Bingöl University
Discipline

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı

Bingöl University

159

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

7-18 yaş çocuk onkoloji hastalarında ebeveynlerin ağrı kabulünün çocukların yaşam kalitesine etkisi

Araştırma, 7-18 yaş çocuk onkoloji hastalarında ebeveynlerin ağrı kabulünün çocukların yaşam kalitesine etkisini saptamak amacıyla tanımlayıcı ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına Ankara İl merkezinde bulunan Ankara Şehir Hastanesi Çocuk Kulesi çocuk onkoloji servislerinde yatan 125 çocuk ve ebeveyni alınmıştır. Araştırmada çocuk ve ebeveyne yönelik bilgi formu, Kanserli Çocukların Ebeveynleri İçin Ağrı Dayanıklılık Ölçeği, 7-12 ve 13-18 yaş Pediatrik Onkoloji Hastaları Yaşam Kalitesi Çocuk Ölçeği Formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların değerlendirilmesi için SPSS 16.0 paket programı kullanılmıştır. Çocukların %47.2'unu (n=59) kız, %52.8'sını (n=66) erkek cinsiyet oluşturmaktadır. Çocukların yaş ortalamaları (12.168±3.110), 7-12 Yaş Yaşam Kalitesi Ölçeği ortalamaları (2.32±17.68, 13-18 yaş Yaşam Kalitesi Ölçeği ortalamaları 105.36±15.75, Kanserli Çocukların Ebeveyn Ağrı Dayanıklılık Ölçeği'nin ağrı direnci alt boyutu ortalamaları 29.40±12.21, değer verilen eylemler alt boyutu ortalamaları 29.22±8.51, ağrının anlamlandırılması alt boyutu ortalamaları 18.73±6.64 ve ağrı ölçeği toplam puan ortalamaları 77.36±20.66 olarak belirlenmiştir. 13-18 yaş yaşam kalitesi puan ortalamalarının baba eğitim durumu ile anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). 7-12 yaş grubunda Ebeveynler İçin Ağrı Dayanıklılık Ölçeği ağrının anlamlandırılması alt boyutunda aile tipine göre istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). 13-18 yaş grubunda Ebeveyn Ağrı Dayanıklılık Ölçeği ağrı direnci alt boyut ve toplam puanlarında gelir düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05). 13-18 yaş yaşam kalitesi ve ebeveyn ağrı kabulü ölçeğinin ağrı direnci alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktadır (r=-0.338, p<0.05). Ebeveyn ağrı kabulü ölçeği ağrı direnci alt boyutunun 13-18 yaş grubu (t=-2.267, p<0.05); değer verilen eylemler alt boyutunun 7-12 yaş grubu çocukların yaşam kalitesi puan ortalamaları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu görülmektedir (t=-3.525, p<0.05).

AğrıKanser hastalarıNeoplazmlar+2
Aleyna Denizer
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde tip 1 diyabet tanılı adolesanların öz-bakım gücü ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

T1DM'li adolesanların her açıdan etkilendiği koronavirüs pandemisi döneminde öz-bakım davranışları ve yaşam kaliteleri de değişim gösterebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, T1DM'li adolesanların öz-bakım gücü ve yaşam kalitelerinin pandemi koşullarında araştırılmasıdır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılan araştırmanın evrenini Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji polikliniğine başvuran 13-16 yaş aralığındaki T1DM'li adolesanlar oluşturmuştur. 118 adolesanın katıldığı çalışmada veriler; 'Katılımcı Bilgi Formu', 'Öz-Bakım Gücü Ölçeği' ve 'Kiddo-KINDL Yaşam Kalitesi Ölçeği' kullanılarak elde edilmiştir. Toplanan verilerin analizinde SPSS-22.0 paket programı ile tanımlayıcı istatistiksel metotlar kullanılmıştır. Katılımcıların ölçek ve alt boyut puanları arasındaki ilişkiler pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri ile incelenmiştir. Çalışmamızda adolesanların öz-bakım gücü ile pandemide önlemlere uyma, el yıkama sıklığında artış olma ve beslenme düzeni değişimindeki ilişki anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Adolesanların yaşam kalitesi ile cinsiyet, pandemide önlemlere uyma, temizlik davranışlarında ve el yıkama sıklığında artış yaşama, diyabet kontrolüne gitmekte sorun yaşama, diyabet yönetiminin nasıl olduğu, aile iletişimi, uyku süresi ve beslenme düzeninin nasıl etkilendiği, egzersiz yapmakta zorlanma ve diyabetin günlük faaliyetlere izin verme değişkenlerine göre anlamlı farklılık görülmüştür (p<0.05). Adolesanların pandemide öz-bakım gücü ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; pandemide öz-bakım gücü yüksek olan T1DM'li adolesanların yaşam kalitelerinin de yüksek olduğu görülmektedir.

COVID 19Diabetes mellitus-tip 1Hemşirelik+5
Nursel Cengiz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk acilde intravenöz kateter uygulamalarında kullanılan duygusal özgürleşme tekniği'nin korku ve ağrıya etkisi

Duygusal özgürlük tekniği enerji psikoterapi yöntemlerinden biri olan zihin ve beden arasındaki dengenin kurulmasına yardımcı olan terapi yöntemidir. Çalışmanın amacı, çocuk acile başvuran 10-14 yaş çocuklarda intravenöz katater uygulamalarında korku ve ağrıyı azaltmada duygusal özgürleşme tekniğinin etkisini belirlemektir. Randomize kontrollü olarak planlanan çalışma Ekim 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında Zonguldak'ta bir çocuk hastanesinin acil servisinde gerçekleştirilmiştir. Güç analizi sonucunda deney ve kontrol grubunda 35 vaka incelenmiş olup toplamda 10-14 yaş grubu 70 çocukla çalışılmıştır. Her iki gruba uygulama öncesi çocuk ve aile bilgi formu ile asgari onam formu doldurulmuştur. Her iki grubun işlem öncesi ve işlem sonrası korku, ağrı, saturasyon değeri solunum ve nabız sayıları değerlendirilmiştir. Deney grubu ve kontrol grubunun işlem öncesi tıbbi işlem korku puanları arasında farklılaşma olmadığı ve korku düzeyi bakımından birbirine denk oldukları görülmektedir (t=-0.037; p>0.05). Ağrı düzeylerinde işlem sonrası deney grubu ve kontrol grubu ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma tespit edilmiştir (t=-5.863; p<0.05). Deney grubunda yer alan çocukların işlem öncesi öznel deneyim puan ortalamaları ile işlem sonrası ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma bulunmuştur (t=-8.722; p<0.05). Deney grubunda yer alan çocukların işlem öncesi saturasyon, nabız ve solunum puan ortalamaları ile işlem sonrası ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma bulunmuştur. Kontrol grubunda yer alan çocukların işlem sonrası saturasyon, nabız ve solunum puan ortalamalarında işlem öncesine göre artış yönünde istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda, çocuklarda intravenöz katater işlemi öncesi duygusal özgürlük tekniği uygulamaları ağrıyı azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Nabız ve solunum sayısında azalma tespit edilirken saturasyon değerinde değişkenlik görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal özgürleşme tekniği, Korku, Ağrı, Çocuk, Hemşirelik

Acil servis-hastaneAcil tıpAğrı+5
Yasemin Karaman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuğuna sahip sağlık personeli annelerin çocuk yetiştirme tutumları ile çocukların bilişsel gelişim becerisi arasındaki ilişki

Çocukların doğduğu andan itibaren içinde bulundukları aile, büyüme ve gelişme sürecinde oldukça önem arz eder. Özellikle tüm ihtiyaçları karşılayan anneler çocukların gelişmesini doğrudan ve dolaylı olarak etkilemektedir. Annelerin bu gelişim sürecinde tutundukları ebeveyn tutumu çocukların sosyal, kişisel ve bilişsel gelişimine etki etmektedir. Bu araştırma okul öncesi dönem çocuğuna sahip sağlık personeli annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocukların bilişsel gelişim becerisine etkisini incelemek amacıyla, tanımlayıcı bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan, okul öncesi dönem çocuğuna sahip 102 kadın sağlık personeli oluşturdu. Veriler çevrimiçi ortamda, kişisel bilgi formu, anne baba tutum ölçeği (ABTÖ), Marmara Gelişim Ölçeği'nin doldurulması sağlanarak toplandı. Verilerin analizinde SPSS 20 programında tamamlayıcı istatistiksel metotlar kullanılarak, anlamlılık en az p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmada, evli annelerin çocuklarının zihinsel gelişim puanları anlamlı farklılık (p<0,05) göstermiştir. Annelerin sergilediği demokratik tutum zihinsel gelişimin %58.2'sini açıklayıcı olarak bulunmuştur.

Ana-baba tutumuAnnelerBilişsel beceriler+7
Gülşah Düzcük
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda ekokardiyografi işlemi sırasında kullanılan sanal gerçeklik gözlüğünün anksiyete üzerine etkisi

Bu araştırma 3-6 yaş grubu çocuklarda ekokardiyografi işlemi yapılırken sanal gerçeklik gözlüğü ile izletilen çizgi filmin anksiyete üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla randomize kontrollü çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022 Ağustos-2022 Kasım tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Polikliniği'nde muayene olan hasta çocuklar oluşturmuştur. Örneklemi ise çalışmaya katılmaya gönüllü olan ve çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan kontrol grubunda 50; girişim grubunda 50, olmak üzere toplam 100 çocuk oluşturmuştur. Veri toplamada "Tanıtıcı Bilgi Formu", çocukların yaş gruplarına uygun olan "Çocukların Duygusal Dışa Vurumunu Değerlendirme Ölçeği" sanal gerçeklik gözlüğü ve SpO2 ölçüm cihazı kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20. İstatistik paket programı kullanılmıştır. Sonuç olarak, 3-6 yaş grubu çocuklarda ekokardiyografi işlemi yapılırken sanal gerçeklik gözlüğü ile izletilen çizgi filmin anksiyete düzeyine olumlu etkisi olduğu bulunmuştur.

Ana-çocuk hemşireliğiAnksiyeteDikkat dağıtma+6
Binnur Sağlam
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

PİKSEÇ uygulamasının çocuklarda periferik intravenöz kateter girisim basarısına, agrı ve emosyonel durumuna etkisi

Bu araştırma, 3-6 yaş arası hastanede yatarak tedavi gören çocuklarda periferik intravenöz kateter girişiminde PİKSEÇ uygulamasının kullanımının periferik intravenöz kateter girişim başarısı ile çocukların ağrı ve emosyonel durum puanları üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla randomize olmayan gruplarda son test kontrol gruplu tasarım kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırma bir eğitim ve araştırma hastanesinin genel pediatri servisinde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini 3-6 yaş arası hastaneye yatış yapan ve periferik intravenöz kateter yerleştirilecek olan 100 çocuk (kontrol grubu=50, deney grubu=50) oluşturdu. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu", "PİK Takip Formu", "Wong-Baker Yüz İfadelerini Derecelendirme Ölçeği" ve "Çocuklarda Emosyonel Göstergeler Ölçeği" ile 15 Aralık 2023–15 Nisan 2024 tarihleri arasında toplandı. Kontrol grubunda PİK girişimleri servis rutinleri doğrultusunda gerçekleştirildi. Deney grubunda ise miniMAGİC yönergeleri ve zorlu intravenöz girişim skoru doğrultusunda hazırlanan PİKSEÇ uygulaması aracılığı ile çocuklar, girişimi öncesinde değerlendirildi. Deney grubunda kontrol grubuna kıyasla ilk PİK girişiminde başarı oranının 2.25 kat (1.011-5.019) arttırdığı belirlendi (p<0.05). Ortalama PİK girişim sayısının deney grubunda daha düşük olduğu saptandı (p<0.05). Gruplar arasında PİK girişimi süresi ve WONG-Baker yüz ifadelerini derecelendirme ölçeğine göre ortalama ağrı puanı açısından farklılık olmadığı belirlendi (p>0.05). Deney grubunda PİK girişiminde emosyonel göstergeler ölçeğine göre ortalama emosyonel durum puanının daha düşük olduğu saptandı. Sonuç olarak, PİK girişimi öncesinde çocuğun PİKSEÇ uygulaması kullanılarak değerlendirilmesi ilk PİK girişiminde başarı oranını arttırmada, girişim sayısını azaltmada ve çocukların emosyonel durumlarının daha iyi düzeyde olmasında etkiliydi. Clinical Trial kayıt numarası: NCT06186518

Enjeksiyonlar-intravenözÇocuk hemşireliği
Yeliz Taşdelen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Primipar gebelerin emzirme motivasyonun değerlendirilmesi

Prenatal dönemde annelerin bebeklerini emzirmek istemesi onların emzirme motivasyonuna bağlıdır. Primipar gebelerin doğum öncesi emzirme motivasyonu birçok faktörden etkilenmektedir. Primipar gebelerin emzirmeyi daha kolay ve başarılı bir şekilde sürdürebilmesi için doğum öncesi dönemde emzirme motivasyonlarına etki eden faktörlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma primipar gebelerin emzirme motivasyonu ve etki eden faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel-ilişki arayıcı tipte olan araştırma; 15 Ekim 2022- 15 Mayıs 2023 tarihleri arasında yüz yüze görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma Rize ilinin Pazar ilçesinde yapılmıştır. Veriler "Kişisel Bilgi Formu" ve "Primipar Gebelerde Emzirme Motivasyon Ölçeği" kullanılarak araştırmaya alınma kriterlerini taşıyan 143 primipar gebeden toplanmıştır. Veriler SPSS for Windows 22 paket programı ile analiz edilmiş; istatistiksel anlamlılık düzeyi p< 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; annelerin yaşı, çalışma durumu, ekonomik durum, doğumdan sonra bebeğini anne sütü ile beslemeyi düşünme süresi, doğum sonu destek alınacak kişi, emzirme danışmanlık eğitimi alınacak kişi ve emzirme konusunda yeterlilik algısının emzirme motivasyonunu etkilendiği belirlenmiştir. Primipar annelere doğum öncesi dönemden başlayarak emzirme konusunda geniş ve çok boyutlu bilgi ve uygulamaları içeren motivasyonel görüşmelerin yapılması; yeterlilik algılarını güçlendirmek amacı ile önerilir. Bu konuda en önemli rolü üstlenen hemşirelerin eğitiminin ve farkındalığının arttırılması, benzeri tasarımdaki çalışmaların daha geniş örneklemlerde tekrarlanması önerilir. Anahtar kelimeler: Emzirme motivasyonu, primipar gebe, hemşirelik

