
30
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sınıf öğretmenlerinin toplumsal duyarlılıklarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin toplumsal duyarlılık düzeylerinin belirlenmesi ve çeşitli değişkenler (cinsiyet, eğitim durumu, kıdem, kurum türü, medeni durum ve yaş) açısından incelenmesidir. Bu amaçla, araştırmacı tarafından geliştirilen iki alt boyut ve 13 maddeden oluşan "Sınıf Öğretmenlerine Yönelik Toplumsal Duyarlılık Ölçeği' kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları; ''bireysel ve milli duyarlılık'' ve "çevresel duyarlılık" olarak belirlenmiştir. Ölçek geliştirme aşamasında ilk olarak yapı geçerliliğinin sağlanması amacı ile açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi araştırmaları yürütülmüştür. Araştırmaya Sakarya İlinde görev yapmakta olan toplam 801 sınıf öğretmeni dahil edilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi için yürütülen araştırmaya 214'ü (%59) kadın, 148'i (%40.8) erkek olmak üzere 362 sınıf öğretmeni dâhil edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi araştırmaları için ise ilk aşamada 77 (%59.7) kadın 52 (%40.3) erkek olmak üzere 129 öğretmen, daha sonra ise 128'i erkek (%41.3), 182'si kadın (%58.7) olmak üzere 310 sınıf öğretmeni araştırmaya dahil edilmiştir. Ölçeğin yapısı doğrulandıktan sonra, bu veri seti üzerinde analizler gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin alt boyutlarına ve toplam puanlarına ilişkin bulgular incelediğinde, sınıf öğretmenlerinin bireysel ve milli duyarlılıklarının oldukça yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, sınıf öğretmenlerinin çevresel duyarlılık düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin toplamı incelendiğinde ise yine sınıf öğretmenlerinin toplumsal duyarlılık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, sınıf öğretmenlerinin toplumsal duyarlılık düzeylerinin cinsiyete göre kadınlar lehine ve görev yapılan kuruma göre ise özel kurumlarda görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim okulları 3. sınıf öğrencilerinin konuşma ve yazma sorunları: Bitlis örneği
Bu çalışmada ilköğretim üçüncü sınıf öğrencilerinde karşılaşılan konuşma ve yazmasorunlarının tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm yollarının üretilmesi amaçlanmıştır.Araştırma Bitlis İli Mutki ilçesinde ve ilçe köylerinde bulunan ilköğretim okulu üçüncü sınıf öğrencilerinden 116 öğrenci, 7 öğretmen üzerinde yapılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin konuşma sorunlarını tespit etmek için gözlem-ses kaydı, yazma sorunlarını tespit etmek için dokuman incelemesi (iki türlü yazma çalışması), hem konuşma hem yazma sorunlarını tespit etmek için ise görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen bilgiler uygun yöntemlerle değerlendirilmiş, ulaşılan bulgular alt problemlere göre aşağıda özetlenmiştir.Örneklem dahilindeki okullar arasında ;1.En fazla konuşma sorunu Kavakbaşı YİBO'da,2.En az konuşma sorunu Atatürk İlköğretim Okulu'nda,3.En fazla yazma sorunu Kavakbaşı YİBO'da,4.En az yazma sorunu Atatürk İlköğretim Okulu'nda görülmüştür.5.En fazla karşılaşılan konuşma sorunu öğrencilerin konuşurken yanlış sözcükkullanması ve kelimelerin yanlış telaffuz edilmesi,6.En fazla karşılaşılan yazma sorunu öğrencilerin noktalama işaretlerini kullanmaması ve cümle başında cümle başında büyük harf kullanmama sorunudur.Araştırma bulguları incelendiğinde öğrencilerde yanlış sözcük kullanımı, eksik kelimeler kullanma gibi konuşma sorunları yanlış harf/ek yazma, eksik harf/hece/kelime yazma gibi yazma sorunları görülmüştür. Bu sorunları en aza indirmek için öğretmenlerin bol bol etkinlik yapması, konuşma ve dikte çalışmalarına ağırlık vermesi, ülkemizde 6 yaşına gelen öğrencilerin okul öncesi eğitime tabi tutulması ve ailelerin de Türkçe'yi doğru, etkili konuşma ve yazmalarına ağırlık vermesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler : Anadil, dil, konuşma, yazma.
İlkokuma yazma öğretiminin cümle döneminde yapılması gereken etkinliklerin gerçekleşmesi düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri ve bu etkinliklerin gerçekleşme düzeyi
Bu araştırmada ilkokuma yazma öğretiminin cümle döneminde yapılması gereken etkinliklerin gerçekleşme düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri ve bu jı etkinliklerin gerçekleşme düzeyi araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2003-2004 öğretim yılında Bolu ili merkez ilçesinde görev yapan 1 öğretmen ve Sakarya ili merkez ilçesinde görev yapan 165 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmanın problemine ilişkin veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen öğretmen görüşlerini saptamaya yönelik anket, etkinliklerin gerçekleşme düzeyini saptamaya yönelik gözlem ve yine etkinliklerin gerçekleşme düzeyini ve gözlem ile anket bulgularından elde edilen sonuçların tutarsızlığım saptamaya yönelik görüşme ölçeklerinden elde edilmiştir. Araştırma verilerini çözümlemede; ankette frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, yöntemleri, görüşme ve gözlem analizinde ise 'içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır.Anketten elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenleri; dinleme, konuşma, yazma ve okuma etkinliklerini gerçekleştirdikleri 'görüşündedirler. Gözlem sonuçlarına göre ise; dinleme ve konuşma etkinlikleri yeteri gibi yapılmamaktadır. Okuma ve yazma etkinlikleri çeşitli oyunlar oynatma ve taneli maddeler ile yazdırma etkinliği dışında gerçekleşmektedir. Görüşme bulgularına göre, sınıf öğretmenlerinin dinleme ve konuşma etkinliklerine yeteri gibi zaman ayırmasının sebepleri ; ilkokuma yazına öğretiminde, bir an önce okuma yazma öğretme telaşından daha çok okuma ve yazma etkinliklerine önem verilmesi, dinleme ve konuşma etkinliklerinin diğer derslerde yapılması, öğretmenin bu etkinlikleri gereksiz ve zaman alıcı görmesi, yine öğretmenin öğretim araçlarından yararlanma, öğretim teknolojisini takip etme konusundaki eksikliklerinden kaynaklandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Görüşme bulgularına göre okuma ve yazma oyunları oynatma ve taneli maddeler ve/veya parmakla (havada, kumda vb) etkinliklerinin yapılmamasının; öğretmenin yine bu etkinlikleri zaman alıcı görmesi, öğretmenin metodu bilmemesi, araştırmaması gibi sebeplerden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayanarak, cümle döneminde dinleme ve konuşma becerilerini kazandırılması ve geliştirilmesi için sınıf öğretmenlerinin dinleme ve konuşma etkinliklerine yeterli zamanı ayırmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ankette öğretmenler dinleme ve konuşma etkinliklerini gerçekleştirdikleri yolunda görüş belirtmelerine rağmen, gözlem ve görüşme sonuçlarında planlı, amaçlı, etkin araçlardan yararlanarak, dinlenme-konuşma öncesi ve sonrası çeşitli etkinlikler düzenleyerek ve bu etkinlikleri değerlendirerek, dinleme ve konuşma etkinlikleri için gerekli zamanın ayrılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlkokuma yazma öğretimi, cümle döneminde yapılabilecek etkinli vı
Çoklu zeka kuramına göre düzenlenen hayat bilgisi dersi öğretim etkinliklerinin öğrenci başarı tutumuna etkisi
ÖZETÇOKLU ZEKA KURAMINA GÖRE DÜZENENLENEN HAYATB LG S DERS ÖĞRET M ETK NL KLER NIN ÖĞRENC BAŞARI VETUTUMUNA ETK SGülcan D NCER ÇENGELOĞLUYüksek Lisans TeziSınıf Öğretmenliği Anabilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Hikmet BAYRAMEylül 2005, 167 SayfaBu araştırmada, ilköğretim 2. sınıf Hayat Bilgisi dersinde çoklu zekakuramına göre düzenlenen öğretim etkinliklerinin öğrenci başarısına ve tutumunaetkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırma, 2004- 2005 öğretim yılının bahar döneminde Bolu ili Dörtdivanilçesindeki iki resmi ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney, birkontrol grubunda bulunan 43 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma üç haftasürmüştür. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Deney vekontrol gruplarına ?Hayat Bilgisi Başarı Testi? ve ?Hayat Bilgisi Tutum Ölçeği?öntest- sontest olarak verilmiştir.Araştırmada Hayat Bilgisi başarı testi puanları ve derse ilişkin tutum ölçeğipuanlarının analizinde deney ve kontrol gruplarına uygulanan ön test ve son test içinbağımlı gruplar da ?t? testi uygulanmıştır. Deneysel işlemin etkili olup olmadığı ikigrubun öntest ve sontest puanlarının karşılaştırılması ile belirlenmiştir. Bukarşılaştırmada alınan iki ortalama arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı bağımsızgruplarda ?t? testi ile sınanmış, bunun yanında diğer betimsel istatistikyöntemlerinden de yararlanılmıştır. Veriler SPSS-13 bilgisayar programı iledeğerlendirilmiştir.Sonuç olarak, Hayat Bilgisi başarı testinden elde edilen son testpuanlarında deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı farkbulunmuştur. Hayat Bilgisi tutum ölçeğinden elde edilen son tutum puanlarındadeney ve kontrol grupları arasında anlamlı fark bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: Çoklu Zeka Kuramı, Hayat Bilgisi, Hayat BilgisiDersine lişkin Tutum Ölçeği, Hayat Bilgisi Dersine lişkin Başarı Testi.
