Fırat University
Discipline

İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bil. Öğretmenliği Anabilim Dalı

Fırat University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sâbit bin Kurra'nın hayatı ve eserleri

Harran şehri jeopolitik konumu itibariyle tarihte pek çok devletin idaresi altında bulunmuştur. Anadolu ile Mezopotamya arasında bir köprü konumunda olan Harran, stratejik öneminin yanı sıra dil, kültür ve medeniyetlerin buluştuğu bir şehirdir. Harran şehrini asıl önemli kılan, bilim ve kültür şehri olmasıdır. Harran Okulu tarihte matematik, geometri, astronomi ve tıp alanında önemli bir yere sahiptir. Bu okulda pek çok ilim adamı yetişmiştir. Bu âlimlerden biri de Sâbit bin Kurra olmuştur. Sâbit bin Kurra, Batıdaki Grek kültürüne ait eserleri tercüme eden, Arapça'yı ve Yunanca'yı iyi derecede bilen, kendi zamanının en aktif mütercimlerinden biridir. Mantık konusunda Müslümanların itimat ettiği ender bir kişi olan Sâbit, tercüme ve teliflerinde önemli yorumlar ve önermeler yapan Harran Okulu'na mensup bir bilim adamıdır. Sabit bin Kurra, Sabiilik dinine mensuptur. Bir süre sarraflık yapan Sâbit, Beni Musa oğullarından Muhammed bin Musa tarafından ikna edilip, Bağdat'a götürülmüştür. Sabiilerin arasında astronomi alanında ilk eser veren kişidir. Bunun yanında Tıp, Matematik, mantık, Tarih, Dil ve Edebiyat, Mekanik ve Fizik, Musiki vb. pek çok alanda eserler yazmıştır.

Beytü`l HikmeSabiilikSabit bin Kurra+1
Rukiye Turan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mahmud Es'ad Coşan'ın Kadın ve Aile dergisi'ndeki başmakalelerinden hareketle sosyal hayatta kadın

Kadınlar, geçmiş dönemlerde birçok medeniyette çeşitli haksız uygulamalarla karşı karşıya kalmış ve birtakım zulümlere uğramışlardır. İslam öncesi cahiliye döneminde kız çocukları utanç vesilesi olarak değerlendirilip diri diri toprağa gömüldükleri gibi, günümüzde de töre adı altında kadın cinayetlerine devam edildiği görülmektedir. İslamiyet'in gelişiyle birlikte kadın sosyal, siyasal, medeni, hukuki, içtimai ve edebi alanda birtakım haklara sahip olmuştur. Bu araştırmada kadının sosyal hayatta sahip oldukları haklar ve İslamiyet'teki konumu Mahmud Es'ad Coşan'ın Kadın ve Aile Dergisi'ndeki başmakaleleri çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda Mahmud Es'ad Coşan'ın aile hayatında, evlilik öncesinde ve evlilik sürecinde eşine ve çocuklarına karşı birtakım sorumluluklarının ve haklarının bulunduğunu, çocuklarına ergenlik dönemine girmeden önce dini, adap ve görgü kurallarını öğretme sorumluluklarının bulunduğunu ifade ettiği görülmüştür.

Coşan, Mahmud EsadDin eğitimiDin kültürü ve ahlak bilgisi dersi+5
Münire Gül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm savaş tarihinde Müslüman kadınların faaliyetleri

