
217
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Konya ili sorun alanlarında oluşan meraların bitki örtüsü üzerinde araştırmalar
Adana-İçel illerinde kütlü pamuk satış şekilleri ve sorunları
-IV- Türkiye'nin dış satımında olduğu kadar, Çukurova Bölgesi tarımsal üretimi içinde de önemli bir yeri bulunan pamuk, geleneksel yöntemlerle pazarlanmaktadır. Pazar yapısı işletme büyüklüğüne, mahalli ve potansiyel pazarlara uzaklığa, zamana ve pamuk kalitesine bağlı olarak farklılık göstermektedir. İncelenen işletmelerde, işletme büyüklüğü arttıkça, üretilen kütlü pamuk kalite si düşmekte /yüz ak potansiyel pazarlara satış yapılabilmekte, vadeli satışların oranı ile depolanan kütlü pamuk miktarı artmaktadır. Kütlü pamuk pazarlamasında üreticilerin pazar yeri, tüccar ve kooperatif birlikleriyle, ilgili sorunları bulunmaktadır. '
Adana ilinde değişik sulama sistemlerinin maliyetleri üzerinde bir araştırma
Bu araştırma, 1985 yılında Adana ili sulu tarım alanlarında uygulanmakta olan çeşitli sulama sistemlerinin maliyetlerini ortaya koymak ve bunları karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler Adana (Merkez), Ceyhan, Karataş, Osmaniye ve Kadirli ilçelerine bağlı 29 köyden anketle toplanmıştır, incelenen işletmelerin 35.861 dekar alanda; pamuk, soya, mısır, karpuz, yerfıstığı, sebze ve portakal bahçelerinde uyguladıkları değişik sulama sistemlerinin maliyetleri incelenmiş ve elde ettikleri gayrisafi üretim değerleri karşılaştırılmıştır. Alternatif sulama sistemlerinin, sulama maliyetleri üzerine etkisi belirlenmiş ve ekonomik yönden daha avantajlı olan sulama sistemleri saptanmıştır.
Kozan ilçesi dağ ve orman köylerindeki tarım işletmelerinin ekonomik analizi ve verimlilik
67 ÖZET Bugüne kadar dag ve orman köylerinde bulunan tarım imletmelerinin ekonomik yapısını ortaya koymaya yönelik yeterince araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle; yöredeki tarım imletmelerinin ekonomik analizinin yapılması ve işletmelerde çeşitli faktörler ile verimlilik arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla bu çalışma gerçekleştirilmiştir. 49 dag ve orman köyünü kapsayan bu araştırmada veriler 6 köyden anket yoluyla toplanmıştır, işletmeler 5 gruba ayrılarak ekonomik analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanındaki tarım işletmelerinde ortalama ara2i genişliği 45,8 dekardır. Ekilen arazilerin % 55, 05' inde buğday, % 14, 79' unda susam, % 11, 07' sinde pamuk ve geriye kalan arazilerde de arpa, yulaf, meyve ve diğer ürünler yetiştirilmektedir. işletmelerde ortalama 7,28 nüfus bulunmakta ve nüfusun önemli bir bölümü (%20,23) okuma yazma bilmemektedir. Potansiyel aile işgücünün ise % 65' i atıl bir durumdadır. işletmelerde 6.014.000 TL. olan ortalama aktif sermayenin % 77,09'unu çiftlik sermayesi, % 22,91' ini de işletmeci sermayesi oluşturmaktadır. Hiç bir sermaye unsuru aktif sermaye içinde, rasyonel bir işletmede olması gereken oranlarda değildir. Alet ve raakina sermayesi ise yok sayılabilecek düzeydedir. incelenen işletmelerde kredi kullanımı yaygın olup işletme başına ortalama borç miktarı 168.000 TL. dir. Daha çok kısa vadeli krediler kullanılmaktadır. işletmelerde 1.140.704 TL. olarak bulunan gayrisafi hasılanın % 63,06'smı bitkisel, % 29,76'sını hayvansal gayrisafi hasıla, % 3,95' ini işletme dışı tarımsal gelir ve % 3, 23' ünü de ikametgah kira karşılığı oluşturmaktadır.88 işletme bayma düşen ortalama işletme masrafı 1.059.000 TL. olup büyük bir bölümünü (.% 56,5) aile işgücü ücret kargılığı oluşturmaktadır, işletmelerde ortalama tarımsal gelir ise 614.734 TL. dır. Bu değer araştırma alanı için hesaplanan yeter gelir miktarının % 21,5' idir. işletme genişliği ile verimlilik arasındaki istatistik! analizlerde saf basıla değerleri, işletmelerde işletme masraflarının büyük bir bölümünü nakdi olarak gerçekleşmeyen aile işgücü ücret karşılığının oluşturması nedeniyle kullanılmamış sadece gayrisafi hasıla ve tarımsal gelir değerleri kullanılmıştır. Yapılan istatistik! analizler, küçük işletmelerin araziyi, büyük işletmelerin ise işgücünü daha verimli kullandıklarını göstermiştir.
GAP alanında tahıl işleme ve depolama tesislerinin durumu ve geleceğe yönelik geliştirilmesi üzerine bir araştırma
IV oz Bu çalışmayla, Güneydoğu Anadolu Proje alanında kurulu bulunan, tahılları işleyen ve depolayan kuruluşların bugünkü durumunu ortaya koymak, hammaddeyi bölgeden saylama konusundaki güçlüklerini saptamak, projenin gerçekleştirilmesiyle gelecekte tahıl üretiminde beklenen gelişmelere göre ortaya çıkacak gereksinim duyulan kapasiteleri belirlemek ve bunlar için uygun kuruluş yerleri önermek amaçlanmaktadır. Sulama yatırımlarının tamamlanmasıyla bölgedeki arpa ve buğday ekiliş alanları bugünkü ekilişlere oranla azalmasına karşılık verimdeki artışlar nedeniyle, arpa ve buğday üretiminde artışlar, mısır ve çeltikte hem ekiliş hem de verimdeki artışlardan kaynaklanan önemli üretim artışları beklenmektedir. Bölgede yeterli talep ve hammaddeyi bölgeden sağlama konusunda önemli güçlükleri olan ve düşük kapasite ile çalışan, un-irmik, makarna ve yem sanayii sektörlerinde yeni yatırım kapasitelerine ciddi bir şekilde gereksinim duyulmamaktadır. Tahıl işleme ve depolama konusunda çeltik işleme, mısırdan nişasta üretimi, mısır kurutma ve depolama alanları, gelecekte bölgede gereksinim duyulacak yatırım alanları olarak saptanmıştır.
GAP alanında tahıl ve baklagil üretim pazarlama yapısı ve geliştirilmesi olanakları
Ill ÖZ Bu çalışmada GAP alanında halen en fazla ekiliş alam bulan tahıl ve baklagillerin mevcut üretim- pazarlama yapısı ile sulu tarıma geçilmesiyle söz konusu ürünler üretiminde meydana gelebilecek gelişmelerin dışsatım üzerine olası etkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda; GAP yatırımlarının gerçekleşmesiyle tahıllarda bir miktar üretim artışı sağlanabileceği ancak bu artışın dikkate değer bir dışsatım potansiyeli yaratmayı p sadece üretim-tüketim dengesindeki açığı kapatabilecek miktarlarda olacağı anlaşılmıştır. Baklagillerden mercimek ve nohutta ise gerek ekiliş gerekse üretim bakımından meydana gelecek gelişmeler, dışsatımı olumsuz yönde etkileyebilecek boyutlarda olacaktır. Bölgede, tahıl ve baklagillerin pazarlanması aşamasında da özellikle üreticilerin ürünü satın alan kişi ve kuruluşlar karşısındaki güçsüzlüğü ve bölgede bu tür olumsuzlukları gidermek amacıyla faaliyet gösteren kuruluşların yetersiz hizmeti gibi bir takım sorunlarla karşılaşılmıştır.
Adana ili kır toplum yapısı içinde kadının yeri
Bu araştırmada Adana ili Yüreğir, Karaisalı, Karataş ve Kozan ilçelerine bağlı dokuz köyde toplam 52 (cadından anket yoluyla derlenen bilgilerin ışığı altında, kadının kır toplum yapısı içindeki yerinin belirlenmesine çalışılmıştır. İncelenen dokuz köy yerleşme şekli açışından "toplu köy" görünümündedir. Meskenlerin büyük çoğunluğu tek veya iki katlı olarak düzenlenmiştir. İncelenen köylerde en büyük sorun içme ve kullanma suyu yetersizliğidir. Ailelerin çoğunluğu (%65,4) içme ve kullanma suyunu ev dışından taşımak zorunda kalmaktadır. Araştırma kapsamına alınan köyler, genç bir nüfus yapısına sahiptir ve ortalama aile büyüklüğü 5,6 olarak bulunmuştur. incelenen ailelerde okuryazar olanların oranı %82,2 dır. Okuryazarlık oram ereklerde (%92,9), kadınlara (?573,3) yöre daha yüksektir. Denekler, kendileri gibi kız çocuklarının da ilkokul sonrası eğitimlerini sürdürmeleri konusunda pek istekli görünmemekle birlikte, erkek çocuklarının "mutlaka" eğitimlerine devam etmeleri gerektiğine inanmaktadırlar. İncelenen köylerde çekirdek aile biçimi egemendir (%73,1). Eş seçimi konusunda "aile büyüklerinin karan" halen geçerliliğim korumaktadır (?S9Q,4). İlk evlilik yaşı, kızlar için ortalama 19, erkekler için de 23 olarak bulunmuştur. İncelenen ailelerde yakın akraba evliliklerinin oranının yüksek (&28,8) olmasına karşın, çok eşlilik ve başlık alma olaylarına rastlanılmamıştır. Aile içi ilişkilerde kocanın otoritesi tam ve mutlaktır ve anne-çocuk arasındaki bağlar oldukça güçlüdür. İncelenen köylerde kadınların en fazla yaptıkları yiyecek maddeleri, ekmek ve bulgurdur {% 96,1). Yörede meyve ve sebzelerin kış için saklanmasında kullanılan başlıca metodlar; taze sebzelerden salça (%86,5), turşu (%76,9), kurutulmuş sebze (?£55,8), salamura yaprak (%34,6) ve taze meyvelerden reçel <%42,3) yapımıdır. Konserve yapımı yörede pek yaygınlaşmamıştır {%1J). Ayrıca görüşülen kadınlar, sütten yoğurt (%75,0), peynir (%4G,4) ve tereyağ (%3Q,8) yapmaktadırlar. Evde yapılan bu ürünlerle ev ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadırlar. Kadınların büyük çoğunluğunun (%86,5) evinde dikiş makinası bulunmakta ve genelde giyim eşyalarım kendileri dikmektedir. Kadınlar köy içine tek başına ve köy dışına ise, ancak tamdık birisiyle alışveriş yapmak için gitmektedirler. Ev işlerinde kadınlara genelde kızları (%75,0) yardımcı olmaktadır. Ayrıca her dört erkekten birinin ev işlerinde karılarına yardımcı oldukları belirlenmiştir. Görüşülen kadınların çoğunluğu (%69,2) ev işlerinin yanısıra, işletmedetarımsal faaliyetlerle de uğraşmaktadır. Özellikle hayvanların bakımı kadınlara aittir. İşletmede yaptıkları başlıca işler, çapalama, hasat ve tohum ekimidir. Kadın, işletmede "ücretsiz aile işçisi" statüsündedir. İşletme dışında tarımsal faaliyette bulunarak (%9,6) veya el sanatlarıyla uğraşarak (957,7) gelir elde eden kadın sayısı oldukça azdır. Kırsal kesimde yaşayan kadınların, gerçek anlamda boş zamanı yoktur. Köy kadınları işten arta kalan zamanlarını genelde el sanatları (%76,9) ve komşu-akraba ziyaretleri (%69,2) ile değerlendirmektedirler. incelenen köylerde sağlık koşullarının yetersiz olduğu belirlenmiştir. Görüşülen kadınlarda en sık rastlanan hastalıklar, kadın hastalıkları (%34,6) ve sindirim sistemi rahatsızlıklarıdır (%19,2). Ayrıca görüşülen kadınların çoğunun (%565,4) doğum kontrol üne taraftar olmalarına karşın, araştırma alanında aile planlaması etkin bir şekilde yürütülmemektedir. Devletin diplomalı ebelerin öncülüğünde köylere doğum kontrol araçlarım ve gerekli bilgileri etkin bir şekilde götürmesi ve ücretsiz olarak köylülerin yararlanmasını sağlaması, aile planlamasının etkinliğini önemli ölçüde arttıracaktır.
İmamoğlu-Kırmıt (Çukurova) ovası sulama projesi alanına giren tarım işletmelerinde optimum ürün bileşiminin doğrusal programlama yöntemiyle belirlenmesi
ÖZET Ülkemizde tarım alanlarında özellikle 1950'li yıllarda görülen hızlı genişleme 1960'lı yıllardan itibaren çok yavaşlamış ve artık genişleme olanağı kalmamıştır (TEKİNEL ve YURDAKUL, 1989 ). Bu nedenle üretim ve gelirin artırılabilmesi için kaynak kullanımında etkinliğin artırılarak verimliliğin artırılması gerekmektedir. Bu ise, tarım işletmelerinin faaliyetlerini belirli plan dahilinde yürütmeleri ile olasıdır. Bu çalışmanın amacı, yakın bir gelecekte sulamaya geçecek olan Çukurova'nın Aşağı Seyhan ve Aşağı Ceyhan ovalarından sonra en büyük ovası durumunda olan İmamoğlu-Kırmıt Ovası'nda yer alan tarım işletmelerinin sulama projesi sonrasında kıt üretim kaynaklarını en etkin şekilde kullanabilecekleri ürün bileşimlerinin belirlenmesidir. Diğer bir ifadeyle, çalışma alanındaki tarım işletmelerinin sulama projesi sonrasında uygulamaya koyabilecekleri optimum işletme planlarının hazırlanması, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. İşletmelerin optimum ürün bileşimlerinin belirlenmesinde doğrusal programlama yöntemi kullanılmıştır. İşletmenin brüt karının maksimize edilmesi yöntemin amaç fonksiyonunu oluşturmuştur. İşletmeler işletme arazisi genişliklerine göre 6 grup altında ele alınmıştır. Optimizasyon işlemi işletme genişlik gruplarının herbirine ayrı ayrı uygulandıktan sonra tartılı ortalama değerleri hesaplanmıştır. Çalışma alanında gerçekleşmesi beklenen sulama projesinin net sulama alanı 60 800 ha dır. Yöre ekolojik yönden çok çeşitli bitkilerin yetiştirilmesine elverişlidir. Kuru koşullarda genelde buğday ve pamuk tarımı yapılmaktadır. Çalışma alanında halen toplam arazinin % 12,5' inde sulu tarım yapılmaktadır. Ortalama işletme genişliği 85,5 dekardır. İşletmelerde parça sayıları oldukça fazladır. Küçük işletmeler sayıca çoktur. Yörede nüfus kente göç nedeniyle azalma göstermektedir. Kente göçün en önemli nedenleri, mevcut durumda nüfusun temel geçim kaynağı olan tarımın genelde kuru koşullarda yapılması sonucu elde edilen gelirin yetersizliği ve işsizlik sorunudur. Nüfusun eğitim düzeyi Türkiye ortalamasının üzerindedir. Araştırma sonuçlarına göre, sulama projesi gerçekleştiğinde çiftçilerin yeniliklere uyum sürecinin kısa olacağı beklenmektedir. Çalışma alanındaki yerleşim birimlerinden ulaşım sorunu olan yoktur. Yerleşim birimlerinin tamamında elektrik bulunmaktadır. İçme suyu yönünden sadece birkaç köyün sorunu vardır. Yörede hayvancılık genelde aile tüketimini karşılayacak düzeyde yapılmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışma alanında sulama projesinin gerçekleşmesinden sonra da hayvancılığın aile tüketimine yönelik yapılacağı tahmin edilmektedir.Optimizasyon sonuçlarına göre, sulama projesinin tamamlanmasından sonra işletmelerin planlı çalışmaları halinde önemli ölçüde gelir artışı sağlanabilecektir. Sulama projesi sonrası durumda işletmelerin değişen masraflar sermayesi yönünden sıkıntı içinde olmamaları halinde meyveciliğin bileşimden alacağı payın % 14,3 düzeyinde olması, bunun yanında pamuk, örtü altı karpuz, buğday ve buğdaydan sonra ikinci ürün olarak mısır ve soya tarımının önemli düzeylerde yapılacağı beklenmektedir. İşletmelerin değişen masraflar sermayesi yönünden sıkıntı içinde olmaları halinde ise pamuk, örtü altı karpuz ve meyve bahçesinin bileşimden alacağı paylar azalırken buğday, l.ürün mısır, yerfıstığı ve 2. ürün susamın bileşimden alacağı payların yükselmesi işletmelerin brüt karlarını maksimize etmelerini sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Sulama projesi sonrası için yapılan Planlama sonuçlarına göre gelir artışı yanında önemli düzeyde istihdam artışı olabilecek, işgücü kullanımının yıl boyunca dengeli dağılımı sağlanabilecektir.
