Bahçeşehir University
Anabilim Dalı

Kayropraktik Anabilim Dalı

Bahçeşehir University

9

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

9 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakroiliak eklem disfonksiyon olan sağlıklı bireylerde yüksek hız düşük amplitüdlü (HVLA) manipülasyon ve miyofasyal gevşetme tekniğinin performans üzerine etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı sakroiliak eklem disfonksiyon olan sağlıklı bireylerde yüksek hız düşük amplitüdlü (hvla) manipülasyon ve miyofasyal gevşetme tekniğinin performans üzerine etkisinin karşılaştırmaktır. Araç ve yöntemler: disfonksiyon varlığına bakılabilmesi için katılımcılara 6 adet klinik tanı testi uygulandı. En az 3 tanesinin pozitiflik verdiği katılımcılar çalışmaya dahil edilerek Grup I (n=14); yüksek hızlı düşük amplitüdlü (HVLA) spinal manipülasyon, Grup II (n=14); foam roller germe, Grup III (n=14); kombine yüksek hızlı düşük amplitüdlü (HVLA) spinal manipülasyon-foam roller germe ve Grup IV (n=14); sham manipülasyon - kontrol olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Uygulama öncesi katılımcılara ağrı değerlendirmesi için VAS skalası, esneklik değerlendirmesi için Baseline (Otur- Uzan Eriş Sehpası) Sit And Reach, dikey sıçrama performansları ve çoklu sıçrama testleri için Optojump Next sistemi, kas kuvveti ölçümü için MicroFet2 dijital el dinanometresi kullanılmıştır. Uygulamalar fizyoterapist tarafından yapıldıktan sonra akut olarak tekrar ölçüm alınmıştır. Bulgular: çalışma gruplarının performans parametrelerinde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak daha anlamlı artış gösterdiği görüldü (p<0,05). Tedavi öncesi ve performans parametreleri ve ağrı değerleri her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Çözüm: her 4 grupta da performans iyileşmeleri görülmekle birlikte en yüksek değişim genellikle HVLA+Miyofasyal gevşetme grubuna aitti. Sonuçların geneline bakıldığında HVLA+Miyofasyal gevşetmenin tedavi protokolünde kombine kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: HVLA, Miyofasyal Gevşetme, Sakroiliak Eklem Disfonksiyonu, Optojump Next, Performans

AğrıFasyaKalça eklemi+4
Ecem Pehlivanoğlu
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayakta çalışan kişilerde sakroiliak ekleme yapılan kayropraktik HVLA tekniğinin; postural denge, eklem hareket açıklığı ve kas kuvvetine olan anlık etkisi

Sakroiliak eklem bir çok kas ve ligamanla birlikte çalışarak, vücut ağırlığını alt ekstremitelere aktarımda görevli olan eklemdir. Sakroiliak ekleme yapılan HVLA Kayropraktik manipülasyonunun eklem biyomekaniğine olumlu etkileri olduğu ortaya konulmuştur. Ayakta çalışan kişilerde, sakroiliak eklem disfonksiyonu ile ağrıların görülme olasılığı kas-iskelet problemlerinin başında gelmektedir. Ayakta çalışan kişilerde sakroiliak ekleme uygulanan Kayropraktik HVLA tekniğinin; postural denge, eklem hareket açıklığı ve kas kuvvetine olan anlık etkisine bakmak amaçlanmaktadır. Çalışmaya katılan 40 kişilik gönüllüler randomize olarak manipülasyon grubu ve kontrol grubu olarak 2'ye ayrıldı. 2 grupta da gonyometre, biodex denge sistemi ve microFET®2 ile ölçümler yapıldı. Gonyometre ile sağ-sol genel kalça ve lomber bölge eklem hareket açıklığı ölçümü yapıldı. Biodex denge sistemi ile gözler açık ve kapalı olmak üzere çift ayak postural denge ölçümü yapıldı. MicroFET®2 ile sağ-sol quadriceps ve hamstring kas kuvveti ölçümü yapıldı. Kontrol grubuna başka hiç bir şey yapılmadı ve ölçümlerden 15 dakika sonra ölçümler tekrarlandı. Manipülasyon grubunda ise Kayropraktik HVLA uygulaması yapıldıktan sonra ölçümler tekrarlandı. Çalışmada anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak değerlendirildi. Grup içi karşılaştırmalarda manipülasyon grubunda kalça eklem hareket açıklıkları, lomber bölge eklem hareket açıklıkları, kas kuvveti, gözler açık postural denge ve gözler kapalı postural denge ölçümlerinde medial-lateral stabilite indeksi değeri dışında istatistiksel olarak veriler anlamlıdır (p<0.05). Kontrol grubunda kalça ekstansiyon, abdüksiyon, addüksiyon ve internal rotasyon değerleri ile lomber bölge fleksiyon ve sola lateral fleksiyon değerleri istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada gözler kapalı genel stabilite indeksi değeri dışındaki bütün değerler istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Kayropraktik, Sakroiliak Eklem, Postüral Denge, Kas Kuvveti ve Eklem Hareket Açıklığı.

