
5.065
Arşivlenen Tez
1
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Artemisinin-pirazol hibrit yapılarının, tasarımı, sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada doğal ürün olarak Pelin bitkisinden izole edilen artemisinin molekülü ile beşli halka sistemine sahip pirazollerin kullanılarak yeni artemisinin-pirazol hibrit türevlerinin tasarımı, sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Doğal ürün artemisinin molekülü, 1970 yılında keşfedilen ve günümüzde de kullanılan en etkili sıtma ilacı olarak bilinmektedir. 2015 yılında artemisinin üzerine çalışmalarından dolayı Çinli bilim insanı Youyou Tu Nobel ödülüne layık görülmüştür. Son yıllarda sadece sıtma tedavisi için değil kanser gibi farklı hastalıkların tedavisinde de artemisinin türevlerinin etkili olduğu keşfedilmiştir. Yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu artemisinin yarı sentetik türevleri olan artesunat, artermer ve dihidroartemisinin yeni biyolojik özellikleri üzerinedir. Çalışmamızda, biyolojik önemi bilinen pirazoller ile artemisinin içeren yeni yapılar tasarlanmış ve sentezlenmiştir. Pirazol ve türevleri antikanser, anti-inflamatuar, anti-depresan ve anti-fungal olarak kullanılmaktadır. Yapısında pirazol içeren türevlerin mevcut biyolojik aktiviteyi arttırma potansiyeli söz konusudur. Bu çalışmada, ilk olarak başlangıç için gerekli propargil keton türevleri sentezlenmiştir. Elde edilen propargil keton türevlerinin hidrazinler ile tepkimesinden hidrazon ara ürünleri elde edilmiştir. Hidrazon türevleri iyot ortamında elektrofilik halkalaşma tepkimesi ile 4-iyodo pirazol türevleri sentezlenmiştir. Hibrit molekülün sentezi için gerekli yapısında aldehit bulunduran pirazollerin eldesi için Suzuki-Miyaura kenetlenme tepkimesi kullanılmıştır. Buna göre 4-iyodopirazoller ile aril boronik asit türevleri ile paladyum katalizörlüğünde kenetlenme tepkimesine sokulduğunda istenilen aldehit türevi elde edilmektedir. Son basamakta ise aldehitlerden birincil alkol ve birincil amin yapıları elde edilmiş, ve Stenligch tepkimesi ile yapısında ester ve amit köprüsü bulunduran yeni artemisinin-pirazol türevleri yüksek verimler ile elde edilmiştir. Tepkimelerde elde edilen tüm ara ürün ve ürünler spektroskopik yöntem ile karakterize edilmiştir.
Boya duyarlı güneş pili uygulamaları için karbazol ve tiyofen türevli bileşiklerin dizaynı, sentezlenmesi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, 4 adet karbazol tabanlı donör-akseptör özelliği taşıyan moleküller tasarlandı ve bu maddeler için Ullman ve Suzuki-Miyaura kenetlenme reaksiyonları kullanıldı. Elektron zengini karbazol ve π boşluk oluşturucu benzotiyofenin ve tiyofenin karbazolün N konumunda bulunan benzenin -3,-5 konumuna eklenmesi ile, cam oluşturma ve bipolar karakter özelliğine sahip olabilecek moleküller tasarlanmıştır. Elde edilen sonuç ürünler, farklı çözücüler kullanılarak Suzuki-Miyaura kenetlenme reaksiyonuna etkisi deneysel yöntemlerle araştırılmış 1H-NMR ve 13C-NMR ile yapıları aydınlatılmıştır. Ayrıca, fotofiziksel ve termal özellikleri de karakterize edilmiştir. Benzen kromoforu ile elektron veren karbazol (Carb) bölümü arasındaki elektronik kuplaj, karbazole bağlı fenil çekirdeğinin 3,5- konumlarına benzotiyofen ve tiyofen grubu bağlanarak ayarlanan ve yapıları aydınlatılan moleküller 9-(3-(benzo[b]tiyofen-2-il)-5-(benzo[b]tiyofen-3-il)fenil)-9H-karbazol (IV) (%60) 9-(3-(benzo[b]tiyofen-3-il)-5-bromofenil)-9H- karbazol (V) (%30), 9-(3,5-bis(5-kloro-2,5-dihidrotiyofen-2-il)fenil)-9H-karbazol (VI) (%76) 9-(3-bromo-5-(5-kloro-2,5-dihidrotiyofen-2-il)fenil)-9H-karbazol (VII) (%36) olarak isimlendirildi. Sentezlenen maddelerden biri olan IV numaralı maddenin, boya duyarlı güneş pili fabrikasyonu yapıldıktan sonra ölçülen güneş pili performans değerlerinin pil verimi (%n) 2,089x10-3, kısa devre akım yoğunluğu (JSC) 2,034x10-5, açık devre voltajı (VOC) 0,16 ve dolum faktörü (FF) 0,062 olduğu görülmüştür.
Pleurotus ostreatus mantarından afinite kromatografisi ile tirozinaz enziminin saflaştırılması, karakterizasyonu ve organofosfat pestisitlerinin tirozinaz enzimi üzerine etkilerinin incelenmesi
Tirozinaz (E.C. 1.14.18.1) aktif bölgesinde bakır bulunan, oksidoredüktazların üyesi olan, melanin sentezindeki hız sınırlayıcı adımı katalize eden enzimdir. Melanin, güneşten gelen ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korunmamızı sağlayan, hayvanlarda saç, göz ve cilt pigmentasyonundan birincil derecede sorumlu olan indolik yapıdaki bir heteropolimerdir. Tirozinaz, melanin sentezindeki öneminin yanında, kozmetik, tekstil, çevre, gıda ve tıp gibi çeşitli endüstriyel uygulamaları olan önemli bir enzimdir. Tez çalışması kapsamında tirozinaz enzimi yabani ve yenilebilir bir mantar olan Pleurotus ostreatus'tan sırasıyla homojenizasyon, çöktürme, diyaliz ve son olarak Sepharose-4B-L-tirozin-p-aminobenzoik asit afinite jeli kullanılarak %15,14 verimle saflaştırıldı. Enzim saflığının kontrolü, SDS ve doğal jel elektroforezleri kullanılarak yapıldı. Tirozinaz enziminin molekül kütlesi yaklaşık 97 kDA olarak tespit edildi. Tirozinaz enzimini karakterize etmek için, optimum pH ve stabil pH değerleri pH 5,5 ve pH 5,25, optimum sıcaklık değeri ise 20°C olarak belirlendi. Glifosat pestisitinin enzimin aktivitesi üzerine in vitro inhibisyon etkisi incelendi. Aktivite (%) – [I] ve Lineweaver-Burk grafikleri çizildi. Çizilen grafikler ile inhibisyon tipi yarı yarışmalı olarak belirlenerek; eğri denkleminden enzim aktivitesini yarıya düşüren inhibitör konsantrasyonu olan IC50 değeri 0,807 mM ve Lineweaver-Burk grafiğinden inhibitörün enzime olan ilgisini gösteren Ki değeri 2,97 µM olarak hesaplandı.
Metakaolen bazlı jeopolimer ile atıksulardan boyarmadde gideriminin deney tasarımı yöntemi ile incelenmesi
Bu çalışmada, MnO2 ile kaplı metakaolen bazlı jeopolimer (MKEJ) kullanılarak, sulu çözeltilerden Bismarck Kahverengi Y (BKY) boyarmaddesinin (Bazik Kahverengi 1) giderimi araştırılmıştır. Adsorpsiyon koşulları, Box-Behnken deney tasarımı (BBD) ile kesikli ve sürekli sistemlerde optimize edilmiştir. ANOVA sonuçları, adsorpsiyon verimini etkileyen kritik parametrelerin kesikli sistemde karıştırma süresi ve adsorban miktarı; sürekli sistemde ise akış hızı, hacim ve adsorban miktarı olduğunu göstermiştir. Yapılan deneysel çalışmalar sonrası kesikli sistemde adsorpsiyon verimi %96,71, adsorpsiyon kapasitesi 40,28 mg/g; sürekli sistemde ise bu değerler sırasıyla %96,14 ve 34,07 mg/g olarak bulunmuştur. Adsorpsiyon sürecinde, yalancı-ikinci-dereceden kinetik modelinin zamana bağlı verileri en iyi şekilde açıkladığı bulunmuştur. Langmuir, Freundlich ve Dubinin-Radushkevich (D-R) izoterm modelleri ile değerlendirilen denge verilerinin D-R modeline uyum gösterdiği belirlenmiştir. Adsorbanın yapısal özelliklerini belirlemek için çeşitli analiz yöntemleri kullanılmıştır. Yüzey alanlarının ölçümünde Brunauer-Emmett-Teller (BET) yöntemi, termal stabilite ve bozunma analizlerinde Termogravimetrik Analiz (TGA) ve Diferansiyel Termal Analiz (DTA) tercih edilmiştir. Kristal yapıların incelenmesinde X-ışını Kırınımı (XRD), yüzey morfolojisi ve elementel bileşim analizlerinde Taramalı Elektron Mikroskobu ve Enerji Dağılımlı X-ışını Spektroskopisi (SEM-EDX) yöntemleri kullanılmıştır. Kimyasal bağlar ve fonksiyonel grupların analizi için Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopi (FTIR) yöntemi uygulanmıştır. Sonuçlar, metakaolen bazlı jeopolimerin (MKEJ), MnO2 modifiye formunun, BKY boyarmaddesini sulu çözeltilerden etkili bir şekilde uzaklaştırabileceğini göstermiştir. Bu bulgular, önerilen materyalin düşük maliyetli ve çevre dostu bir adsorban olarak kullanılabilirliğini desteklemektedir.
Güneş pili için elektrot aktif materyal tasarımı
Bu çalışmada, elektron verici, elektron alıcı ve π boşluk oluşturucu gruplar sırasıyla; karbazol, siyanoasetik asit, tiyofen ve furan birimlerini içeren yeni organik monomerler tasarlanmış ve sentezlenmiştir. Sentezlenen 2-siyano-3-[5-(9-oktil-9H-karbazol-3-il)-tiyofen-2-il]-akrilik asit (1ThCzSA), 3-(5-{6-[5-(2-karboksi-2-siyano-vinil)-tiyofen-2-il]-9-oktil-9H-karbazol-3-il}-tiyofen-2-il)-2-siyano-akrilik asit (2ThCzSA), 2-siyano-3-[5-(9-oktil-9H-karbazol-3-il)-furan-2-il]-akrilik asit (1FuCzSA), 3-(5-{6-[5-(2-karboksi-2-siyano-vinil)-furan-2-il]-9-oktil-9H-karbazol-3-il}-furan-2-il)-2-siyano-akrilik asit (2FuCzSA) karbazol türevli monomerlerin spektroskopik karakterizasyonları FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR ile analiz edilmiştir. Karakterizasyon çalışmaları ile yapıları aydınlatılan bileşiklerin (1ThCzSA, 2ThCzSA, 1FuCzSA, 2FuCzSA) hazır alınan ve fotoanot olarak kullanılan Titan (IV) oksit (TiO2) ile Boya Duyarlı Güneş Pili (BDGP) fabrikasyonları yapılmıştır. Tüm BDGP' lerin akım-voltaj (J-V) ölçümleri, AM 1,0 G (100 mW/cm2) aydınlatma koşullarında solar simülatör cihazı gerçekleştirilmiştir. Güneş pili performansını etkileyen açık devre voltajı (Voc), kısa devre akımı (Isc), dolum faktörü (FF) ve güç dönüşüm verimliliği (%n) değerleri ölçülmüştür. Sentezlenen monomerlerden; 1ThCzSA, 2ThCzSA ve bu monomerlerin karbazol ile kopolimerleri dönüşümlü voltametri yöntemi (CV) kullanılarak indiyum katkılı kalay oksit (ITO) yüzeyinde sentezlenmiştir. Elektrokimyasal sentezler tetrabutilamonyum heksaflorofosfat (TBAPF6) ve tetraetilamonyum tetrafloroborat (TEABF4) içeren diklorometan:asetonitril (DCM:ACN) çözücü karışımlarında iki farklı ortamda gerçekleştirilmiştir. ITO yüzeyinde elde edilen filmlerin elektrokimyasal yöntemle karakterizasyonları yapılmıştır. Ayrıca bu filmlerin yüzey morfolojik özellikleri taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak incelenmiştir. Dönüşümlü voltametri yöntemi ile filmlerin redoks parametreleri, elektroaktif özellikleri ve elektrokararlılıkları incelenerek güneş pillerinde elektrot aktif materyal olarak kullanımının uygunluğu araştırılmıştır.
