
3.050
Arşivlenen Tez
21
DOI Atanmış
1%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Yeniçağa kilinin geoteknik özelliklerinin iyileştirilmesinde kireç ve uçucu külün kullanılabilirliği
Bu çalışmanın amacı, şişme özelliği bulunan zeminlerin geoteknik özelliklerinin sönmüş kireç ve uçucu kül kullanılarak iyileştirilmesidir. Bolu ili Yeniçağa İlçesinde bulunan göl civarındaki mevcut yerleşim bölgesi inceleme alanı olarak seçilmiştir. İnceleme alanındaki zeminin şişme yüzdesi, şişme basıncı ve serbest basınç dayanımı belirlenerek, sönmüş kireç ve Çayırhan Termik Santralinden alınan uçucu kül katılarak iyileştirme yapılmıştır. Killere %1, %3, %5, %7 ve %9 oranlarında sönmüş kireç ile %5 ve %10 oranında uçucu kül katılarak şişme potansiyelindeki değişim ile yeni durumda oluşacak serbest basınç dayanımı incelenmiştir. Kireç oranının %7 ile %9 ve uçucu külün %10 olduğu durumlarda şişme potansiyelinin önemli ölçüde azaldığı gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şişme basıncı, Şişme yüzdesi, Yeniçağa kili, Uçucu kül, Kireç, İyileştirme, Serbest basınç dayanımı
Trabzon Değirmendere havzasında coğrafi bilgi sistemleri ve bir hidrolik model yardımıyla taşkın analizi yapılması
Taşkınlar zararları açısından en büyük meteorolojik karakterli doğal afetlerdenbirisidir. Ancak, taşkınların afet olmasına sebep olan etkenlerin başında plansızyapılaşma ve önlemlerin yetersizliği gelmektedir. Çeşitli tekerrürlere sahiptaşkınların modellenmesi ve oluşturacağı taşkın alanlarının önceden bulunması,sorunun çözümüne önemli bir katkı sağlayacaktır. Taşkınlarınmodellenmesinde kullanılacak en önemli yöntemlerden biri, hidrolik modellerleuyumlu çalışabilen Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) uygulamalarıdır. Çalışmaalanı olan Trabzon Değirmendere Havzası'nın, ülkenin en çok yağış alanbölgesi olan Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunması ve drenaj alanınınbüyüklüğü (1054 km2), havzada meydana gelebilecek taşkın debilerinin oldukçayüksek olmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada arazi modellemeleri vesonuçların sunumu, bir CBS programı olan ArcGIS 9.3 ile, hidrolik analizleride Hydrologic Engineering Centers River Analysis System (HEC-RAS) 4.0 ilegerçekleştirilmiştir. Özellikle Maçka ilçe merkezinde; yapılaşmanın dereyatağının tam kenarında olması ve mevcut köprülerin dar olan dere yatağınıdaha da küçültmesinden dolayı, olası maksimum taşkın anlarında yapıların çokzarar göreceği tespit edilmiştir. Çalışmada yerleşim yerlerinin modellenmesiiçin kullanılan 1/2000 ölçekli haritadaki eksik veriler, arazi çalışmalarındabelirlenmiş ve sayısallaştırılarak analizlere dâhil edilmiştir. Bu sayede arazinin3 boyutlu modeli, ArcGIS ile oluşturulmuştur. Bu modelden alınan tümtopoğrafik veriler, ArcGIS üzerinde çalışan HEC-GeoRAS modülü yardımıylahidrolik analiz yapılabilen HEC-RAS'a aktarılmıştır. İstatistikî yöntemlerlebulunan çeşitli tekerrürlere sahip debi değerleri de hidrolik modele girilerek suseviyeleri tespit edilmiştir. Sonuçlar HEC-GeoRAS yardımıyla ArcGIS'eaktarılarak taşkın risk haritaları elde edilmiştir. Risk taşıyan birçok yerleşimyeri tespit edilmiş, çeşitli yapısal ve yapısal olmayan çözüm önerilerindebulunulmuştur.
Betonarme köprü modellenmesi üzerine bir çalışma
Bu çalısmada 22.50, 32.50 ve 37.50 metre açıklıklı I tip prekast kirişli betonarme köprüsünün, AASHTO 2002 şartnamesine uygun olarak bilgisayar destekli analiz ve ön tasarımı yapılmıştır. Analiz ve tasarım sürecinde köprü ayak temelleri, üst yapıya etkilerinin ihmal edilebilmesi için ankastre mesnet kabul edilmiştir. Tüm modellerde, ayak ve kiriş arasında aynı tip elastomer mesnet kullanılıp, bu elemanların deprem yükü etkisi altında düşey, yatay, burulma ve dönme rijitlikleri hesaplanmıştır. En kritik yükleme durumunu bulmak için farklı kombinasyonlar kullanılıp en olumsuz yükleme kombinasyonu seçilmiştir.Üç model için kenar ayak ve orta ayak modelleri yapıldıktan sonra farklı açıklıklardan gelen yüklerin kenar ayak ve orta ayak üzerinde olan etkisi detaylı olarak incelenmiştir. Her üç model için sismik analiz yapılarak yatay ve düşey deformasyonlar vb. değerler hesaplanıp, kıyaslamalar yapılmıştır.
Tuğla dolgulu sünek olmayan betonarme çerçevelerin çelik şeritlerle güçlendirilmesi
Ülkemiz mevcut yapı stokunun büyük bir kısmı tuğla dolgu duvarına sahip sünek olmayan betonarme çerçeve türü yapılardan oluşmaktadır. Yeterli yanal rijitlik, dayanım ve enerji tüketim kapasitesine sahip olmayan bu yapıların depreme karşı güçlendirilmesinde betonarme dolgu duvarları yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, güncel güçlendirme uygulamaları binanın boşaltılmasını gerektirmekte ve binanın tekrar kullanıma girmesi uzun bir imalat süresi sonrasında mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada betonarme çerçeve içerisindeki tuğla dolgu duvarı çelik şeritlerle güçlendirerek yapının sismik performansının iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bir tanesi güçlendirilmemiş referans eleman olmak üzere toplam dokuz adet deney elemanı deprem yüklerini benzeştiren tersinir tekrarlanır yatay yük ve düşey yük altında test edilmiştir. Çalışmada test edilen tek katlı tek açıklıklı betonarme çerçeve deney elemanları ülkemizdeki betonarme yapılarda karşılaşılan önemli yapım kusurlarını içerecek şekilde üretilmiştir. Çelik şeritlerin betonarme çerçeveye bağlantı biçimleri, uygulanan çelik şerit deseni ve uygulama yönünün deney elemanlarının yatay yük kapasitesi, göçme biçimi, rijitliği ve enerji tüketimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Test sonuçları çelik şeritlerle güçlendirilen tuğla dolgu duvarın, betonarme çerçevenin yatay yük taşıma kapasitesini, rijitliğini ve enerji tüketimini önemli oranlarda arttırdığını göstermiştir. Tez çalışmasının analitik çalışma kısmında ise, önerilen güçlendirme yöntemi kullanılarak yapılacak güçlendirme işleminin tasarımı için pratik önerilerde bulunulmuştur.
Esnek üstyapıların performans özelliklerinin sentetik metal ve polibor katkı maddeleriyle geliştirilmesi
Karayolu ulaşımını sağlamak için farklı özelliklere sahip çeşitli üstyapı türleri kullanılmaktadır. Bu yapılar genel olarak; esnek, rijit ve kompozit olmak üzere üç gruba ayrılır. Bunlar arasında esnek üstyapılar sahip oldukları özelliklere bağlı olarak günümüzde tercih edilmektedirler.Esnek üstyapılarda trafik-çevre-iklim etkileriyle bozulmalar oluşabilmektedir. Karayolu ulaşım niteliğini arttırmak için bu bozulmaların önlenmesi veya en aza indirilmesi gerekir. Yapı içerisinde bulunan bitüm oranı agregaya kıyasla oldukça düşük olmasına rağmen bitümün sahip olduğu özellikler üstyapının bozulmalara karşı gösterdiği direnç yeteneğini yakından etkiler.Bu çalışmada, bitümün katkı maddeleriyle modifiye edilerek özelliklerinin iyileştirilmesi suretiyle esnek üstyapı performansının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bitüm modifikasyonunda dokuz farklı katkı maddesi kullanılmıştır. Bu katkı maddeleri, basit bir cihaz grubuyla laboratuvar ortamında sentezlenerek elde edilmiş yeni malzemelerdir. Her bir katkı maddesi, sentezinde kullanılan malzemelere göre en genel haliyle organik esaslı metal bileşiği veya etilen glikol esaslı polibor bileşiği olarak isimlendirilmiştir. Orijinal ve çalışma kapsamında üretilen katkı maddeleri ile modifiye edilen bitüm numunelerine viskozite testleri, yumuşama noktası testleri, düktilite testleri, dinamik kesme reometre (DSR) testleri, eğilme kirişi reometre (BBR) testleri uygulanmıştır. Ayrıca Marshall testleri ve Nicholson soyulma testleriyle modifikasyonun bitüm-agrega karışımlarındaki etkileri araştırılmıştır.Test sonuçlarına göre her bir katkı maddesinin bitüm ve bitümlü karışım (bitüm-agrega karışımı) özelliklerinde etkili değişimler meydana getirerek esnek üstyapı performansını geliştirdiği belirlenmiştir. Buna göre çalışma kapsamında sentezlenen uygun katkı maddesi kullanımı ile esnek üstyapıların tekerlek izi oluşumuna karşı direnci, düşük sıcaklıklarda meydana gelen çatlamalara karşı direnci ve soyulmaya karşı direnci artmıştır. Bunların yanı sıra, katkı maddeleri bitümlü sıcak karışımların üretim ve uygulama süreçlerinde enerji tasarrufu, bitümün kısa dönem yaşlanma miktarında azalma ve işlenebilirlikte artış sağlamıştır.
Akyaka (Muğla) kumsalı kum taşınımının modellenmesi
Gökova iç körfezinin doğusunda yer alan, Muğla ilinin Akyaka beldesinde Kuzey-Güney doğrultusunda uzanan kumsal, kıyıya yapılan yapılar, rüzgar, akıntı ve dalga etkileşimleri ile değişime uğramaktadır. Yapılan kıyı yapıları doğal kum taşınımı dengesini önemli ölçüde etkilemiş, bölgede erozyona neden olmuştur. Kıyı boyu ve kıyıya dik yöndeki kum taşınımı kıyı çizgisinin de değişimine neden olmaktadır. Bu çalışmada körfez doğusundaki rüzgar etkenli çevrinti hareketleri modellenmiş, mevcut kıyı yapılarının etkileri de göz önünde bulundurarak GENESIS (Kıyı Çizgisi Değişikliği Benzeşimi için Genelleştirilmiş Sayısal Model) sayısal modeli ile Akyaka kumsalı kıyı boyu kum taşınımı incelenmiştir.
