Aydın Adnan Menderes University
Discipline

Curriculum and Instruction

Aydın Adnan Menderes University

517

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ve çoklu zekâ alanlarının incelenmesi

Bu araştırma ile; dokuzuncu sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre öğrenme stilleri puanları ile çoklu zekâ alanları puanlarının anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıkları; öğrencilerin öğrenme stilleri puanları, çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı, çoklu zekâ alanları puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığı araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan ve Çukurova merkez ilçelerinde yer alan, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, özel ve devlet ortaöğretim kurumları dokuzuncu sınıf öğrencileridir. Araştırma oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfi olarak seçilen 254'ü devlet okullarında ve 264'ü özel okullarda okuyan öğrenciler olmak üzere, 235 erkek, 283 kız ve toplamda 518 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın modeli ilişkisel taramadır. Araştırmada üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar; araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu?, Seber (2001) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri? ve Şimşek (2002) tarafından geliştirilen ?BİG 16 Öğrenme Biçemleri Envanteri? dir.Verilerin çözümlenmesinde, frekans ve yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve aşamalı çoklu doğrusal regrasyon analizi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Analizlerin yapılmasında, SPSS 11.5 istatistik paket programından faydalanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:Öğrencilerin, öncelikle görsel, daha sonra işitsel ve bedensel/kinestetik öğrenme stillerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet açısından ?işitsel öğrenme stilinde? kızlar lehineiianlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stili puanlarının anne-baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Okul türü açısından ise, ?işitsel öğrenme stilinde? devlet okulu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Çalışmada çoklu zekâ alanları ile ilgili sonuçlara bakıldığında, öğrencilerin en yüksek ortalamaya ?içsel/özedönük? zekâ alanında sahip oldukları; ?mantıksal/matematiksel? zekâ alanında ise en düşük ortalamaya sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin, ?sözel/dilsel, görsel/uzamsal, bedensel/kinestetik, müziksel/ritimsel ve sosyal/kişilerarası? zekâ alanları puanları ile cinsiyet arasında kızların lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır. Anne-baba eğitim düzeyi açısından ise öğrencilerin, çoklu zekâ alanları puanlarından ?müziksel/ritimsel ve doğa zekâ alanı? ile anne eğitim düzeyi arasında; ?müziksel/ritimsel zekâ alanı? ile baba eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Okul türü açısından; hem ?sözel/dilsel? hem de ?doğa? zekâ alanlarında devlet okulları lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ile akademik başarı puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Çoklu zekâ alanları puanları ve akademik başarı puanları arasında ise; en az iki zekâ tipine birden sahip olan, yani karma zekâ alanlarına sahip olan öğrencilerin çoklu zekâ puanları ile akademik başarı puanları arasında düşük pozitif doğrusal bir ilişki olduğu bulunmuştur.Son olarak da bu araştırmada, öğrencilerin öğrenme stilleri puanları ve çoklu zekâ alanı puanları arasında ; ?görsel öğrenme stili ile görsel/uzamsal zekâ alanı?, ?bedensel/kinestetik öğrenme stili ile bedensel/kinestetik zekâ alanı?, ?işitsel öğrenme stili ile sözel/dilsel zekâ alanı? arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin çoklu zekâ alanı puanlarının öğrenme stilleri puanlarını ne kadar yordadığına bakıldığında ise; ?görsel/uzamsal çoklu zekâ alanının görsel öğrenme stilini %35, bedensel/kinestetik çoklu zekâ alanının bedensel/kinestetik öğrenme stilini %28 ve sözel/dilsel çoklu zekâ alanının işitsel/öğrenme stilini %25 oranında? açıkladığı ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Kuramları, Öğrenme Stilleri, Zekâ, Çoklu Zekâ Kuramı.

Lise öğrencileriÇoklu Zeka KuramıÇoklu zeka+1
Remzi Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Rusya'daki İngilizce öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerine ilişkin yaklaşımlarının analizi

Bu araştırma, Türkiye'de görev yapan İngilizce öğretmenleri ile Rusya'da görev yapan İngilizce öğretmenlerinin, Marzano'nun etkili öğretim stratejilerine (MEÖS) ilişkin yaklaşımları ve bu stratejileri kullanma durumlarını analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan tarama deseni kullanılmıştır. Örneklemi, Türkiye'den 54 ve Rusya'dan 40 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada "Etkili Öğretim Stratejileri Anketi" ve açık uçlu anket veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için içerik analizi ve Non-parametrik Mann-Whitney U testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, birinci ve ikinci problem durumlarıyla ilgili olarak Türkiye ve Rusya'da görev yapan İngilizce öğretmenlerinin Marzano'nun etkili öğretim stratejilerine ilişkin yaklaşımları ve MEÖS'ler kullanımına ilişkin düşüncelerinin kısmen farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Türk öğretmenler Rus öğretmenlere göre şu stratejilere daha az önem vermektedirler: özet çıkarma ve not alma, ev ödevi uygulama, hipotez üretme ve test etme. Rus öğretmenlerin ise dile dayalı olmayan temsiller kategorisindeki stratejileri daha az benimsedikleri görülmüştür.

Branş öğretmenleriEtkili öğrenmeKarşılaştırmalı eğitim+6
Aleksandra Çelik
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

4MAT öğretim modelinin ilkokul 4. sınıf İngilizce dersi öğrenci başarısına etkisinin incelenmesi

Bu araştırma ile sınıftaki tüm öğrencilerin öğrenme stillerine uygun olarak öğrenme öğretme ortamları sunan 4MAT öğretim modelinin ilkokul 4. sınıf İngilizce dersinde öğrenci başarısı üzerine etkisi ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İlkokul 4. Sınıf İngilizce öğretim programında bulunan "Cartoon Characters, "My Day" ve "Doing Experiment" ünitelerindeki etkinlikler 4MAT öğretim modeline uygun olarak düzenlenmiştir ve 4MAT öğretim modelinin öğrenci başarısına etkisi incelenmiştir. 4MAT öğretim modelinin akademik başarıya etkisi ön test son test kontrol gruplu zayıf deneysel yöntem kullanılarak araştırılmıştır.Bu araştırma 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilindeki bir devlet okulunda uygulanmıştır. Deney grubunda 17 erkek 13 kız, kontrol grubunda 16 erkek 14 kız olmak üzere toplam öğrenci sayısı ise 60'tır. Deney grubu olarak seçilen öğrencilere 4MAT öğretim modeline dayalı İngilizce öğretimi gerçekleşmiştir. Kontrol grubuna ise ilkokul 4. sınıf öğretim programında yer alan etkinliklerle doğrultusunda öğretim gerçekleşmiştir. Uygulama deney ve kontrol gruplarına 12 hafta 24 ders saati olarak uygulanmıştır. Araştırmacı, Eğitim Programları ve Öğretim alanının uzmanı ile iki İngilizce öğretmeninin görüşlerini alarak hazırladığı başarı testini deney ve kontrol grubundaki öğrencilere öğretimden önce ve sonra uygulamıştır. Araştırma sonucunda 4MAT öğretim modeline uygun olarak öğretim yapılan deney grubu öğrencilerinin daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya derinlik katmak için deney grubu öğrencilerinin 4MAT öğretim modeli ile ilgili görüşleri alınmıştır.Öğrencilerin verdikleri cevaplar doğrultusunda İngilizce dersine dair olumlu his geliştirdikleri ve uygulamadan memnun kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.

4MAT öğretim sistemiYabancı dil öğretimiÖğrenci başarısı+6
Esra Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce Öğretmenlerinin Derslerinde Dil Bilgisi Konularının Öğretilmesinde Kullandıkları Yöntem ve Teknikler: Fethiye İlçesi Örneği

Bu çalışmanın amacı, İngilizce öğretmenlerinin dil bilgisi konularında ve derslerde hangi yöntem ve teknikleri kullandıkları, yöntem ve teknikleri kullanırken nelere dikkat ettikleri ve kendilerini yeterli görüp görmedikleri noktaların neler olduğunu belirlemektir. Öğretmenlerin dil bilgisi konularını daha çok hangi yöntem ve teknikler ile işlediği tespiti için sınırlandırılmış ve önceden belirlenmiş kitap üniteleri ve dil bilgisi konu seçimleri yapılmıştır. Bu çalışmanın katılımcı grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim dönemi güz yarıyılında Muğla ili, Fethiye ilçesinde çalışmakta olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 30 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Bazı öğretmenlere internet yolu ile de ulaşılmıştır. İngilizce öğretmenlerinin dil bilgisi konularının öğretiminde kullandıkları yöntem ve tekniklere ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi yapılacağı için "tek durum deseni" kullanılmıştır. Farklı yaşantı ve deneyimlere sahip olan 30 öğretmenin görüşü birer analiz birimi olarak düşünüldüğü için "iç içe geçmiş tek durum deseni" uygulanmıştır. Anket soruları, araştırmacı tarafından hazırlanmıştır ve katılımcıların tüm bilgileri gizli tutularak değerlendirilip diğer eğitimciler için de bilgilendirici nitelikte bir çalışma yapmak amaçlanmıştır. Fethiye ilçesinde görev yapan öğretmenlerin cevapları baz alınmıştır. Fethiye olmasının ana sebeplerinden biri de devlet ve özel okul sayısının birbirine yakın olması katılımcı sayısını dengelemektedir, aynı zamanda Fethiye dıştan almış olduğu göçler dolayısıyla farklı toplumdan bireyleri de kapsamaktadır. Sonuç olarak öğretmenler, dil bilgisi öğretiminde en sık başvurulan yöntemler arasında eklektik yaklaşım öne çıkmaktadır. İletişimsel dil öğretimi (CLT), öğretmenler arasında popüler bir yöntem olmakla birlikte, uygulanabilirliği ve öğretim programlarındaki yerine dair bazı zorluklar yaşanmaktadır. Öğretmenler, mevcut ders kitapları ve öğretim programlarının özellikle dil bilgisi öğretimi açısından yetersiz kaldığını belirtmekte, bu eksiklikleri gidermek için ek kaynaklar ve yaratıcı yöntemler kullanma ihtiyacı duyduklarını ifade etmişlerdir. İngilizce dil bilgisi konularının aşırı yoğun işlenmesi ve bu durumun öğrencilerin dil öğrenme sürecinde karşılaştıkları zorlukları artırdığı belirtilmiştir. İngilizce ders saatlerinin yeterli olmadığı, gerekli kazanımların sağlanabilmesi adına daha fazla ders saatine ihtiyaç olduğunu vurgulamıştır. Anahtar kelimeler: iletişimsel yaklaşım, yöntem, teknik, dil bilgisi, İngilizce öğretimi, dil becerileri

Aleyna Yeşilkavak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci koçluğu uygulamasının ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki başarıları ve derse yönelik tutumları üzerindeki etkisi

Bu tez çalışmasında, öğrenci koçluğu uygulamasının ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarıları ve matematik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasında kullanılan yarı deneysel desen kapsamında, Ankara ilindeki bir ortaokulun bir şubesinde öğrenim gören toplam 26 sekizinci sınıf öğrencisi rastgele atama yöntemiyle eşit sayıda iki gruba ayrılarak deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve rastgele atama sırasında kız ve erkek öğrencilerin her iki grupta eşit sayıda temsil edilmeleri sağlanmıştır. Ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma sürecinde deney grubunda yer alan öğrencilere araştırmacı tarafından yüz yüze öğrenci koçluğu uygulaması gerçekleştirilirken, kontrol grubundaki öğrencilere yönelik olarak öğrenci koçluğu uygulaması yapılmamıştır. Deneysel işlemin sona ermesinden sonra deney ve kontrol gruplarının matematik dersindeki başarılarına ilişkin son test ölçümleri ve matematik dersine yönelik son tutum ölçümleri parametrik olamayan testlerden bağımsız gruplar Mann-Whitney U testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Analiz sonuçları, öğrenci koçluğu uygulaması gerçekleştirilen deney grubunda yer alan öğrencilerin son test ölçümlerinin kontrol grubunda yer alan öğrencilerden istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Üstelik öğrencilerin son test ölçümleri cinsiyet, velinin eğitim durumu, ailenin gelir durumu ve öğrencinin kendisine ait odasının olması gibi birtakım demografik ve sosyoekonomik değişkenlere göre farklılık göstermemektedir. Diğer yandan, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin son tutum ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenci Koçluğu, Çözüm Odaklı Koçluk, Matematik, Başarı, Tutum

Bilişsel koçlukEğitim koçluğuKoçluk+6
Aybike Suna Bulut
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce derslerinde oyun temelli öğretim etkinliklerinin, öğrencilerin akademik başarılarına ve dil öğrenme algılarına etkisi

Bu araştırmanın amacı, oyun temelli öğretim etkinliklerinin İngilizce kelime öğretiminde öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmenin kalıcılığına ve dil öğrenme algılarına etkisini incelemektir. Çalışma hem nicel hem de nitel çalışmanın birlikte olduğu karma yöntemli bir çalışmadır. Verilerin toplanmasında ön test, son test, kalıcılık testi ve yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, karma yönteme ait birleştirme (çeşitleme) deseninin kullanılması ile yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel kısmında ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutunda deney grubu öğrencileriyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak oyun temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin dil öğrenme algıları üzerindeki etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma Türkiye'nin batısındaki Manisa İlinde yer alan bir ortaokulda 6. sınıf seviyesinde eğitim gören öğrenciler ile birlikte uygulanmıştır. Araştırma iki farklı çalışma grubundan oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu İngilizce dersi akademik başarısı okulda en yüksek olan şubelerin rastgele deney ve kontrol grubu olarak seçilmesi ile oluşturulmuştur. Deney grubunda 22 (N=22), kontrol grubunda 25 (N=25) öğrenci bulunmaktadır. İkinci çalışma grubunda yer alan öğrenciler, İngilizce dersinde okulda akademik başarısı en düşük olan şubeler arasından deney ve kontrol grubu olarak rastgele seçilmiştir. Deney grubu 29 (N=29), kontrol grubu 29 (N=29) öğrenciden oluşmuştur. Çalışma toplam 105 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel verileri araştırmacı tarafından oluşturulan başarı testi ve kalıcılık testi ile toplanmıştır. Nitel veriler ise görüşme soruları ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS (Statistics 21) analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Her iki çalışma grubunda yer alan deney ve kontrol gruplarına ait ön testler ile son testler arasında anlamlı farklılık bulunurken son testler ile kalıcılık testleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. 1. çalışma grubunda yer alan deney ve kontrol grubunun son testleri ve kalıcılık testleri birbiri ile karşılaştırıldığında, deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya çıkmıştır. 2. çalışma grubunda yer alan deney ve kontrol grubunun son testleri ile kalıcılık testleri birbiri ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farkın olmadığı görülmüştür. Ancak anlamlı fark olmamasına rağmen, 2. çalışma grubunda ortalamalar kıyaslandığında deney grubunun her iki testte de daha yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Buradan yola çıkarak, oyun temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin İngilizce kelime öğrenmesi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu söylenebilmektedir. Nitel verilerin sonuçlarına göre oyun temelli öğretim etkinliklerinin öğrencilerin İngilizce dersine karşı duygu ve düşüncelerinde olumlu bir değişiklik oluşturduğu görülmüştür. Öğrenciler, oyun temelli öğretim etkinlikleri ile ders sürecinde eğlenerek ders işlediklerini, öz güvenlerinin geliştiğini, derse katılımlarının arttığını, öğrenme kaygılarının azaldığını, derse karşı daha istekli olduklarını ve kendilerini mutlu hissettiklerini ifade etmişlerdir.

