Dicle University
Anabilim Dalı

Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı

Dicle University

470

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı geleneksel ve ticari organik gübrelerin topraklı ve topraksız ortamda rokada bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri

Bitkilerde büyüme ve gelişmesini teşvik etmek ve birim alandan daha fazla verim almak amacıyla tüm dünyada yıllardır aşırı bir şekilde kimyasal gübre kullanılmaktadır. Bilinçsizce kullanılan kimyasal gübreler bitkilerde verim ve kaliteyi artırmakla birlikte toprak yapısında bozulmalara ve hatta insanlar üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Gerek toprak verimliliği ve gerekse sürdürülebilir bitkisel üretim açısından organik gübreler büyük bir öneme sahiptir. Bu tez çalışması topraklı ve topraksız ortamda bazı geleneksel ve ticari organik gübrelerin roka (Eruca vesicaria) bitkilerinde tohum çıkışı, bitki gelişimi ve verim üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Sera koşullarında tesadüf parselleri deneme desenine göre 6 tekrarlamalı olarak kurulan saksı denemesinde geleneksel organik gübrelerden koyun gübresi (300 ml/saksı) ve tavuk gübresi (100 ml/saksı); ticari organik gübrelerden Algaren Twin (2.5 ml/L) Casolex (2.5 ml/L), Potasmin (3 ml/L) ve Plantol (5 ml/L) kullanılmıştır. Herhangi bir gübre uygulamasının yapılmadığı kontrol uygulaması da denemeye dahil edilmiştir. Organik gübre uygulamalarının rokada tohum çıkışı, bitki gelişimi ve verim üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Geleneksel organik gübre uygulamaları, özellikle tavuk gübresi uygulamasının kontrol ve diğer uygulamalara göre rokada verim ve incelenen diğer parametrelerde önemli oranda artış sağlandığı görülmüştür.

Eruca vesicariaOrganik gübrelerRoka+1
Ceyhan Barış Oğur
Bingol University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı mevsimlik çiçeklerde farklı tuz konsantrasyonlarının ve su seviyelerinin bitki gelişimine etkisi

Bu çalışma, peyzaj çalışmalarında sıklıkla kullanılan mevsimlik çiçeklerden Tagates patula, (Fransız kadifesi), Callistaphus chinensis (Çin asteri), İmpatiens balsamina (Kına Çiçeği) ve Zinnia elegans (Kirli hanım çiçeği)'ın gelişimi üzerine su ve tuzun etkisi ve bu bitkilerin tuza toleransının araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma yarı kontrollü ortamda açık alanda saksıda kurulan deneme sonuçlarına dayanmaktadır. Denemede kullanılan bitkiler tohumdan elde edilmiş, serada kasalarda çimlendirilen tohumlar önce viyollere daha sonra saksıya şaşırtılarak açık alanda dış hava koşulları altında yürütülmüştür. Tohum ekimi ile saksıya ekim arasında 38 gün, saksıya ekim ile hasat tarihi arasında 68 gün geçmiştir. Araştırma kapsamında iki bitki (Tagates patula, Callistaphus chinensis) kullanılarak eşit sulamalı beş tekerrürlü tuz denemesi, iki bitki (İmpatiens balsamina, Zinnia elegans) kullanılarak üç tekerrürlü tuz ve su denemesi olmak üzere toplam dört basit tesadüfi deneme deseni kurulmuştur. Tuz denemesinde 0, 100 mM, 200 mM, 300 mM ve 400 mM konsantrasyonlarında NaCl, tuz ve su denemesinde ise tuz konsantrasyonlarına ilave olarak tam sulama, 1/3 kısıtlı sulama ve 2/3 kısıtlı sulama uygulanarak bitkilerin vejetatif ve generatif özelliklerinde ki değişimler incelenmiştir. Araştırma sonucunda genel sonuç olarak yüksek doz tuz uygulamasının (400 mM) Tagates patula'nın vejetatif gelişim özelliklerini düşürdüğü sonucuna varılmıştır. Callistaphus chinensis'e ait kök uzunluğu, bitki boyu, bitki kuru ağırlığı ve çiçek sayısı bakımından tuz dozları itibariyle gruplar arasında istatistiki olarak önemli fark olmadığı ve elde edilen ortalama değerler sırasıyla, 11 cm, 16,5 cm, 16,2 g ve 35,6 adet olarak belirlenmiştir. Uygulanan farklı doz tuz ve sulama uygulamalarının İmpatiens balsamina'ya ait gelişim özellikleri üzerinde istatistiki olarak önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre sulama ve tuz uygulamaları itibariyle Zinnia elegans gelişim özellikleri ortalamaları arasında istatistiki olarak önemli farklar olduğu belirlenmiştir. Tarımsal verimliliği artırmak için uygulanabilecek önemli stratejilerden biri; ekonomik öneme sahip olan bitki türlerinin tuza tolerans derecelerinin belirlenerek, buna uygun peyzaj yaklaşımların geliştirilmesidir. Bu konuda bu çalışmayla birlikte daha birçok çalışmanın yapılmasının son derece önemli olduğu düşünülmektedir.

Hakan Akkuş
Bingol University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bitki antifiriz ve farklı yetiştirme sistemlerinin marul yetiştiriciliğinde verim, bazı kalite özellikleri ve besin maddesi içeriğine etkisi

Çalışma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü' ne ait Uygulama ve Araştırma alanında 2015 yılı sonbahar vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Çalışmada, bitki antifiriz ve farklı yetiştirme sistemlerinin marul yetiştiriciliğinde verim, bazı kalite özellikleri ve besin maddesi içeriğine etkisinin Diyarbakır koşullarında belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, Yedikule Bitez marul çeşidi kullanılmıştır. Bitkilerde düşük sıcaklığın olumsuz etkisini azaltmak için bitki antifirizi uygulanmıştır. Denemede antifiriz uygulaması ile birlikte; açıkta, malç, alçak tünel ve malç+alçak tünel gibi 4 farklı yetiştirme sistemlerinde marul yetiştiriciliği araştırılmıştır. Deneme süresince bitkilerde; bitki boyu, bitki taç genişliği, bitki göbek çevresi, toplam yaprak sayısı, bitki kök uzunluğu, bitki kök boğazı çapı, ortalama bitki ağırlığı ve verim gibi özellikler incelenmiştir. Yetiştirme sistemleri ve bitki antifirizi toplam bitki verimi üzerine etkili olmadığı görülmüştür. En yüksek toplam bitki verimi; bitki antifirizi uygulanmış alçak tünel ve kontrol malç yetiştiricilik sistemlerinden (9.3 kg/m2) elde edilirken, en düşük toplam bitki verimi ise kontrol alçak tünel yetiştiricilikten (6.1 kg/m2) elde edilmiştir. Hasat sonrası marullarda ağır metal ve azot/protein gibi laboratuvar analizlerinin sonucunda; bitki antifirizinin içeriğinde bulunan elementlerin marulda azot/protein ve bitkiye faydalı olabilecek minerallerin (Mg, Fe, Zn gibi) miktarlarını artırdığı görülmüştür. Çalışma sonucunda, uygulanan yetiştirme sistemleri ve bitki antifirizinin faydalı olabileceği görülmüştür. Böylece kısa vejetasyon süresine sahip marulun, Diyarbakır'da ekonomik anlamda yetiştiriciliğinin sonbaharda yaygınlaştırılması mümkün olacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Marul, Verim, Bitki Antifirizi.

Edip Alas
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mardin ilinde yetiştirilen üzüm çeşitlerinin verim ve kalite özellikleri

Bu çalışmada, 2014-2015 yılarında Mardin iline bağlı Artuklu, Yeşilli, Savur, Nusaybin, Midyat, Ömerli, Derik, Mazıdağı, Dargeçit ve merkez ilçe ve köylerinde yaygın olarak yetiştirilen 26 yerel üzüm çeşidinin verim ve kalite özellikleri incelenmiştir. Deneme materyali yöre bağlarındaki geleneksel goble terbiye sistemli, tamamı kuru şartlarda yetişen hasat dönemi olgunluğunda olan sağlıklı omcalar üzerinde yetişen üzüm örneklerinden alınmıştır. Çalışma 3 tekerrürlü yapılmıştır. Bu çalışmada denemeye alınan üzüm çeşitlerinin verim ve kaliteye ilişkin özellikleri incelenmiş ve fenolojik evreleri gözlenmiştir. Çalışma kapsamında üzüm çeşitlerinin omca verimi (kg/omca), dekara verim (kg/da), salkım ağırlıkları (gr), tane eni (mm), tane boyu (mm), tane ağırlığı (gr), % (SÇKM) kuru madde, pH ve tartarik asit miktarları (g/l) incelenmiştir. Yapılan bu çalışmanın sonucunda, verim değerleri açısından ön plana çıkan üzüm çeşitleri Kohar (3.35 kg/omca-510 kg/da), Hakkeybi (3.41 kg/omca-520 kg/da), Bineytati (4.30 kg/omca-530 kg/da), Hetfberi, (4.43kg/omca-550 kg/da) ve Fiskini (4.74 kg/omca-620 kg/da) çeşitleri olmuştur. Kalite özellikleri açısından öne çıkan üzüm çeşitleri ise Mazrone (Kuru madde % 18.60-pH 3.38-tartarik asit 4.25 g/l-tane ağırlığı 0,80 gr), Kerküş (% SÇKM 21.60-pH 3.62-tartarik asit 4.70 g/l-tane ağırlığı 2.85 gr) olmuştur. Elde edilen sonuçların gelecekte yapılacak bu konudaki çalışmalara öncülük edeceği ümit edilmektedir.

MardinMeyve verimiSofralık üzüm
Savaş Tanrısever
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi çekirdekli kuru üzümlerinin bazı fitokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, ülkemizin önemli çekirdekli kurutmalık üzüm çeşitlerinden Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde önem kazanmış Besni (Adıyaman), Banazı Siyahı (Malatya), Kerküş (Mardin), Horoz Karası (Şanlıurfa), Dımışkı ve Rumi (Gaziantep) üzüm çeşitlerinin bazı fitokimyasal özellikleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında ayrıca üzüm çeşitlerinin bazı fiziksel [(Salkım ağırlığı (g), 100 tane ağırlığı (g), tane eni ve tane boyu (mm)] ve kalite özellikleri [(kuru madde SÇKM (%), pH ve tartarik asit miktarları (g/l)] belirlenmiştir. Fitokimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla çeşitlerinin çekirdek, yaprak ve tane eti ile kabuk örneklerinin toplam fenolik, toplam flavononid madde miktarları, antioksidan aktiviteleri incelenmiştir. Ayrıca bu üzüm çeşitlerinin toprak (bağ toprağı), çekirdek, yaprak ve tane eti ile kabuk örneklerinin mineral madde içeriği araştırılmıştır. Toplam fenolik madde miktarı Folin Ciocalteu yöntemi (pirokatekole eşdeğer olarak) ile toplam flavonoid miktarı ise alüminyum nitrat yöntemi (kuersetine eşdeğer olarak) ile belirlenmiştir. Gerek çekirdek gerek yaprak gerekse de tane eti ve kabuk ekstrelerinin toplam flavonoid içeriğinin toplam fenolik madde içeriğine göre daha fakir olduğu tespit edilmiştir. Antioksidan aktivite üç farklı yöntem olan; DPPH, ABTS ve CUPRAC antioksidan kapasite belirleme yöntemleri ile belirlenmiştir. Üç yöntemde de üzümlerin çekirdek ekstrelerinin antioksidan aktivite değerlerinin yaprak ve tane eti ile kabuk ekstrelerine oranla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak beyaz üzüm çeşidi olan Kerküş çekirdek ekstresinde (ABTS) antioksidan aktivite olarak en yüksek (88.72 µg/ml) bulunmuştur. Siyah çekirdekli çeşitlerde fenolik ve antioksidan kapasitesi genel olarak yüksek bulunmuştur. Ayrıca Kerküş çekirdek ekstrelerinde toplam fenolik içerik 55.88 µg/mg olarak, toplam flavonid ise 13.72 µg/mg olarak bulunmuştur. Besni üzüm çeşidinin çekirdek (87.31µg/ml) ve yaprak ekstrelerinin (81.50 µg/ml) antioksidan aktiviteleri de yüksek bulunmuştur. Bir diğer önemli bulgu ise asma yapraklarının çekirdek ekstrelerine yakın yüksek antioksidan aktiviteye sahip olmasıdır. Siyah çeşitlerden Banazı siyahı, Horoz Karası ve Rumi üzüm çeşitleri analiz yöntemine göre değişmekle birlikte yüksek antioksidan aktivite tespit edilmiştir. Dımışkı üzüm çeşidinde ise toplam fenolik içerik en düşük olarak bulunurken buna paralel olarak antioksidan kapasite de en düşük seviyede bulunmuştur. Mineral madde (Ca, K, Mg, Na, Fe ve Zn) içerikleri ICP-OES cihazında tespit edilmiştir. Çeşitlerin çekirdek, yaprak ve tane eti ile kabuk örneklerinin tamamında potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum elementleri bulunmuştur.

Bitki besin elementleriBitki fenolikleriKuru üzüm
Veysi Öz
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde organik ve geleneksel olarak yetiştirilen Ferragnes ve Ferraduel badem çeşitlerinin verim, kalite ve bazı biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma Türkiye'de Diyarbakır iline bağlı Eğil ilçesinde Ferragnes ve Ferraduel badem çeşitleriyle tesis edilen organik ve geleneksel badem bahçelerinde yürütülmüştür. Bu bağlamda, çeşitlerin kabuklu meyve ağırlığı, iç badem ağırlığı ve iç oranı sırasıyla 2.03-3.95 g, 0.65-1.24 g ve % 21.10-37.82 arasında değişmiştir. Çeşitlerin kapalı sütura sahip ve tatlı oldukları saptanmıştır. Bu çalışmada, çift ve ikiz içliliğe rastlanmamıştır. Çeşitlerin protein içeriği % 25.31-31.38 arasında değişmiştir. Bu değerler oldukça yüksek olduğundan dolayı, özellikle, hipertansiyona sahip olan sağlıksız insanlar için diyet amacıyla değerlendirilebilir. Çeşitlerin nem, kül ve yağ içerikleri sırasıyla % 2.40-3.05, %2.86-4.20 ve % 40.00-56.80 arasında değişmiştir. Bu çalışmada, makro elementlerden olan potasyum içeriği 463.32-1114.06 mg100g-1 ile en yüksek değere sahiptir. Bu mineralden sonra en yüksek değere sahip olan fosfor, kalsiyum ve magnezyum olup, içerikleri sırasıyla 373.49-780.68 mg100g-1, 213.90-545.12 mg100g-1 ve 205.81-293.80 mg100g-1 arasında değişmiştir. Ancak, mikro elementler grubunda bulunan sodyum, bakır, demir, çinko ve manganez içerikleri sırasıyla 0.02-3.18 mg100g-1, 5.45-12.22 mg100g-1, 4.49-7.63 mg100g-1, 1.37-2.11 mg100g-1 ve 1.28-2.21 mg100g-1 arasında değişmiştir. Tekli doymamış yağ asitlerinden oleik asit % 66.45-78.62 değerleriyle en yüksek değere sahiptir. Çoklu doymamış yağ asitlerinden linoleik asit, stearik ve palmitoleik asit içerikleri sırasıyla % 11.20-22.64, % 1.71-3.12 ve % 0.77-1.10 arasında değişmiştir. Doymuş yağ asitleri, tekli doymamış yağ asitleri, çoklu doymamış yağ asitleri ve doymamış yağ asitlerin içerikleri sırasıyla % 8.27-10.94, % 66.30-80.25, % 11.24-22.69 ve % 89.38-95.78 arasında değişmiştir. Bu çalışma, dünyada ve ülkemizde aynı ilçede ilk defa yapılmış olmasından dolayı oldukça önemlidir. Başka yörelerde benzeri çalışmaların yapılması gerekir. Bu yüzden, bu tez çalışmasının araştırıcılara iyi bir rehber olacağı ümit edilmektedir.