Yabancı dil öğretimine başlamada en uygun yaşın ne olduğuna ilişkin dilbilimsel yaklaşımlar ve öğretmen görüşleri
viÖZETYABANCI D L ÖĞRET M NE BAŞLAMADA EN UYGUN YAŞIN NEOLDUĞUNA L ŞK N D LB L MSEL YAKLAŞIMLAR VE ÖĞRETMENGÖRÜŞLEROlcay ÇAYIROĞLU ŞGÖRENYüksek Lisans TeziSınıf Öğretmenliği Anabilim DalıTez Danışmanı : Yrd. Doç. Dr. Mehmet CANBULATHaziran 2005, 114 sayfaYabancı dil eğitimine başlamada uygun yaşın ne olduğunu araştırmayıamaçlayan bu çalışma, bilim adamlarının yaptığı araştırmalardan elde edilen verilerve yine bu konuyu destekleyici olarak yabancı dil öğretmenlerinden görüşmeyoluyla elde edilen verilere dayanmaktadır.Araştırma 2004-2005 yılında Bolu ili, ilk ve ortaöğretim okulları ile zmir iliözel ilköğretim okullarında görev yapan yabancı dil öğretmenlerinin yabancı dilöğrenme yaşı hakkındaki görüşlerini ve bugüne kadar bu konuda yapılmışaraştırmaları kapsamaktadır. Araştırma doküman taraması ve görüşme yöntemlerininkullanıldığı nitel bir araştırmadır.Araştırma boyunca toplam 16 yabancı dil öğretmeni ile ?KartopuÖrneklemesi? kullanılarak görüşülmüştür: Bunlardan 9'u Bolu il merkezindekidevlet okullarında, 7'si ise zmir il merkezindeki iki özel ilköğretim okulunda görevyapmaktadır. Araştırma, var olan durumu saptamaya yönelik tarama modelinde,betimsel bir araştırmadır.Araştırma bulguları, kaynakların taranması ve yabancı dil öğretmenleri ilegörüşme yoluyla elde edilmiştir.Araştırma sonunda elde edilen verilere göre dil edinimi ve öğreniminde, yaşfaktörü önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Ancak bunun beraberinde içindebulunulan sosyo-ekonomik yapının, aile, okul, çevre ile biyolojik koşullar ve olumlumotivasyonun da çok büyük etkileri bulunmaktadır. Gereken şartlar sağlandıktan veviiiyi bir anadili eğitimi verildikten sonra erken yaşta yabancı dil öğretimi bir fırsatolabilir.Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil, Anadili, kinci Dil, Dil Öğrenimi,Uygun Yaş.
İlköğretim öğrencilerinin hipermetinsel okuma süreçlerinin incelenmesi
IV ÖZET Genel anlamda hipermetinler dijital veya dijital hale dönüştürülmüş, doğrusal ve/ veya doğrusal olmayan etkileşimli metinler olarak tanımlanmaktadır. Gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin okuma kavramına yansıması olarak da ifade edebileceğimiz hipermetinler, gerek gündelik yaşamda, gerekse eğitimsel anlamda karşı karşıya kaldığımız zengin okuma ortamlarıdır. Ayrıca eğitimsel anlamda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın sürdürdüğü Bilgi Teknolojisi Sınıfları projesiyle ilköğretim öğrencilerinin bu ortamlarla artık daha çok yüz yüze geleceği söylenebilir. Bu çalışmada, ilköğretim 5. ve 6. sınıf öğrencilerinin hipermetinsel okuma süreçleri ve öğrencilere verilen hipermetinsel sürecinde gezinim öğretiminin, okuma sürecinde yaşanan kaybolma sorununa etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın katılımcı grubu 5. ve 6. sınıfa devam eden 45 ilköğretim öğrencisinden oluşmaktadır. Öntest-Sontest Kontrol Gruplu desenlenmiş yarı deneysel tasarlanan bu çalışmada veriler üç farklı kaynaktan toplanmıştır Bunlar; Hipermetinsel Kaybolma Ölçeği, Hatırlama Ölçüm Aracı ve okuma ortamında harcanan sürelerin tutulduğu çizelgedir. Verilerin analizi ile çalışma sonunda öğrencilerin, hipermetinsel okuma sürecinde kendilerini kaybolmuş olarak değil, kararsız olarak algıladıkları; kız ve erkek öğrencilerin kaybolma algılarının benzer olduğu görülmüştür. Öğrencilerin hipermetinsel okuma ortamında harcadıkları zaman arttıkça okuduklarından daha fazla hatırladıkları ve şaşırma algılarının azaldığı tespit edilmiştir. Fakat okuma sürelerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ayrıca öğrencilere hipermetinsel ortamlarda nasıl gezinim (navigation) yapılması gerektiğine yönelik verilen öğretimin grupların hipermetinsel kaybolma ölçeği puanları ve hatırlama puanlan üzerinde fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okuma, hipermetin, hipermetinsel kaybolma, hipermetinsel gezinim, öğretim.
İlköğretim 1-3. sınıf öğrencilerine konvansiyonel zaman kavramlarının öğretilmesine yönelik öğretmen görüşleri
Çocukların kendilerini hayata adapte etmeleri, yaşantılarını düzenleyipplanlayabilmeleri ve sorumluluk bilinci gibi özelliklerin gelişmesi açısından zamankavramları çocukların hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle çocuklarınözellikle okul yıllarının başında bu kavramları iyi algılayıp öğrenmeleri gelecekyaşantıları açısından gerekli olmaktadır.Konvansiyonel zaman, zamanın düzenlenmiş bir sunumudur. Diğer bir ifadeile konvansiyonel zaman, zamanla ilgili döngüleri ve sıraları göstermek için bir grupinsan tarafından kullanılan kültürel bir üretim, semboller ve semboller sistemidir(Friedman, 1978). Konvansiyonel zaman sistemi, bizim saniyelerimizi, saatlerimizi,günlerimizi, haftalarımızı, aylarımızı, yıllarımızı, mevsimlerimizi düzenleyenolayların bir yapısı ve sırasıdır.Bu çalışmanın amacı ilköğretim 1-3. sınıf öğrencilerine konvansiyonelzaman kavramlarının öğretilmesine yönelik öğretmen görüşlerini belirlemek ve i)cinsiyet açısından öğretmenlerin konvansiyonel zaman kavramlarının öğretilmesikonusundaki görüşlerini tespit etmek, ii) farklı mesleki kıdeme sahip öğretmenlerinkonvansiyonel zaman kavramlarının öğretilmesi konusundaki görüşlerini incelemekve iii) farklı öğrenim durumuna sahip öğretmenlerin konvansiyonel zamankavramlarının öğretilmesi konusundaki görüşlerini ortaya çıkarmaktır.Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz tekniğikullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2005-2006 eğitim öğretim yılı içerisindeAnkara'nın Haymana ve Keçiören ilçesine bağlı tüm ilköğretim okulları (N=137)oluşturmaktadır. Bu evren içerisinden çalışmanın örneklemini ise Haymanailçesinden seçilen okullar (N=15) ile, Keçiören ilçesinden seçilen okullar (N=17)oluşturmaktadır. Belirlenen bu okullardaki (N=32) tüm ilkokul öğretmenleri (N=103)çalışmaya katılımcı olarak dahil edilmişlerdir. Öğretmenlere araştırmacı tarafındanhazırlanan açık uçlu sorulardan oluşan bir anket verilerek veriler toplanmıştır. Aynızamanda bu öğretmenler içerisinden ise 9 öğretmenle de görüşme yapılmıştır.Sonuç olarak, öğretmenler özellikle saatlerin ve ayların öğretilmesindezorlandıklarını, sosyal yaşantının ve aile içi iletişimin bu kavramların kazanılmasındaetkili olduğunu ve öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri gibi özelliklerin dikkatealınması gerektiği şeklinde görüşlerde bulunmuşlardır. Literatür çerçevesinde eldeedilen bulgular değerlendirilmiş ve konvansiyonel zaman kavramlarınınöğretilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Konvansiyonel Zaman Kavramları, ÖğretmenGörüşleri, Zaman Kavramlarının Öğretimi, Kavram, Kavram Öğrenme, BilişselGelişim
Okuma becerisini çözümleme yöntemi ile kazanan ilköğretim okulu ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okumada doğruluk düzeyleri
Bu araştırmada okuma becerisini çözümleme yöntemiyle kazananilköğretim okulu ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, okuma hızı veokumada doğruluk düzeylerini saptamak amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin okumabecerisi düzeyinin cinsiyet, ailenin eğitim ve gelir durumuna göre değişipdeğişmediği de ortaya konmuştur.Araştırmanın örneklemini, 2005-2006 öğretim yılında Bolu ili merkez ilçedeyer alan resmi ilköğretim okullarındaki 150 ikinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırmanın problemine ilişkin veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan,öğrencilerin okuduğunu anlama puanları için geliştirilen okuduğunu anlama testi,okumada doğruluk düzeylerini saptamaya yönelik gözlem formu, okuma hızı testi veailenin sosyo-ekonomik şartları ile ilgili bilgi edinmek için hazırlanan formdan eldeedilmiştir.Araştırma verileri çözümlemede; düzeyleri belirlemek için aritmetikortalama, frekans ve yüzde yöntemleri; okuma becerileri düzeyinin cinsiyet, ailenineğitim ve gelir durumuna göre değişip değişmediğini ortaya koymak içinde anovatesti kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre; okuma becerisini çözümlemeyöntemi ile kazanan ilköğretim okulu ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlamadüzeyleri ortalama düzeyde; ancak okuma hızı ve doğru okuma düzeyleri ortadüzeyin altında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin okuma becerisi düzeyi;cinsiyet, anne-babanın eğitim seviyesi ve ailenin gelir durumuna göredeğişmemektedir.Anahtar Kelimeler: Çözümleme Yöntemi, Okuduğunu Anlama, OkumadaDoğruluk ve Okuma Hızı.