Ramazan Ak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin matematik umutsuzluğunu yordayan değişkenler: Matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlar, matematik başarısı (Köşk ilçesi örneği)

Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluklarını yordayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı ile matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, matematik başarısı, annenin ve babanın eğitim düzeyleri, meslekleri ve gelir düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği; ayrıca matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın ili Köşk ilçesindeki üç farklı lise türünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak mümkün olduğu için örneklemeye gereksinim duyulmamıştır. Araştırma, 274 (%49,4)'ü kız, 281 (%50,6)'i erkek olmak üzere toplam 555 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematik Umutsuzluk Ölçeği, Matematik Kaygı Ölçeği, Akademik Öz-düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizi Lisrell 8.80 programı ile yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sırasında normal dağılım için çarpıklık ve basıklık incelenmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch-F Testi, Kruskall-Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleği değişkenlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik umutsuzluğunda etkisi olmadığı görülmüştür. Erkek öğrencilerin olumlu beklentilerinin daha yüksek olmasının yanı sıra sınıf düzeyleri incelendiğinde 10. sınıfların umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlayacak düzeyde farklılıklar görülmüştür. Ayrıca matematik başarısı düşük ya da gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin daha umutsuz olduğu ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematik dersine yönelik umutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik kaygı düzeylerinin ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet, okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleğinin matematik kaygısına anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeyine göre incelendiğinde 11. sınıfta okuyan, not ortalamasına göre incelendiğinde yüksek not ortalamasına sahip olan, babanın öğrenim düzeyine göre incelendiğinde babası üniversite mezunu olan ve gelir düzeyine göre incelendiğinde orta gelir düzeyindeki öğrencilerin matematik dersine yönelik kaygılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının her bir alt boyutunun puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu söylenebilirken annenin çalışıp çalışmama durumunun ve gelir düzeyinin hiçbir alt boyutu etkilemediği görülmüştür. Okul türünün özdeşleştirilmiş düzenlemeye; not ortalamalarının dışsal düzenleme, özdeşleştirilmiş düzenleme ve içsel motivasyona; anne öğrenim durumunun dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye; baba öğrenim durumunun içe yansıtılmış düzenlemeye; babanın mesleğinin ise dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye etkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluk düzeyinin matematik kaygısı, içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ile negatif yönlü ve orta; dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenleme ile negatif yönlü ve düşük ilişkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluğunu; matematik kaygısı, içsel motivasyon ve matematik başarısı negatif yönde, dışsal düzenleme ise pozitif yönde ve %42 oranında yordamaktadır.

KaygıMatematik başarısıMatematik başarısı+6
İpek Gündüz Çetin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özbelirleme kuramı çerçevesinde lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği: Bir karma desen araştırması

Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerine uygulanabilecek matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirip lise öğrencilerinin matematik öğrenen özerklik düzeylerini, matematik öğrenen özerkliklerini etkileyen matematik kaygı düzeyleri, matematik öğrenmeye yönelik motivasyon seviyeleri, matematik dersine yönelik öğrenme sorumluluğu ve matematik öğreniminde öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkileri ve bu becerileri etkileyen değişkenler ile 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin matematik öğrenen özerkliği ile ilgili düşüncelerini belirlemektir. Çalışmada araştırma deseni olarak karma yöntem desenlerinden sıralı-açıklayıcı karma desen seçilmiştir. İlk sırada nicel veriler ardından nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırmada öncelikle matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin geliştirme sürecinde ilgili literatür incelenerek 144 madde havuzu oluşturulmuş, 10 uzman görüşü alınarak kapsam geçerliliğine bakılmıştır. Kalan 52 madde ile geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için pilot uygulamada 1078 öğrenciden alınan verilerle yapılan açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. "Öz Düzenleme", "Öğrenme Sorumluluğu", "İç Motivasyon", "Öz Denetim", "Dış Motivasyon" ve "Kaygı" olmak üzere 6 boyutlu 41 maddelik bir ölçek oluşturulmuştur. Ölçeğin Cronbach-Alfa katsayısı α=0,82 olarak bulunmuştur. Oluşan boyutların açıklanan toplam varyans miktarı % 47,50'tir. Ölçeğin iki yarı güvenirlik düzeyi için Spearman-Brown korelasyonu değeri r=0,83 bulunmuştur. Üst %27 ve alt %27 gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit amacıyla bağımsız örneklem t-testi yapılmış olup ölçek toplam puanları ile üst %27'lik ve alt %27'lik gruplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Yapılan çalışma sonucunda ortaöğretim öğrencilerine yönelik 6 alt boyutlu 41 maddelik geçerli ve güvenilir matematik öğrenen özerkliği ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmada esas uygulamasının evreni Türkiye'nin batısında yer alan bir büyükşehirde bulunan ortaöğretim kurumlarındaki 9. ve 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Gerekli izinler alındıktan sonra araştırmanın örneklemi, eğitim uzaktan devam ettiği için Google Form biçiminde hazırlanan ölçek öğretmenleri aracılığıyla sınıf Whatsapp gruplarından ulaştırılan gönüllü 9. ve 12. sınıf öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 651 öğrenci katılmıştır. Araştırmada "Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeği" veri toplama aracı olarak tamamen gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22.0 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılımı kontrol edilmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunuda 9. ve 12. sınıflardan matematik öğrenen özerkliği ölçeğinden en yüksek ve en düşük puan alan dörderden sekiz öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu ile görüşme yapılmış elde edilen nitel veriler içerik analizi ile incelemiştir. Nitel verilerin geçerliğini ve güvenirliğini arttırmak için doğrudan alıntılara yer verilmiş ve uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır. Çalışmadaki görüşme sorularıyla sağlanan uyuşum yüzdesi %92,23'dür. Araştırma sonucunda 9. ve 12. sınıf öğrencilerin matematik öğrenen özerklik düzeylerinin orta düzey olduğu görülmüştür. Matematik öğrenen özerklik düzeyi ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Kız öğrencilerin dış motivasyon düzeyi, erkek öğrencilerin de iç motivasyon ve kaygı düzeyleri daha yüksek olduğu görülmüştür. 9. sınıfların öz düzenleme, iç motivasyon, dış motivasyon, öz denetim ve öğrenme sorumluluğu alt boyutlarının puan ortalamaları 12. sınıflardan, 12. sınıfların ise kaygı alt boyutu puan ortalamaları 9. sınıftan daha yüksek olduğu görülmüştür. Sınıf, ailenin sosyoekonomik düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, özel ders değişkenleri ile matematik öğrenen özerkliği arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Okul türü değişkenine göre anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği ile öz düzenleme becerileri, öğrenme sorumluluğu arasında pozitif yönde güçlü düzeyde anlamlı ilişki, matematik kaygısı ile de pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı ilişki görülmüştür. Matematik öğrenen özerkliği puanı yüksek olan öğrencilerle yapılan görüşmelerde öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine, öz denetime sahip oldukları ve iç motivasyonlarının yüksek olduğu ve matematik öğrenen özerkliği puanı düşük olan öğrencilerin ise iç motivasyonlarının düzeylerinin düşük olduğu, öğrenme sorumluluğuna, öz düzenleme becerilerine sahip olmadığı ve öz denetim yapamadıkları görülmüştür. Geliştirilen Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeğinden elde edilen bulgularla görüşmelerden elde edilen bulguların örtüştüğü görülmektedir.

Kaygı düzeyiLise öğrencileriMatematik dersi+7
Emine Can Yurt
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizce (dil becerileri) özyeterlilik algılarının incelenmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması

Bu çalışmanın amacı, üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizceye dair özyeterlilik algılarını belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları, 2020-2021 öğretim yılı bahar döneminde Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunda eğitim gören 269 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde Pandemi sebebiyle yüz yüze eğitim yapılamamasından ve öğrencilerin farklı şehirlerde ikamet etmesinden dolayı pilot uygulama formu verileri "Google Forms" üzerinden toplanmıştır. Öncelikle İngilizce özyeterlilik ölçekleri ile ilgili alan yazın taraması yapılmış, uzman kanısına başvurulmuş ve 50 madde yazılmıştır. Yapılan analizler sonucu madde sayısı 27 şeklinde güncellenmiştir. Ölçeğin Cronbach's Alfa katsayısı ,955 , KMO katsayısı ,826 ve Barlett test sonucu 3169,28 şeklindedir. Ölçek 5'li likert tipi olup 5 faktörden oluşmaktadır. Bu faktörler; Anlama, okuma, dinleme, konuşma ve yazma şeklindedir. Analizlerin yapılmasında lisanslı SPSS 23 istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

Hazırlık sınıflarıYabancı dil eğitimiYabancı dil öğretimi+2
Ezgi Gürcan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital hikâye anlatımının İngilizce öğrenen öğrencilerin konuşma becerilerine etkisi

Bu araştırmada, dijital hikâye anlatımı yönteminin 7. sınıf öğrencilerinin İngilizce konuşma becerileri ve konuşma kaygısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yarı deneysel desenle yürütülen çalışmada, öğrenciler ChatterPix Kids, Canva ve Google Classroom gibi dijital araçları kullanarak toplamda 9 hafta boyunca çalışmış; ilk hafta dijital hikâyeye giriş etkinlikleriyle başlamış, sonraki 8 hafta boyunca ise dijital hikâyeler oluşturmuş, bu hikâyeleri seslendirerek Google Classroom üzerinden çevrim içi ortamda paylaşmıştır. Kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmada, konuşma kaygısını ölçmek için ön test ve son test uygulanmış; sürecin başında, ortasında ve sonunda öğrenciler ve öğretmenden yarı yapılandırılmış yazılı görüşler toplanmış, ayrıca araştırmacı gözlemleri ile süreç izlenmiştir. Nicel bulgular, deney grubunda konuşma kaygısı düzeyinde olumlu yönde bir azalma eğilimi olduğunu göstermiştir. Nitel veriler ise, öğrencilerin dijital araçlarla daha motive olduklarını, derse olan ilgilerinin arttığını ve özgüvenlerinin geliştiğini göstermektedir. Ayrıca, dijital hikâye anlatımı sürecine aktif olarak katılan öğrencilerin İngilizce konuşma becerilerinde gözle görülür bir ilerleme kaydedilmiştir. Öğrenciler, hikâye oluşturma ve seslendirme aşamalarında hedef dili daha akıcı, doğru ve özgüvenli bir şekilde kullanma fırsatı bulmuş; kelime dağarcıkları, telaffuzları ve akıcılıkları gelişmiştir. Özellikle, sınıf ortamında İngilizce konuşmaya yönelik çekinceleri olan öğrencilerin dijital ortamda kendi hikâyelerini kaydederek paylaşmaları, konuşma sürecini daha az kaygı uyandıran ve daha eğlenceli hale getirmiştir. Öğretmen ve öğrenci görüşleri de, öğrencilerin kendilerini İngilizce olarak ifade etme becerilerinde belirgin bir ilerleme olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, dijital hikâye anlatımı yöntemi yalnızca dilsel becerilerin gelişimine değil; aynı zamanda öğrencilerin öğrenme sürecine katılım, motivasyon ve kendini ifade etme becerileri üzerinde de olumlu etkiler sağlamaktadır.

İngilizce dersi
İnci Çelik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoloji öğretiminde yenilikçi bir oyun modeli olarak anlatı oyunlarının etkililiğinin değerlendirilmesi

