Dokuz Eylül University
Discipline

Hidrolik Hidroloji ve Su Kaynakları Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

36

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

36 Theses
Master'sOpen AccessEN

Using multi-variable vulnerability indices in water resources management in order to prevent diseases associated with poor water and sanitation

A multivariable index, focusing on the link between water resources vulnerability on a quaternary catchment scale and potential health impact is vital in water resources planning and management. In this study a technique based on multifactor vulnerability indices is developed and applied in drawing inferences on vulnerability and susceptibility to diseases associated with poor water and sanitation. Utilising various geo-referenced datasets, four multi variable geospatial indices were generated. These are; a "Water Resources Vulnerability Index (WRVI)" by using three anthropogenic land use surrogates at quaternary catchment level, a "Microbial Water Quality Index (MWQI)" to evaluate microbial water integrity in the context of health, a "Water and Sanitation Access Index (WSAI)" according to the World Health Organisation (WHO) and United Nations and Children's Fund (UNICEF) criteria and definition of improved and unimproved water supply and sanitation, and lastly, a "Demographic Vulnerability Index (DVI)" based on three socio-economic attributes was used to evaluate factors that inhibit access to water and sanitation services and potential impact of an outbreak. In order to demonstrate the multi variable geospatial indexing technique a case study was conducted in Limpopo Province, South Africa. The technique was utilised to evaluate the relative potential impact of agriculture, settlements and waste water effluent disposal on the microbial integrity of water resources. A 3 variable 9 category Water Resources Vulnerability Index was used to classify 206 quaternary catchments. The Water and Sanitation Access Index was used to classify 2892 sub places on a 10 point scale. The Demographic Vulnerability Index was used to categorise 25 Local Municipal Districts on a 5 point scale utilising unemployment ratio, dependency ratio and population density. A 4 water use attributes 3 point Microbial Water Quality Index was used to evaluate the applicability the Water Resources Vulnerability Index. Ultimately, a 10 point water resources-health susceptibility evaluation and prioritisation index was developed. The multivariable indexing technique can be used to evaluate vulnerability in a systematic manner and aid decision making in water resources management. The practical application of the technique in water resources management can be improved by targeted water quality sampling and spatial correlation. Conception can be further enhanced by including geo-referenced data on knowledge, attitudes, behaviour and practice at sub place level. In conclusion when there is a minimum acceptable level of relevant geo-data as specified in the study geospatial indexing can be used to evaluate the vulnerability and susceptibility. This is an essential step to improve water resource management and reduce the prevalence of water and sanitation diseases in regions where water and sanitation access and demographic profiles are variable.

Takudzwa Noel Mushamba
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dairesel kesitli köprü orta ayakları etrafında meydana gelen temiz su oyulmalarının deneysel ve nümerik olarak incelenmesi

TÜBİTAK 109M637 nolu proje kapsamında gerçekleştirilen bu tez çalışmasında, dairesel en kesitli köprü ayakları etrafında meydana gelen temiz su oyulmaları incelenmiştir. Deneyler, Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Laboratuarı'nda, 80 cm genişliğinde, 18,6 m uzunluğunda ve 75 cm derinliğinde bir kanalda gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonunda ölçülen nihai oyulma derinlikleri ile literatürde konu ile ilgili verilen bağıntı sonuçları karşılaştırılmış ve deneylerde ölçülen oyulma derinliklerinin akım şiddeti, göreceli tane boyutu, yoğunluk farkı esaslı tane Froude sayısı gibi olaya etkin parametrelerle olan ilişkisi irdelenmiştir.

Köprü ayakları
Fırat Gümgüm
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Köprü uç ve orta ayakları etrafındaki yerel oyulmalara karşı koruyucu önlemlerin araştırılması

TÜBİTAK 109M637 nolu proje kapsamında gerçekleştirilen bu tez çalışmasında, köprü ayakları etrafındameydana gelen oyulmaları önlemek amacıylakullanılanyöntemler deneysel olarak araştırılmıştır. Deneyler, Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Laboratuvarı'ndamevcut80 cm genişliğinde, 18,6 m uzunluğunda ve 75 cm yüksekliğindekidikdörtgenkanalda gerçekleştirilmiştir. Kanal tabanına serili malzeme üniform olup koruyucu önlem olarakriprap ve yaka kullanılmıştır. Deneyler kararsız akım koşullarında gerçekleştirilmiştir. Köprü ayağı etrafında meydana gelen oyulmalar zamana bağlı olarak ölçülmüş ve kullanılan koruyucu yöntemin oyulma derinliğini ne ölçüde azalttığı belirlenmiştir. Deneysel bulgular ilgili mevcut literatür bilgileri ile de karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler:Köprü ayağı, kararsız akım, yerel oyulma, koruyucu önlemler

Tanıl Arkış
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Taban akışının akarsu akışlarının matematiksel yapısına etkisi

Bu çalışmada, Dicle Nehri-Botan Çayı Billoris (2633) gözlem istasyonunda 1955-2004 döneminde ölçülen günlük akışlar sayısal filtreleme yöntemiyle yüzeysel vetaban akışı bileşenlerine ayrılmıştır. Daha sonra, günlük akışlar toplanarak aylık akışzaman serileri oluşturulmuştur. Çalışmanın bütün aşamalarında sayısal filtreleme iletahmin edilen yüzeysel ve taban akışı bileşenlerinin gerçek durumu temsil ettiğivarsayılmıştır.Yüzeysel ve taban akışı bileşenlerinin ve toplam akışların aylık ortalama, standartsapma, çarpıklık katsayısı ve birinci serisel korelasyon katsayısı gibi örnekistatistiklerine eklenik nisbi periyodogram analizi uygulanarak, akış bileşenlerininharmonik karakteristiklerinin toplam akışların periyodik özelliklerine etkisiaraştırılmıştır. Bu çalışma, taban akışı sürecinin mevsimsel yapısının toplam akışistatistiklerinin genlik ve açısal fazlarının yanı sıra, frekans dağılımını (çarpıklıkkatsayısı gibi) ve serisel bağımlılık yapısını da etkilediğini göstermiştir.Çalışmanın ikinci aşamasında tam standardize orijinal ve normalize edilmiş(dönüşümden geçirilmiş) toplam akış ve akış bileşenleri serilerine mevsimselolmayan (Box-Jenkins türü) stasyoner stokastik zaman serisi modelleri uyarlanmıştır.Bu modelleme çalışmaları, özellikle küçük zaman kaymalarında taban akışlarınıntoplam akışlardaki serisel bağımlılığı yüzeysel akışların nerede ise iki katı kadararttırdığını göstermektedir. Bu yüzden yüzeysel akışların ARMA(1,1) yapısı tabanakışlarının AR(3) yapısı tarafından baskı altına alınmakta ve toplam akışlarortalamasal bir AR(3) model yapısına bürünmektedir.Çalışmanın son bölümünde, yüzeysel akış ve taban akışı bileşenlerinin alansalyağış girdilerine verdikleri tepkileri karşılaştırmak amacıyla toplam akışlara ve akışbileşenlerine yağış girdili transfer fonksiyonu modelleri (TFM), diğer bir deyişleARX (na, nb, nk) modelleri uyarlanmıştır. Alansal aylık yağışların hemen hemengürültü yapısında olduğu görüldüğünden, girdi ve çıktılara ön arıtma uygulamakgerekmemiştir. TFM analizleri, her üç girdi-çıktı ilişkisinin de bir ARX(2,2,0)modeli ile tanımlanabileceğini göstermiştir. Ancak, muhtemelen güçlü içselbağımlılık yapısı nedeniyle taban akışları için kurulan ARX(2,2,0) modeli en güçlümodeldir.

Zaman serileri analizi
Sibel Ar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

İklim değişikliğinin akarsu akışları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

İklim değişikliğinin nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirmek amacıyla, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) kapsamında hazırlanan dördüncü değerlendirme raporuna göre (AR4), yeryüzünde pek çok bölgenin yağış ve özellikle sıcaklık değerlerinde istatistiksel açıdan anlamlı değişimler öngörülmektedir. Bu değişimlerden en çok etkilenebilecek hidrolojik süreçlerin başında akarsu akışlarının geleceği düşünülmektedir.Çalışmada, iklim değişikliğinden etkilenebilecek su kaynaklarından biri olan Tahtalı baraj havzası örneği ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, AR4'te belirtilen farklı iklim senaryoları ve bu senaryolar altında çalıştırılan on dört iklim modeli kullanılarak her bir iklim modelinin havzadaki yağış ve sıcaklık değişimleri belirlenmiştir. Bu değişimler, çalışma kapsamında geliştirilen istatistiksel ölçek indirgeme modeli ile istasyon ölçeğine indirgenerek yerel iklim değişimleri elde edilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan on dört iklim modeline ek olarak yağış ve sıcaklıklar için günümüz iklimine ait istatistiklerin yıl içindeki değişimini daha iyi temsil edebilen iklim modellerinin karışımından oluşan bir kombine iklim modeli de önerilmiştir.Ardından on dört iklim modeline ve Kombine modele ait yağış ve sıcaklık değişimleri, farklı parametrik yağış-akış modelleri ile akışlara dönüştürülerek havzanın gelecek dönemlerde yaşanması beklenen yağış ve sıcaklık değişimlerine karşı duyarlılığı farklı istatistiksel yaklaşımlar da kullanılarak sınanmıştır.Bunların yanı sıra, gelecek dönem yağış ve sıcaklık değişimlerinden etkilenen Tahtalı barajı akışları, farklı hazne teorileri ile değerlendirilerek haznenin iklim değişikliği altındaki performansı sınanmıştır. Bu sınamalarda, minimum akımlar yönteminden, klasik hazne işletme çalışmasının yapılabildiği aylık su bütçesinden ve Gould olasılık matrisi yönteminden yararlanılmıştır. Minimum akımlar yöntemi ile kritik dönem uzunluklarının gelecekteki değişimi sınanmış, aylık su bütçesi ve olasılık matrisi yöntemleriyle ise haznenin arz-performans ilişkileri araştırılmıştır.Kombine iklim modeli sonuçları dikkate alındığında yağışların iyimser tahminle %3, kötümser tahminle %13 azalabileceği, sıcaklıkların iyimser tahminle 1.5 0C, kötümser tahminle 2.1 0C artabileceği ve akımların iyimser tahminle %9, kötümser tahminle %22 azalabileceği öngörülmektedir. Bu koşullar altında, gelecek dönemde barajdan çekilebilecek içmesuyu miktarlarının iyimser tahminle %11, kötümser tahminle %35 azalabileceği ve buna bağlı olarak bölgede önemli arz açıkları oluşabileceği düşünülmektedir.