Şirin Bekiroğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim kuramayan çocuklar için ağrı kontrol listesi-güncellenen (İKÇAKL-G) ölçeğinin geçerlilik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırma "İletişim Kuramayan Çocuklar İçin Ağrı Kontrol Listesi – Güncellenen (İKÇAKL-G)" ölçeğinin Türkçe geçerlilik ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla metodolojik olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 08 Mayıs 2023-08 Nisan 2024 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatarak tedavi gören çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 3-18 yaş aralığında, iletişim kuramayan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 50 çocuk hasta oluşturmuştur. Veriler, "Sosyodemografik Veri Formu", "İletişim Kuramayan Çocuklar İçin Ağrı Kontrol Listesi – Güncellenen", "Yüz, Bacaklar, Aktivite, Ağlama, Teselli Hali Ağrı Ölçeği" ve Wong Baker Ağrı Skalası ile toplanmıştır. İletişim Kuramayan Çocuklar İçin Ağrı Kontrol Listesi – Güncellenen'nin dil geçerliğini ortaya koymak için çeviri-geri çeviri yöntemi uygulanmış, uzman görüşleri alınarak Kapsam Geçerlik İndeksi hesaplanmıştır. Araştırmanın uygulanmasında iki ayrı gözlemci formları iki hafta ara ile katılımcılara uygulamıştır. İletişim Kuramayan Çocuklar İçin Ağrı Kontrol Listesi – Güncellenen'nin Kapsam Geçerlik İndeksi 0.958 bulundu. Her iki gözlemcinin değerlendirmesinde de İletişim Kuramayan Çocuklar İçin Ağrı Kontrol Listesi – Güncellenen alt boyutları ve toplam puanı ile Yüz, Bacaklar, Aktivite, Ağlama, Teselli Hali Ağrı Ölçeği, Wong Baker Ağrı Skalası arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ve bir ilişki olduğu tespit edildi (p<0.001). Gözlemciler için Cronbach Alfa değeri 0.970 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin gözlemciler arası mutlak uyum sınıf içi korelasyon katsayısı değeri 0.988, iç tutarlılık sınıf içi korelasyon katsayısı değeri 0.994 bulundu (p<0.001). Test-tekrar test puanları karşılaştırıldığında hem Gözlemci 1 (r=0.811) hem de Gözlemci 2 (r=0.804) için pozitif yönde anlamlı ilişki saptandı (p<0.001). İletişim Kuramayan Çocuklar İçin Ağrı Kontrol Listesi – Güncellenen 'nin iletişim kuramayan çocuklarda ağrı değerlendirmesi için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu saptandı.

AğrıGeçerlikGüvenilirlik+2
Zeynep Demirci
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İki farklı video gösteriminin adenotonsillektomi yapılan çocuklarda ağrı ve anksiyete üzerine etkisi: randomize kontrollü bir çalışma

Araştırma iki farklı video gösteriminin adenotonsillektomi yapılan çocuklarda ağrı ve anksiyete üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Araştırma randomize kontrollü bir çalışma olarak gerçekleştirildi. 6-12 yaş arasında adenotonsillektomi ameliyatı olan tüm çocuklar oluşturdu. Çocuklar, üç gruba (eğitim videosu grubu, çizgi film grubu ve kontrol grubu-standart bakım) randomize olarak atandı. Benzer bir çalışma örneklemesine göre eğitici animasyon grubunda 34 çocuk, çizgi film grubunda 32 ve kontrol grubunda 32 çocuk ile sonlandırıldı. Sosyodemografik Soru Formu, Wong- Baker Ağrı Değerlendirme Ölçeği, Çocuk Anksiyete Skalası-Durumluluk (ÇAS-D) ile veriler toplandı. Kontrol grubundaki çocukların ağrı puanı diğer gruplara göre daha yüksekti; çizgi film grubundaki çocukların ağrı puanı eğitici animasyon grubundaki çocuklara göre daha yüksekti. ÇAS-D puan ortalamaları çocukların değerlendirmesine göre çizgi film grubundaki çocukların ameliyat öncesi ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p<0.665); ebeveyn ve hemşire değerlendirmelerinin tümünde eğitim grubundaki çocukların ameliyat öncesine göre sonrasında daha düşüktü (p<0.001). ÇAS-D puanlarındaki değişiklik arttıkça Wong- Baker Yüz İfadeleri Ağrı Değerlendirme Ölçeği puanları azalmaktaydı (p>0.05). ÇAS-D puanlarındaki değişiklikler ağrı puanlarındaki toplam varyansın çocukların değerlendirmesine göre %26.1, ebeveynlerine göre %19.0 ve hemşirelerinkine göre %42.6'sını açıklamaktadır. Çocukların, ebeveynlerin ve hemşirelerin Wong-Baker Yüz İfadeleri Ağrı Değerlendirme Ölçeği ve ÇAS-D puan ortalamaları arasındaki uyumu değerlendirmek amacıyla yapılan sınıf içi korelasyon analizinde (ICC) birbiriyle mükemmel uyum ortaya çıktı (p<0.001). Ameliyat öncesi dönemde eğitici animasyon ve çizgi film izletilmesinin çocukların ameliyat sonrası anksiyete ve ağrı düzeyini azaltmada etkisinin olduğu ancak eğitici animasyonun en etkin yöntem olduğu belirlendi. Teknolojik gelişmelerle birlikte daha etkileyici videolar ve sunumların cerrahi işlem geçiren çocuklarda karşılaştırmalı olarak kullanılması önerilmektedir.

Postoperatif ağrıSağlık anksiyetesiÇocuk hemşireliği
Mihriye Koca
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin internet bağımlılığı düzeylerinin okul öncesi dönem çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimine etkisi

Araştırma, ebeveynlerin yaşamlarındaki internet bağımlılığı düzeylerini belirleyip, bu durumun çocukların dijital oyun bağımlısı olma eğilimlerini ve arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 01.12.2023-01.05.2024 tarihleri arasında 4-6 yaş arası 146 çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Araştırma verileri, Kişisel bilgi formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Okul Öncesi Dönem Çocukları Dijital Oyun Bağımlılığı Eğilimi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çocukların %95.2'sinin internet kullandığı ve %76.0'sının oyun amaçlı internet kullandığı belirlenmiştir. Çalışmada erkek çocukların dijital oyun bağımlılıklarının anlamlı olarak yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Ebeveynlerin çocukları ile birlikte dijital oyun oynaması Okul Öncesi Dönem Çocukları Dijital Oyun Bağımlılığı Eğilimi Ölçeği genel puanı ve çatışma, sürekli oynama ve hayata yansıtma alt boyutların anlamlı farklılıklar yarattığı belirlenmiştir. Çocuğu ile beraber dijital oyun oynayanların Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği değerlerinin anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. İnternet oyun amaçlı kullanan çocukların Okul Öncesi Dönem Çocukları Dijital Oyun Bağımlılığı Eğilimi Ölçeği puanlarının tüm alt boyutlarında anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Dijital oyun oynayan çocuklar incelendiğinde ise oyun oynayanların bağımlılık skorlarının genel ve tüm alt boyutlarda anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür (p<0.001). Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte dijital oyun oynaması çocukların dijital oyun bağımlılığı eğilimine etki etmektedir. Çocuğu ile birlikte dijital oyun oynayan ebeveynlerin de internet bağımlılığı oranlarının yüksek olduğu bulunmuştur.

Yusuf Bozkurt
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Miadında doğan bebeklerde anne sütü kokusunun sakinleştirici etkisi

Araştırma, yenidoğanlarda topuk kanı alınmasına bağlı ortaya çıkan akut ağrıyı azaltmada anne sütü ve formül süt kokularınınetkisini değerlendirmek ve bu kokuların kalp atım hızı, oksijen saturasyonu, ağlama süresi ve kortizol düzeyine etkisiniincelemek amacıyla deneysel bir tasarım olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Bebek Odası kliniğinde Mart 2017 ile Aralık 2017 tarihleri arasında ve vaka seçim kriterlere uyan 84 yenidoğan bebekten elde edilmiştir. Çalışmadaki tüm yenidoğanlar ilk aşamada beslenmesine göre anne sütü ile beslenenler, anne sütü ve formül süt ile beslenenler olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sadece anne sütü ile beslenen yenidoğanların yirmi bir tanesine anne sütü koklatılmış (1. Grup), yirmi bir tanesine ise formül süt (2. Grup) koklatılmıştır. Anne sütü ve formül süt ile beslenen yenidoğanların yirmi bir tanesine anne sütü koklatılmış (3. Grup), yirmi bir tanesine ise formül süt (4. Grup) koklatılmıştır. Topuk kanı alma işleminden önce, işlem sırasında ve sonrasında ağrı düzeyleri NIPS (Yenidoğan Ağrı Ölçeği) ile değerlendirilmiş, kalp atım hızı ve oksijen saturasyonu pulse oksimetre ile ölçülmüştür. İşlemden önce ve sonra yenidoğanlardan tükürük numuneleri alınarak kortizol düzeyleri ölçülmüştür. Yenidoğanların işlem sırasındaki ağlama süreleri kronometre ile kaydedilmiştir. Veriler SPSS 18 paket programı ile değerlendirilmiştir. Topuktan kan alma sürecinde anne sütü koklatılan yenidoğanların, formül süt koklatılan yenidoğanlara göre girişim sırasında ve sonrasında daha az ağrı hissettikleri, stres hormonlarında daha az yükseliş olduğu, yaşam bulgularında ise kalp atım hızı daha az yükseliş gösterirken, oksijen saturasyonu daha az düşüş gösterdiği belirlenmiştir. Yenidoğanların anne sütüne ek olarak formül süt ile beslenirken her iki kokuya aşina olmalarına rağmen anne sütü kokusunun formül süt kokusuna göre ağrıyı hafifletmede daha etkili olduğubelirlenmiştir. Sonuç olarak; bu çalışma anneye ait kokuların, girişimsel ağrıyı azaltmada etkin bir yöntem olduğunu göstermektedir.

Anne sütüAğrıBebek-yenidoğmuş+7
Bircan Taşçı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı ergen ve engelli kardeşler arasındaki ilişkinin aile işlevlerinden etkilenme durumunun incelenmesi

Engelli bir çocuğun anne-baba çocuk ilişkileri, ebeveynlerin normal gelişim gösteren çocuğa karşı tutumu ve beklentileri, ebeveynlerin aile işlevselliği, çocuğun özellikleri gibi değişkenler çocukların engelli kardeşe uyumlarını, gösterdikleri duygusal ve davranışsal tepkilerini etkileyebilmektedir. Tanımlayıcı olarak 14 Nisan-14 Mayıs tarihleri arasında Zonguldak merkezindeki dört özel eğitim merkezinde 125 çocuk ve bunların anne-baba-normal kardeşleri ile gerçekleştirilen araştırmada aile işlevselliğinin değerlendirilip kardeş ilişkileri ve kardeş problemlerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri; Genel Bilgi Formu, Kardeş Problemleri Anketi (KPA), Schaeffer Kardeş Davranışı Değerlendirme Ölçeği (ŞKDDÖ)- Kardeş Formu ve Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen normal gelişim gösteren çocukların; %57.5'i kız ve %61.7'si 10-14 yaş grubundadır. Engelli çocukların; %60.0'ı erkek ve 62.5'i 6-12 yaş grubunda, %47.5'i zihinsel engelli ve %53.3'ü orta eğitim seviyesindeydi. Annelerin; %65.8'i 35-44 yaş, %66.7'si ilkokul mezunu ve %94.2 ev hanımıydı. Babaların; %54.2'si 35-44 yaş, %39.2'si ilkokul ve %50.0'ı işçiydi. ADÖ-KPA karşılaştırmalarında; problem çözme anne ve baba alt boyutu ve davranış kontrolü anne alt boyutu hariç tüm boyutların puanları arttıkça KPA toplam puanı azalmaktadır. ŞKDDÖ-KPA karşılaştırmalarında; nazik olma, birliktelik-ilgili olma ve empati alt boyutu puanları arttıkça KPA toplam puanı artmakta, uzak durma-çekinme alt boyutu puanı arttıkça KPA toplam puanı azalmaktadır. ADÖ-ŞKDDÖ karşılaştırmalarında; ADÖ alt boyutları ve ŞKDDÖ alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulundu.

AileAile içi ilişkilerAile işlevleri+4
Nurten Arslan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda periferal kanül uygulaması sırasında kullanılan damar görüntülemenin ağrı ve anksiyete üzerine etkisi

Çocukların damar yapılarının küçük olması ve cilt altı yağ dokularının olmaması periferal kanül uygulamalarını zorlaştırmakta ve birçok kez girişim yapılmasına neden olmaktadır. Bu çalışma; 9-12 yaş grubu çocuklarda damar görüntüleme cihazı kullanımının, damar erişimi ile çocukların ağrı ve anksiyete üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Araştırma, 01.03.2015-01.03.2016 tarihleri arasında Zonguldak BEÜ Hastanesi'nde çocuk servisinde yatarak tedavi gören ve araştırmaya katılmayı kabul eden 9-12 yaş arası 80 pediatri hastasıyla randomize kontrollü olarak gerçekleştirildi. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen kişisel bilgi formu, yüz ifadeleri derecelendirme ölçeği, durumluluk kaygı ölçeği, damar görüntüleme cihazı ve periferik kanül kullanılarak elde edildi. Her iki gruba işlem öncesi ve sonrası durumluluk kaygı ölçeği uygulanmış, işlem sırasında yüz ifadeleri derecelendirme ölçeği değerlendirilmiştir. Yapılan istatistiksel analizlerde periferik kanül uygulaması esnasında çocukların ağrı hissetme durumu (p=0.003<0.05), işlem süresi (p=0.000<0.05), işlem deneme sayısı (p=0.04<0.05) ve yüz ifadeleri derecelendirme ölçeği puan ortalamaları (p=0.000<0.05) açısından deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.05). Deney ve kontrol grubunu oluşturan çocukların işlem öncesi durumluluk kaygı ölçeği puan ortalamaları açısından aralarında fark bulunmazken (p=0.766>0,05), işlem sonrası durumluluk kaygı düzeyleri açısından deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p=0.000<0.05). Deney grubundaki çocukların işlem sonrası durumluluk kaygı ölçeği puan ortalaması (33.250±4.01), kontrol grubundaki çocukların işlem sonrası durumluluk kaygı ölçeği puan ortalamasından (37.420±4.51) daha düşük bulunmuştur. Sonuç olarak; periferal kanül uygulaması esnasında ağrı ve anksiyete yaşayan çocuklarda damar görüntüleme cihazı kullanımının, bu ağrı ve anksiyeteyi azalttığı, girişim süresini kısalttığı belirlenmiştir.

