Çukurova University
Anabilim Dalı

Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı

Çukurova University

45

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

45 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Agrega yassılığının beton üzerindeki etkileri

Bu çalışmada Adana Bölgesi Karaisalı İlçesinde üretilen Karaisalı Formasyonuna ait kırma kireçtaşı agregasının geometrik özelliklerinden yassılığın beton fiziksel özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu bağlamda, ülkemizde son dönemde yürürlükte olan TS 706 EN 12620 +A1 Beton agregaları standardında öngörülen agrega deneylerinden elek analizi ve yassılık indeksi deneyleri; beton deneylerinden ise TS EN 12350-2 standardına göre çökme (slamp) ve TS EN 12390-3 standardına göre beton dayanım deneyleri yapılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalarla, farklı tane dağılımındaki yassı ve kübik geometrili agregalar birbirinden ayrılmıştır. Aynı mineralojik bileşimde, fakat farklı agrega geometrisine sahip yassı ve kübik agregalar kullanılarak % 0, % 25, % 50 ve % 100 oranlarında yassı agrega içeren beton örnekleri TS 802 standardına göre üretilmiştir. Üretilen beton örneklerinde sadece agrega geometrisi (yassı tane oranı) değişken parametre olarak belirlenirken, diğer bileşenler (su/çimento oranı, katkı miktarı, vs.) sabit tutulmuştur. Sonuçlar beton karışımında yassı tane miktarı arttıkça çökmenin arttığını ve beton dayanımının azaldığını göstermektedir.

Süleyman Karahan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
10
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Iğneada (Kirklareli) dolaylari üst kretase istifinin stratigrafisi ve fasiyes özellikleri

This study mainly deals with stratigraphic features and facies characteristics of volcano-sedimetary sequence of İğneada region (Kırklareli). In order to achieve this goals 1050 meter thick three stratigraphic sections were measured in the İğneada Formation showing well-exposed outcrops in the Limanköy, Sislioba and Avcılar areas.İğneada Formation unconformably overlies the Mahya Formation. consisting of Jurassic micaschissts and marble lenses and it is approximately 600 m thick.İğneada Formation consists of 15-20 cm thick conglomerates at the bottom levels and it grades to rudist-bearing 10 m thick neritic limestones in the Limanköy area. Rudist fauna consists mainly of radiolitids suggesting an Albian age (probably middle), some benthic foraminifers and algae are also determined. 15-20 m thick, yellow colored sandstones rich-in Orbitolina conformably overlie the neritic limestones and consist of Orbitolina species indicating an Albian age. Orbitolina-bearing sandstones pass upward to 40-50 m thick, yellowish-grey sandstones with thin-shelled bivalvia, planktonic foraminifera are also observed. Upper part of the formation consists alternation of 70-80 m thick, grey pelagic mudstones and 400-420 m thick, volcanic rocks such as andesitic tuffs, basalts, agglomerates and spilitic volcanics and pelagic mudstones. Planktonic foraminifers suggest a Cenomanina-Turonian and probably Coniacian age for the pelagic levels of the formation.The base of İğneada Formation is represented dominantly by clastics around Avcılar and Sislioba areas when compared with that of Limanköy area. 10-15 m thick conglomerates and sandstones gradually pass upward to Orbitolina-bearing sandstones and pelagic mudstone and sandstone alternation and at uppermost part of formation the volcanic rocks are observed.According to field observations and thin section analysis, seven microfacies have been distinguished. These are: conglomerate-litharenite, rudist fragments-bearing packstone-wackestone, Orbitolina-bearing litharenite, carbonate cemented litharenite with thin shell fragments, pelagic mudstone?lithic wackestone, planktonic foraminifera and calcisphere-bearing wackestone and volcanic intarcalated alternation of mudstone and wackestone.The lithologic and sedimentologic features show that the volcano-sedimentary sequence of the Strandja Zone started to develope on the low relief of the carbonate ramp characterizing by the alluvial, fluvial and sea-shore clastics grading to shallow marine limestones and low energy basinal mudstones supported by volcanic rocks

İlhan Arca
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Manisa Havzası'nın aktif tektoniği ve depremselliği, Batı Anadolu, Türkiye

Gediz Grabeni'nin batısında yeralan Manisa Havzası, eski ve modern havza dolgu birimleriyle birbirinden ayrılan iki evreli havza evrimine sahiptir. Eski havza dolgusu birimleri kıvrımlı ve faylı Miyosen volkano-sedimanter istifinden oluşur. Modern havza dolgusu, karasal kırıntılı tortul kayalarla temsil edilen erken?orta Pleyistosen yaşlı Turgutlu Formasyonu, akarsu çökellerinden oluşan Kuvaterner yaşlı Bahadır Alloformasyonu, geç Pleyistosen?erken Holosen yaşlı alüvyal/kolüvyal çökellerden oluşan Emlakdere Alloformasyonu ve alüvyal-flüvyal çökellerden oluşan Manisa Alloformasyonu ile temsil edilir. Yapısal ve stratigrafik veriler, havzanın ilk olarak batısından KD-GB uzanımlı volkanik sırt ile sınırlı bir göl olarak oluştuğunu; olasılıkla Pliyosen'de etkili olan doğrultu atım baskın tektonizma ile aniden yükselerek deformasyona uğradığını göstermektedir. İzmir Balıkesir Transfer Zonu (İBTZ) boyunca etkili olan Miyosen sonrası doğrultu atımlı faylanma, Manisa Havzası'nda sağ yönlü bir makaslama zonunun gelişmesine neden olmuştur. Bu durum, sağ yönlü Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun bazı kollarının Geç Pliyosen'de Batı Anadolu Genişleme Bölgesi (BAGB) içerisine doğru hareket ettiğini göstermektedir. En genç Kuvaterner evre ise, KD-GB yönlü genişleme baskın transtansiyon ile temsil edilir. Sözkonusu tektonik ortamda oluşan modern havza dolgusu batıdan KD-GB uzanımlı doğrultu atımlı, güneyden ise D-B uzanımlı Manisa Fay Zonu (MFZ) ile sınırlıdır. MFZ, sırasıyla 0,1, 0,3 ve 0,26 mm/yıl kayma hızına sahip batı, merkez ve doğu bölümler olmak üzere üç ana sismojenik zondan oluşur. Bu üç bölüm boyunca yapılan tektonik jeomorfoloji çalışmaları ve hesaplanan jeomorfolojik indisler, analiz edilen fay segmentlerinin çizgisel gidişli ve yüksek derecede aktif olduğuna işaret etmektedir.MFZ'nun batı bölümünde gerçekleştirilen paleosismoloji amaçlı hendek çalışmalarında üç depreme ait izler saptanmıştır; bunlar sırasıyla, 926, 1595 veya 1664 ve 1845 depremlerine karşılık gelmektedir. Bu veriler, Manisa Havzası'ndaki yerleşim alanlarında deprem tehlike analizlerine yönelik çalışmaların öncelikli olarak yapılmasını gerektirmektedir.

Çağlar Özkaymak
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Homa-Akdağ (Sandıklı) ve Balçıkhisar (Şuhut) istiflerinin Mesozoyik stratigrafisi, Jura Foraminifer mikropaleontolojisi ve biyostratigrafisi (Afyonkarahisar, Batı Türkiye)

Homa-Akdağ (Sandıklı) ve Balçıkhisar (Şuhut) çevresinde, Alt Jura-Alt Tersiyer istifi (Homa-Akdağ birimi), İnfrakambriyen-Ordovisiyen istifini uyumsuz olarak üzerler. Mesozoyik istifi alt bölümünde İlyaslı Formasyonu'nun konglomeralarıyla, orta bölümünde Derealanı Formasyonu'nun kireçtaşı arakatkılı kumtaşı-şeylleriyle ve üst bölümünde Kocaçal Formasyonu'nun kireçtaşlarıyla temsil edilir. Bu çalışmada, Derealanı ve Kocaçal formasyonları Yumruca, Kocayayla-1, Kocayayla-2, Asmacık, Andiyni Tepe, Oktur Tepe, Menteş1, Menteş 2 ve Mezargediği ve Kocaçal (Balçıkhisar) olmak üzere on ölçülü bölümsel stratigrafik kesit üzerinde incelenmiş ve formasyonların foraminifer içeriği ortaya konmuştur.Homa-Akdağ istifinde alttan üste doğru Pliyensbahiyen aralığı için Orbitopsella menzil zonu, Orbitopsella praecursor menzil zonu, Endotriadella ifranensis menzil zonu, Toarsiyen aralığı için Endotriadella ifranensis-Meandrovoluta asiagoensis aralık zonu, Titoniyen-Berriyasiyen aralığı için Calpionella alpina menzil zonu, Bajosiyen-Erken Bathoniyen aralığı için Gutnicella cayeuxi-Spiraloconulus perconigi aşmalı menzil zonu tanımlanmıştır.Balçıkhisar istifinde alttan üste doğru Bajosiyen aralığı için Callorbis minor menzil zonu, Pseudodictyopsella jurassica-Spiraloconulus perconigi aşmalı menzil zonu, Bathoniyen-Kalloviyen aralığı için Pseudodictyopsella jurassica-Spiraloconulus perconigi aralık zonu tanımlanmıştır.Homa-Akdağ istifinde elde edilen foraminifer topluluğuna göre Derealanı Formasyonu'nun ilk yarısının yaşı Sinemuriyen-Toarsiyen (Liyas)'dir. İstifin üst düzeyleri için ise Liyas'tan Orta Jura'ya (Doger) kadar devam eder. Balçıkhisar istifinde alt-orta bölümler Bajosiyen üst bölümler ise Bajosiyen'den erken Malm'e kadar bir yaş aralığına sahiptir. Kocaçal Formasyonu Homa-Akdağ istifinde, altta Tithoniyen'den Berriyasiyen'e, üstte Kretase'ye kadar bir yaş aralığı sunar. Formasyon Balçıkhisar kesitinde Doger-Malm'den Kretase'ye kadar bir zaman aralığında çökelmiştir. Erken Tersiyer kayaları her iki istifte de Paleosen-Eosen yaşlıdır.

Aslı Özkaymak
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Seferihisar ve Balçova jeotermal alanlarında ve çevre akiferlerinde akışkan akımının modellenmesi

Seferihisar ve Balçova jeotermal sistemleri, Türkiye'nin batısında, faylar boyunca Doğanbey, Tuzla, Cumalı, Karakoç ve Balçova'da çıkan çeşitli sıcak su kaynaklarından oluşan kıyı jeotermal sistemleridir. Bölgesel ölçekte Balçova ve Seferihisar jeotermal alanlarının oluşumları, beslenmeleri, boşalımları, kökenleri ve birbiri ile ilişkilerinin olup olmadığı araştırılmıştır. Farklı su kütlelerini ayırt etmek ve kökenlerini araştırmak için hidrokimyasal ve izotop çalışmaları yapılmıştır. Jeolojik, hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal çalışmalardan elde edilen veriler yeraltı suyu akımı, kütle ve ısı taşınımını birlikte çözebilen FeFlow yazılımı ile değerlendirilmiştir. Akım, sıcaklık ve kütle taşınımı (termohalin) sayısal modelleri, çalışma alanındaki akışkan göçünün fiziksel işlevlerindeki birçok farklı kesiti görmemize izin vermektedir. Sayısal model sonuçları hidrotermal ve hidrokimyasal anomalilerin, deniz suyunun girişim yaptığı ana faylar boyunca oluşan termal konveksiyon ve topoğrafya denetimli akımın sonucu ortaya çıktığını göstermektedir. Bu kaynakların tuzluluğu büyük bir çeşitlilik gösterir. Doğanbey'de deniz suyu baskın uç bileşenken, Balçova'da kaynak suları çok güçlü termal bir iz bırakır ve düşük tuzluluğa sahiptir. Termohalin sayısal modellemesi, hem sıcaklık hem de tuzluluk anomalilerini kontrol eden ana faktörün termal konveksiyon olduğunu göstermektedir. Hazne kaya boyunca oluşan ve temel kayayla sınırlanan bölgedeki konveksiyon akımları, jeotermal suların hareketlerini belirlemekte ve bazı tektonik ortamlarda deniz suyu girişimine neden olmaktadır.

HidrojeokimyaJeotermal sistemlerSayısal modelleme+2
Ali Toygar Akar
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir ve yakın yöresindeki şeyllerde açılan şevlerin stabilite açısından değerlendirilmesi

Şeylerde görülen mühendislik problemlerinin başında; kayma, oturma, şişme, suda dağılma ve yarılma vb. özellikler gelmektedir. Bu çalışmada, İzmir ve yakın yöresinde şeyllerde açılan şevlerin stabilite koşulları incelenmiş ve şeylerin mühendislik davranışlarını belirleyebilmek amacıyla laboratuar çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalara ek olarak, laminalı, çatlaklı, zayıf kaya özelliğindeki şeyllerde kaya kütle sınıflaması (GSI: Jeolojik dayanım indeksi) yapılmış ve kaya kütlesinin bazı mühendislik özellikleri (deformasyon modülü, sağlam kayanın sıkışma dayanımı, kohezyon ve içsel sürtünme açısı) belirlenmiştir. RocData bilgisayar programı kullanılarak şeyl kaya kütlelerinin 10m, 12m, 15m ve 20 metrelik şev yüksekliklerinde, arazi koşullarında hangi büyüklükte gerilmelere maruz kaldıkları belirlenmiş ve bu gerilmeler dikkate alınarak kesme kutusu deneyleri yapılmıştır. Stabilite analizleri Slide V. 6,0 bilgisayar programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta dairesel kayma analizleri, daha sonra da düzlemsel kayma analizleri yapılarak değişik sismik ivmeler (0,1 g, 0.12 g, 0.15 g, 0.18 g ve 0.20 g) ve değişik kohezyon değerleri (18 kN/m2, 25 kN/m2, 45 kN/m2 ve 60 kN/m2 değişimlerinin ve kohezyon dayanımının stabilite üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, şeyllerde açılan kazı şevlerinin duraylılık koşulları ortaya konmuştur.

