
5,786
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Jean Jacques Rousseau'nun Emile eserindeki çocuk eğitimi düşüncesinin eğitim programlarına yansıması
Amaç: Araştırmanın temel amacı Jean Jacques Rousseau'nun Emile adlı eserindeki çocuk eğitimi ile ilgili düşüncelerinin öğretmen görüşleriyle birlikte değerlendirilerek günümüz eğitim sistemiyle örtüşen yönlerinin olup olmadığını belirmektir. Yöntem: Temel nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırmaya Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilk ve ortaokul kademesinde görev yapan 20 öğretmen katılmıştır. Araştırmada nitel veri toplama tekniklerinden doküman analizi ve araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmada Rousseau'nun Emile adlı eserinde ortaya koyduğu çocuk eğitimi ile ilgili düşünceleri çoğunlukla günümüzde kullanılan eğitim programına yansıdığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin görüşlerinden elde edilen bir başka bulgu ise Rousseau'nun kitabında ortaya koyduğu görüşleriyle günümüz eğitim programının özellikleri örtüşse de programın pratikte uygulamaya yansımadığı ya da yetersiz yansıdığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda öğretmenlerin Rousseau'nun çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerinin çoğuna katıldıkları bulunmuştur. Aynı zamanda öğretmenlerin Rousseau'nun düşüncelerinin büyük kısmının günümüz öğretim programlarına yansıdığı görüşünde oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte Rousseau'nun çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerinin programların uygulama boyutunda yeterli yer bulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Programların uygulanma sürecini etkileyen eksikliklerin ve aksaklıkların giderilerek yeniden düzenlenmesi için Rousseau'nun eğitim ile ilgili ortaya koyduğu düşüncelerinden yararlanılabilir.
Sekizinci sınıf ingilizce öğretim programı ve ders kitabının kelime öğretimi açısından incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, sekizinci sınıf İngilizce öğretim programı ve ders kitabının kelime öğretimi açısından incelenmesidir. Çalışma kapsamında, yabancı dil eğitiminde önemli bir yeri olan ve dilin temel yapı taşı olan kelime bilgisi, sekizinci sınıf ders kitabı ve öğretim programında çeşitli veri toplama araçları ile incelenmiştir. Kelime bilgisi, yabancı dilin temelini oluşturması ve tüm beceriler tarafından kapsanması sebebiyle İngilizce öğretimini doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple öğretim programında kelime bilgisinin nasıl verildiği ve ders kitaplarının kelime bilgisinin kazandırılması konusunda etkisinin araştırılması önemlidir. Yöntem: Sekizinci sınıf İngilizce öğretim programı ve ders kitabının kelime öğretimi açısından incelendiği bu çalışmada, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Sekizinci sınıf ders kitabı kelime öğretimi açısından doküman analizi ile incelenmiştir. Öğretim programı ve ders kitabıyla ilgili derinlemesine bilgiye ulaşabilmek adına kolay ulaşılabilir örneklem modeliyle seçilen 15 öğretmen ve ölçüt örneklem modeliyle belirlenen dokuz öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerde uzman görüşleri alınarak oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Görüşmeler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular: Bulgulara göre öğretmenler, yabancı dil öğretiminde kelime bilgisinin büyük bir öneme sahip olduğu ve iletişimi doğrudan etkilediği görüşünü savunmaktadır.Öğrenci ve öğretmenler ders kitaplarının kelime öğretimi için yeterli olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği görüşündedir. Öğretmenler öğretim programında bulunan kazanımların iletişim becerisine yönelik yazıldığı ancak LGS sebebiyle test öğretimi yapılmak zorunda olunduğu ve kazanımların gerçekleştirilemediğini savunmuştur. Sekizinci sınıf İngilizce öğretim içeriklerinin daha verimli öğretilebilmesi adına önceki kademelerle uyumlu hale getirilmesi gerektiği ve konuların tüm ortaokula yayılması gerektiği görüşündedir. Sekizinci sınıf İngilizce ders kitabının temel beceriler kapsamında kelime bilgisinin incelenmesine yönelik doküman analizi sonucunda, ders kitabında en çok vurgulanan becerinin okuma becerisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ders kitabında verilen kelimelerin yeterince tekrar edilmediği sonucuna varılmıştır. Sonuç ve Öneriler: Çalışma sonucunda ders kitabında yer alan kelime öğretim etkinliklerinin artırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Öğretim programında bulunan dört beceriye yönelik kazanımların, kelime öğretimini doğrudan etkilediği sonucuna varılmıştır. Kazanımların uygulama açısından zor olduğu ve içeriklerin önceki kademelerle uyumlu hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ders kitabında yer alan kelime öğretim içeriklerinin zenginleştirilmesi gerektiği ve kelime öğretiminde sağlanan gelişmenin yabancı dil öğretimini doğrudan etkileyeceği sonucu elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: İngilizce Öğretim Programı, Sekizinci Sınıf İngilizce Ders Kitabı, Kelime Öğretimi, Yabancı Dil Öğretimi
Okulların örgütsel yapısı ve cinsiyetçilik: Örgütsel adalet, öz-yeterlik, iş-aile çatışması ve örgütsel sessizlik değişkenleri ile bir modelleme çalışması
Amaç: Bu çalışmanın amacı örgütsel yapı ve cinsiyetçilik üzerine okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin görüşlerini incelemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu ilişkiyi incelemek için "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" değişkenlerinin aracı etkisi ile bir yapısal eşitlik modelinin oluşturulması ve bu modelin test edilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu çalışmada "Örgütsel Yapı", "Cinsiyetçilik", "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "İş-Aile Çatışması" ve "Örgütsel Sessizlik" değişkenleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya yönelik oluşturulan bir modeli test etmek hedeflediğinden nicel araştırma desenlerinden biri olan ilişkisel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Kütahya Merkez ilçede bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel okullar ve devlet okullarında çalışan öğretmenler ve okul yöneticileri oluşturmaktadır. 400 katılımcının 18'i anaokulu, 94'ü ilkokul, 121'i ortaokul ve 167'si lise kademesinde çalışmaktadır. Bu araştırmada veriler "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik", "İş-Aile Çatışması", "Örgütsel Adalet" ölçme araçları ile araştırmacı tarafından uyarlanan "Okullarda Örgütsel Yapı" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, ANOVA, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Ölçme araçlarının yapı geçerliklerinin sağlanmasında doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modelinin test edilmesinde yol analizinden yararlanılmıştır. Söz konusu analizlerde IBM SPSS Statictics 20, Lisrel 8.51 ve IBM SPSS AMOS 22.0 programlarından faydalanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları 2.82 ortalama ile "kararsızım" yani nötr düzeyinde hesaplanmıştır. Ölçme aracının alt boyutlarına göre katılımcıların algıları incelendiğinde ise "Yönetim Becerileri" için 2.43, "Tercih Etme" için 3.36 ve "İnsan İlişkileri" için ise 2.66 ortalama değerleri elde edilmiştir. "Tercih Etme" boyutunun ortalama değerinin diğer boyutlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca dikkat çeken bir bulgu katılımcıların % 70.2'sinin örtük cinsiyetçi veya cinsiyetçi algılara sahip olmasıdır. Öğretmen ve idarecilerin okulun örgüt yapısı ile ilgili algılarının 3.76 ortalama ile "katılıyorum" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Katılımcıların "İş Bölümü", "Teknik Yeterlilik", "Hiyerarşi", "Biçimlendirme" ve "Nesnellik" alt boyutları düzeyinde algılarının ise sırası ile 3.79, 4.12, 3.66, 3.84 ve 3.38 ortalama değerleriyle "katılıyorum" düzeyinde olduğu görülmüştür. Katılımcıların hem bürokratik yapıyı (X= 3.63) hem de profesyonel yapıyı (X= 3.96) "katılıyorum" düzeyinde algıladıkları görülmektedir. Bu bulgular ışığında katılımcılar tarafından Kütahya merkez ilçesinde bulunan okullar "Weberci okul türü" olarak algılanmaktadır. Oluşturulan yol analizinde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Yapılan bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlara göre kadınlar için belli toplumsal cinsiyet rollerinin kabul edildiği, bu kabulün de onların yönetici olmayı tercih etmelerinin önünde bir engel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları bütün demografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Özellikle de "Tercih Etme" boyutunda farklılaşma olan değişkenlerin sayısı diğer boyutlardan daha fazladır. Bu çalışmada katılımcıların algılarının genel ortalamaları incelendiğinde, okulların hem profesyonel yapısını ifade eden "Uzmanlaşma" hem de bürokratik yapısını gösteren "Otorite" ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. Hem bürokratik yapının hem de profesyonel yapının yüksek düzeyde algılanması Kütahya merkez ilçesinde bulunan okulların genel olarak "Weberci okul türü" olarak algılandığını göstermektedir. Bu çalışmada oluşturulan modelde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre okulların bürokratik ve profesyonel yapısı arttıkça çalışanların örgütsel adalet ve öz-yeterlik algılarının artacağı, bu olgunun da çalışanların örgütsel sessizliğini ve iş-aile çatışması algısını azaltacağını ve bunlara bağlı olarak da kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algıların azalacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Tam tersi durumda okulların bürokratik ve profesyonel yapısı azaldıkça ise çalışanların kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algılarının artacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular göz önünde bulundurularak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okullarda Örgütsel Yapı, Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik, Örgütsel Adalet, İş-Aile Çatışması, Öz-Yeterlik, Örgütsel Sessizlik
Öğretmenlerin kariyer basamakları beklenti ölçeğinin geliştirilmesi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin beklentilerinin belirlenmesinde geçerli ve güvenilir ölçümler yapacak "Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları Beklenti Ölçeği"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada, betimsel tarama modeli kullanılmış ve ölçeğin deneme uygulaması için 96 katılımcı, açımlayıcı faktör analizi için 433 katılımcı, doğrulayıcı faktör analizi için 434 katılımcı ve demografik değişken analizleri için 495 katılımcı örnekleme dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ve araştırmacılar tarafından geliştirilen Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları Beklenti Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde faktör analizlerinden, betimsel istatistiklerden, t-testinden, ANOVA testinden, Welch testinden, Scheffe ve Games-Howell testlerinden yararlanılmıştır. Bulgular: AFA için örneklemin yeterliğini gösteren KMO katsayısı .953; Bartlett's testi sonuçları x2(861)=15138.949; p<.05 bulunmuştur. AFA sonrasında elde edilen beş faktörlü yapı, toplam varyansın %66.60'ını açıklamaktadır. Maddelerin faktör yükleri .45 ile .87 arasında değişmektedir. Doğrulayıcı faktör analizi öncesinde KMO değeri .888; Bartlett's test sonuçları X2(630)= 9153.472; p<.05 bulunmuştur. DFA ile model uyumunun doğrulandığı 17 maddeye ilişkin ikinci düzey faktör analizi uyum iyiliği değerleri incelendiğinde Ki-kare / Serbestlik Derecesi=2.430, NFI= .94, TLI=.96, IFI=.97, CFI=.96, RMSEA= .06, GFI=.93, AGFI=.90, RMR=.09, SRMR= .07 sonuçlarına ulaşılmıştır. Modelde yer alan maddelerin standartlaştırılmış faktör yüklenimleri .70 ile .96 arasındadır. Ölçeğin bütününe ait Cronbach alfa güvenirlik katsayısı α=.862 olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin kariyer basamakları beklentilerine dair genel ortalama X ̅ =3.34'tür. Alt boyutlar arasında en yüksek ortalama Kariyer Basamakları Hakları alt boyutunda iken (X ̅=3.92) en düşük ortalama Kariyer Basamakları Yükümlülükleri alt boyutundadır. Erkek öğretmenlerin kariyer basamakları beklentileri (X ̅=3.45), kadın öğretmenlerden (X ̅=3.23); lisansüstü eğitim mezunu öğretmenlerin kariyer basamakları beklentileri (X ̅=3.60), lisans mezunu öğretmenlerden (X ̅ =3.27); müdür olarak görev yapan öğretmenlerin kariyer basamakları beklentileri (X ̅=4.17), müdür yardımcısı olarak görev yapan öğretmenlerden (X ̅=3.48) ve üzerinde yönetim görevi olmayan görevi bulunmayan öğretmenlerden (X ̅=3.27) daha yüksektir. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin beklentilerinin kıdemlerine göre anlamlı bir değişim göstermediği tespit edilmiştir (F=.70; p>.05) Sonuç ve Öneriler: Araştırma kapsamında öğretmenlerin kariyer basamakları beklentisini tespit etmek için geliştirilen beş faktörlü 17 maddeli ölçeğin; tutarlı bir şekilde aynı gizil yapıyı temsil ettiği, yakınsak ve ıraksak geçerlikleri sağladığı, böylece güvenilir ve geçerli ölçümler yaptığı ortaya konmuştur. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına yönelik beklenti düzeyleri incelendiğinde öğretmenlerin orta düzey bir beklentiye sahip olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kariyer basamaklarına yönelik beklentilerinde cinsiyet, lisansüstü eğitim, okul türü, yönetim görevi ve kariyer ünvanları değişkenlerinde anlamlı bir farklılığa rastlanırken öğretmenlerin kıdemleri ile kariyer basamakları beklentileri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Kariyer basamakları uygulamasının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için öğretmenlerin seslerine kulak verilmesi ve uygulamanın dinamik bir yapıya dönüştürülmesi gerekmektedir. Kariyer basamaklarının Türk eğitim sistemindeki etkililiğini tespit edebilecek araştırmalar gerçekleştirilebilir.
