Biruni University
Anabilim Dalı

Coğrafya Anabilim Dalı

Biruni University

494

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kızıltepe ilçesi'nin (Mardin) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Bu çalışmada Ülkemizin Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Mardin İli'ne bağlı Kızıltepe İlçesi'nin nüfusu, yerleşme özellikleri ve ekonomik faaliyetleri incelenmiştir. Kızıltepe ilçesinin 1935?2007 yılları arası bazı dönemlerde nüfusta artış, bazı dönemlerde ise nüfusta azalmalar görülmüştür. Doğal ve beşeri faktörlerin etkilediği nüfus artışı ve azalması nüfusun aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunlukları, yerleşmelerin nüfus büyüklüğü, cinsiyet yapısını ve eğitim durumunun değişmesini sağlamıştır. Kızıltepe İlçesi'nin nüfus açısından en önemli özelliği 1935 yılından bu yana nüfusunun büyük artış göstermesi ve kırsal kesim ile şehirsel kesim arasında fazla sayıda nüfus göçü görülmesidir.Kızıltepe İlçe merkezi yerleşmesi milattan önceye dayanmakta ve araştırma sahamızın büyük bir kısmının verimli bir ovaya sahip olması, tarih boyunca önemli bir yerleşim yeri olarak önemini korumasını sağlamıştır. Saha içinde yerleşmelerin büyük kısmının ovalık alanda yoğunlaştığı görülmektedir.Araştırma sahası ova tabanı ve yükseltinin 1050 metreyi geçmeyen dağlık alanlar olmak üzere 2 farklı morfografik üniteden meydana gelmektedir. Zengin alüvyal arazinin hâkim olduğu ova tabanında zirai faaliyetler yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Kuzeydeki engebeli ve dağlık alanlarda ormancılık, bağ-bahçe ve hayvancılık faaliyetleri hâkim ekonomik faaliyeti oluşturmaktadır. Araştırma sahasında tarım alanları arazi kullanımı içerisinde en fazla orana sahiptir. Toplam tarım alanı içerisinde tarla tarımı yapılan alanlar % 94,5'lik oran ile en önemli kullanımı oluşturmaktadır. Bölgede buğday, mercimek, arpa, mısır ve pamuk en fazla üretilen ürünlerdir. Son yıllarda tarımda sulamanın başlamasıyla meyvecilik dikkat çeken bir ekonomik faaliyettir.Anahtar Kelimeler: Kızıltepe, Mardin, Nüfus, Yerleşme, Tarım,

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerDoğal çevre+6
Cebrail Öztürk
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ilinde pamuk tarımı ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesindeki tekstil fabrikaları

Adana ili 35° - 38° kuzey enlemleri ile 34° - 36° doğu boylamları arasında, AkdenizBölgesi'nde yer almaktadır. Adana ilinin Kuzeyinde Kayseri, doğusunda Kahramanmaraş ve Gaziantep, batısında Niğde ve Mersin güneydoğusunda ise Hatay illeri bulunmaktadır. 14.030 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilin merkez dahil 15 ilçesi, 46 belediyesi, 550 köyü bulunmaktadır. Cumhuriyet'ten önce Adana ilinde tarımsal faaliyetler yok denecek kadar azdı. 1956 yılında Seyhan Barajı'nın açılması, tarımsal mücadelenin başlaması 1970'li yıllarda sulama kanallarının açılması, 1980'li yıllarda II. ürün uygulamasının başlamasıyla pamuk tarımı yapılan alanlar büyük ölçüde artmıştır. Polikültür tarımın yaygın olarak yapıldığı bu ovada pamuk tarımındaki gelişmelerin belirlenmesi ve pamuk tarımının Adana sanayisine olan etkisinin araştırılması yapılacaktır. Adana ilindeki pamuk tarımı ve tekstil fabrikaları Adana ilinin gelişmesinde öncü sektör olmuştur.Bu çalşmada araştırma alanın yeri, sınırları belirtildikten sonra Adana ilinin Türkiyepamuk tarımı ile tekstil sanayisi'ndeki yeri ile ilgili bilgiler verilmiştir.Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Tekstil Fabrikaların üretim, ihracat, kuruluş bilgileri ile Adana Türkiye ekonomisine katkıları ile ilgili bilgiler verilmiştir

AdanaCoğrafi özelliklerEkonomik etki+7
Tayfun Yılmaz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ Şehri'nin eğitim fonksiyonu

Eğitim fonksiyonu, şehrin hizmet üretiminde ve büyümesinde sınırlarının genişlemesinde işlev gören temel fonksiyonların başında yer alır. Eğitim fonksiyonu şehrin gelişmesine hâkim olan yön veren ve adeta şehri yaşatan bir işleve sahiptir. Yani şehrin hâkim olan fonksiyonudur. Şehrin eğitim fonksiyonu, civara ve uzak olan alanlara, dışarıya bağlayan bir niteliğe sahiptir. Şehrin en önemli hizmet ihtiyacının karşılanması, şehrin morfolojisini ve dokusunu etkiler. Eğitim fonksiyonu şehri şekillendiren, dönüştüren bir işleve de sahiptir.Eğitim Fonksiyonu:1-Var olması, gelişmesi ve büyümesi, yönü, toplanma ve dağılması ile mekâna ihtiyaç gösteren, mekânı tanzim eden düzenleyen,2- Merkezi yer, fonksiyonel akım ve coğrafi çevresi büyük olması yönü ile mekânı aşan bir fonksiyonel karaktere sahiptir. Şehrin yakın ve uzak çevresinde etkili olması nedeni ile şehrin, şehir dışı çevresi ile olan ana bağlantılarından birisini meydana getiren fonksiyondur.Elazığ'ın günümüzde üzerinde iskân edildiği yerleşmenin genişlediği sahanın özellikleri, tüm kentsel yaşamı etkilediği, her türlü doğal ve beşeri çevre özelliğini yapısal olarak dönüştürdüğü muhakkaktır. Nüfusun dağılışı, yerleşme dokusu, dikey ve yatay kentleşme eğilimleri, iktisadi faaliyetler, ulaşım ağı, Kuruluş yeri nitelikleri bilinmeden projelerin ortaya konamayacağı temel beşeri faaliyetlerdir. Doğal çevre özelliklerinin başında ise doğal çevrenin niteliklerini iyi tespit etmek gelmelidirEğitim fonksiyonu tarihi dönemlerde doğal çevre koşullarının etkisinde iken sanayi devrimi ve sonrasında yaşanan kentleşme süreci, Yapıyı tamamen tersine çevirmiştir. Dünyada nüfus dağılışı kentler lehine değişmiştir. Kentlerin pek çoğunda kendine özgü sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinin gelişimi ile diğer fonksiyonlarında farklılıklar meydana gelmiştir. Öyle ki jeolojik ve jeomorfolojik açıdan uygun yerleşim şartlarına sahip olmayan pek çok yerleşim birimi ulaşım ağının kavşağında olması veya sanayi ve hizmetin merkezinde yer alması gibi nedenlerle fiziki çevre koşullarından bağımsız olarak büyümüştür.Elazığ'ın eğitim fonksiyonuna dâhil alanlar oluşturulurken, idari, ekonomik, siyasi, teknolojik ve mimari boyutlarının yanında, kuruluş yerinin doğal ve beşeri özellikleri de planlanmalı ve Hem fiziki hem de antropojen boyutlar ve buna uygun yer seçimi, fonksiyonel akım değerlendirilmelidir.

Beşeri coğrafyaElazığEğim+1
Berika Özdal
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya Havzası ve çevresinde iklim özelliklerinin meyveciliğe etkisi

İnceleme alanını oluşturan Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün batısında yer almaktadır. Kuzeyde Doğu Toroslar, güneyde Güneydoğu Toroslar arasında yer alan havza tektonik oluşumlu geniş tabanlı bir üçgen şeklindedir.Coğrafi konumu nedeniyle Malatya Havzası, Doğu Anadolu Bölgesi'nden farklı iklim özellikleri göstermektedir. Yörede karasal iklim özellikleri yaşanmakta olup, yaz mevsimi çevresine göre daha ılıman geçmektedir. Uzun yıllar 366.6 mm olan toplam yağışın büyük bölümü ilkbahar mevsiminde düşmektedir. Yıllık yağış miktarının az, yaz sıcaklıklarının yüksek olması şiddetli kuraklığın yaşanmasını sağlamaktadır. Havzada kaynak sularının azlığı ve mevcutlarının verimli kullanılamaması tarımda sulama sorununu doğurmuştur. Yağış ve sulamanın yetersizliği havzada yaşayan halkı zorunlu olarak meyveciliğe yöneltmiştir. Bu zorunluluk Malatya Havzası ve çevresini Dünya kayısı üretiminde I. sıraya yerleştirmiştir. Yörede kayısı ile birlikte kiraz, elma ve üzün ekonomik anlamada geniş alanlarda üretilen diğer meyve türleridir. Havzada yetiştirilen meyveler özellikle de kayısı iklim şartlarından önemli ölçüde etkilenmektedir. İlkbahar geç donları ve sonbahar erken donları ile birlikte diğer meteorolojik şartlar da havza genelinde meyve üretimini olumsuz etkilemektedir.Bu çalışmada, havza genelinde uzun dönem rasat yapan meteoroloji istasyonlarının verileri kullanılarak havzanın iklim özellikleri belirlenmiştir. Üretim miktarlarının düşük olduğu yıllar ile bahar mevsiminde düşük sıcaklıkların görüldüğü yıllar karşılaştırılmıştır. Ayrıca Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'ne ait otomatik istasyonların verileri de kullanılmıştır.Sonuçta; Malatya Havzası ve çevresinde yaşanan iklim özelliklerinin havzada yetiştirilen meyve türleri için uygun olduğu görülmüştür. Ancak bazı yıllar ilkbahar döneminde yaşanan düşük sıcaklıkların özellikle kayısı üretimini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Üretimin düşük olduğu yıllarda yaşanan olumsuz havza şartlarının havza genelinde aynı ölçüde zarara yol açmadığı da belirlenmiştir. Havzada yaşanan bu farklılık jeomorfolojik özelliklerden kaynaklanmaktadır. Buna en çarpıcı örnek Yeşilyurt ve Battalgazi çevresidir. Yaşanan sıcaklık terselmesi nedeniyle Battalgazi'de meyvelerin düşük sıcaklıklardan etkilenme riski daha yüksektir. Bu nedenle havza genelinde çevresine göre çok alçak alanlar meyve yetiştirilmesi için uygun değildir.Anahtar Kelimeler: Malatya Havzası, Meyvecilik, Kayısı, İklim özellikleri, Sıcaklık terselmesi

Coğrafi özelliklerHavzalarKayısı+7
Ümmiye Hatun
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de idari alanların belirlenmesi ve sorunları: Sumbas örneği

Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü ve Osmaniye İli'nin kuzeybatısında yer alan Sumbas İlçesi'nin idari sınırları içerisinde 16 köy, 48 mahalle ve 17 yayla yerleşmesi yer almaktadır. Sumbas, ilçeye adını veren merkezi yerleşme yeri durumundadırTürkiye'de yasal olarak il, ilçe, bucak ve köy kabul edilen mülki idare alanlarına model olan Sumbas İlçesi'nin kuruluş gerekçelerini belirleyerek, idari alan oluşturmada esas alınan kıstasları büyük ölçüde ortaya koymak; idari coğrafya ve bölge planlaması esaslarına göre il ve ilçe merkezi olabilecek yerleşmelerin sahip olması gereken özellikleri belirlemek; Sumbas İlçesi'nin idari coğrafya bakımından etüt ve analizini yapmak; son 20 yılda il merkezi olan 14 şehir ve Sumbas ilçe merkezinde idari fonksiyona bağlı olarak meydana gelen gelişme ve değişimi net bir şekilde ortaya koymak bu çalışmanın temel amaçlarıdır.Araştırma, Sumbas İlçesi'ni model alarak geçmişten günümüze Türkiye'de mülki idare alanlarının belirlenmesine yönelik uygulamaları, bu uygulamaların ortaya koyduğu sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik önerileri kapsamaktadır.Araştırma, coğrafya ilminin bölgesel coğrafya, beşeri ve ekonomik coğrafya gibi popüler ana bilim dallarının idari coğrafya, kırsal ve şehirsel alan planlaması ve bölge planlaması gibi disiplinlerinin araştırma, yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı bir doktora tezidir.Araştırma, ?bölge, mülki idare alanı, merkezi yer ve şehirleşme? kavramları ile bu kavramların çeşitli bilimsel çevrelerde ele alınış şekilleri ve kuramsal yaklaşımları üzerinde durmaktadır.Araştırma, Türkiye'nin Cumhuriyet öncesinde ve Cumhuriyet dönemdeki mülki idare yapısını belirli bir kronolojik düzen içerisinde ve ayrıntılı bir biçimde ele alarak ülkenin mülki idare yapısını geçirdiği evrelerle birlikte ortaya koymaktadır.Araştırma, 1989-2008 yılları arasında il olan ilçeler ile 1991 yılında belde, 1996 yılında ilçe olan Sumbas için alınan resmi kararlar, kanun teklifleri ve gerekçelerini ayrıntılı bir biçimde ele alarak, Türkiye'deki idari alanların belirlenmesi ile ilgili çalışmaların yasal çerçevesini ortaya koymaktadır.Araştırma, Sumbas İlçesi'nin idari coğrafya özelliklerini etüt etmekte, ilçe merkezinin merkezi özellikleri ile kasabalaşma potansiyelini ortaya koymakta ve merkezi yerler kuramı çerçevesinde yerleşmenin kırsal karakterine vurgu yapmaktadır.ANAHTAR KELİMELER: Türkiye, Sumbas, İdare, Mülki İdare Alanı, Bölge, Merkezi Yer, Merkezi Fonksiyonlar, Şehirleşme, İl, İlçe, Bucak, Belde, Köy.

