
546
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Karbazol birimi içeren imin polimerlerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, 3-hidroksi benzaldehit, 4-hidroksi benzaldehit, vanilin ve 2-hidroksi-1-naftaldehit'in 3-amino-9-etilkarbazol ile kondenzasyon reaksiyonlarından Schiff bazları sentezlendi. Elde edilen Schiff bazlarının polikondenzasyon reaksiyonundan poliiminler sentezlendi. Sentezlenen bileşiklerin yapıları, UV-Vis, FT-IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri ile belirlendi. Sentezlenen tüm bileşiklerin karakterizasyonu TGA-DTA, DSC, SEC ve çözünürlük testleri ile yapıldı. Elde edilen bileşiklerin fotolüminesans (PL) özellikleri ise DMF çözeltisinde floresans spektroskopisi ile incelendi. Sentezlenen bileşiklerin elektrokimyasal özellikleri döngüsel voltammetri ile çalışıldı. Poliiminlerin elektriksel iletkenlikleri ölçüldü ve tipik yarı iletken özellik gösterdikleri tespit edildi. Elde edilen bileşiklerin sayıca ortalama molekül ağırlığı, kütlece ortalama molekül ağırlığı ve polidisperslik indeksi değerleri büyüklükçe ayırma kromatografisi (SEC) ile belirlendi.Anahtar Kelimeler: Karbazol, Schiff Bazları, Poliiminler, Termal Özellikler.
Çanakkale yöresi elma bahçelerinde karaleke hastalığı etmeni Venturia inaequalis'in bazı fungisitlere duyarlılıkları ve alternatif savaşım yöntemleri üzerinde araştırmalar
Çanakkale İlinde iklim koşullarının uygun olduğu yıllarda karaleke hastalığı (Venturia inaequalis) epidemi yapmakta ve üreticiler hastalığa karşı yoğun fungisit uygulaması yapmaktadırlar. Bu çalışmada Çanakkale'nin dört farklı lokasyonundan elde edilen 20 V. inaequalis izolatının Siterol Biosentezi Engelleyicilerinden hexaconazole, Strobulirinlerden trifloxystrobin ve Trichloromethylthiocarboxamide'lerden captan'a karşı duyarlılıkları in vitro'da test edilmiştir. Ayrıca in vivo'da hexaconazole ve trifloxystrobin'in tek başlarına ve alternatif maddeler potasyum sorbat ve eugenol ile karışımlarının biyolojik etkinlikleri hastalığa karşı araştırılmıştır.V. inaequalis izolatları ED50 değerlerine göre captan'da 7 izolat 0,01-0,03 µg/ml, 12 izolat 0,03-0,1 µg/ml ve 1 izolat 0,1-0,3 µg/ml doz aralığında; hexaconazole'de 6 izolat 0,01-0,03 µg/ml, 13 izolat 0,03-1 µg/ml ve 1 izolat 0,1-0,3 µg/ml aralığında ve trifloxystrobin'de 12 izolat 0,01-0,03 µg/ml, 8 izolat 0,03-0,1 µg/ml yer almıştır. İzolatlar MIC değerlerine göre ise captan'da 5 izolat 0,3-1 µg/ml, 9 izolat 1-3 µg/ml, 6 izolat 3-10 µg/ml; hexaconazole'de 5 izolat 1-3 µg/ml, 15 izolat 3-10 µg/ml ve trifloxystrobin'de 8 izolat 0,3-1 µg/ml, 10 izolat 1-3 µg/ml, 2 izolat 3-10 µg/ml doz aralığında yer almıştır. In vitro çalışmaları V. inaequalis'in hexaconazole, captana ve trifloxystrobin'e karşı duyarlılıklarının azaldığını ortaya koymuştur.Hexaconazole ve trifloxystrobin ile yapılan biyolojik etkinlik denemesinde hastalık basıncının çok yüksek olması nedeniyle (kontrolde hastalık şiddeti %92.01) fungisitler beklenen performansı ortaya koyamazken, alternatif maddeler fungisitlerle karışımlarında beklenen sinerjist etkiyi gösterememişlerdir. Hexaconazole karaleke hastalığına karşı %52,1, trifloxystrobin %69,7, hexaconazole + eugenol %46,7, hexaconazole + potasyum sorbat %48,9, trifloxystrobin + potasyum sorbat %69,9 ve trifloxystrobin + eugenol %67,0 etkililik göstermiştir. Potasyum sorbat %9,6 ve eugenol %24,0 ile çok düşük etkililik ortaya koymuşlardır.Araştırma sonuçları Çanakkale Yöresi elma bahçelerinde V. inaequalis'in kullanılan fungisitlere karşı duyarlılığın giderek azaldığını, fungisit dayanıklılığının sürekli izlenerek, hastalığa karşı savaşımda yeni stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini göstermiştir.
