Ege University
Discipline

Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı

Ege University

27

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

27 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Aiolis'te kültler

Bu çalışmanın amacı, eskiçağda Aiolis bölgesinde yaşamış olan toplulukların dinsel yaşamına ilişkin bilgilerin bir araya getirilerek, bu bilgiler temelinde dinin gerek bireysel gerekse toplumsal düzeyde nasıl rol oynadığına ilişkin betimlere ulaşılmasıdır. Çalışmanın mekânsal kapsamını, antik kaynaklarda Aiol göçüyle ilişkilendirilen Aiolis bölgesi oluşturmaktadır. Bölge temelindeki bu sınırlama, aynı zamanda bölge içerisindeki dinsel inançların belirli bir doku gösterip göstermediği sorusunun cevabını aramaya da hizmet eder. Ancak yöneltilen soru, bölgedeki dinsel hayatın coğrafi sınırla karakter kazandığı gibi bir önkabule işaret etmemelidir. Bölgedeki en erken arkeolojik bulgular MÖ 8. yüzyıla tarihlendiğinden, bu tarih ile antik çağın sonu arasında kalan dönem zamansal sınırlarımızı belirler.

AioliaAiolis bölgesiArkeoloji+3
Esen Kaya
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai'deki (Aiolis) endüstriyel üretime ait taş donanımlar

Bu çalışma, Aigai (Aiolis) antik kentinde 2004 yılından itibaren yürütülen kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarında ele geçen endüstriyel üretim donanımlarıyla ilgilidir. Taş donanımlar ile sınırlı tutulan konu kapsamında, kentin akropolisini ağırlayan tepe ve eteklerindeki aşağı kent ile kuzeyindeki ovalık alanlarda yer alan buluntular incelenmiştir. Antik Çağ'daki endüstriyel üretim faaliyetlerinin arkeolojik kanıtları olarak değerlendirilen buluntular fotoğraf, çizim ve lokalizasyon bilgileri ile belgelenmiştir. Analojik karşılaştırmalar sayesinde donanımların işlevlerine yönelik tutarlı dayanak noktaları oluşturulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Aigai'deki kazı çalışmalarından elde edilen veriler aracılığıyla, buluntu grupları içerisindeki diyakronik gelişim süreçleri takip edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, değerlendirilen donanımların Antik Çağ'daki zeytinyağı, şarap ve un üretiminde kullanıldığı saptanmıştır. Her bir endüstriyel üretim kolunun çeşitli aşamalarına ait donanımlar tespit edilmiştir. Zeytinyağı üretimine ait kırma, pres ve ayrıştırma donanımları tanımlanmıştır. Bunlar arasında trapetum, mola olearia, basit manivela pres, bocurgatlı manivela pres ve vidalı manivela pres gibi üretim donanımları veya yapılanmaları bulunmaktadır. Değerlendirme esnasında, pres yapılanmalarına ait arkeolojik kanıtların şarap üretimiyle de ilişkili olabileceği her zaman göz önünde tutulmuştur. Un üretimiyle ilişkili taş donanımlar arasındaki ezgi taşı, Olynthos değirmeni, rotatif el değirmeni ve Delos değirmeni (parçalı değirmen) gibi farklı dönemleri ve teknolojileri temsil eden birçok örnek, çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Diğer donanım grubu pila ve mortarium olarak tanımlanan farklı tiplerdeki mortarlardan oluşturmaktadır. Son grup ise yüksek ayaklı teknelerden oluşmaktadır. Son iki gruptaki donanımlar çeşitli kullanım alanlarına sahiptir. Bu yüzden, söz konusu donanımları sadece bir fonksiyonla tanımlanmak mümkün değildir.

AigaiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+7
Mesut Eroğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai (Aiolis) kuzey kapısı

Kent kapıları bir kentin savunma hattının hem en büyük zaafı hem de en vazgeçilmez öğesi olmuştur. Aigai Antik Kenti'nin ana kapılarından biri olan Kuzey Kapısı da tez çalışması kapsamında ele alınarak kent planlamasındaki konumu, mimarisi ve tarihlemesi üzerine incelenmiştir. Bu kapsamda savunma sistemi içerisinde kapıların konumlandırılmaları, tipolojik ve biçimsel farklılıkları, Kuzey Kapısı'nın analojik değerlendirmesi ekseninde benzer kent kapılarının varlığı araştırılmıştır. Tüm veriler sonucunda kapının kullanım evreleri, tarihlemesi ve planlaması ile stilistik özellikleri ortaya çıkarılmıştır.

AigaiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+7
Gülen Ceyda Eroğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros yamaç ev mozaik altı sondaj buluntuları

MS Geç 3.yy ile MS Erken 4.yy arasına tarihlenen Antandros Roma Villası'nda, 2004-2006 yıllarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında evin portiko ve apodyteriumunun mozaik tabanları altından malzemeler ele geçmiştir. Evin önceki evrelerine dair fikir sahibi olmak ve kuruluş evresini seramiklerle yeniden değerlendirebilmek adına, elde edilen buluntuların tez kapsamında çalışılmasına karar verilmiştir. Aynı yıllar içerisinde Roma Villası'nın, 15 No'lu Mekan ve fırın olarak kullanılan 14 No'lu Mekan (Erken dönem praefurniumu) içerisinde, evin ikinci kullanım evresine ait olan tabanlar açığa çıkarılmıştır. Evin ikinci kullanım evresinin başlangıcını saptayabilmek adına bu tabanların bir bölümü kaldırılmış ve altından ele geçen malzemeler yine tezin içerisinde değerlendirme altına alınmıştır. Söz konusu dört mekanın taban altından ele geçen 887 adet malzemeden 153 adeti tez kapsamı içerisine dahil edilmiştir. Geri kalanları, istatiksel verilerde kullanılmıştır. Buluntular ilk olarak bezeme ekollerine göre, bezemesiz parçalar ise formlarına göre gruplara ayrılıp değerlendirmeye alınmıştır. Bezeme ekollerine göre ayrılan seramikler içinde bir adet ele geçen Doğu Yunan seramiği, gri seramiklerle beraber en erken buluntu grubunu oluşturmaktadır. Bunun dışında, Kırmızı Figürlü Seramik, Basit Firnisli Seramik, Batı Yamacı Seramiği, Kalıp Yapımı Kaseler de önce bezeme stiline göre gruplandırılmış, sonrasında formlarına göre ayrılarak değerlendirilmiştir. Bezemesi bulunmayan, İnce Cidarlı Seramikler (Thin Walled Ware), pişirme kapları, gri seramikler, servis kapları, amphoralar ve sikkeler söz konusu diğer buluntu gruplarını oluşturur. Portiko ve apodyterium altından ele geçen malzemeler değerlendirildiğinde, en erken örnekler, MÖ Geç 8.yy'a aittir. En geç örnekler ise, Yamaç Ev'in kuruluş evresini destekler nitelikte MS 3.yy'ı göstermektedir. Diğer yandan 14 No'lu Mekan içerisinde, taban altından ele geçen sikke, alandaki ikinci kullanım evresini MS 356-361 yıllarından sonrasına taşımaktadır.

AntandrosArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+3
Ecem Baysu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alexandria'daki (İskenderiye) buluntular ışığında İ.Ö. 3. yüzyılda Mısır sanatında görülen kültür etkileşimleri

M.Ö. 331 yılında Büyük İskender tarafından kurulan Alexandria, Hellenistik Dönem'in Doğu Akdeniz'deki en önemli liman kentlerinden biri haline gelmiştir. Yeni kurulan kent, aldığı göçler ve gelişmiş ticaret ağları ile başta Mısır ve Yunan olmak üzere farklı birçok kültürün bir araya gelmesini ve yeni bir kültür yapısının oluşmasını sağlamıştır. Kültür başkenti Alexandria'nın kuruluşundan itibaren M.Ö.3.yüzyıl boyunca yoğun bir şekilde yeni bir toplum ve kültür inşa edilmiştir. Bu yapı ise kendisini en çok sanat alanında ifade edebilmiş ve özellikleri sanat eserleri üzerinde gözlemlenebilmiştir. Alexandria'da yapılan kazılar sonucu ele geçen ve M.Ö.3.yüzyıla tarihlenen buluntuların birçoğu Alexandria üretimi olmakla birlikte ithal edilen örnekler de vardır. Bu buluntular; mimari, plastik, seramik, metal, cam ve mozaik eserler olmak üzere ayrı ayrı ele alınmıştır. Mısır ve Yunan tarzının birleşmesiyle oluşan Alexandrialı Stil, toplumun tarihi, siyasi ve sosyo-kültürel yapısı göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alexandria, Büyük İskender, Ptolemaios Hanedanlığı, Sanat Eserleri, Kültür Etkileşimi, Alexandrialı Stil.

Büyük İskenderCam sanatıKültürel etki+7
Rüya Tulumbacı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Antik dönemde Edremit körfezi: Balıkesir ili Edremit, Havran, Burhaniye, Gömeç ilçeleri yüzey araştırması

2013 yılında araştırmaya başlanan alan Mysia'nın batısındadır. Günümüzde, Çanakkale ve Balıkesir İl sınırları içerisinde yer alan körfez antik dönemde Troas, Mysia ve Aiolis bölgelerinin kesişim noktalarında yer almaktadır. Sınırların nerede başladığı ve nerede bittiği antik yazarlardan edinilen bilgilerde bile net değildir. Günümüzde körfezin sınırları, kuzeyde Bababurnu, antik dönem adı ile Lekton olarak anılan burun, güneyde ise Ayvalık İlçesine bağlı adalardan biri olan, Büyük Maden Adası, antik dönem adı ile Hekatomnos Adaları'nın parçası Pyrgos ile sınırlanmaktadır. Edremit Körfezi'nin sınırları içerisinde kalan Edremit, Havran, Burhaniye ve Gömeç İlçeleri'nin arkeolojik değerler bakımından detaylı incelenmesinin yapılacağı doktora tezi çalışmasında, bölgenin büyüklüğü de göz önüne alınarak birtakım sınırlamalara gidilmiştir. Coğrafi alanın genişliği çalışma alanının sınırlandırılmasını gerektirmektedir. Bu sebepten dolayı Altınoluk Mahallesi sınırları içinde kalan Narlı Köyü yüzey araştırmasının başlangıcını, Gömeç İlçesine bağlı Kerem Köy ise bitiş sınırını oluşturmaktadır. Doğuya doğru ise Havran'da bulunan Büyük Çal Tepe ile Küçük Çal Tepe sınır olarak belirlenmiştir. "Antik Dönemde Edremit Körfezi: Balıkesir İli Edremit, Havran, Burhaniye, Gömeç İlçeleri Yüzey Araştırması" başlıklı doktora tezinin hazırlanış amacı; intensif (yoğunlaştırılmış) yüzey araştırması yöntemi ile körfezin teritoryası içinde kalan yerleşim yerlerini tespit etmektir. Böylelikle çalışılan coğrafyada antik dönemden günümüze kadar takip edilen yerleşim davranışları bir bütün olarak algılanabilecektir. Yoğunlaştırılmış yüzey araştırmasında körfez, kuzeyde Narlı Köyü'nden, güneyde yer alan Gömeç İlçe sınırları içerisindeki Kerem Köy'e kadar detaylı incelenmiştir.

BalıkesirEdremit KörfeziYüzey özellikleri
Aslı Saka
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Klazomenai Karantina Adası kuzey yamacı kazılarında ele geçen pişmiş toprak figürinler

Klazomenai kent sınırları içinde yer alan, Karantina Adası'nın kuzey yamacında 2011 yılında yürütülen kazı çalışmaları sırasında; büyük bir yapının temel dolgusu içerisinde kaba hamurlu günlük kullanım kapları, siyah firnisli seramikler, batı yamacı seramikleri, ağırşak ve minyatür kandiller ile birlikte toplam 707 adet pişmiş toprak figürin ele geçmiştir. Oldukça geniş bir repertuara sahip olduğu görülen Klazomenai Karantina Adası figürinleri tipolojik olarak onbir gruba ayrılır. Söz konusu tipolojik gruplar arasında en kalabalık grubu Tanagra tipi ayakta duran kadın figürinleri ve giyimli oturan kadın figürinleri oluşturmaktadır. Özellikle üzerinde tanrısal hiçbir belirteç taşımayan oturan kadın figürinlerinin kuzey yamacının üst kısmında yer alan kutsal alanda 2012 ve 2013 yıllarında yürütülen kazı çalışmalarında yoğun olarak el geçmesi, kutsal alandaki ana tanrıça kültüne işaret eden önemli verilerden biridir. Erkek figürinleri, Mitolojik Kimliğe Sahip figürinler, Tiyatral Figürinler, Masklar, Büst, Protom ve Kabartmalar, Hayvan Figürinleri ve Minyatür Altarlar Karantina Adası kuzey yamacı kazılarından ele geçen diğer figürin grupları arasında yer alır. Figürinler ile birlikte açığa çıkarılan 17 adet kalıp ve aynı kalıptan üretildiği tespit edilen figürin grupları; bu figürinlerin kent atölyelerinde üretildiğini işaret eder. Ancak gerek anakarada gerekse Karantina Adasında pişmiş toprak figürin üretimi yapan atölyeler henüz tespit edilememiştir. Kuzey yamacının üzerinde yer alan kutsal alanda yapılan kazı çalışmaları sırasında tespit edilen figürinler ile kuzey yamacından ele geçen figürinlerin aynı karakterde olması bu figürinlerin kutsal alandan getirildiğini işaret eder. Bu anlamda Karantina Adasından ele geçen figürinler kutsal alan malzemesinin toplu halde görülmesi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Klazomenai, Karantina Adası, Hellenistik Dönem, Pişmiş Toprak Figürin, Kutsal Alan.

FigürünKarantina adasıKlazomenai+1
Aslıhan Özbay
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros nekropolü Geç Roma yerleşimi

Antandros Nekropolü Geç Roma Yerleşimi adlı çalışmada, bir Troas kenti olan Antandros'un Nekropol alanı üzerine yer alan Geç Roma Yerleşimi'ne ait 10 adet yapı ve bu yapıların içerisinden ve çevresinden ortaya çıkartılan 2001-2011 yıllarına ait buluntular yapılarla birlikte incelenmiştir. Çalışmanın amacı yerleşimde ortaya çıkarılan yapıların işlevlerini anlamak, yerleşimin hangi dönemler arasında kullanıldığını saptamaktır. Bu amaçlar doğrultusunda yapılan çalışmada ele geçen buluntular mekanlarla birlikte değerlendirildiğinde yerleşimin M.S. 325 ile M.S. 541 yılları arasında kullanıldığı anlaşılmıştır. Kullanım dönemleri üç evreye ayrılmıştır. Mekanların içinden ve çevresinden sikkeler, DSA, DSB, DSC (Çandarlı), Foça, Kıbrıs ve Açık Renk Seramikler, amphoralar ve kandiller açığa çıkarılmıştır. Yerleşimde seramik buluntular devam etmesine rağmen M.S. 5. yüzyılın ortalarından itibaren sikkelerin ortadan kalkma nedenleri sorgulandığında takasa dayalı ekonomi ve başarısızlıkla sonuçlanan Kuzey Afrika Seferi karşımıza çıkar. DSA ve DSB seramikleri yerleşimin nekropol alanı olarak kullanıldığı döneme aittir. Yerleşim tabakalarıyla ilişkili olan seramikler DSC (Çandarlı) seramikleriyle birlikte başlayıp arkasından Foça seramikleriyle devam etmektedir. Çandarlı seramikleri ve Foça seramikleri arasında bulunan kronolojik boşluk yerleşimde sikkeler yardımıyla doldurulmuş durumdadır. Yerleşimin tepe noktası ise M.S. Geç 4. yüzyıl - 5. yüzyılın ortalarına denk gelmektedir. Yerleşimin terk edilme nedeni ise M.S. 541'e tarihlenen, Kuzey Afrika Kökenli Justinian Vebası olmalıdır. Nüfusun yaklaşık yarısının kaybedildiği felaketin ardından geriye kalanlar daha güvenli gördükleri sur içi yerleşimlere taşınmışlardır.

AntandrosArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
Evren Açar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı kaynaklar ve Arkeolojik belgeler ışığında Küçük Asya`da Attis Kültü

Attis, Ana Tanrıça ile birlikte Phrygia'da ve Küçük Asya'nın diğer bölgelerinde, Yunanistan'da ve daha sonrada İmparator Claudius (M.S. 41- 54) döneminden itibaren tüm Roma İmparatorluğu içinde tapım gören önemli bir tanrı esasen bir vegetasyon tanrısıdır. Attis ismi Phrygia, Lydia ve Likya'da tanrı Attis dışında bir şahıs ismi esasen bir erkek ismi olarak karşımıza çıkmaktadır. Lydia'da çeşitli Dynastların, Lykia'da dindar kişilerce muhtemelen belki de rahipler tarafından kullanılan bir isim, Phrygia'da ise bu kullanımlarının dışında Pessinus'da ki Ana Tanrıçanın baş rahibinin bir unvanı olarak kullanılmıştır. Diğer bölgelerde ise Attis ismine sadece bir tanrı olarak rastlanılmıştır. Phryg kökenli olarak anlatılan mythos da Ana Tanrıça çoban Attis"e aşık olur fakat Attis Tanrıça'ya verdiği bağlılık sözünü tutmaz bu davranışı kendi kendini hadım ederek ölmesine neden olur. Attis mythosunda anlatılanların her biri bir güne denk gelecek şekilde her yıl 15-28 Mart günleri arasındaki törenlerle anılmaktadır. Törenlerle ilgili detaylı bilgileri daha çok Phyrg unsurlarını hala özünde barındıran Roma kaynaklarından öğrenebilmekteyiz. Arkeolojik belgeler üzerindeki Attis tasvirlerinin büyük bir kısmı da antik kaynakların bahsettikleri Attis mythosu ile örtüşmektedir. Kısacası Attis mythosunun ana motifleri, çoban kimliği-kendini hadım etmesi-ölmesi-tekrar dirilmesi ve dans etmesi gibi, Yunan ve Roma sanatının önemli konularından bir kısmını oluşturmaktadır.

Serap Akca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir-Kütahya ve Afyon müzelerinde korunan Herakles heykelleri ışığında Phrygia`da Herakles tipolopjisi

Kültür mirasımızda önemli bir yere sahip olan Phrygia Antik Çağda, günümüz TürkiyeCumhuriyeti sınırları içinde Orta Anadolu Bölgesi'nin büyük bir kısmını kaplayan bölgeninadıdır. Anadolu'da Phryg Kökenli ve Phrygçe konuşan yoğun nüfusun yaşadığı bu bölgeyePhrygia denmiş ve bu ad ?coğrafi bir deyim olarak? en azından M.Ö. 6. yüzyıldan Bizansdöneminin sonuna dek kullanılmıştır.Phrygler Anadolu'ya Troia VIIa'nın yıkılışından sonra, M.Ö. 1190'da Balkanlardangelmişlerdir. Fakat siyasal bir topluluk olmaları M.Ö. 750'den sonraya rastlar. Büyük krallarıMidas döneminde (M.Ö. 735-695/675) bütün Orta ve Güneydoğu Anadolu'ya hakimolmuşlardır. Bir Trak kavimi olan Bryg'lerin bir kolu olan Phrygialılar, Anadolu halklarıylakaynaşarak büyük bir devlet kurmuşlardır. Geç Hitit gibi önemli bir kültürünün etkisi altındakalmalarına rağmen kendilerine özgü ve Anadolu'lu bir kültür oluşturmuşlar, Hellen gibiönemli bir kültürüde etkilemişlerdir. Phryg halkının verdiği eserlerde oluşan bu kültürünizlerini rahatlıkla görebiliriz. Örneğin bir Helen Kahramanı ve Tanrısı olan Herakles atüstünde betimlenmiştir. Bunun sebebi Traklarda atın önemli bir yere sahip olmasıdır. Ayrıcayine Phrygia kültürüne özgü olarak bir tanrı başka bir tanrı için adak olarak sunulmuştur.Anadolu halkında var olan yöneticilerini tanrılaştırma yada tanrılarla bir tutmageleneği Phryg kültüründe de etkisini göstermiştir. Bu kültürün ip uçlarını, bir Hellenistikhükümdar olan Kommageneli I. Antiochos Ephiphanes'in yaptırdığı anıtlarda görmekteyiz.Bu anıtları, kendisine ve ailesinin farklı üyelerine, tanrılaşmış ataları ve BirleşikPantheon'nunun tanrılarına tapınılması için kurmuştur. I.Antiochus Ephiphanes'in yaptırdığıanıtların en ünlüsü Nemrut Dağında yer alır. Bu anıtın yazıtında Antiochos; ailesi ve ülkenintüm tanrıları için ortak bir ev kurduğundan bahseder. Herakles'de bu tanrılardan biridir.Kommagene ve Phrygia kültürleri arasında kesin kanıtlara dayanarak bir etkileşimden sözedilemez. Fakat Anadolu'da yaşayan halkları etkileyen doğu kültürü aynıdır. Kommagenesanatının yerel özelliklerini taşıyan Herakles heykelleri aynı zamanda, tanrı Herakles'in alınıpyerel külte dahil edildiği Yunan kültürünün sanatsal etkilerini de taşımaktadırlar. Diğerkültürlerden ve kendi öz kültüründen elde ettiği sentezi sanatına yansıtan Phrygia halkı için deaynı durum söz konusudur.Phrygia bölgesinde bulunan Herakles heykelleri, bölgenin yerel heykeltıraşlık ve kültözellikleri dışında döneminin biçim unsurlarını da yansıtırlar. Herakles Farnese, gibi yaygınHerakles tasvirleri ufak farklılıklarla aynen yapılmışlardır.Yaptığımız bu çalışmada; Phrygia kültürü, bu kültürün Anadolu'ya kattıkları vePhrygia bölgesinde ele geçen Herakles heykellerinin incelenmesiyle Herakles'in bölgedekitipolojisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

Rıza Burak Akkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Phryg kaya altarları (Eskişehir-Afyonkarahisar-Kütahya illeri yüzey araştırması ışığında)

M.Ö.l.bin yılın ilk yansında Anadolu Demir Çağ Krallıkları içinde önemli bir yere sahiptir. Arkeolojik ve epigrafık belgeler Phryg dininde Anadolu kökenli Ana Tanrıça'nın Phrygler için adeta tek tanrı olarak Matar şeklinde tapınım gördüğünü gözler önüne sermiştir. Bu Tanrıça doğanın ve bereketin temsilcisidir. Kayaya oyulmuş çok sayıdaki kült anıtı Tanrıça Matar'a duyulan derin saygı ve bağlılığın kanıtıdır. Anıtsal kaya fasatları, basamaklı akarlar ve nişler bu anıtların en orijinal ve en gösterişli örneklerini oluşturur. Bizim çalışmamızda basamaklı Phryg kaya altarları ele alınmıştır. Bu altarlar, kayalara oyulmuş üç boyutlu anıtlardır ve kaya basamakları ile tanrıçayı simgeleyen kaya idollerinden oluşurlar. İlk aşamada arkeolojik çalışmalarla saptanmış olan 83 altarın kataloğu hazırlanmıştır. Bu katalogda her bir anıtın detaylı tanımı, fotoğrafı, plan ve çizimleri yer almaktadır. İkinci aşamada ele alman Phryg altarları ile Anadolu ve çevre kültürlerindeki benzer altarlar karşılaştırılmıştır. Son olarak Phryg altarlarının mimari ve işlevsel kimliği irdelenmeye çalışılmıştır.

