Bitlis Eren University
Discipline

Turkish Language and Literature

Bitlis Eren University

3,420

Archived Theses

14

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Karacaoğlan ve Dadaloğlu'nda sapmalar

Sapma" sözcüğü bir dil bilimi ya da şiir terimi olarak sözcüklerin ses, biçim, anlam özelliklerinde ve dilin söz dizimi niteliklerinde bilinçli olarak değişikliğe gitmeyi, ortak dilde bulunmayan yeni söz değerleri bulmayı ifade eder. Şairin dil üzerindeki tasarruf gücünü gösteren sapmalar, anlatımı etkili kılmanın yollarından biridir. Bu çalışma Karacaoğlan ve Dadaloğlu şiirlerinde görülen dil sapmalarını yani günümüz Türkiye Türkçesinden farklı olarak kullanılan ses, kelime, ifade, dilbilgisi, anlam düzeyinde değiştirme, bozma şeklinde tanımlayabileceğimiz farklıkları ortaya çıkarma amacıyla yapılmıştır. Bunun için Karacaoğlan'ın Bütün Şiirleri adlı kitap ve Dadaloğlu şiirleriyle ilgili en kapsamlı çalışma olan Prof. Dr. İsmail Görkem'in Yeni Bilgiler Işığında Dadaloğlu- Bütün Şiirleri adlı kitaplar ayrıntılı bir şekilde incelendi. Karacaoğlan ve Dadaloğlu'nu incelenirken (17. ve 19. Yüzyıllar) dilin o dönemdeki fonetik ve morfolojik özelliklerinin yanında yerel ağız özelliklerinin de kullanıldığı görülmektedir. Karacaoğlan ve Dadaloğlu şiirlerinde karşımıza çıkan dil sapmaları genellikle tarihsel farklılıklardan, yöresel ağız kullanımlarından ve şiirde ahengi sağlamak için yapılan değişik kullanımlardan kaynaklandığı belirlendi. Belirlenen bu durumlardan yola çıkarak Halk edebiyatının iki büyük ustasının günümüz Türkçesinden farklılıkları ortaya kondu.

DadaloğluDilsel sapmalarKaracaoğlan+3
Ömer Yaşar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dili alanında Türkiye'de yapılan lisansüstü tezler üzerine bir değerlendirme

Bugüne kadar yapılmış yüksek lisans ve doktora tezleri ışığında bu alanın artı ve eksilerini değerlendiren bir tez konusu oluşturulmuştur. Yapılan tezler dilin çeşitli alanlarını kapsadığı için konulara göre sınıflandırma yapılmıştır. Daha sonra dönemlere ve üniversitelere göre bir tasnif yapılmıştır ve sonuçta tam bir değerlendirme ortaya konmuştur. Çalışmamız giriş, inceleme bölümleri ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Bunun sonucunda dilin hangi alanlarındaki çalışmaların yeterli, hangi alanlarındaki çalışmaların yetersiz olduğu sorularına cevap aranmıştır. Bu anlamda bakıldığında bu tez daha sonraki dönemlerde yapılacak olan araştırmalara bir yönüyle ışık tutacaktır. Tezimizin amacı bugüne kadar Türk Dili alanında yapılan lisansüstü çalışmaları ortaya koymaktır. Türkoloji alanında yapılan ilk çalışmaların genellikle hangi konuları içermekte olduğunu göstermek, günümüze kadar bu konularda ne gibi değişiklikler olduğunu tespit etmek ve bu temelde dil araştırmalarının eksik kalan yanlarını göstermektir. Dilin gelişimini yapılan çalışmalarla desteklemek ve akademik çalışmaları-Türkçe için hayat kaynağı olan çalışmaları-derli toplu bir halde ortaya koymaktır. Yaptığımız çalışmada oluşturduğumuz değerlendirmelerle bazı soru işaretlerini giderebildiğimizi ve belki de dilin aydınlatılmamış alanlarına dikkat çektiğimizi düşünüyoruz.

Akademik çalışmalarDoktora tezleriLisansüstü tezler+4
Burcu Bay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Ara nesilde hikâye

Tanzimat dönemi ikinci nesli ve Servet-i Fünûn arasında kalan topluluk "Ara Nesil" olarak adlandırılır. Türk Edebiyatı'nda ilk defa Mehmet Kaplan tarafından dile getirilen bu topluluk, ilerleyen dönemlerde diğer araştırmacılar tarafından da benimsenir. Ancak Ara Nesil'in tarihi çerçevesi ve bu topluluğa mensup sanatkârların kimler olduğu hususunda genel bir belirsizlik hâkimdir. Bu belirsizlik, Ara Nesil sanatkârlarının ortak bir yayın organına sahip olmayışından ve muayyen bir edebî anlayış benimsememelerinden ileri gelir. Ama bu durum, edebî faaliyetlerini 1880'li yıllardan 1900'lü yıllara kadar devam ettiren bir topluluk olan Ara Nesil'in, şiir, roman, hikâye, tenkit, deneme ve tercüme alanlarında önemli faaliyetlerde bulunduğu gerçeğini değiştirmez. Ara Nesil Dönemi sanatkârlarının faaliyette bulundukları edebî türlerden birisi de hikâyedir. Mehmed Celâl, Abdullah Zühdü, Ahmed Râsim, Mustafa Reşîd, Vecihi, Ali Kemal, Nabizâde Nâzım, Yusuf Cevâd, Selanikli Tevfik ve daha birçok isim bu dönemde hikâyeler kaleme almıştır. Araştırmamızda 1880-1901 yılları arasındaki dönemde yayımlanan pek çok dergide, gazetede çıkan ve ayrıca kitap olarak basılmış 388 hikâye tespit edildi. Tespit edilen hikâyeler Osmanlı Türkçesi'nde günümüz Türkçesi'ne aktarılmıştır. Daha sonra bu hikâyeler, tema, yapı unsurları, dil ve üslup açısından detaylı bir incelemeye tabii tutuldu. Anahtar Kelimeler: Ara Nesil, hikâye, tema, yapı unsurları, dil ve üslup.

Ara NesilDilHikaye+2
Nazlı Memiş Baytimur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ataol Behramoğlu'nun şiirlerinde kelime dünyası

Bir sanatçının eserinde kullandığı kelimeler, o sanatçıyla onun dünya görüşü ve şiir anlayışı ile ilgili şifreler taşır. Sanatçıyı anlamanın yolu onun kullandığı kelime, cümle ve anlatıma bakmaktır. Bu amaçla biz de Ataol Behramoğlu'nun şiirlerinin kelime dünyası üzerinde çalışmayı tercih ettik. Çalışmamızın giriş kısmında Ataol Behramoğlu'nun hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verildi. Birinci Bölüm'de şiirlerdeki kelimeler; kavram, tür ve köken bakımından incelendi. İkinci Bölüm, şiirlerde öne çıkan farklı unsurları içermektedir. Sonuç bölümünde ise Birinci ve İkinci Bölüm'de yapılan çalışmalarla ilgili çıkarımlar sıralandı. Çalışmanın sonuna şiirlerde yer alan kelimeler liste şeklinde eklendi. Kelimelerden yola çıkılarak tablolarla desteklenen açıklamalarda şairin oldukça geniş bir kavram dünyasına, zengin bir kelime hazinesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Şairin şiirlerde sıkça Türkçe kökenli kelime kullandığı; deyim, ikileme, atasözü gibi unsurlardan da yararlandığı belirlenmiştir.

Behramoğlu, AtaolKavramlarKelimeler+3
Kübra Akbulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Birey ve toplum ilişkileri ekseninde Cemal Şakar'ın hikâyeleri ve hikâyeciliği

Cemal Şakar, Cumhuriyet Devri Türk edebiyatında 1980 sonrasında gelişen postmodern öykünün önemli temsilcilerinden biri olmasına rağmen eserinin üzerinde çok fazla çalışma yoktur. Bu çalışmada yazarın on öykü kitabının; yapı, tema, simgesel unsurlar ile dil ve üslup bakımından incelemesi yapılacaktır. Yazar öykülerinin neredeyse tümünde bireylerin hayatı algılayışları üzerinden yaşadıkları iç hesaplaşmaları işler. Öykülerini kurguladığı sosyal ve siyasal atmosferin akislerini yarattığı isimsiz kahramanın penceresinden detaylı bir şekilde ele alır. Şakar, öykülerini oluştururken üç kaynaktan beslenir; anıları, gelenek ile din ve modernizm. Öykü türünün ve postmodern öykünün verdiği imkânların dışında, öykü sınırlarını zorlamaya çalışır. Genel olarak gelenek/din ve modernizm çatışması, arayış/kaçış ve savaş temaları üzerine kurduğu öyküleri, durum öyküsü özelliği taşır. Yazım tekniklerine oldukça hakim olan yazar, uyguladığı tekniklerin çokluğu bakımından diğer öykücülerden ayrılır. Öykü karakterlerinin çoğu; hayat ve toplumla kavgalı, insani meseleler karşısında oldukça hassas; ancak rahatsız oldukları hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmayan pasif ve silik tiplerdir. Temelde beş bölümden oluşan çalışmanın Birinci Bölümü'nde; yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında genel bilgiler verilirken, İkinci Bölüm'de eserlerin yapısı, Üçüncü Bölüm'de tema, Dördüncü Bölüm'de eserlerdeki simgesel değerler, Beşinci Bölüm'de de eserlerin dil ve üslup özelliklerine değinilmiştir.

Dil özellikleriDinHikaye+3
İdil Kayaoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dede Korkut anlatılarında büyülü gerçekçilik

Dede Korkut Anlatıları, Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonra kaleme alınan ve İslamiyet öncesi ve sonrası Türk yaşayışı, dili, tarihi, edebiyatı ve kültürüne ait oldukça zengin bir arka- plan kültürüne ve içeriğine sahip anlatılar olarak Türk yazın tarihinde önemli bir yere sahiptir. Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan Dede Korkut Anlatıları üzerine yapılmış çalışmalara farklı bir boyut kazandırmak ve önceki çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan Dede Korkut Anlatılarında Büyülü Gerçeklik adlı tez çalışmasında söz konusu anlatılar üzerinden kuramsal boyutta büyülü gerçekçilik incelenmiştir. Dede Korkut Anlatılarının Dresden Nüshası dâhilinde mevcut olan on iki anlatı büyülü gerçekçilik kapsamında incelenip yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu on iki anlatıdan hareketle Türk milletinin zengin kültürü, köklü tarihi, yaşayışı ve inancı; anlatıların kusursuz ve orijinal bir şekilde oluşturulan vaka örgülerine, kişiler dünyasına, zaman- mekân unsurlarına ve izlekler çerçevesine değinilerek büyülü gerçeklik türünün dünya edebiyatında müstakil bir edebi tür olmasına katkısı bağlamında değerlendirilmiştir.

