Aydın Adnan Menderes University
Anabilim Dalı

Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı

Aydın Adnan Menderes University

4.205

Arşivlenen Tez

15

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Âşık tarzı şiirde söz sanatları üzerine Aşık Veysel örnekleminde bir inceleme

ÂŞIK TARZI ŞİİRDE SÖZ SANATLARI ÜZERİNE ÂŞIK VEYSEL ÖRNEKLEMİNDE BİR İNCELEME Türk edebiyatı, tarihî süreç içinde çeşitli etmelerin tesiriyle meydana gelen değişim ve dönüşümlerle muhtelif formlarda manzum ve mensur eserler ortaya koymuş üretken bir edebiyattır. Âşık edebiyatı, halk edebiyatı, tekke edebiyatı, divan edebiyatı/klasik edebiyat, modern edebiyat gibi muhtelif tasniflere tabi tutulmuş olsa da işin özünde bahsedilen Türk edebiyatıdır. Kullanılan ana malzeme Türk dilidir. Muhayyile ve seçilen formlar aynı malzemeden çeşit çeşit eserlerin doğmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Türk edebiyatını meydana getiren ana damarlardan olan âşık edebiyatı sahasının manzum yönünü teşkil eden âşık tarzı şiir genel çerçeve olarak belirlenmiştir. Âşık tarzı şiir evreni içinde Âşık Veysel şiirlerinin örneklem olarak seçildiği bu çalışmanın iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan biri, âşık tarzı şiirde söz sanatlarının kullanımı hakkında genel bazı somut ön veriler üreterek bu konuyla ilgili ileride yapılacak tafsilatlı çalışmalara kapı aralamak; diğeri ise vefatının 50. senesi olan Âşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerini söz sanatları yönüyle tahlil etmektir. 20. asır gibi âşıklık geleneğinin zorlu bir döneminde ülke sathında ortaya koyduğu ürünler ve gösterdiği üstün gayretler için, vefatının 50. senesinde Âşık Veysel'e bir teşekkür hükmünde olan bu çalışmada, Âşık Veysel'in şiirleri merkeze konulmuş; Âşık Veysel, halk edebiyatı, âşık edebiyatı, söz sanatları ve belagate ilişkin çeşitli eserler nazara alınıp kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır. Aynı zamanda Âşık Veysel'in yaşadığı tarihi süreç ve ortamlar göz önünde bulundurulup tarihi olaylara ışık tutan bazı çalışmaların dikkate alınmasıyla şiirler analiz edilerek çalışmaya bağlamsal bir yön de kazandırılmak istenmiştir. Âşığın hayatta olmaması sebebiyle âşıktan bilgi alamamak, belagat sahasındaki bazı görüş farklılıkları, söz sanatlarının tespitinde öznel bakış açılarının olabilmesi, çalışmanın güç taraflarını teşkil etmiştir. Bunun yanında Âşık Veysel hayattayken eserlerinin bir araya getirilmesi, Veysel'i hayatına ilişkin yazılan eserlerdeki çeşit zenginliği, tarihi hadiselere projeksiyon tutan kaynakların varlığı çalışmaya kolaylık sağlayan etmenler olmuştur. Âşık tarzı şiir, âşıklık; Âşık Veysel; belagat ve söz sanatları konularında genel bilgilendirmeler yapılıp kavram alanı belirginleştirilerek hazır bulunuşluk ve mantıksal bütünlüğün tesis edilmesinin ardından, Âşık Veysel şiirlerinin söz sanatı gruplarına göre ele alındığı "Âşık Tarzı Şiirde Söz Sanatları Üzerine Âşık Veysel Örnekleminde Bir İnceleme" isimli bu çalışma "Özet", "İçindekiler", "Kısaltmalar", "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" bölümleri dışında "Literatür Taraması ve Kavramsal Çerçeve", "Âşık Veysel Şiirinde Mecaza Bağlı Söz Sanatları", "Âşık Veysel Şiirinde Manaya Bağlı Söz Sanatları", "Âşık Veysel Şiirinde Lafza Bağlı Söz Sanatları" şeklinde dört ana bölümden oluşmaktadır. "Literatür Taraması ve Kavramsal Çerçeve" isimli birinci bölümde, Âşık Veysel hakkında yapılan çeşitli çalışmalardan bahsedilmiş; âşıklık, âşık tarzı şiir, Âşık Veysel, söz sanatları hakkında bilgilendirmeler yapılarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. "Âşık Veysel Şiirinde Mecaza Bağlı Söz Sanatları" isimli ikinci bölümde Âşık Veysel şiirindeki istiare, kinaye, mecazımürsel, teşbih, teşhis-intak kullanımları; "Âşık Veysel Şiirinde Manaya Bağlı Söz Sanatları" isimli üçüncü bölümde, Âşık Veysel şiirindeki hüsnütalil, icaz, irsalimesel, istifham, kat, leffüneşir, mübalağa, nida, rücû, tecahülüarif, tedric, tekrir, telmih, tenasüp, tevriye-iham, tezat sanatı kullanımları; "Âşık Veysel Şiirinde Lafza Bağlı Söz Sanatları" isimli dördüncü bölümde akis, aliterasyon-asonans, cinas, iade ve iştikak sanatı kullanımları gösterilmiştir. Her üç bölümün sonunda, ilgili bölümde kullanılan söz sanatları, kendi içinde üçer grafikle ifade edilerek özetlenmiştir. Çalışma kapsamında, Âşık Veysel'in şiirlerinde 27 çeşit söz sanatı türü tespit edilmiştir. Bu sanatların kullanım sayısının çoktan aza doğru: tenasüp, tekrir, teşhis ve intak, cinas, istiare, kinaye, mecazımürsel, teşbih, tezat, telmih, istifham, leffüneşir, mübalağa, tecahülüarif, tevriye ve iham, iştikak, hüsnütalil, nida, irsalimesel, tedric, akis, iade, icaz, kat, rücû şeklinde olduğu görülmüştür. Âşık tarzı şiirin nazım birimi olan dörtlük temel alınarak yapılan oranlamayla, bir dörtlük başına 4,879 adet söz sanatı kullandığı tespit edilmiş; Âşık Veysel şiirinin sıradan bir söyleyiş, halk konuşması mesabesinde bir örüntü olmayan zengin bir söyleyiş kümesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buradan hareketle âşık tarzı şiirin de sanatlı bir cephesi olduğu anlaşılmıştır. Konuyla ilgili ileride yapılacak çalışmalarla, âşık tarzı şiir evreninde söz sanatlarının yeri belirginleşecek, mukayeseli çalışmalar da daha kapsamlı neticeleri beraberinde getirecektir.

Aşık VeyselAşık edebiyatıEdebi sanatlar+5
Aydın Furan
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yazılarının açıklamalı bibliyografyası

Bu çalışmada, Türk yazın hayatına birçok farklı edebî türde verdiği eserleri ile önemli katkılarda bulunmuş olan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın gazetelerde yayımlamış olduğu makale niteliğindeki yazıları Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Hakikat, İkdam, , Millet, Sabah, Âti, İleri, Zaman, Son Telgraf, Yarın, Vakit, Milliyet, Cumhuriyet, Akşam, Vakit (Haftalık Ek), Hergün gazeteleri; Boşboğaz, Yeni Mecmua, Edebiyat-ı Umumiye Mecmuası, Âyine, Kadın Yolu, Yeni Kitap, Güneş, Konya Yeni Fikir Mecmuası, Muhit, Darülbedayi, Ülkü, Yeni Türk, Türk Tiyatrosu, Yarım Ay, Yeni Adam, Büyük Doğu, Ulus, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, Yeditepe dergileri taranarak konularına göre ayrılmış kronolojik bibliyografya ve açıklamalı bibliyografya şeklinde tasnif edilerek incelenmiştir. Bu çalışma, 1884 yılındaki ilk eserinden 1944 yılındaki vefatına kadar olan dönemdeki gazetelerde yayımladığı makale niteliğindeki yazıları kapsamaktadır. Batılılaşma Dönemi Türk Edebiyatı'nın önemli temsilcilerinden biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar, sadece yazar olarak değil dönemindeki toplumsal meseleleri iyi tahlil eden bir gazeteci olarak da tarihimizde yer etmiş aydınlardan biridir. Romanlarında olduğu gibi gazetecilik hayatında da Ahmet Mithat Efendi'nin çizgisini takip etmiş, halkın sosyoekonomik ve sosyokültürel durumu, eğitim, sanat, tiyatro, kültür, yabancı kültürlerin tanıtılması, dil, kadın meselesi, politika, devlet yönetimi, askerlik, güncel olaylar gibi çeşitli konulardaki yazılarıyla fikirlerini ortaya koymuştur. Sonuç olarak Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın gazetecilik hayatı boyunca çeşitli konuları ve disiplinleri kapsayan bir tutumla Ahmet Mithat Efendi'den devraldığı öğretici rolünü devam ettirdiği görülmektedir. Söz konusu yazıları sayesinde toplumu bilinçlendirmeye ve eğitmeye yönelik bir tavırda olduğu, aynı zamanda romanlarında görülen natüralist tavrın bir yansıması olarak da görülebilecek şekilde güncel meseleler hakkında isabetli çıkarımlar yaparak ülkenin içerisinden geçtiği sarsıcı tarihî olaylara sessiz kalmadığı görülmektedir.

Birkan Saraç
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat romanlarında sembollerin dili

Osmanlı coğrafyası, 1860 yılında Şinasi ve Agâh Efendi tarafından çıkarılan Tercüman-ı Âhval gazetesi ile birlikte yönünü Doğu'dan Batı'ya çevirir. Tanzimat dönemi ile birlikte Türk edebiyatına yeni türler girmeye başlar. Bu türlerin başında roman gelir. Osmanlı aydınları bu dönemde çeviriler yaparlar ve matbaanın keşfiyle beraber de bu çeviriler hızla halk arasında yayılmaya başlar. Osmanlılarda dalga dalga yayılan aydınlanma hareketinde roman türünün payı büyük önem taşır. Tanzimat romanlarında geçen semboller ise karakterler vasıtasıyla dönemin yapısını, karakterlerin mizaçlarını, içinde bulundukları sosyal ve kültürel şartların sembolü olmuştur. Sembol kavramı, geçmişten günümüze kadar araştırılmış ve birçok esere ilham kaynağı olmuştur. İnsanlar günlük yaşamlarında bile çoğunlukla bilinçli ya da bilinçdışı olarak çeşitli semboller kullanırlar. Duygu, düşünce ve isteklerini çoğu zaman sembollerle ifade ederler. Sembol dili yüzeyden bakınca, anlaşılamayacak kadar derindir. Çünkü semboller, yazarın okuyucunun zihnine karşı kullandığı en etkili silahlardır. Kelimelerin kifayet edemeyeceği noktada yazarın imdadına yetişirler. Tanzimat romanında ve Ara Nesil romanlarının bir kısmında kullanılan semboller dönemin ve karakterlerin profillerini çizmesi bakımından önemlidir. Romandaki semboller, kurgunun lokomotifi gibidir. Romanlarda hemen her ismin, durumun ve betimlemenin kılavuzu sembollerdir. Bu çalışma iki kısımdan meydana gelmiştir. Birinci kısımda sembol kavramı üzerinde durulmuştur. Sembol kavramı ile alakalı farklı araştırmacıların görüşlerine yer verilmiş ve bu görüşler araştırmacılardan alınan bilgiler ile örneklendirilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise sembol çeşitlerine ve Tanzimat ile Ara Nesil romanında geçen sembollere yer verilmiştir. Bu bölümde sembol çeşitleri metodik olarak açıklanmaya çalışılmış ve her sembol kendi adına bir başlığa alınıp açıklanmıştır. Romanlarda geçen sembol çeşitleri hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra bulunan semboller romanlardan alınan bilgilerle romanların kronolojik sırasına göre örneklendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ara Nesil romanı, sembol dili, Tanzimat romanı.

Ara NesilRomanSemboller+3
Müjde Şamiloğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Kütüphane 03 Gedik 18185 numarada kayıtlı Kâni'î Mecmuası'nın Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Başta şiir olmak üzere birçok türü kapsayıcı bir eser olarak ortaya konan "mecmûʿa", aslen Arapça bir kelime olup "cem edilmiş, bir araya getirilmiş, toplanmış" gibi anlamlara gelir. Edebi bir terim olarak yine başta şiir olmak üzere birçok bilim ve sanat sahasının muhtelif verimlerini içeren kitaplar anlamında kullanılmaktadır. Bu anlamda şair ve ediplerin ele geçmemiş eserleri hakkında önemli ipuçları vermek veya bunları keşfetmek açısından mecmuaların önemli bir işlevi vardır. Mecmuaların muhtevalarını onları detaylı bir şekilde ele almadan öğrenmek neredeyse imkânsızdır. İşte bu çalışma mecmuaların bilimsel ve sistematik bir projeyle ele alınmasını hedefleyen bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Çalışmamızın konusunu Milli Kütüphane'de 03 Gedik 18185 numarada kayıtlı olan Kâni'î Mecmuası oluşturmaktadır. Çalışmamız ana hatlarıyla iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genelde mecmualar, özelde Kâni'î Mecmuası hakkında bilgiler paylaşılmaktadır. İkinci bölüm ise mezkûr mecmuanın MESTAP'a göre tasnifini ve mikrofilm görüntülerini içermektedir içermektedir.