BademBiyokimyasal özelliklerPomolojik özellikler
Berrin Erdoğmuş
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ilinde yetiştirilen bazı yerli kışlık kabak (Cucurbita mixta Pang) genotiplerinin morfolojik karakterizasyonu

Bu çalışmada; Diyarbakır'da yetiştirilen yerli kışlık kabak genotiplerinin morfolojik özelliklerinin belirlenerek verim ve kalite bakımından ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılabilecek genotiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2017 yılında Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkilerine ait Uygulama ve Araştırma alanında yürütülmüştür. Diyarbakır'ın ilçelerinden toplanan 33 adet materyal kullanılmıştır. Toplanan bu 33 adet materyalin özellikleri UPOV kriterlerine göre belirlenmiştir. Çalışmada, fidede, bitkide, meyvede ve tohumda gözlem ve ölçümler alınmıştır. Bunların dışında alınan farklı gözlem ve ölçümler UPOV kriterlerine uyarlanmıştır. Yapılan gözlem ve ölçümler sonucunda genotipler arasında bazı özellikler bakımından farklılık tespit edilmiştir. Bu özelliklerden meyve ağırlığı en fazla olan K25, meyve kabuk kalınlığı en ince olan K27, meyve eti sertliği en az olan K22, meyve kabuk sertliği en fazla olan K26 ve tohum miktarı en fazla olan K30 genotiplerinin ıslah çalışmaları için ümitvar tipler olduğu tespit edilmiştir. Bu tiplerin bölgeye uygun çeşit adayı olarak ıslah materyali niteliğinde olduğu düşünülmektedir.

Şahin Kaplan
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Organik ve konvensiyonel yöntemlerle yetiştirilen Öküzgözü, Boğazkere ve Şire üzüm çeşitlerinin verim ve kalite yönünden karşılaştırılması

Bu çalışma, Diyarbakır ilinde organik ve konvensiyonel yöntemlerle yetiştirilen Öküzgözü, Boğazkere ve Şire üzüm çeşitlerinin verim ve kalite kriterlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Organik ve konvensiyonel uygulamalar ile çeşitlerin birbiri ile karşılaştırılması amacıyla verim, salkım, tane ve şıra özellikleri incelnemiştir. Araştırma sonucunda hem uygulamalar hem de çeşitlere göre incelenen özellikler arasında istatistiki olarak önemli farklılıklar belirlenmiştir. Çeşitlerde salkım ağırlığının 329.30 g (Boğazkere) ile 172.80 g (Şire) arasında değiştiği tespit edilmiştir. Salkım özellikleri incelendiğinde; salkım eninde en yüksek değerlerin konvensiyonel ve organik uygulamalarda Boğazkere üzüm çeşidinde 13.40 cm ve 12.70 cm olarak belirlenmiştir. Tane özellikleri incelendiğinde ise; 100 tane ağırlığının 639.70 g (Boğazkere) ile 214.20 g (Şire) arasında değiştiği, tane eni değerlerinin ortalama 19.24 mm ile 12.14 mm arasında olduğu, tane boyu değerlerinin ise ortalama 21.64 mm ile 15.33 mm arasında değiştiği tespit edilmiş olup, konvensiyonel ve organik uygulamalarda en yüksek tane büyüklüğü değerleri Boğazkere çeşidinde (sırasıyla; 420.72, 396.22), en düşük değeri ise Şire çeşidinde (sırasıyla; 205.29, 185.35) tespit edilmiştir. Üzüm çeşitlerine ait Şıra özellikleri incelendiğinde; organik tarım uygulamalarıyla ve konvensiyonel tarım teknilerinin uygulanmasıyla elde edilen üzümlerin; SÇKM değerlerinin en yüksek olduğu çeşidin Boğazkere (%24.60 – %27.73) ve asitlik bakımından en yüksek değerlerin Şire (0.381 g/l – 0.387 g/l) çeşidinde olduğu belirlenmiştir. Aynı pH değerine sahip Öküzgözü ve Boğazkere çeşitlerinin 3.77 pH ile en yüksek değere sahip olduğu, olgunluk indisi değerleri karşılaştırıldığında ise en yüksek değerlerin Boğazkere (66.37 SÇKM/asitlik – 68.20 SÇKM/asitlik) çeşidinden elde edildiği tespit edilmiştir. Çeşitlerinin verim değerleri karşılaştırıldığında; en yüksek omca verimi ve en yüksek dekara verimin elde edildiği çeşidin Boğazkere (13.35 kg – 1924 kg/da) olduğu saptanmıştır. En düşük değerler ise Şire çeşidinden elde edilmiştir (6.62 kg – 564.62). Araştırma sonucunda; omca veriminin (6.62 kg – 13.35 kg) arasında ve dekara verimin ise (564 kg – 1924.75 kg) arasında değiştiği belirlenmiştir.

Bağcılık
Sultan Aygün
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üzüm yetiştiriciliğinde organik ve konvansiyonel üretimin karşılaştırmalı ekonomik analizi

Bu araştırmada, Diyarbakır ilinin Dicle ilçesinde üzüm yetiştiriciliğinde konvansiyonel ve organik üretimin ekonomik yönden karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma Dicle ilçesinde160 adet bağ işletmesinde yürütülmüştür. Veriler üreticilerle yapılan anketler sonucu elde edilmiştir. Çalışmada üreticilerin yaş ve eğitim durumları, bağ işletmelerinin büyüklüğü, örgütlenme durumları, işletme varlıkları, alet ve makinalar, bağ tesisleri ve özellikleri, üzüm çeşitleri, bitki koruma uygulamaları, bağcılık faaliyet giderleri, dekara üzüm verimi ve üzüm yetiştiriciliğinden elde edilen brüt kâr incelenmiştir. Dekara üzüm verimi, konvansiyonel üzüm üretim şeklinde 85,5 kg iken organik üzüm üretim şeklinde 209,7 kg olarak belirlenmiştir. Organik üzüm üretimde dekara ortalama üzüm veriminin, konvansiyonel üzüm üretime göre yaklaşık 2,5 kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Konvansiyonel tarımda toplam üzüm yetiştiriciliği faaliyeti gideri 981,8 TL'dir. Organik üzüm yetiştiriciliğinde üzüm yetiştiriciliği faaliyeti giderleri toplam ise 1.670,6 TL olduğu saptanmıştır. Konvansiyonel tarımda üzümün işlenmesi ile değişken giderler toplam 1.274,9 TL, organik tarımda ise 954,7 TL'dir. Bağcılık faaliyeti değişken giderler toplamı konvansiyonel üzüm üretimde 2.256,7 TL, organik üzüm üretimde ise 2.305,4 TL olarak tespit edilmiştir. Konvansiyonel üzüm üretim yapan işletmelerin dekara gayrisafi üretim değeri 431,6 TL, organik üzüm ile üretimde ise dekara gayrisafi üretim değeri 502,2 TL, olarak hesaplanmıştır. Dekara düşen brüt kâr, konvansiyonel üzüm üretiminde 121,4 TL, organik üzüm üretimde ise 335,1TL olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre organik üzüm yetiştiriciliğinin konvansiyonel üzüm yetiştiriciliğine göre daha kârlı olduğu belirlenmiştir.

Bağcılık
Özlem Aksoy
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır karpuzunda(Citrullus lanatus) farklıgübre tiplerinin verim ve kalite üzerine etkileri

Bu çalışma, 2012 yılınnda Diyarbakır ilinin Sur ilçesine bağlı Erimli köyünde yürütülmüştür. Çalışmada, farklı doğal gübre tiplerinin Diyarbakır Sürme karpuz genotipinde verim ve kalite özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada; meyve ağırlığı, meyve boyu, meyve çapı, meyve indeksi, kabuk kalınlığı, meyve sap uzunluğu, SÇKM, pH ve verimle ilgili ölçüm ve gözlemler alınmıştır. Bu çalışma kontrol grubu ile birlikte 6 farklı doğal gübre uygulanmıştır. Kullanılan gübreler; güvercin, koyun-keçi, tavuk, at-eşek ve büyük baş gübrelerinden oluşmaktadır. Hiçbir kimyasal gübre uygulamadan bitki başına 5,25 kg. at-eşek gübresi uygulanan parseldeki meyvelerin ortalaması 15,42 kg. ortalama ile verim bakımından en iyi sonucu vermiştir. Meyve suyunda çözülebilir kuru madde miktarı ise en yüksek (% 7.88) değer ise koyun-keçi gübre uygulamasından elde edilmiştir. Bu çalışmada Diyarbakır'da geniş bir ekim alanına sahip karpuzun verim ve kalitesini iyileştirmek amacıyla ilin sembolü haline gelmiş ve adana coğrafi tescil belgesi alınmış olan Diyarbakır sürme genotipinin yetiştiriciliğinde, farklı doğal gübrelerin verim ve kalite üzerinde etkilerini tespit etmek amaçlanmıştır. Sadece kimyasal gübreleme uygulamasına karşın,farklı doğal gübrelerin de toprağın iyileşmesine ve dolayısıyla verim ve kaliteyi de arttırdığı görülmektedir.Bölgede yoğun olarak bulunan doğal gübrelerin karpuz yetiştiriciliğinde değerlendirilmesi karpuz üretimini artıracağı ve kimyasal gübre uygulamasını azaltacağı düşünülmektedir.

Mehmet Ali Koçkaya
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ ilinde tarla koşullarında yetiştirilen nergis çiçeğine (Narcissus spp. ) farklı sıvı gübre uygulamalarının etkisi

Nergis (Narcissus ssp.), Amaryllidaceae (Nergisler) familyasına ait soğanlı bir süs bitkisidir. Kesme çiçek olarak kullanılmasının yanında park ve bahçelerde ve iç mekânlarda saksılı bitki olarak kullanılmaktadır. Araştırmada; iki farklı nergis çeşidine (Sempre Avanti ve Barret Browning) organik kökenli altı çeşit sıvı gübrenin (Organik+mineral sıvı gübre-I, Organik sıvı gübre-II, Fındık sirkesi, Tavuk sirkesi, Ticari sıvı gübre, Humik asit) etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Elazığ ilinde tarla koşullarında üç tekerrürlü basit tesadüfi deneme yöntemi ile oluşturulan deneme sonucunda bitkinin gelişimi, tam çiçeklenme süresi, çiçek boyu, çiçek iç genişliği, çiçek çapı, toplam çiçek uzunluğu, yaprak sayısı, yaprak genişliği ve yaprak uzunluğu parametreleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda her iki nergis çeşidinde incelenen parametreler bakımından kullanılan gübreye bağlı olarak anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0,05). Sempre Avanti çeşidi için tam çiçeklenme süresi, çiçek boyu, çiçek iç genişliği, çiçek çapı, toplam çiçek uzunluğu ve yaprak uzunluğu parametrelerinde organik sıvı gübre-II, yaprak sayısı parametresinde ticari sıvı gübre, yaprak genişliği parametresinde tavuk sirkesi diğer gübre çeşitlerine göre daha olumlu sonuçlar vermiştir. Barret Browning çeşidinde ise tam çiçeklenme süresi, çiçek iç genişliği, çiçek çapı, toplam çiçek uzunluğu parametrelerinde organik sıvı gübre-II, çiçek boyu parametresinde organik+mineral sıvı gübre-I, yaprak sayısı ve yaprak genişliği parametlerinde ticari sıvı gübre ve yaprak uzunluğu parametresinde humik asit uygulamalarında daha olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Uygulama yapılan tüm parsellerde; toprak mikro ve makro faunası için sıvı gübre uygulamalarının, süs bitkilerinin gelişimi üzerine etkili olduğu ancak, dozaj ve uygulama dönemlerine göre bu değerlerin farklılık arz edebileceği düşünülmektedir. Ayrıca insanların süs bitkileri ile yakın teması göz önünde bulundurulduğunda organik içerikli gübre kullanılmasının tercih edilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır.

Remziye Cengiz
Bingol University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ili üzüm çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, 2017 ve 2018 yıllarında Diyarbakır ili üzüm çeşitlerinin fenolojik özellikleri ile verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla ilçelerde (Çermik, Çüngüş, Ergani, Dicle, Eğil, Hani, Hazro, Lice, Kulp, Silvan) yetiştirilen üzüm çeşitlerin yerleri belirlenerek üretici bağlarında bulunan çeşitler üzerinde yürütülmüştür. Diyarbakır ili ve İlçelerinde yetiştirilen üzüm çeşitlerinde tomurcukların sürmesi, tam çiçeklenme, tane tutumu, ben düşme ve hasat tarihleri ile ilgili yapılan fenolojik gözlem¬ler kaydedilmiştir. Çalışma esnasında üzüm çeşitlerinin verim özelliklerinden Salkım ağırlığı (g), omca verimi (kg), dekara verim (kg), incelenmiş. Üzüm çeşitlerinin kalite özelliklerinden ise salkım boyu (cm), salkım eni (cm), tane ağırlığı (g), tane boyu (mm), tane eni (mm), kuru madde %, pH, tartarik asit (g/l) incelenmiştir. Çalışma sonucunda, verim değerleri açısından ön plana çıkan üzüm çeşitleri Şarabi (7.200 kg/omca, 740.20 kg/da), Şire (7.150 kg/omca, 737.80 kg/da), Zülfiye dayan (7.100 kg/omca, 734.50 kg/da), Tahannebi (7.010 kg/omca, 733.60 kğ/da), Karaşire (6.950 kg/omca, 731.80 kg/da) çeşitleri olmuştur. Kalite açısından öne çıkan üzüm çeşitleri ise Erkenisi (SÇKM % 18.35, pH 4.45, tartarik asit 4.70 g/lt, tane ağırlığı 3.30 g), Öküzgözü (SÇKM % 20.95, pH 3.19, tartarik asit 6.00 g/lt, tane ağırlığı 3.12 g), Şarabi (SÇKM % 18.00, pH 4.18, tartarik asit 5.02 g/l, tane ağırlığı 2.25 g), Karik (SÇKM % 19.15, pH 4.09, tartarik asit 4.70 g/l, tane ağırlığı 1.71 g) olmuştur. Anahtar Kelimeler: bağcılık, üzüm, verim, kalite

Mehmet Kaya
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siirt ve Batman illeri üzüm çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, 2016-2017 yıllarında Siirt iline bağlı Tillo, Pervari, Eruh, Baykan, Şirvan, Kurtalan, merkez ilçe ve köylerinde ve Batman iline bağlı Gercüş, Sason, Kozluk, Hasankeyf, Beşiri, merkez ilçe ve köylerinde yaygın olarak yetiştirilen 28 yerel üzüm çeşidinin verim ve kalite özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmada denemeye alınan üzüm çeşitlerinin verim ve kaliteye ilişkin özellikleri incelenmiş ve fenolojik evreleri gözlenmiştir. Deneme materyalleri kuru şartlarda yetişen yöre bağlardaki sağlıklı omcalar üzerinde yetişen üzüm örnekleridir. Çalışma 3 tekerrürlü olacak şekilde planlanmış olup yerel üzüm çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla omca verimi (kg/omca), dekara verim (kg/da), salkım ağırlıkları (g), tane eni (mm), tane boyu (mm), tane ağırlığı (g), % (SÇKM) kuru madde, pH ve titre edilebilir asit miktarları (g/l) incelenmiştir. İncelenen üzüm çeşitlerinde en düşük salkım ağırlığına sahip çeşit Drejik (118.57 g), Guşto (121.02 g), en fazla ise Tayfi (475.51 g) ve Tılımitir (528.58 g) üzüm çeşidi olmuştur. En düşük verimli çeşit Guşto (1.70 kg/omca-250 kg/da) olurken verim değeri bakımından yüksek olan çeşitler ise Tayfi (7.00 kg/omca-840 kg/da) ve Mazrumi (6.40 kg/omca-750 kg/da) üzüm çeşidi olmuştur. Suda çözünebilir kuru madde miktarı bakımından çok düşük, düşük, orta ve yüksek çeşitler tespit edilmiştir. İncelenen çeşitlerin pH'ı 2.60-5.50 arasında tespit edilmiş olup en düşük pH değeri Karo (2.66), Veledezine (2.95) en yüksek pH değeri ise Drejik (5.03) ve Zerrık (4.72) üzüm çeşidi olmuştur.