Büyülü gerçekçilikDede Korkut HikayeleriFantastik+2
Cemile Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yûnus Emre Dîvânı'nda Anâsır-ı Erba'a

İnsanlar çağlar boyunca varlığın dört unsuru olarak adlandırılan "toprak, su, hava ve ateş" kavramlarına derin anlamlar yüklemiş; hayatı bu doğrultuda anlamaya ve yaşamaya çalışmışlardır. Çevrelerindeki varlıkları ve cereyan eden olayları gözlemlediklerinde toprağın su olmayınca kuruduğunu, havanın ateşi alevlendirdiğini, ateşin ise suyun gücüne karşı aciz kalıp ona boyun eğdiğini ve söndüğünü görerek bu unsurların devamlılıklarını sağlamada birbirlerine sürekli ihtiyaç duyduklarını, birbirlerini tamamladıklarını keşfetmişlerdir. Bu keşiften hareketle de varlığın ilk özünü daima toprak, su, hava ve ateşten ibaret olan "Anâsır-ı Erba'a"ya dayandırmışlardır. Bu çalışmada varlığın yegâne kaynağı ve özü olarak kabul edilen "Anâsır-ı Erba'a" kavramının XIII. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli mutasavvıf şairlerinden olan Yûnus Emre'nin Dîvânı'nda ne tür bir hayal gücüyle algılandığı, hangi tasarımlara konu edildiği, sembollerle nasıl anlatıldığı divan şiirinin ve tasavvuf edebiyatının olanaklarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yûnus Emre Anâsır-ı Erba'ayı oluşturan unsurları ve onlara çağrışım yapan diğer unsurları doğrudan ya da dolaylı bir şekilde yalın olarak, birleşik kelimelerde, soyut ve somut olarak kullanmıştır. Ayrıca yaradılıştaki sırrı da ihtiva eden "Anâsır-ı Erba'a" kavramına ve diğer unsurlarına olumlu, olumsuz ve tasavvufi derin anlamlar yüklemiştir. Bunu yaparken Anâsır-ı Erba'ayı oluşturan unsurların birbiriyle olan zıtlık durumundan da büyük ölçüde faydalanmıştır. Sonuç olarak Yûnus Emre, Türkçe Dîvânı'nda Anâsır-ı Erba'ayı kendine özgü tasavvurlarla, geniş boyutta ve sağlam bir kurguyla Türkçe hassasiyetini de ön planda tutarak ele almıştır.

Anasır-ı erbaaDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Burcu Yaşın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir Yıldız'ın öykülerinde şahıs kadrosu

Güneydoğu Anadolu öykücüsü olarak tanınan ve toplumcu gerçekçi kimliği ile 1970'li yıllarda adından sıkça söz ettiren Bekir Yıldız'ın öykü ve romanları üzerine, 2003-2018 yılları arasında bir çeşit eleştiri kabul edebileceğimiz, altı yüksek lisans bir doktora düzeyinde çalışma yapılmış, yapılan bu çalışmalarda Bekir Yıldız'ın hayatı ve eserlerinden hareketle öykü ve romanları farklı yönleriyle düşünce boyutuna taşınmıştır. Bu çalışmada, Bekir Yıldız'ın "Reşo Ağa, Kara Vagon, Kaçakçı Şahan, Sahipsizler, Evlilik Şirketi, Beyaz Türkü, Dünyadan Bir Atlı Geçti, Demir Bebek, Mahşerin İnsanları ve Bozkır Gelini" adlı öykü kitaplarında yer verdiği şahıslar kimlerdir ve hangi sosyo-ekonomik çevrenin ürünü/insanı olarak öyküde yer almışlardır sorularına cevap aranmaya çalışıldı. Bu amaçla ilk önce öykülerdeki şahıslar; erkekler, kadınlar ve çocuklar şeklinde üç ana başlık altında toplandı. Daha sonra her biri yaşadıkları sosyo-ekonomik çevreye göre Köy/Kasaba Çevresinde Yaşayanlar, Şehir/Kent Çevresinde Yaşayanlar ve Yurtdışı Çevresinde Yaşayanlar olarak tasnif ederek açıkladı.

Güneydoğu Anadolu bölgesiHikayeYıldız, Bekir+1
Sinan Duran
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zeyyat Selimoğlu'nun öykü ve romanlarında yapı ve izlek

Türk edebiyatının üretken yazarlarından biri olan Zeyyat Selimoğlu; roman, hatıra ve çeviri alanlarından eserler vermesine rağmen öykücülük yönüyle ön plana çıkar. Eserlerinde insan başta olmak üzere tüm canlıların meselelerini aynı hassasiyetle ele alan Selimoğlu, ağırlıklı olarak deniz ve denizcilerin yaşamlarını merkeze koyar. Edebiyatımızda, Halikarnas Balıkçısı ile Sait Faik'le birlikte deniz insanlarının kara insanlarından farklı yönlerini, onların duygu dünyalarını incelikle işler. Bu çalışmada, Zeyyat Selimoğlu'nun öykü ve romanları yapı ve tema yönüyle incelendi. Giriş ve üç ana bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde, Türk edebiyatında roman ve öykünün tarihi gelişimi; birinci bölümde yazarın özel hayatı ve yazın hayatı; ikinci bölümde öykü ve romanların yapısı ve izlekleri; üçüncü bölümde yazarın edebî dili ve eserlerindeki üslûbu ele alındı. Çalışmanın sonuç bölümünde çalışmaya dair genel bir değerlendirme yapıldı. Kaynakça bölümünde ise çalışmanın hazırlandığı süreçte yararlanılan kaynakların listesi sıralandı. Bunların yanı sıra Zeyyat Selimoğlu'yla ilgili belge ve yazara ait fotoğraflar çalışmanın sonuna eklendi.

HikayeRomanSelimoğlu, Zeyyat+4
Mine Karataş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesi ağızlarında ses uyumlarının sebep olduğu ses değişmeleri

Ağız çalışmaları bir dilin zenginliğini ortaya koyması bakımından önemlidir. Söz varlığı ortaya çıkarılırken morfolojik ve fonetik olarak incelemeler de yapılır ve bu sayede sözcüklerin hangi ses değişimlerini yaşadığı saptanır. Ses değişmelerinin birçok nedeni vardır. Bu nedenlerden biri de uyumlardır. Uyumlar ünlü ve ünsüz seslerin birbirleriyle olan ilişkileri ile ilgilidir. Seslerin bir araya gelme kuralları ile ilgili olan uyumlar, ünlü uyumu ve ünsüz uyumu olmak üzere iki başlık altında incelenir. Ünlü uyumları kalınlık incelik uyumu ve düzlük yuvarlaklık uyumu olarak, ünsüz uyumu tonluluk tozsuzluk uyumu olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada ağızlar hakkında genel bilgiler verildikten sonra Türkçede sesler ve ses uyumları detaylı olarak ele alınmıştır. Ağızlar hakkında yapılmış olan derlemeler ve metin incelemeleri taranarak elde edilen veriler Türkçe Kökenli Kelimeler, Yabancı Kökenli Kelimeler, Özel İsimler başlıkları altında değerlendirilerek sözcüklerin ağızlardaki durumları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağız, Türkiye Türkçesi ağızları, ses uyumları, ses değişmeleri.

AğızlarSes değişmeleriSes uyumu+2
Ezgi Aral
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de halk ağzından derleme sözlüğü'nde geçen küçük/küçültme anlamındaki kelimeler

Bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesi olan kültür, bir milletin hayat tarzını ifade ederken, tarih sahnesine çıkışından günümüze kadar elde ettiği birikimleri de gözler önüne sermektedir. Zira bugünün hayatı, dünün kültür birikimidir. Toplum olarak köklü bir geçmişe sahip olmamız bu birikimi giderek artırmıştır. Bu sebeple dilimizde mevcut olan ekler ve bu eklere dair oluşturulmuş kavram alanları, her türlü varlığı birbirinden ayırmaya fayda sağlayan, insanlık tarihi kadar eski ve aynı zamanda ona paralel olarak gelişen bir olgudur. Bu olgu insanın, hem kendisi hem de kendi dışındaki insanlarla ve diğer varlık alanlarıyla dil sayesinde iletişim kurmasına olanak sağlar. Bütün insanlar için ortak olan bir bilgi alanı oluşturur ve o alanı nesilden nesile dil yoluyla aktarır. Fakat toplumun bireye bağışladığı en güzel yurt olan dil, kendi başına yaşayamaz. Bireylerin kullanımı ile yaşar. Bu bakımdan dil tarihtir, coğrafyadır, tüm değerlerin yaşadığı alandır. Duyarlılığımızı, düşüncelerimizi, yaratıcılığımızı besleyen en bereketli topraktır. Bu topraklar geçmişi, geleceği ve sonsuzu birlikte kucaklar. Ancak zekâ, duygu ve düşünce sistemi bütün insanlarda ortak olmasına rağmen, zihin faaliyetlerinin sonucu olan ek ve kavramların kelimelerde buldukları anlam farklılık taşıyabilmektedir. Bu itibarla çalışmada, bir şeyin küçüğünü, nicelik ve nitelik olarak gösteren küçültme ekleri, kavramları ve kavram alanları 12 ciltlik Derleme Sözlüğü'nde ayrı ayrı tespit edilip incelenmiştir. Küçültme ekleri ve kavram alanları içerisine giren her türlü ek ve kelime, karşılarına kullanıldıkları anlam ve yöreler yazılarak oluşturulmuş ve bu şekilde tasnifi yapılmıştır. Küçültme eki ve kavram alanlarının yaygın bilinen küçük, ufak, az, minik gibi kelimelerin yanı sıra farklı ek ve kavramlarla da ifade edilmiş olduğu görülmüştür. Çünkü inanılan o dur ki; dilde oluşan ve tespit edilmiş olan küçük/küçültme anlamlarının çeşitliliği, dıştaki tabiat dünyasının küçük bir modeli gibidir. Ve dilimizin söz konusu zenginliğini gözler önüne sermektedir.

Derleme sözlüğüKüçültme ekleri
Özgür Aslankılıç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Garib-nâme'nin grameri – isim

Bu çalışmada, Eski Anadolu Türkçesinin önemli eserlerinden olan Âşık Paşa'nın Garib-nâme adlı eserinin dil özellikleri isimler açısından incelenmiştir. Prof. Dr. Kemal Yavuz tarafından tıpkıbasım, transkripsiyonlu metin ve Türkiye Türkçesine çeviri olarak bilimsel metotlarla yayımlanan Eski Anadolu Türkçesi döneminin bu önemli eseri çeşitli lisans, yüksek lisans ve doktora tezlerine konu olmuşsa da eserin dil özellikleri hakkında yeterli bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmada Aşık Paşa'nın hayatı, eserleri, yaşadığı dönem hakkında bilgi verilerek, eserde yer alan isimden isim yapan ekler, isim çekim ekleri incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Ayrı bölümler halinde ele alınan isim soylu kelimeler türleri, kullanım şekilleri ve anlamları bakımından dokuz ana başlık halinde incelenmiştir. Söz varlığı ve dil bakımından çok zengin malzeme ihtiva eden bu eserin, dil özellikleri bakımından Eski Anadolu Türkçesinin tipik özelliklerini taşıdığı görülmektedir.