Zygmunt Bauman'ın akışkan odernite kuramının eğitimin işlevlerine yansıması
Amaç: Bu çalışmanın amacı Zygmunt Bauman'ın Akışkan Modernite kuramının Eğitimin İşlevlerine olan yansımasını incelemektir. Yöntem: Bu araştırma Nitel Araştırma yöntemlerinden olan Yorumlayıcı Fenomenolojik desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma gurubunu Büyükşehir statüsünde bulunan illerden birinde çalışmakta olan 23 öğretmen ve idareci oluşturmakta olup maksimum çeşitlilik örneklem yöntemi kullanılmıştır. Maksimum çeşitlilik örnekleme göre katılımcıların çalıştıkları okul kategorisi, okul türü, cinsiyet, kıdem yılı, branşı, çalıştığı okuldaki hizmet süresi ve okul rolleri mümkün olduğunca farklı tutulmaya çalışılmıştır. Bulgular: Araştırma Zygmunt Bauman'ın Akışkan Modernitenin Kuramını çerçevelediği tespit edilen beş boyut doğrultusunda gerçekleştirilmiş olup bu boyutlar: Özgürlük, Teknoloji, Liberalleşme, Tüketim Kültürü ve Çok Kültürlülüktür. Bu kapsamda araştırmanın bulguları detaylı olarak anlatılmakla birlikte genel olarak bu beş boyutun eğitimin açık işlevleri olan "bireysel, toplumsal, siyasal, ekonomik ve felsefi işlevleri" doğrudan ve dolaylı olarak etkilediği ve bu etkilerin kuramın metafor haritasıyla örtüştüğü görülmektedir. Özgürlük boyutunda ulaşılan veriler genel olarak "bireyselleşme ve toplumsal bağlardaki çöküş" metaforları bağlamında eğitimin "bireysel, toplumsal, siyasal ve felsefi işlevleri işlerini etkilemektedir. Tüketim Kültürü Boyutunda "kimlik" kavramına ulaşılmış ve "bireysel, toplumsal, ekonomik ve felsefi işlevler" de tesirleri olduğu görülmüştür. Teknoloji Boyutunda ulaşılan metafor "zaman ve mekan yitimi üzerinden çoğulculuk" olup "bireysel, toplumsal, ekonomik ve felsefi işlevler" etkilediği görülmüştür. Liberalleşme Boyutunda ulaşılan kavramlar "belirsizlik ve güvencesizlik" olup "bireysel, toplumsal, siyasal ve ekonomik işlevleri etkilediği görülmüştür. Çok kültürlülük boyutunda teknolojiyle benzer olarak "çoğulculuk" kavramı göze çarpmakta ve eğitimin "toplumsal, siyasal, ekonomik" işlevlerini etkilemektedir. Sonuç ve Öneriler: Elde edilen bulguların yordanması neticesinde elde edilen sonuçlara göre, Akışkan Modernite kavramının 5 boyutunun da eğitim işlevlerine önemli tesirleri olduğu görülmektedir. Fayda zarar ölçeğinde bakıldığında, eğitim politikalarının çağın koşul ve gereklerine göre tanzim edilmesi gerektiği, bunun yapılmaması halinde ise bahis olunan boyutların eğitim işlevlerine tesirlerinin çoğunlukla olumsuz olacağını ifade etmek mümkündür. Olumsuz tesirleri bertaraf etmek ya da etkisini azaltmak için bireye sorumluluk yüklemenin ya da çözümü bireyden beklemenin, sorunların toplum genelinde çözülmesi adına bir fayda sağlamayacağı, hatta ve hatta bu durumun, bireyleri kendi başının çaresine bakma düşüncesine daha fazla sevk etmesi nedeniyle mevcudu vaziyet ve koşulları ile pekiştirme gibi bir etkisi de olacaktır. Eğitimin işlevlerinin, toplumsal hayatın inşasında sosyal, siyasi, iktisadi ya da kültürel pek çok sahaya tesir etmesi ve pek çok ihtiyaca karşılık vermesi beklendiğinden düzenlemelerin sadece eğitim sahasında değil, işlevin tesir ettiği ya da tesire maruz kaldığı diğer sahalar ile ilişkisini inceleme ve bu yolla düzenleme gerekliliği bulunmaktadır. Söz konusu öneriler tezin sonuçlar ve bulgular bölümünde ifade edilmiştir.
Lisans öğrencilerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ve duygu düzenleme becerilerinin yürütücü işlevleri yordama düzeyinin incelenmesi
Amaç: Türkiye'deki bir devlet üniversitesindeki lisans öğrencilerinin Olumsuz Çocukluk Çağı Deneyimlerinin (OÇÇD) ve duygu düzenleme derecelerinin, yürütücü işlevlerini yordayıp yordamadığını ortaya çıkarmaktır. Yöntem: Araştırma deseni olarak nicel bir araştırma deseni olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmaya Eskişehir'de bir devlet üniversitesinde lisans öğrenimi gören 271 (%73) kadın, 100 (%27) erkek olmak üzere toplam (N=371) kişi dâhil edilmiştir. Verilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu, çocukluk çağı olumsuz yaşantılar ölçeği, duygu düzenleme ölçeği ve yürütücü işlevler ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri belirtilen ölçeklerin, yüz yüze gözlem altında doldurulmasıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler Jamovi 2.4.11 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, doğrusal korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmış ve sonuçlar tablolar halinde sunulmuştur. Bulgular: Araştırma bulguları, OÇÇD ile yürütücü işlevler arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğunu göstermektedir (p < 0,001). Yürütücü işlevler ile duygu düzenlemenin alt boyutu olan bilişsel yeniden değerlendirme arasında pozitif orta düzeyde, duygu düzenlemenin iki alt boyutu olan bastırma ile bilişsel yeniden değerlendirme becerileri arasında düşük düzeyde pozitif bir ilişkinin olduğu görülmüştür (p < 0,001). OÇÇD ile bilişsel yeniden değerlendirme ve bastırma arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığını göstermektedir (p > 0,05). Yürütücü işlevler ile bastırma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p > 0,05). Çoklu regresyon analizi bulguları, OÇÇD'nin yürütücü işlev becerilerini olumsuz yönde, bilişsel yeniden değerlendirmenin ise olumlu yönde anlamlı bir şekilde yordadığını ortaya koymaktadır. Sonuç ve Öneriler: Bu araştırma, Olumsuz Çocukluk Deneyimlerinin (OÇÇD) üniversite öğrencilerinin yürütücü işlev becerileri üzerindeki önemli etkisini vurgularken, aynı zamanda bilişsel yeniden değerlendirmeyi bu bilişsel becerilerin kritik bir yordayıcısı olarak tanımlamaktadır. Bu sonuçlar, bilişsel gelişimi desteklemek için bilişsel yeniden değerlendirme gibi duygu düzenleme stratejilerini geliştirmeye odaklanan hedefli müdahalelerin uygulanmasını önermektedir.
Üniversite son sınıf öğrencilerinde psikolojik esneklik ve tükenmişlik ilişkisinde geleceğe yönelik tutumların ve dengeli yaşamın aracı rolü
Amaç: Bu çalışma üniversite son sınıf öğrencilerinin psikolojik esneklikleri ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkide geleceğe yönelik tutumların ve dengeli yaşamın aracılık rolünün incelemesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Bu araştırma nicel araştırmalardan ilişkisel desen kullanılarak yürütülmüştür. Değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması için hipotetik bir model oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcıları orta ölçekli bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan üniversite son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Uygun örnekleme yoluyla 422 öğrenciye ulaşılmıştır. Yaşları 21-29 arasında değişen 232 kadın 176 erkek katılımcıdan toplanan 408 veri analizlere dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri Psikolojik Esneklik Ölçeği (PEÖ), Maslach Tükenmişlik Envanteri- Öğrenci Formu (MTE-ÖF), Dengeli Yaşam Ölçeği ve Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS (Statistical Package For Social Scienses) 23.0 paket programı ve programa uzantı olarak eklenen Process Macro 4.2. eklentisi (Model 4) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma değişkenlerinin birbiri ile ilişkilerini saptamak amacıyla Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Araştırma modelindeki değişkenlerin aracılık rollerini incelemek amacıyla Process Macro (Model 4) analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Gerçekleştirilen analizler sonucunda psikolojik esnekliğin tükenmişlik ile arasında negatif yönde kaygılı tutum ile arasında negatif yönde, olumlu ve planlı tutumlar ve dengeli yaşam ile arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca tükenmişlik ile olumlu, planlı tutumların ve dengeli yaşamın negatif yönde, kaygılı tutumun pozitif yönde anlamlı ilişkide olduğu görülmüştür. Psikolojik esneklik ve tükenmişlik ilişkisinde geleceğe yönelik tutumların ve dengeli yaşamın aracılık rolünü incelemek amacıyla oluşturulan üç model için ayrı aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Üç model için de aracılık ilişkilerinin anlamlı olduğu görülmüştür. İlk model için gerçekleştirilen aracılık analizi sonuçlarına göre üniversite son sınıf öğrencilerinin psikolojik esneklik ile duygusal tükenme düzeyleri arasındaki ilişkide geleceğe yönelik tutumların ve dengeli yaşamın kısmi aracılık rolü olduğu görülmüştür. İkinci modelde, psikolojik esneklik ile duyarsızlaşma düzeyleri arasındaki ilişkide geleceğe yönelik tutumların ve dengeli yaşamın tam aracılık rolü olduğu görülmüştür. Son model için gerçekleştirilen aracılık analizi sonuçlarına göre psikolojik esneklik ile düşük başarı arasındaki ilişkide geleceğe yönelik tutumların ve dengeli yaşamın kısmi aracılık rolü olduğu görülmüştür. Sonuç ve Öneriler: Gerçekleştirilen araştırmada test edilen üç modelin de anlamlı olduğu görülmüştür. Üniversite son sınıf öğrencilerinde geleceğe yönelik tutumlar ve dengeli yaşam aracılığıyla psikolojik esnekliğin duygusal tükenme üzerindeki dolaylı etkisi negatif yönde anlamlıdır. Geleceğe yönelik tutumlar ve dengeli yaşam aracılığıyla psikolojik esnekliğin duyarsızlaşma üzerindeki dolaylı etkisi negatif yönde anlamlıdır. Geleceğe yönelik tutumlar ve dengeli yaşam aracılığıyla psikolojik esnekliğin kişisel başarısızlık üzerindeki dolaylı etkisin negatif yönde anlamlıdır. Araştırma bulgularının tükenmişliğin doğasını anlamada, önlenmesinde ve tükenmişlikle baş etmede kullanılacak müdahalelere katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda gerçekleştirilecek olan sonraki çalışmalarda örneklem seçiminde farklı yaş grubundan öğrencilere veya meslek gruplarına yer verilebilir, araştırmalar nitel yöntemlerle zenginleştirilebilir. Uygulamacılar tükenmişliğin önlenmesi veya tükenmişlikle baş edilmesinde psikolojik esnekliğin artırılması ile birlikte geleceğe yönelik tutumlara ve dengeli yaşama odaklanan müdahalelere yer verebilirler.
Çocukluk deneyimleri ve ebeveynleşmenin cinsel benlik şeması, cinsel kompulsiyonlar ve ilk cinsel ilişki zamanlaması ile ilişkilerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın genel amacı yetişkin bireylerin kendilerini cinsel yönden tanımlama şekilleri, ritüelleşmiş ya da rutinleşmiş olan cinsel aktiviteleri gerçekleştirmek için duydukları dürtüler ve cinsel ilişkiyi ilk deneyimledikleri yaş ile çocukluk yaşantıla-rındaki deneyimleri ve erken yaşantılardaki ebeveynlik rolünü benimseme tutumları ara-sında ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Bireylerin çocukluk yaşantılarına dair deneyimlerine ilişkin veriler Ma-nap (2015) tarafından geliştirilen "Çocukluk Yaşantıları Ölçeği" ile, ebeveynleşme düzey-lerine ilişkin veriler Közden (2015) tarafından uyarlanan "Ebeveynleşme Envanteri" ile, cinsel benlik şemasına ilişkin veriler Koçak ve Fışıloğlu tarafından uyarlanan "Cinsel Ben-lik Şeması Ölçeği" ile son olarak bireylerin cinsel kompulsiyon düzeyleri ise Akın & Çeli̇k (2015) tarafından uyarlanan "Cinsel Kompulsiyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma-ya 498 kadın ve 150 erkek olmak üzere toplamda 648 kişi katılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler ise Yapısal Eşitlik Modeli SPSS 20.0 ve AMOS 20.0 paket programıyla kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre çocukluk deneyimleri, ebeveynleşme, cinsel benlik şeması, cinsel kompulsiyonlar ve ilk cinsel ilişki zamanlaması arasında anlamlı ilişkiler görülmektedir. Aynı zamanda değişkenlerin alt boyutları arasında da farklı düzeylerde anlamlı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Elde edilen yol analizi sonuçlarına göre bağımsız değişkenlerden olan çocukluk yaşantıları alt alanlarından aile yaşantısı bire-yin cinsel benlik şeması alt alanlarından sevgidolu-şefkatli şemasını negatif yönde yorda-maktadır. Benzer şekilde okul yaşantısı bireyin cinsel benlik şeması olan sevgidolu-şefkatli şemasını negatif yönde yordamaktadır. Çocukluk dönemindeki aile yaşantısı ve okul yaşantısı, bireyin cinsel davranışlara yoğunlaşmasını pozitif yönde yordamaktadır. Çocukluk dönemindeki aile yaşantısı ve okul yaşantısı, bireyin cinsel dürtülerde başarısız-lığını pozitif yönde yordamaktadır. Çocukluk dönemindeki okul yaşantısı bireyin ilk cinsel ilişki yaşını negatif yönde yordamaktadır. Çocukluk dönemindeki kişisel sosyal yaşantılar bireyin cinsel benlik şeması alt alanlarından şehvetli-tahrik edici ve dolaylı-açıksözlülüğü negatif yönde yordamaktadır. Ebeveynleşmenin algılanan yararları yaşantısı bireyin cinsel benlik şemasının tüm alt alanlarını pozitif yönde yordamaktadır. Cinsel davranışlara yo-ğunlaşma ebeveynleşmenin algılanan yararları tarafından pozitif yönde yordamaktadır. Cinsel dürtülerde başarısızlığını kardeş odaklı ebeveynleşme negatif yönde yordamaktadır. İlk cinsel ilişkiyi yaşama yaşı ebeveynleşmenin algılanan yararları tarafından pozitif, ebe-veyn odaklı ebeveynleşme tarafından negatif yönde yordamaktadır. Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak, çocukluk deneyimleri ve ebeveynleşme alt alan-larının cinsel benlik şeması, cinsel kompulsiyonlar ve ilk cinsel ilişkisi zamanlaması alt alanlarını anlamlı bir şekilde yordadığı görüşmüştür. Bu araştırmanın sonuçları, cinsel sağlık politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında rehberlik edecek, toplumun cinsel sağlığını geliştirecek ve ergenlerin riskli cinsel davranışlara girmesini önleyecek potansi-yele sahip olabileceği; cinsel kompulsiyonlara ve olumsuz cinsel benlik şemasına sahip olan yetişkin bireylerle yürütülecek psikolojik danışma seanslarında yol haritası çizebile-ceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Çocukluk Deneyimleri, Ebeveynleşme, Cinsel Benlik Şeması, Cinsel Kompulsiyon, İlk Cinsel İlişki Zamanlaması
Ortaokul İngilizce ders kitaplarının değerler eğitimi açısından incelenmesi ve değerler eğitimine ilişkin öğretmen görüşleri
Amaç: Bu araştırmanın genel amacı ortaokul İngilizce ders kitaplarında değerlere yer verilme durumunun belirlenmesidir. Yöntem: Bu amaç doğrultusunda, bu araştırma mevcut problemlerle ilgili nitel yöntemler kullanılarak temel nitel araştırma deseni ile yapılandırılmıştır. Veri toplama tekniği olarak İngilizce öğretmenlerinin değerler eğitimi ile ilgili görüşlerini almak için görüşme tekniğinden, İngilizce ders kitaplarını değerler eğitimi açısından incelemek için ise doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Öğretmen görüşmelerinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemine göre belirlenen 14 kişilik çalışma grubuna yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ve görüşmeler zoom üzerinden çevrimiçi olarak yapılmış ve kayıt alınmıştır. Ders kitaplarının seçiminde de amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi kullanılarak, araştırmacının bilgi sahibi olduğu kitaplar seçilmiştir. Ders kitapları incelenirken uzman görüşleri de alınarak düzenlenen evrensel değerler kontrol listesi ve kök değerler kontrol listesi olmak üzere iki adet formdan yararlanılmıştır. Ders kitaplarından elde edilen veriler betimsel analiz yaklaşımına göre, öğretmen görüşmelerinden elde edilen veriler ise içerik analizi yaklaşımına göre yorumlanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Bulgular: Ortaokul beşinci sınıf İngilizce ders kitabında toplam 169 kez evrensel değerlerin alt boyutlarına yer verildiği belirlenmiştir. En çok "sevgi" değerine yer verilirken, en az alçakgönüllülük değerine yer verilmiştir. Kök değerlerin alt boyutlarına ise toplam 86 kez yer verildiği belirlenmiştir. En çok "sevgi" değerine yer verilirken, en az "dürüstlük" değerine yer verilmiştir. Ortaokul altıncı sınıf İngilizce ders kitabında toplam 168 kez evrensel değerlerin alt boyutlarına yer verildiği belirlenmiştir. En çok "sevgi" değerine yer verilirken, en az "barış" değerine yer verilmiştir. Kök değerlerin alt boyutlarına ise toplam 69 kez yer verildiği belirlenmiştir. En çok "sevgi" değerine yer verilirken, en az "sabır" değerine yer verilmiştir. Ortaokul yedinci sınıf İngilizce ders kitabında ise toplam 116 kez evrensel değerlerin alt boyutlarına yer verildiği belirlenmiştir. En çok "sevgi" değerine yer verilirken, en az "alçakgönüllülük" değerine yer verilmiştir. Kök değerlerin alt boyutlarına ise toplam 68 kez yer verildiği belirlenmiştir. En çok "vatanseverlik" değerine yer verilirken, en az "adalet" ve "saygı" değerlerine yer verildiği belirlenmiştir. Ortaokul sekizinci sınıf İngilizce ders kitabında toplam 133 kez evrensel değerlerin alt boyutlarına yer verildiği belirlenmiştir. En çok "sevgi" değerine yer verilirken, en az "alçakgönüllülük" değerine yer verilmiştir. Kök değerlerin alt boyutlarına ise toplam 90 kez yer verildiği belirlenmiştir. En çok "yardımseverlik" değerine yer verilirken, en az "adalet" değerine yer verilmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde ise, öğretmenler değerler eğitiminin bireyleri toplum hayatına hazırladığını ve iyi bir insan olarak yetiştirmeyi hedeflediğini belirtmişlerdir. Ortaokul öğrencilerine öncelikli olarak kazandırılması gereken değerin saygı değeri olduğunu belirttikleri görülmüştür. Öğretmenlerin çoğunluğu İngilizce dersinde değerler eğitimine yer verilmesi gerektiğini ve öncelikli olarak da hoşgörü değerinin kazandırılması gerektiğini dile getirmişlerdir. Katılımcıların çoğu İngilizce dersinde değerler eğitimine yeterince yer verilmediğini belirtmiştir. Ayrıca, Öğretmenlerin İngilizce dersinde değerleri öğrencilere kazandırmak için en çok başvurdukları uygulamanın grup çalışmaları olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Araştırmanın sonucunda, İngilizce ders kitaplarının evrensel değerlere kıyasla özellikle kök değerler açısından oldukça yetersiz kaldığı görülmüştür. Ayrıca kitaplarda değerlere daha çok örtük bir şekilde yer verilmiştir. Bununla birlikte, araştırmaya katılan İngilizce öğretmenlerinin çoğunluğu ders kitaplarını değerler eğitimi açısından yetersiz bulduklarını ve İngilizce dersinde değerler eğitimine daha fazla yer verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Anahtar kelimeler: Evrensel değerler, Kök değerler, Değerler eğitimi, İngilizce ders kitapları, İngilizce öğretmenleri
Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ile İngilizce dersindeki akademik başarıları ve derse yönelik motivasyonları arasındaki ilişki
Amaç: Araştırmanın amacı, dokuzuncu sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile İngilizce dersine yönelik motivasyonları ve İngilizce dersindeki akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Bu çalışmada dokuzuncu sınıf öğrencilerinin sahip oldukları baskın öğrenme stilleri ile İngilizce dersi motivasyonları ve İngilizce dersi akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek için ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi oluşturulurken erişim kolaylığı amacıyla kolay örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Çalışmadaki örneklem grubuna Grasha Reichman öğrenme stilleri anketi,EBA'daki (Eğitim Bilişim Ağı) kazanım testlerinden oluşturulmuş bir İngilizce akademik başarı testi ve İngilizce dersine yönelik motivasyon ölçeği uygulanmış, veriler SPSS programında frekans, yüzdelik, ki kare testi ve Spearman rho kullanılarak analiz edilmiş ve değişkenler arası ilişkiye bakılmıştır. Bulgular: Ölçme araçları ile elde edilen verilerin normallik testi sonucunda normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Örneklem grubundaki öğrencilerin %21,1 ile en fazla bağımsız öğrenme stiline, %9,6 ile en az rekabetçi öğrenme stiline sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin İngilizce dersine yönelik motivasyonları orta düzey bulunmuştur. Okul türlerine göre İngilizce dersindeki en yüksek motivasyon puan ortalaması fen lisesi öğrencilerine aittir. Öğrenme stilleri ile akademik başarı arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir fakat bağımsız öğrenenlerin başarı puanları,diğer öğrenme stilindeki öğrencilere göre daha yüksektir. Son olarak öğrencilerin motivasyon puanları ile akademik başarıları arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmada elde edilen veriler sonucunda, yalnızca derse yönelik motivasyon ile akademik başarı arasında orta düzeyde pozitif ilişki bulunmuştur. Diğer değişkenlerin ilişkilerini tespit etmek için farklı çalışma grupları ile çalışma tekrarlanabilir.
