Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Discipline

Department of Educational Sciences

Fatih Sultan Mehmet Foundation University

5,732

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde yapay zekâ kullanımıyla ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi

Bu çalışmanın amacı son yıllarda kullanımı oldukça artan ve popülerleşen yapay zekâ teknolojilerinin erken çocukluk dönemi eğitiminde kullanımı kapsamında yapılan uygulamalı araştırmaları ortaya koymaktır. Bu araştırmada uygulamalı yapay zekâ çalışmalarına ulaşabilmek ve çalışmaların derinlemesine incelenebilmesi için sistematik literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ("Artificial Intelligence" OR "AI" OR "Chatbot" OR "Chatgpt") AND ("early childhood" OR "young child*" OR "preschool*" OR "kindergarten*" OR "pre-k*" OR "childcare" OR "child care" OR "day care" OR "children") AND ("education*") anahtar dizini ile Ebsco, Web of Science ve Scopus veri tabanlarında yer alan çalışmalara erişim sağlanmıştır. Bununla birlikte tez yazma sürecinde kapsamlı bir araştırma yapmak amacıyla Google Akademik'te çeşitli veri tabanlarında yayınlanan makaleler ve kaynaklardan atıflar yapılarak detaylı bir çalışma yapılmıştır. Çalışma kapsamında 2402 kaynağa ulaşılmış ve araştırmanın amacına uygun olması için kaynaklar filtrelenmiş ve son aşamada 10 makale belirlenmiştir. Çalışmalar araştırma amacına uygun bir şekilde incelenmiş, Excel tablosu oluşturulmuş ve veriler kategorilendirilerek tablo doldurulmuştur. Toplanan veriler sistematik literatür taraması protokolüne göre düzenlenmiştir. Elde edilen uygulamalı araştırmalardan elde edilen sonuçlarla erken çocukluk eğitiminde yapay zekâ kullanımının olumlu/olumsuz yönleri, kullanılan yapay zekâ araçları, yapay zekâ kullanımının avantajları, süreçte yaşanan zorluklar ve ileriye yönelik öneriler ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre yapay zekânın erken çocukluk dönemi eğitiminde çocukların öğrenme süreçlerine olumlu katkı sağladığı, öğrenme sürelerini hızlandırdığı ortaya konulmuştur. Bunların yanında öğrencilerin öğrendiklerini günlük yaşama aktardıklarında zorlandıkları görülmüştür. Ayrıca yapay zekânın eğitim ortamlarında etkin bir şekilde kullanılabilmesi için öncelikle eğitimcilerin yetkin olması ve ailelerin bilgilendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın yapay zekâ araçlarının erken çocukluk dönemi eğitiminde kullanıldığı araştırmaları ortaya koymak amacıyla sistematik literatür taraması yöntemiyle konuyu detaylı olarak ele alması açısından ileride yapılacak erken çocukluk dönemi ve yapay zekâ ile ilgili çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

Elif Gönülkırmaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime yönelik öz-yeterlikleri ile dijital akıcılık ve eğitimde yapay zeka algıları arasındaki ilişki

Amaç: Eğitim programları, bireyin tüm gelişim alanlarını kapsayan bütüncül bir anlayışla; öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve bireysel farklılıklarını dikkate alacak biçimde yapılandırılmaktadır. Bu doğrultuda farklılaştırılmış öğretim, günümüz eğitiminde önemli bir yer tutmakta; etkililiği ise öğretmenlerin pedagojik ve teknolojik yeterlikleriyle yakından ilişkilidir. Bu çıkış noktasından hareketle, bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterliklerinin; dijital akıcılık düzeyleri ve eğitimde yapay zekâ kullanma algıları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmada karma yöntem kullanılmış ve sıralı açıklayıcı desen benimsenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir büyükşehrin üç merkez ilçesinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Tabakalı küme örnekleme yöntemiyle seçilen 35 okuldan 421 öğretmen nicel aşamaya katılmış, nitel aşamada ise maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenen 16 öğretmenle görüşmeler yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Farklılaştırılmış Öğretim Öz-Yeterlik Ölçeği", "Dijital Akıcılık Ölçeği", "Eğitimde Yapay Zekâ Kullanma Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış; veriler uygun analiz teknikleriyle çözümlenmiştir. Bulgular: Bulgulara göre öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri ve dijital akıcılık düzeyleri orta, eğitimde yapay zekâ kullanma algıları ise yüksek düzeydedir. Ayrıca bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Farklılaştırılmış öğretim öz-yeterliğinin, dijital akıcılık ve yapay zekâ algılarıyla anlamlı ilişkiler gösterdiği ve bu değişkenler tarafından %54 oranında açıklandığı saptanmıştır. Nitel bulgular, nicel sonuçları destekleyerek ilişkileri derinlemesine açıklamıştır. Sonuç: Araştırma bulguları, sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri, dijital akıcılıkları ve eğitimde yapay zekâ kullanım algıları arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca dijital akıcılık ve yapay zekâ kullanım algısının, farklılaştırılmış öğretim öz-yeterliğinin anlamlı yordayıcıları olduğu ve birlikte bu değişkendeki varyansın önemli bir bölümünü açıkladığı belirlenmiştir.

Hamza Gönülal
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital çağda ebeveynlik davranışları FoMo ile dijital ebeveynlik arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, 5–12 yaş aralığında çocuğu bulunan ebeveynlerde FoMO düzeyleri ile dijital ebeveynlik pratikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin ebeveyn deneyimlerinde nasıl anlamlandırıldığını ortaya koymaktır. Materyal ve metot: Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntem deseniyle yürütülmüştür. Nicel aşamaya Türkiye genelinden 421 ebeveyn katılmıştır. Nicel veriler, Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği ve Sosyal Medya Ebeveynlik Ölçeği aracılığıyla toplanmış; betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleriyle çözümlenmiştir. Nitel aşamada, nicel bulguları açıklamak amacıyla seçilen 10 ebeveynle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Nicel bulgular, FoMO düzeyi ile ebeveynlerin sosyal medya kullanımı, öğrenen ebeveynlik, rol model olma ve sharenting davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunduğunu; dijital güvenlik boyutu ile anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Basit doğrusal regresyon analizleri, FoMO'nun arabuluculuk, öğrenen ebeveynlik, sharenting, ebeveynlerin sosyal medya kullanımı ve rol model olma alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığını; buna karşılık dijital güvenlik boyutunu anlamlı biçimde yordamadığını ortaya koymuştur. Nitel bulgular ise ebeveynlerin dijital medya deneyimlerinin suçluluk, yetersizlik, sosyal kıyaslama, kontrol kaybı, mahremiyet kaygısı ve görünürlük ihtiyacı gibi duygusal ve sosyal süreçlerle iç içe geçtiğini göstermiştir. Sonuç: Bulgular birlikte değerlendirildiğinde, FoMO'nun ebeveynlerde yalnızca bireysel bir dijital kaygı biçimi olmadığı; dijital ebeveynlik pratikleriyle ilişkili duygusal ve ilişkisel bir dinamik olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda dijital ebeveynlik eğitimlerinde ebeveynlerin sosyal medya kullanımları, sosyal karşılaştırma eğilimleri ve dijital kaygılarının da ele alınması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: dijital ebeveynlik, FoMO, karma yöntem, sharenting, sosyal medya ebeveynliği

Dijital ebeveynlikKarma yöntemlerSosyal medya
Zeynep Gündoğdu
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ilkokul öğretim programlarındaki eğilimlerin kazandırılmasına yönelik öğretmen görüşleri

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Öğretim Programlarındaki Eğilimlerin Kazandırılmasına Yönelik Öğretmen Görüşleri Amaç: Bu araştırmada Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul öğretim programlarında yer alan eğilimlerin öğrenme öğretme sürecinde öğrencilere kazandırılmasına ilişkin öğretmen görüşleri değerlendirildi. Materyal ve Metod: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul öğretim programlarında yer alan eğilimlerin öğrencilere kazandırılmasına yönelik öğretmen görüşleri; karma araştırma yönteminin eş zamanlı çeşitleme (triangulation) desenine göre değerlendirilmiştir. Araştırmanın evreni Akdeniz Bölgesi'nde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem ise tabakalı küme örnekleme yöntemi ile belirlenen 500 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Eğilimlerin Kazandırılmasına İlişkin Öğretmen Algı Ölçeği" ile elde edilmiş olup; nitel veriler ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Eğilimlerin Kazandırılmasına İlişkin Öğretmen Görüşme Formu" aracılığı ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırmanın nicel bulguları; eğilim, benlik eğilimi, sosyal eğilim ve entelektüel eğilimlerin öğrencilere kazandırılmasına ilişkin öğretmen algıları, hizmet içi eğitim alan öğretmenler lehine yüksek bulunmuştur. Benlik eğilimlerine ilişkin öğretmen algıları cinsiyet değişkeni açısından erkek öğretmenler lehine yüksek bulunurken, 11-20 yıl arasında hizmet süresi olan öğretmenler lehine daha düşük bulunmuştur. Sosyal eğilimlerin kazandırılmasına ilişkin 4. sınıf öğretmenlerinin 3. sınıf öğretmenlerine göre algıları daha yüksek bulunmuştur. Nitel bulgular; öğretmenlerin programı eğilimleri desteklemesi açısından güçlü bulduğu; ancak, evrak yükünün fazla olduğu, okulların altyapı olarak yetersiz kaldığı, eğilimleri ölçme değerlendirmede avantaj sağlayabilecek alternatif ölçme değerlendirme tekniklerinin geliştirilmesi gerektiği bulunmuştur. Ayrıca ders kitaplarının eğilimleri destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği, ailelerin eğilimleri desteklemesi, öğretmenlerin nitelikli hizmet içi eğitim almaları ve yeni bir merkezi sınav sistemi geliştirilmesi gerektiği bulunmuştur. Sonuç: Eğilimlerin kazandırılmasına ilişkin öğretmen algılarının genel anlamda benzer düzeyde olduğu; ancak eğilimlerin kazandırılabilmesi ve programın işlerliğinin artması için bazı yapısal problemlerinin çözülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğilimler, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Öğretim Programları, İlkokul Öğretmenleri, Öğretmen Görüşleri

Fatih Özbaş
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen ve teknoloji dersinde tahmin et-gözle-açıkla yöntemi ile desteklenmiş yansıtıcı düşünmeye dayalı etkinlik uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu ara?tırmada, Tahmin Et-Gözle-Açıkla Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Uygulamaların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinliklere göre 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri ? ünitesinde çe?itli öğrenme ürünlerine etkisi incelenmi?tir. Ara?tırmada kontrol gruplu öntest-sontest deseni kullanılmı?tır. Ara?tırmanın çalı?ma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Bağlar ilçesinde bulunan Beyaz Tebe?ir ?lköğretim Okulu 7/A ve 7/B sınıflarına devam eden öğrenciler olu?turmaktadır. Yansız atama ile 7/A sınıfı Deney, 7/B sınıfı ise Kontrol grubu olarak atanmı?tır. Ara?tırma sekiz hafta sürmü?, deney grubunda Tahmin Et-Gözle-Açıkla Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Uygulamaların (TGA formu, öğrenme yazıları, anla?malı öğrenme, amaçlı grup tartı?maları, kendine soru sorma, kendini değerlendirme), kontrol grubunda ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinlikler uygulanmı?tır. Dersler her iki grupta da uygulama öğretmeni tarafından yürütülmü?tür. Ara?tırmada veri toplama aracı olarak; Ba?arı Testi, Madde ve Deği?im Öğrenme Alanına Yönelik Tutum Ölçeği, Bilimsel Süreç Becerileri Testi ve Akademik Risk Alma Ölçeği kullanılmı?tır. Ba?arı testi ve Madde ve Deği?im Öğrenme Alanına Yönelik Tutum Ölçeği ara?tırmacı tarafından geli?tirilmi?tir. Bilimsel süreç becerileri testi Enger & Yager (1998) tarafından geli?tirilmi? ve Koray, Köksal, Özdemir ve Presley (2007) tarafından Türkçeye uyarlanmı?tır. Akademik risk alma ölçeği ise viClifford (1991) tarafından geli?tirilmi? ve Korkmaz (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmı?tır. Ara?tırmadan elde edilen verilerin analizinde ili?kili örneklem t- testi,ili?kisiz örneklem t-testi ve kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmı?tır. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlı farkın bulunduğu durumlarda ortaya çıkan farkın büyüklüğü etki değeri ile incelenmi?tir. Ara?tırma sonucunda, 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri ? ünitesinde Tahmin Et?Gözle?Açıkla (TGA) Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Etkinliklerin uygulandığı deney grubu ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinliklerin uygulandığı kontrol grubukar?ıla?tırıldığında; a) ba?arı puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardırb) kalıcılık puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır c) Madde ve Deği?im öğrenme alanına yönelik tutumları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır.c) bilimsel süreç becerileri arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardırd) akademik risk alma davranı?ları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır ?eklindeki tüm denenceler kabul edilmi?tir. Elde edilen bulgular ilgili literatür ı?ığında tartı?ılmı?tır. Anahtar Sözcükler: TGA Yöntemi, Yansıtıcı Dü?ünme, Fen Öğretimi, Etkinlik Değerlendirme.

