Düzce University
Discipline

Department of Painting

Düzce University

410

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Feminist sanat bağlamında famaj

18. yüzyıl sonrasında kadınlar, politikada, ekonomide, siyasette ve sanatta kısacası yaşamın tüm dinamiklerinde, kendilerini ve düşüncelerini görünür kılmak için, geçmiş yüzyıllara oranla daha fazla mücadeleye başlamışlardır. Bu mücadelede edinilen haklar 20. yüzyılda feministler tarafından yeterli görülmemiş ve haklarının yeterli olmadığına inanan feministler eşitliği sağlamak için, 1960'lardan itibaren önceki feminist hareketten daha radikal bir sürece girmişlerdir. Feminist sanat hareketi, kadınların sanatsal mecralarda eşitsiz şekilde temsil edilmesine ve kadınlara ilişkin üretilen erkek-egemen temsillere karşı ortaya çıkmıştır.1970'li yıllarda çeşitli sanat tarihçileri, sanatçılar ve sanat eleştirmenlerinin çabalarıyla kadın sanatçılar ve eserleri sanat kurumlarında yer almaya, sanat tarihinden dışlanan kadın sanatçılar görünür olmaya başlamıştır. 20. yüzyılda sanat üretimi klasik anlayışın ötesine geçmiş ve sanatın sınırları ortadan kalkmıştır. Klasik anlatım biçimlerinin yanında, sanatın dışında üretilen nesnelerin, sanat alanına taşınması, sanatta üretim sürecini çeşitlendirmiştir. Geleneksel anlatım yöntemlerinin yanı sıra biçimsel özelliklerinden ziyade kavram sorgulamalarının ağırlıklı olduğu üretim süreçleri kendisini görünür kılmıştır. Bu süreç kadınların sanatsal yaratımını da etkilemiştir. Üretim sürecindeki çeşitlilik ve sanat/hayat arasındaki sınırların muğlâklaşması ile kadınlar, geleneksel yapıda kadın işi olarak görülen famaj çalışmalarını, güncel bir dille yeniden ifade etme sürecine doğru yönelmişlerdir. Bu tez, sanat üretiminde kadın ürünleri ve emeğin performansını ele almayı ve incelemeyi amaçlayan "Feminist Sanat Bağlamında Famaj" başlığını taşımaktadır. Bununla birlikte tarih boyunca yaratıcı bağlamda kadın kimliğini, ev içi özel alanlardaki süsleme teknikleri vb. üretimlerini bir strateji olarak ele almayı da hedeflemektedir. Özellikle çağdaş sanattaki kolaj tekniği ile yapılan kadınlara ait bu üretimleri feminist bir yaklaşımla ele alarak kumaş kolajı "famaj" olarak sınıflandırmakta ve bu bağlamda üretilmiş eser ve sanatçıları örneklerle somutlaştırmaya çalışmaktadır. Anahtar Sözcükler: Güncel Sanat, Feminist Sanat, Famaj, Kolaj.

Güzel sanatlar
Semra Bayram
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kara mizah üzerine görsel yorumlar

Bu tezde kara mizahın görsel sanatlar alanında varlığı ve belirleyici faktörleri araştırılmıştır. Araştırmanın görsel sanatlarda kara mizah anlayışının ifade dilleri örnekler üzerinden analizlerle açıklanmaya çalışılmış ve çıkan sonuçların kişisel çalışmalara yön vermesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda gülme kuramları ile bu kuramların, mizah ve kara mizahla bağlantısı irdelenerek; kara mizahın mizahtan görsel sanatlar içinde nasıl farklılaştığı belirlenmeye çalışılmıştır. Kara mizahın gülme ile ilişkisi bağlamında tarihsel süreç içinde toplumsal olayların, değişen kültürel kodların ve iktidarın gülme olgusuna etkileri sebebiyle görsel kara mizahın tüm bunlardan nasıl etkilendiği ve kültür tarihine etkileri araştırılmıştır. Kara mizahi anlatımın felsefi köklerine de yer verilerek sadece sanatsal bir ifade yöntemi olmaktan çok bir felsefi bakış açısı olarak varoluşçuluk, romantizm felsefeleriyle resim sanatı içinde nasıl buluştuğu açıklanmıştır. Özellikle Mihail Bahtin'in karnavalesk dünya görüşü bağlamında ifade özgürlüğü ile ilişkisi incelenmiştir. Çeşitli tarihsel örneklerin kara mizah ile ilişkisi kurularak, görsel kara mizahi ifade dilinin edebiyat, tiyatro ve karikatür gibi farklı disiplinlerle etkileşimi ortaya çıkarılmıştır. Parodi, pastiş, ironi, grotesk, alegori, satir vb. kavramların görsel ifadeye nasıl hizmet ettiği çözümlenerek tez süreci boyunca yürütülen kişisel çalışmalara hem biçim hem içerik bağlamında ışık tutmuştur. Kişisel yapıtlarda anlatı anlayışı ile figüratif kara mizahi kompozisyonlar oluşturulmuştur. Kara Mizahın köklerinin komedya ve pagan kültürlerindeki gülme ritüelleri ile bağlantısı sonucunda eleştirel ve protest tavrının, herkes için eşit ifade özgürlüğünü destekleyerek toplumsal değişim gücünü elinde tuttuğu ve tam da bu sebeple ortaya çıktığı ilk zamanlardan itibaren her daim baskılanmaya çalışıldığı gözlemlenmiştir. Özellikle günümüz politik doğruculuk ikliminde, gülmenin ve alayın gücü gitgide kontrol altına alınmaya çalışılırken retoriğe kıyasla görsel kara mizahın kendisine nasıl alan açabildiği belirlenmiştir. Araştırma sürecinde basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Sanatçı web siteleri, müze ve galeri web siteleri incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kara mizah, Görsel kara mizah, Resim sanatı, Karnavalesk, İfade özgürlüğü

Pınar Yün
Düzce University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

20 yüzyıldan günümüze sanatta otorite, propaganda ve manipülasyon biçimleri

Bu tezde iktidar olgusunun toplumların yaşam alanlarındaki müdahaleleri sonucu geliştirdiği anıtsallık kavramının yeri sorgulanmış, bu anıtsallıkla sanat alanında nasıl bir yer bulduğu araştırılmıştır. Özellikle 20. Yüzyılda iktidar karşıtı tutumlar otorite, propaganda ve manipülasyon ile ele alınmıştır. Sanatta iktidar, temsiliyet, sembol, simge, anıtsallık ile başlayan varlığı, kavram olarak çeşitlenerek günümüze kadar gelmiştir. Bu tezde iktidarın temsili olarak beden kavramı, ilgili üretimlerin konu bazında değerlendirilmeleri ile ilerlemiştir. 20. Yüzyıl içerisinde dikkat çeken sanatçıların üretimleri kişisel araştırmalar ışığında sınıflandırılmış; "tahakküm mekanizmaları", "itaatkâr bedenler" ve "otorite serisi" başlıkları üzerinden irdelenmiştir. Bütün araştırmalar, kişisel uygulama üretimlerinin de zeminini oluşturmuştur.

20. yüzyılManipülasyonOtorite+2
Rıdvan Aşar
Düzce University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta çirkinlik bağlamında kadın bedeni

Çirkinlik, hem dişil hem de eril canlılar ile ilgili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Çirkinlik genel olarak her kültürün kendi değer anlayışına göre belirlediği bir kavram olarak karşımıza çıkmakta ve felsefi, tıbbi, sosyolojik ve edebi literatürlerde daha çok kadına yöneltildiği görülmektedir. Önceki dönemlerde kadının aşağı türden bir varlık olarak benimsenmesi 20. yüzyıl da saygısızlık ve kabul edilemez bir durum olarak görülmüştür. Ancak çelişkili bir biçimde kadın, artık güzelliğiyle kıymetlendirilmese de kadın fiziği değer kazanmıştır. Fotoğrafın icadı, sinemanın doğuşu, kitle iletişim araçlarının gelişmesi gibi birçok etmen kadın bedeninin sembolik bir unsur olmasını sağlamaktadır. Buna bağlı olarak, çirkinliğin doğası gereği biyolojik kökende kişilerde var olan özellik olmasının yanı sıra biyolojik olarak ötekilere benzemediği kişilerde toplumun belirlediği güzellik durumuna uymadığı için dışlanması ve dışlanmayla birlikte o kişi de travmatik durumlar ortaya çıkmaktadır. Medyanın afişe etme kültürü insanın ötekileştirilmesine, yaftalanmasına yönelik bir tutum içerisindedir. Bu bağlamda; hayvan, taş, bitki gibi doğaya ait olan neden yaftalanmıyor ? Ya da insan için hangi ön bellek dahilinde bu tarz bir dışlama yapılıyor ? Çağdaş sanatta çirkin kadın bedeninin işleniş biçimlerine bakıldığında, sanatçıların kadın bedeninin metalaşmasına yönelik eleştirel türde üretim yaptıkları görülmektedir. Bu bağlamda, sanatçıların çalışmalarında kadın bedenini "ideal olma" gerekliliğinin dışına çıkarıp, kadın bedenini biçimsizleştirici unsurların yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; kusursuzluk, mükemmellik, ideal güzellik gibi toplumun kadın bedeni üzerinden dikte ettiği normlara karşı çağdaş sanatın kadın bedenini bozarak ve biçimsizleştirerek sanatsal olarak eleştirme biçimlerini irdeleme ve bu bağlamda sanatçı çalışmaları incelemektir. Araştırmanın yöntem çerçevesi, çağdaş sanatta yapılan çalışmaların incelenmesi, literatür taraması, kadın bedeni üzerinden oluşturulan ideal güzellik algısını yapıbozuma uğratarak sanatçı gözünden sunulmasıdır. ' Çağdaş Sanatta Çirkinlik Bağlamında Kadın Bedeni' isimli tez çalışması üç ana başlık altında incelenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle "çirkin kavramı" incelenmiş olup, bu bölüm altında; "çirkinlik bağlamında beden", "çağdaş sanat öncesi çirkin beden kavramının sanata yansımaları", "öteki bağlamında çirkin beden" ve bu bölümün alt başlıkları olarak da "çirkin bedenin ucube olarak sanatta ele alınması" ve "kadın bedeninin arzu nesnesine dönüştürülmesi" konularına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ifade ediliş biçimleri" ana başlığı altında; " kadın bedeninin çirkinlikle ilişkilendirilmesi", "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ele alınışı", "arzu nesnesine dönüşen kadın bedeninin çağdaş sanatta inceleniş biçimleri" incelenecek olup; çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; "çirkinliğin uygulama çalışmalarında ifade edilişi"ne yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Çirkinlik, Kadın, Beden, Biçimsizlik, Çağdaş Sanat

Feminist sanatGüzel sanatlarKadın bedeni+5
Çisel Atar
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta tuhaf kavramının kişisel anlatı olarak ele alınışı

"Çağdaş Sanatta Tuhaf Kavramının Kişisel Anlatı Olarak Ele Alınışı" isimli bu çalışmada alışılmışın dışında, şaşkınlık verici ve esrarengiz nitelikleriyle merak uyandıran tuhaf kavramı, kişisel mitolojiler ekseninde çağdaş sanattaki örnekler üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Üç ana başlık altında ilerleyen bu çalışmanın ilk bölümünde tuhafın kendisine içkin olan tekinsizlik, doğaüstü ve öteki, kavramları ile olan ilişkisi incelenmiş, buna ek olarak tuhaf kavramının çağdaş sanata uyumlanmasında kilit rol oynayan Marcel Duchamp, tuhaf kavramı bağlamında ele alınmıştır. Tezin ilk bölümde tuhaf kavramını karşılayan en uygun ortamlardan biri olan kamusal alan, seçili sanatçıların işleri bağlamında yorumlanmıştır. Tezin ikinci bölümünde anlatılar üzerinden şekillenen kabulleri teresine çeviren tuhaf nitelikteki çağdaş sanat üretimlerine odaklanılmış, bunun yanında mitolojik verilerden yararlanılarak yeni anlatılara konu olan hayvan figürünün tuhaf kavramına öykünen örnekleri üzerinde kuvvetle durulmuştur. Üçüncü bölümde ise tezin içeriğine uygun olarak uygulama çalışmalarına yer verilmiştir.

Modern sanatResim sanatıTuhaflık
Yasemin Çağla Emiral
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Simülasyon ve fantazmagori kavramlarının postmodern mimari bağlamında çağdaş sanattaki yerinin incelenmesi

1960' lı yıllarda başlayan teknolojik gelişmeler toplumsal ve kültürel olmak üzere birçok değişime neden olmuştur. Bu değişimlerin etkileri kent manzaralarına yansımaktadır. Değişen mimari yapılar, sadece fiziksel olarak kent yapısını etkilememekte, aynı zamanda sanatta da birtakım değişimlere neden olmaktadır. Postmodern mimari ile birbirinin birer kopyası haline gelen yapılar tekinsiz birer nesneye/mekâna dönüşmektedir. Birbirine benzeyen ve giderek kaotik hale gelen kentler kültürel kimliklerini kaybederek, bireyde hep aynı yerde olduğu hissini uyandırmaktadır. Dolayısıyla bireysel ve toplumsal hafızayı da etkilediği görülmektedir. Aynı zamanda metal ve beton yığınları içerisinde doğaya hüküm süren insanlığın giderek bireyselleştiği gözlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, Jean Baudrillard'nın Simülasyon ve Walter Benjamin'in Fantazmagori kavramları çerçevesiyle ele alınacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, Simülasyon, Fantazmagori, Flaneur ve Soylulaştırma gibi konuya ilişkin kavramlar, ele alınan örnekler üzerinden tartışılmıştır. İkinci bölümde, Modernizm ve Postmodernizm kavramları açıklanmış, adı geçen dönemlerin mimari ve görsel sanatlar üzerinden tarihçelerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, yazar tarafından üretilen sanatsal çalışmalar ve konu bağlamında üretilen çağdaş sanat eserleri, bir ve ikinci bölümde ele alınan konular ile kent ve hafıza mefhumları bağlamında yapıt analizine tabi tutulmuş ve tartışılmıştır.

