
112
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İlkokul matematik ders kitaplarının kök değerler açısından incelenmesi
Araştırmanın amacı, ilkokul matematik ders kitaplarının matematik dersi öğretim programında yer alan kök değerler açısından incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde, 2022-2023 yıllarında okullarda kullanılan Milli Eğitim Bakanlığı'na ait 1, 2, 3 ve 4. sınıf matematik ders kitapları incelenmiştir. Ders kitaplarından toplanan veriler, nitel araştırma veri analizi yöntemlerinden olan betimsel ve içerik analizi ile ifade edilmiştir. Betimsel analiz aşaması ile kitaplarda yer alan kök değerler belirlenmiş ve bu kök değerlerden hangi ünitelerde, ne kadar bahsedildiği, kök değerlerin nasıl yer aldığı tespit edilmiştir. Bu süreçte veriler, içerik analizine tâbi tutulmuştur. Araştırma kapsamında öğretim programında yer alan kök değerler çerçevesinde (adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik) ilkokul matematik ders kitaplarında bulunan; konular, konuşma balonları, bilgi kutusu, oyun zamanı, birlikte yapalım, sıra sizde, ünite değerlendirme, hatırlayalım, çalışalım, öğrenelim, acaba öğrendik mi? , eğlenelim, etkinlik, örnek, yapalım, bölüm değerlendirme) bölümleri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda toplamda 856 bölüm belirlenmiş ve bu bölümler içerisinde en çok kök değerin; 1. sınıfta 'birlikte yapalım' , 2. sınıfta 'öğrenelim' , 3. sınıfta 'bölüm ve konu başlıkları' , 4. sınıfta ' hatırlayalım ve çalışalım' kısımlarında olduğu saptanmıştır. Ayrıca incelenen ilkokul matematik ders kitapları içerisinde en çok sevgi kök değerine; en az ise dostluk, dürüstlük ve vatanseverlik kök değerlerine vurgu yapıldığı görülmüştür. Sınıf düzeylerine göre ise; 1. sınıfta 'vatanseverlik ve dürüstlük'; 2. sınıfta 'vatanseverlik ve dostluk'; 3. sınıfta 'saygı, vatanseverlik ve dostluk'; 4. sınıfta 'dostluk ve dürüstlük' değerlerine ait mesaj iletimine rastlanılmamıştır. Buna bağlı olarak araştırmanın sonucunda, incelenen 2022-2023 MEB yayınları ilkokul matematik ders kitaplarının kök değerleri, istenilen yeterlilikte yansıtmadığı görülmüştür. Aynı zamanda, içerik kapsamında bulunan kök değerlerin ders kitaplarına dağılımının yeterli eşitlikte yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı başarı düzeyindeki ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin örüntü genelleme görevlerindeki kullandıkları stratejilerin ve yaklaşımların incelenmesi
Bu çalışmada farklı başarı düzeyindeki öğrencilerin örüntü genelleme görevlerindeki kullandıkları stratejilerinin, yaklaşımlarının ve cebirsel genelleme düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi tercih edilmiştir. Yozgat ili Sorgun ilçesinde yer alan beş farklı ortaokulun her birinden 6 öğrenci(2tanesi yüksek başarılı, 2 tanesi orta başarılı, 2 tanesi düşük başarılı) olmak üzere 30 öğrenci ile çalışılmıştır. Veri toplama aracı 3 adet şekil örüntü sorusu ve altındaki şıklar ile yakın genelleme görevlerindeki ve uzak genelleme görevlerindeki becerileri ölçmektedir. Çalışmanın verileri 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA programı kullanılmıştır. Betimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır. Öğrenciler yakın genelleme görevlerinde genellikle yinelemeli stratejiye başvurmuşlardır. Uzak genelleme görevlerinde öğrencilerin kullandıkları stratejiler farklılaşmıştır. Bazı öğrencilerin kural kullanarak sonuca ulaştıkları da elde edilmiştir. Öğrencilerin görsel yaklaşımı yakın genelleme görevlerinde kullanırken sayısal yaklaşımı hem yakın genelleme görevlerinde hem de uzak genelleme görevlerinde kullandıkları elde edilmiştir. Birkaçı da iki yaklaşımı bir arada uzak genelleme görevlerinde kullanmıştır. Öğrencilerin uzak genelleme görevlerinde cebirsel genelleme düzeyleri incelendiğinde yüksek başarılı ve orta başarılı öğrencilerin yakın sayıda cebirsel düzeyde cevap verdikleri elde edilmiştir. Düşük başarılı öğrencilerin verdikleri cevaplar cebir öncesi düzeyde kabul edilmiştir.
Ters yüz öğrenme modelinin, 6.sınıf cebir öğretimi üzerine etkisinin incelenmesi
Günümüz de yapılandırmacılık yaklaşımı ile birlikte öğretmen ve öğrencilerden beklenen görev ve sorumluluklar da değişim göstermiştir. Öğretmenler sınıfta bilgi aktarmak yerine rehberlik yaparak öğrencilerin kendi öğrenme sorumluluklarını ele almaları amaçlamaktadırlar. Yapılandırmacılık yaklaşımı doğrultusunda ortaya çıkan öğretim modellerinden bir tanesi de harmanlanmış öğrenmenin alt dallarından biri olan ters yüz öğrenme modelidir. Ters yüz öğrenme modeli dersin teorik kısmını sınıf dışında, uygulamaya yönelik olan kısmının ise sınıf içerisinde öğrenilmesini temele alan bir modeldir. Bu çalışmada ters yüz öğrenme modelinin altıncı sınıf cebir öğretimi üzerindeki etkisini görmek amacıyla öğrencilerin akademik başarısı, matematik tutumları ve ters yüz öğrenme modeline yönelik görüşleri incelenmiştir. Araştırmada ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Gruplara çalışma sonunda yapılan başarı test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır(p=,811; p>,05). Bu sonuca benzer bir sonuçta matematik tutum ölçeği son test puanları arasında gözlemlenmiştir(p=,362; p>,05). Yapılmış olan görüşmelerden elde edilen bulgular sonucunda ise öğrencilerin modele yönelik olumlu görüşlere sahip olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ters yüz öğrenme modeli öğrencilerde olumlu görüşler geliştirmelerini sağlasa da akademik başarı ve matematik tutum puanları noktasında anlamlı bir fark oluşturmamıştır.
Performansa dayalı etkinliklerin öğrencilerin akademik başarı ve fene yönelik tutumlarına etkisi: Basınç konusu
Bu araştırmanın amacı, performansa dayalı etkinliklerin Fen bilimleri dersi 8. sınıf basınç konusunda kullanılmasının öğrencilerin başarısı ve öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına etkisini araştırmaktır. Çalışmada nicel araştırma yaklaşımının yöntemlerinden deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Deneysel araştırma yönteminin yarı deneysel desenler modelinin ön test-son test eşitlenmemiş kontrol grup modeli kullanılmıştır. Araştırmamız Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iç anadolu bölgesinin büyük bir ilinde bulunan bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 8. sınıf öğrencilerinden seçilen 45 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak Basınç Akademik Başarı Testi (ABT) ve tutum ölçeği, kullanılmıştır. ABT 44 sorudan oluşmaktadır. ABT'nde bulunan sorular 8. sınıf basınç konusu MEB yıllık planında yer alan kazanımlar dikkate alınarak oluşturulmuş özgün sorulardır. Tutum ölçeği geçerliliği ve güvenirliği kanıtlanmış Fen Bilimleri dersine yönelik tutumları ölçen bir testtir. Öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarını ölçmek için Geban vd. hazırlamış olduğu "Fene Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır (Geban vd., 1994). Veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Araştırmada performansa dayalı etkinliklerin Fen Bilimleri dersinde kullanılmasının geleneksel yöntemlere göre öğrenmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Performansa dayalı etkinlikler kullanılarak yapılan bu çalışmada öğrencilerin konuyu daha iyi öğrendikleri ve akademik başarı testinden çıkan sonuçlara göre öğrencilerin akademik başarılarının ve Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarının arttığı tespit edilmiştir.
7. sınıf öğrencilerinin denklemler konusundaki görsel ispat süreçlerinin incelenmesi
İspat yapma, matematiğin özünü ifade eder. Bunun nedeni, ispat kavramının akıl yürütme, muhakeme yapma, tahminlerde bulunma, başkalarını ikna etme ve kanıt sunma gibi birçok beceriyi kapsamasıdır. Buna göre, ispat oluşturabilen bireyler, bu alanlarda gelişmiş becerilere sahip olanlardır. Anlaşılacağı üzere, matematik eğitiminde ispat yapabilmenin önemi hafife alınamaz. Bu çalışma, öğrencilerin denklemler konusuyla ilgili görsel ispat süreçlerini incelemeyi ve desteklemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya ortaokul 7. sınıfta okuyan 8 öğrenci katılmıştır. Çalışma, belirli bir bağlamda özel durumların incelenmesi olarak tanımlanan bir durum çalışması olarak desenlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda denklemler konusuyla ilgili 9 soru içeren çalışma kâğıtları hazırlanmıştır. Uygulama sırasında öğrencilerin görsel ispat süreçlerinin gelişimini incelemek için odak grup görüşmeleri, araştırmacı gözlemi ve alan notları kullanılmıştır. Veri kaybını önlemek için süreç ses kayıt cihazları kullanılarak kaydedilmiştir. Uygulama sürecinde elde edilen veriler MAXQDA yazılımı kullanılarak analiz edilmiş, raporlanmış ve görselleştirilmiştir. Çalışmanın analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Çalışmanın veri analizinde kodlama-puanlama anahtarı kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin görsel ispat oluşturmada zorluk çektikleri görülmüştür. Bunun yanı sıra görsel ispat geliştirmeye çalışan öğrencilerin süreç boyunca ilişki kurma ve genelleme yapma gibi matematiksel becerilerinde gelişme kaydettikleri görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin görsel ispatları ilgi çekici, açıklayıcı ve farklı buldukları anlaşılmıştır. Bu bulgulara dayanarak görsel ispatların matematik eğitiminde kullanılmasının yararlı olacağı sonucuna varılmıştır.
Yerel sosyobilimsel konulara ilişkin geliştirilen argümantasyon tabanlı öğretim etkinliklerinin sosyobilimsel muhakeme yeteneğine etkisi: Kızılırmak deltası
Bu çalışmanın amacı, Kızılırmak Deltası'na yönelik argümantasyon temelli yerel sosyobilimsel öğrenme etkinlikleri tasarlamak ve bu etkinliklerin fen bilimleri öğretmen adaylarının sosyobilimsel muhakeme becerileri üzerine etkisini incelemektir. Ayrıca çalışma, argümantasyon temelli yerel SBK öğrenme etkinliklerinin uygulamasına yönelik öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemeyi de amaçlamaktadır. 20 fen bilimleri öğretmen adayının katıldığı çalışmada, Tasarım Tabanlı Araştırma (TTA) yöntemi kullanılmıştır. Kızılırmak Deltası'na yönelik argümantasyon temelli yerel sosyobilimsel öğrenme etkinliklerinin tasarlanma sürecinde öncelikle yerel sosyobilimsel konular hakkında hem ulusal hem de uluslararası literatür incelenmiştir. İkinci aşamada Kızılırmak Deltası'na alan gezisi gerçekleştirilmiş ve burada yürütülen faaliyetler (alan gözlemi, yerel paydaşlarla görüşme, yerel haber kaynaklarını tarama vb) sonucunda yerel sosyobilimsel konu bağlamları ve öğrenme etkinliklerine rehberlik edecek bir çerçeve planı oluşturulmuştur. Daha sonrasında, belirlenen yerel bağlamlar dikkate alınarak argümantasyon temelli sosyobilimsel öğrenme etkinlikleri tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri, Sosyobilimsel Muhakeme Yeteneği Ölçeği ve Uygulama Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Son aşamada ise argümantasyon temelli yerel sosyobilimsel öğrenme etkinlikleri uygulanarak fen bilimleri öğretmen adaylarının sosyobilimsel muhakeme yetenekleri üzerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca, uygulama değerlendirme formu aracılığı ile öğretmen adayların görüşleri belirlenmiştir. Sosyobilimsel Muhakeme Yeteneği Ölçeğinden elde edilen veriler betimsel istatistik ile Uygulama Değerlendirme Forumu'ndan elde edilen veriler ise MAXQDA programıyla detaylı bir biçimde analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, fen bilimleri öğretmen adaylarının sosyobilimsel muhakeme yeteneklerinde uygulama sonrasında az da olsa bir artış olmakla birlikte sosyobilimsel muhakeme yeteneklerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Argümantasyon temelli yerel SBK öğrenme etkinliklerin fen öğrenme ortamında uygulanması, öğretmen adaylarına farklı bakış açılarını dikkate alma, problem çözme, araştırma, karar verme, eleştirel düşünme, sorgulama, sorumluluk alma ve iletişim kurma gibi becerilerini geliştirdiği belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmen adaylarının kendi görüşleriyle çelişen rolleri savunmaları gerektiğinde tartışmayı yönetmekte zorlandıkları tespit edilmiştir. Ek olarak, araştırma süresinin yeterli olmadığını ve öğrenme etkinliklerinde ek bilgi/kaynak olmasını dile getiren öğretmen adaylarının yeterli/güvenilir kaynak araştırması yapmadıkları ve bilimsel kaynakları kullanmayı bilmedikleri öngörülmektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yerel sosyobilimsel konuların öğretimine yönelik bazı öneriler sunulmuştur.