Betonarme kenar kolon kiriş birleşimlerinin güçlendirilmesi
Ülkemizde ?kolon + kirişli? betonarme sistemlerin yapımı sırasında en sık yapılan hatalardan biri de kolon sargı donatılarının kolon kiriş birleşim bölgesinde devam ettirilmemesidir. Deprem sırasında düğümlerdeki bu zayıf bölgelerde mafsallar oluşmakta binalarda kısmen ya da tamamen göçmelere neden olabilmektedir. Özellikle kenar kolon-kiriş birleşim bölgelerinde bu durum daha da önemli olmaktadır. En azından bir yüzünden kuşatılmamış olan kolon ucu, düğümdeki etriye yetersizliğinden/yokluğundan dolayı kiriş alt/üst yüzeyinden kurtulmakta ve buna bağlı olarak yapı yıkılmaktadır. Benzer davranışa sargı donatısı eksik ya da uygun olmayan iç kolonlarda da rastlanmaktadır. Yurdumuzdaki onarım/güçlendirme çalışmaları genellikle eleman (kolon, kiriş, perde vb.) üzerinde yoğunlaştığı için bu konuda yapılmış kapsamlı araştırmalara rastlanmamıştır. Yabancı kaynaklarda da kapsamlı ve uygulanabilir çalışmalara pek rastlanmamıştır. Oysa özellikle bu yüzden yıkılmış ya da hasar görmüş bina sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bu nedenle kenar kolon-kiriş birleşimlerinin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir deneysel çalışma yapılmıştır. Çalışmada bir kenar kolon-kiriş birleşimi, döşeme ve dik yönde saplanan kirişlerle beraber ele alınmış ve bunun için yeni bir deney sistemi geliştirilmiştir. Bu sistemde eleman uçlarında depremden ve düşey yüklerden oluşan kuvvetlerin tamamı (kesme kuvveti, eksenel yük ve eğilme momenti) oluşturulabilmiştir. Bu anlamda da söz konusu çalışma diğer çalışmalardan farklılaşmaktadır. Güçlendirmelerde yerli ve ucuz malzemelerin kullanımına özellikle özen gösterilmiştir. Başlıca 7 tip güçlendirme tekniği araştırılmış ve 23 adet ½ ölçekli deney elemanı test edilmiştir. Araştırmanın sonunda, kolon kiriş birleşimlerinin güçlendirilmesinde oldukça etkili, kolay uygulanabilen ve çok ucuz güçlendirme yöntemleri geliştirilebilmiştir.
İnşaat mühendisliğinde iş yönetimi uygulamalarının bilgisayar destekli programlar yardımıyla analizi
Bu çalışmada; inşaat mühendisliğindeki iş yönetimi uygulamalarının bilgisayar destekli programlar yardımıyla analizi amaçlanmıştır. Sayısal uygulama olarak, 1300 nüfuslu bir köyün içme suyu inşaatı göz önüne alınmıştır. Projelendirmesi ve kontrollüğü Van İl Özel İdare'si tarafından yapılan bu içme suyu inşaatına ait iş programı Primavera Project Planner yardımıyla hazırlanmıştır. Öncelikle kâğıt üzerinde belirlenen bu iş programı, şantiyedeki uygulamaya geçilmeden evvel Primavera Project Planner (P3) ile iş akışına göre planlanmış ve raporlama imkânından yararlanarak; iş süresinin, maliyetinin, işi yapacak ekipmanlarının ve kaynaklarının, işin her aşamasındaki gerçekleşme durumları tespit edilmiştir.
Yan savak sifonlardaki akımın kıvrımlı bir kanal boyunca incelenmesi
Yan savaklar, kanallardan ihtiyaç duyulan debinin temini veya fazla debinin çevreye zarar vermeden uzaklaştırılması için sulama, arazi drenajı, kanalizasyon sistemleri, barajlardaki yan dolu savaklar, çökeltim havuzları vb. yerlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.Bu çalışmada ise bir açık kanalda yan savak yerine, bir otomatik sifon kullanılmıştır. Kullanılan bu otomatik sifon kıvrımlı bir kanalın değişik açılarına (300, 600 ve 900) ve düz kısmına (00) yerleştirilerek değişik debilerde ayar kapağı farklı kademelerde açılıp kapatılarak seviye ve hız ölçümleri yapılmıştır.Bu ölçümler sonunda; su yüzü profilleri ve teğetsel hız dağılımları bulunarak şekiller üzerinde gösterilmiş ve Froude sayıları, sifon savağın debileri ve debi katsayıları hesaplanmıştır. Ayrıca sifon savağın yemlenme ve durma şartları, helikoidal akımlar araştırılmıştır.
Betonarme binalarda gerekli olan deprem perdesi alanının tespiti
Bu çalışmada, 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde, Z1, Z2 ve Z3 sınıfı zeminlerde, bina önem kat sayısı 1, 1.4 ve 1.5 olan, 7, 9 ve 11 katlı betonarme binalar için gerekli olan perde boyu virtüel iş teoremi kullanılarak tespit edilmiştir. Perde boyları tespit edilen sistemlerin, SAP 2000 yapı analiz programında dinamik analizi yapılmıştır. Analiz sonucu elde edilen deplasman değerleri, DBYBHY-2007 deki sınır şartlarla karşılaştırılarak, perdelerin yeterliliği incelenmiştir.Birinci bölümde, yapılarda perde kullanmanın gerekliliği üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde, perdelerin yerleşimi hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde, perdelerin tasarımı hakkında bilgi verilmiştir.Dördüncü bölümde, perde duvarların deprem davranışı açıklanmıştır.Beşinci bölümde, DBYBHY-2007 deki perde ile ilgili kısımlar özetlenmiştir.Altını bölümde,perde boylarının belirlenmesi ile ilgili çalışmalardan bahsedilmiştir.Yedinci bölümde, hesap adımları ve hesaplar sonucu elde edilen perde boyları verilmiştir.Sekizinci bölümde, sonuçlar aktarılmış ve yaklaşımın 7 ve 9 katlı binalarda kullanıla bilineceği sonucuna varılmıştır.
Hava koşullarının trafik kazalarına etkileri ve trafik kazalarının istatistiksel analizi
Bu çalışmada; hava koşullarının trafik kazalarının oluşmasına nasıl etki ettiği ve trafik kazalarının istatistiksel analizi yapılmıştır. Çalışma beş bölüm halinde sunulmuştur. ?lk bölüm; giriş bölümü olup, trafik ve trafik kazasının tanımı yapılmıştır. ?kinci bölümde, trafik kazalarına neden olan faktörler ( insan, taşıt, yol ve çevre ) anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, hava koşullarının trafik kazalarına etkileri ve trafik kazalarına neden olan faktörler üzerindeki etkileri ile ilgili bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde, trafik kazalarının istatistiksel analizi yapılmıştır. Trafik kaza, ölü ve yaralı sayılarının aylara, mevsimlere, hava koşullarına, yol yüzeyine göre dağılımları tablolar ve şekiller halinde incelenmiştir. Bunun sonucunda da, en fazla kaza ekim ayında, sonbahar mevsiminde, açık havada ve kuru yol yüzeyinde meydana geldiği ve kazalardaki ölü ve yaralı sayısı en fazla haziran ayı, yaz mevsiminde, açık havada ve kuru yol yüzeyinde olduğu görülmüştür. Son bölüm olan beşinci bölümde ise çalışma sonucunda ulaşılan sonuçlar ve öneriler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Trafik, Kaza, Trafik Kazası, Kaza ?statistikleri, Hava Koşullarının Trafik Kazalarına Etkileri
Kendiliğinden yerleşen betonun lineer olmayan kırılma mekaniği prensipleriyle incelenmesi
Beton yüzyılı aşkın süredir tüm dünyada yapı malzemesi olarak kullanılmakta ve her geçen gün kullanım alanları artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bununla beraber betondan, kullanım alanı veya kullanılan yapıya göre farklı performanslar beklenmektedir. Bu beklentiler ancak özel betonlarla karşılanabilmektedir. Günümüzde en çok kullanılan özel beton çeşitlerinden biri kendiliğinden yerleşen betondur (KYB).KYB, sık donatılı dar ve derin kesitlere kendi ağırlığı ile yerleşen, herhangi bir vibrasyona gerek kalmadan sıkışan, dayanım veya dayanıklılık özellikleri ve performansları yüksek, çok akıcı kıvamlı özel bir beton türüdür. Geleneksel betondan en önemli farkı, karışımında toz malzeme ve süper akışkanlaştırıcı kullanılmasıdır. KYB, geleneksel betondan daha yoğun olmasına rağmen, onun gibi boşluk ve çatlak gibi kusurlar içermektedir.Kırılma Mekaniği Bilimi malzemede var olan çentik, çatlak ve boşluk gibi gerilme yığılmasını artıran kusurları ve bunlara bağlı olarak meydana gelen hasarları inceler. Bu hasarlar beton ve betonarme yapılar içinde geçerlidir. Beton heterojen bir yapıya sahip olduğu için Lineer Elastik Kırılma Mekaniği (LEKM) Prensipleriyle incelenemeyeceği belirlenmiştir. Bu nedenle araştırmacılar, kırılma süreci bölgesini dikkate alan lineer olmayan kırılma mekaniği modelleri geliştirmişlerdir. Bu modelleri, Kohezif Çatlak Modelleri (Kırılma İşi Enerjisi, Boyut Etkisi Modeli ve Değişken-Çentikli Tek-Boyutlu Deney Metodu) ve Efektif Çatlak Modelleri (İki Parametreli Model, Pik Yük Metodu ve Efektif Çatlak Modeli) olmak üzere gruplandırmak mümkündür.Bu tez çalışmasında, mermer tozu, silis dumanı ve uçucu kül kullanılarak, farklı karışımlara sahip KYB'ler elde edilmiştir. Çentikli ve çentiksiz üretilen KYB kirişler, üç noktalı eğilme deneylerine tabi tutulmuşlardır. Elde edilen numune kırılma yükleri yardımıyla, Boyut Etkisi Modeli ve Değişken-Çentikli Tek-Boyutlu Deney Metodu kullanılarak Gf ve cf, Pik Yük Metodu ve İki Parametreli Model kullanılarak Kıc ve CTODc kırılma parametreleri belirlenmiştir. Deney sonuçları değerlendirildiğinde, toz malzeme çeşidinin (puzolanik veya inert) KYB'nin kırılma parametreleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, farklı toz malzemelere aynı karışım oranına sahip KYB'lerin, kırılma parametrelerinin beton yaşına göre değiştiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kendiliğinden Yerleşen Beton, Kırılma Mekaniği, İki Parametreli Model, Pik Yük Metodu, Boyut Etkisi Metodu.