Umut Okkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Performance evaluation of dam reservoirs: the case of Kemer Dam

Risk based design of hydraulic structures requires that the performance of these structures in accomplishing their intended purpose is assessed and improved if seemed necessary. Such an approach is not very common in Turkey so that the operational performance of most structures is overlooked and is not described in tangible terms. The presented study is realized upon this deficiency in the Turkish engineering practices and is expected to be one of the first studies to assess the performance of water structures in computable figures.

Dam reservoirsPerformance analysis
H. Yıldırım Dalkılıç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege bölgesi doğal akarsularında katı madde taşınımı için ampirik, regresyon ve yapay zeka yöntemlerinin uygulanması

Akarsu morfolojisinin anlaşılmasında, barajların projelendirilmesinde, içme ve kullanma suyu temin problemlerinde, havza yönetimi çalışmalarında, akarsudaki kirlilik seviyelerinin belirlenmesinde askıda katı madde yükünün doğru tahmini oldukça büyük önem taşır. Akarsulardaki askıda katı madde miktarı, sediment gözlem istasyonlarında yapılan doğrudan ölçümler, sediment anahtar eğrisi, regresyon, yapay zeka yöntemleri ve deneysel çalışmalara dayanan ampirik yaklaşımlar gibi farklı yöntemlerle belirlenebilmektedir. Sediment gözlem istasyonlarında yapılan doğrudan ölçümler en güvenilir yol olmakla birlikte, bu yöntem oldukça pahalı ve zaman alıcı olup, özellikle taşkın zamanlarında ölçüm kesitlerine ulaşım bazı durumlarda sorun yaratmaktadır. Bu yüzden, akım ve yağış ölçümleri ile karşılaştırıldığında, sediment ölçümleri daha uzun aralıklarla gerçekleştirilmektedir.Çalışmada, Ege Bölgesi'nin başlıca su kaynakları olan Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes nehirleri, askıda katı madde taşınımı açısından irdelenmiştir. Oluşturulan senaryolar ışığında bölgedeki dört istasyon için sediment anahtar eğrisi, regresyon ve yapay zeka yöntemleri ile ampirik yaklaşımlar denenmiştir. Çalışmanın birinci kısmında, askıda katı madde gözlemlerinden yararlanılarak, askıda katı madde yükü tahmini için modeller kurulması hedeflenmiştir. Bu amaçla gerçekleştirilen regresyon yöntemleri uygulamalarında hem çoklu doğrusal hem de çoklu doğrusal olmayan modeller kurulurken, yapay zeka yöntemlerinden de hem yapay sinir ağları hem de adaptif sinirsel bulanık sistemler incelenmiştir. Çalışma sonucunda, Türkiye'de sıklıkla kullanılan sediment anahtar eğrisi yönteminin çok doğru tahminler yapmadığı, yapay zeka yöntemlerinin ise genel olarak tüm istasyonlarda iyi sonuç verdiği gözlenmiştir.Çalışmanın ikinci kısmında ise, askıda katı madde yükü literatürde yeralan çeşitli ampirik yaklaşımlar yardımıyla akarsu ve havza özelliklerine bağlı olarak tahmin edilmeye çalışılmıştır. Ampirik yaklaşımların uygulanabilmesi için gerekli olan bazı parametreler arazi ve laboratuar çalışması ile elde edilmiştir. Ampirik yaklaşımlarda Ege Bölgesi için en uygun yaklaşım Brooks Metodu olarak belirlenirken, bu metodun Ege Bölgesi için kalibrasyonu ise Genetik Algoritma ile gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın üçüncü kısmı ise günlük yağış ve akım verileri kullanılarak günlük sediment yüklerinin tahminine yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Mevcut uygulamada ayda bir yapılan sediment ölçümlerinden yararlanılarak sediment anahtar eğrisi elde edilmekte, daha sonra günlük yapılan akım gözlemleri kullanılarak sediment anahtar eğrisinden günlük sediment yükleri hesaplanmaktadır. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, sediment anahtar eğrileri çok sağlıklı sonuçlar vermemektedir. Bu bağlamda, yapay sinir ağları yöntemiyle kurulan model ile Gediz Nehri Acısu İstasyonu'ndaki gözlem yapılmayan günlere ait günlük askıda katı madde yükleri tahmin edilmiştir.Çalışmanın son bölümünde dört istasyonun verileri bölgesel analiz kapsamında incelenmiş ve duyarlılık analizi yapılmıştır. Bu sonuçlara göre askıda katı madde taşınımında en etkin parametre olarak askıda taşınan malzemenin dane çapı belirlenmiştir.

Duyarlılık analiziEge bölgesiYapay sinir ağları+1
Aslı Ülke
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzeysel su kalitesinin risk esaslı yönetimi

Sunulan çalışmada literatürde kabul görmüş QUAL2K akarsu kalite modeline Gediz havzasında yer alan ve IV. Sınıf su kalitesine sahip Nif Çayı'nın tüm fiziksel, hidrolik, hidrolojik özellikleri doğru olarak tanımlanarak, kalite davranışının gözlemlenmesi ve alınabilecek önlemlerin olası etkilerinin irdelenmesi hedeflenmiştir.Çalışmada mevcut durumun kurak, sulak ve ortalama akım koşullarındaki yaz (kurak) ve kış (sulak) dönemleri ayrı ayrı ele alınarak model kalibrasyonu gerçekleşmiştir.Çalışmanın bir sonraki adımında ise alınacak önlemlerin olası etkilerini irdelemek üzere arıtma tercihleri ve teknolojilerine yönelik 4 farklı senaryo geliştirilmiş ve bu tedbirlerin alınması halinde su kalitesinin akarsu boyunca değişimi gözlenmiştir. Böylece havza yönetim kararlarını alırken temel öncelikler sağlıklı bir şekilde ortaya konulmuştur.

ModellemeSenaryoSu kalitesi
Sibel Alan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kavramsal bir hidrolojik modele yapay zeka entegrasyonu

Sunulan çalışmada, kavramsal bir hidrolojik modele yapay zeka tekniklerinden yapay sinir ağları ve genetik algoritmalar entegre edilerek, daha az parametreye sahip yeni bir günlük yağış akış modeli geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen yapay zeka entegrasyonu, deterministik, ortalanmış, sürekli bir parametrik model olan GR4J (Génie Rural à 4 paramètres Journalier) günlük yağış akış modeli üzerinde gerçekleştirilmiştir. GR4J günlük yağış akış modeli yapısında biriktirme ve öteleme elemanları bulunduran ve X1, X2, X3 ve X4 olmak üzere 4 model parametresine sahip günlük yağış akış modelidir.Çalışmada kapsamında GR4J parametrik yağış akış modeline ilk olarak yapay sinir ağlarının (YSA) entegrasyonu gerçekleştirilmiştir. Yapay sinir ağı entegrasyonunda, GR4J modelinin parametre sayısı 4'ten 1'e indirilmiş ve model içersindeki doğrusal olmayan akım öteleme süreci yapay sinir ağları ile modellenmiştir. Söz konusu bu entegrasyon ile modelin parametre sayısı önemli ölçüde azalırken tahmin performansı önemli ölçüde arttırılmıştır.Çalışma ayrıca, GR4J-YSA entegre modeline genetik algoritmalar (GA) da entegre edilerek model parametrelerinin otomatik olarak GA sayesinde kalibre edilmesi sağlanmıştır. Son derece az parametreye sahip ve parametrelerini otomatik olarak kalibre edebilen GR4J-YSA-GA entegre modeli Gediz havzasının Murat, Selendi, Deliiniş, Demirci, Gördes, Medar ve Yiğitler althavzalarında uygulanarak model performansları incelenmiştir. Uygulama sonuçları, GR4J modeline YSA ve GA entegrasyonunun model performanslarını önemli ölçüde arttırdığı göstermiştir.Sonuç olarak sunulan çalışmada, kavramsal hidrolojik modellere YSA ve GA gibi yapay zeka tekniklerinin entegre edilmesiyle, model parametre sayılarının azaltılarak kalibrasyon sürecinin hızlandırılabileceği ve buna karşılık entegre modellerle model tahmin performanslarının arttırılabileceği gösterilmiştir

Gediz HavzasıGenetik algoritmalarYapay sinir ağları
Ahmet Ali Kumanlıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir içmesuyu ana dağıtım sisteminde alternatif işletme seçeneklerinin belirlenmesi

