
12
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Fen bilgisi öğrencilerinin etkinliklerle zenginleştirilmiş astronomi dersine yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; fen bilgisi öğretmenliği 4.sınıf öğrencilerinin etkinliklerle zenginleştirilmiş astronomi dersine yönelik görüşlerinin "Astronomi Ders Günlüğü Formu" ve "Yarı yapılandırılmış Görüşme Formu" ile ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar dönemi Batı Karadeniz'de bulunan bir üniversitenin Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi öğretmenliği bölümü 4.sınıfta öğrenim gören 28 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı ve bir uzman tarafından geliştirilen astronomi ders günlüğü formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu içerik olarak incelendikten ve 2 uzman görüşü alındıktan sonra veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar; çalışma grubundaki öğrencilerin etkinlikler ile zenginleştirilmiş astronomi dersi kapsamında almış oldukları eğitimin, temel kavramların öğretiminde akılda kalıcılığının artması, dersin etkinlikler ile daha verimli olması ve etkileyici buldukları yönünde görüşlerine sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının çoğu astronomiye olan bakış açılarında olumlu yönde bir değişikliğe yol açması ile ilgili ifadelerini ön plana çıkardıkları belirlenmiştir. 12 haftalık ders ve etkinlik sürecinde üçüncü, dördüncü ve son hafta hariç diğer tüm haftalarda problem oluşturan bir durum söz konusu olmadığı ile ilgili görüşlerine yer verdikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Çalışma grubundaki öğrencilerin ders dönemi başlangıcında kendilerini astronomi alanında yetersiz olarak değerlendirdikleri görülürken, dönem sonunda yeterlik düzeylerinde olumlu bir yükseliş olduğuna dair görüşlerine sahip oldukları belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma sayesinde çalışma grubundaki öğrencilerin daha öncesinde astronomi alanına yönelik yalnızca "İnternet" ten faydalanarak anlamlı bilgilere ulaşabileceklerini düşündükleri görülürken, sonrasında daha doğru bilgilere farklı kaynaklardan da ulaşabilecekleri görüşüne sahip oldukları belirlenmiştir. Çalışma grubundaki öğrencilerin ders dönemi sonunda ilgi düzeylerinin arttığına ve astronomi ile ilgili haberleri daha fazla takip ettiklerine dair görüşlerine sahip oldukları belirlenmiştir. Bu bağlamda fen bilgisi çalışma grubundaki öğrencilerin astronomi dersine yönelik ilgi ve merak duygularının arttığı ifade edilebilir. Bununla birlikte etkinlikler ile zenginleştirilmiş astronomi dersi kapsamında almış oldukları eğitimin, astronomi dersine yönelik başarıyı da arttırabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimi, astronomi eğitimi, astronominin fen eğitimindeki önemi, çalışma grubundaki öğrencilerı
5-6 yaş grubu çocukların sayı ve sayma becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi eğitime devam eden çocukların problem çözme becerileri ile sayı ve sayma becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada, 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde, Bolu il merkezinde yer alan 4 anaokulu ve 2 anasınıfı olmak üzere toplam 6 okuldan veri toplanmıştır. Bu kapsamda 112'si kız 104'ü erkek olmak üzere 5-6 yaş grubunda olan 216 çocuğa ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanılmış olan "Kişisel Bilgi Formu", Oğuz ve Köksal Akyol (2015) tarafından geliştirilen "Problem Çözme Becerisi Ölçeği" ve Önkol (2012) tarafından uyarlanmış olan "Erken Sayı Testi" kullanılmıştır. Veriler araştırmaya katılması için ailesinden izin alınan çocuklarla sessiz bir ortamda yüz yüze toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programından yararlanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen puanların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri yapılmış ve puanların normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Bundan dolayı alt problemlerin analizinde non-parametrik testler olan Mann Whitney U, Kruskal Wallis H testleri ve Spearman's Rho korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; problem çözme becerisi ile sayı ve sayma becerisi arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında araştırmanın alt problemlerinde yer verilen çocukların demografik özelliklerinin erken sayı ve problem çözme becerileri üzerindeki etkisi incelendiğinde, çocukların yaşları, anne-baba öğrenim düzeyleri, aile gelir düzeyi, anne çalışma durumu, devam ettikleri okul türü değişkenlerinin erken sayı ve problem çözme becerilerinde anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenirken; kardeş sayısı ve okula devam etme süresi değişkenlerinin ise erken sayı ve problem çözme becerilerinde genel sayı bilgisi ve tahmin alt boyutları haricinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı, cinsiyet değişkeninin ise erken sayı ve problem çözme becerilerinde etkili bir değişken olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, erken sayı becerisi, sayı ve sayma becerisi, problem çözme becerisi