?Red globe? sofralık üzüm çeşidinde farklı hasat sonrası uygulamaların kaliteye olan etkileri üzerine bir araştırma
Bu çalışmada üstün kalite ve tat özelliklerine sahip, Dünya'da ve Ülkemizde geniş pazarlanabilme potansiyeline sahip ?Red Globe? sofralık üzüm çeşidinde farklı hasat sonrası uygulamaların depolama sürecinde kaliteye olan etkileri incelenmiştir.Bu kapsamda; hasat edilen üzümlerde depolama öncesi 2,5 ve 5 dakika süreyle ultraviole ışın (UV-C 254nm) uygulamasına, %0,05 ve %0,1 dozlarında Menthol ve %0,05 ve %0,1 Thymol uygulamaları ile ticari üzüm depolamada sıklıkla kullanılan 7,5g/5kg sodyum metabisülfit içerikli çift salınımlı ped uygulaması yapılmıştır. Söz konusu uygulamalara tabi tutulan üzümler 0°C ? 1°C sıcaklık ve %85 ? %90 oransal nem koşullarında sırasıyla 45 ve 90 gün süreyle depolanarak 18°C-20°C koşullarda 3 gün süreyle raf ömrüne tabi tutulmuşlardır. Uygulamaların meyvelerin depolanma kalitesine etkilerini saptamak amacıyla, hasattan ve her depolama süresi ile raf ömrü sonunda bazı kalite özellikleri incelenmiştir. Bu özellikler; suda çözünür kuru madde oranı, titre edilebilir toplam asitlik miktarı, pH değeri, meyve zemin rengi, toplam fenolik bileşik içeriği, çürüme bozulma oranı ve sap kararması oranıdır. Bunun yanında; meyve tat özellikleri de incelenmiştir.Elde edilen sonuçlara göre depolama süresi arttıkça meyve kalitesinde kayıplar meydana gelmiştir. Bunun yanında depolama süresince meyve kalite özelliklerinin korunumu açısından en başarılı uygulamalar 90 günlük depolama periyodu sonunda sırasıyla Sodyum metabisülfit uygulaması, %0,1 dozunda Menthol uygulaması ve 5 dakika süreyle UV-C uygulaması olmuştur. Diğer hasat sonrası uygulamalarda ise kalite korunamamış ve meyve tat özelliklerinde bozulma meydana gelmiştir.
Kişnişte (Coriandrum sativum L.) doku kültürü çalışmaları
Bu çalışma Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Doku Kültürü ve Biyoteknoloji laboratuarlarında 2009-2010 yıllarında yürütülmüştür. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada kişniş bitkisinin (Coriandrum sativum L.) doku kültürüne aktarımı ve kallus çoğaltımı, ikinci aşamada ise embriyogenik kallus gelişimi amaçlanmıştır. Çalışmada, Gamze kişniş çeşidi kullanılmıştır. Denemelere başlamadan önce, tohum sterilizasyonundan sonra tohumlar ½ Murashige ve Skoog (MS) besi ortamında çimlendirilerek steril bitkiler elde edilmiştir. İlk aşamada temel besi ortamı olarak MS kullanılarak yedi farklı besi ortamında kallus oluşumu sağlanmıştır. Kallus oluşumu için kallus ağırlığı, kallus tipi ve kallus rengi skoru gibi ölçümler alınmış ve en uygun kallus oluşumu MS + 1 mg/L NAA + 1 mg/L BA besi ortamında gerçekleşmiştir. Buradan elde edilen kalluslar alt kültüre alınarak yine MS temel besi ortamı olacak şekilde 29 farklı besi ortamında kallus boyutu, kallus skoru, kallus rengi ve kallusta yeşil bölge yüzdesi gibi parametreleri açısından değerlendirilmiştir. Kullanılan besi ortamlarında sürgün gelişimi gözlenmemesine rağmen bazı besi ortamlarında yeşil renkte embriyogenik kalluslar elde edilmiştir. MS + 3,0 mg/L BA içeren ortamda gelişen kişniş kalluslarında tamamına yakın kısmının yeşilimsi renkte olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, kişnişte kallus gelişimi başarı ile gerçekleştirilmiş ve kalluslar alt kültüre alınmıştır. Ayrıca somatik embriyogenesis veya organogenesise temelini oluşturan embriyogenik kalluslar elde edilmiştir. Tam sürgün gelişimi için farklı yetiştirme koşulları ve yeni besi ortamlarının denenmesi uygun olacaktır.