Araştırma sorgulama destekli REACT stratejisinin ortaokul öğrencilerinin kavramsal anlamaları üzerine etkisinin incelenmesi: Ses konusu örneği
Bu araştırmanın amacı araştırma sorgulama destekli REACT stratejisiyle oluşturulmuş öğrenme ortamının 6.sınıf ortaokul öğrencilerinin "Ses ve Özellikleri" konusunu kavramsal anlamaları üzerine etkisini incelemektir. Bununla birlikte araştırma sorgulama destekli REACT stratejisinin fen derslerinde kullanılmasıyla ilgili öğrencigörüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır.Araştırma yarı deneysel yönteme göre gerçekleştirilmiştir. 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Yozgat ili Sarıkaya ilçesinde bulunan Mehmet Akif Ersoy İmam Hatip Ortaokulu'ndaki 6. sınıfta okuyan 65 öğrenci katılımcı grubunu oluşturmaktadır. 24'ü deney grubu, 21'i 5E öğrenme modeli, 20'si ise düz anlatım uygulanan kontrol grubunu oluşturmuştur. Öncelikle ortaokul 6. sınıf fen bilimleri dersinin 'Ses ve Özellikleri' konularıyla ilgili araştırma sorgulama destekli REACT stratejisine dayalı öğretim materyalleri geliştirilmiştir. 5E öğrenme modeli, düz anlatım ve araştırma sorgulama destekli REACT stratejisi ile uygulamalar yapılmıştır. Çalışmanın verileri"Ses ve Özellikleri Kavramsal Anlama Testi"ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerIBMSPSS 23 programı ile istatistiksel olarak analiz edilirken, nitel verilerbetimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ses ve özellikleri konusuna yönelik tasarlanan araştırma sorgulama destekli REACT stratejisine dayalı öğrenme ortamının öğrencilerin kavramsal anlamalarını anlamlı şekilde arttırdığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte araştırma sorgulama destekli REACT stratejisinin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin süreci eğlenceli, daha kalıcı şekilde öğretici, günlük hayatla ilişkili ve grup çalışmalarıyla daha fazla sosyalleşmeye teşvik edici olarak değerlendirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler sunulmuştur.
Web 2.0 araçları kullanımının ortaokul 5. sınıf öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik öz yeterlik inançlarına ve bilimsel tutumlarına etkisi
Bu araştırmada, ortaokul 5. Sınıf öğrencilerinde fen bilimleri dersinde Web 2.0 uygulamaları kullanılmasının öğrencilerin öz-yeterlik inançlarında ve bilimsel tutumlarında meydana gelen değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2023- 2024 eğitim-öğretim yılı Kayseri ili Kocasinan ilçesinde bulunan Şehit Üsteğmen Mustafa Şimşek Ortaokulu 5. sınıf öğrencilerinden oluşan iki sınıf ile gerçekleştirilmiştir. Bu sınıflardan birisi kontrol grubu (25) diğeri ise deney grubu (25) olmak üzere basit rastgele atama yöntemi ile seçilmiştir. Bu iki gruptan kontrol grubuna geleneksel yöntemler kullanılarak, deney grubuna ise Web 2.0 araçları kullanılarak 5 hafta boyunca fen bilimleri dersi yürütülmüştür. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test yarı deneysel desen kullanılmıştır. Sürecin başında "Öz-Yeterlik İnanç Ölçeği" ve "Bilimsel Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. 5 haftalık sürecin sonunda aynı ölçekler tekrar uygulanmış, veriler istatistik programına aktarılmıştır. Veriler analiz edildiğinde; kontrol grubunda her iki ölçek için anlamlı fark ortaya çıkmadığı, deney grubunda ise öz-yeterlik inançlarında anlamlı fark oluşurken, bilimsel tutumlarında anlamlı fark oluşmadığı görülmüştür.
Özel yetenekli bireylere yönelik fen öğretim programında bulunan sosyobilimsel konulara ilişkin karar verme becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Fen Öğretim programı içerinde bulunan yaşam becerileri kısmında yer alan karar verme becerilerinin özel yetenekli bireyler kapsamında incelenmesidir. Özel yetenekli bireylerin fen öğretim programında yer alan sosyo-bilimsel konulara ilişkin kazanımlardan yola çıkarak yaşam becerileri kapsamında bulunan karar verme becerilerinin incelenmesi, programın uygulanabilirliği ve karşılaşılan güçlüklere yönelik öğretmen görüş ve önerilerinin değerlendirilmesi ve programa yönelik yeni öneriler geliştirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılarak tasarlanmıştır. Çalışmanın yapıldığı alan İzmir'de bulunan Bilim ve Sanat Merkezleridir. Ulaşılmak istenen hedef; özel yetenekli bireylere yönelik hazırlanan fen bilimleri öğretim programı içerisinde bulunan sosyo-bilimsel konuları kapsayan kazanımlarının özel yetenekli bireylerin yaşam becerileri başlığı altında incelenen karar verme becerileriyle ilişkili olarak incelenmesidir. Elde edilen bulgulara göre, özel yetenekli bireylerin fen öğretim programında bulunan konu ve kazanımlar incelendiğinde 21 konunun SBK ile ilişkili olduğunu, bu konular içinde bulunan kazanımlardan 33 tanesinin karar verme becerileri ile ilişkili olduğunu ve bu kazanımların program içinde dengesiz dağılım sergilediği gözlemlenirken öğretmenlerin sosyobilimsel konuların karar verme becerilerini olumlu yönde etki ettiği fikrinde oldukları saptanmıştır
Çok kültürlü projelere katılan fen bilimleri öğretmenlerinin dijital okuryazarlık, öğretim sürecindeki kaygı ve tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, çok kültürlü projelere katılan Fen Bilimleri öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri, öğretim sürecine ilişkin kaygıları ve çok kültürlü eğitime yönelik tutumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama (betimsel) deseni ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, eTwinning ve Erasmus+ projelerinde aktif görev alan 47 Fen Bilgisi, Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Veriler, üç ölçek aracılığıyla toplanmıştır: Çok Kültürlü Eğitim Tutumları Ölçeği (Yazıcı vd., 2009), Dijital Okuryazarlık Ölçeği (Bayrakçı vd., 2021) ve Öğretmen Kaygısı Ölçeği (Kahraman ve Polat, 2017). Ölçeklerin güvenirlik analizleri sonucunda, Dijital Okuryazarlık Ölçeği'nin iç tutarlık katsayısı 0.91, Öğretmen Kaygısı Ölçeği'nin alt boyutlarına ilişkin Cronbach Alfa katsayıları ise Fen ve Laboratuvar 0.95, İletişim 0,91, Sınıf Yönetimi 0,88 olup Cronbach Alfa katsayıları yüksek düzeyde (α>0,80) güvenilir bulunmuştur. Çok Kültürlü Eğitim Tutumları Ölçeğinin Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ise 0.74 olmakla birlikte orta düzeyde (α>0,70) güvenilir bulunmuştur. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmış, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra Bağımsız Örneklem T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ve LSD Post Hoc testi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin çok kültürlü eğitim tutumlarının genel olarak yüksek düzeyde olduğunu; bilgisayar ve internet kullanım süresi, eğitim kademesi, okul konumu ve görev süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Web 2.0 araçlarını aktif kullanan öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri anlamlı biçimde daha yüksek bulunmuştur. Bu fark Cohen (1988) sınıflamasına göre orta düzeyde etki büyüklüğü taşımaktadır. Görev süresi değişkeninde "günlük kullanım" ve "gizlilik–güvenlik" alt boyutlarında 6–15 yıl arası öğretmenler lehine anlamlı farklar saptanmıştır. Mezun olunan ana bilim dalı değişkeninde Fen Bilimleri, Kimya ve Biyoloji öğretmenlerinin "sosyal boyut" puanları Fizik öğretmenlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yüksek lisans mezunu öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri, lisans mezunlarına göre anlamlı biçimde daha yüksektir. Proje türü değişkenine göre yapılan karşılaştırmalarda, eTwinning projelerine katılan öğretmenlerin çok kültürlü eğitim tutumlarının, Erasmus katılımcılarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca eTwinning katılımcılarının "günlük dijital araç kullanımı" ve "gizlilik–güvenlik farkındalıkları" da Erasmus öğretmenlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Buna karşın, dijital okuryazarlığın diğer alt boyutları ve öğretim süreci kaygısı açısından proje türüne bağlı anlamlı bir fark saptanmamıştır. Bu bulgular, eTwinning projelerinin öğretmenlerin dijital farkındalık ve kültürlerarası duyarlılık gelişiminde önemli bir rol oynadığını, Erasmus projelerinin ise uluslararası etkileşim boyutunda farklı deneyimsel katkılar sunduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin genel olarak yüksek dijital yeterlilik düzeyine, olumlu çok kültürlü tutumlara ve orta düzeyde öğretim süreci kaygısına sahip oldukları belirlenmiştir. Bulgular, dijital yeterliliklerin yalnızca teknoloji kullanım süresine değil, aynı zamanda pedagojik farkındalık, eğitim düzeyi ve proje deneyimi gibi faktörlere bağlı olarak geliştiğini göstermektedir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak, öğretmenlerin dijital pedagojik becerilerini geliştirecek hizmet içi eğitimlerin artırılması, Web 2.0 araçlarının çok kültürlü eğitim ortamlarına entegrasyonu ve dijital etik–veri güvenliği farkındalığının güçlendirilmesine yönelik uygulamaların desteklenmesi önerilmektedir
2024 fen bı̇lı̇mlerı̇ dersı̇ öğretı̇m programında dı̇jı̇tal yetkı̇nlı̇klere yer verilme durumları
Günümüzün koşulları göz önüne alındığında 21.yüzyılda insanlar için sadece bilgiyi almak ve kullanmak yeterli olmayabilir. Bilgiyi doğru kaynaklardan elde edebilmek, bilginin güvenilirliğini sorgulayabilmek, alınan bilgiyi yorumlayıp işleyebilmek ve günlük hayata aktarabilmek çok önemli hale gelmiştir Toplumsal yaşamın ve çağın gerekliliklerine bilimsel ve teknoloji açıdan uyum sağlayabilen bireylerin yetiştirilmesinde önemli bir rolü olan fen bilimleri ders içeriklerinin de 21. yüzyılın getirmiş olduğu yaşamsal beceriler, teknolojik gelişmeler ve eğitimde dijitalleşme süreçleri açısından güncel olması gerekmektedir. Bu açıdan 21. yüzyıl becerileri ve dijital okuryazarlık bağlamında öğrencilere kazandırılması gereken önemli bir yetkinlik türü olan dijital yetkinliklerin fen bilimleri dersi öğretim programı içerisinde yer alması oldukça önemlidir. 2024 yılında yayınlan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı içerisinde öğrencilerin dijital yetkinliklerini geliştirme odaklı önerilen öğrenme-öğretme uygulamalarının incelendiği bu çalışma doküman incelemeye dayalı betimsel analizin yapıldığı bir araştırmadır. Çalışmada doküman olarak 2024 Yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı (3., 4., 5., 6., 7., ve 8. sınıflar) kullanılmıştır. Öğretim programında yer alan öğrenme-öğretme uygulamalarının betimsel analizi yapılmıştır. Betimsel analizde elde edilen veriler önceden belirlenmiş temalara uygun olarak yorumlamıştır. Elde edilen bulgular; yüzde ve frekans vb. verileri barındıran tablolar ile sunulmuştur. Araştırma sonucunda Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında yer alan öğrenme çıktısı ve süreç bileşenlerinin her sınıf düzeyi için %60,71 ile %81,40'ında değişen ağırlıklarda öğrenme-öğretme uygulamaları bölümünde; dijital yetkinlikler kazandırmaya yönelik birtakım öneriler getirildiği tespit edilmiştir. Tüm sınıf düzeylerinde dijital yetkinlik kazandırmaya yönelik programda yer verilen öğrenme-öğretme uygulamaları önerileri arasında ilk üçte tercih edilenlerin; dijital ürün oluşturma, dijital kaynaklardan bilgi toplama ve dijital görsellerden yararlanma olduğu görülmüştür. Bu 3 öğrenme-öğretme uygulamasının tüm sınıf düzeyleri için önerilen ve dijital yetkinlikleri geliştirmeye odaklı olan tüm öğretim yöntem ve tekniklerine göre ağırlığının %77,36 ile 94,11 arasında değişen değerlerde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin dijital yetkinliklerini geliştirmeye odaklı olarak önerilen ancak ilk üçte yer alan öğrenme-öğretme uygulamalarına göre programda daha az sıklıkla yer verilen yöntem ve tekniklerin ise; dijital bilgi güvenilirliği, sanal laboratuvar, dijital iletişim araçlarını kullanma, e-TGA ve sanal müze olduğu tespit edilmiştir. Araştırma öğretim programlarında ve öğrencilere dijital yetkinlikler kazandırma süreçlerinde yapılabilecek iyileştirmelere yönelik öneriler sunularak tamamlanmıştır.