Su ihtiyacını uzun yıllar kendi yakın çevresindeki kaynaklardan karşılayan İzmir kenti zaman içinde gittikçe daha uzak kaynakları şehre bağlamak zorunda kalmıştır. Farklı bölgelerde bulunan bu uzak yeraltı (YAS) ve yerüstü kaynakların kente ulaştırılması sırasında ortaya çıkan olumsuzlukların hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği açısından daimi kontrol altında tutulması, ayrıca küresel ısınma, gittikçe azalan kaynaklar ve kaynakların kirlenmesine karşı mevcut kaynakların su yönetim ve dağıtım planlamasının etkili bir şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle SCADA (Supervisory Control And Data Acquisition) sistemi ile su dağıtım sistemi 24 saat izlenerek gerektiğinde uzaktan pompa ve vanalara kumanda edilerek etkin su trafiği kontrolü sağlanmaktadır. Ancak içme suyu temin ve dağıtımında ortaya çıkan olumsuz koşulların hızlı ve uygun çözümlerinin önceden planlanarak uygulanmasını gerektirmektedir. Hizmet vermeye devam etmesi nedeniyle mevcut sistemde planlanan çözümlerin uygulanmasında geri dönülmez sonuçlara neden olabileceğinden, mevcut içme suyu dağıtım sisteminin bir matematiksel benzetim modelinin oluşturulmuştur. Kente su sağlayan üretim kaynakları, tüketim bölgeleri ve depolanan su miktarı hesaplanmasında SCADA sisteminin tarihsel veritabanından saha ölçüm değerleri (debi ve seviye) baz alınmıştır. Modelde oluşturulan senaryo fonksiyonu ile tasarlanan çözümlerin uygulanması, alternatif işletme olanaklarının ve/veya optimum çözümlerin neler olabileceği, gerçek uygulama öncesinde sistem simülasyonu, analizi ve raporlaması yapılabilmektedir. Ayrıca model uygulaması mevcut durumu ile gerçekleşmiş işletme analizi, geleceğe yönelik tahmin, en ekonomik işletme şekli vb. sistem olanaklarının gerçekleştirilebileceği kentsel su yönetimi planlamasında da kullanılabilecektir.

Matematiksel modelleme
Mehmet Enes Kara
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yeraltı suyu akımlarının modellenmesinde kollokasyon metodu

Mühendislik sistemleri veya problemleri çoğu zaman yapılan kabullere bağlı olarak 1, 2 veya 3 boyutta kısmi diferasiyel denklemeler ile ifade edilebilirler. Fakat gerek problemin doğasının karmaşıklığı gerekse sınır şartlarının çokluğundan dolayı bu kısmi diferansiyel denklemlerin kesin çözümlerine matematiksel yöntemlerle ulaşılamaz. Bu noktada kesin çözümü bulunamayan diferansiyel denklemlere belirli bir hata kabulü yapılarak yaklaşık çözümler sunulmaya çalışılmıştır. Sonlu farklar, sonlu elemanlar, sonlu hacimler yöntemleri gibi klasik yöntemlerin yanı sıra son yıllarda kollokasyon yöntemleri de mühendislik problemlerinin çözümünde kullanılmaya başlanmıştır. Daha az dügüm noktasi kullanarak daha hassas sonuçlar elde edebilmesine olanak sağlayan kollokasyon yöntemi, sonlu elemanlar ve sonlu farklar gibi verilen diferansiyel denklemi, çözüm bölgesi için önceden seçilen dügüm noktalarinda bilinmeyen fonksiyon değerlerine bağli bir lineer denklem takımına indirgemektedir.Günümüze kadar yaklaşık çözümler elde etmek amacıyla bir çok yöntem geliştirilmiş ve bunların bir kısmı teoriden pratiğe teknolojik yetersizliklerden dolayı geçememiştir. Teknolojideki gelişme geçmişte teoride kalmış bir çok yöntemi uygulanabilir kılmıştır.. Bu yöntemlerin her birinin; ihtiyaç duyulan bilgisayar kapasitesi, zaman ve hassasiyet açısından birbirlerine göre avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.Bu çalışmada, iki boyutlu yeraltı suyu akımı incelenerek kollokasyon yöntemi ile sayısal bir model geliştirilmiştir. Karşılaştırma amacıyla kapalı ve açık formda sonlu farklar yöntemi ile de çözüm yapılmıştır. Öncelikle analitik çözümü bilinen 2 boyutlu kısmi diferansiyel denklem çözülmüş ve sonlu fark yöntemleri ile kollokasyon yöntemi karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar kollokasyon yönteminin sonlu fark yöntemlerinde daha iyi sonuçlar verdiğini göstermektedir. İkinci örnekte ise iki boyutlu bir yeraltı suyu problemi sonlu fark yöntemleri ve kollokasyon yöntemi ile çözülmüştür. Programlamada MATLAB programı kullanılmıştır.

Hasan Utku Çakır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Akdeniz (Likya) tarihi yerleşim merkezlerinin su iletim sistemlerinin hidrolik ve hidrolojik açıdan incelenmesi

Bu çalışma kapsamında, Batı Akdeniz Bölgesindeki tarihi yerleşim merkezlerinden biri olan Lykia Bölgesi'nde yer alan kentlerin yerlerine, tarihçelerine ve yer üstündeki bulunan kalıtlara değinilmiş ve bunların su iletim sistemleri incelenmiştir. Lykia Bölgesi, Anadolu'nun (Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti) güneyinde, Akdenizin batısında yeralmakta olup, doğuda Pamphilia, kuzeyde Pisidia, Batıda Karia ve güneyde de Akdeniz ile sınırlanmaktadır.Yalnızca yüzey araştırmalarıyla sınırlı olan bu çalışma, T.C Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün onayı ile gerçekleştirilmiştir. İncelenen kentlerin bazıları üstünde daha önce çalışılmıştır. Bu çalışmayla antik kentlerin çoğu kez incelenmeyen tarafları ele alınmış, varoluşlarının diğer bir yüzüne böylelikle yeni bir bakış açısı getirilmiştir.Bu çalışma antik yerleşimlerin su yapılarını bir bütün olarak ve bölgesel bazda içine almaktadır. Lykia Bölgesindeki 55 kent araştırılmış ancak zaman kısıtı nedeniyle her kentte yeterli inceleme yapılamamıştır. Bu çalışmayla su yollarında arazi çalışmaları gerçekleştirilmiş, su yapılarının fotografları çekilmiş, arşivlenmiş ve çağdaş hidrolik yaklaşımlar ve formülasyonlar gözönünde tutularak kentlerdeki su kapasiteleri belirlenmiş ve bu kapasiteler ışığında antik kentlerin farklı varsayımlar altında olası nüfusları hesaplanmıştır.Bu kalıntılar insanlık aleminin ortak kalıtlarıdır. Keşfedilmeleri yalnızca bulundukları ülkedeki arkeolojik araştırmalara yeni ufuklar getirmeyecek, aynı zamanda tüm bilim dünyasına da katkıda bulunacaktır.

Antik şehirlerLikyaSu yapıları
Seyhun Türk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Balıkçı teknelerinin uydularla izlenmesi ve CBS tabanlı bir kıyı bilgi sisteminin geliştirilmesi

Avrupa Birliği üyelik sürecindeki Türkiye'nin mevzuatlara uyum başlıklarından birini de tarım ve balıkçılık oluşturmaktadır. Balıkçılık alt başlığında hedeflenen makro düzeyde bir ulusal politika oluşturulması ve Avrupa Birliği Ortak Balıkçılık Politikası ile eşleştirilmesidir. Bu amacın karşılanması ve balıkçılık sektöründe sürdürülebilir bir yönetimin gerçekleştirilmesi, su ürünleri sektörünü kapsayan izleme ve bilgi sistemlerinin oluşturulması ile mümkündür.Bu çalışmada, öncelikle Avrupa Birliği kıyı üye ülkelerinde balıkçılık sektörünün durumu sayısal veriler ile irdelenmiş, Türkiye'deki şartlar ile karşılaştırılarak farklılıklar ele alınmıştır. Uydu bazlı tekne izleme teknolojileri (tekne izleme ve tarama sistemleri), sistem yazılım ve donanımları, yapısal unsurları, mevcut örnekleri ve kullanım şekilleri ile araştırılmış, sistemlerin avantajlı ve dezavantajlı yönleri ile yalnız veya birlikte kullanımları değerlendirilmiştir.Türkiye kıyıları için oluşturulan balıkçı barınakları ve deniz fenerleri bilgi sistemleri, birlikte hizmet verebilecek yapıda bir kıyı bilgi sistemi olarak geliştirilmiştir. Tekne izleme sistemini temsil eden prototip bir sistem geliştirilip, yukarıda bahsedilen bilgi sistemleri ile bütünleşik görüntüleme sağlayacak şekilde ortak bir kıyı çizgisi haritası kullanılarak izleme faaliyetleri görselleştirilmeye çalışılmıştır. Sistemin çalışırlığı, sentetik veriler kullanılarak test edilmiştir. Bu durumda ortaya çıkan yeni sistem, coğrafi bilgi sistemleri tabanlı ve tekne izleme yazılımı ile donatılmış çok katmanlı bir kıyı bilgi sistemi olarak gösterilebilir.

Mustafa Doğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çatı oluklarında oluşan değişik akımların deneysel ve teorik araştırılması

Büyük kapalı alanlarda yağmur suyunun çatı oluklarında toplanıp yer altı sistemine ulaştırılırken estetik hususlara ilave olarak yağmur suyu toplama sisteminin güvenilir olması da önemlidir. Son yıllarda Türkiye'de yaygın olarak uygulanan sifonik yağmur suyu drenaj sistemleri oldukça büyük debileri çok az düşey iniş borusuyla kanalizasyon sistemlerine ulaştırmaktadır.Sifonik yağmur suyu sistemlerinin tasarımında kullanılacak parametrelerin belirlenmesi için deneysel çalışmaların yapılması ve bu çalışmaların değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tür sistemlerde genellikle basınçlı akım oluşmakta ancak zaman zaman sisteme hava karışarak akım şartları bozulmaktadır. Bu durum teorik hesap yapmayı imkansız hale getirebilmekte ve bazı kabuller yapılmasını gerektirmektedir. Bu kabuller deneysel gözlemlere dayanmalıdır.Bu çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Laboratuarında tesis edilen bir deney sisteminde değişik akım şartları oluşturularak yağmur suyu sisteminin gözlemlenmesi amaçlanmıştır. Farklı iki boru hattında değişik debi değerleri için basınç ölçümleri gerçekleştirilmiş ve akım türleri belirlenmiştir. Diğer taraftan boru hatlarında oluşan sürekli ve yersel enerji kayıpları ölçülmüş, sürtünme katsayısı ve yersel enerji kayıp katsayıları belirlenmiştir. Deneysel olarak belirlenen katsayılar kullanılarak hesaplanan teorik değerler ölçülen değerler ile karşılaştırılarak yorumlanmıştır.