Coğrafi bölgeCoğrafi konumCoğrafi özellikler+7
Hulusi Karagel
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel mekanların kullanımı ve seyyar satıcılık: Diyarbakır örneği

Günümüz kentlerini şekillendiren önemli unsurlardan birisi de seyyar satıcılardır. Seyyar satıcılar özellikle yoğun göç alan kentlerde varlıklarını daha fazla hissettirirler. Kentsel nüfusun yoğunlaştığı mekânları bir iş sahası olarak kullanırlar. Köşe başları, alt ve üst geçitler, kırmızı ışıklarda kavşaklar, otobüs durakları, metro istasyonları, vapur iskeleleri, kaldırımlar vb. yerler, seyyar satıcıların satış yaptıkları mekanlardır.Gelişmiş ülkelerde göreceli olarak az rastlanan seyyar satıcılara, gelişmekte olan ülkelerde daha sık rastlanır. Seyyar satıcılar, Asya, Afrika, Güney Amerika gibi gelişmekte olan ülkelerin göç ile beslenen büyük kentlerinin adeta değişmez görüntüleridir. Gelişmekte olan birçok ülke, bu işi engellemek bir yana, yoksulluğa çare olarak gördüklerinden seyyar satıcılığı desteklemektedir. Bangladeş, Hindistan, Meksika bu ülkelere örnek olarak verilebilir.Ülkemizde seyyar satıcılığın tarihi eski dönemlere kadar iner. Köy köy gezen çerçiler seyyar satıcıların ilk örnekleri arasındadır. Osmanlı dönemi kentlerinde de seyyar satıcılara rastlanır. Cumhuriyet döneminde ise 1950'li yıllardan itibaren kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru olan göçler sonucunda; İstanbul, İzmir, Ankara ve Diyarbakır gibi hızla büyüyen kentlerimizde seyyar satıcıların sayıca çok fazla arttığı görülmektedir.1990'lı yıllar Diyarbakır'ın kentsel alan ve kent nüfusu açısından çok büyüdüğü yıllardır. Bu dönemde Diyarbakır farklı bir göç olgusu ile karşı karşıya kalmıştır: Zorunlu göç. Bölgede yaşanan terör olayları ve buna bağlı olarak köylerin boşaltılması kentsel nüfusu son 25 yılda iki katından fazla artırmıştır. Kent merkezine sığınan bu vasıfsız insanların tek geçim kaynağı gündelik işler ve seyyar satıcılık olmuştur.İşte bu çalışmanın konusunu da Diyarbakır'da önemli bir geçim kaynağı olan seyyar satıcılık ve seyyar satıcıların kentsel mekânları kullanımı oluşturmaktadır. Diyarbakır'daki seyyar satıcılar, araç ve yaya trafiğinin yoğunlaştığı sokak ve caddeleri aralarında resmi bir sözleşme olmaksızın paylaşmışlardır. Diyarbakır'daki seyyar satıcıların çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. Çocuk yaştaki seyyar satıcılar da azımsanmayacak bir sayıdadır. Seyyar satıcılar arasında evli olanların sayıca fazla olması da bu işin önemli bir geçim kaynağı olduğunun göstergesidir. Diyarbakır'daki seyyar satıcılar kalabalık ailelerden gelmektedir. Ailelerin kalabalık olması ataerkil aile yapısından değil, çocuk sayısının fazlalığından ileri gelmektedir. Seyyar satıcıların eğitim seviyeleri ve elde ettikleri kazançlar da düşüktür. Seyyar satıcıların çoğunluğu göç ile gelenlerin yerleştiği ve gelir seviyesi düşük olan mahallelerde oturmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Seyyar satıcı, Kentsel mekânların kullanımı, Kentsel yoksulluk, Göç, Diyarbakır

DiyarbakırGöçlerKentsel mekan+4
Taner Kılıç
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kürk Çayı Havzasının uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak erozyon riskinin belirlenmesi

Kürkçayı Havzasının Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Kullanılarak Erozyon Riskinin Belirlenmesi çalışmasında adından da anlaşılacağı gibi uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak arazideki erozyon riski belirlenmeye çalışılmıştır.Bu çalışma yapılırken CORINE , ICONE ve Analitik Hiyerarşik Süreç (AHP) yöntemleri incelenmiş, bu yöntemlerden RUSLE modelinden faydalanılarak arazideki erozyon riski belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışma alanı olarak Türkiye'de erozyonun en fazla görüldüğü yerlerden olan Doğu Ana Dolu bölgesi Elazığ ili Sivrice ilçesi Kürkçayı havzası seçilmiştir. Çalışmada eğim, litoloji, jeomorfoloji, arazi kapalılık durumu, bakı, toprak ve ana kaya aşınabilirlilik haritaları kullanılarak mevcut erozyon durumu ve erozyon risk haritaları oluşturulmuş ve bu haritaların değerlendirilmesi yapılmıştır.Sonuç olarak sahanın erozyon risk değerlendirmesini yapmak için çalışmalar değerlendirilmiş ve değerlendirmelerimiz sonucunda Eğim, NDVI, ve NDSI yardımıyla erozyon risk haritası oluşturulmuştur. Çalışma alanının %1'inde erozyon görülmezken, %23.1'inde çok hafif, %31.6'sında hafif, %26.3'ünde hafif şiddetli, %12.7'sinde şiddetli, %5.4'ünde çok şiddetli erozyon riski belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kürkçayı havzası, Erozyon, Uzaktan algılama, Coğrafi bilgi sistemleri

Analitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleriCoğrafya+4
Hulusi Yılmaz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pertek (Tunceli) ilçe merkezinin coğrafi etüdü

Araştırma alanına karşılık gelen Pertek, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün, Aşağı Murat Dağlık Yöresinde yer alan Tunceli iline bağlı bir ilçe merkezidir. Kuzey batısından, Doğu Toroslar'ın uzantısı olan dağlarla, güneyden ise doğudan batıya doğru uzanan Murat Nehri yani şimdiki Keban Baraj Gölü ile çevrilmiştir.Pertek ilçe merkezi, Sakaltutan Dağları'nın güney kesiminde bulunan Süpürgeç Dağı'nın (1844m) güney eteklerinde yer alır. Ortalama yükseltisi 1025 m olan ilçe merkezi akarsuların getirdiği verimli alüvyonların oluşturduğu birikinti yelpazesi üzerinde yer almaktadır.Pertek İlçe'sinin ilk kuruluş tarihi bilinmemesine rağmen, yer değiştirmiş olduğunu ve ilk kuruluş yerinin bugün Keban Baraj Gölü suları içerisinde bir ada görünümünde olan Pertek Kalesi'nin de içerisinde bulunduğu Kerar Mevkii olduğunu söyleye biliriz.Cumhuriyet öncesi bir köy durumunda olan Pertek, 1927 yılında İlçe durumuna getirilmiştir. Pertek 1935 tarihine kadar Elazığ iline bağlı İlçe durumundayken, Tunceli Vilayetinin teşkil edilmesiyle 1936 yılında Tunceli'ye bağlı bir ilçe durumuna getirildi. 1937 yılında Dersim ayaklanması sonucu yine Elazığ'dan yönetilmeye başlanan Pertek, 1946 yılında Tunceli'nin tekrar il olmasıyla birlikte Tunceli'nin 8 ilçesinden biri haline gelmiştir.Pertek'te nüfusun artmasıyla birlikte şehirsel fonksiyonlarda da gelişme ve değişmeler meydana gelmiştir. Hizmet sektörünün ağırlıklı olduğu şehirde turizm ve sanayi alanında daha fazla yatırım olduğu taktirde Pertek kasabasının şehirsel kimliği de kuvvetlenecektir.Anahtar Kelimeler: Pertek Kasabası, Keban Baraj Gölü, Süpürgeç Dağı, Pertek Kalesi.

Beşeri coğrafyaCoğrafi etüdCoğrafi özellikler+3
Emrah Şıkoğlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya ilinde genel arazi kullanımının yükselti kuşaklarına göre değişimi

Malatya, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Güneydoğu TorosKıvrım Sistemi içerisinde yer alan tektonik kökenli bir çöküntü ovasıdır. Malatya, TarihÖncesi çağlardan beri pek çok medeniyetlerin kurulduğu, çeşitli sosyal ve ekonomikfaaliyetlerin gerçekleştirildiği, Türkiye'nin önemli bir ziraat alanıdır. Bugün de verimlitarım arazilerinin geniş yer tuttuğu saha zengin ürün çeşitliliğine sahiptir.Malatya line ait yükselti kuşakları haritasına bakıldığında 750 m'den alçakalanların daha çok ilin doğu kesimlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu kuşağı takipeden 750-1000 m kuşağı, 750 m kuşağını çevreleyerek, baraj gölüne paralel bir uzanışgösterir. 1000-1250 m kuşağı iç kesimlerde geniş bir dağılım sergileyerek daha çok ovave alçak plato gibi düzlük sistemlerine karşılık gelir. Plato alanlarına ve dağyamaçlarına karşılık gelen 1250-1500 m kuşağı ilin batı , güney ve doğu kesimlerindegeniş bir dağılış gösterir. Yükseltinin arttığı kuzey ve güney kesimlerde 1500-1750 mkuşağı geniş alanlar oluşturarak dağlık alanları çevreleyen bir kuşak özelliğinesahipken, 1750 m'den yüksek alanlar bütünüyle dağlık sahalara karşılık gelerekbiribirinden bağımsız kapalı eğriler oluşturur.nceleme alanındaki arazi kullanım durumuna bakıldığında 1500 m'den yüksekalanların daha çok kuru tarım, otlak, orman-fundalık alanlar ve çıplak kayalık alanlarolarak kullanıldığı görülmektedir. 1000-1500 m yükseltileri arasında uzanan alanlardakuru tarım, bağ ve bahçe tarımı ön planda iken daha düşük yükselti değerlerine sahipalanların daha çok sulama imkanlarının bolluğuna bağlı olarak sulu tarım arazileri veyerleşim alanları olarak kullanıldığı görülür.

Fatma Bayındır
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya' da dokuma sanayi

Dokuma sanayi, çeşitli kalite ve türdeki iplikleri dokumaya hazırlayankuruluşlardan meydana gelmektedir. Dokuma endüstrisinde, iplik yapmaya uygunhammaddeye elyaf denilmektedir. Dokuma sanayinde kullanılmakta olan elyaf çeşitlerideğişik kaynaklardan elde edilmektedir.Dokuma sanayi, tesis sayısı, yüksek istihdam hacmi ve aynı zamanda yarattığıkatma değer büyüklüğü açısından Malatya'nın en önemli sanayi sektörüdür. Toplamolarak 52 sanayi kuruluşunun yer aldığı dokuma sanayi sektörü tarihi çağlardan buyana Malatya ve çevresinde önemli bir sanayi kolu olarak mevcuttur. GünümüzdeMalatya'da dokuma sanayinin diğer sanayi faaliyetlerine nazaran gelişmiş bir durumdaolmasının nedeni, bu faaliyetin geleneksel bir işkolu olarak çok eski bir geçmişi olmasıve zamanla teknolojik açıdan gelişme göstermesidir.Bu çalışmada Malatya'da dokuma sanayinin gelişiminde etkili olan hammadde,ulaşım, işçi, Pazar, enerji, sermaye vb. faktörler incelenerek, dokuma sanayi tesislerininbugünkü dağılış ve yapısal özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, dokumasanayinin mevcut sorunları irdelenerek çözüm önerileri ifade edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Malatya, Dokuma Sanayi, Sanayi Kuruluş Yeri

Aynur Albayrak
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya şehrinin çevre sorunları

ÖZETYüksek Lisans TeziANTALYA ŞEHR N N ÇEVRE SORUNLARISavaş BADEMCFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Anabilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: X + 84Antalya şehri, Akdeniz Bölgesi'nin batısında yer alan Antalya Bölümü'ne deismini veren bir il merkezidir. Tarihin ilk çağlarından itibaren yerleşilmiş bir alan olanAntalya şehri, ülkemizde son yıllarda nüfusu en hızlı artan yerlerden biridir.1960'lardan sonra bu saha ve yakın çevresinde başlayan seracılık faaliyeti ve 1980'densonra hızla gelişen turizm etkinlikleri bu alanı, önemli bir cazibe merkezi durumunagetirmiştir. Antalya şehri, 1993'de büyükşehir statüsüne getirilmiştir. Çalışma alanımız;büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde bulunan Muratpaşa, Konyaaltı ve Kepez altkademe belediyelerinin yetki alanıdır.Antalya şehri, denizden 35-40 m. yükseklikte bulunan bir traverten taraçasıüzerine kurulmuştur. Çalışma alanımızda Akdeniz iklimi etkilidir. Bu iklimin sağladığıavantajlar sayesinde gelişen tarım ve turizm faaliyetleri, şehrin ülke içinden ve dışındanyoğun bir şekilde göç almasına neden olmuştur.1935 yılında 24.243 kişi olan şehir nüfusu, 1980'de 184.324'e 2000 yılında ise603.190'a ulaşmıştır. Hızlı nüfus artışına bağlı olarak büyük ölçüde plansız vekontrolsüz bir şekilde büyüyen şehir, çok çeşitli çevre sorunlarının yaşandığı bir alanhaline gelmiştir.Kentte, motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava ve gürültü kirliliği, plansızkentleşmeden kaynaklanan toprakların amaç dışı kullanımı, tarımda verimi arttırmakamacıyla bilinçsiz bir şekilde kullanılan kimyasal gübre ve zirai mücadele ilaçlarındankaynaklanan toprak kirliliği, traverten zeminin geçirgen yapısı sebebiyle yaşanan yeraltı su kirliliği çevre sorunlarının başlıcaları olarak sayılabilir.ANAHTAR KEL MELER: Antalya, Çevre Sorunları, Hava Kirliliği, SuKirliliği, Toprak Sorunları, Gürültü Kirliliği, Görüntü Kirliliği.I

