Dicle University
Anabilim Dalı

Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı

Dicle University

15

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

15 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Âmil ve Karîne teorileri bağlamında lafız-mana ilişkisi

Bu çalışmada âmil ve karine teorileri bağlamında lafız-mana ilişkisine yaklaşmak hedeflenmiştir. Bununla beraber lafız-mana ilişkisi, dil ilimlerinden olan nahiv, mantık ve belagat çerçevesinde ele alınmış ve bu ilimlerin lafız-mana ilişkisine yaklaşım tarzları ortaya konmuştur. Daha sonra ise lafız-mana ilişkisine çağdaş yaklaşımlar başlığı altında edimbilim, semantik ve hermenötik disiplinleri ele alınmıştır. Nahiv ilmi çerçevesinde değerlendirilen işlevsel dilbilgisi lafızdan manaya geçişte sentaksal zemini oluşturmaktadır. Nahiv usulüne konu olan müşterek lafız olgusu, bir mana için birden fazla lafzın vazedildiğini ortaya koymaktadır. Mantık ilmi çerçevesinde delâlet türleri ele alınmış ve lafız-mana ilişkisi sistematize bir şekilde sunulmuştur. Belagat ilmi ise özellikle beyân ilmi özelinde manaların lafızlara büründürülmesindeki farklı ve etkili yolları inceleme konusu edinmektedir. Âmil teorisine gelecek olursak, iletişim esnasında varlığı kabul edilen birtakım lafzi ve manevi amiller neticesinde lafızların gramatik konumlarının tespit edildiği iddia edilmektedir. Modern dilbilimcilerden olan Temmâm Hassân ise âmillerin ve dolayısıyla irâb alametlerinin manaya delalet etmede yeterli olmadığını düşünmektedir. Ortaya attığı karineler teorisiyle birtakım lafzî ve manevi karinelerin yardımlaşması (تضافر القرائن) neticesinde doğru anlamın tespit edilebileceğini iddia etmektedir. Bunlarla beraber çağdaş dilbilimsel yaklaşımlardan olan edimbilim, mananın sadece lafızlarda ve gramatik konumlarda yüklü olmadığını savunmakta dolayısıyla da semantik ve gramer disiplinlerinin inceleme alanı dışında kalan anlamsal bölgeyi araştırmaktadır. Semantik ise mana nazariyesine konu olan her şeyi ele almaktadır. Yorumun bilimi olarak addedilen hermenötik ise anlamın tekliğinden ve kesinliğinden bahsedilemeyeceğini, her anlamın kendisiyle beraber bir yorumu da zorunlu kıldığını iddia etmektedir. Tüm bu bahsettiğimiz ilimler, disiplinler ve teoriler bağlamında lafız-mana ilişkisi ele alınmış ve bu ilim, disiplin ve teorilerin ortak alanları ile kesişim noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma klasik dönemden modern döneme değin lafız-mana ilişkisinin evrimsel boyutunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Arap diliDil
Yunus Emre Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap dilinde edebi yazışmalar Câhiz ve Lisânüddin İbnü'l-Hatîb özelinde

