
163
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sporcularda hizmetkar liderlik ile sporcu tatmin düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma; Farklı branşlarda bireysel spor yapan sporcuların demografik özelliklerinin antrenörlerin hizmetkar liderlik özellikleri ve milli sporcuların sporcu tatmini üzerine etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi betimsel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemidir. Araştırmanın örneklem grubunu milli takım kamplarına katılan Taekwondo, Judo ve Güreş branşlarında 141 erkek 116 kadın olmak üzere toplam 257 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada veriler 'Kişisel Bilgi formu', Cerit (2005) geliştirdiği 'Hizmetkar Liderlik Ölçeği' ve Türksoy (2008) geliştirdiği 'Sporcu Tatmin Ölçeği' ile toplanmıştır. Veriler çoklu karşılaştırmalarda ANOVA, tekli karşılaştırmalarda T testi kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların antrenörlerin hizmetkar liderlik özelliklerinin milli sporcuların sporcu tatmini üzerine etkisinin araştırılmasında; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, milli sporcu olup olmama, mevcut antrenörle çalışma süresi, spor branşı değişkenleri açısından incelediğimizde: sporda hizmetkarlık, sporcu tatmini, bireysel tatmin, takım tatmini ve antrenör tatmini katılımcıların antrenörle çalışma yılına göre istatistiki anlamda bir fark olduğu diğer değişkenler açısından bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, milli sporcuların antrenörlerin hizmetkar liderlik özellikleri ve sporcu tatmini düzeylerine yönelik vermiş oldukları cevaplar milli olmayan sporculara göre daha pozitif yöndedir ve uzun süre antrenörleriyle çalışan sporcuların antrenörlerinden algıladıkları hizmetkar liderlik ve sporcu tatmininin olumlu yönde olduğu görülmüştür.
Voleybolcuların başarı motivasyonu düzeylerinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı , voleybolcuların başarı motivasyonu düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından araştırılmasıdır. Araştırma grubunu, Ankara ilinde profesyonel olarak voleybol oynayan 50 gönüllü kadın oluşturmuştur. Sporcuların demografik bilgilerini saptamak amacı ile 6 soruluk ''Kişisel Bilgi Formu'', motivasyon düzeyini belirlemek amacıyla ise Willis (1982) tarafından geliştirilen ve Tiryaki ve Gödelek (1997) tarafından Türkçeye uyarlanan 40 soruluk likert tipi Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Elden edilen veriler öncelikle bilgisayar programına aktarılıp, daha sonra SPSS paket programına aktarılmıştır. Verilerin analizinde standart sapma, aritmetik ortalama ve varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak p<0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Sonuç olarak; araştırmada başarıya yaklaşma ve başarısızlıktan kaçınma, başarı gereksinimi güdüsünde kadın sporcuların lehine anlamlı farklılıklar saptanamamıştır (p>0.05). Güç göstermede ise anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05).
Gençlik hizmetleri Spor İl Müdürlüğü personelinin iş doyum düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından karşılaştırılması
Örgütlerin personellerinin iş doyumlarını yakından takip etmesi, işin verimliliği ve örgüte bağlılık açısından önemlidir. Bu çalışmada, personellerin iş doyum seviyelerini etkileyen yaş, medeni durum, cinsiyet, eğitim durumu, çalışma süresi ve gelir düzeyi değişkenleriyle arasındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu, Sakarya ili Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü'nde çalışan 84'ü erkek 38'i kadın olmak üzere toplam 122 gönüllü personel katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak personellerin iş doyum düzeyini ölçebilmek için "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler öncelikli olarak SPSS programına girilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde ikili karşılaştırmalarda t-testi, çoklu karşılaştırmalarda ANOVA testi uygulanmıştır. Hata payı p<,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgulara göre, cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışma yılı ve gelir değişkenlerine göre içsel doyum, dışsal doyum ve genel doyum ile istatistiksel farklılaşmalar tespit edilmiştir. Sonuç olarak, personellerin cinsiyet değişkeni ile içsel doyum alt boyutu arasında erkekler lehine istatistiksel açıdan (p<,05) anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. İş doyum düzeylerinin eğitim, yaş ve gelir durumlarında istatistiksel açıdan farklılık göstermesi, gelir düzeylerinin iyileştirilmesi, yaşa bağlı tükenmişliğe çalışma koşullarındaki iyileştirmelerin etkisi ve eğitim ile doyum arasındaki doğru ilişkiye bağlı olarak doyum düzeylerinin arttırılması sağlanabileceği gözlenmiştir.
Beden eğitimi ve spor etkinliklerinin psikolojik dayanıklılık ve akademik ertelemeye etkisi
Yapılan bu araştırmada ortaöğretim öğrencilerinde spor etkinliklerine katılımın psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2x3'lük (deney/kontrol grupları X ön-test/son-test/izleme testi) split plot araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmaya 2014-2015 öğretim yılında Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir ortaöğretim kurumunda 9. sınıfta öğrenim görmekte olan 85 öğrenciye ölçekler uygulanmış ve psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme puanları en düşük öğrencilerden 20 kız ve 20 erkek olmak üzere toplam 40 öğrenci katılımcı olarak seçilerek deney ve kontrol grubu olarak ayrılmıştır. Deney grubunda bulunan öğrencilere 12 hafta boyunca araştırmacı tarafından tasarlanan 'Beden eğitimi ve spor etkinlikleri ile psikolojik dayanıklılığı artırma ve akademik ertelemeyi önleme programı' uygulanmıştır. Bu süreçte kontrol grubunda bulunan öğrenciler herhangi bir fiziksel etkinlik programına dâhil edilmemiş, mevcut ders müfredatına göre eğitimlerine devam etmişlerdir. Araştırmada programdan önce ön test, 12 hafta sonra son test ve 2 ay sonra ise izleme testi yapılarak deney ve kontrol grubunda bulunan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme düzeyleri ölçülmüştür. Araştırmaya katılan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin belirlenmesinde Basım ve Çetin (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' kullanılmış olup, öğrencilerin akademik erteleme düzeylerinin belirlenmesinde ise Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen 'Akademik Erteleme Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 22.0 for Windows Paket Programı kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik bilgilerinin yüzdelik dağılımlarının belirlenmesinde frekans analizinden yararlanılmıştır. Öğrencilere 3 farklı zamanda uygulanan anketlerden elde edilen puanların anlamlılık düzeylerinin test edilmesi için ise Tekrarlı Ölçümler Varyans Analizi kullanılmıştır. Varyans Analizi sırasında anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Varyans analizi sırasında ölçümler arasında farklılık tespit edilmesi durumunda Bonferroni düzeltmesiyle 3 adet ikili karşılaştırma yapmak için Bağımlı Gruplar T testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubunda bulunan öğrencilerin ön test ile kıyaslandığı son test psikolojik dayanıklılık skorlarında anlamlı bir artış meydana geldiği belirlenmiş (p<0.05), buna karşılık öğrencilerin psikolojik dayanıklılığa ilişkin son test ile kıyaslandığı zaman izleme test skorlarında anlamlı bir azalma meydana geldiği tespit edilmiştir (p<0.05). Kontrol grubunda bulunan öğrencilerin ise psikolojik dayanıklılığa ilişkin ön test ile son test arasında, ön test ile izleme test skorları ve son test ile izleme test skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05). Araştırmanın sonunda, deney grubunda bulunan bireylerin akademik erteleme puanlarına ilişkin bilgiler incelendiği zaman, ön test ile kıyaslandığı zaman deney grubundaki bireylerin son test ve izleme test skorlarında anlamlı bir azalma meydana geldiği (p<0.05), akademik ertelemeye ilişkin son test ve izleme test skorları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık meydana gelmediği tespit edilmiştir (p>0.05). Buna karşılık kontrol grubunda ön test ile kıyaslandığı zaman son test ve izleme skorlarında anlamlı bir artış meydana geldiği, son test ve izleme testi skorları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, ortaöğretim öğrencilerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerine katılımın psikolojik dayanıklılık düzeyini arttırdığı, bunun yanında akademik erteleme davranışının azalmasına katkı sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında ortaöğretim öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin yükseltilmesinde akademik erteleme davranışı sergileme düzeylerinin azaltılmasında ve beden eğitimi ve spor etkinliklerine katılımın faydalı olacağı söylenebilir. Milli Eğitim Bakanlığı beden eğitimi dersi programı sağlıklı yapılırsa öğrencilerde psikolojik dayanıklılığı artırır ve akademik ertelemeyi ortadan kaldırır. Bundan dolayı okullarda zorunlu beden eğitimi ders saatlerinin ve spor etkinliklerinin arttırılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim Öğrencileri, Beden Eğitimi ve Spor, Psikolojik Dayanıklılık, Akademik Erteleme
Hentbolda kuvvet antrenmanlarının 7 m atış performansına etkisi
Bu araştırmanın amacı hentbolda kuvvet antrenmanlarının serbest atış performansı üzerine etkilerini belirlemek ve şut hızı ile şut isabet oranı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya hentbol birinci liginde mücadele eden ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi hentbol takımında oynayan 16 erkek hentbol oyuncusu katılmıştır. Araştırmaya katılan hentbolcular deney ve kontrol grubu olarak iki gruba ayrılmıştır. Deney grubunda bulunan hentbolculara 10 hafta boyunca, haftada 3 gün, günde 30 dakika flexi-bar ile kuvvet antrenmanı uygulanmıştır. Kontrol grubunda bulunan hentbolcular ise mevcut hentbol antrenmanlarına devam etmişlerdir. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 15.0 for Windwos paket programında Wilcoxon testi, Mann Whitney U testi, Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, Deney grubunda bulunan hentbol oyuncularının el kavrama kuvvetlerinde ve 7 m atış performanslarında istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik meydana gelmediği tespit edilmiştir (p>0.05). Benzer şekilde kontrol grubunda bulunan hentbol oyuncularının da el kavrama kuvveti ve 7 m atış performanslarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmediği belirlenmiştir (p>0.05). Buna karşılık hem deney hem de kontrol grubunda bulunan oyuncuların şut atış hızlarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma meydana geldiği belirlenmiştir (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Hentbol, Flexi-Bar, Şut Hızı, Şut İsabet Oranı
Olumlu ve olumsuz geri bildirimin, farklı kişilik tiplerindeki sporcularda, Biceps Brachii kasının maksimal istemli kasılma seviyesi üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, olumlu ve olumsuz geri bildirimin, farklı kişilik tiplerindeki sporcularda Biceps Brachii kasının, maksimal istemli kasılma seviyesi üzerine etkisini incelemektir. Araştırmaya Sakarya Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan, 21'i kadın 28'i erkek olmak üzere toplam 49 sporcu öğrenci katılmıştır. Araştırmada tekrarlayan ölçümler ve deneysel desen metotları kullanılmıştır. Maksimal istemli kas kasılması (MVC) ölçümlerinde, öncelikle geri bildirim uygulanmadan alınan referans değerler tespit edilmiş, daha sonra olumlu ve olumsuz geri bildirim koşulu altında aynı ölçümler yapılmıştır. Ayrıca yapılan çalışmada kişilik ve duygusal zekâ ölçekleri kullanılmış, neden sonuç ilişkisi göz önünde bulundurularak, deneklerden alınan yüzeyel elektromiyografi (sEMG) verileri ile psikometrik ölçüm testlerinden elde edilen verilerin, SPSS 20 istatistik paket programı kullanılarak analizleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, alanda daha önce yapılmış olan çalışmalardan farklı olarak, olumlu geri bildirimin erkekler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Olumsuz geri bildirimin ise erkek (%6,32) ve kızlarda (%11,44) maksimal istemli kas kasılmasında artışa neden olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca katılımcıların olumlu ve olumsuz geri bildirim yüzde değişimleri ile kişilik özellikleri karşılaştırılmış, olumlu ve olumsuz geri bildirim ile özdenetim ilişkisi arasında cinsiyetler için anlamlı farklılık (P<0,05) bulunmuştur. Elde edilen bulgular ışığında, sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geri Bildirim, Elektromiyografi, MVC, Kişilik, Duygusal Zekâ
Çocuk oyunlarının beden eğitimi ve spor ders müfredatındaki yeri ve öneminin araştırılması
Bu araştırma 5. 6. 7. ve 8. sınıflar beden eğitimi dersi öğretim programında çocuk oyunlarının yerinin ve öneminin belirlenmesi, beden eğitimi ders kazanımlarının çocuk oyunları ile öğrenciye daha eğlenceli bir şekilde verilebileceğini göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Aynı zamanda çocuğun normal yaşantısında olan oyunun, müfredatta yeterince yer almadığını göstererek, beden eğitimi dersinde oyunun ders kazanımları ile ilişkilendirilebileceğini ve eğitimsel bir araca dönüştürülebileceğini açıklamaktır. Araştırmada beden eğitimi ders müfredatının daha çok çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gerekliliği üzerinde durulacaktır. Araştırmacı tarafından çocuk oyunları belirlenerek öncelikle bu oyunların öğretmenler tarafından bilinme düzeyleri ve çocuk oyunlarının öğretim sürecinde kullanma sıklığının ne derecede olduğu da araştırılmıştır. Araştırma betimsel bir nitelik arz etmektedir. Bu araştırmayla beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin çocuk oyunlarına bakış açıları ve mevcut durum değerlendirilecektir. Veriler, araştırmacı tarafından beden eğitimi öğretmenlerine anket uygulanarak elde edilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu, tesadüfi örneklemle belirlenmiş olup 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İstanbul, Sakarya, Bingöl ve Elazığ'da görev yapmakta olan 104 erkek, 57 bayan beden eğitimi ve spor öğretmenini kapsamaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Ki kare bağımsızlık testleri ve normallik analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; beden eğitimi ve spor dersinde çocuk oyunlarının kullanılmasının ders kazanımlarının verilmesinde etkili olacağı görülmüştür. Yapılan değerlendirme sonucunda beden eğitimi ve spor öğretmenleri, öğretimde oyunu daha aktif kullanmak istedikleri görüşünü belirtmişlerdir. Fakat oyunla öğretimi iyi bir şekilde uygulayabilmeleri için yeterli bilgiye sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Bu da göstermektedir ki öğretimde oyunun kullanılabilmesi için öncelikli olarak beden eğitimi ve spor öğretmenlerine oyunların tanıtılacağı ve oyunların öğretimde nasıl kullanacaklarının öğretileceği eğitim seminerlerinin düzenlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Oyun, Beden Eğitimi, Öğretim, Çocuk Oyunları
Futbolda dar alan oyunları: Kafein alımının bazı seçilmiş hareket aksiyonları ve fizyolojik parametrelere etkisi