Aşık PaşaDil bilgisi-isimDil bilgisi-yapım ekleri+5
Emine Çavdar Yanmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymaniye Kütüphanesi 34 Sü Tarlan 80/5 numaralı şiir mecmuası (129b-203a)

Bu çalışmamıza konu olan eser, Süleymaniye Kütüphanesi Ali Nihat Tarlan Koleksiyonu 80/5 numarada bulunan Mecmû'a-i Eş'âr ve Fevâ'id isimli bir şiir mecmuasıdır. Çalışmamızda bu mecmuanın genel tanıtımı yapıldıktan sonra mecmuanın 129b-202b arasındaki varakların transkripsiyonlu metni verilmiştir. Mecmuadaki şiirler, şairlerinin yayımlanmış divanları varsa buradaki şiirlerle karşılaştırılarak okunmuş ve aradaki farklar dipnotta gösterilmiştir. Mecmuanın derleyeni ve ne zaman tertip edildiği bilinmemektedir. Şiirlerin yazıldığı yüzyıllar incelendiğinde mecmuanın 18. yüzyılda yazılmış olduğu düşünülmektedir. Metni tertip eden hakkında da bilgi sahibi değiliz. Mecmuada şairi bilinmeyen şiirler de dâhil olmak üzere toplam 180 civarında şairin değişik nazım biçimlerinde 1004 şiiri bulunmaktadır. Bu şiirlerin yarısından fazlası gazeldir. En fazla şiiri bulunan şair Nâbî'dir. Şiirlerden başka düz yazı örnekleri de vardır. Bu mecmua, tertip açısından düzenlidir.

Feva'idMecmu`a-i Eş`arSüleymaniye Kütüphanesi+3
Mehmet Yüksel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Garib-nâme'de dil özellikleri - fiil

Tez çalışmamızda, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi'nin önemli eserlerinden olan Âşık Paşa'nın Garib-nâme adlı eserini fiil yönünden incelemeye çalıştık. Çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de Garib-nâme'deki fiilleri yapı bakımından inceledik. İkinci Bölüm'de Garib-nâme'deki fiilleri kip ve şahıs yönünden inceledik. Eserin hacmi göz önünde bulundurulduğunda bütün örneklere tek tek yer vermenin mümkün olmadığı görülecektir. Bu nedenle daha genel özellikler ve bugünkü Türkçe ile farklılıklar vurgulanmıştır.

Aşık PaşaDil özellikleriDilbilgisi+3
Sami Demirbağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan Türkçesindeki alıntı sözcüklerin ses bilgisi açısından değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada toplumların başka kültürlerle ilişkiye geçmesi, dillerin birbirinden etkilenmesi ve kelime alışverişinde bulunması gayet doğal bir süreçtir. Çeşitli nedenler ve ihtiyaçlar sonucunda bir dile başka bir dilden girmiş ve o dilde benimsenmiş olan sözcüklere alıntı sözcük denilir. Her dilde belirli oranda alıntı sözcük yer almaktadır. Oğuz grubu Türk lehçeleri içerisinde yer alan Azerbaycan Türkçesi de bu yazı dillerinden biridir. Azerbaycan Türkçesi tarih boyunca içinde bulunduğu bölgenin farklı uluslarının dillerinden etkilenmiştir. Günümüzde de yabancı dillerden etkilenmeye devam etmektedir. Bir dile giren alıntı sözcüklerde geldikleri dilden ayrılan fonetik özellikler bulunabilir. Bu durumda dil almış olduğu sözcükleri kendi fonetik yapısına uydurma veya yaklaştırma çabası içine girer. Bu nedenlerden ötürü alıntı sözcüklerde az veya çok ses değişiklikleri veya ses olayları meydana gelir. Bu çalışmada yapılan fonetik incelemeler doğrultusunda tespit edilen alıntı sözcüklerin Azerbaycan Türkçesine ne şekilde girdiği, hangi ses değişikliklerine ve ses olaylarına uğradığı ele alınmış ve bu fonetik tespitler istatistiksel veriler, tablolar ve grafiklerle desteklenmiştir.

Alıntı kelimeAzericeSes değişmeleri+1
Fatma Canpolat Canal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fahri Erdinç'in öykü ve romanlarının yapı ve izlek bakımından incelenmesi

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın üretken isimlerinden birisi olan Fahri Erdinç, edebiyat türünün birçok alanında ürünler verir. Öykü, roman, şiir, tiyatro, anı, inceleme ve çeviri gibi alanlarda eserler veren Fahri Erdinç, daha çok öykü ve romancı yönüyle tanınır. Eserleri birçok dile tercüme edilen yazar, toplumcu gerçekçi bir çizgide eser verir. En verimli çağlarında yurt dışında yaşayan yazar, Türk okurları tarafından fazla tanınmaz. Daha çok sol-sosyalist bir çevre tarafından takip edilen yazar, 2000'li yıllarda 'Yordam Kitap' tarafından eserlerinin yeniden basılmasıyla Türk okuyucusu ile buluşur. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde ise Fahri Erdinç'in öyküleri yapı ve tema açısından ele alındı. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Fahri Erdinç'in romanları yapı ve izleksel kurgu açısından incelendi. Romanların yapısal ve izleksel kurgusu incelenirken roman teorisi dışında tarih, sosyoloji, felsefe ve psikoloji gibi bilim dallarından yararlanıldı. Fahri Erdinç'in romanlarında baskın izlek olan yabancılaşma, kendini gerçekleştirme, başkaldırı, aşk, ölüm gibi bireysel sorunlar ve sömürü, yozlaşma, sosyal adaletsizlik gibi toplumsal sorunlar izleksel açıdan değerlendirildi. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Fahri Erdinç'in öykü ve romanlarında kullandığı dil ve üslup incelendi. Çalışmanın sonuç kısmında ise Fahri Erdinç'in öyküleri ve romanları hakkında genel bir değerlendirme yapıldı. Anahtar Kelimeler: Fahri Erdinç, öykü, roman, yapı, izlek, toplumsal gerçekçilik, gurbet.

BiyografiRomanSosyal gerçeklik+4
Fatih Erzen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özbek Türkçesinde kiplik belirteçleri ve fonksiyonları

Bu çalışmada Özbek Türkçesinde kiplik gösteren belirteçler anlam bilimsel açıdan ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde kip ve kiplik üzerine yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. Ayrıca kipliğin Türkçe çalışmalardaki anlatımı üzerinde durulmuştur. Özbek Türkçesi gramerlerinde kiplik belirteçlerinin işlenişi açıklanmış ve örnekler verilmiştir.Kiplik belirteçleri elimizdeki Özbek Türkçesi romanlarından tespit edilmiştir. Bu belirteçler kiplik anlamlarına göre dört gruba ayrılmıştır. Bu belirteçlerin cümlelerde gösterdiği kiplik anlamları ayrıntılı olarak işlenmiştir.Anahtar kelimeler:1. Kip2. Kiplik3. Belirteç4. Kiplik Belirteçleri5. Özbek Türkçesi

Dil bilgisi-zarfDilbilgisiKipler+1
Döndü Süveyda Yaman
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik bir şiir mecmuası (İnceleme - metin - tıpkıbasım)

Mecmualar, kişilerin kendi beğenilerine göre oluşturulan bir şiirler derlemesidir. Mecmuaları, manzum, mensur veya nazım ve nesrin karışık olduğu mecmualar şeklinde sınıflandırabileceğimiz gibi, konularına göre şiir, münşeat ve fevâid mecmuaları olarak da sınıflandırabiliriz. Klasik Türk edebiyatında geniş bir yer tutmasına rağmen mecmualar üzerinde çok çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada 81 sayfadan oluşan bir şiir mecmuası incelenerek mecmuanın biçim ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada mecmua içerisinde yer alan şiirler, basılmış olan divanlardaki şiirlerle mukayese edilmiş ve aradaki farklar dipnotta belirtilmiştir. Mecmua içerisinde yer alan şairler, kullanılan nazım biçimleri tablolar halinde gösterilmiştir.

Klasik Türk edebiyatıŞairlerŞiir+1
Erhan Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgız Türkçesi ile Altay Türkçesinde karşılaştırmalı fiil

Türkoloji alanında, Altay ve Kırgız Türkçesi yazı dilleri arasındaki benzerlikler birçok bilim adamının dikkatini çekmiştir. Bunlar arasında A. N. Samoyloviç ve N. A. Baskakov'un önemli bir yeri vardır. Her iki Türkolog da, Türk lehçelerinin tasnifiyle ilgili yaptıkları çalışmalarda adı geçen iki yazı dilini aynı grup altında değerlendirmiştir.Bu iki lehçe ile ilgili yeterince bilimsel çalışma olmaması da göz önünde bulundurularak, tez konumuz ?Kırgız Türkçesi ile Altay Türkçesinde Karşılaştırmalı Fiil? olarak belirlenmiştir.Çalışmanın ?Giriş? kısmında, incelemede kullanılmış yöntem ve malzemeler hakkında bilgi verilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde; Türk lehçelerinin sınıflandırılmasında Altay ve Kırgız Türkçelerinin yeri, Altay Türkleri ve Altay Türkçesi, Kırgız Türkleri ve Kırgız Türkçesi ile ilgili genel bilgiler verilmiştir.?İnceleme? bölümü olan ikinci bölümde, Altay Türkçesi ile Kırgız Türkçesi yazı dillerinin fiilleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.?Sonuç? bölümünde ise, inceleme bölümünde verilen karşılaştırmaların genel bir değerlendirmesi yapılmış, çalışmamıza konu olan lehçelerin farklılıklarından çok benzerliklerinin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuç tablolarla da desteklenmiştir.?Metin? bölümünde de Altay ve Kırgız Türkçesi lehçelerinin metin örnekleri ve Türkiye Türkçesine aktarılmış şekilleri verilmiştir.Anahtar Kelimeler:1. Altay Türkçesi2. Kırgız Türkçesi3. Fiil4. Karşılaştırma.5. Biçim Bilgisi

AltaycaDil bilgisi-eylemKarşılaştırma yöntemi+4
Nazgül Kadırova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ahıska kültürü ve temel söz varlığı

Tezimizin amacı tarih boyunca sıkıntı yaşamış olan Ahıska Türklerinin söz varlığını tespit etmek ve buna dayanarak sosyal bir grup olarak kimliklerini belirlemektir.Çalışmamızın ?Giriş? kısmında 1828-1944 yılları arası Ahıska Türklerinin Ermeni, Gürcü ve Ruslara karşı direnişlerini ele aldık. 1944 yılı sonrası Ahıska Türklerinin Orta Asya ve Rusya'daki nüfus dağılımını inceledik. Tarihî konteksten faydalanarak ?Ahıska? adının sözcük anlamını ve Ahıskanın coğrafi konumunu araştırdık. Daha sonra eski çağlardan başlayıp, Osmanlı'nın son dönemlerine kadar olan bölge tarihini ele aldık.Bu çalışma ile Ahıska Türklerinin kendi ana vatanlarındaki yaşamlarını, sürgünü, yeni topraklara uyum sağlayarak oralarda yaşamalarını ve diğer kültür karşısında kendi kültürlerini, dillerini kaybetmeyerek, günümüze kadar yaşattıklarını ortaya koymuş olduk.Anahtar Kelimeler:1.Ahıska Türkleri2.Tarih3.Kültür4.Söz Varlığı5.Sözlük

