Dokuz Eylül University
Discipline

Medikal Fizik Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

9

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

9 Theses
Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu yazıcı yardımı ile hastaya özgü bolus materyali üretimi ve üretilen materyalin dozimetrik değerlendirmesi

AMAÇ : Bu çalışmada, üç boyutlu yazıcı hammaddelerinden olan PLA'nın, radyoterapide kullanılan SuperFlex bolus malzemelerine alternatif olup olamayacağı araştırılmıştır. PLA malzemesi ile sanal olarak tasarlanacak bolusun SuperFlex bolusa göre avantajları ve dezavantajları değerlendirilmiştir. YÖNTEM: Araştırmanın ilk fazında PLA malzemesinin su eşdeğerliliğinin araştırılması için malzeme üzerinden toplanan deneysel ve teorik doz verileri su fantomu verileri ile karşılaştırılmıştır. Teorik veri toplama işlemi GAMOS yazılımı ile Monte Carlo metodu ve TPS sisteminde Acuros XB algoritması kullanılarak yapılmıştır. Su eşdeğeri olmadığı anlaşılan PLA malzemesi için malzemenin kütle yoğunluğu değeri ile tedavi planlama sistemi üzerinde bir HU değeri elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci fazında, insan benzeri fantomun burun bölgesinde belirlenen hedef doku için SuperFlex bolus, PLA bolus ve bolussuz olarak üç farklı şekilde planlar oluşturulmuştur. Tedaviler, kritik organlarda D_min,D_max,D_mean değerleri ile hedef dokularda ise bunlara ek olarak V_(98%),V_(95%),V_(2%),CI ve HI parametreleri ile değerlendirilmiştir. BULGULAR: Yapılan PDD karşılaştırmaları sonuncunda, PLA ve su yüzeyinde doz farkının alan boyutuna bağlı olarak %10 olduğu görüldü. Bu fark maksimum doz noktasına yaklaştıkça %1'den küçük değerlere kadar azalmıştır. Maksimum noktadan derinlere inildikçe doz farkı %3 seviyesine kadar kademeli artmaktadır. PLA malzemesi için "368 HU" değeri elde edilmiştir. SuperFlex bolus, PLA bolus ve bolussuz olarak insan benzeri fantom üzerinde sanal olarak yapılan ışınlamalarda; 0,5 cm kalınlığında PLA bolus için PTV'deki D_min%89,6 D_max%105,6, SuperFlex bolus için PTV'deki D_min%86,5 D_max%105,8 ve bolussuz tedavi planı için PTV'deki D_min%21,9 D_max%119,2 olarak hesaplanmıştır. Sadece hedef dokulara bakıldığında 0.5 cm PLA bolusun aynı kalınlıkta SuperFlex bolusa göre üstün olduğu görülmüştür. Cilt dozları PLA bolus ile yapılan planda diğerlerine göre daha yüksektir. Bir cm kalınlığında bolus kullanılarak yapılan değerlendirmelerde; PLA malzemesinin hedef dokudaki doz dağılımları SuperFlex bolusla benzer, maksimum dozlar açısından farklılık göstermiştir. SONUÇLAR: PLA malzemesinin, SuperFlex bolusa alternatif olabileceği görülmüştür. Doz dağılımlarında, SuperFlex bolusa göre avantajlar sağlayabilmektedir. Bolus kalınlığının doğru seçilmemesi durumunda maksimum doz ve PTV'deki doz dağılımları dezavantaja dönüşebilir. PLA malzemeleri üretici firmalara göre farklılık gösterdiğinden, kullanıcılar kendi PLA malzemesini kliğini için modellemelidir. ANAHTAR KELİMELER: Bolus, Üç Boyutlu Yazıcı, Monte Carlo Simülasyonu, Radyasyon Dozu

BenzetimBolus materyaliRadyasyon dozajı+5
Enis Can Cavak
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Baş-boyun radyoterapisi almış hastaların çene kemiklerinde geç yan etki gelişim riskinin değerlendirmesi