AnksiyeteAğrıKan damarları+3
Dilek Bayram
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik terapinin cerrahi uygulanan 6-12 yaş arası çocuklarda anksiyete, korku ve ağrı yönetimine etkisi

Araştırma; yarı deneysel olarak planlanıp, müzik terapinin cerrahi uygulanan çocuklarda anksiyete, korku ve ağrı yönetimine etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Araştırma 01.01.2016 – 19.08.2016 tarihleri arasında, BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihler arasında B.E.Ü. Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne operasyon amaçlı başvuran 6-12 yaş arası çocuklar oluşturdu. Çocuklara cerrahi uygulanan kliniklerde yarı deneysel yapılan bu çalışmada, vaka grubu (ameliyat öncesinde müzik terapi yöntemi uygulanan çocuklar) ve kontrol grubu (ameliyat öncesinde servis rutinleri ve sadece ölçeklerin uygulandığı çocuklar) olmak üzere iki grup belirlenmiş ve her bir grupta en az 30 çocuk olmak üzere toplamda 60 çocuk ile çalışma yürütüldü. Hastanede yatan çocuklar ile çalışmaya başlamadan önce ailelerinden gerekli izinler alındı. Verilerin toplanmasında "Çocuklar İçin Anksiyete Duyarlılığı İndeksi (ÇADİ)", "Tıbbi İşlemler Korku Ölçeği", Davranış Ağrı Değerlendirme Ölçeği (FLACC) ve Görsel Ağrı Skalası (VAS) ile "Katılımcı Bilgi Formu" kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov - Smirnov dağılım testi kullanıldı.Veriler tablolarda sayı ve yüzdelerle belirtildi. Ortalamalar ± standart sapmaları ile verildi. Araştırmaya alınan çocuklar karşılaştırıldığında; vaka ve kontrol grupları arasında sosyo-demografik açıdan aralarında istatiksel açıdan anlamlı fark olmayan birbirne benzer gruplar olduğu görüldü. Vaka grubundaki hastalarda; ameliyattan servise döndükten sonra ve taburcu olmadan 30 dk önce tıbbi işlemler ile ilgili genel korku düzeyleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). Ameliyat öncesi, ameliyat günü, ameliyattan sonra derlenme odasında tıbbi işlemler ile ilgili genel korku düzeyleri açısından vaka ve kontrol grubu arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Vaka grubundaki hastalarda ameliyat öncesi, ameliyat günü ve taburcu olmadan 30 dk önce ÇADİ Toplam AD düzeyleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). Ameliyattan sonra derlenme odasında, Ameliyattan servise döndükten sonra ÇADİ Toplam AD ( Anksiyete Duyarlılık) düzeyleri açısından vaka ve kontrol grubu arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Vaka grubundaki hastalarda ameliyattan sonra derlenme odasında VAS düzeyleri, kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Ameliyattan servise döndükten sonra, taburcu olmadan 30 dk. önce VAS bulguları açısından vaka ve kontrol grubu arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Araştırmanın sonucunda; müzik terapi uygulanan deney grubundaki çocukların anksiyete, korku ve ağrı ölçeklerinden aldıkları puan ortalamalarının, kontrol grubundaki çocuklara göre daha düşük olduğu, bu durumun çocukların ve ebeveynlerin memnuniyetini arttırabileceği gözlendi. Bu doğrultuda müzik terapi preoperatif anksiyet, korku ve postoperatif ağrıyı azaltmada etkili bir yöntem olarak kliniklerde kullanılabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Cerrahi İşlem, Anksiyete, Korku, Ağrı, Müzik terapi.

AnksiyeteAğrıCerrahi+4
Özgür Bahadır
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda periferik damar yolu açma girişimi sırasında yapılan dikkati dağıtma tekniğinin ağrıya azaltmaya etkisi

Araştırma, 2-7 yaş arası çocuklarda periferik damar yolu açma girişimi sırasında çizgi film izlettirilerek yapılan dikkati dağıtma tekniğinin ağrıya etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmış randomize kontrollü deneysel çalışmadır. Örneklemi 61 çocuk ve ebeveyni (30 kontrol, 31 deney grubu) oluşturmuştur. Veriler; araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik veri formu, FLACC Ağrı Değerlendirme Skalası ve Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 19.0 programı ile değerlendirilmiş; analizlerde ki-kare testi, Student t testi, Mann-Whitney U testi, paired samples t testi, Kruskall Wallis varyans analizi ve sayısal değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi kullanılmıştır. işlem öncesinde ve sonrasında çocukların FLACC ağrı skalasından aldıkları puan ortalamaları gruplar arası karşılaştırıldığında, işlem sonrası deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0.05). deney grubundaki çocukların kontrol grubu çocuklara göre işlem sırasında daha az tepki gösterdiği belirlenmiştir (p=0.001). Memnun,yet ölçeği sonuçlarına göre deney grubu ebeveynlerin memnuniyet düzeyi kontrol grubundaki ebeveynlerden anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p=0.042). Çocuk yaşı ve FLACC puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Periferik damar yolu açma girişimi sırasında çizgi film seyreden deney grubu çocukların, kontrol grubu çocuklara göre algıladıkları ağrı daha azdır. anahtar sözcükler:çocuk, damar yolu, ağrı, dikkat dağıtma

AğrıDikkatDikkat dağıtma+2
Elif Erbay
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ninni dinletmenin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan bebekler üzerine etkisi

Araştırma, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan termde doğan bebeklere anne sesiyle ve yabancı bir kişinin sesiyle dinletilen ninninin bebeğin saturasyon değerleri, kalp tepe atımı, solunum, ateş, stres belirtileri, büyüme gelişmesine ve hastanede kalış süresine etkisi olup olmadığını incelemek amacıyla deneysel bir tasarım olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri, Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde, Eylül 2015 - Ocak 2016 tarihleri arasında yatan ve vaka seçim kriterlerine uyan 90 yenidoğan bebekten elde edildi. Uygulama öncesinde aileler sözlü olarak bilgilendirilerek "yazılı onam formu" ve "bebeği tanıtıcı bilgi formu" dolduruldu. Bakım öncesi ve bakım sonrası stres belirtileri, KTA, solunum, saturasyon ve ateş "Bebek Tepki İzlem Formu"na araştırmacı tarafından kaydedildi. Veriler SPSS 18 paket programı ile değerlendirildi. Araştırma grubunu oluşturan bebekler incelendiğinde deney ve kontrol gruplarında büyüme değerleri, ortalamalarında yatıştan taburcu olma tarihine kadar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Anne sesi ile ninni dinleyen gruptaki bebeklerin hastanede kalış sürelerinin, yabancı sesi ile ninni dinleyen gruptan düşük olması istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). KTA, solunum ve ateş değerlerinin normal sınırlar içinde kaldığı gözlenirken (p>0,05), stres ve relaksasyon düzeylerinde anlamlı farlılıklar gözlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan bebeklere dinletilen anne sesi ve yabancı kişi sesi ile dinletilen ninni müziğinin bebeklerin stres belirtilerinin azalmasında etkili olduğu, KTA, saturasyon, solunum ve ateş değerlerinin normal sınırlar içinde kalmasında olumlu etkilerinin olduğu, hastanede kalış sürelerinde anne sesi ile ninni dinletilen grupta azalma gözlenirken, büyüme ve gelişmelerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerNinni+4
Işın Alkan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Zonguldak il merkezinde çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelerin çocuğun bakımında ebeveyn katılımına yönelik tutumlarının değerlendirilmesi

Selda Türkmen. Zonguldak il merkezi'ndeki çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelerin, çocuğun bakımında ebeveyn katılımına yönelik tutumlarını belirlemek. Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2017 Bu çalışma hastanede yatan çocuğun bakımına ebeveynlerin katılımı konusunda hemşirelerin görüşlerini belirlemek amacı ile yapılmış tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma, 01 Ekim 2015- Ocak 2016 tarihleri arasında, Zonguldak il merkezinde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde bulunan çocuk sağlığı ve hastalıkları kliniklerinde yapılmıştır. Çalışmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, 130 hemşire örneklemi oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan hemşirelerin sosyo-demografik özelliklerine yönelik tanıtıcı bilgi formu ve 'Ebeveyn Katılımı Tutum Ölçeği' ile toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 19.0 programı ile değerlendirilmiştir. Analizlerde Student T testi, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Kruskal-Wallis varyans analizinde alt grupların ikişerli karşılaştırılması Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U testi ile yapılmıştır. Çalışmamızda araştırmaya katılan hemşirelerin iş yaşamı özelliklerine göre Ebeveyn Katılımı Tutum Ölçeği puan ortalamaları değerlendirildiğinde çalışılan hastane, klinik, klinikde çalışılan konum ve aile merkezli bakıma yönelik bilgi alma durumu arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Yapılan ileri analizde yenidoğan yoğun bakımda çalışan hemşirelerin acil serviste çalışanlara göre bakıma ebeveyn katılımını daha az istekli oldukları görülmüştür (p=0.0006). Çalıştığı servisteki konumu ile EKTÖ puan ortalamalarını incelediğimizde; ATT'lerin sorumlu hemşirelerden (p=0.016) ve hemşirelerden daha yüksek puan almasının (p=0.01) farklılığı oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuğun bakımına ebeveyn katılımı, aile merkezli bakım, hemşirelerin görüşleri.

Aile içi ilişkilerAna-babaHemşireler+6
Selda Türkmen Çoban
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda venöz kan alımı sırasında kullanılan sanal gerçeklik gözlüğünün hissedilen ağrı üzerine etkisi

Araştırma, kan alma işlemi sırasında sanal gerçeklik gözlüğü ile yapılan dikkati dağıtma tekniğinin çocuğun ağrısını azaltmaya yönelik etkisini belirlemek amaçlı yapılan randomize kontrollü deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi çocuk kan alma polikliniğine Mayıs 2016-Eylül 2016 tarihleri arasında gelen 6-10 yaş arası çocuklar oluşturmuştur. Örnekleme 40'ı kontrol ve 40'ı deney grubu olmak üzere toplam 80 çocuk alınmıştır. Çocukların ve ailelerin sosyodemografik özelliklerini belirlemek için Tanıtıcı Bilgi Formu, çocukların işlem sırasında hissettikleri ağrı düzeyini değerlendirmek için Yüzler Ağrı Kıyaslama Ölçeği ve Görsel Kıyaslama Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubundaki çocuklara kan alma işlemi süresince sanal gerçeklik gözlüğü ile video izletilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 19.0 paket programıyla yapılmıştır. Deney grubu çocukların işlem sonrası "Yüzler Ağrı Kıyaslama Ölçeğine" verdikleri puanın ortalamasının 1.02±1.12, "Görsel Ağrı Kıyaslama Ölçeğine" verdikleri puanın ortalaması 1.87±1.97, kontrol grubu çocukların ise "Yüzler Ağrı Kıyaslama Ölçeğine" verdikleri puanın ortalamasının 2.47±1.83, "Görsel Ağrı Kıyaslama Ölçeğine" verdikleri puanın ortalaması 4.17±3.16 olduğu belirlenmiş, iki grup arasında ileri düzeyde anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.0001 ve p=0.001). Sonuç olarak kan alma işlemi sırasında çocuklarda ağrıyı azaltmada sanal gerçeklik gözlüğünün etkili bir yöntem olduğu belirlenmiştir.

AğrıDikkat dağıtmaKan+3
Fatma Göksu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin anne sütü sağma teknikleri ve saklama koşulları hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma; gebelerin anne sütü sağma teknikleri ve saklama koşulları hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmış olup tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırma evrenini Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi yüksek riskli gebe polikliniğine Mart 2016-Temmuz 2016 tarihleri arasında başvuran gebeler oluşturmuştur. Örnekleme vaka alma kriterlerine uygun, çalışmaya katılmayı kabul eden 390 gebe alınmıştır. Verilerin toplanmasında "Tanıtıcı Bilgi Formu" kullanılmış olup değerlendirilmesi SPSS 19.0 programıyla yapılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin %74.6'sı anne sütü sağma tekniklerini duyduklarını ancak %74.1'i anne sütünü sağmadığını; bu gebelerin %87.9'u sağılmış anne sütünün saklanabileceğini bildiklerini ifade etmişlerdir. Doğum sonrası ilk altı ay içinde çalışan annelerde anne sütüyle besleme hakkında eğitim alanların oranı, çalışmayan annelerden anlamlı derecede daha yüksek saptanmıştır (p=0.042). Anne sütü ile beslemeye yönelik bilgi alma durumu ile gebelerin eğitim düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0.024). Eğitim seviyesi yüksek olan annelerin anne sütü ile beslemeyi daha az tercih ettiği saptanmış olup buna karşın bu annelerin anne sütü ile beslemeye yönelik daha fazla bilgi aldıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak yapılan hemşirelik yaklaşımlarında anne sütü ile beslenme, anne sütü sağma teknikleri ve anne sütü saklama koşulları konusunda gebelere bilgilendirilme yapılmalı, anne sütünün kullanılmasına yönelik özendirici girişimlerde bulunulmalıdır.