DergilerEski Türk edebiyatıKani+4
Şaban Kırlı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güngör Dilmen tiyatrolarında insan

Cumhuriyet dönemi Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden biridir. Yazar, kaleme aldığı eserlerle okuyucuyu kültürel, toplumsal ve sosyal anlamda düşündürmeye sevk ederken, yarattığı tipler de geçmişten günümüze bir köprü görevi görür. Güngör Dilmen'in oyunlarını daha geniş bir çerçevede araştırmak adına yaptığımız bu çalışmayı Sevda Şener'in Çağdaş Türk Tiyatrosunda İnsan kitabını örnek alarak tamamladık. Yapılan bu çalışmayı dört ana başlıkta topladık. İlk bölümde yazarın hayatına, edebi kişiliğine ve eserlerine yer verirken; ikinci bölümde beş başlıktan oluşan tiplemeleri açıklayıp karakterlere göre irdeledik. Üçüncü ve dördüncü bölümde ise kadın erkek tipleri başlığı altında Sevda Şener'in oluşturduğu tipleri oyunlardaki karakterlere göre ayırıp değerlendirdik. Yapmış olduğumuz bu çalışma neticesinde Güngör Dilmen'in oyunlarını farklı bir yorumla okuyarak geniş kapsamlı inceleme imkanına sahip olduk. Elde ettiğimiz bulguları da tiyatro okuyucularına kazandırmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Güngör Dilmen, tiyatro, tip, insan, sanat

Dilmen, GüngörTiyatroTiyatro oyunları+3
Selma Demirok
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet dönemi mezar taşı sözleri -İzmir/Menemen örneği-

İnsan hayatı doğum, evlilik ve ölüm olmak üzere başlıca üç geçiş döneminden oluşmaktadır. Bu dönemlerin sonuncusu ölümdür. Doğmak ve büyümek kadar ölüm de hayatın bir parçasıdır. İnsanlar, gerek atalarına duyduğu saygıdan gerekse ahiret inancından dolayı ölülerini gömme ihtiyacı duymuşlar; böylelikle mezar kültünü oluşturmuşlardır. Bunun dışında, mezar yerlerinin kaybolmaması yahut herhangi bir karışıklığa sebebiyet verilmemesi amacıyla mezarların baş ve ayak ucuna taşlar dikilmiş, sonrasında bu taşların üzerine çeşitli figürler ve yazılar yazılmış; böylelikle de mezar taşı ve mezar taşı sözü geleneği ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, İzmir ili Menemen ilçesindeki Cumhuriyet dönemine ait olduğu tespit edilen mezar taşı sözlerinin tasnif edilerek incelenmesiyle birlikte mezar taşı ustaları ile görüşülerek mezar taşı sözlerinin oluşum ve seçiliş sürecinin ele alınmasından oluşmaktadır. Toplanan veriler kamera ve ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmış olup; gözlem ve mülakat teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, İzmir ili Menemen ilçesinde Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreç içerisinde yazılan mezar taşı sözlerinin hem şekil ve üslup hem de muhteva bakımından incelenerek üzerinde fazla durulmayan bu konu hakkında bilim dünyasına katkı sağlamaktır. Çalışma, giriş, üç bölüm, sonuç, kaynak kişi dizini, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Giriş kısmında, araştırmanın konusu, alanı, amacı, kullanılan teknik ve yöntemler, Menemen'in coğrafi yapısı, tarihçesi ve konumuzla bağlantılı olan temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde mezar taşı ustaları/işletmecileri ile yapılan görüşmeler doğrultusunda mezar taşı sözlerinin seçiliş süreci, kalıplaşmış mezar taşı sözleri ve mezar taşı ustalarının/işletmecilerinin mezar taşı sözlerine bakış açısı ele alınmıştır. İkinci bölümde manzumeler, nesirler ve edebî sanatlar incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, tespit edilen mezar taşı sözleri muhteva bakımından ele alınmıştır. Üç ana bölümün ardından ise sonuç, kaynak kişi dizini, kaynakça ve ekler (metinler, fotoğraflar, soru kâğıdı örneği, mülakatlar) gelmektedir.

Halk bilimiÖlüm
İrem Gürlek
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyid Hüseyin'in hikâyeleri üzerine bir inceleme

daha sonrAzerbaycan edebiyat tarihine dair genel bilgiler vererek başladığımız çalışmamızda, hikâye türüne odaklanılmış, elde edilen verilerden yararlanılarak açıklamalar yapılmıştır. İlk olarak, hikâye türünün genel özelliklerine değinilmiştir. Ardından modern hikâyenin dünya edebiyatında, Türkiye Türklerinin edebiyatında ve Azerbaycan edebiyatında gözlenen gelişim çizgisi incelenmiştir. Bununla birlikte hikâye sahasının önemli temsilcileri ana hatları ile anlatılmıştır. Çalışmamızın ana ekseninde yer alan Seyid Hüseyin'in hikâyelerini incelemeye geçmeden önce, onun hayatı ve sanatçı kişiliği hakkında bilgi verilmiştir. Seyid Hüseyin'in eserleri listelendikten sonra, hikâyelerin incelenmesinde "klasik hikâye inceleme metodu" esas alınmıştır. Ardından Azerbaycan edebiyatında hikâye türünün önemli temsilcilerinden olan Seyid Hüseyin'in hikâyeleri önceden belirlenen metodlar çerçevesinde incelemeye tabi tutulmuştur. Çalışmamızın amacı, Seyid Hüseyin'in hikâyelerini edebî açıdan bilimsel çerçevede değerlendirmektir. İnceleme ve analize tabi tutulan anlatıların modernleşme yolundaki Azerbaycan hikâyeciliğine katkılarını ve çağı yakalama yolunda Azerbaycan toplumu üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu bağlamda, Seyid Hüseyin'in hikâyeleri, geleneksel anlatı formları ve teknikleri açısından incelenmiş, hikâyelerin içerdiği toplumsal mesajlar ile etik değerler analiz edilmiştir. Seyid Hüseyin'in hikâyeleri, yazıldığı dönemdeki Azerbaycan Türk halkının sosyal, kültürel ve ahlaki değerlerini yansıtan önemli edebî metinlerdir. Tezde, Seyid Hüseyin'in hikâyeleri anlatının bakış açısı ve anlatım teknikleri, olay örgüsü, kişiler, mekân, zaman, tema, dil ve üslup özellikleri olarak ele alınmıştır. Hikâyeler, metin analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Seyid Hüseyin'in hikâyelerinin, Azerbaycan halkının tarihi ve kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğu ve bu sözü edilen hikâyelerin toplumsal kimliğin şekillenmesinde, halkın modernleşmesinde önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Bu tez, Azerbaycan edebiyatının hikâye türündeki zenginliğini ve derinliğini daha iyi anlamak isteyen araştırmacılar ve okurlar için bilimsel çerçevede bir kaynak olmayı amaçlamaktadır. doldurulacaktır

Eyüp Erdal
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derleme Sözlüğü'nde coğrafya terimlerine ilişkin söz varlığı

Bu çalışmada Derleme Sözlüğü'nde bulunan coğrafya terimlerine ilişkin söz varlığı tespit edilmiştir. Derleme Sözlüğü'nde tespit edilen terimler, coğrafya biliminin iki ana başlığı olan fizikî coğrafya ve beşerî coğrafyanın alt dallarında sınıflandırılmış ve tablolar halinde verilmiştir. Çalışmada tespit edilen terimleri sınıflandırmadan önce fizikî coğrafya ve beşerî coğrafyanın alt dalları hakkında bilgi verilmiştir. Terimlerinin bölgesel dağılımları ve kullanım oranları incelenmiştir. Tespit edilen terimlerin Güncel Türkçe Sözlük'le karşılaştırılarak incelenmesi, incelenen terimlerin coğrafya terimi olarak Güncel Türkçe Sözlük'te hâlihazırda kullanılıyor olması tezin eşzamanlı olarak incelenmesini sağlamıştır. Derleme Sözlüğü'nde tespit edilen terimler kelime grupları düzeyinde yapısal olarak incelenmiştir. Türkiye Türkçesi ağızlarındaki coğrafya terimleri bütüncül bir şekilde ortaya konulmuştur.

Öznur Yıldızhan
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mustafa Özçelik'in şiirlerinde imge

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Modern Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisi olan ve şiirlerinde geleneğin yanı sıra mistik öğelerden de yararlanan Mustafa Özçelik'in "İfşa", "Güneş ve Ayna", "Serenat", "Dünyanın Tenhasında", "Gül ve Hançer", "Bir Irmak Düşü", "Ateş Denizi", "Dilim Ol Söyle" adlarını taşıyan sekiz şiir kitabından hareketle şiirlerinde yer alan imge ve türleri (yayılgan, batık, radikal, yoğun, süsleyici – coşkun, bayat imge) örnek şiirler aktarılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Şairin şiirlerinde birbirinden farklı, özgün ve bir o kadar da derin imge örneklerine rastlamak mümkündür. Ayrıca tabiat ve mistik öğelerin varlığı şiirlerin bütününde kendini hissettirir. Çalışmada ilk planda Mustafa Özçelik'in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; öte yandan şiirinin kaynaklarına değinilmiş, daha sonra ise imge konusu ve türleri üzerinde durulmuştur. Söz konusu eserlerden aktarılan imge çeşitlerine dair örnek şiirler tematik açıdan da incelenmiştir. Çalışma sonunda tespit edilen hususlar ise "Sonuç" kısmında belirtilmiştir.

EdebiyatTürk edebiyatıYeni Türk edebiyatı+3
Sefa Çelikörs
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarık Buğra'nın roman kahramanlarında değerler çatışması

Değer kavramı ve değerler çatışması, Tarık Buğra'nın romanlarında kişiler, olaylar ve zaman bağlamında incelenmiştir. Romanlarında yazar, tarihi ve siyasi olaylardan örnekler vererek okura mesaj vermek ister. Millî bir çizgide ele aldığı romanlarında Tarık Buğra, değerler çatışmasını bireylerin yaşamları üzerinden verir. Değerler çatışması bağlamında, ahlakî, dinî, siyasi, estetik, ilmî, iktisadi, sosyal ve kültürel değerler çatışması romanlar üzerinde incelenmiştir. Eserlerde kişilerin ve sosyal çevrenin rolü irdelenmiş, olayların akışı içerisinde çatışma yaşanan değerlerin nedenleri saptanmıştır. Tarık Buğra'nın Siyah Kehribar, Küçük Ağa, İbiş'in Rüyası, Firavun İmanı, Gençliğim Eyvah, Dönemeçte, Yalnızlar, Yağmur Beklerken, Osmancık romanları üzerinde değerler çatışması tespit edilmiştir. Romanlar, içerik olarak genelde tarihi, millî ve siyasi, ağırlıklıdır. Yazarın romanlarındaki olayların sekiz tanesi yurt içinde sadece bir tanesi yurt dışında geçer. Romanlarda aşk, vatan sevgisi, millî uyanış, iş disiplini, siyaset, ülke yönetimi gibi konular işlenmiştir. Kişilerin yönlendirilmesinde ahlakî, sosyal, kültürel ve siyasi değerler belirleyici olmuştur. Değerler bağlamında sadakat, dürüstlük, yardımseverlik gibi ahlakî; vatanseverlik, milliyetçilik gibi siyasi; iffetli olma, arkadaşlık, gelenek ve âdetlere bağlı kalma gibi sosyal ve kültürel; İslam'a inanma ve din adamlarına saygı gibi dinî; kadın, beğeniler ve mekân olarak estetik; ilim ve bilgi sahibi olma, ilim öğrenme gibi ilmî; kazancını temin etme ve hayırlı bir şekilde harcama gibi iktisadi gibi değerlerde çatışmalar tespit edilmiştir.

Buğra, TarıkDeğerlerRoman+3
Derviş Polat
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Naime Erkovan'ın hikâyelerinde anlamca kaynaşmış birleşik fiiller

Naime Erkovan günümüz fantastik hikâye yazarlarındandır. Yazarlık okuluna giderek emek ve çabayla da yazar olunabileceğini göstermiştir. Bazı hikâyeleri, Doğu ve Batı'da yer alan önemli hikâyelerin yeniden kurgulanmış hâlidir. Tezin amacı, anlamca kaynaşmış birleşik fiillerin bir edebî eserde nasıl kullanıldığını ortaya çıkarmak ve genç yazarlar tarafından da tercih edildiğini tanıklayarak Türkçenin gücünü ve zenginliğini güncel olarak göstermektir. Çalışmada, yazarın eserlerinden çoklu bir örnekleme oluşturularak fişleme, tasnif etme, yorumlama ve çözümleme yöntemi kullanıldı. Çalışma İki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazar hakkında ve anlamca kaynaşmış birleşik fiiller hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümde tasnif, sonuç ve tablolar yer almaktadır. Sayısal olarak binin üzerinde anlamca kaynaşmış birleşik fiil tespit edilmiştir. Ayrıca insan uzuvlarıyla yapılan deyimlerin çok fazla olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimler: Naime Erkovan, hikâye, anlamca kaynaşmış birleşik fiiller, deyim, kelime grubu.