Savaş Bademci
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Battalgazi ilçesinin (Malatya) beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZETYüksek Lisans TeziBATTALGAZİ İLÇESİNİN (MALATYA) BEŞERİ VE EKONOMİKCOĞRAFYASIÖnder ARSLANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Anabilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: XIII+203Battalgazi ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde bulunanMalatya Ovası'nın kuzeyinde yer alır. Geçmişte, Malatya şehir merkezi durumundaolan Battalgazi, XlX. yüzyılda Malatya şehrinin yer değiştirmesi olayı neticesinde hızlanüfus kaybetmiştir. Ancak, cumhuriyet dönemi içerisinde özellikle 1960'lı yıllardanitibaren dışarıdan aldığı göçlerin etkisi ile yeniden hızlı bir nüfus artışına sahneolmuştur. Bu hızlı nüfus artışının en önemli nedeni ise sahip olduğu yüksek tarımpotansiyelidir.Battalgazi ilçesi, ilçe olduğu 1987 yılından önce tarımsal üretimin ve tarımsalürünlerin pazarlandığı ticari faaliyetlerin ağırlıkta olduğu bir yerleşim merkezi ikengünümüzde bu özelliğinin yanı sıra hizmet fonksiyonunun ön plana çıktığı ve şehirselözellikleri giderek gelişmekte olan bir yerleşim merkezi görünümündedir.Günümüzden 8000 yıl öncesine dayandığı kabul edilen, çok eski bir yerleşimalanı üzerinde bulunan Battalgazi Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular veOsmanlılar gibi pek çok farklı uygarlığın iskan sahalarından birisi olmuştur.Günümüzde ise Battalgazi ilçesinde, ilçe merkezi dışında iki belde ve on iki köyyerleşmesi bulunmaktadır.İlçedeki ekonomik faaliyetlerin temelini bahçe ziraatı oluşturmaktadır. Besihayvancılığının da geliştirilmeye çalışıldığı ilçede ticaret ve sanayi faaliyetleri gelişmegöstermesine karşılık, bu ihtiyaçların Malatya il merkezinde kolaylıkla karşılanabiliyorolması nedeni ile gelişim pek hızlı bir şekilde gerçekleşememektedir.ANAHTAR KELİMELER: Battalgazi, Nüfus, Yerleşme, EkonomikFaaliyetler, Tarım.

Önder Arslan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ören çay (Elazığ) havzasının beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZETYüksek Lisans TeziÖren Çay (Elazığ) Havzasının Beşeri ve Ekonomik CoğrafyasıErkan YILDIZFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Ana Bilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: XV+201Ören Çay havzası Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat Bölümünde Elazığlinin güneybatısında bulunmaktadır. Fiziki bir ünite olan Ören Çay havzasınınkuzeyinde Koyunoğlu sırtı, kuzeydoğusunda Kızıldağ (1341 m.), doğusunda MeryemDağı (1469 m.), güneyinde Pirhasan (2004 m.), Pulutlu ve Heybeli Dağ (2110 m.),kuzeybatısında Hasan Dağı (2110 m.) ile çevrilidir. Beşeri unsurlara görekuzeydoğusunda Elazığ ili, batıda Baskil ilçesi ve güneydoğuda Sivrice ilçesininoluşturduğu bir üçgende yer almaktadır. Yüzölçümü 295.215 dekardır.Ören Çay havzası 3. jeolojik dönemdeki Alpin Orojenezi hareketlerinden yoğunbir şekilde etkilenmiştir. Bu etkilenme sonucunda dağlık alanlar, çeşitli aşınımyüzeyleri, havza tabanları, vadi tabanları ve birikinti yelpazeleri gibi farklı morfolojikbirimler oluşmuştur.Ören Çay havzasının en yüksek yeri 2110 m. yükseltisi ile Hasan Dağı'dır. Enalçak kesimi ise 1100-1200 m.'ye düşen Hankendi beldesini içine alan Hankendiovasıdır. Ören Çay havzasının dış kısımları dağ, tepe sırt vb. topoğrafik birimler doğalbir sınır oluşturmakla birlikte plato karakteri görünümündedir.Ören Çay havzasında 1935-2000 yılları arası dönemde bazı dönemler nüfustaartış bazı dönemlerde ise nüfusta azalmalar görülmüştür. Global düzeyde ve ülkemizdeyaşanan gelişmelere bağlı olarak doğal ve beşeri faktörler nüfusun artışına veazalmasına etki etmişlerdir. Doğal ve beşeri faktörlerin etkilediği nüfus artışı veazalması nüfusun aritmetik, fizyolojik, yerleşmelerin nüfus büyüklüğü, cinsiyet yapısınıIve eğitim durumunun değişmesini sağlamıştır. Ören Çay havzasının nüfus açısından enönemli özelliği yaz ve kış dönemlerinde kırsal kesim ile şehirsel kesim arasında fazlasayıda nüfus göçü görülmektedir. Bunun sonucunda araştırma sahamızda yaz kışdönemlerinde farklı nüfus yoğunluğu yaşanmaktadır.Ören Çay havzasında ilk yerleşmelerin hangi tarihte ve kimler tarafındanolduğu kesin olarak bilinmemektedir. Tarihçiler Ören Çay havzasında yerleşmelerintarihi ile ilgili bilgileri komşu bölgelerin (Harput, Baskil vb.) tarihi yardımıyla hükümyürütebiliyorlar. Yapılan araştırmalara göre yerleşmelerin tarihçesi M.Ö. 4000-5000'liyıllara inmektedir. Günümüzde geçici yerleşmelerden bağ-bahçe, ağıl, gölgelik ve kum-mermer yerleşmeleri ile ve daimi yerleşmelerden belde, köy, mahalle ve sanayi-hizmetyerleşmeleri görülmektedir. Yerleşme yerinin seçimi ve devamlılığında başlangıçtadoğal faktörler etkin rol oynarken yerleşmelerin kuruluş aşamasında ise beşerifaktörlerin etkisi görülmektedir.Ören Çay havzasında temel ekonomik faaliyet tarımdır. Arazinin büyük birkısmı meralardan (%56) oluşur. Kuru tarım alanları ilk sırayı almaktadır. Tarımsaletkinlikler için gerekli ilk ve en önemli koşulu sudur. En çok tahıllar ekilmektedir.Baklagiller daha çok tahıl ekilen arazilerin münavebe ürünü olarak ekilmektedir.Endüstri bitkileri, yağlı tohumlar, yem bitkileri, hayvancılık, bağ, bahçe ve sebze tarımıtarımsal faaliyeti yapılan diğer ürünlerdir.Günümüzde Elazığ ilinin artan nüfus ve ekonomik faaliyetlerine bağlı olarakElazığ-Malatya karayolu ulaşımın avantajı ile inceleme alanımızda hizmet ve atölye tipisanayi üretimi yapan tesislerin yoğun olduğu bir saha şeklini almıştır. Bu durumaraştırma alanında nüfus ve yerleşmeler açısından cazibe merkezi haline gelecektir.Ören Çay havzasındaki nüfusun sosyo-ekonomik ihtiyaçları, beklentileri,problemleri, çözümleri coğrafi bakış açısıyla ortaya koymak, sorunlara çözümlerüretmek ileri ki yıllarda sonuçlarını gözlemlemek, karşılaştırmak ve değerlendirmekamacıyla Ören Çay havzasının beşeri ve ekonomik (iktisadi) coğrafyası adlı bir çalışmayaptım.ANAHTAR KEL MELER: Ören Çay havzası, Hankendi, Belde, Ulaşım, Nüfus,Yerleşme, Ekonomik FaaliyetlerII

Erkan Yıldız
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altınkuşak çayının orta ve aşağı çığırı köylerinde nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

ÖZETYüksek Lisans TeziAltınkuşak Çayının Orta ve Aşağı Çığırı Köylerinde Nüfus, Yerleşme veEkonomik FaaliyetlerHamza ASLANFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Ana Bilim DalıELAZIĞ-2006, Sayfa: X+151Altınkuşak çayı orta ve aşağı çığırı köyleri Doğu Anadolu Bölgesinin YukarıFırat Bölümünde Elazığ ilinin batı ve kuzeybatısında yer almaktadır.Çalışma alanının nüfusu 1935 yılından 1980 yılına kadar sürekli artarken, 1980yılından sonrasında ise azalmaktadır.Çalışma alanı tarih boyunca Huriler, Hititler, Urartular, Romalılar, Bizanslılar,Araplar, Selçuklular ve Osmanlıların iskân alanı olmuştur. Çalışma alanında 31 köy ve23 mahalle ile ağıl, çiftlik ve sayfiye yerleşmeleri mevcuttur.Çalışma alanındaki köylerin ekonomik faaliyetleri tarım ve hayvancılıktır.Tarımsal arazilerde buğday, arpa, nohut, şekerpancarı ve mısır üretimi yapılmaktadır.Arazinin engebeli, doğal bitki örtüsünün bozkır olması koyun yetiştiriciliğiniarttırmıştır. 1980 yılından sonra kümes hayvancılığı yaygınlaşmıştır.Çalışma alanının Elazığ şehir merkezine yakın olması ve ulaşım imkânlarınınelverişli olması nedeni ile kırsal alandaki verimli topraklar üzerinde sanayi tesislerikurulmuştur.ANAHTAR KEL MELER: Altınkuşak Çayı, Sayfiye yerleşmeleri, Nüfus,Yerleşme, Ekonomik FaaliyetlerI

Hamza Aslan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kangal havzasının (Sivas) jeomorfolojisi

Kangal Havzası, Doğu Toroslar'ın batı bölümünde yer alan UzunyaylaPlatosu'nun doğu bölümünü oluşturmaktadır. Uzunyayla Neojen Havzası'na karşılıkgelen bu alan, morfolojik olarak kendi içerisinde batıda Uzunyayla (Zamantı ÇayıYukarı Havzası) Havzası, doğuda ise Kangal Havzası'ndan oluşmaktadır. Torosorojenik kuşağı üzerinde yer alan Kangal Havzası kuzeyde Tecer-Gürlevik, Felhan,Yaycı, Çatal ve Yılanlı dağları, güneyde Gürün Dağları ile Delidağ, doğuda BozbelDağları ve batıda Uzunyayla Havzası'ndan havza tabanına karşılık gelen eşik saha ilesınırlandırılmıştır. Bu sınırlar içerisinde Kangal Havzası morfolojik anlamda tam birhavzaya karşılık gelmektedir. Kangal Havası, kuzey ve güneyden yüksek dağlıkalanlarla çevrelenmiş olduğundan bir dağ arası havzasıdır. Kuzey ve güneyde bindirmeyapıları arasında oluşan Kangal Havzası, jeolojik olarak bir Pigyy-back havzasıdır. ÜstMiyosen-Pliyosen boyunca sürekli sedimantasyon alanı olduğu için Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı bir havzaya karşılık gelmektedir.Üst Miyosen-Pliyosen boyunca sürekli sedimantasyon alanı özelliğini koruyanUzunyayla ve Kangal havzaları bu dönem boyunca birleşik tek havzadır. Pliyosen sonuKuvaterner başlarında göllerin karalaşması ve epirojenik yükselmelerle UzunyaylaPaltosu kendi içerisinde iki havzaya ayrılmıştır. Bu dönemden sonra yaşanan tektonikhareketlerle de Kangal Havzası kendi içerisinde tali havzalara bölünmüştür.nceleme alanında Miyosen öncesi, Alt Orta Miyosen, Üst Miyosen, Pliyosen veEn Alt Pleyistosen dönemlerinde oluştuğu tesbit edilen beş farklı aşınım ve birikimdönemi belirlenmiştir.Kuzey ve güneyde bindirme yapıları arasında gelişen havzada sıkışma etkisinebağlı olarak kıvrımlı, kırıklı ve şaryajlı yapılar gelişmiştir. Üst Miyosen-Pliyosen'ekadar K-G doğrultusundaki sıkışma etkisinde gelişen yapılar Paleotektonik, budönemden sonra doğrultu atımlı tektonik rejime bağlı oluşan yapılar Neotektonikyapıları oluşturmaktadır. Sıkışma etkisinde yaşlı birimler kıvrımlanıp birbiri üzerineIIbindirmişlerdir. Bu nedenle Alt Pliyosen'e kadar olan birimler çeşitli derecelerdekıvrımlanmıştır. Son kıvrımlanma hareketi ile Miyosen birimlerinin büyük bölümümonoklinal bir yapı kazanmıştır. Üst Miyosen-Pliyosen'den sonra bindirmeler yerini solyanal doğrultu atımlı bindirme bileşenli faylara bırakmıştır. Dikey hareketlerin önemkazandığı bu dönemden sonra dağlık alanlar yükselmiştir. Yüksek dağlık alanlardantaşınan malzeme, havza tabanında kalınlığı yer yer 200 m'yi bulan yatay yapılı birimlerioluşturmuştur. Pliyosen gölünün paleo-körfezlerine karşılık gelen alanlarda bataklıkortamında oluşan turbaların tektonik hareketlerle alçalıp üzerilerinin kapanmasıylakömür oluşumları gerçekleşmiştir.Kuvaterner başlarında havzanın dış drenaja açılmasıyla havza dolguları hızlı birşekilde yarılarak yapısal plato özelliği kazanmıştır. Bu yapısı ile Kangal Havzasıboşalma alanına karşılık gelmektedir. Havza dolgularının yarılmasıyla monoklinal veyatay yapıda görülen önemli yer şekilleri oluşmuştur. Yörenin Uppertan yükselmesisonucu yapıya gömülen akarsular güneyde epijenik kuzeyde ise antesadans boğazlaroluşturmuştur. Yine Karabel ve Çaltı çayları vadilerinde görülen akarsu sekilerihavzanın dönemler halinde yükseldiğini göstermektedir.Karstlaşmada alttaki ofiyolitli yapı taban seviyesi rolü görmüştür. Dağlıkalanlarda kalker yapı üzerinde ve Karabel Çayı Havzası'nda jipsler üzerinde tipikkarstik şekiller gelişmiştir.Kuzey ve güneyde bindirme hatları boyunca önemli maden yatakları oluşmuştur.Bindirmelerin doğrultu atımlı faylara dönüşmesi ile oluşan Pınarbaşı-Kangal ve Kulmaçfay zonları boyunca; ötelenmiş vadiler ve sırtlar, fay façetaları, fay diklikleri, faygölleri, kütle hareketleri, sıcak su kaynakları ve genç bazalt çıkışları görülmüştür.Doğrultu atım rejimi etkisinde kuzey ve güneydeki KD-GB doğrultulu sol yanal atımlıfaylar, KB-GD doğrultulu sağ yanal atımlı ikinci faylarla kesilmiştir.Kangal Havzası'nın jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinden kaynaklanan;susuzluk, yanlış yerleşme alanı seçimi ve arazi kullanımı, erozyon, kütle hareketleri,depremsellik gibi önemli sorunlar yaşanmaktadırAnahtar kelimeler: Jeomorfoloji, Uzunyayla, Kangal Havzası, Pigyy-backhavza, Gürün Dağları, Kangal, Çaltı Çayı, Tohma Çayı, Merkezi Anadolu (OrtaAnadolu) Fay Zonu, Göksun-Yazyurdu Fay Zonu, Pınarbaşı-Kangal Fay Zonu,Kulmaç Fay Zonu, Tecer Fayı, Karabel Bindirmesi