Eklem hareket açıklığıKas kuvvetiKas-iskelet manipülasyonları+5
Kardelen Yıldız
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kombine pilates yapan kadınlarda egzersizin fiziksel benlik algısı, spinal görünüş ve yorgunluğa etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, fiziksel aktivite düzeyleri belirlenerek kategorize edilen örneklem gruplarında, kombine pilates yapan ve pilates yapmayan sedanter kadınların egzersize yarar ve engel algıları, spinal görünüşleri, yorgunluk şiddetleri ve fiziksel benlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA)'ne göre sedanter olarak tanımlanan kadın bireyler araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışma, pilates grubu (PG=35) ve kontrol grubu (KG=35) olmak üzere 70 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. PG, 10 hafta süresince haftada üç gün 50 dakika kombine pilates egzersiz programına alınmıştır. KG'ye ise hiçbir girişimde bulunulmamıştır. 10 hafta sonunca her iki grup için değerlendirmeler tekrarlanmıştır. Pilates grubunun grup içi karşılaştırma verilerine göre, fiziksel aktivite düzeyleri, egzersizin engelleri, egzersizin yararları, egzersizin yararları ve engelleri ölçeği toplamı, skolyoz dış görünüş ölçeği görüntü alt başlığı, beklenti alt başlığı, yorgunluk şiddeti ölçeği, fiziksel benlik algısı toplam sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (sırasıyla p=0.001, p=0.001, p=0.00, p=0.001, p=0.001, p=0.001, p=0.001, p=0.000; p<0,01). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırma verilerine göre ise, egzersizin yararları, egzersizin yararları ve engelleri ölçeği toplamı ve skolyoz dış görünüş beklenti alt başlığı sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (sırasıyla p=0.001, p=0.001, p=0.026; p<0,01). Gruplar arası değerlendirmede, fiziksel aktivite düzeyi ortalaması, engeller ölçeği ortalaması, egzersizin yararları ve engelleri toplam skoru, skolyoz dış görünüş ölçeği için görünüş alt başlığı skoru ve yorgunluk şiddet ölçeği ortalama sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar tespit edilmiştir (sırasıyla p=0.001, p=0,043, p=0,030, p=0.028, p=0.019; p<0,01). Çalışma sonucunda, kombine Pilates egzersiz programının, gruplar arasında egzersize olan yarar ve engel algılarında farkındalık, skolyoz dış görünüş görüntü alt başlığında iyileşme ve yorgunluk şiddetinde azalma, fakat fiziksel benlik algısında herhangi bir değişiklik sağlamadığı görülmüştür. Bu konuda ileri dönem çalışmalarında daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu düşünmekteyiz.

Dicle Sarıtaş
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sportif latin amerikan salon dansları ve ayak-ayak bileği postürüne etkisi