Ayhan Aslan
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şırnak ilinde yetişen yerel ve standart nar çeşitleri ile önemli nar genotiplerin pomolojik ve bazı kimyasal özelliklerin karakterizasyonu

Bu çalışmada, Şırnak İlinde Yetişen Yerel ve Standart Nar Çeşitleri ile Önemli Nar Genotiplerin Pomolojik ve Bazı Kimyasal Özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, 1 standart nar çeşidi (Hicaz) ve 4 mahalli nar çeşidi (Ali Ağa, Mala Haci, Pahizi ve Radişu) üzerinde çalışılmıştır. Araştırmada meyve ağırlıklarının 205.44-525.87 g; meyve boylarının 59.34-87.46 mm; meyve enlerinin 70.81-79.26 mm; meyve hacimlerinin 167.67-505.00 ml; meyve suyu miktarlarının 26.20-155.67 ml; meyve yoğunluklarının 1.01-1.28 g/ml; 100 dane ağırlıklarının 36.98-61.81 g; kaliks boylarının 16.34-18.54 mm ve kaliks enlerinin 14.90-19.79 mm; şekil indeksleri 0.84-0.91 arasında değişmiştir. Ayrıca SÇKM miktarları % 15.90-18.20; titre edilebilir asitlik % 52.80-123.75; pH 3.57-3.96 arasında değişmiştir. Bunun yanında çeşitlerin kabuk alt zemin rengi, üst zemin rengi, çekirdek sertliği, meyve tadı, dane rengi, üst odacık sayısı, alt odacık sayısı, odacıkların görünümü, daneleme kolaylığı ve meyve posa ağırlıkları belirlenmiştir.

Fırat Boğuç
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Filoksera zararlısı ile farklı azot dozlarının asmanın morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi

Günümüzde üzüm yetiştiriciliğini sınırlandıran en önemli iki faktör Filoksera zararlısı ve asmalarda görülen azot eksikliğidir. Dünya'da şu ana kadar filoksera zararlısı ile mücadelede etkin olarak kullanılabilecek bir ilaç henüz bulunamamıştır. Bu nedenle modern bağcılık bu zararlıya dayanıklı Amerikan asma anaçları üzerine aşılı asmalar ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu bağlarda en çok verim ve kalite kaybına neden olan element azot eksikliğidir. Bu çalışmada Filoksera zararlısı (Daktulosphaira vitifoliae Fitch) ile azot eksikliğinin Riesling üzüm çeşidi ile Teleki 5C asma anacına ait asmaların morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla bitkiler tam otomasyonlu cam sera ortamında 3 litrelik saksılar içerisinde yetiştirilerek denemeye alınmıştır. Asmalara 1) Phy (+) filoksera zararlısı ile bulaşık 2) Phy (-) filoksera zararlısı ile bulaşık değil 3) N (+) yeterli azot ve 4) N (-) yetersiz azot olmak üzere 4 farklı uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda uygulamaların asmaların incelenen morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Teleki 5C anacı ve Riesling üzüm çeşidinde N (-) azot eksikliğinde ve Phy (+) filoksera zararlısı ile bulaşık bitkilerde bitki boyu, yaprak sayısı, bitki taze ve kuru ağırlık, SPAD, Handy Pea Fotosentetik parametreleri ile yaprakların N, C, P, K, Fe, Zn, Cu ve Mn konsantrasyonlarında kontrol grubuna göre daha düşük değerler saptanmıştır.

Bağcılık
Abdulcelil Acar
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ilinde yetiştirilen bazı üzüm çeşitlerinde farklı kurutma yöntemlerinin kuru üzüm kalitesine etkilerinin belirlenmesi

Üzüm gerek yaş gerekse kuru üzüm, şarap, üzüm suyu gibi farklı işlenmiş ürünler olarak sahip olduğu yüksek miktardaki enerji, mineral madde, vitamin, fenolik bileşik ve antosiyaninlerden dolayı insan sağlığı açısından çok faydalıdır. Bu çalışma ile Diyarbakır ilinde yetiştiriciliği yapılan Öküzgözü, Boğazkere, Mevji ve Abderi (Vitis vinifera L.) üzüm çeşitlerinde farklı kurutma yöntemlerinin kuru üzüm kalitesine olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 1) Güneşte kurutma, 2) Gölgede kurutma, 3) Etüv'de farklı sıcaklıklarda kurutma (70 °C, 80 °C ve 105 °C) ile 4) Kontrol (yaş üzüm olarak) uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Güneşte ve Gölgede uygulamaları sırasında üzümler kurutulurken teliz ve bez olmak üzere iki farklı materyal üzerine üzümler serilerek kurutma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda kurutma süresine bağlı olarak tane ağırlığında meydana gelen değişimler değerlendirildiğinde tüm uygulamalar sonucunda kuruma süresince uzaklaştırılan su oranının %75 oranında gerçekleştiği saptanmıştır. Araştırmada, kurutma malzemelerinden çok kurutma yöntemi önemli olmuştur. Gerek güneşte ve gerek gölgede yapılan kurutmalarda kullanılan malzeme çeşidinde farklılıklar oluşmamıştır. Ancak, tüm üzüm çeşitleri için güneşte kurutma süresi üzüm çeşidine bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama kuruma süresi 40-50 saat arasında değişirken, gölgede kurutma süresi yaklaşık 110 saat ile iki kattan fazla olmuştur. Bu nedenle, kurutma yapılırken, kullanılan malzemeden çok güneş veya gölge faktörü dikkate alınarak kurutmanın yapılması daha sağlıklı olacaktır. Araştırma sonuçlarına göre yaş üzüm ile kuru üzümlerin kimyasal bileşimleri karşılaştırıldığın enerji, toplam protein ve karbonhidrat miktarlarının kuru üzümlerde yaş üzümlere göre daha yüksek oranda olduğu saptanmıştır. Ancak yağ miktarı üzüm kurutulduğunda azaldığı tespit edilmiştir.

BağcılıkKuru üzümKurutma+3
Ayşe Karakuş
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı üzüm çeşitlerinin in vitro rejenerasyonuna ışık yoğunluğu ve eksplant tipinin etkisi

Bu çalışma Öküzgözü, Boğazkere ve Şire üzüm çeşitlerinde yürütülecek doku kültürü çalışmalarında kullanılabilecek en uygun eksplant tipi ile ışık yoğunluğunun belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Öküzgözü, Boğazkere ve Şire üzüm çeşitlerine ait çelikler budama zamanı üç gözlü olarak alınarak perlit ortamında köklendirilmiştir. Köklü bitkilerin sürgün ucu ve boğumları alınarak iki farklı eksplant başlangıç materyali olarak kullanılmıştır. Eksplantlar Murashige ve Skoog (MS) besin ortamında denemeye alınmış olup besi ortamı 30 gl-1 sukroz, 6 gl-1 agar ve 1 mgl-1 BAP ile desteklenmiştir. Dikim sonrası bitkiler 1112 lüx, 2200 lüx ve 2800 lüx ışık yoğunluklarına sahip büyüme odalarında denemeye alınmıştır. Deneme başlangıcından itibaren yedi hafta boyunca gözlem ve incelemeler yapılmıştır. Bu kapsamda her hafta kloroz şiddeti (1-5 skalası), boğum sayısı (adet), yaprak sayısı(adet), sürgün sayısı (adet) değerleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda bitkilerde incelenen tüm özellikler bakımından sürgün ucu eksplantında daha yüksek değerler saptanmıştır. Işık yoğunluklarına göre yaprak sayısı, boğum sayısı ve sürgün sayısında haftalara göre önemli farklılıklar saptanmıştır. En yüksek yaprak, boğum ve sürgün sayısı 2200 lüx ışık yoğunluğunda belirlenirken en düşük sayılar 1112 lüx ışık yoğunluğunda tespit edilmiştir.

Üzümİn vitro
Berivan Devrim
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bingöl ili ceviz yetiştiriciliğinin mevcut durumu

Bu araştırmanın amacı, Bingöl ilinde ceviz yetiştiriciliği yapan işletmelerin ekonomik analizinin yapılarak karlılığının belirlenmesi, ceviz yetiştiriciliğinde karşılaşılan üretim ve pazarlama sorunlarının saptanması ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Araştırmanın ana materyalini Bingöl ili merkez ve ilçelerinde ceviz yetiştiriciliği yapan toplam 134 işletme ile yapılan anket çalışması ile toplanmış birincil veriler oluşturmaktadır. Kullanılan veriler 2024–2025 üretim dönemine aittir. Araştırma sonuçlarına göre; ankete katılan ceviz üreticilerinin yaş ortalaması 61,24 olarak belirlenmiştir. Anket yapılan ceviz üreticilerin büyük bir kısmının (%61,2) ilkokul mezunu oldukları sonucuna varılmıştır. Üreticilerin ortalama tarımsal deneyim süreleri 37,21 yıl, ortalama ceviz üretim süreleri ise 15,85 yıl olarak belirlenmiştir. Anket yapılan işletmelerde ceviz bahçesinin ortalama 12,25 da ve ağaç sayısının ise 232,24 adet olduğu belirlenmiştir. İncelenen işletmelerde cevizin genellikle eylül-ekim aylarında hasat edildiği, iklim şartları ve yabani hayvanlardan dolayı hasat kaybı yaşandığı ve hasat kaybının ortalama 158,53 ton olduğu belirlenmiştir. Öz tüketim olarak sadece cevizin ailede ortalama olarak 91,69 kg tüketildiği belirlenmiştir. Ortalama 241,53 ton ceviz satıldığı ve satış fiyatının ise ortalama olarak 132,02 ₺/kg olduğu belirlenmiştir. İncelenen işletmelerde üreticilerin beyanları esas kabul edilerek üretim ve pazarlama sorunları; bilgilendirme, desteklemelerin yetersizliği, su sorunu, alet ekipman sorunu, girdi maliyetlerinin yüksek olması, hastalık ve zararlı sorunu, verimin düşük olması, işçi sorunu ve iklim şartları olarak belirlenmiştir. İncelenen ceviz bahçelerinde dekar başına ortalama ceviz verimi 136,32 kg, Gayrisafi Üretim Değeri 17996,96 ₺/da, değişken masraflar toplamı 2161,86 ₺/da, toplam üretim maliyeti 3545,88 ₺/da, brüt kar ise 15835,10 ₺/da olarak hesaplanmıştır. İncelenen işletmelerde net kar 14451,08 ₺/da, oransal kâr 5,07 ₺ olarak hesaplanmıştır. Ceviz maliyeti 26,01 ₺/kg, kabuklu ceviz satış fiyatı 132,02 ₺/kg, 1 kg ceviz brüt kar 116,16 ₺/kg ve 1 kg ceviz net karı 106,00 ₺/kg olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak; pozitif brüt ve net kar değerleri itibariyle işletmenin ve işletme sahibinin başarılı olduğu ve ceviz üretiminin faydalı olduğu ve işletmelerde 1 kg ceviz maliyeti analiz edildiğinde, işletmelerin ceviz üretimini maliyet-etkin bir şekilde gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır. Ceviz yetiştiriciliği konusunda ilgili kurum ve kuruluşlardan alınacak bilgi ve destek sonucunda bilinçli ve doğru uygulamalarla ceviz yetiştiriciliği Bingöl için karlı bir yatırım olmaya devam edecektir.

Emre Mehmet Say
Bingol University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maden işletmeleri kaynaklı ağır metal kirliliğinin bazı bahçe bitkileri üzerine etkileri (Bingöl örneği)

Bu çalışma, Bingöl ili Genç ilçesinde faaliyet gösteren Avnik demir madeni çevresinde yetiştirilen bazı bahçe bitkilerinde biriken ağır metal konsantrasyonlarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada Armut (Pirus communis), Böğürtlen (Rubus caesius), Çilek (Fragaria vesca), Beyaz Dut (Morus alba), Elma (Malus cummonis), Ceviz (Juglans regia), Erik (Prunus domestica), Kayısı (Prunus armeniaca) ve Üzüm (Vitis vinifera) türlerinin dal, yaprak ve meyve kısımlarında Al, As, Cd, Cr, Cu, Fe, Mn, Ni, Pb ve Zn elementlerinin birikim düzeyleri analiz edilmiştir. Toprak örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile birlikte, ağır metallerin bitki dokularındaki dağılımı değerlendirilmiştir. Bulgular, özellikle yaprak ve meyve dokularında değişken düzeylerde metal birikimi olduğunu ve bazı türlerin fitoremediasyon potansiyeline sahip olabileceğini göstermektedir. Bu durum hem gıda güvenliği hem de çevre sağlığı açısından risk teşkil edebileceğinden dolayı önemlidir. Elde edilen veriler, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin izlenmesi, tarımsal üretimde güvenliğin sağlanması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Sema Cirit
Bingol University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ekolojik şartlarında yetiştirilen bazı nektarin çeşitlerinin fenolojik ve pomolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, 2018 yılında Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Bahçesinde yürütülmüştür. Araştırmada GF 677 üzerine aşılı Armking, Big Top, Caldesi 2000, Fantasia, Sweet Lady ve Venüs nektarin çeşitleri ile yabani şeftali üzerine aşılı Big Bang nektarin çeşidinin Diyarbakır ekolojik koşullarında fenolojik ve pomolojik özellikleri incelenmiştir. En erken tam çiçeklenme 11 Mart'ta Big Top, Fantasia ve Venüs çeşitlerinde, en geç tam çiçeklenme 17 Mart'ta Caldesi 2000 çeşidinde gözlenmiştir. Tam çiçeklenme ile hasat arasındaki en kısa sürenin 84 gün ile Big Bang çeşidinde, en uzun sürenin ise 148 gün ile Venüs çeşidinde olduğu görülmüştür. En iri meyveler (162.43 g) Caldesi 2000 çeşidinde, en küçük meyveler (78.60 g) Big Bang çeşidinde tespit edilmiştir. Suda çözünebilir kuru madde miktarı en düşük çeşit %5.0 ile Caldesi 2000, en yüksek çeşit %12.0 ile Big Top olmuştur. Titre edilebilir asit değeri en düşük olan çeşit Big Bang (%0.40) en yüksek olan çeşit Sweet Lady (%1.33) olarak belirlenmiştir.

FenolojiNektarinPomoloji+1
Bahar Yıldırhan
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siirt ili yöresel üzüm çeşitlerinin moleküler testlerinde pcr öncesi bazı parametrelerin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Siirt İli ve ilçelerinde yetişmekte olan yöresel üzüm çeşitleri belirlenmiştir. Bu çeşitlerden yaprak örnekleri alınmıştır. Bu bağlamda, araştırmada yer alan 21 üzüm çeşitinden alınan yaprak örneklerinin DNA Konsantrasyonları ve saflık miktarları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde, yöresel çeşitlerin DNA konsantrasyonu en küçük değerinin 121.5385 (ng/μl) ile Cevzen çeşidinde ve en yüksek değerin ise 1006.9231 (ng/μl) ile Emiri çeşidinde tespit edilmiştir. Bu çalışmada yer alan çeşitlere ait saflık değerleri ise en küçük 0.8759 (A260/A280) ile Emiri çeşidinde ve en yüksek değerin ise 1.1765 (A260/A280) ile Kışmir çeşidinde belirlenmiştir. Sonuç olarak, elde edilen genetik materyallere ait numuneler koruma altına alınmıştır. Bu örnekler, gelecekte yapılacak konu ile ilgili araştırmalara önemli bir kaynak oluşturacaktır. Ayrıca, bu çeşitlerin, moleküler düzeyde analizlerinin yapılması, genetik haritalanması, tanımlanması ve benzerlik ilişkilernin belirlenmesi üzerinde araştırmalar yapılması düşünülmektedir.

