
2,777
Archived Theses
64
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin zaman perspektiflerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) öğrencilerinin zaman perspektifleri ile bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini, 2015 yılında Türkiye'deki bazı üniversitelerde (Erzincan Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi) eğitim öğretim gören Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri (Zimbardo ve Boyd, 1999) kullanılmıştır. Elde edilen veriler katılımcıların demografik bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için frekans (f) ve yüzde (%),verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Willk testi ve hipotezleri test etmek için Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, ve korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda geçmiş-olumlu dışındaki zaman perspektif boyutları ile sınıf düzeyi arasında ve Geçmiş-olumsuz dışındaki zaman perspektif boyutları ile eğitim alınan üniversiteler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak zaman perspektif boyutları ile cinsiyet, bölüm, gelir düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sportif başarı düzeylerinde Amatör sporcularda aynı yönde "orta", "zayıf" ve "çok zayıf" düzeyde; Profesyonel sporcularda aynı yönde "orta", "zayıf" ve "çok zayıf" düzeyde; Milli sporcularda aynı yönde "yüksek", "orta" ve "zayıf" düzeyde; Diğer sporcularda aynı yönde "orta" ve "zayıf" düzeyde zaman perspektifi alt boyutları arasında ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sportif başarı düzeyleri olan Profesyonel, Amatör, Milli ve Diğer ile zaman perspektifi alt boyutları arasında aynı yönde "orta", "zayıf" ve "çok zayıf" düzeyde; ters yönde ise "çok zayıf" düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zaman Perspektifi, Sportif Başarı Düzeyi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri, Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ve iş doyum düzeylerinin duygusal bağlılığa etkisi (Akdeniz Bölgesi örneği)
Bu çalışma Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ve iş doyum düzeylerinin duygusal bağlılığa etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Akdeniz bölgesinde yer alan 8 ilden (Osmaniye, Adana, Kahramanmaraş, Hatay, Antalya, Isparta, Burdur, Mersin) toplam 450 kişi katılmıştır. Araştırmada veriler Maslach tükenmişlik ölçeği, Minnesota iş doyum ölçeği ve duygusal bağlılık ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için sayı (n) ve yüzde (%), verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Willk testi ve hipotezleri test etmek için Mann Whitney U, Kruskal Wallis H testi, Anova testi uygulanmıştır. Katılımcıların ölçeklere verdiği yanıtların birbiriyle ilişkisini değerlendirmek amacıyla Pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların cinsiyet ve görev ünvanlarına göre duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarı, iş doyumu, duygusal bağlılık puanları arasında arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, eğitim düzeyine göre sadece maslach toplam tükenmişlik puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Katılımcıların duygusal tükenmişlik puanları ile duyarsızlaşma ve kişisel başarı arasında olumlu bir ilişki bulunurken, duygusal tükenmişlik ve iş doyumu arasında ters yönlü bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, Duygusal Bağlılık, Tükenmişlik, İş Doyum
Milli Eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler ile üniversite öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerde spor'un etkilerine yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; sportif faaliyetlerin zihinsel engelli bireyleri hangi düzeyde etkilediği ve bu etkinin toplum tarafından nasıl bir farkındalık uyandırdığının belirlenmesidir. Çalışmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılları arasında milli eğitim ile özel eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde öğretmenlik yapan ve üniversitelerin farklı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerle birlikte toplam 1400 (843 Erkek, 557 Kadın) kişi katıldı. Veri toplama aracı olarak İlhan ve Esentürk tarafından oluşturulan Zihinsel Engellilerde Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Ölçeği (ZEBSEYFÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan 12 sorudan oluşan demografik bilgiler kullanıldı. Elde edilen dataların değerlendirilmesi için Microsoft Excel 2010 ve SPSS 20.0 paket programları kullanıldı. Katılımcıların demografik bilgilerinin analizi için tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) yapıldı. Katılımcıların cinsiyet, spor yapıp yapmama durumlarının değişkenlerine göre farkındalık düzeylerinin karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) yapıldı. Katılımcıların yaş, öğrenim gördükleri veya çalıştıkları kuruma göre ise farkındalık düzeylerinin karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) yapıldı. Anlamlı bulunan veriler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve bu farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için ikinci seviye testi olan Tukey HSD yapıldı. Elde edilen bulgular sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, illere göre dağılım, spor yapıp yapmama durumları, çalıştıkları kurum ve çalışma süreleri, eğitim programına katılıp katılmama durumu, ailede engelli bireyin olup olmama durumlarına göre herhangi bir manidar sonuç bulunmadı (p>0,05). Şiddet Olaylarının olup olmama durumu, Engellilerle ilgili yapılan faaliyetler, Verilen Maaşın gerektiği şekilde harcanıp harcanmama durumu, engellilere gerekli önemin verilip verilme durumlarına göre ise anlamlı farklılıklar bulundu(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Engelli, Spor, Farkındalık.
Türkiye'deki taekwondo antrenörleri'nin liderlik, yaratıcılık ve tükenmişlik düzeylerinin araştırılması
ÖZET Canbaz, M. Türkiye'deki Taekwondo Antrenörleri'nin Liderlik, Yaratıcılık Ve Tükenmişlik Düzeylerinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü. Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Doktora Tezi, Kütahya. 2016. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'deki taekwondo antrenörleri için temel bir liderlik modeli oluşturmaktır. Bu amaçla Türkiye de bulunan 3119 antrenörün TTF kayıtlarına göre, 2015 yılı için vize yaptırmış, toplam 1044 aktif Taekwondo antrenörlerine, TTF tarafından her yıl yapılan antrenör gelişim semineri ve vize uygulamaları esnasında tüm örneklem grubuna, sporda liderlik ölçeği (Leadership for Sport Scale – LSS) "Ne Kadar Yaratıcısınız ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Envanterleri uygulandı. Analizlerin uygulanmasında IBM SPSS Statistics 21. 0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel önemlilik için p<0. 05 değeri kriter kabul edilmiştir. Test sonuçları: Taekwondo antrenörlerinin cinsiyet durumlarına bağlı olarak; Liderlik Durum Değerlendirme, Liderlik Sosyal Destek, Liderlik Eğitim öğretim, Liderlik Otokratik Davranışlarında yaş durumlarına bağlı olarak; Liderlik demokratik davranış, Liderlik sosyal destek davranışlarında, medeni, eğitim ve gelir durumlarına bağlı olarak; Liderlik demokratik davranış, liderlik olumlu geri besleme, Liderlik durum değerlendirme, Liderlik sosyal destek, Liderlik eğitim öğretim, Liderlik otokratik davranışlarında, yaş ve gelir seviyelerine göre Yaratıcılık düzeylerin de, cinsiyete göre tükenmişlik kişisel başarı boyutu puanları arasında, yaş guruplarına göre tükenmişlik duygusal tükenme alt boyutunda, gelir seviyesine göre tükenmişlik kişisel başarı alt boyutu puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0. 05). Araştırma sonuçlarının ışığında, Taekwondo antrenörlerinin eğitim seviyesi yüksek olanların liderlik düzeylerinde artış olduğu, bayan antrenörlerin erkeklere oranla daha yaratıcı oldukları. Üst yaş gruplarında mesleki doyumluluk, hedef ve beklentilerde azalma, takdir edilme duygusunun önemsizleşmesi, tükenmişlik düzeylerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Taekwondo Antrenörü, Antrenör Liderliği, Antrenör Yaratıcılığı, Antrenör Tükenmişlik Düzeyi
Merkezi spor yönetiminde çalışanların kişilik özellikleri ile iş değerlerinin örgüte bağlılık düzeylerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Merkezi spor yönetimi'nde (Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Spor Genel Müdürlüğü) çalışanların kişilik özellikleri ile iş değerlerini ortaya koyarak merkezi spor yönetimi'nde çalışanlar arasında örgüte bağlılık düzeylerine göre incelenmesidir. Çalışmaya spor genel müdürlüğü çalışanlarından 282 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından katılımcıların kişisel bilgilerine ulaşabilmek için hazırlanmış olan ''Kişisel Bilgi Formu'', John, Donahue ve Kentle tarafından 1991 yılında geliştirilen ve Alkan tarafından 2007 yılında dilimize uyarlanmış "Beş Faktör Kişilik Ölçeği'', Kaya tarafından 2010 yılında hazırlanmış "İş Değerleri Ölçeği" ve Allen ve Meyer tarafından 1990 yılında geliştirilen Türkçe uyarlamasını Yıldırım tarafından yapıldığı "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek Yönlü (One Way) Anova Testi kullanılmıştır. Anova Testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Hiyerarşik regresyon analizi ile bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerine etkilerinde determinasyon katsayısındaki (R2) değişim ile neden- sonuç ilişkisinin gücü ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Kişilik özelliklerine algılanan iş değerleri alt boyutları eklenerek çıkan sonuçlar doğrultusunda dışadönüklük, sorumluluk, geçimlilik, gelişime açıklık, duygusal dengesizlik, işin anlamlılığı ve yararlılığı, insani ilişkiler, iş ortamı, özerklik ile örgüte bağlılık alt boyutlarının genel sonuçları arasında neden-sonuç ilişkisini belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (f=14,730; p=0,000<0.05). Diğer bir ifade ile çalışanların kişilik özellikleri ve iş değerlerinin örgüte bağlılıkta önemli bir faktör olduğu saptanmıştır.
Merkezi spor yönetiminde örgüt kültürünün ve çalışanların kişilik özelliklerinin karar verme stillerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Merkezi spor yönetimi olan Spor Genel Müdürlüğü (SGM) örgüt kültürünün ve çalışanların kişilik özelliklerinin karar verme stillerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Spor Genel Müdürlüğü çalışanlarından 282 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından katılımcıların kişisel bilgilerine ulaşabilmek için hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu.Öcal ve Ağca tarafından geliştirilen "Örgüt Kültürü Ölçeği". Türkçe uyarlamasını Karancı ve arkadaşları (2007)'nın yaptığı "Eysencik Kişilik Ölçeği" ve Türkçe uyarlamasını Deniz (2004)'ün yaptığı "Melbourne Karar Verme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki karşılaştırmalar için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki karşılaştırmalar içinse Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek için tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak karar vermede özsaygı alt boyutunda anlamlı derecede, 16 yıldan fazla çalışma süresi olanların en yüksek düzeyi tarifledikleri tespit edilmiştir (p<0.05). Karar verme stillerinin pozisyona göre ortalamaları incelendiğinde; sadece erteleyici karar verme boyutunda şefin en düşük, diğer personellerin en yüksek olmak üzere anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05). Karar verme stillerinin öğrenim durumuna göre ortalamaları incelendiğinde; karar vermede özsaygı boyutunda üniversite mezunu olanların lehine anlamlı düzeyde farklılaşma tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca ölçekler arası ilişkiyi tespit etmek için yapılan korelasyon analizi sonucunda kimi alt boyutlarda pozitif kimi alt boyutlarda ise negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Şanlıurfa örneği)
Bu çalışmanın amacı futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa ilinde bulunan futbol seyircileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden tesadüfi olarak seçilen, 18 yaş ve üzeri 285, toplam 312 futbol seyircisi katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak geliştirilen kişisel demografik özelliklerini tespit etmek için bilgi formu kullanıldı. da Dökmen (1988) tarafından geliştirilen "Empatik Eğilim Ölçeği" envanteri kullanıldı. ''Sporda Seyirci Saldırganlığı ve Şiddet Ölçeği" Şanlı (2014) tarafından geliştirilen envanter kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların araştırmacı tarafından Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamında SPSS 15,0 ile girildi. Araştırma sonucunda Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05).Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının lisanslı sporcu olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanların cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının lisanslı spor yapma şekline durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir ( p<0,05). Yapılan normallik sınamasında her iki ölçek puanlarının normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden t testi uygulanmıştır, takım algısı değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testi uygulanmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD Post Hoc testinden yararlanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla öncelikle Pearsonkorelasyon analizi yapılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyirci, Saldırganlık, Şiddet, Spor, Empati.
