
562
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Preparation and characterization of some side chain liquid crystalline polymer graft copolymers of high density polyethylene and isotactic polypropylene
The monomers, p-benzophenoneoxycarbonylphenyl acrylate (BPOCPA) and p-benzophenoneoxycarbonylphenyl methacrylate (BPOCPMA) were synthesized by the reaction of p-acryloyloxybenzoyl chloride (ABC) and p-methacryloyloxybenzoyl chloride (MBC) with p-hydroxybenzophenone, respectively, in xylene in the presence of pyridine. ABC and MBC were prepared by refluxing p-acryloxyloxybenzoic acid and p-methacryloyloxybenzoic acid, formerly prepared by reaction of corresponding acid chlorides with p-hydroxybenzoic acid in alkaline medium, in thionyl chloride. The graft copolymerization of BPOCPMA onto high density polyethylene (HDPE) and of BPOCPA and BPOCPMA onto isotactic polypropylene (IPP) were carried out via bulk polymerization method by using dicumyl peroxide initiator in vacuum. The variation of grafting with the mixing ratio of the monomer (BPOCPA or BPOCPMA) and the matrix polymer (HDPE or IPP) in the reaction mixtures was investigated with six different monomer/matrix polymer ratios. While the content of graft units in the products consistently increased with the percentage of the monomers in the reaction mixtures, the percent graftings reached the maximum values at relatively lower monomer concentrations, which were followed by dramatic decreases. The grafted products were characterized by FTIR, DSC, WAX, PALS, SEM and mechanical testing. Noteworthy and significant increases were recorded in the crystalline melting temperatures and percent crystallinities of matrix polymers. The graft copolymerization of BPOCPMA gave rise to significant enlargements in the lateral dimensions of unit cells (a and b parameters) of the orthorhombic structure of HDPE, in consistence with the graft content. A constant expansion in c parameter, the unit cell axis parallel with the chain axis of HDPE molecular segments, however, was recorded in all products. The grafting also resulted in increases in the particle size of HDPE crystals. The lateral dimensions of the monoclinic unit cell of IPP matrix were also found to be considerably affected by poly(BPOCPA) and poly(BPOCPMA) content in the products. Both a and b parameters increased significantly at low percentages of the graft units. The effect was more prominent in the dimension a. At relatively high contents, the grafting led to decreases in dimensions. The parameter c decreased in all products in consistence with the content. The graft copolymerization onto HDPE, while leading to relatively smaller increase in the free volume size at low percentage of poly(BPOCPMA), resulted in reduced volume with the increase of the content in the products. Moreover, the grafting resulted in dramatic decreases in the free volume fractions with the percentage, especially in the copolymers. The graft copolymerization onto HDPE resulted in improvements in the mechanical properties of the products, especially in tensile strength and modulus. The improvements were observed to be accompanied by reductions in free volume size and fraction. On the other hand, while the graft copolymerization of BPOCPA onto IPP lead to some improvements in the mechanical properties of the products at low percentages of poly(BPOCPA). The graft copolymerization of BPOCPMA gave rise to diminishes in all tensile and impact behaviors in consistence with the content of poly(BPOCPMA). Both grafting imparted brittleness, increasing consistently with the contents to the material. SEM analysis of tensile and impact fractured surface of poly(BPOCPMA)-g-HDPE, poly(BPOCPA)-g-IPP and poly(BPOCPMA)-g-IPP products revealed that the structures of the products were completely homogeneous. No phase separation was recorded at all. The products exhibited brittle nature with some ductility.
