
6
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Türkiye'de çevresel etki değerlendirmesi yönetmeliği uygulamaları: Amasya ili örneği
Çevre kirliliğinin önlenmesi ve doğal kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla uluslararası gelişmelere bağlı olarak ülkemizde de çevreci politikalar geliştirilmiştir. 1983 yılında yayımlanan 2872 sayılı Çevre Kanunu'na bağlı olarak ilk defa 1993 yılında yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği ile çevre politikaları ülkemizde uygulanmaya başlamıştır. Bu tez çalışması ile 1993 yılından günümüze kadar yürürlüğe konmuş olan ÇED Yönetmelikleri doğrultusunda 2000 yılından itibaren Amasya ilindeki ÇED uygulamalarının istatistiksel analizi yapılarak mevcut durum hakkında değerlendirme ortaya konulmuştur. Ayrıca, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) il göstergeleri verilerinden yararlanılarak ÇED kararı verilen yatırımların, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) ulusal hesaplamaları [GSYH (bin TL), kişi başına GSYH ($) ve kişi başına GSYH (TL)] ile karşılaştırılması yapılmıştır. Tez çalışmasında kullanılacak verilerin elde edilmesi amacıyla; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Amasya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü internet sayfasında yer alan ÇED kararları incelenmiştir. Bu verilerin değerlendirilmesi için IBM SPSS Statistics 21 ve Excel programları kullanılmıştır. IBM SPSS Statistics 21 programında sıklık (frequencies) ve çapraz tablo (crosstabs) analizleri yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler ile ÇED karar türü, karar sayısı, yıl ve sektör bilgilerine göre Amasya ili geneli ile ilçeler bazında istatistiksel analiz yapılmıştır. Amasya il sınırları içerisinde yapılması planlanan yatırımlarla ilgili 2000-2022 tarihleri arasında 34'ü (%9) ÇED Olumlu, 334'ü (%91) ÇED Gerekli Değildir kararı olmak üzere toplam 368 (%100) ÇED kararı verilmiştir. ÇED karar sayıları üzerinden yapılan analizde, Amasya il sınırları içerisinde ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi kapsamında tanımlanan yatırımların yüksek oranda projelendirildiği değerlendirilmiştir. ÇED kararlarının tarihsel süreçteki dağılımına göre en fazla ÇED kararı %8 (31) oranı ile 2016 yılında, ÇED Olumlu kararı %21 (7) oranı ile 2017 yılında, ÇED Gerekli Değildir kararı ise %9 (29) oranı ile 2016 yılında verilmiştir. ÇED karar sayıları analiz edildiğinde; karar artış/azalış oranları, yıllar içerisinde değişkenlik göstermiştir. 2019-2021 tarihleri arasında Amasya il sınırları içerisinde verilen ÇED karar sayılarındaki azalışın nedeni, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını kapsamında ülkemizde alınan tedbirlerden kaynaklandığı, diğer dönemde yaşanan değişikliklerin ise yatırım ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiği değerlendirilmiştir. ÇED kararlarının sektörel bazlı analizinde, Amasya ilinde en fazla yatırım yapılan sektörün %50 (183) oranında ÇED kararı ile I., II. ve V. grup madenler sektörü olduğu, ÇED Olumlu kararları içerisinde %18 oranında enerji ve su sektörleri olduğu, ÇED Gerekli Değildir kararları içerisinde ise %53 oranında I., II. ve V. grup madenler sektörü olduğu değerlendirilmiştir. TÜİK il göstergeleri kapsamında yapılan genel değerlendirmede ise yıllar içerisinde ÇED karar sayısındaki azalışlar ile COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerine rağmen GSYH (Bin TL) ve kişi başına GSYH (TL) hesaplamalarında sürekli artış yaşanmıştır. Tez çalışması sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yapılan yatırımlar nedeniyle Amasya ilinde oluşabilecek çevresel ve sosyal etkiler belirlenmiştir. Ayrıca, bu tez çalışmasının il genelinde yapılacak planlamalarda ve ülke genelinde yapılacak çalışmalarda kullanılarak uygulayıcılara ve yatırımcılara karar aşamasında fikir verilmesi hedeflenmiştir.