ÖZET Teknolojideki değişimlerin etkisiyle eğitimciler öğrenme ortamlarında yeni yöntem arayışı içine girmektedir. Biyoloji öğretiminde öğrencilerin deneysel çalışmalara katılımının sınırlı tutulması, biyoloji derslerinin daha çok öğretmen merkezli işlenmesi, Latince kavramların yoğunluğu ve içeriğin bazı durumlarda soyut kalması gibi sorunlar öğrencilerin biyolojiyi öğrenmesini zorlaştırmaktadır. Bu durumun öğrencilerde merak duygusunu azalttığı bunun yanı sıra öğrencilerin ilgilerini, motivasyonlarını ve dolayısıyla başarılarını düşürdüğü gözlenmiştir. Oysa çevre okuryazarlığı adına bireylerin merakla, ilgiyle ve içsel motivasyonla işbirliği içinde doğayı anlaması ve koruması "Yaşam Bilimi" olan biyolojinin ilk amaçları arasındadır. Biyoloji eğitiminde kullanılacak yenilikçi yaklaşımların öğrencilerde farklı öğrenme ortamlarına uyumunu ve 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasını sağlayacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada eğitsel oyunların çeşidi olan ciddi oyunlardan yararlanılmış ve ciddi oyunlarda anlatının öğrencilerdeki etkisi merak edilmiştir. İlk amacı eğlence olmayan ciddi oyunlar, herhangi bir uzmanlık alanında bilgi kazandırmak, bireylerin motivasyonlarını artırarak katılım ve bilgi tutma oranlarını iyileştirmek için tasarlanmaktadır. Bu kapsamda yürütülen çalışmanın amacı, biyoloji öğretiminde yenilikçi bir oyun modeli olarak anlatı oyun modelinin geliştirilmesi ve etkililiğinin değerlendirilmesidir. Değerlendirme sürecinde anlatı oyunlarının, eğitsel oyunlara göre öğrencilerde akademik başarı, kalıcılık, akademik motivasyon, işbirliği ve biyolojiye yönelik tutumlarını ne düzeyde etkilediğine bakılmıştır. Karma yöntem araştırması olarak tasarlanan bu çalışmada yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda ön test son test yarı deneysel desen; nitel boyutunda içerik analizi deseni tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının birinci yarıyılında Gaziantep ili Nizip ilçesinde bulunan bir lisenin iki 10. sınıf şubesi oluşturmaktadır. Deney 1 grubunda 32 öğrenci; deney 2 grubunda 33 öğrenci ile 14 haftalık süreçte araştırma süreci tamamlanmıştır. Geliştirilen anlatı oyunu modeli kapsamında 10. sınıf Biyoloji dersi "Hücre Bölünmeleri" ünitesine ait kazanımlar, araştırmacı tarafından web 2.0 araçlarından Pixton ve Story jumper ile dijital hikayesi hazırlanmış ve bu kapsamda 3 anlatı oyunu (toplamda 13 oyun) meydana getirilmiştir. Deney 1 grubunda anlatılar ile ders işlenerek sonrasında anlatı oyunları, deney 2 grubuna ise geleneksel yöntemlerle ders işlenerek sonrasında eğitsel oyunlar uygulanmıştır (Anlatı oyunlarındaki anlatı unsuru çıkarılması ile eğitsel oyunlar elde edilmiştir.) Araştırmada nicel veriler deney 1 ve deney 2 grubunda akademik başarı testi, biyoloji öğrenmeye yönelik akademik motivasyon ölçeği, biyoloji dersine yönelik tutum ölçeği, işbirliğine dayalı oyunla öğrenme stratejileri için motivasyon ölçeği ile elde edilmiştir. Akademik başarı testi ön test-son test ve kalıcılık testi olarak; ölçekler ise ön test-son test olarak uygulanmıştır. Nitel veriler ise deney 1 ve deney 2 grubunda ders sonu günlükler ve görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Deney 1 grubunda ders sonu günlüklerle eş lı uygulanan hikaye haritalarından da nitel veriler elde edilmiştir. Ders sonu günlükler ve deney 1 grubuna uygulana hikaye haritaları 4-2 ve 2 haftalık aralıklarda; görüşme tekniği ise 14. haftanın sonunda uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen nicel veriler SPSS 25 istatistik programına aktarılmış ve veriler üzerinden araştırma soruları doğrultusunda elde edilen verilerin karışık ölçümler için ANOVA analizi gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yapılarak nitel veri sonuçları ile karşılaştırılıp ilişkilendirilerek bütünleştirilmiştir. Anlatı oyunu uygulanan öğrencilerde yapılan ölçümler kapsamında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda nicel verilerin nitel verilerle desteklendiğini ve geliştirilmiş olan modelin akademik başarı, işbirliği motivasyonu ve akademik motivasyon açısından anlatıların öğrenme hedefleri ile bütünleştirilebildiği tespit edilmiştir. Bu durum deney 1 ve deney 2 gruplarında öğrencilerin punlarında artış meydana geldiğini ancak anlatı oyunlarının daha etkili olduğunu ayrıca geliştirilen anlatı oyunları modelinin işlevsel olduğunu göstermiştir. Bu kapsamda anlatı oyunları programının öğrencilerin günlük yaşamla bağlantı kurarak biyoloji konularının öğrenimine dolayısıyla sosyalleşme üzerinde önemli katkıları sayesimde de çevre okur-yazarlığının artırılmasında önemli katkılar sunmuştur. Bu katkılar ışığı altında PISA fen okur-yazarlığı yeterlilik düzeylerinin artırıması adına anlatı oyun programının kullanımı sağlanabilir.

AnlatıBiyoloji eğitimiEğitsel oyunlar+2
Fatma Çapan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ters yüz sınıf modeline dayalı etkileşimli videolarla zenginleştirilmiş İngilizce eğitiminin dinleme becerisine etkisi

Dinleme becerisi en az araştırılan ve öğreticiler tarafından en çok ihmal edilen buna bağlı olarak da eğitim öğretim faaliyetlerinde öğrencilerin en çok zorlandıkları beceridir. Dinleme becerisinin geliştirilmesindeki ana problemler öğrencilerin konuşmacının hızı üzerinde kontrol eksikliği, tekrarını isteyememe, yetersiz kelime dağarcığı, ipuçları ve imaları anlayamama, duyulanı hızlıca hızlı olması ve hızlıca yorumlayamama, dikkat eksikliği, dinleme becerisinin gelişimini desteklemeyen öğretme süreçleri ve öğrenme alışkanlıklarıdır. Bu sorunların üstesinden gelmek için teknolojinin imkânlarından faydalanılabilir ve öğretim sürecine okul dışı zamanda katılabilir. Bu bağlamda Ters Yüz Sınıf (TYS) modeli eğitimcilere bu olanakları sunmaktadır. Ancak TYS modelinde öğrenci videoyu dikkatli bir şekilde mi izledi yoksa sadece videoyu açıp başka şeylerle mi ilgilendiğini öğretmenin bilmesi neredeyse imkânsızdır ancak tam bu noktada interaktif videolar bu problem için harika bir çözüm sunmaktadır çünkü öğretmen her öğrencinin ne kadar zaman geçirdiğini ve kalitesini tam olarak bilebilir. Yapılan bu çalışma ile TYS modeline dayalı etkileşimli videolarla desteklenen İngilizce dersinin dinleme becerisi üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende 6 hafta süresince yürütülen bu çalışmada kontrol grubunda dersler TYS modeline uygun şekilde işlenirken deney grubunda dersler etkileşimli videolarla zenginleştirilmiş TYS modeline uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma süresince Eğitim Bilişim Ağı (EBA) da olan içeriklerden faydalanılmıştır. EBA'da yer alan ders kitapları ve çalışma kitaplarında yer alan dinleme metinleri ücretsiz çevrimiçi grafik tasarım aracı Canva'da videolarla zenginleştirilmiştir. Video haline getirilen dinleme metinleri araştırmacı tarafından hazırlanan konu anlatım videolarına eklenmiştir. Son halini alan ders içerikleri Edpuzzle üzerinden deney grubu için etkileşimli olarak, kontrol grubu için etkileşimsiz olarak paylaşılmıştır. Öntest-sontest olarak araştırmacı tarafından 23 sorudan oluşan dinleme becerisi testi geliştirilmiştir. Dinleme becerisi testinin madde güçlük indeksi 0.64 olarak, ayırt edicilik indeksi ise 0.58 olarak hesaplanmıştır. Testin iç tutarlılığının KR-20 değeri ise 0.89 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda grupların normal dağılmasından dolayı verilerin analizinde parametrik testlerden bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında 5. sınıfa devam eden iki 5. sınıf şubesinin öğrencileri oluşturmuştur. Şubelerden biri kontrol grubu olarak diğeri de deney grubu olarak atanmıştır. Deney grubu ve kontrol grubu 39'ar öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma sonunda gruplar dinleme becerisi testinden aldıkları test sonuçlarına göre kıyaslandığında deney grubu lehine anlamlı sonuç bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ters Yüz Sınıf Modeli, Etkileşimli Videolar, Edpuzzle

Sadık Koska
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz Çatışma Çözümü Eğitim Programının çatışma çözme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz Çatışma Çözümü Eğitim Programı'nın çatışma çözme becerileri üzerinde etkililiğini ilkokul ikinci sınıflarda sınamak ve bu deneyimin öğrenciler için anlamını ortaya koymaktır. Araştırma tek grup ön test-son test deneysel desen ile yürütülmüş ve elde edilen nicel verilerin nitel verilerle desteklendiği açımlayıcı sıralı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, çatışma çözme becerisi ölçeği, çatışma senaryoları ile; nitel verileri ise yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Batı Karadeniz'de bir ilde devlet ilkokuluna devam eden 16 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki öğrencilere çatışma çözme becerisi ölçeği ve çatışma senaryoları ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Öğrencilere 21 oturumdan oluşan 8 haftalık "Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz" çatışma çözümü eğitim programı haftada iki saat olarak uygulanmıştır. Öğrencilerle uygulama sürecini nasıl anlamlandırdıklarını tespit etmek amacıyla süreç sonunda görüşmeler yapılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası toplanan veriler nonparametrik testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiş, nitel veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Programın etkililiğine bakmak için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular "Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz Çatışma Çözümü" eğitim programının öğrencilerin çatışma çözme becerilerini yüksek etki büyüklüğü ile geliştirdiğini göstermektedir. Uygulanan program sonrasında öğrencilerin yıkıcı çatışma çözme davranışlarının azaldığı; yapıcı çatışma çözme stratejilerinin kullanımının arttığı, öğrencilerin uygulanan eğitim programından keyif aldıkları, programın öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini, çatışma çözme, empati, öfke yönetimi gibi becerilerini geliştirdiği ortaya konmaktadır. Araştırmanın sonunda uygulamaya yönelik olarak, ilkokulda bu programın uygulanması, eğitim programına anlaşmazlık çözümü ile ilgili eğitimler konulması, sosyal kulüp olarak "çatışma çözme kulüpleri" açılması önerilmiştir. Araştırmacılara yönelik ise; farklı gruplarla boylamsal araştırmaları yapılması, özellikle ilkokul alt kademleri için çatışma çözme eğitim programları geliştirilmesi, çatışma çözme programlarının etkililiğinin farklı değişkenler üzerinde sınanması gibi öneriler getirilmiştir.

Nur Erdoğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün yeteneklilere destek eğitim odası eğitimi veren sınıf öğretmenlerinin bu eğitime ilişkin görüşleri

Türk toplumunda üstün yeteneklilerin eğitimi tarihi sürece bakıldığında ayrı bir öneme sahip olmuştur. Günümüzde de toplumun yalnızca %2'sini oluşturan bu öğrencilerin eğitimi Türkiye'de en yaygın olan uygulamalar Bilim ve Sanat Merkezlerinde verilen eğitim ve destek eğitim odalarıdır. Bu eğitimler Türkiye'de yaygın bir şekilde verilmektedir ve Millî Eğitim Bakanlığı 2022 yılında üstün yeteneklilere verilen destek eğitim odası eğitiminde kullanılmak üzere etkinlik kitapları yayınlamıştır. Bu çalışmanın amacı ilkokullarda üstün yeteneklilere verilen destek odası eğitimi ve 2022 yılında basımı yapılan üstün yetenekliler için destek eğitim odası matematik etkinlikleri kitabı ile ilgili; destek eğitim odasında eğitim veren sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz'de bir ilde üstün yeteneklilere destek eğitim odası eğitimi veren 13 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik çalışma yöntemi kullanılmıştır. Üstün yeteneklilere verilen DEO eğitimi ile ilgili öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla öğretmenlerle görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde kullanılmak üzere yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Hazırlanan görüşme formunda beş demografik soru, dokuz adet açık uçlu soru ve bunun alt başlıklarında sorulardan daha derinlemesine cevap alabilmek için hazırlanan sorular yer almaktadır. Araştırmada toplanan veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Önce kodlar oluşturulmuş ve kodların ortak yönleri tespit edilerek temalara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilere DEO eğitimi verebilmek için hizmet içi eğitime ihtiyaç duydukları, bu eğitimin içeriğinde üstün yeteneklilerin özellikleri, psiko sosyal durumları ve üstün yetenekliler için etkinlik hazırlama eğitimi olması gerektiği belirlenmiştir. Destek eğitim odalarında öğretmenlerin daha çok matematik ders ve etkinliklerine yer verdikleri, bu dersi işlerken daha çok öğrencilerin aktif oldukları yöntemleri tercih ettikleri, deney ve tasarımlara yer verdikleri tespit edilmiştir. Öğretmenler ölçme değerlendirme yöntemi olarak ise daha çok klasik ölçme değerlendirme ve öğretmen merkezli ölçme değerlendirme yöntemlerini tercih ettikleri belirlenmiştir. DEO matematik etkinlikleri kitabı ile ilgili olarak ise üstün yetenekliler için DEO'da kullanılmak üzere daha fazla kaynak yayınlanması, bu kaynakların ulaşılabilir olması ve kaynakların içeriğinde üst düzey becerileri geliştiren etkinliklere yer verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca okullarda birden fazla destek eğitim odasının bulunması, bu destek eğitim odalarının üstün yetenekliler için özel tasarlanmış olması ve bu dersliklerde etkinlikleri yapabilmek için gerekli her türlü materyalin bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Üstün Yetenek, Destek Eğitim Odası Eğitimi, Sınıf Öğretmeni

Betül Aydın
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler

Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil (İngilizce) öğrenmelerini etkileyen etmenlerden; yabancı dil kaygısının, aile eğitim seviyesi ve mesleğinin, öğrenim gördükleri okul ve okul türünün (devlet, özel gibi), cinsiyetlerinin, yabancı dil ve ders işleme teknikleri hakkındaki düşüncelerinin İngilizce öğrenimine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, Gaziantep'te 2004-2005 öğretim yılında yabancı dil ağırlıklı eğitim veren 17 lisenin hazırlık sınıflarında öğrenim gören 1454 öğrenci arasından rasgele-örnekleme yöntemiyle seçilen 293 öğrenciye Likert tipi ölçek uygulandı. Verilerin analizi için t-testi, tek yönlü ANOVA ve Scheffé testleri kullanıldı.Öğrencilerin, anne ve babalarının eğitim düzeylerinin, mesleklerinin, cinsiyetlerinin, mezun oldukları ve okudukları okul türünün yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırıldı ve öğrencilerin kaygı düzeylerinin bunlardan etkilenmediği sonucuna ulaşıldı. Ancak öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi yüksek olan bazı okullarda öğrencilerin yabancı dil başarı düzeyleri düşük bulundu.Ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeylerinin başarılarını etkilediği, yabancı dil kaygısı yüksek öğrencilerin akademik yıl sonu yabancı dil notlarının düşük olduğu, düşük yabancı dil kaygısı taşıyan öğrencilerin ise notlarının yüksek olduğu ortaya çıkarıldı. Bununla birlikte, araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin yabancı dil başarı düzeylerinin, babalarının eğitim düzeyinden, öğrenim gördükleri okuldan, okul türünden ve dil hakkında geliştirdikleri olumlu düşüncelerinden etkilendiğini göstermektedir. Bulgular öğrencilerin yabancı dil kaygı seviyelerinin cinsiyetlerine göre farklılık göstermediğini, ancak kız öğrencilerin yabancı dil başarı seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Güzide Öner
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Lise 10. sınıf öğrencilerinin bilişsel stilleri arasındaki farklılıkların akademik başarı, eğitimsel uzmanlaşma alanı ve cinsiyet açısından incelenmesi (Gaziantep ili örneği)