Bazı aril/heteroaril substitüye 1,2,4-triazolo [3,4-b]-1,3,4-tiyadiazollerin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada bazı yeni 6-substituye tiyo-3-aril/heteroaril substituye-1,2,4-triazolo[3,4-b]1,3,4-tiyadiazol bileşikleri sentezlenmiştir. Moleküllerin sentezi için ilk olarak, 3-kinolin karboksilik asit, 4-kinolin karboksilik asit, 1-naftoik asit veya 2-naftoik asit metil alkol ve sülfürik asitle reaksiyona girmesi sağlanarak karşılık gelen ester bileşikleri elde edilmiştir. Elde edilen esterlerin hidrazin hidrat ile reaksiyonu karşılık gelen asit hidrazitlerini vermiştir. Daha sonra hidrazitlerin karbon disülfür (CS2) ile bazik ortamda reaksiyona girmesiyle, potasyum ditiyokarbazinat tuzları elde edilmiştir. Elde edilen potasyum ditiyokarbazinat tuzları, hidrazin hidratla reaksiyonu sonucunda 5-substituye-4-amino-1,2,4-triazol-3-tiyol bileşiklerini vermiştir. 5-substituye-4-amino-1,2,4-triazol-3-tiyol moleküllerinin etanol içerisinde çözünmüş potasyum hidroksit ve karbon disülfür (CS2) ile reaksiyonu girmesiyle 3-substituye-1,2,4-triazolo[3,4-b]1,3,4-tiyadiazol-6-tiyol bileşikleri elde edilmiştir. Elde edilen 3-substituye-1,2,4-triazolo[3,4-b]1,3,4-tiyadiazol-6-tiyol bileşikleri substituye benzil halojenürlerle reaksiyonu sonucunda 6-((substituyebenzil)tiyo)-3-(naftil/kinolinil)-[1,2,4]triazolo[3,4-b][1,3,4]tiyadiazol bileşikleri elde edilmiştir. Sentezlenen sonuç bileşiklerinin yapıları 1H NMR, IR, 13C NMR, Kütle spektral veriler kullanılarak aydınlatılmıştır.
TiO2-polimer kompozit sistemlerinin atom transfer radikal polimerizasyonu ile sentezlenmesi ve boyar madde adsorpsiyonunda kullanılması
TiO2 termal kararlılığı, toksik olmaması ve olağanüstü optik özellikleri nedeniyle dikkat çeken bir kimyasal maddedir. Bu çalışmada, TiO2 temelli nanomalzemeler hazırlanmıştır. Hazırlanmış olan polimerler çevre duyarlılık özellikleri nedeniyle sulu çözeltilerdeki boyar madde adsorsiyonunda kullanılmıştır. TiO2 polimer matrislerde topaklanma eğilimi göstermektedir. TiO2'nin topaklanma eğilimini azaltmak için TiO2 yüzeylerinin modifiye edilmesi gerekir. Bu nedenle kullanılacak en iyi yöntem TiO2 yüzeylerine Yüzeyde Başlatılan Atom Transfer Radikal Polimerizasyonu (SI-ATRP) ile polimer zincirleri aşılamaktır. Bu tez çalışmasında, TiO2-polimer kompozit sistemleri hazırlanmıştır. İlk olarak TiO2 yüzeyleri modifiye edilerek, TiO2-Br makrobaşlatıcısı sentezlenmiştir. SI-ATRP yöntemi ile TiO2 yüzeyine polimer zincirleri aşılanmıştır (TiO2-polimer). Monomer olarak 2-(dimetilamino) etil metakrilat (DMA), N-izopropilakrilamid (NIPAM), tert-butil metakrilat (tBuMA) ve etilen glikol dimetilakrilat (EGDMA) kullanılmıştır. Asidik bloklar elde etmek için geri koruma kimyası ile PtBuMA blokları PMAA bloklarına dönüştürülmüştür. Bu monomerler kullanılarak yedi farklı kompozit sistem sentezlenmiştir. Hazırlanan TiO2-polimer kompozit sistemler, sulu çözeltide metilen mavisi boyar maddesini adsorplama çalışmasında adsorban olarak kullanılmıştır. Ön çalışmalar sonucunda en yüksek adsorpsiyon kapasitesi (q) ve adsorpsiyon yüzdesi (%W) değerlerine ulaşan TiO2-PMAA, TiO2-PDMA-b-PMAA ve TiO2-PMAA-b-PEGDMA kompozit sistemler için adsorpsiyon çalışmalarına devam edilmiştir. Adsorpsiyona boyar madde derişiminin ve adsorban miktarı değişiminin etkisi incelenmiştir. TiO2-PMAA-bPEGDMA kompozit sistemi ile üç farklı sıcaklık değerlerinde (25 °C, 35 °C, 50 °C) çalışılarak termodinamik hesaplamalar yapılmıştır. TiO2-PMAA-b-PEGDMA kompozit sistemi ile boyar madde arasındaki adsorpsiyonun Freundlich izoterm modeline ve yalancı ikinci dereceden kinetiğe uyduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda ΔG, ΔH ve ΔS gibi termodinamik parametrelerde hesaplanmıştır. Kompozit sistemler, TEM, SEM, FTIR ve TGA analizleri ile aydınlatılmaya çalışılmıştır. Boyar madde adsorpsiyon çalışmalarında UV-vis spektrofotometresi kullanılmıştır.
Amit köprülü artesunat benzotiyofen türevlerinin sentezi
Doğal bir ürün olan artemisinin molekülü, 1970 yılında Dr. Tu YouYou tarafından keşfi gerçekleştirilen ve hala günümüzde en etkili sıtma ilacı olarak kullanılmaktadır. Son zamanlarda yalnızca sıtma tedavisinde değil kanser gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Artemisininle birlikte artemisinin türevlerinin de etkili olduğu bulunmuştur. Literatür çalışmalarına bakıldığında çoğunluğunu artemisinin ve yarı sentetik türevlerinden artermer, dihidroartemisinin ve artesunat yeni biyolojik etkileri üzerinedir. Bu çalışmada, biyolojik etkisi ile önemi bilinen benzotiyofen ile amit köprülü artemisinin molekülü birleştirilerek farklı türevler sentezlenmiştir. Benzotiyofen ve türevleri, anti- inflamatuar, anti-kanser, anti-fungal ve anti-depresan biyolojik özellik göstermektedir. Yapısında benzotiyofen gibi heteroaromatik grup bulunduran türevler biyolojik etkiyi arttırdığı bilinmektedir. Çalışmamızda doğal ürün olan Pelin bitkisinden izole edilen artemisinin molekülü ile benzotiyofen kullanılarak amit köprülü artemisinin-benzotiyofen yeni türevleri tasarlanmıştır ve sentezi gerçekleştirilerek karakterizasyonu yapılmıştır. İlk olarak geliştirilen yöntemler (Elektrofilik halkalaşma tepkimesi, Sonagashira kenetlenme tepkimesi, Steglich esterleşme tepkimesi ve Suzuki Miyaura kenetlenme reaksiyonu) kullanılarak amit köprülü artesunat-benzotiyofenin bulunduğu 9 türev oldukça iyi verimler ile sentezlenmiştir. Sentezlenen final ürünlerinin molekül aydınlatması spektroskopik yöntemler ile teşhis edilmiştir.
Manyetik nano parçacıkların kontrollü sentezi ve yüzey modifikasyonu ile polimerleşme tepkimelerinde kullanılması
Bu çalışmada, öncelikle manyetik nanopartiküller, boyut ve yapı kontrollü olarak sentezlendi. Bu tezin ana amacı manyetik nanopartiküllerin fonksiyonalitesini arttırmak ve aglomerasyonu engellemektir.Yüzey fonksiyonel nanopartiküller polimerleşme tepkimelerinde başlatıcı olarak kullanıldı.Ferrit yapıları olarak Fe3O4, CoFe2O4, NiFe2O4, ZnFe2O4 ve jeotit tercih edildi. Daha sonra bu yapılar üzerinde yüzey fonksiyonel gruplar sol-jel reaksiyonu ile sağlandı. Çalışmanın son aşamasında hazırlanmış olan yüzey fonksiyonel ferrit yapıları kontrollü ATRP yöntemi ile hibrit bileşiklere dönüştürüldü. Polimer yapısı olarak ise poli(metilmetakrilat) ve poli(vinilprolidon) tercih edildi.Elde edilen parçacıkların termal özellikleri TGA ve DTA analizleri ile belirlendi. SEM, EDX, XRD ve FT-IR teknikleri kullanılarak da nanopartiküllerin boyut, bilesim ve yapısal özellikleri incelendi. Manyetik karakterizasyon için VSM tekniği kullanıldı.Anahtar Kelimeler; Manyetik nanopartikül, yüzey modifikasyonu, ATRP.
Bisfenol A'nın nano- TiO2 ile fotokatalitik parçalanması ve yıkım ürünlerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında; endokrin bozucu bir kimyasal olan bisfenol A?nın (BPA), Mn katkılanmış ve Mn katkılanmamış TiO2 ile UV ve görünür bölge ışık altında fotokatalitik parçalanması araştırıldı. Sol-jel metoduyla sentezlenen katalizörlerin kristal büyüklüğü ve yüzey morfolojisi: XRD, SEM, BET ve partikül boyut dağılım analizleri yapılarak belirlendi. Fotodegradasyon etkinliği; katkılanan Mn oranı (%1-10), süspanse edilen katalizör miktarı (%0.05-0.25), ışınlama süresi (60-480 dk), başlangıç BPA derişimi (10-50 mg/L), pH(2-10), ışık şiddeti (10 000-50 000 Lux) ve organik-inorganik matriks etkisi olmak üzere farklı parametreler kullanılarak belirlendi. Optimum koşullar altında hem UV ışık hem de görünür bölge ışık altında yapılan ışınlamalar sonucunda, BPA?nın %90?nın üzerinde mineralize olduğu görüldü.Fotokatalitik parçalanma etkinliği UV-Vis, TOC ve kromatografik ölçümler yapılarak izlendi. BPA?nın Langmuir-Hinshelwood modeline göre yıkım kinetiği birinci dereceden bulundu. Mineralizasyon süresince oluşan ortam ara ürünleri HPLC ve LC-MS analizleri ile tanımlandı ve parçalanmasına ilişkin olası bir model önerildi. Keywords: Bisphenol-A, nano TiO2, Mn doped TiO2, HPLC, LC-MS
Flor sübstitüe dendritik ftalosiyaninlerin sentezi ve karakterizasyonu
Ftalosiyaninler kimyasal ve fiziksel özelliklerinden dolayı gaz sensör, güneş pili, katalitik reaksiyonlar ve fotodinamik terapi gibi birçok kullanım alanına sahiptir. Üç boyuta sahip olan dendrimerler çok önemli makromoleküller olup çok farklı teknoloji alanlarında kullanılmaktadır. Bu nedenle elektron çekici gruplara sahip olan dendritik ftalosiyaninler büyük ilgi görmektedir. Bu çalışmada 2 farklı elektron çekici sübstitüent içeren dendritik ftalosiyaninler çalışıldı. 1 ve 2 bileşiği K2CO3 varlığında hidrokinon ile 3-(triflorometil)klorbenzen veya 3,5-bis(triflorometil)klorbenzenin DMSO?da ısıtlmasıyla sentezlenmiştir. 3 ve 4 dendritik ftalonitriller 1 veya 2 bileşiği ile 4-nitroftalonitrilin DMF?de K2CO3 varlığında oda sıcaklığında tepkimesi sonucunda sentezlenmiştir. 5 ve 6 dentritik rutenyum ftalosiyaninler, 3 ve 4 bileşikleri ile [RuCl2(DMSO)4], DMF`de DBU varlığında 180 0C de tetramerizasyonuyla sentezlenmiştir. Hazırlanan bu bileşikler 1H-NMR, UV-VIS ve IR spektroskopi yöntemleriyle karakterize edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ftalosiyaninler, Flor Sübstitüye Ftalosiyaninler, Dendritik Ftalosiyaninler, Rutenyum
Polibenzoksazinlerin sentezi ve sol-jel uygulamaları
Bu çalışmanın amacı, polibenzoksazinleri sentezlemek ve farklı oranlarda tetraetil ortotitanat içeren sol-jel hibrit polimerleri hazırlamak ve bu polimerleri ısısal olarak incelemek ve bunları ileri uygulamalar için öncü olarak kullanmaktır. Bu çalışmada öncelikle bisfenol-A, paraformaldehit ve 1,2-diaminoetan, 1,4-diaminobütan, 1,6-diaminohekzan, 1,8-diaminooktan, 1,10-diaminodekan ve 1,12-diaminododekan kullanılarak farklı polibenzoksazinler kondenzasyon polimerizasyonu ile çözücü varlığında sentezlendi. Sentez kloroform içinde ve oda sıcaklığında gerçekleştirildi. Daha sonra bu polimerler 120 °C ve 240 °C sıcaklıkta işlendikten sonra halka açılma tepkimesi sonucu çapraz bağlı polimerler elde edildi. 1,12-diaminododekan kullanılarak sentezlenen polimerler hacimce dört eşit parçaya ayrıldı. Son olarak bu polimerlere hidroklorik asit ortamında hacimce %1, %3, %5 ve %10 oranında tetraetilortotitanat (TEOT) eklendi ve hibrit polimerler sol-jel yöntemi ile hazırlandı. Eklenen hidroklorik asit hacimce TEOT ile eşdeğer miktarda tercih edildi. ANAHTAR KELİMELER: Benzoksazin, polibenzoksazin, sol-jel hibrit.