Bu tez çalışmasında baş-boyun radyoterapisi almış hastaların alt çene kemiklerinde, iyonlaştırıcı radyasyonun kemik doku üzerindeki geç yan etkilerinden osteopeni, osteoporoz, radyasyon fraktürü ve radyonekroz gelişimi riskinin bilgisayarlı tomografi (BT) Hounsfield Unit (HU) değerleri ile öngörülebilirliği araştırıldı. Araştırmanın örneklemini, 2014-2018 yılları arasında Radyasyon Onkolojisi Kliniği'nde baş-boyun kanseri tanısı ile radyoterapi (RT) almış 27 hastanın, tedavi ve takiplerine ilişkin kayıtlı bilgileri ile radyografik görüntüleri oluşturdu. Hastaların tedavi planlamalarında kullanılan BT-Simülatör (SİM) görüntüleri üzerinde, 'ilgili hacim bölgeleri (VOI'ler)' oluşturuldu. Oluşturulan VOI'ler, görüntü eşleme işlemi ile takip sırasında elde edilen BT ve pozitron emisyon tomografisi-BT' (PET-BT) görüntüleri üzerine aktarıldı. Tedavi öncesi çekilen görüntüler ile takip sırasında çekilen görüntüler üzerinden, mandibulanın belirlenen doz aralıklarına maruz kalan bölgelerinin HU değerleri, VOI'lerden yararlanılarak ölçüldü. Farklı cihazlardan elde edilen radyografik görüntülerin HU değerlerini karşılaştırılabilmek için, cihazlar arasındaki sapmalar bir dönüşüm parametresi hesaplanarak düzeltildi. Tedavi öncesi çekilen görüntüler ile takip sırasında çekilen görüntülerin HU değerleri karşılaştırıldı ve HU değerlerinde zaman içinde meydana gelen değişim ortaya kondu. Araştırmamızda; belirlenen VOI gruplarında zamanla HU değerlerinde azalma gözlenmedi. Ancak mandibula yapısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde RT'den sonraki '3-6' ve '12-24' ay takip aralığı zamanlarında HU değerlerinde azalma saptandı. Ayrıca mandibulanın ölçülen HU değerlerinde zaman içinde meydana gelen değişim ile mandibulanın maruz kaldığı radyasyon dozu arasındaki etkileşim modelinde dozun etkisini istatiksel anlamlılık sınırına çok yakın (Pillai's Trace İstatistiği=3,539, p=0,055) bulundu. Araştırmamızdaki sınırlılıklar, çalışmanın retrospektif doğasından kaynaklanmaktadır. Prospektif olarak planlanacak yeni bir çalışmayla, daha geniş bir örnekleme ve geneli temsil eden sonuçlara ulaşılabilir. Bu bakımdan araştırmamız, prospektif olarak planlanabilecek gelecekteki çalışmaların bir ön çalışması niteliğindedir.

Kafa ve boyun neoplazmlarıKemik ve kemiklerMandibula+6
Ceren Ayrancıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Derin nefes tutma tekniği ile sol meme radyoterapisi uygulanan meme kanserli hastalarda doz hacim ve doz kütle histogramlarının akciğer ve kalp açısından karşılaştırılması