The study was carried out in Gaziantep in order to analyze the differences among the 10th grade students' cognitive styles in terms of academic success, academic specialization and gender. The sample of the study was drawn randomly from the whole population. The disproportionate sampling method in cluster sampling methods was used in the selection of the sample. Two highschools from each Şehitkâmil and Şahinbey district were chosen randomly as the sample. The cognitive styles of the students were determined with the use of the ?Learning Styles Inventory? designed by Kolb in 1984. In order to determine the acedemic success of the students, the average of the students' grades given throughout the 9th year was used. Upon the analysis of the data, it was found that there were significant differences among the students'cognitive styles in terms of academic success and academic specialization. However no significant difference was observed in the cognitive styles of 10th grade students in terms of gender.Key words: Cognitive styles, Academic success, Academic specialization, Gender

Akademik başarıBilişsel tarzlarCinsel kimlik
Sedat Kanadlı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanma düzeylerinin incelenmesi (Kilis ili örneği)

Bu araştırmanın temel amacı; ilköğretim II. kademe öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri ile bunun sosyal ve pedagojik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmanın ilk aşamasında; bilgi edinme, araştırma-inceleme, iletişim, oyun-eğlence ve kendini ifade etme adı altında toplam beş alt boyuttan ve 18 maddeden oluşan ?Bilişim Teknolojilerinden Yararlanma Ölçeği? geliştirilmiştir. Ölçeğin son hali, evrenden oranlı küme örneklem alma yoluna gidilerek, 734 ilköğretim ikinci kademe öğrencisine uygulanmıştır. Araştırmanın sonraki aşamalarında; öğrencilerin evlerinde bulunan bilişim teknolojisi imkanları, bilişim teknolojilerinden en çok yararlanma amaçları, bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri, bu yararlanma düzeylerinin cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri sınıflara, genel not ortalamalarına, anne ve babalarının eğitim ve mesleki durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın sonunda; öğrencilerin bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri genel olarak; bilgi edinme, araştırma-inceleme, iletişim ve oyun-eğlence alt boyutlarında orta düzey olarak belirlenirken, kendini ifade etme alt boyutunda ise düşük düzey olarak belirlenmiştir. Cinsiyete göre bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri genel olarak incelendiğinde; ölçeğin toplam puanları ile cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflara, genel not ortalamalarına ve anne ve babaların eğitim ve mesleki durumlarına göre bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.

Mustafa Özmusul
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Amacı yapılandırılmamış felsefe sohbetleri yoluyla eleştirel düşünme öğretiminde yeni bir yaklaşım

Bu araştırma, Amacı Yapılandırılmamış Felsefe Sohbetlerinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine etkisini belirlemeyi ve bu deneyimin öğrenciler ve sınıf öğretmeni tarafından nasıl anlamlandırıldığını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Ege Bölgesi'nin bir büyükşehrinin ilçe merkezindeki bir devlet ilkokulunun dördüncü sınıfına devam eden 48 öğrenci (22 deney, 26 kontrol) ile yürütülmüştür. Araştırma, karma araştırma yönteminin deneysel karma (iç içe karma) desenine göre yürütülmüştür. Deney grubuna 8 hafta boyunca Amacı Yapılandırılmamış Felsefe Sohbetleri programı araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Kontrol grubunda okuldaki mevcut öğretime devam edilmiştir. Çalışmanın nicel verilerini toplamada Eleştirel Düşünme Becerisi Yazılı Testi 1 ve 2 kullanılmıştır. Nitel veriler ise öğrenci günlükleri, öğrenci görüşmeleri, öğretmen günlükleri ve öğretmen görüşmesi ile toplanmıştır. Nicel ve nitel verilerden elde edilen bulgular birbirlerini doğrular nitelikte olup Amacı Yapılandırılmamış Felsefe Sohbetleri öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmektedir. Öğrenciler ve sınıf öğretmeni felsefe sohbetlerinin keyifli, verimli, farklı ve derinlemesine düşünmeye hizmet eden, sorgulama becerisini artıran, öğrencilerde felsefeye karşı olumlu duygular oluşturan, eleştirel bakış geliştirmelerini sağlayan, düşünsel sabır içerisinde mantıklı düşünmeyi artıran bir uygulama olduğunu düşünmektedirler. Çalışma sonunda uygulayıcılara ve araştırmacılara bu yaklaşımın uygulanması ve farklı gruplarda denenmesi için öneriler sunulmuştur. Alanyazında P4C yöntemi kullanılarak yapılan çalışmalar mevcuttur ancak "amacı yapılandırılmamış" farkıyla ortaya konan bu model alanda ilk olma özelliği taşımaktadır. Bu nedenle farklı deneysel çalışmalarla farklı gruplarda sınanması önerilmektedir.

Mehmet Toz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1960 Askeri Darbesinin üniversitelere müdahalesi ve 147'ler Tasfiyesi

Bu çalışmada, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası oluşan Milli Birlik Komitesi tarafından çıkartılan 114 sayılı kanunla üniversitelerdeki görevlerinden affedilen 147 öğretim üyesinin kimler olduğu, uzaklaştırılma nedenleri, o dönem yaşanan gelişmeler ve yaşanan bu olaya kamuoyunun tepkisi incelenmiştir. Dünyada ve Türkiye'de üniversiteler tarihleri boyunca yaşanan siyasi gelişmelerden en çok etkilenen kurumların başında gelmişlerdir. Her siyasi iktidar üniversiteleri kendi himayesi altında tutmanın peşine düşmüş doğrudan ya da dolaylı olarak üniversitelere müdahalelerde bulunmuştur. Belirtilen nedenlerle, araştırmanın kavramsal çerçevesinde dönemin siyasi gelişmelerinin yanı sıra, üniversite ve özerklik kavramları da incelenerek siyaset - üniversite ilişkisi de ortaya konulmaya çalışılmıştır.Araştırmada; tarihi araştırma metodu kullanılarak ilgili belgeler taranmak suretiyle verilere ulaşılmıştır. Elde edilen verilerde; Türkiye'nin siyasi yapısı, 27 Mayıs 1960 darbesi ve sonrası yaşanan gelişmeler, üniversiteler tarihi, 114 sayılı kanunla üniversitelerde yaşanan tasfiye hareketi ve tasfiye edilenlerin kimler olduğu incelenmiştir. Ayrıca, 114 sayılı kanunun çıktığı 28 Ekim 1960 tarihinden itibaren Milliyet, Vatan, Tercüman ve Cumhuriyet Gazeteleri'nin arşivleri taranmış, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversiteleri'nden gerekli izinler alınarak arşivlerdeki 147 öğretim görevlisiyle ilgili bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Ancak İstanbul ve Ankara Üniversiteleri araştırma için gerekli izni vermemiştir.114 sayılı kanunla 147 öğretim üyesinin somut delillere dayandırılmadan ve kendilerine savunma hakkı verilmeden bir daha dönmemek üzere üniversitelerden tasfiye edilmiş olmaları nedeniyle araştırmada bu tasfiye süreci ve üniversite - siyaset ilişkisi de incelenmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleAskeri müdahale+4
Derya Kayacan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

100 temel eserlerde yer alan değerlerle sosyal bilgiler öğretim programındaki değerlerin uyumu

Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim okulları için tavsiye ettiği"100 Temel Eser? listesinde belirtilen eserlerde yer alan değerler ile ilköğretim sosyal bilgiler öğretim programında verilen değerlerin uyumu incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim okulları için tavsiye ettiği ? 100 Temel Eser? okuma kitapları serisi; çalışma grubunu ise 100 temel eser serisindeki kitapların sayfa sayılarına göre gruplandırılması sonucu, bu eserler arasından maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile seçilen on iki (12) yerli yazarlı ve dokuz (9) yabancı yazarlı olmak üzere toplam yirmi bir (21) kitap oluşturmaktadır.Çalışma grubunu oluşturan yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda bulunan değerler incelenmiş ve yapılan analizler sonucunda, incelenen yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda yer alan değerler tespit edilmiştir. İncelenen yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda en fazla bulunan değerler, sevgi, yardımseverlik, saygı, estetik, dostluk, acıma, cesaret, ümit, merhamet ve başarılı olma değerleri, en az bulunan değerler ise emaneti korumak, feragat, istişare, görgülü olmak, sağlıklı olmaya önem verme, tutumluluk, yeniliklere açıklık, ahlaklı olma, doğa sevgisi, eşitlik, hoşgörü, milli birlik şuuru, ölçülülük, sadelik ve zarafet değerleri olmuştur. İncelenen kitaplarda sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerlerden, sırasıyla sevgi, yardımseverlik, saygı, estetik ve özgürlük değerleri en fazla yer alan değerler olmuştur. İncelenen kitaplarda sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerlerden bilimsellik, sağlıklı olmaya önem verme, hoşgörü, barış ve bağımsızlık değerleri olmuştur. İncelenen yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda tespit edilen değerler içinde, Sosyal Bilgiler Öğretim Programında yer alan değerlerden bağımsızlık, estetik, misafirperverlik, sağlıklı olmaya önem verme ve temizlik değerlerini destekleyen değer olmamıştır. Yapılan analizler sonucunda, yerli ve yabancı yazarlı kitaplarda, Sosyal Bilgiler Öğretim Programında yer alan değerleri zedeleyen ifadeler yer almıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, Değerler Eğitimi, İlköğretim 100 Temel Eser

100 temel eserDeğerlerDeğerler eğitimi+5
Osman Aktan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yetiştirme yurtlarında kalan bireylerin eğitim sorunları: İstanbul ili örneği

Bu araştırmanın amacı Yetiştirme yurdunda kalan bireylerin yurtta, yurt dışındaki sosyal hayatlarında ve devam ettikleri okullarda yaşadıkları sorunların ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Araştırma var olan durumu saptamaya yönelik olduğundan tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırma için yurtta kalan bireylere yönelik sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve yetiştirme yurdunda kalmış olan birey ile birlikte toplumsal sorunlarla, eğitim sorunları aile ve yurtta yaşanılabilen sorunlarla ilgili olarak anket formu hazırlanmıştır. Bu anket formu İstanbul'da bulunan Halkalı Erkek Yetiştirme Yurdu, Zeytinburnu Erkek Yetiştirme Yurdu ve Atatürk Kız Yetiştirme Yurdu'nda kalan toplam 113 bireye uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 13 paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Veriler istatistiksel yöntemler kullanılarak bireylerin geneli ve cinsiyete göre sonuçlar olarak iki şekilde tablo haline getirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin toplumsal hayatta yaşayacaklarını düşündükleri sorunlar, okul başarıları, geleceğe dair beklentileri ve yurt koşullarına yönelik düşünceleri ile ilgili veriler elde edilmiştir. Yurtta kalan bireylerin sağlıklı gelişebilmesi için her türlü fiziksel ve eğitim imkanının yurt müdürlüğü tarafından sağlandığı fakat bu imkanlara rağmen bireylerin büyük bir kısmının okul başarı durumlarının istenilen seviyede olamadığı görülmüştür. Yurtta bireylerin sağlıklı gelişebilmesi için her türlü fiziksel ve eğitim imkanının sağlandığı fakat bu imkanlara rağmen bireylerin büyük bir kısmının okul başarı durumlarının istenilen seviyede olamadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Yetiştirme yurdu, eğitim sorunları

Esra Çiğdem Arslan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ile sosyal medya bağımlılığının akademik erteleme davranışlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ile sosyal medya bağımlılık düzeylerinin akademik erteleme davranışları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu çalışmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları, sosyal medya bağımlılık düzeylerinin akademik erteleme davranışı üzerindeki etkisinin belirlemesinde etkili olduğu düşünülen cinsiyet, sınıf ve öğrenim gördükleri okul değişkenleri dikkate alınarak uygun örnekleme yöntemi ile Zongudak ili Ereğli ilçesindeki 6 farklı liseden 867 öğrenciye uygulama yapılmıştır. Araştırmada verileri toplamak amacıyla lise öğrencilerinin sosyodemografik özelliklerini ve sosyal medya kullanım durumlarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin sosyal medya bağımlılıklarını belirlemek için Günüç (2009) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği; akademik erteleme düzeylerini belirleyebilmek için Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen Akademik Erteleme Ölçeği ve sosyal medya kullanım amaçlarını belirlemek için de Şişman-Eren (2014) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Kullanım Amaçları ölçeği kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede cinsiyete göre sosyal medya kullanım amaçları genel puanında anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür, kadın öğrencilerin sosyal medya kullanım amaçları genel puanlarının erkek öğrencilerden elde edilen puanlardan istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre hem genel hem de kadın ve erkek öğrencilerde sosyal medya bağımlılığı genel puanında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeylerine göre değerlendirildiğinde sosyal medya kullanım amaçlarının ve akademik erteleme davranışlarının gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. 9. Sınıf öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ve akademik erteleme puanlarının diğer sınıf düzeylerine göre düşük olduğu görülmüş, öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı puanlarında ise sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrenciler okullarındaki ortalama puan durumlarına göre değerlendirildiğinde sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı puanlarının anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Akademik erteleme davranışı puanlarında ise not ortalamalarına göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Lise öğrencilerinin sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı puanlarında internette geçirilen süreye göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medya bağımlılığı puanları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı ile akademik erteleme davranışı puanları arasındaki ilişki incelendiğinde iki değişken arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların sosyal medya kullanım amaçları puanlarının akademik erteleme davranışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı şekilde bir yordayıcılığının bulunmadığı görülmüştür. Bu araştırma, Zonguldak ili Ereğli ilçesindeki Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören lise öğrencilerini kapsamaktadır. Ulaşılan bulguların kapsam genişliğini artırmak için benzer değişkenler ve ölçme araçları kullanılarak Türkiye'deki farklı iller ve ilçelerde yer alan ilkokul, ortaokul ve üniversite öğrencileri, devlet ve özel kurumlarda öğrenim görenler olarak farklı çalışmalar yapılabilir. Aynı değişkenler ve benzer örneklem kullanılarak karma ya da nitel araştırma yöntemleriyle de öğrencilerin İnternet bağımlılığı ve akademik erteleme düzeyleri incelenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Bağımlılık, Akademik Erteleme

Akademik ertelemeEtkileşimli medyaSosyal medya+2
Yakup Sarıgül
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerileri öğretimi, mesleki öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerileri öğretimi, mesleki öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, öğretmenlerin bu üç temel alandaki yeterliliklerini belirlemek ve aralarındaki ilişkileri ortaya koymak hedefiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın verileri, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan toplam 261 öğretmenden (158 kadın ve 103 erkek) elde edilmiştir. Verilerinin analizinde SPSS programı kullanılmış, ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçek verileri değerlendirilirken sonuçların normallik değerleri için çarpıklık-basıklık değerleri ve Kolmagorov-Smirnov testlerinin sonuçları incelenmiştir. Araştırmada kullanılan ölçekler arasındaki ilişkileri belirlemek için Spearman korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak, Özyurt (2020) tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Becerileri Öğretimi Ölçeği", Schmitz ve Schwarzer (2000) tarafından geliştirilen ve Yılmaz, Köseoğlu, Gerçek ve Soran (2004) tarafından Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği" ve Karabağ Köse, Karataş, Küçükçene ve Taş (2020) tarafından geliştirilen "Öğretmen Mesleki Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerileri, mesleki öz-yeterlilikleri ve motivasyonları arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Analiz sonuçları, öğretmenlerin yirmi birinci yüzyıl becerilerine ilişkin farkındalıklarının yüksek olduğunu ve bu becerileri öğrencilere kazandırma noktasında yetkin olduklarını göstermektedir. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının mesleki motivasyonları üzerinde belirgin bir etkisi olduğu saptanmıştır. Mesleki öz-yeterlilik düzeyi yüksek olan öğretmenlerin motivasyonlarının da yüksek olduğu ve bunun eğitimdeki başarıya olumlu yansıdığı görülmüştür. Bu doğrultuda, öğretmenlerin 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeye yönelik mesleki gelişim programlarının güçlendirilmesi ve öz-yeterlilik algılarını artırmayı hedefleyen stratejilerin uygulanması önerilmektedir.

