Dokuz Eylül University
Anabilim Dalı

Sahne Sanatları Anasanat Dalı

Dokuz Eylül University

90

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Metinden oyunculuğa biçem arayışları: ?Medea ya da Öteki?

Tragedya yazarları, mitos, efsane ve kahramanlık destanları gibi yaşadıkları dönemlerde ulaşabildikleri bu kaynakların içeriklerini oyunlarında karakter, konu, olay örgüsü yaratmak için kullanmışlardır. Bu kaynaklar arasından en çok rağbet görenin mitoloji olduğu söylenebilir. Bunun başlıca nedenlerinden biri olarak mitolojilerin içerikleri itibarıyla yaşamı anlama ve anlamlandırma sürecinin en başat ürünlerinden biri olduğu ve bu bağlamda tragedya yazarlarına sınırsız olanaklar sağladığı bilinmektedir. Özellikle insanın dünyadaki yerini kavrama çabasını evrensel boyutta ele alan mitolojiler aracılığıyla, tragedya yazarları, bu süreçleri oyunlaştırarak eyleme dökmüş ve sahneden daha büyük kitlelere ulaşmasına olanak vermişlerdir.Bu çalışma kapsamında Altın Post mitosu ele alınmıştır. Altın Post mitosunun içinde yer alan Medeia ve İason adlı kişilerin serüvenlerinin Euripides, Seneca, Dario Fo ve Yüksel Pazarkaya adlı yazarların kaleminde yeni anlamlar bulduğu ortaya çıkarılmıştır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen kuramsal inceleme ve araştırmalarda, oyun metinlerinin, yazıldıkları dönemde olduğu kadar, günümüzde de geçerliğini koruyan, kadının ?ötekileştirilmesi? durumu ve ötekileştirilen kadının yaşadığı süreç temel alınmıştır. Bu sürecin ortak paydası olarak Medeia karakteri kullanılmıştır. Ötekileştirme sürecinin başlayış biçimi; yani erkeğin baskısı; gelişmesi, yani kadının içinde bulunduğu durumu içselleştirmesi; hemen sonrasında da erkeğin istediği ve onu önceleyen düzenin kurulması; yani durumu normalleştirmeye dönük zor kullanması üzerinde durulmuştur. Buradan hareketle de, Medeia'nın, evlat, kadın, eş ve anne olarak, maruz kaldığı ötekileştirme sürecinde, ona yaşatılan fiziksel, cins ayrımcı ve psikolojik şiddete, kendini önceleyerek karşı durma biçimi önem kazanmıştır. Ötekileştirilme biçimine ve sürecine karşı, ?eylem? kararının alınmasında etkin rol oynayan öteleme biçimleri, oyun metinlerinin içinden seçilen ve karakterin kendi sözleriyle durumu açıkça sergileyen tiradlar vasıtasıyla, uygulama çalışmasında ortaya konmuştur. Dolayısıyla bu çalışmada tema olarak önem kazanan, Medeia'nın öldürme eylemi değil, onu bu eyleme taşıyan karar verme süreci ve sebepleri olarak öne çıkarılmıştır.Adı geçen yazarların, Medeia'yı çocuklarını öldürme eylemine taşıyan ?karar? sahneleri kolaj yöntemiyle birleştirilerek, ?Medeia ya da Öteki ?adı verilen bir temsil metni oluşturulmuştur. Temsil metninde kullanılan tiradlar, yazıldıkları dönemlerdeki oyunculuk yöntemleri ve biçem denemeleri ile çalışılıp sahnelenirken, 5. yüzyıldan günümüze geçirdikleri değişimler, sadece kuramsal olarak değil, uygulamada da derinlikli bir biçimde ele alınmıştır. Prova sürecinde, temsil metinlerinin yazıldıkları döneme ait oyunculuk üslupları olabildiğince korunmaya özen gösterilmiştir. Üslupların benzerlik gösterdiği durumlarda ise, özellikle Euripides ve Seneca ele alındığında, yazarların metinlerinde kullandıkları dilin, anlatım üslubunun ve tavrın oyunculuğa etkisi öne çıkarılmıştır. Yani, metinlerin barındırdığı baskın karakteristik özelliklerin oyunculuk biçeme etkisi, hatta biçemi yaratması, oyunculuk denemelerini doğrudan şekillendirmiş, örneğin, Antik Yunan dönemi oyunculuğu ile Roma dönemi oyunculuğu arasındaki farkları ortaya çıkarmıştır.Çalışmanın uygulama sürecinde ve temsiller sırasında gözlemlenen, oyunculukta, o dönemi yansılayan dil, ses, jest, mimik ve postur kullanımlarının, günümüz seyircisinin algısında benzer anlamları ürettiği ve dönem üsluplarının, metinle uyumlu kullanıldığı takdirde, günümüz seyircisi için güncelliğini koruduğudur.

Fo, DarioKadın ruhuKadınlar+5
Alev Gündüz
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Memet Baydur'un oyunlarındaki anlatıların işlevleri

1981'de ilk oyunu `'Limon'' 'u yazan Memet Baydur Türkiye'de ünlenen, geçen yıllar içinde de ürettikleriyle ünü daha da perçinlenen bir oyun yazarıdır. Baydur örgütlü devlet baskısının Türkiye'de son derece etkili olduğu bir dönemde oyun yazmaya başlamıştır. Bu dönem yozlaşmış, arabesk yaşamın hakim olduğu suskun ve bıkkın bir dönemdir.Baydur'un oyunlarındaki oyun kişileri sözkonusu dönemin tanıklarıdır. Bu kişiler 1980'ler ve 90'lar Türkiye'sindeki somut koşullardan kendilerini soyutlayarak ya da pamuk ipliğine bağlı bir ilişki içinde izleyici-okuyucu karşısına sözkonusu baskının birer anlatım aracı olarak çıkarlar ve bu döneme ilişkin ifadelerini anlatılarla desteklerler.Sözkonusu olaylar geçmişte, başka yerde yaşanmış, olup bitmiştir. Anlatma eylemi ise şimdi ve burada olmaktadır. Fakat her geçmiş hakkında konuşma bir anlatı oluşturmamaktadır. Bir anlatının oluşabilmesi için, anlatılan kişi veya kişiler belli bir zaman ve uzam içinde yer alabilmeli ve anlatı bunların her birinin değişimine ilişkin olmalıdır.Memet Baydur, oyunlarındaki oyun kişilerini, sözkonusu dönemin tanıkları yaparken pek çok `'anlatı'' ya başvurmuştur. Bu anlatılar olayların ayrıntılı bir biçimde aktarılmasını, olay kişilerinin geçmişlerinin aydınlatılmasını, pek çok teknik problemin ortadan kaldırılmasını mümkün kılmıştır. Aynı zamanda incelenen sözkonusu anlatılar metinden farklı okumalar-anlamlar üretilmesini, seyirci ve oyun kişilerinin uzak açı kazanmasını ya da özdeşleşmesini, estetik açıdan oyunun güzelleşmesini ve böylelikle olaylar örgüsünün bütünlüklü bir yapı içinde aktarılmasını sağlamıştır.Elinizde bulunan bu çalışma bir giriş,iki yöntem,üç bulgular- yorum ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır.Giriş bölümünde tezin amacı ve yönelimleri açıklanmıştır. Yöntem bülümünde dram sanatı ve anlatı birlikteliği, anlatıların dram sanatı içindeki ölçütleri ve işlevleri incelenmiştir. Çalışmanın bulgular ve yorum bölümünde Memet Baydur'un Limon, Yalnızlığın Oyuncakları, Kadın İstasyonu, Cumhuriyet Kızı, Yangın Yerinde Orkideler, Sevgi Ayakları, Çin Kelebeği adlı oyunlarındaki anlatılar Teknik işlev başlığı altında, Elma Hırsızları, Yalancının Resmi, Düdüklüde Kıymalı Bamya, Vladimir Komarov, Yangın Yerinde Orkideler adlı oyunlarındaki anlatılar Estetik İşlev başlığı altında, Kutu Kutu, Aşk, Maskeli Süvari, Limon, Cumhuriyet Kızı, Kuşluk Zamanı adlı oyunlarındaki anlatılarsa İdeolojik İşlev başlığı altında incelenmiş ve değerlendirilmiştir.Sonuç bölümünde ise yukarıda kısaca bahsedilmiş olan anlatı sanatı ve dram sanatı birlikteliğinden yola çıkılarak, Memet Baydur'un oyunlarında anlatı başlığı altında incelenen tüm anlatıların oyunlara işlevsel olarak neler kattıkları belirtilmiştir.Bu çalışmada Memet Baydur'un oyunlarında incelenen anlatıların; hangi teknik , estetik ve ideolojik işlevleri yerine getirdiği incelenmiştir.

Anlatım sanatıBaydur, MehmetHikaye+3
Serap Uluyol
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Keşif Tiyatrosu ve bir uygulama çalışması: "Dağınıklık"

Tiyatro sanatı geçmişten bugüne birçok farklı anlayış ve yorumlamalarla üretimini gerçekleştirmiştir. Tiyatronun içeriğine ve biçimine ilişkin birçok farklı yöntem uygulanabilir. Yöntemler ne kadar farklı olsa da her sanatçı aslında diğerlerinin yaptığı gibi tiyatro üretiminin idealine ulaşmak için çaba göstermiş, içerik ve biçime ilişkin görüşlerini paylaşmıştır. Çağımız sanatçıları bu çabayı hala sürmekte ve özgün bir eser üretmenin yollarını aramaya devam etmektedir. Bu yaratıcı yolculuk, "sanat" kavramının temel tanımı sabit kaldığı sürece devam edecek gibi görünüyor. Bu çalışma kapsamında tiyatronun içerik ve biçiminden öte, bir tiyatro üretimine yaklaşım biçimi (Keşif Tiyatrosu) incelenmiştir. Tiyatronun temel isterlerine (topluluk ve oyuna) dayanan Keşif Tiyatrosu, tiyatronun nasıl olması gerektiğine değil; nasıl daha fazla/çeşitli olabileceğine odaklanır. Bu yaklaşım, tiyatro alanında içerik ve biçime dair yeni yollar ve/veya sorunlar keşfetmek, çabalamaya devam etmek isteyenler için bir yol gösterici olabilir. Tezin kapsamında; Keşif Tiyatrosu'nun anlamı, içeriği ve gelişimi sade bir şekilde açıklanmaya çalışıldıktan sonra, uygulamasına dair de fikir edinmek adına "Dağınıklık" adlı uygulama çalışması incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Tiyatro, Keşif, Özgün, Süreç, Devised Tiyatro

Tiyatro
Orkun Türkmen
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Forum tiyatroda arzu gökkuşağı tekniği alıştırmalarının yeri ve kullanım süreçleri

Augusto Boal tarafından geliştirilen ve sistemleştirilen Ezilenlerin Tiyatrosu, klasik Batılı tiyatroya karşı eleştirileriyle tanınmış, geliştirdiği yeni tiyatro anlayışıyla dünya çapında yaygınlık kazanmıştır. Boal'in izinden giden bu çalışma, Ezilenlerin Tiyatrosu sistemi içerisinde yer alan Arzu Gökkuşağı'na özgü alıştırma sistemlerinin uygulanma süreçlerini konu almaktadır. Arzu Gökkuşağı, kişilerin baskıya maruz kalma deneyimlerini öznel bakışlarıyla analiz edebilmelerine olanak sağlayan terapötik bir tiyatro tekniğidir. Çalışma kapsamında Arzu Gökkuşağı tekniğine özgü alıştırmaların uygulandığı bir seri atölye düzenlenmiştir. Bu atölyelerde toplam on dört katılımcı yer almıştır. Atölye alıştırmaları ile ortaya çıkarılan içselleştirilmiş baskılar, temalar ve imgeler üzerinden gruplanarak somutlaştırılmış ve sonra bir Forum Tiyatro sahne uygulamasına dönüştürülmüştür. Düzenlenen atölyeler ve atölyelerin bir sonucu olarak gerçekleşen sahne uygulaması sayesinde Arzu Gökkuşağı tekniğinin kullanım süreçleri saptanmıştır ve detaylı bir biçimde tartışılmıştır. Ayrıca, Forum Tiyatro'nun asal ögelerinden biri olan seyirci-oyuncu nosyonun hem çalışmanın katılımcıları hem de sahne uygulamasını izleyenler tarafından deneyimlenmesi sağlanmıştır. Bu sayede, Arzu Gökkuşağı ve İmge Tiyatrosu teknikleri ile ortaya çıkarılan ve Forum Tiyatro olarak sahneye taşınan baskıların bireysel, öznel ve psikolojik katmanları açığa çıkarılırken aynı zamanda ele alınan baskıların toplumsal boyutu seyirci-oyuncuların katılımı ve etkileşimi ile tartışmaya açılmıştır. Anahtar Sözcükler: Augusto Boal, Ezilenlerin Tiyatrosu, Forum Tiyatro, Arzu Gökkuşağı, İmge Tiyatrosu

