Çukurova University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Çukurova University

67

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Konya ili sorun alanlarında oluşan meraların bitki örtüsü üzerinde araştırmalar

Tamer Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1976
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında bazı toprak serilerinin değişik kullanılabilir nem düzeylerinde yapılan sulamaların pamuğun verim ve su tüketimine etkileri üzerinde bir lizimetre araştırması

Rıza Kamber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1977
00
Master'sOpen AccessTR

Katran bileşiklerinin ayrılması ve tanımlanması için en uygun yöntemin araştırılması

Beş yıllık kalkınma planı Türkiyede her yıl yak laşık 200*000 ton Katran üretildiğini göstermektedir.Bunun %85ri yol yapımında ve yakıt olarak kullanılmakta %15'i ise bileşiklerine ayrılarak değerlendirilmektedir. Buna karşın katranın içerdiği bir çok değerli organik bileşip ülkemize "dış alım yoluyla gelmektedir. Bu çalışmanın a^acı katranın bileşiklerine ayrılması ve tanımlanması için en uygun yöntemin saptanmasıdır» Bu amaç için îsdemir katranı destilasyon ve ekstraksyoala fraksiyonlarına ayrıldı, 325 C de elde edilen %22 oranın daki destilat yağlarının %8,1 Baz, %2,7 Fenol ve %89,2 Nötral yağlar içerdiği saptandı.* Bu işlemlerden sonra kat ranın en az homojen fraksiyonu olan katran bazlarında ve kok fırını likör örneğinde ihoe tabaka kromatografisi, gaz kromatografi ve gaz Tcromatograf i/kütle spektrometrisi yön temleri kullanılarak kimyasal bileşim saptandı, J'enol frak siyonu yalnız GC /MS ile analiz edildi. Yapılan bir seri ana liz, sonucunda şu sonuçlar elde edildi»1- Bir yüksek sıcaklık katranı olan ÎSDEMİR katranı yüksek kaynama noktalı bileşikler içermektedir, (küçük Rf ve uzun alıkonulma zamanlı bileşikler) 2- înce tabaka kromatografisi veya (daha iyi) gaz kromatografi kömür katranı bazlarının rutin nicel ve nitel analizi için uygundur. Ancak bu analiz serisinde sonuca kütle spektrumlarınin alınmasıyla ulaşılır. Kar bonizasy onda kullanılan kömürün cinsi katran içeriğini-" değiştirdiği için her yeni katrana bir kez (Kî/MS uygulanmalıdır. 3- Çalış maları iniz sonucunda katran bazlarında 8, fenol fraksiyonunda 7 ve kok fırını likör örneğinde ise lj bile~ şik kesin olarak tanımlanabilmiştir (Çizelge III. 4). Baz fraksiyonunun anilin türevleri (basit anilinler değil) ve bazı polinükleer hetero aromatik bileşikle bir kaç nötral bileşik içerdiği; Likör örneğinin ise piridin türevleri içerdiği gözlenmiştir. Burada saptanan bileşiklerin bir kısmı (örneğin 1 ve 2 naftol, metil anilinler ve bazı fenol bileşikleri) doku-> ma ve halı endüstrisinin temel gereksindıralerinden biri olan organik boyar maddelerin sentezinde önemli birer ham-» mad edir 1 er.

Gönül Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1979
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı doğal bitkilerin tekstil boyar maddesi kaynağı olarak kullanılma olanakları üzerinde bir araştırma