Amaç: Erken evre meme kanseri nedeniyle meme koruyucu cerrahi sonrası sol meme radyoterapisi uygulanan hastalarda serbest solunum (Free Breathing-FB) ve derin nefes tutma (Deep İnspirium Breath Hold-DIBH) radyoterapi planlarında akciğer ve kalp açısından doz hacim (DVH) ve doz kütle histogramlarının (DMH) karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Sol meme kanserli 35 hastanın FB ve DIBH'da alınan bilgisayarlı tomografi verileri kullanılarak hedef ve normal doku hacimleri konturlanmıştır. FB ve DIBH'da PTV için toplam doz 50 Gy/25 fx olacak şekilde YART planlanmıştır. Toplam 70 plana ait DVH ile Matlab'da DVH ve elektron yoğunluğuna dayalı DMH alınmıştır. Sol akciğer, kalp için DVH ve DMH karşılaştırılmıştır. İstatistiksel olarak T-test/Wilcoxon test, Spearman korelasyon ve SPSS-23.0 kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: FB'de kalp Dortalama(cGy); DVH'de 365,98±211,88 iken DMH'de 352,81±203,05 (p=0,791); DIBH'de DVH'de 125,46±39,36 iken DMH'de 121,61±47,78 idi (p = 0.991). Sol akciğer ortalama hacmi(cc) FB'de 1114,25±286,92 iken DIBH'de 2115,48 ± 380.56'dir. Sol akciğer ortalama total kütlesi(g) FB'de 307.96±44.64 iken DIBH'de 335.44±65.02'dir. FB'de sol akciğer Dortalama(cGy) değeri DVH'de 791,43±463,50 iken DMH'de 550,5±164,19(p<0,005); DIBH'de DVH'de 689,31±208,35 iken DMH'de 505,35±198,84 idi (p<0,005). FB'de sol akciğer V20- M20 (%) değerleri, DVH'de 13,35±5,65 iken DMH'de 9,85±4,87 (p<0,005); DIBH'de ise DVH'de 11,80±4,72 iken DMH'de 8,81±4,28 idi (p<0,005). Sol akciğer Dortalama ve V20(%) değerleri sırasıyla DVH'de - 12,9 ve -11,58; DMH'de ise -8,2 ve -10,56 azalmıştır. DVH–DMH arasında akciğer V20- M20 (R2 = 0.7864); kalp V20- M20 (R2 = 0.9982) ve kalp Dortalama(R2=0,9577) arasında güçlü, akciğer Dortalama (R2=0,5316)'de düşük korelasyon saptanmıştır. Sonuç: Solunum tekniğine bağlı olarak kalp için değişim gözlenmekte olup FB ve DIBH'da DVH ve DMH benzerdir. Ancak DIBH ile sol akciğer total kütle değişiminde belirgin fark olmaksızın "%" olarak DMH'de DVH'e göre ortalama doz azalmaktadır. Bu nedenle, farklı elektron yoğunluğuna sahip akciğer dokusu için dozimetrik değerlendirmede DMH daha hassas ve DVH'e göre daha anlamlı olabilir. DMH'ın avantaj ve dezavantajlarının değerlendirilebilmesi için ileri çalışmalar gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Serbest Solunum, Derin Nefes Tutma, Doz Hacim Histogramı, Doz Kütle Histogramı, Matlab Tezin sayfa adedi: 149 Danışman: Doç. Dr. L. Zümre ARICAN ALICIKUŞ

AkciğerDoz-cevap ilişkisi-radyasyonKalp+6
Dilara Karakuş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sıçan modelinde küçük GTPaz'ların iyonlaştırıcı radyasyon hasarlarındaki rolü

Amaç: İyonlaştırıcı radyasyonun canlılar üzerindeki erken ve geç dönemdeki etkilerinin başında reaktif oksijen (ROS) türlerinin oluşumu, apoptozis ve DNA hasarı gelmektedir. Hücre içi ROS oluşumu ve apoptozis mekanizmalarında rol alan küçük GTPaz'lar; Rac1, RhoA ve Cdc42'dir. Bu çalışmada; testis ve kemik iliği dokularında oluşan radyasyona bağlı hasarda, küçük GTPaz'ların rolünün araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Kontrol grubu hariç sıçanlara, 3 farklı dozda (0,02 Gy; 0,1 Gy; 5 Gy) tüm vücut radyasyon ışınlaması yapılmıştır. Radyasyon uygulanmasından sonra 2. saat, 24. saat ve 7. günde testis ve kemik iliği dokuları çıkartılmıştır. Testis ve kemik iliği doku hasarı histolojik yöntemler ile Rac1 ve RhoA ekspresyonları immünhistokimyasal (İHK) boyama ile analiz edilmiştir. Apoptozis, aktif kaspaz-3 ekspresyonunun İHK boyaması ile değerlendirilmiştir. Testis dokusundaki ROS'u değerlendirmek için; hücre içi ROS, süperoksit dismutaz (SOD) ve malondialdehit (MDA) ile Rac1 ve RhoA aktivasyon analizleri biyokimyasal yöntemler kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Radyasyon uygulanan tüm gruplarda, zamana ve doza bağlı testis dokusunda hasar ve apoptozis artışı saptandı. Radyasyon gruplarında doza ve zamana bağlı olarak; Rac1 ekspresyonları kontrol grubuna göre azalırken, RhoA ekspresyonları da artış göstermiştir. Ayrıca, radyasyon gruplarında, kontrol grubuna göre hücre içi ROS ve MDA düzeylerinin arttığı, SOD düzeylerinin ise azaldığı saptandı. Sonuç: Radyasyona bağlı testis hasarında küçük GTPaz'ların rolü olabileceğini ve Rac1 ve RhoA'nın testis hasarını arttırıcı etkisinin en azından bir kısmını hücre içi ROS oluşumu ve lipid peroksidasyonunu arttırarak gerçekleştirebileceğini düşündürmüştür. Anahtar Sözcükler: Apoptozis, İyonlaştırıcı radyasyon, Küçük GTPaz, NADPH oksidaz, Reaktif oksijen türleri (ROS), Radyasyon hasarı.