Rahşan Tamsü Polat
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Marmaris Arkeoloji müzesindeki Roma imparatorluk sikkeleri

Anıl Tamer Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Antik sikkeler üzerinde gemi tasvirleri

Orkan Köyağasıoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Apameia Kelainai kentinin tarihi coğrafyası ve sikkeleri

Apameia kenti özellikle Hellenistik ve Roma döneminde oldukça önemli bir konuma yükselmiştir. Batı-Doğu ticaret yollarının önemli kavşak noktalarından birisidir. Roma döneminde Ephesos'tan sonra Roma'nın Asia Eyaleti'nin en önemli kenti ve conventus bölgesi olmuştur. Roma dönemindeki bu önemi bastırdığı sikkeler ile de kendini belli etmektedir. Bu çalışma da bölgede yapılan kazıların yeterli seviyede olmaması nedeniyle şehrin mimari yapısı hakkında çok fazla bilgi bulunamamasına rağmen şehrin bastırdığı sikkelerden ve tarihsel kaynaklardan yola çıkılarak, şehrin tarihi ve coğrafi yapısı, sikkeleri ile beraber ortaya konmaya çalışılmıştır.

Atilla Tekin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Seleukos Krallığı'nda sikke basımı ve Şanlıurfa Müzesi'nden iki define

Bu çalışma kapsamında Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde bulunan biri Seleukos Krallığı'na ait bronz, diğeri Roma Dönemi'nde Seleukos Kralı I. Philippos Philadelphos adına basılan posthumous gümüş tetradrahmi sikkelerinden oluşan iki ayrı define araştırılmıştır. Bu defineler genel anlamıyla dönemin sikke basımcılığının ışığında incelenmiştir. MÖ 323'de III. Aleksandros'un ölümünden sonra Makedonia Krallığı topraklarının yönetimi, ardılları olan komutanlar (Diadokhlar) arasında bölüşülmüştür. Seleukos Krallığı, bu komutanlardan I. Seleukos Nikator tarafından Makedonia İmparatorluğu'nun doğu bölgelerinde kurmuştur (MÖ 312/11). Bu krallık, merkezi Kuzey Suriye olmak üzere MÖ 64'de bir Roma Eyaleti (Provincia Syria) olana kadar bu topraklar üzerinde egemenlik sağlamıştır. Araştırma konusunu, genel olarak MÖ 312/11-64 yılları arasındaki Seleukos Krallığı'nın egemenliği altındaki topraklarda sikke basım faaliyetleri oluşturmaktadır. Özel olarak ise incelenen iki definenin tarihi kontekste değerlendirilmesidir. Anahtar Kelimeler: Hellenistik Dönem, Seleukos Krallığı, Seleukos Sikkeleri, Şanlıurfa Müzesi.

DefineHelenistik DönemSeleukoslar+1
İlkay Atav Köker
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Side Tykhe Tapınağı

Bu tezin konusunu Pamphylia bölgesinde yer alan Side antik kentinde bulunan Tykhe Tapınağı'nın arkeolojik veriler ışığında detaylı incelenmesi oluşturmaktadır. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tezin giriş bölümüdür. İkinci bölümde Pamphylia Bölgesi ve Side Kenti'nin coğrafi konumları Side şehri, şehrin tarihçesi ve şehirde yapılan araştırmaların tarihçesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Tykhe Tapınağı'nın konumu ve çevresinden bahsedilmiş, tapınak üzerine yapılan ilk araştırmalar anlatılmış ve modern bilimsel araştırmalardan bahsedilmiştir. Ayrıca tapınağın mimarisi detaylı olarak ele alınmış, yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilerden yararlanarak tapınağın tarihlendirilmesi yapılmış ve Side Kenti'ndeki Tykhe kültünden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise Yunan ve Roma mimarilerinde dairesel planlı yapıların bilinen örnekleri ele alınmış ve bu örnekler ile Side Tykhe Tapınağı'nın mimari ve işlevsel olarak karşılaştırması yapılmıştır. Beşinci ve son bölüm ise çalışmanın sonuç bölümüdür. Bu bölümde tezin konusu üzerine genel bir değerlendirme yapılmış ve son araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Pamphylia, Side, Tyche Tapınağı, Roma Mimarisi

Antalya-SideArkeolojiBizans mimarisi+5
Mehmet Baran Yürük
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Smyrna agorasında ele geçen Terra sigillata ve geç Roma seramiği

Smyrna Agorasında 2000-2005 yılları arasında yapılan çalışmalarda bulunmuş olan terra sigillata ve geç roma kırmızı astarlı seramikleri çalışma konusu kapsamındadır. Çalışma içerisinde 643 parça değerlendirilmiştir.Terra sigillata seramikleri İÖ. ikinci yüzyılın ortalarından itibaren K.Suriye ve Doğu Akdeniz çevrelerinde üretilmeye başlanmış bir seramik grubudur. Terra sigillataların üretimi İS.3.yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir.Terra Sigilata seramik grubu Doğu ve Batı olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Doğu sigillataları, A, B ve C olarak üç türe ayrılmaktadır. Batı sigillataları ise İtalyan ve Gaul olmak üzere başlıca iki türe ayrılmaktadır. Smyrna'da yapılan çalışmalarda bu türlerin dışında Smyrna üretimi sigillataların da var olduğu görülmüştür.Smyrna kenti terra sigillata buluntuları içerisinde en yoğun grubun DSC (Çandarlı) grubuna ait olduğu görülmektedir. Sigillataların en yoğun tarihlendikleri dönem, İS.2.yüzyıldır.Geç roma kırmızı astarlı seramikleri ilk olarak K.Afrika'da terra sigillata seramiklerine alternatif olarak İS.1.yüzyılda üretilmeye başlamıştır. İS.4.yüzyılın sonlarında Batı Anadolu'da Phokaia kentinde bu grup dahilinde seramikler üretilmeye başlamıştır. Geç roma kırmızı astarlı seramiklerinin İS.7.yüzyılın ilk yarısına kadar üretimleri devam etmiştir.Anahtar kelimeler: Terra sigillata, rulet bandı, çift daldırma, kırmızı astar, konsantrik daire, baskı bezeme.

