Dicle University
Discipline

İç Hastalıklar (immünoloji) Anabilim Dalı

Dicle University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Renal transplantasyon alıcılarında HLA tipi, PRA ve DSA düzeylerinin greft sağkalımı, rejeksiyon ve mortalite üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmanın amacı, renal transplantasyon yapılan hastaların HLA antijen profillerini belirlemek ve hangi HLA tipinin transplantasyon sonucunu etkilemede daha önemli rol alacağını tespit edebilmektir. Gereç ve Yöntem: 2012-2020 yılları arasında Dicle Üniversitesi Hastanesinde böbrek nakli yapılan 65 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, nakil tipi, bazal ve nakilden 1 yıl sonraki laboratuvar verileri, rejeksiyon ve greft kaybı gelişip gelişmediği retrospektif olarak incelendi. Alıcıların HLA doku tiplemesi, PRA ve DSA sonuçları kaydedildi. Rejeksiyonu etkileyen faktörler incelendi. Bulgular: Nakillerin %84,6'sı canlıdan, %15,4 ise kadavradan yapıldı. Nakil sonrası 1. yılda hemoglobin, glukoz, üre, kreatinin, albümin, fosfor, PTH, HDL düzeylerinde düzelme tespit edildi. Transplantasyon yapılan hastaların hepsinde DSA negatifti. PRA 2 hastada pozitif saptandı. 65 hastanın %72,3'nde rejeksiyon gelişmezken, %27,7'sinde rejeksiyon geliştiği saptandı. Hastaların 8'i ex oldu. HLA-A grubunda sırasıyla en sık HLA-A03, HLA-A24 ve HLA-A02, HLA-B grubunda HLA-B35, HLA-B51, HLA-B07, HLA-DR grubunda HLA-DR11, HLA-DR03 ve HLA-DR04, HLA-DQ grubunda HLA-DQ03, HLA-DQ05 ve HLA-DQ06 alelleri saptandı. HLA-A ve HLA-B alt tipleri rejeksiyonla ilişkili saptanmazken, HLA-DR ve HLA-DQ alt tiplerinden sadece HLA-DR13 (p:0.029) ve HLA-DQ06 (p:0.013) anlamlı ilişki bulundu. HLA gruplarının alt analizinde 0 uyum olan hastalarla 2 uyum olanlar karşılaştırıldığında, 0 uyum olanlarda rejeksiyon daha fazla saptandı. Rejeksiyon gelişen hastaların donör yaşı daha yüksekti. PRA pozitif olan hastalarda ve ex olan 8 hastanın ise 7'sinde rejeksiyon saptandı. Sonuç: HLA uyumu, PRA pozitifliği ve donör yaşı rejeksiyona etki eden önemli faktörlerdendir. Özellikle HLA uyumsuzluğu arttıkça rejeksiyonun ve greft kaybı riskinin arttığını gözlemledik. Ayrıca HLA-DR13 ve HLA-DQ06 alele sahip hastalarda rejeksiyon sıklığının arttığını tespit ettik.

Fatma Yılmaz Aydın
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Psoriatik artritli hastalarda matriks metalloproteinazların sitokin ve kemokinler ile ilişkisi

İnflamasyonda ve infeksiyonlara karşı konakçı cevabında lökositlerin dokulara yerleşimi önemli bir basamağı teşkil etmektedir. Bu süreç kemotaktik sitokinler olarak bilinen kemokinler tarafından kontrol edilmektedir. Kemokinler, inflamasyonda ve homeostazda lökositlere ve stem hücrelere kemotaksi yaptıran sitokinlerdir. Matriks metalloproteinazları; ekstrasellüler kartilaj yıkımı ve eklem erozyonunun gelişmesinde anahtar rolü olan ekstaselüler matriksin yıkılmasını sağlayabilen proteolitik enzim ailesine ait enzimlerdir. Son zamanlarda IL-17'nin psoriatik artrit (PsA) patogenezinde rol alan önemli bir anahtar sitokin olduğu gösterilmiş, hatta IL-17'yi hedef alan tedavilerin, hastalığın giderilmesinde umut vadedebileceği öne sürülmüştür. Matriks metalloproteinaz (MMP) ve kemokinlerin PsA'da rollerine ilişkin çalışma sayısı kısıtlı olmakla beraber bu proteinlerin PsA ve psoriasisli hastalarda düzeylerinin beraber araştırıldığı çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Matriks metalloproteinazların kartilaj destruksiyonundaki rolleri romatoid artrit (RA) ve osteoartritli hastalarda ayrıntılı olarak gösterilmiş bu proteinlerin kemokinlerle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Biz de bu çalışmada PsA ve psoriasisli hastalarda sitokin ve kemokinlerin düzeylerini ve matriks metalloproteinazlarla olan ilişkisini araştırmayı amaçladık. Çalışmaya 35 PsA ve 33 psoriasis (PsO) tanısı alan hasta ile 22 sağlıklı kontrol dahil edildi. Her üç grupta serum IL-17A, IL-1β, IL-6, CCR4, CXCR4, CCL2 (MCP-1), CCL22 (MDC), MMP-1, MMP-2, MMP-3, MMP-9, MMP-13 düzeyleri ölçülerek bunların gruplar arası farklılıkları ve klinik bulgularla ilişkileri değerlendirildi. Çalışmaya alınan üç grup (PsA, PsO ve kontrol) arasında yapılan karşılaştırmada serum CCL22 (p=0,009) ile MMP-9 (p=0,049) düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı saptandı. PsA grubunun kontrol grubuna göre serum MMP-9 düzeyleri istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.039). CCL22 düzeylerine bakıldığında; yine bu kemokinin düzeyi PsA grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.012). PsA'lı hastalarda arasında, TNF-α inhibitörü kullananlar ile kullanmayanlar karşılaştırıldığında serum IL-1β (p=0.040), IL-17A (p=0.003), MMP-1 (p=0.002) ve MMP-2 düzeyleri (p=0.026) istatistiksel olarak anlamlı tespit ettik. Kemokin (CCL22) ve MMP (MMP-9) parametrelerinin PsA ile kontrol grubu arasında yapılan karşılaştırmada istatistiksel olarak anlamlı fark bulduk, bu parametrelerin hastalık aktivitesi ve hastalık progresyonunun takibinde yararlı olabileceğini düşünüyoruz.