Fen bilgisi eğitimiGözlemTahmin+4
Meral Öner Sünkür
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim programlarında yer alan "çevre duyarlılığı" ve "bilişim teknolojilerine" ilişkin kazanımların gerçekleşme düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim programlarında yer alan hem "çevre duyarlılığı" hem de "bilişim teknolojileri"ne yönelik kazanımların gerçekleşme düzeylerini tespit etmektir. Ayrıca araştırmada çeşitli değişkenler açısından öğrencilerin çevre duyarlılık düzeylerini ve bilişim teknolojilerine yönelik tutum ve bilişim teknolojileri okuryazarlık düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrencilerin çevre duyarlılığını ölçmek amacıyla "çevre duyarlılığı ölçeği", bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla "bilişim teknolojilerine yönelik tutum ölçeği" ve bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlıklarını belirlemek amacıyla da "bilişim teknolojileri okuryazarlığına yönelik başarı testi" geliştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin çevre duyarsızlıklarının düşük, çevre duyarlılıklarının da nispeten yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik ilgisizlik ve kaygıları düşük ve olumsuz iken, bağımlılık ve ilgileri orta düzeyde ve olumludur. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlıkları orta düzeydedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin çevre duyarsızlık ve çevre duyarlılık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlık puanlarıyla çevre duyarsızlık puanları düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. Anahtar Sözcükler: İlköğretim (1-8. Sınıflar) Programları, Çevre Duyarlılığı, Bilişim Teknolojileri, Çevre Duyarlılığı Ölçeği, Bilişim Teknolojilerine Yönelik Tutum Ölçeği, Bilişim Teknolojileri Okuryazarlığına Yönelik Başarı Testi

Bilgi teknolojisiDers programlarıTeknoloji okuryazarlığı+6
Dilek Aydoğan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarının stratejik planlarında belirttikleri zayıf yönler ve bunların giderilmesine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın iki amacı vardır. Araştırmanın birinci amacı, ilköğretim okullarının stratejik planlarında belirttikleri zayıf yönleri ortaya çıkarmak; ikinci amacı, bu zayıf yönlerin giderilebilmesi için ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin çözüm önerilerini almaktır. Araştırmanın birinci aşamasında, Malatya Merkeze bağlı 39 ilköğretim okulunun stratejik planlarının GZFT(Güçlü, Zayıf, Fırsat, Tehdit) analizlerinde belirtilen zayıf yönler incelenmiştir. Bu okullar Malatya kent merkezindeki okulların %43?ünü oluşturmaktadır. Okulların stratejik planlarının incelenmesinde tarama yöntemi ve belge döküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Hazırlanan tarama listelerinde tekrar edilen maddeler ve bunların sıklığı tespit edilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasının bulgularına göre; okul fiziki yapısının eski olması ve bakıma ihtiyaç duyması, okul fiziki yapısının ve bahçesinin yetersizliği, çok amaçlı salonun bulunmaması, okul kütüphanesinin yetersizliği, ders araç-gereç ve teknolojik cihazların yetersizliği, sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetlerin istenen seviyede olmaması, okul hizmetlisinin nicelik ve nitelik açısından yetersizliği, okul veli işbirliğinin istenen düzeyde olmaması en çok vurgulanan zayıf yönler olarak saptanmıştır.Araştırmanın ikinci aşamasında, alan yazın incelenerek ve uzman görüşleri alınarak tespit edilen zayıf yönler beş temaya ayrılmıştır. İlköğretim okullarının fiziki yapıları(1), ilköğretim okullarında kullanılan ders araç ve gereçleri(2), ilköğretim okullarında düzenlenen sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler(3), ilköğretim okullarının insan kaynakları(4) ve ilköğretim okullarının okul çevre ilişkileri(5), başlıklı temalardan oluşan zayıf yönler soru haline getirilerek, yönetici ve öğretmenlere bu zayıf yönlerin, zayıf yönler olup olmadığı sorulmuş ve bu zayıf yönlerin giderilebilmesi için çözüm önerisi istenmiştir. 70 yönetici, 240 öğretmen olmak üzere, toplam 310 kişi açık uçlu anket sorularına çözüm önerilerini yazmıştır. Katılımcıların belirtmiş oldukları çözüm önerilerinde tekrar edilen maddeler ve bunların sıklığı tespit edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasının bulgularına göre; ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu, stratejik planlarda belirtilen zayıf yönlerin, ilköğretim okullarının zayıf yönleri olduğunu doğrulamış ve bu zayıf yönlerin giderilmesi için çözüm önerisi belirtmiştir. Buna göre en çok tekrarlanan çözüm önerileri şöyledir; okul fiziki yapısının yeterli ve etkili olması için; okula ayrılan alan daha büyük olmalı, kapalı spor salonu yapılmalı, yeni bina ? ek bina yapılmalı, ders araç ve gereçlerinin yeterli ve etkili olması için; ders araç ve gereci ilgili kurumlar tarafından temin edilmeli - yeterli olmalı, okullara bütçe ayrılmalı, sosyal kültürel, eğitsel ve sportif faaliyetler için; fiziki alanlar uygun hale getirilmeli, velilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri düzenlenerek veli desteği sağlanmalı, öğrenciler motive edilerek başarılı öğrenciler ödüllendirilmeli, öğretmenler istekli, duyarlı olmalı ve faaliyetin önemine inanmalı, insan kaynağının yeterli ve etkili olması için; personel arasında işbirliği ve dayanışma olmalı, insan kaynağı ihtiyacı hizmet alımı yoluyla giderilmeli, ihtiyaç tespiti ve gerekli atamalar yapılmalı, görev dağılımı eşit ve adil yapılmalı, hizmet içi eğitimlerin sayısı ve niteliği artırılmalı, yönetici ve öğretmen atamalarında ölçme yöntemi etkili hale getirilmeli, amaca dönük ve donanımlı personel istihdam edilmeli, okul personeli işini sevmeli, özverili, sorumluluk sahibi, kendini geliştirme isteği ve fedakâr olmalı, okul çevre ilişkilerinin yeterli ve etkili olabilmesi için; velilere ve çevreye yönelik kurs, seminer vb. etkinlikler düzenlenmeli, çeşitli kurum ve kuruluşlar ziyaret edilmeli, ilişkiler güçlendirilmeli, okul veli işbirliği artırılmalı, ilişkiler planlı ve devamlı olmalıdır. Ülkemizde ve tüm dünyada ilköğretim okullarında ve eğitimin her kademesinde her zaman bir takım sorunlar ve eksiklikler olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Burada önemli olan bu sorunları veya eksiklikleri nasıl algıladığımız ve bunların giderilebilmesi için yapabileceklerimizdir. Bu sorunların veya zayıf yönlerin farkında olmamız, bunların giderilebilmesi adına sahip olabileceğimiz en önemli güçtür. Böyle bir farkındalığın olması ve bu amaçla stratejiler geliştirilmesi zayıf yönlerin ileride örgütün güçlü yönleri olarak ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bu sorunları veya zayıf yönleri algılayış biçimlerimiz ve bu nedenle çözüm önerilerimiz farklı olabilir. Birimizin ak dediğine bir diğeri kara diyebilir. Sorunların veya zayıf yönlerin giderilebilmesi adına aynı şeyleri söylememiz mümkün değildir. Ancak eğitim alanında çalışan yönetici ve öğretmenlerin çoğunluğun bu konularda neler söylediğine ve yapılan bilimsel çalışmaların önerilerine kulak vermek gerekmektedir. Anahtar Kelimler: Okulların stratejik planları, GZFT(SWOT) analizi, okulların zayıf yönleri, yöneticilerin ve öğretmenlerinin çözüm önerileri.

Eğitim yönetimiProblem çözmeSWOT analizi+6
Ferhat Han
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim örgütlerinde toksik liderlik

Bu araştırmanın amacı toksik örgütlerin, toksik liderlerin, toksik örgüt özelliği gösteren eğitim örgütlerinin ve eğitim örgütlerindeki toksik liderlerin özelliklerini belirlemektir. Bu amaçla ilgili yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve toksik liderliğe ilişkin veriler alt problemlere yanıt olabilecek biçimde çözümlenmiştir. Var olan durum olduğu gibi ortaya konduğundan, bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda tüm örgütlerin az ya da çok toksik özellikleri potansiyel olarak barındırdığı, toksisitenin örgüt içerisinde kendisine yer bulduğu andan itibaren düzenli ve hızlı bir biçimde yayıldığı, toksik liderin elde ettiği başarılarla, etik olmayan davranışlarını maskeleyebildiğini, kötü karar alma sürecinin, toksik iletişimin, adaletsiz uygulamaların toksik okul kültürünün oluşmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okullardaki toksisitenin arındırılabilmesi için, okul yöneticilerinin, okullarındaki olası toksisite kaynağı ve yayıcılarına özel olarak odaklanması, yetkisini paylaşarak, güven ve örgütsel bağlılığı arttırması, açık ve saydam bir iletişim ağı kurulması, işkoliklikten uzaklaşıp sosyal veya aile hayatıyla iş hayatını dengelemesi, kibarlık, sıcaklık ve önemseme gibi iyileştirici duygulara, tutum ve davranışlarında daha çok yer vermesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Toksik Lider, Toksik Okul, Toksisite, Toksik Kültür

Metin Kırbaç
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşlerine yönelik bir meta-analiz

Bu çalışmanın amacı, okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerine ilişkin öğretmen ve yönetici görüşlerinin etki büyüklüklerini belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için eğitim bilimleri alanında son yıllarda giderek artan şekilde kullanılmaya başlanan meta-analiz yöntemi tercih edilmiştir. 126 çalışma içerisinden araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 48 çalışmada toplam örneklem sayısı 19.768 yönetici ve öğretmendir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri görev ünvanı, cinsiyet, branş, öğrenim düzeyi ve mezun olunan fakültedir. Ayrıca, birincil araştırmalarda değerlendirmeye katılamayan moderatör değişkenler de bu araştırmada analiz edilmiştir. Bu değişkenler uygulama bölgesi, yayın türü, örneklem içeriği, uygulama düzeyi ve kullanılan ölçektir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından yöneticilerin öğretimsel liderliğine ilişkin algılarında erkek öğretmenler lehine önemsiz düzeyde bir etki büyüklüğü (d=0.04) belirlenmiştir. Görev ünvanına göre ise yöneticiler lehine orta düzeye yakın (d=0.40) bir etki büyüklüğü; branş değişkenine göre sınıf öğretmenleri lehine önemsiz düzeyde (d=0.06) bir etki büyüklüğü; öğrenim düzeyine göre ön lisans mezunu öğretmenler lehine düşük düzeyde (d=0.12) bir etki büyüklüğü ve mezun olunan fakülte değişkeni açısından da eğitim fakültesinden mezun olan öğretmenler lehine düşük düzeyde (d=0.14) bir etki büyüklüğü belirlenmiştir. Moderatör analizleri sonucunda ise sadece branş değişkeni açısından yayın türü ve örneklem içeriği analizlerinde istatistiksel anlamlı fark belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik rolüne ilişkin hem yöneticiler hem de öğretmenlerin bilgilendirilebileceği ortak etkinlikler yapılabilir. Anahtar Sözcükler: Öğretimsel liderlik, Meta-analiz, Etki büyüklüğü, Okul yöneticisi, Öğretmen

Ali Kış
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançlarının duygusal zekâ ve çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Söz konusu fark araştırılırken akılcı olmayan inançların duygusal zekânın alt boyutları olan kişisel beceriler, kişiler arası beceriler, stres yönetimi, şartlara ve çevreye uyum ve genel ruh hali boyutları ile demografik özellikler açısından cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba eğitim düzeyleri, baba meslek türü, annenin çalışma durumu ve ailenin aylık gelir düzeylerine göre farkılışıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul ili merkezi sınırları içerisinde Fatih ve Şişli ilçelerinde bulunan Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi, Şehremini Anadolu Lisesi, Sultanahmet Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Lisesi ve Şişli Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Liseleri?nde lise son sınıfta okuyan 122?si (% 44,85) kız, 150?si (%55,15) erkek olan 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında Jones (1969) tarafından geliştirilen ve Yurtal (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği?, duygusal zekâ düzeyini belirlemek amacıyla Bar-On (1997) tarafından geliştirilen ve Acar (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği? ve demografik özellikler hakkında bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Araştırmanın analizi için SPSS 11.5 programı kullanılmış; akılcı olmayan inançların duygusal zekâ alt boyutları ve demografik özellikler açısından farklılaşma düzeylerini belirlemek amacıyla t testi yapılmış; gruplararası farkı ortaya koymak için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarını belirlemek için Levene istatistiği; verilerin homojen olduğu durumlarda Scheffe, homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane?s T2 testi gibi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca akılcı olmayan inançlar ile duygusal zekâ alt boyutları arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular özetle şöyledir: Lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançları duygusal zekâ alt boyutlarından; kişisel beceriler, şartlara ve çevreye uyum, stres yönetimi ve genel ruh hali alt boyutlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Ayrıca akılcı olmayan inanç düzeyleriyle duygusal zekânın tüm alt boyutları arasında ters yönde korelasyon bulunmuştur. Demografik özellikler açısından ise akılcı olmayan inançların öğrencilerin; cinsiyet, kardeş sayısı, annenin çalışma durumu, baba meslek türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve aylık gelir düzeyleri değişkenlerine göre farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olmayan İnançlar, Duygusal Zekâ, Lise Son Sınıf Öğrencileri.