'saf madde ve karışımlar' konusunda ikili yerleşik öğrenme modelinin öğrencilerin sorgulayıcı öğrenme becerilerine, bilimsel süreç becerilerine ve kavramsal başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, 'Saf Madde ve Karışımlar' konusunda İkili Yerleşik Öğrenme Modelinin öğrencilerin sorgulayıcı öğrenme becerilerine, bilimsel süreç becerilerine ve kavramsal başarılarına etkisini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve uygulanan modelin etkililiği konusunda bilgi edinmek için görüşme yapılmıştır. Araştırmanın uygulama alanı, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar il merkezindeki bir ortaokulda bulunan 7. sınıf öğrencilerinden oluşturulmuş deney ve kontrol gruplarından toplamda 29 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, fen bilimleri dersi kapsamında, "Saf Madde ve Karışımlar" konusuna odaklanmıştır. Nicel veriler, fene yönelik sorgulayıcı öğrenme becerileri algısı ölçeği, bilimsel süreç becerileri ölçeği ve saf madde ve karışımlar kavram testi kullanılarak toplanmıştır. Uygulama öncesi yapılan ön test ve uygulama sonrasında yapılan son testler, SPSS analiz programı ile analiz edilip tablo haline getirilmiştir. Nitel veriler, deney grubundaki gönüllü öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Görüşme verileri, içerik analizi kullanılarak olumlu ve olumsuz görüşler, benzerlikler ve farklılıklar şeklinde temalarla kategorize edilmiştir. Bu temalara uygun kodlar belirlenip, öğrenci ifadeleri tablolarla sunulmuştur. Nicel verilerin normal dağılım göstermediği saptandığından deney ve kontrol grubunun ön test - son test sonuçlarını karşılaştırmak için ilişkisiz örneklem t-testi karşılığı olan Mann-Whitney U testi; deney grubu ön test-son test ve kontrol grubu ön test-son test sonuçlarını karşılaştırmak için ise ilişkili örneklem t-testi karşılığı olan Wilcoxon Signed Ranks testleri kullanılmıştır. Bilimsel süreç becerileri ölçeği, fene yönelik sorgulayıcı öğrenme becerileri algısı ölçeği ve kavram testi sonuçlarına göre, deney grubunda anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları aracılığıyla elde edilen nitel verilerde ise öğrencilerin çoğunluğu uygulanan modelle ilgili olumlu görüş bildirmiştir. Sonuç olarak, 'Saf Madde ve Karışımlar' konusunda İkili Yerleşik Öğrenme Modelinin öğrencilerin sorgulayıcı öğrenme becerilerine, bilimsel süreç becerilerine ve kavramsal başarılarına olumlu etkileri olduğu söylenebilir. Bu çalışma, ilgili alanda araştırma yapmayı planlayan eğitimcilere ve bilim insanlarına rehberlik edebilir.
Farklı zı̇hı̇nsel becerı̇lere sahı̇p öğrencı̇lerı̇n güncel fen konularındaki beyı̇n aktivasyonlarının elektroensefalografı̇ (EEG) yoluyla ı̇ncelenmesi
Bu araştırmada, farklı zihinsel becerilere sahip öğrencilerin, güncel fen konularına yönelik hazırlanmış test sorularını çözerken ortaya çıkan beyin aktivasyonlarının elektroensefalografi (EEG) yoluyla incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu, ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen yedi normal gelişim gösteren, yedi üstün yetenekli ve yedi hafif düzey zihinsel yetersizliğe sahip toplam 21 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma, karşılaştırmalı araştırma deseni benimsenerek yürütülmüştür. Test soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin (YBT) hatırlama, anlama, çözümleme ve değerlendirme basamakları dikkate alınarak, etkileşimli ve animasyonlu görsel içerikler oluşturmasını sağlayan web tabanlı bir araç ile hazırlanmıştır. EEG verileri, uluslararası 10-20 sistemine göre yapılandırılmış 19 kanallı Mitsar EEG cihazı ile toplanmış, elde edilen veriler SPSS 29 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada delta dalga bandı sonuçları incelendiğinde, hatırlama basamağında temporal lobda, anlama basamağında oksipital lobda, çözümleme basamağında frontal lobda ve değerlendirme basamağında merkezi lobda üstün yetenekli öğrenciler lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Teta dalga bandı sonuçları incelendiğinde, çözümleme basamağında temporal lobda üstün yetenekli öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Alfa dalga bandı sonuçları incelendiğinde, değerlendirme basamağında temporal ve parietal loblarda üstün yetenekli öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Beta 1 dalga bandı sonuçları incelendiğinde, hatırlama basamağında parietal lobda ve değerlendirme basamağında merkezi lobda üstün yetenekli öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Beta 2 dalga bandı sonuçları incelendiğinde, değerlendirme basamağında frontal lobda hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Gama dalga bandı sonuçları incelendiğinde ise YBT'nin hatırlama, anlama, çözümleme ve değerlendirme basamaklarının hiçbirinde gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın sonucunda, alt düzey bilişsel basamaklarından üst düzey bilişsel basamaklarına doğru, öğrencilerin bilişsel düzeylerinin beyin aktivasyonlarına daha belirgin şekilde yansıdığını ve üst düzey bilişsel basamakların daha yoğun beyin aktivasyonu ile ilişkili olduğu belirlenmiştir.
7. ve 8. sınıf öğrencilerinin grafik becerilerinin incelenmesi: sütun, çizgi ve daire grafikleri
Araştırmanın amacı 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin grafik becerilerinin sütun, çizgi ve daire grafikleri üzerinden belirlenmesidir. Öğrencilerin grafik becerilerine yönelik var olan becerilerinin ortaya koyulması amaçlandığından tarama araştırması desen olarak seçilmiştir. 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Kırıkkale il merkezinde yer alan 207 öğrenciye alanyazında ve uluslararası sınavlarda bulunan sorulardan oluşan bir "Grafik Beceri Testi" uygulanmıştır. Öğrencilerin grafik becerileri sütun, çizgi ve daire grafikleri üzerinden araştırılmış olup veri okuma, veriler arasını okuma ve verileri ötesi okuma becerilerine göre becerilerin araştırılması yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin grafik üzerinden direkt veriyi okumada sorun yaşamadıkları görülürken verilerle işlem yaparak veri okumanın gerektirdiği sorularda başarısız oldukları görülmüştür. Öğrencilerin veriler arasını ve veriler ötesini okuma düzeylerinde veri okuma düzeyine göre daha başarısız oldukları gözlemlenmiştir. Öğrencilerin veriler arasını okuma düzeyinde işlem hataları yaptıkları ve veriyi nasıl kullanacaklarını bilemedikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda veri okuma ve veriler arasını okuma düzeylerindeki hatalarından dolayı veriler ötesini okuyamadıkları görülmektedir. Öğrencilerin grafik oluşturma becerileri incelendiğinde öğrencilerin oluşturmaya çalıştıkları hiçbir grafiğe başlık koymadıkları ve uygun grafik türü seçiminde başarılı olamadıkları gözlemlenmiştir. Sütun ve çizgi grafiklerinde eksenleri isim vermedikleri, nicel ve nitel verili ekseni veriye uygun düzenleyemedikleri ve verileri grafiğe aktarmada sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Sütun grafiklerinde sütunları birleşik çizen öğrencilere rastlandığı ve öğrencilerin ikili çizgi grafiği oluşturamadığı ortaya çıkarılmıştır. Daire grafiklerinde öğrencilerin daire dilimlerine isim vermedikleri ve daire dilimlerini merkez açıya uygun oluşturamadıkları gözlemlenmiştir. Grafiklere yönelik yapılan tanımlarda öğrencilerin daha çok sözel olarak tanım yapmayı tercih ettikleri, sözel olarak tanım yapmadıkları durumlarda örnekle ve çizim yaparak tanımlama yapmaya çalıştıkları görülmüş olup tanımlamada başarısız oldukları belirlenmiştir.
Mitoz ve mayoz hücre bölünmeleri konusunun öğretiminde kullanılan öğrenme kutuları destekli stem yaklaşımının 10.sınıf öğrencilerinin akademik başarısı ve biyolojiye yönelik tutumu üzerine etkisi
Bu çalışmada, 5E modeli ile yapılandırılmış biyoloji derslerinde STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanıp kullanılan öğrenme kutularının, 10.sınıf öğrencilerinin 1.Ünitesi olan hücre bölünmeleri konularında uygulanması sonucunda STEM yaklaşımının öğrencilerin akademik başarısı ve biyoloji dersine yönelik tutumları üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Böylece STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan öğrenme kutularının biyoloji öğretiminde anlamlı bir fark yaratıp yaratmadığının genel bir değerlendirilmesi ortaya konmaya çalışılmıştır. STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan öğrenme kutularının uygulamasının öğrencilerin tutumlarına ve öğrenmelerine etkisi incelenirken nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Kocaköy ilçesine bağlı Kocaköy Çok Programlı Anadolu Lisesinde yer alan iki 10. sınıf ile yapılmıştır. Bu sınıflardan 10/E sınıfında öğrenim gören 22 öğrenci deney grubu olarak 10/B sınıfında öğrenim gören 22 öğrenci ise kontrol grubu olarak yansız atama ile seçilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan kontrol deney gruplu deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 10/E sınıfına STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan öğrenme kutuları destekli öğrenme yöntemi, 10/B sınıfına ise mevcut programın öngördüğü öğretim yöntemi uygulanarak ders anlatımı yapılmıştır. Uygulama biyoloji dersi kapsamında "Hücre Bölünmeleri" konusunda yapılmış ve 9 hafta sürmüştür. Araştırmada veri toplama amacıyla iki ölçek kullanılmıştır. Öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarını ölçmek için güvenirlik katsayısı 0.82 olarak hesaplanan ''Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği'', bilimsel başarı süreçlerini ölçmek için ise güvenirlik katsayısı 0.737 olarak hesaplanan ''Akademik Başarı Testi'' uygulanmıştır. Araştırmanın başında her iki grupta da yer alan öğrencilere ''Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği'' ve ''Akademik Başarı Testi'' ön test olarak uygulanmıştır. Araştırma sonunda ise her iki gruba ''Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği'' ve '' Akademik Başarı Testi" son test olarak bir kez daha uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen ön test ve son test verilerin analizini yapmak için SPSS.28 paket programında yer alan analizler kullanılmıştır. Son testlerden elde edilen istatistiksel veriler sonucunda, ön bilgilerinin denk olduğu belirlenen iki grup arasından STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan öğrenme kutuları ile desteklenen öğrenme yaklaşımının uygulandığı deney grubu lehine anlamlı farklar tespit edilmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarının ve bilimsel süreç becerilerinin pozitif yönde gelişim gösterdiği belirlenmiştir. STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan öğrenme kutuları ile desteklenen öğrenme yaklaşımının uygulaması öğrencilerin öğrenme sürecini olumlu etkilemiş ve öğretmenin öğrenme sürecini gözlemlemesine imkân vermiştir. Öğrenciler genel olarak STEM öğrenme kutularının uygulaması hakkında olumlu görüşler belirtmişler ve bazı becerilerinin gelişmesine yardımcı olduğunu açıklamışlardır. Öğrenme ortamlarında öğretmenlerin, kazanımlara uygun materyaller içeren, STEM yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan öğrenme kutuları geliştirmeleri ve bu öğrenme kutularını öğrencilerin derslerde kullanmalarına yardımcı olunması bu çalışma için eğitimcilere yapılabilecek öneriler arasında yer almaktadır. Anahtar kelimeler: STEM, Biyoloji Öğretimi, Biyoloji Dersine Yönelik Tutum, Akademik Başarı, Öğrenme Kutusu
Geometri maddelerinin şekilli ve şekilsiz sunulmasının testin psikometrik özelliklerine ve öğrencilerin test puanlarına etkisi
Bu çalışmada geometri maddelerinin şekilli ve şekilsiz sunulmasının testin psikometrik özelliklerine ve öğrencilerin test puanlarına etkisi incelenmiştir. Araştırma 2023–2024 Eğitim Öğretim Yılı'nda Mardin ilinde toplam 480 sekizinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışma kapsamında biri şekil içeren ve diğeri şekil içermeyip sadece sözel ifadelerden oluşan iki geometri testi hazırlanmış, her iki test de çoktan seçmeli 15 maddeden oluşmuştur. Veri toplama sürecinde karşıt dengelenmiş desen takip edilmiş, iki test öğrencilere üç hafta arayla uygulanmıştır. Analizler her iki uygulamaya da katılan ve cevapladığı test formları eşleştirilebilen 405 öğrenci üzerinden gerçekleştirilmiştir. Faktör analizinde ulaşılan sonuçlar, maddelerin faktör yüklerinin ve beraberinde açıklanan varyans oranının şekilli formda şekilsiz forma kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Şekilli teste ait Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı şekilsiz form için hesaplanandan anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Madde güçlüklerine göre şekilli soruların şekil içermeyen sorulara kıyasla öğrencilere daha kolay geldiği belirlenmiştir. Nokta çift serili korelasyon katsayısı ile %27'lik alt-üst grup karşılaştırmalarına dayalı ayırt edicilik indeksleri açısından neredeyse maddelerin tamamında şekilli test lehine fark gözlenmiştir. Buna paralel olarak testin geneline ilişkin bir ayırt edicilik ölçüsü olan Ferguson delta istatistiği de şekilli testte daha yüksek çıkmıştır. Korelasyon analizinde iki testteki öğrenci puanları arasında pozitif yönde, güçlü ve istatistiki bakımdan anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, bağımlı gruplar t-testi sonucunda öğrencilerin şekilli ve şekilsiz testten aldıkları puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, şekilli sorulardan oluşan geometri testi ile soruların şekilsiz sunulduğu testin hem psikometrik özellikler hem de öğrenci puanları açısından farklılaştığını, dolayısıyla aynı kazanımı yoklamaya dönük olsalar bile bu testlerin paralel formlar olarak nitelendirilemeyeceğini göstermektedir.