Lactobacillus acidophilus KPb4b suşunun farklı yöntemlerle mikroenkapsülasyonu ve bu yöntemlerin bakteri canlılığı üzerine etkilerinin yanıt yüzey yöntemi ile belirlenmesi
Bu çalışmada, daha önceki araştırmalarımız sonucu elde edilen bilgiler ışığında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Mikrobiyolojisi Araştırma Laboratuvarı Kültür Koleksiyonunda bulunan, potansiyel probiyotik özellikleri belirlenmiş ve moleküler genetik yöntemlerle kesin tanısı yapılmış Lactobacillus acidophilus KPb4b suşu kullanılmıştır. Çalışma kapsamında bu potansiyel suşun emülsiyon tekniği, elektrostatik titreşim/damlatma yöntemi ve çift tabaka kaplama (elektrostatik titreşim/damlatma yöntemi ile birinci kaplama üzerine kitosan ile ikinci tabaka kaplama) yöntemi ile mikroenkapsülasyonu gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda yanıt yüzey yöntemi kullanılarak mikroorganizma canlılığının korunmasında kullanılabilecek uygun parametreler belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, analiz başlangıç ve sonundaki canlı mikroorganizma sayısı arasındaki fark değerlerinin düşük olması bakterinin analiz koşullarına dayanımının yüksek olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre aljinat konsantrasyonunun etkisinin (P<0,01) düzeyinde çok önemli olduğu, ayrıca bu faktörleden aljinat konsantrasyonu ve kitosan konsantrasyonunun interaksiyon etkisinin de (P<0,01) düzeyinde çok önemli olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre elektrostatik titreşim/damlatma yöntemi ile kaplama ve çift tabaka (Elektrostatik titreşim/damlatma yöntemi + kitosan) ile kaplama yöntemlerinde mikroenkapsül boyutlarına, aljinat konsantrasyonu ve kalsiyum klorür molaritesinin çok önemli düzeyde (P<0,01) etki ettiği sonucuna varılmıştır ve ayrıca emülsiyon tekniğinde aljinat konsantrasyonunun önemli düzeyde (P<0,05) etkili olduğu tespit edilmiştir.
Ticari patates tohum partilerinde, spongospora subterranea'nın neden olduğu tozlu uyuz hastalığının yaygınlığı, yakalanma oranı ve hastalık şiddetinin belirlenmesi ve etmenin morfolojik ve moleküler teşhisi
Bu çalışma, bazı patates çeşitlerinde "Tozlu Uyuz (Spongospora subterranea) Hastalığının" yakalanma oranını, hastalık şiddetini ve yaygınlık oranını incelenmek amacıyla ele alınmıştır. Bu amaçla araştırma enstitülerinden ve ticari tohum şirketlerinden 67 çeşide (Agata, Agria, Alegria, Alonso, Amarin, Amora, Aurea, Banba, Blondine, Bohemia, Borwina, Brooke, Carrera, Casablanca, Chalenger, Concordia, Electra, Endeavour, Estrella, Fasan, Fatih, Florice, Galata, Granola, Hermes, Innovator, Jelle, Jelly, Lady Claire, Lady Olympia, Lady Rosetta, Lady Amarilla, Lady Anna, Laura, Lovisana, Madeleine, Marabel, Marfona, Melody, Menger, Musica, Nahita, Nam, Natascha, Nectar, Onaran, Opal, Orchestra, Pomqueen, Provento, Royal, Russet Burbank, Soprano, Safrane, Sagitta, Sante, Savanna, Sifra, Slaney, Soleia, Soraya, Surya, Taurus, Ünlenen, Van Gogh, WR-808, Zorba) ait 107 patates örneği temin edilmiştir. Patates çeşitleri önce morfolojik olarak incelenmiş ve ardından stero mikroskopla bakılarak, yumrudaki lezyon dağılımı derecesine göre ıskala oluşturulmuştur. Hastalığa yakalanma oranları yüksek oranda tespit edilen çeşitler; Laura ve Galata (% 96), Estrella (% 88) olarak belirlenmiştir. Yaygınlık oranları yüksek oranda tespit edilen çeşitler; Laura, Galata ve Estrella (% 100) olarak en yüksek oranda gözlemlenmiştir. Hastalık şiddeti yüksek oranda tespit edilen çeşitler; Laura (% 57.6), Galata (% 48), Estrella (% 43.2) olarak tespit edilmiştir. Hastalığa yakalanma oranları düşük oranda tespit edilen çeşitler; Safrane (% 4), İnnovator ve Provento (% 4.3) olarak belirlenmiştir. Hastalık şiddeti düşük oranda tespit edilen çeşitler; İnnovator (% 0.9), Provento ve Lady Anna (% 1.7) olarak belirlenmiştir. Yaygınlık oranları; İnnovator, Provento, Safrane (% 100) olarak tespit edilmiştir. Endeavour, Musica, Ünlenen çeşitlerinde ise hastalığın hiç saptanmadığı belirlenmiştir. Ayrıca S. subterranea'nın dinlenme sporlarını görüntüleyebilmek için lezyonlu bölgeden alınan doku, methylene blue ve safranin boyaları ile boyanarak morfolojik tanımlaması yapılmıştır. Etmenin moleküler karakterizasyonu için, türe spesifik PCR ve DNA dizi analizleri gerçekleştirilmiştir.