Bu araştırmada futbolda dar alan oyunları: kafein alımının bazı seçilmiş hareket aksiyonları ve fizyolojik parametrelere etkisi etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Amatör ligde futbol oynayan yaş ortalamaları; kontrol grubu 21,70 ± 2,45, plasebo grubu 21,80 ± 1,32, kafein grubu 21,90 ± 2,56 yıl, boy uzunluğu ortalamaları; kontrol grubu 1,75 ± 0,06, plasebo grubu 1,76 ± 0,03, kafein gurubu 1,76 ± 0,07 cm, vücut ağırlığı ortalamaları; kontrol grubu 68,40 ± 2,80, plasebo grubu 69,10 ± 2,92, kafein grubu 68,70 ± 3,13 kg, ve spor yaşı ortalamaları kontrol grubu 6,40 ± 2,54, plasebo grubu 6,20 ± 1,55, kafein grubu 6,80 ± 2,62 yıl, olarak belirlenmiş kontrol, plasebo ve kafein alım grubu belirlenmiş 30 futbolcu ile gerçekleştirilmiştir. Futbolcular, farklı zamanda kafein takviyesi ve plasebo (PL) koşulu ve kontrol olmak üzere 3 deney koşulunda araştırmaya dahil edildiler. PL koşulunda deneklere sadece su verildi. Kafein takviyesi ölçümlerden 60 dk önce (KAF60) olacak şekilde en az 3 gün ara ile farklı günlerde gerçekleştirildi. (KAF60) deney koşullarında futbolculara suya karıştırılmış olarak vücut ağırlığı başına (6 mg/kg) toz formundaki kafein takviyesi yapıldı. Futbolculara kafein veya plasebo takviyelerinden hangisini aldıkları açıklanmadı. 52 m x 38 m. Dar alan oyunu oyun alanı boyutları 3 x 6 dk olarak uygulanmıştır. Setler arasındaki dinlenme süresi 5 dk'dır. Denekler, Kalp atım sayısının ölçümü, kan laktat konsantrasyonunun belirlenmiştir. Dar alan oyunları video kamera ile kayda alınmış ve Mathball Maç Analizi yazılım sistemi kullanılarak her bir sette gerçekleşen şut, pas sayısı, olumlu pas, olumsuz pas, dripling, top kazanma, ikili mücadele sayıları ve topla oynama süresi belirlenmiştir. Kontrol grubunda KAS tekrarlı ölçümlerinin karşılaştırılmasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Kontrol grubunun başlangıç KAS ortalamasının set 1, set 2 ve set 3'den, set 1'in ise set 2 ve set 3'den anlamlı düzeyde daha düşük olduğu belirlenmiştir. Plasebo grubunun uyguladığı dar alan oyunları sırasında ölçülen KAS'ınbaşlangıç ve setler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Kafein takviyesi yapılarak uygulanan dar alan oyunu sırasında elde edilen kalp atım sayılarının da başlangıç ve setler arasında istatistiksel olarak farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Dar alan oyunları sırasında LA düzeyleri incelendiğinde; Kontrol grubunun tekrarlı ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Başlangıç LA seviyesinin set 1, set 2 ve set 3'den 1'in set 2 ve set 3'den, set 2'nin ise set 3'den anlamlı düzeyde düşük olduğu belirlenmiştir. Plasebo grubunun ise başlangıç ve setler arasında anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmektedir. İkili karşılaştırma sonuçlarına göre set 1, set 2 ve set 3 sonunda ölçülen LA seviyesinin başlangıç düzeyinden daha yüksek olduğu, bunun yanı sıra set 2 LA seviyesinin set 1'den yüksek olduğu belirlenmiştir. Kafein takviyesi ile uygulanan dar alan oyunu sırasında elde edilen LA seviyesinin de başlangıç ve setler arasında anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Olumsuz pas sayısının ise gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdiği kafein grubunun olumsuz pas sayısının kontrol ve plasebo gruplarından daha az olduğu bulunmuştur. Araştırmada yer alan kontrol, plasebo ve kafein gruplarının uyguladıkları dar alan oyunlarındaki teknik aksiyonların toplamı ve araştırma gruplarına göre karşılaştırılması istatistik analiz sonuçlarına göre; toplam olumlu pas sayısının gruplar arasında farklılık gösterdiği, plasebo ve kafein gruplarının toplam olumlu pas sayılarının kontrol grubundan daha fazla olduğu görülmüştür. Toplam olumsuz pas sayısının da gruplar arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, 6 mg/kg kafein alımının fizyolojik etkisi dikkate alındığında kafein ile kafeinsiz grupların kalp atım sayıları ve kan laktat düzeylerinin karşılaştırılmasında kafein takviyesi yapılan grupta anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmektedir. Kafein takviyesi yapılan gurubun teknik aksiyonlarda değişimler meydana getirdiği belirlenmiştir. Kafein alımının sporcuların teknik aksiyonlar ve fizyolojik performansında bazı parametrelere olumlu etki ettiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Dar Alan, Kafein, Teknik Parametre
Atletik triad'ın olimpik branşlardaki bayan sporcularda görülme sıklığı, sporcu ve antrenörlerin atletik triad hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, ülkemizdeki Bayan A milli takım düzeyindeki sporcuların ve antrenörlerin Kadın Atletik Triad'ı hakkındaki bilgi düzeyleri ve sporcularımızın Female Athletic Triad semptomlarını taşıyıp taşımadıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2015 Mayıs-Aralık ayları arasında A Milli takım kadrolarında yer alan 3'ü Artistik Cimnastik 5'i Maraton 9'u Badmintoncu 25'i Lisanslı Badminton Lig sporcusu 9'u Basketbol 6'sı Bilek Güreşi 12'si Buz Hokeyi 5'i Curling 11'i Futbol 4'ü Halter 7'si Taekwondo Müsabaka 5'i Taekwondo Poomse 7'si Voleybol 7'si Yüzme branşlarında olmak üzere toplam 115 sporcu gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Utah Üniversitesi Öğretim üyelerinden Heidi Wengreen tarafından oluşturulan genel geçerliliği kontrol edilmiş Female Athletic Triad Anketi kullanılmıştır. Yapılan çalışmada sonuç olarak; sporcuların çoğunun "Kadın Atletik Triad'ını daha önce duymadıkları belirlenmiştir. Kalori alımıyla ilgili soruda Atletizmciler, Halterciler ve Yüzücüler alamıyoruz cevabını vermiştir. Stres kırığıyla karşılaşma sorusuna Atletizm Badminton ve Halter branşları evet yanıtını vermiştir. Yine pek çok badmintonucunun ilk menarş yaşı sorulduğunda Lig badmintoncuları ve Basketbol branşlarında 14-15 yaş grubunda, Atletizm ve Milli Badmintoncularda ise genelde 15-16 yaş grubunda oldukları saptanmıştır. Son olarak reglilerinin düzenliliği ile ilgili sorulan soruda Badminton, Basketbol, Bilek Güreşçiler, Buz hokeyciler ve Taekwondo Poomsea branşlarındaki sporcular adetlerinin yıl içinde çok düzensiz olduğunu belirtmişlerdir. Bütün bu sonuçlardan yola çıkarak; öncelikle araştırma sonucunda risk altında bulunan sporcuların Kadın Atletik Triadı hakkında Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Eğitim Dairesi ve spor federasyonlarının alan uzmanlarından destek alınarak hazırlanacak seminerler aracılığıyla bilgilendirilmesi ve sonrasında bu seminerlerin her spor branşı için yaygınlaştırılması önerilebilir.
Rol model alma davranışlarının ve fiziksel aktivite tutumlarının ders seçimleri üzerine etkisi
Yapılan bu araştırmada rol model alma davranışlarının ve fiziksel aktivite tutumlarının ders seçimleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında 7, 8, 9 ve 10. sınıf öğrencisi olan 328 kadın ve 658 erkek olmak üzere toplam 986 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite tutumlarının belirlenmesinde "Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği (BDFA)" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 22.0 veri analiz programı kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerinin ve ölçek sorularına verdikleri yanıtların dağılımlarında frekans analizi ile tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında rol model alma durumu ile ders seçim niyeti arasındaki ilişkide fiziksel aktivite tutumunun aracılık etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin seçmeli derslerdeki ilk tercihleri incelendiği zaman, öğrencilerin %41,9'unun beden eğitimi ve spor, %8,7'sinin spor ve fiziksel etkinlik, %49,4'ünün ise diğer dersleri tercih ettikleri bulunmuştur. Öğrencilerin seçmeli ders tercihlerinde etkili olan unsurların başında öğretmenlerin geldiği tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyon düzeyleri incelendiği zaman, rol model alma de-ğişkenin, kişisel engeller alt boyutu haricindeki tüm değişkenler ile arasında pozitif ve düşük düzeyde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Benzer şekilde ders seçim niyeti ile BDFA alt boyutlarından kişisel engeller hariç diğer değişkenler arasında pozitif ve düşük/orta düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanında BDFA toplam puanı ile rol model alma ara-sında düşük düzeyde, ders seçim niyeti arasında ise orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Demografik değişkenler açısından ele alındığı zaman, öğrencilerin rol model alma davranışlarının sınıf değişkenine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), buna karşılık rol model alma davranışlarının cinsiyet değişkenine göre an-lamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Öğrencilerin ders seçim niyet-lerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), buna karşılık sınıf değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Bunun yanında öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği (p>0.05), buna karşılık sınıf değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır (p>0.05). Sonuç olarak, ortaokul ve lise öğrencilerinde rol model alma davranışları ile ders seçim niyeti ve fiziksel aktivite tutumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu, cinsiyet değişkeninin ders seçim niyeti ve fiziksel aktivite tutumunu etkilediği, öğrenim görü-len sınıf düzeyinin ise rol model alma davranışları üzerinde önemli bir belirleyici olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor, Rol Model, Fiziksel Aktivite, Tutum, Ders Seçimi
Spor yapan ve yapmayan bireylerin psikolojik dayanıklılık ve kişilik özelliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Eğitim fakültesi öğrencileri ile Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin Psikolojik dayanıklılık ve Kişilik düzeylerinin incelenmesi ve bu iki değişken arasındaki farklılığı ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Eğitim fakültesi öğrencileri ile Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin Psikolojik dayanıklılık ve Kişilik düzeyleri dikkate alınarak, ilişkisel tarama modeline uygun bir şekilde sonuçlar ortaya konmak istenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Sakarya Üniversitesinde eğitim gören öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Sakarya Üniversitesin de eğitim gören Eğitim Fakültesi öğrencileri(n=166) ile Spor bilimleri fakültesi (n=199), öğrencileri arasından basit tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen toplam 365 (n(erkek)=197, n(kadın)=168) öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Benet-Martinez ve John (1998) tarafından geliştirilen, Sümer, Lajunen ve Özkan, (2005) tarafından Türkçeye uyarlanmış "Beş Faktör Kişilik Envanteri" ile Friborg ve diğerlerinin (2003) geliştirdiği ve Basım ve Çetin (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'nin kullanılmıştır. Verilerin analizinde, katılımcıların kişisel özellikleri dikkate alınarak betimleyici istatistik dağılımları ortaya konmuştur. Demografik değişkenlere yönelik grup ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını belirlemek için psikolojik dayanıklık ve beş faktör kişilik ölçeklerinin alt boyutlarının normal dağılım gösterip göstermedikleri Kolmogorov-Smirnov testi ile test edilmiştir. Alt problemlere ilişkin bağımsız değişkenlerle; psikolojik dayanıklık ve beş faktör kişilik özellikleri parametrik testlerle sınanmış, ikili karşılaştırmalar için t testi kullanılmıştır. Katılımcıların psikolojik dayanıklık ve beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon (r) Katsayısı tekniğinden yararlanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Eğitim fakültesi öğrencileri ile Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spor yapma durumu, spor yapma yılı, anne-baba tutumu, spor branşları, akademik başarı ve yeme alışkanlık durumları dikkate alındığında psikolojik dayanıklılık toplam puanları açısından anlamlı düzeyde farklılaşmaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin kişilik durumları açısından ise cinsiyet, spor yapma durumu, spor yapma yılı ve sosya-ekonomik durumları açısında da anlamlı düzeyde farklılaşma yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat öğrencilerin psikolojik dayanıklılık ve kişilik özelliklerinin zararlı alışkanlık kullanma durum açısından herhangi bir farklılaşmaya neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan öğrencilerin psikolojik dayanıklık ve kişilik özellikleri açısından Pearson Momentler Korelasyon katsayısına ilişkin sonuçlara bakıldığında ilişkinin pozitif yönde orta düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Spor Yapma, Kişilik.
11-18 yaş arası uyumsuz erkek çocuklarda fiziksel aktivitelerin kişisel özellikleri üzerine etkisi
Yapılan bu araştırmada çocuk destek merkezlerinde hizmet alan 11-18 yaş arası erkek çocuklarında spor etkinliklerine katılımın sosyal yeterlik gelişimi üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'ne bağlı faaliyet gösteren 5 farklı Çocuk Destek Merkezinde hizmet alan 11-18 yaş arası toplam 141 erkek çocuk gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar deney (71 çocuk) ve kontrol grubu (70 çocuk) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubunda bulunan katılımcılar 6 ay boyunca haftada 3 gün ve günde 1,5 saat olmak üzere beden eğitimi ve spor etkinliklerine dâhil edilmiştir. Bu süreçte kontrol grubunda bulunan çocuklar herhangi bir spor etkinliğine dâhil edilmemiş, eğitim kurumlarındaki mevcut ders müfredatına devam etmiştir. Araştırmaya katılan çocukların sosyal uyum ve kişilik özelliklerinin tespit edilmesinde Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 veri analiz programında Tekrarlı Ölçümler ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda kontrol grubunda bulunan çocuklara kıyasla deney grubunda bulunan çocukların sosyal uyum ve kişilik alt boyutlarından olan kendini gerçekleştirme, duygusal kararlılık, aile ile ilişkiler, sosyal ilişkiler, sosyal normlar, anti sosyal eğilimler, kişisel uyum, sosyal uyum ve genel uyum alt boyutlarından aldıkları puanların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Buna karşılık deney ve kontrol grubunda bulunan çocukların ön-son test Nevrotik Eğilimler ve Psikotik Belirtiler alt boyutlarından aldıkları puanların istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, çocuk destek merkezlerinde eğitim alan çocukların sosyal uyum düzeylerinin ve kişilik özelliklerinin geliştirilmesinde spora katılımın anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. yapılan literatür taraması sonucunda araştırmada elde edilen bulguların literatür ile büyük oranda paralellik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda sosyal açıdan sorunlu veya dezavantajlı konumda bulunan çocukların sosyal özelliklerinin ve sahip oldukları kişilik özelliklerinin geliştirilmesinde spor etkinliklerine katılımın faydalı olacağı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Spor, Kişilik Özellikleri, Sosyal Uyum, Sosyal Gelişim
Türk spor yönetimdeki 1986 sonrası değişim ve gelişimi ve bu sürece dair yönetici görüşleri ile karşılaşılan problem ve beklentilerin belirlenmesi
Türk spor yönetimini ve bu alandaki gelişmeleri dünya konjonktüründen ayrı düşünmek mümkün değildir. Bazen gecikmeli ya da kısmen eksik olsa da her halükarda dünyadaki gelişim ve değişimlerden etkilenmek ve bu doğrultuda hareket etmek gerekebilir. Bu çerçevede özellikle 1986 sonrasında Türk spor yönetiminde köklü ve hızlı değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Bunun en başta gelen sebebi Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve politik olarak dünyaya, diğer ülkelere daha açık bir politika izlenmesi, milletler arası etkileşimin; televizyon, bilgisayar, internet vb. iletişim araçlarıyla daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesidir. Bu araştırmada Spor Genel Müdürlüğü'nün 1986-2011 tarihleri ve günümüz arasındaki gelişim aşamaları doğrultusunda değişim ihtiyacının sebepleri irdelenmiştir. Değişimden beklenen sonucun elde edilip edilemediği ya da hangi sonuca ulaşıldığı ise yürürlükteki Anayasanın ilgili maddeleri ile Kuruma verilen görevlerin yerine getirilip / getirilmediği ve etkisi ise; SGM başmüfettişlerinin görüşleri doğrultusunda incelenerek, spor teşkilatının durum tespiti ile eksik yönler tartışılmış ve olumlu gelişmelere dikkat çekilerek öneriler getirilmeye çalışılmıştır Anahtar Kelimeler: Türk Spor Yönetimi, Spor Genel Müdürlüğü, Gelişim ve Değişim
Buz hokeyi sporcularının spora özgü başarı motivasyon düzeyleri ve genel öz yeterliliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türk buz hokeyi takımlarının spora özgü başarı motivasyonu ve genel öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın evrenini 2017-2018 sezonunda Türkiye Buz Hokeyi Liginde oynayan 18 yaş üzeri kadın ve erkek (420 sporcu) buz hokeyi sporcusu oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Willis (1982) tarafından geliştirilen Türkiye'deki geçerlilik ve güvenilirlik çalışması da Tiryaki ve Gödelek tarafından yapılan (1997) "Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği" ve Schwarzer (2005) tarafından geliştirilen Türkiye'deki geçerlilik ve güvenilirlik çalışması da Yıldırım tarafından yapılan (2010) "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği "kullanılmıştır. Toplanan verilerin çözümlenmesinde SPSS paket programından faydalanılmıştır. Verilerin analizinde kişisel bilgilerin aritmetik ortalaması alınarak frekans (f) ve yüzde (%) analizi ölçeğin güvenilirliği için ise Cronbach Alfa katsayısına bakılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine ilişkin verilerin analizinde ise verilerin normal dağılıp dağılmadığını, görebilmek için Kolmogorow Smirnov testi yapılmıştır. Grup ortalamaları arasındaki farkları karşılaştırmak için Tek Yönlü Varyans analizi (One Way Anova ) yapılmıştır. Cinsiyetler arasındaki başarı motivasyon düzeyi ve genel öz yeterlilik farklılığını belirlemek için t-testi uygulanmıştır. Başarı motivasyonu ve genel öz yeterlilikleri arasında ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda başarı motivasyon ölçeği alt boyutlarında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu, cinsiyete göre başarı motivasyonu ölçeği geneli ve hiçbir alt boyutta anlamlı bir fark bulunmazken, genel öz yeterlilik ölçeğinde ise, cinsiyet ve milli olma durumlarına göre anlamlı farklar bulunmuştur. Başarı motivasyonu ve genel öz yeterlilik ölçeklerinde, eğitim durumu, spor deneyimi, yaş değişkenlerine göre anlamlı farka rastlanmamıştır.