Ortaokul öğrencilerinin fen dersi başarıları ile fen konularını günlük yaşamla ilişkilendirme becerileri arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, 7. sınıf fen bilimleri dersi yıl sonu karne notu ile 7. sınıf fen bilimleri dersinde öğrendikleri konuları günlük yaşamla ilişkilendirme düzeyleri arasındaki ilişkinin ve günlük yaşamla ilişkilendirme düzeyi ile cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yöntem olarak ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ilinin Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir ilçelerine bağlı ortaokullarda öğrenim gören 334 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmadaki verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Günlük Yaşamla İlişkilendirme Testi" kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS 27 paket programı kullanılmıştır. Veri toplama aracındaki soruların doğruluğu ve içerik-kapsam geçerliliği için biyoloji eğitimi alanında iki profesör, fen bilgisi eğitimi alanında bir doktora öğretim üyesi ve iki uzman fen bilimleri öğretmeninin görüşleri alınmıştır. Soruların ölçüm güvenirliğinin belirlenmesi için Cronbach alfa katsayısı kullanılmıştır. 10 sorudan oluşan Günlük yaşamla İlişkilendirme Testi cronbach alfa katsayısı 0,738 olarak hesaplanmıştır. Bu değer veri toplama aracının yüksek bir iç tutarlılığa sahip olduğu göstermektedir. Testten elde edilen veriler ile cinsiyet arasındaki anlamlı farkın varlığını saptamak için "Bağımsız Gruplar t-Testi", anne ve baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi arasındaki anlamlı farklılığın belirlenmesinde Anova, 7. Sınıf karne notu arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda öğrencilerin soruların büyük çoğunluğuna uygun bir öneri ve öneri nedeni yazamadığı ve öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendirme testinden almış oldukları puanların aritmetik ortalması =15,365 olarak tespit edilmiştir. Bu durum öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendireme düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendirme düzeylerinin cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin 7. Sınıf karne notu ile 7. Sınıf fen konularını günlük yaşamla ilişkilendirme düzeyleri arasındaki ilişkinin zayıf düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
Geogebra destekli problem kurma temelli öğrenme sürecinin öğretmen adaylarının yaratıcı problem kurma becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, GeoGebra destekli problem kurma temelli öğrenme sürecinin ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının yaratıcı problem kurma becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın katılımcıları, bir devlet üniversitesinin 2. sınıfında öğrenim gören 9 ilköğretim matematik öğretmen adayıdır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen matematiksel etkinlikler, öğretmen adaylarının GeoGebra dosyaları, uygulama sürecinde alınan ekran ve ses kayıtları kullanılmıştır. Uygulama süreci, beş hafta GeoGebra yazılımının öğretimi ve yedi hafta boyunca öğrenme etkinliklerinin uygulanması olmak üzere toplam on iki hafta sürmüştür. Öğretmen adaylarının yaratıcı problem kurma becerilerine yönelik elde edilen veriler, Leikin ve Elgrably (2020) tarafından araştırmalar yoluyla problem kurma etkinliklerinde yaratıcılığın değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen ondalık tabanlı puanlama şemasına göre analiz edilmiştir. Verilerin analizi, öğretmen adaylarının yaratıcılığa yönelik problem kurma etkinliklerinde zorlandıklarını ve yaratıcılık puanlarının düşük olduğunu göstermiştir. Diğer yandan bu matematiksel etkinliklerin öğretmen adaylarını zorlasa da yaratıcı problem kurma becerilerini geliştirdiği çalışmada elde edilen verilerin analizi neticesinde görülmüştür. Bulgulardan hareketle matematiksel etkinliklerin ve genişletilmiş aktif öğrenme çerçevesinin aşamalarının GeoGebra yazılımı ile desteklenmesinin yaratıcı problem kurma becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının yaratıcı problem kurma becerileri yaratıcılık bileşenleri (akıcılık, esneklik ve orijinallik) açısından incelendiğinde bütün gruplar tarafından en yüksek puanın esneklik bileşeninden, en düşük puanın akıcılık bileşeninden alındığı görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda, öğretmen adaylarının yaratıcılık becerilerinin geliştirilmesinde GeoGebra destekli problem kurma sürecinin ve araştırmalar yoluyla problem kurma etkinliklerinin kullanılması önerilmektedir.
Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri fen öğretim programlarının karşılaştırılması
Araştırmanın amacı, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri fen öğretim programlarının Amaç, İçerik, Eğitim Durumları, Ölçme ve Değerlendirme ve ilkokul ve ortaokul düzeyi kazanımlarının karşılaştırmalı analizinin yapılarak benzerlik ve farklılıkların ortaya konulmasıdır. Araştırmanın kaynak ve materyallerini 2018 eğitim öğretim yılında uygulanan Türkiye fen bilimleri dersi öğretim programı ve ABD yeni nesil bilim standartları ile ilkokul ve ortaokul düzeyi kazanımları oluşturmaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi kullanılmıştır. Türkiye ve ABD fen öğretim programlarına yönelik olan bu çalışmada dokümanlara ilgili ülkelerin erişime açık resmi web sayfalarından erişim sağlamıştır. Elde edilen bulgularda, Türkiye Fen Bilimleri Öğretim Programı ve ABD Fen Öğretim Programı genel ve özel amaçlarıyla karşılaştırılmıştır. Kazanımlar, TIMSS ve PISA konu alanlarına göre gruplandırılarak ortak ve farklı kazanımlar incelenmiştir. İçerikler, konu alanları, ünite ve konu başlıkları, kazanım sayıları ve ders saatleri bakımından incelenmiştir. Eğitim durumları öğrenme yaklaşımları, ders ortamları, program geliştirme, bilgisayar destekli öğretim, disiplinler arası bağlantılar ve öğrenci katılımı açısından karşılaştırılmıştır. Ölçme ve değerlendirme yaklaşımları ise programlardaki yönerge ve açıklamalar doğrultusunda ele alınmıştır. İncelenen öğretim programlarının alt öğrenme alanlarında isim olarak farklılıklar olsa da içeriklerinin bazı bölümlerinin birbirine benzer olduğu belirlenmiştir. Türkiye'de kavram ve kazanımlar verilirken araştırma ve deneylerin ABD'de verilen kavram ve kazanımlara göre daha yetersiz kaldığı görülmüştür. Elde edilen bulguların Türkiye Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programına kaynak olup yol gösterebileceği ve alanın geliştirilmesi açısından önemli olabileceği düşünülmüştür. Anahtar kelimeler: Fen Bilimleri Dersi, Öğretim Programı, ABD
Gerçekçi matematik eğitimi etkinlikleri ile fonksiyon öğretiminin ortaöğretim öğrencilerinin kavramsal ve işlemsel bilgi düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, gerçekçi matematik eğitimi etkinlikleri ile fonksiyon öğretiminin ortaöğretim öğrencilerinin kavramsal ve işlemsel bilgi düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırmada karma yöntemlerinden olan açımlayıcı sıralı desen kullanılmış; nicel kısmı yarı deneysel desen, nitel kısmı ise durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Çalışma grubunu 10. sınıf öğrencilerinden oluşan deney (31 öğrenci) ve kontrol (29 öğrenci) grupları oluşturmuştur. Deney grubuna gerçekçi matematik eğitimi destekli öğretim, kontrol grubuna ise doğrudan anlatım ve soru-cevap yöntemi uygulanmıştır. Öğrencilerin fonksiyon konusundaki ön bilgilerini ölçmek için fonksiyon ön öğrenme bilgi düzeyi testi, uygulama sonrası ise fonksiyon kavramsal ve işlemsel bilgi düzeyi testleri kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS programı ile analiz edilmiş, bağımsız gruplar t-testi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanıp betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Yapılan nicel analizler sonucunda kavramsal bilgi düzeyi açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuş ve deney grubu öğrencilerinin çoğunluğu yeterli seviyeye ulaşmıştır. İşlemsel bilgi düzeyi açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamış ve her iki grubun çoğunluğu yeterli seviyeye ulaşamamıştır. Korelasyon analizi sonucunda kavramsal ve işlemsel bilgi düzeyleri arasında pozitif, anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Öğrenci görüşmeleri, gerçekçi matematik eğitiminin hem kavramsal hem de işlemsel bilgi gelişimine olumlu katkı sağladığını göstermiştir. Son olarak karma yöntem araştırmasının entegre sonuçları ise olumlu nitel dönütlerin kavramsal bilgi düzeyindeki nicel gelişimle uyumlu olduğunu, ancak işlemsel bilgi düzeyindeki nicel gelişimle uyumlu olmadığını ortaya koymuştur.
Biyoloji öğretiminde alternatif değerlendirme yaklaşımlarının fen lisesi öğrencilerinin akademik başarı ve biyoloji dersine yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışma, fen lisesi 11. sınıf biyoloji dersi İnsan Fizyolojisi ünitesinin Üriner Sistem konusunun değerlendirilmesinde alternatif ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının öğretim sürecine entegre edilmesinin, öğrencilerin akademik başarıları ile biyoloji dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma; 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Diyarbakır ili Yenişehir ilçesi Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesinde öğrenim gören 11. Sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirilmiştir. Çalışma iki sınıfta öğrenim gören 32 öğrenci ile yürütülmüştür. Sınıflar yansız atama yolu kontrol ve deney grubu olarak belirlenmiştir. Kontrol grubundaki 16 öğrenciye yönelik dersler, ortaöğretim fen lisesi biyoloji öğretim programı doğrultusunda yürütülmüştür. Deney grubundaki 16 öğrenciye ise kavram haritaları, yapılandırılmış grid, tanılayıcı dallanmış ağaç ve Venn diyagramı gibi alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerinin öğretim sürecine entegre edildiği bir öğretim uygulanmıştır. Uygulama, haftada dört ders saati olmak üzere toplam üç hafta sürmüştür. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kapsamında ön test–son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 25 çoktan seçmeli sorudan oluşan Akademik Başarı Testi ve 32 maddeden oluşan Likert tipi Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler JAMOVI 2.6.22 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde betimsel istatistikler, bağımsız ve bağımlı t-testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları, alternatif ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının öğretim sürecine entegre edilmesinin fen lisesi biyoloji dersinde öğrencilerin akademik başarı düzeylerini ortalama düzeyinde artırdığını; ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığını göstermiştir. Ayrıca, uygulamanın öğrencilerin derse yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Lise matematik ders kitaplarında matematik tarihinin kullanımı
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim matematik ders kitaplarındaki matematik tarihi ögelerinin sayısını, ele alınış biçimlerini, konumlarını ve öğrenme alanlarına dağılımını incelemek ve sınıf düzeyleri, basım yıllarına göre farklılıklarını araştırmaktır. Nitel araştırma deseni benimsenen çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılında Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Bilişim Ağında yer alan ve ortaöğretim 9,10,11,12. sınıf düzeylerinde kullanılan 17 adet matematik ders kitabı oluşturmuştur. Matematik tarihi ögeleri, 'Matematik Tarihi Ögelerinin Ders Kitaplarında Ele Alınış Biçimleri', 'Matematik Tarihi Ögelerinin Sınıf Düzeylerine Göre Karşılaştırılması' ve 'Matematik Tarihi Ögelerinin Konumu', 2018 ve 2024 ortaöğretim matematik dersi öğretim programlarındaki 'Öğrenme Alanları' sınıflandırmaları kullanılarak analiz edilmiştir. 9-12. sınıf ders kitaplarında matematik tarihi ögelerine en fazla Sayılar ve Cebir öğrenme alanında yer verildiği, konunun işlendiği bölümde sık sık matematik tarihi ögesine yer verilmesine rağmen değerlendirme bölümünde matematik tarihi ögesine yer verilmediği, matematik bilim insanı tarihi ögelerindeki içeriklerde en fazla bilim insanının matematik bilimine katkılarına yer verilmiştir. 12. sınıf düzeyinde kullanılan Temel Matematik ders kitabında matematik tarihi ögesine yer verilmediği gibi önemli bulgulara ulaşılmıştır.
2018 fen bilimleri öğretim programı ölçme ve değerlendirme anlayışının Eğitim Bilişim Ağına (EBA) yansımaları: Ortaokul analizi
Bu çalışmada, 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı ölçme ve değerlendirme anlayışının özellikle son yıllarda kullanımı artan Eğitim Bilişim Ağına (EBA) ne kadar yansıtıldığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve veri toplama aracı olarak doküman incelemesine başvurulmuştur. Bu bağlamda 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı esas alınarak 2021-2022 eğitim öğretim yılında geçmiş yıllara göre daha fazla aktiflik gösteren, Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen bir komisyon tarafından hazırlanan EBA'daki fen bilimleri dokümanları içerik analizi ile incelenmiştir. EBA'da 5,6,7 ve 8. sınıfların tüm üniteleri ayrıntılı olarak analiz edilmiş, 2018 fen programında yer alan ölçme değerlendirme anlayışına göre EBA'da bulunması gereken ölçme tekniklerinin kullanım sıklığı Nartgün (2009) tarafından geliştirilmiş ölçme-değerlendirme tablosu dikkate alınarak sınıflandırılmıştır. Elde edilen bulgular göre; i) kelime ilişkilendirme testi, V-diyagramı, portfolyo, görüşme, akran değerlendirme ve gösteri ölçme tekniklerine hiç yer verilmemiştir. ii) Balık Kılçığı, zihin haritaları, problem çözme, proje değerlendirme, kavram haritaları, anlam çözümleme tablosu ve öz değerlendirme gibi tekniklere çok az yer verilmiştir. iii) süreci ölçen tamamlayıcı (alternatif) ölçme ve değerlendirme tekniklerine oranla ürünü ölçen geleneksel ölçme ve değerlendirme tekniklerine daha fazla başvurulduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı'nda yer alan ölçme ve değerlendirme anlayışlarının incelenen 5,6,7 ve 8. sınıf EBA fen bilimleri içeriğine yeterince yansımadığı gözlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, uygulayıcı ve karar vericilere EBA içeriğinin geliştirilmesi noktasında alternatif ölçme değerlendirme tekniklerinin çok daha fazla kullanılması önerisinde bulunulmuştur.