Okul öncesi öğretmenlerinin STEM temelli afet eğitimi uygulamalarına yönelik görüş ve deneyimleri
Amaç: Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin afet eğitimi ve STEM eğitimi konularını nasıl ele aldıklarını ve STEM temelli afet eğitimi uygulamalarını gerçekleştirirken yaşadıkları deneyimleri anlamayı amaçlamıştır. Yöntem: Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırma ulaşılabilir örnekleme tekniği ile araştırmacının görev yaptığı okulda çalışan 4 gönüllü okul öncesi öğretmeni ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşmeler, araştırmacı günlüğü ve bireysel öğretmen yansıtmaları kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenleri ile ön görüşmeler yapılarak afet ve STEM eğitimi hakkındaki görüşleri belirlenmiş, ardından uzman görüşü eşliğinde hazırlanan STEM temelli afet eğitimi uygulamalarını gerçekleştiren bu öğretmenlerin, sınıf içi deneyimlerine ait görüş ve deneyimlerini belirlemek için son görüşmeler yapılmıştır. Her bir öğretmen etkinliklerin uygulanması sonrası bireysel sözlü yansıtmalar yapmıştır. Etkinliklerin uygulandığı günler araştırmacı tarafından araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu çalışmada verilerin analizi için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bulgular: Bu araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin afet eğitimi konusunda genel olarak farkındalık sahibi oldukları belirlenmiştir. Öğretmenler çocuklara tatbikatlar ve sınıf içi etkinlikler aracılığı ile erken çocukluk pedagojileri eşliğinde afet eğitimi vermekte olduklarını ve afetleri seçerken ülke ve yaşadıkları bölge özelliklerini dikkate aldıklarını dile getirmişlerdir. STEM temelli etkinlikleri daha çok fen ve matematik alanları kapsamında ele aldıklarını, etkinlikleri problem çözme etrafında tasarladıklarını açıklamışlar, katılımcı öğretmenlerin çoğu STEM etkinliklerine yer verdiklerini belirtmişlerdir. Öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Okul Öncesi Eğitim Programı'nda afetler konusuna yeterince yer verilmediği ve programda yer alan kazanım ve göstergelerin STEM temelli etkinlikler için yeterli olmadığı görüşüne sahiptirler. Araştırma kapsamında STEM temelli afet eğitimi uygulamalarını gerçekleştiren öğretmenler, bu etkinliklerin süreç boyunca çocukların akademik ve sosyal becerilerine katkı sağladığını, afetler ve STEM bileşenleri hakkında çocukların bilgilerinin arttığını paylaşmışladır. STEM temelli afet eğitimi uygulamalarını genel hatlarıyla öğrenci düzeyine uygun, uygulanabilir ve önyargılarını dönüştürücü olarak tanımlayan öğretmenler, süreç boyunca gözlemci, rehber, öz eleştiri yapan gibi çeşitli öğretmen rollerine büründüklerini paylaşmışlardır. Sonuç ve Öneriler: Bu araştırma kapsamında okul öncesi öğretmenlerinin afet eğitimi ve STEM eğitimi konusunda farkındalık sahibi oldukları, STEM eğitimi uygulamaları konusunda gelişime açık oldukları ve STEM temelli afet eğitimi uygulamalarının hem öğrencilerine hem de kendilerine çeşitli katkılar sağlandığı belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin bu etkinlikleri olumlu şekillerde değerlendirdikleri görülmüştür. Bu araştırma kapsamında geliştirilen STEM temelli etkinlikler afet eğitimi konusunda farkındalık kazandırmak için kullanılabilir. Bununla birlikte, MEB okul öncesi eğitim programında afetler ve STEM eğitimi konusuna açık şekillerde vurgu yapılabilir. İleride yapılacak çalışmalarda, öğrencilerden de veri toplanarak, STEM temelli etkinliklerdeki afet türleri çeşitlendirerek ve öğretmenlerin kendi STEM temelli afet etkinlik planlarını oluşturacakları şekilde araştırmalar tasarlanarak alan yazına katkı sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Okul Öncesi Eğitimi, Afet, Afet Eğitimi, STEM
Travmatik yas, şema başa çıkma biçimleri ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi
Travmatik yas kavramı, alanyazın incelendiğinde travma sonrası stres bozukluğu kriterleri içinde değerlendirilmektedir. Bu durum travmatik yas kavramının, travma sonrası stres bozukluğu gibi patolojik bir tabloyla karıştırılmasına ve travmatik olarak deneyimlenen yas yaşantısının henüz ağır bir bozukluk tablosuna doğru şiddetlenmediği durumlarda bireylerin TSSB tanısı almasına sebep olabilmektedir. İncelenen alanyazında travmatik yas kavramı ile ilgili sınırlı sayıda çalışmaya rastlanmıştır. Aynı zamanda ulaşılabilen literatürde travmatik yas kavramının şema başa çıkma biçimleri ve psikolojik iyi oluş değişkenleriyle yapılan çalışmalara rastlanmamıştır. Araştırmanın amacı, travmatik yas türünün tek başına bir kavram olarak tanı ve özelliklerini şema başa çıkma biçimleri ve psikolojik iyi oluş değişkenleri çerçevesinde ayrıntılı şekilde incelemek, elde edilen sonuçlar doğrultusunda travmatik yasa sahip bireylere yaklaşım ile ilgili uygulayıcı ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunmaktır. Sonuç olarak, yakın kaybı yaşamış bireylerin deneyimledikleri travmatik yasın, şema başa çıkma biçimleri tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ancak bireylerin psikolojik iyi oluşlarının deneyimledikleri travmatik yası yordamadığı görülmüştür. Şema başa çıkma biçimi alt boyutlarından kaçınmanın, travmatik yasın güçlü bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın alan yazına, araştırmacılara ve uygulayıcılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri ile sosyal ve duygusal yalnızlıkları arasındaki ilişkinin araştırılması
Amaç: Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin 21. Yüzyıl becerileri ile Sosyal ve Duygusal Yalnızlıkları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Öğrencilerde 21. yüzyıl becerileri ile sosyal ve duygusal yalnızlık arasındaki ilişkiyi inceleyen bu çalışma için seçilen araştırma deseni nicel bir araştırma desenidir. Araştırma kapsamında katılımcılar tarafından doldurulan ölçeklerin hatalı/eksik veriler ve uç değerler çıkartılarak analizlere 507 veri dahil edilmiştir. Katılımcılara kolay ulaşılabilirlik yöntemiyle ulaşılmıştır. Bu araştırmada öğrencilerin cinsiyet, medeni durumu ve sınıf düzeyi gibi demografik bilgilerini toplamak için demografik bilgi formu hazırlanmıştır. Öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerini ölçmek için Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin sosyal ve duygusal yalnızlıkları düzeyini ölçmek için Sosyal ve Duygusal Yalnızlık (SELSA-S) Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma öncesinde ilgili kurum izinleri alınmıştır ve katılımcılara araştırma hakkında bilgiler verilmiştir ve onay formu sunulmuştur. Araştırma kapsamında elde edilen veriler katılımcılardan çevrimiçi veya yüzyüze olacak şekilde elde edilmiştir. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) programı ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler bağımsız iki örnekli t testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Elde edilen sonuçlar, bilgi ve teknoloji okuryazarlığı becerilerinin (r = -.130), eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerinin (r = -.120); Girişimcilik ve yenilikçilik becerilerinin (r = -.156), sosyal sorumluluk ve liderlik becerilerinin (r = -.161) ve kariyer bilinci becerilerinin (r = -.193) öğrencilerde sosyal ve duygusal yalnızlık duygusu ile düşük düzeyde negatif ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu durum öğrencilerde 21. yüzyıl becerilerinin artmasıyla birlikte sosyal duygusal yalnızlık miktarının azaldığı anlamına gelmektedir. Sonuç ve Öneriler: Elde edilen sonuçlara göre günümüz öğrencilerinin çeşitli becerilere sahip olmaları beklenmektedir. Bu beklentilerin bir kısmı akademik hayatla ilgiliyken bir kısmı da günlük yaşam becerileriyle ilgilidir. Bu anlamda 21. yüzyıl becerilerinin öğrencilerin yaşamını kolaylaştıran bir faktör olarak önem arzetmektedir ve bu doğrultuda bu becerilerin edinmesi, kullanılması ve farklı alanlardaki uzun vadede etkisi hakkında araştırmalar yapılabilir.
Üniversite öğrencisi olan beliren yetişkinlerde süreklilik kırılması ve algılanan sosyal desteğin ilişkisi
Amaç: Üniversite öğrencisi olan beliren yetişkinlerde süreklilik kırılması ve algılanan sosyal desteğin ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın katılımcıları 2023-2024 eğitim öğretim yılında Eskişehir' de öğrenim gören üniversite öğrencilerinden 1165'i kadın ve 1003'ü erkek olmak üzere toplam 2168 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Süreklilik Kırılması Belirleme Ölçeği ile Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Bu araştırmada nicel yöntem takip edilmiş ve ilişkisel tarama yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencisi beliren yetişkinlerde süreklilik kırılması yaşandığı görülmüştür. Yaşanan süreklilik kırılması ile algılanan sos-yal destek arasında ise negatif yönde korelasyonel ilişki tespit edilmiştir. Süreklilik kırılmasının ise barınma yeri ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Sonuç ve Öneriler: Süreklilik kırılmasının algılanan sosyal destek ile arasında negatif korelasyon olduğu görülmüştür. Bu sonuçtan yola çıkarak üniversite öğrencilerinin sosyal destek unsurları ile ilişki kurabileceği bağlamların üniversite sosyal yaşamında daha fazla yer verilmesi ve teşvik edilmesi önemli görülmüştür. Aynı zamanda yakın ilişkilerin sağlıklı ilerleyebilmesi adına da eğitici rehberlik etkinliklerinin üniversite ruh sağlığı kurumları tarafından düzenlenmesi de önerilmektedir. Süreklilik kırılması barınma yeri ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Yapılacak başka çalışmalarda üniversite öğrencilerinin süreklilik kırılması yaşamasında etkili olabilecek farklı değişkenleri sürece dahil etmelerinin de literatüre katkı sağlaması açısından önemli görülmüştür. Anahtar kelimeler: Süreklilik kırılması, Süreklilik ilkesi, Çeyrek yaş krizi, Gelişim krizi, Beliren yetişkinlik, Algılanan sosyal destek, Üniversiteye uyum.