Özge Yazıcı Biçer
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabani asma (V. vinifera Ssp. Silvestris) ve bazı amerikan asma anaçlarında tuz stresi toleransının değerlendirilmesi

Bu çalışma Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama serasında materyal olarak 5 adet yabani asma (V. vinifera ssp.silvestris) anacı (E2, M4, L8, S2 ve C3) ve 2 adet Amerikan asma (41B ve 1616C) anacının 2 gözlü çelikleri üzerinde yürütülmüştür. Bu anaçların gözleri patlayıp 2-3 yapraklı olduğunda, farklı dozlarda (0, 50, 100, 150 ve 200 mM NaCl) 8 hafta boyunca tuz uygulanmıştır. Elde edilen sonuçların ortalama değerleri incelendiğinde, bitki canlılık oranı % 86.66 (L8)-% 100 (1616C, 41B ve C3), sürgün uzunluğu 16.43 cm (M4)-23.20 cm (L8), sürgün yaş ağırlığı 2.56 g (S2)-7.14 g (1616C), sürgün kuru ağırlığı 0.55 g (S2)-1.12 g (1616C), boğum sayısı 3.50 adet (41B)-6.63 adet (1616C), yaprak saysı 4.06 adet (41B)-7.06 adet (1616C), toplam klorofil miktarı 20.05 (L8)-29.36 (C3), köklenme oranı % 93.33 (L8)-% 100 (1616C, C3, E2, M4 ve S2), kök yaş ağırlığı 1.03 g (L8)-3.88 g (41B), kök kuru ağırlığı 0.16 g (L8)-0.37 g (41B), kök uzunluğu 12.03 cm (1616C)-18.03 cm (E2), kök sayısı 8.53 adet (C3)-26.86 adet (1616C), kök zararlanma derecesi 0.5 (1616C)-1.5 (L8), kök tolerans oranı 0.23 (E2)- 0.56 (1616C), sürgün tolerans oranı 0.23 (E2)- 0.58 (1616C), sürgün tolerans indeksi 80.23 (E2)- 149.72 (1616C) ve kök tolerans indeksi 150.53 (1616C)-160.48 (41B) arasında tespit edilmiştir. Sonuç olarak uygulanan tuz dozlarının artışına bağlı olarak tüm yabani asma ve Amerikan asma anaçlarının fiziksel özelliklerinde düşüşler olduğu saptanmıştır.

Necla Bulut
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cevizde sıcak kallus ve sıcak katlama yöntemleri ile çoğaltım çalışmaları

ÖZET CEVİZDE SICAK KALLUS VE SICAK KATLAMA YÖNTEMLERİYLE ÇOĞALTIM ÇALIŞMALARI YÜKSEK LİSANS TEZİ Bahar SÜRÜCÜ DİCLE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI 2019 Bu araştırma, 2018 yılı Mart-Aralık ayları arasında, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü araştırma ve uygulama alanında yürütülmüştür. Çalışmada "Chandler" çeşidine ait aşı kalemleri ve iki yaşlı ceviz çöğürleri kullanılmıştır. Ceviz çoğaltımında farklı kaynaştırma ortamları ve kalem aşısı yöntemlerinin aşı başarısı ve sürgün gelişimi üzerine etkileri incelenmiştir. Aşı kaynaştırması için "sıcak kallus", "sıcak katlama" ve "ısıtmasız sera" ortamları; aşılama tekniği yönünden "dilcikli" ve "eklemeli" aşı yöntemleri denenmiştir. Aşı kaynaştırma aşamasında en yüksek aşı başarısı %97.8 ile sıcak kallus ortamındaki dilcikli aşı ve %95.8 ile sıcak katlama ortamındaki eklemeli aşı uygulamalarından elde edilmiştir. En yüksek sürgün verme oranı %93.8 ile sıcak katlama ortamındaki eklemeli aşı yönteminde sağlanırken, en düşük sürgün verme oranı %82.2 ile yine sıcak katlama ortamındaki dilcikli aşı yönteminde tespit edilmiştir. Gelişen bitki oranı bakımından en iyi sonuç %74.4 ile sıcak kallus ortamındaki dilcikli aşılı bitkilerden elde edilmiştir. Araştırmada, hem sıcak kallus ve hem de sıcak katlama yönteminin ceviz fidanı üretiminde kullanımının yararlı olacağı sonucuna varılmıştır. Bu yöntemlerin en hassas kısmının, kaynaştırma ortamından dış şartlara alıştırma aşaması olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ceviz, sıcak kallus, sıcak katlama, dilcikli aşı, eklemeli aşı.

Bahar Sürücü
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır' da yetiştirilen bazı yerli soğan (Alliumcepal.) genotiplerinin morfolojik karakterizasyonu

Bu çalışmada; Diyarbakır'da yetiştirilen yerli soğan genotiplerinin morfolojik özelliklerinin belirlenerek verim ve kalite parametreleri yönünden ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılabilecek genotiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkilerine ait Uygulama ve Araştırma alanında 2010-2011 yılında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak Diyarbakır'ın ilçelerinden toplanan 25 adet yerel soğan genotipi kullanmıştır. Araştırmada incelenen 25 adet materyalin özellikleri UPOV kriterlerine göre belirlenmiştir. Çalışmada, fidede, bitkide, meyvede ve tohumda gözlem ve ölçümler alınmıştır. Bunların dışında alınan farklı gözlem ve ölçümler UPOV kriterlerine uyarlanmıştır. Yapılan gözlem ve ölçümler sonucunda genotipler arasında çoğu özellikler bakımından çok önemli farklılıklar görülmüştür. Genotipler içinde ıslah çalışmaları için ümitvari tiplerin olabileceği görülmüştür. Bu tiplerin bölgeye uygun çeşit adayı olarak ıslah materyali niteliğinde olabileceği düşünülmektedir. Bu mateyallerin değerledirilerek çeşit adayı olarak ıslah proğramlarına alınması bölge çiftçisine kendi ekolojisinde ismine doğru soğan çeşidi olarak kullanabilecektir. Çalışma sonucunda G12, G13, G14 ve G15 genotipleri bölgeye uygun soğan çeşit adayı olarak değerlendirilecek niteliktedir.

Mehmet Reşat Bayar
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır koşullarında sarımsak yetiştiriciliğinde farklı dikim tarihlerinin hasat, verim ve kalite üzerine etkisi

Bu araştırma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait Uygulama ve Araştırma alanında 2017 yılı sonbahar ve 2018 yılı ilkbahar vejetasyon döneminde Diyarbakır koşullarında sarımsak yetiştiriciliğinde farklı dikim tarihlerinin hasat, verim ve kalite üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Taşköprü, Tunceli sarımsak çeşitleri ile Diyarbakır yerel genotipi olan Çermik sarımsağı kullanılmıştır. Denemede sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki farklı dönemde dikim yapılmıştır. Sonbahar döneminde 10 Kasım, 19 Kasım, 2 Aralık ve 10 Aralık tarihlerinde dikim yapılmıştır. İlkbahar döneminde ise 21 Şubat, 3 Mart, 10 Mart, 21 Mart, 1 Nisan ve 15 Nisan tarihlerinde dikim yapılmıştır. Denemede; yaprak sayısı, bitki boyu, yaprak boyu, baş boyu, baştaki diş sayısı, diş eni, baş ağırlığı ve verim incelenmiştir. Sonbahar dikiminde Diyarbakır yerel genotipi olan Çermik sarımsağının daha erken çıkış yaptığı, ilkbahar dönemi dikimlerinde ise çıkış hızının yavaş olduğu belirlenmiştir. En yüksek verim; sonbahar döneminde yapılan dikimlerinden elde edilmiştir. Taşköprü sarımsağı 1.68 kg ortalama parsel verimi ile en verimli çeşit olmuştur. Çalışma sonucunda, Diyarbakır koşullarında sarımsak yetiştiriciliğinde sonbahar döneminde dikim yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. 10 Kasım tarihinde yapılan dikim 219 gün sonra, 19 Kasım' da dikim yapılan parseller 210 gün, 2 Aralıkta dikim yapılan parseller 198 gün ve 10 Aralık'ta dikimi yapılan parseller 190 gün sonra hasat edilmişlerdir. Sonbahar döneminde yapılacak sarımsak üreticiliğinde ekonomik verimin sağlanması için en uygun çeşidin ise Taşköprü sarımsağı olacağı belirlenmiştir. Böylece Diyarbakır koşullarında ekonomik anlamda sarımsak yetiştiriciliğinin ve üretimin yaygınlaştırılmasının mümkün olduğu belirlenmiştir.

Serhat Peker
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır koşullarında yetiştirilen bazı kayısı çeşitlerinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Diyarbakır ili Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Bahçesindeki yetiştiriciliği yapılan zerdali üzerine aşılı olan bazı önemli kayısı çeşitlerinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özeliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, 5 çeşit kayısı üzerinde (Şam, Karacabey, Tokaloğlu, Şekerpare ve Hasanbey) yürütülmüştür. Araştırmada, meyve enlerinin dar kısmının 35.88-45.64 mm; meyve enlerinin geniş kısmının 38.11-48.28 mm; meyve boylarının 38.69-49.92 mm; meyve ağırlıklarının 34.71-56.40 g; meyve eti ağırlıklarının 31.46-53.52 g; çekirdek ağırlığının 1.06-3.58 g; meyve eti sertliğinin 394-593 rd aralığında değiştiği gözlemlenmiştir Ağacın taç yüksekliğinin 330-562 cm; taç genişliğinin 430-686 cm; taç hacminin 15.97-69.24 m3; gövde uzunluğunun 60-100 cm; gövde çapının 114.60 -168.70 mm; gövde çevresinin 360-530 mm; gövde kesit alanının 788.24-16897.86 mm2; ağacın taç alanının ise 14.52-36.96 cm2 aralığında değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca SÇKM 'nin % 13.10-20.20; titre edilebilir asitliğin(TEA) % 0.09-0.992; pH miktarının 3.67-5.15 arasında değiştiği gözlemlenmiştir. Bununla birlikte incelenen çeşitlere ait meyve kabuğu zemin rengi, meyve kabuğu üst rengi, meyve eti rengi, meyvede tüylülük, yaprak boyu, yaprak sap uzunluğu, yaprak şekli, yaprak alanı, çekirdeğin meyveye bağlanma durumu, çekirdek tadı ve meyve eti ağırlığı/ çekirdek ağırlığı oranı belirlenmiştir

Sert çekirdekli meyveler
Saadet Özpolat
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maxma-14 kiraz anacının farklı besi ortamları ve ışık şiddetlerinde mikroçoğaltımı

Bu çalışmada Prunus avium L. x Prunus mahaleb L. melezi olan Maxma klonlarından Maxma-14 kiraz anacının sürgün uçlarını kullanarak in vitro çoğaltma metotlarının araştırılması ve geliştirilmesi amaçlanmıştır. Mikroçoğaltım çalışmalarında BAP'ın farklı konsantrasyonlarının (0.5, 1.0, 2.0 ve 4.0 mgl-1), BAP+GA3'in değişik kombinasyonlarının, kültür sırasında 4500, 6000 ve 7500 lux yoğunluklardaki ışık şiddetinin ve WPM, MS, QL, NRM besi ortamlarının sürgün çoğaltımına etkileri incelenmiştir. Sürgün çoğaltımında en yüksek sürgün sayısı 1.0 mgl-1 BAP konsantrasyonunda görülmüş, BAP ve GA3 kombinasyonlarında üç uygulama öne çıkmıştır. Farklı yoğunluklardaki ışık şiddeti arasında en yüksek sürgün sayısı ve sürgün uzunluğu 6000 lux ile elde edilmiştir. Besi ortamları ile yürütülen çalışmada MS ve WPM ortamlarında gelişen sürgünlerin daha canlı olduğu ve daha iyi geliştiği tespit edilmiştir. Çalışmanın köklendirme aşamasında, MS ve WPM besi ortamlarına ilave edilen oksin tiplerinin (NAA, IBA) sürgün köklenmesi üzerine etkileri araştırılmıştır. En yüksek köklenme oranı %81 ± 10.1 ve kök sayısı 9.31 ± 1.44 adet olarak 1.0 mgl-1 NAA + WPM ortamında elde edilirken, MS besi ortamlarında gelişen köklerin daha uzun ve kalın olduğu gözlenmiştir.

Filiz Akbaba
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Organik ve konvansiyonel tarım teknikleri ile yetiştirilen üzüm ve bu üzümlerin işenmesi ile elde üzüm ürünlerinin resveratrol ve mineral madde içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışma ile organik ve konvansiyonel tarım teknikleri kullanılarak yetiştirilen Öküzgözü, Boğazkere ve Şire üzüm çeşitlerine ait yaş üzüm ve bu üzümlerin işlenmesi ile elde edilen üzüm suyu, pekmez, pestil, üzüm sucuğu ürünlerinin resveratrol ve mineral madde içeriklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Yaş üzüm ve bu üzümlerin işlenmesi ile elde edilen örneklerin resveratrol miktarları karşılaştırıldığında organik olarak yetiştirilen üzümlerde resveratrol miktarının konvansiyonel tekniler ile yetiştirilenlere göre daha yüksek değerlere sahip olduğu saptanmıştır. Bu değerler Boğazkere çeşidinde diğer çeşitlere göre daha yüksek bulunmuştur. Boğazkere üzüm çeşidine ait organik yaş üzüm örneklerinde ortalama resveratrol miktarı 1,64 µg/g olurken konvansiyonel yaş üzümde 1,15 µg/g değerine düşmüştür. Üzüm suyu örneklerinde ortalama protein miktarı %0,41, karbonhidrat miktarı %18,4, azot miktarı %0,42 olarak belirlenmiştir. Pekmez örneklerinde resveratrol miktarı en yüksek organik olarak yetiştirilen Boğazkere çeşidinde 0,00528 µg/ml olarak tespit edilmiştir. Pekmezde örneklerinde ortalama Mg miktarı 486,1 mg/kg, P miktarı 245,9 mg/kg ve Ca miktarı 143 mg/kg ile karbonhidrat miktarı 64,98 mg/kg olarak belirlenmiştir.

Bağcılık
Şevin Polat
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır sebze üretim merkezlerinde sebzecilik potansiyelinin belirlenmesi

Bu çalışmada Diyarbakır ilinin ve ilçelerinin sebze üretim merkezlerinin belirlenmesi amacıyla; yetiştiricilerin sebze üretim potansiyelleri, üretilen sebze türleri, üretim esnasında karşılaşılan hastalık ve zararlıların tespiti, kullanılan pestisitlerin, herbisitlerin vb. kimyasalların kullanım şekli ve kullanım sıklığı, üretim sistemleri, yetiştiricilik uygulamaları, alan tespiti, yetiştiricilik sonrası hasat ve pazarlama konularını detaylı bir şekilde irdeleyen anket çalışması uygulanmıştır.Çalışma sonuçları doğrultusunda yörede yapılacak projeksiyon, yönlendirme ve uygulamalarla yörenin sebzecilik konusunda daha iyi bir konuma geleceği düşünülmektedir. Sebzecilik konusunda yörenin tüketim ve üretim alışkanlıkları dikkate alınarak belki benzer özellik gösteren grup köyler bazında ürün yönlendirmesi yapılması daha isabetli olacaktır. Hatta bazı bölgeler pilot alan seçilerek yeni sebze tür ve çeşitlerinin uygulanması, yeni metot ve uygulamaların yapılması, belki sanayi sebzeciliğin örneklendirilmesi iyi birer örnek olacaktır. Çalışma sonuçlarının Tarım teşkilatlarınca da paylaşılması araştırmanın amaçların ulaşmasında etkin olacaktır. Yöre ile ilgili yapılacak tüm sebzecilik çalışmalarına bir alt yapı ve envanter niteliği taşıması bakımından araştırmanın temel çalışma niteliğinde olduğu söylenebilir.Çalışmanın sonucunda Diyarbakır Merkez ve diğer ilçelerinin sebze üretimine yönelik uygun şartların sağlanması halinde verimli bir üretimin gerçekleşeceği belirlenmiştir. Yetiştiricilerin bitki koruma konusunda eksik ve yanlış bilgilere sahip oldukları belirlenmiştir. Yetiştiricilerin kalite bakımından yüksek özellikli üretim gerçekleştirmelerine rağmen kar sağlayabilecekleri pazar bulmakta zorlandıkları belirlenmiştir. Sebze üretim alanlarının çok parçalı olmasının sonucunda yetiştiricilerin üretimi küçük alanlarda yaptıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, envanter, sebzecilik, potansiyel

Seval Geçmez
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır'da yetiştirilen bazı yerli kavun genotiplerinin karakterizasyonu

Bu çalışmada, Diyarbakır'ın Ergani, Silvan, Bismil, Hazro, Lice, Hani ve Kocaköy ilçeleri ile Merkez Erimli köyünden toplanan 37 yerli kavun genotiplerinin karakterizasyonu yapılmıştır.Araştırmada amaç, verim ve kalite bakımından ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılabilecek, yöre ile özdeşleşmiş Diyarbakır yerel kavun tiplerinin tespit edilerek toplanması, muhafazası ve gelecekte yapılacak ıslah çalışmalarına zemin oluşturabilecek nitelikte karakterizasyon çalışmasını yapmaktır.Çalışmada UPOV'un kriterlerine göre fidede, bitkide, meyve ve tohumda bazı ölçüm ve gözlemler alınmıştır. Bunlardan bazıları; hipokotil uzunluğu, kotiledon yeşil renk yoğunluğu, bitki boyu, yaprak boyu, yaprak çapı, meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve çapı, meyve eti sertliği, meyve kabuk kalınlığı, tohum boyu, tohum çapı ve tohum şeklidir.Yapılan gözlem ve ölçümler sonucunda genotipler arasında meyve ağırlığı, meyvede kabuk zemin rengi ve meyve ana et rengi bakımından değişik oranlarda farklılıklar saptanmıştır.Bu çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında VN2136, VN2116, VN2120 ve VN2138 kodlu genotiplerin ıslah çalışmaları için ümitvar tipler olduğu tespit edilmiştir.