Sınıf içi iletişim aksaklıklarına yönelik öğretmen ? öğrenci görüşleri
Bu tez çalışmasında, ilköğretimde öğrenim gören 3-4 ve 5' inci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin öğretmenleriyle iletişim engelleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada, ?Sınıf içi iletişim aksaklıklarına yönelik öğretmen ? öğrenci görüşleri nelerdir?? sorusuna yanıt aranmıştır.Araştırma betimsel modeldedir. Veri toplama aracı olarak ?Öğretmen-Öğrenci iletişim engelleri? anketi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı, Sivas ili Ulaş ilçesindeki merkez ilköğretim kurumlarında öğrenim gören 472 adet öğrenci ve 120 adet öğretmenin ankete verdiği yanıtlar doğrultusunda oluşturulmuştur. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 12.0 paket programı kullanılarak ?t testi?, ?tek yönlü varyans analizi yöntemi ile incelenmiştir.Araştırmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:Sınıf içi iletişim aksaklıklarına yönelik öğretmen görüşleri; Ders esnasında öğrencilere davranışlarıyla ilgili eleştiri ve uyarılarda bulunma konusundazaman, sınıf içi tüm etkinliklerde öğrenci önerilerini dikkate alma, öğrenci düşüncelerini almak üzere sınıf içinde önceden gündemi saptanmayan toplantılar düzenleme, sınıf içi iletişimde mesajların içeriğine duygu ve değerlerimi de katarak iletme, öğrencilerin özel günlerini paylaşmaya özen gösterme, öğrencilerin sınıf içi davranışlarına ilişkin görüşlerini almak üzere öneri kutusu veya isimsiz anket uygulama yoluyla bilgi alma, başarısızlık gösteren öğrencileri kendi halinde bırakma konusunda ara sıra iletişim aksaklığı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Sınıf içi iletişim aksaklıklarına yönelik öğrenci görüşleri; Öğretmenlerher öğrencinin verileni öğrenebilecek kapasiteye sahip olduğuna inanma, öğretmenler ders esnasında öğrencilere davranışlarıyla ilgili eleştiri ve uyarılarda bulunma, öğretmenlerin öğrencilerin bildiği ve kullandığı sözcükleri kullanmayagösterme, öğretmenler öğrencilerle konuşurken öğretmen-öğrenci arasındakimesafeye dikkat etme, öğretmenler başarısız öğrencilerin ön sırada oturması gerektiğine inanma, öğretmenler başarısı düşük öğrencilere de başarısı yüksekkadar soruları yanıtlama süresi verme, öğretmenler sınıfın tamamı yerinedavranış gösteren öğrencilerle ilgilenme konusunda her zaman, öğretmenler öğrencilerin beden diliyle verdikleri mesajları dikkate alma, öğretmenleriletişimde mesajların içeriğine duygu ve değerlerini de katarak iletme, öğretmenlerin öğrencilerin özel günlerini paylaşmaya özen gösterme konusunda arailetişim aksaklığı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Sınıf içi iletişim aksaklıklarına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri arasındaki farklılıklar; Öğretmenler sınıf içi iletişim aksaklıklarının, sınıf içi tüm etkinliklerde öğrenci önerilerini dikkate alma, öğrenci düşüncelerini almak üzeregündemi saptanmayan toplantılar düzenleme, öğrencilerin sınıf içi davranışlarına ilişkin görüşlerini almak üzere öneri kutusu veya isimsiz anket uygulama yoluyla bilgi edinme ve başarısızlık gösteren öğrencileri kendi halinekonusunda aksaklık gördüklerini belirmişlerdir.Öğrenciler sınıf içi iletişim aksaklıklarının öğretmenlerin sınıftaki her öğrencinin verileni öğrenebilecek kapasiteye sahip olduğuna inanma, öğretmenlerin öğrencilerin bildiği ve kullandığı sözcükleri kullanmaya özen gösterme, öğretmenlerin öğrencilerle aralarındaki mesafeye dikkat etme, başarısız öğrencilerinsırada oturması gerektiğine inanma, başarısı düşük öğrencilere başarısı yüksekkadar yanıtlama süresi verme, sınıfın tamamı yerine olumsuz davranışöğrencilerle ilgilenme, öğretmenlerin öğrencilerin beden diliyle verdikleri mesajları dikkate alma konusunda iletişim aksaklığı olduğunu belirtmişlerdir.Öğretmenlerin görüşleri arasında cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, mezun olunan son eğitim kurumu ve çalıştıkları okuldaki mesleki kıdem bağımsız değişkenlerine ilişkin anlamlı bir fark bulunmuştur.Öğrencilerin görüşleri arasında cinsiyet, anne-babanın öğrenim durumu, anne-babanın mesleği ve ailenin aylık geliri bağımsız değişkenlerine ilişkin anlamlı bir fark bulunamamıştır.Anahtar Sözcükler: 1- İletişim 2- İletişim Engelleri
İlköğretim 3. sınıf müzik dersi müziksel yaratıcılık öğrenme alanı kazanımlarının edinilmesinde yaratıcı dramanın etkisi
Araştırmada, İlköğretim 3. Sınıf Müzik dersi ?Müziksel Yaratıcılık? öğrenmealanı kazanımlarının edinilmesinde programın ön gördüğü yöntem ile Yaratıcı Dramayönteminin etkisi arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığı tespit edilmiştir.Araştırmada deneysel desen modellerinden ön test-son test kontrol grupludeneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Bolu'da bir İlköğretimOkulunda bulunan 3. sınıf iki grup oluşturmaktadır. Deney grubunda 22, kontrolgrubunda 30 olmak üzere araştırma 52 öğrenciden oluşmaktadır.Öğrencilerin Müziksel Yaratıcılık öğrenme alanı kazanımlarının edinmesindeanlamlı bir fark olup olmadığını tespit edebilmek amacıyla, 8 hafta süren öğrenme alanıöncesi ve sonrasında kazanıma uygun geliştirilen değerlendirme araçları uygulanmıştır.Veriler uzmanlar tarafından değerlendirilerek toplanmıştır. Elde edilenverilerin istatistiksel yorumlamasında SPSS istatistik programı kullanılmış, temelistatistiksel işlemlerin yanında tüm alt problemlerin yapısına bağlı olarak t- testistatistiksel tekniği kullanılmıştır.Elde edilen verilere göre; Yaratıcı Drama yöntemiyle işlenen grup ileprogramın ön gördüğü yöntemle işlendiği grubun son test puanlarına bakıldığındaviYaratıcı Drama yöntemi lehine anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Buna göre YaratıcıDrama yönteminin, Müzik dersi Müziksel Yaratıcılık öğrenme alanı kazanımlarınınedinilmesinde programın ön gördüğü yönteme kıyasla daha etkili olduğu sonucunaulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Müzik Dersi, Müziksel Yaratıcılık, Yaratıcı drama
İlköğretim okulu branş öğretmenlerinin velilerle iletişim kurma yolları(Düzce ili örneği)
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim okullarında görev yapan branş öğretmenlerinin velilerle iletişim kurma yollarının kullanılmasına ilişkin önemseme ve gerçekleştirme düzeylerini tespit etmektir.Çalışmanın evreni, 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılında Düzce Merkez ilçesinde bulunan 56 ilköğretim okulu ve bu okullarda görev yapan 367 branş (kadrolu ve sözleşmeli) öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada çalışma evrenin tamamına ulaşıldığından örneklem alınma yoluna gidilmemiştir. 286 kişi değerlendirmeye alınmıştır. Ölçeğin geri dönüş oranı % 77,9 dur.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Coşkun (2010) tarafından geliştirilen Likert tipi 5'li derecelendirilmiş ?İlköğretim Okulu Öğretmenlerin Velilerle İletişim Kurma Yolları Ölçek Formu? veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada ölçek iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde ?yaş, cinsiyet, branş, görev türü, öğrenim durumu, mesleki kıdem ve iletişim kursu? değişkenlerinden oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise öğretmenlerin, velilerle iletişim kurma yollarının kullanılmasına ilişkin önemseme ve gerçekleştirme düzeylerini ölçmeyi amaçlayan 47 davranış maddesi bulunmaktadır.Araştırmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:1.İlköğretim okulu branş öğretmenleri velilerle iletişim kurma yollarını ?önemli? düzeyde önemserken ( =4,03), ?kısmen? düzeyinde gerçekleştirmektedir ( =2,95). İlköğretim okulu branş öğretmenleri en çok ?veli ziyaretleri? ve ? ev ziyaretleri? boyutlarını ?çok önemli? düzeyde önemserken, gerçekleştirme düzeyi açısından en çok ?veli ziyaretleri? ve ?ev ziyaretleri? boyutlarını ?çoğunlukla? gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir.2.İlköğretim okulu branş öğretmenlerinin velilerle iletişim kurma yollarını önemseme düzeyine ilişkin görüşleri arasında yaş değişkeni açısından dördüncü (veli ziyaretleri) ve beşinci boyutta (ev ziyaretleri) anlamlı bir fark vardır. Cinsiyet değişkeni açısından dördüncü boyutta (veli ziyaretleri) boyutunda anlamlı bir fark vardır. Branş değişkeni açısından anlamlı bir fark yoktur. Görev türü değişkenine göre üçüncü (Yazışma) ve dördüncü (Veli Ziyaretleri) boyutta anlamlı bir fark vardır. Öğrenim durumu değişkenine göre birinci ( Yüz yüze görüşme) boyutunda anlamlı bir fark vardır. kıdem değişkenine göre dördüncü (Veli Ziyaretleri) ve beşinci (Ev Ziyaretleri) boyutta anlamlı bir fark vardır. İletişim kursu değişkenine göre anlamlı bir fark yoktur.3.İlköğretim okulu branş öğretmenlerinin velilerle iletişim kurma yollarını gerçekleştirme düzeyine ilişkin görüşleri arasından yaş değişkeni açısından üçüncü boyutta (Yazışma) anlamlı bir fark vardır. Cinsiyet değişkenine göre birinci (Yüz yüze görüşme) ve üçüncü (Yazışma) boyutta anlamlı bir fark vardır. Branş değişkenine göre anlamlı bir fark yoktur. Görev türü değişkenine göre tüm boyutlarda anlamlı bir fark yoktur. Öğrenim durumu değişkenine göre tüm boyutlarda anlamlı bir fark yoktur. Kıdem değişkenine göre anlamlı bir fark yoktur. İletişim kursu değişkenine göre sekizinci boyutta (sosyo-kültürel etkinlikler) anlamlı bir fark vardır.
Sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeyleri (Bolu ili örneği)
Bu araştırmada, Bolu merkez ilçede bulunan ilköğretim okullarının, ?dersin amaçlarının belirlenmesi ve paylaşılması?, ?öğretim programı ve öğretim sürecinin yönetimi?, ?öğretim süreci ve öğrencilerin değerlendirilmesi?, ?öğrencilerin desteklenmesi ve geliştirilmesi? ile ?düzenli öğretme-öğrenme çevresi ve iklimi oluşturma? boyutlarında sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerini bu okullarda görev yapan öğretmen görüşlerine göre belirlemek ve öğretimsel liderliğin katılımcılara ilişkin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amaçlanmıştır.Bu araştırmanın evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Bolu ili merkezinde bulunan ilköğretim okulları ile bu okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Buna göre, Bolu il merkezinde bulunan 15 ilköğretim okulu, bu okullarda görev yapan 278 sınıf öğretmeni araştırma evrenini oluşturmaktadır. Araştırma evren üzerinde yapıldığı için örneklem alma yoluna gidilmemiştir.Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır:1. Sınıf öğretmenlerin görüşlerine göre, Bolu ili ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerine yönünden en etkili boyut düzenli öğretme-öğrenme çevresi ve iklimi oluşturma olup, en az etkili bulunan boyutlar ise öğretim süreci ve öğrencilerin değerlendirilmesi ve dersin amaçlarının belirlenmesi ve paylaşılması boyutlarıdır.2. Bolu ili ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin görüşleri arasında öğretimsel liderlik boyutları açısından anlamlı bir farklılık vardır.3. Bolu ili ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin görüşleri kıdemlerine ve öğrenim durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir.4. Bolu ili ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin görüşleri cinsiyetlerine göre farklılık göstermektedir.5. Bolu ili ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin görüşleri yabancı dili mesleklerinde kullanmalarına göre öğrencilerin desteklenmesi ve geliştirilmesi boyutundaki özelliklerde farklılık göstermektedir.6. Bolu ili ilköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin görüşleri bilgisayarı mesleklerinde kullanmalarına göre dersin amaçlarının belirlenmesi ve paylaşılması, öğrencilerin desteklenmesi ve geliştirilmesi ile düzenli öğretme ve öğrenme çevresi ve iklimi oluşturma boyutlarındaki özelliklerde farklılık göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Öğretimsel Liderlik, Sınıf Öğretmeni, İlköğretim Okulu.
İlköğretim okulu 5. sınıf öğrencilerinin öğretmenlerine olan güven düzeyleri ile derse katılım düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim öğrencilerinin öğretmenlerine olan güven düzeyleri ile derse katılım düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektirAraştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan, 17 maddeden oluşan ?Derse katılım? ve 23 maddeden oluşan ?Öğrencilerin öğretmene güveni? anketleri ile toplanmıştır. Araştırmanın evreni, Bolu ili merkez ilçe sınırlarındaki 19 farklı ilköğretim okulundaki 5.sınıf öğrencilerdir. Araştırmanın örneklemini 524 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır;Araştırmaya katılan öğrencilerin anketteki, ?Öğretmenimiz doğru söyler?; ?Bize verdiği sözü tutar?; ?Bizim görüşlerimize önem verir?; ?Bize eşit davranır?; ?Aldığı kararların sebeplerini açıklar?; ?Bizim eleştirilerimize açıktır?; ?Derste veya ders dışında öğretmenimle rahatlıkla görüşebilir, konuşabilirim?; ?Kararlarında tutarlıdır?; ?Bize karşı adildir?; ?Bizim önerilerimizi dinler?; ?Bizim problemlerimizle yakından ilgilenir?; ?Bizi doğru şekilde bilgilendirir?; ?Bize karşı hoşgörülüdür?; ?Yardıma ihtiyacım olduğunda öğretmenim yardım eder?; ?Bize karşı açık fikirlidir?; ?Öğretmenimin yanında kendimi güvende hissediyorum?; ?Öğretmenimiz bizim iyiliğimizi düşünür?; ?Öğretmenimin işini çok güzel yaptığına inanıyorum?; ?Öğretmenin her söylediğine inanırım?; ?Öğretmenimiz bize güvenir? maddelerine ?Her zaman? düzeyinde katıldıklarını tespit edilmiştir. ?Öğretmenimiz bize aşağılayıcı ve alaycı isimler takar?; ?Öğretmenimiz tarafından dışlanmış arkadaşlarım var?; ?Öğretmenimin çoğu davranışından kuşku duyarım? maddelerine ise ?Hiç? boyutunda katıldıkları saptanmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin anketteki ?Dersi dikkatlice dinlerim?; ?Öğretmenimin ve arkadaşlarımın neler yaptıklarına dikkat ederim?; ?Anlayamadığım yerlerde soru sorarım?; ?Sorulan soruların cevabını biliyorsam söz isterim?; ?Derse hazırlıklı gelirim?; ?Gerekli araç-gereçleri hazırlayarak gelirim?; ?Yeni bir konuya geçtiğimizde meraklanırım?; ?Grup çalışmalarına katılırım?; ?Deney yapma, canlandırma gibi uygulama yapılması gereken derslerde uygulamalara katılırım?; ?Aldığım görevleri en iyi şekilde tamamlarım? maddelerindeki davranışları ?Her zaman? düzeyine yaptıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin ?Ders dışı etkinliklerle uğraşmam?; ?Dersi dinlediğimi davranışlarımla, jest ve mimiklerimle belli ederim?; ?Not tutarım?; ?Değişik örnekler veririm?; ?Güncel gelişmeleri ve yenilikleri sınıf gündemine getiririm?; ?Yaşadığım olaylar varsa bunları anlatırım?; ?Öğretmenim ya da arkadaşlarımın anlattığı konularda, eksiklik ya da yanlışlık hissedersem bunu tamamlarım? maddelerindeki davranışları ise ?Çoğunlukla? düzeyinde yaptıkları bulunmuştur.Öğrencilerin öğretmenlerine olan güven düzeyleri ile derse katılım düzeyleri arasında olumlu ve anlamlı ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (r= .361, p= .000).Bu çalışmanın sonuçlarına dayalı olarak öneriler; Öğrencilerin başarılarını olumlu şekilde etkileyen faktörlerden biri olan derse katılım düzeylerini arttırabilmek için dikkat edilmesi gereken unsurlardan birinin öğrencilerin öğretmenlerine olan güven düzeylerini arttırmak olduğu ileri sürülebilir.