Orta öğretim düzeyindeki tek ebeveynli sporcu öğrencilerin 12 haftalık sportif etkinliklerinin saldırganlık ve şiddet eğilimi düzeylerine etkilerinin incelenmesi
Varhan, Tek Ebeveynli Orta Öğretim Öğrencilerinin 12 Haftalık Sportif Etkinliklere Katılımının Saldırganlık ve Şiddet Eğilimleri Üzerine Etkisinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2016. Bu çalışmanın amacı, tek ebeveynli orta öğretim öğrencilerinin 12 haftalık sportif etkinlikleri öncesindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin, uygulanan sportif etkinlikler sonrası değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Afyonkarahisar'da orta öğretimde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden seçilen 109 tek ebeveynli öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yukarıda belirtilen tek ebeveynli öğrencilerden oluşan örneklem gurubuna eş zamanlı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984), Göka, Bayat ve Türkçapar (1995) tarafından geliştirilen "Şiddet Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde; Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda, p>0.05 bulunduğu için verilerin çözümlenmesinde, parametrik istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, çok değişkenli frekans ve yüzde dağılımlarına ilişkin çapraz tablodan (Crostab) yararlanılmıştır. Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tek ebeveynli öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimi durumların karşılaştırılmasında Eşleştirilmiş Örneklem t Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, tek ebeveynli öğrencilere yaptırılan 12 haftalık sportif etkinlikler sonucunda genel saldırganlık ve şiddet eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tek ebeveyn, Öğrenci, Spor, Saldırganlık, Şiddet
Futbol seyircilerinde saldırganlık, şiddet ve holiganizme yönelik davranışların önlenmesinde serbest zaman etkinliklerine katılım etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, futbol seyircilerinde saldırganlık, şiddet ve holiganizme yönelik davranışların önlenmesinde serbest zaman etkinliklerine katılım etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan bu araştırmaya, Türkiye Futbol Federasyonu 2014/2015 sezonu Süleyman Seba Süper Liginde farklı coğrafi bölgelerden katılım sağlayan 13 futbol kulübünden 2625 futbol seyircisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmada, seyircilerin saldırganlık ve şiddet düzeylerini belirlemek için Güçlü ve Şanlı (2013) tarafından geliştirilen ve 21 maddeden oluşan Sporda Seyirci Saldırganlığı ve Şiddet Ölçeği ve Witt ve Ellis tarafından 1985 yılında geliştirilip Türkçe uyarlaması Yerlisu Lapa ve Ağyar (2011) tarafından yapılan, 17 maddeden oluşan Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeği kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve verilerin analizi ve değişkenler arası karşılaştırmalarda SPSS 20.0 programından faydalanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, aylık ortalama gelir, sahip oldukları haftalık serbest zaman durumları ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, katılımcıların cinsiyet yaş, medeni durum, sahip oldukları haftalık serbest zaman durumları ile serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05); katılımcıların aylık ortalama gelirleri ile serbest zamanda algılanan özgürlük düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Futbol, Serbest zaman, Saldırganlık, Şiddet, Holiganizm
Kadın futbolcular ile futsalcıların bazı fizyolojik ve motorik özelliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada "Kadın Futbolcular ile Futsalcıların Bazı Fizyolojik ve Motorik Özelliklerinin Karşılaştırılması" amaçlanmıştır. 2015-2016 sezonu TFF Kadınlar 1. Ligi'nde oynayan kadın futbolculara ve Ünilig'de dereceye giren takımlardaki kadın futsalcılara ölçümler uygulandı. Çalışma grubunu gönüllülük esasına göre katılan 30 kadın futbolcu (yaş ort. 20.60 ± 1.610 yıl, antrenman yaşı ort. 8.50 ± 1.676 yıl, boy uzunlukları ort. 161.47 ± 5.649 cm, vücut ağırlıkları ort. 54.91 ± 6.623 kg) ve 30 kadın futsalcı (yaş ort. 20.33 ± 1.918 yıl, antrenman yaşı ort. 8.37 ± 1.752 yıl, boy uzunlukları ort. 163.40 ± 5.393 cm, vücut ağırlıkları ort. 55.00 ± 4.906 kg), toplamda 60 sporcu oluşturdu. Sporcuların fiziksel, bazı fizyolojik ve motorik özelliklerini belirlemek için boy uzunluğu, vücut ağırlığı, deri kıvrım kalınlığı, VC, FVC, FEV1, esneklik, el pençe kuvveti, bacak kuvveti, 10 m - 30 m sürat koşusu, çeviklik, Yoyo-1, çoklu sıçrama testleri uygulandı. Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı, istatistik analizler ve tabloların düzenlenmesinde SPSS 17 istatistik paket programı kullanıldı. İstatistiksel yöntem olarak çalışma sonunda elde edilen farklılıkları ortaya koymak için α=0.05 anlamlılık düzeyinde Independent Simples T- testi uygulandı. Sonuç olarak, kadın futsal oyuncuları ile futbol oyuncularının 10m-30m sürat koşusu testi ve çeviklik testi ölçüm değerlerinde (p<0.05) kadın futsal oyuncuları lehine, Yoyo-1 ve çoklu sıçrama testi ölçüm değerlerinde (p<0.05) kadın futbol oyuncuları lehine önemli bir fark olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Kadın, Futbol, Futsal, Fizyolojik, Motorik Özellikler
Ergenleri rekreatif faaliyetlere katılmaya motive eden unsurların ciddi serbest zaman perspektifi açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı ergenleri rekreatif faaliyetlere katılmaya motive eden unsurların ciddi serbest zaman perspektifi açısından incelenmesidir. Çalışma pilot çalışma geçer-lik ve güvenirlik çalışması ve hipotezlere ait bulguların yer aldığı aşama olmak üzere 3 aşamadan oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Baldwin ve Caldwell (2003) tarafından geliştirilen ergenler için serbest zaman motivasyon ölçeği Türk kül-türüne adapte edilerek uygulanmıştır. Veri toplama aracının dilsel açıdan adaptasyonu çeviri geri çeviri yöntemi ile sağlanmış, geçerliği doğrulayıcı faktör analizi güvenirliği ise iç tutarlık ve iki yarı güvenirlik yöntemleri ile sağlanmıştır. Çalışmada NFI, NNFI, IFI, RFI, CFI, GFI, AGFI, RMSEA, SRMR uyum indeks değerleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak veri toplama aracının Türk Kültürü için güvenilir ve geçerlik ölçütü olan uyum indeks değerlerine göre de 19 madde ve 5 faktör olarak iyi uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyet, sınıf, okul sporlarına katılma, düzenli olarak spor yapma ve ciddi serbest zaman katılımcısı olma durumlarının ergenleri rekreatif faali-yetlere katılmaya motive eden unsurlar olduğu yaşın ise herhangi bir etkisinin olmadı-ğı tespit edilmiştir.
Konya ilindeki beden eğitimi öğretmenlerinin kendini sevme ve öz yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Konya ilinde beden eğitimi ve spor öğretmeni olarak çalışan öğretmenlerin kendini sevme ve öz yeterliliklerini incelemektir Araştırmanın örneklemini, Konya'da çalışan 350 adet beden eğitimi ve spor öğretmenine anket yapılmıştır. Rastgele örnekleme tekniği kullanılarak araştırma örneklemi belirlenmiştir. Araştırmada; Doğan (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Kendini Sevme-Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri, sonuçların normal bir dağılıma sahip olmaması nedeni ile kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi neticesinde kendini sevme puanı arttıkça öz yeterlik puanın da arttığı tespit edilmiştir. Kendini sevme ve öz yeterliğin yaşa göre farklılaştığı ve 36 yaş ve üstündekilerin kendi sevme düzeylerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kadınlar ile erkekler arasında kendini sevme ve öz yeterlik açısından erkek lehine farklılık olduğu belirlenmiştir. Beden kitle endeksine göre kendini sevme ve öz yeterliğin farklılaştığı ve kilo arttıkça kendini sevme ve öz yeterliğin azaldığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Öğretmen, Öz Yeterlilik, Kendini Sevme
Sürekli ve aralıklı yapılan tenis antrenmanlarının 9 yaş kız çocuklarında seçilmiş bazı fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı gelişme döneminde olan kız çocuklarının tenis antrenmanları ile gelişim süreçlerinin nasıl şekillendiğini saptamaktır. Bu bağlamda öncelikle alan yazın taraması gerçekleştirilmiştir. Ardından, 9 yaş grubu kız çocuklarının düzenli tenis antrenmanları eşliğinde seçilmiş fiziksel gelişimlerinin nasıl şekillendiğini belirlemek için aralıklı olarak tenis antrenmanları yapan çocuklar ile fizyolojik parametreleri kıyaslanmıştır. Çalışmanın sonuçları, düzenli olarak tenis oynamaya devam eden kızlarda esneklik kuvveti, kol, bacak ve sırt kuvveti, dikey sıçrama ve denge gibi fiziksel özelliklerin diğerlerine göre daha fazla geliştiği görülmüştür. Çalışma 30 kız çocuğu üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Spor federasyonlarında görev yapan üst düzey yöneticilerin problem çözme becerilerinin araştırılması
Bu araştırma; spor federasyonlarının merkez teşkilatında çalışan personellerin, problem çözme beceri düzeylerini tespit ederek, kişisel özelliklere göre bunların farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Betimsel bir nitelikte olan bu araştırmanın örneklemini, 2016 yılında 56 farklı özerk spor federasyonların merkez teşkilatında çalışan 21 Başkan, 28 As Başkan, 37 Genel Sekreter olmak üzere toplam 86 personele anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak personelin problem çözme becerilerini belirlemek için 1982 yılında Heppner ve Peterson tarafından geliştirilen ve 1993 yılında Şahin tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" ve personelin kişisel özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında SPSS 16.0 istatistik paket program kullanılmıştır.Verilerin analizinde SPSS programından yararlanılarak frekans dağılımları oluşturulmuş, Bağımsız Gruplar t- testi, Tek Yön Anova testlerinden LSD ve ve Tukey Post Hoc analizleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; Spor federasyonlarında görev yapan üst düzey yöneticilerin, problem çözme envanterinden (PÇE) aldıkları puanların; eğitim durumuna ve medeni hal değişkenine göre farklılaştığı, yaş, cinsiyet, meslekteki çalışma yılı, federasyondaki çalıma yılı, statü değişkenine göre farklılaşmadığı görülmüştür (p<0,05). Anahtar kelimeler: Spor federasyonları, yönetim, spor, sosyal beceri, problem çözme
Kütahya ilinde bulunan ilköğretim kurumları ikinci kademede öğrenim gören öğrenci ve görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik görüş ve tutumlarının incelenmesi'
Kütahya ilinde bulunan ilköğretim kurumları ikinci kademede öğrenim gören öğrenciler ve görev yapan beden eğitimi öğretmenlerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik görüş ve tutumların incelenmesi, Beden eğitim ve spor dersinin çocukların gelişimi üzerinde ki etkisi,farklı değişkenlere göre değerlendirilmesi, görev yapan beden eğitimi öğretmenlerin ise değişik bakış açıları ile dersin değerlendirilmesi avantajları ve dezavantajlarının ortaya çıkarılması için yapılacak olan bir çalışma.
Bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların çeşitli değişkenlere göre yalnızlık düzeylerinin incelenmesi.
Bu çalışmanın amacı bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan sporcuların çeşitli değişkenlere göre yalnızlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2016 – 2017 sezonunda aktif olarak voleybol, basketbol, hentbol, badminton, masa tenisi ve taekwando branşıyla uğraşan, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen ve çalışmada gönüllü olarak yer alan 600 sporcu katılmıştır. Veri toplama aracı olara araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu ile 1978 yılında Russel, Peplau ve Ferguson tarafından geliştirilmiş olan ve Türkiye'de geçerlilik ve güvenirlik çalışması Demir (1989) tarafından yapılarak Türkçeye uyarlanmış olan UCLA Yalnızlık ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için yüzde (%) ve frekans yöntemleri; verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığının belirlenmesi için Kolmogorov-Smirnov normallik testi uygulanmış ve bunun neticesinde verilerin non-parametrik test koşullarına uygun olduğunun anlaşılmasından sonra anlamlı farklılıkların belirlenmesi için Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis testleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre cinsiyet, yaş, refah düzeyi ve boş zaman sürelerinini yeterliğine göre katılımcıların yalnızlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık ortaya çıkmazken (p>0.05), katılımcıların boş zamanlarını değerlendirme güçlüğü çekme durumları, spor branşları ve branşlarının takım sporu ya da bireysel spor olmasına göre ise anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, aktif sporla uğraşan bireylerde boş zaman değerlendirme güçlüğü çekmenin, uğraşılan spor branşının ve uğraşılan spor branşının takım ya da bireysel spor branşı olmasının yalnızlık düzeyini etkileyen değişkenler olduğu fakat cinsiyet, yaş, refah düzeyi ve boş zaman sürelerinin yeterliklerinin aktif sporcularda yalnızlık düzeylerini etkileyen değişkenler olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, Spor, Bireysel Sporlar, Takım Sporları
Üniversite öğrencilerinin rekreatif etkinlikler hakkındaki farkındalıklarının araştırılması
Bu çalışma üniversite öğrencilerinin katıldıkları rekreatif etkinliklerin sağladığı faydalar hakkında ne derece bir farkındalığa sahip olduklarının belirlenmesi için geçerli ve güvenilir bir veri toplama aracı geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada literatür taramasının ardından 55 maddelik bir soru havuzu oluşturulmuştur. Uzman görüşlerinden sonra veri toplama aracının 45 madde olmasına karar verilmiştir. Yapılan pilot çalışma neticesinde faktör yükü düşük olan bir sorunun çıkartılmasıyla (.288) 44 maddeye indirgenen veri toplama aracının örtük yapısı açıklayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Analiz sonucuna göre toplam varyansın % 43.327 sini açıklayan 41 madde ve 3 faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır.İlgili literatür incelenmiş ve bulunan alt boyutlar (1. boyut Haz/Eğlence, 2. boyut Sosyal/Başarı 3. boyut Kendini Geliştirme) olarak adlandırılmıştır. Ortaya çıkan örtük yapının doğrulanması ise doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. Analiz sonuçları 41 madde ve 3 faktörlü yapının uyum indekslerinin iyi olduğunu göstermiştir. Veri toplama aracının güvenirliği iç tutarlık ve iki yarı güvenirlik analizleri ile sınanmış ve veri toplama aracının yüksek güvenirliğe sahip olduğu anlaşılmıştır.