Naciye Bahçivancı
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ferragnes ve Ferraduel badem çeşitlerinin bademxşeftali melez anaçları GF-677 ve Garnem (GN-15) üzerine in vitro mikroaşılanması

Bu çalışma 2011-2012 yılları arasında Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Biyoteknoloji Laboratuvarında yürütülmüştür. Çalışmada mikroçoğaltılan GF-677 ve Garnem klonal anaçları üzerine, yine in vitro üretilen Ferragnes ve Ferraduel badem çeşitlerine ait 0.5-1 cm uzunluğundaki sürgün uçları mikroaşılanmıştır. Mikroaşılı bitkiler hormonsuz, (0.5 mgl-1 BAP+0.1 mgl-1IBA) ve (0.5 mgl-1IBA+0.1 mgl-1 BAP) olmak üzere 3 farklı oksin-sitokinin kombinasyonuna sahip MS besi ortamına aktarılmıştır. Çalışmada kullanılan anaçlar köksüz ve köklü olmak üzere iki farklı tipte kullanılmıştır. Aşı tutma oranı (%), sürgün uzunluğu (mm), köklenme oranı (%), düşen aşı oranı (%) ve kallus oluşumu (%) gibi bazı parametreler incelenmiştir. GF-677 anacındaki aşı tutma oranları bakımından; Ferragnes çeşidinde %100, Ferraduel çeşidinde ise %80?lik bir oran elde edilmiştir. Köklü GF-677 anaçlarındaki aşı tutma oranları ise her iki çeşit için %100 olarak gerçekleşmiştir. Garnem anacındaki aşı tutma oranlarına göre; Ferragnes çeşidi %100, Ferraduel çeşidi ise %93?lük bir değer elde edilmiştir. Köklü Garnem anaçlarındaki aşı tutma oranları ise yine her iki çeşit için %100 olarak tespit edilmiştir. Sürgün uzunluğu bakımından; GF-677 anaçlarının sadece köklü olarak aşılanan bitkilerinde sürgün gelişimi gözlenmiştir. Her iki badem çeşitinde de BAP ağırlıklı besi ortamında sürgün gelişimi görülmüş olup, Ferragnes 10.40 mm, Ferraduel 8.66 mm olarak ölçülmüştür. Garnem anaçlarının hem köksüz hem de köklü anaçlarında sürgün gelişiminin olduğu görülmüştür. Köksüz anaçlarda IBA ağırlıklı besi ortamında Ferragnes çeşidi 22.91 mm, Ferraduel 26.16 mm uzunluğa kavuşurken; köklü Garnem anaçlarında BAP ağırlıklı besi ortamında Ferragnes 28.06 mm, Ferraduel 24.80 mm gelişme göstermiştir. Düşen aşı oranları bakımından; köksüz GF-677 ve Garnem anaçlarında bazı serilerde hiç görülmezken, en yüksek düşme oranı Ferraduel çeşidinin aşılandığı GF-677 anacında %20 olarak belirlenmiştir. Köklü anaçların aşı çalışmaları sırasında ise herhangi bir aşı düşme durumuyla karşılaşılmamıştır. Köklenme oranları bakımından; köksüz anaçlar aşılanarak besi ortamına aktarıldıktan sonra yaklaşık %30-40 oranında bir köklenme elde edilmiştir. GF-677 ve Garnem anaçları üzerine standart badem çeşitlerinin mikroaşılanması kapsamında yapılan ve bu nitelikteki ilk çalışma özelliği taşıyan bu araştırma ile; besi ortamındaki oksin-sitokinin kombinasyonları ve anaçların köksüz ya da köklü kullanımıyla ilgili olarak temel bulgular elde edilmiştir. Bu çalışmanın, meyve türleri başta olmak üzere farklı bitki türlerinde ve farklı amaçlara yönelik olarak önümüzdeki dönemlerde yapılacak mikroaşılama çalışmalarına model olması bakımından yararlı olacağı kanısındayız. Anahtar Kelimeler: Badem, GF-677, Garnem, Klonal anaç, Mikroaşılama, Mikroçoğaltım

Aysel Şimşek
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ilinde yetiştirilen bazı üzüm çeşitlerinin kalite ve antioksidant özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, şaraplık kırmızı üzüm çeşitlerinden olan; Tannat, CabernetSauvigonun, Malbec, Merlot ve Shiraz üzüm çeşitlerinin Diyarbakır ekolojik koşullarındaki fenolojik gelişme, verim, salkım, tane ve şıra özellikleri ile üzüm tanelerinin kabuk, meyve eti ve çekirdeklerinde bulunan toplam fenolik bileşik ve flavonoid miktarlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma sonucunda üzüm çeşitlerinin fenolojik gelişme tarihleri birbirinden farklı bulunmuştur. Çeşitlerde uyanmanın 10-20 Nisan, tam çiçeklenmenin 1-6 Haziran ve ben düşmenin 2-8 Ağustos, olgunlaşmanın 7-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleştiği tespit edilmiştir. Çeşitlerde salkım ağırlığının 75.84 g. (CabernetSauvigno) ile 167.55 g (Malbec) arasında değiştiği tespit edilmiştir. Salkım özellikleri incelendiğinde; Salkım eninde en yüksek değerlerin 2011 ve 2012 yıllarında Mabec çeşidinde 5.16 cm ve 5.73 cm olarak belirlenmiştir. Tane özellikleri incelendiğinde ise; 100 tane ağırlığının 106.49 g (Tannat) ile 148.71 g (Malbec) arasında değiştiği, tane eni değerlerinin ortalama 9.51 mm ile 10.66 mm arasında olduğu, tane boyu değerlerinin ise ortalama 9.84 mm ile 11.51 mm arasında değiştiği tespit edilmiş olup, 2011 ve 2012 yıllarında en yüksek tane büyüklüğü değerleri Malbec çeşidinde (sırasıyla;125.63, 120.62), en düşük değerleri ise CabernetSauvignon çeşidinde (sırasıyla; 91.25, 96.71) tespit edilmiştir. Üzüm tanelerinin farklı kısımlarında bulunan fenolik bileşik miktarları incelendiğinde ise kabukta en yüksek değerlerin CabernetSauvignon (300.58 ?g GAE/mL,) çeşidinde, Meyve etinde Malbec (973.23 ?g GAE/mL) çeşidinde, Çekirdekte ise Merlot (447.01?g GAE/mL,) çeşidinde olduğu saptanmıştır. Üzüm çeşitlerinin kabuk, meyve eti ve çekirdeklerinde bulunan toplam flavonoid madde miktarının 46.95 ?g QUE/mg ile 148.01 ?g QUE/mg arasında değiştiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Diyarbakır, Şaraplık üzüm, Fenolik, Flavonoid, Salkım, Tane

Akile Beren Söğüt
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı şeftali ve nektarin çeşitlerinin Diyarbakır koşullarında gelişme durumlarının belirlenmesi

IV BAZI ŞEFTALİ VE NEKTARIN ÇEŞİTLERİNİN DİYARBAKIR KOŞULLARINDA GELİŞME DURUMLARININ BELİRLENMESİ Hakan YILDIRIM 2002/ 35 Sayfa ÖZET Bu çalışmada, Earlyred, Starking ve J. H. Hale adlı şeftali {Prunus persica L.) ile Summersuperstar, Independence ve Armking adlı nektarin {Prunus persica var. Nectarina Maxim) çeşitlerinin, Diyarbakır koşullarındaki gelişme durumları incelenmiştir. Tomurcuk kabarması, tomurcuk patlaması ve tomurcuk sürmesi bakımından, Armking çeşidi (nektarin) erken bir davranış sergilemiş, aynı özellikler bakımından Independence çeşidi (nektarin) kendisini en geç gösteren çeşit olmuştur. Denemede kullanılan çeşitler, vegetasyon süresi bakımından ortalama 235.3 günlük bir değer göstermişlerdir. En düşük süre 226.2 gün ile Independence nektarin çeşidinde, en yüksek süre 243.2 gün ile J. H. Hale şeftali çeşidinde tespit edilmiştir. Çalışmada yer alan bütün çeşitler normal olarak, sigmoidal bir sürgün gelişimi göstermişlerdir. En az sigmoid sayısı 1 olup, Independence çeşidine aittir. En fazla sigmoid sayısı ise, Earlyred çeşidinde (şeftali) meydana gelmiş ve 2.33 olarak gerçekleşmiştir. İstatistiki analiz uygulanan verilerin içerisinde olan anaç çapı genişlemesi ve kalem çapı genişlemesi bakımından çeşitler arasındaki fark önemli çıkarken, fidan boyu uzaması ve aşı çizgisi çapı genişlemesi bakımından fark önemsiz bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Şeftali, Nektarin, Çeşit, Gelişme

DiyarbakırGelişmeNektarin+1
Hakan Yıldırım
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır koşullarında yeşil alanlara uygun çim tür ve çeşitlerinin saptanması

DİYARBAKIR KOŞULLARINDA YEŞİL ALANLARA UYGUN ÇİM TÜR VE ÇEŞİTLERİNİN SAPTANMASI Gülden SANDAL 2002/ 40 Sayfa ÖZET Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesine ilişkin deneme alanında, 13 Ekim 2000 -17 Temmuz 2001 dönemi süresince yürütülen araştırmada; Diyarbakır koşullarında yeşil saha tesisinde kullanılabileceği düşünülen, çim türlerinin morfolojik ve fenolojik karakterleri incelenmiştir. Araştırma materyali olarak yabancı kökenli 18 çim çeşidi kullanılmıştır. Çalışmalar tesadüf blokları deneme desenine göre, 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada; fide gelişmesi, dm2'deki kardeş sayısı, sap kalınlığı, doku, yeşilot verimi ve kuruot verimi gibi özellikler ele alınmıştır. Ayrıca, her parselin kıştan çıkış durumu da değerlendirilmiştir. Karakterlere ait veriler, varyans analizi yapılarak değerlendirilmiş farklı gruplar Duncan testine göre belirlenmiş ve aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Fide gelişmesi yönünden; kuru ağırlık olarak en yüksek değer, Lolium perenne türünün Delaware çeşidinden (1.772g), bitki basma yeşilot verimi en yüksek yine Delaware'den, (1.974g) ve fide boyu olarak en yüksek Festuca commutata'nın Medina çeşidinden (14.58 cm) elde edilmiştir. dm2'deki kardeş sayısı bakımından; en yüksek değer Festuca trichophylla'nın. Süzette çeşidinde (220 adet) bulunmuş, sap kalınlığında; en geniş çeşitler, Festuca arundinacea (Cochise) ve Lolium perenne (Mondial) 0.941 mm ile olmuş, doku açısından en iyi olarak; Medina (0.9500cm) göze çarpmış, kıştan çıkış durumu; en iyi olarak Lolium perenne çeşitleri göz doldurmuş, toplam yeşil ot verimi; en yüksek Medina'da (1410g), ortaya çıkmış, toplam kuru ot verimi ise; Lolium perenne (Cheops)'da, 680.00g'la en yüksek değer olarak gerçekleşmiştir. y®Mmmmmm mVI Diyarbakır koşullarında, yeşil alanlarda en çok tercih edilmesi gereken çim tür ve çeşitlerinin; sırasıyla, Festuca commutata (Medina), Lolium perenne (Delaware), Festuca trichophylla (Suzette) ve Lolium perenne (Cheops) olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeşil Alan, Çim, Buğdaygiller, Festuca sp., Lolium sp., Poa sp.

BuğdaygillerDiyarbakırYeşil alanlar+1
Gülden Sandal
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır ekolojisinde bazı sert çekirdekli meyve türlerinde sürgün aşı uygulamaları üzerine araştırmalar

DİYARBAKIR EKOLOJİSİNDE BAZI SERT ÇEKİRDEKLİ MEYVE TÜRLERİNDE SÜRGÜN AŞI UYGULAMALARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR Zafer AKTÜRK 2002/ 51 Sayfa ÖZET Bu çalışmada, ilkbahar ve haziran sürgün aşı dönemlerinde yapılan aşılamalarla, Diyarbakır ekolojisinde ortaya çıkan aşı başarısı ve sürgün gelişimi incelenmiştir. Şeftali (Dixired, J. H. Hale), kiraz (Dalbastı, Van) ve erik (Santarosa, Can) çeşitlerinin kullanıldığı bu araştırma, 2001 yılı vegetasyon döneminde yürütülmüştür. Yapılan istatistik analizlerde; aşı tutma oranlan bakımından, şeftalide aşı dönemleri arasındaki farklılıklar, kiraz ve erikte ise dönem x çeşit interaksiyonu önemli bulunmuştur. Haziran döneminde daha yüksek tutma oranına sahip olan türlerden şeftalide J. H. Hale çeşidi (% 97.9), erikte Santarosa çeşidi (% 91.7) öne çıkarlarken, ilkbahar dönemi daha başarılı olan kirazda en yüksek tutma oranı Dalbastı çeşidinden (% 87.5) elde edilmiştir. Kiraz ve eriğe ait aşı sürme oranlan, dönemler arasında istatistik olarak önemli farklılık göstermiştir. Çeşitlere ait ortalama değerler arasında ise önemli bir farklılık oluşmamıştır. Çalışmada ele alınan tüm çeşitlerde, aşı sürgünlerindeki boy ve çap gelişiminin sigmoidal eğriler meydana getirdiği görülmüştür. Elde edilen tüm grafiklerde, büyüme dönemi, gelişmeyi en fazla etkileyen dönem olarak dikkati çekmekte olup, genel olarak ilkbahar dönemi aşılamalarında mayıs ortası - temmuz sonu, haziran dönemi aşılamalarında temmuz başı - ağustos sonu arasında oluşmuştur. Vegetasyon dönemi sonunda sürgünlerdeki boy ve çap gelişiminin en fazla Can erik çeşidinin ilkbahar dönemi aşılarında (111.1 cm -9.25 mm), en az Dixired şeftali çeşidinin haziran dönemi aşılarında (35.9 cm - 4.06 mm) olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aşı, Aşı Dönemi, Gelişme, Sert Çekirdekli Meyveler