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin teknoloji ve değerler arasındaki ilişkiye yönelik görüşleri
Bu çalışma 8.sınıf ortaokul öğrencilerinin teknoloji ve değer ilişkilerine yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Veri toplamada ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışma 2015-2016 eğitim öğretim yılında Giresun ili Dereli ilçesindeki Dereli İmam Hatip Ortaokulu 8. Sınıf öğrencileriyle (N=16) gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı ve bir alan uzmanı ile birlikte geliştirilen "Teknoloji ve Değerler Üzerine Görüşler Formu (TDÜGF)" kullanılmıştır. Teknoloji ve Değerler Üzerine Görüşler Formu (TDÜGF ) değer ve teknoloji ilişkisini belirlemek üzere toplam 17 açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Uygulama öncesi soruların anlaşılabilirliğini görmek üzere 2 kız ve 2 erkek (N=4) katılımcı ile bir pilot uygula yapılmıştır. Bu uygulama sonrasında ise katılımcıların "Teknoloji ve Değerler Üzerine Görüşler Formunda (TDÜGF)" bulunan soruların anlaşılabilirliğini kanaat getirilerek nihai form oluşturulmuştur. Asıl araştırma Giresun ili Dereli ilçesindeki Dereli İmam Hatip Ortaokulu 8. Sınıf öğrencilerinden (N=16) amaçlı örneklem türlerinden olan kriter örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırmanın tamamlanması ile elde edilen veriler içerik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmişttir. Elde edilen bulgularda teknoloji ve değer arasındaki ilişkiye yönelik görüşler incelendiğinde; her ikisinin de birbiri üzerinde etkisinin olduğunu düşünen katılımcılar bulunmaktadır. Özellikle araştırmada katılımcılar teknoloji değer ilişkisini yorumlarken daha çok teknolojinin değerleri etkilediği yönünde görüşleri dikkat çekmektedir. İnternet oyunları, sosyal medya, televizyon, telefon, akıllı tahta gibi yakın çevrelerinde bulunan teknolojilerin saygı, merhamet, sevgi, fedakarlık gibi değerleri olumlu yönde etkilediği; yine aynı teknolojilerin sevgi, saygı, çalışkanlık gibi değerleri olumsuz yönde etkileyeceğine ilişkin sonuçlar ortaya çıkmıştır. Teknoloji ve değer ilişkisi üzerine başarı ortalaması yönünden katılımclar benzer görüşler belirtirken; cinsiyet yönünden kız katılımcıların erkek katılımcılara göre bu ilişkiyi daha iyi yorumladıkları görülmektedir
Sınıf öğretmenlerinin matematik derslerindeki kaygı düzeyleri ve öğrencilerin matematik kaygı düzeyleriyle ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ve öğrencilerinin matematik kaygı puanlarını çeşitli değişkenler açısından incelemek ve sınıf öğretmenleriyle öğrencilerinin matematik kaygıları arasında ilişki olup olmadığını analiz etmektir. Araştırmanın örneklemini, 2018-2019 eğitim öğretim yılı, Antalya İli, Kepez İlçesi, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarının sınıf öğretmenleri (300 öğretmen) ve bu öğretmenlerin ders verdikleri 3. ve 4.sınıf öğrencileri (3380 öğrenci) oluşturmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak için; Yıldırım ve Gürbüz'ün (2017) geliştirdiği Öğretmen Kaygı Ölçeği (Ö-MKÖ) ile araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu öğretmenlere uygulanmıştır. Ayrıca Mutlu ve Söylemez'in (2018) geliştirdiği İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Kaygı Ölçeği (MKÖ) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, normallik testi istatistik hesaplamaları kullanılmıştır. Sınıf öğretmeni ve öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından kaygı puanlarında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için İlişkisiz Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way ANOVA) ve post hoc Tukey Testi ile analizler yapılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin kaygı puanları ile öğrencilerinin kaygı puanlarının ilişkisel anlamlılığını belirlemek için Pearson Momentler Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, sınıf öğretmenlerinin matematik kaygı puanlarının toplam kaygısı puanlarının düşük seviyede olduğu görülmüştür. Kaygı puanlarının cinsiyet değişkenine göre sadece bir faktörde anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin öğrencilerinin, sınıf seviyesi değişkenine göre, 4. Sınıf öğretmenlerinin kaygı puanlarının, 3. Sınıf öğretmenlerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin üniversiteden mezun olma değişkenine göre kaygı puanları arasında fark saptanmamıştır. Sınıf öğretmenlerinin üniversiteden mezun oldukları alan değişkenine göre yalnızca bir faktörde ve toplam kaygı puanında anlamlı fark saptanmıştır. Öğretmenlerin matematik