Özge Bozdoğan
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Üzeyir Hacıbeyli ve Ahmed Adnan Saygun'un Köroğlu operalarının karşılaştırılması

Üzeyir Hacıbeyli ve Ahmed Adnan Saygun sayesinde Azerbaycan ve Türkiye'de milli kimlik taşıyan ilk opera eserlerinin sahnelenmesinin ardından her iki ülkede birbirine paralel olarak opera sanatı gelişme sürecine girmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Azerbaycan milli opera sanatının doğuşu ile 1960 yılına kadar geçen süreçte opera alanında kaydedilen gelişmeler ele alınarak Hacıbeyli'nin hayatı ve opera eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Benzer şekilde Cumhuriyet Dönemi'nde Türkiye'de opera sanatının doğuşu ve 1960 yılına kadar sahnelenen bütün opera eserleri kronolojik olarak sıralanmıştır. Ardından Saygun'un hayatı ve opera eserleri anlatılmıştır. Böylece her iki bestecinin Azerbaycan ve Türkiye'de opera sanatının gelişmesinde üstlendikleri rol ve eserlerinin önemi vurgulanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Köroğlu Destanı hakkında bilgi verilerek, Köroğlu operalarının destanın batı versiyonlarıyla olan ilişkisi açıklanmıştır. Hacıbeyli'nin 1934 yılında bestelediği Köroğlu operası ve Saygun'un 1973 yılında bestelediği Köroğlu operası tüm ögeleriyle derinlemesine incelenmiştir. Eserlerin günümüze kadar sahnelenen bütün temsillerinin bilgilerine yer verilmiştir. Yapılan çalışmayla operaların yazım aşamasında bestecileri etkileyen tarihi, siyasi ve sosyo-politik faktörlerden bahsedilerek, eserlerin ideolojisi ve ulusalcılık özellikleri bakımından ilişkisi irdelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde Köroğlu operaları; karakterler, karakterlerin ses türleri, zaman, yer, mekân, konu, olay örgüsü, hikâyelerin kurgusu ve Köroğlu karakterlerinin müzikal anlatım bakımından aralarındaki benzerlik ve farklılıklar değerlendirilmiştir. Eserlerin dramatik çatısı ve final sahnesinde protagonist için planlanan karakter dönüşümleri analiz edilerek, bestecilerin Köroğlu destanını nasıl ele aldıkları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Milli Operası, Türkiye'de Operanın Doğuşu, Üzeyir Hacıbeyli, Ahmed Adnan Saygun, Köroğlu Operası.

Ayşe Yılmaz
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Metinden sahneye feminist tiyatro ekseninden örnek bir yazma, okuma ve sahneleme çalışması: Kadınlar konuşursa

Bilindiği üzere tiyatro sanatı iki elzem çalışma evreninden oluşmaktadır. Bu evrenin ilk katmanını; dramatik bir malzemenin oyun yazarı tarafından keşfedilmesi, dramaturgi masa başı çalışmasıyla değerlendirilmesi ve oyun metninin yazılması süreci oluşturur. Bu evrenin ikinci katmanını ise söz konusu dramatik metnin bir yönetmen tarafından keşfedilmesi ve oyuncular aracılığıyla sahneye taşınma süreci oluşturur. Bu bağlamda bu tez çalışmasının ana rotasını söz konusu bu iki evrenin oluşturduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu bu tez çalışmasının birinci bölümünde; feminizm kavramı ele alınmış, feminist tiyatro oluşumu hakkında kuramsal bilgilendirme yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise elde edilen bilgiler doğrultusunda feminist yönelişle Kadınlar Konuşursa adlı oyun metni yazılmış, metne yönelik dramaturgi masa başı çalışması yapılmış ve reji aşamasında sahneleme süreci hakkında bilgiler verilmiştir.

Birgül Yeşiloğlu Güler
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Noh ve Kabuki tiyatrosunun cinsiyet kavramı bağlamında incelenmesi

Bu çalışma, Noh ve Kabuki tiyatrolarının cinsiyet kavramı bağlamında incelenmesi üzerine gerçekleştirilmiş, Noh ve Kabuki tiyatrolarını oluşturan dönemler, geleneksel Japon tiyatrosu ve spesifik olarak Noh ve Kabuki tiyatrolarındaki erkek ve kadın oyuncuların rolleri incelenmiştir. Temelde, Japon kültürünün, Japon tiyatrosunu nasıl etkilediği ve bu etkilerin nelere yol açtığı araştırılmıştır. Edo- Bakufu yönetimi sebebiyle Kabuki'nin yasaklanması sonucu ortaya çıkan cinsiyet rollerindeki karmaşa üzerine kısa ve öz bir bakış gerçekleştirilmiştir. Tokugawa- Edo döneminden önceki dönemlerde ise, geleneksel Japon tiyatrosunun oluşumuna katkı sağlayan dönemler üzerine inceleme yapılarak, bu dönemlerdeki oyunların Noh ve Kabuki'ye etkileri araştırılmıştır. Çalışma boyunca Noh ve Kabuki tiyatrolarındaki erkek oyuncuların oynadıkları kadın rolleri ve erkek oyuncuların oynadıkları erkek rolleri incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın başlangıcından sonuna kadar Noh ve Kabuki tiyatrolarındaki cinsiyet konusu açıklanmaya çalışılmıştır.

Emine Göre
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Stanislavski sistemi ve lecoq pedagojisinin karşılaştırılması ve oyunculuk sanatındaki önermeleri

Bu çalışmada, tiyatro sanatının temel yapısı olarak değerlendirilen Stanislavski Sistemi ile fiziksel tiyatro başlığında değerlendirilen ve bu alanda önemli bir yere sahip olan, Jacques Lecoq Pedagojisi araştırılmıştır. Sistem ve Pedagojinin, oyunculuk sanatına önermeleri, yaklaşımları ve çalışma prensipleri ele alınmıştır. Farklı tiyatro türleri ele alınırken genellikle yapılan hata, bu türleri birbirlerinden bağlantısız ve zıt olarak görüp, oyunculuk çalışmalarında "biri varsa diğeri olmamalı" şeklinde kesin yargılara varılmasıdır. Bu çalışmanın sonucunda ise iki farklı başlıkta değerlendirilen tiyatro anlayışlarının aslında birbirlerini oldukça beslediğini ve oyuncuyu çok yönlü hale getirdiğini görmekteyiz. Çalışma 3 bölüme ayrılmaktadır. İlk olarak Stanislavski Sistemini oluşturan tarihsel süreç ele alınmış ve sistemin aşamaları anlatılmıştır. Ardından Jacques Lecoq Pedagojisi'nin tarihsel süreci ve pedagojinin araçları açıklanmıştır. Son olarak ise sistem ve pedagojinin oyunculuk sanatına yaklaşımlarındaki benzerlikler ve farklılıklar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Stanislavski, Stanislavski sistemi, Jacques Lecoq , Lecoq Pedagojisi, Oyunculuk

Hatice Cansu Karagöz
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Behiç Bey: Belgesel içerikli mekânsal tiyatro uygulaması

Bu çalışmada mekân odaklı belgesel içerikli tiyatro oyunu sahneleme modelinin nasıl olabileceği araştırılmıştır ve örnek bir oyunla model oluşturulmuştur. Bu sayede seyircinin hali hazırda yaşadığı gerçek mekânı yeniden keşfetmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda örnek mekân olarak Eskişehir'in bireysel ve toplumsal hafızasında önemli bir yeri olan tren istasyonu seçilmiştir. 1893 yılında demiryolunun kente gelişi ile geleneksel kentten modern kente geçiş arasında organik bir ilişki vardır. Eskişehir, Millî Mücadele döneminde de İstanbul- Ankara- İzmir demiryolu hattını birbirine bağlayan önemli bir kavşak olarak ön plana çıkmıştır. Bu stratejik öneminden dolayı 1919 – 1922 yılları arasındaki üç yıllık sürede İngiliz işgaline, Yunan işgaline ve Kurtuluş Savaşı'na tanıklık etmiştir. Eskişehir, Millî Mücadele ve demiryolları denilince de öncelikle Behiç Erkin'i anmak gerekir. Erkin, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında önemli katkıları olan bir kahramandır. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın (TCDD) kurucusu ve ilk genel müdürü olan Erkin, "Demiryollarının Babası" olarak anılır. Ölümünden sonra Eskişehir'e defnedilen Erkin'in anıt mezarı yine istasyon sınırları içindedir. Tez kapsamında mekânın Eskişehir tren istasyonu, zamanın Millî Mücadele Dönemi ve insanın da Behiç Erkin olduğu "Son İstasyon Eskişehir" adlı belgesel içerikli tiyatro oyunu sahnelenmiştir. Seyirciyle anket ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve analiz edilmiştir. Oyunun yaratım ve sahneleme süreci iş paketleri ile detaylandırılmış ve model haline getirilmiştir. Çalışmanın sonunda; sonuçlar tartışılmış ve öneriler yapılmıştır.

Esen Poyraz
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Jana Sanskriti: Bir seyirci-oyuncu hareketi

Bu çalışmada Jana Sanskriti Topluluğu ve forum tiyatro anlayışları incelenmiştir. Araştırmada topluluğun kullandığı araçlar, tiyatro teknikleri, topluluk oluşturma yöntemleri ve tarihçeleri ele alınarak Türkiye'deki ilk uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden Mills'in döngüsel eylem araştırması modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya alanyazın tarama çalışmasıyla başlanarak Jana Sanskriti Topluluğuyla ilgili doküman incelemesi yapılmıştır. Veri toplama aşamasında, her oturum ve sahneleme sonrasında yazılan katılımcı günlükleri, odak grup görüşmeleri, gözlem notları, açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan anketler, ses ve video kayıtları kullanılmıştır. Ardından topluluğun Augusto Boal'in Ezilenlerin Tiyatrosu yaklaşımına göre farklı uygulamaları ve özgün anlayışları saptanarak bu doğrultuda otuz sekiz oturumdan oluşan toplam yüz otuz altı saatlik atölye serisi gerçekleştirilmiştir. Atölye süreci sonucunda sahnelenen forum tiyatro oyunu, aynı seyirci kitlesine belirli aralıklarla üç kez sunulmuştur. Atölye serisi ve sahneleme süreci dâhil olmak üzere sürecin tamamı Jana Sanskriti Topluluğu'nun tekrara dayalı özgün yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Verilerin yorumlanma ve çözümlenme aşamasında betimsel analizden ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonunda, Jana Sanskriti Topluluğu'nun çalışma yöntemlerinin oyuncu grubuna ezen-ezilen farkındalığı sağlama, sahne üzerinde ve sahne dışında öz güven oluşturma, farklı bakış açıları geliştirme açısından etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca baskı durumlarının hem oyuncular hem de seyirci-oyuncular tarafından daha net bir şekilde özümsendiği tespit edilmiştir. Jana Sanskriti Topluluğu'nun uyguladığı tekniklerin Ezilenlerin Tiyatrosu uygulayıcıları tarafından incelenmesi ve kullanılması önerilmiştir.

Selçuk Tuzcuoğlu
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Herman Melville'in Katip Bartleby adlı uzun öyküsünü sahneleme çalışması

Herman Melville'in, 1853 yılında kaleme aldığı, Kâtip Bartleby adlı öyküsünün tek kişilik bir performans olarak sahnelenmesi, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Ancak salt bir oyun sahnelemekten ziyade; düşük bütçe, kısıtlı imkân ve sadece bir oyuncuyla aksiyon ve diyalog çeşitliliğini yaratmak, çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada tiyatronun ve anlatının geleneksel dili kullanıldığı gibi, çağdaş seyircinin yaklaşık 170 yıl önce yazılan klasikleşmiş bir öyküyle bağ kurabilmesi adına yeni anlatım biçimleri de araştırılmıştır. Ulaşılabilir ve ekonomik teknolojinin farklı biçimlerde kullanılmasıyla insan kaynağı ve bütçe konusundaki dezavantajlar bertaraf edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca seçilen öyküdeki sıra dışı atmosfer de anlatım biçimini bozarak çeşitlendirmeye olanak sağlamıştır. Oyunlaştırma ve sahneleme olmak üzere iki aşamada gerçekleşen uygulamanın düşünsel temellerini Modernizm/Postmodernizm ve Apollon/Dionysos kavramları oluşturmaktadır. Bulgular Bölümünde, Herman Melville'in Kâtip Bartleby adlı öyküsüyle ilgili bilgilere yer verildikten sonra söz konusu kavramlarla ilgili teorik incelemeler yapılmıştır. Ardından uygulama aşamasına geçilerek, teorik bulgular rehberliğinde öykü uyarlanmış ve prova süreci yürütülmüştür

Mustafa Ergüven
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Jacques Lecoq'un bufon tiyatrosu üzerine bir uygulama

Çağdaş tiyatro yöntemlerinin önde gelen pedagoglarından Jacques Lecoq'un oyuncunun fizikselliğine dayalı yaklaşımı 20. yüzyıl tiyatrosuna önemli katkılar sunmuştur. Oyuncu eğitimi ve sahneleme pratikleri açısından oluşturduğu dramatik sahalardan biri de bufon tiyatrosudur. Grotesk ve marjinal olanı merkeze alarak norm-dışı ve politik yaklaşımıyla yöntem, seyirciyle rahatsız edici bir ilişki kurmaktadır. Bu tez çalışmasında Lecoq'un bufon tiyatrosunu kuramsal düzeyde incelemek ve Alfred Jarry'nin Kral Übü adlı oyununun grotesk, bufon estetiği ve patafizik diliyle uygulama aşamasında bulduğu karşılığın -kuramsal ve pratik- olarak araştırılması amaçlanmıştır. Kuramsal çalışmanın ardından Jacques Lecoq'un bufon tiyatrosunun, metin çalışması düzeyinde yorumlama olanakları ve sahneleme çalışması aşamasında özgün bir metodoloji sunduğu görülmüştür. Bufonların sahne enerjisi, beden kullanımı ve politik üslupları uygulamaya dönük araştırmalarda Kral Übü gibi metinlerin nasıl yorumlanabileceğine dair bir model oluşturmaktadır.