Fonksiyonel polioksometalatların sentezi ve poliüretan kompozitlerinde uygulanması
Bu çalışmanın amacı, hidrotermal sentez yöntemi ile, polimerik kompozit sentezlerinde kullanılabilecek, Keggin yapısında polioksometalatların, sentezi ve dielktrik özelliklerinin iyileştirilmesidir. Bu tezde, üç farklı kompozisyonda, keggin yapısında polioksometalatlar amonyumheptamolibdat ve farklı metal iyon tuzlarından hidrotermal solvent sentez metodu ile sentezlendi. Daha sonra Poliüretan-POM nanokompozitler karıştırma ve in-situ polimerizasyon teknikleri ile hazırlandı. Hazırlanan poliüretan nanokompozitler yapı, morfoloji ve termal özellikleri yönünden karakterize edildi. Sağlanan örneklerin mikroyapı ve morfolojileri x-ray difraksiyon (XRD), enerji dispersif x-ray spektrofotometreli taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile çalışıldı. Elde edilen polimerlerin ve polimerik kompozitlerin termal özellikleri, TGA, DTA ve DSC analizleri ile sağlanmıştır. Boyut ve bileşim analizleri SEM ve EDX teknikleri kullanılarak belirlenmiştir.
Malatyanın farklı yörelerinde yetiştirilen bazı kırmızı renkli meyvelerin mineral madde miktarlarının ICP (İndüksiyonla Eşleşmiş Plazma) ile tayini ve yöntemin validasyonu üzerine çalışmalar
Bu çalışmada, ülkemiz ekonomisi ve insan sağlığı açısından yüksek değere sahip Malatya ilimize bağlı ilçelerde yetiştirilen kırmızı renkli meyvelerin (çilek, kiraz ve üzüm) toplam element içeriklerinin ICP-OES( İndüksiyonla Eşleşmiş Plazma Optik Emisyon Spektrometrisi) ile tayini yapılmıştır. Doğru örnekleme için Malatya ilinde yaygın olarak kırmızı meyve yetiştiriciliği yapan Yeşilyurt, Kale ve Arapgir ilçelerinden meyveler ve tüm meyve örneklerinin toprak ve yaprak numuneleri de bütünü temsil edecek şekilde toplanmıştır. Tüm örneklerindeki toplam element analizleri için; mikrodalga sisteminde asit hacmi, sıcaklık, örnek miktarı, güç, zaman gibi parametrelerin optimizasyonları; NIST 1547, IAEA 359, NCS DC 73319 üç sertifikalı referans materyaller ile belirlenmiştir. Meyve ve yaprak örnekleri için; HNO3: H2O2 (6:3), toprak örnekleri için ise HNO3:H2O2:HF (3:9:2) karışımının uygun olduğu belirlenmiştir. Analiz bulguları sonucunda, kiraz bahçelerinin meyve, yaprak ve toprak örneklerinin kalsiyum ve potasyum içeriklerinde herhangi bir noksanlık bulunmadığı tespit edilmiştir. Üzüm meyvesi (K: 2644 mg/kg, Mg: 198.380 mg/kg), toprağında (K: 1645.476 mg/kg, Mg: 7927.515 mg/kg) ve yaprağında (K: 2473.775 mg/kg, Mg: 2420.0975 mg/kg); çilek meyvesi (K: 3242 mg/kg, Mg: 753.903 mg/kg), toprağında (K: 6378.597 mg/kg, Mg: 9025.412 mg/kg) ve yaprağında (K: 5684.332 mg/kg, Mg: 2673.177 mg/kg) olarak belirlenmiştir. Bu değerlere göre bahçelerin belirtilen sınır değeri üzerinde K ve Mg içerdiği bulunmuştur. Diğer meyve, toprak ve yaprak analiz bulgularında ise, besin elementleri bakımından herhangi bir noksanlık bulunmamasına rağmen, üzüm meyvesi (Fe: 95.375 mg/kg), toprağı ( Fe: 170.85 mg/kg) ve yaprağında (Fe: 105.760 mg/kg) belirlenen sınır değerleri aşan Demir (Fe) içerdiği tespit edilmiştir. Ağır metal yönünden incelendiğinde ise krom, kurşun, kadmiyum (Cr, Pb, Cd) yönünden kirlilik gözlenmemiştir. ICP-OES ile metal analizlerinde validasyon parametreleri; doğruluk (% Geri kazanım), kesinlik (%RSD), korelasyon katsayısı, LOD (Gözlenebilme Sınırı) ve LOQ (Tayin Sınırı) belirlenmiştir.
p-hidroksibenzaldehit türevli azo-imin bileşiklerinin ester türevlerinin eldesi, spektroskopik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, birinci basamakta p-hidroksibenziliden anilin sentezi ve ikinci basamakta p-hidroksibenziliden anilin ile p-metil anilin, p-hidroksi anilin, p-klor anilin, p-flor anilin, anilin, p-nitroanilin diazonyum tuzları ile kenetlenme tepkimesi sonucu azo-imin gruplu boyarmaddelerin eldesi gerçekleştirilmiştir. Üçüncü basamakta elde edilen boyarmaddelerin inert atmosferde önce metalik sodyum ve daha sonra akriloil klorür ile etkileştirilmesi sonucu (E)-4-[[[4-[4'-metil fenilazo) fenil] imino] metil] fenil-2-propenoat, (E)-4-[[[4-[4'-hidroksi fenilazo) fenil] imino] metil] fenil-2-propenoat, (E)-4-[[[4-(fenilazo) fenil] imino] metil] -fenil-2-propenoat, (E)-4-[[[4-[4'-kloro fenilazo) fenil] imino] metil] fenil-2-propenoat, (E)-4-[[[4-[4'-nitro fenilazo) fenil] imino] metil] fenil-2-propenoat içeren altı yeni azo-azometin boyarmaddeleri sentezlenmiştir. Bu bileşiklerin, erime noktası, elementel, UV-Vis ve IR analizlerinin yanı sıra, 1H-NMR ve 13C-NMR spektroskopileri ile yapıları aydınlatılmıştır. Ayrıca, deneysel veriler, yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) hesaplamaları ile desteklenmiştir. Bileşiklerin FT-IR ve UV-Vis spektrumları ile ilgili deneysel veriler teorik sonuçlarla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Bileşiklerin temel durum geometrileri 6-311++g(2d,2p) temel seti ile B3LYP hibrit fonksiyoneli kullanılarak belirlenmiştir. DFT kullanılarak sınır moleküler yörünge enerjileri, bant aralığı enerjileri, kimyasal sertlik ve elektronegatiflik gibi bazı kimyasal reaktivite parametreleri hesaplanmış ve deneysel veriler ile karşılaştırılmıştır. Çözücülerin dipol momenti ve polariteleri ile bileşiklerin absorpsiyon dalga boyu arasında önemli bir ilişki gözlenmiştir. Azo-azometin boyarmaddelerinin akriloil türevleri, 1:1 Molar oranında metalik sodyum ve akrilol klorür ile etkileştirilerekelde edilmiş ve yapıları elementel analiz, IR, UV-Vis, 1H-NMR ve 13C-NMR spektroskopisi kullanılarak aydınlatılmıştır.
Immobilize metal afinite kromatografisinde şelatlayıcı karakterinin adsorpsiyona etkisi
Kriyojellerin kromatografik işlemlerde bilim adamları tarafından son zamanlarda fazlaca tercih edilmesi bu polimerleri oldukça popüler hale getirmiştir. Bu yapılardan sürekli ve kesikli sistemlerde adsorban olarak yararlanılmaktadır. Bu çalışmada poli(2- hidroksietilmetakrilat-glisidil metakrilat), poli(HEMA-GMA), kriyojeller sentezlenmiş ve sonrasında p-amino benzoik asit ve p-amino piridin bileşikleri yapıya ligand olarak bağlanmıştır. Son aşamada ise kriyojellere Cu(II), Ag(I) ve Zn(II) iyonları immobilize edilmiş ve bu yapılar sulu sistemlerden insülin molekülünün adsorpsiyonunda kullanılmıştır. En yüksek insülin adsorplama performansı p-amino piridin ligandının bağlı olduğu ve Cu(II) iyonlarının immobilize olduğu kriyojelde gözlemlenmiştir. Kriyojellerin insülin adsorpsiyonu değişen pH, etkileşim süresi, başlangıç insülin derişimi, sıcaklık ve iyonik şiddet koşullarında test edilmiştir. Kriyojellerin karakterizasyonu için; şişme testi, Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FT-IR) analizi, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizi, termal analiz, yüzey alanı analizi, elementel analiz ve Bilgisayarlı Mikrotomografi (μCT) analizi yapılmıştır. Kriyojellerin adsorplama kapasitesi yaklaşık olarak 242 mg insülin/g kriyojel olarak hesaplanmıştır. Adsorpsiyon işlemi, Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon modelleri üzerinden analiz edilmiş ve Langmuir adsorpsiyon modelinin daha uygun olduğu belirlenmiştir. Adsorpsiyon kinetiğinin ise yalancı-ikinci derece modele uygun olduğu tespit edilmiştir.
Platin elektrot yüzeyinin kromat iyonu ile kısmi inhibisyonu yöntemi kullanılarak mikro ve nano gözenekli elektrot dizilerinin hazırlanması
Bu çalışmada ticari olarak temin edilen mikro boyuttaki platin elektrot ile dönüşümlü voltametri (CV) ve doğrusal taramalı voltametri (LSV) yöntemleri uygulanarak yüzey düzgünlüğünün tespit edilmesinde kullanılacak yöntem belirlenmiştir. Dönüşümlü voltametri yöntemi kullanılarak kaplama için gerekli parametreler optimize edilmiştir. Lazer çekme yöntemi ile mikro ve nano gözenekli platin elektrotlar üretilmiştir. Üretilen elektrotların görüntüleri elde edilmiştir. Ticari olarak temin edilen ve üretilen mikro ve nano elektrotların, ferrosen ortamında alınan voltamogramlarına ait akımlar yardımı ile yaklaşık yarıçap büyüklükleri hesaplanmıştır. Ticari, mikro ve nano gözenekli platin elektrotlar dönüşümlü voltametri yöntemi kullanılarak kromat iyonu kaplaması yapılmıştır. Ticari, mikro ve nanoelektrot dizilerine ait potansiyel-akım değerleri karşılaştırılmıştır. Taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile nanoelektrotların yüzey görüntüleri alınmıştır.
(E)-2-((sübstitüebenziliden)amino)-3a,4,7,7a-tetrahidro-1H-4,7-epoksiindol-1,3(2H)-dion bileşiklerinin sentezi ve yapılarının spektroskopik yöntemlerle aydınlatılması
Bu çalışmada, çıkış maddesi olarak maleik anhidrit'in furan ile etkileştirilmesi sonucu diels-alder tepkimesiyle bisiklo bileşiği sentezlendi. Bu bileşiğin hidrazin hidrat ile etkileşitirilmesi ile N-amino grubu içeren imin bileşiği sentezlendi. Elde edilen N-amino imit bileşiğinin substitue benzaldehit türevleri ile Schiff bazı bileşikleri sentezlendi. Elde edilen bu bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemler (FT-IR, 1 H, 13 C–APT, HETCOR, NOESY, COSY NMR ve LC-MS) kullanılarak aydınlatıldı.
Bazı yeni pirazol halkası içeren azo-Schift bazı türevlerinin sentezi ve spektroskopik özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında azo grubu ve pirazol halkası içeren amin türevleri [(E)-4-((E)-fenildiazenil)-N3-(4-nitrobenziliden)-1-fenil-1H-pirazol-3,5-diamin] ile, 1:1 molar oranında p-nitrobenzaldehit'in kondenzasyon reaksiyonu sonucunda yeni Schiff bazları sentezlenmiştir. İkinci aşamada başlangıç maddesi olarak (E)-4-(fenil)-1H-pirazol-3,5-diamin türevleri ile p-nitrobenzaldehitin 1:2 molar oranında kondenzasyon reaksiyonu sonucunda yeni Schiff bazları sentezlenmiştir. Bileşiklerin yapıları IR, UV-Vis, 1H-NMR ve 13C-NMR spektroskopik yöntemleri kullanılarak karakterize edildi. UV-vis spektral verileri farklı polarite ve pH değerlerine sahip Etanol, Kloroform, N,N-dimetilformamid (DMF; pH=2 ve pH=12) kullanılarak elde edildi. Ayrıca, deneysel spektral analizler, b3lyp/cc-pvtz yöntemi kullanılarak Yoğunluk Fonksiyonel Teorisine (DFT) dayalı teorik hesaplamalar ile desteklendi. Yapısal analizler, titreşim frekansları, UV ve NMR hesaplamaları, aynı teorik çalışmalar kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, HOMO-LUMO enerjileri kullanılarak kimyasal sertlik ve elektronegatiflik gibi elektrokimyasal veriler hesaplanmış ve analiz edilmiştir.