Antalya ili tarımsal kalkınma kooparatiflerinin ekonomik analizi
Bu çalışmada, Antalya ilinde sosyal ve ekonomik açıdan faaliyet gösteren Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin 2007-2008 yılları için karşılaştırmalı finansal analizinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmanın ana materyalini Antalya Merkez ve bağlı ilçelerindeki Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin Tarım İl Müdürlüğü'nde kayıtlı muhasebe bilgilerinin analiz edilmesiyle elde edilen veriler oluşturmuştur. Kooperatiflerin muhasebe kayıtlarından yararlanılarak bilanço ve gelir tablosunun karşılaştırmalı tablolar ve yüzde yöntemiyle analizleri ile likidite oranlarının hesaplanması için oran analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada yapılan analizler sonucunda kooperatiflerin 2007 yılı likidite oranlarından sadece nakit oranı (0,94) olması gerekenden (0,2) yüksek iken, 2008 yılı tüm likidite oranlarının istenilen orandan yüksek olduğu belirlenmiştir. Kooperatiflerin mali yapılarına bakıldığında, finansal kaldıraç oranlarının istenilenden yüksek, öz kaynaklarının ise istenilenden düşük olduğu saptanmıştır.ANAHTAR KELİMELER: Kooperatif, tarımsal kalkınma kooperatifi, ekonomik analiz, likidite oran, oran analiz tekniği, Antalya.
Antalya ilinde nar üretiminin ekonomik analizi
Antalya ili uygun iklim koşulları ile geniş ve verimli toprakları nedeniyleTürkiye'de temel bir sebze ve meyve üretim merkezidir. Tüketim talebi ve gıdasanayisinde hammadde olarak kullanımı giderek artan nar, Antalya tarımsal ürünyelpazesinde de önemli bir yere sahiptir. 2008 yılı verilerine göre Türkiye'de toplam narüretimi 127.760 ton iken, bu üretimin 52.953 tonu ( % 41,5) Antalya'da gerçekleşmiştir.Bu çalışmanın öncelikli amacı, Antalya'da nar üretimi yapan tarım işletmelerininsosyo-ekonomik özelliklerinin incelenmesi ve bu işletmelerde nar üretim faaliyetininekonomik yapısı ve sorunlarının ortaya konulmasıdır. Ayrıca, çalışma kapsamında narındünyada ve Türkiye'de üretimi, dış ticareti ile uygulanan politikalar dadeğerlendirilmiştir.Çalışmada kullanılan veriler 2009 üretim dönemine ait olup anket yöntemi ile 75tarımsal işletmeden elde edilmiştir.İncelenen işletmelerde nar yetiştiriciliği yapılan alan ortalama 24,53 dekar olaraktespit edilmiştir. İşletmelerde üreticilerin yaş ortalaması 49.19, nar üretiminde deneyimsüreleri ise 8 yıl olarak belirlenmiştir. İşletmelerin tesis dönemi masrafları ortalama2.541,51 TL/da olarak hesaplanmıştır. Üretim döneminde gerçekleşen değişen masraflar586,93 TL/da iken, sabit masraflar 1.305,81 TL/da olarak hesaplanmıştır. İncelenenişletmelerin nar üretiminden elde ettikleri gayrı safi üretim değeri 2.211,33 TL/da olarakbulunmuştur.iiSonuç olarak, işletmelerde birim (kg) nar üretim maliyeti 0,54 TL olarakhesaplanmıştır. Buna karşılık ortalama nar satış fiyatı ise 0.91TL/kg'dır. Buna göreAntalya örnekleminde incelenen işletmelerde kilogram nar başına kar marjı 0,37 TL'dir.
Serada domates üretim sistemlerinin karşılaştırmalı ekolojik, ekonomik ve politika analizi: Antalya ili örneği
Tarım alanındaki her türlü faaliyetin çevreyi etkilediği ancak bu faaliyetlerin çevre şartlarından da etkilendiği bilinmektedir. Bu durumda, tarım ve çevre arasındaki ilişkiler iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Buna göre tarım özellikle modern üretim yöntemleri nedeniyle çevre kirliliğinin nedenlerinden ve sonuçlarından en çok etkilenen alanlardan biridir. Tarımsal üretim faaliyetinin en yoğun yapıldığı bölgelerin başında Akdeniz Bölgesi gelmektedir. Bölgede öne çıkan ürün grubu yaş meyve sebze olup bu kapsamda domates ürünü ilk sırada gelmektedir. Özellikle yaş meyve sebze, kış döneminde örtüaltı üretiminin temel dayanağı olarak görülmektedir. Hem bölge hem de ülke genelinde, ihracat amaçlı en yoğun örtüaltı domates üretim miktarı (1.712.000 ton ve Türkiye'nin %18'i) Antalya ilinde bulunmaktadır. Ayrıca, Antalya İlinde birim alan başına en çok girdi kullanılan ürün domatestir. Domatesin bölgedeki değeri hem yurtiçi hem de yurtdışı pazarı açısından önemini korumaktadır. Bölgede domates, farklı üretim sistemleri uygulanarak yetiştirilmektedir. Domates üretimi için fırsat olarak görülen bölgedeki doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması, gelecek dönemler için de mevcut olanakların ve kaynakların sürdürülebilirliğinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.Bu çalışmanın ana amacı; uluslararası kabul görmüş yöntemlere göre belirlenmiş sayısal göstergelere dayalı olarak farklı domates üretim sistemlerinin ortaya çıkardığı çevre kirliliğini belirlemek; tarım politikalarının üreticilerin üretim sistemi tercihlerine etkisini ve girdi kullanımına etkisini saptamak; tarım politikaları ve çevre kirliliği ilişkilerini araştırmaktır. Çevreye duyarlı ve çevresel etki değerlendirmesini dikkate alan uygun ve etkin tarım politikası stratejileri oluşturulmasına katkı sağlanabilecektir. Araştırmada kullanılan veriler, üreticiler ile yüzyüze görüşmeye dayalı anket çalışması sonucunda elde edilen birincil verilerdir. Araştırma alanı domates üretim miktarı ve alanı bakımından öne çıkan Merkez, Kumluca ve Serik ilçeleridir. Araştırma alanında tabakalı tesadüfî örnekleme ile belirlenmiş olan geleneksel serada üretim yapan tarım işletmesi sayısı 148 adet, modern seralarda topraksız üretim yapan işletmelerin sayısı ile 25 adettir. Bu çalışmada yer alan analizler üç aşamalı olarak tasarlanmış olup öncelikle ekolojik analizlerden birisi olan Life Cycle Assessment (LCA) yöntemiyle farklı domates üretimi sırasında meydana gelen kirlilik kriterleri oluşturulmuştur. İkinci kısmında tarım işletmeleri maliyet ilkelerine göre karşılaştırılmıştır. Üçüncü aşamada ise çevreyle uyumlu üretim tekniklerini etkileyen değişkenler ile tarım politikaları arasındaki ilişki Cragg's Double Hurdle ekonometrik modeli ile incelenmiştir. Bu modeli kullanarak üreticilerin sadece tarımsal desteklemelerden yararlanıp yararlanmadığı değil domates üretiminde üretici tercihlerinin nasıl etkilendiği ve hangi değişkenlerin etkilendiği sorusuna yanıt bulunmaya çalışılmıştır.Araştırmada üretim sistemleri, ekonomik ve ekolojik açıdan karşılaştırılarak elde edilen sonuçlar, tarımsal üretim ve destekleme araçları açısından değerlendirilmiştir. Üretim sistemi ve uygulamanın çevreye verdiği kirlilik çalışmada belirlenecek değerlendirme ölçütlerine göre saptanmıştır. Araştırmada; abiyotik tükenme, asidifikasyon, ötrofikasyon, küresel ısınma, toksisite, tatlı ve deniz suyu ekotoksikasyonu kategorilerinde değerlendirme yapılmıştır. Bu analiz sonucunda öne çıkan bulgular; küresel ısınmada tarımsal üretimde kullanılan girdiler arasında %75 oranında azot içerikli gübrelerin yer alması, insanların maruz kaldığı toksiklenme etkisine pestisit kullanımının %40 oranında ilk sırada yer alması, ötrofikasyona% 60 oranında fosfor içerikli gübreler olarak hesaplanmıştır. Geleneksel ve modern seralarda tarımsal girdi kullanımı karşılaştırıldığında ise en önemli farkın fosil yakıt (mazot, kömür vb.) kullanımından kaynaklandığı belirlenmiştir. Geleneksel işletmelerde dekara olan gayrisafi üretim değeri 29.719,5 TL ve modern işletmelerde ise domates üretim faaliyetinde dekara toplam 49.017,5 TL olarak hesaplanmıştır. Maliyet analizleri modern sera sisteminde karlılığın geleneksel seralardan daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumun üretim sistemlerindeki dönüşüm için ilk sırada yer alan neden olduğu ve modern seraya yapılan yatırımların artacağı beklentisini güçlendirmiştir. Politika analizleri gelir değişkeninin önemli bir değişken olduğunu göstermiştir. Yürütülen politikaların etkilerinin olduğu ve önemli bir kısmının devam etmesi gerektiği saptanmıştır. Ayrıca, doğal kaynakları korumaya yönelik destekleme araçlarının üreticilerin tercihlerinde değişikliğe yol açtığı belirlenmiştir. Türkiye'ye ilişkin çevre ve tarım politikalarının ampirik olarak analiz edilerek kapsamına alan bir çalışma henüz bulunmamaktadır. Araştırmanın orijinal verilerle ve ulusal düzeyde ilk defa uygulanan yöntemlerle özgün değer yaratması ve daha sonra yapılacak çalışmalara kaynak olması beklenmektedir.ANAHTAR KELİMELER: Domates Üretim Sistemleri, Life Cycle Assessment (Yaşamsal Döngü Analizi), Tarım politikası araçları, Cragg's Double Hurdle, Antalya.
Antalya'da sulama işletmeciliği faaliyetleri, üreticilerin sulama suyu talebi ve sulama işletmeciliğine katılım düzeyinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada Antalya İlinde bulunan tarım alanlarında su dağıtımını sağlayan 29 sulama organizasyonu incelenmiş; fiziksel, kurumsal ve ekonomik yapıları irdelenerek, sulama işletmeciliğinin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Sulama birlikleri, sulama kooperatifleri, köy tüzel kişilikleri ve belediyelerden oluşan sulama organizasyonlarının bulunduğu araştırma alanı gayeli olarak seçilmiştir. Sulama organizasyonlarının yöneticileri ile yüz yüze görüşülerek anket yapılmış, yürütülen işletme ve bakım faaliyetleri, organizasyonların çiftçi ile ilişkileri, yönetimler arası faaliyetlerin çeşitli değişkenler itibariyle farklılık ve başarı durumlarının analizi ile organizasyonların teknik, idari ve finansal sorunlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, seçilen sulama organizasyonlarının etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlanmış, bunun için veri zarflama analizi yapılarak sulama organizasyonlarına ait etkinlik değerleri ölçülmüştür. Buna göre analiz edilen 19 sulama organizasyonu arasında, CCR modeline göre 5 sulama organizasyonu, BCC modeline göre ise 10 sulama organizasyonu etkin bulunmuştur. Elde edilen teknik etkinlik değeri incelenen organizasyonların çıktılarında hiçbir azalma olmaksızın yönetim ve bakım-onarım masraflarının %23 oranında azaltılabileceğini göstermektedir.Araştırma ile su dağıtımından faydalanan 139 üretici ile yüz yüze anket yoluyla görüşülerek; arazi varlığı, ürün deseni, kullanılan sulama yöntemleri, sulama hakkında bilgi ve bilinç düzeyleri, sulama organizasyonu yönetimine ilişkin düşünceleri, sulama işletmeciliğine katılım durumu, sulama ve su talebi ile ilgili sorunları, su dağıtım sistemindeki aksaklıklara ilişkin görüş ve önerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre sulama tesislerinin çok eski olduğu, sulama ücretlerinin işletme bakım onarım giderlerini karşılamada yetersiz kaldığı, işletmeciliği yürüten kurumların kurumsal ve ekonomik yönden sulama yönetiminin kapsamını oluşturan faaliyetleri yürütmede önemli zorluklar yaşadığı belirlenmiştir. Su dağıtımından faydalanan üreticilerin sulama şebekesinin yenilenmesine maddi katılım sağlamada istekli olmadığı, bölgede suyun genellikle yeterli ve zamanında alınabildiği, ancak üreticilerin çoğunluğunun sulama organizasyonlarını işletmecilik yönünden başarılı bulmadığı ve sulama ücretlerini pahalı bulan üreticilerin çoğunlukta olduğu belirlenmiştir.