İzmir
Yeliz Küçüker
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Germencik-İncirliova (aydın) jeotermal alanlarının hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal incelenmesi

Bu çalışma Türkiye' nin en önemli jeotermal alanlarından birini oluşturan Germencik- İncirliova jeotermal alanlarında yapılan hidrojeolojik, hidrojeokimyasal ve izotopik incelemeleri kapsamaktadır.Aydın- Germencik-İncirliova jeotermal alanı Menderes Grabeninin batısında yer almakta olup doğu batı yönlü bir hat boyunca devam etmektedir. Bölgedeki gerilme tektoniğinin etkisiyle kuzey-güney yönlü açılma ve Menderes Masifi bloğunun sürekli yükselmesi sonucunda doğu-batı yönlü grabenleşme oluşmuş ve basamak fay sistemi gelişmiştir.Menderes Masifine ait olan gnays, kuvarsşist gibi çatlaklı kayalar ile karstik mermerler ve bazı alanlarda Neojen yaşlı çakıltaşları jeotermal sistemlerin haznesini oluştururlar. Neojen yaşlı kiltaşı ve çamurtaşı gibi geçirimsiz kayalar da örtü kaya özelliğindedir.Yapılan hidrojeolojik, hidrojeokimyasal ve izotopik çalışmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde alandaki jeotermal suların yüksek entalpili, çok az magmatik katkı içerebilen meteorik kökenli, yaşlı ( hemen hemen hiç tirityum içermediklerinden en az 50 yıllık) sular olduğunu göstermiştir. İnceleme alanındaki jeotermal suların hidrojeokimyasal evrimlerini ve yeraltı suyu hidrodinamiğini aydınlatmak amacıyla 12 adet su kaynağından bir yıl süreyle periyodik olarak örneklenerek kimyasal analizleri yapılmıştır. İnceleme alanından alınan sıcak ve soğuk su örnekleri üzerinde jeokimyasal deneyler yapılmış olup, suların içerdikleri anyonlar, katyonlar ve eser elementler tespit edilmiştir. Hidrokimyasal fasiyes tipine göre, sıcak suların, Na-K- CI- HCO?ve Na- K- HCO3'lü ve soğuk sular, Na-Ca-CI-HCO3, Mg- Na- Ca- HCO3- CI, Na- HCO3-CI' lü sular tipindedir. Yöredeki sıcak sular kaynak ve kuyulardan elde edilmekte olup yüzey sıcaklıkları 16- 239 santigrat derece arasında değişmektedir. Soğuk suların sıcaklığı ise ortalama 23 santigrat derece'dir. Çesitli jeotermometre teknikleri ve bunların uygulanabilirlikleri incelenerek, sistemin hazne kaya sıcaklığı silis jeotermometresine göre 50-270 santigrat derece, Na/K jeotermometresine göre 150- 270 santigrat derece olarak tahmin edilmiştir.Çalışma alanındaki sıcak sular yüksek bor konsantrasyonları içermektedirler. Sıcak sulardaki yüksek bor değerleri Büyük Menderes Havzasında bor kirliliği tehlikesine neden olabilir. Bu sebeple havzada ki sıcak sular enerji üretimi, ısıtma, sera, kaplıca ve diğer kullanım amaçları için çıkarılarak kullanıldıktan sonra hazneye geri basılmaları (reenjeksiyon) gerekmektedir.

HidrojeokimyaHidrojeolojiJeotermal
Hilal Pakay Parkın
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kemalpaşa havzası'nı kontrol eden holosen dönemi aktif faylarının jeolojik, jeomorfolojik özellikleri ve kinematik analizi, Gediz Grabeni güneybatı kolu, Batı Anadolu

Bu çalışmanın amacı, Kemalpaşa Havzası'nı kontrol eden aktif fayların jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerini inceleyerek güncel aktivitesini tartışmaktır. Çalışma havza faylarının tanımlamaları, kinematik ve jeomorfolojik analizlerini içerir.Bilindiği gibi Batı Anadolu Genişleme Bölgesi sismik yönden aktif ve K-G doğrultusunda genişleyen bir bölgedir. Bölge Miyosen'den bu yana Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Ege Hendeği'nin denetimindeki hareketlerle şekil değiştirmektedir. Bu tektonik aktivite Batı Anadolu'da normal faylarla sınırlı havzalar oluşturmuştur. Kemalpaşa Havzası da bu havzalardan biridir.Yaklaşık DKD uzanımlı, asimetrik graben niteliğindeki Kemalpaşa Havzası, Gediz Grabeni'nin güneybatısında yer alır. Çalışma alanında Menderes Masifi ve Bornova Karmaşığı havzanın temel kayalarını oluşturur. Kızılca Formasyonu, Sütçüler Formasyonu ve Alüvyon, temel kayaları uyumsuz olarak üzerler. Kemalpaşa Havzası'nı sınırlayan ana faylar, kuzeyde Spildağı Fay Zonu ile güneyde Kemalpaşa Fayı'dır. Havzanın kuzey ve güney sınırındaki bu faylar oblik (verev) atımlı normal fay niteliğindedir. Kinematik verilere göre, Kemalpaşa Havzası yaklaşık K-G doğrultulu çekme kuvvetlerinin etkisi altında şekillenmiştir.Kemalpaşa Havzası'nı sınırlayan güncel fayların aktivitesini ortaya koymak için havzadaki jeomorfolojik yapılar belirlenerek bunlarla ilişkili indisler hesaplanmıştır. Yapılan jeomorfolojik analizler, bölgenin farklı tektonik etkilere maruz kaldığını göstermektedir.Anahtar kelimeler: Batı Anadolu, Kemalpaşa Havzası, aktif fay, kinematik analiz, jeomorfoloji

JeomorfolojiKinematik analiz
Çiğdem Tepe
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kristal boyutunun mermerlerin malzeme özellikleri ile durabiliteleri üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, mermerlerin kristal boyu ve dokusuna bağlı olarak malzeme özellikleri ve durabiliteleri araştırılmıştır. Çalışma Muğla yöresinde blok mermer kaynağı olarak kullanılan ve farklı kristal boyutuna sahip mermer seviyelerinden alınan mermer numuneleri üzerinde yürütümüştür. İlk olarak numunelerin minerolojik, petrografik, kimyasal, fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada ise laboratuvarda donma-çözünme, ıslanma-kuruma, tuz kristallenmesi (Na2SO4, MgSO4) gibi hızlandırılmış ayrıştırma testleri yapılmış ve bu testler sonrasında mermerlerin malzeme özelliklerindeki değişimler saptanmıştır. Çalışmanın son aşamasında ise farklı durabilite yöntemleri kullanarak değişik kristal boyutuna sahip Mugla mermerlerinin durabilite özellikleri değerlendirimiştir. Bu çalışmanın sonucunda, kristal boyutunun mermerlerin malzeme özellikleri ile durabiliteleri üzerinde önemli rol oynadığı saptanmıştır. Ayrıca iri ve orta kristal boyutuna sahip Muğla mermerlerinin daha düşük durabiliteli oldukları, ince kristalli mermerlere oranla hızlandırılmış ayrıştırma testlerinden daha fazla etkilendikleri görülmüştür.

Zübeyde Gezen
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buca yeşil andezitlerinin jeolojisi malzeme özellikleri ve durabilitesinin araştırılması

İzmir Buca ilçesindeki tarihi binalardayaygın olarak kullanılmış olan yeşil andezit, İzmir'deki önemli tarihi yapılardada dış mekankaplama taşı olarak kullanılmıştır. Renk ve desen özelliğinin yanı sıra masif bir görünüme sahip olan yeşil andezit, bu özelliği nedeniyle yakın döneme kadar oldukça yoğun talep görmüştür.Bu çalışmada ilk önceBuca ve yakın çevresinde yürütülen arazi çalışmaları ile yeşil andezitin üretildiği taş ocağının lokasyonu tespit edilmiştir. Taş ocağından alınan andezit bloklarından üretilen numunelerelaboratuvar deneyleri uygulanarakyeşil andezitin mineralojik, kimyasal özellikleri, fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiş ve bu özellikleri,doğal yapıtaşı standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Daha sonra, andezit numuneleri üzerinde donma-çözünme, ıslanma-kuruma ve tuz kristallenmesi gibi hızlandırılmış ayrıştırma deneyleriyle bu kayacın değişik çevresel ayrıştırıcı etkilere karşı duraylılığı araştırılmıştır. Çalışmanın son aşamasında,Buca yeşil andezitinindurabilitesi, ortalama gözenek boyutu, su emme kapasitesi, ıslak kuru tek eksenli basınç direnci oranı, slakedurabilite indeksi ve statik kaya durabilite indeksi gibi değişik durabilite tanımlama yöntemleri ile değerlendirilmiştir.Mineralojik ve kimyasal kompozisyonuna bağlı olaraktrakiandezit olarak tanımlanan Buca yeşil andezitinin fiziksel ve mekanik özelliklerinin, doğal yapıtaşı olarak kullanılabilirliği açısından, TSE standartlarında öngörülen sınır değerlere büyük oranda uygun olduğu belirlenmiştir. Buca yeşil andezitinin gözenek boyutu ve su emmesidurabilite tanımlama yöntemlerine göre`donma-çözünmeye karşı düşük durabiliteli', suya doygun-kuru tek eksenli basınç direnci oranı, slakeve statik durabilite indeksi durabilite değerlendirme yöntemlerine göre de `yüksek durabiliteli' kayaçlar grubunda yer aldığı belirlenmiştir.

Andezitler
Sebahat Kaputoğlu
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenicekent Gölemezli çevresindeki jeotermal alanların hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal incelenmesi

Bu çalışma Denizli Yenicekent ve Gölemezli çevresinin hidrojeolojik, hidrojeokimyasal ve izotopik incelemelerini kapsamaktadır. Yenicekent beldesi Gediz Grabeni'nin kuzeybatısında Yenice Horstu üzerinde yeralırken, Gölemezli beldesi Büyük Menderes Grabeni ile Çürüksu Grabeni'nin birleşiminde yeralır. Çalışma alanında sırasıyla; Paleozoik yaşlı Menderes Masifi Metamorfikleri, Neojen yaşlı Kızılburun Formasyonu, Sazak Formasyonu, Kolonkaya Formasyonu ve Tosunlar Formasyonu yer alır. Bunların hepsinin üzerinde ise Alüvyon ve Travertenler yüzlek vermektedir.Çalışma alanındaki beş farklı soğuk su kaynağından toplam sekiz adet, dokuz sıcak su kaynağından ise toplam yirmi adet sıcak su örneği alınmış, katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. İnceleme alanındaki sular genel olarak Na-Ca-HCO3-SO4 su tipinde ve CO3 sertliği yüzde elliden fazla olan veya karışık sular sınıfına girmektedir. Örneklemesi yapılan sıcak suların EC' ye göre sınıflaması yapıldığında; ?şüpheli-kullanılamaz? bölümde yer aldığı gözlenirken, soğuk suların ?kullanılabilir? bölümde yer aldığı gözlenmiştir. Çalışma alanındaki sıcak sulara jeotermometre analizleri uygulanmış ve çizilen diyagramlarda sıcak suların olgunlaşmamış (ham) sular grubuna girdikleri saptanmıştır. Tüm jeotermometre sonuçları ve mevcut kuyuların rezervuar sıcaklıkları birlikte değerlendirildiğinde jeotermal suların hazne kaya sıcaklıkları 58 ile 293 °C arasında tahmin edilmektedir.Örneklemesi yapılan suların mineral doygunluk grafikleri incelendiğinde aragonit, kalsit ve dolomit minerallerinin 30 ile 180?C aralığında suda çökelme eğilimi gösterdiği, silis mineralinin ise suda çözülme eğilimi gösterdiği saptanmıştır.

Jeotermal akışkanlarJeotermal sistemlerJeotermal sular
Tuna Khorshtd
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gediz Deltası'nın(İzmir-Menemen-Batı Türkiye) denizel çökellerinin foraminifer içeriği ve çökelim ortamları

Gediz Deltası çökelleri ve fosil içeriği deltanın B-GB kenarında YSK-C ve D-KD kenarında SK-246 sondajlarının karotlarına dayanılarak incelenmiştir. Delta'nın B-GB bölümü, YSK-C sondajında 6 m'e kadar karasal çökeller, 35 metre'ye kadar sığ denizel çökellerle temsil edilmektedir. Karasal bölüm toprak, çakıl ve çamurlu kumlardan oluşmaktadır. Denizel bölüm ise, biyoklastlı, çamurlu, çakıllı kumlar ve çakıllı kumlu biyoklastlı çamur katmanlarından oluşur. Biyoklastlar ekinid, ostrakod, gastrapod, foraminifer, bryozoa ve bivalvialardan yapılıdır. Delta'nın denizel düzeylerinde saptanan foraminifer faunası 55 bentik, 2 planktonik türle temsil edilmektedir. Bu foraminiferler deltanın B-GB istifinin 8-31 metrelik bölümünün sığ denizel bir ortamda oluştuğunu yansıtmaktadır. Deltanın D-KD bölümü SK-246 sondajında 43,5 m'ye kadar genel olarak karasal çökellerle temsil edilir. Bununla birlikte, 18-19; 23-24; 36-37,5 m'lik bölümlerinde denizel düzeyler içerir. Deltanın D-KD bölümünün karasal çökelleri genel olarak Neojen volkanik kayalarından türemiş çakıl, tüf, kül içeren, kum ve kireçli çamur kayaları ile temsil edilir. Denizel düzeyler ise, 18-19 ve 36-37,5 metrelerinde çok ince gastrapod, bivalvia ve ostrakod kırıntıları içeren kireçli kil taşı ve kireçli çamur taşlarından oluşurken, 23-24 m'de bol gastrapod, ekinid, bryazoa, bivalvia ve foraminifer içeren kumlu çamur taşlarıyla temsil edilmektedir. Söz konusu denizel düzey bir bentik foraminifer faunası içerir. Bu veriler deltanın D-KD bölümünün genellikle karasal fasiyeste olduğunu zaman zaman oluşan transgresyonla denizle örtüldüğünü gösterir. ESR yöntemiyle yapılan yaşlandırma çalışmasında YSK-C sondajı istifinin 8-9m'leri 11,376 artı eksi 67,53 yıl; 10-11 m'si 16,466 artı eksi 16,06 yıl; 24-25 m'si 15,344 artı eksi 21,15 yıl; 25-26 m'si 19,995 artı eksi 22.21 yıl olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, deltanın B-GB bölümlerinin son 20000 ile 11000 yıl arasında sürekli denizel koşullarda olduğu, 11000 yıldan günümüze kadar ise, karasal fasiyeste bulunduğunu yansıtmaktadır. Deltanın B-GB kenarı ile D-KD kenarı istifleri karşılaştırıldığında, batı bölgelerindeki denizel çökellerle doğu bölgesindeki egemen karasal çökellerin girik olduğu, doğu bölgesindeki karasal koşulların 20000 yıldan daha yaşlı olabileceğini gösterir.

