
6.299
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Avcı böcek, Seranginum parcesetosum sicard (Coleoptera: Coccinellidae)'un gelişme süresi ve ölüm oranı üzerine konukçu bitkilerin etkisi
Çalışmada, pamuk (Çukurova-1518 ve Deltapine) ve patlıcan (Pala ve Çukurova topağı) çeşitleri üzerinde üretilen Pamuk beyazsineği, Bemisia tabaci Gennadius (Horn: Aleyrodidae) ile beslenen Serangium parcesetosum Sicard (Col: Coccinellidae)'un ergin öncesi dönemlerinin gelişme süreleri ve ölüm oranlan, preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri ile yumurta verimleri 25 + 1 °C sıcaklık ve % 65 + 5 orantılı nem koşullarında çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerden avcının bu bitkiler üzerindeki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. S. parcesetosum ergin öncesi toplam gelişme süresini 22.9 gün ile en kısa sürede Çukurova-1518 pamuk çeşidi üzerinde, en uzun ise 28.0 gün ile Çukurova topağı patlıcan çeşidi üzerinde tamamlamıştır. Ergin öncesi dönemlerdeki toplam ölüm oranlarına baktığımızda en az ölüm % 20.8 ile Çukurova-1518 pamuk çeşidinde en fazla ise % 48.9 ile Pala patlıcan çeşidi üzerinde görülmüştür. İstatistiksel analizler sonucunda pamuk ile patlıcan bitkileri arasında S. parcesetosum 'a ait gerek ergin öncesi dönemlerin gelişme süreleri ve gerekse bu dönemlerdeki ölüm oranları arasındaki farkın önemli olduğu, çeşitlerin kendi aralarındaki farkın ise önemsiz olduğu tespit edilmiştir. S. parcesetosum 'un pamuk çeşitleri (Çukurova-1518 ve Deltapine) üzerinde ölüm oranının düşük ve üreme kapasitesinin yüksek olması nedeniyle kitle üretimi için en uygun konukçu bitkinin pamuk olduğu kanısına varılmıştır.
Çukurova koşullarında kış döneminde yetiştirilebilecek tahılların otlatılma olanakları üzerinde araştırmalar
Bu çalışma; Çukurova kıraç koşullarında arpa ve buğdayın kardeşlenme döneminde koyun ile otlatılabilme olanaklarını ve hangi otlatma düzeyinin uygun olduğunu saptamak, aynı zamanda otlatma sonrası dane verimindeki değişim ile bu iki tahıl cinsinin iki yönlü kullanım uygunluğunun karşılaştırılması amacıyla 1995-1996 kış dönemlerinde yürütülmüştür. Deneme Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 3 tekrarlamak olarak düzenlenmiştir. Tahıl cinsleri (Arpa ve Buğday) ana parselleri oluştururken, 4 farklı otlatma düzeyi (0, 10, 15, 20 Koyun/da) alt parsel olarak ele alınmıştır. Araştırmada alt parsel büyüklüğü 200 m2 olarak düzenlenmiştir. Kardeşlenme döneminde arpa ve buğdayda Kontrol, 10, 15, 20 Koyun/da olmak üzere 7 gün sureyle otlatma yapılmış, otlatma sonrası iki yıllık ortalamalara göre arpadan 268.1 kg/da, buğdaydan ise 301.9 kg/da dane verimi elde edilmiştir. Artan otlatma baskısı düzeylerine paralel olarak kontrole göre heriki tahıl cinsinde de dane veriminde düşüşler saptanmıştır. Ancak buğday verimindeki azalış arpaya oranla daha belirgin ortaya çıkmıştır. İki tahıl cinsinin iki yıllık ortalama dane verimleri otlatma baskısı düzeylerine (0, 10, 15, 20 Koyun/da/gün) bağlı olarak sırasıyla 338.5 kg/da, 285.7 kg/da, 265.4 kg/d, 250.4 kg/da şeklinde gerçekleşmiştir. Dane verimini etkileyen karakterlerden başak uzunluğu, başak başına