Sportif Latin Amerikan Salon Dansı, her biri birbirinden farklı ritim ve duygulara sahip beş dans türünü içeren eşli bir spor dalıdır. Ayak kullanımı, basış teknikleri ve pozisyonlarının doğru kullanılması, başarılı bir dansçı için oldukça önemli olan faktörlerdir. Sportif Latin Amerikan Salon dansı sporcularında ayak basınç noktaları farklılık gösterebildiğinden, buna bağlı olarak ayak postüründe değişiklikler görülebilmektedir. Danstaki ayak pozisyonları ve erkeklerde 1,5 inç (3,81 cm.), kadınlarda ise 2,5 inç (6,35 cm.) olan dans ayakkabısı topuk yüksekliği ayak basıncının metatarslara doğru kaymasına yol açmaktadır. Bu çalışmanın iki amacı vardır. Birinci amacı dans sporunun, dans deneyimine (yıl) ve ayakkabı giyme süresine göre ayak sağlığını ve postürünü ne ölçüde etkilediğini belirlemektir. İkinci amacı ise dans sporu yapan ve benzer demografik özelliklerdeki dans etmeyen kişilerin ayak postürünü karşılaştırmaktır. Çalışmaya 26 profesyonel dansçı ve benzer demografik özelliklere sahip 26 dansçı olmayan kişi katıldı. İki grupta da dominant (D) ve non-dominant (ND) taraf ayak-ayak bileği postürü (Ayak Postür İndeksi (APİ) ve Naviküler Drop Test (NDT), Kalkaneotibial Açı (KTA) ve Halluks Valgus açısı (HV) (goniometre); ayak bileği dorsifleksiyon açısı (Weight Bearing Lunge Test (WBLT); ölçümleri yapıldı. Dansçı grubunun APİ skoru, NDT skoru, KTA, HVA ve ayak bileği dorsifleksiyon açısı dansçı olmayanlara göre yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Dans yaşı (ayakkabı giyme yılı) ile ND ayak bileği dorsifleksiyon açısı arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (sırasıyla r=0,443, p<0,05). Antrenman süresi ile D ve ND taraf APİ skorları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (rho=0,403, p<0,05 ve rho=435, p<0,05). Dans ayakkabısı topuk yüksekliği ile dominant taraf HVA ve non-dominant taraf HVA arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r=0,756, p<0,05 ve rho=755, p<0,05). Anahtar Kelimeler; Dans Sporu, Ayak-Ayak Bileği Postürü, Pronasyon, Supinasyon, Ayak Bileği Dorsifleksiyonu, Halluks Valgus

Onurcan Kayışkıran
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temporamandibular eklem ve yumuşak doku mobilizasyon teknikleri bening paroksimal pozisyonel vertigo tanılı bireylerde etkin midir

Amaç: Temporamandibular eklem ve yumuşak doku mobilizasyonunun Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) hastalarında etkinliğini araştırmayı amaçladık. Araç ve yöntemler: ilk değerlendirmede tüm hastalara tanıyı doğrulamak için Dix Hallpike manevrası uygulandı. Dix Hallpike testi pozitif ise Epley manevrası uygulandı. Hastalar çalışma grubu (n=21) ve kontrol grubu (n=21 ) olmak üzere randomize 2 gruba ayrıldı. Temporomandibular eklem ve yumuşak doku teknikleri fizyoterapist tarafından 4 hafta boyunca haftada bir 30 dakika uygulandı. Kontrol grubuna rutin ilaç tedavisi uygulandı. Her iki gruptan da telefon uygulaması üzerinden gönderilen vestibüler egzersiz videolarından oluşan ev egzersiz programını günde iki kez yapmaları istendi. Haftada bir telefonla aranarak egzersizlerin yapılıp yapılmadığı sorgulandı. Hastalar Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE), Baş Dönmesi Değerlendirme-Visüel Analog Skala (VAS), Vertigo Semptom Skalası-Kısa Form (VSS), Beck Anksiyete Ölçeği (BECK), Vertigo Dizziness Dengesizlik Soru Anketi (VDI), Tinnitus Engellilik Ölçeği (Tedavi öncesi ve sonrasında TEÖ), Romberg Testi, Tandem Denge Testi, Semitandem Tandem Denge Testi, Fonseca Anamnestik İndeksi (FAI) ve ağız açma miktarı gonyometre ile ölçüldü. Bulgular: çalışma grubunun tandem ve semitandem test sonuçlarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak daha anlamlı artış gösterdiği görüldü (p<0,05). Tedavi öncesi ve sonrası BEE, VAS, BECK ve VDI değişiklikleri her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). FAI çalışma grubunun değerlerinin kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğu görüldü (p<0,05). Tedavi sonrası çalışma grubunun ağız açma, sağ ve sol lateralizasyon ve protrüzyon hareketleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Çözüm: Her iki grupta da düzelme görülmekle birlikte, çalışma grubunda kontrol grubuna göre vertigo şiddeti ve semptomları, vertigoya bağlı özürlülük düzeyi, çene eklemi seslerinin anlamlı olarak azaldığı, yaşam kalitesinin ve çene eklemi hareketlerinin arttığı gözlendi. Tüm bu sonuçlara göre TME ve yumuşak doku mobilizasyonlarının BPPV'li hastalarda etkili olduğu ve tedavi protokolüne eklenebileceği vurgulanabilir. Anahtar Kelimeler: Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo, Temporomandibular Eklem, Epley Manevrası, Yumuşak Doku Mobilizasyonu, Eklem Mobilizasyonu