Murat Sunkar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gümüşkavak Mahallesi'nin (Elazığ) tarihi gelişimi ve günümüzdeki fonksiyonları

Easy PDF Copyright © 1998,2006 Visage SoftwareThis document was created with FREE version of Easy PDF.Please visit http://www.visagesoft.com for more detailsÖZETÖZETYüksek Lisans TeziELAZIĞ'IN GÜMÜŞKAVAK MAHALLESİ'NİN TARİHİ GELİŞİMİVE GÜNÜMÜZDEKİ FONKSİYONLARISelahattin CANPOLATFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoúrafya Ana Bilim Dalı2006, Sayfa:XII+99Araştırma sahasının içinde bulunduğu Elazığ ili, Doğu Anadolu Bölgesi'nin, Yukarı Fırat Bölümü'ndebulunmaktadır. doğuda Bingöl, Batı'da Malatya, kuzeyde Tunceli ve güneyde Diyarbakır illeriyle komşudur.Gümüşkavak Mahallesi 1982 yılına kadar bir köy yerleşmesi durumundaydı. Aldığı göçlere ve yeniyapılaşmalarla birlikte nüfusunun artmasına rağmen halen daha da bu görüntüden tam anlamıyla kurtulduğu söylenemez.Nüfus, yerleşim bölgesinin büyüklüğü ile örtüşmemektedir.Elazığ Belediyesi'nin Gümüşkavak Mahallesi'nde yaptığı düzenlemeler sonucu oluşturduğu cadde ve sokaklarhenüz imara açılmış ve yeni yapılanmalar kendisini gösterememiştir. Modern bir kent havasından uzak kalmıştır.Gümüşkavak, 92 hektar alan üzerinde kurulu bir yerleşim alanı vardır. Bu alan, inceleme alanına oranla çokazdır. Mahallenin yerleşimi eski ve yeni binaların bir arada bulunması sonucu bir köy görüntüsü vermektedir.Gümüşkavak, tarıma dayalı bir ekonomik yapı gösterir. Tarım ve hayvancılık, mahallenin geçim kaynağıdır.Mahallenin içinde bulunduğu sıkıntıların resmi ve özel kurumların birlikte organize olarak çalışması ile sıkıntılargiderilebilir. Bu yolda atılan adımlar arasında Güney Çevre Yolu'nun etkisi olacaktır.Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Gümüşkavak, Elazığ, Mahalle

Selahattin Canpolat
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasankeyf ilçe merkezinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

ÖZETYüksek Lisans TeziHASANKEYF LÇE MERKEZ N N BEŞER VE EKONOM K COĞRAFYASIBanu ERG N YILDIRIMFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüCoğrafya Anabilim Dalı2006; Sayfa: VII + 92Hasankeyf ilçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle bölümünde bulunmaktadır.Hasankeyf, tarihsel süreç boyunca Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular, Artuklular, Eyyubiler,Akkoyunlular ve Osmanlıların hâkimiyetinde kalmıştır. Antik kent özelliği taşıyanHasankeyf, tarih boyunca çok önemli bir idari merkez ve ticaret merkezi olmuştur.Hasankeyf, var olan tarihi özelliklerinin su yüzüne çıkmasıyla birlikte 1978 yılında birinciS T alanı ilan edilmiştir. 1981 yılında ise ilçenin tümü S T alanı ilan edilmiştir.Günümüzde Hasankeyf, 18 köy ve 7 mezrası bulunan bir ilçe merkezidir.Hasankeyf lçe merkezinde nüfusun seyri, Cumhuriyet tarihi boyunca ilginç bir gidişatgöstermiştir. Bazı nüfus sayımlarında çok önemli artış, bazı yıllarda da çok ciddi bir azalışgöstermiştir. Özellikle 1970 yılı nüfus sayımında, nüfusun büyük oranda arttığıgörülmektedir. Bu sayım dışında, nüfusta çok ciddi bir artış görülmezken genelde nüfusunazaldığı görülmektedir.lçe merkezinde ekonomik faaliyetler oldukça sınırlıdır. lçe merkezindeki önemlifaaliyetlerden biri tarım olmuştur. Ancak tarım, son yıllarda önemini kaybeden bir sektördür.lçe merkezinde hizmet sektörü son yıllarda en çok önem kazanan ekonomik faaliyetolmuştur.Anahtar Kelimeler: Hasankeyf, Dicle nehri, Nüfus, S T alanı, Ilısu Barajı

Banu Ergin Yıldırım
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mardin ilinin turizm potansiyeli

Mardin'de kültür, çağlar boyu yerleşik olan uygarlığın izlerini taşır. Mardin iliönemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahiptir. Bu zenginliğin turizm alanındaen iyi şekilde değerlendirilmesi halinde ilin kalkınmasına ve ülke turizmine büyük katkısağlayacağı kuşkusuzdur.Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihitarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyantopluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin'deengin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Mardin ezanlar ve çanların kardeşçe vebirlikte yankılandığı bir şehirdir.Son yıllarda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayanMardin, tarihi ve kültür yapısı ile UNESCO'nun ?Dünya Mirası Kenti Listesine?girmeye adaydır. Kültür Varlıklarının belgelenmesi korunması ve gelecek kuşaklaraaktarılması önem arz etmektedir. İlimiz merkez ve İlçelerinde Kültür ve TabiatVarlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce tescil edilmiş 665 adet bina mevcuttur.ANAHTAR KELİMELER: Mardin, Turizm, Potansiyel

Yusuf Koçoğlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uşak'ta tekstil sanayi

Uşak, Ege Bölgesi ile ç Anadolu Bölgesi arasında bulunan ç Batı AnadoluBölümünde yer alır.5341 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilin merkez dahil 6 ilçesibulunmaktadır.Sulanabilir arazinin az olması nedeniyle tarımda büyük bir gelişme olmamıştır. Budurum zaman içerisinde Uşak halkının sanayiye yönelmesine neden olmuştur. Türkiyegenelinde olduğu gibi, Uşak'ta da tekstil sektörü sanayi içerisinde öncü sektör konumundadır.Bu çalışmada araştırma alanının yeri, sınırları ve başlıca özellikleri anlatıldıktan sonra,Türkiye'de Tekstil sanayi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Uşak'ta sanayinin tarihi gelişimianlatılmış ve Uşak'ta tekstil sanayi ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra Türkiye tekstilsanayisinde Uşak'ın yeri belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Uşak, sanayi, tekstil

Bekir Karakoç
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya şehrinde gıda sanayii

Gıda sanayi, gıda maddelerinin hammaddeden başlayarak; depolama, tasnif, işleme,değerlendirme, dayanıklı hale getirme, ambalajlama işlerinden bir veya birkaçının yapıldığıve gıda maddeleri satış yerlerine gönderilmek üzere depolandığı tesisler ile bu tesislerintamamlayıcısı sayılacak yerlerin tamamına denir.Türkiye'de nüfusun önemli bir kısmının tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlaması gıdasanayisinin önemini arttırmaktadır. Tarımsal üretimin değerlendirilmesi ve halkın istihdamınısağlayan gıda sanayi, tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlayan önemli bir sanayi koludur.Malatya şehrindeki gıda sanayi tesisleri incelendiğinde önemli bir kısmı kayısı işlemetesislerinden oluşan 130 civarında gıda sanayi tesisinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Yapılançalışmada gıda sanayi ve alt sektörleri olan mezbaha, meyve ve sebze, süt, şeker, un ve unlumamuller, yem içecek, tütün, bulgur, çerez, yemek ve tuz işleme tesislerinin Malatyaşehrindeki dağılışı, gelişimi ve sorunları tespit edilerek çözüm önerilerinde bulunulmayaçalışıldı.Anahtar Sözcükler: Malatya şehri, gıda sanayi, hammadde ve pazar

Remzi Hanilçi
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Harput platosunda doğal ortam-insan ilişkileri ve doğal çevre planlaması