kaygı puanlarıyla yaş ve kıdemleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Yapılan analizlere göre, öğrencilerin matematik kaygı puanları, düşük seviyededir. Kaygı puanları, cinsiyete göre analiz edildiğinde, kız öğrencilerin, erkek öğrencilere göre yalnızca bir faktörde anlamlı farka sahip olduğu tespit edilmiştir. Sınıf seviyesi değişkenine göre bir faktörde 4. Sınıflar, diğer bir faktörde ise 3. Sınıfların kaygı puanları daha yüksektir. Öğrencilerin, anne ve baba mezuniyet seviyesi değişkenine göre matematik kaygı puanları analiz edildiğinde, ortaokul mezunu velilerin çocuklarında, lise mezunu velilerin çocuklarına göre daha yüksek kaygı puanı hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda, sınıf öğretmenleri ile ilkokul öğrencilerinin matematik kaygı puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Sınıf öğretmenlerinin Öz-Yeterlik Kaygısı ile öğrencilerin Olumsuz Tutum faktörü arasında anlamlı bir ilişki hesaplanmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin Matematiksel İletişim Kaygısı ve Toplam Kaygı puanları ile öğrencilerin Çekinme-Endişelenme faktörü arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır.
Öğretmen adaylarının çevre risk algısının belirlenmesi
Çalışmanın amacı çevre eğitiminde görev alacak öğretmen adaylarının çevreye yönelik duyarlılıklarını, çevre risk algılarını ve çevre bilgi düzeylerini belirlemektir. Araştırmada 2014-2015 eğitim öğretim yılında Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi ve Sınıf Öğretmenliği Anabilim dallarında öğrenim gören 267 öğretmen adayı ile çalışılmıştır. Çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada kullanılacak verileri elde etmek amacıyla ''Çevre Sorunlarına Karşı Duyarlılık Ölçeği'', ''Çevre Risk algısı Ölçeği'' ve ''Çevre Bilgi Testi'' kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi sonucunda öğretmen adaylarının küresel boyuta ulaşan çevre sorunları hakkında bilgi sahibi oldukları ve bunları risk olarak algıladıkları görülmüştür. Öğretmen adaylarının çevresel duyarlılıkları arasında farklılığa neden olan değişkenlerin cinsiyet, üniversite eğitimine başlamadan önce yaşadıkları yerleşim birimi ve çevre dersi alma isteği olduğu tespit edilmiştir. Çevre risk algıları arasında cinsiyet, öğrenim gördükleri anabilim dalı ve çevre dersi alma isteğine göre farklılık oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Çevre bilgi düzeyleri arasındaki farka ise çevre dersi alma ve çevre ile ilgili bir kuruluşa üye olma değişkenlerinin sebep olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının çevresel duyarlılıkları, çevre risk algıları ve çevre bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının mesleğe atanmaya ilişkin tutum ve kaygılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Araştırmanın amacı, Sosyal bilgiler 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine atanmaya ilişkin kaygılarının farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmada Nicel araştırma yöntemlerinden Betimsel tarama tekniği kullanılmıştır. Örneklem grubunu Aksaray Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2017 – 2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde öğrenim görmekte olan Sosyal Bilgiler Öğretmenliği öğrencileri oluşturmaktadır. 15 maddeden oluşan Kişisel Bilgi Formunun yanı sıra Erkuş (2000) tarafından geliştirilen "Öğretmenliğe İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verileri, SPSS 21 programından faydalanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada bağımsız grupları karşılaştıran Mann Whitney U testi ile bağımlı iki durumu karşılaştıran Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma soncunda Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının öğretmenliğe ilişkin tutum puanları ile; Sınıf düzeyleri, cinsiyet, mezun oldukları lise türü, yaş düzeyleri, aile ekonomik durumları, mezun olduktan sonraki dönemde ailelerine ekonomik destekte bulunma durumları, öğrenim gördükleri süre içerisinde KPSS kursuna gitme durumları, KPSS sınavına yönelik yeterli desteği alma durumları, sürekli KPSS' ye çalışmak zorunda olduğunu düşünerek kendini baskı altında hissetme durumları, ne kadar süredir KPSS sınavına çalışıyor olma durumuna, diğer arkadaşlarının KPSS' ye sizden daha çok çalıştıklarını duyarak/düşünerek kendinizi baskı altında hissetme durumu, kendilerini öğretmenlik yapmaya hazır hissetme durumları, öğretmen atamaları için KPSS'yi yeterli bulma durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Öte yandan Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenliğe ilişkin tutum puanları ile ağırlıklı not ortalamaları ve mezun olduktan sonra dershanelerde veya özel okullarda çalışmayı düşünme durumu arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir.