Rekreasyonel amaçlı fitness yapan bireylerin egzersiz motivasyon, beslenme değişim ve fiziksel aktivite düzeylerinin araştırılması
Bu araştırma rekreasyonel amaçlı fitness branşı ile ilgilenen bireyleri egzersize motive eden faktörler ile bu bireylerin beslenme değişim süreçleri ve fiziksel aktivite düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırma Grubunu 2016-2017 yılları arasında Pamukkale Üniversitesi Ömer Halis demir araştırma ve uygulama merkezinde 17 yaş ve üzeri farlı meslek grubundan 561 (%53,5) Erkek, 489 (%46,5) Kadın olmak üzere 1050 rekreasyon amaçlı fitness branşıyla ilgilenen katılımcılar oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına ulaşmak için ''Rekreasyonel Egzersiz Motivasyon Ölçeği'' , ''Beslenme Değişim Süreçleri Ölçeği'' , ''Uluslar Arası Fiziksel Aktivite Ölçeği (Kısa Formu)'' ve araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında veriler Microsoft Excel 2007 programında düzenlenmiş, SPSS 21 for Windows paket program kullanılarak çözümlenmiştir. Elde Edilen verilerin dağılımlarının nasıl olduğuna ilişkin fikir edinmek amacıyla kolmogorovsmirnov testi sonuçları incelenmiş olup verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Katılımcıların Fiziksel Aktivite düzeyi, Beslenme değişim süreçleri ve rekreasyonel egzersiz motivasyon düzeyleri cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu ve meslek durumu değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi için mannwhitney u testi ve kruskalwallis testleri uygulanmıştır. Elde edilen analiz sonuçları p<0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre cinsiyet değişkeni açısından katılımcıların fiziksel aktivite düzeyine ilişkin metabolik eş değer, rekreasyonel egzersiz motivasyonu alt boyutlarından Rekabet, Vücut ve Dış Görünüm, sosyal ve eğlence ile beceri gelişimi alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar gözlemlenmiştir. Beslenme değişim süreçlerine ilişkin olarak ise bilinç düzeyinde artış, Dramatik Yardım/Duygusal Canlandırma, Çevreyi yeniden değerlendirme, kendi kendine değerlendirme, Sosyal Serbestlik/Özgürlük, Karşıt/Zıt Durum, Yardım Edici İlişkiler, Güçlendirme Yönetimi, Kendi Kendini Özgürleştirme, Uyaran Kontrolü, Kişiler Arası Sistem Kontrolü alt boyutlarında istatistiksel anlamda anlamlı farklılaşma olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkeninin hem fiziksel aktivite düzeyine ilişkin metabolik eşdeğerlik düzeylerinin yanı sıra rekreasyonel egzersiz motivasyonlarında bazı alt boyutlarda farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca beslenme değişim süreçlerine ilişkin olarak cinsiyet farklılıklarının ilaç kullanımı dışında tamamen farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Motivasyon, Beslenme Değişim Süreçleri, Fiziksel Ak
İlkokul çağındaki çocukların temel motor beceri gelişiminde eğitsel oyunların etkisi
Bu çalışmada mevcut milli eğitim ilköğretim müfredatına ilave olarak 12 haftalık eğitsel oyunlardan oluşturulmuş programın temel motor beceri gelişimi üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma ve kontrol grupları, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Özel Gökkuşağı Bahçeşehir Koleji ve Beylikdüzü Bizimkent İlköğretim okullarında eğitim hayatlarına devam etmekte olan ilköğretim 1., 2. ve 3. sınıftaki çocuklar oluşmaktadır. Örneklem grubu uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmamıza çalışma grubu 59 ve kontrol grup 59 olmak üzere toplam 118 çocuk katılmıştır. Çalışma gruplarına 12 hafta boyunca eğitsel oyun oynatılmıştır. Bu oyunlar çalışma gruplarına haftada 3'er gün ve 40' ar dakika uygulanmıştır. Ölçüm aracı olarak Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi ikinci sürümünün (BOT-2) kısa formu kullanılmıştır. Çalışma sürecinin öncesi, sonrası ölçümleri alınmıştır. İstatistiki yöntem olarak çocukların Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi ölçümlerinden elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Wilk normallik testi uygulandı. Veriler arasında fark olup olmadığını belirlemek için ise α= 0.05 düzeyinde tekrarlı ölçümler varyans analizi (Repeated Measure Anova) testi uygulandı. Ayrıca gruplar arasındaki farklılığı ortaya koymak için (Paried T-Testi) istatistiki analiz uygulandı. Sonuç olarak, çalışmamız verileri ışığında, ilkokul çağındaki çocuklara 12 haftalık süreyle uygulanan eğitsel oyunların temel motor beceri gelişimini olumlu etkilediği tespit edilmiştir. Bu gelişimin daha yüksek düzeyde olabilmesi çalışmalarda yaş, süre, sıklık ve yoğunluk gibi kriterlere dikkat edilmesiyle mümkündür. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Temel Motor Beceri, Eğitsel Oyunlar
Üniversite öğrencilerinin rekreasyonel etkinliklere katılım engellerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi (Kütahya İli örneği)
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin, rekreasyonel etkinliklere katılımının önündeki engelleri öğrenci algısına göre bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmaya, Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ve Eğitim Fakültesi' nde öğrenim gören tesadüfi yöntem ile seçilmiş 525 öğrenci katılmıştır. Çalışma kapsamında hazırlanan veri formu iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek için kişisel bilgi formu; ikinci kısımda ise rekreasyonel etkinliklere katılımının önündeki engelleri öğrenci algısına göre belirlemede Alexandris ve Carroll (1997) tarafından geliştirilen, Karaküçük ve Gürbüz (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan, "Boş Zaman Engelleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçe formu 27 madde ve (a) birey psikolojisi (6 madde), (b) bilgi eksikliği (3 madde), (c) tesis yetersizliği (4 madde), (d) ulaşım sorunu (4 madde) (e) arkadaş eksikliği (3 madde), (e) zaman ve ilgi eksikliği (7 madde) biçiminde 6 alt boyuttan oluşmaktadır. Anketlerden elde edilen veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve verilerin analizi ve değişkenler arası karşılaştırmalarda SPSS 20.0 programından faydalanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, katılımcıların cinsiyet, yaş, öğrenim gördükleri bölüm, sınıf, en uzun süre yaşadıkları yerleşim birimi, gelir düzeyleri, anne eğitim düzeyi ile boş zaman engelleri puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilirken (p<0,05); rekreatif spor yapma durumu, lisanslı spor yapma durumu ve baba eğitim düzeyi ile boş zaman engelleri puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Anahtar Kelimeler: rekreasyon, boş zaman, boş zaman engelleri
Spor eğitimi veren fakülteler ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin basketbola karşı tutumlarının değerlendirilmesi
Alkaç, E.Spor Eğitimi Veren Fakülteler ve Yüksekokullarda Öğrenim Gören Öğrencilerin Basketbola Karşı Tutumlarının Değerlendirilmesi. Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2017. Bu çalışmanın amacı, spor eğitimi veren fakülteler ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin, çeşitli değişkenlere göre basketbola karşı tutumlarınındeğerlendirilmesidir. Aynı zamanda üniversiteler arası karşılaştırma yaparak, bu kurumlardaki öğrencilerin basketbol tutumlarını çeşitli boyutlarıyla ortaya koymaktır.Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında, Marmara,İçAnadolu,Akdeniz,Karadeniz ve Ege bölgelerinde Spor Eğitimi veren Fakülte ve Yüksekokullardan, Dumlupınar Üniversitesi, KocaeliÜniversitesi,AnadoluÜniversitesi,MersinÜniversitesi ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ndenuygun örnekleme metodu ile seçilen ve çalışmada gönüllü olarak yer alan 502 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı araştırmacılar tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile Erman Öncü,Bülent Gürbüz ve H.MehmetTunçkol tarafından geliştirilen, 2006 yılında geçerliği ve güvenirliği yapılan "Basketbol Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi olan Kolmogorow-Smirnov testi yapılmıştır ve verilerin non-parametrik yapıyı desteklediği ortaya çıkmıştır. Katılımcı öğrencilerin Basketbol Tutum Ölçeği alt boyutlarına ilişkin, üniversitelerine ve bölümlerine göre tutum düzeyleri arasında önemli bir fark olup olmadığını araştırmak için, p= 0.05 anlamlılık düzeyinde Kruskal-Wallis testi, cinsiyetlerine göre ise Mann Whitney-U testi uygulandı.Yapılan analizlerin sonucunda meydana çıkan bulgular katılımcıların, cinsiyet, spor branşı yaş ve refah düzeyi durumlarına göre basketbol tutum düzeylerinde anlamlı bir farklılık olduğu görünmezken, okudukları bölümler ve sınıflarına göre değer alt boyutunda, spor yapma durumlarına göre ise sadece eylem alt boyutunda anlamlı farklılıklar var olduğunu göstermiştir.
Farklı duyguları tanımada ciddi serbest zamana katılımın ve işitme engelinin rolü (kişilik ve duygusal zeka boyutlarıyla)
Bu çalışmanın amacı; serbest zamana ciddi olarak katılan işitme engelli milli sporcularla (amatör); spor yapmayan engelli bireyler (halk), profesyonel engelsiz bireyler (profesyonel) ve spor yapmayan engelsiz bireyler (halk) ile kişilik ve duygusal zeka boyutları açısından duygu tanımlamaları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklem grubunu; 18-24 Temmuz 2016 tarihinde Samsun ilinde düzenlenen İşitme Engelliler Dünya Şampiyonasına katılmış olan ve dövüş sporlarında mücadele eden toplam 64 milli sporcu (Xyaş=26,15+/-2,86), İzmir Karşıyaka İşitme Engelliler Dayanışma Derneğine üye olan 55 sedanter işitme engelli birey (Xyaş=28,76+/-4,23), Kütahya-Afyon-Eskişehir ve İzmir illerinde ikamet eden ve dövüş sporlarında en az 2 yıl milli düzeyde mücadele etmiş 60 milli sporcu (Xyaş=24,25+/-1,24) oluşturmuştur. Son olarak sedanter normal bireylerin örneklem grubunu da son 2 yıldır düzenli olarak spor yapmayan 52 birey oluşturmuştur (Xyaş=21,36+/-2,12). Seçilen tüm örneklem kolayda örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Çalışmada Somer, Tatar ve Korkmaz (2001) tarafından geliştirilmiş ve Tatar (2005) tarafından kısa formunun geçerliği ve güvenirliliği yapılmış olan 5 Faktör Kişilik Envanteri, Schutte ve arkadaşları (1998) tarafından geliştirilen ve Tatar ve arkadaşları (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve SuberLap 5 ile dizayn edilen POFA testi ölçme aracı olarak kullanılmıştır (177, 169, 191). Veriler Windows Excel'de düzenlenmiş ve SPSS 22.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda ciddi serbest zamana katılan engelli milli sporcuların normal engellilere ve normal işiten sedanterlere oranla duyguları tanıma noktasında daha başarılı olduklarını, engelli milli sporcuların duyguları tanıyarak tepki verme hızlarının engelli sedanterlere göre oldukça yüksek olduğunu, profesyonel sporun duyguları tanıma noktasında önemli bir değişken olduğunu, duyguların tanımlanması noktasında farklı gruplarda bireylerin kişilik ve duygusal zeka boyutlarından etkilendiğini, farklı duyguların farklı gruplarda tanınması noktasında duygusal zekanın ve kişilik özelliklerinin rolünü ve farklı duyguların benzer duygularla karıştırıldığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, bize engellilerin spor ortamındaki yetilerini spor yapan engelliler vasıtasıyla göstermiştir. Duyguları tanıyarak renkli tuşlar yoluyla bu duyguları hatırlamak engellilerin görsel hafızalarının yüksek olduğunun da bir göstergesidir. İşitme engellilerin katılmış oldukları rekreatif faaliyetler; sağlıklı bireylerin sahip olduğu kişilik özelliklerine, duygusal zeka düzeyine ve onun paralelinde ki bazı kazanımların sağlanmasına neden olmuştur. Engellilerin sağlıklı sedanter bireylerden bile daha başarılı bir şekilde duyguları tanımlamış olmaları onların bu yetilerini spor ortamında daha geniş çaplı kullanmalarının yolunu açabilir.
Bazı ab ülkelerinde uygulanan engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı olarak türkiye ile karşılaştırması
Bu çalışmanın amacı AB engelli spor politikaları ile Türkiye karşılaştırmasının yapılmasıdır. Engelli sporlarının, Avrupa'da hümanist akımların gelişimi sayesinde oluşan bakış açısının etkileri ile başladığı bilinmektedir. Engelli oyunlarının Dünya genelinde doğuşu ve gelişimi Avrupa ülkeleri tarafından organize edilen oyunlarla başlamıştır. Bu nedenle Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi engelli sporlarının başlangıcından itibaren oyunlara katılım sağlayan ve AB'nde kurucu ülke statüsünde ki ülkelerden örneklem oluşturulmuştur. Bazı AB ülkeleri ile Türkiye'nin engelli spor politikalarının ekonomik, sosyal ve proje bazlı karşılaştırmasını yaptığımız araştırma, doküman analizi metodu kullanılarak nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Engelli sporlarının gün geçtikçe önem kazanması ve engelli bireylerin yaşamlarının önemli bir parçası haline gelmesi nedeniyle, ülkemizdeki gelişimin boyutlarını belirlemek amacıyla AB ülkeleri ile karşılaştırma yapılmıştır. AB'nin engellilik ve spor ile ilgili dokümanlar, AB istatistik kurumu olan Eurostat ve Avrupa Komisyon raporlarından alınmıştır. Ayrıca ülkelerin engelli spor federasyonlarının web sayfalarından güncel veriler elde edilmiştir. Ülkelerin Paralimpik Oyunlara katılım durumları ve başarılarıyla ilgili veriler IPC'nin tarihsel arşivinden sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre Avrupa'daki engelli sporları başarı ve katılımcı nitelikleri açısından ülkemizden oldukça ilerdedir. Fakat, 2017 yılında yapılan oyunlarda özellikle Deafolimpik Oyunlarında, ampute futbol ve atletizm dallarınada alınan başarılar ülkemizin alanda gelişim gösterdiğinin göstergesidir. Türkiye'nin engelli spor politika uygulamaları ile Avrupa ülkelerinde ki uygulamalar pek çok alanda benzerlik göstermektedir. Fakat uygulamaya geçirilme konusunda pek çok alanda eksiklikler tespit edilmiştir.