Risâle edebiyatı insanlığın ruh derinliklerini ifade etmek için kullandığı en eski sanat dallarından biridir. Bu edebî tür, yazarın fikirlerini dile getirirken Bedî' sanatlarıyla estetik güzelliği buluşturarak, yaratıcı ve belâgatli yeteneğini ortaya koyduğu bir alandır. Böylece fikirlerin derinliğiyle ifadenin zarafeti birleşmiş, edebyatın ruhu, risâlelerin satır aralarında ortaya çıkmıştır. Bu da, ifadelerin inceliği ve anlamların titizliği sayesinde, okuyucunun kalbinden önce aklını esir almıştır. Risâle edebiyatı, özellikle Abbâsîler döneminde ve Endülüs'te, Arap medeniyetinin zirveye ulaştığı çağda gelişip yayılmıştır. Bu sanat, edebiyatçılar risâlelerinde "sanatkârlık üslûbunu" (uslûbu's-sınâa) benimsediklerinde en yüksek noktasına ulaşmıştır. Bu yaklaşım, risâlelere hem etkileyici bir ruh hem de dikkat çeken bir edebî üslup kazandırmıştır. Bağlamda, Câhız ve Lisânuddîn İbnu'l-Hatîb'in eserleri, risâle edebiyatının önde gelen örnekleri olarak öne çıkmaktadır. Onlar, Arap nesir geleneğinin merkezî bir parçasını teşkil etmektedirler. Çünkü her ikisi de, risâlelerinde hem belâgat hem de sanat unsurlarını bireysel yeteneklerini ve yaşadıkları dönemin özelliklerini yansıtan bir tarzla işlemişlerdir. Aynı zamanda bu risâleler, dönemin kültürel, sosyal ve siyasî boyutlarını da ortaya koymuştur. Câhız, Abbâsî döneminde risâle edebiyatının en önemli kurucularından biri kabul edilir. O, düşünsel titizlikle akıcı üslubu birleştirerek belâgat gücü ile sanatlı ifade arasında bir denge kurmayı başarmıştır. Onun risâleleri, tekellüfsüz, özgün ve yaratıcı bir niteliğe sahiptir. Buna mukabil, Lisânuddîn İbnu'l-Hatîb, Endülüs risâle edebiyatında belirgin bir dönüm noktasını temsil eder. Onun risâleleri, Endülüs'ün sosyal ve siyasî gerçekliğini canlı bir şekilde yansıtan bir kayıt mahiyetindedir. Ancak, onun risâlelerindeki tekellüf (aşırı sanatkârlık ve süsleme), bu edebî türün özünden bir miktar uzaklaşmasına sebep olmuştur. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Belagati, Risâle edebiyatı, Câhız, Lisânuddin İbnu'l- Hatîb, Sanatsal Üslup.

Abdurrahman Mahfuz
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Libya lehçeleri ile fasih arapçanın karşılaştırılması

Dil, beşerî ve sosyal bir olgu olarak bireyler arasındaki iletişimin temelidir ve dünyadaki tüm dilleri şekillendiren genel yasalara ve temellere sahiptir. İkidillilik, dilin doğasının bir yansıması olup resmi yazılı dil ile günlük konuşma dili olmak üzere iki düzeyin varlığını ifade etmektedir. Arapça da diğer diller gibi bu ikiliği eskiden beri barındırmaktadır. Ancak zamanla, günümüze kadar, resmi dil ile günlük dil arasındaki fark büyümüş ve bazı kişiler, yerel ağızların (lehçelerin) resmi dil olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu noktada, modern Arap lehçelerinin incelenmesi ve bu lehçelerde kullanılan fasih (resmi) Arapça unsurlarının belirlenmesi önem kazanmaktadır. Araştırmalar bu lehçelerdeki birçok unsurun eski Arap lehçelerinin devamı olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, Libya lehçesine odaklanılarak dil ve lehçe arasındaki ilişki incelenmiş, Arapçanın eski ve modern lehçeleri tanıtılmış ve lehçelerin oluşum nedenlerine değinilmiştir. Ayrıca, Libya'nın tarihsel durumu ve İslam'ın bu bölgeye girişi ele alınmış, modern Libya lehçesinin oluşumunu etkileyen faktörler belirtilmiştir. Libya lehçesinin fonetik, morfolojik, sentaktik ve semantik seviyeleri analiz edilerek fasih Arapça ile karşılaştırılmış ve lehçenin fasih Arapçadan hangi yönlerde ayrıldığı veya hangi yönlerde uyum sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dil, Arapça, Lehçe, Libya lehçesi, Lehçe bilim.

Asma Idrıs Mohammed Alfassı
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aruz ilmi öğretiminde manzum eser geleneği

