
11
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Şanlıurfa ili çevresinde yetişen papatya (Matricaria chamomilla L. ve matricaria aurea L.) türlerinde enzim miktarının karşılaştırılması
Ülkemiz iklim koşulları açısından papatya bitkisinin doğal olarak yetişme konusunda elverişli bir coğrafik konuma sahiptir. Papatya gerek tıbbi olarak gerek aromatik olarak güncel tedavilerde yoğun olarak kullanılan ve modern tıp tarafından da yoğun olarak ilgi gösterilen bir bitkidir. Halk tıbbında da geniş ve kadim bir kullanımı ve karşılığı olan bu bitki ülkemizde geniş bir alanda yetişmektedir. Bu çalışmamızda tıbbi papatya olarak kullanılan Matricaria chamomilla L. ve Matricaria aurea L. bitki örnekleri 6 farklı bölgeden toplanarak klorofil, MDA, antosiyanin ve enzim (katalaz, gulutatyon redükta, askorbatperoksiz ve süperoksitdismutaz) analizler yapılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucu 6 farklı yöreden toplanan papatyada klorofil, antosiyanin enzimlerden katalaz ve askorbat peroksidaz aktivite miktarı karşılaştırılmıştır. Özellikle Matricaria chamomilla örnekleri bütün parametreler bakımından Matrıcarıa aurea örneklerine göre bütün parametreler de yüksek bulunmuştur. Matricaria chamomilla örneklerinde Birecik yöresinde en yüksek, MDA, gulutatyon redüktaz ve süperoksitdismutaz aktivitesi yine Birecik yöresinde en az olduğu anlaşılmıştır. Klorofil, antosiyanin, katalaz ve askorbat peroksit pozitif yönünden anlamlı ve birbirleriyle ilişkili bulunmuştur (P<0.5). MDA, gulutatyon ve SOD, ise neğatif yönde anlamlı ve birbirleriyle ilişkili bulunmuştur (P<0.5)
Türkiye'deki bazı Polygala L. (Polygalaceae) taksonlarının fitokimyası ve kemotaksonomisi
Bu tez çalışması ile Türkiye'deki bazı Polygala L. (Polygalaceae) taksonlarının fitokimyası ve kemotaksonomisinin ortaya konması hedeflenmiştir. Polygala türleri Türkiye'de biri kültür, 17'si doğal olmak üzere toplamda 18 tür ile temsil edilmektedir. Bu taksonlardan beş tanesi endemiktir. Bu endemik türlerden P. inexpectata ve P. azizsancarii taksonlarının fitokimyasal içeriği ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Türlerin fitokimyasal analizleri sonucunda izole edilen bileşiklerin yapıları 1D-NMR (1H NMR, 13C NMR, DEPT-135), 2D-NMR (COSY, NOESY, HSQC, HMBC), INADEQUATE, HRMS ve X-ışınları kristalografisi dahil olmak üzere spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. Toplamda 19 adet bileşik elde edilmiştir. Bu bileşiklerin iki tanesi (3-O-β-D-glukopiranoziloksi-1,6-dihidroksi-2,5,7-trimetoksiksanton=Sancaroside A ve 3-O-β-D-glukopiranoziloksi-1,6-dihidroksi-2,7-dimetoksiksanton=Sancaroside B) literatüre yeni kazandırılmıştır. Taksonlar arasındaki kemotaksonomik ilişkiyi ortaya koymak için, dokuz Poygala taksonuna ait metanol ekstreleri LC-qTOF-MS cihaz kullanılarak metabolomik analizi yapılmıştır. Taksonlar arası taramalar yapılırken izole edilen bileşikler (1 tanesi flavon glikoziti, 1 tanesi lignan, 9 tanesi ksanton ve 8 tanesi sukroz esteri yapısında olarak), 4 referans madde (hederagenin, poligalaksanton, tenuifolin ve senegenin) ve cihaz kütüphanesinde bulunan tüm bileşikler dahil edilmiştir. Elde edilen sonuçlar çok değişkenli istatistiksel analizlerden PCA (Principal component analysis) analizi kullanılarak görselleştirilmiştir. PCA analiz sonuçlarına bakıldığında P. supina ve P. pruinosa'nın benzer kimyasallara sahip olarak diğer taksonlardan ayrıldığını, P. venulosa ve P. major'ün benzer kimyasallara sahip olduğu, P. inexpectata'nın taksonların