Aslı Kartol
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Dizgeli eğitim ve düz anlatım yöntemleriyle işlenen öğretim uygulamalarının öğretmen adaylarının epistemolojik inanç, öğrenme yaklaşımları, üstbilişsel farkındalık ve akademik başarılarına etkisi

Bu araştırmanın amacı, dizgeli eğitim ve düz anlatım yöntemleriyle işlenen öğretim uygulamalarının öğretmen adaylarının epistemolojik inanç, öğrenme yaklaşımları, üstbilişsel farkındalıkları ve akademik başarılarına olan etkisini incelemektir. Araştırma deneysel bir çalışma olup nicel verilerden yararlanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın deneysel modeli eşitlenmemiş kontrol gruplu öntest-sontest modelidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 102 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Schommer (1990) tarafından geliştirilen, Deryakulu ve Büyüköztürk (2002) tarafından Türkçeye çevrilerek geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan Epistemolojik İnanç Ölçeği (EİÖ), araştırmacı tarafından geliştirilen Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği (ÖYÖ), Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği (ÜFÖ) ve Öğretim İlke ve Yöntemleri Başarı Testi (ÖİYBT) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın deney (n=51) ve kontrol (n=51) gruplarının uygulama öncesi denkliğini sağlamak için araştırmacı tarafından ?Kişisel Bilgiler Formu?, EİÖ, ÖYÖ, ÜFÖ VE ÖİYBT, hazırlamış ve deneklere öntest olarak uygulanmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının öntest puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı ve ?Kişisel Bilgiler Formu?nda yer alan değişkenler açısından grupların denk oldukları belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra deney değişkeni olan dizgeli eğitim modeli ve geleneksel öğretime dayalı olarak hazırlanan programlar, deney ve kontrol gruplarına haftada üç ders saati olmak üzere toplam 14 hafta boyunca Öğretim İlke ve Yöntemleri dersinde uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel istatistik (aritmetik ortalama, standart sapma), bağımlı ve bağımsız gruplar t testi, eta-kare ve Cohen d hesaplamaları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; dizgeli eğitim modelinin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretimin uygulandığı kontrol grubundaki öğretmen adaylarının epistemolojik inanç, öğrenme yaklaşımı, üstbilişsel farkındalık ve akademik başarıları sontest puanları açısından aralarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit dilmiştir. Deney grubundaki öğretmen adaylarının; epistemolojik inanç açısından ?öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna? ve ?tek bir doğrunun var olduğuna? dair inançlarının kontrol grubuna göre daha az geliştiği, öğrenme yaklaşımları açısından derin öğrenme yaklaşımı düzeylerinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu, üstbilişsel farkındalık açısından deney grubunun farkındalık düzeylerinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu, akademik başarı açısından deney grubunun kontrol grubuna göre akademik başarılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Öğretmen adayları, dizgeli eğitim, epistemoloji, epistemolojik inanç, üstbiliş, üstbilişsel farkındalık, öğrenme yaklaşımı, öğretim ilke ve yöntemleri, akademik başarı.

Şule Fırat Durdukoca
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Okulu geliştirmede velilerin rolü:Sivas il merkezinde bir durum çalışması

Bu araştırmanın konusu Sivas merkez ilçede bulunan üç ilköğretim okulunda velilerin okulu geliştirmedeki rolüdür. Araştırmanın amacı; belirlenen okullarda, eğitimin temel paydaşları olan yönetici, öğretmen ve velilerin okul geliştirmeye ilişkin algılarını açığa çıkarmak; bu okullarda velilerin okulu geliştirme adına yaptıkları çalışmaları belirlemek ve okul geliştirmeye daha etkin veli katılımı sağlamak için neler yapılabileceği konusunda yönetici, öğretmen ve velilerin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada nitel ve nicel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Araştırmada sosyal bilimlerde ve eğitim bilimlerinde yaygın olarak kullanılan durum çalışması seçilmiştir. Araştırma konusu olarak, Sivas il merkezinde bulunan üç ilköğretim okulu seçilmiştir. Bu okullar üst (ÜSED) ve alt (ASED) sosyoekonomik düzeye sahip velilerin çocuklarının devam ettiği iki devlet okulu ile bir özel ilköğretim okulu (ÖZEL) dur. Araştırmada veriler hem nicel hem de nitel yöntemlerle toplanmış, görüşmeler yoluyla elde edilen veriler anket formu aracılığıyla toplanan verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca, elde edilen veriler gözlemlerle desteklenmiştir. Böylelikle araştırmada veri çeşitlemesi yapılarak daha gerçekçi sonuçlara ulaşmaya ve güvenilirliğin sağlanmasına çalışılmıştır. Araştırmanın amaçlarına ulaşmak için, nitel boyutta her okuldan iki yönetici, üç öğretmen ve beş veli, yani her bir okuldan 10 katılımcı olmak üzere, toplam 30 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Nicel boyutta ise bu okullara devam eden, birden beşinci sınıfa kadar, tüm öğrencilerin velilerine araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu uygulanmıştır. Anketler öğrenciler eliyle velilere ulaştırılmış ve aynı yolla geri dönüşü sağlanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Bu amaçla, önce anketler tek tek incelenerek numaralandırılmıştır. Sonra bu anketlerdeki veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve SPSS 17 paket programı yardımıyla ilgili analizler yapılmıştır. Elde edilen bulgular yüzde ve frekans değerleri şeklinde tablolarla sunulmuştur. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz ve içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Görüşme metinleri, önce ?word? dosyası şeklinde bilgisayar ortamına aktarılmış ve NVivo 8 programı için uygun tanımlamalara ve kodlamalara hazır hale getirilmiştir. Son olarak bu kodlamalardan frekans tabloları oluşturulmuştur. Araştırmada, bazı öğretmen ve yöneticilerin okul geliştirme kavramını, okulun içinde bulunduğu durumu analiz ederek, planlı çalışmalar yapma olarak ifade ettikleri, katılımcıların büyük çoğunluğunun ise okulun fiziki yapısını iyileştirme olarak gördükleri ortaya çıkmıştır. Tüm katılımcılar arasında okulu geliştirmede paydaşlar arası iletişim ve etkileşimin önemine işaret edenler olmuştur. Velilerin, okulu geliştirme ve eğitime katılım konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmıştır. Her üç okulda da velilerin en çok yaptıkları etkinliğin toplantılara katılım olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, okulu geliştirme çalışmaları kapsamında veli katılımı bakımından okullar arasında bazı farklılıklar görülmüştür. ÜSED?e sahip devlet okulunda veli katılım çalışmalarının diğer okullara göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Paydaşlar arası iletişim ve etkileşimin de diğer okullara göre bu okulda daha etkili olduğu görülmüştür. Özel okulda ise velilerin birçok şeyi okuldan ve öğretmenlerden bekledikleri, kendilerinin ise daha çok okulun düzenlediği sosyal etkinliklere katılmayı tercih ettikleri anlaşılmıştır. Öğretmen ve veliler okul geliştirme çalışmalarına veli katılımını daha etkili hale getirmek için bu konuda velilere yönelik toplantı, seminer gibi bilgilendirici ve teşvik edici çalışmalar yapılması gerektiğini düşünmektedirler. Bazı katılımcılar ise okul geliştirme konusunda uzmanlardan yardım alınması gerektiğini düşünmektedirler. Velilerin büyük çoğunluğu kendilerine yönelik çalışmaların zamanı konusunda görüş ve önerilerinin dikkate alınmasını istemektedirler. Aile katılımını gerektiren etkinliklerin zamanı konusunda her üç okulun velilerinin büyük oranda hafta sonu gündüzü tercih ettikleri anlaşılmıştır. Velilerin büyük bölümünün okuldaki çalışmalara katılmak istedikleri ve bu katılımın onları mutlu edeceği anlaşılmıştır. Ancak velilerin bu konuda okul yönetimi ve öğretmenler tarafından yönlendirilmeye ve teşvik edilmeye ihtiyaç duydukları sonucuna varılmıştır. Veliler kendileri tarafından yapılabilecek çalışmaları; sosyal ve sportif etkinlikler düzenlemeye yardımcı olma, okulla iletişim içerisinde bulunma, maddi destek verme, kararların alınmasına katılım, fiziki imkânları geliştirmeyi destekleme olarak sıralamışlardır. Elde edilen bulgular ve varılan sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul geliştirme, etkili okul, aile katılımı, eğitime veli desteği, okul aile ilişkileri

Okul-aile iletişimiOkul-aile ilişkisiOkul-aile iş birliği+2
İhsan Topcu
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersinin çevre eğitimi açısından etkiliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi: Bingöl ili örneği

Bu araştırmanın amacı, Fen ve Teknoloji Öğretmenlerinin Ortaokul 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersinin çevre eğitimi açısından etkililiğine ilişkin görüşlerini değerlendirmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler görüşme yöntemiyle elde edilmiştir. Görüşmelerin gerçekleştirilebilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Hazırlanan görüme formu 5 sorudan oluşmuştur. Araştırma, görüşmeye katılmak isteyen, 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersine giren 20 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Veriler, NVivo9 nitel veri analizi programı kullanılarak içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerden birçoğunun ortaokul 7.sınıf Fen ve Teknoloji dersinde çevre eğitimine yönelik kazanımlarının ve konuların yetersiz olduğunu belirttikleri görülmüştür. Öğretmenlerin çevre bilinci kazandırmak, çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek gibi çevre eğitimine yönelik ideal amaçlarının olduğu, çevre sorunları, çevre kirliliği gibi konuların yetersiz konular olduğu aynı zamanda bu konuların çevre eğitimi açısından ideal konuları oluşturduğu, öğretmenlerin çevre eğitimiyle ilgili birçok etkinlik yapmasına rağmen daha fazla etkinlik yapmayı arzuladığı ve etkinlikleri yaparken sınıf içinde ve sınıf dışında birçok sorunla karşılaştığı, çevre eğitiminin öğretimi sürecinde soru cevap ve düz anlatım yöntemi gibi yöntem teknikler kullandığı, yapılan etkinliklerin çevre eğitimi açısından birçok katkısının olduğu, öğretmenlerin çevre eğitimine ilişkin geleneksel ve alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemlerini kullandığı ortaya çıkmıştır. Çevre eğitimi açısından öğrenci, öğretmen, okul idaresi, yerel ve genel yönetim, sivil toplum kuruluşları ve ailenin önemli rollerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Kuramsalbilgilerden ve araştırma bulgularından yararlanarak çevre eğitimine yönelik model önerisi oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çevre, Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı, Çevre Eğitimi

Aytül Çavuş
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

5-12 yaş aralığındaki çocukların ölüm algısını ifade biçimlerinin incelenmesi

Yaşamın anlamını arayanların karşısına ölüm kavramının çıkması kaçınılmazdır. Bu yüzdendir ki birçok filozof, şair ve yazar ölüm hakkındaki düşüncelerini eserlerine yansıtmıştır. Buna rağmen, insanoğlunun ölüm hakkında konuşmak bir yana ölümü düşünmekten bile sakındığı bilinmektedir. Literatüre bakıldığında, yetişkinlerin ölüm kavramı hakkında düşünmekten kaçındığı, bu kavramı anlamlandırmakta zorlandığı görülmektedir; bu nedenle çocukların ölüm kavramını nasıl anlamdırdığı merak konusu olmaktadır. Çocukların ölüm kavramı hakkındaki algılarını belirlemek açısından, çizdikleri resimler zengin veri kaynakları olabilmektedir. Bu araştırmada ise; çocukların ölüm algılarını resimleri aracılığıyla ifade ediş biçimleri ve ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynakları belirlemek amaçlanmıştır. Bu nedenle araştırmada, karma araştırma yöntemlerinden biri olan "açıklayıcı model" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kastamonu, Diyarbakır ve Eskişehir illerindeki bağımsız anaokulları ve ilköğretim okullarındaki yaşları 5 ile 12 arasında değişen 257 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplamak için araştırmanın çalışma grubuna giren çocuklara ölüm algılarını yansıttıkları resimler çizdirilmiş ve onlarla yapılan bire bir görüşmelerden yararlanılmıştır. Bu verilerin sonucunda uygun temalar oluşturularak nitel ve nicel yorumlamalar yapılmıştır. Çocukların çizdiği resimler sonrasında, onlarla birebir görüşülerek yaptıkları resimleri anlatmaları sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0 paket programı kullanılmış; Frekans (f), Yüzde (%) tabloları oluşturularak bulgulardan yararlanılmıştır. Araştırmada; cinsiyet, yaş, yaşadıkları farklı bölgeler ve ölüm deneyimine sahip olma durumlarına göre çocuklar ölüm algılarını resim aracılığıyla nasıl ifade ettikleri ve ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynakların neler olduğuna bakılmış, çocukların ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynaklara göre, ölüm algılarını resim aracılığıyla nasıl ifade ettikleri incelenmiş ve tartışma ve yorum kısmında belirtilmiştir. 5-12 yaş aralığındaki çocuklar ölüm algısını oluşturulan temaların içerisinde en çok "dini öğeler" ve "şiddet" temalarıyla ve en az ise "sembolik öğeler" temasıyla ilgili resimlerle yansıttıkları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ölüm, Ölüm algısı, Ölüm kavramı, Çocuk resimleri

Cem Tümlü
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin akran zorbalığına ilişkin tutumları ve müdahale stratejileri

Bu araştırmanın dört temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerin okullarda yaşanan akran zorbalığına ilişkin farkındalıklarının ne düzeyde olduğunu betimlemektir. İkincisi; araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerin akran zorbalığını ciddiye alma düzeylerinin zorbalık türlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırmanın üçüncü temel amacı; araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerinin karşılaştıkları zorbalık davranışlarına müdahale etme düzeylerinin davranışın türüne göre değişip değişmediğini belirlemektir. Araştırmaya katılan öğretmen ve yöneticilerin, hangi tür zorbalık davranışına hangi müdahale davranışıyla karşılık verdiklerini belirlemek de araştırmanın dördüncü amacıdır. Elde edilen istatistiksel bulgular sonucunda; öğretmenlerin a) en fazla fiziksel ve sözel zorbalık en az ise sosyal zorbalık türündeki davranışları zorbalık olarak gördükleri, b) fiziksel ve sözel zorbalık türlerini sosyal zorbalık türüne oranla daha fazla ciddiye aldıkları, c) davranışın türüne bakmaksızın, her bir zorbalık olayına yüksek oranda müdahale edecekleri, d) karşılaşılan herhangi bir zorbalık davranışında en fazla tercih edilen müdahale stratejilerinin, "zorbayla yaptığının kabul edilemez bir davranış olduğunu konuşmak" ve "zorbalık yapan öğrenciyi rehberlik, okul idaresi ya da ailesine bildirmek" olduğu, e) en az tercih edilen yöntemlerin ise "görmezden gelme" ve "ceza verme" olduğu; okul yöneticilerinin a) zorbalık tanımlarının farklılık gösterdiği, b) en fazla fiziksel zorbalık türüne vurgu yaptıkları, c) zorbalığın okulun her yerinde gerçekleşebileceğini söyledikleri, d) mücadelede en büyük görevin rehber öğretmenlere ve sınıf öğretmenlerine düştüğünü belirttikleri, e) en sık başvurdukları yöntemin öğrenciyi uyarmak ve onunla konuşmak olduğunu belirttikleri bulunmuştur.