Geç RomaSeramik kaplarSeramikler+2
Derya Erol
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Payava lahti kabartmaları

HI ÖZET Klasik Dönemin sonuna dek Likya'nın başkenti olan Xanthos'tan 1884 yılında British Museum' a götürülen Pay ava Lahti, iki mezar odalı, ahşap mimari öykünmeli ve kabartmalarla bezeli bir lahittir. Bu çalışma ile; Likya sanatının İÖ. 4. yy. içindeki görkemli yapıtlarından biri olan anıtın bilimsel, monografık değerlendirmesi yapılacaktır. Anıtın kabartmaları aşağıdan yukarıya doğru değerlendirilecektir. Orta blok, güney dar yüzde; ayakta duran iki figür taçlandırma eylemi içindedir. Savaş giysili figürlerden solda duran, taçlanan Pay ava' dır. Kazandığı zaferlerden ötürü onur tacı takılmaktadır. Sağ yanda yer alan yazıt bu savı doğrulamaktadır. Doğu uzun yüzde anlatılan savaş sahnesinde Payava atın üstündedir ve sahnenin merkezine yerleştirilmiştir. Karşısındaki satrap isyanına katılan askerlere galip geleceği anlaşılmakta, arkasından gelen atlı askerleri ikinci planda kalmaktadır. Kuzey dar yüzde, üç figürden oluşan bir taçlandırma anlatılmıştır. Çıplak figür sportif başarısından dolayı taçlanmaktadır. Likya sanatına yabancı olan bu motifin tek benzeri Merehi Lahti kirişindedir. Hellen Panathenaik amphoralarında sıkça görülen motif mezar stellerinde de izlenebilmektedir. Batı yüzde ise audiens sahnesi betimlenmiştir. Pers sanatım Likya da temsil eden ender sahnelerdendir. Satrap Autophradates, arkasında duran erkanı ile Likyalı bir grubu huzuruna kabul etmektedir. Bu grubun önünde duran, giyimi ve yüz fızyonomisiyle diğerlerinden ayrılır. Bu figür Payava olmalıdır. Satrabın huzurunda betimlenerek hem kendisi onurlanmış hemde Satrap Pers egemenliğinin sembolü olarak anıtta yer alır. Kapağın her iki yüzünde birer quadriga sahnesi yer almaktadır. Küçük ayrıntılar dışında çok benzeyen bu quadrigala işlev olarak farklılıklar gösterir. Anıtın doğu yüzü incelendiğinde orta blok ve kiriş üzerinde birer savaş sahnesi anlatılmıştır. Likya kabartma programı çerçevesinde bu yüzün kapağı üzerinde de savaş konusu işlenmiş olmalıdır. Batı yüze bakıldığında ise, orta blok üzerinde audiens, kiriş üzerinde de av sahnesi gibi iki güncel olay anlatılmıştır. Bu bağlamda kapak üzerindeki quadriga da güncel yaşamla ilgili bir sahne içinde kullanılmış olmalıdır. Av ve/veya apobat yarışlarını temsil edebilir. Kapak dar yüzlerde ise, üstte karşılıklı birer sfenks, altta ise karşılıklı oturan erkek ve kadın figürleri yer alır. Sfenksler mezar koruyucu olarak düşünülmeli ve öncüleri İon sanatının vazo resimciliğine koşut giden Klazomenai lahitlerinde aranmalıdır. Karşılıklı oturan kadın-erkekIV figürleri de mezar sahiplerini yani Payava ve karısını temsil etmelidir. Bu betimlemelerin de öncüleri Klazomenai lahitlerinde görülmektedir. Kiriş üzerinde ise doğu yüzde savaş, batı yüzde av sahnesi işlenerek Likya aristokrasisinin ideal reprezentasyonu tamamlanmış olur. Çünkü, Likyalı soylu iyi savaşmalı, av yapabilmeli ve sporcu kimliğinin yanında ideal bir baba olmalıdır. Payava lahti IÖ. 4. yy. içinde yaptırılan en görkemli lahittir. Bu yüzyılda Pers egemenliği ayakta durmaya çalışmaktadır. Lidya satrabı Autophradates asilere karşı koyabilmek ve satraplığını kurtarabilmek için Likyaya gelip kendine yandaş aramış ve kendisi bir Likyalı olan Payava ile işbirliği yapmıştır. Payava asileri püskürterek zafer kazanmış, bunun ödülü olarak satrap bu görkemli lahti ona armağan etmiştir. Sonuçta bu anıtta yüceltilen Payava ile birlikte Pers egemenliği olmuştur. Yapılan biçem kritiği ile bu anıt İÖ. 360-50 yılları arasına tarihlenebilmektete, tarihsel olaylar da bu bulguyu desteklemektedir.

LahitlerLikyaMezarlar+1
İsa Kızgut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Hellenistik ve Erken Roma Dönemleri'nde Patara Terrakottaları

VIII ÖZET Bu çalışmanın konusu, Patara'nın Hellenistik ve Erken Roma Dönemleri'ne tarihlenen terrakottaları oluşturmaktadır. Nekropol buluntusu olan çalışma malzemesinin büyük çoğunluğu 1993-1997 yıllan arasında yürütülmüş olan yeraltı odamezarlarının kazılarından ele geçirilmiştir. Bunlar dışında iki eser lahit içerisinden, bir eser 1954 yılı tepecik kazısından ve bir eser de Tepecik yüzey arattırmalarında ortaya çıkarılmışlardır. Bu alanlardan toplam olarak 57 adet heykelcik ele geçirilmiştir. Bu sayı oldukça sınırlı görünmekle beraber, malzemedeki tipolojik zenginlik çalışmanın gerekliliğim ortaya koyan en önemli gösterge olmuştur. Mevcut buluntu kümesi içinde 34 adet farklı tipte üretilmiş terrakotta heykelcik tespit edilmiş olup, bunların 7 tanesi bugüne kadar Hellenistik Dönem'in söz sahibi terrakotta atölyelerinin hiçbirinde görülmeyen, özgün tipolojiler göstermektedir. Bu durum Patara malzemesinin yeni bir üretim merkezi ile bağlantılı olabileceği olasılığım kuvvetlendirmektedir. Bu olasılık, eserler arasında bulunmuş olan ve olası bir atölyenin yakın çevre içinde aranması gerekliliğinin önemli kanıtları sayılabilecek K 52 nolu patritze ve K 51 nolu matritze örnekleriyle, kabul edilebilir bir gerçek olarak değerlendirmeye alınmıştır. Öte yandan eserler arasında farklı tipolojisi ile dikkati çeken ve yapılan araştırmalar sonunda, bütünüyle Patara'ya özgü yerel bir konu olduğu anlaşılan, "Patara Apollonu'nun K 22 nolu figür ile ortaya çıkışı yeni ve yerel bir atölyenin varlığına işaret eden bir diğer önemli ve destekleyici veri olarak dikkate alınmıştır. Malzeme üzerinde yapılan stilistik incelemelerle eserlerin yoğunluğunun Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemleri içinde üretildiği ortaya çıkartılırken, Erken ve Orta Hellenistik Döneme tarihlenebilen az sayıdaki örnekle Patara terrakottalarının Hellenistik Dönem süresince kesintisiz olarak üretilmiş oldukları da tespit edilmiştir. Çalışma içinde herbiri stil, tipoloji ve ikonografîsiyle tek tek incelenen Patara terrakottaları Batı ve Güney Anadolu, İtalya, Ege Adaları ve Mısır gibi diğer merkezlerdeki koroplast atölyeleriyle kurulmuş olan bağlantıların açığa çıkarılmasında önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu ticari bağlantılarla, Patara terrakottaları arasına kazanılmış yeni tipler kentin kültürel hayatındaki gelişim ve değişimlerin yansımaları olmuşlardır. Terrakottalar, kültürel hayattaki bu gelişimi bir yandan, kentin dini tarihiyle ilgili olarak izleyebilme fırsatı yaratırlarken, diğer yandan günlük hayat ve yaşayışla bağlantılı, ölü gömme gelenekleri hakkında çeşitli ipuçlarının yakalanmasına yardımcı olmuşlardır. Patara terrakottalarının kentin dini hayatına katkılan kentte bugüne kadar tanınan ya da tanınmayan kültlerle ilgili tasvirlerin ele geçmesi sonucunda olmuştur. Buna göre Patara'da varlığı Herodot döneminden itibaren bilinen ve Lykia kültünde önemli bir yer tutan tanrı Apollon'un kült tasvirinin ilk defa plastik olarak ele geçirilmiş olması, Hellenistik Dönem heykeltraşlık sanatındaIX yeni bir Apollon tipinin varlığının ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Öte yandan Isis ve Harpokrat gibi Mısır kûltleriyle ilişkili figürlerin Patara terrakottaları arasından ele geçirilmesi tarihsel olarak bölge genelinde bilinen Mısır egemenliğinin, salt askeri değil aynı zaman da kültürel varlığının da kanıtlarım ortaya koymuşlardır. Dinsel anlamda bir başka kazanım da "At Üzerinde Süvari" figürleri ile ilgili olup, bunlar Patara ve çevresinde bugüne kadar bilinmeyen bir "kahramanlık kültün"ün varlığına dair ipuçları olarak değerlendirilmişlerdir. Son olarak diğer önemli bir katkı da K 39 nolu "Kaplumbağa Üzerindeki Çocuk" figürü ile sağlanmıştır. Bu figür de, yine daha önce izlerine Patara' da rastlanılmamış Dionysos kültünün habercisi konumundadır. Bugüne kadar soyulmadan açığa çıkartılmış odamezarlarının ışığında terrakottaların, Patara' daki ölü gömme geleneği içinde yoğun bir kullanıma sahip oldukları gözlemlenmektedir. Bu yoğunluk 45 mezar içinde soyulmadan ele geçirilmiş 8 mezarın 5'ini kapsamakta olup, % 62,5 oram ile yoğun sayılabilecek bir terrakotta kullanım geleneğini ortaya koymaktadır. Ancak bu sonucun değişebileceği, Patara nekropol kazılarının bitmemişliği göz önüne alındığında, açık bir şekilde kendini göstermektedir.