Meryem Bayrak
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir ili ve yöresi yer adları üzerine bir inceleme

Ad bilim yani onomastik adlar üzerinde tarihsel, kültürel, etnografik, vb. alanlarda çalışmaların yapıldığı alandır. Ad bilim içerisinde üç alana ayrılır. Bunlar yer adları bilimi (toponomi)., coğrafya adları bilimi (hidronom ve oronomi). ve kişi adları bilimi (anthroponomi).'dir. Toponomi ad bilimi içinde yer adlarını inceleyen bilim dalıdır. Toponomi coğrafya, tarih, sosyoloji vb. bilim dallarıyla bağlantılı olup ele alınan bölgenin yaşam tarzı hakkında bilgiler vermektedir. Yer adları ile ilgili ilk çalışmalar Ülkemizde diğer ülkelere göre geç başlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan çalışmalar daha çok Anadolu sahasında yaygın olarak gerçekleşse de birçok bölge henüz yer adları alanında çalışılmamıştır. Kırşehir tarihi boyunca birçok medeniyette kent olarak varlığını sürdürmüştür. Hititlerle başlayan tarihi sırasıyla Persler, Yunanlılar, Romalılar ve Bizanslılarla süre gelmiş ve 1071 Malazgirt zaferiyle Karluk, Kıpçak, Kalaç, Ağaç-eri ve Oğuz boylarının Orta Anadolu'yu iskân etmeleriyle birlikte bir Türk yurdu haline gelmiştir. Anadolu'da kurulan Türk devletlerinde önemli bir kent olan Kırşehir günümüzde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ili olarak varlığını devam ettirmektedir. Bu çalışmada Kırşehir'in tarihi boyunca aldığı adlara değinilecek ve Kırşehir Belediyesi İmar Müdürlüğü, Kırşehir İl Özel İdaresinden alınan adlardan yola çıkılarak Kırşehir'deki yer adları (mahalle, cadde, bulvar, merkeze ve ilçere bağlı köy adları). üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: toponomi, ad bilim, yer adları, Kırşehir'deki yer adları

AdlarDilbilgisiDilbilim+3
Murat Can Köksal
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tokat türküleri üzerine bir inceleme

Bu incelemede, TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı ile diğer yazılı kaynaklarda bulunan Tokat yöresi türküleri ve kaynak kişilerden derlenen Tokat türküleri bir araya getirilip edebî ve müzikal yönden incelenerek halk bilimi yöntemlerine göre tasnif edilmiştir. Tokat türkülerinin metinleri üzerine, bu zamana kadar herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştır. İncelemenin ilk amacı, Tokat'a ait türkü metinlerini düzenli bir şekilde bir araya getirerek bilimsel bir çalışma sunmaktır. Bu çalışma ile Tokat yöresi türkülerinin tasnifi yapılmış, Türk folklor araştırmalarında yapılacak olan diğer çalışmalara bir basamak oluşturulmuştur. Tokat'ın tarihî, coğrafi özellikleri ve kültürel durumu hakkında bilgiler verilerek incelemenin daha anlaşılır olması sağlanmıştır. Türkü üzerine bir inceleme yapıldığından türkünün tanımı ve tarihçesi hakkında da bilgiler verilmiştir. İncelememizde TRT THM Repertuvarı ile diğer yazılı kaynaklarda bulunan ve yanında kaynak kişilerden derlenen türkülerle birlikte toplam yüz doksan yedi türkü metnine ulaşılmıştır. Ulaşılan bu yüz doksan yedi metnin içinde, Tokat yöresine ait kırık ve uzun havalar bulunmaktadır. Çalışmanın esasını, Tokat türkülerinin şekil ve yapı yönünden incelenerek tahlil ve tasnif edilmesi oluşturmaktadır. Bu çalışmada bulunan Tokat türkülerini şekil açısından tahlil ve tasnif edilerek şekillerine göre numaralandırılmıştır. Türküler konuları, kullanıldıkları yer ve ezgileri bakımından da incelenmiştir. İncelemenin son kısmında yöreye ait kelimelerin bir sözlüğü çıkarılmıştır. İncelemede bulunan bütün türkü isimleri alfabetik olarak sıralanmış ve dizin çalışmasıyla sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Muzaffer Sarısözen, Tokat türküleri, Tokat Halk Müziği, Salih Turhan

Halk müziğiTokatTürk edebiyatı+3
Yasemin Kılınçer
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı BEL_YZ_K0644 numarada kayıtlı mecmuanın mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Arapça bir kelime olan mecmua, cemè kökünden türemiş olup "bir araya getirilen, derlenen, cem edilen" anlamlarını taşımaktadır. Edebî anlamı ise "farklı muhtevalardaki metin parçalarının bir araya getirildiği defterler"dir. Mecmualarda bulunan metin parçaları o mecmuanın türünü belirler. Mecmu'a-i eş'ârlar ise bu türlerden biridir. Bu çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığında BEL_Yz_K0644 numarada kayıtlı olan mecmû'a-i eş'âr incelenmiştir. Bu incelemede ele aldığımız mecmû'a-i eş'âr Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne göre tasnif edilmiştir. "Giriş" kısmında mecmuaların türleri, şiir mecmualarının önemi ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) hakkında bilgiler verilmektedir. "Birinci Bölüm"de mecmuanın fiziki yapısına ve muhteva özelliklerine değinilmiştir. Bu bölümde sırasıyla nüsha tavsifine, tertip hususiyetlerine, şairlere ve şiirlerine, şairlerin yaşadıkları yüzyıllara, nazım şekillerine, aruz kalıplarına ve derleyicinin kimliğine yer verilmiştir."İkinci Bölüm"de ise incelenen mecmuanın MESTAP'a göre tasnifi yapılmıştır.

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+2
Tuğba Sarıkurt Bostancı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel ve Cengiz Dağcı'nın Yurdunu Kaybeden Adam adlı romanlarında yabancılaşma: Karşılaştırmalı bir çalışma

Cengiz Dağcı ve Cengiz Aytmatov'un Türk dünyası edebiyatlarındaki önemleri yadsınamaz bir gerçektir. Bu çalışmada Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" ve Cengiz Dağcı'nın "Yurdunu Kaybeden Adam" adlı romanlarında yabancılaşma olguları nelerdir, Türk dünyası edebî metinlerinde yabancılaşma teması nasıl işlenmiş ve bu tema karakterlere nasıl yansıtılmış gibi soruların cevabını bulmak üzere çalışmanın yapılması hedeflendi. Tezimizin özünü oluşturan yabancılaşma kavramını açıklarken yabancılaşma hakkındaki sosyoloji ve felsefe uzmanlarının görüşlerine yer verildi. Bu kısımda birçok felsefe ve sosyoloji literatürü tarandı ve elde edilen veriler alınıp yorumlandı. Kırım ve Kırgız edebiyatının nesir alanındaki çalışmaları araştırıldı. Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı'nın biyografileri ve eserleri incelendi. Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı'nın tüm eserleri özetlendi. İncelemenin son kısmında Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" ve Cengiz Dağcı'nın "Yurdunu Kaybeden Adam" adlı romanlarında yabancılaşan karakterler tespit edildi. Söz konusu romanlardan alıntılar yapılarak yorumlandı. Tez çalışmamızın sonuç bölümünde ise ulaşılan bilgilerin ışığında birtakım çıkarımlarda bulunuldu. Anahtar Sözcükler: Yabancılaşma, Cengiz Aytmatov, Cengiz Dağcı, Kırım Edebiyatı, Kırgız Edebiyatı

Yabancılaşma
Ebru Altundaş Karakaş
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İBB Atatürk Kitaplığı OE_YZ_0561 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Arapça "cem'" kökünden türemiş bir kelime olan mecmua, "toplama, bir araya getirme" anlamlarına gelmektedir. Edebî bir terim olarak ise mecmua, şiirlerle yahut çeşitli konuların ele alındığı yazılarla oluşturulan eserlerin genel ismidir. Şiir mecmuaları, Klasik edebiyatın farklı dönemlerine ait ürünlerini bir araya getirdiği önemli kaynaklardandır. Mecmualar şiir mecmuları ile sınırlı kalmayıp zengin içerikleri ile edebiyatın yanında tıp, tarih, sosyoloji gibi bilim dallarına da hizmet edecek nitelikte önemli eserlerdir. Çalışmamızın konusu İBB Atatürk Kitaplığı OE_Yz_0561 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifidir. Çalışmamıza konu olan mecmuada daha çok 17. yüzyıl şairlerinin eserlerinden örneklere yer verildiği görülmektedir. Derleyicisi hakkında herhangi bir bilgi içermeyen mecmua; 127 varak ve 548 şiirden oluşmaktadır.

DergilerTürk edebiyat tarihiŞiir+1
Seda Menteş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Oğuz Özdeş'in eserleri ve sanatı

Oğuz Özdeş'in Eserleri ve Sanatı başlıklı bu çalışmada yazarın diğer edebî türlerde vermiş olduğu ürünlerle birlikte özellikle romanları üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda ilk olarak sanatçının yaşadığı dönem ve bu dönemdeki edebiyat hareketleri özellikle de süreli yayınlardaki faaliyetleri incelenmiştir. Sanatkâr, süreli yayın hayatında toplamda 16 dergi ve 5 gazete olmak üzere 21 farklı süreli yayında yazarlık yapmış ve çeşitli idari görevler üstlenmiştir. Bu çerçevede edebiyat ile sinema dalındaki dönemin tanınmış isimleriyle mülakatlar yapmıştır. İlk edebî ürünlerini bu süreli yayınlar vasıtasıyla veren sanatçı, özellikle tefrika romancılığı noktasında dergi ve gazetelerde 30'un üzerinde roman yayımlamıştır. Yazar, bu hikâye ve romanların büyük bir kısmını daha sonra kitap olarak bastırır. Çalışmada, Oğuz Özdeş'in gazete sayfalarında kalan tefrika romanları, kitap olarak bastırdığı popüler tarihî romanlar ile aşk ve macera konulu popüler romanlarının tamamı tahlil edilmiştir. Roman tahlilleri yapılırken romanın materyal unsurlarından olan olay örgüsü, kişi kadrosu, zaman, mekân, anlatıcı, bakış açısı, dil ve üslup ele alınmıştır. Romanın teknik unsurlarından ise tema, tasvir, mektup, montaj, özetleme, geriye dönüş tekniği, leitmotive, otobiyografik anlatım, diyalog, iç diyalog, monolog, iç monolog ve iç çözümleme gibi unsurlar incelenmiştir. Bu bağlamda sanatçının romancılığı ve romancılığının dönemleri tespit edilmiştir. Yazar, ilk romanını popüler aşk romanı tarzında ve 1939 yılında, son romanını ise 1977 yılında tarihî roman tarzında kaleme almıştır. Bu süre içerisinde 14 adet tarihî romanı, toplamda farklı isimlerle tefrika veya kitap olarak yayımlanmış 42 adet aşk ve macera konulu romana imza atmıştır. Ancak bu aşk ve macera romanları, tek tek incelendiğinde bazı romanların isimlerinin farklı olmasına rağmen içeriklerinin aynı olduğu görülmüştür. Özetle Özdeş'in kitap olarak basılmış ve içerik bakımından birbirinden farklı olan 25 adet aşk ve macera konulu romanı vardır. Bunlara ek olarak kitap olarak basılmamış gazete sayfalarında tefrika olarak kalmış 5 adet tefrika romanı, 1 adet de resimli romanı mevcuttur. Hikâye türünde ise gazete sayfalarında kalan onlarca hikâye yazmış, bunların dışında 1 adet de hikâye kitabı basmıştır. Hikâyelerinde aşk konusu işlenmiş fakat tarih konusuna hiç girilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Aşk romanı, Oğuz Özdeş, popüler roman, tarihî roman, tefrika roman.

Edebi eserlerRomanTürk edebiyatı+2
Adem Arslan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Oğuz Atay'ın romanlarında varoluşçuluk

Sınırları tam olarak belli olmayan fakat etki alanı son derece geniş olan ve tanımı filozoftan filozofa farklılıklar arz edebilen bir felesefi akımdır varoluşçuluk. Özellikle 20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren Avrupa düşün hayatına damgasını vurmuş olan bu akımın temsilcileri arasındaki isimler üzerine de tam bir mutakabat yoktur. Buna karşın adları Varoluşçuluk akımıyla anılan filozofların başlıcaları şunlardır: Soren Kierkegaard, Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Jean Paul Sartre, Karl Jaspers, Albert Camus, Gabriel Marcel, Maurice Merleau - Ponty… Adı bu gruba eklenebilecek yahut adı bu gruptan çıkaralıbilecek isimler olmakla birlikte genel kanı bu isimlerin Varoluşçuluk akımının temsilcisi olduğu yönündedir. Varoluşçuluk, özellikle Jean Paul Sartre, Albert Camus gibi filozoflar tarafından edebiyat alanına taşınmış ve bundan ötürü de başka hiçbir felsefi akımda olmadığı kadar edebiyatla iç içe olmuştur. Varoluşçuluğun edebiyatla yoğun iç içeliğinin bir diğer nedeni de Rus yazar Dostoyevski'nin yapıtlarının barındırdığı varoluşçu unsurların adı varoluşçulukla anılan filozoflar tarafından yoğun bir şekilde kullanılmasıdır. Türk Edebiyatında da bir çok yazarı derinden etkilemiş olan varoluşçuluk akımı özellikle 1950'li yıllardan sonra edebiyatımızda yoğun bir şekilde görülmeye başlanır. İşte araştırmamızın amacı da Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar romanlarında da etkisi yoğun bir şekilde görülen varoluşçu unsurları ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmamızda öncelikle birincil kaynaklardan varoluşçuluk okumaları, bu okumalardan elde edilen veriler doğrultusunda da varoluşçu fenomenleri belirleyip bu fenomenlerin tezimize konu romanlar üzerinden tespitini yaptık.

Atay, OğuzRomanTürk romanı+1
Bülent Aytok Özaltıok
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İBB Atatürk Kitaplığı Bel_Yz_K0006, Bel_Yz_K0007 ve Bel_Yz_K0772 numaralarda kayıtlı Şiir Mecmualarının 'mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Arapça bir kelime olan, köken itibariyle "cem'" (جمع) kökünden gelen "mecmua" kelimesi, "toplanıp biriktirilmiş, tanzim ve tertip edilmiş şeyler heyeti" anlamına gelir. Edebî bir terim olarak ise mecmua, farklı kişilere ait nazımlardan yahut çeşitli konuların ele alındığı nesirlerden oluşturulan eserlerin genel ismidir. Edebiyatımızın farklı dönemlerine ait manzum, mensur metinlerin toplanmasıyla oluşan ve önemli kaynak eserlerden olan mecmualar, "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi" (MESTAP) dâhilinde incelenilmektedir. Bu proje doğrultusunda yapılan çalışmalar ile projenin de başlıca hedefi olan, mecmuaların içeriği belirlenip herhangi bir çalışmada lazım olması durumunda incelenmesini kolaylaştırmak amaçlanmıştır. İncelenen mecmualarda yer alan şairler, bu şairlerin şiirleri, şiirlerin nazım şekilleri, türleri, vezinleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kütüphanesi'nde "Şiir Mecmuası" adıyla kayıtlı olan BEL_Yz_K0006, BEL_Yz_K0007 ve BEL_Yz_K0772 numaralı şiir mecmuaları Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnif edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiir, Mecmua, MESTAP.