Balık kemikleri kullanılarak sulu ortamdan ağır metallerin giderimi
Bu çalışmada, doğal nitelikli, ucuz, etkili ve sanayi atığı olarak ortaya çıkan balık kemiklerini kullanarak sulu çözeltilerden bakır, krom, kobalt, nikel, kadminyum ve kurşun iyonlarının giderimi ve adsorpsiyonu araştırıldı. Metal iyonlarının adsorpsiyon ve giderimi için hamsi (Engraulis encrasicolus, L., 1758), sardalya (Sardine pilchardus, W., 1792), kupez (Boops boops, L., 1758), lüfer (Pomatomus saltatrix, L., 1766) ve çipura (Sparus aurata, L., 1758) balıkları kullanıldı. Yağ asitleri ve diğer safsızlıkları gidermek için balık kemikleri nitrik asit, sodyum hidroksit, hekzan, alkol, hidrojen peroksit ve su ile muamele edildi. pH, etkileşim zamanı, metal konsantrasyonu, sıcaklık, temizleme yöntemi, balık türleri, karıştırma hızı ve adsorban miktarına bağlı olarak balık kemiğinin giderim etkinliği araştırıldı. Cu+2, Cr+3, Co+2, Ni+2, Cd+2 ve Pb+2 iyonlarının optimum şartlarda adsorpsiyon kapasiteleri sırasıyla 150,7, 114,6, 83,7, 58,8, 131,6 ve 323,6 mg/gr olarak bulundu (P<0,05). Adsorpsiyon kinetiğinin ikinci dereceden olduğu belirlendi. Bakır, kobalt, nikel, kadmiyum ve kurşun katyonlarının derişimi Langmuir, kromun ise Freundlich izotermlerine uygun olduğu belirlendi. Adsorpsiyon mekanizmasının uygulanabilirliği için Ea, ?G, ?H ve ?S gibi termodinamik parametreleri hesaplandı. ?H pozitif bulunarak adsorpsiyonların endotermik olduğu belirlendi. Weber-Morris ve Urano-Tachikawa difüzyon modelleri deneysel verilere uygulandı. Çalışma sonunda elde edilen verilere göre balık kemiklerinin sulu çözeltilerden ağır metalleri gidermek için etkili bir sorbent olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Çanakkale Boğazı'ndaki (Çanakkale, Türkiye) bazı kırmızı alglerde agar miktarlarının yıllık değişimi
Yapılan çalışmada, Mayıs 2009 ile Nisan 2010 tarihleri arasında 12 ay boyunca Çanakkale Boğazı'nda seçilen istasyonlardan toplanan Nemalion helminthoides (Velley) Batters, Gelidium spinosum (S.G. Gmelin) P.C. Silva, Gracilaria bursa-pastoris (S.G. Gmelin) P.C. Silva, Hypnea musciformis (Wulfen) J.V. Lamouroux, Phyllophora crispa (Hudson) P.S. Dixon, Peyssonniella rubra (Greville) J. Agardh, Lomentaria articulata (Hudson) Lyngbye, Ceramium Roth., Chondria dasyphylla (Woodward) C. Agardh, Palisada perforata (Bory de Saint-Vincent) K.W.Nam, Boergeseniella fruticulosa (Wulfen) Kylin, Polysiphonia morrowii Harvey 12 farklı taksondan dondurma metodu ile elde edilen agarın veriminin mevsimsel değişimi incelenmiştir.Elde edilen verilere göre Gracilaria bursa-pastoris ve Palisada perforata taksonları yıllık ortalama agar verimlerine göre ekonomik olarak agar üretimi için kullanılabilecek algler olduğu görülmüştür.