Elektrospinleme yöntemiyle grafen katkılı seramik nanolif üretimi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada elektrospinleme yöntemiyle grafen katkılı seramik bakır oksit nanolif üretimi amaçlanmıştır. Elektrospinleme yöntemiyle nanolif üretimine uygun çözelti hazırlamak için polivinil alkol, grafen oksit ve bakır asetat sulu çözeltisi sol-jel yöntemiyle hazırlanmıştır. Hazırlanan farklı içerikteki çözeltiler elektrospinleme yöntemi ile spinlenerek nano boyutta lif üretimi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen lif yapıya 400 °C'de kalsinasyon işlemi uygulanmıştır. Polimer, seramik ve kompozit nanolifler üretilmiştir. Üretilen nanoliflerin termal karakterizasyonu; diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC), termogravimetrik ve diferansiyel termal analiz (TGA/DTA) ile yüzey karakterizasyonu taramalı elektron mikroskop yöntemi (SEM) ile yapısal karakterizasyonu ise Fourier Transform Infrared spektrometresi (FT-IR) ile yapılmıştır. Kalsinasyon işleminden sonra kalan ürün için de yüzey karakterizasyonu ve yapısal karakterizasyon işlemleri uygulanmıştır. Kalsinasyon öncesi ve sonrası sonuçlar birlikte değerlendirilerek naonoliflerin karakterizasyonu yapılmıştır.
Bazı lantanid grubu metal katyonlarının tek ve karışık ligand komplekslerinin sentezi ve yapısal karakterizasyonları
Lantanid ve Aktinid yarı grublarına ait katyonların koordinasyon bileşiklerinin sentezi ve bu bileşiklerin yapısal özelliklerinin incelenmesine dair çalışmalar çok yenidir. Lantanid yan grubu metal katyonlarının organik ligandlarla yapmış olduğu kompleks yapıları üzerine çalışmalara olan ilgi son yıllarda artmıştır. Geçiş metal katyonlarının koordinasyon bileşikleriyle kıyaslandığında lantanit katyonlarının koordinasyon bileşikleri çok geç keşfedilmişlerdir. Ancak lantanit komplekslerinin gösterdikleri fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından geçiş metallerine göre farklanmaları önemlerini artırmaktadır. Bu metal katyonlarının sahip olduğu +3 yükseltgenme basamağı ve yarıçaplarına bağlı olarak gösterdikleri yüksek koordinasyon sayısı, metal katyonu çevresine bir çok organik ligandın koordinasyonuna kolaylık sağlamaktadır. Anyonik veya nötral özellikli organik ligandlarla yapılan saf metal-organik ligand kompleksleri pek çok özellikleri açısından önemli özelliklere sahiptir. Bu tez çalışması kapsamında, Evropiyum(III), Terbiyum(III), Holmiyum(III), Erbiyum(III) ve İtterbiyum(III) nadir toprak elementlerinin Asesülfam K-Nikotinamid/N,N-dietilnikotinamid ligandlarını içeren karışık ligandlı koordinasyon bileşikleri sentezlenerek yapıları; elementel analiz, fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), termogravimetrik analiz (TGA/DTA), katı ultroviyole-görünür bölge spektroskopisi (UV-VIS), kütle spektroskopisi (GC-MS) ve erime noktası tayini yöntemleriyle aydınlatılmaya çalışıldı. Bu sonuçlara göre sentezlenen komplekslerin molekül formülleri aşağıdaki gibi önerilmektedir: (I) [Eu(C4H4NO4S)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (II) [Tb(C4H4NO4S)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (III) [Ho(C4H4NO4S)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (IV) [Er(C4H4NO4S)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (V) [Yb(C4H4NO4S)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (VI) [Eu(C4H4NO4S)2(C6H6N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (VII) [Tb(C4H4NO4S)2(C6H6N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (VIII) [Ho(C4H4NO4S)2(C6H6N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (IX) [Er(C4H4NO4S)2(C6H6N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S) (X) [Yb(C4H4NO4S)2(C6H6N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (XI) [Eu(C4H4NO4S)2(C10H14N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (XII) [Tb(C4H4NO4S)2(C10H14N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O (XIII) [Ho(C4H4NO4S)2(C10H14N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S) (XIV) [Er(C4H4NO4S)2(C10H14N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S) (XV) Yb(C4H4NO4S)2(C10H14N2O)2(H2O)2](C4H4NO4S).H2O
Dna seçici mikrokürelerin sentezi ve karakterizasyonu
Moleküler baskılama, hedef molekül hafızalı polimerler sentezlemek ve bu sayede de hedef moleküllere karşı seçici materyaller üretmek için bilim insanları tarafından son yıllarda oldukça fazla kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı 6 farklı canlı türünden elde edilen DNA moleküllerini Poli(Glisidil metakrilat), Poli(GMA), mikrokürelerine baskılamak ve bu polimerelere her canlı DNA'sı için ayrı seçicilik kazandırmaktır. Polimerlerin karakterizasyonu için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Frouer Dönüşümlü İnfrared Spektroskopisi (FT-IR), Termal Analiz ve Lazer Taramalı Konfokal Mikroskop Analizi yapılmıştır. DNA baskılanmış polimerlerin seçiciliklerini kıyaslamak için konfokal mikroskop görüntüleri ve GC-MS kütle analizleri yapılmıştır.
İndol-3-karboksialdehit ve indol-5-karboksialdehitten başlayarak yeni tiyadiazol türevli Schiff bazlarının eldesi
Bu çalışmada, literatürde yer almayan indol ve tiyadiazol grubu içeren ve biyolojik olarak aktif olabileceği düşünülen yeni Schiff bazlarının eldesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda toplamda 10 farklı, indol-3-karboksialdehit ve indol-5-karboksialdehit ile 1,3,4-tiyadiazol bileşiklerinin (2,5-dimetoksi sinnamik asit, 3,4-dimetoksi sinnamik asit, 2-nitro sinnamik asit, 3-nitro sinnamik asit, 4-nitro sinnamik asit) kondenzasyonu sonucu Schiff bazları sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin kimyasal yapıları IR, UV-Vis, 1H-NMR, 13C-NMR, spektroskopik yöntemleri ve elemental analiz ile incelenmiştir.
Aminotiyofen grubu içeren amit bileşiklerinin sentezi ve yapılarının spektroskopik yöntemlerle aydınlatılması
Aminotiyofen grubu içeren bileşiklerin, farmakolojik özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Literatürde bu tür bileşiklerin lokal anestetik, antimikrobiyal, antiinflamatuar etkiye sahip oldukları ve yaygın olarak kullanıldıkları görülmektedir. Aminotiyofen grubu içeren amit bileşiklerinin fazla çalışılmadığı görülmüştür. Bu nedenle, aminotiyofen grubu içeren bazı amit bileşiklerinin sentezlenmesi ve bu alanda yeni maddelerin literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, 3,3,5,5-tetrametilsiklohekzanon bileşiğinin malononitril ve kükürt ile etkileştirilmesi sonucu 2-amino-5,5,7,7-tetrametil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo[b]tiyofen-3-karbonitril (1) bileşiği ve 1-metilpiperidin-4-on bileşiğinin de metil-2-siyanoasetat ve kükürt varlığında etkileştirilmesi ile metil-2-amino-6-metil-4,5,6,7-tetrahidrotiyeno[2,3-c]piridin-3-karboksilat (2) bileşiği Gewald yöntemiyle sentezlenmiştir. Sentezlenmiş olan bu 2-aminotiyofen türevi bileşikler (1 ve 2) 2,3,4-konumlarında mono nitro ve 2,3,4 konumlarında mono klor grubu içeren benzoil klorür bileşikleri ile etkileştirilerek amit bileşikleri sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları FTIR, 1H NMR, 13C APT, MS spektrumları yardımıyla açıklanmıştır.
Kestane kabuğu/ Nano- Fe3O4 biyokompoziti ile sulu çözeltilerden parlak mavi G boyar maddesinin giderimi
Bu çalışmada, doğada bol miktarda bulunan kestane kabuğu Fe3O4 ile bir araya getirilmiş ve tekstil endüstrisinde kullanılan Parlak Mavi G (PMG) boyar maddesinin sulu çözelti ortamından uzaklaştırılmasında biyosorban olarak kullanılabilirliği incelenmiştir. Biyosorpsiyon koşullarını belirlemek için kesikli sistemde; çözelti pHʼı, sıcaklık, biyosorban miktarı, temas süresi, sürekli sistemde ise; akış hızı, biyosorban miktarı ve kırılma noktası parametreleri araştırılmıştır. Çalışmada deneysel verilerden elde edilen sonuçlar kinetik ve izoterm modeller ile değerlendirilmiştir. Kestane kabuğu/ Nano-Fe3O4 (KK/N-Fe3O4) biyosorbanın SEM, Mösbauer, BET, Zeta potansiyeli ve FTIR ile karakterizasyonu yapılmıştır. Optimum biyosorpsiyon koşullarında KK/N-Fe3O4' nün gerçek atıksu ortamındaki biyosorpsiyon performansı araştırılmıştır.
