
26
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hastane yöneticilerinin iletişim becerilerinin hemşirelerinin motivasyon ve tükenmişlik düzeyine etkisi
İletişim insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. İnsanların birbirleri ile olan ilişkilerinin oluşması, sürdürülmesi anlamında en temel kavramlardan biri olan iletişim sadece insanlar açısından değil, toplumlar, örgütler açısından da son derece önemli bir kavramdır. Günümüz iş dünyasında özellikle yönetim düzeyindeki kişilerin sahip olduğu iletişim becerilerinin önemi giderek artmaktadır. Sosyal ve yaşayan bir olgu olan örgütlerde yöneticilerin iletişim becerileri, motivasyon ve tükenmişlik düzeyi gibi iki önemli örgütsel değişken üzerinde etkilidir. Bu nedenle günümüzde örgütler yönetici iletişim becerisi konusuna önemle eğilmektedir. Bu çalışmada sağlık sektörünün en önemli aktörlerinden olan hastanelerde yer alan yöneticilerin iletişim becerilerinin hemşirelerin motivasyon ve tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Yönetici İletişim Becerisi, Motivasyon, Tükenmişlik Düzeyi
Sağlık kurumlarında çalışan personelin motivasyonunu etkileyen faktörlerin incelenmesi ve bir uygulama
Günümüzde motivasyon tüm sektör çalışanlarında olduğu gibi sağlık kurumlarında çalışan personel için de oldukça önemlidir. Personelin motivasyonunun yüksek olması iş verimliliğinin yükselmesini sağlamakta, böylelikle verilen hizmet kalitesi ve hasta memnuniyeti artmaktadır. Sağlık kurumlarında çalışan personelin motivasyonunu etkileyen faktörlerin incelendiği bu araştırmada; İstanbul ili içerisinde hizmet vermekte olan bir vakfa ait iki hastanede çalışan 207 sağlık personeline anket uygulaması yapılmıştır.
Kurumsal performans karnesi (Balanced score card) uygulamaları ve bir model önerisi
Sağlık kurumlarında kullanılmakta olan kurumsal performans karnesinin ülkemizde yapılan çalışmalarda sınırlı sayıda olduğu, çalışmaların eğitim ve araştırma hastanelerinde yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; sağlık kuruluşlarında önemli bir yere sahip olan hemşirelik hizmetlerinde performans ölçüm yaklaşımlarından biri olan kurumsal performans karnesi modeli sunmaktır. Model önerisi niteliği taşıyan çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Litaratür araştırması, sağlık kurumları üst yöneticileri ve hemşirelik hizmetleri üst yöneticileri ile yüz yüze görüşmeler yapılarak departman performans yönetim sistemleri hakkında bilgiler elde edilmiştir. Yapılan çalışmada öncelikle performans yönetim sistemi ve performans ölçüm sistemleri anlatılmıştır. Daha sonraki bölümde kurumsal performans karnesi ve hemşirelik hizmetleri için tasarlanmış olan kurumsal performans karnesi model önerisi anlatılmaktadır. Hemşirelik hizmetleri performans karnesi modeli oluşturulmadan önce; hemşirelik hizmetleri için misyon, vizyon, strateji haritası modeli oluşturulmuştur. Kurumsal performans karnesinin boyutları; öğrenme ve gelişme boyutu, klinik süreçler boyutu, hasta boyutu ve finansal boyut oluşturularak performans unsurları hakkında detaylı bilgiye yer verilmiştir. Yapılan model önerisi ile birlikte; kurumsal performans karnesinin sağlık alanında ve departman bazında etkin bir biçimde kullanılabileceği görülmüştür. Kurumsal performans karnesinin kullanımı ile birlikte süreçlerin yalın bir biçimde düzenlenmesi, bakım hizmetlerinin kalitesinin yanı sıra maliyetlerinin de ön planda olması gerektiği vurgulanmıştır. Performans ölçüm parametrelerinde çalışanların yetkinlik düzeyleri, mesleki ve kişisel gelişimleri, takım çalışmaları, aidiyet duygularının gelişmesi, hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanması, hasta ve çaluşan memnuniyetinin sağlanması, kaynakların verimli bir biçimde kullanılması gibi unsurların ölçümlenmesi hedeflenmektedir. Anahtar Sözcükler: Performans, etkinlik, kurumsal performans karnesi, model
Hemşirelerde örgütsel vatandaşlık davranışının incelenmesi
Örgütsel vatandaşlık davranışı literatürde temelde özgecilik, vicdanlılık, nezaket tabanlı bilgilendirme, sportmenlik(centilmenlik) ve sivil erdem olmak üzere beş boyutta incelenmiştir.Bu araştırmanın amacı; İstanbul'daki kamu hastanesinde görev yapan hemşirelerin örgütsel vatandaşlık düzeyini ölçmek, kişisel ve mesleki özelliklere göre örgütsel vatandaşlık davranışının ve alt boyutlarının farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için analiz etmektir. Yapılan araştırmanın sonucundan elde edilen bulgular yorumlanarak hemşirelerin örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili önerilere yer verilmiştir.
Hemşirelerin girişimci kişilik özellikleri, problem çözme becerileri ve etkili faktörlerin değerlendirilmesi
Girişimcilik kavramı sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle birlikte, özellikle son yıllarda üzerinde önemle durulan konuların başında gelmektedir. Hemşirelik mesleğinde girişimcilik tam olarak yeni bir kavram olmayıp, 20. yüzyılın başında hemşireler hastalara bakım vermek için bağımsız olarak çalışmışlardır. Problem çözme becerisi her insanın hayatını başarılı bir şekilde devam ettirebilmesi için gerekli özelliklerden biri, hemşirelik uygulamalarının ise odak noktasıdır. Bu çalışma İstanbul'da faaliyet gösteren bir grup hastanesinde çalışan hemşirelerin girişimci kişilik özellikleri, problem çözme beceri düzeyleri ve bu faktörlerin arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Tek Örneklem Kolmogorov Smirnov testi ile test edildi ve anlamlılık değerleri 0,05'den küçük olduğu için ileri düzey çözümlemelerde parametrik olmayan testler kullanıldı. İki bağımsız değişken için Mann-Whitney testi, ikiden fazla bağımsız değişken için Kruskal-Wallis testi, ilişki analizleri için ise Spearman's korelasyon katsayıları kullanıldı. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi ile 410 hemşireden veri toplandı. Verilerin toplanması için hemşire bilgi formu, Problem Çözme Envanteri, Girişimci Kişilik Özellikleri Ölçeği ve Girişim Fırsatlarını Görme Ölçeği kullanıldı. Katılımcıların yaş ortalamasının 29,50 ± 6,205 olduğu, %81,5'inin kadın olduğu görüldü.Araştırmanın sonucunda hemşirelerin problem çözme becerileri orta düzeyde 93,03 ± 20,794 bulundu. Girişimci Kişilik Özellikleri Ölçeğinde en düşük puanı 2,23 ± 0,655 "Belirsizliğe Karşı Toleranslı Olma" alt boyutu alırken, en yüksek puanı 4,39 ± 0,571 "Başarı İhtiyacı"nın aldığı görüldü. Problem Çözme Envanteri puanları ile Girişimci Kişilik Özellikleri Ölçeği ve Girişim Fırsatlarını Görme Ölçeği puanları arasında negatif yönde çok düşük düzeyde, Girişimci Kişilik Özellikleri ile Girişim Fırsatlarını Görme Ölçeği puanları arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki olduğu saptandı.