Toprak havuzlarda çipura-levrek yetiştiriciliği yapan işletmelerin ekonomik analizi: Muğla ili Milas ilçesi örneği
Bu çalışmada, deniz balıkları yetiştiriciliğinde Türkiye'de lider konumda bulunan Muğla ili Milas ilçesindeki, yöreye has bir üretim şekli olan karada toprak havuz sisteminde Çipura ve Levrek üretimi yapmakta olan işletmeler yapısal ve ekonomik yönden incelenmiştir. İlçede faal olan işletmeler arasından örnekleme ile seçilen 41 adet işletmede, işletmecilerle yüz yüze anketler yapılmıştır. Fiili üretim hacmine göre gruplara ayrılan işletmelerin yapısal ve ekonomik özelliklerine göre nisbi değerlendirmeleri yapılmıştır. En son üretim sezonu 2008-2009 yılı faaliyet sonuçlarına dayalı olarak yapılan ekonomik incelemede işletmelerin ortalama üretim masraflarının % 90,49'unu değişken masraflar ve % 9,51'ini sabit masraflar oluşturmaktadır. En büyük masraf dilimini % 51,28 ile yem masrafları oluşturmakta bunu işgücü, yavru ve elektrik masrafları izlemektedir. İşletmelerin ortalama birim üretim maliyeti ise 8,06 TL/kg'dır.Su ürünleri üretimine yapılan desteklemeler sonrasında işletmelerin net karı küçük işletmelerde 4.312 TL, orta ölçekli işletmelerde 36.232 TL ve büyük ölçekli işletmelerde 85.514 TL olarak hesaplanmıştır. Balık satış fiyatları aynı kaldığı sürece yetiştiricilik faaliyetlerine devlet desteği olmaksızın devam edilemeyeceği maliyet hesaplamalarından açıkça görülmüştür. Devlet desteği olmadan sürdürülecek üretim faaliyeti ile ortaya çıkacak zararları gidermek amacıyla masrafları minimize edici önlemlerin alınması üretici organizasyonu eksikliğinin giderilmesi ve balık fiyatlarındaki istikrarsızlığa çözüm getirecek politikalara önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır
Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programının sosyal ve ekonomik değerlendirilmesi: Batı Akdeniz bölgesi örneği
Bu çalışmada Türkiye genelinde uygulanan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında Antalya, Burdur ve Isparta illerinin içinde bulunduğu Batı Akdeniz Bölgesi'nde söz konusu programdan yararlanan üreticilerin tutum ve davranışları, programdan yararlanmalarında etkili olan faktörler, işletmelerin sosyo-ekonomik, demografik, davranışsal profilleri, işletmelerin faydalarını en üst düzeye çıkaran optimum politika araç ve bileşenleri, işletmelerin programa yönelik tutumları, beklentileri, olası sorunlarının araştırılması amaçlanmıştır.Sanayileşme ile birlikte dünyada ekonomik alanda büyük değişiklikler yaşanmış, kentsel alanlar, kalkınmanın ve gelişmenin odak noktaları olduğu kabul edilmiştir. Bunun sonucunda kentsel alana verilen önem artmış, kırsal alan göz ardı edilmiş, bölgesel dengesizlikler ortaya çıkmıştır. Ancak birçok ülkede son yıllarda kentsel ve kırsal alanların bir bütün olduğu, toplumsal kalkınma için bölgeler arasında ayrımın yapılamayacağı düşüncesi kabul görmeye başlamıştır.Türkiye'de kırsal kalkınma çalışmaları Cumhuriyetin ilk yıllarında başlamış daha sonraları planlı dönemle birlikte kırsal alan için gerekli altyapı ve diğer devlet hizmetlerinin etkin bir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar, stratejiler, projeler ve programlar geliştirilmiştir. Bunlardan birisi de 2006 yılında yürürlüğe giren KKYDP'dır. Program ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması amaçlanmaktadır. Programda ekonomik faaliyetlere ve altyapıyı iyileştirmeye yönelik yatırımlara destek verilmektedir. Program, il bazında yapılan bir uygulama olması nedeniyle Türkiye'de ilktir.Çalışmada araştırma alanı, Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi seçilmiş ve bölgede KKYDP'ndan yararlanan toplam 96 adet işletme ile yüz yüze görüşmeye dayalı anket uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmada öncelikle bölgedeki işletmeleri tanımlayıcı özellikleri ortaya konulmuştur. Çalışmanın ekonomik analiz kısmı ise üç aşamalı olarak gerçekleştirilmiş olup işletmelerin KKYDP'nı tercihinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi, işletmeleri yatırıma yönlendiren etkenlerin neler olduğunun ortaya konulması için Faktör Analizi, işletmelere maksimum faydayı sağlayacak optimum kırsal kalkınma politika seti ile üreticilerin tarım politikası kararları ile ilgili özelliklerinin etki derecelerinin belirlenmesi için Conjoint Analizi ve programdan yararlanma düzeylerine göre üreticilerin gruplara ayrılması ve her bir alt grubun profilinin ortaya çıkarılması amacıyla Cluster Analizi uygulanmıştır. Yapılan analizlerle hibe desteğinden yararlanan işletmelerin ileriki dönemlerde verilecek desteklerden yararlanma nedenleri, şekilleri ve hangi işletme tipinin hangi desteklemeyi tercih ettikleri ortaya konulmuştur.Araştırmada Faktör Analizinde programdan yararlanan işletmelerin bu destekten yararlanmasında etkili olan 12 adet değişken 3 faktörde birleştirilmiş olup bu faktörler ?desteğin bölgeye uygunluğu ve destek hakkında bilgi sahibi olma?, ?desteğin istihdam olanağı? ve ?desteğin çevreye duyarlılığı? şeklindedir. Conjoint Analizinde, bireylerin tarımsal destekleri tercih etmelerinde etkili olabilecek 5 temel faktör; destekleme şekli, destekleme miktarı (oranı), destekleme alanı, yatırım süresi ve vergi muafiyeti olarak belirlenmiştir. Bireylerin destekleme tercihinde en önemli faktörün "destekleme alanı" olduğu ortaya çıkmıştır. Destekleme alanının destekten yararlanma kararındaki etki derecesi %38.23, bunu "yatırım süresi" (%16.25), "destekleme şekli" (%15.57), "vergi muafiyeti" (%15.42) ve "destekleme miktarı" (%14.53) izlemektedir. Kümeleme analizinde ise program desteklerinden yararlanan işletmeler 2 kümede tanımlanmış ve 1. kümede yer alan bireyler toplam kitlenin %54'ünü ve 2. kümede yer alanlar toplam kitlenin %43'ünü tanımlayacak şekilde bulunmuştur.Bu çalışmada, elde edilen sonuçlar doğrultusunda kırsal alana yapılacak desteklemelerde, işletmelerin destekleme programının ne tür özelliklerinden dolayı seçtikleri, işletmelerin hangi özelliklerine göre destekten yararlandığı ve işletmelerin toplam faydasını maksimum yapan destekleme kombinasyonunun neler olduğu Batı Akdeniz Bölgesi'nde KKYDP'ndan yararlanan işletmeler örneği üzerinden gerçekleştirilmiştir.
Antalya ili Merkez ilçede aşılı ve aşısız fide ile cam serada tek ürün domates üretiminin ekonometrik analizi
Bu çalışmanın amacı Antalya ili Merkez ilçede aşılı ve aşısız fide ile cam serada tek ekim domates üretiminin ekonometrik analizinin yapılmasıdır. Araştırma kapsamında domates üretim faaliyetinin ekonomik analizi, aşılı ve aşısız fide kullanılarak yapılan domates üretiminde enerji kullanım etkinliği, aşılı ve aşısız fide seçiminde etkili olan faktörlerin belirlenmesi ve domates üretiminde maliyet etkinliği analizi yapılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler 2008-2009 yılında Antalya ili Merkez ilçedeki basit tesadüfi örnekleme yöntemine göre belirlenen 180 işletmeden anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmanın ekonomik analizi sonuçlarına göre aşılı fide ile yapılan domates üretiminde dekar başına net kâr ise 3.963,98 TL, aşısız fide ile domates üretiminde dekar başına net kâr ise 6.551,78 TL olarak bulunmuştur. Aşılı ve aşısız fide kullanılarak yapılan domates üretiminde enerji kullanım etkinliğinin belirlenmesinde enerji çıktı-girdi oranı, spesifik enerji ve enerji verimliliği hesaplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre aşısız fide ile üretimde enerji etkinliği daha yüksek bulunmuştur. Üreticilerin fide seçimlerine etki eden faktörlerin belirlenmesinde Logit analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre domates üretimi yapılan sera genişliği değişkeni %10, üreticinin eğitimi değişkeni %5, üretimini yaptıkları domates ürününün ortalama satış fiyatı %1 ve fide fiyatı değişkenleri %0,1 önem seviyesinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmada modele dahil edilen üretici yaşı, deneyimi ve üretim miktarı değişkenleri anlamlı bulunmamıştır. Araştırmada cam serada aşılı ve aşısız fide ile tek ürün domates üretiminin yapıldığı işletmelerde etkinsizliğin nedenlerini açıklamak için stokastik sınır maliyet yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre aşılı fide ile domates üretimi yapan işletmenin ortalama maliyet etkinliği 1,000004 olarak tahmin edilmiştir. Bu sonuç işletmecilerin minimum maliyet oranında üretim yaptıkları anlamına gelmektedir. Diğer yandan aşısız fide ile domates üretimi yapan işletmelerde toplam üretim maliyetindeki yaklaşık %97'lik varyasyon, üreticilerin maliyet etkinliklerindeki farklılıklardan kaynaklanmaktadır.
Antalya ilinde sera işletmelerinde çalışma koşullarının işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Antalya ilinde sera işletmelerinde çalışanların nitelikleri, davranışları, çalışma koşulları, sağlık ve güvenlik açısından karşılaşabilecekleri riskler, risklerle ilgili bilgi düzeyleri ve risklerden korunma yöntemleri araştırılmıştır. Çalışanların çalışma koşullarından kaynaklanan riskler ve risklere karşı alınması gereken önlemler konusunda önemli ölçüde bilgi sahibi değillerdir. Yanlış tutum ve uygulamalarda bulundukları, sağlıkla ilgili şikayetlerinin olduğu ve çeşitli kazalar geçirdikleri tespit edilmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılması gerekenlerle ilgili öneriler getirilmiştir.
Yaş meyve sebze ihracatında kullanılan lojistik uygulamaları üzerine bir çalışma: Antalya ili örneği
Antalya ili serada sebze yetiştiriciliğinde teknoloji kullanım düzeyinin ekonomik ve politik analizi
Hızla artan dünya nüfusu ve kişi başına gelir, tarımsal ürünlerin talebini aynı oranda artırmaktadır. Artan talep, tarım sektöründe kullanılan kaynaklar üzerinde her geçen gün artan baskıyı beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, sektörde kullanılan kaynakların marjinal verimliliğinin artırılması amacıyla teknolojinin ve yeniliğin benimsenmesi için uygulanacak politikalar büyük önem arz etmektedir. Tez araştırması sahası olarak üretim-teknoloji ilişkisinin görece belirgin ve ölçülebilmesinin mümkün olduğu sera sebze yetiştiriciliği, araştırma sektörü olarak belirlenmiştir. Yüz yüze anket yapılması amacıyla, Kumluca, Serik, Gazipaşa ve Konyaaltı ilçelerinde geleneksel topraklı cam ve polietilen ve modern topraksız polikarbon seralarda sebze üretim yapan işletmeler arasından, tabakalı tesadüfü örnekleme yöntemi ile 151 geleneksel topraklı cam ve plastik ve 18 adet modern topraksız polikarbon serada sebze üretimi yapan işletme belirlenmiştir. Neyman yöntemi ile tespit edilen işletmelerden anket vasıtasıyla elde edilen veriler yardımı ile 169 işletmede üretici demografik yapısı ve işletme özellikleri, seralarda kullanılan sera yapı ve üretim teknolojilerin envanteri çıkarılmıştır. Ayrıca homojen bir örnek elde etmek adına 169 işletmeden tek ürün domates üretimi yapan 47 topraklı cam, polietilen sera ile 18 topraksız polikarbon sera tespit edilmiştir. Belirlenen seralara ait dekara sabit ve değişken maliyet, üretim değeri, brüt kar, net kar gibi yıllık faaliyet sonuçları, dekara yatırım miktarı, geri ödeme süresi, fayda-masraf oranı, başabaş noktası, net bugünkü değer, iç karlılık oranları, "Veri Zarflama Analizi" (VZA) yöntemi ile işletmelerin devlet desteğinden yararlandığı ve yararlanmadığı durumlarda teknik etkinlikleri hesaplanmıştır. Son olarak 169 işletmenin T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından örtüaltı tarıma yönelik olarak verilen teşviklerden yararlanan topraklı ve topraksız tarım işletmelerinin mevcut durum ve eğilim değerlendirmesi yapılarak araştırma bulguları tartışılmış, karşılaştırılmış ve sonuçlandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, modern ve geleneksel örtüaltı sebze üretimi yapan işletmelerin yapısal olarak birbirlerinden farklı olduğu belirlenmiştir. Modern topraksız sebze işletmelerin sermaye yoğun işletmeler ve yönetim yapıları görece geleneksel işletmelerden daha planlı ve alınan kararların daha kurumsal olduğu tespit edilmiştir. Modern topraksız işletmelerin yapısal problemlerden kaynaklı sorunlarının azlığı ve bilgi ve mali sermaye yoğun işletmeler olmasından dolayı, yerel ve ulusal politikaya nüfus etme ve baskı grubu oluşturma açısından, geleneksel işletmelere göre daha baskın bir konuma sahip oldukları belirlenmiştir. Dekardan elde edilen domates üretimi açısından, modern topraksız tarım işletmeleri, geleneksel işletmelere göre yaklaşık iki kat fazla ürün almaktadır. Benzer şekilde, dekara domates üretimi için yapılan maliyetler arasında topraksız tarım işletmesi ile geleneksel cam ve polietilen sera arasında yaklaşık iki kat fark bulunmaktadır. Fakat topraksız tarım işletmelerinin domates kilogramı için aldıkları fiyat, üretimin izlenebilir olması, çeşit, ürün kalitesi, pazarlama olanaklarının güçlü olması gibi nedenlerden dolayı % 30 daha fazla olmaktadır. Net kar geleneksel cam seralarda 7.367,45 TL/da, geleneksel polietilen seralarda 3.796,66 TL/da ve modern polikarbon seralarda 16.966,5 TL/da olarak hesaplanmıştır. Topraksız tarım için uygun olan polikarbon seranın ortalama dekara inşaat yatırım maliyeti 117.000 TL, cam sera maliyetin 55.000 TL, polietilen seranın ise yaklaşık 23.000 TL olduğu, sera imalatı yapan yüz yüze firma görüşmelerinden tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında ele alınan bu üç tip seranın finansal analizi yapıldığında, yatırımın geri ödeme süresi açısından cam sera birim yatırımın en uzun sürede (7,42 yıl), polietilen sera ise en kısa sürede finanse edildiği sera tipi (6,05 yıl) olduğu belirlenmiştir. Cam sera masraf ve karın kesiştiği nokta (başabaş noktası) için gerekli olan üretim miktarının 6.924 kg ile en az olduğu sera tipidir. Fayda-masraf oranı açısından geleneksel cam sera 1,49 ile en yüksek orana sahiptir. Net bugünkü değer (28.371,05 TL) ve iç karlılık oranı (% 25,16) bakımından topraksız polikarbon sera, cam ve polietilen seraya göre önemli bir avantaja sahiptir. Modern topraksız sera için 12 adet, topraklı sera için 11 adet değişken girdinin, fiziksel değerleri ölçeğe sabit getiri varsayımı altında VZA ile etkinlik değerlendirmesine tabi tutulmuştur. Son girdi olan diğer girdiler kaleminden, her işletmenin devletten almış olduğu destekler çıkarılarak, destek öncesi ve destek sonrası etkinlik değerleri karşılaştırılmış ve modern topraksız işletmelerin ortalama teknik etkinlik değerlerinin (0,952 ve 0,953), geleneksel işletmelerin teknik etkinlik değerlerine (0,839 ve 0,843) göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Fakat devlet desteği öncesi ve sonrası işletmelerin tamamı için hesaplanan ortalama teknik etkinlik değerlerinin her iki tip işletme için fazla değişmediği hesaplanmıştır. Son olarak bir takım şartlara bağlanan devlet desteklerinden yararlanma söz konusu olduğunda, yapısal problemi olmayan topraksız modern tarım işletmelerinin bu desteklerden oran olarak daha fazla yararlandığı tespit edilmiştir.