İnceleme alanını oluşturan Harput Platosu; Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı FıratBölümü'nde, Elazığ Ovası ve Uluova'nın kuzeyinde yer almaktadır, Üzerinde tarihi Harputşehrinin de bulunduğu Harput Platosu, 30-40 km. uzunluğunda, 15-20 km. genişliğindedir.Plato, bölgenin morfolojik uzanışına uygun olarak D-B doğrultusunda uzanmaktadır.Ortalama yükseltisi 1450-1500 m. olan Harput Platosu; güneyden Elazığ Ovası ve Uluova,batıdan Kuzova, kuzeyden bugün büyük ölçüde Keban Baraj Gölü tarafından kaplanmış olanKeban -Pertek Oluğu(Murat Nehri Vadisi), doğudan ise Murat Vadisi(Uluova Boğazı) ilesınırlanmıştır.Harput Platosu, Neotektonik dönem öncesi Alt - Orta Miyosen sonlarında DoğuAnadolu'da yaygın bir şekilde gelişmiş olan dalgalı yüksek bir aşınım düzlüğüne karşılıkgelmektedir. Plato, Üst Miyosen ve Pliyosen'de meydana gelen D-B doğrultulu faylanmalarile yer yer yükselmiş ve aşındırılarak alçaltılmıştır. Fay hatları boyunca yükselmiş olan platogüneye doğru çarpılmıştır. Bu nedenle plato tek bir aşınım düzlüğünden meydana gelmeyip,değişik dönemlere ait aşınım düzlüklerinden oluşmaktadır.Platoyu oluşturan aşınım düzlüğünün yapısını temelde Senoniyen yaşlı YüksekovaKarmaşığı'na ait volkanik kayaçlar meydana getirir. Bu karmaşık üzerinde sahaya taşınarakgelmiş, paraallokton bir konum kazanmış bulunan Harami formasyonuna ait kayaçlar yer alır.Platonun orta kesimlerini ise, bazı yerlerde kristalize kireçtaşları, bazı yerlerdeyse doğrudanvolkanik kayaçlar üzerine uyumsuz bir şekilde gelen Orta-Üst Eosen yaşlı KırkgeçitFormasyonuna ait birimler doldurmuştur.nceleme alanı ve çevresinde görülen iklim, karakter açısından Akdeniz iklimi ilekarasal iklim arasında bir geçiş özelliği gösterir. Harput Platosu eski bir yerleşim alanı olmasıdolayısıyla çevresinin asli vejetasyonu olan meşe - ardıç ormanları büyük ölçüde tahripedilmiştir. Harput Platosu ve çevresi toprak kaynakları açısından oldukça fakirdir. Platonunyaygın topraklarını kalkersiz kahverengi topraklar oluşturmasına karşılık, bu topraklar daözellikle erozyon nedeniyle büyük ölçüde degredasyona uğramıştır. Harput Platosu ve çevresimorfolojik özelliği ve litolojik yapısının daha çok geçirimli ve eriyebilen kayaçlardanmeydana gelmiş bulunması nedeniyle su kaynakları bakımından da fakirdir. Plato hemenhemen sürekli akarsulardan yoksun olduğu gibi, mevcut mevsimlik akarsular da genelde platoyüzeyi içine derin bir şekilde gömülmüşlerdir.Harput Platosunda yerleşmenin tarihi günümüzden yaklaşık olarak 4000 yıl eskiyedayanmaktadır. Harput Platosu ve yakın çevresindeki yerleşmeler genellikle köy ve mahalleyerleşmeleri şeklinde olup, su kaynakları etrafında toplanmışlardır. nceleme alanındajeomorfoloji, iklim ve toprak özellikleri yerleşmelerin dağılışına, sahadaki nüfusa veekonomik faaliyetlere dolayısıyla insana yön vermekte bazı alanlarda ekonomik faaliyetlerikısıtlamaktadır. Başka bir ifadeyle, Harput Platosu ve çevresinde beşeri faaliyetler doğalortam özelliklerinin denetiminde gerçekleşmektedir.nceleme alanında yaşayan ve değişik ekonomik faaliyetlerde bulunan insanlar iledoğal ortam arasındaki sıkı bir ilişki vardır. nceleme alanını oluşturan Harput Platosu veçevresinde, tarım ve hayvancılık ekonomik faaliyetlerin başında gelmektedir. Ancak; su vetoprak kaynaklarının yetersizliği Harput Platosu'nun üzerinde tarımı kısıtlamaktadır. Ayrıca,inceleme sahasında volkanik çıkış merkezlerinden çıkan bazalt lavları, taşlılık nedeniylearaştırma sahasında tarımı kısıtlayan unsurlardır. Bütün bunlarla birlikte, sulanabilen bağ vebahçelik alanlarda sebzecilik ve meyvecilik yoğun olarak yapılmaktadır.Harput Platosu ve çevresinde doğal ortam özelliklerinden kaynaklanan çeşitli derecedeerozyon, taşlılık, tuzluluk, alkalilik, çoraklık, siltasyon, taşkın, yüksek taban suyu, drenaj,heyelan ve kütle hareketleri gibi bazı problemler vardır.Tarihi, kültürel, dini ve doğal potansiyeli ile Harput Platosu turizm açısından Elazığ vebölgenin en önemli alanlarından birisidir. Elazığ şehrine 5 km uzaklıkta bulunan tarihi Harputşehri de plato üzerinde yer almaktadır. Harput, çevresine göre 500-700 m.' lik yükseltifarkıyla görüş mesafesi oldukça geniş, çevreye hakim bir özelliktedir. Bir açık hava müzesigörünümünde olan tarihi Harput şehri ve çevresi hemen hemen her dönemden kalma tarihieserlerin bulunması nedeniyle önemli ve ilginç bir özellik sunmaktadır. Ancak; günümüzdebu özelliklerini yeterince değerlendirememektedir. Ayrıca inceleme alanı ve çevresindeki yerşekilleri ekoturizm açısından da önemli aktivitelerin yapılabileceği bir yapıya sahiptir.Harput Platosu ve çevresi doğal ortam özellikleri açısından genel olarak zengin birpotansiyele sahip olmakla birlikte, bu potansiyelin daha verimli kullanılması için, yerşekilleri,toprak ve su kaynakları, bitki örtüsü ve turizm kaynakları bakımından çeşitli planlamalaratabii tutulmalıdır. nceleme alanında bu çerçevede öncelikli olarak; tarıma açması içinvolkanik arazilerdeki taşların toplanması, oyuntu ıslahı ve yamaç stabilizasyonu yapılması,şiddetli erozyon alanlarında mücadeleye gidilmesi, mevcut ağaçlandırma ve ormanalanlarında iyileştirme ve koruma tedbirlerinin alınmasının yanı sıra yeni ağaçlandırmaalanlarının oluşturulması, turizme yönelik olarak da çeşitli rekreasyon alanlarınındüzenlenmesi, sahada mevcut doğal ve tarihi yapıların korunma altına alınması, bazı alanlarınmilli park ve tabiat anıtı olarak düzenlenmesi, Keban Barajı'ndan ise özellikle ulaşım, susporları ve su ürünlerinden faydalanmaya yönelik projelerin geliştirilmesi yoluna gidilmelidir.Bu doğal ortam potansiyelleri yeterince değerlendirilip planlandığı takdirde HarputPlatosu çok daha güzel yaşanılabilir bir alan olacaktır.Bu çalışmada, Harput Platosu'nun doğal ortam özellikleri ile platodaki doğal ortam-insan ilişkilerinin ortaya konmasının yanı sıra; yine bu plato çerçevesinde,ülkemizde bugünekadar coğrafyacılar tarafından pek fazla üzerinde durulmamış, doğal çevre planlamasıçalışmalarına yönelik olarak bir model ortaya konulmaya çalışılmıştır.ANAHTAR KEL MELER: Coğrafya, Elazığ, Harput, Harput Platosu, Doğal Ortam,Doğal Çevre Planlaması,

Taner Şengün
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğanşehir ovası ve yakın çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Ülkemizde hızlı nüfus artısı nedeniyle ihtiyaç duyulan yeni köy, kasaba ve kentlerin kurulması, mevcutlarının genisletilmesi, sanayi kurulusları, maden, tas, kum ve tugla ocakları, hava olayları, turistik ve sportif tesisler, askeri amaçlı yapılasmalar v. b ihtiyaçlar için yapılan tarım dısı arazi kullanımı uygulamaları, son yıllarda tarım arazileri aleyhine büyük bir gelisme göstermektedir. Özellikle son 10-15 yıl içerisinde, tarım arazileri adeta tarım dısı amaçlı kullanımları istilasına ugramıs ve çesitli yapılasmalar nedeniyle tarımsal potansiyeli yüksek yüz binlerce dekar arazi tarım dısı amaçla kullanılmaya baslanmıstır. Nüfusun artmasıyla gittikçe büyüyen bir kalkınma hamlesine baglı olarak ülkemiz, iskan, ulastırma, sanayi, turizm alanlarında ileride meydana gelecek gelismeler, tarım dısı arazi kullanımlarının daha da artacagına ve yurt genelinde yayılmasına neden olacaktır. Söz konusu gelismeler ülkemiz için ileriki dönemde meydana gelecek olaylardır. Ancak gittikçe artan nüfusumuzu besleyebilmek ve ileride bir beslenme sorunu ile karsılasmamak için tarımsal üretimin de belirli bir düzeyde ve sürekli olarak artması gerekmektedir. Bunun için her seyden önce üretim ortamı olan toprak kaynagımız korumak ve kabiliyetlerine uygun olarak bilinçli, planlı ve dengeli bir biçimde kullanmak zorundayız. Toprak kaynagımızı korumak ve sürekliligini saglamak için alınması gerekli tedbirlerden biri de tarım dısı amaçlı tüm yapılasmaları verimsiz veya düsük verimli araziler üzerinde gerçeklestirmeye yönelik bir tarım dısı amaçlı arazi kullanım planlamasının ülke çapında en kısa zamanda yapılarak uygulanması gerekmektedir. Malatya'ya oranla yükseltisi fazla olan Dogansehir ovası ve yakın çevresinde iklim, yükseltiye baglı olarak daha sert oldugu için, yerlesmeler daglık alanlardan ziyade iklimin bu olumsuz etkilerini hafifleten, rüzgâra kapalı Dogansehir ovasında toplanmıstır. Ayrıca ilçenin ilk kurulus merkezinden ziyade, ulasım kolaylıgı ve arazin ucuzlugu medeniyle yerlesmeler doguya dogru bir ilerleme göstermektedir. Sehirde batıya dogru bir ilerleme göstermemektedir. Bunun baslıca sebebi ise; batı tarafının ulasım güçlügü, oradaki yerlesim merkezinin daha yüksekte olması ve bitki örtüsünün azlıgı buna baglı olarak da erozyonun fazlalıgıdır. lçe halkının geçim kaynagı daha çok tarıma dayalı oldugu için, yerlesmeler; topragın sulak ve verimli oldugu alanlarda toplanmıstır. Ayrıca yöre I. derece deprem kusagında yer almakta olup, bu özelligi sahadan geçen aktif DAF zonu ile iliskilidir.Yasanan depremler bu durumun bir sonucudur. Buranın zemin yapısı depremin etkisini arttırıcı bir özellik tasımaktadır. ste bu bütün özelliklerden dolayı Dogansehir kentinin büyümesi ve gelismesi sınırlı kalmaktadır. Yerlesmenin dagılısını etkileyen faktörlerden biriside beseri faktörlerdir. Ekonomik faaliyet olarak tarım ve hayvancılıgın ilçede geçim kaynagının basında gelmeleri yerlesmenin dagılısı üzerinde etkili olmaktadır. Örnegin; sulama amacıyla kurulan Sürgü Barajı sulama sisteminin Dogansehir Ovası ve yakın çevresinde hemen hemen bütün araziye ulasması sebze ve meyve ziraatını arttırmıs, bunun yanında aile tipi hayvancılık faaliyetin yaygın olması, buradaki yerlesme tiplerinin bu geçim faaliyetlerine göre sekillenmesinde en büyük etken olmustur. Türkiye'de oldugu gibi Dogansehir Ovası ve yakın çevresinde de dogal ortam insan iliskilerinin çok iyi ortaya konulmasını ve buna baglı olarak da dogal ortama zarar vermeyecek uygulamaların yapılması gerekmektedir. Dogal ortam ile insan arasındaki iliskilerde dogal ortamı bozucu uygulamalardan kaçınılması, bu uygulamalarda devletin resmi kurum ve kuruluslarıyla caydırıcı önlemler alması ve halkın da bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

İnsan
Mehmet Demirtaş
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa birliği turizm politikaları ve Türkiye turizmi

Avrupa Birliği; Paris (1952), Roma (1958) ve Maastricht (1993) Antlaşmaları sonucunda çeşitli ad ile özellik değiştiren ve 27 tane Avrupa ülkesinden oluşan dünyanın en büyük siyasi ve ekonomik bütünleşmesidir. Birliğe, Türkiye ve Hırvatistan olmak üzere iki de aday ülke vardır. Birlik kurulduğu dönemlerden itibaren, tarım ve sanayi gibi ekonomik sektörlere daha fazla önem vermiş, turizm sektörünü ikinci plana itmiştir. Bu nedenle Birliğe ait turizm politikası oluşturulmasında uzun bir gecikme yaşanmıştır. 1990'lardan sonra turizm politikası konusunda ciddi girişimlerde bulunulduysa da uygulamalarda sorunlar yaşanmıştır. Günümüzde de Birliğe ait bir ?turizm politikası?nın olmaması dikkat çekicidir. Birliğin turizm politikaları; turizmle ilgili dolaylı-dolaysız diğer politika alanları ve turizmle ilgili alınan kararlardan oluşmaktadır. Turizmin mevsimsel ve mekânsal dağılımının iyileştirilmesi, turizmde meslekî eğitime önem verilmesi, turist haklarının iyileştirmesi, turizmde yeni teknolojilere ve çeşitlere açık olunması, turizm istatistiklerinin düzenli tutulması, ulaşım konusunda düzenlemelere gidilmesi gibi konulardan oluşan Birlik turizm politikalarına Türkiye kendi turizm politikalarını uyumlandırmak zorundadır. Türkiye'ye gelen turistlerin profillerine bakıldığında şu özellikler dikkati çeker; üniversite mezunu ve orta gelirli oldukları, profesyonel meslek grubuna dâhil oldukları, orta yaş grubunda oldukları, havayolu ile geldikleri, otellerde kaldıkları ve gezi-dinlenmek (tatil) amaçlı, en fazla yazın geldikleri dikkat çeker. Bu turist profiline Türkiye'nin zengin turizm unsurları ve turizm politikalarında Birlik standartlarını yakalayacak olması da eklendiğinde Birlik ile turizm konusunda boy ölçüşebileceği aşikârdır.