Effect of healh tourism on economic growth in Turkey: 2003-2016 period
Health tourism is one of the travels people have started to go to various parts of the world. In other words, people temporarily stay in another country for the implementation of various health-care and developmental treatments outside their country. Health tourism is a sector in which human labor is intensively performed. Growth of the health tourism industry in developing countries like Turkey is an opportunity to increase national income. Indeed, in a country where human capital exists, with an important employment provider with in the service sector, The development of health tourism provides the great opportunity fore conomic growth through foreign exchange in flows to the country's economy. Every year, when about 600 million health tourist seven visit from cross continental countries to get health care around the world and consequently a profit volume of over 100 billion dollars were considered, health tourism gives us a significant amount of information about the size with in the service sector. In this study, it is aimed to examine effects of healh tourism on economic growh in Turkey between 2003-2016 period. Time series analysis method was used in this study. Eviews 9.0 program was utilized for analysis. Firstly, time path and correlations graphs of the variables were drawn. Then, ADF and PP unit root test was applied. As a result of ensuring stabilitiy, Maki cointegration test was applied to investigate the long-term relationship. The Toda- Yamamota and Hacker Hatemi-J Boostrap causality tests were conducted to determine the direction of the causation. As a result, according to the econometric analyzes, effects of healh tourism on economic growth were supported. Similarly, contributions of tourism incomes on economic growh have been seen. Keywords: Health Tourism, Economic Growth, Gross Demestic Product, Time Series Analysis
Sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin iş güvenliği algılarının değerlendirilmesi: Fırat Üniversitesi örneği
Sağlık sektörü iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yoğun görüldüğü bir sektördür. Sağlık kurumu çalışanları, iş sağlığı ve güvenliği bakımından haklarını ve sorumluluklarını öğrendikleri zaman, hem kendi sağlık ve güvenliklerini koruyup geliştirebilecek, hem de hastaların sağlık ve güvenliklerini daha iyi koruyabileceklerdir. Türkiye iş sağlığı ve güvenliği bakımından iyi bir karneye sahip değildir. Özellikle iş kazaları sonucu ölümlerde Avrupa birincisi, Dünya'da ise üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının yoğun olarak gerçekleştiği sektörler arasında sağlık sektörü de yer almaktadır. Ülkemizdeki iş kazalarının azaltılması ile ilgili çalışmalarda İSG eğitimi ve İSG kültürünün artırılması önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde gerek orta gerekse üniversite eğitiminde İSG eğitimine gereken önem verilmemekte olup, mezun olan öğrenciler İSG konusuyla ciddi anlamda ilk defa çalışma ortamında karşılaşmaktadırlar. Kurumsallaşmış işletmelerde İSG eğitimi ve kültürüne her ne kadar önem verilse de bu durum tüm işletmelerde görülmemektedir. Çalışmaya, potansiyel sağlık çalışanı olarak kabul edilen Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri dâhil edilmiştir. Bu amaçla öğrencilerin iş güvenliği algıları ölçülüp değerlendirilmiş, bu yapılırken de öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim ve öğretim yıllında Fırat Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde okuyan tüm öğrencilerden oluşmaktadır. Sağlık Bilimleri Fakültesinde; Hemşirelik, Ebelik, Beslenme ve Diyetetik olmak üzere toplam 3 bölüm ve 12 sınıfta öğrenciler eğitim görmektedir. Fakültede okuyan toplam öğrenci sayısı 1252'dir. Çalışmanın verileri Ekim-Kasım 2017 tarihleri arasında yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Değerlendirilen anket sayısı 420'dir. İş güvenliği algı değerlendirmeleri, 5'li likert ölçeğine göre derecelendirilmiştir. Araştırmanın güvenirlik katsayısı 0,84 olarak bulunmuş olup, bu sonuç araştırmanın güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmanın genel sonucunda öğrencilerin iş güvenliği algılarının ortalama 5 puan üzerinden 3,14 puan olarak hesaplanmış. Bu sonuç öğrencilerin iş güvenliği algılarının iyi olduğu anlamına gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Güvenliği, Öğrenci Algısı.