tümünden farklı içeriğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca taksonlar arası kemotaksonomik yaklaşım izole edilen bileşikler ve 4 adet referans dahil edilerek K-Ortalamalar kümeleme yöntemine göre de gerçekleştirilmiştir. Polygala tasonlarının optimum kümelenmesi, R studio ortamında temel paketlerin kullanımı ile, iki olarak hesaplanmıştır. Gruplar arası geçişi P. turcica'nın oluşturduğu bulunmuştur. P. turcica ile kimyasal içerikleri bakımından ikiye ayrılan taksonlardan bir grupta; P. supina, P. pruinosa, P. inexpectata'nın diğer grupta ise P. papilionacea, P. vulgaris, P. venulosa, P. major, P. monspeliaca'nın olduğu görülmektedir. Analizlerde belirleyici kimyasallar; 3'-O-feruloil-sukroz (sibirikoz A5), 3'-O-(sinapoil)-sukroz, 6-O-sinapoil,3'-O-trimetoksi-sinamoil-sukroz (tenuifolisid C), 3-O--D-glukopiranoziloksi-1,6-dihidroksi-2,5,7-trimetoksiksanton (Sancarozit A) ve 1,3,6-trihidroksi-2,5,7-trimetoksiksanton olarak bulunmuştur. Bu analiz sonuçlarına bakıldığında ilk yapılan PCA analiz sonuçları ile K-Ortalamalar kümeleme yöntemi ile bulunan sonuçlar çoğulukla uyum içindedir.
Aubrieta canescens (Boiss.) Bornm. (brassicaceae)'in yeni nesil dizileme teknolojisiyle tüm genomunun dizilenmesi (wgs) ve tür içi populasyonlarında genetik yapıların aydınlatılması
Bu çalışmada, Aubrieta canescens (Boiss.) Bornm. türüne ait bireylerin tüm genom dizilimi çıkarılarak Aubrieta Adans. cinsi içerisinde referans genomun oluşturulması, taksonların genetik özelliklerinin aydınlatılması ve tür içi populasyon yapılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Aubrieta canescens subsp. canescens, Aubrieta canescens subsp. cilicica ve daha önce alt tür kategorisinde bulunan Aubrieta macrostyla'nın 4 farklı lokaliteden toplanan toplam 8 bireyi çalışmaya dahil edilmiştir. Aubrieta cinsinin birincil çeşitlenme merkezi Türkiye'dir, ikincil merkezi ise Yunanistan'dır. Çalışmaya dahil edilen taksonlar Türkiye'ye endemiktir ve arazi çalışmalarında toplanan meyveli örneklerin tohumları taze yaprak eldesi için laboratuvar ortamında çimlendirilmiştir. Taksonların tüm genom dizilimleri de novo assembly yöntemiyle haritalanmıştır. Buna göre Aubrieta canescens subsp. canescens'in genom büyüklüğü 165.06 Mb, Aubrieta canescens subsp. cilicica'nın 278.70 Mb ve A. macrostyla'nın genom büyüklüğü 156.91 Mb'dır. Her bir taksonun kodlama yapan dizilim sayısı, hareketli elementleri, polimorfizm örüntüleri ve homolog genleri ortaya çıkarılmıştır. A. canescens subsp. canescens'in gen kodlayan dizilim sayısı 32.425, A. canescens subsp. cilicica'nın 45.274 ve A. macrostyla'nın 31.372 olarak hesaplanmıştır. Türlere ait homolog genler, Brassicaceae familyasında tüm genom dizilimi çıkarılmış bazı türlerle karşılaştırılmıştır. Populasyon yapıları taksonların tüm genomundan elde edilen tek nükleotid polimorfizmler (SNP) ile çalışılmış, filogenetik analizler tür içinde saptanan ortak lokusların varyantları ile gerçekleştirilmiştir. Genotiplerinden elde edilen verilerle taksonların ortaya çıkış zamanı ve mutasyon oranları Bayesyen yaklaşımla hesaplanmıştır. Buna göre A. macrostyla türünün ortaya çıkış zamanı yaklaşık 1.89 - 2.45 Myö, A. canescens subsp. canescens'in 1.85 - 2.38 Myö ve A. canescens subsp. cilicica'nın 1.58 - 2.49 Myö arasındadır. Çalışma neticesinde Aubrieta canescens subsp. cilicica'nın diğer iki taksondan genetik karakterleri bakımından farklı olduğu ortaya çıkarılmış ve tür kategorisine yükseltilerek yeni bir taksonomik adlandırma yapılmıştır.