BenzetimFantazmagoryFlaneur+4
Nazan Özaras
Düzce University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatsal anlatım biçimi olarak sinema ve resim

Bu tezde farklı iki disiplin olan sinema sanatı ile resim sanatı ele alınmıştır. Bu teze sinema sanatının başlangıç evresi olan ilk hareketli fotoğrafın ortaya çıkma serüveni ile başlangıç yapılmıştır. İlk filmlerin 10 dakikayı geçemeyecek şekilde olması ile beraber ilerleyen yıllarda zaman konusunda filmler üretilmiştir. Yönetmenler sürenin sınırsız olduğu sinemada artık farklı arayışlar peşine gitmiştir. Tezde sinema sanatının sanat tarihinde resim sanatındaki karşılığının neler olduğu belirtilmiştir. Bu iki sanat dalının ilişkisi ve yapıtların incelenmesi sonucunda kişisel çalışmalar ortaya çıkmıştır.Bu tezin kapsamında modern sanat döneminden günümüze kadar olan süre zarfındaki sanat filmlerinin resimle olan ilişkisi ele alınmıştır. Bağımsız sinema filmleri üzerinden, yönetmenlerin biçemleri ve storyboardları incelenip sanat bağlamındaki yerinin kritiği yapılmıştır. Devamında storyboardların üslupsal değerlerinin sinemaya aktarım biçimleri üzerinde durulmuştur. Yönetmenler, sanat tarihine verdikleri referanslarla yeni yapıtlar üretmişlerdir. Tez bağlamında ele alınan yönetmenlerin aynı zamanda buldukları kendilerine özgü tekniklerle dünya sinemasına yön verdikleri ortaya konulmuştur. Bu tezde başarılı yönetmenlerin yapıtlarını ortaya çıkarması için onları güçlü tutan ortak trajik yaşanmışlıklarının üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda sinema ve resim sanatında imge kavramı üzerine odaklanılmıştır. İmgenin zaman içerisindeki kazandığı anlam değişiklikleri ele alınmıştır. Sinema sanatının ışık, renk, gölge ve sahnelerde kullanılan kompozisyonlarının sinematografileri incelenip sanat akımları ile nasıl bir görsel bağlantının kurulabileceği irdelenmiştir. Sinemanın anlatım dili için kullanılan imge ve film ile arasındaki bağlantı bütünlüğünü sağlayan başlıca yönetmenlerden; Andrey Tarkovsky, Akira Kurosawa ve Alfred Joseph Hitchcock'ın filmleri baz alınarak incelemeler yapılmıştır. Öncelikle sanatçıların biyografileri üzerinde durulmuş sonrasında ise başyapıtları ve eserleri incelenmiştir. Biyografileri ele alınan sanatçıların özgün birer yönetmen olmalarının sonucunda ortak yönlerinin var olduğu saptanmış ve bunun üzerine analizler yapılmıştır. Araştırmada literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Sanatçı web siteleri, müze ve galeri web siteleri incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Renk, Resim, Sanat, Sinema, Storyboard

FilmResim sanatıResimler+4
Ersin Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta acının sıradanlaşması

Bu tezin amacı, toplum içerisinde var olan şiddet olgusunun yarattığı acıyı ve bu acının sebep olduğu "hissizleşme" problemini sanatla ilişkili olarak ele almaktır. Ayrıca bu araştırmada, hissizleşme durumunun en temel kaynağına inilerek sorunsalın kendisi irdelenmiştir. Ele alınan bu problem toplum, sanatçı ve izleyici arasındaki yerini ve plastik anlatımda ifade biçimlerini sorgulamayı amaçlar. Bu tezde toplumun her döneminde kronikleşen şiddet olgusunu ve oluşturduğu problemi, bütünsel olarak farklı noktalarından ele alarak "Şiddet", "Acı" ve "Hissizleşme" kavramı üzerinden çözümlenmesi yapıldı. Kendi dönemi içerisinde yaşayan sanatçıların, toplum içerisinde oluşan travmalardan ne denli etkilendikleri ve bu durum içerisinde nasıl bir tavır takındıkları irdelenmiştir. Yapılan bu araştırmalar, sanatsal üretimlerimin temel çıkış noktasını oluşturmaktadır.

AcıDeneyimDuyumsama+4
Ramazan Bayram
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resme Doğu'dan bakmak: Şehrengiz ve Arabesk serileri

Güncel sanatta Doğu imgesi kullanımı, bu çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bir imge kaynağı olarak Doğu, hem sanatsal kökleri hem de zengin kültürel belleği bakımından neredeyse her sanat döneminde sanatçılara ilham olmuştur. Medeniyetin, bilimin, sanatın çıkış noktası olarak bilinen ve güçlü devletlerin varlıkları sayesinde hayranlık duyulan Doğu'nun, Batı'nın bir kurgusu olan Oryantalizmle birlikte egzotik ve ütopik bir dünya haline gelmesi, önemli eser örnekleriyle birlikte incelenmiştir. Batı'nın fantezi ürünü Doğu kurgusuna karşın, özellikle Doğu kültürlerindeki sanat pratikleri –yazı, minyatür, mimari ve kitap süslemeleri gibi- soyut-soyutlamacı tavra olan yakınlığı ile Modern dönemde Batı'nın soyut-soyutlamacı sanat akımlarını kurmasında yeniden ilham olduğu görülür. İlk dönemlerinde Batı sanatının takibiyle gelişmeye çalışan Türk sanatı da özgünlük ve ulusallık arayışları bağlamında kendi kültürel ve sanatsal kökenindeki imgelere yönelmiş ve birçok sanatçı bu bağlamda çalışmalar yürütmüştür. Özgün ve bireysel anlatımın ön plana çıktığı günümüz sanatında da Batı sanatı eğitiminden veya geleneksel sanatlar eğitiminden gelen birçok güncel sanatçının, kendi kültürlerine ait imgeleri bireysel sanat pratikleriyle birleştirdiği gözlemlenmektedir. Literatür taraması yöntemi kullanılarak yazılan bu tezin amacı da hem sanat tarihsel süreç içerisinde Doğu imgesinin sanat eserlerinde kullanımına yönelik bir bakış sunmak, hem de tezin temel konusu olarak bireysel sanat üretimlerim olan "Arabesk" ve "Şehrengiz" serisinin altyapı ve sanat tarihsel dayanaklarını ortaya koymaktır. Bu bağlamda Türkiye'de ve özellikle "Doğu" olarak adlandırılan bölgelerdeki birçok güncel sanatçı, aldıkları sanat eğitiminin altyapısı ne olursa olsun özgün ve bireysel eserler ortaya koymak adına kişisel belleklerine ve o belleği oluşturan kültürel imgelerine yönelmekte ve bu bağlamda eserlerini üretmektedir. Tezin ana konusunu oluşturan "Şehrengiz" ve "Arabesk" serileri de kişisel belleğime ve o belleği oluşturan kültürel imgelere yönelen eserler içermektedir. Batı Sanatı eğitiminden gelen "portre" geleneği ile kişisel belleğimdeki queer imgeler, semboller ve bir dil göstergesi olarak Arapça ve Farsça imgeler bu serilerde birleşmektedir. Ayrıca Doğu imgesi olarak Arapça yazı içeren "Şifa Dileği" eseri ve "İkram-ı Ebedi" serimden "hurma çekirdekleri" ve "yazı" imgesi içeren bazı eserler tezin akışı içerisinde uygun yerlere dâhil edilerek incelenmiş, bu nedenle sanatsal üretimlerim açısından retrospektif bir bakış açısı sunmayı sağlamıştır.

ArabeskGüncel sanatOryantalizm+6
Ahmet Mansuroğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1960'sonrası sanatta bozulan doğa

"1960 Sonrası Sanatta Bozulan Doğa" başlıklı tezimde doğanın içinde bulunduğu tehlikeler incelenecek, iklim değişikliğinin sebep olduğu krizler doğayı ve doğadaki canlı yaşamını nasıl etkilediği eleştirel yönden ele alınacaktır. Doğada oluşan bozulmaların doğanın kendi akışı ve döngüsü içerisinde olmadığı, bozulma kavramının insandan kaynaklı bir odaklanma olduğu anlatılmak istenmiştir. İnsanın sebep olmuş olduğu bozulmalar aynı zamanda doğada dengesizliğe sebep olmaktadır. Doğa ve insanın birlikteliğiyle değişen doğaya yer verilecektir. Plastik atıkların canlılara etkisi çevresel haberler doğrultusunda incelenecektir. Doğa bugün çağdaş sanatta önemli kavramlar arasındadır. Geçmiş yıllarda ve günümüzdeki doğa çokça bahsedilen bir konu olarak bu çalışmanın temelini oluşturacaktır. Bu çalışmada sürekli değişen doğanın ikinci yönü ele alınacaktır.

DoğaEkolojiModern sanat+4
Güzin Dilara Kılıç
Düzce University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş soyut sanatta düşünsel ve biçimsel incelemeler

"Çağdaş Soyut Sanatta Düşünsel ve Biçimsel İncelemeler" isimli bu tez çalışmasında, birinci bölümünde Modernizm dönemi itibariyle soyut sanatın tarihsel süreçleri araştırılmış, soyut sanat ile ilgili kavramlar, örnek görsel ve farklı kaynaklarla açıklanmıştır. 1911 yılında Münih'te Kandinsky'yle birlikte soyutlama ortaya çıkmıştır. Artık nesne kavramı elenip, salt kavramlarla nesnesiz soyut sanat ortaya çıkmaktadır. İsmail Tunalı'ya göre soyut sanatın açıklaması 'nesne ötesi', 'duyu üstü', 'mutlak' gibi bir varlığa ulaşılmasıydı. Soyut sanat saf olanın peşinde denirken bunun 'birey üstü' değil, tam anlamıyla 'birey içi' yani 'bireysel' olduğu vurgulanmak istenmiştir. İkinci bölümde soyut sanatın biçimsel süreçleri araştırılıp, Otomatizm ve Varoluşçuluk felsefesine dayanılarak günümüz sanatında soyut sanat üretimlerinin gelişimleri sanatçı örnekleriyle detaylandırılmıştır. Sanat tarihi boyunca biçim, içeriğin yani özün yapısı olmak durumundaydı. Soyut sanattaki biçim olgusuna ulaşana kadar içeriksiz biçimin hiçbir anlamı yoktu. Fakat soyut sanat itibariyle nesnel dünyanın içinde nesnelerin temelinde yatan "kavram" ortaya konulmak istenmiştir. Nesnelerin görüntüsü soyutlanmaya çalışılıp, renkler ve soyutlanmış biçimler üzerinde sanatçılar kendi iç dünyalarına odaklanmaya başlamışlardır. Modern dönemde, sanat alanında kullanılmaya başlanılan Otomatizm metodu 'bilinçaltından yansıyan bir eylem' olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan, kendi özünü yaratabilen tek varlıktır ve sadece insan da varoluş 'öz'den önce gelir. Sanatçılar, yaratıcılık ve yaratma cesareti ile 1940'lar da başlatmış olduğu 'öz'e inmeyi soyut düşünceyle gerçekleştirmişlerdir. Üçüncü bölümde içsel dünyanın görsel yansımaları bağlamında uygulamaların dayandırıldığı kavram ve psikoloji alanında farklı kaynaklardan yararlanılarak örneklerle incelenmiştir. Her sanatçının alımlayıcıya aktarmak istediği, bireysel olarak değişmektedir.

Modern resimModern resim sanatıResim sanatı+3
Melike Köse
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat yapıtlarında kolektif ve bireysel belleğin mekân ile ilişkisi

Bu tezde bellek kavramının "yer" ile kurduğu ilişkisi incelenmiştir. Mekân, belleğin bir çeşit önkoşulu olarak incelenmiştir. İki kavramın birbiri ile olan ilişkisi, bellek kavramı ekseninde hatırlama ve unutma pratiklerinin mekânı etkileme biçimine değinilmiştir. Bu tezin temel motivasyonu artık mevcut olmayan bir mekânın sakininin geçmişi imgelemede kullandığı görsel kaynaklardır. Bu kapsamda belleğin ve mekânın kolektifliği ve bireyselliğine değinilmiştir. Bireysel belleğin ve kolektif belleğin mekânlarının sanatta nasıl değerlendirildiği incelenmiştir. Modern dönemde bellek kavramını mekân aracılığı ile göstergeleştiren sanatçıların üretimlerine değinilmiştir. Bir bellek metaforu olarak kamusal alanlar anıt ve meydanlar aracılığı ile kolektif belleğe yönelik birleştirici bir misyon üstlendiği saptanmıştır. Resmi tarihe dayanaklık eden bu mekân ve formların sanat yapıtlarında kolektif belleği temsilen kullanıldığı saptanmıştır. Belleğin bir diğer alanı olarak "hane" bireysel olanın mahremiyeti ile kişisel bellek ile özdeşleşmiştir. Modern yaşamın arenası olarak kent ve kentsel dönüşüm projeleri mekânsal yıkımları beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda Ankara ili Keçiören ilçesinde yer alan gecekondu mahallesinin yıkımı sonrası bu mahallenin belleği sakinlerine ait nesneler ve anlatılar aracılığı ile sanat yapıtına dönüştürülmüştür. Anahtar Sözcükler: Bellek, Kamusal Alan, Kentsel Dönüşüm, Kolektif Bellek, Mekân

Merve Kayacı
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür endüstrisinin sanattaki temsili

Medyanın ereği kendinde olan yaklaşımları, günümüz toplumunun şekillenmesindeki en belirleyici olgulardan birisidir. Toplumsal kültürü besleyen tüm kanalları, tek tipleştirme yolunda olan evrensel kültür, medya unsurlarının kitleleri yozlaştırdığının sığ bir temsili olarak biçimlenmektedir. Kültürel yabancılaşmanın mihenk taşlarını atan medya ile bireyler, tüketim nesneleri ile özdeşleştirilip; toplumsal kültür pasifize edilmektedir. Tek tipleşen toplum yaratmada, medyanın propaganda içeren söylemleriyle birlikte bireyler iktidar düşüncenin belirlediği biçimde şekil almaya başlamaktadır. Yazılı basın, dijital alan ve pek çok erişim alanına sahip olan medya araçlarıyla dayatılmaya çalışılan fikirler, kitlelere hızla nüfuz etmektedir. ''Gökalp'a göre kültür, millidir ve bu bakımdan kültüre ''milli kültür'' veya ''hars'' adını vermektedir. Ona göre kültür milli olduğu halde medeniyet beynelmileldir. Medeniyet birçok milletin sosyal hayatlarının ortak bir bütünüdür[1]'' (Aktaran: Şahin,2011:246). Medeniyet kavramı kapitalist sistemle birlikte evrensel kültüre ve modernite ile birlikte kültür endüstrisine dönüşmektedir. Kapitalist sistemin oluşturduğu kültür endüstrisi, kültürel değişimin ve gelişimin doğal sürecini ani bir dayatma ile ortadan kaldırıp, kitle iletişim araçları ve pazarlama teknikleri ile bireyleri etkilemektedir. Bu çalışmada medyanın kültür üzerindeki etkileri incelenecektir. Yine araştırmada sistematik biçimde tüketim alışkanlıkları ve yaşam biçimleri üzerinde tahakküm kurduğu düşünülen endüstri ile birlikte, tahrip olan şeyleşmiş bilince sahip bireylerin, otonomisinin kırılması üzerinde durulacaktır. Sanayinin gelişimi ile değişen kültürel öğeler sanatsal faaliyetler çerçevesinde ele alınacaktır. Tüketim kültürü ile birlikte bireylerin özgür tercihleri ve kolektif yapının tahribatına neden olan kültür endüstrisinin argümanları incelenecektir. Adorno'nun kültür endüstrisi kavramının günümüzdeki etki alanları çerçevesinde incelenmesi çeşitli sanatçılar ve bireysel çalışmalar üzerinden ele alınacaktır. Bu araştırma, literatür tarama modeline göre oluşturulmuştur. Basılı ve dijital yayın organları, alan ile tezler ve makaleler taranmıştır. Bu kavramlar üzerinden kültür-medya ilişkisinin dinamiklerini ele alan bireysel üretim süreci ile genel bir değerlendirme yapılmıştır.