Geçiş metal kompleks katyonlu heptaborat yapıların sentezi ve karakterizasyonu
Geçiş metal kompleks katyonlu heptaborat yapılar sentezlendi elementel analiz, erime noktası tayini, FT-IR, TGA/DTA analizi, UV analizi, X-ışını kırınımı (XRD) analiz metotları kullanılarak karakterize edildi. Heptaborat tuz yapılarının infrared spektrumları ile özellikle geçiş metal kompleksinin varlığını gösteren (-M-N)phen ve (-M-N)prid gerilme titreşimlerine ait pikler teyit edildi. Heptaborat yapısının karakteristik gerilme titreşimleri olarak yapılarda mevcut B-OH bağlarına ait -OH gerilme titreşimleri ve yapılardaki dört adet trigonal borat molekülünün varlığını teyit eden asimetrik ve simetrik gerilme titreşimlerinin keskin şiddetli pikler olarak ortaya çıktıkları tespit edildi. Dengeleyici katyonu geçiş metal katyon olan anyonik heptaborat tuz yapılarının termal analiz bozunma eğrileri alındı. Genellemek gerekirse benzer bozunma basamakları sergileyen moleküllerin bozunma basamakları, bozunma ürünleri ve son bozunma ürünlerine dair veriler elde edildi. Moleküllerin benzer bozunma karakterlerine bağlı olarak tüm yapılarda öncelikle koordinasyon küresinin dışarısında yerleşik olan hidrat sularının tek basamakta yapılardan uzaklaştıkları görülmektedir. Genelde moleküllerin hidrat suyu kaybına ait bozunma basamağının deneysel ve teorik kütle kayıplarının uyum içerisinde olduğu gözlemlendi. Heptaborat tuz yapılarının ikinci bozunma basamağı olarak, tüm yapılarda heptaborat halkasında bulunan -OH gruplarının su buharı şeklinde uzaklaşmasına atfedilebilecek miktarlarda suyun uzaklaşması saptandı. Bu bozunma basamağının tüm yapılarda tek basamakta gerçekleştiği ve ilgili deneysel teorik kütle kayıplarının birbiri ile uyumlu olduğu görüldü. Metal katyon kompleksli heptaborat tuz yapılarının son bozunma basamağı olarak organik ligandların yanarak bozunmaları gözlemlendi. Metal oksit/bor oksit kalıntılarının yapılan toz XRD verileri son bozunma ürünleri olarak görüldü. Yapılan karakterizasyon uygulamaları sonucunda elde edilen bileşik formülleri aşağıdaki gibi önerilmiştir: [Mn(C12H8N2)2(C5H5N)2](B7O9(OH)5).2H2O (I) [Co(C12H8N2)2(C5H5N)2](B7O9(OH)5).2H2O (II) [Ni(C12H8N2)2(C5H5N)2](B7O9(OH)5).2H2O (III) [Cu(C12H8N2)2(C5H5N)2](B7O9(OH)5).2H2O (IV) [Zn(C12H8N2)2(C5H5N)2](B7O9(OH)5).2H2O (V) [Cd(C12H8N2)2(C5H5N)2](B7O9(OH)5).2H2O (VI)
Polivinil alkol (PVA) esaslı kitosan katkılı nanoliflere, inula viscosa bitki özütünün yara iyileştirici etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada elektrospinleme yo ntemiyle kitosan (CS) katkılı polivinil alkol (PVA) ile inula viscosa (IV) o zu tu kullanılarak yara iyileştirici nanolifler u retmek amaçlanmıştır. Çalışmada medikal amaçlı nanolif üretmek üzere polivinil alkol (PVA) ve kitosan birlikte kullanılmıştır. Ayrıca bu karışıma inula viscosa (IV) özütleri katılarak elektrospinleme yöntemi ile nanolifler elde edilmiştir. İnula viscosa bitkisinin özütünü elde etmek için ekstraksiyon işlemi dört farklı ortamda yapılmıştır. Farklı ortamlarda elde edilen inula viscosa bitki özütlerindeki etken maddeler Gaz Kromatografi Kütle Spektrometri (GC-MS) ile tespit edilmiştir. Yüksek vizkoziteye sahip olan kitosan ile PVA farklı ağırlık oranlarında uzun süre karıştırılarak jel halinde çözeltiler elde edilmiştir. Hazırlanan çözeltilerden elektrospinleme ile elde edilen nanoliflerin taramalı elektron mikroskobu ile analizleri yapılarak, yüzey görünümleri değerlendirilmiştir. Daha sonra PVA/CS (%2 asetik asit) jel çözeltisine inula viscosa bitki özütünden farklı oranlarda ilave edilerek elektrospinleme işlemi yapılmıştır. Her bir nanolif üretimi planlanırken gerekli parametreler optimize edilmiştir. Elde edilen farklı oranlara sahip bütün nanoliflerin taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile yüzey karakterizasyonu, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrumu (FT-IR) ile yapısal karakterizasyonu, Termogravimetrik ve Diferansiyel Termal Analiz (TGA/DTA) ile termal karakterizasyonu yapılmıştır. PVA/CS nanolif ile farklı oranlarda inula viscosa özütü içeren PVA/CS/IV nanoliflerinin antibakteriyel aktiviteleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Seramik nanolif esaslı elektrokimyasal hidrojen peroksit ve glukoz sensörlerinin geliştirilmesi
Bu çalışmada elektrospinleme yöntemi ile nanolif yapısında grafen, paladyum ve gümüş gibi katalitik etkiye sahip maddeler içeren kompozit seramik malzemeler hazırlanıp, bu nanoliflerin kül fırınında kül haline getirilmesi ve camsı karbon elektrot yüzeylerine modifiye edilerek; Hidrojen peroksit ve Glukoz duyarlı sensör geliştirilmesi amaçlanmıştır. Grafen oksit (GO) destekli paladyum-gümüş nanokompozit malzemeler elektrokimyasal sensör uygulamalarında katalizör olarak kullanılmıştır. Düşük maliyetli ve yüksek performanslı nanokompozit malzemelerin kullanılmasıyla etkin ve enzimsiz elektrokimyasal sensörler geliştirilmiştir. Elektrospinleme yöntemiyle nanolif üretebilmek için grafen oksit, gümüş nitrat ve paladyum klorür, polivinil alkol çözeltisine eklenerek sol-jel yöntemiyle PVA/GO/PdAg çözeltileri hazırlanmıştır. Farklı oran ve içerikte hazırlanan çözeltiler elektrospinleme yöntemi ile spinlenerek nano boyutlarda lifler üretilmiştir. Elde edilen nanolifler 400°C sıcaklıkta kalsine edilmiştir. Hazırlanan nanokompozit malzemelerin karakterizasyonları Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Ayırımı Spektroskopisi (EDS), Fourier Dönüşümlü Infrared Spektroskopisi (FTIR), Termo-gravimetrik Analiz (TGA/DSC), Geçirimli Elektron Mikroskobu (TEM) ve X-Işını Kırınımı (XRD) yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Karakterizasyon işlemleri tamamlanan nanokompozit malzemeler kullanılarak dimetilformamid (DMF) içerisinde GO/PdAg/DMF süspansiyonu hazırlanmıştır. Hazırlanan bu süspansiyonlar katalizör süspansiyonu olarak sensör uygulamalarında camsı karbon elektrot üzerine uygulanmıştır. Sensör çalışmalarında hidrojen peroksit (H2O2) ve glukoz hedef moleküller olarak kullanılmış, H2O2 ve glukoz miktarlarının tayinleri amperometrik yöntem ile yapılmıştır. Bu yöntemde, temizlenmiş camsı karbon elektrot yüzeyi, hazırlanan GO/PdAg/DMF süspansiyonu ile modifiye edilerek elektrokimyasal sensör yüzeyleri elde edilmiştir. Hazırlanan yüzeyler daha sonra üç elektrotlu elektrokimyasal hücreye yerleştirilerek sabit bir potansiyel altında sensör performansları; kalibrasyon duyarlılığı, doğrusal çalışma aralığı, tekrarlanabilirlik ve raf ömrü açısından incelenmiştir. Tasarımı gerçekleştirilen enzimsiz hidrojen peroksit sensörünün doğrusal çalışma aralığı 0,05-65 mM için; doğrusal korelasyon katsayısı 0,99, duyarlılık 15,70 µA/mM, algılayabildiği en küçük derişim (LOD) 61 µM ve gözlenebilme sınırı (LOQ) ise 203,57 µM olarak hesaplanmıştır. Tekrarlanabilirlik çalışmaları sonucunda bağıl standart sapması (RSD) %1,02, tekrar üretilebilirlik çalışması sonucunda bağıl standart sapma (RSD) 5,06 olarak hesaplanmıştır. Uzun dönem kararlılık çalışmasında otuzuncu gün sonunda tasarlanan hidrojen peroksit sensörünün başlangıç aktivitesini %86,58 oranında koruduğu görülmüştür. Tasarımı gerçekleştirilen enzimsiz glukoz sensörünün doğrusal çalışma aralığı 0,1-50 mM için; doğrusal korelasyon katsayısı 0,99, duyarlılıl 1,17 µA/mM, algılayabildiği en küçük derişim (LOD) 92,46 µM ve gözlenebilme sınırı (LOQ) ise 308,22 µM olarak hesaplanmıştır. Tekrarlanabilirlik çalışmaları sonucunda bağıl standart sapması (RSD) %3,75, tekrar üretilebilirlik çalışması sonucunda RSD %3,9 olarak hesaplanmıştır. Uzun dönem kararlılık çalışmasında otuzuncu gün sonunda tasarlanan glukoz sensörünün başlangıç aktivitesini %89,39 oranında koruduğu görülmüştür.
Günlük besin takviyeleri için bor ester kompleks bileşikleri. Sentezleri, yapısal karakterizasyonları ve sitotoksik incelemeleri
İnsanların daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmesi için koruyucu, önleyici, destekleyici ve tedavi edici bileşiklerin keşfedilmesi yaşadığımız yüzyıl için önemli bir yer teşkil etmektedir. Borun biyolojik etkilerinin çok çeşitli olması bu anlamda umut vaadetmektedir. Bor elementinin, yaşam fonksiyonu gösteren organizmaların üzerinde yaşam döngülerini tamamlamak için önemli olduğu bilinmektedir. İnsan ve hayvanlarda enerji metabolizması, mineral metabolizması, hormon metabolizması, kemik yapısı ve fonsiyonksiyonu ve diğer biyolojik süreçlerde düzenleyici rol oynadığı görülmüştür. DNA'nın korunması oksidatif stres etkili olması gibi her geçen gün faydaları artmaktadır. Bu anlamda bor yeni terapötik ajanların geliştirilmesinde umut vaadetmektedir. Özellikle takviye edici gıda kapsamında bor türevlerinin kullanımı son yıllarda artış göstermektedir. Bu tez çalışmasında sitrik asit, salisilik asit, malik asit, aspartik asit, glisin, askorbik asit, laktoz, glikoz, fruktoz, glukozamin, kondritin sülfat biyolojik ligantları ile bor monoester ve bor diester yapıları sentezlenmiştir. Bor ester yapılarını kararlı kılmak için Na, K, Mg, Ca katyonları kullanılmıştır. Sentezlenen maddelerin yapısal özellikleri, katı halde sulu çözeltilerinden kristallendirilerek/çöktürülerek kazanımları sağlanan moleküllerin, elemantel analiz, erime noktası tayini, infrared spektroskopisi analizi (FT-IR), termal analiz (TGA/DTA), kütle analizi (GC-MS) ve tek kristal yapı analiz (SC-XRD) yöntemleri ile açıklanmaya çalışılmıştır. Yapısal olarak incelenen moleküllerin biyouyumluluk çalışmaları kapsamında sitotoksik özellikleri incelenmiştir.
Amino pridin türevli azo ve imin bileşiklerinin ve akrilat polimerinin eldesi ve spektroskopik özelliklerinin incelenmesi
Schiff bazları ve azo boyarmaddeler özellikle son yıllarda yaygın kullanım alanı göstermektedir. Özellikle Schiff bazları kanser dahil pek çok hastalık tedavisinde kullanılan ilaçların hazırlanmasında kullanılmaktadır. Azo boyarmaddeleri gıda, tekstil ve benzeri pek çok sektörde kullanılmaktadır. Schiff bazı ve azo boyarmaddelerden hareketle üretilen polimerler de yaygın olarak adsorpsiyon işleminde çevre dostu olarak tercih edilmektedir. Polimerlerin tercih sebebi olan özellikleri vardır. Bu özellikleri nedeniyle atık su arıtma sistemlerindei malzeme üretiminde, tekstil sanayiinde kullanılmaktadır. Polimerler, sağlık dalında yaygın kullanım alanına sahiptir. Yapılan tez çalışmasındada 2- amino piridin, 2-Amino-5-Metil Piridin ve 2-Amino-5- Kloro Piridin çıkış maddeleri kullanılarak 3 farklı Schiff bazı ve 3 farklı azo boyarmadde sentezlenmiştir. Sentez bileşiklerden yararlanılarak yeni akriloil türevli polimerler elde edilmiştir. Elde edilen bileşiklerin IR, NMR, Kütle spektroskopisi gibi spektroskopik yöntemlerle yapıları aydınlatılarak literatüre katkı sağlanmıştır. Yapılan çalışma da hem Schiff hem de akriloil grubu içeren polimerlerin sentezlenmesi kullanım alanı açısından oldukça önemli bir çalışmadır. Polimerleştirme tepkimesi sonucu elde edilen bileşik molekül ağırlığı orta büyüklüktedir. Sentez bileşiklerinin verim oranı %87.94 lere kadar çıkmıştır. Yapılan çalışma elde edilen sentez bileşiklerinin farklı alanlarda kullanımına dönük çalışmalar açısından gelecek vadetmektedir.
Sedatif etkide bitkisel otların içerisine emdirilen malathion tarım ilacının GC-MS ile kalitatif analizi
Modern tarımın verimliliğini artırmak ve gıda maddelerinin dayanıklılık sürelerini uzatmak için pestisit kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Bir çok pestisit zehirlidir ve yanlış kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölümlere neden olabilmektedir. Pestisit analizleri, adli bilimler alanında önemli bir rol oynamaktadır. İntihar, maddi hasar, şüpheli ölüm, pestisit kullanımı ile zehirlenme vb. durumlarda bu maddelerin analiz edilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi ilgili olayların aydınlatılması açısından önemlidir. Geçmişte ve günümüzde kullanılan çevre kirleticilerinden biri olan pestisitlerin, çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için niteliğinin ve maruziyet durumunun belirlenmesi oldukça önemlidir. İnsanlarda zararlı etki oluşturmayacağı düşünülen hayvansal ve bitkisel gıdalarda müsaade edilen en yüksek kalıntı limitleri (MRL) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliğinde belirtilmiştir. Bu amaçla gıdalarda ve biyolojik örneklerde tarım ilaçlarının veya bunların metabolitlerinin tespit edilmesi için düşük tespit limitine sahip tekrar edilebilir ve güvenilebilir analiz yöntemlerine ihtiyaç vardır. Malathion; günlük hayatta ve tarımda yaşamda böcekleri öldürmek amacıyla yaygın olarak kullanılan bir insektisittir. Yararları olduğu bilinen bu tarım ilacı birçok neden ile insanlara ve tüm ekosisteme zararlı olma ihtimaline sahiptir. İstenmeyen en önemli etkisi ise zehirlenmelerdir. Çalışmamızda tarım ilacı kalıntı analizlerinde yaygın olarak kullanılan, yüksek hassasiyet ve seçiciliğe sahip ayırma ve tanımlama teknikleri bir arada kullanılacaktır. Bu çalışma sonrasında elde edilen veriler neticesinde sedatif etkide bitkisel otların içerisine emdirilen Malathion tarım ilacı tespit edilerek analizine olanak sağlanacaktır. Bu çalışmada tarım ilaçlarının kalitatif analizi, Gaz Kromatografi-Kütle Spektrometresi (GC-MS) Cihazı ile optimize edilen deney metodu kullanılarak ve hazırlanan numuneler analiz edilmiştir ayrıca yöntemin avantajı verilerin güvenirliği açısından değerlendirilmiştir.