ApoptozisHayvan deneyleriRadyasyon+2
Yaşar Aysun Manisalıgil
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Radyoterapide volümetrik modüle edilmiş ark tedavisi planlarının optimizasyonunda "photon optimizer" algoritmasının "aperture shape controller" özelliğinin kullanımının etkileri

Amaç: Çalışmamızda baş-boyun, akciğer ve prostat kanserli hastaların Volümetrik Modüle edilmiş Ark Tedavisi (VMAT) RT planlarında, "Photon Optimizer" (PO) algoritması ile optimizasyonda "Aperture Shape Controller" (ASC) özelliğinin kullanılmasının tedavi plan kalitesi (TPK), tedavi verme etkinliği (TVE) ve hesaplanan ve verilen doz dağılımı arasındaki uyum (QA) üzerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Hipotez: ASC kullanımının kullanılmamasına göre TPK, TVE ve QA açısından daha üstün olacağıdır. Gereç-Yöntem: Definitif RT planı yapılmış olan toplam 36 (akciğer, baş-boyun ve prostat kanserli 12'şer) hasta çalışma grubu olarak seçildi. Tamamı VMAT tekniğiyle yeniden tedavi planları hazırlanıp, PO algoritması ile optimize edildi. Her bir olguda, ASC özelliğinin 3 farklı düzeyi (1. kapalı, 2. orta, 3. çok yüksek) seçilerek optimizasyon yapıldı. "ArcCheck" ile her hastada her bir plana özgü Kalite Güvenirliği (QA) değerlendirilmesi yapıldı. TPK (Homojenite İndeksi(HI), OAR doz-volüm parametreleri(DVP)), TVE (Ortalama Açıklık Aralığı(AA), Modülasyon Karmaşıklık Skoru(MCS), toplam Monitor Unit(MU)) ve QA yönünden ASC düzeylerinin ikili karşılaştırmaları "Wilcoxon Signed-Rank" testiyle yapıldı. Bulgular: TPK: Baş-boyun ve prostat kanserinde tüm PTV'ler için HI yönünden en homojen doz dağılımı ASC Kapalı olduğunda sağlanmaktadır. OAR: Beyin sapı, sağ koklea, toplam parotis, sağ parotis, sol ve sağ optik sinir, akciğer, barsak, sol femur başı ve mesane DVP'nde ASC düzeyi değiştiğinde anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. TVE: Baş-boyun kanserinde sadece MCS, akciğer ve prostat kanserinde ise AA, MCS ve toplam MU değerlerinde ASC düzeyi değiştiğinde anlamlı fark bulunmuştur. QA: Tüm olgularda ASC düzeyi değişimiyle anlamlı fark gözlenmiştir.2 Sonuç: Baş-boyun, akciğer ve prostat kanserli hastaların VMAT planlanmasında, ASC kullanımında çok yüksek düzey ile kapalı+orta düzeye kıyasla TVE ve QA açısından olumlu sonuçlar elde edilmektedir.