Ağırlıklı ve ağırlıksız yapılan dikey sıçrama squatının propriosepsiyona etkisi
Bu çalışma ağırlıklı ve ağırlıksız yapılan dikey sıçrama squatının propriosepsiyon duyusuna etkisini incelemek amacıyla yapılmaktadır. Çalışmada, Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan, herhangi bir sağlık problemi olmayan ve tesadüfi yöntemle seçilen toplam 45 erkek birey, 15 er kişilik 3 farklı gruba ayrılmıştır. Bu gruplar, ek ağırlık grubu (EAG), vücut ağırlığı grubu (VAG) ve kontrol grubudur (KG). EAG' na ve Kendi vücut ağırlığıyla çalışan gruba (VAG) 8 hafta boyunca haftada 3 gün olacak şekilde dikey sıçrama squatı (DSS) antrenmanı yaptırılmıştır. Kontrol grubu (KG) ise rutin hayatlarına devam edip herhangi bir antrenman yapmamıştır. Grupların yaş ortalamaları EAG: 21,20±1,424, VAG: 21,40±0,828, KG: 20,73±1,223'tür. Katılanların propriosepsiyon algılarına ait Dominant ve Nondominant bacak ölçümleri, Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi performans laboratuvarında bulunan Humac Norm 2004 cihazı kullanılarak 30°,45°,60° açılar için yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar SPSS 22 paket programı ile değerlendirilmiş olup deneklere ait tanımlayıcı bilgiler ortalama ve standart sapma olarak verilmiştir. Bağımsız grupların karşılaştırılmasında paired sample T testi, gruplar arası ANOVA testi kullanılmıştır. Farklılığın hangi grublarda tespiti için de çoklu karşılaştırmalarda TUKEY testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Deneklerin dominant olarak sağ bacak ve nondominant olarak sol bacaklarını kullandığı görülmektedir. Araştırmaya katılan denekler için dominant ve nondominant (30˚, 45˚ ve 60˚) ön test ve son test değerlerinin karşılaştırılmasında; sadece nondominant (30˚) son test değerleri, gruplar (EAG, VAG ve KG) bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir ve VAG değerleri KG değerlerinden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (P<0,05). Ayrıca, VAG nondominant (45˚) için ön test – son test değerleri karşılaştırıldığında ön test değerlerinin son test değerlerinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, VAG grubunda nondominant 45º açı hariç, dikey sıçrama squatı antrenmanlarının proprioseptif hassasiyeti geliştirmediği sonucu çıkarılabilir
Spor yapan bedensel engelliler ile spor yapmayan bedensel engellilerin yaşam doyum düzeylerinin karşılaştırılması.
Çalışmanın amacı spor yapan ve spor yapmayan 15-29 yaş arası Bedensel engelli bireylerin yaşam doyumu düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmanının evrenini Türkiye genelinde ki bedensel engelliler oluşturmaktadır. Araştırmnaın örneklem grubunu ise Konya, Ankara, Gaziantep, Antalya illerinde spor yapan 122 engelli ve Uşak, Kütahya, Afyon illerinde spor yapmayan 95 engelli olmak üzere toplam 217 engelli birey oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama aracı olarak anket tekniği uygulanmıştır. Yaşam doyumuna ilişkin veriler elde etmek için Diener, Emmons, Larsen ve Griffin tarafından 1985 yılında geliştirilen yaşam doyumu ölçeğinden (The Satisfaction With Life Scale) yararlanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi %5 olarak değerlendirilmiştir. Spor yapan ve yapmayan, cinsiyet gibi iki düzeyli değişkenlerin düzeyleri arasında yaşam doyum değişkeni bakımndan anlamlı farklılıkğın olup olmadığını belirlemek amacıyla "bağımsız iki örnek t testi" kullanılmıştır. İkiden fazla düzeye sahip değişkenlerin düzeyleri arasındaki farklılık için "Tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" den faydalanılmıştır. Varyans analizi sonucunda anlamlı farklılık bulunması durumunda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla " Tukey" çoklu karşılaştırma test istatistiğinin sonucu değerlendirmeye alınmıştır. Ayrıca varyansların homojenliği ve normallik gibi varyasımların sağlanmaması durumunda tek yönlü varyans analizi yerine Kruskall-Wallis test istatistiği kullanılmıştır. İstatistiksel analziler sonucunda, yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde spor yapan engelli bireyler ile spor yapmayanlar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde spor yapan kadınlar ile yapmayanlar ve spor yapan erkekler ile spor yapmayan erkekler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan 0-999TL arası aylık geliri olan bireylerde ve 1000-1999 TL arsı aylık geliri olan spor yapan bireylerin yaşam doyum puan ortalamaları ile Spor yapmayan katılımcıların yaşam doyum puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0.05). Katılımcılardan Aylık geliri 2000-3000TL ve üzeri olan bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Genel olarak yapılan varyans analizi sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor düzeyleri arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.000). Genel olarak yapılan Kruskall-Wallis test istatistiği sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor yapma sıklıkları arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.000).Genel olarak yapılan Kruskall-Wallis test istatistiği sonucuna göre yaşam doyum değişkeni bakımından spor yapma amaçları arasında istatistiki olarak çok anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p=0.001). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan 15-19 yaş arasındaki bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde katılımcılardan evli bireylerde spor yapan ile yapmayanlar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0.05). Çalışmamızın sonuçları spora katılımın engelli bireyin yaşam kalitesini etkileyen bir faktör olduğunu ortaya koymuştur. Sporun bedensel engelli bireylerin yaşantısındaki olumlu etkisi düşünülerek ülkemizde bedensel engelli bireylerin özellikleri ve spor yaşantısı ile ilgili daha detaylı çalışmaların yapılmasına ve spora katılımlarını arttırıcı stratejilerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Spor, Bedensel Engelli, Yaşam kalitesi.
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel farkındalık ve örgütsel güven düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, ilk ve orta öğretim okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güven ve örgütsel farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek amaçlanmıştır. Örgütsel güven ile örgütsel farkındalık değişkenlerine ilişkin öğretmen algılarının; cinsiyet, yas, öğrenim durumu, kıdem, bu kurumda çalışma süresi ve yüksek lisans yapma değişkenlerine göre değişip değişmediği saptanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Mamak ilçesi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilk ve orta öğretim okulları ve bu okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Mamak ilçesinde görev yapan 190 beden eğitimi öğretmeninden 158'i oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği", ve "Okullarda Örgütsel Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. İlk ve orta öğretim beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güven algıları ve okullarda örgütsel farkındalık düzeylerinin belirlenmesinde her iki ölçeğin alt boyutlarından alınan puanların aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Verilerin normallik dağılımını belirlemek için Kolmogorov Smirnov testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlerle örgütsel güven ve örgütsel farkındalık arasındaki ilişkiler belirlenirken ilişkisiz örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçları p<.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyledir; Beden eğitimi öğretmenlerinin algıları örgütsel güven ve tüm alt boyutlar ile okullarda örgütsel farkındalık ve alt boyutlarında oldukça katılıyorum düzeyinde bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları yeniliğe açıklık ve iletişim ortamı boyutlarında istatistiksel anlamda manidar fark gösterirken yas ve kıdem değişkenlerine göre beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları yöneticiye güven boyutunda istatistiksel anlamda manidar fark göstermiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları öğrenim durumu, kurumdaki çalışma süresi ve kurumdaki yönetici ile çalışma süresi değişkenlerine göre istatistiksel anlamda manidar fark göstermemiştir. Lisansüstü eğitim yapma değişkenine göre beden eğitimi öğretmenlerinin algıları örgütsel güvenin tüm alt boyutlarında istatistiksel anlamda manidar bulunmuştur. Öğretmen farkındalığı, yönetici farkındalığı ve okullarda örgütsel farkındalık ile örgütsel güven algıları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda yöneticiye güven ve yeniliğe açıklık boyutlarının, öğretmen farkındalığını anlamlı düzeyde yükselttiğini ve yeniliğe açıklık boyutunun, okullarda örgütsel farkındalığı anlamlı düzeyde yükselttiği sonucuna ulaşılmıştır.
İmam hatip okulları ile normal okullarda öğrenim gören ortaokul öğrencilerin beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının belirlenmesi ( Ankara il örneği )
Bu çalışmadaimam – hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrenciler ile ortaokullarda öğrenim gören öğrencilerinin beden eğitimi ve spor derslerine ilişkin tutumlarını karşılaştırıp, değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu araştırmaya Ankara Altındağ ilçesine bağlı 5 ortaokulda ve 4 imam- hatip ortaokulunda öğrenim gören beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflardan rast gele seçilmiş 1867 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde demografik özellikler, ikinci bölümünde ise Demirhan ve Altay (2001)'ın revize ettiği, beden eğitimi ve spor tutum ölçeği (BESTÖ) yer almıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS (16) istatistik programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi (p<0.05) alınmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediklerini belirlemek için KolmogorovSmirnov testi yapılmıştır. Verilerin parametrik dağılım göstermediği belirlenmiştir ve bu sebeple parametrik olmayan analiz yöntemleri kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri ile ankete verdikleri cevapların yüzdelik dağılımlarının belirlenmesinde frekans analizi; iki değişken ile beden eğitim dersine ilişkin tutumlarının karşılaştırılmasında normallik testinden sonra α= 0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için Mann Whitney U testi, 3 ve üzeri gruplarda ise Kruskal-Wallis testi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların beden eğitimi ve spor dersine ilişkin puanları incelendiğinde okul türüne göre ve anne eğitim düzeyine göre bakıldığında anlamlı farka rastlanmamıştır (p>0,05). Cinsiyete göre, sınıf değişkenine göre, okul başarı düzeylerine göre, baba eğitim düzeyine göre, anne ve baba mesleklerine göre, gelir düzeylerine göre, ailelerinin spor yapmaya izin verip vermemesine göre ve aile içinde spor yapanların olup olmamasına göre değişkenlere bakıldığında ise anlamlı fark görülmektedir (p>0,05). Ölçeğin Cronbach Alpha Güvenirlik katsayısı 0.93, sınıf içi korelasyon katsayısı 0.85, ölçüt geçerliliği katsayısı 0.83 olarak hesaplanmıştı. Anahtar Kelimeler: Tutum, Beden Eğitimi ve Spor, Ortaokul
12 haftalık eksantrik-pliometrik antrenman programının genç güreşçilerin vücut kompozisyonu, anaerobik performans, bacak kuvveti ve vücut yağ yüzdeleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; 12 Haftalık Eksantrik-Pliometrik Antrenman Programının Genç Güreşçilerin Anaerobik Performans, Bacak kuvveti, Vücut Kompozisyonu ve Vücut Yağ Yüzdelerinin araştırılmasıdır. Bu araştırmada 15-19 yaş grubu 15'i denek, 15'i kontrol grubu olmak üzere 30 güreşçi çalışma evreni olarak belirlendi. Denek ve Kontrol grubu güreşçiler çalışmaya gönüllü olarak katıldı. Ölçümlere katılan denek ve kontrol grubu sporcuların antrenman programlarına bağlı olarak fizyolojik ve fiziksel parametrelerinin başarı oranlarında ki değişkenleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya konu olan sporculardan demografik özellikler olarak Adı, Soyadı, D.tarihi, Boyu, Kilo, Yağ Ölçümleri (Biceps, Triceps, Subscabula, Subrailiac, Abdominal, Uyluk, Baldır, Göğüs), Çevre Ölçümleri (Baş, Omuz, Göğüs, Kol, Ön-kol, Karın, Kalça, Uyluk, Baldır), Ölçümlerde skinfold, kayan kaliper ve mezura kullanılmıştır. Durarak Uzun Atlama(cm). Dikey Sıçrama, El Pençe Kuvveti, Bacak kuvveti, Kalp atım sayısı, 20m. sürat koşusu, Vücut yağ yüzdelerinin hesaplanmasında Durnin Womerseley formülü uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 17,00 programıyla Denek ve Kontrol grubu sporcular arasındaki farklılıkları belirlemede α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-test uygulanmıştır. Ayrıca deneklerden alınan ölçümlerin standart sapmaları ve ortalamaları analiz edilerek değerlendirilmiştir. Sonuçların anlamlılık derecesi P<0,05-0,01 seviyelerinde kabul edilmiştir. Yapılan çalışmada antrenman sonrası Pliometrik antrenman programının güreşçilerin vücut kompozisyonlarında vücut yağ yüzdelerinin denek grubu lehine anlamlı derecede farklılıklar ortaya koyduğunu göstermiştir. Test sonuçları, denek ve kontrol grubu güreşçilerde antrenman programına bağlı olarak grupların fiziksel p<0.05 patlayıcı güç p<0.05 ve vücut yağ yüzdeleri arasında p<0.05 önemli farklar olduğunu gösterdi. Bu çalışmada elde edilen bulgular; antrenman programlarının genç güreşçilerin patlayıcı güç, kuvvet ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Güreş, Antrenman, Vücut yağ oranı, Performans
Akademik personellerin boş zaman etkinliklerine katılım motivasyonlarının bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışma, akademisyenlerin boş zamanlarında, rekreatif faaliyetlere yönelik tercihlerini, faaliyetlere katılımlarını sağlayan bireysel nedenlerini, boş zaman motivasyonlarını ve bunları etkileyen diğer değişkenleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Eskişehir ilindeki Anadolu ve Osmangazi Üniversitesi fakülte ve yüksekokullarında görev alan 215 akademisyen gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik bilgilerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" ile Pelletier, Vallerand, Blais ve Briere tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Mutlu tarafından yapılan Boş Zaman Motivasyon Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeğin Türkçe versiyonu 5 alt boyut ve 22 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin toplam iç tutarlık sayısı .77 olarak hesaplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında SPSS for Windows 16 Paket kullanılmıştır. Çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılmış ve verilerin normal dağılıma sahip olduğu belirlenmiştir. Anlamlı farklılıkların tespit edilmesi için bağımsız örneklem t-testi ve one way anova testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak akademisyenlerin rekreatif faaliyetlere katılım motivasyonlarının cinsiyet, boş zamanlarını değerlendirmekte güçlük çekme ve boş zaman değerlendirme türlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaş,medeni durum, refah düzeyi, boş zaman sürelerinin yeterliliği ve boş zamanın haftanın/ günün hangi bölümlerine göre rekreatif faaliyetlere katılım motivasyonu açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Boş Zaman, Rekreasyon, Motivasyon
İstanbul amatör kümede görev yapan antrenörlerde stres belirtileri ve kullandıkları başa çıkma yöntemleri
Bu araştırmanın amacı, İstanbul amatör kümede görev yapan antrenörlerin yaşanılan strese karşı nasıl stres belirtisi gösterdiği ve kullanılan başa çıkma yöntemlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini İstanbul amatör spor kulüplerinde görev yapan antrenörler oluşturmaktadır. Araştırma için uygun örnekleme yöntemiyle 120 antrenör araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak algılanan stres düzeyi ölçeği ve stresle başa çıkma tarzları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 16.0 paket programında değerlendirmeye alınmış ve verilerin analizi için, tanımlayıcı istatistikler yapılmış, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmış, değişkenlerin parametrik olup olmadıklarını öğrenmek için Kolmogrov-Smirnov testi uygulanmış, çalışmada yer alan hipotezlerin testinde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Gruplar arasındaki farklılığın belirlenmesi için bağımsız t-testi, one way anova ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda antrenörlerin stres belirtileri arttıkça stresle başa çıkma yöntemlerinin arttığı, yaş ve cinsiyetin stres kaynakları konusunda etkili olduğu, stresle başa çıkma yönteminin, üniversite mezunlarının daha yüksek stres belirtilerine sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarımız göstermektedir ki antrenörlerin algıladıkları stres düzeyi yükseldikçe stresle baş etme de kullandıkları sağlıklı başa çıkma stillerini kullanımları da artmaktadır.
Gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğünde çalışan personelin duygusal bağlılıkları ve içsel motivasyon seviyeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
ÖZET KOÇOĞLU, İ. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde Çalışan Personelin Duygusal Bağlılıkları ve İçsel Motivasyon Seviyeleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Programı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2017. Bu çalışmanın amacı, bir kamu hizmet kurumu olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışanların duygusal bağlılıklarıyla içsel motivasyonları aralarındaki ilişkiyi incelemek ve her iki değişkenin kurum çalışanlarının demografik özelliklerine bağlı olarak değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Örgütsel bağlılık bireylerin görev aldıkları organizasyonlara karşı kendilerini sorumlu ve ait hissetmeleri, çalıştıkları örgütlerin çıkarları doğrultusunda ve ortak amaç istikametinde tüm gayretlerini ortaya çıkaracak çalışmaları olarak tanımlanabilir. Motivasyon kavramı ise bireylerin herhangi bir dış etki olmaksızın, istek ve arzuları ile çaba sarf ederek bir şeyler yapmak istemeleridir. İçsel motivasyon ise, bireyin kendi becerilerini gösterme çabası olarak tanımlanabilir. Araştırmanın evrenini Gençli Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu çalışmada 2016 yılı içerisinde Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il merkezlerinde faaliyet gösteren Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan personel değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada örneklem alma yöntemine gidilmeyerek Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il merkezlerinde faaliyet gösteren toplam 526 çalışanın tamamına ulaşılmak hedeflenmiştir. Ancak araştırmaya katılmayı kabul etmeyen ve çeşitli sebeplerle kendilerine ulaşılamayan kurum çalışanları araştırma çemberinin dışında kalmıştır. Dolayısıyla araştırmaya katılmayı kabul eden 358 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu çalışma tanımlayıcı araştırma metodu ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Ağca ve Ertan (2008) tarafından geliştirilen "duygusal bağlılık" ve "içsel motivasyon" ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearsonkorelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, bir kamu kurumu olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinin Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il müdürlüklerinde gerçekleştirilen bu araştırma ile örgütsel bağlılık ve içsel motivasyon arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu ortaya konulmuştur. Araştırma grubunun duygusal bağlılık ile içsel motivasyon kavramları arasında yüksek düzeyde, pozitif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır. Araştırma grubunun, içsel motivasyon düzeyi duygusal bağlılık düzeyini arttırmaktadır. Cinsiyet ve medeni durumun çalışanların duygusal bağlılıkları ve içsel motivasyonları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğunu belirlemek ile birlikte çalışanların duygusal bağlılık ve içsel motivasyonlarının yaşlarına, eğitim düzeylerine, şehirlerine, bölümlerine, unvanlarına, kıdemlerine ve iş deneyimlerine bağlı olarak değişmediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Motivasyon, İçsel Motivasyon.
Rekreatif amaçlı futbol oynayan lise öğrencilerini motive eden unsurlar ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Rekreatif amaçlı futbol oynayan lise öğrencilerini motive eden unsurlar ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi elde edilen bulguların değerlendirilmesidir. Çalışma evrenini Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda öğrenim gören 9-10-11.ve 12. Sınıf lise öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya öğrencilerden rastgele örneklem metodu kullanılarak belirlenen gönüllü 346 erkek öğrenci ve 304 kız öğrenci olmak üzere toplam 650 öğrenci katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerinin belirlenmesi için kişisel bilgi formu yer almaktadır. İkinci bölümde ise Stanley Coopersmith tarafından 1986'da geliştirilen Coopersmith benlik saygısı ölçeği yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Gill, Gross ve Huddleston tarafından 1983 yılında geliştirilen Spora Katılım Motivasyonu Ölçeği yer almaktadır. Araştırmada elde edilen bulguları analiz etmek için SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımlarını belirlemek için yüzde, frekans ve çapraz tabloluma yöntemleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki farkı belirlemek için t testi uygulandı. Anlamlı farklılığı belirlemede tek yönlü varyans analizi, ikinci derece testi olarak ise Tukey's HSD çoklu karşılaştırma testi uygulandı.. Çalışmada anlamlılık düzeyi P<0,5 olarak alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda katılımcıların rekreatif faaliyetlere katılım motivasyonları ile kişisel özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bunamamıştır (p>0,05). Sonuç olarak Katılımcı bireyler arasında benlik saygısı ve motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Rekreatif, Futbol, Motivasyon, Boş Zaman
Elit atletlerin problem çözme becerilerinin stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı elit atletlerin stresle başa çıkma ve problem çözme becerilerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, Mersin, Kütahya, Kırıkkale, Gaziantep, Aksaray, Ankara illerinde bulunan elit atletler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi 113 kız,115 erkek toplam 228 katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilen, Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanıp güvenirlik ve geçerlik çalışmaları yapılan'' Problem Çözme Envanteri'' yer almaktadır. Diğer bir veri toplama aracı olarak Folkman ve Lazarus(1980) tarafından geliştirilen ve Şahin ve Durak(1995) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği'' kullanıldı. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanıldı. Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamına SPSS 15.0 ile girildi. Araştırma sonucunda; atletlerin problem çözme becerilerine ait puanların yaş gruplarına göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Aceleci yaklaşım problem çözme beceri puanlarının branşa göre anlamlı farklılık gösterdiği bulgusu elde edildi(F=2,679;p<0,05). Kaçınan yaklaşım problem çözme beceri puanlarının branşa göre anlamlı farklılık gösterdiği bulgusu elde edildi(F=3,052;p<0,05). Düşünen değerlendirici, kendine güvenli ve planlı yaklaşım problem çözme beceri puanlarının branşa göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Problem çözme becerilerine ait puanların atletizmle uğraşma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Problem çözme becerilerine ait puanların ailede lisanslı sporcu olması durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Problem çözme becerilerine ait puanların ailede lisanslı sporcunun yakınlık derecesine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Stresle başa çıkma tarzlarına ait puanların cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Stresle başa çıkma tarzlarına ait puanların yaş gruplarına göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Stresle başa çıkma tarzlarına ait puanların branşa göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Stresle başa çıkma tarzlarına ait puanların cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Stresle başa çıkma tarzlarına ait puanların atletizmle uğraşma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Stresle başa çıkma tarzlarına ait puanların atletizmde en iyi dereceye göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edildi(p>0,05). Anahtar Kelimeler: Problem Çözme, Stresle Başa Çıkma, Elit Atlet.
Su topu sporcularının stres düzeyi ve problem çözme becerilerinin incelenmesi
Eklem mobilitesi; eklemin, normal kabul edilen sınırlar içinde, yeterince harekete izin verecek kadar gevşek olmasıdır. Eklemin normal kabul edilen sınırlardan daha fazla hareket edebilmesi durumuna eklem hipermobilitesi, daha az hareket edebilmesine ise eklem hipomobilitesi adı verilir. Çalışmanın amacı, eklem mobilitesinin fiziksel fonksiyonlara etkilerini araştırmaktır. Araştırmaya 75 kadın (hipomobil=29, normal=21, hipermobil=25), 40 erkek (hipomobil=20, normal=9, hipermobil=11) olmak üzere 115 sağlıklı genç yetişkin katılmıştır. Kadınların yaş ortalaması 20,66 ± 2,11,VKİ ortalaması 21,9 ± 2,63; erkeklerin yaş ortalaması 21,07 ± 2,06 ve VKİ ortalaması 23,27 ± 3,02 olarak tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan olguların demografik özellikleri kaydedilmiş; Beighton ve Horan Eklem Mobilite İndeksi ile esneklikleri değerlendirilerek hipomobil, normal ve hipermobil olmak üzere üç gruba ayrılmışlardır. Olguların sırt ekstansör ve kavrama kas kuvvetleri, dikey sıçrama yükseklikleri ve dengeleri değerlendirilmiştir. Çalışmamızda, eklem mobilitesinin, denge ve kas kuvveti parametrelerine etkisi gözlenmezken (p>0,05); dikey sıçrama yüksekliği, hipomobil grupta diğer gruplara nazaran daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda, eklem mobilite düzeyinin dikey sıçrama dışında fiziksel fonksiyonlara etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel olarak zorlayıcı aktivitede bulunan bireylere eklem mobilitesi değerlendirmesi yapılmalıdır. Gelecekteki çalışmalar, ağrı ve disfonksiyon şikayeti olan hastaların eklem mobilitelerinin değerlendirilmesi ile yapılabilir. Ayrıca farklı eklem mobilitesi düzeylerinin, postüral kaslara ve fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin araştırılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Eklem mobilitesi, fiziksel fonksiyon, hipermobilite.
Ortaokul öğrencilerinin spor yapma durumlarına göre sosyal beceri düzeylerinin araştırılması ( Kütahya ili örneği )
Bu çalışmanın amacı, spor yapan ve yapmayan ortaokul (6.,7. ve 8. sınıf) öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırma kapsamında 2016-2017 eğitim-öğretim yılında ortaokul kademesinde öğrenim gören Kütahya ilindeki öğrencilerden uygun örnekleme yöntemiyle, rastgele seçilen ve araştırmaya gönüllü olarak katılmış olan 639 öğrenci yer almaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgiler Formu" ile Matson, Rotatory ve Hessel tarafından 1983 yılında geliştirilmiş olan ve 2003 yılında Bacanlı ve Erdoğan tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Çocuklarda Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımlarını belirlemek için yüzde (%) ve frekans yöntemleri; verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığının belirlenmesi için Kolmogorov-Smirnov normallik testi uygulanmış ve verilerin non-parametrik yapıyı desteklediği ortaya çıkmıştır. Katılımcıların "Çocuklarda Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği" alt boyutlarına ilişkin, sosyal beceri düzeyleri arasında önemli bir fark olup olmadığını araştırmak için, α= 0.05 anlamlılık düzeyinde Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis testleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına bakıldığında öğrencilerin lisanslı spor yapma durumları, okuldaki spor tesisi durumu, anne eğitim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenleri ile sosyal beceri düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmazken (p>0.05), öğrencilerin cinsiyet farklılıkları değişkeni ile sosyal beceri düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Bunların dışında öğrencilerin baba eğitim durumu ve spor yapma yılı değişkenleri ile sosyal beceri düzeyleri arasında "Olumlu Sosyal Davranış" alt boyutunda anlamlı bir farklılık ortaya çıkmış olup, öğrencilerin sınıf seviyesi değişkeni ile sosyal beceri düzeyleri arasında ise "Olumsuz Sosyal Davranış" alt boyutunda anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinde birçok değişkenin olumlu sosyal davranış alt boyutu, olumsuz sosyal davranış alt boyutu veya sosyal beceri düzeyini doğrudan etkilediği ortaya çıkmaktadır. Bunların dışında öğrencilere verilen bazı değişkenlerin sosyal davranışlara etki etmediği görülmektedir.