Türkiye'de sebze tohumu dış ticaretine yönelik izlenen politikaların etkilerinin swot ve sor analizi ile incelenmesi: Antalya ili örneği
Bu çalışma ile sebze tohumculuk sektörünün Türkiye ekonomisi ve dış ticaretindeki yeri ve önemi vurgulanmış, ithalatçı ve ihracatçı firmaların sorunları ve beklentileri Antalya ili esas alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de sebze tohumu dış ticaretine yönelik izlenen politikaların etkilerinin değerlendirilmesi için Antalya ilindeki 45 adet sebze tohum firmasına sebze tohumu ihracatları ve ithalatları, uygulanan politikalar gibi konularda yüz yüze anket uygulanmış, veriler SPSS paket programına girilmiş, elde edilen sonuçlar SWOT ve SOR Analizi ile değerlendirilmiştir. SWOT Analizi, bir olgunun güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditleri analiz eden bir stratejik planlama metodudur. SOR analizi, SWOT analizinin çıktılarını kullanarak stratejiler geliştirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Antalya'da tohumluk ithalatçısı ve ihracatçısı konumunda yerleşik bulunan işletmelerin sayısının fazla olmaması sebebiyle, anket tam sayım metodu ile tüm ana kitleye yönlendirilmiştir. Yapılan anketler ve gerçekleştirilen görüşmelerle ulaşılan sonuçlar doğrultusunda uygun çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de portakal pazarlaması etkinlik analizi
Türkiye'nin tarımsal üretim ve ihracat potansiyeli açısından avantajlı bir konuma sahip olduğu üretim sektörlerinden birisi yaş meyve sebze üretim grubudur. Bu sektörün dikkat çekici ürün grubu olan narenciye üretimi ise yaklaşık 145 bin işletmede sürdürülmektedir. Üretilen başlıca narenciye türleri portakal mandarin limon ve altıntoptur. Ülkemiz ekolojik koşulların ve coğrafi konumun sağladığı üretim avantajının iç ve dış pazar ekseninde yeterince değerlendirilememesi ve pazarlama sorunlarının gündeme gelmesi, söz konusu sorunların çözümüne yönelik çalışmaları önemli hale getirmektedir. Dünya ticaretinde tarımsal ürünlerde daha fazla söz sahibi olma isteği benzer üretim yapısı ve potansiyeline sahip olan ülkelerin ortak amacı olarak gelişim göstermektedir. Bu durum tüm dünyada yaygınlaşan sürdürülebilir pazarlama anlayışının önemini gündeme getirmekte ve konunun yaş meyve sebze sektöründe ihracat geliri yönünden önemli bir yere sahip olan narenciye ürünleri açısından değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu araştırmada Türkiye'de portakal pazarlama etkinliğinin üretici düzeyinde belirlenmesi ve pazarlama olanaklarının geliştirilmesine yönelik politikaların üretilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'de portakal üretiminin yoğunlaştığı Akdeniz Bölgesi kıyı şeridinde yer alan Adana, Antalya, Mersin ve Hatay illeri araştırmanın alan kapsamı olarak dikkate alınmıştır. Çalışmada 145 portakal üreticisi ile yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilen anket uygulamasından elde edilen birincil veriler kullanılmıştır. Örnek işletme seçimi tabakalı örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Üretici düzeyinde elde edilen mikro verilerin analiz ve değerlendirilmesi SPSS 18.0 programında yapılmıştır. Araştırmada veri analiz yöntemi olarak Basit Tanımlayıcı İstatistikler, Likert Ölçeği, Faktör Analizi, Lojistik Regresyon Modeli ve Veri Zarflama Analizi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, portakal üreticilerinin 51 yaş ve 8,4 eğitim yılında yoğunlaşan, % 30,3 düzeyinde tarım dışı işlere yönelen bir profile sahip oldukları görülmektedir. Portakal pazarlamasına yönelik yargılarda 4,18 ortalama ve 1,013 standart sapma değeri ile "Üründe markalaşma ve marka değerinin önemli olduğu" ortaya çıkmaktadır. Portakal pazarlamasında en önemli sorun ise % 35,2 ile "Fiyat İstikrarsızlığı" olarak belirlenmiştir. Portakal işletmelerinde pazarlama ve hizmetlerine yönelik bilgi düzeyinin yetersizliği bir diğer önemli sorun olarak görülmektedir. Bununla birlikte portakal üreticilerinin % 78,2'sinin pazarlama hizmetlerini gerçekleştirebilecek bir alt yapıya da sahip olmadıkları sonuçlara yansımaktadır. Üreticilerin portakal pazarlamasını etkileyen faktörlerin analizinde, "Dış Pazar Gelişimi", "Tanıtım ve Örgütlenme Faaliyeti", "Talep ve Fiyat İstikrarı", "Yurt İçi Pazarlama Organizasyonu", "Markalaşma", "Pazar ve Pazarlama Bilgisi", "Yetiştiricilik Bilgisi" belirlenmiştir. Portakal pazarlama etkinliğinin analizinde ise, üreticilerin var olan koşulda pazarlama etkinlik düzeyi düşük seviyede bulunmuştur. Bu boyutta portakal satış şekli ve satışın gerçekleştirildiği kişi veya nokta pazarlama etkinliğini arttırıcı değişkenler olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda üreticilerin ürününü ihracatçı tüccara satma olasılığı pazarlama etkinliğini % 80 oranında arttırırken, satış şeklinin alivre satış olma olasılığının etkinliği % 74 oranında arttırdığı sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Portakal, pazarlama etkinliği, faktör analizi, veri zarflama analizi, logistic regresyon, Türkiye.
Dünya ticaret örgütü reformları ve gelişmekte olan ülke tarımına etkileri
Türkiye'de zeytinyağında kalite ve markalaşmanın incelenmesi
Türkiye, dünya zeytin ve zeytinyağı üretiminde önemli üretici ülkeler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin kaliteli ve markalı üretime önem veren, özel ve özenli üretim yapan, kendilerini butik üretici olarak ifade eden ulusal ve uluslararası zeytinyağı kalite yarışmalarına katılarak ödül alan ve kalite markalarını tescillendiren 21 adet, firma yönetici / firma sahipleri ile görüşülmüştür. Bu firmalardan 5 adedi uluslararası, 8 adedi ulusal ve 8 adedi hem ulusal hem de uluslararası yarışmalara katılmışlardır. Bu araştırmada iki yöntemden yararlanılmıştır. Birinci olarak kullanılan nitel yöntemde, yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat sonucu elde edilen veriler, birincil, ikincil ve üçüncül kodlarla anlamlı bir bütünlük oluşturularak sınıflandırılmıştır. İkinci olarak kullanılan nicel yöntemde ise firmaların ve işletmecilerinin sosyo- demografik özellikleri, işletme kapasiteleri ve marka, marka tanınırlığı ve yarışmalardan aldıkları ödül durumları Kruskal Wallis Testi ile gruplar arasında farklılıklar açısından incelenmiştir. Araştırmada, kaliteli ve markalı zeytinyağı üretimini; zeytinin çeşit özelliği, yöre, iklim, toprak, uygulanan kültürel işlemler ve en önemlisi de yoğun emekle ürünün hasat edilmesi vb. bazı kriterlerin etkilediği tespit edilmiştir. Üretim sürecinde özeni artıran her faktör maliyetleri arttırdığı ve artan bu maliyetlerin satış fiyatlarına yansıması nedeniyle özel (butik) üretim yapan firmaların satış fiyatlarının yüksek olduğu görülmüştür. Diğer yandan ulusal ve uluslararası yarışmaların kalite ve markalaşma sürecini olumlu etkilenmekte olduğu, firmaların ulusal ve uluslararası rekabet güçlerini test edildiğini ve uluslararası platformda tanınırlıklarını sağladığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Zeytinyağı, kalite, markalaşma, ödül, yarışmalar, butik üretim
Antalya ili Merkez ilçesindeki süt sığırı yetiştiricileri birliği üyesi olan ve olmayan işletmelerde toplumsal cinsiyet analizi bilgi kaynakları
Bu araştırmada, Antalya ili Merkez İlçesindeki süt sığın yetiştiricileri birliği üyesi olan ve olmayan işletmelerin sosyo-ekonomik ve genel özellikleri tespit edilmiş, ayrıca bilgi kaynakları ve toplumsal cinsiyet analizi (Gender Analysis)'den elde edilen veriler karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Araştırmanın verileri birliğe üye olan işletmelerin bulunduğu 8 köyden (Yeniköy, Yeşilbayır, Kovanlık, Karataş, Yağca, Bıyıklı, Aşağıoba, Dereli) elde edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen veriler süt sığırı yetiştiriciliğinde aile bireylerinin rollerini, katkılarım ve katılımlarını ortaya koymuştur. Araştırmada üreticilerin seçilmiş bazı özellikleri ile birliğe üye olup olmama arasındaki olası istatistiki ilişki ki-kare testi ile saptanmıştır. Ki-kare testinin uygulanamadığı durumlarda ise oranlar arası farka ait hipotez kontrolü (Z dağılımı) yapılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Toplumsal Cinsiyet Analizi, Bilgi Kaynaklan, Hayvansal Üretim Faaliyeti, Süt Sığırı Yetiştiriciliği JÜRİ: Yrd.Doç.Dr.Orhan ÖZÇATALBAŞ (Danışman) Yrd.Doç.Dr.Cengiz SAYIN Doç.Dr.Coşkun CEYLAN
Antalya ilinde ihracata yönelik kesme çiçek üretimi ve ihracat yapısının incelenmesi
ÖZET ANTALYA İLİNDE İHRACATA YÖNELİK KESME ÇİÇEK ÜRETİM VE İHRACAT YAPISININ İNCELENMESİ Yavuz TASCIOĞLU Yüksek Lisans Tezi, Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı. Danışman: Yrd. Doç. Dr. Cengiz SAYIN Mayıs 2003, 112 Sayfa Türkiye'de kesme çiçek üretimi ve ihracatı yeni olmakla birlikte gelişme aşamasındadır. Bu nedenle faaliyet alanının gerek tarımsal üretime gerekse ihracata katkı sağlayacak potansiyelde olması konuyu incelemeye değer kılmıştır. Bu çalışmada, Antalya ilinde ihracata yönelik kesme çiçek üreten işletmeler ve ihracatçı firmalar incelenmiş, kesme çiçek üretim ve ihracat yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, araştırma kapsamındaki firmaların, üretim, pazarlama, dış ticaret yapısı ve sözleşmeli yetiştiricilik uygulaması yaptıkları üreticilerle anket yoluyla görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de kesme çiçek ihracatı yapan 123 firma bulunmakta olup firmaların tamamı Antalya Kesme Çiçek İhracatçılar Birliği'ne kayıtlıdır. Bu firmaların 70 adedi ihracata yönelik üretimin yoğunlaştığı Antalya ilinde olmakla birlikte ihracatın % 80'i bu ilden ve Antalya Kesme Çiçek İhracatçılar Birliği'nden yapılmaktadır. Araştırma bulgularına göre, kesme çiçek üretiminde çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. Bunlardan en önemlileri üretim materyalinin dışa bağımlı olması, üretimin tek türde yoğunlaşması ve deneyimli eleman eksikliğidir. Kesme çiçek pazarlanmasında da tek pazara ve tek ürüne bağımlılık ile hava taşımacılık maliyetlerinin yüksek olması gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ayrıca araştırma bölgesinde 68 üreticinin, devletin ihracatı ve sözleşmeli yetiştiriciliği teşvik amaçlı olarak verdiği ihracat iadesi yardımlarından yararlanmış olup bu üreticilerin % 85,3 'ünün yapılan uygulamadan memnun oldukları görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Kesme Çiçek, Devlet Yardımları, Antalya, Sözleşmeli Yetiştiricilik, İhracat, İhracat İade Yardımı, Okşin JÜRİ: Yrd. Doç. Dr. Cengiz SAYIN (Danışman) Prof. Dr. Ayhan TUFAN Doç. Dr. Burhan ÖZKAN
Avrupa Birliği'nde EUREPGAP uygulamalarının yaş meyve-sebze ihracatımıza olası etkileri
ÖZET AVRUPA BİRLİĞİ'NDE EUREPGAP UYGULAMALARININ YAŞ MEYVE ve SEBZE İHRACATIMIZA OLASI ETKİLERİ M. Nisa MENCET Yüksek Lisans Tezi, Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Cengiz SAYIN Ocak 2005, 99Sayfa Uluslararası ticarete konu olan tarım ürünlerinin miktar ve çeşitliliğindeki artışla birlikte, dünyadaki ülkeler ve bölgeler arasındaki ticaretin düzenlenmesi gerekliliği ve tüketicilerin gıda güvenliğine yönelik taleplerin karşılanabilmesi amacıyla tarım ve gıda standartları oluşturulmuştur. Bu kapsamda tarım üreticileri ve perakendeciler arasında, 1997 yılında Avrupalı Perakendeciler Çalışma Grubu'na bağlı perakendecilerin girişimi ile EUREPGAP uygulamaları başlamıştır. Bu uygulama ile Avrupa Birliği ülkelerindeki büyük perakendeci kuruluşlar, tüketicilerin sağlıklı tarımsal ürünler tüketmelerini sağlamak için, AB ülkelerinde yetiştirilen ve AB'ne ithal edilen tarımsal ürünlerde aranan minimum standartlar hakkında yeni düzenlemelere uyum şartı getirilmiştir. Yaklaşık 1,5 milyon ton olan yaş meyve sebze ihracatının % 50'ye yakım Türkiye'nin en önemli hedef pazarlardan birisi konumunda olan AB 'ye yöneliktir, olup bunun yanında yaş meyve sebze ihracatı iç piyasa fiyatının dengelenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir Bu nedenle çalışmada, AB'deki EUREPGAP uygulamaları ve bu gelişmenin yaş meyve-sebze ihracatımıza olası etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, ikincil kaynaklardan elde edilen veriler ve bu konuda yapılmış araştırma sonuçlan kullanılmış, yaş meyve ve sebze pazarlamasında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri tartışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: EUREPGAP, gıda güvenliği, yaş meyve-sebze ihracatı, AB JÜRİ: Yrd. Doç.Dr. Cengiz SAYIN (Danışman) Prof. Dr. Burhan ÖZKAN Prof Dr. M. KOÇ
Tarım politikaları ve zaman serileri analizi: Türkiye'de pamuk fiyatlarına bir uygulama
Pamuk ürünü gerek bölgemiz ve gerekse ulusal ve uluslararası boyutta oldukça stratejik bir üründür. Türkiye pamuk üretiminde önceleri kendine yeterli bir ülke iken son yıllarda dünya fiyatlarındaki değişkenlik, girdi maliyetlerindeki artış, tekstil sektörünün artan hammadde ihtiyacı ve karşılaştırmalı üstünlüklerin azalması gibi nedenlerle önemli bir ithalatçı konumuna gelmiştir. Bu çalışmada pamuk üretimi ile fiyatlar etkileşimi zaman serileri kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada pamuk üretimi, borsada oluşan pamuk fiyatı ve mazot fiyatı arasındaki ilişki VAR yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgulara göre bir önceki yılın üretim miktarı ve pamuk fiyatı üretim üzerinde önemli faktörler olarak bulunmuştur. Nedensellik analizi ise mazot fiyatı ile üretim arasında güçlü bir ilişki bulmuştur. Bu durum mazot fiyatlarındaki artışın pamuğun tekstil sanayinde alternatifi olan yapay dokuma ürünlerinin maliyetini ve dolayısıyla imalat aşamasında talebi azaltması nedeniyle tekstil sektörünün pamuk talebinin artması ile açıklanabilir. Etki tepki fonksiyonu tahminleri ise piyasalarda oluşacak herhangi bir şokun pamuk üretimi üzerinde negatif fiyatlar üzerinde ise artırıcı etkide bulunacağını göstermiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular göz önüne alındığında pamuk üretiminde piyasada önceki yılda oluşan fiyatın belirleyici unsur olduğu ortaya çıkmaktadır. Mazot fiyatları ise üretim kararında önemli bir belirleyici unsur olmamakta ancak ikame ürünlerin talebini etkilemesi dolayısıyla dolaylı olarak üretimi etkilemektedir. Bunun yanında özellikle son yıllarda mazot fiyatları ile üreticinin eline geçen pamuk fiyatları arasındaki fark pamuk fiyatları aleyhine artmıştır. Bu durum hem üreticilerin reel gelirlerinin düşmesine hem de tekstil sektörün hammadde ihtiyacının iç kaynaklarla sağlama güvenliğini azaltmaktadır. Bu nedenle tarım politikaları içerisinde girdi fiyatlarının dünya standartlarında sağlanması ve gelire yönelik desteklerin bu yönde yeniden dizayn edilmesi yararlı olacaktır.Anahtar sözcükler: Pamuk, Zaman Serileri, VAR
Aydın ilinde etlik piliç işletmelerinin ekonomik analizi ve pazarlama durumu
Bu çalışmada, Aydın yöresinde sayıları hızla artan, etlik piliç yetiştiriciliği yapan işletmelerin, yapısal ve ekonomik analizlerine olanak verecek veriler, bir survey çalışmasıyla derlenmiş ve gerekli analizler yapılarak yorumlanmıştır. Ayrıca, Avrupa Birliği (AB)'ne tam üyelik süreci ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Tarım Anlaşmalarının ülkemiz etlik piliç sektörüne etkileri tespit edilmiştir. Bu çerçevede, mevcut sorunlar belirlenerek, sorunların çözümüne yönelik kimi öneriler getirilmiştir. Araştırma yöresinde, faal durumda bulunan 69 adet işletme tespit edilmiştir. Anket uygulanacak örnek sayısı, yapılan hesaplamalar sonucunda 30 adet işletme olarak belirlenmiştir. Bu işletmelerden 28 adedi sözleşmeli, 2 adedi serbest koşullarda üretimde bulunmaktadır. İncelenen işletmelerin sahip oldukları kümes sayısının, 1.07-3.00 adet arasında değiştiği, ortalama olarak 1.63 adet olduğu belirlenmiştir. İşletmelerde, işletmeci yaş ortalaması 40.90 olup, etlik piliç yetiştiricilik deneyimleri 6.87 yıldır. İşletmecilerin öğrenim durumları, genelde ortaokul ve lise düzeyindedir. İşletmelerde, aktif içinde en büyük payı (%41.46) bina varlığı ve alet-makine varlığı (% 19.75) oluşturmaktadır. İşletmelerde ortalama kesim süresi 41.50 gün olarak tespit edilmiştir. İşletmelerde bir pilicin, bir devrede ortalama 3.60 kg yem tükettiği belirlenmiştir. İşletmelerde kesim yaşındaki bir pilicin, ortalama 1.9 kg canlı ağırlığa sahip olduğu belirlenmiştir. İşletmelerde, yemden yararlanma oranının, ortalama olarak 1.93 olduğu tespit edilmiştir. Yemden yararlanma oranının bir başka ifadesi olan, randıman oranının da %5 1.80 olduğu belirlenmiştir.-96- İşletmelerin serbest çalıştığı varsayımından hareket edilerek, işletmeler ortalamasında üretim masraflarının %67.95'ini yem masrafları, %17.37'sini civciv masrafları, %14.68'ini de diğer masraflar oluşturmaktadır. İşletmelerde canlı ağırlık birimi başına düşen net gelir ortalama 35829.24 TL/kg'dır. Sektörde, sözleşmeci firmaların ve dolayısıyla etlik piliç işletmelerinin, hibrit civciv temininde karşılaştıkları güçlükler, yüksek yem maliyetleri, gerek girdi gerekse ürün fiyatlarında görülen istikrarsızlıklar, tavuk hastalıkları, teknik eleman ve kalifiye işçi eksikliği, kredi, pazarlama ve ihracat sorunları bulunmaktadır. AB'ne tam üyelik sürecinde ve olası tam üyelik durumunda, AB tarım fonlarından yeterli destekler alınabilecektir. Bu yardımları, DTÖ- Tarım Anlaşmaları tamamlanmadan, etlik piliç sektöründeki yapısal problemleri çözebilmek için kullanmamız durumunda, yoğun rekabetin yaşandığı dünya piyasalarına uyum sağlayabilmemizin mümkün olacağı tespit edilmiştir.