Adana endemikleri
Bu çalışma kapsamında dünyada yalnız Adana ili sınırlarında bulunan 20 endemik taksondan 11 tanesi ve Scorzonera boissieri Lipschitz. türü arazi çalışmalarıyla 2012-2013 yıllarında aranmış bunlardan Galium pterocarpum Ehrend., Allium gorumsense Boiss., Anthemis antitaurica Grierson, Scorzonera boissieri Lipschitz., Onobrychis beata Sirj. türleri tespit edilerek ekolojik, floristik ve vejetasyon açısından araştırılmıştır. Bu araştırma sonucunda taksonlar için IUCN kategorileri şu şekilde belirlenmiştir; Allium gorumsense Boiss DD, Galium pterocarpum Ehrend. EN (D), Scorzonera boissieri Lipschitz. DD, Anthemis antitaurica Grierson DD, Onobrychis beata Sirj. EN (A1d.) Endemik taksoların dağılışında toprak yapısı ve floristik kompozisyonun etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışma bu endemik taksonlara ilk defa ekolojik bir yaklaşım niteliğinde olup bu taksonların daha iyi anlaşılması için bir adım olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Adana, Endemik, IUCN, Ekoloji
Acacia cyanophylla L. toprağında tuza bağlı organik madde mineralizasyonu
Turan Emeksiz orman kumullarında ve Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampüsünde yetişen Acacia cyanophylla L.?nin (Fabaceae) zengin kök bölgesinde 0-10 cm derinlikten toprak, yaprak ve ölü örtü örnekleri alınmıştır. Toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ile yaprak ve ölüörtülerin karbon ve azot içerikleri belirlenmiştir. Topraklara NaCI (% 0,5, % 0,75 ve % 1 konsantrasyonlarında) ve toprak karbonuna eşdeğer karbon içeren yaprak ilave edilerek karbon mineralizasyonları incelenmiştir. Kumlu Turan Emeksiz orman toprakları ve kumlu tınlı Balcalı topraklarında karbon içerikleri sırasıyla % 0,64 ve 3,23, yaprakların karbon içeriği % 50,10 ve % 43,87, ölü örtü karbon içerikleri ise % 50,85 ve % 39,26 olarak belirlenmiştir. Toprakların 30 günlük karbon mineralizasyonu (mg C(CO2)/100 g kuru toprak) Tarsus toprağında (12,92 mg), Balcalı toprağından (17,77 mg) daha düşük çıkmıştır. % 0,5 NaCI hariç, diğer iki doz NaCl ilave edilen toprakların karbon mineralizasyonu tanığa gore, Tarsus topraklarında artmış, fakat Balcalı topraklarında azalmıştır. NaCI ve yaprak birlikte karıştırıldığında Tarsus topraklarında karbon mineralizasyonu artmış, buna karşılık Balcalı topraklarında anlamlı bir değişim gözlenmemiştir. Topraklara yaprak ilavesinin karbon mineralizasyon oranını azalttığı, % 0,5 NaCI?li topraklarda bu azalışın istatiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir.
Beylikova ilçesinin (Eskişehir) florası
Çalışma alanı olarak seçilen Beylikova, Eskişehir'in ilçesi olup ilçe merkezinin kuzeydoğusunda yer alır. Davis'in kareleme sistemine göre B3 karesinde yer almaktadır. Beylikova ilçesinin flora tespiti için 2009-2010 yılları arasında ilçe ve çevre köylere periyodik olarak gidilerek 830 vasküler bitki toplanmıştır. Toplanan bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygun olarak preslenip kurutulmuştur. Bitki örneklerinin tayinleri Davis'in ?Flora of Turkey and The East Aegean Islands? adlı eserinden faydalanılarak yapılmıştır. Yapılan tayinler sonucunda; 45 familya, 148 cins, 211 tür ve tür altı takson tespit edilmiştir. Endemizm oranı %9.24'tür. en fazla taksona Asteraceae, Lamiaceae ve Fabaceae familyaları sahiptir. Çalışma alanındaki taksonların fitocoğrafik dağılımlarına bakıldığında; İran-Turan %12.7, Avrupa-Sibirya %6,3 ve Akdeniz %5.2 elementi olduğu belirlenmiştir. Diğerleri ya geniş yayılışlı ya da fitocoğrafik bölgesi belirlenemeyenlerdir.