fertil başakçık sayısı ve hasat indeksi üzerinde otlatmanın olumsuz etkisi pek belirgin olmamakla beraber başakta dane ağırlığı, 1000 dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve topraküstü bitkisel kitle verimi gibi değerlerde düşüşlere neden olmuştur. Dane verimindeki otlatma etkisiyle ortaya çıkan düşüşler, arpada buğdaya göre daha az olsa da buğday, veriminin ve pazar değerinin daha yüksek olmasıyla otlatma için daha uygun gözükmektedir. Otlatma baskısı düzeylerinden 10 koyun/da/gün bu araştırma sonucuna göre kontrole en yakın dane ürünü sağlaması ile önerilebilirse de diğer seçenekler de otlatma hızında yapılabilecek düzenlemelerle veya ekonomik değerlendirmelere bağlı olarak tercih edilebilir. Bu şekildeki uygulamalarda kullanılmak üzere uygun çeşitlerin araştırılması veya geliştirilmesi amacıyla veya tohumluk miktarı ve/veya gübrelemede yapılacak değişikliklerle verim kaybının azaltılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tarım ekonomisi alanında verilerin değerlendirilmesi amacıyla bilgisayar programı geliştirilmesi ve uygulanması üzerinde bir araştırma
Tarım Ekonomisi Biliminin hızla gelişen bilgisayar teknolojisinin sağladığı olanaklardan daha etkin bir şekilde faydalanabilmesi için, bu amaca uygun bilgisayar programlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, tarım işletmelerinin ekonomik analizi amacıyla anketler yoluyla toplanan temel verilerin analizini otomatik olarak yapabilen ve ayrıca genel amaçlı anket programlarının temel özelliklerine sahip bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Geliştirilen program Aşağı Seyhan Ovası tarım işletmelerinin ekonomik analizi ve girdi-çıktı ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılan bir araştırmanın veri analizi aşamasında kullanılmıştır.
Varyans analizi (ANOVA) modelleri
Bu çalışmada önce varyans analizi ve regresyon arasındaki ilişki incelenecek, daha sonra tek yönlü varyans analizi incelenip iki veya daha fazla değişken olması durumunda çok yönlü varyans analizi modelleri ele alınacaktır. Bu tipteki modellere ait gözlem değerlerinin X katsayı matrisinin direkt (kronecker) çarpımlarla daha sade bir şekilde yazılabileceği gösterilecektir. Genelleştirilmiş inversler varyans analizi yapılmasında oldukça önemli olduğundan; direkt çarpımlar kullanılarak, genelleştirilmiş inversler hesaplanacak ve parametreler tahmin edilecektir.
Sonlu nilpotent ve çözülebilir gruplar
ABSTRACT MSc THESIS FINITE NILPOTENT AND SOLUBLE GROUPS MELIS MINISKER DEPARTMENT OF MATHEMATICS INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor: MELİH BORAL Year: 1998, Pages: 45 Jury: Prof. Dr. Melih BORAL : Prof. Dr. Amirullah MAMEDOV :Yrd. Doç. Dr. Bilal VATANSEVER Group theory is not only one of the basic studies of Mathematics, but is practically applied in Physics and other important parts of Science. Finite groups have been studied for a long time and the classification of finite groups has been completed. With the help of this Thesis there will be a both theoretical and applied referance about finite nilpotent and soluble groups. Keywords: Group, normal subgroup, group series, soluble, nilpotent.
Kahramanmaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketimi ve gelir-harcama esneklikleri
Bu çalışma, KMaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketim durumu ile gelirin tüketim üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ana materyalini, KMaraş ili kentsel alanda kümelendirilmemiş olasılık örneklemesi metodu ile belirlenen 192 aileden, Ekim-Kasım 1996 tarihleri arasında anket yoluyla derlenmiş veriler oluşturmaktadır. Ailelerin gelir, tüketim ve harcamalarına ait veriler 1996 yılı Eylül ayını kapsamaktadır. Araştırma alanında, 1996 yılı Eylül ayında, aileler aylık 47.739.000 TL olan ortalama gelirlerinin %12,1'ini oluşturan 5.756.000 TL'sını hayvansal gıda maddeleri tüketimi için ayırmaktadırlar. Bunun %24,2'si kırmızı et, %11,1'i beyaz et, %8,1'i et mamulleri, %10,2'si süt, %37,2'si süt mamulleri ve %9,2'si yumurta tüketimi için harcanmıştır. Gelir-harcama esneklikleri sığır etinde 0.62, koyun etinde 0.63, keçi etinde 0.65, tavukta 0.73, balıkta 0.97, et mamullerinde 1.24, sütte 0.75, yoğurtta 0.37, tereyağında 0.96, peynirde 1.09, dondurmada 0.56 ve yumurtada 0.19 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, KMaraş ili kentsel alanda anket yapılan ailelerin gelirleri arttıkça genellikle hayvansal gıda maddeleri tüketim miktarlarının arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayvansal Gıda Tüketimi, Gelir-Harcama Esnekliği, KMaraş
Tatlı ve tuzlu su koşullarında yetiştirilen oreochromis aureus (Steindachener, 1964) oreochromis niloticus (Linnaeus, 1757) tilapia zilli (Gervais, 1848) türlerinde cinsiyet steriodleri, gonad gelişimi ve bazı gamet özel
Bu çalışmada, denizel ortamda yetiştiriciliği giderek önem kazanmakta olan ve yetiştiricilikte tercih edilen tilapia türlerinden Oreochromis niloticus, Oreochromis aureus ve Tilapia zilli türleri kullanılarak tatlı ve tuzlusudaki (%035) gelişmeleri, cinsiyet steroid hormonlarının ( 170- östradiol, progesteron, total testosteron) düzeyleri ile gonad gelişimi ve bazı gamet özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Balıklar tuzlusuya alıştınlabilecek büyüklüğe ulaştıktan sonra her iki ortamdaki üretim havuzlarına stoklanmıştır. Daha önce bitirilmek zorunda kalınan tuzlusu uygulamasında yetiştirilen her üç türün ortalama canlı ağırlık ve boy büyümesi, tatlısuda yetiştirilenlere göre istatistiki olarak önemli derecede farklı bulunmuştur (P <0.05) Buna karşılık, cinsiyet hormon düzeyleri tatlısudakilere göre daha düşük ve istatistiki anlamda farklı (P <0.05) bulunmuştur. Tüm türlerde gonad gelişimi ile hormon düzeyleri arasında yakın bir bağlantı belirlenmiştir. Bununla birlikte, tuzlusuda yetiştirilen türlerin dişi bireylerinde ovulasyon aşaması görülmemiştir. Erkek bireylerde ise testis gelişiminin son evresi, bir önceki evre ile bir arada görülmüş ve hemen ardından teslislerin ilk gelişim aşamasına girdikleri saptanmıştır. Sadece tatlısudaki bireylerden elde edilmiş olan semen analizine göre, sperm sayısı açısından türler arasında istatistiki anlamda önemli farklılık bulunmuştur (PO.05). Anahtar Kelimeler: tilapia,tuzlusu kültürü, cinsiyet steroidleri, gonad gelişimi, gamet özellikleri.
Van yöresi aile işletmelerinde büyükbaş hayvan barınaklarının yapısal durumu ve geliştirilme olanakları
ÖZ DOKTORA TEZİ VAN YÖRESİ AİLE İŞLETMELERİNDE BÜYÜKBAŞ HAYVAN BARINAKLARININ YAPISAL DURUMU VE GELİŞTİRİLME OLANAKLARI ADİLAKYÜZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIMSAL YAPILAR VE SULAMA ANABÎLİMD ALI Danışman : Prof. Dr. Yıldırım KUMOVA Yıl : 1998, Sayfa : 187 Jüri : ProfDr. İrfan GİRGİN : Doç.Dr. Taner ALAGÖZ Et ve süt insan beslenmesinde önemli protein kaynaklarıdır. Besi ve süt sığırlarından elde edilecek verim, bakım, besleme ve ıslah gibi önlemlerin yanında hayvanların teknik ilkelere uyularak yapılmış barınaklarda yetiştirilmesi ile artırılabilir. Hayvancılık işletmelerinde ilk yatırım giderlerinin büyük bir kısmı barınak yapımı için kullanılmaktadır. İlk yatırım kaynaklarının bilinçsiz ve amaca uygun olmayan biçimde kullanılması nedeniyle, barınaklardan beklenen yarar