Popüler Bilim Dergilerinde Sürdürülebilirlik: Bilim Çocuk Dergisi Örneği
Bu araştırma, 2020-2024 yılları arasında yayımlanan toplam 60 adet "Bilim Çocuk" dergisinin içeriğini inceleyerek, çevresel sürdürülebilirlik temalarının dergide ele alınış sıklığını ve biçimini belirlemeyi amaçlamaktadır. Doküman incelemesi yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmada, ilgili alanyazın referans alınarak belirlenen 26 farklı çevresel sürdürülebilirlik temasının görülme sıklığı ve bu temaların ele alınışında kullanılan etkinlik türlerinin (bilgi metni, ne var ne yok, bilim çizgi vb.) frekansları ve yıllara göre değişimleri incelenmiştir. Analizler sonucunda, derginin bu çalışma kapsamında incelenen sayılarında çevresel sürdürülebilirlik temalarından en çok doğal kaynakların kullanımı (f=91), erişilebilir enerji (f=73) ve iklim değişikliğine (f=69) yer verildiği tespit edilmiştir. Buna karşın, çevresel ırkçılık/eşitsizlik (f=0) temasının dergi gündeminde hiç yer almadığı belirlenmiştir. Çevresel sürdürülebilirlik temalarının yıllara göre dağılımı incelendiğinde, 2021 yılının küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi temalarda keskin bir sıklık zirvesi yaşayarak küresel iklim gündemine güçlü bir tepki verdiği; 2024 yılının ise sağlıklı beslenme ve tekstil atıkları gibi yeni alanlara odaklanarak dikkat çekici bir değişim eğilimi gösterdiği bulunmuştur. Etkinlik türleri dağılımında ise bilgi metni ve ne var ne yok formatları (%80'in üzerinde) baskınlığını korumuştur. Çocuklara yönelik popüler bilim dergilerinin çevresel farkındalık oluşturmadaki rolleri göz önünde bulundurulduğunda, çalışmanın bulgularının somut veriler ortaya koyarak, yayın politikaları ve çevre eğitimi literatürüne önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.
Matematik öğretmen adaylarının matematik öğrenme alanlarına ilişkin metaforik algılarının belirlenmesi ve karşılaştırılması
Araştırmanın amacı matematik öğretmen adaylarının matematik öğrenme alanlarına ilişkin metaforik algılarının belirlenip, karşılaştırılmasıdır. Araştırmada fenomenolojik (olgu-bilim) desen tercih edilmiştir. Bu kapsamda Akdeniz Bölgesi'ndeki YÖK'e bağlı bir devlet üniversitesinde 2023-2024 eğitim-öğretim yılında 1., 2., 3. ve 4. sınıfa kayıtlı 25'er matematik öğretmen adayı olmak üzere toplam 100 matematik öğretmen adayı araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Çalışmada farklı sınıf düzeyinde eğitim gören eşit sayıda matematik öğretmen adayları tercih edilmiş ve bu öğretmen adayları not ortalamaları çeşitlilik oluşturacak şekilde belirlenmiştir. Bu doğrultuda araştırmada maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan anket soruları yöneltilmiştir. Veri toplama aracından elde edilen bulgular içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda tema-kod tablosu oluşturulmuştur. Araştırma sonucu ortaya çıkan bulgular ışığında ''eğlence'', ''çeşitlilik'', ''sonsuzluk'', ''parça-bütün ilişkisi'', ''belirsizlik'', ''düzenlilik'', ''değişken'' ve ''ilişki'' gibi temalar öne çıkmıştır.
COVID-19 PANDEMİSİ SÜRECİNDE FEN BİLİMLERİ DERSİNİN UZAKTAN EĞİTİM İLE VERİLMESİNE YÖNELİK ÖĞRENCİGÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ
Bu araştırma, fen bilimleri dersinin uzaktan eğitim yolu ile öğretilmesi üzerine ortaokul öğrencilerinin görüşlerinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu araştırma nitel bir araştırmadır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ağrı ili Patnos ilçesinde öğrenim gören 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Pandemi döneminde uzaktan eğitim ile fen bilimleri dersine katılmış olma, çalışma grubunun belirlenmesindeki aranan şartlardan bir tanesi olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde nitel veri analiz tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularında ise öğrencilerin uzaktan eğitim hakkında olumsuz duygu ve düşüncelerinin olumlu duygu ve düşüncelerinden fazla olduğuna, uzaktan eğitimde karşılaşılan en büyük problemlerin başında ise altyapı sorununa, akıllı cihaz eksikliğine, internet sıkıntısına ve iletişim probleminin yer aldığına ulaşılmıştır. Aynı zamanda öğrencilerin büyük bir bölümünün uzaktan eğitim yerine yüz yüze eğitimi tercih etmek istedikleri sonucuna da ulaşılmıştır. 2023, 94 Sayfa Anahtar sözcükler: fen bilimleri, pandemi, uzaktan eğitim, yüz yüze eğitim
LGS hazırlık dönemi öğrenci (8. sınıf) velilerinin matematik kaygıları ile öğrencilerin matematik kaygıları arasındaki ilişki
Bu çalışmada, LGS sınav dönemine hazırlık aşamasında olan sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik kaygı düzeylerinin velilerinin kaygı düzeyiyle ilişkisi olup olmadığı ve bu dönemdeki kaygı düzeylerinin hangi demografik değişkenlerle ilişkili olarak farklılaştığı araştırılmıştır. Araştırmada nicel yaklaşım kullanılmıştır. Nicel olarak betimsel tarama ve ilişkisel tarama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma, 313 sekizinci sınıf öğrencisi ve bunların araştırmaya katılmayı kabul eden 171 velileri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde öğrencilerin matematik kaygı düzeylerinin okudukları okul, cinsiyet, okul harici matematik desteği alıp alamadıklarına bağlı olarak farklılaştığı görülürken, okul öncesi eğitim alıp almadıklarına bağlı olarak farklılaşmadığı saptanmıştır. Velilerde ise çocuğun cinsiyeti, velinin cinsiyeti, yaşı, eğitim durumu gibi değişkenlere bağlı olarak kaygı düzeylerinin farklılaşmadığı saptanmıştır. Ancak, gelir durumuna göre matematik kaygısı farklılaşmıştır. Bunlarla birlikte, velinin eğitim hayatında matematik başarısı ve matematiğe olan ilgisi matematik kaygısını farklılaştırmıştır. Ayrıca, velinin matematik kaygısının öğrenci kaygısıyla olan ilişkisi analiz edildiğinde ise velinin kaygısındaki bir birimlik artışın öğrenci kaygısı üzerinde yaklaşık %16'lık bir artış etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kaygı, Matematik Kaygısı, Veli Matematik Kaygısı
Fen bilimleri öğretmenlerinin kaynaştırma yoluyla eğitimlerini sürdüren öğrencilere yönelik özyeterliklerinin incelenmesi
Bedensel, duygusal ve zihinsel alanlarda sağlıklı bir gelişim, kendini ifade, etkili bir sosyal iletişim, karar verme, girişimcilik, analitik düşünme gibi temel yaşam becerilerinin edinilmesinde fen bilgisi dersi önemli bir role sahiptir. Normal gelişim gösteren öğrenciler için bu kadar kazanım sağlayan fen bilgisi dersinin, kaynaştırma yoluyla eğitimlerini sürdüren öğrenciler için önemi çok daha fazla olacaktır. Tüm bunlar fen bilgisi öğretmenlerinin bu öğrencilere yönelik özyeterlikleri ile sağlanabilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin, kaynaştırma yoluyla eğitimlerini sürdüren öğrencilere ilişkin özyeterlik düzeylerini ve özyeterliklerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ağrı ili Doğubayazıt ve Diyadin ilçelerindeki okullarda görev yapan yaklaşık 161 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve öğretmenlerin kaynaştırma yoluyla eğitimlerini sürdüren öğrencilere yönelik yeterlilik inançlarını belirlemek amacıyla "Kaynaştırmada Öğretmen Yeterliliği Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Fen bilimleri öğretmenleri arasındaki farklılaşmayı incelemek için bağımsız gruplar t-testi ve tek faktörlü ANOVA verilerin analizinde kullanılmıştır. Çalışma gruplarında toplanan veriler SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analiz sonuçları incelendiğinde katılımcıların cinsiyetine göre ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi olup olmamasına göre özyeterlik puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin üniversitede kaynaştırma veya özel eğitim ile ilgili eğitim alma durumunun özyeterlik puanlarına olumlu katkı sağladığı bulunmuştur. Aynı zamanda katılımcıların kıdemi ile özyeterlik puanları arasında ters orantı olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların kaynaştırma ve özel eğitim ile ilgili hizmet içi eğitim veya kurs alma durumunun da özyeterliğe pozitif yönde etki ettiği saptanmıştır.
Matematiksel modelleme destekli öğretimin ortaokul yedinci sınıf çember ve daire konusunun öğretimine uygulanması
Bu çalışmanın amacı yedinci sınıf öğrencilerine çember ve daire konusunun öğretiminde uygulanan matematiksel modelleme destekli öğretimin akademik başarıya etkisinin ve modelleme yeterliklerinin incelenmesidir. Bu araştırma nicel bir araştırma olup zayıf deneysel desenin statik grup ön test – son test modelinde gerçekleştirilmiş bir deneysel araştırma şeklindedir. Bu çalışmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Karadeniz Bölgesi'ndeki bir şehirde 7.sınıf düzeyinde eğitim gören 32 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmanın deney grubundaki 16 öğrenciye matematiksel modelleme yöntemi ile öğretim yapılırken kontrol grubundaki 16 öğrenciye okullarda uygulanmakta olan öğretim programına uygun öğretim yapılmıştır. Deney grubundaki 16 öğrenciye araştırmacının kendi hazırlamış olduğu 8 modelleme etkinliği ile öğretim yapılmıştır. Bununla birlikte araştırmacı tarafından oluşturulan çember ve daire başarı testi ön test ve son test olarak uygulanmıştır Deney ve kontrol gruplarında gerçekleştirilen öğretim sonucunda hem modelleme etkinlikleri ile öğretim hem de okullarda uygulanmakta olan alışılagelmiş öğretim akademik başarıyı arttırmıştır. İstatistiksel olarak bu iki öğretim yaklaşımı başarı yönünden ayrışmamıştır. Her iki öğretim yönteminin de akademik başarı üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu görülmüştür.
2018 fen bilimleri programı 5. sınıf ders kitabı 1. dönem etkinlikleri ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli 1. ders kitabındaki etkinliklerin yenilikçilik açısından karşılaştırılması
Bu çalışma, 2018 yılı Fen Bilimleri Dersi 5. sınıf 1. dönem ders kitabındaki etkinlikler ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yayımlanan 1. ders kitabındaki etkinlikleri yenilikçilik boyutunda karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel odağını, her iki öğretim materyalinde yer alan etkinliklerin 21. yüzyıl becerileri (yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, iş birliği, dijital yeterlik vb.) ile ne ölçüde örtüştüğü ve bu bağlamda yenilikçi öğrenme ortamlarını ne düzeyde yansıttıkları oluşturmaktadır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden karşılaştırmalı yöntem kullanılarak yürütülmüştür. İlgili ders kitaplarındaki etkinlikler, önceden belirlenen yenilikçilik ölçütleri çerçevesinde analiz edilmiş; veriler, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Analiz sürecinde, etkinliklerin öğrenci merkezlilik düzeyi, öğrenme ortamının çeşitliliği, teknoloji entegrasyonu, yaratıcı düşünmeyi teşvik etme potansiyeli ve günlük yaşamla ilişkilendirme durumları dikkate alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde yer alan etkinliklerin, yenilikçi öğretim yaklaşımlarını daha fazla yansıttığı, öğrencilerin aktif katılımını ve üst düzey düşünme becerilerini daha etkili biçimde desteklediği görülmüştür. Bu sonuçlar, yeni öğretim programlarının yapılandırılmasında yenilikçi pedagojik yaklaşımların dikkate alınmasının önemine işaret etmektedir. Elde edilen verilerin, eğitim politikalarının geliştirilmesi ve öğretim materyallerinin hazırlanmasında yol gösterici nitelikte olacağı değerlendirilmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme stillerinin matematikte korku ve umutsuzluk düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme stilleri ile matematikte korku ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi detaylı bir şekilde incelemek ve aralarında anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Araştırmanın evrenini, Bingöl il merkezinde bulunan 7 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören toplam 1984 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Öğrenme Stilleri Envanteri", "Matematik Umutsuzluk Ölçeği" ve "Matematik Korku Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğrenme stilleri ile umutsuzluk arasında anlamlı ancak zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür. En çok benimsenen öğrenme stilinin dokunsal öğrenme stili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin işitsel ve görsel öğrenme stili puanları ile matematik korkuları arasında da düşük düzeyde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken dokunsal öğrenme stili ile matematik korkusu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Öğrencilerin matematik umutsuzluk puanları ile matematik korkusu puanları arasında yüksek düzeyde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Matematik umutsuzluk ve matematik korku düzeyleri arasında sınıf düzeyine göre yapılan karşılaştırmalarda uygulanan Scheffe testi sonucuna göre yalnızca 9. sınıf ile 10. sınıf öğrencileri arasında matematik umutsuzluk puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p = .028). Matematik korkusunun sınıf seviyesine göre karşılaştırılmasında yalnızca 10. sınıf ile 12. sınıf öğrencileri arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p < .001). Diğer sınıf düzeyleri arasındaki karşılaştırmalarda ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p > .05). Cinsiyete göre yapılan karşılaştırmada matematik umutsuzluk ve korku düzeyleri arasında yapılan t-testi sonucuna göre kız ve erkek öğrencilerin matematik korku puanları arasında anlamlı bir fark vardır. Bu fark kız öğrenciler lehinedir. Yani kız öğrencilerin matematik korkuları erkek öğrencilere göre daha yüksektir.