Gaziantep florasına ait bazı Lamiaceae türlerinin antioksidan ve radikal temizleme aktivitelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Gaziantep ilinde doğal olarak yetişen Lamiaceae familyasına ait Ajuga chamaepitys, Lallemantia iberica, Lamium amplexicaule, Marrubium parviflorum, Mentha pulegium, Moluccella laevis, Phlomis armeniaca, Salvia multicaulis, Salvia palaestina, Salvia syriaca, Satureja aintabensis, Scutellaria tomentosa, Teucrium polium ve Ziziphora capitata türlerinin metanol, n-hekzan ve uçucu yağ özütlerinin in vitro antioksidan aktiviteleri DPPH, ABTS, demir indirgeme gücü, metal şelatlama, ß-karoten/linoleik asit ve DNA koruma deneyleri ile değerlendirilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda bitkiler arasında en yüksek antioksidan aktiviteye T. polium'a ait metanol özütünün sahip olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bitkilerin fenolik, flavonoid ve flavonollerinin toplam içerikleri güncel metotlarla belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda en yüksek total fenolik içeriğinin yine T. polium'da olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizlerinde fenolik bileşiklerle antioksidan aktiviteler arasındaki ilişki pozitif olarak önemli bulunmuştur. Uçucu yağların kompozisyonları GC-MS analizleri ile ve metanol özütlerinin fenolik asit içerikleri HPLC-DAD ile belirlenmiştir. Yapılan analizlerde tüm bitkilerde rozmarinik asit ve o-kumarik asit tespit edilmiştir. Ayrıca bitkilerde gallik asit, proto-kateşik asit, p-hidroksibenzoik asit, vanilik asit, kafeik asit, klorojenik asit, sirinjik asit, p-kumarik asit, ferulik asit ve trans-sinnamik asit çeşitli miktarlarda tespit edilmiştir.
Morfometrik analiz sistemi kullanılarak Kastamonu yöresi meşelerinin filogenetik analizi
Bu çalışmada Kastamonu yöresinde doğal olarak yayılış gösterenQuercusmacrantheraFisch. & Mey. exHohensubsp. syspirensis(C. Koch) Menitsky(endemik), Q. petraea (Matt.) Liebl. subspiberica (Steven exBieb.) Krassiln, Q. infectoriaOliversubspboissieri (Reuter) O. Schwarz, Q. pubescensWilld.,Q. virgilliana Ten. veQ. cerris L. var.cerristürlerinin morfolojik ve mikromorfolojik özelliklerinin kullanılmasıyla bu türler arasındaki filogenetik ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır.Meşe türlerinin yayılış yoğunlukları dikkate alınarak, Kastamonu yöresinde doğal olarak bulunan her türden 3 farklı alanda en az 30'ar bireyden rasgele örnekleme yöntemiyle örnekleme yapılmıştır. Her bireyden 10 adet yaprak örneği toplanarak bunlar üzerinde morfolojik ölçümler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca yapraklar üzerinde mikromorfolojik karakterler (stoma, mumsu tabaka ve tüy yapısı) elektron mikroskobu yardımıyla incelenmiştir.Morfometrik karakterlerden; türlerin ayırımında kullanılabilecek en etkili yaprak morfometrik karakterlerinin, yaprak ayası uzunluğu, lop genişliği, yaprak genişliği, taban lopları arasındaki mesafe, uç loplar arasındaki mesafe, uç sinüsler ile taban sinüsleri arasındaki mesafeler ile yaprak yüzey alanı olduğu belirlenmiştir. Q. cerris L. var. cerristürünün yaprak alt yüzü mumsutabakasının tamamen pürüzsüz bir yapıda olması ile;Q. petraeasubsp. ibericatürünün ise gerek stoma yapısı, gerekse tüy durumunun az ancak salgı tüyü mevcudiyetinin fazla olması ile diğer türlerden kolaylıkla ayrılabildiği belirlenmiştir.