Anne sütüBebek beslenmesiBesin saklanması+1
Derya Şahin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan bebek annelerine verilen presentasyon ve demonstrasyon destekli bebek masajı eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi

Ayla Gündoğdu Karakaya, Yenidoğan Bebek Annelerine Verilen Presentasyon ve Demonstrasyon Destekli Bebek Masajı Eğitiminin Etkinliğinin Değerlendirilmesi. Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2017. Yenidoğan dokunma sayesinde dış dünya ile iletişim kurarak çevresini tanır. Dokunmanın terapötik uygulanması masajdır. Bebek masajı özel olarak bebeklere uygulanır, anne-baba-bebek için faydalıdır. Bu çalışma, primipar annelere farklı öğretim yöntemleri kullanılarak verilen bebek masajı eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yarı deneysel ön test-son test çalışması olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi Kadın Doğum ve Yenidoğan Yoğun Bakım Servisinde yatan 400 primipar anne oluşturmuştur. 192 primipar anne evren olarak belirlenmiş ve örneklem seçim kriterlerine uyulmuştur. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Masaj Bilgisi Değerlendirme Ön Test- Son Test Formu kullanılmıştır. Annelere kişisel bilgi formu ve ön test uygulanmış, video gösterimi ve araştırmacı tarafından maket üzerinde masaj uygulaması yapılmıştır. Devamında annelere maket üzerinde masaj uygulamasını yaptırılmış ve araştırmacı tarafından masaj evrelerini bilme, doğru şekilde uygulama durumu son test formuna kayıt edilmiştir. Bebek masajı eğitimi öncesi annelerin %41'inin (n= 79) bebeğine masaj yapabileceği, %93.8'inin (n=180) bebek masajı yapma konusunda kendisini yeterli hissetmediği belirlenmiştir. Eğitim sonrası annelerin masaj öncesi hazırlık (p=0.000), masaj sırasında doğru teknikle masajı uygulayabilme(p=0.000), masaj sonrası bebeği uygun şekilde rahatlatmayı bilme düzeyinin yapabilme düzeyine göre anlamlı olarak yükseldiği saptanmıştır (p=0.000). Sonuç olarak; masaj bilgisini arttırmak için annelere verilen eğitimin etkin olduğu, farklı öğretim teknikleri kullanılarak eğitimin etkinliğinin arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anne, Bebek Masajı, Eğitim, Yenidoğan

AnnelerBebek bakımıBebek-yenidoğmuş+3
Ayla Gündoğdu Karakaya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde duygusal esnekliğin arttırılmasında bir sanat aktivitesinin etkisinin değerlendirilmesi: Mandala

Sanat aktiviteleri kaygı, stres, çatışma ve değersizlik gibi duygular yaşayan ergenin, dikkatini başka yöne çekerek duygusal esnekliğini arttıran ve olumlu duygular yaşamasına yardımcı olan faaliyetlerdir. Bu araştırmanın amacı, bir sanat aktivitesi yöntemi olan mandala çizme ve boyamanın duygusal esnekliği arttırmaya etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırma deneysel bir çalışma olarak 1 Ocak- 31 Mayıs 2017 tarihleri arasında Zonguldak ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir lisenin 9., 10. ve 11. sınıflarına devam eden ve araştırmaya katılmayı kabul eden öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yapıldığı lisenin 9., 10. ve 11.sınıfına devam eden 586 öğrenci evreni oluşturmuştur. 586 kişilik evrenden, bilinmeyen sıklıkla %5 olasılıkla ve %95 güven seviyesi ile en az kişiye (n=254) ulaşılarak Öğrenci Bilgi Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12), Ergenler için Olumlu ve Olumsuz Yaşantı Ölçeği (OOYÖ) ve Çocuklar için Öz-yeterlik Ölçeği (ÇÖYÖ) uygulanmıştır. Elde edilen ilk bulgular çerçevesinde düşük puan alanlardan 41 deney 41 kontrol grubu atanarak araştırmanın girişimsel kısmı gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; ÇGPSÖ-12 ölçeği puanlarının her mandala seansı sonrası anlamlı düzeyde artış gösterdiği belirlenmiştir (Uyg. öncesi 35.92±4.2; dördüncü seans: 43.17±7.7; p=0.000). Dördüncü mandala uygulaması sonunda ÇGPSÖ-12'e göre ÇÖYÖ sosyal öz-yeterlik (r=0.402; p=0.09), duygusal öz-yeterlik (r=0.192; p=0.22), genel öz-yeterlik (r=0.354; p=0.02), OOYÖ olumlu yaşantı alt boyutu (r=0.402; p=0.09 ve OOYÖ (r=0.323; p=0.04) puanlarının arttığı saptanmıştır. Bu bulgular çerçevesinde bir sanat aktivitesi olan mandala uygulamasının ergenlerin duygusal esnekliğinin (psikolojik sağlamlığını) arttırılmasında etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır.

Adaptasyon-psikolojikDuygusal uyumErgenler+5
Musa Özsavran
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede yatan çocukların tıbbi işlemlere yönelik korkularını azaltmada verilen eğitimin etkisinin incelenmesi

Çocukların hastaneye yatışlarında tıbbi işlem korkusuna bağlı olarak tedavi sürecini reddetme, içe kapanma, cezalandırıldığını düşünme, hastanede kalış süresinde artma ve yetişkinlikte de devam eden korkular gözlenebilir. Araştırmanın amacı; çocuk servislerinde tedavi görmekte olan 7-14 yaş aralığındaki çocukların tıbbi işlemlere yönelik korkularını azaltmada verilen eğitimin etkisini incelemektir. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi çocuk servislerinde tedavi gören 7- 14 yaş grubu 2289 çocuk oluşturmuştur. Power analizine göre hesaplanan örneklem büyüklüğü deney grubunda 45; kontrol grubunda 45 toplam 90 çocuk üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında; tanımlayıcı bilgi formu (TBF), tıbbi işlem korku ölçeği (TİKÖ), eğitim videoları, eğitim broşürü ve eğitim maketi kullanılmıştır. Arştırmanın uygulama aşamasında deney grubuna eğitim programı uygulanmış kontrol grubuna ise rutin yatış eğitimi verilmiştir. Araştırmaya katılan çocukların %68.9' unun 7-10 yaş grubunda olduğu saptanmıştır. Deney ve kontrol grubundaki çocukların eğitim sonrası TİKÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.001).Deney ve kontrol grubundaki çocukların eğitim sonrası TİKÖ alt boyutlarının işlemsel maddeler, çevresel maddeler, kişisel maddeler ve kişilerarası maddelere ait elde edilen puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.001).Sonuç olarak; hastaneye yatan çocuklara verilen eğitim programının tıbbı işlem korkusunu ileri düzeyde azalttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tıbbi işlem korkusu, Okul çocuğu, Hastane, Hemşire

AnksiyeteHasta eğitimiHastaneler+6
Serap Demirel
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesine prematüre bebeği yatan ebeveynlere verilen yatış eğitiminin stres düzeylerine etkisi

Bu çalışma, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'ne (YDYBÜ) prematüre bebeği yatan ebeveynlerin stres düzeylerini azaltmaya yönelik verilen yatış eğitiminin etkinliğini değerlendirmek amacı ile yarı deneysel tipte planlanmış olup, ön test (eğitim öncesi) son test (eğitim sonrası) tek gruplu bir araştırma olarak yapılmıştır. Eğitim öncesi ebeveynlerin onamları alındıktan sonra bebeğini ilk kez görmesi sağlanmış ve ebeveynlere "YDYBÜ Anne-Baba Stres Ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama aşamasında "YDYBÜ Ebeneynlere Yatış Eğitimi Kitapçığı" eşliğinde ebeveynlere eğitim verilmiş ve eğitim sonunda kitapçık ebeveyne teslim edilmiştir. Eğitim sonrası aşamada ise tekrar ebeveynlere "YDYBÜ Anne-Baba Stres Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlerin Anne-Baba Stres Ölçeği ve alt gruplarının puan ortalamaları incelendiğinde; 1. ve 2. değerlendirmede, eğitim öncesi ve sonrası Anne-Baba Stres Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05). 1. ve 2. değerlendirmede eğitim öncesi ve eğitim sonrası ölçeğin "Bebeğin Görünümü ve Davranışları" ile "Bebekle İlişki ve Anne Baba Rolü" alt boyutları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür (p<0,05). Ancak 1. ve 2. değerlendirmede, eğitim öncesi ve sonrası "Görüntü ve Sesler" alt boyutunda puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak; YDYBÜ'ne prematüre bebeği yatan ebeveynlerin stres düzeylerini azaltmak için verilen yatış eğitiminin ebeveynlerin stresini azalttığı sonucuna varılmıştır.

Bebek-prematürBebeklerEbeveyn-çocuk ilişkisi+5
Sevda Doğru
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda postoperatif ağrının giderilmesinde dikkati başka yöne çekme tekniklerinin (parmak kukla oyunları) etkisi

Oyun, hastanede çocuğun stres yaratan olaylar ile baş edebilmesi ve ev ile hastane arasında bağ kurarak atravmatik bakım verilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu araştırma, Doğu Ontario Çocuk Hastanesi Çocuklarda Postoperatif Ağrı Ölçeği'nin (DOÇHÇPAÖ) Türkçe uyarlamasını yapmak ve çocuklarda postoperatif ağrının giderilmesinde dikkati başka yöne çekme tekniklerinin (parmak kukla oyunları) etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. İlk aşamada, Zonguldak Kadın doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastenesi'nde NisanHaziran 2016 arasında DOÇHÇPAÖ Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması gerçekleştirilmiştir. Ön uygulamada 20, ölçeğin uygulanmasında 60 çocuk ile çalışılmıştır. Güvenirlik için bağımsız gözlemciler (araştırmacı-hemşire) arası uyum ve paralel form (DOÇHÇPAÖ–Wong Baker Ölçeği) güvenirliğine bakılarak yüksek korelasyon oranları elde edilmiştir (%98.6,%94.8) (%94.4,%94.1). Geçerlik için yapılan faktör analizleri, kabul edilebilir seviyedeydi. Cronbach alfa değeri 0.912 olarak tespit edilmiş ve ölçeğin güvenirliği ve geçerliği sağlanmıştır. İkinci aşamada, günübirlik cerrahi müdahale geçiren bir çocuğun ağrısının kukla oyunu ile azaltılabilme ve ebeveynlerin bu durumdan memnuniyet durumlarını belirlemek için girişimde bulunulmuştur. Bu aşama, aynı hastanede Haziran-Ağustos 2016 arasında ameliyat olan 90 çocuk ile yapılmıştır. Çocuklar; kontrol (rutin tedavi), deney 1 (hemşirenin kukla oyunu oynadığı) ve deney 2 (ebeveynin kukla oyunu oynadığı) grubuna randomize atanmıştır. Müdahale sonrası çocuklara DOÇHÇPAÖ, ebeveynlere PedsQL Sağlık Bakımı Ebeveyn Memnuniyet Ölçeği Versiyon 3.0 uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocukların ağrısı deney 1 ve deney 2 grubundakilerden yüksek bulunmuştur (p=0.000<0.05). Kontrol grubundaki ebeveynlerin memnuniyeti, deney 1 ve deney 2 grubundakilerden düşük bulunmuştur (p=0.00<0.05). Bu bulgular, parmak kukla oyununun çocuklarda postoperatif ağrının giderilmesinde etkili olduğunu göstermektedir.

AğrıAğrı-postoperatifDikkat+4
Aylin Kurt
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Epidural anestezi ile doğum yapan primipar annelerde erken ten temasının emzirme üzerindeki etkisi

Bu çalışma, epidural anestezi ile vaginal doğum yapan primipar annelerde erken ten temasının emzirme üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla deneysel bir çalışma olarak planlanmıştır. Çalışma Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk hastalıkları Hastanesi'nde epidural anestezi ile vaginal doğum yapan, 30 deney ve 30 kontrol grubundan oluşan 60 primipar annelerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, LATCH emzirme ölçüm aracı ve veri toplama formu kullanılmıştır. Deney grubuna bebek doğar doğmaz ten teması uygulanmış, kontrol grubuna ise hastane protokolleri uygulanmıştır. Veriler SPSS 16 programı ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, kontrol grubunda ev hanımı oranının deney grubundan daha yüksek olduğu (p=0.005), deney ve kontrol grubundaki annelerin gebelik süresince emzirme ile ilgili eğitim alma durumları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.028). Gruplar arasında annelerin doğumdan sonra ilk emzirdikleri zaman bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.038). Deney grubunda ilk 30 dakika içerisinde emzirme oranının kontrol grubundan yüksek olduğu saptanmıştır (p=0.012). Eğitim alan ve ten teması uygulanan anneler bebeklerini ilk 30 dakika içerisinde daha iyi emzirdikleri belirlenmiştir. Ten teması yaptırılan deney grubundaki anneler, ten teması sırasında spontan olarak yardımla emzirebilmiş ve kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Deney grubunda ten teması sırasında spontan ve yardımla emzirme oranı kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur (p=0.048). Deney ve kontrol grubunda 1.saat LATCH ölçeği toplam puanları istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir (p=0.349; p>0.05). Ancak 24.saat LATCH ölçeği toplam puanları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p=0.009; p<0.01). Deney grubu olguların LATCH ölçeği toplam puanları, kontrol grubundan daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Anestezi-epiduralAnne-bebek etkileşimiAnneler+6
Sümeyye Yaşar Kivik
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk kliniğinde yatan 0-24 ay bebeklerde zeytinyağı ve ayçiçek yağı kullanımının pişik oluşumu ve tedavisi üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışma, çocuk kliniğinde yatan 0-24 aylık bebeklerde zeytinyağı ve ayçiçek yağının pişik oluşumu ve tedavisi üzerindeki etkilerini karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Gereç ve yöntem: Araştırma iki deney grubu (zeytinyağı grubu, ayçiçek yağı grubu) ve bir kontrol gruplu yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ocak-Temmuz 2024 tarihleri arasında Midyat Devlet Hastanesi'nde yatan 0-24 aylık antibiyotik kullanan 150 bebek oluşturdu. Koruyucu alt bakıma yönelik girişimde bulunulmayan kontrol grubuna 50, koruyucu alt bakımı uygulanan ve ayçiçek yağı kullanılan deney grubuna 50, koruyucu alt bakımı uygulanan ve zeytinyağı kullanılan deney grubuna ise 50 bebek alınmıştır. Deney grubundaki bebeklerin annelerine pişikten koruyucu alt bakım eğitimi verilmiştir. Bebekler 3-7 gün arası izlenerek veriler toplanmış ve bilgisayar ortamında Ki-kare Bağımsızlık Testi, Pearson Ki-kare, Fisher Freeman Halton Kesin testi ve Kruskal Wallis H testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Koruyucu alt bakımı uygulanmayan kontrol grubundaki çocuklarda pişik gelişme oranı %62 iken, koruyucu alt bakımı uygulanan ve ayçiçek yağı kullanan deney grubunda %32, koruyucu alt bakımı uygulanan ve zeytinyağı kullanan deney grubunda %30 olarak bulunmuştur. Deney gruplarındaki tüm pişik vakaları birinci derece olarak sınıflandırılmışken, kontrol grubunda ikinci derece pişik vakalarına da rastlanmıştır. İki deney grubunun karşılaştırılmasında ise ayçiçek yağı ve zeytinyağının pişiği önlemede etkilerinin benzer olduğu görülmüştür. Sonuç: Koruyucu alt bakımı uygulanan ayçiçek yağı ve zeytinyağı deney grubundaki bebeklerde pişik görülme oranı, kontrol grubundaki bebeklerden daha düşük tespit edilmiştir. Çocuk hemşiresi tarafından; kliniklere yatış yapılan alt bezi kullanan bebeklerin anne/bakıcılarına pişikten koruyucu eğitim verilmesi ve her bez değişiminden sonra ayçiçek yağı/zeytinyağının topikal kullanımı önerilmektedir.