Berkay Göç
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyotelist olma ve sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada Eğitim fakültelerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin Sosyotelist Olma ve Sosyal Kaygı Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel bir araştırma yöntemi olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde kolay ulaşılabilir veya erişilmesi kolay olarak da tanımlanan uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi'nde 2023-2024 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 508 eğitim fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar 427'si kadın 81'i erkeklerden oluşmaktadır. Araştırmada veriler yüz yüze toplanmıştır. Araştırmada Orhan Göksün (2019) tarafından geliştirilen "Genel Sosyotelizm Ölçeği" ve Alkış, Kadirhan ve Şat (2017) tarafından geliştirilen "Sosyal Medya kullanıcıları için Sosyal Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır Verilerin analizinde korelasyon analizi ve betimsel istatistikler, t-Testi, ANOVA, post hoc testlerinden yararlanılmıştır. Katılımcıların Sosyotelizm ölçek sonuçlarına Nomofobi alt boyutunda yüksek bir puana sahip oldukları görülmüştür. Kişilerarası Çatışma alt boyutunda en düşük düzeyde sorun yaşanırken, Kendini Yalnızlaştırma boyutunda katılımcıların insanlarla vakit geçirmek yerine telefonla ilgilenme eğilimlerinin düşük olduğu anlaşılmaktadır. Problem Farkındalığı boyutunda, telefon kullanımının sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebileceğinin farkında oldukları ancak bu farkındalığın yüksek düzeyde olmadığı dikkat çekmektedir. Genel değerlendirmede, katılımcı öğretmen adaylarının orta düzeyde sosyotelist oldukları ve orta düzeyde sosyal kaygıya sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Nomofobi ile Sosyal Kaygının alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sosyal medya kullanımının Sosyal Kaygı ölçeğinin Paylaşılan İçerik Kaygısı ve Gizlilik Kaygısı arasında da pozitif yönlü yüksek ilişki bulunmuştur. Son olarak Sosyotelizm ile Sosyal Kaygı arasında zayıf düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Ezel Günel
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin çok dillilik kimliğinin incelenmesi

Bu araştırmada, Haukas vd.(2021) tarafından geliştirilen ve orijinal adı "Ungsprak Electronic Questionnaire " olan ''Çok dilli Kimlik Ölçeğin'' Türkçeye uyarlanması ve uyarlanan ölçek ile Türkiye'deki lise öğrencilerinin çok dilli kimlik düzeylerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçeye çevirisi yapılırken çeviri yöntemlerinden seri yaklaşım yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örnekleminde toplam 597 kişi bulunmaktadır. Bunlardan 270 kişilik veri seti ölçek uyarlama aşamasında AFA ve DFA ve analizlerinde kullanılmıştır. 327 kişilik veri seti ise ölçek uygulama süreci ve diğer analizlerde kullanılmıştır. Araştırmadaki veriler SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir Türkçeye uyarlanan Çok Dilli kimlik Ölçeğinin genel Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısının 0.81 olduğu belirlenmiştir. Araştırmada Türkçeye uyarlaması yapılan ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir. Uyarlanan ölçek ile yapılan uygulama sunucunda lise öğrencilerinin büyük ölçüde kendilerini çok dilli bireyler olarak algıladıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan lise öğrencilerinin çok dilli kimlik ve alt faktörleri ile cinsiyet, öğrenim gördükleri sınıf, okul türü, farklı ülkelerde yaşam deneyimi, Türk Dili ve Edebiyatı, İngilizce ve Almanca dersi akademik başarısı değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya çıktığı görülmüştür. Sonuç olarak Türkçeye uyarlanan "Çok Dilli Kimlik Ölçeği"nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir.

Çok dillilik
Gülseren Keserci
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin öğretme motivasyonu üzerine etkisi

Bu araştırma ile, okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklikleri, psikolojik sağlamlıkları ve öğretme motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlıklarının öğretme motivasyonunu yordama gücünü belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma desenine uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmaya 195 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veriler bilişsel esneklik ölçeği, psikolojik sağlamlık ölçeği kısa formu ve öğretme motivasyonu ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırmada betimsel istatistiklerden frekans, yüzde, ortalama, standart sapmanın yanı sıra bağımsız gruplar t testi, Anova, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin bilişsel esnekliklerinin yüksek, psikolojik sağlamlıklarının ve öğretmen motivasyonlarının orta-üst düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin bilişsel esnekliklerinin cinsiyete göre farklılaştığı, kıdeme ve çalışılan kurum türüne farklılaşmadığı; psikolojik sağlamlıklarının cinsiyete, kıdeme ve mezun olunan bölüme göre farklılaşmadığı, çalışılan kurum türüne göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretme motivasyonlarının ise cinsiyete, çalışılan kurum türüne göre farklılaştığı, kıdeme ve mezun olunan bölüm türüne göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmenlerin bilişsel esneklikleri ve psikolojik sağlamlıkları arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken, bilişsel esneklik ve öğretme motivasyonu arasında ilişki tespit edilememiştir. Araştırmada bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlığın anlamlı birer yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişsel esneklikOkul öncesi öğretmenlerPsikolojik sağlamlık
Burcu Ertek Eroğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin yapay zekâ kullanımına yönelik tutumları ile analitik ve bütüncül düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğretmenlerinin yapay zekaya yönelik tutumları ile analitik ve bütüncül düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 137 ortaokul öğretmeni katılmıştır. Araştırmada yapay zekâya yönelik tutum ölçeği ve problem çözerken analitik ve bütüncül düşünme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, korelasyon, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmada ortaokul öğretmenlerinin yapay zekaya yönelik tutumlarının olumlu olmadığı, yapay zekaya yönelik negatif tutumlarının cinsiyete ve meslekteki deneyime (kıdem) göre farklılaştığı belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin düşünme stillerinin birbirlerine yakın olmakla birlikte analitik düşünme stiline daha yakın olduğu belirlenmiştir. Analitik ve bütüncül düşünme becerilerinin cinsiyete göre farklılaşırken, mesleki deneyime göre farklılaşmadığı belirlenmiştir. Analitik düşünme stili baskın olan öğretmenlerin yapay zekâya yönelik negatif tutumlarının bütüncül düşünme stili baskın olan öğretmenlere göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmada yapay zekâya yönelik negatif tutumlar ile analitik ve bütüncül düşünme puanları arasında negatif yönlü ilişki tespit edilirken, pozitif tutumlar ile analitik ve bütüncül düşünme puanları arasında anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Araştırmada öğretmenlerin yapay zekaya yönelik negatif tutumları ve analitik ve bütüncül düşünme becerileri ilişkisinden yola çıkılarak bazı öneriler getirilmiştir.

Bütüncül eğitimEğitim teknolojisiOrtaokul öğretmenleri+1
Seda Halıcı Gürbüz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Maddenin tanecikli yapısı ve saf maddeler konusunda artırılmış gerçeklik uygulaması geliştirilmesi, uygulamanın öğrencilerin motivasyon, tutum, uzamsal yönelim ve akademik başarıya etkisinin incelenmesi

Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojileri kullanılarak geliştirilen öğretim materyali ile yapılan fen bilimleri öğretiminin; öğrencilerin fen dersine yönelik motivasyonlarına, akademik başarısına, uzamsal yönelimlerine olan etkisini incelemek ve ders işleniş sürecinde AG uygulaması kullanan ortaokul öğrencilerin AG uygulamalarına karşı tutumunu belirlemek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2018 yılında güncellenen Fen Bilimleri dersi öğretim programında yer alan "Madde ve Doğası" öğrenme alanı, "Saf Maddeler" konu başlığının kazanımları için ADDIE Modeli temel alınarak bir AG uygulaması hazırlanmıştır. Uygulamanın geliştirilmesi sürecinde bir AG uygulaması olan "Unity" ve "Vuforia" bilgisayar yazılım programlarından ve Millî Eğitim Bakanlığı'nın ülke genelindeki örgün eğitim sürecindeki tüm 7. sınıf öğrencileri için ücretsiz dağıtımını gerçekleştirdiği ders kitabından yararlanılmıştır. Araştırmada karma desen, sıralı eşit statülü tasarımı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel veriler boyutunda, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili, Ereğli ilçesindeki bir devlet ortaokulun 7. sınıfında öğrenim gören 48 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubundaki 24 öğrenciye ADDIE öğretim tasarım modeli temelinde geliştirilen AG destekli öğretim 8 haftalık sürede uygulanırken, kontrol grubundaki 24 öğrenciye ise ilgili kazanımlar dahilinde geleneksel öğretim uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test olarak " Maddenin Yapısı ve Özellikleri Konusunda Başarı Testi, Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği, Artırılmış Gerçeklik Uygulamaları Tutum Ölçeği ve Uzamsal Yönelim Testi" kullanılmıştır. Ön test ve son testten elde edilen veriler, görüşme formlarında elde edilen veriler ile desteklenerek analiz sağlanmıştır. Bu araştırma, AG destekli öğretimin, ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersindeki akademik başarılarını anlamlı ölçüde artırdığını ve uzamsal yönelim becerileri üzerinde olumlu bir etki yarattığını ortaya koymuştur. AG uygulamaları, özellikle soyut kavramların anlaşılmasını kolaylaştırarak öğrencilerin uzamsal düşünme becerilerinin gelişimine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, motivasyon üzerindeki etkisinin beklenenden sınırlı olduğu görülmüş, ancak öğrencilerin AG uygulamalarına karşı genel olarak olumlu bir tutum sergiledikleri sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, fen bilimleri eğitiminde artırılmış gerçeklik uygulamalarının yaygınlaştırılması, öğretmen becerilerinin geliştirilmesi ve eğitim politikalarına entegrasyonu yoluyla öğrenci başarısını artırmayı önermektedir. Gelecek araştırmalar, farklı konularda ve öğrenci gruplarıyla bu uygulamaların etkililiğini daha kapsamlı incelemelidir.

Ali Can Şimşek
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programının sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu çalışma, ilkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programını sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için sınıf öğretmenlerinin ilkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programının kazanım, içerik, öğrenme öğretme süreci ve değerlendirme boyutlarına ilişkin görüşleri toplanmıştır. Araştırmanın örneklerimini Ankara ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan 394 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına ulaşmak için sınıf öğretmenlerinin ilkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programının kazanım, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme boyutlarına ilişkin görüşlerinin cinsiyet, kıdem, mezun olunan okul türü, branş, program hakkında bilgi edinme durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Veriler, Kılıçoğlu (2007) tarafından literatüre kazandırılan "Sosyal Bilgiler Öğretim Programının Değerlendirilmesi" anketi aracılığıyla toplanmış ve SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında, iki grup arasındaki normal dağılım gösteren parametrelerin karşılaştırılmasında Bağımsız Örnekler t testi, ikiden fazla grup arasındaki normal dağılım gösteren parametrelerin karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca, anlamlı farklılıklara yol açan grubun tespit edilmesinde Tukey testi uygulanmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin sosyal bilgiler öğretim programına ilişkin görüşlerinin cinsiyet temelinde farklılık göstermediğini, ancak mesleki kıdem yıllarına bağlı olarak anlamlı bir farklılık sergilediğini ortaya koymuştur. Mesleki deneyimin artmasıyla birlikte, öğretmenlerin program hakkındaki görüşlerinin daha olumlu bir yönde değiştiği gözlemlenmiştir. Cinsiyet, mezun olunan fakülte ve branş gibi demografik değişkenlerin öğretmenlerin görüşleri üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, öğretmenlerin sosyal bilgiler öğretim programını değerlendirmede ortak bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektedir.