Sınıf öğretmenlerinin özel alan yeterlik düzeyleri
Bu araştırmada, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde bulunan İlköğretim okullarındaki sınıf öğretmenlerinin özel alan yeterlik düzeylerini, sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre belirlemek ve sınıf öğretmenliği özel alan yeterliğinin katılımcılara ilişkin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini 2011-2012 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi sınırları içerisinde bulunan ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrende bulunan 64 ilköğretim okulu 1300 sınıf öğretmeni içerisinden, araştırmacı tarafından ulaşım zaman ve maliyet yönünden uygun olabilecek 14 ilköğretim okulu seçilmiştir. Araştırmanın örneklemine 14 okul 300 sınıf öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada, MEB.' in belirlediği sınıf öğretmenlerinin özel alan yeterliklerinden yararlanılarak, araştırmacı tarafından hazırlanan sınıf öğretmenliği özel alan yeterlik anketi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel yorumlanmasında SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Temel istatistik işlemler olarak, standart sapma (ss), aritmetik ortalama ( ), üç ve daha fazla değişken olduğunda varyans analizi ve buna bağlı olarak anlamlı fark bulunduğunda farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc Tukey testi ve iki değişkenli durumlarda da t- test kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlardan bazıları şu şekildedir; Sınıf öğretmenlerinin özel alan yeterlik düzeylerine ilişkin görüşlerine göre, " Bireysel ve Mesleki Gelişim- Toplumsal İlişkiler" konu alanı diğer konu alanlarına göre daha yüksek düzeyde ( = 4.08 ve ss= 0.51), "Sanat ve Estetik" konu alanı ise diğer konu alanlarına göre aritmetik ortalamasının ( = 3.53 ve ss= 0.74) daha düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin özel alan yeterlik düzeylerine ilişkin görüşleri cinsiyetlerine, yaşlarına, mesleki kıdemlerine, eğitim düzeylerine ve katıldıkları hizmet içi program sayısına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Cinsiyet değişkeninde, "İzleme ve Değerlendirme", "Dil Becerilerini Geliştirebilme" ve "Bilimsel ve Teknolojik Gelişim" konu alanlarına verilen cevaplarda fark bulunmuştur. Farklar kadın öğretmenlerin lehinedir.Yaş değişkenine göre, "Öğrenme- Öğretme Ortamı ve Gelişim", "Sanat ve Estetik", "Dil Becerilerini Geliştirebilme", "Bilimsel ve Teknolojik Gelişim" ve "Bireysel Sorumluluklar ve Sosyalleşme" konu alanlarında verilen cevaplarda anlamlı fark bulunmuştur. Farklar 46 ve üzeri yaş grubu öğretmenler lehinedir.Mesleki kıdem değişkenine göre, "Öğrenme- Öğretme ortamı ve Gelişim" ve "Sanat ve Estetik" konu alanlarında verilen cevaplarda anlamlı farklar bulunmuştur. Farklar 11 yıl ve üzeri kıdeme sahip olan öğretmen gruplarının lehinedir.Eğitim düzeyi değişkenine göre, "Bilimsel ve Teknolojik Gelişim" konu alanında farklılık ön lisans ve lisans mezunu öğretmenler lehinedir. Hizmet içi eğitim değişkenine göre, "Öğrenme- Öğretme Ortamı ve Gelişim", "Dil Becerilerini Geliştirebilme" ve "Bireysel Sorumluluklar ve Sosyalleşme" konularında verilen cevaplarda anlamlı farklar bulunmuştur. Farklar 4 ve üzeri hizmet içi eğitim programına katılan öğretmenler lehinedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf Öğretmeni, Özel Alan Yeterliği, İlköğretim Okulu
İlkokul öğrencilerinin görsel algı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilkokul öğrencilerinin görsel algı düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modellerinin bir arada kullanıldığı araştırmanın örneklemi Zonguldak ili Karadeniz Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ilkokullardan 2017-2018 eğitim-öğretim yılında üç devlet okulunda üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören toplam 150 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin görsel algı düzeyleri "Gelişimsel Görsel Algı Testi-2" (GGAT-2) ile belirlenmiştir. Ölçeğin yaş grubuna uygunluğu için üç okuldan 100 öğrenci ile ön çalışma yapılmış, güvenirlik ve geçerliği sınanmıştır. Yaş grubuna uygunluğu belirlenen ölçek 150 öğrenciye tekrar uygulanarak görsel algı düzeyleri cinsiyete göre incelenmiş, görsel algı alt testleri arasındaki ilişki düzeyleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin genel görsel algılarının ortalama düzeyde olduğu belirlenmiştir. Motor beceri gerektiren, karmaşık el-göz koordinasyonu görevlerini içeren görsel algısal becerilerini gösteren görsel-motor algı boyutunda ortalamanın üstünde olan öğrenciler motor beceri gerektirmeyen, görsel algı becerilerini ölçmeyi amaçlayan motor-bağımsız görsel algı boyutunda ortalama düzeydedir. Öğrenciler en yüksek ortalamayı görsel-motor hız, en düşük ortalamayı ise mekânda konum boyutunda almışlardır. Genel görsel algı düzeyinde cinsiyetin etkisinin olmadığı, bununla birlikte yaşın anlamlı farklılığa yol açtığı belirlenmiştir. Yaş ve cinsiyetin, öğrencilerin genel görsel algı düzeyi üzerindeki ortak etkisi anlamlı değildir. 8 ve 9 yaşa göre öğrencilerin genel görsel algı düzeyinin, cinsiyete; kız ve erkeklerin aynı test puanlarının ise yaşa göre farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Genel görsel algı ile alt boyutları arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı ilişki vardır. Alt testler arasındaki ilişkiler de pozitif ve anlamlıdır.
Gelişimsel Görsel Algı Testi-3: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu araştırmada, Gelişimsel Görsel Algı Testi-3 'ün 6-9 yaş arası çocuklar için geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılması amaçlanmıştır. Veriler, Samsun'un, Çarşamba, Salıpazarı ve Terme ilçelerinde 1, 2, 3, ve 4. sınıf seviyelerinden toplam 394 öğrenciye 6 aylık süre içerisinde Gelişimsel Görsel Algı Testi-3 uygulanarak toplanmıştır. Veriler SPSS 16.0 istatistik programına uygun şekilde kodlanmıştır. İstatistiksel çalışmalar, testin güvenirlik ve geçerliliğine yönelik olmuştur. Ölçekten elde edilen puanlar arasında test-tekrar test güvenilirliği, Cronbach Alfa güvenirliği, madde analizi çalışmaları yapılmıştır. Tüm ölçek puanları arasındaki ilişki .01 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Bu sonuç, GGAT-3'nin ölçümler arasında tutarlı sonuçlar verdiğini göstermektedir. Cronbach Alfa hesaplanmış ve toplam görsel algı puanının .995 olduğu hesaplanmıştır. Ayırt edicilik hesaplamaları içinde alt ve üst %27'lik dilimler arasındaki puan farklılığı ilişkisiz grup t-testi ile araştırılmış ve sonuçlar .001 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Araştırmada cinsiyetler arasında bir fark olup olmadığı da sınanmış ve 6-9 yaş çocuklarında cinsiyete bağlı olarak, kız öğrenciler lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Gelişimsel Görsel Algı Testi-3'ün 6-9 yaş çocukları için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ile değer yönelimleri arasındaki ilişki
Son yıllarda eğitim konusunda üzerinde en çok durulan konuların başında empati, değerler ve ahlâk kavramları gelmektedir. Günümüzde empatik eğilimi kullanma konusundaki yetersizlik insanların karşılaşmış olduğu problemlerden biridir. Bu konudaki bir diğer problem ise değer yargılarının, ahlâki gelişim modeli ile çocuklara ve dolayısıyla gelecek nesillere aktarılamamasıdır. Bu çalışma ile ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ile değer yönelimleri arasındaki ilişkinin tespit edilip cinsiyet, okul öncesi eğitim alma, büyüdüğü aile türü, anne ve babanın öğrenim düzeyine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modeline göre gerçekleşen çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Kdz. Ereğli ilçesi merkez ilkokullarından tesadüfi olarak seçilen beş ilkokulda öğrenim gören 671 dördüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleşmiştir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar İçin Empatik Eğilim Ölçeği ve Portre Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Kız öğrencilerin empatik eğilim ve sosyal değerlerden öz-aşkınlık değer düzeyinin erkeklere nazaran anlamlı şekilde yüksek olduğu, öğrencilerin empatik eğilim düzeyleri okul öncesi eğitim, aile türü ve anne-baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermezken, değer yönelimlerinde anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin empatik eğilim düzeylerinin hem bilişsel hem de duygusal alt boyutları ile değer yönelimleri alt boyutları arasında anlamlı bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir.