Behlül Okuşluk
Dicle University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromlu ve serebral palsili çocuğu olan ebeveynlerin evlilik uyumu ve psikolojik dayanıklılıklarının değerlendirilmesi

Amaç:Bu çalışma engelli bireyler olan Down sendromlu ve Serebral Palsili çocuğu olan ebeveynlerin evlilik uyumunu ve psikolojik dayanıklılığını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan bu çalışma Bingöl özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim görmekte olan Down sendromlu ve Serebral palsili çocukların ebeveynleri ile yürütülmüştür. Araştırma Şubat-Mayıs tarihleri arasında; kişisel bilgi formu, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Veriler bilgisayar ortamında SPSS 26 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Ki Kare, T testi, Mann Whitney U ve Kruskall- Wallis H kullanılmıştır.İlişkilerin incelenmesinde pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için p<,05 tercih edilmiştir. Bulgular:Down sendromu ve Serebrali çocuğa sahip ebeveynlerin EUÖ ve YPDÖ puan ortalamaları arasında pozitif yönde korelasyon istatistiksel açıdan anlamlı (p<,001) bulunmuştur.Down sendromu ve Serebrali çocuğa sahip ebeveynlerin EUÖ ve YPDÖpuan ortalamasıyapılan bağımsız örneklemler t testi sonucunda iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı (p>,05) bulunmuştur.DS hastası çocuğa sahip ebeveynler içerisinde eğitim düzeyi arasında yapılan Kruskal Wallis H testi sonucunda gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu (p<,05) bulunmuştur. Sonuç: Down sendromlu ve Serebral palsili çocuğu olan ebeveynlerin evlilik uyumu ve psikolojik dayanıklılıkları arasında demografik özellikler yönünden fark yoktur. Evlilik uyumu ile psikolojik dayanıklılık orantılıdır. Anahtar Kelimeler:DownSendromu, Serebral Palsi,Evlilik Uyumu,Pediatri Hemşireliği,Psikolojik Dayanıklılık.

Davut Kormalı
Dicle University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocukluk aşılarına karşı tutumları

Amaç: Bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk dönemi aşılarına ilişkin bilgi düzeylerini, bağışıklama hizmetlerine yönelik tutumlarını ve aşı yaptırma konusundaki tereddütlerini incelemeyi; ayrıca çocukların aşılanma oranlarını belirlemeyi hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem: Araştırma ebeveynlerin çocukluk çağı aşılarına karşı tutumu, yaptırma ya da yaptırmama nedenleri ve çocukluk çağı hakkında bilgileri ölçülmüştür. Araştırma, kesitsel ve ilişki arayıcı tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın evrenini, Diyarbakır ili Hani İlçe Devlet Hastanesi'ne başvuran ebeveynler oluşturmaktadır. Araştırma öncesinde gerekli tüm izinler alınmıştır. Araştırmada; Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Aşıları Hakkında Ebeveynlerin Tutumları Ölçeği, Aşı Kararsızlığı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler ışığında parametrik testlerde, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), non paramatik testlerde ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney U Testi testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca ölçeklerden elde edilen puan ortalamaları arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Ölçeklerden elde edilen puan ortalamaları arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi bakılarak incelenmiştir. Araştırmada 250 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların %73.2'si kadın, %26.8'i erkektir. Katılımcıların yaşı 18 ile 65 arasında değişmektedir. Araştırmaya katılan ebeveynlerin %68.8'i aşı ile ilgili bilgileri hemşire ve diğer sağlık personelinden, %22.8'i doktordan, %8.4'ü gazete ve dergilerden almıştır. Ölçeklerden alınan yüksek puanlar kişinin daha fazla aşı kararsızlığı yaşadığını gösterir. Ölçek puanının artması bireylerin aşı konusunda tereddütlü olduğunu göstermektedir. Sonuç: Sonuç olarak gazete ve televizyondan aşı ile ilgili bilgi alanların aşı kararsızlığı düzeyi doktor, hemşire ve diğer sağlık personelinden bilgi alanlardan daha fazladır. Aşı konusunda tereddütlü davranış düzeyi cinsiyete göre, medeni duruma göre, aile tipine göre, eğitim durumuna göre, eş eğitim durumuna göre, aşı hakkında bilgi alınan yere göre, gelir durumuna göre değişiklik göstermemektedir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn, aşılar, aşı karşıtı, aşı tutumları, çocuklar

Muhammed Nur Kazaylek
Dicle University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan ve olmayan çocuklarda yaralanma riskinin ve sıklığının karşılaştırılması

Bu araştırma zihinsel yetersizliği olan ve olmayan 3-6 yaş çocuklarda yaralanma riskini ve sıklığını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.Tanımlayıcı tipteki bu çalışma İzmir ilinde bulunan bir anaokulu ve on iki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 3-6 yaş grubu çocukların anneleriyle yürütülmüştür. Araştırma örneklemini zihinsel yetersizliği olan (n=100) ve zihinsel yetersizliği olmayan (n=100) çocukların anneleri oluşturmuştur. Veriler; Çocuk ve Aile Bilgi Formu, Yaralanma Davranışı Risk Kontrol Listesi ve Çocuklarda Yaralanma Sıklığı Anketi ile toplanıp sayı, yüzde dağılımları, dağılım ölçütleri, t testi ve ki kare testleri kullanılarak değerlendirilmiştir.Zihinsel yetersizliği olan çocukların yaralanma riskinin, zihinsel yetersizliği olmayan çocuklara göre 0.9 kat daha fazla olduğu saptanmıştır (Odds ratio= 0.910) (p?0.01). Zihinsel yetersizliği olan çocukların son iki aydaki yaralanma sıklığı, zihinsel yetersizliği olmayan çocuklara göre daha fazladır. Zihinsel yetersizliği olan çocuklarda yaralanma davranışı riskini ilk sıralarda ?düşme?(%75), zihinsel yetersizliği olmayan çocuklarda ise ilk sırada ?koltukların veya diğer eşyaların üzerinden atlama, zıplama?(%61) oluşturmaktadır.Sonuç olarak zihinsel yetersizliği olan çocukların yaralanma konusunda zihinsel yetersizliği olmayan çocuklara göre daha riskli bir grup olduğu görülmüştür. Zihinsel yetersizliği olan çocukların, zihinsel yetersizliği olmayan çocuklara göre daha fazla yaralandıkları saptanmıştır.

KazalarYaralanmaYaralar ve yaralanmalar+2
Merve Koyun
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Diabetes mellitus'lu çocuklarda yaşam kalitesi ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Diabetes Mellitus'lu çocukların yaşam kalitesini değerlendiren ?PedsQL 3.0? ölçeğinin Türkiye'deki geçerlilik ve güvenirliğini test etmek amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Bu çalışma metodolojik bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemi; 111 diyabet'li çocuk ve ebeveynleridir. Çalışmanın verileri, Demografik Veri Toplama Formu (Yaş, cinsiyet, ekonomik durum ve eğitim düzeyi) ve Diabetes Mellitus'lu Çocuklarda Yaşam Kalitesi Ölçeği Çocuk ve Ebeveyn Formu kullanılarak toplanmıştır. Yaşam kalitesi ölçeği Varni ve arkadaşları (2003) tarafından geliştirilmiştir. Diyabet Ölçeği (28 madde) diyabet semptomları (11 madde), tedavi engelleri (4 madde), tedaviye uyum (7 madde), endişe (3 madde), iletişim (3 madde) olmak üzere beş alt ölçek içermektedir.Bulgular: Türkçe ölçeğin, dil geçerliği çeviri ve geri çeviri, içerik geçerliği uzman görüşleri tekniği ile sağlanmıştır. Ölçeğin çocuk formunun genel cronbach alfa katsayısı; 0.81, birinci bölüm ve ikinci bölümün cronbach alfa katsayısı 0.71, olarak saptanmıştır. Birinci bölüm ile ikinci bölüm arasında korelasyon katsayısı 0.55 olarak hesaplanmıştır (p<0.05). Ebeveyn formunun birinci bölümünün güvenirlik kat sayısı 0.61, ikinci bölümünün güvenirlik kat sayısı 0.86 olarak belirlenmiş olup, birinci bölüm ile ikinci bölüm arasındaki korelasyon kat sayısı 0.70 olarak saptanmıştır. Çocuk formunun madde toplam puan korelasyonları -122- 0.61 arasında değiştiği belirlenmiştir. Ebeveyn formunun madde-toplam puan korelasyonları 0.32-0.86 arasında değiştiği belirlenmiştir.Sonuç ve Öneriler: Çocuk ve Ebeveyn ölçekleri Türk örnekleminde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araçtır. Ölçeğin Tip 1 DM'li çocukların yaşam kalitesini değerlendirmede yaygın olarak kullanılması, ölçeklerin çalışmalarda kullanılarak sonuçların değerlendirilmesi önerilir.Anahtar Kelimeler: Yaşam kalitesi, Tip 1 DM, Diyabetik çocuk, geçerlik ve güvenirlik

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Güvenilirlik ve geçerlilik+4
Dijle Ayar
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
10
Master'sOpen AccessTR

Annelerin zihinsel yetersizliği olan ve olmayan çocuklarının beslenmesi ile ilgili inanç, tutum,uygulamaları ve etkileyen etmenler

ÖZETAmaç: Bu araştırma, annelerin zihinsel yetersizliği olan ve olmayan çocuklarının beslenmesi ile ilgili tutum, inanç, uygulamalarını ve etkileyen etmenleri karşılaştırmak amacıyla planlanmıştır.Yöntem: Araştırmanın verileri ?Sosyo-Demografik Soru Formu? ve ?Ebeveynlerin Çocuk Beslenmesi İle İlgili Tutum, İnanç Ve Uygulamaları Ölçeği? kullanılarak elde edilmiştir. Demografik verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde hesaplamaları yapılmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde t testi, Mann-Whidney U Testi, Krusskal-Wallis testi ve Bonferroni düzeltilmiş Mann-Whitney U testi kullanılmıştır.Bulgular: Araştırma 2-12 yaş grubunda zihinsel yetersizliği olan(n=42) ve onların zihinsel yetersizliği olmayan kardeşleri(n=42) ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların yaş ortalamaları 6,8 ± 2,7'dır. Çocukların %55,6'sı (n=47) erkek, % 44,4'ü (n=37) ise kızdır. Zihinsel yetersizliği olan bireylerin %45'i (n=19) hafif, %17'si(n=7) orta ve %38'i (n=16) ağır derecede zihinsel yetersizdir. Araştırmada annelerin zihinsel yetersizliği olan ve olmayan çocuklarının beslenmesi ile ilgili algıladıkları sorumluluk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,000). Çocukların yaşlarına göre annelerin algıladıkları çocuk ağırlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p=0,000). Annelerin algıladıkları çocuk ağırlığı 7-12 yaş grubunda daha fazladır. Annelerin yaşlarına göre, annelerin çocuklarının ağırlığı ile ilgili endişeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,033). 20-29 yaş grubundaki annelerin zihinsel yetersizliği olan çocuklarının ağırlığı ile ilgili 30-39 yaş grubu annelerden daha fazla endişe duydukları saptanmıştır (0,013).Sonuç: Bu çalışmada, zihinsel yetersizliği olan çocukların beslenmesi ile ilgili yetersizliği olmayan çocuklara göre annelerin daha fazla sorumluluk hissettiği, annelerin 7-12 yaş grubu çocuklarının ağırlıklarını daha fazla algıladıkları ve 20-29 yaş grubundaki annelerin zihinsel yetersizliği olan çocuklarının ağırlığı ile ilgili daha fazla endişe duydukları bulunmuştur. Bu konuda ileriye yönelik daha fazla çalışmalar yapılabilir.Anahtar sözcükler: zihinsel yetersizlik, beslenme, çocuk

AnnelerBeslenmeBeslenme durumu+4
Yasemin Tığlıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon bağımlılığının adölesanların uyku kalitesi ve yaşam biçimi davranışları üzerine etkisi

Araştırma akıllı telefon bağımlılığının adölesanların uyku kalitesi ve yaşam biçimi davranışları üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma Aralık 2020 ve Şubat 2021 ayları boyunca Gümüşhane İli Kelkit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde yürütüldü. Araştırmanın evrenini Gümüşhane İline bağlı Kelkit İlçesinde bulunan 6 devlet lisesinin 9. 10. 11. ve 12. sınıflarında öğrenim gören 1293 öğrenci oluşturdu. Örneklemini ise 546 lise öğrencisi oluşturdu. Veriler çevrimiçi olarak Google formlar ile toplandı. Verilerin toplanmasında "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu", "Pittsburg Uyku Kalite İndeksi", "Adölesan Yaşam Biçimi Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda oluşturulan "Adölesan Tanıtıcı Özellikler Formu" kullanıldı. Veriler Mann-Whitney U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Ki-Kare Bağımsızlık Testi kullanıldı. İki değişken arasındaki ilişkinin gücünü ve yönünü belirlemek üzere spearman korelasyon analizi yapıldı. Araştırmada kız adölesanların %29.6'sında, erkek adölesanların %22.0'ında akıllı telefon bağımlılığı olduğu ve arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p=0.047). Akademik başarısı kötü olan adölesanların telefon bağımlılığının daha yüksek olduğu bulundu (p<0.001). Bir günde dört saat ve üzerinde akıllı telefon kullanan adölesanların akıllı telefon bağımlılığının anlamlı olarak diğer gruplardan daha yüksek olduğu saptandı (p<0.001). PUKİ ölçek puanı yaş grubu, babanın eğitim durumu ve sınıfa göre farklılık gösterdiği belirlendi (p<0.05). AYBÖ ölçek puanı akademik başarısı çok iyi olan adölesanların daha yüksek olduğu bulundu (p<0.001). Akıllı telefon bağımlılığı ve uyku kalitesi ölçeği arasında pozitif yönlü, telefon bağımlılığı ve adölesan yaşam biçimi arasında negatif yönlü, uyku kalitesi ile adölesan yaşam biçimi arasında ise negatif yönlü bir ilişki olduğu saptandı. Araştırmada akıllı telefon bağımlılığının adölesanlarda önemli bir sağlık sorunu olduğu adölesanların uyku kalitesini ve yaşam biçimi davranışlarını olumsuz etkilediği görüldü. Bu doğrultuda akıllı telefonların kontrollü kullanımı, uyku bozukluğuna erken müdahale ve yaşam biçiminde meydana gelebilecek olumsuzlukları önlemeye yönelik öneriler geliştirildi. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Akıllı telefon, Bağımlılık, Hemşire, Uyku, Yaşam biçimi

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+5
Berrin Göger
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evde karmaşık sağlık bakım ihtiyacı olan çocuklara bakım verenlerin bakımda yaşadıkları güçlükler ve bakım yüklerinin değerlendirilmesi

Araştırma evde karmaşık sağlık bakım ihtiyacı olan çocuklara bakım verenlerin bakımda yaşadıkları güçlükler ve bakım yüklerinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Araştırmaya Şubat-Haziran 2021 tarihleri arasında Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Evde Sağlık Hizmetleri Birimine kayıtlı olan ve araştırmaya kabul edilme ölçütlerine uyan 55 çocuğun primer bakım vericisi dahil edilmiştir. Araştırmada veriler Tanıtıcı Bilgi Formu ve Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanılarak ev ziyaretleri yapılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 24.0 paket programı kullanılarak gerekli analizler yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U Testi Kruskal-Wallis ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmada çocukların yaş ortalaması 11.2±5.99 yıl ve bu çocuklara tanı koyulan süre ortalaması 9.4±6.23 yıldır. Primer bakım vericilerin tamamının çocuğun bakımında güçlükler yaşadığı, sırası ile pozisyon vermede (%50.9), kişisel temizliğini yapmada (%45.5), beslemede (%38.2) güçlük yaşadıkları tespit edildi. Psikolojik sağlığı ve sosyal ilişkilerinin etkilendiğini belirten bakım vericilerin bakım verme yükü daha fazla olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu tespit edildi (p<0.05). Sonuç olarak karmaşık sağlık bakım ihtiyacı olan çocuğun primer bakım vericilerinin bakımda güçlük yaşadıkları ve bakım verme yükü toplam puan ortalamalarının yüksek olduğu belirlendi.