Ekin Gökçe Benli
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimEN

Oligo-miocene palynology, palaeobotany, vertebrate, marine faunas, palaeoclimatology and palaeovegetation of the ören basin (North of the Gökova Gulf), Western Anatolia

In this thesis, palynostratigraphic, palaeoclimatologic, palaeovegetational and palaeontological interpretations of the Muğla-Milas-Ören region are obtained.Stratigraphy of the Ören basin is revised and one formation (the Kultak formation) and three members (the Alakilise, Hüsamlar and Belen members) are defined. Besides, palynofloras of the Rupelien, Chattian, late Burdigalian-Langhian and Serravallian times are determinated and palaeoclimatic evidences of these times are obtained. In addition, leaf fossil floras are collected from the Karacaağaç-Ören region and all fossils are defined. Palaeoclimatic evolution based on the leaf flora is obtained using the Clamp, Coexistences Approach and LMA methods.Foraminifer faunas of the Aquitanian and late Burdigalian-Langhian times are defined from the limestones with marine fossils. Besides, strontium, oxygen and carbon isotopes results are calculated from these limestones. Obtaining isotopic data are correlated with the palaeontological results and both results coherent. Gastropod and bivalvia fossils of the Chattian time are defined. Age and palaeoenvironmental determinations based on gastropod and bivalvia fossils are supported by the strontium, oxygen and carbon isotopes data. Mammalian faunas of the Middle Burdigalian-Langhian time interval are determined from the clastic sediments in the Milas-Ören region. Strontium, oxygen and carbon isotopes results are correlated with the palaeontological data for the age and palaeoenvironmental interpretation.

ForaminiferasGastropodaMammalia faunasu+7
Mine Sezgül Kayseri
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karacaağaç (Buca-İzmir) ve çevresinin hidrojeolojisi ve yer altı suyu potansiyelinin belirlenmesi

Çalışma sahası İzmir ilinin 30 Km. güneydoğusunda Torbalı ilçesinin 15 Km.kuzeybatısında olup Karacaağaç köyü, Belenbaşı köyü, Kırıklar köyü ve Demirciköy içine alır.Çalışma alanın kaya birimi ayırıma yöntemiyle 1 / 25000 ölçekli jeoloji haritasıyapılmış kayaçların stratigrafik, yapısal, hidrojeolojik özellikleri ve yer altı sularınakım haritası saptanmaya çalışılmıştır.İnceleme alanında altta Mezozoyik yaşlı kumtaşı-şeyil ardalanmasından oluşanfiliş birimi ve içinde tektaş konumunda kireçtaşı birimi yer alır. Bu birimlerSenozoyik yaşlı çakıltaşı birimi ve killi kireçtaşı birimi tarafından açısaluyumsuzlukla üstlenir. Bütün birimlerin üzerine uyumsuz olarak Alüvyon birim örter.Mesozoyik yaşlı kayaçlar Üst kretase yaşlı filiş birimi temsil eder. Filiş birimikumtaşı-şeyil ardalanmasından ve içinde tektaş konumunda kireçtaşı birimi denoluşmaktadır. Çakıltaşı birimi inceleme alanında geniş bir yayılım sunan egemenolarak çakıltaşlarından yapılı olup yersel olarak kumtaşı, kiltaşı ve çamurtaşı iledüzensiz ardalanma gösterir. Killi kireçtaşı birimi İnceleme alanının kuzey batısındabir yayılım sunan, genellikle sarımsı beyaz renkli, belirsiz katmanlı dayanımlıdır .Oldukça kırık ve çatlaklı olan birim erim boşlukları içerir. Çalışma alanında güneybatısın düz bir topografya yayılım sunan ve akarsuların neticesinde oluşan birimpekleşmemiş bir konumdadır. Kuvertener yaşlı alüvyon oluşukları, çeşitlibüyüklükte çakıl, kum, mil, silt ve kil karışımdan oluşmaktadır.Bölgenin hidrojeolojik etüdüne yardımcı olması amaç ile çeşitli kuruluşlarayaptırılan kimyasal su analizleri yaptırılmıştır. Bu amaçla arazi çalışması, toplananverilerin yazılımları ve programlar aracılığıyla verilerin yorumlanmasıtamamlanmıştır. pH ve elektriksel iletkenlik ölçümleri yapılmıştır. Kimyasalbileşenler için (Na, K, Ca, Mg, Cl, SO4, HCO3 ) ve çıkan sonuçlara göre de gereklidiyagramlar ve çizelgeler hazırlanmıştır.Çalışma alanında akifer özelliği gösteren birimler Kuvaterner yaşlı Alüvyonbirimi, Neojen yaşlı çakıltaşı birimi, killi kireçtaşı birimi ve kretase yaşlı kireçtaşıdır.Kretase Yaşlı filiş birimi ve Neojen yaşlı killi seviyeler geçirimsiz kayaçlarıoluşturur. Çalışma alanında bulunana tüm sular tarımsal amaçlı kullanmayauygundur. Tarımsal amaçlı ve kullanma amaçlı kullanılan su hacmi yağıştankarışlanmaktadır.Anahtar Kelimeler : Jeoloji, Stratigrafi, Hidrojeoloji.

Hassan Zafnaki
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çanakkale Çan çevresindeki jeotermal sistemlerin hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal incelenmesi

Çan Havzası, Türkiye'nin kuzeybatısında bulunan Biga Yarımadası'nın orta bölümünde yeralır. Çan çevresinde gözlenen baskın kaya tipi volkaniklerden oluşur. Bu kayaçlarda ayrışma zonları ve kil mineralleri oldukça yaygındır. Bunun yanında bölgede gözlenen diğer jeolojik birimler tortullar, metamorfikler, magmatikler ve alüvyondan oluşur. Jeolojik birimler bölgedeki tektonik aktivite nedeniyle yaygın şekilde kırık zonları içerir. Termal sular yüzeye bu kırık zonları yoluyla ulaşmaktadır. Çan Havzası'nda 4 jeotermal alan bulunmaktadır. Çan Sıcak Su Kaynağı muhtemelen Şahinli Formasyonu ile Çamlıca Metamorfitleri'nden beslenmektedir. Bu kaynağın ortalama sıcaklığı 44,4 derecedir. Karaılıca Sıcak Su Kaynağı Ezine Volkaniti'nden çıkmaktadır ve ortalama sıcaklıkları 35,4, 40,6, 47,0 derece olan üç kaynaktan oluşur. Alibeyçiftliği Sıcak Su Kaynağı Ezine Volkaniti'ne ait istiften beslenmektedir. Bu kaynağın ortalama sıcaklığı 23 derecedir. Bardakçılar Sıcak Su Kaynağı'nda üç farklı noktadan çıkan sular Evciler Plutonu'ndan gelmektedir. Kaynakların ortalama sıcaklıkları 46,5, 48,3 ve 47,8 derecedir. Sıcak sularda kalsit ve anhidrit mineralleri, soğuma ile birlikte çökelme eğilimine sahiptir. Jeolojik birimler arasında alüvyon en verimli akiferdir. Bu birimin transmissibilitesi ve geçirimlilik katsayısı yüksektir. Yeraltı suyu derinliği 0,1-8,3 m arasında değişmektedir. IAH su sınıflandırma yöntemine göre termal sular sodyum-kalsiyum-sülfat tipinde, soğuk sular genelde kalsiyum-magnezyum-bikarbonat tipinde ve kar örnekleri karışık tipte sulardır. Bölgedeki jeotermal sistemlerin rezervuar akışkan sıcaklıklarını tahmin etmek için jeotermometre eşitlikleri kullanılmış ve en yüksek sıcaklık olarak 207 derece elde edilmiştir. Döteryum, trityum ve oksijen - 18 izotop analizleri bu termal suların meteorik kökenli ve en az 45 - 50 yıl yaşında olduğunu göstermiştir.

HidrojeokimyaJeotermalÇanakkale-Çan
Ozan Deniz
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa Kavaklıdere göletinin mühendislik jeolojisi

Bu çalışmada, Manisa ilinin Alaşehir ilçesine bağlı Kavaklıdere Kasabasından geçen, Değirmendere üzerinde inşa edilmesi planlanan Kavaklıdere Göletinin mühendislik jeolojisi özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Geç Miyosen yaşlı Acıdere Formasyonuna ait sedimanter kayaçlar üzerinde yer alan gölet aks yeri ve yakın çevresinin temel zemininin jeoteknik özellikleri, arazi ve laboratuvar deneyleriyle belirlenmiştir.Suyla temas etmesiyle kolayca dağılan gevşek çimentolu sedimanter kayaçlardan karot örneği almak için, laboratuvar ortamında farklı bir yöntem geliştirilmiştir. Böylelikle kayaçların indeks ve mühendislik özellikleri belirlenebilmiş ve kayaçların çok düşük tek eksenli basınç dayanımına sahip olduğu gibi suda dağılmaya karşı duraylılığının da çok düşük olduğu görülmüştür.Gölet aksı boyunca yer alan sondajlarda yapılan basınçlı su deneyleriyle, kayaçların geçirimsiz veya çok az geçirimli kayaç sınıfında yer aldığı belirlenmiş; presiyometre deneylerine göre kayaçların izin verilebilinir taşıma güçleri ve oturma miktarları hesaplanmış ve daha sonra kayaçların malzeme ve kütle özelliklerinden yararlanılarak Jeolojik Dayanım İndeksi (GSI) sınıflama sisteminde ki yeri belirlenmiştir.Gölet rezervuar alanında yer alan kayaçların iri tane (çakıl) miktarları ile kayma direnci parametleri arasında ampirik bir yaklaşımda bulunmak için kayaçların tane oranları, fotoanaliz yöntemiyle belirlenmeye çalışılmış ve iri tane oranının arttmasıyla, kayacın içsel sürtünme açısının da arttığı, kohezyonun azaldığı görülmüştür.Zayıf çimentolu sedimanter kayaçlar üzerinde inşa edilmesi planlanan gölet aks yerinin şev stabilitesi irdelenmiş ve aks yerinde yapılacak herhangi bir kazı sonrasında şevlerin kaymaya karşı güvenlik katsayısının azaldığı görülmüştür.Yapılan arazi ve laboratuar incelemeleri sonunda, zeminin güçlendirilmesi şartıyla, çalışma alanında, zonlu toprak dolgu tipinde bir göletin inşaa edilebilmesinin mümkün olunabileceği sonucuna varılmıştır.

Berna Atalayman
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Yöresine ait dört zemin örneğinin malzeme özellikleri ve katı atık alanlarında bariyer zemin olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

Türkiye'nin üçüncü büyük ili olan İzmir, sürekli göç alması nedeniyle nüfusu artan ve buna bağlı olarak üretim-tüketim miktarının hızla arttığı bir Metropol şehrine dönüşmüştür. Tüketimin artmasıyla birlikte çöp üretimi artmış ve oluşan bu katı atıkların gelişigüzel depolanmasının sebep olduğu yer altı suyu kirlenmesi, koku kirliliği ve görüntü kirliliğini önlemek amacıyla düzenli katı atık depolama sahaları yapılması gerektiği gündeme gelmiştir. Ancak, şehrin katı atık depolaması için uygun zemin ve bölgesel şartlarını sağlayan alanlar oldukça kısıtlıdır. Zemin açısından uygun olan bölgeler şehir merkezine yakındır. Şehir sınırları içerisinde akarsu ve mevsimlik derelerin yoğunluğu yer seçimini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle şehir merkezine uygun mesafedeki boş alanların zemin iyileştirme yöntemleri kullanılarak katı atık depolama alanları olarak oluşturulması zorunlu hale gelmiştir.Bu tez kapsamında, çevre koşullarını sağlayan ancak zemin geçirimliliği uygun olmayan bölgelerde, İzmir İli içinde ve yakın çevresinde bulunan Neojen killeri bariyer zemin olarak kullanılarak geçirimliliğin düşürülmesi ve bu sayede de uygun bölgenin depolama alanı olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu kapsamda İzmir Şehri sınırları içinde ve yakın çevresinde bulunan 4 farklı bölgeden (Bornova, Buca, Torbalı ve Turgutlu) kil numuneleri alınmış ve indeks özellikleri belirlendikten sonra kompaksiyon, serbest basınç direnci, metilen mavisi, iğne deliği ve dağılma deneyleri yapılmıştır. Kimyasal analiz, SEM ve XRD deneyleri ile diğer deneyler desteklenmiştir.

EngellerJeoteknik özelliklerKatı atıklar+2
Nurcihan Taşkın
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ereğli-Zonguldak taşkömürü havzasının hidrojeolojisi

Bu çalışma Ereğli-Zonguldak Taşkömürü Havzasında yapılan jeolojik ve hidrojeolojik çalışmaları kapsamaktadır. Zonguldak ve Ereğli Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan önemli bir taşkömürü havzasıdır.Havzanın temelini Silüriyen ve Karbonifer yaşlı formasyonlar oluşturmaktadır. Mesozoyik yaşlı formasyonlar, transgresyon olayı sonucunda, Paleozoyik yaşlı formasyonları diskordan olarak örtmüş olup, Kretase'de oluşmuşlardır. Bunların üzerinde ise diskordan olarak Paleosen yaşlı bir formasyon ile Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan oluşan Senozoyik'e ait bir birim bulunmaktadır.Çalışma sahasında yaygın olarak Barremiyen ve Apsiyen yaşlı kireçtaşları karstik akiferler oluşturmaktadır. Bölgede akifer niteliğinde olabilecek diğer kaya birimleri ise; Vestfaliyen yaşlı kömür içeren kumtaşı, kiltaşı ve konglomera ardalanmalı birimler ile, Üst Barremiyen-Alt Apsiyen yaşlı kumtaşı, konglomera ve kiltaşı ardalanmalı birimlerdir.Çalışma alanı Hersinyen ve Alpin orojenezlerinin etkileri altında kalmış olduğundan tektonik çok gelişmiştir. Bu formasyonlar geçirdikleri tektonizma etkisi ile karstlaşmaya uygun hale gelmiş bu sebepten çalışma sahanda bir çok mağara sistemi oluşmuştur.Çalışma alanının akifer karakteristiklerini belirlemek amacıyla açılan on üç adet sondajda pompa testleri yapılmıştır. Bu testlerden elde edilen veriler Barremiyen ve Apsiyen yaşlı formasyonların karstik akifer olduklarını göstermektedir. Vestfaliyen ve Alt Apsiyen-Üst Barremiyen yaşlı birimler ise içerdikleri kiltaşı ardalanmalarından dolayı kendi bünyelerinde basınçlı akiferler oluşturmaktadır.Çalışma alanının hidrojeokimyasal analizleri incelendiğinde suların çoğunluğunun karbonat sertliği fazla olan sular grubuna girdiği ve benzer kökenli olduğu görülmektedir. Geçmiş yıllarda yapılan izotop analizleri de suların çok güncel ve meteorik kökenli olduğunu göstermektedir.