Müdahale teknikleriZorbalık
Pınar Akar Çevlik
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

A model for the predictive power of university students' design thinking and digital literacy skills on intellectual experience skills

This study aims to create a model that predicts the relationship among university students' design thinking, digital literacy skills and intellectual experiences. Understanding this connection can help us improve educational practices and policies by equipping students with the 21st-century skills they need to grapple with complex information, generate new knowledge, and navigate modern challenges. Examining the connections between design thinking, digital literacy, and intellectual experience, we implemented a quantitative correlational study. The participating sample included 750 diverse university students, representing various grade levels and 25 departments across 12 universities. Convenience sampling enabled participation during the spring semester of 2023. Data collection utilized a multi-instrument approach. The participants completed the Demographic Information Form, the Digital Literacy Scale developed by Ng (2012a) and adapted and validated by Hamutoğlu et al. (2017), the Intellectual Experience Scale developed by Mayer and Caruso (1989) and adapted for this study, and the newly developed Design Thinking Scale. After collecting data through various scales, we analyzed it for validity, reliability, and underlying factors. Descriptive statistics were calculated using SPSS-24 software, while confirmatory factor analysis and structural correlations were conducted using LISREL 8.80. Additionally, PLS-SEM (partial least squares structural equation modelling) was used to examine the relationships between design thinking skills (DTS), digital literacy skills (DLS), and intellectual experience skills (IES). Statistical analysis revealed robust support for the hypothesized model. Model fit indices confirmed acceptable and a good fit, indicating strong relationships between design thinking (DTS), digital literacy (DLS), and intellectual experience (IES). DTS emerged as a significant predictor of IES (large direct effect) and DLS (medium effect size), while DLS had a smaller direct effect on IES. Notably, DTS explained 51% of the variance in IES and 6% in DLS, solidifying its position as the most influential factor in the model. Keywords: Intellectual experience, Digital literacy, Design thinking

Attilla Ergin
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ters yüz öğrenme modelinin ilkokul İngilizce dersindeki akademik başarıya ve tutumlara etkisi

21. yüzyılın başlangıcı itibariyle teknoloji hızla hayatımızın her alanında yer almaya başlamıştır. Bunun eğitime yansıması da bir o kadar hızlı olmuştur. İnternet, bilgisayarlar ve diğer teknolojik cihazlar özel hayatımıza olduğu gibi eğitimde de yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Bu durum eğitimde yeni arayışlar başlamasına sebep olmuştur. Yeni modeller ve yaklaşımlar geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Bu modellerin birisi Ters Yüz Öğrenme modelidir. Bu araştırmanın amacı, İngilizce öğretiminde Ters Yüz Öğrenme modelinin ilkokul akademik başarıları ve dersine karşı tutumları üzerindeki etkilerini ve sürece ilişkin veli görüşlerini belirlemektir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında eşitlenmemiş kontrol gruplu desen; nitel kısmında ise fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Doğu Anadolu Bölgesinde bir ilin merkezindeki bir ilkokulun 4.sınıf düzeyindeki 116 öğrenci ve bu öğrencilerin velileri arasından gönüllülük esasına göre belirlenen 15 veli oluşturmuştur. Öğrencilerin 58'i deney grubunda, 58'i de kontrol grubunda yer almıştır. Araştırmanın uygulama sürecinde ilkokul 4. Sınıf düzeyinde İngilizce dersinde "My Clothes" ve "My Friends" konuları kapsamında deney grubundaki öğrencilerle Ters Yüz Öğrenme Modeli uygulanırken kontrol grubundaki öğrencilerle geleneksel öğretime devam edilmiştir. Uygulama yedi hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırma sürecinde veriler, nicel boyutta, tez kapsamında geliştirilen "İngilizce Başarı Testi", İzgi (2012) tarafından geliştirilen "İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ile nitel boyutta ise "Veli Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Çalışmada kapsamında kullanılan başarı testi araştırmacı tarafından geliştirilmiştir ve 25 sorudan oluşmaktadır. Hazırlanan bu başarı testinin ortalama güçlüğü ,56; KR-20 değeri 0,88 olarak hesaplanmıştır. Başarı testi ile tutum ölçeği hem öntest hem sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmada nicel verilerinin analizinde SPSS 21 paket programından yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizi sürecinde normallik testleri, basıklık ve çarpıklık değerleri dikkate alınmıştır. Bu bağlamda parametrik testlerden eşli gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmış ve araştırma bulguları oluşturulmuştur. Ulaşılan bulgular doğrultusunda, İlkokul düzeyinde ters yüz öğrenme modeli uygulanarak yürütülen İngilizce dersinde öğrenci başarısı ve derse yönelik tutumda bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında araştırma kapsamındaki öğrencilerin, modelin sınıf dışı uygulamasında izlemek durumunda oldukları videoları hem derse hem sınavlara hazırlık bağlamında izledikleri, her videoyu birden fazla izleme imkânı buldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Aynı zamanda ders videolarının açıklayıcı olması, ders tekrarına imkân tanıması, öğrenciyi derse hazırlıklı hale getirmesi gibi bilişsel faydaların; öğrencinin derse ilgisinin ve merakının artması gibi duyuşsal faydaların olduğu görülmüştür. Bunun yanında, zaman zaman videolara erişme, internet erişim problemi gibi teknik sorunlar ile videoların sürelerinden dolayı öğrencilerin sıkılması gibi olumsuzluklar da ulaşılan sonuçlar arasındadır. Bu sonuçlar, yapılan uygulama bağlamında ters yüz öğrenme modelinin İngilizce öğretiminde geleneksel yönteme kıyasla etkili olmadığını ortaya koyarken; öğrenenlerin ilgisini ve merakını çektiği de görülmektedir. Bu bağlamda uygulama süresinin daha uzun tutulacağı; uygulama grubunun farklı yaş/sınıf düzeylerinden ve sosyo-ekonomik çevrelerden belirlenip sonuçların kıyaslanması; sınıf içi gözlemlerin de araştırma bulgularına katkı sağlamasına olanak sağlayan farklı çalışmaların yeniden düzenlenerek yapılması önerilmiştir.

Ayşe Alakuş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi

Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.

Gerçekçi matematik eğitimiMatematikMatematik başarısı+6
Gül Demir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

8th grade students of success of mathhematics and test and mathemati̇cs anxi̇ety, mathemati̇cs self efficacy of investigation

The fundamental aim of this research is to determine the variables which predict math success of eighth grade students in secondary school. Besides, it is also aimed to examine math success, test and math anxiety and math self efficacyin terms of the variables which are gender, school's TEOG math success level, educatıonal status of mother and father, financial status of the family, perception of math achievement, attending to private teaching centres / study centre and taking private lessons in math. The research was conducted with the participation of 314 students in total that comprise 156 male (49,7%) and 158 (50,3%) female students from İzmir province. Personal information form, Math Anxiety Scale for Secondary School Students, Westside Test Anxiety Scale and Math Self EfficacyScale. Test were used as data gathering tools. Due to normal distribution of thedata, t-test and one-way analysis of variance was applied. Furthermore, Pearson correlation coefficients were calculated and regression analysis were conducted. As a result of the research, medium-level and positively significant correlations were determined between math success and math self efficacy. Medium-level andnegatively significant correlation were determined between math success and testanxiety. Moreover, it was revealed that 34% of variance in mathematics successwas explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. Medium-level and positively significant correlations were determined between TEOG math success and math self efficacy. Medium-level and negatively significant correlation were determined between TEOG math success and test anxiety.Moreover, it was revealed that 31% of variance in mathematics success was explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. KEY WORDS: Test and Maths Anxiety, Maths Self Efficacy, Math Success,TEOG Math Success

AnxietyMathematicsMathematics achievement+6
Hatice Nurgül Delioğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite hazırlık sınıf öğrencileri ve özel dil okulu öğrencilerinin yabancı dil öğrenme stratejileri ve öz düzenleme becerileri

Bu araştırmanın amacı, üniversite hazırlık sınıfı ve özel İngilizce kursu öğrencilerinin dil öğrenme stratejileri kullanımlarını ve öz düzenleyici öğrenme becerilerini okul türü, cinsiyet, kur düzeyi, mezun olunan lise türü, ortaöğretim alanı ve yaş değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmaya Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulundan 293 ve Aydında bulunan özel dil kurslarından 129 olmak üzere toplam 422 öğrenci katılmıştır. Araştırmada dil öğrenme stratejilerini belirlemek amacıyla Oxford (1990) tarafından geliştirilen ve Cesur ve Fer (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri ve öz düzenleme becerilerini belirlemek amacıyla da Turan (2009) tarafından geliştirilen Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri için doğrulayıcı, Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği için ise hem açımlayıcı hem de doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel verileri araştırmacılar tarafından hazırlanmış, görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 21.0 (Statistical Package for Social Sciences) programından faydalanılmış ve nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının ve öz düzenleme becerilerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Özel kurs öğrencilerinin hem dil öğrenme stratejileri kullanımlarının hem de öz düzenleme becerilerinin hazırlık sınıfı öğrencilerine göre daha üst düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının yaş, İngilizce kullanma sıklığı, kur düzeyi ve ortaöğretim alanı değişkenlerine; öz düzenleme becerilerinin ise cinsiyet ve yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca dil öğrenme stratejileri ile öz düzenleme becerileri arasında pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu saptanmıştır. Son olarak hazırlık sınıfı ve özel kurs öğrencileriyle birlikte öğretmenlerin yabancı dil öğrenme ve öğretme hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Dil Öğrenme Stratejileri, Öz Düzenleme Becerileri,Yabancı Dil Öğrenimi, Özel Kurs Öğrencileri, Hazırlık Sınıfı Öğrencileri.

Devlet okullarıDil öğrenme yöntemleriHazırlık sınıfları+7
Muhammed Eken
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce hazırlık sınıfı okuma metinlerinin eğitsel değerleri

Araştırma, Adnan Menderes Üniversitesi İngilizce hazırlık sınıflarında kullanılmakta olan okuma metinlerinin eğitsel değerlerini saptamayı amaçlamıştır. Kullanılmakta olan okuma metinleri, gramer, anlama, görsellik, ilgi, yöntem ve konular gibi, bir metinde öne çıkan başlıklar açısından incelenmiştir. Araştırmada, nicel yöntem kullanılarak var olan durum betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2015–2016 öğretim yılı, güz ve bahar yarıyılı hazırlık sınıfı öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama amacı ile kullanılan likert tipi sorulardan oluşan anket, araştırmacı tarafından geliştirilerek, hazırlık sınıfına devam etmekte olan öğrenci ve yine aynı bölümde görev yapmakta olan öğretim elemanlarına uygulanmıştır. Ayrıca, öğretim elemanlarına açık uçlu sorular yöneltilerek frekans elde etme yolu ile çözümleme yapılmıştır. Ölçme aracı ile elde edilen öğrenci ve öğretim elemanlarının görüşleri, betimsel istatistik yöntemleriyle incelenmiş, bulgular frekans ve yüzdelerle ifade edilerek tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, okuma derslerinde kullanılan okuma metinlerinin ''gramer öğretimi, görsellik, ilgi, anlama, yöntem ve konu'' başlıklarının değerlendirilmesiyle ilgili olarak öğrenci ve öğretim elemanlarının benzer görüşlerinin yanı sıra farklı görüşlerde oldukları da görülmüştür. Ayrıca, okuma derslerinde kullanılan okuma metinlerinin amaca yönelik olmasının yanı sıra, okuma becerilerini geliştirmeye yönelik olmayan ve geliştirilmesi gereken noktaların bulunduğu da ortaya çıkmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okuma Metni, Eğitsel Değer, Değerlendirme,Hazırlık Sınıfı

Dil öğretimiEğitsel değerlerHazırlık sınıfları+6
Lütfi Saraç
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokullarda okul iklimi ile örgütsel yaratıcılık davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokullarda örgüt iklimi ile örgütsel yaratıcılık arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evreni 2014-2015 eğitim öğretim yılında, Kütahya il merkezinde görev yapan 1935, örneklemi ise oransız küme örneklemesi tekniği ile belirlenmiş olan 342 ilkokul ve ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Hoy ve Tarter (1997) tarafından geliştirilen Yılmaz ve Altınkurt (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel İklim Ölçeği" ve Balay'ın (2010) geliştirdiği "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, t-testi ve tek yönlü varyans analizi ve Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenler okul müdürlerinin en çok destekleyici müdür davranışı, daha sonra sırası ile kısıtlayıcı müdür davranışı ve emredici müdür davranışı sergilediğini düşünmektedir. Öğretmen davranışları içinde ise meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı, samimi öğretmen davranışı ve umursamaz öğretmen davranışı sergilenmektedir. Öğretmenlerin meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ve samimi öğretmen davranışı cinsiyete; kısıtlayıcı müdür davranışı ve samimi öğretmen davranışı yaşa; samimi öğretmen davranışı kıdeme; kısıtlayıcı müdür davranışı branşa; kısıtlayıcı müdür davranışı ve emredici müdür davranışı okul türüne; kısıtlayıcı müdür davranışı ve emredici müdür davranışı okuldaki öğretmen sayısına göre değişmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler, örgütsel yaratıcılık alt boyutları arasında en yüksek katılımı sırası ile bireysel boyut, toplumsal boyut ve yönetsel boyuta göstermiştir. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılığın bireysel boyutu ile ilgili görüşleri cinsiyete, yaşa ve kıdeme göre değişmektedir. Katılımcıların destekleyici müdür davranışı, samimi öğretmen davranışı ve meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ile örgütsel yaratıcılığın bireysel boyutu arasında düşük düzeyde ve aynı yönde ilişkiler vardır. Katılımcıların emredici müdür davranışı, samimi öğretmen davranışı ve meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ile ilgili görüşleri ile örgütsel yaratıcılığın yönetsel boyutu arasında düşük düzeyde ve aynı yönde; destekleyici müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın yönetsel boyutu arasında orta düzeyde ve aynı yönde; kısıtlayıcı müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın yönetsel boyutu arasında ise düşük düzeyde ve ters yönde ilişkiler vardır. Katılımcıların destekleyici müdür davranışı, samimi öğretmen davranışı ve meslektaşlar arası işbirlikçi öğretmen davranışı ile ilgili görüşleri ile örgütsel yaratıcılığın toplumsal boyutu arasında orta düzeyde ve aynı yönde; emredici müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın toplumsal boyutu arasında düşük düzeyde ve aynı yönde; kısıtlayıcı müdür davranışı ile örgütsel yaratıcılığın toplumsal boyutu arasında ise düşük düzeyde ve ters yönde ilişkiler vardır.