Erken çocukluk döneminde yapay zekâ kullanımıyla ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi
Bu çalışmanın amacı son yıllarda kullanımı oldukça artan ve popülerleşen yapay zekâ teknolojilerinin erken çocukluk dönemi eğitiminde kullanımı kapsamında yapılan uygulamalı araştırmaları ortaya koymaktır. Bu araştırmada uygulamalı yapay zekâ çalışmalarına ulaşabilmek ve çalışmaların derinlemesine incelenebilmesi için sistematik literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ("Artificial Intelligence" OR "AI" OR "Chatbot" OR "Chatgpt") AND ("early childhood" OR "young child*" OR "preschool*" OR "kindergarten*" OR "pre-k*" OR "childcare" OR "child care" OR "day care" OR "children") AND ("education*") anahtar dizini ile Ebsco, Web of Science ve Scopus veri tabanlarında yer alan çalışmalara erişim sağlanmıştır. Bununla birlikte tez yazma sürecinde kapsamlı bir araştırma yapmak amacıyla Google Akademik'te çeşitli veri tabanlarında yayınlanan makaleler ve kaynaklardan atıflar yapılarak detaylı bir çalışma yapılmıştır. Çalışma kapsamında 2402 kaynağa ulaşılmış ve araştırmanın amacına uygun olması için kaynaklar filtrelenmiş ve son aşamada 10 makale belirlenmiştir. Çalışmalar araştırma amacına uygun bir şekilde incelenmiş, Excel tablosu oluşturulmuş ve veriler kategorilendirilerek tablo doldurulmuştur. Toplanan veriler sistematik literatür taraması protokolüne göre düzenlenmiştir. Elde edilen uygulamalı araştırmalardan elde edilen sonuçlarla erken çocukluk eğitiminde yapay zekâ kullanımının olumlu/olumsuz yönleri, kullanılan yapay zekâ araçları, yapay zekâ kullanımının avantajları, süreçte yaşanan zorluklar ve ileriye yönelik öneriler ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre yapay zekânın erken çocukluk dönemi eğitiminde çocukların öğrenme süreçlerine olumlu katkı sağladığı, öğrenme sürelerini hızlandırdığı ortaya konulmuştur. Bunların yanında öğrencilerin öğrendiklerini günlük yaşama aktardıklarında zorlandıkları görülmüştür. Ayrıca yapay zekânın eğitim ortamlarında etkin bir şekilde kullanılabilmesi için öncelikle eğitimcilerin yetkin olması ve ailelerin bilgilendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın yapay zekâ araçlarının erken çocukluk dönemi eğitiminde kullanıldığı araştırmaları ortaya koymak amacıyla sistematik literatür taraması yöntemiyle konuyu detaylı olarak ele alması açısından ileride yapılacak erken çocukluk dönemi ve yapay zekâ ile ilgili çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime yönelik öz-yeterlikleri ile dijital akıcılık ve eğitimde yapay zeka algıları arasındaki ilişki
Amaç: Eğitim programları, bireyin tüm gelişim alanlarını kapsayan bütüncül bir anlayışla; öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve bireysel farklılıklarını dikkate alacak biçimde yapılandırılmaktadır. Bu doğrultuda farklılaştırılmış öğretim, günümüz eğitiminde önemli bir yer tutmakta; etkililiği ise öğretmenlerin pedagojik ve teknolojik yeterlikleriyle yakından ilişkilidir. Bu çıkış noktasından hareketle, bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterliklerinin; dijital akıcılık düzeyleri ve eğitimde yapay zekâ kullanma algıları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmada karma yöntem kullanılmış ve sıralı açıklayıcı desen benimsenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir büyükşehrin üç merkez ilçesinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Tabakalı küme örnekleme yöntemiyle seçilen 35 okuldan 421 öğretmen nicel aşamaya katılmış, nitel aşamada ise maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenen 16 öğretmenle görüşmeler yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Farklılaştırılmış Öğretim Öz-Yeterlik Ölçeği", "Dijital Akıcılık Ölçeği", "Eğitimde Yapay Zekâ Kullanma Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış; veriler uygun analiz teknikleriyle çözümlenmiştir. Bulgular: Bulgulara göre öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri ve dijital akıcılık düzeyleri orta, eğitimde yapay zekâ kullanma algıları ise yüksek düzeydedir. Ayrıca bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Farklılaştırılmış öğretim öz-yeterliğinin, dijital akıcılık ve yapay zekâ algılarıyla anlamlı ilişkiler gösterdiği ve bu değişkenler tarafından %54 oranında açıklandığı saptanmıştır. Nitel bulgular, nicel sonuçları destekleyerek ilişkileri derinlemesine açıklamıştır. Sonuç: Araştırma bulguları, sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri, dijital akıcılıkları ve eğitimde yapay zekâ kullanım algıları arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca dijital akıcılık ve yapay zekâ kullanım algısının, farklılaştırılmış öğretim öz-yeterliğinin anlamlı yordayıcıları olduğu ve birlikte bu değişkendeki varyansın önemli bir bölümünü açıkladığı belirlenmiştir.
Dijital çağda ebeveynlik davranışları FoMo ile dijital ebeveynlik arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, 5–12 yaş aralığında çocuğu bulunan ebeveynlerde FoMO düzeyleri ile dijital ebeveynlik pratikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin ebeveyn deneyimlerinde nasıl anlamlandırıldığını ortaya koymaktır. Materyal ve metot: Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntem deseniyle yürütülmüştür. Nicel aşamaya Türkiye genelinden 421 ebeveyn katılmıştır. Nicel veriler, Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği ve Sosyal Medya Ebeveynlik Ölçeği aracılığıyla toplanmış; betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleriyle çözümlenmiştir. Nitel aşamada, nicel bulguları açıklamak amacıyla seçilen 10 ebeveynle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Nicel bulgular, FoMO düzeyi ile ebeveynlerin sosyal medya kullanımı, öğrenen ebeveynlik, rol model olma ve sharenting davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunduğunu; dijital güvenlik boyutu ile anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Basit doğrusal regresyon analizleri, FoMO'nun arabuluculuk, öğrenen ebeveynlik, sharenting, ebeveynlerin sosyal medya kullanımı ve rol model olma alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığını; buna karşılık dijital güvenlik boyutunu anlamlı biçimde yordamadığını ortaya koymuştur. Nitel bulgular ise ebeveynlerin dijital medya deneyimlerinin suçluluk, yetersizlik, sosyal kıyaslama, kontrol kaybı, mahremiyet kaygısı ve görünürlük ihtiyacı gibi duygusal ve sosyal süreçlerle iç içe geçtiğini göstermiştir. Sonuç: Bulgular birlikte değerlendirildiğinde, FoMO'nun ebeveynlerde yalnızca bireysel bir dijital kaygı biçimi olmadığı; dijital ebeveynlik pratikleriyle ilişkili duygusal ve ilişkisel bir dinamik olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda dijital ebeveynlik eğitimlerinde ebeveynlerin sosyal medya kullanımları, sosyal karşılaştırma eğilimleri ve dijital kaygılarının da ele alınması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: dijital ebeveynlik, FoMO, karma yöntem, sharenting, sosyal medya ebeveynliği
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ilkokul öğretim programlarındaki eğilimlerin kazandırılmasına yönelik öğretmen görüşleri
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Öğretim Programlarındaki Eğilimlerin Kazandırılmasına Yönelik Öğretmen Görüşleri Amaç: Bu araştırmada Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul öğretim programlarında yer alan eğilimlerin öğrenme öğretme sürecinde öğrencilere kazandırılmasına ilişkin öğretmen görüşleri değerlendirildi. Materyal ve Metod: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul öğretim programlarında yer alan eğilimlerin öğrencilere kazandırılmasına yönelik öğretmen görüşleri; karma araştırma yönteminin eş zamanlı çeşitleme (triangulation) desenine göre değerlendirilmiştir. Araştırmanın evreni Akdeniz Bölgesi'nde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem ise tabakalı küme örnekleme yöntemi ile belirlenen 500 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Eğilimlerin Kazandırılmasına İlişkin Öğretmen Algı Ölçeği" ile elde edilmiş olup; nitel veriler ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Eğilimlerin Kazandırılmasına İlişkin Öğretmen Görüşme Formu" aracılığı ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırmanın nicel bulguları; eğilim, benlik eğilimi, sosyal eğilim ve entelektüel eğilimlerin öğrencilere kazandırılmasına ilişkin öğretmen algıları, hizmet içi eğitim alan öğretmenler lehine yüksek bulunmuştur. Benlik eğilimlerine ilişkin öğretmen algıları cinsiyet değişkeni açısından erkek öğretmenler lehine yüksek bulunurken, 11-20 yıl arasında hizmet süresi olan öğretmenler lehine daha düşük bulunmuştur. Sosyal eğilimlerin kazandırılmasına ilişkin 4. sınıf öğretmenlerinin 3. sınıf öğretmenlerine göre algıları daha yüksek bulunmuştur. Nitel bulgular; öğretmenlerin programı eğilimleri desteklemesi açısından güçlü bulduğu; ancak, evrak yükünün fazla olduğu, okulların altyapı olarak yetersiz kaldığı, eğilimleri ölçme değerlendirmede avantaj sağlayabilecek alternatif ölçme değerlendirme tekniklerinin geliştirilmesi gerektiği bulunmuştur. Ayrıca ders kitaplarının eğilimleri destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği, ailelerin eğilimleri desteklemesi, öğretmenlerin nitelikli hizmet içi eğitim almaları ve yeni bir merkezi sınav sistemi geliştirilmesi gerektiği bulunmuştur. Sonuç: Eğilimlerin kazandırılmasına ilişkin öğretmen algılarının genel anlamda benzer düzeyde olduğu; ancak eğilimlerin kazandırılabilmesi ve programın işlerliğinin artması için bazı yapısal problemlerinin çözülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğilimler, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Öğretim Programları, İlkokul Öğretmenleri, Öğretmen Görüşleri
Fen ve teknoloji dersinde tahmin et-gözle-açıkla yöntemi ile desteklenmiş yansıtıcı düşünmeye dayalı etkinlik uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu ara?tırmada, Tahmin Et-Gözle-Açıkla Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Uygulamaların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinliklere göre 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri ? ünitesinde çe?itli öğrenme ürünlerine etkisi incelenmi?tir. Ara?tırmada kontrol gruplu öntest-sontest deseni kullanılmı?tır. Ara?tırmanın çalı?ma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Bağlar ilçesinde bulunan Beyaz Tebe?ir ?lköğretim Okulu 7/A ve 7/B sınıflarına devam eden öğrenciler olu?turmaktadır. Yansız atama ile 7/A sınıfı Deney, 7/B sınıfı ise Kontrol grubu olarak atanmı?tır. Ara?tırma sekiz hafta sürmü?, deney grubunda Tahmin Et-Gözle-Açıkla Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Uygulamaların (TGA formu, öğrenme yazıları, anla?malı öğrenme, amaçlı grup tartı?maları, kendine soru sorma, kendini değerlendirme), kontrol grubunda ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinlikler uygulanmı?tır. Dersler her iki grupta da uygulama öğretmeni tarafından yürütülmü?tür. Ara?tırmada veri toplama aracı olarak; Ba?arı Testi, Madde ve Deği?im Öğrenme Alanına Yönelik Tutum Ölçeği, Bilimsel Süreç Becerileri Testi ve Akademik Risk Alma Ölçeği kullanılmı?tır. Ba?arı testi ve Madde ve Deği?im Öğrenme Alanına Yönelik Tutum Ölçeği ara?tırmacı tarafından geli?tirilmi?tir. Bilimsel süreç becerileri testi Enger & Yager (1998) tarafından geli?tirilmi? ve Koray, Köksal, Özdemir ve Presley (2007) tarafından Türkçeye uyarlanmı?tır. Akademik risk alma ölçeği ise viClifford (1991) tarafından geli?tirilmi? ve Korkmaz (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmı?tır. Ara?tırmadan elde edilen verilerin analizinde ili?kili örneklem t- testi,ili?kisiz örneklem t-testi ve kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmı?tır. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlı farkın bulunduğu durumlarda ortaya çıkan farkın büyüklüğü etki değeri ile incelenmi?tir. Ara?tırma sonucunda, 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri ? ünitesinde Tahmin Et?Gözle?Açıkla (TGA) Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Etkinliklerin uygulandığı deney grubu ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinliklerin uygulandığı kontrol grubukar?ıla?tırıldığında; a) ba?arı puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardırb) kalıcılık puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır c) Madde ve Deği?im öğrenme alanına yönelik tutumları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır.c) bilimsel süreç becerileri arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardırd) akademik risk alma davranı?ları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır ?eklindeki tüm denenceler kabul edilmi?tir. Elde edilen bulgular ilgili literatür ı?ığında tartı?ılmı?tır. Anahtar Sözcükler: TGA Yöntemi, Yansıtıcı Dü?ünme, Fen Öğretimi, Etkinlik Değerlendirme.