5 yıllık kalkınma planları verileri el halısı ve kilim üretiminde talebin, üretim hedeflerinin üstünde geliştiğini göstermektedir. Artan talep, üretim olanaklarını zorlamakta ve düşük kalitede halı ve kilimin piyasaya sürülmesine neden olmaktadır. Resmi kaynaklarda da belirtildiği gibi boyamada yozlaşma görülmektedir.Bilindiği gibi halı sanatının üstün örneklerini oluşturan Türk halı ve düz dokuma yaygılarının önemli özelliklerinden biri de kullanılan boya ve uygulanan boyama yöntemleridir.Sentetik boyaların bulunuşu, değişen sosyo-ekonomik koşullar, doğal kaynakların düşüncesizce kullanılması ve tahrip edilmesi doğal boyaların kullanımını azaltmıştır. Doğal boyalı halı ve düz dokuma yaygıların sanat değerinin yüksekliği, ekonomik önemi ve çevre sağlığına etkisi, bu boyaların yaşatılması gerektiğini göstermektedir.Bu çalışmaya böyle bir noktadan çıkılarak başlanmıştır. Burada yeni boya kaynakları ve yeni yöntemler araştırmak yanında unutulmaya yüz tutmuş yöntemlere bilimsel açıklama getirmeye çalışılmıştır.Çalışmada boya kaynağı olarak kullanılan bitkiler bir dizi ön boyama işlemi sonunda seçilmiştir. Seçilen bitkilerden Mor reyhan (Oeimum basili-cum L. sup. sp. purpuracens) ve Meyan kökü (Glysyrrhiza glabra L.) şimdiye kadar boya kaynağı olarak kullanılmamıştır. Alkannanm ise (Anchusa tinetoria L.) boyama özelliği yüz yıllardır bilinmektedir. Burada, uygulanan değişik yöntemler yanında, alkanna için literatürde verilen bazı sonuçlar karşılaştırılmıştır.Üç farklı ekstraksiyon yöntemiyle elde edilen boya ekstraktları doğrudan ve fermente edilerek iki şekilde boyamada kullanılmıştır. Mordanlamada bilinen mordanlardan eldeki olanaklar içinde, uygulanması kolay ve ucuz sağlanan 13 kimyasal bileşik mordan olarak seçilmiş ve bilinen üç yöntem uygulanmıştır.Boyamada düğümlü ve düz dokuma yaygılarda kullanılan yün iplikler kullanılmıştır. Boyalı yün ipliklerin haslık kontrolleri TSE standartlarına göre yapılmıştır.Elde edilen renkler Munsell sistemine göre saptanmıştır. Araştırma sonuçları şöyle sıralanabilir:'1.Sıcak ekstraksiyonda boya çözeltisinin doğrudan kullanılması fermente edilerek kullanılmasından daha iyidir.2.Soğuk ekstraksiyonda boya çözeltisi iki şekilde de kullanılabilir. Soğuk ekstraksiyon özellikle meyan kökünde çok iyi sonuçlar vermiştir.3.Toprak kapta, uzun süre ve düşük sıcaklıkta yapılan ekstraksiyondaelde edilen boya çözeltisinin doğrudan kullanılması ile fermente edilerek kullanılması, mor reyhan ve alkanna için farklılık göstermemektedir. Meyan kökünde ise çözeltinin doğrudan kullanılması daha uygundur.4.Her boyama yönteminde kullanılan mordanlardan en az 7'si yüksek haslıkta boyama vermiştir.5.Mordanlama yöntemi her bitki ve mordan için farklı sonuçlar vermektedir. Mor reyhan için Al^SO^),,, NaAl(S04)2, CH^COOH, C00H(CH0H)2-C00H ve CaO mordanları ön mordanlama ile daha yüksek haslıkta boyama vermektedir.Meyan kökünde hemen bütün mordanlar ve mordanlama yöntemleri kullanılabilir. Alkanna ile özellikle CrCl^, CuSO^, FeCl^, FeSO^ ve NaAl(SO^)? mordanları tüm yöntemlerde yüksek haslıkta boyama vermektedirler.Bu çalışma sonunda şimdiye kadar doğal boya kaynağı olarak bilinmeyen mor reyhan (Ocimum basilicum L. sup. sd. purpuracens) ve meyan kökünün (Glysyrrhiza glabra L.) iyi birer boya kaynağı olarak kullanılabileceği, alkannanm (Anchuse tinctoria L.) ise bazı yöntemlerle yüksek haslıkta boyama verdiği saptanmıştır.Halı ve kilimde kalite standardının korunabilmesi için, bilime, sanata, ekonomiye ve çevre sağlığına katkıyı amaçlayan doğal boya araştırmalarının hızla ilerlemesi ve bu konuda bir eğitim, araştırma kurumunun oluşturulması gerekmektedir.Yapılan araştırmalar Altay dağlarında bulunan ilk halının Türkler tarafından dokunduğunu göstermektedir. 2000 yıl öncesine dayanan bu halının bu güne kadşr ulaşılmayan bir ustalık eseri olduğu düşünülürse halıcılığımızın bu günkü durumu kuşkusuz üzüntü vericidir.Doğal boyaların düğümlü ve düz dokuma yaygılarda kullanılması hem boya dış alımmı azaltacak hemde kaliteyi yükselterek halı ve kilim fiyatlarında artışlara neden olacaktır. Doğal boya kullanımı, dışa bağımlılığı bir ölçüde azaltacak ve ülkemize iki şekilde döviz girdisi sağlayacaktır