Okul iklimiOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+7
Yeliz Yurter
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin itibarını etkileyen bileşenlerin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin itibarını etkileyen bileşenleri belirlemektir. Bu amaçla; çalışma grubuna alınan devlet ilkokulu, ortaokulu ve liselerinde görev yapan yönetici ve öğretmenler ile devlet liselerinde öğrenim gören öğrenci ve öğrenci velilerinin görüşleri alınmıştır. Araştırma verileri, dört adet açık uçlu sorunun yer aldığı bir form ile toplanmıştır. Açık uçlu sorular, yazılı olarak katılımcılara yöneltilmiş ve veriler bu yolla toplanmıştır. Elde edilen araştırma verileri, betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı Kütahya il merkezindeki 171 öğretmen, 55 yönetici, 176 öğrenci ve 135 veli oluşturmuştur. Araştırma sonucunda itibarlı bir okul müdürünü, öğretmenler "tarafsız, adaletli, dürüst ve güvenilir, disiplinli"; yöneticiler "adaletli, dürüst ve güvenilir, tarafsız, lider özelliğine sahip"; öğrenciler "disiplinli, hoşgörülü, güler yüzlü ve sevecen, samimi"; veliler ise "disiplinli, saygılı, eşit davranan, adaletli" şeklinde nitelendirmişlerdir. Okul müdürünün itibarını olumlu yönde etkileyen bileşenleri öğretmenler "etkili iletişim kuran, paydaşların arkasında duran, okul başarısının arttıran, yönetmeliklere hâkim olan"; yöneticiler "paydaşlarla etkili iletişim kuran, paydaşlarla birlikte karar alan, olaylara müdahale eden ve çözüm üreten, paydaşlara değer veren"; öğrenciler "etkili iletişim kuran, öğrenci sorunlarını ve isteklerini dinleyen, sorunlara çözüm üreten, dengeli disiplin kuran"; veliler "paydaşlarla etkili iletişim kuran, okul başarısının arttıran, okulun fiziki düzenine dikkat eden, sorunlara çözüm üreten" olarak ifade etmişlerdir. Okul müdürünün itibarını olumsuz yönde etkileyen bileşenleri; öğretmenler "kayırmacılık yapılması, yöneticilik vasfı olmaması, adil davranmaması, baskıcı olması"; yöneticiler "kayırmacılık yapılması, etkili iletişim kurmaması, paydaşlara ve onların fikirlerine değer vermemesi, adil olmaması"; öğrenciler "aşırı disiplinli ve sert olması, fazla gergin olması ve kızması, disiplin kurallarına uyulmaması, kırıcı bir üslubunun olması"; veliler ise "ilgisiz olması ve istekleri dinlememesi, kayırmacılık yapması, yöneticilik vasfının olmaması, kırıcı ve olumsuz üslup"; olarak ifade etmişlerdir. Okul müdürünün itibarını arttırmaya yönelik olarak; öğretmenler ve yöneticiler "kendini geliştirmeli"; öğrenciler "ders dışı aktivitelere önem vermeli"; veliler "okulun birlik ve bütünlüğünü sağlamalı" önerilerini sunmuşlardır.

Eğitim yönetimiKurumsal itibarMüdürler+2
Hatice Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda örgütsel yaratıcılık davranışları ile öğretmen liderliği arasındaki ilişki

Bu araştırmada, ilkokullarda örgütsel yaratıcılık davranışları ile öğretmen liderliği arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılı ilk döneminde, Kütahya il merkezindeki ilkokullarda görev yapan 700 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi basit seçkisiz örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 190 ilkokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Balay'ın (2010) geliştirdiği Karacabey'in (2011) okullara uyarladığı "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği" ve Beycioğlu (2009) tarafından geliştirilen "Öğretmen Liderliği Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık ve öğretmen liderliği hakkındaki görüşlerini belirlemek için betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık ile öğretmen liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenler örgütsel yaratıcılık alt boyutlarından en çok katılımı bireysel boyutta göstermişlerdir. Öğretmenler yönetsel boyuta ve toplumsal boyuta eşit katılım göstermişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenler öğretmen liderliği alt boyutlarında ise en çok katılımı sırası ile mesleki gelişim boyutu, meslektaşlarla işbirliği boyutu ve kurumsal gelişme boyutunda göstermiştir. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık bireysel ve toplumsal boyut davranışları ile öğretmen liderliği meslektaşlarla işbirliği, kurumsal gelişme ve mesleki gelişim boyut davranışları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler vardır. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık yönetsel boyut davranışları ile öğretmen liderliği meslektaşlarla işbirliği, kurumsal gelişme ve mesleki gelişim boyut davranışları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkiler vardır. Anahtar kelimeler: Öğretmen, öğretmen liderliği, örgütsel yaratıcılık

Eğitim liderliğiEğitim yönetimiLiderlik+7
Kadir Dinçer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çalışan tipindeki öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ve iş doyumları

Bu araştırmada farklı çalışan tipindeki öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ve iş doyumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini, Bursa ili merkez ilçelerindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde 1013 öğretmen bulunmaktadır. Araştırmanın verileri İşkoliklik Ölçeği ve İş Doyumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, iki değişkenli Ki-Kare ve çoklu karşılaştırma testlerinden Sidak testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, araştırmaya katılan öğretmenlerin yaklaşık üçte birinin işkolik eğilimli oldukları saptanmıştır. İşkolik eğilimler gösteren buöğretmenler, "hevesli bağımlı", "iş bağımlısı" ve "iş meraklısı" çalışan tipindedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, işkoliklik eğilimlerinde, cinsiyet, okul türü, branş, toplam hizmet süresi ve görev yaptıkları okullardaki toplam hizmet süresi bakımından anlamlı farklılığa rastlanırken; medeni durum değişkeni bakımından anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Öğretmenlerin iş doyumları branş ve toplam hizmet süresi değişkenleri bakımından anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Ancak, cinsiyet, medeni durum, okul türü ve görev yapılan okuldaki toplam hizmet süresi değişkenleri bakımından öğretmenlerin iş doyumları arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Farklı çalışan tipindeki öğretmenlerin iş doyumları arasında, anlamlı düzeyde farklılıklar bulunmaktadır.

Eğitim yönetimiÇalışma tutumlarıÇalışma yöntemleri+5
Hayrullah Yeşilyurt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğretmenlerinin özerklik davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişki

Bu araştırmada öğretmenlerin özerklik davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Balıkesir ilindeki kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan 354 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Öğretmen Özerkliği Ölçeği ve İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin özerklik davranışlarını ve iş doyumlarını belirlemek için betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t testi, ANOVA, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin özerklik davranışlarının iş doyumlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin genel özerklik davranışları orta düzeyin üzerindedir. Öğretmenler özerklik davranışları arasında en yüksek katılımı sırası ile mesleki iletişim özerkliği, öğretme süreci özerkliği, öğretim programı özerkliği ve mesleki gelişim özerkliği boyutlarında göstermektedir. Öğretmenlerin özerklik davranışlarına ilişkin görüşleri; cinsiyet, eğitim durumu, branş, kıdem, yaş ve çalışılan okul türü değişkenlerine göre bazı boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; haftalık ders yükü ve okuldaki hizmet süresi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler orta düzeyin biraz üzerinde iş doyumuna sahiptirler. Öğretmenlerin iş doyumlarına ilişkin görüşleri; cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; çalışılan okul türü, eğitim durumu, branş, haftalık ders yükü, kıdem, okuldaki hizmet süresi, ve yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin mesleki iletişim özerkliği, mesleki gelişim özerkliği ve öğretme süreci özerkliği ile iş doyumu arasında pozitif ve orta; öğretim programı özerkliği ile iş doyumu arasında pozitif ve düşük düzeyde ilişki bulunmuştur. Mesleki iletişim özerkliği ve mesleki gelişim özerkliği öğretmenlerin iş doyumlarının anlamlı yordayıcılarıdır. Anahtar kelimeler: İş doyumu, öğretmen, öğretmen özerkliği

Lise öğretmenleriÖzerklikÖğretmenler+1
Caner Şentürken
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürleri ve öğretmenlerin performans değerlendirme süreci hakkındaki görüşleri : Nitel bir araştırma

Okul Müdürleri ve Öğretmenlerin Performans Değerlendirme Süreci Hakkındaki Görüşleri: Nitel Bir Araştırma Millî Eğitim Temel Kanunu'nda öğrencilerin ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; genel amaçlar arasında yer almaktadır. Nihayetinde amaçlanan Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır. Eğitim öğretim hizmetlerinin merkezinde yer alan öğrencilerin bu amaçlar doğrultusunda yetiştirilmesi için öğretmenlerin görevlerini en iyi şekilde gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Öğretmenlerin meslekî etkinliğini ve verimliliğini arttıracak yaklaşımların geliştirilmesinin gerekliliği çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmenlerin ve okul idarelerinin, müfettişler tarafından gerçekleştirilen denetim ve sicil raporları ile değerlendirilmesi yerini Performans Değerlendirme Sistemine bırakmıştır. Bu araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında ilk kez uygulanan Performans Değerlendirme Sistemine dair okul müdürleri ve öğretmenlerin görüşlerini içeren nitel bir araştırmadır. Araştırma kapsamında 2016-2017 eğitim öğretim yılında Kütahya il merkezinde farklı eğitim kademelerinde görev yapan 22 okul müdürü ve 22 öğretmen ile performans değerlendirme sistemine dair hazırlanan sorular ışığında görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar ile gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen bulgular nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseni kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmada okul müdürlerinin ve öğretmenlerin performans değerlendirme süreci hakkındaki görüşleri betimleyici bir yaklaşım izlenerek ortaya koyulmuştur. Performans değerlendirme süreci katılımcıların çoğunluğu tarafından kabul gördüğü tespit edilmiş, performans değerlendirme sistemine yönelik eleştiri ve öneriler elde edilen bulgular doğrultusunda ortaya koyulmuştur.

Okul yöneticileriPerformansPerformans değerlendirme+3
Mustafa Topuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına göre öğretmenlerin mesleki tükenmişlik ve yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına göre öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri ve yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya il merkezindeki ortaokul ve ilkokullarda görev yapmakta olan 314 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Okullarda Örgütsel Güç Kaynağı Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği- Eğitimci Formu ve İşe Yabancılaşma Ölçeği ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için betimsel istatistikler, ikili karşılaştırmalarda t-testi, üç ve daha fazla karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişkiyi ortaya koymada Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, okul müdürleri, sırasıyla en çok uzmanlık gücünü, yasal gücü, karizmatik gücü, ödül gücünü ve zorlayıcı gücü kullanmaktadır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına ilişkin öğretmen görüşleri; medeni durum, branş, yaş, eğitim düzeyi, kurumdaki süresi ve mesleki süresi değişkenlerine göre farklılık göstermezken, cinsiyet ve kurum türü değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler orta düzeyde duygusal tükenme, düşük düzeyde duyarsızlaşma ve kişisel başarı algısına sahiptir. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleriyle ilgili görüşleri; kurum türü, branş, yaş, eğitim düzeyi, kurumdaki süresi ve mesleki süresi değişkenlerine göre kişisel başarı boyutunda, kurum türü, branş ve yaş değişkenlerine göre duygusal tükenme boyutunda, kurum türü, branş, yaş ve mesleki süre değişkenlerine göre duyarsızlaşma boyutunda anlamlı bir farklılık vardır. Öğretmen görüşlerine göre mesleki yabancılaşmaları; cinsiyete, medeni duruma, eğitim düzeyine, kurumdaki süresine ve mesleki süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, kurum türü, branş ve yaş değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermektedir. Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarının, mesleki tükenmişlik ve yabancılaşma düzeyleri ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Belirlenen bu ilişki genel olarak düşük düzeyde, bazı alt boyutlarda ise orta düzeydedir.