Use of a semifluorinated acrylic compound in reinforcement of high density polyethylene and some microsphere preparation studies
In this dissertation, a novel semifluorinated acrylic compound, 3,3,4,4,5,5,6,6,7,7,8,8,8-dodecafluoro-5-methyloctyl-4-(acryloyloxy) benzoate (ABCF13) was synthesized, and it was used in the reinforcement of high density polyethylene (HDPE) by graft copolymerization and in the preparation of crosslinked microspheres by suspension polymerization. The prepared microspheres were then used in the preparation of blends with HDPE. The thermal, microstructural, mechanical and morphological properties of all the graft coproducts and the blends were investigated. The monomer, ABCF13 was synthesized by the reaction of 3,3,4,4,5,5,6,6,7,7,8,8,8-dodecafluoro-1-octanol with p-acryloyloxybenzoyl chloride (ABC) in ethyl acetate containing triethylamine. ABC was precedingly synthesized by refluxing p-acryloxyloxybenzoic acid, prepared by the reaction of acryloylchloride with p-hydroxybenzoic acid in basic medium, in thionly chloride. The graft copolymerization of ABCF13 onto the HDPE was conducted by bulk-melt polymerization at 140°C by using benzoyl peroxide initiator in evacuated tubes. The products involving poly(ABCF13) units at varying percentages were prepared by employing ABCF13 at the concentrations of 5, 10, 15, 20, 30 and 40% in the reaction mixtures. The content of poly(ABCF13) in the products and percent conversion of the reactions were determined gravimetrically. The percent conversion exhibited consistent rise with the increase of monomer concentration in the reaction mixture and reached the maximum value, 97.9% at 40% ABCF13 yielding the product including 39.18% poly(ABCF13). The DSC analyses of the coproducts displayed that there existed considerable and significant increases in both the melting temperature of crystalline domains and crystallinity in the HDPE matrix, consistent with the graft content. Maximum melting temperature 134.2°C was recorded with 13.96% poly(ABCF13), which was followed by decreases with the increasing of content. The XRD analyses revealed that the graft copolymerization gave rise to significant expansions in lateral dimensions of orthorhombic unit cells in crystalline domains of HDPE. The maxima, 7.420 Å in the parameter a (0.84% increase) and 4,957 Å in the parameter b (0.98% increase) were recorded with the product again involving 13.96% poly(ABCF13). The maxima were then followed by contractions. The parameter c, however, remained relatively unchanged. The grain (crystal) size increased initially, and after reaching maximum at 9.15% poly(ABCF13) reduced gradually with the content to sizes even smaller than that of pure HDPE. The PALS analyses showed that the size of the free volumes increased almost linearly with the percentage of poly(ABCF13) while the free volume fraction in the products exhibited a decrease tendency with the content. Remarkable improvements were achieved in the mechanical behaviors of the products. The maximum tensile strength 43.75 MPa and elastic modulus 393 MPa (133% and 9% improvement, respectively) were achieved with the product comprising 9.15% poly(ABCF13). Moreover, the absorbed energy in the impact tests exhibited 100% increase in the same product. The SEM images of the tensile and impact fractured surfaces of the products showed that the samples possessed completely homogeneous structure without any phase separation. A gradual transition from ductile behavior to brittle nature was observed as poly(ABCF13) percentage increased in the matrix. The well-shaped, crosslinked poly(ABCF13) microspheres with the size in the range of 10-100 µm were prepared by using ethylene glycol