Mobbing ve mücadele yöntemleri sağlık çalışanlarına yönelik bir araştırma
Son yıllarda işsizlik, meslekte yükselme hırsı ve gelişen teknolojiye ayak uyduramama gibi nedenlerden dolayı oldukça sık görülen, çalışma hayatı boyunca en az bir kez yaşanan ve bireyi olumsuz yönde etkileyen mobbing kavramı; ülkemizde anlam olarak çok bilinmese de iş hayatında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dünya ülkelerinde özellikle bu konuda öncü olan İsveç (1994) ve Finlandiya'da (2000) eskiye dayanan hukuksal yaptırımlar bulunurken, ülkemizde hukuksal boyut ancak son yıllarda kendini göstermeye başlamıştır. Ülkemizde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İletişim Merkezi ALO 170'e; 2011'den bugüne kadar 9 binin üzerinde mobbing başvurusu yapılmıştır. Bu başvuruların yüzde 69'u özel sektör çalışanlarından, yüzde 31'i ise kamu sektörü çalışanlarından oluşmaktadır. Kamu sektöründe en fazla mobbing başvurusunun hastanelerden, özel sektörde ise en fazla mobbing başvurusunun sanayi kuruluşlarından geldiği saptanmıştır. Bu durum çalışma hayatında özellikle sağlık sektöründe bu durumun ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Mobbingin uygulanmasıyla oluşan olumsuz sonuçlar bireyde sosyal ve psikolojik sıkıntılara sebep olmanın yanı sıra toplumda da iş hayatını önemli ölçüde etkileyebilecek, değiştirebilecek nitelikte olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Mobbing oluşumunun bir örgütte görülmesi ve mobbing uygulamalarının engellenmesi için hiçbir girişimde bulunulmaması; zamanla mobbingin varlığının artmasına, diğer örgütleri etkilemesine, verimsiz iş gücü, iş memnuniyetsizliği ve motivasyon eksikliği gibi sonuçlara neden olabileceği gibi ülkenin çalışma hayatını dolayısıyla ekonomisini de olumsuz yönde etkilemesine neden olacaktır. Bu araştırmada amaç; 2000-2015 yılları arasında sağlık alanında mobbing ile ilgili yapılmış olan bilimsel çalışmaların ve bu çalışmalardan elde edilen sonuçların incelemesi ve Türkiye'deki sağlık çalışanlarına yönelik mobbing davranışı hakkında bilgi sahibi olabilmektir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Sağlık Çalışanları, Rekabet, Sağlık Kurumları,Yönetici
Performansa dayalı ücret sisteminin sağlık hizmetlerine etkisi: Adıyaman ili Eğitim ve Araştırma Hastanesi üzerine bir uygulama
Günümüzde, değişen rekabet ortamında düşük maliyetli, kaliteli ve etkili bir sağlık hizmeti sunmak, hastanelerin temel amacını oluşturmaktadır. Sağlık kurumlarının etkili ve verimli hizmet verebilmesi, hedef ve amaçların ulaşabilmesi; düzenli olarak performans ölçüm ve denetimlerinin yapılmasına ve değerlendirilmesine bağlıdır. Bu çalışmada, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde performansa dayalı ek ücret sisteminin görevli sağlık personeline etkisi araştırılmış ve değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmada konuyla ilgili yerli ve yabancı literatür taraması yapılarak bu alanda ortaya konmuş kitap, makale, araştırma projeleri, tezler ve internet dokümanları değerlendirilmiştir. Çalışma 01.09.2016-01.12.2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Performansa dayalı ücret uygulamasından hekimlerin %60 'ı yardımcı sağlık personelinin %80,7'si memnun değildi. Değinilen bulgularda çalışanlar arası ek ödeme miktar farkının yüksek ve bununda çalışanlar arası hoşnutsuzluğu arttırmakta olduğu görüldü. Ayrıca performans değerlemedeki en önemli sorunun motivasyon eksikliği olduğu sonucuna varıldı. Sistem içerisinde yer alan herkese adil bir performans uygulaması çalışanları mutlu edeceğinden iş motivasyonlarını arttırıcı bir etken olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları Yönetimi, Performans, Performans Yönetimi, Sağlık Sektörü
Hastanelerde kurumsal imajın yaratılmasında halkla ilişkilerin yeri ve önemi
Artan rekabet ortamında, insanlar tarafından tercih edilme hedefi; hastaneleri rakiplerinden farklılaşıp tercih edilen olmak için çalışmalar yapmaya zorlamaktadır. Bu çalışmaların en önemlilerinden birisi halkla ilişkiler kapsamında yapılan kurum imajı çalışmalarıdır. İmaj tüketici kararını etkileyen etkili faktörlerden biridir. Halkla ilişkiler faaliyeti olarak elde edilen olumlu bir imaj, organizasyonun devamlılığı ve stratejik başarısı için bir gereklilik olmuştur. Olumlu bir kurumsal imaj ürün ve hizmetlerin satışını arttıracak bir güçtür. Bu çalışma ile gösterilmeye çalışılan önemli bir nokta da bu kurumsal imajın oluşturulup yönetilmesi ve ölçülmesinde halkla ilişkiler birimlerinin ne kadar önemli olduğudur. Bu bağlamda araştırmanın birinci bölümünde çalışma hakkındaki genel bilgiler; çalışma konusunun anlamı, önemi ve amacı anlatılmıştır. İkinci bölümde konu ile ilgili temel kavramlar olan; imaj, kurumsal imaj, sağlık hizmeti ve hastaneler ve son olarak da halkla ilişkiler kavramları tanımlanmış ve bu kavramlar arasındaki ilişki alt başlıklar şeklinde sunulmuştur. Ayrıca son zamanlarda önemi daha da artan kurumsal web siteleri bir halkla ilişkiler faaliyeti kapsamında ele alınıp, imaj ölçümündeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde aynı zamanda tezin başlığı olan "Hastanelerde Kurumsal İmajın Ölçülmesinde Halkla İlişkilerin Yeri Ve Önemi" konusu derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.
Hastanelerde hekim performansının değerlendirilmesi
ÖZET Hekimler, sağlık hizmetleri üretim ve sunumunda rol oynayan sağlık personelidir. Hastane maliyetlerinin büyük bir kısmı, hekimlerin kararlarıyla ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hekim personelin performansının, hastanenin verimliliği ve etkililiği üzerine önemli etkisinin bulunduğu söylenebilir. Bu çalışmanın amacı, hekim personelin performansının değerlendirilmesi yöntemleriyle ilgili genel bilgiler sunmak ve bu yöntemlerin arasında sayısal yöntemler alanında yeni bir gelişme olan Veri Zarflama Analizinin uygulanabilirliğini ortaya koymaktır. Araştırma evrenini bir eğitim hastanesinde çalışan cerrahlar oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler, hastanenin veritabanından alınmıştır. Araştırmada A, B, C, D, E ameliyat türleri, poliklinik sayısı ve yatan hasta sayısı, hekim çıktıları olarak kullanılmış, hekim girdileri ise sabit tutulmuştur. Hekim performansının ölçülmesi için, çıktı yönelimli, ölçekten sabit getirili veri zarflama analizi kullanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise, Kruskal Wallis Varyans Analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada hekimlerin % 11 'inin teknik performansının tam olduğu belirlenirken, teknik performansı düşük olan hekimlerin üretme potansiyeli bulunmasına rağmen önemli miktarlardaki çıktıyı üretemedikleri bulunmuştur. Teknik performansı düşük ve yüksek hekim grupları arasında, üretilen çıktı ortalamaları bakımından istatistiksel açıdan anlamlı farklar bulunmuştur.