Eğitim yönetimiGüç kaynaklarıMüdürler+4
Hüseyin Tanrıverdi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişki

Bu çalışmada öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen araştırmanın örneklemi, Kütahya il merkezinde resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 395 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ve İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, t testi, ANOVA, Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları "oldukça yeterli" düzeydedir. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları evli öğretmenler ve branş öğretmenleri lehine bazı alt boyutlar açısından anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak cinsiyetlerine, kıdemlerine, okullarındaki öğretmen sayısına, öğrenim durumlarına ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin en fazla okula yabancılaşma boyutunda "bazen", daha sonra sırasıyla güçsüzlük boyutunda "nadiren", yalıtılmışlık ve anlamsızlık boyutlarında "hiçbir zaman" düzeyinde işe yabancılaşma yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeyleri erkek, bekar, lisansüstü eğitim alan, 20-39 arası olan okullarda görev yapan ve branş öğretmenleri lehine bazı boyutlarda anlamlı biçimde farklılaşmakta; ancak kıdemlerine ve okullarındaki hizmet süresine göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ile işe yabancılaşmaları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuş ve öz-yeterlik inançlarının işe yabancılaşmalarını anlamlı biçimde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

YeterlilikÖz yeterlilik algısıÖğretmenler+1
Musa Kartal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin müdür yönetim tarzı algıları ile güç mesafesi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin müdür yönetim tarzı algıları ile güç mesafesi algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Burdur il merkezindeki devlet okullarının çeşitli kademelerinde görev yapan 542 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, "Algılanan Müdür Yönetim Tarzı Ölçeği" ve "Güç Mesafesi Ölçeği" kullanılarak web temelli anket yolu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde parametrik istatistikler kullanılmıştır. Alt boyutlar arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Müdür yönetim tarzının güç mesafesi algısı üzerindeki etkisini incelemek için regresyon analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre alt boyutlar arasındaki farklılıkları incelemek için One-way ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) ve t testi (Independent-Samples T-Test) yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre katılımcıların, müdür yönetim tarzlarına ilişkin algılarının işbirlikli boyutunda orta yüksek; otoriter, ilgisiz ve karşı koyucu boyutlarında orta düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların müdürlere yönelik güç mesafesi algıları ise katılım boyutunda orta yüksek, erişim zorluğu ve hiyerarşi boyutlarında orta düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre; öğretmenlerin güç mesafesi algıları cinsiyet, yaş ve branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken; mesleki kıdem, okul türü ve örgütsel kıdem değişkenlerine göre anlamlı olarak değişmektedir. Müdür yönetim tarzı algıları, cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir biçimde farklılaşmazken; yaş, okul türü, mesleki kıdem, örgütsel kıdem ve branş değişkenine göre anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Araştırmada, güç mesafesi alt boyutlarından katılım alt boyutunun, işbirlikli yönetim tarzı algısı üzerinde; erişim zorluğu ve hiyerarşi alt boyutlarının otoriter müdür yönetim tarzı algısı üzerinde önemli bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Güç, Güç mesafesi, Müdür, Müdür yönetim tarzı, Öğretmen

Eğitim yönetimiGüç mesafesiOkul yöneticileri+5
Esra Oğuzoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile sinik davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmada, öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile sinik davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemi Kütahya il merkezindeki devlet liselerinde görev yapmakta olan 262 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubu belirlenen üç farklı okul türünde görev yapmakta olan 30 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Psikolojik Sermaye Ölçeği, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ve sinik davranışları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis-H analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile sinik davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Spearman Rho Korelasyon Katsayısı kullanışmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenler yüksek düzeyde psikolojik sermaye algısına sahiptir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin psikolojik sermaye alt boyutları arasında katılım yoğunluğu sırası ile güven, özyeterlilik, umut, iyimserlik, psikolojik dayanıklılık ve dışadönüklük olarak gösterilebilmektedir. Öğretmenlerin psikolojik sermayelerine ilişkin görüşleri cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumu ve okul türü boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark gösterirken; branş değişkenlerine göre istatistiksel anlamlı fark göstermemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler düşük düzeyde sinizm algısına sahiptir. Öğretmenlerin sinizm alt boyutlarına katılım yoğunluğu sırası ile Çalışanların Kararları Uygulamalara Katılımı, Performansı Düşüren Etkenler, Çalıştığı Kurumdan Uzaklaşma ve Okula Karşı Olumsuz Tutum olarak gösterilebilir. Çalışanların Kararları Uygulamalara Katılımı alt boyutundaki maddeler ters kodlanmıştır. Öğretmenlerin sinik davranışlarına ilişkin görüşleri kıdem, eğitim durumu ve okul türüne göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterirken; cinsiyet, yaş, branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark göstermemektedir. Öğretmenlerin psikolojik sermaye toplam puanları ile sinizm ile ilgili görüşleri arasında orta düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı ilişki vardır.

Eğitim yönetimiPsikolojik sermayeSinizm+2
Emine Tuğba İşçimen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul Yöneticilerinin Tercih Ettiği Güç Kaynakları ile Öğretmenlerin Mesleki İyilik Algısı arasındaki İlişki

Bu araştırmada, okul yöneticilerinin tercih ettiği güç kaynakları ile öğretmenlerin mesleki iyilik algısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya ili merkez ilçesi ile Simav, Gediz ve Tavşanlı ilçelerindeki resmî anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 515 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Öğretmenlerin Mesleki İyilik Algısı Ölçeği ve Örgütsel Güç Kaynakları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin mesleki iyilik ve okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Okul müdürlerinin tercih ettiği güç kaynakları ile öğretmenlerin mesleki iyilik algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada edinilen bulgulara bakıldığında araştırmaya katılan öğretmenler, müdürlerinin çoğunlukla uzmanlık gücünü, uzmanlık gücünden sonra ise yasal gücü, karizmatik gücü ve ödül gücünü kullandığını, en az düzeyde ise zorlayıcı gücü kullandığını belirtmiştir. Katılımcı öğretmenlerin mesleki iyilik algılarına göre en yüksek özyeterlilik düzeylerinin, daha sonra sırasıyla mesleki işbirliği ve isteklilik düzeylerinin olduğu, en az düzeyde ise tanınma düzeylerinin olduğu belirlenmiştir. Okul müdürlerinin tercih ettiği güç kaynaklarına ilişkin öğretmenlerin görüşleri, cinsiyet ve branş değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemekte, öğretmenlerin yaşı ve mesleki kıdemine göre ise anlamlı düzeyde belirli bir farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin mesleki iyilik algılarına göre görüşleri; cinsiyet, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Branş değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Okul müdürlerinin tercih ettiği güç kaynakları ile öğretmenlerin mesleki iyilik algıları arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Anahtar kelimeler: Mesleki iyilik, öğretmen, örgütsel güç kaynakları, yönetici

Örgütsel güç
Ali Küçükçakır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya il merkezindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 358 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri, Öğretmenlerin Mesleki Profesyonelliği Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ve tükenmişlikleri hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin mesleki profesyonelliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenler orta düzeyde bir mesleki profesyonellik algısına sahiptir. Araştırmaya katılan öğretmenler mesleki profesyonellik alt boyutları arasında en yüksek katılımı sırası ile Mesleki Duyarlılık, Duygusal Emek, Kuruma Katkı ve Kişisel Gelişim boyutlarına göstermiştir. Öğretmenlerin mesleki profesyonelliklerine ilişkin görüşleri; cinsiyet, branş, kıdem ve okuldaki toplam öğrenci sayısı değişkenlerine göre bazı boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; yaş, medeni durum, okul türü, eğitim durumu ve okuldaki toplam öğretmen sayısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenler düşük düzeyde bir tükenmişlik algısına sahiptir. Öğretmenler tükenmişlik alt boyutları arasında en yüksek katılımı sırası ile Kişisel Başarı, Duygusal Tükenme ve Duyarsızlaşma boyutlarına göstermiştir. Öğretmenlerin tükenmişliklerine ilişkin görüşleri; yaş, okul türü ve kıdem değişkenlerine göre Kişisel Başarı boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, medeni durum, branş, eğitim durumu, okuldaki toplam öğrenci sayısı ve okuldaki toplam öğretmen sayısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin mesleki profesyonellik toplam puanları ile Duygusal Tükenme ve Duyarsızlaşma ile ilgili görüşleri arasında düşük düzeyde, ters yönde ve anlamlı ilişkiler varken Kişisel Başarı ile ilgili görüşleri arasında orta düzeyde, aynı yönde ve anlamlı ilişki vardır. Anahtar kelimeler: Mesleki profesyonellik, tükenmişlik, öğretmen

Mesleki deneyimMesleki tutumMesleki yeterlilik+3
Mustafa Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişki

Bu araştırmada, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile yeterlik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evreni Kütahya il merkezi ve ilçelerindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem büyüklüğü 424 olarak belirlenmiştir. Araştırmada ilkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu, genel lise, meslek lisesi, imam hatip lisesi öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında, Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Öğretmen Yeterlik İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeyleri çok yüksek, öğretmen yeterlik inançları boyutları olan kişisel yeterlik inançları yüksek düzeyde, genel yeterlik inançları ise orta düzeydedir. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerinde yaş ve görev yeri değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin yeterlik inançlarında branş ve okul türü değişkenlerine göre gruplar arasında fark vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile kişisel yeterlik inançları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri ile genel yeterlik inançları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki vardır. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayeleri yükseldikçe kişisel yeterlik ve genel yeterlik inançları yükselmektedir. Anahtar kelimeler: Öğretmen yeterlik inançları, pozitif psikolojik sermaye.

Eğitim yönetimiMesleki yeterlilikPozitif psikolojik sermaye+3
Hayrullah Kelekçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, öğretmenlerin işkoliklik eğilimleri ile iş-yaşam dengeleri (iş-aile çatışması, aile-iş çatışması, yaşam doyumu) arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlamıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini Kütahya il merkezinde kamu okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde 520 öğretmen bulunmaktadır. Araştırmanın verileri, İşkoliklik Ölçeği ve İş-Yaşam Dengesi Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin yarısından fazlası işkolik eğilimler göstermemektedir. İşkolik eğilimler gösteren öğretmenler daha çok hevesli bağımlı, iş meraklısı ve en az da iş bağımlısı çalışan tipindedir. İşkolik eğilimler göstermeyen öğretmenler ise daha çok serbest (umarsız) çalışan, gönülsüz çok çalışan, yabancılaşmış uzman, rahat (gevşek) çalışan ve en az da inancını yitirmiş çalışan tipindedir. Öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyleri, iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması boyutlarıyla karşılaştırıldığında daha fazladır. İş meraklısı tipindeki çalışanların işten haz duyma düzeyleri yükseldikçe, yaşam doyumu düzeyleri de yükselmektedir. Serbest çalışan tipindeki öğretmenlerin ise işe bağlılık düzeyleri yükseldikçe, iş-aile çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri azalmaktadır, ya da işe bağlılık düzeyleri düştükçe, iş-aile çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri artmaktadır. Serbest çalışan tipindeki öğretmenlerin işten haz duyma düzeyleri yükseldikçe, aile-iş çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri azalmaktadır, ya da işten haz duyma düzeyleri düştükçe, aile-iş çatışması boyutundaki çatışma düzeyleri artmaktadır. Anahtar kelimeler: İşe bağımlılık, işkoliklik, iş-yaşam dengesi, öğretmenler, yaşam doyumu

BağımlılıkEğitim yönetimiÖğretmenler+4
Sevgi Altun Dilek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişki

Okul Müdürlerinin Kullandıkları Güç Kaynakları ile Öğretmenlerin Örgütsel Sessizlik Davranışları Arasındaki İlişki Bu araştırmada, okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Kütahya merkez ve ilçelerindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 552 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Okullarda Örgütsel Güç Ölçeği ve Örgütsel Sessizlik Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada katılımcıların okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ve öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Okul müdürlerinin güç tercihlerinin öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları üzerindeki etkisini belirlemek için çoklu regresyon analizi kulla¬nılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, okul müdürleri, en fazla uzmanlık gücünü, daha sonra sırasıyla yasal gücü, karizmatik gücü, ödül gücünü ve zorlayıcı gücü kullanmaktadır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynaklarına ilişkin öğretmen görüşleri; kıdem, yaş, okul türü, branş ve okulun yerleşim yeri değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermekte, cinsiyet değişkenine göre ise farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel sessizlikleri orta düzeydedir. Öğretmenlerin sessizlik davranışları, okul türü ve okulun yerleşim yeri değişkenlerine göre bazı boyutlarda farklılık göstermekte, cinsiyet, kıdem, yaş ve branş değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları bütün olarak değerlendirildiğinde, öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları ile orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vermektedir. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin t testi sonuçlarına göre ödül gücü, zorlayıcı güç ve karizmatik güç, öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışlarının anlamlı yordayıcılardır. Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları, örgütsel sessizlik toplam varyansının yaklaşık beşte birinden fazlasını açıklamaktadır. Okul müdürünün zorlayıcı güç kullanımı, öğretmenlerin sessizlik davranışlarını artırırken, uzmanlık ve karizmatik güç kullanımı sessizlik davranışlarını azaltmaktadır. Anahtar kelimeler: Güç, güç kaynakları, öğretmen, örgütsel sessizlik, sessizlik

Eğitim yönetimiGüç kaynaklarıMüdürler+5
Gizem Karaman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anne baba davranışları ile çocuklarda gözlenen problem davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı ebeveyn davranışları ile çocuklarda görülen problem davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde, ilkokula devam etmekte olan 125 kız ve 125 erkek öğrencinin anne ve babalarından toplanmıştır. Verilerin toplanabilmesi amacıyla; "Kişisel Bilgi Formu", "Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği" ve "Conners Anababa Derecelendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek faktörlü ANOVA, Mann Whitney U testi ve Pearson Basit Doğrusal Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Bulgular çocuklardaki davranış sorunlarının cinsiyete, anne babanın eğitim durumuna ve ebeveynlerinin kendi çocukluklarındaki aile ortamlarına göre değiştiğini göstermektedir. Annelerin çocukla ilgilenme ve olumlu ebeveynlik davranışları ile çocukların davranış sorunları arasında negatif korelasyon; zayıf ebeveyn takibi, tutarsız disiplin ve dayakla cezalandırma davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında pozitif korelasyon gözlenmiştir. Babaların çocukla ilgilenme davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında negatif korelasyon; zayıf ebeveyn takibi, tutarsız disiplin ve dayakla cezalandırma davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında pozitif korelasyon; olumlu ebeveynlik davranışı ile çocukların davranış sorunları arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca anne ve babaların ebeveynliğe ilişkin davranışları arasındaki farklılıklar incelendiğinde annelerin ebeveynliğe ilişkin istendik davranışlarda daha yüksek puan ortalamalarına sahip oldukları görülürken, çocuklarının davranış problemlerine yönelik algılamaları açısından ise bir farklılık gözlenmemiştir. Anahtar kelimeler: Çocuklar, Davranış Problemleri, Ebeveyn Davranışları.