Ahıska TürkleriDilbilimGelenekler+5
Alfira Olieva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızcadaki Farsça alıntı kelimeler: Ses bilgisi incelemesi

Giriş, sonuç ve üç bölümden oluşan bu tez çalışması, Kırgızcadaki Farsça alıntı kelimelerim sesbilgisi incelemesi sonucunda nasil bir değişim süreci geçirdiğini göstermeyi amaçlamaktadır.Giriş bölümünde çalışmanın önemi, amacı ve alanı hakkında bahsedilmektedir.Başta Kırgız adı, Kırgızca, Kırgızcadaki alıntı kelimeler ve özellikle Farsça alıntı kelimelerin geçiş süreci anlatılmaktadır.Birinci bölümde Kırgızcadaki Farsça alıntı kelimelerin uğradıkları değişmeleri ünlü değişmeleri adı altında ele alınmıştır. Tezin bu bölümü kelimelerin uğradıkları değişikliklerin açıklanması ve örneklerle gösterilmesiyle verilmiştir.İkinci bölümde ise Kırgızcadaki Farsça alıntı kelimelerin uğradıkları ses olayları ünsüz değişimleri olarak ele alınmıştır. Aynen birinci bölümdeki gibi kelimelerin değişiklikleri örneklerle açıklanmıştır.Sonuç bölümünde bu çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılarak nasıl bir sonuca varıldığı konusunda bilgi verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Kırgızca2. Farsça3. Alıntı kelime4. Ünlü ve ünsüz değişmeleri5. Ses bigisi

Alıntı kelimeFarsçaFarsça kelimeler+4
Azada Nasirova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Maniler üzerine tematik bir inceleme

Sözlü ve yazılı kültürün ürünleri olan maniler duygu, düşünce ve arzuların yer aldığı yoğun metinler olup bireyin ve toplumun metinlere yansımış halidir. Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısını yansıtarak kültürel bellek niteliği taşıyan maniler, Türk edebiyatında oldukça geniş yer tutar. Bireyden topluma ve özelden genele bir sarmal oluşturan maniler, psikolojik, felsefi ve sosyolojik derinliği olan canlı ve aktif metinler olarak varlığını sürdürür. Çok yönlü olarak işlevsellik kazanan maniler, sevgiliye olan aşkı, sevgiyi, hasreti, vefayı, sitemi dile getirirken aynı zamanda toplumsal ve ekonomik sıkıntıları, yönetimdeki eksiklikleri anlatarak edebi zevk dışında farklı görevler de üstlenir. Maniler yapı, şekil ve üslup olarak kendine özgü özellikler taşır. Dizeler dikkatle ve özenle seçilerek kurulurken anlam ise, kelimelerin arasına gizlenerek adeta bir şifre özelliği taşır. Üslup bakımından sade ve yoğun dizelerle oluşturulan maniler, halk dilinin özelliklerini taşır. Anlam, kelimelerde gizli olduğu için sembolik öğeler ön plana çıkar. Bu sembolik öğelerden hareketle asıl anlatılmak istenen anlamı ortaya çıkarmak önemlidir. Bu bakımdan maniler, okuyucuya edebi bir tat verirken aynı zamanda derin mesajlar da verdiği için edebiyatımızı süsleyen birer inci niteliği taşır. Çalışma, manilerinin anlamı, tarihçesi, manilerin diğer edebi türlerle olan ilişkisini ortaya koymak ve Anadolu manilerinde yer alan sembollerin analizlerini yaparak tematik bir incelemeyle ortaya çıkarmayı amaçlar. Çalışma kapsamı olarak Anadolu manileri hedef alınmıştır.

AnadoluManilerSembolik değerler+1
Alperen Uluer Yaşar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık Ensar Şahbazoğlu'nun hayatı ve sanatı

Âşık edebiyatı, kültürel dönüşüm içerisinde kendini koruma ve devamlılığını sürdürme bakımından birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalmıştır. Kars yöresindeki âşıklarımız da bu sıkıntıları yaşamış insanlar olarak bu kültürü gelecek nesillere aktarma açısından önem arz etmektedir. Özellikle usta-çırak ilişkisi veya diğer şekillerde âşıklık elde etmiş birçok şairimiz bu geleneği koruyup sürdürebilmenin uğraşı içerisinde olmuşlardır. Ölçü, kafiye, nazım şekilleri ve türleri gibi birçok unsur bu âşıklar sayesinde gelecek kuşaklara taşınmıştır ve taşınmaya da devam edecektir. Âşık Ensar Şahbazoğlu da bu âşıklar arasında dilinin döndüğünce bu kültüre katkı sağlamaya çalışan ender isimlerden biri olarak kendi güneşinden beslenen şairler arasında yerini almıştır. Anahtar Kelimeler: Âşık Ensar ŞAHBAZOĞLU, Kültürel Dönüşüm, Kars, Usta-Çırak, Mahlas, Atışmalar, Şiir.

Aşık edebiyatıBiyografiKültürel değişim+3
Abdullah Esmez
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kunduz ili İmamsahip ilçesi ağzı

Yüksek lisans tezi olarak ?Kunduz İli İmamsahip İlçesi Ağzı? adıyla yapılan bu çalışma, Kunduz ili İmamsahip ilçesi coğrafyasında yaşayan Özbeklerin konuşma dilini temel almaktadır. Bu tez giriş, inceleme, sonuç, metinler ve sözlük bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde ilçenin coğrafi konumu, yüzey şekilleri, tarihi ve sosyolojik durumu; bu ilçede yaşayan Özbeklerin genel durumu hakkında bilgi verilmekle birlikte kunduz ve imamsahip kelimelerinin etimolojik açılımı üzerinde de durulmuştur. Tezin inceleme kısmı Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi olarak iki alt başlıktan oluşmaktadır. Ses bilgisi bölümünde her bir sesin tanıtımı yapılmış; ses uyumları ve ses olayları incelenmiştir. Şekil bilgisi bölümünde ise yapım ekleri, çekim ekleri, zarflar ve edatlar tanıtılmıştır. Her iki bölümde tespit edilen konular derlenen metinlerden örneklerle desteklendirilmiştir. Sonuç bölümünde incelediğimiz ağzın fonolojik ve morfolojik yapısı açısından önemli tespitler konu başlıkları sırasına göre dizilmiştir. Kaynakça bölümünde bu araştırmanın yapılmasında yararlanılan eserlerin künyeleri verilmiştir. İmamsahip köylerine bizzat giderek konuşmaları dil özellikleri açısından bir birinden farklılık arz eden bu köylerin insanlarından daha önce ses derlemiştik. Metinler kısmında ise derlenen bu sesler TDK'nun ağız araştırmalarında önerdiği çeviriyazı fontları esas alınarak yazıya dökülmüştür. İhtiyaç duyulduğunda bu işaretlere eklemeler de yapılarak yetmiş A4 sayfası malzeme hazırlanmıştır. Sözlük bölümünde ise çalışma malzemesi olarak kullanılan metnin sözlüğü verilmiştir. Tekrarları ile birlikte bin küsur sözcük alfabetik sıraya göre dizilmiştir. İlk sırada kelimeler, ikici sırada metindeki cümle adresi, üçüncü sırada kelimenin varyantları ve son sırada da Türkiye Türkçesi karşılığı verilmiştir.Anahtar Kelimeler:1. İmamsahip Ağzı2. Kunduz Ağzı3. Afganistan Özbekçesi4. Özbek Ağızları5. Afganistan Kıpçak Ağzı

Afganistan-KunduzAğızlarKıpçakca+3
Hamidullah Tadash
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Demet Altınyeleklioğlu'nun romanlarında yapı ve izleğin popüler unsurlar bakımından incelenmesi

Popüler roman türünde eserler veren Demet Altınyeleklioğlu'nun romanlarında, yapı ve izleğin popüler unsurlar bakımından incelenmesiyle yaptığımız çalışmamızda, kişiler, zaman, mekân, olay örgüsü, bakış açısı ve izlek ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu eserlerin tüketim kaygısı ile yazılmış olması, yapı ve izlek üzerinden de hissedilmektedir. Roman karakterlerinin tek tip özellikler taşıması, mekânın büyük ölçüde sarayla sınırlandırılmış olması, zamanın tutarsızlıklar göstermesi, olay örgüsünün tesadüf ve kaderle ilişkilendirilmesi, bakış açısının müdahaleci yazar kimliğinden kopamaması ve izleğin niyete bağlı olarak geliştirilmesi popülerlik üzerinden edindiğimiz tespitlerdendir. Romanların birbirinin tekrarı niteliğinde olması, yüksek olan baskı sayılarının gittikçe düşmesine ve roman serisinin kısa soluklu bir üne sahip olmasına sebep olduğu da tespitlerimiz arasındadır.

Altınyeleklioğlu, DemetPopüler romanRoman+3
Fatıma Ravza Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi Türk romanında aydınlar (1950-1970)

Bu çalışmada siyasi, sosyal, kültürel ve edebî açıdan farklı açılımların ve dönüşümlerin yaşandığı 1950 ile 1970 yılları arasında yayımlanan (1950 ve 1970 de dâhil) Türk romanlarında aydınların, hangi açılardan nasıl ele alındıkları tespit ve tahlil edildi. Romanda işlenen aydınlar ve bu isimler aracılığıyla verilmek istenen temalar, roman inceleme tekniklerine riayet edilerek derinlemesine irdelendi.Bu araştırma, dönemin romancılarının eserlerinde yer verdikleri aydınların, toplumun duygu ve düşünce dünyasını ne yönde ve ne ölçüde genişletme ve zenginleştirme amacında olduğu hususunu irdeleme; romanda işlenen İttihat ve Terakki, Millî Mücadele, Atatürk ve inkılaplar, Batılılaşma, gelenek, Anadolu, eğitim, din, İkinci Dünya Savaşı, CHP, DP, halk-aydın ilişkisi, doktrinler, sanat/edebiyat, yabancılaşma gibi temel meseleleri ve toplumun geçirdiği sarsıntıları, bunalımları, sorunları farklı dikkatlerle aydınlar eşliğinde sunma amacındadır. Bu tez 1950 öncesi Türk romanında aydın meselesini inceleyen önceki akademik çalışmaların bir devamı ve sonraki yapılacak çalışmaların da bir bütünleyicisi olacaktır.Sonuç olarak incelenen aydınlara bütüncül bir nazarla bakıldığında bu isimlerin Türk aydının tarih sahnesindeki dağılımı, nitelikleri, misyonu ve problemleriyle paralellik arz ettiği görülmektedir. Topluma ve kendine yabancılaşarak hiçleşen ve amaçsızlaşan isimlerin dışında aydınlar genel itibarıyla ateşi, ışığı Tanrı'nın katından halka indirecek Promete'dir, nakilci öğretmen aydındır.Anahtar Sözcükler:1.Roman2.Aydın/Münevver/Entelektüel3.Toplumcu / Gerçekçi Aydın4.Yabancılaşan Aydın5.Millî ve Manevi Değerleri Önceleyen Aydın