Hidrolik yapıların havalandırma verimlerinin uyarlamalı ağ tabanlı bulanık çıkarım sistemi ile modellenmesi
Nehir ve akarsulardaki çözünmüş oksijen miktarı, hem suyun kalitesini gösteren bir özellik olarak hem de suda yaşayan canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gereken çok önemli bir kriterdir. Hidrolik yapılar, akarsu ile kısa bir süre için temasta olmalarına rağmen, bir nehir sistemindeki çözünmüş oksijen miktarı üzerinde önemli bir etkiye sahiptirler. Bir nehirde doğal olarak birkaç kilometrede meydana gelebilecek oksijen transferi, tek bir hidrolik yapı ile hızlı bir şekilde meydana getirilebilir. Hızlandırılmış oksijen transferinin asıl sebebi, akım içerisine çok miktarda hava kabarcığının aktarılmasıdır. Bu hava kabarcıkları, kütle transferi için mevcut yüzey alanını çok miktarda arttırır. Savaklardan serbest düşen jetler, bunun özel bir örneğidir ve birkaç yıldır laboratuar ve arazide geniş bir şekilde incelenmektedir.Geçen bir kaç yıl içerisinde, inşaat mühendisliğindeki bilgisayarlı hesaplamalarda Yapay Zeka uygulamaları ilk sırayı almıştır. Bu uygulamalar genellikle uzman sistemleri içermektedir. Bu tezde değişik bir Yapay Zeka yaklaşımı olan Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (UATBÇS) değinilmiş ve üç uygulama sunulmuştur.Bunlar, basamaklı savaklar üzerindeki akım şartları, basamaklı savaklar ve ince kenarlı savakların havalandırma verimlerini Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (UATBÇS) kullanılarak modellenmiştir.Anahtar Kelimeler: Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (UATBÇS), basamaklı savak, havalandırma verimi, ince kenarlı savak
Betonarme yapıların deprem performanslarının değerlendirilmesi
Çalışmada, betonarme yapıların deprem performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapıların taşıyıcı eleman kesitlerinin doğrusal olmayan davranışı için plastik mafsal kabulü benimsenmiştir. Plastik mafsal kabulüne göre düzlem çerçevelerin statik itme analizi ile gerçek ivme kayıtlarının Deprem Yönetmeliği elastik tasarım ivme spektrumuna göre ölçeklendirilmesi için iki ayrı yazılım hazırlanmıştır. Parametrik çalışma kapsamında, bina türü yapılarda sıkça rastlanan iki düzensizlik durumu incelenmiştir. Bu düzensizlikler; çevre çerçeve kirişinin olmaması ve yumuşak kat düzensizliği durumlarıdır. Çevre çerçeve kirişi bulunmayan binanın doğrusal olmayan itme analizi yapılarak, çevre çerçeve kirişi bulunan esnek ve rijit diyaframlı bina çözümleriyle karşılaştırılmıştır. Yumuşak kat düzensizliğini incelemek amacıyla, farklı zemin kat yükseklikleri olan üç adet düzlem çerçevenin doğrusal olmayan itme analizi yapılmış ve sonuçlar biri biriyle karşılaştırılmıştır.
Dijital görüntü işleme yöntemleriyle lifli beton numunelerindeki çatlakların tespit edilmesi
Bu çalışma da, betonun kırılmadan önceki potansiyel davranışının görüntü işleme teknikleri kullanılarak (matlab programında hazırlanan yazılımla) incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 50x10x10 cm. boyutunda dikdörtgen prizma şeklinde lifli beton numuneleri hazırlanmıştır. Ardından bu beton numunelerinin 28 günlük kürü elde edildikten sonra üç noktalı eğilme deneyine tabi tutulmuştur. Yüke karşılık gelen deplasman miktarları bir komparatör yardımıyla ölçülmüştür. Ayrıca deneye tabi tutulan numuneler yüksek çözünürlüklü 10.3 MP CMOS dijital kamerası ile seri çekim yapılarak görüntüleri elde edilmiştir. Bu görüntüler Matlab programında kodlanan yazılımla işlenmiş ve ortaya çıkan deplasman miktarları aynı anda elde edilen komparatör değerleri ile karşılaştırılmıştır.
Kuvvetli deprem bölgelerinde hastane binalarının değerlendirilmesi ve güçlendirilmesinin irdelenmesi
Bu çalışmada depremden sonra hizmet vermeyi gerektiren betonarme hastane binalarının deprem performansları DBYBHY-2007' de ( Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik-2007 ) tanımlanan doğrusal ve doğrusal olmayan hesap yöntemleri kullanılarak belirlenmiş ve güçlendirmeleri irdelenmiştir. Sayısal uygulamalar için Z2, Z3 zemin sınıflarında, 1 ve 2 nci derecedeki deprem bölgelerinde bulunan 3-5 katlı betonarme hastane binalar seçilmiştir. İncelenen bu binaların deprem dayanımlarının yetersiz olduğu görülmüş, yapının durumuna göre bir güçlendirme yöntemi seçilip yönetmelikte belirtilen performans analizleri yardımıyla güçlendirilmiş sisteme ait deprem performansları hesaplanmıştır. Ayrıca süneklik düzeyi yüksek çerçevelerden oluşan 9 katlı betonarme hastane binasının depremden sonra kullanılabilirliği irdelenmiştir.
Şüt kanallarına yerleştirilen farklı tip enerji kırıcı blokların incelenmesi
Enerji kırıcı bloklar veya şütler, sulama projelerinde yıllardır kullanılmaktadırlar. Bu yapıların, uygulamada kullanılması ile hem teknik açıdan ve hem de ekonomik açıdan enerji sönümleme problemlerine çözüm getirdiği anlaşılmıştır. Enerji kırıcı şütler, tahliye kanallarında, düşülerde ve açık kanal sistemlerinde akımın enerjisini sönümlemede yaygın bir biçimde kullanılmaktadırlar.Bu çalışmanın amacı, şüt kanallarına yerleştirilen enerji kırıcı dişlerin enerji sönümleme oranlarını araştırmaktır. Dört tip enerji kırıcı diş ile deneyler yürütülmüştür. Bu dişler sırayla; basamaklı, trapez, T şekilli ve beşgendir. Akımla temas eden yüzey uzunlukları eşit alınmıştır ve bloklar şüt kanalı boyunca şaşırtmalı olarak kanal içerisine yerleştirilmiştir. Deneylerde kullanılan farklı geometrik şekilli blokların enerji sönümleme oranları birbirine yakın çıkmıştır. Basamaklı enerji kırıcı bloğun enerji sönümleme oranı diğer enerji kırıcı bloklardan biraz daha fazla olduğu görülmüştür. Fakat bloksuz ve bloklu şüt kanallarına ait enerji sönümleme oranları karşılaştırıldığında, bloklu tiplerin enerji sönümleme oranlarının çok daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaskatların mansabında meydana gelen oyulmaların incelenmesi
Kaskatlar ve basamaklı dolusavaklar, özellikle silindirle sıkıştırılmış beton (SSB) barajların inşa tekniklerindeki ilerlemelerle birlikte son yıllarda oldukça sık tercih edilen hidrolik yapılardır. Bu hidrolik yapılar; baraj dolusavaklarında, isale hatlarında, suların havalandırılmasında, oksijen transferinde, sulama ve yağmur suyu sistemlerinde enerji sönümleme amacıyla kullanılmaktadır. Kolay inşa edilebilmesi, kavitasyon riskini azaltması ve boşaltım kanalı boyunca enerjinin büyük bir kısmının sönümlenmesinden dolayı mansapdaki düşüm yatağının boyutlarını küçültmesi bu hidrolik yapıların avantajlarındandır.Belirli bir yükseklikten düşen suyun kinetik enerjisi, su jetinin çarptığı bölgede dinamik basınca dönüşmektedir. Jetin taban üzerindeki dinamik basınç etkisi, oyulmanın ana nedenlerindendir. Düşen su, yatak üzerindeki malzemeyi kısa zamanda sürüklemekte ve arkasından da tabanı oymaya başlamaktadır. Bu esnada oyulmanın hidrolik yapıya mesafesi ve derinliği gövdenin ve diğer ek yapıların stabilitesini tehlikeye düşürebilmektedir.Bu çalışmanın asıl amacı, kaskatların hidrolik karakteristiklerini incelemek, farklı akım koşulları ve yapı geometrilerinin oyulma çukuru geometrisine etkisini belirlemektir. Kaskatların mansabında oluşacak oyulma; Farklı boşaltım kanalı taban açısı, basamak geometrisi, düşü havuzu eşik tipi, mansap su seviyesi ve malzeme granülometri parametreleri dikkate alınarak incelenmiştir. Her deney sonunda oyulma çukuru geometrisini belirlemek amacıyla x, y ve z yönlerinde okumalar yapılmış ve bu verilerle bir paket yazılım kullanılarak üç boyutlu oyulma çukuru perspektifi, en kesiti ve kontür haritaları çizilmiştir. Olayı etkileyen parametrelerin oyulma geometrisi üzerindeki etkisi incelenerek tüm deney verileri tartışılmıştır. Maksimum oyulma çukurunun derinliği için eşitlikler elde edilmiştir.Sonuç olarak; Basamak geometrisinin, boşaltım kanalı taban açısının, düşü havuzu eşik tipinin, maksimum oyulma derinliği ve oluşan oyulma çukuru geometrisi üzerinde oldukça önemli parametreler olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Maksimum oyulma derinliği, oyulma çukuru geometrisi, kaskat, yersel oyulma.