Aşılama-bitkiBahçe bitkileriDiyarbakır+4
Zafer Aktürk
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gemlik zeytin çeşidinde meyveye yatma üzerine farklı sıklıkta dikim, budama ve bazı içsel bitkisel hormonların değişiminin etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, ülkemiz koşullarında geniş yetiştiricilik alanına sahip Gemlik zeytin çeşidinin Antalya koşullarında farklı dikim sıklıkları ve budama uygulamalarının bazı içsel bitkisel hormonların değişimi ve meyveye yatma üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma 2008-2010 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Aksu Araştırma ve Uygulama Arazisinde bulunan bir yaşındaki Gemlik zeytin çeşidinde iki yıl süreyle yürütülmüştür. Gemlik zeytini fidanları 5x5m, 4x3 m ve 4x1.5m dikim sılığında dikilmiş ve bunlara kontrol, goble ve dikey eksenli budama uygulamaları yapılmıştır. Bitkilerde ağaç boyu, gövde çapı, somaklanma başlangıcı, çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu, meyve tutum oranı, yeşil olum tarihi, pembe olum tarihi ve siyah olum tarihleri belirlenmiştir. Zeytin ağaçlarından her ay iki yıl süreyle toprak seviyesinden 80 cm yukarıdan ve ağacın 360o etrafını çevirecek şekilde yıllık sürgünler alınmıştır. Alınan sürgünlerde sürgün boyu, sürgün çapı, sürgünlerdeki boğum arası mesafe ve sürgünlerdeki yaprak sayısı belirlenmiştir. Ayrıca, yaprak, boğum ve sürgün ucu örneklerinde içsel indol asetik asit (IAA), gibberellik asit (GA3), absisisik asit (ABA) ve zeatin (Z) seviyeleri saptanmıştır. Denemenin birinci yılında 5x5 mdikim sıklığında dikilen ağaçlara yapılan budama uygulamaları sonucu meyve oluşmazken, 4x3 m ve 4x1.5 m dikim sıklıklarındaki ağaçlara yapılan uygulamlarda meyve oluşmuştur. Denemenin ikinci yılında ise tüm dikim sıklığı ve budama uygulamalarında meyve tutumu görülmüştür. Denemenin birinci yılında ortalama meyve tutum oranı % 0.88 iken, bu oran ikinci yılda ortalama % 4.85'e yükselmiştir. Yaprak ve boğum örneklerindeki IAA, GA3, ABA ve Z seviyeleri denemenin ikinci yılında birinci yılına göre daha yüksek saptanmıştır. Ancak sürgün ucu örneklerinde birinci yıldaki seviye daha yüksek bulunmuştur. Buradan yaprak ve boğum örneklerinde yüksek seviyelerde bulunan IAA, GA3, ABA ve Z seviyelerinin sürgünlerde sürgün boyu, sürgün çapı, boğum arası mesafe ve sürgünlerdeki yaprak sayısını arttırdığını söyleyebiliriz. Yaprak ve boğum örneklerinde en yüksek IAA, GA3, ABA ve Z seviyeleri 4x3 m dikilen bitkilerden elde edilmiş ve bunun sonucu olarak en yüksek ağaç boyu, gövde çapı ve sürgün gelişimi, sürgün çapı, sürgünlerdeki boğum arası mesafe ve sürgünlerdeki yaprak sayısı bu bitkilerde ölçülmüştür. Sürgün ucu örneklerinde ise en yüksek IAA, GA3, ABA ve Z seviyeleri 4x1.5 m dikim sıklığında tespit edilmiştir. En yüksek IAA seviyesi yaprak örneklerinde kontrol budaması uygulanmış ağaçlarda, boğum ve sürgün ucu örneklerinde ise dikey eksen uygulanmış ağaçlardan elde edilmiştir. Yaprak, boğum ve sürgün ucu örneklerindeki en yüksek GA3 ve Z seviyeleri kontrol bitkilerinde saptanırken, en yüksek ABA seviyesi dikey eksenli budanmış ağaçlarda saptanmıştır. Yaprak, boğum ve sürgün ucu örneklerinde aylara göre saptanan ABA, IAA GA3 ve Z miktarlarının değişimi benzer sonuçlar göstermiştir. Örneklerin alındığı tüm aylar içerisinde en yüksek içsel hormon seviyeleri Mart ayında alınan örneklerde belirlenmiştir. Ayrıca benzer şekilde Ağustos ve Eylül aylarında da içsel hormon seviyeleri üst seviyelere ulaşmıştır. Zeytinlerde çiçek tomurcuğu oluşumunun başladığı Haziran-Temmuz aylarında GA3/ABAoranı tüm uygulamalarda oldukça değişim göstermiş ve bu oran ilk yıl 2.00-61.00 arasında değişirken, ikinci yıl ise seviye düşerek 2.00-22.00 arasında değişmiştir. İkinci yıl her dikim mesafesinde ağaçlardan daha fazla meyve elde edilmesi çiçek tomurcuğu ayırım döneminde organlarda tespit edilen GA3 seviyesinin azalmasıyla izah edilebilir. Deneme sonucu, Gemlik zeytin çeşidinde en iyi gelişim ve meyve tutum performansının 4x3 m dikilen ve goble şeklinde budanan ağaçlardan elde edilmesi nedeniyle Antalya koşullarında Gemlik zeytin çeşidi için 4x3 m dikim sıklığı ve goble budama tavsiye edilmiştir.

Budama yöntemleriDikim sıklığıOlea europaea L.+1
Sabriye Atmaca
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı besi ortamı kombinasyonlarının bazı hıyar (Cucumis sativus L.) genotiplerinde gynogenesis yolu ile embriyo ve haploid bitki oluşumu üzerine etkisi

Bu çalışmada farklı besi ortamı kombinasyonlarının bazı hıyar (Cucumis sativus L.) genotiplerinde gynogenesis (ovaryum kültürü) yolu ile embriyo ve haploid bitki oluşumu üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma Kuzey Agripark Bitki, Araştırma ve Biyolojik Mücadele San. ve Tic. Ltd. Şti. istasyonunda, 2014-2015 yıllarında gerçekleşmiştir. Araştırmada üç farklı besi ortamı kombinasyonu, embriyo teşvik ve rejenerasyon aşamalarında sabit oranda bitki büyüme düzenleyicilerle modifiye edilmiştir. Besi ortamının, genotipin ve bitki yaşının etkisi haftalık olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre besi ortamının önemi açıkça görülmüş, en etkili embriyo teşvik ortamının MS+ 1:10; 2,4-D:Kinetin (MSB) olduğu, en etkili rejenerasyon ortamının ise MS+ 1:4; NAA:BAP (MSR) olduğu sonucuna varılmıştır. Tüm genotipler, MSB ortamında embriyo oluşturmuş ve MSR ortamında bitki rejenerasyonu gerçekleştirmiştir. Toplamda 273 embriyo elde edilmiş olup, 137 adet de bitki rejenerasyonu gerçekleşmiştir. Toplam uygulanan ovaryum sayısına göre % 84,26 embriyo dönüşüm oranı ve % 42,28 bitki rejenerasyon oranı elde edilmiştir. Araştırmada genotip etkisi açık bir şekilde görülmüş olup, embriyo ve bitki eldesinde en başarılı genotip 583 nolu genotip olarak teşpit edilmiştir. 584 nolu genotip ikinci sırayı alırken, 550 nolu genotipte oldukça sınırlı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bitki yaşının giderek artmasına bağlı olarak elde edilen embriyo ve bitki oranlarında da ciddi düşüşler yaşanmıştır. Yaklaşık olarak 2 aylık olan yetiştirilme dönemi olan donör genotiplerde, başlangıçta % 213,58 olan embriyo oluşum oranı, son kurulan denemelerde % 19,75'lere düşmüştür. Bitki rejenerasyon oranı ise, % 132,10'dan % 4,94 seviyelerine düşerek, genotipin yaşının önemini net bir şekilde ortaya koymuştur. Çalışmada oluşan 137 bitkinin 114 tanesinde ploidy seviyesi belirlenmiş olup, bunların 87 tanesinin haploid, 9 tanesinin diploid ve 18 tanesinin miksoploid olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Cucumis sativus L., Gynogenesis, Hıyar, Haploid

Haploit bitkiHıyar
Esmanur Çetinkaya
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sert çekirdekli bazı meyve türlerinin erkencilik sağlamak amacıyla saksıda yetiştiriciliği

Bu çalışmada, sert çekirdekli bazı meyve türlerinden kayısı (Aurora, Ninfa, Roxana), şeftali (Early Maycrest, Francois, Maycrest), nektarin (Big Top, Caldesi 2000, Silver of Rome), erik (Black Beauty, Black Star, Papaz) ve kiraz (0900 Ziraat, Early Burlat, Regina) çeşitlerinde erkencilik sağlamak amacıyla örtüaltında saksı içinde yetiştiricilik amaçlanmıştır. Araştırma 2010-2013 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Arazisi ve Akdeniz Üniversitesi Tohumculuk Araştırma ve Geliştirme Merkezinde bulunan plastik serada yürütülmüştür. Sera içerisine ve dışarıya sıcaklık ve oransal nemi kaydeden mini meteoroloji istasyonu yerleştirilmiştir. Bitkiler içerisinde %60 torf:%40 çiftlik gübresi karışımı bulunan 30 litrelik saksılarda yetiştirilmiştir. Dikimin ikinci yılından itibaren soğuklama ihtiyacını karşılamak amacıyla bitkilere %2.5 Dormex, 200 ppm GA3 ve 5oC'de soğukta bekletme uygulamaları yapılmıştır. Bitkiler seraya alınmadan önce dış ortamda bekletilmiş, uygulamalar yapıldıktan 30 gün sonra plastik seralara taşınmışlar ve meyve hasatları yapılıncaya kadar plastik serada bekletilmişlerdir. Meyve hasadından sonra dış ortama tekrar taşınmışlardır. Deneme süresince bitkilerde bazı fenolojik (uyanma başlangıcı, çiçeklenme tarihleri, meyve tutumu, hasat ve yaprak döküm zamanları) ve pomolojik özellikler (meyve eni, meyve boyu, meyve ağırlığı, çekirdek ağırlığı, meyve kabuk rengi, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı ve titre edilebilir asit miktarı) incelenmiştir. Kayısı çeşitleri içerisinde erken uyanma, ilk çiçeklenme ve ilk hasat %2.5'luk Dormex uygulaması yapılmış Ninfa çeşidinden elde edilmiştir. Meyve tutum oranı, bitki başına verim ve verim açısından ise en iyi sonuçlar 5ºC'de 30 gün bekletilen Ninfa çeşidinde olmuştur. En erken yaprak dökümü %2.5'luk Dormex uygulanan Roxana çeşidinde saptanmıştır. En fazla meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu Roxana çeşidinde 5ºC'de 30 gün bekletme uygulamasında belirlenmiştir. Çekirdek ağırlığı Roxana çeşidinin kontrol uygulamasında daha yüksek tartılmıştır. En iyi meyve eti/çekirdek ağırlığı oranı ve suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM) Roxana çeşidinin 200 ppm GA3 uygulamasında; meyve kabuki rengi L, C ve H değerleri Ninfa çeşidinin 5ºC'de 30 gün bekletme uygulamasında; meyve eti sertliğinde Ninfa çeşidinin kontrol uygulamasında ve titre edilebilir asit miktarı (TEA) ise Aurora çeşidinin 5ºC'de 30 gün bekletme uygulamasından elde edilmiştir. Çeşitler içerisinde Ninfa'nın her yıl düzenli çiçek açıp meyve tutması bu çeşidin Antalya koşullarında soğuklama sorunu göstermeden yetiştirilebileceğini ortaya çıkarmıştır. Aurora ve Roxana çeşitlerinde çiçek açmasına rağmen meyve tutumunda sorunlar olması soğuklama veya döllenmeden kaynaklanan sorunlar olabileceğini göstermiştir. Şeftali çeşitleri içerisinde en erken uyanma ve ilk çiçeklenme %2.5'luk Dormex uygulanmış Francois çeşidinde kaydedilmiş, en iyi meyve tutumu %2.5'luk Dormex uygulanmış bitkilerde olmuş ve bitki başına en iyi verim 5ºC'de 30 gün bekletilen Francois çeşidinde saptanmıştır. En fazla meyve ağırlığı 5ºC'de 30 gün bekletilen Francois çeşidinde, meyve eni %2.5 Dormex uygulanmış Maycrest çeşidinde, meyve boyu ve meyve eti/çekirdek ağırlığı oranı %2.5 Dormex uygulanmış Francois çeşidinde bulunmuştur. Çekirdek ağırlığı, meyve eti sertliği ve TEA bakımından en yüksek sonuç Maycrest çeşidi 5ºC'de 30 gün bekletme uygulamasında, meyve kabuk rengi L ve H değerleri 200 ppm GA3 uygulanmış Early Maycrest çeşidi, meyve kabuk rengi C değeri Maycrest çeşidinde kontrol uygulamasında ve SÇKM ise %2.5 Dormex uygulanmış Early Maycrest çeşidinde saptanmıştır. Şeftali çeşitlerinin her yıl düzenli olarak meyve vermesi çeşitlerde soğuklama ihtiyacı bakımından sorun olmadığını göstermektedir. Nektarin çeşitleri içerisinde erken uyanma, ilk çiçeklenme ve erken hasat %2.5'luk Dormex uygulanmış Silver of Rome çeşidinde belirlenmiştir. Meyve tutum oranı, bitki başına verim bakımından ise %2.5'luk Dormex uygulaması yapılmış Caldesi 2000 çeşidinden elde edilmiştir. Nektarin çeşitlerinden %2.5'luk Dormex uygulanmış Silver of Rome çeşidi meyve ağırlığı, meyve eni, çekirdek ağırlığı, meyve kabuk rengi L değeri ve suda çözünebilir kuru madde miktarı bakımında en yüksek sonucu vermiştir. Meyve boyu bakımından en iyi sonuç Silver of Rome çeşidinde 5ºC'de 30 gün bekletme uygulamasında belirlenirken, meyve eti/çekirdek ağırlığı oranı %2.5'luk Dormex uygulanmış Caldesi 2000 çeşidi en iyi sonuç vermiştir. En fazla meyve kabuk rengi C ve H değerleri Big Top çeşidinde saptanmıştır. Meyve eti sertliği bakımından en iyi sonuç Big Top çeşidinin 200 ppm GA3 uygulamasında kaydedilirken, TEA bakımından Caldesi 2000 çeşidi %2.5'luk Dormex ve 5ºC'de 30 gün bekletme uygulaması en iyi sonucu vermiştir. Nektarin çeşitlerinde soğuklama ihtiyacını karşılama bakımından sorun görülmemiş ancak Silver of Rome çeşidinde GA3 uygulamasından düzenli meyve elde edilememesi bu çeşidin yetiştiriciliğini kısıtlayan bir faktör olabilir. Erik çeşitleri içerisinde en erken uyanma %2.5'luk Dormex uygulanmış Black Beauty ve Papaz çeşitlerinde gerçekleşmiştir. 200 ppm GA3 uygulanmış Black Beauty çeşidinde en fazla meyve tutumu, en yüksek bitki başına verim Black Star çeşidinde saptanmıştır. Erik çeşitleri içerisinde meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve eti/çekirdek ağırlığı oranı ve TEA bakımından en iyi sonuç Black Star çeşidi kontrol uygulamasında belirlenirken, çekirdek ağırlığı bakımından ise Black Beauty çeşidinin kontrol uygulaması en yüksek sonucu vermiştir. En iyi meyve kabuk rengi L, C ve H değerleri ve en fazla meyve eti sertliği 5ºC'de 30 gün bekletilmiş Papaz çeşidinde saptanmıştır. En yüksek SÇKM Black Star çeşidinin %2.5'luk Dormex uygulamasında kaydedilmiştir. Papaz çeşidinde kontrol bitkilerinde çiçek açmasına rağmen meyve tutumunun olmaması, bu çeşidin soğuklama sorunu gösterebileceği fikrini ortaya çıkarmıştır. Black Beauty ve Black Star çeşitleri her yıl düzenli meyve vermişlerdir. Kiraz çeşitlerinden 5ºC'de 30 gün bekletilen Regina çeşidi meyve tutum oranı, bitki başına verim bakımından diğer çeşit ve uygulamalara göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Meyve ağırlığında en iyi sonuç 0900 Ziraat çeşidinde %2.5'luk Dormex uygulamasında saptanmıştır. Meyve eni, meyve boyu, çekirdek ağırlığı, meyve eti/çekirdek ağırlığı oranı ve L değeri bakımından en iyi sonuç 0900 Ziraat çeşidinde ve %2.5'luk Dormex uygulamasında kaydedilmiştir. Sap uzunluğu, meyve eti sertliği ve SÇKM Regina çeşidinde daha yüksek belirlenmiştir. TEA bakımından en fazla 0900 Ziraat çeşidinde ve 5ºC'de 30 gün bekletme uygulamasında kaydedilmiştir. Araştırma sonuçları, kirazın Antalya koşullarında örtüaltında saksı içerisinde yetiştiriciliğinin uygun olmayacağını göstermiştir. Ayrıca, kayısılarda ve eriklerde çeşit seçiminin önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü soğuklama ihtiyaçlarını tam karşılayamamaları nedeniyle kayısılarda Aurora ile Roxana ve eriklerde Papaz çeşidinin özellikle kontrol uygulamaları düzenli meyve vermemişlerdir. Erik, kayısı, nektarin ve şeftali'de dış ortama göre 7-10 gün erkencilik sağlanabilmektedir. Ancak Mut-Mersin yöresinde açıkta aynı ürünlerin daha erken hasat edilmesi Antalya koşullarında örtüaltında saksı içerisinde bazı sert çekirdekli meyve türlerinin yetiştiriciliğini kısıtlayan önemli sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Sara Demiral
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