Absürd tiyatroFiziksel tiyatro
Fatih Pazvantoğlu
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyuncunun provaya hazırlık aşamasında Viewpoints Tekniğinin kullanılması

Bu çalışma, oyunculuk yöntemlerinden biri olan Viewpoints Tekniğinin, bir oyuncunun provaya hazırlık aşamasında bu tekniğin kullanımına yönelik incelenmesi üzerine gerçekleştirilmiştir. Tarihsel süreçte postmodernizm fikirleriyle birlikte ortaya çıkan bu dans teorisinin oluşum süreci, ilk kez tekniği ortaya koyan Mary Overlie üzerinden başlatılarak bir inceleme süreci ortaya konmuştur. Ardından Stanislavski, Grotowski, Peter Brook ve Barba'nın yaklaşımlarıyla örtüşen bazı fikirlerinden hareketle, Anne Bogart tarafından çerçevesi genişletilerek bir oyunculuk tekniği olarak ortaya çıkışı aktarılmaktadır. Bu tekniğin önerdiği Bakış Açılarına dair alıştırmalar incelenerek hedeflerinin saptanmasının ardından, incelenen alıştırmalardan hareketle; tekniğin oyunculuk çalışması ve provaya ön hazırlık aşamasında kullanımına yönelik mevcut bir örnek çalışmanın analizi yapılarak inceleme tamamlanmıştır. Bu süreçte, alıştırmaların hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı ve oyuncu kişisine olan yaratıcı katkısı gibi araştırma sorularını oluştururken; sonuç bölümünde ise tekniğin bir oyuncu kişisine ve oyun provasına katkısı bağlamında değerlendirilmesinin ardından, günümüz tiyatro anlayışındaki yeri ve geçerliliği üzerine bir tartışma alanı oluşturularak çalışma tamamlanmıştır.

Melis Nur Ölçersoy
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meisner tekniği ve yaratıcı süreç: Bahçe Galata'nın "İspat" oyunu üzerinden bir inceleme

Bu çalışmada, Sanford Meisner tarafından geliştirilen Meisner Tekniği'nin yaratıcı sürece etkileri, Bahçe Galata'nın "İspat" oyunu üzerinden incelenmiştir. Araştırma, tekniğin dinleme, anlık tepki ve partner odaklılık prensiplerinin prova ve performans süreçlerindeki rolünü; oyuncuların anda kalma, sahicilik ve etkileşim becerilerine katkılarını analiz etmeyi amaçlamıştır. Meisner Tekniği üzerine uluslararası literatür taramasıyla teorik çerçeve oluşturulmuş; "İspat" oyununun üç oyuncusu ve yönetmeniyle yapılan on üç görüşme ile on dokuz provada elde edilen gözlem notlarıyla veri toplanmıştır. Görüşmeler, prova öncesi, ortası, sonu ve oyun sonrası aşamaları kapsarken; veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Analiz, anda kalma, gerçekçilik ve sahicilik, spontanelik ve doğallık, partnerle etkileşim ve yaratıcı sürece katkı başlıklarında yapılmıştır. Bulgular, Meisner Tekniği'nin prova süreçlerinde dinleme odaklı yaklaşımıyla verimliliği artırdığını ve oyuncuların sahici performanslar üretmesini sağladığını göstermiştir. Öte yandan, verili koşulların zayıf algılanması metinden uzaklaşmalara neden olmuş; kısa prova süresi ve iletişim eksiklikleri ekip uyumunu zorlaştırmıştır. Sonuç olarak, Meisner Tekniği'nin diyalog ağırlıklı oyunlarda oyuncuların rahatlama, odaklanma ve sahicilik becerilerini geliştirdiği; yaratıcı sürece esneklik kazandırdığı anlaşılmıştır. Ancak metinsel bağlılık açısından dikkatli uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Türk tiyatrosunda bu tekniğin daha etkili kullanımı için, verili koşulların netleştirilmesi, ekip içi iletişimin güçlendirilmesi ve kültürel bağlama uygun uyarlamalar önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Meisner Tekniği, Yaratıcı Süreç, Tiyatro, Oyunculuk, Partner, An, Gerçek.

Sermin Şenol
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yaratıcılık teorileri ve dramatik yazarlık eğitiminde kullanılabilirliği

Dramatik yazarlık eğitimi, akademik düzeyde dahi, usta çırak ilişkisi biçiminde ilerleyen atölyelerle yürütülmektedir. Eğitimin, uluslararası ölçme-değerlendirme standartlarına ulaşması için, akademik düzeyde verilen dramatik yazarlık derslerinin yürütülme sürecinde bir takım sürdürülebilir, planlı, açıklanabilir metot ve stratejilerin benimsenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın amacı, yaratıcılık teorileri temelli alternatif düşünme ve problem çözme tekniklerinin dramatik yazarlık eğitimininde öğrencilerin karşılaştıkları güçlükleri aşmalarına etkisinin incelenmesidir. Yaratıcı düşünme tekniklerinden SCAMPER ve Altı Şapkalı Düşünme Tekniğinin oyun yazım sürecinde bir problem çözme yöntemi, birer yazma stratejisi olarak önerilmiştir. Araştırma, bir devlet üniversitesinin sahne sanatları bölümü dramatik yazarlık ve dramaturji ana sanat dalı 2. ve 3. sınıflarda öğrenimine devam eden 11 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gönüllü 11 katılımcıdan 7'si her iki modülü de tamamlayarak araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada tek denekli desenlerden AB deneysel deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırma çerçevesinde geliştirilen Dramatik Oyun Metni Yeterlik Ölçeği-DOMYÖ kullanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 26.0 istatistik paket programı ile veri girişi yapılarak grafiksel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerden (sayı, ortalama, standart sapma) faydalanılmıştır. Bu araştırma; yaratıcılığı geliştirme tekniklerinin dramatik yazarlık eğitimi alan öğrencilerin oyun yazım süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri aşmalarında yardımcı olduğunu, yaratıcı yazarlık eğitiminde, yaratıcı düşünme tekniklerinin uygulanmasıyla, düşünce süreci üzerine bir farkındalık yaratıp verimliliği arttırdığını ve farklı disiplinlerin araçları kullanılarak dramatik yazarlık eğitiminde alternatif öğrenme yaklaşımları ve eğitim stratejilerinin devreye sokulabildiğini ortaya koymuştur.

Altı şapkalı düşünme tekniğiDrama eğitimiDramatik+5
Yunus Emre Gümüş
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tiyatroda kötülük estetiği ve Shakespeare'in kötüleri

"Tiyatroda Kötülük Estetiği ve Shakespeare'in Kötüleri" başlıklı bu çalışmada antik dönemlerden günümüze her zaman için bir problem olarak tanımlanan kötülük kavramı toplumsal ve sanatsal boyutlarıyla incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde kötülük kavramının toplumsal boyuttaki karşılıkları incelenirken mitoloji, teoloji, felsefe, sosyoloji ve hukuk alanlarında bu kavramın varlığı ve algılanışı ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümündeyse kötülük kavramının tiyatroda trajik ve komik olay, durum yaratma unsuru olarak kullanılışı antik dönemden günümüze kadar oyun örnekleri üzerinden incelenmiştir. Tüm bu incelemelerden elde edilen bulgular İngiliz oyun yazarı William Shakespeare'in dört büyük tragedyası Macbeth, Othello, Kral Lear ve III. Richard'ın kötü karakterlerinin incelenmesinde kullanılmıştır. Shakespeare'in oyunlarında bu karakterleri kötülüğün ve kötünün temsilcisi olarak kurgulayışı, bu süreçte onlara yüklediği ve eksilttiği özellikler, karakterleri oluştururken başvurduğu kültürel referanslar üzerinde durulmuştur. Shakespeare'in oyunlarında kötülüğü sadece karakterler üzerinden değil, atmosfer ve sahne tasarımı üzerinden kurgulayışı da kötülüğün canlandırılması üzerinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: tiyatro, kötülük, estetik, Shakespeare, tragedya

EstetikKötülükShakespeare, William+4
İbrahim Alp Okur
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reşit Behbudov'un Azerbaycan Operası ve film müziklerine etkisinin incelenmesi

Reşit Behbudov, büyüleyici sesi ve çok yönlü sanatıyla Azerbaycan Operası ve müziğinde önemli bir iz bırakmıştır. Operada şarkıcı olarak başarılarının yanı sıra film müziklerindeki etkisi de büyüktür. Behbudov, hem opera hem halk müziği hem de popüler sahne performanslarında etkileyici bir vokal tarzı geliştirmiştir. Azerbaycan'ın ulusal müzik repertuvarını uluslararası sahnelere taşımış ve kendi icra tarzını yaratmıştır. Bu çalışmada Behbudov'un hayatı, vokal özellikleri ve Azerbaycan sanatındaki rolünü incelenecek ve onun Azerbaycan operası, halk müziği ve film müziklerine yaptığı katkılar değerlendirilecektir. Behbudov, hem güçlü vokal yetenekleri hem de oyunculuk performansıyla Azerbaycan sanatını uluslararası düzeyde tanıtmış ve sanat tarihine katkılar sağlamıştır. Ses tınısı ve özgün icra tarzıyla dünyada geniş bir etki yaratmıştır. Onun bariton ve tenor ses özelliklerini bir araya getiren eşsiz vokal tarzı hem geleneksel Azerbaycan müziği hem de Batı müziği unsurlarını içermektedir.

Fidan Huseynova
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samuel Beckett tiyatrosunda dilin kullanımı ve öznellik anlayışının incelenmesi

Bu çalışma, dil ile hakikat ve öznellik arasındaki ilişkinin değişen felsefi görüşler etrafında tiyatroyu ve temsili etkilediği görüşünü temel alır. Antik Yunan'dan 19. yüzyıla dek süren dil ile hakikatin bire bir örtüştüğü ve dilin, şeylerin özünü yansıtan ve onların yerini mutlak surette simgesel açıdan karşılayan logos merkezli Batı düşüncesi bu yüzyıldaki dilbilimsel ve psikanalitik gelişmelerle sarsılır. Dilin insan yapımı doğasının şeylerin kendisiyle değil, toplumsal uzlaşıyla oluştuğu görüşü tarih boyunca, özellikle Descartes'ın düşüncelerinden beri, cogitocu özne düşüncesini yerinden eder. Dil, öznenin değiştiremediği, yalnızca toplumsal uzlaşım kurallarınca değişen ve özneyi de değiştiren bir dizge olarak düşünülmeye başlanır. Bu değişim başta tiyatro olmak üzere tüm güzel sanatlarda paradagimatik bir kaymaya sebep olur. Böylece Aristoteles'ten Hegel'e değin akıl ve sözle gelişen klasik dram anlayışı bir takım radikal dönüşümlere maruz kalır. Tarihsel Avangard'larla beraber klasik temsil biçiminin reddedilmesiyle tiyatro "Temsil Krizi" diye bilinen döneme sürüklenir. Dil, performatif doğasıyla öznelliğin parçalı yapısını anlatmak için kullanılan bir araca dönüşür. Samuel Beckett, Tarihsel Avangard'larla başlayan bu temsil krizine Absürd tiyatro anlayışıyla farklı bir soluk getiren tiyatro sahnesindeki en tartışmalı isimlerdendir. Beckett'in dil ve temsil anlayışı tiyatroyu performans ve metin arasında sürekli bir alışverişe sokacak denli özgün ve açık bir yapı sunar. Bu yapı, klasik temsil anlayışının hakikati temsil ettiği görüşünü parçalar. Beckett dili, hakikatin önündeki en büyük engel olarak görür. Bu yüzden dil parçalanmalı ve dilin ardındaki Gerçek'in ışığı parçalanmış bu dilin gediklerinden, sessizlikler ve eksilen anlamlarla sızmalıdır. Dolayısıyla postmodern düşüncede dilin düzensizliği öznenin düzensizliği olarak görülür. Bu noktada incelemenin kendine destek aldığı en önemli isim Jacques Lacan olacaktır. Lacan'ın dilbilimsel çalışmaları ve özne anlayışı Samuel Beckett oyunlarının çözümlenmesinde temel kaynakları oluşturacaktır. Samuel Beckett tiyatrosunda dil ve özne anlayışının postmodern düşünce izleğinde gelişen özne kuramını desteklediği, öznenin dile değil, dilin özneye sahip olduğu düşüncesinin Beckett oyunlarında izleri sürülecektir. Anahtar Kelimeler: Dil, Öznellik, Beckett, Lacan, Postmodernizm.