Ana-baba tutumuEbeveyn davranışıProblem davranış+4
Pınar Güler
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin ve okulöncesi öğretmenlerinin okulöncesi eğitimine yönelik metaforik algılarının karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, okul yöneticileri ve okulöncesi öğretmenlerinin okulöncesi eğitimine yönelik algılarını metaforlar yolu ile açığa çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda, okulöncesi eğitimine yönelik elde edilen metaforlar, karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni temele alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın verileri açık uçlu yazılı görüşme formuyla toplanmıştır. Veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılında, Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde MEB'e bağlı okullarda görev yapan okul yöneticilerinden ve okulöncesi öğretmenlerinden gönüllülük esasına göre toplanmıştır. Çalışma grubu 27 okul yöneticisi ve 36 okulöncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Toplanan veriler içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiş ve anlamlandırılmıştır. Toplanan metaforlar ve açıklama cümleleri, güvenirliği artırmak amacıyla iki farklı kodlayıcı tarafından detaylı bir şekilde okunarak taslak bir forma aktarılmıştır. Okul yöneticilerinin geliştirmiş olduğu metaforlar 11 kategori altında toplanmıştır. Bu kategoriler toplam 56 farklı metafordan oluşturulmuştur. Bu metaforlar 71 defa tekrar edilmiştir. Okul yöneticileri tarafından geliştirilen metaforların ortak özelliklerinden ve benzer açıklamalarından hareketle yapılan kategorizasyon sürecinden sonra en çok tekrar edilen kategoriler şunlardır; Yuva Hissi Veren, Geleceğe Hazırlayan, Başlatan, Şekil Veren, Üreten ve Emek Veren. Okulöncesi öğretmenlerinin geliştirmiş olduğu metaforlar 12 kategori altında toplanmıştır. Bu kategorilerden toplam 55 farklı metafor geliştirilmiştir. Bu metaforlar 92 defa tekrar edilmiştir. Okulöncesi öğretmenleri tarafından geliştirilen metaforların ortak özelliklerinden ve benzer açıklamalarından hareketle yapılan kategorizasyon sürecinden sonra oluşan kategoriler; Üreten ve Emek Veren, Şekil Veren, Başlatan, Yuva Hissi Veren, Eğlendiren. Elde edilen bulgular ışığında yöneticilerin, öğretmenlerin sınıf içi etkinliklerinde yaşadığı zorlukları yakından takip etmeleri, okulöncesi öğretmen adaylarının mesleklerine yönelik öz farkındalık geliştirici eğitim almaları önerilmiştir. Bu öneriler, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik olarak iki başlık altında toplanmıştır.

Eğitim yönetimiMetaforMetaforik algı+7
Abdurrahman Uçar
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alt sosyo-ekonomik düzeydeki bölgelerde çalışan okul müdürlerinin okul geliştirme deneyimleri: Bir anlatı araştırması

Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik düzeyi düşük olan bölgelerdeki okullarda görev yapan okul müdürlerinin okul geliştirme konusundaki deneyimlerini anlamak ve okul düzeyinde değişimi gerçekleştirme konusundaki bakış açılarını ortaya çıkarmaktır. Bu temel amaç doğrultusunda öncelikle Gaziantep ilinde alt sosyoekonomik düzeydeki bölgelerde görev yapan okul müdürlerinin okul geliştirme ile ilgili uygulama ve yaklaşımları ele alınıp incelenmiştir. Çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 25 okul müdüründen oluşmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması deseninin kullanıldığı bu çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Ayrıca araştırmada veri kaynağı olarak katılımcılara ve çalıştıkları kurumlara ait okul gelişim raporları, fotoğraflar, dergiler, stratejik planlar, videolar ve notlar gibi dokümanlardan da yararlanılmaya çalışılmıştır. Araştırmada genel olarak, sosyoekonomik düzeyi düşük çevrelerdeki okul müdürlerinin okullarında var olan kısıtlı imkânlara rağmen belirlenen okul gelişim hedeflerine ulaşmak için neler yaptıkları ve/veya yapamadıkları incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan bulgular 13 tema altında toplanmıştır. Okul müdürlerinin ağırlıklı olarak okul geliştirme kavramını topluma fayda sağlama ve okulun belirlenen hedeflere ulaşması olarak tanımladıkları görülmüştür. Katılımcılar gelişmiş bir okulun sosyal değerleri kazandıran ve kurumsal bir yapı oluşturabilen bir nitelikte olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Yine okul müdürlerinin; iyi insan yetiştirme ideali içerisinde olmayı, fiziksel gelişimi sağlamayı, kurumsal ilerleme kat etmeyi, devamsızlığı önlemeyi, akademik başarıyı arttırmayı okul geliştirme hedefi olarak sıkça vurguladıkları görülmüştür. Katılımcıların okul geliştirme konusunda en büyük veri kaynağının geri bildirimler olduğu anlaşılmıştır. Okul geliştirmede yaşanan sorunlara ilişkin de okul müdürleri maddi imkânların yetersizliğini sıkça vurgulamışlardır. Araştırma bulgularına dayalı olarak okul geliştirmeye ilişkin birtakım önerilerde bulunulmuştur.

AnlatıOkul geliştirmeOkul yöneticileri+2
Cengiz Safa Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Merkez ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örneklemini ise bu okullarda görev alan 398 öğretmen oluşmaktadır.Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği", yetkinlik düzeylerini belirlemek amacıyla "Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" ve belirlenen bazı değişkenlere ilişkin verileri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçekler ile toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programıyla bilgisayarda analiz edilerek, betimsel istatistikler hesaplanmış ve korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonları cinsiyete, yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutu olan öğretim becerisi; cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutları olan yönlendirme, davranış yönetimi, motivasyon ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin; davranış yönetimi, motivasyon, öğretim becerisi ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlik düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sahip olduğu motivasyonun yetkinliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Yani öğretmenlerin yetkinliklerinin, motivasyon sürecinden etkilenmesi söz konusudur. Bu nedenle okul içi örgütsel iletişimin olması motivasyonun artmasında büyük önem taşımaktadır.

Branş öğretmenleriMotivasyonOrtaokul öğretmenleri+4
Zeliha Mutlu Delen
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ile sosyal bilgiler dersi öğretim programlarının karakter eğitimi bağlamında incelenmesi

Bu araştırma, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı ile Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nı karakter eğitimi çerçevesinde incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda adı geçen öğretim programlarına bağlı olarak hazırlanan 5.sınıf düzeyindeki ders kitapları da incelenmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri ise nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi ile elde edilmiştir. Araştırmanın veri kaynakları: 2018'de uygulanan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı, Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı; 2020-2021 eğitim öğretim yılında 5.sınıf ders kitabı olarak okutulan Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı ile Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu Sosyal Bilgiler Ders Kitabı'ndan oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda karakter eğitimine açık olarak yer verilmediği ancak öğretim programları ve 5. Sınıf ders kitaplarında karakter eğitimine ilişkin özelliklerin örtük şekilde yer aldığı ortaya çıkarılmıştır. Araştırmada incelenen öğretim programlarında örtük şekilde yer alan karakter özelliklerinin birçoğunun 5.sınıf ders kitaplarında metin ve etkinliklerde yer verildiği tespit edilmiştir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda karakter eğitimine ilişkin ortak olan karakter özelliklerinin 'bilgiye önem vermek, bilinçli olmak, dayanışma, dışadönük olmak, eleştirel düşünmek, kültürel mirasa sahip çıkmak, objektiflik, öz yeterlilik ve vatanseverlik' olduğu ortaya çıkarılmıştır. DKAB ÖP'de özellikle 'saygılı olmak, bilgiye önem vermek ve hoşgörülü olmak' karakter özellikleri, SBÖP'de ise 'dışadönük olma, milli ve manevi mirasa sahip çıkmak ile yeniliklere açık olmak' karakter özellikleri ön plana çıkmaktadır.

Din eğitimiDin kültürü ve ahlak bilgisi dersiKarakter eğitimi+6
Muhammed Salih Can
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın bazı kişisel değişkenler ve birbirleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde çeşitli kurumlarda görev yapan 470 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Mesleki Doyum Ölçeği", "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde psikolojik danışmanların mesleki doyum düzeyinin eğitim durumları, yaş ve çalıştıkları grup değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, eğitim durumları, yaş ve mesleki deneyim değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Bilişsel esneklik düzeylerinin ise mesleki deneyim değişkenine göre farklılaştığı, stresle başa çıkma toplam puanlarının ise cinsiyete göre farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Mesleki doyum ile belirsizliğe tahammülsüzlük arasında orta düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile bilişsel esneklik arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile stresle başa çıkma arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın birlikte mesleki doyum ile ilişkisine bakıldığında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki saptanmıştır.

Belirsizliğe tahammülsüzlükBilişsel esneklikPsikolojik danışma+4
Birsen Karatepe
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin olumsuz otomatik düşünceleriyle yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin olumsuz otomatik düşüncelerinin yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi bazı demografik değişkenlere göre incelenmektir. Çalışmanın örneklemini Gaziantep ili Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinden 372 kişi oluşturmaktadır. Bu öğrenciler 18 farklı bölümde okuyan hazırlık ve 4 sınıf aralığındadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Otomatik Düşünceler Ölçeği ve Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır. Analitik istatistiksel değerlendirmelerde bağımsız gruplar arası sayısal veriler iki grup için Mann-Whithey U testi ile ikiden fazla grup için Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırıldı. Bağımsız değişkenler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman's Korelasyon Testi kullanıldı. Bu araştırmanın ana problemi olan "Üniversite öğrencilerinin olumsuz otomatik düşünceleri ile yaşam doyumu arasında ilişki var mıdır?" sorusuna cevap aranmak üzere yapılan işlemlerden elde edilen bulguya göre; Otomatik Düşünceler Ölçeği toplam puanı ile Yaşam Doyumu Ölçeği toplam puanı ve genel yaşam doyumu alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu bulguya göre bireylerin otomatik düşünceleri azaldıkça yaşam doyumlarının arttığı, otomatik düşünceleri fazlalaştıkça yaşam doyumlarının azaldığını ortaya koymuştur.

Olumsuz düşünmeOtomatik düşünceYaşam doyumu+2
Büşra Nacar Gül
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme durumuna ilişkin beklenti ve gözlem düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini yönetici ve öğretmen görüşleri aracılığı ile incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 412 öğretmen ve yönetici oluşturmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı "Eğitim Sistemlerinin Amaçlarının Gerçekleşme Düzeyi Ölçeği" adıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçek kişisel bilgiler, eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik gözlem görüşleri ve eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesi ile ilgili beklenti görüşleri olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın verilerinin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve Index yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin genel olarak eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin gözlem görüş düzeyleri; ideolojik boyutta en yüksek düzeyde(x̄ =4,69, Ss=1,64), siyasi boyutta (x̄ =4,48, Ss=1,66) ve ekonomik boyutta en düşük düzeyde (x̄=3,99, Ss=1,74) belirlenmiştir. Ayrıca görüşlerine başvurulan aynı grubun genel anlamda eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeylerine yönelik beklenti görüşleri; ekonomik boyutta en yüksek düzeyde (x̄ =6,33, Ss=1,29), siyasi boyutta (x̄ =6,22, Ss=1,36) ve ideolojik boyutta en düşük düzeyde (x̄ =6,18, Ss=1,38) ölçülmüştür. Kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin görüşlerinin analiz sonuçlarına göre; "Siyasal Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ (Gözlem İndeksi) = 4,49, Bİ (Beklenti İndeksi) =6,22 ve GGİ (Gerçek Gözlem İndeksi) =%50; "İdeolojik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,72, Bİ=6,18 ve GGİ=%54 ve "Ekonomik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,00 Bİ=6,32 ve GGİ=%44 şeklinde hesaplanmıştır. Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik görüşlerinegöre erkek katılımcılar eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini kadın katılımcılardan daha yüksek bir düzeyde algılamaktadır. Aynı amaçlar eğitim düzeyi değişkeniyle ele alındığında gruplar arasında herhangi bir istatistik fark görülememiştir. Görev bazında bakıldığında ise, okul müdürleri öğretmenlere göre eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesine ilişkin daha yüksek düzeyde gözlemlere sahiptir. Araştırmaya katılanların branşları ile eğitim sistemleri amaçlarına yönelik gözlem görüşleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, bütün anlamlı ilişkilerde sınıf öğretmenlerinin, diğer branş öğretmenlerinden daha yüksek ortalama değere sahip olduğu görülmektedir. Kıdem düzeyi değişkenine yönelik bulgulara göre, anlamlı ilişki çerçevesinde elde edilen ortalamalar incelendiğinde, 6 – 10 yıl arası kıdeme sahip katılımcılar eğitim sistemleri amaçlarının en yüksek düzeyde gerçekleştiği görüşüne sahiptir.