Fen eğitiminde bilimsel hikâye kullanımının ilkokul öğrencilerinin çeşitli değişkenlerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen eğitiminde bilimsel hikâye kullanımının ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin "Canlılar Dünyasını Gezelim, Tanıyalım" ünitesindeki başarı düzeyine, Fen Bilimleri dersine yönelik motivasyonlarına ve bilimsel süreç becerilerine olan etkisini araştırmaktır. Araştırma, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Zonguldak İli Ereğli ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ilkokullarda 4. sınıfta öğrenim gören farklı iki okuldan toplam 37 öğrenci üzerinde yarı deneysel yöntem kullanılarak uygulanmıştır. Fen Bilimleri dersleri kontrol grubunda, Fen Bilimleri dersi öğretim programında öngörülen etkinlikler ile gerçekleştirilirken; deney grubunda ise bilimsel hikâyeler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veriler uygulama yapılmadan önce ve sonra olmak üzere başarı testi, fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği ve bilimsel süreç becerisi ölçeği olarak uygulanarak elde edilmiştir. Uygulanan testlerin ve aktivitelerin geçerlilik ve güvenilirliğinin belirlenmesi için 2013-2014 eğitim öğretim yılında pilot uygulama yapılmış ve alınan sonuçlara göre testler asıl uygulamada kullanılmıştır. Deneysel çalışma her iki grupta da üçer saatlik dersler olmak üzere ortalama beş hafta süresince uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar bağımsız örneklem (Independent Samples) t-testi ve bağımlı gruplar için (Paired-Samples) t-testi uygulanarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; başarı, fen motivasyonu ve bilimsel süreç becerilerine göre deneysel işlemlerden önce deney ve kontrol grubu arasında farklılık çıkmamış, bu sonuç sınıfların birbirine denk olduğunu göstermiştir. Uygulama sonrası yapılan son testlerde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı fark çıkmış, bilimsel hikâyelerle fen dersi işlemenin yararlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deney grubunda ön testler ve son testler arasında başarı, fen motivasyonu ve bilimsel süreç becerileri içerisinde farklılığa bakıldığında son test lehine başarı ve motivasyonda fark çıkmış, bilimsel hikâyelerin kullanımının başarı ve motivasyonu olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Ekrandan okumanın ilkokul öğrencilerinin okuma becerilerine ve okumaya yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırma ile farklı okuma ortamlarındaki okuma çalışmalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuma becerilerine (okuduğunu anlama, prozodik okuma, okuma hataları, okuma hızları), ekrandan okumaya yönelik tutumlarına ve okumaya yönelik tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırma Batı Karadeniz bölgesinde bir ilkokulda öğrenim görmekte olan 4. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Nicel araştırma yöntemleri çerçevesinde yürütülen bu araştırmada deneysel desenlerden, öntest- sontest kontrol gruplu modelden yararlanılmıştır. Öğrenciler; yansız atama ile deney ve kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubu 30, kontrol grubu 25 öğrenciden oluşmuştur. Deney ve kontrol grubu öğrencilerine ön testler uygulanarak grupların eşitliği görülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol gruplarına uygulanan ön-testin ardından 12 haftalık uygulama yapılmıştır. Uygulama sırasında deney grubu öğrencileri; eğitim öğretim döneminin 12 haftası boyunca Türkçe derslerinde metin okuma çalışmalarının tamamını ekrandan yapmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise eğitim öğretim dönemi boyunca Türkçe derslerindeki metin okuma çalışmalarını ders kitabı üzerinden yapmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin tamamına uygulama öncesinde ve sonrasında; ekrandan okuduğunu anlama ve kağıttan okuduğunu anlama, okumaya yönelik tutum ölçeği, ekrandan okumaya yönelik tutum ölçeği ve okuma prozodisi ölçeği uygulanmıştır, hata analiz envanteri kullanılarak hata analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; deney grubu öğrencilerinin ekrandan okuduğunu anlama puanlarının uygulama sonucunda düşüş gösterdiği, ekrandan okumaya yönelik tutumlarında uygulama sonunda olumsuz düşüş olduğu, buna rağmen kağıttan okuduğunu anlama puanlarında artış olduğu, okumaya yönelik tutumlarında bir düşüş olmadığı, deney grubu öğrencilerin ekran okuma çalışmalarını düzenli ve sürekli yapmalarının kağıttan okuduğunu anlamaya olumlu, ekrandan okuduğunu anlamaya olumsuz yansıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ekrandan okuma uygulamalarının deney grubu öğrencilerinin ekran okuma hızlarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Denel işlem sonrasında deney ve kontrol grubuna hata analiz envanteri uygulanmış; öğrencilerin kelime tanıma düzeyleri "Öğretim Düzeyi" olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, deney grubu öğrencilerinin ekrandan yaptığı okumalar onların kelime tanıma düzeylerine bir etkisi olmadığı ortaya konmuştur.
Hikâye haritası yönteminin ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin dinlediğini ve okuduğunu anlamaya etkisinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; hikâye haritası yönteminin ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin dinlediğini ve okuduğunu anlama düzeylerine ve okumaya yönelik tutumlarına etkisinin incelenmesidir. Araştırma; Zonguldak ili Kdz. Ereğli ilçesi Erdemir İlkokulunda 1. sınıfta eğitim-öğretim gören eşleştirilerek atanan 69 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden "Yarı Deneysel Desen" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri toplanırken, ön test-son test kontrol gruplu desen tercih edilmiştir. Verilerin toplanması sürecinde, uygulamanın başında ve sonunda deney ve kontrol gruplarına "Garfield" Görselli 1-6. Sınıflar İçin Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği, ön testi ve son testi uygulanmıştır. Deney grubuna dinlediğini ve okuduğunu anlama sorularından önce hikâye haritası soruları sorularak hikâye haritasının dinlediğini ve okuduğunu anlamaya etkisi incelenmiştir. Kontrol grubunda ise normal öğretim ile ders işlenerek uygulama süreci tamamlanmıştır. Dinlediğini ve okuduğunu anlama metinleri, ilkokul 1. sınıf Türkçe kitabındaki 26 hikâye edici metinden oluşmaktadır. Denel işlem sonrasında uygulanan "Dinlediğini ve Okuduğunu Anlama Başarı Testi" ve "Garfield" Görselli 1-6. Sınıflar İçin Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği ile elde edilen veriler, SPSS 20.0 istatistik paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, dinlediğini ve okuduğunu anlama sorularından önce hikâye haritası uygulamasının yapıldığı deney grubu, kontrol grubuna göre anlamada daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hikâye haritasının dinlediğini ve okuduğunu anlamaya yönelik tutum üzerinde etkileri incelendiğinde, deney grubunda dinlediğini ve okuduğunu anlamada olumlu yönde gelişme bulunmuştur.
Sınıf öğretmeni adaylarının STEM eğitimine yönelik tutum ölçeğinin geliştirilmesi ve sınıf öğretmeni adaylarının STEM eğitimine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının STEM eğitimine karşı tutumlarını belirlemek için geliştirilen ölçeğe göre STEM' e yönelik tutumların farklı değişkenlere göre değişikliği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, betimsel bir araştırmadır ve survey yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Bülent Ecevit Üniversitesi ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi'nde eğitim gören 330 Sınıf öğretmeni adayı tekvin etmektedir. Araştırmanın veri toplama aracını kişisel bilgi formu, STEM ölçeği, California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Problem Çözme Ölçeği oluşturmaktadır. Veri toplama formlarından elde edilen niteliksel datalar, SPSS 21.0 Paket istatistik programında yer alan ilişkisiz gruplar için t testi (Independent Simple t Test) ve tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) yararlanılarak analiz edilmiştir. Bununla birlikte verilerin aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri de hesaplanıp tablo haline getirilmiştir. Araştırmanın bulguları, sınıf öğretmeni adaylarının cinsiyete göre STEM alanında, STEM alt boyutlarından fen ve mühendislik boyutunda, mezun oldukları okul türü değişkenine göre STEM, eleştirel ve problem çözme eğiliminde anlamlı fark görülmüştür. Mezun oldukları okul türü değişkenini STEM alt boyutlarına göre incelediğimizde matematik alanında anlamlı bir fark görülmüştür. Öğrenim gördüğü sınıf düzeyi değişkenine göre STEM ve problem çözme eğiliminde anlamlı fark görülürken, STEM alt boyutlarına göre fen, mühendislik, matematik, teknoloji boyutlarında da anlamlı bir fark görülmüştür. Anahtar Kelimeler: STEM, Eleştirel Düşünme Becerisi, Problem Çözme Becerisi, Bütünleşik STEM Eğitimi
Sınıf öğretmenlerinin sığınmacılara yönelik kapsayıcı eğitimi gerçekleştirme durumunun incelenmesi
Bu araştırma, akranlarına oranla çeşitli sebeplerle dezavantajlı olan öğrencilerin çevrelerinde kabul görmeleri (kapsayıcılık), sınıf öğretmenlerinin kapsayıcılık konusundaki olumlu ve olumsuz tecrübeleri, öğrenci-öğretmen etkileşim durumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Amaçlı örneklem yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örneklem tekniği tercih edildiği araştırma Zonguldak ili Ereğli ilçesinde bulunan bir ilkokulda yürütülmüştür. Araştırmada sığınmacı öğrencilere yönelik sınıf öğretmenlerinin öğrencileri ile etkileşimi, öğretim uyguları ve yöntemleri incelenmiştir. Bu kapsamda okul yöneticileri ve rehber öğretmenden mevcut durum ve sığınmacı öğrencilere yönelik kapsayıcı eğitim faaliyetlerine ilişkin görüşlerine, sığınmacı ve Türk öğrencilerin ise okul ve öğretim süreci üzerindeki görüşlerine başvurulmuştur. Veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşme metodu kullanılmış, verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarıyla; sığınmacı öğrencilerin bulunduğu sınıflarda karşılıklı saygı ve sevgi ortamının sağlanmasına yönelik sınıf öğretmenlerinin bunu sağlamak üzere sınıf kuralları konusunda katı davrandığı, arkadaşlık ilişkilerinde yapıcı ve yardımseverlik duygusunun sık sık verildiği, derslerin genelinin düz anlatım yöntemi ve soru-cevap tekniği kullanılarak işlendiği, oyuna dayalı, görsel ve derse dikkat çekici öğretmen girişlerin bu öğrencilerin derse katılımını etkilediği, ayrıca kendilerini daha rahat ifade edebildikleri (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi) derslerde daha katılımcı oldukları ve öğretmenlerin derslerde sığınmacı öğrencilerin sınıf arkadaşlarını aktif bir şekilde kullanarak akran eğitiminden yararlandığı görülmüştür. Sığınmacı öğrencilerin bulunduğu sınıflarda sınıf yönetimine ait stratejilerin geliştirilmesi, eğitim araç gereçlerinin bu öğrenciler için uyarlanması ve ders içerisinde stratejilerin ve yöntemlerin ve etkinliklerin bu öğrencilere de hitap edecek şekilde çeşitlendirilmesi ve bu yöndeki araştırmaların artırılması sağlanabilir. Ayrıca sığınmacıları da kapsayan çok kültürlü ve kültürlerarası bir eğitim anlayışını destekleyici, kapsayıcılık konusunda farkındalıkları artıracak içeriklerle zenginleştirilmiş bir müfredat hazırlanması önerilebilir.