Beckett, SamuelDil kullanımıLacan, Jacques+4
Seçkin Onur Şen
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Geleneksel Japon Kabuki tiyatrosu'ndaki maske makyajın modern gösterilere yansıması

Kabuki tiyatrosu, geleneksel Japon Tiyatrosu'nun alt türlerinden biridir ve XVII. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Abartılı makyaj kullanımı Kabuki tiyatrosunun temel özellikleri arasında yer almaktadır. Oyunların dramatik yapısına katkı sağlayan makyajlar sahnedeki karakterlerin iyi ya da kötü olduklarına dair özellikleri konusunda belirleyici olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, geleneksel Japon Kabuki tiyatrosundaki maske makyajının modern gösterilere yansımasını ele almaktır. Çalışmada geleneksel Japon halk tiyatrosu, Kumadori, Japon Tiyatrosu-modern tiyatro etkileşimleri ele alınmıştır. Geçmişten günümüze popülerliğini koruyarak ulaşmış olan Kabuki'nin modern sanatları önemli ölçüde etkilediği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Japon Tiyatrosu, Kabuki, Kumadori, Maske makyaj

Japon tiyatrosuKabuki tiyatrosuMakyaj+5
Yasemin Acar
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2000 sonrası Türk oyun yazarlığında mizahın kullanımı

''2000 sonrası Türk oyun yazarlığında mizahın kullanımı'' başlıklı bu çalışmanın birinci bölümünde; mizah kavramsal olarak ele alınarak gülme kuramları bağlamında psikolojik, sosyolojik olarak incelenmiş sonrasında ise gülme ve tiyatro arasındaki ilişkiye değinilmiştir. İkinci bölümde ise; 2000 sonrası Türk oyun yazarlığındaki örnek oyunlar, biçim ve içerik yönünden incelenerek mizahın kullanımı saptanmaya çalışılmıştır. Biçim incelemesi; oyun yazarlarının komik olanı açığa çıkarmak için kullandıkları komedi unsurları ve postmodern unsurlar çerçevesinde yapılmıştır. İçerik incelemesi; oyun yazarlarının komik olanı açığa çıkarmak için kullandıkları temalar çerçevesinde yapılmıştır. Belirtilen kuramsal çerçevede bu tez çalışması '2000 sonrası Türk oyun yazarlığı özelinde' şu sorulara yanıt arar: Mizah kullanımı, alternatif ve ödenekli tiyatrolara göre değişkenlik gösterir mi? Klasik komedya anlayışı bu dönemde geçerliliğini korumakta mıdır? Kara mizah içeren bir oyun yapısından söz edilebilir mi? Mizah, hangi temalarla ilintilidir ve yeni yazarların mizah kullanımı ile hem geleneksel Türk tiyatrosu hem de modern sonrası tiyatro öğeleri arasında nasıl bir ilişki söz konusudur? İlk oyunları 2000 sonrasında sahnelenen yazarların ele alındığı bu araştırmanın evreni; ' yazarların bir yazar tiyatrosu, alternatif veya ödenekli bir tiyatro topluluğuyla süreklilik gösteren bir ilişki içinde olması ve bu doğrultuda en az 2 oyununun sahnelenmiş olması koşulunu sağlaması' ilkesiyle oluşturulmuştur. Ve bu kapsamda 27 oyun metni incelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında; çözümleme sonucu ortaya çıkan bulgular ışığında bir değerlendirme yapılmış, oyun yazarlığımızın gelişimi için önerilere yer verilmiş, çalışmanın hem gülme ve komediyle ilgili literatüre hem de oyun yazarlığına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: mizah, 2000 sonrası, tiyatro, oyun yazarlığı, postmodernizm.

MizahOyun yazarlarıOyun yazarlığı+3
Gökhan Yıldırım
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dramatik metinlerin yeni bir alımlama yöntemi olarak rizomatik okuması

Yirminci yüzyılın en önemli felsefecilerinden olan Gilles Deleuze, Felix Guattari ile birlikte botanik biliminden ödünç aldıkları Rizom kavramını kendi düşüncelerine uyarlarlar. Bu terim yine onların yarattığı yersiz-yurtsuzluk, göçebe oluş ve organsız beden gibi kavramlarla bütünleştiğinde Rizomatik bakış diyebileceğimiz bir algılama biçimine dönüşür. Toprağın altında yabani bir bitki olarak yetişen Rizom yatay olarak yayılır ve tüm yerleşik unsurları yerinden ederek onları yersiz yurtsuzlaştırır. Bu anlamıyla Deleuze ve Guattari'nin düşünceleri, organlı beden olmaya, yerli-yurtlu olmaya ve Oidipuslaştırmaya karşı oluşmuş bir düşüncedir. Onların düşüncelerinde bu kavramlar klasik felsefenin yarattığı dikey düşünme biçiminin bir sonucudur ve bu düşünme biçimi tek merkezli bir bakış ve iktidar yaratmaktadır. Rizomatik bakış, bu dikey bakışa karşıdır ve ona karşı bir "karşı-felsefe" olarak gelişir. Dolayısıyla bize başka türlü bir bakma biçimi sunar ki bu çok merkezli ya da merkezsiz, özgür ve otonom bir bakma biçimidir. Rizomatik algı bu bakma biçiminin de anahtar terimi ve kavramıdır. Deleuze ve Guattari bu bakma biçimiyle sinemadan tiyatroya, edebiyattan politikaya ve felsefeye pek çok alanda düşünce üretmişlerdir. Onlar bu düşünceleri üretirken çoğunlukla da klasik dramatik olmayan yapılar üzerinde çalışmışlardır. Çünkü Rizomatik bakma biçimini, anti-yapısal özelliği nedeniyle, klasik dramatik olmayan çalışmalar üzerinde uygulamak görece daha uygun ve doğaldır. Bu tezde ise Rizom kavramı bütünüyle dramatik metinlerde, daha özelde ise klasik dramatik yapıyla yazılmış tiyatro metinlerinde uygulanmaya çalışılacaktır. Buradan hareketle de bu tezde Rizomatik algı bir eleştiri yöntemi olarak ele alınacak ve yeni bir eleştiri bilincinin tohumları atılmaya çalışılacaktır.

DramaDramatik oyunDramatik tiyatro+3
Bülent Yıldız
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çağdaş Batı tiyatrosu'nda oryantalist eğilim

Oryantalizm, genel anlamıyla Batı'nın kendini merkez yaptığı ve dışında kalanları yine kendini konumlandırmak üzere tanımladığı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım akademik birikim aracılığıyla sadece coğrafi bir ayrımı ifade etmez, kültürel, politik ve ekonomik bir ayrımı da barındırır. Bu bağlamda "Batı"yı ifade eden Avrupa'nın, Rönesans'la birlikte oluşturduğu yeni ekonomik ve kültürel düzen içerisinde "Doğu"yu bir sömürge ve aynı zamanda pazar olarak görmesi oryantalizmi güçlendiren temel itkidir. Bu yeni ekonomik ve kültürel düzenin alt yapısı ve temel paradigması olarak oryantalizm gerek akademik çevrede gerekse kültür siyasetinde daha çok ilgi görmeye başlar. Özellikle 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren "Öteki" meselesi odağında kimlik politikaları içerisinde "Ben ve Öteki", "Biz ve Onlar" kavramlarına Doğu ve Batı üzerinden yaklaşılır. Edward W. Said ise oryantalizmi Foucault'nun bilgi-iktidar söylemine dayandırarak Batı'nın Doğu'yu ötekileştirmesinin yanında Doğu'nun da kendini ötekileştirmesi olarak ortaya koyar. Kültürel hegemonyanın ivmesiyle gündeme gittikçe daha yaygın olarak oturan bu konu tarihsel süreç içinde sanatın, resmin, edebiyatın, sinemanın ve özelde tiyatronun da değişmez konusu haline gelir. Bu çerçevede, çalışmada hegemonik yapılanmayı tanımlayan dilin peşinde çağdaş Batı sahnesinde oryantalizmin nasıl işlediği araştırılmıştır. Kültür ve tiyatro ilişkisi bazında, oyunları estetik ölçüde etkileyen oryantalist izlerin peşine düşülmüştür. Bu amaçla ele alınan oyunlarda Doğu-Batı kavramlarının yanı sıra Doğulu olmak meselesine ağırlıklı olarak odaklanılmıştır. Çalışmada ele alınan metinlerin yazarlarının verili oryantalist algıyı oyun kişileri yoluyla pekiştirdikleri görülmektedir.

Duygu Kankaytsın Çelenk
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samuel Beckett oyunlarının komedi ve karakter kavramları üzerinden incelenmesi

21. Yüzyılı en etkileyen yazarlardan biri Samuel Beckett'tir. Beckett'in kurduğu yapı kendi döneminde bile öncü sayılmıştır. Alışılmış tiyatro yapısını kıran oyunlarıyla bir öncü olarak bilinmektedir. Absürt tiyatro akımının bir parçası sayılan Beckett hem ontolojik hem de biçimsel olarak trajediyi ve komediyi kullanmıştır. Oyunlarında çoğu zaman hiçlik, yok oluş ve felaket kavramlarını kullanan Beckett, bu kavramları komedinin araçlarıyla inşa etmiştir. Çağının huzursuzluğunu taşıyan oyunlar bugünün öznesinin nasıl kurulduğuna ışık tutmuştur. Dünyamızın bugününün tiyatrosuna baktığımızda çoğu oyunda Beckett'in izlerini görmekteyiz. Bu izler bizleri doğrudan tekinsiz olan komedinin yeni olanaklarını göstermektedir. Bu tez çalışmasının amacı, tekinsiz komedinin özneyi nasıl yapılandırdığını göstermeye çalışmaktır. İlk bölümde Beckett tiyatrosunun temelinde komedinin nasıl işlediği incelenmektedir. Komedi ve Absürt kavramlarının oyunların içerisinde yapısal olarak nasıl yer aldığına bakılmıştır. İkinci bölüm ise özneliğin karmaşık yapısının oyunlardaki karşılığı incelenmiştir. Özneliğin kurulumunda yer alan hiçliğin önemi Beckett metinleri üzerinden değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde Beckett'in yazarlığının diğer yazarlardan nasıl ayrıldığına, onun karakteri inşa ederken tekinsizlik ve komedi ilişkisinden nasıl yararlandığına bakılmıştır. Dördüncü bölüm ise Beckett'in oyunlarında dünyayı nasıl kurduğuna, bu yapının komedinin özne üzerindeki etkisi incelenmiştir. Son bölümde ise Beckett sonrası yazılan oyunlarda Beckett'in etkisi incelenmiştir. Tezin nihai amacı, Beckett tiyatrosunun yeni bir yorumunu sunmak ve özne kavramının ne kadar tekinsiz bir kavram olduğunu ve bunun ne kadar komik olduğunu göstermeye çalışmaktır.

Çınar Taşdemir
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk tiyatro eleştirmenlerinin yazılarında yapısalcılığın yeri

Yapısalcı araştırma yöntemi dilbilimci Ferdinand de Saussure öncülüğünde ortaya çıkmış bir yaklaşım ve analiz yöntemidir. Saussure, dili bir göstergeler dizgesi şeklinde ele alarak yapısal açıdan incelemiştir. Edebiyat, antropoloji, matematik, mantık ve felsefe gibi farklı pek çok bilim dalı yapısalcılığı kendi alanlarına uygulamışlardır. Bu yaklaşım çeşitli sanat dallarında üretilen eserlerin çözümlemesinde de kullanılmıştır ve tiyatro oyunları da bunlardan biridir. Yapısalcı çözümleme, bir oyundaki unsurların birbirleriyle olan yapısal ilişkilerini ve derinde yatan anlamı nasıl yansıttıklarını ortaya çıkarmak amacıyla uygulanmaktadır. Bu çalışmada çeşitli Türk tiyatro eleştirmenlerinin eleştiri yazılarında oyunları analiz ederken yapısalcı yaklaşımı nasıl kullandıkları incelenmiştir. Bunun için Metin And, Sevda Şener, Ayşegül Yüksel, Zehra İpşiroğlu, Üstün Akmen, Hayati Asılyazıcı, Mehmet Konuk ve Yaşam Kaya gibi eleştirmenlerin toplam yirmi dört oyun hakkında yazdıkları eleştiriler gözden geçirilmiş ve yapısalcı yaklaşımın uygulanışı açısından değerlendirilmiştir.