Antik çağ toplumlarında, kadın ile erkeklerin görevleri arasında herhangi bir ayrımın bulunmadığı, ancak yerleşik hayata geçişle birlikte kadın ve erkeklerin toplumsal görevler bakımından ayrıştıkları düşünülmektedir. Doğal yaşamın bir parçası haline gelen savaşlar, güvenlik ve koruma görevini üstlenen erkekleri süreç içerisinde daha üstün bir konuma getirmiştir. Mesela medeniyetin doğduğu kentlerden biri olarak bilinen Atina'da kadınlar, yaşamları süresince hayattan izole edilmiş bir şekilde babalarının, eşlerinin ya da erkek çocuklarının idaresi altında yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Kadın bu dönemde birçok sosyal ve ekonomik haktan mahrum bırakılmıştır. Kadına yönelik olumsuz tutumlar yalnızca medeniyetler ve toplumlara özgü bir durum olmakla kalmamış aynı zamanda dine sonradan sokulan asılsız söylemlerle de kadın değersizleştirilmiştir. Öyle ki kız çocuklarının savaşamama ve ekonomik faaliyetleri gerçekleştirememe durumları nedeniyle onlardan utanılmaları ve diri diri toprağa gömülmeleri de kadının değersizleştirildiğini göstermektedir. İslâmiyet'in gelişiyle birlikte kadının toplumdaki değeri artmış ve birçok sosyal hakka sahip olmuştur. Hayatın birçok alanında kadınlar, aktif şekilde görev alabilmişlerdir. Peygamberimiz döneminde, bazı kadınlar savaşta erkeklerle birlikte savaşmışlardır. Peygamberimiz döneminde kadınların katıldıkları savaşlardan ilki olan Uhud Savaşı'nda, Ümmü Umare susayan askerlere, sabahın erken saatlerinde su taşımış ve ilerleyen saatlerde ise cephe içlerine kadar girmiştir. Ümmü Ümare, Huneyn, Hayber ve savaşlarına da katılmış ve Uhud ve Huneyn savaşlarında kaçan birçok Müslümana rağmen savaş alanında kalıp peygamberimizi korumuştur. Yine kadın sahabelerden olan Ümmü Süleym de Huneyn Savaşı'na katılan Müslüman kadınlardan biridir. Hz. Aişe de peygamberimizle birlikte birçok savaşa katılmış, Uhud Savaşı'nda Ümmü Süleym ile birlikte geri planda görev yapmışlardır. Hz. Aişe, yaşadığı dönemin şartlarına göre büyük bir orduyu yönetmiş ve adaletsiz davrandığı gerekçesiyle dönemin halifesi Hz. Ali'ye savaş açmıştır. Bu çalışmanın amacı kadına değer veren, birçok kültür ve medeniyet tarafından dışlanan, hakları elinden alınan kadınlara sahip oldukları hakları geri veren İslâm'da kadınların savaş dönemlerindeki faaliyetlerinin incelenmesidir. Sonuç olarak kadınların savaş dönemlerinde aktif şekilde savaşa katıldıkları, cephe gerisinde ve cephede çeşitli önemli görevleri gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Savaş, Kadın, İslâmiyet, Güvenlik, Toplumsal Adalet

MüslümanlarSavaşSavaş alanları+3
Esra Gül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngiliz Binbaşı E.W.C. Noel'in Doğu Anadolu'daki aşiret ve tarikatlar üzerindeki faaliyetleri

Anadolu toprakları, tarihin farklı dönemlerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Jeopolitik konumu, coğrafi yapısı, evrensel dinlerin kutsallarını barındırması gibi sebeplerden dolayı daima cazibe merkezi olmuş ve bu konumu bundan sonraki asırlarda da devam edecektir. Bu araştırmada, yaklaşık yüz yıl önce Anadolu'da Milli Mücadele'nin yaşandığı yıllarda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine geziler düzenleyen İngiliz Binbaşı E.W.C. Noel'in hayatı ve bu bölgelerdeki faaliyetleri incelenmektedir. Bu gezilerin amaçları doğrultusunda Noel'in Kürt ve Alevi aşiret liderleri ile yaptığı görüşmelerinden sonra bağımsız bir Kürdistan bölgesi için sunduğu çözüm önerisi üzerinde durulmuştur. Noel'in faaliyetlerine karşın milli mücadele kadrolarının aldığı tedbirler ve Gazi Mustafa Kemal'in bu yönde yaptığı yazışmalar incelenmiştir. Çalışmanın sonunda Noel'in milli mücadeleyi bastırmak için Kürt ve Alevileri kışkırtma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığı ve aşiretlerin İngiliz saflarına geçmeyip aksine milli mücadeleye destek verdikleri görülmüştür.