HidrojeolojiKarstZonguldak
Mustafa Yılmaz
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demirci havzası (İçikler çevresi) doğu kenarının jeolojisi

Demirci havzası batı Anadolu'da yer alan KD doğrultulu graben yapılarından birisidir. Bu çalışmanın amacı, Demirci havzasının doğu kenarının jeolojik özelliklerinin incelenmesini oluşturmaktadır. Çalışma, bölgenin genel jeolojik gelişimi, bölgede yer alan İçikler lateritik ? saprolitik Au ? Ni cevherleşmesinin jenezi, Saraycık jeotermal alanın gelişimi ve özellikleri ile yapısal öğelerin bölgenin jeolojisi ve Au ? Ni cevherleşmesine etkisini içermektedir.Çalışma alanı, Gediz grabenin kuzey horstu, Simav grabenin ise güney horstunda gelişen KD uzanımlı Demirci grabeninin doğu kenarında yer alan İçikler ve çevresini içermektedir. Bölgenin temelini, paleozoyik yaşlı Menderes masifine ait şist, gnays ve mermer türündeki metamorfikler oluşturmaktadır. Bu temel üzerende ise bindirme fayları ile yerleşmiş, üst kretase yaşlı derin denizel kabuk ürünleri olan serpantin, harzburjit, dunit ve kireçtaşlarından meydana gelmiş ofiyolitik dilinimler bulunmaktadır. Havza dolgu kayalarını ise temeli açısal uyumsuzlukla örten miyosen yaşlı kırıntılı ve karbonatlı sedimanlar ile yine miyosen yaşlı Asi tepe volkanikleri oluşturmaktadır. En üstte yer alan birimler ise güncel oluşumu devam eden alüvyon ve traverten birimleridir.Bölgede üç farklı yapısal öğe tespit edilmiştir. Bunlar; Demirci havzasını oluşturan KD uzanımlı verev atım bileşene sahip normal faylar, DKD ve BKB uzanımlı eğim atımlı normal faylar ve bu iki grup fayı da kesen BKB ? DGD uzanımlı en genç öğeler olan doğrultu atımlı faylardır.Çalışma alanı içerisinde, Yumuklar köyünün 3km KB'ında İçikler lateritik ? saprolitik sistemin gelişmiş Au ? Ni cevherleşmesi yer alır. Yapılan arazi çalışmaları ile araştırma alanında ki Au cevherleşmesinin, petrografik ? oksidasyon ? alterasyon ve mineral içeriği bakımından lateritik ? saprolitik altın yataklarıyla benzer özellikler taşıdığı anlaşılmıştır. Bu tür yatakların lateritik nikel oluşumları ile birliktelik sunması, çalışma alanı içerisindeki yüksek nikel anamolilerini açıklamaktadır.Borlu ilçesinin 15km KD'sunda yer alan Saraycık jeotermal sistemi, KD uzanımlı normal faylar ile BKB ? DGD uzanımlı doğrultu atımlı fayların kesişim noktasında gelişmiştir. Bu sistemin varlığı bölgedeki gömülü sokulumların varlığına işaret etmektedir.

Jeoloji
Aykut Saygılı
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marmaris Barajı'nın mühendislik jeolojisi

Marmaris Barajı, ?ön yüzü beton kaplama kaya dolgu ? tipinde bir barajdır. Yapımına 1998 yılında başlanmış ve 2006 yılında da tamamen hizmete girmiştir. Ülkemizde bu yöntemle yapılan beşinci barajdır. Yapım amacı Marmaris ve çevre beldelerinin (Beldibi, İçmeler, Armutalan) içme suyunun temini, barajın aşağı kısmında yer alan Çamlı Ovasının sulama suyunu karşılamak ve bu ovayı etkisi altına alan taşkınları kontrol etmektir.Baraj yerinde bulunan alüvyon birimleri kaldırılarak baraj gövdesi serpantinit ana kayası üzerine oturtulmuştur. Temel kayacının sahip olduğu geçirimlilik özelliği, inceleme alanında açılan sondaj kuyularında yapılan basınçlı su testleri ile belirlenmiş ve gerekli enjeksiyon perdelemesi yapılmıştır.Marmaris Barajı'nın aynı tipteki benzer barajlardan en önemli farkı dolguda kullanılan kayanın ultrabazik bileşime sahip dünit kayası olmasıdır.

EnjeksiyonlarSerpantinit
Ahmed Kaya
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balçova ilçesi ve çevresinin aktif tektoniği ve depremselliği: Jeolojik ve sismolojik verilerin karşılaştırılması

Bu çalışmada Balçova ilçesi ve çevresindeki alan jeolojik ve jeomorfolojik yöntemlerle incelenerek İzmir Fayının güncel aktivitesinin tartışılması amaçlanmıştır. İzmir Körfezi' nin güney sınırını oluşturan İzmir Fayı yaklaşık D-B uzanımlı bir faydır. Çalışma alanında İzmir Fayı farklı segmentler içeren bir fay zonu geometrisi gösterir. Balçova Jeotermal Sistemi de bu fay zonu içinde yer alır.Arazi gözlemleri ve jeolojik yapıların ilişkilerine göre fay zonundaki en güney segment ana fay olarak tanımlanmıştır. Bu fayın düşen bloğunda birçok antitetik ve sintetik fay haritalanmıştır. Fayın taban bloğunda Üst Kretase-Paleosen yaşlı Bornova Karmaşığına ait kayalar yüzlek verirken, tavan bloğunda Bornova Karmaşığı ve güncel denizel katkılar da içeren Kuvaterner yaşlı alüvyonal ve flüvyal çökeller bulunur.İzmir Fayının güncel aktivitesini anlamak için 1:25000 ölçekli topografik haritalar incelenerek jeomorfolojik belirteçler ve detaylı jeolojik haritalar oluşturulmuştur. Jeomorfolojik belirteçlerin (drenaj havzası, ütü altı yapısı, Eksenel nehir, Dağ önü çizgiselliği) analiz sonuçlarından jeomorfolojik indisler (Hipsometrik Eğri, Drenaj Havzası Asimetrisi, Dere Boy-Gradyan İndeksi, Dağ Cephesi Sinüslük Oranı (Smf indeksi), Vadi Tabanı Genişliği-Vadi Yüksekliği Oranı (Vf indeksi)) hesaplanmıştır. Asimetri faktörüne göre havzada eğimlenme vardır. Çalışma alanının dağ cephesi sinüslük oranları orta bir değer sunmaktadır. Bu değer sonuç olarak bölgenin aktif tektonikle yükseltilen düzgün bir dağ cephesine sahip olduğunu göstermektedir.Bu çalışma kapsamında İzmir Fayının niteliğinin tanımlanması için kullanılan bir diğer metod kinematik analizdir. Bu bağlamda İzmir Fayı boyunca fay düzlemi ölçümleri yapılmıştır. Bu kinematik verilere göre İzmir Fayı oblik atımlı normal fay olarak tanımlanmıştır.Tüm Jeolojik, jeomorfolojik ve Sismolojik veriler ışığında Balçova İlçesi ve Çevresinde haritalanan İzmir fayı deprem oluşturan ana kaynaktır. Bu nedenle Balçova ilçesi ve çevresinde tarihsel dönemlerde oluşan depremler ile İzmir fayının ilişkisini belirlemek için paleosismolojik amaçlı hendek çalışmaları yapılmalı ve İzmir fayının deprem üretme potansiyeli/periyodu ortaya konmalıdır. Bunun yanında ilçedeki yerleşim alanlarının fay zonu içinde kalan kesimlerini belirlemek için 1/1000 ölçekli yerleşime uygunluk haritaları yapılmalı ve yeni yapılaşmalar bu haritalara göre düzenlenmelidir.

DepremsellikJeomorfolojiKinematik analiz+1
İrfan Ramazanoğlu
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tahtalı baraj havzasının hidrojeolojik incelenmesi ve yeraltı suyu kirlenebilirliğinin AHS - DRASTIC yöntemi ile değerlendirilmesi

Tahtalı Baraj Havzası, İzmir İlinin güneybatısında yer alan ve içme su gereksiniminin yüzde 34'ünü karşılaması açısından önemli bir sahadır. Çalışma alanında temeli Paleozoyik yaşlı Menderes Metamorfikleri oluşturur. Birim üzerine bindirme fayı ile Mesozoik yaşlı Bornova Karmaşığı gelir. Neojen yaşlı birimler açısal uyumsuzlukla bu birimleri üstlemektedir. Kuvaterner yaşlı Alüvyon birimler alandaki tüm birimleri örtmektedir. Hidrojeolojik çalışmalara göre, çalışma alanında iki akifer sistemi belirlenmiştir. Birincisi, serbest akifer özelliğindeki alüvyon ve killi kireçtaşları, diğeri ise yarı basınçlı akifer özelliğindeki konglomeralardır. Alüvyon ve Neojen yaşlı killi kireçtaşları, havzasının orta kesimlerinde önemli oranda içme ve sulama suyu sağlamaktadır.Bölge yeraltı suları baskın olarak kalsiyum-magnezyum-bikarbonat, kalsiyum-bikarbonat ve sodyum-kalsiyum-bikarbonat fasiyesindedir. Çalışma alanında yapılan yeraltı suyu bütçe hesaplamalarında beslenmeden yaklaşık olarak 35 milyon metreküp fazla çekim yapıldığı hesaplanmıştır. Suların kökeni ve dolaşım mekanizmasının belirlenmesi için yapılan izotop analizlerine göre yeraltı suları kısa dolaşımlı ve meteorik kökenli sulardır. Havzanın etkin beslenme yüksekliği oksijen-18 ve döteryum izotop değerleri kullanılarak 176 ? 376 metre olarak bulunmuştur.Tahtalı Baraj Havzası (İzmir)`na ait potansiyel kirlenebilirliği değerlendirmek için DRASTIC yöntem uygulanmış ve CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) teknikleri kullanılarak haritalanmıştır. Modeldeki ağırlık ve oranlar AHS (Analitik Hiyerarşi Süreci) kullanılarak bulunmuştur. DRASTIC model ile yeraltı suyu arasındaki ilişkinin ortaya konulması için bütünleşik su kalitesi oluşturulmuştur. Su kalitesi parametreleri ulusal ve uluslararası içme suyu kalite değerleri baz alınarak AHS ile elde edilmiştir. Yapılan DRASTIC model ile yeraltı suyu kalitesi arasında doğrusal ilişki bulunmuştur.

Analitik hiyerarşi süreciSu kalitesiTahtalı Barajı
Nesrin Barış
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küçükköy (Ayvalık) Ovası'nın hidrojeolojisi ve deniz suyu girişimi

Bu çalışma Küçükköy (Ayvalık) bölgesinde yapılan hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal çalışmaları kapsamaktadır. İnceleme alanı Ege Denizi kenarında Balıkesir İli sınırları içerisinde kalmakta ve Pliyosen yaşlı killi kireçtaşı, marn ve Kuvaterner yaşlı kil, silt, kum ve çakıltaşından oluşan alüvyon birimlerini içermektedir. Pliyosen yaşlı birimler zayıf akifer oluşturmalarına karşın, alüvyonu oluşturan birimler iyi bir akifer olma özelliğine sahiptir. İnceleme alanının hidrojeolojik özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla bölgeden su örnekleri alınmıştır. Alınan su örnekleri üzerinde yapılan jeokimyasal analiz sonuçlarına göre suların hidrojeolojik özellikleri belirlenerek; Piper, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk diyagramlarında değerlendirilmiştir. Su örnekleri fasiyes tiplerine göre sınıflandırıldıklarında inceleme alanında yer alan suların iyon miktarları % 50'yi geçmediği için karışık ve karbonat olmayan alkalinitesi % 50' den fazla olan sular tipinde olduğu, ayrıca Ayvalık Ovası'nda yeraltı suyu sınıfı genel olarak C2S1 ve C3S1, tuzlaya yakın kısımdan alınan numunede C4S1 olduğu belirlenmiştir. İnceleme alanında bulunan kuyulardan alınan su numunelerinin kimyasal analizlerinden genel olarak yeraltı suyunun tuzluluğunun zamanla sahil kısmından iç kısımlara artarak ilerlemiş olduğu görülmektedir. Bunun nedeni ise aşırı çekim sonucu meydana gelen deniz suyu girişimidir. Deniz suyu girişimi, artan su ihtiyacına bağlı olarak çok sayıda sondaj kuyusu açılması ve aşırı çekim yapılması dolayısıyla deniz suyunun kıyı akiferlere doğru ilerleyerek, yeraltı sularının bazı bölgelerde tuzlanmasına neden olmasıdır. Alınan numunelerle laboratuarda yapılan ağır metal analizine göre ise, suların yüksek miktarlarda Al, Zn, Fe, Cd, Pb içerdiği saptanmıştır. Dolayısıyla bir kirlenme söz konusudur.

HidrojeokimyaHidrojeoloji
Yasemin Özmürüt
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ilıcabaşı jeotermal alanının (Aydın) hidrojeolojisi

Aydın ? Denizli Karayolu üzerinde Aydın Merkez'de yaklaşık 6 km uzaklıktaki İmamköy'ü de içine alan çalışma alanı Neojen ve Paleozoyik yaşlı birimler bulunmaktadır. İnceleme alanındaki en yaşlı kayaçlar Paleozoyik yaşlı Metamorfik kayalar (gnays, şist, mermerler, metakuvarsit) oluşturur. Temel Kayalar üzerinde ise uyumsuz olarak kiltaşı, kumtaşı ve çakıltaşı ardalanmasından oluşan ve birbiri ile geçiş gösteren Senozoyik yaşlı kırıntılı tortullar yer alır. Bu birimlerin üstünde Kuvaterner yaşlı alüvyonlar gelmektedir.İnceleme alanında 3 sıra halinde bulunan faylar KB ? GD, D ? B ve KD ? GB uzanımlıdırlar. Sahada mevcut olan jeotermal akışkanlar, bu birimlerin oluşturduğu stratigrafik istifte fay boyunca yükselerek yüzeylenmektedir. Yüzeyden derinlere doğru süzülen meteorik sular bu hareket esnasında henüz sıcaklıklarını kaybetmemiş volkanik kayaçlardan geçerken ısınırlar.İnceleme alanından alınan sıcak ve soğuk su örnekleri üzerinde jeokimyasal deneyler yapılmış olup, suların içerdikleri anyonlar, katyonlar ve eser elementler tespit edilmiştir. Yapılan hidrojeokimyasal değerlendirmelere göre, sıcak suların, Na-HCO3-SO4 ve Ca- Na- MgSO4-HCO3'lü ve soğuk suların çoğunluğunun Ca-Mg-SO4-HCO3'lü sular sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Yöredeki sıcak sular kaynak ve sondajlardan elde edilmekte olup yüzey sıcaklıkları 34-44 0C arasında değişmektedir. Soğuk suların sıcaklığı ise, ortalama 210C'dir. Çeşitli jeotermometre teknikleri ve bunların uygulanabilirlikleri incelenerek, sistemin hazne kaya sıcaklığı 125-1500C olarak tahmin edilmiştir. Sıcaklık ve silis dengesine dayalı olarak geliştirilmiş olan silis-entalpi karışım modeli diyagramı kullanılarak, modeli karışım öncesi buhar ve ısı kaybının olmaması ve karışım öncesi buhar kaybının olması durumunda akifer sıcaklığı tahmin edilebilmektedir. Bu diyagrama göre akifer sıcaklığının 230-2700C arasında olabiliceği sonucu çıkarılmaktadır.