Edebi eleştiriEleştirmenlerTiyatro+3
Petek Ocakçı
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hansel und Gretel masalı ve operaya uyarlanışı

Yapılan bu çalışmada Alman sanat masalı olan Hansel ve Gretel masalının çocuklar üzerindeki etkisi ve müziğe Engelbert Humperdinck tarafından uyarlanışı işlenmiştir. Açıklanan her bir bölümde amaç literatürdeki çocuk operasının, çocuklar üzerindeki etkisi üzerine yapısal açıklamalarda bulunulmasıdır. Bunun yanı sıra gerek masalın araştırılıp yazıya dökülüşü olsun, gerekse operanın hazırlanışı olsun birliktelik unsurlarına nasıl bağlanması gerektiğinin ve hangi bakış açısına sahip olunması gerektiğinin cevapları vurgulanmıştır.

Alman masallarıAlman operasıHansel ve Gretel masalı+5
Tuna Fırıncıoğlu
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor disiplinlerinin şarkıcının ses sağlığı ve kalitesi üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, spor disiplinlerinin şarkıcının ses sağlığı ve kalitesi üzerindeki etkilerini vurgulayarak, ses telleri ve sesin oluşumunu sağlayan kas yapılarının yüksek yoğunluklu fiziksel egzersizler sırasında ve sonrasında ortaya çıkan semptomların, şan performansına yansıyan olumlu olumsuz etkilerinin incelenmesidir. Sporcu ve şarkıcı performansı ilişkisinde ortak yön ve fiziksel performansın etkilerinin, insan anatomisine ve ses kalitesinin etkilenmesin de hangi faktörlerin önemli rol oynadığı araştırılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde sesin fiziksel parametreleri ve sesin oluşumunu sağlayan kasların anatomik yapıları incelenerek, bu yapıların organik ve fonksiyonel ses rahatsızlıkları gözlemlenmiştir. İkinci bölümde ses eğitimi ve kaliteli bir seste olması gereken kriterler belirlenerek, doğru bir ses eğitim sürecinin nasıl olması gerektiği incelenmiştir. Kaliteli bir ses de olması gereken ve sesin oluşumunu sağlayan kasların şan egzersizi ve fiziksel egzersizlerdeki gelişimi ile bir sporcunun fiziksel gelişim süreçlerinin ortak payda ve yararda buluştukları noktalar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde bir şarkıcı ve sporcunun kesişim noktaları belirlenmiştir. Birbirinden farklı bu branşların ortak kullandıkları tek bir şey vardır 'Anatomi'. Fiziksel performansların kas kütlesinde sağladığı artış ve psiko-sosyal anlamdaki motivasyon, bir şarkıcının ses üretme ve anatomik yapısına sağladığı fayda ile ilişkilendirilmiştir. Dördüncü bölümde spor disiplinleri ile ses kalitesi ilişkilendirmesi yapılarak, yüksek yoğunluklu spor disiplinlerinin şarkıcının ses sağlığı ve kalitesi üzerinde bıraktığı olumlu ve olumsuz etkilerin kapsamlı incelemesi yapılmıştır.

KaslarSesSes kalitesi+5
Merve Emir
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Luigi Pirandello'nun "Ağzı Çiçekli Adam" oyununun hikâye anlatıcılığı açısından incelenmesi

Anlatma edimi insanın kendini ifade etme ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Söz bunun en asal aracıdır. Kültürlerin aktarımı bu yolla gerçekleşmiştir. Tiyatro da dramatik söz söyleme sanatı olarak anlatıların en güçlü taşıyıcısı halini almıştır. Bu doğrultuda yazılan oyunlar, doğaçlama performanslar ya da kolektif gösteriler bir hikâyeyi ya da olayı izleyene anlatmak için kurgulanmıştır. Tiyatro grameri anlatısal dünyanın kurulması için gereken tüm araçlara sahiptir. Tiyatronun anlatısal sahne edimini oluşturacak tüm tekniklere sahip olmasının yanında, anlatı-tiyatro birlikteliğinin oluşması için anlatıbilimin araçlarının da disiplinlerarası bir çalışmada kullanılması yöntemsel açıdan önemlidir. Anlatısal bir performansa giden yolda anlatının kurgulanışı, sahneye taşınması, seyirci ile olan ilişkisi gibi unsurlar üzerinden metin düzeyinde yapılacak bir dramaturji çalışması elzem niteliğe sahiptir. Buradan hareketle, Luigi Pirandello'nun "Ağzı Çiçekli Adam" adlı oyununun üzerinde anlatısal-dramatik dramaturji çalışması yapılmış, anlatıbilim-tiyatro ekseninde bir hikâye anlatıcılığı örneği elde edilmesi hedeflenmiştir.

AnlatıAnlatıcıHikaye anlatma+3
Fatih Pazvantoğlu
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Melih Cevdet Anday'ın İçerdekiler oyununun Stanislavski sistemi ile incelenmesi

Konstantin Stanislavski, tiyatro sanatı içerisinde oyuncu, yönetmen, eğitimci ve idareci olarak var olan ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak oyunculuk alanında sistem önerisinde bulunan ilk kuramcıdır. Stanislavski Sistemi olarak da adlandırılan sistem, dünyada tiyatro eğitimi veren birçok kurumda öğretilmektedir. Stanislavski'nin kurduğu sistem, oyuncuların çalışılacak oyun ve rolleri üzerinde doğa yasaları ve akıl yolundan ilerleyerek mantıksal bir yaklaşım kurmalarının yollarını sunmaktadır. Oyunculardan, role ait tüm tinsel ve fiziksel öğeleri bir araya getirmelerini bekleyen Stanislavski, karşılaşılacak engellerin nasıl aşılacağı konusunda da yollar sunmaktadır. Oyuncuların ya da yönetmenlerin, çalışılacak oyunu ve rolleri bir anda kavramaları mümkün olmadığından sistem, geçirdiği birçok aşama sonucunda, rollerin yaratım süreçleri içerisinde, oyunların nasıl incelenmesi gerektiği konusunda önermelerde bulunmaktadır. Böylece bir rol çalışmasında, izlenilecek yollar da belirlenmiş olmaktadır. Bu çalışmada; Stanislavski'nin önerdiği sistemin öğeleri çerçevesinde Melih Cevdet Anday'ın İçerdekiler adlı oyunu üzerinden metin düzeyinde incelenmesi yapılmıştır. Bulgulanan sonuçların oyunu çalışmak isteyen oyunculara rolün yaratım süreci, metin üzerinden verili koşulların incelenmesi konularında yardımcı olması hedeflenmiştir.

Anday, Melih CevdetStanislavskiy, KonstantinTiyatro+2
Sıla Can Budak
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Carmen karakterinin Georges Bizet operası ve Prosper Mérımée romanı arasında gösterdiği benzerlik ve farklılıklar

Bu çalışmada Georges Bizet'nin ve Prosper Mérimée'nin Carmen eserleri incelenmiş; kişilerin romandaki ve operadaki karakteristik yapısı ele alınmıştır. Yapılan çalışmanın ilk bölümünde, Bizet, Mérimée, Halévy, Meilhac'nın hayatı ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, eserlerin yazıldığı romantik dönem, müziğe ve edebiyata etkileriyle birlikte ele alınmış, dönemin önemli sanat akımı verismo anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Mérimée'nin Carmen romanının doğuşu ve konusu anlatılmış, Bizet'nin Carmen operasının; doğuşu, konusu, Türkçe librettosu, karakter incelemeleri üzerine çalışılmış, operanın konusunu aldığı Carmen romanıyla benzerlikleri ve farklılıkları incelenmiş, edebi eserin sahneye aktarılırken uğradığı değişim ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Carmen operası ile ilgili gerek sahne üstü, gerek sahne arkasında çalışacak olan yaratıcı kadro, solist ya da öğrencilerin eserin nasıl ortaya çıktığı, hangi sanat akımlarından etkilendiği, eserin müzikal ve teatral yorumunda neler beklenebileceği konuları hakkında bilgilenmelerini sağlayacak bir kaynak oluşturmaktır.

Bizet, GeorgeEdebi eserlerFransız edebiyatı+5
Ezgi Karakaya Kırca
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

John Osborne'un "Öfke" oyununa bugünden bakmak ve klasik dramın anlatım olanaklarının aşılması üzerine bir yeniden yazım ve sahneleme çalışması

John Osborne, 1956 yılında kaleme aldığı "Öfke" adlı oyunu ile kendinden sonra gelen öfkeli genç yazarlara ilham kaynağı olarak İngiliz Tiyatrosu'nda yeni bir dönemin başlamasına neden olur. Yazıldığı döneme dair belirgin izler taşıyan ve anti kahramanı Jimmy Porter aracılığıyla, toplumsal, siyasi ve ekonomik yapının tiyatro sahnelerinde öfkeyle eleştirilmesinin yolunu açan oyun, kendi dönemi için yenilikçi bir içeriğe sahip olmakla birlikte, biçimsel olarak son derece geleneksel bir yapıdadır. Klasik dramatik yapı içinde yazılıp sahnelenen oyun, İngiliz doğalcılık akımına uygun olarak gerçekçi bir üslupla kaleme alınmıştır. Bugün, her alanda yaşanan hızlı değişimlerin yeni teknoloji ve medya araçları ile birlikte, algılama ve iletişim biçimlerimizi sürekli olarak yerinden oynattığı bir dünyada, gerçeklik algımız ve yaşam pratiklerimiz de sürekli olarak değişip dönüşüme uğramaktadır. Bu durum, sanatın gerçeklikle kurduğu ilişkiyi de kaçınılmaz olarak sorgulamaya açıp farklı düzlemlere taşır. Klasik dramın belirli bir dünya algısına temellenen yapısı, bugünün dünyasını kucaklamakta yetersiz kalırken, tiyatro ile dram arasında oluşan ayrım, çağdaş ve güncel olanı yakalamaya çalışan tiyatronun, klasik dramın anlatım olanaklarını aşan yeni yollar, yeni biçimler aramasına neden olur. Bu çalışmada, John Osborne'un "Öfke" oyunundan hareketle, klasik dramın anlatım olanaklarını aşan güncel ve özgün bir sahneleme metni ve sahneleme biçimi oluşturmak amaçlanmıştır. Böylelikle, Osborne'un kendi kuşağı üzerinden anlattığı öfke ve sıkışmışlık duygusu, bugün anlamını ve amacını yitirmiş bir kuşaktaki karşılığı üzerinden yeni bir bakış açısıyla ele alınmış ve gündelik hayatın bizde yarattığı körleşme sanatsal bir bakış açısıyla aşılmak istenmiştir. Bu amaçla, öncelikle, doğrusal zaman algısının kırılarak dramatik akışın bilinçli olarak kesintiye uğratıldığı yeni bir sahneleme metni oluşturulmuş, sonra da seyirciyle birlikte tamamlanan bir yapı kurmayı hedefleyen yeni bir sahneleme biçimi arayışına girilmiştir. Çalışmada son olarak, uzun süren kuramsal çalışmalar ve iki aylık bir prova süreci sonunda seyircilerle buluşan oyuna ilişkin seyirci görüşlerine yer verilmiş; oyunun seyircilerde nasıl karşılık bulduğu incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Klasik Dram, Dramatik, Postdramatik, Yeniden Yazım, Sahneleme

DramaDramatik oyunOsborne, John+4
Ayşegül Bahtiyaroğlu Tekin
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir rol çalışma yöntemi olarak Uta Hagen

Geçmişten günümüze oyuncunun rol çalışması için birçok yöntem geliştirilmiştir. İlk sistemli tekniğin geliştiricisi olan Stanislavski, kendinden sonra gelen yöntem uygulayıcılara ilham kaynağı olmuştur. Bu yöntem uygulayıcılardan biri de Uta Hagen'dir. Bu çalışmada Uta Hagen'in yaşamı, Uta Hagen Acting Class video seti ve Uta Hagen'in A Challenge For The Actor kitabında yer alan tekniğin egzersizleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Uta Hagen'in yaşamına, yöntemin oluşum, gelişim düşüncelerine ve egzersizlerine detaylı olarak yer verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Uta Hagen tekniği, Stanislavski, Lee Strasberg, Stella Adler ve Sanford Meisner'in rol çalışma yaklaşımı ile karşılaştırılmıştır. Sonuç kısmında, Uta Hagen tekniğinin oyuncuya sahne çalışmasına ve oyun metnine yönelik nasıl bir katkı sunduğu değerlendirilmiştir. Aynı zamanda oyunculuk eğitiminde Uta Hagen tekniğinden nasıl faydalanabileceği tartışmaya çalışılmıştır.