Gönül Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1983
00
DoctorateOpen AccessTR

Arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılabilir niceliksel yeni bir arazi değerlendirme yönteminin geliştirilmesi üzerine araştırmalar

Bu çalışmada, FAO (1977) ve ŞENOL (1981) tarafın dan ilke ve taslak şeklinde önerilen yeni bir niceliksel arazi değerlendirme yöntemi, gerekli değişiklik ve düzenle meler yapıldıktan sonra geliştirilerek pratikte kullanıla bilir duruma getirilmiş ve örnek bölge olarak seçilen Ada- na-Ceyhan ilçesine bağlı Hamdilli köyünde uygulanmıştır. Değerlendirme, çalışma alanında halihazırda uygu lanmakta olan ve çiftçilerle yapılan anket çalışmaları so nucunda tanımlanan Arazi Kullanım Türlerine göre yapılmış tır. Arazi karakteristikleri ile arazi kullanım türlerinin arazi isteklerinin karşılaştırılmasıyla yapılan fiziksel değerlendirme sonuçlarını birbirleriyle karşılaştırılabilir duruma getirmek için Arazi Kullanım Türlerinin kârlılık en deksleri kullanılmıştır. Kârlılık endeksinin hesaplanışın da, parsellerin ayrı ayrı değerlendirilmesinde, ideal ara zi kullanım planının hazırlanmasında ve son olarak parselin değerini yansıtan Oransal Parsel Endeksinin hesaplanmasın da yukarda adı geçen yöntemde değişiklik yapılması gerekli görülmüştür. Çiftçilerin arazileri mülkiyetinde bulundurduğu parselin sınırlarına göre işlediği savından gidilerek, ilk defa bu çalışmada her parsel dikkate alınan arazi kullanım türleri için ayrı ayrı değerlendirilmiş ve parseller için ideal arazi kullanım planı hazırlanmıştır. Böylece, parse lin konumu, şekli, büyüklüğü gibi karakteristiklerinin her bir arazi kullanım türüne göre ayrı ayrı değerlendirilmesi de mümkün olmuştur. Çalışma alanında yer alan 254 adet parsel için hesaplanan ve 1.0000 ile 0.0000 arasında değerler olan Oransal Parsel Endeksleri (OPE), daha çok parselin üzerin de yer aldığı toprakların içerdiği üretimi sınırlayıcı faktörlerin şiddetini yansıtmaktadır.Parselin üzerinde- 109 - bulunduğu toprakların içerdiği sınırlayıcı faktörlerin sa yısı ve şiddeti arttıkça Oransal Parsel Endeksi 0.0000'a yakın, azaldıkça 1.0000 yakın çıkmıştır. Nitekim, Oransal Parsel Endeksi 1.0000 olan parsel, çalışma alanının bitki yetiştiriciliği açısından en iyi özelliklere sahip toprak ları üzerinde yer almaktadır. Aşırı eğim, toprak sığlığı, drenaj ve tuzluluk gibi üretimi sınırlayıcı faktörler Oran sal Parsel Endekslerini düşük çıkmasına neden olmuştur. Parselin konumu, büyüklüğü ve şekli gibi karakteristikler ise çalışma alanında OPE'sini % 5 dolayında etkilemiştir. Parseller için hesaplanan Oransal Parsel Endeks lerinin ülkemizde arazi toplulaştırma çalışmalarında kulla nılmakta olan Storie Arazi Dereceleme yöntemi ile de kar şılaştırılması yapılmıştır. Bu