Kadın voleybolcularda süper slow motion kuvvet antrenmanlarının alt ekstremite kuvvetine ve anaerobik güce etkisinin incelenmesi
TURGUT, K., Kadın Voleybolcularda Süper Slow Motion Kuvvet Antrenmanların Alt Ekstremite Kuvvetine ve Anaerobik Güce Etkisinin İncelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı programı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya. 2018. Bu çalışmada "Kadın voleybolcularda süper slow motion kuvvet antrenmanların alt ekstremite kuvvetine ve anaerobik güce etkisi" amaçlanmıştır. Yaş ortalamaları n=14 & deney grubu 20,35±2,11 yıl; n=14 & kontrol grubu 21,1±0,41 yıl olan sporculara sekiz hafta boyunca süper slow motion (SSM) kuvvet antrenmanı ve kontrol grubuna rutin antrenman uygulandı.Boy uzunluğu SSM n=14 & deney grubu; 171,286 ± 8,250 cm; n=14 & kontrol grubu 169,429 ± 7,325 cm, vücut ağırlığı SSM n=14 & deney grubu; 58.85±12,65 kg ; n=14 & kontrol grubu 61,44±8.54 kg toplamda 28 katılımcı yer aldı.Araştırmada sekiz haftalık süreçte ilk ve son haftalarda vücut ağırlığı, dikey sıçrama ve wattbike ergobisiklette 6 sn-30sn anaerobik güç değerleri tespit edilmiştir. Ayrıca dikey sıçrama, squat ve göğüs pres hareketlerinde güç değerleri MYO test aracılığı ile kayıt altına alındı. Katılımcıların ön kol, göğüs pres, önden omuz pres, lat çekişi, bacak pres, arka bacak bükme, bacak açma, parmak ucu yükselme hareketlerinde bir maksimum tekrarları (1 MT) kg cinsinden tespit edildi. Deney grubunda yer alan katılımcılar kaldırabildikleri 1 maksimum tekrarlı ( 1 MT) kg'ların % 50 değeri ile 2 sn konsantrik- 4 sn eksantrik olarak ilk hafta kuvvet antrenmanına katıldılar. Devamında 2.,3. ve 4. Haftalarda her hafta % 5 'lik yüklenme artışı uygulandı. 4. Hafta sonunda 1 maksimum tekrarları belirlendi. Kaldırabildikleri 1 maksimum tekrarlı ( 1 MT) kg'ların % 70'i ile 3 sn konsantrik- 6 sn eksantrik olarak programa 5. ve 6. Haftalarda devam edildi. Son iki hafta yüklenme yoğunluğu % 80 olarak arttırılarak antrenman periyodu sonlandırıldı. Çalışmalar 8 hafta boyunca, haftada 3 gün olacak şeklinde uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar rutin antrenman programlarına devam etmişlerdir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 17 paket programı kullanıldı. tekrarlı ölçümler varyans analizinde(Repeatedmeasures anova)zamanXgrup etkileşimi ve simple effect değerledirilmesi yapıldı. Uygun testin belirlenmesi için hipotezler test edilmeden önce verilerin normal dağılıma sahip olma durumlarına bakılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda katılımcıların ölçümler arası göğüs pres'e ait absolut güç (watt), göğüs pres'e ait hızı (cm/sn), squat dikey sıçrama hzı (cm/sn), 6-30 sn wattbike anaerobik absolut güç ortalama (watt) ve 6-30 sn wattbike anaerobik relatif güç (watt/kg) değerlerinde deney grubu lehine anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). Ancak squat dikey sıçrama yüksekliği (cm), ve squat absolut güç (watt) değerlerinde anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Katılımcıların GrupXölçüm olarak değerlendirildiğinde göğüs pres'e ait absolut güç (watt), göğüs pres'e ait hızı (cm/sn) ve 30 sn wattbike anaerobik absolut güç ortalama (watt) değerlerinde deney grubu lehine anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Fakatsquat dikey sıçrama yüksekliği (cm), squat absolut güç (watt),squat dikey sıçrama hzı (cm/sn), 6 sn wattbike anaerobik absolut güç ortalama (watt) ve 6-30 sn wattbike anaerobik relatif güç (watt/kg) değerlerinde anlamlı farklılık görülmemektedir. Sonuç olarak; Elde edilen bu verilere göre Süper slow motion kuvvet antrenmanın anaeobik güç ve dikey sıçrama hızına katkı sağlamaktadır. Antrenmanın etkisine GrupXÖlçüm olarak değerlendirildiğinde anaerobik absolut güç üzerine etkisinin daha belirgin olduğu görülmektedir. Voleybol branşında süper slow motion kuvvet antrenmanlarına yer verilmelidir. Fakat kuvvet uygulamalarında yüklenme şiddetinin sporcuda sakatlık oluşturmayacak düzeyde ve konsantrik-eksantrik kasılma sürelerinin uygulama sırasında etkinliği göz öününde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Süper slow motion, Anaerobik güç,dikey sıçrama
Taekwondo antrenörlerinin kademe düzeylerine göre yaşam doyum öz yeterlilik ve benlik saygısının incelenmesi
Daha sonra doldurulacaktır.Çalışma evrenini 150 Türkiye Taekwondo federasyonda görevli Antrenörler oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerinin belirlenmesi için kişisel bilgi formu yer almaktadır. Anket formunun ikinci bölümünde Diener ve ark (1985) tarafından geliştirilen ve Köker (1991) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, Yetim (1993) tarafından güvenirlik ve geçerlik çalışmaları tekrarlanan Yaşam Doyumu Ölçeği yer almaktadır. Anket formunun üçüncü bölümünde Rosenberg (1963) tarafından geliştirilen, Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçe'ye uyarlanıp güvenirlik-geçerlik çalışmaları yapılan Rosenberg Benlik Saygısı Envanterinin "Benlik Saygısı" alt ölçeği yer almaktadır. Anket formunun dördüncü bölümünde Sherer ve ark. (1982) tarafından hazırlanıp Sherer ve Adams (1983) tarafından güncellenen ve Yıldırım ve İlhan (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanıp güvenirlik-geçerlik çalışmaları yapılan Genel Özyeterlik Ölçeği yer almaktadır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri frekans ve yüzde analizi olarak sunulmuştur. Ölçek puanlarının normallik sınamasında Çarpıklık (Skewness) katsayısı kullanılmıştır. Sürekli bir değişkenden elde edilen puanların normal dağılım özelliğinde kullanılan çarpıklık katsayısının (Skewness) ±1 sınırları içinde kalması puanların normal dağılımdan önemli bir sapma göstermediği şeklinde yorumlanabilir (Büyüköztürk, 2011:40). Normallik sınamasında ölçek puanları normal dağılım gösterdiğinden puanların cinsiyete göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; yaş, öğrenim düzeyi, aylık gelir ve Antrenörlük kademesi değişkenlerine göre karşılaştırılmasında ANOVA testinden yararlanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD post hoc testinden yararlanılmıştır. Ölçek puanları arasındaki analizi için Pearson korelasyonu ve hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir.
Erkek basketbolcularda fonksiyonel antremanların anaerobik güç üzerine etkisinin incelenmesi
Çalışma sonunda katılımcıların antrenman programının etkinliğini belirlemek için simple effect değerleri incelendiğinde arası squat sıçrama ve squat sıçrama (çömelme ve tekrar yukarı doğrulma) 'e ait absolut güç (watt), squat sıçrama'e ait maksimum absolut güç (watt), göğüs ve squat sıçrama (çömelme ve tekrar yukarı doğrulma) ait hızı (cm/sn), squat dikey sıçrama yüksekliği (cm), 6 sn wattbike anaerobik relatif ve absolut güç (watt/kg) değerlerinde deney grubu lehine anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). Katılımcıların GrupXölçüm olarak değerlendirildiğinde squat sıçrama'e ait absolut güç (watt) ve squat sıçrama (çömelme ve tekrar yukarı doğrulma) absolut güç (watt) deney grubu lehine anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak; Elde edilen bu verilere göre fonksiyonel antrenman uygulamaları dikey sıçrama hızına ve yüksekliğine ayrıca üst ve alt ekstremiteye yönelik anaeobik güce katkı sağlamaktadır. Çalışma sonunda katılımcıların antrenman programının etkinliğini belirlemek için simple effect değerleri incelendiğinde arası squat sıçrama ve squat sıçrama (çömelme ve tekrar yukarı doğrulma) 'e ait absolut güç (watt), squat sıçrama'e ait maksimum absolut güç (watt), göğüs ve squat sıçrama (çömelme ve tekrar yukarı doğrulma) ait hızı (cm/sn), squat dikey sıçrama yüksekliği (cm), 6 sn wattbike anaerobik relatif ve absolut güç (watt/kg) değerlerinde deney grubu lehine anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). Katılımcıların GrupXölçüm olarak değerlendirildiğinde squat sıçrama'e ait absolut güç (watt) ve squat sıçrama (çömelme ve tekrar yukarı doğrulma) absolut güç (watt) deney grubu lehine anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak; Elde edilen bu verilere göre fonksiyonel antrenman uygulamaları dikey sıçrama hızına ve yüksekliğine ayrıca üst ve alt ekstremiteye yönelik anaeobik güce katkı sağlamaktadır.
Mücadele sporları ile diğer spor dallarında spor yapan beden eğitimi öğrencilerinin farklı değişkenlere göre atılganlık düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, mücadele sporları (Karate, Taekwondo, Boks vb.) ile diğer spor dallarında (Futbol, Basketbol, Voleybol vb.) spor yapan Beden Eğitimi öğrencilerinin farklı değişkenlere (yaş, cinsiyet, öğrenim gördüğü üniversite, yetiştiği yer, spor dalı çeşidi, sporculuk geçmişi, sporculuk düzeyi, sportif başarı, günlük hayatta kendilerini tanımlamalarına) göre atılganlık düzeyi arasındaki farklılığı incelemektir. Bu çalışmanın örneklemi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor bölümlerinde eğitim öğretim gören 420 öğrenciden oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Rathus Atılganlık Envanteri kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için frekans (f) ve yüzde (%) kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 20.0 (Statistical Procudure For Social Science) programı kullanılmıştır. Veri analiz yönteminde verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığı Shapiro-wilk normallik testi ile kontrol edilmiştir. Veriler normal dağılıma sahip olduğu için parametrik testlerden İndependent t Testi, One-way Anova Testi (Tek yönlü varyans analizi), Univariate Testleri (two-way Anova) kullanılmıştır. İkinci seviye testi içinde Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sporcuların atılganlık düzeyleri ile cinsiyet, yaş, öğrenim gördükleri üniversite, yetiştikleri yer, spor dalı çeşidi, sporculuk geçmişi, sporculuk düzeyi, sportif başarı, kendini tanımlama arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.
Tükenme egzersizi yaptırılan ratlarda betanin takviyesinin antioksidan parametrelere ve laktat düzeyine etkisi
Bu çalışmanın amacı, tükenme egzersizi yaptırılan sıçanlarda betanin takviyesinin antioksidan parametrelere, laktat düzeylerine ve kas hasarı enzimlerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma 24 adet erkek yetişkin Sprague-Dawley cinsi sıçan üzerinde gerçekleştirildi. 3 farklı gruba ayrılan sıçanlara yüzme tipi tükenme egzersiz modeli uygulandı ve farklı dozlarda betanin takviyesi verildi. Betanin takviyesinin etkisini belirleyebilmek için laktat, CK, AST, ALT, LDH, SOD, CAT, MDA, eNOS ve yüzme süreleri analiz edilmiştir. Normal dağılan verilere gruplar arasında farklılıkların tespit edilebilmesi için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulandı. Varyans analizi sonuçlarının istatistiksel açıdan önemli bulunması durumunda, grup ortalamalarını karşılaştırmak için Asgari Önemli Fark (Least Significant Difference "LSD") testi kullanıldı. Normal dağılmayan verilere gruplar arası farkların tespit edilebilmesi için Kruskal-Wallis analizi uygulandı. Kruskal-Wallis analizi sonuçlarının istatistiksel açıdan önemli bulunması durumunda, grup ortalamalarını karşılaştırmak için Games-Howell testi kullanıldı. Gruplar arasında laktat, AST, ALT, LDH, SOD, CAT, MDA, eNOS değerlerinde istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmamıştır. Yüzme süreleri ve CK değerlerinde ise istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç olarak betanin takviyesi oksidatif stresi azaltmakta ve sportif performansı geliştirmektedir. Anahtar Kelimeler: Betanin, Laktat, Oksidatif Stres, Tükenme Egzersizi
Kuantum liderlik anlayışının örgütsel zekâ ile ilişkisinin çalışan motivasyonuna etkisi
Araştırmanın amacı okul yöneticilerinin kuantum liderlik anlayışının öğretmenlerin motivasyonu ile örgütsel zekâ üzerindeki etkisinin anlamlılığının incelenmesidir. Araştırmaya 200 yönetici ve 400 öğretmen katılmıştır. Araştırmada veriler demografik sorular, Örgütsel Zeka Ölçeği, Motivasyon Ölçeği ve Kuantum Liderlik Ölçeğinden oluşan anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada Bağımsız Örnekler T-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılarak veri analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yöneticilerin ve öğretmelerin kuantum liderlik anlayışı ile örgütsel zekâ ve iş motivasyonu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak örgütsel zekâ ile iş motivasyonu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bulgulara göre yöneticiler arasında erkek birey, öğretmenler arasında ise kadın birey oranının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bulgulara göre öğretmenlerin yöneticilerle ile ilgili kuantum liderlik algısının, yöneticilerin kendilerine yönelik kuantum liderlik algılarından, örgütsel zekâ, değişen durumlara uyum sağlama ı, paydaşlarla etkili iletişim ve eylemde, tepkide çabukluk algılarının, dışsal motivasyon, içsel motivasyon ve iş motivasyonu düzeylerinin yöneticilere kıyasla daha yüksek olduğu fakat sezebilme ve öngörebilme ve hayal gücünü kullanabilme ve yaratıcılık düzeylerinin daha az olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuantum Liderlik, Örgütsel Zeka, Motivasyon, Yönetici, Öğretmen