İlköğretim programlarında yer alan "çevre duyarlılığı" ve "bilişim teknolojilerine" ilişkin kazanımların gerçekleşme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim programlarında yer alan hem "çevre duyarlılığı" hem de "bilişim teknolojileri"ne yönelik kazanımların gerçekleşme düzeylerini tespit etmektir. Ayrıca araştırmada çeşitli değişkenler açısından öğrencilerin çevre duyarlılık düzeylerini ve bilişim teknolojilerine yönelik tutum ve bilişim teknolojileri okuryazarlık düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrencilerin çevre duyarlılığını ölçmek amacıyla "çevre duyarlılığı ölçeği", bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla "bilişim teknolojilerine yönelik tutum ölçeği" ve bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlıklarını belirlemek amacıyla da "bilişim teknolojileri okuryazarlığına yönelik başarı testi" geliştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin çevre duyarsızlıklarının düşük, çevre duyarlılıklarının da nispeten yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik ilgisizlik ve kaygıları düşük ve olumsuz iken, bağımlılık ve ilgileri orta düzeyde ve olumludur. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlıkları orta düzeydedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin çevre duyarsızlık ve çevre duyarlılık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlık puanlarıyla çevre duyarsızlık puanları düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. Anahtar Sözcükler: İlköğretim (1-8. Sınıflar) Programları, Çevre Duyarlılığı, Bilişim Teknolojileri, Çevre Duyarlılığı Ölçeği, Bilişim Teknolojilerine Yönelik Tutum Ölçeği, Bilişim Teknolojileri Okuryazarlığına Yönelik Başarı Testi
İlköğretim okullarının stratejik planlarında belirttikleri zayıf yönler ve bunların giderilmesine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın iki amacı vardır. Araştırmanın birinci amacı, ilköğretim okullarının stratejik planlarında belirttikleri zayıf yönleri ortaya çıkarmak; ikinci amacı, bu zayıf yönlerin giderilebilmesi için ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin çözüm önerilerini almaktır. Araştırmanın birinci aşamasında, Malatya Merkeze bağlı 39 ilköğretim okulunun stratejik planlarının GZFT(Güçlü, Zayıf, Fırsat, Tehdit) analizlerinde belirtilen zayıf yönler incelenmiştir. Bu okullar Malatya kent merkezindeki okulların %43?ünü oluşturmaktadır. Okulların stratejik planlarının incelenmesinde tarama yöntemi ve belge döküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Hazırlanan tarama listelerinde tekrar edilen maddeler ve bunların sıklığı tespit edilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasının bulgularına göre; okul fiziki yapısının eski olması ve bakıma ihtiyaç duyması, okul fiziki yapısının ve bahçesinin yetersizliği, çok amaçlı salonun bulunmaması, okul kütüphanesinin yetersizliği, ders araç-gereç ve teknolojik cihazların yetersizliği, sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetlerin istenen seviyede olmaması, okul hizmetlisinin nicelik ve nitelik açısından yetersizliği, okul veli işbirliğinin istenen düzeyde olmaması en çok vurgulanan zayıf yönler olarak saptanmıştır.Araştırmanın ikinci aşamasında, alan yazın incelenerek ve uzman görüşleri alınarak tespit edilen zayıf yönler beş temaya ayrılmıştır. İlköğretim okullarının fiziki yapıları(1), ilköğretim okullarında kullanılan ders araç ve gereçleri(2), ilköğretim okullarında düzenlenen sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler(3), ilköğretim okullarının insan kaynakları(4) ve ilköğretim okullarının okul çevre ilişkileri(5), başlıklı temalardan oluşan zayıf yönler soru haline getirilerek, yönetici ve öğretmenlere bu zayıf yönlerin, zayıf yönler olup olmadığı sorulmuş ve bu zayıf yönlerin giderilebilmesi için çözüm önerisi istenmiştir. 70 yönetici, 240 öğretmen olmak üzere, toplam 310 kişi açık uçlu anket sorularına çözüm önerilerini yazmıştır. Katılımcıların belirtmiş oldukları çözüm önerilerinde tekrar edilen maddeler ve bunların sıklığı tespit edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasının bulgularına göre; ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu, stratejik planlarda belirtilen zayıf yönlerin, ilköğretim okullarının zayıf yönleri olduğunu doğrulamış ve bu zayıf yönlerin giderilmesi için çözüm önerisi belirtmiştir. Buna göre en çok tekrarlanan çözüm önerileri şöyledir; okul fiziki yapısının yeterli ve etkili olması için; okula ayrılan alan daha büyük olmalı, kapalı spor salonu yapılmalı, yeni bina ? ek bina yapılmalı, ders araç ve gereçlerinin yeterli ve etkili olması için; ders araç ve gereci ilgili kurumlar tarafından temin edilmeli - yeterli olmalı, okullara bütçe ayrılmalı, sosyal kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler için; fiziki alanlar uygun hale getirilmeli, velilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri düzenlenerek veli desteği sağlanmalı, öğrenciler motive edilerek başarılı öğrenciler ödüllendirilmeli, öğretmenler istekli, duyarlı olmalı ve faaliyetin önemine inanmalı, insan kaynağının yeterli ve etkili olması için; personel arasında işbirliği ve dayanışma olmalı, insan kaynağı ihtiyacı hizmet alımı yoluyla giderilmeli, ihtiyaç tespiti ve gerekli atamalar yapılmalı, görev dağılımı eşit ve adil yapılmalı, hizmet içi eğitimlerin sayısı ve niteliği artırılmalı, yönetici ve öğretmen atamalarında ölçme yöntemi etkili hale getirilmeli, amaca dönük ve donanımlı personel istihdam edilmeli, okul personeli işini sevmeli, özverili, sorumluluk sahibi, kendini geliştirme isteği ve fedakâr olmalı, okul çevre ilişkilerinin yeterli ve etkili olabilmesi için; velilere ve çevreye yönelik kurs, seminer vb. etkinlikler düzenlenmeli, çeşitli kurum ve kuruluşlar ziyaret edilmeli, ilişkiler güçlendirilmeli, okul veli işbirliği artırılmalı, ilişkiler planlı ve devamlı olmalıdır. Ülkemizde ve tüm dünyada ilköğretim okullarında ve eğitimin her kademesinde her zaman bir takım sorunlar ve eksiklikler olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Burada önemli olan bu sorunları veya eksiklikleri nasıl algıladığımız ve bunların giderilebilmesi için yapabileceklerimizdir. Bu sorunların veya zayıf yönlerin farkında olmamız, bunların giderilebilmesi adına sahip olabileceğimiz en önemli güçtür. Böyle bir farkındalığın olması ve bu amaçla stratejiler geliştirilmesi zayıf yönlerin ileride örgütün güçlü yönleri olarak ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bu sorunları veya zayıf yönleri algılayış biçimlerimiz ve bu nedenle çözüm önerilerimiz farklı olabilir. Birimizin ak dediğine bir diğeri kara diyebilir. Sorunların veya zayıf yönlerin giderilebilmesi adına aynı şeyleri söylememiz mümkün değildir. Ancak eğitim alanında çalışan yönetici ve öğretmenlerin çoğunluğun bu konularda neler söylediğine ve yapılan bilimsel çalışmaların önerilerine kulak vermek gerekmektedir. Anahtar Kelimler: Okulların stratejik planları, GZFT(SWOT) analizi, okulların zayıf yönleri, yöneticilerin ve öğretmenlerinin çözüm önerileri.
Eğitim örgütlerinde toksik liderlik
Bu araştırmanın amacı toksik örgütlerin, toksik liderlerin, toksik örgüt özelliği gösteren eğitim örgütlerinin ve eğitim örgütlerindeki toksik liderlerin özelliklerini belirlemektir. Bu amaçla ilgili yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve toksik liderliğe ilişkin veriler alt problemlere yanıt olabilecek biçimde çözümlenmiştir. Var olan durum olduğu gibi ortaya konduğundan, bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda tüm örgütlerin az ya da çok toksik özellikleri potansiyel olarak barındırdığı, toksisitenin örgüt içerisinde kendisine yer bulduğu andan itibaren düzenli ve hızlı bir biçimde yayıldığı, toksik liderin elde ettiği başarılarla, etik olmayan davranışlarını maskeleyebildiğini, kötü karar alma sürecinin, toksik iletişimin, adaletsiz uygulamaların toksik okul kültürünün oluşmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okullardaki toksisitenin arındırılabilmesi için, okul yöneticilerinin, okullarındaki olası toksisite kaynağı ve yayıcılarına özel olarak odaklanması, yetkisini paylaşarak, güven ve örgütsel bağlılığı arttırması, açık ve saydam bir iletişim ağı kurulması, işkoliklikten uzaklaşıp sosyal veya aile hayatıyla iş hayatını dengelemesi, kibarlık, sıcaklık ve önemseme gibi iyileştirici duygulara, tutum ve davranışlarında daha çok yer vermesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Toksik Lider, Toksik Okul, Toksisite, Toksik Kültür
Okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşlerine yönelik bir meta-analiz
Bu çalışmanın amacı, okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerine ilişkin öğretmen ve yönetici görüşlerinin etki büyüklüklerini belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için eğitim bilimleri alanında son yıllarda giderek artan şekilde kullanılmaya başlanan meta-analiz yöntemi tercih edilmiştir. 126 çalışma içerisinden araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 48 çalışmada toplam örneklem sayısı 19.768 yönetici ve öğretmendir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri görev ünvanı, cinsiyet, branş, öğrenim düzeyi ve mezun olunan fakültedir. Ayrıca, birincil araştırmalarda değerlendirmeye katılamayan moderatör değişkenler de bu araştırmada analiz edilmiştir. Bu değişkenler uygulama bölgesi, yayın türü, örneklem içeriği, uygulama düzeyi ve kullanılan ölçektir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından yöneticilerin öğretimsel liderliğine ilişkin algılarında erkek öğretmenler lehine önemsiz düzeyde bir etki büyüklüğü (d=0.04) belirlenmiştir. Görev ünvanına göre ise yöneticiler lehine orta düzeye yakın (d=0.40) bir etki büyüklüğü; branş değişkenine göre sınıf öğretmenleri lehine önemsiz düzeyde (d=0.06) bir etki büyüklüğü; öğrenim düzeyine göre ön lisans mezunu öğretmenler lehine düşük düzeyde (d=0.12) bir etki büyüklüğü ve mezun olunan fakülte değişkeni açısından da eğitim fakültesinden mezun olan öğretmenler lehine düşük düzeyde (d=0.14) bir etki büyüklüğü belirlenmiştir. Moderatör analizleri sonucunda ise sadece branş değişkeni açısından yayın türü ve örneklem içeriği analizlerinde istatistiksel anlamlı fark belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik rolüne ilişkin hem yöneticiler hem de öğretmenlerin bilgilendirilebileceği ortak etkinlikler yapılabilir. Anahtar Sözcükler: Öğretimsel liderlik, Meta-analiz, Etki büyüklüğü, Okul yöneticisi, Öğretmen
Lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançlarının duygusal zekâ ve çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Söz konusu fark araştırılırken akılcı olmayan inançların duygusal zekânın alt boyutları olan kişisel beceriler, kişiler arası beceriler, stres yönetimi, şartlara ve çevreye uyum ve genel ruh hali boyutları ile demografik özellikler açısından cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba eğitim düzeyleri, baba meslek türü, annenin çalışma durumu ve ailenin aylık gelir düzeylerine göre farkılışıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul ili merkezi sınırları içerisinde Fatih ve Şişli ilçelerinde bulunan Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi, Şehremini Anadolu Lisesi, Sultanahmet Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Lisesi ve Şişli Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Liseleri?nde lise son sınıfta okuyan 122?si (% 44,85) kız, 150?si (%55,15) erkek olan 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında Jones (1969) tarafından geliştirilen ve Yurtal (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği?, duygusal zekâ düzeyini belirlemek amacıyla Bar-On (1997) tarafından geliştirilen ve Acar (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği? ve demografik özellikler hakkında bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Araştırmanın analizi için SPSS 11.5 programı kullanılmış; akılcı olmayan inançların duygusal zekâ alt boyutları ve demografik özellikler açısından farklılaşma düzeylerini belirlemek amacıyla t testi yapılmış; gruplararası farkı ortaya koymak için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarını belirlemek için Levene istatistiği; verilerin homojen olduğu durumlarda Scheffe, homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane?s T2 testi gibi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca akılcı olmayan inançlar ile duygusal zekâ alt boyutları arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular özetle şöyledir: Lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançları duygusal zekâ alt boyutlarından; kişisel beceriler, şartlara ve çevreye uyum, stres yönetimi ve genel ruh hali alt boyutlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Ayrıca akılcı olmayan inanç düzeyleriyle duygusal zekânın tüm alt boyutları arasında ters yönde korelasyon bulunmuştur. Demografik özellikler açısından ise akılcı olmayan inançların öğrencilerin; cinsiyet, kardeş sayısı, annenin çalışma durumu, baba meslek türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve aylık gelir düzeyleri değişkenlerine göre farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olmayan İnançlar, Duygusal Zekâ, Lise Son Sınıf Öğrencileri.
Dizgeli eğitim ve düz anlatım yöntemleriyle işlenen öğretim uygulamalarının öğretmen adaylarının epistemolojik inanç, öğrenme yaklaşımları, üstbilişsel farkındalık ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, dizgeli eğitim ve düz anlatım yöntemleriyle işlenen öğretim uygulamalarının öğretmen adaylarının epistemolojik inanç, öğrenme yaklaşımları, üstbilişsel farkındalıkları ve akademik başarılarına olan etkisini incelemektir. Araştırma deneysel bir çalışma olup nicel verilerden yararlanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın deneysel modeli eşitlenmemiş kontrol gruplu öntest-sontest modelidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 102 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Schommer (1990) tarafından geliştirilen, Deryakulu ve Büyüköztürk (2002) tarafından Türkçeye çevrilerek geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan Epistemolojik İnanç Ölçeği (EİÖ), araştırmacı tarafından geliştirilen Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği (ÖYÖ), Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği (ÜFÖ) ve Öğretim İlke ve Yöntemleri Başarı Testi (ÖİYBT) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın deney (n=51) ve kontrol (n=51) gruplarının uygulama öncesi denkliğini sağlamak için araştırmacı tarafından ?Kişisel Bilgiler Formu?, EİÖ, ÖYÖ, ÜFÖ VE ÖİYBT, hazırlamış ve deneklere öntest olarak uygulanmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının öntest puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı ve ?Kişisel Bilgiler Formu?nda yer alan değişkenler açısından grupların denk oldukları belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra deney değişkeni olan dizgeli eğitim modeli ve geleneksel öğretime dayalı olarak hazırlanan programlar, deney ve kontrol gruplarına haftada üç ders saati olmak üzere toplam 14 hafta boyunca Öğretim İlke ve Yöntemleri dersinde uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel istatistik (aritmetik ortalama, standart sapma), bağımlı ve bağımsız gruplar t testi, eta-kare ve Cohen d hesaplamaları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; dizgeli eğitim modelinin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretimin uygulandığı kontrol grubundaki öğretmen adaylarının epistemolojik inanç, öğrenme yaklaşımı, üstbilişsel farkındalık ve akademik başarıları sontest puanları açısından aralarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit dilmiştir. Deney grubundaki öğretmen adaylarının; epistemolojik inanç açısından ?öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna? ve ?tek bir doğrunun var olduğuna? dair inançlarının kontrol grubuna göre daha az geliştiği, öğrenme yaklaşımları açısından derin öğrenme yaklaşımı düzeylerinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu, üstbilişsel farkındalık açısından deney grubunun farkındalık düzeylerinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu, akademik başarı açısından deney grubunun kontrol grubuna göre akademik başarılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Öğretmen adayları, dizgeli eğitim, epistemoloji, epistemolojik inanç, üstbiliş, üstbilişsel farkındalık, öğrenme yaklaşımı, öğretim ilke ve yöntemleri, akademik başarı.