Bu araştırma, dil ilimlerinden biri olan aruz ilminin öğretimini kolaylaştırmak amacıyla kaleme alınmış manzum eserleri ve aruz konularını ele alış yöntemlerini incelemektedir. İslâm ilim geleneği içerisinde "eş-şiʿru't-taʿlîmî" olarak bilinen didaktik şiir tarzının önemli bir örneğini teşkil eden bu eserler, aruzun karmaşık konularını daha anlaşılır ve akılda kalıcı hâle getirme çabasının bir ürünüdür. Eğitim amacı taşıyan bu manzumeler, hedef kitlenin bilgi düzeyine göre şekillendirilmiş olup farklı öğrenim aşamalarına hitap eden içerik ve yöntemler barındırmaktadır. Aruz ilmiyle ilgili olarak kaleme alınan manzum eserler, ele aldıkları konular bakımından iki ana kategoriye ayrılmaktadır. İlk kategori, temel düzeyden başlayarak aruzun tüm kavramlarını ve kurallarını kapsayan, sistematik ve bütüncül bir yapıya sahip tam manzumelerdir. İkinci kategori ise yalnızca tek bir konuya odaklanan, hacimce daha kısa ve içerik bakımından daha sınırlı olan tek konulu manzumelerdir. Bu eserler, çoğunlukla aruzun yalnızca bir yönünü öğretmeyi hedeflemekte ve pratik kullanım kolaylığı sunmaktadır. Gerek tam manzumelerde gerekse tek konulu manzumelerde birbirinden özgün yöntemlere başvurulmuştur. Tüm manzumelerde bulunmasa da aruz manzumelerinin genel karakteristiğini yansıtacak başlıca iki yöntem dikkat çekmektedir. Bunlardan birincisi, bazı sayısal değerleri ifade etmek için ebced sisteminden yararlanılması; ikincisi ise meşhur şâhitlere gönderme yapmak için ilgili beytin bir kısmının alınıp manzumeye tazmin edilmesidir. Uygulanan bu yöntemler sonucunda karmaşık bir hal alan manzumelerin kapalılıklarını gidermek üzere çok sayıda şerh kaleme alınmıştır. Aruz manzumelerinin ve üzerine yazılan şerhlerin çok sayıdaki yazma nüshasının farklı coğrafyalardaki kütüphanelerde bulunması, bu öğretim tarzının yaygın bir geleneğe dönüştüğünü göstermektedir. Ayrıca tahkik edilmemiş birçok manzume ve şerh, bu alandaki araştırmalar için önemli bir potansiyel sunmaktadır.

Halis Dişci
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yükseköğretimde eğitimin yüzde yüz Arapça olmasının değerlendirilmesi: FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi örneği

ÖZET Yükseköğretimde Eğitimin Yüzde Yüz Arapça Olmasının Değerlendirilmesi: FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi Örneği İnsanoğlunun düşünce dünyasının temel taşını oluşturan dil, eğitim sistemi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Eğitim sürecinde kullanılan öğretim dilinin uygunluğu, öğrencinin bilgiyi doğru kavrayıp anlamlandırmasında belirleyici rol oynamaktadır. Bu bağlamda, öğretim dilinin eğitmen ve öğrencinin anadili olup olmaması ayrıca önem arz etmektedir. Bu çalışma, eğitim ortamında ana dil ya da yabancı dil kullanımının eğitim sürecini ve öğrencinin akademik ile mesleki yaşamını ne ölçüde etkilediğini incelemektedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dil, anadil ve yabancı dil kavramları ele alınmıştır. Ayrıca yabancı dil eğitimi detaylandırılarak Türkiye'de Arapça öğrenim tarihine değinilmiştir. İkinci bölümde ise yükseköğretimde yüzde yüz Arapça eğitim modelinin değerlendirilmesi amacıyla öğrencilere yönelik gerçekleştirilen anket ve bulguları sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar, bu eğitim modelinin öğrenciler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Bulgulara göre öğrencilerin çoğu Arapça dil becerilerinde önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bununla birlikte özellikle ilk yıllarda dersleri takipte güçlükler, kaynak yetersizliği ve farklı dil seviyelerinden doğan sorunlar dikkat çekmiştir. Katılımcılar, bu zorluklara rağmen Arapça eğitim modelinin uzun vadede mesleki hayatta ciddi bir avantaj sağladığını ifade etmiştir. Sonuç olarak, yüzde yüz Arapça eğitim modeli hem fırsatlar hem de sınırlılıklar barındırmaktadır. Bu tez, yabancı dilde eğitim tartışmalarına katkı sunmakta ve modelin daha etkili uygulanabilmesi için çeşitli öneriler geliştirmektedir. Anahtar Kelimeler: Anadilde Eğitim, Yabancı Dilde Eğitim, Türkiye'de Arapça Eğitimi, Yabancı Dilde Eğitimin Değerlendirilmesi, Yükseköğretim, Arapça Öğretimi