Heterosiklik aminotiyofen içeren BİS imin bileşiklerinin sentezi ve karakterizasyonu
Aminotiyofen bileşikleri, kimyasal yapısı gereği tiyofen türevlerinin önemli bir üyesidir. Bu bileşiklerin ilk sentezinden bu yana kimyasal sentez yöntemleri ve çeşitli özellikleri konusunda yapılan araştırmalar birçok bilimsel ve endüstriyel uygulamaya olanak sağlamıştır. Schiff bazları, keton ya da aldehit türevi bileşikler ile amin bileşiklerinin tepkimesi sonucu oluşmaktadır. Schiff bazlarının yapısal ve biyolojik özelliklerinden dolayı koordinasyon kimyası açısından önemli bir yere sahiptir. Bu bileşikler boya, ilaç, plastik sanayii gibi pek çok sanayii dalında ve tıpta olmak üzere birçok alanda kullanılmaktadır. Son yıllarda en çok araştırılan ve üzerinde çalışılan bileşiklerdendir. Bu çalışmadaki amacımız literatüre yeni ve orijinal bileşikler kazandırmak ve kimyasal yapılarını karakterize etmektir. Çalışmamız iki aşamada gerçekleşmektedir. Çalışmanın ilk aşamasında çıkış maddesi olarak yedi adet keton türevi bileşiklerinin malononitril veya türevleri ile kükürt eşliğinde etkileştirilmesi sonucu Gewald yöntemiyle 2-aminotiyofen grubu içeren literatürde bilinen sekiz adet bileşik (ter-butil 2-amino-3-siyano-4,7-dihidrotiyeno[2,3-c]piridin-6(5H)-karboksilat (1a), 2-amino-4,7-dihidro-5H-tiyeno[2,3-c]piran-3-karbonitril (1b), 2-amino-6-metil-4,5,6,7-tetrahidrotiyeno[2,3-c]piridin-3-karbonitril (1c), metil 2-amino-6-metil-4,5,6,7-tetrahidrotiyeno[2,3-c]piridin-3-karboksilate (1d), 2-amino-5,5,7,7-tetrametil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo[b]tiyofene-3-karbonitrile (1e), etil 2-amino-6-metil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo[b]tiyofene-3-karboksilat (1f), 2-amino-6-etil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo[b]tiyofen-3-karbonitril (1g), 2-amino-4-etil-5-metiltiyofen-3-karbonitril (1h)) sentezlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise elde edilen 2-aminotiyofen türevi bileşiklerin tereftalaldehit ile tepkimesi sonucu toplamda 8 adet yeni bis imin bileşikleri (di-tert-butil((1,4-fenilenebis(metanilliden))bis(azaniliden))bis(3-siyano-4,7-dihidrotiyeno[2,3-c]piridin-6(5H)-karboksilat) (2a), ((1,4-fenilenbis(metaniliden))bis(azanillidene))bis(4,7-dihidro-5H-tiyeno[2,3-c]piran-3-karbonitril) (2b), ((1,4-fenilenbis(metanilliden))bis(azanilliden))bis(6-metil-4,5,6,7-tetrahidrotiyeno[2,3-c]piridin-3-karbonitril) (2c), dimetil ((1,4-fenilenebis(metaniliden))bis(azanillidene))bis(6-metil-4,5,6,7-tetrahidrotiyeno[2,3-c]piridin-3-karboksilat) (2d), ((1,4-fenilenbis(metaniliden))bis(azaniliden))bis(5,5,7,7-tetrametil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo-[b]tiyofen-3-karbonitril) (2e), dietil ((1,4-fenilenebis(metanilliden))bis(azanilliden))bis(6-metil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo-[b]tiyofene-3-karboksilat) (2f), ((1,4-fenilenbis(metanilliden))bis(azanilliden))bis(6-etil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo-[b]tiyofen-3-karbonitril) (2g), ((1,4-fenilenebis(metanilliden))bis(azanilliden))bis(4-etil-5-metiltiyofen-3-karbonitril) (2h)) sentezlenmiştir. Elde edilen bu yeni ve orijinal bileşiklerin kimyasal yapıları FT-IR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi), 1H-NMR ve 13C-APT (Nükleer Manyetik Rezonans) spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. Ayrıca sentezlemiş olduğumuz bileşiklerden ((1,4-fenilenbis(metanilliden))bis(azanilliden))bis(6-metil-4,5,6,7-tetrahidrotiyeno[2,3-c]piridin-3-karbonitril) (2c), ((1,4-fenilenbis(metaniliden))bis(azaniliden))bis(5,5,7,7-tetrametil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo[b]tiyofen-3-karbonitril) (2e) ve ((1,4-fenilenbis(metanilliden))bis(azanilliden))bis(6-etil-4,5,6,7-tetrahidrobenzo-[b]tiyofen-3-karbonitril) (2g) bileşiklerinin kütle spektrumları da incelenmiştir. Çalışma başarı ile tamamlanmış olup bileşiklerin kimyasal yapıları ile spektroskopik yöntemler sonucu elde edilen veriler birbirleriyle uyumlu çıkmıştır. Anahtar Kavramlar: Bis-imin, Tiyofen, Schiff bazı, NMR
Elektroeğirme yöntemi ile antimikrobiyal yara örtüsü üretimi ve karakterizasyonu
Yara iyileşmesi karmaşık ve dinamik bir süreçtir ve bu süreçte yara bakımı önemli bir rol oynamaktadır. Yara iyileşmesi esnasında oluşabilecek enfeksiyonel ve patalojik etkenler, yaranın iyileşme sürecini uzatmaktadır. İnsanlar uzun yıllardır pek çok bitkiyi hem kullanım kolaylığı açısından hem de kimyasal etkilere daha fazla maruz kalmamak adına yara tedavilerinde tercih etmişlerdir. 'Helichrysum plicatum' bitkisi polifenoller, kumarinler ve uçucu yağlar gibi bileşik grupları içerir ve bundan dolayı antienflamatuar, antimikrobiyal ve antioksidan özellikler göstermektedir. Son zamanlarda yara iyileşmesinde popüleritesini koruyan nanolif teknolojileri; nanoliflerin geniş yüzey alanına sahip olmaları, gözeneklilik, nem geçirgenliği, mekanik dayanım, yarayı dış enfeksiyonlardan koruma ve hücrelere kolay adapte olma özelliklerinden dolayı ön plandadır. Bu sebeple çalışmamızda kullanılan altın otu bitkisinin özütü elde edilerek, %1 gümüş nitrat (AgNO3) ilavesiyle birlikte canlılar için biyouyumlu olan polivinil alkol (PVA) ve polivinilpirolidon (PVP) polimerlere eklenmiş ve yara iyileşmesinde kullanılabilecek antimikrobiyal özellikte potansiyel yara örtüsü üretimi hedeflenmiştir. Belirli derişimlerde hazırlanan PVA ve PVP çözeltilerinin farklı oranlarda birleştirerek çözeltiler elde edilmiş ve bu çözeltilere %0,5, %1, %2, %4 ve %5 derişimlerine sahip bitki özütü ilavesi yapılmıştır. Elektroeğirme yöntemi kullanılarak elde edilen bitki özüt ilaveli kompozit nanolifler üretilmiş ve karakterize edilmiştir. Nanoliflerin karakterizasyonu Fourier Dönüşümlü Infrared Spektroskopisi (FT-IR), Termo-gravimetrik Analiz (TGA/DTA), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Ayırımı Spektroskopisi (EDX) ve Antimikrobiyal Aktivite analiz yöntemleriyle yapılmıştır. Nanoliflerin SEM sonuçları değerlendirildiğinde bitki özütü ilave edilen kompozit liflerin ortalama lif çapını artırdığı görülmüştür. Antimikrobiyal aktivite sonuçlarında, özüt ve gümüş ilaveli nanoliflerde s. aureus ve e. coli bakteri suşlarına ve maya c. albicans'a karşı etkili olduğu görülmüştür. Bakteriler için en yüksek inhibisyon çapı 16mm ve 11 mm olarak, maya için 17 mm olarak bulunmuştur.
Spiro[benzo[β]]tiyofen grubu içeren benzamid türevlerinin sentezi
Bu çalışmada, 1,4-dioksospiro[4,5]dekan-8-on bileşiğinden çıkılarak "2-Amino-4,7-dihidro-5H-spiro[benzo[b]tiyofen-6,2'-[1,3]dioksalon]-3-karbonitril (1)" bileşiği, 1,4-dioksospiro [4,5] dekan-8-on ve metil-2-siyano asetat kullanılarak "metil 2-amino-4,7-dihidro-5H-spiro[benzo[b]tiyofen-6,2'-[1,3]dioksalon]-3-karbonitril (2)" olmak üzere iki adet amin bileşikleri Gewald yöntemiyle sentezlendi. Sentezlenen bu amin bileşiklerinin her biri 2, 3 ve 4 konumlarında mono sübstitüe olarak klor ve nitro grubu içeren benzoil klorür bileşikleri ile etkileştirilerek klor ve nitro grubu içeren sübstitüe amid bileşikleri sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları FTIR (ATR), 1H NMR ve 13C NMR-APT spektrumları ile yapıları aydınlatıldı.
Bazı fenolik bileşiklerden yeni azo boyarmaddelerin ve metal komplekslerinin sentezi, spektroskopik ve boyama özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, kenetleme yöntemiyle antioksidan, antifungal, antiviral ve antikanser gibi çeşitli biyolojik aktivitelere sahip olan gallik asit, protokatekuik asit ve vanilik asit fenolik bileşiklerinden çevreyle uyumlu yeni azo boyarmadde ligandlarının sentezlenmesi amaçlanmıştır. Ardından, bu azo boyarmadde ligandlarından, savunma sanayisi başta olmak üzere tekstil endüstrisinde yüksek haslık dereceleriyle önem taşıyan metal komplekslerinin sentezlenmesi ve boyama özelliklerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Azo boyarmadde ligandlarının sentezinde 4-nitroanilin ve 4-aminofenol kullanılmıştır. Elde edilen 6 farklı azo boyarmaddesinin, geçiş metallerinin sülfat tuzları (MnII, FeII, NiII, CuII, ZnII) ile reaksiyonu sonucunda 30 yeni metal kompleks boyarmaddesi sentezlenmiştir. Sentezlenen boyarmaddelerin karakterizasyonları, elementel analiz, 1H-NMR, 13C-NMR, FT-IR, UV-VIS, kütle spektrometrisi (MS) yöntemleri ile gerçekleştirilmiş olup, termal özellikleri ise TGA/DTG analizi ile belirlenmiştir. UV-VIS ölçümleri, dimetilformamid (DMF-polar aprotik), metanol (polar protik), pH:2 metanol ve pH:12 metanol olmak üzere 4 farklı çözücü ortamında gerçekleştirilmiştir. NMR ve UV-VIS verilerine göre, sentezlenen boyarmaddelerde azo-hidrazon tautomer yapılarının varlığı gözlenmiştir. Sentezlenen metal komplekslerin yapısal karakterizasyonları UV-VIS, FT-IR, MS spektroskopik yöntemleri ve elementel analiz, TGA/DTG sonuçlarına göre belirlenmiş olup, metal ile azo boyarmaddesinin koordinasyonunun 1:2 (Metal:Ligand) oranına sahip olduğu tespit edilmiştir. Sentezlenen 36 adet boyarmadde bileşikleri ile uygun koşullar altında 1:15 flotte oranı kullanılarak yün ve polyester kumaşların renklendirilmesi sağlanmıştır. Boyanmış kumaşların renk kodları "Farben Atlas" skalasına göre belirlenmiştir. Renklendirilmiş yün ve polyester kumaşların yıkama haslıklarını belirlemek amacıyla TS EN ISO 105-C09 standart yöntemi, sürtme haslıkları için TS EN ISO 105-X12 yöntemi ve ışık haslığı için gün ışığı yöntemi kullanılarak yapılmış olup, sonuçlar lekeleme gri skala (yıkama ve sürtme haslıkları), solma gri skala (yıkama ve gün ışığı haslıkları) ve standart mavi yün referans kumaşlar (Gün ışığı haslıkları) ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, metal kompleks boyarmaddelerle renklendirilmiş yün ve polyester kumaşların haslık özelliklerinin, ligand boyarmaddelerle boyanmış kumaşlara kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Bazı geçiş metal katyonlarının anisik asit -nikotinamid/N,N'-dietilnikotinamid/1,10-fenantrolin ligandlarını içeren karışık ligand komplekslerinin sentezi, yapısal karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi
Anisik asit (p-metoksibenzoik asit) ilk olarak 1841 yılında Fransız kimyager ve bilim insanı Auguste Cahours tarafından anetolün (C10H12O) oksitlenmesinden sentezlenmiştir. Anetol anasonda etken madde olarak bulunan bir yağdır. Cahours tarafından sentezlenen anisik asit, seyreltilmiş nitrik asitle yeniden kristallendirme yöntemi ile anason özünden saflaştırılmıştır. Anisik asit p-metoksibenzoik asit olarak, ticari olarak da dragonik asit isimleriyle de anılmaktadır. Anisik asit farmasötik endüstride ilaçların ham maddesi olarak, gıda endüstrisinde tatlandırıcı ve koruyucu olarak, kozmetik endüstrisinde antimikrobiyal özelliklerinden dolayı koruyucu bir madde olarak, aroma ve koku endüstrisinde ve plastik endüstrisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ayrıca organik kimyada önemli bir ara madde olan anisik asit, özellikle metoksi grubu ve karboksilik asit içermesi nedeniyle çeşitli reaksiyonlarda başlangıç maddesi olarak kullanılır. Bu geniş kullanım alanları, anisik asidin hem endüstriyel kimyada hem de tüketici ürünlerinde önemli bir bileşik olmasını sağlar. Bu tez çalışması kapsamında, Mn(II), Co(II), Ni(II), Cu(II) ve Zn(II) geçiş metallerinin p-metoksibenzoik asit ile nikotinamid (NA)/N,N-dietilnikotinamid (DENA)/1,10-fenantrolin (PHEN) ligandlarını içeren karışık ligandlı 14 adet kompleks ilk defa sentezlenmiştir. Sentezlenen komplekslerin molekül formüllerinin aşağıdaki gibi olduğu önerilmektedir: [Mn(C8H7O3)2(C6H6N2O)2(H2O)] (I) [Co(C8H7O3)2(C6H6N2O)2(H2O)2].H2O (II) [Ni(C8H7O3)2(C6H6N2O)2(H2O)2] (III) [Cu(C8H7O3)2(C6H6N2O)2(H2O)] (IV) [Zn(C8H7O3)2(C6H6N2O)2(H2O)2] (V) [Mn(C8H7O3)2(C10H14N2O)2(H2O)2] (VI) [Co(C8H7O3)2(C10H14N2O)2(H2O)2].2H2O (VII) [Ni(C8H7O3)2(C10H14N2O)2(H2O)2] (VIII) [Cu(C8H7O3)2(C10H14N2O)2(H2O)] (IX) [Zn(C8H7O3)2(C10H14N2O)2(H2O)2].H2O (X) [Co(C8H7O3)2(C12H8N2)].H2O (XI) [Ni(C8H7O3)2(C12H8N2)].H2O (XII) [Cu(C8H7O3)2(C12H8N2)(H2O)].2H2O (XIII) [Zn(C8H7O3)2(C12H8N2)(H2O)] (XIV) Sentezlenen komplekslerin yapıları elemental analiz, FT-IR spektroskopisi, tek kristal X-ışını kırınımı difraktometresi, manyetik duyarlılık ve erime noktası tayini yöntemleriyle analiz edilmiştir. Moleküllerin termal bozunma davranışlarının karakterizasyonu için de termal analiz (TGA/DTA/DrTGA) metodları kullanılmıştır. Yapıları karakterize edilen kompleks moleküllerin son olarak biyolojik aktiviteleri hücre kültürü ortamında incelenmiştir.