Diz osteoartriti için maliyet yarar analizi
Bu çalışmanın amacı osteoartrit tedavisinin devlete ve hastaya olan tedavi maliyetini hesaplamak, tedavi öncesi ve sonrası yaşam kalitelerindeki farklılıkları ortaya koymak, yaşam kalitesini sayısallaştırarak QALYs (kaliteye ayarlanmış yaşam yılları) ile sağlık kazanımını ölçmek, hesaplanan maliyet ve yaşam kalitesi değerleri ile maliyet etkililik oranını bulmak, yapılan tedavinin devlete ve hastaya olan maliyetine karşın ne kadar etkili olduğunu tartışmaktır.EQ-5D ölçeği ile müdahale öncesi ve müdahale sonrası yaşam kalitesi değerleri QALYs cinsinden vignetler aracılığı ile hesaplanmış, maliyet verileri ile oranlanarak maliyet fayda oranları tespit edilmiştir. Osteoartrit tedavisine ait maliyet verilerini hesaplamak için gerekli olan bilgilerden biri hastalığa ait tanı ve tedavi protokolüdür. Osteoartrit için tanı ve tedavi yöntemi, TC Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkilik Projesi çerçevesinde DSÖ tarafından belirlenen 88 hastalık için yapılmış protokollerden temin edilmiştir. Tanı ve tedavi protokolleri doğrultusunda hesaplanan osteoartrit tedavi maliyeti mevcut rapor bilgilerine göre analize dahil edilmiştir.Yaşam kalitesine ait değerleri cevaplayıcılara vignetler aracılığı ile sorgulanarak QALYs birimi ile ortaya konmuştur. Diz sekeline maruz kalmış ortalama bir osteoartrit hastası tanımlanarak cevaplayıcılardan yaşam kalitelerinin EQ-5D ile değerlendirmeleri istenmiştir. Müdahale öncesi UK tarifesine göre yaşam kalitesi 0,31 QALYs olarak hesaplanmış ve ortalama osteatrit için literatür bilgilerine göre beklenen yaşam süresi (15yıl) ile çarpılmıştır. Müdahale Öncesi kişinin fayda değeri 4,7QALYs olarak hesaplanmıştır. Müdahale sonrası hastanın yaşam kalitesine ait bulguları yine UK tarifesi ağırlıkları üzerinden hesaplanarak 0,54 QALYs olarak tespit edilmiştir. Ortalama bir osteatrit hastası için literatür bilgilerine göre beklenen yaşam süresi (15yıl) ile çarpılmıştır. Müdahale sonrası yaşam kalitesi 8,2 QALYs'dir. Müdahale sonrasında kazanılan ek etkililik ise 3,4 QALYS'dir.TC, Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Projesinden alınan osteoartrit tedavi maliyeti (diz sekeli) 378,97$'dır. Buna göre (sosyal maliyetler hariç) Maliyet / QALYs 111.4 $'dır. Hasta perspektifinden ise maliyet değerlerine sosyal maliyetleri eklemek gerekmektedir. Hasta tedavi olma sürecinden işinden geri kalacak, tedavi için ulaşım ve başka maliyetlere katlanmak zorunda kalacaktır. Bu sosyal maliyetler ile birlikte hasta; Maliyet /QALYs (sosyal maliyetler dahil) 120.8 $ ödemek zorunda kalacaktır. Yani hastanın sosyal güvencesi tarafından ödenen kısmın üzerine bir de hastanın cepten ödemeleri bir başka maliyet kalemini oluşturmaktadır. Sonuç olarak osteoartrit yaşam süresinin artması ile toplumda sıklığı artan bir hastalık haline gelmiştir. Tedavisinin ise DSÖ nün ölçeğine göre oldukça maliyet yararlı olduğunu söyleyebiliriz.
Sağlık yöneticilerinin sağlık hizmetleri finansmanına ve sunumuna yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, sağlık yöneticilerinin reform çalışmaları sonucu olarak ortaya çıkan mevzuat ve uygulama değişiklikleri konusundaki farkındalıkları ile bilgi düzeylerini ölçmek ve sağlık hizmetleri finansmanı ve sunumuna yönelik görüşlerini değerlendirmektir.Sağlık sektörü ile ilişkili son dönem reform çalışmaları olan Sağlıkta Dönüşüm, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası ve Sağlık Hizmetleri Finansmanı Alt Yapısını konu alan bu çalışmada, evrenimizi Ankara ili merkezindeki Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler ile özel mülkiyetli hastanelerin üst düzey yöneticileri oluşturmaktadır. Saha aşamasında, hastanelerin üst düzey yöneticilerine anket uygulanmıştır. Çalışma, Ankara ili merkezi için tam sayım esası ile tasarlanmış, örneklem kullanılmamıştır ancak, sadece görüşmeyi kabul eden cevaplayıcıların anket sonuçları değerlendirmede esas alınmıştır.Çalışmada Ankara ili merkezindeki Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler ile özel mülkiyetli hastanelerin üst düzey yöneticilerinin demografik özellikleri, finansal yönetim bilgi düzeyi, Sağlık Hizmetleri Finansmanı Yönetiminin Güçlendirilmesi çalışmaları hakkındaki bilgi düzeyi, Sağlıkta Dönüşüm çalışmaları hakkındaki bilgi düzeyi, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası çalışmaları hakkındaki bilgi düzeyleri sorgulanmıştır.Reform çalışmalarının etkin şekilde yürütülebilmesi ve sonuçlarının alınabilmesi için uygulayıcı durumunda olan sağlık yöneticilerinin çalışmalar konusundaki bilgilerinin yüksek olması beklenir. Çalışma sonuçları dikkate alındığında, sağlık yöneticilerinin Sağlık Hizmetleri Finansmanı, Sağlıkta Dönüşüm Projesi, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası ile ilgili bilgi düzeylerinin genel olarak az ve orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, finansal eğitim almış olan yöneticilerin bilgi düzeylerinin ya da başka bir ifadeyle farkındalıklarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçtan yola çıkarak sağlık yöneticilerinin işletme ve sağlık işletmeciliği ile ilişkili alanlarda eğitim almış olmaları, sağlık sektöründeki gelişmelere karşı daha duyarlı olmalarını etkilediği söylenebilir. Sağlık yöneticilerinin mezun oldukları bölüm açısından, bilgi düzeylerinde farklılık tespit edilmese de, uzmanlaşılmış alanlarda ve reform çalışmaları kapsamındaki uzmanlık alanlarında eğitim verilmesinin yöneticilerin farkındalıklarını artıracağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sağlıkta Dönüşüm, Genel Sağlık Sigortası, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası, Sağlık Hizmetleri Finansmanı, Farkındalık.
