Ege University
Discipline

Türk Dünyası Araştırmaları Anabilim Dalı

Ege University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Hakkânî'nin Manzume-i Nasaih Ala Meşrebi't-Tasavvuf adlı mesnevisi (İnceleme-tenkitli metin-sadeleştirme)

Bu tezin konusu Hakkânî'nin Manzume-i Nasaih Ala Meşrebi't-Tasavvuf adlı mesnevisidir. Hakkânî, 15. y.y. ya da 16. y.y.'da yaşadığını düşündüğümüz bir şairdir. Edebiyat tarihlerinde ve tezkirelerde ismine rastlanmamıştır. Manzume-i Nasaih Ala Meşrebi't-Tasavvuf olarak isimlendirilen dinî tasavvufi bu mesneviyi üç bölümde inceledik.Çalışmanın birinci bölümünde Hakkânî, eseri, şairin edebî ve tasavvufi kişiliği hakkında bilgi verildi. İkinci bölümünde mesneviyi oluşturan muhteva özelliklerinden dinî-tasavvufi unsurlar başlıklar halinde tanıtıldıktan sonra, eserin dil, imla ve üslup özelliklerine yer verildi. Çalışmanın üçüncü bölümünde nüshaların tavsifi yapıldı, iki ayrı nüshanın okunması neticesinde hazırlanan 5129 beyitlik çeviri yazı metni, metin tenkidi yöntemi ile oluşturulup, günümüz Türkçesine aktarıldı.

15. yüzyıl16. yüzyılDivan edebiyatı+6
Zeynep Koyuncu
Atatürk University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel güç denkleminde Rusya ve Rus Avrasyacılığının Kafkasya pratiği

"Büyük Rusya" hareketi İvan Grozni ile başlayıp, II. Petro dönemi ile Rus tarihi, felsefi ve siyasi zihniyetine kazınmış, günümüze kadar Rusya önderleri tarafından takip ve teşvik edilmiştir. Slavofilizm ve Panslavizm gibi Çarlık imparatorluğuna ait dünya hâkimiyeti fikriyatı, Sovyetler Birliği döneminde -aslında aynı özleme hitap eden- Rus komünizmi ile yer değiştirerek kesintiye uğramış olsa da Rusya Federasyonu'nun kurulmasından kısa bir süre sonra bu fikriyat, daha da muhkem argümanlarla, Avrasyacılık adıyla yeniden zuhur etmiştir. Çarların fetihleri ve Batı'dan alarak evirdikleri ve benimsedikleri felsefi, siyasi fikirler, Sovyetler döneminde rejimin uyguladığı idari, coğrafi ve kültürel yapılanmalar, günümüzde ise RF'nin uyguladığı pragmatik dış politika, esasen "Büyük Rusya" tutkusuna hizmet etmiş ve etmektedir. Bu tutku uğruna istila edilen toprak mensuplarının yaşamakta oldukları travmalar ve serüvenler ise günümüzde, dondurulmuş büyük sorunlar mahiyetindedir. Bu sorunlar bölgelerde, her otorite boşluğunda çatışmaya dönüşebilmektedir. Öte yandan günümüzde, tekel küresel güç olarak konumunu kaybetmek istemeyen ABD ile Rusya'nın nüfuz rekabeti ise Rusya'nın hükümranlığını henüz elde ettiği "yakın çevresinin" ve jeopolitik, jeostratejik konumu sebebiyle Kafkasya'nın, önemini artırmıştır. Zengin enerji kaynakları ve transit geçitleri olan Kafkasya'nın bu önemli avantajlarından ötürü, bölgenin kontrolü için küresel güçler arasında çekişme alanı olma durumu sürmektedir. Günümüzde fiilen bağımsız hale gelmiş ya da özerklik statüsü elde etmiş Kafkas ülkeleri, tekrar soykırımlara maruz kalmamaları ve ya toprak bütünlüğünü korumaları için Rusya ile "ileri düzeyde", daha dengeli ilişkiler geliştirmek zorundadırlar. Biz bu tez çalışmasında, Rusya'nın emperyalist amaçları doğrultusunda, ülke içindeki siyasetini, yayılmacı dış politikasını ve günümüze kadar Kafkasya'da gerçekleştirmiş olduğu istila hareketlerini tarihi süreç içerisinde inceledik. Bu çerçevede Rus tarihi-felsefi düşünce yapımı olan Avrasyacı teorinin, Rus emperyalist ilerleyişine olan katkısını da ele aldık. Anahtar Kelimeler: Avrasyacılık, Rusya, Kafkasya, Çarlık, SSCB, Rusya Federasyonu.