Aydın ili işletmelerinde bitkisel üretim faaliyetlerinin verimliliklerinin belirlenmesi
109- OZET İnsanların beslenmesi için gerekli temel besin maddelerinin büyük bir bölümü bitkisel ürünlerden sağlanmaktadır. Tarım alanlarının hızla gelişen nüfusun ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için anahtar kelime verimliliktir. Bu çalışmada bitkisel üretim işletmelerinin yapısal özelliklerinin ve verimlilik düzeylerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Bu amaçla Aydın ili merkez ilçede faaliyet gösteren bitkisel üretim işletmelerinden tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 84 işletmeden yüz yüze görüşme yoluyla toplanan veriler, işletme büyüklükleri itibariyle analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. İşletmelerin kısmi ve toplam faktör verimlilik değerleri hesaplanmış, etkinlik değerlerinin belirlenmesinde veri zarflama analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizlerde işletmelerin yapısal özellikleri, ürün gruplarının brüt marj değerleri, tarımsal gelir, kısmi verimlilikler, toplam faktör verimliliği ve girdilere yönelik etkinlik sonuçlan bakımından beş işletme büyüklük grubu arasında bazı farklılıklar saptanmıştır. Saptanan bu farklılıkların nedenleri yapılan analizlerle ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İşletmelerin genelde %43 etkinlikle çalıştıkları ve sadece dört işletmenin %100 etkin olarak çalıştığı belirlenmiştir. İşletmelerin etkinlik sonuçlarında değişime yol açtığı düşünülen unsurlar istatiksel bakımından analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. İşletmelerin girdileri kullanmadaki etkinliklerine göre genel olarak kaynakların azaltılarak aynı üretim değerinin elde edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Aydın ilinde pazara yönelik süt sığırcılığı işletmelerinin verimliliklerinin belirlenmesi
insan beslenmesinde büyük öneme sahip olan hayvansal ürünlerden bir tanesi desüttür. Süt sığırcılığının artan nüfusun süt ihtiyacına cevap verebilmesi verimliliği artırmaklamümkün olabilecektir.Aydın ili Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne 2005 yılında kayıtlı olan 1429işletmeden tabakalı tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 100 tanesiyle yapılan anketlerden eldeedilen sonuçlar bu araştırmanın verilerini oluşturulmuştur. Bu 100 işletmenin 60 tanesi 2-10baş, 23 tanesi 11-20 baş, 17 tanesi de 21 - + baş hayvan varlığına sahip işletmelerdir.Sırasıyla bu işletmeler 1., 2., ve 3. grup işletmeler olarak adlandırılmışlardır.Hazırlanan bu verilerden yola çıkarak bu işletmelerin temel yapısal özellikleri ortayakonulmuştur. Bunun yanında işletme gruplarının ekonomik analizleri yapılmış, bir litre çiğ sütmaliyetleri hesaplanmış, kısmû verimlikleri ve etkinlikleri analiz edilmiştir. Araştırmanınsonunda bu işletme gruplarının toplam faktör verimlilikleri ortaya konulmuş ve üreticiler veişletmelerin bazı özelliklerinin etkinliğe etkileri araştırılmıştır.ncelenen işletmelerin brüt üretim değerinin %63,37'sini süt satışı gelirlerioluşturmaktadır. %7,50'lik pay reforme inek satışlarından elde edilen gelire aittir. Diğerhayvan satışları (buzağı, tosun vb.) %9,39, çiftlik gübresi ise %19,74'lük paya sahiptir.şletmeler genelinde brüt üretim değeri ortalaması 52662,84 YTL'dir. Brüt üretim değerininbüyükbaş hayvan birimine ortalaması 2311,50 YTL'dir.ncelenen işletmelerin değişken masraflarının %72,82'sini yem giderleri, %2,39'unugeçici işçi giderleri, %6,84'ünü veteriner ve ilaç giderleri, %3,94'ünü suni tohumlamagiderleri, %11,60'ını akaryakıt giderleri, %0,52'sini tuz ve vitamin giderleri, %0,92'sini merave otlak giderleri, %0,96'sını ise nakliye giderleri oluşturmaktadır. şletmeler genelindedeğişken masraflar (girdiler) 31191,70 YTL'dir. Büyükbaş hayvan birimi başına değişkenmasraflar 1369,08 YTL'dir.şletmelerin ortak masrafları olan daimi işçi giderleri 1823 YTL, akaryakıt giderleri3619,50 YTL, vergi ve harçlar 331,56 YTL, sigorta giderleri de 1063,30YTL'dir. Ortakmasraflar toplamı işletmeler genelinde 6837,41 YTL'dir.Brüt üretim değerinden değişken girdilerin çıkartılmasıyla bulunan brüt marjişletmeler genelinde 21471,14 YTL'dir. Büyükbaş hayvan birimi başına düşen brüt marj942,42 YTL'dir. BBHB başına düşen brüt marj 1072,96 YTL ile 2. grup işletmelerde enyüksektir.Sürü yenileme payı, ahırın normal tamir ve bakım giderleri, alet-ekipman giderleri,daimi işçi ücretleri, arazi kirası, borç faizleri, elektrik, su, vergi ve harçlar, ile sigortagiderlerinden oluşan sabit masraflar işletmeler genelinde 17625,76 YTL'dir. Brüt marjdansabit masrafların çıkartılmasıyla hesaplanan net tarımsal gelire ilave olarak desteklemeödemeleri dahil edilmiştir. Bu şekilde hesaplanan net tarımsal gelir, işletmeler genelinde12419,81 YTL'dir.şletmelerin 1 litre çiğ sütü 0,571 YTL'ye ürettikleri saptanmıştır. Bu rakam 1. grupişletmelerde 0,600 YTL, 2. grup işletmelerde 0,500 YTL ve 3. grup işletmelerde 0,562YTL'dir.şletmelerin kısmû verimlilik hesaplamalarından elde edilen sonuçlar genel olarakişletme ölçeği büyüdükçe verimliliğin de arttığını doğrular niteliktedir. şletmelerde E Gbaşına düşen BÜD 34,94 YTL'dir. Bu rakam 1. grup işletmelerde 20,70 YTL iken 3. grupişletmelerde 64,88 YTL'dir. BÜD'nin toplam aktif sermayeye oranlanmasıyla bulunansermaye verimliliği işletmeler genelinde 0,096'dır. Nisbû kar olarak da tanımlanan değişkengirdilerin verimliliği ise BÜD'nin değişken girdilere oranlanması sonucu bulunmuştur.Değişken girdiler verimliliği 1. grup işletmelerde 1,72, 2. grup işletmelerde 1,84, 3. grupişletmelerde 1,59, genelde ise 1,69'dur. Kısmi verimlilik hesaplamalarının sonuncusu olanhayvan verimlilikleri, BBHB başına 2311,49 YTL, sağmal inek başına 4054,11 YTLbulunmuştur.şletmeler genelinde yapılan etkinlik hesaplamaları sonucunda 15 işletmenin %100etkinlikle çalıştıkları saptanmıştır. Bu işletmelerden 6 tanesi 1.grupta, 5 tanesi 2.grupta, 4tanesi 3. gruptadır. şletmelerin etkinlikleri en düşük %42,58, en yüksek %100, ortalama%79,43 olarak bulunmuştur. Etkinlik değerini maksimize etmek için işgücü kullanımını%24,22 oranında azaltmak, toplam aktif sermaye kullanımını %28 oranında azaltmak,değişken girdileri %24,41 azaltmak, BBHB'ni ise %23,37 oranında azaltmak yerindeolacaktır.Cobb-Douglas üretim fonksiyonu ile işletmelerin TFV'leri hesaplanmış ve işletmegrupları içerisinde TFV'leri en yüksek işletmelerin 1. grupta oldukları saptanmıştır. Cobb -Douglas üretim fonksiyonunu oluşturan parametreler arasında TFV'nin istatistikû anlamda 1.ve 3. grupta anlamlı olduğu, ayrıca genelde de anlamlı olduğu saptanmıştır.Ayrıca istatistikûanlamda önemli olan diğer parametreler değişken girdiler ile BBHB'dir. Kullanılan işgücü iletoplam aktif sermayenin fonksiyonda istatistikû olarak önemli olmadıkları saptanmıştır.şletme etkinliği ile işletme ve üretici özellikleri arasındaki ilişkiyi göstermekamacıyla etkinliği yüksek 50 işletme ile etkinliği düşük 50 işletmeden oluşturulan iki gruba ttesti uygulanmış ve bu test sonucunda işletmecinin yaşının, öğrenim durumunun ve sütsığırcılığı tecrübesinin işletme etkinliğini istatistiki olarak etkilemediği, etkinliği istatistikselanlamda etkileyen işletme özelliğinin sahip olunan BBHB olduğu saptanmıştır.
Türkiye'nin tarımsal ticaretindeki liberalizasyon ve çevre etkileşimi
Genel ve tarımsal ticarette küreselleşme süreciyle hızlanan artış bir yandan üretim, istihdam ve milli gelir üzerinde olumlu etkiler yaratabilirken öbür yandan doğal kaynakların tüketimini hızlandırarak çevreye olumsuz etkilerde de bulunabilmektedir. Türkiye'nin de ticaret hacmi gerek liberalizasyon ve gerekse küreselleşme süreciyle önemli artışlar göstermektedir. Bu süreçte artan ticaretin çevreyi nasıl etkilediğini bilmek ortaya çıkacak sorunların önceden bilinmesinde ve sürdürülebilir bir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde oldukça önemlidir. Bu çalışmada öncelikle Türkiye'nin ekonomi, tarım ve çevre politikaları ile ilgili değişimleri tarihi süreç içerisinde incelenmiş ve Avrupa Birliği çevre politikaları ve tarım ilişkisi irdelenmiştir. Türkiye'nin milli gelirinin, genel ve tarımsal ticaretindeki artışın emisyon hacmine olan etkisi Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE) yöntemiyle incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada 1968?2000 arası yıllık zaman serisi verileri kullanılmış, CO2 emisyon düzeyi bağımlı değişken, milli gelir, ticaret açıklık indeksi ve tarımsal ticaret açıklık indeksi gibi değişkenler ise bağımsız değişkenler olarak belirlenmiştir. Sonuçlar reel milli gelirin 1 birim (1$) artmasının kişi başına düşen CO2 emisyonunu 2.69 kg. artırdığını göstermektedir. Ancak milli gelir daha da arttıkça yani milli gelirin karesinin değeri arttıkça bu emisyon düzeyi azalmaktadır. Bu durum Türkiye'nin milli geliri ile emisyon arasındaki ilişkinin Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE) ile uyumlu olduğunu göstermektedir. Diğer yandan ticaret açıklık indeksinin artması ise kişi başına emisyonu 16.52 kg artırmaktadır. Tarımsal ticaret açıklık indeksinin kirlilik düzeyi üzerine etkisi ise azaltıcı yönde olmasına rağmen önemsiz bulunmuştur. Sonuçlar Türkiye'nin üretim ve ihracat artışının kirliliği artırdığını ortaya koymakta ve Kirlilik Sığınağı Hipotezini (KSH) doğrulamaktadır. Türkiye'nin küreselleşme sürecinde sürdürülebilir bir kalkınma sağlayabilmesi için öncelikle ulusal tarım politikasında sürdürülebilirlik ilkelerini tarımsal politika formülasyonlarına dahil etmesi gerekir. Küreselleşme sürecinde Avrupa Birliği (AB) sürdürülebilir kalkınmayı ortak tarım politikası çerçevesinde değerlendirerek çevreyle ilgili bazı standartlar getirmektedir. Bu şekilde AB son yıllarda yaptığı reformlarla fiyat politikasından ziyade çevre politikalarına uyumlu doğrudan ödemelere geçmektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'de ulusal tarım politikaları içerisinde çiftçilerin gelir düzeyini evrensel standartlara getirecek, ortak kullanılan kaynakların zarar görmesini önleyecek, toprağı ve suyu koruyacak önlemlerin, dış ticarette de ithal edilen tarımsal ürünlerin sağlık ve çevreye uyum özellikleriyle ilgili standartların geliştirilip denetlenmesi gerekmektedir. 2007, 79 sayfa Anahtar Kelimeler: Çevre kirliliği, çevresel kuznets eğrisi (ÇKE), kirlilik sığınağı hipotezi (KSH)
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği faaliyetlerinin değerlendirilmesi ve üretici memnuniyetinin belirlenmesi: Aydın ili örneği