TurizmTurizm politikası
İbrahim Halil Sivil
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bingöl ovası ile karlıova arasında göynük çayı vadisinin jeomorfolojisi

Göynük Çayı Vadisi KD-GB uzanımlı Doğu Anadolu Fay Zonuna yerlesmis bir fay vadisine karsılık gelmektedir. Bingöl Ovasını kuzeydoğudan Karlıova'ya bağlamaktadır. Çalısma alanında ana jeomorfolojik birimler; dağlık alanlar, platolar, ova ve havzalar ile vadilerdir. ?nceleme alanının genel karakteri oldukça yüksek ve dağlık olmasıdır. ?nceleme alanının en yüksek noktası 2874 m ile Sahin Tepesidir. Göynük Çayının Bingöl Ovasına açıldığı kesimde yükselti 1200 m nin altına düsmektedir. Böylece yükselti farkı yaklasık 1600 m yi bulmaktadır. ?nceleme alanını içerisinde ve dısında Hatay'dan baslayıp Karlıova'ya kadar devam eden Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde birçok depresyon olusmustur. Bu depresyonlardan en büyüğü, inceleme alanımızın güneybatı sınırını olusturan Bingöl Ovasıdır. Bu ova Kuzey-güney yönlü sıkısma tektonik rejimi altında olusmustur. ?nceleme alanında ayrıca Göynük, Sudurağı (Azizan) ve Karlıova depresyonları yer alır. ?nceleme alanında 2000?2250 m ler arasında alçak volkanik platolar, 2250?2500 m ler arasında yüksek volkanik platolar yer almaktadır. 1300?1400 m yükseltileri arasında ise Pliyosen asınım düzlükleri yer almaktadır. ?nceleme alanının kuzeyinde yoğun olarak yasanan volkanik aktivite sonucu lav platoları olusmustur. Lav akıntıları Göynük Çayı Vadisine kadar ulasmaktadır. Lav akıntıları temeli örttüğünden temel gözlenememektedir. ?nceleme alanında Doğu Anadolu Fayının etkisiyle fay aynası, fay bresi, fay diklikleri, fay gölleri meydana gelmistir. Fay gölleri yerel drenajın fayın etkisiyle kapanması sonucu olusmustur. Sudurağı, Soğukçesme ve Ciligöl yöresinde bu göller yaygındır. Blok faylanması sonucu meydana gelen dik eğime, litoloji, bol yağıs ve seyrek bitki örtüsü eklenince yoğun olarak kütle hareketleri yasanmaktadır. Kütle hareketleri yerlesme, ulasım ve tarımsal faaliyetler üzerinde etkili olmaktadır. ?nceleme alanında Doğu Anadolu Fayı Üst Miyosen-Pliyosen aralığında ana jeomorfolojik birimleri deforme etmistir. Fay inceleme alanımızda tek hat seklinde olmayıp, çok sayıda kola ayrılmıs bir zon seklindedir. DAF Alt Pliyosen'de devreye girmeye baslamıs ve Orta Pliyosen'de yörede egemen olmustur (Saroğlu, 1985). Bu alan içinde ötelenmis sırtlar, tepeler, dereler ortaya çıkmıstır. Fay zonu inceleme alanında çok sayıda sıcak ve soğuk su kaynakları doğurmustur.

Vedat Avcı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cip ve Poyraz köylerinde (Elazığ) nüfus, yerleşme ve ziraat

Elazığ-CipElazığ-PoyrazNüfus+2
Selçuk Hayli
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluova'nın uygulamalı hidrografyası

Elazığ-UluovaFiziki coğrafyaHidrografi
Halil Günek
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşilyurt'ta (Malatya) elsanatları endüstrileşme ve ticaret

El sanatlarıEndüstrileşmeMalatya-Yeşilyurt+1
Cercis İkiel
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siverek'te nüfus ve yerleşme

Beşeri coğrafyaNüfusYerleşim yapısı+1
Adnan Gök
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çermik ve yakın çevresi (Bir mevzii coğrafya araştırması)

Beşeri coğrafyaDiyarbakır-ÇermikFiziki coğrafya+2
Aydoğan Meşeli
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşilyurt'ta (Malatya) nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

Ekonomik coğrafyaFiziki coğrafyaMalatya-Yeşilyurt+1
Hüseyin Şahin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağın Arapgir çevresinin jeoformolojisi

Cahit İskender
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mastar Dağı kuzey etekleri mevzii coğrafyası

Handan Çağlayan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örmeli çayı havzasının genel ve uygulamalı jeoformolojisi

Mehmet Ali Özdemir
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kale Ovası (Malatya) ve Çevresinin Mevzii Coğrafyası

Ayşe Çağlıyan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sivrice-Maden yöresinin mevziî coğrafyası

Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünün "Güneydoğu Toroslar" yöresi içinde yer alan Sivrice-Maden Çevresi, Elazığ il sınırları içinde yer almakta ve Maden ilçesine bağlı Hazar Bucağının tamamı ile Merkez bucağının büyük bir kısmını içine almaktadır. Güneydoğu Torosların iki uçta 2500 m.yi aşan yükseltisi, orta bölümde Hazar Gölü-Maden hattına doğru yavaş yavaş azalarak 2000 m.lere düşer. Bu alçalma sahasının en çukur kısımlarını oluşturan Hazar Gölü, Behrimaz ve Çitli havzaları ile bu çukur sahaları kuzeyden ve güneyden kuşatan dağlık alanlarla sınırlandırdığımız araştırma sahamızda yeryüzü şekillerinin ana uzanış doğrultuları güneybatı-kuzeydoğu yönündedir. Bu uzanış aynı zamanda tektonik hatların uzanışına da paralellik göstermektedir. Araştırma alanımızın en önemli akarsuyu Dicle ırmağının batı kolunu oluşturan Maden çayı ile onun yan dereleridir. Maden çayı, Tekevler köyü yakınında güneye yönelerek gittikçe daralan ve derinleşen asıl vadisine yerleşir ve buradan sonra Dicle ırmağı olarak anılır. Doğu Anadolu Bölgesi'nin diğer kesimlerine oranla daha az karasal olan Yukarı Fırat bölümünün batı yarısında hüküm süren iklim ile Güneydoğu Anadolu'nun bozulmuş Akdeniz iklimi arasında bir geçiş sahasında yer alan araştırma sahası, bir taraftan ana çizgileriyle kuzeyinde ve güneyinde yer alan bu iklimlerin özelliklerini taşırken, bir taraftan da kendine özgü iklim şartlarıyla dikkati çekmektedir. Coğrafi konumu ve jeomorfolojik özelliklerine bağlı olarak oluşan bu yöresel iklim, yazları çevresine göre daha serin ve daha az kurak, kışları ise, daha yağışlı ve bilhassa Sivrice çevresi biraz daha soğuktur. Sivrice-Maden Çevresinin, gerek toprak gerekse doğal bitki örtüsü, uzun yıllardan beri süren tahribat nedeniyle gerçek özelliğini kaybetmiştir. Nitekim, bugünkü doğal çevre koşulları kestane rengi veya kahverengi toprakların oluşmasını gerekli kılmakta iken, stepten çöle geçiş sahalarının toprakları olan kırmızı kahverengi topraklar sahaya hâkim hale gelmiştir. Bitki örtüsü bakımından da, doğal çevre koşulları sahanın tamamına yakın bir kesiminin orman örtüsü ile kaplı olmasını gerektirmektedir. Hâlbuki sahanın çeşitli yerlerinde rastlanan tek ağaçlar dışında, orman kalıntısına bile rastlamak pek mümkün değildir. Bugün sahamızın hemen tamamına yakın bir kısmı antropojen step sahası durumundadır. Tarih öncesi devirlerden beri yerleşmeye sahne olmuş olan Sivrice-Maden yöresinde, bazıları mezraa ve bazıları da kom diye anılan 150 kadar mahalleden oluşan 50 kadar köy yerleşmesi yer alır. Bu yerleşmelerin saha içindeki farklı dağılışında, topografik özellikler ve buna bağlı olarak su ve tarım alanlarının durumu etkili olmuştur. Dağlık alanlarda yerleşme sayısının azalmasına ve küçük birimler halinde bulunmasına karşılık, ova kenarlarında yerleşme sayısı ve büyüklüğü artmaktadır. Ayrıca araştırma alanımızda biri, Dicle vadisinin batı kenarında Mihrap dağına yaslanmış ve varlığını tarihin ilk çağlarından beri işletilen bakır ocaklarına borçlu olan Maden (Ergani Madeni); diğeri de, Hazar Gölünün güneybatı kenarında yer alan ve gelişimini çeşitli endüstri tesislerine borçlu olan Sivrice olmak üzere iki de şehir yerleşmesi bulunmaktadır Maden'de, tarihin ilk çağlarından beri aralıklarla işletilmiş olan Türkiye'nin ve Dünyanın bilinen en eski bakır yatakları yer almaktadır. Etibank tarafından 1939'dan beri işletilmekte olan tesislerde eskiye oranla tenörün düşmesi ve tesislerin eski olması nedeniyle üretim pahalıya mal olmakta ve müessese sürekli zarar etmektedir. Bu nedenle tesislerde işler büyük ölçüde tatil edilmiş ve personel azaltımı yoluna gidilmiştir. Bu durum Maden yerleşmesinin gelişimini de etkilemiş ve son bir kaç yıl içerisinde kasabanın nüfusu yarı yarıya azalmıştır. Sivrice'de ise ekonomik ve sosyal kalkınmayı etkileyen endüstri kuruluşları olarak TÜGSAŞ Gübre fabrikası ile Tuğla-Kiremit fabrikaları yer almaktadır. Sınırlı ve çok küçük parçalardan oluşan Tarım alanlarının % 90'a yakın bir kısmı tarla tarımına ayrılmıştır. Tarlaların yaklaşık olarak 3/1'ine tahıl ekilmekte, 3/1'ine sebze, yem bitkileri ve endüstri bitkileri ekilmekte geri kalan 3/1'lik kısım da nadasa bırakılmaktadır. Tarım alanlarının % 10'luk kısmı da bağ ve bahçe dikim alanlarına ayrılmıştır. Köylerin geçimi bilhassa buğday ve fasulye üretimi ile sağlanmaktadır. Ayrıca bazı sebzelerin üretimi de önemli bir uğraş halindedir. Araştırma sahamızda, tarım alanları ile nüfus yoğunluğu arasında sıkı sıkıya bir ilişki söz konusudur. Yeryüzü şekillerinin tarıma uygun olduğu ve sulama imkânlarının yeterli olduğu alanlar nüfus yoğunluğunun da yüksek olduğu alanlar olarak belirmekte, buna karşın eğimin fazla olduğu dağlık alanlarda nüfus yoğunluğu sadece tarıma imkân tanıyan bazı vadi tabanlarında artmaktadır. Dicle Boğazı tarihin en eski çağlarından beri kullanılan işlek bir yoldur. İlk çağlarda Mezopotamya'dan gelip Diyarbakır'da çatallaşan tarihi yolun bir kolu Dicle gediğinden faydalanarak, Harput üzerinden Samsun ve Sinop'a kavuşmaktaydı. Bugün de İstanbul-Diyarbakır demir ve kara yolları Dicle boğazından geçerek Güneydoğu Anadolu'ya varır. Bu vadinin geçit rolü her şeyden önde gelir. Bu dağlık yerler, büyük nüfus topluluklarını geçindirecek başka imkânlara sahip olmadıklarından, buraları durak, konak yeri değil sadece bir geçit yeri olarak kalmıştır. Nitekim bu geçidi kullananlar için Hazar Gölü doğusundaki Gezin Hanı tarihin ilk çağlarından beri bir konaklama yeri olma özelliğini korumuştur. Ayrıca Hazar Gölü çevresi bilhassa Elazığ, Diyarbakır, Malatya ve Batman'ın önemli bir rekreasyon ve sayfiye yeri olarak önem taşımaktadır. Gölün turizm potansiyelinden yararlanmak amacıyla göl çevresinde birçok tesisler oluşturulmuştur.

Coğrafya
Ali Yiğit
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
DoktoraAçık ErişimTR

"Erzincan Ovası`nın beşeri ve iktisadi coğrafyası"

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaErzincan Ovası
Selçuk Hayli
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
DoktoraAçık ErişimTR

Darende Ovası ve Gürün çevresinin fiziki coğrafyası

Bitki örtüsüCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+6
Halil Günek
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
DoktoraAçık ErişimTR

Merkezi fonksiyonları açısından Ağın-Arapgir ve Kemaliye ilçeleri

Arazi kullanımıBeşeri coğrafyaElazığ-Ağın+3
Erdal Karakaş
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muratçık (Aşvan) Ovası ve yakın çevresinin beşeri ve iktisadi coğrafyası

ı* ""^ Iı * t \ ^ <» l ÖZET Yüksek Lisans Tezi MURATÇIK (AŞVAN) OVASI VE YAKIN ÇEVRESİNİN BEŞERİ VE İKTİSADİ CO?RAFYASI İLHAN O?UZ AKDEMİR Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 1997, Sayfa: 200 Muratçık (Aşvan) Ovası ve yakın çevresi; Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat Bölümü'nde Elazığ şehrinin 30 km. kadar kuzeybatısında bulunmaktadır. Kuzeyinde Keban Baraj Gölü, güney, doğu ve batısı, yükseltisi fazla olmayan tepelerle çevrili bir havzadır. Araştırma sahasının doğusunda Alaca ve Altınkuşak köyleri, batısında Yeniçubuk ve Aydınlar köyleri, güneyinde ise Çöteli ve Alpağut köyleri yer almaktadır. Çalışma alanının toplam yüzölçümü 108.143 km2 dir Sahada, nüfus 1935 yılından, 1965 l ere kadar artma eğilimindedir. Bu süreç zarfında hem göç alan hem de göç veren özellik gösterir. 1970 H yıllardan günümüze kadar saha daima nüfus kaybetmiştir. Araştırma sahasının nüfus açısından en önemli özelliği, yaz ve kış dönemlerinde çok fazla miktarda göç hareketinin görülmesidir. Bunun sonucu olarak, sahada yaz döneminde nüfus yoğunluğu çok fazla iken, kış döneminde saha adeta boşalmaktadır. Sahada, yerleşmelerin tarihçesi M.Ö. 4.000 - 5.000 U yıllara kadar inmektedir. Araştırma sahası dahilinde geçici veya daimi bir çok tip yerleşmeye rastlanabilir. Sahada, geçici yerleşmelerden iskele, bağ evleri, ağıllar bulunabilirken daimi yerleşmelerin örnekleri olarak, benzinlik, kom, mezraa, mahalleler, köyler bulunmaktadır. Araştırma sahasının % 52 civarındaki bir kısmım mera arazileri oluştururken % 40 lık bir kısmı tarım sahasına karşılık gelmektedir. Sahada tahıl, baklagil, sebze, bostan, bağ-bahçe gibi çeşitli tarımsal aktiviteler yürütülmektedir. Fakat bunların hepsi ekstansif tarım faaliyetleridir. Sahanın temel hayvancılık aktivitesini küçükbaş hayvancılık oluşturur. Son zamanlarda sahada, besi ahırları ve tavuk çiftlikleriD, \ l çoğalmaya başlamıştır. Araştırma alanında kum ocağı işletmesi, mermer işleme tesisi, benzinlik gibi diğer iktisadi birimler de mevcuttur. Gerçekleşecek olan "Kuzova Sulama Projesi" ile değişecek olan beşeri ve iktisadi faaliyetlerin eski ve yeni şekillenmelerinin ortaya konulması, değişimin ölçülmesi açısından gerekmektedir. Ovadaki ihtiyaçlar, beklentiler, düşünceler de göz önüne alınarak değişimin olumlu ve olumsuz etkilerini tahmin etmek, ortaya çıkan problemlere coğrafi yaklaşımla çözüm önerilerinde bulunmak, projenin gerçekleşmesinden sonra ise bu değişimin ilerideki sonuçlarım ortaya koymak, gözlemlemek, karşılaştırmak ve yorumlamak amacıyla böyle bir çalışma yapılması yoluna gidilmiştir.