Basamaklı dolusavaklar üzerinde oluşan akımlarının sayısal analizi
Basamaklı dolusavaklar, akımın enerjisini büyük oranda sönümlemekte ve enerji kırıcı havuzun boyutlarını küçültmektedir. Silindirle sıkıştırma beton barajların yaygın olarak kullanılmasıyla basamaklı dolusavaklara olan ilgi oldukça artmıştır. Bu tip dolusavaklarla, klasik dolusavaklara göre %70-80 oranlarında daha fazla enerji sönümlenmesi mümkün olmaktadır.Son zamanlarda hesaplamalı yöntemlerdeki gelişmelerle birlikte, ileri sayısal modellerin kullanımı da yaygınlaşmıştır. Basamaklı dolusavaklar konusunda çok sayıda deneysel, az sayıda da sayısal çalışma mevcuttur. Ancak eşikli basamaklı dolusavaklar ile ilgili olarak daha önce yapılmış sayısal bir çalışma mevcut değildir.Bu çalışmada, hem eşikli hem de eşiksiz basamaklı dolusavakların enerji sönümleme oranları belirlenmiştir. Eşiksiz basamaklı dolusavaklar için, farklı şüt açıları ve h/l oranları kullanılarak sayısal analizler yapılmıştır. Eşikli basamaklı dolusavaklar için ise, farklı şüt açıları, h/l oranları ve eşik tipleri kullanılarak sayısal analizler yapılmıştır. Sayısal yöntem olarak, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) metodu kullanılmıştır. Analizler, Fluent 6.2 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar mevcut deneysel çalışmalar ve literatürde verilen eşitlikler ile de karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır.Sayısal analiz sonuçlarının, deneysel çalışmalarla elde edilen sonuçlara yakın değerler olduğu belirlenmiştir. Böylece kullanılan sayısal yöntemin güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. 30° şüt açılı model için yapılan sayısal analizlerde dördüncü tip eşiğin, 50° şüt açılı model için yapılan sayısal analizlerde ise, eşiksiz basamaklı tipin enerji sönümlenme oranlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
Kaya olmayan temeller üzerinde inşa edilen düşük yükseklikli Ssb Barajı statik analizi
Silindirle sıkıstırma beton barajlar (SSB), klasik beton barajlarla kıyaslandıgında kısa insa süresive düsük maliyet gibi birçok avantajlara sahiptir. Oldukça kısa sürede yapılan ve klasik beton agırlıkbarajlardan %40~60 daha az maliyete insa edilebilen SSB barajlar; kil, siltli kum, çakıl, alüyon vb. gibikaya olmayan temellerde de insa edilebilmektedir. Lower Chase Creek Barajı (ABD), Cedar Falls Barajı(ABD) ve Dryden Barajı (ABD) SSB tipinde olup kaya olmayan temeller üzerine insa edilmistir. Butemeller üzerine baraj insa edilirken temelde farklı oturma, sızma, borulanma, mansap topugunda erozyongibi sorunlarla karsılasılabilir. Bu açıdan tasarımda çok dikkatli olmak, yapının ekonomikligi ve saglamlıgıaçısından önem tasımaktadır.Bu çalısmada; SSB baraj tipinin kaya olmayan temellerde insa edilmesi durumunda statik yükleraltındaki performansı incelenmistir. Farklı zemin dayanımlarına sahip temeller üzerinde insa edilenbarajların statik yükler altında lineer elastik davranısları dikkate alınmıstır. Yükü daha genis bir alanayaymak ve sızma boyunu uzatmak amacıyla üç farklı geometrideki baraj enkesiti üzerinde analizleryapılmıstır. Baraj yükseklikleri 20, 35, 50 ve 100 m olarak alınmıstır. Temelin dayanımı, barajınelastisite modülünün bir oranı seklinde (Et/Eb) hesaba katılmıstır. Analizler, Et/Eb oranının 0.125, 0.25ve 0.50, sev egimlerinin de (0.7y/1.0d), (0.75y/1.0d), (0.8y/1.0d) olması durumlarında yapılmıstır.Baraj gövdesinde ve baraj-temel arayüzeyinde olusan maksimum ve minimum asal gerilmelerinmaksimumlarının ve baraj gövdesinde olusan maksimum yer degistirmelerin degisimi her bir durum içinayrı ayrı incelenmistir. Sonuçlar, baraj gövdesi ve baraj-temel ara yüzeyinde elde edilmis ve bunlara aitesitlikler çıkartılmıstır. Ayrıca, test edilen baraj kesitleri için devrilme ve kayma tahkikleri de yapılmıstır.Anahtar Kelimeler: Baraj, SSB, Statik Analiz, Baraj Temelleri
En küçük kareler destek vektör makineleriyle serbest yüzeyli akımların havalandırma veriminin modellenmesi
Su kalitesini belirleyen en önemli parametre çözünmüş oksijen miktarıdır. Çözünmüş oksijen miktarı suda yaşayan canlı yaşamı için hayati öneme sahiptir. Su içerisinde çözünmüş oksijen konsantrasyonunu azaltıcı birçok doğal, biyolojik ve kimyasal olay meydana gelir. Bu biyolojik olay ve kimyasal reaksiyonlarda oksijen kullanılır. Bu nedenle sudaki çözünmüş oksijen miktarı azalır. Normal şartlar altında akarsularda birkaç kilometrede meydana gelebilecek oksijen transferi, hidrolik yapılarla hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilir. Hidrolik yapılarla akım içerisine çok sayıda hava kabarcığı aktarılır. Bu hava kabarcıkları sayesinde oksijen transferi için yüzey alanı artar ve oksijen transferi kolaylıkla gerçekleşir.Son yıllarda, inşaat mühendisliğindeki bilgisayarlı hesaplamalarda yapay zeka uygulamaları ilk sırayı almıştır. Bu uygulamalar genellikle Uzman Sistemleri içermektedir. Bu çalışmada yapay zeka yaklaşımlarından biri olan, En Küçük Kareler Destek Vektör Makineleri incelenmiş ve üç uygulama sunulmuştur. Yapılan En Küçük Kareler Destek Vektör Makineleri uygulamaları ile ince kenarlı üçgen savaklarda hava giriş ve havalandırma verimi, basamaklı kaskatlarda akım durumu ve havalandırma verimi ve serbest yüzeyli kapaklı konduitlerde havalandırma verimi modellenmiştir. Ayrıca, serbest yüzeyli kapaklı konduitlerde havalandırma verimi, Yapay Sinir Ağları ve Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi ile modellenip, elde edilen sonuçlar En Küçük Kareler Destek Vektör Makineleri sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlarla, En Küçük Kareler Destek Vektör Makineleri hesaplamalarının inşaat mühendisliğinde karar verme ve tasarım için alternatif bir çözüm olduğu gösterilmiştir.
Savaklarda kret şeklinin debi katsayısına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, savaklarda kret şeklinin debi katsayısına etkisi incelenmiştir. Aynı zamanda savaklar ve savakların karakteristik özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada dört adet farklı geometrik yapıya sahip savak kret şekli için bir dizi deneysel çalışma yapılmıştır. Savaklar üzerinden geçen debi, nap yükü ve akım hızları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar tartışılmış ve yapılan çalışma sonucunda savak kret şeklinin debi katsayısı üzerinde etkili bir parametre olduğu görülmüştür. ¼ yuvarlatılmış kret şekline sahip doğrusal savağın en büyük debi katsayısı değerlerine sahip olduğu tespit edilmiştir.
Düşüm havuzlarının sonundaki eşik yüksekliklerinin oyulmaya etkisi
Yüksek düşülü barajların dolusavaklarından bırakılan suyun enerjisi oldukça yüksektir. Barajların mansabındaki nehir tabanı, dolusavaktan bırakılan bu yüksek enerjiye sahip suyun etkisiyle oyulur. Barajın ve çevre yapıların güvenliği için suyun enerjisi sönümlenerek oyulma kontrol altına alınmalıdır. Bu enerjinin sönümlenmesi için barajların düşüm havuzlarının sonuna bir eşik inşa edilmektedir. Bu eşiklerin yüksekliği oyulmanın derinliğine ve yerine etki etmektedir.Bu çalışmada, oyulmanın en aza indirilmesi için gerekli eşik yükseklikleri araştırılmıştır. Bu çalışma, yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; giriş kısmı sunulmuş, çalışmanın amacı ve kapsamı açıklanmıştır. İkinci bölümde; literatür özeti sunulmuştur. Üçüncü bölümde; su jetleri ile oyulma anlatılmıştır. Dördüncü bölümde; sıçratma eşikleriyle ilgili bilgiler verilmiştir. Beşinci bölümde; düşüm yataklarının sonundaki oyulmalarla ilgili örnekler verilmiştir. Altıncı bölümde; deney düzeneği ve deneylerin yapılışı anlatılmış, elde edilen sonuçlara ait grafikler çizilerek yorumlanmış ve tartışılmıştır. Yedinci bölümde; sonuçlar verilmiştir. Bu çalışmada yapılan deney sonuçlarına göre, eşik yüksekliğindeki artışın oyulmayı azalttığı görülmüştür.Aynı zamanda debi arttıkça oyulma artamktadır, mansap kuyruksuyu arttıkça oyulma azalmaktadır.
Uçak portatif sığınak sistemlerinin analizi ve optimum boyutlandırılması
Bu tez çalışmasında özellikle askeri tipler olmak üzere uçaklar için portatif sığınak sistemleri uygulamaları, bu sistemlerin avantajları ve dezavantajları, örnek bir portatif sığınağın optimum boyutlandırılması ve statik analizi ele alınmıştır. Çok yüksek maliyetlerle üretilen araç ve teçhizatların etkinliğinin geliştirilmesinin yanı sıra korunmalarının ve bakımlarının da uygun şartlarda yapılması gerekir. Bu amaçla, geçmişte inşa edilen, yapım süresi ve maliyeti yüksek hantal yapılar yerine, daha hızlı imal edilebilen ve gerektiğinde kolay taşınabilir sistem ihtiyacı doğmuştur.Geniş çalışma alanları sağlaması, ekonomik olmaları ve imalat sürelerinin kısa olması sebebiyle hızla yayılmakta olan portatif sığınak sistemleri hakkında genel bilgi verilmesi ve ilerde yapılacak çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır.
Yığma yapıların lineer olmayan statik ve dinamik analizi
Bu tezde, yığma duvarların lineer olmayan statik ve dinamik analizi yapılmıştır. Duvar malzemesi için şekil değiştirme yumuşamasını göz önünde bulunduran yayılı çatlak modeli kullanılmıştır. Bu amaçla lineer olmayan statik ve dinamik analiz yapabilen bir program yazılmıştır. Program MATLAB dilinde kodlanmıştır. Ayrıca yine MATLAB dilinde duvarı iki ve üç boyutlu olarak çizebilen bir mesh programı yazılmıştır.Tez altı bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm giriş ve literatür çalışmalarını kapsamaktadır. İkinci bölümde yığma yapılarda kullanılan malzemeler ile ülkemizde ve dünyada inşa edilen yığma yapı çeşitleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde yığma yapı tasarım kuralları ve yığma yapı modelleme tekniklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde şekil değiştirme yumuşamasını dikkate alan yayılı çatlak modeli ve dinamik çözüm için kullanılan algoritma tanıtılmıştır. Beşinci bölümde sayısal uygulama yapılmıştır. Sayısal uygulama amacıyla pencere boşluğuna sahip bir duvarın lineer olmayan statik analizi ile lineer ve lineer olmayan dinamik analizleri yapılmıştır. Dinamik etki için, 13 Mart 1992 Erzincan ve 1 Mayıs 2003 Bingöl depremi ivme kayıtları kullanılmıştır. Lineer olmayan statik analizde boşluk boyutu, malzemenin çekme dayanımı ve hatılların duvar davranışına etkisi irdelenmiştir. Dinamik analizde ise farklı deprem kayıtlarının duvar davranışına etkisi incelenmiştir. Son bölümde ise tezden elde edilen sonuçlar özetlenmiştir.