HidrojeokimyaHidrojeolojiJeotermal enerji
Özay Yurttaş
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurşunlu (Salihli) jeotermal alanındaki üretim ve geribasım kuyularının mineral dengeleri ve kabuklaşma eğilimleri

Jeotermal uygulamalarda, akışkanın kimyasal içeriğine bağlı olarak oluşankabuklaşma ve korozyon, sistemlerin işletilmesinde karşılaşılan önemli sorunlardır.Bu çalışmada, akışkanın kimyasal içeriğine bağlı olarak oluşan farklı kabuklaşmaoluşumları ve türleri incelenmiş ve bu sorunların giderilme yöntemleri anlatılmıştır.İnceleme alanındaki jeotermal rezervuar kayaçları şist, mermerden oluşanPaleozoik yaşlı Menderes Masifi metamorfikleridir. Bunun üzerine uyumsuz olarakgelen Miyosen ? Pliyosen yaşlı sedimanter kayaçlar örtü kayaçlarını oluşturur.Kurşunlu jeotermal sahasında 1979 yılında Maden Tetkik Arama Enstitüsü (M.T. A.) tarafından ilk sondaj kuyusu açılmıştır. Bunu takip eden yıllarda yine M.T. A. tarafından 4 adet daha kuyu açılmış, 2000 yılına kadar kuyular kaplıcalarda kullanımamacıyla kullanılmışlardır. 2000 yılında faaliyete geçen jeotermal şehir ısıtma projesiile kuyular kaplıcanın yanısıra şehir ısıtması için de kullanılmaya başlanmıştır.Kaplıca için kullanımda kuyulardan yaklaşık 6-10 lt/sn debiler söz konusu iken konutısıtma projesi ile üretilen sıcak su debisi 80-150 lt/sn gibi değerlere ulaşmıştır.Kurşunlu jeotermal alanındaki termal sular Na-Bikarbonat sınıfına girmektedir.Termal sular aragonit, kalsit, hematit gibi minerallerce doygun, amorf silisce doygundeğildir. Phreeqc programı kullanılarak suların çökeltebilecekleri kalsit miktarları mol/ltolarak elde edilmiş, üretim debileri ile yorumlanarak çöken kalsit miktarı, çökelmehızı ve günde çökelen kalsit miktarları bulunmuştur.

HidrojeokimyaHidrojeolojiJeotermal+1
Kerem Kadir Oğuz
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Foça tüflerinin mühendislik jeolojisi

Tüfler, Türkiye'nin batısında Foça ve İzmir çevresinde geniş yayılım sunar. Tüfler genellikle pümeks dokusuna sahiptir. Foça yöresinde ve Ege Bölgesi'nin farklı yerlerinde mevcut ana mühendislik yapıları tüfler üzerinde yer almaktadır. Tüfler genellikle dayanım açısından sert zemin-zayıf kaya sınırındadırlar. Ayrıca, yüzeysel koşullarda ve atmosferik etkilerle de dağılabilmektedirler. Bu açıdan tüfler, ayrışmış ve boşluklu yapıya sahip olup mühendislik uygulamalarında sorunlu malzemeler olmuşlardır. Gözlemsel olarak ayrışma derecesi tayinlerinin uygulanabilirliğini kontrol etmek için; ayrışma derecesi belirlenmiş örnekler üzerinde sonradan aşağıda takip edilen araştırmalar yapılmıştır.a)Kaya örneklerinin petrografik incelemesi yapılmış farklı ayrışmaderecelerindeki tüflerin mineral bileşim tabloları hazırlanmıştır.b) Ana elementler ve oksitlerin yüzde oranları kimyasal analiz çalışmaları ve x-ray difraksiyon çalışmaları ile belirlenmiştir.c) Farklı ayrışma derecesindeki tüflerin mühendislik özellikleri ve P-Dalga hızları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ayrışma derecesi, Foça, Mühendislik özellikleri, P-Dalga hızı, Tüf

İlknur Muti
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karaburun kireçtaşı taşocakları atıklarının agrega kaynağı olarak kullanılmasının araştırılması

Bu çalışma , Karaburun Yarımadasının Balıklıova yöresinde Gerence Formasyonu içinde yeralan Uygar Mermer taşocağı atıklarının agrega kaynağı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin araştırılması hakkındadır.Bu kapsamda, laboratuvara getirilen blok örneklerden karotiyer ile silindirik örnekler hazırlanmış ve bu karot numuneler üzerinde tek eksenli basınç dayanımı, birim hacim ağırlık, porozite, boşluk oranı tayini ve ağırlıkça su emme deneyleri yapılmıştır.Bu deneylere ilaveten, blok örneklerden geriye kalan parçalar, agrega deneyleri için çeneli kırıcıda kırılarak kırmataş haline getirilmiştir. Elde edilen kırmataşlar üzerinde TSE ve BS standartlarına göre tane büyüklüğü dağılımı, tane yoğunluğu ve su emme oranı, boşluk hacmi, özgül ağırlık, metilen mavisi deneyi, agrega aşınma direnci, agrega parçalanma direnci, donmaya ve çözülmeye karşı direnci, magnezyum sülfat değeri, agregalarda darbe dayanımı, agregalarda kırılma dayanımı, agregalarda gevşek yığın yoğunluğu, agregalarda tane şekli tayini, şekil indisi, yassılık indisi ve uzunluk indisi deneyleri yapılmıştır.Ana elementler ve oksitlerin yüzde oranları kimyasal analizler ile belirlenmiştir. Kimyasal analiz sonuçlarını desteklemek için X ışınları kırınım analizleri yapılmıştır.Elde edilen deney sonuçlarının TSE, BS standartlarında istenilen sınır değerler arasında kaldığı saptanmış ve çalışmanın hedefi olan Karaburun yöresi Uygar Mermer kireçtaşı taşocağı atıklarının agrega olma potansiyeli olduğu sonucuna varılmıştır.

AgregaKaraburun yarımadasıKireç taşı ocağı
Bilge Arslantaş
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Stratigraphy, facies characteristics and economical potential of the paleozoic-mesozoic limestones of the Bartin area (western pontides)

Under the investigation of economical potential of the Paleozoic-Mesozoic limestones at the Bartın area, Göktepe, Yılanlı, Alacaağzı, Arıtdere formations of Paleozoic and Ulus, Dallıca, Kapanboğazı and Yemişliçay formations of Mesozoic are determined. All of the formation names, except Dallıca Formation, are given from the studies of Tokay et al., (1952), Tüysüz et al., (1999) and Sener et al., (1980).Dallıca Formation is first determined in this study and its equivalent to the Turonian conglomerate of Tokay. Field works of Tokay around Süzek River, it was not identified by the latter who probably limited his field work along the road where indeed the Lower Visean is cropping out.Coal, is the main economic potential on the region, other potential deposits, like clay, marl, dolomite and limestone, are existing for lime, cement and brick industries.In all three industries, cement lime and aggregate producers are using limestone or dolomite deposits. The key sustainable development issue is the access to high quality limestone and dolomite deposits to secure geological reserves for a 30-60 years operation.Selective mining is the most important mile stone for economical production. Industry always needs constant quality for efficient production and customer satisfaction.Mining operation needs restricted areas that are well protected for safety and to prevent any environmental inconvenience.The resource carbonate potential of the limestones and dolomites at the region is approximately 2.5 and 1 billion tonnes. However potential mineable site is not more than one-tenth. After creating quality maps and getting permissions for mining, each quarry works with a potential of 10 million to 100 million tonnes of reserves estimation in their licensed areas.

BartınDolomiteYılanlı basin
Tezcan Çobanoğlu
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Palynofacies analyses of coal bearing sediments in the Çanakkale-Çan basin (NW Turkey)

This study deals with palynofacies analyses of coal bearing Miocene sediments in the Çanakkale-Çan basin which is the most important coal basin in Biga Peninsula. For this purpose palynofacies analyses were carried out on core samples from three boreholes in the basin with the aim of define the facies, depositional energy, redox conditions and paleoenvironment.For the palynofacies analyses palynological kerogen categories were counted and five types of palynological kerogen were identified for analyses. These kerogens are; amorphous organic matter (AOM), opaque equidimensional phytoclast, opaque lath phytoclast, translucent phytoclast and palynomorphs. The studied sedimentary successions showed a rich palynological kerogen content. The phytoclast group shows a moderate abundance in lower parts of sedimentary successions in boreholes. In upper successions, the AOM group shows a moderate abundance and the abundance trend increases toward the top, there is a clear increase in the palynomorph group. Based on composition, distribution and abundance of palynological kerogen types, and the cluster, four palynofacies associations (PA) were recognized. The AOM group is dominant in PA 2, 3 and 4, whereas the phytoclast group shows a moderate abundance in PA 1. The palynomorph group shows the lowest value in PA 1 and highest value in PA 3. The palynofacies analyses of the studied successions allowed environmental reconstruction. PA 1 indicates oxic proximal conditions. PA 2, 3 and 4 correspond distal anoxic environment.Keywords: Palynofacies, palynological kerogen, Çanakkale-Çan Basin.

CoalNeogeneNeogene sediments+2
Rıza Görkem Oskay
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıbrıs Mağusa Tuzla bölgesinin mühendislik jeolojisi

Bu çalışma KKTC'nin Mağusa kentinde, gelişmekte olan bir bölge olan Tuzla ve yakın civarının jeolojik ve jeoteknik özellikleri hakkındadır. Tuzla yerleşim alanında bulunan zeminlerin mühendislik özelliklerinin belirlenmesi için otuz sekiz adet zemin sondajı ve bu sondajlar esnasında Standart Penetrasyon Testleri gerçekleştirilmiştir. Bundan başka zemin sınıflaması için çeşitli laboratuar deneyleri yapılmıştır. İlaveten, tomografik rezistivite ve sismik kırılma çalışmaları gerçekleştirilmiştir.Tezde sıvılaşma konusu irdelenmiş; sıvılaşma oluşumu, sıvılaşmayı tetikleyen faktörler, ince danelerin durumu, kıvam limitlerinin sıvılaşmaya etkileri, çevrimsel yenilme ve sıvılaşma sonuçlarından bahsedilmiştir. Zemin sondajlarının jeoteknik logları hazırlanmıştır. Her sondaj noktasındaki sıvılaşma potansiyeli değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında bölgenin sıvılaşma potansiyeli haritaları hazırlanmıştır. Bunun yanında zemin grubu ve yerel zemin sınıfı haritaları da yapılmıştır.

KıbrısSıvılaşma
Elif Biryılmaz
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikili-Kaynarca ve Bergama-Ovacık hidrotermal alterasyon zonlarının uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile değerlendirilmesi

Son yıllarda yerbilimlerinde modern teknolojilerin kullanılmasıyla jeolojik yapıların tanımlanması, aktif fayların ve volkanların takip edilmesi, maden aramaları ve mühendislik araştırmalarına yönelik büyük ilerlemeler kazanılmıştır. Akademik alanda Türk ve yabancı ortaklı birçok işletme, artık yeni teknolojilere yoğun paralar harcayarak araştırmalarında bu yeni teknolojileri kullanarak hedefe ulaşmaya çalışmaktadır. Uzaktan algılama yöntemleri, yerbilimleri içerisinde yapılacak olan faaliyetlerin daha az para ve emek harcanmasını sağlayarak hedefe ulaşılması amacıyla kullanılmaktadır.Uzaktan algılama yöntemleri kapsamı içerisinde LANDSAT Tematik Haritalayıcıları, LANDSAT Zenginleştirilmiş Tematik Haritalayıcıları ve ASTER görüntüleri bulunmaktadır. LANDSAT görüntüleri ile belirli alanlarda kil ve demiroksitli alterasyon zonları genel hatlarıyla kolaylıkla saptanabilmektedir.Bu çalışmada, inceleme alanındaki hidrotermal alterasyon alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. LANDSAT TM ve ETM+ görüntüleriyle bant oranlamaları, renkli kompozitler ve temel bileşenler analizi metotları Erdas 9.2 yazılımı kullanılarak alterasyonlu alanlar bitki örtülerinin seyrek olduğu sahalar içerisinde belirlenmiştir.