CoğrafyaElazığMuratçık Ovası
İlhan Oğuz Akdemir
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel miras turizmi kapsamında bir rota önerisi: Burdur şehri örneği

Farklı kültürlere olan ilginin günden güne artması seyahat faaliyetlerinin artmasına, gelişmesine neden olmuştur. Turizm şehirlerarası, ülkeler arası ve nihayetinde milletlerarası kültürel faaliyetleri yönlendiren bir araçtır. Bu tez çalışması, Burdur şehir merkezinin kültürel miras potansiyeline dikkat çekmeyi, tarihi kent kimliğini vurgulamayı ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Tez çalışmasında bu amaç kültürel mirasın korunmasında bir araç durumunda bulunan "kültürel rota" kurgusu bağlamında ele alınacaktır. Çalışma alanında dağınık halde bulunan tarihi yapıları kültürel rota güzergahları ile bir araya getirilerek yapılar arasındaki kopukluklar giderilecek, bölge bütüncül olarak ele alınacaktır. Kültürel rota kurgusu içerisinde genel güzergahlara ek olarak planlanan tematik rotaların Burdur merkezinin çeşitli özellikleri ön plana çıkarılmak ve bu yapılara dikkat çekmek istenmektedir. Kültürel miras değerini korumada bir araç haline gelen kültür rotası aracılığıyla bu bölgenin kültür mirasına yönelik bir rota çizilmiştir. 16 duraktan oluşan bu rota ile, tez kapsamında ileride gerçekleştirilecek uygulamalar için bir model oluşturulması hedeflenmiştir.

Hafize Belgin Özen
Biruni University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekimhanın kuruluşu gelişmesi ve fonksiyonları

RESUME:"'' These de Maîtrise LA FONDATİON, LE DEVELOPPEMENT ET LEŞ FONCTİONS DE HEKİMHAN Zeki BOYRAZ Üniversite de Fırat înstitut deş Sciences Socialcs Departement de Geographie 1997, Page: 64 La sous-preieclure de Hekimhan qui constiluc l'objct de nötre Anahtar Kelime: Coğrafya = Geography ; Malatya-Hekimhan = Malatya-Hekimhan

CoğrafyaMalatya-Hekimhan
Zeki Boyraz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ`ın turizm potansiyeli ve ilde rekreasyonel faaliyetler

Türkiye'nin en büyük coğrafi bölgesinin, yukarı Fırat bölümünde yer alan Elazığ İli, tarih öncesi devirlerden bu yana güncelliğini koruyan tarihi doğal yollar üzerinde bulunmaktadır. Yapılan arkeolojik araştırmalar, tarıma dayalı yerleşik yaşamın ilde M.Ö. 6-7 bin yıllarına uzandığını ve dolayısı ile beşeri ve ekonomik yaşam açısından eskiliği kadar taşıdığı sürekli öneminide belirlemektedir. Elazığ İli'nde yer alan bir çok sayıdaki höyük ve Keban Barajı yapımı öncesinde, baraj altında kalan yerleşme alanlarında ele geçen belgeler ve tarihi Harput kentinin varlığı yerleşme merkezinin stratejik önemini ve ticari fonksiyonunu kanıtlamaktadır. Tarihi Harput şehri uzun süre bölgenin en büyük ve en eski yerleşme yeri olma özelliğini korumuştur. Bugün doğal çevresi, tarihi ve kültürel özelliği ile Elazığ İli'nin en çok ziyaret edilen önemli rekreasyon alanlarından biridir. Deniz etkisine kapalı olan bölgede akarsu ve göl kıyıları rekreasyon alanı olarak büyük önem taşımaktadır. Doğal göl olan Hazar Gölü kıyıları Elazığ İli'nin önemli rekreasyon alanlarındandır. Gölün dalgasız sakin suları her türlü su sporlarına imkan sağlıyabilecek niteliktedir. Gölün kuzey kıyılarında ikinci ev denilen yazlık evlerin sayılanda gün geçtikçe artmaktadır. Ayrıca göl kıyısında, kamu kuruluşlarına ait bir çok kamp alanı bulunmaktadır. Elazığ ili sahip olduğu dağlık ve plato alanları, ovaları, doğal gölleri ve baraj gölleri ile (Keban, Karakaya, Cip, vb.) bakir sahaların canlandırılmasını bekleyen rekreasyon alanlarına da sahiptir. İlçelerde bulunan tarihi eserlerin ve doğal güzelliklerin, zamana karşı koyabilmeleri ve turizm değerlerinin artması için yetkililerin yardımı ve desteğini beklemektedir. Elazığ ili'nde bulunan bu turizm potansiyelini, kent içindeki rekreasyonel alanları, kırsal alanlardaki rekreasyonel faaliyetleri tarihi gelişim çerçevesinde ayrıntıları ile yaptığımız bu çalışmada belirlemeye gayret ettim. Çalışmalarım var olan bu turizm potansiyelinin ve rekreasyonel alanların daha iyiye gitmesi ve yaratılabilecek yeni potansiyel alanların belirlenmesi amacına yöneliktir.

Boş zamanları değerlendirmeElazığTurizm
Fulya Gülbay
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzunyayla Platosu Çerkez köylerinin kültürel ekolojisi

Bu çalışma bir yüksek lisans tezi olup "Kültürel Ekoloji" konusunda yapılmıştır. Bir kültür mozaiği olan Türkiye'nin kültürel bir ögesi olan ve Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında yoğun bir göç/sürgün ile bu topraklara gelen "Çerkez Kültürü" incelenmiştir Kültürel özelliklerin coğrafi sorunlara uygulanması konusunun temelini Philip Wagner ve Marvin W. Mikesell (1962)'in birbiriyle ilişkili beş ana kavramın oluşturduğunu ve bunlardan birinin de "Kültürel Ekoloji" olduğunu ileri sürerler. Bu çalışma yapılırken göç ile hangi kültürel ögeler korunmuş, hangileri değişmiş ve bozulmaya uğramış, hangilerinde Anadolu kültürü ile adaptasyon yaşanmış, bunlar üzerine değinilmiştir. Çalışmamızın konusunu, "Uzunyayla Platosu Üzerindeki Çerkez köylerinin Kültürel Ekolojisi" oluşturmaktadır. Bu çalışmada, 1864 yılında ana vatanlarından sürgün ile Osmanlı/Anadolu topraklarına gelen ve ülkemizin kültürel bir parçası olan "Çerkez Kültürü" incelenmeye çalışılmıştır. Doğa ve insanın var olduğu günden beri süre gelen karşılıklı etkileşimi ve bunun sonucunda ortaya çıkmış olan olaylar ve olguların uzun süreçler içerisinde belirli bir sistem oluşturması ile kültür, doğal olayların karşılıklı etkileşimleri sonucu oluşan olgu ve olaylara ise ekoloji ismi verilmektedir. Kültürel ekoloji ise bu olay ve olguların karşılıklı etkileşimini inceleyen coğrafyanın bir alt dalını oluşturmaktadır. Örneklem olarak beş adet köy seçilmiş olup Uzunyayla Platosu üzerindeki Çerkez köylerinde yaşayanların kültür-çevre etkileşimi ve bunlardan elde edilen bulgulara yer verilmiştir. (Farklı köylerden elde edilebilecek verilerle de daha farklı sonuçlar ortaya konulabilir.) Ülkemizde kültürel ekoloji alanında yapılmış sınırlı çalışmalar nedeniyle bu çalışmanın ''Kültürel Coğrafya'' alanında önemli bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz. Bundan sonra başka kültürlere yönelik bu alanla ilgili çalışma yapacak kişilere ve kültüre bir katkısı olmasını umuyoruz. Kültürel ekolojik çalışmalar bu doğrultuda gelişerek doğal olaylar ile beşerî olayların karşılıklı etkileşimini inceleyen bir bilim dalı olmuştur. Çalışma konumuz olan Uzunyayla platosu Çerkez köylerinin kültürel ekolojisi de insan ve mekan arasındaki bu karşılıklı etkileşimi en iyi yansıtması nedeniyle araştırma sahası olarak seçilmiş ve araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden Fenomenolojik desenle çalışılmıştır. Çalışma altı (6) bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bu bölümlerin her birinde arazi çalışmaları, gözlem ve mülakat teknikleri çalışmanın en önemli veri toplama aşamasını oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular; Anadolu topraklarına sürgün edilen ve öncesinde kendi rızalarıyla gelen Çerkezlerin yaşadıkları bölgeye uyum sağayarak anavatanlarından getirdikleri kültürel ögelerin büyük kısmını koruyabilmiş, fakat son dönemlerde ortaya çıkan popüler kültürün etkisiyle dil başta olmak üzere aile yapısında değişimlerin de olduğunu göstermektedir. Çalışmanın bulgularından çıkan sonuç herhangi bir bölgede var olan ya da var olmuş olan kültürel grupların yapıları incelenirken sadece beşerî unsurlar değil bu kültürel ögeleri oluşturan fiziki faktörlerin de hesaba katılmasıdır. Her ne kadar kültür beşerî coğrafyanın inceleme alanı olsa da tüm kültürler bir bakıma determinist bir oluşum sürecinden geçmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sağlayacak olan çalışmamızın tüm coğrafya camiasına faydalı olacağı düşünülmüştür.

Halk kültürü
Abdullah Akbulut
Biruni University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuruluş yeri açısından Malatya şehri ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

OZET (ABSTRACT) Yüksek Lisans Tezi KURULUŞ YERİ AÇISINDAN MALATYA ŞEHRİ VE YAKİN] JEOMORFOLOJİSİ Sabrı KARADOĞAN Fırat Üniversitesi Sos. Bil. Eııst. Coğ. Ana Bil. Dalı 1998 Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Yukarı Fırat olarak bilinen bölümde, Malatya şehri ve çevresini konu alan inceleme alanı, yaklaşık 400 kilometrekarelik bir alan kaplamaktadır. Saha tektonik olaylar ve günümüze dek süren jeomorfolojik ve tektonik süreçler nedeniyle kıvrılmış, kırılmış, aşındırılmış ve bugün karmaşık bir morfolojik görünüm kazanmıştır. Çalışma alanında denizden 2500 metre yüksekliğiyle Beydağı önemli bir rölyef oluşturur. Bu dağlık kütleden aşındırılan materyaller Malatya havzasını doldurmuştur. Çevresindeki ulaşım ve topoğrafık avantajlardan dolayı eskiden beri iskan sahası durumundaki Malatya havzasında, önceleri ova tabanında kurulmuş Malatya şehri, topoğrafık ve beşeri şartlardan dolayı yer değiştirmiştir. Bugün dağlık alan ile havza arasındaki bir piedmont kuşağı üzerinde kurulu olan Malatya şehri hızla büyüyerek topoğrafık sınırları zorlamakta ve çevredeki meyve-sebze bahçelerinin zarar vermektedir. Bu çalışmada Malatya ve yakın çevresinin jeomorfolojik özellikleri ve problemleri ile Malatya şehrinin fonksiyonları ve gelişimi açısından ilişkisi ele alınmıştır ABSTRACT Master Thesis THE GEOMORFOLOGY OF MALATYA CTY AND SURROUDİNG Sabri KARADOĞAN Fırat Universty The Institute of Social Sciences 1998 The study area is located in southwestern part of upper Euphrates basin, in surroding city of Malatya. Provinc of Eastern Anatolia geographic region of Turkey. This area is approximately 400 Sg.Km. Tectonic events, and angoing uplift up to recent land undergone successive folding and fracturing and gained a complex morfological apperance. Beydağı mountain are important relief of of the study area wich have an elevations of 2500 m. above the sea leves. The whole basins of Malatya was filled by plio-kuvaterner clastic sedimenty. Malatya from where important roads are crossing was first established at a pornt in the base of plain, and later reestablished over a piedmont in the midle of plain. However, the city which ise eulargeing due to its location, is today developingby forceingits natural borders and destroying the fields available for graving vegetables and fruits. In the work study the geomorphology surrounding city the Malatya have been examined and problemsof the region from and of the city from point of view have been stated and some solutions have been suggested geomorfological features of the area and recommends solutions to the problems of land benefication.