AvrasyacılıkKafkasyaKafkasya politikası+5
Elchin Shakirov
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski ve orta Türkçe metinlerindeki kıyafet adları ve dil incelemesi

"Eski ve Orta Türkçe Metinlerindeki Kıyafet Adları ve Dil İncelemesi" adlı bu tez, Eski ve Orta Türkçe dönemi metinlerinden derlenen 334 kıyafet adı üzerine yapılmış bir sözcük bilimi çalışmasıdır. Tezin amacı; Eski ve Orta Türkçe metinlerinde geçen kıyafet adlarını bir araya getirerek Türkçe kıyafet adlarının sistematiğini ortaya çıkarmak, tarihî lehçelerde geçen kıyafet adlarının çağdaş lehçelerde yaşayıp yaşamadığını tespit etmektir. Tezimizde tarihî yöntem ve betimleme yöntemi ile derleme, tarama, fişleme ve karşılaştırma teknikleri kullanılmıştır. Tezin giriş bölümünde kıyafetin tanımı ve temel nitelikleri, kıyafet kültürünü şekillendiren unsurlar ile Türk kıyafet kültürünün kaynakları, Türk kıyafet tipi ve Eski Türklerde kıyafet konularına değinilmiştir. "Tür Sınıflandırması" başlıklı birinci bölümde kıyafet adları; ayak giyimleri, baş giyimleri, üst giyimleri, alt giyimleri, iç giyimleri, dış giyimleri, aksesuarlar ve kıyafet bölümleri şeklinde, türlerine göre sınıflandırılmıştır. Ayrıca bu bölümde kıyafet adlarının çağdaş lehçelerdeki görünümleri ve verinti olarak başka dillerde aldıkları şekiller de verilmiştir. İkinci bölümde bu kıyafet adları leksik-semantik açıdan incelenmiş ve adlandırmada etkili olan unsurlar ortaya konmuştur. "Eski ve Orta Türkçe Kıyafet Adlarının Gramer Yapısı" başlıklı üçüncü bölümde kıyafet adları üzerinde ses, şekil ve anlam incelemesi yapılmıştır. Sonuç bölümünde, hem Türk kıyafet kültürü hem de kıyafet adlarıyla ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır.

AdlarDil özellikleriGiysi adları+3
Salih Köse
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Samed Vurgun, hayatı-sanatı ve eserleri

Samed Vurgun, XX. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının ilk yarısına damgasını vurmuş bir halk şairidir. Kuşkusuz Sovyet Dönemi Azerbaycan şiirinin en güçlü temsilcilerinden biri olan şair; yaşamı boyunca en az 350 şiir, 17 poema ve üçü yarım kalmış olmakla birlikte 7 piyes kaleme almıştır. Sovyet Dönemi'nin baskı dolu yıllarında, eserlerinde Azerbaycan Türkçesinin en arı ve zengin örneklerini vermeyi başaran şair, eserlerinin tümünü anadilinde yazmıştır. Ayrıca Rusçadan Azerbaycan Türkçesine de çeviriler yapmıştır. Samed Vurgun'un sanat anlayışı, kesin çizgilerle ayırmak mümkün olmamakla birlikte, genel olarak iki dönemde değerlendirilebilir. Birincisi, gençlik dönemi sanat anlayışı; diğeri ise olgunluk dönemi sanat anlayışıdır. Şairin gençlik dönemlerinde Azerbaycan, Türkiye ve Rusya edebiyatlarının şiirlerinde etkili olduğu görülmektedir. Bu dönemlerinde Fuzulî, Molla Penah Vaqıf, Mirza Elekber Sabir, Hüseyin Cavid; Namık Kemal, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet; Aleksandr Puşkin ve Viladimir Mayakovski gibi isimler, şairin üzerinde etkili olan şairlerdir. Bu yıllarda Azerbaycan edebiyatının geleneksel kaynaklarından beslenen Samed Vurgun, ilk aşkı Dürre'nin de etkisiyle daha çok ferdî temalarda şiirler yazmıştır. Şairin olgunluk dönemi ise, Dürre'den koptuktan sonra ve sosyal meselelere yönelmesiyle başlamıştır. Samed Vurgun'un bu yöneliminde devrin siyasi ve sosyal koşulları oldukça etkili olmuştur. 1930'lu yıllarda sosyalist-realizm çizgisini benimseyen şair, bu akıma bağlı eserler vermiş ve hayatının sonuna dek komünizm öğretilerine bağlı kalmıştır. Samed Vurgun sosyalist bir şair olarak "sanat toplum içindir" ilkesini benimsemiş; şiirde estetiğe önem vermekle birlikte, muhtevanın vazgeçilmez bir unsur olduğuna inanmıştır. Eserlerinde dönemin siyasi taleplerine uymasına karşın Stalin'in "represya" yıllarında oldukça sıkıntılı günler geçirmiştir. "Büyük Vatan Muharebesi" olarak adlandırılan II. Dünya Savaşı yıllarında, Azerbaycan'ın en gür sesli "vatan" şairlerinden biri, belki de birincisi olarak değerlendirilen Samed Vurgun, eserleriyle gerek cephedeki, gerekse cephe gerisindeki mücadelelere destek vermiş; özellikle 1941-1945 yılları arasında Hitler faşizmine karşı nefret uyandıran şiirler yazmıştır. Samed Vurgun eserlerinde "vatan" kavramını, iki biçimde ele almıştır: İlki, tüm hayatı boyunca kendisinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiği ve büyük bir romantizmle sevdiği Azerbaycan; diğeri ise dünyada medeniyetin inkişafını sağlayacağına inandığı Sovyetler Birliği'dir.