Coğrafi bilgi sistemleriHidrotermal alterasyonLandsat+1
Kaan Özgen
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balçova barajı hirojeolojik incelenmesi

Bu çalışmada, İzmir ilinin önemli su kaynaklarından olan Balçova Barajı' nın yeraltı suyu potansiyelini, kalitesini belirlemek amacıyla hidrojeolojik havza etüdü yapılmıştır. Çalışmalar doğrultusunda havzada; jeoloji, hidrojeoloji, hidroloji, hidrojeokimyasal incelemeler yapılmıştır.Jeoloji çalışmalarında; inceleme alanında yer alan birimlerin jeoljik yapısına açıklık getirmek amacıyla, bölgede yapılmış olan önceki çalışmalar incelenmiş, saha çalışmaları ile revize edilerek bölgenin jeoloji haritası hazırlanmıştır. Bölgede Üst Kretase yaşlı İzmir Ankara Zonu' na ait Bornova Karmaşığı olarak adlandırılan filiş birimi gözlenmektedir.Hidrojeoloji çalışmalarında; inceleme alanında gözlenen litolojik birimlerin hidrojeolojik özelliklerine göre az geçirimli birim olarak değerlendirilmiş, bölgenin hidrojeoliji haritası hazırlanmıştır. Hidroloji çalışmalarında; inceleme alanına ait yağış, buharlaşma-terleme, akış verilerinden yararlanılarak havza için toplam beslenim ve boşalım miktarları hesaplanmıştır. Çalışama alanında suların hidrojeokimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla, temsili lokasyonlardan alınan yüzey ve yeraltı suyu örneklerinin hidrojeokimyasal analizleri yapılmıştır. Havzadaki sular Piper diyagramına göre genel olarak karışık sular sınıfına, Scholler diyagramına göre; olağan klorürlü-sülfatlı-karbonatlı sular, ABD Tuzluluk laboratuarı diyagramına göre ise az sodyumlu orta tuzlulukta sular sınıfına girmektedir. Havzadaki sular Wilcox diyagramlarına göre; çok iyi kalitede sular, AIH' ya göre yapılan sınıflamada ise kalsiyum-magnezyum-sülfat-bikarbonat' lı sular ve kalsiyum-sülfat-bikarbonat' lı sular olarak nitelendirilmiştir.İnceleme alanından alınan su numuneleri içerdiği arsenik oranları yönünden incelenmiş ve geçerli olan standartların sınır değerlerinin üzerinde kalması nedeni ile insan sağlığı açısından tehtit oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Balçova barajıHidrojeolojiJeoloji+1
Ayşen Yıldırım
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Alaşehir (Manisa) sıcak ve soğuk su sistemlerinin hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal açıdan incelenmesi

Alaşehir jeotermal alanı, Türkiye'nin batısındaki Gediz Grabeni'nin güney kısmında yer alan, Türkiye'nin önemli jeotermal alanlarındandır. Paleozoyik Menderes Masifi Metamorfitleri'nin kırıklı çatlaklı zonları jeotermal sistemin rezervuar kayacıdır. Neojen karasal sedimanlar olan Göbekli ve Acıdere birimleri içindeki killi ve siltli, geçirimsiz seviyeler örtü kayaçlardır. Sıcak suyun basınçlı jeotermal akiferden itibaren yukarı çıkarak yüzeye ya da alüvyondaki soğuk su akiferine karışması, geometrik fay segmentlerinin, sıçrama yaparak porozite ve permeabiliteyi arttırmasına bağlıdır. Sonuç olarak, alüvyon akiferdeki soğuk yeraltı suyu kullanımı açısından kalite kaybına uğramaktadır. Alaşehir bölgesi jeotermal sahaları coğrafik olarak 5 gruba ayrılmaktadır; 1. Alaşehir Jeotermal Sahası, 2. Horzumsazdere Jeotermal Sahası, 3. Kavaklıdere-Kurudere Jeotermal Sahası, 4. Göbekli Jeotermal Sahası ve 5. Acıdere Jeotermal Sahası. Kaynak ve termal su kuyularında ölçülen boşalım sıcaklıkları 57 santigrad derece'yi geçmemesine rağmen KG-1 (no 5) ve AK-2 (no 38) termal kuyularında ölçülen kuyu dibi sıcaklığı 182 santigrad derece ve 213 santigrad derece'dir. IAH (Uluslararası Hidrojeoloji Birliği)'a göre, sıcak suların çoğu sodyum-bikarbonat ve magnezyum-sodyum-bikarbonat tipindedir. Sıcak sulardaki bor konsantrasyonu en fazla 124 ppm'dir. Silis karışım modeli için hesaplanan, hazne kaya sıcaklıkları 100 santigrad derece ve 250 santigrad derece arasında, hesaplanan soğuk su karışım oranı, yüzde yetmişbeş ila yüzde doksan arasında olup, silis entalpi diyagramından hesaplanan hazne kaya sıcaklığı ise 231,5 santigrad derece'yi göstermektedir. Sıcak sular için, Doygunluk İndeksleri'nin sıcaklıkla değişim grafikleri incelendiğinde, yaklaşık hazne kaya sıcaklıklarının 140 santigrad derece ila 180 santigrad derece arasında değiştiği görülebilir. Kuvars, Kalsedon, Amorf Silis soğuma sırasında kabuklaşmaya eğilimindedir. İzotop verileri, yöre sularının meteorik kökenli olduğunu gösterir. Trityum değerleri çoğunlukla 0-5 TU (trityum birimi) arasında olup, yaklaşık 40 yıl önceki yağış sularının egemen olduğu suların özelliklerini yansıtmaktadır. Hiç bir izotop değeri mağmatik kökeni yansıtmamaktadır. En fazla oksijen-18 zenginleşmesi AK-2 ve KG-1 kuyusunda bulunmaktadır. Toprak kirliliği jeotermal ve tarımsal kökenli olmakla birlikte bazı bölgelerde, sülfatlı cevherlerin bulunduğu akiferlerde açılan kuyulardan sulama yapılmasına bağlanabilir.

HidrojeokimyaHidrojeolojiJeotermal sistemler+1
Ali Bülbül
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zemin etüdü sondaj bulgularının sismik ve yer radarı gibi tekniklerle karşılaştırılması

Zemin etütleri sırasında açılan sondajlarla çok kısıtlı bir alan hakkında bilgi edinilmekte, çoğu kez yer altı hakkında daha güvenilir bilgi edinmek için sondaj sayısı ve derinliğini arttırmak gerekmekte ve bu da yapılan çalışmaların maliyetini arttırmaktadır. Diğer bir sorun da sondajlardan alınan numunelerin çok lokal bir alanı ve sonuçların çalışma alanının tamamını ne derecede temsil ettiğidir. Bu nedenle zemin etütlerinde kullanılmak üzere, yeryüzünün doğal yapısını bozmayacak şekilde, hızlı ve ekonomik teknolojiler geliştirilmektedir. Jeofizik yöntemlerden sismik kırılma ve yer radarı yöntemleri uygulamada kullanılan teknolojinin başlıcalarıdır. Günümüzde yer altı hakkında sismik kırılma ve yer radarı yöntemi gibi tekniklerle daha geniş alanlar hakkında, kısa sürede daha ekonomik olarak bilgi edinmek mümkündür. Sismik kırılma yönteminin çalışma prensibi, yapay olarak oluşturulan sismik dalgaların yeraltına gönderilmesi ve bu dalgaların ilerledikleri ortamların fiziksel özelliklerini kayda alarak yüzeye yerleştirilen jeofonlar aracılığı ile sinyallerin kaydedilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Diğer bir yöntem olan yer radarı (GPR), verici anten tarafından üretilen ve yeraltına gönderilen yüksek frekanslı elektromagnetik dalgaların ilerledikleri ortamların dielektrik farklılık gösterdiği ara yüzeylerinden yansıyarak alıcı anten tarafından kayıt cihazında toplanması ve yeraltının sürekli profilinin çıkarılması şeklinde çalışır. Arazi çalışmalarında GPR, kullanım kolaylığı bakımından çok basit bir sistem olup, bu yöntem kullanıldığında çok hızlı bir şekilde veri elde edilmektedir. Bu özellikleri GPR'ı mühendislik çalışmalarında sık kullanılan bir yöntem haline getirmektedir. İzmir İli, Bornova İlçe sınırları içerisindeki 1/25.000 ölçekli L18-a2 ve 1/5000 ölçekli L18a- 05c paftasında yer alan Ege Üniversitesi Kampus alanında, 4 noktada sismik kırılma ölçüm çalışmaları ve 7 noktada yer radarı çalışmaları yapılmış ve sonuçlar sondaj bulguları ile karşılaştırılmıştır. Sismik çalışmalar sonucu çalışma alanına ait zemin dinamik parametreleri belirlenmiş ve yüzeyden 3,0, 6,0, 10,0 metre derinlikteki seviyelere ait Vp, Vs sismik hız kontur dağılım haritaları Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak hazırlanmıştır. Yer Radarı çalışmaları sonuçları, sondaj bulguları ile karşılaştırılmıştır. Sismik kırılma ve yer radarı yöntemlerinin zemin etütlerinde uygulanabilirliği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yer Radarı, Sismik Kırılma Yöntemi, Zemin Etüdü, Bornova Ege Üniversitesi kampüsü.

Seher Aloğlu
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Körfezi'nin oluşumu: Körfezi denetleyen aktif faylar ve bölgenin depremselliğine etkisinin GIS ortamında değerlendirilmesi

Batı Anadolu genisleme bölgesi içinde yer alan zmir'in bulundugu bölge, sismik yönden aktif ve K-G dogrultusunda genisleyen bir bölgedir(Sengör,1979). Bölge Miyosen'den beri; Kuzey Anadolu Fayı, Dogu Anadolu Fayı ve Ege Hendegi'nin kontrolünde gelisen hareketler sonucunda parçalanarak sekil degistirmektedir. Bu tektonizmanın sonucu olarak Batı Ege normal faylarla sınırlı çöküntü- yükselti havzalarından olusmaktadır. zmir Körfezi bu havzalardan Gediz Graben'inin uzantısında yer almaktadır. Körfezin olusumu ve körfezi etkileyen faylarının tanımlanması amacıyla bu çalısma hazırlanmıstır. Körfezin güney ve kuzey kenarındaki faylar incelenmistir. Kuzeyde görülen faylar kuzeydogu, kuzey-kuzeybatı ve yaklasık dogu-batı uzanımlı 3 grup fay seklinde haritalanmıstır. Güneyde yer alan zmir Fayı ise D-B uzantısı seklinde görülen zmir Fayı'nın tek bir kırıktan degil, farklı uzunluklara sahip birçok segmentlerden meydana geldigi tespit edilmistir. Bu çalısma verileri Cografi Bilgi Sistemleri çalısma yöntemi kullanılarak hazırlanmıstır. Toplanan arazi verilerini bilgisayar ortamına girip sayısal haritalar olusturulmustur. Bu sayısal haritalar kullanılarak körfezi etkileyen faylar ve bölgenin depremselligine etkisi açıklanmıstır.

Mediha Kılıç
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizli yöresi (Batı Anadolu) traverten tipi karbonatlarin fasiyes özellikleri

Bu çalısmada, Denizli-Kaklık yöresinde yayılım sunan Killik traverten düzeyinde isletilen Alimoglu ve Kömürcüoglu ocaklarının, traverten yapı ve fasiyeslerinin belirlenmesi ve istifin düsey yönde gösterdigi degisimler incelenerek iki istifin karsılastırılması amaçlanmıstır. Killik traverten düzeyi yaklasık tümüyle ortokimyasal isleyler sonucu olusmustur. Düzeyi olusturan karbonat yapılar; i) mikrit yapılar, ii) sparkalsit yapılar, iii) çalı yapıları, iv) gözenek yapıları, v) katman ve lamina yapıları ile vi) biyolojik yapılar olarak sınıflandırılmıstır. Mikrit yapılar; pıhtı mikrit, pıhtı mikrit kümesi, mikrobiyal mikrit ve intraklast, spar yapılar; pıhtı mikrit arası spar, pıhtı mikrit kümesi içi spar, çalı içi spar ve konkoidal spar kümesi-spar kabugu yapıları, çalı yapıları; hasır çalı, radyal çalı, küme çalı, telek-tüy çalı, gözenek yapıları; fenestral-büzülme boslukları, gaz boslugu, mikro su havuzu boslugu, su kanalı boslukları, çatı arası bosluklar ve organizma içi bosluklardır. Katman-lamina yapıları çok sayıda mikrit ve spar yapılarının olusturdugu düzeylerdir. Biyolojik yapılar ise borucuk gövdeli yüksek yapılı bitkiler, gastropod, ostrakod ve mavi yesil alglerin olusturdugu karbonat yapılardır. Mikrofasiyes dagılımlarına göre iki ocak istifinde de, altta pıhtı mikrit fasiyesleri, mikrobiyal mikrit fasiyesi, hasır çalı fasiyesi, radyal çalı fasiyesleri, üstte küme çalı fasiyesi ve telek?tüy çalı fasiyesleri egemendir. Bu durum düzeyin ilk yarısında, bagıl olarak daha derin ve yaygın, olasılıkla su dolum-bosalımı çok az olan durgun gölcüklerde, ikinci yarısında ise daha sıg ve yayılımı az, su dolum-bosalımı çok olan havuz tipi küçük su birikintilerinde olustugunu yansıtır. stifteki alttan üste sıglasma, birikim alanlarında yavaslayan çökmeyle veya mevsimsel degisikliklerle iliskilendirilebilir. Kömürcüoglu traverten istifi ikinci yarısında Alimoglu' ndan farklı olarak daha düzenlidir ve havuz sekilli küçük birikim alanının iç kesimlerinde gelismis pıhtı mikrit fasiyesleri ile birikim havuzunun kıyı zonunu temsil eden düzensiz telek-tüy çalı fasiyesleri içerir. Budurum istifin üst bölümünün Alimoglu Ocagı istifinden bagımsız ve farklı kosullara sahip bir ortamda olustugunu düsündürmektedir. Anahtar sözcükler: Traverten, Karbonat kayalar, Mikrofasiyes, Kaklık-Denizli

KarbonatlarMikroyapıTraverten
Esra Turhan
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzelbahçe (İzmir) çevresinin alüvyonal sedimantolojis ve aktif tektoniği

Urla Havza'sı olasılıkla Pliyo-Kuvaterner'den bu yana oluşmu devam eden yaklaşık K-G uzanımlı bir havzadır. Pliyo-Kuvaterner havza dolgusu, birbirlerinden açısal uyumsuzlukla ayrılan Geç Kretase -Paleosen yaşlı Bornova Filiş Zonuna ait kaya toplulukları ve Miyosen yaşlı kırıntılı, karbonat, volkanik ve volkano-sedimenter istif üzerinde açınmıştır. Havza dolgusu, birbirinden uyumsuzlukla ayrılan iki tortul istiften oluşur. Bunlar; alta çökelimini tamamlamış Güzelbahçe formasyonu ile üstte çökelimi devam eden en genç alüvyonal tortullardır. Güzelbahçe formasyonu; alüvyal yelpazesi, akarsu kanal kuşağı ve yakınsak/ıraksak taşkın düzlüğü gibi karasal litofasiyes topluluklarından oluşmaktadır. Baskın olarak akarsu fasiyesi çökellerinden oluşan en genç alüvyonal tortullar, az olarakta yamaç çökelleri (slope deposits) ve geçiş/kıyı fasiyesine ait çökeller de içerirler. Urla Havzası'nı biçimlendiren fay zonları aşağıdaki gibi guruplandırılmıştır; Seferihisar-Yelki Fay Zonu (doğu sınır fay zonu), Demirci - Yağcılar Fay Zonu (batı sınır fay zonu), Kuşçular- Urla Fay Zonu, Azmak - Bademler Fay Zonu, Ovacık Kocadağ Fay Zonudur (havza ortası fay zonları). Bu çalışma, Batı Anadolu'daki D-B uzanımlı graben faylarının yanı sıra K-G uzanımlı havzalardaki fayların da deprem üreten/üretebilecek diri faylar olabileceğini öngörür. Bu K-G gidişli yapısal hatlar eğim atımlı normal fay niteliğinde olmayıp, genel anlamda yatay bileşeni düşey bileşenine göre daha baskın olan oblik, hatta rake açısı sıfıra yaklaşan doğrultu atımlı faylardır. Özellikle Seferihisar - Yelki Fay Zonu'nun genel karakteri (MW) 6'dan büyük deprem üretebilme riskinin olduğunu göstermektedir. Batı Anadolu'nun graben yapısına uymayan bu tektonik hatlar İzmir ve çevresi için önemli deprem riski taşımaktadır.