AileBakıcılıkBakım verenler+7
Merve Yetimoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servise başvuran ve 1-6 yaş grubu çocuğu olan annelerin ev kazalarına yönelik güvenlik önlemlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma; çocuk acil servisine başvuran 1-6 yaş grubu çocuğu olan annelerin, ev kazalarına yönelik güvenlik önlemlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapıldı. Araştırma, Eylül 2018-Şubat 2019 tarihleri arasında çocuk acil servisine başvuran ve 1-6 yaş arası çocuğu olan 390 anne ile yürütüldü. Araştırmanın verileri, tanıtıcı bilgi formu ve "0-6 yaş grubu çocuklarda ev kazalarını önlemeye yönelik güvenlik önlemleri tanılama ölçeği" kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanıldı. Araştırmada annelerin yaş ortalamaları 31.73±5.88 yıl olup %40.5'inin üniversite mezunu ve %53.3'ünün çalışmadığı saptandı. Çalışmadaki çocukların yaş ortalamalarının 3.61±1.59 yıl olduğu, bu çocukların %50.5'inin erkek çocuk olduğu belirlendi. Araştırmaya katılan çocukların %46.9'unun en az bir kez ev kazasına maruz kaldığı, %49.2'sinin dikkatsizlik nedeniyle ev kazasına maruz kaldığı, ℅38.3'ünde kaza geçirdiğinde çocuğun yanında annesinin olduğu belirlendi. Ev kazalarının %66.8'inin salon/oturma odasında meydana geldiği, en sık düşme/kayma (%51.3) ve yanma/haşlanma (%23.5) şeklindeki ev kazalarına maruz kaldıkları saptandı. Annelerin ev kazalarına yönelik güvenlik önlemlerini tanılama ölçeği puan ortalamalarının 178.39±14.99 olduğu belirlendi. Araştırmada 35 yaşın altında, üniversite mezunu, çalışan, gelir durumu iyi olan, çekirdek aile tipine sahip, ilde yaşayan ve tek çocuğa sahip olan annelerin ölçek puan ortalamalarının daha yüksek olduğu ve ölçek puan ortalamaları ile gruplar arasında anlamlı fark olduğu görüldü (p<0.05). Sonuç olarak; annelerin ölçek puan ortalamaları yüksek düzeyde olmasına rağmen, ev kazaları oranının halen istenilen düzeyde olmadığı saptandı.

Acil servis-hastaneAcil tıpAnneler+5
Tuba Şentepe
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekstübasyon sonrası preterm bebeklere verilen pozisyonların solunum fonksiyonları üzerine olan etkisi

Bu araştırma yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan preterm bebeklere ekstübasyon sonrası verilen sırtüstü ve yüzüstü pozisyonlarının preterm bebeklerin solunun fonksiyonları üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak yapıldı. Araştırma Türkiye'nin kuzeydoğusunda yer alan bir üniversite hastanesinin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde Kasım 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemine YYBÜ'de yatan randomizasyon yöntemi ile seçilen her biri 21 prematüre olmak üzere toplam 42 prematüre bebek alındı. Araştırmanın verileri Yenidoğan Değerlendirme Formu ile toplandı. Ekstübasyon sonrası preterm bebeklere sırtüstü ve yüzüstü yatış pozisyonu verilmiş ve 120 dakika süreyle verilen pozisyonda bekletildi. Her 30 dakikada bir kalp atım hızı, SpO2 ve solunum sayısı değerlendirildi ve her 120 dakika süre içinde gözlenerek veri toplama forumuna kaydedildi. Verilerin değerlendirilmesi Ki-kare testi ve Fisher's Exact testleri, Mann-Whitney U testi Friedman testi, Wilcoxon testi, Cochran's Q testi kullanıldı. Araştırmada zamana göre ölçümlerde sırtüstü pozisyon verilen bebeklerin SpO2 ortanca değerleri yüzüstü pozisyon verilen preterm bebeklerin SpO2 ortanca değerlerinden daha düşük bulundu. Pozisyon grupları kendi içinde SpO2 ortanca değerleri ile tekrarlı ölçümler arasında anlamlı fark olduğu bulundu (sırtüstü grubu <0.001; yüzüstü grubu <0.001). Yüzüstü pozisyon verilen preterm bebek grubunda zamana göre solunum ritminin dağılımları arasında anlamlı farklılık bulundu (p=0.035). 120. dakikada %95.2'sinin solunum ritmi ritmik olarak elde edildi. Araştırmada sırtüstü ve yüzüstü pozisyon verilen preterm bebeklerin farklı zamanlardaki solunum sayısı ile istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı görüldü.

Ana-çocuk hemşireliğiBebek-prematürBebekler+6
Gökçe Ateş Özcelep
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

6-24 aylık bebeği olan annelerin tamamlayıcı beslenme konusundaki bilgi ve uygulamaları

Araştırma 6-24 aylık bebeği olan annelerin tamamlayıcı beslenme konusundaki bilgi ve uygulamalarını değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma Şubat- Mayıs 2020 tarihleri arasında Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Sürmene Devlet Hastanesi pediatri polikliniğine başvuran 6-24 aylık bebeği olan 242 anne ile yürütüldü. Araştırmada veriler tanıtıcı bilgi formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve Ki-kare testi kullanıldı. Önemlilik düzeyi p<0.05 olarak alındı. Araştırma kapsamına alınan annelerin yaş ortalaması 31.32±4.88yıl, bebeklerin yaş ortalaması ise 14.17±6.57 ay olarak bulundu. Bebeklerin sadece anne sütü alma ortalamaları 4.67±2.17 aydı. Annelerin %83.5'i tamamlayıcı beslenme ile ilgili bilgi almış, bilgi alınan kaynak olarak sağlık personeli %59.5 ile ilk sırada yer almıştır. Annelerin %48.3'ü anne sütünün tek başına yetersiz olduğunu düşündüğü için tamamlayıcı besine başlamıştır. Annelerin bebeklerine ilk olarak başlamayı tercih ettiği tamamlayıcı besin ise %42.1 ile yoğurt olmuştur. Annenin sahip olduğu çocuk sayısı, tamamlayıcı beslenme ile ilgili bilgi alma durumu, bebeğin ailenin kaçıncı çocuğu olduğu ve herhangi bir sağlık sorunu olma durumu ile tamamlayıcı besinlere başlama zamanı, başlama nedeni ve ilk olarak başlanan tamamlayıcı besin arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p<0.05). Annenin eğitim durumu, çalışma durumu ve ailenin gelir durumu ile tamamlayıcı besine başlama nedeni ve ilk olarak başlanan tamamlayıcı besin arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p<0.05). Aile tipi ile tamamlayıcı besine başlama nedeni arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç olarak annelerin üçte birinin tamamlayıcı besinlere zamanında başlamadığı, çoğunun tamamlayıcı beslenmeye başlama nedenini yanlış olarak değerlendirdiği ve hangi besinlerin verilmesi gerektiği konusunda eksik bilgiye sahip oldukları belirlendi. Anahtar Kelimeler: Anneler, bebek, emzirme, hemşirelik, tamamlayıcı beslenme

AnnelerBebeklerBeslenme+5
Aleyna Akpınar
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn kontrolünün öğrencilerin sigaraya yönelik algılarına etkisi

Amaç: Bu çalışma ilköğretim altı, yedi ve sekizinci sınıf öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kontrolünün sigaraya yönelik algılarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemini İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü?ne bağlı her üç sosyo-ekonomik grubu temsil eden okullar arasından basit rastgele örneklem yöntemi ile seçilen, 514 altı, yedi ve sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Çocuk Karar Denge Ölçeği ve Anne-Baba İzlem Ölçeği Ergen Formu kullanılarak elde edilmiştir. Veriler 15 Şubat-15 Mart 2013 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ortalama, yüzdelik hesaplamalar, kruskal wallis analizi, ileri analiz için düzeltilmiş bağımsız gruplarda t-testi ve düzeltilmiş Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin 266?sı kız, 248?i erkektir. Öğrencilerin % 39.3?ü (202) altıncı sınıfta, % 29.8?i (153) yedinci sınıfta ve % 30.9?u (159) sekizinci sınıfta eğitim görmektedir. Ebeveyn tutumunu algılama durumuna göre öğrencilerin sigara yarar algı puan ortalamaları (p=0.000) arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir fark saptanmıştır. Ebeveyn kontrolünün okul izlemi alt boyutu sigara yarar algısı (p=0.046), sağlık izlemi alt boyutu sigara zarar algısı (p=0.037) ve kısıtlayıcı izlem alt boyutu sigara yarar algısı (p=0.000) puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır. Sonuç: Algılanan ebeveyn kontrolü yüksek olan çocukların sigara yarar algıları düşük ve sigara zarar algıları yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sigara yarar ve zarar algısı, Ebeveyn kontrolü, Karar Denge Ölçeği, Adölesan, Sigara

AlgıAna-babaErgenler+3
Zehra Sözkesen
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin benlik kavram düzeyleri ile algıladıkları akademik başarılarının sigaraya yönelik algılarına etkisi

Amaç: Bu çalışma, ilköğretim altı, yedi ve sekizinci sınıf öğrencilerin benlik kavram düzeyleri ile algıladıkları akademik başarılarının sigaraya yönelik algılarına etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı-kesitsel olarak yapılmıştır. Yöntem: Çalışmada veriler Sosyo-Demografik Veri Toplama Formu, Pier-Herris Benlik Kavram ölçeği ve Çocuk Karar Denge Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın evrenini İzmir İl milli Eğitim Müdürlüğü?ne bağlı her üç sosyo-ekonomik grubu temsil eden ilköğretim okulları arasından basit rastgele örneklem yöntemi ile seçilen 3 okulun altı, yedi ve sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Her okulun altı, yedi ve sekizinci sınıflarından rastgele seçilen iki şubede yer alan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden, ebeveyn izni alınmış ve okuma/öğrenme güçlüğü olmayan 374 öğrenci araştırma kapsamına alınmıştır. Veriler Aralık 2012 - Ocak 2013 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik hesaplamalar, t testi kullanılmıştır. Bulgular: Benlik kavram algısı olumlu olan öğrencilerin sigara yarar alt boyutu puan ortalamaları 7.12 ± 2.18 iken benlik kavram algısı olumsuz olanların 8.61 ± 3.76?dir. (p=0.000). Benlik kavram algısı olumlu olan öğrencilerin sigara zarar alt boyutu puan ortalamaları 29.01 ± 2.47, benlik kavram algısı olumsuz olanların 28.11 ± 3.49?dur (p=0.004). Kendini başarılı algılayan öğrencilerin sigara yarar alt boyutu puan ortalamaları 7.81 ± 3.13, kendini başarısız algılayan öğrencilerin 8.27 ± 3.39?dur. (p=0.333). Kendini başarılı algılayan öğrencilerin sigara zarar alt boyutu puan ortalamaları 28.47 ± 3.19, kendini başarısız algılayan öğrencilerin 29.01 ± 2.05?dir. (p=0.235). Sonuç: Benlik algısı olumlu olan çocukların sigara yarar algıları düşük ve sigara zarar algıları yüksek, benlik algısı olumsuz olan çocukların ise sigara yarar algıları yüksek ve sigara zarar algıları düşük bulunmuştur. Akademik başarı algısı, sigaraya yönelik yarar ve zarar algılarını etkilememiştir. Anahtar Kelimeler: Benlik Kavramı, Sigara, Akademik Başarı Algısı, Sigara Yarar ve Zarar Algısı

Akademik başarıAlgıBenlik+6
Hilal Parlak Sert
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde yenidoğan yoğun bakım ünitesinde preterm bebeği yatan annelerin kaygı düzeyleri

Araştırma Covid-19 pandemisinde yenidoğan yoğun bakım ünitesinde preterm bebeği yatan annelerin kaygı düzeylerini incelemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırma, Trabzon il merkezinde bulunan bir eğitim araştırma hastanesinin yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebeği yatan ve dahil edilme kriterlerine uyan 65 pretermin annesi ile yapıldı. Araştırma verileri, Anne-Bebek Bilgi Formu ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi, One Way Anova Analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Bonferroni ve Tamhane testi kullanıldı. Araştırmaya katılan annelerin %53.8'inin 30 yaş altında, %50.8'inin lise eğitim düzeyine sahip olduğu ve %60'ının çalışmadığı saptandı. Pretermlerin %53.8'inin geç preterm (33-37 gebelik haftası), %41.5'inin düşük doğum ağırlıklı (1500-2500 gr) ve %40'ının solunum cihazına bağlı olduğu belirlendi. Annelerin daha önceki düşük öyküsü, pretermin doğum haftası, doğum kilosu, solunum cihazına bağlı olma durumu, oral beslenme durumu, preterm bebeği annenin ilk gördüğü yer, yoğun bakım ünitesinde pretermi kucağa alma ve emzirme durumu, pretermin hastalığı hakkında yeterince bilgilendirildiğini düşünme ve annenin yoğun bakım ünitesinde pretermi gördüğünde hissettiği ilk duygu ile annelerin durumluk kaygısı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05).Pretermin doğum haftası, doğum kilosu, cinsiyeti ve solunum cihazına bağlı olma durumu ile annelerin sürekli kaygısı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç olarak preterm bebeğe sahip annelerin durumluk kaygısı yüksekti. Araştırmada annelerin durumluk kaygısını etkileyen en önemli faktörler; annelerin yoğun bakım ünitesinde pretermi kucağa alma ve emzirme durumu, pretermin hastalığı hakkında yeterince bilgilendirildiğini düşünme, pretermin durumu ile ilgili bilginin alındığı kişi ve annenin yoğun bakım ünitesinde pretermi gördüğünde hissettiği ilk duygu olduğu belirlendi.