AydınlarEdebiyat sosyolojisiRoman+3
Mehmet Baştürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kitâb-ı Yâsin-i Şerîf tefsiri üzerine bir dil incelemesi

Bu çalışma, Diyanet İşleri Başkanlığı Elazığ Müftülük Kütüphanesinde bulunan manzum Yasin-i Şerif tercümesinin imla özelliklerini ve indeksini konu almaktadır. Eser Kütüphane'nin depo bölümünde tespit edilmiş olup bu bakımdan herhangi bir kayıt/sayı numarasına sahip değiliz. Manzum olan eser hareketli olarak yazılmış 113 yapraktan ve yasin-i şerif süresinin tefsir edildiği 3070 beyitten oluşmaktadır. Eser de eserin müellifi Günceloğlu olarak geçmektedir. Yine eserin Hicri 1205 yazıldığı ve 1250 yılında istinsah edildiği eserin sonunda verilen bilgilerden anlaşılmaktadır. Manzum tefsirlerin Türk edebiyatımızda sayıları oldukça azdır. Çalışma yaptığımız eser bu açıdan önemlidir. Çalışmanın ilk amacı bu eseri tanıtmak, çeviri yazısı ve indeksini yaparak Türk dili çalışmalarına katkı sağlamaktır. Çalışmanın ikinci amacı ise indeks yapmak suretiyle 18. ve 19. yy Osmanlı Türkçesini söz varlığına katkı sağlamaktır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, sınırları, Türk dilindeki tefsir çalışmaları metnin imla özellikleri yer almıştır. İkinci bölümde çeviri yazı, üçüncü bölüm indeks, dördüncü bölüm sonuç bölümüdür. Sonuç bölümünde eserin incelenmesiyle elde edilen veriler yer almıştır. Beşinci bölüm ise eserin tıpkı basımını yer aldığı bölümdür.

Kur'an-ı KerimTefsirTürkçe çeviri+5
Tümer Canpolat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal Bilbaşar'ın toplumsal romanlarında folklorik unsurlar

Tarihsel ve toplumsal süreç içerisinde ortaya konan maddi ve manevi değerler ile bunların gelecek nesillere aktarılıp onların inşasını oluşturan değerler bütünü kültürü oluşturmaktadır. Geçmişi çok eskilere dayanan kültürümüz yıllarca sözlü gelenekte yaşayıp yazıyla birlikte gelecek kuşaklara aktarılmıştır. Yüzyılların deneyimlerinden süzülerek kuşaklar arası aktarımlarla varlığını devam ettiren milli kültürümüz içerisinde birçok yazılı ve sözlü eserler meydana getirilmiş ve zengin bir kültür abidesi oluşturulmuştur. Bu zengin kültür hazinesi, zamanla değişikliklere uğrasa da yok olmayıp zamana ayak uydurarak ve bugün kaleme alınan eserlerimizin de dimağına işlenmiş bir şekilde varlığını devam ettirmektedir. Bir yaşam biçimi-felsefesi olan kültürün bireyden bağımsız olarak düşünülmesi imkânsızdır. Toplumun bir ferdi olan bireyin de içinde yaşayıp büyüdüğü toplumun değer yargılarıyla hemhal olması kaçınılmaz bir durumdur. Yazın hayatına geç yaşlarda başlamasına rağmen Cumhuriyet Dönemi yazarları içerisinde başarılı bir tablo çizen Kemal Bilbaşar ortaya koyduğu eserleriyle halkın değerlerinden uzak biri olmadığını göstermiştir. Toplumcu-gerçekçi bir yazar profiliyle karşımıza çıkan Kemal Bilbaşar mensubu olduğu topluma faydalı bir birey olmak adına hiçbir zaman halkına sırt çevirmeyip onlara her zaman yol gösterici olmuş, toplumun kültürel ögelerini, sevinç ve acılarını, gelenek ve göreneklerini, kısacası tüm folklorik unsurları, kendine has tarzıyla eserlerinde vermeye çalışmıştır. Bu çalışmamızda, folklorik malzemelerin yazarın toplumsal romanlarında nasıl ve ne şekilde yer aldığı, kullanılma nedenleri ve sonuçlarını tespit etmeye çalıştık.

Bilbaşar, KemalHalk bilimiKültür+3
Selami Tekataş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çıngı dergisinde yer alan halk edebiyatına dair ögelerin incelenmesi

Çıngı dergisinin yayımlandığı yer Kayseri'dir. 2010'da yayın hayatına başlamış bir edebiyat/sanat dergisidir. İki ayda bir yayımlanmaktadır. Dergi, bir kültür taşıyıcısı konumundadır. Halk edebiyatından önemli ölçüde yararlanmakta yayım gücünü halk şiiri ve ozanlarından almaktadır. Bu durum da, günümüz dergiciliğine halk edebiyatının etkisini göstermektedir. Maddi çıkar düşünmeden başlanılan yayım hayatı, yer yer Türk dünyasından akademik simaların da yazıları ile daha geniş kitlelere sesini duyurabilmektedir. Dergideki yazılar inceleme, tanıtım ve şiir içerikli yazılardır. Şiirler, derginin büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Popüler kültürde ilgi uyandıramayan halk şiiri, bu dergi ile hak ettiği saygınlığı kazanma yoluna girmiştir. Sekiz yıldır yayım hayatı devam eden derginin özgün bir içeriği olması devamlılığı açısından önemli olmuştur. Halk edebiyatının durağan özellikler taşımadığı güncel konularda yazılan şiirlerle gösterilmiştir. Karşılıklı bir fayda gösteren Çıngı – Halk edebiyatı ikilisi, sağlam bir kültür numunesi halini gün geçtikçe sağlamlaştırmaktadır. Kendisinden sonra gelecek bu tarzda dergiler için örnek oluşturmuştur. Halk edebiyatı sahasındaki kimi araştırmalara da kullandığı halk şiiri arşivleri ile de kaynaklık yapabilecek zenginliktedir.

DergilerHalk bilimiHalk edebiyatı+5
Canan Daşdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Samsunlu Aşık Yavuz hayatı, sanatı ve şiirleri

Türk milleti, tarihî süreç içerisinde zengin bir kültür mirasına sahip olmuş ve bunu nesiller boyunca yaşatmıştır. Âşıklık geleneği de köklü bir kültürün üretim sürecine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Kökleri Orta Asya'ya dayanan geleneğin geçmişten günümüze farklı aşamalardan geçtiği görülmektedir. Orta Asya'da kam ve baksı geleneğiyle başlayıp ozanlıkla devam eden gelenek, âşıklıkla son halini almıştır. Âşık edebiyatı raks eşliğinde dans eden ozanlık ile dinî-mistik birlik arayan derviş geleneğinden ayrı, yepyeni bir sentez ürünü olarak ortaya çıkmış ve bugünkü halini almıştır. Âşık edebiyatı, Anadolu'da 16. yüzyıldan itibaren gelişimini takip edebildiğimiz bir dönemdir. Kültür varlığımızın önemli bir bölümünü oluşturan âşıklık geleneği, günümüzde Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Tokat, Malatya, Adana, Mersin vb. gibi illerimizde canlılığını devam ettirmektedir. Samsun'da köklü bir âşıklık geleneğinin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak Samsun'da da azımsanmayacak kadar bu geleneği günümüzde yaşatmaya çalışan âşıklarımız bulunmaktadır. Âşık Yavuz, Samsun'da âşıklık geleneğinin yaşatılması açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Âşık Yavuz'un hayatı, sanatı ve şiirlerinin tanıtıldığı çalışmada, onun âşıklık geleneği içerisindeki yeri de değerlendirilmiştir. Rüyasında pir tarafından bir içecek (bâde) içirildikten sonra daha çok şiir yazıp, saz çalmaya başlayan, mahlas kullanan, dedim-dedi ve leb-değmez tarzlarında şiirler söyleyen Âşık Yavuz, geleneğin önemli bir temsilcisidir. Âşıklık geleneğini her yönüyle sürdüren âşığın şiirleri, Yunus Emre'nin şiirlerini anımsatmakta olup topluma hikmetli sözlerle mesajlarını iletmektedir. Bu anlamda Âşık Yavuz, Samsun'da âşıklık geleneğini yaşatmaya çalışmaktadır.

Aşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)Halk şiiri+6
Gülhanım Saha
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Servet-i Fünûn dergisindeki yazıları ışığında Köprülü-zâde Mehmed Fuad

Çalışmamızın amacı Köprülü-zâde Mehmet Fuad'ın Servet-i Fünûn Dergisi'ndeki yazılarını incelemektir. Dergideki yazılar taranıp Köprülü'nün 74 makâle, 28 şiir ve bir çeviri hikâyesi bulunmuştur. Bunlar Lâtin harflerine çevrilmiş ve sadece makâleler muhtevâlarına göre tasnif ve tahlil edilmiştir. Çalışmamızın kapsamına sadece makâleler girmektedir.Servet-i Fünûn dergisi bu yıllarda Fecr-i Âti'nin yayın organıdır. Makâlelerin konularının Fecr-i Âti encümeninin ortak bildirisine uygun olarak seçildiği görülür. Köprülü, Fecr-i Âti'ye yöneltilen eleştirilere cevap vermeyi kendine vazife kabul etmiş; âdeta Fecr-i Âti'nin tenkidcisi olmuştur. Zaman zaman polemiklere girmeye de çekinmemiştir. Tenkidî makâle olan bu yazılar sayesinde ?Fecr-i Âti'de tenkid? konusunda da fikir edinilebilir.Bu makâleleri yazdığı esnada Fecr-i Âti encümeninden olan Mehmet Fuad'ın bazı fikirlerini ilerki yıllarda değiştirdiği ve Millî Edebiyat akımına katıldığı görülmektedir. Çalışmamızda onun yaklaşık 1908-1914 yılları arasında, Fecr-i Âti bünyesindeki düşünce dünyası izlenebilir.Anahtar Sözcükler1.Servet-i Fünûn Dergisi2.Fecr-i Âti3.Makâle4.Muhtevâ5.Tenkid

Fecr-i Ati topluluğuKöprülü, Mehmet FuatServet-i Fünun dergisi
Nihal Kümüştaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tatar Türklerinin Tülek Destanı: İnceleme-metin

Tülek Destanı üzerine yapılan bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır: Çalışmamızın giriş kısmında Tatar destancılık geleneği, destan anlatıcıları, Tatar destanlarının tasnifi hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci Bölümde destanın oluştuğu coğrafya, zaman ve destan üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölümde, Tülek Destanı'nın tahlilî incelemesi yapılmış olup, sırasıyla destanın, konu ve vak'a örgüsü, dili, üslûbu, şekil özellikleri incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca destanın elimize ulaşan altı varyantının epizotlarına göre karşılaştırılması da bu bölüm içerisinde yer almaktadır. Üçüncü Bölümde, destandaki motifler, Stith Thompson'un Motif Index of Folk Literature adlı eserine göre, indeks'te yer alan numaralarıyla verilmiştir. Dördüncü Bölümde, destanın transkripsiyonlu metni verilmiş ve destan metni Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Ayrıca son kısımda sözlük ve kaynakça bölümleri yer almaktadır.Anahtar Kelimeler:1.Tatar Türkleri2.Tatar Türklerinde Destan Kavramı ve Destan Anlatıcısı3.Tülek Destanı4.Tülek Destanı'nın Motif Yapısı

