Çukurova University
Discipline

Adli Bilimler Anabilim Dalı

Çukurova University

83

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkçede temel frekansın (F0) değiştirilmesi ile yapılan ses gizlemenin formant değerler üzerine etkisi

Konuşucular tarafından kimliklerini gizlemek için sesletim esnasında bilinçli şekilde değiştirilmeye çalışılan sesler, gün geçtikçe artan bir biçimde adli incelemelere konu olmaktadır. Ses değiştirme farklı yöntemlerle yapılabilmekle birlikte en basit yöntemlerden biri temel frekansın değiştirilmesi yani sesi pesleştirip/tizleştirmektir. 15 kadın ve 15 erkek konuşucunun normal ve değiştirilerek sesletilmiş kayıtlarının F0, F1, F2, F3 ve F4 parametrelerinin değerlendirildiği bu çalışma ile gizlenmiş sesleri tespit etmeye yardımcı olmak için, hangi akustik özelliklerin değiştiğini hangilerinin tutarlı kaldığını bulmak amaçlanmıştır. Ses değiştirmeden etkilenen özellikler için amaç, bu değişikliklerin sistematik olup olmadığının, yani belirli bir değiştirme koşulu için her zaman aynı değişimin ortaya çıkıp çıkmadığının tespit edilmesidir. Çalışmanın sonunda elde edilen sonuçların, inceleme uzmanlarına adli ve idari incelemelerde kolaylık sağlayacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Adli Dilbilim, Adli Ses İnceleme, Ses Değiştirme, Formant Analizi

Adli bilimlerFrekansSes analizi+1
Muharrem Davulcu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Taşınabilir raman spektrometresi ile patlayıcı öncülü olarak toprakta amonyum nitrat tayini; kantitatif analiz için zemin düzeltme yöntemi uygulaması

Patlayıcıları basitçe ifade edersek, patlama yeteneğine sahip olan ve çok kısa bir süre içinde büyük hacimde genleşen gaz üreterek hedefte güçlü tahrip etkisi yaratan maddeler olarak tanımlayabiliriz. Küçük gruplar halinde hareket edebilme, toplumda korku ve panik yaratma, minimum riskle kolay sonuçlar alınabilmesi gibi sebeplerden dolayı patlayıcı maddeler yasadışı örgütler için olmazsa olmaz bir saldırı silahı haline gelmiştir. Yasadışı örgütler, temin edilmelerindeki güçlük, fiyatlarının yüksek olması ve kolluk kuvvetleri tarafından tespit edilebilme ve dikkat çekme ihtimaline karşı, ticari veya askeri patlayıcıları kullanmak yolunu nadiren tercih etmektedir. Bunun yerine piyasadan rahatlıkla temin edebildikleri ve maliyetleri düşük olan kimyasal maddeleri birleştirmek suretiyle kendi el yapımı patlayıcılarını (EYP) üretmektedirler. Amonyum nitrat (AN) terör unsurları tarafından EYP'lerde patlayıcı öncülü olarak sıklıkla kullanılmaktadır. AN içerikli EYP üretimi sırasında AN'ın toprağa dökülmüş olabileceği değerlendirilerek olay yerinden alınan toprak-kimyasal madde karışım örnekleri kriminal laboratuvarlara gönderilmekte, burada yapılan analiz ve incelemeler sonucunda, olası AN varlığı tespit edilmektedir. Bu süreç güvenlik kuvvetleri açısından zaman kaybına yol açmakta, şüphelilerin tespitini geciktirmekte ve meydana gelmesi muhtemel AN içerikli EYP saldırılarına karşı zamanında tedbir alınmasını engelleyebilmektedir. Bu çalışmada, AN'ın taşınabilir Raman spektrometresi ile saha da gerçek zamanlı olarak toprak karışımlarındaki miktarının tayin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, tezin deney aşamasında taşınabilir Raman spektroskopisi ile saf amonyum nitrat, Van ilinde yüzeye ait bölgeden alınan toprak ve bunların çeşitli oranlardaki karışımları kullanılmıştır. Hazırlanan 19 AN-toprak karışımı (%5 ila %95 AN ağırlık/ağırlık) flakonlara konularak her numune için 10 tekrarlı Raman ölçümü alınmıştır. Ölçüm sonucunda elde edilen veriler bilgisayara aktarılmıştır. Numunelerin Raman spektrumlarında yer alan ölçüm gürültülerini gidermek amacıyla öncelikle Raman spektral verilerine gürültü yumuşatma için uyarlama dereceli polinom filtresi (ADPF) uygulanmıştır. ADPF yüksek AN oranlarında bile kayda değer bir iyileştirme sağlamadığından, spektrumlardaki zemin gürültüsünü gidermek amacıyla Asimetrik En Küçük Kareler (ALS) yöntemi uygulanmıştır. Bu aşamada ham Raman verilerine ALS yöntemi uygulanarak her spektrum için tahmini bir zemin çizgisi oluşturulmuş, elde edilen ortalama zemin çizgisi, orijinal spektrumdan çıkarılarak (AN) sinyalleri elde edilmiştir. Son olarak, gürültüden arındırılmış veriler kullanılarak AN-toprak karışımlarında AN yüzdesini tayin etmek için uygun regresyon modeli oluşturulmuştur. Modelin gerçek koşullara uygunluğunu belirlemek amacıyla Van, Hakkari ve Adana illerinde açık arazilerden alınan üst topraklara değişen yüzdelerde AN eklenerek algoritma test edilmiştir. Bu işlem sonucunda %79 ila %117 arasında tahmin başarısı elde edilmiştir.

Amonyum nitratEn küçük kareler yöntemiMiktar tayini+2
Alper Bülbül
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli yüzeylerde seri numarası restorasyonu

Silah ve araçların polimer ve metal aksamlarında yer alan seri numaraları tanımlama ve takip amaçlı kullanılmaktadır. Ağaç ve ahşap malzemelerdeki damgalar da benzer şekilde kimlik işlevi görür. Tahrif edilen seri numaralarının yeniden okunur hale getirilmesi anlamına gelen restorasyon, sahteciliklerin ortaya çıkarılmasını ve nesnelerin menşei ile aidiyetlerinin tespitini sağlayarak suçların aydınlatılmasını mümkün kılar. Bu çalışma, seri numarası tahrifatı sorununa adli iz incelemesi yöntemleriyle çözümler geliştirmeyi hedeflemektedir. Polimer yüzeylerde restorasyon kapsamında Poliamid 6'ya sıcak damgalama, Poliamid 6,6'ya ise lazerle seri numarası yazımı sonrasında kazıma, çekiçleme ve yakma ile çeşitli derinliklerde tahrifat yapılmıştır. Numuneler, Video Spectral Comparator 8000 cihazında UV ile IR ışıkların farklı dalga boylarında görüntülendiğinde yüzeye zarar vermeden iyi seviyede restorasyon elde edildiği görülmüştür. Aynı polimerlerde sinemaldehit ve metil öjenol ile yapılan kimyasal çözme işlemiyle de yüksek oranda restorasyon sağlanmıştır. Metal yüzeylerde restorasyon çalışmasında alüminyum alaşım yüzeye soğuk damgalama ile yazım yapılmış ve karakterler frezelemeyle çeşitli derinliklerde tahrif edilmiştir. Akabinde, farklı metal tozları ve sıvı kimyasallarla geliştirilen aşındırma macunlarıyla iyi seviyede restorasyon elde edilmiştir. Ahşap yüzeylerde restorasyon çerçevesinde ise su, etanol, amonyak ve kloroformun buhar ve sıvı fazları değişik miktar ve sürelerde kullanılmıştır. Kloroformun buhar fazı hariç kullanılan üç kimyasalın buhar fazlarıyla ahşap yüzeylerde başarı sağlanmış ancak sıvı fazların hiçbirisiyle restorasyon sağlanamamıştır. Özetle bu tez, farklı yüzeylerde etkili ve hızlı sonuç veren, düşük maliyetli ve uygulanması kolay restorasyon teknikleri geliştirerek adli bilimler literatürüne katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Polimer, metal, ahşap, tahrifat, restorasyon

AhşapMetallerPolimerler+2
Serdar Uysal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kısa metinlerde yazar tanıma ölçütlerinin belirlenmesi: Twitter üzerinde bir adli dilbilim uygulaması

Verili bir metnin kim tarafından yazıldığı, alanyazına göre adli dilbilim uzmanlarına yöneltilen soruların başında gelmektedir. Bu nedenle yazar tanıma uygulamalarının, adli dilbilim bağlamında özel bir öneme sahip olduğu ifade edilebilir. Kaldı ki bu konuda münferiden çalışılabileceği gibi, başka birtakım analizleri tamamlayıcı nitelikte uygulamalar yapılması da söz konusu olabilir. Tüm bunlara rağmen Türkçe metinlerin incelendiği yazar tanıma uygulamaları, alanyazında görece kısa bir süredir ilgi konusu olarak ele alınmakta ve bu bağlamda kısa metinler çoğunlukla gözardı edilmektedir. Özellikle mobil telefon yazışmaları ve sosyal medya iletileri bağlamında ise az miktarda dilsel veri içeren metinlere dair özgül yöntemlere ihtiyaç duyulduğu açıktır. Zira bilimsel çalışmalarda şimdiye dek genellikle tercih edilmiş olan ve gazete makalelerini incelemeye yönelik kullanılan ölçütlerin çoğu, kayda değer miktarda kısıtlı bir içeriğe sahip sosyal medya gönderilerini veya başka anlık yazışma biçimlerini incelemek için elverişli görünmemektedir. Bu çalışma ise belirtilen çerçevede mevcut ihtiyaca bir yanıt vermeyi hedeflemektedir. Kısa metin örnekleri olarak Twitter isimli mikro-blog sitesinde yer alan ve 50 farklı yazarın oluşturduğu toplam 1000 gönderi incelenmiş, aynı ve farklı yazarların oluşturduğu metinlerin belirlenmesinde ayırt edici bulunan özellikler tespit edilmiştir. "Yazım ve noktalama", "sözcük ve bağlam" ile "diğer ölçütler" olmak üzere üç başlık altında yer alan bu özellikler, 60 farklı yazarın oluşturduğu toplam 198 ayrı Twitter gönderisi üzerinde sınanmıştır. Çeşitli yazar ve gönderi sayılarıyla gerçekleştirilen 18 farklı uygulama kapsamında, yazarı bilinmeyen gönderilerin kim tarafından oluşturulduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak her bir çalışma neticesinde bir eşleşme sağlanmış ve yapılan kontrollerde bunların tamamının doğru olduğu görülmüştür. Kararsızlıkla sonlandırılan veya hatalı tespitte bulunulan herhangi bir analiz olmamıştır. Elde edilen sonuçlar hem Türkçe kısa metinlerde yazar tanıma uygulamalarına bir temel teşkil etmesi hem de önerilen yöntemin gelecekte geliştirilerek etkinliğinin arttırılması bağlamında önemli görünmektedir.

Utku Tanrıvere
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nesnelerin interneti sistemlerine yapılan saldırıların analizi üzerine tuzak sistemler ile bir durum çalışması

Teknolojinin gelişimi ile beraber İnternete bağlanabilen cihaz sayısı giderek yaygınlaşmaktadır. Günümüzde neredeyse her alanda İnternetin sağladığı tüm imkânlardan faydalanılmaktadır. Bu cihazların bilinirliğinin artmasıyla birlikte siber saldırganlar da bu sistemleri daha çok hedef tahtasına koymuşlardır. Bu sistemler bilinen bilgisayar ya da sunucu gibi sistemlerin sahip olduğu savunma mekanizmalarına sahip değildirler. Bu yüzden savunma amaçlı yöntemlerde klasik teknikler uygulanamamaktadır. Nesnelerin İnterneti (IoT) en basit anlamada, internet bağlı olan herhangi bir fiziksel cihaz olabilir. Nesnelerin İnternetinde kullanılan sensör cihazların kaynakları, yani bellek (ROM ve RAM), CPU ve depolama alanı sınırlıdır. Genellikle, veri toplayan sensörler, makineden makineye (M2M) veri iletimi yaparak topladıkları verileri belirli bir merkeze gönderirler. Bu tür aygıtlar bir ağa bağlandığında Nesnelerin İnternetinin (IoT) bir parçasını oluştururlar. Bu sistemlere erişimi sağlamak ve yönetmek için sistemlerinde yönetim protokollerinden biri ya da birkaçı aktif olmalıdır. Bu çalışmada, Nesnelerin İnterneti yönetim protokolü Telnet ve özellikle yaygın olarak kullanılan MQTT protokolü için bir saldırı benzetim ortamı ve tuzak sistem tasarlanmıştır. Bu çalışma söz konusu protokollere yapılan ve yaygın olarak bilinen saldırı yöntemlerini kapsamaktadır. Çalışmada her bir protokol için bilinen ataklar denenmiş ve sonuçları paylaşılmıştır. Ayrıca gerçek bir IP kamera sistemine çeşitli saldırılar yapılarak sonuçları paylaşılmıştır.

Ferhat Dal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ve zorla tedavi

Çalışmamızın ilk bölümünde koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ve zorla tedavi kavramlarının tanımları yapılmış, kanuni düzenlemelerin alındığı İsviçre Medeni Hukukuna ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Türk Medeni Hukuku'nda koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması ve zorla tedaviye ilişkin genel bilgiler verilmiş, hükmün amacına dair değerlendirmeler yapılmış ve konunun tarihçesi incelenmiştir. Sonrasında KAÖK ve zorla tedaviye ilişkin etik konular değerlendirilmiş ve meşruluk sorunu incelenmiştir. KAÖK'ün diğer vesayet kurumlarından farkı belirlenmiş ve diğer vesayet kurumlarıyla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Birinci bölümün devamında KAÖK ve zorla tedavi ele alınırken bilinmesi gereken kavramlara yer verilmiştir. Bu kavramlar tıbbi müdahale, aydınlatılmış onam, tedavi reddi, tıbbi malpraktis gibi kavramlardır. Bu kavramların içeriği hakkında bilgiler verilip zorla tedavi uygulamasındaki yerine değinilmiştir. İkinci bölümde Türk Medeni Kanunu'nda KAÖK ve zorla tedaviye ilişkin kanun maddeleri tek tek incelenmiş ve bu maddelerde belirtilen KAÖK şartlarına ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Bu şartların ilki, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasını gerektirecek sebeplerden birinin bulunmasıdır. Bu sebepler kanunda; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık ve serserilik olarak belirlenmiştir. Çalışmamızda bu şartlara ilişkin değerlendirme yapılmış ve Anayasa, kanunlar ve AİHS kapsamında incelemeler yapılmıştır. Diğer şartlar olan, tehlikelilik, ergin olma ve kişisel korunmanın başka türlü sağlanamaması konularında açıklamalar ve değerlendirmeler yapılmıştır. Son olarak üçüncü bölümde uluslararası düzenlemelerde KAÖK ve zorla tedavi konusu incelenmiştir. Bu kapsamda Almanya, ABD, İngiltere ve İsviçre örnekleri incelenmiştir. En son olarak, AİHM kararlarından örneklerle uluslararası alanda bu konuyla ilgili verilmiş kararlara göz atılmış ve değerlendirmeler yapılmıştır. Ülkemizde, KAÖK ve zorla tedavi konularında hukuki düzenlemelerin eksikliği bu çalışma ile bir kez daha ele alınmıştır. Bu hususta, öncelikle bir Ruh Sağlığı Yasası'nın çıkarılması ve akıl hastalarının zorla yatırılma ve zorla tedavilerinin yasal bir zemine oturtulması gerekmektedir. Daha sonrasında, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı konusunda düzenlemeler getirilmeli ve son zamanlarda oldukça artan bu bağımlılıklarla mücadelede bağımlılarla iş birliği içinde çalışılması gerekmektedir. Bulaşıcı hastalıklar hususunda ise COVİD-19 süreciyle birlikte bu konudaki eksiklerimiz ve kanun boşlukları ortaya çıkmıştır. Bu konuyu düzenleyen güncel bir yasa çıkarılmalı ve salgın hastalıkların zorla tedavisinde uygulanmalıdır. Son olarak serserilik, tehlikelilik ve ergin olma gibi ucu açık kavramların kanunda daha ayrıntılı düzenlenmeli, bu konuda yorum ve görüş farklılıklarının farklı uygulamalara yol açabileceği göz önünde tutulmalıdır. Çalışmamızda tüm bu konular ele alınmış ve kendi görüş ve değerlendirmemizle bu alana bir katkı sağlanmaya çalışılmıştır.