Beden Eğitimi ve Spor öğretmenlerinin bilgi teknolojisi kullanımına yönelik öz-yeterlik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknoloji kullanımına yönelik öz-yeterlik düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Antalya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan 442 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan bireyler tesadüfi yöntem ile seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Deniz ve Algan (2013) tarafından oluşturulan "Eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanımı Öz-Yeterlik Öğretmen Değerlendirme Formu" ve demografik özellikleri sorgulayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 21 IBM istatistik paket program kullanılmıştır. Verilerin hesaplanması için her alt boyutun ortalaması ve ölçek toplam puanı alınmıştır. Tüm karşılaştırmalı istatistikler bu puanlar üzerinden yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiştir. Sistem Bilgisi Öz-yeterliği alt boyut ortalaması, Temel Beceriler Öz-yeterliği alt boyut ortalaması, Hesap Tablosuna Dayalı Sınıf Yönetimi alt boyut ortalaması, Teknoloji Tabanlı Eğitsel Etkinlikler Düzenleme alt boyut ortalaması ve Ölçek Toplam puanının normal dağılım değerleri taşımadığı anlaşılmıştır (p<0,05). Ancak bu alt boyutların basıklık ve çarpıklık katsayıları incelendiğinde basıklık ve çarpıklık katsayılarının +1 ile -1 değerleri arasında olduğu görülmektedir. Jondeau ve Rockinger'e (2008) göre alt boyutların çarpıklık ve basıklık katsayılarının +3 ile -3 arasında değiştiğinde bu alt boyutlarında normal dağılım parametrelerine uygun şartlar taşıdığını belirtmiş ve çizilen histogram grafiklerinde de belirgin bir sapma gözlenmediğinden bu alt boyuttaki verilerin normal dağılım gösterdikleri düşünülmüştür. Bu kapsamda verilerin analizinde parametrik testlerden Independent samples T-Testi ve One Way Anova testleri tercih edilmiştir. Bulguların anlamlılık düzeyi için p<0,05 değeri temel alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre cinsiyet değişkenine göre elde edilen bulgular sonucu erkek beden eğitimi öğretmenlerinin lehine tüm alt boyutlarda, kadın beden eğitimi öğretmenlerine göre anlamlı olarak farklılık olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkenine bakıldığında beden eğitimi öğretmenlerinin yaş grubu arttıkça öz-yeterlik düzeylerinde düşüş meydana geldiği gözlemlenmiştir. Tüm alt boyutlarda 20-30 yaş grubu diğer tüm gruplara göre anlamlı olarak yüksek öz-yeterliğe sahiptir. Mesleki yıl değişkenine göre öğretmenlerin öz-yeterlikleri incelendiğinde yine mesleki yıl arttıkça öz-yeterlik düzeylerinin azaldığı görülmektedir. Mezun olunan bölüm veya fakülte değişkenine bakıldığında tüm boyutlarda BESYO ya da spor fakültesi mezunu olanların alan değişikliği yaparak diğer bölümlerden mezun olup sonradan beden eğitimi öğretmeni olan öğretmenlerden anlamlı olarak daha yüksek öz-yeterlik düzeyine sahip olduğu gözlenmiştir. Son olarak beden eğitimi öğretmenlerinin interneti bulunan bir bilgisayara sahip olup olmadıkları değişkenine göre analiz yapıldığında ise interneti olan bilgisayara sahip öğretmenlerin lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda eksikliklerin giderilmesi amacıyla cinsiyet, yaş gibi farklılıkları azaltmak üzere içeriğine ve hedef kitlesine uygun hizmet içi eğitimler planlanabilir. Bu araştırma ve başka birçok araştırmanın sonucuna dayanarak yaşı daha yüksek olan öğretmenlerden başlayarak ihtiyaç olan hizmet içi eğitimlerin içeriği öğretmenlerin öz-yeterlik inanışları göz önünde bulundurularak planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Bilgi Teknolojisi, Öz-yeterlik
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara sahip ailelerin sporun etkilerine yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Türkiye de yaşayan "Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklara Sahip Ailelerin Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Düzeylerinin İncelenmesi" araştırılması ve çıkan sonuçlar doğrultusunda, otizmli bireylerde spor programlarının oluşturulmasını sağlamaktır. Katılımcılar otizmli bireylere sahip ailelerden anne, baba, kardeş ve akrabalar olmak üzere 701 aile bireyi arasında bazı demografik özelliklere göre incelenmiş ve aralarındaki ilişkiye bakılmıştır. Veri toplama aracı olarak İlhan ve Esentürk tarafından oluşturulan Zihinsel Engellilerde Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Ölçeği (ZEBSEYFÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan 20 sorudan oluşan demografik bilgiler kullanıldı. İlhan ve Esentürk (2015) tarafından geliştirilmiş olan "ZEBSEYFÖ" Otizmli Bireylerde Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. 32 madde ve 5 li likert tipinde olan ölçek "Tamamen Katılıyorum, Katılıyorum, Kararsızım, Katılmıyorum, Hiç Katılmıyorum" şeklindedir. Ölçekten alınabilecek en yüksek puan 160, en düşük puan ise 32'dir. Ölçekten alınan puanlar yüksek, orta ve düşük seviyedeki farkındalığı belirtmektedir. 118 ila 160 arasında puan anlar yüksek seviyede farkındalığa, 75 ila 117 arasında puan olanlar orta, 32 ila 74 arasında puan olanlar düşük seviyede farkındalığa sahiptirler. Araştırmamızda Veriler IBM Statistics 23 istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmada ailelerin demografik özelliklerine ilişkin verilerin dağılımları frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Ölçeklerin tümü için güvenirlilik analizleri yapılmıştır. Sonrasında gruplar arasındaki farklılıkları test etmek amacıyla Independent Samples T testi ve One-Way anova testleri uygulanmıştır. vi Araştırmamızda Ölçekten alınan farkındalık puan düzeyi 135,85 olarak tespit edilmiş. katılımcıların yüksek seviyede farkındalığa sahip oldukları belirlenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda, Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklara Sahip Ailelerin Cinsiyetine Göre Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir (t(699) =-1,706,p>0.05). Katılımcıların Yaş, Spor Yapma Durumuna Göre, Meslek, Eğitim, Aylık Gelir Düzeyi, Akraba Evliliği Olma, Ailelerin Engelli Eğitim Programına Katılma Durumu, Ailede/Akrabada Başka Bir Engel Grubuna Sahip Olma Durumu, Engellilere Verilen Öneme Yönelik Görüşleri, Engellilere Verilen Maaşın Gerektiği Şekilde Harcandığı Görüşleri, Sporun Engelliler Üzerine Etkisine Yönelik Görüşleri, Engellilerle İlgili Yapılan Sportif Faaliyetlerin Yeterliliğine Yönelik Görüşleri, Engellilere Yönelik Şiddet Olaylarının Olduğuna Yönelik Görüşleri, Ailelerin Engelli Çocuklarının Spor Yapıp Yapmadıklarının Göre, Engelli Çocuklarının Spor Yapmalarına Gerekli İlgi Gösterip Göstermediklerine Göre, elde edilen bulgular sonucunda göre ise anlamlı farklılıklar bulundu (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Farkındalık, Otizm, Otizmli Spor
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının program okuryazarlık ve beden eğitimi öğretim yeterliliği düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ve beden eğitimi öğretim yeterlik düzeyleri incelenmiştir. Çalışmada, Uludağ Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü okuyan 106 (% 45,3) öğretmen adayı ile Bursa ilinde aktif olarak çalışan 128 (%54,7) beden eğitimi ve spor öğretmeni olmak üzere toplam 234 katılımcıya eğitim programı okuryazarlığı ve beden eğitimi öğretim yeterliği ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde "SPSS 20.0" istatistik paket programı kullanılmıştır. Kategorik veriler için Bağımsız Örneklem T testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA); ölçeklerden alınan puanlar arasındaki korelasyon analizinde ise Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi yöntemi kullanılmıştır Çalışmada; beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile öğretmen adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeyleri "oldukça iyi", beden eğitimi öğretim yeterliği düzeyleri ise "iyi" düzey olarak belirlenmiştir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile öğretmen adayları arasında eğitim programı okuryazarlık düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öğretim yeterliği düzeyinin beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarına göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklı olduğu belirlenmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerin hem eğitim programı okuryazarlık hem de beden eğitimi öğretim yeterlik düzeylerinde mezun olunan bölüm değişkenine göre istatistiksel düzeyde anlamlı fark belirlenirken, beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının ise, eğitim programı okuryazarlık düzeylerinin akademik başarı değişkenine göre istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık belirlenmiştir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin beden eğitimi öğretim yeterlik puanları ile mesleki kıdem değişkeni arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülürken, öğretmen adaylarında ise eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile akademik başarı düzeyi değişkeni arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmenleri ve öğretmen adaylarının öğretim uygulamalarındaki kılavuzu olan programlara "oldukça iyi" düzeyde hâkim oldukları ve beden eğitimi öğretim yeterlik düzeylerini ise "yeterli" buldukları söylenebilir. Anahtar Sözcükler: beden eğitimi ve spor, eğitim programı, program okuryazarlığı, beden eğitimi öğretim yeterliği.
Genç binicilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının antropometrik ölçümler ve kardiyopulmoner parametrelerle ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, genç binicilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile antropometrik ölçüm ve kardiyopulmoner parametre sonuçları arasındaki ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma, 30.07.2019 – 02.01.2020 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Mennan Pasinli Atçılık Meslek Yüksekokulu Atçılık ve Antrenörlüğü Programına kayıtlı binicilik sporuyla aktif uğraşan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 18-30 yaş grubu 60 genç binici ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında; "Birey Tanıtım Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBDÖ) II kullanılmıştır. Soru formlarını yanıtlayan her binicinin antropometrik ölçümleri ve kardiyopulmoner parametre ölçümleri alınarak kaydedilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi, IBM Statistical Package For Social Sciences (SPSS) 22.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; Mann-Whitney U testi, Kruskal- Wallis varyans analizi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; katılımcıların SYBDÖ II toplam puan ortalaması 144,90±24,07 olup, cinsiyet, baba çalışma durumu ve kronik hastalık varlığı değişkenlerinin bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını etkilediği saptanmıştır. Genç binicilerin fiziksel aktivite ve beslenme alt boyut puan ortalaması ile kalça çevreleri arasında pozitif yönde bir ilişki bulunurken (p<0,05), SYBDÖ II toplam puan ortalaması ve alt boyutları puan ortalaması ile kardiyopulmoner fonksiyonları parametre sonuçları arasında hiçbir anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Ayrıca; binicilerin solunum sayısı ve sistolik kan basıncı parametreleri ile bazı antropometrik ölçüm sonuçları arasında bir pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak; genç binicilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları toplam puan ortalamasının orta düzeyinin üstünde olduğu, ölçek toplam puan ortalaması ile antropometrik ölçüm sonuçları ve kardiyopulmoner parametre sonuçları arasında bir ilişki olmadığı bulunmuştur.
Veteran sporcularda farklı tip akut egzersizin serum beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) düzeyleri ve nörobilişsel işlevler üzerine etkisi
Bu çalışmada, masa tenisi, koşu ve satranç akut egzersizlerinin veteran sporcuların serum beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), irisin düzeylerine ve nörobilişsel işlev performanslarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. 50-65 yaş aralığındaki 30 veteran sporcu (masa tenisi, uzun mesafe koşu ve satranç) ve 10 sağlıklı erkek yetişkin, veteran masa tenisi (VMG, n:10), veteran atlet (VAG, n:10), veteran satranç (VSG, n:10) ve sedanter kontrol (SKG, n:10) grupları şeklinde çalışmaya gönüllü olarak dahil edilmiştir. VMG kalp atım hızı rezervinin (KAHrezerv) %70-75'inde akut masa tenisi (40 dakika), VAG eş şiddet ve sürede koşu ve VSG satranç egzersizleri uygularken SKG yalnızca dinlendirilmiştir. Katılımcılardan egzersizlerden önce ve hemen sonra sırasıyla serum BDNF, VEGF ve irisin seviyeleri için kan örnekleri alınıp hemen ardından Stroop (ST), İz sürme A ve B (İST A / B), Mental Rotasyon (MR) ve Reaksiyon Zamanı (RZ) testleri uygulanmıştır. Ön test- son test değerlerinin % değişimlerinin gruplar arası karşılaştırmaları için, normal dağılım gösteren değişkenlerde Tek Yönlü Varyans analizi, normal dağılım göstermeyen değişkenlerde Kruskal-Wallis analizi uygulanmıştır. Çoklu karşılaştırma testi olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. Grup içi karşılaştırmalar için, normal dağılım gösteren değişkenlerde bağımlı örneklem t testi, normal dağılım göstermeyen değişkenlerde ise Wilcoxon işaretli sıra testi yapılmıştır. P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Akut egzersizler sonrası VMG' de serum BDNF ve irisin seviyesinde anlamlı artış saptanırken diğer gruplarda değişiklik saptanmamıştır. Akut egzersizler sonrası hiç bir grupta serum VEGF seviyelerinde değişiklik gözlenmemiştir. Deneysel çalışma sonrasında tüm grupların RZ değerlerinde değişiklik saptanmamışken, İST B tamamlama sürelerinde anlamlı düşüşler (daha iyi performans) saptanmıştır. Akut egzersizler sonrası tüm egzersiz gruplarında MR etkin cevaplama performansı artış gösterirken SKG' de değişiklik saptanmamıştır. VMG ve VAG gruplarında İST A ve ST 5 tamamlama sürelerinde anlamlı düşüş (daha iyi performans) saptanmışken SKG ve VSG' de değişiklik saptanmamıştır. Bu sonuçlar, veteran sporcularda akut olarak uygulanan yalnızca fiziksel egzersize dayalı aerobik koşu ya da yalnızca bilişsel aktiviteye dayalı satranca kıyasla, bu iki egzersiz çeşidini tek aktivitede birleştirebilen masa tenisinin serum BDNF ve irisin üzerinde sinerjik etki sağlayabileceğini göstermektedir. Dahası farklı tip akut egzersizlerin veteran sporcuların nörokognitif işlev performanslarına olumlu etkisi olduğu ortaya koyulmuştur.