sağlanamamakta, gereğinden fazla yatırımlar, işletmenin ekonomik olmasını engellemektedir. Herhangi bir bölgeye yapılması düşünülen hayvan barınakları planlanırken o yörenin iklimi, yapı sistemleri, yöreye uygun yapı malzemeleri ve bu malzemelerin yöreden kolay ve ucuz bir şekilde sağlanma olanakları ile yetiştiricilik sistemleri göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkemizde iklim koşullarının farklılık gösterdiği bölgelerde barınak planlaması ile ilgili yeterli bilgilerin bulunmaması, ön çalışmaların yeterli detayda yapılmaması ve özellikle hayvan-çevre ilişkisine gereken önem verilmemesi nedeniyle, farklı yöreler için aynı özellikte barınaklar önerilmiştir. Bu araştırmada, halkın büyük bir kısmının geçimini hayvancılıkla sağladığı Van yöresi süt ve besi sığırcılığı işletmelerinde barınakların yapısal yönden mevcut durumları saptanarak, bu barınakların geliştirilme olanakları incelenmiştir. Araştırma sonucunda yörenin iklim koşullarına uygun olarak değişik kapasitelerde 3 adet kapalı duraklı (bağlı) süt, 3 adet kapalı duraklı (bağlı) besi sığırı olmak üzere toplam 6 adet örnek olabilecek barınak planı hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler : Barınak Planlaması, Besi Sığırı Barınakları, Süt Sığırı Barınakları, Barınaklarda Çevre Denetimi,
Çukurova koşullarında bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları üzerinde bir araştırma
Çukurova koşullarındaki bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları ile ilgili olarak yapılan bu araştırma, 1995-1997 yıllan arasında doğal arazi koşullarında, %30 eğimli, eğim yönünde 7.0 m uzunluktaki ve 3.0 m genişlikteki parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada, doğal bitki türlerinden Oryzopsis miliacea (L) Benth, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta (L) Stapf ve Putoria calabrica (L. fiil) De kullanılmıştır. Araştırma süresince 1858.75 mm yağış düşmüş ve toplam 92 adet yağışımı 57 adedi yüzey akışı ve toprak kaybına neden olmuştur. Bu yağışların 52'si Putoria calabrica, 49'u Medicago arborea, 47'si Hyparrhenia hirta, 41 'i Oryzopsis miliacea ve 3 8 'i Rosmarinus officinalis bitkisinin bulunduğu parsellerde yüzey akışı ve toprak kayıplarına yol açmıştır. Meydana gelen yağışlar sonucu, Oryzopsis miliacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta ve Putoria calabrica bitkisinin bulunduğu parsellerde sırasıyla 3529, 3013, 5319, 5481 ve 9175 kg/da toprak kaybı meydana gelmiştir. Benzer şekilde meydana gelen yüzey akış kayıpları da sırasıyla 127, 113, 189, 179 ve 372 mm olmuştur. Hiç bir bitkinin bulunmadığı, tamamen çıplak bırakılan tanık parselde ise 19418 kg/da toprak ve 488 mm yüzey akış kaybı meydana gelmiştir. Elde edilen bulgulara göre bütün bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında başarıyla kullanılabileceği; ancak, bunlar içerisinden özellikle Rosmarinus officinalis ve Oryzopsis miliacea 'mn bu konuda diğerlerine göre daha etkili olduğu; ayrıca, Hyparrhenia hirta ile Medicago arborea'nın. biri birine yakın etkinlik gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryzopsis milacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta, Putoria calabrica, Erozyon, Yüzey akışı, Toprak kaybı.
Betonarme korozyonunu önlemek amacıyla uygulanabilir yöntemlerin geliştirilmesi
Beton ve betonarme demirinin klorürlü ve sülfatlı ortamlarda korozyon davranışına atmosfere açık koşullarda LAS (lineer alkilbenzen sülfonat) ve LAB 'm (lineer alkilbenzen) etkileri potansiyokinetik deneylerle incelenmiştir. Hazırlanan beton örneklerinde su/çimento oranı 0,45 seçilmiş, polarizasyon dirençleri, akım- potansiyel eğrileri elde edilmiştir. Aynı koşullarda basınç testleri yapılmıştır. Yapı analizlerini belirlemek için beton örneklerin X-ışını Difraktometresi ile difraktogramları çekilmiş ve yapıları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, LAS ve LAB betonarme demirinin korozyonunu zayıf bir inhibisyon etkisiyle azaltıcı etki yapmakta ve basınç dayanımına da olumlu katkı yapmaktadır.Anahtar kelimeler:Beton,Korozyon,Beton Çeliği,Korozyon Potansiyeli,Difüzyon