DestanlarHalk bilimiHalk edebiyatı+3
Serdar Şimşek
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

18. yüzyıl tarih manzumelerinde toplumsal yaşam

Çalışmamızda XVIII. yüzyılda yazılmış tarih manzumelerinden yola çıkarak dönemin toplumsal yaşamını, tarih düşürme geleneğini ve tarih düşürme sanatının yöntemlerini değerlendirmeye çalıştık.Tezimizin birinci bölümünde geçmişten günümüze tarih düşürme sanatından ve bu geleneğin XVIII. yüzyıla yansımalarından bahsettik. İncelediğimiz divanlardaki tarihlerden hareketle şairlerin yazdıkları tarih manzumelerinin tüm divan içindeki yerini, kullandıkları nazım şekillerini ve nelere tarih düşürdüklerini tespit ettik.XVIII. yüzyılda yazılan tarih manzumelerini incelediğimizde şairlerin padişahların tahta çıkışları, sadrazam ve şeyhülislam tayinleri, şehzade ve devlet büyüklerinin çocuklarının doğumları, ölümler ve evlenmeler gibi kişiye özgü olayların yanı sıra savaşlar, sulhlar, toplum için önemli olan mimari yapıların inşası gibi toplumu ilgilendiren hemen her konuda tarih düşürdüğünü gördük. Tezimizin ikinci bölümünde ise düşürülen bu tarihleri konularına göre tasnif ederek dönemin sosyo-kültürel yapısını tahlil ederek sonuç kısmında genel bir değerlendirme yapmaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: XVIII. yüzyıl, Tarih manzumeleri, Tarih düşürme sanatı, Toplumsal Yaşam, Divan Edebiyatı

18. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+3
Aliye Deniz Şamer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Risale-i elfaz-ı küfür (inceleme-metin-sözlük)

Osmanlı Türkçesi Eski Oğuz Türkçesinin devamı olarak 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yazı dili olarak varlığını sürdürmüştür. Bu süre zarfında pek çok edebî, ilmî ve dinî eserler kaleme alınmıştır. Kaleme alınan bu eserler Türkçenin zengin söz varlığı açısından da oldukça önemlidir. Yapılan bu çalışmada, Bedr er-Reşid Muhammed b. İsmail'in Arapça yazdığı Risâle-i fî-Elfâz-ı küfr adlı eserinin ismi belli olmayan bir mütercim tarafından Osmanlı Türkçesine çevrilen ve Türk Dil Kurumu Yazma Eserler Arşivine kayıtlı A55 nolu Risale-i Elfaz-ı Küfür adlı eser yeni harflere aktarıldı. Eser yeni harflere aktarıldıktan sonra, dil özellikleri açısından incelenip, metnin sözlüğü oluşturuldu. Çalışma giriş, inceleme, metin, sözlük olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Risale-i Elfaz-ı Küfür, dini-didaktik içerikli bir eserdir. Eserde hangi sözlerin küfür sözleri olduğu, hangi sözlerin kişiyi dinden çıkarttığı üzerinde durulmuştur. Arapçadan Osmanlı Türkçesine tercüme edilen eserin istinsah tarihi belli değildir. Eser 40 varak olup, her varak 13 satırdan teşekkül etmektedir.

Dil özellikleriElfaz-ı KüfürEski Türkçe+2
İrfan Alan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Numân Mâhir Divanı

Divan edebiyatı yüzyıllardır varlığını sürdürmüş ve gelenekler çerçevesinde şekillenmiştir. Bu geleneğin en önemli mirası olan şiirler, Divan edebiyatının tüm yönleriyle anlaşılmasında önemli rol oynamaktadır. Estetik açıdan da oldukça önemli olan bu şiiri incelemek sadece dönemin sanat anlayışına değil aynı zamanda sosyal, siyasi ve kültürel yönlerine de ışık tutulmasını sağlayacaktır.Mâhir 19. yüzyılda yaşamış bir divan şairidir. Asıl adı Numân Mâhir'dir. Şairin hayatına ve edebi kişiliğine dair sadece birkaç kaynakta sınırlı bilgiler mevcuttur. Mâhir'in bilinen iki eserinden biri bu çalışmamıza konu olan Divan'ıdır.Tezimiz, Mâhir'in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri, Mâhir Divanı'nın şekil ve muhteva özellikleri ve divanın metni olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mâhir'in hayatı, şahsiyeti ve edebi şahsiyeti ile eserleri tarihi kaynaklardan ve kendi şiirlerinden hareketle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Divan, nazım şekilleri ve muhteva bakımından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise divanın transkripsiyonlu metni ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler:1.Numân Mâhir Divanı2.Divan Edebiyatı3.Divan Şiiri4.Nazım Şekilleri5.Muhteva

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+4
Özlem Batğı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Silvan (Diyarbakırda)'da halk hekimliği

Bu çalışmada, Diyarbakır ili Silvan ilçesi merkez mahalleleri ve köylerine ait halk hekimliğine ait inanış ve uygulamalar arasında yaygın olanları üzerinde durulmuştur Çalışmamızda araştırma alanı ve tarihi ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra halk hekimliği hakkında genel bilgiler verilmiş. Silvan ilçesinde halk hekimliği, fiziki hastalıklar ve uygulamaları, tedavi yöntemleri, kullanılan malzemeler ve halk hekimliğinde tedavi merkezleri üzerinde durulmuştur. Geçmişten günümüze kadar Silvan halkı, halk hekimliği yöntemleriyle hastalıklardan korunmak ve hastalıkları sağaltmak için türbelere, ziyaretlere şifalı sulara ve ocaklı, kırık-çıkıkçı, ebe gibi halk hekimlerine başvurmaktadır. Bu araştırma sonucunda Silvan halk kültüründe geçmişten günümüze taşınan ve halk içinde korunan Anadolu'daki eski halk hekimliği izlerine rastlanmıştır. Bu izlerin birçoğu İslamiyet ile yoğrularak varlığını devam ettirmiştir.

Diyarbakır-SilvanGeleneklerGeleneksel yöntemler+4
Mehmet Yusuf Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Himmetzâde Ahmet Cezbî Divanı

Hazırlanan tez on dokuzuncu yüzyılda yaşayan tanınmış şairlerinden biri olan Hemmetzade Ahmet Cezbi'ye ait bir kaç eserin incelemesinden ibarettir. Inceleme sırasında şairin farklı üç eserini ele aldığımız için bu çalışma üç ana bölümden oluşmuştur.Birinci Bölüm: Hemmetzade Ahmet Cezbi'nin genel tanıtımı: kendi manzum eserlerinden faydalanarak edebi ve dini şahsiyetini tanıtmak. Divan içerisindenki nazım biçimlerinin şekillerini incelenmessi. Aruz vezinleri, vezin ve şaire has uslup ve dil özellikleri. Tertiplenmiş divan ve transkiripsiyonlu metin.İkinci bölüm: Her üç eser de aynı şairin olduğu için bu bölümde eserler ve ortak dil özelliklerini incelemeye çalışılmıştır. Ahmet Cezbi'nin divançesindeki nazım biçimlerinin incelenmesi. Aruz vezini ve rediflerin incelenmesi. Tertiplenmiş divan ve transkiripsiyonlu metin.Üçüncü bölüm: Aşkiyye risalesi. Masnevi şeklinde yazılmış olan bu risalenin son bölümünde Ahmet Cezbi'nin kendi divanı yer almaktadır ve eldeki kaynaklara göre ayrı bir eser olarak değerlendirilmektedir. Bu bölümde risalenin de transkiripsiyonu verilmiştir.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+2
Mahnaz Roohi Maleky
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Şinâsi'nin şiirlerinde yapı-şekil ilişkisi

Tanzimat, Osmanlı Devleti'nin çeşitli kurumlarıyla Batı'ya yöneldiği bir dönemdir. Siyâsî, askerî, sosyal ve kültürel alanda pek çok yeniliğin yaşandığı bu dönemde, edebiyatın da söz konusu değişikliklerden etkilenmesi doğaldır. Türk edebiyatının Batı etkisine girdiği bu süreçte, daha çok fikirleriyle ön plana çıkan ve edebî alanda bir yol açıcı olarak görülen Şinâsi'nin şiirleri de, Türk edebiyatına verdiği yön açısından, en az fikirleri kadar önemlidir. Bu tez çalışmasında Şinâsi'nin şiirleri yapı-şekil ilişkisi açısından incelenmiştir. Şiirde yapı; ?âhenk?, ?muhtevâ?, ?şekil?, ?dil ve üslup? yapılarının bütünlüğünden oluştuğu gibi bunların tamamından da farklı bir görünüm arz eder. Yapı, kendisini oluşturan unsurlardan herhangi birine indirgenemez; ancak bu alanda daha sağlıklı sonuçlara ulaşılabilmesi için, metinler, söz konusu unsurlar açısından ayrı ayrı ele alınabilir. Şinâsi'nin şiirleri; öncelikle, ?âhenk?,?muhteva?, ?şekil?, ?dil ve üslup? unsurları açısından sırayla ele alınmıştır. Daha sonra bu şiirlerde şeklin bir yapı unsuru olarak yorumu yapılmış ve sonuçlara ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Tanzimat Dönemi2. Şinâsi3. Şiir4. Yapı5. Şekil

Tanzimat DönemiTürk şiiriŞiir+1
Ebru Özlem İncekar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kırım Tatar Türkçesi, Özbek Türkçesi ve Türkiye Türkçesi arasındaki yalancı eş değerler

Lehçeler arası aktarmalar ve yabancılara dil öğretiminin en güncel sorunlarından biri olan yalancı eş değerli sözcükler, en az iki dilin/lehçenin söz varlıklarında yer alan ses dizilişleri denk veya denk olmanın eşiğinde olan sözcüklerin kavram alanlarının tamamının ya da bir kısmının farklılık göstermesi durumudur. Yalancı eş değerlik çalışmaları en az iki dil/lehçe arasında yer alan semantik farklıkları ortaya koyarak diller/lehçeler arası aktarmalarda ve dil öğrenim/öğretiminde yaşanan sorunları en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Yalancı eş değerli sözcüklerin tespiti ayrıca dillerin/lehçelerin söz varlıklarının eş zamanlı olarak karşılaştırılmasına olanak sağlamaktadır. Böylece dillerin/lehçelerin söz varlıklarının ses, yapı, şekil ve anlam açısından ne gibi değişimlere uğradığı tespit edilebilmektedir. Bu çalışmada Kuzeybatı (Kıpçak) Türk lehçelerinden Kırım Tatar Türkçesi, Güneydoğu (Karluk) Türk lehçelerinden Özbek Türkçesi ve Güneybatı (Oğuz) Türk lehçelerinden Türkiye Türkçesi arasındaki yalancı eş değerli sözcüklerin büyük bir kısmı karşılaştırmalı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Tespit edilen sözcükler çeşitli yönlerden değerlendirilerek tasnif edilmiştir. Bu çalışmanın, lehçeler arası aktarmalarda ve dil öğreniminde/öğretiminde yaşanan sorunları azaltması hedeflenmektedir.