Yağmur Kevser Barutçu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Küratörlük özelinde sanat dünyasında rızanın imalatı

Bu tez çalışması, küratörlük özelinde sanat dünyasında rızanın imalatını, küratörün sanatçıları ve sanat eserlerini seçme, sergileme ve yorumlama yoluyla kamuoyunu ve sanat piyasasını nasıl şekillendirdiklerini araştırmıştır. İletişim, sosyoloji, psikoloji, siyaset, iktidar, medya çalışmaları, halkla ilişkiler uygulamaları, dil, kültür kuram ve pratikleriyle sanat tarihinden elde edilen bilgilerden yola çıkarak, küreselleşme, internet ve sosyal medyanın sanat söylemi, sanatın ve küratörlüğün alımlanması üzerindeki etkileri, çok disiplinli bir yaklaşım benimsenerek analiz edilmektedir. Bu tezin temel bulguları, sanat dünyasında rıza imalatının çeşitli aktörleri, etkenleri ve stratejileri içeren karmaşık ve dinamik bir olgu olduğudur. Küratörlük bu olguda kilit bir faktör ve aktördür. Bu tez çalışması, rıza imalatı kavramına ve bu kavramın sanat dünyasındaki yansımalarına kapsamlı ve eleştirel bir bakış sunmaktadır. Ayrıca, küratörlüğün sanat dünyasında rıza üretimindeki rolünü analiz etmek için yeni bir çerçeve önermektedir. Bu çalışma, geleneksel sanat kavramlarına meydan okuyan ve sanat dünyasında rıza üretiminin süreç ve sonuçlarını örnekleyen bir sergi olan Documenta 5'in ayrıntılı bir vaka çalışmasını da içermektedir. Tezin, bulguların genellenebilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini sağlayabilecek birincil ve ikincil kaynaklardan sanat dünyasında yaşanmış örnekler ve sanatçı Burak Arıkan'ın ağ diyagramları çalışmalarından örneklerle desteklenmiştir. Bu çalışmanın küratörlük kavramının popülerleşmeye başladığı ve küratörün sanat dünyasındaki gücün doruğa ulaştığı yıllar olan 2000'li yılları baz alması gibi bazı sınırlılıkları vardır. Ancak bu yılları oluşturan etmenler detaylıca incelenmiştir. Son olarak, tez esas olarak betimleyici ve yorumlayıcı bir yaklaşım benimsemektedir; bu da sanat dünyasında rızanın imalatının nedensel mekanizmalarını ve etkilerini tam olarak yakalayamayabilir. Bu konuda gelecekte yapılacak çalışmalar için temel öneriler, sanat dünyasında rıza üretiminin etik ve sosyal sonuçlarını araştırmak, dijital çağda sanat dünyasında rıza üretiminin değişen dinamiklerini ve zorluklarını incelemek ve sanat dünyasındaki aktörler arasında daha fazla diyalog ve işbirliğini teşvik eden, daha yenilikçi ve katılımcı küratörlük modelleri ve yöntemleri geliştirmek ve uygulamaktır.

Halil Yıldırır
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anne üzerine sanatsal yaklaşımlar

Bu tezin amacı anne kavramının sanatsal çalışmalarda nasıl yer bulduğunu araştırmak ve kişisel uygulamaları bir temele oturtmaktadır. Bu kapsamda anneliğin ne olduğu farklı görüşlerden faydalanılarak psikoloji, sosyoloji ve sanatsal açıdan açıklanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısından günümüze dek sanatçıların anne ile olan bağının sanat çalışmalarındaki yansımaları ele alınmıştır. Ele alınan çalışmalarda anneliğin bireyin oluş biçimine etkisinin izi sürülmüştür. Sanatçıların yaşamlarından öznel anlatılar sunan bu çalışmaların annelik temsilleriyle bu temsillerin ortaklıkları ve farklılıklarına yer verilmiştir. Uygulama bölümünde tüm araştırma sürecinin bir yansıması olarak kişisel çalışmalara yer verilmiştir. Bu çalışmalarda malzeme, anne ile ilişkili olan nakış, yorgan, örtü, kumaş gibi materyallerle kolaj, video, fotoğraf çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Araştırmada literatür tarama yönteminden faydalanılmıştır. Basılı, elektronik süreli ve süresiz kitap, dergi, katalog, tez gibi kaynaklardan yararlanılmıştır. Sanatçı web siteleri, müze ve galeri web siteleri incelenmiş, yapıt okumaları yapılmıştır. Anneliğin anlamını açmanın kendilik örüntümüze yaklaşma noktasında önemi vurgulanmıştır.

İlhak Altıparmak
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel çalışmalarım bağlamında bedenin poetikası

"Kişisel Çalışmalarım Bağlamında Bedenin Poetikası" isimli bu çalışma bedenin sanatın ifade biçimi olarak sanat dünyasında nasıl bir potansiyel taşıdığını ve bu potansiyelin muhtelif sanatçılar tarafından eserlerinde nasıl vuku bulduğunu incelemeyi amaçlamıştır. Başlıkta geçen "poetika" mefhumu şiir sanatı anlamına gelmektedir. Tıpkı diğer sanat disiplinlerinde olduğu gibi poetika da bu duygusal ifadeyi destekleyen bir araç olarak kullanılabilmektedir. Buna binaen 5 bölümden oluşan bu çalışmanın ilk ana başlığında kadın bedeni ve toplumsal normlar gibi konuların yanında patriarkal sistemi ve toplumsal beklentileri tersyüz eden sanatçıların yapıtları analiz edilmiş ve eril-dişil, namus, acı ve tahakküm gibi önemli kavramları da içine alan konuların üzerinde kuvvetle durulmuştur. İkinci ana başlıkta, geleneksel ailelerde büyüyen kişinin yaşadığı travmatik deneyimler ve bedenin bu deneyimlere verdiği tepkiler incelenmiş, konunun içeriğine uygun eserlerden alıntılara yer verilmiştir. Son ana başlıkta ise emek gücünün bedeni nasıl değiştirebileceğini ve sınıfsal farklılıklara ilişkin örnek çalışmalarla acının fiziksel boyutu ele alınmıştır.

Yeliz Akarsu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş sanatta erkeklik temsilleri

Toplumsal cinsiyet çalışmaları içinde incelenmesi önemli bir alanı oluşturan erkeklik meselesi, bu çalışmanın kavramsal alt yapısını oluşturmaktadır. Cinsiyet çalışmalarının tarihsel sürecine bakıldığında genelde merkezde kadın meseleleri etrafında yürütülen araştırmalara rastlanmaktadır. Bu araştırmaların yeterli olmadığı noktalarda bakış açısı erkeklik meselesi üzerine yönelmiştir. Toplumsal cinsiyet araştırmaları için çok önemli bir yere konumlanan erkeklik meselesi araştırmanın ana konusu olarak incelenmiştir. Sürece tarihsel ve kültürel anlamda yaklaşan çalışma, araştırmacıların izinden giderek literatür tarama yöntemiyle erkeklik kavramına ilişkin tanımlar ortaya koymaktadır. Aynı zamanda da erkeklik meselesi ile ilgili ulusal ve uluslararası boyutlarda genel görüşler aktarmaktadır. Kavramsal çerçevesi çizilen araştırmanın konusu aynı zamanda çağdaş sanatında meselesi olarak ortaya çıkmaktadır. Tekstil malzemesinin yapısı ile erkeklik meselesine getirilen tanımlar üzerinden kurulan bu yakınlık, tezin sanatsal araştırma süreci için önemli bir yere konumlanmaktadır. Bu yüzden tekstil ile üretimlerini sürdüren sanatçı örnekleri üzerinden erkeklik meselesine yaklaşılmıştır. Tekstil malzemesi ile üretimlerini sürdüren sanatçıların tarihsel süreç içinde değişen düşünme alanlarına dair bilgilere yer verilen çalışma aynı zamanda malzemenin dönüşen kimliği ile ilgili bilginin izini de sürmektedir. Araştırma kapsamında üretilen kişisel çalışmalarda erkeklik meselesinin sorgulandığı alanların yeniden düşünülmesi için farklı bir bakış açısı sunmaktadır.

Özkan Işık
Düzce University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya üzerinden ben'in inşası

"Yeni Medya Üzerinden Ben'in İnşası" adlı tez, yeni medya, yapay zekâ, video ve fotoğraf sanatı aracılığıyla benlik inşasını araştırmaktadır. Çalışma, dijital teknolojilerin sanat üzerindeki etkilerini ve medya sanatının öncülerinden başlayarak günümüz sanatçılarının rolünü incelemektedir. İlk bölümler, yeni medyanın tarihsel gelişimini ve "Techne" kavramının evrimini ele alır. Walter Benjamin'in mekanik yeniden üretim çağına dair metinleri ışığında görüntü ve sanatta mekanik üretim süreçleri tartışılır. Üçüncü bölümde, Dadaizm, Fütürizm ve Fluxus gibi akımların politik ve sanat karşıtı yaklaşımları, kavramsal sanatın temelini nasıl attığı anlatılır. Dördüncü bölümde video sanatının tarihsel gelişimi ve çağdaş sanat üzerindeki etkileri ele alınır. Beşinci bölüm ise artırılmış gerçeklik kullanılarak benlik inşası üzerine odaklanır, fotoğraf, video ve yapay zekâ kullanılarak oluşturulan eserler ve kavramsal çerçeveleri incelenir.

Alara Başar
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta doğum anı tasvirleri

Çalışmada ilk olarak doğum kavramı temel olarak açıklamış ardından reenkarnasyon ve yeniden doğuş kavramları ile bir bütünlük sağlanarak iki kavram arasında bağ kurulmuştur. Doğum ile ilgili mitolojik anlatılara da yer verilmiş ve buna ek olarak sanat ve çağdaş sanat başlıkları altında çeşitli sanat eserleri incelenmiştir. Çalışma genelinde doğum kavramı temele alınarak bu kavramın çok yönlü anlamları, zaman dilimleri içerisindeki değişimleri çeşitli sanat pratikleri ile açıklanmıştır. Tez çalışmasında doğum kavramının tanımlanması için mitoloji, bilim, sanat gibi konular üzerinden görsel ve kavramsal örnekler sunulacaktır. Sanat alanına da dahil olan doğum kavramı çeşitli sanat pratikleri ile irdelenerek ele alınış biçimindeki farklı noktaları araştırmanın genel çerçevesini oluşturarak tez içinde sunulması hedeflenmiştir.

Elif Şen
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta av hayvanlarının temsili

Bu tezin amacı, sanatta av kavramını ele alan eserleri incelemek ve av hayvanının çağdaş sanattaki örnekleri üzerinden yeni bir bakış açısı önermektir. Sanatın gelişiminde ve değişiminde av üslubunun önem bir yere sahip olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Av hayvanı ve insan arasındaki karmaşık ilişki geçmişten bugüne değişerek gelmiştir. Sanatın başlangıcı sayılan mağara resimlerinde en çok karşımıza çıkan örnekler av hayvanları ve avlanma üzerinden verilmektedir. Av hayvanları sadece mağara resimlerinden değil farklı kültürler, mitler, inanç biçimleri, politik olaylar üzerinden de aktarılmıştır. Beslenme doğrultusunda yapılan avlanma faaliyeti zamanla resimlere farklı amaçlar ile işlenmiştir. Bir güç gösterisi olarak kullanılmış, ardından bir anlatım dili hâline gelmiştir. 17. yy. ve 19. yy. arasında güç betimlemesi olarak farklı örnekler bulunmaktadır. Çağdaş sanatta ise av hayvanının nesne olarak kullanılması ele alınır, aynı zamanda video art olarak önceki dönemlere göndermeler yapılmıştır. Sanatın bugüne kadar olan gelişiminde ve değişiminde av resimleri önemli bir yere sahiptir. Bu durum aynı zamanda modern sanat akımlarına da yansımıştır. Bu kapsamda tezde literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Sanatçı ve eser analizleri ise amaçlı örnekleme uygun olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte bu araştırma, av hayvanlarının sanat tarihinde yer alış biçimlerini görünür kılmaya çalışırken, bunu bir durum tespiti olarak ele almıştır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Av Kavramı, Hayvan

Yaşar Can Öztürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Solastalji olgusu ve görsel çözümlemeler