Yakın fay yer hareketleri ve performansa dayalı tasarıma uyarlanmaları
Performansa dayalı tasarımın temel amacı yer hareketine maruz yapılarda yapısal talebin belirlenebilmesidir. Yapısal talebin doğru belirlenebilmesi, yer hareketi özelliklerinin ve bunlarla yapısal talep arasındaki ilişkinin doğru tanımlanabilmesini gerektirmektedir. Son yıllarda faylara yakın bölgelerde elde edilen kayıtların diğer kayıtlara göre önemli farklılıklar içerdiği görülmüştür. İleri doğrultu ve ötelenme etkileri bu yer hareketlerini farklılaştıran ve hasar potansiyellerini arttıran temel özelliklerdir.Bu çalışmada yakın fay yer hareketlerinin performansa dayalı tasarıma uyarlanmaları yapılmıştır. Bu amaçla 307 adet yer hareketi kullanılarak uzak ve yakın fay yer hareketlerinin temel özellikleri ile tasarım spektrumu sınır periyotları arasında ilişki belirlenmiştir. Ayrıca atım içeren yakın fay, atım içermeyen yakın fay ve uzak mesafe yer hareketi parametrelerinin yapısal talep üzerindeki etkinliği tespit edilmiştir.İleri doğrultu etkisi fayın kırılma yüzeyine normal yönde meydana gelir ve bu yer hareketlerin hasar potansiyelleri yüksektir. Ancak her kayıtın faya normal ve paralel yönlerini belirleyebilmek bazen, fiziki imkansızlıklar nedeniyle, mümkün olmamaktadır. Bu nedenle etkili yönlerin belirlenebilmesi önemlidir. Maksimum hız yönü önerilen etkili yönlerden biridir. Bu çalışmada iki farklı etkili yeni yön tespit edilmiştir.Performansa dayalı tasarımın önemli aşamalarından biri elastik deplasmanlarla inelasik deplasmanların elde edilmesidir. Bu amaçla uygulanan inelastik deplasman oranı ifadelerinin yakın mesafe yer hareketlerinde kullanılamayacağı gösterilmiş ve yeni bir inelastik deplasman oranı ifadesi elde edilmiştir. Ayrıca yakın fay yer hareketlerinde elastik deprem yükü azaltma faktörlerinin, atım periyoduna bağlı olarak, küçük oldukları tespit edilmiş ve mevcut kuvvet azaltma faktörlerinin uygulanmasının gerçekçi olmayan sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Literatürde geçen kuvvet azaltma faktörlerinin yakın fay yer hareketleri için uygulanabilirliği incelenmiş ve bu amaçla iki ifade yakın fay yer hareketleri için geliştirilmiştir.
Munzur projesi kapsamında yapılacak barajların bölgedeki taşkın koruma yapılarına etkisi
Bu çalışmada, Munzur projesi kapsamında yapılan ve yapılması planlanan barajların bölgede mevcut olan taşkın koruma yapılarına olan etkileri incelenmiştir. Çalışmada kullanılan çok farklı tipteki haritalar Coğrafi Bilgi Sistemi yardımıyla oluşturulmuştur. Coğrafi Bilgi Sistemi, belirli bir amaçla yeryüzüne ait grafik ve grafik olmayan bilgilerin toplanması, bilgisayar ortamına girilmesi, depolanması, işlenmesi, analizi ve sunulmasına yönelik donanım, yazılım ve personelden oluşan bir bütün olarak adlandırılır. Coğrafi Bilgi Sistemi yardımıyla oluşturulan haritalardan görülmüştür ki Tunceli merkezindeki taşkın koruma tesisi Bozkaya barajının rezervuar alanı içerinde kalacaktır. Ayrıca, Ovacık ilçesindeki Paşadüzü deresi üzerindeki taşkın koruma tesisi de Konaktepe barajının rezervuar alanı içerinde kalacaktır. Bu iki taşkın koruma yapısı baraj rezervuar alanı içerisinde kalacağından fonksiyonlarını yitirecektir. Munzur bölgesi için elde edilen çok farklı tipteki haritalar ileride yapılacak çalışmalar için önemli bir kaynak teşkil edecektir.
Sürekli tablalı kirişsiz döşemelerin davranışına boyutsal parametrelerin etkisi ve kurallarının belirlenmesi
Bu çalışmada, eşit açıklığa sahip sürekli tablalı kirişsiz döşemeli bir betonarme kat çerçevesi incelenmiştir. Sayısal uygulama için, her iki doğrultuda eşit döşeme açıklığına sahip beş açıklıklı bir kat çerçevesi seçilmiştir. Analizlerde sonlu eleman ayrılaştırması ile üç boyutlu kat çerçevesi yaklaşımı kullanılmıştır. Sonlu eleman modellemesinde bant kiriş veya döşeme bandı olarak isimlendirilen döşemenin kalınlaştırılmış kısmı çerçeve eleman ve döşemelerde plak eleman olarak kabul edilmiştir. Kat çerçevesinin, beton sınıfı, hesap açıklığı, sürekli tablaların genişlik ve yükseklikleri ile donatı oranları değiştirilerek toplamda 810 adet çözüm elde edilmiştir. Ölü ve hareketli yükler altında kat çerçeve sisteminin doğrusal olmayan davranışı için toplanmış tip plastik mafsal modeli kullanılmıştır. Dış ve iç açıklıklarında, mesnet ve açıklık momentleri ve oluşan düşey yer değiştirmeler hesaplanmıştır. Bu sonuçlar kullanılarak, STATISTICA programı yardımıyla, moment ve yer değiştirme fonksiyonları elde edilmiştir. Tanımlanan fonksiyonlar ve eşdeğer çerçeve yöntemiyle elde edilen sonuçlar, sonlu elemanlar yöntemi sonuçlarıyla ayrı ayrı karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak önerilen yöntem çözümlerinin, eşdeğer çerçeve yöntemine göre sonlu elemanlar yöntemi ile daha uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi kampüs binalarının deprem performanslarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Elazığ ve bölgesinde mikro bölgeleme çalışmasına örnek teşkil etmesi ve ileriki çalışmalara zemin hazırlaması amacıyla Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi kampusu içerisinde yer alan binaların öncelikle mevcut durumları değerlendirilmiş ve daha sonra bu binaların lineer olmayan statik itme analizi ile deprem performansları belirlenmiştir. Çözümler için Elektirik-Elektronik, Makine, İnşaat, Hidrolik, Bilgisayar ve Kimya mühendisliği binalarının lineer olmayan analizleri yapılmıştır. Binaların sonlu eleman modelinde üç boyutlu çerçeve ve kabuk elemanlar kullanılmıştır. Lineer olmayan davranışın sadece çerçeve elemanlarda oluştuğu kabul edilmiş olup toplanmış tip plastik mafsal modeli ile idealize edilmiştir. Tüm binaların zemin ortamı ise rijit kabul edilmiştir.Bu binalar içerisinde, Bilgisayar mühendisliği bölüm binasının en iyi performansı sergilediği; en kötü binanın ise Kimya mühendisliği bölüm binası olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Lineer olmayan analiz, Plastik mafsal, Üç boyutlu çerçeve elemanve statik itme analizi
Kil çekirdekli dolgu barajlarda gerilme ve deformasyon analizi
Bu çalışmada merkezi kil çekirdekli kaya dolgu barajlarda inşa sonundaki gerilme ve deformasyonları incelenmiştir. Toplam gerilmelerin ve yer değiştirmelerin belirlenmesi amacıyla iki boyutlu düzlem şekil değiştirme prensibi kullanılarak, sonlu elemanlar metodu ile analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler Plaxis 8.x yazılımı yardımı ile incelenmiştir. Bu yazılım günümüzde pek yaygın olarak kullanılmakta ve rağbet görmektedir. Malzeme model parametreleri, önceki çalışmalar temelinde seçilmiştir. Daha sonra farklı malzeme değerleri ve farklı şev eğimleri seçilerek inşa sonu için analizler yapılmıştır. Yapılan analizlere ait gerilme ve deformasyon değerleri belirlenmiştir. Belirlenen değerlere ait grafikler çizilip, sonuçlar detaylı bir şekilde yorumlanmıştır.
Bina oturum alanı ile deprem, şehir imarı ve maliyet arasındaki ilişkinin incelenmesi
Türkiye, topraklarının yaklaşık % 90'ı, nüfusunun yaklaşık % 95'i riskli deprem bölgesinde yer alan bir ülkedir. Bu nedenle ülkemizde deprem konusu inşaat mühendisliği ana bilim dalının daima ilk gündem maddesini oluşturmaktadır. Ülkemizde deprem zararlarının azaltılması konusundaki çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir. Önemli olan bu çalışmaların uygulamaya yansıtılmasıdır.Ülkemizde deprem stratejisi ile ilgili çalışmalar, yapı bazında yapılmakta önemli bir husus göz ardı edilmektedir. Deprem stratejisinin en önemli parçalarından biri şehir imarıdır. Çünkü deprem sırasında yaşanan olumsuzluklardan sonra bu etkilerin devam etmemesi için şehrin imar planının doğru hazırlanmış olması gerekmektedir. Bitişik nizam tek ve çift daireli yapılar yerine oturum alanı büyük bir katında dört daire bulunan yapılar şehircilik açısından daha uygun görünmektedir.Bu çalışmada, farklı kat planı tasarımları kullanılarak, bina oturum alanının deprem, maliyet ve imar üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla kat planı, kat sayısı, taşıyıcı sistem çeşidi, döşeme tipi, deprem bölgesi ve zemin sınıfı farklı yapı tasarımları oluşturulmuştur. 64 farklı yapı, paket bilgisayar programı yardımıyla analiz edilmiş ve betonarme hesapları yapılıştır. Ayrıca kalıp, demir ve beton metrajları hazırlanarak, kaba inşaat maliyeti belirlenmiştir.Sonuç olarak, dört daireli bloklarda kullanılan malzemelerin dörtte birinden fazla malzemenin tek daireli binalarda kullanıldığı görülmüştür. Bu ekonomik avantajın yanında dört daireli bloklar yalıtım avantajı da sunmaktadır. Ülkemizdeki deprem dayanımı yetersiz yapı stoku ancak kentsel dönüşüm ile yenilenebilir. Bu çalışma sonucunda deprem, maliyet ve şehircilik açısından bir katında dört daire bulunan apartmanların konut yapımlarında tercih edilmesi gerektiği ortaya konulmaktadır.
Betonun küp yarmada çekme dayanımı üzerine malzeme ve boyut etkisi
Betonun çekme dayanımı değerinin tayini için kullandığımız yöntemlerden birisi yarma deneyleridir. Yarma deneylerinde, betonun malzeme ve boyut etkisi deney sonuçlarını önemli ölçüde etkiler. Betonun silindir-yarma deneyi üzerine literatürde birçok çalışma mevcutken, küp-yarma deneyi ile ilgili yapılan çalışmalar yetersiz düzeydedir. Sunulan bu tez çalışmasında, betonun küp yarmada çekme dayanımı üzerine malzeme ve boyut etkisi ile özellikle betonun basınç mukavemeti arasında istatistiksel tabanlı ilişkiler kurulması hedeflenmiştir. Betonun mekanik mukavemet değerleri; agreganın tipine, maksimum agrega çapına, su-çimento oranına, yarma - çekme mukavemeti ise; numunenin boyutlarına, yükleme şeridinin genişliğinin numune boyutlarına oranına, yükleme şeridinin kalınlığına ve yükleme şeridinin malzemesin bağlıdır. Bununla birlikte beton numunenin boyutu arttıkça mekanik mukavemet değerlerinde düşüşler gözlenmektedir, bu betonun kırılma mekaniğinde boyut etkisidir. Bunların hepsi göz önüne alınarak birinci aşamada, betonun yarmada çekme dayanımı için, sadece malzeme parametrelerini baz alan dizayn kriterlerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu deneyler için farklı dane çapı aralığına sahip agregalar hazırlanmıştır. dmax 4 mm, 8 mm, 16 mm ve 32 mm olmak üzere 4 farklı grupta seriler oluşturulmuştur. Bu oluşturulan serilerden her birinden 9 adet (150x150x150 mm) küp numuneler hazırlanmıştır. Numunelerde çimento olarak CEM I 42,5 N kullanılmıştır. İkinci aşamada ise maksimum agrega çapı 4, 8, 16 mm olan beton karışımlarla 50, 100 ve 200 mm lik numuneler üzerinde betonun küp-yarmada çekme dayanımında Boyut Etkisi Kuralı ve Değiştirilmiş Boyut Etkisi Kuralı yaklaşımlarına göre inceleme yapılmıştır. Bu deneyler için farklı tip kalıplar hazırlanmış ve kullanılmıştır. Elde edilen deneysel çalışmaların sonucunda, betonun küp yarmada çekme dayanımının malzeme ve boyut etkisi ile değiştiği gözlendi ve sonuçlar tablolar haline getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Beton, Yarma Deneyi, Boyut Etkisi, Boyut Etkisi Kuralı, Betonun Çekme Dayanımı.