Ökmen Sümer
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Balçova-Narlıdere jeotermal sisteminin izleyiciler ile incelenmesi

ÖZET Balçova-Narlıdere jeotermal eneıji sahası, onbinlerce insanın daha rahat ve sağlıklı yaşaması için 630.000 m2 kapalı alanın ısıtılmasında kullanılmaktadır. Uygulama, dünyadaki en büyük jeotermal enerjili bölgesel ısıtma projelerinden birisidir. Jeotermal akışkanın doğal dolaşımı ve re-enjeksiyonun rezervuara etkisi bu çalışmanın ana araştırma konusudur. Çalışma alanında belirlenen 17 adet kuyu ve kaynakta periyodik su analizi, 14 örnekte oksijen- 18, döteryum ve trityum analizi, 7 kuyuda kondanse olmayan gaz ölçümleri ve 4 örnekte gaz analizi yapılmıştır. Su kimyası çalışmaları sonucunda örneklenen sıcak suların genel olarak Na-HC03-Cl türünde, çözünmüş toplam katı madde miktarı 2000 ppm'den az, hafif tuzlu sular sınıfında ve nötr karakterli oldukları saptanmıştır. Rezervuarda kondanse olmayan gazların miktarı 1000 ppm'den daha azdır. Kaynaklar çevresinde ve çalışma alanında travertenleşme ve traverten oluşukları yoktur. Sahadaki jeotermal su "ısınmış yeraltısuyu" veya "derin klörürlü sularla bolca karışmış yüzey sulan" olarak tanımlanabilir. Sahaya GB yönünden yer altı sularının girdiği saptanmıştır. Hazne kaya sıcaklığı, için katyon, silika ve silika-klor karışım modellerinde yararlanılmıştır. Suların Na-K-Mg iyonları açısından dengeye ulaşmamış olması katyon jeotermometre sonuçlarını şüpheli kılmaktadır. Silika jeotermometreleri ve silika-klorür karışım modeline göre hazne kaya sıcaklığının 168-190 °C arasında olabileceği hesaplanmıştır. İzotop analizleri de çalışma alanında 180 zenginleşmesinin düşük olduğunu göstermekte, sahanın orta entalpili (<180 °C) olduğu görüşünü desteklemektedir. Re-enjekte edilen suların rezervuardaki hareket yönleri ve hızlarım bulmak için sahada izleyici testleri yapılmıştır. Türkiye'de jeotermal bir sahada izleyici testleri ilk defa bu çalışma ile gerçeldeştirilmiştir. İzleyici madde olarak uranin kullanılmış, konsantrasyon ölçümleri 0.02 ppb saptama eşiğine sahip bir fluorometre ile yapılmıştır. B-9 ve BD-2 kuyularından, birkaç ay arayla 5 kez yapılan izleyici deneyleri toplam 14 ay sürmüştür.İzleyici testleri sonucunda, B-9 kuyusundan enjekte edilen suların sığ akifer içersinde 2.3- 12.7 m/h arasında değişen hızlarda hareket ettği, re-enjekte edilen suların yakında bulunan sığ üretim kuyularına en fazla 40 saat içerisinde ulaştığı görülmüştür. Re-enjeksiyonun üretim kuyularına olan etkisini araştırmak için kuyubaşı sıcaklıkları periyodik olarak ölçülmüştür. Çalışma dönemini içine alan bir yıllık bir gözlem sonucunda, sahadan 1.89*1 06 m3 üretim yapıldığı ve bunun 1.2*1 06 m3 'nün re-enjekte edildiği hesaplanmıştır. Toplam re-enjeksiyonun %58'i sadece B-9 kuyusuna yapılmıştır. Basılan suların sığ akifere dağıldığı ve bunun sonucu olarak sığ akiferde yıllık 6-7 °C'lik soğuma olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma aynı kuyularda hem izleyici maddenin hem de soğumanın gözlendiği ender çalışmalardan birisi olmaktadır. B-9 kuyusuna yapılan re- enjeksiyonun aynı miktarda devamı halinde önümüzdeki 3-4 yıl içerisinde sığ akiferden merkezi ısıtma sisteminde faydalanmalım olanaksız hale geleceği ortaya çıkartılmıştır. BD- 2 kuyusundan yapılan re-enjeksiyon sonucu, derin üretim kuyularında soğuma belirtileri gözlenmemiştir. Ancak, bu kuyunun koruma borularında ve çimentolamasındaki sorunlar nedeniyle, özellikle yüksek debili re-enjeksiyon uygulamasında suların yüzeye kadar çıktığı ve sığ akiferde kimyasal kirlenmeye neden olduğu tesbit edilmiştir.

JeokimyaJeotermal enerjiİzleyici testleri+2
Niyazi Aksoy
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mermer ocağı açımında dikkat edilecek bölgesel ve yerel kriterler

II ÖZET 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 1985 yılında yürürlüğe girmesi ile Türkiye Mermer Sektörü hızlı bir gelişme içerisine girmiştir. Bir çok güvenceler elde eden mermerciler, piyasanın da uygun olması ile, birbiri ardı sura yeni mermer ocakları açmaya başlamışlardır. Ancak açılan ocakların önemli bir bölümü yeterli ön bir etüt yapılmadığından ekonomik olmadıkları için kapatılmış ve yatırımcılar önemli zarara uğramışlardır. Buna rağmen günümüzde bile etüt yaptırmaktan kaçman yatırımcılar az değildir. Yatırımcıların önemli bir bölümünün etüt yaptırmaktan kaçınmalarının nedenlerini aşağıdaki şekilde sayabiliriz 1. Etütlerde belirli kriterlerin olmaması ve aşamalı bir etüt alam şemasının bulunmaması, 2. Etüt yapan kişilerin deneyimsiz olması nedeni ile karşılaşılan olumsuz sonuçlar, 3. Ocak etüdü yapabilecek deneyimli kişi sayısının az olması, 4. Bazı saha sahiplerinin etüt masrafından kaçınmak istemeleri. Bu çalışma kapsamında, mermer sektöründe eksikliği hissedilen mermer ocağı etütleri konusunda, ocak etütlerinde kullanılacak kriterleri ortaya koymayı amaçlayan bir çalışma yapılmış ve bir etüt alam şeması ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma sırasında mermer ocağı açımında dikkat edilmesi gereken temel kriterler dört ana başlık altında toplanmıştır: 1. Hukuki Kriterler, 2. Jeolojik Kriterler, 3. Ekonomik Kriterler, 4. Ocak Planlaması ile İlgili Öneriler. Bu kriterlerin incelenmesi sonucunda elde edilen verilere dayanılarak, çalışma alanında ocak işletmesi uygun görüldüğü taktirde, ocak planlaması ile ilgili ana noktalar üzerinde öneriler oluşturulmaya çalışılmıştır.Ill Bu çalışmalar sonucunda mermer sektörü için temel alınabilecek bir etüt formatı oluşturulmuştur. Mermer ocağı etüdü yapacak olan kişilerin bilimsel bilgilerin yanında ayrıca piyasa deneyimine de sahip olması, çalışma sonunda elde edilecek verileri mermercilik açısından doğru bir şekilde yorumlayabilmesi açısından önemlidir.

Ekonomik analizEtütMermer+1
Atilla Altınçiçek
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Torbalı Ovası'nın katı atık depolama tesisleri yer seçimine yönelik hidrojeoloji incelemesi

Ill ÖZET Serbest akifer özelliğindeki alüvyon ortamlar üzerinde gelişen şehirleşme ve hızlı sanayileşme çevresel problemlere neden olmaktadır. Özellikle, bu problemlerin başında düzensiz atılan sıvı ve katı atıkların yüzey ve yeraltısularının kirlenmesine neden olmalarıdır. Günümüzde, jeolojik ve bidrojeolojik çalışmalar şehirleşme, sanayi ve atık depolama alanı yer seçiminde vb. arazi kullanımının belirlenmesinde büyük rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Torbalı ovasındaki mevcut katı atık düzensiz depolamasının yüzey ve yeraltısularına etkisinin belirlenmesi ve havzanın katı atık düzenli depolama tesisleri yer seçimine yönelik jeolojik-hidrojeolojik incelemesini yapmaktır. Torbalı yerleşim merkezi, evsel ve endüstriyel katı, sıvı atıkları Fetrek Çayı yakın çevresinde herhangi bir önlem alınmaksızın bertaraf edilmektedir. Katı atık düzensiz depolama ve sıvı atık önlemsiz deşarj bölgesinin oluşturduğu su kirliliğini tartışabilmek amacıyla, bölgenin jeolojik ve bidrojeolojik özellikleri araştırılmıştır. Yapılan ayrıntılı araştırmalarda düzensiz bertaraf alanlarının bölgede içme- kullanma suyu temin edilen en önemli alüvyon akifer üzerinde bulunduğu ve yeraltısu seviyesinin yüzeyden 30-35m derinlikte olduğu belirlenmiştir. Mevcut atık depolama alam plansız ve düzensiz olarak kullanılmaktadır. Bu depolama alanında, geçirimsiz taban örtüsü, gaz tahliye bacaları ve yüzey, yağmur sularından koruyacak yüzey örtüsü bulunmamakta ve sızıntı sulan yeraltısularının kirlenmesine neden olmaktadır.IV Fetrek Çayına deşarj edilen endüstriyel sıvı atıklar nedeniyle düzensiz depolama alanı ve çevresindeki yeraltısularının kirliliği araştırılmıştır. Bunun için sistematik örnekler alınarak, hidrojeokimyasal ve ağır metal analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, bölgede yeraltısularının içme suyu kriterlerine göre önemli ölçüde kirlendiği belirlenmiştir. Araştırma bulgularından yararlanarak yeraltısuyu kirlilik risk haritaları hazırlanmıştır. Hidrojeolojik çalışmalara göre, Saibler kil ocakları ve çevresi, yeraltısularının kısıtlı olduğu ve geçirimsiz temel kayası özelliğine sahip olan alanları oluşturmaktadır. Diğer litolojik birimler, geçirimli ve tamamı serbest akifer özelliğindedir,(karstik akifer, alüvyonel akifer ve az geçirimli akifer/akitard). Dolayısyla, bu jeolojik birimler yeraltısuları potansiyeli açısından verimli ve atık depolama sahası için uygun olmayan kaya birimlerini oluştururlar. Torbalı ilçesi evsel ve endüstriyel katı atık düzenli depolama tesisi için, çalışma alanının kuzeyinde Neojen yaşlı kiltaşları içerisindeki eski kil ocakları sahasınının uygun olduğu düşünülmektedir. Burada yüzeyden Neojen kiltaşlarının 300m kalınınlık ve 10"10 m/s dolayındaki permeabilite katsayısı ile doğal geçirimsiz bariyer oluşturması belirleyici olmuştur. Ayrıntılı jeolojik -hidrojeolojik çalışmalarda bu alanın katı atık depolama için uygun bir alan olduğunu göstermektedir. Yeni belirlenen düzenli depolama alam 2030 yılına kadar planlanmıştır. Yeni saha doğal geçirimsiz bir taban örtüsü içermektedir. Sızıntı suyu danajı ve depolanması, gaz tahliye sistemi, yağmur ve yüzey suyu drenaj sistemi ve yüzey örtüsü projelendirme aşamasında dikkate alındığı takdirde Torbalı ovasındaki yeraltısularının kirlenmesi engellenecektir. Acilen, Torbalı ovasında kimyasal ve biyolojik bir arıtma tesisi kurularak, sıvı atıklar ve katı atık sızıntı sulan bu tesiste arıtılmalıdır. Arıtılan atık sular tarımda sulama özelliğinde sular olabilmelidir.

Atık depolamaAtık depolama alanlarıHidrojeoloji+3
Celalettin Şimşek
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir-Selçuk ilçesinin mühendislik jeolojisi