Okul dışı öğrenme ortamlarında 6. sınıf öğrencilerinin kodlama ile dijital problem çözme becerilerinin incelenmesi
21. yüzyıl becerilerine sahip bireyler yetiştirilebilmesi amacıyla, öğrenme ortamlarının çeşitlendirilmesi ve matematik öğretiminde okul dışı etkinliklerin artırılması gerekliliği vurgulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 6. sınıf öğrencilerinin okul dışı öğrenme ortamlarında yürüttükleri dijital problem çözme süreçlerini ve bu süreçlere ilişkin öğrenci görüşlerini incelemektir. Araştırmaya Siirt ilinde öğrenim gören 8 öğrenci katılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden açıklayıcı/tanımlayıcı durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Scratch programı, haftada üç gün olmak üzere iki hafta boyunca öğrencilere tanıtılmış; ardından, haftada iki gün olacak şekilde altı hafta boyunca teknoloji tabanlı problemler verilerek dijital problem çözme süreçleri incelenmiştir. Veriler klinik mülakat ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile analiz edilmiştir. Klinik mülakat sonuçları kodlama bilgisi ve akademik başarı düzeyinin dijital problem çözme performansını etkilediğini; özellikle kodlamaya ilgisi olan öğrencilerin süreçte daha başarılı ortaya koymuştur. Öğrenci görüşlerine göre Scratch kullanımı matematiksel kavramların anlaşılmasına, derse karşı olumlu tutum geliştirilmesine katkı sağlamıştır.
Yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik kaygı düzeyleri
Bu araştırmada yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik kaygılarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma nicel ve tarama modelinde yapılmıştır. Kolay ulaşılabilir örneklem ile yatılı bölge ortaokullarında öğrenim gören 393 ortaokul öğrencisine ulaşılarak veri toplanmıştır. Toplanan verilerin güvenirliğinin yüksek olduğu ve normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Verilerin analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmada YBO öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik kaygı düzeyleriyle ilgili olarak en yüksek ortalama fen bilimleri dersinin yılsonu not ortalamasının düşük gelme olasılığında ölçülmüştür. En düşük ortalama ise fen bilimleri ile ilgili kavramların gergin yapması ile ilgili maddede düşük düzeyde çıkmıştır. Maddelerde kaygı düzey düşük ve orta düzeyde çıkmıştır. YBO öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik kaygı düzeyleri alt boyutlar ve genel olarak en yüksek ortalama sınav kaygısı boyutunda ve orta düzeydedir. Bunu orta düzeyde ilgi boyutu izlerken en düşük ortalama düşük düzeyde ders kaygısı boyutundadır. Genel kaygı düzeyi ise orta düzeydedir. Öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik kaygı düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre ders kaygısı boyutunda, ilgi boyutunda ve genel kaygı düzeyinin anlamlı farklılık göstermediği görülürken sınav kaygısı boyutunda kız öğrencilerin ortalamalarının erkek öğrencilerden istatistiki olarak daha yüksek ölçülmüştür. Öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik kaygı düzeylerinin yaş değişkenine göre ders kaygısı boyutunda, ilgi boyutunda ve genel kaygı düzeyinin anlamlı farklılık görülmez iken sınav kaygısı boyutunda 10-11 yaş ile 14-15 yaş öğrencilerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik kaygı düzeylerinin sınıf düzeyi değişkenine göre sınav kaygısı boyutunda, ilgi boyutunda ve genel kaygı düzeyinde anlamlı farklılık görülmez iken ders kaygısı boyutunda 5. Sınıf öğrencililerinin daha yüksek olmasıyla anlamlı farklılık görülmüştür.
Pirie – Kieren modeline göre 7.sınıf öğrencilerinin dörtgenler ve aralarındaki ilişkiyi anlamlandırma süreçlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, akademik başarı düzeyi yüksek ve düşük olan öğrencilerin dörtgenler ve aralarındaki ilişkileri Pirie–Kieren modeline göre nasıl anlamlandırdıklarını incelemektir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüş ve yedinci sınıfta öğrenim gören altı öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler için araştırmanın amacına uygun olarak dörtgenlerde açı, kenar ve alan kavramlarını ve bu kavramlar arasındaki ilişkileri ortaya çıkarabilecek etkinlikler hazırlanmıştır. Bu etkinliklere ilişkin daha derinlemesine bilgi elde etmek amacıyla öğrencilerle klinik mülakatlar yapılmıştır. Mülakatlardan elde edilen veriler, Pirie–Kieren modelinde yer alan katmanlar temel alınarak betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonuçları, akademik başarı düzeyi yüksek ve düşük öğrencilerin anlamlandırma süreçlerinde belirgin farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Akademik başarı düzeyi düşük öğrencilerin soyutlama katmanına ulaşamadıkları; buna karşılık başarı düzeyi yüksek öğrencilerin bu katmana ulaşabildikleri ve hatta bu katmanı birden fazla kez deneyimleyebildikleri belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin dörtgenler ve aralarındaki hiyerarşik ilişkileri anlamlandırma süreçlerinde akademik başarı düzeyine bağlı farklılıklar gözlenmiştir. Benzer başarı düzeyine sahip öğrencilerin ise süreç boyunca benzer katmanlarda yer alma eğiliminde oldukları saptanmıştır.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli programı kapsamında 5. sınıf öğrencilerinin matematik başarıları, öğrenci-öğretmen görüşleri ve ders kitabı etkinliklerinin değerlendirilmesi
Araştırmada 2024-2025 eğitim öğretim döneminde 5.sınıflarda uygulanmaya başlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) Matematik Programı kapsamında programın öğrencilerin Bloom Taksonomi basamaklarına göre 1., 2., 3. ve 4.tema konularındaki matematik başarısı üzerindeki etkisinin incelenmesi, öğrenci ve öğretmenlerin modele ilişkin görüşleri ile 5.sınıf matematik ders kitabında yer alan 1., 2., 3. ve 4.tema etkinliklerinin K12 matematik alan becerilerini hangi düzeyde kapsadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada nicel veriler daha sonra toplanan nitel veriler ile açıklanmaya çalışıldığından dolayı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen TYMM Matematik Programı'nın öğrencilerin matematik başarısına etkisinin saptanmasında başarı testleri, model hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi için öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme formu, öğretmenlerle görüş ölçeği ve ders kitabı etkinliklerinin K12 matematik alan becerilerine uygunluğunun anlaşılmasında dereceli puanlama anahtarından yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu nicel veriler kapsamında 5.sınıf düzeyinde öğrenim gören 100 öğrenci ve çeşitli branşlarda TYMM'ni uygulayan 190 öğretmen; nitel veriler kapsamında ise başarı testi uygulanan farklı akademik düzeylerde 12 öğrenci ile 5.sınıf matematik ders kitabı oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular, TYMM Matematik Programı'nın öğrencilerde hedeflenen üst düzey düşünme ile alan becerilerinin gelişimini desteklediğini ve öğrencilerin beklenen öğrenme çıktılarıyla uyumlu bir akademik performans sergilediklerini göstermektedir. Bununla birlikte öğretmen ve öğrencilerin büyük bir kısmı TYMM ile ilgili olumlu görüş bildirmelerine rağmen uygulanma süreci, program içeriği ve özellikle ölçme-değerlendirme boyutuna yönelik çeşitli endişeler taşıdıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca matematik ders kitabında yer alan etkinliklerin, temaların içerdiği konular çerçevesinde K12 alan becerilerini kapsadığı ancak öğrencilerin bütünleşik becerilerin gelişimini desteklemede yetersiz kaldığı ve zaman yönetiminde bazı güçlükler oluşturduğu tespit edilmiştir. TYMM'nin 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde uygulanmaya başlanması sebebiyle çalışmada elde edilen bulguların, modelin eksiklerinin belirlenmesine ve gerekli iyileştirilmelerin yapılmasına rehberlik edici nitelik taşıdığı düşünülmektedir.
Rehberli veli katılımlı stem eğitiminin 7. sınıf öğrencilerinin fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ile stem tutumları ve veli katılımları açısından incelenmesi
Bu araştırmada, 7. sınıf fen bilimleri dersinde STEM uygulamaları gerçekleştirilmiş ve bu uygulamalara velilerin katılımı sağlanmıştır. Bu yapılandırılmış katılım süreci, veli ve öğrenci açısından incelenmiştir. Araştırmada, uygulama sürecinin öğrencilerin STEM'e yönelik tutumlarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ve velilerin sürece katılımlarına katkısı değerlendirilmiştir. Bu amaçla araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem araştırması kullanılmıştır. İç içe karma desene göre yürütülen araştırmanın nicel kısmında ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel kısmında ise durum çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veri toplama araçları uygulama öncesi ve uygulama sonrası, nitel veri toplama araçları uygulama öncesi, esnası ve sonrası olacak şeklinde kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunda veli katılımı rehberli bir şekilde sağlanmış, kontrol grubunda ise velilere herhangi bir rehberlik yapılmamıştır. Deney grubunda yer alan velilere süreç boyunca öğrencilere nasıl destek olacakları ile ilgili araştırmacı/öğretmen tarafından hazırlanan rehberli veli katılımı kılavuzu gönderilmiştir. Deney grubunda 19 öğrenci ve velisi, kontrol grubunda da 19 öğrenci ve velisi yer almıştır. Nicel veri toplama aracı olarak Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) Tutum Ölçeği, Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği ve Ev Temelli Öğrenme Etkinliklerine Aile Katılım Ölçeğinden yararlanılmıştır. Nitel veri toplama araçları olarak yapılandırılmış görüşmelerden, öğrenci ve veli araştırmacı günlüklerinden, Web 2.0 araçları ile çalışma kağıtlarından faydalanılmıştır. Nicel veri toplama araçlarının uygulanması sonucu deney grubu öğrenci ve velilerinde son test puanlarında artış olduğu gözlenmiş, ancak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Nitel verilerden elde edilen sonuçlarda ise yapılandırılmış görüşmelerde deney grubunun ifadelerinde kontrol grubuna göre farklılıklar tespit edilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin etkinliklerle ilgili düşüncelerini daha açıklayıcı bir şekilde aktardıkları fark edilmiştir. Ayrıca deney grubu öğrencileri fen kavramlarını daha iyi öğrendiklerini ve daha iyi anladıklarını detaylı bir şekilde açıklarken, kontrol grubu öğrencilerinin açıklamalarında daha kısıtlı cümleler ve ifadeler kullandıkları fark edilmiştir. STEM uygulamalarına rehberli katılım gösteren veliler, süreci nasıl yürütmeleri gerektiğini fark ettiklerini, çalışmalara daha bilinçli olarak katıldıklarını ve çocuğuyla birlikte öğrenmekten keyif aldıklarını belirtmişlerdir. Elde edilen bulgular sonucunda, STEM uygulamalarında velilere yapılacak rehberliğin önemli olduğu görülmüştür. Bu tür uygulamalarda velilerin sürece nasıl dahil olmaları gerektiği ile ilgili bilgilendirilmelerin yer alması önerilmektedir.
Özel yetenekli öğrencilere yönelik bilgi işlemsel düşünme odaklı bir öğretim tasarımı geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme (BİD) becerilerini geliştirmeye yönelik olarak hazırlanan bir öğretim tasarımının; öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimleri, BİD becerilerine yönelik öz yeterlik algıları ve BİD becerilerinin gelişimi üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, Tasarım Geliştirme Araştırması (TGAM) yaklaşımı kapsamında, Eğitim Tasarım Araştırması (ETA; Educational Design Research – EDR) modeli esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) Bireysel Yetenekleri Fark Ettirme (BYF) programına devam eden, örgün eğitimde 6. sınıf düzeyinde öğrenim gören toplam 12 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Öğretim tasarımının etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla hem nitel hem de nicel veri toplama araçları kullanılmıştır. Nitel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen BİD gözlem formu ile yapılan gözlemler, saha çalışmaları sırasında araştırmacı tarafından tutulan ayrıntılı saha notları, öğrenciler tarafından doldurulan BİD etkinlik formları ve çalışma kağıtlarının değerlendirilmesi ile öğrenci odak görüşmelerinden elde edilen verilerden oluşmaktadır. Nicel veriler ise BİD Becerisine Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği (BİDBÖA) ve UF/EMI Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Toplanan nicel veriler, SPSS 27 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel analiz sonuçları, öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimleri ile bilgi işlemsel düşünme becerilerine yönelik öz yeterlik algılarında, ön test ve son test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğunu ve bu farkın yüksek etki büyüklüğüne sahip olduğunu ortaya koymuştur. Nitel analiz bulguları ise öğrencilerin BİD becerilerinde belirgin bir gelişim kaydettiğini ve eleştirel düşünme becerilerinin de bu süreçte ilerleme gösterdiğini ortaya koymuştur. Nicel ve nitel verilerin bütüncül analizi, geliştirilen öğretim tasarımının özel yetenekli öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini anlamlı düzeyde güçlendirdiğini, bilgi işlemsel düşünmeye yönelik öz yeterlik algılarını belirgin şekilde artırdığını ve BİD becerilerinde kayda değer bir gelişim sağladığını ortaya koymuştur.