Çalışma sonucundaQ. pubescens ve Q. virgiliana türlerinin gerek morfolojik karakterler bakımından gerekse mikromorfolojikkarakteler bakımından Flora of Turkey'deki gibi birbirlerine son derece yakın türler olduğu tespit edilmiştir. Q.infectoriatürününde bu türler ile yakınlık gösterdiği ancak Q. machranthera, Q. petraeasubsp. iberica ve Q. cerris L. var. cerris türlerinin ise bu türlerden farklı bir grup oluşturduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler : Quercus, Morfometrik Analiz, Morfolojik Özellik,Genetik Çe?itlilik, Mikromorfoloji, Türkiye
Astragalus kurdious Boise. var. kurdious'un morfolojik özellikleri
Türkiye'nin psikoaktif doğal bitki çeşitliliğinin etnobotanik ve korolojik açıdan araştırılması
Psikoaktif bitkiler içerdikleri çeşitli psikoaktif maddeler, bileşikler ve metabolitler ile insan zihninde duygudurum, algı ve bilinçte değişiklik meydana getiren bitkilerdir. İnsanlık tarihi boyunca bu bitkiler, başta sağlık olmak üzere, farklı endüstri kolları için hammadde kaynağı ve keyif verici olarak, hatta dini ritüeller gibi çok farklı amaçlarla kullanılmışlardır. Dünyada pek çok ülkede bu bitkiler ile ilgili çalışmalar yapılmış ve ülke bazında sahip olunan psikoaktif doğal bitki çeşitliliği ortaya konmuştur. Türkiye'de ise bu anlamda yapılmış herhangi bir kapsamlı çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile bitki çeşitliliği açısından zengin olan Türkiye'de, doğal olarak yayılış gösteren ve psikoaktif özellikleri rapor edilen bitkiler belirlenerek ortaya konulmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda, psikoaktif özellik taşıyan; 30 familya ve 60 cins içerisinde yer alan toplam 97 vasküler bitki taksonu (89 tür, 3 alttür ve 5 varyete) belirlenmiştir. Belirlenen taksonlar aynı zamanda etnobotanik ve korolojik özellikleri açısından da değerlendirilmiştir. Son aşamada ise, belirlenen bu taksonlardan ayurvedik kullanıma sahip olanlar da belirlenerek kullanımlarıyla ilgili bilgiler özetlenmiştir. Tez sonuçlarının Türkiye'nin psikoaktif bitki taksonlarına dikkat çekmenin yanı sıra, gelecekte yapılacak olası çalışmalar için bir veri tabanı olarak katkı sağlayacağı kanısındayız.
Kurşun (Pb) stresi altındaki Pepino (Solanum muricatum Ait.) fidelerinin bazı anatomik ve fizyolojik parametrelerindeki değişimlerin belirlenmesi
Çalışmada kurşun (Pb(NO3)2) stresi altındaki pepino (Solanum muricatum Ait.) fidelerinin bazı anatomik ve fizyolojik değişimleri incelendi. Fidelere 20 gün boyunca, 0, 25, 50 ve 100 ppm' lik Pb(NO3)2 çözeltisi uygulandı. Denemeler sonunda bitkilerin yaprak ve köklerinden örnekler alınarak anatomik değişimler saptandı. Yaprak örneklerinde ise fotosentetik pigmentler (klorofil a, klorofil b ve karotenoidler), total fenolik bileşikler, malondialdehit (MDA) ve kurşun içerikleri belirlendi. Çalışmada, kurşun uygulamasına bağlı olarak kök ve yaprak anatomilerinde değişimlerin olduğu saptandı. Kurşun uygulamasına bağlı olarak fotosentetik pigmentlerin azaldığı, kurşun birikimlerinin ise arttığı belirlendi. Toplam fenolik bileşiklerin ve MDA düzeylerinin kurşun konsantrasyonlarına bağlı olarak farklılıklar gösterdiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Kurşun stresi, Anatomi, Pigmentler, Fenolik bileşikler, Malondialdehid, Solanum muricatum