Basit eğilme, kayma ve burulma etkisi altındaki betonarme yapı elemanlarının TS 500 ve TS EN 1992-1-1 standardlarına göre örneklerle incelenmesi
Betonarme elemanların davranışlarının belirlenmesinde izlenen yol deneysel çalışmaktır. Ancak her bir özel durum için deney yapmanın hem zaman açısından hem de mali açıdan mümkün olmayacağı düşünülürse, betonarmenin gerçek davranışını göz önüne alan analitik yöntemlerin önemi ortaya çıkar. Bu çalışmada eğilme, kayma ve burulma etkisi altındaki betonarme elemanların davranışları incelenip; TS EN 1992-1-1'in, TS 500' e getirdiği yenilikler, gerek duyulan düzenlemeler analitik örneklerle incelenmiştir.Yapı tasarımında betonarme elemanların yükler altında şekil değiştirme ve güç tükenme durumları önem arz etmektedir. Betonarme elemanlarda burulma, genellikle eğilme ve kayma gerilmesi ile birlikte etkir. Bu nedenle burulmanın kesme ve eğilme ile birlikte etkidiği durumun incelenmesi, en gerçekçi yaklaşım olacaktır. Donatılar bağımsız hesaplandığında, burulma-eğilme etkileşimi ihmal edilebilir. Burulma ve kesmenin her ikisi de kesme gerilmeleri oluşturduğundan ve bu kesme gerilmeleri elemanın bir yüzünde aynı yönde olduklarından, burulma-kesme etkileşimi ihmal edilemeyecek kadar önemlidir.Deneylerde de simetrik donatılı kesitlerde küçük bir miktar eğilme momenti bulunmasının burulma dayanımını azalttığı gözlenmiştir. Buna karşılık eğer donatı simetrik değilse ve altta donatı üste göre daha fazla ise, kesitin kapasitesi üst donatı tarafından kontrol edilebilir. Bu durumda eğilme momenti üstteki donatının burulmadan oluşan çekme gerilmesini azalttığı için, eğilme momentinin küçük değerleri için burulma dayanımı artacaktır. Bu konuda uygulaması kolay ve genel kabul görmüş bir model geliştirilememiştir. Bu nedenle karşılıklı etkileşim göz önüne alınmadan iki etkinin ayrı ayrı ele alınması ve bulunacak donatıların toplanması önerilmiştir. Böyle bir uygulamada basit eğilme etkisinden dolayı alt donatı üst donatıdan fazla olacağı için genellikle bu kabulün güvenli tarafta olduğu söylenebilir.TS EN 1992-1-1; donatısız, donatılı(betonarme) ve ön gerilmeli beton kullanarak inşa edilen binalar ve inşaat mühendisliği alanına giren diğer yapıların tasarımında kullanılır.Anahtar Kelimeler: Basit Eğilme, Kayma Gerilemesi, Burulma, Güç Tükenmesi.
AASHTO metodunda rijit üstyapı beton kaplama kalınlığına etki eden parametrelerin irdelenmesi
Türkiye'de karayolları açısından ortam ve koşullara göre en uygun seçeneğin tercih edilmesi önemlidir. Özellikle yolun orta ve uzun vadedeki bakım-onarım ve işletim giderlerinin de hesaba katılarak, ülkemiz açısından en ekonomik ve verimli olan seçimin yapılması gerekli olmaktadır. Beton yol, gerek malzeme performansı ve gerekse yapım yönteminin güvenilirliği açısından, orta ve yüksek trafik hacmi taşıyan, özellikle hız yapılmasına uygun ortam sağlanmış karayollarında en verimli mühendislik hizmeti verecek standartta bir üstyapı türüdür.Bu çalışmada; Rijit üstyapıların, teknik ve ekonomik üstünlükleri ile karayollarındaki uygulamaları incelenmiş ve yol üstyapısının projelendirilmesinde kullanılan AASHTO metodundaki parametrelerin rijit üstyapı beton kaplama kalınlığını ne ölçüde etkilediği araştırılmıştır.Rijit üstyapı beton kaplama kalınlığını en çok etkileyen parametre betonun elastisite modülü (Ec), ikinci derecede üstyapı beton kaplama kalınlığını etkileyen parametre, trafik tahmini ve performans tahmininin bileşik standart hatası (S0), üçüncü derecede üstyapı beton kaplama kalınlığını etkileyen parametre, eşdeğer tek-dingil yükü tekerrür sayısı (W8,2) ve dördüncü derecede üstyapı beton kaplama kalınlığını etkileyen parametre, standart normal sapma (ZR) olmaktadır. Yatak katsayısı (k) üstyapı beton kaplama kalınlığını en az etkileyen parametre olmaktadır.Sonuçta, rijit üstyapıların projelendirilmesinde en çok dikkat edilmesi gereken parametrenin, betonun elastisite modülü Ec olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, ekonomik zararlara neden olabilecek bu parametrenin tespitinde çok hassas davranılmalıdır.
Öğütülmüş araç lastiğinin bitümlü sıcak karışımların mekanik özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada öğütme yöntemi ile atık araç lastiklerinden geri dönüştürülmüş kauçuk (CR), bitüm ve bitümlü sıcak karışımlarda olmak üzere iki şekilde değerlendirilmiştir. İlk olarak öğütülmüş kauçukla modifiye edilen bitüm, dinamik kesme reometresi, dönel viskozimetre ve geleneksel bağlayıcı deneyleri ile değerlendirilmiştir. Daha sonra öğütülmüş kauçuk modifiyeli bitüm içeren sıcak karışımlar, kalıcı deformasyon, yorulma karakteristikleri ve rijitlik modülleri bakımından değerlendirilmiştir. Stiren-butadien-stiren (SBS) bitümlü karışımların performansını iyileştirmede yaygın olarak kullanılan bir modifiye polimeri olduğundan, öğütülmüş kauçuk modifiyeli bitüm ve sıcak karışımların özellikleri, değişik oranlarda SBS ile modifiye edilmiş bitüm ve sıcak karışımların özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Reolojik bağlayıcı deney sonuçları, SBS modifiyeli bağlayıcı ile aynı performansı yakalayabilmek için CR oranının özellikle düşük frekanslarda SBS oranından çok yüksek değerlerde olması gerektiğini göstermiştir. Buna karşın CR modifiyeli bağlayıcı aynı kompleks modülünde SBS modifiyeli bağlayıcıdan, daha fazla elastik davranışa işaret eden düşük faz açısı sergilemiştir. Superpave şartnamesine uygun olarak kabul edilebilir işlenebilme ve pompalanabilme açısından SBS ve CR oranlarının sırasıyla %6,7 ve %10,5 değerinden düşük olması gerektiği tespit edilmiştir. Geleneksel bağlayıcı deneylerinde katkı oranının artması ile CR ve SBS modifiyeli bağlayıcıların daha düşük sıcaklık hassasiyeti sergiledikleri ve bu davranışın SBS modifiyeli bağlayıcılarda daha belirgin olduğu belirlenmiştir. Dinamik sünme testi, SBS oranından iki kat fazla CR oranının aynı performansı yakaladığını göstermiştir. Yorulma deneyinde %8 CR modifikasyonu %2,3,4 SBS modifikasyonundan daha iyi sonuçlar, ayrıca %8 CR modifiyeli karışımlar kontrol karışımlarından %50 daha yüksek rijitlik modülleri vermiştir.Anahtar Kelimeler: Atık Lastik Kauçuğu, SBS, Modifikasyon, Reoloji, Mekanik Özellikler
Dicle nehri akış karakteristiklerinin tayin edilmesi
Bu çalışmada, Dicle Havzasında işletmeye alınmış meteoroloji istasyonları, kar gözlem istasyonları ve akım gözlem istasyonlarından elde edilen hidrolojik veriler istatistik bilimi ışığında incelenmiştir. Bu çalışmadaki veriler havzadaki Devlet Su İşleri ile Elektrik İşleri Etüt İdaresine ait akım gözlem istasyonlarından ve meteoroloji istasyonlarından alınmıştır. Elde edilen veriler Kolmogrov-Smirnow ve Ki-kare uygunluk testlerine tabi tutularak uygun dağılım fonksiyonları elde edilmiştir. Sentetik yöntemlerden DSİ Sentetik, Moscus ve Synder yöntemleri ile gözlenmiş akım değerlerinden noktasal ve bölgesel analiz yöntemleri kullanılarak Dicle Havzasının olası en büyük taşkın debisi elde edilmiştir. Elde edilen bu değer gözlenmiş maksimum değerle kıyaslanmıştır. Ayrıca havzada benzer özellik gösteren istasyonlar gruplandırılarak havza doğu ve batı olmak üzere iki alt bölgeye ayrılmıştır. Bu iki alt havzadaki uzun yıllar akım gözlem değerine sahip istasyonlarından elde edilen maksimum ve ortalama akım değerleri incelenerek havzanın akım verimi-drenaj alanı, taşkın verimi-drenaj alanı ve çarpıklık katsayısı ile değişkenlik katsayısı arasındaki denklem elde edilmiştir.
Beton küp numunelerinin diyagonal yarmada-çekme yüklemesi altında boyut etkisinin lineer olmayan kırılma mekaniği prensipleriyle incelenmesi
Betonun çekme dayanımını değerini dolaylı yollardan belirlemek için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri de yarma deneyleridir. Yarma deneylerinde numune boyutları, kullanılan agrega tipine, karışım oranlarına, yükleme şeridinin genişliği, kalınlığı ve yapıldığı malzeme sonuçları büyük oranda etkilemektedir. Literatürde silindir yarma deneyleri üzerine yapılan birçok çalışma mevcutken küp-yarma deneyleri ile ilgili yeterli çalışma yapılmamış olup küp yarma deneylerinin diğer mukavemet değerleri ile olan ilişkisi pek incelenmemiştir. Sunulan bu çalışmada; ilk önce betonun küp yarmada-çekme dayanımı üzerine (özellikle diyagonal küp-yarma mukavemeti) malzeme ve numune boyutu parametrelerinin etkisi incelenmiştir. Betonda kırılma mekaniğinde boyut etkisine göre; numune boyutları arttıkça mekanik mukavemette düşüşler meydana gelmektedir. Tüm bu düşünceler ele alınarak yapılan bu tez çalışmasında maksimum agrega çapı 4mm, 8mm, 16mm olan ve uygun beton karışımları ile hazırlanmış 50mm, 100mm, 200mm'lik numuneler üzerinde betonun diyagonal çekme dayanımında boyut etkisi Boyut Etkisi Kanunu (BEK) yaklaşımlarına göre incelenmiştir. Çalışmalar sonucunda boyut etkisi ile dayanımın değiştiği gözlemlenmiş olup sonuçlar tablo ve grafik olarak gösterilmiştir.