Müleyke Çevik
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya Sağlık Örgütü ülkelerinin sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle baş etme stratejileri ve hukuksal boyutu

ÖZET Dünya Sağlık Örgütü Ülkelerinin Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddetle Baş Etme Stratejileri ve Hukuksal Boyutu Sağlık çalışanlarının şiddete bağlı zaman kaybı 2006 ile 2016 yılları arasında %66 oranında artmış olup, bu oranın polis ve ceza infaz kurumlarında görevli personelin toplam artış oranından 3 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir. 2016'da Ontario'daki sağlık çalışanlarının işyerinde şiddet ve taciz sebebiyle 25.300 gün işe gidemediği bununda 69 yıldan fazla bir zamana tekabül ettiği tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının güvende olmadığı bir yerde hastaların güvende kalabilmelerinin imkânsızdır. Madencilik, inşaat ve imalat gibi işlerde çalışan mesleklerle karşılaştırıldığında sağlık hizmetlerinin şiddete bağlı yaralanmaların yanı sıra kas-iskelet yaralanmalarının daha fazla ve tehlikeli boyutta olduğu bildirilmiştir. İGE seviyesi yükseldikçe sağlık çalışanına yönelik şiddet suçlarında yasal düzenlemelerle cezalar ağırlaşmakta, çalışanlar için çalışma koşullarında şiddeti önlemeye yönelik önlemler ile desteklenmektedir. Hukuki açıdan şiddetle mücadele edebilmek için şiddete sıfır tolerans noktasında cesurca durabilmek şiddetin sıklığını azaltmada güçlü etki sağlayacaktır. Yasal düzenlemelerin düzgün işleyebilmesi için şiddet bildirimlerinin yapılabilmesi önemlidir. Sağlık çalışanına yönelik şiddet suçları karşısında sorası adli süreç ve ceza bilgi durumunda kişilerin %91,6'sının ceza bilgisinden haberdar olmadığı görülmektedir. İGE kategorisi yüksek olan ülkelerde şiddet sonrası çalışanların olumsuz yönde etkilendiği görülmektedir. Sağlık sistemlerinin düzgün işleyebilmesi açısından profesyonel personele ihtiyaç olunduğundan İGE kategorisi düşük olan ülkeler açısından sağlık çalışanını koruma altına alan yasaların varlığı kaçınılmaz olarak görülmektedir. Şiddet çalışma ortamının ayrılmaz bir parçası değildir. Çalışanların şiddetten uzak, güvenli ve saygılı ortamda çalışma hakkı mevcuttur. Şiddet durdurulmaz bir halde devamlı harlanmakta bir ateş gibi sağlık sisteminde çözülemeyecek bir düğüm gibi durmaktadır. Çalışanları hedef alan şiddetin her türlüsü sağlık tesisleriyle çok sık anılmaktadır. Çalışma ile hedeflenen amaç, sağlık hukuku alanına katkı sağlamak ve çıkan sonuçlar ile sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ile mücadelede fikir ve yön vermektir. Bu çalışmada, ülkeler DSÖ'nün altı farklı bölgesinden rastgele seçilmiştir. Ülkelerin seçim aşamasında İnsani gelişmiş endeksinin dört farklı kategorilerinde bulunan ülkeler ile DSÖ'nün altı farklı kategorisindeki ülkeler eşleştirilerek ülkelerin seçimi tamamlanmıştır. Bu seçimler neticesinde, Afrika Bölgesi ülkelerinden; Mauritius, Cezayir, Gana, Mali Amerika Bölgesi ülkelerinden Kanada, Küba, Guyana (düşük insani gelişmişlik düzeyinde ülke yok), Güneydoğu Asya Bölgesi ülkelerinden (çok yüksek insani gelişmişlik düzeyinde ülke yok), Tayland, Hindistan (düşük insani gelişmişlik düzeyinde ülke yok) Avrupa Bölgesi'nden Fransa, Azerbaycan, Kırgızistan (düşük insani gelişmişlik düzeyinde ülke yok), Doğu Akdeniz Bölgesi Ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri, Tunus, Pakistan, Sudan Batı Pasifik Bölgesi ülkelerinden Singapur ve Çin'in (orta insani gelişmişlik düzeyinde ülke yok, düşük insani gelişmişlik düzeyinde ülke yok) incelenmiştir. Sağlık çalışanına yönelik şiddetin boyutu; İnsani Gelişme Endeksi (İGE), Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletlere bağlı diğer kuruluş ve programların çeşitli verilerine (doğumda beklenen yaşam süresi, beklenen öğrenim süresi, ortalama öğrenim süresi, kişi başına düşen milli gelir, kişi başına düşen hemşire, tıp doktoru hastane ve hastane yatakları, 5 yaş altı ölüm hızı, kişi başına alkol tüketimi, sağlık harcamaları, nüfus temelli tahmini depresyon prevalansı, sağlık hizmeti sunumu, nüfus yoğunluğu, şiddet ve yaralanmayı önleme profilleri, küresel barış endeksi, cinayet oranları ve SAGP) göre Türkiye ve diğer ülkeler için karşılaştırılarak ve hukuki düzenlemeleri ile değerlendirilmiştir. İncelenen ülkelerde sağlık çalışanına yönelik şiddeti önleme açısından yasal düzenlemesi olan ülkeler; Kanada (4.kategori), Türkiye (4.kategori), Fransa (4.kategori), Birleşik Arap Emirlikleri (4.kategori), Cezayir (3. kategori), Guyana (3. kategori), Çin (3.kategori), Hindistan (2.kategori), Pakistan (1. kategori) olduğu görülmüştür. Sağlık çalışanına yönelik şiddeti önleme açısından yasal düzenlemesi olmayan ülkeler; Maurutuis (4. kategori), Singapur (4.kategori), Tayland (3.kategori), Tunus (3. kategori), Azerbaycan (3. kategori), Küba (3. kategori), Kırgızistan (2. kategori), Gana (2.kategori), Mali (1.kategori), Sudan (1.kategori) olduğu görülmüştür. Her ülkenin kendi ülkesine özgü suç- ceza kapsamında koruyucu -önleyici cezaları bulunmaktadır. Suçlar karşısında verilen cezaların ülkelerden ülkelere değişkenlik göstermekte olup; para cezası, hapis cezası, kırbaç cezası, ölüme mahkûm edilmesi gibi cezalarla farklılıklar göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Sağlık çalışanına yönelik şiddette hukuksal boyut, sağlık çalışanına yönelik şiddet, şiddet.

Sevda Özkeçeci
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Adli kaydı bulunan ve bulunmayan şizofreni hastalarının sosyodemografik, klinik ve aleksitimi özelliklerinin karşılaştırılması

Ruhsal hastalıklar ile suç davranışı ilişkisini inceleyen çalışmalar tarafından, bu hastalıklar içerisinde şizofreninin suç içerikli davranışlar ile en çok ilişkilendirilen hastalık olarak bulunması nedeniyle, bu alanda yapılan çalışmaların sayısı giderek artmıştır. Suç ile şizofreni arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar incelendiğinde, şizofreni hastalarında suç işlemenin ve saldırgan davranışlar sergilemenin risk faktörlerinin neler olduğu konusu göze çarpmaktadır. Bu bağlamda sosyodemografik, çevresel, bağlamsal, bireysel, ailesel özellikler ve klinik faktörler ile olan ilişkiler üzerinde durulurken, ayrıca şizofreniye eşlik eden, başta alkol madde kullanım bozukluğu başta olmak üzere, diğer psikiyatrik hastalıkların varlığının suç davranışı sergilemedeki etkileri de incelenmiştir. Çalışmamızın temel amacı, adli kaydı bulunan şizofrenisi olan hasta grubu ile, adli kaydı bulunmayan şizofrenisi olan kontrol grubu arasındaki sosyodemografik ve klinik özellikleri, zeka ve içgörü düzeyleri, aleksitimik ve ruhsal belirtileri, saldırganlık ve dürtüsellik şiddetleri açısından farklılıklarının ortaya koyulması ve bu sayede şizofreni tanılı bireylerde bu bulguların adli nitelikli eylemlerin işlenmesinde ve öngörülmesinde yordayıcı belirtiler olup olmayacağının belirlenmesidir. Bu araştırmanın hipotezi, adli kaydı bulunan şizofreni tanılı hastaların adli kaydı bulunmayan şizofreni tanılı hastalardan aleksitimi özelliklerinin farklılık gösterdiği şeklindedir. Bu çalışma, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Adli Psikiyatri Birimi ve Genel Psikiyatri Birimi'ne Kasım 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında başvuran, 18-65 yaşları arasındaki DSM-5 tanı ölçütlerine göre 'şizofreni' tanısı konmuş olan ve ayaktan izlem ve tedavileri yapılan hastalarla yapılmıştır. Çalışmamız, vaka-kontrol çalışması şeklinde yapılmıştır. Çalışmamızın örneklemini, ardışık olarak seçilen 50 adli kaydı bulunan, 50 adli kaydı bulunmayan şizofreni tanılı hastalar oluşturmaktadır. Çalışmanın sonuçları adli olgu ve kontrol grupları arasında cinsiyet (χ2= 4,336 p=0,037), medeni durum (χ2= 13,279 p<0,001) ve eğitim durumu (χ2=11,602 p=0,001) bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğunu gösterdi. Ayrıca iki grup arasında hastaneye yatış durumu (χ2=16,279 p<0,001) bakımından da anlamlı farklılık olduğu gözlendi. Dahası adli olgu ve kontrol grupları arasında duyguyu söze dökmede güçlük bakımından anlamlı bir fark olduğu belirlenirken (t= -2,033, p=0,045), kontrol grubunda bu alt test puanının daha yüksek olduğu görüldü. İki grup arasında BPSÖ toplam puan (t= 5,281, p<0,001), fiziksel saldırganlık alt ölçeği (t= 8,875, p<0,001) ve öfke alt ölçeği puanları (t= 3,524, p=0,001) bakımından anlamlı farklılıklar elde edilirken, BDÖ-11-KF toplam puan (t= 5,493, p<0,001), dikkat dürtüselliği (t= 5,935, p<0,001), motor dürtüsellik (t= 3,847, p<0,001) ve plan yapamama (t=2,734, p=0,007) alt ölçekleri bakımından da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlendi. Yapılan regresyon analizi sonucunda cinsiyetin, medeni durumun, eğitim durumunun, duyguyu söze dökmede güçlüğün, saldırganlık genel düzeyinin, fiziksel saldırganlığın, öfkenin, dürtüsellik genel düzeyinin, dikkat dürtüselliğinin, motor dürtüselliğinin ve plan yapamamanın şizofreni hastalarında adli olarak nitelendirilen davranışlarla ilişkili olduğu bulunmuştur. Bu bulgular alanyazındaki bazı bulgularla paralellik gösterirken, bizim sonuçlarımızdan farklı sonuçlar elde eden çalışmalar da bulunmaktadır. Bu nedenle daha büyük ve farklı bölgelerden toplanılan örneklem gruplarının ve hastaların pozitif ve negatif belirtilerini daha kapsamlı irdeleyen ölçek ve metotların yer aldığı çalışmaların yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Dilek Baysal
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Amped authenticate yazılımı kullanılarak sayısal görüntü üzerinde şüpheli kameranın tespit edilebilirliği

Teknolojinin gelişimi ile birlikte sayısal görüntülerin kullanım alanı hızla artmaktadır. Özellikle sosyal ağların çeşitlenmesi ile birlikte insanlar medya sitelerinde kendilerine ve başkalarına ait birçok fotoğrafı ve videoyu paylaşmaktadır. Videolaın özelikle sosyal medyada kullanılması ve üçüncü şahısların da bu videolara çok kısa yoldan ulaşması, videoların kötü amaçlı kullanılmasını ve bilişim suçlarının da artmasını sağlamıştır. Dolayısıyla sayısal görüntülerin kötü amaçlı kullanılması (tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali vb.) insanların diğer insanlarla olan ilişkilerini, insan-devlet ilişkisini ve devletlerin birbirleri ile olan ilişkilerini önemli ölçüde etkilemektedir. Günümüzde insanlar; yaşamlarını, özel anlarını, çevrelerinde değer buldukları konuları kaydetmek ve ayrıca güvenliği sağlamak amacıyla çeşitli sayısal kameralar kullanmaktadırlar. Bu kameralar, kullanımının ve kaydedilen görüntülerin bilgisayar ya da sayısal ortamda muhafaza edilmesinin kolay olmasından dolayı çok fazla tercih edilmektedir. Ancak bu kameralar suç işlemek amacıyla da kullanılabildiğinden, adli olaylarda sayısal görüntüyü kaydeden şüpheli kameranın tespiti büyük önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında, Amped Authenticate yazılımı kullanılarak adli olaylarda suç unsuru görüntünün elde edildiği sayısal kameranın tespitine yönelik incelemeler yapılacaktır. Bu sebeple adli olaylarda suçlunun tespiti ve suça konu olayın aydınlatılmasına yönelik çalışmalarda suça konu olan sayısal görüntünün çekildiği şüpheli kameranın tespit edilmesi büyük önem arz etmektedir.