Bu sanatta yeterlik çalışması, solastalji kavramını yalnızca temsil etmekle kalmamıştır. Onu biçimsel, kavramsal ve teknolojik açılardan yeniden yapılandıran deneysel bir araştırma süreci olarak kurgulanmıştır. Solastalji, bu tezde, çevresel yıkım ve afet sonrası mekânsal kayıpların bireysel ve kolektif bellekte bıraktığı izler üzerinden ele alınmıştır. Çalışma, disiplinlerarası bir düşünme biçimiyle yapılandırılmıştır. Geleneksel resim tekniklerinden yapay zekâ, video yerleştirme, artırılmış gerçeklik ve yeni medya araçlarıyla etkileşimli biçimde bir araya getirilmiştir. Bu üretim dili, travma, hafıza, yerinden edilme ve çevresel adaletsizlik gibi olgulara eleştirel bir görsel söylem kazandırmıştır. Sanat, bu süreçte eleştirel bir araştırma yöntemi olarak konumlandırılmıştır. Teknolojik imkânlar ise etik ve politik duyarlılıklarla bütünleşerek çok katmanlı anlatılara dönüşmüştür. Afet sonrası yaşantıların mekânsal ve duygusal boyutları, yapay zekâ destekli imgeler ve ses verileri aracılığıyla yeniden kurgulanmıştır. Böylece izleyiciyle zamansal, duyusal ve kavramsal düzeyde etkileşim kurulmuştur. Uluslararası sanatçıların eserleri üzerinden yapılan kavramsal çözümlemeler, yaratım sürecine teorik derinlik kazandırmıştır. "Solastaljia; Bozumun Kadastrosu" gibi projeler ise bu sürecin arşivsel, tanıklık edici ve estetik yönlerini birleştirmiş ve alternatif bir görsel yazın önermiştir. Bu üretimler, sanatta yeterlik araştırmasına eleştirel, deneyimsel ve görsel düşünce biçimlerini dahil ederek yöntembilimsel ufku genişletmiştir. Tez, solastalji kavramını sanatla birleştirerek yeni epistemolojik alanlar açmayı hedeflemektedir. Görsel sanatları, toplumsal bellek, dijital etik ve çevresel kırılmalarla ilişkilendirerek çağdaş sanatta kavramsal bir eşik önermektedir. Ayrıca bu tez, interaktif ve etkileşimli sunum biçimi aracılığıyla, çağdaş görsel sanatlarda izleyiciyle kurulan ilişkiyi duyusal, düşünsel ve kavramsal boyutlarda yeniden yapılandırmıştır. Bu bağlamda çalışma, sanatsal araştırma pratiğine yenilikçi ve özgün bir katkı sunmuştur.

Büşra Kuruçay
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanat bağlamında öznel kimlik süreçleri

Bu tezin konusu; güncel sanat ortamında sanatçı kimdir sorusuna cevap aramak, güncel sanatın ve sanatçısının tanımlamasını yapmaya çalışmak, günümüz sanatçısını eser üretmeye iten, yaratma dürtüsünü tetikleyen, günümüz sanatçısını biçimlendiren etkenlerin neler olabileceğini araştırmak ve bu etkenlerin güncel sanatçı kimliğinin oluşumundaki etkileri ile sanat eserinin üzerindeki yansımalarının incelenmesi oluşturmaktadır. Birinci bölümde kişinin varlığını tanımlayan, varoluşuna anlam yükleyen bir yapı ya da nitelik olarak kimlik tanımlanması yapılarak, öznenin kendisini, nesneden ve başkalarından ayırt etmesiyle birlikte oluşan farkındalık hali üzerinde durulmuştur. Dünyanın bilinişi ile sanatçının kendinin bilgisi olarak sanat etkinliğinden kısaca bahsedilmiş; yapma, varlığı ortaya çıkarma süreci olarak yaratıcılık üzerinde durulmuştur. Görgül deneylere dayanarak ilerleyen sanat tarihi boyunca sanatçı/zanaatçı anlayışları değerlendirilmiş ardından modern, postmodern kavramları üzerinde durularak sanatçı tanımlamaları yapılmaya çalışılmıştır. Modern ve postmodern kavramlarına ek olarak bugünün sanatını tanımlamak için kullanılan çağdaş ve güncel kavramları değerlendirilmiş, küreselleşme süreciyle birlikte değişen dengelerle sanat piyasasının ilişki ağına ek olarak gelişen küratör ve sanatçı diyaloğundan bahsedilerek günümüz sanatına dair genel bir bakış açısı yakalanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise yaratma süreci açısından sanat olgusu sorgulanmış, sanatçının yaratıcı faaliyetinin ortaya çıkışı hakkındaki görüşler değerlendirilmiştir. Sanatın gelişmesini koşullandıran etkenler ile sanatçının kendi bireysel varoluşlarını inşa ederken içinde bulunduğu, kendi seçimlerinin alanını ve sonuçlarını belirleyen koşulların sanatçı ve eseri üzerlerindeki etkileri değerlendirilmiştir.

Zeynep Gürler
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta imge dönüşümleri

Güncel Sanatta İmge Dönüşümleri adlı bu çalışmada, imajlar ile çevrelenmiş yaşantımızda, sanatçı dünyasındaki imge yaratımının nasıl yapıt haline dönüştüğü sorgulanmıştır. Birinci bölümde, imgenin terimine yönelik terminoloji çalışması yapılmış ve imgeye eş değer diğer kavramlar arasında bağlantılar ve farklılıklar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde; görme biçimlerinin gelişen teknoloji ile birlikte sosyal çevreden ve kültürlerden bağımsız bir şekilde biçimlenemeyeceği ve her imgenin kendine ait bir görme tarzı oluşu üzerinde durulmuştur. Bu çerçeve içerisinde, imge aktarımının, sanat ortamınında ve sanatçı için nasıl bir değişim gösterdiği ele alınmıştır. Sanatçının yaratım sürecinde yaşamı nasıl dönüştürdüğü ve imgeler üzerinden nasıl yeni bir biçimde bağlantı kurguladığı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, yaratım süreci üzerinden imgenin etkisi ile çalışmalar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. İmge 2. Sanatçı 3. Dönüşüm 4. Görme 5. Algı

Ceren Çağlar
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta yeniden anlamlandırma

Bu çalışma Gazi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı?nda (GGSER) yapılmıştır. Sanat tarihinde ve özellikle 1980 sonrası dönemde alıntı, kopya, kendine maletme ve yeniden üretim üzerine özgün sanat eseri sorunları üzerine yoğunlaşılmış, uygulama çalışmaları ile bu sorunlar araştırmacı tarafından deneyimlenmiştir. Postmodern teorinin, modernizmden ayrıldığı alan gerçeklik ve onu algılayış şeklidir. Gerçekliğin imajlara dönüştüğü bu dünyada belirli bir zaman algısından söz etmek de mümkün değildir. Postmodern evrende, herkesin belli taklitleri kullandığı, bu taklitlerin dışında bulunan hiçbir şeyin gerçek olmadığı, taklit edilebilecek hiçbir orjinalin bulunmadığı izlenir. Postmodern izleyici, sadece yüzeydeki görüntülerin fazlalığı ile zihinsel yoğunluğa girer ve bundan da hoşlanır. Burada özne tarafından inşa edilen ya da bir kavram olarak üretilen gerçeklik, enformasyon teknolojileri tarafından sürekli çarpıtılır ve göstereni ile arasındaki ilişki tamamen yitirilir. Artık kopya, kurmaca, orijinal gibi yeni açılımlara neden olan; simülasyon, hipergerçek, içe infilak, eklektik, temellük gibi yeni terimler doğar. Küreselleşen dünyada sorunların ve yaşamların aynılaşması, iletişimin anındalığı ve sınırsızlığı neticesinde sanat anlayışı da teknolojik kodlara bürünmüş ve alıntılama eylemlerine dönüşmüştür. Hali hazırda varolan formlar arasından seçmek, hatta varolan çalışmanın tıpkı kopyasını yapmak sanatçıların kavramsal çıkış noktaları olmuştur. Araştırmanın özellikle kavramsal çerçevesinde bu sorunlara değinilmiştir. Uygulama çalışmalarında ise; benzer işlerin, benzer malzemelerin kullanımı ve anlamları kavramsal çerçeveleri ile belirlenmiştir. Post-üretimin ilk safhasına oturan kendine maletme ile ilgili örnek seçimler yapılmış, dönüştürme için hem düşünsel hem teknik hem de biçimsel denemelerle özgün çalışmalar ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Belma Ersu
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Geçirgenliğin boşluğunda görünebilirlik

Bu çalışma Gazi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı?nda (GGSER) yapılmıştır. Geçirgenlik kavramının, 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan görüntü elde etme teknikleriyle kavramsal olarak ön plana çıktığı gözlemlenmektedir. Bu durumla doğru orantılı olarak, sonraki dönemlerde sanatın hemen hemen her alanında ?geçirgenlik? yapısal olarak yer edinmiştir. Özellikle çağdaş sanatın merkeze alındığı bir düzlemde değerlendirmek gerekirse; tezin temel konusunu oluşturan geçirgenlik kavramının ortaya çıkardığı yansımalar yapılan uygulamalarla, kişisel anlatım dilinin tematik, düşünsel ve biçimsel yönlerini vurgular nitelikte öne çıkmıştır. Aynı zamanda geçirgenliğin sanatta yaratıcılığa ve özgün yapıt oluşumuna nasıl olanak tanıdığını göstermek hedeflenmiş ve bu araştırma kapsamında geçirgenlik kavramının sanatsal yapıtlara nasıl katkılar ve anlamlar sağladığı irdelenmiştir. Geçirgenlik, plastik yapılanmada sadece arkasındakini göstermekten ibaret bir ifade değildir. Aynı zamanda üst üste bindirilen her plan, ilk ve son katman arasında gizemli bir ilişki kurar. ?Geçirgenliğin Boşluğunda Görünebilirlik? konusu kapsam olarak modernizmden, günümüz çağdaş sanatına kadar birçok alanda yer almaktadır. İzleyici ile sanatçı arasındaki bağlantı göz önünde bulundurulduğunda sistem içerisinde kurduğu dengeye paralel, anlam devinimi sağlayarak gelecekte de geçerliliğini koruyacak bir kavram olabileceğini söylemek olasıdır. Günümüzde bu kavram, alanlar arası ilişkilendirmelerde yeni sentezler oluşturmakta etkili bir yöntemdir. Bu kavramın özellikleri doğrultusunda ortaya çıkan yapıtlarla ilişkilendirmeler ve uygulamalar çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Geçirgenlik kavramının kapsamına giren yan anlamlar; saydamlık, tam saydamlık, yarı saydamlık, kavramsal saydamlık, boşluk, görünebilirlik gibi kavramlar konunun anlaşılabilirliğini desteklemek amacıyla ayrıntılandırılmıştır. Bu kavramların oluşturduğu iç içe geçmişliğin hiyerarşik yansımalarının izleyici ile sanat yapıtı arasındaki algısal süreçteki etkilerine de değinilmiştir. Geçirgenlik kullanımının asıl amacı; izleyicinin, statik iki boyutlu bir düzlemden, çok boyutlu ve çerçeve dışına çıkan anlamsal yolcuğa çıkma sürecini tetiklemesidir. Yapılan araştırmada, literatür taraması ve geçirgenlik kavramı kapsamında ortaya çıkan küresel ölçekteki sanatsal çalışmaların incelenmesiyle konu desteklenemeye çalışılmıştır. Uygulama çalışmalarında ise; bilinçdışı anlatımın sanatçıya sunduğu yaratım sürecindeki özgürlük duygusuyla, dışavurum ? ifade ? rastlantı ? saydam katmanlar ? hiçlik ? boşluk gibi kavramsallaştırmalarla konuya öznel yorumlarla yaklaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geçirgenlik, saydamlık, dışavurum, hiçlik, görünebilirlik, boşluk.

Berivan Adem
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yapıt - isim - algı ilişkisi üzerine görsel çözümlemeler

Sanatsal düşünme toplumsal uzlaşılardan bağımsız, tamamlanmış sözcüklerle kendisini ifade eden mekanik dili dışlayarak, ereği kendinde olan (aoto-telos) düşünmedir; bir sonucu değil tasarımı barındırır. Bu bağlamda içinde konumlandığımız ancak dışsal olarak karşımızda duran görünümler dünyasının nesneleri alanı belirlenmiş, tanımlanabilir nesneler olmaktan çıkıp tasarımlar bütünü haline gelmektedir. Bu haliyle sanatsal düşünce görünümlerin maddesel, mekanik çeperini aşarak öteki'nin imkanlarını barındırır. Kişi adlandırdığı nesnede kendi istemini dile getirir. Etik, estetik, entelektüel, ideolojik tüm değerler kişinin bilincinde başlayarak toplumsal bilince, oradan aşkın (transandantal) bir gerçekliği arzulayarak evrensel bilince ulaşır. Soyutlama ile gelişen bu değerler arzumuzun ereğini ortaya koymaktadır, bu bağlamda kişi yaşadığı değerler sisteminin (kültür) taşıyıcısı olarak dile getirdiği genel geçer istemdir. Buna koşut olarak tuvaldeki bir imge deneyimin (istemin) öncesiz ve sonrasız varlığının biçimleniş halini temsil etmektedir. Bu şekliyle sanatsal düşünce ile dile gelen görünümün formel yapısı değil süre gelen yapısıdır; anlamın çoğul doğasıdır. Modern sanat görünümlerin düzleme ya da yontuya taşındığı formel bir sanatı dışlayarak, görümlerin düzlemde ya da yontuda yeniden açımlandığı bir sanatı öngörmüştür. Bu da sanatın görünümler içinde konumlanan kendinde bir görünüm olarak varlık kazanmasını sağlamıştır. Bu şekliyle sanat görünümlerin yansıtıldığı (taklit) bir alan olmaktan çıkıp, görünümlerin yansıdığı, ereği kendinde bir alandır. Artık tuval ya da yontuda izleyici olarak deneyimlenen temsili bir form değil, sanatçısının tabii olduğu bir anın temsilidir. Bu haliyle bir sanat eseri kendinde bir temsil olarak, görünen gerçekliğe koşut, anlamın çoğul doğasının barındığı bir fenomen olarak görünümler içinde konumlanmaktadır.