Erken Roma DönemiHelenistik DönemHeykel+4
Gül Işın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
10
DoctorateOpen AccessTR

Arkaik dönem Kilikya pişmiş toprak figürinleri Kilikya-Kıbrıs ve İonya ilişkileri

Çalışmamın konusunu, çoğunluğu satın alma yoluyla Alanya, Anamur, Silifke ve Mersin Müzelerine kazandırılan, kısmen de Alanya'da özel bir koleksiyonda bulunan pişmiş toprak figürinler oluşturmuştur. Bu eserlerle, Kilikya'nın Arkaik Dönem terrakotta sanatı ilk kez bilim dünyasına tanıtılmaktadır. Figürinlerde, yapıldıkları dönemin terrakotta sanatında uygulanan bütün yapım tekniklerinin kullanıldığı saptanmıştır. Elle şekillendirilmiş figürinleri, tek ve çift kalıpla yapılmışlar izler. Büyük boyda eser üretebilmek için de baş ve ayaklar gövdeden bağımsız kalıplanarak sonradan birleştirilmiştir. Yükseklikleri 50 cm' yi geçen figürlerde ise baş ve ayakların yanısıra gövde de iki parça olarak yapılmış ve birleştirilmiştir. Tamamı giysili olan figürinlerde kırmızının tonları ağırlıklı olmakla birlikte siyah, san, beyaz ve kahverengi boyalar kullanılmıştır. Siyah boya; saç, sakal, bıyık, kaş, gözbebeği, şal kenarları ve ayakkabılarda, diğer renkler ise yalnızca giysilerde uygulanmıştır. Çoğunlukta olan erkek figürinlerinde ya her iki kol ya da sadece sol kol yandadır, sağ kol dirsekten bükülü olarak göğüs üzerinde durmaktadır. Khiton, khitoniskos, ependytes, önlük, şal ve manto olmak üzere altı farklı giysi tespit edilmiştir. Bir çok figürinde, içe giyilen uzun khiton üzerine kenarı bezeli bir şal dolandırılmıştır. Bütün bu giysi türlerinin erken dönemlerden itibaren Mezopotamya, Anadolu ve Suriye'de giyildiği bilinmektedir, da, Eserlerin Samos ve Batı Anadolu'da bulunmuş figürinlerle karşılaştırması, bu giysi türlerinin kısmen Kilikya'dan Akdeniz ticaretiyle 'batı'ya aktarıldığım ortaya koymuştur. Batı Kilikya figürinleri başlık olarak tiara, sivri başlık ve pusu taşır. Bu başlıklar da, diğer giysiler gibi bölgeye hastır. Kadın figürinleri de Kilikya sanatı için oldukça önemli veriler sunar. Erken örneklerin Yeni Hitit sanatında görülen, giysinin karın üzerinde yay çizerek bitmesi örgesi, Batı Kilikya örneklerinde de vardır. Eserler, giysi ve saç düzenlemesiyle Yeni Hitit sanatının devamını oluştururken, Kıbrıs ve Samos gibi önemli merkezlere de aracılık yapmışlardır.VI Yerleşimlerin Samos kolonizasyonu ile oluştuğu düşünülen Batı Kilikya sahillerinde Samos etkisinin olmadığını, Figürinlerin tamamen Yeni Hitit sanatı etkisinde şekillendikleri gerçeği göstermiştir. Bu bağlamda Kilikya'mn Akdeniz ticaretinde önemli bir paya sahip olduğu anlaşılır. Samos Heraion'unda çıkan ve Kıbrıs eserleri olarak yorumlanan figürinlerin büyük bir kısmının Kilikya' dan götürüldüğünü de kullanılan kalıp birlikteliği tanıtlar. Figürinler, İÖ. 8. yüzyılın ikinci yansı ile İÖ. 6. yüzyılın ortalarına tarihlenmiştir. Bunlar arasında K 11, İÖ. 560 yılı dolaylarında etki yönünün artık terse çevrildiğini ve İon sanatının bir çok bölgeye yayıldığım göstermesi açısından önemlidir. Batı Kilikya' da yerel üretimin olduğunu Gözsüzce, Gülnar, Aphrodisias ve Nagidos'tan olan çok sayıda eser gösterir. Gözsüzce eserlerinin buluntu yeri, yerel üretim yapıldığını özellikle belgelemiştir. Toplu olarak ele geçen figürinler, bölgede tapınım gören, isimleri şimdilik saptanamayan bazı tanrı ya da tanrıçaların kutsal alanlarına sunulmuş olmalıdırlar.

Mehmet Özhanlı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Hacıbayramlar Arkaik Dönem Mimari Terrakottaları

Bu çalışmada, Muğla İli, Yatağan İlçesi, Hacıbayramlar Köyü?nden bulunmuş Arkaik Dönem pişmiş toprak çatı elemanları incelenmiştir. Hacıbayramlar mimari terrakottaları, 1960?lı yılların başında yapılan kaçak kazılarla ortaya çıkarılmış ve bilinmeyen yöntemlerle yurtdışına çıkarılmış, çoğunluğu halen Kopenhag Ny Carlsberg Glyptotek Müzesi ve bir plakası Los Angeles Paul Getty Müzesi?nde korunan, küçük bir kısmı ise; Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Lagina kazı evi deposunda (Şuan Muğla Müzesi'nde) korunan parçalardan oluşur. Hacıbayramlar mimari terrakottaları mimari işlevleri, üzerlerindeki sahneler ve bezemeler yönüyle detaylıca değerlendirilmiştir. Çalışmanın başlangıç bölümünde Anadolu ve Anadolu dışı Arkaik Dönem mimari terrakottaları, buluntu bölgeleri ve merkezler dikkate alınarak, işlevlerine göre alt başlıklar altında kısaca değerlendirilmiş ve genel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ana konusunu oluşturan Hacıbayramlar mimari terrakottalar ise, kullanıldıkları yapılara ve mimari işlevlerine göre gruplandırılmıştır. Üzerlerindeki hayvan betimleri ve bezeklerin stili, işçiliği, yapım tekniği ve ikonografisi, Güney Ionia ve Karia buluntuları başta olmak üzere, Arkaik Dönemin diğer eserlerindeki benzer sahneler ve bezeklerle karşılaştırılmıştır. Daha sonra, üretim süreci ve atölye tespiti, mimari işlevleri ve nasıl bir yapıda kullanıldıklarına dair değerlendirmeler yapılıp, üzerlerindeki sahnelerden hareketle kült bazında incelenmiştir. Çalışmamız, eserlerin detaylı ölçülerini içeren katalog bölümü, benzer örneklerin fotoğraflarıyla zenginleştirilen levhalar, konunun daha rahat anlaşılması için hazırlanan haritalar, tablolar ve çizimlerle desteklenmiştir.

