
4
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Erzincan ve çevresinde yayılış gösteren Astragalus L. türlerinin genetik çeşitliliğinin moleküler yöntemlerle belirlenmesi
Erzincan ve çevresinde 2021 yılının vejetasyon döneminde belirlenen 42 lokasyondan Astragalus L. cinsine ait örnekler toplanmıştır. Yapılan morfolojik çalışmalar sonucu 12 farklı tür belirlenmiştir. Bunlardan 3'ü endemiktir (Astragalus pennatulus, Astragalus karamasicus, Astragalus lycius). Belirlenen türler arasındaki genetik ilişki ISSR ve IRAP moleküler markırları ile araştırılmıştır. Çalışılan 5 IRAP primeri (3LTR-5, 5LTR1, LTR 6150, NIKITA E2647-, SUKKULA) 100-700 bç büyüklüğünde bantlar vermiştir. IRAP primerlerine göre polimorfizm %90 hesaplanmıştır. ISSR yönteminde 16 ISSR primeri (UBC868, UBC817, UBC807, UBC812, UBC816, UBC825, UBC824, UBC830, UBC836, UBC840, UBC848, UBC855, UBS856, UBC841, UBC842, UBC61) kullanılmıştır. PCR sonuçlarına göre çalışılan primerler 100-2000 bç uzunluğunda bantlar vermiştir. ISSR primerlerine göre polimorfizm % 90,8 hesaplanmıştır. ISSR ve IRAP verileri ile UPGMA yöntemi kullanılarak dendrogramlar oluşturulmuştur. Çalışılan Astragalus türleri 2 gruba ayrılmıştır. Bu tekniklerin Astragalus türlerini karakterize etmede uygun markırlar olduğu ortaya çıkmıştır.
Tümör hücreleri apoptoz faktörü'nün (TCApF) insan karaciğer kanseri hücre hattı üzerine sitotoksik ve genotoksik etkilerinin belirlenmesi
Karaciğer kanseri dünya genelinde ölüm oranının en fazla olduğu kanser türüdür. Tek bir tedavi yönteminin tatmin edici iyileştirici etkilere ulaşması oldukça zordur. Bu nedenle, anti-tümör ilaçlarının araştırılması ve geliştirilmesi acil karşılanması gereken bir ihtiyaçtır. Anti-kanser peptitleri (ACP'ler) olarak sınıflandırılan, anti-tümör aktivitesine sahip katyonik düşük molekül ağırlıklı peptitler bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Yeni bir tümör hücresi apoptoz faktörü (TCApF), insanlar üzerinde yapılan akut myleoid lösemi, meme, glioblastom, nöroblastom, prostat ve akciğer kanserleri üzerinde apoptoza uğrattığı belirlenmiştir. Katı malignitelerin tedavisinde en çok kullanılan kemoterapötik ajan olan 5-Fluorourasil (5-FU), birçok kanser hastalığında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında önemli anti kanser etkilere sahip olduğu bilinen ve son yapılan çalışmalarda gittikçe önemi artan anti kanser peptit olan TCApF'in antikanser ilaç olan 5-FU ile kombine kullanımının karaciğer kanser hücreleri (HepG2) üzerindeki sitotoksik etkisi MTT, genotoksik etkisi Comet yöntemiyle araştırılmıştır. MTT analiz sonuçlarına göre, HepG2 hücre hattı üzerinde TCApF ve 5-FU kombinasyonunun sitotoksik etkisinin en uzun maruz kalma süresi olan72 saatin sonunda 1750 ng/mL TCApF+ 3,5 mg/mL 5-FU deney grubunda olduğu gözlenmiştir. Ayrıca 1250- 1750 ng/mL+ 3,5 mg/mL 5-FU kombinasyonun uygulandığı HepG2 hücrelerinde pozitif kontrole göre daha fazla genotoksik etkinin oluştuğu DNA kuyruk yoğunluğu ve DNA kuyruk göçü parametreleri kullanılarak gösterilmiştir.
İnsan lenfositlerinde gıda boyası Amaranth'ın meydana getirdiği genetik ve epigenetik değişikliklerin incelenmesi
Gıda boyaları, gıdaların doğal rengini yeniden kazandırmak, daha canlı ve iştah açıcı renkler oluşturarak ürünleri tüketiciler için cazip hale getirmek amacıyla kullanılmaktadır. Gıda boyaları arasında yer alan azo boyalar çoğunlukla bu amaç için tercih edilmektedir. Bir azo boya olan amaranth, gıda sektörü dışında kozmetik, tekstil ve kağıt üretimi gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Amaranth gıda boyasının, bulundurduğu azo fonksiyonel grup (-N=N-) ve aromatik halka yapısı sebebiyle sağlığa zararlı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada amaranthın insan lenfositlerinde meydana getirdiği genetik ve epigenetik değişiklikler IRAP ve ISSR moleküler yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Bir kadın ve iki erkek bireyden alınan periferik kanın, lenfosit kültürü için inkübe edildiği 72 saat içerisinde, farklı doz ve sürelerde (24. saatte 1 mM, 4 mM, 8 mM; 48. Saatte 1 mM, 4 mM, 8 mM) amaranth gıda boyası uygulanmıştır. PCR analiz sonuçlarına göre % polimorfizm ve GTS değerleri hesaplanmıştır. Lenfositlere uygulanan amaranthın doz ve süresinin artışına bağlı olarak, polimorfizm oranında artışa, GTS oranında azalmaya sebep olduğu belirlenmiştir. Literatürde amaranth gıda boyası ve insan lenfositleri üzerinde, IRAP ve ISSR yöntemi kullanılarak yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. Her iki yöntemde insan lenfosit hücresinde meydana gelen genotoksik etkilerin belirlenmesinde başarıyla kullanılmıştır.
Bazı parabenlerin Zea mays'ta meydana getirdiği genotoksik etkinin moleküler yöntemlerle araştırılması
Kimyasal maddelerin mutajenik etkileri DNA molekülünü bozarak hücresel problemlere sebep olmaktadır. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaç sanayi başta olmak üzere kimyasal endüstride önemli bir yer tutmaktadır. DNA' da meydana gelen genotoksik ve mutajenik etkileri belirlemek amacıyla moleküler markırlar kullanılmaktadır. Çalışmamızda günümüzde sık kullanılan moleküler markır yöntemlerinden olan ISSR ve IRAP tekniği ile etil paraben ve metil parabenin Zea mays' da sebep olduğu genotoksik etkinin ve DNA hasarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonucu kullanılan tüm primerlerde etil ve metil paraben dozlarının artışına bağlı olarak GTS değerini azaldığı, toplam polimorfizm değerinin ise arttığı tespit edilmiştir. Etil ve metil parabenin artan dozlarının DNA'da hasar meydana getirdiği ve genotoksik etki gösterdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Etil Paraben, Genotoxicity, IRAP, ISSR, Metil Paraben, Zea mays