Özgün estetik fenomen
Erdal Demir
Gazi University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mitolojik hikayelerde bitki metamorfozları ve çağdaş uygulamalar

Mitoloji, toplumların kültürlerinden miras olarak günümüze kadar ulaşmış bir bilim dalıdır. Mevcut toplumlar ise evrenin, tanrıların, bitkilerin ve hayvanların yaradılışını konu alan bir çok eser ortaya koymuşlardır. Öne sürülen eserlerin ise Roma ve Yunan mitolojisi ağırlıklı olduğu gözlemlenmektedir. Konular; varoluşun, yok oluşun, dönüşümün ağırlıkta olduğu hikayeleri ele almakla beraber aşk, savaş, ihanet gibi alt yapılar barındırmaktadır. Bir insandan bitkiye, bir nesneden hayvana gibi metamorfoz yanı dönüşüm hikayeleri bu konular arasında çokça söz edilmekte olup sık sık karşımıza romanlarda, filmlerde, sanat eserlerinler çıkmaktadır. Bu doğrultuda yapılan araştırmalarda Bitki dönüşüm hikayelerinin sadece yaygın anlatımları bulunan mitolojiler ile kısıtlı kalınmadan, dünya üzerindeki çoğu kültüre ait mitolojik efsaneler, incelenerek yaradılıştan bugüne, dönüşüme uğramış hikâyeler üzerinde durulmuştur. Folklor ve Dini anlatılardaki dönüşümlerde yer verilirken güncel sanatta yansımaları incelenmiş, sanatçıların mitolojik hikâyelere yaklaşımı, figürleri, yorumlanışı ve anlatım gücü ele alınmaktadır. Araştırmanın çıkış noktası olan bitki ve metamorfoz kavramının, sanatın içerisindeki kullanım yeri, biçimi ve kavramsal yaklaşımı incelenerek; bedenlerin ve nesnelerin metamorfoz olgusuna uğraması insanın tarihsel serüveni ve bitki kökenleri gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

BitkilerDinlerFolklor+4
Sema Şen
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Postmodern sanat bağlamında malzeme olarak kumaş ve iplik

+ ve - , 0 ve 1'in sonsuz olanakları üzerine kurulu olan dokuma yani kumaş, sürekli temas halinde olduğumuz, yaşamsal bir malzemedir ve hayatın her alanında yer alır. Dünya üzerindeki neredeyse her coğrafyanın kültür ve endüstri tarihine işlenmiş olan kumaş, köken, anlam, malzeme ve manevi yönlerinden kaynaklı hem kültürler ötesi boyutları hem de güncel meselelerle iç içeliği ön plana çıkartan bir malzeme olmuştur. Bu özellikleri dolayısıyla sanat tarihi boyunca birçok sanatçı tarafından tercih edilen bir malzeme olarak kumaşın ve dolayısıyla ipliğin yer aldığı sanat yapıtları, duvar halılarından yerleştirmelere kadar çok geniş bir yelpazede gerçekleştirilmiştir. Resim, yerleştirme, fotoğraf, video gibi çok farklı disiplinlerde tekstil malzemelerini kullanan sanatçılar, kişisel hikayeleri üzerinden yapıtlar meydana getirseler de küresel dünyanın farklı coğrafyalarındaki toplumsal yapılarda da karşılık bulmuşlardır. Doğa, bellek, kültür, aidiyet gibi konularla kolayca ilişkilendirilebilen bir malzeme olarak kumaş, bir gereç olarak tuvalin de esas malzemesidir. Uygulama çalışmalarında tuval yüzeyinde oluşturulan espas denemeleri ile başlayan ve malzemenin taşıdığı anlamlar dolayısıyla postmodern insanın kişiliği ve kimliğiyle ilişkilendirilen kumaş, bireyin teğel teğel sökülen bir yamalı bohçadan ibaret olan personasıdır.

KumaşlarMalzemelerPostmodern sanat+3
Zeynep Gürler
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Videoist ekseninde 2000'lerden günümüze Türkiye'de video sanatını yeniden yorumlama çalışması

2000'lerden günümüze Türkiye'de video sanatının gelişimi ve serüvenini konu alan tezde video sanatının sergilenmesi ve gösterilmesinde kullanılan alternatif küratöryel çalışmalar, kollektifler, insiyatifler, kendinden organize sanatçı odaklı bakışın ele alınışı, video sanatında ve çağdaş sanat organizasyonlarında Videoist'in odaklandığı sosyal koşullanmışlık meseleleri: kavramlar, durumlar, olgular, tartışmalar yer almaktadır. Birinci bölümde video sanatının doğuşu ve gelişimi incelenmiş, belirli kavramlar ve kuramsal tartışmalarla video sanatının doğuşundan 2000'ler sonrası Türkiye'deki gelişimine kadar gelinmiştir. İkinci bölümde kendinden organize sanat başlığı ile kolektifler ve inisiyatiflerin ortaya çıkış sebepleri ve ortaya koydukları somut çözümler, problemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde video sanatı inisiyatifi olarak Videoist'in gerçekleştirdiği etkinlikler çerçevesinde çağdaş sanat ve video sanatında yer alan koşullanmışlık meseleleri tartışılmış ve yorumlanmıştır. Dördüncü bölümde video üretimine odaklanılarak Videoist'in gerçekleştirmiş olduğu atölye çalışmaları, seminerler, gösterim ve sergiler incelenerek yorumlanmıştır. Tüm araştırma, video sanatının Türkiye'deki yansımaları eşliğinde dünyada bulunduğu yeri ve ülkemizdeki anlam ve önemini irdelemek için oluşturulan bir incelemedir. Anahtar Sözcükler: Videoist, Video Sanatı, Kolektif, İnisiyatif, Çağdaş Sanat, Geç-Avangard, Sosyal Koşullanmışlık, Hafıza

Hülya Özdemir Satıcı
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Güzelin değişen gerçekliği ve patolojik etkiler

Bu tezde güzelliğin insan hayatına içkin ve kadın cinsi için olmazsa olmaz bir bedensel öznitelik olması hususu merkeze alınmıştır. Bu bağlamda güncel süreçte güzelliğin patolojikleştiği genel halin zaman içinde hangi fikirlerden etkilendiği araştırılmış; güzellik ile ilintilendirilen ve tezin bağlamına katkıda bulunan düşünüşler ifade edilmiş; güzel cinsin belirlenmesine ilişkin eril tahakkümün araçsallaştırdığı noktalar tartışılmış; tarihte yer etmiş önemli güzelleşme pratiklerinin tarihçesine yer verilmiş; neoliberal kapitalizmin şeyleri meta değeri üzerinden var etmesi ve bu minvalde güzelliğin bir sektör olarak işler hale gelmesi sorunsallaştırılmıştır. Bu gidişat üzerinden insana dair önemli bir sektör haline gelen güzelliğin çocukluğa ilişkin psikolojik altyapılara dayanması konu edilerek, bu bağlamda psikanalitik okumalara başvurulmuş ve özellikle Lacan'ın ayna evresi belirlenimi üzerinden vardığı Corps Morcele (Parçalanmış Beden) nosyonuna odaklanılmıştır. Tez bünyesinde altı çizilen tüm bu veriler ışığında Güzelin Patolojisi kavramı, güzelliğin günümüzde geçirmiş olduğu dönüşümün bir taşıyıcısı olarak tezin literatüre kazandırmak istediği temel sav olarak merkezileştirilmiştir. Güzelin Patolojisi olarak önerilen kavram çerçevesinde, güzelliğin tarihsel serüveninde kazanmış olduğu alt anlamların yanında tüketim toplumunda geçirdiği dönüşümün onu bir dış görünüş takıntısı haline getirmesi hususu gündeme getirilmiştir. Bu bağlamda patoloji kelimesi içeriğe hem tıbbi bir söylem dilini angaje etmesi hem de pathos kavramından sanatın aldığı ivmeye yaptığı gönderme bakımından önemsenmiştir. Sonuç itibariyle ise günümüzde güzelliğin kazanmış olduğu yeni alt anlamlar nedeniyle iç gerçekliğinde yaşanan değişimin altı çizilmek istenmiştir.

BiyopolitikaCerrahi-plastikCinsiyet+7
Özüm Koşar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bedene yansıyan iz kavramı

Değişen dünya, toplumsal yapılar, ekonomi, teknoloji, düşünceler ya da inançlar beden üzerinde egemenlik kurma çabasında olmuş ve varlıklarını belli ederek bedeni biçimlendirmişlerdir. Tarihsel süreçte yaşanan tüm gelişmeler sanat tarihine yansımış ve sanatın temel konusu olan beden farklı anlamlara ve biçimlere sokulmuştur. Sanat tarihi boyunca sanata konu olan beden imgeleri çağdaş sanat ile birlikte doğrudan sanatın malzemesi haline gelmiştir. Bedeni bir anlatım aracı olarak kullanmaya başlayan sanatçılar başkalarının ve kendi bedenleri üzerinde oluşturdukları, bedenin nesneler üzerinde oluşturduğu izlerle yaşadıklarını ya da toplumun yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Çalışmada beden ve iz kavramı konulara ayrılmış ve konuyla ilgili çalışmalar incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde beden kavramına yer verilerek bedeni etkileyen kavramların bedeni biçimlendirmelerine ve beden üzerindeki izlerine değinilmiştir. Sonraki bölümde iz kavramından bahsedilerek bu kavram ile bedendeki izlerin görünürlüğü ele alınmıştır. Tezin ana bölümünde ise çağdaş sanatta ele alınan iz kavramı üzerinden bedende oluşan, oluşturulan izler, bedenin oluşturduğu izler ve bu izlerin çağdaş sanata yansımaları ele alınmıştır. Bu amaçla "bir şeyin geçtiği veya daha önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti, bir olay, bir durum veya yaşayıştan kalan belirti, eser, " anlamına gelen iz kavramından yola çıkılmış ve bunun yanı sıra süreç olarak da ele alınmıştır. Ayrıca çeşitli durumlar karşısında kişinin yaşamında, hafızasında bıraktığı izler ya da bir yere ait olmama, iz bırakmama, ötekileşme- yabansı olma durumları gibi süreçler de sanatçıların eserleriyle birlikte ele alınarak görsel sanatlar içinde yorumlanmıştır. Son olarak araştırma süresince gerçekleştirilen çalışmalar sunulmuş ve iz ile beden kavramı vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden, iz, çağdaş sanat, süreç

BedenModern resim sanatıModern sanat+4
Aydan Can
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ritüel olarak evlilik

Tarih boyunca birçok sanatçı, kendilerine özgü anlatım diliyle 'evlilik' konusunu ele almıştır. Bu araştırma; arkeolojik bir kazı olarak "ritüel"i ele alarak "evlilik" kavramını sosyoloji, psikoloji, ekonomi, din ve sanat bağlamında ele almaktadır. Evlilik konusu öncelikle toplumda yer eden anlamından çok uzaklaşmadan, kendi ritüel anlamlarını koruyarak çağdaş sanatın çoklu anlatım biçimleriyle ele alınmıştır. Bununla birlikte sanat tarihinde geçmiş dönemlerden de evlilik konusuyla bağlantılı yapıtlar ve analizler ele alınan konular arasındadır. Ritüel nesneleri başlığı altında evlilik; enstalasyon, video, famaj, heykel ve renkli tekniklerle sanatın döneme uygun anlatım olanaklarıyla, çağdaş bir üslupla plastik anlatıma dönüştürülmüştür. Ayrıca toplumların yaşamlarının bir parçası olan evlilik ritüellerinin, sanatsal anlatımda kullanılmasının dışında kendi geleneksel anlamlarının araştırılması da konunun kuramsal yönden incelenmesi ve konunun zenginleşmesi açısından önemli taşımaktadır. Tez çalışması boyunca ele alınan uygulama çalışmalarının çoğunda bir tanık olarak değil de hikâyenin yaşayanı olarak otoportre anlayışında bir yaklaşımla evlilik üzerine çalışmalara yer verilmiştir. Ritüel, kişi performanslarını akılsallaştırma başlığı altında Mc Donaldslaştırma evrimine uğratmaktadır. Araştırmada kuramsal yönden ve uygulama çalışmaları aşamasında tüketim toplumundaki roller, eril ve dişil kişi üzerinden okunacaktır. Toplumsal kimliklerin aile ağı ve ata-anaerkil yapının içinde maruz kaldığı durumların irdeleneceği bu çalışmada, toplumun kişiyi ritüel kurallarıyla nasıl yeniden ürettiğine zaman zaman eleştirel bir yaklaşımla değinilmektedir. Anahtar Sözcükler: Evlilik, Ritüel, Çağdaş Sanat, Toplumsal Rol, Ata-Anaerkil Yapı

AnaerkilAtaerkilEvlilik+7
Nagehan Kutlu Beyhan
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlarda perde imgesi

Bu tezin amacı, sanatta perdenin ve perde imgesinin hangi anlamlarda kullanıldığına bir ışık tutmaktır. Gündelik hayatta kullanılan perde ve sanat tarihi içerisinde görülen ve günümüzde de sanat eserlerinde kullanılan perde imgesi üzerine araştırma yapılmış, bu araştırmalardan elde edilen bulgular sıralanmıştır. Bu bulgulara göre perde ilk olarak sanat tarihinde görüldüğü şekliyle, sonrasında sanattaki muhtemel anlamları ile sonrasında çağdaş sanattaki kullanımı ile ele alınmıştır. Son olarak da bu tez başlığı altında gerçekleştirilen sanatsal uygulamalardaki kullanımı ile perde hem imge hem de kavram olarak irdelenmiştir. Tez araştırması içerisinde gölge tiyatrosundaki perdede imgenin yansıtıldığı araç olan perdeden günümüzdeki sinema perdesi ve projeksiyonun perdesine kadar gelen süreçler birer durak gibi ele alınmıştır. Gölge tiyatrosunda hareket eden imgeler bulunmaktadır. Hayal perdesi olarak da adlandırılan gölge oyununun var olabilmesini sağlayan yüzeyin perde ile ilişkisi araştırılmıştır. Bu imgelerin oluşabilmesi için gerekli olan ışıktır. Işık sayesinde perdeye gölge düşer ve iki boyutlu bir gösteri düzenlenir. Buradaki gölge ve perde ilişkisinin etkisi Platon'un mağara alegorisinde de bulunmaktadır. Platon'un mağara alegorisinde gölgelerin düştüğü zeminin bir perde olduğu üzerinde durulmaktadır. Buradan hareketle resmin bir perde olarak ele alınmasının yanı sıra, resim sanatında perdenin bir öğe olarak resme girdiği örneklerin bulunması ve sıralanması gerçekleştirilmiştir. Sonrasında da camera obscuranın perdesi, fotoğrafın bir perde olarak durumu ve sinemanın perdede yansıması ele alınmıştır. Sinema perdesinde art arda gelen görüntülerin bir bütün olarak izlenilmesi perdede hareket kazanmaktadır. Araştırmanın konusu olan Perde İmgesi üzerine çalışmış sanatçılar ve perde olarak sayılabilecek eserler incelenmiştir. Perdenin saklanmak, ortaya çıkarmak, yansıtmak ve örtünmek gibi anlamlarda nasıl kullanıldığı verilmeye çalışılmıştır. Bu türden sorgulamalar da tezin sanatsal uygulamalar kısmında işlenilmiştir.