Hagen, UtaOyunculukRol çalışması+1
Gülşah Kocabıyık
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hormonal problemlerin ve hormonal değişimlerin opera sesi üzerindeki etkileri

Hormonal dengelerin yaşam kalitesi ve sağlık üzerinde önemli etkileri vardır. Hormonlarda oluşabilecek değişimler ve bozulmalar bu sebeple insan hayatını derinden etkiler. Bu tezde; bu etkilerle ortaya çıkan durumlar, opera sanatçıları bazında değerlendirilmiş, insan sesini etkileyen hormonal döngü ve rahatsızlıklar araştırılmıştır. Hormonal sebeplerle seste oluşan değişiklikler, diğer meslek gruplarıyla kıyaslandığında opera sanatçılarının kariyerlerini de doğrudan etkilediği için daha büyük bir problem haline dönüşebilir. Bu tezde profesyonel ses sanatçısının sesinde oluşabilecek problemlerin hormonal sebeplere de dayanabileceğini farketmesi ve bu durumu yönetme bilinci kazanması hedeflenmiştir. Bu çalışmada daha çok kadınlardaki hormonal denge ve değişimlerin doğrudan veya dolaylı yoldan sese etkileri derlenerek ele alınmıştır. Kadınlardaki menstrüasyon (adet kanaması), PMS (adet öncesi sendromu), hamilelik, menopoz gibi süreçlerde hormon seviyeleri değişir. Östrojen ve progesteron, bu süreçlerde başroldeki hormonlardır ve bu hormonlardaki dalgalanmalar opera sesini etkileyebilir. Bu dönemler, kadınlarda hormonların sese olan etkilerinin en çok hissedildiği dönemlerdir. Yukarıda belirtilen dönemlerin sese olan etkileri hakkında birçok araştırma, bulgu ve makale bu çalışmada ele alınmıştır. Ayrıca hormonların vücutta gerçekleştirdikleri doğal döngülerin ve dalgalanmaların sese olan etkilerinin yanında, doğum kontrol yöntemlerinin (kontraseptifler) kullanımı ile menopoz döneminde üretimi azalan hormonların yerine sentetik hormon koyularak uygulanan HRT (hormon replasman tedavisi) ve bunların profesyonel ses sanatçısında oluştarabileceği etkiler incelenmiştir. Hormonal bozulmalara bağlı tiroid rahatsızlıkları, büyüme hormonundaki ve ACTH (böbrek üstü bezini uyaran hormon) bozuklukları da seste oluşturabileceği etkiler bakımından ele alınmıştır. Bu olgular ve durumlara bağlı kullanılan ilaç veya tedavilerin etkileri doğal olarak kadınları kapsadığından, kadın seslerinin hormonal değişimlere daha çok maruz kaldığı anlaşılmıştır. Ele alınan bilgilerin, araştırmaların ve tecrübelerin farkındalığı profesyonel ses sanatçısının kendisini daha iyi tanımasına da yardımcı olacaktır. Opera sanatçıları, ses sağlığını ve performans hayatını mümkün olan en iyi şekilde geçirmek ister. Opera sanatçılarının veya sanatçı adaylarının bu tezde ele alınan bilgiler konusunda bilinçlenmesi, kariyer hayatını daha profesyonel şekilde yürütmesini sağlayacaktır. Ayrıca bu çalışmayla; sanatçının hormonlara bağlı gelişen durumları tespit edip yönetme kabiliyeti geliştirmesi, gerekirse doktor veya öğretmen yardımı almasında gecikmemesi sağlanmak istenip, bu durumun sanatçı ya da sanatçı adayının kariyerine, eğitimine fayda sağlaması amaçlanmıştır.

DoğumEmzirmeGebelik+7
Cemrenaz Okan
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Peter Brook'un karma sahneleme anlayışı üzerine bir uygulama

Çağdaş tiyatronun pek çok uygulamacısı tiyatroda seyircisi ile yaşayan, katılımcı bir ilişki kurmanın yollarını aramıştır. Bu uygulamacıların en önemlilerinden biri Peter Brook'tur. Peter Brook neredeyse bir asırlık yaşamı boyunca ölümcül olmayan tiyatro yapmanın yollarını aramıştır. Bu amaçla seyirci ile kurmak istediği dolaysız ilişkide yaşayan anların oluşabilmesi için farklı yöntemleri iç içe kullanmış ve oyuncunun iyi bir hikâye anlatıcısı olması gerektiğini savunmuştur. Bu çalışmada Peter Brook'un tiyatro ve oyunculuk üzerine görüşleri merkeze alınarak bir sahneleme denemesi yapılmıştır. Onun farklı yöntemleri yan yana getirerek oluşturduğu çalışma biçimi "Karma Sahneleme Anlayışı" olarak adlandırılmıştır. Tiyatro topluluğu için tarif ettiği "oyuncu grubu çok başlı hikâye anlatıcısı olmalıdır" görüşünden yola çıkılarak, Dino Buzzati'nin "Tanrıyı Gören Köpek" adlı öyküsü sahneleme metnine uyarlanmış ve bir gösterim yapılmıştır. Gösterinin uygulama biçimiyle tiyatronun oyunsuluğu vurgulanmış, seyirci ile canlı bir tiyatro anının paylaşılması hedeflenmiştir.

Brook, PeterSahne sanatlarıSahneye koyma+3
Arzu Turan
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mozart'ın Cosi Fan Tutte operasındaki Ferrando karakterinin teknik ve oyunculuk açısından incelenmesi

Bu çalışmanın ana amacı Cosi Fan Tutte operası'ndaki Ferrando karakterinin ses tekniği ve oyunculuk açısından incelenmesidir. Yapılan çalışmanın ilk bölümünde Klasik dönem anlayışından, bu dönemi hazırlayan akımlardan, Mozart'ın müzik anlayışından ve Opera Buffa'dan bahsedilmiş, Cosi Fan Tutte Operasının yazılıp bestelendiği dönemdeki şartlar ele alınmıştır. Besteci Mozart'ın ve eserin librettisti olan Lorenzo da Ponte'nin hayatından kısaca kesitler sunulmuştur. Kısaca tenor seslerin sınıflandırılmasına yer verilmiş ardından tenor seste rejisterlere değinilmiştir. Bu bilgiler ışığında Ferrando karakteri için yazılmış şan partisi teknik olarak incelenmiş, oyunculuk açısından karakter analizi yapılmıştır. Ferrando rolünün kolay ve etkili söylenebilmesi ve oynanabilmesi için incelenmiş ve bu amaçla yanıtlar aranmıştır. İncelemelerde elde edilen bulgular düzenlenip yorumlanmış, librettodan seçilen bölümler alan uzmanlarının da görüşlerinden ve deneyimlerinden faydalanılarak Türkçe'ye çevrilmiş ve notalar üzerinde işaretlemeler yapılmıştır. Oyunculuk açısından dinamik bir performans gerektiren Ferrando'nun şan partisinde pasaj notalarının, rejisterler arası geçişlerin ve tırmanışların, kafa rejisterinde yazılmış yüksek notaların çokça bulunduğu görülmüştür.

BestekarlarBestelerKarakter+4
Arda Doğan
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tiyatroda sinematografik sahnelemenin tarihi ve anlatım araçları

20. Yüzyıl sanatı, sinemanın keşfi ile birlikte köktenci bir devrimle karşılaşmıştır. Özellikle tiyatronun temsil biçimini etkileyen sinema ve sinemayı oluşturan estetik araçlar (sinematografi) çok kısa bir süre içinde tiyatro temsilini destekleyen etkiler oluşturmuş, köklü bir dönüşümünde kapısını aralamıştır. Başlangıçta tiyatronun araçlarını kullanan sinema sanatı, teknolojik gelişmeler sayesinde hızla kendi dilini oluşturmuştur. Sinemanın anlatım dilini oluşturan sinematografi; kameranın sanatsal bir araç olarak kullanımının yanı sıra bakış açısını çeşitlendiren, temsilin izlenebilirliğini arttıran ögelere sahiptir. Bu tez çalışması, sinema-tiyatro etkileşimini, sinematografik araçlar eşliğinde inceleyerek 1990 sonrası oluşan "sinematografik tiyatro" kavramını incelemiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümde; kaydetmenin tarihi, sinematografinin anlam ve araçları ve sinematografik düşünce incelenmiştir. İkinci bölümde sinema tiyatro ilişkisi, sinemanın doğuşu, sinematografik araçların 1990 yılına kadar gelişen süreci incelenmiş; yönetmenlerin kullanım amaçları tartışılmış ve performans sanatı içinde sinematografik tiyatroyu etkileyen yönelimler değerlendirilmiştir. Son bölümde ise "sinematografik tiyatro" çalışmaları yapan; John Jeserun, Robert Lepage, Katie Mitchell, Jay Scheib adlı yönetmenlerin sinematografik araçları temsilde ne şekilde ve ne amaçla kullandıkları incelenmiştir. Bu bölümde aynı zamanda Bonnie Maranca' nın ortaya attığı yeni bir temsil inceleme biçimi olan "mediaturji" kavramı da değerlendirmeye alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, sinematografik araçların tiyatroda oluşturduğu dönüşümü ve kattığı kavramları ortaya çıkartarak, 21. Yüzyıl tiyatro temsilinde yönetmenlere yeni tartışma alanlarının zeminini hazırlamaktır.

Sahneye koymaSinematografiSinematografik tiyatro+1
Ömer Polat
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk tiyatrosunda nesne kullanımının dramaturjik bağlamı

Çocuk tiyatrosu, tiyatro sanatının başlangıcından günümüze kadar oluşturduğu birikimin ve ona yön veren sanat eğilimlerinin dışında düşünülemez. Sahne sanatlarında nesnelerin estetik amaçlar doğrultusunda kullanılmasının uzun bir geçmişi vardır. Elbette, çocuk tiyatrosu da bu uzun geçmişin birikimini ve izlerini bünyesinde taşımaktadır. Çocuğun bilişsel gelişimini de işin içine katarak, çocuk tiyatrosunda nesnenin estetik boyutlarını anlamaya çalışan bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bilişsel gelişimin, çocuğun nesne algılayışını doğrudan etkileyen, en temel özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise insan ve nesne etkileşimleri, nesnenin kültürle ilişkisi; tarih, antropoloji, pedagoji ve toplumbilim verileriyle harmanlanıp nesnenin idolden sanat objesine giden öyküsüne değinilmiş; daha sonra tiyatro sanatının modern plastik sanatlarla kesişen çizgisi takip edilerek, nesnenin sahne sanatlarındaki konumu saptanmaya çalışılmıştır. Son bölüm ise iki ana başlık altında incelenmiştir: Birinci kısımda nesnenin sahnede kullanım biçimleri sınıflandırılıp ortaya konulurken ikinci kısımda ise çocuk tiyatrosundan ele aldığımız örnekler bilişsel gelişiminin temel verileri ışığında tartışılmıştır. Böylece, bir taraftan çocuk tiyatrosunda nesnenin kullanım estetiği ortaya konulmaya çalışılırken diğer taraftan da çocuk seyirciyi ile nesne ilişkisi tartışılmıştır.