DilbilgisiDilbilimKırım Türkçesi+6
Sibel Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Divan şiirinde eğlence mekânları (Kâğıthane ve Sa'dâbâd)

Kâğıthane ve Sa'dâbâd, yüzyıllar boyunca Osmanlı halkının önemli mesire yerlerinden olmuştur. Doğasıyla ve mimarîsiyle İstanbul'un en dikkate değer semtlerinden biri olan Kâğıthane, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla gelinceye kadar halkın yanı sıra Osmanlı padişahlarının da gözde mekânlarından olmuştur.?Divan Şiirinde Eğlence Mekânları (Kâğıthane ve Sa'dâbâd)? başlıklı yüksek lisans tezimizle Kâğıthane ve Sa'dâbâd'ın divan şiirindeki yansımaları ortaya konmaya çalışılmıştır. Sosyal hayatın önemli gözlemcilerinden olan dîvân şâirleri, bu mesire yerini çeşitli benzetmelerle ve farklı yönleriyle ele almıştır. Çalışmamızda da bu unsurların değerlendirilmesi esas alınmıştır.Divan şiirinin başlangıcından sonuna kadar pek çok divan taranmış ve bu divanlardan toplanan örneklerle Kâğıthane'nin tarih içindeki seyri incelenmiştir. 18. yüzyılda burada inşa edilen ?Sa'dâbâd Kompleksi? ile bölge artık bu isimle anılır olmuştur. Dolayısıyla Kâğıthane'nin divanlarda yoğun olarak işlendiği süreç, bu yüzyıla denk gelmektedir.Yaptığımız çalışmada Osmanlı sosyal hayatının ve divan şiirinin bu önemli eğlence mekânı, bütün olarak ele alınmış; divan şiirindeki yansımaları başlangıcından bitişine kadar ortaya konmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Divan, Şiir, Mesire, Kâğıthane, Sa'dâbâd.

Divan şiiriEdebiyatEğlence mekanları+4
Burcu Bolat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Tûtî-nâme hikâyeleri (inceleme-tenkitli metin)

Yaklaşık altı yüzyıl süren Klasik Türk Edebiyatında her alana hitap eden sayısız eser verilmiştir. Bu eserler arasında yer alan tercümeler, Klasik edebiyatın her döneminde özellikle Farsça ve Arapçadan yapılmıştır.Hazırladığımız bu doktora tezinin amacı, Türk edebiyatında özellikle 19. yüzyılda defalarca baskısı yapılan Tûtî-nâme'nin Türkçe çevirilerinin akademik olarak değerlendirilmesidir. Türkçe Tûtî-nâme çevirileri, içerik ve şekil bakımından incelenmiş ve ilk Türkçe Tûtî-nâme'nin tenkitli metni ortaya konulmuştur.Tûtî-nâme'nin aslı Şukasaptati adıyla Sanskritçede oluşturulmuş ve daha sonra İmâd bin Muhammed tarafından 1314 tarihinde Cevâhirü'l-Esmâr adıyla Farsçaya aktarılmıştır. Nahşebî, yapılmış olan bu ilk çeviriyi 1329 tarihinde değiştirerek Tûtî-nâme adıyla 52 gece halinde yeniden düzenlemiştir. Üçüncü Farsça tercüme ise hakkında çok az bilgi bulunan Çihil Tûtî-i Âmiyâne'dir. Nahşebî'nin Tûtî-nâme'si dilinin eskidiği düşüncesiyle Hint-Türk hükümdarı Ekber'in emriyle Ebu'l-fazl Mübârek tarafından sadeleştirilmiş, bu metin üzerinden de Muhammed Kâdirî eseri otuz beş bölüm halinde 17. yüzyılda tekrar oluşturmuştur.Türkçe Tûtî-nâme'nin iki çevirisi bulunmaktadır. İlk Türkçe Tûtî-nâme 1538 tarihinde Kânûnî Sultan Süleyman'ın emriyle, kesin olmamakla birlikte Eyyûbî tarafından hazırlanmıştır. Bu ilk çeviri, İmâd bin Muhammed'in hazırlamış olduğu Cevâhirü'l-Esmâr'dan yapılmıştır.Tûtî-nâme'nin ikinci Türkçe çevirisi ise 17. yüzyılda yapılmış, 19. yüzyılda Mısır ve İstanbul matbaalarında basılan Tûtî-nâme'nin kaynağıdır. Bu çeviri de II. Osman tarafından hazırlattırılmış, mütercimi ise içinde yer alan şiirler ve bazı Tûtî-nâme yazmalarından hareketle Nev'i-zâde Atâyî'dir.Tûtî-nâme, hikâye kahramanlarının çeşitliği, hikâyeler ele alınırken merak unsurunun ön plânda tutulması, şahıs kadrosunun genişliği açısından orijinal nitelikli bir eserdir. Ayrıca içerisinde Hint, Fars ve Türk kültüründen izleri barındırmaktadır. Yukarıda saydığımız özellikler sebebiyle Tûtî-nâme'nin defalarca baskısının yapılmasını sağlamış ve geniş halk kitlleleri tarafından okunmasına sebep olmuştur.Tûtî-nâme yukarıda saydığımız özellikleri bakımından Klasik edebiyatımızda tercüme metinler arasında önemli bir yere sahiptir.Anahtar Sözcükler1. Şukasaptati2. Tûtî-nâme3. Tûtî4. Hikâye5. Tenkitli metin

EdebiyatEski Türk edebiyatıHikaye+3
İbrahim Sona
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk halk anlatılarında dev motifi

Kolektif bilinç dışının içerikleri olan halk anlatıları, gerçek ve hayal düzleminde sentezlenen bir dünyanın kapılarını sınırsızca aralar. Bu kapının ardındakiler bilinen/bilinmeyen bir âlemin sembollerle kurulu dünyasından ibarettir. Halk anlatılarında bilinçli ya da bilinçsiz olarak metnin içerisine şifrelenen semboller, kadim zamanlardan modern dönemlere kadar bir milletin zengin kültürünün yansıması olarak çözümlenmeyi beklemektedir. Millet hafızasında şifrelenen bu kültürel kodların çözümlenmesi ile kolektif ruh da evrensel bütünlükte yerini almaktadır. Millî bir sembolden evrensel bir sembole uzanan kültürel kodlardan biri de gerçek ve hayal düzleminde birleşen/bütünleşen devlerdir. Geçmişten günümüze halk muhayyilesinde yaşatılan ve üzerine derin anlamlar yüklenen devler; fiziki, tasavvufi ve felsefi boyutuyla çok geniş perspektifte ele alınabilecek bir semboldür. Makrokozmosta mikrokozmos olan insanoğlu, sembolik yolculuğunda, mitik olan devlerle birlikte yol almaktadır. Halk anlatılarında dev görüntüsünde karşımıza çıkan bu evrensel sembol; oldukça güçlü ve çeşitli anlamlarıyla bilince ulaşmaktadır. Olumlu ve olumsuz yönleriyle farklı varoluş biçimlerine gönderme yapan devler, görünenin dışında görünmeyeni de ruha yansıtan bir semboldür. Bu bağlamda devler, yaşama çok yönlü değer katan, insan hafızasında ve hayatında yol gösterici boyutta sembolik bir göstergedir. Anahtar Kelimeler: Dev, halk anlatıları, sembol, mitoloji, arketip, motif.

DevlerEfsanelerHalk bilimi+5
Serdar Deniz Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kemiksiz-Zade Safvet Mustafa ve "Nuhbetü'l-Asâr min Ferâidi'l-Eş'âr" isimli şair tezkiresi

Bu çalışma Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa'nın ?Nuhbetü'l-Âsâr Min Ferâidi'l-Eş'âr? isimli şair tezkiresini konu almaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa ve tek eseri olan tezkire ele alınmış; ikinci bölümde Safvet Tezkiresi'nin, edebiyat tarihi açısından yeri ve önemine değinilerek tezkirede yer alan şairlerin listesi verilmiş; üçüncü bölümde ise tezkire, Safvet'in eserini yazarken model aldığı Safayî Tezkiresi ile karşılaştırılmıştır. Böylelikle Safvet Tezkiresi'nin özgün yanlarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Dördüncü bölümde İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde Ty. 6189 numara ile kayıtlı tek nüshadan ibaret olan Safvet Tezkire'si çevri yazı alfabesine aktarılmıştır.Anahtar Sözcükler 1.Biyografi 2.Şair Tezkiresi 3.18.yy. Türk biyografi anlayışı 4.Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa 5.Nuhbetü'l-Âsâr Min Ferâidi'l-Eş'âr

EdebiyatEski Türk edebiyatıKemiksiz-Zade Safvet Mustafa+2
Bilal Güzel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Keçecizâde İzzet Molla'nın Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr'ında sosyal hayatın izleri

Keçecizâde İzzet Molla, XIX. yüzyılın başlarında yaşamış, döneme eserleriyle katkı sunmuş önemli bir şair, devlet adamıdır. Kaynaklarda Şeyh Gâlib'den sonra klasik Türk şiirinin son büyük temsilcisi olarak kabul edilen İzzet Molla, eski gücünü kaybetmiş klasik Türk şiirinin dış formuna bağlılığını sürdürmüş olsa da şiire kendine özgü farklılıklar ve yenilikler kazandırabilmiş velûd bir şairdir. Osmanlı Devleti'nin hem edebî hem siyasi arenada en buhranlı döneminde yaşayan şair, dönemin siyasi olaylarına ve sosyal yaşantısına kayıtsız kalamamış, özellikle en hacimli eseri olan Dîvân-ı Bahâr-ı Efkâr'da III. Selim ve II. Mahmud'un saltanat yıllarına tekabül eden süre içerisinde başta İstanbul olmak üzere İmparatorluk sınırları içinde ve dışında dönemin siyasi, askerî ve kültürel faaliyetlerine, mimarî, mali ve idari yapısına ait tüm detayları beyit beyit eserlerinde işleyerek tarih bilimine katkıda bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Keçecizâde İzzet Molla, XIX. Yüzyıl Klasik Türk Şiiri, Sosyal Hayat.