dimethacrylate (1%) (crosslinking agent), potassium persulfate (1.3%) (water soluble initiator), 0.2 g ABCF13 monomer in 150 mL of water at 70°C for 24 h reaction time and with the stirring rate of 500 rpm. Structure and morphology of the products were monitored by SEM. The poly(ABCF13) microsphere-HDPE blends involving the microspheres at varying ratios (1, 3, 5, 7 and 10%) were prepared by direct mixing of the components, and molded by microinjection molding for characterizations. The processing with the microspheres led to decrease in the melting temperature of HDPE in consistence with the content of microsphere. The a and b unit cell parameters increased initially and reached maxima with the sample including 5% microsphere, which were followed by dramatic decreases. The c parameter remained relatively unchanged. The mechanical tests of the products displayed that there existed considerable improvements in tensile strength, modulus and impact strength. The maximum tensile strength 25.66 MPa, elastic modulus 499 MPa and maximum absorbed energy in the impact test 26.84 kJ/m2 (29%, 42% and 41% improvement, respectively) were achieved with the blend involving 5% microsphere. After the maxima, the mechanical characters depicted weakening trend as the microsphere content increased in the matrix. The SEM analyses revealed that although there existed fibrillar formations in all samples, the extensions decreased with the increase of the microsphere content. While ductile behavior was observed with the formation of long-bulky extensions at low contents, brittleness started to prevail at high contents with some short and thin fibrils
Pişirme işlemi sırasında tavuk dönerin lipit fraksiyonunda meydana gelen bazı değişimlerin incelenmesi
Bu çalışmada, tavuk dönerin üretimi sırasında uygulanan ısıl işleme bağlı olarak lipit fraksiyonunda meydana gelen değişim araştırılmıştır. Isıl işlem öncesi ve pişirme sırasında alınan numunelerden ekstrakte edilen lipit fraksiyonunun oksidasyon düzeylerinin belirlenmesi için konjuge dien değeri, özgül absorbans değerleri (K232 ve K270), peroksit değeri, tiyobarbitürik asit değeri (TBA), serbest asitlik miktarı ve polimer trigliserit miktarı belirlenmiştir. Ayrıca bu lipit örneklerinde ve yağı uzaklaştırılmış tavuk eti örneklerinde serbest ve ester bağlı monokloropropandiol (MCPD) miktarları ile tavuk eti örneklerinde renk (L*,a*,b*, C*, h) değerleri ve akrilamid düzeyleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, pişirme sırasında tavuk dönerin maksimum merkez ve yüzey sıcaklıkları sırasıyla 10.6 °C ve 80.3 °C olarak bulunmuştur. Pişirme sırasında döner örneklerinin L* değerleri artarken, a* değerleri düşmüştür. Döner örneklerinin nem miktarları pişirme ile azalırken, yağ miktarları artmıştır. Pişmiş döner numunelerinden ekstrakte edilen yağların serbest yağ asiti miktarları %1.33-2.06; peroksit değerleri 1.0-3.9 meş O2/kg; K232 değeri 1.75-5.79; K270 değeri 0.18-3.33; TBA değeri 1.27-2.87 mg MA/kg; polar madde miktarları 7.30-9.77 ve polimer trigliserit miktarları 0.024-0.031 g/100 g olarak belirlenmiştir. Çiğ ve pişmiş döner örneklerinin C16:0, C16:1, C18:0, C18:1c, C18:2 ve C18:3 oranları sırasıyla %19.90 ve 19.07; %3.12 ve 2.60; %5.28 ve 5.71; %32.32 ve 31.86; %34.89 ve 36.43 ile %3.16 ve 3.00 şeklinde belirlenmiştir. Pişirme işlemi ile ester 3-MCPD miktarları artarken, serbest 3-MCPD miktarlarında ise düşme saptanmıştır. Döner numunelerinin akrilamid miktarları ise dedeksiyon limitinin altında kalmıştır. Sonuç olarak, pişirme işlemi düşük sıcaklıklarda gerçekleştiğinden lipit oksidasyon ürünleri ile serbest ve ester bağlı 3-MCPD miktarları düşük olmuştur. Tavuk dönerin akrilamid açısından ise risk taşımadığı belirlenmiştir.