Yağmur suyu
Ferit Serkan Akdoğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Determination of dispersivity values from experiments in homogeneous and non homogeneous porous media

3-5 mm kuvars kumu için en iyi uyum boyuna dispersivite değeri 12.2 cm, yatay dispersivite değerinin boyuna dispersivite değerine oranı 0.21 ve düşey dispersivitenin boyuna dispersivite değerine oranı 0.05 değerleri ile elde edilirken, bu değerler 1-3 mm kuvars kumu için 5.5 cm, 0.25 ve 0.07; 0.6-1.2 mm kuvars kumu için de 3 cm, 0.18 ve 0.055 olarak belirlenmiştir. Bu oranlar arazi çalışmaları sonucu elde edilen ve literatürde verilen değerlerle aynı büyüklüktedir.Deney sistemi gerekli ölçüm cihazları sağlanması şartıyla kararlı rejimde olduğu kadar kararsız akım durumunda da kirlilik taşınmasını araştırmak için tasarlanmıştır. Gerekli ölçüm cihazlarının temin edilip bu araştırmaya kararsız akım durumunda da devam edilmesi faydalı olacaktır.In this study, an elaborate experimental system is designed and constructed in Hydraulics Laboratory of the Civil Engineering Department of Dokuz Eylül University, in order to study contaminant transport in homogeneous as well as heterogeneous porous media.A flume 12 m long, 135 cm wide and 60 cm high is built 70 cm over the floor, within Hydraulics Laboratory of Civil Engineering Department of Dokuz Eylül University. The porous media in the channel are constituted by sands of different size, and the tracer tests are carried out by using NaCl as contaminant. The concentrations in various directions are measured and their distributions are determined. Accordingly, the dispersivity values along the flow and in the two directions vertical to flow are determined applying the trial and error method to the relevant theoretical equation, by using Mass Transport 3 Dimensional (MT3DMS) software.The heterogeneous medium is constituted from three horizontal layers with different kind of granular material. The concentration pattern is observed and dispersivity values are determined by trial and error method applied to the advection-dispersion equation.The best match for 3-5 mm quartz sand is obtained for longitudinal dispersivity value of 12.2 cm. The ratios of horizontal transverse dispersivity to longitudinal dispersivity and vertical transverse dispersivity to longitudinal dispersivity are 0.21 and 0.05, respectively. The corresponding values for 1-3 mm quartz sand are 5.5 cm, 0.25 and 0.07 for 1-3 mm quartz sand and for 0.6-1.2 mm quartz sand 3 cm, 0.18 and 0.055. These ratios are in the order of magnitude with those obtained from in-situ tests, given in the related literature.This experimental system is designed to investigate contaminant transport in steady as well as unsteady flow, provided that some required measurement devices are supplied. It will also be beneficial to procure necessary instruments and pursue this study in the case of unsteady flow.

Ayşegül Özgenç Aksoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ege Bölgesi günlük maksimum yağışlarının bölgesel analizi

Bölgesel analizin iki temel amacından biri, istatistiksel açıdan homojen bir bölgede, özellikle de ölçüm olmayan noktalarda T-tekerrürlü olay büyüklüğünü tahmin etmek; diğeri ise, kısa veri nedeniyle önemli örnekleme hataları taşıyan noktasal tahminleri iyileştirmektir. Bu tezde, ana dağılım olarak iki parametreli lognormal dağılıma dayalı bir indeks yöntemle Türkiye'nin Ege Bölgesi'ndeki günlük maksimum yağışların bölgeselleştirilmesi konusu incelenmiştir. Çalışmada, homojen alt bölgelerin teşhisi için Wiltshire (1986) tarafından önerilen yönteme ek olarak, bir istasyonun öngörülen alt grubun üyesi olup olmadığını kararlaştırmak için lognormal varsayıma dayalı özel bir student-t testi uygulanmıştır. Çalışmada bölgesel ortalama değişkenlikler BCV,Ege= 0,3334; BCV,KuzeyEge= 0,3355; BCV,GüneyEge= 0,3299; BCV,KıyıEge= 0,3417; BCV,İçEge= 0,3252; olarak bulunmuş; alt bölgelerin değişkenlik katsayıları, Ege Bölgesi'nin tümüne ait ortalama değişkenlikten anlamlı ölçüde farklı olmamakla birlikte her alt bölge için boyutsuz bölgesel büyüme eğrileri tanımlanmıştır. Ortalama, değişkenlik ve çarpıklık katsayısı gibi temel istatistiklerin alansal dağılımını gösteren haritalar hazırlanmıştır. Bu çalışmadaki bulgulardan ve temel istatistiklerin alansal dağılımını gösteren haritalardan yararlanarak, Ege Bölgesi'ndeki bir proje noktası için T-tekerrürlü günlük maksimum yağış büyüklüğü kestirilebilecektir.

Sabiha Aslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Multi criteria decision analysis for water resources management in the Gediz River Basin

In this study, a water resources management model that facilitates indicator-based decisions with respect to environmental, social and economic dimensions in a multiple criteria perspective is developed for the Gediz River Basin in Turkey. The basic input of the proposed model is the quantity of surface water that is greatly allocated to irrigation purposes; therefore, supply and demand interrelations in agricultural water use constitute the main focus of the study. The model has been applied under three different hydro-meteorological scenarios that reflect baseline as well as better and worse conditions of water supply and demand, not only to reach a comprehensive assessment of water budget in Gediz Basin, but also to evaluate the impacts of proposed management alternatives under different conditions.The results of the study have indicated that the Gediz River Basin is quite sensitive to drought conditions, and the agricultural sector is significantly affected by irrigation deficits that increase sharply in drought periods. Even if the optimistic scenario is assumed to occur, it is not possible to observe a significant improvement in the water budget; however, the negative impacts of climate change can possibly exacerbate the water crisis. The management alternative that combines the replacement of the current water distribution network by piped systems to decrease water losses and the use of `water saver? technologies such as drip irrigation to improve irrigation efficiency is determined as `best? alternative with respect to environmental, social and economic dimensions through the use of a multi criteria approach.

Barış Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aylık yağış ve sıcaklık değişimlerinin İzmir içme suyu havzalarının akımlarına etkileri

İklim değişikliği nedeniyle yeryüzünde pek çok bölgenin yağış ve sıcaklık değerlerinde istatistiksel açıdan anlamlı değişimler öngörülmektedir. Yağış ve sıcaklık değişimlerinden en çok etkilenecek hidrolojik süreçlerin başında da akımlar gelmektedir. Bu nedenle, iklim değişikliğinin havzaların su potansiyellerini önemli ölçüde etkilemesi kaçınılmaz bir sonuçtur.Bu gerekçeden hareketle hazırlanan çalışmada, iklim değişikliğinin ülkemiz baraj hazneleri üzerindeki etkilerinin belirlendiği, kapsamlı bir yöntem ve uygulama bütününün geliştirilmesi ve bu yöntemin iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olan kıyı Ege bölgesindeki İzmir içme suyu barajlarında (Tahtalı ve Gördes) uygulanması amaçlanmıştır.Uluslararası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) 2007 yılında hazırladığı ?Dördüncü Değerlendirme Raporu? (AR4) kapsamında irdelenen ve güncellenen iklim senaryoları ve bu senaryolar altında çalıştırılan HadCM3 iklim modelinin 2010-2100 yıllarına ilişkin sonuçları dikkate alınmış ve 2010-2099 dönemindeki yağış ve sıcaklık değişimlerinden etkilenen Tahtalı ve Gördes baraj akımları hazne işletme, parametrik hidrolojik model çalışmalarıyla değerlendirilip, her iki haznenin de iklim değişikliği altındaki 2010-2099 dönemi hazne performansları test edilmiştir.

İklim değişikliğiİklim modelleriİçme suyu kaynakları
Umut Okkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Gediz havzası örneğinde, beklenen aylık toplam yağışların entropi yöntemiyle tayini

Su kaynakları sistemlerinin planlanmasında kullanılan verilerin içerdiği bilgi miktarının saptanabilmesi için nesnel bir ölçüt kullanılması gerekmektedir. Bilgi kuramından hareketle tanımlanan belirsizlik veya bilgi içeriği anlamındaki entropi kavramı, incelenen sürecin içerdiği bilginin belirlenmesinde kullanılabilmektedir.Sunulan çalışmanın amacı, aylık toplam yağış miktarlarının uzun dönemli beklenen değerlerinin entropi kavramı kullanılarak tanımlanmasıdır. Bu amaçla, incelenen yağış değerlerinin gözlem süresinde görülme sıklığı (frekans) değerleri elde edilerek, entropi değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen değer ?entropi yoğunluğu (IE)? olarak adlandırılmaktadır.Çalışma kapsamında, Gediz Havzası örneğinde aylık toplam yağış değerleri değerlendirilmiştir. Havzada gözlemleri bulunan 44 yağış gözlem istasyonunun verileri kullanılarak hesaplanan entropi yoğunluğu (IE) değerlerinin, ortalama yıllık toplam yağış miktarlarıyla uyumlu sonuçlar verdiği görülmüştür.

