Dicle University
Discipline

Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı

Dicle University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hospitalize kandidürili hastalarda risk faktörlerinin araştırılması

Candida infeksiyonlarının prevelansı immünsüpresif ilaçların ve antibiyotiklerin kullanımının artması ve invazif girişimlerin daha sık uygulanmasına bağlı olarak tüm dünyada yükselmektedir. ÜSİ, hastanede yatan hastalarda en sık görülen infeksiyonlardır. ÜSİ'larından sorumlu etkenler genellikle bakteriler olmakla birlikte, %10'unda fungal etkenler saptanmakta, bunlar arasında da Candida türleri ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada hastanede yatan hastalarda kandidüri için risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Ağustos 2012 – Ağustos 2013 tarihleri arasında AKÜTFH' nde yatan ve idrar kültürlerinde kandidüri tespit edilen 18 yaş üstündeki tüm hastalar dahil edildi. Her hasta için genel risk faktörleri, üriner sisteme yönelik risk faktörleri, kateter kullanım bilgileri, fizik muayene bulguları, biyokimyasal ve mikrobiyolojik laboratuar bulguları izlem formumuza kaydedildi. İzole edilen candida türleri Phoenix yeast ID otomatize sistem ile tiplendirildi. Integral system yeast plus kiti ile antifungal duyarlılık testleri gerçekleştirildi. Çalışmaya 45'i kandidüri saptanan çalışma grubu, 45'i bakteriüri saptanan kontrol grubu olmak üzere 90 hasta alındı. Araştırlan risk faktörlerinden DM (p=0.057), üriner kateter kullanımı (p=0.015), son 30 gün içerisinde invaziv girişim öyküsü (p=0.024) , hastanede yatış süresi (p=0.017), antibiyotik kullanımı (p=0.001), YBÜ'nde yatış öyküsü (p=0.058) çalışma grubunda, kontrol grubuna göre anlamlı derecede sık tespit edildi. Kandidürili hastaların 21'inde C. albicans, 8'inde C. krusei, 5 hastada C. parapisilosis, 5 hastada C. lambica üremesi saptandı. C. albicansta amfoterisin B'ye %4.8, flukonazole %4.5, varikanozele %9.5 direnç saptanırken flusitozine direnç saptanmadı. Sonuç olarak antibiyotiklerin kontrollü kullanımının, üriner katater girişiminin uygun endikasyonlarda yapılmasının, diyabetik hastalarda kan şekeri regülasyonun sağlanmasının ve gerek hastane gerekse yoğun bakım ünitelerinde yatış sürelerinin kısaltılmasının kandidüri sıklığının azaltılmasında etkili olacağı 60 düşünülmüştür.

Derya Korkmaz
Afyon Kocatepe University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Farklı okul ve kurumlarda boğaz florası bakterileri

Abdulkadir Ayata
Dicle University
1984
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik osteomiyelitli hastalarda fistül ağzı akıntı kültürü ile kemik doku kültürü sonuçlarının karşılaştırılması

ÖZETKRON K OSTEOM YEL TL HASTALARDA F STÜL AĞZI AKINTI KÜLTÜRÜLE KEM K DOKU KÜLTÜRÜ SONUÇLARININ KARŞILAŞTIRILMASIMehmet UluğDÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve nfeksiyon HastalıklarıGiriş: Osteomiyelit, farklı mikroorganizmalara bağlı olarak gelişen, kemik ve kemikiliğinin inflamatuvar bir hastalığı olarak tanımlanır. Bu çalışmada, kronik osteomiyelitlihastalardan alınan fistül ağzı ve kemik doku örneklerinde üreyen etkenler karşılaştırılmış oluposteomiyelitin mikrobiyolojik tanısında bu örneklerin ne dereceye kadar yardımcı olduğusaptanmaya çalışılmıştır.Materyal ve Metod: Bu çalışmaya Mayıs 2005 ile Eylül 2006 tarihleri arasında DicleÜniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatan, klinik olarak kronik osteomiyelit ile uyumlu43 hasta alındı.Bulgular: Hastaların 29'u (%67) erkek, 14'ü (%33) kadındı. Hastaların yaş ortalaması±SD30,6 ± 3,6 yıl, ESH ortalaması±SD 82,7 mm/saat ± 4,4, CRP değeri ortalaması±SD 122,4mg/dl ± 11, lökosit sayı ortalaması±SD 11099,3/mm3 ± 640 olarak bulundu. ESH ve CRPyüksekliği istatistiksel olarak da anlamlı bulunurken, lökosit sayısı anlamlı bulunmadı. Kemikdoku kültüründe en sık izole edilen mikroorganizmalar, stafilokoklar %72,5 (29/40),Escherichia coli %10 (4/40), P. aeruginosa %10 (4/40), Proteus mirabilis %7,5 (3/40) idi.Tüm hastalar içerisinde her iki kültürde aynı mikroorganizmanın izole edilme oranı %62,7 idi.Bu oran stafilokok osteomiyelitlerinde ise %78 olarak saptandı.Sonuç: Çalışma sonucunda fistül ağzı akıntı örnekleri ile kemik doku örneklerinden izoleedilen infeksiyon etkenleri arasında %37,3 gibi büyük bir uyumsuzluk olduğu görülmüştür.Bu da yaklaşok olarak her 10 hastadan dördünde tedavide başarısızlık anlamına gelmektedir.KOM'da antibiyoterapi başlamadan önce, alınacak kemik doku kültürünün sonucunubeklemek, hem uygun tedavi rejiminin başlanmasına hem de gereksiz antibiyotik kullanımınınönlenmesine neden olur.

Mehmet Uluğ
Dicle University
2006
00