amaçla seçilen parsellerin, Storie endeksleri ile oransal parsel endeksleri arasında genel bir uyum bulunmasına karşılık, çoğu parsellerde bu endeksler değişen oranda farklı bulunmuştur. Bu fark, top rak derinliği 50-90 cm veya yüzey toprağının tekstürü kil olan topraklar üzerinde yer alan parsellerde en fazla bu lunmuştur. Sonuçta Storie arazi dereceleme yönteminin özel likle sulu tarıma uygun alanlarda hatalı sonuçlar verdiği saptanmıştır. Her parsel için oransal parsel endeksinin hesap lanması için, çok sayıda verinin değerlendirmeye alınması ve üzerinde yöntemin gerektirdiği işlemlerin yapılması an cak bilgisayar kullanarak mümkün olmuştur. Ayrıca yöntemde toprak etüd ve haritalama çalışmaları yanısıra agronomik ve ekonomik analizlerin gerekli oluşu nedeniyle, çalışma nın adı geçen konularda uzmanlaşmış kişilerden oluşan bir ekip tarafından yürütülmesinin daha sağlıklı sonuçlar ve receği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada geliştirilen yöntem, arazi toplulaş-- 110 - tırma çalışmalarının gerek kamulaştırma işlemlerinde gerek se arazilerin geri dağıtımında kullanılabilcek nitelikte dir. Bunun yanısıra yöntemde elde edilen ara sonuçlar, ay rıntılı arazi değerlendirme ve arazi kullanım planlaması çalışmalarında çeşitli amaçlarla kullanılabilir. Temelde FAO (1977) tarafından verilen ilkelere dayanan bu yeni yön temin ülkemizin çeşitli yörelerinde yeteri kadar denendik ten sonra kullanılması yerinde olacaktır. A STUDY ON A NEW QUANTITATIVE LAND EVALUATION SYSTEM USABLE IN LAND CONSOLIDATION PROJECTS SUMMARY In this study anew quantitative land evaluation system is developed by appling the model, approached by ŞENOL (1981) on the basis of the principles of the Framework for Land Evaluation (FAO, 1977), and it is tested in the village of Hamdilli (Adana-Ceyhan), chosen as a pilot area. The land evaluation system developed in this study refers to the current suitabilitiy, It is only applicable for monoclimatic areas, unless some required modifications are made. Evaluation is made according to the present land utilization types prevailing in the study area, which are defined by the agricultural census. The profitability inde xes of the defined land utilization types are used to com pare the results to physical evaluation, which are the in terpretations of land characteristics in light of the re quirements of land utilization types. Some necessary modi fications are made above mentioned model system. These are calculation of the profitability index, individual evaluation of the parcels according to the land utilize-

Suat Şenol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1983
00
Master'sOpen AccessTR

Atomik soğurma spektrofotometresiyle arkeolojik metal örneklerde iz element analizleri