Çelik yapıların elastoplastik tasarımı
Bu çalışmada; çelik çerçevelerin statik ve rüzgar yükleri altında plastik mafsallaşmalarının, literatürdeki çalışmalara göre oluşup oluşmadığı ve mafsallaşmalara sebep olan yük katsayılarının literatürle olan doğruluğu bir sonlu elamanlar metodu olan ANSYS ile irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma yapılırken, ANSYS programının kendi plastik analiz modülü olan Verification Manual 24?ten faydalanılarak, bu örnekteki eksiklikler, literatür çalışmaları ile geliştirilmiştir. Bu çalışmada 4 tane sayısal örneğe yer verilmiş ve bu örnekler; ANSYS, sonlu elemanlar metoduyla analiz edilmiştir. Sayısal örneklerden ilki, ANSYS programında kayıtlı olan ve tek bir açıklıklı kirişi analiz eden VM24 eğitim modülüdür ve ANSYS mantığına göre analiz edilmiştir. İkinci örnekte tek açıklıklı çelik bir çerçeve analiz edilmiş, üçüncü örnekte tek açıklıklı dört katlı bir çelik yapı analiz edilmiş ve dördüncü örnekte ise iki açıklıklı altı katlı bir çelik yapının tasarımı ve analizi yapılmış ayrıca bunların sonuçları literatürde yapılmış olan çalışmalarla karşılaştırılmıştır.
Fırat-Dicle havzasında günlük nehir akımlarının faklı yapay zeka yöntemleri ile tahmini
Hidrolojik süreçte nehir akımlarının modellenmesi ve akış tahmini; su kaynaklarının etkili planlanması, yönetimi ve sürdürülebilir kullanımı açısından oldukça önemlidir. Bir nehir sistemindeki herhangi bir kesitteki akım; akımın yer ve zamana bağlı olarak değişimi, nehrin fiziksel karakteristikleri ve nehrin havzası gibi birçok değişkenin fonksiyonudur. Yapay sinir ağları (YSA) son zamanlarda hidroloji biliminde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Son yıllardaki çalışmalarda; su kaynakları ve hidroloji (örneğin akım tahmini, yağış-akış modellemesi, gelen akım, rezervuar işletimi, doğal kanallarda dispersiyon ve suspanse sediment tahmini), alanındaki YSA uygulamalarından umut verici sonuçlar elde edilmiştir.Bu çalışmanın asıl amacı, Fırat-Dicle havzasındaki nehir akım tahmini yapmak için yapay sinir ağları ve dalgacık dönüşüm modelleri geliştirmektir. Bu çalışmada modelleme için 1968-2006 zaman periyodundaki günlük akım verileri kullanılmıştır. Yapay sinir ağları ve dalgacık dönüşüm modelleri ile elde edilen bulgular, çoklu doğrusal regrasyon modelleri ile karşılaştırılmıştır. Modellerden elde edilen sonuçların uygunluğunu test etmek için; karekök ortalama karesel hata (KOKH), ortalama mutlak hata (OMH) ve belirginlik katsayısı (R2) istatistiklerine göre sonuçlar irdelenmiştir. Karşılaştırma sonuçları, yapay zekâ tekniklerinin nehir akımı tahmininde başarılı bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Dalgacık Dönüşümü, Yapay Sinir Ağı, Radyal Tabanlı Yapay Sinir Ağı, Nehir Akım Tahmini, Akarsu Gözlem İstasyonu
Tarihi yapıların lineer olmayan dinamik analizi
Tarihi yapılar kültürel miras özelliğine sahip korunması gereken yapılardır. Bu mirasın gelecek kuşaklara özellikleri bozulmadan aktarılabilmesi için söz konusu yapıların geometrik ve malzeme özelliklerinin ayrıntılı olarak bilinmesinin yanında, uygun modelleme teknikleri kullanılarak yapısal analizlerinin gerçekleştirilmesi ve analiz sonuçlarına bağlı olarak gerekli görülen yapıların onarım ve güçlendirmelerinin yapılması gerekir.Bu çalışmada; tarihi yapılarda taşıyıcı sistem elemanları ve kullanılan malzemeler hakkında bilgi verildikten sonra, tarihi yapılarda oluşan hasarlar, onarım ve güçlendirme ile yığma yapılarda kullanılan modelleme yöntemleri kısaca anlatılmıştır. Sayısal uygulama için 1224 yılında yığma bir yapı olarak inşa edilen Malatya Ulu Cami seçilerek, bu yapının lineer ve lineer olmayan analizleri 1 Mayıs 2003 Bingöl depremi ivme kayıtları kullanılarak yapılmıştır. Cami, sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak makro modelleme yaklaşımı ile modellenmiş ve ANSYS paket programı yardımıyla çözümleri elde edilmiştir. Sonuçlar grafikler halinde sunularak değerlendirilmiştir.
Asfaltitin bitümlü sıcak karışımların mekanik özellikleri üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu tez çalışmasında Silopi asfaltitinin bitümlü sıcak karışımlarda filler olarak kullanımının etkisi araştırılmıştır. Silopi asfaltiti %1?5 aralığında 5 farklı oranda kullanılmıştır. Saf ve asfaltit içeren karışımların tasarımı Superpave yöntemine göre yapılmıştır. Deneyler kısa dönem yaşlandırılmış karışımların yanı sıra uzun dönem yaşlandırılmış karışımlar üzerinde de uygulanmıştır.Marshall deneyleri sonucunda asfaltit içeriği arttıkça stabilite, Marshall oranı (MQ) ve kalıcı Marshall stabilitesi (RMS) değerlerinin arttığı belirlenmiştir. Çekme dayanımı oranı deneyleri sonucunda asfaltit içeriği arttıkça karışımların çekme dayanımı ve çekme dayanımı oranı (TSR) değerlerinin arttığı belirlenmiştir. İndirekt çekme rijitlik modülü deneyleri sonucunda asfaltit oranı arttıkça karışımların rijitliğinin arttığı tespit edilmiştir. İndirekt çekme yorulma deneyleri sonucunda asfaltit içeriği arttıkça yorulma ömrünün arttığı belirlenmiştir. Ayrıca deformasyonun azalması nedeniyle daha gevrek bir kırılmanın meydana geldiği tespit edilmiştir. Tekrarlı sünme deneyi sonucunda asfaltit içeriği arttıkça rezilyans modülü, sünme modülü ve akma sayısı değerlerinin arttığı tespit edilmiştir. Kırılma tokluğu deneyleri sonucunda %3 asfaltit içeriğine kadar KIC değerlerinin benzer olduğu, %4 ve %5 asfaltit içeriklerinde bu değerin azaldığı belirlenmiştir. Jc değerlerinden asfaltit içeriği arttıkça karışımların çatlak ilerleyişine karşı dayanımlarının arttığı tespit edilmiştir. Çalışmada Jc deneylerinin görüntüleri alınarak sayısal görüntü işleme prosedürüne tabi tutularak zamanla çatlak ilerleyişi tespit edilmiştir. Ayrıca doğrusal regresyon analizi ile değişkenler arasındaki ilişki modellenerek birinci derece denklem haline getirilmiştir.Deney sonuçları göz önünde bulundurulduğunda asfaltit içeriği arttıkça karışımların kalıcı deformasyona, yorulma çatlaklarına, nem hasarına ve çatlak ilerleyişine karşı dayanımının ve rijitliğinin arttığı fakat karışımlarda daha gevrek kırılmanın görüleceği belirlenmiştir. Hacimsel tasarım göz önünde bulundurulduğunda en uygun asfaltit içeriğinin %3 olduğu belirlenmiştir.
Betonun başlangıç gerilme şiddet çarpanı kırılma parametresi üzerine betonun malzeme parametrelerinin etkisi
ÖZETLineer Elastik Kırılma Mekaniği (LEKM) betona ilk olarak 1961 de Kaplan tarafından uygulanmıştır. 1972 de Kesler ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmalar LEKM nin betonda geçerli olmadığını ortaya koymuştur. Bunun en önemli sebebi LEKM tarafından ihmal edilen Kırılma Süreci Bölgesinin (KSB) varlığıdır. Bu sebeple birçok araştırmacı tarafından bu bölgeyi karakterize eden lineer olmayan kırılma mekaniği yaklaşımı geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar içerisinde İki Parametreli Model (İPM), Efektif Çatlak Modeli (EÇM) ve Çift-K gibi modeller vardır. Bu modeller, LEKM' nin aksine, beton yapılarda kırılmayı modellemek için en az iki kırılma parametresinin deneysel olarak belirlenmesine ihtiyaç duyarlar.Deneysel çalışmalar, betonun kırılma parametreleri üzerine basınç mukavemeti, maksimum agrega çapı, su/çimento oranı ve agrega tipi olmak üzere dört malzeme parametresinin etkili olduğunu göstermektedir. Bununla beraber çimento tipi ve dozajın da en az diğerleri kadar kırılma parametreleri üzerine etkili olduğu bilinmektedir.Çift-K Modeli, beton yapılarda kırılmayı modellemek için başlangıç gerilme şiddet çarpanı ve kritik gerilme şiddet çarpanı gibi iki parametre kullanmaktadır. Model parametresini belirlemek için kohezif gerilme şiddet çarpanı kavramından faydalanmaktadır. Diğer taraftan nin hesabında CEB-FIB şartnamesinde yer alan bazı ampirik ifadeleri kullanılmaktadır. Bu amaçla sunulan çalışmada, in hesabı için alternatif bir analitik yöntem kullanılmış ve EÇM için yapılan deneysel çalışmalar baz alınarak malzeme parametreleri ile kırılma parametreleri ( , ) arasında ilişki kurulması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Beton, Kırılma Mekaniği, Efektif Çatlak Modeli, Lineer Olmayan Kırılma Mekaniği, Çatlak.
Binaların sismik risk analizi ve performanslarının belirlenmesi
Bu tezde, Fırat Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi Öğretim Elemanları, Derslik ve Amfi Binalarının lineer olmayan dinamik analizleri yapılarak performansları belirlenmiştir. Lineer olmayan davranış için toplanmış tip plastik mafsal elemanlar kullanılmıştır. Binaların bulunduğu bölge dikkate alınarak 1905- 2005 yılları arasında Elazığ'da meydana gelmiş deprem karakteristikleri yardımıyla manyitüd ilişkileri elde edilmiştir. Bunun yanı sıra azalım fonksiyonları kullanılarak söz konusu binalar için yer ivmesinin maksimum değeri elde edilmiştir. Yer ivmesi olarak, Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik- 2007' de verilen spektrum ivme kaydına uygun bir yapay deprem kullanılmıştır. Yapay deprem söz konusu binaların x ve y yönlerinde ayrı ayrı etki ettirilmiş olup başlangıç yer değiştirme değeri olarak binanın kendi ağırlığı ve hareketli yükleri dikkate alınmıştır. Dinamik analiz çözümleri, adım-adım integrasyon yöntemi kullanılarak elde edilmiş olup çözümlerde SAP2000 paket programı kullanılmıştır.Fırat Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi Öğretim Elemanları ve Derslik binalarının performans analizinde, x yönünde göçme meydana gelirken y yönünde binalarda hasarlar oluşmasına rağmen toptan göçme olayı gözlenmemiştir. Amfi binasında ise hem x hem de y yönlerinde etkiyen deprem ivmesi altında her hangi bir plastik mafsal oluşmadığı belirlenmiştir.