Estetik nesneNesneTiyatro+2
İrfan Atav
Dokuz Eylül University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Miyofasyal gevsetme tekniklerinin opera sanatçıları üzerindeki etkisinin kolay şarkı söyleme anketi ile değerlendirilmesi

Bu çalışma, Eylül 2020–Ağustos 2021 tarihleri arasında pandemi sebebiyle uzaktan eğitim ile yürütülmüştür. Çalışmamıza 21 opera sanatçısı dahil edilmiştir. Anket, sanatçıların sosyodemografik verilerini araştırmak amacıyla da kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan egzersiz ve miyofasyal gevşetme eğitim videosu Dr. Fzt. Ayça Aklar Çörekçi tarafından hazırlanmıştır ve çalışmaya katılan her birey kendine uygulamıştır. Miyofasyal gevşetme sonrası ses performansı Kolay Şarkı Söyleme Değerlendirme soru formu ile değerlendirilmiştir. Kolay Şarkı Söyleme Değerlendirme (EASE) soru formu geniş ölçüde ses performansını belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Buna ek olarak, EASE soru formu şarkı söyleme sırasında değişen vokal yükü değerlendirmek için önemli bir araç olabilir. Araştırma iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde Ankete katılan her bireyden sırasıyla vücut ve ses egzersizi yapmaları, bir eser seçmeleri ve eserlerinde rahat hissetmedikleri veya çalışmak istedikleri bir cümleyi (fraz) söylemeleri istenmiştir. Sanatçılar seçtikleri parçadaki müzik cümlesini söyledikten sonra Kolay Şarkı Söyleme Değerlendirme (EASE) formunu doldurmuşlardır. İkinci bölümde ise miyofasyal gevşetme ve egzersiz eğitim videosu izleyip bunları sırasıyla kendilerine uyguladıktan sonra tekrar aynı formu doldurmaları istenmiştir ve iki form arasındaki değişim analiz edilmiştir. Analizler SPSS Versiyon 22.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaya göre, miyofasyal gevşetmenin ses performansında etkili olduğu gözlenmiştir. (p<0,05) Miyofasyal gevşetme öncesi ve sonrası, ses performansı arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, miyofasyal gevşetme tekniklerini kullanılarak ses performansı arttırabilir

GevşemeMiyofasyal gevşetmeOpera+5
Cumhur Görgün
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Bir anti-anti-opera örneği olarak György Ligeti'nin Le Grand Macabre Operasının incelenmesi

Bu tezin temel amacı, 20. Yüzyıl opera repertuvarının seçkin eserlerinden olan ve György Ligeti tarafından bestelenen Le Grand Macabre Operasının müzik tekniği ve düşünsel dayanaklar açısından analiz edilerek anlaşılmasını ve tanınmasını sağlamaktır. Çalışmada öncelikle 20. Yüzyılın politik ve sanatsal çerçevesi çizilmiş, ardından besteci ve eser hakkında temel bilgiler verilip en sonunda eserin müzikal ve dramatik açıdan incelemesine yer verilmiştir. Dönemin opera akımları ve felsefi yaklaşımları ayrıntılı incelenerek, eserin bu akımlar içinde alacağı yer üzerine ileri sürülen argümanlara baş vurulmuştur. Sonuç olarak, eserin tüm yönlerden incelenip anlaşılabilmesine yardımcı olacak Türkçe literatüre katkı sağlamak hedeflenmiştir. Nitel araştırmanın kullanıldığı bu çalışmada, henüz dilimize çevrilmemiş birçok kaynaktan yararlanılarak, bu çevirilerin ilerideki araştırmalara yardımcı olması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: György Ligeti, Le Grand Macabre, 20. Yüzyıl operası, anti anti-opera, modern opera, postmodern opera

BestekarlarBestelerLigeti, György+2
Duygu Küçük Özbek
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Ritüelden dramatiğe Antik Yunan'da oyuncu bedeni

Ritüelden Dramatiğe Antik Yunan'da Oyuncu Bedeni konulu bu tez çalışması, dramatik türün ilk örneklerinin verildiği MÖ VI. yüzyılın ikinci yarısı ile MÖ V. yüzyılda, çoğunlukla Antik Yunan'ın Attika bölgesinde düzenlenen festivallerde sahnelenmiş oyunların performans ve oyunculuk biçimlerini, dönemin koşullarını göz önünde bulundurarak ele almaktadır. Antik Yunan tiyatrosu pratiğine dair çok fazla kaynak bulunmadığından, performansın tüm unsurlarının ve bu unsurları etkilediği düşünülen tüm faktörlerin detaylı incelemesine çalışmada yer verilmiştir. Dramatik türün doğuşuna yön veren dönemin siyasal ve toplumsal koşulları, Antik Yunan'da din ve beden algısı, filozofların tiyatro ile ilgili düşünceleri, bu kültürde önemli bir yer tutan Antik Yunan dansları ve diğer performatif türler incelenmiş; yanı sıra bu türün karakteristik özelliklerini oluşturan metin, mimari yapı, seyirci, kostüm, maske, sesin kullanımı gibi öğeler üzerinde detaylıca durulmuş ve neticesinde Antik Yunan dramatik türünün performans ve oyunculuk biçimi hakkında bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. Tezin odak çalışma alanı "tragedya "olarak belirlenmiş ve nihayetinde; Antik Yunan performansı ile ilgili "hareketleri kısıtlı oyuncularla gerçekleştirilen ağırbaşlı bir tür" olduğu fikrinden ziyade; son derece canlı ve merkezine hareketi konumlandıran bir tür olduğu sonucuna varılmıştır. Oyuncunun beden kullanımı ile ilgili bir kanıya varabilmek adına detaylı metin okumaları yapılmış, günümüze kalan Antik Yunan vazoları, bahsi geçen yüzyıllarda kullanılan ve sahneye de taşındığı düşünülen ritüel öğeleri ve dans figürleri incelenmiştir. Bu performans ve oyunculuk biçiminin çağdaş sahnelemelerde kullanılıp kullanılamayacağı ise başka bir sorudur. Sahneye konan performansların, izleyen kişi için anlamlı olması gerekir. Ancak değişen toplumsal ve kültürel şartlar sonucunda Antik Yunan performans biçiminin bugünün seyircisine ne ifade edeceği tartışmaya açıktır. Bu çalışmada, ritüelden dramatiğe geçiş sürecinde tercih edilen yöntemlerin bugün kullanılmasının modern seyirci için çok anlamlı olmayacağı; kullanıldığı takdirde ise çağdaş sahnelemelerin bir uyarlamadan öteye gidemeyeceği savunulmaktadır.

Antik YunanBedenDini tören+5
İpek Özgüven
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ralph Vaughan-Wıllıams'ın "Songs of Travel" şarkı dizisi'nin incelenmesi

Bu tezin amaçları sırasıyla Türkçe literatürde besteci Ralph Vaughan-Williams ve eseri "Songs of Travel" şarkı dizisinin yer alması; eserdeki şiirlerin Türkçe çevirisi yapılarak dizinin bütünlüğü sorgusuna dramaturjik unsurların tespiti ve protagonist karakterin analiziyle yeni bir yaklaşım sunulması ve geçmiş akademik çalışmalara işaret edilerek gelecek çalışmalara kaynak olunması ve sunulmasıdır. Aynı zamanda Robert Louis Stevenson tarafından yazılmış "Songs of Travel and Other Verses" kitabındaki şiirlerin besteci Ralph Vaughan-Williams tarafından bahsi geçen dizi için yeniden değerlendirilmesine dramaturjik yönden sınırlı bir yaklaşımla açıklık getirmek amaçlanmıştır. Birinci bölümde Ralph Vaughan Williams'ın hayatı, aldığı eğitim ve vokal müziğe yaklaşımı ele alınmıştır. İkinci bölümde Robert Louis Stevenson'ın hayatı, aldığı eğitim ve "Songs of Travel and Other Verses" kitabı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde "Songs of Travel" şarkı dizisinin yapısı ele alınmış ve şiirlerin çevirileri ile açıklamaları yapılmıştır. Sonuç bölümünde önceki bölümlerde tespit edilen unsurlardan yola çıkarak dizinin edebi ve müzikal yönünü gözeterek kuvvetlendiren bir sahneleme önerisi sunulmuştur.

MüzikMüzik dizileriMüzik eserleri+7
Ulaş Saka
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Opera ve müzikal tiyatro sanat dallarında ses kullanımındaki stil farklılıklarının fizyolojik ve pedagojik olarak incelenmesi ve özgün bir 'Belting' çalışma metodu önerisi

Bu tezde opera ve müzikal tiyatro sanat dallarında ses kullanımındaki pedagojik ve fizyolojik farklılıkların ortaya konulması hedeflenmiştir. "Belting" müzikal tiyatroda önde gelen şan tekniklerinden biridir. Her iki sanat dalının ses eğitiminde kullanılan ortak yöntemler ve bunların karşılıklı yararlarına rağmen, bu tekniğin hem bilimsel verilere hem de öznel algıya dayalı tanımlamasının yapılması, ses eğitiminde farklılaşmanın gerekliliğinin vurgulanması yönünden önemli bir noktadır. Bu bağlamda ses eğitimine yeni başlayan öğrenciler ve ses eğitmenleri için belting tekniği özelinde temel bir eğitim metodu oluşturulmasına yönelik özgün tavsiyeler verilmesi amaçlanmıştır.

BeltingMüzikalOpera+2
Onur Turan
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl Rus toplumsal yapısı bağlamında Çehov oyunlarının incelenmesi

"19. Yüzyıl Rus Toplumsal Yapısı Bağlamında Çehov Oyunlarının İncelenmesi" başlıklı yüksek lisans tezi, Rus oyun ve hikâye yazarı Anton Pavloviç Çehov'un büyük oyunları olarak bilinen "İvanov", "Martı", "Vanya Dayı", "Üç Kız Kardeş" ve "Vişne Bahçesi" isimli eserlerini 19. yüzyıl Rus toplumsal yapısı bağlamında incelemektedir. Söz konusu oyunların zamansal ve mekânsal bağlamını oluşturan 19. yüzyıl Rus toplumu, 18. yüzyıldan itibaren tanık olunan modernleşme (veya Batılılaşma) girişimleri ile, etkileri yoğun olarak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hissedilmeye başlanan sanayileşme, kentleşme, kapitalistleşme ve 1861'de serfliğin kaldırılması gibi toplumsal değişim unsurlarının etkisi altındadır. Bu sebeple, söz konusu oyunlar, 19. yüzyılda Rus toplumunun içerisinde bulunduğu toplumsal değişim süreci ile; bu sürecin çevresel, toplumsal ve bireysel etkileri bağlamında değerlendirilmelidir. Bu amaçla ortaya koyulan tez çalışmasının yöntemini, detaylı bir literatür taraması, kavramsal ve kuramsal çerçevenin oluşturulması, dönem araştırması ve edinilen bilgiler ile söz konusu oyunlar arasında kurulan bağlantılar ışığında oyunların incelenmesi oluşturmuştur. Toplumsal yapının anlaşılmasında sosyal bilimlerin literatür ve kuramlarından yararlanmanın sağlayacağı disiplinlerarası katkıya inançtan hareketle, iki sosyal bilimler kuramından destek alınmıştır: Emile Durkheim'ın "anomi" kuramı ve Pierre Bourdieu'nün "sermaye" kuramı. Tez çalışması sonucunda, 19. yüzyıl Rus toplumsal dönüşümünün analizinin ve oluşturulan sosyal bilimsel yaklaşımın söz konusu oyunlarda yinelenen olay, atmosfer ve karakter örüntülerini açıklamada etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

19. yüzyılRuslarRusya+4
Simay Yılmaz
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fiziksel Tiyatro'da Lecoq Pedagojisi ve bir metnin bu yaklaşımla sahnelenmesi

Bu çalışmanın hareket noktası, Fiziksel Tiyatro başlığı altında değerlendirilen 'Lecoq Pedagojsi'nin bir tiyatro prodüksiyonuna nasıl taşınabileceği sorusudur. Bu soru eşliğinde, Melih Cevdet Anday'ın 'Gizli Emir' romanı üzerinden, Jacques Lecoq'un önerdiği araç ve uygulamaların, bir edebî metnin sahnelenmesi sürecinde reji ve oyuncular tarafından nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin bir örnek sunulmaktadır. Çalışmada, bir edebî metindeki verili koşulların fiziksel odaklı bir yaklaşımla nasıl ilişkilendirilebileceği; oyundaki sahnelerin, karakterlerin, mekânların, durumların ve atmosferlerin yaratımı için hangi araç ve uygulamalardan yararlanıldığı ve bu tercihlerin altında yatan sebepler açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda öncelikle, özel olarak Lecoq Pedagojisi ve genel olarak Fiziksel Tiyatro'yla ilişkili temel kavramlar mercek altına alınmış, Jacques Lecoq'un yaklaşımını biçimlendiren tarihsel arka-plana değinilmiş, pedagojisinde kullandığı araçlar tanıtılmış ve son olarak, tez boyunca değinilen kavram ve araçların "Gizli Emir" oyununun sahnelenme sürecine nasıl taşındığı gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde, 'Fiziksel Tiyatro' teriminin belirli bir 'tür'den ziyade bir 'yaklaşım' olarak tanımlanması gerektiği, fizikselliğin oyuncunun yaratıcı niteliğinin özünü teşkil ettiği, hareketin analizini ve oyunsuluğu ön planda tutan Lecoq Pedagojisi'nin oyuncuya bu doğrultuda çok sayıda araç ve uygulama imkânı sunduğu görüşleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel tiyatro, Lecoq Pedagojisi, Hareket, Oyun, Beden

BedenFiziksel tiyatroHareket+4
Tara Haçikoğlu
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkinci pasaj üzerinde ünlü tenorlar tarafından kullanılan rezonans stratejileri