Aydın ilinde üreticilerin önemli gelir kaynaklarından biri zeytinciliktir. Aydınlı üreticilerin zeytin ve zeytinyağını değerlendirmelerinde, ulusal ve uluslararası zeytincilik piyasasında rekabet etmelerinde en önemli güç ise TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'dir.Araştırmada, çalışma alanı olarak Aydın ili merkez ve ilçeleri seçilmiştir. Çünkü il zeytin ağaç varlığı yönünden Türkiye'de ilk, üretimde ise ikinci sırada yer almaktadır. Diğer yandan TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin Ege bölgesinde altı ilde 33 birim kooperatife sahip olduğu, bu kooperatiflerin 13 adedinin de Aydın'da bulunduğu bilinmektedir.Bu araştırma ile üye üreticilerin TARİŞ'ten memnuniyetleri ve yöre zeytinciliğinin geliştirilmesi için TARİŞ'ten beklentileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'ne bağlı, Aydın ilinde bulunan 13 kooperatife üye üreticilerin toplam sayılarının, birim kooperatife üye üretici sayılarına oranlanması ile belirlenen 100 kişi ile anket yapılmıştır.Üreticilerle yapılan anket çalışması araştırmanın birincil verilerini, TARİŞ'in olağan genel kurul raporları, muhasebe kayıtları, yönetici ve çalışanlardan elde edilen veriler ise araştırmanın ikincil verilerini oluşturmuştur. Ayrıca konuyla ilgili olarak yapılan önceki çalışmalar, yayınlanmış kitaplar, raporlar, makaleler vb. kaynaklardan da yararlanılmıştır.TARİŞ'in faaliyet raporlarından elde edilen veriler değerlendirildiğinde, kooperatife ortak olan üretici sayısı arttıkça ürün teslim edilme oranında artış olduğu, ancak ortakların ürettiği zeytinin bir kısmını tüccara vermeleri nedeni ile TARİŞ'e ürün teslim edilme oranında yıllara göre değişim olduğu görülmüştür.Diğer yandan incelemenin yapıldığı son dört sezon ortalaması alındığında, Birliğin üreticilerden zeytinyağı alım miktarının %50 olduğu anlaşılmıştır. TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği'nin yok yıllarında yemeklik grubu (asitliği düşük) yağları alım miktarı düşer iken, var yıllarında bu oran artmaktadır. Bu farklılık, yok yıllarında üreticilerin zeytin bahçelerine daha az kültürel işlem uygulamaları nedeni ile üretilen yağın miktar ve kalitesinde kayıpların meydana gelmesi ile açıklanabilir.Ayrıca üretici ortakların bir üretim sezonunda yaklaşık olarak ürettikleri zeytinin %80'nini TARİŞ'e yağ için sıktırdıkları, elde edilen zeytinyağının %60'ını TARİŞ'e, %11'ini tüccara sattıkları, %29'nu da ev tüketimlerine ayırdıkları tespit edilmiştir. Genel olarak zeytin üreticilerinin, %65'inin orta yaş grubunda oldukları, eğitimlerinin ise %57 ile ilkokul seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, ildeki üreticilerin zeytinciliğin gelişmesi ve yeniliklerin kabul edilmesinde TARİŞ'ten teknik bilgi desteğine fazlasıyla ihtiyaçlarının olduğunu göstermektedir.Ankete katılan ortakların TARİŞ faaliyetlerinden memnuniyetleri 5'li likert ölçeğine göre (1:Hiç, 2:Nadiren (çok az), 3:Ara sıra (bazen), 4:Genellikle, 5:Her zaman) belirlenmeye çalışılmış ve şu bulgular elde edilmiştir Ortakların, TARİŞ'in yönetimden genel anlamda memnun olanlar ortalama 3,893 (Std. Sapma:1,062), TARİŞ'in kültürel işlemler ve ürün işleme konusunda verdiği desteklerden memnun olanlar ortalama 3,488 (Std. Sapma: 3,271), TARİŞ'in pazarlama ve satışla ilgili çalışmalarından memnun olanlar ortalama 4,337 (Std. Sapma 4,351), ortakların TARİŞ'ten beklenti düzeyleri ortalama 3,610 (Std. Sapma:1,393) olarak tespit edilmiştir.TARİŞ, Üretici, memnuniyet, Zeytinyağı, Aydın
Aydın bölgesindeki pamuk üreticilerinin çevresel duyarlılıklarının belirlenmesi
Bu çalışma Aydın bölgesinde pamuk üreticilerinin çevresel duyarlılıkları koşullu değerleme yöntemiyle analiz ederek ödeme ve kabul etme isteklerini belirlemiş ve ayrıca damla sulama eğilimine etki eden faktörleri probit ve logit yöntemleriyle incelemiştir. Aydın bölgesindeki pamuk çiftçilerinin çevresel duyarlılıklarının belirlenebilmesi için Aydın ilinde pamuk üretiminde önemli rol oynayan üç ilçeden (Koçarlı, Nazilli ve Söke) üçer adet köy seçilip toplam 100 kişiyle anket yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre anket bölgesinde ortalama yaş yaklaşık 46, ortalama eğitim süresi 7.45 yıl olup ortalama hanehalkı nüfusu 5 kişidir. Ortalama arazi genişliği ise 69.59 da olup arazi genişliklerinde büyük varyasyonlar görünmektedir. Örneğin küçük arazi büyüklüğü 11 da iken en büyük arazi 300 da olarak belirlenmiştir. İşletmelerde ortalama hayvan sayısı yaklaşık 6 olarak belirlenmiştir. Tarım dışı işte çalışanların oranı % 42 olup bu da bölge için yüksek bir değerdir ve ek gelir kazanma durumunda olduklarını göstermektedir. Bir kooperatife üye olanların oranı ise % 66 civarındadır. Bunun yanında erozyonla mücadele isteğinde olanların oranı sadece % 41 olup bölgedeki çiftçilerin bu tür bir çevre koruma programına katılımında isteksiz olacakları beklenebilir. Pamuk üretiminde damla sulama yöntemi kullanan çiftçilerin oranı ise % 22 olup çevre sorunlarının etkisini daha da çok göstermeye başladığı günümüzde kaynak kullanım etkinliğinin düşük düzeyde kaldığını göstermektedir. Ankete katılan çiftçilerin hepsi organik pamuk üretme isteğinde bulunmuşlardır. Bu durum çiftçilerin kendilerine doğrudan bir gelir getirecek programlara katılımında oldukça istekli olduklarını göstermektedir. Bölgede çiftçilerin ödeme istekleri damla sulama için 18.50 YTL/da, çevre koruma şartlı doğrudan gelir desteği kabul etme isteği ise 132 YTL/da olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar çiftçilerin ödeme isteklerinin kabul etme isteğine oranla oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Çiftçilerin çevre koruma eğilimlerine etki eden faktörleri belirlemek için probit ve logit yöntemleri uygulanmış ve yaş, eğitim ve kooperatif üyeliğinin damla sulama yöntemi uygulama ihtimalini artırdığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar çiftçilerde çevre koruma bilincinin geliştirilebilmesi için organize olmalarının ve tarımsal yayım faaliyetleri ile bilgilendirmenin önemini ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: Aydın, Pamuk Üreticileri, Çevresel Duyarlılıklar, Koşullu Değerleme
Üreticilerin tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetleri için ödemeye istekli oldukları ücretlerin belirlenmesi: Aydın ili örneği
Türkiye'de ağırlığı kamu tarafından yürütülen tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetleri, 5488 Sayılı Tarım Kanunu ile revize edilmiştir. Bu revize sayesinde yayım ve danışmanlık hizmetlerinin yürütülmesinde konuyla ilgili özel sektör kuruluşlarının da görev alma yetkisi doğmuştur. Uzun yıllardır kamu tarafından başarılı sayılamayacak nitelikte yürütülen bu hizmetlerin görev paylaşımı sayesinde kırsal kalkınma açısından yeni bir ümit ortaya çıkmıştır. Devletin bu sektöre olan tutumu zamanla bu hizmetlerin finansmanından tamamen çekileceği ve sadece tarımsal politikalara yön verme görevi üstleneceği doğrultusundadır. İlerleyen yıllarda özel yayım kuruluşları ile üreticiler gerek finansman, gerekse temel sorunların çözümü konusunda karşı karşıya kalacaklardır. Tüm bu gelişmeler karşısında üreticilerin tutumu ve finansman konusundaki düşünceleri önem arz etmektedir. Bu noktada üreticilerin bu sistem değişikliği karşısındaki tutumu ve ödeyebileceği ücretin belirlenmesi çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Bu amaç dahilinde Aydın iline bağlı 12 ilçede, rasgele seçilmiş 399 üretici ile anket çalışmaları yürütülmüştür. Üreticilerin ödeme isteğinin analizinde koşullu değerlendirme yöntemi, yayım hizmetlerine olan eğilimlerin analizinde ise tobit ve probit analizleri kullanılmıştır. Çalışma sonuçları üreticilerin tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak için dekar başına yılık 6.59 TL ödeme isteğine sahip olduğunu göstermiştir. Üreticilerin ödeme isteği ve Aydın iline bağlı 359.494 hektarlık kültür arazisi göz önüne alınırsa devletin yıllık 23 milyon 690 bin 654 TL'lik bu hizmetlerin yerine getirilebilmesi için kaynak yaratabileceği varsayımı ortaya çıkmış olacaktır. Böylece devletin bu sektör üzerindeki finansman yükü azalacak ve yeni istihdam alanları ortaya çıkacaktır. Üreticilerin büyükbaş hayvan başına düşen ödeme isteği ise yıllık 29.33 TL olarak belirlenmiştir. Üreticilerin gelirlerinin, öğrenim durumlarının, kozmopolitlik özelliklerinin ve organisazyonlara (seminer v.b.) katılım durumlarının tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetleri için ödeme istekliliklerine istatistiksel bakımdan anlamlı etki ettiği belirlenmiştir.Türkiye bölgeler arasında tarımsal üretim yapısı farklı karakteristik özelliklere sahip bir ülkedir. Bu yüzden Türkiye'ye örnek bir model teşkil etmesi amacı ile seçilmiş olan Aydın ilinin haricinde bölgeleri temsil edebilecek başka illerde de benzer çalışmalar yürütülebilir. Böylece değişik tarımsal özelliklere ve sosyo-ekonomik yapılara sahip birçok bölgede bölgenin sosyal yapısına uygun, farklı ücret ve farklı tarımsal politikalar geliştirilme yolu açılabilir.Anahtar Kelimeler: Koşullu Değerlendirme Yöntemi, Ödeme İstekliliği, Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri, Aydın
Aydın ilindeki sulama birliklerinin faaliyetlerinin değerlendirilmesi ve etkinliklerinin belirlenmesi
Günümüzde mevcut tatlı su kaynakları için sektörler arasında giderek artan bir rekabet söz konusudur. Bu araştırmada Büyük Menderes havzasında sulama işletme-bakım ve yönetim hizmetlerini yürüten sulama birliklerinin faaliyetleri ile etkinliklerinin karşılaştırmalı olarak ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla Aydın ilinde DSİ tarafından inşa edilerek işletmeye açılan sulama tesislerini devralan ve faaliyet gösteren 16 adet sulama birliğinden, 1 000 ha'ın üzerinde sulama alanına sahip sekiz adet sulama birliğinin performansları ve etkinlikleri değerlendirilmiştir. Sulama Birliklerinin 2000-2007 yılları arasındaki işletme, bakım ve yönetim faaliyetlerine ilişkin performansları Farklılık Faktör Değerlendirmesi Yöntemiyle, etkinlikleri ise Veri Zarflama Analizi yöntemi ile hesaplanarak karşılaştırılmıştır. Havzada sulama birlikleri için ortalama finansal kendine yeterlilik değerleri 0.79 ile 1.64 arasında bulunmuştur. Yıllık Ortalama Sulama Ücreti Toplama Performansı Söke Ovası, Karpuzlu Yaylakavak, Aydın Ovası, Çine Topçam ve Nazilli Sağ Sahil Sulama Birliklerinde yeterli düzeyde iken, Akçay Sağ Sahil, Akçay Sol Sahil ve Nazilli Sol Sahil Sulama Birliklerinde düşük düzeydedir. Teknik etkinlik skorları karşılaştırıldığında Karpuzlu Yaylakavak ve Söke Ovası Sulama Birliğinin daha etkin çalıştığı görülmektedir. Nazili Sağ Sahil ve Nazilli Sol Sahil Sulama Birliğinde personel sayısındaki fazlalık nedeniyle etkinlik skorları düşüktür. Havzada faaliyet gösteren sulama birlikleri, gereken ve hedeflenen bakımı yaparak sulama sistemlerinin sürdürülebilirliğini yerine getirmek ve iş gücü verimliliğini arttırmak için daha çok gayret göstermelidirler.
Aydın ilinde zeytin üretimi ile iklim verileri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi
Aydın, zeytin ağaç varlığı, zeytin ve zeytinyağı üretim miktarı ile Türkiye'nin en önemli ilidir. Aydın'da zeytincilik mevcut topografik yapı ve ürün desenindeki tercihler nedeniyle geleneksel olarak yapılmaktadır. Geleneksel zeytin yetiştiriciliğinde kültürel işlemlerin yeterince uygulanamıyor olması, üretimin iklim değişkenlerine doğrudan bağlı olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle zeytin verimi ile iklim değişkenleri arasındaki ilişkilerin belirlenmiş olması, üretim tahminlerinin daha doğru tespit edilmesini sağlaması yönüyle önemlidir.Bu araştırmanın amacı, zeytin üretiminde etkili olan iklim değişkenlerini tespit ederek aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada Aydın'da merkez ilçe dâhil toplam dört ilçenin 1990/2007 yıllarını kapsayan verim ve iklim verileri kullanılmıştır. Çalışmada Aydın ili ve ilçelerinin, zeytin üretimi ve iklim verileri arasındaki korelasyon katsayıları, toplam sıcaklık isteği ve soğuklanma ihtiyacı hesaplanmıştır. Ayrıca ele alınan iklim değişkenlerinin verim ile olan ilişkilerini belirlemek amacıyla sıradan en küçük kareler yöntemiyle çoklu regresyon modeli kurulmuştur.Elde edilen bulgulara göre Aydın ilinde zeytin ağacının dinlenmeden çıkıp meyve hasadına kadar geçen sürede ortalama 2 392.08 gün-derece toplam sıcaklık isteği olduğu tespit edilmiştir. Aydın ili için zeytin ağacının dinlenmesini karşılayabilmesi için gerek duyduğu sıcaklıkların toplamı olarak ifade edilen soğuklanma ihtiyacı ise 817.8 saat olarak hesaplanmıştır. Kurulan modelde Aydın merkez ilçe için ortalama nem ve ortalama güneşlenme süresi, Kuşadası için sadece ortalama güneşlenme süresi, Nazilli için toprak sıcaklığı, ortalama nem, ortalama rüzgâr ve toplam yağış, Sultanhisar için ortalama maksimum sıcaklık ve ortalama rüzgâr istatistiksel bakımdan önemli bulunmuştur.Bu ve benzer çalışmaların bir ileri adımında seçilen belirli zeytinlik alanlarda kurulacak meteoroloji istasyonları ile kontrollü ortamlarda yapılması önerilmektedir. Ayrıca bu alanlarda polen tuzakları kurularak polen dolayısı ile üretim tahminlerinin yapılması çalışmaların daha sağlıklı olması açısından önemli olacaktır.