AlevilerAşiretlerDoğu Anadolu bölgesi+7
Sümeyye Esra Avcıl
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi süreç içerisinde Anadolu Selçuklu Devleti'nde kölelik kurumu

Köle, hukukî, iktisadî ve sosyal ihtiyaçlarından mahrum bırakılıp özgürlüğüne zincir vurulan ve hür insanlara nazaran çok aşağı statüde kabul edilen kimseye denmektedir. İslam Hukuku'na göre bu statüde bulunan erkeğe "köle", kadına ise "cariye" denir. Kölelik, insanlık tarihi kadar eski bir kurum olup Sümer, Akad, Eski Mısır, Hitit, Fenike, Babil, Hint gibi hemen hemen bütün uygarlıklarda görülmüştür. Yapılan savaşlar sonucu kişinin esir düşmesi, kumar veya başka sebeplerden dolayı borçlanması, zorla kaçırılması, satılması ve köle olarak doğması gibi birçok durum köleliğin kaynağı olarak gösterilebilir. Anadolu Selçuklu Devleti'nde kölelerin genel olarak ordu ve sarayda kullanıldığını görebilmekteyiz. Belirli bir eğitim sisteminden geçerek köle-asker özelliği kazanan gulâmlar, devletin birçok üst kademesinde de zaman zaman görev almışlardır. Kölelik her ne kada kaldırılmaya çalışılmışsa da günümüze kadar farklı şekillere bürünüp varlığını sürdürmüştür. Anadolu Selçuklu Devleti'ndeki kölelik kurumu da kendisinden önce kurulan İslam devletlerinin bir devamı niteliğindedir. Böylece mevcut İslam ülkelerinde uygulanan kölelik müessesesi Anadolu Selçuklu Devleti'nde de ufak değişikliklere uğrayarak devam etmiştir. Anahtar Kelimeler: Selçuklu, köle, Ġslam, cariye, saray

Anadolu SelçuklularıCariyelerKölelik+3
Cemal Karakulak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meslekî eğitim merkezlerinde okutulan Din Kültürü ve Meslek Ahlakı dersinin iş hayatına etkileri (Elazığ örneği)

İnsanın var olduğu her yerde din de var olmuştur. İnsanın dine ihtiyacı vardır. Zaman, mekân, toplumlar, bilim ve teknoloji ne kadar değişse de bu ihtiyaç her zaman sabittir. Bu nedenle devletler, eğitim kurumlarında din eğitimi ve öğretimine öncelik vermiştir. Çalışmamızda meslekî eğitimin tarihi gelişimini, meslekî eğitimde dini eğitim ve öğretimin önemini; verilen dinî eğitimin meslek ahlakına yansımasını, Elazığ Meslekî Eğitim Merkezi' nde okutulan din dersinin tarihi sürecini, bu derste takip edilen müfredat programını, içeriğini anlattık. Ayrıca burada eğitim gören çırak-kalfa ve ustaların iş hayatlarında dinî etkilerin olup olmadığına yönelik bir anket uyguladık. Araştırma, 2015-2016 Eğitim- Öğretim yılı Elazığ Mesleki Eğitim Merkezi' ne devam etmekte olan çırak-kalfa- usta ve usta öğrencileri kapsamaktadır. Anket yoluyla elde edilen veriler, SPSS istatistik programıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din eğitimi, Meslekî Eğitim, Din Kültürü ve Meslek Ahlakı, Müfredat Programı, İş Ahlâkı

Ders programlarıDin kültürü ve ahlak bilgisi dersiDin kültürü ve meslek ahlakı dersi+7
Tülin Aksoy
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Halide Nusret Zorlutuna'nın din, toplum ve eğitim görüşleri