Antik mimariArkeolojiKaria bölgesi+2
Sedat Akkurnaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük İskender'in Gandhara ve Pencap seferi ve hellenizasyon

MÖ 356 yılında doğmuş olan İskender'in, 13 yaşından 16 yaşına kadar ünlü filozof Aristoteles'ten eğitim aldığı bilinmektedir. Gençliğinde kralın Doğu'nun zenginliğinden özellikle Hindistan'ın zenginliğinden etkilendiği söylenebilir. Tarih boyunca Hindistan'ın sahip olduğu varlığın (doğal/yer altı ve yer üstü zenginliği) bolluğun her zaman başka ulusların saldırısını teşvik etmiş olduğu görünmektedir. Bunlara Aryanlar, Persler, Gazneli Sultan Mahmut'un saldırıları ve İngiliz sömürgeciliği örnek gösterilebilir. Büyük İskender, Pers hâkimiyetinden özellikle de Batı Anadolu'daki egemenlikleri ve yönetimleri hakkında bilgi sahibidir. İskender, babası bir suikasta uğradığında henüz 20 yaşındayken tahta geçmiştir. Makedonya tahtına geçer geçmez hemen babasından kendisine miras düşünceyle Doğu seferi için hazırlıklara başlamıştır. Amacı, Perslerden intikam almak, Doğu'nun mal varlığını ele geçirerek kendi memleketini zenginleştirmekti. Büyük İskender, MÖ 334 yılında Doğu seferine başlamış ve 11-12 yıl içinde imparatorluğunun sınırlarını Makedonya'dan Hindistan'a kadar genişletmeyi başarmıştır. Bütün Dünya'yı ele geçirmeyi planlarken, ordudaki huzursuzluk nedeniyle Hindistan'ın Hyphasis (Beas) Nehri kıyısından geri dönmek zorunda kalmıştır. Hindistan'dan dönüşü, Babil'deyken MÖ 323 yılının 10 Haziranı'nda muhtemelen zehirlenmenin neden olduğu yüksek ateşten Babil'de (bugünkü Irak) ölmüştür. Başka bir görüşe göre de suikasta uğramış olduğu ileri sürülmektedir. Ölümünün ardından generalleri İmparatorluğu bir bütün olarak yaşatmak yerine parçalara bölerek, kendi hâkimiyetlerindeki satraplıklara ayırarak, yönetmeyi yeğlemişler ve böylelikle Diadokhos'lar dönemi başlamıştır. Diadokhos'larla başlayıp ardıllarıyla Hellenistik Krallıklara evrilen bu süreç Hellenistik krallıklar, birbiri ardına Romalılar tarafından ele geçirilene (MÖ 30 yılına) kadar, hüküm sürmüştür. Ancak, Hindistan Roma egemenliğine hiç girmemiştir. İskender'in ölümünden kısa bir süre sonra, bölgedeki Hellenistik Satraplığın yıkılmasıyla Hindistan'ın ilk bağımsız ve egemen İmparatorluğu olan, Chandragupta Maurya tarafından, Maurya İmparatorluğu kurulmuştur. Büyük İskender'in Doğu Seferi'nin sonucunda Doğu ve Batı kültürlerinin karşılıklı olarak birbirini etkilemesi neticesinde yeni bir kültür olan "Helenizm" ortaya çıkmıştır. Bu tez çalışmasında antik kaynaklar, arkeolojik, nümizmatik ve epigrafik veriler göz önünde bulundurularak Büyük İskender'in Gandhara ve Pencap Seferi ve Helenizasyon süreci mercek altına alınmıştır. Bunu yaparken bu zamana değin İskender'in Gandhara ve Pencap seferi konusunda yayımlanmış modern kaynaklar ışığında bu dönem içerisinde yaşanan siyasal, sosyal ve kültürel gelişmeler birlikte değerlendirilmiştir.

Klasik arkeoloji
Md Mozahedul Haque
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Çağ'da Anadolu'da karyatidler

Bu yüksek lisans tezinin konusunu Antik Çağ'da Anadolu coğrafyasında, çeşitli mimari yapılarda sütun yerine kullanılan Karyatidler oluşturur. Bu tezde, Karyatidler bulundukları kentin yapısı ve tarihi ile birlikte ele alınmış, karyatidlerin yapılış amaçları ve buluntu yerleri ile ilişkileri incelenmiştir. Karyatidlerin stil özellikleri gerek çağdaşları gerekse diğer dönemlerdeki karyatidler ile birlikte tanrıçalar ve diğer heykeller ile de karşılaştırılmıştır. Eserlerin tespiti için, yayınlanmış kaynaklar üzerinden kaynak araştırması yapılmış ve bu sayede Anadolu'da bulunan belli başlı Karyatidler sıralanmıştır. Kaynak araştırmasının yanı sıra, stil kritiği yöntemiyle Karyatidlerin diğer örneklerle olan benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koyularak Anadolu'ya özgü özellikler saptanmıştır.

AnadoluAntik ÇağArkeoloji+4
Zeynep Zorer
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur Müzesi'nde bulunan Demir Çağ ok uçları

Bu çalışma kapsamında Burdur Müzesi'nde bulunan Demir Çağı'na ait 294 adet ok ucu incelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen ok uçlarının, 32 alt tipten oluşan tipolojisi oluşturulmuştur. Hazırlanan yeni tipoloji sayesinde, ok uçlarının tiplere ayrımı oldukça basitleştirilmiştir. Söz konusu yeni tipoloji, sadece bu tezde çalışılan ok uçlarını değil, yerine göre eklemeler ile tüm Demir Çağ ok uçlarını kapsayacak şekilde oluşturulmuştur. Tiplere ayrılan ok uçlarının, literatürdeki benzerleri ile karşılaştırılması ile ok uçlarının tarihlendirmeleri ve kökenleri hakkında önemli veriler elde edilmiş, böylece Anadolu'nun Demirçağ ok ucu dağılımı hem sayısal hem tipolojik hem de tarihsel açıdan biraz daha aydınlanmıştır. Ayrıca, ok uçlarının daha iyi anlaşılması açısından kısaca yay ve ok uçlarının tarihçesinden bahsedilmiş, tarih öncesi dönemlere ait en eski yay, ok ve ok ucu buluntuları hakkında bilgi verilmiş, Demir Çağı'na kadarki süreçte ve Demir Çağı'nda kullanılan yaylardan ve ok ucu çeşitlerinden bahsedilmiştir.