Zeynep Haznedar
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

شعر الحكمة في العصر المملوكي-لامية ابن الوردي أنموذجًا-

Arap dili, her tarafa yayılan ve (birçok bölgeye) yol bulan, farklı dönemlere uyum sağlayan Sami dillerindendir. Asaletini muhafaza eden en önemli dillerden biridir. Dünyada 400 milyon insan bununla konuşmaktadır. Neden olmasın? En büyük semavi kitabın dili olduğu gibi, edebiyat, belagat, fasahat ve şiirin de dilidir. Arap dili, şiirleriyle meşhurdur. Şairler belagat formlarını kullanarak onun güzelliğini ve zenginliğini seslendirmişler. Amaç, muhatabı etkilemek, şairden dinleyiciye murad edilen hususu ulaştırmaktır. Şairlerin kasidelerinde kullandıkları en önemli formlardan biri belki de önemlisi, 'Hikmet'tir. Hikmet (içerikli) şiir, genelde Arap edebiyatı tarihinde ve özelde Memlûkler döneminde önemli bir yeri vardır. Bu araştırma, işte bu döneme ışık tutmayı amaçlıyor. Safiyuddin, Şab Zarif, İbni Nebbate, İbn'ul-Verd gibi bu dönemin şairleri, şiirin bu türüyle nasıl öne çıktıklarını, insanları güzel ahlakla bezenmeye teşvik etmek, vefa, sabır gibi erdemli işleri öğrenmeşe teşvik etmek için Hikmet şiirini nasıl bir minber haline getirdiklerini irdeliyecek. Aynı şekilde bu dönemle ilgili bilinmeyen bazı yönlere de cevap bulmaya çalışılacaktır. Yine bu dönemin 'gerileme dönemi mi, yoksa ilim, kültür ve edebiyat dönemi mi' olduğuyla ilgili anlatılan (ve tartışılan) hususların da hakikatini öne çıkarıp ispat edecektir. Bu döneme ayrıntılı ve hassas bir şekilde ışık tutmak için, bu dönemde meşhur olan ve namı yaygın olan şairlerden birini seçmek gerekirdi. Bu konuda seçim, İbn'ul-Verdi ve meşhur Lamiyesinden yana oldu. Zira meşhur Lamiyesinde Şeriatın kaynağından kaynaklanan güzel ahlakla bezenme konusunda samimi bir çağrı ve ciddi bir girişim vardır. Şairle ilgili ayrıntılı bilgi vermeden önce birinci bölümde Memlûkler konusunu ele aldık. Kimdir bunlar? Nereden geldiler? Sosyal hayatları nasıldır? Gibi sorulara cevap araladık. İkinci bölümde Memlûkler döneminde Hikmet şiirinin uslübunu. Üçüncü bölümde Hikmet şiirini; ne olduğunu, nasıl doğduğunu ve özelliklerini. Dördüncü bölümde ise şairin hayatını, lamiyesini; burada işlediği hikmeti ve şairin dinleyene bu nasihatları yapma amacını ele aldık. Araştırmamızı bir sonuçla tamamladık. Burada vardığımız en önemli sonuçları yazarak, konuyu etraflı bir şekilde ortaya koyduk. Aynı şekilde İbn'ul-Verdi'nin kasidelerinde değindiği bazı konuları da irdeledik.

Braem Arab
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Molla İlyâs Gürâni'nin Şerhu 'Avâmili'l-Cürcânî adlı eseri (inceleme ve tahkik)

Bu çalışma, 17. yüzyılda yaşamış büyük âlim ve mutasavvıf olan Şeyh Molla İlyas el-Gürânî'nin (ö.1138/1726), doğu medreselerinde ders kitabı olarak okutulan ''Avâmil -i Cürcânî'ye yazmış olduğu şerhi hakkındadır. Ayet-i kerime, hadisi-şerif, arap şiiri ve gündelik hayata dair örnek şevâhidlerle zengin bir içeriğe sahiptir. Ayrıca bu eser, birçok yönden özellikle sarf ilmi kurallarını ihtiva etmesiyle 'Avâmil-i Cürcânî'nin diğer şerhlerinden ayrılmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın önemi amacı ve yöntemi hakkında kısaca bilgi verildikten sonra Nahiv ilminin doğuşu ve 'Avâmil' geleneğinin tarihi seyri ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Molla İlyas el-Gürânî'nin hayatına ve eserlerine değinildikten sonra Şerhu 'Avâmili'l-Cürcânî nüshalarının özellikleri, eserin ismi, muhtevasına ve şarih Molla İlyâs Gürâni'nin bu şerhinde izlemiş olduğu metoda yer verilmiştir. İkinci Bölümde eserin tahkikli metin versiyonu verilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen bulgulara değinilmiştir.