Boksörlerde aerobik ve anaerobik gücün arttırılmasında training mask etkisinin incelenmesi
Araştırmamızın amacı, boksörlerde aerobik ve anaerobik gücün arttırılmasında Trainin Mask'ın etkisinin incelenmedir. Araştırmaya Sakarya Boks Spor Kulübü'nden toplam 24 gönüllü boksör katılmıştır. Antrenman sürecinde çalışmaya katılan toplam gönüllü 24 boksörün rastgele seçilmiş 12 sporcusu denek grubu olarak antrenmanlara Training Mask maskesi takarak devam etmiş geriye kalan 12 sporcu ise kontrol grubu olarak aynı anda aynı antrenman programı uygulanmıştır. Çalışmada aerobik dayanıklılığı ölçmek adına Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Testi, anaerobik dayanıklılığı ölçmek için ise Wingate Anaerobik Güç Testi kullanılmıştır. Haftada 5 gün toplamda 6 hafta süren antrenman programında ölçümler her bir sporcu için antrenman öncesinde ve sonrasında ön test son test şeklinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23 paket programında nanparametrik testlerden Wilcoxon Signed Ranks Test ile Mann-Whitney Test kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Bağımlı gruplarda Wilcoxon Signed Ranks Testi ölçümlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır. Yo-yo ölçümleri için ise uygulanan Wilcoxon Signed Ranks Test'inin son test ile ön test ölçümleri arasında karşılaştırılma yapıldığında anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan sporculara bağımsız gruplarda Mann-Whitney U Testi uygulanarak katılımcıların Peak Power (W/kg) kontrol ve deney grubu değişkeninin ön testlerinde anlamlı bir farka rastlanır iken katılımcıların diğer ön test ve son test değerlerinde anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yo-yo kontrol ve deney grubunun ön test ölçümleri ile yine kontrol ve deney grubunun son test ölçümlerine bakıldığında ise değerler arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Sonuç olarak Training Mask'ın aerobik dayanıklılık gerektiren çalışmalarda egzersizin şiddetini arttırılmasına, solunum kısıtlığı sağlayan bu maskeleri kullanarak kendisini daha zor antrenmanlara hazırlanmasına katkı sağlayarak sporcuda bir gelişme göstereceği fakat anaerobik dayanıklılık gerektiren egzersizlerde ise daha uzun antrenman periyotları içerisinde kullanılması gerektiğini düşünmekteyiz.
Futbolcular ile hentbolcuların hazırlık dönemi antrenmanlarının vo2max anaerobik eşik ve izokapnik buffering fazı parametrelerine etkisi
Bu çalışmada, futbol ve hentbol oyuncularının hazırlık dönemi antrenmanlarının maksimal oksijen alımı, anaerobik eşik ve izokapnik buffering fazı değerlerine etkisinin incelenmesi ve birbirleriyle karşılaştırılarak branşlar arası farklılıkların olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmaya yaşları 15-17 arasında olan, 10 futbolcu, 10 hentbolcu olmak üzere toplam 20 gönüllü erkek sporcu alınmıştır. Sporcuların VO2max, anaerobik eşik ve izokapnik buffering fazı değerlerini tespit etmek amacı ile şiddeti giderek artan egzersiz protokolü uygulanmıştır. Çalışmada sunulan verilerin tümü ortalama±standart sapma olarak verildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk testi ile incelenmiştir. Sporcuların ön test- son test sonuçları için bağımlı gruplarda t testi uygulandı. Hentbolcuların ve futbolcuların değerlerinin karşılaştırılması için bağımsız gruplarda student t testi kullanıldı. p<0,05 ile altındaki değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. İstatistik hesaplamalarının tümü Windows için yazılmış olan SPSS 17.0 paket programı kullanılarak yapıldı. Sporcuların anaerobik eşik ve solunumsal eşik değerlerinin belirlenmesi için, lineer regresyon analizleri SigmaPlot programı (SigmaPlot 12.0, Systat Software Inc., Chicago, USA) kullanılarak yapıldı. Çalışmaya katılan futbolcuların ve hentbolcuların yaş değerleri sırasıyla 15,60±0,52 yıl, 15,90±0,32 yıl, , boy değerleri ortalaması 178,00±3,68 cm, 179,10±5,86 cm, spor yaşı değerleri ortalaması 5,10±1,37 yıl, 5,10±1,79 yıl olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın bulguları incelendiğinde hentbolcuların VO2max, anaerobik eşik ve izokapnik buffering fazı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken (p>0,05), futbolcuların VO2max(lt/dk) ve Solunumsal Eşik VO2 (ml/dk) parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmüş (p<0,05), diğer parametrelerde anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0,05). Futbolcular ve hentbolcuların ön testleri ve son testleri birbirleri ile karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yapılan çalışmada, hentbolcular ve futbolcuların kardiyopulmoner egzersiz testi sonuçlarına göre pozitif yönde anlamlı bir farklılık olmamasının, sezon öncesi hazırlık döneminde yapılan antrenmanların aerobik dayanıklılığı artıracak düzeyde olmadığı düşünülmektedir. Ayrıca branşlar arasında da anlamlı düzeyde farklılığın olmaması, branşlar arası oyun kuralları, oyun alanları, teknik durumların arasında farklılık olmasıyla beraber aerobik kapasitelerinin ve ihtiyaçlarının farklı boyutlarda benzerlik gösterdiği kanısını oluşturmaktadır. Takım sporlarında branşlar arası saha kriterleri, oyuncu sayıları ve teknik farklılıklar olmasına rağmen enerji gereksinimi konusunda sporcuların ihtiyaçları belirli bir noktada kesiştiği ifade edilebilir. Özellikle takım sporcularının haftalık antrenman sayıları, sezon içerisinde yapılan müsabaka sayıları değerlendirildiğinde, hem aerobik kapasite hem de anaerobik kapasite bakımından en üst seviyede olmaları gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Futbolcu, Hentbolcu, Maksimal Oksijen Alımı, Anaerobik Eşik, İzokapnik Buffering Fazı
Beden eğitimi ve oyun uygulamalarının hafif düzey zihinsel engelli çocukların fiziksel uygunluk, eğitsel performans ve okul sosyal davranışları üzerine etkisi
Bu çalışma; beden eğitimi ve oyun uygulamalarının hafif düzey zihinsel engelli çocukların fiziksel uygunluk, eğitsel performans ve okul sosyal davranışları üzerine etkilerini incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacı ile fiziksel uygunluk parametrelerinin ölçümlerinde pençe kuvveti, otur-eriş, durarak yukarı sıçrama, durarak ileri sıçrama, düz mekik, ters mekik, şınav ve otur kalk testleri uygulanmıştır. Eğitsel performanslarını belirlemek amacı ile Milli Eğitim Bakanlığı, Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünce (2009) hazırlanan Zihinsel yetersizliği olan bireylerde performans belirleme formu, psikmotor beceriler, büyük kasları geliştirici çalışmalar bölümü kullanılmıştır. Okul sosyal davranışlarının belirlenmesi amacıyla da 1993 yılında Kenneth W. Merrell tarafından geliştirilen ve Yüksel (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ve geçerlilik güvenirliliği yapılan Okul Sosyal Davranış Ölçeği (OSDÖ) kullanılmıştır. Katılımcılara uygulanan bu ölçeklerden veri elde etmek amacı ile 24 hafta boyunca, haftada 2 saat Beden Eğitimi ve Oyun Dersi uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Kocaeli ili, İzmit ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde eğitim alan, hafif düzey zihinsel engelli tanısı almış 7 – 9 yaş arasındaki çocuklar (Xyaş:7,90±.78) oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise; Kocaeli ili, İzmit ilçesinde hizmet veren El Ele Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitim alan 7 – 9 yaş (14 erkek, 6 kadın), 20 hafif düzey zihinsel engelli çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edinilen verilerin değerendirilmesinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra ikili bağımsız grupların karşılaştırılmasında Mann-Whitney U, birbirinden bağımsız üç ve daha fazla grup karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis H analizlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca iki bağımlı grup ortalamalarını karşılaştırmak üzere Wilcoxon ve üç ve daha fazla bağımlı grup ortalamaları arasındaki farklılıkları belirlemek üzere Friedman test istatistiğinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, fiziksel uygunluk parametrelerinde, deney grubu ön test, son test bulgularında istatistiksel olarak anlamlı (p<0,05) farklılık bulunurken kontrol grubu ön test, son test bulgularında pençe kuvveti, esneklik ve durarak uzun atlama parametrelerinde istatistiksel olarak negatif yönde bir anlamlılık bulunmuştur. Büyük kasları geliştirici çalışmalar bölümü, alt boyutlarında yer alan cephe duruşu yapar, rahat ol duruşu yapar, hazır ol duruşu yapar, tek ayak üzerinde durur, parmak uçlarında durur, kartal duruşu yapar, planör duruşu yapar, bir ayak önde öne ağırlık verir- arkaya ağırlık verir, iki ayak yan yana sağa ve sola ağırlık verir, tempoya uygun yürür, durduğu yerde tek ayak ve çift ayakla zıplar, olduğu yerde çift ayakla zıplayarak açar-kapar ve zıplama ile ilgili oyunlar oynar becerileri üzerinde deney grubu lehinde anlamlı (p<0,05) farklılık bulunmuştur. Uygulanan Okul Sosyal Davranış Ölçeği'nin, sosyal yeterlilik formunda yer alan kişiler arası ilişkiler, öz denetim, akademik beceriler ve olumsuz sosyal davranışlar formunda yer alan saldırgan-sinirli alt boyutlarında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı (p<0,05) farklılık bulunmuştur. Ancak, anti-sosyal-agresif ve yıkıcı-talepkar alt boyutlarında anlamlı (p>0,05) farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın sonucunda; hafif düzey zihinsel engelli çocuklarda uygulanan 24 haftalık beden eğitimi ve oyun uygulamalarının çocukların fiziksel uygunluk, kaba motor gelişimleri ve okul sosyal davranışları üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir
Ümitler ve gençler kategorisinde yarışan judocuların sıvı kaybının bazı biyokimya değerleri üzerine etkisi
Bu araştırmada; Ümitler ve Gençler (14-19 yaş) Türkiye Judo Şampiyonaları'nda yarışmış olan judocuların sıvı kaybına uğradıkları dönem ile sıvı kaybına maruz kalmadıkları müsabaka öncesi dönem karşılaştırıldığında dehidrasyonun vücuda yaptığı etki ve zararları ile ilgili fikir verebilecek olan bazı biyokimya değerleri arasında anlamlı farklılıklar olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya en az bir defa milli takımda yer almış olan 8 sıkletten toplam 32 Judocu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmaya katılan Judoculara 3 haftalık müsabaka öncesi hazırlık antrenmanı yaptırılmıştır. Çalışmaya katılan Judoculardan alınan tüm değerler yaptırılan antrenman programı öncesinde ve sonrasında alınarak gerekli analizler yapılmıştır. Çalışmaya katılan grubun yaş, boy ve spor yaşı değerleri sırasıyla 17 yıl, 1,69 cm, 6 yıl olarak tespit edilmiştir. Vücut ağırlığı ön test ortalaması 64,17 ± 17,4 kg, son test ortalaması 61,22 ± 16,62 kg, Vücut Kitle İndeksi ön test ortalaması 22,05, son test ortalaması 21,03 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan Judocuların Kan Hgb ön test ortalaması 14,02 ± 1,11, son test ortalaması 13,31 ± 0,74, Kan Hct ön test ortalaması 41,69 ± 2,83, son test ortalaması 45,87 ± 2,81, Üre ön test ortalaması 14,34 ± 1,9, son test ortalaması 20,41 ± 5,05, İdrar PH ön test ortalaması 6,03 ± 0,7, son test ortalaması 5,91 ± 0,49 olarak ölçülmüştür. Yapmış olduğumuz 3 haftalık müsabaka öncesi hazırlık dönemi öncesi ve sonrasında, kilo ve VKİ değerlerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca Biyokimya değerlerinden Hemoglobin, Hematokrit ve Üre değerlerinde anlamı farklılıklar bulunurken İdrar PH değerinde anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Sonuç olarak; sıklet ayarlamalarının yapıldığı ve özelliklede sıklet ayarlamalarının bilinçsizce ve plansızca yapıldığı günümüzde bu durumun sporcuların birçok yönden özellikle de ilerleyen yaşlarda sağlık problemlerine yol açacağı düşünülmektedir. Sporcular dengeli beslenme ve planlı şekilde kilo kontrolü yapmaya sevk edilmeli akut ve aşırı dehidrasyon ile kilo ayarlamalarının önüne geçilmelidir.