QCD sum rules for the mass, residue and self-enegryof nucleon in cold nuclear matter
In this thesis, the mass, residue and self-energies of the nucleon in cold nuclear medium are calculated in the framework of the QCD sum rules method by using the interpolating current of the nucleon, including the Ioffe value of the mixing parameter . Firstly, the reliable regions of the auxiliary parameters required for the calculations are determined in accordance with the philosophy of this method. Then, we present these physical quantities showing stability with respect to these auxiliary parameters in their obtained working regions. In the limit of ρ→0, we obtain our vacuum results. It is then calculated that the mass and residue of the nucleon showed negative shifts due to the cold nuclear matter. These shifts are obtained using the mean values of the auxiliary parameters and at the saturation nuclear matter density. The negative shifts on the mass is %31 and on the residue is %11. In addition, in the density interval ρ = [0 - 1:5]ρsat, the modified mass and residue of nucleon show almost linear decrease due to the increasing medium density. Another important result is obtained that our results for the vector and scalar self-energies of nucleon being a good agreement with the literature. It is important to investigate the physical properties of the hadrons in the cold and dense nuclear medium, as opposed to vacuum, to evaluate the results of heavy ion collision experiments, and to better understand the internal structures of dense objects such as neutron stars. Our results may shed light on the planned medium experiments in the near future and may also be helpful in theoretical and phenomenological studies related to the behavior of other hadrons in the dense medium.
Farklı kurutma tekniklerinin kara dut (M. nigra) ve beyaz dut (M. alba) meyvelerinin bazı beslenme değerleri üzerine etkileri
Yapılan bu araştırmada, beyaz dut (M. alba) ve kara dut (M. nigra) meyveleri üç farklı şekilde kurutma işlemine tabi tutulmuştur. Bu yöntemler, güneşte kurutma, etüvde kurutma (70, 90 ve 110 °C) ve mikrodalgada (450, 600 ve 700 W) kurutmadır. Kurutma işlemlerine bağlı olarak, meyve ağırlığı, nem oranı, organik asit ve fenolik bileşiklerdeki değişimler incelenmiştir. Güneşte kurutulan beyaz ve kara dut örneklerinde meyve ağırlığı sırası ile 1.07 ve 1.59 g olarak bulunmuştur. Etüvde kurutmada, beyaz dutlarda meyve ağırlığı 0.57-0.88 g, kara dutlarda 1.57-1.87 g aralığında, mikrodalga uygulanan beyaz dutlarda 0.62-1.22 g, kara dutlarda 0.76-1.41 g aralığında tespit edilmiştir. Kurutma yöntemlerine bağlı olarak organik asitlerin miktarlarında değişimler görülmüştür. Beyaz dut meyvelerinde; en yüksek okzalik asit içeriği (2.88 g/100 g) güneşte kurutulan meyvelerde, en yüksek sitrik asit içeriği (14.15 g/100 g) ve en yüksek malik asit içeriği (17.67) etüvde (110 oC) kurutulan meyvelerde tespit edilmiştir. Kara dut meyvelerinin organik asit içerikleri incelendiğinde; en yüksek okzalik asit içeriği (2.88 g/100 g), malik asit içeriği (18.39 g/100 g) ve en yüksek sitrik asit içeriği (9.09 g/100 g) güneşte kurutulan meyvelerde belirlenmiştir. En yüksek C vitamini içeriği (31.66 mg/100 g) yaş kara dut meyvelerinde tespit edilmiştir. Beyaz dut meyvelerinde uygulanan kurutma yöntemlerine göre fenolik bileşik içeriklerindeki değişimlere incelendiğinde; en yüksek gallik asit (76.39 mg/100g), klorojenik asit (63.44 mg/100 g) ve kafeik asit içerikleri etüvde yapılan kurutmada (110 oC) tespit edilmiştir. Araştırmada en yüksek rutin içeriği ise (16.79 mg/100 g) mikrodalgada yapılan kurutmada saptanmıştır. Kara dut meyvelerinde en yükse gallik asit içeriği (97.58 mg/100 g), en yüksek klorojenik asit içeriği (51.75 mg/100 g), en yüksek rutin içeriği (21.68 mg/100 g) mikro dalgada (450 W) yapılan kurutmada ve en yüksek elajik asit içeriği yine mikro dalgada 700 W'da yapılan kurutmada tespit edilmişti. Sonuç olarak yapılan kurutma yöntemlerine bağlı olarak beyaz dut ve kara dut meyvelerinin biyokimyasal içeriklerinde önemli değişimlerin olduğu ve C vitamini zenginliği açısından yaş meyvelerin daha önem arz ettiği görülmüştür.