Özgür Temiz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kanallarda zamanla değişen akımların farklı eğimlerde deneysel ve teorik araştırılması

Bu tez kapsamında, hidromekanik biliminin önemli konularından biri olan açık kanallarda zamanla değişen akımlar, deneysel ve teorik olarak incelenmiştir.Deneysel çalışmalar; Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Hidrolik Laboratuarı'nda kurulan deney düzeneği üzerinde yürütülmüştür. Tasarlanıp inşa edilen deney sisteminde kanal eğimi değiştirilebilmekte ve farklı giriş hidrografları oluşturulabilmektedir. Teorik sonuçlar ise bir boyutlu kararsız akımları tanımlayan Saint Venant denklemlerinin sayısal çözümü ile elde edilmiştir.İnşa edilen deney düzeneği; 80 cm genişliğinde ve 18,6 m uzunluğundaki dikdörtgen bir kanal, 27 m3 hacmindeki ana su deposu, iki tane feyezan verme tankı ve debisi ayarlanabilen pompa ve iletim hatlarını içermektedir. Hem feyezan tankları ile hem de hız kontrol cihazı tarafından kumanda edilen 18,5 kW gücündeki debisi değiştirilen pompa kullanılarak değişik giriş hidrografları oluşturulabilmektedir. Akım hızları UVP DUO-MX ile (ultrasonik ses dalgaları kullanarak) ölçülmüştür. Bu cihazla elde edilen debi, daha sonra temin edilen debimetre yardımıyla kalibre edilen, büzülmesiz ince kenarlı dikdörtgen savak ile de kontrol edilmiştir. Su derinlikleri seviye ölçerden faydalanılarak belirlenmiştir.Ölçülen değerler bu alanda yapılmış olan diğer çalışmalar ve diferansiyel denklemlerin eksplisit yaklaşımla gerçekleştirilen sayısal çözüm sonuçları ile karşılaştırılarak yorumlanmıştır.

Dalga yayılmasıSonlu farklar yöntemi
Emre Kebapcıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kanallarda dalga yayılmasının elektronik devreler kullanılarak deneysel araştırılması ve teoriyle karşılaştırılması

Bu çalısmada Hidromekanik biliminin önemli bir konusunu teskil eden açık kanallardataskın dalgalarının yayılması problemi deneysel ve teorik olarak incelenmistir.Deneysel çalısmalar; Dokuz Eylül Üniversitesi nsaat Mühendisligi Bölümü HidrolikLaboratuarı'nda insa edilmis bulunan deney düzeneginde yürütülürken, teorik çalısmalarbir boyutlu kararsız akımları tanımlayan matematiksel modellerin bilgisayar programlarıile çözümlerinin yapılması ile gerçeklestirilmistir.Deney düzenegi dikdörtgen kesitli bir açık kanal, kanala su temin eden mansap haznesi,kanal ile organik bir bütün olusturan memba haznesi ve memba haznesi üzerinde imaledilen taskın hidrografını saglayan kaptan olusmaktadır.Dalga karakteristikleri, kanalın memba ucu yakınında, yaklasık olarak kanalın ortasındave kanalın mansap ucu yakınında konumlandırılmıs olan üç farklı kesitte ölçülür. Proplararasındaki potansiyel farkı elektronik köprü üzerinden bir güç kaynagı yardımı ile proplaraakımın iletilmesi ile olusur. Bu potansiyel farkı kanaldaki su derinlikleriyle iliskilidir. Builiskiyi tanımlayan bir egri degerlere uydurularak analiz gerçeklestirilir. Deneyselsonuçların bilgisayara aktarılması ise Activedaq veri kartı ve yazılımı kullanılaraksaglanmıstır.Problemi tanımlayan diferansiyel denklemler, sonlu faklar ve karakteristikleryöntemleri kullanılarak bilgisayar programları ile çözülmüs ve sonuçlar deneyselbulgularla karsılastırılmıstır.Deneysel bulguların en çok implisit sonlu fark yaklasımı ile elde edilen sonuçlarlauyumlu oldugu gözlenmistir. Eksplisit sonlu farklar yaklasımı ve karakteristikler yöntemiile bulunan sonuçların birbirlerine uyumlu oldugu tespit edilmistir.

Mutluhan Nas
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Ege bölgesi tarihi yerleşim merkezlerinin su yapılarının hidrolik ve hidrolojik açıdan incelenmesi

Bu çalısma kapsamında, Kuzey Ege Bölgesi tarihi yerlesim merkezlerinden biri olan Aiolis Bölgesi'nde yer alan ve su iletim sistemleri incelenmesi düsünülen kentlerin yerlerine, tarihçelerine ve yer üstünde bulunan kalıtlardan birkaç örnege deginilmistir. Aiolis adı, Aiolis boyunun yurdu olan ülkelerden sadece, onia ile Troas arasında kalan kıyı bölgesine verilebilir. Aiolis'i batı yönden Ege Denizi sınırlamaktadır. Yalnızca yüzey arastırmalarıyla sınırlı olan bu çalısma T.C Kültür Bakanlıgı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlügü'nün onayı ile gerçeklestirilmistir. ncelenen kentlerin çok azı üstünde daha önce çalısılmıstır. Bu çalısmayla antik kentlerin çogu kez itibar edilmeyen yüzü ele alınmıs, varoluslarının diger bir yüzüne böylelikle yeni bir bakıs açısı getirilmistir. Bu çalısma antik yerlesimlerin su yapılarını bir bütün olarak ve bölgesel bazda içine almaktadır. Zaman kısıtı nedeniyle Aiolis Bölgesi ve yakın çevresindeki 28 kentle kısıtlandırılmıstır. Bu çalısmayla su yollarında arazi çalısması yapılmıs, su yapılarının fotografları çekilmis, arsivlenmis ve çagdas hidrolik yaklasımlar ve formülasyonlar gözönünde tutularak kentlerdeki su kapasiteleri belirlenmis ve bu kapasiteler ısıgında antik kentlerin olası nüfusları hesaplanmıstır. Bu kalıntılar insanlık aleminin ortak kalıtlarıdır. Kesfedilmeleri yalnızca bulundukları ülkedeki arkeolojik arastırmalara yeni ufuklar getirmeyecek aynı zamanda tüm bilim dünyasına da katkıda bulunacaktır.

Kuzey Ege bölgesi
Nimet Ezgi Türken
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İçme ve kullanma suyu şebekelerinin genetik algoritmayla boyutlandırılması

İçmesuyu sistemlerinin tasarımında kullanılan formülasyonların üstel işlevlerden oluşması ve sistemlerin bilinmeyenlerinin fazla olmasından ötürü, matematiksel çözüm zahmetli ve zaman alıcı olmaktadır. Bununla birlikte, bir sistemin tasarımında hidrolik açıdan kabul edilebilir sınırlar içinde kalan onlarca çözüm bulunabilmektedir. İçmesuyu sistemlerinin tasarımı için oluşturulan denklem sistemleri lineer denklemler olmadığından, çözüm kümesine ulaşabilmek için çeşitli matematiksel yaklaşım yöntemleri kullanılmaktadır. Bilgisayar programlarının geliştirilmesi ile birlikte, içmesuyu sistemlerinin tasarımında değişik bilgisayar programları geliştirilmiştir. Bu yöntemlere, evrimsel gelişimi dikkate alarak çalışan, genetik algoritma yöntemini de katmak olanağı vardır. Genetik algoritma, herbiri problemin farklı çözümünü oluşturan toplumun, çaprazlama ve mutasyon gibi evrimsel parametreleri kullanarak gelişimi ile en iyi çözümün oluşturulması esasına dayanan bir eniyileme yöntemidir. İçmesuyu sistemlerinin çözümü için genetik algoritma kullanılırken, öncelikle her bir boru bir geni simgeleyecek biçimde oluşturulmaktadır. Belirli sayıda bireyin oluşturulduğu toplum, evrimsel gelişime tabi tutulmaktadır. Evrimsel gelişimin sonucunda, diğer bir deyişle maksimum jenerasyona kadar, en iyi birey belirlenerek eniyileme yapılmaktadır Bu çalışmada, Fortran programlama dili kullanılarak ölü noktalar yönteminin genetik algoritma ilkelerine bağlı olarak çalıştığı bir program yazılmış, Salihli/Manisa İçmesuyu sisteminin 3 no.lu şebekesi bu program aracılığıyla ve farklı genetik operatör değerleri yardımıyla tasarımlandırılmıştır. Genetik algoritma operatörlerinin değişiminin sonuçları nasıl etkilediği incelenmiş, mevcut proje değerleri ile programla tasarımlanan sistem birlikte değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler : Genetik algoritma, içmesuyu sistemleri, eniyileme yöntemleri

Genetik algoritmalar
Serhat Doğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Akarsu havzalarında stratejik yönetim planlarının oluşturulması: Gediz Havzası örneği