Erken çocukluk eğitimine yönelik olarak hazırlanan iç organlar ile ilgili görsel materyallerin içerik analizi
İki boyutlu görsel materyaller, kavramların zihinde yapılandırılması bakımından önem taşımaktadır. İçeriğin doğru bir şekilde resim ve şekillere yansıtılması, hem yanlış kavramaların önünde bir engel olabilirken aynı zamanda öğrenme sürecindeki en önemli yetenek olan görme yeteneğinin etkili bir şekilde kullanılabilmesini sağlar. İç organlar ile ilgili hazırlanan görseller materyallerin de bu bakışla ele alınması gerekir. Okul öncesi dönem çocukların eğitimi sürecinde kullanılabilecek iç organlar ile ilgili şekil ve resimlerin doğru içeriği yansıtacak şekilde hazırlanması, öğretim tasarımı ile ilgili temel ilkelerin uygulama sürecinde doğru bilinmesini ve kullanılmasını gerektirmektedir. İçeriğin görsele doğru bir şekilde yansıtılması bunlardan biridir. Bu tez çalışmasında ilgili iç organların öğretilmesi için yetişkinler tarafından hazırlanan iki boyutlu görsel materyallerin içeriğinin, anatomi bağlamında yanlış anlamalara yol açabilecek durumlar bakımından içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Basılı veya internet ortamından iç organlar ile ilgili olan derlenen resim ve şekiller, büyüklük, şekil, renk ve vücut içindeki yeri bakımından analiz edilmiştir. Veriler, ilgili görsellerden, etkilerinin kolay hissedilebilir olması nedeni ile en çok solunum, sindirim ve dolaşım sistemleri organlarının anatomi bağlamında sorun oluşturabilecek içerikler taşıdığını, salgı ve boşaltım sistemleri ile ilgili organların görsellerde daha az yer aldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca iç organlar ile ilgili olarak en çok renklendirmede sorun olarak kabul edilebilecek içeriklerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuçlar, önemli oranda başka araştırmaların sonuçları ile de benzerlikler taşımaktadır. Bulgular, çocukların en kolay öğrenebilecekleri iç organlar ile ilgili olarak yetişkinlerce hazırlanan görsel materyallerinin anatomi bağlamında çok miktarda sorun oluşturabilecek içerikler taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu durum, öğretmen eğitiminden etkinlik materyali hazırlamaya, okul öncesi eğitimi programının geliştirilmesinden yetişkin desteğine kadar ilgili alanlarda yapılması gerekenlerin olduğunu ortaya koymaktadır.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin veri işleme öğrenme alanına ilişkin problem kurma becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin veri işleme öğrenme alanına ilişkin problem kurma becerilerinin incelenmesidir. Araştırmada öğretmenlerin kurdukları problemler derinlemesine incelendiğinden nitel araştırma yaklaşımına dayalı durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını bir devlet ortaokulunda görev yapan 7 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen Problem Kurma Testi (PKT) kullanılmıştır. PKT'de yer alan problem kurma durumları oluşturulurken Stoyanova ve Ellerton (1996)'un serbest, yarı-yapılandırılmış ve yapılandırılmış problem kurma stratejilerinden oluşan çerçevesi kullanılmıştır. Çalışmanın geçerliği ve güvenirliği için uygulama öncesinde problem durumları üzerine üç farklı uzman görüşü alınmış ve pilot uygulama yapılmıştır. Pilot uygulama ve uzman görüşleri doğrultusunda serbest, yarı-yapılandırılmış ve yapılandırılmış problem kurma durumlarının her birinde dörder problem olmak üzere toplam 12 problemden oluşan PKT hazırlanmıştır. Veri toplama sürecinin ilk aşamasında öğretmenlerden verilen durumlara ilişkin problem kurmaları istenmiştir Araştırmada veri çeşitliliğin sağlanması için öğretmenlerin kurdukları problemlere ilişkin yazılı açıklamalar yanında görüşme, gözlem ve doküman analizi tekniklerine yer verilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler bireysel olarak yürütülmüş olup, üç öğretmenin sınıf içinde veri işleme öğrenme alanında problem kurma davranışları gözlemlenmiştir. Verilerin analizinde nitel veri analizi tekniklerinden betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırma bulguları Silver