AlgoritmalarNeoplazmlarRadyoterapi+3
Başak Göksel
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yttrium-90 görüntülemede kolimatör ve enerji penceresi optimizasyonu

Amaç: Yttrium-90, hedeflenmiş radyonüklid tedavisinde, primer hepatik ve metastatik tümörlerinde (mikroküreler ile radyoembolizasyon) kullanılır. Yttrium-90; fiziksel yarı ömrü 2.67 gün olan saf beta yayınlayıcı bir izotoptur. Yayılan parçacıklar 2.27 MeV' lik maksimum enerjiye sahiptir ve ortalama enerjileri 0.93 MeV' dir. Konvansiyonel SPECT görüntülemede, Tc-99m gibi bariz fotopike sahip (140 keV enerji fotopiki) gama yayınlayıcı radyoizotoplar kullanılır. Bunun aksine Yttrium-90 bremsstrahlung fotonları, beta parçacıklarının hasta vücudu ile etkileşiminden üretilir ve belirgin bir fotopiki olmayan sürekli ve geniş bir enerji spektrumuna sahiptir. Dolayısıyla görüntü kalitesi seçilen enerji penceresine ve ayrıca kolimatöre bağlıdır. Bu çalışmada Yttrium-90 kaynağı ile optimum bremsstrahlung görüntüleme şartlarının belirlenmesi hedeflenmiş, bu amaçla kolimatör, kaynak-kolimatör mesafesi ve enerji pencere genişliklerinin görüntü kalitesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Yöntem: Araştırmada, Philips Forte JET stream markalı, iki başlı gama kamera sistemi ve akrilik zırh içine yerleştirilmiş 1,0 mL'lik cam flakon içinde bulunan ve ortalama 20-30 μm büyüklüğünde cam küreleri olan TheraSphere Yttrium-90 kaynağı kullanılmıştır. Planar görüntüler sırasıyla LEHR, MEGP ve HEGP kolimatörler ile 55-285 keV enerji aralığında 20 farklı enerji penceresi açılarak, iki farklı kaynak - detektör (25 ve 40 cm) mesafesi için alınmıştır. SPECT verileri; 128x128 matriks boyutu, iki rotasyon ve projeksiyon başına sayım süresi 28 saniye olmak üzere, 64 projeksiyon ile elde edilmiştir. Görüntülerin rekonstrüksiyonu filtreli geri projeksiyon ve iteratif yöntemleri ile yapılmıştır. Görüntü kalite parametreleri (hassasiyet, %FOV, kontrast ve S/B), farklı enerji pencereleri ve kolimatör kombinasyonları için araştırılmıştır. Bulgular: Temel görüntü kalite parametreleri karşılaştırıldığında, en yüksek S/B, %FOV ve kontrast değerleri, HEGP kolimatörü ile 25 cm' lik kaynak-dedektör mesafesinde ve planar görüntülerde sırasıyla 34, %50 ve 436 iken; SPECT görüntülerde 460, %71, 3578 olarak bulunmuştur. Sonuç: Yttrium-90 vialinin en kaliteli görüntüsü, HEGP kolimatörü ve 25 cm' lik kaynakdedektör mesafesinde, Butterworth filtre, 0,5' lik kesim frekansı ve 8' lik güç faktörü ile Filtreli Geri Projeksiyon yöntemi kullanılarak ve 90-110 keV' lik enerji pencere seçimi ile alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Yttrium-90, SPECT, Görüntüleme, Sinyal/Gürültü Oranı, Kontrast, %FOV

Görüntüleme sistemleriRadyonüklid görüntülemeTomografi-emisyon-bilgisayarlı-tek foton+2
Caner İnce
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek manyetik alandaki manyetik rezonans spektroskopi verilerinin amares tekniği ile analizi