Türkiye Laudakia steliıo (Linnaeus, 1758) (Sauria: Agamidae) populasyonları üzerinde morfolojik, osteolojik, hematolojik ve ekolojik araştırmalar
Bu çalışmada Trakya hariç Türkiye'nin hemen her yerinde dağılış gösteren Agamidae familyasına ait Laudakia stellio populasyonları morfolojik, osteolojik, hematolojik ve ekolojik yönlerden incelenmiştir. Toplanan 173 örnek morfolojik olarak (renk-desen özellikleri, pholidosis, vücut ölçüm, oran ve indeks değerleri) incelenerek populasyonlar arası farklılıklar ortaya konmuştur. Ayrıca farklı lokalitelerden elde edilen 40 örnek osteolojik olarak kalitatif ve kantitatif yönlerden incelenmiş ve türe ait hematolojik özellikler ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Türün dağılış gösterdiği lokaliteler ve biotop özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir.Sonuç olarak Türkiye'deki tüm populasyonlar morfolojik, osteolojik ve hematolojik olarak benzer olduğu Hatay populasyonlarının ise diğer populasyonlardan ayrıldığı tespit edilmiştir.
Bazı dört uçlu ligantların Cu (II), Fe (II) ve Ni (II) komplekslerinin termal özellikleri
Yapısında kükürt, azot ve oksijen donör atomları içeren Schiff bazları geçiş metal iyonları ile şelat kompleksleri oluşturur. Schiff bazlarının Cu (II), Ni (II) ve Fe (II) ile koordinasyonu kararlı kompleksler oluşturur. N3O, N2O2, N3S ve N4 donör atomu içeren bazı Schiff bazları hazırlandı ve yapıları GC-MS, FT-IR, 1H ve 13C NMR verileri ile belirlendi. Bu ligantların Cu (II), Ni (II) ve Fe (II) kompleksleri hazırlandı ve yapıları FT-IR, manyetik özellikleri ve termal analiz (TG-DTA) çalışmaları ile belirlendi. Bu komplekslerin termal incelenmesinde ilk basamakta dehidrasyonun gerçekleştiği daha sonra karşı iyon ve ligandın ortamdan ayrıldığı belirlendi. Termal kararlılığa merkez atomunun etkisi, donör atomların, ligantların yapısı ve kompleksin koordinasyon sayısının etkisi tartışıldı.
Orchis anatolica boıss. ve orchis tridentata Scopolı (Orchidaceae) taksonlarının dna sekans yöntemiyle moleküler filogenetik özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında Orchis anatolica BOISS. ve Orchis tridentata SCOPOLI (Orchidaceae) taksonlarının, genomik DNA' larının ITS1, 5.8S rDNA ve ITS2 bölgeleri sekanslanarak, moleküler filogenetik ve taksonomik özellikleri ortaya koyulmuştur.Silika ? jel yöntemiyle kurutulan bitki rozet yaprağı (basal yaprak) dokularından genomik DNA izolasyonu yapılmış, ITS1, 5.8S rDNA ve ITS2 bölgesine özel primerlerle PCR işlemi uygulanarak bölge çoğaltılmıştır. Çoğaltılan bölgenin DNA sekanslaması yapılmıştır. Sekanslama işleminden elde edilen veriler, çeşitli biyoinformatik ve filogeni programları ile işlenerek bu taksonların moleküler sınıflandırılmaları ilk kez ortaya koyulmuştur. Çalışmada obje olarak seçilen taksonların, diğer Orchidaceae üyeleriyle olan hizalamaları CLUSTALW2 yazılımı ile, filogenetik ağaç oluşturma işlemi ise MEGA 4.0 (Stable) yazılımı altında Neighbour ? Join (Saitou ve Nei, 1987) metoduyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen distance matrix tablosu ve oluşturulan filogenetik ağaç verileri klasik taksonomi verileri ile karşılaştırılmış, ayrıca O.anatolica ve O.tridentata taksonlarının, seçilen 17 Orchidaceae türü ile ilişkileri incelenmiştir.Bu tez çalışması ile birlikte, O.anatolica ve O.tridentata taksonlarının, nükleer DNA' larının ITS1, 5.8S rDNA ve ITS2 bölgesinden elde edilen sekans verileriyle oluşturulan filogenetik ağaçtaki yerleşimlerinin, klasik taksonomi verilerine benzerlik gösterdiği, fakat O.anatolica taksonu için ITS1, 5.8S rDNA ve ITS2 bölgelerinin moleküler taksonomisi ve filogenisi çalışmalarında kullanılabilirken, O.tridentata taksonunun teşhisi için yeterli bilgiyi içermediği sonucuna varılmıştır.