ve Cai (2005)'nin yeniden düzenlenen şemasına göre değerlendirildiğinden betimsel analize tabi tutulmuştur. Buna ek olarak problem kurma durumlarından bazıları, Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması [TIMSS] (2011)'nın raporundaki bilgi, uygulama ve muhakeme kategorilerinden oluşan kuramsal çerçeveye göre analiz edilmiştir. Ayrıca öğretmenler tarafından kurulan problemler, araştırma sürecinde oluşturulan kodlara göre analiz edildiğinden içerik analizi yapılmıştır. Problemler, içerik olarak analiz edilirken taslak kodlar çıkarılmış, sonrasında bu taslak kodlarda tekrar eden kodlar kavramsal, bağlamsal, dil-anlatım ve bilişsel beceri olarak dört kategori altında birleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin çoğunun serbest, tamamının da yarı-yapılandırılmış ve yapılandırılmış kategorisinde çözülebilir problemler kurabildikleri tespit edilmiştir. İçerik analizi sonucunda bazı öğretmenlerin matematik probleminin cümlesini kurarken eksik bilgi içeren problem kurma, çizgi grafiğini hatalı kullanma, grafikte başlangıç noktasını yanlış alma, veri aralıklarını eşit almama, daire grafiğinde merkez noktayı belirlemeden açıları yerleştirme gibi kavramsal hatalar yaptıkları ortaya çıkmıştır. Bağlamsal kategorisinde öğretmenlerden bazılarının problemlerini günlük yaşamla ilişkilendirip, hikâyeleştirdikleri görülürken; bazılarının da işlemsel gerektiren problemler kurdukları görülmüştür. Dil ve anlatım yönünden bazı öğretmenlerin çok dikkat etmedikleri, problem metnini karmaşık oluşturma, anlatım bozukluğu, dilsel hata, tamlama eksikliği gibi hatalar yaptıkları tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından bir diğeri de öğretmenlerin genellikle ders kitaplarında görülebilecek bilgi ve uygulama düzeyinde problem kurmalarıdır. Muhakeme gerektiren problem kuran öğretmenlerin sayısı ise oldukça az olup, bu problemler de öğrencilerin sıklıkla karşılaşabileceği problemlerden oluşmaktadır. Bu sonuçlardan hareketle, araştırmada öğretmenlerin problem kurma becerilerinin gelişimine yönelik öneriler sunulmuştur.
Su sistemi bağlamında ortaokul öğrencilerinin sistem okuryazarlıkları üzerine bir inceleme
The purposes of this study are determined as to (1) provide a conceptual model for the description of 'systems literacy'; (2) propose an alternative framework for the elements of systems literacy in water system context; (3) explore possible factors that might interfere with systems literacy in water system context; and (4) determine readiness of children completing middle school degree in terms of systems literacy in water system context. A research cycle was designed including both conceptual research and empirical research. In conceptual research, philosophical conceptualization and conceptual systems were used as research methodology. To test the model and acquire in-depth information, multiple case study was selected. Accordingly, four 9th grade students were participated in the study. Data was collected through four-tiered conception test, two drawing tasks and semi-structure interviews. Based on the outputs of conceptual research, an alternative definition for systems literacy and systems literacy in water system context were provided. On the other hand, the analysis of empirical research indicated that 9th grade students in this study failed to develop an adequate level of critical systems literacy (CRSL) due to having limited understanding either in functional (FSL) or cultural systems literacy (CUSL). While their CRSL were interacted with their FSL and CUSL, it also obscured by their alternative conceptions and in-situ answers. Possible factors interfered with three elements of systems literacy in water context were determined as gender, daily life experiences, socioeconomic status, residence area, cognitive differences, and parental interaction. To conclude, it is suggested that students' readiness of systems literacy should be determined before revising current elementary science education and education for sustainability curricula.