Okulu geliştirmede velilerin rolü:Sivas il merkezinde bir durum çalışması
Bu araştırmanın konusu Sivas merkez ilçede bulunan üç ilköğretim okulunda velilerin okulu geliştirmedeki rolüdür. Araştırmanın amacı; belirlenen okullarda, eğitimin temel paydaşları olan yönetici, öğretmen ve velilerin okul geliştirmeye ilişkin algılarını açığa çıkarmak; bu okullarda velilerin okulu geliştirme adına yaptıkları çalışmaları belirlemek ve okul geliştirmeye daha etkin veli katılımı sağlamak için neler yapılabileceği konusunda yönetici, öğretmen ve velilerin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada nitel ve nicel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Araştırmada sosyal bilimlerde ve eğitim bilimlerinde yaygın olarak kullanılan durum çalışması seçilmiştir. Araştırma konusu olarak, Sivas il merkezinde bulunan üç ilköğretim okulu seçilmiştir. Bu okullar üst (ÜSED) ve alt (ASED) sosyoekonomik düzeye sahip velilerin çocuklarının devam ettiği iki devlet okulu ile bir özel ilköğretim okulu (ÖZEL) dur. Araştırmada veriler hem nicel hem de nitel yöntemlerle toplanmış, görüşmeler yoluyla elde edilen veriler anket formu aracılığıyla toplanan verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca, elde edilen veriler gözlemlerle desteklenmiştir. Böylelikle araştırmada veri çeşitlemesi yapılarak daha gerçekçi sonuçlara ulaşmaya ve güvenilirliğin sağlanmasına çalışılmıştır. Araştırmanın amaçlarına ulaşmak için, nitel boyutta her okuldan iki yönetici, üç öğretmen ve beş veli, yani her bir okuldan 10 katılımcı olmak üzere, toplam 30 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Nicel boyutta ise bu okullara devam eden, birden beşinci sınıfa kadar, tüm öğrencilerin velilerine araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu uygulanmıştır. Anketler öğrenciler eliyle velilere ulaştırılmış ve aynı yolla geri dönüşü sağlanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Bu amaçla, önce anketler tek tek incelenerek numaralandırılmıştır. Sonra bu anketlerdeki veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve SPSS 17 paket programı yardımıyla ilgili analizler yapılmıştır. Elde edilen bulgular yüzde ve frekans değerleri şeklinde tablolarla sunulmuştur. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz ve içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Görüşme metinleri, önce ?word? dosyası şeklinde bilgisayar ortamına aktarılmış ve NVivo 8 programı için uygun tanımlamalara ve kodlamalara hazır hale getirilmiştir. Son olarak bu kodlamalardan frekans tabloları oluşturulmuştur. Araştırmada, bazı öğretmen ve yöneticilerin okul geliştirme kavramını, okulun içinde bulunduğu durumu analiz ederek, planlı çalışmalar yapma olarak ifade ettikleri, katılımcıların büyük çoğunluğunun ise okulun fiziki yapısını iyileştirme olarak gördükleri ortaya çıkmıştır. Tüm katılımcılar arasında okulu geliştirmede paydaşlar arası iletişim ve etkileşimin önemine işaret edenler olmuştur. Velilerin, okulu geliştirme ve eğitime katılım konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmıştır. Her üç okulda da velilerin en çok yaptıkları etkinliğin toplantılara katılım olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, okulu geliştirme çalışmaları kapsamında veli katılımı bakımından okullar arasında bazı farklılıklar görülmüştür. ÜSED?e sahip devlet okulunda veli katılım çalışmalarının diğer okullara göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Paydaşlar arası iletişim ve etkileşimin de diğer okullara göre bu okulda daha etkili olduğu görülmüştür. Özel okulda ise velilerin birçok şeyi okuldan ve öğretmenlerden bekledikleri, kendilerinin ise daha çok okulun düzenlediği sosyal etkinliklere katılmayı tercih ettikleri anlaşılmıştır. Öğretmen ve veliler okul geliştirme çalışmalarına veli katılımını daha etkili hale getirmek için bu konuda velilere yönelik toplantı, seminer gibi bilgilendirici ve teşvik edici çalışmalar yapılması gerektiğini düşünmektedirler. Bazı katılımcılar ise okul geliştirme konusunda uzmanlardan yardım alınması gerektiğini düşünmektedirler. Velilerin büyük çoğunluğu kendilerine yönelik çalışmaların zamanı konusunda görüş ve önerilerinin dikkate alınmasını istemektedirler. Aile katılımını gerektiren etkinliklerin zamanı konusunda her üç okulun velilerinin büyük oranda hafta sonu gündüzü tercih ettikleri anlaşılmıştır. Velilerin büyük bölümünün okuldaki çalışmalara katılmak istedikleri ve bu katılımın onları mutlu edeceği anlaşılmıştır. Ancak velilerin bu konuda okul yönetimi ve öğretmenler tarafından yönlendirilmeye ve teşvik edilmeye ihtiyaç duydukları sonucuna varılmıştır. Veliler kendileri tarafından yapılabilecek çalışmaları; sosyal ve sportif etkinlikler düzenlemeye yardımcı olma, okulla iletişim içerisinde bulunma, maddi destek verme, kararların alınmasına katılım, fiziki imkânları geliştirmeyi destekleme olarak sıralamışlardır. Elde edilen bulgular ve varılan sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul geliştirme, etkili okul, aile katılımı, eğitime veli desteği, okul aile ilişkileri
Ortaokul 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersinin çevre eğitimi açısından etkiliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi: Bingöl ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Fen ve Teknoloji Öğretmenlerinin Ortaokul 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersinin çevre eğitimi açısından etkililiğine ilişkin görüşlerini değerlendirmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler görüşme yöntemiyle elde edilmiştir. Görüşmelerin gerçekleştirilebilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Hazırlanan görüme formu 5 sorudan oluşmuştur. Araştırma, görüşmeye katılmak isteyen, 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersine giren 20 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Veriler, NVivo9 nitel veri analizi programı kullanılarak içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerden birçoğunun ortaokul 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersinde çevre eğitimine yönelik kazanımlarının ve konuların yetersiz olduğunu belirttikleri görülmüştür. Öğretmenlerin çevre bilinci kazandırmak, çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek gibi çevre eğitimine yönelik ideal amaçlarının olduğu, çevre sorunları, çevre kirliliği gibi konuların yetersiz konular olduğu aynı zamanda bu konuların çevre eğitimi açısından ideal konuları oluşturduğu, öğretmenlerin çevre eğitimiyle ilgili birçok etkinlik yapmasına rağmen daha fazla etkinlik yapmayı arzuladığı ve etkinlikleri yaparken sınıf içinde ve sınıf dışında birçok sorunla karşılaştığı, çevre eğitiminin öğretimi sürecinde soru cevap ve düz anlatım yöntemi gibi yöntem teknikler kullandığı, yapılan etkinliklerin çevre eğitimi açısından birçok katkısının olduğu, öğretmenlerin çevre eğitimine ilişkin geleneksel ve alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemlerini kullandığı ortaya çıkmıştır. Çevre eğitimi açısından öğrenci, öğretmen, okul idaresi, yerel ve genel yönetim, sivil toplum kuruluşları ve ailenin önemli rollerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Kuramsalbilgilerden ve araştırma bulgularından yararlanarak çevre eğitimine yönelik model önerisi oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çevre, Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı, Çevre Eğitimi
5-12 yaş aralığındaki çocukların ölüm algısını ifade biçimlerinin incelenmesi
Yaşamın anlamını arayanların karşısına ölüm kavramının çıkması kaçınılmazdır. Bu yüzdendir ki birçok filozof, şair ve yazar ölüm hakkındaki düşüncelerini eserlerine yansıtmıştır. Buna rağmen, insanoğlunun ölüm hakkında konuşmak bir yana ölümü düşünmekten bile sakındığı bilinmektedir. Literatüre bakıldığında, yetişkinlerin ölüm kavramı hakkında düşünmekten kaçındığı, bu kavramı anlamlandırmakta zorlandığı görülmektedir; bu nedenle çocukların ölüm kavramını nasıl anlamdırdığı merak konusu olmaktadır. Çocukların ölüm kavramı hakkındaki algılarını belirlemek açısından, çizdikleri resimler zengin veri kaynakları olabilmektedir. Bu araştırmada ise; çocukların ölüm algılarını resimleri aracılığıyla ifade ediş biçimleri ve ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynakları belirlemek amaçlanmıştır. Bu nedenle araştırmada, karma araştırma yöntemlerinden biri olan "açıklayıcı model" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kastamonu, Diyarbakır ve Eskişehir illerindeki bağımsız anaokulları ve ilköğretim okullarındaki yaşları 5 ile 12 arasında değişen 257 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplamak için araştırmanın çalışma grubuna giren çocuklara ölüm algılarını yansıttıkları resimler çizdirilmiş ve onlarla yapılan bire bir görüşmelerden yararlanılmıştır. Bu verilerin sonucunda uygun temalar oluşturularak nitel ve nicel yorumlamalar yapılmıştır. Çocukların çizdiği resimler sonrasında, onlarla birebir görüşülerek yaptıkları resimleri anlatmaları sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0 paket programı kullanılmış; Frekans (f), Yüzde (%) tabloları oluşturularak bulgulardan yararlanılmıştır. Araştırmada; cinsiyet, yaş, yaşadıkları farklı bölgeler ve ölüm deneyimine sahip olma durumlarına göre çocuklar ölüm algılarını resim aracılığıyla nasıl ifade ettikleri ve ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynakların neler olduğuna bakılmış, çocukların ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynaklara göre, ölüm algılarını resim aracılığıyla nasıl ifade ettikleri incelenmiş ve tartışma ve yorum kısmında belirtilmiştir. 5-12 yaş aralığındaki çocuklar ölüm algısını oluşturulan temaların içerisinde en çok "dini öğeler" ve "şiddet" temalarıyla ve en az ise "sembolik öğeler" temasıyla ilgili resimlerle yansıttıkları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ölüm, Ölüm algısı, Ölüm kavramı, Çocuk resimleri
Okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin akran zorbalığına ilişkin tutumları ve müdahale stratejileri
Bu araştırmanın dört temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerin okullarda yaşanan akran zorbalığına ilişkin farkındalıklarının ne düzeyde olduğunu betimlemektir. İkincisi; araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerin akran zorbalığını ciddiye alma düzeylerinin zorbalık türlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırmanın üçüncü temel amacı; araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerinin karşılaştıkları zorbalık davranışlarına müdahale etme düzeylerinin davranışın türüne göre değişip değişmediğini belirlemektir. Araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerin, hangi tür zorbalık davranışına hangi müdahale davranışıyla karşılık verdiklerini belirlemek de araştırmanın dördüncü amacıdır. Elde edilen istatistiksel bulgular sonucunda; öğretmenlerin a) en fazla fiziksel ve sözel zorbalık en az ise sosyal zorbalık türündeki davranışları zorbalık olarak gördükleri, b) fiziksel ve sözel zorbalık türlerini sosyal zorbalık türüne oranla daha fazla ciddiye aldıkları, c) davranışın türüne bakmaksızın, her bir zorbalık olayına yüksek oranda müdahale edecekleri, d) karşılaşılan herhangi bir zorbalık davranışında en fazla tercih edilen müdahale stratejilerinin, "zorbayla yaptığının kabul edilemez bir davranış olduğunu konuşmak" ve "zorbalık yapan öğrenciyi rehberlik, okul idaresi ya da ailesine bildirmek" olduğu, e) en az tercih edilen yöntemlerin ise "görmezden gelme" ve "ceza verme" olduğu; okul yöneticilerinin a) zorbalık tanımlarının farklılık gösterdiği, b) en fazla fiziksel zorbalık türüne vurgu yaptıkları, c) zorbalığın okulun her yerinde gerçekleşebileceğini söyledikleri, d) mücadelede en büyük görevin rehber öğretmenlere ve sınıf öğretmenlerine düştüğünü belirttikleri, e) en sık başvurdukları yöntemin öğrenciyi uyarmak ve onunla konuşmak olduğunu belirttikleri bulunmuştur.
A model for the predictive power of university students' design thinking and digital literacy skills on intellectual experience skills
This study aims to create a model that predicts the relationship among university students' design thinking, digital literacy skills and intellectual experiences. Understanding this connection can help us improve educational practices and policies by equipping students with the 21st-century skills they need to grapple with complex information, generate new knowledge, and navigate modern challenges. Examining the connections between design thinking, digital literacy, and intellectual experience, we implemented a quantitative correlational study. The participating sample included 750 diverse university students, representing various grade levels and 25 departments across 12 universities. Convenience sampling enabled participation during the spring semester of 2023. Data collection utilized a multi-instrument approach. The participants completed the Demographic Information Form, the Digital Literacy Scale developed by Ng (2012a) and adapted and validated by Hamutoğlu et al. (2017), the Intellectual Experience Scale developed by Mayer and Caruso (1989) and adapted for this study, and the newly developed Design Thinking Scale. After collecting data through various scales, we analyzed it for validity, reliability, and underlying factors. Descriptive statistics were calculated using SPSS-24 software, while confirmatory factor analysis and structural correlations were conducted using LISREL 8.80. Additionally, PLS-SEM (partial least squares structural equation modelling) was used to examine the relationships between design thinking skills (DTS), digital literacy skills (DLS), and intellectual experience skills (IES). Statistical analysis revealed robust support for the hypothesized model. Model fit indices confirmed acceptable and a good fit, indicating strong relationships between design thinking (DTS), digital literacy (DLS), and intellectual experience (IES). DTS emerged as a significant predictor of IES (large direct effect) and DLS (medium effect size), while DLS had a smaller direct effect on IES. Notably, DTS explained 51% of the variance in IES and 6% in DLS, solidifying its position as the most influential factor in the model. Keywords: Intellectual experience, Digital literacy, Design thinking
Ters yüz öğrenme modelinin ilkokul İngilizce dersindeki akademik başarıya ve tutumlara etkisi
21. yüzyılın başlangıcı itibariyle teknoloji hızla hayatımızın her alanında yer almaya başlamıştır. Bunun eğitime yansıması da bir o kadar hızlı olmuştur. İnternet, bilgisayarlar ve diğer teknolojik cihazlar özel hayatımıza olduğu gibi eğitimde de yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Bu durum eğitimde yeni arayışlar başlamasına sebep olmuştur. Yeni modeller ve yaklaşımlar geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Bu modellerin birisi Ters Yüz Öğrenme modelidir. Bu araştırmanın amacı, İngilizce öğretiminde Ters Yüz Öğrenme modelinin ilkokul akademik başarıları ve dersine karşı tutumları üzerindeki etkilerini ve sürece ilişkin veli görüşlerini belirlemektir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında eşitlenmemiş kontrol gruplu desen; nitel kısmında ise fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Doğu Anadolu Bölgesinde bir ilin merkezindeki bir ilkokulun 4.sınıf düzeyindeki 116 öğrenci ve bu öğrencilerin velileri arasından gönüllülük esasına göre belirlenen 15 veli oluşturmuştur. Öğrencilerin 58'i deney grubunda, 58'i de kontrol grubunda yer almıştır. Araştırmanın uygulama sürecinde ilkokul 4. Sınıf düzeyinde İngilizce dersinde "My Clothes" ve "My Friends" konuları kapsamında deney grubundaki öğrencilerle Ters Yüz Öğrenme Modeli uygulanırken kontrol grubundaki öğrencilerle geleneksel öğretime devam edilmiştir. Uygulama yedi hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırma sürecinde veriler, nicel boyutta, tez kapsamında geliştirilen "İngilizce Başarı Testi", İzgi (2012) tarafından geliştirilen "İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ile nitel boyutta ise "Veli Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Çalışmada kapsamında kullanılan başarı testi araştırmacı tarafından geliştirilmiştir ve 25 sorudan oluşmaktadır. Hazırlanan bu başarı testinin ortalama güçlüğü ,56; KR-20 değeri 0,88 olarak hesaplanmıştır. Başarı testi ile tutum ölçeği hem öntest hem sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmada nicel verilerinin analizinde SPSS 21 paket programından yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizi sürecinde normallik testleri, basıklık ve çarpıklık değerleri dikkate alınmıştır. Bu bağlamda parametrik testlerden eşli gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmış ve araştırma bulguları oluşturulmuştur. Ulaşılan bulgular doğrultusunda, İlkokul düzeyinde ters yüz öğrenme modeli uygulanarak yürütülen İngilizce dersinde öğrenci başarısı ve derse yönelik tutumda bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında araştırma kapsamındaki öğrencilerin, modelin sınıf dışı uygulamasında izlemek durumunda oldukları videoları hem derse hem sınavlara hazırlık bağlamında izledikleri, her videoyu birden fazla izleme imkânı buldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Aynı zamanda ders videolarının açıklayıcı olması, ders tekrarına imkân tanıması, öğrenciyi derse hazırlıklı hale getirmesi gibi bilişsel faydaların; öğrencinin derse ilgisinin ve merakının artması gibi duyuşsal faydaların olduğu görülmüştür. Bunun yanında, zaman zaman videolara erişme, internet erişim problemi gibi teknik sorunlar ile videoların sürelerinden dolayı öğrencilerin sıkılması gibi olumsuzluklar da ulaşılan sonuçlar arasındadır. Bu sonuçlar, yapılan uygulama bağlamında ters yüz öğrenme modelinin İngilizce öğretiminde geleneksel yönteme kıyasla etkili olmadığını ortaya koyarken; öğrenenlerin ilgisini ve merakını çektiği de görülmektedir. Bu bağlamda uygulama süresinin daha uzun tutulacağı; uygulama grubunun farklı yaş/sınıf düzeylerinden ve sosyo-ekonomik çevrelerden belirlenip sonuçların kıyaslanması; sınıf içi gözlemlerin de araştırma bulgularına katkı sağlamasına olanak sağlayan farklı çalışmaların yeniden düzenlenerek yapılması önerilmiştir.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi
Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.