Aydın'da hane halklarının gıda tüketim talebi ekonometrik analizi
Hanehalklarının gıda ürünlerine yaptıkları harcamalar, gıda sektörüne ham madde temin eden tarım sektörü açısından önemlidir. Bu çalışmada, 384 hane ile birebir görüşme yöntemiyle yapılan anketler kullanılarak, Aydın ili kentsel alanda hanehalklarının bazı sosyo-ekonomik özellikleri, harcamaları, gıda alışveriş tercihlerinin belirlenmesi ile gıda ve diğer tüketim mallarına ait harcamaların ekonometrik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada hanehalkları düşük gelir grubundan yüksek gelir grubuna kadar %20'lik beş gruba ayrılarak, yüzde, ortalama, standart sapma gibi temel istatistik yöntemlerinden yararlanılmıştır. Harcamaların ekonometrik analizinde ise Heckman iki aşamalı tahmin modeli kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ortalama hanehalkı genişliği 2.66 kişi, ortalama hanehalkı geliri 2726.90 TL/ay olarak saptanmıştır. Hanehalkları aylık 1202.96 TL tutarındaki toplam harcamalarının %39.19'unu gıda harcamalarına ayırmaktadırlar ve gelir dağılımını ölçen parametrelerden Gini katsayısı 0.26 olarak tahmin edilmiştir. Aydın ilinde gıda harcamalarına ayrılan pay Türkiye ortalamasının üzerinde ve Gini katsayısı Türkiye için tahmin edilenden düşük çıkmıştır. Beklenildiği gibi gelir grupları itibariyle düşük gelirli hanehalklarının fiyat unsurunu önemsedikleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çalışmada harcama grupları ve alt gruplara ayrılmış olan gıda ürünleri gelir esneklikleri tahmin edilmiştir. Gıda için gelir esnekliği 0.70 bulunmuş ve alt grupların gelir esneklikleri sırasıyla tahıl grubu için 0.17, et-balık, süt-peynir-yumurta, sebze-meyve, şeker-bal, çay-kahve ve alkolsüz içecekler için yaklaşık 0.70, yağ grubu için 0.96 ve ev dışı gıda için 1.24 olarak hesaplanmıştır
Asma fidanı işletmelerinin ekonomik analizi ve etkinliklerinin değerlendirilmesi: Manisa ili örneği
Asma fidanı işletmelerinin ekonomik analizi ve etkinliklerinin değerlendirilmesi : Manisa ili örneğiYüksel SAVAŞYüksek Lisans Tezi, Tarım Ekonomisi Anabilim DalıTez Danışmanı: Doç.Dr. Ferit ÇOBANOĞLU2013, 51 sayfaBağcılık sektörünün ihtiyaç duyduğu asma fidanı ihtiyacı sayıları pek de çok olmayan fidan üreticisi işletme tarafından karşılanmaktadır. Bağcılık konusunda köklü bir geçmişe sahip olan ve yoğun bir üzüm üretimin yapıldığı Manisa ilinde Türkiye' de üretilen asma fidanlarının 2/3' ü üretilmektedir. Bu çalışmada Manisa ili asma fidanı üretim işletmelerinin üretim maliyetleri hesaplanarak etkinlikleri belirlenmiştir. Manisa ilinde faaliyet gösteren 17 adet aşılı, 14 adet aşısız (yerli) fidan üreticisinden 2011-2012 üretim dönemine ait veriler toplanmıştır. Aşılı asma fidanı üreten işletmelerinin ortalamasına göre aşılı asma fidanı birim maliyeti 0,94 TL/adet, birim fidan geliri 2,73 TL/adet ve birim fidan net geliri 1,79 TL/adet olarak gerçekleşmiştir. Aşısız fidan üreten işletmelerin ortalamasına göre birim fidan maliyeti 0,41 TL/adet, birim fidan geliri 0,49 TL ve birim fidan net geliri 0,08 TL olarak belirlenmiştir. İşletmelerin etkinlikleri Veri Zarflama Analizi (VZA) ile belirlenmiştir. Analiz sonucunda, aşılı asma fidanı üreten işletmelerin Ölçeğe Sabit Getiri (ÖSG) ve Ölçeğe Değişken Getiri (ÖDG) yaklaşımları için ortalama teknik etkinlik değerleri, sırasıyla 0,830 ve 0.906 bulunmuştur. Bu değerler aşısız fidan üreten işletmeler için ise, sırasıyla 0,966 ve 0,980 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç da; ÖDG sınırının, ÖSG sınırından daha esnek olduğunu ve verileri daha sıkı zarfladığı teorisi ile tutarlı çıkmıştır. Ortalama bir aşılı asma fidanı işletmesinin, etkin bir işletme seviyesinde çalışabilmesi durumunda, girdilerde %9,4 oranında bir tasarruf sağlanabilecektir.Anahtar sözcükler: Asma Fidanı üretimi, Bağcılık, Veri Zarflama Analizi
Türkiye'deki biyogüvenlik yasasının etkilerinin değerlendirilmesi
Transgenik ürünlerin kullanımının artması ile biyogüvenlik konusunda yapılmakta olan yasal düzenlemeler, günümüzde büyük bir önem kazanmıştır. İnsan ve çevre sağlığı dikkate alınarak, uluslararası alanda biyogüvenlik üzerine büyük adımlar atılmıştır. Her ülke uluslararası düzenlemeler sonucunda, kendine özgü biyogüvenlik prosedürü oluşturmuş ve uygulamaya başlamıştır. Türkiye'de yapılan çalışmalar sonucunda, 2010 yılında oluşturulan düzenlemeler 'Biyogüvenlik Yasası' olarak kamuoyuna duyurulmuştur. Bu çalışmada Türkiye'deki 'Biyogüvenlik Yasası' detaylı olarak incelenmiş olup, bazı maddelerinin yeterince net olmadığı, belirli konularda yetersizlikler ve eksikliklerin olduğu belirlenmiştir. Gerekli altyapı iyileştirmeleri ve önlemlerin alınması durumunda ise, bu konuda önemli bir boşluğun doldurulacağı düşünülmektedir. Çalışmada; Yasanın, kısa ve orta dönemde üretici açısından önemli bir etki oluşturmayacağı, tüketim ve kullanılabilirlik açısından ise yapılmış olan düzenlemelerin büyük bir çoğunluğunun, yem ve hayvancılık sektörü ile ilgili olduğu tespit edilmiştir. Yasa kapsamında, başvuru yapılan ürünlerin henüz gıda olarak kullanımına onay verilmediği, yem ve hayvancılık sektörleri için kısmi izinler uygulandığı belirlenmiştir. Bazı ürünler için ise rafine edilme ve işlenme durumundan sonra kullanıma uygun olabileceği bildirilmiştir. Yasanın yürürlüğü girmesinden itibaren ticari sapmalar oluşmuş ve ithal edilen ürünler için transgenik üretim yapmayan ülkelere kaymalar gözlenmiştir. Biyogüvenlik Yasası kapsamında, Gıda ve Yemler için Hızlı Uyarı Sistemi (RASFF:Rapid Alert System for Food and Feed) sistemi incelenmiş ve henüz yerel üretimde kriterlere uygunluk sağlanamadığı alınan uyarılardan tespit edilmiş olup, bu durumun olası transgenik üretim ve ticareti için daha fazla sorun çıkarabileceği düşünülmektedir. RASFF sisteminin Türkiye için bir kılavuz olarak görülmesi, yaşanan sorunların en aza indirilmesini sağlayabilecektir. Sosyo-ekonomik olarak, Yasa ile transgenik ürünlerin ülkeye girmesine izin verilirken, buna karşın üretim amaçlı kullanımına izin verilmemesi, üreticiler için henüz bir tehdit oluşturmaz iken, gelecekte fiyat dengesinde problemler yaşanabileceği öngörülmektedir. Tüketicilerin ise; henüz transgenik ürünleri kullanmaya hazır olmadıkları, bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiği, etiketleme ve izlenebilirliğin tüketici refahı için çok büyük önem taşıdığı belirlenmiştir.
Aydin province of evaluation of aspects of entrepreneurship in agriculture
Individual skills, knowledge, experience and creative development capability that can be defined as human capital that occurs as a result of entrepreneurial capability. Changing consumer preferences, decreasing agricultural supports, understanding of importance of ecological function leads to formation new agricultural policies. In the rural areas only to agricultural production areas will not be accurate. Agricultural policies that was implemented in recent years, supports the agricultural enterprises that are competitive and integrated with industry and service sectors at least at the local level. This situation has revealed the agricultural enterprises to the necessity of being entrepreneur beyond being a manufacturer. The main purpose of this research is to make an assessment of enterpreneurship, which is one of the necessery conditions of rural development, in Aydın province. In this study data were used which were collected with face to face survey method from 121 enterprises. 94 producers, 14 input dealers, 6 product processing firms and 7 project development and consulting firms were randomly selected from 12 districts. Simple descriptive statistics, factor analysis and structural equation modeling was applied to the collected data. As a result of the calculations made across enterprises, 64% of business owners have not non-agricultural income, 65% uses loan and 82% be glad to deal with agriculture are the striking findings. In research findings, six components were obtained as a result of factor analysis. Over-accumulation has been found in "personal characteristics and self-confidence" and "business ambition and success request" components. In the application of Structural Equation Modeling, which was made according to the theory of planned behavior, has emerged as a significant relationship between "attitudes toward the behavior" and "agricultural purposes for enterpreneurship".
The olive mill waste water problem in aydin province and the evaluation of olive mill's preference for solution
As a result of the olive oil production, two different type of waste generated, one of them is Olive Mill Wastewater (OMWW), is directly discharged to the nature from past to present. But in recent years, this type of discharge increasing with different reasons and this happen come with a serious environmental problem. Because of untreated discharged OMWW which includes extremely high organic loaded aqueous waste has been threaten the environment. At present, this waste has not been evaluated economically because of its high cost of treatment unfortunately it makes more difficult to managing. In fact, olive oil firms in Aydın where the olive produced intensively, threaten the environment as one of the addressed position in this subject. The aim of the present study includes; why the OMWW characterized as a problem, evaluating the sensitivity of olive oil producers to the nature, the choice of the producers when solving this problem and producers` express a willingness to paying cost of the revisions which are suggested by the government. Related to these aims, a study conducted as based on face to face conversation with olive oil manufacturers in Aydın and analyzing data with using contingent valuation method, lower bound mean, new environmental paradigm method and chi square tests. At the end of the result; 51% of the olive oil manufacturers are willingness to pay 6 965 TL (be accepted 10 ton/day) to a ecological systems transformation was detected. However within the under the research in terms of common available or using capacities (60 ton/day and 40 ton/day) to a ecological systems transformation the amount of manufacturers are willing to pay 28 780.34 TL and 19 186.89 TL as calculated. Furthermore, the result of chi square test showed that, personal companies and the firms whose main interest of area is olive oil, express a willingness to paying cost less than the others. But when increasing the capacity of the companies, the express willingness to paying cost increasing too. On the other hand there are no relationships with express a willingness to paying cost and varied data such as to be active in a different industry, compensation of operating cost status in the related year, education level and experience of firms. As a result of this research, within the context of new ecological paradigm, firms` ecological attitude calculated as 3,52 and ecological sensitivity of the firms determined as moderate. Ecological attitude of the firms related to OMWW calculated as 3.14 and it established that they have less sensitivity than the usual ecological attitude. For eliminating of OMWW, first three choices of the olive oil firms are, using both as irrigation water and as fertilizer, directly discharge of the nature (receiving environment) and regional gathering.
Aydın ilinde yaş sebze meyve toptancı hallerinin incelenmesi
Bu araştırmada Aydın ilindeki toptancı hallerinde faaliyet gösteren komisyoncuların yeni hal yasası (5957 sayılı kanun) hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Araştırmada Aydın ilinde mevcut 11 toptancı halde faaliyet gösteren toplam 118 komisyoncu ve hal yöneticileri ile görüşülmüştür. Komisyoncuların yeni hal yasası hakkındaki görüşlerini belirlemek için 40 sorudan oluşan anket kullanılmıştır. Ankette yer alan ilk 27 soruda komisyoncuların kişisel özelliklerini, pazarlama yöntemlerini ve dükkân özelliklerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Diğer 13 soruyla da komisyoncuların yeni hal yasasına ilişkin görüş ve düşünceleri analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 15.0 for Windows paket programında basit tanımlayıcı istatistiklerden frekans (yüzde) analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, toptancı hallerinde faaliyet gösteren komisyoncuların genellikle orta yaş grubunda bulundukları, geçmiş yıllarda da komisyonculuk veya pazarcılık yaptıkları, mesleki deneyimlerinin genellikle 1-10 ile 11-20 yıl arasında değiştiği belirlenmiştir. Komisyoncuların faaliyet gösterdikleri dükkânların genellikle küçük boyutlarda oldukları ve çeşitli teknik malzemelerinin ve depolama sistemlerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bazı komisyoncuların dükkânlarının sadece yılın belirli dönemlerinde faaliyet gösterdikleri, temin edilen ürünlerin başta çevre iller olmak üzere Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden tedarik edildiği anlaşılmıştır. Toptancı hallerindeki komisyoncuların aldıkları ürünlerin büyük bir bölümünü semt pazarlarına sattıkları, satılan ürünlerin fiyatlarını belirleyen en önemli unsurun rekabet olduğu ve toptancı halleri dışındaki kaçak satışların genellikle denetimsizlikten kaynaklandığı tespit edilmiştir. Komisyoncuların çoğunluğunun yeni hal yasasından haberdar oldukları, komisyoncu görüşlerinin yeni hal yasasına ilişkin görüşlerinin kısmen olumlu veya belirsiz olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'nin sofralık zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki sorunların değerlendirilmesi
Türkiye, zeytin ağaç varlığı, sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyanın en önemli üretici ülkeleri arasındadır. Bu nedenle çalışmada, Türkiye'nin sofralık zeytin ve zeytinyağının dış pazardaki rekabeti ve sorunları sektör paydaşlarının düşünce ve görüşleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmada, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu üyelerinin tamamı (11 kişi) ve Ege İhracatçı Birlikleri'ne üye ihracatçı firma (24 kişi) yöneticileriyle görüşülmüştür. Yarı Yapılandırılmış Derinlemesine mülakat sonucu elde edilen veriler, birincil, ikincil ve üçüncül kodlarla anlamlı bir bütünlük oluşturularak sınıflandırılmıştır. Araştırmada, ihracatta en önemli sorunun rekabet gücünü olumsuz etkilemesi nedeniyle kaliteli hammaddede sürdürülebilirlik ve fiyat istikrarsızlığı olduğu tespit edilmiştir. İhracatçılar için yeni pazarlarda yer alabilmek kadar devamlılık göstermek de çok önemlidir. Zeytin ve zeytinyağı ihracatçıları, bu sorun konusunda hemfikir olmalarına rağmen çözüm önerilerinde farklı görüşlere sahiptirler. Bu sorununun çözümü için öncelikle ve ortak görüş doğrultusunda önerilen "lisanslı depoculuk sistemi"nin, arz - değer zincirinde sadece görsel değil işlevsel de olmasının gerekliliğidir. Fakat ihracatçılar, diğer bir çözüm önerisi olan "Dahilde İşleme Rejimi" (DİR) konusunda ise aynı görüşe sahip değillerdir. Nitekim, zeytin ve zeytinyağı ihracatında diğer önemli bir sorun ise Avrupa Birliği (AB)'nin Türkiye'ye uyguladığı gümrük vergisi ve diğer ülkelere tanınan kota hakkının Türkiye'ye tanınmamasıdır. Bu sorunun varlığında görüş birliği içerisinde olan sektör, Türkiye'nin küresel imajını zedeleyen ve markalaşma faaliyetlerini kısıtlayan "dökme" ihracatın geçici bir çözüm olduğunu, bu nedenle AB ile uyumlaştırılacak yapıcı ve kalıcı politikaların oluşturulmasında siyasi otoritenin daha fazla gayret göstermesi gerektiğini belirtmektedirler. Anahtar Kelimeler: Zeytinyağı, Sofralık Zeytin, İhracat, Kaliteli Hammadde, Sürdürülebilir Hammadde, Nitel Araştırma Metodu
Türkiye'de deniz balıkları kuluçkahane tesislerinde risk kaynakları ve risk yönetim stratejileri
Deniz balığı üretimi, sürdürülebilir balık arzı için vazgeçilmezdir. Bu sektörde faaliyet gösteren, farklı yetiştiricilik ortamlarına ve sistemlerine sahip üreticilerin/yöneticilerin risk algıları ve risk yönetimine ilişkin davranışlarının tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, deniz balıkları yetiştiriciliğine yönelik faaliyette bulunan kuluçkahanelerin ticari motivasyonları, risk algıları ve yönetim stratejilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, öncelikle Türkiye'deki mevcut su ürünleri üretim ve ticareti genel olarak ortaya konmaya çalışılmıştır. İzleyen aşamada, su ürünleri yetiştiriciliği ve özellikle kuluçkahaneleri ilgilendiren bazı önemli yasal düzenlemeler belirli bir sistematik çerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmada 5 adet kuluçkahane yöneticisi ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Excel programına girilmiştir. Anket sorularının çoğunluğu kapalı tip olup, esas olarak 5 noktalı Likert-tip ölçeğinden yararlanılmıştır. Evet-hayır cevaplarına sahip olan ikili soru formlarından da yararlanılmıştır. Çalışmada aşağıda belirtilmiş olan konular üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bunlar: (1) üreticilerin/yöneticilerin risk algıları (farklı risk kaynaklarına dair soruları içeren); (2) üreticilerin/yöneticilerin farklı risk yönetim stratejileri algıları; (3) üreticilerin/yöneticilerin, işlerinde kullanmak üzere geleceğe yönelik amaçları, hedefleri ve motivasyonları; (4) üreticilerin/yöneticilerin sosyo-ekonomik karakteristikleri. Üreticilerin ve/veya yöneticilerin risk algıları ve risk yönetim stratejileri, tanımlayıcı istatistik yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, deniz balığı yetiştiricilik sistemlerinde yer alan kuluçkahane yöneticilerinin çeşitli risk algılarının bulunduğu ve bunların çözümüne yönelik farklı risk yönetim stratejilerinin geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Balıkesir ve Çanakkale illerindeki tarımsal işletmelerin etkinlik analizi
Güney Marmara Bölgesi (TR22), Türkiye tarımında ve özellikle de gıda üretiminde en önde gelen bölgelerimizdendir. Balıkesir ve Çanakkale illeri gerek tarım potansiyelleri, gerekse de ürün çeşitliliğiyle öne çıkan illerimizdendir. Bu araştırmanın amacı, Balıkesir ve Çanakkale illerinin oluşturduğu TR22 Bölgesinde faaliyet gösteren tarım işletmelerinin etkinlik düzeylerinin belirlenmesidir. Çalışma açıklayıcı bir araştırma olarak planlanmıştır. Çalışmanın ana materyalini, bölgede faaliyet gösteren tarım işletmeleriyle yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmuştur. Balıkesir ve Çanakkale illerinin mevcut tarımsal üretim desenini Çok Boyutlu Ölçekleme (MDS) ve Kümeleme (Cluster) yöntemleri kullanılarak benzer özellikteki ilçelerin gruplandırılmıştır. Basit tesadüfi örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmada, oransal yaklaşımdan yararlanarak örnek hacimleri hesaplanmıştır. Tarımsal ürünlere ait fiziki girdi ve çıktı katsayıları, non-parametrik ölçme yöntemlerinden biri olan Veri Zarflama Analizi (DEA) kullanılarak etkinlik düzeyleri analiz edilmiş ve etkinlik düzeyleri, etkin ve etkin olmayan tarımsal işletmeler ortaya koyulmuştur.