Üniversite öğrencilerinde egzersiz ve biofeedback uygulamalarının depresyon, kaygı ve stres üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde egzersiz ve biofeedback uygulamalarının depresyon, kaygı ve stres üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada betimsel araştırma modellerinden tarama modeli ile deneysel araştırma modellerinden gerçek deneme modeli (ön test-son test kontrol gruplu desen) kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 566 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 566 kişilik evren içerisinden seçilen ve yaşları 18 ile 30 arasında değişen toplam 48 öğrenciden oluşmuştur. Katılımcılara ait yaş ortalaması ise 20,79 olarak tespit edilmiştir. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına göre yapılmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu ile Lovibond ve Lovibond (1995) tarafından geliştirilen, Akın ve Çetin (2007) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirliği yapılan Depresyon, Anksiyete Stres Ölçeği (DASÖ) kullanılmıştır. Biofeedback ölçümlerinin gerçekleştirilmesi için ise ProComp Infiniti biofeedback cihazı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ön test ve son test değerlerinin ölçümü amacıyla Wilcoxon testi, cinsiyetler arası farkın tespiti için Mann Whitney U ve gruplar arasındaki farklılıkların tespiti amacıyla Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Hata payının ortadan kaldırılması için ise Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Verilerin analizi SPSS 17 programında gerçekleştirilmiş olup anlamlılık düzeyi 0.05 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara göre, kontrol grubunda yer alan katılımcıların ön test ve son test stres, kaygı ve depresyon puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamazken (p>0.05); egzersiz grubu ve biofeedback uygulaması grubunda yer alan katılımcıların ön test ve son test stres, kaygı ve depresyon puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubu, egzersiz grubu ve biofeedback grupları arasında kontrol grubundan kaynaklı anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Cinsiyete göre kontrol grubunun ön test depresyon değerleri ile biofeedback uygulaması grubunda yer alan kadın ve erkek katılımcılara ait ön test stres değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken (p<0.05); egzersiz grubunda ise cinsiyet bakımından herhangi bir istatistiksel farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, egzersiz ve biofeedback uygulamalarının hafif ve orta düzeyde stres, kaygı ve depresyona sahip öğrenciler üzerinde stres, kaygı ve depresyonu azaltmada etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Biofeedback, Stres, Kaygı, Depresyon
Bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların hayal etme ve kaygı düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların hayal etme ve kaygı düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın araştırma grubunu, İstanbul ilindeki bireysel ve takım sporlarıyla aktif olarak uğraşan, elit düzeydeki sporcular oluşturmaktadır. Araştırmaya 58 erkek ve 64 bayan toplam 122 sporcu gönüllü olarak katılmışlardır. Araştırmaya katılan sporcuların hayal etme düzeylerini ölçmek için, Hall ve arkadaşlarının (1998) geliştirdiği ?Sporda Hayal Etme Envanteri? ; sürekli kaygı düzeylerini ölçmek için de, Öner ve Le Compe (1976)'nin Türkçe'ye çevirdikleri, güvenirlik çalışmaları Öner (1977) tarafından yapılan Spielberger Durumluk ve Sürekli Kaygı (S.T.A.I) envanteri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS 13.0 paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde ortalama ve standart sapma değerlerine bakılmış, parametrik varsayımları yerine getiren gruplar arasındaki farka bakmak için Samples Independent t-Testi, non-parametrik testlerden de Mann Whitney-U Testi uygulanmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 olarak kabul edilmiştir.Sonuç olarak; bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların spor türüne göre yaş, spor yaşı, motivasyonel genel uyarılmışlık puanlarında anlamlı bir fark bulunmuştur. Cinsiyetlere göre ayırdığımızda ise erkek sporcuların yaş ve sürekli kaygı puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur; bayan sporcuların aldıkları puanlar arasında ise anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu araştırmanın sonuçları gösteriyor ki, tüm sporcuların hayal etme düzeyleri belirlenip, fiziksel gelişimlerinin yanında imgeleme düzeylerinin geliştirilmesi daha kaliteli ve başarılı sporcular yetiştirmek için gereklidir.Anahtar kelimeler: Spor, Hayal Etme, Kaygı
Sakarya Üniversitesindeki akademik ve idari personelinin vücut kompozisyonu ve rekreatif tercihlerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı; Sakarya üniversitesinde çalışan Akademik ve idari personelinvücut kompozisyonu ve rekreatif (boş zamanlarını değerlendirme) tercihlerininaraştırılmasıdır. Bu çalışmada vücut analizi için `'Body Composition Monitor'' aletive rekreatif tercihleri için geçerlilik ve güvenirlik testi yapılmış anket uygulamasıyapılmıştır. Vücut analizi ve uygulanan anket verilerinin çözümlenebilmesi içinbilgisayar ortamında SSPS paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın problemi vealt problemleri dikkate alınmak sureti ile `' betimsel istatistik teknikleri''nin yanındaChi-Square Tests ( Ki-Kare) testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerdeanlamlılık düzeyi p=<0,05 olarak kabul edilmiştir.Anket sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle anlamlı olarak tespitedilen ilişkiler ortaya çıkmıştır. Rekratif etkinliklere katılamama ve spora vakitayıramama nedenleri olarak özellikle anket katılımcılarının çalıştıkları kurumdanbeklenti içinde oldukları görülmüştür. Akademisyenler ders ve eğitim öğretimfaaliyetlerine ayırmak durumunda kaldıkları yoğun vakit, idari personel ise iş dışındadaha çok ailelerine vakit ayırmalarını önemli sebepler olarak ortaya koymuşlardır.Özel tesislerde katılacak rekreatif etkinlikler ve yapılacak sporun ekonomik etkisi deönemli bir nokta olarak açığa çıkmıştır. Genel itibariyle Üniversite personelikurumdan kendilerine yönelik faaliyetler yapmasını, tesisler kurmasınıbeklemektedirler. Ayrıca bir çok konuda bilgi eksikliğinin olduğu da saptanmıştır.Geçmiş çalışmalarla yapılan karşılaştırmalar ve elde edilen sonuçlar ışığındaönerilerde bulunulmuştur.
Sportif faaliyet alanı olarak Türk halk oyunlarında kullanılan terimler
Terim, belli bir sanat veya meslek dalıyla ilgili özel ve belirli kavram demektir. Spor Terimleri de bu açıklama ışığında değerlendirilebilir. Türk Halk Oyunları ve Sporun bilimsel temellere oturması için terimlere ihtiyaç vardır. Günümüzde sosyal hayat ve spor insan hayatının vazgeçilmez olgusu olmuştur. Bilinçli bir spor kültürü için spor terimlerinin doğru olarak bilinmesine ihtiyaç vardır. Terim bilgileri bunların hem kullanılmasında hem de uygulanmasında gereklidir. Çalışmada bu amaçlar göz önünde tutulmuştur. Ayrıca güncel ve doğru bir bilgi Kaynağı oluşturulmasına çalışılmıştır. Terimler branşlara göre farklı adlara ayrılmıştır. Bizim için geleneksel niteliği olan spor dallarında Türkçe terim sayısı fazla iken geçmişi bizim açımızdan kısa olan ve geneli takım oyunu olan spor dallarında yabancı dil kökenli terim sayısı fazla gözükmektedir. Bazı kelimelerin terim statüsünde kullanımından doğan anlam farklılıkları da vardır. Bu durumda; A- Sportif faaliyet alanı olarak Türk Halk Oyunlarında ne kadar terim vardır ve terimlerindeki anlamlar nelerdir? B-Türk Halk Oyunları ve spor terimleri ne kadar kendini güncellemiştir? Soruları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda bazı spor dallarında durağan ve kısıtlı terim varlığı gözlemlenmiştir. Bazılarında ise yeni terim üretiminin devamı ve dinamikliği tespit edilmiştir. Türk Halk Oyunları ve Spor terimleri bilinçli bir kültürün ayrılmaz bir parçasıdır. Türkçenin de önemli bir müdahale alanı olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın bir başvuru kaynağı ve pratik kullanım yönünün var olduğu söylenebilir.
Türk futbolunda özerklik dönemi kurumsallaşma sürecinin etkinliği
Bu çalışma, günümüz Türk futbol yönetimine gelinceye kadar geçen süreçte yaşanan kurumsal değişiklikleri, özerklik uygulamaları dahilinde inceleyerek, Türk futbol yönetiminin gelişiminin nasıl bir süreç izlediğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Türk futbol yönetiminin gelişim aşamalarını belirlemek için yapılan bu çalışmada literatür tarama yönteminden yararlanılmış, konuyla ilgili tarihi nitelikteki kaynaklar ile ilgili kanun ve yönetmelikler incelenmiş ve değerlendirilmiştir.Osmanlı döneminde ilk spor örgütlenmeleri 1903 yılında futbola dayalı olarak başlamış ve 1922'ye kadar süren dönemde futbol kulüplerinin kurdukları birliklerle sürdürülmesinden itibaren Türkiye'de futbol, birçok yapısal değişime uğramıştır. Osmanlı ve sonrasında Türkiye Cumhuriyetindeki futbol dahil, diğer spor federasyonlarının bağlandığı üst yapılaşma; 1922'deki özerk örgütlenmeyle başlamış, 1929 sonrasındaki siyasi ve ekonomik etkilerle, 1936'da yarı-merkezi, 1938'de merkezi hale getirilmiştir. Ancak, tek partili dönem sonrasında 1951'den itibaren dünyadaki gelişmeler ve Türk futbolundaki profesyonelleşmenin oluşturduğu baskılarla merkezi yapılanma sorunlarına kısmi çözümler bulunmuştur. Türkiye'de 1983 sonrasındaki ekonomik ve politik gelişmeler neticesinde, 1988 yılında çıkarılan bir kanunla profesyonel futbol bağlı bulunduğu üst kuruluştan bağımsız örgütlenmiştir. Liberalleşme olarak anılan bu süreçte, futbolda özerkleşme, bu gelişmelerin yanı sıra ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılamak amacıyla, 1989, 1992, 2000, 2005 ve 2007 yıllarında hukuki değişikliklere gidilmiştir.
Yaz kamplarının otistik çocukların gelişimleri üzerine etkisi
Otizm Yaygın Gelişimsel Bozukluklardan birisi olup, geçmişten günümüze kadar yapılan tüm araştırmalara rağmen sebebi ve tedavisi bulunamamıştır. Çeşitli tedavi ve terapi yöntemleri otistik engellilerin ve ailelerinin hayatlarını daha da kolaylaştırmak için uygulanmaktadır. Uygulanan terapi yöntemleri otistik engelliler için bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişimlerine olumlu yönde katkı sağlamada büyük bir önem taşımaktadır.Bu araştırmanın amacı, otistik çocukların kamp öncesi ve kampa katıldıktan sonra sosyalleşmelerinde etkisinin olup olmadığını tespit etmektir.Çalışmada literatür taramasına ek olarak İzmir Sebahat Akşıray otistik çocuklar eğitim merkezinde eğitimlerine devam eden İzmir-Urla yaz kampında olan 30 otistik engelli birey ve kampta görev alan liderleri katılmıştır.Çalışmada ilk test-son test olmak üzere veri toplama aracı olarak anket uygulanmıştır. Kamp başlamadan önce kamptaki liderlere otistik bireyler hakkında bilgi edinmek için anket uygulanmıştır ve kamp sonunda yine aynı liderlere otistik bireyler hakkında kampın etkisi belirmek için aynı anket uygulanmıştır. Çalışmada 7 günlük kamp programı uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel olarak değerlendirmesinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. . Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Ortalama, Standart sapma) yanı sıra niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Pearson Ki-Kare testi kullanıldı. İki niceliksel verinin karşılaştırılmasında Spearman Korelâsyon Analizi kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen parametrelerin grup içi karşılaştırmalarında ise Wilcoxon işaret testi kullanıldı. Sonuçlar % 95 güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi.Kamp öncesi ve sonrası yapılan anket uygulaması sonucunda Çocuklarda Büyük Kas Becerileri, Küçük Kas Becerileri, Giyinme Becerileri, Tuvalet Becerileri, Temizlik Becerileri, Yemek Yeme Becerileri, Sosyal Ve Toplumsal Beceriler, Akademik Beceriler, Alıcı Dil Becerileri, Konuşma Becerileri sontest ölçümünde anlamlı değişim göstermemiştir. (p>0,05). Çocuğun Davranış Problemleri, sontest ölçümünde, ilk teste göre anlamlı olarak artış göstermiştir. (p<0,05).Sonuç olarak kamp, otistik engellilerin davranış problemlerinde olumlu etkisini göstermiştir. Kampın her yaştan otistik engellilerin hayatında yönlendirici ve yardımcı etkisi olduğu bilinmelidir.Anahtar Kelimeler: Otizm, Kamp, Engellilik
Kulüplerde kurumsallaşma çalışmaları Kağıtspor modeli
21. yüzyıl bilgi toplumunda, en değerli kaynağın ?insan ve insanın yetileri? olduğu gerçeği kabul edilmiştir. Bu noktadan hareketle, toplumsal ve bireysel huzur, iş ortamında başarı ve verimlilik için insan kaynağının, en insancıl ve optimum düzeyde değerlendirilmesi ve yönetilmesi zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Lonca birliklerinden, modern insan kaynakları yönetimi oluşumlarına giden süreçte pek çok sektör yönetsel değişim zorunluluklarını kabul etmiş ve uygulamıştır. Bu çalışmanın amacı kulüplerde sporcuların algılarına göre kulübü değerlendirmeleri ile kulübe bağlılıklarını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini ülkemizin en önemli amatör spor kulüplerinden birisi olan Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor Kulübündeki 3500 sporcu, oluşturmaktadır. Örneklem grubu seçiminde tesadüfü örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Kulüpteki sporculardan anketi doldurmayı kabul eden 408 sporcu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma için veri toplamada anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmayla ilgili alan taraması kapsamında akademik amaçlı elektronik veri tabanları, üniversite kütüphanelerinden faydalanılmıştır. Konu ile ilgili yurt içinde yapılmış tezler için Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Dokümantasyon Merkezi, yurt dışındaki tezler için ise yurt dışındaki üniversitelerin elektronik tez veri tabanı, ?ProQuest Dissertations and Theses? veri tabanından faydalanılmıştır. Araştırma anketinin birinci bölümü sporcuların demografik yapıları ile ilgili soru cümlelerinden oluşturulmuştur. Araştırma anketinin ikinci bölümü sporcuların kulübü değerlendirmeleri ilgili soru cümlelerinden oluşturulmuştur. Araştırma anketinin üçüncü bölümü ise örgütsel bağlılık konusunda daha önce Allen ve Meyer tarafından geliştirilen ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği? kullanılmıştır (Allen ve Meyer, 1990). Araştırmada kullanılan ?Örgütsel Bağlılık Anketi?nin Türkçe'ye çevirme ve uyarlama işlemlerinde, İngiliz dili uzmanından geçerlilik için spor yönetim bilim uzmanlarının bilgi ve görüşlerinden yararlanılmıştır. Ölçekler aracılığıyla toplanan veriler istatistiksel paket programı (SPSS15) aracılığıyla analiz edilip sonuçlar yorumlanmıştır. Öncelikle hem demografik bilgiler ve diğer grup sorulara ait fikir edinilmesini sağlamak amacıyla aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları içeren tanımlayıcı istatistiklerle yapılmış sonuçta kulübe normatif bağlılık (3.9281) ile yüksek bulunmuştur. Devam bağlılığı (2.7574) duygusal bağlılık (3.5192) ile yüksek bulunmuştur. Alt problemler test edildiğinde medeni durum değişkeni ile sporcuların kulübü değerlendirme anketindeki bazı değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sonuç olarak kulüplerin kulübe bağlılığı artırıcı önlemler almaları önerilmiştir.