Biyokütle destekli manyetik nanomalzeme sentezi ve çevresel uygulamaları
Bu tezde, tarımsal atık olan pirinç kabuğundan elde edilen silika ile manyetik nanopartikül (Si-MNP) sentezlenmiştir. Hazırlanan bu nanopartikül, tekstil endüstrisinde yaygın olarak kullanılan Parlak Mavi G (PMG) boyar maddesinin sulu çözeltilerden giderimi amacıyla kullanılmıştır. Si-MNP, X-ışını kırınımı (XRD), Brunauer, Emmet ve Teller (BET), taramalı elektron mikroskobu (SEM), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektrofotometre (FT-IR) ve zeta potansiyeli kullanılarak karakterize edilmiştir. Kesikli sistemde pH, adsorban miktarı, temas süresi ve sıcaklık, PMG konsantrasyonu ve adsorpsiyon-desorpsiyon döngüsü, sürekli sistemde adsorban miktarı, akış hızı ve kırılma noktası parametreleri incelenmiştir. Adsorpsiyon kinetiği yalancı birinci dereceden, yalancı ikinci dereceden ve parçacık içi difüzyon kinetik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Adsorpsiyon izotermi Langmuir, Freundlich ve Dubinin-Radushkevich (D-R) izoterm modeli kullanılarak hesaplanmıştır. Adsorpsiyon termodinamiği üç farklı sıcaklıkta çalışılmıştır. Si-MNP'nin gerçek atık su koşullarında kullanılabilirliğini gözlemlemek için tuz etkisi ve gerçek atık su çalışması yapılmıştır.
ATRP metodunda kullanılan kalkon içerikli başlatıcı sentezi ve polimer uygulamaları
Bu tez çalışmasında öncelikle literatüre uygun şekilde kalkon bileşikleri sentezlenmiştir. Daha sonra sentezlenen kalkon bileşikleri, brom asetilbromür ile tepkimeye sokularak ATRP metodunda kullanılan başlatıcılar sentezlenmiştir. Sentezlenen tüm bileşiklerin karakterizasyonları FT-IR ve NMR spektrometreleri ile yapılmıştır. Son aşamada ise sentezlenen başlatıcıların ATRP metodunda kullanılabilirliği incelenmiş ve bazı ticari monomerlerin polimerleştirilmesinde kullanılmıştır. Sentezlenen başlatıcıların polimerleşme reaksiyonlarında kullanılabilir olduğu kanıtlanmıştır.
Melatonin yüklü aljinat/gam arabik kürelerin üretimi ve ilaç salım özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada, melatonin molekülünün aljinat/gam arabik kürelerde tutuklanması ve kontrollü ilaç salım özellikleri araştırılmıştır. Bir hormon ve antioksidan olan melatoninin bileşimi optimize edilen aljinat/gam arabik kürelere tutuklama etkinliği %77.82±4.47 olarak bulunmuştur. Aljinat/gam arabik kürelerin yapısı FTIR, DTA ve SEM teknikleri kullanılarak aydınlatılmıştır. Üretilen kürelerin melatonin yükleme kapasitesi %0.62 olarak hesaplanmıştır. Melatonin tutuklanmış aljinat/gam arabik kürelerin in vitro mide ve ince bağırsak ortamlarında 3 saat sonundaki şişme dereceleri sırasıyla %58.8 ve %986.6 olarak hesaplanmıştır. Melatonin tutuklanmış kürelerden fizyolojik koşullarda melatonin salımı pH 1.5 in vitro mide ortamında ilk 30 dakikada %44.1, 24 saat sonunda %49.5 olarak bulunmuştur. Aynı salım çalışması pH 7.4 in vitro ince bağırsak ortamında ilk 30 dakikada %42.8, 24 saat sonunda ise %49.2 olarak hesaplanmıştır. In vitro mide ve ince bağırsak ortamlarında ardışık olarak gerçekleştirilen salım çalışmalarında ayrı ayrı yapılana göre çok önemli farklar tespit edilmemiştir. Oluşturulan melatonin yüklü aljinat/gam arabik kürelerin melatonin taşıma ve salım sistemi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Siklobütendion içeren yeni azo boyarmaddelerin sentezi ve spektroskopik özelliklerinin belirlenmesi
Diazolanmış aminotiyazoller ile anilinin diazo kenetlenme yöntemiyle azo amin bileşikleri sentez edilmiştir. Elde edilen bu azo aminler metanol içerisinde kaynatılmış skuarik asit ile etkileştirilmesinden skuarik asitler (3-hidroksi-4-(4-(2-benzotiyazolilazoil-fenilamino))-3-siklobüten-1,2dion ve 3-hidroksi-4-(4-(6-metoksi-2-benzotiyazolilazoil- fenilamino))-3-siklobüten-1,2dion) hazırlanmıştır. Bileşiklerin 1H, 13C-NMR ve FT-IR spektroskopik teknikler kullanılarak yapıları aydınlatılmıştır. Bileşiklerin çeşitli ortamlarda UV-görünür bölge absorpsiyon spektrumları alınarak incelenmiştir.
Karbazol birimi içeren imin polimerlerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, 3-hidroksi benzaldehit, 4-hidroksi benzaldehit, vanilin ve 2-hidroksi-1-naftaldehit'in 3-amino-9-etilkarbazol ile kondenzasyon reaksiyonlarından Schiff bazları sentezlendi. Elde edilen Schiff bazlarının polikondenzasyon reaksiyonundan poliiminler sentezlendi. Sentezlenen bileşiklerin yapıları, UV-Vis, FT-IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri ile belirlendi. Sentezlenen tüm bileşiklerin karakterizasyonu TGA-DTA, DSC, SEC ve çözünürlük testleri ile yapıldı. Elde edilen bileşiklerin fotolüminesans (PL) özellikleri ise DMF çözeltisinde floresans spektroskopisi ile incelendi. Sentezlenen bileşiklerin elektrokimyasal özellikleri döngüsel voltammetri ile çalışıldı. Poliiminlerin elektriksel iletkenlikleri ölçüldü ve tipik yarı iletken özellik gösterdikleri tespit edildi. Elde edilen bileşiklerin sayıca ortalama molekül ağırlığı, kütlece ortalama molekül ağırlığı ve polidisperslik indeksi değerleri büyüklükçe ayırma kromatografisi (SEC) ile belirlendi.Anahtar Kelimeler: Karbazol, Schiff Bazları, Poliiminler, Termal Özellikler.
Çok duvarlı karbon nanotüp ve elektrokimyasal olarak indirgenmiş grafen oksit modifiye camsı karbon elektrotlar kullanılarak B2 (riboflavin) ve B6 (piridoksin) vitaminlerinin elektrokimyasal tayini
Bu tez çalışmasında, çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT) ve elektrokimyasal olarak indirgenmiş grafen oksit (ERGO) modifiye camsı karbon elektrotlar (GCEs) kullanılarak B2 vitamini (riboflavin) ve B6 vitamini (piridoksin) elektrokimyasal tayini gerçekleştirildi. MWCNT modifiye elektrodun (GCE/MWCNT) hazırlanması için kronoamperometri yöntemi, ERGO modifiye elektrodun (GCE/ERGO) hazırlanması için ise dönüşümlü voltametri (CV) yöntemi kullanıldı. MWCNT ve ERGO modifiye elektrotlar emisyon taramalı elektron mikroskopi (FE-SEM) ve Fourier dönüşümlü infrared spektroskopi (FT-IR) yöntemleri ile karakterize edildi. Modifiye elektrotların elektrokimyasal davranışı ferro-ferrisiyanür redoks probunu içeren potasyum klorür çözeltisinde CV yöntemiyle incelendi. B2 ve B6 vitaminlerinin elektrokimyasal tayini diferansiyel puls voltametri (DPV) yöntemiyle gerçekleştirildi. B2 vitamini için doğrusal çalışma aralığı GCE/MWCNT elektrotta 4,0×10−3–1,0 µmolL−1 ve GCE/ERGO elektrotta 0,10–40,0 µmolL−1'dır. MWCNT ve ERGO modifiye GCE'lerde gözlenebilme sınırı sırasıyla 0,001µmolL−1 ve 0,016 µmolL−1 olarak tespit edildi. B6 vitamini için doğrusal çalışma aralığı GCE/MWCNT elektrotta 8,0–1000 µmolL−1 ve GCE/ERGO elektrotta20–1000 µmolL−1'dır. MWCNT ve ERGO modifiye GCE'lerde gözlenebilme sınırı sırasıyla 0,0028 ve 0,014 µmolL−1olarak tespit edildi. Bu elektrokimyasal sensörler B2 ve B6 vitaminlerinin yükseltgenmesine karşı oldukça yüksek elektrokatalitik aktivite sergiledi.
Kanamisin tayini için moleküler baskılanmış sensör hazırlanması ve uygulaması
Bu tez çalışmasında kanamisin (KAN) tayini için moleküler baskılanmış polimer elektrot üzerinde elektrokimyasal impedans spektroskopisi tekniği kullanılarak yeni bir yöntem geliştirilmiştir. İlk olarak, camsı karbon elektrot grafen oksitle kaplandıktan sonra KAN içeren pirol çözeltisiyle modifiye edilerek polimerleştirilmiştir. Daha sonra ise, KAN molekülleri, KAN baskılanmış polimer yüzeyden asit yardımıyla sökülerek KAN'a özgü moleküler izler elde edilmiştir. Hazırlanan elektrotlar ve elektrot malzemeleri; taramalı elektron mikroskopu (SEM), X-Işınları fotoelektron spektroskopisi (XPS), dönüşümlü voltametri (CV), ve elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) teknikleriyle karakterize edilmiştir. KAN baskılı elektrotun hazırlanma aşaması farklı parametreler için optimize edilmiştir. Geliştirilen elektrotlar üzerine inkübe edilen farklı KAN konsantrasyonlarına karşılık kullanılan redoks probun yük aktarım dirençleri belirlenerek kalibrasyon çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışmanın doğrusal tayin aralığı 5 nM-1000 nM ve belirlenen kalibrasyon eşitliği de Rct=0,21118+0,00057[KAN] olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, geliştirilen yöntemin alt tayin sınırı (LOD) 5 nM olarak belirlenmiştir. Geliştirilen yöntemin doğruluk ve kesinlik değerleri, gün içi ve ardışık beş gün için günler-arası olmak üzere %4'ün altında değer verdiği için doğruluğu ve kesinliği yüksek bulunmuştur. Kanamisin ile girişim yapması muhtemel tobramisin (TOB), gentamisin (GEN), penisilin (PEN) ve amoksilin ile birlikte 1 mM Na+, 1 mM NH4+ gruplarının girişim etkileri incelenmiştir. KAN tayin yönteminin gerçek numune performansını belirlemek için çeşme suyu ve süt numuneleri kullanılmış ve bu numuınelerde KAN tayin uygulaması başarıyla yapılmıştır.