Keçicilikte sağlık uygulamaları kayıtlarından yararlanma olanakları üzerine araştırmalar
Bu çalışmada Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Teknolojik ve Tarımsal Araştırma Merkezi, Keçicilik Birimi'nde yetiştirilmekte olan Türk Saanen genotipi süt keçisi sürüsünde tutulan 2002 ? 2008 yıllarına ait sağlık uygulama kayıtları kullanılmıştır. Bireysel sağlık kartlarına kayıt edilen sağlık uygulamalarının bilgisayar ortamına aktarılarak değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Sağlık kaydı tutma ve kayıt kalitesine yönelik çıkarımlar ile sağlık kayıtlarının analizi çalışmanın amaçlarından biridir. Sağlık uygulama kayıtlarının analizinde düşük frekansa sahip olan sağlık kayıtlarının birleştirilmesi ve standardizasyonu amacıyla sağlık sorunlarına ilişkin belirtiler ve tanılar hastalık gruplarına göre (infeksiyöz, paraziter, travmatik, üreme, metabolik, solunum, ishal, yüzlek apseler, agalaksi, ayak-bacak, göz, meme, deri ve diğer genel sorunlar) gruplandırılmıştır. Sağlık bozukluklarına yönelik sistematik faktörlere (hastalanma yılı, mevsimi, yaşı ve cinsiyet) ilişkin hayvan başına aylık sağlık uygulama toplamları (ASUT) hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre ASUT bakımından yıllar arasında önemli varyasyon gözlenmiş, 2004 yılının en fazla sağlık uygulaması yapılan yıl olduğu tespit edilmiştir. İnfeksiyöz sorunlar en fazla sağlık uygulaması yapılan sağlık sorunu olarak tespit edilmiştir. Yaz ve sonbahar mevsimleri yüksek sağlık uygulamaları ile ön plana çıkmıştır. İnfeksiyöz ve agalaksi sorunlarının yaz ve sonbahar, solunum yolu sorunlarının yazın, paraziter sorunların ise özellikle ilkbaharda yüksek insidense sahip olduğu tespit edilmiştir. İshal sorunlarının özellikle oğlaklarda yüksek oluş sıklığına sahip olduğu ve yaş ile birlikte ishal vakalarının azaldığı belirlenmiştir. Oğlaklarda en fazla sağlık uygulamasının ilk 1 aylık süreçte gerçekleştiği görülürken, yaşla birlikte sağlık uygulama sıklığında azalma meydana gelmektedir. Erkeklerde travmatik sorunlara ait ASUT dikkat çekici olup, bunların önemli bir kısmının ayak-bacak sorunlarından kaynaklandığı görülmüştür. Keçiler ve oğlaklara ait regresyon katsayıları ve odds oranları genelleştirilmiş eşitlik kestirimi yöntemi kullanılarak tahmin edilmiştir. Buna göre sistematik faktörlerin sağlık sorunları üzerinde farklı etkileri tespit edilmiştir. Buna göre ishal sorunlarının çebiçlerde 3 ve daha yaşlı keçilere nazaran 7,6 kat daha fazla görüldüğü belirlenmiştir. Sağlık uygulama kayıtları kullanılarak doğrusal baba modeli ile söz konusu sağlık sorunlarına ait kalıtım derecelerinin h2=0,00 ile 0,09 arasında değiştiği bulgulanmıştır. En yüksek kalıtım derecesi tahminin 0,09 (SH=0,063) ile ishal sorunlarına ait olduğu bulgulanırken, solunum yolu sorunlarına ilişkin kalıtım derecesi 0,03 (SH=0,036) olarak tahmin edilmiştir.