Mehmet Şah Bekleyici
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nahda dönemi tercüme faaliyetleri ve Medresetü'l-elsün'ün (Diller Okulu) Mısır'ın modernleşmesindeki rolü

Nahda Avrupa etkisiyle 1830'larda Suriye ve Lübnan'da doğup Mısır'da gelişen edebi ve kültürel bir akımdır. Bir 'uyanış' ve 'öze dönüş' hareketi olarak tanımlanmakta, 'Arap Rönesansı' olarak da adlandırılmaktadır. Bir asra yakın sürmüştür ve İslam dünyası, özellikle de Mısır üzerinde hala devam etmekte olan kalıcı etkiler bırakmıştır. Bu hareketin en önemli unsurlarından biri belki de en önemlisi Avrupa dillerinden özellikle Fransızcadan yapılan bilimsel, kültürel ve edebi tercümelerdir. Bu tercümeler kişisel çabaların yanı sıra, daha çok yönetimler tarafından desteklenen planlı faaliyetler şeklinde olmuştur. Mehmed Ali Paşa'nın (1769-1849) desteğiyle Rifâʿa Râfiʿ eṭ-Ṭahṭâvî (1801-1873) tarafından kurulan Medresetü'l-elsün, bu meyanda kurulan en önemli kurumdur ve belki de ancak Abbasi dönemindeki Beytü'l-hikme ile karşılaştırılabilir. Bu çalışma bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır: Girişte İslam dünyasında tercüme faaliyetlerinin tarihine genel bir bakış ve 19. yüzyıl öncesi tercüme faaliyetlerindeki ilerleme ile özellikle Napolyon Bonapart'ın Mısır'ı işgal sürecindeki tercüme faaliyetlerine değinilmiştir. Birinci bölümde Kavalalı Mehmed Ali Paşa dönemindeki tercüme faaliyetleri ele alınmıştır. İkinci bölümde bu tercüme faaliyetlerine katkısı oldukça fazla olan ve Medresetü'l-elsün'ün önde gelen isimlerinden Ṭahṭâvî'nin hayatı ve tercüme faaliyetlerindeki rolü üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın ardından tercüme faaliyetlerinin durumu ele alınmış, en son bölümde ise tercüme edilen kitaplar ve bu tercüme faaliyetinin Mısır toplumu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmamız, Medresetü'l-elsün bağlamında Nahda dönemindeki tercüme faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin Mısır'ın modernleştirilmesi ve de kolonileştirilmesi ile ilgisini araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmayı daha iyi bağlamına oturtabilmek için daha önceki yüzyıllardaki çeviri hareketleri ve arkalarındaki motivasyonlar da kısaca incelenmiştir. Yani araştırma boyunca bir nevi tümevarımsal-açıklayıcı bir yöntem kullanılmıştır. Bununla birlikte, çeviri hareketinin öncelikle yönetimdekiler ve entelektüellerde, ardından da Mısır toplumunda bıraktığı izleri tespit etmek amacıyla son bölümde analitik yöntem uygulanmıştır.

Dil okullarıKavalalı Mehmet Ali PaşaMedresetül'l-elsün+4
Taha Derşevi
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cevâhiru'l-Belâga fi'l-meânî ve'l-Beyân ve'l-Bedî' kitabının incelenmesi

Çalışmada 1905 yılında Ahmed Hâşimî tarafından (ö.1943) kaleme alınmış olan Cevâhiru'l-belâga eseri incelenmeye çalışılmıştır. Eser incelenmesinden önce Modern Mısır döneminde ortaya çıkan ekollerin belâgata bakış açıları ortaya konulmuş ve bu ekollerden yenilikçilerin belâgatın çehresini değiştirme çabaları olduğu gözlemlenmiştir. Klasikçlerin ise belâgatın çehresini değiştirmeden kolaylaştırma amaçları olduğu görülmüştür. Cevâhiru'l-belâga eseri muhteva, üslup ve istişhâd açılarından incelenmiş, eserin klâsik dönemde yazılan bazı eserler ile kendi döneminde yazılan bazı eserlerle karşılaştırılması yapılmaya çalışılmıştır. Bunun sonucunda Cevâhiru'l-belâga'nın klasik dönemde yazılan Telhîs ve el-Meselü's-sâir gibi eserlerden etkilendiği görülmüş ve kendisinden sonra yazılan 'Ulûmu'l-belâga ve el-Belâgatü'l-vâzıha eserleri ise etkilediği saptanmıştır. Eser incelendiğinde müellifin, belâgatın bütün konularını sade, anlaşılır bir dille metin kısmında ifade ettiği görülmüş, dipnotta konu ile ilgili detaylı bilgiler verdiği saptanmıştır. Ayrıca kitap incelendiğinde müellifin belâgatı herhangi bir şekilde yenileme düşüncesi olmadığı görülmüştür. Eserde müellifin kendisinin belâgat ile ilgili görüşlerinin az olduğu görülmüş, aynı zamanda belâgat ile ilgili ihtilaflara eserinde pek değinmediği görülmüştür.