Merve Gümüş
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kafatası ve omurga sütununun yaralanması sonucu meydana gelen travmalarda bilgisayarlı tomografi görüntüleme tekniği ile hasarlı yapıların morfolojik açıdan incelenmesi

Kafatası ve omurga travmaları, ülkemiz de dahil olmak üzere dünya genelinde can ve mal kaybı ile bunların yanı sıra ekonomik açıdan da kayıplara sebebiyet veren ciddi problemlerdir. Çoğunlukla motorlu taşıt kazaları kaynaklı olmak üzere; bu durumu düşme, darp, ateşli silah yaralanmaları, kesici ve delici alet yaralanmaları, iş kazaları gibi nedenler izlemektedir. Çalışmamızda; kafatası ve omurga travmasına bağlı yaralanma ve ölümler incelendi. Travmaya bağlı meydana gelen kırıkların çeşitli derecelerde sekele sebebiyet verme durumu ve ölümle ilişkisi belirlenerek, adli tıp polikliniğinde kayıtlı hastaların raporlarındaki travma nedenleri, travma bölgesi, kırık tipi ve eşlik eden patolojiler tanımlanarak, bunların birbirleriyle olan ilişkisini analiz etmeyi amaçladık. 01.01.2017 – 31.12.2020 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği veri tabanında kayıtlı kafatası ve omurga travmasına maruz kalmış 18 – 75 yaş arasındaki 24 kadın ve 81 erkek olmak üzere toplamda 105 hastanın dosyasını ve BT raporlarını incelemek amacı ile 384 numaralı etik kurul izni ve Çorum İl Sağlık Müdürlüğü' nden hasta bilgilerine erişim izni alındı. Olgularda; cinsiyet, travmanın meydana geliş mekanizması, yaralanma bölgesi, çoklu bölge yaralanmalarının varlığı ve birbirleri ile ilişkisi, travmaya eşlik eden patolojilerin varlığı değerlendirildi. Excel'de hazırlanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 22.0 istatistik programı ile gerçekleştirildi. Chi Square (ki kare) ve Fisher Exact testleri ile kategoriler arası analiz gerçekleştirildi. Pearson korelasyon testi ile veriler arası analiz gerçekleştirildi, istatistiksel olarak p<0.05' i sağlayan değerler anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda, en sık travma 51-60 yaş aralığında ve erkek bireylerde hesaplandı. En sık travma nedeni %48,6 (51 olgu) oranla trafik kazalarıydı. Kafatasında en çok lineer kırık tespit edildi. En fazla os frontale'de kırık gözlemlendi. Komplikasyon olarak en sık pnömosefali saptandı. Omurga bölgesinde en çok korpus bölgesinde kompresyon tipi kırık meydana geldi. En fazla lumbal vertebralarda kırık gözlemlendi. En çok eşlik eden komplikasyon medulla spinalis hasarı ve paraplejiydi. Tromboemboli ile C1, C4, C5 omurları arasında pozitif yönde, çok yüksek düzeyde, istatistiksel açıdan anlamlı (r=1,000; p<0,001) ilişki tespit edildi. Çalışmamızın hastanelerin Adli Tıp ve Acil Tıp birimlerine başvuran hastaların gözlem, tanı, tedavilerinde hekimlere yol göstermesi açısından fayda sağlayacağını düşünmekteyiz.

Adli tıpBilgisayarlı tomografiKafatası kırıkları+3
Büşra Betül Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddetin medyatikleştirilmesinin suç işlenme şekilleri üzerine etkisi

Her çocuk masum doğar, toplum hayatı boyunca yaşadığı ruhsal incinmeler kişiliğin gelişmesinde önemli rol oynar. Tarih boyunca insanın gelişimini etkilemek özellikle paternalist toplumların en temel özelliği olmuştur. Medyanın etkileme gücü beklentilerin üzerinde bir seyir izlemiş ve en önemli toplumsal otoritelerden biri haline gelmesine neden olmuştur. Medya güçtür ve gücü arkasına alan, toplumsal etkileşim konusunda önemli bir adım atmış olur. Medyanın güç kazanması ve gücünü muhafaza etmesinin tek yolu ise tiraj ya da reyting olarak adlandırılan izleyici/dinleyici/okuyucu/ziyaretçi sayısıdır. Etkili medya olmanın özünde hitap edilen kitlenin büyüklüğü yatmaktadır. Temel amacı kitle (güç) kazanmak olan medya, kitleleri etkilemek için haber veriş/sunuş biçimlerini günün toplumsal beklentilerine göre geliştirmek zorundadır. Tam da bu noktada her zaman toplumun her kesiminin dikkatini üzerine çekmeyi başaran şiddet haberleri devreye girmektedir. Şiddeti sunma konusunda sınır tanımayan kitle iletişim araçları, özendirme misyonu da üstlenmiş olduğunu görmeli ve sınırlamalara tabi tutulmalıdır. Bu çalışmada toplumun tüm kesimlerinin ve özellikle de çocukların, medyayla etkileşimleri incelenmekte, medya-suç ilişkisinin gerçekte var olup olmadığı, suçu teşvikte ve suç işleme şekillerinin öğrenilip geliştirilmesinde etkisi irdelenmektedir.

Adli bilimler
Mustafa Gökgöz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suç önleme ve analizi perspektifinde açık kaynak istihbaratı farkındalığının bireylerin sosyal medya kullanımları üzerine etkisi: Çorum ili örneği

Devletlerin varlık sebeplerinden birisi de toplumun güven ve asayişini sağlamaktır. Suç oranının sıfır olduğu bir yer söz konusu olmamakla beraber, bu oranının minimum düzeyde olduğu yerler de olabilmektedir. Suçun işlendiği yerlerde suçun faillerinin yakalanması ne kadar önemli ise de suçun meydana gelmeden önlenmesi ya da güvenlik tedbirlerinin aldırılması da bir o kadar önemlidir. Dünya ve ülkemiz genelinde 'Kitle İletişim Araçları', hem bilgi edinmenin kaynağını hem de toplumsal kontrolün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çift yönlü iletişimde insanlar basılı ve görsel medya aracılığıyla bilgi sahibi olmaktadırlar. Bu kitle iletişim araçlarının kullanımı ile birlikte insanlar farkında olarak ya da olmayarak özel hayatları ile ilgili bilgilerini paylaşmaktadırlar. Açık kaynak dediğimiz bu istihbarat çeşidinin en önemli veri kaynaklarından biri de sosyal medyadır. Bireyler bu takip edilmenin varlığında bile sosyal medyayı kullanmaya devam etmektedirler. Kişiler, sosyal medya paylaşım siteleri (Facebook, Twitter, Instagram vb.) üzerinden zaman zaman suç unsuru sayılabilecek paylaşımlar yapmaktadır. Suçun oluştuğu her yerde 'Adli Bilimler'in varlığından söz edilmektedir. Çünkü adli bilimler suç ve faillerinin bulunması ile doğrudan ilgilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Suç, Adli Bilimler, Açık Kaynak, İstihbarat, Sosyal Medya

Adli bilimler
Muhammed Akyel
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan hakları çerçevesinde hayvanların istismarı: Çorum ili örneği

İnsanlar, başta ekonomik sebeplerle hayvanları evcilleştirmeye çalışmış, sonrasında ise bilimsel araştırma ve iş gücünden faydalanma gibi sebeplerle onlarla yaşamaya başlamıştır. Böylece hayvanların haklarına saygı gösterilmesi ve doğanın bir unsuru olarak kabul edilmesi düşüncesi, uluslararası metinlerde ve iç hukukumuzda bazı düzenlemeleri zorunlu hale getirmiştir. İnsanlar haklarını kanunlar ile korurlarken ekosistemin bir parçası olan canlıları korumak da onlara karşı işlenen suçları yaptırım altına almak ile mümkündür. Çalışmamızda 2008-2020 yılları arasında Çorum İl Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan veriler kullanılmıştır. Bu veriler ışığında 51 canlı ihmale ve istismara maruz kalmıştır. Yıllara göre ve ilgili kanun maddelerine ait işlenen suçlar çizelge halinde sunulmuştur. Yıllık ortalama 2 vaka kaydedilirken 2019 yılında 11 vakanın bildirilmesi duyarlı bireylerin arttığının kanıtıdır. Çalışmamızın insanların hayvanlar üzerinde üstünlük kurmaması gerekliliği bilincinin oluşturulmasına ve akademik anlamda hayvan haklarının iyileştirilmesine katkı sağlamasını amaçlamaktayız.

Meltem Kaysuk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimlerde parmak izi görselleştirme çalışmalarında silika nanopartiküllerin kullanımı: Sistematik bir inceleme

Teknolojik gelişmeler her geçen gün hız kazanmaktır. Her alanda kendini gösteren teknolojik ilerlemeler kolaylıklar sunmaktadır. Sağlık alanından, mühendisliğe, üretim alanından, Adli Bilimler'e kadar geniş bir yelpazede teknolojik gelişmelerin etkileri mevcuttur. Yaşanan gelişmeler Adli Bilimler açısından değerlendirildiğinde olayların çözümünü kolaylaştıran, zamandan tasarruf sağlayan gelişmeler görülmektedir. Adli vakaların çözümlenmesinde en temel unsur, olay, mağdur ve fail arasındaki üçgenin sağlanmasıdır. Olay yeri incelemesinden elde edilen çeşitli bulgular olayın yeniden inşasına olanak vermektedir. Olay yeri incelemesinde suçlunun profilleşmesine imkân veren en önemli delil, parmak izidir. Parmak izi kişiye özgü karakteristiği nedeniyle delil olarak değerlendirilmektedir. Parmak izleri gözle görülmezler ve bu nedenle olay yerinden elde edildikten sonra görselleştirilmesi gerekmektedir. Görselleştirme amacıyla birçok yöntem kullanılmaktadır. En sık kullanılan yöntemler; tozlama, Ninhidrin, DFO, Süper Glue vb. yöntemlerdir. Son zamanlarda bu yöntemlere ek olarak başka kimyasal, fiziksel ve optik yöntemler ortaya çıkarılmıştır. Teknolojik gelişmelerin Adli Bilimler alanını da etkilemesinden ötürü parmak izi çalışmalarına da yeni boyutlar getirilmiştir. Özellikle parmak izi görselleştirme çalışmalarında nanoparçacıkların kullanımı ivme kazanmıştır. Nanoparçacık kullanımında, silika nanoparçacıkların çalışmalarda kullanımı mevcuttur. Bu tez çalışmasında, son 5 yıl temel alınarak araştırılan parmak izi görselleştirme çalışmalarında silika nanoparçacık kullanımını içeren 19 yayın incelenmiştir. Silika nanoparçacıkların; net görselleştirme sağlaması, çeşitli yüzey türlerinde görselleştirmeye imkân sağlamasından dolayı araştırmacılar tarafından bu yöntem görselleştirme çalışmalarında tercih edilmiştir. Tez çalışmasında incelenen yayınlarda, en çok hangi silika nanopartikülün tercih edildiği, silika molekülleri için tercih edilen en sık sentez yönteminin hangisi olduğu, hangi dalga boylarında uyarıldığı, kullanılan yüzeylerin çeşitliliği, görüntüleme amacı ile uygulanan optik teknikler sistematik olarak incelenmiştir.

Adli genetikDNA parmak izi
Elif Çetli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ve hukuki boyutunun adli bilimler açısından değerlendirilmesi

İşyerinde şiddet her geçen gün dünya çapında yaygın ve endişe verici bir olgu halini almaktadır. Sağlık kurumları şiddetin yaşandığı yerlerin en başında gelmektedir. Sağlık çalışanları sözel ve fiziksel şiddetten psikososyal ve cinsel şiddete kadar farklı çeşitlerde şiddete maruz kalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin oluşmasında hasta ve hasta yakınlarından, sağlık çalışanlarından, mevcut yasalardan, sağlık sistemi ve sağlık yöneticilerinden kaynaklı etkenler bulunmaktadır. Ülkemizde bu önemli sorunun önlenmesine yönelik yeni stratejilerin geliştirilebilmesi için öncelikle problemin gerçek boyutunun ve özelliklerinin saptanması gerekmektedir. Oysa ülkemizde bu büyük problemin çözümü tam anlamıyla bilinmemektedir. Literatürdeki araştırmalarda ise genellikle sorunun hasta veya sağlık çalışanı gibi tek boyutuna odaklanılmıştır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin azaltılması ve/veya ortadan kaldırılabilmesi için hastaların ve sağlık çalışanlarının görüşleri doğrultusunda sağlık yöneticilerine ve mevcut yasalara yeni çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada hasta, sağlık çalışanı ve yasalar birlikte değerlendirilerek çözüm önerileri çok boyutlu olarak sunulmaktadır. Sağlık çalışanları ve hastaların konu hakkındaki düşünceleri anket yöntemiyle elde edilmiş ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

DoktorlarHastalarHastaneler+1
Eda Yaşar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji içeceklerinin muhteviyat açısından değerlendirilmeleri

TGK Enerji İçecekleri Tebliği'nde enerji içecekleri ''kafein içeren, taurin, glukoronolakton, inositol, karbohidrat, aminoasitler, vitaminler, mineraller ve diğer gıda ve bileşenlerini içerebilen, aromalandırılmış alkolsüz içeceği" şeklinde tanımlanmaktadır. Enerji içeceğinin bileşiminde kafein miktarı 150 mg/L'den, inositol 100 mg/L'den, glukoronolakton 20 mg/L'den, taurin 800 mg/L'den fazla olamaz. Sağlıklı genç erişkinlerde kafein, taurin ve glukoronolakton içeren içeceğin tüketimi arteriyel kan basıncını ve platelet agregasyonunu artırdığı ve endotel fonksiyonu azalttığı bildirilmiştir. Enerji içeceklerinde sağlıklı yetişkinler için günlük olarak 400 mg'dan fazla kafein tüketilmesi ve 500 ml'den fazla enerji içeceği tüketilmesi, ayrıca enerji içeceğinin alkol ile birlikte veya beraber tüketilmesi risklidir tavsiye edilmez. Enerji içecekleri çocuklar, 18 yaş altı kişiler, yaşlılar, diyabetikler, yüksek tansiyonu olanlar, gebe ve emzikli kadınlar, metabolik hastalığı olanlar, böbrek yetmezliği olanlar ile kafeine hassas kişiler için risklidir tavsiye edilmez. Enerji içeceklerinin kullanımı son yıllarda Dünya'da ve ülkemizde hızla artmaktadır. Genellikle enerji içecekleri gençler, sporcular ve aktif olarak yaşayan insanlar tarafından kullanılmaktadır. Enerji içecekleri aynı zamanda keyif verici olarak veya mental, fiziksel ve bilişsel performansı artırmak içinde tercih edilmektedir. Enerji içeceği tüketimi çoğunlukla sinirlilik, anksiyete, gastrointestinal rahatsızlık ve taşikardi ile kendini gösteren kafein intoksikasyon sendromu ile bağdaştırılmıştır. Çalışmamızın amacı piyasada kullanılmakta olan birçok enerji içeceğinin GC-MS (Gaz Kromatografisi- Kütle Analizi) cihazı ile kalitatif analizi yapılarak içeriğinin hangi bileşenlerden oluştuğunun ve bileşenlerin etkinliklerinin incelenmesidir. Ayrıca belirlenen maddelerin ve miktarlarının insan sağlığı üzerindeki etkilerinin incelenerek pazardaki mevcut enerji içeceklerinin değerlendirilmesidir.

Zafer Peker
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısından çocukların cinsel istismara uğrama nedenleri ve önleyici tedbirler

Çocuklara uygulanan ihmal ve istismar günümüzde de devam eden önemli bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir yetişkinin cinsel istek ve arzularını karşılamak amacıyla çocuğu ikna ederek ya da zorla çocuğu kullanmış olması cinsel istismardır. Çocukluk travmalarına sebep olan ihmal ve istismar adli tıp ile ilişkili olup adli bilimler açısından ele alınarak yakından incelenmesi gereken önemli bir olgudur. Adli bilimlerin bu konudaki görüntü analizleri, kimliklendirme, kulak, yüz, parmak izi vb. gibi birçok çalışması ile çocuk istismarı konusunu ele alan dosyalardaki çözümlemeler de artmıştır. İstismar günümüzde de sık rastlanan ancak çoğunlukla gizli tutulan bir olaydır. Ülkemizde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, istismara uğramış ya da ihmal edilmiş çocukları korumaya yönelik kapsamlı çalışmalar yapmaktadır. Yapılan bu çalışmalarda kurum içerisinde gerekli önlemler alınarak çocuğun güvenliği sağlanmaktadır. Koruma ve bakım altına alınan istismara uğramış çocuğun can güvenliği tehlikesi var ise kaldığı kuruluş gizli tutulmaktadır. Kurumda kalan çocuğun ebeveynleri ile iletişimleri belirli gün ve saatler aralığında personel refakatinde sağlanmaktadır. Ensest vakalarında ise çocuk, istismarcı ile bir araya getirilmeyerek psikolojik travmalardan uzak tutulmaya çalışılmaktadır. Eğer çocuk, ebeveyni ile güvende ise aile yanında bazı tedbir kararları ile desteklenmektedir. Yapılan bu uygulamalar çocukları korumaya yönelik çalışmalardır. Son yıllarda Türkiye'de çocuk istismarı sayısı artmakta olup çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı adli bilimler açısından çocuk istismarının önemini, türlerini, risk faktörlerini ve hukuksal zeminini bir bütün olarak değerlendirmektir. Öte yandan tez çalışmasının bir diğer amacı; istismara maruz kalmış çocuklara ne gibi koruyucu ve önleyici tedbir çalışmalarının uygulandığının, ulusal ve literatür taramalarında nelere değinildiğinin, eksik kalan yönlerinin neler olduğunun araştırılmasıdır. Araştırılan kaynakların çoğu istismarın tek boyutunun ele alındığını, istismarın öncesi ya da sonrasına değinildiğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması ile istismar öncesi faktörler, istismar anı, zanlı tanımlama ve istismar sonrası yapılan çocuk yararı çalışmalar bir bütün olarak, adli bilimlerle ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Çalışmamızın da istismar vakalarının aydınlatılmasında ve istismarın önlenmesinde büyük öneme sahip olacağını düşünmekteyiz.