Benzoksanten halka sistemi içeren yeni sülfonamit bileşiklerinin sentezi
Nitro-benzoksanten bileşikleri (IV, V), β-naftol (I) ile nitro-benzaldehit türevlerinin (II, III) H2SO4 katalizli kondenzasyon reaksiyonlarından elde edildi. Bu bileşiklerin indirgenmesi sonucunda elde edilen amino benzoksanten bileşikleri (VI, VII) sülfonil/karboksil klorürler ile reaksiyonlarından yeni benzoksanten sülfonamit bileşikleri (VIIIa-i, Xa-h) ve benzoksanten karboksamit bileşikleri (IXa,b ve XIa-c) sentezlendi. Bu bileşiklerin yapıları IR, 1H-NMR, 13C-NMR (APT) and HRMS teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Anahtar kelimeler: Benzoksanten, Kondenzasyon Reaksiyonu, Karboksamit, Sülfonamit.
Grafen esaslı nanomalzemelerin geliştirilmesi ve elektrokataliz etkisiyle metanol oksidasyonun performanslarının artırılması
Bu tezde, hazırlanan grafen oksit üzerine, L-sistein bağlaç yardımıyla nanoparçacıklar ve çekirdek-kabuk bimetalik nanomalzemeler kullanılarak modifiye edildi. Modifiye edilen nanomalzemenin kimyasal ve fiziksel karakterizasyonu spektroskopik, mikroskobik ve optik tekniklerle yapıldı. Elde edilen grafen oksit esaslı nanomalzemeler, metanolün elektrokimyasal oksidasyonu için elektrokataliz malzemesi olarak kullanıldı. Seçilen her bir nanoparçacık ve bimetalik çekirdek-kabuk nanoparçacık içeren grafen oksit malzemelerin elektrooksidasyon performansları dönüşümlü voltametri tekniğiyle ayrı ayrı tespit edildi. Her bir nanomalzemenin maksimum performans değerlerinin belirlenebilmesi için optimizasyon işlemleri yapıldı. Grafen oksit nanoşeritlerin geometrik kusurlarının azaltılması, kullanılan nanoparçacıkların ve bimetalik nanoparçacıkların boyutları ve geometrilerinin ideal hale getirilmesi gibi optimizasyon işlemleri yapıldı. Metanol oksidasyonu için en ideal nanokataliz şartları belirlendi. Anahtar Kelimeler: Dönüşümlü Voltametri, Grafen Oksit, Metanol Oksidasyonu, Nanokatalizör, Nanoparçacık.
Biyomoleküllere duyarlı grafen oksit/poliamit esaslı sensörün hazırlanması ve elektrokimyasal performansının incelenmesi
Bu tezde, askorbik asit (AA) varlığında, ürik asit (UA), dopamin (DA) ve dihidroksibenzen izomerleri olan rezorsinol (RC), hidrokinon (HQ), katekol (CC) tayini için, camsı karbon elektrot (GCE) üzerine kaplanmış grafen oksit ve 1,4-fenilendimetanamin içeren p[GO-PDMA] olarak adlandırılan, GC elektrot üzerine kolay hazırlanan ve hızlı tayin yapabilen yeni bir elektrokimyasal sensörün güvenirliliği ve seçiciliği araştırılmıştır. GC/p[GO-PDMA] sensörün yapısı ve yüzey topografyası taramalı elektron mikroskopisi (SEM) ile karakterize edilmiştir. Dönüşümlü voltametri (CV), diferansiyel puls voltametrisi (DPV) ve elektrokimyasal impedans spektroskopisi UA, DA, AA ve dihidroksibenzen izomerlerinin voltametrik tayininde kullanılmıştır. Elektrokimyasal analiz sonuçları p[GO-PDMA] esaslı biyosensörün geniş lineer aralığa, iyi korelasyon katsayılarına ve düşük gözlenebilme sınırı değerlerine sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca, gerçek numune analizi olarak, AA varlığında UA ve DA tayinleri insan serum örneklerinde çalışılmıştır. Ayrıca şebeke sularında RC, HQ and CC tayini elektrokimyasal olarak yapılmıştır.
Karbonize malzemelerin hazırlanması ve nanobiyosensör özelliklerinin belirlenmesi
Sulakalanlarda yetişen henüz kapsül halindeki kamış püskülü (Cane Tassel, Phragmites communis) ile karbon içeriği zengin kömür katranı belirli oranlarda karıştırılarak elektrot olarak kullanılan ticari kalem ucu yüzeylerine çeşitli miktarlarda modifiye edildikten sonra modifiye elektrot yüksek sıcaklıkta piroliz edilmiştir. Piroliz edilen ürün, spektroskopik, elektrokimyasal, optik ve mikroskopik tekniklerle karakterize edilmiştir. Kalem ucu elektrot üzerindeki karbonize ürün, çalışma elektrodu olarak kullanılarak diferansiyel puls voltametrisiyle (DPV) dopamin (DA), ürik asit (UA) ve folik asit (FA) tayininde kullanılmıştır. Bu amaçla 1-20 M konsantrasyon aralığında DA, 2-20 M konsantrasyon aralığında UA ve 1-18 M konsantrasyon aralığında FA için analiz yöntemi geliştirilmiştir. Her bir biyomoleküle ait analiz yönteminin kalibrasyon eşitliği sırasıyla Ip = 1,8594[DA] + 3,6875 (R2= 0,9913), Ip = 1,1149[UA] + 0.9032 (R2= 0,9867) ve Ip = 1,6625[FA] + 2,4318 (R2= 0,9915) olarak tespit edilmiştir. Alt tayin sınırları ise sırasıyla 0,01 M, 0,04 M ve 0,02 M olarak hesaplanmıştır. Yöntemin gün içi ve on ardışık günler arası (beş seri) kesinlik değerleri % -1,50 ile % 1,02 arasında değişmektedir. % Doğruluk değerleri ise, %-1,50 ile %0,50 arasındadır. Gerçek numune olarak idrar numuneleri üzerinde standart ekleme yöntemi uygulanarak, geri kazanım değerlerinin DA için %97,5 ile % 101,2 arasında, UA için %98,4 ile %104,5 arasında ve FA için ise %99,0 ile %100,5 arasında değiştiği anlaşılmıştır. 1'er M DA, UA ve FA'e; 1000'er M'lık Na+, K+, Mg2+, Cl-, D-glikoz, L-alanin, askorbik asit ve aspartik asitin girişim etkisi DPV tekniğiyle incelendiğinde, girişim etkilerinin %4,06 ile %-3,37 arasında olduğu anlaşılmıştır.
Yüzey baskılanmış adsorban madde kullanılarak bazı eser elementlerin zenginleştirilmesi ve HR-CS-AAS ile tayini
Bu çalışmada, yüzey baskılama metodu kullanılarak yeni adsorbanlar sentezlenmiştir. Cu(II) baskılanmış çok duvarlı karbon nanotüp (ÇDKNT) (Cu(II)-BÇDKNT) ve Co(II) baskılanmış aktif karbon (Co(II)-BAK) adsorbanı katı faz özütleme yönteminde katı faz olarak kullanılmıştır. Zenginleştirilme işleminden sonra Cu(II) ve Co(II) iyonları HR-CS-AAS ile tayin edilmiştir. Her iki metal için de ayrı ayrı en uygun pH ve geri alma çözeltisi cinsi ve derişimi, çözelti hacmi, akış hızı, kapasite, seçicilik vb. parametrelerin geri kazanım verimine etkisi araştırılmıştır. Cu(II) iyonları için; pH 5, akış hızı 6 mL/min, çözelti hacmi 200 mL, kapasite 270,3 mg/g ve baskılanmamış adsorbanın kapasitesi 14,3 mg/g bulunmuştur. Co(II) için aynı parametreler sırasıyla; 7, 2 mL/min, 150 mL, 833,3 mg/g ve 188,7 mg/g olarak bulunmuştur. Belirlenen en uygun deney koşulları altında Cu(II) ve Co(II) için tayin sınırları (LOD) sırasıyla 0,068 μg/L ve 0,066 μg/L ve zenginleştirme faktörleri 40 ve 30 olarak bulunmuştur. Geliştirilen yöntemin doğruluğunu kontrol etmek için, belgeli referans madde analizi ve su örnekleri ile gerçek numune analizleri yapılmıştır.
Alzaymır tedavisi için ilaç olabilecek yeni nesil takrin-sülfanamit bileşiklerinin mikrodalga destekli sentezi ve kolinesteraz izoenzimleri üzerine inhibisyon uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, sülfanamit grubu içeren yeni aldehit, kromen ve takrin bileşikleri sentezlendi. Bu bileşiklerin sentezi ile Alzaymır tedavisinde daha etkili kolinesteraz inhibitörleri elde edildi. İlk aşamada 4-sülfamoilbenzoik asit bileşiği SOCl2 varlığında mikrodalga desteği ile 4-sülfamoilbenzoil klorür bileşiğine dönüştürüldü. İkinci aşamada hidroksibenzaldehit bileşikleri ile 4-sülfamoilbenzoil klorür etkileştirilerek yeni aldehit-sülfanamit bileşikleri elde edildi. Üçüncü aşamada yeni aldehit-sülfanamit bileşikleri, dimedon ve malononitril bileşikleri mikrodalga desteği ile etkileştirildi ve yeni kromen-sülfanamit bileşikleri elde edildi. Daha sonra elde edilen kromen-sülfanamit bileşikleri ve halkalı keton bileşikleri (siklopentanon, sikloheksanon, sikloheptanon) arasında mikrodalga desteği ile halkalaşma reaksiyonu gerçekleştirildi ve takrin-sülfanamit bileşikleri elde edildi. Elde edilen nihai ürünler kolon kromatografisi kullanılarak saflaştırıldı. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemler (IR, 1H-NMR, 13C-NMR (APT) ve HRMS) kullanılarak aydınlatıldı. Bu bileşiklerinin kolinesteraz enzimleri üzerine inhibitör etkisi Ellman yöntemine göre incelendi. Sentezlenen bileşikler arasında en iyi inhibitör özelliği gösteren bileşikler; AChE için 4-(11-amino-3,3-dimetil-1-okso-2,3,4,7,8,9,10,12-oktahidro-1H-kromen[2,3-b]kinolin-12-il)fenil 4-sülfamoilbenzoat bileşiği (VIIIf, IC50=0.009 μM) ve BuChE için 4-(2-amino-3-siyano-7,7-dimetil-5-okso-5,6,7,8-tetrahidro-4H-kromen-4-il)fenil 4-sülfamoilbenzoat bileşiğidir (VIIb, IC50= 0,243 μM). Ayrıca, elde edilen moleküllerin AChE ve BuChE enzimleri ile yapı-aktivite ilişkileri incelenerek, farklı sübstitüentlerin ve bağlanma pozisyonlarının enzim inhibisyonuna etkileri tartışılmıştır.
Bor içeren yeni bir poliokzometalat bileşiğinin sentezi yapısının karakterizasyonu ve katalitik aktivitesinin belirlenmesi
Bu çalışmada, yeni bir poliokzometalat olan K16[Ni(H2O)6]2[BW12O40]4·48H2O (1) oda sıcaklığında sentezlendi ve X-ışını tek kristal kırınımı, elementel analiz, IR spektrumu, UV-gör. spektrumu, termo gravimetrik analiz (TGA) ile karakterize edildi. Kristal yapı analizi 1 bileşiğinin keggin tipi [BW12O40]5- heteropolianyonu içeren bir supramoleküler yapı ortaya koymaktadır. Bu molekülün katalitik özellikleri Metil kırmızısı (MR), Rodamin B (Rh B) , Metil turuncusu (MO), ve Kongo kırmızısı (CO) bozunmasında incelenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları sadece poliokzometalat bileşiği için genel sentez yaklaşımı sağlamak değil, aynı zamanda boya bozunması için umut verici katalizör adayları desteklemektedir.