Süleyman Özcan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluşları ile öğretmenlik mesleğine yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluş düzeyleri ile öğretmenlik mesleğine yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda ilköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluşları ile öğretmenlik eğilimleri cinsiyet, sınıf düzeyi, mezun olunan lise türü, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenleri açısından karşılaştırılmıştır. İlköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluşları ile öğretmenlik mesleğine yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırma bir ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma araştırmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 akademik yılı içerisinde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 154 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgiler Formu", "Öznel İyi Oluş Ölçeği" ve "Öğretmenlik Eğilimi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Nedensel karşılaştırma deseni için non-parametrik testlerden olan Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Ayrıca ilköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluş düzeyleri ile öğretmenlik eğilimleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi için Spearman Rank korelasyon katsayısına bakılmıştır. Araştırma sonucunda ilköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluş düzeylerinde cinsiyet, sınıf düzeyi, mezun olunan lise türü, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı, öğretmenlik eğilimi düzeylerinde cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılaşma olduğu ancak mezun olunan lise türü, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenine göre anlamlı farklılaşma olmadığı görülmüştür. İlköğretim matematik öğretmen adaylarının öznel iyi oluşları ile öğretmenlik eğilimleri arasında istatistiksel anlamda düşük düzeyde pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Melahat Aylin Atasever
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının atanamama kaygılarının başarı yönelimlerine etkisinde öz yeterliklerinin aracılık rolü

Bu araştırmada, öğretmen adaylarının atanamama kaygılarının başarılı yönelimlerine etkisinde öz yeterliğin rolü incelenmektedir. Literatürde öz yeterlik, bireyin belirli bir hedef doğrultusunda gerekli davranışları sergileyebilme inancı olarak tanımlanırken, atanamama kaygısı ise öğretmen adaylarının meslek hayatına giriş sürecinde yaşadığı belirsizliklerden kaynaklanan psikolojik bir durumdur. Daha önce yapılan çalışmalar, öz yeterliğin bireyin akademik ve mesleki başarısı üzerindeki etkilerini ele almış ancak atanamama kaygısıyla ilişkisi detaylı biçimde incelenmemiştir. Bu bağlamda araştırma, literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın genel amacı, öğretmen adaylarının atanamama kaygıları ile başarılı yönelimleri arasındaki ilişkiyi öz yeterlik açısından değerlendirmektir. Bu kapsamda alt amaçlar arasında, atanamama kaygısının öğretmen adaylarının akademik ve mesleki motivasyonlarına etkisini belirlemek, öz yeterliğin bu süreçte nasıl bir aracı değişken rolü üstlendiğini analiz etmek ve öz yeterliği yüksek bireylerin başarılı yönelimlerinde nasıl bir farklılık olduğunu incelemek yer almaktadır. Araştırmanın önemi, günümüz eğitim politikaları ve öğretmen istihdamındaki belirsizlikler göz önünde bulundurulduğunda daha da artmaktadır. Öğretmen adaylarının mesleki motivasyonlarını ve yönelimlerini anlamak eğitim kurumlarına değerli bilgiler sunacaktır. Bu çalışma, öğretmen yetiştirme sürecinde psikolojik faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayarak eğitim sistemine katkı sağlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Betimsel tarama modeline dayalı olan çalışmada, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Eğitim Fakültesinde matematik, sosyal bilgiler ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören 1 ve 4. Sınıflardaki 170 öğretmen adayı çalışma grubunu oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü, istatistiksel analizlerin güvenilir sonuçlar vermesini sağlamak amacıyla yeterli düzeydedir. Veriler, "Öğretmen Adaylarının Atanamama Kaygısı Ölçeği", "Başarı Yönelimleri Ölçeği" ve "Akademik Öz Yeterlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bu analizler, değişkenler arasındaki ilişkileri anlamlandırmada etkili bir yöntem sunmaktadır. Bulgular, araştırma sorularına göre kategorize edilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, öğretmen adaylarının öz yeterlik düzeylerinin hem başarı yönelimleriyle anlamlı ve pozitif bir ilişki gösterdiğini hem de atanamama kaygısıyla karmaşık ama istatistiksel olarak dolaylı ilişkiler içinde olduğunu ortaya koymuştur. Öz yeterlik düzeyi arttıkça başarı yönelimleri artmakta; ancak atanamama kaygısı üzerinde öz yeterliğin doğrudan aracılık rolü gözlenmemiştir. Sonuçlar, öğretmen adaylarının mesleki kaygılarını azaltmak için öz yeterlik geliştirme programlarının önemine işaret etmektedir.

Başarı amaç yönelimleriKariyer kaygısıKişilik inançları+2
Zeynep Balta
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının depresyon düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen adaylarının depresyon düzeylerini Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) temelinde incelemek ve bu düzeylerin çeşitli demografik ve psikososyal değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Öğretmenlik, yalnızca akademik bilgi aktarımını değil; aynı zamanda duygusal dayanıklılığı, stresle başa çıkabilme becerisini ve empatik iletişimi de gerektiren çok boyutlu bir meslektir. Bu nedenle öğretmen adaylarının psikolojik iyi oluş düzeylerinin mesleğe geçiş sürecinde değerlendirilmesi, hem bireysel hem de toplumsal açıdan önem taşımaktadır.Araştırma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Türkiye'deki bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan toplam 147 öğretmen adayı üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılar; Okul Öncesi Öğretmenliği (n=70), İlköğretim Matematik Öğretmenliği (n=41) ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği (n=36) bölümlerinde öğrenim gören birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, bireylerin depresyon düzeylerini belirlemeye yönelik geliştirilmiş olan Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır.Veriler, SPSS 25.0 programı aracılığıyla analiz edilmiş; parametrik olmayan veriler için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testlerinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasında; pandemi döneminde ekonomik zorluk yaşama, sosyal izolasyon durumu, sağlık sorunu yaşama, ailevi problem yaşama, uzaktan eğitim sürecinde aksaklık yaşama ve psikolojik stres düzeyi yer almıştır.Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, öğretmen adaylarının depresyon düzeylerinin pandemi döneminde yaşadıkları psikolojik stres düzeylerine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Yüksek düzeyde stres yaşayan bireylerde depresyon belirtileri daha yoğun olarak gözlemlenmiştir. Diğer değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlı farklar saptanmamış olsa da, özellikle ekonomik zorluk, sosyal izolasyon ve uzaktan eğitim deneyimleri gibi etmenlerde dikkat çekici eğilimler gözlemlenmiştir.Bu bulgular, öğretmen adaylarının yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik destekle de güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Araştırma, eğitim fakültelerinde ruh sağlığı temelli önleyici programlara ihtiyaç duyulduğunu göstermekte; gelecek araştırmalar için daha geniş örneklemler ve nitel yöntemlerle desteklenmiş çalışmalar önerilmektedir.

Aday öğretmenlerPsikolojik dayanıklılıkİnsan psikolojisi
Gizemnur Apaydın
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmenlerinin kolektif öğretmen yeterliği ile mesleki motivasyon düzeylerinin ilişkisel olarak incelenmesi

Araştırma amacı, müzik öğretmenlerinin kolektif öğretmen yeterliği ile mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ayrıca öğretmenlerin kolektif öğretmen yeterliği ile mesleki motivasyon düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşma durumunu belirlemeyi de amaçlamaktadır. Araştırma modeli, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli doğrultusunda yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Çankaya ilçesinde görev yapan ve uygun/elverişli örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 119 müzik öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, kişisel bilgiler formu, kolektif öğretmen yeterliği ölçeği ve mesleki motivasyon ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H ve Spearman's rho korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda müzik öğretmenlerinin yüksek düzeyde bir kolektif yeterliliğe sahip oldukları, kadın ve erkek öğretmenler arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı, evli öğretmenlerin, bekar öğretmenlere göre kolektif öğretmen yeterliği düzeylerinin yüksek olduğu, öğretmenlerin mesleki kıdemi arttıkça kolektif yeterliliklerinde arttığı, eğitim durumuna göre öğretim stratejilerine yönelik kolektif alt boyutu ve öğrenci disiplinine yönelik kolektif yeterlik alt boyutunda lisansüstü eğitim almış öğretmenlerin düzeyi yüksek olmasına rağmen gruplar arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görüldü. Müzik öğretmenlerinin mesleğe karşı motivasyonlarının yüksek düzeyde olduğu, cinsiyet, mesleki kıdem, medeni durum ve eğitim durumu değişkenlerine göre bir farklılık olmadığı görüldü. Öğretim stratejisine yönelik kolektif yeterlik alt boyutu ve öğrenci disiplinine yönelik kolektif yeterlik alt boyutu arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu, kolektif öğretmen yeterliği ölçeğinin tüm alt boyutlarda pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, öğretmenlerin mesleki motivasyon ölçeğininde de mesleki gelişim ve saygınlık alt boyutu, fiziksel imkanlar, okul içi faktörler, gelişim ve saygınlık alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

Gülce Denizkurdu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile girişimcilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile girişimcilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu değişkenlerin cinsiyet, öğrenim görülen bölüm ve algılanan gelir düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 2024-2025 akademik yılı güz döneminde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Ereğli Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 307 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği " ve "Girişimcilik Becerileri Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerinin analizinde SPSS programı kullanılmış, ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Değişkenler için t test ve Anova, ilişkileri incelemek üzere pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile girişimcilik düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Yaşam boyu öğrenme eğilimi, girişimciliğin fırsatları görme, kendine güven, duygusal zekâ, risk alma ve yenilikçilik alt boyutlarıyla anlamlı düzeyde ilişkilidir. Cinsiyete göre yaşam boyu öğrenme eğiliminde kadın öğretmen adayları lehine anlamlı bir farklılık saptanırken, erkek öğretmen adaylarının risk alma düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Öğrenim görülen bölüm değişkeni açısından bazı girişimcilik alt boyutlarında anlamlı farklar görülmüş; Özel Eğitim ve PDR bölümü öğrencilerinin belirli girişimcilik becerilerinde daha yüksek puanlar aldığı belirlenmiştir. Algılanan gelir düzeyi değişkeninde ise risk alma alt boyutunda düşük gelir grubundaki öğrenciler lehine anlamlı fark gözlenmiştir. Sonuç olarak, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile girişimcilik düzeyleri arasında güçlü bir ilişki bulunduğu; bu iki kavramın birlikte ele alınarak bireysel ve mesleki gelişim açısından desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Ebru Sürekli Kırılmaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının bireysel yenilikçilik düzeyleri ile sosyal girişimcilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının bireysel yenilikçilik düzeyleri ile sosyal girişimcilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma, 274 kadın ve 68 erkek olmak üzere toplam 342 aday öğretmen üzerinden yürütülmüştür. Çalışma kapsamında veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", Hurt, Joseph ve Cook (1977) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından yapılan "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" ve Konaklı ve Göğüş (2013) tarafından geliştirilen "Aday Öğretmenlerin Sosyal Girişimcilik Özellikleri Ölçeği" kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada veriler t-testi, ANOVA ve Pearson Momentler Katsayısı teknikleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda yapılan veri analizinden elde edilen bulgulara göre; aday öğretmenlerin sosyal girişimcilik özelliklerinin öğrenim görülen bölüme göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra aday öğretmenlerin öğrenim gördüğü bölümü sevme derecelerinin de hem bireysel yenilikçilik hem de sosyal girişimcilik tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca formasyon öğrencileri ile eğitim fakültesi lisans öğrencileri arasında da tüm değişkenler açısından anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bir diğer bulguya göre sosyal girişimcilik toplam puanı ve alt boyutlarının bireysel yenilikçilik kategorilerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Değişkenler arasındaki ilişkilere bakıldığında ise, öğretmen adaylarının bireysel yenilikçilik düzeyleri ile sosyal girişimcilik toplam puanı ve sosyal girişimciliğin alt boyutları olan kişisel yaratıcılık, risk alma ve özgüven düzeylerinin tümü arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur.

Şeyma Bilgin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yapay zekâya yönelik tutumları ile yapay zekâ okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, öğretmen adaylarının yapay zekâya (YZ) yönelik tutumları ile YZ okuryazarlığı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüş ve veriler 2024-2025 güz döneminde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 310 öğretmen adayından toplanmıştır. Veriler, Yapay Zekâ Okuryazarlığı Ölçeği ve Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği kullanılarak elde edilmiş ve SPSS programı ile analiz edilmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının YZ'ye yönelik genel tutumlarının olumlu olduğunu, pozitif tutum puanlarının yüksek, negatif tutum puanlarının ise görece düşük düzeyde kaldığını göstermiştir. Cinsiyet ve bölüm değişkenlerine göre tutumlarda anlamlı fark bulunmazken; sınıf düzeyi arttıkça pozitif ve genel tutum puanlarının anlamlı biçimde yükseldiği belirlenmiştir. YZ'yi daha sık kullanan öğretmen adaylarının pozitif ve genel tutum puanları da anlamlı biçimde daha yüksek bulunmuştur. YZ okuryazarlığı düzeyi genel olarak yüksek saptanmış; etik duyarlılık ve kavramsal farkındalık düzeyleri güçlü, kullanım becerileri ise görece düşük kalmıştır. Cinsiyete göre yalnızca değerlendirme boyutunda erkeklerin puanları kadınlara göre anlamlı biçimde daha yüksek bulunmuştur. Bölümlere göre yalnız farkındalık boyutunda anlamlı fark gözlenmiş ve PDR öğrencilerinin farkındalık düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sınıf düzeyine göre değerlendirme puanları üst sınıflarda anlamlı biçimde artmıştır. YZ kullanım düzeyi arttıkça farkındalık, kullanım ve değerlendirme puanlarının da anlamlı biçimde yükseldiği; etik boyutta ise anlamlı fark bulunmadığı belirlenmiştir. Korelasyon analizleri, olumlu tutumların YZ okuryazarlığının farkındalık, kullanım ve değerlendirme boyutlarıyla pozitif ve anlamlı ilişkili olduğunu; negatif tutumla ise anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Yapay zekâya yönelik olumlu tutumların, yapay zekâ okuryazarlığını artırmada önemli bir etken olduğu göz önünde bulundurularak, öğretmen yetiştirme programlarının bu tutumları destekleyecek şekilde güncellenmesi önerilmektedir.

Gizem Duman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda Yetiştirme Programının (İYEP) değerlendirilmesi (Ankara ili örneği)

Bu araştırmanın amacı, İlkokullarda Yetiştirme Programı'nın (İYEP) uygulama sürecine ilişkin öğretmen görüşlerini, Stufflebeam'in Bağlam-Girdi-Süreç-Ürün (CIPP) modeline göre değerlendirmektir. Karma yöntemle yürütülen çalışmanın nicel boyutunda, Ankara ilinde görev yapan 389 sınıf öğretmeninden elde edilen veriler betimsel istatistiklerle; nitel boyutunda ise 15 öğretmenle gerçekleştirilen görüşmeler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgulara göre; öğretmenler, İYEP'in bağlam boyutuna ilişkin olarak programın genel amacının açık olduğu ancak öğrenci seçim süreci ve içeriğin tutarlılığı gibi alanlarda bazı sorunlar yaşandığını belirtmişlerdir. Girdi boyutunda ise ders içerikleri ve öğretmen yeterliliği olumlu değerlendirilirken, ders sürelerinin yeterliliği ve motivasyon gibi alanlarda daha sınırlı bir memnuniyet gözlemlenmiştir. Süreç boyutunda, öğretmenlerin büyük çoğunluğu, kullanılan yöntem ve tekniklerin öğrencilerin ilgisini artırdığını ve programın uygulama sürecinde kurumlar arası iş birliğinin büyük ölçüde sağlandığını ifade etmiştir. Ürün boyutunda ise İYEP'in öğrencilerin özellikle okuma, anlama ve temel matematiksel becerilerinde gelişim sağladığı yönünde görüş birliği olduğu, ancak değerlendirme uygulamalarının (ÖBA-ÖDA) yeterliliği konusunda farklı görüşlerin bulunduğu tespit edilmiştir. Öğretmenler İYEP'i akademik destek sağlaması, bireysel farklılıklara hitap etmesi ve öğrencilerin özgüvenini artırması açısından güçlü bulduklarını; ancak program süresi, materyal eksiklikleri, veli ilgisizliği ve zamanlama sorunları gibi alanlarda iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, İYEP'in genel olarak öğretmenler tarafından olumlu değerlendirildiği ancak bazı yapısal ve uygulamaya yönelik alanlarda geliştirmelere ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. İYEP'in etkililiğini artırmak için öğrenci seçim kriterlerinin netleştirilmesi, öğretim sürecine yönelik yöntem ve materyal desteğinin güçlendirilmesi ve değerlendirme uygulamalarının yeniden yapılandırılması önerilmektedir.

