pasajlardan yola çıkarak, onda sonsuz geriye gidişler probleminin bulunup bulunmadığı incelenmiş, problemin varlığının tespitinden sonra Kâdı'nın sonsuz geriye gidişleri nerede durduğu araştırılmış ve ardından son olarak Kâdı'daki bilgi kaynakları ele alınarak onun bu problem bağlamında akılcılık ya da deneyimcilik akımlarından herhangi birine dahil edilip edilemeyeceği sorusuna cevap aranmıştır.

BilgiEmpirizmGeriye gidişler+2
Alanur Erdoğan
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cahiliye toplumunda Kureyş kadını

Çalışmamız, Cahiliye Dönemi Kureyş kadınının aile, sosyal, ekonomik, gündelik ve inanç hayatındaki durumunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Öncelikle kadının aile içerisindeki durumunu ortaya koymak için Araplardaki aile yapısı özetlenmiştir. Bu dönemde kadın fert olarak ve annelik vasfıyla ele alınmıştır. Ayrıca kadını eş olarak ele alıp, nikâh çeşitlerini ve kadın-erkek ilişkilerini türlü yönleriyle tartışılmıştır. Daha sonra sosyal hayatın bir parçası olan kadının gündelik hayatı, meşguliyetleri, toplumun kadına yönelik olan olumlu ve olumsuz bakış açıları, inanç ve ibadet dünyasındaki yeri ve konumu anlatılmıştır. Kadının cahiliye dönemindeki giyim-kuşam ve süslenme açısından durumu da anlatılmaya çalışılmıştır. Kureyş kadınının cahiliye dönemindeki durumu hakkında tam anlamıyla olumlu ya da olumsuz bir yorum yapmanın mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu dönem kadınlarının gerek aile içerisinde, gerekse toplum içinde etkin oldukları, sadece zayıf karakterli, maddi olarak güçsüz olan bazı kadınların ya da toplumda alt tabakaya mensup olan cariyelerin ezildiklerini, dışlandıklarını ve değersiz görüldüklerini söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Cahiliye, Kureyş, Kadın, Aile, Ekonomi, İnanç, Sosyal Hayat.

Cahiliye DönemiKadınlarKureyş+2
Nur Gökhan
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00