Effectson physician performance on hospital financial performance
Performance is materialization degree of an aim. Performance shows where anorganization or individual reach for their aim. Performance is the total measurement thatincludes both qualitative and quantitative contributions to the organizations which they areconnected to. Therefore, the organization is directly effected by the individualperformance.The main purpose of the hospitals is to serve for people with the highest quality butthe lowest cost. Therefore; in order to reach this aim or in other word to provide thehighest quality with the lowest cost, hospitals should maintain physicians performance andfinancial performance successfully.The purpose of the study is to search for relationship between physicianperformance, and financial performance in the Ministry of Health hospitals. Otherpurposes of the study is to define the issue of performance and performance assessment,and performance assessment in healthcare managements, to explain what the financialperformance is , how it is measured, what the measures of the financial performance are,and to explain the importance of physician performance in the hospitals, how it ismeasured and what the methods used in the assessment of the physician performance are,what the criteria are in the assessment of the physician performance, and to point out howto develop a performance assessment process.In order to reach these purposes, years of 2008 of the Ministry of Health Hospitalsare used in this study. Data Envelopment Analysis (DEA) was used in measuring thephysician and financial performance. The data obtained by measuring the physician andfinancial performance of hospitals were analyzed by the appropriate statistical methods.As a result of this study, it pointed out that the financial indicators affect thefinancial performance. However, there was found no meaningful relationship statisticallybetween physician performance and financial performance.Key Words: Physician Performance, The definition of Performance and PerformanceAssessment, Financial Performance, and Financial Performance Ratios
KOAH üzerine klinik yol çalışması: Başkent Üniversitesi Hastanesi`nde bir uygulama
Günümüzde saglık kurumları yöneticileri kurumdaki hizmet yönetimini hem klinikhem de maliyet etkin bir sekilde yürütmek zorundadırlar. Saglık kurumları hizmetorganizasyonlarıdır, hastaların saglık hizmetlerinden beklentilerinin artması, yeni tedavimetodları ve ilaçlar nedeniyle bu kurumlar açık ve çevresine uyum saglayan bir sisteminiçinde olmalıdırlar.Klinik yollar saglık kurumları gibi karmasık bir yapıya sahip organizasyonlardapersonelin koordinasyonunu saglaması ve bilgi alısverisini arttırması, hasta verilerini dahadüzenli hale getirmesi, güncel rehberleri uygulamalara dahil etmesi yönünden uygun biryönetim aracıdır.Bu çalısmada, 2007 yılı 2. yarısında Baskent Üniversitesi Ankara Hastanesi GögüsHastalıkları Bölümü'ne basvurmus KOAH hastalarının retrospektif olarak tıbbi kayıtlarıincelenmistir. Baskent Üniversitesi Hastanesi'nde KOAH üzerine klinik yol olusturulmustur.Sonuçlar uluslar arası klinik rehberlerle karsılastırılmıstır.Anahtar Kelimeler: Klinik Yollar, KOAH, Klinik Rehberler
Türkiye'de saglık örgütlenmesinde degişim
Özellikle son 20 yılda, kamu yönetimi alanında en çok kullanılan kavram ?Değişim? kavramıdır. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve hızla değişen dünya düzeni, özel sektörü olduğu gibi kamu sektörünü de hızlı bir yeniden yapılanma zorunluluğuyla karşı karşıya bırakmıştır. Ülkemizde Cumhuriyet kurulduğundan bu yana ağırlıklı olarak kamu yönetimi reformlarına paralel bir seyir izleyen sağlık reformu girişimleri de yukarıdaki etkenlere uygun bir yapılanma arayışı içerisindedir. Ülkemizde sağlık örgütlenmesinde reform anlamındaki ilk değişimin, 1961 yılında hazırlanan 224 sayılı Sosyalizasyon kanunu ile başladığını söyleyebiliriz. Bu kanun 1960 Anayasasına uygun olarak sosyal devlet anlayışı temel alınarak hazırlanmış bir kanundur. Fakat sivil otoritenin ve tarafların katılımının sınırlı olduğu, ülkenin koşulları ve uygunluğunun da gerektiği gibi değerlendirilmeden kabul edildiği bu kanun istenildiği gibi başarılı olamamıştır. İlerleyen süreçte sağlık sektörüne ait problemler artarak devam etmiş finansal ve yönetimsel yeterlilik sağlanamamıştır. Ekonominin ve toplumun neo-liberal politikalarla dönüştürülmesi için 1980 yılı Türkiye de bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sağlık dâhil tüm sektörler, 24 Ocak 1980 de alınan önemli ekonomik ve siyasal kararlardan etkilenmişlerdir. Küreselleşmenin dinamikleri doğrultusunda şekillenen sağlık reformları diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ağırlıklı olarak ?sağlıkta özelleştirme? olarak karşımıza çıkmaktadır. İMF, Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütünün stratejileri Türkiye'de de belirleyici olmuştur. Özellikle 2003 yılından sonra ivme kazanan, sağlık politikalarında köklü değişiklikler öngören sağlık reformu çalışmaları ?Sağlıkta Dönüşüm Programı? başlığı altında Türkiye gündemindeki yerini almıştır. Çalışmamızda; 1920 yılında kurumsallaşma çalışmalarıyla başlayan sağlık örgütlenmesindeki değişim dinamikleri ve süreç incelenmiş, nedenler ve sonuçları bilimsel olarak dünya ülkelerince kabul edilen ilkeler ışığında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1)Değişim 2)Reform 3)Sağlık
Kırklareli'nde hastanelerinde çalışan tıbbi sekreterlerin yaşadıkları iş-aile çatışmalarının iş doyumuna etkisi
Mülakat, sağlık sektöründe çalışan tıbbi sekreterlerin yaşadıkları iş-aile çatışmalarının iş doyumlarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 7 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış mülakat formunda yer alan sorular, Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü, Kırklareli Devlet Hastanesi ve İlçe Devlet Hastanelerini oluşturan Lüleburgaz, Babaeski, Pınarhisar ve Vize Devlet Hastanelerinde çalışan 30 kadın tıbbi sekretere yöneltilmiştir. Mülakat sorularına verilen cevaplara içerik analizi yöntemi uygulanarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; tıbbi sekreterler iş süreçlerinin yoğun olduğu konusunda ortak görüş belirtmişlerdir. Görüşme yapılan tıbbi sekreterler, uzun çalışma sürelerinin varlığından söz ederek, mesai saatleri içerisinde yoğun iş temposundan kaynaklanan zihinsel ve bedensel yorgunluk sonucunda işten eve gittiklerinde ailelerine yeteri kadar vakit ayıramadıklarını ifade etmişlerdir. Mesai sonrası evlerine gittiklerinde çocuklarına yeterince ilgi gösteremediklerinden yakınmışlardır. Hafta içi yoğun geçirilen mesai saatleri sonrasında, hafta sonları veya izinli oldukları vakitleri dinlenmeye ayırdıklarını bundan dolayı çocuklarına gerekli zamanı ayırmakta güçlük çektiklerini ve onlardan gelen istekleri çoğu zaman karşılayamadıklarını dile getirmişlerdir.