Nefise Özardıç
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin duygusal zekâ seviyelerinin ve problem çözme becerilerinin farklı değişkenlere göre karşılaştırılması

Yapılan araştırmalar IQ'nun zekânın gerçek ölçütü olsa bile hayatta mutlu ve başarılı olmak için duygusal zekânın belirleyici olduğunu düşündürmektedir. Duygusal zekânın aynı zamanda geliştirilebilir olması eğitim sisteminin ilgi alanına girmektedir. Ailede kazanılan duygusal zekânın okul hayatında geliştirilmesi, insanların yaşamlarında karşılaşacakları engelleri aşması ve problemleri çözmesinde yardımcı olacaktır. Bu araştırmada duygusal zekâ seviyesinin ve problem çözme becerisinin gelişiminde önemli katkısı olabilecek öğretmen adaylarının duygusal zekâ seviyeleri ve problem çözme becerileri farklı değişkenlere göre incelenmiştir. Tarama modeli kullanılan araştırmanın çalışma evrenini 2017/2018 eğitim öğretim yılında ZBEÜ Ereğli Eğitim Fakültesi, örneklemini ise söz konusu çalışma evreninden seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen Sınıf, Okul Öncesi, Fen Bilgisi, Türkçe, Sosyal Bilgiler, Matematik Öğretmenliği ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümleri öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya toplamda çalışmaya katılmayı kabul eden 813'ü kadın, 220'si erkek olmak üzere 1033 eğitim fakültesi öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği, Problem Çözme Ölçeği ve araştırmaya katılan katılımcılara ait kişisel bilgileri elde etmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS for Windows 20.0 programı kullanılmıştır. Verileri değerlendirirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında veriler normal dağılım göstermediğinden, iki grup arasındaki farkı Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda problem çözme becerisinin cinsiyet ve sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı, yaş ve bölüm değişkenine göre ise farklılaştığı; duygusal zekânın cinsiyet ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı, yaş ve bölüm değişkenine göre ise farklılaştığı saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda duygusal zekâ düzeyi ve problem çözme becerisinin yüksek olduğu öğretmenlerin yetiştirilebilmesi için öğretmen adaylarının eğitim öğretim programları hazırlanırken bölümlerin niteliğine ve beraberinde getirdiği duygusal özelliklere dikkat edilmelidir.

Duygusal zekaEğitim fakülteleriEğitim psikolojisi+3
Mehmet Ali Akyol
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Güney Kore'nin fen bilimleri öğretim programlarının karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı; Türkiye ve Güney Kore'de 3,4,5,6,7, ve 8. sınıflara uygulanan İlköğretim Fen Bilimleri Öğretim Programlarını içerik, eğitim felsefeleri ve amaçları, öğrenme öğretme süreçleri ve ölçme değerlendirme yaklaşımları boyutları bakımından karşılaştırarak programlarda var olan benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nitel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılarak ülkelerin eğitim sistemleri, ülkelerin coğrafi, siyasal ve ekonomik yapısı, eğitim felsefesi ve eğitim amaçlarına ilişkin bilgiler; makaleler, ülke makamlarının resmi internet sayfaları ve konuyla ilgili yazılmış kitaplardan elde edilmiştir. Her iki ülkede TIMMS 2015 sınavına giren öğrencilerin Fen ve Teknoloji Bilişsel Alanları ile ilgili bilgiler ise TIMSS 2015 Ulusal Bilim Raporlarından elde edilmiştir. Yaklaşım olarak karşılaştırmalı eğitim yaklaşımlarından yatay yaklaşım ve veri analiz yöntemi olarak da doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, öğretim programlarının felsefeleri, amaçları, öğrenme öğretme süreçleri ile ölçme ve değerlendirme durumları açısından değerlendirilerek karşılaştırılmalar yapılmıştır. Türkiye ve Güney Kore Fen Bilimleri Öğretim Programlarında dersin hedefleri, konulara ayrılmış ve kazanımlar verilerek öğretmenlere yol gösterici niteliktedir. Ancak Türkiye Fen Bilimleri Öğretim Programının bu bağlamda daha kapsamlı ve detaylı olduğu sonucuna varılmıştır. Türkiye ve Güney Kore Eğitim Sistemlerinde değerlendirmenin çeşitli sınavlar başta olmak üzere sürecin de önemini vurgulayan gözlem testleri ve raporlardan faydalanılarak yapıldığı gözlemlenmiştir. Türkiye ve Güney Kore seçme, yerleştirme ve sistem değerlendirmesi amacıyla ulusal sınavlar yapmaktadır. Ayrıca, TIMMS sınavına giren Türkiye ve Güney Kore'deki öğrencilerin bilişsel alanı oluşturan bilme, uygulama ve akıl yürütme alt boyutları açısından farklılaştığı bulunmuştur. Çalışmada bulgular tablolar halinde açıklanmış ve yorumlanmıştır. Araştırma bulgularının sonuçlarına göre Türkiye ve Güney Kore Fen Bilimleri Öğretim Programlarının şekil itibariyle benzerlikler gösterdiği gözlenmiştir. Ancak Türkiye Fen Bilimleri Öğretim Programının Güney Kore Fen Bilimleri Öğretim Programından daha kapsamlı olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular çerçevesinde önerilerde bulunulmuştur.

Fen bilgisiFen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimi+6
Fikriye Gökçehan Duman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Görme yetersizliği olan öğrenciler için görsel sanatlar dersi öğretim programının CIIP modeline göre değerlendirilmesi

Bu araştırma MEB'e bağlı Görme Engelliler Ortaokulu 5. sınıf total görme yetersizliği olan öğrencilere uygulanan görsel sanatlar dersi öğretim programını Stufflebeam' in bağlam, girdi, süreç ve ürün (CIPP) modeline göre değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Katılımcılar amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın verileri total görme yetersizliği olan öğrenci, velisi, görme yetersizliği olan iki sınıf arkadaşı, görsel sanatlar dersi öğretmeni ve araştırmacıdan elde edilmiştir. Araştırma verileri 18 haftalık ders içi gözlemler, görüşme ve doküman analizinden oluşmaktadır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında sınıfın fiziki yapısının kısmen yeterli olduğu, ders saatinin zamanla azaldığı, öğretmenin kendi çabalarıyla programı görme yetersizliği olan öğrencilere uyarladığı, üniversite eğitimi sırasında ve çalışma hayatında bu konuda herhangi bir hizmet içi eğitim almadığı görülmüştür. İkinci aşamada programın amacıyla içeriğinin uyumlu olduğu, programda kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerinin görme yetersizliği olan öğrencilerin hedeflere ulaşmasında etkili olamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üçüncü aşamada, öğretmenin programı uygularken düz anlatım yöntemini kullandığı, dokunsal materyallerin yetersiz olduğu görülmüştür. Dördüncü aşamada, programın belirlenen hedeflere ulaşamadığı, detaylı çalışmalarla programın geliştirilebileceği, öğrencilerin bu derste diğer öğrenciler gibi resim tekniklerini öğrenmek istedikleri fakat bu konuda bilgi edinemedikleri, görsel sanatlar dersinin diğer derslerin başarısının artmasına yardımcı olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Bağlam, girdi, süreç ve ürün modeliEngelli çocuklarEğitim programları+5
Aynur Sarısoy
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim programlarının karşılaştırılması: Türkiye, Rusya ve Finlandiya

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de uygulanan okul öncesi eğitim programıyla Rusya ve Finlandiya'da uygulanan okul öncesi eğitim programının çeşitli boyutlar (yapı, genel amaçlar, kazanım, içerik, eğitim durumları, ölçme-değerlendirme ve ek programlar) açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmada nitel araştırma modellerinden tarama modeli, yaklaşım olarak karşılaştırmalı eğitim yaklaşımlarından yatay yaklaşım ve veri analiz yöntemi olarak da doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin karşılaştırılması sonucunda ulaşılan sonuçlar şöyledir; Programların yapı boyutunda, Türkiye'de merkezi bir program uygulanırken, Rusya okul öncesi eğitim devlet standardının, uygulama yükümlülüğünde %60'lık kısmının, ülke genelinde eğitim birliğini oluşturmak amacıyla zorunlu olduğu, Finlandiya'da ise çerçeve bir okul öncesi eğitim planının belirlendiği ancak yerel yönetimlerin program hazırlama zorunluluğunun olduğu görülmüştür. Programların amaçları boyutunda, Türkiye, Rusya ve Finlandiya'nın çocukların bütünsel gelişimini desteklemeyi, ilkokula hazırlık sürecini sağlamayı ve eğitime eşit erişimin ülke genelinde sağlanmasını amaç edindiği görülmektedir. Programların kazanım boyutunda, Türkiye'de öz bakım becerileri kazanımlarının, Rusya ve Finlandiya'da karşılığının tam olarak olmadığı, Finlandiya'da çevre ve doğa çalışmaları kazanımlarının diğer ülkelere göre farklı olduğu belirlenmiştir. Programların, içerik boyutu kavramlardan oluşmaktadır. Türkiye, Rusya ve Finlandiya programlarında, kavramların hangi zaman aralığında çocuklara aktarılacağı belirlenmemiş, çocukların hazır bulunuşluk düzeylerine göre, öğretmenin seçimine bırakılmıştır. Programların eğitim durumları boyutunda ülkelerin, okul öncesi eğitimde oyunla öğrenmeyi ön plana aldıkları görülmektedir. Programların ölçme-değerlendirme boyutunda Türkiye ve Finlandiya'da çocuğun değerlendirme sürecinin öğretmen gözlemiyle yapıldığı, Rusya'da ise öğretmen gözlemiyle birlikte, uzmanlar tarafından uygulanan standart testler ile yapılabileceği belirtilmiştir. Finlandiya'nın, Rusya ve Türkiye'den farklılaşarak, okul öncesi dönemde çocuğun öz değerlendirme becerisi kazanmasına önem verdiği görülmüştür.

Eğitim programlarıFinlandiyaKarşılaştırmalı eğitim+5
Şeyda Ertuğrul
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin demokratik davranışları ile yansıtıcı düşünme eğilimlerinin 21.yüzyıl becerilerini öğretme düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin demokratik davranışları ile yansıtıcı düşünme eğilimlerinin 21. Yüzyıl becerilerini öğretme düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışmanın verileri 2019-2020 öğretim yılı güz döneminde, Zonguldak ili Karadeniz Ereğli ilçesinde bulunan MEB'e bağlı ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 441 öğretmenden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak ''Öğretmen Adaylarının Demokratik Algı ve Tutum Ölçeği'', ''Öğretmen ve Öğretmen Adayları için Yansıtıcı Düşünme Eğilimi (YANDE) Ölçeği'' ve ''21. Yüzyıl Öğreten Becerileri Kullanım Ölçeği'' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, Chaid analizi, Spearman Brown Sıra Farkları korelasyon yöntemi, Path analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğretmenlerin demokratik davranışları, yansıtıcı düşünme eğilimleri ve 21. yüzyıl becerilerini öğretmelerinin yeterli düzeyde olduğu bulunmuştur. Chaid analizi sonucuna göre öğretmenlerin demokratik davranışları, yansıtıcı düşünme eğilimleri ve 21. yüzyıl becerilerini öğretme alt faktörlerinin öğretim basamağı ve cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği; kıdemlerine göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Path analizine göre öğretmenlerin demokratik davranışları ile yansıtıcı düşünme eğilimlerinin 21. yüzyıl becerilerinin anlamlı yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokratik Algı, Demokratik Tutum, Demokratik Davranış, Yansıtıcı Düşünme, Yansıtıcı Düşünme Eğilimleri, 21. Yüzyıl Becerileri.