UV-B ışın uygulamalarının brokkolinin bitki gelişimi, antioksidan bileşikler ve hasat sonrası kalitesi üzerine etkileri

Son yıllarda hava ve çevre kirliliğindeki artışlar ozon tabakasında incelmelere neden olmaktadır. Ozon tabakasındaki incelmeler nedeniyle, dünyamıza ulaşan değişik gazların ve zararlı ışınların miktarlarında önemli artışlar meydana gelebilmektedir. Bunun doğal sonucu olarak dünyamıza ulaşan zararlı ışınlar nedeniyle yeryüzünde yaşayan bitkiler dahil tüm canlılar direkt veya dolaylı olarak olumsuz şekilde etkilenmektedir. Bu ışınlar arasında yer alan UV-B ışınları, en basit tek hücreli bitkilerden, kültür bitkilerine ve insanlara kadar bütün canlılar üzerinde zararlı etkiler meydana getirebilmektedir. Diğer tüm canlılarda olduğu gibi bahçe bitkilerinin de tamamı yüksek dozlardaki UV-B ışınlarına karşı oldukça duyarlıdır. Yapılan çalışmalar, dünyadaki besin üretiminin, dünyaya ulaşan UV-B ışınlarındaki her %1′lik artışla birlikte %1 oranında azalabileceğini göstermektedir. Dünyada ve ülkemizde özellikle son yıllarda brokkoli sebzesine olan yoğun talep daha çok bu ürünün içermiş olduğu yüksek antioksidan özelliği sayesindedir. Bu nedenle, bu üründe yetiştiricilik ve hasat sonrası aşamalarda besin içeriği ve antioksidan aktivitesinin korunması son derece önemlidir. Yüksek glukosinolat, C vitamini, beta-karoten ve antioksidan aktivitesi sayesinde brokkoli talebinin hem ülkemizde hem de yurt dışında önümüzdeki yıllarda daha da fazla artması beklenmektedir. Bu durumda, üreticilerin pazara sundukları brokkolinin ürün kalitesi ve besin içeriği tüketim açısından daha fazla önem kazanacaktır. Bu çalışmada, yetiştiricilik sırasında üç farklı dozda UV-B ışın uygulamasının brokkoli bitkisinin bitki gelişimi, verim, besin içeriği, antioksidan aktivitesi ve hasat sonrası depolama kapasitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, topraksız ortamda yetiştirilen brokkolilere 2.2, 8.8 ve 16.4 kJ/m2/gün olmak üzere üç farklı dozda UV-B ışın uygulanmıştır. Yetiştiricilik sırasında artan dozlarda UV-B ışın uygulamaları, brokkolilerde verim, bitki boyu, klorofil ve taç çapında azalmalara sebep olurken, gövde çapı ve yaprak kalınlığının artışına neden olmuştur. Diğer yandan, yetiştiricilik sırasında UV-B ışın uygulama dozu arttıkça brokkolilerin görünüş ve taç rengi doz artışından olumsuz şekilde etkilenmiştir. Ayrıca doz artışı, bitki besin elementlerinden kükürt ve sodyum miktarının artmasına, buna karşılık fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, mangan, demir, bakır ve çinko miktarlarının azalmasına yol açmıştır. Hasat sonrasında ise artan dozlarda UV-B ışın uygulamaları, brokkolilerde kontrole göre daha düşük ağırlık kaybı, titre dilebilir asit, h° değeri, SÇKM ve kuru madde miktarıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde, yüksek dozlarda UV-B ışın uygulamaları, antioksidan aktivite, karotenoid, klorofil a ve b miktarlarını azaltmış, buna karşılık fenolik madde, L-askorbik asit, sinigrin ve glukotropaeolin miktarını ise artırmıştır.

Yasin Topçu
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marullarda fide döneminde yapılan uv-b ışın uygulamalarının bitki gelişimi, ürün verimi ve kalitesi üzerine etkileri

Çalışmanın amacı, marullarda fide döneminde uygulanan UV-B ışınlarının hem fide hem de ürün döneminde bitki gelişimi, verimlilik ve kalite üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Kıvırcık marul (L sativa var.crispa cv. Caipira) ve Baş marul (L.sativa var.capitata cv. Fortunas) fideleri UV-B ışınlarının kontrol, 4.8 ve 9.6 kJ/m2/gün doz uygulamasına 12 gün süreyle tabi tutulmuştur. Fide gelişim dönemini tamamlayan bitkiler topraksız tarım ortamında torf + perlit karışımından oluşan katı ortam kültüründe yetiştirilmiştir. Fide ve ürün döneminde gelişmesini sürdüren bitkilerde; bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak eni, kök boğazı çapı, kök uzunluğu, kuru madde miktarı, makro-mikro element tayini, yaprakta toplam klorofil miktarı ve renk değerlerine bakılmıştır. Ayrıca hasat edilen marullarda baş ağırlığı ve verim parametrelerine ilişkin ölçümler yapılmıştır. Fide döneminde yapılan farklı dozlardaki UV-B ışın uygulaması sonucu marul fidelerinde bitki boyu, kök uzunluğu ve klorofil miktarında azalmalar tespit edilmiştir. Ayrıca artan UV-B dozları Caipira çeşidinde bitki besin elementlerinden; Ca, K, Zn ve Fe içeriklerini arttırırken, Cu ve P içeriklerini azaltmış buna karşın Fortunas çeşidinde ise Fe, K, Ca içeriklerini azaltmıştır. Ürün döneminde yapılan ölçümlerde ise Fortunas çeşidinde klorofil miktarının, Caipira çeşidinde ise baş ağırlık değerinin azaldığı, her iki çeşitte ise verim ve pazarlanabilir verim değerinin kontrol grubuna göre azalmasına rağmen istatistiksel olarak önemli bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak Caipira çeşidinde mineral maddelerden Ca, K, Mg içerikleri artarken, Zn ve Cu içeriklerinin azaldığı, Fortunas çeşidinde ise Ca, K, Zn, Cu, Fe ve Mn içeriklerinin arttığı görülmüştür.

Ayşe Onur
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Effect of different nutrient media and irradiation doses on haploid embriyo and plant formation in Galia and Kırkağaç melon (Cucumis melo L.) genotypes

Use of haploid plants in shortening the breeding period and obtaining 100% homozygote plants in short time are important tools in plant breeding. In this research, the effects of combinations of three different media and three different pollen irradiation doses on embryo and haploid plant obtention in Galia and Kırkağaç melon types were investigated. In the study K-7, K-12 and K-13 genetypes from Galia type; K-17 genetype from Kırkagac type of Kuzey Agripark Company were used and this research was carried out Kuzey Agripark Company Greenhouses in 2015-2016 years. Comparasion of the melon types in terms of the average seed number, Galia types gave better results than the Kırkağaç type. Besides, 350 Gy pollen irradiation doses decreased the number of seeds obtained. The best irradiation dose was found as 300 Gy in terms of average seeds number for both melon types. Likewise 300 Gy dose gave better results on embryo and plant growing from embryo. According to the results, obtaining haploid embryo and conversion of embryo to plant depend on irradiation dose and medium. The highest percentage of embryos and plant were found in Galia type melon irradiated with 300 Gy. Therefore, the use of 300 Gy irradiation dose and MS nutrient media for obtaining haploid plant is recommended for further studies.

Fatma Burcu Çelikli
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Net örtü sistemi altında muz yetiştirme olanakları

Muz, ülkemizde tropik meyveler içerisinde ticari anlamda yetiştiriciliği yapılan en önemli türlerin başında gelmektedir. Tropik koşullarda açıkta yetiştirilen muz, ülkemiz gibi subtropik koşullarda açık ve örtüaltında yetiştirilmektedir. Ülkemizde sadece Akdeniz bölgesinin bazı mikroklima özelliği gösteren yörelerinde yetiştirilme şansı olan muzda, yetiştiricilik alanları son sınırına erişmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, muzda üretimimizin artması, ancak bilinçli yetiştiricilik ve örtüaltı yetiştiriciliğinin artması ile mümkün olabilir. Son yıllarda ülkemizde örtüaltı yetiştiricilik alanlarında önemli artışlar olmuş ve bu alanlar son sınıra yaklaşmış bulunmaktadır. Bu nedenle, engebeli arazilerde örtüaltına alternatif sistemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Muz yetiştiricliğinde, ülkemizde örtü sistemi olarak plastik kullanılmaktadır. Plastik kullanımı yağmur sularından yararlanma açısından bir dezavantaj oluşturmaktadır. Bu nedenlerle planlanan bu projede, arazi yapısından dolayı sera kurulumuna uygun olmayan engebeli arazilerde, yağmur sularından yararlanmaya olanak sağlayan net örtü sistemi altında muz yetiştirme olanaklarının açıkta yetiştiriclik ile kıyaslanması amaçlanmıştır. Araştırma, 2015-2016 yılları arasında Antalya'nın Gazipaşa ilçesinin Yakacık mevkiinde yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak Dwarf Cavendish çeşidi kullanılmıştır. Konstrüksiyonunda galvenizli demir ve örtü sistemi olarak ise monofilament beyaz dokuma tülü kullanılmıştır. Projede iklimsel ve bazı verim parametreleri yanında, bitkilerde morfolojik özellikler (gövde çevresi, gövde yüksekliği, yaprak sayısı, hevenk sapı çevresi), verim, derimden önce ve derimden sonra meyvelerde pomolojik özellikler açık ve net örtü sistemi göz önüne alınarak kıyaslanmıştır. Araştırma bulguları, net örtü sistemi altında tüm aylar göz önüne alındığında sıcaklık değerlerinin daha yüksek ve oransal nem değerlerinin ise daha düşük bir seyir izlediğini göstermiştir. Hava neminin aksine, vejetasyon periyodunun sonunda kaydedilen toprak nemi net altında daha yüksek belirlenmiştir. Yapraklarda saptanan klorofil içeriği net altında daha yüksek, buna karşın fotometrik, kuantum ve piyranometrik cinsinden ölçülen ışık değerleri ise net altında daha düşük saptanmıştır. Yapraklarda rüzgardan zararlanma, net altında minimum düzeyde gözlenmiştir. İncelenen morfolojik özelliklerin önemli bir kısmı net altında daha iyi sonuçlar vermiştir. Verimi doğrudan etkileyen tarak sayısı ve hevenk ağırlığı net altında açığa göre daha yüksek kaydedilmiştir. Meyve fiziksel özelliklerinden parmak ağırlığı, parmak çevresi ve parmak uzunluğu değerleri net altında daha yüksek belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, açıkta yetiştiricilikte dekara verim 4.02 ton ve net altında ise 4.49 ton olarak kaydedilmiştir.

Tropikal meyveler
Lokman Altınkaya
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Durgun su kültüründe yetiştirilen marulda ozon uygulamasının solüsyonun besin kompozisyonu ile bitkinin verim ve kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışma durgun su kültüründe hava motoruyla veya ozon jeneratörüyle besin solüsyonuna oksijen kazandırmanın, besin solüsyonu bileşimine ve marulun verim ve kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bohemia marul çeşidi durgun su kültüründe, 200x50x20 cm ölçülerinde 12 adet plastik tankta yetiştirilmiştir. GN 202c model ozon jeneratörü ve hava motorunun (kontrol) kullanıldığı bu çalışma tesadüf blokları deneme deseninde 6 tekerrürlü ve her tekerrürde 36 bitki bulunacak şekilde düzenlenmiştir. Çalışmada ozon uygulamasının besin solüsyonun bileşimine etkisini belirlemek için, ozon jeneratörü ve hava motoru uygulamalarının her tekerrüründen ayrı ayrı alınan besin çözelti örnekleri analiz ettirilmiştir. Çalışmada ayrıca uygulamaların verim ve kalite üzerine etkileri ve yaprağın element içerikleri de belirlenmiştir. İstatistik analizler, SPSS paket programında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ozon jeneratörü ve hava motoru kullanmanın besin solüsyonun bileşiminde farklılıklar oluşturduğu saptanmıştır. K, P, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn elementlerinin hava motoru uygulanan solüsyonda ozon jeneratörü kullanılan solüsyondakinden daha yüksek değerlere sahip olduğu saptanmıştır. B, S ve Mo ise ozon uygulanan solüsyonda hava motoru uygulanan solüsyondakinden daha yüksek bulunmuştur. Ancak bitkilerin yetiştirildiği besin solüsyonun element bileşiminde fark olmasına karşın, yaprak analizi sonuçlarında yaprağın besin elementi içeriği bakımından uygulamalar arasında istatistiki önemde bir fark bulunmamıştır. Yaprak analizi sonucunda yaprakta fosfor, mangan, çinko, demir elementlerinin yeterli seviyede olduğu ancak toplam azot, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır ve bor elementlerinin az, nitrat azotunun ise fazla olduğu saptanmıştır. Uygulamaların bitki uzunluğu, gövde uzunluğu, bitki kök ağırlığı, gövde uzunluğu/ bitki boyu değeri, toplam yaprak sayısı, pazarlanabilir yaprak sayısı, yaprak alanı, parsele verim, klorofil miktarı, L, a, b ve hue değeri üzerine etkisi istatistiki önemde (α=0,05) bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır. Ozon jeneratörü ve hava motoru uygulamalarının kök uzunluğu, gövde çapı, gövde ağırlığı, yaprak eni, yaprak boyu, yaprak ağırlığı, yaprak kuru ağırlığı ve kroma değeri üzerine etkisi ise istatistiki önemde (α=0,05) bulunmuştur.

Esra Okudur
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırgızistan'ın Calal Abad Bölgesi Kara-Alma Ceviz Ormanında ümitvar ceviz tiplerin belirlenmesi

Bu çalışma, 2015–2016 yılları arasında Kırgızistan Calal Abad bölgesinde yer alan doğal ceviz ormanlarının Kara–Alma ormanlık alanında gerçekleştirilmiş olup tohumdan yetişen ceviz populasyonları içerisinden, üstün meyve özellikleri gösteren ümitvar tiplerin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Ilk seleksiyon aşamasında hastalıklardan ari ve normalden daha fazla meyvesi olduğu gözlemlenen 120 adet tipten 2015 yılında meyve örnekleri alınmıştır. 1600-1900 m rakımlar arasında yürütülen seleksiyon çalışmasında tartılı derecelendirme sonucu 70 ve üzeri puan alan 19 tip ümitvar olarak belirlenmiştir. Belirlenmiş olan tiplerde meyve ağırlıklarının 7.82-11.31 g, iç ağırlıklarının 3.83-5.40 g, iç oranlarının % 39.47-54.98, kabuk kalınlığının 1.08-1.85 mm, yan dallarda meyve tutma oranının % 0-60 olduğu belirlenmiştir. Selekte edilen tiplerin 9‟unun dikogami, 10'unun homogami karakterde çiçeklendiği; dikogami görülen tiplerin 6‟sı protogeny, 3‟ü protandry karakterde çiçeklenme göstermiştir.