Gölge oyunuGörsel imgeGörsel sanatlar+6
Merve Korkmaz
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta göz ve fundus uygulamaları

Çağdaş Sanatta Göz ve Fundus uygulamaları adlı bu çalışmada, gözün duyu organı olarak anatomik ve fonksiyonel bir incelemesi yapılmış, evrende önce ışığın oluşumuyla, sonra da canlılığın başlamasıyla birlikte gözün de gelişime başlaması ve günümüzde bunu sürdürmesi, özellikleri, canlılar için önemi vurgulanmıştır. Çok eski tarihsel dönemlerde bile haklı olarak göze çok önem verildiği, vurgu yapıldığı bilinmektedir. Çalışmamızda, Çağdaş Sanat'ta da gözün hak ettiği yeri koruduğu gösterilerek, pek çok çağdaş sanatçının, anlatmak istedikleri duyguları, göz betimlemeleriyle, eserlerinde nasıl ele aldığı incelenmiştir. Diğer yandan gözün bir parçası olan ve parmak izi gibi insana özgü olan retina kısmının (Fundus) gerek halk içinde gerekse sanat dünyasında pek de tanınmadığını oysa bu farklılığın bireysel olarak değil de bütünsel ele alındığında nasıl da evrensel bir değer olabileceği tartışma konusu olmuştur. Çok farklı fundus resimleri sunularak, bilimsel olanın, sanatsal alana aktarılmasına çalışılmıştır. İçinde yaşadığımız çağın teknoloji ve bilim çağı olmasından kaynaklı olarak, sanatın da farklı alanlarda hızla evrimleştiğini artık çok gelenekselleşmiş kalıpların yıkılarak, ileri mühendislik ve teknoloji sayesinde elde edilen birçok ürünün de sanat nesnesi gibi sunulma olasılığını yarattığını, bu beyanda da çok üst düzey teknolojik kameralarla çekilen fundus resimlerinin de sanatsal yanı olabileceği, disiplinler arası bir yaklaşımla insanlığa sunulması gerektiği, bunun da insanlığı bir şekilde birleştirebileceği vurgulanmıştır. Farklılıklarımızın nasıl evrensel uyum sağladığı ve bütünsel olarak bakıldığında dil, din, ırk, cinsiyet ve sosyal konum ayrımının aslında evrende hiç önemli olmadığı, uzaydan nasıl dünya bir bütün olarak görünüyorsa ve ülke sınırları görünmüyorsa her çeşit ayrımcılığın da bu bağlamda ne denli önemsiz olduğu fundus resimleri üzerinden bilim ve sanat birlikteliği, disiplinler arası bir anlam, içerik ve yaklaşımla anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Göz, Fundus, Orbita, Retina

Fundus oculiGözModern sanat+4
Murat Kaya
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta savaş sonrası göçün sanatsal temsili

Bu araştırmada, son yüzyılda gerçekleşen savaşlar sonucunda özellikle II. Dünya Savaşı, İran-Irak savaşı, Suriye iç savaşı ve İŞİD tarafından saldırıya uğrayan Kobani kentindeki ortaya çıkan göç olgusu, çağdaş sanat perspektifinde incelenmiştir. Sanatçılar, eserlerinde savaş sonrası göçün ortaya çıkardığı kültürel farklılıkları, göçmen, mülteci ve sığınmacıların yaşadığı umutsuzlukları, yaşanan beyin göçünü, çarpık kentleşme ve yabancılaşma olgularını konu etmişlerdir. Ayrıca göç ile eski gelenek ve göreneklerin yok olduğunu, asimile olan inanç anlayışlarını, geçmişe ait anıları hatırlamayı, göç edenlerin vatansızlığı incelenmiştir. Savaş sonrası göçün etkisinde ise sanatçılar, savaşın acımasızlığını, vahşetini, yarattığı umutsuzlukları, yıkıcılığını ve insanları yerinden etmesini, insan ile doğa arasındaki sınırları, bu sınırların ve savaşın olumsuz etkisini eserlerinde ifade etmişlerdir. Savaş sonrası göçe maruz kalan sanatçılar geleneksel teknikler yerine farklı teknik ve yöntemler kullanmasıyla ortaya çarpıcı eserler çıkarttıkları gözlenmektedir. Savaş ve göç kendi olgusunda acı, hüzün, ayrılık, kayıp gibi birçok durumu/duyguyu hatırlatırken aynı zamanda o anı yaşayan sanatçılarda sanatta yaratıcılık kavramının yeniden hayat bulduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Savaş, Göç, Çağdaş sanat, Savaş sonrası sanat

GöçlerSanatSavaş+2
Cevher Gözmen Çetin
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Moda ve sanat

Bu çalışmada sanat ve modanın geçmişten bugüne uzanan, dünya genelindeki algılanış biçimi araştırılarak sunulmuştur. Bu çalışmada iki disiplin, iki ayrı konu olarak; önce moda sonra sanat başlığı işlenmiş, daha sonra sanat ve modanın birbiri ile olan ilişkisi ve benzer yanları derlenmiştir. Bu kapsamda öncelikle konu ile ilgili kavramlar açıklanmış, moda endüstrisinden bahsetmeden önce endüstri ve moda kavramları işlenmiş tarihsel gelişimlerine değinilmiştir. Bir endüstri malzemesi olarak modanın toplumda algılanış biçimi, toplumsal ilişkilerdeki yeri sunulmuştur. Araştırmalar neticesinde modanın kültürel konumundan söz edilmiş, bu konu açıklanırken kültür kavramına değinilmiş, modanın oluşturduğu sınıfsal tartışmalar derlenmiş, toplumsal sınıfların oluşumu ile ilgili bilgiler verilmiş, modanın sosyolojik olguları araştırılmıştır. Modanın küreselleşme kavramı çerçevesinde hızlı yayılımı ile ilgili bilgiler ışığında küreselleşme kavramına değinilmiş kitle iletişim araçlarının modanın yayılımı üzerindeki etkilerden bahsedilmiştir. Modanın küreselleşme olgusu ile yayılımını destekleyen popüler kültür kavramı işlenmiş, modanın popülerleşmesine etki sağlayan unsurlar belirtilmiştir. Sanatın kültürel sınıfsallığı üzerine araştırmalar yapılarak, avangart ve kiç kavramları işlenmiştir. Sanatın yüksek kültür ve halk kültürü kapsamında nasıl vuku bulduğu ile ilgili derlenmiş bilgilere de yer verilmiştir. Popülersanat kavramı dâhilinde sanatın hızla kitlelere yayılımı araştırmalar neticesinde çalışmanın ilgili bölümünde sunulmuştur. 1980 sonrası sanatın oluşum sürecinde tarihsel unsurların neler olduğu ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Sonrasında postmodernizmin sanatta ve modada gözlemlenen etkilerine ortak bir başlıkta değinilmiştir. Sanatın modasal tarafları modanın da sanatsal tarafları incelenmiş ve sunulmuştur. Son bölümde tez kapsamında gerçekleştirilen sanatsal uygulamalara yer verilmiştir.

ModaModa tasarımıPopüler sanat+5
İmran Taşhan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Bir güncel sanat pratiği olarak ânı yaratma ve saklama: Belleğin inşası

"Bir Güncel Sanat Pratiği Olarak Ânı Yaratma ve Saklama: Belleğin İnşası" adlı bu çalışmada, insanın anlam arayışında, varoluşunda ve kendine bir kimlik inşa etmesinde belleğin rolü incelenmiştir. İnsan hatırlama edimi ile hayatına anlam katmakta ve deneyimler aracılığı ile oluşan belleğindeki anları şimdide yeniden yaratmaktadır. Geçmişin sürekliliği hatırlama ve unutma edimleri açısından varlığını korumakta ve hatırlama edimi ise bir nesne, tat veya koku gibi tetikleyiciler aracılığı ile sağlanmaktadır. Bellek üzerine çalışmalar özellikle modern dönemin tezatlıklarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Modernizmin hümanist anlayışının aksine yaşanan dünya savaşları ve Yahudi soykırımı neticesinde, modernizme olan güven sarsılmıştır. Modernizmin geçmişi yok sayarak sadece yeniye odaklı yapısı, moderne tepki olarak gelişen postmodernizmin geçmiş unsurları eklektik bir şekilde sunmasını ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmada, geçmişi yeniden oluşturma arzusunda olan sanatçının, hatırlama tetikleyicisi olan nesneler ve mekân aracılığı ile sunduğu sanatsal pratikler incelenmiştir. Uygulanan güncel sanat yapıtları ise sanatçının yaşantısından bir parçadır. Ortaya konan geçmişe dair kişisel ve toplumsal her imge, sanatçının kendi belleğinin izleridir.

AnılarAnıları hatırlama işlevleriBellek+5
Alev Alkan Tüfek
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

3D ile resmi yeniden okumak

Araştırmanın konusu 3D ile resmi yeniden okumak olarak belirlenmiştir. Çalışmanın amacı ünlü ressamlara ait sanat eserlerinin daha iyi tanınması ve tanıtılması, eserle izleyici arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi, eserlerin toplumun her kesimi tarafından daha anlaşılır hale getirilmesidir. Ayrıca, sanatçıların içinde yaşadığı dönemin şartları göz önüne alındığında gördüklerini tuvallerine ne kadar doğru yansıttıklarının 3D modelleme yazılımları aracılığıyla saptanarak, eserlerin günümüz teknolojisi yardımıyla daha iyi okunabilmesini sağlamaktır. Bu amaçlar doğrultusunda eserler günümüz 3D modelleme teknolojisi kullanılarak yeniden canlandırılmış ve elde edilen bulguların görsel analizi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma nitel araştırma modeline göre yapılmıştır. Bunun yanında araştırmada kullanılan bir diğer teknik literatür taramadır. Araştırmanın kuramsal bölümü tarihi desene göre yapılmış olup uygulama aşamasında ise 3D modelleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya örneklem olarak seçilen dört sanatçı ve eserinin 3D modelleme sanat eleştirisi, ön yapı elemanlarının deşifresiyle elde edilmiş analizleri ve uygulamaları yer almaktadır. Çalışmanın, yöntem ve teknik açıdan birçok eserin hem analizlerinin yapılması hem de eserlere farklı bakış açıları getirebilme açısından bundan sonraki yapılacak çalışmalara kaynak oluşturması umulmaktadır. Yapılan bu çalışmadan yola çıkılarak, günümüzde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler resim sanatının gerçekleştirilmesinde direkt olarak kullanılabilir. 3D yazılımlar aracılığıyla üretilmiş olan 3 boyutlu sanat yapıtları, sanat eğitimi içerisinde ders materyali olarak kullanılabilir. Özellikle sanat eseri incelemeye yönelik derslerde öğretim elemanlarına ve sanat öğrencilerine farklı bir bakış açısı getirebilir ve bu yolla da daha zengin sunumlar gerçekleştirilmesine imkan sağlayabilir. Bu zenginlik, değişen müzecilik anlayışı içerisinde 3D modelleme ile özellikle sanat müzelerine entegre edilebilir ve örnekler çoğaltılarak müze ziyaretçilerine farklı deneyimler yaşatılabilir.

Ercan Güler
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş sanat pratiği olarak yazı

Sanat eserlerinin dönemin toplumsal gerçeklerinden bağımsız değerlendirilemeyeceği ve dönemin koşullarından etkilendiği bilinmektedir. Fakat sanat eserlerinin diğer ifadesiyle sanatçının eserinde bahsettiği gerçekliğin ya da vermek istediği mesajın insanlar tarafından anlaşılması belirli bir bilgi ve birikim gerektirmektedir. Bu durum sanatı sadece bir sınıf ile sınırlı tutmuş ve sanatçı ile insanlar arasında derin uçurum meydana getirmiştir. Yaşanan bu sorun sanatçıları yeni metodoloji arayışına itmiştir. Tarihsizliği ifade eden çağdaş sanatta yazının sanatsal bir anlatım dili olarak kullanılmasına yol açan pratikler, yepyeni bir okuma metodolojisi geliştirmiştir. Çağdaş sanatın hareketlendirdiği yazılı dinamiklerin çok sesli/çokkatmanlı yapılanması, genellikle algıyı zorlaştırmakta ve yapıtlar çözümlenmesi gereken bir söyleme dönüşmektedir. İzleyicinin algısına gereksinim duyan bir çözümleme modelinde yazıyı bir araç olarak kullanan sanatçılar, yapıtın değişik öznelerce alımlanması ve istenilen yöne doğru bir ipucu vermesi için yazıdan yararlanmaktadır. Bu bağlamda sanatçının iletmek istediği mesaj üzerinde sanatçı ve alımlayan özne mutabık kalırsa alımlama gerçekleşmiş olur. Bu çalışma, eski gramer ile algılanamayan yazının konumunu belirli kategorizasyonlarla anlamaya çalışan bir pratik için yola çıkmakta ve bir düşünce süreci oluşturmayı amaçlamaktadır. Yazının kronolojik tarihi ve sanat pratiklerindeki yerinin kuramsal boyutuna genel bir bakış sunan bu çalışmada, göstergebilim yöntemi kullanılarak yazının çağdaş sanatçı işleri üzerindeki bileşenlerine ilişkin bir dizi saptama yapmaktadır. Çalışmada ortaya çıkan düşünce düzlemi psikoloji, sosyoloji, felsefe gibi disiplin alanlarına yaslanmakta ve çağdaş sanat pratiği olarak yazı ilişkisinin ontolojik saptamaları incelenmektedir.