Eklem mobilizasyonuEklemlerEpley manevrası+4
Dilara Güler
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkek voleybolcularda L3 seviyesine uygulanan spinal manipülasyon ve mobilizasyon tekniklerinin sıçrama, çabukluk ve sprint hızına anlık etkilerinin karşılaştırılması

Sporcuların performans kaygısı ve müsabaka stresi nedeniyle performans düşüklüğünün önlenmesi adına L3 segmentine uygulanacak olan manipülasyon ve mobilizasyon tedavilerinin sportif performansa olan etkisini araştırmak amaçlanmaktadır. Çalışmaya 18-25 yaş aralığında 60 kişi katıldı. Randomize olarak manipülasyon grubu, mobilizasyon grubu ve kontrol grubu olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Katılımcılar gerekli ısınma programını gerçekleştirdikten sonra gruplarına uygun olarak manipülasyon veya mobilizasyon yapıldı. Ölçümlerin öncesinde ve sonrasında anlık olarak kalça eklem hareket açıklığı, lomber bölge eklem hareket açıklığı, T – Testi süresi (saniye), 10 metre sprint süresi (saniye), dikey sıçrama (cm), yatay sıçrama (cm) ölçüldü. Çalışmada anlamlılık p<0,05 olarak değerlendirildi. Katılımcıların yaşı ve boyu açısından gruplar arasında anlamlılık bulunmamaktadır (p>0.05). Vücut kitle indeksi ve kilo ortalaması en yüksek olan grup ise mobilizasyon grubudur (p=0,05). Grup içinde yapılan karşılaştırmada dikey sıçrama, kalça fleksiyonu, kalça ekstansiyonu ve kalça addüksiyonu dışındaki veriler istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırma yapıldığında ise kalça fleksiyonu, kalça addüksiyonu, kalça internal rotasyonu ve lomber lateral fleksiyon dışındaki veriler istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Gruplar arası verileri karşılaştırdığımızda manipülasyon grubunun diğer uygulamalara ve kontrol grubuna kıyasla daha üstün olduğu görüldü. Özellikle müsabaka öncesi yapılan uygulamaların sporcu açısından en iyi faydayı sağlayacağı görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: Spinal manipülasyon, spinal mobilizasyon, sportif performans

ErkeklerManipülasyon-kayropraktikSpinal manipülasyon+6
İlker Can Büyükkırlı
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekimlerin tamamlayıcı ve alternatif tıp hakkında bilgi, tutum ve davranışları

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp (TAT) uygulamalarına karşı son on yılda Dünya'da ve ülkemizde de bir talep artışı dikkat çekmektedir. Bu uygulamalara hakkında hekimler arasında karşıt düşünceler olmak ile birlikte Sağlık Bakanlığı'nı 2014 yılında GETAT yönetmeliği yayınlanmış ve uygulamaları yasal düzenlemeler altına alınmaya çalışmıştır. Toplum içerisinde farklı görüşlerde insanlar olmasına rağmen bir kesimin bu uygulamalara ulaşmaya çalıştığı bilinmektedir. Çalışmamızda bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapmakta olan hekimlerimizin TAT hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını incelemeyi amaçladık. Çalışmamızda literatür taraması yapıldıktan sonra TAT hakkında ki düşünceleri tespit etmek amaçlı tanımlayıcı ve kesitsel bir anket oluşturulmuştur. Bu ankette hekimlerimizin TAT hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını yorumlayabilmek için sorular sorulmuş ve tutum anketi eklenmiştir. Anketimize bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapmakta olan pratisyen, asistan ve uzman 163 hekim katılmıştır. Hekimlerimizin TAT yöntemleri hakkında genel bilgi düzeylerinin yüksek olduğunu tespit edilirken eğitim alma durumlarının düşük olduğu saptanmıştır. Eğitim alma ve uygulama yapmış olma durumlarının düşük olmasına rağmen eğitim alma isteklerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Bilimsel çalışmaları kaynak olarak alan hekimlerin TAT' a yönelik tutumu diğer kaynakları kullanan hekimlerden daha olumlu bakış açısına sahip olduğu saptanmıştır. Pratisyen hekimlerin ve 0-5 yıl deneyim süresi olan hekimlerin diğer hekimlere göre TAT uygulamalarına karşı daha pozitif yaklaştığı görülmüştür. Genel olarak bakıldığında TAT ile ilgili görüşler olumlu olmakla birlikte hekimlerin uygulamaların daha çok bilimsel çalışma ile desteklenmesi gerektiği ve eğitim almış hekimler tarafından uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Böylelikle halkın sağlığını koruyarak uygun şartlarda ve ortamlarda yapılmasını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp, Bütünleştirici Tıp, Hekim, Bilgi ve Tutum