Kentsel atıkların enerji potansiyeli-artvin örneği
daha sonra doldurBu tez çalışması, Artvin ilinin mevcut kentsel katı atık yönetim sistemi üzerine detaylı bir inceleme gerçekleştirerek, bu atıkların enerji geri kazanımı açısından taşıdığı potansiyeli ortaya koymaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye'de atık yönetimi üzerine yapılan araştırmalar incelenmiş ve ülkemizdeki kentsel katı atıkların verileri TÜİK tarafından gerçekleştirilen çalışmalar, ilgili Bakanlıkların web siteleri üzerinden yer alan bilgiler ve akademik çalışmalardan elde edilmiştir. Bu çalışmada, Artvin ili için yapılmış ve ilde oluşan atıkların türlerine göre ayrıştırılmış miktarları incelenerek, elde edilen veriler ışığında, Artvin'de değerlendirilebilecek evsel, hayvansal, tarımsal ve orman atıklarından oluşabilecek enerji üretim potansiyeli ortaya konulmuştur. Artvin ilindeki atıkların enerji üretimi potansiyelinin değerlendirilmesi, bölgesel sürdürülebilirlik stratejilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayabilir. Atıklardan kaynaklı karbon salınım dolayısıyla da iklim değişimi üzerinde oluşan baskının azaltılmasına olumlu katkı sunabilir. Bu çalışma, kentsel katı atıkların enerji üretimi potansiyelini belirleyerek bu atıkların yönetiminde yerel yönetimlerin ve politika yapıcıların daha etkili kararlar almasına yardımcı olabilir. ulacaktır
Üniversite yerleşkelerinde yağmur ve gri suyun kullanım potansiyelinin belirlenmesi: Artvin Çoruh Üniversitesi örneği
Bu çalışma kapsamında, Artvin Çoruh Üniversitesi'nin tüm yerleşkelerinde yağmur suyu hasadı ve gri suyun yeniden kullanımı ile elde edilebilecek su miktarları belirlenmiş, bu alternatif su kaynaklarının kampüs yeşil alanlarının sulanmasında kullanılabilirliği değerlendirilmiş ve ayrıca sistemlerin ekonomik fizibilitesine ilişkin analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada tüm binaların çatı alanları ve yıllık yağış verileri kullanılarak yağmur suyu hasadı potansiyeli hesaplanmış; ayrıca kullanıcı sayıları temelinde oluşan gri su miktarları ve karakteristik özellikleri tespit edilmiştir. Temel bulgular yağmur suyu hasadının yılda toplam 22.854 m³ su sağlayabileceğini, en yüksek hasadın Seyitler Yerleşkesi'nde (8.887 m³) ve en düşük hasadın Ardanuç Yerleşkesi'nde (630 m³) olduğunu göstermiştir. Üniversite genelinde günlük 649 m³ gri su üretimi hesaplanmış, ancak analizler gri suyun iletkenlik, sodyum, klorür ve bor değerleri açısından atık su standartlarına göre "3. sınıf su" olduğunu ortaya koymuştur; dolayısıyla gri suyun arıtılmadan doğrudan sulamada kullanılmasının uygun olmadığı belirlenmiştir. Yağış alan bir bölge olarak sulama için planlanan beş aylık dönemde (Mayıs–Eylül) 155.989 m² yeşil alan için yaklaşık 117.000 m³ su gerekmekte olup hasat edilen yağmur suyu ile oluşan gri su birlikte kullanıldığında Merkez, Hopa, Şavşat ve Arhavi yerleşkelerinin sulama suyu ihtiyacının tamamının karşılanabildiği, ancak Seyitler, Borçka ve özellikle Ardanuç yerleşkelerinde yetersiz kaldığı saptanmıştır. Ekonomik analiz sonucunda yağmur suyu ve gri su kullanımının yıllık toplam 1,57 milyon TL tasarruf sağlayacağı hesaplanmış; en kısa yatırım geri dönüş sürelerinin Merkez, Seyitler, Borçka ve Hopa'da (15-16 yıl), en uzun sürenin ise Ardanuç'ta (146 yıl) olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda özellikle ekonomik açıdan avantajlı olan Borçka, Hopa, Merkez ve Seyitler yerleşkelerinde öncelikle sistemlerin kurulması; gri suyun sulamaya uygun hale getirilmesi için biyolojik arıtma, filtrasyon, dezenfeksiyon ve ters ozmos ünitelerinin entegre edilmesi; yağmur suyu ile arıtılmış gri suyun birlikte depolanacağı hibrit tanklar için mevsimsel dalgalanmalara göre optimum hacimlerin tasarlanması önerilmektedir. Sonuç olarak, yağmur suyu hasadı ve gri su geri kazanımının Artvin Çoruh Üniversitesi ölçeğinde teknik olarak uygulanabilir ve belirli yerleşkelerde ekonomik olarak makul olduğu gösterilmiştir. Bu sistemlerin hayata geçirilmesiyle içme-kullanma suyu tüketiminin azaltılması, yerel su kaynaklarının korunması ve üniversitenin sürdürülebilirlik hedeflerine önemli katkı sağlanması mümkün olacaktır.