21. yüzyılBeceri eğitimiDemokratik algı+3
Tuba Demir
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

PQ4R öğrenme stratejisinin okuduğunu anlamaya, üst bilişsel düşünmeye, öz yeterlik inancına ve kalıcılığa etkisi

Bu çalışmanın amacı, PQ4R öğrenme stratejisinin okuduğunu anlama, üst bilişsel düşünme, öz yeterlik ve kalıcılık üzerine etkisini incelemektir. Bu amaçla, çalışma 2018-2019 öğretim yılı bahar döneminde, Zonguldak ilinde bulunan bir ilkokulun 4. sınıfında öğrenim gören toplam 35 öğrenci üzerinde, Türkçe dersi kapsamında, 12 haftayı kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney (N:17) ve kontrol grubu (N:18) olmak üzere iki farklı grup üzerinde çalışılmıştır. Deney grubunda PQ4R öğrenme stratejisi uygulanırken, kontrol grubuna müdahale edilmemiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında, "eşitlenmemiş kontrol gruplu ön-test- son-test modeli" kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak okuduğunu anlama testi, okuduğunu anlama öz yeterlik inancı ölçeği ve okuma stratejileri üst bilişsel farkındalık envanteri kullanılmıştır. Veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise durum çalışması kullanılmış olup, veriler odak grup görüşmesi yoluyla toplamıştır. Görüşmeye katılan öğrenciler, maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Elde edilen verilerin yorumlanmasında betimsel analiz kullanılmıştır. Veriler tahmin etme, dikkat, soru ve okuduğunu anlama kodları altında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda, PQ4R öğrenme stratejisinin okuduğunu anlama, üst bilişsel düşünme, öz yeterlik ve kalıcılık düzeylerini artırmada büyük etkiye sahip olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. PQ4R öğrenme stratejisi ilköğretim öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerini, okuma stratejilerine ilişkin üst bilişsel düşünme becerilerini, okuduğunu anlamaya yönelik öz yeterlik inançlarını ve bilgilerin kalıcılığını artırmada kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: PQ4R öğrenme stratejisi, Üstbilişsel Düşünme, Okuduğunu Anlama, Öz Yeterlik İnancı, İlkokul Öğrencileri

Bilişüstü stratejilerOkuma-anlamaPQ4R öğrenme stratejisi+5
Tuğba Oğuz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin Eğitim Bilişim Ağı (EBA)'na yönelik farkındalık düzeyleri ve tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Öğretmenlerin Eğitim Bilişim Ağı(EBA)'na yönelik farkındalık düzeyleri ve tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılı içinde Ankara İli Mamak İlçesinde 423 öğretmen ile yürütülmüştür. Öğretmenlerin EBA'ya yönelik farkındalık ve tutum düzeyleri ve bu iki değişken arasındaki korelasyon incelenmiştir. Öğretmenlerin EBA'ya yönelik farkındalık ve tutumlarının; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, hizmet öncesi ve hizmet içi teknoloji eğitimi alıp almadığı gibi çeşitli değişkenler açısından durumları ortaya konulmuştur. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Eğitim Bilişim Ağı(EBA) Farkındalık Düzeylerini Belirleme Ölçeği" (EFDBÖ) ve Uğurlu ve Gürsoy (2018) tarafından geliştirilen "Eğitim Bilişim Ağı Tutum Ölçeği" (ETÖ) kullanılmıştır. Geliştirilen EFDBÖ açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleriyle çalışılmış ve ölçeğin 5 alt faktörden oluştuğu tespit edilmiştir. Verilerin analizinde alt problemlere uygun olarak frekans ve yüzde hesaplamaları, ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü anova ve pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin EBA farkındalık düzeyleri ve tutumları arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü korelasyon olduğu görülmüştür. Genel anlamda öğretmenlerin EBA' ya yönelik farkındalık düzeylerinin ve tutumlarının iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Genç ve mesleki kıdemi daha düşük olan öğretmenlerin EBA farkındalık düzeylerinin nispeten daha yüksek olduğu ve EBA' ya karşı daha olumlu tutumlar geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Hizmet öncesinde ve ya hizmet içi teknoloji eğitimi almış olan öğretmenlerin EBA' ya yönelik olarak daha yüksek farkındalık düzeylerine ve daha yüksek tutumlara sahip oldukları görülmüştür. Erkek öğretmenlerin EBA farkındalık düzeylerinin kadın öğretmenlere göre daha yüksek olduğu ancak EBA'ya yönelik tutumlarının benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim Bilişim Ağı, EBA, Farkındalık, Tutum

Eğitim Bilişim AğıFarkındalıkTutumlar+2
Beytullah Aztekin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin öğretmen olma motivasyonu, öz yeterlik inançları ve yenilikçilik algılarının iş memnuniyetine etkisi

Öğretmenler toplumların istediği nitelikli insan gücüne sahip olmada, bireylerin toplumsal yaşama uyum sağlamasında, toplumun sosyal ve teknolojik bir takım değişimlere uyum sağlamasında önemli görevler üstlenmektedir. Bu bakımdan öğretmen eğitiminde nitelikli öğretmenlerin sisteme katılması ve bu öğretmenlerin sistem içerisinde kalması önemlidir. Bu nedenle öğretmenlik ve öğrenme-öğretme süreci ulusal ve uluslar arası düzeyde bir çok araştırmaya konu olmaktadır. TALIS (Teaching and Learning International Survey)-Uluslararası öğrenme ve öğretim anketi bunlardan biridir. Bu araştırmada TALIS 2018 anket verilerinden hareketle Türkiye'de bu araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin öğretmen olma motivasyonları, öğretmenliğe ilişkin öz yeterlilik inançları, yenilikçilik (inovasyon) algılarının iş memnuniyetine etkisi incelenmiştir. Araştırma tarama modelindedir. Araştırmada TALIS 2018 Türkiye verilerinden 3204 ilkokul öğretmeninin verileri temel alınmıştır. Veriler OECD web sayfasından elde dilmiştir. Araştırmada kullanılan öğretmen olma motivasyonu, öz yeterlik inancı, yenilikçilik ve iş memnuniyeti anketlerinin geçerlik ve güvenirlik değerleri uygundur. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t testi, anova, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin öğretmen olma motivasyonunda sosyal fayda kaynaklarının daha etkili olduğu; öz yeterlik inançlarına ilişkin öğretime, sınıf yönetimi ve öğrenci katılımını sağlamaya yönelik öz yeterlik inançlarının orta düzeyin üzerinde olduğu, yenilikçilik algılarının ve iş doyumlarının orta düzeyin üzerinde olduğu bulunmuştur. Kadın öğretmenlerin, öğretmen olma motivasyonu, öz yeterlik inancı ve iş memnuniyetinin daha yüksek olduğu, öğretmenlerin öğretmen olmaya ilişkin formal eğitim sürecini tamamlama sonrası geçen süreye göre öğretmen olma motivasyonları ve öz yeterlik inançlarının farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretmen olma motivasyonu, öz yeterlik inancı, yenilikçilik ve iş memnuniyeti arasında pozitif düşük ve orta düzeyde ilişkiler olduğu; öğretmen olma motivasyonu, öz yeterlik inancı ve yenilikçiliklerinin, öğretmen iş memnuniyetinin anlamlı yordayıcısı olduğu bulunmuştur.

MotivasyonYenilikçilikÖz yeterlilik+4
Fulya Duru
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının oyun severlik eğilimleri ile mesleki öz yeterlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının oyun severlik eğilimleri ile mesleki öz yeterlik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu genel amaç ile birlikte, okul öncesi öğretmen adaylarının oyun severlik eğilimleri ile mesleki öz yeterlik algıları cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi gibi değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Bu bakımdan bu araştırma betimsel nitelikli ilişkisel tarama araştırmasıdır. Araştırma Batı Karadeniz Bölümünde yer alan bir üniversitede okul öncesi öğretmenliği okuyan 188 okul öncesi öğretmen adayıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin analizi için frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Kolmogorow-Smirnov testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının oyun severlik eğilimlerinin yüksek düzeyde olduğu, cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılaşma olduğu ancak sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının mesleki öz yeterlik algılarının oldukça yüksek düzeyde olduğu, sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılaşma olduğu ancak cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının oyun severlik eğilimleri ile mesleki öz yeterlik algıları pozitif yönde olup anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerMesleki yeterlilikOkul öncesi eğitim+5
Fulya Özdemir
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin demokratik tutum ve davranışları ile öğretmenlerin motivasyon ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı; öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin demokratik tutum ve davranışlarının öğretmenlerin motivasyon ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz Bölgesindeki bir ilçede görev yapan 366 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Okul Yöneticilerinin Demokratik Tutum ve Davranışları Ölçeği", "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği" ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin demokratik tutum ve davranışlarının, öğretmenlerin içsel motivasyonlarının, dışsal motivasyonlarının ve örgütsel bağlılıklarının görece yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin demokratik tutum ve davranışlarının cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı, mesleki kıdem ve okul türü değişkenine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin içsel motivasyonlarının cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre farklılaşmadığı, okul türü değişkenine göre anaokulunda görev yapan öğretmenlerin içsel motivasyonlarının ortaokulda görev yapan öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin dışsal motivasyonlarının cinsiyet, mesleki kıdem ve okul türü değişkenine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarının ise cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı, mesleki kıdem değişkenine göre 11-15 yıl ile 21 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenler arasında 11-15 yıl mesleki kıdeme sahip öğretmenler lehine farklılaştığı ve okul türü değişkenine göre ilkokulda görev yapan öğretmenler ile ortaokulda görev yapan öğretmenler arasında ilkokulda görev yapan öğretmenler lehine farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin demokratik tutum ve davranışları ile öğretmenlerin içsel motivasyonları ve dışsal motivasyonları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin dışsal motivasyonları ve örgütsel bağlılıklarının okul yöneticilerinin demokratik tutum ve davranışlarının anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur.

Demokratik tutumMotivasyonOkul yöneticileri+4
Murat Kamar
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Dili ve Edebiyatı öğretiminde web 2.0 araçlarının öğrencilerin derse yönelik tutumlarına ve motivasyonel stratejilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı Türk Dili ve Edebiyatı öğretiminde Web 2.0 araçlarının öğrencilerin derse yönelik tutumlarına ve motivasyonel stratejilerine etkisini belirlemektir. Araştırma, 2020- 2021 eğitim öğretim yılı I. döneminde Zonguldak ili Karadeniz Ereğli ilçesinde bir Anadolu Lisesi'nde yürütülmüştür. Nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel modelle gerçekleştirilen araştırma yansız atama yöntemiyle oluşturulan bir deney ve bir kontrol grubu olmak üzere 59 öğrenciyle yürütülmüştür. Dersler beş hafta deney grubundaki öğrencilerle Web 2.0 araçları kullanılarak, kontrol grubunda geleneksel yöntemle işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Arslan ve Şimşek (2018) tarafından geliştirilen "Ortaöğretim Öğrencileri için Türk Dili ve Edebiyatı Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve Pintrich ve De Groot (1990) tarafından öğrencilerin bir ders ya da konuya yönelik öz-düzenleme stratejileri ve motivasyonel inançlarını ölçmek için geliştirilen İlker, Arslan ve Demirhan (2014) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği" (MSLQ) kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına deneysel süreç öncesinde ön test, deney grubuyla yürütülen uygulama sonucunda iki gruba da son test olarak uygulanmıştır. Veriler SPSS 23.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test-son test uygulamaları ilişkili ve ilişkisiz örneklemler t-testiyle karşılaştırılarak, sonuçlar arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretiminde Web 2.0 araçlarının kullanımının öğrencilerin derse yönelik tutumlarının ve motivasyonel stratejilerinden öz düzenleme, öz yeterlik, içsel değer, sınav kaygılarında geleneksel yönteme göre daha etkili olduğu görülmüştür. Bilişsel stratejilerini kullanım düzeyindeyse anlamlı bir değişiklik meydana getirmemiştir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda öğrencilerin bilişsel stratejilerini kullanım düzeylerini arttırabilmeleri için derslerde bu alt boyuta yönelik etkinliklere yer verilmesi önerilmektedir.

MotivasyonOrtaöğretim okullarıOrtaöğretim öğrencileri+7
Pınar Kamar
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik motivasyon, tutum ve öz yeterlilik inançlarının akademik başarılarına etkisi

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin Fen Bilimleri dersine yönelik motivasyon, tutum ve öz yeterlilik inançlarının akademik başarılarına etkisini incelemektir. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin Fen Bilimleri dersindeki akademik başarıları ile Fen Bilimleri dersindeki motivasyon, tutum ve öz yeterlilik inançları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Zonguldak ili Ereğli ilçesinde bulunan 3 merkez ortaokulu ve 3 köy ortaokulu 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri katılmıştır. Okulların belirlenmesinde eğitim türleri ve okulun bulunduğu konum göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmaya 319 kız ve 316 erkek olmak üzere toplam 635 öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği", "Fen Bilimlerine Yönelik Öz Yeterlilik Ölçeği", "Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada öğrenciler Fen Bilimleri dersine yönelik motivasyonları, tutumları, öz yeterlilik inançları ve akademik başarıları açısından incelenmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin veri analizleri yapılırken t-testi ve ANOVA analizleri için SPSS 20 istatistik programı, değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve düzeyinin belirlenebilmesi amacıyla yapılan yol analizi için de AMOS istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında öğrencilerin tutum, motivasyon ve öz yeterliliklerinde cinsiyet, sınıf düzeyi, okulun konumu ve eğitim türü bakımından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğrencilerin tutum ve motivasyonlarının akademik başarılarını doğrudan etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tutum ve motivasyon arasında pozitif yönde güçlü, öz yeterlilik ve tutum arasında pozitif yönde düşük, öz yeterlilik ve motivasyon arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan hareketle öğrencilerin tutum, motivasyon ve öz yeterliliklerinin akademik başarıları üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle öğretmenlere hizmetiçi eğitimler verilerek dersler sırasında kullanılacak yöntem ve etkinliklerin çeşitlendirilebileceği önerilmektedir.

Akademik başarıFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+7
Serap Karataş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu genel amaç ile birlikte, ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algıları; cinsiyet, çalışma alanı, mesleki kıdem, görev yapılan okul, doğduğu yetiştiği yerleşim yeri, kitap okuma alışkanlığı değişkenleri açısından karşılaştırılmıştır. Bu bakımdan bu araştırma betimsel nitelikli nedensel karşılaştırma araştırmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim - öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 514 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma çalışma grubu üzerinden yürütülmüş olup örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgiler Formu" ve "Çok kültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarını belirlenmesi için frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama () ve standart sapma (SS) kullanılmıştır. Nedensel karşılaştırma deseni için gruplar arası ortalamaların karşılaştırılmasında hangi istatistiklerin kullanacağını belirlemek amacıyla puan dağılımları incelenmiştir. Kolmogrow-Smirnov testi, çarpıklık ve basıklık katsayıları incelendiğinde puan dağılımların normal dağılım sergilemediği görülmektedir. Bundan dolayı ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarını belirlenen demografik özelliklere (cinsiyet, çalışma alanı, mesleki kıdem, görev yapılan okul, doğulan/yetişilen yerleşim yeri, kitap okuma alışkanlığı) göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için iki grup ortalamalarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar için Mann-Whitney U Testi, ikiden fazla grup ortalamaları karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular şöyledir; Ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik genel yeterlilik algılarının yüksek düzeyde olduğu, öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarının alt boyutlarından olan bilgi beceri düzeylerinin orta düzeyde olduğu fakat farkındalık ve çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarının yüksek düzeyde olduğu, öğretmenlerinin, cinsiyet, çalışma alanı, görev yaptıkları okul türü, kitap okuma alışkanlığı değişkenlerine göre çok kültürlü eğitime yönelik yeterlilik algılarında anlamlı farklılık olduğu, ancak mesleki kıdem değişkeninde anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar alan yazın kapsamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Lise öğretmenleriOrtaöğretimYeterlilik+4
Arzu Tosun
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00