
4
Archived Theses
4
DOIs Assigned
100%
DOI Rate
Archived Theses
Üniversı̇te öğrencı̇lerı̇nde dı̇jı̇tal bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek arasındakı̇ ilı̇şkı̇sı̇nı̇n incelenmesı̇
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmada ayrıca bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş ve algılanan sosyal destek ile sosyal kaygının dijital bağımlılığı yordama gücü değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde öğrenim gören 201’i kadın (%51,1), 192’si erkek (%48,9) olmak üzere toplam 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Sosyal Kaygı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek ile dijital bağımlılık arasında negatif yönlü düşük düzeyde, algılanan sosyal destek ile sosyal kaygı arasında negatif yönlü düşük düzeyde ve dijital bağımlılık ile sosyal kaygı arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Dijital bağımlılık düzeylerinin günlük dijital cihaz kullanım süresi ve anne eğitim durumuna göre; sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ise anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığı saptanmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda sosyal kaygının dijital bağımlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu, algılanan sosyal desteğin ise anlamlı bir yordayıcı olmadığı belirlenmiştir. Kurulan modelin dijital bağımlılıktaki toplam varyansın yaklaşık %29’unu açıkladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinde dijital bağımlılığın sosyal kaygı ile yakından ilişkili olduğunu ve sosyal kaygının dijital bağımlılığın önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir.
Genç yetişkinlerde teknoloji bağımlılığı, duygusal tepkisellik ve psikolojik dayanıklılığın incelenmesi
Bu çalışmada, genç yetişkinlerde teknoloji bağımlılığının, duygusal tepkiselliğin ve psikolojik dayanıklılığın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 18-25 yaş aralığındaki 472 genç yetişkin ile yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği, Duygusal Tepkisellik Ölçeği ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemler t-Testi ve PROCESS Makro (Model 4) yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, teknoloji bağımlılığı ile duygusal tepkisellik arasında pozitif, teknoloji bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasında negatif, duygusal tepkisellik ile psikolojik dayanıklılık arasında ise negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Aracılık analizi sonuçları, duygusal tepkiselliğin teknoloji bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca erkek katılımcıların teknoloji bağımlılığı ve psikolojik dayanıklılık puanlarının, kadın katılımcıların ise duygusal tepkisellik puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşamlarına ilişkin önemli kararları almakta zorlanan bireylerin teknoloji bağımlılığı ve duygusal tepkisellik düzeylerinin daha yüksek, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ise daha düşük olduğu saptanmıştır.
Kaygının kabul ve kararlılık terapisi bağlamında psikolojik katılık ve temel işlevsel süreçlerle incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerde kaygının, Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT) kuramsal çerçevesi doğrultusunda psikolojik katılık ve temel işlevsel süreçler bağlamında incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş, kuramsal model PATH analizi ile test edilmiştir. Çalışma grubunu toplam 461 beliren yetişkin oluşturmuştur. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi, Path analizi ve Bootstrap aracılık analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, kaygı ile ruminasyon, bilişsel kaynaşma, yaşantısal kaçınma ve psikolojik katılık arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Path analizi sonuçlarına göre yaşantısal kaçınma, bilişsel kaynaşma ve ruminasyonun psikolojik katılığı anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca yaşantısal kaçınma, ruminasyon ve psikolojik katılığın kaygının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Aracılık analizleri sonucunda, psikolojik katılığın yaşantısal kaçınma, bilişsel kaynaşma ve ruminasyon ile kaygı arasındaki ilişkilerde aracı role sahip olduğu belirlenmiştir. Bulgular, psikolojik katılığın KKT’nin temel süreçleri ile kaygı arasındaki ilişkide önemli bir mekanizma olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, beliren yetişkinlik döneminde kaygının anlaşılmasında psikolojik katılık, bilişsel kaynaşma, yaşantısal kaçınma ve ruminasyonun önemli değişkenler olduğunu göstermektedir. Sonuçların, KKT temelli önleyici ve müdahale programlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Genç yetişkinlerde evlilik kaygısının profilleri
Bu araştırmada genç yetişkinlerde evlilik kaygısının benlik saygısı, romantik ilişki doyumu, toplumsal cinsiyet algısı, bağlanma stilleri ve psikolojik belirtiler bağlamında ortaya çıkan farklı profillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 18-29 yaş aralığında yer alan ve evli olmayan 287 kadın (%52,4) ile 261 erkek (%47,6) olmak üzere toplam 548 genç yetişkinle yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Evlilik Kaygısı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki Değerlendirme Ölçeği, Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği, Bağlanma Stilleri Ölçeği ve DASS-8 aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Gizil Profil Analizi, multinomial lojistik regresyon analizi (R3STEP) ve BCH yöntemi kullanılmıştır. Gizil Profil Analizi sonucunda üç profil belirlenmiştir: ilişkisel açıdan uyumlu ve koruyucu psikolojik kaynaklara sahip bireyler (Profil 1); ilişkisel açıdan kısmi uyumlu ve potansiyel riskli bireyler (Profil 2); kırılgan, çoklu semptom gösteren yüksek riskli bireyler (Profil 3). BCH sonuçları profillerin evlilik kaygısı düzeyleri açısından anlamlı biçimde farklılaştığını ve en yüksek evlilik kaygısının Profil 3’te yer aldığını göstermiştir. Multinomial lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre cinsiyet, yaş ve romantik ilişki durumunun profil üyeliğini anlamlı düzeyde yordamadığı; aile birlikteliği değişkeninin ise yalnızca Profil 2 ile Profil 3 karşılaştırmasında sınırlı düzeyde ayırt edici olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma evlilik kaygısının genç yetişkinlerde psikolojik kaynaklar, bağlanma örüntüleri, romantik ilişki deneyimleri ve psikolojik belirtilerle birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir yapı olduğunu ortaya koymuştur.