Nurhayat Mantar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum ilinde farklı kan gruplarına tabi tutulan orman toprağındaki aktinomiset çeşitliliği

Aktinobakteriler muazzam çeşitliliğe sahip, toprakta yaygın olarak bulunan, ekonomik değeri yüksek miselli gram pozitif bakterilerdir. Çok çeşitli habitatlarda izole edilen aktinobakteriler şimdiye kadar tanımlanmış 47 farklı familyaya ve 711 türe sahiptir. Son yıllarda giderek artan adli çalışmalar, ilgili mikrobiyal profillerin kanıt olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada iki hafta süre ile kana maruz kalmış orman toprağından örnekler alınıp aktinobakteriler izole edilmiş, genomik DNA izolasyonu ardından 16S rRNA PCR amplifikasyonu ve dizi analizi yapılmıştır. Adli bilimlerde ve olay yeri incelemelerinde adli mikrobiyoloji alanını geliştirmek için yapılan bu filogenetik çalışmanın olayı yorumlamada önemli bir referans olabileceği düşünülmektedir.

Mazlum Doğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Narkotik niteliği taşıyan kenevir bitkisinin coğrafi özellikleri ve Çorum'daki türlerinin araştırılması

Adli Bilimlerde narkotik madde denilince ilk akla gelenler eroin, kokain ve esrardır. Esrarın hammaddesi THC miktarının yüksek olduğu kenevir bitkisinin çiçekleri ve en uç yapraklarıdır. Kenevirin esrar ile birlikte anılması kenevir teriminin geçtiği her yerde olumsuz bir tavırla karşılaşmamızın tek sebebidir. Ancak son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmelerle tohumlarda yapılan melezlemeler sonucu artık pek çok kenevir esrar hammaddesi olmaya uygun değildir. Yaptığımız araştırmalar, HÜBTUAM GC-MS sonuçları ve Fen Edebiyat fakültesi laboratuarından elde ettiğimiz FT-IR sonuçlarından da yola çıkarak ülkemizde ekilen kenevir tohumlarının esrar hammaddesi olarak kullanıma uygun olmadığını ortaya koyduk. Geçmişten günümüze kenevir bitkisini değerlendirdiğimizde; tekstil, ilaç, otomotiv, kozmetik, biyoyakıt, biyopolimer ve biyobozunur ürünler, erozyon örtüsü, yapı malzemesi, toprağın temizlenmesi gıda sanayi gibi birçok alanda kullanıldığını görüyoruz. Mısırdaki mumya örtülerinden, Türklerde çuval, sicim vb. yapımına, günümüzde ise biyoyakıttan, insan sağlığına ve doğaya zarar vermeyen kıyafet, temizlik ürünleri ve yiyeceklere varana kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Kenevir adeta yaşamın bitkiye dönüşmüş halidir. Her iklimde yetişebilir, kendisi büyürken çevresini de hem temizler hem de ekonomik anlamda büyütür. Tarım ilacına fazla gereksinim duymaz. Hızlı büyür, büyürken çevresindeki oksijen miktarını arttırır. Günümüzde 50.000 çeşit endüstri ürününde ve 250'den fazla ilacın yapımında doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizde kısa bir süre yanlış bilgilendirmelerle bu üründen uzak kalmış olsak da artık hem ülkemiz hem bölgemiz hem de şehrimiz için kenevir ile yeniden tanışmanın ve kaynaşmanın zamanı geldi. Yapılan bilimsel çalışmalar ışığında kenevir artık korkulan değil, korunan bitki olacaktır. Anahtar Kavramlar: Kenevir, THC, Esrar, CBD, Narkotik, Endüstri Bilim Kodu:20101

EndüstriEsrarKannabidiol+2
Gülhan Eşkil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik dijital şiddet ve sosyal medyanın kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisi: Çorum ilinde bir alan araştırması

Şiddet kavramı insanlığın var olduğu andan itibaren çeşitli şekillerde evrilerek günümüze gelmiştir. Kadınlar sözel, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddeten dijital şiddete kadar farklı şiddet türlerine maruz kalmaktadırlar. Teknoloji çağının sosyal medya ve internet üzerinden kadınlara yönelik yapılan şiddetin nitelik ve niceliğini daha kolay kılınabilir bir hale getirdiği görülmektedir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve kadına yönelik dijital şiddet sorunun önlenmesine dair stratejilerin geliştirilebilmesi için ilk olarak teknoloji ile ortaya çıkan problemin gerçek boyutlarının, etmenlerinin ve özelliklerinin araştırılması gerekmektedir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet veya kadına yönelik dijital şiddetin çözümü tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmada kadına yönelik dijital şiddetin ve sosyal medyanın kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisinin azaltılabilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi için şiddet mağduru ya da şiddete maruz kalabilme ihtimali olan kadınlar için şiddeti önleyici çözüm yollarının bulunması veya mevcut yasal düzenlemelerin eleştirel olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda Çorum ilinde kadına yönelik dijital şiddetin ve sosyal medyanın kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisini ölçmek için anket yöntemi kullanılmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

Taha Yasin Meydaneri
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısından ergenlik dönemindeki çocukların suça sürüklenme nedenleri ve önleyici tedbirler

Günümüzde ergenlik dönemindeki çocukların suça sürüklenmesinin nedenleri çok yönlü ve karmaşık bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bulunduğu dönem itibariyle bu karmaşık durum içerisinde çocuğun suça sürüklenmesini engellemek için problemin kaynağına inmek ve bunun nedenlerini tespit etmek önem kazanmaktadır. Son yıllarda Dünya'da ve Türkiye'de ergenlik dönemi çocuk suçluluğunun artışı konunun önemini gözler önüne sermekte ve önleyici tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Ergenlik dönemindeki çocuklarını suça iten faktörleri değerlendirerek nedenlerini analiz etmek, önleyici tedbirler almak ve bu problemle ilgili daha kolay ve ekonomik çözümler ortaya çıkaracağı düşünülmektedir. Çocuk suçluluğu, toplumların geleceği için endişe verici sonuçlara neden olmaktadır. Ergenlik dönemi çocuk suçluluğunun önlenmesine yönelik alınan tedbirler ve hukuki düzenlemeler kimi zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle suçun meydana gelmeden önlenmesi ya da önleyici tedbirlerinin oluşturulmasında ebeveyn görüşlerinin alınması konuyu önemli kılmaktadır. Suça sürüklenme nedenlerinden hareketle suçun önlenmesine yönelik alternatif çözüm önerileri ve önleyici tedbirler çocukların suça sürüklenme oranlarının düşürülmesine olumlu etki yapacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada ergenlik dönemindeki çocukların suça sürüklenme nedenleri ve suçun önlenmesine yönelik tedbirlere ilişkin ebeveynlerin görüşleri doğrultusunda alternatif çözüm önerileri geliştirmek amaçlanmaktadır. Ergenlik dönemindeki çocukların ebeveynlerinin konu hakkındaki düşünceleri anket yöntemiyle elde edilmiş ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

İncinur Bektaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Palatal rugalarda yaş ve cinsiyet tayini; Çorum ili örneği

Amaç:Parmak izi gibi benzersiz ve bireysel olan palatalrugaeların Çorum ili popülâsyonunda yaş tahmini ve cinsiyet tayininde kullanılabilirliğini, palatalrugae sayılarının yaşa bağlı olarak azalabileceğine yönelik hipotezin incelenmesini, rugae şekillerinden, yerleşimlerinden ve sayılarından kimlik tespitine yönelik çıkarımlar yapılıp-yapılamayacağını saptamayı amaçlamaktadır. Materyal ve Metot:Çorum Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne muayene ve tedavi için başvuran hastalardan 18-84 yaşları arasında kron-köprü protezi için başvurmuş bireylerden aljinat ölçü maddesiyle alınan, sert alçı dökülerek hazırlanan ve üzerinde hasta bireylerin cinsiyet ve yaşının yazılı olduğu 200(110 kadın ve 90 erkek) maxillar çene modelleri kullanılmıştır.Maxillar çene alçı modelleri üzerinden 1.416 palatalrugae 0,01 mm hassasiyete sahip dijital kumpas ile ölçülmüştür.Palatalruga ölçümlerinin değerlendirilmesinde ruganın yönü, uzunluğu, tipi, birleşmesi ve sayısını Thomas ve Kotze sınıflama sistemi ve şekil/yönü ise Kapali sınıflama sistemi kullanılmıştır. Bulgular:Bu çalışma Çorum ili popülâsyonunda kadınların rugae sayısının, erkeklerin rugae sayısı ile oldukça yakın seyrettiğini ve çok küçük bir farkla kadınların rugae sayısının fazla seyrettiğini ortaya koymuştur. Kadınlarda ve erkeklerde palatalrugae sayısı ile yaş arasında istatistiksel açıdan anlamlı negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır(p>0,05). Palatalrugae tiplerinin en yaygını kadınlarda kanatlı(34,87), erkeklerde doğrusal(%32,34) olarak bulunmuştur. Palatalrugae uzunluklarının cinsiyete göre dağılımında her iki cinsiyette en fazla rastlanan ölçüm tipinin "birincil(>10 mm)" tip olduğu gözlenmiştir. Sonuç:Palatalrugae boyut, şekil, yön ve sayı bakımından farklı etnik köken ve aynı popülâsyondaki farklı grupların büyük örneklemini içeren çalışmalar yapılmalıdır. Farklı palatalrugaeşekilleride var ise onlarda sınıflandırılmalıdır. Bunun yanında yaş ile azalan palatalrugae sayısı büyük örneklemlerde değerlendirilmelidir. Palatalrugaeların özellikleri yaş, cinsiyet, yeniden yüzlendirme çalışmalarında ve etnik köken çalışmalarında adli tanımlama prosedürlerinde ek bir araç olarak kullanılabilir.

Sema İşler
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum ilinde basına yansıyan cinayetlerin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Dünya'da her 1 dakika da 1 kişi cinayet sonucu yaşamını kaybetmektedir. Dünya genelinde cinayete kurban giden mağdurların sayısı çatışmaların ve savaşların yaşandığı yerlerde yaşamını kaybedenlerin sayısından beş kat daha fazladır. Bu çalışmada Çorum ilinde meydana gelen cinayet vakalarını çeşitli tanımlayıcılar bakımından saptayarak, demografik verileri ortaya koymak ve ortaya çıkan sonuçların analizi ile riskli durumları araştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışmada yer alan veriler başta Çorum iline ait yerel gazeteler olmak üzere ülke genelinde yer alan diğer gazeteler de kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmamızdaki veriler 19 Nisan 2018 ve 3 Temmuz 2022 tarihleri arasında yer alan cinayet haberleri incelenerek, analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Verilerinin değerlendirilmesinde, istatistiksel analizler SPSS (Versiyon 22.0, SPSS Inc., Chicago, IL, USA, Lisans: Hitit Üniversitesi) paket programı ile gerçekleştirilmiştir Bulgular: Çorum ilinde mağdur sayısının Çorum ili nüfusuna oranı, küresel çapta mağdur sayısının Dünya nüfusuna oranına göre düşüktür. Cinayet mağdurlarının büyük bir çoğunluğu erkektir. Mağdurların en yoğunlukta olduğu yaş grubu aralığı 10 ile 29 yaş aralığı iken faillerin en yoğun olduğu yaş grubu 30 ile 44 yaş aralığıdır. Cinayet vakalarının çoğu ateşli silah kullanılarak işlenmiştir. Husumetli olunan biri tarafından işlenen cinayet en çok işlenen cinayet nedenidir. Mağdurlar en fazla arkadaş ya da tanıdıkları tarafından öldürülmüşlerdir. Sonuç: Elde ettiğimiz verilerimizin sonuçlarına göre Çorum ilinde cinayet prevalansinin Dünya ortalamasının altında olduğu, erkeklerin kadınlara göre daha fazla cinayet işlediği ve daha fazla cinayete maruz kaldığı görülmüştür. Cinayet verilerinin analiz edilmesi ile risk durumların tespit edilerek önleyici tedbirler alınabileceği ayrıca adli merciler ile işbirliği yapılarak daha geniş veri elde edilenebileceği kanaatindeyiz.

Adli bilimlerAdli tıpCinayet+2
Ebru Hatice Demirelli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada mahremiyet farkındalığı: Hitit Üniversitesi örneği

Yeni iletişim teknolojilerinin artmasıyla beraber sosyal medya, gücünü artırmış ve birçok değişim ve dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Toplumsal hayatın içinde varlığını devam ettiren sosyal medya, aile kurumunu ve özel yaşamı da bünyesine dahil etmiştir. Sosyal medyada beğenilmek, takdir edilmek, beğeniyle izlenmek ve takip edilmek amaçlanmaktadır. Sosyal medya platformlarını düzenli şekilde kullanan bireyler, her anlarını kayıt altına alarak mahremiyetlerine zarar vermektedirler. Bu nedenle sosyal medya, bireylerin mahremiyet alanını sınırlamakta ve giderek bu alanı daraltmaktadır. Günümüzde mahrem olan durumlar, alanlar, geçmişten gelen ahlâki olgu ve değerler yok olmaya ve normalleşmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; mahremiyet, mahremiyet ihlâli ve gözetleme kavramları çerçevesinde, öğrencilerin sosyal medya paylaşımlarını değerlendirmektir. Araştırmada, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik değişkenlerin, sosyal medya kullanım pratiklerindeki mahremiyet algı ve farkındalıklarını ölçmek ve öğrencilere bu konuda öneriler sunmak amaçlanmıştır. Çalışmamızda anket yöntemi kulanılmıştır. Bireylerin sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili tutumlarını belirlemek amacıyla 390 öğrenci ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler, sosyal medyada yapılan paylaşımların mahremiyet kavramı doğrultusunda yaş, cinsiyet, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik boyutlarıyla incelenmiştir. Bu çalışmayla teknolojik gelişmelerin ve internetin yaygın kullanımıyla artan sosyal medyanın, bireylerin mahremiyet algı düzeylerinde oluşturduğu etki/ler ve mahremiyet algısındaki değişim ele alınarak kişilerin mahremiyet anlayışındaki dönüşümün resmi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bu konuyla ilgili mevcut durum ile olası sonuçlar ortaya konmuştur. Bu çalışma, sosyal medya ve mahremiyetin tanımı, değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve sosyal medya ile mahremiyet arasındaki ilişki faktörlerini ele almakta ve sosyal medya plaformlarının yaygın kullanımıyla zedelenen mahremiyet kavramına gereken önemin verilmesi, bu ihlâlinin önlenmesi ve bireylerin bu konuda farkındalığını arttırmak amaçlanmıştır. Çalışma, Türkçe olarak yayımlanmış önceki araştırmaların incelenmesini kapsayan alanyazın taraması şeklinde desenlenerek ulusal ve uluslararası dergiler, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) lisansüstü tez veri tabanı ve Google arama motoru aracılığıyla ilgili çalışmalara ulaşılmıştır.