Havalı tabanca atıcı sporcuların atış performansı sürecinde göz bebeği hareketlerinin karakteristiği
Araştırma, ulusal ve milli (uluslararası) düzeydeki havalı tabanca atıcı sporcularının atış performansı gerçekleştirirken; tetiği düşürmeden hemen önceki bilişsel süreçte göz bebeği hareketlerinin nasıl gerçekleştiğine, göz bebeği büyüklüklerinin değişimlerine ve hedefe etkili odaklanma (Quiet Eye) sürelerinin incelenmesi üzerine odaklanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonunun 4 ulusal ve 4 milli düzeydeki atıcılık lisanslı havalı tabanca atıcısı erkek sporcuları oluşturmaktadır. Araştırmaya sadece Türk ve erkek sporcular katılmıştır. Sporcuların atışları esnasında gerçekleştirdikleri göz bebekleri hareketlerini kayıt altına alabilmek için sporcunun başına takılmış olan göz takip cihazı (Eye Tracker) kullanılmıştır. Araştırma sürecinde sporcuların doğal atış koşulları değiştirilmemiş ve sporcuların kendi rutinleri içinde yaptığı atışlar var olduğu şekliyle kayıt edilmiştir. Her sporcunun 20 puansız ve 20 puanlı tabanca atış performansı, sporcunun başına takılmış olan göz takip cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Her sporcunun 40 atışı ve toplamda tüm sporcuların 320 atış sonucu oluşan göz bebeği hareketlerinin verileri, biometrik ölçümler için kullanılan imotions bilgisayar yazılımı ile kare kare analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin istatsitiksel değerlendirilmesi yapılmıştır Çalışmanın bulgularına göre; sporcuların yapmış oldukları atış türüne göre (puansız veya puanlı) sporcuların göz bebeklerinin etkili en son odaklanma (quiet eye) davranışları değişmektedir. Sporcular puanlı atış yaptıkları anlarda quiet eye süresini kuru tetik (puansız) atış yaptıkları anlara göre %25,3'lük bir oranla daha uzun süre tutma eğilimindedirler. Bu durum ulusal sporcuların kendi içlerinde yapılan quiet eye süresi ölçümünde daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Ulusal sporcular puanlı atış yaptıklarında, kuru tetik (puansız) atışlarına göre %37,8'lük bir oranla daha uzun süreli etkili odaklanma (quiet eye) davranışı göstermektedirler. Milli sporcular puansız atış yaptıklarında, ulusal sporculara kıyasla %21.26'lik bir oranla daha fazla sürede quiet eye davranışı göstermiştir. Başka bir ifade ile milli sporcular kuru tetik (puansız) atışlara ulusal sporculardan daha fazla odaklanmaktadırlar. Ayrıca, ulusal sporcuların yapmış oldukları atışın puanlı veya puansız olması arasındaki göz bebeği odaklanma davranışı arasındaki oynaklık, milli sporculara göre oldukça fazla gerçekleşmiştir. Bu durum milli sporcuların nişan alma sürecinde göstermiş oldukları etkili odaklanma (quiet eye) göz bebeği davranışının, atışın puanlı veya puansız olma durumuna göre çok fazla değişmediğini göstermektedir. Araştırmaya katılan sporcuların gerçekleştirmiş oldukları atışların başlangıcı (onset) ve sonu (offset) arasında, sporcuların göz bebeklerinin büyüklüğünde %32,5'lik bir oranla 2.85 mm artış olmuştur. Sporcuların atış başlangıcında bulunan göz bebeği çapı atış sonunda büyümüştür. Ulusal sporcularda atışların başında ve sonunda gerçekleşen değişim oranı %30,6 olarak, milli sporcularda ise bu oran %34,5 olarak gerçekleşmiştir. Tüm sporcuların atışlarını yapmak için etkili odaklanmaya başlangıcında bulunan göz bebekleri büyüklüklerinin, etkili odaklanma sonunda daha büyük gerçekleşmesi, sporcuların bilişsel olarak belirli bir yük altına girdiğini göstermektedir. Ulusal düzeyde sporcular kuru tetik (puansız) atış yaptıklarında göz bebeklerinin büyüklüklerinde %26,8'lık bir büyüme oluşmuştur. Benzer şekilde ulusal sporcular puanlı atış yaptıklarında ise %33,8'lık bir oranla göz bebelerinde bir büyüme gerçekleşmiştir. Ulusal sporcuların puanlı ve puansız atışlarında oluşan göz bebeği büyüklükleri birbirleri ile kıyaslandığında; elde dilen bulgulara göre ulusal sporcular puanlı atış yaptıklarında göz bebeklerinde gerçekleşen büyüme, puansız atışlarda oluşan göz bebeği büyümesinden istatistiksel olarak daha fazla gerçekleşmiştir. Ulusal düzeyde sporcularda gözlenen bu durum dikkate alındığında, ulusal düzeydeki sporcuların puanlı atış yaptıkları süreçte, puansız atışlarına göre daha fazla bilişsel çaba gösterdiklerini, daha fazla bilişsel yük altına girdikleri ifade edilebilir. Milli sporcuların göz bebeklerinde oluşan değişim yaptıkları atışın puanlı veya puansız olmasına göre belirgin bir fark oluşturmamıştır. Başka bir ifade ile milli sporcular puanlı ve puansız atış yaptıkları süreçlerde benzer bilişsel çaba ve dikkat göstermişlerdir. Araştırma sonucu elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; atış branşında, sezon öncesi kamplarda ve bireysel antrenman dönemlerinde kuru tetik (puansız) antrenman metotlarının daha fazla kullanılmasının atıcıların etkili odaklanma (QE) becerilerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, sporcuların arpacığa odaklanma ve doğru nişan resmini sürdürebilmeleri maksadıyla; antrenman programlarının içerisine QE becerisini geliştirici eğitim bileşenlerinin dahil edilmesi sporcuların performanslarının geliştirilmesi için önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Atış branşında, sezon öncesi kamplarda ve bireysel antrenman dönemlerinde kuru tetik (puansız) antrenman metotlarının daha fazla kullanılmasının atıcıların etkili odaklanma (QE) becerilerine katkı sağlaması beklenmektedir. Atıcı sporcuların performanslarının geliştirilmesine katkı sağlamak maksadıyla; atıcı sporcuların atış yaparken bilişsel süreçte yeterince zihinsel yoğunluğa erişememesi, gözün doğru biçimde odaklanma yapmaması, gözün yeteri miktarda arpacık üzerinde kalmaması, gözün gereğinden fazla hareket etmesi vb. sporcunun kendisinin dahi farkında olmadığı hataları tespit edilebilmesi için göz takip sisteminin (eye tracker) milli atıcı sporcuların antrenman dönemlerinde etkin biçimde kullanılmasının, tabanca atıcı sporculara fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezlerinde, atıcı sporcuların yetenek seçimi süreçlerinde göz takip sistemi (eye tracker) kullanılabileceği, bu sayede aday sporcuların, milli veya olimpik sporcu olma aşamasında, yeteneklerine uygun doğru branşlara yönlendirilmelerinin daha mümkün olabileceği öngörülmektedir. Atıcı sporcular ile yapılacak gelecekteki çalışmaların, sporcuların performansında yer alan farklı süreçleri (zihinsel, görsel algılama, koordinasyon vb.) birlikte analiz etmek için göz takip sistemi ve diğer araştırma enstrümanların (örn. EEG, EMG, HRV, vb.) birlikte kullanılmasının daha kapsamlı ve hassas sonuçların elde edilmesine katkı sağlayacağı kıymetlendirilmektedir.
Lise düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarının incelenmesi (Siirt/Kurtalan örneği)
Bu çalışmanın amacı lise düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarını incelemektir. Araştırma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Siirt ile Kurtalan ilçesinde MEB'e bağlı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 9. 10. 11. ve 12. Sınıf öğrencilerinden rasgele seçilen 310 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatür taraması yapılarak geliştirilen katılımcıların demografik bilgilerini belirlemeye yönelik Kişisel Bilgi Formu ve Phillips ve Silverman (2012) tarafından oluşturulmuş, Kalemoğlu ve diğerleri (2016) tarafından Türkçeye uyarlanmış Beden Eğitimi ve Spor Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Öğrenci tutum ölçeğinin alt boyutlarının güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Öncelikle nicel değişkenler vii karşılaştırılmasında parametrik test koşullarının sağlanma durumu ile ilgili araştırma yapılmış ve verilerin normal dağılıp dağılmadığı Kolmogorov-Smirnov test istatistiği ile analiz edilmiştir. Yapılan analizde parametrik test koşullarının sağlanmadığı görülmüş ve ikili grup karşılaştırılması için Mann-Whitney U testi, üçlü ve üçten fazla grupların karşılaştırılması durumunda ise Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler %95 güven düzeyinde test edilmiştir. Beden eğitimi ve Spor dersi tutum ölçeği alt boyutlar arasındaki ilişkileri Spearman korelasyon katsayısıyla analiz edilmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre çalışmaya katılan öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ölçekte olumlu tutumu temsil eden maddelere olumlu cevaplar, olumsuz tutumu temsil eden maddelere de olumsuz cevaplar verdiği görülmüştür. Bu da öğrencilerin BES dersine yönelik tutumlarının yüksek oranda olumlu olduğunu göstermektedir. değişkenlere göre anlamlı farklılıklar incelendiğinde anlamlı farklılığa rastlanan tek değişkenimiz boş zamanlarında spor yapma durumudur. Boş zamanlarında spor yapan öğrenciler boş zamanlarında spor yapmayan öğrencilere göre BES dersine yönelik daha fazla olumlu tutum geliştirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Tutum, spor, beden eğitimi
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor derslerinde teknoloji kullanım düzeyleri (Antalya ili örneği)
Bu araştırma, Antalya ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı hizmet vermekte olan kamuya ait okullarda ve özel okullarda görev yapmakta olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknolojiye ilişkin tutumlarının belirlenmesi ve sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirmesi amacıyla 2020-2021 eğitim-öğretim yılında uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ilinde devlet okullarında ve özel okullarda görev yapan 73 kadın, 244 erkek toplamda 317 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, literatür kapsamında geliştirilen beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesi, teknolojiye sahiplik ve teknoloji kullanım düzeylerine ilişkin bilgi edinilmesi adına oluşturulan 11 soruluk kişisel bilgi formu ve beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknolojiye karşın tutumlarının belirlenmesine yönelik Akbaba tarafından geliştirilen "Teknolojiye Karşı Tutum" ölçeği ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programında, frekans-yüzdeleme, aritmetik ortalama, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) istatistiksel yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve bulgular literatür çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin genel anlamda teknolojiye ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda beden eğitimi ve spor derslerinde teknolojik donanımlardan faydalandıkları saptanmıştır.
Demans hastalarında 12 haftalık pilates eğitiminin bilişsel sürece etkisi
Bu çalışmanın amacı hafif demansı hastası kadınlara uygulanan, 12 haftalık pilates eğitimin (mat, esneklik, pilates band) bilişsel süreçler üzerinde etkisi olup olmadığı ortaykoymaktır. Araştırmamıza günlük fiziksel aktiviteleri dışından her hangi bir aktivitesi olmayan Trabzon ve Bursa huzurevlerinde en az 1 yıldır bulunan 26 hafif demans kadın olgu yer almıştır. 65 (yıl) yaş üstü 26 hafif demans kadın olgu n=13 deney, n=13 kontrol grubuna ayrıldıktan sonra 12 hafta boyunca, haftada 3 gün ardışık olmayan günlerde 30-45 dakika arasında süre ile pilates eğitimi (pilates bandı, nefes egzersizleri ve mat egzersizleri ile kuvvet, denge, dayanıklılık ve stretching egzersizlerini içeren) uygulanmıştır. Kontrol grubuna her hangi bir eğitim programı uygulanmadı. Bilişsel süreçler için Standardize Mini Mental Test (SMMT), Stroop Test, olguların fiziksel özelliklerini ölçmek için Tinetti (denge ve yürüme) Testi, boy(cm), vücut ağırlığı(kg), fizyolojik ölçümler nabız (atım/dk), tansiyon(mmHg) ölçümleri alındı. İlk test ölçümleri 12 haftalık pilates eğitimine başlamadan üç gün önce, son test ölçümleri 12 haftalık pilates eğitimi bittikten üç gün sonra alınmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinin yapılmasında SPSS 25,0 istatistik programı kullanıldı. Grupların ön test ve son test ölçümleri arasındaki istatistiksel farkların anlamlılık düzeylerinin tespit edilmesinde, veriler normal dağılım göstermişse "paired samples t-test", veriler normal dağılım göstermemişse "Wilcoxon" kullanıldı. Farklı gruplara ait ölçümler arasındaki istatistiksel farkların anlamlılık düzeyleri ise, veriler normal dağılım göstermişse "İndependent Samples T-Test", veriler normal dağılım göstermemişse "Mann-Whitney U Test" ile tespit edildi. Grupların genel özelliklerini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı istatistik uygulandı. Değişkenlere ait ön test ve son test karşılaştırmaları sonucunda görülen farklılıklar p<0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Bilişsel süreçleri ölçen SMMT deney grubu ön test ölçüm, 19,69±3,43 son test ölçüm 21,38±3,25 p=0,000, kontrol grubu ön test ölçüm 20,08±3,52, son test ölçüm 19,54±2,88, p=0,085 olarak bulunmuştur. Stroop Test deney grubu 1.kart ön test 29,46±11,28(sn), son test 27,83±10,72(sn) p=0,006 2. kart ölçümleri ön test 36,48±13,16(sn), son test 35,12±13,28(sn) p=0,186 3.kart ölçümleri ön test 33,82±13,03(sn), son test 30,67±11,69(sn) p=0,005 olarak saptanmıştır. Kontrol grubu 1.kart ön test 32,96±15,31(sn), son test 35,25±15,26(sn) p=0,239, 2.kart ön test 37,72±16,47(sn) ,son test 39,57±15,35(sn) p=0,530(sn), 3.kart ön test 33,51±15,15(sn), son test 37,57±15,68(sn) p=0,031 olarak saptanmıştır. Egzersizin demans hastası kadınlara fiziksel olarak etki edip etmediğini ölçmek için Tinetti (Denge ve Yürüme ) testi kullanıldı. Pilates eğitimi uygulanan grubunun ön test Tinetti toplam puanı 17,62±1,61, son test ölçümü 19,23±1,36 p=0,000 saptanmıştır. Kontrol grubu ön test 18,38±1,45, son test 18,38±1,45 p=1,000 olarak saptanmıştır. Tüm ölçümlerin yorumlanması ön test-son test ortalama değerleri (p<0,05) olarak değerlendirildi. Sonuç olarak 65 yaş üstü hafif Demanslı kadın hastalara, 12 hafta boyunca pilates mat eğitimi uygulanmış, deney grubunda bilişsel, fiziksel ve fizyolojik ölçümlerinde anlamlı farklar saptanırken, p<0,005, pilates eğitimi uygulanmayan kontrol grubundaki hastaların ölçümlerinde anlamlı farklara rastlanmamıştır.