8th grade students of success of mathhematics and test and mathemati̇cs anxi̇ety, mathemati̇cs self efficacy of investigation
The fundamental aim of this research is to determine the variables which predict math success of eighth grade students in secondary school. Besides, it is also aimed to examine math success, test and math anxiety and math self efficacyin terms of the variables which are gender, school's TEOG math success level, educatıonal status of mother and father, financial status of the family, perception of math achievement, attending to private teaching centres / study centre and taking private lessons in math. The research was conducted with the participation of 314 students in total that comprise 156 male (49,7%) and 158 (50,3%) female students from İzmir province. Personal information form, Math Anxiety Scale for Secondary School Students, Westside Test Anxiety Scale and Math Self EfficacyScale. Test were used as data gathering tools. Due to normal distribution of thedata, t-test and one-way analysis of variance was applied. Furthermore, Pearson correlation coefficients were calculated and regression analysis were conducted. As a result of the research, medium-level and positively significant correlations were determined between math success and math self efficacy. Medium-level andnegatively significant correlation were determined between math success and testanxiety. Moreover, it was revealed that 34% of variance in mathematics successwas explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. Medium-level and positively significant correlations were determined between TEOG math success and math self efficacy. Medium-level and negatively significant correlation were determined between TEOG math success and test anxiety.Moreover, it was revealed that 31% of variance in mathematics success was explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. KEY WORDS: Test and Maths Anxiety, Maths Self Efficacy, Math Success,TEOG Math Success
Üniversite hazırlık sınıf öğrencileri ve özel dil okulu öğrencilerinin yabancı dil öğrenme stratejileri ve öz düzenleme becerileri
Bu araştırmanın amacı, üniversite hazırlık sınıfı ve özel İngilizce kursu öğrencilerinin dil öğrenme stratejileri kullanımlarını ve öz düzenleyici öğrenme becerilerini okul türü, cinsiyet, kur düzeyi, mezun olunan lise türü, ortaöğretim alanı ve yaş değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmaya Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulundan 293 ve Aydında bulunan özel dil kurslarından 129 olmak üzere toplam 422 öğrenci katılmıştır. Araştırmada dil öğrenme stratejilerini belirlemek amacıyla Oxford (1990) tarafından geliştirilen ve Cesur ve Fer (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri ve öz düzenleme becerilerini belirlemek amacıyla da Turan (2009) tarafından geliştirilen Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri için doğrulayıcı, Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği için ise hem açımlayıcı hem de doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel verileri araştırmacılar tarafından hazırlanmış, görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 21.0 (Statistical Package for Social Sciences) programından faydalanılmış ve nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının ve öz düzenleme becerilerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Özel kurs öğrencilerinin hem dil öğrenme stratejileri kullanımlarının hem de öz düzenleme becerilerinin hazırlık sınıfı öğrencilerine göre daha üst düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının yaş, İngilizce kullanma sıklığı, kur düzeyi ve ortaöğretim alanı değişkenlerine; öz düzenleme becerilerinin ise cinsiyet ve yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca dil öğrenme stratejileri ile öz düzenleme becerileri arasında pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu saptanmıştır. Son olarak hazırlık sınıfı ve özel kurs öğrencileriyle birlikte öğretmenlerin yabancı dil öğrenme ve öğretme hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Dil Öğrenme Stratejileri, Öz Düzenleme Becerileri,Yabancı Dil Öğrenimi, Özel Kurs Öğrencileri, Hazırlık Sınıfı Öğrencileri.
İngilizce hazırlık sınıfı okuma metinlerinin eğitsel değerleri
Araştırma, Adnan Menderes Üniversitesi İngilizce hazırlık sınıflarında kullanılmakta olan okuma metinlerinin eğitsel değerlerini saptamayı amaçlamıştır. Kullanılmakta olan okuma metinleri, gramer, anlama, görsellik, ilgi, yöntem ve konular gibi, bir metinde öne çıkan başlıklar açısından incelenmiştir. Araştırmada, nicel yöntem kullanılarak var olan durum betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2015–2016 öğretim yılı, güz ve bahar yarıyılı hazırlık sınıfı öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama amacı ile kullanılan likert tipi sorulardan oluşan anket, araştırmacı tarafından geliştirilerek, hazırlık sınıfına devam etmekte olan öğrenci ve yine aynı bölümde görev yapmakta olan öğretim elemanlarına uygulanmıştır. Ayrıca, öğretim elemanlarına açık uçlu sorular yöneltilerek frekans elde etme yolu ile çözümleme yapılmıştır. Ölçme aracı ile elde edilen öğrenci ve öğretim elemanlarının görüşleri, betimsel istatistik yöntemleriyle incelenmiş, bulgular frekans ve yüzdelerle ifade edilerek tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, okuma derslerinde kullanılan okuma metinlerinin ''gramer öğretimi, görsellik, ilgi, anlama, yöntem ve konu'' başlıklarının değerlendirilmesiyle ilgili olarak öğrenci ve öğretim elemanlarının benzer görüşlerinin yanı sıra farklı görüşlerde oldukları da görülmüştür. Ayrıca, okuma derslerinde kullanılan okuma metinlerinin amaca yönelik olmasının yanı sıra, okuma becerilerini geliştirmeye yönelik olmayan ve geliştirilmesi gereken noktaların bulunduğu da ortaya çıkmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okuma Metni, Eğitsel Değer, Değerlendirme,Hazırlık Sınıfı
İlkokul ve ortaokullarda okul iklimi ile örgütsel yaratıcılık davranışları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokullarda örgüt iklimi ile örgütsel yaratıcılık arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evreni 2014-2015 eğitim öğretim yılında, Kütahya il merkezinde görev yapan 1935, örneklemi ise oransız küme örneklemesi tekniği ile belirlenmiş olan 342 ilkokul ve ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Hoy ve Tarter (1997) tarafından geliştirilen Yılmaz ve Altınkurt (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel İklim Ölçeği" ve Balay'ın (2010) geliştirdiği "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, t-testi ve tek yönlü varyans analizi ve Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenler okul müdürlerinin en çok destekleyici müdür davranışı, daha sonra sırası ile kısıtlayıcı müdür davranışı ve emredici müdür davranışı sergilediğini düşünmektedir. Öğretmen davranışları içinde ise meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı, samimi öğretmen davranışı ve umursamaz öğretmen davranışı sergilenmektedir. Öğretmenlerin meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ve samimi öğretmen davranışı cinsiyete; kısıtlayıcı müdür davranışı ve samimi öğretmen davranışı yaşa; samimi öğretmen davranışı kıdeme; kısıtlayıcı müdür davranışı branşa; kısıtlayıcı müdür davranışı ve emredici müdür davranışı okul türüne; kısıtlayıcı müdür davranışı ve emredici müdür davranışı okuldaki öğretmen sayısına göre değişmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler, örgütsel yaratıcılık alt boyutları arasında en yüksek katılımı sırası ile bireysel boyut, toplumsal boyut ve yönetsel boyuta göstermiştir. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılığın bireysel boyutu ile ilgili görüşleri cinsiyete, yaşa ve kıdeme göre değişmektedir. Katılımcıların destekleyici müdür davranışı, samimi öğretmen davranışı ve meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ile örgütsel yaratıcılığın bireysel boyutu arasında düşük düzeyde ve aynı yönde ilişkiler vardır. Katılımcıların emredici müdür davranışı, samimi öğretmen davranışı ve meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ile ilgili görüşleri ile örgütsel yaratıcılığın yönetsel boyutu arasında düşük düzeyde ve aynı yönde; destekleyici müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın yönetsel boyutu arasında orta düzeyde ve aynı yönde; kısıtlayıcı müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın yönetsel boyutu arasında ise düşük düzeyde ve ters yönde ilişkiler vardır. Katılımcıların destekleyici müdür davranışı, samimi öğretmen davranışı ve meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ile ilgili görüşleri ile örgütsel yaratıcılığın toplumsal boyutu arasında orta düzeyde ve aynı yönde; emredici müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın toplumsal boyutu arasında düşük düzeyde ve aynı yönde; kısıtlayıcı müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın toplumsal boyutu arasında ise düşük düzeyde ve ters yönde ilişkiler vardır.
Okul müdürlerinin itibarını etkileyen bileşenlerin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin itibarını etkileyen bileşenleri belirlemektir. Bu amaçla; çalışma grubuna alınan devlet ilkokulu, ortaokulu ve liselerinde görev yapan yönetici ve öğretmenler ile devlet liselerinde öğrenim gören öğrenci ve öğrenci velilerinin görüşleri alınmıştır. Araştırma verileri, dört adet açık uçlu sorunun yer aldığı bir form ile toplanmıştır. Açık uçlu sorular, yazılı olarak katılımcılara yöneltilmiş ve veriler bu yolla toplanmıştır. Elde edilen araştırma verileri, betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı Kütahya il merkezindeki 171 öğretmen, 55 yönetici, 176 öğrenci ve 135 veli oluşturmuştur. Araştırma sonucunda itibarlı bir okul müdürünü, öğretmenler "tarafsız, adaletli, dürüst ve güvenilir, disiplinli"; yöneticiler "adaletli, dürüst ve güvenilir, tarafsız, lider özelliğine sahip"; öğrenciler "disiplinli, hoşgörülü, güler yüzlü ve sevecen, samimi"; veliler ise "disiplinli, saygılı, eşit davranan, adaletli" şeklinde nitelendirmişlerdir. Okul müdürünün itibarını olumlu yönde etkileyen bileşenleri öğretmenler "etkili iletişim kuran, paydaşların arkasında duran, okul başarısının arttıran, yönetmeliklere hâkim olan"; yöneticiler "paydaşlarla etkili iletişim kuran, paydaşlarla birlikte karar alan, olaylara müdahale eden ve çözüm üreten, paydaşlara değer veren"; öğrenciler "etkili iletişim kuran, öğrenci sorunlarını ve isteklerini dinleyen, sorunlara çözüm üreten, dengeli disiplin kuran"; veliler "paydaşlarla etkili iletişim kuran, okul başarısının arttıran, okulun fiziki düzenine dikkat eden, sorunlara çözüm üreten" olarak ifade etmişlerdir. Okul müdürünün itibarını olumsuz yönde etkileyen bileşenleri; öğretmenler "kayırmacılık yapılması, yöneticilik vasfı olmaması, adil davranmaması, baskıcı olması"; yöneticiler "kayırmacılık yapılması, etkili iletişim kurmaması, paydaşlara ve onların fikirlerine değer vermemesi, adil olmaması"; öğrenciler "aşırı disiplinli ve sert olması, fazla gergin olması ve kızması, disiplin kurallarına uyulmaması, kırıcı bir üslubunun olması"; veliler ise "ilgisiz olması ve istekleri dinlememesi, kayırmacılık yapması, yöneticilik vasfının olmaması, kırıcı ve olumsuz üslup"; olarak ifade etmişlerdir. Okul müdürünün itibarını arttırmaya yönelik olarak; öğretmenler ve yöneticiler "kendini geliştirmeli"; öğrenciler "ders dışı aktivitelere önem vermeli"; veliler "okulun birlik ve bütünlüğünü sağlamalı" önerilerini sunmuşlardır.
İlkokullarda örgütsel yaratıcılık davranışları ile öğretmen liderliği arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ilkokullarda örgütsel yaratıcılık davranışları ile öğretmen liderliği arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılı ilk döneminde, Kütahya il merkezindeki ilkokullarda görev yapan 700 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi basit seçkisiz örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 190 ilkokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Balay'ın (2010) geliştirdiği Karacabey'in (2011) okullara uyarladığı "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği" ve Beycioğlu (2009) tarafından geliştirilen "Öğretmen Liderliği Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık ve öğretmen liderliği hakkındaki görüşlerini belirlemek için betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık ile öğretmen liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenler örgütsel yaratıcılık alt boyutlarından en çok katılımı bireysel boyutta göstermişlerdir. Öğretmenler yönetsel boyuta ve toplumsal boyuta eşit katılım göstermişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenler öğretmen liderliği alt boyutlarında ise en çok katılımı sırası ile mesleki gelişim boyutu, meslektaşlarla işbirliği boyutu ve kurumsal gelişme boyutunda göstermiştir. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık bireysel ve toplumsal boyut davranışları ile öğretmen liderliği meslektaşlarla işbirliği, kurumsal gelişme ve mesleki gelişim boyut davranışları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler vardır. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık yönetsel boyut davranışları ile öğretmen liderliği meslektaşlarla işbirliği, kurumsal gelişme ve mesleki gelişim boyut davranışları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkiler vardır. Anahtar kelimeler: Öğretmen, öğretmen liderliği, örgütsel yaratıcılık
Farklı çalışan tipindeki öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ve iş doyumları
Bu araştırmada farklı çalışan tipindeki öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ve iş doyumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini, Bursa ili merkez ilçelerindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde 1013 öğretmen bulunmaktadır. Araştırmanın verileri İşkoliklik Ölçeği ve İş Doyumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, iki değişkenli Ki-Kare ve çoklu karşılaştırma testlerinden Sidak testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, araştırmaya katılan öğretmenlerin yaklaşık üçte birinin işkolik eğilimli oldukları saptanmıştır. İşkolik eğilimler gösteren buöğretmenler, "hevesli bağımlı", "iş bağımlısı" ve "iş meraklısı" çalışan tipindedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, işkoliklik eğilimlerinde, cinsiyet, okul türü, branş, toplam hizmet süresi ve görev yaptıkları okullardaki toplam hizmet süresi bakımından anlamlı farklılığa rastlanırken; medeni durum değişkeni bakımından anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Öğretmenlerin iş doyumları branş ve toplam hizmet süresi değişkenleri bakımından anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Ancak, cinsiyet, medeni durum, okul türü ve görev yapılan okuldaki toplam hizmet süresi değişkenleri bakımından öğretmenlerin iş doyumları arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Farklı çalışan tipindeki öğretmenlerin iş doyumları arasında, anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmaktadır.
Ortaöğretim öğretmenlerinin özerklik davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişki
Bu araştırmada öğretmenlerin özerklik davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Balıkesir ilindeki kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan 354 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Öğretmen Özerkliği Ölçeği ve İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin özerklik davranışlarını ve iş doyumlarını belirlemek için betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t testi, ANOVA, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin özerklik davranışlarının iş doyumlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin genel özerklik davranışları orta düzeyin üzerindedir. Öğretmenler özerklik davranışları arasında en yüksek katılımı sırası ile mesleki iletişim özerkliği, öğretme süreci özerkliği, öğretim programı özerkliği ve mesleki gelişim özerkliği boyutlarında göstermektedir. Öğretmenlerin özerklik davranışlarına ilişkin görüşleri; cinsiyet, eğitim durumu, branş, kıdem, yaş ve çalışılan okul türü değişkenlerine göre bazı boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; haftalık ders yükü ve okuldaki hizmet süresi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler orta düzeyin biraz üzerinde iş doyumuna sahiptirler. Öğretmenlerin iş doyumlarına ilişkin görüşleri; cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; çalışılan okul türü, eğitim durumu, branş, haftalık ders yükü, kıdem, okuldaki hizmet süresi, ve yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin mesleki iletişim özerkliği, mesleki gelişim özerkliği ve öğretme süreci özerkliği ile iş doyumu arasında pozitif ve orta; öğretim programı özerkliği ile iş doyumu arasında pozitif ve düşük düzeyde ilişki bulunmuştur. Mesleki iletişim özerkliği ve mesleki gelişim özerkliği öğretmenlerin iş doyumlarının anlamlı yordayıcılarıdır. Anahtar kelimeler: İş doyumu, öğretmen, öğretmen özerkliği
Okul müdürleri ve öğretmenlerin performans değerlendirme süreci hakkındaki görüşleri : Nitel bir araştırma
Okul Müdürleri ve Öğretmenlerin Performans Değerlendirme Süreci Hakkındaki Görüşleri: Nitel Bir Araştırma Millî Eğitim Temel Kanunu'nda öğrencilerin ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; genel amaçlar arasında yer almaktadır. Nihayetinde amaçlanan Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır. Eğitim öğretim hizmetlerinin merkezinde yer alan öğrencilerin bu amaçlar doğrultusunda yetiştirilmesi için öğretmenlerin görevlerini en iyi şekilde gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Öğretmenlerin meslekî etkinliğini ve verimliliğini arttıracak yaklaşımların geliştirilmesinin gerekliliği çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmenlerin ve okul idarelerinin, müfettişler tarafından gerçekleştirilen denetim ve sicil raporları ile değerlendirilmesi yerini Performans Değerlendirme Sistemine bırakmıştır. Bu araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında ilk kez uygulanan Performans Değerlendirme Sistemine dair okul müdürleri ve öğretmenlerin görüşlerini içeren nitel bir araştırmadır. Araştırma kapsamında 2016-2017 eğitim öğretim yılında Kütahya il merkezinde farklı eğitim kademelerinde görev yapan 22 okul müdürü ve 22 öğretmen ile performans değerlendirme sistemine dair hazırlanan sorular ışığında görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar ile gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen bulgular nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseni kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmada okul müdürlerinin ve öğretmenlerin performans değerlendirme süreci hakkındaki görüşleri betimleyici bir yaklaşım izlenerek ortaya koyulmuştur. Performans değerlendirme süreci katılımcıların çoğunluğu tarafından kabul gördüğü tespit edilmiş, performans değerlendirme sistemine yönelik eleştiri ve öneriler elde edilen bulgular doğrultusunda ortaya koyulmuştur.
Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına göre öğretmenlerin mesleki tükenmişlik ve yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına göre öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri ve yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya il merkezindeki ortaokul ve ilkokullarda görev yapmakta olan 314 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Okullarda Örgütsel Güç Kaynağı Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği- Eğitimci Formu ve İşe Yabancılaşma Ölçeği ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için betimsel istatistikler, ikili karşılaştırmalarda t-testi, üç ve daha fazla karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişkiyi ortaya koymada Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, okul müdürleri, sırasıyla en çok uzmanlık gücünü, yasal gücü, karizmatik gücü, ödül gücünü ve zorlayıcı gücü kullanmaktadır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına ilişkin öğretmen görüşleri; medeni durum, branş, yaş, eğitim düzeyi, kurumdaki süresi ve mesleki süresi değişkenlerine göre farklılık göstermezken, cinsiyet ve kurum türü değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler orta düzeyde duygusal tükenme, düşük düzeyde duyarsızlaşma ve kişisel başarı algısına sahiptir. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleriyle ilgili görüşleri; kurum türü, branş, yaş, eğitim düzeyi, kurumdaki süresi ve mesleki süresi değişkenlerine göre kişisel başarı boyutunda, kurum türü, branş ve yaş değişkenlerine göre duygusal tükenme boyutunda, kurum türü, branş, yaş ve mesleki süre değişkenlerine göre duyarsızlaşma boyutunda anlamlı bir farklılık vardır. Öğretmen görüşlerine göre mesleki yabancılaşmaları; cinsiyete, medeni duruma, eğitim düzeyine, kurumdaki süresine ve mesleki süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, kurum türü, branş ve yaş değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarının, mesleki tükenmişlik ve yabancılaşma düzeyleri ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Belirlenen bu ilişki genel olarak düşük düzeyde, bazı alt boyutlarda ise orta düzeydedir.
Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişki
Bu çalışmada öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen araştırmanın örneklemi, Kütahya il merkezinde resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 395 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ve İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, t testi, ANOVA, Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları "oldukça yeterli" düzeydedir. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları evli öğretmenler ve branş öğretmenleri lehine bazı alt boyutlar açısından anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak cinsiyetlerine, kıdemlerine, okullarındaki öğretmen sayısına, öğrenim durumlarına ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin en fazla okula yabancılaşma boyutunda "bazen", daha sonra sırasıyla güçsüzlük boyutunda "nadiren", yalıtılmışlık ve anlamsızlık boyutlarında "hiçbir zaman" düzeyinde işe yabancılaşma yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri erkek, bekar, lisansüstü eğitim alan, 20-39 arası olan okullarda görev yapan ve branş öğretmenleri lehine bazı boyutlarda anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak kıdemlerine ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuş ve öz-yeterlik inançlarının işe yabancılaşmalarını anlamlı biçimde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin müdür yönetim tarzı algıları ile güç mesafesi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin müdür yönetim tarzı algıları ile güç mesafesi algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Burdur il merkezindeki devlet okullarının çeşitli kademelerinde görev yapan 542 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, "Algılanan Müdür Yönetim Tarzı Ölçeği" ve "Güç Mesafesi Ölçeği" kullanılarak web temelli anket yolu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde parametrik istatistikler kullanılmıştır. Alt boyutlar arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Müdür yönetim tarzının güç mesafesi algısı üzerindeki etkisini incelemek için regresyon analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre alt boyutlar arasındaki farklılıkları incelemek için One-way ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) ve t testi (Independent-Samples T-Test) yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre katılımcıların, müdür yönetim tarzlarına ilişkin algılarının işbirlikli boyutunda orta yüksek; otoriter, ilgisiz ve karşı koyucu boyutlarında orta düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların müdürlere yönelik güç mesafesi algıları ise katılım boyutunda orta yüksek, erişim zorluğu ve hiyerarşi boyutlarında orta düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre; öğretmenlerin güç mesafesi algıları cinsiyet, yaş ve branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken; mesleki kıdem, okul türü ve örgütsel kıdem değişkenlerine göre anlamlı olarak değişmektedir. Müdür yönetim tarzı algıları, cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir biçimde farklılaşmazken; yaş, okul türü, mesleki kıdem, örgütsel kıdem ve branş değişkenine göre anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Araştırmada, güç mesafesi alt boyutlarından katılım alt boyutunun, işbirlikli yönetim tarzı algısı üzerinde; erişim zorluğu ve hiyerarşi alt boyutlarının otoriter müdür yönetim tarzı algısı üzerinde önemli bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Güç, Güç mesafesi, Müdür, Müdür yönetim tarzı, Öğretmen
Öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile sinik davranışları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile sinik davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemi Kütahya il merkezindeki devlet liselerinde görev yapmakta olan 262 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubu belirlenen üç farklı okul türünde görev yapmakta olan 30 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Psikolojik Sermaye Ölçeği, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ve sinik davranışları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis-H analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile sinik davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Spearman Rho Korelasyon Katsayısı kullanışmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenler yüksek düzeyde psikolojik sermaye algısına sahiptir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin psikolojik sermaye alt boyutları arasında katılım yoğunluğu sırası ile güven, özyeterlilik, umut, iyimserlik, psikolojik dayanıklılık ve dışadönüklük olarak gösterilebilmektedir. Öğretmenlerin psikolojik sermayelerine ilişkin görüşleri cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumu ve okul türü boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark gösterirken; branş değişkenlerine göre istatistiksel anlamlı fark göstermemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler düşük düzeyde sinizm algısına sahiptir. Öğretmenlerin sinizm alt boyutlarına katılım yoğunluğu sırası ile Çalışanların Kararları Uygulamalara Katılımı, Performansı Düşüren Etkenler, Çalıştığı Kurumdan Uzaklaşma ve Okula Karşı Olumsuz Tutum olarak gösterilebilir. Çalışanların Kararları Uygulamalara Katılımı alt boyutundaki maddeler ters kodlanmıştır. Öğretmenlerin sinik davranışlarına ilişkin görüşleri kıdem, eğitim durumu ve okul türüne göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterirken; cinsiyet, yaş, branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark göstermemektedir. Öğretmenlerin psikolojik sermaye toplam puanları ile sinizm ile ilgili görüşleri arasında orta düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı ilişki vardır.
Okul Yöneticilerinin Tercih Ettiği Güç Kaynakları ile Öğretmenlerin Mesleki İyilik Algısı arasındaki İlişki
Bu araştırmada, okul yöneticilerinin tercih ettiği güç kaynakları ile öğretmenlerin mesleki iyilik algısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya ili merkez ilçesi ile Simav, Gediz ve Tavşanlı ilçelerindeki resmî anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 515 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Öğretmenlerin Mesleki İyilik Algısı Ölçeği ve Örgütsel Güç Kaynakları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin mesleki iyilik ve okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Okul müdürlerinin tercih ettiği güç kaynakları ile öğretmenlerin mesleki iyilik algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada edinilen bulgulara bakıldığında araştırmaya katılan öğretmenler, müdürlerinin çoğunlukla uzmanlık gücünü, uzmanlık gücünden sonra ise yasal gücü, karizmatik gücü ve ödül gücünü kullandığını, en az düzeyde ise zorlayıcı gücü kullandığını belirtmiştir. Katılımcı öğretmenlerin mesleki iyilik algılarına göre en yüksek özyeterlilik düzeylerinin, daha sonra sırasıyla mesleki işbirliği ve isteklilik düzeylerinin olduğu, en az düzeyde ise tanınma düzeylerinin olduğu belirlenmiştir. Okul müdürlerinin tercih ettiği güç kaynaklarına ilişkin öğretmenlerin görüşleri, cinsiyet ve branş değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemekte, öğretmenlerin yaşı ve mesleki kıdemine göre ise anlamlı düzeyde belirli bir farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin mesleki iyilik algılarına göre görüşleri; cinsiyet, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Branş değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Okul müdürlerinin tercih ettiği güç kaynakları ile öğretmenlerin mesleki iyilik algıları arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Anahtar kelimeler: Mesleki iyilik, öğretmen, örgütsel güç kaynakları, yönetici
Öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya il merkezindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 358 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Öğretmenlerin Mesleki Profesyonelliği Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ve tükenmişlikleri hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenler orta düzeyde bir mesleki profesyonellik algısına sahiptir. Araştırmaya katılan öğretmenler mesleki profesyonellik alt boyutları arasında en yüksek katılımı sırası ile Mesleki Duyarlılık, Duygusal Emek, Kuruma Katkı ve Kişisel Gelişim boyutlarına göstermiştir. Öğretmenlerin mesleki profesyonelliklerine ilişkin görüşleri; cinsiyet, branş, kıdem ve okuldaki toplam öğrenci sayısı değişkenlerine göre bazı boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; yaş, medeni durum, okul türü, eğitim durumu ve okuldaki toplam öğretmen sayısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler düşük düzeyde bir tükenmişlik algısına sahiptir. Öğretmenler tükenmişlik alt boyutları arasında en yüksek katılımı sırası ile Kişisel Başarı, Duygusal Tükenme ve Duyarsızlaşma boyutlarına göstermiştir. Öğretmenlerin tükenmişliklerine ilişkin görüşleri; yaş, okul türü ve kıdem değişkenlerine göre Kişisel Başarı boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, medeni durum, branş, eğitim durumu, okuldaki toplam öğrenci sayısı ve okuldaki toplam öğretmen sayısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin mesleki profesyonellik toplam puanları ile Duygusal Tükenme ve Duyarsızlaşma ile ilgili görüşleri arasında düşük düzeyde, ters yönde ve anlamlı ilişkiler varken Kişisel Başarı ile ilgili görüşleri arasında orta düzeyde, aynı yönde ve anlamlı ilişki vardır. Anahtar kelimeler: Mesleki profesyonellik, tükenmişlik, öğretmen
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evreni Kütahya il merkezi ve ilçelerindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem büyüklüğü 424 olarak belirlenmiştir. Araştırmada ilkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel lise, meslek lisesi, imam hatip lisesi öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında, Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Öğretmen Yeterlik İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeyleri çok yüksek, öğretmen yeterlik inançları boyutları olan kişisel yeterlik inançları yüksek düzeyde, genel yeterlik inançları ise orta düzeydedir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerinde yaş ve görev yeri değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin yeterlik inançlarında branş ve okul türü değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile kişisel yeterlik inançları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile genel yeterlik inançları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri yükseldikçe kişisel yeterlik ve genel yeterlik inançları yükselmektedir. Anahtar kelimeler: Öğretmen yeterlik inançları, pozitif psikolojik sermaye.
Öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ile iş-yaşam dengeleri (iş-aile çatışması, aile-iş çatışması, yaşam doyumu) arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlamıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini Kütahya il merkezinde kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde 520 öğretmen bulunmaktadır. Araştırmanın verileri, İşkoliklik Ölçeği ve İş-Yaşam Dengesi Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin yarısından fazlası işkolik eğilimler göstermemektedir. İşkolik eğilimler gösteren öğretmenler daha çok hevesli bağımlı, iş meraklısı ve en az da iş bağımlısı çalışan tipindedir. İşkolik eğilimler göstermeyen öğretmenler ise daha çok serbest (umarsız) çalışan, gönülsüz çok çalışan, yabancılaşmış uzman, rahat (gevşek) çalışan ve en az da inancını yitirmiş çalışan tipindedir. Öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyleri, iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması boyutlarıyla karşılaştırıldığında daha fazladır. İş meraklısı tipindeki çalışanların işten haz duyma düzeyleri yükseldikçe, yaşam doyumu düzeyleri de yükselmektedir. Serbest çalışan tipindeki öğretmenlerin ise işe bağlılık düzeyleri yükseldikçe, iş-aile çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri azalmaktadır, ya da işe bağlılık düzeyleri düştükçe, iş-aile çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri artmaktadır. Serbest çalışan tipindeki öğretmenlerin işten haz duyma düzeyleri yükseldikçe, aile-iş çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri azalmaktadır, ya da işten haz duyma düzeyleri düştükçe, aile-iş çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri artmaktadır. Anahtar kelimeler: İşe bağımlılık, işkoliklik, iş-yaşam dengesi, öğretmenler, yaşam doyumu
Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişki
Okul Müdürlerinin Kullandıkları Güç Kaynakları ile Öğretmenlerin Örgütsel Sessizlik Davranışları Arasındaki İlişki Bu araştırmada, okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Kütahya merkez ve ilçelerindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 552 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Okullarda Örgütsel Güç Ölçeği ve Örgütsel Sessizlik Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada katılımcıların okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ve öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Okul müdürlerinin güç tercihlerinin öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları üzerindeki etkisini belirlemek için çoklu regresyon analizi kulla¬nılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, okul müdürleri, en fazla uzmanlık gücünü, daha sonra sırasıyla yasal gücü, karizmatik gücü, ödül gücünü ve zorlayıcı gücü kullanmaktadır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına ilişkin öğretmen görüşleri; kıdem, yaş, okul türü, branş ve okulun yerleşim yeri değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermekte, cinsiyet değişkenine göre ise farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel sessizlikleri orta düzeydedir. Öğretmenlerin sessizlik davranışları, okul türü ve okulun yerleşim yeri değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermekte, cinsiyet, kıdem, yaş ve branş değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları bütün olarak değerlendirildiğinde, öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları ile orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vermektedir. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin t testi sonuçlarına göre ödül gücü, zorlayıcı güç ve karizmatik güç, öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışlarının anlamlı yordayıcılardır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları, örgütsel sessizlik toplam varyansının yaklaşık beşte birinden fazlasını açıklamaktadır. Okul müdürünün zorlayıcı güç kullanımı, öğretmenlerin sessizlik davranışlarını artırırken, uzmanlık ve karizmatik güç kullanımı sessizlik davranışlarını azaltmaktadır. Anahtar kelimeler: Güç, güç kaynakları, öğretmen, örgütsel sessizlik, sessizlik