19. yüzyılDivanlarEski Türk edebiyatı+4
Gül Nihal Kul
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli'de geçiş törenleri: Doğum, evlenme ve ölüm

İnsan topluluğunu topluma dönüştüren ve oluşan toplum bilincinin sonraki nesillere aktarımını sağlayan gelenek ve görenekler, kültürün çatısını oluşturmaktadır. Dinî ve büyüsel inançların parçalarından oluşan geçiş dönemi ritüelleri ise geçmişten şimdiye, zamanın seyri içerisinde kimi değişikliklere uğramakla beraber kuvvetini kaybetmeden etkinliğini sürdüren, toplumu kendi etrafında kenetleyen geleneklerimizdir. "Tunceli'de Geçiş Törenleri: Doğum, Evlenme ve Ölüm" adlı bu çalışmada her bireyin hayatında üç önemli eşik olan ve toplumsal ritüellerle sarmalanan doğum, evlenme ve ölüm evrelerinde Tunceli ilinde halk arasında sürdürülen gelenek, görenek ve ritüellerin tespiti yapıldı. Bu gelenek, görenek ve ritüellerde saklı kimi kodların uzandığı inanç, medeniyet ve büyülük uygulamaların sembolik anlamları irdelendi. Tunceli ili geçiş dönemi ritüellerinde İslam kültürü etkisinin beraberinde İslamiyet öncesinde benimsenmiş Budizm, Şamanizm, Manihaizm ve Gök Tanrı inançlarının kalıntıları, eski Mezopotamya uygarlıklarının izleri, zemini arkaik insanın düşünüş biçimine uzanan kimi büyüsel inançların etkilerinin kompleks bir biçimde barındığı tespit edildi. Animizm ve totemizmden İslamiyet'e kadar uzanan inançların kültür ve gelenek üzerinde etkili olduğu, atalar kültü, güneş kültü, ağaç kültü, taş ve kaya kültü, su ve demir kültü, dağ kültünün ritüellerde aktif bir şekilde geleneği yönlendirici ve yapılandırıcı olduğu görüldü. Tunceli'de geçiş ritüelleri, ana hatlarıyla geçmişteki biçimiyle sürdürülüyor olmasına rağmen ilin yerel koşullarından kaynaklanan göç, kırsal yerleşimlerin hızla boşalması ve kentleşme, ekonomik ilişkilenme biçimlerinin farklılaşması gibi faktörler, bu geleneklerde değişimler meydana getirmiştir. Tüm dünyayı etkisi altına alan globalleşme, medya kültürü, tek kutuplu yaşam modeli, büyük aile yapısının çözülerek yerini çekirdek aileye bırakıyor olması, Tunceli'de özelde geçiş ritüelleri üzerinde, genelde bütün bir geleneksel yaşam üzerinde eritici ve aşındırıcı bir etki yaratmıştır. Tüm bu aşınmaya rağmen bu ritüeller, pratik formlar kazanarak etkin bir biçimde işlevlerini sürdürmeye devam etmektedirler.

DoğumEvlilikGelenekler+6
Sibel Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nuri Pakdil'in şiirleri üzerine tematik bir inceleme

İnsanın sosyal hayatının bir yansıması olan yeryüzü, insanla birlikte devimim yaşar. Birbirini değiştiren ve dönüştüren bu iki güç birbirini tamamlar. Evrendeki boşlukları doldurarak anlamalı bir bütün oluşturur. Edebiyat evreninde önemli bir tür olan olan şiirler, insanın iç dünyasının gizemini, imgelerin örtük anlamında dış dünyaya açılır. Hayata, edebiyat perspektifinden açılan bu pencere öznelliğin evrenselliğinde buluşur. Duygu ve düşüncelerin sese ve kelimeye bürünerek dile gelmesi, şiirin simgesel özünden kopmadan hayal ile gerçeği bir arada buluşmasıdır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli yazarlarından birisi olan Nuri Pakdil, eylemsel duruşun şekillendirdiği kişiliği ile dikkat çeken bir düşünce ve sanat adamıdır. Eylemselliğini de eserlerine yansıtan sanatçı, birçok edebi türde eserler kaleme alır. Şair yönüyle pek fazla tanınmayan Nuri Pakdil, edebi suskunluğunu yayımladığı 'Sükût Sureti' şiir kitabıyla bozarak dikkatleri yeniden üzerinde toplar. İslami kanadın önemli temsilcilerinden olan sanatçı, şiirlerindeki temaları ele alışı ile kendi camiası içiresinde farklılık gösterir. Şirinlerinin izleğini oluşturan inanç ve insan şairin imgelem dünyasında bütün temalara sirayet eder. Çalışmada ele alınan temalar Nuri Pakdil'in, dünyaya açılan penceresinden bakılarak değerlendirilmektedir. Çalışmamızda Pakdil'in şiirlerinden hareketle tarih, mekân, kadın, çocuk, ölüm, sömürü, direniş, inanç ve umudu şiir dilinde kristalleştirilmesinin şiirdeki konumunu görmeye ve göstermeye çalıştık.

Pakdil, NuriTematik incelemeTürk edebiyatı+3
Hatice Esendemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Derleme sözlüğündeki örtmece kelimeler üzerine bir inceleme

Dilin asıl fonksiyonu, anlamı aktarıp iletişimi sağlamaktır. Dil ile gerçekleştirilen her eylemin temelinde "anlam" olgusu yatmaktadır. Dil ile gerçekleştirilen bu anlam olgusu, sözlü ve yazılı olarak aktarılmaktadır. Sözlü dilde anlam olgusu veya iletişim, sadece seslerle yapılmaz aynı zamanda bu seslere katılan veya seslerden bağımsız olarak bulunan hareketlerle, sembollerle ve göstergelerle de yapılır. Yazı dili de dilin sembollere/simgelere/işaretlere bürünmüş hali ile anlamı/iletişimi sağlar. "Derleme Sözlüğünde Geçen Örtmeceler"adlı bu tez çalışmasında söylenmesi dinleyici, okuyucu veya bir toplum tarafından sakıncalı, tehlikeli olan belirli bir sözcüğü veya söz grubunu dinleyici/okuyucu/toplum üzülmesin, utanmasın ya da kırılmasın amacıyla belirli olan sözcüğü bilinçli olarak gerçeği çarpıtarak değiştirmeye gayesiyle oluşturulan "sözcükler" tespit edilip kategorize edilip sınıflandırılmaya çalışılmıştır.

Anlam bilimDerlemeDerleme sözlüğü+6
Samet Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1860-1896 dönemi şair ve yazarlarımızın hatıra, röportaj ve mektuplarında Türk dili ve edebiyatının meselelerine dair görüşleri

Batı etkisindeki Türk edebiyatında hatıra, röportaj ve mektup önemli bir yer tutar. 1860-1896 dönemi şair ve yazarları başta mektup olmak üzere hatıra ve röportajlarda Türk dili ve edebiyatının çeşitli meselelerine dair görüşlerini açıklarlar. Bu dönemde en önemli iletişim araçlarından biri mektuptur. Dönemin yeni edebiyat taraftarları farklı ülke ve diyarlarda yaşamak durumunda kaldıkları için mektup yoluyla birbirleriyle iletişim kurarlar, dil ve edebiyata dair gelişmeleri değerlendirirler. Hatıra ise şair ve yazarların sonradan kaleme aldığı ve güvenirliliği düşük bir türdür. Ancak hatıralarda dil ve edebiyat meseleleri mektuba göre daha geniş bir şekilde ele alınmıştır. Bu dönemle ilgili az sayıda röportajlarda yer alan meselelerin dönemsel yelpazesi oldukça geniştir. Hatıra, mektup ve röportajlarda yer alan dil meseleleri dil ve milliyetçilik bağlamında ele alınır ve dilin yeterliliği, ıslahı, sadeleşmesi ve diğer dillerin Türkçe üzerindeki etkisi konularında yoğunlaşır. Bunun yanında alfabe, imla, gramer, lügat gibi dilin yapısıyla ilgili meseleler; tercüme faaliyetleri ve dilin öğretimi gibi dilin gelişimini etkileyen meseleler yer alır. Edebiyat meseleleri daha çok eski yeni bağlamında ele alınır. Bunun yanında edebiyatın tanımı, fonksiyonu ve kaynağına değinilir. Edebi türlerden şiir, roman ve tiyatro; dönemin şair ve yazarlarının edebi zevkinin değişimi ve gelişimi gibi konularda geniş açıklamalar yapılır. Nazım-nesir karşılaştırması ve eleştiri gibi konularda yeri geldikçe çeşitli görüşler ileri sürülür. Bu çalışmada dönemin mektup, hatıra ve röportajları dil ve edebiyat meseleleri bağlamında değerlendirilmektedir. Söz konusu türlerde yer alan görüşler dönemin makale, mukaddime ve takrizlerinde yer alan görüşlerle karşılaştırılmaktadır.

Edebi eleştiriEdebi söylemHatırat+7
Mehmet Gül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kayseri'de âşıklık geleneği ve Aşık İsmail Karslıoğlu

Çalışmamızda Kayseri kültürü, Kayseri âşıklık geleneği ve halk şairlerinden başlayarak Türk Halk Edebiyatının Âşık Edebiyatı sahası üzerinde araştırma yapılmayan ve tanınmayan âşıklardan biri olan Âşık İsmail Karslıoğlu'nun hayatı ve edebî şahsiyeti tanıtılmaya çalışılmıştır. Araştırmamız esnasında elde edilen bilgiler tezimizin içeriğine uygun olarak değerlendirilmiştir.Çalışmamızın giriş kısmında Kayseri ile ilgili coğrafya, tarih, kültür, dil v.b. yönlerden genel bilgiler verilmiştir. Kayseri'de meydana gelen âşıklık geleneği üzerinde durulmuş, çeşitli çıkarımlar yapılmış, geleneğin önemli temsilcileri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Çalışmamız esnasında Kayseri'de Âşık İsmail Karslıoğlu ile bizzat görüşülmüş ve eserleri ilk defa yazıya geçirilmiştir.Âşık İsmail Karslıoğlu'nun âşıklığa başlaması ve doğup büyüdüğü Kayseri, Sarız bölgesi tanıtılmaya çalışmıştır. İsmail Karslıoğlu'nun şiirleri şekil, dil ve tür bakımından incelenmiş; konularına göre tasnif edilmiştir. Çalışmamız sırasında faydalandığımız kaynaklar kaynakça bölümünde sıralanmıştır.Anahtar Sözcükler1. Âşık İsmail Karslıoğlu2. Kayseri3. Âşıklık Geleneği4. Âşık Edebiyatı

Aşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)Halk edebiyatı+3
Serhat Koçak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tokadizade Şekîb Bey'in Derviş sözleri (İnceleme- metin)

Bir düşünce tarzı olan tasavvuf, yüzyıllarca edebiyat tarihimize mana, milli benliğimize de güç katan unsurlardan biri olmuştur. Kitap ve sünnet doğrultusunda bir hayat sürmeyi amaç edinen sufiler, Hak'tan aldıklarını halka vererek insanlara faydalı olmayı ön planda tutmuş ve bu istikamet üzere bir çizgi takip etmişlerdir. Tasavvufi yolu tercih eden, Hak aşkını ve maneviyatı merkeze alan şairler de duygu ve düşüncelerini ortaya koymada tasavvuf terimlerinden faydalanmış ve bu amaç doğrultusunda çeşitli dinî- tasavvufî eserler yazmışlardır. Bu çalışmada Tanzimat dönemi şairlerinden olan ve hayatının bir döneminde Mevleviliği gaye edinen Tokadîzade Şekîb Bey'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra, şairin Derviş Sözleri adlı dinî- tasavvufî mahiyetteki kitabının tanıtımının yapılması amaçlanmıştır. 1924 yılında yayınlanan Derviş Sözleri'nin şekil ve muhteva özellikleri ile ilgili gerekli bilgilerden sonra, dinî- tasavvufî açıdan değerlendirilmesi yapılmış ve transkripsiyonlu metni verilmiştir.

DervişEski Türk edebiyatıTasavvuf+3
Zeynep Ece
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00