Okullarda yaşanan yazılı ve görsel basına yansıyan fen laboratuvar kazaları
Bu çalışmanın amacı, okullarda yaşanan yazılı ve görsel basına yansıyan fen laboratuvar kazalarının neler olduğunun araştırılmasıdır. Okullarda yaşanan kazaların eğitim kademelerine göre, ilköğretim-lise-üniversite düzeyinde, ne sıklıkta gerçekleştiğinin ve yine bu araştırmayla 2005 ve 2013 yıllarında değişen öğretim programlarıyla okullarda yaşanan kazalar arasında nasıl bir ilişki olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2000 - 2016 yılları arasında yazılı ve görsel basına yansıyan fen laboratuvar kazalarından erişilen 52 kaza haberi oluşturmaktadır. Çalışmanın araştırma deseni literatür taramasıdır. Bu nitel çalışmada, veri toplama yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak online gazete arşivleri taranmış ve internetten arama motorunda yazılı ve görsel basına yansıyan kaza haberleri sorgulanmıştır. Verilerin analizinde İçerik analizi kullanılmış ve gerekli durumlarda veri toplama araçlarından bire bir alıntı yapıldığı için betimsel analiz yönteminden de yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, okullarda yaşanan kazaların daha çok "zehirli gaz çıkışı", "deney tüpü patlaması", "cıva zehirlenmesi", " uçucu kimyasallar" ve "cam malzemenin kırılması" gibi kazalar olduğu sonucuna varılmıştır. Okullarda yaşanan laboratuvar kazalarının nedenleri olarak; "öğretmenden kaynaklı", " öğrenciden kaynaklı", "laboratuvar ortamından kaynaklı sıkıntılar", "kullanılan malzemeden kaynaklı sıkıntılar", "deneyden kaynaklı sıkıntılar" ve "bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklı sıkıntılar" olduğu tespit edilmiştir. Eğitim kademelerine göre ilköğretim düzeyine inildikçe okullarda yaşanan kazaların arttığı tespit edilmiştir. Bu kazaların %8' inin üniversite düzeyinde, %24' ünün lise düzeyinde ve %68' inin ise ilköğretim düzeyinde gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Değişen öğretim programlarıyla eğitim kademelerinde yaşanan kazaların sıklığı arasındaki ilişki incelendiğinde; en fazla kazaya ilköğretim düzeyinde 2005 – 2012 yılları arasında rastlanılmıştır. Bu kazaların büyük bir çoğunluğunun "cıva zehirlenmesi" olduğu dikkat çekmiştir. 2013 programının uygulandığı 2013 – 2016 yılları arasında ise ilköğretim düzeyinde yaşanan kazalarda bir düşüş olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kazaların daha çok ilköğretim düzeyinde yaşanmış olması özellikle sınıf öğretmeni ve fen bilgisi öğretmenlerinin laboratuvar uygulamaları konusunda yeterli düzeyde bilgi birikimine sahip olmadıklarını göstermekle birlikte; laboratuvar güvenliği ve kullanım tekniğine gereken önemin verilmediğini de ortaya koymaktadır.