Toplumun sosyal, ekonomik ve siyasi anlamda büyük değişimler yaşadığı dönemde yaşayan "Ümmü'l-Muharrirat" kadın yazarların annesi Halide Nusret Zorlutuna, kaleme aldığı roman, şiir ve makale türündeki eserleriyle son dönem Türk edebiyatının önemli temsilcilerindendir. Osmanlı'nın son zamanlarına ve Anadolu'da yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşuna tanıklık etmiş önemli bir yazar ve eğitimcidir. Memleketin çektiği sancıları bizzat gören ve yaşayan yazar, ülkenin geleceğinin inşası için eğitim, edebiyat ve sosyal alanda birçok fedakârlıklar göstermiştir. Edebiyat ve toplum arasındaki yakın ilişki, toplumsal bir olgu olan eğitim ile birleşince toplumun geleceğini inşa etmek çok kolay ve sağlıklı olur. Halide Nusret Zorlutuna, bu üç önemli unsuru eserlerinde ve eğitim hayatında birleştiren değerlerimizden biridir. Öğretmenlik de yapmış olan Halide Nusret, bu tecrübelerinden yola çıkarak yazdıklarıyla adeta günümüze ışık tutmuştur. Eserlerinde ahlaklı insan, iyi bir eğitim ve nitelikleri, öğretmende bulunması gereken özelliklere yer vermiştir. Ayrıca öğrenci ve öğretmen ilişkisi, dindar ve ahlaklı gençlik ve milli duyguları yüksek bir toplum gibi konulara da yer vermiştir. Özellikle çocuk eğitimi üzerinde ısrarla durmuştur. Ayrıca eserlerinde üniversite eğitimi, yabancı okullar, din eğitimi ve okul eğitimi ile ilgili fikirleri de dikkati çekmektedir. Neticede Halide Nusret Zorlutuna'nın, yazdığı eserler ve yaptığı hizmetlerle hem eğitim hem de edebiyat dünyamıza yön verdiğini söylemek, ancak bir hakikati ifade etmek olur. Anahtar Kelimeler: Halide Nusret Zorlutuna, Eğitim, Din, Toplum

BiyografiDinEdebiyat+5
Vehbi Harikçi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yezidilerde dinî inanç, ibadet ve sosyo-kültürel hayat (Batman ili Beşiri ilçesi örneği)

Yezidiliğin kökeni ve geçirmiş olduğu tarihi süreç hakkında çok farklı görüşler bulunmaktadır. Yezidiler mutlak, ezeli ve ebedi kabul edilen ve Huda olarak isimlendirilen bir Tanrı inancına sahipler. Melek Tavus Yezidilik inancında oldukça önemli bir yere sahiptir. Şeyh Adiy bu inancın önderi ve rehberi olarak kabul edilir. Kitab-ı Cilve ve Mushaf-ı Reş bu inancın kutsal kitaplarıdır. Yezidilikte günlük ibadetlerin yapıldığı mabetler yoktur. İbadetler de bireysel yapılır. Namaz (dua), oruç, hac, zekât, kurban Yezidilerin başlıca ibadetlerindendir. Yezidilerin inancında önemli bir yeri olan kast sisteminde halk, müritler ve din adamları diye iki temel sınıfa ayrılır. Müritler tek sınıftan oluşurken din adamları kendi içlerinde farklı sınıflara ayrılırlar. Sınıflar arası geçiş ve evlenme yasağı Yezidi kast sisteminin en belirgin özelliğidir. Günümüzde Yezidiler başta Irak, İran, Suriye, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan, Rusya ve Almanya olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yaşamaktadırlar. Ülkemizde ise Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şırnak illerinde meskûndurlar. Anahtar Kelimeler: Yezidilik, Melek Tavus, Şeyh Adiy bin Müsafir, Batman, Beşiri

Batman-BeşiriDini davranışlarDini iman+7
Süleyman Sarıtoy
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00