Supramaksimal egzersiz sonrası farklı dinlenme uygulamalarının fizyolojik toparlanmaya etkisi
Bu araştırma, supramaksimal egzersiz sonrası farklı dinlenme uygulamalarının fizyolojik toparlanmaya etkisini incelemek için yapılmıştır. Araştırmanın denek grubunu Sakarya ilinde aktif spor yapan (yaş 14.42 ± 1.13 yıl, boy 170.42 ± 8.54 cm., beden ağırlıkları 52.14 ± 5.36 kg.) 11 erkek sporcu oluşturmaktadır.Bu araştırmada 4 farklı dinlenme çeşidinin fizyolojik toparlanmaya etkisi incelenmiştir. İnceleme için bisiklet ergometresinde 30 saniye süre ile kilo başına 75 gr/kg yük gelecek şekilde yüklenme yapıldı. Yüklenmeden sonra Öncelikle pasif dinlenme için, bisiklet ergometresi üzerinde 10 dk boyunca hiçbir şey yapmadan, daha sonra bisiklet ile dinlenme için, bisiklet ergometresinde 10 dk boyunca pedal çevrilerek denekler dinlendirildi. Masaj ile dinlenme için, masaj masası üzerinde alt ve üst ekstremite kaslarına 10 dk boyunca masaj yapılarak; Titreşim ile dinlenme için ise titreşim cihazı üzerinde 10 dk boyunca çeşitli şekillerde denekler durdurularak dinlendirildi. Bu 4 farklı dinlenme uygulamalarında laktik asit ve kalp atım sayısı ölçümleri her bir denek için yüklenmeden önce, yüklenmeden hemen sonra, yüklenmenin 5. ve 10. dakikalarında alınmıştır.Verilerin analizi için tekrarlı ölçümlerde ANOVA ve LSD testleri kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda farklı dinlenme yöntemlerinin laktik asit miktarı üzerine etkilerine bakıldığında test öncesinde, test bitiminin hemen sonrasında ve test bitiminin 5.dakikasında anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur (p<0.05). Fakat test bitiminin 10. dakikasında anlamlı bir farklılığın olduğu bulunmuştur (p<0.038). Aynı şekilde farklı dinlenme yöntemlerinin kalp atım sayısı üzerine etkilerine bakıldığında test öncesinde, test bitiminin hemen sonrasında ve test bitiminin 5.dakikasında anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur (sırasıyla p<0.001, p<0.129 ve p<0.771). Fakat test bitiminin 10. dakikasında anlamlı bir farklılığın olduğu bulunmuştur (p>0.209).Sonuç olarak farklı dinlenme yöntemlerinin laktik asit miktarı ve kalp atım sayısı üzerine etkilerine baktığımızda genel olarak anlamlı faklılığın test bitiminin 5. dakikasına kadar olmadığı, fakat 10. dakikaya doğru anlamlı farklılığın görülmeye başladığı söylenebilir.
Müsabık genç tenis oyuncularının sezinleme zamanı performanslarının incelenmesi
Bu araştırmada, tenis oyuncularının sezinleme zamanı performanslarının incelenmesi ve sedanterlerle karşılaştırılması amaçlamıştır. Araştırma grubunu Ankara ilinde en az 24 ay düzenli tenis antrenmanına katılmış 8 ? 10 yaş grubu 75 müsabık erkek/kız tenis oyuncusu ile aynı yaş grubundan Ankara ilinde yaşayan 85 sedanter oluşturmaktadır. Sezinleme zamanı performanslarının ölçümünde, "Bassin Anticipation Timer" ölçüm aracı kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15 programı kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup durumunda, gruplar arası karşılaştırmalarında Bağımsız örnekler (Independent samples) ?T? testi ve grup içerisinde elde edilen verilerle, yaşlar arasında farklılık olup olmadığını test etmek amacıyla Varyans Analizi (Anova) kullanılmıştır. Ölçümler sonucunda; tenis oyuncularının sezinleme zamanı performansları sedanterlerin sezinleme zamanı performanslarından anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Tenisçi erkeklerin ve tenisçi kızların sezinleme zamanı performansları arasında ise anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Tenisçilerin sezinleme zamanı performansının yapılan yaş grupları arası karşılaştırmasına göre gruplar arasında belirgin bir farka rastlanmamıştır.
Farklı frekanslarda uygulanan titreşimin fizyolojik toparlanmaya etkisi
Bu araştırmanın amacı farklı frekanslarda uygulanan titreşimin fizyolojik toparlanmaüzerindeki etkisi araştırmaktır. Araştırmaya katılan denekler 13-16 yaş arası atletizmsporuyla ilgilenen sporculardır. Sporcuların boy ortalamaları 170.42 ± 8.54 cm (158-183)cm. ve vücut ağırlıkları 52.14 ± 5.36 kg (43-58) kg. olan 11 genç erkek çalışmagrubunu oluşturmaktadır.Çalışma dört protokolden oluşup, bisiklet ergometresinde 30 saniye süre ile 75 gr/kgyük uygulanarak yapıldı. Denekler bisiklet ergometresi yüklenmesinden sonra, pasifdinlenme, 25 Hz, 30 Hz ve 35 Hz de titreşim uygulamalarına maruz bırakılmış olupfarklı zamanlarda laktik asit ölçümleri ve kalp atım sayıları alındı. Çalışmadayüklenmeden önce, yüklenmeden hemen sonra, yüklenmeden 5 dk. sonra ve 10 dk.sonra laktik asit ölçümleri ve kalp atım sayıları alınmıştır.Yapılan ölçümler sonrasında 25 Hz de uygulanan titreşimin fizyolojik toparlanmaüzerinde anlamlı farklılıklar bulunmuş olup fizyolojik toparlanmaya pozitif yöndeetkisiolduğu gözlenmiştir. Bu da (p<0.001) anlamlı farklılık olarak belirlenmiştir. 5. dkve 10. dk. da uygulanan protokollerde ise anlamsız faklılıklar bulunmuş olup ANOVAtestine sırasıyla p>0,877 ve p> 964 gibi farklılıklar bulunmuştur.
Jandarma gücü spor takımlarının (futbol, hentbol, boks) patlayıcı güçle son dört müsabaka arasındaki ilişkinin araştırılması
Bu çalışma 2009-2010 sezonunda Jandarma Gücü Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Boks, Futbol ve Hentbol takımları sporcularının 12 haftalık düzenli antrenman dönemi sonrasında dikey sıçrama testi uygulaması ile patlayıcı güç ölçümlerini yaparak, elde edilen sonuçların müteakip dört müsabakada alınan sonuçlara göre ilişkilendirilmesi maksadıyla yapılmıştır. Patlayıcı güç seviyesinin müsabaka sonucuna ne kadar etki edebileceği probleminden yola çıkılarak antrenmanlarda ve çalışmalarda patlayıcı gücü geliştirici çalışmalara daha fazla yer vermek gerekir mi sorusuna yanıt aranmıştır.Araştırma Jandarma Gücü boks, futbol ve hentbol takımlarında bulunan, teste gönüllü olarak katılan 22 boksör, 22 futbolcu ve 22 hentbolcu üzerinde uygulanmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS For Windows 11.0 paket programı kullanılmış, p<0,05 ve p<0,01 düzeyinde anlamlılık araştırılmıştır.Sporcular incelendiğinde patlayıcı güç seviyeleri ile müsabakalarda alınan sonuçlar arasında bir anlamlılık bulunamamıştır.
Rekreasyon faaliyetlerinden fitness ? aerobik çalışmalarına katılan bireylerin fiziksel değişimlerinin araştırılması
Rekreasyon bireylerin günlük çalışma, yeme, içme gibi zorunlu olarak yaptıkları faaliyetlerin dışında, kendilerine ayırdıkları boş zamanlarda, istekleri doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirmiş oldukları faaliyetlerin tümüdür. Sportif rekreasyon ise bu boş zamanların sağlık, mutluluk, hobi ve benzeri gibi etkenler gözetilerek, sportif egzersiz ve oyun faaliyetlerine katılarak gerçekleştirilen etkinliklerin tümüdür.İnsanlar gelişen dünya düzeni ve sanayi faaliyetlerinin yanı sıra, bilişim alanındaki gelişimler ve internet kullanımı ile hareketsiz bir yaşama doğru hızla ilerlemektedir. Bu sebeple sürekli sağlık problemleri yaşayan, mutsuz bireyler topluluğu olma yolundadırlar. Sportif rekreasyon faaliyetlerinin, bu durumdaki birçok insanın kurtarıcısı olarak daha uzun ve kaliteli bir yaşam sunacağı şüpesizdir.Bu araştırma sportif rekreasyon faaliyetlerinden fitness branşının, aerobik egzersiz türünü tercih eden orta yaşlı sedanter bireylerin, fiziksel değişimleri inceleyerek, sportif rekreasyonun varsa faydalı yönlerini tespit etmek ve önemini vurgulamak amacı ile yapılmıştır.Araştırmaya İstanbul ilinde bulunan Akatlar Club Sporium spor tesislerine üye, orta yaşlı sedanter 42'si bayan (40,64 ± 5,33) ve 58'i erkek (48,32 ± 4,65) 100 kişilik bir grup katılmıştır.Bu gruba 12 hafta boyunca haftada 3 gün 1 saat 15dk'lık aerobik ağırlıklı fitness programı uygulanmıştır. Denekler bayan ve erkek olarak iki gruba ayrılarak araştırma yapılmıştır. Grupların ilk ve son testlerinden alının verilerin Paired Samples t ? testi ile istatistiki olarak anlamlılıkları 0.05 seviyesinde olup olmadığına bakılarak karşılaştırılmıştır.Araştırmada sportif rekreasyon yapan bireylerin fiziksel değişimleri incelenirken vücut ağırlık değişimleri, vücut kütle indeksi, yüzde olarak vücuttaki toplam yağ miktarı, bazal metabolizma hızı, günlük enerji ihtiyacı, kas direnci ve vücut yaşı ölçümleri Body Pass GAIA 359 Plus ölçüm cihazı ve 0.01 cm. hassasiyetinde MK-220 model metal metre kullanılarak veri haline getirilmiştir. Max VO2 değerleri ise Cooper testi uygulanarak veri haline getirilmiştir.Araştırma sonucunda orta yaşlı sedanter bayanlar grubunda vücüt ağırlık değişimleri, vücut kütle indeksi, yüzde olarak vücuttaki toplam yağ miktarı, bazal metabolizma hızı, günlük enerji ihtiyacı, kas direnci ve vücut yaşı ölçümlerinde düşüş, maxVO2 parametresinde ise artış istatistiki olarak anlamlı bir şekilde gözlemlenmiştir (p<0,05). Orta yaşlı sedanter erkekler grubunda ise vücüt ağırlık değişimleri, vücut kütle indeksi, yüzde olarak vücuttaki toplam yağ miktarı ve vücut yaşı ölçümlerinde düşüş, maxVO2 parametresinde ise artış istatistiki olarak anlamlı bir şekilde gözlemlenmiştir (p<0,05). Fakat kas direnci, bazal metabolizma hızı ve günlük enerji ihtiyacı parametrelerinde istatistiki olarak anlamlı bir gelişme tespit edilememiştir (p>0,05).İstatistiki çözümler için SPSS 16.0 (Statistical Package For The Social Sciences) programından yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Sedanter, Fitness, Aerobik, Egzersiz
Avusturya ve Türkiye'de beden eğitimi ve spor öğretmenliği ve antrenörlük eğitimi müfredatlarının karşılaştırılması
Bu araştırmada,Avusturya ile Türkiye'de uygulanan beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme ve antrenörlük eğitimi müfredatları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Karşılaştırmalı eğitim; farklı kültürlerde ve farklı ülkelerde iki veya daha fazla eğitim sisteminin benzerlik ve farklılıklarını tanımlamaya yardım eden, benzer görünen olguları açıklayan ve insanları eğitme yolları hakkında yararlı teklifler getiren bir disiplindir. Bu araştırma ile AB eğitim politikaları doğrultusunda Avusturya ve Türkiye eğitim politikalarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Bu çalışmada, Avusturya ve Türkiye'de beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme ve antrenörlük eğitimi müfredatları Araştırma, tarama modeliyle sınırlandırılmış, konu hakkında mevcut olan durum belirlenmiştir.Bu çalışmada öncelikle, eğitim, beden eğitimi ve spor, antrenörlük kavramları açıklanarak, Avusturya'da ve Türkiye'de ki eğitim sistemlerinden bahsedilmiştir.Viyana Üniversitesi (Avusturya) ve Türkiye'de uygulanan beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme ve antrenörlük eğitimi müfredatları incelenmiştir.Bu çalışmada Avusturya ve Türkiye arasındaki beden eğitimi öğretmeni yetiştirme ve antrenörlük eğitimi sürelerinin farklılık gösterdiği, ayrıca bölümlerde verilen derslerde gözle görülür farklılıkların olduğu, Avusturyada ki lisans eğitiminin aynı zamanda belirli not ortalamasına ulaşıldığında ve belirli birim de derslerin başarılması durumunda Türkiyede ki yüksek lisans mezunuyetine eşit olduğu göze çarpmıştır. Yine Avusturya da spor yüksek okullarında Türkiye'den farklı olarak din, biyomekanik, fizik derslerinin mikro seviyede de olsa verildiği gözlenmiştir. Bir diğer farklılıkta Türkiye de üniversitelerde ki Staj uygulamaları M.E.B. bağlı devlet okullarında gerçekleşirken Avusturya da kamu ve özel sektörde ki sosyal ve kültürel kurumlarda da yapılabildiği ve etkin katılımın ve denetimin önem arzettiği görülmüştür.Birbirinden farklı kültürleri bünyesinde barındıran Avrupa Birliği bu kültürlerin bir arada barış içerisinde yaşamalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu nedenle beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme ve antrenörlük eğitimi programlarımızı AB'nin bilgi toplumu ve eğitim sistemleri politikaları doğrultusunda gözden geçirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Halk oyunlarının ritim duygusu, reaksiyon zamanı ve vücut kompozisyonun gelişimi üzerine etkisi
Yapılan bu çalışmada Halk Oyunlarının, ritim duygusu, vücut kompozisyonu ve reaksiyon zamanı gelişimi üzerine etkisi araştırılmak üzere bazı testler uygulanarak ne gibi değişimler olabileceğini ölçülebilir yöntemlerle sayısal verilere dökülmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya, Halk Oyunları oynayan 15?18 yaş grubu 25 öğrenci katılmıştır.Ritim duygusu ölçümleri için, öğrencilere çeşitli ritim kalıpları sorulmuş ve ölçümler yapılmıştır. Halk oyunları oynayan çocukların çıkan test sonuçlarına göre, ritim duygusu testinden deney öncesi ve sonrası puanlar arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Halk oyunları oynamanın öğrencilerin ritim duygusunu geliştirmede etkili olduğu söylenebilir.