4 ve 5. sınıf öğrencilerinin bilim insanı imajları
Bu çalışmada, 4 ve 5. Sınıf öğrencilerinin sahip oldukları bilim insanı imajlarının farklı değişkenler açısından ele alınması ve nasıl farklılaştığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, 2011-2012 eğitim- öğretim yılında yürütülen çalışmada, Karadeniz Bölgesinden sosyo-ekonomik gelişmişlik düzey sıralamasına göre yüksek, orta ve düşük düzeyde seçilen ikişer il; bu illerden 2011 yılı SBS başarı ortalamaları dikkate alınarak belirlenen üçer okul ve her okuldan tesadüfi yöntemle belirlenen dörder sınıf olmak üzere toplam 72 sınıf ve 1926 öğrenci örnekleme alınmıştır. Bu yolla belirlenen örneklemin Karadeniz bölgesindeki tüm 4 ve 5. Sınıfları yansıttığı varsayılmıştır. Araştırmada, Küçük ve Bağ (2012) tarafından geliştirilen ?Bilim İnsanı İmajı Ölçeği? kullanılmıştır. Ölçekle veri toplama sürecine geçmeden önce yapılan güvenirlik analizi sonucunda Cronbach Alpha katsayısı 0,69 olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle veri toplama aracının, 20 soru ve 6 faktörden oluşan 5?li likert yapısı değiştirilmeden kullanıma uygun bulunmuştur. Verilerin analizi, PASW 18 paket programı yardımıyla yapılmıştır. Bu süreç içerisinde, çalışmanın alt problemlerine uygun olacak şekilde; t-Testi, ANOVA, Kruskal-Wallis ve Man Whitney U testleri yapılmıştır. Buna göre, 4 ve 5. sınıf öğrencilerinin sahip oldukları imajların - sosyo-ekonomik düzey, sınıf düzeyi, cinsiyet, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu ? değişkenlerine göre nasıl farklılaştığı ortaya çıkarılmıştır. Çalışmada, daha önce yapılan çalışmalarda olduğu gibi bilim insanı cinsiyeti ve dış görünüşü ile ilgili olarak yapılan detaylı analizlerin sonuçları ortaya konurken; bilim insanının karakter/kişilik yapısı, özel yaşamı ve çalışma şartları ile ilgili olarak ilginç sonuçlar ortaya çıkarılmıştır.
İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin eleştirel düşünme eğilimleri ve bu eğilimleri etkileyen faktörler (İstanbul ili örneği)
Eleştirel düşünme kendi düşünce süreçlerimizin bilincinde olarak, başkalarının düşünce süreçlerini göz önünde tutarak, öğrendiklerimizi uygulayarak kendimizi ve çevremizde yer alan olayları anlayabilmemizi amaç edinen organize ve aktif bir zihinsel süreçtir. Bu çalışmanın amacı; ilkokul ve ortaokul öğretmenlerimizin eleştirel düşünme eğilimlerini ve bu eğilimlere etki eden faktörleri tespit etmektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 Güz döneminde İstanbul ili, Fatih, Kadıköy, Eyüp, Şişli, Gaziosmanpaşa, Sultangazi ve Arnavutköy ilçelerinden ulaşılabilirliği ve öğretmen mevcudu yüksek olan ilk ve orta devlet okullarda görev yapan 468 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve "Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, istatistik program yardımıyla analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırmada ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin eleştirel düşünme eğiliminin, ölçeğin standart puanlama sistemine göre " düşük" seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eleştirel düşünme eğilimi ortalama puanlarının; yaş, anne eğitim düzeyi, hizmet süresi, aile genel yapısı değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anlamlı farklılık oluşturmamakla beraber sosyal etkinliklere katılım ve bilimsel etkinliklere katılım değişkenlerinin ortalamalar bazında bir etkisinin olduğu anlaşılmıştır Bununla birlikte eleştirel düşünme eğilimi ortalamalarının; cinsiyet, medeni durum, öğretmenin toplam kardeş sayısı, öğretmenin kaçıncı kardeş olduğu, babasının eğitim düzeyi, annesinin mesleği, babasının mesleği, üniversite eğitiminden önce yaşadığı yerleşim birimi, öğretim yaptığı kademe, branşı (alanlara göre), mezun olduğu üniversitenin bulunduğu bölge değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın sonuçları alan yazında benzer amaçlarla yapılmış çalışmalarla tartışılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Düşünme, İlkokul, Ortaokul, Faktör, Öğretmen
Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinden beklenen yeterlikler üzerine yeni öğretmen yetiştirme modeli bağlamında bir araştırma
Bu çalışmada yeni öğretmen yetiştirme modeli bağlamında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerinden beklenen yeterlikler araştırılmıştır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerinden Beklenen Yeterliklerin Yeni Öğretmen Yetiştirme Modeli Bağlamında belirlenmesinde araştırmacı tarafından geliştirilen ve iki bölümden oluşan veri toplama aracı hazırlanmıştır. Veri toplama aracının ilk bölümünde ölçme aracına katılan öğretmenlerin kişisel özelliklerini belirlemeyi amaçlayan 10 soru hazırlanmıştır. Veri toplama aracının ikinci bölümünde araştırmanın alt problemlerine yönelik olarak; ''Size göre bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeninde bulunması gereken mesleki yeterlikler nelerdir? Önem derecesine göre 1'den 10'a kadar yazınız'' sorusu sorulmuştur. Bu soru çerçevesinde DKAB öğretmenlerinde istenilen yeterlik alanları değişkenlere göre belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini, Rize ili ve ilçelerinde bulunan ilköğretim okullarındaki DKAB öğretmenleri, DKAB öğretmenlerinin haricinde kalan diğer öğretmenler ve okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2010 - 2011 öğretim yılında Rize ili ve ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan ve araştırmacı tarafından seçilen 262 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklemde yer alan öğretmenler ise seçilen okullardaki DKAB öğretmenlerinden, DKAB öğretmenlerinin haricinde kalan diğer öğretmenlerden ve okul yöneticilerinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS programı kullanılarak kişisel değişkenlerle alt probleme ilişkin soruların ilişkisine Khi-Kare (X2) testiyle bakılmıştır.