GözetimHitit ÜniversitesiMahremiyet+1
Selin Altıntaş Var
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeniden yüzlendirme yönteminin adli soruşturmalarda kullanımı

Adli bilimler alanı, içerisinde birçok bilim dallarını barındıran karmaşık bir bilimdir. Suç ve suç örgüsünün çözümüne yarayacak her türlü bulguyu işleyerek deliller haline dönüştürür ve adaletin doğru şekilde tecelli etmesini sağlar. Adli bilim olay örgüsünün çözüme kavuşması ve yorumlanmasında içerisinde yer alan bilim dallarından sıklıkla faydalanmaktadır. Bu bilim dalları içerisinde yer alan Adli Antropoloji; olay yerinden elde edilen, suça konu olabilecek iskelet veya yumuşak doku üzerinden kimliklendirme çalışmaları yapan bir bilim dalıdır. Kimliklendirme ve kimlik tespiti olay örgüsünü çözebilecek dönüm noktasıdır. Bireyin tanımlanması olayın nasıl ve ne şekilde olduğunu, bireyin özelliklerinin neler olduğunu gözler önüne sermektedir. Kimliklendirme çalışmalarında; cinsiyet tayini, boy tahmini, yaş tahmini, etnik kökenin belirlenmesi uygulanan parametrelerdir. Son zamanlarda bilim dünyasında yeniden yüzlendirme çalışmaları kimliklendirme alanında yerini almıştır. Yeniden yüzlendirme tekniği bireyin ölmeden önceki yüz tasvirinin yapılmasına olanak sağlamaktadır. Yeniden yüzlendirme teknikleri iki boyutlu veya üç boyutlu olabilmektedir. Üç boyutlu teknikler; Amerikan Metodu, Rus Metodu ve Kombine Metodu olarak sınıflandırılmaktadır. Her metot kendi içerisinde farklı noktalar üzerinden yeniden yüzlendirme çalışmaları yapar. Gelişen ve ilerleyen süreç içerisinde bu teknikler bilgisayar ortamına aktarılmış ve matematiksel değişkenler ve programlamalar ile daha doğru ve güvenilir sonuçlar elde edilmiştir. Yeniden yüzlendirme tekniği adli soruşturmaların çözümünde vazgeçilmez bir yer teşkil etmektedir.

Adli antropolojiAdli bilimlerYeniden yüzlendirme
Yılmaz Yerli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür tarihi boyunca çocuk ve kadınlara uygulanan şiddet içeren gelenekler: Adli bilimlere antropolojik bir bakış açısı

Dünya üzerindeki bütün toplumlarda cinsiyetlerin kültürel ve sosyal olarak yerleşik beklentilerine ve davranışlarına dayanan uygulamalar bulunmaktadır. Geçmiş zamanlarda dâhil olmak üzere özellikle günümüz toplumunda kadın ve çocukların üzerinde gerek psikolojik, gerekse fiziksel anlamda bir şiddet giderek artmaya devam etmektedir. Şiddet ve istismar biçimleri genellikle kadınların ve çocukların cinsiyetler arası eşitliğini, güvenliğini, haysiyetini, öz benliklerini ve temel haklarını kabul etmeyen insan hakları ihlallerinin en yaygını olarak görülmektedir. Yapılan tez çalışmasında kadın ve çocuklara uygulanan zararlı geleneklerin temeline inilmiştir. Bu çalışmanın yapılma sebebi geçmiş zamanlardan günümüze kadar olan süreçte kültürlerin, normların, dinlerin ve değerlerin farklı yorumlanarak kadın ve çocuklara zarar verilmesidir. Yaşanılan çevreler ne kadar değişirse değişsin toplumların genelinde yıkılamayan tabular mevcut. Örnekten yola çıkarsak insanlar yaşamları boyunca inanışları uğruna birçok uygulama gerçekleştirmiştir. Ancak birilerini kurban ederken bir zamanlar kendilerinin de onların yerinde olduğunu ve aynı istismarı kendilerinin de yaşadıklarını unutarak zararlı gelenekleri günümüze taşımışlardır. Çalışmamızın asli amacı insanın en temel hakkı olan yaşama hakkının gelenek adı altında tehlikeye atıldığını göstermektir. Her geleneğin uygulanmaması gerektiği gibi, hukukun ve yasaların yeri geldiğinde insanların inanışlarının önünde tutulmasının doğru olmasıdır. Yaşamın doğum ile başladığı düşünülürse bebeklikten yetişkinliğe kadar olan süreç içerisinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre kasten ve yasadışı her türlü şiddet suçtur. Kültürel (sosyal) antropoloji ve Adli bilimlerin kesişim noktası bu kısım olmuştur. Böylelikle sadece kendi alanında değil diğer birçok bilimlere de katkı sağladığı görülmektedir. Adli bilimler ise adaletin tecellisi amacıyla yararlanılan tüm bilim dallarını kapsamaktadır. Bu çalışmada bahsedilen her türlü zararlı uygulama insanların bedeni ve ruhu üzerinde, herhangi bir tedavi amacı olmaksızın, mağdurların sağlığı ve insan hakları üzerinde olumsuz etkisi olan kültürel veya geleneksel nedenlerle kasıtlı olarak yapılan tüm uygulamaları içermektedir.

AntropolojiGeleneklerHukuk+2
Bensu Alisinoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havalı silahların suçta kullanımı, kriminal açıdan özellikleri ve muhtemel sonuçlar

Suç olgusu gün geçtikte farklı boyutlarda, dönemlerde ve şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Suç olayı değerlendirilirken bir bütün içerisinde değerlendirilmektedir. Suçun mahalli, zamanı, işleniş şekli ve kullanılan suç aletleri, olayların aydınlatılması açısından adli önem taşımaktadır. Özellikle silahlar ile işlenen suçlar, silahın türüne ve verdiği zarara göre farklılık göstermektedir. Ateşli silahlar içerisinde havalı silahlar da yer almaktadır. Tarihsel açıdan bakıldığında savaş, avcılık veya nişan gibi çeşitli alanlarda kullanılan havalı silahlar, genellikle günümüzde zararsız bir oyuncak veya eğlence aracı olarak düşünülmekte ve hatta silah olarak kabul edilmemektedir. Fakat havalı silahların verdiği zararlar göz ardı edilemeyecek boyutlardadır. Öyle ki yapılan çalışmalarda, insan ve hayvanlarda önemli yaralanmalara hatta yaralanma sonucu ölümlere neden olduğu görülmektedir. Bu çalışmada; havalı silahların özellikle günümüzde mala zarar verme ve yaralama gibi suçlarda gelecekte ise toplumda infial yaratacak olaylarında kullanımının sonuçlarına dikkat çekmek, suçta kullanımı sonrasındaki inceleme aşamalarını ve günlük yaşantımızda kullandığımız malzemeler üzerinde meydana getirdiği tahribatı gerek görsel gerekse sayısal veriler ışığında ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu bağlamda günlük yaşantımızda kullandığımız, atıl ancak sağlam durumdaki çeşitli malzemelere, gerekli önlemler alınarak tek kişi tarafından ayakta, 3 farklı havalı silah (silahlara ait 2 farklı mühimmat) ile 4 farklı mesafeden (5, 10, 15 ve 25 m) atışlar yapılmıştır. Bahse konu atışlar, gerekli güvenlik önlemleri/izinler alınarak, hiçbir canlıya zarar verilmeden, çevre temizliğine önem verilerek gerçekleştirilmiştir. Atışlar, şerit ölçek kullanılarak ölçeklendirilmiş ve malzemelere yapılan atışların sonuçları Canon EOS 600D 18-55MM DC III DSLR marka fotoğraf makinesi vasıtasıyla elde edilen fotoğraflar üzerinden Adobe Photoshop CS6 programı kullanılarak metrik olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; havalı silahların bu tür malzemeler üzerinden çeşitli boyutlarda hasar bırakabilmektedir. Namlu ağzı çıkış hızları, çoğu 9 mm x 19 cal. tabancalara yakın olduğu görülen bu silahların canlı veya cansız nesnelere vereceği hasarlarda önemli ölçülerde olacaktır. Bu silahlar tarafından kalın metal malzemelere verilen hasar ve yapısal değişiklikler, diğer plastik, cam gibi malzemelere nazaran daha az olduğu değişik görülmüştür. Kullanılan 3 farklı tür havalı silahtan en fazla tahribat oluşturan, mesafe kat eden ve en güçlü silahları, yarı otomatik hazır tüplü (PCP) havalı tüfek, tek yaylı pistonlu havalı tüfek ve CO 2 tüplü tabanca olarak sıralayabiliriz. Bu tür silahların suçta kullanımı sonucunda yapılacak olay yeri ve kriminal incelemeler ile ilgili bilgilere de yer verilmiştir. Havalı silahların üretim, satış, taşıma/bulundurma, kullanım ve ruhsatlandırma gibi aşamaları kayda değer yasal zemine bağlanmalıdır. Elde edilen sonuçlar, gelecekte bu tür silahların suçlarda etkin olarak ve toplumda infial yaratacak olay/eylemlerde kullanılabileceği, canlı ve cansız varlıklara önemli maddi, yaralanma ve can kaybı şeklinde zararlar vereceği kanaatindeyiz.

Ateşli silahlarAteşsiz silahHükümete karşı suç+4
Doğukan Ölmez
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısindan intiharin nedenleri ve önleyici tedbirler

Ölüm sebepleri içerisinde ilk on sırada yer alan intihar, toplumların en başta gelen sorunları arasında yer almaktadır. Bu nedenle intihar nedenlerinin tespit edilerek intiharın önlenmesi ve intihar girişiminde bulunan kişilerin tekrar topluma kazandırılması büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemizde bulunan bazı bireylerin kişisel ve çevresel faktörlere bağlı olarak intihar risk grubunda olması onların daha dikkatli korunmasını, eğitilmesini, risk faktörlerinin tespitini ve önleyici tedbirlerin oluşturulmasını önemli kılmaktadır. Gerçekleşen adli bir olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğunun ayrımının yapılmasında adli bilimlerden yararlanılmaktadır. İntiharın nedenlerinin tespit edilmesi, intihar olayının nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması, kullanılan yöntem ve araçların tespit edilmesi adli bilimler ışığı altında gerçekleşmektedir. İntihar; biyolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, siyasi, kültürel, bireysel, ailesel ve toplumsal nedenlerden kaynaklanmaktadır. İntiharın nelerden kaynaklandığının tespitinin yapılarak risk faktörlerinin tespit edilmesi ve risk faktörleri doğrultusunda önleyici tedbirlerin uygulanması önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada risk faktörlerinin tespiti ve intihara sürüklenmenin önlenmesinde önleyici tedbirlerin uygulanması bağlamında neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Risk altında bulunan bireylerin intihara sürüklenmelerinin önlenmesinde adli bilimlerin rolünü ortaya koyarak uzman görüşlerine bağlı çözüm önerileri geliştirmek temel amaçları oluşturmaktadır.

Adli bilimlerRisk faktörleriÖnleyici müdahale+1
Goncagül Bolat
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2020 öncesi trafik kazalarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Trafik kazaları her yıl 1 milyondan fazla insan hayatını kaybetmesine ve 20-50 milyon kişinin yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olmaktadır. Trafik kazası yaralanmaları küresel olarak önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada meydana gelen trafik kazalarının sayısal analizi kullanılarak trafik kazasına karışan kişi ve araç sayıları ile hangi bölgelerimizde ve hangi zaman aralığında yoğunluk yaşandığının tespit edilmesi ve trafik kazalarının nedenlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: TÜİK web sitesinin trafik kazası ve araç istatistiki verileri kullanılmıştır. TÜİK veri tabanından, 2016-2020 yılları arasındaki trafik kazaları analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Veriler temel istatistik yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada 2016-2020 yılları arası baz alınarak değerlendirildiğinde, ölümlü ve yaralanmalı kaza sayılarında 2019 ve 2020 yıllarında bir düşüş yaşandığı, motosiklet ile kazaya karışan sürücülerin büyük bir kısmının kaza sonrasında yaşamını kaybettiği, traktör kazalarında yüksek oranla kaza yerinde ölüm oluştuğu, ölümlü kazalarda erkeklerin %55,91' inin sürücü olarak, kadınların %65,08' inin yolcu olarak hayatını kaybettiği, trafik kazası neticesinde Türkiye'nin doğu bölümünde batı illerine göre daha düşük yaralanma ve ölüm oranının yaşandığı, ölüm oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 65 yaş ve üzeri, yaralanma oranının en yüksek olduğu yaş grubunun ise 15 – 24 yaş grubu olduğu, ölüm ve yaralanma oranlarının yaz aylarında ve hafta sonlarında pik yaptığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Trafik tedbirlerinin hafta sonu ve yaz aylarında arttırılması, kara yollarının iyileştirilmesi ile veriler dâhilinde daha etkili tedbirler alınması sonucunda trafik kazalarının azalacağı kanaatindeyiz.

Sayısal analizTrafikTrafik kazaları+2
Cem Birvar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite gençlerinin suça ilişkin algıları

Araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin suça ilişkin algılarına ulaşmak, konuyu sosyolojik kuramlar ve kavramlar çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda çeşitli kavramlar dahilinde toplumun suça dair algıları ile üniversite gençliğinin suça ilişkin algıları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamızın ilk aşaması literatür taramasının yapıldığı ve teorik bilgilerin yer aldığı kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve içerisinde adli bilimler ve adli sosyolojiye dair bilgiler, suç olgusu, suç türleri ve teorileri, kriminoloji, kurumların ve kavramların suçlu davranışını açıklamaya yönelik genel değerlendirilmesi yer almaktadır. Bu değerlendirmeler adli sosyolojik bakış açısı ile ele alınmıştır. Teorik kısımdan sonra araştırmanın metodolojisi açıklanmıştır. Uygulamalı bölümde ise veri toplama aracı olarak yüz yüze anket yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Gençlerin suça ilişkin algılarına ulaşmak için hazırlanan anket soruları 20 sorudan oluşmuş ve basılı olarak sunulmuştur. Nicel araştırma modeli ile yapılan çalışmada evrenimiz Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören öğrenciler olup örneklem grubu olarak 280 kişi belirlenmiştir ve araştırma için yeterli sayıya ulaşılmıştır. Suçun oluşumunda şehrin ve mekânların etkisinin olduğu görüşü katılımcıların geneli tarafından belirtilmiştir. Suç oranlarının eğitim düzeyi arttıkça azalacağını ifade etmişlerdir. Çeşitli faktörler açısından değerlendirtildiğinde öğrencilerin çoğunluğu, ekonomik şartların, işsizliğin ve kimsesizliğin bireyleri suça sürüklemede etkili olduğu belirtmişlerdir. Katılımcılar büyük oranda, alkol ve madde bağımlılığın bireyleri suça sürüklediği görüşündedirler. Bireylerin suça sürüklenmesinde aile, akran ve okul gibi faktörlerin etkili olduğu görüşü de katılımcılar arasında yüksek orandadır. Ayrıca karşılaştırılan kriterlerin genelinde suçla ilgili olan dizi ve filmlerin, izlenilen ve okunan haberlerin günümüzde artan suç davranışlarına etkisinin olduğu görüşü çoğunluktadır. Katılımcılar suç oranlarının azalması için uygulanan cezai yaptırımların caydırıcı olmadığını düşünmektedirler. Sonuç olarak toplum genelinin suç algısına yönelik teorik çalışmadan elde edilen veriler ile üniversite öğrencilerinden alınan görüşler benzer özellikler barındırmaktadır.