Su yönetimi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tüm yönleriyle çözülebilmiş bir konu değildir. Su yönetimiyle ilgili ulusal ve uluslararası ölçekte birçok çalışma yapılmakta ve sudan en iyi şekilde yararlanma yolları aranmaktadır. Çünkü su artık iktisatçıların daha önceden tanımladığı gibi serbest mal olmaktan çıkmış tükenebilir ve ticari değeri olan bir varlık olarak görülmeye başlanmış ve ekonomik bir mal olarak tanımlanmaya başlamıştır. Stratejik yönetim yaklaşımı son yıllarda hızla artan bir şekilde ilgi görmeye başlamıştır. Gerek özel sektör gerekse kamu kesimi yönetim anlayışlarını bu yaklaşıma göre yeniden ele almaktadırlar. Geleneksel olarak su kaynaklarının yönetiminde uzun dönemli ve statik planlamalar yapılmaktadır. Ancak dünya ve çevresel koşullar hızla değişmektedir. Günümüzde ise su kaynaklarının yönetiminde sonuca odaklı, uzun dönemde nihai hedeflere ulaşmayı sağlayacak sürdürülebilir stratejilerin geliştirilmesini gerektiren dinamik bir süreç olan stratejik yönetim yaklaşımı uygun yönetim modeli olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada su kaynaklarının yönetilmesinde uygun bir yaklaşım olarak görülen stratejik planlama ve yönetim yaklaşımı tanıtılmış, su kaynaklarında uygulanabilirliği araştırılmış ve Gediz Havzası üzerine bir örnek uygulama yapılmıştır. Örnek uygulama sonucunda Gediz havzasında ait paydaşlar, havza vizyonu, havzada yaşanan sorunlar, havza misyonu, itici güçler, havza üzerine çeşitli senaryolar belirlenmiş, SWOT analizi yapılmış ve üç temel strateji belirlenmiştir. Gediz Havzası Su Kalitesi Koruma ve İyileştirme Stratejisi, Gediz Havası Su Talep Yönetimi Stratejisi, Gediz Havzası Entegre Planlama ve Yönetim Stratejisi olarak özetlenen stratejilerin havzada yaşanan temel sorunların çözümünde etkin bir rol oynayacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Su kaynakları yönetimi, stratejik planlama ve yönetim, SWOT analizi, Gediz Havzası

Gediz HavzasıHavza yönetimiSWOT analizi+1
Mustafa Suha Aygün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Ege havzalarında bölgesel analiz yöntemiyle tahminlenen zirve taşkınların irdelenmesi

Belli T-tekerrürlü yıllık zirve taskın tahminleri, çesitli su kaynakları projelerinin tasarımında ve degerlendirilmesinde sıkça kullanılmaktadır. Kosullar uygunsa, tasarım degerleri, proje kesitine olabildigince yakın hidrometrik istasyonlardaki zirve taskın verilerinin noktasal frekans analizinden saglanmaktadır. Yakın zamanda, tasarım degerlerinin tahmini için çesitli bölgesel taskın frekans analizi (BTFA) modelleri gelistirilmistir. Bölgesel analizin iki temel amacından biri, istatistiksel açıdan homojen bir bölgede, özellikle de ölçüm bulunmayan noktalarda, T-tekerrürlü olay büyüklügünü tahminlemek; digeri ise, verilerin kısa olması yüzünden önemli ölçüde örnekleme hatası tasıyan noktasal tahminleri iyilestirmektir. Bu arastırmada, istatistiksel olarak iki homojen alt bölgeye ayrılabilecegi kanıtlanan Kuzey Ege Bölgesi'ndeki 45 istasyonda kaydedilen pik akısların (yıllık maksimum akımların) bölgesellestirilmesi amacıyla indeks tipi bir model gelistirilmistir. Çalısma kapsamında, Türkiye'nin Kuzey Ege Bölgesi boyunca boyutsuz taskın degerlerinin bölgesel tahmini için dört ayrı bölgesellestirme seçenegi önerilmistir. Tüm seçenekler, istasyonlarda gözlenen boyutsuz taskınların iki parametreli bir lognormal toplumdan çekilmis örnekler oldugu varsayımına dayanmaktadır. lk yaklasım, bölgesel ortalama degiskenlik katsayılarına (BCvk; k=1,2); ikincisi, logaritmik standart sapmaların agırlıklı bölgesel ortalamalarına ( yk Bs ; k=1,2) dayanmaktadır. ki homojen alt bölgedeki boyutsuz bölgesel büyüme egrilerinin ordinatları olarak üçüncü yaklasımda T-tekerrürlü noktasal boyutsuz taskın tahminlerinin agırlıklı ortalamaları; dördüncü yaklasımda ise, bu tahminlerin medyanları kullanılmıstır. stasyonlardaki T=2, 5, 10, 20, 50 ve 100 yıl tekerrürlü tahminlere kıyasla bölgesel yaklasımların ortalama performansları, BIAS (oransal hata) ve RMSE (karesel ortalama hatanın karekökü) ölçütleri karsılastırılarak irdelenmistir. Kuzey Ege Bölgesi örnegine iliskin sayısal sonuçlar, Cv katsayılarının alansal degisiminin yüksek oldugu (heterojen bir bölge olan) I. Bölge'de dördüncü (istasyonlarda L-moment parametreleri kullanılarak hesaplanan T-tekerrürlü degerlerin meydanlarına dayanan) yaklasımın en güvenilir bölgesel tahminleri verdigini göstermektedir. Buna karsılık, Cv katsayılarının alansal degisimi düsük olan (nispeten homojen bölge) II. Bölge'de, klasik moment parametrelerinin kullanıldıgı dört yaklasım da daha iyi bölgesel tahminler vermektedir. Çalısmanın son bölümünde, T-yıl tekerrürlü boyutsuz degerlerden boyutlu taskın degerlerine geçis sırasında gerekli olan ortalama taskın-yagıs alanı ve standart sapma-yagıs alanı üstel iliskileri, hem dogrusal en küçük kareler (DEKK), hem de nonlineer en küçük kareler (NLEKK) yöntemiyle tüm bölge için belirlenmistir. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Taskın Frekans Analizi (BTFA), indeks yöntemleri, yıllık maksimum akımlar, ortalama taskın-yagıs alanı iliskileri

Alev Erkuş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye deniz fenerleri bilgi sistemi

Ulaştırılacak olan hizmetlerin en düşük maliyetle ve yüksek taşıma kapasiteleriyle taşınabilmesi göz önüne alındığında denizyolu taşımacılığı diğer ulaştırma sistemlerine göre belirgin bir üstünlük taşımaktadır. Türkiye'nin 8000 km'yi aşan uzunlukta bir kıyı şeridine sahip olması ve Çanakkale, İstanbul gibi uluslararası öneme sahip iki boğazının bulunması nedeniyle ?Deniz Taşımacılığında Seyir Güvenliği? ülkemiz açısından özel bir öneme sahip bir konudur. Seyir güvenliğine yardımcı deniz yapıları olan deniz fenerleri, sis işaretleri ve ışıklı şamandıraların denizlerde meydana gelebilecek kazaları önlemede oldukça büyük katkıları vardır. Bu çalışmada, Türkiye kıyılarındaki deniz fenerleri, sis işaretleri ve ışıklı şamandıralar gibi seyir yardımcıları için bir Coğrafi Bilgi Sistemi geliştirilmiştir. Veri tabanında deniz fenerlerine ilişkin tüm resmi bilgiler yer almaktadır. Çalışmada deniz fenerlerinin Türkiye kıyılarındaki coğrafi dağılımları sayısal Türkiye haritası üzerinde görüntülenmiştir. Deniz fenerlerinin Türkiye kıyılarındaki coğrafi dağılımları göz önüne alınarak denizlerimizde seyir güvenliğine yönelik bazı analizler yapılmıştır. Fenerlerin coğrafi dağılımlarına bakıldığında Hopa'dan İskenderun'a kadar ülkemiz kıyılarının büyük ölçüde deniz fenerleri ile donatıldığı görülmüştür. Kıyılarımızdaki deniz fenerleri ve ışıklı şamandıraların yaklaşık üçte biri deniz trafiğinin yoğun olduğu Çanakkale Boğazı ? Marmara ve İstanbul Boğazı kıyılarında bulunmaktadır. Fenerlerin kendisine ait ışık görünüş mesafeleri dikkate alınarak yapılan analizler, olumsuz hava koşulları ve bazı fenerlerin arızalı olması durumunda bazı kıyı bölgelerimizde seyir güvenliği açısından risk oluşabileceğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Deniz fenerleri, Işıklı Şamandıralar, Denizlerde Seyir Güvenliği, CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri).

Doğan Dervişoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sızma modellerinin karşılaştırılması ve parametre tahmini

Hatice Hacısüleyman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı beslenme sistemlerinin olasılık dağılımlarına etkisi

Sunulan çalısmada Türkiye' nin 26 akarsu havzası ve her havzayı temsilen en az bir akım gözlem istasyonu ( AGİ ) ele alınmıstır. Her akım gözlem istasyonu için degerlendirilmis yıllık akıs akıs serileri için kullanılabilecek olasılık dagılım fonksiyonunları arastırılmıstır. Her havzada ele alınan AGİ yıllık akıs dizisi için normal ve lognormal dagılım parametreleri belirlenmis; dagılım uygunlugu Ki-kare, Kolmogorov ? Smirnov, Olasılık Çizgisi ? Korelasyon ve Entropi yöntemleriyle hesaplanmıstır. Her test için elde edilen sonuçlar ısıgında, akıs dizisinin hangi dagılıma uydugu belirlenmis böylece farklı beslenme sistemlerine sahip havzalar için Türkiye genelinde normal ve lognormal dagılımın degisimi de elde edilmistir. Diger taraftan kullanılan olasılık dagılımlarının uygunluk sınamalarında yeni bir yaklasım olarak kullanılan entropi ile diger yöntemlerden elde sonuçlar karsılastırılmıstır. Karsılastırma sonuçları, entropi yönteminin de dagılımların sınanması için uygun oldugunu göstermektedir.