Jeolojik özelliklerJeomorfolojik özelliklerMalatya
Sabri Karadoğan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasındaki sınırın yeniden belirlenmesi üzerine bir deneme

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Veysel KUŞÇU Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz Bölgeleri Arasındaki Sınırın Yeniden Belirlenmesi Üzerine Bir Deneme Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Ana Bilim Dalı 2000 Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri 1941 yılında I. Türk Coğrafya Kongresinde belirlenmiş ve yurdumuz yedi coğrafî bölgeye ayrılmıştır. Daha sonraları ayrıntılı bir şekilde yapılan tetkiklerde Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasındaki sınır daha doğuya çekilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu açıdan çalışma alanı içersinde Hatay, Osmaniye, Gaziantep, K. Maraş ile Şanlıurfa ve Adıyaman arasında iklim açısından farklılıklar görülmekte, bu far! ılığın görüldüğü alan klimatik açıdan sınırı oluşturmaktadır. İklim faktörü sahamızda belirleyici etkeni oluşturmaktadır. Akdeniz'e has olan bitki türlerinden kızılcam ve maki formasyonları çalışma alanı içerisinde Gaziantep, Maraş, hatta Adıyaman'a kadar ilerlemekte görülmektedir. İklim ve bitki örtüsü şartlarına bağlı olarak gelişen toprak türleri de bir birliktelik oluşturmaktadır. Akdeniz iklimi altında gelişme gösteren kireçli topraklar Gaziantep ve Kilisin doğusuna kadar görülmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesinin genel karakteri olan düz ve sade yapı özelliğini korumaktadır. Çalışma alanı içerisinde batıda Amanos ve Nur dağları ile, Hatay-Maraş çöküntü hendeğinin doğusundaki Kartal dağları, Arabanın kuzeyinde Karadağ ve Şanlıurfa'nın doğusunda da Karacadağ bu sadeliği bozmaktadır. Akdeniz iklimine ait olan tarım ürünleri ise Fırat vadisine kadar ilerlemektedir. Verimli bir şekilde yapılan zeytin tarımı, yine bu alan da yetişen İncir, Akdeniz ikliminin bitkisi olan üzüm ve Antepfıstığı bu sahada yoğun olarak yetişmektedir. Bu faktörlere bağlı olarak Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasındaki sınırın daha doğuya çekilmeli, Fırat nehrine kadar uzatılmalıdır. Anahtar kelimeler: Akdeniz bölgesi, Güneydoğu Anadolu bölgesi, bölge sınırı, bölge II

Akdeniz bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesiSınır belirleme
Veysel Kuşçu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çemişgezek ilçe merkezinde (Tunceli) nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler

Çemişgezek, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan Tunceli iline bağlı bir ilçedir. İlçenin kuzey kesimi, yükseltisi 3000 m.' yi bulan dağlarla çevrilidir. En alçak yerler Keban Baraj Gölü kıyılandır. Yılan Dağı, Kırklar Dağı ilçenin en yüksek alanlarını oluşturur. Araştırma alanı Çemişgezek üçe merkezi ile sınırlı olup yaklaşık 10 km2'lik bir alanı kaplamaktadır. İlçe merkezinin yerleşim alanı yaklaşık 1,25 km2' dir. Yıllık ortalama sıcaklık 13-14 ve yıllık ortalama yağış 500 mm. kadardır. Tahar Çayı ilçenin en önemli akarsuyudur. Çemişgezek ilçe merkezinin beşeri coğrafya özellikleri büyük ölçüde yüzey şekillerine bağlı olarak biçimlenmiştir. Tarih boyunca ilçe nüfusu belirli bir limitte sınırlı kalmıştır. Bu durumun en önemli nedeni yüzey şekillerinin ekonomik faaliyetleri ve özellikle tarımı sınırlandırmasıdır. Cumhuriyet' ten sonra ilçe nüfusu iki sayım yılı hariç (1945-1985 sayım yılları) sürekli olarak artış göstermiştir. İlçe merkezinin kurulmuş olduğu alan yerleşmenin gelişmesi açısından uygun değildir. İlçe merkezinin nüfusu doğuda Gedik Tepe, kuzeyde Deliteccal Deresi, batıda Tahar Çayı tarafından sınırlandırılmıştır. Bu nedenle tarihten günümüze ilçe merkezi yerleşimi çok fazla genişleyememiştir. İlçe merkezinin ekonomik potansiyelleri sınırlıdır. Ziraat, yukarıda değinildiği gibi yüzey şekillerinin engebeli olması nedeniyle yaygın olarak yapılamaz. Hayvancılık bu nedenle önemli bir ekonomik faaliyettir. Araştırma alanında nüfusun büyük bölümü hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çemişgezek, Tahar Çayı, Yerleşme, Yukarı Fırat, Yılan Dağı

Fiziki coğrafyaHayvancılıkNüfus+3
Bülent Güner
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluova'da jeomorfolojik ana birimlerle arazi kullanımı arasındaki ilişkiler

ÖZET Yüksek Lisans Tezi M. Taner ŞENGÜN Uluova'da Jeomorfolojik Ana Birimlerle Arazi Kullanımı Arasındaki İlişkiler Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Ana Bilim Dalı 2000, 120 Sayfa Uluova, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Güneydoğu Toros Kıvrım Sistemi içerisinde yer alan tektonik kökenli bir çöküntü ovasıdır. Uluova, Tarih öncesi çağlardan beri pek çok medeniyetlerin kurulduğu çeşitli sosyal ve ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirildiği, Türkiye'nin önemli bir ziraat alanıdır. Bugün de I. sınıf tarım arazilerine sahip verimli ova tabanı üzerinde zengin bir ürün çeşitliliği vardır. Uluova'da arazi kullanımı üzerinde büyük oranda fiziki şartlar etkilidir. Çalışma alanındaki ana jeomorfolojik birimler ; dağlık alanlar, alçak ve yüksek platolar, ovalar, birikinti koni ve yelpazeleri, etek düzlükleri, vadiler, akarsu sekileri ve boğazlardır. İnceleme alanındaki arazi kullanım durumuna bakıldığında; dağlık alanların daha çok otlak, ağaçlandırma alam ve çıplak kayalık olarak, platoların ve etek düzlülderinin kuru tarım alam olarak, birikinti konilerinin yukarı kısımlarının bağ- bahçe, aşağı kısımlarının taşkın alam olarak kullanıldığı, ova tabanları ve akarsu sekilerinin ise daha çok sulu tarım arazileri ve yerleşim alanları olarak kullanıldığı görülür. II

Arazi kullanımıElazığ-UluovaJeomorfolojik özellikler
M. Taner Şengün
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çelikhan Ovası (Adıyaman) ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

vı - '.?; ÖZET ^v » * lı Çelikhan Ovası, Güneydoğu Toroslar içerisinde Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gelişmiş bir çöküntü ovasıdır. Çelikhan Ovası, doğuda Sincik (Adıyaman), batıda Kurucava (Adıyaman), arasında Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gelişmiştir. Bu faya bağlı olarak çökmüş, karstlaşmayla oluşmuş tektono - karstik bir ovadır. Çelikhan Ovası 1260-1320 m yükseltisinde 11,3 km2 lik bir alan kaplamaktadır. Çalışma alanında ana jeomorfolojik birimler; dağlık alanlar, dağlık karakteri belirgin platolar, ova ve havzalar, vadiler ve boğazlardır. İnceleme alanında 1950-2200 m yükseltilerinde zirve düzlükleri, 1650-1950 m yükseltilerinde akarsularla yarılmış dağlık karakteri belirgin yüksek düzlükler (yüksek platolar), 1450-1650 m yükseltilerinde alçak düzlükler (alçak platolar) parçalı ve dar alanlı olarak görülmüşlerdir. Çelikhan Ovası çevresindeki dağlık alanlar genelde bir yükselim alanıdır. Bu yükselmede Güneydoğu Anadolu Bindirmesi ve Doğu Anadolu Fayı etkili olmuştur, inceleme alanında dört havza bulunmaktadır. Bunlardan Çelikhan Ovası tektono-karstik oluşumlu- ir. Kurucaova Doğu Anadolu Fayı'nın hareketine bağlı olarak çökmüş ve akarsularla taşınan malzemelerle doldurulmuştur. Eski Abdulharap Gölü Havzası bindirme cephesinde belirmiş, karstlaşmayla şekillenmiştir. Eski Porga Yazısı blok faylanmalarıyla çökmüş bir graben alanıdır. İnceleme alanındaki havzalardan Çelikhan Ovası, Kurucaova, Eski Abdulharap Gölü ve Eski Porga Yazısı Bulam, Kuruçay ve Abdulharap çayları tarafından Kuvaterner'de kapılarak dış drenaja bağlanmışlardır. Bu kapılmalar sonucu Bulam, Kuruçay ve Abdulharap boğazları oluşmuştur. Eski Abdulharap Gölü kaynağını Kerbelek Dağından alan Meşebaşı Deresi ve karşısında Çalı Deresi birikinti konilerinin Abdulharap Çayı önünü kapamalarıyla oluşmuş tipik bir alüvyal set gölüdür. Bu set gölü günümüzde Çat Baraj'ı suları altında kalmıştır. İnceleme alanında Doğu Anadolu Fayı Üst Miyosen - Pliyosen aralığında ana jeomorfolojik birimleri deforme etmiştir. Fay yörede tek hat şeklinde olmayıp çok sayıda kola ayrılarak 2-3 km lik bir zon içinde devam etmektedir. Bu alan içerisinde ötelenmiş sırtlar, tepeler, dereler ortaya çıkmıştır.

Doğu Anadolu fay zonuHidrografik özelliklerJeolojik özellikler+2
Murat Sunkar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürgü Ovası Kurucaova (Malatya) deprasyonu ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

Çalışma alanımız olan. Sürgü Ovası- Kurucaova Depresyonu Doğu Anadolu Bölgesinin Malatya İli sınırları içerisinde kalmaktadır. Sürgü Ovası, 1300 metre yükseltide yer almakta ve 23 km bir alanı kaplamaktadır. Kurucaova ise 1400-1 45 Ometre yükseltiye ve 66 km2'lik bir alana sahiptir. Bu iki ova birbirinden bir eşik saha ile (Elmadağ Tepe ) ayrılmaktadır. Çalışma alanımız, tabanda yer alan düzlük alanlar ve onları çevreleyen yüksek dağlarla sınırlandırılmıştır. Bu dağlık alanlar üzerinde farklı seviyelerde yer alan zirve düzlüklerine (2000-2400m), yüksek platolara (1650-2000 m) ve alçak düzlüklere (1350-1650m) rastlanmaktadır. Çalışma alanında diğer jeomorfolojik unsurlardan akarsu sekileri birikinti konileri ve karstik erime şekilleri mevcuttur. Kurucaova. doğudan sokulan Bulam Çayfnın bir kolu tarafından boşaltılmaktadır. Ayrıca Doğu Anadolu Fayı'na bağlı gelişen ötelenmiş sırtlar ve ötelenmiş vadilerde sahada görülmektedir. Sürgü Ovası- Kurucaova Depresyonu. Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde gelişmiş çöküntü ovalarıdır. Sürgü Ovası, tamamen tektonik kökenli bir ova olmasına rağmen; Kurucaova karstlaşmayada bağlı olarak tektono- karstik bir ova halini almıştır.

Hidrografik özelliklerJeolojik özelliklerJeomorfolojik özellikler+4
Cevdet Canpolat
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye meyve üretim yörelerinin belirlenmesi konusunda bir deneme

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Türkiye'nin Meyve Üretim Yörelerinin Belirlenmesi Konusunda Bir Deneme Esen DURMUŞ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ - 2001, Sayfa : X-161 Bu çalışmada tarımsal bölge sınırlandırılmasında kullanılan çeşitli kriterlerin tesbiti ve bu konuda esas rolü oynayan başlıca unsurların tayini, bu unsurların ne şekilde gruplandmlmış olduklarını Türkiye'de ilçeler bazında meyve üretimine bağlı olarak ortaya koymaya çalışılmıştır, Ülkemizde ve dünyada daha önce yapılmış çalışmalara da değinerek bu çalışmaların ışığı aranda çalışmalar şekillendirildi. Böylece D.LE.'den 1992 - 1997 yıllarına ait altı yıllık ortalama üretim değerleri ile meyvelerin yetişme koşullan, ülkenin yüzey şekilleri ile iklim unsuru birlikte değerlendirilerek 36 meyvenin dağılış haritaları oluşturulmuştur. Bu haritaların üst üste çakıştınlması sonucunda 28 ayrı meyve ürerim yöresi belirlenmiştir. Bu yöreler belirlenirken meyveciliğin yapılmadığı ya da çok az yapıldığı alanlarda kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Ülkemizin hemen her yerinde yapılan coğrafi etütlerle, bu alanların fiziki ve beşeri coğrafya koşullan büyük ölçüde incelenmesi sonucunda ülkenin topografik bir zenginliğe sahip olduğu, iç kısımların sanıldığı gibi yüksek ve engebeli alanlar özelliği göstermediği, bölge içinde meydana gelen topografik farklılıklar, yani ovalık alanlar, havza tabanları, depresyonlar ve yükseltinin azaldığı alanlar bölgelerin tek bir çizgide çizilmesinin mümkün olmadığını ve ülkemizde çeşitli kriterler ışığında farklı bölüm ve yörelerin belirlenmesi gerektiği gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER; Tarımsal bölge, Tarımsal yöre, Meyve üretim yöresi, Meyvecilik. n

Meyve yetiştiriciliğiMeyvelerTarım alanları+1
Esen Durmuş
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00