Çoruh Havzası su ayak izinin hesaplanması
Suyun sürdürülebilir yönetimini temel alan su ayak izi kavramı su kullanımının başta gelen göstergesidir denilebilir. Özellikle havza bazında belirlenen ve hesaplanarak ortaya konan su ayak izi parametreleri suyun verimli kullanımı ve etkin şekilde yönetiminde yönlendirici görev alır. Ülkemizde havza bazında su ayak izi ile ilgili çalışmalar kısıtlıdır. Bu çalışmada Çoruh Havzası'nın tarımsal, hayvansal ,evsel ve endüstriyel su ayak izi parametreleri ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Havza ölçeğinde ilçe bazında yetiştirilen tarım ürünleri ilçelerin meteorolojik verileri, ekim ve dikim miktar ve alanları ele alınarak hesaplanmıştır. Hayvansal su ayak izi için hayvan sayıları ilçe bazında belirlenerek literatür verileriyle birlikte analiz edilmiştir. Evsel ve endüstriyel su ayak izi hesaplamaları ilçelerin nüfus verileri ve kişi başına kullanılan su miktarının kaynaklardan elde edilmesiyle ortaya konmuştur. Mevcut çalışma 2015-2024 yılları arasını kapsamaktadır. Yapılan hesaplamalar neticesinde Çoruh Havzası'nın toplam su ayak izi yaklaşık 1.4 milyar m3 olarak saptanmıştır. Çalışma kapsamı içerisindeki 17 ilçenin su ayak izi sonuçları değerlendirildiğinde en fazla su ayak izine sahip ilçenin Bayburt Merkez ilçesi olduğu, en az su ayak izine sahip ilçenin ise Artvin Murgul ilçesi olduğu belirlenmiştir. Çalışma alanı içerisinde hesaplanan tarımsal su ayak izi sonuçları değerlendirildiğinde en çok su ayak izine sahip ürünün buğday olduğu belirlenmiş, en fazla mavi su ayak izine sahip olan ürünün de barbunya taze olduğu saptanmıştır. Bu veriler ışığında temiz su kaynaklarının kullanımı açısından bu iki ürün havza özelinde önem arz etmektedir. Hayvansal üretimin su ayak izi değerlendirildiğinde ise Erzurum Şenkaya ilçesi ilk sırada yer almakta, havza genelinde yetiştirilen büyükbaş hayvan sayısının oransal büyüklüğü toplam su ayak izindeki payını belirlemekte mühim rol oynamaktadır.
The potentials and limitations of utilizing animal manure for biogas production in rural agricultural households: A comprehensive analysis of Ethiopia and Türkiye
With the growing threat of climate change and global warming along with the exponential exploitation of resources, the need for adaptation of renewable and cleaner energy technologies especially in emerging and developing economies has been inevitable. This thesis provides a comprehensive analysis of the potentials and limitations associated with the utilization of animal manure for biogas production in rural agricultural households, with a specific focus on Ethiopia and Türkiye. The thesis aims to identify the key factors that influence the adoption of biogas technology in these countries and provide insights into the socio-economic and environmental benefits and challenges associated with the use of animal manure for energy generation. The thesis employs a mixed-methods approach that combines a systematic literature review with primary data collected through surveys and interviews with farmers, policymakers, and other stakeholders. The results reveal that the utilization of animal manure for biogas production has significant potential for rural agricultural households in both Ethiopia and Türkiye, as it can provide an efficient, reliable, and affordable source of energy while also reducing greenhouse gas emissions. However, the thesis also highlights several limitations and challenges that need to be addressed to promote the uptake of biogas technology in these countries. These include technical, financial, and policy-related barriers, as well as social and cultural factors that influence the acceptance and use of biogas systems.
TİO2 nanopartiküllerinin doğal organik maddeler varlığında aggregasyon/agglomerasyonu
Production of nanoparticles has increased extremely in the last decade due to their extended industrial usage. Especially metal oxides, such as TiO2 awakens big interest on both scientific and industrial areas. However, there is very few information that explains the fate of these nanoparticles following their introduction to water bodies under solar irradiation. The main purpose of this study was to elucidate the aggregation and agglomeration behavior of TiO2 NPs in sunlit water bodies in the presence of natural organic matter (NOM). Humic acid (HA) has been used as NOM analogue due to its polydispersed chemistry and water solubility. Specific physico-chemical methods were applied to elucidate the interactions between the components of colloidal matter. Aggregation/agglomeration behavior of the NPs as well as organic matter were followed by dynamic light scattering (DLS) technique and sedimentation profiles. All samples were subjected to particle size analyses under both dark and solar light simulator conditions for comparative purposes and prepared samples were defined as mono and binary systems. Mono systems were composed of sole TiO2, metal doped TiO2 (Fe-doped TiO2), non-metal doped TiO2 (N-doped TiO2), sole HA and pretreated HA under solar irradiation. The binary system consisted of the combination of TiO2 and HA derivatives. All colloidal particles were discussed with respect to their morphological and physicochemical properties. Consequently, aggregation and agglomeration behavior of metal oxide NPs in aquatic media were perceived, interactions between NOM with NPs were explained thereby prediction of the potential effects of metal oxide NPs in aqueous systems could be possible