Örgütsel vatandaşlık ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki: Bir alan araştırması
Bu çalışma, Kırklareli il sınırları içinde faaliyet gösteren devlet hastaneleri ile Kırklareli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde çalışan hemşirelerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Rekabet ortamının her geçen gün arttığı günümüzde, görev tanımlarının ötesinde, gönüllü olarak işletmelere katkı sunan, inisiyatif alabilen, çalıştığı kurumu ve işini sahiplenen çalışanlar, tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektörünün de en önemli işletme faktörüdür. Günümüz işletmelerinde ve sağlık sektöründe örgütsel vatandaşlık davranışı kadar bir diğer önemli kavram da çalışan sesidir. Çeşitli sebeplerle sessiz kalmayı tercih etmiş ya da yönetsel kararlar ve idareciler tarafından sessizliğe itilmiş çalışanlar işletmeler için en önemli sorunlardan bir tanesidir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS Statistics 21 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın evreni 469 kişiden oluşmakta olup herhangi bir örneklem yöntemi kullanılmamıştır. Toplam 325 hemşirenin (%12,70'i erkek, %82,30'u kadın) katıldığı çalışmada katılım oranı %69,30 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca ÖVD ölçeğinin içsel tutarlık oranının %88,50, ÖS ölçeğinin içsel tutarlık oranı %82,50 olarak tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel sessizlik düzeyi arasında anlamlı, ve negatif bir ilişki bulunduğu anlaşılmıştır (r: -0.176; p<0.01). Bu durum örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel sessizlik arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Diğer bir ifade ile örgütsel vatandaşlık davranışı sergileyen bireylerin örgütsel sessizlik düzeyleri azalmaktadır. Bu ilişkiyi diğer yönden de okumak mümkündür. Buna göre ise, örgütsel sessizlik düzeyinin artması, çalışanın örgütsel vatandaşlık davranışı sergileme eğilimini azaltmaktadır.
İlaç tüketimini etkileyen psiko-sosyal faktörler ve akılcı ilaç tüketim algısını belirlemeye yönelik bir araştırma
İlaç, sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Doğru kullanıldığında insan sağlığı ve yaşamın tehdit eden olumsuzlukları ortadan kaldırırken, yanlış kullanıldığında insan yaşamına son verebilen bir maddedir. Bu nedenle toplum sağlığında önemli bir yer tutmaktadır. İlaçların akılcı olmayan kullanım şekli gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sağlık sorunu olmakta ve olmaya da devam etmektedir. Bu sebeplerden dolayı dünya ülkelerinde akılcı ilaç uygulamaları önem kazanmıştır. Bu çalışmada akılcı ilaç tüketimini etkileyen psiko-sosyal faktörler ile yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir düzeyi ile her hangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu'na bağlı olup olmadığı şeklindeki demografik özelliklerin akılcı ilaç kullanımındaki tutumlarını etkileyip etkilemediği konusunda çalışma yapılmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul Beykoz ilçesinde 300 Mardin Kızıltepe ilçesinde 300 ilaç kullanıcısına ulaşılmıştır. Toplam 600 adet ilaç kullanıcısının demografik bilgilerinin elde edilebilmesi için, araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Araştırmada İstanbul Beykoz ilçesi için demografik özelliklerden yaş, eğitim ile gelir düzeyi ve herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu'na tabi olup olmaması ilaç kullanıcılarının ilaç kullanım tutumları üzerinde etkisinin olduğu, ancak cinsiyetin önemli bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. Mardin Kızıltepe ilçesi için ise yaşın önemli bir faktör olduğu diğer demografik özelliklerin önemli bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. İlaç kullanımında bölgesel farklılıkların, ilaç kullanım tutumlarını etkilediği bulunmuştur.
Türkiye'de sağlık harcamalarının sağlıkta dönüşüm programı öncesi ve sonrası değerlendirilmesi ve OECD ülkeleri ile karşılaştırılması
Sağlık sektörü hızla büyüyen bir sektör olarak; ekonomide oldukça büyük bir öneme sahiptir. Hızla büyüyen bu sektör piyasa ilişkileri içerisine giderek daha çok dahil olmaktadır. Bu durumda sağlık harcamalarını iktisadi analiz yöntemleriyle dahada derinden incelemek gerekliliği ortaya çıkmaktadır. 2003 yılı itibari ile Türkiye'de Sağlık' ta Dönüşüm Programı başlatılmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı hedefleri oluşturulurken sağlık finansmanı ile ilgili hedeflerde oluşturulmuştur. Sağlıkta dönüşüm politikasının temel amacı, sağlık alanında giderek artan harcamaları azaltıp, verimliliği arttırırken, birey ve bireylerin sağlığa erişiminde herhangi bir kısıtlamaya yol açmamaktır. Bu çalışma da sağlıkta dönüşüm programı öncesi ve sonrası 1999-2014 yılları arasında ki sağlık harcaması verilerinin toplam, kamu ve özel kalemleri ile değişimi incelenmiştir. Bu inceleme seçilen iki hizmet sunucusu olan hastane ve perakende satış ve diğer tıbbi malzeme sunucuları içinde incelenmiştir. Ayrıca Türkiye GSYİH içerisindeki toplam, kamu ve özel sağlık harcaması paylarına bakılarak Türkiye'nin ilgili harcama için GSYİH 'sın dan ne kadar pay ayırdığı değerlendirilmiştir. Bunlara ek olarak seçilen bazı OECD ülkeleri sağlık harcamalarının GSMH' ya oranının, Türkiye sağlık harcamalarının GSMH' ya oranları ile karşılaştırılması yapılmıştır. Sonuç olarak sağlıkta dönüşüm programının etkin ve verimli olarak sağlık harcamalarına katkı sağladığı, hedefleri ve bileşenlerine ulaşmak için doğru politikalar izlediği, kamu sağlık harcamalarının arttığı görülmüştür. İncelenen hizmet sunucuları içinse, kamu ve özel sektör olarak ta özel sektör sağlayıcılarına artış görülmektedir. Toplam sağlık harcamaları olarak kamusallaşan fakat hizmet sunucuları açısından özelleşen bir durum elde edilmiştir. Hizmet sağlayıcıları açısından kamu ile ilgili daha fazla politika geliştirilmesi önerilebilir ve bu grupların incelemesinin derinleştirilmesi gerekliliği de bu durumda ortaya çıkabilir. Gelişmekte olan Türkiye'nin bu gibi politikalarla gelişmeye devam ettiği taktirde Oecd ülkelerinin ortalamasının yakalanabileceği süreç uzun olabilir olsa da yakalanabilir olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: GSYİH, GSMH içindeki sağlık harcaması payı, TSH, TKSH, OECD, Sağlıkta Dönüşüm Programı