İşbu tezin amacı şanda rezonans stratejilerini incelemek ve bu stratejilerin şan pedagojisinde, özellikle tenor seslerin eğitiminde nasıl kullanılabileceğine ilişkin öneriler sunmaktır. Tenor sesi, yanıltıcı pasaj bölgesi ve riskli tiz notaları ile, eğitilmesi en zor ses kategorilerden biridir. Bu yüzden tenor seslerin verimli bir şekilde eğitilmesi için pasaj ve üzerindeki bölgenin dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan yeni teknolojilerle yapılan araştırmalar, opera sanatçılarının ses kayıtlarından daha önce elde edilemeyen bir çok bioakustik verinin oluşturulmasını mümkün kılmıştır. Bu veriler tenorlar tarafından kullanılan rezonans stratejilerinin farklılık gösterebildiğine işaret etmektedir. Bu tezde öncelikle vokal akustiği olarak adlandırılan bilim dalı hakkında temel bilgi verilecektir. Ünlü tenorlar tarafından kullanılan rezonans stratejileri ve rezonans stratejilerinin şan pedagojisindeki yeri güncel bulgular ışığında incelendikten sonra, tenor şarkıcıların eğitiminde rezonans stratejilerinin geliştirilmesi ve kullanılması bağlamında öneriler sunulacaktır. İşbu tez şan pedagojisine bu çerçevede katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Tenor, rezonans, pasaj, passaggio, akustik, ses yolu, register, şan eğitimi

AkustikPasajlarRegister+3
Alireza Aryan Khah
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Benjamin Britten'ın Peter Grimes operasının toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi

Bu tezde Benjamin Britten'ın bestelediği Peter Grimes (1945) operası toplumsal cinsiyet kuramcısı Judith Butler'ın fikirleri ışığında incelenmiştir. Araştırma birincil ve ikincil kaynaklar ile toplumsal cinsiyet kuramınının yorumlanmasına yardım edecek hermenötik (yorumsamacı) yöntemler aracılığıyla yapılmıştır. Disiplinler arası bir araştırma olarak hazırlanan bu tez, eserin Yeni Müzikoloji ve Cinsiyet Çalışmaları'nın ışığında incelenmesini hedefler. Bu araştırmada post yapısalcılar için önemli Performatiflik, Özne ve Öteki İlişkisi, Bedenlerin Maddeselliği gibi kavramların libretto ve partitürde nasıl ele alınabileceği üzerinde durulmuştur. Peter Grimes karakterinin yabancılaşma ve sosyal uyum problemlerinin toplumsal sonuçları ve bunların dilsel performatiflikle bağlantısı incelenmiş; operadaki söz edimlerinin bir nefret söylemi sayılıp sayılamayacağı tartışılmıştır. Eserin ana teması olan yabancılaşma operada kullanılan mekanlar aracılığıyla somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Operanın final versiyonundan çıkarılan spekülatif dizeler, Peter'ın kimliğinin daha geniş boyutta incelenmesi amacıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, Peter Grimes operasındaki performatifliklerin bireylerin tabiiyetinde 'öz' algısı; şeylerin her zaman öyle olmuş ve öyle olacağı sanrısını yarattığı gözlemlenmiştir. Peter'ın temel problemi kasabadaki değişken normatif yapılarla başa çıkamamasıdır. Peter'ın kendini vizyoner olarak tanımlaması onun kimliğinin alt üst etme (subversive) mekanizması işlevi gördüğünü göstermektedir. Fakat bu alt üst edici kimlik zamanla Peter'ın aleyhine yapılan söz edimleri sebebiyle yıkılmıştır. Buna bağlı olarak Peter kasaba tarafından dışlanmıştır. Bu süreçte Peter'ın Öteki ile olumsuz ilişkisi onun öz bilinci tarafından içselleştirilmiş; bu durum onu kendi maddeselliğinden tiksinen bir konuma itmiştir. Peter'ın maddeselliğinin dışlanmış bölgelere itildiği gerçeği operada kullanılan mekanlar aracılığıyla da görünebilir. Bu kasti dışlama çabalarının sonucu olarak Peter'ın tabiiyeti ortadan kaldırılmıştır.

Britten, BenjaminButler, JudidthEdimsellik+7
Onur Yıldız
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

W.A. Mozart'ın "Figaro'nun Düğünü" operasındaki "Figaro"nun rol bakımından analizi

Bu çalışmanın ana amacı W.A Mozart'ın "Figaro'nun Düğünü" operasında yer alan "Figaro" rolünü analiz etmektir. Yapılan çalışmada ilk olarak eserin bestecisi Wolfgang Amadeus Mozart'ın hayatından, yaşadığı dönemden ve eserler verdiği Klasik Dönem müzik anlayışından ve Klasik Dönem'e öncülük niteliği taşıdığı düşünülen akımlara dair bilgiler aktarılmıştır. W.A Mozart'ın sanat anlayışını oluşturan olaylara, dönemlere değinilmiştir. "Figaro'nun Düğünü" oyununun yazarı olan Pierre Beaumarchais'nin ve "Figaro'nun Düğünü" operasının libretto yazarı olan Lorenzo Da Ponte'nin hayatından kesitlere yer verilmiştir. "Figaro'nun Düğünü" operasında yer alan karakterler tanıtılmıştır. Son olarak çalışmaya konu olan rol analizinin temellendirildiği Michel Foucault'nun "güç" ve "panoptikon" kavramlarına dair bilgiler verilerek Figaro'nun rol bakımından analizi yapılmıştır. Figaro'nun Düğünü operasıyla Figaro'nun ataerkil bir düşünce yapısına sahip olduğu ve kadınların dönem şartlarında ataerkil yapının altında mücadele ettikleri görülmüştür. Eserdeki kadın karakterlerin kendilerine ait ve erkeklere karşı kullanabilecekleri güç yapısına sahip olmak için çaba sarf ettikleri ve bir anlamda da bu çabayı kazandıkları sonucuna varılmıştır. Eserin yazarının dönem ve kadın erkek ilişkilerindeki adaletsizliği metin altına saklayarak ironik bir şekilde oyundaki karakterler aracılığıyla okuyucuya ve seyirciye ulaştırdığı çıkarımı yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: W.A Mozart, Lorenzo Da Ponte, Figaro'nun Düğünü, Figaro

BestekarlarBestelerMozart, Wolfgang Amadeus+4
Barış Sehlikoğlu
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

G. Rossini'nin Sevil Berberi operası üzerine reji çalışması

Bu çalışmada, 30 Kasım 2019 tarihinde Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde sahnelenen, rejisi araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiş, G. Rossini'nin Sevil Berberi Operası'nın detaylı olarak incelenmesi konu alınmıştır. Çalışmayı derinleştirmek adına kaynak tarama yöntemi kullanılarak bestecinin bakış açısı, içinde yaşadığı dönem, kişisel yaşamı ve tarihsel olaylar irdelenmiştir. Yine aynı amaçla operanın bestelenmesine kaynak teşkil eden tiyatro oyunu ve yazarının hayatlarına da metin içinde yer verilmiştir. Beaumarchais'in bu oyunu temelde, Fransız İhtilali ve ardındaki felsefi akımların sıradan gerçeklikler ile seyirciye yansıtılmasını sağlar. Bu bakış açısı ile söz konusu devrimin üç ana fikrinden biri olan "özgürlük" ilkesi, reji düşüncesinde işlenen ana fikri temsil etmektedir. Araştırma sürecinde derinliği daha fazla vurgulanan bu bakış açısı oyunculuk, dekor, kostüm, ışık gibi sahnesel araçlar için de bir ana beden teşkil eder. Bunlar, tüm reji anlayışı ile bağlantılı olan anlatı bütünlüğünün araştırmacı tarafından sağlanmasını içermektedir. Çalışmada bölümler halinde sahnelenen oyunun reji defteri sunulmaktadır. Dekor tasarım eskizleri ve görselleri, kostüm eskizleri ve uygulamaları, ışık planları, aksesuar listeleri metin içinde sunulmuştur. Aynı zamanda oyunun seyirci ile yapılan ilk temsilinden alınmış fotoğraflara da yer verilmiştir.

MüzikMüzik eserleriOpera+5
Ayşe Dağıstanlı Parlar
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Operada gerçekçilik ve George Bizet'nin Carmen operasındaki "Carmen" karakterinin incelenmesi

Bu çalışmada, 19. yy'da, opera sanatında ortaya çıkan Verismo akımı ve akımın öncüsü olarak kabul edilen Georges Bizet'nin Carmen operası incelenmiştir. İncelemede kadının dönem içindeki sosyal varlığı ve yeri tarihsel açıdan araştırılmış, eser "Carmen" karakteri üzerinden "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi" ve "Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi" temel alınarak irdelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, Fransız İhtilali, döneme damgasını vuran "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi" ve "Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi" üzerinde durulmuştur. "Carmen" operasının içinde yer aldığı Romantik Dönem ve Verismo akımı tarihsel ve müzikal özellikleri çerçevesinde incelenmiştir. İkinci bölümde, Carmen romanının yazarı Prosper Merimee, librettistler Henri Meilhac ve Ludovic Halévy ve Carmen operasının bestecisi George Bizet'nin hayatları, eseri ortaya çıkarmaları sürecindeki tarihsel bağlamda ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, operanın konusu ve karakterleri, eser içindeki konumları ve dönem özellikleri çerçevesinde irdelenmiştir. Dördüncü bölümde, Carmen operasının ve Carmen karakterinin analizi, bahsi geçen tarihsel süreç ışığında yapılmıştır. Carmen'in, kadının toplumdaki yerini kazanma savaşındaki süreci "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi" ve "Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi" çerçevesinde ele alınmıştır.

Dilara Aytekin
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Opera şarkıcılığında artikülasyonun incelenmesi: Türkçe, Almanca, Fransızca ve İtalyanca eserlerden örneklendirilmesi

Bu çalışma, Türkçe, Almanca, Fransızca, İtalyanca arya ve liedlerin opera şarkıcılığında artkülasyonunun incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu amaçla, insan sesinin oluşum süreci kısaca anlatılarak, buna bağlı olarak insan sesinin konuşma ve şarkı söyleme üzerindeki fonksiyonel ilişkisinden bahsedilmiştir. Ardından, opera sanatı tarihsel açıdan özetlenerek, artikülasyon ile ilişkisine değinilmiştir. Beş bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümlerinde yapılan açıklamalar, özellikle teorik yaklaşımla ele alınmıştır. Buna göre, artikülasyonun tanımı yapılarak, doğru ve yanlış artikülasyonun neden ve sonuçları araştırılmış, opera aryaları ve Liedler üzerinde örneklendirme yapılmıştır. Örnek eserler, çalışmanın devam eden bölümlerinde, sırasıyla Türkçe, Almanca, Fransızca ve İtalyanca dillerinden seçilmiş olup, öncelikle bu dillerin fonetik kurallarına değinilmiştir. Ardından, fonetik kurallar çerçevesinde eserlerin nasıl artiküle edileceği alan uzmanları ile incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, fonetik kurallar ve özellikler kapsamında, Türk şarkıcılarının Türkçe dışında en rahat olduğu dillerin İtalyanca ve Almanca olup, en zorlandığı dil ise Fransızca olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır.

Funda Yazıksız
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Stanislavski sisteminde fiziksel eylemler yönteminin incelenmesi ve bir uygulama

Stanislavski döneminin tiyatro anlayışını kökten değiştirmiş evrensel ve çağdaş bir tiyatro insanıdır. Onun evrenselliği, yönetmenlik ve oyunculuk alanında, Rusya'da başlatmış olduğu dönüşümün dünyaya yayılmasındandır. Onu çağdaş kılan özelliği ise, geliştirdiği oyunculuk yönteminin hala geçerliliğe sahip olmasıdır. Stanislavski, eserlerinin yeni çevirileriyle ve sistemine dair çıkan kitaplarla, oyunculuk çalışmaları ve gerçekçi oyunculuğu merkeze alan sahneleme yöntemleri adına günümüzde hala önemini korumaktadır. Özellikle de kuramının özünü oluşturan Fiziksel Eylemler Yöntemi son dönemde daha fazla ilgi çeker olmuştur. Bu çalışmada üç aşamalı bir yol izlenmiştir. Önce Stanislavski'nin Fiziksel Eylemler Yöntemi incelenmiş ve elde edilen bulgular kullanılarak bir prova dizgesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu prova dizgesi adım adım takip edilerek Athol Fugard'ın 'Domuz Ahırı' metnine uyarlanmıştır. Son olarak belirtilen adımlarla oyun sahneye taşınmıştır. Bu çalışmanın amacı Fiziksel Eylemler Yöntemi kullanılarak oyunculuk temelli bir sahneleme çalışması yapmaktır. Anahtar Kelimeler: Stanislavski, Fiziksel Eylemler Yöntemi, Oyunculuk

Fiziksel eylemlerOyunculukStanislavski Sistemi+3
Süleyman Karaahmet
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00