I ÖZET Bu çalışmada Urartu ve Prig medeniyetlerine ait "bronz örnekler ve Ergani bölgesinden temin edilen doğal bakır örne ğinin temel ve iz element analizleri yapıldı. Anadolu'da bakır madenciliği ve üretim teknolojisinin tarih öncesi devirlerden Başlayarak günümüze kadar geçirdiği aşamalar, Anadolu medeniyetlerinin teknolojik ve kültürel se- ıs viyel erinin ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Anadolu'da bakır ve bakır alaşımlarından yapılmış nesneler, ilk! kez ne zaman üretilmeye başlanmış, nerede ve ne şekilde kullanılmış ve kullanımları nasıl yayılmıştır? Tarih öncesine ait yerle şim merkezlerinde yapılan kazılarda bulunan bakır ve bakır ala şımlarından yapılmış eserlerin fiziksel ve kimyasal yöntemler le incelenmesi sayesinde bu sorulara cevaplar bulunabilmekte dir. Kimyasal analizlerden yararlanarak örneğin kimyasal bi leşimi belirlenmekte ve alaşımın özelliği ortaya çıkartıla- bilmektedir. îz element analizlerinden yararlanarak kaynak materyali ve yapım teknolojisi belirlenebilmektedir. îz ele ment analizleri ile ayrıca buluntunun doğal veya izabe bakır dan yapılıp yapılmadığı saptanab ilmekte d ir. Ag, Au, Bi, Cd, Co, Fe, İta, ve Ni gibi iz element analizlerinden, filizin kay nağının belirlenmesi ve medeniyetler arası ticari ilişkilerin saptanması mümkün olmaktadır. As, Pb, Sb, Sn ve Zn gibi iz elementler, ile alaşımın özelliği ve uygulanan teknoloji or taya çıkartılabilmektedir.II Anadoludaki bakır ve bronz örneklerin kimyasal ana lizleri hakkında çok az çalışma yapılmıştır. Anadolu* da es ki zamanlarda işletilmiş maden yatağının çokluğu (yaklaşık 450 merkez) (21), kazılardan çıkan bakır eserlerin kaynak larının iz element analizleri ile saptanmasını zorlaştır maktadır. Bu tür sistematik çalışmaların çoğalması ile ile ride, iz elementler yardımıyla uygarlıklar arasındaki tica ri ilişkiler ve filiz kaynağının belirlenmesi mümkün alacak tır. Bronz yapım teknolojisi komşu medeniyetler arasında bazı ortak Özellikler göstermektedir. Mısır'da (10), Eski Yunanistan'da (1) ve Anadolu'da M.ö. 30. yüzyılda As'li bronz, M.ö. 20. yüzyılda Sn'-lı bronz yapılarak kullanılmış tır. İkiztepe kazılarından çıkartılan bronz örnekler üzerin de en son yapılan çalışmalar, As'li bronzun Hititler zamanın da ve Kalkolitik çağda kullanıldığını göstermiştir (4t5)« Bizim analiz sonuçlarımız, Frig ve ürartu uygarlıklarının her örnekte farklı miktarlarda olmasına karşın bronz yapımın da kalayı tercih ettiklerini göstermektedir], ürartu bronz örneklerinin kalay içeriği % 0,6-4 arasında değişmesine kar şın, Prig bronz örneklerinde kalay içeriği % 2-41 arasında değişmektedir. Analizleri yapılan tüm bronz örneklerde; Ag, As, Cd, Co, Pe, M, Pb, Sb ve Zn iz miktarlarda bulunmuştur. Doğal bakır % 90 Cu ve iz miktarlarda As, Ag, Cd, Co, Pe, M Pb. Sn ve Zn içermektedir.İli Örneklerdeki temel element analizi için atomik so ğurma spektroskopik, spektrofotometrik ve titrimetrik yöntemler kullanıldı. îz element analizleri için İL 751 model atomik soğurma spektrometresi ile alev ve elektro- termal atomlaştırıcı (HGA 2000) 1ar kullanıldı. Optimize şartlar belirlendi ve elektrotermal atomlaştırıcıdaki mat- riks girişimini yenmek için platform tekniği ve standart ekleme yöntemi uygulandı.