Azeri edebiyatıBiyografiVurgun, Samed+1
Taşkın İşgören
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliklerinin Türkiye coğrafyasına toplumsal ve siyasal etkileri

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha çok artmakta ve geri dönülemeyecek sınıra yaklaşmaktadır. İklimde gerçekleşecek bu değişimin tüm ekosistemin paralelinde, toplumsal ve siyasi hayatımızı da etkileyeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu bakış açısıyla yapılan çalışmamızda; iklimde meydana gelecek bu değişimlerin, küresel etkileri ışığında Türkiye ve bölge coğrafyasında oluşacak muhtemel toplumsal ve siyasi etkiler incelenmiştir. Başta Hükümetlerarası İklim Değişiklikleri Paneli (IPCC) raporları olmak üzere birçok makale ve raporun gelecek dönem tahminleri, değişen iklimin tarihsel süreçte yaşanan örnekleri ve olayları incelenerek ülkemiz coğrafyasına yönelik tehditler ve muhtemel etkileri araştırılmıştır. Gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğine uyum politikaları ve alınacak önlemler konusunda hazırlattıkları raporlar incelenmiştir. Konu ile ilgili küresel ölçekte yapılan çalışmalar ve ülkelerin bulundukları konumlar incelenmiştir. Türkiye' nin çalışmalara katılım noktasında kamu ve sivil toplum örgütleri olarak aldığı kararlar ve uygulamaları da incelenmiştir. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası' nın küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin etkilerine en hassas bölgelerden biri olduğu tespit edilmiştir. Gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğine uyum politikaları ve alınacak önlemler konusunda hazırlattıkları raporlar incelenerek, iklim değişiklikleri açısından Türkiye' nin geleceği ile ilgili tespitler yapılmıştır. Değişen iklim sonucunda, Türkiye' ye karşı başta kuraklık ve azalan tarımsal faaliyet olmak üzere, dış ve iç göç, enerji, turizm, bulaşıcı hastalıklar, sınır aşan sular, sınır güvenliği, gıda yokluğu gibi birçok alanda meydana gelebilecek tehditler tespit edilmiştir.

Küresel ısınmaSosyal etkiİklim değişikliği
Gökhan Tuncel
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ili Ödemiş-Kiraz-Beydağ ilçesi ağızları (Dil incelemesi-metinler-sözlük)

İzmir ili Ödemiş, Kiraz, Beydağ ilçesi ağız özelliklerinin tespitinin amaçlandığı bu çalışma "Dil İncelemesi-Metinler-Sözlük" olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Dil İncelemesi bölümünde 93 köydeki 133 konuşmacıdan derlenen metinler ses bilgisi, şekil bilgisi ve cümle bilgisi yönünden incelenmiştir. İnceleme sonucunda ortaya çıkan veriler "Sonuç" bölümünde değerlendirilmiştir. Derlenen metinlerde şimdiki zaman ekinin kullanımına göre dört ağız bölgesi tespit edilmiştir. Sözlük bölümünde ise her kelime bütün ekleriyle dizin şeklinde gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Batı Anadolu Ağzı, İzmir Ağzı, İzmir İli Ödemiş-Kiraz-Beydağ Ağzı.