EntropiFrekans analiziOlasılık dağılımları
Onur Ferdi Özalpuk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessEN

Theoretical and experimental study of transient flows in pressurised pipelines

The aim of the study is the investigation of unsteady flows due to pump rundown in pressurised steel pipeline systems. The numerical results are found by means of a computer program using characteristics method. Theoretical computations realised by Fortran computer programs and experimental results obtained from pressure transient data logger were compared to each other and all results were evaluated. Centrifugal pump was shut down manually and developed pressure heads were drawn on the same graphics. Experiments are carried out for different steady state discharges. Results are observed and examined about the response behaviour of the computer programs against to more realistic results provided by the pressure transient data logger. It is observed that the theoretical and experimental results are in an acceptable accord in the first system. This accordance is better for lower and moderate discharges. The accord between theoretical and experimental results may be improved by translating the behaviour of the check valve more realistically in second system. Keywords : Unsteady Flows, Centrifugal Pump, Pump rundown, Method of Characteristics, Steel Pipeline, Reduced Bore Ball Valve, Disc Type Check Valve

Characteristics methodPumps
Nuri Seçkin Kayıkçı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yıllık Maksimum Yağışların Şiddet - Süre - Tekerrür Modelleri

Standart süreli ve belli tekerrürlü yağışlar su yapıları ve drenaj sistemleri gibi pek çok mühendislik sistemlerinin tasarımında proje girdisi olarak kullanılır. Uygulamada genel olarak bu amaçla, meteoroloji istasyonlarında gözlenen standart süreli yıllık maksimum yağış (sağanak) değerlerine uygun frekans dağılım modellerinden, T = 2, 5, 10, 25, 50 ve 100 yıl tekerrürlü yağışlar hesaplanır. Uygulanan bu klasik yöntemde, maksimum yağış değerlerine uyarlanan dağılım modelleri bir yağış süresinden diğerine değişebildiği için kararlı değildir. Ayrıca kullanılan dağılıma ait parametrelerin de yağış süresiyle değişmesi hem teorik hem de uygulama açısından problemler yaratmaktadır. Bu çalışmada; İzmir ve Uşak'ta kaydedilen yıllık maksimum yağış şiddetlerine, uygulamada genel olarak izlenen frekans dağılım yöntemlerinden önemli ölçüde farklı ve daha güvenilir olan Robust yöntem ve karma yöntem uygulanarak Şiddet? Süre?Tekerrür ilişkileri belirlenmiştir. Yarı ampirik bir yaklaşım olan Robust yöntemde; sağanak süresi ile değişmeyen -kararlı- bir olasılık dağılım türü (yapılan çalışmada, iki parametreli lognormal ve Gumbel) esas alınarak, Şiddet?Süre?Tekerrür ilişkisi belirlenmiştir. Bu yöntem temelde, Kruskal-Wallis istatistiğinin minimizasyonuna dayanmaktadır. Karma yöntemin temeli de, robust yöntemdeki (3.58) ve (3.64) formundaki yarı? ampirik bağıntılara dayanmakla birlikte, model parametreleri; gözlemsel şiddetlerle modelden elde edilen şiddetler arasındaki farkların karesel toplamlarını minimize edecek şekilde belirlenmektedir. Burada önerilen yaklaşımlar sayesinde, her standart süreli maksimum yağış dizisi için ayrı ayrı frekans dağılım modeli kurulmasından kaynaklanan risk ve belirsizlikler önemli ölçüde azaltılmaktadır. Anahtar sözcükler: Kruskal-Wallis istatistiği, robust yöntem, şiddet?süre? tekerrür ilişkisi, en küçük kareler metodu.

En küçük kareler yöntemi
Yasemin Lopçu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Yağmurlama sulama sistemlerinin eniyilenmesi

Dünyada ve Türkiyede gittikçe daha büyük oranlarda kullanılmaya başlanan yağmurlama sulama sistemlerinin, projelendirme aşamasında ekonomik çözümlerinin aranması gerekmektedir. Kaynaktan alman suyun hidrantlara iletilebilmesi için değişik güzergah ve çap seçenekleri bulunmaktadır. Bu seçeneklerden en ekonomik olanının bulunması gerekmektedir. Uygulamada deneme - yanılma yöntemi ile en ekonomik güzergah belirlenmeye çalışılmakta ve belirlenen dal sistem şeklindeki güzergah üzerinde şebekenin eniyilenerek çaplar belirlenmektedir. Şebekenin eniyilenmesi amacıyla günümüze kadar birçok programlama modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerden, dinamik programlama modelleri üzerindeki çalışmalar, her örnek için ayrı bir model geliştirme zorunluluğundan dolayı sınırlı sayıdadır. Dal boru sistemi şeklindeki yağmurlama sulama sistemleri, basınçlı sistemlerdir ve sistemin herhangi bir noktasında oluşacak debi değişimleri, sistemde değişken akıma ve 'su darbesi' olarak adlandırılan, aşırı basınçların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Su darbeleri, dal boru sistemleri için bir çok araştırmacı tarafından incelenmiş olmasma karşın, yağmurlama sulama şebekelerinde, uygulamada ya hiç gözönüne alınmamakta ya da güvenli tarafta kalacak şekilde kritik noktalarda kontrol yapılmaktadır [17]. Mevcut bir sulama alam için yağmurlama sulama projesinin hazırlanması sırasında sistemin eniyilenmesi amacıyla, güzergahın eniyilenmesi ve şebekenin eniyilenmesi gibi 2 aşamada ekonomik çözüm aranabilmekte ise de, bu iki aşamayı birbirinden bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Güzergahın eniyilenebilmesi için çapların bilinmesi gerekmektedir. Çaplar ise şebekenin eniyilenmesi sırasında nıbelirlenmektedir. Bu nedenle bu iki aşamanın birbiriyle içice yürütülülmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, öncelikle GRAPH teorisi enkısa yol algoritmalarından yararlanılarak, enkısa güzergah belirlenmektedir. Bu enkısa güzergah için şebeke eniyilenerek çaplar belirlenmekte, bu çaplara ait maliyet değerlerinden yararlanılarak, güzergah üzerinde maliyeti büyük olan boruların boylan kısaltılıp küçük olan boruların boylan uzatılarak ekonomik güzergaha bir yaklaşım sağlanmaktadır. Elde edilen yeni güzergah üzerinde yeniden bir şebeke eniyilemesi yapılarak ekonomik sistem belirlenmektedir. Şebeke eniyilemesi amacıyla, tek kaynaklı, pompajlı veya yerçekimli dal şebekeleri eniyileyebilen dinamik programlama modelleri verilmekte, tek kaynaklı olmak koşulu ile her geometrideki dal şebekeleri eniyilebilecek şeklide geliştirilen bir bilgisayar programı tamtılmaktadır. Yağmurlama sulama şebekelerinde oluşabilecek su darbeleri için ise, genellikle kullanılan sınır koşullarım içerecek şekilde, interpolasyonlu karakteristikler yönteminin kullanıldığı bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Geliştirilen biligisayar programlan kullanılarak, yağmurlama sulama sistemlerinin eniyilenmesine yönelik, iki sayısal örnek çözülmüş ve sonuçlar verilmiştir. iv -

Su darbeleriYağmurlama sulama
Birol Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

Hidrolik süreçlerin bilgi içeriğindeki değişim miktarı olarak entropi tanımı

Su kaynakları sistemlerinin teknik ve ekonomik yönden en uygun şekilde planlanması, kurulacak sistemlerin tasarım ve işletimi için gerekli parametrelerin belirlenmesi, ölçüm ağlarının optimum planlanması ile işletme performanslarının belirlenmesi ve belirsizlik altında karar verme açısından, hidrolojik gözlemlerin getirdiği bilgiyi tanımlayabilecek nesnel bir ölçüte gereksinim vardır. Matematiksel İletişim Kuramı ya da Bilgi Kuramı olarak tanımlanan bilim dalı çerçevesinde geliştirilmiş olan entropi kavramı, bu açıdan uygun bir kriter oluşturmakta ve su kaynaklan mühendisliği problemlerinin çözümünde geniş uygulama alanı bulmaktadır. Entropi, rasgele karakterdeki hidrolojik süreçlerin içerdiği belirsizliğin ölçüsü olmakta ve yapılan gözlemler yoluyla kazanılan bilgi = giderilen belirsizlik olarak tanımlanmaktadır. Bu niteliği ile entropi kavramı, bilgi içeriğini dolaylı olarak belirleyebilen bir ölçüt olmaktadır. Entropi kavramı tanımlanan biçimiyle, su kaynaklan mühendisliğinde hidrolojik süreçlerin belirsizliğinin saptanması, süreci en az taraflı temsil edecek olasılık dağılımının saptanması, hidrolojik süreçler arası bilgi aktarımı, ölçüm ağlarının planlanması ve en uygun ölçüm aralıklarının seçilmesi, ölçüm dizisinin bilgi içeriğinin saptanması, matematik modellerin doğal süreçlere uygunluk derecelerinin belirlenmesi, süreçler arası ilişkilerin ve beslenme sistemlerinin araştırılması, ölçüm ağlarının işletme performanslarının belirlenmesi, optimizasyon ve karar verme teorisi alanlarında uygulama olanağı bulmuştur. Bununla birlikte, uygulamada ortaya çıkan birtakım matematiksel problemler yöntemin daha yaygın biçimde kullanılmasını engelleyici bir nitelik taşımaktadır. Entropi yönteminin sürekli hal için tanımında yapılan eksiklik ve yanlışlıklardan kaynaklanan bu problemler: pozitif bir büyüklük olarak tanımlanan entropinin pratikte negatif değerler de alması; aynı süreç için farklı olasılık dağılımları kabul edildiğinde farklı entropi değerlerinin - iv -hesaplanması; mevcut tanımda kullanılması gereken keşikleme aralığının seçimine bağlı olarak, entropi değerlerinin (-a>;+°o) aralığında ötelenmesi; farklı büyüklüklere ya da farklı olasılık yapılarına sahip değişkenlerin belirsizliklerinin kıyaslanamaması olarak özetlenebilir. Sunulan çalışma, entropi kavramının sürekli hal için tanımından kaynaklanan problemlerin giderilmesi ve yöntemin tartışılabilir yönlerinin ortadan kaldırılarak, daha nesnel ve güvenilir hale getirilmesi amacına yönelmiştir. Bu çerçevede, sürekli hal için entropinin matematiksel tanımının yapılması hedeflenmiştir. Sürekli hal için, kazanılan bilgi = giderilen belirsizlik olarak tanımlanan entropi değerinin yerine, bilgi içeriğindeki değişim miktarı (variation of entropy) olarak adlandırılan, yeni bir tanıma gidilmesi ve mevcut problemlerin bu yeni tanımla ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Çalışmada sunulan yöntemin sentetik seriler ve Ceyhan havzasında yer alan dört akım gözlem istasyonunun günlük ortalama akışları üzerinde uygulanması sonucunda, yöntemin pratik problemlerin çözümünde kullanılmasının mümkün olduğu görülmektedir. Gerçek veriler üzerinde yapılan bu uygulamaların sonuçlarının, halen kullanılmakta olan yöntemin verdiği sonuçlarla kıyaslanması ile, sürekli hal için tanımlamış olan entropi kavramının kullanılmasıyla su kaynaklan mühendisliği alanındaki problemlere daha uygun çözümler getirilebileceği görülmüştür. Özellikle, giderek önem kazanan ölçüm ağlarının planlanması ve en uygun ölçüm aralıklarının belirlenmesi konularında, nesnel kararlara ulaşmak mümkün olabilecektir. Bunun ötesinde, sürekli hal için önerilen tanımın, keşikleme aralığına bağlı olmayışı nedeniyle, buna bağlı olarak ortaya çıkan problemlerin tümünden kurtulma olanağı getirmekte; dağılım seçimine bağlı olarak tanımlanan güven aralıklarının kullanılması ile farklı olasılık yapılarına sahip süreçlerin kıyaslanması da mümkün olmakta ve böylece yeni kullanım alanlarına ulaşma olanakları da sunulmaktadır. - v -