ÖZET Bu çalışma, İzmir İli Selçuk İlçesi yerleşim alanının jeolojik ve jeoteknik özelliklerini açıklar. Çalışma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birincisi, Selçuk ilçesinin yerleşime uygunluk açısından değerlendirilmesini yaparak, "arazi kullanım haritasını elde etmektir. Kent planlaması için Arazi Kullanım Harita' lan önemlidir. Kent planlamasının amacı, genel olarak yaşam kalitesini ve toplumun refah seviyesini arttırmak için çevresel etkilere karşı ve konuyla ilgili çok sayıdaki anlaşmazlığı azaltmaktır. Bu amaca yönelik olarak, inceleme alanının zemin özellikleri, taşıma gücü analizleri, tektonik yapıyı denetleyen faylar, dere yatakları ve derin vadiler, erozyon, sismik aktivite ve bu aktiviteye bağlı olarak zemin sıvılaşma potansiyeli incelenmiş ve her bir veri katmanı Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında değerlendirilmiştir. Çalışmann ikinci amacı ise, Selçuk ilçesinin doğu ve güneyinde yeralan metamorfik kayaların foliasyon ve şistozite düzlemleri dikkate alınarak anizotropi etkisinin incelenmesidir. Çalışma alanında en altta Menderes Masifi'ne ait Geç Kretase (Kampaniyen- Maestrihtiyen) yaşlı Selçuk formasyonu yer alır. Üst Kretase yaşlı İzmir-Ankara zonuna ait kayalar masifi yapısal dokanakla üstlemektedir. Neojen yaşlı tortul kayalar ise stratigrafik olarak en üstte yeralır. Kuvaterner yaşlı pekleşmemiş malzemelerden yapılı Alüvyon ve Yamaç molozu ise bu birimleri uyumsuzlukla örter. Selçuk formasyonu değişik bileşimli şistler ve mermerlerle, izmir- Ankara zonuna ait kayaçlar filiş ile ve Neojen yaşlı genç tortul kayalar ise kireçtaşı, marn, kiltaşı ve konglomera ile temsil edilmektedir. Bölgede geniş bir yaydım sunan Alüvyon biriminin kalınlığı ortalama olarak 15-75 metre arasında değişmektedir. VBölgenin jeomorfolojik yapısı; kayaç tipi, tektonik etkinlik ve iklim denetiminde şekillenmiştir. Bölgede doğal olarak Menderes Masifi'ne ait kayaçlar yüksek kotlu yerleri, Alüvyon ise alçak ve düz kotlu alanları oluşturur. Selçuk yerleşim alanının doğusunda yeralan metamorfik kayaların mineralojik- petrografik analizleri sonucunda aşağıdaki bileşimde kayaçlar tesbit edilmiştir. 1) Klorit fillit, 2) Kuvars metaçakıltaşı, 3) Klorit albit şist, 4) Muskovit kuvars şist, 5) Amfibolit. Bu kayaçlann şistozite düzlemlerinin konumlan dikkate alınarak bazı mekanik ve elastik özelliklerinin değişimi incelenmiş ve sonuçlar grafikler halinde sunulmuştur. Süreksizlik konumlarına göre (yatay, eğik ve düşey konumlarda) fiziko-mekanik özelliklerdeki değişimler incelenerek, farklı kayaçlardaki kayaç anizotropisi ortaya çıkanlmıştır. Tek eksenli gerilme - süreksizlik açısı ilişkisine ait fonksiyonların eğrilik dereceleri dikkate alındığında (süreksizlik açısı dik, eğik ve paralel konumda), anizotropi etkisi en fazla amfibolitlerde, kuvar meta çakıltaşlarında ve klorit albit şistlerde gerçekleşmiştir. Çekme dayanımları da bu sıralamaya uygunluk göstermektedir. (crv/crA) oranı anizotropi katsayısı olarak (Ia) tanımlanmış ve buna göre anizotropi etkisi araştırılmıştır. Bu durumda klorit fillitlerde ve kuvars metaçakıltaşlannda anizotropi etkisinin çok zayıf olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak ac şistoziteye ve foliasyon düzlemlerine parallel veya normal olduğunda örnek dayanımı maxsimumdur. Genel olarak av > ah ilişkisi bulunmuştur. Bu ilişki süreksizlik açısı yaklaşık 32°-42° arasında maksimumdur. Yönlü örnekler alındığında ise şistozite ve foliasyon düzlemleri boyunca örnek dayanımı belirgin biçimde azalır. Düzeltilmiş SPT-N deney verilerine göre Selçuk ilçesi yerleşim alanındaki binaların statik şartlardaki güven durumları incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede, yapısal unsurlar (fayların etkileri) biç dikkate alınmamıştır ve ayrıca tek başına bir veri katmanı olarak dikkate alınmıştır. Selçuk ilçesi yerleşim VIalanı ve çevresi, depremlerden etkilenen ve etkilenmesi muhtemel son derece dinamik ortam koşullarına sahiptir. Sismik verilere göre Selçuk 1. derece deprem bölgesinde yer almaktadır (En yüksek hasarlı). Selçuk ve yakın çevresinin sismisitesi esas olarak Küçük Menderes graben faylarıyla kontrol edilmektedir. Bu değerlendirmede bir çok yapının yeterli güvende olmadığı yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Selçuk yerleşim alanında mevcut siltli-killi ince kumlann yer aldığı alanlarda sıvılaşma potansiyeli araştırılmıştır. SK-1, SK-3, SK-14, SK-15, SK-18, SK-20, SK- 23, SK-26 nolu sondajların temsil ettiği alanlarda zemin sıvılaşma riskinin bulunduğu yapılan analizler sonucunda belirlenmiştir. İnceleme alanına ait eğim zonlama haritaları hazırlanmış ve topoğrafîk eğimin 20° den büyük olduğu alanlar belirlenmiştir. Yamaç eğimlerinin %36.4'den büyük olan alanlar Menderes Masifi içinde bulunan, farklı jeolojik ve jeomorfolojik özellikler sunan metaserpantinit ve amfibolit kütlelerinin doğal yamaçları ve dere yataklarının sağ ve sol sahillerindeki yüksek eğimli (>20°) doğal yamaçlar olup yerleşime uygun olmayan alanlar olarak değerlendirilmiştir. Tüm bu çalışmaların sonucunda inceleme alanına ait arazi kullanım haritası elde edilmiştir. Bu harita üzerinde yerleşime uygun, uygun olmayan ve önlemli alanların sınırlan gösterilmiştir. VII

Hakan Elçi
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bornova Otoyol güzergahının jeoteknik haritalaması

Mevcut olan Karayollarının Bornova kesiminde ulaşım olanaklarının çok düşük olması sebebiyle, güncel trafiği taşıyamadığı açıktır. Bu nedenle genelde İzmir civarında ve anılan kesimdeki güncel ve uzun vadeli trafik akışını çağdaş düzeyde sağlamak için İzmir Çevre yolu-Metro çalışmaları tasarlanmış ve 2001 yılına kadar bitirilmesi planlanmıştır. Bu çalışmada Çevre yolunun 1-3, 1-4 kesimleri, ve Zafer Payzın IIyadüğü-Ege Üniversitesi Köprülü Kavşağı, Osman Kibar Kavşağı, Doğanlar Köprülü Kavşağı, Yeni planlanan Bornova Metro güzergahı, Büyük Kanal Projesinin jeolojik-jeoteknik araştırmaları yapılmış ve bu değerlendirmeler ışığında Mühendislik Jeolojisi Haritası hazırlanamış ve bu yolla Bornova civarında yapılacak jeoteknik çalışmalara öncülük edilmiş ve Otoyolun Bornova kesiminin jeolojisi, zemin ve kayaçların indeks ve mühendislik özellikleri incelenmiştir. Yapılan çalışmaların değerlendirilmesinden, yerinde yapılan deneyler ve Laboratuvar çalışmalarının sonuçlarının yorumlanmasından Kuvaterner çökellerin düşük direnç özelliklerine sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Jeolojik ve jeoteknik özelliklerden faydalanarak güzergahın temel koşulla rı incelenmiştir. İlk olarak 1:5000 ölçekli Dökümentasyon Haritası; Otoyol, Metro ve Büyük Kanal Projesine ait çalışmalarının birleştirilmesi ile hazırlanmış, daha sonra üç boyutlu bir görünüm kazandırmak amacıyla Mühendislik Jeolojisi Haritası hazırlanmıştır. Ayrıca, 1-3 kesimine ait 1:2000, 1-4 kesimlerine ait 1:5000 ölçekli jeolojik kesitler çıkartılmıştır.

Jeoteknik haritaOtoyollar
Sungur Kedek
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gümüldür ve Menderes (İzmir-Batı Anadolu) çevresindeki mesozoyik karbonat istiflerinin foraminifer içeriği ve foraminifer biyostratigrafisi

Menderes ile Gümüldür çevresinde yüzeyleyen Mesozoyik kayalar, Bornova Filiş Zonu'nun farklı bloklarına veya dilimlerine ait neritik kireçtaşları, dolomitik kireçtaşları ve dolomitlerle temsil edilir. Tip kesitlerin kireçtaşı ve dolomitik kireçtaşı bölümleri biyomikritik, biyosparitik kireçtaşları ve Thaumatoporella'lı bağlamtaşlarından oluşur. Bazı bloklar veya dilimlerde Üst Triyas'tan Alt Jura'ya kadar olan karbonatlar bulunurken bazıları yalnızca Alt Jura kireçtaşlarını içerir. Bu karbonat istiflerinin Triyas bölümleri, bize Geç Triyas yaşını kullanmamıza izin veren, Aulotortus gr. sinuosus, Aulotortus sp., Reophax sp., Trochammina sp., Textularia sp., Endotriada sp., Ophthalmidium sp.'den oluşan bir foraminifer faunası içerir. Diğer yandan kesitlerin Jura bölümleri ise Liyas yaşını işaret eden Siphovalvulina cf. gibralterensis, Lituosepta sp., Duotaxis metula, Meandrovoluta asiagoensis, Duotaxis sp., Trocholina sp., Endotriadella sp., Pseudocyclammina sp., Orbitopsella praecursor, Palaeodasycladus mediterraneous ve Taumatoporella parvovesiculifera'dan oluşan bir foraminifer faunası ve alg florasına sahiptir. Liyas karbonatları, Değirmendere I ve Değirmendere II tip kesitlerinde neritik fasiyesten derin deniz fasiyesine geçiş gösterir ve Geç Kretase neptüniyen daykları içerir. Bu durum Liyas sırasındaki çökmenin ani ve büyük bir çökme olduğunu yansıtabilir.

Didem İnal
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akhüyük (Ereğli – Konya) kaynak ve sondaj sularının hidrokimyasal ve ızotopık ıncelemesı

Çalışma Akhüyük sıcak ve mineralli kaynakları ve çevresini kapsamaktadır. Sıcak ve mineralli suların kökeni, hidrojeokimyasal özellikleri, izotopik bileşimleri ve hazne kaya sıcaklıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. İnceleme alanı ve çevresinde Neojen ve Kuvaterner yaşlı birimler yeralmaktadır. Çalışmada 13 soğuk su kuyusu, 3 sıcak ve mineralli kaynak 3 sıcak su sondajından örnek alınmıştır. Soğuk suların sıcaklıkları 13- 16 oC, pH değerleri 6.51-7.2, EC değerleri 289-6050 µS/cm, kuyuların derinlikleri 84-220, statik seviyeleri 8-74 m, dinamik seviyeleri 26-90 m, debileri ise 16-40 l/sn arasındadır. Sıcak ve mineralli su kaynakları Kükürtlü tepede fay hattı boyunca çıkarak traverten konisi oluşturmuştur. Kaynak sıcaklıkları 19oC- 21 oC debi 0.1-0.5 l/sn, pH 6.68 – 7.1, EC değerleri 5600-10820 µS/cm, arasındadır. Kaynak alanına açılan jeotermal sondaj kuyuları rezervuar basıncını düşürdüğü için bazı kaynak çıkışlarının kurumasına neden olmuştur. Sıcak su sondajların derinlikleri 800-962 m suların sıcaklığı ise 21-26.5 oC, pH'ı 6.9-7.01, EC değerleri ise 12137-24361 µS/cm arasındadır. Soğuk sular Na-Cl, Ca-HCO3, Na-HCO3 ve NaSO4, sıcak ve mineralli sular ile sıcak su sondaj suları Na-Cl tipli sulardır. Soğuk sular anhidrit, aragonit, kalsit dolomit, jips, halit minerallerine doygun olmayıp bu mineralleri çözme özelliğine sahiptir. Sıcak- mineralli kaynak ve sondaj suları aragonit, anhidrit, kalsit, dolomit, jips, minerallerince doygun olup çökeltici özelliktedir. Soğuk su örneklerinin oksijen δ18O değerleri -10,43 ile 4,37 ‰, δD değerleri -26,68 ile 67,44‰ arasında, sıcak ve mineralli sularda δ18O değerleri 8,41 ile 10,1 ‰, δD değerleri -11,25 ile -16,45‰ arasındadır. δ18O ve δD değerleri sularının ana beslenim kaynağının meteorik kökene sahip kıtasal yağışlar olduğunu göstermektedir. Sıcak sularda δ3H değeri, Cl ve EC değerinin yüksek olması sıcak suların derin dolaşımlı olduğunu δ3H değerinin düşük olması güncel yağışlardan az etkilendiğini ve soğuk sulara göre akifer içerisinde daha uzun süre kaldığını göstermektedir. Soğuk sularda yüksek δ3H, düşük Cl ve EC değeri suların sığ dolaşımlı olduklarını göstermekte ve δ 3H değerinin yüksek olması da güncel yağışların etkisinin olduğunu göstermektedir. δ2H - δ3H İlişkisi ne göre soğuk sular sığ ve hızlı dolaşımlı akiferde kalış süreleri kısa, sıcak ve mineralli sular ise derin dolaşımlı ve akiferde kalış süresi uzundur. Jeotermometreler kullanılarak hesaplanan tahmini hazne kaya sıcaklığı 110-248oC arasındadır

Constantın Tonkeu Dıpankeu
Konya Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başlangıç Su İçeriğinin İnce Taneli Zeminlerin Şişme Davranışı Üzerindeki Etkisi

ÖZET Su içeriğindeki değişim özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde bulunan killi zeminlerin şişme davranışlarını kontrol eden en önemli faktörlerden biri olarak bilinmektedir. Bu bölgelerde bulunan şişen zeminler, yağışlı ve kurak dönemler boyunca hacimsel olarak artış ve azalış döngülerine maruz kalmakta ve dolayısıyla bu zeminlerde inşa edilen hafif yapılar hasar görmektedir. Önceki çalışmalarda zeminlerin şişme parametreleri (şişme basıncı ve şişme yüzdesi) ile indeks ve fiziksel özellikler arasındaki ilişkiler detaylı olarak araştırılmış olmasına karşın, değişen su içeriğinin zeminlerin şişme mekanizması üzerindeki etkisi yeterince çalışılmamıştır. Zeminlerin arazi koşullarındaki şişme davranışlarının tam olarak anlaşılabilmesi için zeminler farklı başlangıç su içeriği koşullarında şişme deneylerine tabi tutulmalıdır. Konu ile ilgili mevcut sınırlama dikkate alınarak, bu çalışma kapsamında başlangıç su içeriğinin zeminlerin şişme davranışı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, tane boyu dağılımı, mineralojik bileşim ve kıvam limitleri değerleri açısından geniş aralıkta değişen örnekler üzerinde çalışılması için Türkiye'nin farklı bölgelerinde örselenmiş zemin örnekleri derlenmiştir. Kuru birim hacim ağırlık faktörünün şişme davranışı üzerindeki etkisini en aza indirgemek için örnekler aynı kuru birim hacim ağırlık değerinde (14.6 kN/m3), farklı başlangıç su içeriği koşullarında hazırlanarak şişme deneylerine tabi tutulmuştur. Şişme parametrelerinin başlangıç su içeriği arttıkça azaldığı ve su içeriği ile bu parametreler arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin tane boyu dağılımları ve kıvam limitleri ile zeminlerin şişme parametreleri arasında basit ve çoklu regresyon analizleri gerçekleştirilmiş olup, istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek belirleme katsayısına sahip eşitlikler elde edilmiştir. Ayrıca, su içeriğinin zeminlerin şişme basıncı ve yüzdesi üzerindeki etkisinin tahmin edilmesinde kullanılmak üzere genel bir bağıntı ve "Zemin Şişme Göstergesi" olarak adlandırılan yeni bir yaklaşım önerilmiştir.

Ali Samet Öngen
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00