Ahmed el-HaşimiArapçaBelagat+2
Şemsettin Uçkan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Atatürk Kitaplığı'nda Arap edebiyatı ile ilgili yazmalar (12-19. yüzyıllar)

Tezimizde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı'nda bulunan Arap Edebiyatı ile ilgili 6/12-13/19. yüzyıllar arasına ait yazma eserlerin incelemesi yapılmıştır. Amacımız eserlerin dönemlerini yazarlarıyla tespit edip yazma eser alanına bir çalışma kazandırmaktır. Tezimizin ana konusu olan Arap Edebiyatı ile ilgili yazma eserlerinin incelenmesi yanında birinci bölümde Arap Dili Edebiyatı ve tarihi, ikinci bölümde ise Osmanlı Döneminde Arap Dili ve Edebiyatı hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç olarak bu bilgiler ışığında konuyla ilgili yazar ve eserler tespit edilerek çalışma kapsamlaştırılmıştır.

Arap edebiyatıArapçaDil bilgisi+3
Zeynep Çakır
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap olmayanlara yönelik Arapça öğretim modeli Ürdün Yarmouk Üniversitesi Merkezü'l-lugat ve İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfı örneği

Dil, bireyler ve toplumlar arası iletişimi sağlamak için gerekliliği inkâr edilemeyen bir unsurdur. Dil aynı zamanda bir toplumun kültürünü, yaşam biçimini, düşünce ve inanç yapısını tanıyıp anlamada faydalanılan bir araçtır. Öğrenilen her dil insana yeni ufuklar açarak tanıdığı yeni toplumlarla birlikte farklı bir bakış açısı kazandırır. Arapça; Arap toplumuna has olarak söze dayalı etkileşimin zaman içerisinde örgütlenip kültürel unsurlarla bütünleşmesiyle iletişim aracı haline gelen sistemli bir yapıdır. Bu sistemli yapı kuşaklar boyunca gelişim göstererek Arap toplumunun geçmişi ile geleceği arasında köprü vazifesi yaparak geçmişin birikimini günümüze taşımıştır. Arapça geçmişte olduğu gibi günümüzde de pek çok Arap ülkesinin resmi dili kabul edilerek varlığını sürdüren köklü bir dildir. Değişen ve gelişen dünya şartlarına bağlı olarak günümüzde ikinci bir dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi önem arz etmektedir. Teknolojinin son hızla ilerlediği günümüzde kültürler arası etkileşim ve iletişimin önemi artmaktadır. Çeşitli kültürlere sahip topluluklar ticaret yapabilme, eğitim imkânlarından faydalanma, farklı ülkeleri görebilme yeni yeni insanlar tanıyabilme imkânını elde etmişlerdir. Bu gelişmeler farklı dillerde iletişim kurabilen ikinci bir dile sahip kişilere olan ihtiyacı arttırmıştır. Arap dilini öğrenme, önce dil hakkında bilgi edinme, sonrasında edinilen bilgileri uygulayarak yaşantılara dönüştürme yoluyla dil melekesi kazanma sürecidir. Bu süreçte dil öğrenimi için farklı öğrenme teorilerin etkisiyle ortaya çıkan çeşitli metot ve teknikler kullanılmaktadır. Hazırlanan bu çalışmada, yapılan araştırma ve inceleme neticesinde öncelikle dil olgusu, Arapça dili ve Arapça öğretimi hakkında bilgi verildikten sonra Ürdün Yarmouk Üniversitesi Dil Merkezi'nin yabancılara yönelik Arapça öğretimi ve merkezde dil öğretimi için kullanılan yöntem-teknikler, araç-gereçler incelenmiştir. Ayrıca merkezde görev yapan eğitmenler ve merkezin Arapça öğretimi değerlendirilmiştir. Aynı zamanda İnönü İlahiyat Fakültesi Hazırlık Sınıfı Arapça öğretimi, eğitmenler, kullanılan materyaller, uygulanan yöntem ve teknikler ele alınmış olup her iki kurumda öğrenim gören öğrencilere uygulanan anket ile Arapçaya karşı olan tutumları ölçülmüştür. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Belagati, Dil, Arapça Öğretimi, Ürdün Yarmouk Üniversitesi Dil Merkezi, İnönü İlahiyat Fakültesi.