Adli bilimlerKriminolojiSuç+2
Zeynep Tekin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tios bizans iskeletlerinde adli antropolojide kullanılan kimliklendirme metotlarının kullanılabilirliği

Adli olgularda soruşturmaların ana hedef ve amaçlarından biri, olaya dahil olan birey ya da bireylerin kimliklerinin kısa zamanda ve doğrulukla saptanmasıdır. Adli olgu niteliği kazanmış olan olaylarda yapısal bütünlüğünü kaybetmiş, zamanla birikte çürümüş ve ileri derecede yanarak tanınmaz hale gelmiş iskelet materyaller ile karşılaşılmaktadır. İskelet haline gelerek yumuşak dokusunu kaybetmiş kalıntıların adli kimliklendirilmelerinin yapılması adli antropoloji çalışmalarının titizlik ve özen gerektiren kavramlarından birisidir. Yapılmış olan çalışmaların bilimsel literatürde yer bularak gerçeklik ve güvenilirliğininde kanıtlanmış olması gerekmektedir. Hitit Üniversitesi antropoloji laboratuvarında yapılmış olan tez çalışmamızda, adli antropolojik tekniklerin ortaya çıkış süreci, bilimsel camiada yer bulmuş olan metotların detaylıca açıklanması, hangi durumlara göre ne tür adli antropolojik kimliklendirme metodlarının kullanılması gerektiği ile ilgili değerlendirme ve tartışma yapılmıştır. Bu çalışma Bizans dönemine tarihlendirilmiş olan Zonguldak ilinin Çaycuma ilçesine bağlı bulunan Tios antik kentinden çıkarılmış olan iskeletlerin adli antropolojide kullanılan morfolojik yöntemler ile kimliklendirilmesini amaç edinmektedir. Tios antik kenti popülasyonuna ait 55 adet iskelet materyalde, morfolojik yöntemlere dayalı adli antropolojik kimliklendirme tekniklerinin iskelet materyallere uygulanabilirliği denenmiştir.

Adli antropolojiAdli bilimlerKimliklendirme+1
Onur Soydan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

7-12 yaş grubu çocukların istismar bilgi düzeyleri Çorum ili örneği

Küresel bir problem olan cinsel istismar Ruth ve Henry Kembe tarafından (1978), "bağımlı ve gelişimsel olarak olgunlaşmamış çocuk ve ergenlerin bilinçli olarak onay vermeyecekleri, bütünüyle algılayamadıkları veya ailevi rollerle ilgili sosyal tabulara ters düşen cinsel aktivitelerde kullanmak" olarak tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalarda 7-12 yaş grubu çocukların cinsel istismar bilgi düzeylerini araştıran çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Çocuk cinsel istismarını önlemeye yönelik çabaların önündeki en büyük engellerden biri, çocukların bu konudaki bilgi eksikliği olduğu düşünüldüğünde çocukların cinsel istismar konusunda neler bildiğinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışma ile 7-12 yaş grubu çocukların cinsel istismar bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmış, cinsel istismar hakkında doğru bilinen yanlışların ortaya çıkarılması, bu doğrultuda eğitim programlarına ışık tutması planlanmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel olup Ağustos 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yataklı servislerinde tedavi altında olan 7-12 yaş grubu 281 çocukla yürütülmüştür. Veriler "çocuk ve aile tanıtıcı soru formu" ve "Çocuklar İçin İstismar Bilgi Ölçeği" (ÇİBÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Uygun olmayan dokunma (UOD) ve uygun dokunma (UD) olmak üzere iki alt boyuttan oluşan ölçek, otuz üç maddelidir. ÇİBÖ'den alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 33'tür. İstatistiksel analiz SPSS paket programı ile yapılmış, çocuk ve aile tanıtıcı soru formundan elde edilen veriler yüzde (%), ÇİBÖ'den elde edilen veriler ortalama±standart sapma ile raporlanmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, bağımsız ikiden fazla grup için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çocukların %76,5'i 10-12 yaş aralığında, %52,5'i kız, %83,5'i çekirdek aile yapısında ve %81,2'si sadece anaokuluna gitmektedir. Çocukların ÇİBÖ-Toplam Puan Ortalamasının 20,51±4,60, UOD-Alt Boyut Puan Ortalamasının 15,26±3,69, UD-Alt Boyut Puan Ortalamasının 5,24±1,92 ile ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Çocukların yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk olma durumunun, aile yapısı, anaokulu/kreşe gitme durumunun, annelerinin yaş ve eğitim ile babalarının yaş durumlarının cinsel istismar bilgi düzeyini etkilemediği saptanmıştır (p>0,05). Çocukların annelerinin çalışma durumuna göre ölçek UD-Alt Boyut Puan Ortalaması ile babaların eğitim ve çalışma durumuna ve ailenin gelir düzeyine göre UOD-Alt Boyut Puan Ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan çocukların cinsel istismar hakkındaki bilgi düzeyleri genel ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, cinsel istismarın hayatın bütün noktalarını etkileyen yıkıcı etkisi göz önüne alındığında, çocukların istismar bigi düzeyleri istenilen düzeyde değildir. Bu yüzden çocukların istismar bilgi düzeylerini yükselten eğitim programlarına ağırlık verilmesi önerilmektedir.

Bilgi düzeyiCinsel istismarHemşirelik+2
Tuba Ormancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siber savaşların etkileri ile devletlerin güvenlik stratejileri

Yaşamış olduğunuz çağda bilgisayar ve telekomünikasyon alanında yaşanan değişim teknolojiye olan bağlılığı artırmıştır. Dijital teknolojiler internetin ortaya çıkması ile hızla bir gelişim göstermiştir. İnternet hayatı kolaylaştıran faydalarının yanında birtakım sorunları da beraberinde getirmiş, yeni bir saldırı ortamı oluşturmuştur. İletişimin merkezi olan internetin kötü amaçlı olarak kullanılması da engellenemez hale gelmiştir Bu alanda dünyamızda ulusal ve uluslararası boyutta siber saldırı, siber savaş ve siber güvenlik gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Yapılan saldırılar sonrası ülkelerin güvenlik otoriterileri bu alandan gelen saldırılara ilişkin savunma stratejileri geliştirmeye başlamıştır. Hazırlamış olduğum bu tez çalışmasında ülkeler ve uluslararası örgütler ile ulusal ölçekte siber savaş boyutunda yaşanan saldırılara örnekler verilmiş sonrasında ise ekonomik, siyasi, toplumsal ve medya boyutları incelenerek siber savaşın bu alanlara etkisi araştırılmıştır. Daha sonra ise ülkelerin ayrı ayrı savunma stratejilerine değinilmiştir.

Kritik altyapıların korunmasıSiber güvenlikSiber saldırı+2
Muhammet Fatih Aykurt
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenimi algoritmaları ile kredi kartı işlemlerinde dolandırıcılık tespiti

Bilgisayar ve bilgisayarlı sistemler günümüzde büyük bir öneme sahiptir. Bir de bu sistemlerde Yapay Zekâ'nın başlıklarından birisi olan Makine Öğrenmesi yöntemini kullandığımızda bir bilgisayarın insan olmadan neler yapabileceğini görebilmekteyiz. Bu sistemleri daha vazgeçilmez bir hale getiren internet kavramı vardır. Hayatımızda büyük bir rol oynayan internetin, birde karanlık bir yüzü vardır. İnternet artık günümüzde vazgeçilmez bir konumdadır. Uzaktan her bilgiye erişebilme, her cihazı kontrol edebilme gibi birçok imkân sağlayan internet, her ne kadar işimizi kolaylaştırsa da internete bağlı olan cihazlar risk altında olabilir. Bu yüzden suça meyilli veya suçlu kişiler bu ortama yönelmektedir. İnternet ortamında işlenen suçlara Siber Suçlar denilmektedir. Günümüzde insanlar alışverişlerini yaygın bir şekilde kredi kartları ile internetten yapmaktadırlar. Her ne kadar güvenilir web siteleri de olsa alışveriş yaptığımız bir cihaza bulaştırılmış olan bir Malware, kredi kartı bilgilerini çalma yöntemlerinden birisidir. Bu tez, kredi kartı ile yapılan alışverişlerin, çalınmış veya kopyalanmış bir kredi kartı kullanan dolandırıcılar tarafından mı yapıldığını, Yapay Zekâ ile tespit edilmesi üzerine yapılan bir uygulamayı içermektedir.

Adli bilişimMakine öğrenmesiYapay zeka
Nuri Kılıç
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler ışığında çocuğun soybağını değiştirme suçu

İnsan toplumsal bir varlıktır ve soyunu devam ettirmek için aile kurumuna ihtiyaç duyar. Ailenin amacı insan neslinin devamı için çocuk yetiştirmektir. Çocuğun soybağı aile ve toplum için çok önemlidir. Soybağı meselesi kanunlarımızda özenle ele alınmıştır. Gerek özel hukukta gerekse ceza kanununda düzenlenmiştir. Çocuğun soybağının ana ve babasıyla düzgün şekilde kurulması onun tüm hayatını etkileyecek olup, çocuk açısından hayati değer taşır. Gelişen teknoloji ile çocuk sahibi olamayan aileler, bazı tekniklerin kullanılmasıyla çocuk sahibi olabilmektedir. Laboratuvar destekli doğumlar, çocukların soybağının nasıl kurulacağı sorununu ortaya çıkarmıştır. Soybağının çeşitli sebeplerle gizlenmesi değiştirilmesi ve yanlış bilgi verilerek hatalı kayıtlar tutturulmaya çalışılması nedeniyle devletin kamu düzenini ilgilendiren bu fiili suç olarak düzenlemesi gerekmiştir. Bu çalışmada soybağının ceza hukuku, tıp hukuku ve özel hukuktaki yansımaları üzerinde durularak, soybağının nasıl belirlendiği ve bunun birey ve toplum açısından önemi ele alınmıştır. Teknolojik gelişmeler ve adli bilimler ışığında soybağı hususu aydınlatılmaya çalışılmış ve çeşitli hukuki çözümler öne sürülmüştür. Farklı ülkelerde uygulanan bebek sandığı uygulaması soybağının kurulması açısından ele alınmıştır. Yargıtay'ın soybağı suçunda uygulanagelen kararlarında işlenen suçun cezalandırılmasının nasıl yaptığı ayrıntılı olarak değerlendirilmiş, bu suçun aydınlatılmasında kullanılabilecek adli bilimsel yöntemlere yer verilmiştir. Soybağının değiştirilmesi suçunu önlemek amacıyla öneriler ileri sürülmüştür.

Babalık davasıCeza hukukuCeza muhakemesi hukuku+5
Büşra Kolak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan ve doğal kaynaklı afetlerde kimliklendirmede dental görüntüleme tekniklerinden panoramik röntgen kullanımı

Dental biyometri, doğal ve insan kaynaklı felaketlerde ölenlerin kimliklendirilmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Diş kayıtlarının kalıcılığı, geleneksel biyometrik teknikler olan parmak izi ve yüz ile irisin kullanımına göre daha iyi bir seçenek olarak görülmektedir. Pek çok çalışma, insan kimliklendirmesinde diş kayıtlarının kullanılmasının DNA analizine göre daha hızlı, güvenilir ve ucuz olduğunu göstermiştir. Kafatası, pelvisten sonra cinsiyetin saptanmasında yüksek dimorfizm gösteren ve en güvenilir şekilde kullanılan ve güvenilirliği %92 olan bir iskelet parçasıdır. Mandibula, kafatasının en güçlü ve en büyük kemiği olduğu için cinsiyet belirleniminde rolü büyüktür. Ramus bölgesinde ölçülen parametreler şunlardır: Minimum ramus genişliği, maksimum ramus genişliği, izdüşümsel ramus yüksekliği, maksimum ramus yüksekliği, kondil yüksekliği, koronoid yüksekliği, bigonial genişlik, gonial açı. Panoramik radyografiler eğer AM olarak mevcutsa insan kimliklendirilmesinde, dijital olarak çakıştırma, veri tabanında arama ve veri tabanı oluşturmak için kullanılmaktadır. Çalışmada 100 erkek ve 100 kadın panoramik röntgeni üzerinde, üç ayrı araştırmacı tarafından bütün parametreler için yapılan ölçümlerde uyum değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada sağ ve sol ramus genişliği, sağ ve sol condyl yüksekliği ve bigonial genişlik değerleri ayrı ayrı incelenerek elde edilen cinsiyet durumu için tanı testi olarak kullanıp kullanılamayacağı analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle ilgili parametreler kadın ve erkek olarak iki grup için lojistik modeli kurulmuştur. Bir bağımsız değişken ile kurulan modelden elde edilen olasılıklar hesaplanmış ve tanı testi yapılarak bu olasılıklar üzerinden ROC analizi yapılmış olup Youden indeksine göre kesim noktası belirlenmiştir. Kesim noktasına göre duyarlılık ve seçicilik değerleri hesaplanmıştır. Her araştırmacıya ait karşılaştırmalar, uyumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, adli kimliklendirmede kullanılabilirliği ve cinsiyet tayini yapılabilirliğini de ortaya konmuştur.

Adli bilimlerCinsiyet tahminiKimliklendirme+2
Hakan Bişirici
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Frontal sinüs boyutlarının ve hacminin yaşa ve cinsiyete göre değerlendirilmesi

Kimliği bilinmeyen bireylerin cinsiyetinin belirlenmesi, adli antropolojide bir bireyin biyolojik profilinin oluşturulmasında önemlidir. Kafatası, cinsiyet tayini için güvenilir iskelet yapılarından biri olarak kabul edilir. Bu çalışmanın amacı bilgisayarlı tomografide (BT) frontal sinüs boyutları ve hacminin cinsiyet ve yaş ile ilişkisini incelemektir. Yaşları 20 ile 78 arasında değişen toplam 119 birey (59 erkek ve 60 kadın) yaşa ve cinsiyete göre 5 alt gruba ayrıldı. BT görüntülerinde frontal sinüsün ön-arka uzunluğu, genişliği ve yüksekliği ölçüldü. Frontal sinüs hacmi Cavalieri Prensibi kullanılarak hesaplandı. Frontal sinüs boyutları ve hacminin cinsiyet ve yaş arasındaki ilişki istatistiksel olarak analiz edildi. Sol frontal sinüs boyutları ve hacmi ile sağ frontal sinüs ise ön-arka uzunluğu ve hacmi seksüel dimorfizm gösterdi (p<0.05). Sol frontal sinüs ölçümleri daha yüksek cinsiyet belirleme kesinliğine sahipti. Sol frontal sinüsün ön-arka uzunluğu %71,4 doğruluk oranı ile en yüksek cinsiyet belirleme kesinliğine sahipti ve bunu hacim (%69,7) ve genişlik (%65,5) parametreleri izledi. Tüm parametreler kadınların %76,7'sini ve erkeklerin %62,7'sini ayırt edebildi. Tüm parametreler birlikte kullanıldığında cinsiyet sınıflandırma doğruluk oranı %69,7'idi. Frontal sinüs hem morfometrik hem de hacimsel olarak seksüel dimorfizm sergiledi. BT görüntülerinde cinsiyetin belirlenmesinde frontal sinüsün ön-arka uzunluk, genişlik ve yükseklik ölçümlerine ek olarak, frontal sinüs hacim ölçümleri de kullanılabilir.