Akredite edilmiş hastanelerde hasta memnuniyetinin karşılaştırılması: İki (özel) hastane uygulaması
Çalışmada, İstanbul'da akredite edilmiş iki özel grup hastanesi servislerinde yatarak ve ayaktan tedavi gören hastaların tedavi süresince aldıkları hizmetlerden memnun olup olmadıkları ile memnuniyet düzeylerinin ölçülerek değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu iki hastanenin ele alınmasının asıl sebebi ise aynı sınıfta yer alan hastaneler arasında da memnuniyet düzeyleri açısından fark olup olmayacağının belirlenmeye çalışılmasıdır. Bununla birlikte, hastaların memnuniyet düzeylerinin hastaların hangi demografik özelliklerine göre farklılık göstereceğinin, memnuniyet düzeylerinin hastaneyi tekrar tercih etmede ne kadar etkili olacağının belirlenmesi de amaçlanmaktadır. Buna bağlı olarak hastanelerin müşteri ilişkileri yönetim uygulamalarının hastalar üzerindeki etkilerinin incelenmesi de amaçlanmaktadır. Yapılan araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde, aynı kalite belgesine sahip aynı sınıfta yer alan İstanbul'un iki özel grup hastanesi için hastaların genel memnuniyetleri farklı servislerin hizmetlerine göre değişmekte ve hatta iki hastane arasında da bu farklılık elde edilmektedir. Hastaların verilen hizmetlerden memnun olmama durumu gözlenmemesiyle birlikte memnunluk düzeylerine yakın bir oranda kararsızlık durumu oranları gözlenmiştir. Her iki hastane için de hastaların aynı rahatsızlıktan dolayı farklı bir hekimi seçme kararları arasında anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Her iki hastane için hem ayaktan tedavi gören hem de yatarak tedavi gören hastaların eğitim düzeyleri memnuniyet puanlarını anlamlı derecede etkilemektedir. Yatan hastalarda cinsiyet memnuniyet puanlarını anlamlı derecede etkileyip farklılık yaratırken, ayakta tedavi gören hastalarda bu farklılık anlamlı değildir. Sonuçlar iki hastanenin memnuniyet açısından yakın değerlerde olmadığını, B hastanesinin kararsız kalan hasta oranının yüksek olduğunu ve A hastanesi için ise hastalarının olumsuz durumları daha fazla belirttiğini söylemek mümkündür.
İstanbul' da özel hastane çalışanlarına uygulanan mobbing ile Anadolu'da özel hastane çalışanlarına uygulanan mobbingin karşılaştırılması
Mobbing, iş yerinde bir veya birkaç çalışanın, bir veya daha fazla çalışan tarafından her gün veya belirli aralıklarla, sistematik olarak duygusal yönden zarar verici davranışlara maruz kalmasıdır. Mobbing, iş yerinde gerçekleşen bir yıpratma sürecidir. Psikolojik şiddet, yıldırma, zorbalık olarak da isimlendirilir. Çalışanın performansı, içinde bulunduğu örgütün başarısında önemli rol oynar. Sağlık sektöründe ise çalışanın performansı ve örgütün başarısı direk insan sağlığı ile ilgili olduğundan, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı mobbingin incelenmesi ayrı bir önem taşımaktır. Çalışmamız; İstanbul ilinde faaliyet gösteren özel bir grup hastanesi ile Anadolu'da faaliyet gösteren özel bir grup hastane sağlık çalışanlarının mobbinge uğrama sıklıklarını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma İstanbul'da özel bir grup hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları ile Anadolu'da özel bir grup hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları olmak üzere toplam 465 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 3 Eylül 2012 ? 20 Eylül 2012 tarihleri arasında yapılmıştır. Veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Anketin içeriği üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ankete katılan sağlık çalışanının demografik bilgileri yer almaktadır. Bu bölüm, sağlık çalışanın cinsiyetinin, yaşının, medeni durumunun, görev süresinin, mesleki kıdeminin ve görevinin belirtildiği bölümdür. İkinci bölümde mobbingi ifade eden olumsuz davranışların belirtildiği 26 adet soru bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise olumsuz davranışı sergileyen çalışanın demografik özellikleri yer almaktadır. Kullanılan anketlerde sağlık çalışanlarının mobbinge uğrama sıklığını ölçmek amacıyla 5'li likert ölçeği (Hiç, Nadiren, Haftada Bir, Ayda Bir, Her Gün) kullanılmıştır.Bulgular: İstanbul'daki grup hastanede yapılan anket çalışmasına katılan sağlık personellerinin %62'si kadın, %38'i erkektir. "Ankette belirtilen olumsuz davranışlardan herhangi birine 1 ya da 1den fazla kişi tarafından maruz bırakıldınız mı" sorusuna %63,99'u hayır diyerek maruz bırakılmadığını ifade ederken, %36,11'i evet diyerek bu duruma maruz bırakıldığını ifade etmiştir. Anadolu'daki grup hastanede yapılan anket çalışmasına katılan sağlık personellerinin ise %69,7'si kadın, %30,3'ü erkektir. "Ankette belirtilen olumsuz davranışlardan herhangi birine 1 ya da 1den fazla kişi tarafından maruz bırakıldınız mı" sorusuna evet olarak cevap verenlerinin oranı %28,2, hayır diyenler %71,8'dir. Sonuç: Hem İstanbul'daki hem de Anadolu'daki grup hastanelerde yapılan anket sonuçlarına göre sağlık çalışanın mobbinge maruz kalmasına göre puanlarda bir farklılığın olup olmadığını incelemek için yapılan Mann Whitney U testi sonucunda istatistiki açıdan anlamlı bir fark gözlenmiştir. Yine her iki grup hastanede mobbinge maruz kalma sıklığının cinsiyete göre farklılık gösterdiği, kadın sağlık personelinin erkek sağlık personeline göre daha fazla mobbinge maruz kaldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte her iki grup hastanede de mobbinge uğrama sıklığının yaş, medeni durum, görev süresi ve kıdeme göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Mobbing, psikolojik şiddet, yıldırma, zorbalık
İstanbul'da faaliyette bulunan vakıf hastanelerinin kurumsal yönetişim uygulamalarının incelenmesi