Kadınların gıda güvenliği konusunda tutum ve davranışlarının incelenmesi: Mersin ili örneği
Beslenme, canlıların en temel ve basit ihtiyacıdır. Gıdaların soframıza gelinceye kadar sağlıklı, temiz ve bozulmamış olması, insan sağlığına zarar vermemesi gerekmektedir. Küreselleşme ile yaşanan gelişmeler, artan gıda ticareti, iklim değişiklikleri, ekonomik ve siyasi sebepler, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve artan nüfus ile birlikte sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişmede bazı olumsuzlukları beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Mersin ili merkez ilçesinde yaşayan kadınların gıda güvenliği konusunda tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Bu kapsamda gıda alışverişi yapan 165 kadın ile gerçekleştirilen yüz yüze anket çalışması sonuçları SPSS 29.0 paketinde analiz edilmiştir. Kadınların %64.6'sının gıda güvenliği kavramını daha önce duyduğu, %35.4'ünün ise bu kavramdan haberdar olmadığı tespit edilmiştir. Ankete katılan kadınların bir gıda ürünü satın alırken fiyat, marka, görüntü, lezzet, kalite ve ürün yanında verilen promosyonlar gibi kriterleri önemsediği belirlenmiştir. Ayrıca gıdanın son tüketim tarihine bakıldığı ve ambalaj kontrolünün her zaman yapıldığı, ancak etiket içerik bölümünde yazan üretim yeri, besin değeri, katkı maddeleri ve Türk gıda kodeksine uygunluk ile ilgili bilgilere dikkat edilmediği görülmüştür. İlkokul ve altı eğitim düzeyine sahip kadınların %53.1'i, lisans eğitim düzeyine sahip kadınların ise %64,9'u bilinçli bir tüketici oluğunu düşünmektedir. Ankete katılan kadınların %74.5'inin Türk Standartları Enstitüsü hakkında fikir sahibi olduğu ancak diğer gıda güvence sistemlerini bilmediği tespit edilmiştir. Kadınlar gıda güvenliği ile ilgili bilgileri en fazla internet, TV programları ve radyo aracılığıyla edinmektedir. Ankete katılan kadınların %36.4'ü daha önce gıda zehirlenmesi yaşamıştır. Kadınların %87.8'i gıda güvenliği konusunda denetimlerin, kontrollerin ve mevzuata uygunluğun yeterli olmadığını, %70'i ise Alo 174 Gıda Hattı'nı duymadığını ifade etmiştir. Kadınların eğitim düzeyleri ile gıda güvenliğinin tam olarak sağladığı ürünlere fazladan ödeme yapma isteği arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Kadınların %55.2'sine göre gıda güvenliğinin sağlanmasında en önemli sorumluluk resmî kurumlara düşmektedir. Bunu sırasıyla gıda üreticileri, tüketiciler, dağıtıcı ve satıcılar takip etmektedir.
AB'de üretici organizasyonlarının yaş meyve ve sebze ortak piyasa düzeni işleyişi ve ürün piyasa fiyatı oluşumundaki rolleri
Avrupa Birliği'nin (AB) Ortak Tarım Politikası (OTP), yaklaşık yarım asırlık bir süredir uygulanan ve bir dizi reformla günümüze ulaşan bir politikasıdır. OTP, AB'nin taze meyve ve sebzeler için ortak piyasa düzenlemeleri (OPD) ile üreticilere hem mali destek sunmak hem de ürünlerinin kalitesini artırmak ve fiyatlarını stabilize etmek amacıyla hizmet etmektedir. Bu düzenlemeler kapsamında, üreticilere ürünlerini birlikte pazarlama ve dağıtma konusunda yardımcı olacak şekilde rol alması için üretici organizasyonları teşvik edilmektedir. Bu sayede, üreticiler daha güçlü bir pazarlık pozisyonu kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; üretici organizasyonlarının sektörü daha rekabetçi ve piyasa odaklı hale getirme, gelir dalgalanmalarını azaltma, çevre dostu tarımı teşvik etme ve ürünün piyasa fiyatı oluşumundaki etkilerini incelemektir. Bu nedenle, AB'nin taze meyve ve sebze sektörünü konu edinen EC 2200/96 sayılı Yönetmelik yasal yapı ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Bununla birlikte, bu çalışmada AB tarım politikalarındaki değişimin nedenlerini anlamak için Birlik tarımsal yapısı ve tarımın Birlik ekonomisindeki rolü, AB'ye aday olan Türkiye'nin tarımsal yapısı ve OTP ile uyum çalışmaları da ele alınmıştır. Yaş meyve ve sebze (YMS) OPD'nin Türkiye'de uygulanabilmesi için mevcut üretici örgütlerinin, AB benzeri bir yapılanma içinde yeniden tanımlanması gerektiği öngörülmüştür.
Engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin ve bunu etkileyen faktörlerin Antalya ili kırsal ve kentsel alanda karşılaştırmalı olarak belirlenmesi
Engelli bireylerin kamu hizmetlerine erişimi sorunu kırsal alanlarda daha belirgindir. Bu nedenle kentsel alanda yaşayan engelliler ile kırsal alanda yaşayan engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin karşılaştırmalı olarak belirlenmesi, engellilere yönelik geliştirilecek kırsal kalkınma politikaları bakımından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın ana amacı; kırsal ve kentsel alanda yaşayan fiziksel, işitme ve görme engelli bireylerin temel kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin ve erişim düzeylerini etkileyen faktörlerin Antalya ili örneğinde araştırılmasıdır. Anket uygulanan engelli bireylerin belirlenmesinde "Evren Büyüklüğü Belli Olan Araştırmalarda Tahmini Örneklem Hacmi Belirleme Yöntemi" tercih edilmiş olup 61 fiziksel, 60 işitme ve 60 görme engelli birey ile yüz yüze görüşülmüştür. Kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin belirlenmesinde "Likert Tipi Ölçek Analizi", erişim düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesinde "Sıralı Lojistik Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, fiziksel ve görme engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeyleri hem kırsal hem kentsel alanda "2. Az erişen" erişim düzeyi olarak belirlenmiştir. İşitme engelli bireyler ise kentsel alanda "1. Tam erişen", kırsal alanda "2. Az erişen" erişim düzeyine sahiptir. Kırsal ve kentsel alanda ikamet etme durumu, fiziksel engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değildir. İşitme ve görme engellilerde ise kırsal alanda ikamet etme durumu, kamu hizmetlerine erişim düzeylerini negatif yönde etkilemektedir. Her engel grubunun kamu hizmetlerine erişim kapsamında ihtiyaç duydukları düzenlemeler farklılık göstermektedir. Bu doğrultuda her engel grubu için farklı düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Kalkınma programlarında kırsal alanda ikamet eden engelli bireylerin kamu hizmetlerine erişimine yönelik stratejilere yer verilmesi, engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeylerini pozitif yönde etkileyecektir.
Tanzanya'da küçük ölçekli pamuk işletmelerinin üretim ve pazarlama yapısının swot analizi ile değerlendirilmesi
Pamuk, Tanzanya'da ulusal gelirlere ve istihdama katkıda bulunan önemli ticari tarımsal ürünlerinden biridir. Pamuk; tarıma bağımlı birçok topluluk için, özellikle batı bölgesinde yer alan Kwimba ilçesi için önemli bir gelir kaynağı olmuştur.Araştırmanın amacı;Tanzanya'nın Kwimba ilçesinde küçük ölçekli pamuk işletmelerinin üretim ve pazarlama yapısın araştırılmasıdır. Araştırmanın ana materyalini; pamuk üretimi yapan küçük çiftçilerin ağırlıkta olduğu Kwimba ilçesinde, Tabakalı Tesadüfi Örnekleme ile seçilen örneklerle, 2024 yılında, yüz yüze anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Çalışmada, sonuçların tartışılması ve önerilerin geliştirilmesi için ikincil veriler de kullanılmıştır. Elde edilen birincil veriler, frekans, yüzde ve ortalama gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılarak SPSS ve Nvivo 20 versiyonlarıyla analiz edilmiştir. Ayrıca, nitel veriler tematik yöntem kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; Küçük ölçekli üreticilerin arazi büyüklüğü 1 ile 5 hektar arasında değişmektedir. Anket yapılan üreticilerin arazi büyüklüğü 1 ile 2 hektar ve onların ortalama üretim miktarı 1,65 ton olarak saptanmıştır. Üreticilerin arazi büyüklüğü ise 2 ile 5 hektar arasında değişmekte olup onların ortalama üretim miktarı 2,58 tondur. Anket yapılan tüm pamuk üreticileri kooperatif aracılığıyla ürünlerini satmaktadır. Çalışma bulgularına göre, çoğu pamuk çiftçisinin düşük gelirli hanelerden geldiği ve küçük ölçekli tarım yaptıkları, meslekte erkeklerin ağırlıklı olduğu belirlenmiştir. Çalışma bulguları, tarımsal girdilerin kooperatifler aracılığıyla hükümet tarafından sağlanan sübvansiyonlarla çiftçiler için oldukça erişilebilir olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, daha az sübvanse edilen gübreler nedeniyle, birçok çiftçi geleneksel gübre kullanmasına rağmen, mevcut gübrelere erişimde zorluklar yaşamaktadır. Çalışma, çiftçilerin pamuk pazarının yalnızca kooperatifler aracılığıyla birincil alıcı olarak mevcut olduğunu bulmuştur. Birincil pamuk pazarı ve fiyatları hükümet tarafından kontrol edilmektedir. Bununla birlikte, ikincil ve üçüncül pazarda kooperatiflerden pamuk lifi satın alan birçok alıcı bulunmaktadır. Üreticilerin iklim değişikliklerinden etkilendiği belirlenmiştir. Çalışmada, tarımsal arazinin mevcudiyeti ve tarımsal girdilere kolay erişim pamuk üretimin güçlü yön olarak bulunmuş olup sermaye eksikliği, eğitim ve beceri eksikliği pamuk üretimin zayıf yönleri olarak belirlenmiştir. SWOT analizi sonuçlarına göre; artan yerel talep, modern tarım yöntemleri ve teknolojisi pamuk üretimin fırsatları olarak belirlenmiş fiyatın siyasi etkisi ve iklim değişikliği pamuk üretimin tehditleri olarak saptanmıştır. Küçük işletmelerin uretimi ve piyasaya katılımının arttırılması için; etkili fiyat politikaları çalışmaları, yol altyapısı, iklim değişikliği ve genişleme hizmeti çalışmaları, pazarlamabilgilerine erişim, krediye erişim, ticarileşme, iyileştirilmiş depolama tesisleri ve ve tarımsal girdilerine erişim sağlanması çalışmaları yapılmalıdır. Ayrıca, üreticiler de, daha yüksek verimlilik için modern tarımda uygulamalarına yer almalıdır.
Pirinç üretim ve pazarlama yapısının analizi: Batı Kamerun bölgesi Noun Havzası örneği
Pirinç, Kamerun'un kırsal ve kentsel nüfusu için temel gıda maddelerinden olup, buğday ve mısırdan sonra en çok tüketilen gıdadır. Ancak, üretim ve pazarlama aşamalarında birçok zorlukla karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada, Batı Kamerun Bölgesi Noun Havzası'nda pirinç üretim ve pazarlama yapısının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; üreticilerin ve tüccarların sosyo-ekonomik özellikleri, pirinç üretim yapısı ve maliyeti, pazarlama kanalları ve pazarlama marjları belirlenmiştir. Çalışmada 100 üretici ve 30 tüccar ile anket yapılmıştır. Veri işlemede SPSS programı kullanılmış olup tanımlayıcı analiz, SWOT analizi, maliyet analizi ve pazarlama marjlarının hesaplanması yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; üretici ve tüccar nüfusu yaşlanmaktadır. Cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi gibi sosyal faktörlerin üretim ve pazarlama üzerinde etkisinin olmadığı saptanmıştır. Bunun yanında, aile ve işletme büyüklüğü ile yüksek tarımsal girdi fiyatları gibi faktörlerin üretim ve pazarlamayı etkilediği ortaya konulmuştur. Araştırma havzasında pirinç pazarlaması kısa, orta ve uzun (üreticilerin çoğunun tercihi) olmak üzere 3 farklı kanaldan oluşmaktadır. Üreticilerin karşılaştığı zorluklar arasında yetersiz sulama altyapısı, modern tarım ekipmanlarının eksikliği ve finansman eksikliği bulunmaktadır.
Antalya ilinde serada sebze yetiştiriciliği alanında liderlik türlerinin saptanması ve karşılaştırmalı analizi
Bu çalışmanın temel amacı, Antalya ilinde kırsal alanda örtüaltı üretim alanında liderlerin sosyal ağ analizi ile belirlenmesi, lider tiplerinin ve lider olmayı etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Araştırmada, örtüaltı üreticilerinin oluşturduğu ağları, ağda yer alan aktörleri ve aktörlerin birbirleri arasındaki etkileşimleri ve bilgi paylaşım ağlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, kırsal alanlarda faaliyet gösteren üreticilerin sosyo-ekonomik özellikleri, tarımsal faaliyetleri, bilgi kaynakları, tarımsal yenilikleri benimseme tutumları ve liderlik algıları incelenmiştir. Araştırma kapsamında, Serik, Aksu ve Kumluca ilçelerindeki 104 üretici ile yüz yüze gerçekleştirilen anketler aracılığıyla elde edilen veriler analiz edilmiştir. Anket uygulaması yapılan üreticilerin seçiminde kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler ve sosyal ağ analizi kullanılarak üreticilerin sosyo-ekonomik özellikleri, tarımsal faaliyetleri, bilgi kaynakları, tarımsal yenilikleri benimseme tutumları ve liderlik algıları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Araştırmada üreticilerin sosyo-ekonomik özelliklerinin yanı sıra, bilgi akışındaki anahtar konumdaki üreticiler ve lider çiftçilerin belirlenerek, tarımsal yeniliklerin yayılması ve bilgi paylaşım ağlarının etkinliği konularında veriler elde edilmiştir. Bununla birlikte, faktör analizi kullanılarak algılanan liderlik türleri tespit edilmiş ve üreticilerin bilgi ihtiyaçları ve bilgi kaynakları analiz edilmiştir. Araştırma bulguları kapsamında üreticilerin büyük çoğunluğunun ilköğretim mezunu olduğu, aile işletmelerinde çalıştığı ve önemli bir kısmının tarım sigortası yaptırmadığı belirlenmiştir. Çalışmada üreticilerin hastalık ve zararlı mücadelesi ile ilgili bilgileri en çok bayilerden aldıkları, yetiştiricilikle ilgili işlemler için de yine bayilere başvurdukları tespit edilmiştir. Tarımsal yenilikleri benimseme oranları ve yeni teknolojilere karşı tutumları incelenmiş ve üreticilerin yeniliklere büyük ölçüde açık oldukları ve genellikle diğer üreticilerin deneyimlerini dikkate aldıkları görülmüştür. Üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmek için çeşitli desteklerden yararlandıkları, ancak bu desteklerin kullanım oranlarının düşük olduğu saptanmıştır. Üreticilerin liderlik algıları ve tarımsal karar alma süreçlerindeki bulguları incelendiğinde üreticilerin lider olarak gördükleri kişilerin genellikle; güvenilir, tecrübeli ve yenilikçi özelliklere sahip oldukları görülmüştür. Tarımsal faaliyetlerle ilgili kararların genellikle işletme sahibi üretici tarafından bireysel olarak alındığı, aile üyelerinin karar alma süreçlerindeki etkisinin sınırlı olduğu belirlenmiştir. Kırsal alanda tarımsal faaliyet gösteren üreticileri yüz yüze eğitecek sayıda ve yetenekte çalışan bulmak mümkün olmayabilmektedir. Bu nedenle yerel önderlerden yararlanmak büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda önder çiftçiler, kırsal alanda tarımsal bilgilerin yayılmasında kritik bir rol oynamaktadır.