Zübeyde Keleş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Olay yerinin belgelendirilmesinde adli sanat uygulamaları (Dostoyevskı'nin Suç Ve Ceza romanı örneği)

Adli olayların çözümünde en önemli unsur, olayın meydana geldiği mekândan yola çıkarak elde edilecek ve olayı temsil edecek maddi delillerdir. Dolayısıyla olay yerini inceleme, suç soruşturmalarındaki en önemli aşamadır ve soruşturmanın bütününe yön verecek niteliktedir. Olay yeri inceleme görevlilerinin, alanlarında uzmanlaşmış olmaları ve geliştirilmiş standartlar çerçevesinde görevlerini yerine getirmeleri gerekir. Multidisipliner olan adli bilimler içerisinde bir alt disiplin olarak görülen adli sanat, işlenmiş bir suç ile dolaylı ya da dolaysız yönden bağlantı kuran kişilerin hafızalarından faydalanılabilmesi için çeşitli teknikler ve malzemeler kullanarak, benzerliği tasvir etmeyi hedefleyen, yol gösterici iki veya üç boyutlu medyaların üretilmesi çalışmalarının tümüdür. Adli sanat çalışmaları yapan kişiler ise adli sanatçı olarak ifade edilir. Adli sanatçılar; kimliği belirsiz kişilerin ve suç şüphelilerinin resimlenmesi, şüpheli ve kayıp kişilerin farklı yaşlardaki tahmini görüntülerinin oluşturulması, kafataslarının yeniden yüzlendirilmesi, mahkemeler için grafik ve diyagramlar hazırlama, olay yerinin fotoğraflanması, kroki ve planların çizilmesi gibi adli olayların çözümüne katkı sunan işleri yaparlar. Resimlendirme ve çizimler elle yahut bilgisayar ortamında iki boyutlu ve üç boyutlu olarak yapılabilir. Bu çalışmada, olay yeri tespit ve belgeleme metotları kapsamında bir adli sanatçı tarafından yapılabilecek işlemler ayrıntılı bir biçimde anlatılarak, adli sanat eğitiminde olması gerekenler açıklanmıştır. Romandaki betimlemelerin oldukça açık, detaylı ve görsel olarak doyurucu olması sebebiyle adli sanat uygulamalarının örnekleri için de Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" romanı seçilmiştir. Adli sanatın iki boyutlu uygulama örneklerine yer verilerek, güzel sanatlar alanındaki uzmanların adli sanat alanına sağlayacağı katkılar örneklerle ifade edilmiştir. Yurt dışındaki üniversitelerin adli sanat alanındaki müfredatları incelenerek, Türkiye'de yapılabilecek araştırma ve çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: "Olay Yeri İnceleme Metotları", "Adli Sanat", "Yeniden Canlandırma", "Adli Sanat Eğitimi", "Adli Bilimler" Bilim Kodu: 20101

Bileşik sanatlarFiziksel kanıtlarGrafik sanatlar+3
Ozan Karabaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Olay yerinden DNA örneklerinin elde edilmesinden failin tespit edilmesine kadar geçen süreçteki parametrelerin incelenmesi

Bu çalışmada 391 ayrı adli olaydan elde edilen 1700 farklı bulgunun laboratuvarda DNA incelenmesinin yapılmasının ardından elde edilen verilerin istatistiksel çalışması yapılarak dosya içerisinde yer alan farklı parametrelerin DNA elde edilme başarısına olan etkileri değerlendirilmektedir. Elde edilen bulguların sonuçlarına göre kan lekesi ve sigara izmaritlerinin delil olarak kullanılmasının DNA elde etme başarısını artırdığı ortaya konmaktadır. Bu çalışmanın amacı olay yerinden elde edilen biyolojik bulguların, olay yerinden elde edilmesi ve laboratuvar çalışmaları ile birlikte şüphelinin tespit edilmesine kadarki süreci etkileyen parametreleri ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma, adli DNA başarı oranları ile bahse konu parametrelerin etkileri hakkında daha fazla fikir edinmek, ve bu DNA başarı oranlarına dayalı olarak DNA izlerinin analizi için nesnel bir karar modeli oluşturmaya yardımcı olmak için yapılmıştır. Bu nesnel veriler ile olay yeri uzmanlarının delil seçim sürecine destek olacak bilgilerin sunulması ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adli sürecin doğru bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmak hedeflenmektedir.

Burcu Kesgin
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı rakımlarda ses üstü ve altı fişeklerin kademeli ses bastırıcı sistem performansına etkisi

Dünyada her geçen gün ateşli silahla meydana gelen adli olaylarda ciddi artışlar meydana gelmektedir. Bu olayların büyük bölümü ölüm veya yaralanma ile sonuçlanmaktadır. Hatta bazı olaylar da şüphelinin de tespit edilmediği durumlarla da karşılaşılmaktadır. 20 yüzyılın temel değerlerinden bir tanesi de insan yaşama hakkının kutsallığıdır. Artık toplumlarda özellikle ölüm olaylarında failin tespiti ve adalete teslim edilmesinin devletin temel görevleri arasında olduğu kabul edilmekle birlikte; asıl yapılması gerekenin adli olaylar olmadan önce engellenerek insan hayatının korunması gerektiği düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Maalesef ateşli silahlarla meydana gelen ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçilemediği gibi her geçen gün de artmaya devam etmektedir. Meydana gelen olayların aydınlatılmasına yönelik olarak farklı fişek türü ve farklı ortamlarda silah atışlarının belirlenmesine yönelik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı kısa namlulu ateşli silahlarda farklı rakımlarda, herhangi bir ses bastırıcı sistem kullanılmadığı durumda ses altı ve ses üstü fişeklerin ses şiddet seviyelerinin karşılaştırılması ve aynı tabanca ile birbirinden farklı kademeli ses bastırıcı sistemin kullanıldığı durumda ses altı ve ses üstü fişekler kullanılarak her bir durumda ses şiddet seviyeleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark olup olmadığı hedeflenmektedir Adli bilimlerde çeşitli olayların aydınlatılmasında ses frekanslarının ve şiddet seviyelerinin incelenmesi ve karşılaştırılması sonucu birçok olayın aydınlatıldığı bilinen bir gerçektir. Buradan yola çıkarak ateşli silahla meydana gelen olaylarda silahtan çıkan sesin ölçülmesi halinde şüphelinin konumu ve tespiti, silahın cinsi gibi bilgilerin tespit edilmesi durumu söz v konusu olabilir. Bu çalışmanın sonuçları suçun önlenmesine ateşli silahla meydana gelen adli olayların azaltılmasına önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Çalışmamız sonucunda ses altı fişek ile ses bastırıcı sistem olmadan ve ses üstü fişek ile 4 boğumlu ses bastırıcı sistem kullanarak yapılan atışlarda 0 ve 290 rakım arasında ses şiddet seviyesi ortalaması bakımından anlamlı fark görülmemiştir. Ses üstü fişek ile ses bastırıcı sistem olmadan yapılan atışlarda 290 rakımda yapılan atışlardan elde edilen ses şiddet seviyesi ortalaması 0 rakımda yapılandan anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Ses altı fişek ile 4 ve 6 boğumlu ses bastırıcı sistem kullanarak ve ses üstü fişek ile ile 6 boğumlu ses bastırıcı sistem kullanarak yapılan atışlarda 0 rakımda elde edilen ses şiddet seviyesi ortalaması 290 rakımda elde edilenden anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Yaptığımız çalışma sonucunda ses altı ve ses üstü fişeklerin ortalama ses şiddet seviyelerinin alçak ve yüksek rakımda, ses bastırıcı sistem kullanılmayan ve kullanılan durumlarda tam tersi şekilde artma veya azalma davranışı gösterdiği bulunmuştur.

Hatice İşcan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu madde ticareti ve kullanımı suçundan hüküm giyenlerin bazı değişkenlere bağlı olarak profillerinin değerlendirilmesi

Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler geçmişten günümüze hızlı artan oranla insan sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Uyuşturucu maddenin Dünya Sağlık Örgütü'nde yer alan tanımlanmasında "kişi üzerinde bırakmış olduğu etki esas alınarak, önüne geçilmez gereksinim veya arzu yahut kullandığı miktarı arttırma eğilimi, ruhsal ve fiziksel etki yaratan maddeler" şeklinde yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Uzmanlar Komitesi bağımlılık türlerinde 10 başlık altında gruplama yapmıştır. Bunlar; "alkol, kafein, esrar, halüsinojenler, inhalandlar, opiyatlar, sedatifhipnotikler, stimulanlar, nikotin ve diğer yeni üretilenler" şeklinde gruplara ayrılmıştır. Bu çalışmada uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin suç tanımı içinde yer aldıkları şekilde hem kullanım hem de ticaret konusunda ayrı yasal düzenlemeleri ve bu suçlardan hüküm giyenlerin eğitim durumu bakımından benzerlikleri olup olmadığı, yaş, cinsiyet ve bazı profil özellikleri araştırılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan veriler kaynak verilerimizdir. Çorum ili yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri çevresinde yargılanmış ve hüküm giymiş mahkumlar konu alınarak araştırmamızın konusunu oluşturmaktadır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanımı veya ticareti suçunun kıyas edilmesi ve bu suçlardan hüküm giyen sanıkların hangi suçtan ceza aldıkları, suça konu madde türleri, bağımlılık süreleri, eğitim durumları, meslek, yaş, cinsiyet ve medeni durumları araştırılarak Adli Bilimler açısından değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen profil özelliklerine göre ortaya konulan veriler; suç tanımlamasının yapılmasında ve uyuşturucu maddeleri hangi amaçla failin uhdesinde bulundurduğuna ilişkin ihtilafların çözümüne katkı sağlayacağı, sanığın makul sürede yargılanarak adil yargılanma hakkının korunması ile mahkemelerin maddi gerçeği araştırma ilkesini uygulamasına pozitif katkı sağlayabilmek adına yararlı bulgular ortaya çıkardığı kanaatindeyiz. Anahtar Kavramlar: Adli Bilimler, Bağımlılık, Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu, Uyuşturucu Madde İmal ve Ticareti Suçu.

Elif Tekeli
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı ile risk faktörlerinin araştırılması: Hitit Üniversitesi örneği

Bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birey ve toplum için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Yasal ve yasal olmayan madde kullanımının bağımlılık yaratmasının yanısıra reçeteli ilaçların, doktor kontrolü dışında akılcı olmayan ve kötüye kullanımı da bağımlılık geliştirebilmektedir. Bağımlılıklarda biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok faktörün etkili olduğu biyopsikososyal model günümüzde kabul gören kapsamlı bir bağımlılık yaklaşımıdır. Bu yaklaşımdan yola çıkıldığında cinsiyet, çocukluk travması, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, yaşanılan çevre, olumsuz arkadaş ortamının varlığı, adli süreçlerin varlığı gibi biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılıklarla ilişkili risk faktörü veya bağımlılıkların sonucu olan riskli durumlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ergenlik ve gençlik dönemi bağımlılıkların oluşmasında kritik bir dönemdir, diğer problemlerde olduğu gibi bağımlılıklarda da çözüme ulaşmanın en kestirme yolu problemin kaynağını bulmaktır. Problemin kaynağını bulurken de bağımlılık yapıcı ilaç ve madde kullanımına sürükleyen risk faktörleri veya kullanımı sonucunda doğan riskler hakkında bilgi sahibi olmamız, bağımlılıkların oluşmadan önlenmesi ya da bağımlılıklarla çalışma konusunda yardımcı olacaktır. Literatürde yapılan çalışmalarda genellikle bağımlılık yapıcı ilaç veya bağımlılık yapıcı madde olarak ayrı ayrı çalışıldığı, risk faktörlerinin ise genellikle tek veya daha az boyut üzerinden araştırıldığı, ayrıca bağımlılık bağlantılı adli süreçlerle ilgili yapılan çalışmaların da kısıtlı olduğu görülmektedir. Multidisipliner bir anlayışla biyopsikososyal birçok boyutun geniş bir yelpazede araştırıldığı çalışmamızın bu anlamda literatüre katkı sunacağı düşünülmektedir. Çalışmamız Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenimine devam eden 18 yaş üstü 548 gönüllü öğrencinin katılımıyla tamamlanmıştır. Google Formlarda hazırlanan "Bağımlılık Yapıcı ilaç ve Madde Kullanımı ile Risk Faktörleri" anketi ile katılımcılara ulaşılarak çevrimiçi anket uygulamasıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin tanımlayıcı ve ilişkisel istatistikleri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş, analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmada cinsiyet, devam edilen yüksekokul, çocuklukta yaşanan travmatik yaşantı, ailevi sorunlar, ekonomik sorunlar, intihar girişimi, olumsuz arkadaş grubuna sahip olma, adli bir olaya karışma ve adli bir olayın mağduru olma durumları ile yapılan analiz çalışmasında istatistiksel olarak anlamlı bulgulara ulaşılmıştır (p<0,05).

Adli psikolojiAkılcı ilaç kullanımıMadde bağımlılığı+4
Gözde Olukçu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bakış açısıyla Çorum şehrinin kentsel güvenlik imajının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, Hitit Üniversitesi öğrencilerinin kentsel güvenlik algısını araştırmaktır. Araştırmada, katılımcıların demografik özellikleri ile yaşadıkları kentin kimliği algısı, kentsel nitelik algısı ve kentsel güvenlik algısı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada kullanılan ölçekler arasında "Kent Kimliği Ölçeği", "Kentsel Nitelik Algısı Ölçeği" ve "Kentsel Güvenlik Ölçeği" yer almıştır. Veri toplama sürecinde, öğrencilere yöneltilen sorularla demografik bilgileri ve algılarıyla ilgili bilgiler elde edilmiş ve bu bilgiler SPSS paket program kullanılarak istatistiksel analiz aracıyla değerlendirilmiştir. Bulgulara göre, katılımcıların yaş ortalaması 22,39 ± 3,51 arasında değişmekte olup, yaş ile kent kimliği ölçeği arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu ilişki, öğrencilerin yaşları arttıkça kent kimliğini daha merkezi biçimde taşıdıklarını göstermektedir. Ayrıca, öğrencilerin bulundukları fakülte ile yaşadıkları kenti daha olumlu biçimde algıladıklarını gösteren kentsel nitelik algısı ölçeği arasında da anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ancak, öğrencilerin cinsiyeti ile kent güvenliği algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmanın sonuçları, öğrencilerin demografik özellikleri ile algıları arasındaki ilişkileri vurgulayarak, kentsel güvenlik politikalarının ve uygulamalarının daha etkili bir şekilde tasarlanmasına katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda, çalışma kentsel alanlarda güvenlik algısının anlaşılmasına ve geliştirilmesine yönelik önemli bir bilgi kaynağı sunmaktadır.