Aıdaı Muratbek Kyzy
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Selekte edilmiş bazı fasulye (Phaseolus vulgaris L.) hat ve çeşitlerinin morfolojik ve moleküler karekterizasyonu

Bu çalışmada, Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından Çarşamba ovasında bulunan Terme, Tekkeköy ve Çarşamba ilçeleri ile Ladik ilçesi ve Samsun merkezden toplanan toplam 36 adet bodur fasulye hattının morfolojik ve moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. Fasulye hatları iki yıl Antalya koşullarında açık tarlada yetiştirilmiş ve morfolojik verileri Uluslararası Yeni Çeşitleri Koruma Birliği (UPOV) kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Fasulye hatlarının moleküler karakterizasyonu için Karakterize Edilmiş Çoğaltılan Alanlar (SCAR) ve Basit Tekrarlı Sekanslar (SSR) DNA moleküler analiz teknikleri kullanılmıştır. Morfolojik gözlemler sonucu elde edilen verilerin Temel Bileşen Analizi yapılmıştır ve analiz sonucuna göre ilk üç bileşen toplam varyasyonun % 50'sini açıklamaktadır ki bu da hatlar arasındaki genetik çeşitliliğin yüksek olmadığını göstermektedir. Kullanılan SSR primer çiftlerinin yaklaşık % 27'si monomorfik iken % 73'ü polimorfik sonuçlar vermiştir. SSR primer çiftlerinin polimorfizm bilgi içeriği (PBİ) 0.047- 0.373 arasında değişim göstermiştir. SCAR primer çiflerinin tamamı araştırma yapılan bitkiler için polimorfik bulunmuştur. SCAR primer çiflerinin PBİ değerleri 0.071- 0.379 arasında değim göstermiştir. İstatistik analiz sonuçlarına göre fasulye hat ve çeşitleri arası genetik benzerlik indeksi 0.52–0.98 arasında değişim göstermiştir. Hat ve çeşitler, elde edilen dendogramda öncelikle 2 ana gruba ayrılmışlardır. İlk grupta antraknoza dayanıklılık ayrım setinin üyesi olan ve Orta Amerika gen havuzunda yer alan Cornell (36) ve Widusa (37) çeşitleri yer almaktadır. Bu iki çeşit diğer gruptan ayrılmıştır. Antraknoz ayrım setinin bir çeşidi olan ve And Dağları gen havuzunda yer alan Kaboon (38) çeşidi ile yine And Dağları gen havuzunda yer alan bir Amerikan çeşidi olan Redland Pioneer (39) çeşidi ise denemeye alınan tüm hat ve çeşitler ile birlikte aynı ana grup altında toplanmıştır. Bu durum, üzerinde çalışılan hatların And Dağları gen havuzu ile daha yakın bir genetik ilişkiye sahip olabileceğini göstermiştir. İkinci ana grup incelediğinde, bu grubun kendi arasındaki genetik benzerlik indeksinin 0.71–0.98 arasında değişim gösterdiği görülmektedir. Morfolojik ve moleküler verilere dayanarak oluşturulan dendogramlar kıyaslandığında moleküler verilerle elde edilen bilgilerin morfolojiklere göre daha gerçeğe yakın olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Fasulye, morfolojik özellikler, moleküler işaretleyiciler, SSR, SCAR

Kamile Ulukapı
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Doku/organ spesifik mikrosatellit DNA gen içeriklerinin capsicum cdna kütüphanelerinde in silico ve in vitro yaklaşımlarla belirlenmesi

Ayşe Gül İnce
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni bazı muz çeşit ve klonlarında fenolojik ve pomolojik özellikler ile bitki besin maddeleri ve hormonların dönemsel değişimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen Dwarf Cavendish muz çeşidi ile ülkemiz için yeni bazı muz çeşit (Williams) ve klonlarının (MA13, Jobo ve CV 902) Alanya koşullarında örtüaltında verim ve bazı kalite kriterleri ile yapraklardaki bitki besin maddeleri ve hormonların mevsimsel değişimleri ve ayrıca meyvelerde yeşil ve yeme olumu dönemlerinde bünyede bulunan içsel hormonların düzeyleri araştırılması amaçlanmıştır.Araştırma 2008-2009 yıları arasında Alanya'nın Kargıcak mevkiinde, yan yüksekliği 5.5 m ve çatı yüksekliği 7.5 m olan demir konstrüksiyonlu plastik serada yürütülmüştür. Meristem kültürü ile çoğaltılmış ve boyları yaklaşık 40 cm'ye ulaşmış bitkiler, 0,5 m yükseklik ve 1,5 m genişliğinde açılmış bitki yataklarına sıra arası 3 m ve sıra üzeri 1,8 m olacak şekilde dikilmiş ve sulama sistemi olarak damla sulama sistemi kullanılmıştır. Sera içerisine sıcaklık ve oransal nemi kaydeden mini meteoroloji istasyonu yerleştirilmiştir. Bitkilerde morfolojik özellik olarak gövde çevresi, gövde yüksekliği, bitki yüksekliği, toplam yaprak sayısı, aktif yaprak sayısı ve hevenk oluşumundan derime kadar geçen gün sayısı, verim özellikleri olarak tarak sayısı, parmak sayısı, hevenk ağırlığı, gövde kesit alanına düşen verim ile hektara verim ve pomolojik özellikler olarak ise parmak ağırlığı, parmak çevresi, meyve kabuk ağırlığı, meyve kabuk kalınlığı, meyve eti oranı ve suda çözünebilir kuru madde miktarı kriterleri ile meyve rengindeki değişimler çeşit ve klonlara göre belirlenmiştir. Ayrıca tüm morfolojik ve pomolojik özellikler ile verim bileşenleri arasında korelasyonlar belirlenmiştir. Bu özelliklere ilave olarak, yapraklarda bitki besin maddeleri ve hormon düzeylerinin belirlenmesinde her mevsimi temsilen aylar seçilmiş ve buna göre kış ayını temsilen şubat (vejetasyon başlangıç dönemi), ilkbaharı temsilen mayıs (bitki büyüme ve gelişme dönemi), yaz ayını temsilen ağustos (hevenk oluşum dönemi) ve sonbaharı temsilen ise kasım (derim dönemi) olmak üzere dört farklı dönem dikkate alınmıştır. Meyvelerdeki hormon düzeyleri ise yeşil ve yeme olumu dönemlerinde çeşit ve klonlar baz alınarak saptanmıştır.Araştırma sonucunda; incelenen morfolojik kriterler açısından gövde çevresi, gövde yüksekliği, toplam ve aktif yaprak sayısı ile hevenk sapı çevresi açısından en yüksek değerler Williams çeşidinde, bitki yüksekliği ve hevenk oluşumundan derime kadar geçen gün sayısı açısından ise en yüksek değerler MA 13 klonunda saptanmıştır. İncelenen tüm morfolojik kriterler açısından en düşük değerler ise Dwarf Cavendish çeşidinde kaydedilmiştir. Verim bileşenleri açısından çeşit ve klonlar değerlendirildiğinde, tarak sayısı bakımından Williams çeşidi, parmak sayısı açısından CV 902 klonu, hevenk ağırlığı, gövde kesit alanına düşen verim ve hektara verim açısından ise MA 13 klonu en yüksek değerlere sahip olmuştur. Pomolojik özellikler açısından incelendiğinde ise parmak ağırlığı, parmak uzunluğu, meyve kabuk ağırlığı, meyve kabuk kalınlığı, meyve eti oranı açısından MA 13 klonu verim bileşenlerinde olduğu gibi ön plana çıkmıştır. Meyve kabuk rengi L değeri, C değeri ve H değerleri açısından çeşit ve klonlar arasında farklılıklar saptanmamıştır.Muz çeşit ve klonlarında, yapraklarda saptanan makro ve mikro besin maddeleri çeşit-klona ve dönemlere bağlı olarak değişim göstermiştir. Araştırma bulguları sonucunda, yapraklarda makro besin maddelerinden azot en yüksek mayıs (bitki büyüme ve gelişme dönemi), en düşük kasım (derim dönemi) döneminde, fosfor en yüksek kasım, en düşük ağustos (hevenk oluşum dönemi) döneminde, potasyum ise en yüksek ağustos ve en düşük ise kasım döneminde saptanmıştır. Bir diğer makro besin maddesi olan kalsiyum ve magnezyum açısından en yüksek değerler ağustos döneminde ve sodyumda ise mayıs döneminde saptanmıştır. Bunun yanı sıra mikro elementlerde yine muz çeşit ve klonlarına bağlı olarak mevsimsel değişim göstermiştir. Örneğin incelenen mikro elementlerden, demir içeriği en düşük şubat ve en yüksek mayıs döneminde saptanırken, bakır içeriği ise demirin aksine en yüksek şubat ayında ve en düşük ise ağustos döneminde belirlenmiştir.Yapraklarda saptanan hormonlar, bitki besin maddelerinde olduğu gibi gerek çeşit-klon ve gerekse dönemlere göre farklılık göstermiştir. Tüm çeşit ve klonlarda, yapraklarda vejetasyon başlangıcı döneminde (şubat) minimum düzeyde bulunan içsel indol asetik asit (IAA) miktarı sürekli artış göstermiş ve hevenk oluşum döneminde (ağustos) en yüksek düzeye ulaşmıştır. İçsel gibberellik asit (GA3) miktarı da yine vejetasyon başlangıcında (şubat) minimum düzeyde saptanmış ve hevenk oluşumundan derime kadar sürekli artış göstermiştir. Diğer iki hormonun aksine, vejetasyon başlangıcında (şubat) daha yüksek saptanan içsel absisik asit (ABA) miktarı, hevenk oluşumu (ağustos) ve derim döneminde (kasım) ise tüm çeşit ve klonlarda eseri miktarda kaydedilmiştir. İncelenen diğer bir hormon olan zeatin (Z), IAA'de olduğu gibi vejetasyon başlangıç döneminde (şubat) en düşük ve hevenk oluşum döneminde (ağustos) en yüksek düzeyde saptanmıştır. Tüm çeşit ve klonlarda, meyvelerde yeşil ve yeme olumu dönemlerinde içsel hormon düzeyleri farklılık göstermiştir. IAA, GA3 ve Z yeşil dönemde yeme olumu döneminden daha yüksek saptanmıştır. Meyvelerde yapılan hormon analizlerinde her iki dönemde de içsel ABA saptanmamıştır.Denemede kullanılan çeşit ve klonlarda, incelenen verim ve kalite kriterleri açısından elde edilen bulgular, yeni çeşit ve klonların Dwarf Cavendish'den daha üstün olduğunu göstermiştir. Bulgularımız ışığında, özellikle verim bakımından örtüaltı yetiştiriciliği için sırasıyla MA 13 klonu, Williams çeşidi, CV 902 ve Jobo klonlarını tavsiye edebiliriz.

Muz
Dilek Güven
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üzümlerde çekirdeksizliğin erken seleksiyonu amacıyla DNA markörlerinin kullanımı

asma ıslah programlarında çekirdeksizliğin belirlenmesinde SCC8 ve SCF27 gibi DNA markörleri kullanılabilir. Fakat üzümlerde çekirdeksizliğin güvenilir olarak belirlenmesi için DNA markör sonuçlarının, fenotipik tanımlamalar ve duyusal analizler ile kombine edilmesi gerekir.

DNAÇekirdeksizlikÜzüm
Şerife Deren Amca
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Biberde (Capsicum annuum L.) genotip, bitki yaşı ve mevsimin haploid bitki eldesine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada 3 farklı (yağlık, dolmalık ve sivri) biber tipi kullanılarak haploid bitkieldesinde genotip ve bitki yaşının etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın bitki yetiştirmeaşaması Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Arazisinde, dokukültürü çalışmaları ise Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri BölümüDoku Kültürü Laboratuvarında 2007-2010 yılları arasında yürütülmüştür.Çalışmada mevsime uygun olarak (yazın 6, kışın 6) 3 tip ve 12 farklı biber çeşidikullanılmıştır. Uygun polen aşamasının belirlenmesi için tomurcuklar her mevsimdegruplandırılmışlar ve ethidium bromid ile boyanmışlardır. Bitki yaşının etkisi aylıkolarak incelenmiştir. Donör bitkiler yazın açıkta, kışın serada yetiştirilmiştir. Çalışma 2yıl tekrarlamalı olarak yapılmıştır.Kış mevsiminde %0,69'luk ve yaz mevsiminde %0,68'lik embriyo oluşum oranlarımevsimler arasında farklılık olmadığını göstermektedir. Mevsime uygun çeşitlerleçalışmanın olumlu etkisi görülmektedir. Tiplere göre değerlendirildiğinde mevsimselfarklılık saptanmıştır. Yaz döneminde tipler arasında %1,53 embriyo oluşum oranı iledolmalık tipler en iyi sonucu verirken, sivri tiplerde bu değerler %0,25 yağlık tiplerdeise %0,13 olmuştur. Kış döneminde tipler arasında %1,01 embriyo oluşum oranı ilesivri tip biberler en yüksek sonucu verirken, dolmalık tiplerde bu değerler %0,93, yağlıktiplerde ise %0,17 olmuştur.Çalışmanın genelinde mevsim ve kültüre alınan aya göre değişmekle beraber gençbitkilerin daha iyi sonuçlar verdiği söylenebilir. Kış mevsiminde aralık ayında kültürealınan dolmalık tip Balo çeşidinin 1 aylık bitkilerinden %6,67 oranında embriyooluşmuştur. Yaz mevsiminde ise mayıs ayında kültüre alınan dolmalık tip Ergenekonçeşidinin 1 aylık bitkilerinden %15,45 oranında embriyo oluşmuştur. Sonuçlar kültürealınma zamanına ve çeşide bakılmaksızın bitki yaşı arttıkça embriyo oluşum oranınınher iki mevsimde de azaldığını göstermektedir.Çalışmada genotipin etkisi oldukça açıktır. 12 farklı çeşit kullanılmış ve sonuçlar %0-%1,95 arasında değişmiştir. En yüksek embriyo oluşum oranı dolmalık tip Ergenekonçeşidinden elde edilirken, sivri tip biber olan Delta çeşidi embriyo oluşturmamıştır.

BiberBitki yaşıGenotip+2
Funda Ayar Şensoy
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Salkım seyreltmesinin Shiraz üzüm çeşidinde verim ve kaliteye etkisi

Çalışmada Shiraz üzüm çeşidinde salkım seyreltmesinin, tanenin fiziksel ve kimyasal değişimi ile asma verimi üzerine etkisi incelenmiştir. Denizli'nin Güney ilçesinde yetiştirilen Shiraz asmalarına, tane tutumundan hemen sonra 4 farklı salkım seyreltmesi (8, 16, 24 ve 32 salkım/asma) uygulanmıştır. Asma başına 16 salkım uygulaması kontrol olarak kabul edilmiştir. Asma başına üzüm ve çubuk verimi ile tane ve salkım özellikleri incelenmiştir. Ayrıca tanenin biyokimyasal özelliği olarak, toplam fenolik (TP), toplam flavonoid (TF) ve toplam monomerik antosiyanin madde miktarları (TMA) saptanmıştır. Üzüm tanelerinin antioksidan aktivitesi DPPH, TEAC ve FRAP yöntemleri kullanılarak karşılaştırılmıştır. En yüksek üzüm verimi (5576.70 g/asma) 32 salkım bırakılan asmalardan elde edilmiştir. Salkım seyreltmesi sonucu salkım ağırlığı, salkım boyu ve salkım eni değerleri bakımından istatistiki açıdan önemli bir fark oluşmamıştır; ancak tane ağırlığı, tane eni ve tane boyu değerlerinde istatistiki açıdan fark görülmüştür. En yüksek tane ağırlığı kontrol asmalarda (1.62 g) kaydedilirken, en düşük tane ağırlığı ise (1.51 g) 32 salkım/asma uygulamasında kaydedilmiştir. En yüksek toplam fenol (285.20 mg GAE/100g) ve toplam flavonoid (100.68 mg CTE/100g) madde miktarları 8 salkım/asma uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek toplam monomerik antosiyanin madde miktarı (3.29 mg/g) ise en az salkım yüklemesi yapılan asmalarda olmuştur (8 salkım/asma). Antioksidan aktivite değerleri DPPH yönteminde 0.94-1.14 mg/ml arasında, TEAC ve FRAP yöntemlerinde sırasıyla 10.02-14.85 ?M/g FW ve 1.14-1.29 ?M/100 g değerleri arasında olmuştur. En yüksek değerler 8 ve 16 salkım/asmada bulunurken, en düşük değerler ise 32 salkım/asmada bulunmuştur.

AntioksidanlarFenolik maddelerÜzüm
Elif Ceren Kalınkara
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00