Postaktivasyon sonrası potansiyelinin dikey sıçrama ve sürat performansına akut etkisi
Bu çalışma postaktivasyon potansiyelinin sürat, skuat sıçrama ve dikey sıçrama performanslarına etkisini araştırmak için yapılmıştır. Bu amaçla, Bursa'da 1. ve 2. Ligler de basketbol oynayan, yaş ortalaması 18.45±2.63 yıl, boy 195.8±6.92, beden ağırlığı da 91.45±8.33 olan, 25 erkek sporcu denek olarak kullanılmıştır.Araştırmanın başlangıcında tüm sporcular sağlık kontrolünden geçirildi. Daha sonra araştırmaya katılacak olan 25 kişilik grubun boy ve kiloları tespit edildi. Araştırmaya katılacak olan deneklerin her birinin maksimal skuat değerleri testlerden 2 gün önce belirlendi ve %90, %85, %80, %75, %70'lik değerleri hesaplanmıştır. Deneklere ön yükleme yapılmadan bir gün önce ön yüklemesiz olarak sıçrama ve sürat testleri uygulanmıştır. Deneklere genel ısınma ardından skuat ön yüklemesi gerçekleştirilmiş hemen ardından da sırasıyla, dikey sıçrama, skuat sıçrama ve 30m sürat testleri uygulanmıştır. Aynı gün birden fazla ön yükleme yapılmayıp, her ön yükleme birbirini takip etmeyen günlerde yapılmıştır.Deneklerin dikey sıçrama performansları, ön yüklemesiz protokol sonucunda 52,09 ± 7,21 cm, % 90 yükleme sonucunda 55,51 ± 9,79 cm, % 85 yükleme sonucunda 55,62 ± 9,13 cm, % 80 yükleme sonucunda 52,63 ± 8,10 cm, % 75 yükleme sonucunda 52,06 ± 8,11 cm, % 70 yükleme sonucunda 51,92 ± 7,75 cm sıçradıkları tespit edilmiştir.Deneklerin skuat sıçrama performans özellikleri, ön yüklemesiz protokol sonucunda 42,28 ± 7,52 cm, % 90 yükleme sonucunda 43,81 ± 8,30 (25-58) cm, % 85 yükleme sonucunda 44,21 ± 8,22 cm, % 80 yükleme sonucunda 42,92 ± 7,52 (27-56) cm, % 75 yükleme sonucunda 42,23 ± 7,39 cm, %70 yükleme sonucunda 42,39 ± 7,45 cm sıçradıkları tespit edilmiştir.Deneklerin sürat performansları, ön yüklemesiz protokol sonucunda 4,22 ± 0,08 sn, % 90 yükleme sonucunda 4,15 ± 0,07 sn, % 85 yükleme sonucunda 4,16 ± 0,08 sn, % 80 yükleme sonucunda 4,18 ± 0,07 sn, %75 yükleme sonucunda 4,22 ± 0,07 sn, % 70 yükleme sonucunda 4,23 ± 0,05 sn koştukları tespit edilmiştir.Farklı şiddetlerde uygulanan yükleme yöntemlerinin dikey sıçrama performansı üzerine etkileri tekrarlı ölçümlerde ANOVA istatistiğine göre analiz edilmiş ve analiz sonucunda, uygulanan yükleme yöntemlerinin dikey sıçrama performansı üzerinde anlamlı farklılığı olduğu bulunmuştur (F = 11.081; p<0.003). LSD testine göre dikey sıçrama performanslarında ön yüklemesiz protokol ile % 90 yüklemeli protokol ve % 85 yüklemeli protokol arasında istatistikî fark bulunmuştur. (p<0.001).Farklı şiddetlerde uygulanan yükleme yöntemlerinin skuat sıçrama performansı üzerine etkileri tekrarlı ölçümlerde ANOVA istatistiğine göre analiz edilmiş ve Analiz sonucunda, uygulanan yükleme yöntemlerinin skuat sıçrama performansı üzerinde anlamlı farklılığı olduğu bulunmuştur (F = 14.069; p<0.001). LSD testine göre skuat sıçrama performanslarında ön yüklemesiz protokol ile % 90 yüklemeli protokol ve % 85 yüklemeli protokol arasında istatistikî fark bulunurken (p<0.035 ve p<0.001 sırasıyla), diğer yüklemeler arasında istatistiki farka rastlanamamıştır.Farklı şiddetlerde uygulanan yükleme yöntemlerinin sürat performansı üzerine etkileri tekrarlı ölçümlerde ANOVA istatistiğine göre analiz edilmiş ve Analiz sonucunda, uygulanan yükleme yöntemlerinin sürat performansı üzerinde anlamlı farklılığı olduğu bulunmuştur (F = 13.526; p<0.001). LSD testine göre sürat performanslarında ön yüklemesiz protokol ile % 90, 85 ve 80 yüklemeli protokol arasında istatistikî fark bulunurken (p<0.01, p<0.01 ve p<0.01 sırasıyla), diğer yüklemeler arasında istatistiki farka rastlanamamıştır.Sporcuların %90 ve %85, aralığında sıçrama performanslarında, %90 ve %80, aralığında ise sürat performanslarında önemli bir artış olduğu gözlemlenmiştir.Sonuç olarak sporcunun performans ve veriminin arttırılmasında çok önemli bir payı bulunan sıçrama ve sürat performansının postaktivasyon potansiyeli ile arttırılabileceği sonucuna varılmıştır.
Kocaeli ili yüzme kulüplerindeki sporcuların rekreasyon faaliyetlerinin incelenmesi
İnceleme Kocaeli ilindeki yüzme kulüplerinde yüzme sporu ile uğraşan sporcularla yürütülmüştür. Çalışmanın amacı; Kocaeli ilinde bulunan yüzme kulüplerindeki sporcuların serbest zaman etkinliği olarak neler yaptıklarını, bu etkinliklere ayırdıkları zamanları, etkinliğe katılım amaçlarını belirleyerek, yüzme sporu ile ilgilenen sporcuların serbest zamanlarını ne şekilde değerlendirdiklerine ilişkin kısmi bir tespitte bulunmaktır.Böyle bir çalışmanın, sporla ilgilenen çocuk ve gençlerin serbest zaman etkinliklerinin plan ve programlarının geliştirilmesinde yararlı olacağı düşünülmektedir.Araştırmanın örneklemini Kocaeli ilinde bulunan altı yüzme kulübü oluşturmaktadır. Anketlerdeki verilerin istatistiksel analizi SPSS 15.0 istatistik paket programında yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi (p<0,05) `dir.Sporcuların %61'i serbest zamanlarını yeterince değerlendirdiğini düşünürken, %39'u tersini düşünmektedir. Sporcuların serbest zamanlarında en çok müzik dinlediği (%35), en az ise sinema ve/veya tiyatroya gittikleri (%16) belirlenmiştir. Sporcuların büyük bir çoğunluğu (%76), serbest zamanlarını değerlendirme konusunda ailelerinden bilgi aldığını belirtirken, %24'ü bu konuda aileleri tarafından bilgilendirilmediklerini belirtmiştir. Sporcular katıldıkları serbest zaman etkinliklerini seçerken en çok arkadaşlarından etkilenirken (%33), bu etkinlik seçiminde televizyon ve gazetelerden etkilenen sporcular %12 (en az) olarak belirlenmiştir. Sporcuların serbest zaman faaliyetlerini tercih etme nedenlerinin başında arkadaşlarıyla birlikte olabilmek gelmektedir (%52). Serbest zaman faaliyetlerinin sporcular üzerinde bıraktığı etkiye bakıldığında; sporcuların %52'sinin bu faaliyetleri eğlendirici, mutlu edici ve heyecan verici bulduğu belirlenmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde ve karşılaştırıldığında, ankete katılan sporcuların okudukları okul türü, anne ve babalarının eğitim durumları ile ailelerinin serbest zamanlarının değerlendirilmesi ile ilgili bilgilendirip bilgilendirmediği, sporcuların yaşları ile serbest zaman faaliyetlerini tercih etme nedenleri ve serbest zaman faaliyetlerinin üzerlerinde bıraktığı etki ve sporcuların okul türü ile serbest zamanlarını doldurmakta güçlük çekip çekmemesi arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p< 0,05).Anahtar kelimeler: rekreasyon, boş zaman, yüzme, spor
Beden eğitimi ve spor eğitimi alan öğrencilerin topluma hizmet uygulamaları dersini algılama düzeyleri ( Sakarya ili örneği)
Topluma hizmet uygulamaları dersi üniversitelerin toplumla kaynaşma imkanı bulmasında ve toplumsal kuruluşlarla işbirliği içerisinde çalışarak, öğrencilerin çeşitli alanlarda yürütülen faaliyetlerde bizzat yer alıp, halk için faydalı olma fırsatı bulmalarında önemlidir.Bu araştırma; beden eğitimi ve spor eğitimi alan öğrencilerin topluma hizmet uygulamaları dersini algılama düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada öncelikle eğitim, beden eğitimi ve spor, rekreasyon, spor yöneticiliği ve topluma hizmet uygulamaları ile ilgili kaynak taraması yapılmıştır. Sonrasında Sakarya Üniversitesinde 2010-2011 eğitim öğretim yılında Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Rekreasyon ve Spor Yöneticiliği 4. sınıf öğrencilerine anket uygulanarak, veriler elde edilmiştir. Toplamda 150 öğrenciye ulaşılmış ve elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Hipotez testleri olarak t-testi, anova, korelasyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde çift yönlü olarak değerlendirilmiştir.Analizler sonucunda; araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor eğitimi alan öğrencilerin topluma hizmet uygulamaları dersini algılama düzeylerinin; cinsiyet, yaş, aile aylık geliri, bireyin aylık harcama miktarı ve yaşantısının daha çok geçtiği yer gibi demografik değişkenlere göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık elde edilememiştir. Ancak beden eğitimi ve spor eğitimi alan öğrencilerin topluma hizmet uygulamaları dersini algılama düzeylerinin öğrenim gördükleri bölüm değişkenine göre incelendiğinde, anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür.Bu çalışma ile; beden eğitimi ve spor eğitimi alan öğrencilerde topluma hizmet uygulamaları dersinin daha etkili ve verimli geçmesine katkı sağlanacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler:Beden Eğitimi, Spor, Toplum, Toplum Hizmeti
Farklı sürelerde uygulanan skuatın sıçrama performansına akut etkisi
Bu çalışma farklı sürelerde uygulanan skuatın sıçrama performansına akut etkisini belirlemek için yapılmıştır. Bu amaçla Sakarya Gençlik ve Spor il Müdürlüğüne bağlı Halter eğitim merkezinde düzenli antrenman yapan, yaş ortalaması 17.44 ± 4.41 yıl, boy uzunlukları 165.22 ± 13.22 cm, beden ağırlıkları 65.72 ± 14.80 kg, antrenman yaşları 3.88 ± 2.52 yıl olan, 9 erkek sporcu denek olarak kullanılmıştır.Araştırmanın başlangıcında tüm sporcular sağlık kontrolünden geçirildi. Daha sonra araştırmaya katılacak olan 9 kişilik grubun yaşları, boy uzunlukları, vücut ağırlıkları antrenman yaşları tespit edildi. Araştırmaya katılacak olan deneklerin her birinin maksimal skuat değerleri testlerden 2 gün önce belirlenmiştir ve %85 değerleri hesaplanmıştır. Deneklere ön yükleme yapılmadan bir gün önce, ön yüklemesiz olarak sıçrama testleri uygulanmıştır. Deneklere genel ısınmalarının ardından %85 ile skuat yükleme gerçekleştirilmiş ve 4 dakikalık dinlenme ardından dikey sıçrama ve skuat sıçrama testleri gerçekleştirilmiştir. Aynı gün birden fazla ön yükleme yapılmayıp birbirini takip etmeyen bir günde % 85 ile skuat yüklemeyi hızlı yapmaları istenmiştir. Yapılan hızlı skuat yükleme sonrası dikey ve skuat sıçrama testleri gerçekleştirilmiştir.Deneklerin dikey sıçrama performansları, ön yüklemesiz protokol sonucunda kontrol dikey sıçrama 44.20 ± 8.86 cm, kontrol skuat sıçrama 42.31 ± 7.18 cm, %85 ile normal hızda yapılan skuat yükleme sonrası dikey sıçrama 45.48 ± 8.86 cm, %85 ile normal hızda yapılan skuat yükleme sonrası skuat sıçrama 44.32 ± 7.75 cm, %85 ile hızlı yapılan skuat yükleme sonrası dikey sıçrama 44.45 ± 8.06 cm, %85 ile hızlı yapılan skuat yükleme sonrası skuat sıçrama 43.17 ± 8.42 cm sıçradıkları tespit edilmiştir.Farklı sürelerde uygulanan skuat yükleme yöntemlerinin dikey sıçrama performansı üzerine akut etkileri tekrarlı ölçümlerde ANOVA istatistiğine göre analiz edilmiş ve analiz sonucunda, farklı sürelerde uygulanan yükleme yöntemlerinin dikey sıçrama performansı üzerine anlamlı faklılığı olmadığı bulunmuştur (F= 1.841; p>0.212).Farklı sürelerde uygulanan skuat yükleme yöntemlerinin skuat sıçrama performansı üzerine akut etkileri tekrarlı ölçümlerde ANOVA istatistiğine göre tespit edilmiş ve analiz sonuncunda, farklı yükleme yöntemlerinin skuat sıçrama performansı üzerine anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur (F= 0.486; p<0.505). LSD testine göre skuat sıçrama performansında ön yüklemesiz protokol ile skuat yüklemeli protokol sonrası sıçrama performansı arasında istatistikî fark bulunmuştur. Diğer protokoller arasında bulunamamıştır.Sonuç olarak skuat yükleme yönteminin farklı sürelerde uygulanması PAP' ı oluşturmada etkisiz olduğunu söyleyebiliriz ve bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz.Anahtar Kelimeler: Post Aktivasyon Potansiyeli, Skuat Yükleme, Dikey ve Skuat Sıçrama
Takım sporu yapan bireylerde görülen sakatlık türleri ve bu sakatlıkların çeşitli değişkenlere göre incelenmesi (Bursa örneği)
Bu araştırma; Voleybol, basketbol, futbol, hentbol branşlarında 16 ? 28 yaş aralığındaki erkek sporcuların sakatlıklarla ilgili bilgi düzeylerini tespit etmek ve branşlar arasındaki farklılıkları ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır.Araştırma kapsamındaki ankette Bursa il sınırlarında voleybol, basketbol, futbol, hentbol branşlarındaki lisanslı erkek sporcuların karşılaştıkları sakatlıkların ve sakatlıklardan korunma konusundaki bilgi düzeylerinin, bu parametrelerin branşlara göre farklılıkları ortaya konulmuştur. Uygulama, çalışmanın uygulandığı süre içerisinde ulaşılan toplam 250 sporcu üzerinde yapılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 19,2±2,79 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada, verilerin analizi bilgisayarda SPSS 16.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında T testi ve ANOVA kullanılmıştır. Kategorik veriler ise çapraz tablolar, ki kare testi ve Pearson Korelasyon Testi kullanılarak analiz edilmiştir.Yapılan çalışmada sporcular da kas sakatlıkları, bağ ve menisküs sakatlıkları ve burkulma olayları daha sık görülmektedir. Sakatlıkları en çok göz ardı eden branş basketbolcular, önemseyen ise voleybolcular olmuştur. Çalışmaya katılan sporcuların büyük bir çoğunluğu sakatlanmaya karşı özel bir önlem almaya gerek duymamışlardır. 250 sporcunun %86,4'ü en az 1 kez sakatlanmış ve %62,4'ü futbolun daha riskli olduğunu söylemektedir. Futbol, basketbol ve hentbolda en çok rakibin darbesiyle sakatlanma yaşanmakta, voleybolda ise yetersiz ısınma sakatlığa neden olmaktadır. Ankete katılan sporcuların çoğunluğu sakatlıklar karşısında doktora başvurmayı tercih etmektedir.Araştırmanın bitiminde elde edilen veriler sonucunda, bu alanla ilgili çalışma yapmak isteyen araştırmacıların benzer bir çalışmayı da antrenörler üzerinde uygulamalarının ve çıkan sonuçları da karşılaştırmalarının faydalı olacağı düşünülmektedir.Key Words: Travma, Sakatlık, Tedavi, Anket, Analiz
Beden eğitimi ve spor eğitimi alan öğrencilerin kişilik özelliklerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi ( Sakarya Üniversitesi örneği )
Bu çalışma, Sakarya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümünde öğrenimlerine devam etmekte olan öğrencilerin kişilik özelliklerinin tespit edilmesi amacı ile yapılmıştır. Bu araştırmanın evrenini, Sakarya Üniversitesi'nde Beden Eğitimi ve Spor eğitimi alan öğrenciler; örneklemini ise Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği Bölümü ve Rekreasyon Bölümü'nde 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında öğrenimine devam etmekte olan ve tesadüfen seçilen gönüllü 227 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada, veri toplama aracı Savran (2006) tarafından Türkiye için geçerlik, güvenirlik ve norm çalışması yapılan Sıfat Listesi(ACL) Kişilik Testi'dir. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Araştırmanın uygulama sürecinde, Beden Eğitimi adaylarına önce Sıfat Listesi(ACL) Kişilik Testi iki hafta ara ile iki kez uygulanmış ve kendilerini bu sıfatlara göre derecelendirmeleri istenmiştir. Bu liste ile birlikte Kişisel Bilgi Formu'nu da kendilerine göre doldurmaları istenmiştir.Anket ile toplanan bağımsız değişkenlere göre ACL Ölçeğinin alt boyut puanlarının farklılıklarını belirlemek üzere hipotez testleri yapılmıştır. Bağımsız değişkenlerin iki kategoriden oluştuğu ve dağılımların normal olduğu durumlarda hipotez testi olarak ilişkisiz grup ?t? testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edile tüm sonuçlar çift yönlü olarak sınanmış ve anlamlılık düzeyi en az ,05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca ,01 ve ,001 düzeyinde anlamlı çıkan sonuçlar ayrıca tablolarda gösterilmiştir. Araştırmanın tüm istatistiksel analizleri Windows paket program ile yapılmıştır.Beden Eğitimi ve spor bölümünde öğrenim görmekte olan öğrencilerin kişilik özellikleri; mesleklerinin toplumsal statüsünü algılama değişkenine, gelecekte bu alanda çalışma değişkenine, cinsiyet değişkenine göre, öğrenim görmekte olan öğrencilerin sahip oldukları baskın kişilik özelliklerine göre istatistiksel açıdan en az ,05 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Keywords: Physical Education, Sports, Personality, Ego,
Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'de yerel yönetimlerin spora katkıları ve spor politikalarının karşılaştırılması
Yerel Yönetimler tüm vatandaşların sağlık, güven, eğitim ve yaşam kalitelerinin sağlanmasında birinci derecede sorumludur. Ülkeler anayasalarında vatandaşların yaşam kalitelerini doğrudan etkileyen bu unsurlarla ilgili sorumluları belirlemiş; görev ve sorumluluklarına da yasal düzenlemeler getirmiştir. Türkiye ile Avrupa Birliği üyesi ülkelerden Almanya, İsveç, Danimarka, Portekiz, İrlanda, İngiltere'nin yerel yönetimlerinin sporla ilgili vatandaşa sunduğu hizmetler, spora bakış açıları ve sağladığı destekler araştırılmış olup farklılıklar gösterdikleri tespit edilmiştir. Bu farklılığın nedenleri arasında nüfus, ekonomik yapı, yerleşim ve eğitimin olduğu görülmüştür. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde spor, hükümet içi birimlerin sorumluluğunda olmasının yanında hükümet dışı birim olarak faaliyet gösteren spor konfederasyonları, komiteleri ve örgütlerinin de sorumluluk alanına girmektedir. Hükümet bu örgütlenmelere parasal desteğini vermekte ve spor için ayırdığı özel bütçenin kullanılmasını denetlemektedir. Hükümet dışı birimler her yaştan vatandaşı spora teşvik etmekte ve yaş, cinsiyet, etnik köken veya engelli-engelsiz ayırımı yapmadan herkes için ihtiyacı olan koşulu sağlamaktadır. Farklı gruplar için farklı spor aktiviteleri belirlemektedir.Türkiye'de 1580 sayılı belediyeler kanunu ile yerel yönetimlere sporla ilgili çeşitli görevler verilmiştir. Buna rağmen yerel yönetimler vatandaşı spora teşvik amaçlı organizasyonlar ve spor alanları sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Spor konusunda hükümet içi birimler asıl sorumluluğu üstlenmiştir. Avrupa Birliği ülkelerindeki spor konfederasyonları, komiteleri, konseyleri Türkiye'de oluşturulamamıştır. Yerel Yönetimlerin devletin sağladığı imkânlar doğrultusunda hareket etmelerinin yanı sıra gerektiğinde kendi imkânlarını da zorlayarak halkın spor faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için olanakları sağlamayı politika edinmeleri gerekmektedir. Zorlayıcı birkaç kanun maddesi ile halkın amatör ya da profesyonel olarak sporla uğraşmaları sağlanabilir. Sağlık için veya hobi olarak bile sporla tanıştırılmaları yerel yönetimlerin asli görevlerinden olmalıdır. Spor tesisleri inşa ederek, amatör sporcular yetiştirmek için kurslar açarak, yeni yetenekler keşfedip bu yeteneklere sahip çıkarak kendilerini yetiştirmeleri sağlamalıdır. Böylece Dünyada ve olimpiyatlardaki başarı artabilir. Ayrıca sağlıklı bir toplum ve dinamik bir gençlik yetiştirmek mümkün olabilir. Devlet spor politikası çerçevesinde spora özel bir bütçe ayırmalıdır. Yerel yönetimler de vatandaşın beden ve ruh sağlığı için spora gerekli yatırımları yaparak aynı anlayışla hizmet sunmalıdır. Türkiye'deki Yerel Yönetimlerin spora bakış açılarıyla Avrupa Birliği ülkeleri yerel yönetimlerinin spora bakış açıları karşılaştırıldığında Avrupa ülkelerinin spora verdiği önem, sağladıkları hizmetler ve geliştirdikleri projelerin çok ileri olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye'de anayasanın 58. Ve 59. maddelerinde ön görüldüğü gibi yerel yönetimler de 7'den 70'e, amatör- profesyonel, engelli ve tüm vatandaşlar için, projeler üretmeli ve spora teşvik etmelidir.Anahtar kelimeler: Yerel yönetim, Spor, Spor politikası
Tekerlekli sandalye tenisçilerinin motorik ve psikolojik durumlarının sportif performansları ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı tekerlekli sandalye tenisi oynayan engelli tenisçilerin motorik ve psikolojik durumlarını belirleyerek sportif performansları ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Çalışmanın araştırma grubunu Türkiye Tekerlekli Sandalye Tenis Milli Takımında oynayan sporcular oluşturmaktadır. Araştırmaya yaşları =29,66±5,82 yıl olan 7'si erkek 5'i bayan, toplam 12 sporcu gönüllü olarak katılmışlardır. Araştırmaya katılan sporcuların kaygı düzeylerini ölçmek için Spielberger (1973) Kaygı (S.T.A.I) envanteri; benlik saysını ölçmek için Rosenberg (1965) benlik saygısı ölçeği; motivasyon düzeylerini ölçmek için Willis (1982) spora özgü başarı ve motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Sporcuların motorik özelliklerinin durumlarının değerlendirmesi için Guentzel (2003) tarafından geliştirilmiş olan tekerlekli sandalye tenis oyuncuları için fitness testi kullanılmıştır. Sporcuların tenis performans düzeylerini ölçmek için ITN testi kullanılmıştır. Sporcuların maç performansı analizi için Tekerlekli Sandalye Tenisi Türkiye Şampiyonasında 7 bayan ve 11 erkek maçı kamera ile kaydedilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS 13.0 paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde, betimsel istatistik teknikleri, gruplar arasındaki farka bakmak için Mann Whitney-U testi ve faktörler arası ilişkiler için Spearman korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırmada hata payı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Sonuç olarak; tekerlekli sandalye tenisi oynayan milli sporcuların cinsiyetlerine göre sadece güç gösterme güdüsü ve kuvvet testlerinin puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sporcuların sürekli kaygıları ile başarısızlıktan kaçınma güdüleri arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Maç performansları ile benlik saygısı, ITN, çabukluk, hız, dayanıklılık testleri ve haftalık antrenman programları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bu araştırmanın sonuçlarına göre, sporcuların performans düzeylerinin belirlenmesinde ve geliştirilmesinde, motorik özellikleri kadar psikolojik özelliklerinin de önemli olduğu söylenebilir. Üst düzey performans sporcusu yetiştirmek için motorik gelişimi sağlayan antrenmanlar ile beraber psikolojik gelişimi sağlayan antrenmanlara da yer verilmesinin, sporcuların performans gelişimlerine olumlu katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: Tekerlekli Sandalye tenisi, kaygı, motivasyon, performans.
Atletizm ve basketbol sporuna katılan 10-13 yaş grubu kız çocukların kuvvet ve anaerobik güç değerlerinin sürat performansı ve kan laktat seviyesine etkisi
Bu araştırmanın amacı, atletizm ve basketbol sporu yapan 10-13 yaş grubu kız çocuklarının bacak kuvveti ve anaerobik güç değerlerinin sürat performansı ve kan laktat seviyesine etkisini belirlemekti. Çalışmaya 10-13 yaş grubunda düzenli olarak atletizm sporu yapan 12 kız çocuk ile basketbol sporu yapan 12 kız çocuk katılmıştır.Deneklere 30 m, 100 m ve 400 m koşu testleri, bacak kuvveti testi, kan laktat testi ve durarak uzun atlama testi uygulandı. Vücut yağ oranlarını belirlenmek için Yuhazs Formülü kullanıldı. BMI değerini hesaplanmak için BMI= kilo/boy2 formülü kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde de SPSS 15.0 for Windows programında ?ortalamalar, bağımsız gruplar testi, ikili ilişki testi ve doğrusal regresyon? analizleri kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, grupların 30 m sürat koşusu, durarak uzun atlama , bacak kuvveti ve yüklenme öncesi kan laktat değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmamıştır. 100 m ve 400 m koşu testleri ile vücut yağ oranı, beden kitle indeksi oranı ve yüklenme sonrası kan laktat değerlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiştir. Bunun yanında her iki grubun bacak kuvveti ve 30 m sürat koşusu, bacak kuvveti ve 100 m sürat koşusu, bacak kuvveti ve durarak uzun atlama test değerleri arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmamıştır.Araştırma sonucunda, çocuklarda spor alanında çalışma yapmak isteyen diğer araştırmacılara, çocuklara antrenman yaptıran antrenörlere ve beden eğitimi öğretmenlerine elde edilen bulguların faydalı olacağı ve öngörüş sunacağı düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: Atletizm, basketbol, kuvvet, sürat, anaerobik kapasite
Sakarya Üniversitesinde çalışan personelin fiziksel aktivite düzeyleri, bazı fiziksel özellikleri ve fiziksel uygunluk seviyelerinin tespiti
Bu araştırmanın amacı, Sakarya Üniversitesi personelinin fiziksel aktivite düzeylerini, bazı fiziksel özelliklerini ve fiziksel uygunluk seviyelerini belirlemekti. Araştırmaya Sakarya Üniversitesinde çalışan 27 bayan ve 79 erkek toplam 106 personel katılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Uluslar Arası Fizikel Aktivite Anketi (UFAA) kullanılmıştır. Elde edilen bulguların analizinde SPSS 15.0for Windows Paket programında frekans dağılımları, ortalama değer analizi, independent t test ve ANOVA analizleri kullanılmıştır.Elde edilen analiz sonuçlarına göre, deneklerin yaş ortalamaları 32,28±8,437 yıl, boy ortalamaları 173,64±7,21 cm, kilo ortalamaları 76,72±15,24 kg, beden kitle indeksi ortalamaları 25,45±3,98 kg/m2, vücut yağ oranları %24,76±7,26, bel kalça oranları % 0,89±0,05 olarak bulunmuştur. Ayrıca deneklerin % 19,8'inin fiziksel olarak aktif olmayan, %45,3'ünün minimal düzeyde aktif olan, % 34,9'unun da yeterince aktif olduğu tespit edilmiştir. Deneklerin haftalık MET değerleri bayanlarda 2740,59±2324,786 MET-dk/Hafta, erkeklerde 2767,14±2173,963 MET-dk/Hafta olarak bulunmuştur. Deneklerin cinsiyetleri arasında haftalık MET değeri ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yaş gruplarına göre haftalık MET değerleri sonuçları ise, 23-26 yaş grubunun 2332,24±1666,906 MET-dk/Hafta, 27-31 yaş grubunun 2923,58±1932,358 MET-dk/Hafta, 32-36 yaş grubunun 2905,11±2863,754 MET-dk/Hafta, 37-41 yaş grubunun 2607,40±1817,635 MET-dk/Hafta, 42 yaş ve üstü grubunun 3209,87±2535,591 MET-dk/Hafta olarak bulundu. Yaş gruplarına göre de deneklerin haftalık MET değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır.Sonuç olarak araştırma bulguları literatürde bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara öngörüş ve fikir sunacağı için önemlidir. Bunun yanında bu çalışma üniversite personelinin fiziksel aktivitelere katılımlarını teşvik edebilecektir.Anahtar kelimeler: Fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk, vücut kompozisyonu, üniversite personeli
12-14 yaş grubu basketbol okulu öğrencilerinde çabuk kuvvet antrenmanının sürat üzerindeki etkisi
Bu araştırma 12-14 yaş grubu basketbol kulu öğrencilerinin 8 haftalık süre ile yapılan çabuk kuvvet çalışmalarına katılımları ile meydana gelen bazı fizyolojik ve performans parametrelerindeki değişimleri belirlemek amacı ile yapılmıştır.Araştırmamız, Ankara Dikmen semtinde bulunan Ankara Basketbol Akademisinde bulunan 12?14 yaş grubu erkek sporcuların katılımıyla oluşmuştur. Çalışmaya dâhil edilen tüm deneklerin boyları 170,33 ± 8,35 (149 ? 188) cm, yaşları 13,3 ± 0,73 (12 ? 14) yıl ve vücut ağırlıkları 66,4 ± 6,68 (50,4 ? 80,2) kg olarak tespit edilmiştir. Katılımcılar deney grubu ve kontrol grubu olarak ayrılmıştır. Her iki grupta da 50'şer sporcu bulunmaktadır.Çalışmada deney grubuna çabuk kuvvet antrenmanları ve teknik antrenmanlar yaptırılmış olup, kontrol grubu sadece teknik antrenmanlara katılmıştır. Tüm çalışmalar 8 hafta süresince, haftada 3 gün ve 1,5 saat olarak uygulanmıştır.Antrenman programı önce ve antrenman programından sonra deneklerin 30m sürat, mekik, şınav, T test ve çift el sağlık topu değerleri bilimsel geçerliliği tespit edilmiş alan testleri ile tespit edilmiştir.Çalışmada tüm istatistiksel işlemler p < 0,05 anlamlılık seviyesine göre SPSS 18,0 programı (SPSS, Inc. Chicago, IL) ile gerçekleştirilmiştir.Ölçümler sonucunda, deney grubuna uygulanan çabuk kuvvet antrenmanı sonucunda elde edilen veriler istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0,05).Anahtar kelimeler: Çabuk kuvvet, sürat, basketbol, antrenman
2006 Türkiye minikler boks şampiyonasında boksörlerin kemik yaşı ve kronolojik yaş uyumluluğunun incelenmesi
Bu çalışma, Türkiye Minikler Ferdi Boks Şampiyonası'na (21–25 Haziran,2006)katılan alt minik 11–12 yaş ve üst minik 13–15 yaş grupları olmak üzere toplam 64 ilden 36 sıklette 731 minik boksör arasından, tüm müsabakalar boyunca gerek müsabaka sırasındaki rakibine aşırı üstünlüğü gerekse kıllanma, cilt değişiklikleri ve kemik gelişimi gibi fiziki yönden kendi yaşıtlarına göre farklılık gösteren 15 boksörden alınan el-bilek grafiği üzerinde yürütülmüştür.15 boksöre ait el-bilek grafiğinde kemikleşme merkezinde bulunan 27 el-bilek kemiğinin gelişimi Greulich-Pyle iskelet gelişim atlasına göre incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, boksörlerin el-bilek grafiklerinden elde edilen kemik yaşının, kronolojik yaş ile uyumluluğunun incelenmesidir. Her bir boksörün nüfuz cüzdanlarına bakılmak suretiyle takvim yaşı hesaplanmıştır. Greulich-Pyle iskelet gelişim atlasına göre her boksöre ait kemik yaşı belirlenmiştir. Daha sonra, her boksöre ait kronolojik ve kemik yaşı arasındaki uyumluluk incelenmiş ve yorumlanarak tartışılmıştır. Sonuç olarak, üzerinde çalışılan boksörlerin içinde, kemik yaşı ile kronolojik yaşı arasında kayda değer fark olan boksörler tespit edilmiştir. Kemik yaşının kronolojik yaşından fazla olan boksörlerin müsabakalarda rakibine karşı avantaj sağlayabileceği ve bu boksörlerin, müsabaka sırasında yumrukları ile rakibini sakatlayabileceği hatta ölümcül sonuçlara yol açabileceği düşünülmektedir. İyi bir boks tekniğine sahip, iyi bir boks alt yapısı olan ve gelecek vaat eden minik boksörlerin Uluslar arası boks müsabakalarında ülkemizi başarıyla temsil etmesinin, bu gibi durumların mani olmasını ortadan kaldırmak ve ulusal müsabakalarda kemik yaşı büyük ancak alt yaş kategorisinde müsabakalara katılan boksörlerin müsabakalarda rakibini sakatlama ve ölüm olasılığının azaltılması için her boksörün, boks müsabakasından önce kemik yaşı ve kronolojik yaş uyumunun kontrol edilmesinin Türk sporunun ve sporcularının Ulusal ve Uluslararası alanda önünü açacağı düşünülmektedir.