AMAÇ: H-1 Manyetik Rezonans Spektroskopi (MRS), dokularda metabolit konstrasyonlarının normal seviyelerine göre azalıp artmalarına bağlı olarak hastalıkların yeri, çeşidi ve yoğunluğunu belirlemede yaygın bir şekilde kullanılır. Bu metabolit konsantrasyonların doğru bir şekilde belirlenmesi hastalıkların tanımlanmasında büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yüksek ya da düşük manyetik alanlara sahip MR cihazlarında elde edilen verilerin doğru tanımlanması için doğru analiz yöntemlerinin seçimi de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bu çalışma, 7T MR cihazında, fantomlardan elde edilen MRS sinyallerinin işlenme adımları, analizleri ve metabolit konsatrasyonlarının belirlenmesinde AMARES (Advanced Method for Accurate, Robust and Efficient Spectral fitting) tekniğinin kullanımı, önemi ve tanıya katkısı değerlendirildi. YÖNTEM: Çalışmada, 7 Tesla MR cihazında beş adet, farklı içeriğe sahip fantomlarda, STEAM ve PRESS sekans yöntemleri kullanılarak MRS sinyalleri elde edildi. Fantomlara ait MRS spektrumundan jMRUI spektreskopi programındaki AMARES tekniği ile metabolit analizleri gerçekleştirildi. BULGULAR: AMARES tekniği ile 7 Tesla MR cihazında elde edilen spektrumların analizine yönelik adımlar gerçekleştirilmiş ve homojen ve düzgün bir hatta sahip spektrumlar elde edilmiştir. AMARES tekniği ile elde edilen spektrumdan da metabolit konsantrasyonları fantom referans değerleriyle paralel olarak belirlenmiştir. Diğer bir bulgu da, STEAM ve PRESS sekansları ile elde edilen spektrumlar karşılaştırıldı ve STEAM ile elde edilen spektrumlardaki SNR (sinyal görüntü oranı) değerleri PRESS ile elde edilen SNR değerlerinden daha yüksek olduğu görüldü. SONUÇ: Hastalık teşhisinde kullanılan manyetik rezonans spektroskopi uygulamasında SNR değeri daha yüksek olduğundan PRESS'e göre STEAM sekansının kullanılması önerilebilir. Elde edilen bu sinyallerin analizinde ücretsiz bir program olan JMRUI spektroskopi programında AMARES tekniği kullanılması metabolit konsantrasyonlarının belirlenmesinde etkin bir yöntem olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: PRESS, STEAM, JMRUI, AMARES tekniği, SNR değeri

FantomlarFantomlar-görüntülemeManyetik alanlar+4
Özer Oruç
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu vajinal kaf brakiterapisinde "inverse" ve referans çizgi optimizasyonunun kritik organ dozları yönünden karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamızda vajen kaf brakiterapisi (BRT) uygulanmış hastalarda referans çizgi (RÇ) ve "inverse" optimizasyon (İO) yöntemlerini OAR (Riskli Organlar) dozları yönünden karşılaştırmak amaçlandı. Hipotez: İO'da RÇ optimizasyonuna (RÇO) göre OAR dozları daha düşüktür. Gereç-Yöntem: "Stump" aplikatörü ile vajen kaf BRT'si uygulanmış 20 olgunun BT görüntülerinden yararlanıldı. Aplikatörün apeks ve lateralinden 0,5cm uzaklıktaki 8 simetrik noktadan oluşan çizgiye RÇO uygulandı. İO'da ise Klinik Hedef Volüm (CTV) ve OAR için optimizasyon hedefleri girilerek doz CTV'ye tanımlandı. CTV optimizasyon hedefleri; D%98>%85, D%90>%100, V%100>%92,5 olarak belirlendi. OAR optimizasyon hedefleri 2cc'lik volümünün aldığı (D2cc) total (ERT+BRT) dozlar üzerinden tanımlandı. Fraksiyon başına 2Gy'den biyolojik eşdeğer dozlar (EQD2): mesane<9000cGy, rektum, sigmoid ve barsak<7000cGy. Wilcoxon Signed-Rank test ile 2 farklı optimizasyon tekniği, CTV doz-volüm parametreleri (D%90, V%100, D%50/D%90) ve OAR D2cc dozları üzerine etkileri yönünden karşılaştırıldı. Bulgular: Tüm OAR'lar için D2cc total EQD2 dozları incelendiğinde, İO'nun RÇO'ya göre anlamlı düzeyde (mesane, rektum, sigmoid ve barsak için sırasıyla p<0,0001, p:0,004, p:0,001 ve p:0,001) daha düşük dozlar sağlayabildiği izlendi. CTV için elde edilen D%90, V%100 ve D%50/D%90 parametreleri değerlendirildiğinde, D%90 ve V%100 için RÇO'nun anlamlı düzeyde (sırasıyla p<0,0001 ve p<0,0001) daha yüksek değerler sağladığı izlenmektedir. Öte yandan <1,5 olması önerilen D%50/D%90 İO'da anlamlı düzeyde (p<0,0001) daha düşüktür. CTV kriterlerinin tüm olgularda karşılandığı, OAR kriterlerinden ise yalnızca rektum için İO'da 1 olguda, RÇO'daysa 3 olguda <7000cGy sınırının aşıldığı izlendi. Sonuç: Her iki optimizasyonda hedeflenen kriterler CTV'de karşılanırken, OAR'larda her zaman sağlanamamaktadır. OAR'lar açısından İO lehine oluşan anlamlı fark vajinal kaf BRT'sinde rutin klinik uygulamalar için bu optimizasyon türünü desteklemektedir. Anahtar Sözcükler: brakiterapi, vajinal kaf, inverse optimizasyon, referans çizgi optimizasyonu, riskli organ, CTV