Dilara Alagöz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük kanunu ve kaçakçılıkla mücadele kanununun bazı maddelerinin suç ve cezada kanunilik ilkesi, hak arama özgürlüğü, masumiyet karinesi ve mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi

Türkiye'de gümrük ve kaçakçılık mevzuatında bazı uygulamalar, özellikle mevzuattan kaynaklı olarak ceza adalet sisteminin temel ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Kanunlardaki bazı belirsizlik ve çelişkili düzenlemeler, uygulamada daha çok uygulayıcının inisiyatifine bırakılmaktadır. Bu durum aynı durumda olanlara farklı idari işlemlere ve çelişkili sonuçlara yol açmaktadır. Öyle ki, bu farklılık sadece kişilerin maddi kaybına değil, aynı zamanda ceza yaptırımı uygulanmasına ve gelecekteki iş yaşamına etki etmek kadar kişiler açısından çok sayıda olumsuz sonuca yol açmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gümrük ve kaçakçılık mevzuatını ceza adalet sisteminin temel ilkeleri çerçevesinde analiz ederek, sorunlu mevzuat hükümlerini ortaya koymak, bu hükümlerin uygulamada hangi hukuki ilkelere aykırı olduğunu belirlemektir. Çalışmada sadece durum tespiti yapılmayacak, aynı zamanda gümrük ve kaçakçılık mevzuatının iyileştirilmesi ve uygulamada hakkaniyetin sağlanmasına yönelik bazı öneriler getirilecektir.

Zeki Özlen
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalığını önleme programının ortaokul öğrencilerinde akran zorbalığına etkisinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Akran zorbalığı, aynı yaş grubundaki bir ya da birden fazla çocuğun başka bir kişiye ya da gruba kasıtlı ve sistematik olarak zarar verme davranışıdır. Akran zorbalığı sadece fiziksel şiddetle değil, sözel saldırı, aşağılama, duygusal saldırı, psikolojik şiddet şeklinde de görülebilir. Okullarda görülen akran zorbalığı çocukların psikolojik ve fiziksel sağlıklarına zarar vermekte ve çocuklarda ciddi travmalar yaratabilmektedir. Bu travmalar yalnızca çocukluk döneminde kalmayıp yaşam boyu sürebilir ve toplum sağlığına ciddi zararlar verebilir. Bu araştırma, akran zorbalığını önlemek amacıyla bu çalışma için hazırlanan akran zorbalığı farkındalık eğitim programının akran zorbalığına etkisini çeşitli değişkenlere göre incelenmeyi amaçlamaktadır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu araştırma tasarımı ile yarı deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Çorum'daki bir ortaokulda 7.sınıf öğrencileri oluşturmuş olup, araştırma toplam 138 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada örneklem seçimi yapılmamış, tüm evrene ulaşılmıştır. Araştırma evreninde yer alan öğrencilerin bulunduğu toplam 5 şubeden 2 tanesi deney, 3 tanesi de kontrol grubu olmuştur. Öğrencilere 2023-2024 Eğitim öğretim yılının başında ''Zorbalık Ölçeği'' ve ''Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmış, daha sonra deney grubuna bir farkındalık eğitimi olan ve bu çalışma için hazırlanan "Akran Zorbalığı Önleme Programı" uygulanmıştır. Akran zorbalığı önleme programı oluşturulurken alanyazın incelenmiş ve akran zorbalığı ile ilişkisi olan konular hakkında öğrencilere bilgilendirme yapılmıştır. Bu kapsamında öğrencilere "Çatışma Çözme, Öfke Yönetimi, Akran Zorbalığı ve Siber Zorbalık, Empatik Düşünme, Ergenlik Bilgilendirme Oturumları, Bilinçli ve Güvenli Teknoloji Kullanımı, Hayır Demenin Önemi" konularında, velilere de akran zorbalığı hakkında genel bilgilendirme yapılmıştır. Akran Zorbalığı Önleme Programı sona erdikten sonra hem deney hem de kontrol grubuna tekrar ''Zorbalık Ölçeği'' uygulanarak yapılan programın etkililiği değerlendirilmiştir. Son test sonuçlarına göre öğrencilerin kurbanlık, zorbalık ve yaşamdan zevk alma alt boyutları ile deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. Ayrıca çalışmamızda akran zorbalığı ile ilişkili olabilecek çeşitli değişkenler ile akran zorbalığı arasındaki ilişki de incelenmiştir. Çeşitli değişkenlerle akran zorbalığı arasındaki ilişkiye bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklığın olmadığı, sadece okulu seven öğrencilerin yaşamdan zevk alma puan ortalamalarının daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yapılan çalışma, akran zorbalığını önlemede öğrenci ve velilere konu ile ilgili farkındalık eğitimleri vermenin tek başına yeterli olmadığını ortaya koymuştur.

Gökhan Turgut
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tıp fakültesi ve hemşirelik bölümü öğrencilerinin adli biyolojikanalizler üzerine bilgi düzeyinin ölçülmesi: Hitit Üniversitesi örneği

Bu tez, tıp fakültesi ve hemşirelik bölümü öğrencilerinin adli biyolojik analizler konusundaki bilgi düzeylerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Adli biyolojik analizler, suçların çözülmesinde önemli bir yer tutarken, tıp ve hemşirelik öğrencilerinin bu alandaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi, eğitim müfredatlarının geliştirilmesi için büyük önem taşımaktadır. Çalışma, Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri arasında yapılmıştır ve öğrencilerin adli biyolojik analizler, DNA analizi, toksikoloji, mikroskobik inceleme ve diğer adli tıp uygulamaları hakkındaki bilgi seviyeleri ölçülmüştür. Anket yöntemiyle toplanan veriler, öğrencilerin adli biyolojik analizlere olan ilgi ve bilgi düzeylerini belirlemeye yönelik olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, tıp fakültesi öğrencilerinin adli biyolojik analizler konusunda daha fazla bilgiye sahip olduklarını, ancak hemşirelik bölümü öğrencilerinin bu konuda daha düşük bir bilgi seviyesine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Tıp fakültesi müfredatının biyolojik bilimler ve adli tıp derslerine daha fazla yer verdiği, hemşirelik eğitiminde ise adli biyolojik analizlere dair bilgilerin yetersiz olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, her iki bölümde de adli biyolojik analizlere yönelik eğitimlerin güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Tezin bulguları, sağlık meslekleri eğitiminde adli biyolojik analizler hakkında daha kapsamlı bir eğitim verilmesi gerektiğine ve bu alandaki farkındalıkların arttırılmasına yönelik öneriler sunmaktadır. Ayrıca, adli biyolojik analizlerin daha etkili bir şekilde öğretilmesi için eğitim materyallerinin ve müfredatlarının yeniden düzenlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. v Bu çalışma, adli biyolojik analizlerin sağlık meslekleri eğitimindeki yerinin güçlendirilmesi ve öğrencilerin bu konuda daha kapsamlı bilgi edinmelerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Zeynep Doğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mahkeme kararları ışığında sigortacılıkta adli bilimsel yöntemler

Bu çalışma, sigorta sektöründe karşılaşılan suistimal ve dolandırıcılık vakalarının hukuki ve bilimsel açılardan analizini amaçlamaktadır. Sigorta, bireylerin ve kurumların karşılaştığı riskleri yönetmede önemli bir finansal güvenlik mekanizmasıdır. Bu sistemin kötüye kullanılması, sektörde güven kaybına ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Çalışmanın temel amacı, sigorta dolandırıcılığının tanımını, hukuki boyutlarını ve mahkeme kararlarıyla şekillenen uygulamalarını inceleyerek, suistimallerin tespitinde kullanılan adli bilimsel yöntemleri ortaya koymaktır. Yöntem olarak, nitel analiz yaklaşımı benimsenmiş, dava örnekleri ve bu davalara ilişkin Yargıtay kararları ışığında içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Kapsam olarak çalışma, sahte poliçeler, hasar sonrası sigortalama, kaza tespit tutanağı sahteciliği ve belge üzerindeki hile gibi başlıca suistimal türlerine odaklanmaktadır. Sınırlılık olarak ise yalnızca Türk hukuk sistemi ve kamuya açık yargı kararları temel alınmıştır. Elde edilen bulgular, sigorta dolandırıcılığının sistematik bir problem olduğunu, etkin mücadelenin sadece hukuki yaptırımlarla değil, makine öğrenimi, fotogrametri, DNA analizi ve dijital izleme gibi bilimsel yöntemlerle desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu bağlamda, çalışmanın sigorta sektörü, hukuk ve adli bilimler arasındaki iş birliğini teşvik etmesi ve uygulayıcılara yol gösterici nitelik taşıması hedeflenmiştir.

HilekarlıkSigortacılık
Harika Doğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekâ destekli siber dolandırıcılık ve siber güvenlik farkındalığının üniversite öğrencileri üzerinde incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalık düzeylerini belirlemek ve çeşitli demografik özelliklere göre farklılıklarını analiz etmektir. Araştırmada İbrahim Arpacı ve Kadir Sevinç (2022) tarafından geliştirilen Siber Güvenlik Ölçeği (CS-S) kullanılarak, öğrencilerin siber güvenlikle ilgili tutumları incelenmiştir. Araştırmanın evrenini üniversite öğrencileri oluşturmakta olup, örneklem olarak farklı fakültelerden toplam 190 öğrenciye anket uygulanmıştır. Veriler Google Forms aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Araştırma bulguları, ölçeğin tüm boyutlarında yeterli düzeyde iç tutarlılığa ve geçerliliğe sahip olduğunu göstermiştir. Ölçeğin güvenilirliğini yansıtan Cronbach Alpha değeri 0,79 olarak bulunmuştur. Araştırmada cinsiyet, fakülte, bilgisayar kullanım düzeyi, günlük internet kullanım süresi ve daha önce alınan siber güvenlik eğitiminin farkındalık üzerindeki etkileri çeşitli istatistiksel analizlerle (t-testi, ANOVA, korelasyon ve çoklu regresyon) incelenmiştir. Bulgular, üniversite öğrencilerin genel siber güvenlik farkındalıklarının orta seviyede olduğunu göstermektedir. Cinsiyet bazında yapılan analizlerde erkek öğrencilerin özellikle "Kontrol/Sahiplik" ve "Bütünlük" boyutlarında daha yüksek farkındalık sergiledikleri tespit edilirken, kadın ve erkek öğrenciler arasında "Erişilebilirlik" ve "Fayda" boyutlarında anlamlı fark bulunmamıştır. Bölüm bazında yapılan değerlendirmelerde, mühendislik fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin diğer fakültelerdeki öğrencilere kıyasla daha yüksek farkındalık düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Bilgisayar kullanım düzeyi arttıkça siber güvenlik farkındalığı anlamlı şekilde arttığı belirlenmiştir. Günlük internet kullanım süresi ile siber güvenlik farkındalığı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Siber güvenlik eğitimi/seminerine katılan öğrencilerin farkındalık düzeyi, katılmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu görülmektedir. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun (%65,4) daha önce herhangi bir siber güvenlik eğitimi almamış olması, farkındalık düzeylerinin artırılması için eğitim programlarının önemini vurgulamaktadır.

Rabia Mazman
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Siber alanda tespit edilen zorbalık türlerinin istatistiksel analizi

Günümüzde teknolojik gelişmelerin hızla ilerlemesi, teknolojik araçların çoğalması ve kullanımının yaygınlaşması, internet ağı kullanımının da artmasına neden olmuştur. İnternet dünya genelinde birçok alana kolaylıkla ulaşım sağlamamıza yardımcı olmaktadır. Özellikle sosyal medya platformları bireylerin duygu ve düşüncelerini kolaylıkla dünyanın her yerinden ve herkese açık bir şekilde aktarabilme, açıklayabilme imkânı sunmaktadır. Bu imkân ile birçok insan her konuda duygu ve düşüncelerini metinler ve görseller aracılığıyla anlatabilmektedir. Çalışmada siber alanda tespit edilen zorbalık türlerinin eğitim seviyelerine ve yaşa göre dağılımı istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı zorbalığın önlenmesi ve azaltılması konusunda yapılan araştırmalara destek olmak aynı zamanda zorbalıkla konusunda farkındalık oluşturmaktır. Çalışmada, 2020 IEEE Uluslararası Büyük Veri Konferansı Bildirilerinde yayınlanan bir sosyal medya platformunda yapılan zorbalık içerikli paylaşımlardan oluşturulan siber zorbalık veri seti kullanılmıştır (J. Wang, K. Fu, CT Lu. 2020). Veri setinde 47 binden fazla zorbalık içeren paylaşım bulunmaktadır. Bu paylaşımlar din, etnik köken, yaş, cinsiyet ve diğer paylaşımlar gruplarına ayrılmıştır. Çalışmada bu gruplardan ''Yaş'' kategorisi kullanılmıştır. Bu kategoride 7993 paylaşım bulunmaktadır. Bu paylaşımlardan 6006 tanesi farklı eğitim seviyelerinde yaşanan zorbalıklar ile ilgilidir. Siber alanda tespit edilen zorbalık içerikli paylaşımların öncelikle eğitim seviyelerine göre dağılımı analiz edilmiştir, daha sonra ortalama yaş aralığına göre dağılımı incelenmiştir. Bu paylaşımlar duygusal, fiziksel, sosyal, cinsel ve siber olarak sınıflandırılacak ardından zorbalıkların eğitim seviyelerine göre ve türlerine göre sayısal olarak analiz edilmiştir. Veri setinin zorbalık türlerine, eğitim düzeylerine ve yaşa göre sayısal olarak dağılımları Microsoft Excel programında düzenlenmiştir. Microsoft Excel programında düzenlenen sayısal çizelgelerin V istatistiksel analizi SPSS V30 istatistiksel analiz programı kullanılarak yapılmıştır. SPSS V30 programında General Linear Model (GLM) testi kullanılarak siber zorbalık türlerinin yaşa bağlı olup olmadığı analiz edilmiştir.

Merve Tuzcu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adli toksikoloji alanında 2003-2024 yılları arasındaki bilimsel yayınların bibliyometrik analizi

Bu tez çalışmasında, 2003–2024 yılları arasında adli toksikoloji alanında yayımlanan uluslararası literatür bibliyometrik yöntemler kullanılarak sistematik biçimde incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, adli toksikolojiye ilişkin bilimsel üretimin küresel ölçekteki eğilimlerini, atıf dinamiklerini, iş birliği ağlarını ve tematik araştırma yönelimlerini bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Araştırmanın verileri, uluslararası bir bilimsel dizinden elde edilmiş ve VOSviewer gibi bibliyometrik analiz araçlarıyla değerlendirilmiştir. Yayınların yıllara göre dağılımı incelenerek alanın büyüme eğilimi hesaplanmıştır, en üretken yazarlar, kurumlar, ülkeler ve dergiler belirlenmiştir. Ayrıca atıf analizleri aracılığıyla en çok etki yaratan çalışmalar saptanmıştır; anahtar kelime eş-oluşum haritaları sayesinde araştırma odaklarının zaman içerisindeki değişimi ortaya konulmuştur. Kurumlar ve ülkeler arasındaki çoklu iş birlikleri de ağ analizleri ile değerlendirilmiştir, uluslararası düzeydeki bilimsel etkileşim yapısı görselleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, adli toksikoloji alanında son yirmi yılda belirgin bir yayın artışı olduğunu göstermektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Avrupa ülkeleri öncü konumda bulunurken; Asya ülkelerinin son yıllarda artan katkıları dikkat çekmektedir. Yazar ve kurum bazında yapılan incelemeler, belirli araştırma gruplarının alanın gelişiminde önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Anahtar kelime ağları ise yeni psikoaktif maddeler, sentetik kannabinoidler ve postmortem toksikoloji gibi konuların son dönemde öne çıkan temalar olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu araştırma adli toksikoloji literatürünü kapsamlı biçimde analiz ederek mevcut durumun panoramasını sunmaktadır; aynı zamanda gelecekteki araştırmalar için yol gösterici bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Hikmet Almalı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00