Okul öncesi dönemdeki çocuklara yönelik yapılandırmacı öğrenme kuramına dayalı kavram karikatürlerinin geliştirilmesi ve uygulanması
Okul öncesi dönemdeki çocukların merak ve araştırma duygularını destekleyerek, günlük hayatta karşılaştıkları sorunlara bilimsel çözümler üretebilmeleri açısından fen ve doğa etkinliklerinin kavram karikatürleriyle desteklenmesinin önem arz ettiği düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; okul öncesi öğretmenlerin mevcut fen ve doğa etkinlikleri ile ilgili görüşlerini belirleyerek, bu etkinliklerde kullanmaya yönelik yapılandırmacı öğrenme kuramına dayalı kavram karikatürleri geliştirmek ve uygulamadaki yansımaları ortaya çıkarmaktır. Araştırma, nicel ve nitel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma (çoklu) araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışmada amaçlı örnekleme yolu izlenmiştir. Bu araştırma 2011-2012 akademik yılında iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada açık uçlu sorulardan oluşan bir anket formuyla Rize'de çalışan 99 okul öncesi öğretmeninin mevcut fen ve doğa etkinliklerine ilişkin görüşleri belirlenmiştir. İkinci aşamada ise anketlerden elde edilen verilerden de yararlanarak okul öncesi dönemdeki çocuklara yönelik yapılandırmacı öğrenme kuramına dayalı kavram karikatürleri geliştirilmiştir. Daha sonra geliştirilen materyaller uygulanarak yapılandırılmamış gözlemler yürütülmüştür. Araştırmanın ikinci aşamasına Rize'nin Çayeli ilçesinden toplam 97 çocuk ve 25 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Sinop Üniversitesi'nde çalışan toplam 10 öğretim elemanı hazırlanan materyalleri değerlendirmiştir. Okul öncesi öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının materyalleri değerlendirmesi için iki ayrı form geliştirilerek uygulanmıştır. Elde edilen veriler özelliklerine göre nitel veya nicel analizler yapılarak sunulmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin mevcut fen ve doğa merkezlerini yeterli görmedikleri ve istenilen düzeyde kullanamadıkları belirlenmiştir. Öğretmen ve uzman değerlendirmeleri sonucu geliştirilen kavram karikatürlerinin okul öncesi dönemde uygulanabilir olduğu tespit edilmiştir. Geliştirilen kavram karikatürlerinin uygulanması sırasında yapılan gözlemlerde çocukların konu ile ilgili fikirlerini birbirleriyle paylaştıkları, tartıştıkları, alternatif düşüncelerle birlikte bilgileri yorumlayarak problem çözme becerilerinin desteklendiği ve öğrenci-öğretmen arasındaki iletişimin daha sağlıklı hale getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin materyal tasarlama konusunda teşvik edilmesi ve bu bağlamda fakülte okul işbirliğine önem verilmesi gerektiği önerilmiştir.
Birinci sınıflarda uygulanan uyum ve hazırlık çalışmalarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada Uyum ve Hazırlık Çalışmalarının öğretmen görüşlerinden yararlanarak öğrencilerin sınıf yönetimi, ilk okuma yazma becerileri ve okula uyumu üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilkokul birinci sınıflarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüşleri alınarak, Uyum ve Hazırlık Çalışmalarının birinci sınıf öğrencilerinin hazırbulunuşluklarına etkisini, öğrenci velilerinin uyum ve hazırlık dönemi hakkındaki tepkilerini, Uyum ve Hazırlık Çalışmalarının süresi ve çalışma kitapları hakkındaki genel düşüncelerini, uyum ve hazırlık çalışmaları hakkındaki önerileri; görüşme ve mülakat tekniğiyle incelenmiştir. Araştırmanın evreni 2013 - 2014 eğitim öğretim yılında Rize il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul birinci sınıflardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini farklı mesleki deneyim düzeyinde bulunan birinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemde yer alan 16 sınıf öğretmeninin 8 tanesi 1-10 yıl, 5 tanesi 10-20 yıl 3 tanesi ise 20 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahiptir. Araştırma sonucunda iki görüş ortaya çıkmıştır. Birinci görüşte uyum ve hazırlık çalışmalarının 66 aydan küçük öğrencilerin okuma-yazma hazırlıklarına ve okula uyum düzeyinde olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucundan çıkan ikinci görüş ise öğretmenlerin etkinlikleri kolay ve yetersiz buldukları, sürenin etkinliklere uygun planlanmadığı, okul öncesi eğitimi alan öğrencilerin süreç içinde sıkıldıkları ve velilerin çocuklarının gelişim düzeylerine göre tutumlar sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgulara dayanarak uyum ve hazırlık çalışmaları dönemi ile ilgili öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada; okul öncesi eğitimde görev yapan, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile tükenmişlik düzeylerinin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile tükenmişlikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, bu amaç doğrultusunda, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile tükenmişlik düzeylerinin medeni durumlarına, görevdeki kadro pozisyonlarına, mesleki kıdem yıllarına, kazandıkları ücretten memnuniyet durumlarına, öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerine, sınıflarındaki öğrenci sayılarına, aile toplam gelir düzeylerine ve okul öncesi eğitim öğretmenliği branşını seçme nedenlerine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin, istatistiksel olarak sınıf yönetimi becerilerinden yordanıp yordanamayacağı regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Samsun il merkezi ve ilçelerinde bulunun anaokulu ve ilkokullarda görev yapan toplam 349 okul öncesi eğitim öğretmeninin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilmiş, Türkçeye uyarlama çalışmaları Ergin (1992) tarafından yapılmış "Maslach Tükenmişlik Envanteri" ve Denizel Güven ve Cevher'in (2005) okul öncesi öğretmenleri için geliştirmiş oldukları "Sınıf Yönetimi Beceri Ölçeği" olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SSPS paket programı ile çözümlenmiş, veri çözümlemede aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerinin, öğretmenlik mesleğini seçme nedenine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinin medeni durum, görevdeki kadro pozisyonu, mesleki kıdem yılı, kazandıkları ücretten memnuniyet, sınıflarındaki öğrenci sayıları, aile toplam gelir düzeyleri ve branşlarını seçme nedeni değişkenlerine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Okul öncesi eğitim öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin, mesleki kıdem değişkenine bağlı olarak duyarsızlaşma alt boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin medeni durum, görevdeki kadro pozisyonu, mesleği seçme nedeni, kazandıkları ücretten memnuniyet, sınıflarındaki öğrenci sayıları, aile toplam gelir düzeyleri ve branşlarını seçme nedeni değişkenlerine bağlı olarak, hiçbir alt boyutta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerilerinin, tükenmişlik düzeyleriyle istatistiksel olarak ilişkili olduğu, ayrıca öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin sınıf yönetimi becerilerinden yordanabildiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle, öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinin, tükenmişlik düzeyleri üzerinde belirleyici ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Yönetimi Becerisi, Okul Öncesi Eğitim Öğretmeni, Okul Öncesi Eğitim, Sınıf Yönetimi, Tükenmişlik
Proje tabanlı öğrenmenin birleştirilmiş sınıflarda uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri
Bireylerin temel haklarından olan eğitim hakkının temini için çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Bu uygulamalardan biriside birleştirilmiş sınıftır. Mevcut birleştirilmiş sınıf şartları düşünüldüğünde öğretim için kullanılacak yöntemin önemi büyüktür. Öğrencilerin sürece aktif olarak katılmaları ve kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu almaları, öğretmenin ise bu süreçte rehber konumda olması sebebiyle proje tabanlı öğrenme yönteminin bu okullarda kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada proje tabanlı öğrenmenin birleştirilmiş sınıflarda uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı kapsamında durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Giresun ilinde halen birleştirilmiş sınıflarda görev yapmakta olan 24 öğretmen çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada elde edilen veriler frekans- yüzde, içerik analizi ve betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğretmenlere göre proje tabanlı öğrenmenin birleştirilmiş sınıflarda uygulanabileceği ancak uygulanmasının öğretmen ve öğrenci açısından bazı avantajlar sağlayacağı gibi bazı dezavantajlar da sağlayacağı ortaya çıkmıştır. Araştırmada öğretmenlerin proje tabanlı öğrenmeyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlere proje tabanlı öğrenme hakkında yeterli eğitim verilmeli ve proje tabanlı öğrenme konusunda deneyim kazanmaları sağlanmalıdır.
İlkokul fen bilimleri dersi öğretim programlarına (2005 ve 2013) yönelik stratejik planlama: SWOT analizi
Ülkemizde eğitim sisteminin değişmesiyle birlikte yapılandırılan Fen Bilimleri Dersleri Öğretim Programlarının (2005 ve 2013) öğretmen tarafından ne düzeyde bilindiğini ve uygulanabildiğini, programın eksilerini ve artılarını ilkokul 3. ve 4. sınıf, sınıf öğretmenlerinin görüşlerine dayanarak belirlemek çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırma verileri, Kırşehir il, ilçe, kasaba ve köylerde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleriyle yapılan odak grup görüşmesi yoluyla elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafında geliştirilen "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF)" kullanılmıştır. Soruların hazırlanması aşamasında literatür taraması ile birlikte SWOT analizinin her bir boyutuna ilişkin (güçlü, zayıf, fırsatlar ve tehditler) soru türleri oluşturulmuştur. Oluşturulan taslak YYGF uzman görüşüne sunularak ölçme aracının kapsam ve yapı geçerliliğine bakılmıştır. Veri toplama aracı uzman görüşlerine göre düzenlenerek kapsam ve yapı geçerliliği sağlanmıştır. Araştırma sonucunda; 2005 Fen ve Teknoloji Dersleri Öğretim Programlarının; en güçlü olduğu yönünün duyuşsal öğrenmelere hitap ettiği, en zayıf olduğu yönlerinin ise içerik, kitap, materyal ve değerlendirme olduğu görülmekteyken, programı en fazla tehdit eden yönün öğretmenler ve programa en çok fırsat sunan yönlerin de öğretmenler, okul ve veli olduğu görülmüştür. 2013 Fen Bilimleri Dersleri Öğretim Programlarının; en güçlü olduğu yönünün içerik boyutu olduğu, en zayıf olduğu yönlerinin içerik, kitap, yöntem-teknik ve öğrenci boyutları olduğu görülürken, programı en fazla tehdit eden ve programa en fazla fırsat sunan yönün öğretmen olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Stratejik planlama, SWOT analizi, fen bilimleri öğretim programı