Bağlam temelli öğrenmenin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına ve 21. yüzyıl becerileri öz yeterliliklerine etkisi
Bu araştırmada, bağlam temelli öğrenmenin ortaokul öğrencilerinin akademik başarısına ve 21. yüzyıl becerileri öz yeterliliklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunda eğitim öğretime devam eden 6. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Ayrıca araştırma kapsamında Sakarya Üniversitesi etik kurulundan, Sakarya il Millî Eğitim Müdürlüğünden ve çalışma kapsamında uygulanan ilgili ölçeklerin araştırmacılarından gerekli izinler alınmıştır. Deney grubunda 13 kız öğrenci, 14 erkek öğrenci; kontrol grubunda 15 kız öğrenci, 13 erkek öğrenci olmak üzere toplam 54 öğrenci ile araştırma yürütülmüştür. 6. sınıf fen bilimleri dersi ''Ses ve Özellikleri'' ünitesi deney grubunda bağlam temelli öğrenme yaklaşımının REACT modeline göre yürütülmüştür. Kontrol grubunda ise fen bilimleri eğitim programına göre dersler yürütülmüştür. Uygulama 2024-2025 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleşmiştir. Veri toplama araçları olarak ''6.Sınıf Ses ve Özellikleri Akademik Başarı Testi'' ve ''Ortaokul Öğrencilerinin 21.Yüzyıl Becerileri Öz-Yeterlik Ölçeği'' ön-test ve son-test şeklinde öğrencilere uygulanmıştır. Çalışmanı verileri SPSS 22,0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma verilerin sonucuna göre bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeline göre öğrenim gören öğrencilerin başarısı diğer gruba göre daha yüksektir. Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeline göre öğrenim gören öğrencilerin ''21. Yüzyıl Becerileri Öz-Yeterlilik Ölçeği'' alt boyutladıklarının diğer gruba göre fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın, her iki grubun başlangıç ve son ölçümleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca problem çözme becerisinde artış olduğu belirlenmiştir.
The effect of using the samr model in force and energy unit on 7th grade students' academic achievements and digital literacy levels
The aim of this study is to examine the effect of the SAMR model, enriched with Web 2.0 tools used in the Science course, on the academic achievement and digital literacy level of the "Force and Energy" unit. The SAMR model, Dr. It emerged as a result of the work of Ruben Puentedura and has been adopted by many technology brands. This model is a model that enables the effective use of technology by enriching the learning environment. In this study, in line with the lesson plans prepared in accordance with the curriculum and the SAMR model, a learning environment in which Web 2.0 tools were used was created and applications were made. The research is a quantitative study and a quasi-experimental design with a pretest posttest control group was used. The study group of the research consists of a total of 52 students, 25 of whom are in the control group and 27 from the experimental group, from the 7th class students in a public school located in Ferizli district of Sakarya province in the 2021-2022 academic year. The research was carried out within the scope of the "Force and Energy" unit, which is the third unit of the 7th grade science course, and lasted for a total of five weeks. Academic achievement test and digital literacy scale were used as data collection tools in the study. The analysis of the data in the study was analyzed by unrelated sample t-test (independent groups t-test) and related-sample test (dependent-groups t-test). Data analysis SPSS 24.0 statistical package program was used in the research. Although there was an increase in the academic achievement of the students in the experimental group in the context of the applied SAMR model, this increase did not make a statistically significant difference. It has been observed that there is a statistically significant difference in the results of students' digital literacy skills in line with the plan prepared with the Web 2.0 applications applied to the course content during the science course teaching process.
Ortaokul öğrencileri için çevre koruyucu davranışlar ölçeği geliştirme çalışması
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin çevre koruyucu davranış düzeylerinin belirlenmesini sağlayacak geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek amaçlanmış ve araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul'da iki farklı ortaokulda 5,6,7 ve 8. Sınıflarda öğrenim gören 1234 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Toplanan verilerden ölçüm analizine uygun olmayan, eksik veri içeren katılımcı formları veri setinden çıkarılmış ve 967 öğrenciye (537 erkek, 430 kız) ait olan veri çalışmada kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Çevre Koruyucu Davranışlar Ölçeği" kullanılmıştır. Geliştirilen çevre koruyucu davranışlar ölçeğinin taslağı için, öğrencilerin konu hakkında yazdıkları kompozisyonlar ve literatürdeki çevre koruyucu ölçekler incelenerek 60 maddeden oluşan soru havuzu oluşturulmuştur. Hazırlanan madde havuzu uzman görüşlerine, ardından öğrenci düzeyine uygunluğu sağlanması için öğrenci görüşlerine ve son olarak maddelerin dilbilgisi kurallarına uygunluğunun kontrol edilebilmesi için Türkçe öğretmeni görüşüne sunulmuştur. Alınan dönütler sonucunda bazı maddeler soru havuzundan çıkarılmış bazı maddeler üzerinde de gerekli düzeltmeler yapılarak 50 maddeden oluşan Çevre Koruyucu Davranışlar Ölçeği taslağı son halini almıştır. Araştırmada geliştirilen "Çevre Koruyucu Davranışlar Ölçeği (ÇKDÖ)' nin yapı geçerliliğinin analizi için önce Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) daha sonra Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Veri seti iki örneklem gruba ayrılmış birinci örneklem grubuna (N= 624), SPSS 24 programı ile Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), ikinci örneklem grubuna (N= 343) ise AMOS 22 programı ile Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. AFA verilerine göre ölçek maddeleri faktör analizine uygun bulunmuştur. Ölçek maddelerinin analizi sonucunda özdeğeri 1' den büyük olan, yamaç eğri grafiği (Scree Plot) ve Velicer'in MAP testi (Minimum Ortalamalar Testi) sonuçlarına göre 22 ölçek maddesinin 3 faktör altında toplandığı, bu üç faktörün toplam varyansın % 48.702 açıkladığı görülmüştür. AFA sonucunda belirlenen 3 faktörlü modelin doğruluğunun belirlenmesi DFA ile yapılmıştır. Yol diyagramı ve uyum indeksleri analiz edilmiş ve analiz sonuçlarına göre 22 maddelik maddenin oluşturduğu üç faktörlü yapının model uyumu sağladığı görülmüştür. ÇKDÖ' nin güvenilirlik analizi için Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı hesaplanmış, ölçeğe ait maddelerin güvenirlik katsayısı 0.937, birinci faktörün 0.911, ikinci faktörün 0.791, üçüncü faktörün 0.855 olarak bulunmuştur. Araştırma bulguları sonucunda 3 faktörlü 22 maddeden oluşan ÇKDÖ' nin geçerli ve güvenirliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Çevre Koruyucu Davranışlar Ölçeğinden alınan toplam puanların, sınıf düzeyine ve anne- baba eğitim durumlarına göre farklılığının tespiti için tek yönlü ANOVA testi, ÇKDÖ' den alınan toplam puanların cinsiyete göre farklılığın tespiti için Bağımsız gruplar t-Testi, kullanılmıştır. Ölçek ile toplanan verilerden elde edilen analiz sonuçlarında kız öğrencilerin ÇKDÖ puan ortalamasının erkek öğrencilerin puan ortalamasından anlamlı düzeyde fazla olduğu belirlenirken, öğrencilerin ÇKDÖ toplam puanları ile anne-baba eğitim düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Bunun yanında öğrencilerin ÇKDÖ' den aldıkları toplam puanları sınıf düzeyine göre farklılık göstermiştir. Bu farklılığın 5.sınıf öğrencileri ile 7. sınıf ve 8. sınıf öğrencileri arasında 5. sınıf öğrencileri lehinde; 6. Sınıf öğrencileri ile 7. Sınıf ve 8. Sınıf öğrencileri arasında 6. sınıfların lehinde; 7. sınıf öğrencileri ile 8. sınıf öğrencileri arasında 7. sınıfların lehine olduğu görülmüştür.
Ortaokul öğrencilerinin iklim okuryazarlığı düzeyleri veiklim okuryazarlığı ile ilgili algılarının çeşitli değişkenleregöre incelenmesi
Çağımızın önemli sorunları arasında yer alan iklim değişimi; iklimin nasıl değiştiğini bilmeyi ve buna uyum sağlamayı gerektirir. Bu durum da iklim okuryazarı birey olmanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin iklim okuryazarlığı düzeyleri ve iklim okuryazarlığı ile ilgili algılarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma için oluşturulan örneklem öğrencileri 5. 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinden toplam 471 kişidir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veri toplama araçları iklim okuryazarlığı ile ilgili İklim Okuryazarlığı Ölçeği ve kelime ilişkilendirme testidir. Araştırma sonunda ölçekten elde edilen veriler SPSS.27. 0.1.0 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilere t-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. Kelime ilişkilendirme testinden elde edilen veriler Excel programına aktarılarak frekansları, ortalama değerleri ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Kelime ilişkilendirme testinde anahtar kelime olarak "iklim" ve "iklim okuryazarlığı" kelimeleri verilmiştir. "İklim okuryazarlığı" kavramı ile ilgili yeterli veri elde edilemediği için anahtar kelime olarak kullanılamamıştır. Kelime ilişkilendirme testi verilerinde en çok farklı kelimeyi 8. sınıf öğrencilerinin ürettiği görülmüştür. Kız öğrenciler ve erkek öğrencilerin "iklim" anahtar kelimesine ürettikleri cevaplara bakıldığında frekans değeri en fazla olan ilk 3 cevabın aynı olduğu fark edilmiştir. Bu üretilen kelimeler sırasıyla mevsim, doğal afet ve yağmurdur. Ölçek verilerine bakılarak öğrencilerin iklim okuryazarlığı düzeylerinde farklılaşma olup olmadığı incelenmiş. Sınıf bazında 5. Sınıfta düzeyinin diğer sınıf düzeylerinden farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. 6. 7. ve 8. Sınıflar arasında bir farklılaşma görülmemiştir. Cinsiyetleri bakımından tüm sınıf düzeylerinde kız öğrencilerin iklim okuryazarlığı düzeylerinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda sınıf düzeyleri arasında iklim okuryazarlığı düzeylerinde 5. Sınıf öğrencilerinde fark olduğu ve her sınıf düzeylerinde kız öğrencilerin iklim okuryazarlık düzeylerinin ortalamanın üstünde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; iklim okuryazarlığı üzerine daha fazla araştırma yapılması gerektiği, alandaki eksikliklerin neler olduğunun belirlenmesi ve bu alana daha fazla çalışmalara yer verilmesi ve gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İklim, İklim Okuryazarlığı, Fen Eğitimi, Öğrenciler, Ortaokul.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımı ile kesirler öğretiminin 6. sınıf öğrencilerinin beceri temelli sorular üzerindeki başarılarına etkisi
Araştırmanın amacı gerçek yaşam deneyimlerini içeren Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı ile kesirler konusuna yönelik öğretimin 6. sınıf öğrencilerinin beceri temelli sorulardaki başarılarına etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 29'u kontrol grubu ve 31'i deney grubu olmak üzere toplam 60 tane 6. sınıf öğrencisi ile çalışma yürütülmüştür. Deney grubuna GME yaklaşımı ile matematik öğretimi, kontrol grubuna ise mevcut öğretim programı ile öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verilerini elde etmek amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan beceri temelli sorulardan "Kesirlerle İşlemler" alt öğrenme alanına yönelik soruların yer aldığı Beceri Temelli Sorular Başarı Testi (BTSBT) oluşturulmuştur. Öğretim süreci öncesi ve sonrasında her iki gruba da ön test-son test olarak BTSBT uygulanmıştır. Elde edilen veriler ilişkili örneklem t testi ve ilişkisiz örneklem t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda deney grubuna uygulanan GME yaklaşımı ile kontrol grubuna uygulanan mevcut öğretim programı ile öğretimin, öğrencilerin beceri temelli sorulardaki başarıları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Buna karşın GME yaklaşımı ile öğretimin öğrencilerin beceri temelli sorulardaki başarılarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin öğretim duygu durumlarının ve öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre incelenmesi
Sevinçten öfkeye kadar değişebilen duygusal deneyimler içeren öğretim, temelinde duygusal bir çaba olarak nitelendirilebilir. Matematik dersi, diğer derslerden daha fazla önyargı barındıran bir ders olduğu için matematik öğretimi sürecinde, öğrenme ortamında yaşanan duygular dersin verimliliği ve etkililiği açısından büyük bir önem taşımaktadır. Aynı zamanda öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıkları ve sahip oldukları kişilik tipleri de öğretim duygu durumlarını, dolayısıyla öğretim sürecinin verimini etkilemektedir. Bu çalışmada, ortaokul matematik öğretmenlerinin öğretim duygu durumlarının ve öğretmenlik mesleğine yönelik duyarlılıklarının kişilik tiplerine göre irdelenmesi amaçlanmıştır. Örneklemini 154 ortaokul matematik öğretmeninin oluşturduğu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Veriler toplanırken katılımcı olan matematik öğretmenlerine Kişisel Bilgi Formu, Öğretim Duygu Durumları Ölçeği, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Duyarlılık Ölçeği ve A Tipi ve B Tipi Kişilik Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler analiz edilirken betimsel istatistik, bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) teknikleri uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ortaokul matematik öğretmenleri olumlu duyguları olumsuz duygulara göre daha fazla yaşamaktadır. Bununla birlikte A tipi kişiliğe sahip olan öğretmenler B tipi kişiliğe sahip olan öğretmenlere göre gurur duygusunu daha fazla deneyimlemekte ve öğretmenlik mesleğinin saygın bir meslek olduğu düşüncesini daha fazla taşımaktadır. Öğretmenlerin öğretim ortamında daha etkili olabilmesi için öğretmenlere daha uygun eğitim ortamları oluşturulması ve eğitimler düzenlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin duygularını daha samimi ve doğru bir şekilde öğrenebilmek için nitel çalışmalar yapılması gerektiği yönünde önerilerde bulunulmuştur.