ArapçaHazırlık sınıflarıYabancı dil eğitimi+6
Fatma Tunç
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

El-Mu'cemü'l-Vasît'te mesel örnekleri

Mısır Dil Kurumu tarafından yayınlanan el-Mu'cemü'l-vasît adlı eser son yıllarda yayınlanmış önemli sözlüklerden biridir. Uzun yılların birikimi olan eserde 30000 madde bulunmaktadır. Sözcükler, kelime köklerinin ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır. el-Mu'cemu'l-vasit'te yaklaşık 300 mesel örneği tespit ettik. Meseller, el-Mu'cemü'l-vasît adlı eserdeki sıraya göre ele alındı. Tespit ettiğimiz mesellerin Türkçe karşılıkları verilerek bu mesellerin Arap dilindeki "es-Sıhâh", "Muhtâru's-sıhâh", "Lisânu'l-Arab", "Tâcü'l-arûs", "Mu'cemü'l-lugati'l-Arabiyye el-Muâsıra", "Cemheretü'l-luga, Tehzîbü'l-luga", "Kâmûsu'l-muhît", "Kitâbü'l-ayn" gibi önemli sözlüklerde geçip geçmediği tespit edilerek dipnotta belirtildi.

ArapçaDil bilgisiDil bilim+6
İbrahim Bayram
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an-ı Kerim'de müfred sıfatın çoğul anlamında kullanılması

Bu çalışma, Kur'an-ı Kerim'de geçen ve yazarın araştırmasına göre ‎hakkında müstakil çalışma bulunmayan "Kur'an-ı Kerim'de Müfred ‎Sıfatın Cem' Anlamında Kullanılması" konusunu ele almaktadır. ‎Çalışmada, Kur'an-ı Kerim'de cem' manasında geçen müfred sıfatlar ‎ve önde gelen dil ve tefsir alimlerinin konuya ilişkin yaklaşımları, ‎delilleri, ittifak ve ihtilaf ettikleri hususlar irdelenmekte ve konu ‎bağlamında Kur'an'ın dilsel i'cazı incelenmektedir. Bu araştırma, bu ‎dilsel olgunun, Arap dilinde ve Kur'an-ı Kerim'de var olduğunu ‎ancak hiçbir alimin bu olgu konusunda genel bir kaide geliştirmediğini ‎ortaya koymaktadır. Bunun yerine ya mevcut örnekleri, dilin genel ‎düzenini koruyarak, semaa dayalı bir kullanım olarak görmüşler ya da ‎‎(feîlin - ‎فَعِيل‎) ve (feûlun - ‎فَعُول‎) gibi sigalardaki esnekliği gerekçe ‎göstererek te'vil etmişler.‎ Anahtar Kelimeler:‎ Kuran, Sıfat, Tekil, Çoğul, Anlam taşınması ‎

AnlamDil bilgisi-sıfatKur'an-ı Kerim+3
Muhammad Nur Yusuf
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

كيف في القرآن الكريم دراسة نحوية دلالية

Kur'ân-ı Kerim araştırmacıların ve inceleyenlerin, Arap Dili üsluplarının ve edatlarının delaletlerini inceleyip belirlemede bitmeyen bir kaynağıdır. Bu üsluplardan biri de soru üslubu olup birçok manaya delalet etmektedir. Delaletleri kullanıldıkları siyak itibariyle maksatları da farklılaşmaktadır. Kur'ân-ı Kerimde soru üslupları gerçek anlamıyla kullanılmamıştır. Çünkü Allah'ın kelâmı her hangi bir şey hakkında hakiki manada soru sormaz. Allah Teâlâ gizli ve açık her şeyi bilir. Kur'ân-ı Kerimde geçen soru isimleri içinde " كيف " soru ismi seçilmiştir. Kur'ân-ı Kerimde çok az geçmesi sebebiyle bunu ayrıntılarıyla açıklamak istedik. Bu çalışma Kur'ân-ı Kerimde geçen " كيف " adatının i'rab farklılıkları, delalet ve mana açısından inceleyip sunmaktır. Çalışmamı giriş, iki bölüm ve sonuç olmak üzere dört kısma ayırdık. Tezimizin giriş kısmında çalışmamızın problemleri ve hedeflerini, önceki çalışmaları, daha sonra da çalışmanın sınırları üzerinde durduk. Birinci bölümü iki kısma ayırıp birinci kısımda nahiv, dil ve belagat âlimlerine göre tanımları üzerinde durduk. İkinci kısımda ise " كيف " 'nin manası, i'rab açısından konumu ve âlimlerin bu konular hakkındaki görüşleri üzerinde durduk. İkinci bölümü ise beş kısma ayırdık. İlk dört kısımda " كيف "den önce veya sonra fiilin Allah'a veya Allahtan başkasına isnât durumları üzerinde durduk. Beşinci kısmı " كيف " nin " كان " cümlesinin başına gelmesi konusu üzerinde durduk. Tezimi ulaştığımız sonuçlarla nihayete erdirdim. Bu tezimiz nitelik ve ayrıntılı inceleme usulüne dayanmaktadır. Sonucu İsnâdî, i'rabî ve delâlî olarak üç kısımda verdik. Anahtar Kelimeler: Soru, keyfe, nahiv araştırması, delâlî araştırma.