AnlamDilDisiplinlerarası+6
Şule Sayan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası sanat ve reklam üzerine temel yaklaşımlar

Üç bölümde incelenen bu çalışmada, ilk bölümde 1980 sonrası reklam ve sanat üzerine temel yaklaşımlar ele alınmış, Sanat ve Reklam kavramsal açıdan incelenmiştir. Geçmişten günümüze Reklam ve Sanat ilişkisi arasındaki geçişkenlikler ele alınmıştır. Popülerlik, pop sanat, reklam ve sanat dünyasında görülen kapitalist ekonomik gelişmelerle beraber ele alınmıştır.1980lerde Reklam ve Sanat bu dönem içerisinde Sanat, Reklam ve Postmodernizim sürecinde eleştirel yaklaşımlar olmak üzere üç satır başlığı altında ele alınmış gelişen teknolojik olanaklar ve teknolojinin küreselleşmesi ile ortaya çıkan sonuçlar Sanat ve Reklam dünyasındaki değişimler vurgulanmıştır.Üçüncü bölümde konuya ilişkin sanat üretimleri ve bunların analizlerine ve sonuç kısmına yer verilmiştir.Bu çalışmada Reklam ve Popüler imgelerin yarattığı algı daralmasının açıklanması ve sanatın içinde bulunduğu duruma alternatif yeni ifade biçimleri sunulması amaçlanmıştır. 1980 sonrası sanat yapıtları, reklamların ve bunların arasındaki geçişkenliklerle sınırlı tutulan çalışmada reklamların medya iletişim organları aracılığı ile sağladığı hegomanya görülmüş sanatçıların üretimlerinin bu hegomanyayı aşmak adına işler ürettikleri çözümlenmiştir. Bundan sonraki dönemde sanat ve yazının kültürel gelişimi için önemi ifade edilmiştir.?Anahtar Kelimeler:1.Sanat,2.Reklam,3.İmge,4.Popüler,5.Temsil.

1980 sonrasıKavramsal sanatPopüler sanat+4
Duran İleri
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ayrıntı-bütün ilişkisinde görsel anlatım

Ayrıntı ? Bütün, varlık felsefesiyle ilişkilendirilir. Varlıkbilim, gerçek dünyayı ele alırken ayrıntıya ve bütüne dayandırır. Doğa sistemli bir bütünlük içindedir ve bu bütünlük ayrıntıyı meydana getiren unsur olarak ele alınır. Dış dünyada ki varlık, birçok çeşitlilikteki tabakalardan meydana gelen heterojen (ayrışık çok katmanlı) bir yapıya sahiptir. Her biri kendi içinde bağlantılı olan bu varlık tabakaları bir birlikte yoksun değildir.Resim sanatında ise ?Ayrıntı-Bütün?; Rönesans ve Barok resmindeki plastik özelliklerin vurgulanabilmesi için tarihçi H. Wölfflin'in de oluşturduğu kavramlarla tanımlanır. Klasik resim ayrıntıdan bütüne, Barok resimde ise ayrıntının vurgusuna değinilmiştir. Ayrıntı-Bütün kavramlarıyla bu akımları analiz ederken aynı zamanda uygulanabilirliğinin diğer sanatsal etkinliklere de yansıdığını Wölfflin'in yazılarında görürüz. Ayrıntı- Bütün 20. yüzyıl sanatı içerisinde özellikle 1960 sonrası sanat oluşumlarındaki çözümlemelerde plastik unsurların kalıplarını kırarak kavramsal boyuta uyarlanacak biçimde de algılanmıştır.Ayrıntı-Bütün kavramlarının 1970 sonrası sanat içerisinde, hazır nesnenin de etkisiyle farklı bir boyutta ele alınır. Sanat nesnesinin resmin içine dahil edilmesiyle ve yerleştirme yapıtlarla, Ayrıntı-Bütün'ü, kullanılan malzemelerin birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için kullanmaya çalışmışlardır. Bu amaç doğrultusunda I. Bölüm; Ayrıntı-Bütün kavramlarının estetikte ve Antik felsefedeki ilişkilerini tanımlamaya çalışılmıştır. II. Bölümde ise; Ayrıntı-Bütün kavramları görsel sanatlar bağlamında, 14. ve 17. yüzyıl resim sanatının üslubuna dayalı özellikleri ve 20. yüzyıl sanatında ayrıntının vurgulanması ve parçalardan oluşan bütünün oluşturduğu anlam bağlamında sanatçı eserleri üzerinden incelenmiştir. Son olarak III. Bölümdeki uygulama çalışmalarında; ayrıntısal çizim, ve bütünü oluşturan lekesel yorumların görsellerine yer verilmiştir.Son olarak kültürü oluşturan etmenler gibi Ayrıntı-Bütün konusu da hem bir çok sesin varlığına ev sahipliği eden evrensel yapıyı oluştururken öte yandan da bu bütünülüğün sahip olduğu en temel sac ayağını oluşturur. Bu anlayışı, sanatsal zihniyetten evrensel bir dile dönüştüren elbette yaratım süreci için gereken birikimdir.Anahtar Sözcükler1. Ayrıntı2. Bütün3. Biçim-İçerik4. Divizyonizm5. Varlık-Algı

AnlatımAyrıntıBütünsel sanat+4
İlker Turğut
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası sanat ortamının yeni yönelimleri: Kent ve mekan üzerine plastik çözümlemeler

Kent, tarihsel süreçte Gotik, Rönesans, Barok dönemler, Romantizm ve sonrasında modern sanatta İzlenimcilik, Dışavurumculuk gibi akımlarla resimde imgeye dönüşmüştür. Oysaki günümüzde insan elinden çıkma bir nesne haline gelmiştir. Özellikle Rönesans'tan sonra sanatçılardaki konu özgürlüğü kenti bir imge olarak öne çıkarmıştır. Çünkü Rönesans ve öncesinde en önemli imge din olduğu için yapılan eserler kutsal sayılmıştır.Kentleri yeniden inşa etme, yenileme modern bir tutumdur. Modernizme göre kent, uygarlığın beşiği, insan aklının en yetkin ürünüdür. Bu bağlamda modernistlerin kente bakış açıları değişmiş ve işlevsel olmuştur. Sergi salonları, galeriler, müzeler modernleşme ile birlikte kamusal alanlarda hizmet vermiştir. Sanayi Devrimi sürecinde kente farklı bir gözle bakan sanatçılar, kent imgesini benimsemişlerdir. Sanatçılar konuları arasına insanların gündelik yaşamları, işçi sınıfı, toplumsal yapı gibi konuları ele almışlardır.Kentin kültürel, ekonomik, sosyal dinamikleri imgenin dönüşümünü belirler. Dolayısıyla kültür dönüşümleri, kentin siyasal, ekonomik bağlamdaki değişmeleri ve teknolojik gelişmeler karşısında kent kimlikleri farklılaşarak netlik kazanmıştır. Kent bazen bir zeminde hayat bulmakta, bazen de göstergeler yardımıyla anlaşılabilmekte ya da siyasal bir söylemin parçası haline gelmektedir. Postmodernizmde kent, çoğulcu, çok sesli, anarşik, oyun oynanan ve denetlenemez kaotik bir oluşum olarak tanımlandıktan sonra sanat, galeri ve müzelerden çıkarak bir seçenek olarak kent içerisinde yaşamını sürdürmüştür. Bu bağlamda kent günümüzde üretim nesnesi konumuna gelmiştir.Bir sorun olarak ele alınan kent, gözlem ve deneyimler sonucunda uygulama çalışmalarına yansıtılmıştır. Kentin pek çok kültürü bir arada yaşatmasından dolayı çeşitlilik ve zıtlıklar, yeni yaşam modellerinin bireyler üzerinde yarattığı sarsıntı, başkalaşım, yabancılaşma ve yalnızlaşma gibi konular uygulama çalışmalarına kuramsal olarak yansımaktadır. Binalar da insanlar gibi birbiriyle uyumsuz ve bir yapı içindedir. Bu yapıya rağmen oluşturulan yanlış kültür politikaları sebebiyle hızla tek tipleşen insan ve kent karşılıklı etkileşimden dolayı hastalıklı bir hale gelmiştir. Toplumsal dönüşüm uygulama çalışmalarının düşünsel boyutunu meydana getirmiştir. Biçimsel olarak, kente ait formlar, gerçekçi bir dilden uzak, göstergelerle aktarılmıştır. Teknik olarak boya ve farklı malzemeler kullanılmıştır. Çalışmalarda kenti olduğu gibi yansıtmak yerine, insanlar üzerindeki etkisi ve bunun ruhsal yansımaları doğrultusunda ifade edilmiştir.

1980 sonrasıGüzel sanatlarKentler+6
Mustafa Duymaz
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz kavramı üzerine görsel çözümlemeler

Üç bölümde incelenen bu çalışmada ilk bölümde renk algısı ve beyaz kavramı ele alınmış; toplumsal boyutta renk ve kavram ilişkisi incelenmiştir. Bilinçaltındaki renk algısı kültürel boyutta ele alınırken renklere verilen simgesel değerlerin kaynağı geçmişten günümüze ilişkilendirilerek araştırılmıştır.Beyazın plastik sanatlarda ve sanatçı açısından geçirdiği tarihsel sürecin konu edildiği ikinci bölümde; romantik bir ifade olarak beyaz, beyazın boşluk ve minimalist etkisi ve beyazın monokrom kullanımı olmak üzere üç satır başlığı altında ele alınmıştır. Bu süreç içerisinde beyaz renk üzerine eserler üretmiş sanatçılar; William Turner, Claude Monet,Turan Erol,Teheodore Gericault, Paplo Picasso, Kazimir Malevich, Robert Ryman, Robert Rauschenberg, Adnan Turani, Atilla İlkyaz ve Mübin Orhon'ın çalışmalarına yer verilmiştir.Üçüncü bölümde konuya ilişkin sanat üretimleri ve bunların analizlerine ve sonuç kısmına yer verilmiştir.Bu çalışmada sosyal algıda beyaz kavramı ve beyazın plastik alanda anlatım olanaklarının açıklanmasına yer verilirken beyazın günümüz sanatı içinde bulunduğu durumdaki yaklaşımlara alternatif yeni ifade biçimleri sunulması amaçlanmıştır. Bu çalışma beyazı konu alan sanatçıların yapıtları ve bu yapıtlar arasındaki plastik (monokrom ve minimalist etkisi) girişkenlikleriyle birlikte, sanatçıların beyaza sübjektif yaklaşımları ile sınırlı tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda beyazın kültürel anlamdaki etkileri azda olsa bir kısım sanatçıların yapıtlarında rastlanırken birçoğunda plastik anlamda kompozisyonun tonlama ögesi olarak kullanıldığı görülmüştür. Sanatçıların üretimlerindeki bu çeşitliliğin beyazın duygusal ifadesine de olanak taşıdığı düşüncesine yapıt analizleri ve sanatçı röportajları sonucunda varılmıştır. Beyazın kavramsal olarak taşıdığı değer ile plastik anlamdaki beyazla olan ilişkisinde sınırlılıkların olduğu durumuyla karşılaşılırken, sanatçı tarafından tuval yüzeyine aktarılan beyazın toplumsal algıya dönüşümünde kavramsal ifadesinin önemi görülmüştür. Sanatçı her ne kadar beyazı plastik anlamda kullanmış olsa da beyazın tuval yüzeyindeki etkisi, alımlayıcı da uyandırdığı toplumsal algısı ile zenginleşmektedir. İçinde yaşanılan toplumun kültürel yapısına dahil olan günümüz sanatı ile de bu olgusunu kuvvetlendirmektedir.Beyaz, toplumun kültürel yapısıyla toplumsal algıda kavramsal olarak var olmaktadır. Böylelikle yaşadığı toplumdan beslenen insanın algısında yer eden beyaz onun yaşamsal döngüsünün bir parçası olarak doğum, düğün, ölüm kavramlarıyla olduğu kadar iyilik, masumiyet ve sonsuzluk kavramlarıyla olan birlikteliğiyle de karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun varlığından yola çıkarak oluşturulan uygulama çalışmalarında plastik anlamdaki beyazın ve onun algısının tuval yüzeyinde kendiliğinden var oluşu çözümlenmiştir. Bu durumu gözler önüne sererken kullanılan sargı bezi ile hem beyazın kendi içinde tonlamaları gerçekleştirilmiş, hem de kavramsal anlamdaki vurgusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Yaşanılan kültürdeki bu durumun toplumsal algıdaki önemi ifade edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Görsel Sanatlar2.Renk3.Beyaz4.Beyaz kavramı5.Plastik sanatlar

AlgıBeyazPlastik sanatlar+1
Nuray Yavuz
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tomografik portreler

Tomografik Portreler adlı bu tez, temelde sistemin kimlik politikaları üzerinden sorgulamalarla bireyin maruz kaldığı travmalara dair görsel ve düşünsel açıklamaları içermektedir. Yaşamda bireyi kuşatan değerlerin sistem tarafından manipüle edilişi ve bireyin zamanla bu durumu kanıksayarak farkındalığını yitirişi anlatılırken, farklılığını ve farkındalığını koruma çabasındaki bireyin maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik şiddet, travma olgusu ile anlatılmak istenmiştir. Bir hastanenin acil servisine gelen travma hastalarına çekilen baş ve boyun tomografileri üzerinde yapılan müdahalelerle oluşturulan Tomografik Portreler, sistemin politikalar aracılığıyla uygulamış olduğu şiddeti eleştirmektedir. Hastane, yaşanan fiziksel travma için tedavi mekanı olabilmekte iken, psikolojik travmanın birey üzerinde yarattığı yaraları tedavi edilebilecek herhangi bir hastanenin varlığı söz konusu değildir. Çalışmaların portreyle sınırlandırılması, bireye dair tüm duygu durumlarının hilesiz okunabileceği tek mecra olması ile ilintilidir. Tomografik Portrelerde, portrede yaratılan deformasyon, kimliği ve yaşam algısı değiştirilmiş bireyi ifade etmektedir. Kimliğini koruyabilen birey ise çoklu portreler serisinde, birbirinin aynı portreler arasındaki farklı portre ile ifade edilmektedir.