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+4
Hilal Gül İlhan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orhan Pamuk'un romanlarında sosyal meseleler

İlk olarak 1974 yılında yazmaya başlayan Orhan Pamuk, Türk edebiyatının son dönemde en çok okunan yazarlarından birisi haline gelir. 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Orhan Pamuk, bu ödül ile dünya çapında bir üne kavuşur. Orhan Pamuk'un romanları toplumsal olaylardan beslenmektedir. Edebiyat sosyolojisi, edebi ürünlerin içinden çıktıkları toplum ile olan ilişkileri ortaya çıkarılması ve edebi eserin anlaşılması noktasında fayda sağlamaktadır. Bir bilim dalı olan sosyoloji disiplini ile bir sanat dalı olan edebiyatın birbirine yaklaştırılması hem araştırmacılar açısından hem de okurlar açısından sıkça tercih edilmektedir. Bu çalışmamızda amacımız, Orhan Pamuk'un romanlarında yer alan sosyal-toplumsal meseleleri edebiyat sosyolojisi bağlamında incelemektir. Bu inceleme yapılırken edebiyat sosyolojisi açısından değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamız üç ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölüm olan "Giriş" bölümünde "Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi" başlığı altında edebiyat sosyolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde "Orhan Pamuk ve Romanları" başlığı altında Orhan Pamuk hakkında bilgi ve Orhan Pamuk'un romanlarının tanıtımı ve özeti verilmiştir. Üçüncü bölümde ise "Orhan Pamuk'un Romanlarında Sosyal Meseleler" başlığı adı altında çalışmamızın esasen hedeflediği sosyal meseleler üzerinde durulmuştur. Bu sosyal meseleler; "Kuşatıcı- Çatı Mesele: Doğu-Batı Çatışması", "Aile", "Ekonomik Faaliyetlerle İlgili Sosyal Meseleler", "Siyasi ve Bürokratik Temelli Sosyal Meseleler", "Din Temelli Sosyal Meseleler" ve "Eğitim Temelli Sosyal Meseleler" başlıkları altında toplanmıştır. Sonuç kısmında ise yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgilerin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Edebiyat sosyolojisiPamuk, OrhanRoman+4
Özgür Arslangörür
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nazan Bekiroğlu'nun romanlarında yapı ve tema

Son dönem Türk edebiyatının öne çıkan yazarlarından biri olan Nazan Bekiroğlu, Dolunay'la başlayan yazı serüvenine Türk Edebiyatı, Milli Kültür, Kayıtlar, Yedi İklim ve Dergâh gibi dergilerde çıkan deneme ve hikâyelerle devam etmiştir. Gelenekten beslendiğini söyleyebileceğimiz bu yazılarıyla ciddi bir okur kitlesine ulaşmayı başaran Nazan Bekiroğlu, "Nun Masalları" ismiyle hikâyelerden oluşan ilk kitabını yayımlar. Bu hikâye kitabının ardından "Mor Mürekkep" adıyla denemelerini kitaplaştıran Nazan Bekiroğlu'nun ilk romanı, geleneğin modern bir tarzda yeniden inşa edildiği "Yûsuf ile Züleyha" olur. Yûsuf ile Züleyha'dan sonra dört roman daha kaleme almış olan Bekiroğlu'nun bugün toplam beş romanı bulunmaktadır. Çalışmamız, eserleriyle edebiyat tarihimiz içerisinde gelenekten geleceğe bir köprü kurmayı başaran Nazan Bekiroğlu'nun romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesinden oluşmaktadır. Eserlerinde genel olarak insan hakikati üzerinde duran yazar, bu hakikati yaratılış, aşk, hicran, hasret yaşam, ölüm, ihtiras gibi daha çok metafizik arka planı olan temalar çerçevesinde ele alır. Bekiroğlu'nun son dönemin takip edilen isimlerinden biri olmasında eserlerinin muhtevası kadar üslubunun da önemli bir etkisi vardır. Yazarın yazın hayatında ciddi bir yer işgal eden romanlarının yapı ve tema bakımından incelemesinden oluşan çalışmamız iki bölümden meydana gelmektedir. Çalışmanın birinci bölümü "Nazan Bekiroğlu'nun Hayatı, Edebî Kişiliği ve Eserleri", ikinci bölümü ise "Nazan Bekiroğlu'nun Romanlarında Yapı ve Tema" başlıklarını taşımaktadır. Bu iki bölümün ardından "sonuç" ve "kaynaklar" bölümlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Türk Edebiyatı, Nazan Bekiroğlu, Roman, Tema, Yapı.

Bekiroğlu, NazanRomanRoman+3
Meryem Doğan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Azerbaycan Türkçesi ile yazılmış Güney Azerbaycan Türk romanında kadın

Bu çalışmada İran Türk Edebiyatının Güney Azerbaycan Sahasında yazılmış hikâye ve romanlarında "kadın" karakterler ele alınmıştır. Çalışmada Nasır MENZURİ'nin "Avava" ve "Qaraçuxa" adlı romanları, Rugeyye KEBİRİ'nin "Mürr Ağacının Kehruba Gözleri" ve "Aclık Baratası" adlı romanları, Feranek Ferid İPEK'in "Xanım Eli" adlı hikâye toplusu ve Ferrux Cerayidi'nin "Alma" adlı hikâye toplusu okunmuş, incelenmiş, fişlenmiş ve kadın karakterler analiz edilmiştir. Bu çalışmayla, kapalı kutu konumundaki İran Türk edebiyatını, Güney Azerbaycan Türkçesi ile eser veren yazar ve bu yazarların ürünlerini Türkiye'de Türk okurlarına ve araştırmacılara tanıtmak hedeflenmiştir.

Sedef Ahenpençe Altınel
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İBB Atatürk Kitaplığı BEL_Yz_K_0336 ve BEL_Yz_K_0700 numarada kayıtlı şiir mecmualarının mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Mecmua; "toplama, toplanma, bir araya getirme, getirilme" gibi anlamlara gelen ve edebiyat tarihi açısından oldukça önemli olan bir kaynaktır. Şiir mecmuaları ise farklı yahut aynı nazım şekliyle kaleme alınmış şiirlerin bir araya getirildiği eserlerdir. Mürettibinin kişisel zevk ve anlayışına göre şekil alan şiir mecmuaları yeni bilgilerin edinilmesi açısından son derece önemli kaynaklardır. Mecmualarda, bir şairin divanında yer almayan şiirlerine, daha evvel bir örneği görülmeyen farklı nazım şekillerine veya türlerine rastlamak mümkündür. Yine aynı şekilde bugüne kadar kaynaklarda adı geçmeyen, divanı tespit edilemeyen veya bulunamayan şairlerin şiirlerinin tespitinde, divan sahibi şairlerin de divanlarında yer almayan şiirlerinin ortaya konulması noktasında da önemli bir kaynaktır. Şiir mecmuaları tertip edildiği dönemin edebî zevklerinin, dönem içerisinde sıkça kullanılan tür ve şekillerin tespiti noktasında da hazine niteliğinde olan eserlerdir. Mecmualar edebiyatın yanı sıra tıp, dinler tarihi, sosyoloji, tarih gibi çeşitli bilim dallarına da hizmet edebilecek nitelikli eserlerdir. Mecmularda Arap harfli olarak yer alan metinlerin günümüz harflerine aktarılarak bilim dünyasının istifadesine sunulmasının edebiyat tarihimize büyük bir katkı olacağına şüphe yoktur. Bu bağlamda çalışmamız İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Kitaplığı BEL_Yz_K_0336 ve BEL_Yz_K_0700 numaralarda kayıtlı şiir mecmualarının,"Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi"ne (MESTAP) göre tasnifinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Divan Edebiyatı, MESTAP, Şiir Mecmuası

DergilerEski Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`ar+4
Leman Selvitopu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ali Bin Abdullah Kahramān-nāme (Giriş-inceleme-metin-sözlük-özel adlar dizini)

Bu çalışmanın temelini Kahramān-nāme Bibliotheque Nationale nüshası üzerine Eski Anadolu Türkçesi dil unsurlarının tespiti oluşturmuştur. Ali Bin Abdullah tarafından yazılan Kahraman-nāme'nin Bibliotheque Nationale nüshası incelendiğinde nüshanın Eski Anadolu Türkçesi dönemi dil unsurlarını barındırdığı tespit edilmiştir. Çalışmamız öncelikle giriş, inceleme, metin, özel adlar dizini olmak üzere beş ayrı bölümden oluşmaktadır. Eser öncelikle Arap harfli yazıdan çevrilerek latin harflerine aktarılmış metnin tamamı hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Çalışmamızın giriş kısmında metin ve Eski Anadolu Türkçesi hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme kısmında Eski Anadolu Türkçesi Fonetik ve Morfolojik durumların bir kısmı ele alınarak incelenmiştir. Metin kısmında eserin Arap harfli yazıdan latin harfli yazıya aktarılmış haline yer verilmiştir. Buradan hareketle metinde bulunan anlamları bilinmeyen, birden fazla anlam barındıran, Eski Türkçe ya da Eski Anadolu Türkçesi devresinde kullanılan sözcüklerin anlamlarını verebilmek için bir sözlük çalışması yapılmış ve sözcüklerin etimolojileri kelimelerin yanında verilmiştir. Özel adlar dizininde ise metinde geçen mekan ve kişi adlarının hangi varaklarda bulunduğuna yer verilmiştir. Kahramān-nāme yer yer Arapça ve Farsça kelimeleri bünyesinde barındırsa da Eski Anadolu Türkçesi dönemi dil unsurları, kullanılan Türkçe sözcükler ve söz varlığı açısından önemlidir. Sonuç olarak bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi dil unsurları ele alınarak, Kahramān-nāme adlı eserde Türk dilinin ve Türkçenin eserin yazıldığı dönemdeki bir kısım Fonetik ve Morfolojik özelliklerinin nasıl olduğu incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ali Bin Abdullah, Bibliotheque Nationale, Eski Anadolu Türkçesi, Kahramān-nāme.

Ali bin AbdullahBiçimbilimDilbilgisi+4
Yusuf Can Erdoğan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

13. yüzyıla ait bir Türk dili yadigârı: Kitabü'l-Ef'al (Metin-inceleme-dizin)

9. yüzyılın sonu Türk tarihinde; kültürel, dinî ve dilsel anlamda büyük bir etki yaratmıĢtır. İslamlaştırma ve fütûhat dönemine denk gelen bu etki ile Türkler, İslam dinini kabul edip daha önce kullandıkları yazı sistemlerinden vazgeçip Arap harflerini kabul etmişlerdir. İslam dinini anlayabilmek, Arap ve Fars halklarıyla ticaret yapabilmek ve birlikte yaşamayı sağlayabilmek için bu dilin öğrenilmesi gereklilik hâline gelmiĢtir. Dolayısıyla dil kılavuzları, sözlükler, satır arası Kuraan tercümeleri, edebiyat ve tarihî eserler; dil incelemeleri açısından büyük önem verilecek kadar Türkçenin filolojik zenginliği hâline gelmiĢtir. Eldeki verilere göre, Arap harfleriyle yazılan ilk Arapça-Türkçe eser 10. yüzyılda, Karahanlılar döneminde Kaşgarlı Mahmud tarafındanyazılmış Dîvânu Lugâti't-Türk'tür. Fransız Millî Arşivlerinde bulunan Kitabü'l-Ef'al de satır arası Arapça-Farsça-Türkçe sözlük örneklerinden biridir. Harezm sahasında yazıldığı düşünülen eser, 13. yüzyılda kaleme alınmıĢtır. Arapça fiillerin Türkçe karĢılıklarının verildiği eserde, Türkoloji araĢtırmalarına kaynaklık edebilecek fonetik-morfolojik örnekler bulunmaktadır. Bu çalışmada, Arapça sözlüklere, Eski Türkçe kaynaklarına ve gramer çalışmalarına dayanarak Kitabü'l-Ef'al adlı eser fonetik, morfolojik ve leksik bakından ele alınmıĢ, metnin tranaskripsiyonu ve dizini de çalışmanın son bölümü olarak sunulmuştur.