AnksiyeteAnnelerBebek-prematür+6
Ayşegül Gençtürk
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsi hastası çocuklarda nöbet öz yeterliliğinin belirlenmesi

Araştırma epilepsi hastası çocuklarda nöbet öz yeterliliğinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Trabzon il merkezinde bulunan bir üniversite hastanesinin pediatri servislerinde yatan ve pediatri nöroloji polikliniğine başvuran 8-17 yaş arası epilepsi hastası 62 çocuk ve ebeveynleri çalışmaya dâhil edildi. Araştırmada verileri Çocuk Tanıtım Formu, Epilepsili Çocuklarda Nöbet Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılarak toplandı. Veriler Statistical Package for Social Sciences 24.0 paket programı kullanılarak analiz edildi. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Tamhane testi ve Sperman korelasyon analizi kullanıldı. Araştırmaya katılan epilepsili çocukların annelerin yaş ortalaması 38.80±5.30, babaların yaş ortalaması 41.69±6.00 olarak belirlendi. Ailedeki çocuk sayısı ortalaması ise 2.77±0.91'dır. Epilepsili çocukları yaş ortalaması 11.67±1.71 olup devam ettikleri sınıf ortalaması 6.22±2.09'dur. Çocuğun aile tipi,okul başarı durumu, ailede başka epilepsi hastası bulunma durumu, tanı süresi, ilacını düzenli kullanma durumu, arkadaş ile oyun oynama ve vakit geçirmesini kısıtlama durumu, spor faaliyetlerine katılımını kısıtlama durumu, sosyal aktivitelere katılımını kısıtlama durumu, en son nöbet geçirme süresi ve nöbet öz yeterliliği arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Epilepsili çocuğun yaşı ile nöbet öz yeterlilik arasında pozitif yönlü, ailedeki çocuk sayısı ve anne yaşı ile nöbet öz yeterliliği arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç olarak epilepsi hastası çocukların nöbet öz yeterlik düzeylerinin orta olduğu belirlendi. Epilepsili çocuklarda nöbet öz yeterliğin belirlenmesi, hastalık yönetimi açısından son derece önemlidir. Hemşireler çocuğun nöbet özyeterlik düzeyini belirleyerek verdiği eğitimlerle çocuğun nöbetini yönetme ve hastalıkla baş etme sürecine olumlu katkı sağlamalıdır.

EpilepsiHemşirelikNöbetler+2
Tuğba İnci
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek çocuklarda sünnet yaşının çocukların benlik algısı ve anksiyetesi üzerine etkisi

Araştırma erkek çocuklarda sünnet yaşının çocukların benlik algısı ve anksiyetesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmaya Mayıs-Haziran 2021 tarihleri arasında Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet ilkokullarında öğrenim gören, dahil edilme kriterlerine uyan, ilköğretim 4. sınıfa devam eden 342 erkek öğrenci ile yapıldı. Araştırmanın verileri Soru Formu, Piers-Harris'in Çocuklarda Öz Kavramı Ölçeği ve Çocuklar için Sürekli Kaygı Envanteri kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma), Bağımsız Örneklem t, One Way Anova, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Tamhane ve Spearman korelasyon testleri kullanıldı. Çocukların sünnet yaş ortalamasının 26.58±26.90 ay olduğu ve %21.10'unun 3-6 yaş grubunda sünnet olduğu tespit edildi. Çocukların Sürekli Kaygı Envanteri toplam puan ortalaması 33.53±6.07 (min-max; 20-60) ve Piers-Harris'in Çocuklarda Öz Kavramı Ölçeği toplam puan ortalaması 63.49±8.19 (min-max; 0-80)'dur. 3-6 yaş grubunda sünnet olanların sürekli anksiyete puan ortalamaları yüksekti ve anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). 3-6 yaş grubunda sünnet olan çocukların benlik algısı puan ortalamaları düşüktü ancak anlamlı farklılık tespit edilmedi (p>0.05). Çocukların Sürekli Kaygı Envanteri puan ortalamaları ile baba eğitim düzeyi ve mesleği, sosyal güvence durumu, gelir durum algısı, çocuğun sünnete psikolojik tepki verme ve ameliyathane koşullarında sünnet olma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0.05). Piers-Harris'in Çocuklarda Öz Kavramı Ölçeği puan ortalaması ile baba eğitim düzeyi ve mesleği, sosyal güvence durumu, gelir durum algısı, çocuğa sünnet olacağı konusunda bilgi verilme durumu, sünnet sonrası komplikasyon yaşama durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç olarak, çocukların 3-6 yaş döneminde sünnet edilmesi sürekli anksiyetelerini artırmakta olup benlik algısı (öz kavram) üzerine bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşıldı. Hemşireler ailelere ideal sünnet yaşı ve fallik dönemde (3-6 yaş) sünnet yaptırılmaması konusunda danışmanlık sağlamalıdır.

AnksiyeteBenlik algısıErkek çocuklar+4
Feride Yavuz
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Glamorgan pediatrik basınç ülseri risk tanılama ölçeğinin geçerlilik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Glamorgan pediatrik basınç ülseri risk tanılama ölçeğinin Türk çocukları için geçerlilik ve güvenirliğini test etmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu çalışma metodolojik bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemi; çocuk yoğun bakım ünitesinde yatan 120 çocuk oluşturmuştur. Veriler, Çocuk Tanıtım Formu ve Glamorgan Pediatrik Basınç Ülseri Risk Tanılama Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde ROC analizi, bilinen grup karşılaştırması (t testi), fisher ki kare testi, kappa uyum testi kullanılmıştır. Bulgular: Türkçe ölçeğin, dil geçerliği çeviri ve geri çeviri, içerik geçerliği uzman görüşleri tekniği ile sağlanmıştır. Ölçeğin ROC analizi ile belirlenen kesme noktası 19.5 olup, bu noktada ölçeğin duyarlılığı 0.976 ve özgüllüğü 0.350 olarak hesaplanmıştır. Ölçek eğri altı alanı 0.617- 0.800 arasında bulunmuş olup, ölçeğin kabul edilebilir düzeyde ayrıma sahip olduğu belirlenmiştir. Basınç ülseri gelişen hastalarla gelişmeyen hastaların, Glamorgan Pediatrik Basınç Ülseri Risk Tanılama ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmış olup, ölçeğin riskli olan ve olmayan hastaları anlamlı şekilde ayırabildiği sonucuna varılmıştır (p<0.05). Glamorgan Pediatrik Basınç Ülseri Risk Tanılama Ölçeği'nin, basınç ülseri gelişen hastaların % 100'ünü, anlamlı şekilde yüksek riskli olarak tanımladığı saptanmıştır. Gözlemciler arası uyum %100 bulunmuştur. Sonuç ve Öneriler: Glamorgan Pediatrik Basınç Ülseri Risk Tanılama Ölçeği Türk örnekleminde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araçtır. Ölçeğin 0- 18 yaş arası pediatrik hastalarda basınç ülseri riskini değerlendirmede yaygın olarak kullanılması, ölçeğin çalışmalarda kullanılarak sonuçların değerlendirilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, ölçek, geçerlik ve güvenirlik

BasınçBebeklerGüvenilirlik ve geçerlilik+4
Çiğdem Saçar
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsi hastalığı olan çocuk ve ebeveynlerine yönelik hazırlanan modüler eğitim programının hastalık yönetimine etkisi

Araştırma, "Epilepsi Hastalığı Olan Çocuk ve Ebeveynlerine Yönelik Hazırlanan Modüler Eğitim Programı" (EÇEMEP)'nın, çocuk ve ebeveynlerin bilgi düzeyi, nöbet öz-yeterliği, yaşam kalitesi, kaygı düzeyi ve hastalık yönetimine etkisini değerlendirmek amacıyla, randomize kontrollü çalışma olarak planlanmıştır. Araştırmaya, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Nöroloji Polikliniği'nde Ocak-Haziran 2014 tarihleri arasında epilepsi tanısı ile izlenen, zihinsel yetersizliği olmayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 7-18 yaş grubunda olan toplam 92 çocuk ve ebeveyni katılmıştır. Deney grubunu 42 çocuk ve ebeveyni, kontrol grubunu ise 50 çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan EÇEMEP, çocuk ve ebeveynler ile yapılan görüşmeler, uzman görüşleri ve literatür doğrultusunda hazırlanmıştır. Deney grubundaki çocuklar ve ebeveynlerine EÇEMEP interaktif eğitimler şeklinde uygulanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında deney ve kontrol grubundaki çocuklara ilişkin veriler; Çocuklara Yönelik Epilepsi Bilgi Testi, Epilepsili Çocuklarda Nöbet Öz-Yeterlik Ölçeği, Epilepsiye İlişkin Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüzyüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ebeveynlere ilişkin veriler ise; Aile Tanıtım Formu, Ebeveyne Yönelik Epilepsi Bilgi Ölçeği ve Nöbetlere Yönelik Ebeveyn Kaygıları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu ve Akdeniz Üniversitesi Hastanesi onayı ile çocuk ve ebeveynlerinden yazılı onam alınmıştır. Veriler; sayı, yüzde, Chronbach alfa, bağımsız gruplarda t testi, Kolmogorov-Smirnov testi, ki-kare testi, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, Duncan's testleri ve pearson korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Uygulama sonrası, deney grubundaki çocukların bilgi, nöbet öz-yeterlik ve yaşam kalitesi puan ortalamalarının arttığı, kontrol grubundaki çocukların puan ortalamalarının ise azaldığı ve grupların puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p<0.001). Uygulama sonrasında deney grubundaki ebeveynlerin epilepsiye ilişkin bilgi puan ortalamaları artarken, kontrol grubundakilerin azaldığı ve grupların puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Ancak, uygulama sonrasında deney grubundaki ebeveynlerin kaygı puan ortalamaları belirgin olarak artarken, kontrol grubundakilerin kaygı puanları daha az artış göstermiş ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu bulunmuştur (p<0.001). İzlemlerde, deney grubundaki çocuk ve ebeveynlerin kontrol grubundakilere göre hastalığa ilişkin daha olumlu görüşler kazandığı belirlenmiştir. Sonuçlar doğrultusunda, hemşirelerin multidisipliner yaklaşımla epilepsi hastalığı olan çocuk ve ebeveynlere düzenli eğitim vermeleri önerilmiştir.

Ana-babaBilgiEbeveynler+7
Fatma Dilek Turan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Complementary health approaches used for the symptom on pediatric oncology patients

COMPLEMENTARY HEALTH APPROACHES USED FOR THE SYMPTOM ON PEDIATRIC ONCOLOGY PATIENTS ABSTRACT This study was conducted to determine the complementary health approaches used for the symptoms in pediatric oncology patients, their positive-negative effects and the factors that influence their usage. The research data were obtained by considering three forms of literature created by researchers. These forms; the questionnaire consists of children and information that identifies the family, parents of complementary health approaches they use for common symptoms in children, the use quantity/frequency, whether the side effects and and health professionals to share their status with this approach including parental data form, 7 for children over the age is the data forms of symptom prepared in order to determine their own approach applied. The research data were collected through the method of face-to-face interview with the parents of 156 children in the Pediatric Oncology Clinic and Pediatric Oncology Polyclinic of Akdeniz University Hospital and Ege University Medical Faculty Hospital between March and November 2014. The data were evaluated with number/percentage distributions and the chi-square test. 99.4% of the parents that participated in the research were using at least one of the complementary health approaches for their children. It was discovered that the parents used mind-body practices (96.8%), nutritional suppplements (73.1%) and natural/herbal products (44.2%) among the complementary health approaches for their children. In this study, praying (96.8%), vowing/sacrificing animals (50.6%), carob molasses (27.6%), grape molasses (22.4%) and massage (22.4%) were among the complementary health approaches frequently used by the parents. 42 parents neutropenia and one parent also uses the carob molasses to eliminate the symptoms seen in children with mouth sores that, a total of 35 parents; pain (n=34) and irritability (n=1) is applied the child massage to eliminate the symptoms, 32 parents neutropenia, a parent in the mouth sores, loss of appetite and grape molasses used to eliminate the symptoms of weakness that. Parents stated that they used complementary health approaches due to reasons such as strengthening the immune system of their children (61.3%), doing their best for their treatment (38.1) and preventing the side effects of the drugs/radiotherapy (25.8%). None of the parents experienced any side effects based on the usage of the complementary health approaches. No statistically significant relationships were found between the family structure, economic status, the status of having the same disease within the family, age group of the mother and educational status of the mother and the usage of complementary health approaches (p>0.05). It is seen that complementary health approaches on pediatric oncology patients are increasing rapidly. A nurse is a member of the healthcare team who communicate with child and his/her parents in the closest and most frequent way. Nurses serving children with diagnosis leukaemia and their parents should inform parents about complementary health approaches which have no evidence and is potentially harmful and encourage them to approaches supportive to medical treatment. Key Words: Cancer, Child, Complementary health approach, Nurse

Signs and symptomsNursingNursing care+4
Duygu Yıldız Kemer
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tedavisi biten kanserli adölesanların (13-18 yaş) yaşam kalitesini etkileyen etmenlerin belirlenmesi

Araştırma, tedavisi biten kanserli adölesanların (13-18 yaş) yaşam kalitesini etkileyen etmenlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini Şubat 2009 - Eylül 2009 tarihleri arasında İzmir'de iki üniversite ve iki devlet hastanesinin çocuk onkoloji polikliniğine gelen tedavisi biten 90 adölesan (13-18 yaş) oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak çocuklar için yaşam kalitesi ölçeği adölesan formu (13-18 yaş) ve tanıtıcı bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik dağılımı, bağımsız iki grupta t-testi, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır.Çalışmada adölesanların %43.3'ü kız, %56.7'si erkektir. Adölesanların yaş ortalaması 15.98±1.60'tır. Adölesanların ilk tanı alma yaşı ortalaması 11.18±3.80'dir. Adölesanların cinsiyetlerine göre yaşam kalitesi ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Çocukluk döneminde kanser tanısı alan çocukların yaşam kalitesi ölçeğinden aldıkları (fiziksel, duygusal, okul, psikososyal, ölçek) puan ortalamaları, adölesan döneminde tanı alanlardan daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Adölesanların aldığı tanıya göre ölçek toplam puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Adölesanların tedavileri ile psikososyal sağlık ve ölçek toplam puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Adölesanların annelerinin eğitim durumu ve babalarının çalışma durumu ile yaşam kalitesi ölçeğinden aldıkları (fiziksel, duygusal, sosyal, okul, psikososyal, ölçek) puan ortalamaları, arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Babaların eğitim durumu ile adölesanların yaşam kalitesi ölçeğinden aldıkları duygusal işlevsellik, psikososyal sağlık ve ölçek toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Adölesanların annelerinin çalışma durumu ile sosyal işlevsellik puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Adölesanların babalarının çalışma durumu ile yaşam kalitesi ölçeğinden aldıkları (fiziksel, duygusal, sosyal, okul, psikososyal, ölçek) puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Ebeveynlerin ekonomik durumu ile adölesanların sosyal işlevsellik puan ortalaması arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).Sonuç olarak bu çalışmada yer alan adölesanların tedavi sonrasında yaşam kalitelerinin etkilendiği saptanmıştır. Tedavisi biten kanserli adölesanların yaşam kalitesinin geliştirilmesi için gerekli hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanması önerilmektedir.