BrakiterapiNeoplazmlarRadyoterapi+2
Serdar Sanduvaç
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farelerde radyasyona bağlı gelişen Oral mukozitin dermatan sülfat ile modülasyonu: Diferansiyasyon süreçlerine etkileri

Amaç: Oral mukozit (OM), baş boyun kanserleri (BBK) tedavisinde uygulanan radyokemoterapinin (RKT) sık görülen, erken yan etkisidir. Bu ülseratif epitelyal oluşumun moleküler patogenezinde, epitelyal hücrelerin diferansiyasyon süreçlerindeki değişikliklerin etkili olduğu düşünülmektedir. Fraksiyone ışınlama (Irradiaton-IR) sırasında dermatan sülfat (DS) uygulamasının oral mukozanın radyasyon toleransını önemli ölçüde arttırdığı gösterilmiştir. Tasarlanan hayvan modelinde IR tek başına veya DS tedavisi ile kombinasyonu altında oral epitelyal diferansiyasyonun mekanizmasının araştırılması amaçlanmıştır. Materyal-Metod: İmmünsistemi normal C3H/Neu suşundan dişi/erkek 140 fare, günlük fraksiyone 3 Gray(Gy) iki hafta boyunca toplam doz 30Gy/10fraksiyon, tek başına IR ve IR'ye ek DS tedavisi ile (IR+DS) ışınlandı. Her iki deney kolunda 14 gün boyunca, iki günde bir fare grubu (n=3) sakrifiye edildi. Hücre proliferasyon belirteci p16, differansiyasyon belirteci p21 ve hücresel iskelet bütünlüğünün göstergesi sitokeratin (SK) antikoru ile örneklerin boyanması doku spesifik protokollere göre yapıldı. İstatistiksel analizler, tek-yön ANOVA testi ile SPSS 17'de yapıldı. Bulgular: p16 analizinde germinal (proliferasyon) tabakada tek başına IR ve IR+DS arasında anlamlı fark bulunamamıştır. p21 analizlerinde, fonksiyonel (diferansiyasyon) tabaka için, tek başına IR ve IR+DS arasında fark anlamlıdır (p<0.05), DS uygulanan kolda p21 pozitif hücre sayısı azalmıştır. Sitokeratin antikoru analizlerinde ise SK pozitif hücrelerin germinal ve fonksiyonel tabaka için ve her iki deney kolunda normal düzeyin altına düşmediği ve DS kolunda anlamlı fark ile üstünlüğü görülmüştür (p<0.05). Epitelyal kalınlıklar incelendiğinde, DS uygulanan deney kolunda ortalama epitelyal kalınlığın tek başına IR kolundan daha yüksek olduğu bulunmuş olmasına rağmen ortalama hücre sayıları için anlamlı fark gözlenmemiştir. Sonuç: Dermatan Sülfatın oral mukoza koruyucu özelliği, proliferasyonu uyarmak yerine, hücresel diferansiyasyonun inhibisyonuna ve hücreler arası mekanik bağların artışına yol açan etkilerin kombinasyonu ile kaliteli hücre kaybını önler ve mekanik bütünlüğü sağlar. Anahtar Kelimeler: oral mukozit; fare modeli; dermatan sülfat; fraksiyonasyon; proliferasyon, diferansiyasyon; hücresel bağlantılar

FraksinasyonGlikozaminoglikanlarHayvan deneyleri+3
Nilsu Çini
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00