Anadolu ağızlarıAğızlarDil özellikleri+3
Aylin Çakır
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Müyessiretü'l-'Ulūm (türkiye türkçesine aktarımı-dizinler)

"Müyessiretü'l-'Ulūm (Türkiye Türkçesine Aktarımı-Dizinler)" adlı bu çalışma giriş bölümü, iki ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Bergamalı Kadri, Müyessiretü'l-'Ulûm ve hakkında yapılan çalışmalar, Osmanlı Türkçesi ve bu dönemle ilgili yapılan gramer çalışmaları ele alınmıştır. İlk bölümde Müyessiretü'l-'Ulûm'un Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Bu yapılırken Bergamalı Kadri'nin üslup özellikleri korunmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde terimler sözlüğü ve dizini ile edatlar ve ekler dizinleri yer almaktadır. Terimler sözlüğü ve terimler dizini birleşik olarak hazırlanmış ve terimlerin geçtiği her bir cümle ilgili maddelerde yerini almıştır. Burada Bergamalı Kadri'nin kullandığı terimler madde başı yapılmıştır. Edatlar dizini ve ekler dizininde ise Bergamalı Kadri'nin açıkladığı edat ve ekler yer almış, açıklamayıp da kullandığı edat ve ekler ise tablolar hâlinde gösterilmiştir. Sonuç bölümünde çalışma bir sonuca bağlanmıştır. Anahtar Kelimeler:Müyessiretü'l-'Ulûm, Bergamalı Kadri, Türkçenin grameri, Türkçe, Türk dili, Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi, Osmanlı Türkçesi grameri.

Bergamalı KadriDilbilgisiDilbilim+5
Fatma Balaban
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çarlık Rusyası'nın bir kolonizasyon modeli olarak Mozdok hattı (1735-1832)

Çalışmamızın konusu XVI.-XIX yüzyıl tarih aralığında Rus Kazakları'nın bölgeye iskânı ve sosyo-ekonomik hayatın incelenmesidir. Rus Kazaklarının ilk iskânının gerçekleştiği XVI. yüzyılın ikinci yarısı, Mozdok Hattının oluşumu hat üzerindeki sosyo-ekonomik faaliyetler, eğitim faaliyetleri, açılan kiliseler ve elbette nüfus hareketleri sorularına cevap aranmıştır. Bölgedeki ilk Kazak stanitsaları olan Çervlennaya (1567) ve Şedrinskaya (1569) stanitsalarının kurulmasına bağlı olarak belirlenmiştir. XVIII. yüzyılın ilk yarısında 2 farklı Kazak grubu (Greben Kazakları (1711) ve Semeyni - (1735) Kazakları) hat üzerindeki boşlukları doldurarak hattı Mozdok'a doğru ilerletmiştir. 1763 yılında Mozdok'un kurulması ile Kızılyar - Mozdok arasında hat çizilmiş, 1770 yılında Mozdok Kazakları'nın kurduğu stanitsalarla hat tamamlanmıştır. Stanitsaların sosyal hayatını ise atamanlar yönetmiştir. Kutsal Haç Kalesi ardından Kızılyar Kuzey Doğu Kafkasya için ekonomik ve politik merkezi olmuştur. Kızılyar uygun iklimi ile şarap ve brendy üretimine ev sahipliği yapmıştır. Moskova konuya profesyonel yaklaşmış ve bölgede Kafkasya Şarapçılık Okulu adı verilen bir okulun açılmasını uygun görmüştür. Bölgedeki diğer bir önemli adım Safar Vasiliev tarafından açılan ipek fabrikası olmuştur. Çarlık Rusya'nın Kuzey Doğu Kafkasya'daki önemli bir organizasyonu da Kafkas Dağlıları arasında Hıristiyanlığı yaymak için 1744 yılında Oset Ruhanî Komisyonu adıyla ortaya çıkan oluşumdur. Mozdok'un kuruluşu bölgenin tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Mozdok bu süreçte misyonerlerin, feodaliteden kaçan Kabardey ve Osetlerin, Ermeni ve Gürcülerin şehri olmuştur. Şehir kapıları herkes için, sosyal statü ve etnik kimliğine bakılmaksızın, hiçbir belgeye gerek olmadan açılmış Hıristiyanlığı kabul eden herkes özgür ilân edilmiştir. Çarlık'ın Kafkasya'da attığı tüm bu politikaları bağlamında Mozdok Hattının Rus kolonizasyonundaki yeri incelenmiştir.

KafkasyaKazaklarKolonyalizm+5
Didem Çatalkılıç
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00