Lamine Tamssaout
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şefaatli ve yöresi ağzı

Bu çalışmanın amacı Şefaatli ve yöresi ağzını tespit etmektir. "Şefaatli ve Yöresi Ağzı" isimli çalışmada ilk olarak Şefaatli ve yöresinin fiziki, coğrafi ve etnik yapısı hakkında bilgiler verildi. İnceleme bölümünde tespit edilen metinler, ilk olarak transkribe edildi, ses (fonetik) ve şekil (morfolojik) özellikleri bakımından incelendi. Bölgenin standart dilden farklılıkları ortaya konmaya çalışıldı ve meydana gelen değişiklikler belirtildi. Bölge ağzının karakteristik dil özellikleri hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Sonuç bölümünde bölge ağzının karakteristik dil özellikleri maddeler haline getirildi. Bu maddelerde verilen dil özellikleri ile ilgili bölge ağzından örnekler verdik ve mukayeseler yaptık. Sözlük kısmında bölgeye has kelimeler verildi ve ayrıca metinlerde bulunmayan kelimelerde verilmeye çalışıldı. Anahtar Kelimeler: 1. ağız 2. ses 3. Şefaatli 4. şekil

AğızlarDil bilgisiDil bilim+2
Tuğba Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı coğrafyasında farklı inanç zümreleri ve tezkire yazarlarının bu zümrelere bakış açıları

Tarihin her devrinde insanlar farklı inançları benimsemiş ve yaşamışlardır. Genel olarak Sünnî Müslümanlığı benimseyen Osmanlı Devleti'nde bunun yansımasını görmek mümkündür. Sünnîlik (ortodoksi) olarak ifade edilen bu baskın görüşün karşısında gelişen ve "heterodoksi" olarak ifade edilen birtakım düşünceleri benimseyen insanların genellikle bazı güçlükler yaşadığı görülmüştür. İçinden çıktığı hemen her toplumda bu kesimlerin sözleri kimi zaman bir küfür sayılmış hatta bu türden düşünceleri yüksek sesle dile getiren insanların hapse atıldığı yahut katledildiği dahi olmuştur. Ezoterik (içrek) gelenek dâhilinde geliştiğini söyleyebileceğimiz bu düşünce sistemlerinin bazı divan şairlerince de benimsendiği ve şiirlerde işlendiği bilinen bir husustur. Bu şairlerin ve benimsedikleri görüşlerin kendi dönemlerinden itibaren kaleme alınan tezkirelerde farklı bir şekilde dikkatlere sunulduğunu söyleyebiliriz. Bu çalışmada, esas olarak edebiyat tarihimizin en önemli biyografik kaynaklarından olan şairler tezkireleri taranarak yukarıdaki bağlamda zikredilen şairlerin tespit edilmesi ve bunların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu yolda ilk olarak kavramsal bir çerçeve oluşturmak için ezoterizm, ortodoksi, heteredoksi kavramları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Arkasından Osmanlı sahasında kaleme alınan tezkirelerin kısaca tanıtılmış ve sonrasında Tezkire yazarlarının farklı inançları benimseyen -heterodoks kesime mensup gösterilen- şairlere karşı yaklaşımları incelenmiştir. Bu biyografik kaynakların olumlu veya olumsuz değerlendirmeleri karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Tezkire yazarlarının şahsî inancının şair biyografisine nasıl yansıdığı, Sünnî Müslümanlığa mensup şairler ile Sünnî olmayan şairlerin ne gibi ölçüler dâhilinde dikkatlere sunulduğu tespit edilmeye, ayrıca inancı olmadığı ileri sürülen şairlerin de hangi bakış açılarıyla değerlendirildiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

EzoterizmKlasik Türk edebiyatıOsmanlı Dönemi+7
Şükran Koyuncu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İBB Atatürk kitaplığı BEL YZ K 0773 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (Mestap) göre tasnifi

Arapça "cem' " (جمع) kökünden türemiş bir kelime olan mecmua, "bir araya getirilen, derlenen, cem edilen" anlamlarına gelmektedir. Bir edebiyat terimi olarak mecmua, "farklı kişilere ait metinlerin/metin parçalarının bir araya getirildiği defter" olarak tanımlanmaktadır. Bugünkü antolojilerin ilk örnekleri olduğunu söyleyebileceğimiz şiir mecmuaları, derlenen şiirlerin nazım şekli ve muhteva özellikleri bakımından hem mürettibin şahsî zevki hem de şiirlerin yazıldıkları dönemin edebî zevki hakkında bilgiler vermektedir. Türk edebiyatında mecmuanın doğuşunu kaynaklar XV. yüzyıl olarak kaydetmektedir. Ömer Bin Mezid'in 1437 senesinde derlediği nazire mecmuası bu anlamda bilinen ilk eser olarak kabul edilmektedir. Takip eden yüzyıllarda ise farklı tür ve içeriklerde metinlerin derlendiği mecmualar ayrı bir telif türüne dönüşmüştür. Çalışmamızın konusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Bel Yz K0773 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi"ne (MESTAP) göre tasnifinden oluşmaktadır. Çalışmamız "giriş" ve iki ayrı bölümden meydana gelmektedir. Mecmuanın tanıtımı, tarihsel gelişimi ve şiir mecmuaları hakkında genel bilgilerin verildiği giriş bölümünün ardından birinci bölümde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Bel Yz K 0773 numarada kayıtlı şiir mecmuasının tanıtımı yapılmıştır. Bu bölümün ardından ikinci bölümde tezimize konu olan mecmuanın transkripsiyonlu metni verilmiştir. Şiirlerin, yayımlanan divanlardan karşılaştırılması yapılmış ve elde edilen veriler dipnotlarda gösterilmiştir. Daha sonra "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi"ne göre mecmuadaki manzumelerin matla ve makta beyitleri / bentleri MESTAP tablosuna işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Şiir, Şiir Mecmuası.

DergilerKlasik Türk edebiyatıSınıflandırma+3
Rabia Alparslan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Kütüphane 06 HK 3639 ve 06 MİL YZ A 54 numaralarda kayıtlı mecmuaların 'mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Mecmua, günümüzde "dergi, şiir antolojisi" anlamında kullanılan çeşitli konularda yazılan şiir ya da metinlerin derlenip bir araya getirildiği defter ya da kitaplara denir. Mecmualar bir ya da daha fazla yazar tarafından yazılabilir. İçerdikleri zengin malzeme ile hem Klasik Türk Edebiyatı araştırmalarına hem de çeşitli bilim dallarına kaynaklık etmektedir. Mecmualar yazıldıkları dönemin sanatsal ve kültürel hayatı ile tıp, tarih, dinler tarihi, coğrafya gibi çeşitli alanlarla ilgili bilgiler içermektedir. Özellikle kütüphanelerde "Mecmûʿa-i Eşʿâr" ya da "Mecmûʿatü'l-Eşʿâr" adlarıyla kayıtlı olan şiir mecmuaları klâsik şiirimiz için önemli birer kaynaktır. Bu mecmualarda bilinmeyen şairlere, şairlerin bilinmeyen şiirlerine, farklı nazım şekillerine, aruz kalıplarına, farklı nazım türlerine, bir şairin hayatı ile ilgili önemli bilgilere rastlanabilir. Milli Kütüphane 06 Hk 3639 ve 06 Mil Yz A 54 numaralarda kayıtlı mecmuaların "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi"ne (MESTAP) göre tasnifi çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızdaki 06 Hk 3639 numaralı mecmua nazım şekilleri ve aruz kalıplarının çeşitliliği bakımından zengindir. 06 Mil Yz A 54 numaralı mecmuada gazel nazım şekli ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Her iki mecmuada 15. ve 19. yüzyıllar arasında yaşamış olan şairlerin şiirleri yer almaktadır. Bâkî, Fuzûlî, Nâbî, Beliğ, Sâbît, Nedim gibi meşhur şairlerin şiirleri çoğunluktadır. Her iki mecmuada yer alan şiirlerin matla ve maktaları / ilk ve son bendleri transkiribe edilerek "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi" (MESTAP) tablosuna aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Klasik Türk Şiiri, Mecmua, MESTAP, Şiir Mecmuası

Edebiyat dergisiEski Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`ar+3
Hacer Özgen
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli kütüphane 06 MİL YZ A 2519 ve 06 MİL YZ A 1998 numaralarda kayıtlı mecmuaların mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi

Günümüzdeki şiir antolojilerinin karşılığı olan, türlü konulardaki manzum ve mensur yazıların bir araya getirildiği kitap ve şiir defterine "mecmuʽa" denir. Mecmualar, edebiyat tarihimizin aydınlatılmasında çok önemli bir yere sahip birincil kaynaklardandır. Edebî ilgi ve zevke sahip kişiler tarafından rağbet gören şiirlerin derlenip toplandığı bu defterler, özellikle edebȋ ve biyografik açıdan edebiyat tarihimize ayna tutacak ve karanlıkta kalan birçok noktayı aydınlatacaktır. "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi" (MESTAP) dâhilinde hazırlamış olduğumuz bu çalışmamızda incelediğimiz, Milli Kütüphane'de "Mecmuʽa-i eşʽâr" adıyla anılan 06 Mil Yz A 2519 ve 06 Mil Yz A 1998 numarada kayıtlı mecmualar antoloji niteliğindeki şiir mecmualarındandır. Çalışmamızdaki 06 Mil Yz A 2519 numaralı mecmua özenle tertip edilmiş ve iki bölüme ayrılmıştır. Birinci kısımda muaşşer, müsebba, müsemmen, tahmis, terci-i bend vetesdis nazım şekilleri ile yazılmış şiirler yer almaktadır. İkinci bölümde ise Emrî ve Hayalî'nin gazellerine yer verilmiştir. 06 Mil Yz A 1998 numaralı mecmua ise herhangi bir tertip hususiyetine sahip değildir. Mecmuada 15. ve 18. asırlar arasında yaşamış şairlerden gazeller, çeşitli müfred, matla, terkib-i bend, rubai, şarkı, muamma ve lugazlar bulunmaktadır. Mecmuada özellikle 16. ve 17. yüzyılın büyük şairlerinden Bâkî, Fuzûlî, Nâbî ve Nef'î gibi önde gelen şairlere ait şiirler yekûn teşkil eder. Her iki mecmuadayer alan şiirlerin matla ve makta beyitleri/bendleri transkiribe edilerek "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi" (MESTAP) tablosuna aktarılmıştır.

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+5
Hava Adır
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kırşehir'den derlenen masalların Kohlberg'in zihinsel ahlaki gelişim kuramına göre incelenmesi

Bireyin değil, toplumun bilgeliğini yansıtan masallar, halkın psikolojisi, ruhu, sosyolojisi, ahlakı vb. konulara dair pek çok bilgiyi barındırırlar. Okuyucular / dinleyiciler, masal kahramanları aracılığıyla toplumun hangi eylemleri doğru ya da yanlış kabul ettiğini, hangi inanışları, örf, âdet ve değerleri benimsediğini, hangi motifleri ve sembolleri gelenekselleştirdiğini öğrenmeye başlarlar. Evrensel ve kültürel değerleri, ön yargıları, farklı karakterlerdeki insanların varlığını, eylemlerinin altındaki sebepleri kısacası insana dair her şeyi insanlığa anlatan masallar, kahramanları aracılığıyla çocuklara rol model olurlar. Çocukların dil, zihin, ahlak, kişilik ve toplumsal gelişimlerini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilirler. Bu çalışmada Kırşehir'den derlenen masallar, kalıplaşmış yöntemlerin dışında bir yöntemle Kohlberg'in zihinsel ahlaki gelişim kuramına göre incelenmiştir. Bu bağlamda ilk olarak sahada masal derleme çalışması yapılmış, ardından derlenen 100 masal yazıya aktarılmıştır. Daha sonra Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramı üzerine bir tarama, araştırma ve inceleme yapılmış, belirtilen kuramın oluşumu, evreleri ve düzeyleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Ardından masalların bireysel ve toplumsal bilinçaltında idealize edilen ana kahramanlarının davranışları, davranışın altındaki niyetlere göre incelenmiştir. Böylece kahramanların ahlaki açıdan ne kadar ideal oldukları belirlenmeye çalışılmıştır. Kahramanların ahlaki davranışlarının temelinde yatan etmenlere, derlenen masalların çocukların ahlaki gelişimine faydaları ile zararlarına dair yorumlarda bulunulmuştur. Kültürel bağlamları dâhilinde incelenen masallar aracılığıyla yörenin ahlaki gelişim yapısı, ahlaki değerleri, kültürel önyargıları, çarpık ilişkileri vb. hakkında bilgi edinilmiş, "halkın ahlakı" ve "ahlaki gelişim düzeyi" ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmadaki 100 masalın 86'sında olaylar tek ana kahraman etrafında gelişirken, 13'ünde iki, 2'sinde de üç ana kahraman etrafında gelişmektedir. Belirtilen ana kahramanların ahlaki gelişim düzeyleri Kohlberg'in evrelerine göre bir tasnife tabi tutularak 10 başlık altında incelenmiştir. Yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda 112 kahramanın 43'ü (%38) gelenek öncesi düzeyde, 35'i (%31) geleneksel düzeyde, 29'u (%26) gelenek sonrası düzeyde yer alırken 5'i (%5) herhangi bir düzeye yerleştirilememiştir. Masallar bireyin değil toplumun ürünüdürler, dolayısıyla onlardan hareketle bireysel değil toplumsal ahlaka dair veriler ortaya çıkar. Bu gerçekten hareketle yapılan incelemenin sonucu değerlendirildiğinde yöre insanlarının ahlaki gelişim düzeyi bakımından en alt seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelemeler sonucunda 112 kahramandan 40'ının davranışları "saf çıkarcı", 20'sinin "evrensel ahlak", 19'unun "iyi çocuk", 16'sının "kanun ve düzen", 9'unun "sosyal sözleşme ve yararlılık", 3'ünün davranışları da "itaat ve ceza" eğilimi evrelerinde yer alırken 5 kahramanın davranışları Kohlberg'in herhangi bir evresine yerleştirilememiştir. İlgili verilerden hareketle bireysel ve toplumsal bilinçaltında idealize edilen masal kahramanlarının en fazla "saf çıkarcı" evrede yer alması, masal kahramanlarının aslında ideal olmadıklarını göstermektedir. Ayrıca saf çıkarcı ana kahramanların çocuklara olumsuz rol model oldukları ve çocukların ahlaki gelişimlerini de olumsuz yönde etkileyecekleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kırşehir masalları, Lawrence Kohlberg, Kohlberg'in zihinsel ahlaki gelişim düzeyleri / evreleri, Erol Güngör, ahlak sosyolojisi, halkın ahlakı.

Ahlak gelişimiGüngör, ErolKohlberg, Lawrence+6
Meltem Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Halk anlatılarının yeniden yazımı sürecinde Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu

Türk ve dünya edebiyatlarında özel bir yeri olan ve Türk milletinin maddi ve manevi değerlerini somut bir şekilde yansıtan Dedem Korkut Kitabı, 1815 yılında Heinrich Friedrich Von Diez tarafından bilim dünyasına tanıtıldığından beri eskimeyen ve tüketilemeyen kaynaklardan biri olarak dikkat çekmektedir. Kitapta yer alan on iki anlatı, Oğuzların 9. ve 11. yüzyıllar arasındaki idari, iktisadi, kültürel ve dinî yapılarını dinleyiciye/ okuyucuya aktarmaktadır. Kilisli Muallim Rıfat'ın Türkiye'deki ilk neşrinden sonraki yüz yıllık süre içerisinde Dedem Korkut Kitabı birçok araştırmacı tarafından ele alınmış ve bilimsel ölçütlerde neşirler ve makaleler yayımlanmıştır. Bunun yanında Dedem Korkut Kitabı'nın masal, efsane, hikâye hatta tiyatro ve sinema filmi senaryosu olarak defalarca yeniden yazılmıştır. Ortaya çıkan yeni metinlerin birçoğu, asıl metinlerin kopyası olarak değerlendirilebilecek tekrarları iken bazıları da dil, üslup, olay örgüsü ve motifleri bakımından farklılaşmış formları olarak karşımıza çıkmaktadır. Dedem Korkut Kitabı'nın yenidenyazımlarının geçirdiği değişim ve dönüşümler ve bunların hangi boyutlarda ve amaçlarda gerçekleştiklerinin ortaya konulması, yazınsal süreç içerisinde anlatıların geçirdiği dönüşümleri aydınlattığı gibi bundan sonra yazılacak olanlara da ışık tutması bağlamında önem arz etmektedir. Çalışmamızda, Dedem Korkut Kitabı'nın Dresden nüshasında beşinci boy olarak yer alan ve Türklerin İslamiyet'i yeni yeni benimsediği bir dönemde inanç karmaşası yaşayan, bu bağlamda da Azrail'e kafa tutan Deli Dumrul'un ölümü bünyesinde hissedişiyle ilahi gücü ve yaşamın gerçeklerini kabul edişini anlatan Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu'nun yenidenyazımları ele alınacak, ortaya çıkan yeni anlatılardaki biçimsel ve anlamsal dönüşümler açıklamalarıyla birlikte ortaya konmaya çalışılmıştır.