Alternatif tıpDoktorlarTamamlayıcı tedaviler+1
Ayşegül Yalçın
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bel ağrılı kişilerin, kayropraktik tedaviye bakış açılarının değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, bel ağrısı tanısı almış hastalarda, kas iskelet sistemi ağrılarının fiziksel aktivite üzerindeki etkisini belirlemek ve ülkemizde son yıllarda bilinirliği artan, kas iskelet sistemi hastalıklarının tedavi protokolünde ilk basamaklarda yer alan kayropraktik tedaviye bakış açılarını değerlendirmektir. Çalışmaya Hatay'ın Antakya ilçesindeki kliniklere bel ağrısı şikayetiyle başvuran ve çalışmaya gönüllü katılmayı kabul eden 40 hasta dahil edildi. Çevrimiçi anket yöntemiyle, hastaların fiziksel aktivite düzeyinin günlük hayatına etkileri ve bel ağrılı kişilerin, kayropraktik tedaviye bakış açılarının değerlendirilmesi, "Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği" , "Oswestry Bel Ağrı Ölçeği "ve " Kayropraktik Tedaviye Bakış Açılarının Değerlendirilmesi Ölçeği" uygulanarak belirlenmiştir. Katılımcıların %40'ı kayropraktik tedavi hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtirken %60'ı bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. Kayropraktik tedavinin görüldüğü mecralarda %25.0 ile sosyal medya, %17.5 ile internet yer almaktadır 57.5'i ise hiçbiri yanıtını vermiştir. Kayropraktik tedavinin kayropraktist tarafından uygulanacağını belirtenler %60.0, fizyoterapist tarafından uygulanacağını belirtenler %37.5, kimin tarafından uygulanacağını bilmeyenler ise %2.5 oranındadır. Katılımcılar kayropraktistlerin %57.5 oranında yüksek lisans, %32.5 lisans, %10.0 oranında doktora mezunu olduklarını düşündüklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların %15'i daha önce kayropraktik tedavi yaptırdığını belirtirken, %85.0'i tedavi yaptırmadığını belirtmiştir. Kayropraktik tedavinin faydalı olacağını düşünenler %57.5 oranında, faydası konusunda kararsız olanlar %40.0 oranında, faydalı olmayacağını düşünenler ise %2.5 oranındadır. Katılımcılar kas- iskelet ağrıları olması durumunda ilk olarak Uzman Doktor/Aile Hekimine başvururken (%52.5), kayropraktistler %35.0 ile ikinci sırada tercih edilen mecradır.

Bakış açısıBel ağrısıFiziksel aktivite+3
Hatice Karaca
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lateral epikondilit tanılı hastalarda yüksek hız düşük amplitüdlü (HVLA) dirsek manipülasyonunun el kavrama kuvveti ve ağrı üzerine anlık etkisi

Lateral epikondilit (LE), üst ekstremite ve özellikle dirsek problemlerinde sık görülen rahatsızlıklardan biri olup, elin kavrama hareketi için gerekli kuvvet üretimini gerektiren durumlarda dirseğin lateral bölgesinde ağrı oluşturan bir hastalıktır. Lateral epikondilit tanılı, 18-50 yaş aralığında, 34 gönüllü birey çalışmaya dahil edildi. Katılımcılar, HVLA dirsek manipülasyonun uygulandığı çalışma (n=17, 7 kadın, 10 erkek) ve sham manipülasyonun uygulandığı kontrol (n= 17, 6 kadın, 11 erkek) grubu olmak üzere ikiye ayrıldı. Uygulama öncesi ve uygulama sonrası tüm bireyler, Vizüel Analog Skala (VAS) ve JAMAR Hidrolik El Dinamometresi ile değerlendirildi. Tedavi öncesi ve sonrası yapılan grup içi analiz sonuçlarına göre, çalışma grubundaki katılımcıların el kavrama kuvvetinde artma, ağrı değerinde ise azalma bulunmuĢtur. Kontrol gurubunda ise istatiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Gruplar arasındaki verilerin karşılaştırılmasında kayropraktik HVLA dirsek manipülasyonun uygulandığı çalışma grubunda el kavrama kuvvetinde istatiksel olarak anlamlı artma bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlarla, kayropraktik HVLA dirsek manipülasyon uygulamasının el kavrama kuvveti ve ağrı değerleri üzerinde anlık olarak iyileştirici etkiye sahip olduğu ortaya konuldu.

Furkan Çapkın
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00