6 yaş anasınıfı çocuklarına uygulanan egzersiz çalışmalarının koordinasyon gelişimine etkisi
Çalısma, 6 yas grubu çocuklarda egzersiz çalısmalarının koordinasyon gelisimi üzerindeki etkisini incelemek üzere yapıldı. Kocaeli'nde bulunan Özel Elma Sekeri Anaokuluna devam eden çocuklar arastırmanın alanını olusturdu. Deneklerin yas ortalamaları: 6±0 boy ortalamaları: 1.15±0.03 kilo ortalamaları: 21.75±2.46 olarak tespit edildi. Çalısma deney grubunda 18 denek, kontrol grubunda 18 denek olmak üzere toplam 36 denek üzerinde yapıldı. Çalısmanın uygulama bölümünde, deney grubunda ki çocuklara hafta da 3 gün yarımsar saat egzersiz uygulandı. Kontrol grubunda yer alan çocuklar herhangi bir egzersize alınmadı. Uygulama 20 hafta (5 ay) sürdürüldü. Deney ve kontrol grubunun, ilk ölçüm ve son ölçüm verileri sonucunda, elde edilen değerlerin istatistiksel analizi bağımsız grup t-testi, mann whitney-u testine göre yapılmıstır. Yapılan antrenman geriye dengeleme testi için her iki grup arasında belirgin bir fark ortaya koymustur. Deney grubu kontrol grubuna göre daha fazla basarı göstermistir. Antrenmana alınan ve alınmayan çocuklar, monopedal teste karsı hiçbir basarı gösterememislerdir. Yanlara sıçrama testinde her iki grupta da belirgin bir gelisme gözlenmistir. Fakat deney grubunun ortalaması kontrol grubuna göre daha yüksektir. Yana adımlama testinde, istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmese de deney grubunun ortalaması kontrol grubuna göre daha basarılı olduğunu göstermektedir. Flamingo denge testinde sadece deney grubu son ölçümde basarı göstermistir. Antrenman sonrası diklere dokunma testinde deney grubunun basarı gösteremediği tespit edilmistir. 6 yas grubunda yapılan egzersiz çalısmalarının, arastırma değerlerine bakıldığında veriler arasında ki farklılasmanın koordinasyon gelisimine olumlu katkı sağladığı görülmüstür. Bu egzersiz çalısmalarının sadece okulöncesi dönemde değil, ilköğretim döneminde de çocukların koordinatif yeteneğine (el-göz uyumu, kalem tutmak, bedeni dengeli kullanabilme vb.)olumlu katkıda bulunacağı söylenebilir. 6 yas grubunda ki çocukların fiziksel güçlerinin artırılabilmesi ve daha sağlıklı bir bedensel gelisime sahip olabilmeleri için sporsal faaliyetlere tesvik edilmelidirler.
Elit seviyedeki değişik spor branşlarının fiziksel benlik algısı üzerine etkisi
Araştırmamız, elit seviyedeki değişik spor branşlarının fiziksel benlik algısı üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç; Fox ve Corbin tarafından 1989 yılında geliştirilen ve 1999 yılında Türk üniversite öğrencileri üzerinde geçerliği ve güvenirliği Aşçı, Aşçı ve Zorba tarafından yapılan ``Physical Self-Perception Profile (Kendini Fiziksel Algılanma Envanteri)''ile belirlenmiştir. Araştırmamıza, ülkemizin değişik illerinden 9'u voleybolcu, 8'i masa tenisçi, 10'u badmintoncu, 28'i kürekçi ve 10'u karateci olmak üzere toplam 64 elit sporcu katılmıştır. Verilerin çözümlenmesi aşamasında; verilen cevapların ortalamaları ve yüzdelik hesaplamalarında SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, masa tenisi sporcularının fiziksel benlik algı düzeyleri diğer branş sporcularına göre daha yüksek çıkmıştır. Bunu sırasıyla voleybol, kürek, badminton ve karate izlemektedir. Bu çalışma bir öğretmen, ebeveyn ve çalıştırıcı olarak bize çocukların olumlu bir benlik algısı kazanabilmeleri anlamında yönelmeleri gereken spor branşları hakkında bilgi vermektedir.
Çabuk kuvvet çalışmalarının 12-14 yaş grubu masa tenisçilerin bazı motorik özelliklerine etkisi
Arastırma 12?14 yas grubu masa tenisçilerin 8 haftalık süre ile yapılan çabuk kuvvet çalısmalarına katılımları ile meydana gelen bazı fizyolojik ve performans parametrelerindeki değisimleri belirlemek amacı ile yapılmıstır. Arastırma Sakarya/Adapazarı ilçesinde bulunan Sakarya Masa Tenisi Spor Kulübü sporcuları ve Adapazarı Büyüksehir Belediyesi takımlarında oynayan sporcuların katılımıyla yapılmıstır. Bu amaçla 10' ar kisiden olusan deney ve kontrol grubu olmak üzere iki grup olusturulmustur. Antrenman programına baslamadan önce ve antrenman program bitiminde deneklerin bilimsel geçerliliği kabul edilmis laboratuar ve alan testleri ile vücut kompozisyonları, kuvvet, sürat, reaksiyon, koordinasyon ile tespit edilmistir. Antrenman programı altı hafta süre ile haftada %30-%40 yüklenme siddeti ile ağırlık uygulanmıs olup, kontrol grubu sadece teknik antrenmanlara istirak etmistir. Sonuç olarak antrenman grubunun, kuvvet, sürat, reaksiyon, koordinasyon, anaerobik güç, teknik ve vücut kompozisyon değerleri kontrol grubuna göre istatiksel anlamda gelisme göstermistir.(p<0,05)
Belediye'ye ait spor ve sosyal tesisleri kullanan bireylerin serbest zaman doyum düzeyleri ile yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı Belediye'ye ait spor ve sosyal tesisleri kullanan bireylerin serbest zaman doyum düzeyleri ve yaşam kalitelerinin incelenmesidir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmaya 2021-2022 yıllarında Belediye'ye ait spor ve sosyal tesisleri kullanan 406 birey katılmıştır. Araştırmada Serbest Zaman Doyum Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma verilerin analizinde IBM SPSS 24.0 İstatistik Paket Programı kullanılmıştır. Araştırmada serbest zaman doyumu düzeyinde cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, gelir durumu, iş durumu, düzenli spor yapma, haftalık olarak tesis kullanma süresi ve tesis kullanma amacı arasında anlamlı farklılık olduğu, yaşam kalitesi düzeylerinde yaş, öğrenim durumu, medeni durum, gelir durumu, iş durumu, düzenli spor yapma, alkol kullanma, haftalık olarak tesis kullanma süresi ve tesis kullanma amacı arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda serbest zaman doyumu alt boyutları ve genel serbest zaman duyumu ile yaşam kalitesi ölçeği alt boyutları ve genel yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Yapılan analizde Belediye'ye ait spor ve sosyal tesisleri kullanan bireylerin serbest zaman doyumunun yaşam kalitesi düzeyini pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamakta olduğu, yaşam kalitesi düzeyinin %11,1'inin serbest zaman doyumundaki fiziksel alt boyutu ile açıklanmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda spor tesislerini kullanan bireylerin serbest zaman doyumu arttıkça yaşam kalitesinin de pozitif yönde arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman doyumu; Yaşam kalitesi; Fiziksel aktivite.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin iş doyum düzeyinin belirlenmesi(Marmara Bölgesi örneği)
?s doyumu kavramı isletmeler tarafından kabul gören ve önemi giderek daha da artan bir kavramdır. ?se karsı pozitif tutum is doyumuna esdeğerdir. Bireyin isyerinde yüksek is tatmini hissetmesi, bu kisinin genelde isini sevdiği ve isine olumlu yönde değer verdiği sonucunu ortaya koymaktadır. Personelin is doyum düzeylerinin belirlenmesi üzerine yapılan bu arastırma önem tasımaktadır. Arastırmanın gerçeklestirilmesinde iliskisel Tarama Modelinden yararlanılmıstır. ?liskisel Tarama Modeli, iki ya da daha çok sayıdaki değisken arasında birlikte değisimin varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan arastırma modelidir. Bu model çerçevesinde, Gençlik ve Spor ?l Müdürlüğünde çalısan personelin motivasyonu ve is tatminleri ayrı ayrı betimlenmis; daha sonra kisisel nitelikleri ile is tatminine iliskin değiskenler açısından farklılasıp farklılasmadığı betimlenmistir. Bu sebeple arastırmanın ağırlığını, anket tekniği ile elde edilen bilgiler olusturmasına rağmen, ilgili kaynaklardan da yararlanılmıstır. Böylece, arastırma, kaynak taraması ve anket uygulamasına dayanmaktadır. Bu arastırmanın evrenini; ?Marmara Bölgesindeki illerde Gençlik Spor ?l Müdürlüklerinde görev yapan 789 personel? olusturmaktadır. Arastırmanın örneklemini ise Marmara Bölgesindeki illerin hemen hepsinin il merkeziden görev yapan personele ulasılmaya çalısılmıstır, sonucunda 305 personelden anket dönüsümü sağlanmıstır. Analizde SPSS istatistik programı kullanılmıs olup, veriler; ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımı ile T-testi ve One Way ANOVA testlerinden yararlanılarak yorumlanmıstır. Sonuç olarak Marmara Bölgesinde Gençlik ve Spor ?l Müdürlüklerinin il merkezlerinde görev yapan personelin islerinden doyum düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulasılmıstır. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, ?s Tatmini, Yönetici, ?sgören.
Sporcu ve sedanter bayanlarda menstrual siklusun farklı fazlarında bazı fizyolojik parametreler ve reaksiyon zamanı etkilenimi
Yapılan bu çalısmada; menstrual siklusun farklı fazlarında bazı fizyolojik parametreler ve reaksiyon zamanları belirlenerek bayan sporcuların sportif performanslarının en iyi olduğu dönemin ortaya konulması ile sportif basarının artırılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıstır. Bu bağlamda sporcu ve sedanter olmak üzere iki gurup olusturulmus ve menstrual siklusun 4 farklı fazında bazı motorik ve fizyolojik testler uygulanmıstır. Çalısmaya elit spor yapan, ortalama yasları 20.38±1.41, boyları 1.70±3.39, vücut ağırlıkları 56.3±4.06, vücut yağ %'leri 11.4±2.1 olan 8 gönüllü bayan ve ortalama yasları 18.50±0.52, boyları 1.63±5.10, vücut ağırlıkları 52.8±3.34, vücut yağ %'leri 13.3±1.4 olan 12 sedanter bayan katılmıstır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS for Windows 10.0 paket program yardımıyla yapılmıstır. ?ki grup arasındaki karsılastırmalar için t-testi (two independent samples) kullanılmıs, aynı deneklerin sikluslarının 4 farklı evresinde alınan değerlerinin karsılastırılması için Repeated Measures Define Factor (ANOVA) kullanılmıstır. Sporcu ve sedanter grup arasındaki esneklik parametresinde sadece menstrual evrede farklılık bulunmus, diğer üç evrede farklılık bulunamamıstır. Buna karsın dikey sıçrama, 30 metre sürat ve MaxVO2 değerlerinde her 4 evrede de anlamlı farklılıklar bulunmustur. Sporcu ve sedanter gurup arasındaki tahmini reaksiyon zamanı 4 evrede de anlamlı bulunurken, görsel reaksiyon zamanı da 4 evrede anlamsız bulunmus, isitsel reaksiyon zamanı ise sadece Foliküler evrede anlamlı bulunmustur. Sporcuların menstrual siklus evreleri arasında yapılan karsılastırmalarda; dikey sıçrama, Max.VO2, esneklik ve görsel reaksiyon zamanı her 4 evrede de farklı bulunamamıs, diğer parametrelerde anlamlılık bulunmustur. Sedanterlerin menstrual siklus evreleri arasında yapılan karsılastırmalarda; dikey sıçrama ve isitsel reaksiyon zamanı her dört evrede de farklı bulunamamıs, diğer parametrelerde farklılıklar bulunmustur. Anahtar Kelimeler: Menstruasyon, Endokrin, Motorik ve Fizyolojik Performans