Deli DumrulDuhaHalk bilimi+6
Sahra İpek Edis Aydoğan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ordu türküleri üzerine bir inceleme

Yapısı gereği topluma dair her şeyi içinde barındıran kültür olgusunun en önemli unsurlarından biri türkülerdir. Halk edebiyatının sözlü ürünlerinden olan türküler, belli ezgilere sahiptir ve kuşaklar arası bir köprü vazifesi görür. Toplumu derinden etkileyen olaylar karşısında söylenen türküler, yaşayan bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir. Tezimizin ilk amacı, Ordu türkülerinin metinlerini bir kaynakta toplamak ve bu sayede Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmak, bu anlamda bilimsel bir kaynak ortaya koymaktır. Çalışmamızda TRT Türk Halk Müziği repertuvarından ve Ordu türkülerinin bulunduğu mevcut kaynaklardan yaralanılmış, dördü uzun hava yüz elli ikisi kırık hava olmak üzere yüz elli yedi türkü tespit edilmiştir. Bu türküler edebî ve müzikal açıdan incelenerek şekil, konu, ezgi ve kullanıldıkları alanlar açısından tasnif edilmiştir. Çalışmamız altı bölümden oluşmaktadır. Ordu'nun tarihi, coğrafi özellikleri ve kültürel durumu gibi araştırma alanı hakkında bilgiler giriş bölümünde verilmiş, böylelikle incelemenin daha anlaşılır olması sağlanmıştır. Birinci bölümde türkü kavramı ve türkünün tarihçesi üzerinde durulmuş, Ordu türkülerinin genel özelliklerine yer verilmiştir. Türküler, ikinci bölümde şekil özellikleri bakımından, üçüncü bölümde konuları bakımından, dördüncü bölümde ise kullanıldıkları alanlar bakımından tasnif edilmiştir. Beşinci bölümde Ordu türkülerinin müzikal özelliklerine verilirken altıncı ve son bölümde şekil özelliklerine göre sıralanmış türkü metinlerine yer verilmiştir. İncelemenin son kısmında yöreye ait kelimeler sözlük çalışmasıyla verilmiş, incelemede bulunan bütün türkü isimleri alfabetik olarak sıralanmış ve dizin çalışmasıyla sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ordu, Ordu Türküleri, Ordu Halk Müziği, Salih Turhan, Taner Can.

Can, TanerHalk bilimiMüzik+6
Nurten Lale
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed Bin Abdurrahman'ın "Şerāyiṭü'l-İslâm" adlı eseri üzerine gramer ve metin çalışması

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan "Şerāyiṭü'l-İslâm" adlı eseri Muhammed bin 'Abdurrahman Şubat 1594 tarihinde kaleme almıştır. Eser, dil özellikleri itibariyle Klâsik Osmanlı Türkçesi dönemi ve Eski Anadolu Türkçesi dönemi özelliklerini yansıtmaktadır. İlmihal özelliği taşıyan eserin yazarı, "herkes okusun diye" eserini Türkçe yazdığını belirtmektedir ve eserin bu amaca uygun olarak sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olduğu görülüyor. Eser bu özelliklerinden ötürü Türk dili açısından zengin yapı ve birimler barındırmaktadır. Ayet ve Hadisler Arapça olarak yazılmış olup açıklama kısımları ise sade Türkçe iledir. Tamamı 90 varaktan oluşan eser, bu çalışmayla sayfa ve satır numaraları verilerek transkribe edildi. Gramer kısmında imlâ, ses değişmeleri, şekil bilgisi, sözcük türleri, kelime grupları, cümle ve fiil çekimleri ayrıntılı bir şekilde incelendi. Yapı bakımından Arapça ve Farsça terkipli ifadeler geleneğe uygun olarak inceleme dışında tutulmuştur. Özellikle kelimelerin anlamları verilirken kelimelerin metin içerisindeki kullanımı dikkate alınmıştır. Ünlülerde yuvarlaklaşma temayülü ve kimi eklerin yalnız düz şekilli, kimi eklerin yalnız yuvarlak şekilli görülmesi gibi kimi özellikler, metinde Eski Anadolu Türkçesi özelliklerinin varlığını devam ettirdiğini göstermektedir. Bu yönleri dikkate alındığında eser Türk kültürü ve Türk dili açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Klâsik Osmanlı Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi, Şerāyiṭü'l-İslâm Muhammed bin 'Abdurrahman…

Dil bilgisiDil bilimEski Anadolu Türkçesi+2
Mustafa Öksüz
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

VIII–XI. yüzyıl eski Türkçe metinlerde "zaman"la ilgili uzlaşılmış metaforlar

Antik Çağ'dan günümüze kadar geçen süreçte pek çok alanda zaman kavramı üzerinde incelemeler yapılmıştır. Zaman; felsefe, dinler tarihi, sosyoloji, antropoloji, edebiyat gibi sosyal bilimler çatısı altında yer alan disiplinlerin çalışma konusu olmuştur. Bununla birlikte fen bilimleri, mühendislik ve astronomi gibi sosyal bilimlerin uzağında kalan farklı disiplinlerin de üzerinde durduğu son derece girift bir kavramdır. Kavramın çok katmanlı olması disiplinler arası çalışmaların yapılmasına zemin hazırlamıştır. Örneğin dinler tarihi-felsefe, edebiyat-felsefe, edebiyat-dilbilim, felsefe-dil bilimi gibi bilim dalları, birlikte zaman konusunu çeşitli bakış açılarıyla değerlendirmişlerdir. Biz de bu kavramın Türk düşünce sistemindeki yerini Eski Türkçe metinleri Bengü Taşlar'dan hareketle ele alarak Kutadgu Bilig'deki izlerini uzlaşılmış metaforlar aracılığıyla ortaya koymayı amaçladık. Türklerin hayatını içine alan ilk eserler Bengü Taşlar ve Türklerin en kapsamlı felsefi eseri Kutadgu Bilig'in bu kavramın ayrıntısıyla ele alınabilecek zenginlikte olması sebebiyle çalışmamıza kaynak seçilmiştir. Çalışmamız esas itibariyle iki ana araştırma konusu üzerine oturmaktadır. Bu nedenle inceleme kısmına gelmeden önce zaman ve metafor kavramları üzerinde detaylı literatür taramaları yapılarak gerekli bilgiler tasnif edilmiştir. Yapılan bu tasnifler neticesinde tezin kavramsal haritası ortaya konulmuştur. Buradan yola çıkarak Bengü Taşlar'da ve Kutadgu Bilig'de zaman metaforları tespit edilmiş, daha sonrasında zamanla ilgili uzlaşılmış metaforlar tasniflenerek incelenmiştir. Her metaforun altında eserlerden verilen örneklerle zaman kavramı arasındaki bağlantısı açıklanmıştır. Bengü Taşlar'da yer alan pek çok zaman kavramına ait metaforun Kutadgu Bilig'de daha zengin ifadelerle kullanılmış olduğu tespit edilmiştir.

Davut Şahin
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sevdekâr Şah ile Gülenaz Sultan hikâyesi üzerine bir inceleme

Geleneksel sözlü halk anlatıları içerisinde konu, şekil ve söyleyiş bakımından değişik bir tür olan halk hikâyeleri, yüzyıllardan beri kendine özgü belirli tarz ve kurallar çerçevesinde devam ederek gelmektedir. Kaynağını efsane, masal, menkıbe, destan vb. anlatı türlerinden alan halk hikâyeleri, bir toplumun sosyo-kültürel özelliklerinin, politik unsurlarının ve düşünce biçiminin aynası niteliğindedir. Halk hikâyelerinde konular ve anlatılan olaylar gerçek veya gerçeğe yakındır. Olağanüstü olaylara ve masal unsurlarına çok az yer verilir. Bazı halk hikâyeleri konularının kaynağını tarihi olaylardan alır. Ancak bu tarihi olaylar destanlarda olduğu gibi, çok önemli bir olay olmayabilir. Halk hikâyelerinde genelde âşık kahramanların serüvenleri anlatılır. Saz şairleri, kimi zaman kendi yaşam öykülerini, kimi zaman da tarihi veya yöresel bir kahramanın serüvenlerini çeşitli aşk ve kahramanlık epizotlarıyla süsleyerek halk hikâyelerini tasnif ederler. Âşık Şenlik de Prof. Dr. Ensar Aslan'ın tespitine göre, "Sevdekâr Şah ile Gülenaz Sultan Hikâyesi"ni Şah Abbas'a ait bir kıssadan hareketle ortaya koymuştur. Âşık Şenlik, bu kıssaya dayanan olayı daha da genişleterek ve hikâyeye manzum parçalar ekleyerek hikâyeye son şeklini vermiştir. Çalışmamızda Prof. Dr. Ensar Aslan'ın, Âşık Kasım'dan derlediği "Sevdekâr Şah ve Gülenaz Sultan Hikâyesi" ve Doğan Kaya'nın, Âşık İslam Erdener'den derlediği "Âşık Şenlik'in Sevdakâr ile Gülenaz Hanım Hikâyesi" karşılaştırmalı olarak şekil ve içerik bakımından incelenmiştir. Prof. Dr. Ensar Aslan'ın derleme çalışması daha eski olduğundan bu çalışma ana metin kabul edilmiştir. Prof. Dr. Ensar Aslan ve Doğan Kaya'nın derlemiş olduğu bu hikâye (Sevdekâr Şah ile Gülenaz Sultan Hikâyesi) incelenirken Prof. Dr. Ensar Aslan'ın "Yaralı Mahmut Hikâyesi Üzerine Bir İnceleme" isimli kitabında uyguladığı yöntem takip edilmiştir.

Aslan, EnsarHalk hikayeleriTürk edebiyatı+3
Çağla Kablan Kısaoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat dönemi tiyatro eserlerinde kadın

Osmanlı Devleti'nde XVI. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan askerî, ekonomik ve ilmî alanlardaki bozulma, XIX. yüzyılda kendisini iyice hissettirir. Devletin, Batı karşısında geri kalması ve bu durumu kabul etmesi sonucunda Osmanlı modernleşme hareketi başlar. Tanzimat döneminde (1839-1904) bürokrat ve aydınlar, devletin içinde bulunduğu olumsuz durum karşısında, çözüm arayışı içerisinde olur. Modernleşme süreci içerisinde atılan adımlar, sadece siyasi ve ekonomik süreci kapsamaz, sosyal değişimin de gerekliliğini zorunlu hâle getirir. Bu amaç doğrultusunda aydınlar, Türk edebiyatına giren yeni türler aracılığıyla bu sorunları irdeler ve çözüm önerilerinde bulunur. Tanzimat döneminde Türk edebiyatına giren yeni türlerden biri de tiyatrodur. Yazarlar bu tür aracılığıyla, Osmanlı toplumunda varolan ya da değişmesi öngörülen yanlışları/eksiklikleri sadece erkek temelli ele almayarak kadın düzleminde de sorgularlar. Toplumsal değişimin bilincinde olan aydınlar, değişime kaynaklık edecek ana unsurdan biri olarak gördükleri "kadın"ı, yeni nesli doğru bir biçimde yetiştirecek, eğitecek bir kurtarıcı olarak addederler. Modernleşme ile birlikte, sosyal hayatta meydana gelen değişimin ve ilerlemenin kadın merkezli olacağını düşünürler. Toplumun geri kalmışlığını, kadının gerek bazı haklardan mahrum bırakılması ve gerekse yeterli donanımda olmaması yönünde ele alırlar. Devletin varlığını devam ettirebilmesi ve ilerlemesi için kadının toplumsal hayatta varlığını konumlandıran iyileştirici ve bilinçlendirici çözümler sunarlar. Anahtar Sözcükler: Tanzimat, değişim, modernleşme, tiyatro, kadın

KadınlarModernleşmeTanzimat+5
Gökçen Sevim
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir'de Ahilik çalışmaları ve Ahi Baba Mustafa Karagüllü (1928-2018)