PortreResim sanatıTeknolojik gelişmeler+1
Gülay Karakuş
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta fetişizm ve görsel çözümlemeler

Fetişizm ilkel insandan bu yana farklı şekillerde toplum hayatında yer almış bir kavramdır. Farklı alanlarda farklı anlamları olan fetişizm sözcüğünün kökeni aynı kelimeye dayanmaktadır: ?Büyülü nesne?. Konu psikolojide, iktisatta ve antropolojide ayrı ayrı araştırılmıştır. Psikolojik olarak bir tür cinsel saplantı anlamına gelirken antropolojide eski bir inanışa karşılık gelir. İktisatta ise üretim piyasasıyla birlikte markalaşma, reklamlar aracılığıyla moda kavramının gelişimi ve toplumu tüketim çılgınlığına iten bir olguyu anlatmaktadır. Fetişizmin sadece topluma yansıyış biçimi değil aynı zamanda sanata yansıyış biçimi ve bu konuyu sanatlarına konu edinen sanatçılar incelenmiştir. Ayrıca sanatta fetişleşmiş olan yapıtlar da başka bir başlık altında toplanmıştır.Çok geniş bir kavram olan fetişizm, oluşturulan sürreal kompozisyonlarda bütün anlamlarıyla ele alınmıştır. Genellikle ünlü markaların reklam afişleri aracılığıyla fetişizmin iktisadi etkileri eleştirilmiştir. Afrika'daki ilkel topluluklara ait maskelerden etkilenilmiştir. Ayrıca ilkel fetişizm inanışının simgeleri resimlerde tekrar edilmiştir. Özellikle çivi ve boynuzlar kullanılmış hatta bu malzemeler asamblaj tekniği ile birleştirilmiştir. Diğer yandan psikolojik etkileri de unutulmamıştır. Ayak, bacak, çorap, ayakkabı, iç çamaşırı, ahtapot ve maske fetişizmine göndermeler yapılmıştır. Dahası medyayı temsil eden elektronik malzemelerden yararlanılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Fetişizm2. Büyülü Nesne3. Cinsel Saplantılar4. Reklamlar5. Sanata Tarihinde Fetişleşmiş Yapıtlar

FetişFetişizmModern sanat
Gülşah Tontu
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resim-sinema ilişkisi üzerine deneysel bir çalışma; Lacan'ın Aynasında Ben

Yüzyıllar boyunca insanın kendi ve yansıması arasındaki varlıksal bağda ayna en önemli nesne olmuştur. Yansıma ve bakış arasındaki bağ, kimliğin dışardan içeriye doğru oluştuğu varsayımından yola çıkılırsa, kişinin özne olma sürecinde ve kimlik kazanımı öteki'nin onayıyla paralellik içerir. Bu onayda iktidar ve kültürel yapının rolü de büyüktür.Bakış ve yansımada arasındaki bağ kadının kendine dair kimlik oluşumunda da etkili olmuştur. Zira günümüzde kadına dair kimliksel açılımlar ve toplumsal cinsiyet tartışması ile başlayan çalışmalar göstermiştir ki kadının kendine dair yansımasında gördüğü, öteki olarak eril kültürün arzuları doğrultusunda bir bakış ve bu bakışla şekillendirilmiş bir kadınlık imajıdır. Bu nedenle bu tezde kavramsal olarak ele alınan ana mesele öznellik sürecinde yansımanın ve öteki olarak eril kültürün onayıyla ilişkili kimlik-yansıma-bakış ilişkisi ve kadın olmanın bu süreçteki etkisidir.Sanat ise tarih boyunca kişinin varlıksal problemleri ve psikolojik arayışları adına başvurduğu bir ayna olmuştur. Özellikle resim yüzeyi olarak tuval, metaforik açıdan içsel bir ayna olarak nitelenebilir. Ancak çağımızda yapılan bilimsel buluşlar ve gelişen teknolojinin insan algısında yarattığı değişimlerle bakışın yönü tuval yüzeyinden perdeye çevrilmiştir. Yani günümüzde insanın içsel ihtiyaçları adına bakışını yönlendirdiği ayna resimden sinemaya dönüşmüştür. Ancak batı kültüründe görme ve anlama arasında var olan sıkı ilişki ve bu doğrultuda şekillenmiş resim sanatının yapısında barındırdığı geleneği, yeni oluşmaya başlayan bir görsel sanat olarak sinemaya da tesir etmiş ve yapısallığında önemli rol tutmuştur. Bu tez de ele alınan diğer bir meselede resim sinema arasındaki bağdır. Bu kapsamda her iki sanat arasında var olan ontolojik ve yapısal ilişki, sanatsal olarak yollarının kesiştiği ve ayrıştığı noktalar ve bu ilişki kapsamında yapılmış film örnekleri analiz edilmiştir.Tezin sanatsal uygulamaları ise öncelikle içsel ve dışsal bakış ve kimlik ilişkili yapılmış portrelerdir. Sanatsal yüzey ise bu portrelerin yansıdığı bir aynadır. Bu süreç, ayna-yansıma-bakış-benlik ilişkisini içeren ve postmodern dönemin argümanlarıyla yorumlanmış bir kısafilm çalışmasıyla sonlandırılmıştır. Yüzey çalışmalarından farklı olarak bu çalışmada, ses ve hareket faktörüne ihtiyaç duyulduğu için kamera araç olarak seçilmiş ve sinemasal bir dile başvurulmuştur. Her ne kadar araç olarak kamera kullanımı tercihinden ötürü sinemasal bir dil seçilse de, bu kısafilm çalışması temelinde resimsel bir düzenleme içeren ve amacında plastik kurguyu esas alan bir çalışmadır. Bu çalışmanın diğer bir amacı ise resim sinema ilişkisi için yapılan kuramsal araştırmada öğrenilenleri uygulama arzusudur.Sonuç olarak denilebilir ki bu tez teorisinde ve pratiğinde; ayna, yansıma ve benlik arasındaki ilişkinin postmodern dönemde yeniden yorumlanışı ve resim sanatının kamera aracılığıyla sinemasal bir dille yeniden yorumlanma çabasını amaç edinmiş ve bu amaç doğrultusunda hazırlanmış bir çalışmadır.

Ayna görüntüsüKimlikResimler+2
Şenay İnanan Kayır
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Video sanatında hava perspektifi kuşbakışı Türkiye

Hareketli görüntünün yaygınlaşmasıyla birlikte, video sanatı çağdaş sanat evreninin merkezine konumlanır. Özellikle modern sonrası olarak anılan 1960'ların ikinci yarısıyla beraber, küreselliğin ekonomik, politik ve kültürel altyapısının oluşmaya başlaması, televizyon kullanımının yaygınlaşması ve teknolojik devinimin hızlanması, postmodern sanatın hem biçim, hem içerik bağlamında kurucu unsurları olmuşlardır. Video aygıtı ise postmodern sanat akımlarının ana üretim aracı olmuştur ve olmaktadır. Video Sanatı çağdaş sanatın son 50 yılında damgasını vurmuştur.Video Sanatında Hava Perspektifi "Kuşbakışı Türkiye" çalışması, tez yazım ve video yerleştirme olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Tez yazımı bölümünde, video sanatının tarihsel süreci ve kavramsal çerçevesi ile başta kuşbakışı çekim açısı olmak üzere sinematografinin çekim açı ve ölçekleri irdelenmiştir.Çalışmanın video yerleştirme bölümünde ise video sanatı anlatım dili ile kuşbakışı çekim açısından yararlanarak; Türkiye'nin tarihi, kültürel ve doğal varlıklarının havadan video grafik manzarası oluşturmuştur.Anahtar Kelimeler:1. Video Sanatı 2. Video 3. Kuşbakışı 4. Hava Perspektifi 5. Çağdaş Sanat

KameraKuşbakışı perspektifModern sanat+2
Kurtuluş Özgen
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Günümüzde fotoğraf-resim ilişkisine düşünsel yaklaşımlar ve görsel çözümlemeler

Resim sanatının fotoğrafla ilişkisi, ilkel görüntü elde etme aracı olarak bilinen camera obscura'nın bulunuşuyla başlamıştır. İlk fotoğraf makinesinin 1839'da icat edilmiş ve ilk yıllarda uzun süreli pozlar gerektiği için manzaralar çekilmişti. Daha sonra birçok fotoğraf işliği açılmış ve fotoğrafa özellikle de vesikalık fotoğrafa ilgi artmıştır. Böyle olunca da doğaya sadık çalışan ressamlar portre yerine başka konular bulmaya yönelmişlerdir. Çalışma konularını genişletmişler, yorumlama yeteneklerini açığa çıkarmışlardır. Bunda fotoğrafın payı büyüktür, çünkü resim fotoğraf sayesinde kendine yüklenen betimleme işlevinden sıyrılmış, daha özgür düşünebileceği bir ortama kavuşmuştur. Bundan böyle fotoğraf ressam için yardımcı bir araç olmuştur.Fotoğrafçıların sanat yapmaya başladıkları zaman ise resmin gelişim sürecini önlerinde hazır bulmaları onlar için hem bir avantaj hem de dezavantaj olmuştur. Fotoğrafın resim sanatının özelliklerini taklit etmesi, kendi kimliğini yakalamasını ve sanat olarak kabul görmesini geciktirmiştir. Bunun yanında resmin dilinden beslenmeleri fotoğrafın gelişim sürecini hızlandırmıştır.Fotoğrafın sanat içinde kullanımına gelince özellikle modernist dönemde fotoğraf yerini karma uygulamaların ön plana çıktığı farklı bir yerde bulmaktadır. Disiplinlerarasılığın önemini vurgulayan Postmodernizmde ise fotoğrafın sanat içinde kullanımı çeşitlenmekte farklı boyutlara taşınmaktadır.

DisiplinlerarasıEtkileşimFotoğraf+2
Derya Şahin
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat ve siyaset ilişkisinde eleştirel tavır

Toplumun yönetimde söz almaya başlamasıyla süre gelen ve günümüzde de farklı boyutlarda sanat ve siyaset bağlamında toplumda bireylerin siyasi tahakkümlerinin zorluklarına yönelik mücadelesi ile diğer güç ve sınıflara karşı mücadelelerine sanat tanıklık etmiş, farklı şekillerde sanat yapıtlarına eleştirel olarak aktarmışlardır.Matbaanın bulunması, keşifler, aydınlanma, Fransız İhtilâlı ve sanayi alanındaki gelişmelerin yaşandığı süreç sonunda modern dönemde ekonomik, politik, dinsel ve toplumsal yapıyı kullanarak yapılan özellikle, 1. ve 2. Dünya Savaşlarında faşist ve sosyalist iktidar güçlerin ideolojik hedeflerine ulaşmak için yürüttükleri faaliyetleri meşrulaştırmak ve toplum tarafından benimsenmesi için sanat hem kullanılmış hem de karşıt düşünce etrafında toplanan grupların yapılanmasına neden olmuş, sanatçıların çeşitli dışavurumlar, manifestolar, farklı anlatım dilleriyle ifade etmelerine neden olmuştur.Modern dönemin görüş ve doğrularının geçerliliğini yitirmesiyle 1950 ve 1960 sonrası değişen sanat algıları iktidar güç unsurları ile birlikte liberal ekonomik güç unsurlarının kültürel sermayesi çevresinde şekillenmiştir. Bu yapı, kurumsal eleştiri ve muhalif olma durumunu ortaya çıkarmıştır. Sanat bu durumda, siyaset ile ilgili olarak günümüze kadar olan süreçte savaş karşıtı çalışmalardan kadın hareketlerine, sağlık sorunlarından toplumsal sınıfların mücadelelerine, kimlik sorunlarından özgürlük mücadelelerine kadar birçok konuyla ilgili yapılan çalışmalar sanatsal ürün olarak ortaya çıkmıştır. Çağımızda her türlü tahakkümün açık alıcısı haline getirilen bireyin, her türlü iktidar karşısındaki duruşu ve kendi gerçekliğini yaratma savaşı vermesiyle yaşam mücadelesini etkin bir şekilde göstermiştir.Bu doğrultuda yapılan çalışmalarda yer alan konular ekonomik, toplumsal, dinsel ve siyasi bağlamda siyasi unsurların eleştirel bir plastik dilde sanatsal anlatımları söz konusudur. Yapılan uygulamalı çalışmalar, 10 adet sunta üzerine karışık teknikte arkalı, önlü 20 çalışmadan ve 1.50 x 75 cm ebatlarında 1 cm kalınlığında dikey formdan oluşmakta ve sergi salonu duvarına ve çerçeve ve ihtişama tepki olarak boş alan üzerinde çeşitli argümanlarla mekân kurgusu kurularak politik gönderimlerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler1. Sanat2. Siyaset3. İktidar4. Kültürel Sermaye5. Kurumsal Eleştiri

Eleştirel kuramEleştiriKurumsal eleştiri+5
Ramazan Baltacı
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Patolojik beden üzerine görsel yorumlar

?Patolojik Beden Üzerine Görsel Yorumlar? adlı tezin amacı hastalığın beden üzerindeki etkisine dikkat çekerek hasta beden ve sanat ilişkisini kurmaktı. Bu amaç doğrultusunda hastalık bilimsel ve felsefi tanımlamalarla açıklanarak sanat tarihiyle paralel olarak irdelenmiştir. Hastalığın sanat tarihiyle ilişkili olarak tarihsel sürecine, bu konu kapsamında eser üreten sanatçılara ve sanat eserlerine yer verilmiştir. Yapılan araştırmalar çerçevesinde hastalık meselesi uygulama çalışmalarında kavramsal olarak sorgulanmıştır.Araştırma; araştırma, gözlem ve uygulama yöntemlerini içermektedir. Konu ile ilgili kaynaklardan araştırma yapılarak veri elde edilmiştir. Araştırmada, hasta bireyler üzerine araştırmacının kendi bedeninde ve yakın çevresinde; gelişimsel yetersizliği olan bireyler üzerine ise TSK Sağlık Vakfı Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi'nde gözlem ve inceleme yapılmıştır. Elde edilen verilerden ve yapılan gözlemlerden faydalanılarak uygulama çalışmalarının içeriği oluşturulmuştur. Uygulama çalışmalarında akrilik, lavi, fotoğraf ve kâğıt heykel teknikleri kullanılmıştır.Araştırmaya göre; patolojinin sanatın içinde var olduğu sonucuna varılmış ve patolojideki gelişmelerin sanat tarihinde bedenin incelenmesi açısından önemli bir konuma sahip olduğu gözlenmiştir. Uygulama çalışmalarının oluşturulmasıyla da konunun pekişmesi sağlanarak sanat ve patolojik beden ilişkisi sanatsal bir yorumla ortaya koyulmuştur.Anahtar Sözcükler1)Patoloji ve Sanat2)Hastalık ve Sanat3)Hastalık4)Bozulma5)Çirkinlik

Görsel anlatımGörsel sanatlarHastalar+6
Zeynep Merve Çiçek
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00