Manuel jeneratörün akıllı jeneratöre dönüşümü ve uzaktan izlenmesi
Bu çalışmada manuel olarak çalıştırılan düşük güçlü jeneratörlerin düşük maliyetle otomatik çalışır jeneratöre dönüştürülmesi üzerine bir çalışma gerçekleştirilmiş ve jeneratörler ve şebekedeki bilgilerin uzaktan izlenmesi gerçekleştirilmiştir. Sistemde öncelikle manuel çalışmayı otomatikleştirecek yapı anlatılmış ve bunun için mikrodenetleyici tabanlı kontrol sistemi geliştirilmiştir. Çalışmanın diğer aşamasında ise şebeke ve jeneratör üzerindeki gerilim ve frekans değerlerlerini uzaktan izleyebilmek için ENC2860J ethernet modülü mikrodenetleyicili sistem kartı ile haberleştirilerek verilerin internet ortamına gönderimi sağlanmıştır. Uzaktan bu değerleri takip edebilmek için modem üzerinde alınacak olan IP adresi ile yerel ağda bilgilerin izlenmesi gerçekleştirilmiş daha sonra Mathswork'un entegrasyonu olan ThingSpeak adı verilen bir internet sitesinde kullanıcı hesabı oluşturularak jeneratör ve şebeke değerlerini uzaktan izleme gerçekleştirilmiş ve başarılı olunmuştur.
Sinyal işleme ve makine öğrenmesi yöntemleri ile dönen makinelerde titreşim sinyallerinden arıza analizi ve tespiti
Bu tez çalışmasında, endüstride sıklıkla kullanılan CNC makinesinin matkap ucunda meydana gelen hataların tespitine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Üretimde kullanılan her makine için zamanla arızalanma kaçınılmazdır. Arızaları meydana gelmeden önce tahmin edebilmek hem insan gücü kaybının hem de yüksek miktarlardaki onarım maliyetinin oluşmasına engel olur. Bu sebeple, makinelerde oluşan hataları analiz edebilmek uzun yıllardır uygulanan popüler bir konudur. Daha önce yapılan çalışmalar incelendiğinde, makinelerin çalışma koşullarında alınan gerilim, akım, sıcaklık ve titreşim gibi nicelikler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, CNC makinesinin çalışması esnasında alınan titreşim sinyallerini içeren veri kümesi kullanılmıştır. Hataları teşhis edebilmek için, ham titreşim sinyallerinden özellikler çıkarılmıştır. Özellik çıkarma işlemi, büyük miktarda veri içerisinden değerli olan az miktardaki veriyi elde etmeyi sağlamaktadır. Bu bağlamda zaman alanı, frekans alanı, zaman-frekans alanı ve bu alanların birleşimi olmak üzere 4 alanda özellikler elde edilmiştir. Özellik çıkarma işleminden sonra, normalizasyon işlemi uygulanmıştır. Bu şekilde farklı değerlere sahip özelliklerin aynı anda verimli bir şekilde işlenebilmesi sağlanmıştır. Normalizasyon işleminden sonra, Uzun-Kısa Dönem Hafıza yapısı ve çeşitli derin öğrenme katmanları kullanılarak sınıflandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Yapılan işlemler sonucunda %99,53 doğruluk oranı elde edilmiştir. Alınan doğruluk oranının karşılaştırmasını yapabilmek için, bu alanda çok tercih edilen Destek Vektör Makineleri kullanılmıştır. Bu çalışma ile, bu alanda daha önce kullanılmayan Uzun-Kısa Dönem Hafıza yapısı ile dönen makinelerde hata analizi yapılabileceği gösterilmektedir. Ek olarak, oluşturulan yapay sinir ağına farklı katmanlar eklemenin sonuca etkileri gösterilmektedir.