ErgenlerNeoplazmlarYaşam kalitesi
Serap Tuna
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik ilaç hazırlama ve uygulamada yapılan hataların önlenmesine yönelik hemşirelik stratejilerinin geliştirilmesi

Amaç: İlaç uygulama hataları sistemdeki birçok faktörün etkileşimi ile oluşmaktadır. Bu faktörleri tanımlamak ilaç uygulama hatalarını azaltmada önemlidir. Türkiye'de pediatrik ilaç hatası sıklığı ve hatalara yol açan faktörler konusunda bilinenler son derece sınırlıdır. Bu çalışma pediatrik ilaç uygulama hatalarının sıklığını, tiplerini, hataya yol açan faktörleri tanımlamak ve Organizasyonel Kaza Modeli'ne (OKM) göre hazırlanan ilaç uygulama hatalarını önleme girişimlerinin etkinliğini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır.Yöntem: Tek grupta öntest-sontest yarı deneysel tasarımla yapılan bu araştırmada ilaç uygulama hatalarının sıklık ve tiplerinin belirlenmesinde gözlem yöntemi kullanılmıştır. Hatalara yol açan faktörler, gözlem ve Kritik Olay Tekniği kullanılarak hemşirelerle yapılan görüşmelerle belirlenmiştir. Hatalar ve yol açan faktörler OKM'ne göre sınıflandırılmıştır.Bulgular: Girişim öncesi, %28.2 olan ilaç uygulama hatası oranı; hata önleme girişimleri sonrasında %21.4 olmuştur. En sık yapılan zaman ve doz hatalarında; önleme girişimlerinden sonra sırasıyla %3.6 ve %3 oranında azalma sağlanmıştır. İlaç uygulama sürecinde bölünme oranı %36.3'den %23.2'ye düşmüştür. OKM'ne göre hataların büyük bölümünü ihlaller oluşturmaktadır. İhlal ve hataya yol açan faktörlerin büyük bölümü sistemle ilgilidir. İlaç uygulama protokollerinin yetersiz olması, işyükü, bölünmeler, personel ve araç yetersizliğinin hatalara neden olduğu bulunduğu belirlenmiştir.Sonuç: İlaç uygulama hatalarını tanımlayan ve gözlem yöntemi ile yapılan çalışmaların eksikliği bulgularımızı önemli kılmaktadır. Sonuçlarımız ile uluslararası diğer çalışma sonuçlarının benzerliği, ilaç uygulama hatalarının evrensel bir problem olduğunu desteklemektedir. Bu çalışma, ilaç uygulama hatalarının çok faktörlü olduğunu, hataya yol açan faktörlerin anlaşılmasına yönelik yönetim stratejilerinin kullanılmasını desteklemektedir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+7
Suzan Özkan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öz yeterlilik düzeylerinin sigara yarar/zarar algısına ekisi

Amaç: Bu çalışma çocukların öz-yeterlilik düzeylerinin sigara yarar-zarar algılarına etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı-kesitsel olarak yapılmıştır.Yöntem: Araştırmanın verileri Sosyo-Demografik Veri Toplama Formu, Öz Etkililik-Yeterlilik Ölçeği Çocuk Formu ve Çocuk Karar Denge Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Örnekleme alınacak okulların seçimi için İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı tüm ilçeler, küme örneklem yöntemi ile merkez ilçeler ve taşra ilçeler olarak kümelenmiş ve rastgele olarak seçilen iki taşra ve bir merkez ilçe seçilmiştir. Belirlenen ilçelerden hangi okulun alınacağını belirlemek için basit-tesadüfi rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklemi rastgele seçilen 288 ilköğretim beşinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Veriler Eylül 2010 tarihinde toplanmıştır. Öz Etkililik-Yeterlilik Ölçeği kesme noktasının belirlenmesi için ROC analizi yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik hesaplamalar, t testi kullanılmıştır.Bulgular: Öz yeterlilik düzeyi yüksek olan çocukların sigara yarar algı puan ortalaması 7.24 ± 2.54 iken düşük olan çocukların sigara yarar algı puan ortalaması 9.37 ± 5.41 olarak saptanmıştır. Öz yeterliliği yüksek olan çocuklar ile öz yeterliliği düşük olan çocukların sigara yarar algı puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (t=2.117, p=.042). Öz yeterlilik düzeyi yüksek olan çocukların sigara zarar algı puan ortalaması 29.00±2.20 iken düşük olan çocukların sigara zarar algı puan ortalaması 27.26±4.31 olarak saptanmıştır. Öz yeterliliği yüksek olan çocuklar ile öz yeterliliği düşük olan çocukların Sigara zarar algı puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (t=2.206, p=.035).Sonuç: Öz yeterlilik düzeyi yüksek olan çocukların sigara yarar algıları düşük ve sigara zarar algıları yüksek, öz yeterlilik düzeyi düşük olan çocukların ise sigara yarar algıları yüksek ve sigara zarar algıları düşük bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Öz yeterlilik, Karar Denge, Sigara, Çocuk

DengeErgenlerKarar verme+4
Hanife Ülgen
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların algıladıkları ebeveyn tutumlarının sigara algıları üzerine etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı çocukların algıladıkları ebeveyn tutumlarının sigara algıları üzerine etkisini incelemektir.Yöntem: Çalışma İzmir İli Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ilköğretim okulları arasından olasılıklı örneklem yöntemlerinden tabakalı örneklem yöntemine göre üst, orta ve alt sosyoekonomik gruptan basit tesadüfi yöntemle seçilen Bornova Kars Halil Atilla, Esentepe ve Menderes Gazi ilköğretim okullarında yapılmıştır. Veriler Bornova Kars Halil Atilla ilköğretim okulundan 100 öğrenciden, Esentepe İlköğretim okulundan 83 öğrenciden, Menderes Gazi İlköğretim okulundan 67 öğrenciden toplanmıştır. Örneklemi 250 ilköğretim 6,7 ve 8. sınıf öğrencisi oluşturmuştur.Bulgular: Çalışmaya katılan 250 öğrencinin 117'si erkek, 133'ü kızdır. Kızların yaş ortalaması 13.1 + 0.98, erkeklerin yaş ortalaması 13.3 + 0.88'dir. Ailelerin %13.6'sı düşük, %79.4'ü orta ve %7.0'ı yüksek gelire sahiptir. Annelerin %30.1'i, babaların%53.6'sı sigara kullanmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin yakın arkadaşlarının %15.0'i sigara kullanmaktadır. Çocukların ebeveyn tutumlarına göre Karar Denge Ölçeği yarar puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu saptanmıştır (F= 3.172, p= .025). Çocukların ebeveyn tutumlarına göre KDÖ zarar (p= .698) alt boyutu puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır.Sonuç: Ebeveyn tutumları çocukların sigaraya yönelik yarar algılarını etkilerken, zarar algılarını etkilememektedir.Anahtar Sözcükler: Sigara yarar ve zarar algısı, ebeveyn tutumları, karar denge ölçeği, adölesan, sigara.

AlgıAna-babaAna-baba tutumu+5
Seniha Kahraman
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim okullarında zorbalığa yönelik geliştirilen programın etkisinin incelenmesi

Amaç: Anne-baba izlem ölçeğinin (ABİÖ) Türk örnekleminde geçerlik ve güvenirlik çalışmasını gerçekleştirmek, zorbalığa yönelik geliştirilen programının etkinliğini değerlendirmek, anne-baba izlem durumu ve öğrencilerin sağlık sorunları ile zorbalık arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Yöntem: Araştırma metodolojik, deneysel ve tanımlayıcı tipte araştırma bölümlerinden oluşmaktadır. Metodolojik olarak; ABİÖ'nin geçerlik-güvenirlik çalışması İzmir'de üç ilköğretim okulunun altıncı, yedinci ve sekizinci sınıfında 532 öğrenci ile yapılmıştır. Deneysel aşama; iki okulda altıncı sınıfta öğrenim gören 113 öğrenci ile deney kontrol gruplu öntest-sontest izleme modeli kullanılarak yapılmıştır. Veriler Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu kullanılarak toplanmıştır. Deney grubundaki öğrencilere beş hafta süre ile zorbalığı önleme programı uygulanmış, ebeveynlerine ve öğretmenlere seminerler verilmiştir. Veriler eğitimden iki hafta, altı ay ve bir yıl sonra toplanmıştır. Tanımlayıcı aşama; 113 öğrenci ve ebeveynleri ile yapılmış, ABİÖ ve sağlık sorunlarını tanılama formu kullanılmıştır. Veriler varyans analizi, t-testi, ki-kare ve korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: ABİÖ'nin altboyutlarında cronbach alfa 0.62-0.78 arasında bulunmuştur. Grupların zorba ve kurban puanlarının grup, zaman ve grup zaman değişkenine göre kurban boyutunda anlamlı olduğu, zorba boyutunda ise sadece grup zaman faktöründe anlamlı olmadığı saptanmıştır. Zorba ve kurban puanları ile düşük düzeyde pozitif yönde kısıtlayıcı izlemde anlamlı ilişki saptanmıştır. Kurban puanı yüksek grupta olan öğrencilerin kurban puanı düşük olanlara oranla daha fazla sorun yaşadıkları saptanmıştır.Sonuç: ABİÖ geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Zorbalığa yönelik geliştirilen programın öğrencilerin zorba ve kurban olma oranlarını azaltmada etkili olduğu, bu etkinin kurbanlarda uzun süre devam ettiği, zorbalarda ise birinci yılda anlamlı olmadığı saptanmıştır. Kurbanlar zorbalara oranla daha fazla sağlık sorunu yaşamaktadır.

Ana-babaOkul hemşireliğiZorbalık+3
Hülya Karataş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İki aylık bebeklerde iki farklı bölgeye sırayla uygulanan aşıların oluşturduğu ağrıyı azaltmada emzirme yönteminin etkinliği

Arastırma, rutin ası uygulaması için getirilen iki aylık saglıklı bebeklere iki farklı bölgeye (sag ve sol vastus lateralis kaslarına) sırayla uygulanan asıların olusturdugu agrıyı azaltmada emzirme yönteminin etkinligini incelemek amacı ile randomize kontrollü deneysel olarak yapılmıstır. Arastırma verileri 1 Temmuz 2012- 25 Kasım 2012 tarihleri arasında Antalya 8l Saglık Müdürlügü 3 nolu Vali Saim Çotur Aile Saglıgı Merkezine ası uygulaması için getirilen 100 bebekten arastırmacı tarafından toplanmıstır. Arastırmada, örneklem grubunun randomizasyonu sistematik rastgele örneklem yöntemi (kapalı zarf yöntemi ile) kullanılarak gerçeklestirilmistir. Ası uygulaması sırasında emzirme yöntemi uygulanan deney grubunu 50, rutin uygulama yapılan kontrol grubunu 50 bebek olusturmustur. Arastırmanın toplam örneklem sayısı 100?dür. Arastırmamızda deney grubu bebeklerin ası uygulaması öncesi 5 dakika, islem sırası ve sonrasında annelerini emmeleri saglanmıstır. Kontrol grubuna ise rutin uygulama dısında hiçbir uygulama yapılmamıstır. Verilerin toplanmasında; bebeklere ait tanıtıcı bilgileri içeren ?Bilgi Formu?, ası uygulaması sırasında olusan agrının fizyolojik belirtilerinden olan oksijen saturasyonu ve kalp atım hızını belirlemek için ?Pulse Oksimetre Cihazı?, ası uygulaması sırasında bebegin aglamalarını ve davranıssal degisikliklerini kaydetmek için ?Kamera (Sony DSC-HC21) Cihazı?, ası uygulaması sırasında bebegin agrıya davranıssal yanıtlarını degerlendirmek için ?Yenidogan-Bebek Agrı Degerlendirme Skalası (Neonatal Infant Pain Scale-NIPS) kullanılmıstır. Arastırma; ilgili kurumlardan, Akdeniz Üniversitesi Saglık Bilimleri Enstitüsü Etik Kurulundan yasal izinler alındıktan sonra uygulanmaya baslanmıstır. Arastırmanın yapıldıgı Aile Saglıgı Merkezinde görev yapan tüm çalısanlara, ası uygulamasını yapan aile saglıgı elemanına ve arastırmaya alınan bebeklerin ebeveynlerine arastırmanın amacı ve uygulaması hakkında gerekli açıklamalar yapılmıstır. Arastırmaya katılan bebeklerin annelerinin onayları sözlü ve yazılı olarak alınmıstır. Arastırmada toplanılan verilerin istatistiksel analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 20.0 paket programı kullanılarak yapılmıstır. Arastırma sonuçlarının analizinde; yüzdelik dagılımlar, ortalama, standart sapma, ki-kare testi, cronbach alfa tutarlılık katsayısı, gruplar arası karsılastırmada Independent Sample t testi, ve Mann-Whitney U testi kullanılmıstır. Tüm analizlerde pM 0,05 anlamlı olarak kabul edilmistir. Arastırmada ası uygulaması sırasında emzirme grubunu olusturan bebeklerin kontrol grubuna göre, kalp atım hızlarının düsük, oksijen saturasyonu degerlerinin yüksek ve aglama sürelerinin kısa oldugu belirlenmistir. Tüm bu fizyolojik göstergeler, emzirilen bebeklerin ası uygulaması sırasında daha az agrı hissettiklerini göstermistir. Arastırmada emzirme grubunu olusturan bebeklerin kontrol grubuna göre islem sırası ve sonrasında NIPS puan ortalamalarının düsük oldugu belirlenmistir. Emzirme yönteminin bebeklerde asıya baglı olusan davranıssal degisiklikleri azalttıgı görülmüstür. Arastırmada ası uygulaması sırasında olusan agrıyı azaltmada emzirme yönteminin etkin oldugu belirlenmistir. Bu yöntemin uygulandıgı bebekler ası uygulanması sırasında daha az agrı yasamıslardır. Anahtar kelimeler: Yenidogan, Bebek, Agrı, Ası uygulaması, Nonfarmakolojik Yöntemler, Hemsire.

AğrıAşılamaBebek-yenidoğmuş+3
Münevver Erkul
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2013
00