EkonomiEğitim sistemiSiyaset+2
Gülşah Polat
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde umudun yordayıcıları olarak algılanan sosyal destek ve benlik saygısı

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, benlik saygısı ve umut düzeyi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, anne-babanın birliktelik durumu ve aile ortamı gibi demografik değişkenlere göre umut düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sekiz farklı lisede öğrenim gören 725 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Bütünleyici Umut Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu ve Rosenbeg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde benlik saygısı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin umudu yordamasına ilişkin basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon; umut, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi;çeşitli demografik değişkenlere göre umut puanlarının dağılımı için bağımsız örneklemler için t testi;Kruskal Wallis H-Testi ve tek yönlü varyans analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek düzeyinin lise öğrencilerinin umut puanlarını anlamlı şekilde yordadığı ve ölçeğin alt boyutlarının umut üzerindeki göreli önem sırasının ise; aileden algılanan sosyal destek, özel bir insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada benlik saygısı puanlarının umut düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler olan algılanan sosyal destek ve benlik saygısı birlikte ele alındığında ise umudu yordamada benlik saygısının etki büyüklüğünün daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, anne babalarının birliktelik durumu değişkenlerinin umut puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin aylık geliri ve algıladıkları aile ortamına göre umut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yüksek sosyoekonomik düzeyin yüksek umut düzeyi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aile ortamları açısından ise lise öğrencilerinde demokratik-ılımlı ve mükemmeliyetçi-kuralcı aile ortamında yetişen öğrencilerin, otoriter-katı ve çatışmalı-huzursuz aile ortamlarındaki öğrencilere göre umut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: umut, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, pozitif psikoloji

Algılanan sosyal destekBenlik saygısıLise öğrencileri+3
Mürüvet Mantar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin incelenmesi (Bursa ili örneği)

21. yüzyılın kendine özgü önemli karakteristik yanları mevcuttur. Bunların başında bilgi çağı olması, küreselleşmenin, dijitalleşmenin ve demografik dönüşümlerin bu yüzyılda büyük bir değişim ve dönüşüme neden olması gelmektedir. Bu özelikler öğrencilerin sahip olması gereken becerileri etkilemiştir. 21. yüzyıl neslinin belirsiz bir geleceğe kendini hazırlamak, olağanüstü değişimlere uyum sağlamak, değişimi yönlendirmek, hatta gerçekleştirmek için yaratıcılık, eleştirel düşünme, esnek olma, medya ve bilgi iletişim teknolojileri okuryazarlığı gibi kritik becerileri içeren 21. yüzyıl becerilerini edinmeleri gerekmektedir. Öğrencilerin sahip olması gereken becerilerdeki değişikliklerin, öğretmenlerin de edinmeleri gereken yeterlilikler üzerinde derin etkileri olmuştur. Günümüz öğretmenlerinin öğrencilere bu yeni becerileri kazandıracak 21. yüzyıl öğretmen becerileri ile donanmış olmaları gerekir. Bunlar arasında disiplinlerarası öğretim yapma, öğretilenleri günlük yaşamla ilişkilendirme, bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin şekilde kullanma, üst düzey bilişsel beceriler geliştirme ve analitik düşünmeyi sağlama, değişimi yönetme ve gerçekleştirme, dijital okuryazar olma; hızlı, eleştirel ve etkili geri bildirim sağlama, problem temelli öğrenme durumları oluşturma, öğrenime rehberlik etme, yapılandırmacı teknik kullanma vb. beceriler yer almaktadır. Çalışmanın amacı Bursa'da özel ve resmi ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin 21. yüzyıl öğretmen becerilerini ne düzeyde kullandıklarını ve bunun hangi değişkenlere göre farklılaştığını saptamaktır. Araştırmada genel tarama modellerinden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Orhan Göksun (2016) tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Öğreten Becerileri" anketi 383 öğretmene uygulanmıştır. Öğretmenler anketteki becerilerin tamamına ortalamanın üzerinde puan vermişlerdir. Bu, 21. yüzyıl öğretmen becerileri konusunda kendilerini yeterli gördüklerini göstermektedir. 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin alt boyutlarından en çok onamacı becerilerin, en az esnek öğretme becerilerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş, branş, kıdem, çalışılan okul türü ve son öğrenim durumu değişkenlerine göre bir farklılaşma olup olmadığı araştırmada incelenmiştir. Yaşın, sadece üretimsel becerilerde genç öğretmenler lehine, kıdemin ise sadece yönetimsel becerilerde 16 yıl ve üzeri mesleki tecrübeye sahip öğretmenlerin lehine, branş değişkeninin yönetimsel beceriler ve esnek öğrenme becerilerinde güzel sanatlar branşındaki öğretmenlerin lehine, görev yapılan okul türünün ise yönetsel beceriler, teknopedagojik beceriler ve onamacı becerilerde özel sektörde çalışan öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark oluşturduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve son öğrenim durumunun ise 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin kullanımı üzerinde herhangi bir fark yatarmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca 21. yüzyıl öğretmen becerilerinin tüm alt boyutlarının birbirleri arasında düşük veya orta düzeyde anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

21. yüzyılBeceriBranş öğretmenleri+4
Neslihan Özdemir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının affetme ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlığının affetme ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisini incelemektir. Diğer bir amaç ise sosyal medya bağımlılığının cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, sosyal medya kullanım süresi ve aktif kullanılan sosyal medya uygulama sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmaktır. Araştırma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bursa ili Gemlik ilçesinde 5 farklı lisede öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf 472 kız 396 erkek toplam 868 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu Sosyal Medya Bozukluğu Ölçeği, Ergenlerde Affetme Ölçeği ve Çocuk ve Ergen Mükemmeiyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Spearman-Brown Sıra Farkları Korelasyon analizi teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunurken; kendine yönelik mükemmeliyetçilik ile anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetme düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öte yandan lise öğrencilerini sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetmenin alt boyutlarından affetmenin bileşenleri ile negatif yönlü anlamlı bir ilişki; öfkeyi sürdürme ve intikam alma ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetmenin alt boyutlarından empati kurma arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve bu farkın kız öğrenciler lehine olduğu belirlenmiştir. Öte yandan sosyal medya bağımlılığının yaşa, sınıf düzeyine ve okul türüne göre anlamlı bir farklılık göstermediği fakat, sosyal medya kullanım süresi ve aktif sosyal medya hesap sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

BağımlılıkBağışlamaLise öğrencileri+5
Çağrı Bayrakcı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlama ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlama ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü'nde öğrenim görmekte olan 29 psikolojik danışman adayı katılmıştır. Çalışma, psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlamı nasıl algıladıkları, yaşamda anlamın oluşmasında nelerin etkili olduğu ve hayattan neler beklediklerini belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler araştırmacı tarafından yazılı hale dönüştürülmüştür. Veriler bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra verileri çözümlemek için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında psikolojik danışman adaylarının yaşamda anlamını etkileyen kişisel, çevresel ve duygusal temalar tespit edilmiştir. Yaşamda anlamı olumlu yönde etkileyen faktörlerin yanı sıra yaşamda anlamın oluşmasına engel olan temalar da ortaya koyulmuştur. Ayrıca yaşamı anlamlı bulan ve yaşamın anlamsız olduğunu düşünen kişileri etkileyen faktörler tespit edilmiştir. Temalar içerisinden en çok yaşamda anlama yönelik kişisel faktörler başlığında alt tema oluşturulmuştur. Psikolojik danışman adaylarına göre yaşamda anlamı etkileyen kişisel etmenler; bireyin seçim yapabilme özgürlüğü, kişisel inançlar, başarılı olmak, kişinin kendini geliştirmesi, keyif veren etkinlikler, kişinin kendini keşfetmesi, sağlık, hayata olumlu bakma, hedef, sorumluluk ve örnek insan olmaktır. Psikolojik danışman adaylarının en fazla sosyal çevre ve etkileşim gibi alt temalarda paylaşımda bulunduğu görülmüştür.

DanışmanlarEğitim psikolojisiPsikologlar+5
Esra Kılavuz Çalışkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Danışmanlık ve eğitim tedbiri görevi olan rehber öğretmenlerin bu hizmetlere yönelik görüşleri: Sultanbeyli örneği

Bu araştırmanın amacı, danışmanlık ve eğitim tedbirlerine yönelik rehber öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki devlet okullarında görev yapan 22 rehber öğretmen katılmıştır. Çalışma, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri ile ilgili ne kadar bilgi sahibi olduğunu, ilgili kanun ve yönetmeliklerdeki uygulama usul ve esasları nasıl uyguladıklarını, süreçte karşılaştıkları sorunların neler olduğunu, uygulamaya yönelik görüş ve önerilerini detaylı olarak belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde ayrıntılı olarak not tutulup bilgisayar ortamına aktarma yapıldıktan sonra MAXQDA programının deneme sürümüne veri girişi sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri tanımları bağlamında, bilgi düzeylerinin çok yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Katılımcıların ifadelerine göre eğitim tedbirine yönelik görevlerin müdür yardımcısı ve sınıf öğretmenlerine veya okulda oluşturulacak bir komisyona verilebileceği sonucu ortaya koyulmuştur. Rehber öğretmenler, tedbirleri uygulama sürecinde plan hazırladıklarını, fakat çeşitli sebeplerden dolayı plana pek sadık kalamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca uygulama sonrasında hazırladıkları üç aylık raporları aksatmadan mahkemeye göndermelerine rağmen, genelde mahkemeden dönüt alamadıklarını söylemişlerdir. Rehber öğretmenlerin tedbir uygulamaları esnasında birçok kurumla işbirliği yaptıkları, bazı durumlarda ise diğer kurum ve kişilerden pek destek alamadıkları tespit edilmiştir. Tüm bu süreçlerde rehber öğretmenlerin çok çeşitli problemlerle karşılaştıkları görülmüştür. Aile ile irtibat problemi, ailenin isteksizliği ve görüşmelere gelmemesi, rehber öğretmenlerin sayısının azlığı ve görevlendirmeler ile iş yüklerinin artması gibi güçlükler ilk sırada yer almıştır. Bu ve diğer güçlüklerin aşılabilmesi için tedbirlerle ilgili görev ve sorumlulukların paylaşılması, eğitim faaliyetlerinin arttırılması, ailenin bilgilendirilmesi ve gönüllülüğün esas alınması, kurumlar arası iş birliğinin arttırılması, uygulama için özel bir ekip ya da kurum oluşturulması ve rehber öğretmenlere sınırlı sayıda tedbir kararı olan öğrenci verilmesi gibi çeşitli çözüm önerileri ortaya koyulmuştur.

DanışmanlıkKoruma tedbirleriKoruyucu faktörler+6
Süleyman Çalışkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin mesleki olgunlukları, kariyer kararı verme güçlükleri ve kariyer kararı verme öz yetkinlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin mesleki olgunlukları, kariyer kararı verme güçlükleri ve kariyer kararı verme öz yetkinlikleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Diğer bir amaç ise mesleki olgunluğun, kariyer kararı verme öz yetkinliğinin ve kariyer kararı verme güçlüğünün cinsiyete, okul türüne ve sınıf düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmaktır. Çalışma grubunu Bursa ilinde beş farklı lisede öğrenim gören 665 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği, Meslek Kararı Verme Öz Yetkinliği Ölçeği ve Mesleki Olgunluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Mesleki olgunluğun toplam puanının ve kariyer kararı verme güçlüklerinin hazırlık eksikliği alt boyutunun cinsiyete göre farklılaştığı ve bu farklılığın kızların lehine olduğu belirlenmiştir. Okul türüne göre değerlendirildiğinde fen lisesi ve mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin, anadolu lisesi öğrencilerine göre kariyer kararı verme konusunda daha çok güçlük çektikleri söylenebilir. Sınıf düzeyine göre bir karşılaştırma yapıldığında 10. ve 11. sınıf öğrencilerinin 9. sınıf öğrencilerine göre kariyer kararı verme güçlükleri konusunda daha çok sıkıntı yaşadığı ve bunun da bilgi eksikliği boyutunda var olduğu ifade edilebilir. Analizler sonucunda mesleki olgunluk ölçeğinin toplam puanı ile kariyer kararı verme güçlükleri ölçeğinin toplam puanı ve alt ölçek puanları arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Kariyer kararı verme güçlükleri ölçeğinin toplam puanı ve alt ölçek puanları ile meslek kararı verme yetkinliği ölçeğinin toplam ve alt ölçek puanları arasında orta ve düşük düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Meslek kararı verme yetkinliğinin aracılık rolünü belirlemek için yapılan analizde ise meslek kararı verme yetkinliğinin kısmi aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: kariyer, mesleki olgunluk, kariyer kararı verme güçlüğü, kariyer karar verme öz yetkinliği.

Eğitim psikolojisiKariyerKariyer karar verme güçlükleri+5
Hazel Duru
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2019
00