Ahilik, Türk halkının yaşayışı, düşünüşü, kültürü, ahlakı, sosyal ve ekonomik hayatı üzerindeki fonksiyonel özellikleri ile yaklaşık 700 yıla yakın bir zaman diliminde etkinliğini sürdürmüş sivil bir yapılanmadır. İnsanî faziletleri önceleyerek, sağlam ve düzenli bir toplum yapısı oluşturmayı, ilim ve sanatı yaygınlaştırmayı, üretimi arttırmayı ve yaşam standartlarını yükseltmeyi amaçlayan Ahilik, aynı zamanda Anadolu topraklarına göç etmiş olan Türkmenlerin bu topraklarda tutunmalarını sağlayarak Anadolu'nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin de kilit taşlarından birisi olmuştur. Kırşehir, Ahilik teşkilatının kurucusu olan Ahi Evran'ın medfun bulunduğu bir tarih ve kültür şehridir. Asırlarca teşkilatın yönetildiği bir merkez olmasının yanında, Ahiliğin işlerliğini kaybettiği 20. ve 21. yüzyıllarda da Ahiliği tanıtma ve yaşatma çabalarının merkezi olmuştur. Bu şehirde doğmuş olan Mustafa Karagüllü (1928-2018) de bu çabaların baş aktörlerinden biridir. Ömrünün büyük bir kısmını Kırşehir'in kalkındırılması ve Ahiliğin tanıtılması için harcamış olan Karagüllü, bu fedakârlığının bir sonucu olarak "Ahi Baba" unvanına layık görülmüştür. 2018 yılında vefat eden Mustafa Karagüllü'nün hayatı ve Ahilikle ilgili yaptığı çalışmaların aydınlatılması, onun Kırşehir'e ve Ahilik kültürüne yaptığı hizmetlerin tespiti için de gereklidir. Bu noktada çalışmamızda Ahilik, Ahiliğin kaynakları ve Ahi Evran hakkında genel itibariyle bilgi verildikten sonra, Mustafa Karagüllü'nün hayatı ve Ahilikle ilgili faaliyetleri kronolojik olarak tespit edilmiştir. Son olarak da Ahiliğin manevi merkezi olan Kırşehir'de bugüne kadar yapılmış Ahilik konulu çalışmaların bibliyografik künyelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahi Evran, Ahilik, Fütüvvet, Kırşehir, Mustafa Karagüllü

Ahi EvranAhilikFütüvvet+2
Enis Yalçın
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Şem'î Şem'ullâh'ın Şerh-i Gülistân'ı (İnceleme-Tenkitli Metin)

Meşhur Fars şairi Sa'dî-i Şirâzî'nin Gülistân'ı Klasik Türk Edebiyatı'nda önemli bir yere sahiptir. Çok sayıda tercüme ve şerhi yapılan eser, Osmanlı dönemi medreselerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Şem'î Şem'ullâh'ın Şerh-i Gülistân'ı, Sa'dî-i Şirâzî'nin Gülistân adlı eserinin XVI. yüzyılda yazılan Türkçe şerhidir. Şerh-i Gülistân yaşadığı dönemde pek çok Fars klasiğini Türkçe şerh eden Şem'î Şem'ullâh'ın ilk şerh eseridir. Bu çalışmada Şerh-i Gülistân'ın tenkitli metni oluşturulmuş ve incelenmiştir. Giriş bölümünde şerh geleneği ve Türk Şerh Edebiyatı'na dair genel bir çerçeve çizilmiştir. Birinci bölümde Gülistân'ın müellifi Sa'dî ve şârih Şem'î hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümde eser muhteva yönünden incelenmiş ve Şem'î'nin şerh metodu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Manisa Yazma Eser Kütüphanesi 2620 numarada ve Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Nuruosmaniye 4046 numarada kayıtlı nüshalardan hareketle eserin tenkitli metni ortaya konmuştur. Bu çalışma ile yazıldığı dönemde ve sonrasında en çok okunan ve kopyalanan şerhlerinden birisi olarak Şem'î'nin Şerh-i Gülistân'ı ayrıntılı olarak incelenmiş, tenkitli metni ortaya konmuş ve eserin Türk şerh edebiyatındaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

Betül Yazgan Çiçek
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dönem sanatçı ve eser bağlamında Halit Ziya Uşaklıgil ve Peyami Safa romanlarının incelenmesi

Tanzimat dönemiyle birlikte Türk edebiyatına giren roman, kaynağını hayattan alan bir türdür. Bu nedenle de bir romanın tam olarak anlaşılması için yazma zamanı çok önemlidir. Kurgu oluşurken dönemin edebi akımları ve dönemin meseleleri romanın temel unsurları arasında yer alır. Bir roman, yazarının yaşadığı dönemden belli belirsiz izler taşımaktadır çünkü her roman belirli bir zaman içinde yazılır ve o zamandan bağımsız bir hal alamaz. Bu nedenle de çalışmamızda zamanın romanlara olan etkisi incelenmiştir. Bu bağlamda Servet-i Fünûn dönemi romancılarından Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz, Cumhuriyet dönemi romancılarından Peyami Safa'nın on iki romanını ele alınmıştır. Çalışmada zaman kavramı araştırılarak zamanın romanların oluşumda neden önemli olduğunu tespit edilmiştir. Çalışma alanının genişletilmesinin önemli olduğu düşünüldüğünde, edebiyat anlayışlarında karşıt görüşlere sahip bu iki değerli yazarı seçmeyi uygun gördük. Cumhuriyet dönemi öncesinde romanlar yazan Halit Ziya Uşaklıgil ile Cumhuriyet sonrası romanlar kaleme alan Peyami Safa ele alındı. Bu iki yazarın seçilmesindeki en önemli neden dönemlerinin en güçlü romancıları olmasından kaynaklanmaktadır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte edebiyat köklü bir değişime girmiştir. Toplumu derinden etkileyen bu değişim yazarların sanat anlayışlarına da etki etmiştir. Halit Ziya Uşaklıgil'in Cumhuriyet öncesi edebiyatın, Peyami Safa'nın ise Cumhuriyet sonrası edebiyatın izlerini romanlarına başarıyla yansıtmış olmaları bu iki kıymetli yazarı ele almamızdaki en önemli etkendir. Bu bağlamda elde ettiğimiz verileri kaynaklara göre analiz ettik. Anahtar Kelimeler: Dönem, edebiyat, kurgu, roman, zaman

Dönem analiziEdebiyatKurgu+7
Aybüke Şeyma Kozan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eski Anadolu Türkçesi metinlerinde beden dili: "Yûsuf u Zelîhâ" ve "Süheyl ü Nevbahâr" mesnevileri temelinde göstergebilimsel bir yaklaşım

Bu çalışma, Eski Anadolu Türkçesi döneminin 14. yüzyıl eserlerinden Şeyyâd Hamza'nın Yûsuf u Zelîhâ ile Hoca Mesûd'un Süheyl ü Nevbahâr mesnevilerinin beden dili bağlamında göstergebilimsel bakış açısıyla incelenmesine dayalıdır. Çalışmanın temel amacı, edebî metinlerde, daha özelde ise tahkiyeli metinlerden mesnevilerde, beden dili çalışmanın mümkün olduğunu; beden dili verilerini Charles Sanders Peirce'ün "İkinci Üçlük" modeliyle incelemenin elverişli olduğunu ortaya koymaktır. Giriş kısmında çalışmanın amacı ve önemi, yöntemi, kısıtlılığı üzerinde durulmuş; örneklemlerin her biri kendi içinde genel bilgiler, konu, özet, literatürün değerlendirilmesi başlıkları altında ele alınmıştır. Çalışma, iki ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümü kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturur. Bu bölümde beden dilinin tanımı ve sınıflandırılması, beden dilinin önemi ve işlevleri, beden dilinin boyutları, göstergenin ve göstergebilimin tanımı, göstergebilim tarihi, göstergebilime öncülük eden yaklaşımlar üzerinde durulmuş; çalışmaya temel olacak Peirce'ün "İkinci Üçlük" modeli hakkında bilgi verilmiş; edebî metinlere beden dili ve göstergebilim bağlamında yaklaşmanın mümkün olduğuna dair dayanaklar ileri sürülmüştür. İkinci bölüm verilerin incelenmesinden oluşmaktadır. Yûsuf u Zelîhâ ile Süheyl ü Nevbahâr mesnevilerinde beden diline dair veriler, Peirce'ün "İkinci Üçlük" modeli gereği "Belirtisel Göstergeler", "İkonik Göstergeler" ve "Simgesel Göstergeler" olmak üzere üçe ayrılarak incelenmiştir. Beden dili bağlamında her üç gösterge türünün nitelikleri ortaya koyulmuştur. Çalışmanın sonuç kısmında, Yûsuf u Zelîhâ ile Süheyl ü Nevbahâr mesnevilerinde bedene dili ile ilgili tespit edilen verilere yer verilmiş; karşılaşılan özel durum ve nitelikler değerlendirilmiş, bunlar üzerinden ileri çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Peirce'ün "İkinci Üçlük" modelindeki belirti, ikon ve simge türü göstergeler bağlamında mesnevilerden hareketle tespit edilen beden diliyle ilgili niteliklerin edebî metinlerden bağımsız, genel ve özel beden dili çalışmaları için de uygun olabileceği öngörülmektedir.

Medine Yıldız
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancılar için Türkçe İstanbul (Istanbul Turkish for Foreigners Course Book) ve Yedi İklim orta seviye ders kitaplarının kültür aktarımı açısından incelenmesi

Bu çalışmada, İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi okutmanları tarafından hazırlanan, İstanbul Üniversitesi ile Çukurova Üniversitesi TÖMER'de (Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi) okutulan İstanbul ile Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan Yedi İklim orta seviye Türkçe öğretimi ders kitapları kültür ögeleri açısından incelenmiş ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu ders kitapları A1-A2 (Temel), B1-B2 (Orta) ve C1 +(İleri) seviyelerinden oluşmaktadır. İncelediğimiz Türkçe öğretim setleri; AODÇ (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) kriterlerince belirlenmiş, dil düzeylerine uygun biçimde düzenlenmiş, iletişim ve öğrenen odaklı yaklaşıma göre yapılandırılmıştır. Çalışmamızda sözü edilen ders kitaplarında Türk toplumunun ve kültürünün temel ve önemli özelliklerinin yansıtıldığı kültürel etkileşim, kültür aktarımı, çeşitli kültür ögeleri ve metinlerdeki kültürel bilgi içerikleri ile kültür kodları üzerinde durulmuştur. Çalışmada amaç, adı geçen yabancılara Türkçe öğretimi ders kitaplarındaki kültürel değerlerimizin tespitini yapmak ardından bazı değerlendirme ve önerilerde bulunmaktır.

Avrupa Ortak Dil ReferanslarıDers kitaplarıDil öğrenme yöntemleri+7
Filiz Ördek
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ahmed Hamdî-i Şirvânî'nin Makâmât-ı Harîrî Tercümesi (1. Cild) (İnceleme-metin)

Arap edebiyatı içinde nesir türlerinden biri olan "makâme" Hicri 4. (Miladi 10.) yüzyılda Bedîüzzaman Hemedânî'nin yüksek zekâ ve edebî kabiliyeti ile doğmuştur. Bu türün şekil ve muhteva özelliklerinin ana temellerini, belirgin vasıflarının inşâsını Hemedânî yapsa da bu inşâyı süslendiren, güzelleştiren en güzel ürünlerini vermekle yerleşik bir tür haline gelmesini, birçok coğrafyaya mâl olmasını sağlayan "Harîrî" olmuştur. "Makâmât-ı Harîrî" Doğu edebiyatlarından başlayarak, hızla birçok Batı diline yapılan tercümeleri, şerhleri, haşiyeleri, nazireleri ve bunların üzerine yapılan akademik çalışmalarla dünya edebiyatında tesiri takriben on asırdan beri devam eden bir eserdir. Makâmât, Osmanlı'nın ilk dönemlerinden itibaren medreselerde okutulmuş, 16. yüzyıldan itibaren Türkçeye tercüme edilmeye başlanmıştır. Bu tercümelerim en önemlilerinden biri de Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid dönemlerinin mühim âlim ve bürokratları içerisinde yer alan Ahmed Hamdî-i Şirvânî'ye devlet (Maarif Nazırlığı) teşvikiyle tercümesi yaptırılan "Tercüme-i Makâmât-ı Harîrî" isimli eserdir. Şirvânî, yapılan araştırmayla elde edilen bilgilere göre birçok bilim dalında 27 tercüme ve te'lif eser vermiş olmasına rağmen onun en önemli eserlerinden biri, kendisine "Mütercim-i Makâmât" unvanını kazandıran Makâmât Tercümesi'dir. 50 Makâme'den oluşan Arapça kaynak eserin tamamının tercümesini yapmıştır. Mütercim, eserin kaynak metindeki edebî niteliğini olduğu gibi aktarabilme gayretiyle "Veysî/Nergisî Üslubu"yla bir tercüme vücuda getirmiştir. Eser iki ciltten oluşmaktadır. İlk cilt 26 Makâme'nin tercümesinden meydana gelmektedir. 1. cilt çalışmamızın konusu olup, tercümenin transkripsiyonunun yapılması ve makâmelerin muhtevası, mütercimin şerh yöntemi, edebî sanatları, deyimler ve atasözleri, iktibas ve telmihler ve diğer unsurlar açısından incelenmesi suretiyle metnin akademik anlamda anlaşılmasının sağlanmasına çalışılmıştır. Yapılan araştırma ve incelemelerde bu tercümenin, yapıldığı dönemde çok takdir topladığı, beğenildiği anlaşılmıştır. Hamdî Bey yaptığımız araştırmalara göre eserin 50 makâmesinin tamamının tercümesini devlet teşvikiyle yapmakla bu sahada bir ilke imza atmıştır.