Öğretmenlerin çevre bilinci düzeyinin belirlenmesi- Ankara Etimesgut örneği
Eğitimin ana bileşeni olan öğretmenlerin, çevre eğitiminin de merkezinde yer aldığı ve öğrencilere rol model olarak sosyal öğrenmenin de gizil bir ögesi olduğu aşikardır. Etkili bir çevre eğitimi için sadece fen öğretmenlerinin değil tüm branş öğretmenlerinin çevre bilgisinin, çevreye yönelik tutumunun ve çevre dostu davranışlarının düzeyinin yüksek olması bir gereklilik halini almıştır. Bu çalışmanın amacı hizmette aktif olarak görev alan öğretmenlerin çevre bilgisi, çevreye yönelik tutumu, çevre dostu davranışları ile çevre bilinci düzeyini belirlemek ve bunlar üzerinde branş, cinsiyet, deneyim süresi gibi belirli değişkenlerin bir etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışma 2016-2017 eğitim öğretim yılında Ankara ili Etimesgut ilçesinde farklı eğitim kademelerinde görev alan, farklı branşlarda ve gönüllü olarak araştırmaya katılan 302 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışma, ülkemizin farklı sosyoekonomik seviyeden vatandaşları temsil eden bölgeleri içeren Ankara'nın Etimesgut ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Bu sayede, bu çalışma Ankara genelindeki öğretmenlere dair genel bir fikre sahip olunmasına aracı olacaktır. Nicel bir ölçek olan "Çevre Bilinci Ölçeği" ile veri toplanmıştır. Ölçeğin başında 13 maddelik katılımcıların demografik bilgileri ve çevre hakkında çeşitli açık uçlu soruların bulunduğu bir bölüm yer almaktadır. Ölçek 20 şer maddelik 3 bölümden oluşmakta ve çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranışları ölçmeye yönelik sorular içermektedir. Verilerin analizi SPSS 22.0 ile gerçekleştirilmiş; Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri, t testi, Varyans analizi (ANOVA), regresyon ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Güvenilirliğin test edilmesi amacı ile Cronbach α analizi uygulanmış, sonuncunda Cronbach α katsayısı 0,98 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca ölçeğin yapı geçerliliğinin test edilmesi amacı ile ölçeğe faktör analizi uygulaması yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların cinsiyetlerinin tutum ve bilgi düzeylerine etkisi olduğu ancak davranışları üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Çocuklukta bitki ve hayvanlarla ilgilenenlerin, çevreye yönelik tutumu olumlu yönde etkilenmiştir. Ayrıca çalışmada tutum ve bilginin davranış üzerinde tek başına olumlu etki oluşturmadığı, ancak bilgi ve tutumun birbiri üzerinde pozitif yönde etkisinin olduğu gözlenmiştir.
Yaratıcı dramanın fen öğretimine karşı özyeterlik tutum ve kavramsal anlama becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, yaratıcı drama yöntemi uygulamalarının fen öğretmen adaylarının fen öğretimine karşı tutum ve özyeterlik ile kavramsal analma becerilerine etkilerini belirlemektir. Araştırma, 2017-2018 öğretim yılı yaz döneminde gerçekleştirilmiş olup araştırmanın çalışma grubunu ulaşılabilir örnekleme tekniğiyle belirlenen 23 Hacettepe Üniversitesi Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı üçüncü ve dördüncü sınıf öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından tasarlanan araştırmanın uygulaması yedi oturumdan oluşmaktadır ve üç hafta devam etmiştir. Araştırma, durum çalışması niteliğinde olup araştırmanın deseni olarak nicel ve nitel verilerin bir arada çözümlendiği karma yönteme ait desenlerden yakınsayan paralel desen olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutu tek gruplu ön test-son test deseninde olup sürecin başında ve sonunda öğretmen adaylarına Riggs ve Enochs (1990) tarafından geliştirilmiş ve Bıkmaz (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan 'Fen öğretimi Özyeterlik İnancı Ölçeği' ile Thomson ve Shrigley (1986) tarafından geliştirilen ve Tekkaya, Çakıroğlu ve Özkan (2002) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan " 'Fen Öğretimine Karşı Tutum Ölçeği' ile araştırmacı tarafından geliştirilen 34 sorudan oluşan 'Fen bilimlerinde kavramsal gelişim testi' uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise araştırmanın başında ve sonunda araştırmacı tarafından geliştirilen ve beş adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu öğretmen adaylarına uygulanmış ve süreç boyunca öğretmen adayları araştırmacı tarafından geliştirilen gözlem formu ile diğer araştırmacılar tarafından incelenmiştir. Gözlem ve görüşme verileri nitel araştırma yöntemine ait betimsel analiz ve içerik analizi teknikleriyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda yaratıcı drama yöntemi uygulamaları, öğretmen adaylarının kavramsal anlama becerileri, Fen Öğretimine karşı özyeterlilik puan ortalamalarında istatistiki olarak pozitif yönde anlamlı bir etki oluştururken, tutum puan ortalamalarında istatistiki olarak anlamlı bir değişiklik oluşturmamıştır.