Kendiliğinden yerleşen lifli betonların mühendislik özellikleri
Bu çalışmada kendiliğinden yerleşen harçta lif kullanımının işlenebilirlik, dayanım ve dayanıklılık özelliklerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bunun için değişik miktarlarda polipropilen ve çelik lif kullanılarak araştırma yapılmıştır. Böylece kendiliğinden yerleşen lifli betonun taze ve sertleşmiş haldeki özellikleri incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, kendiliğinden yerleşen betonda lif kullanımının betonun akıcılık özelliklerini olumsuz etkilediği, özellikle donatılar arasından geçiş yeteneğinin lif varlığından en fazla etkilenen parametre olduğu gözlenmiştir. Lif miktarının belirli sınırlar arasında kalması şartıyla betonun KYB statüsüne girebileceği anlaşılmıştır. Betonun dayanım ve dayanıklılığının lif çeşidine ve miktarına bağlı olarak değişik değerler aldığı belirlenmiştir.
Uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemlerinin birlikte kullanılması ile kar erimesi akış hidrografının benzetimi (Sarız çayı havzası örneği)
Kar potansiyelinin fazla olduğu yüksek bölgelerdeki havzaların yıllık akış hacimlerinin büyük bir kısmı, kış aylarında oluşan kar örtüsünün ilkbaharda erimesi sonucu oluşmaktadır. Kardan beslenen havzalarda; karın birikme ve erime dönemlerinin modellenmesi, su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir olarak işletilmesi bakımından önemlidir. Bu amaç kapsamında; bu çalışmada Seyhan Havzasının bir alt havzası olan Sarız Çayı Havzasının, 2004 ve 2005 yılları kar erime dönemlerine ait (Mart-Nisan) hidrografların benzetimi üzerine çalışılmıştır. Çalışmada, kar akış hacminin belirlenmesinde yaygın olarak kullanılan Snowmelt Runoff Model (SRM) hidrolojik modelleme programı, uzaktan algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile birlikte uygulanmıştır. SRM programı günlük değişken olarak; sıcaklık, yağış ve karla kaplı alan (KKA) değişimlerine ihtiyaç duymaktadır. KKA değişimi, MODIS uydu görüntülerinin CBS ile sorgulanması sonucu belirlenmiştir. SRM'de kullanılan parametre değerleri ise mevcut verilerden elde edilmiştir. Benzetim çalışmasında iki durum ele alınmıştır. Durum 1'de doğrudan belirlenen parametre değerleri kullanılır iken, Durum 2'de bazı parametre değerleri düzeltilerek kullanılmıştır. Mevcut veriler dâhilinde benzetilen hidrograflar karşılaştırılmış ve genelde uyumlu olmakla beraber sapmalar da gözlenmiştir. Benzetim çalışmalarının daha iyi ve güvenilir sonuç vermesi için önerilerde bulunulmuştur.
CFRP ile güçlendirilmiş beton kirişlerin çarpma davranışının deneysel olarak incelenmesi
Beton inşaat sektöründe kullanılan en yaygın yapı malzemesi olmaya devam etmektedir. Önemli bir yapı malzemesi olan betonun ekonomik ömrü boyunca karşılaştığı dış etkilerden birisi de çarpma etkisidir. Çarpma yüklemesi büyüklüğü, etki zamanı ve oluşturduğu deformasyonların hesaplanması karışık olan ve az bilinen bir yükleme türüdür. Betonun çarpma dayanımının ve davranışının belirlenmesi için henüz bir yönetmelik veya standart test düzeneği mevcut olmayıp bu konudaki bilimsel araştırmalar devam etmektedir. Betonun çarpma davranışı ile ilgili araştırmalar sınırlı sayıda olmasına rağmen son yıllarda betonun çarpma davranışının incelenmesi için ağırlık düşürme yöntemi kullanılarak yapılmış olan çalışmaların sayısı artış göstermiştir. Ayrıca çarpma dayanımı ve davranışının iyileştirilmesi için yapılabilecek güçlendirmeler ile ilgili çalışmalar ise son derece sınırlıdır. Bu nedenle düzenlenen deneysel çalışma kapsamında, normal ve yüksek dayanımlı beton kiriş numuneleri inşaat sektöründe güçlendirme çalışmalarında yaygın olarak kullanılan Karbon Takviyeli Elyaf Kumaşlar (CFRP) ile güçlendirilmiştir. Çarpma etkisi altında göstermiş oldukları davranış farkları araştırılmıştır. Deney programında 5 adet normal ve 5 adet yüksek dayanımlı betondan üretilen toplam 10 adet dikdörtgen kesitli beton kiriş test edilmiştir. Deney elemanları özdeş olarak CFRP şeritler ile güçlendirilmiş ve farklı yüksekliklerden düşürülen sabit ağırlıklı çekicin yaratmış olduğu çarpma etkisi altında test edilmiştir. Deney elemanlarına 750, 700, 650, 600 ve 550 mm yükseklikten sabit ağırlığa ve geometriye sahip çekiç düşürülerek test yapılmıştır. Deneysel çalışmada CFRP şerit genişliği, uzunluğu sabit olup incelenen değişkenler beton basınç dayanımı ve düşme yüksekliği olarak belirlenmiştir. Deney elemanlarından alınan ivme ölçümleri kullanılarak deney elemanlarının hız, deplasman ve enerji kapasiteleri hesaplanmıştır. Deney elemanlarının dayanımlarındaki, çekiç düşme sayısındaki, ivme değerlerindeki ve göçme mekanizmalarındaki değişimler incelemiş ve normal ile yüksek dayanımlı deney serilerindeki sonuçlar karşılaştırılmıştır. Ayrıca Abaqus sonlu eleman yazılımı kullanılarak deneysel çalışma kapsamında incelenen çarpma testinin bilgisayar ortamında simülasyonu yapılmıştır. Sonlu eleman analiz sonuçları deneysel sonuçlar karşılaştırılarak doğrulanmış bir sonlu eleman modeli oluşturulması için çalışmalar yapılmıştır.
Kesmeye karşı CFRP şeritlerle güçlendirilen betonarme kirişlerin davranışı
Bu çalışmanın amacı kesmede yetersiz betonarme kirişlerin U biçimli CFRP şeritlerle güçlendirme tekniğinin araştırılmasıdır. Yetersiz kesme donatılı biri referans altısı güçlendirilen toplam yedi kiriş test edilmiştir. Güçlendirilen kirişlerde, kiriş yan yüzeyine yapıştırılan CFRP şeritlerin eksenler arasındaki mesafeleri 125 mm, 150 mm ve 200 mm olarak seçilmiştir. Güçlendirilen altı kirişin üçünde CFRP şerit uçları fan ankrajlarıyla kiriş gövdesine sabitlenmiştir. Test sonuçları CFRP şeritlerin eksenleri arasındaki mesafe ve ankraj uygulaması göz önünde bulundurularak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. CFRP şeritler kesmede yetersiz kirişlerin kesme dayanımını artırmasına rağmen kesmeden göçmeye engel olamamıştır. CFRP şerit uçları ankrajlı güçlendirilen kirişlerde sünek eğilme davranışı gözlenmiştir.
Soğukta şekil verilmiş çelik çerçeveli duvar panellerinin diyagonalli ve diyagonalsiz yatay yük kapasiteleri ve davranışı
Bu çalışmada soğukta şekil verilmiş çelik çerçeveli duvar panellerine diyagonallerin konması halinde yatay yükler altındaki davranışı araştırılmıştır. Bu amaçla 6 farklı modelde paneller üretilmiş ve yatay yük taşıma kapasiteleri araştırılmıştır. Aynı modeller bilgisayarda analiz edilmiş ve deneysel sonuçlarla karşılaştırılmıştır.
Kesme hasarlı betonarme kirişlerin CFRP ile rehabilitasyonu
Bu çalışmanın amacı, hasar görmüş yetersiz kesme donatılı kirişlerin U biçimli CFRP şeritlerle onarılmasıdır. Bu çalışmada bir tanesi referans olmak üzere toplam yedi adet kiriş test edilmiştir. Kesme hasarı verilmiş altı kirişten üç tanesi sadece CFRP şeritlerle, diğer üç'ünde CFRP şeritlerin uçları ankrajla sabitlenerek onarılmıştır. U biçimli CFRP şerit eksenleri arasında 125 mm, 150 mm ve 200 mm olmak üzere üç aralık kullanılmıştır. Deney elemanlarının davranışları CFRP şeritlerin aralığı ve ankraj uygulaması değişkenleriyle incelenmiştir. Elde edilen deney sonuçları ile kullanılan onarım yönteminin; dayanım, rijitlik ve süneklik üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Deney sonuçları ankrajlı CFRP şeritlerin betonarme kirişlerin davranışı üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Ankrajlı CFRP şeritler kesme hasarlı kirişlerde sünek eğilme davranışının gelişmesini sağlamıştır.
Kesme hasarlı betonarme kirişlerin diyagonal CFRP şeritlerle rehabilitasyonu
Betonarme kirişlerin yeterli kesme dayanımına sahip olmadığı durumlarda, dayanım yetersizliğinin giderilmesi için kullanılan tekniklerin bir tanesi de CFRP şeritlerin epoksi ile kiriş yüzeyine yapıştırılmasıdır. Yapılan bu çalışmanın amacı, önceden kesme hasarı verilmiş kirişlerde, oluşan eğik çatlaklara dik yönde yapıştırılacak diyagonal CFRP şeritlerle onarılan kirişlerin performansının deneysel olarak araştırılmasıdır. Bu çalışmada 1/2 ölçekli, kesme açıklığı etkili yüksekliğine oranı 5 olan, 4000 mm uzunluğunda; 1 adet referans, 3 adet fan ankrajsız diyagonal CFRP şeritlerle onarılmış ve 3 adet fan ankrajlı diyagonal CFRP şeritlerle onarılmış kiriş olmak üzere toplam 7 adet kiriş test edilmiştir. Deney elemanlarının davranışları diyagonal CFRP şeritlerin eksenleri arası yatay mesafe ve ankraj uygulamasının bulunması değişkenleri yönünden incelenmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen veriler; rijitlik, süneklik ve dayanım bakımından değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Rehabilitasyon yönteminin özellikle ankrajlı deney elemanlarını eğilme davranışına götürdüğü, sünekliğinde ve kesme dayanımında artış sağlandığı görülmüştür.