Eski Türk edebiyatı
Mehmet Çevik
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Alî B. 'Abd er-Ra'ûf el-Habeşî Râfi'u'l-Gubûş fî Fezâ'ili'l-Hubûş (giriş-inceleme-metin-dizin)

Geniş bir coğrafî alana yayılmış olan Türk dili, tarihi süreç içerisinde farklı alfabe ve yazı sistemleri ile yazılagelmiştir. Bu alfabe ve yazı sistemleri arasında en uzun süre kullanılanı Uygur ve Arap alfabeleridir. Arap alfabesi, Türkler tarafından en fazla benimsenen alfabe olmuştur. Arap alfabesine dayalı yazı sistemiyle Türk dilinin çeşitli yazı dillerine ait çok sayıda el yazması ve nadir eser bulunmaktadır. Bunlar arasında Osmanlı Türkçesine ait Arap harfli el yazması metinler de sayılarının çokluğu ile ait oldukları dönemin dil ve edebiyatının incelenmesine geniş imkân sağlamaları bakımından oldukça önem taşımaktadır. Doktora tezi olarak hazırlamış olduğumuz bu çalışmada Ali bin 'Abdu'r-ra'ûf el-Habeşî veya Molla Ali olarak bilinen müellif tarafından 1612 yılında kaleme alınmış Râfi'u'l-Gubûş fî Fezâili'l-Hubûş adlı eser üzerinde dil merkezli bir inceleme yapılmıştır. 240 varaktan oluşan yazmanın her sayfasında 17 satır bulunmaktadır. Nesih hatla yazılmış olan yazmanın bazı varaklarında harekeler kullanılmıştır. İstanbul Fatih Süleymaniye Kütüphanesi 4360 numarada kayıtlı olan yazma eserin Millî Kütüphanede de 680 numarada kayıtlı bir mikrofilmi bulunmaktadır. Bu yazma müellif hattı olup bilinen başka bir nüshası yoktur. Dört bölüm (bap) ve bir mukaddimeden oluşan yazma eser, Habeşîler ve Habeş tarihini konu edinmektedir. Yazmanın sağlam bir metnini kurmak, dönemin dil özelliklerini tespit etmek ve Türkçenin söz varlığına katkı sağlamak amacıyla yapılan bu çalışma giriş, inceleme, metnin transkripsiyonu, gramatikal dizin ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arap harfli metin, dil incelemesi, Habeşîler, Osmanlı Türkçesi, 17. yüzyıl

17. yüzyılDil özellikleriMolla Ali+3
Ceren Kabadayi
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Târîh-i Selâtîn (İnceleme-metin)

Bu çalışma müellifi bilinmeyen bir mesnevi olan Târîh-i Selâtin'i konu edinmektedir. Çalışmaya söz konusu metni Latin harflerine aktararak başladık. Bunun ardından metnimizin bölümlerini ortaya çıkardık. Eserde adı geçen kişilerin listesini oluşturduk ve bu kişiler hakkında tarihi kaynaklarda verilen bilgileri toplayarak metindekilerle örtüşüp örtüşmediğini tespit etmeye gayret ettik. Bahsi geçen kişilerin önemli bir kısmının Şehnâme kahramanları olması dikkatimizi çekti. Eser aynı zamanda bir yıldıznâme olduğu için rastladığımız burç / yıldız isimlerini ve bunlara atfedilen özellikleri de gelenekle bağdaştırmaya çalışarak inceleme kısmında verdik. Elde ettiğimiz verileri sonuç kısmında dile getirdik. Anahtar kelimeler: Manzum tarih, selâtin, mesnevi, Şehnâme.

Eski Türk edebiyatıManzumelerMesnevi+4
Selahattin Karabacak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşar Kemal'in "Çakırcalı Efe" romanındaki söz varlığı

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan önemli bir vasıtadır. Bu vasıta zaman içerisinde, kendini geliştirerek ve zenginleşerek günümüze kadar gelmiştir. Dilin anlamlı en küçük birimi kelimelerdir. Ancak günlük hayatta karşılan bazı durumlar ve nesneler tek bir kelimeyle karşılanamamaktadır. Bu nedenle, söz varlığı değer kazanır. Söz varlığı; bir dilin sadece ölçünlü dilde kullanılan sözcüklerini değil o dili oluşturan toplumun gelenek göreneğini, maddi ve manevi kültürünü, yaşanmışlıklarını ve dünya görüşünü yansıtan tüm sözcüklerini kapsar. Söz varlığı çalışmalarıyla dilin tarihi süreç içinde gelişimine ve değişimine ışık tutulur. Böylece dilde meydana gelen ses, anlam ve şekil değişiklikleri ortaya çıkarılır. Bu çalışmada, Yaşar Kemal'in Çakırcalı Efe romanındaki söz varlığının ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda Ömer Asım Aysoy'un Atasözleri ve deyimler 1-2 ile Vecihe Hatiboğlu'nun Türk Dilinde İkileme adlı eserleri temel çerçeve alınıp diğer kaynaklardan da yararlanılarak romandaki söz varlığı unsurları kaynak tarama yöntemiyle tespit edilmiştir. Tespit edilen unsurlar sınıflandırılarak romanda geçtikleri cümleler, sayfa numaralarıyla birlikte verilmiştir. Bunların sözlüksel dizini yapılmıştır. Elde edilen bulgulardan yararlanılarak Yaşar Kemal'in Çakırcalı Efe romanında Türk dilinin söz varlığını etkin şekilde kullandığı tespit edilmiştir. Anlatımında söz varlığının ikileme ve deyim ögelerinden sıkça yararlandığı görülmüştür. Bu çalışmayla Türk dilinin gücünü, zenginliğini ve anlatım imkânlarını yansıtan pek çok ikileme, deyim, atasözü, ortaya çıkarılmıştır. Saptanan bu söz varlıklarının, Türk dilinin geniş söz varlığının ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağı beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Çakırcalı Efe, Deyim, Söz varlığı, Yaşar Kemal

AtasözleriDeyimlerKemal, Yaşar+4
Ufuk Yiğit
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buket Uzuner'in hikâye ve romanlarının ekoeleştiri bağlamında incelenmesi

Modern Türk edebiyatı yazarlarından Buket Uzuner, yazın hayatına hikâye ile başlar, ardından otobiyografi, gezi yazısı, deneme ve roman türünde eser vermeye devam eder. Özellikle roman ve öykülerde işlenen konuların yanı sıra oluşturduğu karakterlerin iç dünyaları ile dışarıda yaşanan gerçek hayat örtüşmektedir. Kurgulanan bu konular gerçek mekân ve olaylardan yola çıkılarak okura sunulur. Anlatılardaki tematik örgü göz önüne alındığında modernleşen yaşamla birlikte değişen insan profilinin çevre ile olan ilişkisi sıkça işlenir. Ayrıca kadının çağdaş hayattaki yeri ve doğayla olan tarihsel süreci öne çıkan konulardandır. Bu anlamda yazar, değindiği meseleler başta olmak üzere, modern ve postmodern anlatım teknikleriyle birlikte dil ve üslubundaki farklılığıyla özgün bir yere sahiptir. Geçmişten günümüze değişen ve dönüşen yaşam biçimiyle birlikte insanlığın doğa ile olan münasebeti daha hızlı bir biçimde yıkıcı bir boyuta ulaşmıştır. Çevre duyarlılığı ve bilinci ile dikkat çeken Buket Uzuner, tüm dünyayı ilgilendiren sanayileşme, küresel ısınma, nüfus artışı, göç, kentleşme, iklim değişikliği ve savaşın her çeşidi gibi insanın ve doğanın sonunu getirebilecek konuları Türkiye'yi merkeze alarak anlatılarını oluşturur. Yazar öte yandan da tüm bu olumsuz örneklere rağmen Şaman kültürünün doğaya olan saygısını ve barışık yaşam biçimini hatırlatır. Bunun yanı sıra doğaya hükmetmeye çalışan ataerkil kültürü ve zihniyeti eleştirirken doğayla aynı karakteristik özellikleri gösteren kadını da yüceltir. Bu tezde, yazarın öykü ve romanlarında insan ve doğa ilişkisi; yalnızca edebi metin değil sanat eserlerinin tümünde yer alan çevre bilincine dayalı bakışı temel alan ekoeleştiri ve ekofeminizm kuramlarından hareketle incelenmeye çalışılır. Anahtar Kelimeler: Buket Uzuner, ekoeleştiri, ekofeminizm, Şamanizm, Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları -Su, Toprak, Hava-

EkoeleştiriEkofeminizmHikaye+6
Sibel Uğurlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tenkid dergisi üzerine bir inceleme

Tenkîd, 1910 yılının Nisan ve Ağustos ayları arasında, İstanbul'da, 6 sayı olarak Bezmi Nusret Kaygusuz öncülüğünde çıkarılmış bir edebiyat dergisidir. Dergide; Baha Tevfik, Doktor Abdullah Cevdet, Ömer Seyfeddin, Refik Halid, Mehmed Rauf, Şehâbeddin Süleyman, Abdülhak Hamid gibi önemli isimler yazı ve şiir yayımlamıştır. Toplamda 44 yazar ve şairin 81 parça metni neşredilmiştir. Ortalama 21 günde bir çıkarılan Tenkîd'in 5000 (beş bin) adet civarında basılıp satılması dikkat çekicidir. Fakat İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin muktedir olduğu bir dönemde çıkarılan dergi, kısa ömürlü olmuştur. Bununla birlikte eleştiri başta olmak üzere birçok bakımdan bu dergi, bir dönemin ruhunu, çatışmalarını, üslubunu, bakış açısını, sorunlarını ve matbuat hayatını yansıtır. Çünkü dergi, edebiyat ve sanatın üslup, gaye, kural-kaideleri gibi konularında tartışmalara ev sahipliği yapmış, sınırlı da olsa sosyal-siyasal mevzularda birtakım düşünce beyanlarına imkân vermiştir. Öte yandan, Türk edebiyatındaki ilk eleştiri dergisi olarak kabul edilmesi de dergiye belli bir önem kazandırır. Tüm bu nedenlerle Tenkîd dergisi, derginin 5 ve 6. sayılarına ek olarak çıkan Hediye ile bu ekin 1912'de çıkan 3. sayısı çalışmamızda esas alınmıştır. Bu çalışmada, öncelikle eski harfli metinler latin harflerine aktarılmış, yazarlar ve şairler hakkında bilgiler verilmiş, bir de tahlilî fihrist hazırlanmıştır. Çalışmanın sonunda, Tenkîd dergisinin çok önemli bir başarı elde edemediği ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin baskıcı dönemine rağmen bir çabaya girilerek edebiyatta, sanatta ve toplumsal konularda bazı sorunlara çözümler arandığı olguları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bezmi Nusret Kaygusuz, eleştiri, tenkit, Tenkîd dergisi.

DergilerEdebiyat dergisiKaygusuz, Bezmi Nusret+1
Mustafa Kılıçbay
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara türküleri üzerine bir inceleme

Bu çalışmada Türk Halk kültürünün en önemli taşıyıcılarından sözlü geleneğin bir parçasını teşkil eden türküler ve türküler etrafında şekillenen türkü söyleme geleneği Ankara ili ekseninde incelenmiştir. Ankara yöresinin folklorik açıdan zenginliği artıran özelliği halk müziği ve halk oyunlarıdır (misket,hüdayda). Ankara türküleri, içeriğinde yaşamın dönüm noktalarından (doğum,ölüm,evlilik) inanışlara, günlük yaşamdan yemek kültürüne, tören ve kutlamalardan mizah kültürüne kadar hemen hemen her alandan izler barındırmaktadır. Tezimizin ilk amacı, Ankara türkülerinin metinlerini bir araya toplayan bir kaynak oluşturmak ve böylece Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmak, bu anlamda yapılacak olan diğer çalışmalara bir basamak oluşturmaktır. İncelememizde TRT Türk Halk Müziği repertuvarından ve Ankara türkülerinin bulunduğu diğer kaynaklardan yararlanılmış, ilgili kaynaklar taranarak iki yüz kırk bir türkü metnine ulaşılmıştır. İki yüz kırk bir türkü metni halk bilimi metotlarına uygun olarak hem şekil hem konu bakımından tasnif ve tahlil edilmiştir. Çalışmamızın son kısmında yöreye ait kelimeler sözlük çalışmasıyla verilmiştir. İncelemede bulunan bütün türkü isimleri alfabetik olarak sıralanmış, tez dizin çalışmasıyla son bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ankara Türküleri, Ankara Halk Müziği, Mehmet Tuğrul, Misket, Nail Tan, Salih Turhan

AnkaraHalk müziğiHalk oyunları+3
Ayşe Ersin
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk romanında kasaba (1860-1960)

"Türk Romanında Kasaba" adlı bu çalışmada 1860-1960 yılları arasında tefrika edilen/yayımlanan ve mekân olarak doğrudan veya büyük ölçüde kasabada geçen Çalıkuşu, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Yeşil Gece, Acımak, Eski Hastalık, Ateş Gecesi, Değirmen, Kavak Yelleri, Son Sığınak, Vurun Kahpeye, Kuyucaklı Yusuf, İnsan Kurdu, Rahmet Yolları Kesti, Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu, Teneke, İnce Memed 1, Baba Evi, Zeliş, Aganta Burina Burinata, Nabi'nin Park Kahvesi, Denizin Çağırışı, Karanlık Dünya ve Yağmur Duası olmak üzere yirmi beş (25) roman, bireysel ve toplumsal izlekler bakımından ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anlatma esasına bağlı metinlerde mekân, salt bir dekor olmaktan ziyade karakterlerin ruh hâllerinin ve algılarının yansıtılıp çözümlenmesinde ve bir coğrafyanın; tarihî, siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyolojik özelliklerinin ortaya konmasında en temel unsurlardan biridir. Söz konusu çalışma ile kasabaların, metin içinde yüklendiği değer ve fonksiyonlar ortaya konmuş ve incelenen romanların tümünde kasaba teminin, bireysel ve toplumsal izlekler bağlamında ele alındığı görülmüştür. Bu durum, dış dünyayı gözlemleyen ve edebiyat ile buluşturan yazarların genel olarak eleştirel gerçekçi bir çizgide olduğunu ortaya koyar. Romanlarda Osmanlı Devleti'nin çöküş süreci, Millî Mücadele yılları, yoksulluk ve tedirginlik içinde olan halkın gerçekliği, inkılabın yansımaları, dönemin bürokrasisi ve memuriyet anlayışı, ağa/eşraf hâkimiyeti, yanlış dinî algıların sosyal hayatı yönlendirmesi, eğitim, kadın erkek ilişkileri, yozlaşmış ilişkiler, toplumsal değişimler ve yaşanan çatışmalar gibi pek çok sosyal gerçeklik, eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu sayede bireyin varoluş ve kendini gerçekleştirme serüveni ortaya konmuştur. Bu eserler aracılığıyla romancılar genel olarak toplum düzeninin değiştirilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi gerektiğine dair mesajlar vermişlerdir.

AnadoluKasabaMekan+2
Havvaana Karadeniz
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00