EntropiHidroloji
Türkay Baran
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessEN

Computation of ground water contamination by using modflow

11 ABSTRACT Groundwater is the source for drinking water for many people around the world. Virtually all the homes that supply their own water have wells and use groundwater. So the quality of groundwater is of paramount importance. In such cases the groundwater has been contaminated by the acts of humans. In addition to providing for the sustenance of human life, groundwater has important ecological functions. Many freshwater habitats are supplied by the discharge of springs. If the groundwater supplying these springs is contaminated, the ecological function of the freshwater habitat can be impaired. The wastes of industrial plants which are located near the groundwater sources are the common reason of groundwater contamination. In this thesis groundwater contamination model is applied to the Harmandalı Sanitary Landfill Area and to a heterogeneous aquifer by using the PMWIN MODFLOW. The numerical results obtained from the computer program are discussed.

PollutionModflowGround waters
Ayşegül Özgenç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Açık kanallarda oluşan dalgaların deneysel ve teorik olarak araştırılması

Bu çalışmada, açık kanallarda dalganın yayılması durgun su bulunması durumu için incelenmiştir. Öncelikle dalga karakteristikleri deneysel olarak belirlenmiş ve daha sonra sayısal çözümlerden elde edilen teorik sonuçlarla karşılaştınlmıştır. Sayısal çözümler; karakteristikler yöntemi, eksplisit ve implisit sonlu fark yaklaşımları kullanılarak gerçeMeştirilmiştir. Deney düzeneği; memba ve mansap hazneleri ve kayıt cihazlarıyla donatılmış bir dikdörtgen kanalı içermektedir. Su derinlikleri; biri kanal başlangıcına yakın, diğeri orta noktada olmak üzere farklı iki kesitte ölçülmektedir. Su derinliklerini zamanın fonksiyonu olarak elde etmek için bir iletkenlik ölçer kullanılmış ve iletkenlik değerleri su derinliklerine dönüştürülmüştür. Deneysel sonuçlar, Activedaq veri kartı ve yazılımı kullanılarak bilgisayarda depolanmıştır. Kanalda dalga oluşturabilmek için bir şok dalgası ve bir giriş hidrografi uygulanmıştır. Hidrograf ile elde edilen sayısal ve deneysel sonuçlar birbiriyle daha iyi uyum göstermiştir. Şok dalgası durumunda ise karakteristik yöntem ile elde edilen sonuçların eksplisit ve implisit yöntemle elde edilenlere göre deneysel sonuçlarla daha çok uyumlu olduğu görülmüştür.

Ayşe Kaygısız Hacımusalar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

İstasyon bazlı günlük maksimum yağışlar ile büyük ölçekli atmosferik parametreler arasındaki ilişkilerin araştırılması

Küresel ısınmaya bağlı olarak artan hava sıcaklıkları sadece toplam yağış miktarlarını etkilemekle kalmayıp aynı zamanda ekstrem yağışların şiddet ve frekansında da değişimlere sebep olmaktadır. Yağış rejimlerindeki bu değişimlerin atmosferik parametrelerle olan ilişkisini açıklayabilmek için İzmir ve çevresindeki, İzmir Bölge (1948-2018), Bergama (1959-2018), Bornova (2013-2018), Buca (2014-2018), Çeşme (1963-2018), Karşıyaka (2014-2018), Kemalpaşa (2009-2018), Menderes (2012-2018), Torbalı (2012-2018) ve Urla (2012-2018) istasyonlarının günlük yağışları ile aynı bölgeye ait 1948-2018 dönemindeki büyük ölçekli NCEP/NCAR Yeniden Analiz verilerinin hava sıcaklığı, geopotansiyel yükseklik, bağıl nem ve alansal ortalama yağış parametreleri birlikte incelenmiştir. Günlük yağışlar ve aynı döneme ait atmosferik parametreler Mann-Kendall eğilim testi ile incelenmiş, istasyon yağışları ile atmosferik parametrelere ait eğilim yapıları karşılaştırılmıştır. Eğilim analizleri istasyon yağışları ile aynı dönemdeki atmosferik parametrelerdeki eğilimlerin farklılaştığını göstermiş bu farklılaşmada büyük rol oynayan artan veya azalan trendin dönüm noktalarını bulmak için sıralı Mann-Kendall analizleri uygulanmıştır. Bu tez kapsamında ayrıca İzmir ve çevresindeki istasyonların günlük yağışlarının, NCEP/NCAR parametreleri ile ilişkileri kuantil regresyon analizi ile incelenmiş ve yüksek kuantilli yağışların (şiddetli yağışlar) hangi atmosferik parametrelerden etkilendiği belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; İzmir merkez ve diğer istasyonlarda sıcaklıkların 1960'lı yıllardan itibaren artmakta olduğu, ancak en şiddetli yağışların gözlendiği kış sıcaklıklarının 1975'li yıllardan itibaren artmakta olduğu, nem değerlerindeki azalmanın 1960'lı yıllarda başlamasına rağmen şiddetli yağışlarda artan yer seviyesi sıcaklıklarının (airsurface) baskın bir parametre olduğu, yer seviyesi sıcaklıkları arttıkça şiddetli yağışların arttığı görülmüştür.

Kantil regresyonMann-Kendall testiTrend analizi+1
Tülay Külekçioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akarsularda su kalitesi gözlem ağı optimizasyonu

Su kalitesi gözlem ağlarının tasarımı ve mevcut ağların iyileştirilmesi problemi günümüzde çözümünün araştırılması devam eden bir problemdir. Gözlemlerin belirli nedenlerle sürekli olmaması, ölçüm sıklığının yeterli olmayışı ve gözlem konumlarının seçiminde mikrolokasyon probleminin çözülememiş olması gibi sebeplerden dolayı konu ile ilgili araştırmalar sürdürülmektedir. Ayrıca, ortaya konulan yöntemlerin büyük çoğunluğu sadece yapılan gözlemler sonucu ortaya konan verilerin taşıdığı bilgi değerine yoğunlaşmakta, istasyon ulaşılabilirliği, gözlem sıklıkları, süreklilik, teknolojik altyapı gibi istasyonların öz nitelikleri olan unsurları göz önüne almamakta ya da çok az miktarını değerlendirmektedir. Verilerin az olduğu, yeni kurulmuş ya da işletilmesinde sorunlar olan gözlem ağlarının belirlenen amaçlara ne kadar hizmet ettiğini değerlendiren yöntemler de tam anlamıyla geliştirilememiştir. Literatürde bulunan çalışmalar, amaçların önem sıralarını belirlemek için yanlı kararlara bağlı ağırlık katsayılarına dayanmaktadır. Gerçekleştirilen bu tez çalışmasının amacı, gözlem ağlarının tasarımında belirlenen hedeflere ne kadar hizmet ettiğini değerlendiren bir yöntem geliştirmeye yönelik olup, ağın gerekli görüldüğü takdirde yeniden tasarımı için bir karar destek aracı oluşturabilmektir. Ayrıca çalışmada geliştirilen "Referans Noktası Yöntemi" ağırlık katsayısı tayin etmek zorunluluğu olmadan mevcut ağın performansını değerlendirmeye yönelik sıralama yapabilmektedir. Çalışmada 1985-2000 yılları arasında gözlemlenen verilere dayanarak Gediz Havzası'ndaki mevcut su kalitesi gözlem ağının performansını değerlendirilmiş, gözlenen kalite değişkenleri temsil ettikleri kirlilik çeşitlerine göre gruplara ayrılmış, gruplar içerisinde parametrelerin birbirleri ve diğer gruplarla olan ilişkileriyle bulundukları grubu temsil etme durumları incelenmiştir. Gözlem ağının amaçları irdelenmiş, hangi istasyon özelliklerinin bu amaçlara hizmet ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Referans Noktası Yöntemi ile belirli amaçlara göre ağda yer alan istasyon performansları sıralanıp sonuçlar değerlendirilmiş ve literatürde aynı verilerle uygulanan diğer yöntemlerin sonuçları ile karşılaştırılmıştır.

Gediz HavzasıSu kalitesi
Sezer Dilek Yiğit
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00