Şermin Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1983
00
DoctorateOpen AccessTR

βin deki noktaların tipleri üzerinde Rudin-Keisler yarı sıralaması

IN pozitif tam sayılar kümesi olsun. BN uzayı IN deki maksimal süz geçlerin kümesi olduğuna göre, her pEBIN için p ye bağlı olarak bir Sp yarı grubu tanımlanmış ve yarı gruplarda

Ruhan Bolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1983
00
Master'sOpen AccessTR

Petro-kimya tesislerinde korozyon ve önlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, petro-kimya tesislerinde, ortamın saldırganlığından, hatalı işletme şartlarından ve bu ortamlarda kullanılan malzemelerin seçiminde yapılan hatalardan ileri gelen korozif etkilerin metalik malzemelerde oluşturduğu hasarların incelenmesi ve koruyucu önlemlerin saptanmasıdır. Amaca uygun olarak, Adanadaki bir Petro- kimya tesisinde incelemelerde bulunulmuş, tez çalışması süresince gerekli veriler toplanmış ve bunların tartışması sunulmuştur.

Melih Bayramoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1984
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çeşit tohumluk soyada değişik nem ve çarpma hızlarında tane fiziksel ve biyolojik değer kayıplarının saptanması

Amsoy,71 Mitchel ve Callan soya çeşitlerinde değişik nem ve çarpma hızlarında dane fiziksel ve biyolojik değer kayıplarını belirlemek amacı ile yapılan bu araştırmada aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. - Her üç çeşit soya tohumunda tohum nem düzeyinin azalması ile kırılma ve çatlama şeklinde gözlenen fiziksel zarar hızla artmaktadır. -Herhangi bir nem seviyesindeki soya tohumlarında çarpma hızının artması ile yine kırılma ve çatlamadan ibaret olan fiziksel zarar artmaktadır. -Amsoy 71, çeşidi Mitchel ve Calland soya çeşitlerine göre kırılma ve çatlamaya karşı daha hassastır. -Fiziksel zarar sonucu tohumda meydana gelen biyolojik değer kaybının Amsoy71, çeşidinde en fazla olduğu gözlenmiştir. Mitchel ve Calland soya çeşitlerinin çimlenme yüzdeleri Amsoy71, çeşidine göre daha fazladır. Bütün çeşitlerde çarpma hızının artırılması ile tohum çimlenme yüzdesi düşmüştür. Elde edilen bu sonuçlara göre araştırmanın konusunu teşkil eden tane fiziksel ve biyolojik değer kayıplarına en fazla tohum nem seviyesi etki etmektedir. Daha sonra çarpma hızı ve en son olarak da çeşit faktörünün etkili olduğu görülmektedir. - Tohumda meydana gelen fiziksel zarar genellikle çatlama ve kırılma şeklinde gözlenmiştir. Fiziksel zararın artışı ile tohumdaki biyolojik değer kaybıda artmaktadır. Özellikle tohumluk olarak ayrılacak olan soyada biyolojik değer kaybının en az düzeyde olması arzulanır. Genellikle biçerdöver ile hasat sırasında meydana gelen bu çeşit zararlar: - Uygun hasat neminin seçilmesi, -Biçerdöverde yapılacak ayarlamalar, - Mekanik zedelenmeye dayanıklı soya çeşidinin kullanılması ile önlenebilir.

Yakup Karaman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1984
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında yetiştirilen adı kekik (Thymus vulgaris L.) İzmir kekiği (Majorana hortensis Moench) dağ satureası (Satureja montana L.)'nın drog ve eterik yağ verimi üzerinde araştırmalar

Bu araştırmada Çukurova koşullarında Thymus vulgaris L., Majorana hortensis moench, Satureja montana L. -bitkilerinde drog berba verimi, eterik yağ randımanı ve ontogenetik varyabilite incelenmiş, en yüksek drog verimi Majoraoa hortensis moeneh'te (345,83 kg/ da ), en yüksek eterik yağ randımanı ( 2.75 % ) Thymus vulgaris L.'de saptanmıştır. Ayrıca vejetasyon süresince, ontogenetik varyabiliteye göre, bu, bitkilerin drog herba verimleri ve eterik yağ miktarlarında varyasyonlar saptanmış ve en yüksek eterik yağ verimleri Nisan ayında yapılan ikinci biçimden elde edilmiştir.

Sezen Binokay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1984
00