Islam Ahmed Gad Saleh
Gümüşhane University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Memlükler döneminde Hikmet şiiri: İbnü'l-Verdi Lamiyyesi örneği

Arap dili, her tarafa yayılan ve (birçok bölgeye) yol bulan, farklı dönemlere uyum sağlayan Sami dillerindendir. Asaletini muhafaza eden en önemli dillerden biridir. Dünyada 400 milyon insan bununla konuşmaktadır. Neden olmasın? En büyük semavi kitabın dili olduğu gibi, edebiyat, belagat, fasahat ve şiirin de dilidir. Arap dili, şiirleriyle meşhurdur. Şairler belagat formlarını kullanarak onun güzelliğini ve zenginliğini seslendirmişler. Amaç, muhatabı etkilemek, şairden dinleyiciye murad edilen hususu ulaştırmaktır. Şairlerin kasidelerinde kullandıkları en önemli formlardan biri belki de önemlisi, ‘Hikmet’tir. Hikmet (içerikli) şiir, genelde Arap edebiyatı tarihinde ve özelde Memlûkler döneminde önemli bir yeri vardır. Bu araştırma, işte bu döneme ışık tutmayı amaçlıyor. Safiyuddin, Şab Zarif, İbni Nebbate, İbn’ul Verd gibi bu dönemin şairleri, şiirin bu türüyle nasıl öne çıktıklarını, insanları güzel ahlakla bezenmeye teşvik etmek, vefa, sabır gibi erdemli işleri öğrenmeşe teşvik etmek için Hikmet şiirini nasıl bir minber haline getirdiklerini irdeliyecek. Aynı şekilde bu dönemle ilgili bilinmeyen bazı yönlere de cevap bulmaya çalışılacaktır. Yine bu dönemin ‘gerileme dönemi mi, yoksa ilim, kültür ve edebiyat dönemi mi’ olduğuyla ilgili anlatılan (ve tartışılan) hususların da hakikatini öne çıkarıp ispat edecektir. Bu döneme ayrıntılı ve hassas bir şekilde ışık tutmak için, bu dönemde meşhur olan ve namı yaygın olan şairlerden birini seçmek gerekirdi. Bu konuda seçim, İbn’ul-Verdi ve meşhur Lamiyesinden yana oldu. Zira meşhur Lamiyesinde Şeriatın kaynağından kaynaklanan güzel ahlakla bezenme konusunda samimi bir çağrı ve ciddi bir girişim vardır. Şairle ilgili ayrıntılı bilgi vermeden önce birinci bölümde Memlûkler konusunu ele aldık. Kimdir bunlar? Nereden geldiler? Sosyal hayatları nasıldır? Gibi sorulara cevap araladık. İkinci bölümde Hikmet şiirini; ne olduğunu, nasıl doğduğu nu ve özelliklerini .Üçüncü bölümde Memlûkler döneminde Hikmet şiirinin uslübunu. Dördüncü bölümde ise şairin hayatını, lamiyesini; burada işlediği hikmeti ve şairin dinleyene bu nasihatları yapma amacını ele aldık. Araştırmamızı bir sonuçla tamamladık. Burada vardığımız en önemli sonuçları yazarak, konuyu etraflı bir şekilde ortaya koyduk. Aynı şekilde İbn’ul Verdi’nin kasidelerinde değindiği bazı konuları da irdeledik.

Braem Arab
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
10