Bolu Abant Izzet Baysal University
Faculty

Düzce Tıp Fakültesi

Bolu Abant Izzet Baysal University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

3 Tez
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Subklinik hipotiroidi tedavisinin kardiyovasküler risk üzerine etkileri

Yaşar Sertbaş
Bolu Abant Izzet Baysal University
2004
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Umblikal kord büyüme faktörlerinin fetal büyüme üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmada miadında doğan bebeklerin kord venöz kanı örneğinde leptin, Insulin Benzeri Büyüme Faktörü-I (IGF-I), însülin Benzeri Büyüme Faktörü-II (IGF-II), Insulin Benzeri Büyüme Faktörü Bağlayıcı Protein-3 (IGFBP-3) ve kord arteryel karımda insulin, kortizol ve büyüme hormonlarına bakılarak bunların fetal büyüme üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı. Materyal-Metod: Çalışmaya 82 sağlıklı anneden doğan term yenidoğanlar (37 kız, 45 erkek) ve anneleri alındı. Vakaların antropometrik ölçümleri, plasental ağırlığı, annelerin gebelik boyunca aldığı kilo artışı tespit edildi. Umblikal kord kanında IGF-I, IGF-II, IGFBP-3, leptin, kortizol, büyüme hormonu (BH), insülin düzeyleri analiz edildi. Bulgular: Kord kanı IGF-I seviyeleri ile bebek doğum ağırlığı ( p<0.01; r= 0,27); boy (p<0.01; r=0.26) ve plasental ağırlık (p<0.01; r= 032) arasında anlamlı korelasyon saptandı. Kord kam leptin seviyesi ile bebek doğum ağırlığı (p<0.05; r=0.23) ve vücut kitle indeksi (p<0.01; r=0.33) arasında pozitif korelasyon saptandı. Plasental ağırlık ile doğum ağırlığı (p<0.001; r=0.8), uzunluk (p<0.001; r-0.62), baş çevresi ((p<0.001; r=0.47) ve vücut kitle indeksi (p<0.001; r=0.71) arasmda anlamlı korelasyon saptandı. Venöz kord kam serum leptin seviyesi ile arteryel kord serum insülin seviyesi arasmda korelasyon saptandı (p <0.01; r=0.37). Multipl Lojistik Regresyon (MLR) analizi sonucu ağırlık üzerine etkin parametre olarak sırasıyla plasenta ağırlığı (MR=0.82) ve leptin (MR=0.63), olarak belirlendi. IGF-I, insülin ve BH'nun zayıf etkisi olduğu izlendi. MLR analizine göre uzunluk üzerine en etkin parametreler sırasıyla; plasental ağırlık (r=0.47; MR=0.68) ve leptin (r=0.16; MR=0.41) olarak belirlendi. Sonuç: Bu çalışmadaki veriler, kord kanındaki leptin, IGF-I seviyeleri ve plasentanın fetal büyümenin düzenleyicisi olduğunu desteklemektedir. Fetal leptin seviyeleri, fetal uzunluğun aksine fetal kilo alımının düzenlenmesini önemli ölçüde etkiliyor gibi görünmektedir. Fetal büyüme üzerine insülin ve leptin pozitif bir etkileşme göstermektedir. Plasenta bir endokrin organ olarak görülmekte ve salgıladığı faktörlerle fetal büyümeye önemli katkıda bulunmaktadır. 40

Mahmut Keskin
Bolu Abant Izzet Baysal University
2005
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda etiyoloji, patoloji ve klinik arasındaki ilişkilerin Tc-99m HMPAO beyin perfüzyon SPECT ile araştırılması

Anahtar kelimeler: Çocuk, serebral palsi, SPECTAmaç: Bu çalışma, ?Technetium-99-hexamethylpropyleneamine-oxine? (Tc-99m HMPAO)kullanılarak yapılan ?single photon emission computed tomography? (SPECT) tetkikiyle, SP'li olgulardakibeyin kan akımı bozukluklarını değerlendirmek için yapıldı.Giriş: Serebral Palsi (SP); gelişim sürecinde olan beyinde ortaya çıkan, ilerleyici özelliktaşımayan, heterojen bir grup hareket bozukluğudur. SP; gelişimsel, genetik, metabolik, iskemik,enfeksiyöz ve diğer edinsel nedenler gibi çok geniş bir takım faktörün etiyolojide yer aldığı, ortak nörolojiktablolarla ortaya çıkan bir grup hastalıktır. Ek olarak SP; konuşma, görme ve sosyal problemlerin yanındaepileptik nöbetlerle çok sık birliktelik gösterebilse de asıl bozukluğu tanımlayan, beyinin motor sistemlerineözgü hasarıdır. Geçmişte statik ensefalopati olarak nitelendirilse de bu hatalıdır, çünkü nörolojik tablonunbelirleyici özellikleri zamanla değişebilir ya da ilerleyebilir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir. Fakat,tanıya yönelik kullanılan geleneksel tekniklerin tanı değeri çoğu kez sınırlıdır.Tc-99m HMPAO SPECT; beyinin bölgesel kan akımını değerlendirmek için sık kullanılan biryöntemdir.Yöntem: SP'li 50 çocuğun (34'ü erkek, 16'sı kız, 1-17 yaşlar arasında, ort=8 yaş) klinik tabloları,etiyolojik faktörleri ve sorunları gözden geçirildi. SP'nin alt grupları; diskinetik (n=14), spastik kuadripleji(n=13), spastik hemipleji (n=11), mikst (n=7) ve spastik dipleji (n=5) olarak saptandı.Beyine özel, 360 derece dönebilen, kristal gamma kamera kullanılarak yapılan SPECTsonucunda; transaksial, koronal, sagital kesitler elde edildi ve kalitatif analizi yapılıp bilgisayarlı beyintomografisi (BBT) ve elekroensefalografi (EEG) sonuçlarıyla karşılaştırıldı.Bulgular: SPECT'te olguların; 21'inde (%42) serebellumda hipoperfüzyon görüldü, sıklık sırasınagöre, olguların; 18'inde (%36) parietal lobda, 15'inde (%30) frontal lobda, 9'unda (%18) temporal lobda,10'unda (%20) bazal ganglion ve talamusta ve 4'ünde (%8) oksipital lobda hipoperfüzyon saptandı.SPECT, olguların 16'sında (%32) normaldi. SPECT'te, BBT'si normal olanların (n=26) 14'ünde (%54),EEG'si normal olanların (n=12) 10'unda (%82) perfüzyon defektleri görüldü.Sonuç: SPECT, yapısal değişiklik daha oluşmadan önce, beyin perfüzyonundaki fonksiyonelazalmayı açığa çıkarabilir. Bu nedenle, beyin SPECT'i SP'nin erken tanısında oldukça kullanışlı birgörüntüleme yöntemi kararına varıldı. Ancak, olgu sayımızın az olmasından dolayı bulgularımızın çoğunuistatiksel olarak anlamlı bir zemin üzerine oturtamadık. Bu nedenle, daha geniş hasta gruplarıylaçalışmaların yapılması ve değerlendirilmesi, istatiksel açıdan da anlamlı, bilgiler edinilmesinisağlayacaktır.

Yılmaz Avşar
Bolu Abant Izzet Baysal University
2005
00