Sağlık hizmetleri sunumunda, hasta beklentilerindeki artış, hasta odaklı hizmetin yaygınlaşması, tıp bilgilerindeki hızlı değişim ve maliyet kontrolü gibi nedenlerden dolayı yeni yönetim anlayışına gereksinim duyulmaktadır. Bu gelişmelere bağlı olarak sağlık hizmetleri sunumunda, şeffaflık, hesap verebilirlik, adillik ve sorumluluk ilkeleriyle perçinlenmiş olan kurumsal yönetişim uygulamaları önem kazanmaya başlamıştır. Bu araştırmada, kurumsal yönetişim ilkeleri temel alınarak vakıf hastanelerinde uygulanan kurumsal yönetişim uygulamaları, yöneticilerin ve doktorların algılarına göre belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın uygulaması, İstanbul'da faaliyet gösteren dokuz vakıf üniversite hastanesinde yürütülmüştür. Veriler anket yoluyla toplanmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek Yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda vakıf üniversite hastanelerinde kurumsal yönetişim uygulamaları ile ilgili bilincin tam olarak yerleşmediği fakat yönetim ve organizasyon eğitim alan yönetici ve çalışanların şeffaflık ilkesi algılarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Vakıf hastanelerinin kurumsal yönetişim uygulamalarının geliştirilmesine yönelik önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetişim, Yönetim Kurulu, Vakıf Hastanesi
Özel hastanelerde özel sağlık sigortası işleyişi ve sorunları
Gelişmekte olan ülkelerde, sağlık ülkenin ekonomik ve sosyal düzeylerini belirlemede önemli bir parametredir. Türkiye için de sağlık ekonomik büyümenin ana dinamiklerinden biridir. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin finansmanı kamu veya özel kaynaklardan sağlanmaktadır. Sağlık harcamalarındaki hızlı artışın önüne geçmek ve tedavi hizmetlerini özel sektörle beraber sürdürmek için 1980?lerin başından beri çalışmalar sürdürülmektedir. Bunun sonucu olarak ülkemizde özel hastanecilik hızla gelişmektedir. Ayrıca kamu hastanelerinin özerkleştirilerek kendi kendine yeter sağlık işletmeleri haline getirilmesi sağlıkta dönüşüm programının son adımlarından biridir.. Bu durum sağlık sektöründe, özellikle de hastanecilik alanında rekabet olgusunu karşımıza çıkarmaktadır. Bu politikalar çerçevesinde toplumun bir kesimi kaliteli sağlık hizmeti alma, hastalık riskine karşı önceden önlem alma, özel hastanelerin yüksek tedavi maliyetlerini karşılayabilme, bağlı olunan sosyal güvenlik kurumuna güvenmeme, randevu alırken kolaylık sağlanması, kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmetine güvenmeme gibi nedenlerle özel sağlık sigortası yaptırıp bu sigortalarla anlaşmalı sağlık hizmet sunucularından hizmet almayı tercih etmektedirler. Sağlık hizmet sunucularında özel sigortalı hastalara hizmet verme sürecinde yaşanan sorunlar hasta, sigorta şirketi, hizmet sunucusu açısından önem taşımaktadır. Hasta, hizmet sunucu sağlık kuruluşu ve özel sigorta arasındaki güven ilişkisi yönünden bu sorunları tespit etmek gerekmektedir. Uygulamada elde edilen sonuçlar genel olarak ele alındığında; hem hastalar hem de sorumlu sağlık personeli açısından yaşanan en önemli sorun provizyon ve bekleme süreleri ile ilgili detaylı bilgi verilmemesi olarak elde edilmişti. Sorumlu sağlık personelinin çok büyük bir bölümü özel sağlık sigortaları ile ilgili sorunların kontrol süreleri ile ilgili provizyon sürecinin uzaması ve telefonla dönülmesi gerektiğinde sigortaya ulaşılamaması gibi konuların büyük sorunlar yarattığını ifade etmektedir. Bu çalışma ile hastanelerde özel sağlık sigortaları ile ilgili yaşanan sorunları incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın bulgularının özel sağlık sigortalarının hizmet sürecinde iyileştirme çalışmalarına ışık tutarak özel sağlık sigortacılığına katkı sağlaması beklenmektedir.
Sağlık çalışanlarının iş doyumunun ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi: İstanbul ili örneği
Sağlık kurumu çalışanlarının sundukları hizmet türüne bağlı iş doyumu ve yaşam kalitesi düzeylerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi önemlidir. Araştırmada sağlık çalışanlarının yaşam kalitesi ile iş doyum düzeylerinin aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hangi demografik özelliklerin iş doyumu ve yaşam kalitesi düzeyleri açısından fark yaratıp yaratmayacağı da belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili genelinde bulunan 50 ve üzeri yatak kapasitesine sahip 36 kamu hastanesi ele alınmıştır. 476 sağlık çalışanına Minnesota Doyum Ölçeği (MSQ), Türkçe Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ve demografik bilgilerin elde edilmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Çalışmadaki sağlık çalışanları doktor, hemşire ve sağlık teknisyenlerinden oluşmaktadır. Çalışanlarda iş doyumu ve yaşam kalitesi düzeylerinde en yüksek puanlar doktorlara aittir. Genel doyum düzeyleri incelendiğinde çalışanların çoğunluğunun orta düzey iş doyumuna sahip olduğu bulunmuştur. Çalışanların yaşam kalitesi düzeylerinden orta derecede memnun oldukları bulunmuştur. Yaş ve meslekte toplam çalışma yılı arttıkça iş doyumu ile yaşam kalitesi düzeylerinin arttığı görülmüştür. Ayrıca iş doyumu ile yaşam kalitesi arasında da anlamlı, pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sağlık çalışanı, iş doyumu, yaşam kalitesi
Hemşirelerdeki dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyinin moxo test ile ölçülmesi: İstanbul'da bir özel hastane örneği
Sağlık alanındaki en önemli etken insandır. İster hastanede çalışan; doktor, hemşire, teknisyen için, ister hasta için geçerli olsun sağlık alanında en mühim girdi insan sağlığıdır. Bu tezin amacı; özel bir hastanede çalışan hemşirelerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyini ölçmek ve çalışma yılları ile kıyaslamaktır. Bu amaçla İstanbul'daki özel bir hastanedeki 35 hemşirenin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyi MOXO test kullanılarak ölçülmüştür ve çalışma yılları ile kıyaslanmıştır. Hemşireler çalışma tecrübeleri açısından iki gruba ayrılarak; 5 yıl ve 5 yılın altındaki çalışma tecrübesine sahip hemşirelerin dikkat, zamanlama, dürtüsellik ve hiperaktivite alanlarında iyi performans göstermeleri, 5 yılın üzerinde çalışmış olan hemşirelerin ise aynı alanlarda kötü performans sergilemeleri beklenmiştir. Çalışma sonunda 5 yıl/5 yıldan az çalışma tecrübesine sahip hemşire grubunda yer alanların dikkat alanında güçlü oldukları, 5 yıldan fazla çalışma tecrübesine sahip hemşire grubunun ise zamanlama, dürtüsellik ve hiperaktivite alanlarında güçlü oldukları tespit edilmiştir.