Makarna endüstrisi artığı razmol kepeğinden protein konsantresi üretimi ve bazı fonksiyonel özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada, makarna endüstrisi artığı iki farklı razmol (ince kepek) örneğinden (RZM-1 ve RZM-2), ham yağı uzaklaştırıldıktan sonra, distile su veya 0,15 M NaCl kullanılarak pH 10'da ekstrakte edilen ve sonra liyofilize edilen protein konsantrelerinin (sırasıyla PK-1S ve PK-2S; PK-1T ve PK-2T) su tutma ve yağ absorplama kapasitesi, protein çözünürlüğü, emülsiyon kapasitesi ve stabilitesi, köpük kapasitesi ve stabilitesi gibi bazı fonksiyonel özellikleri incelenmiştir. PK-1S, PK-2S, PK-1T ve PK-2T'nin kuru madde üzerinden protein miktarları sırasıyla %79,1, %86,0, %82,3 ve %86,7; verim değerleri ise sırasıyla %6,7, %5,6, %5,5 ve %4,6'dır. Protein konsantrelerinin renk değerleri birbirine yakın bulunmuştur. En yüksek su tutma ve yağ absorplama kapasitesi (sırasıyla 2,66 ve 3,98 g/g) PK-2S'de saptanmıştır. Fonksiyonel özellikler %1,0 (w/v) protein konsantrasyonunda pH'nın (pH 2-10) bir fonksiyonu olarak çalışılmıştır. Tuzlu su kullanılarak ekstrakte edilen protein konsantrelerinin (PK-1T ve PK-2T) çözünürlük değerleri distile suda ekstrakte edilen konsantrelere (PK-1S ve PK-2S) göre genellikle daha yüksektir. En yüksek protein çözünürlüğü PK-1T konsantresi ile pH 2'de (%81,8) gözlenmiştir. En iyi emülsiyon ve köpük özellikleri protein çözünürlüğüne bağlı olarak aşırı asidik veya alkali pH'larda görülmüştür. Tüm protein konsantrelerinin çözünürlük, emülsiyon ve köpük özellikleri pH 6'da en düşük bulunmuştur. Protein konsantreleri farklı oranlarda (%1,7-3,3) yumurta ikamesi olarak ticari kap kek (muffin kek) formülasyonunda kullanılmıştır. Yumurta miktarı %50 azaltılmış ve protein konsantresi ilaveli kek hamurlarının yoğunluğu kısmen artmıştır. Pişmiş keklerin ağırlığı kontrol kekine yakındır, fakat protein konsantresi ilavesi keklerin yükseklik, hacim, spesifik hacim değerlerini ve pişme kaybını azaltmıştır. Yumurta miktarı tamamen ikame edilmiş ve %3,1 PK-2S ilaveli kekin nem miktarı en yüksektir (%24,6). Kontrol ve yumurta miktarı azaltılmış kap keklerin su aktivitesi (aw) değerleri 0,80-0,85 arasında değişmiştir. Yumuşaklık, ıslaklık ve ufalanma özellikleri en yüksek puana sahip kek yumurta miktarı %50 azaltılmış ve %1,7 oranında PK-1S kullanılmış kek ile sağlanmıştır. Razmol protein konsantrelerinin kek formülasyonlarında yumurta ikamesi olarak kullanılabileceği bu çalışmada gösterilmiştir.