Burdur MüzesiDemir ÇağıOk uçları+2
Kerem Önsoy
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Side M yapısı

Pamphylia Bölgesindeki Side antik kenti içerisinde yer alan ve literatüre M Yapısı olarak geçen yapı üzerinde yürütülen çalışmalar tezin ana temasını oluşturmaktadır. Söz konusu bu çalışma yapının mimarisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu bakımdan yapının mimarlık tarihi içerisindeki yeri; plan özellikleri, restitüsyonu, kazılar ve mimari bezemenin sınıflandırılması ile oluşturulan tarihlendirmeye bağlı olarak irdelenmiştir. Çalışmada yapı evreleri ve bu evrelerin mimarideki yansımaları farklı başlıklar altında ele alınmıştır. Çalışmanın ulaştığı önemli sonuçlardan biri yapının bir gymnasium olduğunun tespit edilmiş olmasıdır. Ayrıca söz konusu gymnasiumun güneyinde yer alan başka bir yapı ile de bağlantısı ortaya çıkarılmış, böylece literatürde M Yapısı olarak incelenen yapının aslında bir hamam-gymnasium yapı kompleksi olduğu kesin olarak ortaya konmuştur. Yaklaşık 70 x 90 m ölçülerindeki bir Geç Hadrianus – Erken Antonin yapısı olan gymnasiumun doğu kısa kenarında tercih edilen özel mekânlar yapının ayrıcalıklı alanları olarak öne çıkmaktadır. Bahsi edilen mekânlardan merkezde yer alan ve imparator onurlandırma salonu olarak isimlendirilen kısım iki katlı aediculalı cephe mimarisi ile dikkat çekmektedir. Çalışmada mekânın cephe düzenlemesinin Side'deki Vespasianus Anıtı olarak isimlendirilen yapıdan etkilendiği, kendinden sonra Aspendos'taki tiyatronun sahne binasına ait cephe düzenlemesini etkilediği önerilmektedir. Bu bakımdan aediculalı cephe düzenlemesinin Hadrianus Döneminden Antoninler Dönemine geçişin mimari unsurlarını yansıttığı üzerinde durulmuştur. Plan bakımından incelendiğinde ise tipik bir hamam-gymnasium yapısı olarak ortaya çıkan düzenlemenin Pamphylia Bölgesi ve diğer Roma coğrafyası içerisindeki dağılımı araştırılmıştır. Yapının MS 130 – 150 yılları arasında inşa edildiği ve kullanımının 7. yüzyıl başında son bulduğu çalışma sonucunda elde edilen bir diğer önemli sonuçtur. Yürütülen çalışmalarda yaklaşık 450 yıllık kullanım periyodunu açıklığa kavuşturan 6 evre belgelenmiştir. Yapının ayakta kaldığı süre boyunca geçirdiği onarım ve yeni eklemeler çalışma içerisinde detaylı olarak ele alınmış, bununla birlikte yapının kentin şehirciliği içerisindeki yeri ve önemi ayrıca irdelenmiştir.

Antalya-Side
Adem Yurtsever
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tripolis amphoraları

Tripolis Antik Kenti'nde 2012-2019 yılları arasında sürekli ve sistemli bir şekilde gerçekleştirilen kazı ve yüzey araştırmalarında kent mimarisinin yanı sıra antik dönem insanının günlük yaşamı da şekillenmektedir. Gerçekleştirilen bu çalışmalarda, depolama ve özellikle de ticarette yoğun olarak kullanım görmüş olan amphora buluntuları tez çalışmamızın ana konusunu oluşturmuştur. Bu kapsamda 2012-2019 yılları arasındaki çalışmalarda ele geçen amphora buluntularından toplam 331 eserin çizim, katalog ve analoji çalışmaları yapılarak tez kapsamına dahil edilmiştir. Yapılan analoji araştırmaları sonucunda değerlendirilen parçalar ithal, yerel ve sınıflandırılamayan olmak üzere üç ana başlık altında incelenerek tipoloji oluşturulmuştur. Yapılan bu tipoloji ayrımı kentin diğer üretim bölgeleriyle olan ticari ilişkilerine yönelik önemli bilgiler vermiştir. Ayrıca kent içinde gerçekleştirilen üretim faaliyetleri hakkında da görüş sahibi olmamıza olanak sağlamıştır. Özellikle yerel üretim faaliyetlerinin ön planda olduğu görülen Tripolis, Hierapolis ve Laodikeia kentlerinin yakın ticari ilişki içinde olduğu anlaşılmıştır. Kıyı kentlerine göre İç Batı Anadolu'da Menderes (Meandros) Nehri'nin kenarında bir yamaç kenti olarak konumlanan Tripolis, Lykos Vadisi'nde önemli bir ticari konuma sahiptir. Yerel üretim ürünleri ve amphoralarının yanısıra, bulunan farklı bölge ve yerleşim amphoraları sayesinde deniz aşırı kentlerle de hatırı sayılır derecede önemli bir ticari ilişki içerisinde olduğu anlaşılmıştır. Amphora buluntuları kentte kamusal ve sivil mimari özellikler gösteren yapılardan ele geçmiştir. Özellikle kamu yapılarından olan Kemerli Yapı ve Kutsal Alan, sivil yapılardan olan Mozaikli Konut'ta ele geçen bol miktarda amphora buluntuları dikkat çekicidir. Kentin tarihi süreci ve mimari yapıları göz önüne alındığında genel olarak Tripolis'in MS 4. ve MS 7. yüzyıllar arasında yoğun şekilde üretim ve ticari faaliyetler içerisinde olduğu anlaşılmıştır.

AmforalarAntik mimariAntik Çağ+4
Serkan Katırancı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Haleplibahçe mozaikleri

Şanlıurfa (Edessa) ilinin merkezindeki Haleplibahçe mevkiinde yapılan kurtarma kazıları sonucunda Amazonlar Villası olarak adlandırılmış bir villa ortaya çıkartılmıştır. Çalışmada, bu villanın odalarının tabanlarını süsleyen mozaikler stilistik ve ikonografik açılardan ele alınarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Amazonlar Villası on iki mekan ve iki iç avludan oluşmaktadır. Tüm mekanlarının tabanları mozaik döşemeli bir yapıdır. Mozaiklerin çoğunda tahribat vardır. Korunmuş olan döşemeler çok renkli ve figüratif bezemelere sahiptir. Geometrik desenler sadece merkezinde panel düzenlemesine bulunan mozaiklerin bordürlerinde görülür. Ana sahnelerin zeminini oluşturan tesseralar iç içe geçmiş balık pulu deseninde düzenlenmiştir. Panelli örneklerde zemin düzenlemesine gül goncaları eklenmiştir. Panolardan beşi merkeze yerleştirilmiş panel içerisindeki figür veya figürlerden oluşan tasarıma sahiptir. Panellerden birinde Ktisis kişileştirmesi yer alırken diğerlerinde kaplan, aslan ile bir çoban ve zebra bulunur. Diğer üç panoda Avlanan Amazon kraliçeleri, Akhilleus'un hayatı ve bir av sahnesi tasvir edilmiştir. Amazon mozaiğinin bordüründe akanthus sarmalları arasında avlanan Eroslar ile çeşitli hayvanlar bulunur. Av sahneli salon mozaiğinin bordürünün Nil nehri ikonografisine ait unsurlardan oluştuğu görülür. Mozaikler konu ve üslup olarak 5. – 6. yüzyıla ait, Doğu'da Sarrin, Antiokhia, Apamea örnekleri; Batı'da Ravenna San Vitale mozaikleri ile İstanbul Büyük Saray mozaikleriyle karşılaştırılmaktadır. Amazonlar Villası mozaiklerinde ele alınan konularda Edessa'da Hıristiyanlığın güçlenmiş olduğu bir dönemde paganizme ait unsurların görülmesi büyük önem taşır. Bunun yanında mozaikler I. Iustianus döneminin özelliklerini de yansıtmaktadır.

Mozaik sanatıMozaiklerMüzeler+3
Seçil Üney
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00