2018 fen bilimleri dersi öğretim programının 21.yüzyıl becerileri açısından incelenmesi
Yaşadığımız çağ bilginin önemli olduğu bir çağdır. Bilginin önemli olduğunu kavrayan bireyler, yaratıcı düşünebilme, değişime açık olabilme, yaşanılan zamana uyum sağlayabilme, problem çözebilme ve eleştirel düşünebilme gibi becerilere sahip olmanın değerini kavrarlar. Yaşadığımız çağ 21.yüzyıl olarak adlandırıldığı için bu becerilerde 21. Yüzyıl becerileri olarak adlandırılmaktadır. Bireylerin gelişen zamanda etkili olabilmeleri için bu becerileri bilmeleri ve bu becerilere sahip olmaları gerekmektedir. Bu becerilere sahip bireylerin yetişmesinde öğretimprogramları önemli bir yere sahiptir. Bu öğretim programlarından biri de fen bilimleri dersi öğretim programıdır. Bu doğrultuda yapılan bu çalışmada 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının 21. Yüzyıl becerileri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesinin kullanıldığı bu çalışmanın verilerini üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflar düzeyindeki kazanımlar oluşturmaktadır. Bu kazanımlara ulaşabilmek için MEB 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'ndan yararlanılmıştır. Araştırmanın temalarını P21 (Partnership for 21st Century Learning, 2019) tarafından sunulan 21. Yüzyıl becerileri (öğrenme ve yenilik, yaşam ve meslek, bilgi, medya ve teknoloji okuryazarlığı) oluşturmaktadır. Yapılan çalışmanın sonucuna bakıldığında 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı kazanımlarında 21. Yüzyıl becerilerinin yer aldığına ulaşılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına daha detaylı olarak bakıldığında iletişim becerisinin kazanımlarda daha fazla bulunduğu ve bu beceriyi bilgi okuryazarlığı becerisinin takip ettiği görülmüştür. Diğer 21. Yüzyıl becerileri; eleştirel düşünme, sosyal ve kültürlerarası beceri, üretkenlik, yaratıcılık, bilgi ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı, problem çözme, girişimcilik ve özyönetim, liderlik ve sorumluluk işbirliği ve esneklik ve uyum becerileri 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı kazanımlarında yer alırken, medya okuryazarlığı becerisinin hiçbir kazanımda yer almadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ile literature karşılaştırılmış olup, önerilerde bulunulmuştur.
Argümantasyona dayalı çevre eğitiminin fen bilgisiöğretmen adaylarının çevre okuryazarlığına etkisi
Hızla artan çevre sorunlarının çözümünde, öğrencilerin çevre okuryazarı bireyler olarak yetiştirilmesi son derece önemlidir. Bu bağlamda öğrencilere çevre eğitimi ilkokuldan üniversiteye her eğitim kademesinde verilmelidir. Günümüzde geleneksel yöntemle verilen eğitimlerin yetersizliği üzerine birçok çalışma mevcuttur. Bu yüzden çevre eğitimi gibi önemli bir konunun öğrencilere daha öğrenci merkezli bir yaklaşımla, aktif bir öğrenme ortamında anlatılması çevre okuryazarı bireyler yetiştirmede son derece önemlidir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı argümantasyon yöntemiyle verilen çevre eğitiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre okuryazarlığı üzerine etkisini belirlemektir. Çalışmanın örneklemini Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği alanında öğrenim gören 55 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerini tespit edebilmek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Teksöz, Şahin ve Ertepınar (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çevre Okuryazarlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler çevre okuryazarlığının; tutum, bilgi, kullanım ve ilgi alt boyutlarında değerlendirilmiştir. Verilerin analizi IBM SPSS 26 programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda argümantasyon yöntemi ile çevre eğitimi verilen deney grubunun çevreye yönelik tutum, bilgi, kullanım ve ilgi düzeyleri; geleneksel yöntemle çevre eğitimi verilen kontrol grubunun tutum, bilgi, kullanım ve ilgi düzeylerinden anlamlı derecede farklılaşmıştır. Bu fark deney grubu lehinedir. Sonuç olarak çevre eğitiminde argümantasyon yönteminin kullanılmasının öğretmen adaylarının çevre okuryazarlıklarını artırdığı tespit edilmiştir.
Alternatif bir öğrenme ve izleme aracı: Benim bilgi ve duygu kumbaram
Bu araştırmanın amacı "Benim Bilgi ve Duygu Kumbaram" olarak isimlendirilen ve kumbara anlayışında geliştirilen bir öğrenme ve izleme aracıyla ortaokul öğrencilerinin (5.-8. sınıf) fen bilimleri dersleri süresince dersle ilgili hangi bilgileri önemli görerek biriktirdiğini belirlemek, bu bilgilerin hangi kategorik çerçevede (yazı, formül, grafik vb.) yer aldığını incelemek, ders ile ilgili duyuşsal yönlerini ortaya çıkarmak ve bu sürecin nasıl değiştiğini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubu Bolu ili merkezinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 3 okulda görev yapan 8 Fen Bilimleri öğretmeni ve 450 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada araştırma deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma da kumbaralar, bilgi ve duygu kartları, yarı yapılandırılmış öğretmen ve öğrenci görüşme formları ile veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen kavramlardan kodlar oluşturularak kategorize edilmiştir ve araştırma verileri frekansları ile tablolar şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin dikkatlerini çeken, sınavda çıkabileceğini düşündükleri ve öğretmenlerinin derslerde vurguladıkları bilgileri biriktirdiği ortaya çıkmıştır. "Benim bilgi ve duygu kumbaram" aracının alternatif bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının argümantasyon öz yeterlik inançlarının bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bilimin ve teknolojinin ilerlemesiyle her alanda olduğu gibi eğitim alanında da zaman zaman çeşitli değişiklere ihtiyaç duyulmuştur. Ülkemizde 2018 yılında Millî Eğitim Bakanlığı eğitim programlarını güncellemiş ve ders programlarını yenileyerek araştırma- sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisini benimsemişlerdir. Yenilenen program incelendiğinde müfredata argümantasyon kavramının entegre edildiği görülmüştür. Ayrıca 2024 yılında yayınlanan beceri temelli yeni öğretim programlarında da argümantasyona yer verildiği görülmektedir. Argümantasyonun derslerde uygulanmasında öğretmenlerin rolü çok büyüktür. Öğretmenlerin rehber konumunda olacak şekilde öğrencilerin yaratıcı düşüncelerini ortaya çıkarmayı hedefleyen dersler planlamaları beklenmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının argümantasyon öz yeterlik inançlarının bazı değişkenlere (cinsiyet, sınıf, argümantasyona yönelik ders alma durumu ve argümantasyona dayalı bir fen dersi verme durumu) göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama araştırması yönteminden kişisel tarama yöntemi kullanılmış olup, çalışmaya Türkiye' de 5 farklı üniversitede öğrenim görmekte olan 353'ü kadın, 42'si erkek olmak üzere toplamda 395 öğretmen adayı katılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda cinsiyete bağlı olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları kıyaslandığında erkeklerin kadınlara oranla öz yeterliklerinin daha yüksek olduğu ve kendilerini argüamantasyon konusunda daha yeterli hissettikleri sonucuna varılmıştır. Sınıf seviyesine dair veriler incelendiğinde ise, her 3 alt boyutta da sınıf seviyesi arttıkça argümantasyona yönelik öz yeterliliğin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak argümana dayalı ders alma ve argümana dayalı fen dersi verme durumları incelenmiş ve elde edilen veriler ışığında ders almış olma durumu ve ders vermiş olma durumlarının argümantasyona dair öz yeterliliği arttırdığı sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular ile literatür ile karşılaştırılarak tartışılmış olup, önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmen adaylarının istatistiksel muhakeme becerilerinin incelenmesi
Garfield (2002) istatiksel akıl yürütmeyi istatistiksel bilgiyi anlama, kullanma ve veriye dayalı, çıkarımda bulunabilmek olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmanın amacı ilköğretim matematik, fen bilimleri ve sınıf öğretmenliği ögretmen adaylarının istatistiksel muhakeme becerileri incelemektir. Katılımcılar Bolu ve çevre illerinde bölümlerinde okuyan 158 ilköğretim matematik, 175 fen bilimleri ve 183 sınıf öğretmenliği öğretmen adayıdır. Çalışmada İstatistiksel Muhakememe Becerileri Ölçeği (Statistical Reasoing Assessment-SRA) kullanılmıştır (Garfield,2003). Test Türkçe'ye çevrilmiş, geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Testin Türkçe hali elde edildikten sonra, öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Bulgulara göre test uygulanan matematik öğretmen adayları diğer öğretmen adaylarına göre olasılığı yorumlamada, bağımsızlığı anlamada, iki yönlü tabloları adlandırmada ve örneklemlerin önemini anlamada başarı gösterdiler. Ancak ortalamayı seçmede, olasılık hesaplamada, ilişki - nedenselliği ayırt etme ve örne
PISA 2022 bağlamında öğretim niteliği, öğrenci motivasyonu ve matematik başarısı: Öğrenci profillerine dayalı bir analiz
Bu çalışma, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı 2022 Türkiye matematik verisini kullanmış ve örtük profil analizi ile öğrencilerin hem motivasyonel-duyuşsal profillerini hem de matematik öğretiminin niteliği algılarına dayalı profillerini belirleyerek bu profillerdeki öğrencilerin matematik başarıları arasındaki farkları incelemiştir. Aynı zamanda, öğrencilerin matematik öğretiminin niteliği algılarının motivasyonel-duyuşsal profilleri üzerindeki rolünü ve tersine öğrencilerin motivasyonel-duyuşsal karakteristiklerinin de matematik öğretiminin niteliği algılarına dayalı profilleri üzerindeki rolü incelenmiştir. Bu nedenle, çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, öğrencilerin matematiğe yönelik motivasyonel-duyuşsal profillerinin göstergesi olarak, matematik öz-yeterliği, matematik kaygısı ve matematikte çaba ve ısrar değişkenleri kullanılmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin dört farklı profil ile betimlenebileceği görülmüştür: "Ortalama", "İlgisiz", "Kaygılı" ve "Özgüvenli ve Azimli". Matematik başarı düzeyleri açısından profillerin sıralaması, en yüksek başarıya sahip "Özgüvenli ve Azimli" profilden başlayarak sırasıyla "Ortalama", "Kaygılı" ve "İlgisiz" profiller şeklindedir. Ayrıca, matematik öğretiminin niteliğini olumlu algılayan öğrencilerin olumsuz algılayan akranlarına kıyasla daha olumlu motivasyonel-duyuşsal öğrenci profillerinde yer aldığı görülmüştür. Çalışmanın ikinci bölümünde ise öğrencilerin matematik öğretiminin niteliği algılarının göstergesi olarak, disiplin iklimi, matematik öğretmen desteği ve bilişsel aktivasyon değişkenleri kullanılarak öğrenci profilleri belirlenmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin algılarının üç farklı profil ile betimlenebileceği görülmüştür: "Düşük Düzeyde", "Bilişsel Teşvik Edici" ve "Ortalama". Matematik başarı düzeyleri açısından profiller arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca sonuçlar, olumlu motivasyonel-duyuşsal karakteristiklere sahip öğrencilerin daha olumlu matematik öğretiminin niteliği algısına sahip öğrenci profillerinde yer aldığını göstermiştir.
7. sınıf öğrencilerinin cebirsel muhakeme düzeyleri öğrenme stilleri ve akademik başarıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, 7. sınıf öğrencilerinin cebirsel muhakeme düzeyleri, öğrenme stilleri ve akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemini Kars ilinde yer alan yedi farklı ortaokuldan rastgele seçilmiş toplam 245 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin cebirsel muhakeme düzeylerini belirlemek amacıyla "Cebirsel Muhakeme Değerlendirme Aracı", öğrenme stillerini belirlemek için ise "Grasha-Riechmann Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin akademik başarılarını belirlemede matematik dersi birinci dönem karne notları dikkate alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin cebirsel muhakeme düzeyleri ile öğrenme stilleri arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Özellikle bağımsız ve katılımcı öğrenme stillerine sahip öğrencilerin cebirsel muhakeme testinden anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldıkları saptanmıştır. Diğer taraftan pasif ve bağımlı öğrenme stillerine sahip öğrencilerin cebirsel muhakeme düzeylerinin diğer gruplara kıyasla daha düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca cebirsel muhakeme düzeyleri ile matematik akademik başarıları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Cebirsel muhakeme düzeyi yüksek öğrencilerin matematik ders notlarının da genel olarak yüksek olduğu; bu ilişkinin özellikle fonksiyonel düşünme ve genelleme alt boyutlarında daha belirgin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar öğrencilerin öğrenme stillerinin cebirsel muhakeme gelişiminde ve akademik başarılarında belirleyici bir rol oynayabileceğini göstermekte; dolayısıyla öğretim sürecinde farklı öğrenme stillerine uygun öğretim stratejilerinin benimsenmesinin önemini ortaya koymaktadır.