ArtritArtrit-psoriatikKemokinler+2
Kemal Nas
Dicle University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Aktif ve inaktif oküler behçet hastalarında serum IL-4, IL-12, IL-13, IL-27 ve IL-33 düzeylerinin araştırılması

Amaç: Behçet hastalığında (BH) Th1 sitokinlerden interlökin (IL)-12, Th1 yolağının inhibitörü IL-27 ve Th2 sitokinlerden IL-4, IL-13 ve IL-33'ün serum seviyelerinin araştırılması ve oküler BH aktivitesi arasındaki ilişkilerinin değerlendirilmesi. Yöntem: Ocak 2014–Aralık 2014 tarihleri arasında başvuran 20 aktif oküler Behçet hastası (grup A), remisyondaki 20 oküler Behçet hastası (grup B), sistemik açıdan remisyonda 20 nonoküler Behçet hastası (grup C) ve 20 kişiden oluşan sağlıklı kontrol grubu (grup D) çalışmaya dâhil edildi. Ayrıntılı anamnez sonrası hastalara tam oftalmolojik muayene ile gerekli konsültasyonlar yapıldı ve tüm hastalardan 5 cc venöz kan alındı. Serum IL düzeyleri enzyme-linked immunosorbent assay (ELISA) metodu ile belirlendi. Sürekli değişkenler Kruskal-Wallis testi, katagorik veriler ki- kare, sürekli değişkenler arasındaki ilişki ise Spearman korelasyon analiziyle analiz edildi. Bulgular: Cinsiyet açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu. Grup A ve D diğer 2 gruba göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde daha gençti (p=0,02) fakat yapılan kovaryans analizine göre yaşın IL seviyeleri ve görme keskinliği üzerinde etkisi yoktu. Görme keskinliği aktif oküler tutulumu olan grup A'da en kötü idi (p 0,001). Göz tutulumu bilinen grup A ve B'de tüm hastalar binoküler tutulumlu ve panüveit idi. IL- 13 (p 0,001) ve IL-33 (p=0,002) grup A'da en yüksek düzeyde iken IL-4 (p=0,74) ve IL-12 (p=0,96) tüm gruplarda benzer düzeylerde idi. IL-27 (p=0,047) ise grup D'de en yüksek seviyede idi. Ayrıca IL-13 ve IL-33 ön kamara hücre ve flare düzeyleriyle anlamlı pozitif korelasyon göstermekte idi. Sonuç: Çalışmamıza göre Th2 sitokinleri uyaran IL-33 ve bir Th2 sitokin olan IL-13 serum düzeyleri BH patogenezinde Th2 sitokin baskınlığını savunan görüşü destekler şekilde aktif oküler BH grubunda artmış, Tr1 düzenleyici hücre uyarısı ve IL-17'yi baskılanması ile BH'nda koruyucu etkisi olduğu bilinen IL-27 ise BH gruplarında düşük bulunmuştur. Proinflamatuar özelliği iyi bilinen bir Th1 sitokin olan IL-12 serum seviyesinin birçok çalışmanın aksine bu çalışmada tüm gruplarda benzer düzeyde bulunması BH patogenezinde Türk toplumunda bu sitokin açısından bazı genetik farklılıklar olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Oküler Behçet Hastalığı, interlökinler, hastalık aktivitesi.

Behçet hastalığıGözGöz hastalıkları+5
Abdullah Kürşat Cingü
Dicle University · Institute of Health Sciences
2016
00